PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başı açık namaz kılınır mı?


exclusive
24-02-2006, 19:44
Ankara Üni. İlahiyat Fak. Dekanı, MEB Din Öğretimi Genel Müdürü ve Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun tek kadın üyesi olan Prof. Dr. Mualla Selçuk'a göre namaz kılarken ya da kuran okunurken türban-başörtüsü takmak gerekmez.

Diyenetin aylık yayımlanan dergisinde bu konudaki karara ilişkin diğer üyelerden farklı bir görüş bildiren Prof. Selçuk ilgili karara şerh koydu ve bu karar Prof Selçuk'un şerhli görüşüyle birlikte dergiye basıldı.

Başbakanlık danışmanı Cüneyd Zapsu'nun eşinin camide erkeklerle saf tutarak başı açık namaz kıldığına dair haberlerin medyada yeralmasından sonra Diyanet 70 bin adet basılmış dergisinin dağıtımından önce kadının başı açık namaz kılabileceği yönündeki açıklamaları içeren 47 ve 48'inci sayfalarının yırtılarak dergiden çıkartılmasına karar verdi.

Ulusal bir gazetemizin (reklam olmasın) aktardığı haberde Prof. Selçuk'un başı açık vaziyette kuran dinlerken çekilmiş bir fotoğrafı da yer alıyor. Ayrıca Prof Selçuk'un Diyanette görevine başlarken katıldığı törende fatiha suresini de başı açık vaziyette okuduğu aktarılmış.

24-02-2006, 20:12
bu haber neyi anlatmak istiyor sizce?Simdi bu Mualla Selcuk namaz kilarken basortusu takilmasa da namaz olur diyorsa kadinlar baslarindaki ortuleri cikarabilirler manasindami?Hem bu Mualla S kim oluyor ki?kendisi cok sey bildigini zannediyor herhalde.insanlarin kafalarini bulandirmaktan baska bir isleri yok.ne kadar ilahiyat fakultesi dekani vs. bile olsa simdiye kadar gelmis gecmis butun alimler bunu boyle diyorsa(yani kadinin namazda tesettur icinde olmasi namazin farzlarindansa ,ve bir namazin farzinin olmamasi o namazi bozuyorsa)nasil kendine guvenerek bunca alimden daha fazla alimmis gibi bir tavir takinabiliyor.sahsen kendi adima her ilahiyat profuna guvenmiyorum.
bu arada kuran okumak cok farklidir namaz kilmaktan.kuran okurken basortu takmak okudugunuza karsi bir edeptir,en guzelidir. illaki basinizin kapali olmasi gerekmez.kuran okurken abdestsiz bile olsaniz sahihtir.lakin dokunmamak sartiyla.yani namazla hukumleri farklidir.
ayrica kurani okumak sunnet (arapcasini),namaz kilmak ise farzdir.bunlari zaten herkes biliyordur zannimca.yani simdiye kadar insanlar namaz kilarken zorlukmu cekmislerki basortusu takmasalar da olur deniliyor.
BUNLAR SADECE ORTALIGI KARISTIRMAK ICIN HABER YAPILAN OLAYLAR.YOKSA KIMSENIN HUKUMLERI DEGISTIRECEGI YOK.HERSEYIN EN IYISINI ALLAH BILIR.

pante
24-02-2006, 20:43
"Hem bu Mualla S kim oluyor ki?kendisi cok sey bildigini zannediyor herhalde.insanlarin kafalarini bulandirmaktan baska bir isleri yok.ne kadar ilahiyat fakultesi dekani vs. bile olsa simdiye kadar gelmis gecmis butun alimler bunu boyle diyorsa(yani kadinin namazda tesettur icinde olmasi namazin farzlarindansa ,ve bir namazin farzinin olmamasi o namazi bozuyorsa)nasil kendine guvenerek bunca alimden daha fazla alimmis gibi bir tavir takinabiliyor.sahsen kendi adima her ilahiyat profuna guvenmiyorum."

Selam kardeş ;
1-Nurculuğa göre , ya da şu mezhebe , şu tarikata göre değil ,
İslam'a - Kur'an'a göre başörtüsüz namazı yasaklayan bir madde var mı?
Yani kadın evinde başörtüsüz namaz kılıyor..Namazının geçersiz olduğuna kim , neye göre karar veriyor..Var mı bir ayet?

2- Camide , kadınlar kısmında , kadın saçı görünecek şekilde ya da başörtüsüz namaz kılıyor..Geçersiz mi? Hangi ayete göre?

Açıklıyabilir misin?

MUSTAFA_KOCAK
24-02-2006, 20:50
ateist olduğunu belirten arkadaşlara ne ki kadının başı açık yada kapalı namaz kılmasından? inanmadığınız dinin hükümlerinden size ne...
ben sizlerin dine inanmamanıza bi şey demiyorum.sizde benim dinime saygılı olun. lekum dinikum veliye din..

exclusive
24-02-2006, 21:49
mustafa kocak konuyla ilgili bir fikriniz varsa alalım. Eğer yoksa boşuna alakasız şeyler yazmayın. Ben dine inanmayan birisi olarak dini araştırmakta, islamla uğraşmakta ve eleştirmekte serbestim. İlgi alanlarımı belirlerken size danışacak değilim.

yetim42
24-02-2006, 21:50
SELAM +1
MUSTAFA KOÇAK +1 SİZLERİ ALKIŞLIYORUM
BENİM BİR SORUM OLACAK.BU ARKADAŞLAR BAŞI AÇIK OLARAK BİLE OLSA NAMAZ KILIOYORLAR MI ACABA ÇOK MERAk EDİYORUM
HAAAA GELECEK CEVAP DA BELLİ SİZ BİZİM İBADETİMİZE NE KARIŞIYORSUNUZ OLACAK.YOK CANIM MERAK.ÇÜNKÜ BU KONU İBADET EDENLERİ İİGİLENDİRİR.YANİ SİZİ NERDEN İLGİLENDİRİYOR.AMAÇ BELLİ BAĞCI DÖVMEK.AMAÇLARLA ALAKALI MUSTAFA KOÇAK VE SELAM GEREKEN CEVABI VEWRMİŞLER TEŞEKKÜR EDERİM

yetim42
24-02-2006, 21:55
EXSLUSİVE MUSTAFA KOÇAK TA SİZİN ALAKASIZLIĞINIZA BAKIP ALAKASIZ SEYLER YAZMIŞ. SENİN DIŞ KAPININ DIŞ MANDALI OLARAK YAZDIKLARINA NİYE CEVAP VERSİN Kİ.BİR KERE KONUYU TARTIŞMAK İÇİN YETERLİ DEĞİLSİN.EZBERE KONUŞUYORSUN YA O BAKIMDAN.
SONRA SENİN DERDİN ÖĞRENMEK DEĞİL Kİ KARAlamak.soruların hap kasıtlı

MUSTAFA_KOCAK
24-02-2006, 21:56
mustafa kocak konuyla ilgili bir fikriniz varsa alalım. Eğer yoksa boşuna alakasız şeyler yazmayın. Ben dine inanmayan birisi olarak dini araştırmakta, islamla uğraşmakta ve eleştirmekte serbestim. İlgi alanlarımı belirlerken size danışacak değilim.

araştırabilirsin ama uğraşamazsın...sizlerin forumlarınızda amma alakalı şeyler olduğunu inceleyince gördüm....çok alakalı konularınız var.Allah zeval vermesinn konularınıza.biraz da hristiyanlıkla ve yahudilikle uğraşın... o konularda nedense parmaklar susar bu sitede.. amacınız İslamı eleştirmekse eleştirin ama hükümleri 10.000 kere de eleştirseniz değişmez..

başı açık namaz kılamaz erkeklerle aynı safta olamaz. anlamak isteyen açar okur öğrenir.amaç eğer öğrenmekse..

yetim42
24-02-2006, 22:03
MUSTAFA KOCAK +++++++111111111111

exclusive
24-02-2006, 22:12
Yetim konunun benim yeterliliğimle bir alakası yok. Olsa bile yeterlilik seviyem hakkında karar verecek merci sen değilsin...

Ayrıca yukarıdaki haberi Hürriyet Gazetesinden özetle aktardım. Kendim fikir-yorum katmadan bu konuyu tartışmaya açtım sadece... Bunda ne gibi bir kasıt, bir kötü niyet bulduğunu anlayabilmiş değilim...

Konunun ne olduğu belli. Lütfen konuyu başka yönlere çekmeyin... selam ne güzel yazmış kendi fikrini. Panteidar da güzel sorular yöneltmiş. Eğer başı açık namaz kılmanın islama uygun olmadığını savunuyorsanız panteidar'ın sorularına cevap verin.

24-02-2006, 23:44
Sizin islamdan anladiginiz nedir bilmiyorum pante kardes
.siz hz.peygamberi peygamber olarak kabul etmiyormusunuz.oysaki ben onun disinda olabilecek bir islam tanimiyorum.cunku o bir peygamberdir.kuranin tefsirini biz ondan ogrenebiliriz.ve eger o degilde butun bu kuran ayetlerini biz kendimiz aciklamaya kalksak her insanin kendine ait,kendi dusunusune gore bir din olur.sunneti kabul etmeme hurafelere delil teskil eder.bana kuran dan bulun diyorsunuz.eger her meselenin cozumunu acik acik kuranda bulmus olsak o zaman simdiki gibi 600 sayfalik bir kitab degil belki karsimiza ana britanika gibi bir ansiklopedi cikacakti.ve ne siz okurdunuz onu nede okumak kolay gelirdi.su unutulmamaliki kuran ve sunnet ayrilmaz bir butundur.eger sunnet olmazsa siz ibadetlerinizi yapamazsiniz.soylermisiniz kuran da defalarca namaz kilin,hemde dosdogru namaz kilin emri var .peki nasil kilacagiz bunu bana aciklarmisiniz.?veya kac rekat kilmamiz gerek?veya zekat verin diyor.ama zekat nedir?nelerden verilir?hacca gidin ama kimler hacca gidebilir vs...Islam sadece incil gibi sarki soylenerek okunan bir din kitabi degildir.O hayatin ta kendisidir,icindedir .Amelidir ve yasanmadan anlasilamaz.kuranda rasule tabi olun demiyormu?bunu benden daha iyi bilirsiniz herhalde.o ayetleri tekrar tekrar yazmanin manasi yok.tarikat ve nurculugu geciyorum haddim olmayarak ama bizim mezhep imamlari diye bildigimiz alimler zaten kuran ve sunnetin disinda herhangi bir delili kabul etmezler.onlar Allah ve Rasulunun dedikleriyle hareket ederler.hukum verirken ilk once Kurana sonra sunnete basvururlar.yani mezhepler ne ayri bir din ne de bu kisiler kendi kafalarindan atmislar.butun islam aleminde mezheb vardir.kimisi safi kimisi hanefi vs....bu hangisi olursa olsun farketmez.bu zaten ayri bir konu .ayriyetten soyleyeyim bu 4 imama gorede namazda kadin basi acik olarak namaz kilamaz.namaz da basi ortmek farzdir kadinlara ve hatta namazin belli bir bolumunde basiniz yanlislikla acilsa bile kapatmak zorundasiniz o namazi bozar.bununla ilgili olarak bilgilenebileceginiz ve soylediklerimi tasdik edecek bir kaynakki ordan okudum.vehbe zuhaylinin islam fikhi ansiklopedisi(4 mezhebe gore)..ve asagidada zaten kisa bir bahis var.ins.aciklayici olmustur.

Avret sözlükte; eksiklik, kusur, düşmanın sızmasından korkulan zayıf mevzi, örtülmesi gereken yer ve kadın gibi anlamlara gelir. Şer'î bir terim olarak; bakılması haram olup, örtülmesi farı bulunan uzuvlara "avret yeri" denir. Hanefîlere göre, insanların huzurunda avret yerinin örtülmesi icma ile farzdır. Sağlam olan görüşe göre, tenhada örtmek de farzdır. Bir kimse karanlık bir evde bile olsa, temiz elbisesi bulunduğu halde çıplak olarak namaz kılsa, bu namaz sahih olmaz (İbn Âbidîn, a.g.e., I, 375).

Yıkanma, tabiî ihtiyaç, taharetlenme gibi ihtiyaçlar dışında, tenha bir yerde de bulunulsa, namazda veya namaz dışında avret yerlerinin örtülmesi farzdır. Bunun delili Kitap ve Sünnettir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ey Âdemoğulları! Her mescide gelişinizde güzel elbiselerinizi giyerek gelin" (el-A'râf, 7/31). İbn Abbas (r.a)'a göre; bundan kastedilen namazda giyilen temiz elbiselerdir.

Hz. Peygamber şöyle buyurur:

"Allah Teâlâ büluğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mâce, Tahâre,132; Tirmizî, Salât, 160; Ahmed b. Hanbel, VI,151, 218, 259). Ey Esma! Kadın büluğ çağına ulaşınca, onun şu ve şu uzuvlarından başkasının görünmesi helâl ve caiz olmaz". Hz. Peygamber bu sözleri söylerken, elleri ile yüzünü işaret etmişti" (Ebû Dâvûd, Libâs, 31).

pante
25-02-2006, 01:22
Öncelikle tartışma adabından yoksun , yazabilecek bir fikri , düşüncesi , bilgisi olmadığından , düşüncelerin tartışılmasına dahi karşı olan ve sıkıştığında karalamaya , hakarete , küfre sığınan anlayışı kınıyorum..
Bu başlıkta da Mustafa ve Yetim'in yazılarına bakıldığında görülecektir ki , yazıları bir bilgi , bir görüş , bir fikir içermemektedir..Forumlar , farklı fikirlerin , görüşlerin , düşüncelerin paylaşıldığı ve münazara edildiği platformlardır..Sadece aynı fikirlerin yazılmasına izin verilen sözde forumlar da mevcut.Farklı düşünceleri içlerine sindiremiyenler , o forumlarda kafalarına göre bir ortam bulabilirler diye düşünüyorum..

Selam arkadaş ;
En azından sen görüşlerini savunabiliyorsun..Her ne kadar , ehlisünnet anlayışsızlığının etkisiyle , yazına sorgulamayla başlamış olsan da..Tartıştığın tarafın seninle aynı dine , aynı peygambere inanmasını bekleyemezsin..Bu soruları bir ateist de , bir hristiyan da , bir alevi de sorabilir..Sen şusun , niye soruyorsun olmaz..Kaldı ki bu konu güncel bir konudur..Bir müslüman kadın da bu soruları sorabilir..

Gelelim konuya ;
Gördüğüm kadarıyla Kur'an'dan bir ayet veremediğin gibi , bir de Kur'an'ı küçük düşürücü bir duruma girmişsin istemeden..Herşey Kurân'da yer alsaydı , Ana Britannica gibi ansiklopedi olurdu diyerek..Halbuki ehlisünnet takımı , Kur'an'da herşeyin olduğunu savunur..Üstelik Kur'an , bir çok konunun tekrar tekrar yazıldığı bir kitaptır..Aynı cennet tasvirleri , aynı cehennem tasvirleri , kafir ve müşrikler hakkındaki bahisler , peygamber kıssaları bir kaç kere tekrarlanmıştır..
6236 ayetin yarısından çoğu tekrardan ibarettir..İstersen bir incele..
6236 ayet içinde , Allah'ı aciz mi görüyorsun sen , 1-2 ayet bu konu için koyamaz olsun..Allah'ın kitabında yazmayacak bu yasağı da , uydurukçu , yalancı hadisçilerin kitaplarında mı yazacak ??

Devam edeceğim.

pante
25-02-2006, 02:18
mezhepçi zihniyetin; "Sırf Kuran’dan dini anlarsak, namazı nasıl kılacağız? Namazı sırf Kuran’a bakarak kılamayız. Demek ki Kuran dışı kaynaklar lazım..." şeklindeki izahları dini anlamadıklarının delilidir. Yapılması gereken, dini anlamadaki metodu belirlemek ve dini ona göre anlamak ve uygulamaktır. Dinin kaynağı belli olduktan sonra metot; dinin kaynağını önümüze alıp namazı, orucu, ahlakı ve din adına her şeyi bu kaynaktan anlamamızdır. Yani namaz da dinin kaynağından anlaşılacaktır. Dinin kaynağı, kafadaki namaz fikrine göre belirlenmeyecektir. Kuran ile namaz adına bilinenler arasında fark varsa, çözüm dinin kaynağını değiştirmek değil, namaz adına bildiklerimizi düzeltmektir. Dinin tek kaynağı olan Kuran'ı elimize aldığımızda, Kuran'ın namaz adına gerekli tüm bilgileri içerdiğini görürüz. Kuran'da en detaylı şekilde anlatılan ibadet namazdır.35 sürede ve 87 ayette namaz geçmektedir. Fakat bu, günümüzde namaz adına anlatılan her detayın Kuran'da geçtiği manasına gelmez. Mezheplerin teferruatlaştırıcı zihniyeti her konuya olduğu gibi namaza da elini atmış ve Kuran'da, yani dinde, olmayan teferruatlar namaza eklenmiştir.
Kur'an'da abdest , kıble , temiz kıyafet , namazın vakitleri , kapsamları , secde ,rüku ,oturma , dua hepsi mevcuttur..
Bugün kılınan namaz şekillerinin ise , Kur'an'da anlatılanla ilgisi yoktur..
Namazda sünnet olmaz..Aynı süreler tekrar tekrar okunmaz..

Namazda örtünme konusuna dönersek ;
Peygamberin kitabı Kur'andır..O Kur'an dışında , değil bir kitaba , not tutulmasına dahi karşıdır..

Avret yeri , namus yerleridir..Kadının saçının avretle ilgisi yoktur..Örtünme avret yerlerinin kapanması ile ilgili olup , Kur'an'da da yakanın örtünmesi , yani göğüslerin görünmesinin engellenmesi amacıyladır..Saçın , cinsel bir tarafı yoktur..Tahrik eden saç değil , çıplak vücuttur..Kaldı ki Allah'ın huzurunda saç açık olunca haşa Allah'ın tahrik olacağı mı düşünülmektedir..Böyle saçmalık olur mu?Saygı da saçı kapamakla olmaz..Saçın kapanacağı en gerekli yer mutfaktır..Ki yemeklere saç kılının düşmemesi açısından..

Örtünme saç için değil çıplak vücut içindir..Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir..Bu yanlışlığın önüne geçilmiştir örtünmeyle..
Göğüslerin baş örtüsüyle örtünmesi ise ;
Kavurucu güneşten korunmak için başa Hımar örtülürdü.Zaten baştan sarkıtılan hımar'ın aynı zamanda yakayı kapatmasıdır olay..
Yakayı bir şekilde kapalı tuttuğunuzda , başörtüsü de gerekmeyecektir..
Sorun Arap kültürünün dine egemen oluşudur..
Allah'ın kanunları bilimseldir..Bilim dışılık Allah'tan değil , yalandan ve cahilliktendir..Saçın örtülmesinin bilimsel bir açıklaması yoktur..
Hele Allah'ın huzurunda örtülmesinin hiç bir geçerli açıklaması olamaz..
Sünnet iddiaları ise yalandır..Ama bunu kabul ettirmek mümkün değildir..
Çünkü kadına bakış zihniyetleri bozuk olunca , bu saçma fikirleri terketmeleri mümkün değildir..

aspartam
26-02-2006, 08:57
Ex.başlıktaki soruna cevap vereyim.Başkaları ne yapıyor bilmiyorum ama ben şahsen başı açık namaz kılıyorum.

-MEV-
26-02-2006, 12:49
arkadaslar Kuranda namazin basortusu ile kilinacagina dair ayet olup olmadigini sormuslar....Kuranda bunla ilgili bir ayet yoktur....birde bir arkadasimiz abdestsiz olarak Kuran okunabilecegini ama dokunulamayacagini yazmis....cok ozur dilerim ama ben telepati yolu ile sayfalarin nasil cevrildigini bilmiyorum...Kurandan bir seye bakip cevaplama geregi hissettigimde abdestsiz olarak Kurana dokunmuslugum var....Allah affetsin gunahsa ama bence kutsal olan kitabin maddesel degil manevi varligidir...

aspartam
26-02-2006, 13:49
Kardeş abdest birtek namaz içindir.Bu yüzden gönül rahatlığıyla abdestsiz Kur'an okuyabilirsin.

01-03-2006, 00:10
Kur’ân; “Şüphesiz bu, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Levh-i Mahfuz’da korunmuştur. Ona ter temiz olanlardan başkası dokunamaz. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir” âyetiyle Kur’ân’a dokunabilme esaslarını belirler.
Buna göre Kur’ân’a dokunabilmek için, 1- Küfür kirliliğinden, 2- Necâset kirliliğinden, 3- Hades kirliliğinden arınmış olmalıdır. Yani Müslüman olmalı, kan ve sâire kirliliklerden arınmış olmalı ve abdestsizlik halinden de sıyrılmış olmalı, yani abdestli olmalıdır. İslâmiyetin tahâret tanımı budur. Bunun tamamını başarmak en evlâ olanıdır.

elmalili tefsirinden
vakia suresi ayet:79. Öyle ki temiz olanlardan başkası ona el süremez. Buradaki nefiy (olumsuzluk), nehiy (men etmek) mânâsınadır. Yani temiz olmayan kirli eller Ona dokunmasın, ancak maddî ve manevî pisliklerden, kötülükten ve necasetten temizlenmiş imanlı ve abdestli kimseler ona dokunsun. Bu âyet sebebiyledir ki, fıkıhta cünüp iken Kur'ân okunamayacağı ve abdesti olmayanın mushafa el süremeyeceği beyan edilmiştir.

aspartam abdest bir tek namaz icindir demis bu hukme nerden variyor bilemiyorum.kendisinin basi acik namaz kilmasi baskalarina da ornek teskil edemez.ve dogru oldugunu gostermez.biraz ilmihal okusa iyi olur zannimca.abdestsiz kabe tavaf edilmez ,kurana el surulmez,namaz kilinmaz.sadece suan normal abdestten bahsediyorum..digerlerinin hukmu daha farkli.

bu arada mev kardes benim kastettigim kurani ezberden abdestsiz okumakti.sizde farkedersiniz ki ezberden okursaniz dokunmamis olursunuz.

pante kardes size ayrintili bir cevab yazmam gerekiyor fakat su an vaktim yok.ve nedense 3 -4 gundur bu siteye giremiyordum ve cevab yazamadim dolayisiyla.

aspartam
01-03-2006, 05:51
O zaman Allah (haşa) yalan konuşuyor.Yeryüzünde milyonlarca insan abdestsiz Kur'an a el sürmektedirler.Yoksa siz insanlara dini zorlaştırıyor musunuz?Muhammed aleyhisselam insanların sırtından yükleri indirmiş ama sizler tıpkı oruç keffareti gibi uydurma hükümlerle insanlara yük bindiriyorsunuz.Murad-ı İlahi nerede ne zaman abdest alınacağını ilah-i kelamın maide suresi 6. ayet ve nisa suresi 43. ayetinde tafsilatlı olarak bildirmiştir.Siz< kendinize yük yükleyecekseniz yükleyin ama bırakın insanlar rahat rahat Kur'an larını okusunlar.

yetim42
03-03-2006, 14:00
SİZ NE BİÇİM İNSANLARSINIZ BE KENDİ KENDİNİZE FETVA VERİYORSUNUZ.ALLH DAN KORKUN BE.
----MEV---- NUR SURESİ 31. AYETİ OKUDUNMU SEN.CAHİİLLİĞİNİ BÖYLE SİTEDELERDE BELLİ ETME KÜLLİ RAZLET YAŞIYORSUN.
PANTEİDAR TARTIŞMA FİKRİNDEN YOKSUN OLAN SİZSİNİZ.ALLAH VE RESULUNE YAPILAN SALDIRILARIN MÜSEBBİBLERİNE DE BU İKAZI YAPTIN MI? SONRA ADAM GİBİ SORU SORANA ADAM GİBİ CEVAP VERİLİR.NE KADARDA KÖR VE YANLISIN.BEN DE SENİN KINAMA KARŞILIK ŞU METNİ YAYINLIYORUM.(SİZ BİR OKKA TÜKÜRÜK HAK EDİYORSUNUZ YA NEYSE)


1- İslam'a - KurANa göre başörtüsüz namazı yasaklayan bir madde var mı? Yani kadın evinde başörtüsüz namaz kılıyor..Namazının geçersiz olduğuna kim , neye göre karar veriyor..Var mı bir ayet? 2- Camide , kadınlar kısmında , kadın saçı görünecek şekilde ya da başörtüsüz namaz kılıyor..Geçersiz mi? Hangi ayete göre?

CEVAP:(BİİZNİLLAH OKUYACAKLARA)
Avret yerinin örtülmesinamazın şartalarındandır,tesettürle ilgili bir çok ayet vardır.Namazların nasıl kılınacağıda kuran da yazmıyor.Biz dinin pratik yönünü peygamberimiz ve onun sünnetlerinden öğreniyoruz. Hz.Peygamber zamanında kadınlar nasıl örtünerek namaz kılmışsa şimdiki kadınlarda öyle kılmalıdır.Bu konuda mezheb imamları gereken açıklamaları yapmışlardır
31 – Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini günahtan korumalarını söyle!

Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.

Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler.

Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları,

oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,

mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri

veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocukları

dışında kimseye göstermesinler.

Saklı zinetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar.

Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki felaha eresiniz. (Nur suresi.31.ayet)



Zinetlerden maksat, ya kolye, küpe, bilezik gibi zinetlerin yerleri yahut bizzat zinet eşyalarıdır. Birinci görüş daha ağır basar. Örtülecek yerlerden istisna el, yüz ve ayaklardır. Yüz ile ayakların örtülmesinin farz olduğunu söyleyen âlimler de vardır.


."Kadın namaz kılarken nasıl örtünmeli? "Kadınlar çorapsız olarak namaz kılabilirler mi? "Kadınların namaz kılarken çorap giymeleri şart mıdır?
"Dize kadar giyilen çorapla namaz kılınabilir mi?
"Bir kadın dirseklerine kadar uzanan bir elbise ile namaz kılabilir mi?

"Bir kadın eşinin giydiği kazakla, bir erkek de hanımının giydiği kazakla namaz kılabilir mi?"
Namazın farzlarından birisi de setr-i avrettir, namazda örtülmesi gereken yerleri örtmektir. Kadının namaza durmadan önce örtmesi gereken yerleri; eli, yüzü ve ayaklarının dışında bütün bedenidir. Bazı müçtehitlere göre hanımın ayakları da avretten sayıldığından namaz kılarken ayaklarını kapatması gerekir.

Ancak Hanefi mezhebinin "mutemed" görüşüne göre, namazda hanımın ayakları avretten sayılmaz. Dolayısıyla kendi evinde ve mahremleri (babası, kardeşi, oğlu, amcası ve dayısı gibi) yanında ayakları açık olarak namaz kılması caiz olsa da, takvaya en uygun olanı çorap giymesidir. Çünkü diğer mezheplere göre kadının ayakları da avretten sayılmaktadır. Meselâ Hanbelî mezhebinin bu husustaki delili şu hadis-i şeriftir:

Ümmü Seleme Validemiz (r.a.) anlatıyor: "Yâ Resulallah! kadın bir entari ve başörtüsü ile namaz kılabilir mi?" diye sordum. Şu cevabı verdiler: "Bu elbise ayaklarını örtecek derecede uzun ise, evet." (Ebû Dâvud, Salat: 83.) Giyilen elbise bedenin rengini belli edecek kadar ince olmamalıdır. Böyle bir elbise ile kılınan namazı yeniden kılmak gerekir. Başörtüsü de alttan saçını gösterecek şekilde ince olmamalı, sık dokunmuş başörtüsü kullanmalıdır. Namazda giyilen elbise fazla dar olmamalıdır. Bu takvaya ve namazın âdabına uygun düşmez.

Dize kadar çorap giyilecek olsa, etek ancak diz kapağına varsa, her ne kadar namaz sahih olsa da namaz mekruh olur. Bunun için namazda uzun bir elbise veya etek giymek icap eder.

Giyilen çorabın da alttan ayağı gösterecek şekilde şeffaf ve ince olmaması gerekir. Bunun için koyu renk veya sık dokunmuş çorap giyinmelidir.

Kadın kısa kollu elbise ile namaz kılamaz. Yani dirseklerine kadar uzanan bir elbise ve gömlekle namaza durulmaz. Çünkü namaz kılan bir kimsenin avret sayılan azalarından birinin tamamı veya dörtte biri açık olursa namaz sahih olmaz. Meselâ, dirseklere kadar kol ve kulak birer azadır. Bunun için bir hanım kısa kollu bir gömlek ve elbise ile namaz kılarsa sahih olmaz.

Yani, müstehap olan, yani en güzeli, namaza duracak bir hanım, geniş ve ayaklarını örtecek kadar uzun bir elbise, boynunu ve başını örtecek bir başörtüsü ile gömleğin üstünden bürüneceği sabahlık gibi bir elbise giymelidir.
Bir erkeğin hanımının giydiği gömlek ve kazakla, hanımın da beyinin gömlek ve kazağıyla namaz kılmasında bir mahzur yoktur. Zaten bir yerde bu durum bir zaruretten kaynaklanmaktadır. Ayrıca namazda aranan en önemli husus avret yerlerinin örtünmesidir. Namaz için farz olan örtünme sağlandıktan sonra mesele halledilmiş demektir.

MEZHEPLER BİİZNİLLAH HAKTIR.MUHATAPLARINA CEVAP
Kelime olarak "mezhep", girilen ve gidilen yol demektir. Kişinin bir konuda herhangi bir görüşe sahip olması, o yöne doğru dönmesine ve gitmesine benzediği için, mecâzi olarak kişisel görüşler de "mezhep" diye isimlenir. Bu anlamda mesela, "Ebu Hanife'nin mezhebi" demek, sözkonusu edilen meselede onun görüşü, demek olur. Daha sonra "mezhep" terimi; dini konularda bir şahsa ait görüş ve yorumların bütünü ve bilâhere de, usûl bakımından bir şahsa ait görüş ve yorumlara katılan ve ilgili bütün zamanları içine alan tüm görüş ve yorumlar bütünü ve sistemi anlamlarını kazanmıştır. Bu anlamda meselâ "Imam Ebu Hanife'nin Mezhebi" veya "Hanefi Mezhebi" denebilir. Ama Ebu Hanife'nin ve diğer müctehid imamların zamanında bu anlamda bir mezhepten söz edilemez. Onun ya da bunun görüşleri vardır ve herkese ait görüşler diğerlerinden ayrı bir ünite halinde değildir. Tıpkı birçok ortağı bulunan katışık bir sürü gibi.

İslam'ın asıl kaynağı Kur'ân-ı Kerim ve onun açıklayıcısı olan hadîs-i şeriflerdir. Icma, kıyas ve diğer şer'î deliller de Kur'ân'a tabi olduklarından, aslolan yine Kur'ân'dır ve bu anlamda Kur'ân İslam'ın yegâne kaynağıdır. Her müslüman fert için aslolan da Kur'ân'a göre yaşamaktır.

Islam bütün insanlara ve geldiği andan itibaren bütün zamanlar için gönderilmiştir. Bu süre içerisindeki olanlar sürekli ve sonsuzdur. Halbuki, Kur'ân-ı Kerim'in ifade ettiği hükümler bu hükümlerin esası olan ve bizim telaffuz ettiğimiz kelimeler itibariyle, sınırlıdır. Sınırlı hükümler sınırsız olayları anlatamayacağına göre; yenilenen olaylara paralel olarak hüküm üreten bir kaynağın olması gerekir ki, o da "ictihat"tır. Içtihat, Islâmî hükmü belli olmayan bir olayın hükmünü Kur'ân'a uygun olarak ortaya koyma çabası olduğuna, göre, içtihat yapacak şahsın esas kaynak olan Kur'ân'ı Kerim'i, onun açıklaması olan sünneti ve bu ikisinin onayladığı icmaı yeterince bilmesi gerekir. Ta ki, asıl kaynaklar da belirtilen bir hükümden habersizce ve kendi görüşünde aslolana zıt bir hüküm ortaya koymasın ve olaylar arasındaki ilgiyi görerek isabetli hüküm verebilsin. Demek ki bu oldukça zor ve herkesin ulaşamayacağı bir seviyedir. Allah (cc) da "Bilmiyorsânız zikir ehline sorun" (16/43) buyurduğuna göre Islâm toplumunda, hükmü bilinmeyen olayların sorulacağı bir bilenin ya da bilenlerin bulunması gereği ortaya çıkar. İşte bunlar müctehidlerdir ve genel kabul gören görüşe göre her devirde yeterli sayıda müctehit yetiştirmek, Islâm milleti üzerine "Farz-ı Kifâye" düzeyinde bir borçtur. Çünkü her devirde hükmü belli olmayan meseleler ortaya çıkabilmektedir.

Allah Rasûlü hayatta iken vahiy devam ettiği için yeni yeni ortaya çıkan meselelerin hükmünü öğrenmek problem değildi. Rasûlullah'ın vefatından sonra ve ona yetişen arkadaşlarının (sahabe) var olduğu sürede ortaya çıkan meselelerin hükmü, onlara soruldu ve onların müctehid olanları ayetler ve hadisler ışığında görüşlerini açıkladılar. Arkasından onları izleyenler (tabi'ûn) geldi. Meseleler de çoğaldıkça çoğaldı. Bu meseleleri de tâbi'ûnun müctehidleri cevaplandırdılar, bu meseleler hakkındaki görüşlerini, yani mezheplerini açıkladılar ki, imam Ebu Hanife ve Imam Malık bunlardandır ve o dönemde onlar gibi daha yüzlerce müctehid vardır. Mes'elesi olan vatandaş gidip onlardan herhangi birisine sordu ve davranışını ona göre ayarladı. O dönem bu açıdan çok zengin bir dönem oldu ve bu dönemin müctehidleri onbinlerce meselenin hükmünü tesbit etme başarısını gösterdiler. Büyük imamlar olan Ebu Hanife, Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel (Allah onlardan razı olsun) hem birçok meziyetleriyle halk tarafından benimsendikleri, hem de daha çok mesele hallettikleri için onların görüşlerine, yani mezheplerine daha çok başvurulur oldu ve onların görüşleri yazılıp tesbit edilebildi. Diğerlerinin görüşleri ya unutulup gitti veya başkalarının ağzından çok sıhhatlı olmayan yollarla ve tektük aktarılabildi. Dolayısı ile ictihad adına en önemli dönem olan o dönemden bize bütünüyle sağlıklı olarak sadece Dört Imam'ın ve arkadaşlarının görüşleri aktarılabildi. Onlardan sonra da yüzlerce müctehid gelmiş olmakla beraber henüz onlar kadar kapsamlı müctehitler çıkmadı. Çünkü onlar işin kaynağına yakın idiler, hadîslerin sahih olan ve olmayan yollarını tanıyor, kendilerinden önceki sahabenin ittifak ettikleri noktaları iyi biliyorlardı. Sonradan zorunlu olarak ortaya çıkan bir sürü hadîs ilmine ihtiyaçları yoktu. Arapçanın henüz bozulmadığı bir dönemde yaşıyorlardı ve ictihad için çok önemli olan Arapçayı, çaba göstermeksizin iyi biliyorlardı. Islâm hayata hâkimdi, çaba göstermeden, adı bilgi olarak zaten çok şey biliyorlardı. Ve belki de bütün bunlardan ve daha benzeri meziyetlerden ötürü Allah Rasulü Efendimiz (sav) onların da "hayırlı asır"da bulunduklarını haber vermişti. Halbuki, daha sonra gelen müctehitlerin, sözünü ettiğimiz konularda fazla bilgiye ihtiyaçları oldu. Işleri arttığından ötürü seviyeleri de öncekilere göre küçük kaldı. Ictihat etmelerine rağmen onlar kadar kapsamlı olamadılar. Ve o "Dört Imam" hep zirvede kalmaya, tabir caizse rekoru ellerinde tutmaya devam ettiler.

Böyle bir özetten sonra başlıkla ilgili soruya dönelim: Madem ki, esas olan Kur'ân-ı Kerim ve onu açıklayan sünnet-i seniyyedir, öyleyse bir müslümanın ille de "Dört Imam"dan birini taklid etmesi ve Kitab'a-Sünnet'e değil de onun görüşlerine uyması şart mıdır? Böyle bir soruya cevap olarak söyleyeceğimiz ilk şey; onlara uymanın Kitap ve Sünnet'e uymaktan başka bir şey olduğu izlenimini vermenin, yanılgı ya da yanıltmaca olduğudur. Çünkü onlara uymak ve onları taklid etmek, Kitap ve Sünnet karşısında onların görüşlerini benimsemek demek değil, Kitap ve Sünnete onların yorumu ve anlayışı ile bağlanmak demektir. Tâbi olunan yine Kitap ve Sünnet'tir. Herkesin Kitap ve Sünneti yeterince bilip kavraması zor (imkansız değil) olduğundan herhangi bir büyük imamı (müctehidi) taklid etmek, pratik anlamda (dini anlamda değil) vacip, yani gerekli görülmüştür. Ancak bu gerekliliği dini anlamda "farz" görme yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Çünkü bir şeyin farz ya da haram olduğuna hüküm verme hakkı sadece Allah'a ve O'nun, kendi adına hüküm koyma yetkisi verdiği Resûlüne aittir. Bu konuda genel kabul gören görüşün özeti sudur: Esas olan, Sünnet doğrultusunda Kur ân'ı Kerim'e uymaktır. Bu yoldan başka bir yolun olduğunu söylemek ve bu yolu herhangi bir kimseye kapatmak mümkün ve insanların yetkisinde değildir. Ancak herkesin her konuda ilgili âyet ve hadisleri ve anlamlarını, nâsih ve mensûh olanlarını, çelişkili hadîslerin ve öyle görülen âyetlerin aralarını bulmayı, icma yapılan konuları bilmesi ve bunlardan, rehbersiz olarak istifade etmesi de mümkün değildir. Öyleyse Kitabı ve Sünneti yaşamada bir mezhep imamını rehber edinmesi gereklidir ve bunun Dört mezhepten biri olması konusunda da âdeta icma vardır. Çünkü belli bir dönemden bize sıhhatli olarak aktarılan ictihatlar onların ictihatlarıdır. Bu, onların herhangi bir meselede bu dört görüş mecmuasının dışında bir görüşün olamayacağında ittifak yani icma etmeleri anlamına gelir ki, fıkıh usülünde de "mürekkep icma" diye tabir edilir. Icma ise genel kabul gören görüşe göre bağlayıcı bir delildir. Bu, elbette onlardan sonra ortaya çıkan meselelerde ictihat yapmama ve onların görüşlerinin delillerini araştırıp güçlü olanına uymama anlamına gelmez. Hatta onların ittifakı örften kaynaklanmış ise ve bu örf de değişmiş ise, onların ittifak ettikleri görüşün aksine görüş de ortaya çıkabilir.

Ancak şunu itiraf etmeliyiz ki, herkesi rehbersiz olarak Kitab'a ve Sünnet'e gönderme hatasına düşüren sebeplerden biri de, hiç bir mezhebin ve mezhep imamının kabul etmediği "mezhep taassubu" olur. Herşeyden önce bilmek gerekir ki, mezhepler birer din değil, Allah'ın kelamını anlamaya götüren yollardan ibarettirler. Şahıslar birer mezhebe bağlı olabilirler, olmalıdırlar ama Islâm'da mesela, Hanefi devleti Şafiî devleti vb. olmaz. Islâm devleti olur ve devlet kamu yararını hesap ederek hangi mezhebin görüşü uygunsa onu alır, uygular. Maalesef mezhepler zaman zaman birer din gibi görülmüş, "mezhebimizin görüşüne uymayan nasları mensuh sayarız ya da uyacak şekilde te'vil ederiz" denebilmiş, Hanefi olan bir erkeğin Şafiî bir kızla evlenemeyeceği söylenebilmiş, bir mescide dört ayrı mihrap dikilip Islâm cemaati bölünebilmiş ve ne yazık ki, kıyı da köşede de olsa, mezhepler arası kavgalar görülebilmiş ve bir mezhepten öbür mezhebe geçmek, ya da diğerinden bir hüküm almak dinden çıkmakla eşdeğer görülebilmiştir. Bunlar elbette hiçbir zaman genel kabul halini almamıştır. Ama az da olsalar bir başka ifratın çıkmasına sebep olmuşlar ve mezhepleri hiç tanımayan bir diğer ucun doğmasına sebep olmuşlardır. Halbuki, bu konuda en makul ölçü şudur:

Bir mezhepten diğerine geçis, ya mukallidin muhtaç olduğu bir meselede o mazhebin görüşünü taklid etmek şeklinde olur ki, bunda bir beis yoktur ve câizdir.

Ya mezheplerin kolay taraflarını araştırmak ve ihtiyaç yokken sırf nefsinin arzusuyla işine gelenleri almak şeklinde olur ki, bu câiz değildir. Çünkü bu bizi, kabul edilmeyen telfike ve "mürekkep icma" ile câiz olmadığında ittifak edilen sonuçlara götürür. Ancak bunu yapanı dahi dinen la'netlememiz mümkün değildir. Yaptığında değil, yaptığının sonucunda hata vardır.

Ya da bir meselede araştırma ve ictihat sonucu olarak ortaya çıkar. Bu durumda araştırıcı bu makama, yani müctehitlerin delilleri arasında tercih yapabilme makamına ehil ise ve tarafsız ise bunda da bir beis yoktur. Değilse bu da câiz olmaz denmiştir.

Hatta "avamın mezhebi yoktur" esasınca, avamdan olan birisi, ilk defa önüne çıkan herhangi bir meselenin hükmünü herhangi bir müctehid imama soruyormuş gibi, herhangi bir mezhepten alabilir ve artık ona göre yaşar. Elbette bu görüşleri daha geniş ve daha dar tutanlar da vardır. Ama en güzeli "orta yol"u izlemektir.

Özetlersek: Herkes için aslolan yaptığı hareketin gerekçesini (delilini) bilmek ve sünnetin açıklamaları doğrultusunda Kur ân-ı Kerim'e göre yaşamaktır. Allah, "ölen de bir delille ölsün, yaşayan da bir delille yaşasın" buyuruyor.

Dolayısı ile bir mezhebe bağlı olarak yaşamak dini anlamda bir farz değildir ama kolaylık esasına göre pratik anlamda bir farzdır.

Mezhepler sayesinde sünnetin her çesidi uygulama alanı bulur ve İslam'ın her yere ve zamana göre yaşanabilen bir din olduğu ortaya konulmuş olur.

Bir mezhebe göre yaşama sayesinde Islâm toplumunda birlik, âhenk, tecanüs ve ittifak oluşur, toplumun ömrü uzun olur. Osmanlıyı belki bununla izah edebiliriz.

Mezhep, Kur'ân'da ve Sünnette bulunup açık olmayan, ya da hiç bulunmayan konular hakkındaki görüş demek olduğuna göre, "dört mezhep de nereden çıktı?" deyip herkesi güya Kur'ân'a ve Sünnete göndermek aslında dört değil, dörtyüz milyon mezhep kabul etmek demektir. Çünkü herşey Kur'ân'da bulunsaydı zaten mesele olmazdı. Bu yüzden, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, mesela Hanefi Mezheb'ine bağlı yaşamak, Kur'ân'ı ve Sünneti bırakıp Ebu Hanife'ye uymak demek değil, belki Kur'ân'ı ve Sünneti onun anlayışı ile kabullenmek, yani Kur'ân'a ve Sünnete Ebu Hanife penceresinden bakmak demektir.

Tek bir konuda Resûlullah Efendimizden değişik uygulama ya da takrirler bulunabildiğine göre, tek bir mezhebin bulunmasını istemek, Sünnetin bir kısmını budamak demektir. Halbuki buna bizim hak ve yetkimiz yoktur.

Sünnetin bu değişik uygulamalanna göre bazan değişik görüşlerden oluşan mezhepler bir zenginlik ve kolaylık sebebi olmuşlardır. Çeşitli zaman ve zeminlere göre birisinde tıkanan yol diğerinde devam ettirilebilmektedir.

Öyle ise:
NEYMİŞ ADAM OLANA ADAM GİBİ CEVAP VERİLİRMİŞ.SEN EHVEN-İ ŞER OLDUĞUN İÇİN SANA DÜZGÜN VEVAP VERİYORUM

yetim42
03-03-2006, 14:04
aspartam ++++++++1

-MEV-
03-03-2006, 14:22
yetim kardesim demissin ki

----MEV---- NUR SURESİ 31. AYETİ OKUDUNMU SEN.CAHİİLLİĞİNİ BÖYLE SİTEDELERDE BELLİ ETME KÜLLİ RAZLET YAŞIYORSUN.


ok aciklamaya calisialim Nur 30 ve 31 i

Nur-31 ayet şöyle diyor. Kadın ve erkeğin CİNSEL organlarının farklı olduğu yerler (ön ve göğüs=Bikini) ve erojen bölgelerin benzer olduğu yerler (Popo, basen vb) ziynettir. Erkekte popo ve önün ziynet olduğunu söyleyen ayet Nur 30 yani "Mümin erkeklere de ki". Kadında ise Nur-31 yani "Mümin kadınlara da de ki..."

Ziynetlerini evliler birbirine gösterir. Aile bireyleri (ki bunlar tek tek sayılıyor) arasında erkek şort ile, kadın BİKİNİ ile gezebiliyor=Örneğin kız kardeşin, teyzen, kızın, halan ile böylece denize girebilirsiniz. Ziynetler bikini ile sınırlıdır böylece.

klasik olarak bir bayan "Bu mahallenin kızıdır? denerek gençler tarafindan korunabilir. Başka bir mahallede ise "Kim bu yavru? diye laf atabilenlere karşı daha örtülü olmak gerekir. Burada cinsel mesaj vermeden, biraz da başı önünde, gezebilir bayanlar. Yani bir merkez var. Orası yatak odası, sonra buradan ev halkası, buradan mahalle, buradan da dünya halkası çıkıyor.

Sünnet mezheplerine göre ise ziynet=Cevahir=Mücevher= Takı= Kolye, Bilezik, halhal= Ayak bileziği vb. sayılmıştır. (İhyai Ulumuddin).

Bir erkek düşün denize giriyor. Slip giymiş... Daha kapatalım üçgen mayo. Biraz daha kapatalım kısa şort. Biraz daha kapatalım, futbolcu şortu. Biraz daha kapatalım bermuda pantolon. Biraz daha kapatalım Güreşçi kisbeti. Hangisi YAKIŞIR bize? Bu göreceli değildir, hangisiyle rahat gezerdiniz demek istiyorum?

Yanıtı: ?Kısa Şort?... Kadına benzeyen basenlerimizi örtmesi yeter. Çünkü erkeklerin (xy) dişi tarafı salt poposudur, başka hiç bir yeri kadına benzemez. Sesi, tüyleri, saçları, derisi, her şeyi asla ve asla benzemez, hormonları bile.


inanci olmayan arkadaslarla bile su hakaret davasini guzele kavusturmusken bir mumin arkadasmin hakaretine yurek dayanmiyor dostum......amacin kalp kirmaksa cok basarilisin.....ama bu sana ne kazandiracak bilmiyorum.......ateistlerin neden inanmadigini cok daha iyi anliyorum simdi......Allah ofkeni dindirsin kardesim.....

pante
03-03-2006, 16:09
"BEN DE SENİN KINAMA KARŞILIK ŞU METNİ YAYINLIYORUM.(SİZ BİR OKKA TÜKÜRÜK HAK EDİYORSUNUZ YA NEYSE)"

Bunu da Allah böyle yaratmış na'palım..
Allah , çevresini bunun gazabından korusun..
İflah olmaz , ıslah olmaz bir yaratık örneği..
O okka tükürüğünü senin münasip tarafına sokmak daha uygun olurdu ama , sizin borunuz böyle sanal alemde öter..
Asarsınız , dil kesersiniz , tükürürsünüz , tehdit edersiniz , bir b.k yiyemezsiniz aslında ..Höt deyince ödünüz kopar p.s gericiler..
Bak da , adam gibi tartışanlardan Aspartam'dan , Mev'den nasiplenmeye çalış!!
İnançlarına güzel bir örnek olmaya çalışıyorlar..
Ama senin gibi arada sırada yobaz müsveddeleri çıkıyor , bu arkadaşların tüm emeklerini de rezil ediyor..
Devam et böyle sen..İslam'ın yıkılmasında sizin gibilere çok ihtiyaç duyuyorlar..Siz 100 gayrimüslim'e bedelsiniz İslam'a karşı mücadele de..

Ben müslümanım de , salla küfürü , boşalt tükürüğü , adresini iste kesmek için..Sarıl hadislere..Sıkı sarıl aman , din elden gider sonra..
Kapatın kadınları ucube gibi kara çarşaflara , poşetlere geçirin..Eli ayağı , yüzü bile gözükmesin..Bakmayın siz ayete..Hadis-i Şerif'ler tamamlıyor ayeti..
Evinde bile kadının saçının görünmesine izin vermeyen , kadını Allah'dan , meleklerden bile kıskanan , hasta bir zihniyetin ürünü bunlar..
Neredeyse sevişirken bile , tesettürü bozmayacak bir deli zihniyet..
Allah'ım akıl , fikir ver bunlara..
Müslümanları da , tüm insanları da , bunların şerrinden koru yarabbim...

aspartam
05-03-2006, 09:13
Arkadaşlar size ikinci ağızdan dinlediğim bir olayı anlatmak istiyorumDinleyince gülmekten karnıma ağrılar girmişti.Aslında ağlanacak bir durum.Benim bir arkadaşımın arkadaşı Mahmut efendinin mürüdelerinden biriyle evlenmiş.Tabi birkaç günsonra yolda karşılaşıyorlar,damat efendi yeni sünnet olmuş çocuklar gibi yürüyormuş.Bizim arkadaş merak etmiş,hayırdır arkadaş demiş.Damat sorma ya,Bizim hanım gerdek gecesi ,beni çıplak olarak görmen haramdır diyerek,sadece önceden yaptırdığı fermuarlı kilodun fermuarını açtı.Ancak böyle yapabilirsin dedi.Bizde fermuarın dişleri yüzünden bu hale geldik.

pante
05-03-2006, 19:44
Ya ! Demek ki boşa dememişiz , sevişirken bile tesettürü bozmayan zihniyet diye!! :)
Kur'an kursunda hoca "el-haya el-iman" der , örnekler arasında da "peygamber efendimiz pipisini bile sarıp sarmalar , eşine göstermezdi" diye anlatırdı. :)
Bunun doğru olmadığı malum da , bu zihniyetlerin , bu çağda hala taraftar bulmasını anlamak mümkün değil.

nann
20-06-2008, 18:45
saolun Allh razı olsun,bızlerı dusunup acmıssınız konuyu,arkadaslarım cok cok guzel acıklamıs,Kuran okumak sunnettır,basınızı kapatmanız edeptendır,sımdı namaz kılarken bas kapatmak farzdır dıycem,kabul etmıycenız, madem varsayımlardan cıkıyoruz yola,namazımı kılarken basımın kapalı olması,ve uygun gıyınmem Rabbım ın vermıs oldugu emrı yerıne getırmenın verdıgı huzurun yanında kendmı namaza daha ıı vermeme sebep oluyor,ve huzur buluyorum,eger denıycek olursanız,tavsıyemdır,,,

nann
20-06-2008, 18:46
ewet sayın pante,bende anlamıyorum,Allahsız lık bugunun ınsanına daha cazıp gelecek olmasına ragmen neden hala Allah var dıye haykırıyorlar???

pante
20-06-2008, 20:29
ewet sayın pante,bende anlamıyorum,Allahsız lık bugunun ınsanına daha cazıp gelecek olmasına ragmen neden hala Allah var dıye haykırıyorlar???


Haklısın, Allahçıların yaptıklarını görünce Allahsızlığı daha cazip görmek de mümkün. Allahsızları alın, aynı nitelikleriyle Allahçı yapın, Allahçıları da Allahsız. Dünya daha iyi durumda olurdu herhalde. :)

aparain
21-06-2008, 15:51
Arkadaşlar, bu konu ile ilgili yeni bir başlık açmayı düşünüyordum.Fakat konunun dağılmaması açısından yazılarıma bu başlık altında devam edeceğim.
Aşağıdaki yazıda ayetler tefsir edilirken her zamanki gibi bol bol parantezler açılarak asıl meallerde yer almayan kimi eklemeler yapılmış ve hatta kırmızı renkli olan yerlerde kuranı anlamanın ancak alim işi olduğu belirtilmiş.İşin ilginci yazının devam eden diğer bölümlerinde islamda ruhbanlığın olmadığı da ilave edilerek, birbiriyle çelişen ifadelere yer verilmiş.

İslami bir siteden aldığım yazı aynen şöyle:

Tesettür farzdır

Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.

Kur’an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.

Bunun için Kur’an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur’an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.


Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasaya göre bir hırsıza ceza veremez. Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.

Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur’an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur’an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur’an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu “Kur’an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum” diye acı bir itirafta bulunmuştu.

Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur’an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]

(Kur’anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mektubat-ı Rabbani]

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyle:

(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]

Bu tercümeye bakıp “Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir” diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]

Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!

Hz. Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

Hz. Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını(peştemallerini) yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)

Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.

Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.


devamı gelecek...

aparain
21-06-2008, 16:28
Mesela, (Açık geziyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim temizdir) demek, tekliflerin bir kısmını beğenip bir kısmını beğenmemektir. Her müslümanın bu inceliğe dikkat etmesi, tekliflere uymayanların, imanlarının gitmemesi için uyanık olmaları gerekir. Teklife uymamak başka, uymak istememek, beğenmemek başkadır. Bu ikisini karıştırmamalıdır!

Açık gezmek, diğer günahlardan üç yönden farklıdır:

Birincisi: Ara sıra değil, devamlı işlenen bir günahtır. Hadis-i şerifte, (Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) ve (İnsan, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Günaha devam ederse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar) buyuruldu. (Haraiti)

Demek ki, devamlı günah işleyenlerin kalbleri kararır. Kalbi kararan ne olur? Peygamber efendimiz, (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O, artık sevap işleyemez olur) buyuruyor. (Bezzar)

Tesettürsüz kadın, oruç tutsa, oruç borcundan, zekat verse zekat borcundan kurtulur, fakat orucunun ve zekatının sevabı azalır. Yani, işlediği günahlar, kazandığı sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap alamaz, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her ibadetin sevabı olur.

Sonra dinimizde, sevap kazanmaktan önce, günahtan kaçınmak esastır. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (S. Ebediyye)

Zengin kadına hacca gitmek farzdır. Yanında mahremi yoksa gitmek haram olur.

İkincisi: Gizli işlenen günahı açıklamak da ikinci bir günahtır. Açık gezen kadın, bu günahı pervasızca işlediği için, başkalarına kötü örnek olmaktadır. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayan hariç) buyuruldu. (Buhari)

Tesettürsüz kadın, günahı alenen işlemiş oluyor, günahını başkalarına açıklamış oluyor. Hadis-i şerifte bildirildiği gibi, açık işlenen günahların affı zor olur.

Her ne kadar açık-saçık gezene kâfir dememek gerekir ise de, açık gezen kadının zamanla kalbi kararır, açık gezdiği için, içi sızlamazsa, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir.

Üçüncüsü: En önemlisi budur. Açık saçık gezmek, iffetsizliğe yol açan bir günahtır. Bir kadın içki içse, kumar oynasa, hırsızlık etse, kocası, bunlardan vazgeçirmeye, tedavi etmeye çalışır. Fakat açık gezen kadın, iffetsizliğinde ileri giderse, kocası tedavisine çalışmadan hemen bırakır. Öldüren bile çıkar.

Peygamber efendimiz, erkeğin avret yerinin diz ile göbek arası, kadının ise, yüz ve iki elinden başka bütün bedeninin avret olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]

(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]

Ahzab suresinde de, Allah’tan korkan kadınların, yabancı erkeklerle konuşmak durumunda kalınca, kötü niyetli erkeklerin tahrikine sebep olmamaları için, yumuşak konuşmamaları emrediliyor. Sesten tahrik olan erkek, açık kadına bakınca tahrik olmaz mı?


islam erkekler üzerine bina edilmiş bir dindir.Herşey, hatta kadınların aybaşı halleri dahi erkeklere yaklaşıp yaklaşamamalarına göre yapılan ayrımlarla şekillenmiştir.

aparain
21-06-2008, 16:44
Namahreme bakmak ve tesettür

Bazı ateistler, (Peygamber zamanında kadınlar örtünmezdi. Umacı gibi örtünmek o zaman yoktu. Hazret-i Âişe başı açık gezerdi. Şimdiki örtünmeyi, sonradan, yobazlar uydurdu) diyorlar. Bir de, ateistlerin etkisi altında kalan bir okuyucu, (Kadınlara bakmak, onlarla konuşmak, hatta onlarla beraber oturmak da günah değildir. Kadınların erkeklerle namaz kılmasının da mahzuru olmaz. Resulullah kadınların arka safta kılmasını söylemesi huşu açısındandır. Yoksa beraber kılmalarında mahzur olmaz. Tesettür detaydandır) diyor.

Hicab âyetinden önceki durumu bildirip kadınların açılmasının mahzuru olmadığını söylemek, Müslümanları aldatmak olur. Resulullah efendimizin mübarek hanımı Ümm-i Seleme validemiz anlatır:

Meymune ile birlikte Resulullahın yanında idik. İki gözü de görmeyen İbni Ümmi Mektum izin isteyip içeri girdi. Resulullah bunu görünce, bize (İçeri geçin) buyurdu. (O a’mâ değil mi, bizi görmez) dedim. (O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?) Yani, o kör ise, siz kör değilsiniz ya, buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud, İ. Ahmed)

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü ondan ayırın! Ansızın görmek günah olmaz ise de, tekrar bakmak günah olur.) [Ebu Davud, Darimi]

(Buluğa eren kız, yüz ve elinden başka yerini namahreme gösteremez.) [Ebu Davud]

(Şarkıcı kadının aldığı para haram olduğu gibi, onu dinlemek ve yüzüne bakmak da haramdır. Haramla beslenen vücuda Cehennem ateşi layıktır.) [Taberani]

(Bir kadın koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir topluluğun yanından geçerse, ona bakana da, kendisine de zina günahı [göz zinası] yüklenir.) [Nesai]

(Bir kadın, güzel kokular sürünüp, göz alıcı güzel elbiseler giyerek, bir topluluğun yanından geçerse, zina işlemiş gibi günaha girer.) [İbni Hibban]

(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp Cehenneme atılır.) [M. Enhür]

(Komşu kadına, arkadaş hanımına şehvet ile bakmak, yabancı kadına bakmaktan on kat daha günahtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan daha günahtır.) [Taberani]

Kadınların, erkeklerin baş ve saçlarına bakmaları mekruhtur. Kadınların saçları da avrettir. Avret yerine bir zaruret olmadan şehvetsiz de bakmak haramdır.

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Kadınların, kızların, başı, saçı, kolları, bacakları açık olarak sokağa çıkmaları haram olduğu gibi, ince, süslü, dar, hoş kokulu elbise ile çıkmaları da haramdır. Böyle çıkmalarına izin veren, razı olan ana babası, kocası veya kardeşi de, onun günahına ve azabına ortak olurlar. (Kimya-yı saadet)

İmam-ı Zehebi de buyuruyor ki:
Erkeklere ziynetini gösteren kadınlara, mesela altın, inci gibi şeyleri örtüsünün üstüne takan, koku süren, renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan, kol ağızları geniş olup kolları görünen ve bunlar gibi kendilerini erkeklere gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünyada ve ahirette azap edecektir. (Zevacir-İbni Hacer-i Mekki)

Tesettüre riayet etmemek ve ziynetlerini göstermek gibi günahlar, kadınlarda çok olduğu için, Resulullah efendimiz, (Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm) buyurdu. (Tirmizi)

aparain
21-06-2008, 17:32
Sual: Müslüman kadın, kâfir kadınları yanında saçı açık durabilir mi?
CEVAP
Kadınların yüz ve ellerinden başka yerlerini Müslüman olmayan kadınlara göstermeleri ve bunların bakmaları üç mezhepte haramdır. Hanbeli’de haram değildir. (El-fıkıh-u-alel-mezâhibil-erbe’a)

İslam Ahlakı kitabında, (Müslüman kadının, fasık kadınlar yanında örtünmeleri de farzdır) deniyor. Saçı veya kolları açık gezen kadın fasık demektir. İhtiyaç hasıl olunca, saliha kadınlar, Hanbeli mezhebini taklit ederek kâfir veya fasık kadınlar yanında saçları ve kolları açık durabilirler. Lüzumsuz ve ihtiyaçsız açık duramazlar.


Bırakalım dünyayı, neredeyse türkiyenin yarısı fasık oluyor bu hükme göre...

Sual: Henüz büluğa ermemiş, 11-12 yaşındaki bir kızın kapanması gerekir mi? Böyle bir kız, eniştesi gibi bir namahrem akrabası ile sefere çıkabilir mi?
CEVAP
Evet kapanması gerekir. Sefere mahrem akrabası olmadan çıkamaz. 8-9 yaşındaki bir kız, gösterişli sayılır. Baliğ olmamış gösterişli kız da, kadın gibidir. (Hadika)


Sual: 15 yaşını doldurduğu halde baliğa olmayan bir kızın tesettüre riayet etmesi gerekir mi?
CEVAP
Böyle bir kız kadın hükmündedir. Tesettüre riayet etmesi farz olur.


Sual: Müslüman kadın spor yapabilir mi? Kadın yüzebilir mi? Nasıl giymeli?
CEVAP
Spor da yapabilir, yüzebilir de. Ancak aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

Kadının kadına avret yeri, diz ile göbek arasıdır, buralar kadınlara da gösterilmez. Yani kadınlar kendi aralarında mayo giyip denize giremezler. Göbek ile diz arası kapalı olmalıdır.

İkinci bir husus da, kâfir kadınları, mürted kadınları, ateist, komünist vesaire kadınlar, erkek hükmündedir, bunların yanında saç bile açılmaz. Hatta müslüman bile olsa açık kadınların yanında bile açık durmak caiz değil. Sadece Hanbeli mezhebinde kâfir kadınlarının yanında göbek ile diz arası hariç diğer yerlerini açabilirler. İhtiyaç olduğu zaman bu mezhep taklit edilir.


Şimdi gel de bu zihniyetle eğitilen kadına özgürlükten, insanların birbirleriyle hür bir şekilde tartışabilmeleri gerektiğinden bahset...

Sual: Namazda kadın neden kapanır? Sonuçta kadının kapanması erkekten korunmak için değil mi? Namazda neden korunacak ki?
CEVAP
Namazda kapanmak erkeklerden korunmak için değil, Allahü teâlânın emrine uymak içindir. Erkeklerden korunmak da Allahü teâlânın emridir. Allah’ın emri olmazsa niye erkeklerden korunalım ki? Dişi hayvanlar, erkek hayvanlardan hiç korunmuyor. Erkekler saçımızı görse ne olur? Allahü teâlâ erkeklere göstermeyin dediği için göstermemek gerekir. Namazda kapan diyorsa kapanmak gerekir. Müslüman kadınların yanında göbek ile diz arasını kapat diyorsa kapatmak gerekir. Hıristiyan kızlarına karşı erkek gibi kapan diyorsa, saçımızı da hıristiyan kızlara göstermemek gerekir. Kâfir kızı görünce ne olacak denmez. Allahü teâlâ, söz dinleyenle dinlemeyeni ayırt etmek için böyle emirler veriyor. Ahirette bunların hesabını soracak. Şunu emrettim niye yapmadın diyecek.


Ne güzel de söylemiş cevap veren zat-ı muhterem."Erkekler kadınların saçını görse ne olur?" diye.Kendisi de cevap verememiş belli ki, allah böyle istediği için böyle olmalı gibilerinden bir cevapla geçiştiriyor soruyu ve ardından da hemen ahiret hesabına atıf yapıyor.allah söz dinleyenle dinlemeyeni ayırt edecekmiş...onun da gözleri bozuk herhalde ki insanları kafasını örtmeden diğerlerinden ayırt edemiyor.Bizim yaptığımız halı saha maçlarında gözleri bozuk olan arkadaşlar bir takıma geçince, diğer takımdakiler de yelek giyerler karışıklık olmasın diye.Bu da öyle birşey heralde:)

Neva
23-01-2013, 00:34
Guncelleme.

rakıbalık
24-01-2013, 00:43
namaza başı açık durulursa neden olmasın. yani istemekle alakalı deneyin ben dindarkene denemiştim. doğarken cıscıbıl ölürken cıscıbıl canlıyken huzurunda örtün melekler saçını görmesin notunuz kırılır c alırsınız.sanki varda neyse hiç oralara girmeyelim.

anti-ka
24-01-2013, 01:08
Keske allahin bi telefonu olsaydida bi tel acip ona sorabilseydik.

Neva
26-03-2013, 09:34
Benim merak ettigim yarattigi kul'unun sac teli, Allah'a haram mi?