PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürt Meselesi


Sayfa : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

byspy
29-11-2006, 01:46
Bu gün e-posta adresime gelen bir maili paylaşmak istedim.Gelen maili hiç değiştirmeden buraya paste edicem amacım yazılanlardaki doğruluk payı ki ben ikna oldum ve etkilendim ama sizinde düsüncelerinizi merak ettim...


Ahmet KAYA;
>>>>>>> > > >> >>>Yillarca askerlerimizi sehit eden PKK'ya
>>>>>>> yardim eden bu
>>>>>>> > > >>serefsiz varlik,
>>>>>>> > > >> >>>Almanya'ya gittiginde gazetecilerin,
>>>>>>> Türkiye den kaçarken
>>>>>>> > > >>yaninda
>>>>>>> > > >> >>>birseyler getirip getiremedigini
>>>>>>> sorduklarinda bu serefsizin
>>>>>>> > > >>verdigi
>>>>>>> > > >> >>>yanit su oldu;
>>>>>>> > > >> >>>- ''Hiçbir sey getiremedim ama bir tek
>>>>>>> arabama yaniyorum Arabam serefsizlerin ülkesinde kaldi...''
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Almanya'da PKK bayragi altinda konser veren
>>>>>>> bu serefsiz kisinin
>>>>>>> > > >>konser
>>>>>>> > > >> >>>alaninin kapisina astigi yazi "Türkler ve
>>>>>>> Köpekler Giremez"...
>>>>>>> > > >>Iste siz
>>>>>>> > > >> >>>bu adami dinliyorsunuz..
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Zamaninda
>>>>>>> > >bilmeden,PKK'ya dolayli yoldan yardim ettik, çünkü bu
>>>>>>> > > >>kisinin
>>>>>>> > > >> >>>kaset ve Cd'si aliniyordu ve kendi
>>>>>>> paramizla askerlerimize
>>>>>>> > > >>mermi
>>>>>>> > > >> >>>yagmasina neden oluyorduk. Bu kisinin ne
>>>>>>> kadar serefsiz
>>>>>>> > > >>oldugunu
>>>>>>> > > >> >>>ögrendigimizde ise bazi insanlarin dedigi
>>>>>>> su sözler sanirim
>>>>>>> > > >>sehitlerimizi
>>>>>>> > > >> >>>ve atalarimizin kemiklerini sizlatmistir;
>>>>>>> ''Ben adamin
>>>>>>> > > >>kendisini degil,
>>>>>>> > > >> >>>sarkilarini seviyorum...'' Devam edin...
>>>>>>> Adam size, çolugunuza
>>>>>>> > > >>çocugunuza
>>>>>>> > > >> >>>serefsiz desin, sizde onu dinleyin
>>>>>>> bakalim... Ama unutmayin ki, Askerlerimizi sehit eden her mermide
>>>>>>>bu
>>>>>>> kisinin ve onu
>>>>>>> > > >>dinleyenlerin de
>>>>>>> > > >> >>>payi vardir.
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Baskalarida
>>>>>>> > >var elbette... Elinde raki kadehi ve belindeki
>>>>>>> > > >>gümüs kabzali
>>>>>>> > > >> >>>tabancasi ile PEKAKA nin sözde bayraginin
>>>>>>> altinda poz veren
>>>>>>> > > >>Arif Sag...
>>>>>>> > > >> >>> Tek çözümün federatif sistem oldugunu
>>>>>>> söyleyen Yasar Kemal...
>>>>>>> > > >> Türkiyenin
>>>>>>> > > >> >>>soykirim yaptigini söyleyen Orhan Pamuk...
>>>>>>> Daha sayayim mi?...
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Unutmayin... Bu adamlarin kaset cd veya
>>>>>>> kitaplarini her
>>>>>>> > > >>aldiginizda
>>>>>>> > > >> >>>sehitlerimize bir kursun da siz
>>>>>>> sikiyorsunuz...
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>RADIKAL GAZETESI;
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>2 hafta önce sehit olan 5 askerimiz
>>>>>>> hakkinda mansetten haber
>>>>>>> > > >>veren bu
>>>>>>> > > >> >>>yayin organi, sehitlerimiz hakkinda yaptigi
>>>>>>> haberden dolayi
>>>>>>> > >
>>>>>>> > > >>duyarli
>>>>>>> > > >> >>>vatandaslar tarafindn aranmis ve Genel
>>>>>>> Yayin Müdürü ile
>>>>>>> > > >>görüsülmek
>>>>>>> > > >> >>>istenmistir. Gazete sekreteri
>>>>>>> vatandaslarimizi 1 saate yakin
>>>>>>> > > >>telefonda
>>>>>>> > > >> >>>bekletmis ve sonra israrli konusmalar
>>>>>>> sonunda Genel Yayin
>>>>>>> > > >>Müdürü'ne
>>>>>>> > > >> >>>telefonu baglamistir.
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Duyarli vatandaslarimizin merak ettikleri
>>>>>>> sey sudur; sehit olan askerlerimize, sehit denilmek yerine "öLü"
>>>>>>> denilmistir. Sadece
>>>>>>> > > >>mansette
>>>>>>> > > >> >>>degil her satirda ve her cümlede bu kelime
>>>>>>> kullanilmistir.'' Vatandaslarimiz bunun yanlislikla yapildigini
>>>>>>>yada
>>>>>>> matbaa
>>>>>>> > > >>hatasi oldugunu
>>>>>>> > > >> >>>duymak isterler ama duyduklari cevap onlari
>>>>>>> soke eder...
>>>>>>> > > >>Radikal
>>>>>>> > >Gazetesi
>>>>>>> > > >> >>>Genel Yayin Müdürü aynen söyle demistir...
>>>>>>> ''Biz onlari öyle görüyoruz...''
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Degerli Vatanperver Kardeslerim,
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Yukardaki kisi ve kurumlara verdigin her
>>>>>>> kurus sana, yada
>>>>>>> > > >>babana, yada
>>>>>>> > > >> >>>annene, yada abine, yada ablana, yada
>>>>>>> kardesine, yada tanidigin
>>>>>>> > > >>sevdigin
>>>>>>> > > >> >>>birine PKK kursunu olarak dönecektir, bunu
>>>>>>> sakin unutma...
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>özmü öz ve Dünya'daki en güzel dil olan
>>>>>>> Türkçe'miz dururken ve
>>>>>>> > > >>sanatçi
>>>>>>> > > >> >>>olmalarina ragmen tam olarak akici Türkçe
>>>>>>> konusamamalarina
>>>>>>> > > >>ragmen Kürtçe
>>>>>>> > > >> >>>ögrenmekte nedir?
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>Senin, çocugunun, babanin,
>>>>>>> > >annenin, kardesinin veya sevgilinin
>>>>>>> > > >>bu kisi ve
>>>>>>> > > >> >>>kurumlara sadece para ile yardim etmesi
>>>>>>> (kaset, CD, MP3) vatana
>>>>>>> > > >>ve
>>>>>>> > > >> >>>sehitlere yeterince ihanet zaten. Lakin
>>>>>>> onlarin isimlerinin
>>>>>>> > > >>geçtigi TV
>>>>>>> > > >> >>>programi, klipler, internet ortami,
>>>>>>> kitaplar, resimler,
>>>>>>> > > >>akliniza onlarla
>>>>>>> > > >> >>>ilgili gelebilecek her sey sehitlerimize bu
>>>>>>> topraga ve bu
>>>>>>> > > >>bayraga
>>>>>>> > > >> >>>ihanettir. Senin gibi onlarda sehitlerin bu
>>>>>>> topraga akittigi
>>>>>>> > > >>kanla
>>>>>>> > > >> >>>rahatça bu topraklar üzerinde uyuyorlar...
>>>>>>> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>serefsizlerle, kani bozuklar artik
>>>>>>> karsimiza çikarak erkekçe
>>>>>>> > > >>vurusup cenk
>>>>>>> > > >> >>>yapmiyor. Ya kallesçe mayin dösüyorlar ya
>>>>>>> da bizi
>>>>>>> > > >>kullaniyorlar.
>>>>>>> > >Sinsice
>>>>>>> > > >> >>>kendi paramizla ve kendi kurallarimizla
>>>>>>> sevdiklerimizin kanini döküyorlar. Artik uyan Türk Evladi....!
>>>>>>>Kazandirma
>>>>>>> bunlara.
>>>>>>> > > >>Alma
>>>>>>> > > >> >>>ürünlerini tepkini böyle göster..
>>>>>>> > > >> > > >> >>>
>>>>>>> > > >> >>>MEVZU BAHIS VATAN ISE, GERISI TEFERRUATTIR


Saygılar...

29-11-2006, 02:18
Sevgili *byspy,
İkna olduğunuzu yazmışsınız. Bence biraz düşünmek gerekiyor. Hem de sağlıklı bir şekilde düşünmek gerekiyor. Nasıl Kürt milliyetçiliğine karşıysak aynı şekilde Türk milliyetçiliğine de karşı çıkmalıyız. Doğrusu da bence bu olur.

byspy
29-11-2006, 02:23
Ezkamo abi doğru söylüyorsun anlayamadığım nokta milliyetçilik yapmak için ilk önce millet olması gerekir millett dediğim sadece insan topluluğu deil sınırları belli ,bayrağı ve en önemlisi diğer ülkeler tarafından kabul görmüş bir millet gerekir simdi kürt milleyetçiliğine karsıyızda kürt milleti mi var yada kürt devletimi var abi biraz açarsan sevinirim....

Saygılarımla...

byspy
29-11-2006, 03:18
Sunu söylemem lasım ki yukardaki yazıyı okuyanlar beni milliyetçi sanabilirler.Yukarda yazan o yazılar sadece bana gelen bir mailden ibaret ve soylemek istediiğim benimde bu yazıdan etkilendiğimdir..

ve so olarak ben milliyetçiliğe karsı biriyim...Yani eğer *Milliyetçilik günümüzde gördüğümüz
Milliyetçilikse ben kabul etmiyorum....


Saygılarımla...

29-11-2006, 03:23
Sevgili byspy,
Geçmişte bu ülkede hep Kürt diye bir milletin varlığını kabullenemedik. Asıl sıkıntı oradan başladı. Bunların varlığını bir kaç yıl önce devlet olarak kabullendik. *PKK olayı ile Kürtlüğü karıştırmayalım. Yani Kürtlerin hepsini potansiyal suçlu olarak görmeyelim.
Bize düşen milliyetçilik yapmak değil halkların kardeşliğini savunmak. Emperyalistlerin ülkemizi parçalama emellerine alet olmayalım. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünisiyle , azınlıklarıyla aynı bayrak altında kardeşçe yaşamalıyız. Benim savunduğum budur.
Bir de biliyorsunuz biz site olarak siyasete uzağız. Yani bu sitede farklı farklı düşüncede olan arkadaşlarımız var. Ama bizi ortak payda da buluşturan dinlerden özgür bir site olmamız. Eğer bunu temel alıp hareket edersek daha iyi olur diye düşünüyorum. Eğer siyasete ilginiz varsa o tür siteler de var. Sevgilerimle...

kuvvaci
29-11-2006, 08:34
Sevgili Byspy!

Kısaca "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine"
dostça kalın

29-11-2006, 09:19
Sevgili byspy;
İster sana o maili atan,ister sen,ister ben veya başkaları bilgisayarda bu işlemleri yaparken hangi yazılımı kullanmakta ve bu nedenle kime para kazandırarak neye hizmet etmekteyiz ?
Eğer herşeye bu bakış açısıyla bakacak olursak;Sosyal bir toplumda yaşamak yerine,bir dağa çıkıp orada kıldan çadırlar kurup,ekin ekerek kendi ekmeğimizi yapıp,yetiştireceğimiz hayvanlardan alacağımız et,süt,yumurta deri ile günlük işlerimizi yapıp yaşamlarımızı sürdürerek hiç kimseye hizmet etmeden ari bir yaşam sürebiliriz.

İnsan ırkının değişik renklerinden ve güzelliklerinden biri olan Kürt gerçeğini kabul ederken şu an içinde yaşadığımız üniter yapıdaki Cumhuriyetimizin herkesi kucakladığı gerçeğini gözden uzak tutmayıp,eğer ülkemizde İNSAN haklarına karşı yapıldığını gördüğümüz menfi uygulamalar varsa İNSAN olma sıfatı ile o menfi uygulamanın olumluya dönüşebilmesi için gayret sarfetmek gerekmez mi ?

Sanat evrenseldir.
Atamızın bile herkesin bir çok meslek sahibi olabileceğini ama herkesin sanatçı olamayacağını söylediği sözü ne kadar da doğru değil midir ?

Eğer bana ve düşünceme ters gelen fikirsel yönde ayrıldığım yönler olsa da;Ben sanatçı yönü ile Rahmetli Ahmet Kaya'yı çok büyük bir beğeni ile severek dinlerim.

Bir gün bir dini mekana muhteşem bir hat sanatı ile yapılmış bir yazı asılacaktır.Yazıyı yazan hat üstadı o dine düşmanlığı ile tanınan bir kişinin oğludur.Yazı asılacağı zaman kraldan çok kralcı birisi dinin ilgilisine kendince doğru olan şeyi fısıldar "Bu kişi filanca kişinin oğludur babası da dinimize son derece düşman birisidir biliyorsunuz değil mi ?" diye
İlgilinin o muhteşem hat sanatının bulunduğu tabloyu işaret ederken verdiği cevap tek bir kelimeden oluşmuştur: GÜZEL

Hoş ve esen kal.

ozgur_beyin
29-11-2006, 12:14
sevgili Ezkamo hocam haklı.
* Cumhuriyet *döneminde biz bu kürt kardeşlerimizi yok saymışız.
* Çok bilmiş bir sürü tarihçi veya hiç bir halttan anlamayan milliyetçi borazanlar: KÜRTler dağlık bölgelerde yaşadıkları *için karda yürürken
kart kurt sesleri çıkardığından adı kürt olmuştur, diye akla aykırı yalanlar
uydurmuşlardır.Kürt leri yok saydığımız gibi,gücümüz yettiğinde asimile yolunada gitmişiz. Birisi aklımızın bir köşesinde yatan Kürt imajına uymayan bir şey söyledimi ,ayağa kalkıyoruz.işte problemin başladığı yer burası.
* * * * * *Umarım ki bu siteye gelenler gidenler, hiç olmazsa bu ırkçılık
çukuruna kafasını sokmazlar.

byspy
29-11-2006, 12:19
Sayın ezkamo abi,
siyasete ilgim yoktur ama bu benim düsüncemdi ve cafe bölümüne yazdım farklı olarak bilmiyorum yanlışmı yaptım; asıl söylemek istediğini biraz geç farkettim ama anladım....
sayın kuvvacı zaten imzanıza hayranım :)))))

sayın psiko abi hatta psikokemotrapi abi o yazıyı yazdıgım günün gecesi yaklasık saatt 2:30-3:00 gibi chat odasında raindog ile kousuyordum senden farklı seyler söylemedi ama beni olumlu yönde etkiledi birde senin yazdıkların üstüne tuz biber oldu :)))))))))))))

Saygılarımla

tewderi
29-11-2006, 13:28
Çok bilmiş bir sürü tarihçi veya hiç bir halttan anlamayan milliyetçi borazanlar: KÜRTler dağlık bölgelerde yaşadıkları *için

Sevgili özgür abim,

Yukarıda ki yazdıklarını bakıpta bunların *kuş beyinli olduklarını anlamamak elde değil.. Baksanıza Çinliller içinde teneke yuvarlıyorlarmış teneke çan sesi çıkarırsa çocuğun ismi çan olurmuş yok eğer çançun çıkarırsa ismi çançun olurmuş gelde bunların zakası olduğuna inan:D


*Yok saymakla hiç bir yere varılmaz varılamadıda , Eğer bugun Kürtleri yok saymasalardı pkk olmazdı pkk olmasaydı bu kadar şidette olmaz idi..

Maile gelince o maili kim nasılgönderiyor ve maileri nereden topluyor kimin için böyle birmail gönderme ihtiyacı hisediyor..

Bu halk bin yıldır beraber kardeşçe yaşıyor Bu kardeşlik kime batıyor ona bakmak lazım

ozgur_beyin
29-11-2006, 13:49
tewdwri haklısın ne diyeyim

ilgee
29-11-2006, 13:57
-Alacalı Tavuklar ve Beyaz Tavuklar -

Bir kümes vardı, adı mühim degil kümesin. Sadece bir kümes. İçinde alacalı tavukların ve beyaz tavukların yaşadığı. Tabii ki alacalı horozların ve beyaz horazların da... Tabii ki bu kümeste de diğer kümeslerde olduğu gibi bazen hırgür oluyordu. Bazen horozun biri alacalı ya da değil bir tavugun başına çöneşiyor (çıkıyor, kafasına bastırıyor) , onu tüylerini yolana kadar didikliyordu. Diğer kümes sakinleri pek bir şey yapmıyordu. Ne de olsa horoz erkekti ve istediğini yapardı. Fakat bir gün bir şey oldu, horozlar tavuklara değil de birbirlerine saldırmaya başladılar.Kanlı bir kapışma oldu. Birkaç tane de horoz terki diyar etti. Sahipleri durup dururken bu kümes sakinlerine ne olduğunu anlamadılar. Sadece olan horozları kümesten çıkardılar ve gömdüler. Fakat bu kavgaların ardı arkası kesilmedi. Bazen beyaz horozlar, bazen de alacalı horozlar taarruza geçiyorlar ve gur sesleriyle ortalığı birbirine katıyorlardı. İlk zamanlar tavuklar buna seyirci kaldılar. Hiçbiri renkdaşının yanında kavgaya girmedi. Ama bu da gerçekleşti. Horozlar ya zorladılar kendileri yanında kavgaya girmelerini ya da onları ikna ettiler. Artık hep kavga vardı kümeste. Göz gözü görmüyordu. Herkes bir şey için bağırıyordu. Alacallı taraf başka kümes istediğini söylüyor, ya da bazı yerlerin kendilerine verilmesini talep ediyorlardı. Beyaz taraf ise buna şiddetli karşı çıkıyor, asla böyle bir şeyin olamayacağını söylüyordu. Senelerce birbirlerini kırdılar. Artık birbirlerini hiç sevmiyorlardı, bir arada yaşamak istemiyorlardı. Alacalı taraf beyaz tarafı haklarını gasp ettiği şeklinde anlıyor; beyaz taraf ise alacalı tarafı hain olmakla itham ediyordu. Alacalı tarafın hali perişandı. Artık iyi beslenemiyorlardı. Beyaz taraf alacalı tarafı küçümsüyordu. Belki hepsi yapmıyordu bunu; ama yapanlar çoğunluktaydı. Onlara göre böyle bir ihanetin bedeli karşılıksız kalamazdı ve yaptıklarının bedelini çekmeliydiler. Ama işin garibi, alacalı tarafta beyaz civcivler, beyaz tarafta da alacalı civcivler doguyor, her seyi alt ust ediyorlardı. Çünkü onlar aradaydılar ve kavga ortamının hiç de işine gelmiyordu.
Beyaz taraf da, alacalı taraf da hep birbirlerine hain, gaddar vs diye baktılar. Gene soyluyorum bunu hepsi yapmıyordu ama buyuk bir kismi bu kanaatdeydi. Evlatlarinı da buna gore yetistiriyorlardı. BAzen aklı basında cocuklar da çıkmıyor degildi. Ama nesiller birbirlerinden uzaklaşıyordu.
Hiç anlamadılar aynı kümeste yaşadıklarını. Aslında her karışının hepsine ait oldugunu. O digerini sucladı, o digerini...
Sonra da birileri çıkıp şişman horozların ya da tavukların sadece alacalı tarafta oldugunu ve kaba saba insanlar oldugunu gibi laflar etti. Niye beyazlarda tonla boyle horoz ya da tavuk oldugunu gormedi. Neden tahıl ambarlarını (bankalar) boşaltanların beyazlar olduğunu dile getirmedi. Ne de her şeyin iyisi ya da kötüsü olduğunu anlamadı.
Eğer hep tek taraflı bakarlarsa her daim kavga olacak kümeste. Yok aslında iç içe geçmişliklerini anımsarlarsa, her şey eskisi kadar iyi olacak, olmalı. Eskisi kadar olmasa da, nesillerdeki zehirler giderek azalacaktır.

mhmd
29-11-2006, 14:09
Sn. Arkadaşlar,

Konu burda iken farklı bir sonuç çıkarmak uğruna ortaya bir soru atma ihtiyacı doğdu.
Sn. Byspy nin postasını okuduğum vakit ilk aklıma gelenlerle başlayalım.
Postada yazılandan öte yazan parmaklar dikkatimi çekti. O parmaklar ki bir kurşunun hesabını dahi yaparken avudu ile, külçesi ile, hektar hektar toprağı ile arkadan götürenleri biraz engellemiş geldi.
Rahmetli Uğur MUMCU'nun rahatsızlık verdiği kişi ve konular bence burada irdelenebilir. Okul yıllarımda okuduğum KÜRT DOSYASI kitabından da başlanabilir.

Sorum şudur;
-Kürt probleminin, esas kaynağı nedir?

Not: "Kürt Problemi" lafı, bilinen bir terim olduğundan kullandım. Konunun aslını beyinlerde canlandırır, Kürt arkadaşlarımı bu terimden dolayı üzmek asla istemem.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

ilgee
29-11-2006, 14:23
-TÜRK KÜRT İLİŞKİLERİNİN GİZLİ TARİHİ -

değerli İlgee kardeş:

* * * * * * * * * Bu forumlarda üyelerimizin söyleyecekleri başkalarının söylediklerinden daha değerlidir. Lütfen kendi düşüncelerinizi yazmaya çalışın. Düşüncelerinizi destekleyecek
yazılara da link vermeye çalışın.Yazınızın orjinali için link:
http://www.platformturk.com/read.aspx?topicid=304


sevgilerimle.
frodo

spartacus
29-11-2006, 16:03
Sevgili byspy,

Madem emin olmak için yardım istiyorsun düşüncelerimi aktarayım.
Öncelikle beni mailin içindekiler ziyade son sözleri ilgilendirdi.
>>>>>>> > > >> >>>MEVZU BAHIS VATAN ISE, GERISI TEFERRUATTIR

Ne demek oluyor bu söz şimdi? Bu söz bir yerlerden göz kırpıyor, iyi bir göz kırpma değil, propaganda kokuyor, bilgi vermekden çok duygusal etkide dahil olmak üzere bir yönlendirme çabası var burada, bir dayatma var. Kuvvetle muhtemel, Şeriat elden gidiyor.

Mevzubahisin vatan olduğunu kim neye göre belirliyor? Teferruatı gerisi neye kime göre? Yada kim buna karar veriyor? Sakızmı bu kelimeler?

Çağımız kapitalizm çağı ve kapitalizmde devlet ve erk yapısı Milli aidiyetlere göre belirlenir(evvel kapitalizm böyle, bilhassa ümmetçi feodaliteyi tasviye etmek için ise milliyetçilik daha aşırı uçlarda görülüyor, daha çok ihtiyaç hali var,, şimdi ise liberal etki, tasviye olmuş feodal üstyapı ile ihtiyacen azalma kendisini göstersede öz henüz aynı, yapay politikalarda hala bu damardan beslenebiliyor).
Bu şartlarda her milli aidiyetlik, bu çağda her milli varlığa, coğrafik bir birlikteliği olan farklı milli unsurlara "vatan" hakkı tanır!? Şimdi vatan ile *1980 Sonrası resmen toplumu satanlar, ceplerini doldurup, Amerikan Jiplerinde benzin içenler, hepside vatan kahramanı kisvesi altında, yan gelip yatmış, vatan kelimesini ise kendi soygunlarına, katliamlarına, silah ve uyuşturucu kaçakcılığına hatta onların bu durumlarını ele veren bir çok araştırmacı-yazar, aydın insanında katledilmesinde başrol oynamışlardır, yazık ki dokunulmazlık zırhları yine bu toplumsal değerler ile örülmüştü, onlarda paşa paşa kullnıyorlardı. 1991-92 lerde en basit bir işçi grevinde bile öyle şantajlar gördümki, işçi servislerine kurşun sıkmalar vs şaşırıp kalmıştım, bilhassa özelleştirme furyası altında satışa sunulan işletmeler karşısında buna karşı çıkanlara, işyerini terk etmeyenlere karşı yapılanların altından, bir yerde işletmeler satılırken diğer taraftan buna itiraz edenlerin karşısına yine bu kof vatan kelimesi ve vatan kahramanlarının mafyatik şantajlarının çıkması, kimi sendika temsilcilerinin yine bu mafyatik ilişkiler ile canları ile bertaraf edilmesi olağan bir şey değildi...

Bu tür mailler, gazete yazıları arttığında, muhakkak ki bir şeyler olacaktır derim, uzun sürmez arkasından foya ortaya çıkar. Mesala Kıbrıs'da eski toprakların gerçek sahibi olan Rum lara(tapu iadesi) verilmesi, Avrupa Birliği toplantısında imza metnine Hükümet imza atarken, aynı anda Hakkaride bomba patlıyordu, hır ve gürün arasında imza metninden kimsenin haberi bile olmuyordu, Tansu Çiller paketi dönemi sonrası sanırım, oluşan krizde Kardak kayaları gelir aklıma.... Bu dediklerim inanıyorum ki, kurgu vs diye adlandırılacak, senaryo vs diye, ama bağ kurmak biraz detaylı araştırma ile zor değil........

Bu mailler bana o kadar çok geliyor ki yazıyı hiç okumadan en sonuna gidip, sloganına bakıyorum ve altında verilen linkin nasıl bir şekilde reklama konduğunu görüyorum, olduğu gibi çöpe... Çoğunlukla ırkçı damardan nasiplenme yazıları oluyor, sayelerinde at izi ile it izini, yanılsama ile gerçeği, hatta irademizi bile kaybediyoruz.
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, toplumlar artık özne değil, yada en iyi tabirle özne olmaktan çok uzak olan taraftarlık noktasına şartlandırılmaktadır. Nerede taraftarlık kokuyor orada çıkar, menfaat, soygun, cahil kılma, kofluktan başka hiç bir şey alabileceğimi düşünmüyorum. Kolay güç olmak ve geniş kitleleri kullanmak isteyen, en geniş kitlelerde yer etmiş değer yargılarını kullanarak zahmetsizce güç oluyor ve gemilerini yüzdüryorlar...

">>>>>>> > > >> >>>Almanya'da PKK bayragi altinda konser veren
>>>>>>> bu ****** kisinin"

Bir zamanlar Ahmet Kaya ve arkasındaki resim vs için büyük gazetelerde manşet olan ve ardından TV lere satış, satış yapılıp parsa toplayanların yaptıkları düzeysizlik(montaj) daha sonraları ortaya çıkmıştır. Çok sonraları Bazı TV kanallarında orada olan dinleyicilere sorulmuş bayrak, konuşmalar hakkında *sanatçılarla yapılan röportajlar yayınlanmıştı, manipülasyon ortaya çıktı. Peki ne oldu, halkı yanıltan Gazete, TV kanalları gerçeği aktarıp özür diledi mi? Peki toplumu *bilinçli ve kasıtlı yönlendirmenin ve buradan propaganda, parsa, nemalanmanın bedeli ne olmalıydı, soran var mı?

Bu yazıyı çöpe yolladığım yazılardan farklı görmediğim gibi açıkca duygu sömürüsüde yapmaktadır, bu mailin altında reklam varmıydı?

vartor
29-11-2006, 17:16
Iste burada yazilanlanlardan dolayi hepinizi seviyorum ulen....

zelzeleci
29-11-2006, 21:49
Bir uzakdoğu felsefesine göre ayrılmak; ayrılan iki tarafın da özgürlüğünü kısıtlar. Tam olarak beraber başlayamadık ama beraber devam etmeliyiz.

dersimmm
29-11-2006, 23:33
byspy "köpekler ve türkler giremez" sloganı bir ermeni rock grubunun sloganıdır. ahmet abi ile hiçbir alakası yoktur. ispatlayamazsınızda. şerefsizlerin ülkesinde arabam kaldı olayını sokakta korsan kaset satan adama sorsan montaj olduğunu anlar.

ahmet kaya ya terörist damgası vuranlar kimlerdir (mgd gecesinde)

1) serdar ortaç: askere gitmemek için sahte evrak düzenleyen, kliplerinde TAM çıplak kadınlar oynatan biri

2)reha muhtar: kurtlar vadisi gibi şovenist bir filmi öven, bir programda en fazla anlatım bozukluğu yapan şahıs

3)lale manço: şu çatalları fırlatan. şu kocasının mirası tükenince başka kocaya waran kadının özelliklerini hiç saymayayım

benja
30-11-2006, 05:33
arkadaslar sizce byspy arkadasin dedigi gibi ülkesi olmayanlar millet yada ulus sayilamazmi?(yani kürtler millet degilmi?)
görüslerinizi merak ediyorum !

dersimmm
30-11-2006, 11:19
kürtler de bir millettir. yok saymaya çalışılsada kürtlerde bi milletir. dili olan, kültürü olan, örgütlenmesi olan bi örgüttür.

Birisi
30-11-2006, 13:43
bir insana Ahmet Kaya dinleme, Ali'yi dinleme, Veli'yi dinleme deme hakkına sahip değiliz siyasi düşünceler ayrı bir nokta müzik ayrı bir noktadır bu ayrımı yapamayanların dolduruşuna gelip provokatif maillere aldanmayalım..

byspy
30-11-2006, 13:50
Sayın sparta abiiii ben çöpe atmak yerine okuyorum yani okuduktan sonra çöpe atıyorum :)
Sparta abii dicek sözüm yok anlamıssındır benii

sayın dersimm simdi siz bu yorumu yapıyorsunuz ben sizin yanlışlarınızı yazsam hoş olurmu bilemiyyorum bir insanın yapmış oldugu yanlışlar yorum yapma haklarını elleinden alıyormuu

Zelzeleci :) hayranım su uzak doğululara

Sayın özgür beyin dogru söze ne gerek

Birde şöyle düşünmenizi istiyorum ben karakter yapısı olarak milliyetçi deilim ve karsıyım ama hergün akşam bir toplulugun cıkıp apo basa gelicek türleri bilmemne die bagırması ,ve kimsenin bu duruma dur diyememsi aksine bulundugum semte gelen polislerle taş lı sopalı kavgalar edilmesi... Bakın o mail sadece bir yazı benim görüslerim deil aksine benimde görüsüm kardeşce yasamak ki genelide böyle simdi sorum böyle bir ortamda nasıl düsünmeliyim

Saygılarımla...

ilgee
30-11-2006, 15:49
Sayın frodo link verilip verilmeyeceği hususunda forumlarda yeterli demeyimim olmadığından ötürü özür dileyeceğim ama bu bir hata değil, sadece eksikliktir. Bundan sonraki yazılarda link verilecektir.
Saygılarımla.

dilaver
01-12-2006, 04:04
sayın byspy

* * hergün akşam bir toplulugun cıkıp apo basa gelicek türleri bilmemne die bagırması ,ve kimsenin bu duruma dur diyememsi aksine bulundugum semte gelen polislerle taş lı sopalı kavgalar edilmesi *

* * *demişsiniz ama bunu biraz abartmışsınız her halde. Hergün kelimesinin biraz egreti durdugunu düşünüyorum. Kürdistanda ( bu kelimeyi kullanmaktaki amacım ilk mecliste Kürdistan milletvekillerinin olması ve Kürdistanın Osmanlı İmparatorlugunun bir vilayeti olması sebebiyledir. ) ikamet ediyor olsanız bile orada bile şu aralar öyle bir hareketlilik görülmüyor ya da biz şehirlerden farkına varamıyoruz.

* * *Muhammedin sorusuyla konuyu açmak gerekiyor. Kürt Meselesi nedir.Bu meseleyi PKK mı çıkarmıştır, bu mesele 1984 Eruh Şemdinli baskınıyla mı başlamıştır. Bu soruya cevap için Benja nın sorusundan başlamak gerekiyor.

* * *Türklerin Anadolu'ya giriş tarihi olarak 1071 Malazgirt kabul edilir. Ancak Malazgirt savaşı esnasında Bizans safında Türklere karşı dögüşen Türkler oldugu da bilinir. Demek ki bir kaç yüzyı evvelinden beri Türkler Anadolu'da dolaşmaktadırlar. Peki bu esnada Anadoluda kimler vardır. Pek çok halkın yanısıra Kürtler vardır. Hatta Kürtlerin Asuriler, Keldaniler,Ermeniler,Lazikiler ve Nasturilerle birlikte Şu anda Anadolunun yaşayan en eski halklarından oldugunu kabul etmek gerekir. Bunların Gurriler,Mittaniler gibi devletler kurdukları söylenir. Anabbasisin Onbinlerin Dönüşü isimli eserinde de isimleri geçer. O zamandan bu yana da hep aynı topraklarda otururlar. Demek ki bir toprak birlikleri ve tarih birlikleri vardır.

* * * Kürtlerin bizimkinden tamamen farklı bir dilleri vardır. Alfabesi, fonetigi, kökeni tamamen Türkçeden farklıdır. Demek ki bir dil birlikleri de vardır. Burada Zazaları işin içine katmıyorum onlar ayrı bir milliyet olduklarını iddia ediyorlar.

* * * Demek ki Kürtler ulus sayılabilmek için gerekli kıstaslara sahiptirler. Bu işin sosyolojik boyutudur. Ulus bilincinin gelişmedigi ümmet aşamasında Osmanlı toplumu içinde de hiç bir sorunla karşılaşmamaktadırlar. Hatta Kürt aşiret beyleri Dogunun hakimiyeti için padişaha yüklü miktarda rüşvet de vermektedirler. Abdülhamit Hamidiye alaylarını Kürtlerden teşkil etmiş ve bu alaylar da ermeni tehcirinde ciddi roller oynamışlardır.

* * * Türkler ulus bilincini rum ve ermenilerden ögrendi, Kürtler de Türklerden. Ve Kürtler bugüne kadar 28 kere isyan ettiler, tamamı da kanla bastırıldı. Bugünkü isyan 29.cu görünümdeydi Şimdi artık Kürt isyanı kisvesinden çıkmıştır .Peki nedir bu insanların sorunları ki bu kadar çok isyan etmişler. Bu insanların hepsi de mi dışarıdan kışkırtılıyorlar.

* * * Çok degil bundan 30 sene evveline kadar bu ülkede Kürdüm demek suçtu. Kürtçe diye bir dil yoktu. Ama her ne hikmetse bir Kürt mahkemeye düşse hemen Kürtçe tercüman aranırdı, başka türlü iletişim imkanı yoktu. Kürt illerinin aşiret yapısı dolayısıyla da hiç bir hizmet gitmezdi oralara. Savaş yüzünden yol su ve elektrik verilebildi köylere. Peki bu yıllar evvel yapılamaz mıydı. Soru budur

* * * Yapılabilirdi, yapıldı da .Kürtçe konuşuluyor artık, müzik çalınıyor, kitap dergi çıkıyor ve hiç bir şey olmuyor. Olmadı da .O halde bu insanlar sadece ana dillerini konuşmak istediler,kültürlerini geliştirmek istediler. 1969 yıllarında doguda yapılan DDKO mitinglerinin talepleri bunlardı. Sonuç ne oldu zindan ve ölüm.

* * * Bir ulusu ezen başka bir ulusun özgür olması imkanı yoktur. O ulusu ezen mekanizma ister istemez sizin üzerinizden de geçer, sizin de özgürlügünüzü kısıtlar. Bu ülkede bütün tahlillere aykırı olarak Sakıp Sabancı ışık kapatma eylemlerine katıldı, Kürt meselesinden ve çözümden bahsetti diye kardeşi öldürüldü. Çözüm arayan bir kuvvet komutanı öldürüldü bir cumhurbaşkanının ölümünün üzerindeki şaibe kalkmadı. Bir başbakan az kalsın öldürülüyordu,asker sahip çıktı da yaşadı.

* * *Bugün yapılanlar 30 sene evvel yapılabilseydi, ne bu kadar kan dökülürdü ne bu kadar acı yaşanırdı ne de Türkiyenin iç ve dış borcunun tutarından daha fazla bir meblag harcanırdı.

* * *Aslında o zamanlar yapılacak bir şey daha vardı. Kürt kartını dogru oynamak ve bugün ABD ve Irak kürtlerinin yapmaya çalıştıgını Türkiyenin yapması. Ama her türlü politikasıyla ABD nin güdümündeki Türkiyenin böyle bir şeye cüret etmesine bile imkan yoktu. Kişiliksizlik sonuçta çuvalı başına giymek ve bunun intikamını filmlerle almaya çalışmaktır.

* * * İlk başladıgında PKK nın bir ulusal niteligi vardı ama artık bu niteligini kaybetmiştir bizzat önderi devletle işbirligi içine girmiştir. Şu an ne tür bir oyun oynanıyor bunun pek idrakinda degiliz ama ne oynanıyorsa insan kanı üzerinde oynanıyor. Size bu mailleri atanlar da bu hesabın ve oyunun parçaları.

* * * Bu oyunu bozmanın bir tek yolu var o da insanlıgı öne çıkarabilmek. İnsani degerleri, insan haklarını demokrasiyi savunabilmek ve ne olursa olsun ondan taviz vermemek.

* * * Çalışan bir insanın karnı insanca kıstaslara göre doyuyorsa, kültürel tüm haklarını kullanabiliyorsa, geleceginden kuşku duymuyorsa rahatından taviz verip de isyan etmesi mümkün degildir. İsyan eden de marijinal kalır ve önemsiz olur. Ama her türden azgın bir sömürünün oldugu bir toplumda ne kılıf bulursanız bulun insanları durduramazsınız. Şu anda şahinlerin olası bir tehlikeye karşı buldugu tehlikeli yol, Kürdü Türke kırdırmaktır. Ama 1000 senedir bu topraklarda kardeşçe yaşayan halkımızın bu oyuna kanacagını zannetmiyorum.

* * * Tek yolun demokrasi, daha fazla demokrasi ,herkes için demokrasi oldugu görülüyor. Hem Türkler hem de Kürtler için milliyetçilik asla kurtulanamayacak bir bataktır.


* * * *saygılarımla


* * * Ezkamo Hocam iki gün uyarını dinledim , bu kadar ilerleyen bir topikte yazmadan duramadım. Her ne kusur ettiysek affola.

benja
01-12-2006, 04:23
sevgili dilaver;
bu konudaki görüslerine katilmamak elde degil cok güzel özetlemissin. bugüne bakip, yirmi yil sonra kürt sorunu ne halde olur? diye bi soru sorsam cok sey mi istemis olurum?
:) degerli görüslerini bekliyorum.

mhmd
01-12-2006, 09:18
Sn. Dilaver,

Vermiş olduğunuz; Kürtlerin tarihi bilgiler ışığındaki sosyolojik tanımına aynen katılıyorum.
Yaşanmış olaylardaki nedensellik türk/kürt milliyetçiliğine bağlanmasına benim gibi sizlerde mesafeli durmuşsunuz.
Gözümüzün önünde bir oyun sergileniyor ve biz gah gülüp gah ağlayarak sahne sonlarına alkış tutmaktan başka bir işlev görmüyoruz.
Kuliste olanlar hakkında, provalar hakkında bilgi sahibi değiliz.
Ve oyun çıkışındaki ana fikrin coşkunluğu ile beynimizin bir köşesine yer eder oyuncuların karakterleri.
Kötü adam, bizim için sokakta da kötüdür.
İyi adam, bizim için bir melek.
Toplumsal hafızalarımızı oluşturur sahne arkasındaki yönetmenler.
Bu hafızalar da gün gelir düşünce olur, davranış olur dökülür beynimizden.

Şimdi de bunların ışığında sorumuzu biraz değiştirsek diyorum. Yazınızda bahsettiğiniz 28 tarihi ayaklanmanın nedenlerine bir insek.

Kürt toplumu 28 kez niçin ayaklanmış ve/veya ayaklandırılmıştır?

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

tewderi
01-12-2006, 11:43
Kürtlerin bizimkinden tamamen farklı bir dilleri vardır. Alfabesi, fonetigi, kökeni tamamen Türkçeden farklıdır. Demek ki bir dil birlikleri de vardır. Burada Zazaları işin içine katmıyorum onlar ayrı bir milliyet olduklarını iddia ediyorlar.

Sevili dilaver,

Hangi zazalar bunu ida ediyor.?
Yoksa birileri ida edipte kürtlerimi bölmeyemi çalışıyor.?


İki Büyük kürt isyanlarına bakınız Seyit rıza ,Şeyh Said ikisde kürdistan diyor zazakistan demiyor..
Ve ilginçitir ki Şeyh Said ve Seyit rıza'nın yandaşları Büyük bölümü zaza

dersimmm
01-12-2006, 11:54
kürt sorunundan dem vurulduğu ilk anda insanlar barış, huzur ve kardeşlik olsun diyor
ama konu derinleştikce barış çözüm değil çözüm savaştır, kalem çözüm değil çözüm m-16 dır cümlelerini sıkca duyuyoruz

ilk anda herkes esas niyetini belli etsin ki öne göre tartışalım

mhmd
01-12-2006, 13:52
Sn. Dersimmm,

İndirin gardınızı ringte değiliz dostum. Tartışma platformu burası.
Siz M16 dan dem vurursanız karşınızdaki de Kaleşnikoftan dem vurur.

Kaldı ki ikisinin de yeri burası değil.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

vys
01-12-2006, 18:09
Evela, dünyanın herhangi bir yerinde bir halk devlet ilan etti mi?
Mesela nerde?
Anadolu'da, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı yenilince, İstiklal Savaşı'nın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'ni halk mı ilan etti?
Yoksa Mustafa Kemal ile arkadaşları mı ilan etti Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni?
Halka kalsaydı, Osmanlı Devleti'nin suyu mu çıktıydı?
Veya mesela Irak Devleti'ni halk mı ilan etti?
Suudi Arabistan'ı veya mesela...
Ya da “Büyük Britanya”yı halk mı ilan etti?
Avustralya'yı, Kanada'yı, Amerika'yı ya da?
Nerde böyle avanta?
Fukara ahalinin esamesi mi okunur bu pezevek dünyada?
Bu pezevek dünyada kaba kuvveti kim eline geçirirse, halk da odur.
Bir başka deyişle, “Egemenler” derler ya...
İşte halk da onlardır, devlet de onlardır...
Ve, gerek görürlerse devleti ilan eden de onlardır. “Halk” diye bir güç olsaydı bu alçak dünyada, hiçbir çıkarı olmayan bir memleketin fukara insanları savaşa gider de zenginler zenginliklerine zenginlik katsınlar diye ölürler, öldürürler miydi?

arif hasan tahsin

vys
01-12-2006, 18:15
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, toplumlar artık özne değil, yada en iyi tabirle özne olmaktan çok uzak olan taraftarlık noktasına şartlandırılmaktadır. Nerede taraftarlık kokuyor orada çıkar, menfaat, soygun, cahil kılma, kofluktan başka hiç bir şey alabileceğimi düşünmüyorum. Kolay güç olmak ve geniş kitleleri kullanmak isteyen, en geniş kitlelerde yer etmiş değer yargılarını kullanarak zahmetsizce güç oluyor ve gemilerini yüzdüryorlar...

spartakus ağzından bal akıyor dostum aklınla ol..

vys
01-12-2006, 18:21
Zamanın tarihler boyunca nasıl aktığını, en kanlı cinâyetlerin, katliamların üstünden akarken tarihleri bile aşındırdığını ve ölenlerden başka kimsenin hatırlamadığını da unuturuz.
Tarihi, insanlardan bağımsız yüce ve bilge bir yargıç kılığına sokarken, tarihyapıcılarının halen yaşadıklarını ve bütün suçlarına rağmen itibarlarını koruduklarını da... Böylece, bu içi boş “Tarih bağışlamaz” hayaliyle tarih oluruz, tarihe “mal” oluruz, tarihin “mal”ı oluruz, harcanırız, satılırız ve gelecekte okunacak tarihin en zavallı sayfalarında arz-ı endam ederiz.
(Bilmeyiz ki bu söz, siyasetçilerin de güvencesidir. Bilmeyiz ki, siyasetçiler tarihin şimdiye kadar bağışlamaktan başka bir şey yapmadığı gerçeğine yaslanarak, geçmişte işlenen suçlara kendi suçlarını, geçmişte biriken kire, kendi kirlerini de eklerler pervasızca.)
Tarihin bağışlamayacağını hayal ederken, ıskaladığımız “şey”in kendi kişisel tarihimiz olduğunu anlamak hiç işimize gelmez. Bilmeyiz ki, kendi kişisel tarihine hükmedemeyenler toplumsal tarihe hükmetseler de “vatan” kurtulmaz…
Kendi kişisel tarihimizden kaçarken, toplumsal tarihin içinde zavallı bir figür olarak durmaktan kurtulamayacağımızı, yaz'ın bittiğini, yaz'ın bittiği yerde hep aynı şarkının söylendiğini, hayatımızın, aşklarımızın, kuruyunca da geçmeyecek bir lekeden ibaret olduğunu görmek, anlamak da işimize gelmez…
Bayrak için ölenlerin dirildiği de, bayrak için öldürenlerin pişman olduğu da görülmemiştir ama görülmeyen başka şeyler de vardır o ıskaladığımız kişisel tarihler içinde. Tarihte gerçekleşen kurtarma operasyonlarının öldürmek üzerine kurulduğunu anlamış olmamız, bunlara şiddetle karşı çıkmamız, kendi kişisel tarihimizde yer alan ve bizzat kendimizin yönettiği kurtarma operasyonlarında öldürdüklerimizi görmedikten sonra neye yarar!..
Kendi kişisel tarihimizde gerçekleştirdiğimiz kurtarma operasyonlarında öldürdüklerimizi de cinâyet kapsamına alsak... Hatırlasak, otuzbir aralık akşamlarına denk gelen alaycı ramazanlar gibi oturduğumuzu iftar sofralarına... Hatırlasak, tanrıya inanmadığımız kadar inandığımızı sevdanın ihtilâlle açılacak bir oruç, ihanetle işlenecek bir sevap olduğuna...
İşimize gelmiyor değil mi, dönüşümüzün bir Odysseus hatası olduğunu, kalışımızda tipik bir Penelope sabrı olduğunu görmek? Gelmiyor, çünkü, hep aynı hançerle yaralamak kadar, hep aynı hançerle yaralanmaya razı olmak da bağışlanmaması gereken suçlar kapsamına girer.

"Adressiz Yazılar"

Faize Özdemirciler

spartacus
01-12-2006, 19:27
Teşekkür ederim Vys.
Peteği sofraya sunuyorum.

dersimmm
01-12-2006, 20:22
saygıdeğer mhmmd

dikkatle okuduysanız m-16 ları ben istemiyorum. savaşı isteyenler, kürt sorunu benim sorunumdur deyip sonrada türkiye de tek halk vardır diyenler, kürt realitesini tanıyoruz deyip malatya da katliamlar yapanlar istiyor.

mhmd
01-12-2006, 21:17
Sn. Dersimmm,

Bizbizeyiz dostum buralarda.
Başkalarının ne düşündükleri ve ne yaptıklarından öte sizlerin, bizlerin düşüncesi ve yorumlarının zamanı.

Sn. Vys,

Rica etsem yazılarınızda biraz paragraf ve satır başı kullansanız hocam. Takip etmekte zorlanmaktayım.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

01-12-2006, 21:43
Ezkamo Hocam iki gün uyarını dinledim , bu kadar ilerleyen bir topikte yazmadan duramadım. Her ne kusur ettiysek affola.

Sevgili Dilaver,
Ben bir kusur göremedim. Başlığı da serbest foruma taşıyorum. Bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştim. Aslında ülkemizin geleceği açısından önemli bir konu. Sağduyulu yaklaşımın için de teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...

dersimmm
02-12-2006, 00:00
ilgi görür ezkamo
çünkü sevdiğimiz insanlar aşağılanıyor burada. bu linç kampayasına artık son werin. bir kaç haftadır ahmet kaya şahsında bir çok suçlama, hakaret war

byspy
02-12-2006, 00:01
Sayın dilaver isterseniz br gün misafirim olun o zaman ne demek istediğimi anlarsınız sanırım benim soylediklerim kesinlikle abartı değil yada yazdıklarım yanlış değil ewet hergün ben bunu yaşıyorum isterseniz yaşadığım semti yazabilirim araştırabilirsiniz...

ve eklemek istediğim benjanın da dediği gibi görüşlerinize katılmamak el de değil ....

Saygılarımla

vartor
02-12-2006, 04:11
Milliyetcilik diyemiyecegim fakat irkcilik, imanli imansiz herkes tarafindan kinanmasi gerken bir tutumdur.
Imanlisi, butun insanlarin, Adem ile Havva'dan turedigi inancini tasirken, kardes addetmeyi birakip, irkcilik yapmasi buyuk celiski.
Ateistin ise, safkan bir irkin dunyada olamayacagi gercegini kavramis olmasi gerekir. Olsa bile bunu konu yapmasi birini digerine ustun tutmasi, kendi humanistlik ilkelerine aykiridir.
* Milliyetcilik daha bambaska bir seydir. Sinirli bir toprakta yasayan, muzigiyle, kulturuyle, yedigi ictigiyle, hep birarada zevk alabilen degisik kokenli insanlarin toplulugudur millet dediginiz.
*Yurt disinda yasayanlar bilir.Turkiyeli bir turk, bir rum, bir kurt, bir ermeni yanyana geldiginde, diger ulkelerin, turk,rum ermenisinden daha yakin hisseder kendine kendi yurdundan olanlari.
Sebebi; hani bir sarki vardi, raki ayni, muzik ayni, meze ayni...diye.Bu degisik kokenli insanlarin hepsinin katkisi olmustur o kulturun meydana gelmesine.Kisaca(diyorum ama uzun oldu) irkcilik ve milliyetcilik farkli hatta biraz da zit seylerdir.
* *Bir kurte, bir ruma bir ermeniye, turkum dedirtemessiniz cunku turk bir irki da temsil eder,ve turk degillerdir, ama ayni kisiler gogsunu gere gere turkiyeliyim diyebilir, ve milleti icin kendini feda edebilir.
* *Milletini seven bir insan, onu meydana getiren, katkisi olan butun fertlerini, din, dil, irk farketmeden sevebilendir.

dersimmm
02-12-2006, 15:14
ırkcılık bu sitede pek kınanmıyor
eğer kınansaydı sivas katliamından söz açılınca konu alewilik islam içi mi? islam dışı mı? olmazdı

vartor
02-12-2006, 18:15
Sevgili dersimmm,
Uyelerin buyuk bir cogunlugu tarafindan ozellikle kinandigi gorusundeyim. En basta site kurucusu tarafindan.
*Dincilik ve irkciligin insanlara zarali gorusler oldugu defalarca kanitlandi, ancak aramizda, milliyetcilik ile irkciligi karistiranlar oldugunu da yazmadan gecemiyecegim.

pante
02-12-2006, 20:22
"ırkcılık bu sitede pek kınanmıyor
eğer kınansaydı sivas katliamından söz açılınca konu alewilik islam içi mi? islam dışı mı? olmazdı"

Dersimmm sen hala orda mısın? Sen de oradaki tartışmayı buraya mı taşımak istiyorsun? Irkçı olmayabilirsin belki ama sende şovenlik olduğu kesin. Bu mesajın da şoven takıntını ortaya koyuyor ya da kendi tabirinle toyluğunu.

Ayrıca "Alevi" de w yoktur. Özellikle mi kullanıyorsun?
Dersim'i üstüne basa basa mmm'lemenin maksadı nedir? Ne anlatmaya çalışıyorsun?
M16'lar açıklamanla kimleri kastediyorsun? Terörü tek taraflı mı görüyorsun? Kürt ırkçılarının, şovenlerinin, terör örgütünün yaptığı katliamları, işlediği cinayetleri neden görmezden geliyorsun?
Ayrılığı, bölünmeyi körüklüyenleri, ulusal birliğimizi bozmaya çalışanları hoş mu karşılayalım?
Evet, niyetini bir belli et de ona göre tartışalım..

dilaver
02-12-2006, 21:21
Hangi zazalar bunu ida ediyor.?
* * Yoksa birileri ida edipte kürtlerimi bölmeyemi *çalışıyor.?

* * sayın Tewderi
* * Yurt dışı kökenli bir Zaza forumunda rastlamıştım, pek de ayrıntılı üzerinde durmamıştım. O benim sorunum degil Zazaların sorunu, ama böyle bir iddia ve takipçileri var.Ben izah etmeye çalıştıgım konuda açık bırakmamaya çalışarak böyle bir husustan bahsettim.

* *
* * * *Sayın Muhammed

*Kürt toplumu 28 kez niçin ayaklanmış ve/veya ayaklandırılmıştır?


* * * Bu soruya verilecek muhtelif eksenli cevapları siz zaten / diyerek yönlendirmişsiniz. Ben bu konuda biraz cesurca bir soru sorarak cevap aramak istiyorum.

* * * 70 li yıllar içinde Türkiye solunda Kürtlerin ayrı örgütlenmesini savunan gruplar vardı. Bunlara genelde ilk zamanlarda beş parçacılar denirdi. Kürtlerin sadece Türkiyede degil Irak, İran, Suriye ve SSCB de
( o zaman ismi böyleydi ) oldugundan ve bunların hepsinin aynı ulustan olduklarından dolayı ayrı örgütlenmesi gerektigini savunurlardı. Örgütlenme konusunu bir yana bırakırsak ortada bir gerçek var.O da şu : Bugün Irak'ın, İran'ın, Suriyenin ve Türkiye'nin *Kürdistanları var. Irak Kürdistanı, İran Kürdistanı vs diye adlandırılıyorlar. İlk mecliste milletvekillerinin olmasından Türkiyede de bir aralar böyle adlandırıldıklarını biliyoruz. O halde şu soruyu cesaretle sorarak buna cevap arayabilmek bizi tabulardan ve korkulardan bagımsız sonuca biraz yaklaştırabilir diye düşünüyorum.

* * * * Suriye'nin, Irak'ın, İran'ın ve Türkiye'nin Kürdistanları var ,Neden Kürtlerin Kürdistanları yok ve hiç olmadı.

* * * * Bu soruma gelecek olan bazı tepkileri hemen gögüslemek için bu sorunun bilimsel bir soru oldugunu söylemek isterim. Hoşnut olmasak da sormak ve cevabını aramak ve tartışmak zorundayız.

* * *
* * * *sevgili benja

* * bugüne bakip, yirmi yil sonra kürt sorunu ne halde olur?


* * * Bu soruna cevap verme yeterliliginde olmadıgımı düşünüyorum. Kaldı ki 20 sene sonra bölgenin durumu ne olur tahlilini yapmadan Kürt sorununun ne olacagını cevaplandırmak da çok zor.

* * * Benim bu konuda ele alınmasını gerekli gördügüm iki husus var. Birincisi ABD emperyalizmine karşı mücadelenin ulaştıgı boyut dünyanın oldugu kadar bölgenin kaderini belirleyecektir. ABD halkının böyle bir mücadele içinde olabilmesi de çok büyük etkendir, hatta tayin edici bir etkendir. Ancak bugünden yarına böyle bir olasılık gözükmüyor.

* * * Türkiye bugünkü politikalarında devam ederse Türkiyenin Kürt bölgelerinin ABD destekli bir Kürt devletinde toparlanması olasılıgı bugün oynanan senaryonun bir parçası gibi gözüküyor. İsrailli Yahudi Kürtlerin de bu senaryonun bir parçası oldugu anlaşılıyor. PKK artık bölgede tayin edici güçlerden biri olma vasfını yitirmeye başlamıştır. Önderinin TC ye teslim oldugu gibi kendisi de ABD ye teslimiyet çizgisine yaklaşmaya ve pastadan pay kapmaya ugraşmaktadır.

* * * Mehmet Agar gibi tescilli bir Kürt düşmanının bugün düz ovada siyaset yapmayı savunması Türk Burjuvazisinin de bu gerçegi kavramış oldugunu göstermektedir. Türkiye Kürdistanının durumu bence tamamen Türkiyedeki demokrasinin gelecegi boyutlarla ilgili bir konudur. Türkiyedeki demokrasinin göstermelik degil de gerçek boyutlarıyla uygulanabilmesi bir bölünmenin önünü kesebilecek tek yoldur diye düşünüyorum.

* * * Türkiyede bir sınıf hareketinin ve onun siyasi teşkilatının olmaması , düzene karşı gerçek anlamda bir muhalefetin oluşmamasını getirmektedir. Böyle bir oluşumun varolup dipten tepeye düzeni sallayabilmesi hem demokrasinin yerleşmesinde hem de Kürt meselesinin çözümünde gerçek bir mihenk noktası olabilir diye düşünüyorum.


* * * * saygılarımla

pante
02-12-2006, 22:07
"Suriye'nin, Irak'ın, İran'ın ve Türkiye'nin Kürdistanları var ,Neden Kürtlerin Kürdistanları yok ve hiç olmadı."


Dilaver;
"Türkiye Kürdistanı" diye bir yer yok. Saçmalama. Kürdistan, cumhuriyet öncesi İmparatorluk dönemi tabiriydi. Bölücülük yaptığının farkında mısın?
Ayrıca Irak haricinde bir Kürdistan da yok. Amacın büyük Kürdistan hayaliyse bunu açıkça ortaya koy bilelim. Sorduğun sorunun bilimsel bir tarafı falan yok. Resmen demogoji yapıyorsun.
Önce bilimselliğini kendin ortaya koy bakalım. Bölücülüğün adı ne zaman bilimsellik oldu.
Türkiye, varolan bir Kürdistan devletini yıktı da sömürge mi yaptı?
70'li yıllarda da sol'un öyle bir düşüncesi yoktu, yanlış biliyorsun. O fikir Kürtçü örgütlerde Kawa, Rızgari gibi gruplarda vardı. Diğer sol franksiyonlar halkların birlikte mücadele etmesini savunuyordu. Türk-Kürt ayırımı yapmıyorlardı. Deniz'lerin, Mahir'lerin böyle bir fikri yoktur. Vardı diyorsan kaynak göster. 70'li yılların sonuna doğru Kürtçü örgütlerle eylem birliği etkilenmelerinden dolayı devrim sonrası referandum ile halk isterse federasyon olabileceği düşüncesini savunanlar ortaya çıktı ama destek bulmadı bu görüş.
Turan düşüncesi ne kadar ırkçı ise Türkiye'de bir Kürdistan düşüncesi de o kadar ırkçıdır.

dilaver
02-12-2006, 22:49
70'li yıllarda da sol'un öyle bir düşüncesi yoktu, yanlış biliyorsun. O fikir Kürtçü örgütlerde Kawa

* * diye yazmışsınız Pante. Halbuki benim dedigim çok net :

70 li yıllar içinde Türkiye solunda Kürtlerin ayrı örgütlenmesini savunan gruplar vardı

* * * Türkiye solundan bahsettim Türk solundan degil. Yahu Kürdistan lafı bile sizi zıvanadan çıkardı. Kawa, Rızgari gibi gruplar sizce Türkiye soluna girmiyorlar mı ?

Deniz'lerin, Mahir'lerin böyle bir fikri yoktur. Vardı diyorsan kaynak göster

* * * Böyle bir şey iddia etmedim ki kaynak göstereyim. Bu da degişik bir tartışma yöntemi herhalde.

* * * Bölücülük yaptığının farkında mısın?


* * * Bir sözcügü telaffuz etmekle bir düşünceyi ifade etmekle nasıl bölücülük yapılıyor anlamıyorum. Haa anladım 302. maddeyi kullanıyorsunuz.

* * * Farkında degilim Pante asla da olmayacagım. Yapmak bir eylemdir ben eylem yapmadım. Düşündüm ve düşündüklerimi yazılı hale getirdim. Düşünmek ve düşündüklerini ifade edecek bir soru sormak bölücülükse evet ben bölücüyüm bundan da taviz vermem.

* * * Burada sizin müslümanlardan ne farkınız kaldı. Günah ve yasak kavramıyla karşıma geliyorsunuz. Müslümanların günah kavramıyla sizin bölücülük kavramınız bire bir örtüşüyor.

* Amacın büyük Kürdistan hayaliyse bunu açıkça ortaya koy bilelim

* * * *Kürdistan lafı öyle bir alerji yaratıyorki yazımın bundan sonraki bölümünü okumaya gerek bile duymamışsınız. Benja ya yazdıgım kısmı okuma lutfunu göstermiş olsaydınız Büyük Kürdistan hayaline kimin vakıf oldugunu iddia ettigimi görebilirdiniz.

* * * Bir ulusun niçin devlet kuramadıgını niye devleti olmadıgını sormak suç olamaz. Bunu araştırmak bilimdir, buna verilecek cevaplar bilimsel olur veya olmayabilir. Halbuki şimdiye kadar begeniyle yazılarınızı izledigim sizin böyle bir ırkçı tepkiyle degil de şu alternatiflerden en azından biriyle bu tartışmaya katılmanızı beklerdim.

* A- Kürtler bir ulus degildir

* B- Kürtler bir ulus olmalarına ragmen devlet kurma kapasitesinde degillerdir

* C-Kürtlerin çok parçalı yapısı onların aynı devlet çatısı altında birleşmelerini gerektirecek kültürel yapıdan onları yoksun bırakmıştır.

* D- Kürt burjuvazisi zaten fiilen bu devletin egemenlerindendir, Kürtlerle ilgili yapılacak bir kaç rötuş haksızlık gibi görünen bu durumu giderir ve sorun temelinden ortadan kalkar.

* *E- Anayasal vatandaşlık kavramı bu sorunu giderir.

* *F- Türkiye Kürtlerinin ayrı bir devlet halinde örgütlenmesi iki halkın da çıkarına degildir.

* *G- Büyük Kürdistandansa aradaki tarihsel,kültürel yakınlık Türkiye Kürtlerinin Türklerle beraberligini daha gerçekçi *oldugunu varsayar.

* * * benim ilk anda aklıma gelen başlıklar bunlar, ama siz direkt bu konuyu *Allahın vahyettikleri hanesine yazdınız. * * *

Türkiye, varolan bir Kürdistan devletini yıktı da sömürge mi yaptı?

* * * *Böyle bir şey dedigimi de hatırlamıyorum. Varolan bir devletten bahsetmedim, neden olmadı dedim. Demek ki varolabilme ihtimalini kabul ediyorsunuz. Ayrıca sömürge lafından da bahsetmedim. Irak Kürdistanı son bir kaç on yılın telaffuzudur bundan evvel böyle bir şey yoktu.
* *
* * * *Tam kelime anlamını bilmiyorum ama Tan eki geldiginde topragı anlamına geliyor olsa gerek. Yanılıyor da olabilirim. Bilen dogrusunu yazsın.

* * * *Bugün nufusun ezici bir çogunlugunun müslüman oldugu bir toplumda Allah kelimesini ve kavramını, peygamberin kişiligini ve hallerini tartışmaya açabilip tabuları yıkabiliyorsak Kürdistan lafından hiç korkmamız lazım Pante. Ben korkmuyorum ve çekinmiyorum. Sizi bilemem

* * * *saygılarımla

pante
03-12-2006, 00:12
Dilaver;
Ben de "Sol'un öyle bir düşüncesi yoktu" dedim, Türk solu'nun değil. Kawa, Rızgari gibi gruplarda Pkk gibi sol değil bölücü örgütlerdi. Bunlar sol takıldığından Türkiye solu'nu da mahvettiler zaten.
Bugün sol'un zayıflamasının iki büyük nedeni vardır. Birincisi, SSCB'nin çöküşüdür. İkincisi ise Pkk'nın solcu geçinmiş olmasıdır. Asıl etken ise ikincisidir.

Deniz'lerin, Mahir'lerin böyle bir düşüncesi yoksa, böyle bir düşüncenin varlığı iddia edilemez zaten. Çünkü onlar sol görüşün öncüleri, devrimcilerin önderidir.

Türkiye'nin bir bölümüne Kürdistan demek bölücülüktür. Benim 302 ile ilgim olmaz. Yazdıkların seni ilgilendirir. Bölücü düşüncenin bölücü kısmı beni ilgilendirir. Bir bölücüyü tanımak, bilmek de hakkımız. "Ben bölücü değilim, sadece Kürdistan denmesinde sakınca görmüyorum" desen de, bu ülkenin bütünlüğün bozulmasını istemeyenlerin gözünde bölücü konumundasın. Kürdistan diyerek ilerici, devrimci olunmaz. Sol düşüncede "Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı" vardır. Ama emperyalizme teslim olmuş, ulus bilinci olmayan, vatan birliği olmayan, tarihinde devlet olmayı başaramamış bir halkı kullanarak "parçala, böl, yönet" stratejisindeki vahşi kapitalistlerin oyununa da gelmemeli sol düşünce.

Evet, -tan eki geldiğinde toprak, vatan, ülke ifade ediyor. Türkiye Kürtlerinin vatanı da Güneydoğu değil tüm Türkiye'dir.
ABD emperyalizminin BOP ortada iken halkların bölünmesine değil birliğine ihtiyaç vardır. Siyasiler yanlış yapabilir, yanlış yönetebilir. Doğrusu tam bağımsızlık ve gerçek demokrasi için, sınıfsız, sömürüsüz bir toplum düzeni için omuz omuza olmaktır. Gerçek sosyalizmin uygulandığı 1920'lerin Sovyetleri bunun bilincindeydi ve buna destek verdiler. Bugün emperyalizmin maşası haline gelmiş, feodalizme dahi karşı çıkamayacak kadar sahtekar bölücü terör örgütü yanlıları ve sempatizanlarının diliyle konuşarak onlara destek vermeyelim. Bir ulus içinde farklı dil ve kültürlere sahip halklar olması bugünün dünyasında gayet normaldir. SSCB de böyleydi zaten. Türkiye'de ise eşsiz bir uyum içinde ve içiçe geçmiş, etle tırnak olmuş, tüm tahrik ve provakasyonlara rağmen asla birbirine karşı tavır almamış halkların bölünmesi, ayrılması için bir gereklilik de yoktur.

Elbette dillerini özgürce kullanacaklar, kültürlerini yaşatacaklar, asimile edilmeyecekler. Asimile politikası uygulayanlara karşı mücadele verilecek ama asla bölünmeyecekler.

dilaver
03-12-2006, 02:24
Pante
* * Son yazdıklarınızın ilk dört paragrafında katılmadıgım pek çok konu olmasına ragmen topik in anlamından sapmaması için polemik konusu yapmak istemiyorum. Bunları yeri gelirse tartışırız.

* * Bölücü düşünce kavramını anlamakta zorlanıyorum. Düşüncenin bölücü olmasını ise hiç anlamıyorum. Kime göre bölücüdür. Düşünce nasıl bölebilir. Bölücü olmamak için düşünmemek mi gerekir yoksa sizin istediginiz gibi düşünmek mi gerekir. Şimdi ben bölücü olmamak için ne yapmalıyım.

* * * saygılarımla

sosyalist18
03-12-2006, 11:26
Galiba bolucu olmamak icin bir ulusu yok saymak gerekiyor dilaver hocam.O zaman sizde bolucu olmazsiniz.Yok eger boyle bir ulus var derseniz kusura bakmayin sizbolucunun dik alasisiniz:)

dersimmm
03-12-2006, 16:38
saygıdeğer arkadaşlar

pkk'nin günümüz politikalarının sola yakışmadığı aşikardır. fakat pkk'nin tabanının ve kurucularının incelenmesi bize cevabı verecektir.

özellikle MAZLUM DOĞAN ve KEMAL PİR i incelemek lazım.

mazlum doğan hacettepede ekonomi okurken kürt ulusal düşüncesiyle tanıışmış ve bu ulusal düşünceyi marksizm'le bağdaşlaştırmıştır. her fırsatta markist olduğunu belirtip pkk bayrağını orak-çekiç yapmıştır

Türk kökenli olan Kemal Pir, Kürt halkının maruz bırakıldığı acıları en derinden duydu. Yurtseverliği onu, Marksizm-Leninizm'e ulaştırmış ve dünyayı değiştirmek için hayatını ortaya koyan bir militan haline getirmişti. Marksizm-Leninizmi derinliğine özümseyip kavraması, onu doğal olarak enternasyonalizme götürdü. Ve Kemal Pir, hiç kimsenin yaklaşma cesaretini bile gösteremediği Kürt gerçekliğine böylesi bir bilinç ve coşkunlukla el attı ve onu değiştirmek için her şeyini ortaya koymaktan asla çekinmedi.


BANA MARKSİZM DEYİNCE AKLIMA SOL DÜŞÜNCE GELİR. PEKİ YA SİZİN

dersimmm
05-12-2006, 12:45
bir cewap alamadım.

değinmek istediğim bir şeyde pkk'nin bir neden değil sonuç olduğudur

Kürde fırsat verme ya Rabb, dehre sultan olmasın.
Aayağın sıksın çarık asla iflah olmasın
Vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın
Ol çeşmeden gavur içsin, Kürde nasip olmasın

YAVUZ SULTAN SELİM

bu osmanlı'nın kürd politikasıdır.

cumhuriyetimiz kürt politikasını 1938 yılında gecikmesiz sergiledi. gelen gideni izledi. bm kayıtlarında yakılan 5000 köy, halepçe kürt halkını hep ezdi. bir isyanın patlak wermesi her an olabilirdi ve 1977 de diyarbakırda bir foseptik çukurunda pkk kuruldu

byspy
05-12-2006, 14:33
Syn dersimmm,
Pkk neyin sonucudur ilk önce bunu acıkla...Kürtler eziliyordu kendi dillerini bile konusamıyorlardı bu nedenlerden kaynaklanan bir sonuçmu.

Tmm herkez gibi bende kardeşce bir çatı altında yaşamayı istiyorum.Fakat burdaki çatı Türkiye çatısı...

Pkk bir sonuç değildir dersimmm aksine bölücü düsüncelerini amellerini hayata geçirebilmek için kurulmuş bir örgüttür...Amaçları zaten ortadır sözde bir bayrakları vardır Hayali bir kürdistanın peşinden koşmaktadırlar denldiği gibi sadece HAYAL...

Simdi tmm kardeşce yaşayalım olması gerektiği de zaten budur fakat dilleri serbest bırakılsın diyen var kendi dilleri ile eğitimlerini alsın.....

Aklıma söyle bir soru geliyor.
Bir devleti yok etmek için ne yapılmalı?
cvp bu olabilirmi-Öncelikle dilini yok etmeli.

Sunuda unutmayalım Türk lerin bir çoğu kürtçe bilmez ama kürtelerin bir pek çoğu Türkçe bilir...

Saygılar

dilaver
05-12-2006, 23:58
YAVUZ SULTAN SELİM
bu osmanlı'nın kürd politikasıdır.

* * * * Sayın dersimmm

* * * * Yavuz Sultan Selim'in kürt politikasını Osmanlının Kürt politikası sayıp bundan hayıflanmak ve bunu genelleştirerek Dersim isyanının bu politikanın uzantısı oldugunu söylemek ya tarih bilmemektir ya da tarihi ciddiye almamaktır.

* * * * Yavuz Sultan Selim'in siyaseti Kürt Beyliklerinin çogunlugunu Osmanlı Devletinin müttefiki haline getirmekti. Bu politikayı uygulamakla Bitlisli İdris'i memur kıldı ve bir anlaşma yapıldı. Kürtler bu anlaşmaya göre Osmanlıların bütün savaşlarına katılacaklardı. Bu konuda geniş bilgi için Şerefnameye bakılabilir.

* * * * Osmanlılar Yavuzdan 1638 e kadar yani 4. Murat a kadar Kürt beylerini İran'a karşı kullandılar. Bu arada bazı Kürt beylerinin de İran tarafında yer aldıgını kaydetmek gerekir.

* * * * Yavuz dan 2. Mahmut'a kadar Kürtler bir nevi tabii devlet muamelesi gördüler. Kendi aşiretlerini istedikleri gibi yönettiler. Sultana rüşvet veren aşiret beyleri Kürdistan vilayetinde hükümranlık ve birincilik hakkı satın aldılar. Ve asla ezilmediler. Bu arada sünni çogunluk olduklarını da belirtmek gerekiyor.

* * * * Sizin o dörtlügü nereden aldıgınızı bilemiyorum. Ancak tarihin bize ögrettigi bunlar. 2. Mahmut *la birlikte Osmanlı'nın Kürt politikası degişir ve şiddet ön plana geçer. Böylece ilk Kürt isyanı olan Bedirhan isyanı patlak verir. Mahmutun politikası kıyımdır.

* * * * *Sultan Hamit zamanında Osmanlı politikası gene degişir ve faydalanma politikası öne çıkar. Hamidiye alayları bu zamanda kurulur.
Kemalizm bundan sonra gelir. Hamidizm ile Mahmudizmin sentezidir bir anlamda.

* * * * * İsimlerin tahlillerimizle bir alakası olamaz. Kemal ile Mazlum un ismini veriyorsanız ilk Mk nın hainlerinin de ismini vereceksiniz ki tahlillerimiz bellibir temele oturabilsin. Yoksa slogan atmanın hiçbirimize faydası olmaz. Kurucuların kahraman ya da hain olup olmamasından çok bir siyasi hareket dayandıgı sınıfsal temel ile, politikaları ve bu politikaları uygulayış tarzı ile degerlendirilebilir.


* * * * * *saygılarımla

tewderi
06-12-2006, 09:13
Sevgili Dilaver,

İdrisi bitlisi kürt *asılı olmasına rağmen kürtleri bölmüştür Kürt Mirlerinin Osmanlı tarafında yer almasını sağlamış kürdü kürde vurdurma yoluna gitmiştir(Kızılbaş ve Yezidi nasturi)

İdrisi bitlisi daha çok iran tarafında yer alan alevileri yine bu kürt aşiretlerini kulanarak Osmanlının hakimiyeti altına almıştır.

Osmanlının son zamanlarında kurulan hamidiye alaylarına da bakın orada kürt aşiretleri ermenilere karşı kulanılmıştır(Hamidiye alayları özelikle yağmacılıkları ile tanınır) tavsiyem bu hamidiye alaylarınıda incelemeniz..

dilaver
06-12-2006, 09:17
Benim bunlara itirazım yok ki Tewderi

* * * *Ben Osmanlının Kürt siyasetini 1938 lere kadar uzatmanıza itiraz ettim. Ermeni tehcirinde de Hamidiye alaylarının rolü inkar edilemez.

* * * *saygılarımla

tewderi
06-12-2006, 09:28
Sn Dilaver,

Sizce 1938 kadar neden uzatıldı ne gibi bir vaatler verildi de tutulmadığından dolayı Seyit Rıza isyan eti...

Seyit Rızanın Asılmadan önceki sözlerini okumanızı tavsiye ederim Cumhuriyet gazetesinin arşivlerinde bakmıştım ..

Aynı şeyler Şeyh Said isyanında Doktor fuatın ,Bitlisi bertiz efendinin, son konuşmalarına bakmanızı tavsiye ederim sorduğunuz sorunun *cevabı orada .

Saygılarımla .

dilaver
06-12-2006, 09:32
Bunlara da karşı çıkmıyorum, ama olguları karıştırmayın birbirine. Vaatleri veren Osmanlı degil. Vaatlerin tutulmayışını 1923 ten başlatmak lazım. İlk ayak Sait tir.

* * * *saygılarımla

tewderi
06-12-2006, 09:39
Sn Dilaver,

* İnterneten ararken Feyzi çakmak'ın yazmış olduğu bir kaç mektubu okumuştum zamanınız olursa sizlerde googleden dersim ve fevzi çakmak diye aratın bakın ozaman bu 38 kadar niye uzanıyormuş..


Saygılarımla..

tewderi
06-12-2006, 09:42
Zazaların Kürt olmadığna dair bir araştırma,

http://www.karacaahmetsultan.com/arastirma.asp?id=112

Yukarıdaki linkteki yazılanları okduuktan sonra eğer bu zazalar alevi ise en fazla zaza dersimde değil diyar bakır ve palu,Muş,ve siverek ve daha birçok il ve ilçede var o zaman bunlar ne oluyor .

dersimmm
06-12-2006, 18:57
sayın dilaweer ben dersim katliamının osmanlının bir uzantısı olduğunu söylemedim
dikkatli oku.
38 dersim katliamı tc devletinin kürt politikasını tanıtma olayıdır(!)

türkiye çatısı altında kardeşçe yaşam diyenler 5000 köyümüzü yaktı, 60000 insanımızı bi celsede katletti. sizin kastedtiğiniz barış buysa kürt halkı bu barışta yoktur

saygılar

pante
06-12-2006, 22:04
Bu başlığın Serbest Foruma alınması pek de iyi olmadı sanırım.
Ezkamo Hocam baştan çok ilginç olacağını düşünerek jest yaptı ama görünen o ki
bu foruma uygun değil.
Hakettiği yere alınmasını talep ediyorum.

byspy
06-12-2006, 23:31
Aramızda böyle insanlar olduğu sürece hiçbir zaman insan gibi tartışamayacağız....

Panteye katılıyorum hattatoptan yok edin gitsin

dilaver
07-12-2006, 00:19
türkiye çatısı altında kardeşçe yaşam diyenler 5000 köyümüzü yaktı, 60000 insanımızı bi celsede katletti. sizin kastedtiğiniz barış buysa kürt halkı bu barışta yoktur

--------------------

* * * * Sayın Dersimmm

* * * * Bu size son yazışım, ya da muhatablıgım. Benim yazımdan evvelki Pantenin eleştirisine katılmak durumundayım.

* * * * Olayları slogan düzeyinde halledemeyiz. Çok iddialı bir soru sordum aslında. Ve tahmin ediyorum temelde aynı noktaya varabilecegim bir forumdaşımla ters düştüm. Soru çok net ve net oldugu kadar da sarsıcıydı.

* * * * Slogan atmanın dışında bu soruya verebilecek bir cevabınız varsa tartışmaya topik in olması gerektigi yere alındıgında devam edelim. Aslında bu soru sizin kendinizi ifade edebilmenizin teorik temellerini de içinde barındırıyordu. Sizden gelen cevaba göre ben de görüşümü sunmaya hazırlanıyordum.

* * * *Ama siz insanların öldürülmelerinin hesabını burada sormaya kalkışırsanız kusura bakmayın ama bu forumdaki tekanlayanınızı ı da kaybedeceksiniz. Aslında ondan sonra soruya cevap aramak daha gerçekçi olabilir.


* * * saygılarımla

dersimmm
07-12-2006, 18:56
sn dilaver
kurduğunuz cümleler çok iyimser güzel sözler. barıştan kardeşlikten söz ediyorsunuz. ama unuttuğunuz bi şey war; bu ülkede barış adı altında kürt köyleri yakıldı, pkk ile mücadele adı altında güneydoğuda kimyasal sliahlar kullanıldı, barış olsun diye ekilen mayınlar onbinlerce insanın hayatına maaloldu.
devletin barış anlayışı buydu. bu olaylar sonucunda ortaya bi kurum çıktı. bu kurumun adı pkk'dir.

anası dewlet, babası jitemdir. doğurdukları gibi yok etsinler şimdi

frodo
07-12-2006, 20:37
Ülkemizin sorunlarından birinin tartışılması için ipuçlarını barındıran
bu topic ,pante ve dilaver arkadaşların tarihsel/bilimsel bir platforma çekmeye çalışmalarına rağmen " slogancı " bir tarza zorlayan üyelerimiz
nedeniyle çığırından çıkacak gibi gözüküyor..

Burası dinlerden özgürlük sitesi. Ana kurgumuz dinler üzerine..
Birlikteliğimizin temeli bu..Sitemize uygun bir tartışma olmama
ipuçlarını görmeye devam edersem bu topiği kilitleyeceğim..

tewderi
08-12-2006, 10:14
Sevgili dersim dediklerine katılmamak elde değil insanlar burada oturdukları yerden rahatça yazabiliyorlar..

Pkk konusuna gelince Kürt halkına en büyük zararı pkk verdi pkk dış güçler tarafından oluştuğuna inanmıyorum

Her nedense ırkçı olanlar genelde dış güçler diyor.

dersimmm
08-12-2006, 19:52
bunlar şeyh said e bile inglilizci dedi tewderi, ne bekliyosun ki?

pante
08-12-2006, 19:57
Dersimmm ne demek istedin şimdi?
Atatürk mü uydurdu yani Nutuk'ta yayınlanan Şeyh Sait'in ihanet içeren mektuplarını?

dersimmm
08-12-2006, 21:15
bizim tarihimiz çok yalan söylüyor pante

yüzyıllar boyu balkanlarda katliamlar yapan, alewileri kesen osmanlı bile hoşgörü abidesi olarak geçiyor bizim tarihimizde. başka ne yalanlar olmasın ki

pante
08-12-2006, 22:17
Şeyh Sait Molla olayı bahsettiğin süslü tarih değil Dersimmm.
Kapı gibi belgeleri var arşivlerde. 12 tane mektubu ele geçiriliyor hainin.
Oku istersen ama sen de şovenlik var yine de inanmazsın.

http://www.nutuk.org/pdf/0250-0299.pdf

Linki açınca 288-289 no.lu sayfaların altından itibaren ihanet mektuplarını okuyabilirsin.
Bunlar Milli Eğitimin tarih kitabında değil Nutuk'ta yazar. Nutuk'tan ise bir tek yalan-yanlış bulunamamıştır bugüne dek.

dilaver
09-12-2006, 00:42
bunlar şeyh said e bile inglilizci dedi tewderi, ne bekliyosun ki

-------------

* * * * Dersimmm

* * * * Önce bir kere düşüncenizi bir netleştirin. Bir taraftan ML den bahsediyorsun. Hadi onu anladık. Diger taraftan yukarıdaki yazıyı yazıp gerici Sait i sırf bir ulusal ayaklanmaya önderlik etti diye savunuyorsun. Kürt ve ulusalcı kimligin agır basıyorsa ML den bahsetme. ML den bahsedeceksen orada pek Sait in yeri yok.

------------

* *devletin barış anlayışı buydu. bu olaylar sonucunda ortaya bi kurum çıktı. bu kurumun adı pkk'dir. *

* * * * * * Böyle bir tahlil de yok. Bu dedigin olaylar PKK nın sonucu önseli degil. Burada da ayakların yere basmıyor. Kürt *olabilirsin, Kürtleri savunabilirsin hatta bir ulusal kalkışmayı da destekleyebilirsin. Buna kimse bir şey dememeli diyen olursa da ciddiye almamalısın. Ancak bu dediklerinde samimi isen öncelikle ulusunun geçmişini sloganlar haricinde inceleyip savunabilmelisin. Unutma ki kendi ulusuna saygı duymayan bir kişi asla o söyledigin yaftaları haketmez. Kendi ulusunu saymayan bir kişiye saygı da duyulmaz.


* * * * * *saygılarımla

dersimmm
09-12-2006, 11:14
bir insanın mektuplarının okunması ne kadar doğru pante

diyeceksin ki tarihi gerçeklerin açıklanması için. öyleyse açın latife hanım'ın mektuplarını esas gerçek gözüksün

ayrıca nutukta atatürk babası ile ilgili bi şey yazıyor mu pante? varsa adresi göndermene sewinirim

dersim de yapılan iki jenosidin orda geçmesi söz konusu değil zaten kronoloji buna el wermiyor. kemalist aydınlar (!) bu konu hakkında ne diyorlar?

spartacus
09-12-2006, 11:36
Dersimm

Bak şu konuya bende fikrimi yazacam, değer kaybından dolayı yazamıyorum, fikirler slogan düzeyinde ele alınırsa değeri kalmaz, ciddiyetide kendinden makul olur, fikirlerin, tartışmanın da, konununda bir önemi kalmaz, önemsizleştirip ardından slogan atmanında kimseye yararı olmaz.

Cumhuriyet döneminde Toprak reformuna karşı ağaların direnci var. Git biraz oku araştır öğren, ağalar geçmiş sistemde, feodalitede ve statükolarında neden ayak diremişler ve neleri kullanmışlar. "Şeriat elden gidiyor olmasın?".

Fikirler için ve insan düşüncesinin en büyük düşmanı, bir fikri ve düşünceyi bağnazca savunmak-sunmaktır. Sunuş ve ifade önemlidir, benden olsunda çamurdan olsun önermesi burada geçmiyor.

Hiç bir insan ve topluluk birbirinden üstün değildir, kutsallık addedilemez, hiç bir insani hakda kutsallık addedilerek savunulamaz.

20. Yüzyıl başlangıcı, ümmi feodal egemenliklerin parçalanıp yerine milli kapitalist egemenliklerin kurulduğu bir yüzyıldır.
Önce feodal sistemler neden ümmiydi, mülki egemenliği neye nasıl dayanıyordu, neden ümmete dayanıyordu ve neden ölçüt millet değildi bunu çözeceksin, sonra döneceksin bu ümmi birlikler nasıl neler kullanılarak parçalandı ve yerine gelen sistem neyi kullandı, bunu öğreneceksin, slogan atmayacaksın.
Sosyalist olmak demek, ne adına olursa olsun ümmetçilik yapmak demek değildir, kökten zıttır bunlar, ya birini yada öbürünü tercih edeceksin, ikisi bir yerde olmaz.

pante
09-12-2006, 12:25
"diyeceksin ki tarihi gerçeklerin açıklanması için. öyleyse açın latife hanım'ın mektuplarını esas gerçek gözüksün

ayrıca nutukta atatürk babası ile ilgili bi şey yazıyor mu pante? varsa adresi göndermene sewinirim"

Ne ilgisi var memleket meselelerinin, milli mücadelenin, devrimlerin ve önündeki engellerin nasıl aşıldığının anlatıldığı bir kitapta ailesinden, özel hayatından bahsetmesinin?
Şeyh Sait'in mektupları özel değil ulusaldır. Emperyalizmle işbirliği yapan hainlere karşı verilen mücadelede onların şeriatçi ve ırkçı yüzlerinin yanısıra, işbirlikçi hain yüzlerinin de ortaya çıkarıldığı, ispat edildiği belgelerdir o mektuplar. eşine, sevgilisine, ana-babasına, arkadaşına yazılan değil vatanı işgal eden düşman yetkilileriyle yazışmalarıdır. İsyan etmeden önceki gerçek kimliğini, işbirlikçi hain ajan provakatör olduğunu belgeler o mektuplar.

Daha önce de yazmıştım. Pek gecikmedi Ermenilerden sonra soykırım iddiası modasının Kürtler için de yayılacağını..
Sana göre Güneydoğu'da jenosid vardır son 20 yıldır öyle mi Dersimmm?

tewderi
09-12-2006, 12:34
Sn Pante

Birde şu Fevzi Çakmakın mektuplarınıda yayınlasan çok güzel olur..

Birde Şeyh Saidin asılmadan önceki sözleri(cumhuriyet gazetesinin arşivlerinde vardı.) onları'da yayınla lütfen

dersimmm
09-12-2006, 12:57
"Şark İstiklal Mahkemesi hakimlerinden Ali Saib, Şeyh *Said'i hücresinde ziyaret eder. *Amacı Şeyh'i mahkemedeki savunmasında Kürtlerin inkar edilen hakları için değil, İslami *nedenlerle ayaklandıklarını söylemeye ikna etmektir. Eğer Şeyh bu doğrultuda savunma yaparsa, kendisine verilecek *idam cezası müebbed hapis ce*zasına çevrilecek, daha sonra *Edirne'ye sürgün edilecek, 2 yıl sonra çıkarılacak aff-ı umumi ile serbest bırakıla*caktı. Ali Saib bununla da kalmaz, serbest bıra*kıldıktan sonra birlikte kuzu çevirip yemek üzere Şeyh'i Hınıs'taki evinde ziyaret edeceğini de vaat eder.

"Şeyh, mahkemede, Ali Saib'le anlaştıkları gi*bi hareketin Kürtlükle bir ilişkisinin bulunmadı*ğını, isyanı İslami nedenlerle gerçekleştirdikleri*ni söyler. Ancak buna rağmen mahkeme idam cezasını müebbede çevirmez.

"30 Haziran 1925 tarihli Cumhuriyet gazete*sine göre infaz günü Şeyh Said siyasetgaha götü*rülürken Saib Bey'i sesinden tanır ve;

'- Hani ya doğruyu söylersem kurtaracak*tın' der.

"Saib bey;

'- Ne yapalım Said efendi, seninle Hı*nıs'ta kuzu yiyemedik' der. 'Bu kadar Türk kanının dökülmesine ve ocakların sönmesine sebep oldun, cezanı çekecek*sin.'

bu olay cumhuriyet gazetesi arşivlerinde de yerini almıştır. isyan kürt halkının ezilmesine karşıyken bir anda devletin aldatmacasıyla ümmetci bi isyan olarak duyuruldu.

tamamen belgelere dayalı bi olay. slogan da yok

ben şiiri severim size bi kıtalık bi şiir gönderiyorum

"Sarı Paşa
Çetelerden sonra girip savaşa
Geçmiştir başa
Ankara'da otağına kurulup
Bizi oyalamakla
Başlamış işe"

şairi ALİŞER EFENDİ

frodo
09-12-2006, 13:20
Sevgili dersimmm;

* * * * * Eğer yukarıda astığın yazı "karşı" görüştekiler tarafından yazılsa
idi anlamlı olurdu. Bu belge sait'in gerçek yüzünü yansıtmıyor mu?
* * * * * Bir dava uğruna isyana kalkışacaksın. Yüzbinlerce kişiyi peşinden
sürükleyeceksin. Bu isyanda binlerce insan ölecek. Sonra birileri ile
"can" pazarlığına gireceksin...
* * * * * Tamam, şeyh sait'ten örneğin Deniz Gezmiş, Erdal Eren, Hıdır
Aslan tavrı beklenmemeli..Ama taşıdığı "dava" bu kadar mı ucuz ?
* * * * * Ve sen bunları göremiyor musun ?

tewderi
09-12-2006, 13:46
*SERBESTÎ Aylık Siyasî Fikir Dergisi, 2. Sayısından alımıştır.

ÎDAM EDİLEN ÖNEMLİ KÜRT LİDERLERİNİN SON SÖZLERI*

ŞEYH SAİD: Dünya yaşantımın sonu geldi. Ulusum için kurban edildiğimden dolayı pişmanlık duymuyorum. Yeter ki torunlarımız bizi düşmanlarımızın önünde mahcup bırakmasınlar.

AVUKAT TEVFİK BEY (Diyarbekir'li): Cesedimi bütün dünyaya gesteriniz ve herkes bilsin ki kişisel haklar için değil, ulusal haklar için savaşıyorum

Dersim tamamını asmamaışsın ama oradayazılanlar nekadar doğru tartışılır..

vys
09-12-2006, 14:01
“Bizi yücelten yalanlar, aşağılık gerçeklerin sisli dumanından daha değerlidirler bizim
için...” * * *Puşkin

Çünkü aşağılık gerçekler herkesi rahatsız ediyordu ve buna kimsenin tahammülü yoktu..

pante
09-12-2006, 14:10
"Sn Pante
Birde şu Fevzi Çakmakın mektuplarınıda yayınlasan çok güzel olur..
Birde Şeyh Saidin asılmadan önceki sözleri(cumhuriyet gazetesinin arşivlerinde vardı.) onları'da yayınla lütfen"

Tewderi;
Burada konumuz ne Latife Hanım ne de Fevzi Çakmak. Şeyh Sait'in İngilizci olmadığı söylendiği için, Şeyh Sait propagandası yapıldığı için o belgeler ortaya konmuştur.

Fevzi Çakmak veya benzeri bir konuda varsa bir konunuz, iddianız yazarsınız, tartışırız.

Suçlu, idamına kadar cezayı haketmiştir kamuoyunun gözünde. İdamı, idamdan önceki davranışları ve sözleri onu toplumun gözünde mazlumlaştırır, hatta kimilerini kahraman yapar.
Apo'da idam edilseydi böyle olacaktı.
Onun için asılmadan önce söyledikleri kendisini aklamaz..

vys
09-12-2006, 14:21
Aşağıda iki Türkçe konuşan Kıbrıslı insanın tanıklığını yaptıkları olayları paylaşmanın uygun olacağını düşündüm. Asırlar boyu ve halen devam eden fetihci, asimileci, islami türk medeniyetimiz..

‘Güneyden kuzeye göç edenler, bir an önce başlarını sokacak birer ev aradılar. İskan daireleri keyfi, sorumsuz, bulmuş ve bunamış, bulmuş ve kudurmuş, bulmuş ve canlarının içlerine vermiş bir vaziyette mal mülk dağıtırken, herşey çarçur oluyordu. Sadece evler, evlekler değil, insanlar, duygular, aileler, ahlaki değerler, hepsi... İskan kapılarında, sinir krizi geçirenler, aynı kapıdan, kaptım villayı kahkahasıyla çıkanlar, aracılar, tefeciler, türlü türlü ayak oyunu, türlü türlü soyguncu... Rüşvetin bini bir para... Bazı evlerin üstünde İngiliz evi, bazılarınınsa Alman evi yazıyordu. Hepsinin de yandaşlara dağıtıldığını bilirdik. Bu arada bir gösteriş, bir budalalık ki tanımlanamaz. Aşağılık komplekslerimizi ganimet yarışıyla, birbirimizi aşağılamakla tedavi etmeye çalıştık, olmadı. Yüzsüz ve ruhsuz kaldık. En az otuz sene mallar mülkler paylaşılamadı. İçimizde usturuplu biçimde sakladığımız ahlaksızlığımız, tam da o macerada su yüzüne vurdu. Herşeyi satabilirdik. Yaşlı halamızı, kızımız evlenecek diye döve döve evinden atabilirdik. Komşumuzu söve söve bıktırıp kaçmasını sağlayabilirdik. Bahçesine talip olabilir, mahkemelerde süründürebilirdik. İskan şehitleri bile vermeye başlamıştık.’ * * *
*
Filiz Naldöven

‘ Evlerde masalar kurulmuş vaziyetteydi, yemekler ocaklarda, çamaşırlar makinelerde. Evlerden yayılan pis koku Kıbrıs'ın geleceğinin, bugünlerin kokusuydu. Ortalıkta tavuklar ve domuzlardan başka canlı yoktu. Köyden kaçamayan veya kaçmayı reddeden birkaç yaşlı Rum ise her gün belli saatlerde köy kahvesine toplanıp hayvanlar gibi sayılıyordu. Gözlerinin önünde eşyalarının yağmalandığını seyrederken neler hissettiklerini merak etmek gibi “devrimci” bir duyguya sahip değildi kimse. Torununun bisikletini başka çocukların elinde gören yaşlı adamın bakışlarını hiçbir Kıbrıslı ressam çizmeye tenezzül etmiyor, hiçbir şair de Nâzım Hikmet'in, Abidin Dino'ya sorduğu soruyu sormuyordu zaten. Ne bir ağaç gibi tek ve hürdük, ne de bir orman gibi kardeşçe...
İnsanlar bir eve giriyor, o evi beğenmeyince, daha büyük daha lüks bir ev bulup, ilk girdikleri evde bulunan kıymetli eşyaları aldıktan sonra, oraya taşınıyordu.
Bizim mahalledeki evlerden birinde yaşayan Rum kadının tecavüze uğradığını, hamile kaldığı için sokağa çıkmadığını söylüyorlardı. Kadının intihar ettiğini söylediklerini de hatırlıyorum; çok sıradan bir cümle olarak çarpmıştı kulaklarıma. Tecavüzle intihar arasındaki sırat köprüsünden geçmenin ne demek olduğunu anlayamayacak kadar çocuktum daha.
Evlerin bazılarına kırmızı boyayla “ÖZELDİR” yazısı yazılarak, “ÖZEL” insanlara ayrılmıştı; o evlere kimse yerleşemiyordu. Bazı evlere yerleşenler, başkaları tarafından çıkartılmak isteniyordu. Rumların evleri yüzünden şiddetli kavgalar yaşanırken, ev sahiplerinin göçmen çadırlarında olduğunu aklına getirmiyordu kimse. Civar köylerden arabalarıyla ganimete gelenleri hatırlıyorum. Taşı taşı bitmiyordu. Boş gelip servetle dönüyorlardı. Bu manzaranın içinde, bir gün polisin beni durdurup elimdeki bebeği nerden aldığımı sorduğunu hatırlıyorum. Bir gün kapının önünden Rum çocuğundan kalma bisikletimin çalınıp gittiğini hatırlıyorum ve hiç ağlamadığımı... Bir gün bir kapının eşiğinde kocaman kırmızı taşlı altın bir haç bulmuştum upuzun zinciriyle, haçı atıp zinciri ablama götürdüğümde, orada bulunanların benimle alay ettiklerini hatırlıyorum. ‘
Faize Özdemirciler

vys
09-12-2006, 15:02
Yaşadığımız bu hayatın kirinin üstüne örtülmüş ne kadar örtü varsa kalksın.

Şaşırtıcı özelliğini yitirmiş bu anormal hayatı normal gösteren ne varsa, hepsinden uzak duralım.

Heraklitos'un dediği doğru! Bir kere yıkandığımız ırmakta ikinci kere yıkanamayız... Da… Akan ırmak benzetmesi pek uygun düşmüyor içinde yaşadığımız çirkef yatağına. Biz, akamadığımız için bir yerde birikmiş kirli bir su gibiyiz, önümüz tıkalı. Sularla yüzleşemiyoruz. Sular o kadar kirli ki, kendimizi seçemiyoruz orada. Çirkefin içinde debelenip durmak da bir seçenektir, akışı durduran kayayı yerinden oynatmaya çalışmak da…

dengeli de değiliz, alçakgönüllü de...
Geçmişte ne olamadıysak, bugün de odur olamadığımız.

spartacus
09-12-2006, 15:32
Sevgili vys;

Kıbrıs dedin aklıma geldi tabi yanlış hatırlamıyorsam, bir zamanlar okumuştum. Çok güzel bir şiir kitabıydı, bende şiir hastalık:) düzeyindeydi o zamanlar. Çok kalın olmasada ve tarihlerle oynamasa da çok şeyi özetliyor bu kitap, insan olduğumuzu anımsatıyor, insan olduğumuzu dahi anlayabilmek, anlatabilmek artık şiirlere kaldı çünkü, şiirde olmasa insanı bulamayacağız, ararmıyız buda ayrı mesele.

Mehmet Yaşin - Sevgilim Ölü Asker

tewderi
09-12-2006, 16:02
Evliya Çelebi, *“Müslümanların, uzun saçlı ve köpeğe tapan kafir yezidilere” karşı giriştikleri haklı bir savaşı anlatıyor ..


“Bir çok yezidi,eşlerini ve yakınlarının esir olduğunu görünce kendi kendilerinin gözlerini çıkardılar.Ve bir çoğu da hançerle kendi kendini vururdu.ve bir çoğu kılıcın üzerine düşüp öldü.

Ve binlercesi hasmına karşı gelip ,dalkılıç olup ya vurup ya vuruldu. Ve nicesi kayalardan evlatlarıyla kayalardan atlayıp pare pare(parça parça) oldu.......Bu savaşta 9000 kelle ve 13.600 esiralınmıştı.Altın ,gümüş, ve öteki ganimetlerin haddi hesabı yoktu.Bütün askerler ancak 10 gun ve 10 gecede taşıdığı halde bitmemişti.Talandan yüklü bir pay Melik Ahmet Paşa tarafından alınmıştı.”( Evliya çelebi seyahatnamesi, Iv.s.68-71)

tewderi
09-12-2006, 16:13
Ne şanlı tarih Hepsi cenete şimdi nur içinde yatsın ecdadınız..
:cry:

dersimmm
09-12-2006, 18:46
ewet ewderi öyle şanlı tarih ki ŞEYH BEDREDDİN'İ
PİR SULTAN ABDAL'I KATLEDEN TARİHLERİ

dilaver
09-12-2006, 20:43
Şeyh Sait, özellikle Dersim ve Muş Beylerini kendi tarafına çekmeye çalışıyor ve bunlara bu maksatla adamlar gönderiyordu. Eger Şeyh Sait *bu teşebbüslerine sadece Kürdistan Bagımsızlıgı adına ve daha önce girişmiş olsaydı, ayaklanmayı Dersim ve Muş'a bulaştırması muhtemeldi. Fakat ayaklanmanın gayesi dini kurtarmak ve özellikle Osmanlı Halifeligini yeniden kurmak şeklinde gösterilince Genç ve Diyarbakır dışında bulunan ve Şeyh Said'in manevi nufuzu altında bulunmayan Kürt Aşiretlerine ayaklanmayı iltifat ettiremedi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

* * * Bu tespit benim degil, Harp Akademilerinde ders kitabı olarak okutulan
T.C. Genel Kurmay Başkanlıgı, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar 1924-1938 * *adlı kitabından alıntıdır. Altı çizili olan yerlere dikkat edilmesini diliyorum. Bu devletin tespitidir. Son derece de gerçekçidir. * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


* * * *saygılarımla

hiramusta
09-12-2006, 21:26
Bugün sevgili Ahmet Kaya ile ilgili bir haber vardı,haber7 de;

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=203992

dersimmm
09-12-2006, 22:19
sevgili hiramusta senin bu linki bu başlığa göndermen tamımı ile cafer bez getir olayı olmuştur

:lol: *:lol: *:lol:

gülten kaya'nın böyle bi şey söylemesi TALİHSİZLİKtir. biz devrimci ahmet kaya'yı tanır biliriz.
deniz gezmiş'e yazılan şiirleri besteleyen ahmet kaya mhp'nin mitingine gidecek he!!!

komixiniz

byspy
10-12-2006, 13:30
Syn hiramusta,
Siz bunlara bakmayınız sizin anlatmak isteyeceğinizi anlayamayacak kadar düz mantık insanlar bunlar birde savunma mekanizması var işin içinde"cafer bez getir" olmadı dersim su yazınla cafer o bezi sana getirsin...

Böyle birşey olduğunu kabul ediyorsun da ahmet kaya mhp nin mitingine mi cıkıcak demissiniz ki işte cıkıomus neyi komik(x) buluyosun...

Sen bu ülkeyi arkadan vurursun senin inandığın adam da seni....

Saygılar

dersimmm
10-12-2006, 21:02
bunlar tamamı ile yalan böyle bi şey olsaydı ahmet kaya neden açıklamasın ki?

konuyu değiştirmeye çalışma byspy. işte tewderi'nin, dilawer'in ve benim gönderdiğim kaynaklar neyin ne olduğunu gösteriyor.

sevgiler, saygılar

hiramusta
10-12-2006, 21:22
Ahmet Kaya bu toprakları ve bu toprakların değerlerini özümseyen ve seven.Zulüm nerden gelirse gelsin,zalim kimden olursa olsun,onlara açıkça dur diyebilen gerçek bir vatansever ve devrimci bir insandır.Yıllardan beri takip ettiğim ve tanıdığım Ahmet Kaya budur.

dilaver
10-12-2006, 21:27
Bazen hayret ediyorum, neden okudugumuzu anlamamakta direniyoruz, neden son derece basit gerçekleri bile saptırmakta üzerimize yok diye. Bunun bir ideolojik şartlanmışlıktan kaynaklandıgını düşünüyorum bir de her şeyi ben bilirim havasından. Gülten Kaya ile o röportajdan nasıl Ahmet Kaya nın MHP mitinginde söylemek istedigi sonuccu çıkar anlamıyorum. Hadi bunu anladıkta nasıl bu tavrından dolayı suçlanabilir bilemiyorum.

* * * * Bu neye benzer bilir misiniz. Sodomo nun keşke Diyanet beni vaaz vermeye çagırsa demesi gibidir. Ahmet Kaya nın buradaki tavrı birleştirici bir tavırdır ve dogrudur. Peki burada imkansız olan nedir. MHP nin Ahmet Kaya ya ve onun temsil ettigi düşünceye ve onun temsil ettigi müzige yer verip veremiyecegidir. MHP şayet Ahmet Kayaya oldugun gibi gel ve söyle deseydi elbette ki o hayır demezdi ve diyemezdi. Aynı şekilde Diyanet Sodomoya gel oldugun gibi savunduklarınla Süleymaniye camiinde vaaz ver peygamberin gazalarını anlat diyebilir mi. Şayet derse eminim Sodomo da koşa koşa gider.

* * * * İşte mesele bu kadar basittir. Zor olan bizim önyargılarımız ve kafalarımızdaki tabulardır. Dinleden özgür bir foruma üye olmak bu tabuları kırmaya yetmiyor, öncelikle bu tabuları kırmak lazım, ya da bu forumun ve platformun bu tabuları kırma konusunda bir misyonu olabilmesini ummak lazım.

* * * * *saygılarımla

byspy
11-12-2006, 02:01
Syaın dersimm

Bana konuyu saptırma diosunde ben konuyu basit mail le açmıştım ama konunun buraya gelmesine sebep sensin..

Sayın dilawer galiba yazılardan bir tek biz farkl şeyler anlıyoruz.Tabu lardan bahsediosunda hala unutamamışsın tarihi...neyse mesele bu değil

Kalkıp burda PKK yı övüyorsunuz benim tarihimi beğenmiyorsunuz he beyenmeye bilirsiniz orası tamm ama bu ne yaa " ewet ewderi öyle şanlı tarih ki ŞEYH BEDREDDİN'İ
PİR SULTAN ABDAL'I KATLEDEN TARİHLERİ"dilaver üstüne alınma bu sözlerr dersime bunlarla kalmamış+++ "u ülkede barış adı altında kürt köyleri yakıldı, pkk ile mücadele adı altında güneydoğuda kimyasal sliahlar kullanıldı, barış olsun diye ekilen mayınlar onbinlerce insanın hayatına maaloldu.
devletin barış anlayışı buydu. bu olaylar sonucunda ortaya bi kurum çıktı. bu kurumun adı pkk'dir.

anası dewlet, babası jitemdir. doğurdukları gibi yok etsinler şimdi"


Mayınlar hee istersen bende sana her gün sizin kazdığınız mayınlar yüzünden sakat kalan askerleri kurduğunuz kalleşçe tuzaklar yüzünde ölen şehhitlerimizi sayayım bu hoş mu olur

Herkez barışça yaşamdan kardeşlikten sözz ederken senin söylediklerine bak bizim köylerimiz yakıldı falan felan sen yazmamışsın dewamını getirim

"Sizinle ancak barış bizimde sizin köylerinizi yakmamız insanlarınızı öldürmemiz lazım "olacak

Ama hata bende kalkıp pkk gibi pislik bir örgütü öven insana cvp yazıyorum..

Artık bu topiğin kapatılmasını talep ediyorum ve yöneticilerede yazıcam yoksa kimse için olmucak...

dilaver
11-12-2006, 02:26
Artık bu topiğin kapatılmasını talep ediyorum ve yöneticilerede yazıcam yoksa kimse için olmucak...

* * * * *byspy

* * * * *Ne olursa olsun düşünce özgürlügünden vazgeçemeyiz ve de vazgeçmeyecegiz. Benim zamanımda 141-142 vardı. Düşündün diye adamı içeri atarlardı. Şu anda o maddeler yok ama benzerleri var ya osun bu bile kazanımdır.

* * * *Topikler kapatılmamalı, bırakın her kes istedigini yazsın, saygı çerçevesinde tabii ki. Biraz da kendimizi mazlumun yerine koymak gerekiyor. Bu açıdan bakmak gerekiyor.

* * * *Düşünün ki sizin ananızdan aldıgınız bir dil var, sokaga çıkıyorsunuz, devlet dairesine gidiyorsunuz anlaşamıyorsunuz, konuşamıyorsunuz. İşte 20 sene evvel bizim Kürtlerin durumu böyle idi. Hepimiz düzene isyan ediyoruz ve burada birleşiyoruz. Ancak bu arkadaşların düzene isyanı dışında bir de kültür problemleri var. Aşagılanma problemleri var. Ulusal problemleri var. Dolayısıyla baskı katmerli. Bunu anlamak ve anlayışla karşılamak lazım.

* * * Yanlış olan şudur. Bu platformu hatalı kullanmaları. Kardeşim buradakiler sana düşman degil ki. Sen haklarını alman için önce sana en yakınları ikna edeceksin. Onları düşman bellemeyeceksin. Ama bu kavranamıyor. Kavranamamakta belki yaşanan eziyetin dönüştügü nefret de var. Ama nefreti egemenlere duymak gerekiyor. İttifaksız hiç bir şey başarılamıyor.

* * * *Biz Türkler ise yılların şartlanmışlıgı ile karşımızdakini anlamamakta direniyoruz, kabul edemiyoruz, bize ögretilenin dışına çıkamıyoruz. Zannediyoruz ki biraz esnek olsak evimizin diregi gidecek. Halbuki bir şey gitmeyecek, gitmedi de. Bizi sürüklemek istedikleri platform da tam da burası. Kürtler ezildikleri için isyan edecekler, Türkler de tarlamdan bir tek taş bile vermem diyecekler. İyi de önce tarlaya sahip olmak lazım. Tarla bizim zilyedimizde. Amerika esas sahibi. Bak Irak a ,zilyetli toprakları yavaş yavaş geri alıyor. Ya da yaramayanı bırakıyor.

* * * * Sonuçta demem o ki kayıkçı kavgasına kalkışıyoruz. Biraz olgunluk, biraz sagduyu ve olmazsa olmazı bilim bizi ortak noktalara götürebilir. Ama ortak payda olan insanlıkta birleşmek kaydıyla

* * * * *saygılarımla

byspy
11-12-2006, 02:46
Anlatmaya çalıştığımda bu insani değerlerde birleşmek varken neden eski olmuş bitmiş olayları gündeme getiriliyor.Farklı bir şeyden bahsetmedim dilaver Barış,Kardeşlik 20 sene önce durum öyleymiş ya şimdi benim bu arkadaşın yazılarından anladığım siz yaptınız bizde yapacağız ülkeyi elinizden alacağız ya seve seve ......

Yahu adam burda PKK yı savunuyor ya_!!!

Sayın dilawer topiğin kitlenmesini istememim sebebi bu arkadaşın bölücü içerikli msj lar yazması,Pkk yı övmesidir.Bakın zaten ben alttan alıyorum cvp bile vermemeye,olgun davranmaya çalışıyorum ama bilirsinizki insanında bir sabrı vardır ve benim kalmadı bu yüzden kitlenmesini istedim çünkü bundan sonra yazacağım şeyler hoş olmayacak...

Saygılar

tewderi
11-12-2006, 09:08
Sn byspy,

Nasıl altan alıyorsun bak bu topicte bir mesajn "var toptan temizle" bumu atlan almak..

Konuyu saptırmadan saygı çerçevesinde tartışılabilir ..

Eskiyi karıştırmasan yeninin de anlamını bilemesin..

Bu topic'de kimse pkk savunmuyor (Dersim pkk'yı savunmuyor dersimde ki *olayları eleştiriyor )

* Tünceli Halkı çok çekti köyleri boşaltıldı ormanları yakıldı ,insanları üzerine *olağan üstü hal uygulandı.Binlerce insanı bir birine düşman oldu .
Bütün bunların sorumlusu devletmi hayır. Etki Tepki meselesi Pkk yı destekledi devleti karşısına aldı tabi devlet burada şefkat gösterdi mi tartışılır..

spartacus
11-12-2006, 09:51
Bizim toplumda standard olmuş iki şey vardır. Birisi konuşmak gümüş ise sükut altındır der. Bu atasözü, geçmiş yüzyıllarda ki toplumsal yapı hakkında bilgi verir bize. Susacaksın der.

Feodal sistem toprak egemenliğine dayalı bir sistemdir. Öncelikle konu doğru yerlerden kavranmıyor, Feodal bir devletin tarihi kesinlikle milli bir tarih değil, ümmi bir tarihtir. Tarih kitaplarını kaçınılmaz olarak hepimiz okuduk, okullarda dinledik, nedir Osmanlı'nın yükselişi, islamın yayılışıdır. Çünkü ümmet dini bir olgudur.

Konusu geçmiş o halde ifade edelim, Osmanlı'daki toplumsal kavgaların kökeni ümmettir, dindir, mezheptir. Çünkü o zamanlar ölçüt millet değil, dini bağlılıktır. Kavga ve savaşların, iç savaşların kökeninde DEVLETİN mezhep ayrımcılığı vardır. Başta devlet ümmete dayanır o zamanlar, milli ayrımlar yoktur, kriterde edilmezler.

Gelelim ikincisine, birincisi sükut idi, ikincisi ise, başka şeyleri dayatarak susturma anlayışı. Bu taaa Bizans entrikalarına kadar dayanır, Osmanlı saraylarında vazgeçilemez araç olur, sonrasında ise yine devam eder. Sarayda taht kavgası için adam kardeşini öldürürken, vazgeçilemez ölçüt islam'ın bekası, dinin korunumu vs adıyla meşrulaştırılır. Cumhuriyet döneminde, başlangıçlarda ise, direniş gösteren, statükoda ısrar eden feodal otokrasi, ŞERİAT elden gidiyor demiştir. Maksat, elden giden bir şeriat sayesinde, yeni geleni susturmaktır. Yeni gelen sistem ise, ümmete değil millete dayanmak istemektedir, köylüler topraksız olduğu için ağalara köle olarak çalışıyor ve dolayısıyla köylülerin toprak talebi, en az toprak mülkiyetinin kutsallığı kadar kutsal bir talep halini alıyordu. Toprak reformunun olacağı, Model alınan, Fransa ve Almanya'ya bakıldığında çoktan belli idi. Ağalar statükolarını kaybedecek, topraklarını kaybedecekti. En iyi toplumsal direnişi ise ümmetin dini duygularını kullanarak onları direnişe çekmektir, bu anlamda şeriat elden gitmektedir.

Saltanat ve hilafet feodal yani geçmiş sistem osmanlı devletinin birer kurumlarıdır. Bu kurumlar, babadan oğula geçer kurumlardır, eğer kaldırılmazlar ise, genç devlet(T.C) kendisi ile çelişecek ve güç kaybedecektir. Saltanat kaldırılmasa, ülke dışına çıkan padişah yada hiç değilse onun mirasçıları tahta oturacak, hilafet sürecek, ağalar bu sayede kurumsal bir destek kazanacak, egemenliklerini ve toprak mülkiyet,ini kaybetmeyeceklerdir. Öncelikle ağaların direncinin saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması yönünde şiddetle ortaya çıkmasının sebebi, bu kesimlerin menfaatleri içindir. Menfaatleri için toplumu kandırmanın en iyi yoluda dini alet etmektir, çünkü bu hazır kitle demektir.

Bir zamanlar sus şeriat elden gider kelimesinin yerini, şimdilerde ise vatan millet edebiyatı almıştır. Zaman ve mekan değişmemiş ama roller değişmiştir. Feodal devlet yönetimi ümmete dayalıdır, sonra dünyada gelişen burjuva akımlar temelinde kurulan kapitalist devletlerde, eğer feodal(osmanlı gibi, Almanya, Fransa, İngiltere vs krallığı gibi feodal) devletleri yıkacaklar ise onların toplumsal yapsını (ümmeti)parçalamak zorundadrlar, çünkü ümmet, geçmiş devletlerin saray temelidir. Ümmetin, yerine ne koyacaklar, buda milliyetçi akımlar ile zaten belli olmuştur. Ümmi devletlerin yerini milli devletler almıştır. Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan.... Balkan savşalarının asıl sebebi, Osmanlı topraklarında, batıda yayılan milliyetçi akımların daha evvelden ve daha etkin olmasından dolayıdır. Bu osmanlı yerleri bir çırpıda MİLLİ bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. O yıllarda doğuda ise milliyetçi akımlar henüz yayılmamış ve din, ümmet ve ağalar hala çok güçlü bağlara sahiptir. Anadoluda ki milletler, o dönem ilk treni kaçırmıştır, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan... kısa sürede bağımsızlıklarını ilan etmiş, yeni tipde(kapitalist-millete dayalı) devletlerini kurmuşlardır.
Avrupada evvelce kurulan kapitalist devletler ise, doğunun geri kalmış ve feodal ülkelerini sömürgeleştirmek için meydanlara inmiş, aralarında paylaşmış, feodal Osmanlı ise doğusu birine, batısı öbürüne, güneyi kuzeyi vs diye masa başında bölüşülmüştür. 1. Dünya savaşı ileri ülkelerin geri kalmış ülkeleri paylaşma yada paylaşamama savaşıdır, bu bir gencin Avusturya Macaristan veliahtını öldürmesinden dolayı değildir, amaç paylaşmaktır.

Bir zamanlar sözde ümmet için ülkeleri feth edenler şimdi millet kılıfı altında yeniden fetihlere, yayılmacılığa geçmişlerdir.

Anadoluda ise bu süreçte hata daha işin başında gelmiştir. Doğuda güçlü ve sağlam olan ağalık sistemi, ümmet kabuğunun kırılmasını engellemiş, oralarada dini yapının gücünden dolayı, Kürt milliyetçiliği, batıdaki kadar ve hatta Türk Milliyetçiliği kadar gelişmemiştir. Hiç önyargısız tarihe baktığımızda Türkler ve Kürtler ilk treni Balkan savaşlarında kaçırmışlardı, ancak 1. Düna savaşı, ardından Türkler bu trene binerken, Kürtler ümmi etkiyi kıramamış ve treni 2. kez kaçırmışlardır. Sonunda anadolu topraklarında, ayrı milliyetleri, tek bir milli yapıya bağımlı kılan Cumhuriyet kurulmuş, adını milli bir adlandırmadan alarak Türk-iye olmuştur. Balkan savaşları sırasında nasıl ki, Sırb-istan, Yunan-istan, Bulgar-istan denmiştir, 1. dünya savaşı sonrasında ise anadoluya Türk-iye denmiştir.
Adlandırmalar her zaman gerçekle çelişkisiz olamazlar, oysa o dönem anadoluda henüz milli akımlardan uzak kalmış, onlardan faydalanamamış başka milletlerde vardır, muhtemel diğer milletlerin milli talepleri, dini, ümmi talepleri kadar etkin olmamıştır. 1. Dünya savaşı sonrası son noktada her ne kadar öne çıkmışlarsada, devletin siyasi ve iradi yapısı kurulduğunda, Kürtler kandırıldıklarını anlamışlar ama artık geç kalmışlardır. Ağaların toprak reformuna karşı örgütlenmesi, dini ve şeriatı hatrı sayılır düzeyde menfaatleri için doğuda bu kadar kolay kullanabilmelerini, orada milli akımların yeterince yayılmamış olduğunun bir diğer göstergesidir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan ayaklanmaların bir çoğu, ağaların topraklarını kaybetmemek için dini argümanları kullandıkları dini ayaklanmalar olarak görülür.

Birlikte ve kavgasız yaşamanın en önemli kıstası, birlikte olduğunuz kişileri kabul edebilmekten geçer. Cumhuriyet tarihini incelediğimizde ise, görüyoruz ki, bunun tam tersi olmuştur, birlikte yaşayacaz, ancak bizden gerisi kimliklerinden, dillerinden vazgeçecek denmiştir. Bu birlikte yaşama arzusu değil, aksine kendinden gayrısını sindirme anlayışıdır, kimileri adına milliyetçilik der, ancak bu bu haliyle düpedüz ırkçılıktır.

Doğuda ağaların isyanları dahi araç edilerek, hiçde henüz, milli talepleri için kayda değer ayaklanma yapmamış olan Kürtler, gelecekteki planlar gereği, bu ağaların ayaklanmaları kullanılarak baskı altına alınmıştır. 1 Taşla 2 kuş vurmak denir buna.

Daha sonra ise açıkca, Türk milletinden olmayanların, birlikte yaşamaları, sanatlarını ve dillerini ifade etmeleri ve yaymaları..... yasaklanmıştır, nerede Takrir-i Sükun ve Mecbur-i skan yasalarında. Bu yasalara göre, kürtler sürgün edilmiş, anne çocuktan, kardeş kardeşten, dede torundan ayrılarak sürülmüşlerdir. Bu sürgünde yollarda bir çok insan ölmüş, anne çocuğundan, dede torunundan haber alamamıştır. Sanat yasaklanır mı?

Şimdi soralım o halde, 1920 lerde PKK neredeydi ? Bırakın dilini konuşmayı, Kürtçe ıslık çaldı gerekçesi ile kodese atılan varken, hangi terör örgütünden bahsediyoruz?

Osmanlıda demiştik, şeriatın selameti için kardeş kardeşi öldürür, ağaların çıkarı zedelendi mi hemen şeriat elden gider, şimdi ise şeriat kelimesinin yerini ırkçılık yada vatan millet sakarya edebiyatı almıştır. Şimdi kardeş kardeşi bu sebeble öldürebilir hatta bu meşru sayılabilirdi.

Sevgili byspy; Yahu adam burda PKK yı savunuyor ya_!!! Demişsin, bir zamanlar şeriat ne ise şimdi PKK ismide o oldu, yani susturmak istiyoruz, PKK denen uluslararası yapılanmada, imdadımıza yetişiyor. Dün ne isek (1900 lerin başı) bu günde oyuz, ondan sonrada kalkıyoruz, savaş istemiyoruz diyoruz? Bu gün siyasette dürüst olan tek bir politikamız bile yok. Irak savaşında Musul'u Kerkük'ü alalım diye topluma gaz verenler, bir yerde ABD için meşruluk kazandırıyorlardı. Bir gün servisde birisi bağıra çağıra konuşuyor, ülkücü ya!

-Kerkük, Musul bizim gidip almamız lazım!
-Ya kardeşim, A diyorum, bırak Kerkük'ü Musul'u, istanbul sizin mi?
-Bizim tabi
-Çocuğun nerede?
-Sanayide çalışıyor
-Neden okutmadın
-Paramı vardı
-Hani istanbul senindi? Kaç lira kira ödüyorsun
-300
-Kaç lira maaş alıyorsun?
-600
-Seçtiğin milletvekilleri, uçakla tuvalete gidiyor, sen çocuğunu ilkokuldan alıp sanayiye 3 kuruşa köle veriyorsun ama?
-Ne yapayım, geçinemiyorum
-Eee, İstanbul senin olduda bir mok mu oldu şimdi? Kaldı ki kerkük, Musul senin olsun?
-Doğru diyorsun gardaş.

Demek ki neymiş, 20. Yüzyıl toplumu evvelki toplumlar gibiymiş, taraf değil taraftarmış, taraftarlık neyde olur oyunlarda, demek ki buda bir oyunmuş, aynen senin buraya astığın mail gibi, bir oyun.

tewderi
11-12-2006, 10:13
Sn spartacus ,

*Okadar güzel anlatmışsınki oyunu maili doğudaki olayları Ağalık sistemini vatan milet sakarya masalını *. Irkçılık hakında okuduğum en güzel yazıydı *Teşekürler Sparta..

dersimmm
11-12-2006, 12:12
saygıdeğmez byspy

bugüne kadar *ben hiç bir yere mayın dikmedim. pkk'ye ne burada ne başka bir yerde destek werdim. aksine onların en ufak hatalarını elimden geldiğince duyurdum anlattım. ama senin anlamak istemediğin bazı şeyler war.

işte tarih gösteriyor şeyh sait isyanının niçin olduğunu. işte yaşadıklarımız gösteriyor kürt halkının ne tip baskılara mağruz kaldığını.

senin ve senin gibilerin sadece kürt alerjisi war. tedawisi mümkün mü bilmiyorum. git bi yerlere danış

spartacus sanada teşekkür ediyorum. güzel bir yazı

byspy
11-12-2006, 13:52
Sym tewderi

Toptan temizle kelimesi yopiği kapatmaya yönelik bir cümleydi ama sen anlayamamışsın olsun

ben anlatamıyorum galiba sen eskide olanları anlat atmam seyh sait pir...
yerinizde sayın ben size eskide olan eskide kalsın dedim buraya ileriye daha iyiye nasıl gideriz dedim onları düsünün dedim ama onuda anlamamışsınız sağlık olsun...

Sparta abii,
anlayamadın abi beni

dersimmm
ewet ben saygıdeğer biri değilim ben sana senin diktiğin demedim sizin dedim istersen purda düzeltiyim PKK nın diktiği mayınlar

Savunma mekanizmanda cok iyi tarih bunları gösterio tarihte bize bunlar yapıldı sende yap...

Bence sende birisi kürt dediği an saldırma alerjisi var baksana salak bir mail yazdım vay efendim orda oyle boyle şeyh sait ıvır zıvır sen danış benim savunduğum şey gayet güzel ama sen hala hır peşindesin istediğin gibi olsun çok saygıdeğer insan

tewderi
11-12-2006, 13:58
Sn Byspy ,

Anlat nasıl ileri gideceği fikrin ne Kürdüm diyene ermeni demekmi ileri götürecek bizi,Irkçılığı ön plana çıkarmakmı bizi ileri götürecek kendi ayıplarımızı örtüpte yaptıklarımızı başkalarının üstüne yığmak mı bizi ileri götürecek..

Senin düşüncen ne nasıl ileri gidebiliriz?

byspy
11-12-2006, 14:07
Yahu hala beni ısrarla ırkçı gibi göstermeye çalış tmm ben kendimce kendi düşüncemi anlatmaya çalıştım anlayanın anladığını düşünüyorum anlamayanın da başka taraflara çektiklerini gördüm olsun

Burda Kimseye Kendimizi Kanıtlamayacığız ve ben burda bitiriyorum isteyen kendi kendinede msj yazabilir özgürsünüz nasıl olsaa

Gereğinden de cok saygıdeğer insanlar(hani saygıdeğmezim ya)


SAYGILAR

dersimmm
11-12-2006, 23:46
byspy
şu anda geçmişi unutalım diyenleri görüyoruz. bunlar mehmet ağar, zeki sezer gibi barajı geçme umudu olmayan partilerdir.

mehmet ağar geçmişi unutun diyor çünkü yeni susurlukları, yeni şemdinlileri hazırlıyor galiba

zeki sezer geçmişi unutun diyor çünkü yeni 19 aralıklar peşinde

acaba sen neyin peşindesin???

dersimmm
12-12-2006, 12:43
Söz Yazarı: Nali

Besteci: Şivan Perwer


Bırayên delal hun werın kurdıno
Bıhışta welat em herın merdıno
Eger hun nayên vane keç em meşin
Bese kolefî serıfraz her bıjîn

Herne pêş herne pêş dewr û dem ya meye
Welat çav lı rê bendewarê meye

Keçên nûgihan em dıxwazın xebat
Me canê cıwan dani rêka welat
Dılê mejpola gurçık bûne hesın
Bo ala rengîn hun werın em besın


adamcağız bi kürtce türkü söyliyecem dedi resmen katledildi.
alın size kürtce şarkı! sözleri de hiç mi hiç masum (!) değil.

tewderi
12-12-2006, 13:12
Ez hatım dersım boy ala renge :D

servet
18-12-2006, 03:25
zazaların kürt olduğunu hiç bir bilimsel kaynak teyit etmiyor, aslında kürt diye birşeyde yoktur, kurmançlar vardır, zaza ve kurmançları kürt adı altında birleştirdiler kim yaptıysa bunu? sen sanırım zazasın dersim? zazaca ile kurmanç (kürtçe dediğimiz) dili ile bir benzerlik var mı yok mu? yanından bile geçmez, şive filanda değil apayrı iki dildir ve iki ayrı ırktırlar, tek ortak noktaları aynı coğrafyalar üzerinde yaşamalarıdır.
zazaların pek çoğu kendini kürt olarak görmez. kimi zazalar kendini kürt kabul eder kimi ise Türk olarak kendini tanımlar, burda mutabımıyız?
ama sen dersen ben olayı ırki boyutta değil siyasi, coğrafi ve kültürel boyutta kürtlük olarak görüyorum, yani bişey diyemem.

beelzbb
18-12-2006, 04:13
"Şark İstiklal Mahkemesi hakimlerinden Ali Saib, Şeyh *Said'i hücresinde ziyaret eder. *Amacı Şeyh'i mahkemedeki savunmasında Kürtlerin inkar edilen hakları için değil, İslami *nedenlerle ayaklandıklarını söylemeye ikna etmektir. Eğer Şeyh bu doğrultuda savunma yaparsa, kendisine verilecek *idam cezası müebbed hapis ce*zasına çevrilecek, daha sonra *Edirne'ye sürgün edilecek, 2 yıl sonra çıkarılacak aff-ı umumi ile serbest bırakıla*caktı. Ali Saib bununla da kalmaz, serbest bıra*kıldıktan sonra birlikte kuzu çevirip yemek üzere Şeyh'i Hınıs'taki evinde ziyaret edeceğini de vaat eder.

"Şeyh, mahkemede, Ali Saib'le anlaştıkları gi*bi hareketin Kürtlükle bir ilişkisinin bulunmadı*ğını, isyanı İslami nedenlerle gerçekleştirdikleri*ni söyler. Ancak buna rağmen mahkeme idam cezasını müebbede çevirmez.

"30 Haziran 1925 tarihli Cumhuriyet gazete*sine göre infaz günü Şeyh Said siyasetgaha götü*rülürken Saib Bey'i sesinden tanır ve;

'- Hani ya doğruyu söylersem kurtaracak*tın' der.

"Saib bey;

'- Ne yapalım Said efendi, seninle Hı*nıs'ta kuzu yiyemedik' der. 'Bu kadar Türk kanının dökülmesine ve ocakların sönmesine sebep oldun, cezanı çekecek*sin.'

bu olay cumhuriyet gazetesi arşivlerinde de yerini almıştır. isyan kürt halkının ezilmesine karşıyken bir anda devletin aldatmacasıyla ümmetci bi isyan olarak duyuruldu.

tamamen belgelere dayalı bi olay. slogan da yok

ben şiiri severim size bi kıtalık bi şiir gönderiyorum

"Sarı Paşa
Çetelerden sonra girip savaşa
Geçmiştir başa
Ankara'da otağına kurulup
Bizi oyalamakla
Başlamış işe"

şairi ALİŞER EFENDİ *:lol: kandırmışlar adamı

dersimmm
18-12-2006, 12:06
sayın serwet
zaza dil eklerini anlatamam sana çok uzun iş. ara kendin bul.

doğru demişsin beelzbb kandırmışlar adamı, işte kemalist ülkemiz hep böyle, baştan beri aldatıyor

dilaver
13-07-2007, 23:45
,
*
* * * En önemli konumuzun Kürt sorunu olması gerekiyor. Bugün ülke bir iç savaş içerisindeyse her *gün asker ve sivil pek çok vatandaşımız anlamsız bir savaşın içerisinde hayatını kaybediyorsa kendine aydın diyen her insanın sogukkanlı olarak bu sorunu degerlendirmesi ve silah dışı bir çözüm araması gerekiyor.

* * * Yavuz Selim dönemini tahlil edersek Osmanlının Kürdistan vilayetini ve Kürt eyaletinin Kürt feodalleri tarafından Osmanlıya dış işlerinde ve savaş görevlerinde baglı, fakat toprakların idaresinde haraç vermek suretiyle padişaha baglı feodal bir biçimde yönetildigini görürüz. Busüreç 2.Mahmut dönemine kadar bu şekilde devam eder.

* * *Tayin edici nokta 2. Mahmut dönemidir. 2. Mahmut dönemi Osmanlı Merkezi *imparatorlugunun Kürt eyaleti üzerinde feodaliteyi tasfiye etme çabasıdır ve bu çaba ile *birlikte yüzlerce yıldır süregelen barış bozularak ilk Kürt isyanı patlak vermiştir.İkinci *Mahmutun bu çabalarına karşı Bothan Emiri Bedirhan Bey isyan etmiştir bu tarihteki ilk Kürt *isyanıdır ve Bedirhan Bey de bazı tarihçiler tarafından Kürt ulusçulugunun babası olarak *addedilir.

* * *2. Mahmut hem gecikmiş bir feodaliteyi ortadan kaldırarak, geç kalmış bir biçimde merkezi devleti kurmak, hem de vergi imkanlarını elinde toplamak için Selim' in düzenine son vermek zorunlulugunda hissediyordu. Nitekim Yeniçeriligin tasfiyesi, sonra da ayandan beylerin veAlemdar Mustafa Paşanın tasfiyesi ile Mahmutun bu tasarısı uyum içerisindedir. Bunun içinçok uzun bir iç savaşı göze aldı ve Reşit Paşanın daha sonra da yerine geçen Hafız Paşanın komutasındaki seferle sonuca ulaştı.

* * *2. Mahmut 1830-1840 seneleri arasındaki hareketle Kürtler üzerindeki yeni politikanın ilk *mimarı oldu. Osmanlının o güne kadarki Kürt politikası degişmiş yerini baskı ve sindirme *politikası almıştır. Bu politika ile Kürt ayrılıkçılıgı yenilmiş ve bagımsız ya da yarı bagımsız *Kürt emirleri tasfiye edilmiştir. 2. Mahmutun bu politikası ile Kürt sorunu yeni bir döneme *girmiştir, bundan sonra günümüze kadar bu topraklar hep Kürt hareketliligine sahne olacak ve *Türkler devamlı bir şekilde Kürt ayaklanmaları ile meşgul olacaklardır.

* * *Burada Bedirhan beyin ayaklanmasının tam da Kavalalı İbrahim 'in yürüyüşüne denk geldigini ve Osmanlıyı çok zor durumda yakaladıgını belirtmek durumundayım. Mısır Hidivi İbrahim neredeyse Osmanlının sonunu getiriyordu fakat özellikle Ruslar bu işe karışır ve İbrahimin ilerleyişini durdururlar. Böylece Osmanlı tüm gücünü Kürt ayaklanmasının bastırılmasına yöneltir ve isyan muzaffer olamaz.

* * *2. Mahmut artık şiddeti ve baskıyı temsil etmektedir ve Kürt politikasında yeni bir dönem *açılmıştır. Artık baskı ve tasfiye vardır. Bu Abdülhamite kadar devam eder. Abdülhamit ile *birlikte Kürt politikasında yeni bir dönem başlar.

* * * *Hamit dönemine gelindiginde artık Kürt hareketinde önderlik dini kisveye bürünmüştür, *önderlik şeyhlerdedir, ayaklanmalar devam etmektedir. Hamit Mahmuttan son derece degişik *bir politika izleyerek Kürtleri imha degil kullanma politikası izler. 1877-1878 Türk Rus savaşı *sırasında gönüllü Ermeni birlikleriyle de savaşmak zorunda kalması Hamit'i Hamidiye alayları kurmaya itiyor. Hamidiye alayları daha sonra Ermeni tehciri sırasında yapılan katliamların baş aktörlerindendir. Sonuçta Hamit Kürtleri kullanıyor ve sonuç 1915 tir.

* * *Mahmut'un kurdugu yeni ordu ilk deneme ve pratigini Kürdistanda yaptı. Başta Bedirhan *
olmak üzere Kürtleri yenmek Türkler için büyük bir moral oldu ve Kürdistan Zafer Madalyaları çıkarılarak Kürdistan savaşlarında yararlık gösterenlere verildi.

* * *Bu arada bu süreçte Kürtlerin aydınlandıgını ve jakoben önderler çıkardıgını da belirtmek *gerekiyor. İttihat Terakkinin 4 kurucusundan Abdullah Cevdet ve İshak Sukuti Kürt'türler.
Mustafa Kemal 'in uyguladıgı Kürt politikası ise Mahmut ile Hamit' in politikalarının bir toplamı idi.

* * *Sultan Hamit ile birlikte Osmanlının Kürt politikası degişmiştir. Hamit döneminde Kürt *egemenleri despotik monarşinin kaynaklarından birini oluşturuyorlar. Hamidiye Alaylarının *Türk ve bölge tarihinde iki öncülü var. Birisi yeniçeriliktir, digeri Rus Çarlarının Kazak birlikleri. Hamidiye alayları yeniçeriligin son zamanlarındaki kadar düzensiz, Kazak birlikleri gibi aynı etnik kökenden kaynaklanıyor. Hamidiye alaylarının tümü erinden komutanına kadar kadrosonun tamamı Kürtlerden oluşuyor ve önemli ölçüde de özerk statü veriliyor.
Hamidiye alayları merkezde Hamit in özel muhafızlıgı görevini, Doguda ise Ermenileri tedip *etme, sindirme ve ortadan kaldırma görevlerini yükleniyorlar. Abdülhamit Dersaadet te kişisel *güvenligini Doguda ise Ermenilerin yazgısını bu düzensiz birliklere bırakıyor. Sultan Hamit *Hamidiye alayları ile Hamidiye Kürtleri denebilecek bir sistem kurmaya çalışıyor. Biri *Bagdatta digeri İstanbulda kurdugu Aşiret Mektepleri ile de bu oluşumu destekliyor. Bu
çocuklar Kürt asillerinin çocuklarıdır ve İslamcı, Osmanlıcı ve bir tür bagımlı Kürtçü ideoloji ile yetiştiriliyorlar.

* * *Hamidiye alayları iş görürken sınır tanımıyor. Ermeni köylerine yönelmişken Türk ve Arap köylerini de basıyor ve tamamen başı buyruk olarak çalışıyor. Aslında Hamidiye Alaylarının çalışma tarzını 1970 lerin ülkücü hareketine benzetmek mümkündür diye düşünüyorum. *


* * * *saygılarımla

dilaver
13-07-2007, 23:47
,

* * *Abdülhamit eski yeniçeri birlikleri yerine düzensiz Kürt alaylarını geçirmişti.Bu arada *Selimden beri bir politika da hiç degişmiyor. Türkiye Kürtleri İrana karşı, İran da Ermenileri Türkiyeye karşı bir sınır muhafızı olarak kullanıyor. Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete özdeyişi de buradan kaynaklanıyor olsa gerektir.

* * *Bu arada Kürtler Ermenilerden milliyetçiligi ögreniyorlar. Birinci dünya savaşı sırasında *Osmanlı kuvvetleri içerisindeki Kürtler saf degiştirebiliyorlar ya da mukavemetsiz Rus tarafına geçebiliyorlar.Bunun dışında Abdürrezzak' ın amcası, Yusuf Bedirhan Bey, Kör Hüseyin Paşa türünden önde gelen Kürt liderleri cephe degiştirmek için çagrı yapıyorlar.1915 senesindeki tüm sansüre ragmen Türk basınında Kürt cephesi ile ilgili haber sızdırılıyor.Bothan ve civarındaki Kürt ayaklanmalarından bahsediliyor

* * *Bu arada Erzurum Kürt ayaklanmasının karargahıdır. 1912 yılında Abdürrezzak Bey *Erzurumdaki bir toplantıda bütün karşıt güçlerin örgütlenmesini ve genel ayaklanmaya *hazırlanılmasını istiyor. İşgal sırasında Kürtler Erzurumda 1919 senesinin Haziranında bir *genel başkaldırı örgütlenmesi yapmaya çalışıyorlar. Mustafa Kemalin yer aldıgı Erzurum *Kongresi Temmuz ayındadır..

* * *Bu arada İttihat ve Terakki de boş durmuyor, Kemalizmin önseli durumundadır. Bu *hareketlilige karşı derhal 1915-1916 yıllarında ardarda hükümet kararnameleri çıkararak *Kürtleri sınır bölgelerinden alıp Trakyaya , Batı Anadoluya yerleştiriyor. Bu daha sonra Kemalizmin bir numaralı Kürt politikası olmuştur.Yüz Türke on Kürt hesabıyla bu yerleştirme yapılıyor.

* * *Mustafa Kemal Anadoluya çıktıgında böyle bir ortamla karşılaşıyor ve bugün bizim *bilmedigimiz bir anlaşma ile Kürt Beylerini kendi safına çekiyor. Bu anlaşmayı bilmesek de *yeni kurulan cumhuriyetin isminin Türk degil de Türkiye Cumhuriyeti olarak adlandırılması *anlaşmanın en azından bir maddesi konusunda fikir yürütmemizi mümkün kılıyor.

* * *Bu iletinin Mustafa Kemal ve sonrasını içermesi lazımdı ama gerek bundan evvelki gerekse de bundan sonraki duyarlılıga açıklık getirmesi açısından Kürdistan ile ilgili bir kaç şey söylemek geregini hissederek bu yazıyı araya sokma ihtiyacı hissettim.

* * *Kürdistan sözcügü biz Türklerin icadıdır, başka bir yerde aramak gerekmiyor. Tarihi kayıtlara göre Kürdistan tanımlaması ilk defa Selçuk Sultanı Sencer zamanında kullanılıyor. Nasılki kabristan ölülerin toplu olarak bulundugu yer anlamına geliyorsa Kürdistan da Kürtlerin toplu olarak bulundugu yer anlamına geliyor.

* * *Nitekim bundan evvel Selçuk Sultanları kendilerini katli kefer vel müşrikin olarak adlandırıyor ve Rum'un, Ermenistanın, Diyarbekirin ve Suriyenin Sultanı olarak görüyorlar. O zamanlar henüz Kürdistan yoktur ve Bekirin diyarı vardır. Selçuk Türkleri Kürdistan sözcügünü ilk kullananlardır.

* * *Daha sonra 1878 Berlin antlaşmasıyla Ermenistan sözcügü çıkarılarak Kürdistan sözcügü *kullanılıyor ve Osmanlının Kürdistan eyaleti tescilleniyor. Bu Cumhuriyete kadar böyledir, ilk mecliste Kürdistan milletvekilleri vardır.

* * *Her ne hikmetse Cumhuriyet ile bu söz yasaklanıyor, yasaklanma egilimine giriliyor ama *gene de kullanılıyor.Yaşar Kemal 'in Kimsecik adlı romanının 198 sayfasında şöyle geçiyor :
"Böyle bir nişancı bugüne Fevzi Paşanın ordusunun içinde bile , Kürtte, Kürdistanda, Gürcü *Gürcistana şol çöl Arabistanda , hem de Frengistanda bulunmaz. ",demek ki edebiyatımızda geçebiliyor. Üstelik de yakın zamanımızda yayınlanabiliyor. *
* * *Geçtigimiz yıllarda ansiklopedi savaşları olmuştu gazetelerin, sonra bunlar yerini tarih *savaşlarına bıraktılar.Bende o zamanki Sabah gazetesinin Hammer tarihi var, 2. cildinde *sahife 465 de yeni itaat eden dogu anadolu ahalisine dair başlıgı altında şöyle söze başlıyor :
" Kürdistan yahut Kürtlerin bulundugu memleketler" , elbette aynı kitapta bu ibarelerin defalarca geçtigini söylemem gerekmiyor. Bunu da geçiyor ve Genel kurmaya geliyoruz. Genel kurmayın harp akademilerinde okuttugu ders kitabında şunlar yazıyor :

* * *"Eger Şeyh Sait bu teşebbüslerine sadece Kürdistan bagımsızlıgı adına ve daha önce *girişmiş olsaydı, ayaklanmayı Dersim ve Muş a bulaştırması muhtemeldi." O halde benim bu antiparantezi açmamın nedeninin sabit olmasını diliyorum ve şayet ileriki iletilerimde Kürdistan tanımını yaparsam suçlanmam için önce genelkurmayın suçlanması gerektigini belirtiyorum.


* * * saygılarımla

dilaver
13-07-2007, 23:48
, * *

* * * Süleyman Demirel bu 29. Kürt isyanıdır demişti, bunun anlamı bundan evvel Kürtlerin 28 kere daha isyan ettigi ve bu isyanlarında başarılı olamadıgıdır. Demirel bunları söylerken 28 kere başarılı olamayan, 29 uncuda da başarılı olamayacaktır anlamını vermek istemişti. O halde *varolan durumu bir realite olarak ve sürekli yinelenen bir durum olarak kavrayıp köklü çözüm önerilerinde bulunmak gerekiyor.

* * *Bazı arkadaşların Kürtlerin Osmanlı döneminde isyana kalkışmadıgını söylediklerini okudum, bazı arkadaşlar da bu sorunun kökeninin tarihte aranmaması gerektigini iddia etmişler. Benise tam tersi davranıp tarih bilincimizi biraz daha derinleştirmek taraftarıyım. Geçmişi bilmeden gelecegi nesnel olarak degerlendiremeyiz. Olgular arasındaki ilişki ve çelişkileri kavrayamaz ya da baglantıyı koparırsak bilim dışına düşeriz.

* * *Tekrar başa dönersek *Osmanlı Selim 1 ile birlikte bir Kürdistan barış ve anlaşması yapmıştır. Buna göre Kürdistan Osmanlıya her sene belli bir miktarda para verir ve asker yollar, buna karşılık ise iç işlerinde serbesttir. Bir nevi otonom bir bölgedir, kendi emirleri tarafından yönetilir fakat Osmanlı tayin edicidir.Bu olgu 1639 senesindeki Kasrı Şirin Antlaşmasına kadar devam eder, bu anlaşmayla *Kürdistan iki parçaya ayrılıri. İran ve Osmanlı toprakları. Daha sonra 1828 İran ve Çarlık Rusyası arasında yapılan Türkmençayı antlaşması ile Kürdistanın bir kısmı Çarlık Rusyasına bırakılmıştır. Son olarak Lozan ile de İngiltere ve Fransaya da bugünkü Suriye ve Irak toprakları verilir, daha sonra burada bagımsız Irak ve Suriye devletleri kurulur. Demek ki önceleri Kürtlerin yaşadıkları yerler anlamına gelen Kürdistan toprakları tarihi süreç içerisinde beş ayrı devletin topraklarına ilave edilmiş ve Kürtler beş ayrı devletin himayesinde yaşar olmuşlardır.

* * *1788-1806 yılları arasında Abdurrahman Paşa, Babani, Süleymaniye de Osmanlılara karşı *çok çetin savaşlar vermiştir. 1812 yılında Ahmet Paşa Babani nin yine bölgenin özerkligini *korumak için yaptıgı savaşlar Bagdat' a kadar uzanmıştır. 1820 de Zaza Kürt aşiretlerinin *yaptıgı savaşlar Sivas' a kadar dayanmıştır. 1825-1829 yılları arasında Muhammed Paşa *Babaniye baglı Kürtler, Hakkari, Revanduz ve Turabidin bölgelerinde sürekli olarak ayaklanma halindedirler. 1830- 1833 yılları arasında Sincar dagında gene aynı tür hareketler vardır. 1834yılında Bitlis Emiri Şeref Han, bölgenin özerkligini korumak için Osmanlı ile çok kanlı savaşlara girmiştir.

* * *1840-1846 yılları arasında Emir Bedirhan,Cizre de, Botan ve çevresini kontrol altına alarak Osmanlı İmparatorlugundan ayrılmak istedi. Kendi adına hutbe okuttu, para bastırdı. Van, Savuçbulak, Revanduz, Musul, Sincar, Siirt, Viranşehir, Siverek ve Diyarbakır a kadar *emirligini genişletti. 1853-1856 arasında, Yezdan Şer' e baglı kuvvetler Hakkari ve Botan' da *ayaklandılar. Bitlis, Musul, Van, Bagdat arasındaki bçlgeyi ele geçirdiler. Fakat İngiltere *konsolosu tarafından yakalanan Yezdan Şer Osmanlıya teslim edildi.

* * *1860 yıllarından itibaren Dersim de sürekli Osmanlının akınlarına şahit oluruz. Fakat bir türlü Dersime giremez Osmanlı. 1877-1878 de gene Osmanlının adı geçen bölgeye taarruz *seferleri vardır. 1879 da Bedirhanilerin Cizre de Osmanlıya karşı özerklik mücadelesine tanık *oluruz. 1881 de Şeyh Ubeydullah Nehri bagımsız Kürdistan talebi ile Osmanlı ve İran' a karşı *isyan eder.

* * *Tüm bunlardan ortaya çıkan sonuç Osmanlı Kürt ilişkilerinin asla süt liman olmadıgı ve 19. yy dan itibaren Osmanlının devamlı Kürt ayaklanmaları ile karşı karşıya kaldıgıdır. Gerçi olgu budur ama burada ayaklanmaların temelinin ulusal oldugunu söylemek için daha erkendir. *
* * *Burada Kürtlük ulusal bilincinden çok Kürt aşiretlerinin kabile temelinde var olan otoriteye isyanını görürüz. 2. Mahmudun şiddet politikası da bu isyanların yaygınlaşmasında etken olur. Bu duruma çözümü Abdülhamit bulacaktır. 1891 yılında 36 adet Hamidiye Alayı kurulur. Bu alaylar Van, Agrı, Bingöl, Hınıs, Tekman, Patnos, Malazgirt, Varto, Bulanık, Kanlıova, Karayazı, Eleşkirt,Viranşehir, Urfa,Suruç bölgelerinde oturan aşiretlerden teşkil edilir. Hamidiye Alaylarının kuruluşunda izlenen temel motif Kürtlerle ,Ermenilerin yogun olarak yanyana ya da iç içe yaşadıkları yerlerde kurulmuş olmasıdır. Buna karşılık Hamidiye alayları Kürtlerin yogun olarak ve Ermenilerin azınlık oldugu Musul, Süleymaniye gibi yerlerde kurulmamıştır.

* * *Milli Mücadeledeki durumu irdelemeden evvel 1900 senesinden itibaren Milli Mücadele *dönemine kadar kurulan Kürt Cemiyetlerinin de bir listesini buraya almakta fayda görmekteyim :

- Kürdistan Azmi Kavi Cemiyeti - 1900

- Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti- 1908

- Kürt Neşri Maarif Cemiyeti - 1910

- Kürdistan Teşrik-i Mesai Cemiyeti- 1912

- Kürt Talebe Hewi Cemiyeti - 1912

- Kürt Tamim-i Maarif ve Neşriyat Cemiyeti - 1918

- Kürdistan Teali Cemiyeti - 1918

- Kürdistan Cemiyeti - 1920

- Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti - 1920


* * *Bundan sonra Milli Mücadele ve Kemalizmin kuruluş aşamalarındaki Kürt meselesindeki *tarihi bilgileri aktarmaya çalışacagım.

* * *Mondros Mütarekesi hitamında Kürt Teali Cemiyeti üyeleri İstanbul'da İngiliz, Fransız ve *Amerikan Komiserlerini ziyaret ederler.Amerikan Komiserininin Kürdistanın büyük bir kısmını içine alabilecek bir Ermenistanın kurulmasına karar verildigini söylemesi üzerine o zaman heyette bulunan Bediüzaman Saidi Nursi şöyle der : " Kürdistan eger deniz kenarında olsa idi harp gemilerinizle belki bu kararı tatbik edebilirdiniz, fakat Kürdistan daglarına harp *gemileriniz çıkamaz , bu karar da uygfulanamaz " demiştir.Görülüyor ki cografi özellik o *zamandan bu yana Kürtler açısından avantaj olarak degerlendiriliyor.

* * *Sait'in bu sözleri aslında Kemalizm ile Kürtler arasındaki politikanın kilit noktasıdır. *Kemalistler bundan sonraki Kürdistan politikalarına bu sözler ve bu anlayış üzerine bina *edecekler ve Kürtler de bu temel üzerinde vatan savunmasına eşit ulus olarak katıldıklarını *düşüneceklerdir. Bu arada Sait'in de heyet içerisinde yer alarak adına ziyerete gittikleri Kürt *Teali Cemiyetinde iki adet egilim oldugunu bunlardan birinci grubun Kürt milli haklarını *Osmanlı içinde kalarak saglamaya çalıştıgını, ikincisinin ise bagımsız devlet peşinde *oldugunu söylemekte fayda var. Birincisinin önderligi seyit Abdülkadir ve arkadaşları, ikincisi ise Kamran Bedirhan ve arkadaşları idi.


* * saygılarımla

dilaver
13-07-2007, 23:49
,

* * *Bu arada 19 Mayıs 1919 da Şeyh Mahmut İran sınırından topladıgı Kürt kuvvetleri ile *Süleymaniyedeki İngiliz kuvvetleri üzerine saldırır, İngiliz binbaşısını esir ederek kendiini *Kürdistan Kralı ilan eder.

* * *Kazım Karabekir İstiklal Harbimiz adlı kitabında şöyle demektedir " Dikkat edecegimiz mühim bir mesele Kürtlük cereyanıdır. İstanbul' da bu hususta büyük faaliyet gördüm. Bu *mıntıkamızdaki aşiretleri düzene koyarak ve beyleriniz bizzat çagırarak onları tutabilirim. *Kürdistan' ın Ermenistan olacagını anlatmakla mesele hallolur.... Ermenistanı rehin alacagım. *Arzu ettigimiz sulh için anahtar budur. "

* * *Kazım Paşanın deyimiyle Kürdistanın Ermenistan olması ne anlama gelir buna dikkat *etmemiz gerekiyor :

Birinci olarak Kürdistan diye bir cografya parçası mevcuttur ve bunun üzerinde Kürtler yaşar.

İkinci olarak Kürt olarak bilinen ayrı bir etnik grup, ulus vardır

Üçüncü olarak Ermenistan diye ayrı bir cografi bölge ve bunun üzerinde yaşayan bir ulus *vardır

Dördüncü olarak Ermenistan ve Kürdistan cografi parçaları Anadolunun dışındaki cografi *parçalardır

Beşinci olarak çogunlukla Anadoluda yaşayan Türk ulusu ile Ermenistanda yaşayan Ermeni *ulusu ve Kürdistanda yaşayan Kürt ulusu ayrı ayrı uluslardır

Altıncı olarak Küdistanın Ermenistan olmasından rahatsızlık duyulmakta ve Kürdistanın *Kürdistan olarak kalması istenmektedir

Kürdistan Ermenistan olacak demek tüm bunların kabulüdür.

* * *Gene aynı kitabında Kazım Paşa " Kürt istiklali gibi propogandaların durmayacagı belli idi. Bu zehire karşı ben daha evvelden Kürdistanı Ermenistan yapmak istiyorlar, fakat Kürt *kardeşlerimizi çignetmeyecegiz diyerek bütün Kürtleri şerbetlemiştim " diye yazar."

* * *Demek ki 1919 senesinde ahval bu şekildeydi. Kemalistler Kürtleri yanlarına almak için *Kürdistanın Ermenistan yapılacagının üzerinde duruyorlardı. Şu anda başlangıçtayız. Bu *arada bir kaynak şöyle yazıyor :

* * *Mustafa Kemal Paşa karargahının korunmasını için Kürt milli kıyafetiyle bezenmiş bir tabur teşkil etmişti. Bu tabura Dersimli Hasan Bey komuta ediyordu. Bu davranış dogal olarak Kürt ulusunu dünyadan kaldırmak isteyen İttihat Terakkinin siyasetine uymayan bir işti. Mustafa Kemal Paşa Kürt askeri taburunun giydigi elbise tarzında , temiz giyinmiş sekiz on *yaşlarındaki iki yetim çocugu da adaima arabasında beraber gezdiriyordu.

* * *Görüldügü gibi İtilaf devletlerinin ana amacı bir Ermenistan' ın teşkili idi. Kurulacak bu *Ermenistan a da Kürtlerin o zamana kadar yaşadıkları toprakların ve vilayetlerin dahil edilmesi düşünülüyordu. Manda meselesi esas olarak Ermenistan ile ilgiliydi ve Amerikalı heyet bu sorunu incelemek için, Ermeni meselesini incelemek için bir heyet göndermiş ve bu heyet Mustafa Kemal ile de görüşmüştü.

* * *Osmanlı İmparatorlugunun son dönemlerine kadar adı geçen bu bölgelere Ermenistan ve *Kürdistan deniyordu. Mondros Mütarekesinden ve özellikle de Kürdistan Teali Cemiyetinin *kurulmasından sonra bu bölgeler için artık Vilayet i Şarkiye tabiri kullanılmaya başlandı.
Erzurum Kongresinin bir maddesi şöyle der : Trabzon Vilayeti Canik sancagı ile Vilayeti *Şarkiye namını taşıyan Erzurum, Sivas, Diyarbekir, Manururelilaziz ( Elazıg ) Van, Bitlis, *vilayetleri ve bu saha içerisindeki müstakil vilayetler hiç bir sebep ve bahane ile yek *digerinden ve Osmanlı camiasından ayrılması düşünülmesi bile olanakları olmayan bir *bütündür. Saadette ve felakette ortaktır. Gelecek hakkındaki hedefleri aynıdır. Bu alanda *yaşayan Anasırı İslamiye birbirine karşı bir fedekarlık hissi ile doludur. Ve birbirlerinin ırki durumlarına ve sosyal durumlarına saygılı olup öz kardeştirler.

* * *Bu arada Erzurum Kongresine ( 23 Temmuz- 7 Agustos ) 54 delegenin katıldıgını, 17 sinin Trabzon sancagından, 20 sinin Vilayeti Şarkiye den ve son derece kısıtlı bir sayının batıdan geldigini belirtmek gerekiyor. Erzurum, erzincan ve Sivastan gelenlerle Mustafa Kemal ve Rauf Bey de delegeydi. *Nitekim Kazım Karabekir 5 Agustos ta İstanbul Hükümetine Kongre kararlarını bildirmek için çektigi telgrafta şöyle der :

* * *" Bugün 70 kadar milli üye ile Erzurum da toplantı halinde buluna kongre, Mustafa Kemal *Paşa ve Rauf Bey henüz İstanbul'da iken ve hatta burada , isimleri bile duyulmamışken, *büyük ve kanlı tehlikenin meydana gelecegini kesin sayan Dogu eyaletlerinin halkının karar * ve girişimi ile olmuştur. "

* * *Sivas Kongresinde de alınan aynı kararlarda milliyet kavramı yoktur, Türklük ve Kürtlükten bahsedilmemekte Halifeye baglılıktan ve ümmeti Müslümandan bahsedilmektedir. 20-22 Ekim 1919 tarihinde İstanbul Hükemeti temsilcilerinin de katıdıgı Amasya görüşmelerinin tutanaklarının birinci maddesinde şöyle der :

* * *" Beyannemenin birinci maddesinde Osmanlı Devletinin düşünülen ve kabul edilen sınırı, *Türklerin ve Kürtlerin oturdugu araziyi kapsadıgı ve Kürtlerin Osmanlı İmparatorlugundan *ayrılmasının imkansızlıgı açıklandıktan sonra, bu sınırların en az bir istek olmak üzere elde *edilmesinin saglanması geregi, ortaklaşa kabul edildi. Bunula beraber yabancılar tarafından *görünüşte Kürtlerin bagımsızlıgı amacı altında yapılan yalan propogandaların önüne geçmek *için Kürtlerin gelişme serbestligini saglayacak yerde ve şekilde ırksal ve sosyal haklar *bakımından desteklenmeleri dahi kararlaştırıldı. Ve bu hususun şimdiden Kürtler tarafından *bilinmesi uygun görüldü. "

* * *1919 senesinde durum budur. Bir anlaşma yapılmış ve Kürtler bu anlaşmanın kurucu ulus *olarak içerisinde yer almışlardır. Anlaşmanın yapıldıgı dönemde daha henüz Türklük – Kürtlük ayrımı ve çatışması yoktur. Kemalistlerin henüz düzenli bir gücü de toktur. Elde yalnızca Karabekir in kolordusu ile, Cebesoy' un kolordusu vardır. Ancak Milli Mücadele kazanılıp Cummhuriyet kurulduktan sonra köprülerin altından çok sular aktıgı görülecek ve Kürt kimligi yok sayılacak. Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan herkesin Türk oldugu söylenecektir.


* * *saygılarımla

dilaver
13-07-2007, 23:50
, * *

* * Dokuzuncu Cumhurbaşkanının deyimiyle bugün 29. Kürt İsyanını yaşıyoruz. Üstelik tüm *digerlerinden farklı olarak bu 23 senedir süregeliyor. 29. tanımlaması bundan evvel 28 incisinin oldugunu ve bastırılsa bile bundan sonra 30. uncunun olabilecegi anlamına gelmektedir. O halde bugün yaşadıgımız kan ve ateş çemberinin içerisindeki temel sorunu iyice betimleyip ona göre tavır almak gerekmektedir. Bu da herşeyden evvel tarihi düzgün bir şekilde resmi tarihte bize dikte edilenin dışında tarafsız ve bilimsel bir tarzda okumaktan geçmektedir.

* * *Bugün yaşadıgımız sorunun ismi Kürt Meselesidir, bu sorun çözülebilirse PKK meselesi bir inzibati mesele halinde kalır. Kürt meselesini Dogu Sorunu diye adlandırmak, ya da Pkk ile özdeşleştirmek çözümsüzlük üretmekten başka bir şey degildir.

* * *Verileri ve tarihsel gelişmeleri elimden geldigi kadar özetlemeye çalıştım. Bu veriler *sonucunda öncelikle cevap verilmesi gereken soru şudur. Kürtler bir ulus mudur. Ulus olmak *ne demektir ve ulusların ne gibi hakları vardır.

* * *Bu soruya verilecek dogru cevaptan sonra ikinci soruya *gerçekten kanı durdurmak istiyor *muyuz, kansız ve demokratik bir çözüm istiyor muyuz, buna cevap aranmak gerekmektedir.

* * *Mustafa Kemal'in Kürtlere Muhtariyet düşüncelerine ilişkin bir belge, 1987 yılı yazında ortaya çıktı. Mustafa Kemal'in 16 Ocak 1923 tarihinde İzmit Kasrında gazetecilerle yaptıgı toplantının TBMM tutanak katipleri tarafından tutulan tutanaklarından oluşur. Bugün Türk Tarih Kurumu Atatürk ve Türk Devrimi Araştırma Merkezinde bulunan tutanagın konu oldugu toplantıya, Mustafa Kemal, İstanbul Mebusu Adnan Bey, Vakit Gazetesi Başyazarı Ahmed Emin Bey, Tevhidiefkar Gazetesi başyazarı Velid Bey, İleri Gazetesi başyazarı Suphi Nuri Bey, İkdam Gazetesi yazarı Yakup Kadri Bey, Tanin Gazetesi yazarı İsmail Müştak Bey, Akşam Gazetesi yazarı Falih Rıfkı Bey, İleri Gazetesi muhabiri Kılıçzade Hakkı Bey katılır.

* * *Toplantı tutanaklarının 15. sayfasında Ahmet Emin Bey'in sorusuyla başlayan bölüm, Atatürk'ün Kürtlere ilişkin düşüncelerinin en açık biçimini ortaya koyar.

* * *Ahmet Emin Bey : Kürt meselesine temas buyurmuştunuz. Kürtlük meselesi nedir. Dahili bir mesele olarak temas buyurursanız çok iyi olur.
* * *Gazi Paşa : Kürt meselesi; bizim yani Türklerin menfeatine olarak da katiyyen mevzubahisolamaz. Çünkü malumualiniz bizim hudud-u milliyemiz dahilinde mevcut Kürt anasır o surettetevattun etmiştir ki, pek mahdut yerlerde hali kesafettir. Fakat kesafetlerini kaybede ede ve Türk anasırın içine gire gire öyle bir hudut hasıl olmuştur ki Kürtlük namına bir hudut çizmek istersek Türklügü, Türkiyeyi mahvetmek lazımdır. Faraza Erzurum' a kadar giden, Erzincan'a Sivas'a kadar giden, Harput' a kadar giden bir hudut aramak lazımdır. Ve hatta Konya çöllerindeki Kürt aşairini de nazar-ı dikkatten hariç tutmamak lazım gelir. Binaenaleyh başlıbaşına bir Kürtlük tasavvur etmekten ise bizim Teşkilat-ı Esasiye kanunu mucibince zaten bir nevi mahalli muhtariyetler teşkil edecektir. O halde hangi livanın ahalisi Kürt ise onlar kendi kendilerini muhtar olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiyenin halkı mevzubahs olurken, onları da beraber ifade etmek lazımdır. İfade olunmadıkları zaman , *bunlan kendilerine ait bir mesele ihdas etmeleri her zaman variddir. Şimdi Türkiye Büyük *Millet Meclisi, hem Kürtlerin hem de Türklerin sahib-i selahiyet vekillerinden mürekkeptir ve *bu iki unsur bütün mukadderatlarını ve menfaatlarını tevhid etmiştir. Yani onlar bilirler ki bu *müşterek bir şeydir. Ayrı bir hudut çizmeye kalkışmak dogru olmaz.
*Kaynak : 2000'e Dogru dergisi, 30 Agustos 1987 tarihli sayısı

* * *Yukarıda alıntıladıgım yazıda Atatürk net olarak Kürtlere bulundukları merkezlerde özerklik tanıyan ve TBMM nin Türk ve Kürtlerin temsil yetkisi bulunan milletvekillerinden oluştugunu söylüyor. 1920 yılında Ankarada oluşturulan ilk mecliste 72 Kürt milletvekili vardır. Kürsüde konuşma hakkı iki millete aittir. Türkler ve Kürtler.

* * *Mustafa Kemal'in 16 Ocak 1923 tarihinde İzmit Kasrında gazetecilere söyledigi muhtariyet yeni anayasada yer almaz. Daha sonraki konuşmalarında Mustafa Kemal artık Kürtleri ifadeetmez ve hep bir Türk milletinden bahseder.

* * *Acaba Mustafa Kemal in önerdigi çözüm mü dogruydu, yoksa uyguladıgı çözüm mü. *Uyguladıgı çözümün bugün çözümsüzlük haline geldigi ortada.


* * *saygılarımla

dilaver
13-07-2007, 23:52
,

* * *Sovyetler Birligi Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin, 3 Haziran 1920 tarih ve No: 111551 ile *Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa' ya şu mektubu gönderir :

Sovyet Hükümet, her iki milleti tehdit eden ecnebi emperyalizme karşı ortak mücadeleye *katılma isteginizi açıklayan ve kendisi ile düzenli ilişki kurmak isteyen yazınızı aldıgını *dogrulamakla şeref duyar. Başında Ankara Büyük illet eclisi bulunan yeni Türk Hükümetinin *dış politikasının temel ilkelerini Rus Sovyet Hükümeti büyük bir memnuniyet duyarak *ögrenmiş bulunmaktadır.

Bu ilkeler şunlardır :

1- Türkiye' nin bagımsızlıgının ilanı

2- İtiraz edilemeyecek kadar Türk topragı olan toprakların Türk devletine baglanması

3- *Arabistan ve Suriye' nin birer bagımsız devlet gibi ilanı

4- Büyük Millet Meclisince alınan karara göre, Türkiye Ermenistanı'nın, Kürdistanı'nın, *Lazkistanını'nın, Batum bölgesinin, Dogu Trakya' nın ve bütün Türk Arap halklarının karma *olarak yaşadıkları devlet topraklarına, kendi kaderlerini kendi eliyle tayin etme hakkının *tanınması... ( kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz )

* * *Bu mektupta sözü edilen TBMM kararı neydi, böyle bir yasa var mıydı ?

* * *Haftalık Yeni Ülke gazetesinin 17-23 Şubat 1991 tarihli sayısının birinci sayfa manşetindeki haber şöyleydi :

* * *Tarih 10 Şubat 1922, Türkiye Büyük Millet Meclisi' nin gündeminde Kürt sorunu var. Tartışılan konu ise Kürtlere verilecek özerkligin sınırları.

* * *10 Şubat 1922 de TBMM de çogunlugun kararıyla Kürtlere özerklik verildi. 64 e karşı 373 milletvekilinin oyu ile kabul edilen Kürtlere Özerklik yasası Cumhuriyet tarihinin ilk ve son özerklik yasası oldu. Bu yasa Türkiye Cumhuriyeti' nin önemli bir devlet sırrı olarak 69 yıldan beri kamuoyundan saklanabildi.

* * *Haber, Texas Üniversitesi' nin Ortadogu uzmanlarından Robert Olson' un Kürt Milliyetçiliginin Ortaya Çıkışı adlı kitabına dayandırılıyor. Olson' un Kürtlere Özerklik tasarısını İngiliz arşivlerinden aldıgının da belirtildigi haberde, TBMM gizli celse zabıtlarında 9 ve 11 Şubat 1922 günlerinin zabıtları oldugu halde tasarının tartışıldıgı 10 Şubat günlü zabıtların yer almadıgı belirtiliyor.

* * *Haftalık Yeni Ülke gazetesinin 10 Şubat 1922 de TBMM de kabul edildigini belirttigi yasa tasarısının dışında, Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin' in sözünü ettigi TBMM kararları da bugün ortalarda yok.

* * *At izinin it izine karıştıgı bugünlerde gerçekten böyle belgeler mevcut mudur bilebilmek *mümkün degil. Ancak tüm bu tartışmalardan ortaya çıkan sonuç şu ki Cumhuriyet *kurulmadan önce, Milli Mücadele döneminde Kürtler ile yazılı olmayan bir anlaşmanın oldugu anlaşılıyor. Başlangıçta Kürtler kurucu ve eşit üye statüsünde iken sonradan tamamen varlıgı inkar edilen, assimile edilmek istenen bir ulus haline geliyorlar. Tüm Cumhuriyet dönemi boyunca de bu siyaset yürürlükte kalıyor.

* * *Ancak Cumhuriyet sonrası çıkan Kürt isyanlarına bakıldıgında bu isyanların her ne kadar *ulusal kisve altında olsa bile Kürt egemenlerinin paylaşımdan pay alma mücadelesi ile de *içice oldugunu görmemezlikten gelemeyiz. Her ne kadar Kürt beylerinin ezici bir çogunlugu *feodal sömürüyü devam ettirme karşılıgında Türkleşmeye karşı çıkmamışlarsa da son derece *küçük bir azınlıgın da buna karşı durdugu görülüyor. Bu süreç 70 li yıllara kadar bu şekilde *devam ediyor ve son derece sıkı kanunlarla sürdürülüyor.

* * *Şeyh Sait İsyanı sonrasında çıkarılan Kürtçe konuşanlardan 5 kuruş alma yasagını 14 *Haziran 1934 yılında çıkarılan İskan Kanunu izliyor. Bu kanunun şu maddeleri ilginçtir :

Madde 9 : *Türkiye' ye bagımlı bulunan ve Türk kültürüne baglı olmayan göçebelerin toplu *olmamak üzere kasabalara serpiştirilmek suretiyle Türk kültürlü köylere dagıtılıp *yerleştirmeye ....

Madde 11/a : Ana dili olmayanlardan toplu olmak üzere yeniden köy ve mahalle, işçi ve *sanatçı kümesi kurması veya bir sanatı kendi soydaşlarına intişae ettirmeleri yasaktır.

Madde 11/b : Türk kültürüne baglı olmayan ve Türk kültürüne baglı olup ta Türkçe' den başka *dil konuşanlar hakkındaki kültürel, askeri içtimai ve inzibati sebeplerle toptan olmamak *şartıyla başka yerlere nakil ...

* * *Daha sonraki süreçte Kürt diye bir ulusun olmadıgı, Kürtlerin karda yürürken kart, kurt *sesinden esinlenerek adlandırılan dag Türkleri oldukları teorisi sistemleştirilmeye çalışılmış ve günümüze kadar da gelmiştir. 60 lı yılların sonundan itibaren Kürt hareketinde ortaya çıkan ulusal bilinçlenme, 12 Eylül de Türkiye soluyla birlikte acımasız bir biçimde ezildi. Diyarbakır cezaevi ve benzeri yerlerde yaşananlar ise Kürt tepkisini tamamen yasadışı boyutlara itti. 12 Eylül rejimi Kürt hareketi bazında kendi inkarını ve reddini Pkk biçiminde formüle etti. Pkk aslında tamamen 12 Eylül ün bir ürünü ve zoraki sonucuydu.

* * *Yazdıklarım buraya kadar tarihsellik içeren bilgilerdir, tabii ki tartışılacak olanları vardır ve tartışılmalıdır da. Ancak bundan sonrası hepimizi yakinen ilgilendiren şeylerdir ve canımızdan can, kanımızdan kan almaktadır. Ekonomik olarak hepimizi etkilemekte, siyasi olarak demokratik gelişmelerin önünde engel teşkil etmektedir. Bir ulusu ezen bir ulus özgür olamaz özdeyişi sanki tekrardan dogrulanmaktadır.

* * Şayet verdigim bilgiler dogru olarak kabul ediliyorsa geldigimiz bu aşamada Kürt sorununun çözümü için neler yapılmalıdır, bu sorun ne şekilde ele alınmalıdır. Bu konuda slogan atmadan, milliyetçi ya da şoven hisler beslemeden tartışmak isteyen aklı selim sahibi olanlar varsa görüşlerini dinlemek isterim.

* * Elbette bu yazıya şu anki Güney Kürdistan fiili durumunu da ekleyerek Abd nin katkısı ve rolüne içerecek şekilde çözüm yollarını aramak gerekiyor.


* * * saygılarımla

habilis
14-07-2007, 00:18
konusumu bilmiyorum ama hemen belirteyim ;

ben kürde karşı değilim ancak TERÖRE karşıyım ! .. insan insan olduğunu bilmeli bence.

dilaver
14-07-2007, 00:30
sevgil habilis

* *yazdıklarımdan bu sonucu mu çıkardın, ya da Kürt meselesi diye bir mesele var mıydı, varsa bunun çözümü ne olmalı. Şayet yukarıda yazdıklarım benim hayal ürünüm degilse terörden evvel de böyle bir mesele oldugu ortaya çıkıyor. Bugün ise bu meselenin çözümü terör *batagı ile engellenmek isteniyor. Meseleye her çözüm arayışın önüne atılan subaptır terör. Bunca yazdıgım şeye karşın gelen ilk tepkinin ben teröre karşıyım olması acaba bu ideolojik şartlanmışlıgın bir dışa vurumu mudur. Kürt meselesi varsa şayet buna ben teröre karşıyım dan başka verebilecegimiz bir cevap var mıdır.

* * *saygılarımla

dolfen
14-07-2007, 01:09
Jaro’un fendi ölümü yener mi?
İnan Kızılkaya
Yazılı döneme ait sınırlı kaynağı olan Kürt dilinde bir yenilik daha gerçekleşti.
Daha önce aynı yayınevinde Mevlit’i Kürtçeye çeviren Mame Eli’nin ‘Mirina Jaro’ (Jaro’nun Ölümü) adlı ilk Kürtçe yazılan çizgi romanı, Levent Özkan’ın çizgileriyle Berçem Yayınevi tarafından yayınlandı.
Yazılı döneme ait sınırlı kaynağı olan Kürt dilinde bir yenilik daha gerçekleşti. Memleketi Mardin’de öğretmenlik yapan Mame Eli, daha önce de yine Berçem Yayınevi tarafından yayınlanan Melayê Batê’nin Mevlit’ini Arap alfabesinden Latin alfabesine çevirmişti. Mame Eli, ilk önce 7-12 yaş arası çocuklar için tarih kitabı olarak tasarladığı ‘Mirina Jaro’ (Jaro’nun Ölümü) çizgi romanını, tarihin başlı başlına bir disiplin olması nedeniyle vazgeçmiş. Bunu fark edince kitabı melodik bir hale getirmek için kafiyeyle, ölçüyle yazmaya başlamış. Okuyucuların sıkılmadan okuyabilmesi için de kısa cümleler kurmuş.
Altı yaşında dedesinin yanında okumaya başlayan yazar Mamê Elî, ilk kez 13 yaşında Arap alfabesiyle yazılmış Ehmede Xani’nin (Agide İmane) risalesini okumuş. Feqiyê Teyran, Melayê Cizirî, Siyahpoş, Ehmedê Xanî gibi klasik dönem Kürt yazarlarını sistematik bir şekilde hatmetmiş. Kendisini büyük bir Ehmedê Xanî hayranı olarak tanımlayan Eli, Kürt dili ile ilgili bilimsel makaleler, çarînler (dörtlükler), öyküler, şiirler, aforizmalar yazmak istediğini belirtiyor.
Kürt tarihindeki mitsel kahramanlardan yararlanarak yazılmış çizgi romanın hikayesi kısaca şöyle özetlenebilir: Ölümsüzlüğü arayan Jaro, hayvanlardan tutun Gılgamış’a, Rısteme Zal’a kadar birçok tarihi-mitsel figürle karşılaşarak derdine derman aramaktadır. Ezidilerin kutsal mekanı Laleş’e gider ve Şex Adi ile tanışır. Demirci Kawa ile birlikte zalim Dehaq’a karşı savaşır. Zerdüşt ile karşılaşır ve kutsal kitapları Zend Avesta’yı okur.
Kürtçe ile birçok ürün vermek isteyen Mame Eli ile internet üzerinden, Kürt edebiyatı, çalışmaları ve kendisi hakkında kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizi tanıtır mısınız?
1977 Mardin-Nusaybin doğumluyum. 6 yaşımdan 13 yaşıma kadar yaz tatillerimde dedemin yanında sistematik olmayan bir dini eğitim aldım. Bu eğitim sırasında klasik Kürt edebiyatıyla tanışma fırsatım oldu. Klasikler Arap alfabesinden istisnai harflerle Kürtçeleştirilmiş bir alfabeyle yazılıydılar. Yanılmıyorsam sekiz-dokuz yaşımdan sonra dini eğitimi bırakıp tamamen klasiklerle ilgilenmem şimdiki yazım tarzımın da yaratıcısı oldu.

Kitabın oluşum sürecini anlatır mısınız?
Bence şu anda Kürt rönesansı yaşanıyor. Kürt edebiyatı kendini yeniden yaratıyor. Edebiyata duyarlı biri olarak neler yapılabilir sorusunu sorunca yazmaya başladım. Tarihi hikayeleştirerek anlatacaktım. Daha da kalıcı kılmak için resimlerle desteklenecekti; yani tam anlamıyla yarı somut dönem, çocuklar için bir tarih kitabı. Eğitim tekniklerinin tamamını kullanarak vermek istediklerimi kalıcı kılmak maksadıyla çocuklar için düşündüğüm proje yetişkinlere yönelik hikayevari ve renklendirilmiş bir rotaya döndü.

Ölümsüzlük teması düşünüyorsunuz...
Bu coğrafyanın ilk yazılı efsanesi olan Gılgamış’ta olduğu gibi insanımızın en fazla yoğunlaştığı tema olduğu söylenebilir. Dolayısıyla ölümsüzlük felsefi ve hayata dair arayıştır. Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyasının kadim kültürünün sonucu olarak İsa çarmıhtan kurtarılıp göklere, ölümsüzlüğe gönderilmiş; İskender-i Zulkerneyn ile İlyasa Ab-ı hayatı içirerek ölümsüzleştirmiştir. Hanok’u göksel yolculuğa çıkarıp ölümsüzleştirmiştir. Yaşadığımız zaman diliminde fiziksel ölümsüzlükten ziyade manevi bir ölümsüzlük söz konusu. Aslında kalıcılık, maddenin kendi varlığını doğaya dayatmasıdır.

Eseriniz aynı zamanda Kürt, Arap, Acem kültürel öğelerini de içeriyor. Anladığım kadarıyla Türkler yok. Neden?
Aslında Arap, İran esintileri de dolaylı olarak var. Aynı şekilde dolaylı olarak Türkler de geçiyor. Sultan Ezî’nin İstanbul’u kuşatması 1550’li yıllara denk gelmekte. Ki bu tarihte İstanbul’da yaşayanlar Türklerdi. Aynı zamanda Selaheddin El Ekradî’den bahsedilirken dolaylı olarak Türklerden söz edilmektedir. Ehmed Beğdadi’nin 1881 yılında yazdığı Sebaiq-ul Zehep adlı tarih kitabında Selahattin, Kürtlerin ve Türklerin lideri olarak tanıtılıyor. Bakın bu inkar edilmiyor. Ben Türklerle, Acemlerle, Araplarla olan kardeşliğimizi basit tarih tezleri üzerine oturtup isteyen inanır tarzında sunmuyorum. Firdevsi’nin Şahnamesi’nde Feridun adlı hükümdarın üç oğlu olduğu söylenir. Bunlar; İrêç, Tur ve Selm’dir. Feridun, bilinen dünyanın hükümdarlığını üç çocuğu arasında paylaştırır. Orta Asya’yı oğlu Tur’a (Turan ırkının atası bu kişidir), Avrupa’yı Selm’e (Avrupî kavimler bu soydandır), Mezopotamya ve Hindistan kara olan Arian ülkesini oğlu İreç’e verir. (Ki Aryani kavimlerin atası bu kişidir.) Aynı söylenceye ilahi kitaplarda da rastlamak mümkün; Nuh Bey’in üç oğlu... Bu durumda kendim için bir Doğu milliyetçisi diyebilirim. Yani Doğu’ya ait ne varsa sahiplenirim.

Avesta’yı Kürtçeye çevirme projesi ne aşamada?
Şu an Avesta harfleri okuyabiliyor ve yazabiliyorum. Sözlük yardımıyla Avesta dilinden basit çeviriler yapabiliyorum. Ben Avesta’yı değil Avestaca’dan Kürtçeye bir sözlük hazırlıyorum. Yaklaşık üç bin sayfa olacak. Hali hazırda 2000 sayfası bitmiş durumda.

Kitabınız bölgede beklediğiniz ilgiyi görüyor mu?
İlk olması bakımından beklediğimiz ilginin fazlasını gördü diyebilirim. Bu ilgi de Kürtlerin kendi kültürlerine sahip çıktığını gösteriyor.

Kürt kültürü ve dili üzerindeki baskılar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir kere dil olarak kabul edilmiyor. Ne diyebilirim ki; Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i, Feqî’nin Şêxê Sen’anın yazdığı dili inkar eden bir yaklaşım söz konusu. Yukarıda da söz etmiştim, madde kendi varlığını er geç doğaya dayatır. Eğer siz maddenin varlığını inkar ederseniz; ki bu inkarınız zerre bağlamında da olsa maddenin buna verdiği reaksiyon olacaktır. Siz onun maddeliğini inkar edip enerjiye çeviriyorsunuz ve o bunu kabul etmiyor, reaksiyon gösteriyor. Cansız bir varlık bu bilinçteyken, bilincin inkar edilmesinin getireceği sonuçları siz düşünün.

InVitatio
18-07-2007, 02:04
Forumdaslarim
ahuramazda ve tewderi abi'nin bu konudaki eger varsa yorumlarini cidden merak ediyorum....

20-07-2007, 11:11
sevgili dilaver,bakıyorum da türkiye cumhuriyetini ve atatürk'ü çok eleştiriyorsun..kusura bakma ama ben de seni eleştirmek zorundayım,birinci olarak mustafa kemal ile ilgili yazdığın yazılardan tutta,bu başlık altında yazdığın yazılara kadar..içinde cumhuriyete ve atatürk'e karşı bir antipati hatta bir nefret var.Yazılarını dikkatlice takip ettim ve okudum türkiye cumhuriyetinin eksikleri elbette vardır,ama bunu topa tutarak eleştiri yağmurunu da devam edersen seni kınarım.Türkiye cumhuriyet devleti faşist bir devlet değildir.Mustafa kemal'in önderliğinde demokrasi çerçevesinde kurulmuş bir ülkedir.Türkiye cumhuriyeti,vatanın bölünmez bütünlüğü ilkesine dayanarak her türlü etnik bölücü ayrımcılığa şiddetle karşıdır.Ve bunları destekleyenlere de karşı olduğunu gösterir.Türkiye cumhuriyeti eğer bazı marjinallerin dediği gibi olsaydı..Sevri yırtmaz,lozanı imzalamazdı.bu ülke,bu vatan hepimizin onu bölecek faaliyetlere destek vermek ve cumhuriyeti şiddetle eleştirmek gayet ehemmiyetsiz,üzücü bir durumdur..Ben yazılarından hiç bir zevk almadım..çünkü atatürk'ü eleştirmişsin,cumhuriyeti eleştirmişsin kötülemişsin bunları diğer etnik ve bölücü ayrımcılığı yapanlarda maalesef düşünüyorlar :( Kabalık ettiysem kusuruma bakma fakat iş,vatan,millet,cumhuriyet ve atatürk gibi kavramlara gelince gözüm hiçbirşeyi görmez..Bu ülkeyi sevdiğim ve ona taparcasına aşık olduğum için...


saygılarımla.

sargon
20-07-2007, 11:29
Sevgili Felsefeci,

Ben ise Dilaver'in yazdiklarini dikkat ve ilgiyle okuyorum. Bir takim tabulara, dinlere, ideolojilere bagli kalan bir insanin rahatsiz olmasi elbette dogaldir. Bu siteye girerken dikkat edersen burda tabularin uzerine gidildigi yaziliyor. Din tabusunu atmak kadar baska tabulari da atmak gerekli degil mi? Diger basliklara yazdiklarini da goruyorum. Kemalizm ve Sol basliginda buraya surekli gelen Islam tebligcilerinin metinlerinden birini atmissin. Ordaki Kemalizm sozcuklerini Islamiyet, Ataturk'leri Muhammed ile degistir tekrar bak bakalim, farki var mi?

Kemalizm de Ataturk de elestirilmelidir. Bunlari tabu haline getirip, dokunulmaz kilmaya calisan zihniyet zorba bir zihniyettir ve bu ulkye en buyuk kotulugu bunlar yapmistir. Bu zorbaliklarini da ulkelerini cok sevdikleri ile gerekcelendirirler hep. Nedense Kemalizm adina, Ataturk adina cocuk yasindaki insanlar oldurulurken, iskencehaneler calisirken, Kurtce konustu diye insanlar ezilirken, ulkelerini sevdikleri hic akillarina gelmez, bunlara karsi cikmazlar, birtakim fasist uygulamalara karsi cikildiginda hemen ulkelerini sevdikleri akillarina gelir bu insanlarin. Kimse ulkesini digerinden fazla sevdigini iddia etmesin. Edenler yalan soyluyordur, baska niyetleri vardir.

20-07-2007, 11:43
sevgili sargon,
Bir insanın siyasi görüşü mutlaka olmalıdır.Bu hiçbir zaman yadsınamaz bir gerçektir.Elbetteki mustafa kemal atatürkü'de eleştircez..Ama bu eleştiriyi yaparken bölücü zihniyetlerin ekmeğine yağ sürmeyeceğiz bilmem anlatabildim mi? :wink:

ozgur_beyin
20-07-2007, 13:53
Sevgili felsefeci, ben Ahıska Türküyüm. yedi yaşından beri İstanbulda yaşıyorum. *Resmi tarihin bakış açısıyla
belirli bir dönem, kürtlere ve kürtçülüğe baktım.
Ben, aslında kürtlerin *dağda (yada yüksek *yerlerde) yaşadıkları için karda gezerken ayaklarından kart kurt
sesleri çıktığı için onlara kürt dendiğini okudum. Ve o zırtapoz yalancılara (lisede) inandım veya inanmak
hoşuma gitti.ÇÜNKÜ ONLAR DAĞLI TÜRKLERDİ
*Atatürkün ''ne mutlu türküm diyene'' sözlerini daha sonraları aşırı derecede sahiplendiğimizi düşünüyorum.
Bu sahiplenme sürekli Türk kimliğini öne çıkarıp herkesin bu devlet görüşünü *benimsemesini bekledik.
Bazıları aykırı sesler çıkarınca diyalog yerine sindirme politikasını izledik. Devlet farkında olmadan, için için yanmaya başlayan bu olayı ya göremedi ,yada görmek istemedi ve bu günlere geldik.
Bu ülkede her dilden müzik çalındı. Ama kürtçe çalınamadı. Bu nasıl bir korku veya fenomendir.
Devletin bu yanlış tutumları *bazı kesimlerde düşmanlıklar oluşturdu.
Bu söylediklerimden P.K.K desteklediğim anlamı çıkarmasın.Ben kendi çapımda bir durum tesbiti yaptım.
Bana göre p.k.k *liderleri bir holding patronu gibi gününü ederken, umutları bir başka bahara kalmış
işi gücü olmayan bi çare *kürt gençleri *teröre MARABA *yapılmaktadır.

dilaver
20-07-2007, 17:39
sevgili dilaver,bakıyorum da türkiye cumhuriyetini ve atatürk'ü çok eleştiriyorsun..kusura bakma ama ben de seni eleştirmek zorundayım,birinci olarak mustafa kemal ile ilgili yazdığın yazılardan tutta,bu başlık altında yazdığın yazılara kadar..içinde cumhuriyete ve atatürk'e karşı bir antipati hatta bir nefret var.Yazılarını dikkatlice takip ettim ve okudum türkiye cumhuriyetinin eksikleri elbette vardır,ama bunu topa tutarak eleştiri yağmurunu da devam edersen seni kınarım.

* *Sayın felsefeci87

* *Birbirimizi eleştirmemiz en dogal hakkımızdır ve bu sitede her türlü eleştiriye engel getirilmedigi gibi bu konuya da getirilemez. Yeterki eleştiri eleştiri olsun. Tamamını aldıgım eleştiri diye nitelendirdiginiz iletinizde ben bir tane bile eleştiri göremedim. Beni şunun için eleştiriyorsunuz

Ben yazılarından hiç bir zevk almadım..çünkü atatürk'ü eleştirmişsin,cumhuriyeti eleştirmişsin kötülemişsin bunları diğer etnik ve bölücü ayrımcılığı yapanlarda maalesef düşünüyorlar *Kabalık ettiysem kusuruma bakma fakat iş,vatan,millet,cumhuriyet ve atatürk gibi kavramlara gelince gözüm hiçbirşeyi görmez..

* * *buradan bana yönelttginiz eleştiriler şunlar :

* * 1- Atatürkü eleştirmiş olmam

* * 2- Benim yazılarımdan zevk almamış olmanız

* * 3- Kutsalıma dokunursan seni gözüm görmez

* * *4- Bölücü diye nitelendirilen bir kişi bir söz söylerse buna kaşlı çıkmak zorundasın , onun ne söyledigi önemli degildir. Bölücü ise haksızdır, en iyi bölücü iyi bölücüdür. ( brada tabii ki son cümle benim yorumum ve de bölücü kavramı tartışılmalıdır )

* * *5- Atatürkü eleştiremezsin

* * *6- Bu ülkeyi eleştiremezsin

* * * * * Benim sizin yukarıdaki paragrafınızdan anladıgım eleştirileriniz bunlar. Şimdi el insaf edin , bunların hangisi benim emek harcayıp yazdıgım yazılara yöneltilmiş bir eleştiridir. Sizin yaptıgınız eleştiri falan degildir. Sizin yaptıgınız darbedir, dayatmadır. Benim gibi düşünmek zorundasın diretmesidir.

* * * * * *Halbuki ben isterdim ki yazdıgım şeylere yönelik eleştiri getirin. Bana sen yalan söylüyorsun deyin, getirdigin belgelerin hepsi sahte deyin. Böyle şeyler tarihte olmadı deyin. Mecburi İskan kanunun yürürlükten kalktı deyin. Kürtçe konuşanlardan 5 krş ceza alınmadı deyin. Ve beni ve benim anlayışımı teşhir edin. Beni mahkum edin.

* * * * * *Ben buna eleştiri derim, sizinkine degil. Yukarıda yazdıgınız bana yönelik yazıların tamamı bir kutsalı korumak amaçlıdır ve görebildigim kadarıyla tartışmayı ilerletebilecek, bir çözüm yolu önerebilecek, bir hatayı düzeltebilecek hiç bir söylem içermemektedir. Ve sonunu baglamışsını seni kınarım * . Bariz bir tehdir, sonundan ve peşinden ne gelecek acaba.

* * * * * *Sevgili kardeşim ben olguları böyle degerlendiriyor ve böyle düşünüyorum. Kaldı ki yazdıgım yazıları da kimse zevk alsın diye yazmıyorum . Ben edebiyat ya da sanat yapmıyorum. Ben bilim yapmaya çalışıyorum. Gözlemliyorum, degerlendiriyorum ve yorumluyorum. Şayet benim gözlemlerim haricinde gözlemleriniz varsa siz de yazın, degerlendirin ve yorumlayın. Benim baktıgım taraftan olay böyle görünüyor. Ve benim baktıgım tarafta tek bir pencere vardır, emek penceresi, insanlık penceresi. Benim baktıgım pencerede kutsal yoktur, kişi yoktur, taraf yoktur, ırk, milliyet, din, cinsiyet ayrımı ve bunlar üzerine temellendirilmiş ideoloji yoktur. Sizin zevk almama nedeniniz de sizin kutsalınıza dokunmasındandır.

* * * * * * Bu yazımı okuyan arkadaşlar varsa şayet forum topiklerine bir göz atsınlar, hangi forumda bir süre sonra sertleşme yaşanmış, saldırganlık yaşanmış orada mutlaka birilerinin kutsalına , tabusuna dokunulmuştur. Bu tabu ya da kutsal ( aslında bir şeyin aksi yönleridir ) kah din olmuştur, kah milliyet, kah ordu, kah sa devlet. Tabuya sahip üye mutlaka şiddete yönelmiştir ve başlık sabote olmuştur. Üşenmeyin bakın, uzun zamandır dikkat ediyorum.

* * * Türkiye cumhuriyet devleti faşist bir devlet değildir.Mustafa kemal'in önderliğinde demokrasi çerçevesinde kurulmuş bir ülkedir.

* * * *Buyrun bir resmi söylem daha. Demokrasi temelinde kurulan bir ülkede terakkiperver fırka derhal kapatılıyor, serbest fırka derhal kapatılıyor tek partili bir rejime demokrasi diyoruz. Bunları bilerek mi söylüyorsunuz yoksa sırf bana karşı üste çıkmış olmak için mi anlamış degilim. Demokrasi diyorsanız, demokrasi tanımına göre şu serbest fırka deneyimini bana açıklayın, tatili eşgal kanununu açıklayın, takriri sukunu açıklayın.

* * * * Sevgili dostum bu ülkede Atatürk Atatürk diye diye milletin anasını bellediler, hala da belliyorlar. Bırakın şu adamı, rahatsız etmeyin. Atatürk bu cumhuriyeti kurmuş ve 1938 de de ölmüştür. Daha ondan beklenecek bir şey kalmamıştır. Bak yukarıdaki yazımda Kürt özerkligi ile ilgili onun görüşlerini verdim, açın bakın. Böyle bir şey verdigim kaynaklarda var mı yok mu. Sene 1922-23. Şimdi 2007 deyiz. Onun döneminde bir Türk ulusu yaratmak adına mazur görülebilecek bazı şeyler ( sınıfsal bakışla bu mazuriyet de olmaz ) bugün için geçerliligini yitrirmiştir. Bugün artk milliyet ülküsü peşine gidemeyiz, önümüze daha ulvi bir hedef koymamız lazım o da insanlık olmalı. İnsanlık söylemini bir dindara karşı gösterebiliyorsunuz ve de dogrusunu yapıyorsunuz. Ama bu söylemi hayatın ve sosyal yaşantının tüm alanlarına taşıyabilirseniz o yüce yolda yürüyebilirsiniz. Bu da biz ve öteki ayrımı yapmamaktan geçiyor.

Bu ülkeyi sevdiğim ve ona taparcasına aşık olduğum için...

* * * *işte mesele de bu ya. Aşk zamanın durdugu andır. Siz de zamanı 1924 de durdurmuşsunuz. Aradan 83 yıl geçmiş farkına varamıyorsunuz.

* * * *Hazır bu kadar yazmışken diger başlıktaki ithamınıza cevabı da burada vereyim. Beni ölen insanların insan olması ilgilendiriyor. Ve bir insan gayri dogal bir ölümle öldügü zaman, haksız bir savaşın içinde yaşamını yitirdigi zaman yüregim cız ediyor. Ölenin şehit ya da terörist olması benim için zerre kadar önemli degil. Ben ölüleri sayarak taraf tutamıyorum. Ben cenazeler üzerinden siyaset yapamıyorum. Ben savaşın bitmesini istiyorum. Ben insanların özgür olmasını istiyorum. Ben devletin sıradan bir örgüt olmasını istiyorum. Onun için de dik durmaya çalışıyorum. Asla kusura bakmam, çünkü benim insanlıktan başka hiç bir kutsalım yok, o da ne kadar kutsal sayılabilirse.


* * * * saygılarımla

dilaver
21-07-2007, 22:44
Her tarafına katıldıgımı söyleyemeyecegim ilginç ve yararlı buldugum bir yazı . Tartışılması anacıyla buraya asıyorum.

---------------------------


Turkiye'nin ‘dilkırım' politikalari

Icisleri Bakanligi'nin, belediyecilik hizmetlerini Turkce'nin yani sira, Kurtce, Zazaca, Arapca, Ermenice, Suryanice gibi yerel dillerde verme karari alan ve bunu yasama geciren Diyarbakir Sur Belediye Baskani Abdullah Demirbas ve Belediye Meclisi aleyhine yaptigi basvuru sonuclandi. Danistay 8. Dairesi “Belediye hizmetlerinde cok dilli belediyecilik” karari alan Abdullah Demirbas'in baskanliginin dusurulmesine ve belediye meclisinin feshine oy birligiyle karar verdi.

Daha once de Sur Belediye Baskani Abdullah Demirbas hakkinda, Kurtce bilgisayar yazilim sistemine destek verdigi, Dunya Ogretmenler Gunu nedeniyle bastirdigi kitaplarda Turkce ve Kurtce kullandigi, 30 ciftin nikahini Turkce'nin yani sira Kurtce kiydigi, “Organ Bagisi Yasam Bagisidir” kampanyasini Kurtce ve Turkce yaptigi icin de cesitli sorusturmalar acilmisti. Bu davalarin bir kismi beraatla sonuclandi, bir kismi da hâlâ devam etmektedir.

Turkiye gundemine bomba gibi dusen bu Danistay kararinin gerekcesi nedir? Nicin en insani hak olan “bireylere kendi dillerinde hizmet verme” karari, secilmis bir Belediye Baskani'nin ve Meclis Uyeleri'nin feshine neden olmaktadir? “Turk harflerine muhalefet” deniyor. Bunun gercekle uzaktan, yakindan hicbir iliskisi yoktur. Gercek, yuz yillik tarihte, gercek, devletin Ittihat Terakki'den beri yuruttugu dil politikalarinda saklidir.

Peki nedir bu onemli politikalar? Dile gosterilen bu hassasiyet neden? Nicin bir Egitim, Bilim ve Emek Sendikasi olan Egitim-Sen, tuzugune “Anadilinde Egitim” maddesini aldi diye, Genelkurmay Baskanligi tarafindan hedef tahtasina konuyor, kapatilmayla karsi karsiya birakiliyor ve sendika, tuzugunden bu en insani, egitimin olmazsa olmaz ilkesi olan “anadilinde egitim” maddesini cikarmak zorunda kaliyor? Neden universite ogrencileri “Kurtce egitim” istedikleri icin en acimasiz saldirilarla karsilasiyor ve kendi rektorleri tarafindan polise teslim ediliyor, okullardan atiliyor, cezaevlerinde bir suclu gibi ceza cekiyor? Turkiye'de, bu neden ve nicinlerin sonu gelmez. Biz bu sorularin cevabini yine yuzyillik tarihimizde bulabiliriz.

Herkesin bildigi gibi, Osmanli toplum yapisi cok dilli, cok kulturlu ve cok etnikli bir yapiya sahipti. Osmanli'da, imparatorlugu teskil eden halklarin dillerine, kulturlerine, kimliklerine pek karisilmamis, her milletin kendisini gelistirebilmesi icin de cesitli olanaklar taninmis ve cok dilli, cok kulturlu yapi buyuk oranda korunmustur.

Gelisen milliyetcilik hareketleri Osmanli Imparatorlugu'nu buyuk oranda etkilemis, 1911 Trablusgarp ve 1912-13 Balkan Savaslari sonunda imparatorluk en onemli topraklarini yitirmis ve bu topraklar uzerinde cesitli ulus-devletler kurulmustur. Bu siralarda farkli bir dil ve kulturel ozellige sahip olmak, ulus olmanin kaniti olarak gorulmekteydi.

Osmanli Turk aydinlari, imparatorlugun geri kalan kismini elde tutabilmek icin harekete gecmis, bir ulusu ulus yapan dilin onemini kavramis ve Turkce'nin butun imparatorlukta resmi dil olmasini saglamistir. Butun kamu kuruluslarina da Turkce bilen gorevliler atanmistir. Alinan bu kararlar, diger etnik yapilari rahatsiz etmis, milliyetcilik hareketlerinin daha da gelismesine yol acmis ve imparatorlugun dil demokrasisinin sonunu getirmistir.

Cok buyuk oranda, Ittihat-Terakki Cemiyeti / Partisi'nde orgutlenen Turk aydinlarinin en onemli hedefi, elde kalan Osmanli topraklari uzerinde “Turklerden olusan bir ulus-devlet” yani bir Turk devleti kurmaktir. Bunun adi da “Turkiye” olacaktir. Boylece Anadolu, “Turklerin anayurdu” olarak belirlenir; ancak Osmanli toplum yapisi bir Turk ulus-devleti icin musait olmadigi gibi, ortada “Turk ulusu” denecek bir olusum da yoktur. Bunu en iyi ifade eden 'Turkculugun Esaslari'ni yazan ve Turkculuk dusunceleri gunumuzde de oldukca etkili olan Ziya Gokalp'tir. Gokalp o gunku tabloyu soyle cizmektedir:

“…Rumeli ahalisi umumiyetle Arnavut'tu; Karadeniz sahili yalniz Lazlarla, Sarki Anadolu yalniz Kurtlerle meskundu. Boyle bir cografi kavmiyet unvani bulamayanlar da mefahirini daha parlak gordugu kavimlerden birine gonullu yaziliyordu. Bu suretle aslen Turk olan bircok genc Arnavutlukla, Araplikla, Kurtlukle iftihar ediyorlardi. Turklukle mubahat eden tek bir fert yoktu. ‘Turk' kelimesini ayipli unvanlar gibi kimse uzerine almiyordu.”

Levent Urer de, “Azinliklar ve Lozan Tartismalari” adli yapitinda su onemli tespiti yapar: “… Butun dunyada, hatta Osmanli yoneticileri ve aydinlari arasinda Turk, bu imparatorlukta sadece onemsiz bir unsur olarak taniniyordu. Abdulhamit zamaninda, Anadolu'da dolasan Avrupali arastirici ve gozlemcilerin bu donemdeki ifadeleri, Turklerin Anadolu'da igreti bir azinlik oldugu, nufuslarinin azaldigi, ekonomice yok sayilabilecek durumda olduklari yolundadir.”

O donemdeki gayrimuslimlerin imparatorluktaki nufusu da % 20-25 oranindadir. Boyle bir tablodan “Turklerden olusan bir Turkiye” yaratmak istenmektedir ve bunu planlayanlar da Turk milliyetciliginin kurucu Partisi / Cemiyeti Ittihat Terakki'dir. Bunun icin ciddi plan ve projeler gelistirilir. Birinci asama gayrimuslimlerin ‘bunyeden atilmasi'dir. Bu unsurlarin yurt olarak belirlenen Anadolu'dan mutlaka temizlenmesi gerekir. Bu plan Ermeniler, Rumlar, Suryaniler ve Yahudiler uzerinde acimasizca uygulanmis ve Anadolu, belki de tarihindeki en karanlik, en korkunc ve insanlik disi gunlerini yasamistir. I. Dunya Savasi'nin olusturdugu sartlarda ve sonrasinda, gercekten de Anadolu gayrimuslimlerden temizlenmistir.

Ikinci asama “Turk olmayan Muslumanlarin” kendi yerlesim bolgelerinden uzaklastirilarak, hizli bir asimilasyon icin, Turk bolgelerine serpistirilmeleridir. Bu plan geregince, 1913-1916 yillari arasinda, Anadolu nufusunun 15 milyon oldugu bir donemde, 5 milyon insanin yeri degistirilmistir. Ayrica, Anadolu'nun Turklestirilmesi icin yeni bir iskan politikasi da hayata gecirilir ve Balkanlar'dan kacanlar, Anadolu'ya sistemli bir sekilde yerlestirilir. Gelistirilen bu Turkculuk politikalarindan Anadolu'daki buyuk- kucuk butun etnik yapilar paylarina duseni fazlasiyla alacakti; fakat esas belirleyici olan Kurtler gibi buyuk gruplardi.

I. Dunya Savasi yenilgisi Ittihat Terakki Partisi'nin sonunu getirse bile, onemli toplumsal projelerini ve “Turklerden olusan bir ulus-devlet” yaratma hayalini geride biraktigi cumhuriyetin kurucu kadrolari devralmistir.

Cumhuriyet donemi

Dagilan Osmanli Devleti'nin mirasi uzerinde Turkiye Cumhuriyeti Devleti kurulur. Cumhuriyetin asil kurucu uyeleri Turkler, Kurtler, Cerkesler, Lazlar, Araplar ve digerleri olmak uzere, Anadolu'da yasayan diger Musluman halklardir. Bunu en acik bir sekilde Mustafa Kemal dile getirmistir. 1920'de Buyuk Millet Meclisi'nde yapilan bir tartisma ustune, Mustafa Kemal acik ve net konusmustur:

“Efendiler, meselenin bir daha tekerrur etmemesi ricasiyla bir iki noktayi arz etmek isterim. Burada maksut olan ve Meclis-i Alinizi teskil eden zevat yalniz Turk degildir, yalniz Cerkes degildir, yalniz Kurt degildir, yalniz Laz degildir, fakat hepsinden murekkep (olusmus) Anasir-i Islamiye'dir.”

Turkiye Lozan'a giderken de Misak-i Milli'nin “Kurt ve Turklerin oturduklari topraklari” kapsadigini duyurarak gitmistir. Ismet Inonu baskanligindaki Turk heyeti Lozan'da, “Turkler ve Kurtler” adina hareket eden ve her iki halki temsil eden bir bilesim oldugunu dile getirmistir.

Turkiye Cumhuriyeti Devleti resmen tanindiktan sonra, Ittihat Terakki'nin hayalini kurdugu “Turklerden olusan bir Turkiye” projesi hayata gecirildi ve 1924 Anayasasi, Turkiye Halki'ni “Turk” olarak tanimladi. Ayrica vatandaslik da Turk olma kosuluna baglaniyordu. Turklerden olusan bir ulus-devletin insasi icin CHF (Cumhuriyet Halk Firkasi) tarafindan cesitli raporlar hazirlanmis ve Turk milliyetciliginin memleket dahilindeki hedefi soyle belirlenmistir:

“Tek bir dil konusan, kultur ve ulku birligi ile birbirine bagli bulunan yurttaslardan olusmus siyasi ve ictimai bir butun meydana getirmek, yani vatan icinde ‘anadili tek, ulkusu tek birlik bir millet' yaratmaktir.

Bu hedefin tahakkuk yollari:

Bu memlekette her serefin ve nimetin Turkce ve kendisini Turk hissederek Turkculukten baska bir kavmiyete baglilik gostermeyenlere has oldugunun tam bir suurla zihinlere naks edilmesi.”

“Turk vatani icinde bulunanlari behemehal Turk yapmak icin” olumden de daha kotu olan “Sark Islahat Plani” 1925 yilinda hazirlanir ve uygulamaya konur. Kurtler icin “olum fermani” anlamina gelen Kurtce'nin Cumhuriyet doneminde ilk kez yasaklanmasi bu plan uyarinca gerceklesir. Bu ayni zamanda Kurtlerin tarihinde ilk kez uygulanan bir “dilkirim” yani “beyaz katliam”dir.

15 Ekim 1927 Tarihinde toplanan CHF'nin buyuk kurultayinda da, partinin en buyuk amacinin “dil birligi”ni saglamak oldugu belirtilir ve hemen ardindan da, Dar-ul-funun Hukuk Fakultesi Talebe Cemiyeti, azinliklari Turkce konusmaya mecbur eden “Vatandas Turkce Konus!” kampanyasini baslatir. Gercekte hukumet politikasi olarak da yurutulen bu kampanya sadece yasalarla kalmaz, ayni zamanda bir saldiri ve siddet politikasina da donusur.

Yine CHP'nin azinliklar konusunda hazirlanan raporunda, “anadilleri Turkce'den baska olan ve kucuk topluluklar halinde yasayan Muslim Yurttaslar” konusunda da su carpici belirleme yapilmaktadir:

“Bunlardan koylerde cemaatler halinde yasayanlar sunlardir: Muhtelif vilayetlere dagilmis yuz bin kadar Cerkes, Karadeniz sahillerimizin dogu simalinde altmis bes bin kadar Laz, muhtelif yerlerde elli bin kadar Gurcu, yirmi bes bin kadar Arnavut, yirmi bes bin kadar Bosnak ve otuz bes bin Pomak. Ancak bunlar sehir ve kasabalardaki gibi Turk camiasi icinde dagilmis olmayip, koylerde toplu bir halde yasayarak dil ve geleneklerini muhafaza ve idame etmektedirler… Milli birligi bozan bu durumun ortadan kalkmasi icin bu cemaatlerin Turkluge temsilleri (asimilasyonlari) lazimdir…”

Yukarida da belirtildigi gibi, butun azinliklari Turklestirmek icin kullanilan her yol mubahtir. Azinliklari temsil icin okullar en onemli gorevi ustlenir. Okullardaki dil baskilari ayrimsiz butun kimlikler ustundedir. “Laz Diliyle Mucadele Kollari” bile kurulur. Cocuklara kendi dillerini unutturmak ve Turkce konusur hale getirmek icin her turlu baski ve siddet uygulanir. Koylerde, Jandarmanin yerini artik ogretmenler almistir.

Basta Kurtler olmak uzere, butun halklari kendi dillerini terk etmeye ve Turkce konusur hale getirmeye zorlamak, Turkiye'nin dil politikasinin birinci amacidir. Bu 80 yil once de boyleydi, 2932 sayili yasayla da boyle oldu, secilmis bir belediye baskani ve meclis uyelerinin gorevden alinmasi da ayni anlayisin bir sonucudur. Bu politika; Lazlar, Cerkesler, Bosnaklar, Gurculer, Arnavutlar, Pomaklar gibi azinliklar uzerinde buyuk etki yapmis ve cok buyuk oranda erimelerini ve Turklesmelerini saglamistir. Kurtler ise, yapilan butun bu saldirilara ragmen, dil ve kimliklerini buyuk oranda korumuslardir ve bunun mucadelesini de yurutmektedirler. Iste devletin esas korku kaynagi gosterilen bu direnistir.

Prof. Dr. Mermi Uygur, dile karsi yapilan bu saygisizliga en iyi cevabi vermistir: “Kimse, bile bile dilin gucunu yadsiyamaz. Yadsirsa, her seyden once kendine eder. Dile saygisizlik, insanin kendi ozune saygisizliktir. Dil zorbasinin basina gelmedik kalmaz. Dilin ocu, ugradigi saygisizlikla orantilidir.” Dileriz, Turkiye Cumhuriyeti Devleti de, dillere karsi yaptigi bu saldirilardan vazgecer ve dillere buyuk onem veren gercek cagdas ulkelerin arasinda yerini alir.

Gulcicek Gunel Tekin (*)

(*) Egitimci-Arastirmaci yazar

KAYNAKCA:

- Bulut, Faik, Kurt Sorununa Cozum Arayislari, Devlet ve Parti raporlari yerli ve Yabanci Oneriler (1920-1997) Ozan Yayincilik, Istanbul 1998
- Gokalp, Ziya, Turkculugun Esaslari, hazirlayan: Mehmet Kaplan, Kultur Bakanligi Yayinlari, Istanbul 1976
- Gunel, Gulcicek, Ittihat Terakki'den Gunumuze Yek Tarz-i Siyaset: Turklestirme, Belge yayinlari, Istanbul 2006
- Tekin, Gunel Gulcicek, Dilimiz Varligimiz Dilimiz Kimligimizdir. Aram Yayincilik, Istanbul 2002
- Uygur, Nermi, Dilin Gucu-Denemeler, Ara yayincilik, 1989
- Urer, Levent, Azinliklar ve Lozan Tartismalari, Derin Yayinlari, Istanbul 2003

aldostu
22-07-2007, 00:13
Dilaver Dostumuza teşekkür ederim, oldukça geniş bir tarihi tarama yapmış bu konuda.

"İki ucu kirli değnek" diye bir laf var ya Türkçemizde..
Bu konu işte o tarife oldukça uygun; ama bir ucu biraz daha pis gibi geliyor bana.

Milletini,milliyetini seven bir insanım,
ama bu hiçbir zaman gözü kapalı,faşist bir milliyetçilik yapma hakkı vermedi bana.
Ben milletimi, milliyetimi sevdiğim için,
aynı duyguya sahip olan diğer milliyetteki insanların da
bu duygularına saygı duyarım.

Kürt konusu yıllarca bu ülkede bir tabu olarak kaldı.
Yok sayıldı.
Yok sayılarak yok olacağı zannına kapılındı.
Tıpkı Alevilerin yok sayıldığı,
"yok sayılarak yok olacakları" zannedildiği gibi.

Deve kuşu başını kuma sokup görüntüyü kaybederek olayı bitirir ya..
Biz de Kürt olayını, Alevi olayını öyle bitirdik,
bitirdiğimizi zannettik.

Yıllarca;
"Kürt-Türk kardeştir,kız almış,kız vermişiz,etle tırnak olmuşuz"
laf salataları ile, onlara dillerini dahi çok görerek
bu meselede kendimizi tatmin etmişiz.

Evet Türk Kürt gerçekten kardeş,
ama ne ana bir kardeş, ne baba bir kardeş.
Hepsinin hakkı ayrı, hukuku ayrı olmalı.
Tamam, ülkenin hakim kanadı Türk.
Ama bu Kürdü ezme,yok sayma hakkı vermez ki.

Daha evvel anlatmıştım.
Yöneticisi olduğum bir gurup adına inşaat yaptırıyoruz,arada şantiyeye gidip kontrol ediyoruz.
Çalışan ustalar ve ameleler doğulu çocuklar, Ağrı Kürdü.
Merhabamız, karşılıklı sevgimiz saygımız gayet iyi.
Biz hiç bir mevki veya makamın havasına girmeden,
her zamanki insan odaklı davranışımızla onlarla diyalog içindeyiz.

Bir gün saat 10 civarında inşaat sahasına gittim,etraf tenha,çalışan yok.
Anladım ki, çay molasındalar.
İşçi barakasına doğru yürüdüm,tamam sesler geliyor; oradalar.
Yalnız doğu kökenli olduklarından çok da düzgün şiveyle konuşamıyorlar, pek analayamadım.
Selam verdim, içeri girdim.
Selamı aldılar, saygı icabı herhalde, ben konuşmadığım için konuşmaya başlamadılar.
"Ne konuşuyordunuz?" diye sordum, cevap yok;hatta hava biraz *soğudu..
On *onbeş saniye daha sesizlik oluca,
"Yahu ne konuşuyordunuz?" diye soruyu tekrarlayınca,
kalfa " Ağabey biz seni böyle bilmiyorduk." deyince ben şaşırdım..
"Nasıl bilmiyordunuz?" diye sorunca
"Biz Kürtçe konuşuyorduk, sen de ne konuşuyorsunuz *diye bize kızdın" deyince konu anlaşıldı.

Ben" Yavrum ben size *Kürtçe konuştuğunuz için kızmadım,zaten kızma diye bir olay yok, sadece ne konuşuyordunuz diyerek konuşmanızın devamını sağlamak,konunuzu kesmemek istedim" deyince ortam rahatladı.

"Kürtçe sizin ana diliniz, tabii ki siz aranızda *Kürtçe konuşacaksınız, bu en doğal hakkınız" dedim.

Yıllarca bu yavanlık yapıldı Türkiyede.
Kürtçe konuşan insana düşman gözle bakıldı;
halbuki onların yaptığı düşmanlık değil,
sadece ana dillerinde konuşmaktı.
Biz bu kardeşlerimize , ana dillerinde konuşma hakkı tanımadık.

Bölünürüz korkusu dağları bekledi hep ve
biz ovadaki insanlara bile bu hakkı vermedik.

Çok karşı olduğum,çok yanlış bir uygulamaydı bu.
Almanyada çalışan işçilerimize Alman polis gelip;
"Burası Almanya, burada almanca konuşun lan"dese bize ne kadar zor gelirdi.
Ama biz bir takım yanlış korkularla,
bu yanlışı yaptık.

Tabii bu yanlış uygulamalar da, bir müddet sonra ,
karşı yanlış uygulamaları getirdi.

Bu meseleyi oturduğu yanlış zeminden kurtarıp,
akıl çerçevesinde incelemek ve
meseleyi doğru zeminde çözmek gerek.

Kürtler Ne dağ Türküdür, ne bizim ırkımızdandır.
Bu yurtta beraber yaşadığımız,
içiçe olduğumuz kaynaştığımız,alışveriş yaptığımız,
ortak türküler düzdüğümüz,sevgileri, alışkanlıkları, sevinçleri üzüntüleri,yaşamları
bir çok ortak noktada kesişen ayrı bir Millettir.

Karşılıklı sevgi ve saygıyla,
birbirimizi kabul ederek yaşayalım.

Türkiyenin çok zengin mozaiğinden çok kıymetli bir parçadır Kürt kardeşlerimiz.
Birbirimizin kıymetini bilelim.
Biz bize dostuz, hep dost kalalım.

Aldostu.

pante
22-07-2007, 00:15
Türban, Türkiye'nin sorunlarından biridir. Çözülmesi gerekir. Şeriat yanlıları içinse Türban rejime karşı kullanılan silahlardan biridir.
Kürtçe de Türkiye'nin sorunlarından biridir. Çözülmesi gerekir. Benzer şekilde Kürtçe de bölücülerin devlete karşı kullandığı silahlardan biridir.
Terör örgütünün zaman zaman sözcülüğünü üstlenmiş Özgür Gündem gazetesinden alıntılanan bu yazının satır aralarında dil sorunu kisvesi altında Türk düşmanlığı ve Kürtçülük yapıldığı görülüyor.
Türkler sanki işgalciymiş gibi sunuluyor. Bu yaklaşım biçimi, tarihi çarpıtmalar ve yalan-yanlış bilgilerle bu sorunların çözümü daha da zorlaşır. Sorunlara çözüm önerileri getirmek, alternatifler sunmak yerine Türk-Kürt düşmanlığı yaratacak şekilde tavır ve tutum içinde olmak kimseye yarar sağlamaz. Ama bunların istediği çözüm değil çözümsüzlüktür. Aynı terör örgütünün Güneydoğu'ya yatırımları engellemesi gibi. Çünkü sorunlar çözüldüğünde ayrı bir Kürt devleti çabaları zayıflayacaktır. Halk desteği azalacaktır.

Üniversitelerde Kürtçe eğitimin bugün için mümkün olmadığı gerçeğinin bilinmesine rağmen sürekli bu konuda olay çıkarmanın arkasındaki asıl niyet de bu bölücü zihniyettir. İlköğretimde Türkçenin yanında Kürtçe eğitimi anlamak mümkündür ama Üniversitelerde Kürtçe eğitim istemek kötü niyettir.
Bugün bir Üniversite öğrencisi AB kapsamında 3-5 aylık bir eğitim için Almanya'ya, Fransa'ya, Portekiz'e gitse ve İngilizce bilse bile hızlandırılmış kurslarla kendi dillerini zorunlu kılıyorlar. Dünya dili olmuş İngilizceyi kabul etmiyorlar. Türkiye'de üniversiteye kadar gelmiş bir öğrencinin Türkçe bilmemesi mümkün mü? Demek ki asıl niyet farklı.

1000 yıl boyunca Arapça'ya gıkını çıkarmayanlar, bugün dil devrimine karşı çıkıyorlar ve dil devrimini Kürtçenin kırımı olarak nitelendiriyorlar. Bir kırım yapıldıysa asıl 1000 yıl önce yapılmış, asıl ezilenler, insan yerine konulmayıp aşağılananlar, kendi kurdukları Selçuklu ve Osmanlı içinde hor görülenler mücadelelerini vermiş ve haklarına kavuşmuşlar. Ortak Arapça alfabe Latin alfabesine dönüşmüş. Ortada Kürtçe bir alfabe olup ta kimse bunu kaldırmamış ve Kürtçe konuşma da hiçbir zaman yasaklanmamış. Kürt dili ve kültürünün zenginleştirilmesi için demokratik ve akademik çabalar, çalışmalar gerekiyor, eylemler, tahrikler değil.

dilaver
22-07-2007, 00:36
satır aralarında dil sorunu kisvesi altında Türk düşmanlığı ve Kürtçülük


* * * *sevgili pante

* * * * satır aralarında bir şeyler aramaktan vazgeçebildigimiz gün bu konuda çözümün ilk adımını atmaya yaklaşmış olabilecegiz diye düşünüyorum.

* * * * Aslında bu başlıgı açarken çözüm yolları aradıgımı ve bu konuda tartışılmasını istedigimi belitmiştim. Ama şu ana kadar net bir çözüm önerildigini görmedim.

* * * * Kürt meselesini nasıl çözebiliriz, nasıl çözülmelidir, demokratik yaklaşım nasıl olmalıdır. Sorun budur, cevaplar bu temelde geliştirilmelidir. Bu medelinin kan dışında bir çözümü var mıdır.

* * * * Görebildigim kadarıyla bir tek felsefeci bu konuda net bir tavır almış ve varolan devlet politikasını savunmuş. Habilis savunur gibi yapmış fakat utangaç davranmış, onun haricinde çözüm önerisi gelmemiş ve temennilerden öteye geçilmemiş.

* * * * *Biraz daha bekleyelim, olmazsa ben düşüncelerimi yazmaya devam ederim. Özellikle Kürt meselesini tabu olmaktan çıkarılıp tartışılır ve her yönüyle masaya yatırılır hale gelmesi bana göre hayati öneme haiz bir konu. Önemi her gün kalkan cenazelerden kaynaklanıyor.


* * * * *saygılarımla

pante
22-07-2007, 01:15
Sevgili Dilaver;
Türkiye'nin ekonomik ve demokratik sorunlarının çözümü ile Kürt sorunu ya da Güneydoğu sorunu da, başörtüsü sorunu da, eğitim, sağlık vb. tüm sorunlar da çözülür. Tabi eğer mesele bu sorunlarsa, ardında ırkçılık, milliyetçilik, şovenizm yoksa.
Ekonomik ve demokratik sorunların çözümü de ayrı-gayrı olmadan birlikte omuz omuza mücadele ile sağlanır. Kürt halkını, Güneydoğuyu Türkiye'den kopararak, ayrı bir devlet kurarak tek başına kurtuluş sağlanamaz. Hele ABD güdümüyle sağlanan bir ayrılıkla emperyalizmin maşası olunur ancak. Üstelik de mevcut feodal yapıyla ortaya çıkacak yönetim ancak faşizm olur.

Ekonomik, demokratik sorunların çözümü için de demokratik devrim gerekir. Devrim olmadan, AB zorlaması ile veya uzun vadede eğitimle vs. çözüm gelmez. Gericiliğin tehlike olamayacağı, feodalizmin tamamen tasfiye edileceği, toprak reformlarının gerçekleştirileceği, darbelerin, askeri müdahalelerin, faşizan anlayışların kökünün kazınacağı, emperyalizmden kurtulup tam bağımsız olunacağı ve sermayenin egemenliğine son verileceği bir halk iktidarı ile Kürt sorunu da çözülür, Türk sorunu da. Ama ne yazık ki asıl çözüm yoluna kimsenin rağbet ettiği yok. Tersine Apo-Barzani-Talabani üçlüsünden medet umanlar, AB'den ya da gericilerden medet umanlar ve bunların karşısında ulusalcılıktan medet umanlar olarak binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Bu kıyamet de maalesef iç savaş gibi gözüküyor. Zana gibi gözü dönmüşlerle, ip kavgası yapanlar bu iç savaşıın kıvılcımlarını maalesef körüklüyorlar.

sargon
22-07-2007, 01:16
Kürt sorunu nasıl çözülür sorusuna kendi adıma yanıt kolayca yanıt veririm ama ne işe yarar bilmiyorum. Demokratik bir sistemde Kürt sorunu diye bir sorun kalmaz. Bunun için sosyalizme falan da ihtiyaç yok. Sosyalist partiler ulusal sorunları yüzyıldır demokratik sorunlar çerçevesinde ele alırlar. Bir defa anlayış bu temelde oluşmuş olsa gerisi teknik ayrıntılardır. Özerk bir yönetim mi olur, eyalet sistemi mi olur, var olan yapıda bazı değişiklikler mi olur, bunlar işin ayrıntısı bence. Hep birlikte tartışılır ve karar verilir.

Sorunun çözülmesinin önü sert biçimde tıkanmış durumdadır. Türkiye'deki devlet bürokrasisi sadece bu konuda değil birçok konuda en küçük bir adım atmama kararındadır bence. Demokrasi falan istemiyorlar. Bu yüzden de birçok sorunun önünü bu bürokrasi tıkıyor. Ancak sorunun önü sadece iktidar güçleri açısından değil başka açılardan da tıkanmış durumda. Sadece PKK'nın terör eylemlerine karşı değil demokratik parlamenter alanda mücadele eden Kürt partisi DTP'ye karşı da histerik bir tepki var. Bu tepkinin kökleri de oldukça derinde bence. Bunu bertaraf edip de siyaset arenasına girmek için DTP'nin yapması gereken şey aslında açık. PKK'nın terör eylemlerini kınamalı. PKK'yı silahlarını bırakıp Kürt sorununu demokratik yoldan çözebilmek için mücadeleye çağırmalı.

Anlamadığım bir başka şey de şudur. Bazı siyasiler sık sık böyle bir argüman kullanıyorlar. Deniyor ki: "Dağdaki eşkiyayı siyasete sokmanın yolunu yapmaya çalışıyorlar". Yahu adam dağa çıksa suç, dağdan inse yine suç. Görülen odur ki, ortada bir tane bile PKK'lı olmasa, bu şekilde yıllar geçse yine de Kürt olduğunu söyleyerek haklar isteyerek parlamenter bir mücadele vermek o kadar kolay olmayacaktır.

Kısacası Kürt sorunu nasıl çözülüre gelebilmek için bu ülkede daha çok uzun zaman gerekli. Belki de uzun yıllar hiç çözülemeyecektir. Ancak bir başlangıç yapılacaksa bu zemin silahlı zemin değildir diyorum ben. 12 Eylül döneminde yapabilecek başka birşey yoktu, bunu kabul ediyorum. Ama bugün başka kanallar vardır ve artık Kürtler mücadelelerini bu kanala akıtmalıdır.

Diğer taraftan Kürt sorununun çözümünün önündeki temel ideolojik engel ise milliyetçiliktir. Kürt milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliğini her zaman birbirinden ayırmışımdır. Kürt milliyetçisi doğal ulusal haklarını kabul ettirebilmek için mücadele ederken, Türk milliyetçisi zırnık vermemek hatta imha etmek, yok saymak için mücadele ediyor. Bir tarafın egemen olduğu diğer tarafın tabii olduğu her yerde böyledir. Kürt milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliği bu yüzden eşitlenemez. Eğer Türkiye'deki Kürt milliyetçiliği Kürtlerin en asil millet olduğu, bu yüzden de egemen olması gerektiği gibi argümanlardan oluşsaydı gerçekten de iki milliyetçiliği de aynı sertlikte eleştirme hakkımız olurdu. Bu tür söylemlerde bulunanlar büyük bir adaletsizlik yapıyorlar.

Türk milliyetçiliği henüz bir evrim geçirip, evrensel demokratik ölçülerde bir anlayışa ulaşabilmiş değil. Dünyada başka ülkelerde de milliyetçi kökenden gelip temel demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıkan partiler varken Türkiye'de böyle bir gelişme olmamıştır. Milliyetçi partiler (CHP ve MHP) herhangi bir demokratik evrim yaşamamışlardır. Ecevit'in dönemindeki dönemsel değişim 12 Eylül'den sonra tekrar geriye çekilmiş ve CHP yine eski milliyetçi yapısına oturmuştur. MHP ise siyasi anlayış düzleminde hiçbir değişim geçirmemiş sadece eli silahlı militandan eli çantalı işadamına dönümüştür.

Yarım kaldı ama laf çok uzadı. Şimdilik bu kadar olsun.

InVitatio
22-07-2007, 06:39
Kürt sorunu nasıl çözülür sorusuna kendi adıma yanıt kolayca yanıt veririm ama ne işe yarar bilmiyorum. Demokratik bir sistemde Kürt sorunu diye bir sorun kalmaz. Bunun için sosyalizme falan da ihtiyaç yok. Sosyalist partiler ulusal sorunları yüzyıldır demokratik sorunlar çerçevesinde ele alırlar. Bir defa anlayış bu temelde oluşmuş olsa gerisi teknik ayrıntılardır.

aynen sargon aynen !
"solculuk" baska....."kürd sorunu baska"
benim kisisel kanimca bu simdiki kürd vatandaslarin sorununu herhangi bir demokratik sistem cözebilir
hatta akli basinda bir liberal demokrat parti ve "liberalizim" ile de cözülebilinir.....
bu sorunu cözmek icin ille de "solculuk oynamaya" gerek yok....
sosyalizim ilk önce "var olani paylasmak , paylastigimizi cogaltmak"demek
dayanisma ruhu ister, fedakarlik ister, ama bu tarihden bugüne kadar cözülmeyen sorunlarin temelinde
"demokrasi kültürü eksikligimiz" var, toplumumuz hem türkü hem kürdü ile kendi sosyal hayatlarinda
son derece feodal deger yargilari icerisinde hareket ve kendilerini ifade ediyorlar.

kotan
22-07-2007, 14:09
kürt sorunu diye bir şey yoktur bir sorun varsa da o bölücü sorunudur,pkk sorunudur.konuyu kürt sorunu şeklinde değerlendirmekse ülkeyi bölmeye çalışmaktan başka birşey değildir.lütfen bu konu üzerinde biraz hassas olunuz.
saygılarımla

osiris
22-07-2007, 23:35
bence kürt sorunun çözümü kürtlerin kuzey ıraktaki kurulacak kürt devletine techiridir çünkü demokrasi nutukları atarak bir arada tutamazsınız biz ne kadar verirsek verelim onlarda haklı olarak hep daha fazlasını istiyecektir bütün kürtlerin hayali aman biz türkiyede kalalım kendi dilimizi konuşarak kardeşçe yaşıyalım değil sadece kürtlerin yaşadı ortak bir devlet kurmaktır geçmişdeki tecrübeler ışığında farklı milletler uzun süre bir arada yaşıyamaz bunun için kürtleri eritemediğimize göre eğer bu devletin devamım isteniyorsa bedenin içindeki tümörü bedenle yaşamaya çalışmasına uğraşmak yerine tümörü kesip almak en iyi çözümdür çünkü bu demokratikleşme çabaları biz istemesekte tümörüm besliyecek ve bütün bedene yayıcaktır onun için kuzey ırakta *kürt devleti kurulmalı tıpkı kurtuluş savaşından sonra yunanistanla yapıldığı gibi kürtlerle türkmenler takas edilmeli ve *kürtlerin orada sorunla karşılaşmaması için her türlü maddi fedakarlık gösterilmelidir.

dilaver
22-07-2007, 23:52
"solculuk" baska....."kürd sorunu baska" * invitatio


* * :lol: *:lol: *:lol:

* * dogru söze ne denir, solculuk kürtler için geçerli degildir. Solculuk şayet insani deger yargıları taşımaksa kürtlerin telaffuz edildigi yerde bundan vazgeçilmelidir. Devletin bekası için bu mecburidir.
Yoksa son Türk devleti de yok olur. * :cry:

* * *İlginç, hakikaten son derece ilginç buluyorum. Her iki kişiden birinin Akp yi tercih etmesini de artık yadırgamıyorum.

* * * saygılarımla

pervane
23-07-2007, 00:22
ortada bir sorun varsa, türk kürt geleneksel yapımız aynı önce bu iki halk birbiriyle barıştırılmalıdır.
ortada ilkel bir kan davası vardır. hala cayır cayır kavuran bir yangın şiddetle devam etmektedir. Bu yangın önce södürülmeli ve akabinde soğutma çalışmaları yapılmalıdır. Burda itfaiye görevi devlete düşmektedir. Tanışmak için çaba sarfetmeliyiz, çok sabır gerektirir birbirimizi anlamak ve anlatmak birey olarak önce taşın altına elimizi koymaya cesaret etmeliyiz. birbirimizden korkuyoruz dokunun bak ben bir kürdüm ırkım kimseyi yakmayacak yaksa yaksa türkiyeye olan sevgim tutuşturur etrafı. benim doğduğum bölgede Türk öcüydü, ne zaman ki bölge değiştirdim ben öcü oldum ayrımcılık bu işte "kör allaha nasıl bakarsa allahta köre aynı gözle bakarmış"( imana geldi demeyin hemen :) sadece deyim) yani iki tarafın nazarı aynı, benim bölgemde benimde silahım vardı. *askerinde silahı hep vardı, mekan değişti benim silahım yok,askerin silahı yine var, ama ben hala "TERÖRİS" olarak anılıyorum, günlük yaşamdaki hatıratımı anlatsam komedi olduğu kesin de gözyaşının dozu kaçar.

Aslında tek diyeceğim analar artık feryat etmesin dursun bu gözyaşı, her ırkta analar aynı dilde feryat *eder.

dilaver
23-07-2007, 08:27
her ırkta analar aynı dilde feryat *eder.


* * *işte tek gerçek bu. Bu feryadı durdurmak zorunlulugundayız. Kimin ne kadar çok feryat ettigi üzerinde politika yapmak son derece insanlık dışı bir şey. Hiç bir deger anaların sebepsiz feryadından daha üstün degildir. Bir yerde bir ana feryat ediyorsa o tepkidir aslında . Haksız ölüme tepki.


* * *saygılarımla

dilaver
23-11-2007, 20:48
iki tane faydalı ve çözüm öneren link.

http://www.mudahale.net/2007/11/21/kurt-sorununda-uc-tarz-i-siyaset-nasil-cozulmez-nasil-cozulur/

http://www.mudahale.net/2007/11/19/sinir-otesi-gayya-kuyusu/



* *saygılarımla

Bakara
23-11-2007, 23:01
Sayın bakara

Tartışma Kürt Sorunu üzerine ciddi bir tartışma. Konuyu saptırmaya yönelik provokatif yazınızı bu yüzden siliyorum. PKK'nın ne olduğunu, ne yaptığını herkes biliyor. Yazılarınızın tartışmaya bir faydası yok.

sargon

Zaten sansürden başka ne bilirsin ki sen?
Sansür sizin uzmanlık alanınız.
Bütün sosyalist sitelerde yazılarım sansürleniyor.
Bir de lafa gelince "fikir özgürlüğünden", haktan hukuktan bashediyorsunuz.
Sizden alâ faşist mi var?
Benim pkk ile ilgili yazdıklarımı niye sansürledin?
Kime küfür ettik kime hakaret ettik?
Bakıyorum çerçeveyi bayağı genişletmişsin.
Artık "pkk terör örgütüdür" demekte sansüre tabii.
Hatta ima etmek bile.
Oh ne ala!
"Ermeni soykırımı olmamıştır" demeyi de yasaklarsınız yakında.
İsviçre'den mi öğrendin sen bunu?

Elinize yetki geçince şahin olma hüneriniz olağanüstü.
Alkışlıyorum.
Takiyye ustalığınızı, mazlumu oynama ustalığınızı, demokrat görünme ustalığınızı.
Hepsini alkışlıyorum.

Bakara
24-11-2007, 00:26
Evet Türk Kürt gerçekten kardeş,
ama ne ana bir kardeş, ne baba bir kardeş.
Hepsinin hakkı ayrı, hukuku ayrı olmalı.
Tamam, ülkenin hakim kanadı Türk.
Ama bu Kürdü ezme,yok sayma hakkı vermez ki.


Kim *Kürdü yok saymış?
Kürdün yok sayıldığı falan yok.
12 Eylül bizi bağlamaz. Bu millet Kürt İbo, Laz Hasan derdi, ismine bile takardı onun kürtlüğünü, lazlığını.
Biz diyoruz ki: Kürtler de Türktür, Lazlar da Türktür, Çerkezler de Türktür vb..
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türktür ve Türkiye de Türklerindir.
Bölücüler de diyor ki: Hayır biz Türk değiliz Kürdüz.

İşte kritik nokta burası.

"Ben Türk değilim" diyeneler bizden hak/hukuk falan istemiyorlar. Bizden toprak istiyorlar.
Verecek misiniz? Vermeyi düşünüyor musunuz? Verir misiniz?

Masal dünyasından çıkın da gerçekleri görün.
İnsanların kimlikleri eğer tek bir milli kimliğe entegre olmaz ise ve ülkelerde yaşayan farklı kimlikler veya etnisteler "millet" haline getirilirse "bölünme talebi" kaçınılmazdır.
Çünkü siyasi tarihte şu altın kural her daim geçerli olmuştur:

Her millet kendi devletini kurmak ister.

Biz de diyoruz ki: Hay hay...
Ama toprak bizimdir.
Başka yerde kurun devletinizi.
Fena mı diyoruz bölücülere bunu?
Çok yerinde bir söylem bu.
Ya Türk olduğunu kabul edeceksin ya da "yabancı" olarak yaşayacaksın.
Toprak yok. Eğer ben ayrı bir milletim diyorsan sen ayrı bir devlet kurmak da istiyorsun demektir.
Zaten Türkiye'nin G.doğusuna "kürdistan" demenden Diyarbakır'a "Amed" demenden veya Botan bölgesi vb. hayali kürt bölge isimleri kullanmandan veya K.Irak'a G.kürdistan demenden anlaşılıyor bu.
Ne kadar "bölünmek istemiyoruz" desen de hikayedir. O halde bırakacaksın "Kuzey kürdistan,
G. kürdistan" lakırdılarını.
Değil mi?
Vatan mı istiyorsunuz?
O halde Barzani'nin yanına doğru yol alıver şimdiden.
Tek adam rejimi altında bir Kürt devletinde yaşa da Türkiye'deki demokrasinin kıymetini bil.
Sonra ağlaya zırlaya gelirsin bana.
O zaman da "Ne mutlu ki Türküm" demeden almam seni buralara diyoruz.
Fena mı diyoruz?
Çok doğru diyoruz.
Hangi millet egemenliğini bir başka millet ile paylaşmış.
Almanya'daki Türkler de Alman anayasasında "Türklük" geçsin istesinler o zaman.
Hatta Stutgart eyaletinde de "demokratik özerklik" istesinler.
Ne olur cevabı Almanların buna?


Türkiye'yi Çekoslavakya yapmaya çalışıyorlar.
Ama eğer kimlik siyaseti böyle devam ederse Türkiye Yugoslavya olur.
Kimlik siyasetinin girdiği her ülke bölünmeye doğru yol alır.
Belçika bile kurtaramadı kendini bundan. Ekonomisi, demokrasisi, AB'si bile kurtaramadı onu.
Etnisite ve mezhep siyaseti her daim "kanlı" bir yolun başlangıcıdır.
Bakın Irak'a.
Etniste ve mezhepler temelinde bölünüyor.
Bu mu demokrasi?

Türkiye Türklerindir.
Tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil.
İşte hadise budur.






Yıllarca bu yavanlık yapıldı Türkiyede.
Kürtçe konuşan insana düşman gözle bakıldı;
halbuki onların yaptığı düşmanlık değil,
sadece ana dillerinde konuşmaktı.
Biz bu kardeşlerimize , ana dillerinde konuşma hakkı tanımadık.

Kimse Kürtçe konuşana düşman gözle bakmadı.
Ben bildim bileli Kürtçe konuşmalar duyarım Kürtlerin kendi aralarında ve hiç tepki çektiklerini görmedim.
ama son zamanlarda gelinen nokta ortada.
Artık hiçbirşey eskisi gibi değil.
Bölücüler düşmanlık tohumları ektiler.
Şimdi Kürtler risk altınd ayaşıyor ve her türlü saldırıya açıklar.
Artık kürtçe de konuşamıyorlar kendi aralarında.
İşte Pkk'nın toplumu getirdiği noktadır burası.
O yüzden pkk'ya karşı mücadele onun sempatizan propagandistlerini de içine alacak şekilde genişletilmeli ve pkk toplumun her kesiminde tasfiye edilmelidir.
Özellikle meclisten.

Ayrıca ana dil demek anadan öğrenilen dil demek değildir.
Kendini en rahat ve en etkili bir biçimde ifade ettiğin dildir.
Kürtlerin hepsi de şakır şakır Türkçe konuşur.
Burada sana bana Kürtlük havası atanlar yazdıkları yazılarını Kürtçe yazsınlar bakalım yazabilecekler mi?
Pkk kamplarında bile Türkçe konuşulur. Pkk'nın Irak'taki mezarlarında Türkçe şiirler yazıldır kendi teröristleri için.
Kürtçe ölmekte olan bir dildir.
3-4 bin kelime stoğu ile ve birbirini bile anlamayan 40 ayrı lehçesi ile Türkiye'de geleceği yoktur.
Kürtler bile birbirini anlamazlar. Kürtçenin lehçeleri ayrı birer dil gibidir. Ve ancak ilkokul 3 düzeyinde bir iletişime izin verir.
Teknik anlamda da Kürtçe eğitim verilemez. Hangi lehçesi ile eğitim vereceksin de kim onu anlayacak? Dilin kendisi her düzeyde yetersizdir.

Sonuçta Kürt milliyetçiliğinin tek dayanağı Kürtçedir ama onun da temeli yoktur.

Eğer fazladan Kürtçe konuştukları için "millet" olabiliyorlarsa o zaman neden şakır şakır Türkçe konuşan bu Kürtlerle biz aynı Türk milletinin bir ferdi olamıyoruz?

Tek sorun dil ise eğer o zaman Edirne'den Kars'a, Hakkari'ye herkesin şakır şakır konuştuğu Türkçe neden bizi tek bir millet yapmıyor?

Bana "millet/ulus" tanımı yapacak bir babayiğit var mı bu forumda?

Bilimsel anlamda.

osiris
24-11-2007, 00:37
çözüm kürtleri ait oldukları yere göndermektir başka bir şey değil

24-11-2007, 00:53
kürt meselesi hakkındaki görüşlerim...

gönül isterdi ki kürtler de lazlar gibi sadık bir topluluk olsaydı da iş vehamet arz etmeseydi.

kürtler:
eski bir millettir.hurri ve gutilerden geldikleri kabul edilir.med gibi devletler kurdukları söylenir.osmanlılar döneminde kürtler osmanlıya sadıktı.2.abdulhamit hamidiye alaylarını kürtlerden kurdu.yani osmanlı ile bir sorunları olmadı.ama cumhuriyet kurulup yeni türk devleti oluşunca atatürke karşı bazı isyanlar vuku buldu.biz türk hakimiyeti altında yaşamayız dendi.gerçi şeyh said isyanı dinsel içerikliydi diyebiliriz.seyit rıza isyanı da seyit rızanın kendi ikbali ve dersimin ikbali için vuku bulmuş lokal bir isyandır.hatta dersim zazaları şeyh said isyanında devlet güçlerinin yanında yer aldı.kaldı ki bunlar zazadır.zazalar bence ayrı bir millettir.
1984 te pkk kurulunca kürtlük terörle anıldı.çok acı günler yaşandı.hala yaşanmaktadır.
bir zamanlar kürt sorunundan bahsetmek yasaktı.ama şimdi bir kürt sorunu olduğu kabul ediliyor.
kürtler dinine bağlı, yobaz, cahil, kavgacı, aşiretçi feodal bir topluluktur.ben tunceliliyim ama kürtleri sevmem.çünkü güneydoğuda memurken onları yakından tanımak imkanını buldum.tuncelililerin büyük çoğunluğu kürtleri sevmez.hatta tuncelililer arasında bir söz vardır:kürtler bizim kanımızı içse doymaz...diye.
bu sorunun en akılcı çözümü eyalet sistemidir.kenan evrene katılıyorum.tabiki kürtlerin kültürü dili ve hakları tanınmalı.
saygılar...

aydoe
24-11-2007, 01:25
Müdahale.net i okudum
Abd ve emperyalist devletlerin ilgi odağı ortadoğu
Abd çözüm istemez Abd nin çözümü,çözümsüzlük,istikrarsızlık ve savaş
Kürt devleti kurulmuyor Abd üssü kuruluyor
Pkk ise gelinen noktada Abd emperyalizminin Türk devletini hizaya sokma aracıdır
Pjak *ise * Abd emperyalizminin İranı hizaya sokma aracıdır

Şimdi kürt kardeşlerimiz kültürlerini ,dillerin yaşamak istiyorlar yaşasınlar ,kürtçe yaratılıyor üzerinde çalışıyorlar sözlük oluşturuyorlar,edebiyat oluşturmaya çalışıyorlar
Ben çocukluğumdan beri amerikalıları düşman görmüşümdür, kürtleri hiç yabancı olarak görmedim bir sürü kürt arkadaşım var çokta sevişiriz
Sorun kimlık kültür dil sorunu değil ayrılıkçılıktır,sınıfsal tabanı olmayan kürt milliyetçiliği hareketidir
84 Şemdinli , Eruh baskınlarıyla pkk savaşı başlatmıştır
Gelinen noktada ab ye girmeye çalışan T.C zaten azınlıklara demokratik haklarını vermek zorunda bırakılacaktı
Sorun Türkiye nin sorunu değil bölge sorunudur İran veSuriye Irak ve Abd ve Ab nin katılımıya dünya sorunu haline gelmiştir
Türkiyenin İstanbul ,İzmir Mersin gibi illerinde yoğun kürtler yaşamaktadır hemen Türkiye * nin tüm yerleşim bölgelerinde kürtler mevcuttur versekte kurtulamayız
ne yapmalı?
silahlar bırakılacak Abd kovulacak
bağımsız demokratik halk cumhuriyeti *kurulacak

okinono
24-11-2007, 01:30
Merhaba Bakara;

Lanet yağdırdığınız Adı ANA-Dolu olan bir ülkenin analarına duyduğunuz kin çok yanlış. Bu tür bir söylem birleştirmek için değil parçalamak için uğraşanların söylemi zaten.

Gri propaganda adlı başlığı okumanızı öneriyorum. Bu ülke için kanınızın kaynaması güzel ve sevindirici ama o enerjinin yanlış yere bloke edilmesi grizudan başka bir şey değil.

Evet, PKK lanet olası bir TERÖR örgütüdür. Tıpkı bu ülkeyi halka rağmen halk adına güya yönetmeye talip, diğerleri gibi.


Karşı konulamaz bir güç gibi görünenlerin tarihin beşiği olan bu coğrafyayı ele geçirmesi ve doğunun kontrol edilmesi için oynanan bir oyundur bu.
Eğer kontrol edilemez ise muazzam kalabalığın ve açlığın gücü bu sistemi yıkacaktır zaten. İşte o zamanda benim 1.gurup diye adlandırdığım egemenliğin kaypak tarafında olanlar darmaduman olacaklar. Amerika buna dâhildir. Önlerinde kalkan gibi korundukları İran'ın arkasındaki muhteşem kalabalık ve açlık eninde sonunda batıya doğru yürüyecektir. Emperyalizmin korkusu da buradan gelir.

İran konusu başlı başına bir muammadır aslında. *El kayda örgütü gibi. *Bu konuda bence Suat parlak ı okumalısınız. *

Kürtlerin derdi Kürt olmak. Başka bir şey değil. Peki, bizim derdimiz ne? Türk olmak mı Avrupa meftunluğunun nasıl milli duygular ile enjekte edildiğini öğrenmek istiyorsak eğer bu sorunun cevabını vermeliyiz.

Tabusal tabutlarında dokunulmaz zırhlar ile korunan o kadar çok aile ve tüzel kurum var ki bu ülkede, Mehmedin ölmesi onları daha da korumaktan başka bir işe yaramıyor. Bu ülke eğer parçalanmak istemiyorsa bunu analarına küfür ederek değil, dağdaki kurduna kıyıdaki kuşuna esmer elleriyle benim toprağımdan buğday öğütüp azık yapan analarına sahip çıkarak başarmalıdır. Bu konuda ise belki alakasız gibi görünebilir ama Endülüs devletini okuyun.

Dede korkut şöyle der;

"Savunamadığın toprak ekilip biçilmeye, ekilmeyen toprakta savunmaya değmez"

Bu işin asıl kilitlendiği yer, Kurtuluş savaşının halkın söylemi ile resmi kitapların söylemi arasındaki ortak mutabakatın olmamasıdır.

İşin hele bir de ittihat terakki cephesi var ki oraya kim girse zom olup çıkıyor zaten.


Öyleyse, Ülkeyi korumak demek ne demek onu önce net olarak ortaya koymak gerekir.

Akabinde düşmanı tanımlayıp, sonrada strateji belirlenerek halkın top yekûn ne istediği sorulmalıdır.

Ara sırada, nasırlı elleriyle toprakla bütünleşmiş o aç anaların gözlerini okuyunuz. Çok şey anlatır gözler. Kin yerine çaresizliğin ve açlığın feryadını göreceğinizden eminim.

Tıpkı bütün Anadolu’nun analarının gözleri gibi.

Daha önce sormuştum ama size de sorayım;
Düşman kim sizce?

Bir ipucu vereyim; Büyük İsrail söylemi bir yemdir. Rusya İran’la müttefiktir. En fazla Yahudi dünyada bildiğim kadarı ile hem de en üst sınıf olarak Rusya’dadır. *Hiç bir Yahudi asla ve asla bir ülkeyi kurmak için sevk edilemez. Bunun provası 43 de yapıldı. Tartışmalı bir başarı ile son buldu. Artık ülkeler coğrafi sınırlar ile değil, güçsel sınırılar ile tanımlanmaktadır. *Bu sınırlar maalesef artık Misakı Milli sınırlarından farklıdır. Bunu devletin her bir kurumu zaten biliyor. Oynan biraz daha kan akıtma oyunu, kullanılan argüman ise kanımızın son damlası.

Gerçekten Misakı Milliyi savunuyorsanız eğer; o zaman o sınırların gerçek sahibinin halk olduğunu kabul etmelisiniz. Ve o halk homojen değildir.


Unutmayınız ki, Kimliğinizi korumak ayrıdır; sistemi korumak ayrıdır. 12 Eylül bizi bağlamaz dediğinizde siz kimsiniz diye sorarlar adama. *PKK nın istihbaratını ABD den alanlar kim? PKK nın silahlarını sağlayan kim? Türkü koruyorum diyerek ABD ye biat edersiniz, aynen Kürdü koruyorum diyerek ABD ye biat edenler gibi. Bu aslında ABD işi falan da değil. Bu bir; adı sulanmış kendi sulanmış olan illimünati dir. *

Oraya gitsinler diye yol gösterdiğiniz Barzani’nin Türk pasaportu ile dünyayı dolaştığını sağır sultan duydu siz duymadınız mı?

Toprağı isteyen Kürtler değil, Kürtler adına biat ettiğiniz sistem müttefikinizdir.

Aslında daha açık sormak lazım, Bu ülkeyi sizce Türkler mi yönetiyor? Sorumun kapsamına meclisin yetkisi dâhildir.

Son olarak benim dedemde yiğitti babamda yiğit bende yiğidoyum.
Tanımı yukrıda bulabilirsiniz. Bilimselliğini de bilginize bırakıyorum...

Selamlar.

Bakara
24-11-2007, 02:24
Sorun insanların "demokrasi" hakkında temel bilgilerinin olmayışı.
Kafalarında derme çatma bir demokrasi anlayışı var.
Genel olarak "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" temelinde kim ne istiyorsa onu verelim ki böylece demokrasi olsun çerçevesinde bir algılayış bu.
Günlük hayatımızda çokça karşılaştığımız bir "saf insan" portresinin siyasi uzantısı.
Genellikle kolay av olurlar.
Karşılarındakiler hiçte onlar kadar "saf" değildir.
Aldıkları zaman "ulan ne salak adammış bu" diyen tiplerdir.
Bölücülerle demokrasi pazarlığı yapmak kadar büyük bir aldanış yoktur.

Şöyle kestirmeden söyleyeyim:

Bölünmeye doğru atılacak hiçbir adım "demokrasi" adına yüceltilemez.
Neden mi?
Bölündükten sonrası ne olacak?
İki ayrı devlet ve birisinde demokrasi varken diğerinde tek adam, tek parti.
K.Kore, G.Kore gibi.
Bütün Kürtleri Pkk'ya teslim edecekler ve Apo tek adam olacak.
Al sana yeni bir Saddam.
Ne olacak kürtlerin hali o zaman?
Türkiye'de demokratik bir rejimde yaşarken bir anda attan inip eşeğe binmiş gibi olacaklar.
Ve bütün tek adam, tek parti rejimlerinde olduğu gibi her türlü hakları gaspedilecek.
Kısacası demokrasi demokrasi diye diye Kürtlere Baas rejimi sunulmakta.

Yani bölünmek isteyenlerin bölündükten sonrasını da düşünmeleri gerekir.
Çünkü demokrasi bölünmeye doğru giden süreçle ilgili değil bölündükten sonrası ile ilgilidir.
Yani önce devlet vardır, millet vardır ondan sonra devletten kopartılacak haklar vardır.
Demokrasi çok uğraşırsan ve çok zor bir mücadelenin altına girersen elde edeceğin siyasal haklarla ilgilidir.
DTp "demokratik özerklik" istiyor.
Yani diyor ki: İç işlerinde bağımsız dış işlerinde Ankara'ya bağlı.
Bir "ara geçiş" formu.
Yani kısacası Pkk için kurtarılmış bölge istiyor.
Pkk tarafından yönetilecek D.Anadolu istiyor.
Vergiyi de pkk alacak, askere de pkk alacak ve pkk ne derse o olacak.
DTP Doğu'da yaşayan Kürtleri Pkk'ya teslim etmek istiyor.
Böylece Pkk çok kısa bir zaman içinde yüzbinlerce Kürd'ü silahlandıracak güvenlik adına.
Sonrası bağımsızlık isteği.
Aynı ETA'nın özerk BASK bölgesi için istediği gibi.
Üstelik çok daha güçlü olarak çıkacak bu sefer karşına.
Kürtleri ona teslim ettin ya.

Ne güzel bir proje değil mi?
Ne kurnazca değil mi?

Peki bunun adı demokrasi mi?
Efendim, bizim kelebek kanatlı demokratlarımız için öyle.

Neden Batılılar etniste ve kimlik siyasetine izin vermezler, hiç düşündünüz mü?
Ve neden kendilerine olmayan şeyleri bizden isterler?
Neden Fransa'da Normanlar, Keltler, Brötonlar için ayrı siyasi partiler yoktur?
Onlar bizimkiler kadar "saf" mı?
Beyler, batı tipi demokrasinin ne teorisinde ne de uygulamasında etnisite ve kimlik siyaseti yoktur.
Olsa olsa etnisitelerin "kültürel hakları" vardır ve o da bireysel düzlemde ele alınır.
Batı tipi deomkrasi etnistelere siyasi haklar vermez.
Batı tipi demokrasiler topluluklar, öbekler, gruplar üzerine değil bireyler üzerinde şekillenir.
Sendikaların siyasi hakları yoktur ama bireylerin sendikal hakları vardır vb...

Yani demokrasinin doğasında olmayan şeyleri demokrasi için gerekliymiş gibi getirip önümüze koymayın.
Hele hele Pkk terörü ile boğuşurken bu ülke, çıkıp pkk'nın tezlerini savunmayın.
Türkiye'nin bu konuda vereceği her türlü tavizin pkk'nın zaferi olarak algılanacağını göremiyor musunuz?
Türkiye bu tuzağa düşmez. Bu ülke Pkk'ya karşı mücadelede oldukça başarılıdır.
25 yıldır bir mağara sahibi bile olamadılar. 25 bin pkk'lı ölü ve bir o kadarı da yaralı ve sağ olarak ele geçirildi.
Ben zaferle çıktığım bir mücadeleyi neden masada vereyim ki?
"Kürtçülük" ideolojisi benim masama silahla geldi ise silahla da gidecek.
Bir ideoloji silahla kendini var ediyorsa onun silahla zafere ulaşmaktan başka şansı yoktur.
Pkk'nın başının ezilmesi ile birlikte "Kürtçülük" de tarihe karışacaktır.
İsterse 1000 sene sürsün. Biz bu mücadeleyi bırakmayız.
Türk'ün verilecek bir karış toprağı da yoktur.
Bunu herkes böyle bilsin ve kâh silahla terör uygulayarak kâh "hak dilenciliği" yaparak bir yere varamayacaklarını görsünler.

dilaver
24-11-2007, 03:23
Biz diyoruz ki: Kürtler de Türktür, Lazlar da Türktür, Çerkezler de Türktür vb..
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türktür


* * *sorunun temeli de işte tam da bu anlayış . Ve bu anlayış varoldugu müddetçe de bu sorunun bitme imkanı yok. Kürt olan biri Türk olmaz. Türk olsaydı zaten Kürt olmazdı. Ona Kürt denilmezdi ve Türk denilirdi. Buna assimilasyon denir bir etnisiteyi imha etmek denir. Nitekim de öyle olmuştur.

* * *Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türk falan degildir, Türkiye Cunhuriyeti vatandaşıdır. Şimdi adam Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama ben Ermeniyim diyor, yok sen ermeni degilsin Türk sün mü diyecegiz.

* * * Kaldı ki *“Milliyetçilik, milletlerden önce gelir. Milletler, devletleri ve milliyetçilikleri yaratmaz, doğru olan bunun tam tersidir.” Uluslarının kuruluşuna önderlik eden siyasetçiler de bu gerçeği saklamamışlardır. Polonyalı general Jozef Pilsudsky (1867-1935), “Devleti yaratan millet değil, milleti yaratan devlettir” demiştir . ( yukarıda verdigim linkten )

* * * *İnsanlar kendilerini nasıl hissediyorlarsa o milliyettendirler. Ve de öyle olmalıdırlar, ama bir devletin vatandaşı olabilmek farklı bir şeydir. Şimdi bu konu açıldıkça devamlı hır çıkıyor ve kutsallar çarpışıyor. O halde nerede birleşebiliriz.

* * * *Ben Türk ya da Kürt ya da başka bir milliyeti reddetmeyi öneriyorum. O halde daha üst bir aşamaya geçelim ve insan olalım. Acaba insan olmakta birleşebilecekmiyiz. Türk oldugumuzu da reddedelim ve insanız diyelim. İnsan olabilmek tüm aidiyetleri yok etsin ve her şeye insan perspektifinden bakalım.

* * * *Evet Müslümanların da bu konuda bir çözümü var. Onlar ümmet olmayı öneriyorlar, ancak ümmet fikri artık tarihin mahkum ettigi bir düşünce ve asla çözüm olmamı. Çünkü ümmet olmanın özü zaten sömürüye dayanıyor. Kulun efendiye biatına ve itaatına dayanıyor. Ve feodal ekonomi gerektiriyor.

* * * *Bilindigi gibi insan evrimi ve insanlıgın gelişimi sırasında ne Türk vardı ne de Kürt . Tek bir tanımlama vardı homo sapiens. Demek ki geçmişimizde birleşebilecegimiz bir temel mevcut. Tüm bunları yok sayarak insan kimliginde birleşebiliriz. Bu bize ne kaybettirir. Analar aglamayacaksa, kan duracaksa o halde reddedelim tüm bize sonradan *yapıştırılan yaftaları ve biz insanız diyelim. Bunun haricindeki tüm betimlemeleri reddedelim.

* * * * Ve insan olarak Abd nin karşısınna dikilelim, tüm insanlarla, insan olmak isteyenlerle birlikte. O zaman şu sorun çıkacak ortaya. Bizim gibi, tüm etnik özelliklerine göre politika yapmayı reddeden ama farklı etnik kimliklere sahip kişilerle insanlık temelinde nasıl anlaşacagız. Bizim farklı kültürümüz oldugu gibi onların da var. Fakat bir de ortak kültürümüz var ve içiçe geçmiş. İnsanlık temelinde birleşecek isek şayet geçmiş kimliklerimizi ve kültürlerimizi bir kenara bırakmak gerekecek ve yeni bir ortak kültür geliştirmemiz gerekecek. Temelde anlaşabiliyorsak şayet, ticari, ekonomik ve kültürel süreç zaten bu birlikteligin tüm yapısını hazırlayacaktır. Ama bunun yolu zor ve yasak oldugu müddetçe başarı şansı yakalanamaz. Herkesin kendi kültürünü istedigi gibi dile getirebilecegi ama birlikte yaşamaktan dogan ortak bir kültüre dogru gidecegi bir ortam tek çaredir.

* * * * *İnsan kimliginde birleşebilen insanlar için bölünme korkusu yoktur, çünkü insanlıkta bölünmek için bir sebep de yoktur. Bugün dünyada Sümer lisanını konuşan bir topluluk yok ama İsa zamanına kadar tüm dünya farklı dilleri de konuşsa o kültürü kullanıyordu, süreç içerisinde kayboldu ve şimdi yok oldu. Demk ki hiç bir şey kalıcı degil. Aynen Türklügün ve Kürtlügün de kalıcı olmayacagı gibi. Ama insanlık hep vardı ve var olacak.

* * * * * O halde bu meseleyi tartışırken insan olmayı öneriyorum. Ve insan olmayı başarabilenlerin tartışmayı sürdürmek için açılım getirmesini öneriyorum. İnsan olmak istemeyenler, insanlık temelinde birleşmek istemeyenler neden insan olmak istemediklerini izah ederlerse daha iyi olacaktır sanıyorum.

* * * * * *saygılarımla

not : bu başlıkta başlangıcından beri pkk ile ilgili ciddi bir tartışmaya girllmedi ve forum başlangıcından itibaren son derece seviyeli ve usluplu devam etti. Tartıştıgımız şey Pkk degildir, bu foruma yazan herkesin pkk hakkındaki düşüncesi aşşagı yukarı aynıdır. Ama konu döndürülüp dolaştırılıp aynı meseleye çekilmek isteniyor. Bu başlıgın da kaldırılması taraftarı degilim. Bu yüzden yönetici arkadaşlardan provokasyon kokan, konuyu saptıran, seviyeyi düşüren ve sertleşmeye yönelik iletilere anında müdahale etmelerini rica ediyorum. Burada degişik açılımlar elde edebiliriz. Fikirler üretebiliriz. Kalbi dayanmayan başlıgı takip etmesin, yazacak olan da karşısındakini herhangi bir tabirle itham etmeden sadece kendi düşüncelerini yazsın. Yok bunu beceremiyorsa saldırganlaşıyorsa bizi müdahale ettirip te kendi pozisyonunu düşürtmesin. Fikirlere ihtiyacımız var, küfür ve saldırganlıga degil.

vartor
24-11-2007, 03:43
Yukardaki ideallere uyan bir ulkede yasiyorum. Degisik kokenli ve renkli insanlarin insanca yasadigi bir ulke. Anayasasi laik demiyor ama cogu ulkeden laik, her isteyen digerlerini rahatsiz etmeden din ve kulturlerini yurutebiliyor. Fakir adlandirdiklari, bizim orta siniftan cok daha iyi durumda, aclik dedikleri hergun tavuk yemekten bikip biftek yiyemiyenlerin sikayeti. Olmaz diye birsey yok, var. Nasil bu ulke bu durumuna gelebilmis esas onu arastirip, ornek alimacak bir ulkedir Kanada.

3.yol
24-11-2007, 07:55
Sevgili *Bakara,
Dilaver'in verdigi su baglantidaki yaziyi okuyup buraya yorumunuzu yazarsaniz sevinirim.

http://www.mudahale.net/2007/11/21/kurt-sorununda-uc-tarz-i-siyaset-nasil-cozulmez-nasil-cozulur/

Sizce bu makalenin baglantisini buraya yazan kisi boluculuk propagandasi yapiyor olabilir mi ?

O makale benim uzun zamandir dusunduklerimin guzel bir ifadesi olmus. O yuzden sevgili Dilaver'e tesekkurler.

Ama makalede ne yazikki ucuncu yolun (birlesmenin) nasil gerceklesebilecegi uzerinde pek durulmamis. Belki bu konuda fikir yurutebiliriz.

Saygilar,

seyyah3441
24-11-2007, 08:45
Demokratikleşme * kisvesi altında *etnik milliyetçilik yapan *arkadaşlara *;Gerçekten * birgün şunları *söylemeye * kalbiniz *yetecek mi *merak *ediyorum.

"Üzerinde *yaşadığımız *ve *yurdumuz *olarak bildiğimiz *topraklarda *yaşayan *herkes için,hakça adil *paylaşıma *dayalı,sömürüden ,modern *kölelikten *uzak,insanca *bir *yaşam *arzuluyoruz.Onlarca *yıldır * emperyalistlerin yurdumuz *üzerinde *oynadıkları oyunların *farkındayız *ve *onlara *alet *olmak istemiyoruz.Emperyalistlerin *ülkemizdeki *işbirlikçi yandaşları vasıtası ile kendi çıkarları *için yıllardır izledikleri sömürüye *dayalı politikalardan *bıktık.Hedefimiz *ülkemiz *topraklarında *yaşayan *herkesin *tam bağımsız *ve *adil *paylaşan bir *ülke *vatandaşı olmasıdır.Mücadelemizin *temel *amacı *budur.Yaşasın *tüm dünya *halklarının *kardeşliği."

Evet......
İlerici *ve *demokrat *olduğunu *iddia *edenlerin * söylemleri bu *paralelde *mi olmalı?

Yoksa *DTP nin *emperyalistlerle *işbirlikçilikte * AKP *den *farksız *amaçlara *hizmet *eden *söylemleri mi?

Şu an *"ezilmiş"Kürt halkları adına *mücadele *verdiğini söyleyen *kişilerin *söylemleri demokratlıktan *uzak etnisiteye *dayalı *kafatasçı *bir yaklaşımda.Merak ediyorum ne *zaman *kalpleri yetecek kendileri için *dilediklerini tün *insanlık için adına *dileyebilmeye. Merak *ediyorum *ne *zaman *yürekleri yetecek *devrimci onuruna *yakışır *hareket *edebilmeye....

24-11-2007, 10:18
sayın vartor,bi babalık yapda bizide at şu kanadaya,avrupanın turşusu çıkdı *heryeri islamcılar bastı,kellebaşı *cami projesi başlatdılar burda,,yakında bunların yüzünden avrupalılarla *birbirimize giricez gibime geliyor,,selamlar

okinono
24-11-2007, 10:29
Merhaba Bakara,

Bence siz acilen "Organize olalım beylerrrrr" fıkrasını okumalısınız.

Hey benim yurdum insanı. Damarlarından kan yerine saflık akan, Sorosun manevi torunları heyyyyyyyyyyyy...


Thunderpoint yetiş gözüm, hidayetin yeni bir versiyonunu buldum. *:)

Selamlar

spartacus
24-11-2007, 11:05
Merak ediyorum ne *zaman *kalpleri yetecek kendileri için *dilediklerini tün *insanlık için adına *dileyebilmeye.

Sevgili seyyah3441, bu sözlerinizde size sonuna kadar katılıyorum. Ancak bunu şöyle ifade etmeyi başardığımızda sanıyorum ki çözümsüzlüğü dayatmak ve diretmek yerine, çözüme yönelmek arasındaki çizgiyi kavramış oluruz.

Merak ediyorum ne *zaman *kalplerimiz yetecek kendilerimiz için *dilediklerimizi tün *insanlık adına *dileyebilmeye.

degisim
24-11-2007, 11:20
Merak ediyorum ne *zaman *kalpleri yetecek kendileri için *dilediklerini tün *insanlık için adına *dileyebilmeye. Sevgili seyyah3441

Merak ediyorum ne *zaman *kalplerimiz yetecek kendilerimiz için *dilediklerimizi tün *insanlık adına *dileyebilmeye.spartacus



''Kendine yapılmasını istemediklerini başkaları içinde isteme'' der isek sanırım açılımı daha da genişletmiş oluruz böylece.

saygılar.

Vatan
24-11-2007, 15:38
sorunun temeli de işte tam da bu anlayış . Ve bu anlayış varoldugu müddetçe de bu sorunun bitme imkanı yok. Kürt olan biri Türk olmaz. Türk olsaydı zaten Kürt olmazdı. Ona Kürt denilmezdi ve Türk denilirdi. Buna assimilasyon denir bir etnisiteyi imha etmek denir. Nitekim de öyle olmuştur. (dilaver)

Nasıl bir mantık böyle?
Türk olsaydı Kürt olmazdı Kürt olsaydı Türk olmazdı....
Bu kadar düz bir bakış da hüner ister.
600 Şırnak'lı gencimiz geçen gün askere uğurlandı ve hepsi de "Vatan için şehit düşmeye hazırız" diyorlar.
Türkiye'de Kürtlerin çoğu kendilerini aynı zamanda "Türk" olarak tanımlıyor.
Siz kimsiniz de insanların özgür iradesine ipotek koyuyorsunuz?
Hepsi hem Kürt hem Türk olduğunun bilincinde.
Size ne oluyor?
Evinde, barkında bağında bostanında şehirde, mecliste *şakır şakır Türkçe konuşuyorlar.
Ve hepsi de bu vatan için askerlik yapmış yeri gelmiş Pkk'ya karşı can vermişler kan vermişler.
Size ne oluyor?
Asimilasyon zorla olur. Bakın bakalım hepsi de gönüllü olarak Türklüğünü kabul etmiş.
Sizler sürekli o insanların beynine girip "hayır sen Türk değilsin" diyerek neden nifak sokuyorsunuz topluma?

Ayrıca "homo sapiens"te birleşelim türü özgün düşünceleriniz için de sizi tebrik ederim.
İyi de siz "ben ayrıyım, sen gayrısın", "ben sen değilim, sen ben değilsin" mantığı ile insanlara bakıyorsunuz.
Herhalde herkes "homo sapiens"te birleşirken de siz "hayır biz homo erectusus" derdiniz.
Güler misin ağlar mısın.
"Yarı aydın" olmak gülünesi sonuçlar üretir işte böyle.

vartor
24-11-2007, 18:38
Sevgili vatan, Turk, Kurt degil de insaniz diye kendini tanima ve tanitmanin getirecegi olumluluga neden karsi olalim? Aksine davranislarla bugune kadar uygulanan davranislar basari kazanabilmis midir? Emperyalistlerin oyununun en etkin oldugu yerler din ve milliyetciligin (irkciligin) on planda tutuldugu ulkeler. Millyetcilik de, din gibi gozleri koreltir, beyni muhurler.
* Bir Kurt, Rum, Ermeni, yurt disinda Turkum demez, baski altinda gozler ustundeyse ulke icinde diyebilir. Turk kelimesi sadece Turkiye vatandaslarina verilen isim degildir, Cin'deki Uygur, Turkmenistan, Azerbeycan, Tacikistan gibi bircok Turkik ulkelerin vatandaslari da Turk'dur. Turk kokenli bir Iranli , bir Azeri rahatlikla Turkum der ve bu onu Turkiye cumhuriyeti vatandasi yapmaz.
* *Turkiye'li sozu, vatanimizi daha dogru tanitmanin bir yoludur ve Anadolu'muzda yasayan degisik kokenli insanlarimizin gururla rahatlikla soyliyebilecegi bir kelimedir.

Vatan
24-11-2007, 21:37
Turkiye'li sozu, vatanimizi daha dogru tanitmanin bir yoludur ve Anadolu'muzda yasayan degisik kokenli insanlarimizin gururla rahatlikla soyliyebilecegi bir kelimedir. (vartor)

Güzel arakadaşım, neden "ben Türküm" diyemiyorsun bana söyler misin?
Ya arkadaşım niye diyemiyorsun?
Siz belki *Kanada'da milli kimliğinizi kaybetmiş olabilirsiniz ama herkes sizin gibi değil ki.
İçi boş hülyalarla uğraşmıyoruz, polyannacılık oynamıyoruz. "Hepimiz insanız" türünden söylemleri geçin bunlar bebek hikayeleri.
Sivaslı, Malatyalı der gibi Türkiyeli denir mi?
Sizin hiç aklınız yatıyor mu?
Hiç mi düşünmezsiniz. Bu olacak iş mi?
Fransız "ben Fransalıyım" mı diyor, Alman "ben Almanyalıyım" mı diyor?
Hepsi de İtalyan, Alman, Fransız oluyor da ben neden Türk olamıyorum?
Bu Kürtçülük idologlarının bir propaganda biçimidir. Kendi Kürtçü siyasetlerini kabul ettiremeyince bu sefer de sana "Türklüğünden vazgeç" derler.
Bir nevi seni geri çekilmeye zorlarlar. *Ama kendileri en alâ Kürt milliyetçiliğini sergilerler.
Gutilere kadar gidip "ön ata" ararlar kendilerine saçma sapan bir şekilde.
Yaptıkları hem kendi Kürtlüklerini dayatmak hem de seni Türklüğünden vazgeçirmeye çalışmak. Böylece "hepimiz kardeşiz dağlar oy oy oy..." edebiyatı ile önlerindeki bir büyük engeli berteraf etmeye çalışırlar.
Siz bu tuzağa düşmüş olabilirsiniz ve kendinize "Türk değilim, insanım" türlü hikayelerle avutabilirsiniz.
Ama biz Türkler siz "Türk olmayanlara" uymak zorunda mıyız?


Ne insanlığımdan vazgeçerim ne Türklüğümden.
Bunlar biribirini iten şeyler olabilir mi?
Hem insanım hem Türk.
Bütün güzel değerler bana aittir.
Gerisi bölücü propaganda.
Aldatılmayın.
Bölücülerin propagandalaırna alet olmayın.
Bölücülerin başat ideolojisi Kürtçülük değildir, Türk düşmanlığıdır.
Bir bölücü Türk düşmanlığı ile nefes alır verir. Kürtçülük tâli bir konudur onlar için.
Bu haliyle de fazlasıyla bir emperyalist batı projesidir bölücülük.
Türk düşmanlığı her daim "Batı"nın temel uluslararası ideolojisidir.
Türk'ü yok etmek ve Anadolu'dan sürmek onların nihai hedefidir.
Gelmeyin bu yalan ideolojik aldatmacalara.
Kürtlerin kardeşimiz olduğunu ama *"Kürtçü"lerin vatan hainleri olduğunu da görün.

dilaver
24-11-2007, 22:07
vatan/ sodomo/ pelikan/ bakara

* hangi kılıga girersen gir daha girdigin anda tanınıyorsun. Ve de tek amacın bu siteyi yıpratmak bunun için de en yoz yolu seçiyorsun, insanların en geri bilinçlerine hitap ediyorsun.

* *Bunu teori temelinde yapsan neyse kişileştirme temelinde yapıyorsun. Bir iletine bak kin kusuyorsun. Yok bölücü imiş yok bilmemne imiş. Anlamıyor musun bu tarz hitapların ve demagojilerin çok üzerinde bir yapısı vardır bu siteninç. Bu site üyeleri bu tarz ajitasyonlara güler geçerler.

* * *Bu konuda bölücülük, vatan hainligi dışında bir teorik argümanın varsa *insanları hedef almadan , insanları suçlamadan yazabileceksen sana son bir şans tanıyorum. Yok aynı mantıkla suçlayarak, provokasyon yaparak , yalan söyleyerek devam edeceksen bundan sonra yazacagın mesaj son mesaj olacaktır.

* * * Kardeşim bizi fuzuli işlerle ugraştırma. Üret katkıda bulunalım. Bu sitedeki saygınlıgını , kişiligini sıfırladın. Kendine karşı da mı saygın yok. Bu son şansın.Ya adam gibi teorik ve kişileri, inanları hedef almadan fikirlerini savun. Ya da bundan sonra da girecegin kimliklerde ikinci bir mesaj hakkın olmayacaktır.


* * * *saygılarımla

okinono
24-11-2007, 22:16
Aha ben dedim Vatan.

Ben Türküm. Babam gürcü, anam Dadaş. *Ne oldu şimdi! Türk olunca boynuma kol gibi borcu takmalarına engel mi oldum.

Propagandamı yapıyorum şimdi *bölücülük için. Bu nasıl bir mantıktır ki anlamadım gitti. Tıpkı dinci şovenist söylemlerin ırksal korunaklı ateist söylemleri gibi duruyor söyleminiz. Çok itici.

Benim dedem bir gaziydi. Gürcüydü. Ne olacak şimdi. Osmanlı zamanında sırp cariyelere hizmet için bizim oralardan toplayıp götürülermiş hizmetçi olarak kadınları.

Nasıl söz öyle kanada da yaşıyorsun da kimliğini kaybetmiş olabilirsin. Siz gitmiş olsaydınız hemen terk mi edecektiniz kimliğinizi.

Lütfen bu tür dinsel motifleri bırakın.

Hem bu ne iş ya, sodomomusunuz bakaramı vatanmı belli değil.

Bu kadar farklı nick kimliği *ile sadece türklük söylemi nasıl örtüşüyor şaşıyorum doğrusu. Siz önce *kendi kimliğinizi bulun, sonra halkı tek bir bavula sokmak için uğraşırısınız.

Bakın atılınca bir daha farklı kimlikle geliyorsunuz. Neden? çünkü gidecek başka yeriniz yok. Bu örneği lütfen tüm ülke için genişletin tasavvurunuzda.

Öyleyse sizi siz olarak tanısak ve sizde ortak bir tüzük içerisinde kurallara riayet etseniz fena mı olur?
Şimdi bunu da genişletin tasavvurunuzda.

Bu şekilde karşılıklı atışmalar ile maalesef yazılarınızdaki savunduğunuz fikirleri yönetim uyguluyor. Karşı çıktığınız duruma siz maruz kalmış oluyorsunuz.

Biraz düşünün lütfen.
Size iyi günler ve hayırlı hidayetler dilerim.

Vatan
24-11-2007, 22:51
Bir Kurt, Rum, Ermeni, yurt disinda Turkum demez, baski altinda gozler ustundeyse ulke icinde diyebilir. Turk kelimesi sadece Turkiye vatandaslarina verilen isim degildir, Cin'deki Uygur, Turkmenistan, Azerbeycan, Tacikistan gibi bircok Turkik ulkelerin vatandaslari da Turk'dur. Turk kokenli bir Iranli , bir Azeri rahatlikla Turkum der ve bu onu Turkiye cumhuriyeti vatandasi yapmaz. (Vartor)

Bir kere Kürtler ile Ermeni ve Rumları aynı kefeye koymanız hata.
Türkiye'de yaşayan Ermeni ve Rumlar Lozan'a göre azınlık statüsündeki azınlıklardır.
"Türküm" der ya da demez bizleri ilgilendiren bir şey yoktur.
Ama Kürtler adına bu kadar kesin konuşmanızı yadırgıyorum.
Genellemeler her daim hatalı sonuçlar verir.
Bakın geçen gün 600 Şırnaklı Kürt genci askere uğrulandı ve hepsi de "vatan için" şehit düşmeye hazır olduklarını söylüyordu.
"Kürtler adına konuşmak" da bir bölücü hastalığıdır.
Siz onlara uymayın.
Kendilerini Kürtlerin temsilcisi sanırlar.
Halbuki Kürtlerin çoğu "Türküm" demekten imtina etmez.
Öyle bir iki Pkk sempatizanı Kürdün lafıyla bu konuları anlayamazsınız.
Ben size aksi yönde binlerce örnek gösterebilirim.
Bugün İstanbul'da İzmir'de, Diyarbakır'da *MHP ilçe teşkilatlarında çalışan binlerce Kürt var.
Yani sadece kendisini Türk olarak görmekle kalmıyor aynı zamanda Türk milliyetçisi olarak tanımlıyor. Peki bu duruma ne diyeckesiniz?

Ve şunu da unutmayın: Asıl ırkçı olanlar "ben Türk değilim" diyenlerdir.
Çünkü biz Türklüğü irade beyanına dayandırırken onlar ırksal geçmişlerine dayandırırlar ait oldukları kimliği.
Bizim için bir Laz da, Kürt de, Çerkez de "Türküm" dediği anda Türk olur.
Soya sopa bakmayız.
Ama bölücüler sürekli "Sen Türk değilsin" derken onların aidiyetlerini de tamamen "ırkçı" bir şekilde belirliyorlar.
"Sen aslen Kürtsün" demek ciddi ölçüde "aslını sorgulama" dürtüsünün sonucudur.
Aslını sorgulayın herkesin, ne çıkar?
Sonuçta aslını da sorgulasan hepsinin Türk olduğu çıkacaktır ortaya.
Ama onların "aslını sorgulama" yönetmleri de garip.
Uydurma tarih bilgileri üzerinden ilerliyorlar.
Ve dahası nedense son 1000 yılı hesaba katmayıp 1000 yıldan önceki yılları dikkate alıyorlar. Üstelik oralarda da kendilerine ait olduklarını iddia ettikleri tariihin de bilimsel bir tarafı yoktur.
Son bin yıldır birarada yaşamamız bizi "ortak tarih" bilincinde buluşturmayacak ama 1071'den öncesi seni ayrı bir tarih bilincinde buluşturacak öyle mi? Belirleyici olan yakın tarihtir yoksa Urartuların, Hititlerin tarihinde ne olduğunun da bir önemi yoktur. O işin suyunun suyudur.
Kaldı ki oralarda da bulabildikleri bir şey yok. Tamamen uydurma ve yalanlar.

Sözün kısası ister aslına bak ister faslına bu ülkede herkesin gerçekte Türk olduğu çıkacaktır ortaya.
Ayrıca Azeri, Uygur, Türkmen, Tatar hepsi de Türk kökenlidir ama vatandaşlık devlete göre yapılan bir hukuki tanımdır.
Vatandaşlık farklı etnisteler arasındaki ayırımı da ortada kaldıran bir hukuksal statüdür.
Var mı vatandaşlık bağı ile bağlı olan TC vatandaşları arasında bir ayırımcılık etnisteye göre?
Abdülkadir Aksu vb. yüzlerce bakan ve m.vekili gelip geçti bu ülkeden.
Kime sen Kürtsün diyerek ayırım yapıldı?
Eeee, istenen ne o zaman?
Neden kan döker bu bölücüler?
Sadece Kürtçülük müdür sebebi?
Yoksa bu baştan sona bir emperyalist proje midir?

Vatan
24-11-2007, 23:06
Aha ben dedim Vatan.

Ben Türküm. Babam gürcü, anam Dadaş. *Ne oldu şimdi! Türk olunca boynuma kol gibi borcu takmalarına engel mi oldum.

Propagandamı yapıyorum şimdi *bölücülük için. Bu nasıl bir mantıktır ki anlamadım gitti. Tıpkı dinci şovenist söylemlerin ırksal korunaklı ateist söylemleri gibi duruyor söyleminiz. Çok itici.

Benim dedem bir gaziydi. Gürcüydü. Ne olacak şimdi. Osmanlı zamanında sırp cariyelere hizmet için bizim oralardan toplayıp götürülermiş hizmetçi olarak kadınları.

Nasıl söz öyle kanada da yaşıyorsun da kimliğini kaybetmiş olabilirsin. Siz gitmiş olsaydınız hemen terk mi edecektiniz kimliğinizi.

Lütfen bu tür dinsel motifleri bırakın.

Hem bu ne iş ya, sodomomusunuz bakaramı vatanmı belli değil.

Bu kadar farklı nick kimliği *ile sadece türklük söylemi nasıl örtüşüyor şaşıyorum doğrusu. Siz önce *kendi kimliğinizi bulun, sonra halkı tek bir bavula sokmak için uğraşırısınız.

Bakın atılınca bir daha farklı kimlikle geliyorsunuz. Neden? çünkü gidecek başka yeriniz yok. Bu örneği lütfen tüm ülke için genişletin tasavvurunuzda.

Öyleyse sizi siz olarak tanısak ve sizde ortak bir tüzük içerisinde kurallara riayet etseniz fena mı olur?
Şimdi bunu da genişletin tasavvurunuzda.

Bu şekilde karşılıklı atışmalar ile maalesef yazılarınızdaki savunduğunuz fikirleri yönetim uyguluyor. Karşı çıktığınız duruma siz maruz kalmış oluyorsunuz.

Biraz düşünün lütfen.
Size iyi günler ve hayırlı hidayetler dilerim.

Arkadaşım senin ne yazdığını ne söylemek istediğini anlamış değilim.
Ne demek istiyorsunuz?
Açık olun. Kavramsal düzeyde tartışın.
Edebiyatı sevmem, laf cambazlıklarını hiç sevmem.
Fikriniz ne ise koyarsınız ortaya ve herkes anlar.
"Nick" ile "milli kimlik" arasında nasıl bir ilişki kurdunuz öyle?
Çok mu uğraştınız böylesine alakasız bir bağlantı için?
Muhattabım değilsiniz ve benim yazılarıma cevap yazmak zorunda da değilsiniz.
Kendinizi kasmayın.

Vatan
24-11-2007, 23:13
vatan/ sodomo/ pelikan/ bakara

* hangi kılıga girersen gir daha girdigin anda tanınıyorsun. Ve de tek amacın bu siteyi yıpratmak bunun için de en yoz yolu seçiyorsun, insanların en geri bilinçlerine hitap ediyorsun.

* *Bunu teori temelinde yapsan neyse kişileştirme temelinde yapıyorsun. Bir iletine bak kin kusuyorsun. Yok bölücü imiş yok bilmemne imiş. Anlamıyor musun bu tarz hitapların ve demagojilerin çok üzerinde bir yapısı vardır bu siteninç. Bu site üyeleri bu tarz ajitasyonlara güler geçerler.

* * *Bu konuda bölücülük, vatan hainligi dışında bir teorik argümanın varsa *insanları hedef almadan , insanları suçlamadan yazabileceksen sana son bir şans tanıyorum. Yok aynı mantıkla suçlayarak, provokasyon yaparak , yalan söyleyerek devam edeceksen bundan sonra yazacagın mesaj son mesaj olacaktır.

* * * Kardeşim bizi fuzuli işlerle ugraştırma. Üret katkıda bulunalım. Bu sitedeki saygınlıgını , kişiligini sıfırladın. Kendine karşı da mı saygın yok. Bu son şansın.Ya adam gibi teorik ve kişileri, inanları hedef almadan fikirlerini savun. Ya da bundan sonra da girecegin kimliklerde ikinci bir mesaj hakkın olmayacaktır.
* * * *saygılarımla

Sansür ve banlama dışında bir yeteneğin var ise koyarsın ortaya.
Bütün tezlerin kavramsal ve mantıksal düzeyde çürütülmüştür.
Bundan sonra sizlere entellektüel düzeyde baş edemediğiniz birisini banlamak kalacaktır.
Bu da doğaldır.

"Türk olan Kürt olamaz, Kürt olan Türk olamaz" diyen ve de "Homo Sapiens'te birleşelim" diyenden daha alâ insanların "ilkel düzeylerine" seslenen birisi olabilir mi?

Hadi sansürle beni. Klasını göreyim.

dilaver
24-11-2007, 23:19
sana insanlık temeline neden karşı çıkıyorsun diye sorudm. Buna cevap vermekle başlayabilirsin mesela.

* *Türk'ü Kürt'ü her şeyi bir kenara bırakalım ve insan olma temelinde birleşelim. Bunun manifestsunu yazalım.Önce buna cevap ver. Ben tartışmadan kaçmam. Yeter ki sen site tüzügüne uy ve kimseyi suçlama.

* * *saygılarımla

Vatan
25-11-2007, 00:21
Lanet yağdırdığınız Adı ANA-Dolu olan bir ülkenin analarına duyduğunuz kin çok yanlış. Bu tür bir söylem birleştirmek için değil parçalamak için uğraşanların söylemi zaten. Okinono

İnsana saç baş yolduran bir kurnazlık.
Kardeşim, Anadolu'nun analarının benim başımın üstünde yeri var, sen ne diyorsun ve ne dediğinin farkında mısın?

Ben demişim ki; teröristlerin, bebek katillerinin anaları babaları beni ırgalamaz. Onlar evlatlarını bu topluma faydalı bir birey olarak yetiştiremediler ve onların evlatları şimdi bizim gözümüz gibi yetiştirdiğimiz evlatlarımızın canını alıyor kalleş pusularda. Onlar böyle terörist evlatlar yetiştirdikleri için utanmalıdırlar.

"Her iki tarafın da anası ağlamasın" edebiyatı ile pkk'lı teröristleri Mehmetçik ile eşdeğer gibi gösterme ve kutsal analık değerleri sömürülerek bir propaganda yöntemi olarak kullanılmakta.

Demişim ki: Benim evladım terörist olsa ona sahip çıkmaz ve dahası onu kendi ellerimle imha ederdim, daha ne diyeyim?

Bir başkasının evladına pusu kuran, onun canını alan ve onları acılara boğan bir evlada ben sahip çıkar mıyım? Bu benim insan olma özelliğim. Mehmetçğimize kurşun sıkanlara, bebeleri katledenlere, öğretmenlerimizi şehit edenlere sahip çıkmak değildir analık babalık. O katledilenlerin anaları babaları ile aynı kefeye konulacak değildir herhalde bu katillerin anaları babaları.

Yani yoktur ananın babanın terörist evladı için ağlaması, zırlaması benim kitabımda.

Her ana-baba vatan sevgisi ile dolu evlatlar yetiştirmek ile görevlidir.

Katilin anası babası olmak utançtır. Ve yapacakları tek şey insanlıklarını kurtarmak ve "benim yoktur böyle bir evladım" demektir.

Çıkmış burada "Anadolu'nun analarına" lanet okuduğumdan bahsediyorsun.
Ben terörist anasından bahsediyorum, demogoji yapma.
Laf salatasını sevmem. Kurnazlıkları hiç sevmem.

3.yol
25-11-2007, 01:40
Vatan,

Benim bu konuda dusuncelerimin en iyi anlatimi assagidaki gibidir. Karsi ciktigin ve ya katildigin noktalari belirtirsen tartismayi belki daha derinlere indirmis oluruz:

Milliyetçi yaklaşımların *(gerek Türk gerekse Kürt milliyetçiliği olsun) soruna köklü bir çözüm getirebilmelerine olanak yok. Çünkü hem ufukları, global bir nitelik kazanmış Kürt sorununu kapsayabilecek kadar geniş değil; hem de sınıfsal (burjuva) karakterleri sorunun kökenine inmeye elvermiyor.

Örneğin Türk milliyetçiliğinin (devletinin) uygulamaya çalıştığı iki politika var: Birincisi, sorunu bir terör sorununa indirgeyip şiddet kullanarak PKK’yı yok etmek. İkincisi, asimilasyon yoluyla Kürt varlığını yok etmek. Birinci politikada -çok zor da olsa- başarıya ulaşılabilir. Ama sorun halledilmiş olmaz; PKK sorununu halledebilirsiniz, ama Kürt sorunu halledilmiş olmaz. Kürt sorunu PKK öncesinde de vardı ve sorun halledilmedikçe yeni PKK’lar ortaya çıkacaktır.

Asimilasyon yoluyla (yani 18.-19. yüzyıllardaki Avrupa yoluyla) sorunu çözmenin ise olanağı fiziksel ve tarihsel olarak yok. Çünkü birincisi, bu ancak demokratik bir devrim ile olanaklı. Yani her türlü Ortaçağ ilişkisinin köklü bir biçimde tasfiyesi ve kendi dinamiğiyle gelişen bir kapitalist pazar kurulması. Ortada -buna kesinlikle izin vermeyecek olan- bir emperyalizm olgusu bulunduğuna göre, bu devrim aynı zamanda ulusal bir devrim de olmalı. Kısacası: milli demokratik devrim. Türkiye burjuvazisinin böyle bir devrimci potansiyeli bulunmuyor. Bu niteliğini yitireli yıllar oldu da diyebiliriz, zaten hiç yoktu da diyebiliriz; bu ayrı bir tartışma konusu.

İkincisi, bu milli demokratik devrimin sadece Türkiye’de gerçekleşmesi yetmez; bölge çapında gerçekleşmeli. Çünkü Kürtler dört ülkenin içine yayılmış durumda. Türkiye Kürtlerinin asimilasyon yoluyla Türkleşmesi, Irak ve Suriye Kürtlerinin Araplaşması ve İran Kürtlerinin Farslaşması gerekiyor ki, ne Türk ne Arap ne de Fars burjuvazilerinin böylesi bir ortak potansiyeli bulunuyor.

Üçüncüsü, Kürtlerin yıllar içinde ulaştığı uluslaşma süreci, asimilasyona elverecek bir düzeyi çoktan aşmış durumda. Yani artık asimilasyon yapamazsınız; ancak (dört ülkede birden) bir soykırım yapmalısınız ki Kürt varlığını yok edebilesiniz. Buna da olanak bulunmuyor.

Tabii Türk burjuvazisi açısından bir yol daha var: “Ver kurtul” yolu. Yani sorunu çözmek yerine kaçmak taktiği. Bu da Türkiye’nin bölünmesi, 80 yıl önce reddedilen Sevr’in uygulamaya girmesi, Türkiye’nin sömürgeleşmesi ve Ortadoğu’nun kuzeyinde iki tane daha “İsrail”in kurulması demek. Ayrıca sorun bütün haşmetiyle ortada durmaya devam ederken… Öte yandan bu yol -Kürtlerin önemli bir kesimi Türkiye’nin batısında bulunduğundan- son derece sorunlu bir mübadeleyi de gerekli kılıyor ki, insanlığın gelinen noktada böyle bir yolu kaldırması olanaklı değil.


Kürt milliyetçiliğinin ise hiçbir çözüm şansı bulunmuyor. Çünkü bu milliyetçiliğin, Türk, Arap ve Fars milliyetçilikleriyle rekabet edecek bir sosyoekonomik temeli bulunmuyor. Toplumsal temeli güçsüz olduğundan dolayı, çevresindeki daha güçlü milliyetçilikler karşısında yaşam bulabilmesinin tek şansı emperyalizmin tam anlamıyla güdümüne girmek. Tabii bunun bedeli de, emperyalistlerin çeşitli taktiklerinin piyonu olmak. Bu bölgenin bir Tunç Kanunu’dur: Kürt milliyetçiliği yaparsanız emperyalizmin piyonu olursunuz. Gerek Barzani ve Talabani’nin, gerekse PKK’nın gelişim süreci incelendiğinde bu kanunun geçerli olduğu net olarak anlaşılabilir. Örneğin bugün Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti kurulmuyor; bir Amerikan üssü kuruluyor. PKK ise gelinen noktada, ABD emperyalizminin Türk Devleti’ni hizaya sokmasının aracı konumundadır; başka bir işlevi yoktur.

Öncelikle bir soru soralım: Ezilen dünyada uluslaşma sürecinin şu veya bu aşamasında bulunan kaç tane topluluk vardır? Yüzlerle ifade edilebilir; daha doğrusu sayılamayacak kadar çok da diyebiliriz. Peki, bunların hepsinin birer “ulus” olma, kendi kaderlerini tayin etme hakları var mıdır? Doğal olarak vardır. Bazılarının vardır, bazılarının yoktur; daha üst aşamalarda bulunanların vardır, alt aşamalarda bulunanların yoktur; şimdiye kadar olmuş olanlarının vardır, bundan sonrakilerin yoktur; nüfusu kalabalık olanlarının vardır, diğerlerinin yoktur; “yetenekli” olanlarının vardır, “yeteneksiz” olanlarının yoktur; gücü yetenin vardır, güçsüz olanın yoktur (ya bugün güçsüz olan yarın güçlenirse, veya tersi?) vb. diyebilir miyiz? Ama bu halklar öyle iç içe geçmiş ve karışmışlar ki (veya öyle yapay olarak bölünmüşler ki), her uluslaşmak isteyen halkın ulus devletinin sınırları nasıl belirlenecek? Ayrıca böyle bir yola sapıldığında, sonu gelmez savaşların, iç savaşların, katliamların, soykırımların, zorunlu göçlerin, mübadelelerin batağına saplanılmaz mı? Emperyalist müdahalelere son derece açık bir zemin oluşmaz mı? 20. yüzyıl boyunca bu coğrafyalarda yaşananlar (ve hâlâ yaşanıyor olanlar), tam da bunlar değil mi?
Bir soru daha soralım: Madem ezilen dünyada toplumsal gelişmenin (bu arada uluslaşmanın) önündeki esas engel emperyalizmdir; böyle güçlü bir engelle tek başına (hem de yanı başındaki komşunla dalaşa dalaşa) hesaplaşmanın olanağı var mıdır? Yoksa başarılı anti-emperyalist kalkışmalar, ancak birleşerek ve büyük ölçeklerde mi olanaklıdır?

Mantık, birleşmeyi emrediyor. Birleşmenin alternatifi, milliyetçi-ırkçı-etnik boğazlaşmaların batağına batmak, ufalanmak, Ortaçağ karanlığına teslim olmak ve sömürgeleşmektir. Demek ki, aslında oldukça özel koşulların ürünü olan Avrupa yolunun, dünyanın diğer coğrafyalarında başarılı bir biçimde izlenmesinin yolu kapalıdır. Hem bu coğrafyalarda yaşayan halkların tarihsel koşullarının farklı olmasından, hem de bizzat emperyalist müdahalelerin bu yolu tıkamasından dolayı.





Saygilar

okinono
25-11-2007, 10:11
Hay senin gibi vatan olacağına olmaz olsun emi.

Sen şimdi bu cümleyi de çözmek için bir tekne salatadan ot yemelisindir.


Yav Fetoya kurban olacaz böylelerini gördükçe. Akıl fikir yarabbim.

ikixiki
25-11-2007, 14:31
Birisi kendi zihninin yansımasını Erdoğan Aydın'ın yazılarında bulur ve referans olarak verebilirken,bir diğerinin Taner Ünsal'ı referans vermesi özgür olduğumuzu söylediğimiz bir ortamda kıyametlere sebep oluyorsa kimse özgürlükten bahsetmesin,bunun adı tek ses ve tek düşünce hakimiyetidir.

ajayip
25-11-2007, 14:46
Sevgili byspy *bilader küryt
konusu diyosunuz da bi omu kaldı tartılaşacak yani sizd4e

seyyah3441
25-11-2007, 14:46
Sayın *Spartacus *ve *Değişim,

Fakir *evrensel *insani *değerler * ve *inancı *gereği *kendi *için *istediğinden *daha *fazlasını *diğerleri içinde *istemekte.Şükürler *olsun *ki *buna * yüreği *yetiyor.

Ancak *üzüldüğümüz *nokta *şudur;

Kendini aydın *,ilerici, *demokrat, *hatta *sosyalist *olarak *tanımlayan *nice *zavallı, etnik *kürt *milliyetçiliği *yapmayı *ve *her *fırsatta * bir *etnik *yapıyı *karalayarak *diğerini *yüceltmeyi *marifet *sayıyor.İşin *acı *tarafı *da *bunu *çoğu *zaman *sol *görüşlü olmanın *gereği sayıyor.

İstenilen *tün *hakların *tüm insanlık adına *istendiği * ve *bunun *mücadelesi verildiği anda *kişi *kendini *aydın *saymalı.

Ne *acıdır *ki * sürekli emperyalistlerin *oyununa *geliyoruz..Sonuç olarak *bir *anadolu *ata *sözü..
Sende *bu *kuyruk * acısı *bende *bu *evlat *acısı *olduğu *sürece *bu *kavga *bitmez...

Evlatları *terk *edemeyececeğimize *göre *bu * kuyruk *kavgasını *terk *etmek *gerkmez mi?Zira *evlatlar *tüm insanlıktır.Etnisiteye *dayalı *kuyruk *acısı *ise kolay *terkidilebilinir *gibi *geliyor * fakire..

Sevgiyle *kalın.......

spartacus
25-11-2007, 15:16
sevgili seyyah3441 sana yine katılıyorum. Kısa bir süre sonra belki bu başlıkta belkide yeni bir başlaıkta hiç bir biçimde etnisite ye girmeksizin, 1 ve 2. dünya savaşlarından bazı çarpıcı örnekler vereceğim. Ve şaşırtı gelecek, ABD yada emperyalizmin oyunları dediğimiz bize göre bir oyun ama ona göre bir politikadır. Daha detaylıdır yani...

Vatan
26-11-2007, 01:52
Vatan,

Benim bu konuda dusuncelerimin en iyi anlatimi assagidaki gibidir. Karsi ciktigin ve ya katildigin noktalari belirtirsen tartismayi belki daha derinlere indirmis oluruz:

Milliyetçi yaklaşımların *(gerek Türk gerekse Kürt milliyetçiliği olsun) soruna köklü bir çözüm getirebilmelerine olanak yok. Çünkü hem ufukları, global bir nitelik kazanmış Kürt sorununu kapsayabilecek kadar geniş değil; hem de sınıfsal (burjuva) karakterleri sorunun kökenine inmeye elvermiyor.

Örneğin Türk milliyetçiliğinin (devletinin) uygulamaya çalıştığı iki politika var: Birincisi, sorunu bir terör sorununa indirgeyip şiddet kullanarak PKK’yı yok etmek. İkincisi, asimilasyon yoluyla Kürt varlığını yok etmek. Birinci politikada -çok zor da olsa- başarıya ulaşılabilir. Ama sorun halledilmiş olmaz; PKK sorununu halledebilirsiniz, ama Kürt sorunu halledilmiş olmaz. Kürt sorunu PKK öncesinde de vardı ve sorun halledilmedikçe yeni PKK’lar ortaya çıkacaktır.

Asimilasyon yoluyla (yani 18.-19. yüzyıllardaki Avrupa yoluyla) sorunu çözmenin ise olanağı fiziksel ve tarihsel olarak yok. Çünkü birincisi, bu ancak demokratik bir devrim ile olanaklı. Yani her türlü Ortaçağ ilişkisinin köklü bir biçimde tasfiyesi ve kendi dinamiğiyle gelişen bir kapitalist pazar kurulması. Ortada -buna kesinlikle izin vermeyecek olan- bir emperyalizm olgusu bulunduğuna göre, bu devrim aynı zamanda ulusal bir devrim de olmalı. Kısacası: milli demokratik devrim. Türkiye burjuvazisinin böyle bir devrimci potansiyeli bulunmuyor. Bu niteliğini yitireli yıllar oldu da diyebiliriz, zaten hiç yoktu da diyebiliriz; bu ayrı bir tartışma konusu.

İkincisi, bu milli demokratik devrimin sadece Türkiye’de gerçekleşmesi yetmez; bölge çapında gerçekleşmeli. Çünkü Kürtler dört ülkenin içine yayılmış durumda. Türkiye Kürtlerinin asimilasyon yoluyla Türkleşmesi, Irak ve Suriye Kürtlerinin Araplaşması ve İran Kürtlerinin Farslaşması gerekiyor ki, ne Türk ne Arap ne de Fars burjuvazilerinin böylesi bir ortak potansiyeli bulunuyor.

Üçüncüsü, Kürtlerin yıllar içinde ulaştığı uluslaşma süreci, asimilasyona elverecek bir düzeyi çoktan aşmış durumda. Yani artık asimilasyon yapamazsınız; ancak (dört ülkede birden) bir soykırım yapmalısınız ki Kürt varlığını yok edebilesiniz. Buna da olanak bulunmuyor.

Tabii Türk burjuvazisi açısından bir yol daha var: “Ver kurtul” yolu. Yani sorunu çözmek yerine kaçmak taktiği. Bu da Türkiye’nin bölünmesi, 80 yıl önce reddedilen Sevr’in uygulamaya girmesi, Türkiye’nin sömürgeleşmesi ve Ortadoğu’nun kuzeyinde iki tane daha “İsrail”in kurulması demek. Ayrıca sorun bütün haşmetiyle ortada durmaya devam ederken… Öte yandan bu yol -Kürtlerin önemli bir kesimi Türkiye’nin batısında bulunduğundan- son derece sorunlu bir mübadeleyi de gerekli kılıyor ki, insanlığın gelinen noktada böyle bir yolu kaldırması olanaklı değil.


Kürt milliyetçiliğinin ise hiçbir çözüm şansı bulunmuyor. Çünkü bu milliyetçiliğin, Türk, Arap ve Fars milliyetçilikleriyle rekabet edecek bir sosyoekonomik temeli bulunmuyor. Toplumsal temeli güçsüz olduğundan dolayı, çevresindeki daha güçlü milliyetçilikler karşısında yaşam bulabilmesinin tek şansı emperyalizmin tam anlamıyla güdümüne girmek. Tabii bunun bedeli de, emperyalistlerin çeşitli taktiklerinin piyonu olmak. Bu bölgenin bir Tunç Kanunu’dur: Kürt milliyetçiliği yaparsanız emperyalizmin piyonu olursunuz. Gerek Barzani ve Talabani’nin, gerekse PKK’nın gelişim süreci incelendiğinde bu kanunun geçerli olduğu net olarak anlaşılabilir. Örneğin bugün Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti kurulmuyor; bir Amerikan üssü kuruluyor. PKK ise gelinen noktada, ABD emperyalizminin Türk Devleti’ni hizaya sokmasının aracı konumundadır; başka bir işlevi yoktur.

Öncelikle bir soru soralım: Ezilen dünyada uluslaşma sürecinin şu veya bu aşamasında bulunan kaç tane topluluk vardır? Yüzlerle ifade edilebilir; daha doğrusu sayılamayacak kadar çok da diyebiliriz. Peki, bunların hepsinin birer “ulus” olma, kendi kaderlerini tayin etme hakları var mıdır? Doğal olarak vardır. Bazılarının vardır, bazılarının yoktur; daha üst aşamalarda bulunanların vardır, alt aşamalarda bulunanların yoktur; şimdiye kadar olmuş olanlarının vardır, bundan sonrakilerin yoktur; nüfusu kalabalık olanlarının vardır, diğerlerinin yoktur; “yetenekli” olanlarının vardır, “yeteneksiz” olanlarının yoktur; gücü yetenin vardır, güçsüz olanın yoktur (ya bugün güçsüz olan yarın güçlenirse, veya tersi?) vb. diyebilir miyiz? Ama bu halklar öyle iç içe geçmiş ve karışmışlar ki (veya öyle yapay olarak bölünmüşler ki), her uluslaşmak isteyen halkın ulus devletinin sınırları nasıl belirlenecek? Ayrıca böyle bir yola sapıldığında, sonu gelmez savaşların, iç savaşların, katliamların, soykırımların, zorunlu göçlerin, mübadelelerin batağına saplanılmaz mı? Emperyalist müdahalelere son derece açık bir zemin oluşmaz mı? 20. yüzyıl boyunca bu coğrafyalarda yaşananlar (ve hâlâ yaşanıyor olanlar), tam da bunlar değil mi?
Bir soru daha soralım: Madem ezilen dünyada toplumsal gelişmenin (bu arada uluslaşmanın) önündeki esas engel emperyalizmdir; böyle güçlü bir engelle tek başına (hem de yanı başındaki komşunla dalaşa dalaşa) hesaplaşmanın olanağı var mıdır? Yoksa başarılı anti-emperyalist kalkışmalar, ancak birleşerek ve büyük ölçeklerde mi olanaklıdır?

Mantık, birleşmeyi emrediyor. Birleşmenin alternatifi, milliyetçi-ırkçı-etnik boğazlaşmaların batağına batmak, ufalanmak, Ortaçağ karanlığına teslim olmak ve sömürgeleşmektir. Demek ki, aslında oldukça özel koşulların ürünü olan Avrupa yolunun, dünyanın diğer coğrafyalarında başarılı bir biçimde izlenmesinin yolu kapalıdır. Hem bu coğrafyalarda yaşayan halkların tarihsel koşullarının farklı olmasından, hem de bizzat emperyalist müdahalelerin bu yolu tıkamasından dolayı.
Saygilar

Sizin bakışınız da bildik Türk-Kürt ikilemi ile. Böyle bakmaya başladığınız anda bu konuyu anlamazsınız ve sorunu çözmek için getirdiğiniz her öneri sonunda bölünmeye doğru giden yol olur.

Ben diyorum ki: Bu topraklarda tarihin hiçbir döneminde bir "Kürt ulusu" yoktu.
Ve bıraktım tarihi geldim bugüne ve Türkiye Cumhuriyeti adıyla var olan devletin toprakları içinde de "Kürt ulusu" yoktur.

"Kürt yoktur" demiyorum *bakın "Kürt ulusu yoktur" diyorum.

Bunu söylerken de kendimden oldukça emin olarak söylüyorum.
Son 1000 yıl boyunca birlikte yaşamış hiçbir milleti bu tip milli ayırımlara tabi tutmak bırakın sorunu çözmeyi bizzat sorun üretmekten başka bir işe yaramaz.

Kürt sözcüğü benim gözümde Lazlık, Çerkezlik, Arnavutluk ile eşdeğerdir, Türk ile değil.
Yani bir problemi ortaya koyuş biçiminiz bile tamamen bir "ön-kabul" ve bölücü propaganda etkisinde kalmış olmanızın sonucu.

Siz Türk-Kürt ikilemi ile düşündüğünüz andan itibaren benimle ortak bir noktada buluşmanız mümkün değildir.
Bizzat bu ikilemi ortaya koymak sorunu yoktan var etmektir.

Benim görüşüm şudur: Türkiye'de tek bir millet yaşar: O da Türk milletidir.
Aksini savunan Kürtlerin *hayallerinde de olsa bir Kürt devletinde yaşamalarını tavsiye ederim.
Eminim ki çok kısa bir süre içinde ciddi anlamda herbirinde depresyon ve intihar eğilimleri ortaya çıkardı.

"Türk değilim Kürdüm" diye herkesin bu sözleri söylerken attığı hava ancak bir Türk devletinde manalıdır.
Bir Kürt devleti içinde aynı kişilerin "ben Kürt değilim Türküm" demeleri kuvvetle muhtemeldir.
En azından bir süreliğine hayali olarak düşünsünler bunu.

Sözün kısası dostum: Türkiye'de yaşayan herkes Türktür ve bu bir hamaset değil objektif bir tespittir.

Birincisi çoğu kendi özgür iradesi ile Türk olduklaırnı beyan ederler- ki Türk olmak için bu yeterlidir.

İkincisi Türk olmadığını beyan edenler de Türkleşmişlerdir ve Kürt kimliğinin dar sınırları içine kendilerini hapsedecek kadar saf değillerdir. Türkiye'deki bütün Kürtler Türkleşmiştir zaten. Yani hadise bitmiştir. Türkleşme süreçleri tamamlanmıştır.

Pkk ile ilgili yaşananlar "Kürt sorunu" adıyla tanımlanamaz. Doğu'da bir Pkk sorunu vardır Kürt sorunu yoktur.
Kürt sorunundan bahsedenler ya bu toprakları hiç tanımıyorlar ya da Pkk'yı siyasallaştırma amacı güdüyorlardır.
Bunların hepsi birer propaganda biçimidir.

Hiçbir ülke etnistelere "mille/ulus" statüsü vermez. Zaten bilimsel anlamda da öyle değillerdir. Eğer Kürt ulusundan bahsedersen ve bunu bir ulus gibi görürsen bizzat bu sorunun tohumlarını ekersin. Zaten bugün yaşadığımız sorunların hiçbiri "Kürt sorunu" olarak tarif edilemez. Tam tersine Kürtlük üzerinden yapılan şiddet merkezli bir siyaset ile karşı karşıyayız ve bizatihi Kürtlerin kendisi bu sorundan muzdariptir.

Nasıl islam siyasal olarak kullanılmadan önce de insanlar bu ülkede "müslüman" idi iseler ve müslümanlık siyasal alanda bir istismar aracı oldu ise aynı şekilde Kürtlük de bir siyasal istismar aracı olmuşur. Hadise bundan ibarettir. Yoksa "Kürt yoktur" demiyoruz Kürtçülüğü reddediyoruz.

Yapılması gereken bu istismarı ortadan kaldırmaktır. Ve bu da Pkk'nın yok edilmesi ile birlikte gerçekleşecektir.Tabi DTP gibi Pkk kuklası ihanet şebekelerinin de.


Ayrıca UKKTH ile ilgili görüşlerinizin hiçbirisine katılmıyorum.
"Ulusların kendi kaderini tayin hakkı" demek toprak kopartmak demektir.
Siz sosyalistler kavramları hep soyut alanda değerlendirirsiniz ama bunun hayatın içindeki tam karşılığını göremezsiniz.
O yüzden de hep yanılırsınız.
Hayatın kendisine bakın.
Siz Türkiye'den birilerinin toprak kopartmasını istiyor musunuz?
Eğer istemiyorsanız neden UKKTH'yi savunuyorsunuz?
Bir Türk bunu savunmamalı. Bu bölünme sürecine hizmet etmektir.
Bir Türk önce kendi vatanını korumalı. Bütün düşüncesi buna odaklanmalı ve UKKTH gibi günümüzün başat emperyalist projelerine destek çıkmamalı.
Ayırıca dediğim gibi Kürtlerin bir ulus olduğu yönündeki düşünceler tamamıyla bir önyargıdır. Hatta bilgisizliktir.

Ulusun tanımını yapın. Ulus nedir tanımlayın ve Türkiye'deki Kürtlerin bu tanıma uygun olup olmadığını düşünün.
Beni ilgilendirmez K.Irak, İran, Suriye.
Ben ülkeme bakarım. Buradan bir Kürt ulusu çıkmaz.
Türkiye hiçbir zaman çok uluslu olmayacaktır artık.
Osmanlı'da yaşadık ve sonu parçalanmayı getirdi. Aynı kazığı defalarca yiyecek değiliz.

O yüzden bu konudaki fikrimiz kısa ve nettir:

Tek millet
Tek devlet
Tek bayrak
Tek dil


Ayırca bir not daha: Türk milliyetçiliği ile Alman milliyetçiliği arasındaki farkı da görmek zorundasınız.
Birisi faşist-emperyalist bir ideolojidir diğeri ise bir milletin "bağımsızlığının" ideolojisi.
Çorba yapmayın, bütün yumurtaları aynı kefeye koymayın ve soyuttan somuta geçerek hayatın kendisini okumaya çalışın.
Sizin ciddi anlamda "Milli mücadele ve Atatürkçülük" dersi almanız gerekiyor.
Bol bol okuyun.
Fazla Lenin, Stalin ve Bolşevik tarihi okumuş ve ama yaşadığınız toprakların tarihine yabancı kalmışsınız.
Bütün sosyalistler gibi.

3.yol
26-11-2007, 05:03
Sevgili Vatan,
Oncelikle degerli fikirlerin icin tesekkurler. Benim icin senin kim oldugun fark etmiyor, ben senin fikirlerinle ilgileniyorum. *Senin yazdiklarini baz alarak kendimce fikirlerimi ortaya koyacagim;

"Sizin bakışınız da bildik Türk-Kürt ikilemi ile. Böyle bakmaya başladığınız anda bu konuyu anlamazsınız ve sorunu çözmek için getirdiğiniz her öneri sonunda bölünmeye doğru giden yol olur. - Vatan

Aslinda benim gorusum Kurtlerin bir toplum olusu uzerine, ya da bir topluluk olarak adlandirabilirsin. Lazlardan , Arnavutlardan, Gurculerden , Cerkezlerden, oz Turklerden farki yoktur, tanimimda.
Bu topluluklarin ezici cogunlugu kendini Turk olarak tanimlar. Osmanlinin travmali yillarindan sonra olum kalim savasi veren bu topluluklar TC'nin kurulusuyla birlikte kendilerini Turk olarak tanimlamislardir. Etnisitelerinin otesindeki ortak yanlari emperyalistlere kole olmayi reddedip birlesmeleri ve bagimsizlik savasi vermeleridir. Belki musluman olmalarini da bu ortak paydaya katabiliriz. Diger etnisiteler ile bir sorun olmadigi icin Kurtleri ele alacagim. Zaten bas agrimiz da bu konuda. Yeni TC'nin kurulusu sirasinda bu butun etnisiteler ( Kurtler dahil) kendilerini Turk olarak tanimlayip ne mutlu Turk'um demislerdir.

Benim dilegim Turkiye uzerinde yasayan herkesin bir butun halinde baris ve refah icinde yasamalari. Bolunmeye tamamen karsiyim. UKKTH basliginda yazdiklarimdan da anlasilacagi uzere UKKTH adi uzerinde bir haktir. Ama guclunun elde edebildigi bir haktir. Verilen degil alinan bir haktir. Aynen iki futbol takimindan herbirinin *sampiyonlugu kazanmasi hak olsada en sonunda guclu olan bu hakki elde eder, yoksa insan haklarindan tamamen farkli bir tanimdir, UKKTH. Uzaktan yakindan bir iliskisi yoktur Insan haklari ile. Avrupadaki sosyalistlerin anlayamadigi ya da bilincli olarak carpittiklari nokta budur. UKKTH'yi sanki bir insan haklarindan biri gibi savunmalari aslinda emperyalistlerin ekmegine yag surmeleridir. Benim bu konudaki "ham bilincim" budur.

Vatan, buraya kadar anlasamadigimiz bir nokta var mi ? Varsa bildir, ben yeni fikirlere acigim. Yanlisimi kabul eder tukurdugumu de yalarim.

Belki de su soru bu noktada benim kafama takilan noktalari ortaya sermek icin bir vasita olabilir, senin goruslerini merak ediyorum:

*Peki bu PKK/Kurtculuk neden turedi ? Yani neden Arnavutta, Cerkezde ya da Lazda Arnavutculuk, Cerkezcilik Lazcilik degil de Kurtte Kurtculuk turedi ? Bu sorun TC'nin kurulus yillarindan itibaren var, sebebini merak ediyorum. Ingilizlerin eserimidir bu Kurtculuk ? Yoksa Avrupdan gelen milliyetcilik akimlarinin bir eseri mi ? *Osmanli zamaninda Kurt cemiyetlerinin kurulmus oldugunu biliyoruz. Demekki oncesi var. Yani 1980lerden oncesi *PKK'dan daha oncesi var. Ya peki Kurtlerin asiret yani feodal bir yapidan gecis yapamamalari ve buna isyan midir sorunlari ? Nedir bu konu da bildiklerin ?

Saygilar,

AYATA
26-11-2007, 11:51
"Türkiye cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir"

"Gerçi bize milliyetçi derler ama, biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı gösteririz"

* *Atatürk ün bu sözlerini bir anlasak bir idrak etsek *:( * Türk çocukları meselelere bambaşka gözlerle bakıp başka ufuklardan medet umar ve hele hele birbirlerini kırar hale nasıl geldi...İthal malı düşünceler uğruna vatan sathında sürdürülen meydan muharebesinde özbe öz Tük malı damgasını taşıyan düşünceler neden yok?

elcihanaferin
26-11-2007, 20:41
Forum yöneticisi 3. yol

[Vatan,

Benim bu konuda dusuncelerimin en iyi anlatimi assagidaki gibidir. Karsi ciktigin ve ya katildigin noktalari belirtirsen tartismayi belki daha derinlere indirmis oluruz:]

demiş. İyi de bunu Müdahale dergisinden aldığını niye yazmıyo? Kardeş bari ben Ender Helvacıoğluyum deseydin ya. *bu ne biçim şey yaa

elcihanaferin
26-11-2007, 23:03
3. Yolun mesajı aldığı sayfadan orijinali olkuyabilirsiniz:


http://www.mudahale.net/2007/11/21/kurt-sorununda-uc-tarz-i-siyaset-nasil-cozulmez-nasil-cozulur/

dilaver
26-11-2007, 23:08
sayın elcihanaferin

* aramıza hoş geldiniz. Ama şayet bu başlıkta biraz yukarılara dogru çıkarsanız o linklerin tarafımdan verildigini göreceksiniz. Ve sizin verdiginiz linkin ve derginin *başka başlıklarda da zikredildigini görebileceksiniz. Herhalde gözünüzden kaçmış olacak.

* *Nitekim ucuncuyol arkadaşımız direkt belirtmese de bir kaç mesaj yukarıda link verildigi için tartışmanın tarafları kendisinin neyi alıntıladıgını fark etmişlerdir zannediyorum.

* *saygılarımla

3.yol
27-11-2007, 00:37
Sayin elcihanaferin,

Ben sayin Bakara ile bu konuda tartismak icin su iletiyi bu basliga 10. sayfada yazdim:

Sevgili *Bakara,
Dilaver'in verdigi su baglantidaki yaziyi okuyup buraya yorumunuzu yazarsaniz sevinirim.

http://www.mudahale.net/2007/11/21/kurt-sorununda-uc-tarz-i-siyaset-nasil-cozulmez-nasil-cozulur/

Sizce bu makalenin baglantisini buraya yazan kisi boluculuk propagandasi yapiyor olabilir mi ?

O makale benim uzun zamandir dusunduklerimin guzel bir ifadesi olmus. O yuzden sevgili Dilaver'e tesekkurler.
Ama makalede ne yazikki ucuncu yolun (birlesmenin) nasil gerceklesebilecegi uzerinde pek durulmamis. Belki bu konuda fikir yurutebiliriz.

Saygilar,

Dikkat ederseniz bu yazimda ben de Dilaver'in baglanti adresini tekrarladim. Ama arada Bakara disiplin cezasi alip Vatan olarak geri donunce ayni talebimi bu sefer direkt alinti yaparak benim fikirlerimi en iyi sekilde ifade eden kisimlarini yazdim. Zaten "Benim bu konuda dusuncelerimin en iyi anlatimi assagidaki gibidir" diye yazinin basinda belirttim. Benim yazilarimi dikkatli okuyan ve ayni makaleyi okumus bir kimse bu makaleden alintiladigimi anlar, tekrar belirtmeye gerek var mi ?

Not: Zaten dikkat edersiniz benim yazilarim ingilizce klavyeden , alintilar ise Turkce klavyeden.

Saygilar,

qosari
27-11-2007, 19:50
"ucuncuyol" bu kürt sorununu ve çözüm yollarını çok güzel özetlemiş ancak bazı eksiklikler veya hatalar var.kürtler ayrı bir devlet kurma isteğinde değil bunu bazı millliyetçi kesimler hala neden anlamak istemiyor kürt halkının istediği diliyle kültüryle bir bütün olarak onurlu yaşayabilmek aşağılanmadan ırkından dilinden kültüründen dolayı hakarete uğramadan kendi olarak yaşayabilmek. ama ne yazık ki bazı insanlar kendilerinin sahip polduğu bu kendi özünle yaşayabilme hakkını diğer ırklardaki sözde kardeşim dediği insanlara çok görüyo.kendi dilinle konuşsan ne değişek gibi saçma sapan bir soruyu yöneltebiliyor ama kendisi kenidi dil ve kültüründen taviz vermiyor...

dilaver
27-11-2007, 21:54
respendialin anlamsız mesajı ile gosarinin ona tepkisini içeren mesajlar sandık odasına kaldırılmıştır. Lütfen tartışmalarımızı bundan sonra kişilere yönelmeyecek, kişileri rencide etmeyecek tarzda ve sadece düşünce ifade edecek şekilde yürütelim. Şu ana kadar olan luzumsuz çekişmelerden ve hakarete varan söylemlerden herbirimizin ders alması gerekiyor.

* * *Başlık konusunda söyleyecek sözü olan diledigi gibi, *hakarete suçlamaya yol açmayacak şekilde dile getirebilir ama bu haddi aşan kişileri hedef alan ve anlamı olmayan mesajlar forum kirliligi yarattıgından sandık odasına taşınacaktır.


* * *saygılarımla

vgm.1
28-11-2007, 00:32
Referandum yapılsın kalmak mı istiyorlar gitmek istiyorlar ona göre kendi aralarında karar versinler sen bizim kardeşimizsin, yok binlerce yıl bir arada yaşadık, yok kız alıp kız verdik vıcık vıcık acizlik kokan, herşeye rağmen birarada kalmamıza sebep ne ? PKK konusunda kürt halkı bugüne kadar ne yaptı? Ayrılmak istemiyorlarsa kültürel haklar için teröre başvurmak niye?
Kürtler kendi işbirlikçi şeyhlerine, şıhlarına, ağalarına karşı hangi mücadeleyi örgütledi? Eziliyorlarsa türk halkı onlardan çok farklı durumda mı ? Neden tüm ezilenleri kapsayan bir mücadele platformu seçmiyorlar? Neden Türkiye'nin aleyhinde ve hatta ona düşman olan herkesle işbirliği halindeler ? Neden maşa olmaktan öte gidemiyorlar ? Ulusal mücadele yürüttüklerini söylüyorlar ama bu kadar haysiyetsiz ve onursuz bir mücadele (kendi halkını ve silahsız insanları katleden) dünyanın hiçbir yerinde görülmedi. Evliliklerde bile boşanma hakkı vardır geçinemiyoruz artık bizdende onlardanda ölen insanlara yazık bizim (TC nin) politikalarımız doğru haklı falan da değil onuda biliyoruz. Artık 2 tarafın politikalarıda şovenist temele oturdu hoş baştan beri öyleydi ya.
Saygılarımla;

Vatan
28-11-2007, 02:18
Aslinda benim gorusum Kurtlerin bir toplum olusu uzerine, ya da bir topluluk olarak adlandirabilirsin. Lazlardan , Arnavutlardan, Gurculerden , Cerkezlerden, oz Turklerden farki yoktur, tanimimda.
Bu topluluklarin ezici cogunlugu kendini Turk olarak tanimlar. Osmanlinin travmali yillarindan sonra olum kalim savasi veren bu topluluklar TC'nin kurulusuyla birlikte kendilerini Turk olarak tanimlamislardir. Etnisitelerinin otesindeki ortak yanlari emperyalistlere kole olmayi reddedip birlesmeleri ve bagimsizlik savasi vermeleridir. Belki musluman olmalarini da bu ortak paydaya katabiliriz. Diger etnisiteler ile bir sorun olmadigi icin Kurtleri ele alacagim. Zaten bas agrimiz da bu konuda. Yeni TC'nin kurulusu sirasinda bu butun etnisiteler ( Kurtler dahil) kendilerini Turk olarak tanimlayip ne mutlu Turk'um demislerdir.



Evet, kimse kimsenin Kürtlüğünü inkar etmiyor. Kürtlük bu toplumda inkar edilmedi hiçbir zaman. Ama bizim getirdiğimiz öneri şudur:

Hem Türk ol hem Kürt

Ne kaybedersin?

Eksiği yok fazlası var.

"Ben Kürt kökenli bir Türküm" de veya "ben Türk Kürdüyüm" de...

Ne kaybederlerdi bunu söyleselerdi?

Ama "Kürtçü" siyasetin temel düsturu şudur: "Ben Türk değil Kürdüm"

İşte bu düstur, bu değilleme siyaseti kendilerini bu topluma yabancılaştırmıştır.
Bu kendi tercihleri oldu.
Bugüne kadar geldiğimiz nokta "Kürtçülerin" *izolasyonu olmuştur.
Artık yalnızlar.
Belki bir iki milyon kişiler ama yalnızlar.
Bu onların tarihsel bir hatası oldu.
Kendi öz yurtlarında yabancı kaldılar.
Çünkü dediğin gibi Kürtlerin büyük çoğunluğu Türk olmaktan şikayetçi değildir.
İşte onlar bunu anlamadılar. Onlar gerçekte olmayan bir şeyi zor ile şiddet ile dayatabileceklerini sandılar.
Daha öncede söyledim şimdide söylüyorum: "Kürt ulusu" adıyla bir ulus yoktur.

Hiçbir zaman olmadı. Geçmişte de olmadı.
Kürtlerin bu güne kadar devlet kuramamış olmasının sebebi de buydu. Kürtlük hiç bir zaman ulusal bir varlık olmadı. Sadece Fars etkisi ile ortaya çıkan bir "kısmi farklılaşma" olarak kaldı ve bu da onları ulus kimliği altında toplamaya yetecek bir kültürel ve tarihsel altyapı sağlamadı.

Ulus hiçbir zaman bir "ırk" topluluğu değildir. Tarihsel olarak aynı kökene sahip olup aynı ırkın devamı olup sonradan ayrı ayrı uluslaşan bir çok topluluk vardır.

Bugünün Amerikalıları da köken itibarıyla Avrupalı ırklardan gelmiştir ama şu anda Amerikalı olmak bambaşka bir ulus olmak anlamında gelir.

Burada asıl belirleyici olan ulusal karakterin kararlı, istikrarlı bir şekilde diğer uluslardan farklı olarak oluşmasıdır ve burada asıl sürükleyici güç de "tarihsel" süreçlerdir.

İşte bu nedenle bin yıldan fazla bir süredir birararda yaşayan (bence çok daha da fazla) ve modern çağa da birarada giren, tarih boyunca ortak bir kaderi birarada yaşamış ve yaşamaya devam eden ve tek bir devletin çatısı altında yaşama konusunda geçmişte ve bugün istikrarlı ve kararlı bir tutum takınan bu coğrafyanın insanlarının hepsi bir arada "tek bir ulusu" oluştururlar.

Dil kaynaklı "farklılaşmalar" bu coğrafyanın insanlarını ayrı ayrı uluslar olarak tanımlamamız için yeterli değildir. Sadece Kürtçe değil Lazca, Çerkezce, Arnavutça vb. diller de bu topraklarda konuşulur. Ama unutmayalım ki Türkçe, Edirne'den Hakkari'ye kadar bu ülkenin her yerinde konuşulan ortak bir dil olmuştur. Sadece bu bile yukarıda söylediğim sebeplerin üzerine ilave edeceğin bir başka sebeptir bu toprakların insanlarını "tek bir ulus" olduğunu kanıtlayan.

Diğer diller fazladan konuşulan dillerdir yoksa bu topraklarda "dil" konusunda bile
insanların hiçbir sorunu yoktur. Yani ülkenin bir kısmı bir dil ile diğer kısmı diğer bir dil ile konuşuyor ve birbirini anlamıyor değildir.

Dil konusunda Amerika'yı örnek verecek olursak, orada da tek konuşulan dil İngilizce değildir ve belki de yüzlerce farklı dil konuşulmasına rağmen bütün Amerikalılar kendilerine ait tarihsel kaynaklı apayrı süreçlerden geçerek oluşturdukları ortak karaktere sahiptir ve Amerika'da yaşayan Kızılderelilerin torunları bile bugün Amerikalı olma karakteristiğine sahiptirler.

Kızıldereli olmak ayrı bir ırk, ayrı bir dil, ayrı bir kültür olmasına rağmen Amerika'lıların Kızılderelileri bile bugün birer Amerikalı olmuşlardır.

Bu uluslaşma tarihsel bir süreçtir. Tarihten kopar gelir senin önüne ve nasıl geldiyse sen de onu öyle kabul edersin.

Anadolu insanının tek bir ulus olduğu gereçeği o kadar açık ve nettir ki, sadece uzak geçmişe değil yakın geçmişe bile giderek (Çanakkale, milli mücadele, şehitlik) bunu anlamak mümkündür.

Anadolu'nun insanları tek bir ulus olmayacak da hangi toprakların insanları tek bir ulus olacak?

Hiçbir coğrafyanın insanları tarih boyunca bu kadar kararlı ve istikrarlı bir şekilde birarada kendi *ortak kaderlerini bu denli *ortak bir biçimde çizmemişlerdir.

O yüzden Kürtçi siyasiler ve pkk istediği kadar uğraşsın hatta devlet bile onlara yardım etse bir "Kürt ulusu" bu topraklardan çıkmaz.

Sadece kendini "Türk olarak görmeyen" ama böyle yaptıkça da Türklüklerinden bir türlü kaçamayan insanlar olacaktır.

Çünkü dediğim gibi insan sadece kendi özgür iradelesinin ürünü değil aynı zamanda
tarihin ve toplumun da bir üründür.
Bu yüzden içine düştükleri bu durum onlar için bir marazdır.

Tabi onların bu marazları sadece kendilerinin sorunu değil bütün bir ülkenin sorunu haline gelmiştir. Onlar olmayan ve hiçbir zaman olmayacak bir şeyi yaratabileceklerini sanıyorlar.
Bunu yaparken de yaptıkları sadece kelimenin tam anlamıyla "ihanet" olarak adlandırılacak düzeyde işlerdir. Kendileri beceremedi mi, o zaman çağır Amerika'yıveya AB'yi sana bir Kürt devleti kursun.

Fakir Anadolu insanını kendi sapkın amaçları uğruna yabancı emperyalistler ile işbirliği içinde kırımdan geçirmek hangi ideolojik veya siyasal gerekçe ile açıklanabilir?

Artık şunu kabullenelim: Son otuz yıl içinde Anadolu'nun içinde bir yılan yetişmiştir ve hiçbirimiz bu yılanla aynı evde kalmak niyetinde değiliz ve kimse de bizi buna zorlayamaz.

Bu yılanın başını ezmek Anadolu insanına düşen tarihsel bir sorumluluk olacaktır.
Başta da Türk Kürtlerinin.

dilaver
28-11-2007, 02:47
Türk Kürtlerine kolay gelsin diyelim yukarıdaki yazı da herhalde bilimsel literatüre geçmeye aday bir yazıdır. Zorlayın bakalım nereye kadar zorlayacaksınız. *:lol:

* * *Son otuz yılda yetişen yılan acaba Dersim, Agrı, Koçgiri isyanlarında daha evrimleşmemiş miydi sormak gerekiyor. Neyse bunu da geçelim, hep aynı şeylerin tekrarı ama bu sefer bilimsel katkılar var " Türk Kürdü " . O zaman bu ülkede Türk Ermenisi , Türk Rumu, Türk Arnavutu, Türk Bulgarı falan da olması gerekiyor.

* * * O sizin dediginize Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı deniyor. Bugün her aklı başında kişi de şayet gözleri kararmamışsa ve kimseyi aptal yerine koymak istemiyorsa ,bu şekilde kullanıyor. Mhp bile Kürt kökenli vatandaşlarımız diyor, genelkurmay bile Kürt kökenli vatandaşlarımız diyor. El insaf bir yaşıma daha girdim. Kürt Türkü de Kerküklüler o zaman. *:lol:

* * * * Neyse saçmalamayı bırakalım da Arnavutluk hakkında ilginç bir alıntı verelim. Bakın Aranavutlar Osmanlıdan ayrılırken neler olmuş :

* * * * " Benzer sekilde 1908 sonrasinda, yeni duzende kabul gorecegi varsayimiyla merkeze yoneltilen Arnavut kulturel taleplerine (Bilhassa Arnavutca kullanimi ve bu lisanin Arap alfabesi yerine Latin hurufuyla yazilmasina, ki Sadriâzâm Ibrahim Hakki Pasa'ya gore bu Imparatorluk'tan ayrilmanin ilk adimindan baska bir sey degildi.) gosterilen sert tepki, en guzel misâlini Meb'usan'da Mufid Libohova ile Ahmed Riza Bey arasindaki munakasada bulan kimlik tartismalari (Libohova'nin "Arnavutlar" vurgusuna mudahale eden Re'is Ahmed Riza Bey'in "Arnavutlar yok, Osmanlilar var" sozune Arnavut meb'usun verdigi "Evet Efendim Arnavutlar Var" cevabi daha sonra milliyetciler tarafindan slogan haline getirilmisti); Mihal Grameno, Cercis Topulli gibi anayasal duzende isimlerinin anilmayacagi dusunulen cetecileri, Dervis Hima (Maksud Ibrahim), Fan Stylian Noli, Faik Konitza gibi mufrit milliyetcileri, Ismail Kemal gibi Yunanlilardan Avusturyalilara kadar herkesle pazarligi surduren eski burokratlari, Kosova, Drac ya da Iskodra'daki toplum liderlerinin yerine "Arnavutlar" adina konusur hale getirmisti. Iliskilerin gerginlesmesi ve milliyetcilerce kiskirtilan eylemlere Osmanli merkezinin verdigi olaganustu sertlikteki cevap (Sevket Turgut Pasa komutasindaki te'dib harekâti) ise neredeyse tum Arnavut nufusun milliyetcilerin arkasinda Osmanli merkeziyle catismasi neticesini yaratmisti.

Bu noktadan sonra devlet tarafindan verilen tavizler (Kur'an disinda tum derslerin Arnavutca ve yeni alfabeyle okutulmasina musaade, cetecileri de kapsayacak genel af, askerlik hizmetinin yeri konusundaki duzenlemeler) ise tatmin ve merkeze yonelik destek saglama yerine daha da yukseltilen taleplere neden olmustu. Bir kismi dahi 1908 yilinda tum Arnavutluk'ta kabul gorebilecek ve merkeze yogun destek saglayabilecek bu islâhata, milliyetciler tum Arnavutlar adina 1911-12 yillarinda omuz silkiyorlardi. Nitekim bizzat Sultan'in Kosova'yi ziyareti gibi bir jeste dahi, daha once milliyetcilige karsi Osmanliligin kalesi olarak gorulen bolgede beklenilen ilgi gosterilmiyordu. Sultan ile beraber Kosova'da kilinacak cuma namazina Ipek, Yakova, Prizren ahalisinden kimsenin katilmamasi cok degil uc sene evvel Osmanli sultanina "baba mbret (padisah)" olarak hitap eden bolge ahalisinin ne kadar kisa bir sure icinde milliyetciler safina gectiginin ilginc bir gostergesiydi. Bu acidan bakildiginda 1912 yilinda Balkan Savasi'nin en zor gunlerinde Arnavutluk'un bagimsizligini ilân eden Ismail Kemal'in, Arnavut milliyetciliginin zaferinin aslinda, 1908 sonrasi Ittihad ve Terakki'nin kimlik temelli, her turlu talebi ayrilikcilik olarak reddeden siyasetleri tarafindan hazirlandigini ifade etmesi oldukca yerinde bir tespittir. "
* * *
* * * * İlginç tarihi bilgiler ve ilginç tespitler. Ne demiş şair :

* * * " *Hiç ders alınsaydı tarih tekerrür eder miydi "


* * * * *saygılarımla

3.yol
28-11-2007, 05:50
Sevgili Vatan,
* * *Yazdiklarini cok iyi anliyorum. Ve %99'una hak veriyorum. Diger %1 ise sununla ilgili: Bizler Akdeniz yoresinin insanlari gibiyiz. Heyecanli ve duygusalsiz, kabimiza sigmayiz. Misafirperveriz ama haksizligiga, *iki yuzluluge , cifte standarda gelemeyiz, kopuru veriririz. Bir Ingiliz'in Alman'in sogukkanligi yoktur bizde, politikacilarimiz da aynen oyledir. Halbuki bazi sorunlar ancak sogukkanlilikla cozulur, aklin ve mantigin yolu secilir duygular yeri geldigi zaman geriye itilir.

* * Hepimizin istegi ( genel olarak yaziyorum) TC'de yasayan herkesin mutlulugu. Benim istedigim TC'de herkesin bir vatandas olmasi, insani haklarini bilen esit bir halk, insanlar toplulugu. Vatan, senin de bunu istediginden hicbir suphem yok.

* * Biliyorum ki "Turk" kelimesinin aslinda iki anlami var. Bazi insanlarin bunu anliyamamasini anliyorum. Bizde vatandaslik devlete karsi kulluk gibi birsey olarak empoze edildigi icin ve yillarca okullarda okudugumuz Inkilap tarihi gibi derslerden ogrendiklerimiz yuzunden belli bir antipati olustu 'Turk" kavrami uzerinde. Bu kavramin anlami vatandasligi degilde irki ima etti, her nekadar M. Kemal'in esas amaci bu olmadigi halde. O yuzden "Ne utlu Turk'um" lafindan mutsuz oluyor bazi TC vatandaslari.
"Turk" kelimesinin, * ilk anlami belli bir "irk"i anlatiyor. Orta Asya kokenli belli bir insanlar toplulugu.

* * Ingilizce litaruturde "Turkic" diye gecerler. Bu irk "Turk" diye gecmez. Ama Turkce'de bu irk "Turk" olarak gecer. Ayni zamanda TC'de tanimlanan ulusun adida "Turk"tur. Ingilizcede "Turk" TC'de yasayan insanlardir. *Iki farkli anlam tasiyan bu kelime yuzunden yanlis anlasmalar cikar. O yuzden bu anlasmazligi cozmek icin farkli fikirler ortaya atilmistir. Bunlardan biri "Turkiyeli" kelimesinin ulus anlami yuklu "Turk" kelimesinin yerine gecmesidir. Sizin onerdiginiz "Kurt Kokenli Turk" seklindeki anlatim bence Turkiye'ye uygun olabilir. Isteyen kendini bu sekilde tanimlayabilir. Isteyen ben Turk'um der isteyen ben Cerkez kokenli Turk'um der. Onemli olan bu insanlarin TC'ye vatandaslik bagi ile bagli olmalari. Bu bag da insanlara ayrim yapilmadan verilen esit haklar ve demokrasi ile olur. Ulkemizin bati kisiminda bu ayrim yoktur diyebiliriz herhalde. Ama varsa eger , gizli ayrimin bile hukuk yoluyla engellenmesi sarttir.

Dogu kisimi icin ise demokrasiden once yoksullugun , issizligin cozumu zorunludur ilkonce. Gerci bu sorunlarda zaten demokrasinin icinde cozulebilir. O bolgedeki insanlarin talebi budur. O yuzden AKP , DTP'den daha fazla oy almistir.




Ayni zamanda o bolgenin bu sorunlarinin cozumunun en buyuk engeli PKK'dir. Bu engeli ya yumusak gucle ya da sert gucle cozecegiz. Ben yumusak gucten yanayim en azindan denenmeli.

Eger bu yontem etkili omazsa ki olmamasi buyuk bir ihtimal olarak gozukuyor, o zaman sert guc ile PKK bastirilirken o bolgedeki vatandasin refah seviyesinin arttirimi icin alt yapinin olusturulmasi gerekiyor. Bu yolda gelismeler oldu ve olacagini da tahmin ediyorum. Tabiiki bu gelismelere PKK sessiz kalmiyacaktir. Cunku unutmamak lazim PKK ve bu siddet politikasi uzerinden beslenen , guc kazanan belli kesimler var. Onemli olan bizim bu provokasyonlara karsi ingiliz serin kanliligini gostermemiz. Tabii bu bizim kulturumuzde korkaklik olarak adlandirilabilir. Ama unutmamak lazim M. Kemal bu serin kanliligi kurtulus savasinda ve akabinde bolca gosterdi.



Aslinda ben su "Kurt sorunu" nun bir listesini gormek isterim. Neymis bu sorun irdeleyelim. Demokrasiden gayri bir cozummu gerektiriyor yoksa demokrasi icinde bir cozumu varmi ? HArbi harbi koyalim ortaya herkes aklina geleni bir yazsin. Bazen terimlerin arkasina siginarak abarttikca abartiyoruz, bazen de tarihte yapilan hatalari one suruyoruz. Sorum cok basit: Su anda , yani gunumuzde nedir bu sorunun ayrintilari ? PKK'yi katmiyorum, sonuc oldugu yazilip ciziliyor, *o yuzden. Ben sorunun temeline inmek , *irdelemek , ve OGRENMEK istiyorum.

Vatan, dahasi var, ama bir iki gun mesgul olacagim. Bu konuda senle daha derin muhabbet etmek isterim. Senin yazdiklarina bir cevap olarak yazmak istemedim, oncelikle kendi dusuncelerimi siralamak istedim.

Saygilar,

Vatan
30-11-2007, 12:25
* *
Aslinda ben su "Kurt sorunu" nun bir listesini gormek isterim. Neymis bu sorun irdeleyelim. Demokrasiden gayri bir cozummu gerektiriyor yoksa demokrasi icinde bir cozumu varmi ? HArbi harbi koyalim ortaya herkes aklina geleni bir yazsin. Bazen terimlerin arkasina siginarak abarttikca abartiyoruz, bazen de tarihte yapilan hatalari one suruyoruz. Sorum cok basit: Su anda , yani gunumuzde nedir bu sorunun ayrintilari ? PKK'yi katmiyorum, sonuc oldugu yazilip ciziliyor, *o yuzden. Ben sorunun temeline inmek , *irdelemek , ve OGRENMEK istiyorum.

Vatan, dahasi var, ama bir iki gun mesgul olacagim. Bu konuda senle daha derin muhabbet etmek isterim. Senin yazdiklarina bir cevap olarak yazmak istemedim, oncelikle kendi dusuncelerimi siralamak istedim.

Saygilar,

Güzel kardeşim, bu soruna "Kürt sorunu" dediğimizde bile kendimize yoktan bir sorun yaratırız.
Hatırlarsın, yıllaca Suriye bir "Hatay sorunu"ndan bahsetti.
Biz kabul ettik mi böyle bir sorunu?
Ne dedik? Bizim böyle bir sorunumuz yoktur, vatan toprağının bir karışını bile "sorun" olarak görmeyiz.
Böyle görürsen Hatay'ı masaya koymak isteyenlerin ekmeğine yağ sürersin.
Bir ülke kendi toprağını "sorun" olarak görüp masaya koyar mı?
Ve aynı şekilde bir ülke kendi milletini veya milletinin bir kısmını"sorun" olarak görüp masaya koyar mı?
Bu ifadeler ağızlara pelesenk edildi. Amaç zihinleri alıştırmak.
Adım adım kullanılan dil bile bölücü propaganadanın elinde silah haline geldi.
Amaç bellidir.
İki ayrı millet yaratıp sonra da federatif bir yönetime geçmek
"Demokratik özerklik" lafının anlamı: "Doğuyu Pkk yönetimine bırakın" demektir.

Söylenen sözlerin her zaman hayatın içindeki tam karşılığını anlamaya çalışın.
Önce milleti ikiye bölmek istiyorlar sonra da toprakları.
Bunların hepsi tam bölünmeye doğru giden yolda ara aşamadır.
Ve bu amaçlar daima "demokrasi" sözcüğü arkasında perdelenmeye çalışılıyor.

Eğri oturalım doğru konuşalım.
İki ayrı millet tek devletin çatısında yaşamaz.
Bakın Belçikaya. Demokrasinin de kralı orada, ekonomisi de zengin ve AB'nin de başkenti.
Ama şimdi üçe bölünüyor.
Kaç milletten müteşekkil isen o kadar bölünürsün.
Kural budur.
"Demokrasinin içinde bu sorunu çözelim" diyenler bugüne kadar "özerklik" veya "eyalet, federasyon" vb. başka bir şey önermediler.
Halbuki bunlar birer yönetim biçimidir.
Eğer federatif yönetim merkezi yönetime göre daha demokratik olsa idi bugün Irak'ın Türkiye'den daha demokratik olduğunu söylemek zorunda kalırdık çünkü orada da federasyon mevcut fiili olarak.
Veya Amerika'ya eyalet sisteminden dolayı Fransa'dan daha demokratik diyebilir miyiz?
Bunlar yönetim biçimleridir ve demokrasi ile ilgili değildir.
Demokrasi ile ilgili olan halkın kendi yöneticilerini kendisinin seçmesidir.
Ve bu seçimin etnisteye göre yapılması da abestir.
Seçim bölgelere göre yapılır, etnisiteye göre değil.
Demokratik çözümden bahsetmek için önce "demokrasinin" ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Kavramsal düşünmek bunu gerektirir.
Kavramlara açıklık getirmeden onları istenildiği yerde işine geldiği gibi kullanmak bir aldatmacayı doğurur.
Bunların hepsi DTP gibi kendisini "Kürtlerin temsilcisi sanan" partilerin aldatmacalarıdır.

Deneyelim görelim demekte hatadır.
Vazoyu bir kere kırarsan sonra istediğin tutkal ile yapıştır o eski vazo olmaz.
Geri dönüşü olmaz bunun.
Denem-yanılma yöntemi pahalı bir öğrenme yöntemdir fizikte.
Burada durum daha da berbattır.
Bir kere denersin ve bir daha deneme şansın da olmayacaktır.
Tek bir milleti ikiye mi böldün? Gitti artık. Geri dönüşü yok.
Boşuna mı Pkk "Kürt kimliği tanınsın silahı bırakırız" dedi bugüne kadar.
Ondan sonra silaha da gerek kalmaz zaten.
Süreç acımasız bir şekilde bölünmeye doğru gider.
Hem de Çekoslavakya gibi değil Yugoslavya gibi.
Çok acılar çeker bu topraklar.
Demokrasi etnisteye "millet" kimliği kazandırmak değildir.
Demokrasi farklı bir şeydir.
Bireysel düzlemde kültürel hakların bir sakıncası olmaz ama kitlesel olarak olarak bir kimliğe "siyasi" hak verilemez.
Bunun sonuçları ağırdır.
"Önce iki ayrı millet olalım sonra kardeşçe yaşarız" demek eşsiz tarihi bir vazoyu ikiye kırıp sonra tutkalla yapıştırmaya çalışmak demektir.
Bölücüler bunu çok isterler çünkü sonuçlarının ne olduğunu iyi bilirler bilmesine de bizim "demokratlarımız" bilmez ve safça düşerler onların oltasına.
Tabii demokratlar derken Amerikan büyükelçisinin kahvaltı sofralarıda bize ait olan konuları konuşmaya çalışacak kadar kendini bilmez Soros sosyalistlerini kastetmiyorum Ufuk Uras gibi
veya AKP'li m.vekillerini de kastetmiyorum. Onlar ABD'nin kucağında siyaset yapan adamlar.

ozgurche21
30-12-2007, 16:35
kürt sorunu yoktur diyen ey varlıklar eger oyle bır sorun olmasaydı pkeke neden var olurdu ve hıc guc kaybetmeden 30 yıl boyunca savasırdı

osiris
17-01-2008, 22:13
kürt sorunu yoktur diyen ey varlıklar eger oyle bır sorun olmasaydı pkeke neden var olurdu ve hıc guc kaybetmeden 30 yıl boyunca savasırdı

hiç güç kaybetmeden mi eli silahlı 5000 kürt eşkiyası türklere ve ordusuna zerre kadar zarrar veremez evet kürt sorunu vardır ve bu sorun kökünden çözülmelidir oda kürtleri kapnın önüne koymaktan geçer.

Not: Metnin son cümlesini tüzük gereği sildim.

sargon

a)Gerek bu forumun üyelerine gerekse de tarihsel, politik şahsiyetlere, çeşitli kurumlara; başka din, mezhep, ırk ve cinsiyetteki kişilere yönelik, onlar burada olmasa bile hakaret, aşağılama, kişilik hakkı ihlali içeren söz ve ifadelerde bulunulamaz. Bu tür mesajlar yöneticiler tarafından silinecek, ifade tarzına göre gerekli görülürse disiplin cezası verilebilecektir.

ozgurche21
20-01-2008, 11:48
5000 bınmı ya sız uyuyon kendınızı boyle kandırın sadece surıyede 250bın kısı katıldı gecen yıl dusunun artık ne kadardırlar

dilaver
14-02-2008, 17:24
Basbakan'in Kurt sorunu tanimi!

Tarhan Erdem

14/02/2008

Basbakan sali gunu grup toplantisinda 'edep, adap' dersinden once insan haklari dersi de vermisti, ama gazetelerimiz bunlara yeteri kadar yer ayirmadilar. Sayin Erdogan'in konusmasinin bir bolumunu, 'Almanya' kelimesi yerine 'Turkiye'; 'Turk' kelimesi yerine de 'Kurt' kelimesi koyarak okuyucularima sunuyorum:

"Bugun, Turkiye'nin genelinde yasayan 11 milyon civarindaki Kurtler, zaten Turkiye'nin onemli bir unsurudur. Kurtler, sahip olduklari tarihi birikimle Turkiye icin cok onemli, cok degerli yurttas olma niteligine sahiptir.
Ardindan orada yasayan Kurt vatandaslarimizla, dernek baskanlarimizla bizi cok sevindiren, cok heyecanlandiran bir bulusma gerceklestirdik.
Bu heyecan ve kaynasma, Kurt toplumunun dostluk, kardeslik ve bir arada yasama iradesini en ust duzeyde ortaya koymustur. Turkiye'deki Kurtler Turkiye toplumuna entegre olabildikleri oranda konumlarini gelistiriyorlar.
Bu vesileyle, asimilasyona karsi oldugumuzu, asimilasyon ile entegrasyonu birbirinden kesin cizgilerle ayirmamiz gerektigini orada ifade ettim, burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Diyorum ki, asimilasyon bir insanlik sucudur. Bu boyle bilinmelidir. Benim dusuncem bu ve cok acik net soyluyorum. Hicbir zaman Kurt toplumunu asimile etme gayretinin icerisine kimse giremez, ama entegrasyon noktasinda ne gerekiyorsa biz bunu yapmaya haziriz.

Entegrasyona direnmeyi, sosyal ve siyasal platformda geri planda durmayi, Kurt kardeslerime faydali bulmuyorum. Bu bakimdan entegrasyonu onemsiyorum. Bu bakimdan bu gercegi gormemiz gerekir diyorum. (...)
Elbette vatandaslarimiz dilimizi ogrenecekler, kulturumuzu yasatacaklar, iyi egitim alacaklar, kendilerini iyi yetistirecekler, yasadiklari toplumda aktif ve onemli roller de ustlenecekler.

Bizim israrla vurguladigimiz sudur: Entegrasyonun sarti, yasadigi toplumun dilini gayet iyi ogrenmektir. Iyi dil ogrenmenin sarti ise anadilini iyi bilmektir.
Mesela, iyi Turkce konusamayan oradaki kardeslerimle bir araya geldigimizde bakiyorum ki iyi Kurtce de konusamiyor. Demek burada bir sIkinti var. Oyleyse once kendi anadilini iyi ogrenecek. Ve bunun ardindan da orada ikinci bir dili ogrenme imkânini daha basarili bir sekilde halledecek.
Bazi medya kuruluslari Kurtce egitimi yonundeki beklentimizi entegrasyon cabalarina ters bir durum gibi algilayarak bazi elestiriler getirdiler, getiriyorlar.

Oysa bizim soyledigimiz cok acik net ortadadir: Turkiye'deki Kurtler anadillerini iyi bilmeli, Turkceyi de mutlaka iyi konusur duruma gelmelidir. Herhalde hic kimse, kimseden ana dilini unutmasini, anadilini ogrenmemesini isteme hakkina sahip degildir.

Biz, Kurt toplumunun Turkiye'ye entegrasyonuna buyuk onem veriyor ve bunun icin her turlu calismaya katkida bulunabilecegimizi soyluyoruz.
Ulkede nasil Turk dilinde egitim veren okullar varsa ve yakin zamanda (...) Turkce egitim veren Turk universitesi kurulmasi planlaniyorsa, diger bolgelerde de hem Kurtce, hem Turkce egitim veren kuruluslar, okullar nicin olmasin derken, ayni samimi dusunceyi dile getirdik.

Bunu soyledik. (...) Bunu anlamamakta direniyorlar. Niye direniyorsunuz, bundan niye korkuyorsunuz? Bundan daha dogal, daha tabii ne olabilir?"
Sayin Erdogan ozgurlukleri Almanya'da baska, Turkiye'de baska tanimlayacak degil ya; yakinda Almanya'daki Turkler icin soylediklerini, Kurtler icin de tekrarlayacaktir!

aydoe
14-02-2008, 18:19
Evet *Erdoğan'ın acilen ananıda al gitin kürtçe nasıl söyleneceğini öğrenmesi gerekir. :lol:

ozgurche21
15-02-2008, 00:24
Evet *Erdoğan'ın acilen ananıda al gitin kürtçe nasıl söyleneceğini öğrenmesi gerekir. :lol:


iste klasıkbır turk beynı:D

sahin
25-02-2008, 23:07
Memleketin batısında halen yolu suyu bulunmayan yerler varken doğuda yol kapalı diye ayağına helikopter gönderilenler Türkler değil pervane! memleketin batısında yol kapalı olunca hastasını hastaneye sırtında taşıyan Türkler,çocuğunu okula karlara bata çıka gönderen Türkler ama paletli karüstü araçlarla çocukları okula götürülen kürtler pervane! sen daha ne hakkından bahsediyorsun?

bu yaptığınız ırkçılıktır! kürt ırkçılığıdır...böyle yaparsanız tepki görmeniz de gayet doğaldır,bir de çıkıp mazlum edebiyatı yapmayınız lütfen.


Gerçekisim gibi üç gündür bu konuyu dile getiriyorum. Bana verilip size kürtlere verilmeyen nedir? Madde madde yazın sorunları tartışalım dedik bir tane cevap alamadık. Bir asilimasyondur bir mazlum edebiyatıdır gidiyor ?

dilaver
26-02-2008, 00:08
sayın sahin konuyu detaylandırırız ama dilerseniz üvertür niyetindeki bir öyküyü paylaşımınıza sunayım, başlangıç olsun. Bu öykü Öykü Belge yayınlarından çıkan, İHD Diyarbakır Şb. tarafından derlenen, "Kamber Ateş Nasılsın-Hapishanelerden Öyküler" isimli kitaptan kısaltılarak paylaşıma sunulmuştur :

Kamber, 12 Eylül gelince kendini sıkıyönetim mahkemelerinin
karşısında bulmuş, Mamak Askeri Cezaevi'nde davanın Askeri Yargıtay'' daki sonucunu bekleyerek tutukluluk günlerini geçiriyordu.
Tecrit günlerinden birinde Kamber'e bir mektup geldi. Mektupta
deniliyordu ki:

"(...) Önümüzdeki görüşte annen ziyaretine gelecek. Annen sen içeri
düştüğün günden beri; "N'olur, beni oğluma götürün. Dünya gözüyle
oğlumu son bir kez daha göreyim..." diyerek başımızın etini yiyordu.
Kısmet bu görüşeymiş, getiriyoruz..."

Kamber mektubu okudu. Avurtları çökmüş, yüzüne bir hüzün bulutu
kondu. Yanındaki arkadaşına:

"Annem ziyaretime gelecekmiş..." dedi.

Görüşe daha dört gün vardı.

Kamber dört gün önceden mahpus deyimiyle " görüş komasına" girdi. Hep *ondan bahsediyor, Türkçe bilmediğinden dem vuruyor, "Allah vere de annem bunca yıl içerisinde konuşacak kadar bir şey öğrenmiş olsa..." diyordu.

Annesi köyde doğup büyümüş, evlenmiş, yaşamı boyunca, zaman zaman babasının peşinde İmranlı'ya "pazar için" inmenin dışında, tek bir kez büyük şehre inmemiş, köyünü dünyası bellemişti. Köyünün dili
neyse, doğaldı ki onunki de o olacaktı...

Ama Mamak görüşlerinde, yavaş sesle konuşmak, el, kol, yüz
hareketleriyle işaretleşmek ve Türkçe'den başka bir dille konuşmak
kesinlikle yasaktı. Yasak herhangı bir biçimde ihlal edildiği anda
görüş kabininin her iki tarafında, giriş kapılarının önünde alıcı kuş
gibi bekleyen görevli askerler, talimatlara uyulmadığını belirterek,
hemen "görüş bitti" diyorlar, tutuklu apar topar, görüşçüsünün
gözleri önünde tartaklanarak alınıp götürülüyordu. Aynı muamele
görüşçüye de yapılarak kapı dışarı ediliyordu.

O uzun, upuzun gelen dört gece akıp gitti ve görüş günü geldi.
Kaldığı B Blok'ta sıcak su olmadığı için, sabahın erken saatlerinde
buz gibi suyla banyosunu yaptı. Traşını oldu. .Sıfır numaraya
vurulmuş saçlarına zulasındaki esanstan birkaç damla sürdü. En temiz elbiselerini giydi. Görüşe hazır hale geldikten sonra birkaç lokma
birşeyler atıştınp, tecrit hücresınin üç buçuk adımlık volta yerine
çıktı. O artık durup dinlenmeksizin üç buçuk adımda bir U dönüşü
yapan düşünceli bir yürüyüştü...

Hoparlörden beşinci kez isimler anons edildiği anda kendi ismini
duydu. Göz bebeklerine yerleşen sevinç ışıltılılarıyla, gardiyanın
açtığı hücre kapısından uçar adımlarla çıkıp annesine koştu...
Kamber yüzündeki özlem yangınıyla görüş kabinine girdi ve karşısında annesini ve kardeşini buldu,

Anne, önündeki tel örgüleri adeta tırmalar gibi ileri atıldı, çığlığı
andıran bir sesle: "Kamber Ateş nasılsın!..." dedi.

"iyiyim, canım annem, iyiyim..."

Kadın silme sevgi kesilen gözlerinden boşalan yaşlarla oğluna
okşarcasına baktı, baktı "Kamber Ateş nasılsın!..." dedi.

"iyiyim, çok iyiyim, siz nasılsınız..."

Kadın sustu, başını önüne eğdi, bekledi. Sonra birden taa oğlunun
gözlerinin içine bakarak sordu "Kamber Ateş nasılsın!..."

" ?! "
Kamber annesinin Türkçe'yi öğrenemediğini anladı. Kardeşi yol boyunca annesine sadece bu üç sözcüğü öğretebilmişti. O da hep aynı cümleyi tekrarlayıp duruyordu, özlemin söze gerek duyduğu bu en yakıcı anda, ana-oğul birbirlerine seslenemiyorlardı, Aralarında "Türkçe konuşacaksın!" emir kipli bir duvar, bir set çekilmişti...

Birbirlerine bakışıp duruyorlar ve anne biraz zaman geçince yeniden:

"Kamber Ateş nasılsın?" diyordu.

Oğlunun gözlerinden yanaklarına doğru, zaptedilmek istenen ama
becerilemeyen, iki damla yaşın süzüldüğünü gördü anne...
Anne gözlerine en şefkatli duruşu, sesine en yumuşak tonuyla :
"KamberAteş nasılsın!..." diyecekti.

Bunun anlamı: "Oğlum, sağlığın yerinde mi, bir derdin sıkıntın var
mı, karnın doyuyor mu, sırtın pek mi, herhangi bir şey istiyor musun,
çamaşır göndereyim mi, kışlık çorap öreyim mi?..." demekti.
Yanıtı oğlunun gözlerinden alacak:
"Demek iç çamaşırı ve yün çorap istiyorsun, hay hay canım oğlum."
Diyecekti içinden..

Anne çınar yüzüne dededen atadan kalma kuşkulu ifadeyi takınacak,
gizemli bir tavra bürünecek, merak dolu gözlerle oğlunun ve
kendisinin başucunda copla bekleyen askerlere bakacak, titrek bir
sesle:

"Kamber Ateş nasılsın!..."

Bunun anlamı:" Burada zulüm çokmuş oğlum, dışarıda hep duyuyoruz, doğru mu? " demekti. Yanıtı yine oğlunun gözlerinden alacaktı.

"Görüş bitti!" anlamına gelen düdüğün tiz sesi duyuldu.

Anne, "Hoşçakal canım yavrum..." anlamına gelecek şekilde, sayısız
kez kullandığı o tek cümleyi, el sallarken bir kez daha
yineledi: *"Kamber ateş nasılsın!..."

Ve gittiler...

Görüş sonrası Kamber bir sevinç seli gibi düştü hücresine.
Arkadaşı:
"Gelen annen miydi?" diye sordu.
"Evet" anlamında başını salladı.Arkadaşı endişe dolu bir ifadeyle:
"Herhangı bir aksilik çıkmadan görüşebildiniz mi?" dedi.
"Hem de nasıl!..."
Arkadaşı sevinçle kolunu tutu ve sordu:
" Neler konuştunuz?..."

Kamber annesinin şakıyan gözlerini anımsadı, ışıltılı gözlerle
arkadaşına baktı. Yanıt vermedi ama arkadaşı anladı, şaşkınlık dolu
bir yüz ifadesiyle kendi kendine mınldandı: "Kamber'in gözleri
konuşuyor!..."

"Evet, neler konuştunuz?" sorusuna, Kamber'in gözleri:

"Neleer, neleer!..."diyordu...


saygılarımla

sahin
26-02-2008, 00:53
sayın sahin konuyu detaylandırırız ama dilerseniz üvertür niyetindeki bir öyküyü paylaşımınıza sunayım, başlangıç olsun. Bu öykü Öykü Belge yayınlarından çıkan, İHD Diyarbakır Şb. tarafından derlenen, "Kamber Ateş Nasılsın-Hapishanelerden Öyküler" isimli kitaptan kısaltılarak paylaşıma sunulmuştur :

Kamber, 12 Eylül gelince kendini sıkıyönetim mahkemelerinin
karşısında bulmuş, Mamak Askeri Cezaevi'nde davanın Askeri Yargıtay'' daki sonucunu bekleyerek tutukluluk günlerini geçiriyordu.

saygılarımla

Sn. Dilaver,

Öykünüz gerçekten üvertür niteliğinde bizim konuya merhem olmuyor. 12 Eylül sonrası Mamakta sadece kamber yatmıyordu herhalde. Mamaktan örnekler vermeye başlarsak sayfalarınız yetmez işin içinden çıkamayız. Ben herhalde derdimi anlatamıyorum.

Arkadaş isteğim çok basit şunu madde madde yazın hatta altına çözüm önerinizide çok kısa yazın olsun bitsin. Konuyu ben veya bir başkası dile getirdiğinde konu ile alakası olmayan bildik beyitlerle başlayan uzunca bir yazıyla karşılaşıyoruz.

Devletin laz, çerkez veya bir başka kökenli vatandaşına verdiği size özellikle vermediği nedir? Beni baklava börekle ile beslerken sizi aç mı bıraktı ? Okumak istediğiniz hayır sen Kürtsün okuyamazsın mı dendi ? Yerel yöneticilerini seçemezsin mi dendi ? Kendi vekillerini seçip meclise gönderemezsinmi dendi ? Ya da herhangibi bir kamu kurumuna iş müracaaatı yaptınız kürt olduğunuz için işe alınmadınız mı ? Yada iş kurmak istediğiniz hayır kürtler fabrika açamaz iş kuramazsınız mı dendi ? Ne istediğinizde size Hayır dendi bunları bilmek istiyorum.

dilaver
26-02-2008, 01:31
sayın sahin

öncelikle kürt degilim, türk kökenliyim. Devlet 90 lı yıllara kadar Kürt kimligini yok saydı inkar etti. Bu memlekette her şey olabilirdiniz ama Kürt olarak olamazdınız. Ancak ve ancak Türk olarak olabilirdiniz. Bu memlekette 30 sene evvelsi Kürdüm denek suçtu. İsmail Beşikçi neden ömrünün 17 senesini cezaevlerinde geçirdi acaba açıklayabilir misiniz.

* Dikkate alınması gereken şudur. Elnette bu ülkede herkese sınıfsal baskı vardır bu ayrı ama kürtlerin üzerinde hem sınıfsal hem de ulusal baskı vardır. Bunu görmek gerekiyor. Adamın ana dili yok sayılıyor, Kürtçe yok sayılıyor ama adama siz de dahil olmak kaydıyla Kürt diye isim takıyoruz.

* Bu ülkede yıllarca Kürtlerin kart kurt oldukları söylenmedi mi. Hem de en yetkili agızlardan. Demek ki bir haksızlık olmuş. Başka bir türlü sömürü olması bir sömürü yöntemini haklı çıkarmaz herhalde. Devlet Kürt kimligini reddetti şimdi ise kabul etmeye yöneliyor, yeterli degil mi sizce.

* *Bu ülkede hala Kürt kimligi yoktur ve herhangi bir kanu kuruluşuna Kürdüm diye başvuramazsınız. Yanılıyorsam siz bana dogrusunu yazın. Ancak Türk olarak başvurabilirsiniz. İnsanlar kendilerini nasıl görmek istiyorlarsa öyle olmalıdırlar.


* * saygılarımla

sahin
26-02-2008, 02:29
Sn. Dilaver,

Görüşlerinizi sırası ile ele alacak olursak bu ülkede düşüncelerini ifade ettiği için hapislerde yıllarca misafir olan tek yazar herhalde *İsmail Beşikçi *değil.

Elli yaşına merdiven dayadım bu yaşıma kadar çocukluğumda, gençliğimde, mahallemde. yaşadığım apartmanımızda kürt kökenli aileler ile birlikte yaşadık beraber yedik beraber içtik. Birbirimizin problemlerine dertlerine sıkıntılarına mutluluklarına ortak olduk. Çocuklar olarak hep birlikte büyüdük halen de görüşüyoruz hiçbiri kimliğini gizlemeye gerek duymadı.

Kamu kurumuna başvurma konusuna gelince el insaf diyecek bir laf bulamıyorum. Türkiye'de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Bu sebeple hiç bir kamu kuruluşunda sizin etnik kimliğiniz sorulmaz. Herhangibi bir hizmeti almak için başvurup etnik kimliğinden dolayi alamadığınız bir hizmet var mı ?

Konuyu detaylandırırız demiştiniz ama hala tam anlamıyla bir detaylandırma ve çözüm önerisi göremiyorum.



Saygılarımla

sahin
26-02-2008, 11:03
Günlerdir bir çok arkadaş Kürt sorunun temeline inmek , *irdelemek , ve OGRENMEK istediğini belirttiyor. Fakat gelen yanıtlar doyurucu olmamakla birlikte mazlum edebiyatından öteye geçmiyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp mertçe arkadaş sen şunları yapabiliyorsun ama biz kürt kökenli olduğumuz için yapamıyoruz bu sebeple hedefimiz bu bu sorun bu şekilde aşılır diyemiyor.

Arkadaşlar hedefi belirtmekten sakınıyorlar ama ben Hasan Bildiricinin bir yazısından alıntı yaparak niyetlerini ortaya koyayım;

Bu ara iyi şeyler de oluyor. Barzani Kürdistan, Talabani Irak devlet başkanı. Suriye Kürtleri ayakta. İran çatırdıyor. Kaderini Türkün arkadan vuran namlularına teslim etmek istemeyenlerin direnişi başka mecralarda sürüp gidecek.

Kürdün çocuklarına tecavüz eden, dağlarından ölü gerilla indiren, Kürt önderlerini hapislerde ve sürgünlerde çıldırtan, çocukların dünyaya açılan dillerini ağızlarına tıkayan bir devletin demokratikleşmesi doğrusu ilgi çekici değil.

Herkesin Kürt çözümü kendisinin olsun. Güney Kürdistan örneği, benzer davlardaki emsal bir mahkeme kararı gibi duruyor Kuzey Kürtlerinin önünde. Güney Kürdistan’a devlet, Kuzey Kürdistan’a ölüm olmaz. Güney Kürt liderlerine devlet başkanlığı, Kuzey Kürdistanlı liderlere sürgün ve hapis olmaz. Güney Kürdistan’da yasal Peşmerge gücü, Kuzey Kürdistan’da korucu ve itirafçı ordusu olmaz. Bu biçimsiz elbiseyi çıkarıp atmak için Kuzey Kürdistanlıların sayısız mazereti ve yolu var. Türk namluları demokrasi değil ölüm getirir ancak.

Yine de fazla gerilmenin anlamı yok. Barzani’nin başkan seçilmesini önemsemiyormuş gibi görünüp aslında yüreğinin tam orta yerinden vurulan Türk ırkına dayalı devletin Kürtler karşısında diz çökeceği günler çok uzak değil. Dağlardan her gün birkaç Kürt gencinin cesedini indirmiş olmak kaçınılmaz sondan kimseyi kurtaramaz. Türk ırkının Kürtleri yönetme hakkı yoktur. Pek uzak olmayan bir gelecekte Kürdistan’ın dört parçasını da Kürdistanlılar yönetecektir. Ortadoğu’da Kürtler için adalet yoksa hiç kimse için adalet olmayacaktır...http://www.pwdnerin.com/modules.php?name=Content3&pa=showpage&pid=97

Diğer yazılarımda belirttiğim gibi yıllarca bu ülkede hiç bir şekilde katma değer yaratmadan, vergi vermeden, üretime hiç katılmadan, elektrik, su, ekmek bedava yaşayacaksın, bu ülkede 12 Eylül koşullarında sadece Kamberler değil binlerce kişi yattı işkenceden geçti. Kamberin anası ana da bizim anamız ana değil mi ? İsmail beşikçi gibi bir çok yazar hapishanelerde yattı tek yatan ismail beşikçi değildi. Yaşam koşulları diyorsanız gelin Ankara'nın istanbul'un yakın köylerinin haline bakın bu gerçekleri bir kenara bırakıp mazlum edebiyatı yaparak Türk devletin Kürtler karşısında diz çökeceği günler uzak değil diyeceksin. Kusura bakmayın bunu hayal eden arkadaşlar *daha çok beklerler... Aslında bu tam anlamıyla azınlığın şımarıklığından başka bir şey değil... Yine bir alıntı yaparak konuya son noktayı koyalım...

Türkiye'de Kürt sorununa mümkün olan en insani açıdan bakan insanlar bile son günlerde büyük bir düş kırıklığı yaşıyor.

Ben artık bu davranışların, "Kürtlerin hakları" gibi haklı bir zeminden çıkıp, akılsızca bir "azınlık şımarıklığı" haline dönüştüğünü düşünüyorum.

Hiç çekinmeden de adını aynen böyle koyuyorum:

"Azınlık şımarıklığı..."

* * *

Şımarıklık, cezası şu veya bu şekilde, ama mutlaka verilen bir insan zaafıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin aklı başında Kürt vatandaşlarının, bu şımarık azınlığın yol açtığı ve açacağı sorunları çok iyi gördüğüne inanıyorum.

Şımarık azınlıklar, günlük isyanlarının kalıcı bir sonuç alacağını düşünürler.

Oysa dünyanın bu bölgesinde, şu anki konjonktürün, sadece ve sadece Amerika'nın buradaki varlığı ile korunabilen geçici bir denge olduğunu düşünmezler.

Yarın bir gün ABD, Vietnam'dan çekildiği gibi Irak'tan da çekildiğinde, buralarda eski çoğunlukların öfkeleriyle baş başa kalacağını hiç düşünmez.

Şımarık azınlık, yarın İran'la, Suriye ve Irak'ın Araplarıyla baş başa kaldığında, sığınacağı tek koruyucunun yine Türkiye olacağını aklının ucundan bile geçirmez.

* * *

Hadi sokaktaki o işsiz güçsüz genç bunları düşünmez.

Peki lüks odasında maroken koltuklar üzerinde poz veren Diyarbakır Belediye Başkanı'ndan daha farklı davranması beklenmez mi?

Başka türlü davransa, hem o şımarık azınlık için, hem de Diyarbakır'ın sessiz sakin insanları için çok daha yararlı sonuçlar alınabileceğini hiç mi düşünmez?

Ama dünya konjonktürü böyle.

Çoğunlukların huzurlu bir hayat hakkını bir saniye bile düşünmeyen güya "sivil toplum örgütleri" o aktif azınlıkları şımarta şımarta bugüne getirmiştir.

"Şımarık azınlıklar" artık günümüz toplumlarının ortak belasıdır.

Hayatın her alanındaki şımarıklıklar, inşallah bütün dünyada otoriter, hatta totaliter duyguları körüklemez... http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=4177646&tarih=2006-03-31

dilaver
26-02-2008, 18:27
Sayın Sahin bu olayın o kadar dallanıp budaklanacak, öküz altında buzagı aranacak sayfalarca yazılacak tarafı yoktur. Olay son derece nettir. Kürtler dediginiz gibi bu ülkede Kürtlüklerini reddederek her şey olabildiler. Cumhurbaşkanı bile olabildiler. Ancak bir tek Kürt olamadılar. Meselenin özü budur. Kürtlerin Türk degil de Kürt olabilmesi. Onlar kendi kimliklerini istiyorlar. Türk degil de Kürt olduklarının yasal olarak kabulünü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin eşit statüde Kürt kökenli vatandaşları olmak istiyorlar.

* * Bu zamana kadar Kürt kimligi yok sayıldı, başka bir başlıkta da bir vatandaşımız Kürtlerin Türk oldugunun kanıtlarını yayınlayacakmış. Yayınlasın bakalım. Tüm tarihimiz boyunca zaten bunlar yayınlandı ve Kürt yoktur dag Türkü vardır denildi. Geldigimiz noktada ise Kürt realitesi en yetkili agızlar tarafından bile kabul ediliyor.

* * *Kaldı ki bir insan kendini ne olarak tanımlıyorsa odur. Ben Türküm diyorsa Türktür, Rumum diyorsa Rumdur. Etnik kimlikler sadece cografyadan ileri gelen kimliklerdir ve insanlıgın evriminde degişik etnisiteler yoktur. Degişik tarihlerde deişik göçler ve toplumların bir arada o cografyaya ve topluma has diller geliştirmeleri bu farklılıga yol açmıştır. Bu yüzden kimseye kendi kafanıza göre bir etnik kimlik biçemezsiniz. Olguları gözlemlendigi gibi tanımlamak gerekiyor. Kürde de Kürt demek ve yasal haklarını vermek gerekiyor.

* * *Bugün devlet bile bir takım utangaç adımlar atabilmiştir ama bunu zorla yapmıştır. Bu adımlar baştan atılmış olabilseydi ne bunca kan dökülürdü ne de bu kadar ekonomik kayba ugranırdı. Bakın yukarıda Tarhan Erdem'in güzel bir yazısını astım. Orada yapılan sadece Almanya yerine Türkiye, Türk yerine de Kürt sözcüklerini koymaktır. Türkler için Almanyada istedigimiz hakları Türkiyede Kürtlere tanıdıgımız an kan da durur, gözyaşı da.

* * *Hiç bir şey bir gencin yaşamından daha önemli olamaz. Kanı durdurmak kolaydır, yeter ki istensin. Kürtler Kürt olmak istiyor ve Kürt kimlikleri ile Cumhurbaşkanı, genelkurmaybaşkanı vs olmak istiyor. Bu çok açık degil mi. Bunu da yüzyıllardan beri istiyorlar. Abd yokken de istiyorlardı, şimdi de istiyorlar. Bu yüzden 28 kere isyan etmişler, bastırılmış, şimdi ise 29 cuya kalkışmışlar. Bu da bastırılabilir ama bunun sonu yok.

* * * Bu iforumun orta sayfalarına dogru olan yazımı okursanız orada gerekçeler de var, çözüm önerileri de. Tekarar tekrar yazmaya gerek yok.

* * * *saygılarımla

sahin
26-02-2008, 19:14
Sn. Dilaver,

Yapmayın Allah aşkına bu olayın o kadar dallanıp budaklanacak, öküz altında buzagı aranacak sayfalarca yazılacak tarafı yoktur. Olay son derece nettir diyorsunuz fakat işi kimliğe bağlıyarak hala geçiştiriyorsunuz.

Yazımda yer verdiğim Hasan Bildirici'nin ''Türk ırkına dayalı devletin Kürtler karşısında diz çökeceği günler çok uzak değil.'' cümlesi ile ilgili tek bir kelime etmiyorsunuz. Biz öküz altında buzağı aramayalım ama bu cümleyi ne yapacağız...

Benim yazdıklarım açık, Lozan anlaşmasında Kürtler de Türkler gibi Türkiye Cumhuriyetinin asli unsuru sayılmışlardır... Sadece onlar mı; Çerkezler, Çeçenler,Arnavutlar,Boşnaklar, Lazlar,.. yani Türklük üst kimliğini kabul eden herkes bu kategori içinde yer almıştır... Anlaşmanın yapıldığı evrelerde ve daha sonrasında ne Kürtlerden ne de diğerlerinden “bizi de azınlık statüsüne sokun!” diye bir talep gelmemiştir...

Zaten Atatürk ve cumhuriyeti kuran “irade” Türk Kürt ayrımını düşünmemiştir bile. 1000 yıllık bir birlikteliğin getirdiği evlenmeler,karışmalar sonucu bu ayrımı yapmayı mümkün kılamıyor... Cumhuriyet Türkiyesinde geçmişte olduğu gibi bugünde de kamu yönetiminde insanlar görev alırken hiçbir zaman etnik yapı gözetilmemiştir. Bilakis; kırsal kesim olmasından,kış şartlarının tarıma elverişli olmamasından dolayı kendisini Kürt hissedenlerin kamu yönetiminde yoğunluklu olmaları bunun en güzel örneğidir. Türkiye Cumhuriyetinin en yüksek tepesine oturan bir cumhurbaşkanının “ben Kürdüm” diye öğündüğünü geçmişte görmüştük...

TBMM başkanları Kürtlerden de seçilmedi mi? Başbakanlardan Kürt kökenli olan bir sürü... Genelkurmay başkanlarından yok mu? Bakanlardan uluorta uluorta Kürtçe konuşarak Kürt olduklarını söyleyenler hala mevcut...Parlementoda Kürt kökenli milletvekili sayısını biliyormusunuz ?... Devletin kurumlarındaki müdür,şef amir ve memur kadrosunda bir çok Kürt görev almıyor mu ? Odalar,borsalar,dernekler ve bunun gibi kuruluşlardaki Kürt yöneticilere ne diyeceksiniz? Ve en önemlisi Türk Silahlı kuvvetlerinde General/Amiral, subay ve er olarak askerlik yapan, bunu yaparken de başta İstiklal savaşı olmak üzere, içerideki isyanlarda,Kore de,Kıbrıs da ve bölücü örgütlere/PKK/ ya karşı savaşan ve şehit düşen askerler içinde Türk- Kürt ayrımı varmı?...

Ekonomik zorluklar sonucu intihar edenlerin kimlikleri soruluyor mu? Güneydoğuda kolluk kuvvetlerinin “zulmünden” bahsedenler Ege de aynı şikayeti yapanların olduğunu bilseler iyi olur...

Yoklukta eşit değilmiyiz ? Varlıkta Kürt kökenli zengin iş adamları daha yoğunlukta değilmi? Aynı okullarda aynı sıralar paylaşılmıyormu? Hizmet almada Manisa’nın Yunt Dağı, Demirci,Selendi... Muğla nın İzzettin, Dodurga köylüleri, inanınki doğudaki köylerden geri kalır tarafı yoktur...Yozgat’a gidin,Çorum a gidin, Kastamonu’ya gidin buraların Pülümürden farkı varmı ? İnançta bir sıkıntı varmı?

Tüm bunlar Kürt Türk ayrımının olmadığın varlık ve yoklukta,nimet ve külfette, hizmet ve adalette eşit olduğumuzun bir kanıtıdır..

dilaver
26-02-2008, 22:39
Sayın sahin, Hasan bİldiricinin ne deyip ne demedigi beni ilgilendirmiyor. Siz dilaverin fikirlerini ögrenmek istediyseniz ben onlara cevap veriyorum. Hasan bildiricinin ise kendisi ile *muhatap olun.

* *Anlamıyorsunuz ve anlamamkta da direniyorsunuz. Bu ülkede Kürt kimligi ile kimse bir şey olamamıltır. Ancak Kürtlügünü inkar ederek ve Türküm diyerek bir yerlere gelebilmişlerdir. Sorunun özü de budur. Bakın sayfalarca yazdım. Bu ülkede Kürtçekonuşana kelime başı 5 krş ceza verilmiştir. Bu mu Kürt kimliginin kabulü.

* *Bana ben türk degil de Kürdüm diyen bir örnek gösterinki yeri cezaevinden başka bir makam olmuş olsun.

* *Şimdi yarın Kürtler Irakta bir kürt devleti kursalar ve deselerki bu ülkede yaşayan herkes Kürttür, Türkmenler de sizin mantıgınıza göre bunu kabul etmek sorundalar. Ve Kürt üst kimligi altında yaşamak zorundalar öyle mi. İşte tam da olan budur. Türkmelerin Kürt olmasını kabul ediyor musunuz. Aynı mantıkla Barzani çıkacak ve diyecek ki Demokratik Kürdistanda yaşayan herkese Kürt denir.

* * saygılarımla

Safirat
27-02-2008, 02:00
Şimdi yarın Kürtler Irakta bir kürt devleti kursalar ve deselerki bu ülkede yaşayan herkes Kürttür, Türkmenler de sizin mantıgınıza göre bunu kabul etmek sorundalar. Ve Kürt üst kimligi altında yaşamak zorundalar öyle mi. İşte tam da olan budur. Türkmelerin Kürt olmasını kabul ediyor musunuz. Aynı mantıkla Barzani çıkacak ve diyecek ki Demokratik Kürdistanda yaşayan herkese Kürt denir.

Ne kadar sığ ve yüzeysel bir mantık böyle.

Sizin anlamadığınız şey Türklüğün bir milletin adı ama Türkmenlik ile Kürtlüğün ise bir etniste olduğudur.

Etnisiteler milli kimlikte kaynaşırlar.

Dünyada bünyesinde etniste barındırmayan bir millet yoktur. Almanlar için de bu böyledir Fransızlar için de.

Öyle olmasa idi Fransa'da Keltler, Flamenler, Brötonlar Faransız değiliz Brötonluyuz, Keltiz, Flameniz derlerdi. *Ama orada bunu söyletmezler de. Çünkü Avrupa demokrasisinin bittiği yer etnik siyasetin başlaığı yerdir. Asla ve katta etnik siyasete izin vermezler. Verdikleri anda bunun bölünmeye doğru giden bir adım olacğını da çok iyi bilir Avrupalılar. Hele hele Belçika örneğinden sonra...

Kısacası Türk olduğunu ister kabul et ister etme. Zerre kadar biz Türklerin umrunda değildir.
Biz Türkler egemeniz. Türk değilsen egemen olana tâbi olursun ve bir yabancı gibi yaşarsın ve de şikayet etme hakkın olmaz. Ben gel Türk ol demişim sen reddetmişsin. Günah benden gitti.
Ne halin varsa gör, derler adama.

Almanya'daki Türkler gibi efendi efendi yabancılığını yaşarsın. O da ikinci sınıf vatandaşlık demektir. Ama bir farkla: Onlar yüzsüzlük yapıp Almanya hem Almanların hem Türklerindir demiyorlar. O kadar yüzsüzlük de zaten biz Türklerin karakterinde yoktur, Almanların karakterinde de hoşgörünün bu kadarı yoktur.

sahin
27-02-2008, 02:13
Kendi söylevlerinizde bir yazar oldumu hemen yazıyı asıyorsunuz bana oku diyorsunuz. Aynı düşüncelere sahip başka bir yazar bulup getirdiğimizde de Hasan Bildirici beni ilgilendirmez kendisi ile muhatap olun diyorsunuz.

Kürt meselesinin neden yıllardır çözülemediği çok açık. Yoklukta eşit değilmiyiz ? Varlıkta Kürt kökenli zengin iş adamları daha yoğunlukta değilmi? Aynı okullarda aynı sıralar paylaşılmıyormu? Hizmet almada Manisa’nın Yunt Dağı, Demirci,Selendi... Muğla nın İzzettin, Dodurga köylüleri, inanınki doğudaki köylerden geri kalır tarafı yoktur...Yozgat’a gidin,Çorum a gidin, Kastamonu’ya gidin buraların Pülümürden farkı varmı ? İnançta bir sıkıntı varmı?
Sayfalarca yazıyoruz hepsini görmezlikten gelerek aynı klişe söylevlerle cevap veriyorsunuz.

Amerika talabani ve barzaniye gibi iki kaypak adama güvenecek Irakta kürt devleti kurduracak çok beklersiniz... ABD PKK'yı *kullandı işi bitti ipini TSK'ya çektiriyor. Talabani ve Barzaniyi kullandı işi bitti bir iki ay sonra o görevide yerine getirecek birilerini bulur...

Tarih boyunca kürtler hep birileri tarafından kullanılmıştır önceki yazılarımda vermiştim. O yüzden yarın sığınacak limanınız yine Türkiye olacak başka gidecek yeriniz yok dedim ama sakalımız yokki derdimizi anlatamıyoruz.

ozgurche21
15-03-2008, 10:46
yaww ancak aptallar onundekı dıregı gormez kürt meselesını gormeyenlerde aptal bır varlıktan oteye gıdemezler

imhotep
15-03-2008, 13:10
Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı'nın güzel bir sözü vardı. Farklılıkları öne çıkarmak istiyorsanız buyrun size Yugoslavya, benzerlikleri öne çıkarmak istiyorsanız buyrun size Mustafa Kemal Türkiyesi ! demişti...

Kürt Sorunu ! Nasıl bir sorunmuş bu ve çözüm olarak ne istenmekte ?

Ve de önemli bir nokta da Ulus ! Ulus ne demektir ? Uluslar nasıl oluşur ? Temellerinde ne vardır ?

Etnik temelle bu konuya bakacak olursak duvara toslarız. O karşı olunan ırkçılıkta kendimizi buluruz. Soğuk kanlılıkla ve evrensel-yerel gerçeklerle bu olayı incelemek daha yerinde olacaktır.

Saygılar

billguavera
18-03-2008, 04:36
birincisi arkadasım byspy bu dediklerinin kanıtı nerde acaba sorabılırmıyım ahmet kaya bence türkiye ve kürdistana gelmiş saygıdeger *sanatçılardan biridir o durki bu savasın durması için senden benden çok mücadele etmiş bir kürt kökenli türkiyelidir acıkçası senin sölediklerin sözlerden sadece milliyetçiliği çıkarıyorum *şuan ki buanki milliyetçilik degil hpsi *herzaman kan ve siddet dogurmuştur kökenini *bilmeden nerden biliyosun sen kendin türk oldugunu sunu da söleyim beni kürt sana bilirsin ama bildigim kadarıyla arap kokenliyim
pkk sorunu kurt sorununun bir alt baslıgıdır aslolan kurt sorunudur.pkk basta sosyalist bir kimlikle ortaya çıkmış daha sonra etnik milliyetçiliğe dönmüş bir örguttur sunu *da sölemeliyimki bu etkiye tepki meselesidir bununda sebebi asırı türk milliyetçiliğidir yıllardır yok sayıldılar çunku;'' karadenizli bi arastırmacının gittim gördüm kürtler vardır dedikten sonra 93 yıla hapsedilmesi sadece bu sebepten hapsedilmesi sizce ne kadar dogru artı kürt sorununa çözum için su alıntıyı okumanızı rica ederim evrensel gazetesinden alıntı yapıldı
*Prof. Dr. Tahsin Yeşildere (Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı):
Kürt sorununun çözümü için öncelikle demokratik bir açılım ve siyasi adımların atılması lazım. Kürt sorununun var olduğuna dair Türklerin karar vermeleri gerekiyor. Yasaklar zincirinin ortadan kaldırılması lazım.
Hükümet ve iktidar oy toplamak için bildik şeyleri yıllardır söylüyor, muhalefet soruna sıcak bakmıyor, adım atılmıyor ve sorun ortada duruyor. Sorunun çözümü için demokrasinin önü açılmalı, birey hak ve özgürlükleri geliştirilmeli. Kültür ve eğitimi öncelikle ele almak gerekir, seçmeli Kürtçe dersler okutulmalı, üniversitelerde Kürdoloji Enstitüsü kurulmalıdır. Kürtlerin, tarihlerini ve kültürlerini araştırmaları için adımlar atılmalıdır. Bölge halkının demokratik açılımlarla özgürce düşüncelerinin ifade edebileceği kanallar sağlanmalı, 301. madde kaldırılmalıdır. Yıllardır siyasi partilerin kapatılması Türkiye’ye fayda getirmedi. Siyasi partilerin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bölgede kişilerin kendi dillerini özgürce kullanabilmesinin, yayınlar yapmasının, yazılı ve görsel medyada yer almalarının önünün açılması gerekir. Yerel yönetimler desteklenmeli, kitle örgütleri ile eğitim programları düzenlenmelidir. İlk aşamadaki değişimlerin ardından siyasi ve ekonomik adımlar atılabilir. PKK’nin varlığının terör olarak değil siyasi olarak düşünülmesinde fayda var. Bölgede yatırım ve istihdamların gerçekleştirilmesi, ekonomik yatırımların hızlandırılması gerekiyor.

Barış ve huzuru sağlayacak bir çözüm yaratılmalı

Ümit Kardaş (Emekli Askeri Hakim)
Türkiye bölgesel farklılıkları kaldıramamış, asimilasyonda başarılı olamamıştır. Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında, siyasal çoğulculuk, temsil ve katılım anlamında sınırlamalar bulunmaktadır. Kültürel çoğulculuk yoktur. Bölgesel kimlikler üzerinde baskı bulunmakta ve abartılı hassasiyetler yaşanmaktadır. Bölgesel kimliğe hukuki değer tanıma konusunda geri bir anlayış vardır. Kürt sorunu açısından çıkmaz burada yaşanmaktadır. Bölgelerin bölgesel kimlikleri bulunabilir. Bu durumda söz konusu bölgesel kimliklere hukuki değer vermek gerekir. Siyasal birlikle bölgesel taleplerin yeni bir sentezine gitmek zorunludur. Bölgesel devletlerden İspanya’da 17 özerk siyasi bölge bulunmaktadır. (Katalonya, Bask, Galisya, Valensiya gibi) İspanya’da özerk topluluklar Almanya’nın federe devletlerinden daha geniş bir yasama yetkisine sahiptirler. Yine İtalya’da 20 özerk siyasi bölge vardır. Her iki devlet de üniter devlettir. Bu bölgelerin anlamı belirli bir coğrafya parçasında yaşayan ulusaltı bir halkın siyasal varlığının ve yaşadığı coğrafi sınırların tanınması ve bir kısım siyasi ve idari yetkilerin bu bölgeye aktarılmasıdır. Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş, diğer taraftan da siyasal bölgelerin varlığı tanınmıştır. İspanya’da ulus milliyetleri barındırır, İtalya’da Sicilya parlamentosunun yasama yetkisi ulusal birliğe engel değildir. Siyasetçilerin, sivil örgüt temsilcilerinin, bilim adamlarının ve bölgesel kimliğin temsilcilerinin bir araya gelerek yukarıda belirttiğimiz modelleri ve özellikle tarihsel süreci, deneyimleri ve ülke coğrafyasının özelliklerini, bölge ekonomisini göz önüne alarak ülke coğrafyasında yaşayan tüm insanların barış ve huzurunu sağlayacak bir modeli yaratmaları kaçınılmazdır. Ancak bunun için öncelikle her türlü sorunun özgürce tartışılabileceği ortamı hukuki güvenceye almak zorunludur. Yani başta 301 ve 318. maddeleri kaldırarak ifade özgürlüğünü tam olarak sağlamak gerekir. İkinci adım toplumsal mutabakata dayalı bir anayasa yapılmalıdır. Bu anayasada yurttaşlık tanımı “Türkiye coğrafyasında yaşayan herkes ırk, dil, din ve kültür farkına bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır” şeklinde yapılmalıdır. Ayrıca yeni anayasa yerel özerklikleri tanımalı, yerel yönetimlerle merkezin yetki paylaşımını belirlemelidir. Yine anayasa insanların ve halkların kültürlerini, dillerini, geleneklerini ve haklarını korumayı garanti altına almalıdır. Ancak bu düzenlemelerden sonra barış ve ortak proje üretme süreci başlayabilir.

Safirat
18-03-2008, 13:25
Demokrasilerde haklar "bireysel" planda düzenlenir. Bireysel planda kültürel hakları talep etmek başkadır, bir etnistenin milli kimlik haline getirilip topyekün apayrı bir milli kimlikle siyasal yönetim elde etmesi bambaşkadır.


Bireylerin sendikalı olma veya sendika kurma hakkı vardır ama sendikaların siyaset yapma hakkı yoktur vb...

Devletin "etnik kör" olduğu gerçeğini hiç kimse unutmasın.

Devlet bireyleri muhattap alır, etnisteleri, cemaatleri değil

Aksi taktirde birey ezilir. Sadece etnsite veya cemaat içinde o cemaatin/etnistenin sağlayabileceği kadar hakları olur.

DTP'nin "özerklik" talabi apaçık bir "bölünme" talebidir. Ondan sonrası bütün Kürtler için meçhuldur. Özerklik iç işlerinde bağımsızlık demektir. Yani yarı-bağımsızlık anlamına gelir ve tam bağımsızlık için bir geçiş aşamasıdır.

DTP bu talebi ile bütün Doğuyu Pkk'ya teslim etmek istemektedir. Ondan sonrası Pkk'nın yönettiği bir iç güvenlik birimi ve adım adım düzenli orduya geçiştir. Bir de emperyalistlerin her türlü desteği vereceğini düşünürsek çok kısa sürede çok güçlü bir ordu ile karşımıza çıkmaları demektir.

İki ayrı millet iki ayrı devleti meydana getirir.

Bize önerdikleri Çekoslavakya modelidir.

Kimlik siyasetinin girdiği her yer gelişmiş ekonomiye sahip olsa bile bölünmeye uğrar (Belçika gibi)

Biz bu tuzağa düşmeyiz.

Pkk ile mücadele aynı zamanda "kürtçülük ideolojisi" ile de mücadele etmeyi zorunlu kılar.
Bu ideolojik mücadelenin bütün alt yapsına sahibiz ama kullanamıyoruz.

Bence bizim asıl sorunumuz burada.

metalheart
18-03-2008, 13:42
billguavera,

kürdistan diye tanımladığın yer neresi ??
önce onu bir tanımlama !!
sonra ''bildiğim kadarıyla'' lafını bırak, soyun sopun neresi öğren , ondan sonra kimlik tartışmalarına gir..

dilaver
18-03-2008, 21:58
ben kavradıgım kadarıyla cevap vereyim. Kürdistan Kürtlerin yogun olarak yaşadıkları yer anlamına gelir. Bu konuda benim Kürt Meselesi başlıgımda tarihsel ve filolojik bilgi mevcuttur.

* *Kabristan nasıl kabirlerin oldugu yer anlamına geliyorsa Kürdistan kelimesine bu anlamı vermek gerekiyor. Yazarın iletisinden ben bu anlamı çıkarıyorum, elbette açıklama ve mana kendisine kalmıştır.


* *saygılarımla

metalheart
18-03-2008, 22:07
yahu dilaver abi
ya çok iyi niyetlisin yada ......
(noktalı yerleri birebir tartışırız)
almanya 'da yaşayan türkleri nüfusu 3.5 milyonu geçmiş.
türklerin yoğun yaşadığı yerlere neden türkistan , turkland falan denmiyor acaba ??
keza abd ' de farklı milletlerden insanların topluca yaşadığı yerlerde oralara neden farklı isimler verilmiyor ülke ismi gibi??
nereden biliyorsun dersen hem abd 'de hem de avrupa 'da uzun yıllar yaşadım..
ayrıca vartor'a da sorabilirsin ....

metalheart
18-03-2008, 22:14
türkiye içi *örnek vermek gerekirde karadenizde *yaşayan insanların yoğunluğuna göre lazistan dendiğini de duymadım....

dilaver
18-03-2008, 22:24
ben kelimelerden korkulmaması gerektigini düşünüyorum metal. Kelimeler sadece *algıların ifadesidir. Herkes de farklı algılayıp farklı ifade edebilir. Ben lazistan oldugunu duydum. Nereden dersen ilk mecli tutanaklarına bakarsın. Öldürülen Ali ŞÜkrünün nere mebusu *olduguna bakabilirsin. Hani şu meşhur topal Osman olayı. ( Bak burada isimleri karıştırmış olabilirim ) *:lol:

* *saygılarımla

metalheart
18-03-2008, 22:41
lazistanı duymadım derken cumhuriyet sonrasını kastediyorum...

(yoksa benim annemin dedesi o zamanki deyimle lazistanlı...
hem baytar miralay hemde polis ...kurtuluş savaşında cepheden dönmemiş)

dilaver
18-03-2008, 22:48
demek ki kullanılıyormuş, kullanılmakla da kıyamet kopmamış. Bundan sonra da kelimelerden dolayı kıyamet kopmaz, taa ki bir takım insanlar kelimeleri koparmaya çalıştıkları kıyamete bahane olarak sunmasınlar. *:lol:


* *saygılarımla

metalheart
18-03-2008, 23:18
dilaver abi
osmanlıyla cumhuriyet türkiyesini karıştırmayalım lütfen
anlam karmaşası yaratmanın alemi yok...
osmanlı yönetim şekli ile TC ' yi bir mi tutuyorsun ???

billguavera
19-03-2008, 18:35
evet soyumun tam olarak ne oldugunu bilmiyorum bunun için araştırma yapabılecegım derecede bı maddıyatada sahıp degılım o yuzden sanıyorum dedim kurdistanı bilmiyosan osenin sorunun osmanlı tarıhınde bile osm yöneticileri bugunki yukarı mezopotamya yani dogu anadolu güney doğuyu kapsayan ve ırakın kuzey bölumunu kapsayan bölgedır ac osm tarıhını bak orda *kurdıstan vilayetini göruceksin zati bu arada sen kesın olarak biliyosan hangi soya sopa ait oldugunu *kanıtlarıyla sun bakalım türkiyede türküm diye geçinenlerin veya kurt her neyse tam olarak belli deildir bunu da bil kolay bı arastırma degil zati bu kimse ben saf turkj ırkına baglıyım da diyemez ole bi tutanaklarada rastlamak binde birdir

metalheart
19-03-2008, 20:30
osmanlı devrinde mi yaşıyoruz??
geçmişe yönelik özlemlerin mi var ??
türkiye cumhuriyetinin farkındasındır umarım..
tarihi bırakıcaksın bugüne bakacaksın..
aç oku geyikleriyle olmaz bu işler...
türkçe kullanım kılavuzunu da yanına al yazı yazarken...

senol
21-03-2008, 20:37
sayın dilaver kardeş ,o kürt düm ben türküm ,ötekinin lazım demesi acaba insanlığı ortadan kaldırıp başka mükemel insan ırkımı ortaya çıkarıyorki ,illede isimler koyarak ayrımlaşmak kime hizmet eder. o ayrımlaşmalar toplumları nereye taşıyıp birbirlerini yok etme noktasına vardırılmıştır, lütfen bu sitenin değerli kişileri olarak bu ayrışmalara ,yok bundan kıyamet kopmaz gibi ucuz ve basitmiş gibi tezlerle hafifleştirmeyelim. ne dersiniz

senol
21-03-2008, 20:56
sayın beyler ırlar arası birbirine üstünlüğü neler olabilir varki üstün olsun nolmuş daha çokmu yaşıyor öldüğünde inanıyorsa gidecekleri yerde rahat edecekleri mevkileremi getiriliyor boş konular bunlar bence dünyadaki tüm değerler bir avuç kişiye hismet ederken insanlarıyla ,bitkisiyle, hayvanıyla,yaşam yaşanırlıktan çıkıyor bir bakın gelişmemiş ülkelere sorunların diz boyu olduğu görülür kısaca yaşam bizler için kous ortamına sokularak anlamı olmayan ömür sürdürülür boyuta vardı kanısındayım bu yazıyı yazmak yerine yarın kaç ağaç dikmek olumsuzlaşan doğamızı ne yapabilirliği düşünmek daha güzel olurdu kardeşler. hepinize iyi akşamlar

senol
21-03-2008, 20:59
bu arada ben orta terk biriyim yaşım 47 yazılarımda imla söz konusu yok olmasından ötürü kusuruma bakmayın lütfen .

thunderpoint
21-03-2008, 21:11
Sevgili şenol,

Bizim için kusur, 'rutin eğitimi terketmekte' değil, 'insani ve ahlaki eğitimi reddetmekte'dir..

Sevgiler...

senol
21-03-2008, 21:11
şu anda kasım koyuncunun *şarkısı olan ayrılık *beni yeterince rahatlatıyor sizlerde dinlemelisiniz tavsiye ederim ayrıca önümüzdeki sorunlar içinde moğolların birşey yapmalı türküsünü dinlemek çok şeyi anlatıyor sanırım birşey yapmak adına hepimizin

Aydinlik70
06-04-2008, 12:15
Kürt meselesi konusu konusunda TuranDursun yönetimlerinin görüslerini merak ediyorum. Türkiye sizce bölünmelimi veya sizin görüsleriniz nedir?

dilaver
22-05-2008, 12:05
Kürt Sorununda Çözüm Mitingi
Türkiye Barış Meclisi tarafından, 1 Haziran 2008, Pazar günü İstanbul’da
gerçekleştirilecek olan “Kürt Sorununda Çözüm Mitingi”nin kamuoyuna
duyurulması amacıyla 7 Mayıs 2008 Çarşamba günü, saat 11.30’da Taxim Hill Otel’de bir basın toplantısı düzenlenmiştir.

Toplantıya Doğan Tarkan (DSİP Genel Başkanı), Emine Ayna (DTP Eş Başkanı), Filiz Koçali (SDP Genel Başkanı), Hüseyin Yeşil (TMMOB 2. Başkanı), Hüsnü Öndül (İHD Genel Başkanı), İsmail Hakkı Tombul (KESK Genel Başkanı), Metin Bakkalcı (TİHV Genel Sekreteri), Nazmi Algan (TTB İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi), Ufuk Uras (ÖDP Genel Başkanı), Sabri Topçu (EMEP Başkanlık Kurulu Üyesi) başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü, demokratik kitle örgütü temsilcisi katılmıştır.

1 Haziran’da Kadıköy’de
Barışın Sesini Yükselteceğiz

Buraya sizleri barışın sesini bir kez daha duymanız için çağırdık. Savaşın
insanı tüketen, çürüten, bitiren cehennem karanlığı içinde barışın sesini.
Kürt sorununa demokratik, barışçıl çözüm isteyen bu ses 1 Haziran'da
İstanbul'da Kadıköy Meydanı'ndan yükselecek.

Türkiye Barış Meclisi, barışın sesini güçlendirmek, Kürt sorununun adil ve
barışçıl çözümü için kulaklarını tıkayan siyasi aktörlere Türkiye'nin
sesini duyurabilmek ve sorumluluklarını hatırlatmak için İstanbul'da
Kadıköy Meydanı'nda bir miting düzenliyor.

Mitingimiz Türkiye'de pek fazla örneği olmayan bir şekilde tek slogan
altında yapılacak.
Mitinge destek veren ve katılan tüm siyasi partiler, emek örgütleri, meslek
odaları, sivil toplum kuruluşları tek bir sloganı haykıracak: Yeter, Kürt
Sorununa Demokratik Çözüm İstiyoruz.

Kürt sorununun barışçı yöntemlerle çözülmesi için adımlar atılacağı sözü
verildi. Ancak siyasal iktidarın seçim sürecindeki bu sözüne rağmen
yaşadığımız şey yine şiddet, yine ölüm ve tırmandırılan milliyetçilik...
Bu şiddet, kaygı, belirsizlik sarmalı ve bunu kuşatan militarist söylem ile
bir arada yaşama isteği sistematik olarak aşındırılıyor.
Savaş ve çatışma herkesi dilsizleştirip sözü hükümsüz kılıyor.

Biz Türkiye'nin dört bir yanında örgütlenen Barış Meclisi üyeleri ve barışa
yandaş olanlar barış ve demokrasi konusunda siyasi kararlılık bekliyoruz...
Bu beklentimizin Türkiye'nin önde gelen emek örgütleri, sendikalar, meslek
odaları, dernekler ve siyasi partiler tarafından da destek görüyor olması
bize umut veriyor.

Şiddetle çözülemediği bunca acı pahasına görülen sorunları, barışçı
yollarla çözmek mümkündür ve çözüm, bizim de sorumluluğumuzdadır. Bin
yıldır bu topraklar üzerinde birlikte yaşayan bizler, çocuklarımıza kalıcı
bir barış bırakmak istiyoruz.

Öncelikle, devlet kurumlarından, çatışmaları ve ölümü değil, yaşamı
siyasetin merkezine alan bir açılım talep ediyoruz.
Kürt sorunu şiddet ve asayiş sorunu değildir. Kültürel, ekonomik, sosyal,
psikolojik, insani ve siyasal boyutları olan bir sorundur.
Tüm kültürlerin olduğu gibi, Kürt kimliği, dili ve kültürünün, kamu
yaşamının bütün alanlarına dahil olmasının önündeki yasal engeller
kaldırılmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü eksiksiz sağlanmalıdır.
Derin yoksulluk ve yoksunlukla gelen umutsuzluk kıskacının kırılmasına,
bölgeler arası ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin aşılmasına yönelik
politikalar hayata geçirilmelidir.
Kürt kimliğine sahip olan insanların siyasal alanda bu kimlikle
varolabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Özgürlük ve güven içinde yaşamak isteyen herkesi; şiddeti yaratan nedenler
üzerine düşünmeye, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla samimi bir şekilde
yüzleşmeye davet ediyoruz.
Ortak bir geleceğe umutla sarılabilmek için, yazgılarımızın birbirine sıkı
sıkıya bağlı olduğunu görmek zorundayız.
Aynı acıları aynı kaygıları paylaşıyoruz. Birbirimizin gözlerinin içine
utanmadan bakmak istiyoruz. Birbirimize sarıldığımızda korkmak istemiyoruz,
kardeşçe yaşamak istiyoruz.
Umudu BARIŞ olan herkesi 1 Haziran'da Kadıköy Meydanı'nda bekliyoruz.

Barış için, Kürt sorununda demokratik, barışçıl çözüm istediğini bir kez
daha duyurmak için!
Umudumuz barıştır.

Tertip Komitesi adına Murat Çelikkan

aparain
22-05-2008, 21:21
Tüm kültürlerin olduğu gibi, Kürt kimliği, dili ve kültürünün, kamu
yaşamının bütün alanlarına dahil olmasının önündeki yasal engeller
kaldırılmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü eksiksiz sağlanmalıdır.
Derin yoksulluk ve yoksunlukla gelen umutsuzluk kıskacının kırılmasına,
bölgeler arası ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin aşılmasına yönelik
politikalar hayata geçirilmelidir.
Kürt kimliğine sahip olan insanların siyasal alanda bu kimlikle
varolabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Sevgili dilaver; buraya kadar ulaşmak biraz zaman almış olsa da yazılanların hepsini okudum.Öncelikle sana yazılarındaki demokrat tavrından ötürü teşekkür ederim.

Bazı arkadaşlar, halen işi "kamuda, siyasette, okulda, üniversitede, askeriyede vs. yer alamıyor musunuz?dilinizi konuşmanıza izin verdik daha ne istiyorsunuz?" kabilinden sorularla algılamaya çalışıyorlar.Oysa ki sizin belirttiğiniz çok önemli bir nokta var:
Gerçekten de Türkiye'li Kürtler kendilerini ancak ve ancak sürekli olarak reddebilme becerileriyle orantılı olarak bir yerlere geldiler.

* O soruları soran arkadaşlarımız bugün halen, insanlarla sohbet ederken, "ben Türk değilim, Kürt'üm" dediğimizde insanların aşağılayıcı ve alaycı tavırlarından haberdarlar mı acaba?
*Cemil Meriç 'in bir sözü vardır:
"Bir kürdün kendisine kürt demesinin tek sebebi, bir türk'ün de kendisine türk demesidir."
Oysa gayet doğal bir kendini ifade etme biçimi olan bu yaklaşıma, uzun yıllardır süregelen politikalar sebebiyle sürekli "bölücülük, hainlik" tabanlı bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır.Bir insanın kendisini bağlı hissettiği en temel aidiyet duygusunu kelimelerle ifade etmesinden daha doğal ne olabilir ki?

*Halen üniversitelerin bırakın kantinlerini, önlerinde dahi öğrenciler sırf kürtçe konuştukları için öldüresiye dövülürken, bu ülkede kürt sorunu yoktur ekonomik sorunlar vardır; o da zaten ülkenin her yerinde vardır mı diyeceğiz?

*Size en basitinden bir örnek vereyim.Bugün, birer saatlik göstermelik yayınlar haricinde, hangi sürekli yayın yapan büyük radyolarda(bırakın tv'yi tv demiyorum bile) bir tanecik kürtçe şarkı çalınabiliyor, istek olarak istenebiliyor?Ayrımcılık yok diyenlerin,daha geçtiğimiz aylarda, kürt sanatçılardan birinin davet edildiği programda, şarkısının yarısı bile bitmeden, reklama girilip sonra da programın özür dahi dilenmeden bitirildiğinden haberi var mı acaba?Üstelik aynı sanatçının katıldığı saygın bir gazetenin balosuna şarkı söylemesi için çağrıldığı halde, sahneye çıkmadan hemen önce ilgili gazetenin genel yayın yönetmeninin "kürtçe şarkı söyleme de, hangi dilde söylersen söyle" dediğinden haberi var mı?Örnekleri dilediğiniz kadar çoğaltmak mümkün.

*Açılan kürtçe dil kurslarının ilgisizlikten kapatıldığı gibi asparagas bir haber insanlarımızın zihnine yerleşmiş durumda.Peki bu doğru mu?Elbette, hayır.Çünkü, o haber bültenlerinin hiçbiri bu kursların, nasıl da 3 günde bir baskınvari teftişlere uğradığından, o kurslara bu şartlarda devam eden insanların sürekli kimlik kontrolüne tabi tutulduklarından, hatta en olmayacak sebeplerden ötürü gözaltına alındıklarından bahsetmiyor ne hikmetse.

*Bu ülkenin çoğunluğu türk, öyleyse dil birliği açısından kürtler de türkçe konuşsun böylece problem bitsin" izahına gelecek yaklaşımlar insanları ortak değerlerde buluşmak yerine, ne yazık ki daha da ayrıştırmaya götürecektir.Bunu söyleyen arkadaşlardan, kendilerini yalnızca bir günlüğüne sürekli anadillerinin dışında konuşmayı, sürekli farklı bir dilde müzik dinleyip, kitap okumayı ve mümkünse internette de yalnızca o dille ilgili sayfalarda gezinti yapmalarını rica ediyorum.Ufak bir empati yapsınlar bakalım.Kolay mı, insanın sürekli olarak anadili dışında konuşmaya,okumaya, yazmaya zorlanması?

*Hele bir de şu; kürtlere hicret planları var ki hiç sormayın.Okuyun da görün ne demek istediğimi.Buyrun işte...http://www.stratejikboyut.com/news_detail.php?id=3651

*Bu arada şunu kesinkes söylüyorum.Kim ne derse desin, Türklük bir üst kimlik falan değil, başlıbaşına bir etnisitenin adıdır.Bunu anlamak için 1924 anayasasının 88. maddesinin meclise geldiği ve yasalaştığı hallerinin arasındaki farka bakmak yeterli.

88. madde:"türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle türk denir" der. Maddenin bu hali, cumhuriyetin, türklük ve vatandaşlığı bir ve özdeş bir kategori olarak algıladığı izlenimi verse de, durum bundan çok farklıdır.Aslında bu durumun böyle olmadığını tek bir şeyden,88. maddenin meclis genel kuruluna geldiği biçimle genel kurulda yasalaştığı biçim arasındaki farktan çıkarmak mümkün.

88. madde genel kurula, "türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın türk denir" şeklinde gelmiş, burada yapılan tartışmalar neticesinde, özellikle "gayrimüslümler" kastedilerek, türkiye ahalisinin hepsine türk denemeyeceği fikri ağır basmış ve neticede ahalinin tamamına, ancak vatandaşlık itibariyle türk denebileceği kanaatine varılmış ve madde böylece yasalaşmıştır.Diğer bir deyişle, 1924 anayasası, en başından " vatandaşlık olarak türklük" ve "vatandaşlıktan fazla bir durum olarak türklük" şeklinde ikili bir türklük fikrine ev sahipliği yapmış ve gayrimüslim ahaliye biçilen vatandaşlıkla sınırlı bir türklük olmuştur.Bu kesime dair, meclis görüşmelerinde de bizzat telaffuz edilmiş esas fikir şu:"onlar türk olamazlar."Burada ülkenin, türk olsun olmasın, müslüman ahalisi vatandaşlıktan fazla bir türklüğün içinde düşünüldü ve türk olmayan müslümanların türkleşebileceğine inanaıldı.BKZ. 27 mayısçıların kürtlere hicret planı.(link yukarıda)

*kürtlerin türklük karşısındaki anayasal konumunu da bu çerçevede görmek gerekir.1924 anayasasından beridir, cumhuriyetin mevzuatı kürtleri kural olarak türklük dairesinin içinde gördü, ve asimilasyon araçlarını devreye soktu.

sonuç olarak,

"kürtler, türkleştikçe memleketin diğer müslümanları gibi birinci sınıf yurttaşlık biçimlerini tecrübe ettiler."

sevgiyle kalın...

iceman
27-05-2008, 09:39
Şimdiki SAYIN başkabanımız bir şeyh'in önünde diz çökmüş,eLLerini öperken ki resmi daha vahim değiL mi sizce ? ahmet kaya ya şerefsiz diyenLer;miLLetvekiLi araya sokup ASKERLİKTEN kaçmak için çürük raporu aLan,her fırsatta VATAN,MİLLET,BAYRAK,SAKARYA diye mangaLda küL bırakmayan,kısacası KurtLar vadisi gençLiği !! siz çok ŞEREFLİSİNİZ degil mi?

dilaver
28-06-2008, 04:58
Son zamanlarda sitede birbirinden kırıcı polemikler yaşanmakata. Anlamsız bir biçimde bu polemiklerde yer alan ve birbirine en kırıcı bir biçimde söz söyleyebilen forum üyelerimizin tarihi tek bir bakış açısıyla degerlendirdiklerini gözlüyorum. Hemen her siyasi tartışmanın içerisine bir kere Kürt meselesi sokuluyor ve bundan sonra da kılıçlar çekiliyor.

Kürt meslesinin ya da Kürt örgütlenmesinin özellikle genç arkadaşlarımızla bilinmeyen fakat Kürt siyasi hareketinin temellenmesinde çok önem taşıyan bir dönemi var. Dogu Devrimci Kültür Ocakları veya Dogu Decrimci Kültür Dernekleri denilen bu örgütlenmeler çok önemlidir ve bir sürü şeyin anahtarını da içlerinde barındırırlar.

DDKO lar hakkında biraz bilgi vermeyi amaçlayan bu yazı şayet tarihe daha nesnel ve gerçekç bakmayı saglayabilirse amacına ulaşabilecektir. Bize dayatılan resmi tarihi sorgulayabilmek ve eleştirel bir süreçten geçirerek dogru olarak okuyabilmek her aydın insanın görevi ve amacı olmalıdır diye düşünüyorum.

II. Dünya Savası ve sonrasında Kürt milliyetçiligindeki uyanıs yeni bir evreye girdi. Bu “yeni” evre ve anlayıs önemlidir. O güne dek, Kürt hareketlerini feodal ve dinsel önderler yürüttüler. Oysa simdi yeni bir sosyal grup isin içine giriyordu. Kürt aydın ve okumusları ile Kürt küçük burjuvazisiydi bunlar. İran, Irak ve Suriye’de bu karakterdeki olusumlar Kürt demokratik haklarının mücadelesini verdiler. Türkiye’deki Kürtlerde henüz bir hareketlilik yoktu. Barzani Irak’ta, Qazî Muhammed İran’da ve Suriye’de ise Kürdistan Demokrat Partisi’ni kuracak olan ve çogu Türkiye’den göç etmis Kürt önderler partilestiler ve kültürel istemleri dillendirdiler.

1960’lı yıllar, basta Afrika olmak üzere dünyadaki sömürge halkların uyanıs ve kurtulus yılları. Onlarca yeni devletler olustu. Solcu ya da sola açık önderlerin yürüttükleri bu hareketler dünyayı ve bu arada Kürtleri de etkiledi. Bunlardan Seku Ture, Lumumba, Enkrumah ve Tom Emboye sayılabilir. Hindistan’da Gandi ve ardından Nehru etkiledi Kürt gençlerini. En masum ifadesiyle bu toplumlar gibi demokratik ve kültürel hakları düsünmeye basladılar. Süveys Kanalı’nı millilestirmek isteyen Mısır’ın Fransa ve İngiltere’ye karsı savasımı ve Cezayir Kurtulus Hareketi, Türkiye gençlerini ve bu arada Kürtleri yeni bir yasamı düsünmeye tasıdı. Kürt gençlerinin kendi kültürlerini koruma ve buna egilim göstermeleri, geceler ve gezilerde Kürt folklorunu savunmaları, Cegerxwîn ve Ehmedê Xanî’den siirler ögrenme çabaları, istihbarat örgütlerini pirelendirdi. Oysa Kürt sorununun tümden “halledildigi” sanılıyordu. Dünyada esen sol rüzgar da etkiledi. Cezayir Hareketi’nin genç kızı “Cemile” ilk kez uçak kaçırıyor ve Cezayir’in taleplerini Fransa’ya ve dünyaya deklere ediyordu.

ABD, Demokrat Parti’nin bekledigi ekonomik ve siyasi yardımları yapmayınca Basbakan Adnan Menderes Sovyetler Birligi ile flört yapmayı deneme noktasına geldi. Türkiye’de solcu bir Kürt hareketinin varlıgını ABD’ye göstermek üzere ABD Kültür Dernegi binasına patlayıcı madde atıldı. ABD ise santajı yutmadı ve hükümet daha zor durumda kaldı. Ekonomik yardım elde etmek için “Kürt tehlikesi” yaratılmak istendi. İnandırıcı olmayan bu sanal olaylardan sonra 50 Kürt üniversiteli genç ve aydın tutuklandı. Onlardan Mardin’li Emin Batu hücrede ölünce, kalan 49 kisiden ötürü olaya 49’lar Olayı dendi.49’lar Olayı’nın arkasında örgütlü bir durus yoktu. Tek tek ve baglantısız konumdaki Kürt yurtseverlerinin iliskilerinden kaynaklanmıstı olay.

1965 yılında Kürdistan Demokrat Partisi kuruldu Türkiye’de. Gençler KDP’den çok TİP çevresine kaydılar. Üniversite gençligi henüz ayrısmamıstı, Kürt kökenlilerle Türk kökenliler birlikte hareket ettiler. Kürtler demokratik haklarını ve gelecegi bu müsterek ortamda da savundular. Türk kökenliler de Kürt taleplerini sosyalist bir anlayısla, yetersiz de olsa savundular. Ne var ki, sosyal gelismeler ve düsünceler giderek daha ileri noktalara tasınırken TİP içinde görüs ayrılıkları basladı, Kürtlerde ise KDP ve TİP çevrelerinde yer alanların karsılıklı elestirileri söz konusu oldu. Kürt haklarını legal alanlarda giderek solcu gençlerin ve TİP’lilerin öne çıkardıkları görülüyordu. Kürt demokratik hakları konusunda TİP ve Fikir Klüpleri Federasyonu (Sosyalist Gençlik) yeterli degisimi gösteremediler. Oysa Kürt talepleri ve üniversite gençligi giderek yükselen bir trende sahipti. Ayrı örgütlenme ve daha ileri talepler DDKO’ların kurulmasının ortamını hazırlayacaktır. Bütün bu degisim ve yasananlardan DDKO’lar çıkacaktır. Sosyalist ya da sosyalizme açık Kürt yurtsever gençliginin örgütleri diyebiliriz bunlara. Kürt kökenli üniversiteliler FKF’nin dısında örgütlenmeyi düsündüler ve sonunda gerçeklestirdiler. Sagcı Kürt önderler, gençleri tatmin edecek ve halka umut olacak mesaj veremediler ve projeler sunmadılar, böylece ortam DDKO’ların olusturulmasına uygunluk gösterdi.

1967-69 yıllarında, seri halinde gerçeklestirilen bu mitinglere ulusal basın “Dogu Mitingleri” nitelemesi yaptı. Kürtlerin Anayasal düzeyde “hak arayısı” seklinde algılamak gerekir bu mitingleri. Sosyal esitsizligi ve kimlik mücadelesini ifade ettiler. “Dogu” ve “Güneydogu” seklindeki söylemlerle “Kürtler” dile getirildi. İlki Silvan’da (13.8.1967) ve ikincisi Diyarbakır’da (3.9.1969) yapıldı. Kürt il ve ilçeleri sıraya girmislerdi. Siverek, Batman, Tunceli, Kozluk, Agrı, Ankara, Suruç, Hilvan, Varto ve Lice mitingleri yapıldı. O güne dek bu denli büyük kitleli toplantılar yapılmamıstı. Devlet yöneticilerinin yakın izlemeye aldıkları mitingleri TİP’li ve KDP’li Kürtler birlikte düzenlediler, halka moral veren ve her iki tarafın karsılıklı olarak birbirlerini anlamaya çalıstıkları bir ortam olusmustu. Sloganlar düsündürücüydü: “Batı’da kurdela, Dogu’da yol kesilir”, “Millet aya Dogulular yaya”, “Dinlerim, direnirim hakkı tutar kaldırırım”, “Bazoka degil fabrika isteriz”, “Petrol kanımızdı onu da aldınız”, “Batıya fabrika, yol; Doguya komando, karakol”. Bunlar ancak sloganların küçük bir bölümüdür. Daha da düsündürücü olanları vardı. TİP Genel Merkezi mitinglere büyük ilgi gösterdi. Aybar, Behice Boran, Nihat Sargın, T. Ziya Ekinci bizzat katıldılar. Yereldeki TİP’li Kürtler zaten düzenleyiciler arasındaydılar. KDP’nin yerel önde gelenleri de öyle. Diger partilerin Kürt parlamenterleri ilgi göstermediler ve katılmadılar. İsmail Besikçi Dogu Mitinglerini özel çalısma konusu yaptı. Olumlu bir ortam ve birliktelik saglanabilecegi düsüncesi gelisti. İskan Azizoglu, Silvan’li bir parlamenter olarak gelismelerin yanında yer aldı.

Nitekim TİP, 12 Mart Askeri Cuntası’ndan önce yapılan 4. Olaganüstü
Kongre’sinde “Kürtlerin varlıgını” kabul eden ve dilleri üzerindeki baskıları kınayan bir kongre kararı aldı. Esas nedeni bu karar olmasa da, bu eylem gerekçe gösterilerek parti kapatıldı.

Gençlik örgütü olan Fikir Klüpleri Federasyonu (FKF) ve sosyalist TİP ve sendikalardaki Kürtler, bu örgütlerde yeterince temsil edilmedikleri ve demokratik Kürt haklarının dikkate alınmadıgı gerekçesiyle giderek “ayrı örgütlenme” anlayısını yer yer dile getirdiler. En canlı tartısmalar FKF’de oldu. Kürt kökenli gençler giderek ayrı örgütlenme noktasına geldiler. DDKO’lar bu anlayısın gelismesi sonucunda olustu denebilir.

1908 Mesrutiyeti’yle baslayan bir Kürt örgütlenmesi vardı.. İstanbul’daki Kürt aristokrat önde gelen aileler ve üst düzey bürokrasi içinde yer alan Kürt önderler Kürt Terakki ve Teavvün Cemiyeti’ni kurmuslardı. Kurucular feodal, aristokrat ve dinsel ileri gelenlerdi. Çogunun 1908 Burjuva Mesrutiyet Devrimi’ni yapan İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle iliskileri vardı. Sempati duymuslardı. Kısaca söylersek; “kültürel istemli” bir Kürt hareketiydi. Ayrı siyasi istemleri yoktu. Kürt kültürü, dili ve adetleri serbest olmalıydı. “Kültürel kimlik” söz konusuydu. Dikkat çekicidir; on yıl sonra 1918 sonlarında hemen hemen aynı kadronun kurdugu Kürdistan Teâli Cemiyeti ise artık “siyasi bir kimlik” pesindeydi. Bir bölümü siyasi bagımsızlık ve bir kısmı ise Osmanlı Devleti’ne baglı bir özerklik taraftarıydılar. Çünkü artık Osmanlı Devleti yok oluyordu ve her topluluk basının çaresine bakıyordu. Kürtler de öyle. TKDP ise 1965’te kuruldugunda, Kürt dilini ve kültürünü savunuyordu. Ayrılma gütmüyordu Türkiye’nin bütünlügü içinde, Kürtlerin gelisimini ele alıyordu. Daha ileri Kürt talepleri olmasına karsın, bugün tüzük ve programını inceledigimizde rahatlıkla illegal degil de legal bir parti konumunu alabilirdi diyebiliyoruz. Gelelim DDKO’lara; Türkiye’nin bütünlügü içinde, daha çok Kürtlerden olusan, Kürt demokratik ve anayasal haklarını savunan gençlik örgütleridir. Siyasi parti degiller. Ne var ki, talepleri birçok siyasi partilerin istemlerini asan demokratik ve ileri istemlerdir. Dogu ve Güneydogu’da hükümetlerin baskı ve siddet uygulamalarına karsı çıkılır, hukuki ve siyasi önlemler alınması için mücadele edilir. Asker, jandarma ve polis baskılarına karsı halkın hak talepleri savunulur. Diger sag Kürt grupları ile TİP’liler bu DDKO’lu gençler kadar aktif olamadılar. 1970’lere gelindiginde ve sonrasında ayrısan sosyal gruplar örgütlenme arayısına girdiler. DDKO’ları, Dogu Mitingleri’ni ve TİP deneyini yasayan Kürtler 1974 sonrasında Genel Af Yasası’yla cezaevlerinden çıktılar. Cezaevleri tüm tutuklularda degisikliklere neden olmustu. Degisik sekilde örgütlenme anlayıs ve geregini hisseden kadrolar, illegal örgütlendiler ve buna uygun dergi ve derneklerin çevresinde toplandılar. Bu Kürt örgütlerinin büyük ideolojik farkları yoktu, küçük nüansları abartıp mücadele ettiler.

Daha sonra 1971 yılının ilk aylarında Diyarbakır, Silvan, Ergani, Kozluk ve Batman DDKO’ları kuruldu. Tüm Ocak’ların amaç maddesi söyleydi:
“.İnsan hakları evrensel beyannamesi ve Anayasamızın baslangıç ilkeleri ile 3. maddesi ısıgında, 12. ve 20.maddelerinden esinlenerek, insan hak ve hürriyetlerini savunmak, halkımızın kültürünü devrimci çizgide gelistirip yasatmak, demokratik özlem ve ihtiyaçlarına cevap verecek kültürel ve sosyal faaliyetlerde bulunmak, ırkçı, soven ve tüm anti demokratik akımlara karsı, insani degerlere dayalı, toplumsal muhtevalı bir Misaki Milli anlayısını hakim kılmak...”

DDKO’lu gençler Diyarbakır, Batman, Mardin ve Siirt basta olmak üzere bölgedeki il ve ilçelere ve köylere gidiyor, durum tespiti yapıyor, yasananları basına, devlet kurumlarına ve bu arada Cumhurbaskanına iletiyorlardı.

İşte 60 lı yıllarda Kürt mücadelesi bu temellerde yeni bir kimlige bürünme süreci içerisine girdi. Bugünü degerlendirirken 40 seneden önce yaşanan bu gelişme ve olayları göz önüne almazsak tarihe çok yabancı bir perspektiften bakarız. Elbette bu amacımızın ne olduguna baglıdır; şayet bir kutsalı ya da mülkiyeti korumak ise amaç tüm çabalar beyhudedir. Yok şayet ezber bozmak ve tarihi dogru bir biçimde okumak gaye ise bu yazı umarım işlevini yerine getirir.

saygılarımla

AKHENATON
28-06-2008, 13:17
kürtler de bir millettir. yok saymaya çalışılsada kürtlerde bi milletir. dili olan, kültürü olan, örgütlenmesi olan bi örgüttür.

işte günün espirisi , bu yazdığına acaba sen inanıyormusun.

galapagos
28-06-2008, 14:56
sayın dilaver
iyi hoş demişsiniz ama sizden ve saygıdeğer pante den başka aklılcı rasyonel cevaplar verilmişmidir?
konuyu olabildiğince okudum dersim kelimesi ısrarla kullanılmakta nedir burası türkiye cumhuriyetinde bir adı yokmu bu bile bir bölücülüktür
başka olarak dikkat çekilirse ilin adı kasti şekilde diyarbekir vurgusuyla kullanılmıştır oysaki bu ismin bizzatihi atatürk tarafından değiştirildiği geçmişi araştırılarak bulunabilir
son olarakta yine dersim mmm olarak üstüne basan bu militan üye ısrarla bu çevrelerin nevruz değil newroz dur kelimesinden hareketle bütün v leri w olarak kullanmakta ısrar etmiştir tüm bunlar gözden kaçmaktamıdır yoksa gözmü yumulmaktadır sayın dilaver?

AKHENATON
28-06-2008, 15:04
sayın dilaver

son olarakta yine dersim mmm olarak üstüne basan bu militan üye ısrarla bu çevrelerin nevruz değil newroz dur kelimesinden hareketle bütün v leri w olarak kullanmakta ısrar etmiştir tüm bunlar gözden kaçmaktamıdır yoksa gözmü yumulmaktadır sayın dilaver?

Kürt sorunuyla ilgili çözümlemeyi KASTRO yapmıştır zaten, amerikan petrolünün bekçisi Kürtlerden Türklerin kurtulması gerektiğini kitabında yazmıştır.başka söze gerek varmı.

Yaşasın Milletlerin Kardeşliği.

Squall
28-06-2008, 15:55
Ek olarak Castro'nun Atatürk ile ilgili sözlerini hatırlatmak isterim..

“Küba’da bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk’ün
Türkiye’de yaptıklarını başaramadım. Atatürk, harf devrimi gibi bir takım
reformlar yaptı. Ben böyle bir düzen değişikliği yapamazdım"

Ayrıca “Türkiye’deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizin
oradaki Kürt Hareketi, Yankee’nin (ABD’nin) petrol bekçisi olmaz.”

meaculpa
28-06-2008, 16:12
Akhenaton;

Kürt milletinin, dili ve kültürünü konu alarak belirtmiş oldugunuz " espiri " sözcüklü ironinizin hemen akabinde halkların kardeşliği söyleminiz de bir ironimidir ?

Çünkü birbirini fena halde çürüten iki söylev ile karşı karşıyayız hemde aynı imzadan çıkmış olmaları dikkati ile.

galapagos
28-06-2008, 16:31
bu kardeşlik nedir meaculpa üstüne basa basa vurgulanan kardeşliği biri bana açıklayabilirmi?
bir ülkede beraber yaşamak bukadar zormu
ben o kişilere şunu sormak istiyorum hadi türk devleti ve atatürkle sorunlarınız var e peki osmanlıda neden düzenli aralıklara isyan ettiniz ozamanki sorun neydi diye sorulan sorulara yanıt arayalım zaten vergilerimizle besliyoruz resmen besliyoruz hala birde daha ne isteniyor artı birde toprakmı nedir

meaculpa
28-06-2008, 16:51
bu kardeşlik nedir meaculpa üstüne basa basa vurgulanan kardeşliği biri bana açıklayabilirmi?
bir ülkede beraber yaşamak bukadar zormu

Halkların kardeşliğin öncül ilkesini zaten belirtmişsin galapagos. Bir arada yaşayabilecek tahammül ve de öz veriyi sunabilmek kardeşliktir. Elbette zor her ne kadar aksini var etmeye çalışan zihniyetler sürekli milliyetçilik, ırkçılık sosları ile tam aksini empoze etmeye çalışsalarda.

ben o kişilere şunu sormak istiyorum hadi türk devleti ve atatürkle sorunlarınız var e peki osmanlıda neden düzenli aralıklara isyan ettiniz ozamanki sorun neydi diye sorulan sorulara yanıt arayalım zaten vergilerimizle besliyoruz resmen besliyoruz hala birde daha ne isteniyor artı birde toprakmı nedir

Osmanlı monarşik bir yapılanmadır ve o da kendi içerisinde tartışılacak despotluklarla var edilmiştir. Kürtlerin ayaklanamları sadece var olmamıştır. Zaman zaman her millet bazı uygulamaların karşı çıkışında kendini hain damgası ile hasbihal olurken bulmuştur. Ki benim değinmek istediğim konular artık bunlar değildir. Forumun ilgli alanlarında bu tartışmaları zaten yaptık. Amacımız eger aididiyetlerin dayatmalarından kurtulmak ve de bunların varlıgında başkalarını sömürüebilme salahiyetinin bir insanlık sucu oldugunu beyan etmek ise o zaman bu yolda ilerlemek şart olandır.

Bu nedenle de vergilerimizle besliyoruz BİZ, ONLARI demek bana hiç de nesnel bir ifade olarak dönmüyor. Kürt yoğunluklu bir ilde yaşıyorum. Ve bahseettigin tek sorunun vergilerden kaynaklandıgını düşünüyorsan sana yanılıyorsun derim. Vergisini veren kürt o zaman isyan etmek ve de toprak talep etmek hakkına mı sahip olacaktır? Bu uygulamlar ekonomik zeminler üzerinde değerlendirilebilir.

Devlet kurulumu yada toprak talebi ise benim destek vermediğim bir noktadır. Bu nedenle kardeşlik söylevine itina göstermekteyim. Bu ülke belirlenen sınırlar içerisinde kalmak zorundadır ama güzel olacak şey kürtleri de kucaklayabilecek alanlar yaratmaktır. Nitekim ben genel tablo itibari ile olumlu gelişmeler tezahur edildigine inanıyorum. Kürt halkının çoğunlugu da yeni bir devlet kuralım edasında değildir. Bu halk fakirliği en derininden yaşayan ve de yıllarca bir çok olumsuzluga gark olan bir halktır. Daha evvelki yazılarımda da belgelerle sundugum bazı asimile çabalarına hedef olmuşlarıdr bir takım devlet adamlarının eliyle. Buna ragmen devletin gönüllerini almalak isteyişlerine her fırsatta yanıt vermişlerdir. Desiseli devlet politikaları bir kenara bırakaılır Kardeş olabilmek için mevcut koşullar saglanabilir ve de kutuplaşmayı faal kılıp savaş çıgırtkanlıgı yapan ırkcılar susturulur ise Kürt halkının bir zoru kalmaz asırlardır içe içe yaşadıgı ve her türlü etkileşimi paylastıgı Türk milleti ile. Bizim var etmeye çalıştıgımız ise bu anlayıştır. Bu yüzden o bunu yaptı da şu şunu yaptı demenin yapıcı etkilerinden çok yıkıcı etkilere neden oldugu kanısındayım. Sorunun çözümü ateşe körüklemekle elde edilmez.

galapagos
28-06-2008, 17:49
bencede körükle olmaz ama dikkat edersen sen dilaver ve pante nin haricinde taraf olan savunuculardan kim senin söyleyebildiklerini söylemiş?
konunun derinine inildiğinde şu akla geliyor
eskiden neden rahatsızlık vardı ?
dil rahatsızlığı isimlerini koyamamak dili konuşamamak gazete dergi gibi istemler vardı
bunların hepsi fazlasıyla olmadımı devlet eliyle kürtçe yayın başalayacvak yada var tam emin değilim e kendi belediyelerinide yönetiyorlar
daha nedir verdikçe istenecekmidir
bunun son sınırı nedir?

qw19
28-06-2008, 20:17
Sevgili dilaver; geçmişte DDKD, Ala Rizgari, Kawa gibi eli yüzü düzgün örgütler de vardı. Fakat Kürt hakları mücadelesi bu gün şovenistlerin(PKK) elindedir. Bunların ETKO, TİT gibi aşırı sağ (faşist) örgütlerden eksiği değil fazlası vardır.

PKK eleştirilmeden Kürt hakları meselesi savunulamaz, çünkü Kürt haklarını savunanlara PKK yaftası yapışmıştır ve bu tek taraflı bir şey değildir. Fakat çözümü yalnızca Kürtlerin sağduyusuyla mümkündür, eğer ki barış ve özgürlüklerse kasıt. Ben bu adımı TC den beklemiyorum, çünkü PKK meselesinin devam etmesinden nemalanan devlet içerisinde veya devletle ilişkili bir çok güç odağı var. Buna bir çok Kürt aşireti de dahildir.

Selamlar.

sargon
28-06-2008, 20:33
PKK eleştirilmeden Kürt hakları meselesi savunulamaz, çünkü Kürt haklarını savunanlara PKK yaftası yapışmıştır ve bu tek taraflı bir şey değildir. Fakat çözümü yalnızca Kürtlerin sağduyusuyla mümkündür, eğer ki barış ve özgürlüklerse kasıt. Ben bu adımı TC den beklemiyorum, çünkü PKK meselesinin devam etmesinden nemalanan devlet içerisinde veya devletle ilişkili bir çok güç odağı var. Buna bir çok Kürt aşireti de dahildir.

vgm, icimde bir his bu sefer 12'den vurdugunu soyluyor. Gecen gun televizyonda Mahir Kaynak konusuyordu. Cok ilginc birsey soyledi. Mealen soyle "Abdullah Ocalan yillardir Suriye'de oturuyordu, ordan orgut yonetiyordu. Ne zaman ki demokratik mucadeleye gecmek lazim, silahi birakacagiz gibi seyler soylemeye basladi, aninda Suriye tehdit edildi, Ocalan apar topar yakalandi ve getirildi. Birileri bu teror ortaminin surmesini istiyor, bu teror biterse cikarlari ciddi sekilde zedelenecek cunku" diyordu.

kandahar
28-06-2008, 20:46
Biraz gözünüzü açın, bunun TC ile ne alakası var. Hangi vatansever Türk vatandaşı terörün sürmesini ister? Terörün sürmesi ve K.Irak'ta bir Kürt devleti kurulması, ilerde Türkiye'den toprak talebinde bulunulması, İran, Suriye, Irak ve Türkiye'nin bu Kürt devleti yoluyla elimine edilmesi ve başına çorap örülmesinden çıkarı olan kimdir?

Türkler mi? Araplar mı? İranlılar mı? Bunları geçtim guya devlet havucuyla kandırılan Kürtler mi?

Bir düşünün, Suriye, Irak, İran, Türkiye ve Ortadoğu'daki bütün sorunlu bölgelerde kimin parmağı var? Bu devletlerin zaafiyete düşmesi en çok kime yarar. Hala TC diye takmışsınız kafaya görmüyorsunuz asıl gerçeği.

KızıL
28-06-2008, 20:52
bu ülkede nelerin sürmesini isteyen "vatan evladı" var uyumamak lazım kimisinin çıkarı ne toprak ve vatan nede başka bişey dinler tıpkı doğıdan ülkeye giren silahları kaçıranları izleyen asker gibi!!!

dilaver
28-06-2008, 21:09
Evet bu sefer vgm hakikaten geçmişe nazaran ayakları yere basan söylemlere başladı. :). Sargon da onu geliştirdi. Pkk nın eleştirlmesi şarttır ancak şunu kesinlikle göz ardı edemeyiz. Pkk ya ragmen bu sorun çözülemez. Pkk artık bu sorunda bir taraftır. Biz istesek de istemesek de uluslararası boyutuyla artık bu bir gerçektir.

Bu artık bir zaaf falan degildirbir Türkiye realitesidir. Bunu isterseniz görmezden gelirsiniz ve düşüncelerle degil de kişilerle ugraşırsını ki bundan evvelki sayfalardaki iletilerde bu yapılmış. Ya da kanı durdurmak istiyorsanız bu çok kolaydır. Çözüm elinizin altında İmralıda duruyor.

Bu da diger bir realitedir. Kabullenmek zordur ama öyledir. Kanı durdurmak bu açıdan çok kolaydır.

Sargonun da dedigi gibi ne zamanki demokratik beraberlik formüle edildi işler daha da karıştı.

Arkadaşlardan ricam düşünce ürtilmesi. Vatan haini, bölücü , faşist vs jargonlarla yazacak olan arkadaşlar kalpleri elvermiyorsa bu başlıgı es geçsinler yok şayet afaki tatmin söylemlerinden başka dile getirecekleri varsa bizi de aydınlatsınlar.

Bu başlıkta birbirimize hakaret ederek ne vatanı koruyabiliriz ne de Kürt meselesinde demokratik çözüme ulaşabiliriz. Ayrıva bir seneyi aşkın bir zamandır bu başlık her türden tartışmalara sahne oldu, arada bir gerilim yaşansa da hiç bir zaman kapatılmadı. Bu saatten sonra da buna izin vermem.

Ayrıca galapagos dersimmm adlı üye başka bir başlıktaki bu konu yüzünden geliştirdigi tavırlar yüzünden siteden bir süreligine uzaklaştırılmıştı. Bunu da hatırlatayım.

saygılarımla

Lestat
28-06-2008, 23:59
Ya da kanı durdurmak istiyorsanız bu çok kolaydır. Çözüm elinizin altında İmralıda duruyor.
çözüm nasıl imarlı da anlamdım biraz daha açabilir misin?

imhotep
29-06-2008, 02:17
Sorunu PKK'yı taraf görerek aşacağını zannedenlere, İspanya örneği önümüzde.

Terörle uzlaşı olmaz, mücadele olur. Ama bu bazı yanlışların düzeltilemeyeceği anlamına gelmemelidir.

Gerçi ortada Türk tarafı açısından bir sorun da yoktur ya, maksat gönüller hoş olsun.

qw19
29-06-2008, 02:30
Biraz gözünüzü açın, bunun TC ile ne alakası var. Hangi vatansever Türk vatandaşı terörün sürmesini ister? Terörün sürmesi ve K.Irak'ta bir Kürt devleti kurulması, ilerde Türkiye'den toprak talebinde bulunulması, İran, Suriye, Irak ve Türkiye'nin bu Kürt devleti yoluyla elimine edilmesi ve başına çorap örülmesinden çıkarı olan kimdir?

Türkler mi? Araplar mı? İranlılar mı? Bunları geçtim guya devlet havucuyla kandırılan Kürtler mi?

Bir düşünün, Suriye, Irak, İran, Türkiye ve Ortadoğu'daki bütün sorunlu bölgelerde kimin parmağı var? Bu devletlerin zaafiyete düşmesi en çok kime yarar. Hala TC diye takmışsınız kafaya görmüyorsunuz asıl gerçeği.

Yazılarımı bir daha oku dilavercim, ben nerdeysem hala orda duruyorum tekamül etmedim.:)

Kandahar bak şimdi sana bir şeyler anlatacağım azcık kafanı vererek oku anlarsın;

Komunistlerden vatan haini çıkmaz, çıksada çok anlamı yoktur diyeceksi niye, çünkü komunistlerin, hatta solcuların hiç biri;

Türkiye'de ne Mit'te, ne ordu da, nede Devlet kademelerinin herhangi bir noktasında yer alabilir bunun tek nedenide solcu olmasıdır.

Eee şimdi kritik noktalarda olmayan biri nasıl vatan hainliği yapacak, istesede yapamaz.

Gelin ülkemden size toprak mı satayım diyecek solcu, hadi ki dedi kim ciddiye alır,

Irağa Türkiye üstünden girin, Türkiye konuşlanıp Irağı öyle vurun mu diyebilir,

körfez savaşına sokup ülkeyi bir koyup üç alacağız mı diyebilir, sonrasında ülkeye 3'ün 1'ini mi aldırabilir,

Türkiye'nin kar eden kurumlarını haraç/mezat mı satabilir,

25 milyarlık servet yöneten komunist var mıdır hadi geç onu 1 milyar doları yöneten var mıdır,

özetle bütün vatan hainleri milliyetçilerden çıkar.

Selamlar.

kaancan
29-06-2008, 02:37
niye ırkçılığı bukadar eleştiriyorsunuzki kürtler ırkçılık yaparken sorun yok biz onlarla savaşınca sorun var öylemi?
kendinizi kandırmayın ırkçılık okadar da tü-kaka bişey değildir aynı bir kürt gibi milletinizi yüceltin haklarınızı isteyin biliosunuz ki hak alınmaz verilirmiş!
çerkezseniz anadiliniz de öğrenim görmek kimliğinize çerkez yazdırmak için savaşın dağa çıkın niye korkuyorsunuz?
abaza hatta tayibcan gibi gürcüysenizde bunu yapın bundan kim ne zarar görebilirki?
bence yörükler,muhacırlar,lazlar hatta gayri müslüm azınlıklar ve ateistlerde silahlanmalı herkez özgürce dilediğince yaşamalı bu ülkede!
sözüm anlayana oturup düşünün kardeşlik yanlıları iki yüzlüler sözüm size!!!!!!

kaancan
29-06-2008, 02:49
söylediklerimi anladığını yazan arkadaşlara baştan bir uyarı umarım herhangi bir çatışmada iki ateş arasında kalıp ölümle burun buruna geldiğiniz an neden savaştığınızı kimin için savaştığınızı ve arkanızda neleri ve kimleri bıraktığını hatırlamış olmanızı temenni ederim ama bunu yaşamadıysanızda kuru bir anlamışlık umarım beyninizde şekillenmez!

imhotep
29-06-2008, 02:51
vgm, milliyetçi-solcular ne olacak peki :D

evrensel-insan
29-06-2008, 03:12
Saygideger arkadaslar;

Ne Osmanli Tarihinde ne de TC tarihinde herhangi bir irkcilik veya irki bir dusunce ve davranistan bahsetmek, hem mantik disi hem de abestir.

Osmanli gibi bagrinda herturlu milli-dini kokensel yapidaki toplumu barindiran ve bu mirasi TC' ne devreden bir yapida, irkcilik; hem toplumun bir arada yasamasina hemde, ulke sinirlarini bir butun altinda korumayi basarmaya terstir.

Ama sunu soyleyebiliriz; Osmanlida islam dini ve muslumanlik, diger dini kokenlere karsi herzaman korunmus, kollanmis, hatta devsirme yoluyla, muslumanlastirma uygulanmistir.

Osmanlinin son zamanlarinda, tarih sannesine cikan ve yukselise gecen milliyetcilik ile de, TC dahil; bir turklestirme politikasi gudulmustur.

Tarihe bakacak olursak, herzaman cesitli milli-dini kokensel yapiyi bagrinda tasiyan ve onunla yogrulup birikim ve tecrube kazanan topluma, herhangibir dini veya milli tekligi kabul ettirme cabalari beyhudedir.

Bu toplumu, toplum olabilmek ve bir arada beraberce yasayabilmekten alikoyan, bu iki tarihsel hatadir. Yani muslumanlastirma ve turklestirme.

Bilinmelidirki, bu iki dayatma ve antidemokratik girisimin ve zorlamanin zarardan baska, topluma hicbir yarari yoktur ve olamaz.

Bu tip teklestirme dayatmasinin tek getirdigi, kutuplasma ve biz oteki ayrimciligidir. Hem tarihsel, hem yasamsal, hem geleneksel, hem ahlaki, hem dusuncesel ve hemde davranissal v.s. kisaca hicbir temelde bu tip dayatmanin kabullenilmesi mumkun olmamistir ve olamiyacaktir.

Biribirinin dini ve milli kokeni temelinde hicbir yasam surmemis olan topluma, boyle bir siringa tutmayacaktir. Bu cok renklilik ayni zamanda, insan olabilmenin ve insanlik sunabilmenin hem bireysel hemde evrensel bir temelidir.

Bati toplumlarinda tamamen kalin cizgilerle ve bireysel hak ve ozgurluklerin hukuk guvencesindeki bu renkliligi ayakta tutan, ANTIAYRIMCILIKTIR.

Bizde ise, olmayan bir ayrimi yaratmak ve ayirmayi basarmak cabasi hukum surmektedir.

Ama bu renkler bir farktir ve her fark kendini nasil ortaya koyuyorsa, baska farklarinda farkina varip, o farklarin ortaya konmasina, toplumun birligi, butunlugu ve uniter yapisi temelinde saygi gostermelidir.

Iste bizim toplumun yasam kaynagi; FARKLARIN BIRLIGI VE BUTUNLUGUDUR.
Hatta her fark, diger farkin varligini surdurmesi cabasina destek olmalidir.

AYRIM YOKTUR, FARKLAR VARDIR. Eger bunun bilincine varirsak, farklarimizin butunlugunde, her turlu ayrimci girisime karsi ayakta durabiliriz.

Aksi husrandir, ayrismadir, bolunmedir ve parcalanmadir.Tehlike de hem yakin hemde cok buyuktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

qw19
29-06-2008, 03:22
Hakkaten onları atladık, imhotep.

Onu da sen bul. En doğrusunu Allah bilir.

Selamlar.

dilaver
29-06-2008, 03:34
Sevgili Lestat

Gerçekler bazan acıdır ama gerçektir. Şimd i soru şudur, kanı durdurmak istiyor muyuz istemiyor muyuz. Vicdani ret başlıgında da tartışmaya çalıştık bunu. Ve kandan haaz etmiyenlerin durumunu anlayamadık.

Şİmdi zannediyormusunuz ki Öcalan ile devlet görüşmüyor, ya da görüşmedi. Bence onun açılımlarını da okuyun, hatta pkk nın kileri de. Olaylara gene kendi kutsalınızdan bakın ama her görüşü inceleyin.

Sargonun yukarıdaki tespiti çok önemli bir düşünün.

Ama kanı durdurmak kolay diyorum ve iddia ediyorum, Öcalan da talip zaten. Akii adamlar komitesi talep etmişti bir ara.

Savaş politkanın şiddet yoluyla devamıdır demişti Clausweitz ve aklı başındaki her düşünür de bunu kabul etti ve bu bir yasa oldu. Şimdi 24 senedir bir politika hala şiddet yoluyla da olsa çözülmedii ise burada bir yanlışlık vardır. Bu hem Pkk için hem Tc için böyledir. O halde gözden geçirmek gerekit çünkü aşikar iflas etmiştir.

Bir 24 sene sonra ölen 30 bin kişinin hesabını kimden soracagız ya da yeni 30 binler olmalı mı. Süreç bu şekilde devam ediyor çünkü. Bu 30 bini kurtarabilmek için ya da bir insan hayatı için yapılacak bir şey var mıdır. Bunu düşünmek zorundayız. Orada ölen insanlar bunu düşünmek zorunda. Orada ölen yakını olan bunu düşünmek zorunda. İnsan olan bunu düşünmek zorunda.

Ama orada ölmeyen, ölme ihtimali olmayan ve oradaki şiddetten nemalananlar elbette böyle bir düşünce geliştiremezler. Önce oraya gidecekler, savaşacaklar, yaşayacaklar sonra ölüm diye haykıracaklar.

saygılarımla

meaculpa
29-06-2008, 03:36
Ne Osmanli Tarihinde ne de TC tarihinde herhangi bir irkcilik veya irki bir dusunce ve davranistan bahsetmek, hem mantik disi hem de abestir.





Sayın evrensel-insan;

Bu söylevin kendi yazında vermiş oldugun ayrılıkcı uygulamlarla var edılen osmanlı ve de tc mıllıyetcılıgını curutmuyormu zaten??

Bunun dısında yazının tüm hatlarına katıldıgımı belirtmek istiyorum. Doğru tespitlerle ışık tuttun...

Aydınus
29-06-2008, 03:40
Başlıkta yazılan yorumların tamamını okudum . Saatlerimi aldı yorumları okumak .

( Bundan sonraki yazacaklarımdan kimse üzerine alınmasın . İlle de alınmak isteyen varsa , alınsın . )

Birşeyi anladım ki , adına ister terör sorunu deyin , isterse Kürt sorunu , konu karmakarışık bir hale gelmiş ; bir tarafta artniyetliler , diğer tarafta ise iyiniyetliler sadece nefeslerini tüketmişler .

Beni gerçekler ilgilendirir ; bu mesele çözülemeyecektir .

Yorumlarda 'Türk' kelimesini sarfetmek , evet evet sadece bu kelimeyi sarfetmek bile birilerinde nedense şartlı refleks yaratmakta , aksi düşüncedekiler derhal ve o saat 12 Eylül 1980 öncesinin klasik komünist yaftalamalarından olan 'faşist' veya 'ırkçı' damgası yeme durumundan kurtulamamaktadırlar .

Adam çıkıyor , çırrık çırrık saatlerce Kürtçüleri savunup Kürtçü propağandası yapıyor , aksi görüştekilerini ise ya demagoji ile ya da başka yöntemlerle susturma yoluna gidiyor .

Bu da tutmazsa , ya uyarıyor ya da banlamakla tehdit ediyor .

Bu şartlarda kim artık düşüncesini özgürce ortaya koyabilir ki ?

Ne garip ; bazı kelimelere karşı böylesine tepki verenler , sıra başka halklara gelince , ki kendi mantıklarından hareket edersek ırkçılığın da , faşistliğin de dik alasını pekala da kendileri yapabilmektedirler .

Ve bunu da kendilerine verilmiş özel bir hak gibi görüyorlar .

Bu nasıl çelişkidir diye sormayacağım elbette .

Sanal alem buradan ibaret değil ; kafanızı kaldırın da gidin biraz da diğer sitelere bakın .

Türk bayrağını kendine avatar olarak seçenler , kalpaklı Mustafa Kemal resmini kendine avatar olarak seçenler , birtakım milliyetçi sözleri kendine imza olarak seçenler ve buna benzer daha neler neler ...

İşte ektiğiniz budur Kürtçü kardeşler .

Haliyle biçeceğiniz de bu olacaktı .

Hadi şimdi çözün !

Canınız ille de kavga mı istiyor ?

Zaten veriliyor .

Dağda , bayırda , ovada ; heryerde ...


Not : Belki ulusalcı oldum ama , bu zamana kadar asla ve kata ne komünist düşmanı oldum ne de Kürt düşmanı .

Ama bu sitedeki bazıları sadece bunlara hizmet ediyor sanki .

Hem de hiç mi hiç farkında olmaksızın .

dilaver
29-06-2008, 03:47
Sayın Aydınus

Benim banlama tehdidim uslubu bozanlara idi ve de arkasındayım. Sizin bu yazınızla meseleye hangi düşünsel pratilk açılımı getirdiginizi de anlamış degilim.

Var mı bir fikriniz, tarihsel bir açılımınız buyrun koyun ortaya tartışalım, yararlanalım.

Ama bu başlıgın hamasi nutuklar yeri olmasına taraf degilim.

Bu başlık bir seneden eski bir başlıktır, ben DDKO yu yazınca güncellendi. Neden yazdım onu gerçekler bilinsin diye. Buyrun DDKO nun ABD emperyalizmi ile baglantısını kurun , örnek verin tartışalım.

Ben bildiklerimi paylaşmak amacındayım. Yanlış olanı eleştirin ama lütfen hiç bir arkadaşım hamasi nutuklarla burada olmasın. Buna ihtiyacımız yok, vatanı da bu şekilde kurtaramayız.

saygılarımla

evrensel-insan
29-06-2008, 03:49
Saygideger meaculpa;

Benim curutmem bir ise yaramiyor.Toplum bunu curutebilseydi, ne kutuplastirilabilir, ne de bolunmeye dogru bir ilerleme kaydedebilir, ne dis kaynakli basimiza musallat edilen PKK sorun olabilir,v.s. di.

Butun mesele farklarin farkliligini algilayabilmek ve bir arada tutabilmekte.

Bunun icinde teklestirme cabalarina kayitsiz sartsiz karsi durmak gerekir.

Ustelik bu farklar, ne bir istegin urunu ne de sonradan eklenti. Toplumun tarihsel bir mirasi ve bu mirasin getirdigi birikim ve tecrube.

Bence her milli koken, kendi bunyesinde-istesin istemesin-baska bir milli kokeni zaten barindirmaktadir.

FARKLAR BIRIBIRINDEN AYRILAMAYACAK KADAR IC ICE GECMISTIR.

Hani bir atasozu vardir "et, tirnaktan ayrilmaz" diye, iste durum aynen budur. Bu icicelik oyle giriftir ki, aile yapisini bile olusturmustur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
29-06-2008, 03:53
Onu demek istemedim evrensel-insan de neyse artık, nasılsa ortak zemınde degerlendirilebilecek iyileştirici mesajlar konusunda hemfikiriz. Olması gerekende bu.

evrensel-insan
29-06-2008, 04:03
Saygideger meaculpa;

Kiz sen ne demek istedin, bakayim. Algilayamazsam, rahat uyuyamam.:)

Saygilarimla;
evrensel-insan