PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Deniz Gezmiş militan mıydı?


thunderpoint
14-05-2008, 22:27
Vatan Gazetesi'nin anketi.. Katılımın yararlı olacağı düşüncesindeyim..

Gensoru tartışması:
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Gensoru_tartismasi_178394_1&Newsid=178394

ozgur_beyin
15-05-2008, 00:37
valla militanmıydı ?değilmiydi? bilemem ama amerikanın, bugünkü dünya jandarmalığını
farkeden (zannediyorum) çok zeki ve yurtsever bir delikanlıydı.

sargon
15-05-2008, 00:52
militan ne demek? TDK'ya gore

1. bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse.
2. bir siyasal örgütün etkin üyesi.
3. mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar.

Bunlarin hepsi de Deniz Gezmis'e uyuyor. Militan ile devrimciyi karsi karsiya koyma cabasi bana cok komik geliyor. Neden bu cabaya giriliyor? Birileri Deniz Gezmis'i varoldugu haliyle, yani gercek Deniz Gezmis olarak kabul etmek istemiyor. Eline silah alip devlete karsi mucadele etmesi ters geliyor. Ama icini bosaltip, sus bebegi olarak kullanmak da istiyor. Bunun icin Deniz Gezmis'in "militan" olmamasi, ama "devrimci" olmasi gerekiyor. Bu ayni zamanda "devrimci" sozcugunun de icini bosaltma cabasidir. Her tarafindan riyakarlik akan bir tutum bence.

Ikon Deniz Gezmis, mit Deniz Gezmis, her kiliga uyan Deniz Gezmis, ici bosaltilmis, yapma bebek Deniz Gezmis, hicbirsey olan Deniz Gezmis.

AKHENATON
15-05-2008, 01:06
az gelişmiş toplumlarda kahramanlar çok olur.

vartor
15-05-2008, 03:48
O gunleri yasamis biri olarak, etrafimdaki gencligin buyuk cogunlugunun, Deniz Gezmis'in fikirlerini benimsemis oldugunu rahatlikla soyleyebilirim. Deniz Gezmis, hepimiz gibi icinde yasadigimiz sorunlara isyan eden, anacak farkli olarak bu isyanini eyleme dokme cesaretini gosterebilen guclu insanlardan biriydi. Bunun adina artik ne derseniz deyin.

sargon
15-05-2008, 03:54
Bir de 12 Eylul terminolojisinde militan yada devrimci diye kavramlar yoktur. Dogru kavram teroristtir. Butun devrimciler, hatta devrimci olmasa da devlete karsi mucadele eden herkes teroristtir. Soyle sorulmasi daha uygun olurdu: Deniz Gezmis devrimci midir, terorist midir?

dilaver
15-05-2008, 04:04
68 den 40 sene sonra 68 in ve 71 hareketinin içini boşaltma çabaları var. Bu iki şekilde yapılmaya çalışılıyor, 68 in devrimci özü boşaltılmaya çalışılarak sanki kemalizmle özdeşmiş gibi laanse edilmeye çalışılıyor. Deniz Gezmişin idam sehpasını tekmelerken verdigi mesajlar yok sayılıyor, çarpıtlıyori saklanmaya çalışılıyor.

Ne demişti Deniz :

Yaşasın Marksizm-Leninizm, Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının kardeşligi.

İdam seehpasını kendi tekmeleyen, ölümü gülerek karşılayan bir insanın hala militan olup olmadıgını tartışmak abestir.

Son sözleri Yaşasın Marksizm-Leninizm olan bir insanın devrimci olup olmadıgını tartışmak bile abestir. Akıllara ziyandır. Hayret ediyorum, Denizler bu devlet tarafından idam edildiler ve bu konuda hala bir özeleştiri yapılmış degildir. Onlar bu ülkenin bagımsızlıgının varolan devlet mekanizmasını yıkılarak gerçekleşecegini düşünüyorlardı. Nurhak daglarına kuş avlamaya gitmediler. Onlar var olan egemen sınıfların aygıtı olan devlet ile uzlaşmaz çelişki içerisindeydiler ve bunu da yaşamları pahasına gösterdiler.

Onlar isyan ruhu idiler, isyanı, teslim olmamayı seçtiler ve Türkiye halkına tutulması gereken yolu gösterdiler. Ondan sonra onu takip edenler de onun kararlıgı ile aynı yolda devam ettiler. Bugün de teslimiyete razı olmayanlar onun yolunu devam ettirmeye çalışıyorlar. Egemenlerin yeni buldugu yol ise Denizi magazinleştirmektir. Onun devrimci özünü boşaltmaya çalışabilmektir. 40 sene sonra bu senaryo uygulamaya konmuştur, ileriki günlerde Deniz poster ve ti-şörtlerini görürsek şaşmamak lazım.

Kapitalizm her şeyi alınır satılır hale getirir, deger yargılarını bile. Onlar için tüm degerler metadır ve kar kaynagı olmalıdır. Ancak Denizlerin mezarları başında resmi geçit yapan, tören geçişi yapanlar buna izin vermeyeceklerdir.

Deniz Gezmiş devrimci bir militandı. Türkiye Halkının gönlünde de bu şekilde taht kurdu. O bir kahraman degil, kendini halka adamış bir devrimci idi. Halkı ugruna inandıgı degerler ugruna, sosyalizm ugruna, hiç düşünmeden ölümü seçti.

Şan Olsun Ona.

saygılarımla

dilaver
15-05-2008, 04:07
sargon, o zamanlar terörist de yoktu, anarşist vardı. Devrimcilere anarşist denirdi. Terörist kavramı 12 eylülün bir kavramıdır, yaygınlaşması 12 eylülden sonra oldu.

saygılarımla

AKHENATON
15-05-2008, 04:53
68 den 40 sene sonra 68 in ve 71 hareketinin içini boşaltma çabaları var. Bu iki şekilde yapılmaya çalışılıyor, 68 in devrimci özü boşaltılmaya çalışılarak sanki kemalizmle özdeşmiş gibi laanse edilmeye çalışılıyor. Deniz Gezmişin idam sehpasını tekmelerken verdigi mesajlar yok sayılıyor, çarpıtlıyori saklanmaya çalışılıyor.




yurdum insanı 68 hareketini asla anlayamadı ve bu gidişlede anlayabileceğini sanmıyorum.68 hareketi marksist-lenininist olmak değildir.68 hareketi özgürlük hareketidir.devlet bürokrarisisi hareketi değil.

68 terörsitmiydi devrimcimiydi , hayır anarşistti, neydi bu anarşizm ; leninin dediği gibi burjuvazinin tersten okunmasımı yoksa insanların siyasal ve toplumsal örgütlenmesinde devletin ters yönlü olması gerektiğimi.Bir kişinin hem marksist hemde anarşist olması eşyanın tabiatına aykırıdır.

68 devrimci olarak lanse edilen , ama asla devinemeyen , devinmeyi sadece marksist olmak olarak gören karanlığın ta kendisidir.

bugün sene 2008 ; ve tartıştığımız konu hala deniz gezmişler,mahirler onlar bunlar.peki bunu kim tartıştırıyor Türk milletine , emperyalizmin ta kendisi. Denizler, ve diğerleri çocuktu ve belirli güç odaklarının etkisinde macera yaşadılar ve sonucu kendileri açısından ve bu topraklarda yaşayan genç nesil açısından kötü oldu.saldan ve soldan binlerce insan öldü.Tıpkı Çanakkale savaşındaki en büyük kazanımımız eğitimli ve genç nüfusun yok edilmesi diyen churchill'in dediği gibi.

aydoe
15-05-2008, 06:04
Devrimci militandır zaten,militan olmayan nasıl devrimci olacak.

Deniz Gezmiş THKO nun kurucusudur ve profesyonel devrimcidir.



Ölmeden önce ailesine yazdığı mektuplar

Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ve ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halkının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş.

Sana ben her zaman için müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni...Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtu­luş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye'nin ikinci Kurtuluş savaşçıla­rıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlana­cağız da... Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı'nda ol­duğu gibi... Ama bu toprakları yabancılara bırak­mayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onla­rı... Düşün baba; Bugün hükümet işini, gücünü bı­rakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız. Size sesleniyorum ki bu Türkiye'de ben ve benim gibilerin olacağına ve bizim izimizde tam bağımsız Türkiye için çalışacaklarına var gönlümle inanıyorum...
28 Ocak 1971 Deniz Gezmiş

dilaver
15-05-2008, 06:11
68 terörsitmiydi devrimcimiydi , hayır anarşistti, neydi bu anarşizm ; leninin dediği gibi burjuvazinin tersten okunmasımı yoksa insanların siyasal ve toplumsal örgütlenmesinde devletin ters yönlü olması gerektiğimi.Bir kişinin hem marksist hemde anarşist olması eşyanın tabiatına aykırıdır.


Dilin kemigi yok ki , Akhenaton da atıyor işte, anarşizm için chaos un açtıgı başlıga bakılabilir. Deniz bir anarşist oldugu için mi kendi sehpasını yaşasın Marksizm Leninizm diye tekmeledi. Fazla söze gerek yok. Arşiv versin cevabı, Denizler devlet ile yan yana mıydı :

THKO'NUN KURULUS BILDIRISI (1971)


Türkiye Halk Kurtulus Ordusu'nun Sesidir:

1. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu halkımızın bagımsızlıgının silahlı mücadele ile kazanılacagına ve bu yolun tek yol olduguna inanır.

2. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu bütün yurtseverleri bu kutsal mücadele saflarına çagırır ve hainlere karsı giristigi kavgada son savasçısına kadar devam edecegini bildirir.

3. Amacımız Amerika'yı ve tüm yabancı düsmanları temizleyerek, hainleri yok etmek ve düsmandan temizlenmis tam bagımsız Türkiye'yi kurmaktır.

4. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu ezilen halkımızın öncü gücüdür, halkımızın kurtulusu dısında hiçbir harekete girismez.

5. Halkımıza sunu duyuruyoruz. Düsmanın zenginligine, sayısına, imkanlarına ve dehsetine aldanmayınız. Düsmana boyun egmeyiniz, haklarımızı zorla alacagız, çünkü onlar her seyi bizden zorla alıyorlar.

Bütün Yurtseverler: serefsiz yasamaktansa serefle ölmek, yalvarmak yerine zora basvurmak, baskasına degil kendine ve kendin gibi olanlara güvenmek, nerede ve nasıl olursa olsun hainlere boyun egmemek parolamızdır.
Devrimciler: Barısçıl sartlar içinde mücadele metodlarını bırakınız. Halk kitlelerini kurtulusa götürecek olacak olan siddet politikasını temel alan silahlı mücadeleye THK Ordusu'nun saflarında katılınız. Ulusal kurtulus savasının haklı bayragını emperyalizmin saldırgan politikasına karsı hep beraber dalgalandıralım.
Isçiler, Köylüler: Hainler sürüsünün jandarması ve polisi her gün yeni katliamlar hazırlamaya devam ediyor. Dogu'da Komando saldırılarında, 16 Haziran'da, Bossa'da ve daha birçok yerlerde, kursunlanan ve iskence edilen kardeslerimizin intikamını henüz alamadık. Alınterimize el koyan hainler sürüsüne karsı isyan bayragını hep birlikte açalım.
Ögretmenler, Küçük Memurlar: Bir kuru ekmek parasını zorla veren, hesabına gelmeyince diyar diyar sürgün çocugu yapan ve sizleri elinin altında bir usak gibi kullanmak isteyen bu satılmıslardan aman dilemeyiniz. Ezilenlerin tek kurtulus yolu ezenlere karsı giristikleri kutsal isyandır.

Daha simdiden polisinden, Devlet Baskanına kadar hiç birisi evinde rahat uyuyamaz, çogu ise evine rahat gidemez olmustur. Onlar yarın ne olacağını çok iyi biliyorlar ve bugün bir avuç savasçısı olan Türkiye Halk Kurtulus Ordusu'nun, yarın binler ve milyonlar oldugu zaman ne yapacaklarını düsünüyorlar. Tekrar ediyoruz: Düsmanın sayısına, zenginligine, dehsetine ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanları aldıgımız zaman, bizi durduracak hiç bir güç kalmayacaktır. Kendimize ve kendimiz gibilere olan güvensizligi yok edelim. sunu iyi bilelim ki, halkın, yani bizlerin gücü karsısında hiç bir kuvvet dayanmaya muktedir degildir. Bu serefli kavgada, kutsal görevimizi alalım. Yarının Türkiye'si bize cennet, düsmana zindan olacaktır. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu, bu mücadeleye en son neferine kadar ve kanının son damlasına kadar devam edecegini bildirir...


78 liler ise zerre kadar Denizin peşinden gitmekte tereddüt etmediler ve onu daha da aşmaya çalıştılar, aştılar da. Ellerinden geldigi kadar ML ye sarıldılar. Yenildiler, bedeller ödediler. İçlerinde benim de yer aldıgım ezici bir çogunlugunun ise zerre kadar pişman olmadıgını düşünüyorum. Bu sitede yer alan başkaları da var. Onlara sorabilirsiniz. 68 bir başkaldırı idi, ama özgürlük hareketi diye içi boşaltılmaya çalışılıyor.

saygılarımla

osiris
15-05-2008, 06:28
deniz gezmiş ve arkadaşları şimdiki pkklılar gibi teröristti başka bişey değil

imhotep
15-05-2008, 06:30
68: Kemalizm’in bağrından çıkan sosyalist hareket

Türk solu cuntacı değil, Kuvayı Milliyecidir

68 olaylarının üzerinden geçen 40 yıla rağmen Türk solunun yön arayışı hâlâ devam ediyor. 68 tartışması da bu nedenle bitmek bir yana daha da alevleniyor.

Bunda belki de en çok Türkiye'de artık Cumhuriyeti yıkma noktasına gelen bir Kürt-İslamcı faşizmin toplumu ve devleti faşist bir kuşatmaya almasının etkisi var.

Böyle bir ortamda kurtarıcı olarak sol bir alternatif arayışının geç de olsa ortaya çıkması da son derece normal karşılanmalı.

Türkiye yönünü doğal ve zorunlu olarak yeniden sola çevirmektedir. 68 tartışmasını ve taraflarını da bu mücadele ve yön arayışı çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir.

Bu açıdan bakıldığında da 68 tartışmasının sadece sol çevrelerde değil bundan daha fazla sağcı ve Şeriatçı çevreler tarafından gündeme getirilmesi de yine son derece normal bir durum olmaktadır.

Ama asıl ilginç olan Deniz Gezmiş liderliğindeki Devrimci Gençlik hareketini ve 68 kuşağını bugüne kadar devlete isyan eden bir grup anarşist ve maceracı olarak gösteren sağcı çevrelerin 40 yıl sonra birden söylem değiştirip Deniz'leri ve onların şahsında Türk Solunu cuntacılıkla itham etmeleridir.

Bu tür bir saldırı aslında tarihsel bir analizden ziyade yeni döneme ilişkin bir takım hesaplar içermektedir.

Özellikle TÜRKSOLU'nun ortaya çıkışı bu tür bir saldırı kampanyasının başlamasında etkili olmuştur. Deniz Gezmiş ve Atatürk'ün yeniden yan yana getirilmesi ve Atatürkçü, milliyetçi ve sosyalist tüm kesimlerin Türkiye'nin bağımsızlığı doğrultusunda Atatürkçülük bayrağı altında toplanması çabası bunların korkulu rüyasıdır. Saldırmaları da bundandır.

Ancak Deniz'leri ve DEV-GENÇ hareketini cuntacılıkla suçlamanın “çamur at izi kalsın”dan öteye gitmesi mümkün değildir. Deniz'lerin yargılandığı sıkıyönetim mahkemelerinde bile kendilerine bu tür bir suçlamada bulunulmamıştır. Bir banka soygunu ve birkaç Amerikalı askerin kaçırılmasını bile Anayasal düzeni bozmak olarak gösteren bir mahkemenin bu tür bir cunta arayışına dair en ufak bir kanıt bulsa bunun üzerine gideceği kesindir. Ancak mahkeme sürecinde bırakın bu tür bir suçlamayı bu yönlü bir tahkikat dahi yapılmış değildir.

Devrimci Gençlik açıkça kendisini Kuvayı Milliyeci ve İkinci Kurtuluş Savaşçısı olarak tarif etmiş ve gerçekleştirilecek devrimde Türk Ordusu'nu da ilerici bir unsur olarak devrimci saflarda tanımlamıştır. DEV-GENÇ'liler ne bugünkü sözde solcular gibi Ordu düşmanlığı yapmış ne de cunta peşinde koşmuştur. Üniversite işgallerinden başlayan ve işçi grevlerinden köylü direnişlerine kadar tüm Türkiye'ye yayılan bir eylemlilik içinde halka gitmiş ve çözümü de halk örgütlenmesinde aramışlardır.

Deniz'lerin asılma sebebi de esasen budur. Sol, DEV-GENÇ'lilerle birlikte Atatürk'ten sonra ilk defa doğrudan halk içinde güç kazanmakta ve ezilen kitleleri ayaklandırma yolunda önemli adımlar atmaktadır.

Bu noktadan itibaren sola amansız tuzaklar kurulmuş ve her türlü şiddet ve terör de dahil olmak üzere, gelişen Ordu-gençlik-halk ittifakını yok etmek için her yol denenmiştir.

Deniz Gezmiş, o dönemde Ordu-gençlik ittifakını eleştirenlere şöyle yanıt vermektedir: “İşbirlikçiler, Amerika'ya sempati beslediklerini gizlemiyorlar. Biz neden Mustafa Kemal'in ordusuna sempati beslediğimizi gizleyelim.”(Deniz Gezmiş-Savunma, İleri Yayınları)

Bu döneme damgasını vuran “Ordu-Gençlik el ele Demokratik devrime” sloganı da bu çizginin kısa bir özetidir.

Ancak bugün Türk Ordusu'na karşı çıkıp, Amerikan ordusunun gönüllü askerliğine soyunanlar bu çizgiyi elbette anlayamazlar.

imhotep
15-05-2008, 06:30
DEV-GENÇ: Cumhuriyet'le yetişen İkinci Kurtuluş savaşçıları

Bu tür bir kavrayışa ulaşmak içinse Türkiye'de 68 kuşağını yaratan somut koşuların gerçekçi bir analizine ihtiyaç vardır. Bugüne kadar yapıldığını söylemek mümkün değildir.

Türkiye'de 68 çoğunlukla Nisan-Mayıs 1968'de Fransa'da başlayan ve iki yıl kadar süren gençlik ayaklanmasının bir yansıması olarak ele alınmak istenmiştir.

Böyle olunca da devrimci gençliğin Atatürkçülüğü ve Sosyalizmi birleştiren mücadele çizgisi gerçek anlamda kavranamamıştır.

Ancak yalnızca Avrupa'daki 68 rüzgarının iki yıl içinde saman alevi misali sönüp gitmesine karşın Türkiye'deki 68'in bugün hâlâ tartışılıyor olması bile bu iki hareketin tarihsel kökenleri ve ortaya çıkış nedenleri arasında belirgin bir farklılığa işaret etmektedir.

Türkiye'de 68 dönemini, 27 Mayıs 1960 müdahalesi ile başlayan bir sürecin ileri bir aşaması olarak değerlendirmek gerekmektedir. Turan Emeksiz'in DP diktatörlüğüne karşı gelişen öğrenci olaylarında şehit edilmesi ve aynı süreçte gelişen halk direnişi, ardından gelen askeri müdahale ve bu müdahalenin ürünü olan 1961 Anayasası'nın yarattığı özgürlükler ortamında gelişen bir harekettir 68.

Dolayısıyla 68 denildiğinde 1960-1971 yılları arasında kalan dönemi ele almak gerekmektedir. 1971 sonrası ise ciddi bir ko****ur. Bu noktadan sonra yeni bir süreç açılmıştır.

27 Mayıs, Kemalist Cumhuriyet'in irtica ve Amerikan emperyalizminin dümen suyuna sokulduğu ve Cumhuriyetin kazanımlarının yok sayıldığı bir dönemde “Atatürkçülüğe dönüş” pasıyla DP diktatörlüğünü alaşağı etmişti.

Ancak 27 Mayıs'ın beklenen sonuca ulaşamamasının toplumsal alanda yeni bir arayışı başlatması kaçınılmazdı. Talat Aydemir ve Fethi Gürcan'ın başarıya ulaşamayan askeri ihtilal girişimleri bu arayışın bir sonucuydu.

1961'de YÖN dergisinin 1962 yılında ise TİP'in ortaya çıkışı da bu arayışın hâlâ devam ettiğini gösteriyordu.

YÖN dergisi de TİP de, Atatürk'ün ulusal bağımsızlıkçı ve antiemperyalist çizgisinin terk edildiğini ve Türkiye'nin Amerikan emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçisi olan sağ güçler tarafından sömürgeleştirildiğini tespit etmekteydi.

YÖN ve TİP ile gelişen millici söylem 1968'e gelindiğinde sosyalist gençlik hareketi ile yeni bir aşamaya ulaşmıştır.

Cumhuriyet devriminin ürünü olan ve onun değerleriyle yetişen bir kuşak, Cumhuriyete yönelik tehditlerin farkına varmakta ve Atatürkçülük mücadelesini yeniden yükselmektedir.

27 Mayıs 1960'da başlayan “Atatürkçülüğe dönüş” çağrısı 1968'e gelindiğinde bu kez devrimci gençler tarafından yanıtlanmaktadır. Ancak aradan geçen 30 yılın ardından bu mücadele artık aynı zamanda Sosyalist bir mücadeledir. Atatürk'ün tam bağımsız Türkiye'sine dönüş Atatürkçü ve Sosyalist mücadelenin birleştirilmesiyle verilecektir.

Bu yalnızca Türkiye'nin değil tüm ezilen dünyanın da gerçeğidir; Mustafa Kemal'in 1919'da başlattığı Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri Çağı 60'lara gelindiğinde artık açıkça Sosyalist bir karakter kazanmıştır.

Bu dönemde dünya çapında Che Guevara ve Fidel Castro liderliğindeki Küba Devrimi'nin başarısı, Amerikan emperyalizmine karşı verilen Vietnam Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve bütün Asya ve Afrika'yı saran Ulusal Kurtuluş Savaşları, milliyetçi ve Sosyalist karakterli devrim modelleri ortaya çıkarmaktadır.

Mazlum milletler dünyasının ayağa kalkışı Türkiye'ye de kaçınılmaz olarak yansımaktadır. TİP ve DEV-GENÇ'in giderek artan etkisi, 15-16 Haziran'da ortaya çıkan büyük işçi direnişi, tütün ve fındık mitingleri ile gelişen köylü uyanışı ve yüksek yargıçların bile sokaklara indiği bir eylemlilik Türkiye'yi hızla sola doğru sürüklemektedir.

Devrimci Gençlik de bu süreçte Atatürk devrimlerinin rayından çıkarıldığını tespit etmekte ve yeni bir devrim yoluyla Türkiye'yi yeniden Atatürkçü rotasına oturtmak istemektedir:

“Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı'ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumundadır. Ve Kemalist bir cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır...Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara mal edilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yekvücut olmak zorundadır.” (Devrim gazetesinin Deniz Gezmiş'le yaptığı ropörtaj, Devrim, sayı:10)

imhotep
15-05-2008, 06:31
Liberal sol: 68'e reddi miras

Bugün Deniz'lerin mirasçısı olduğunu söyleyen pek çok kişi ve örgüt de Deniz'lerin Kemalist çizgisiyle ilgili aynı tespitlerde bulunmakta ama bu çizgiyi sahiplenmektense onu reddetmeyi tercih etmektedirler:

“ Türkiye'de sol hareket esas itibariyle Kemalizm'in içinden çıktı. Sosyalist hareketin o dönem ki liderlerine bakarsanız köken itibariyle CHP'lidir ve Kemalisttir. Kemalizm'in içinden çıktığı için devletçi ve milliyetçiydi. Askeri modernleşmenin önemli bir unsuru sayan fikriyatı barındırıyordu. 27 Mayıs yeni olmuştu ve biz yeni bir 27 Mayıs arayışındaydık”(Oral Çalışlar, Aksiyon, sayı 700).

“Türkiye'deyse 68, Kemalist hareketin bağrından çıkmış bir eylemliliktir. Özelliği budur... 68'de öne çıkan gençlere baktığımızdaysa Deniz Gezmiş dışında DÖB'ün içinde adı anılan kişilerin hiçbiri TİP üyesi değildi. Ankara'dan sonradan gelen biriyle beraber ikisi TİP'e üyeyken, diğerleri TMGT(Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı)'çıydılar. Özetle, yarı CHP'li, yarı cuntalı diyebileceğimiz unsurlardı çoğu. Komünist gelenekten gelip yeni arayışlara yelken açmış falan değillerdi. Ne ölçüde yol alabildilerse, bütün yapabildikleri Kemalizm'den sosyalizme doğru yürümeye çalışmak oldu”(Veysi Sarısözen, Mesele, sayı 17)

Türk solunu açıkça mahkum etme amacı taşıyan bu saldırılar aslında önemli bir gerçeğin de yeniden tartışılmasının önünü açmaktadır. TÜRKSOLU'nun “Deniz'ler ve DEV-GENÇ Kemalistti” tezi bizzat Kemalizm düşmanı bu “solcular” tarafından da doğrulanmaktadır. Böylece taşlar yerli yerine oturmuş olmaktadır.

Ama bunun yanı sıra, bu tür bir saldırı aynı zamanda “özgürlükçü” solun 68'in tüm mirasını da reddetmesidir. Zaten bu isimler artık kendilerini açıkça “liberal,” “AB'ci” ve “özgürlükçü” olarak tarif ederek aslında 68'in tümüyle dışına çıktıklarını da itiraf etmektedirler.

Bu noktada, Atatürkçülük ve sosyalizm mücadelesi veren Deniz'ler mi 68'i temsil etmektedir, yoksa bugün Sosyalizmden liberalizme atlayıp AB emperyalizminin kucağında türbancılık, ABD emperyalizminin kucağında Kürtçülük yapanlar mı? diye sormadan geçemeyeceğiz.

O nedenle bunları ve temsil ettikleri sözde solculuğu 68 hareketinin devamı olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bunlara 71 hareketi demek daha doğru olacaktır.

1971'de Doğu Perinçek ve Aydınlık hareketinin önce DEV-GENÇ sonra da TİP içine soktuğu Kürtçülük virüsü etkilerini 71 sonrasında göstermiş ve 68'in millici, Atatürkçü ve Sosyalist söylemi, yerini Kürtçü ve antiKemalist bir söyleme bırakmıştır.

Perinçek, Kürtçülüğün dışında “Kemalizm burjuva diktatörlüğüdür” tezinin de Türk solu içindeki ilk savunucusudur.

Perinçek hareketinden kopan İbrahim Kaypakkaya ile derinleşen Kemalizmi reddetme anlayışı ise bugüne kadar taşınmış ve bugün PKK kuyrukçusu bir özgürlükçü anlayış olarak ortaya çıkmıştır.

Bu tür bir solun 68'le, Deniz Gezmiş ve DEV-GENÇ'le yan yana getirilmesi ise mümkün değildir. Deniz'lerin mücadelesini sahiplenmek ama onların Atatürkçü çizgisini yok saymak da apaçık bir çelişkidir.

Gerçekten de bu dönemde gençlik Atatürkçü ve sosyalist mücadeleyi bir arada ele almakta ve millici bir çizgi izlemektedir. Deniz Gezmiş savunmasında Devrimci Gençliğin mücadelesini şu sözlerle açıklar: “Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun istiklal-i tam prensibini, ve onun istiklal-i tam Türkiye idealini yalnızca biz devam ettiriyoruz.”

Bunun da ötesinde Devrimci Gençlik ülke içindeki ayrışmayı da milli ve gayrimilli güçler olarak tarif etmektedir. Bu ayrım içinde Türkiye'nin Atatürkçü, solcu ve Sosyalist güçleri milli güçler olurken sağcı, ülkücü ve Şeriatçı kesimler işbirlikçi ve gayrimilli unsurlardır.

DEV-GENÇliler dağıttıkları bildirilerde de kendilerinden “gerçek milliyetçi öğrenciler” olarak bahsetmekte ve üniversitelerde yerli malı haftası ve bağımsızlık haftası gibi milli içerikli etkinliklerde bulunmaktadırlar.

Doğan Avcıoğlu da YÖN'de bu gerçeği “gerçek milliyetçiler sosyalistlerdir” şeklinde tanımlamaktadır.

imhotep
15-05-2008, 06:31
68'den geriye kalan: Türk ve sol

Devrimci Gençlik hareketi kendisini doğrudan doğruya Kemalizmin takipçisi ve koruyucusu olarak görmekteydi. O döneme ait neredeyse tüm belgelerde de bu gerçeklik açıkça görülmektedir.

68 döneminin en ünlü fotoğraflarından birisi “Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”dür. En önde elinde büyük bir Türk bayrağı ile Deniz Gezmiş vardır. Aslında tek başına bu fotoğraf bile 68'in ne olduğunu göstermeye yeterlidir.

Ancak aradan geçen 40 yıldan sonra bugün Türk bayrağı ve Mustafa Kemal portrelerinin bırakın bir mücadele bayrağı olarak en önde taşınmasını, kendisini solcu-sosyalist olarak tarif eden pek çok kesim Türk bayrağından öcü gibi kaçmakta, Atatürk'ün adını duymaya bile tahammül edememektedir.

Türk bayrağı ve Mustafa Kemal posterleriyle yürüyen DEV-GENÇ'lilerden bayrak ve Atatürk düşmanı solculuğa varan bu dönüşüm aslında solun yaşadığı kimlik krizinin de en somut göstergesidir.

Denizler'in 1967'de çıkarmaya başladığı Türk Solu dergisi o dönemin en etkili yayın organlarından birisidir. Ancak 67'den 71'e gelindiğinde sola sızan Kürtçü akımlar Türk solu içinde de yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır. Türk Solu dergisi de artık Türkiye Solu olarak yayınlanmaktadır. “Türk Solu”ndan “Türkiye Solu”na giden süreç sol içindeki savrulmanın da ilk habercisidir.

Bu noktadan itibaren hem sol içindeki Kürtçü çevrelerin etkisi, hem de CIA kaynaklı operasyonlar solu büyük bir tuzağın içine çekmiştir. CIA eğitimli ülkücü komandoların gençliğe yönelik terör eylemleri, TİP kongrelerinin basılması ve TİP'li milletvekillerinin Meclis'te saldırılara maruz kalması, sendikaların sağcı terör yoluyla sindirilmesi ve Komünizmle Mücadele Derneklerinin kışkırtıcı faaliyetleri birleştiğinde ABD'nin 12 Mart planı için ortam hazır hale getirilmiştir.

12 Mart'la gerçekleşen balyoz operasyonu ile birlikte solu tasfiye operasyonunun ilk aşaması hayata geçirilmiştir. 12 Eylül ise 12 Mart'tan kalan ne varsa ortadan kaldırmış ve Türk solu yok olma aşamasına kadar getirilmiştir.

...

İnan Kahramanoğlu

AKHENATON
15-05-2008, 06:43
Dilin kemigi yok ki , Akhenaton da atıyor işte, anarşizm için chaos un açtıgı başlıga bakılabilir. Deniz bir anarşist oldugu için mi kendi sehpasını yaşasın Marksizm Leninizm diye tekmeledi. Fazla söze gerek yok. Arşiv versin cevabı, Denizler devlet ile yan yana mıydı :

Bu sitede yer alan başkaları da var. Onlara sorabilirsiniz. 68 bir başkaldırı idi, ama özgürlük hareketi diye içi boşaltılmaya çalışılıyor. [/FONT]

saygılarımla

evet haklısınız , dilin kemiği yok , anarşizmi , marksizme indirgeyip 68 hareketini markist-leninist hareketi olarak görmek sadece bzim gibi az gelişmiş toplumlara özgüdür.TC de yaşanan 68 hareketinin dünyada bir örneği bulunmaz.

68 TC hareketi ne yapmıştır ; insanın özgürleşmesi için feodal düzenlerin yıkılması için ne yapmıştır.koca bir hiç.bugün ülkeyi 68 liler yönetiyor , yaptıklarıda ortadadır.sadece emperyalizme hizmet edip Tc devletini zayıflatmak.dünde öyleydi bugünde böyle.

anarsizm, asla marksizm değildir.anarşizmin marksizm olduğunu söylemek anarşizme hakarettir.kimsenin forumuna bakmaya ihtiyacım yok.anarşist bir başlık açılır, istenilen yerden girerim.

68 hareketi bireysel özgürlüktür , 68 hipi hareketidir , 68 yaşamın her alanında özgürlüktür , 68 hareketi kaldırım taşlarının altında plajı keşfetmektir , 68 hareketi eline silah alıp sağa sola saldırmak değildir , Tabi sadece Türkiye dışında.

Türkiyede 68 kuşağı yoktur.Olsaydı ülke bugün böyle olmazdı.

dilaver
15-05-2008, 06:52
Devrimci Gençlik açıkça kendisini Kuvayı Milliyeci ve İkinci Kurtuluş Savaşçısı olarak tarif etmiş ve gerçekleştirilecek devrimde Türk Ordusu'nu da ilerici bir unsur olarak devrimci saflarda tanımlamıştır.

imhotep bu satırları alıntılamadan önce keşke şu belgeye bir göz gezdirseydin :

Daha simdiden polisinden, Devlet Baskanına kadar hiç birisi evinde rahat uyuyamaz, çogu ise evine rahat gidemez olmustur. Onlar yarın ne olacağını çok iyi biliyorlar ve bugün bir avuç savasçısı olan Türkiye Halk Kurtulus Ordusu'nun, yarın binler ve milyonlar oldugu zaman ne yapacaklarını düsünüyorlar. Tekrar ediyoruz: Düsmanın sayısına, zenginligine, dehsetine ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanlarına aldırmayınız. Onun elindeki silah ve imkanları aldıgımız zaman, bizi durduracak hiç bir güç kalmayacaktır.

Thko nun çıkış bildirisini yazıyorum, hala ordu gençlik elele geçmiş lafızlarını içeren ukusalcı bildirileri asıyorsun. Üstelik de belgeye karşı yorum getiriyorsun. Benim yazdıgım tarihi bir belge. Thko Nurkhaklarda ne arıyordu, kime karşı silahlanmıştı. Devlet başkanına kadar titreyen güçler kimlerdir. Elinde silah olanlar kimlerdir. Tamam Kürtleri de imha etmeyi savunabilirsiniz, devleti de savunabilirsiniz. Ama hiç kimse devletçi söylemlerine Denizleri, Mahiri alet edemez. Onlar devrimci idi ve devlet ile mücadele ederken devlet güçlerince imha edildi. Bu gerçegi, hiç bir biçimde degiştirebilmek mümkün degil.

Denizin mirası son sözlerindedir, onu da kimsenin degiştirmeye gücü yetmez. Deniz idam dehpasında Yaşasın Kemalizm diye bagırmamıştır, Yaşasın Marksizm Leninizm diye haykırmıştır. Daha söze gerek var mı.

saygılarımla

dilaver
15-05-2008, 06:56
Akhenaton

Denizlerimn ML oldugunu iddia etmedim, Ml için savaşıyorlardı dedim. Bildigim kadarıyla da anarşizm örgütü reddediyor, eylemleri onlara da uymuyor dedim. Denizleri anarşist olarak tanımlayan devlet idi, o da artık vazgeçti, herhalde bir siz kaldınız. :)

Denizlerin tahlili için ise thko nun 75 tarihli özeleştirisine bakabilirsiniz.

saygılarımla

imhotep
15-05-2008, 07:07
Referans olarak Deniz Gezmiş'in ifadelerini alıyorum dilaver. Doğan Avcıoğlu ile yaptığı röportajı okumadın mı ? Ne diyor orada Deniz ?

“Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı'ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumundadır. Ve Kemalist bir cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır...Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara mal edilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yekvücut olmak zorundadır.”

Peki kimdi bu Kemalist güçler ? Röportajın geri kalan kısmına bakmak icap eder...

"Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır."

Gördüğün gibi işkembei kübradan atmıyoruz.

Ayrıca Deniz Gezmiş'in son sözü diyorsun... Aydoe'nin iletisinde Deniz Gezmiş'in son mektubunu da okumuşsundur. Orada ne diyor ?

"Sana ben her zaman için müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni...Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtu*luş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye'nin ikinci Kurtuluş savaşçıla*rıyız."

Deniz Gezmiş'i en iyi ifade eden bu yazılı beyanlarıdır.

Saygılar

pante
15-05-2008, 07:19
72'de istemediğim halde Askeri Lise sınavına katıldım. Mülakatta sorulan sözlü sorulardan biri "Deniz Gezmiş'leri Mahir çayan'ları tanıyor musun, kim onlar?" dı.
Ben de onları anarşist olarak tanımıştım gazetelerden-radyodan, aileden-çevreden ve "Anarşist onlar" diye yanıtladım. Böylece mülakatı geçtik.

4-5 sene sonra benim de lakabım "anarşist" olmuştu. :)

Deniz'lerin devrimci militan olmalarının yanında fikren benimsemeseler de anarşist yanları da vardır bana göre.
Durgun gidişatı değiştirmek ve gündemi sarsarak geleceği farklı şekillendirebilmek için bir seferliğine de olsa fokocu eylemler yararlı olabilir.
Nitekim öyle de olmuştur. Yanlış olansa bunların bir devrim stratejisi haline dönüştürülmesidir.
1 Mayıs'larda anılan Şikago Samanpazarı eylemleri de anarşistlere aitti, öldürülenler de anarşistti ama o anarşist eylem 1 Mayıs'ları doğurmuştur ve Şikago olaylarına sosyalistler, anarşistleri hiç ağızlarına almadan sahiplenir.

Eğer, eylemlerini stratejiye dönüştürmemiş olsalardı belki yaşayacaklardı.
12 Mart darbesi belki olmayacak, yükselen bir devrimci bilinç ortaya çıkacaktı. 76-80 arası dönemde binlerce genç öldürülmeyecekti belki.
12 Eylül'de olmayabilirdi. Dolayısıyla AKP de olmazdı.
Hatta en önemlisi PKK dahi olmazdı.

Deniz'ler, Türkiye'nin 1970'den sonraki siyasi tarihini belirleyen olmuşlardır.

dilaver
15-05-2008, 07:24
imhotep , bana Dogan Avcıoglundan , şuradan buradan yazıp da bir yere varamazsın. Yahu ben o gelenekten geliyorum. Benim polis kayıtlarımda Thko lu yazıyor. Şimdi ben içinden gelip çıktıgım bir örgütü bilmeyecegim, onun ne savundugunu bilmeyecegim, ne için mücadele ettigimi bilmeyecegim, 30 sene sonra sen bileceksin öyle mi.

Başka teşkilatlar için yazabilirsin, onlara bir şey diyemem. Ama bizim tüm gençligimiz devlete karşı mücadele ile geçti. Denizin bayragını hep yukarıda tuttuk, tutmaya çalıştık. Denizle birlikte idam alanlar Denizi tanımayacaklar, Denizle birlikte örgüt manifestosunu yazanlar, örgütü bilmeyecek ( kaldı ki teori Hüseyin İnan a aittir ) sizler Denizi bileceksiniz öyle mi.

Olmaz dostum, olmaz. Denizlerin ve tüm 68 lilerin Kemalizmden etkilenmesi ayrı konudur, ki bu 75 özeleştirisinde yazılmıştır ; Denizlerin kemalizmi savunması ayrı konudur. Şimdi sen bana benim yıllarca mücadele ettigim Thko ilkelerini bilmedigimi, ve bir ulusalcı sitede yazılanlara göre yaa bunlar haklıymış dememi mi bekliyorsun. Yahu ben bunları bizatihi bire bir yaşadım ve biz öyle şeyler savunmadık. Hadi ben sonraki nesilim, 75 i biliyorum. İyi de 71 i bilen Thko lular da benimle aynı şeyi söylüyor.

Yani yaşayanlar yok böyle bir şey diyor, iyi de siz nereden çıkıyorsunuz, size ne oluyor.

Tabir caizse ben bunu özel hayatımıza müdahale olarak niteliyorum. :)

İşin içerisinde olan bizleriz, biz böyledir diyoruz, birileri gelip bize yok sen öyle olamazsın diyor. Yahu biz böyle düşünüyorduk diyoruz, yok öyle düşünemezdin deniyor. Ne diyeyim. Benim alıntıya ihtiyacım yok, kaynaga ihtiyacım yok. Bizzat ben kaynagım. Daha ne istiyorsunuz. Varsa aksini iddia eden Thko ya da Tdkp li, çıksın karşıma.

Haspinallahı velivem vekil. :)


saygılarımla

imhotep
15-05-2008, 07:38
İlahi dilaver ! Kuran gerçektir, çünkü gerçek olduğunu söylüyor gibi bir mantık kurmuşsun :)

Benim bahsettiğim kişi Deniz'dir. Konu başlığımız da Deniz'le alakalı.

Ben sana bir şey demiyorum zaten. Demek ki 75 yılında çizginizden sapmışsınız.

Madem çizginizi değiştirdiniz, Deniz adına konuşmayın ;)

dilaver
15-05-2008, 07:59
Şimdi Denizle birlikte olanlar, onunla Nurhakta vuruşanlar, onunla birlikte idama çarptırılanlar konuşamayacak, ulusalcılar konuşacak öyle mi. Onunla birlikte mücadele edenler Deniz böyledir diyecek, onlar ciddiye alınmayacak. Ama 30 sene sonra 2 tane ulusalcının yazdıgına göre karar verecegiz öyle mi. Kaldı ki bunlardan bir tanesi de desin ki, tamam ben de eski Thko safındaydım ve biz böyle düşünüyorduk.

Thko 75 özeleştirisinde o zaman ikiye ayrıldı, biri de Teslim Töre grubu idi. Bak bakalım eski Thko lu ve de Denizin Thko sunu ve de anlayışını savuna Teslim neler demiş. İsmi de TKEP di zannedersem.

Gene o zamanlar özeleştiriyi kabul etmeyenler ( gerç, bu sosyal emperyalizm konusunda idi ) Hüseyi İnan ın Türkiye Devriminin Yolu isimli broşürünü ilke edinenler ( ege civarı ) bak bakalım neler demiş.

Güneş balçıkla sıvanmaz sevgili imhotep. Denizi devletçi, milliyetçi, kemalist yapamazsınız. En azından bizler yaşadıkça. Şahitler var oldugu müddetçe bu iş zor. 50 sene sonra belki. :)

saygılarımla

aydoe
15-05-2008, 08:01
DEVRİMCİ GENÇLİK'in 6 Mayıs Bildirisi

"Egemen sınıflar, sağlıklarında büyük devrimcileri ardı arkası gelmez kıyıcılıklarla ödüllendirirler; öğretilerini, en vahşi düşmanlık, en koyu kin, en taşkın yalan ve karaçalma kampanyalarıyla karşılarlar. Ölümlerinden sonra, büyük devrimcileri zararsız ikonlar durumuna getirmeye, söz uygun düşerse, azizleştirmeye, ezilen sınıfları 'teselli etmek' ve onları aldatmak için adlarını bir hâle ile süslemeye çalışırlar. Böylelikle, devrimci öğretileri içeriğinden yoksunlaştırılır, değerden düşürülür ve devrimci keskinliği giderilir... Burjuvazi için kabul edilebilir ya da öyle görünen şeyler, ön plana çıkarılıyor ve övülüyor." Lenin'in bu sözlerinin üzerinden yaklaşık 90 yıl geçti. Ancak devrimcilere, özellikle tarihsel dönemeçlerde yer almış devrimcilere karşı aynı tutum devam etmektedir.
Bugün Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu kurmuş ve savaşmış Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının başına da aynı şeyler gelmektedir.
"Denizler" diye söze başlayan herkes, onların ne kadar "insansever" olduklarından söz etmekte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın 6 Mayıs 1972 günü idam edilmelerinin "yanlış"lığını "ama onlar kimseyi öldürmediler" diyerek açıklama çabası içine girmektedirler.
Her 6 Mayıs'ta yeniden ve yeniden sergilenen bu tutumlar, giderek Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşüncelerinin, amaçlarının ve örgütlü mücadelelerinin, asıl olarak da devrimci silahlı mücadelelerinin unutturulmasına dönüştürülmüştür.
Geçmişte Denizlere "goşistler, anarşistler, maceraperestler" diyen pek çok çevrenin Denizler üzerinden siyaset yapmalarına yol açan bu süreç, giderek Denizlere duyulan sempatinin "prim" yaptığının görünür hale gelmesiyle, Denizlere "sahip çıkma yarışı"na dönüşmüştür. Artık her önüne gelen, onların ne kadar "kararlı", ne kadar "cesur" insanlar olduklarını söyleyerek, "Denizlerin yolunda" olduklarını, her 6 Mayısta yapılan gösterilerle, sloganlarla kanıtlama peşine düşmüşlerdir.
Bunu öylesine pişkinlik içinde, öylesine vurdumduymazlıkla yapmaktadırlar ki, THKO'nun devrimci silahlı mücadelenin bir örgütü olduğu, "Denizlerin yolu"nun THKO bildirisinde açıkça ifade edildiği gibi, "şiddet politikasını temel alan silahlı mücadele" yürüten bir örgütün yolu olduğunu bilmiyormuş gibi davranabilmektedirler.
Evet, Denizler, THKO'dur. THKO, Denizlerdir.
Denizler, bu ülkede devrimin silahlı mücadele yoluyla gerçekleştirilmesi için yola çıkmış, bu uğurda savaşmış ve yaşamlarını çekinmeden feda etmiş devrimcilerdir.
İstenildiği kadar onlar "devrimci demokrat" gibi aşağılayıcı sıfatlarla anılsın, istenildiği kadar onların silahlı mücadele çizgileri görmezlikten gelinsin, onların şehir gerillasından Nurhak kır gerillasına uzanan silahlı mücadeleleri tarihsel bir gerçektir ve gerçekler değiştirilemez.

dilaver
15-05-2008, 08:04
işte şimdi özüne döndün aydoe. Şan olsun tüm ölenlere ve devrimci mücadele verenlere. En azından bizler yaşadıgımız müddetçe buna izin vermeyecegiz.

saygılarımla

AKHENATON
15-05-2008, 08:12
işte şimdi özüne döndün aydoe. Şan olsun tüm ölenlere ve devrimci mücadele verenlere. En azından bizler yaşadıgımız müddetçe buna izin vermeyecegiz.

saygılarımla


sayın dilaver devrimci olmak , marksist olmakmıdır...

dilaver
15-05-2008, 08:18
akhenaton

devrim siyasi erki şiddet yoluyla ele geçirmektir. Bunu hedefleyen herkes de devrimcidir. Devrimcilerin mutlaka Marksist olması gerekmiyor. Bu arada sizle alaksı yok ama şu alıntıyı da Denizlerle ilgil bu sene 6 Mayıstaki Karşıyaka anma töreni için belirtelim. Nurhak daglarında yaralı olarak yakalanan ve önce idam sonra da hapis alan 80 senesinde cezaevinden tahliye olabilen, sonra 81 senesinde tekrar cezaevinde olan Kemalizmi Denizler le birlikte savunan Mustafa Yalçıner şöyle demiş :


” Yalçıner, Denizlerin sehpada söylediği; "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm ve Leninizmin yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler ve köylüler" şeklindeki son sözlerini kitleye tekrarlattı. Yalçıner'in "Denizler bunları söyledikleri için idam edildiler. Böyle bir amaç için ölünmez mi" sorusuna hep bir ağızdan "Ölünür" yanıtı verildi. ”


saygılarımla

edit : bu arada ben bazan sayın demeyi unutuyorum, bu da infiale sebep oluyor herhalde, onun için siz de kusura kalmayın sayın akhenaton.

pante
15-05-2008, 08:27
Deniz'ler yaşasaydı acaba 75 özeleştirisi olacak mıydı?
71 hareketi küçük burjuva ihtilalciliği olarak nitelenebilecek miydi?
Deniz'lerin mücadelesi revizyonist, Troçkist olarak görülebilecek miydi?
Emperyalizmi doğru tahlil edemedikleri, sosyal emperyalizmden bihaber oldukları, Marksizmi Leninizm'i yeterince bilmedikleri ileri sürülebilecek miydi?

Deniz'lerin mirasına sahip çıkanlar, "Biz onların ihtilalciliklerine, demokratlıklarına katılıyoruz ama ideolojilerini, devrim stratejilerini reddediyoruz." demekle onları reddetmiş olmadılar mı?
Ne farkları kaldı diğerlerinden? TKP'den, TİP'ten, TSİP'ten..

Deniz'lerin Kemalist olarak tanımlanmasını yanlış buluyorum. Onlar "gerçek Atatürkçüler bizleriz" diyerek anti-emperyalist mücadelenin yolunu, yeni Kurtuluş Savaşının gerekliliğini gösterdiler. Onlar sosyalist devrimciydi, mücadelerine rehber olarak da Atatürk'ü, Che Guavera'yı görüyorlardı.

75'te Atatürk'de, Guavera'da reddedilmiş oldu.
Bence yeni bir özeleştiri gerekir. Ya da bırakın Deniz'leri herşeyiyle, ideolojisiyle de, stratejisiyle de benimseyenler sahip çıksınlar.

AKHENATON
15-05-2008, 08:30
evet sayın dilaver , marksistler iktidar olursa onları reddedipte devrimci olabilecez yani.

bende şöyle bir alıntı yapayım , sakın alınmayın ama ;

Sosyalistler , anarşistler , nihilistler varlıklarını başka birini suçlayabilecekleri birşeyde buldukları nispette , Hristiyanlığa yakındırlar.Zira , Hristiyan da kendi hastalığından , marazlı bünyesinden birini sorumlu tutarak buna daha iyi tahammül edeceğine inanır.İntikam ve kin içgüdüsü her iki durumda da tahammül vesilesi , varlığı koruma içgüdüsü olarak görünüyor.

Friedrich Nietzsche.

dilaver
15-05-2008, 08:45
Deniz'lerin mirasına sahip çıkanlar, "Biz onların ihtilalciliklerine, demokratlıklarına katılıyoruz ama ideolojilerini, devrim stratejilerini reddediyoruz." demekle onları reddetmiş olmadılar mı?

şimdi hata burada başlıyor zaten. Deniz ismi bir efsane olmakla geçiştiriliyor ve içi boşaltılmaya çalışılıyor. Her şey bir tek Denize indirgeniyor ve yeni bir Kemal yaratılmaya çalışıyor. Deniz Thko mensubu ve kurucusu idi, onun bir militanı idi. Thko nun teorisyeni ise Hüseyin İnan dır. Denizin öyle çok fazla teori ile ilişkisi falan da yoktur. Bir digeri de Sinan Hoca idi.

Şimdi bir örgüt var ve onun bir çizgisi var. Bu örgüt tek başına 3 kişiden falan müteşekkil degil. Bu örgüt silah buluyor, lojistik saglıyor, depo yapıyor, saklanma yerleri örgütlüyor. Bu bir kaç kişinin işi degildir, bu bir ekip işidir ve bu aşamadan sonra bu işi degerlendirmek de o örgütün işi olur. O mücadelenin eleştirisi de özeleştirisi de o örgütün görevidir. O örgütte yer alan, ölen ya da yaşayan herkesin tek bir konumu vardır, oda örgüt üyesi ya da örgüt militanı olmaktır. O halde sevap da haram da örgütündür, ve örgütte kim kalırsa degerlendirme onlara aittir. Örgüt dışındakilere degil.

Bunun dışındaki çabalar o örgütü legalize etme, ya da pasifize etme çabalarıdır. Bir örgüt var, mücadele kararı almış, bir takım üyeleri öldürülmüş ve kalanlar da bir özeleştiri yapmışlar. 30 sene sonra bu örgütün falanca militanı aslında yaşasaydı şöye düşünürdü diyebilmek nasıl bir mantıkdır anlamakta zorlanıyorum. 71 hareketliligi ne tek başına Denize ne de Mahire ne de bir başkasına ihale edilebilir. O karınca kararınca bir örgütlülüktür ve degerlendirmesini de kendi içi için örgüt yapacaktır. Örgüt bu degerlendirmeyi yapıyorsa kime ne demek düşer.

Örgütlü mücadele içinde olanlar bilirler ki, her şey örgüttür. Tayin edici olan şey örgüttür. Kişiler o örgüt var oldugu için varlardır. Yasadışı mücadele içerisinde olan olay budur. Örgüt üyeleri bunu bu şekilde degerlendiriyorlarsa o örgütle uzaktan ya da yakından teması olmamış insanların 30 sene sonraki çabaları acaba ne amaçlamaktadır.

Denizleri ancak siyasi ya da teorik olarak degerlendirebilirsiniz, ama bir örgütün mücadele çizgisi hakkındaki yorumu onun kendi iç işidir. Buna katılır ya da katılmazsınız o da ayrı, bu da sizin tarihi eleştiriniz olabilir. Ama Deniz yaşasaydı şöyle olurdu demek spekülasyondur, kaldı ki bunun nasıl olacagını en iyi bilen de silah arkadaşları olması gerekir.

saygılarımla

spartacus
15-05-2008, 08:59
Ancak aradan geçen 40 yıldan sonra bugün Türk bayrağı ve Mustafa Kemal portrelerinin bırakın bir mücadele bayrağı olarak en önde taşınmasını, kendisini solcu-sosyalist olarak tarif eden pek çok kesim Türk bayrağından öcü gibi kaçmakta, Atatürk'ün adını duymaya bile tahammül edememektedir.

Bir savrulmadan söz ettiğimizde bu kadar soyut bir tahlili bu dereceden sığ bir tahlille kullanamayız. Sol ve Sağ söylemini nasıl tanımladığınız çok önemli.

Kısa ve detaysız geçeceğim zira konu enine boyuna hem ideolojik ama hemde temel fikir ve görüşler temelinde işlenmiyor. Çala kalemlik ve detaysız geçiş paragraflarımı eleştiri ve irdelemelerde yeniden açarak detaylayabilirim. Denizler'in ideolojik olarak beslendiği ana damar sosyalizmdir. Öncelikle üzerinden atlanmaması gereken en temel nokta burasıdır. İkincisi ise ulusallığı savunmak demek ile anti-emperyalist bağımsız bir ülke olma anlayışı bir ve aynı şeyler değildir. İkisininde temeli farklıdır. Üçüncüsü 68 gençliğinin ulusalcı anlayışı ile 1940 lı yılların milliyetçiliği bir ve aynı şeyler değildir. Birisi bir aidiyetin temsili iken diğeri yani 68 kuşağının ki hem ekonomik ama hemde siyasi açıdan anti-emperyalist, anti-kapitalist olma temeline dayalı toplumsal kurumsallaşmayı taşır. Bunlarda bir ve aynı şeyler değildir. Amaç bir aidiyetin politik yada vitirinel temsili değil, hali hazırdaki sisteme karşı bir alternatif olabilme(solculuğu buradan alıyoruz zaten) düzeyindedir.
Kaçırılmaması gereken en temel noktalardan bir taneside bir devrim startejisidir. Denizler bir devrim stratejisine sahipti ve gıdasını Mustafa Kemal'den değil Şefik Hüsnü'den alan ve hatları yine Şefik Hüsnü tarafından çizilmiş bir ulusal devrim stratejisinden yanaydı. Bu ve diğeri aynı şeyler olmamakla birlikte zaten Diyalektiğede terstir. Nasıl ve nereden terstir, hiç kimse yapılmış bir devrimi bir daha yapma stratejisine sahip olamaz. Bu durumda Şefik Hüsnü diyordu ki Türkiyede Burjuva-Ulusal devrim yarım kalmış ve tamamlanmamıştır. Bu nedenle Atatürk Devrimlerini sürdürmeyi ve tamamlamayı Burjuvamizden bekliyorduk der. Bekliyorduk der çünkü bu beklenti boşa çıkmıştır artık burjuva ulusal devrimi tamamlamak kapitalistlerden çıkmış, sosyalistlerin görevi olmuştur. Buraya kadar bir sorun yok gibidir. Bu durumda sosyalistler Atatürk devrimlerini ve ulusal devrimi gerçekleştirme sorumluluğuyla olduğu kadar devrimin gelinen aşamasına kadar olan süreci sahiplenmek durumundadır. Öylede yapılmıştır ve yine o günün koşullarında doğal bir süreç olarak görmek gerekir. Yine diğer taraftan anti-emperyalist bağımsız bir ülke olmanın sistem İÇİ koşulu yine anti-emperyalist ulusal olma koşuludur. (Şefik Hüsnü stratejisi 1950 lerde daha sistematik ama daha anlam bulan önermeler ve temellerle, sosyalizme daha çok ve ideolojik anlamda da yakınlaşarak milli düzeyde yeniden tanımlanmıştır). Neyi kime karşı savunacak, kimi kime karşı bağımsız yapacaksanız değil mi? Gelmek istediğim temel nokta ise;

Bir fikri bir hareketi yok etmek istiyorsanız yapmanız gereken 2 şey vardır.
1. Şiddet ve baskı ile sindirmek.
2. O fikir ve görüş yada ideoloji her ne ise onu idealistleştirip(dinsel felsefe), sembolizme(siz deyin put) ve tabulara mahkum etmek.

1 Nolusu kısa vadede bir çözüm iken uzun vadede geri teper ve meselenin köküne vurmaz.
2 Nolusu ise meseleyi kökünden halleder ve bu 2 nolu taktik Türkiye de ilk Atatürk'ün siyasal anlayışına, ideolojik yaklaşımına, fikir ve kurumlarına yapılmıştır. Bu süreç 1950 lere gelindiğinde çoktan tamamlanmıştır.
Sosyalistler için ise yine 2 nolu madde 68 kuşağının 78 kuşağına evrilişi süreci ve devamında yaşanmıştır. Artık sosyalistler günümüz koşulları temelinde aslen geri bir stratejik hat olan burjuva devrimini(ki gerçekleşmiş bir devrim) savunmak noktasından uzaklaşırken, temel gıdasını sosyalizm ve sosyalist devrimden alma siyasi anlamda ise sınıflar mücadelesini kavrama olarak gelişmiştir. Ancak buda kısa sürede sosyalist politikaları YÜCE, ULU sosyalist temsilleri İLAH örgütleri tarikat, bilinci ise inançtan sonra gelen ve hatta İNANÇ var ise bilinci gereksiz gören bir hatta savrulmuş artık sembolizmin sonu yine sembollere saldırmak, onları eleştirmek yada karşı çıkmak temeline savrulmuştur. Atatürk'ü sembolik ve tabusal bir düzeye getirmek ne kadar kofdu ise, sözde karşıt açıdan sembolizme ve tabusal eleştiriye varan görüşde o kadar koftu. Sonuçta 2 yöntemden 2. si işlemiştir ve bu süreç politik etkisi temelinde sürmeye devam etmektedir...

spartacus
15-05-2008, 09:00
Devamı;
Günümüz ulusalcıları ise kendilerine sol derken kritiklerini var olan nesnel ve öznel koşullara, var olan sistem ve hayat şartlarına göre değil, solculuklarını sembol ve tabulara ve sloganik yaklaşımlara ne kadar mesafede durup durmadıklarına göre belirliyorlar. Aynen 78 sonrası sosyalistlerin yaptığı gibi... Oysa bu duruş bir yok oluşu temsil ettiği gibi özde solu değil sağı temsil düzeyine varmaktır. Neden sağı temsildir çünkü felsefesi idealist ve politik hattı statüko ve muhafazakarlık olan hiç bir hareket sol olamaz. Ve sol dediğimiz kişisel bir kavram olmadığı gibi, kimi önder kılmış, hangi temsili kullanmış noktasıyla irdelenemez, hayat karşısındaki duruş belirler ve akıntıya karşı kürek çekmek yada en azından su kenarına kazık çakıp aynı yerde durmak sol olmak anlamına değil, aksi anlama gelir...
Denizler sosyalistti stratejik hat ise yine sosyalist olarak örülmüş bir hattı ve temelinde ülkede ulusal devrimi gerçekleştirmek ve anti-emperyalist halk iktidarı kurmak amacı yatar. Hiç bir kapitalist ülkede, anti-emperyalist halk iktidarı olamayacağı gibi, sosyalist bir kurumsallaşmada halk(antogonist çelişkileri olan bir genelleme) sosyalist öz taşımaz. Bu nedenledir ki ve kabaca küçük burjuva sosyalizmi olarak ele alınabilir.

Sosyalistler önce felsefelerindeki idealizmi(metafizik yöntemli), burjuva idealizmini(bilimsel açıdan diyalektik yöntemi kapsarken), eşyaları, insanları ilahlaştıran, tabulaştıran anlayış ve sembolizmi, görüş ve düşünceyi yüceltirken ona tapma düzeyine kadar erişen mezhep ve müritliği bırakmayı, politika dendiğinde etkili kof sloganik laflar etmek-tapmak vs olmadığını ve insanın ve hayatın somut, sembollerin ise soyut olduklarını anlamayı başardıklarında... -ki varoluş biçimi olarak ne sembolleri, nede sembollere saldırmayı baz alacaklardır. Aynı şey ulusal görüşdeki insanlar içinde geçerli olduğu gibi, bu söylenenler bir davranış bir duruş iken solcu olmanın kriterlerini tanımlamaz. Bu duruşla solcu değil sağcı, sosyalist değil ancak dinci olunabilir ve davranışlar tanımları oluşturmaz, önce kişi ve sembollere göre değişmeyecek tanımları koymak gerekir. Adam evine arapça bir yazı asar, bizde sembolleri asarız, düşüncelere tapar ve ne yaparsak İNANCIMIZ uğruna yaparız. Farkımız ?!

imhotep
15-05-2008, 11:46
THKO davasında 24 kişi yargılanıyordu. Bunlardan biri ise Mustafa Yalçıner'di. Şimdi ondan THKO üzerine ifadeleri dinleyelim. Madem yargılanan isteniyor illa ki, biz de verelim;

“THKO'ya millici yaklaşım damgasını vurmuştur. Bu ‘Misakı Milli sınırları' anlayışından Milli Demokratik Devrim'in ‘gayri milli güçlerle milli güçler arasında bir çatışma' olarak anlaşılmasına, ‘asker-sivil aydın zümre'nin millici ve devrimci sınıf güçleri sayılmasından özel teşebbüs karşısında devletçiliğin (millileştirmelerin) savunulmasına, reformcu içerikli bir at değiştirme hareketi olan 27 Mayıs darbesine sahip çıkılmasından 61 Anayasası'nın savunulmasına ve hatta THKO'nun bu anayasayı ve devleti dejenere etmek isteyen DP devamcısı AP hükümetine karşı anayasa savunucusu olarak ortaya çıktığının ileri sürülmesine kadar belirgin bir şekilde görülebilir.”

“THKO özellikle Amerikan emperyalizmi ve onunla yakınlık içinde olan hükümetler karşıtlığını esas almış, Kemalist milli devletin bağımsızlığından verilen tavizleri suçlama konusu yapmakla ve milli devletin savunulmasıyla sınırlanmıştır. Aynı yaklaşımla sorun, “Türkiye'nin kalkınması” sorunu olarak konmuş, sosyalist değil, “milli kalkınmacı” tutum THKO'nun ideolojik-siyasal yaklaşımını özsel olarak belirlemiştir.”

“THKO pratikte burjuvaziden kopuş yoluna girerken ideolojik-siyasal tutum ve yaklaşımlarda henüz kopuşa gidemez. Bu, belgelerde görüleceği üzere, önce Kemalizm karşısındaki tavırda yansır. Kurtuluş Savaşı, burjuvazi önderliğinde bir burjuva milli devrim olarak ele alınmaz. Bu savaşın işçi-köylü-subay-aydın ittifakına dayandığı, burjuvazi ve esnafın dışta ve büyük ölçüde karşıda durduğu değerlendirmesi yapılır. Kesintiye uğrayan 1. Milli Kurtuluş Savaşı'nın 2. bir Milli Kurtuluş Savaşıyla tamamlanması öngörülür. Milli bir devrim önerilir. ‘Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedik”, “kavgamız bağımsızlık kavgasıdır' sözlerine kitapta sıkça rastlayacaksınız.”

Bunlara ek olarak ben yine de Deniz'in ağzından bazı şeyleri daha aktarayım...

Deniz'ler kendilerini Atatürk'le o kadar bağdaştırır ki, mücadelelerini Atatürk'ün Samsun'a çıkışına benzetir:

“19 Mayıs 1919, saldırgan emperyalistlere ve onların emrindeki iç düşmana karşı, Mustafa Kemal önderliğinde, Türk halkını örgütlemek için Kurtuluş Savaşının politik anlamda başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, emperyalizme, padişahlığa, hükümete ve köhnemiş devlet yapısına karşı Mustafa Kemal ve arkadaşları önderliğinde yürütülen devrimin başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi için Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, halkın silahlı gücü ve öncüsü olarak harekete geçişidir.”

Ve Deniz'ler kendilerini yargılayan 12 Mart faşist darbesinin mahkemelerini Mustafa Kemal hakkında ölüm fermanı hazırlayanlara benzetir:

“Biz 50 sene evvel Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman için muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir.”

Görüldüğü üzere Deniz solculuğunu ve devrimciliğini Atatürk'ten aldığını vurgulamakta, yaptıklarını Atatürk'ün Samsun'a ayak basmasına benzetmekte, hatta kendilerini yargılayan faşist savcı ve yargıçları da Mustafa Kemal'i yargılayanlara benzetmektedir.

Tabi, bu tür ifadeler bol. Bir de Mustafa Kemal yürüyüşünü hatırlamakta fayda var.

Ben söylemimde ısrarlıyım. Madem kendinizi Mustafa Kemal'in dışında görüyorsunuz, özgür bırakın Deniz'i...

imhotep
15-05-2008, 12:17
"Yaşasın Türk ve Kürt halklarının özgürlüğü, yaşasın marksizm-leninizm" iddiasıyla ilgili bir arkadaşımın da yardımıyla ufak bir araştırma yaptım. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki bu bilgi şaibeli !

Halit Çelenk'in iddası: "Yaşasın Türkiyenin bağımsızlığı; Yaşasın marksizm ve leninizmin yüce ilkeleri, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, Yaşasın işçiler, köyülüler, kahrolsun emperyalizm"

Diğer infazda bulunan bir şahısın iddası "yaşasın tam bağımsız türkiye, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, yaşasın işçiler, köylüler, yaşasın marksizm ve leninizmin yüce ideolojisi kahrolsun faşizm"

Başka bir avukatının iddası "yaşasın tam bağımsız kemalist türkiye. yaşasın işçiler köylüler, kahrolsun emperyalizm" (emperyalizm kelimesini tamamlayamadan taburesine cellat vurmuş ve kelimeyi güçlükle tamamlamış bu iddaya göre)

Şimdi bir yanda şaibeli bir bilgi, diğer yanda yazılı basına da yansıyan Deniz Gezmiş'in kendi gerçek söylemleri. İspatlı, belgeli !

Tercih sizin...

evrensel-insan
15-05-2008, 13:44
Saygideger arkadaslar;

Deniz Gezmis ve arkadaslari, TC tarihine-amaclari, ortaya cikislari, yaptiklari, yapmak istedikleri ve kendilerine yapilanlar v.s. - gecmis,ve tarihte yerini almistir.

Onlara sahip cikmak veya karsi gelmek yerine; onlari anlatmak, onlari tarih sahnesine cikaran nedenleri anlatmak, onlari tanitmak ve tanimak, o donemi ve o donemin onlari algisini ve onlari bugunlere tasiyan nedenleri nedenleyip sorgulamak, ve insan ve insanlik adina verdikleri bir mucadele-varsa-, ortaya koymak v.s. temelinde onlari-mumkunse-objektif-degerlendirmek gerekir.

Amac onlari yuceltmek ya da yermek,sahiplenip ya da distalamak olmamalidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
15-05-2008, 19:35
Sevgili İmhotep
Kimse Deniz neyciydi özünde sorunu buraya bağlamış değil. Bağlayanlarda birbirinden farklı değil. Mustafa Yalçıner ise verdiğin söylemin ikinci paragrafında bir yerin altını doldurmamış. Osmanlı burjuvazisi ulusal kimliğini Türk olgusundan değil başka uluslardan almıştır. Osmanlı'da 1700 den 1900 e kadar baskın burjuva gelişim ulusal açıdan yükselmemiş, ekonomik açıdan konumlanmıştır ve bu Ermeni, Rum vs yani azınlıklar üzerinden ve feodaliteye karşı ulusal kurtuluş mücadelesi temelinde gerçekleşmediği gibi bundan da yoksundur. Osmanlıda burjuvazinin gelişimi yerleşim(yerel) temelli olmuş ve yine ayrıca ki en önemlisi toplumsal karakterli olmamıştır, burayı atlamamak gerekir. Zaten alınan feodal tedbirlerde görülecektir ki, yerel ama ekonomik konum itibariyle var olan burjuvazi yine yerleşim alanlarından sürülerek tasviye edilmiştir. Bu bir çok şeyi ifade eder.

Gelişen burjuva hareket ise gerçekten asker, bürokrat, azbuçuk aydın kesim üzerinden olmuş Osmanlı'da burjuva harekete her daim asker-bürokrasi gölgesi düşmüş sonrasında ise bu gölge egemen düzeye kadar evrilmiştir.-Ki Osmanlı devlet-iktidar anlayışı yapı ve gücünü Bizansdan almıştır. Günümüzde ise verili koşullarda egemen bürokrasi ve illegal devlet, kutsal devlet nemalanmasının temel besin kaynağı olarak Atatürk, yalan bir resmi tarih ve bu tarihdeki sembolik kahramanlar, gelişen teknoloji ve zorlaşan yaşam koşullarında dini edinim ve tabular devereye alınarak sürdürülmüştür. Tabiri caizse bozuk düzen semboller ve kutsallık addedilen tabular üzerinden meşrulaştırılırken hem sembollerin temsil ettiği isimlerin içi boşaltılmış, kişiler bayrak düzeyine yükseltilen bir politik istismarın ve yine politik rantın temel besin kaynağı haline getirilmiş ama hemde beyinler üretmeyen ve dünü aşamayan emme basma tulumba mürit ordusuna evrilmeye çalışılmıştır. Bu gün Türkiye de ilk elden yapılması gereken -ci, -cü, -çi, gibi tanımların ortadan kaldırılmasıdır. Bu süreçle sistem açısından gayrı-resmi bir konumda ve gayrı-meşru bir düzeyde temsil edilen iktidar ve devlet anlayışı altında inleyen toplumların mücadelesinde karşılarında kutsallaştırılmış semboller çıkmış ve insanlar sembollerin soyut ama hayatın somut olduğu noktasını sürekli gözden kaçırarak kof sembollere karşı gerçekten ciddi kof bir karşı duruş ve kin besler hale gelmiştir. Karşılıklı olarak kişiler nerede durduklarına bakarak kinli sembollerinide belirlemişlerdir. Şimdi bu sembolizmin neresini tartışacak, bu kof idealizmde kim üste kimi alta itme kavgası vereceğiz?

Eğer bir şeyler sorgulanacak ise bu kişilerin durduğu yer olmalıdır, semboller değil. Deniz özgürdür ama Deniz'i sembol düzeyine indirgeyip bizim Deniz, sizin Deniz noktasından yaklaşanlar ise özgür değildir, onlar bitmiştir. Atatürk açısından da bu böyledir ve üst paragrafta ifade ettiklerim daha derinlemesine ve birazda herkesin kendini içine dahil ederek düşünmesi gereken bir paragraftır. Politik yada ekonomik rant adına sembol sömürüsü, istismarı kutsandığı sürece kimse özgürlükten bahsetmesin. Hiç bir şey değilse bile bu eşyanın tabiatına aykırı.

aydoe
15-05-2008, 20:50
Evrensel-insan ve Spartan'ın yazıları doğruları ortaya koymaktadır.
Bizim bakış açımızla 68 lilere sahip çıkmak değil onları algılamak ve onların mücadelelerini doğru yere koyup doğru stratjiler geliştirebilmek önemlidir.

Mahir Çayan,
Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.
Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.

http://www.kurtuluscephesi.com/eris/kessayfa.html#bm10

68 liler ve 78 liler doğru mücadele ortaya koyabilseydi şu an bulunulan noktada olmazdık.

aydoe
15-05-2008, 21:37
Sayın Dilaver,
THKO ve TDKP nerdedir?
Sloganlarına bakalım,
Ne Amerika Ne Rusya Kahrolsun Faşist Diktatörlük
Faşizme Ölüm Halka Hürriyet
Yaşasın Ulusal Demokratik Halk Devrimi
Herkese İş Köylüye Toprak Halka Hürriyet,

Neyi savunmuş Ulusal Demokratik Halk Devrimini,Tam bağımsızlığı , yurtseverliği
köylüyü topraklandırmayı vede halkın birliğini.
Halklar değil halk kullanılıyor.
Faşizme emperyalizme karşı işçi köylü elele bir MDD talebi var.
Sizin komünist olmanız veya sosyalist ve komünistlerin hareketin içinde var olması hareketi sosyalist yapmaz,hareket küçük burjuva sol bir harekettir ve sınıf temelinden ziyade gençlik hareketidir.
Zaten gelinen noktada doğru tespit ve stratejilerin geliştirilemediğini göstermektedir.
Yapılması gereken geçmişten dersler çıkarmak ve bugünü iyi talil etmek ve geleceğimiz için doğru siyaseti geliştirebilmektir.
Sevgiler

dilaver
16-05-2008, 04:10
Deniz Gezmiş ve Thko nun görüşleri Hüseyin, İnan'ın Mart 1972 de cezaevinde kaleme aldıgı Türkiye Devrimi'nin Yolu broşüründe somutlaşmıştır. Broşürün bazı kısımlarına bir göz atalım :

Bugün (12 Mart’tan sonra) yurdumuzda ordu, kesin olarak gerici ve işbirlikçi politikanın halk yığınlarına karşı baskı aracı haline gelmiştir.

Türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarına en uygun çözüm yolu da bölgesel özerklik olacaktır. Bölgesel özerkliğin sınırlarını ve kapsamını da ancak aynı sosyal ve iktisadî yaşantıya sahip olan halkların kendileri tayin eder. Biz, bu özerklikte titizlikle Türkiye’de uluslararası (sosyalist) kültürün ve iktisadî yapının korunmasına çalışmalıyız. Çalışmalıyız, çünkü sosyalist, uluslararası kültür ve iktisadî ilişkiler bütün çalışan sınıf ve tabakaların çıkarınadır." –

Thko lular her zaman Mustafa Kemal e olumlu baktılar. Kaldı ki bugün de sosyalistler Mustafa Kemale olumsuz bakmamaktadırlar. Geçmişteki ve şimdiki devrimciler 1923 mücadelesini ve milli mücadeleyi olumlarlar ama milli mücadele sonrasında da işçi sınıfına karşı alınan tavrı reddederek 30 lardan sonra devletin ferici yapısını vurgularlar.

Thko nun son görüşleri için TDY broşürüne bakılmalıdır :

http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Devriminin_Yolu

74 te ise cezaevindeki Thko lular yeni bir özeleştiri yaptılar. Dışarıda olan Teslim Töre ise Mücadelede Birlik broşürünü yayınladı, Hüseyin İnan ın görüşlerinin tamamını hala sürdürmek isteyenler ise Thko/Tdy olarak anıldılar ve ayrı bir grup olarak kaldılar.

Şimdi tüm yazılan ve çizilenlerden tek bir sonuç çıkar, o da devrim. Kime karşı devrim, var olan devlet mekanizmasına karşı devrim.

Devrim zordur, şiddettir ve gerektiginde kandır. 71 devrimcilerinin ana mihveri budur. Yanlış ya da dogru, eksik ya da fazla. O hareketin özü devrimdir.

Şimdi tartışmanın temeli de budur. 71 direnişinin devrimci özü boşaltılmaya çalışılmakta ve reformist, kemalst bir çizgiye çekilmeye çalışılmaktadır. Onun mücadeleci, kavgacı, halkçı özü unutturlmaya çalışılmaktadır. Onun işçi sınıfı önderligini kabul eden sosyalist egilimi unutturulmaya çalışılmakta sadece orducu, darbeci, bagımsızlıkçı oldugu lanse edilmeye çalışılmaktadır.

Daha sonra gelenegi devam ettirenlerin aldıgı miraz da işte bu devrimci mirastır. Görüşler degiştirilmiş ve bilgiye yaklaşılmıştır. Bir heyecean ve isyan olarak ortaya çıkan 71 daha örgütsel temellere oturtulmuş ve mümkün mertebe kitle çizgisine gelmesine önem verilmiş, sınıf bagları kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır. Siyasi çizgi olarak elbette ciddi bir farklılık vardır ama Denizlerden alınan miras devrimdir. Kime karşı devrim; varolan devlet mekanizmasına ve onun koruyucusu olan militer güçlere. Bu öz 71 de de vardı, 78 de de. Unutturulmaya çalışılsa da hala var.

Tüm sol hareketler gibi 68 hareketi de Kemalizmden ciddi bir şekilde etkilenmişti. 71 hareketi bu etkilenmeden ilk ciddi ko****ur. Hala içinde kemalizm ögelerini taşımakla beraber bu ögeler artık sadece Mustafa Kemal ile sınırlıdır. Milli mücadele ile sınırlıdır, ama gene de ko****ur. Darbeci anlayışlardan ko****ur. Devrimcidir ve devrimde işçi sınıfı önderligini öngörür.

saygılarımla

thunderpoint
16-05-2008, 21:30
http://i.milliyet.com.tr/YazarResimleri/fft6_mf2406.Jpeg
Ece TemelkuranKıyıdan

ecetem@hotmail.com (:ecetem@hotmail.com)



’68, şiddet ve Türüng




Sorbonne Meydanı’nda 1968’e dair bir fotoğraf sergisi var. Fotoğraflardan birinde boş bir sokak ve ‘mini muharebe’den kalma taşlar. Taşlar, atanlarını ve hedeflerini unutmuş olarak, gölgeleri uzayarak orada duruyorlar. Bugün kitapçı vitrinlerini işgal eden ’68 olaylarına dair kitaplara bakıyorlar. Paris
ve Londra o günleri konuşuyor; taşları ve tarihi.

Taşlar ve insanlar
Taşların ve insanların tarihi üzerine buruk, çoğu kez yarım yamalak bir konuşma sürüyor Avrupa’da. Paris’te sadece bir kişi ölmüş, onca ‘şiddetli’ geçen ‘68 Paris’inde. Onlarınki başka bir gerçeklik elbette. Bizimkisi bambaşka.
Ama yine de eski ‘68’li Fransız arkadaşım Bernard tıpkı Türkiye’deki ‘68’lilere benziyor. Suskun ve düşünceli. Hükümet düşürebilen ve öğrencilerle polisleri de içine alan sendikal kudrete, tam demokratikleşmiş siyasal hayata, bütün bunların ‘68’in mirası olduğunu bilmesine rağmen eksik bir şey olduğunu düşünüyor hâlâ, konuşulmamış bir şey.
Korku imparatorluğuna karşı kırılgan gövdeleriyle mücadele etmiş bir kuşağın ihtiyarlığın kapısından girerken omuzlarının düşmesi bu belki. Dünya, onlardan geriye hiçbir şey kalmadığını ilan edip duruyor geçip duran borsa bantlarında, belki ondan... Bilemem. Onlarınki başka bir gerçeklik; bizimki başka.

Bu hınç niye?
Türkiye’de, kimi Türk-İslam sentezcisi, Doğan görünümlü Şahin misali, liberal görünümlü eski faşist yazarlar şimdi televizyon dizilerine danışmanlık filan yaparak o tarihi yeniden yazıyorlar. Öyle pervasızca yazıyorlar ki bu tarihi, örneğin Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un idama götürülürken “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!” diye bağırdıklarını kesiveriyorlar tarihten.
Bir çocuğun ölümünden önce söylediği son sözleri bile çalacak kadar cüretkârlar. Diyorlar ki “’68 gözü dönmüş bir şiddet çağıydı”. Üstelik tam da karşı tarafta, işkencecilerin, ‘Ülkücü Komandolar’ın tarafında olmalarına rağmen vicdanları rahatsız olmadan ölmüş çocukları şimdi yeniden öldürüyorlar.

Hidayetin nihayeti
Eski solcu ve sonradan hidayetin o yapış yapış huzuruna eren kimi yazarlar ve söz söyleyicileri ise, niye bilmiyorum, bir gayret, kendi gençliklerine saldırıyorlar. “Aldatıldık” diye lafa başlıyorlar ve kendi gençliklerine söylemediklerini bırakmıyorlar.
“Vay benim akılsız başım” kişiselliğinden çıkıp bir dönemi, o dönemde kendilerine inanmış insanları da aptallıkla suçluyorlar.
Anlaşılmaz bir hınç ve gayretle yapıyorlar bunu. Sanki bunu yapmasalar bugün aç kalacaklarmış gibi bir gayretle. Bütün bu hıncın bir nedeni olmalı. Sanırım vicdanlarının yenik pehlivan iştahı bu; dönüp dönüp yeniden öldürmek istiyorlar geçmişi.

Yargılanmadan ölmek
Geçmiş ölüyor zaten. Küçücük bir haberdi önceki gün gazetelerde. Tevfik Türüng öldü. Kimdi Türüng?
İyi bir baba olabilir, iyi bir komşu, hatta iyi bir dede de olabilir; bilemeyiz. Ama aynı zamanda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam mangasının içindeydi. 12 Mart döneminin ünlü İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ün de kardeşiydi.
1972 yılında Sıkıyönetim’in Ankara Merkez Komutanı’ydı. Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin, Ömer Ayna’nın öldürüldüğü Kızıldere operasyonunu yönetti.
Türüng yargılanmadan gitti. Küçücük bir haberdi önceki gün gazetelerde.
Ve evet, ‘68’le başlayan süreç Türkiye için şiddet doluydu. Ama şiddeti başlatanlar, bugün ölü çocuklardan sözlerini çalacak cüreti gösterenlerdi. Haklılar, işkencecilerin tarafında yer almış olanlar için epey şiddet doluydu o günler... Ve bugün tarih hırsızlığıyla mesleklerini icra etmeye devam ediyorlar.

sargon
16-05-2008, 22:57
Guzel kadin, hos kadin, ama konunun neden bu kadar uzaginda kaldigini anlayamadim dogrusu. Yukardaki 5 sayfalik tartisma, olayin Turkiye'de tartisildigi ekseni gosteriyor. Temelkuran baska bir eksen kurmaya calismis. Ama bu eksen bugunun degil 40 yil oncesinin ekseni.

Denizlerle ilgili Kemalist miydi, Marksist miydi, Kurt ve Turk halkinin kardesligi dedi mi demedi mi falan tartismalari bence olayin ozunu pek ifade etmiyor. Deniz Gezmis'in teorik olarak soyledigi fazla birsey yoktur. Terorik olarak onemli de degildir. Asil onemi devrimciliginden gelir. Denizler Turkiyedeki devrimci hareteke ruh vermislerdir, inanc vermislerdir.

Oki ile ask olsun grubunda ask konusunda konusuyorduk. Orda Ahmet Inam'la yapilan bir soylesiyi aktarmisti. Ahmet Inam, "hiyarlar asik olmaz" diyordu. Daha once Ahmet Inam'in "Hiyarlar Devrim Yapamaz" yazisini da buraya asmistim. Olay budur. Deniz ask ile devrime sarilmis biriydi. Can Yucel ona "ask olsun sana cocuk" derken bunu gayet guzel ifade etmistir. Hiyarlar devrimci olmaz, asik olmaz. Hiyar gunun adamidir. Isini bilir, hesabini yapar. Basbakan olur, isadami olur, burokrat olur, genelkurmay baskani olur, ama asik olamaz, devrimci olamaz.

Denizden alinan asil miras buydu. Deniz'in yaptigi anti-hiyar bir devrimdi. O yuzden bu kadar etkili olmustur.

iceman
17-05-2008, 11:14
ne farkeder ki? 24 yaşında idam ediLen ve KİMSENİN BURNUNU KANATMAMIŞ bi gençten söz ediyoruz...miLitan mı? devrimci mi? saçma oLmuş...Atatürkçü mü? Laik mi? demek gibi bişe bu...

Subat
18-05-2008, 01:30
Denilebilinecek çok fazla şey kalmamış aslında.
Deniz Gezmiş yaşıyor olsaydı bugün ne düşünürdü demek, pratikte anlamı olmayan birşeydir. Konuya da bir katkı sağlamayacağı açıktır. Kızıldere'den çıkan Ertuğrul Kürkçü bugün liberal bir tutum izliyor, buna karşılık 78'de sesini soluğunu çıkarmayan bir çok kişi de bugün devrim demeye başlıyor... Hangisi doğru ? Çıkamayız içinden...

Sürekli olarak Deniz Gezmiş'in bir gençlik kahramanı olduğu masalı anlatılıyor. Oysa ki Deniz Gezmiş THKO kurucularındandır. İkisi arasında da bir fark olduğu aşikar. Bu nedenle Deniz Gezmiş tartışılırken THKO değerlendirilmelidir. Bir birey olarak Deniz Gezmiş değil.
Dilaver abimin eklediği Türkiye Devriminin Yolu ve THKO bildirileri de buna örnektir. Bir yanda örgütsel bir bildiri, diğer yanda ise örgütle alakası olmayan kişilerin söylemleri...

Nasıl ki Che'nin şapkasındaki yıldızı çıkarıp mercedes'in amblemini koydularsa, Deniz Gezmiş'in THKO'lu olduğu gerçeği çıkarılıp, yerine kanı kaynayan bir genç protatipi koymak istiyorlar...

Deniz Gezmiş devrimci bir militandı(r)!

dilaver
18-05-2008, 04:02
Bu arada Hasan Cemal'in köşesindeki darbe iddialarına karşı Deniz ile birlikte THKO davasından yargılanan dört kişinin Hasan Cemal'e gönderdigi açıklamaları okumak herhalde mtartışmaya son noktayı koyacaktır :

Sayın Hasan Cemal,

15-16 Mayıs 2008 tarihlerinde iki gün üst üste, Milliyet Gazetesi’ndeki yazılarınızı ibretle okuduk.

40 yıl sonra, birçok insan Deniz Gezmiş yoldaşımızı kendi yanına çekmek için çaba harcıyor. Kimileri yumuşatmaya, kimileri sistemin bir parçası haline getirmeye çalışıyor.
Sevgili yoldaşımızın bir tek cuntacılığı eksik kalmıştı. Sayenizde o da gerçekleşti.

Bizler sizin cuntaya karşı olan yazılarınızı okuyor, etik davrandığınızı sanıyorduk.

Yanılmışız…
Deniz Gezmiş ve katledilen diğer yoldaşlarımızın yaşantısı çok iyi bilinmektedir.

Eğer etik duygularla davranabilseydiniz, bırakın bunu, bir gazeteci gibi davranabilseydiniz; yazdıklarınızın doğru veya yanlışlığını başka kanallara başvurarak kontrol edebilirdiniz.
Aşağıda imzası olan bizler, baştan sona Deniz’le birlikte olan, aynı kavganın içinde yer alan, aynı mahkemede yargılanmış insanlarız. Çok küçük bir çaba harcasaydınız, bize ulaşabilir ve birinci elden gerçekleri öğrenebilirdiniz. Kaldı ki; mahkeme belgeleri de ortadadır.

O dönem sizin gibi kimilerinin umudunu cuntaya bağladığı ve 9 Mart’ı dört gözle beklediği doğrudur. Ancak bizler çok iyi biliyoruz ki, 9 Mart’tan önce de 12 Mart’tan sonra da Deniz Gezmiş ve arkadaşları cuntacılardan hiç kimse ile ilişki kurmamış, onlarla görüşmemiş ve herhangi bir işbirliği ya da eylem birliği içinde olmamıştır. Hatta 12 Mart Muhtırası’na karşı çıkan ilk ve tek siyasi gurup Deniz Gezmiş ve arkadaşları olmuşlardır.

Nitekim 12 Mart Muhtırasının verildiği aynı gün THKO 2 Nolu bildirisiyle bu Muhtıra’ya karşı çıkmış, devrimcileri uyanık olmaya ve faşist darbeye karşı birleşmeye çağırmıştır.

Biz THKO’lular, yapmak istediklerimizi ve daha sonra yaptıklarımızı hiç gizlemedik. Belki naif, belki çocukçaydı yaptıklarımız. Ama sapına kadar ütopyamıza bağlıydık. Dağa çıkıp gerilla savaşıyla DEVRİM yapmak istiyorduk. Deniz, Yusuf ve Hüseyin İnan dağa gelirken yakalandı. Bizim ekibin geri kalanı ise 9 Mart’ta da 12 Mart Muhtırası verildiğinde de dağda idik. Ve kavgamızı sürdürmeye kararlıydık. Ama bilindiği gibi, ilk çatışmada üç yoldaşımız katledildi ve kalanlar yakalandı.

Bütün bu açıklamalarımızdan da anlaşılacağı gibi, İrfan Solmazer’in Deniz’le ilgili söyledikleri tümüyle yalandır.
Sizin; yaşayanlar dururken, üçüncü dördüncü şahıslardan duyduklarınıza dayanarak, doğruluğunu araştırmadan, yoldaşımız Deniz Gezmiş’i cuntacı ve “kullanılmış” ilan eden yazılarınızı şiddetle kınıyoruz.

Umarız bu kez etik davranır, açıklamamızı kamuoyuna duyurursunuz.

Atilla Keskin Tuncer Sümer Hasan Ataol Mete Ertekin

saygılarımla

pante
18-05-2008, 04:11
Kızıldere'den çıkan Ertuğrul Kürkçü bugün liberal bir tutum izliyor, buna karşılık 78'de sesini soluğunu çıkarmayan bir çok kişi de bugün devrim demeye başlıyor... Hangisi doğru ? Çıkamayız içinden...Ertuğrul Kürkçü'nün liberal olduğunu nereden çıkarıyorsun?
Bu tür haksız ve yanlış nitelendirmelerle tabi ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemez, çıkamazsın içinden..

imhotep
18-05-2008, 07:27
Gerilla yanlısı olup da ilerici askeri müdahalelere karşı çıkanları anlamakta güçlük çekiyorum.

Çok anlamsız bir asker kaşıtlığı bu.

Askeri müdahalelerin halk temelli olmamasından kaynaklanan bir şey midir bu ? Sanki devrimler farklı mı oluyor, devrimleri çoğunluk mu yapıyor ?

dilaver
18-05-2008, 08:04
sevgili imhotep

devrim siyasi bir alt üst oluştur. Siyasi erkin tüm kurumları ile yerle bir edilmesidir. Kitleseldir, aşşagıdan yukarı gelir ve uzun sürelidir.

Darbe ise var olan erkin bir klikten başkasının eline geçmesidir. Siyasi erk aynı kalır sadece el degiştirir. Gerici olan aslında erktir, bu erki aynı kurumları ile korumak ise ilerici degildir. Dolayısıyla askeri darbenin ilericisi olmaz, ilerici görünümlü olsa bile sonuçta uzlaşıcıdır. Çünkü devlet topyekün bir sistemdir. Ordusu ile, bürokrasisi ile, diger kurumları ve sermaye bileşenleri ile.

Ordu ise var olan devlet sisteminin koruyucusudur, yani egemen aygıtın koruyucusudur. Halka karşıdır, halk için degil. Bizim gibi ülkelerde onun için ordular çok güçlü olur ve zaman zaman da tıkanan sistemin önünü açabilmek için halka karşı darbe yaparlar ve halk muhalefeti sindirilir sermayenin önü açılır, sonra da o paşaları ya devleyt kurumlarında ya da tanınmış holdinglerde danışman veya YK üyesi olarak izleriz.

GERİLLA İSE STRATEJİ İÇERİSİNDE TAKTİK BİR MÜCADELEDİR. ( pardon caps hatası ) ülkenin sınıf yapısına, cografi yapısına egemenlerin yönetebilme erkine ve sınıf çelişkilerine göre gündemde olur ya da olmaz.

Asker karşıtlıgından anlaşılması gereken ordu bünyesinde yer alan halk çocukları anlaşılmamalıdır. Ordunun komuta kademesi içindeki yukarıdan aşşagı hiyerarşi kavranmalıdır.

saygılarımla

pante
18-05-2008, 23:00
Her militan devrimci değildir.
Her devrimci de militan olmayabilir.
Ama hem devrimci hem de militan olanlar devrim yolunda düşmeye hazır öncülerdir.

imhotep
19-05-2008, 12:08
Sevgili Dilaver,

Sen bu mantığı sol bir devlet yapılanması için de düşünebilir misin ? Sol bir devletin de ordusu sol gücü korur mantığın aynı bakış açısıyla geçerli midir ?

Peki devlet sol bir yapılanma ile kurulup bürokrasisi ve siyasal kurumlar aracılığı ile el değiştirebilen devlet kademeleri teker teker düşüp de geriye sadece ordusu kaldıysa...

Söyler misin o bahsettiğin ordu olmasaydı eğer (İşbirlikçi sağcı darbecileri söylemiyorum) bu ülkede sol hareketin İran'daki sol hareketten farkı kalır mıydı ?

Eleştirilecek yer eleştirilir ancak tamamen karşı çıkmak çözüm değildir, gerçekçi de değildir. Bu ülke kısmen de olsa çağdaşsa bunu askeri kişilere borçludur. Ki Mustafa Kemal de bunların başında gelir.

dilaver
19-05-2008, 23:01
elbette düşünürüm, devletin özü degişmez, şiddettir. Yapısı sınıflar bileşenidir, biçimi ise şiddetin dozajıdır. Kızılordu apolet ve rütbeye geçtigi an artık bir burjuva ordusudur. Üretimden koptugu an halkın üzerinde bir şiddet unsurudur. İç savaş koşulları ve savaşlar hariç elbette.

Baktıgınız yer neresi olursa olsun öz ve araçlar degişmez. Üst yapısal devrimler ayrı bir konudur, kapitalizmin devlet eliyle inşaası ve buna uygun açılımlar yapılmasının degerlendirilmesi ayrı bir konudur, ordunun niteligi ayrı bir konudur. İran ise bambaşka bir konudur. Bunları başka başlıklarda tartışabiliriz. Bu başlıkta Deniz Gezmiş ile sınırlı kalalım.

saygılarımla

imhotep
20-05-2008, 05:10
Deniz Gezmiş dışına çoktan çıkıldı sevgili dilaver. Deniz Gezmiş'İn ulusalcı kişiliği netleştikçe konuyu onun dışına çıkardınız zaten. Ne teoriksizliği kaldı ne de başka bir şey.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ?

Subat
20-05-2008, 23:04
Deniz Gezmiş'in yazdığı teorik bir yayım gösterebilir misiniz?
Bizzat dönemi yaşamış arkadaşları dahil, aynı davada yargılanmış olmalarına rağmen açıklama yapıyorsa ve hala anlamak istenmiyorsa; evet haklısınız. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

dilaver
28-05-2008, 04:32
O dönemi tanıkların agzından dinlemek çarpıtmalara karşı en etkili silahtır. 75 te ayrışan ve ayrı bir örgüt olarak faaliyet gösteren Teslim Töre nin 68 degerlendirmesi ile ilgili yazısının konuyu ilgilendirdigi kadarıyla olan kısmını buraya alıyorum :

68 Kuşağının Oluşum Ve Gelişim Süreci

Kapitalizm tekelcilik aşamasına, sermaye ihracı ve kapitalizmin eşitsiz gelişim yasasıyla birlikte çıktı. Rekabetçi kapitalizm döneminde, gelişmiş ülke az gelişmiş olana, geleceğinin imgesini gösteriyorken, meta ihracının yerini sermaye ihracının aldığı tekelcilik döneminde devreye giren eşitsiz gelişim yasası, az gelişmiş ülke ya da ülkelere geleceğinin imgesini değil bağımlılık ilişkisini dayatıyordu. Türkiye bu ülkeler kategorisine giriyordu.

. Türkiye de kapitalizm devlet eliyle, devlet kapitalizmi şeklinde geliştiriliyorken, 1950’de emperyalizmle işbirliğine girildi. Bu işbirliği sürecinde emperyalizm uygulamış olduğu damping politikası sonucu kısa süre içerisinde, yerli sermayenin bir kısmını işbirlikçilik konumuna getirdi, bir kısmını da yutarak ortadan kaldırdı.


1950’de DP’nin iktidara gelmesiyle ülkeye gelen emperyalist sermaye, damping yoluyla yerli sermayeyi ortadan kaldırırken o zamanın gençliği “yerli malı kullan” sloganıyla emperyalist sermayeye karşı koymaya başladı. Bir yanda “yerli malı kullan” haftaları düzenlerken bir yandan da yollarda arabalar durdurularak, sürücülere benzin, mazot, yağ vb. şeyleri petrol ofisinden almaları için propaganda yapılıyordu.

Bu kuşak 27 Mayıs’ı güçlü bir şekilde destekledi. 27 Mayıs gereksinimlerine yanıt veremedi.61 Anayasasından yararlanarak kurulan Türkiye İşçi Partisine ( TİP) önemli katkılar yaptı. TİP, Türkiye solunu bir bütünlük içinde götüremedi. Parçalanma süreci başladı. Bu kuşak parçalanma sürecinde de önemli rol oynadı.

Söz konusu kuşak, Söke de, Çukurova da, Pazarcık ta ve Türkiye’nin her yerinde, yoksul köylülerin toprak işgallerine katıldı. Yoksul köylülerin toprak reformu taleplerini destekledi. İşçilerin emeklerinin karşılığını almak için yaptıkları grevleri, fabrika işgalleri eylemlerinde onlarla birlikte davrandı. 15-16 Haziran olaylarında olduğu gibi İşçilerin örgütlenme ve mücadele özgürlüğünü destekleyip savundu. Özgür üniversitelerin ve üniversite özgürlüğünün yaşatılması için mücadele etti.

Yaptığı en önemli şeylerden birisi de, 1939 bastırma hareketinden sonra sessizliğe bürünmüş olan Kürt potansiyelini harekete geçirmek olmuştu. I965 seçimlerin de Tarık Ziya ekinci, Şaban Erik gibi Kürt ve Kürtlerin oylarıyla Şanlı Urfa da seçilen Behice Boran TİP milletvekili olarak parlamentoya girdiler. TİP 1967’ de yapmış olduğu “doğu Mitingleri” iyle Kürt sorunu konusunda , Kürt halkını bilinçlendirirken, üniversite de okuyan Kürt gençleri de Kürt köylerine kadar giderek onlara kendi kaderlerini tayın etme hakkını anlatıyorlardı.

Aynı dönemde, DDKO (Doğu Devrimci Kültür Ocakları) DDKD(Doğu Devrimci Kültür Dernekleri) gibi çeşitli Kürt demokratik kitle örgütleri ve TKSP (Türkiye Kürdistan’ı Sosyalist Partisi), PEŞENK gibi Kürt siyasi parti ve örgütleri kuruldu. Kürt sorunu en çok bu dönemde enine boyuna tartışıldı.

THKO’ nun gerilla mücadelesini bir Kürt bölgesinde başlatması tesadüf değildi. “Hatırla sevgili” dizisinde Deniz’in arkadaşlarına, damdan düşmüş gibi “ Teslim’de buluşalım” dediği ev bu satırların yazarının eviydi. Söz konusu ev THKO’ nun karargahı durumundaydı. Ortadoğu teknik üniversitesinin arazisinde toplanmış olan uyku tulumları,sırt çantaları, ayakkabıları, elbiseleri, İş Bankası Emek Şübesi’ nden alınan paraları kendi arabamla ben taşımıştım.. Bu paralarla aldığımız silahlar ve yukarda sözünü etmiş olduğum malzemeler önce bu evde depolandı, daha sonra oradan da güvercinlik mağarasına taşındı.

Dağa çıkan herkes önce bu eve geldi sonra oradan dağa çıktı. Bir çok insan uzun süre evde saklı kaldı Hüseyin İnan, Yusuf Aslan defalarca ve günlerce evde kaldılar. Deniz ve diğer bir çok arkadaşla köy ve civar çalışmalarını bizim evde planlamıştık.. İdeolojik, politik, örgütsel, silah temini ve bölgenin stratejik, sosyal, politik, demografik durumunu konuşup tartıştık.

Evde yaşayan aile sayısı 16 kişiydi. Gelen misafirler ve komşularla günde 20- 25 kişiyi buluyordu. Malzemeleri dağa taşırken, dışardan eve getirirken, kişiler gelip giderken büyük bir sürkülasyon oluyordu. Komşuların bir çoğu gelen gidenleri görüyordu. Malzeme taşımak için dağa gidip gelmeler olurken bir çoklarımızı komşu köylerden insanlar da görüyordu. Bizi silahlı görenlerde çok oldu. Dağdaki, pespaye durumumuz da görmeye değerdi. Buna rağmen, İnekli köyünde çocuk yaşta bir çobanın görüp, gidip köyde söylemesine kadar hiçbir ihbar olmadı.

Bütün bunlar o dönemde nasıl bir toplumsal potansiyelin olduğunu açıkça göstermektedir.Zira 1982’de Demokratik cephe’nin Şam daki bürosunda yapmış olduğumuz ilk görüşmede APO’nun “biz sizin külünüzden yani THKO’ nun külünden doğduk” demesi boşuna değildi.

THKO yenilmişti ama Sinan Cemgil’in sözünü ettiği ateş sönmemişti. Dağdayken bir keresinde, “buradaki yirmi kişiyle devrim yapacağımıza inanıyormusun?” diye sorduğumda Sinan “ devrim yapamayız ama bir daha sönmeyecek bir ateş yakacağız” demişti. İşte APO’nun sözünü ettiği kül bu ateşin külüydü.

İnsancıllığın, dostluğun, samimiyetin, içtenliğin en güzel ve unutulmaz örnekleri bu dönemde sergilendi. Bu konuda Kızıldere olayı dünyada örneği bulunmayan bir insanlık abidesidir. Öznesi sadece insan olan, insani değeri en yüceye çıkartan, rakip bir örgütün yöneticilerini ölümden kurtarmak için ölümün üstüne üstüne giderek ölümsüzleşen, insan güzeli, 20. y.yıl sosyalizminin insancıl yüzü Mahir Çayan ve yoldaşları, sadece Türkiye halklarına değil bir bütün olarak da insanlığa büyük bir miras bıraktılar.

68 kuşağının mücadelesinin ön sıralarında yer alarak ölümsüzleşen, Ömer Ayna, THKO’nun yüce kişilikli elemanı Avni Gökoğlu ve ismini burada sayamayacağım daha yüzlerce Kürt yoldaş, Deniz Gezmiş’in idam sehpasının altında “yaşasın Kürt ve Türk halkının mücadele birliği” sloganını atarak idam ipini boynuna geçirmesi ve PKK’nın kuruculuğunu yapan ve içinde yer alan Türk yoldaşlar Kürt ve Türk halkının eşit koşullarda, bir arada yaşamasının sarsılmaz temellerini attılar.

68 kuşağı, Türkiye’nin bütün sorunlarına parmak basmış, çözüm üretmiş, çözmek içinde elinden gelen bütün gücünü kullanmış ve her türden mücadele yöntemlerine baş vurmuştur.

Zora dayalı devrim stratejisinden, barışçıl geçiş yöntemine kadar bütün mücadele yöntemlerinin teorik üretimi yapıldı. Silahlı mücadele de dahil her türlü mücadele yöntemleri tartışıldı ve hayata geçirilmeye çalışıldı. Bu arada 9 Mart cunta hazırlıklarını destekleyenler ve onun hazırlıkları içinde yer alanlarda oldu.


devam edecek

dilaver
28-05-2008, 04:32
68 Kuşağı Anadolu’nun Tarihi Mirasına Sahiplenip Güncelleştirdi.

Emperyalist kültüre karşı, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emre, Nesimi, Bedreddin gibi Anadolu tarihinin toplumsal muhalefetine sahip çıkıldı. Yaşayarak gördüğüm için iddia ederek söylüyorum: 68 kuşağı denen kuşak olmasaydı, Mustafa Kemal Atatürk’ ün ismi de, tarihi de unutturulmaya çalışılıyordu. Yıllarca göğüslerinde Atatürk ün rozetini taşıyarak gezmelerinin nedeni buydu. Faşistler ve dinciler göğsünde Atatürk rozeti taşıyanlara kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyorlardı.

68 kuşağı denen nesil ne Kemalist ne de sahte Kemalistti. 68 Kuşağı denen nesil, tıpkı Pir Sultan Abdal, Bedreddin, Yunus Emre vb. gibi Anadolu’nun tarihsel dokusuna, muhalif güçlerine sahip çıktığı gibi, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin unutturmaya çalıştıkları Ulusal Kurtuluş Mücadelesi veren, İstibdat’ ı yıkan, onun yerine Cumhuriyeti kuran mücadelenin önderi Mustafa Kemal’ e de sahiplenerek yaşatmaya çalıştı.

O dönemde, sahte Kemalizm henüz üretilmemişti. Atatürk rozeti takan bir çok öğrenciyi okullardan attılar. Sokak ortasında linç edercesine dövdüler. Polise şikayet edenlerin bir çoğu polisten de dayak yiyordu. O dönemde Atatürk rozeti taşımak şimdiki gibi bir imtiyaz değildi. Tam tersine çok önemli bir risk unsuruydu. Benzetmek yerindeyse, o dönemde Atatürk rozeti, şimdiki gibi takanları korumuyordu. Atatürk rozetini takanlar, Atatürk’ ü korumak amacıyla takıyorlardı.
Sıkı Yönetim Askeri Mahkemelerinde Atatürk savunuculuğu yapmalarının nedeni de buydu. Onları yargılayanların Atatürkçü geçinip, emperyalizme hizmet ettiklerini çok iyi biliyorlardı. O nedenle onlara karşı da Atatürkü savundular.

Bu savunmalar karşısında, sahte Kemalistlikler üretildi. İlhan Selçuk’ un deyimiyle Atatürkçülük “muzlaştırıldı.” Hele de 12 Eylül askeri faşist cuntası gelip Kemalizm adına Türk Dil Kurumu’nu kapatıp, ne kadar ilerici, demokratik oluşum varsa ortadan kaldırdıktan, onun şefi Kenan evren Hitler ‘in bile söylemediği ”asmayıp ta besleyelim mi” dedikten sonra Ulusal Kurtuluş felsefesi ve onun önderi Atatürk ün defterini tümden kapattılar. Eğer buna Kemalistlik denecekse, 68 kuşağının hiç olmazsa bir kısmı bu meyanda Kemalistlikte yaptı.

Bunların toplamı, 68 kuşağı denen hareketin, Türkiye’ de saman alevi gibi yanıp sönen bir fenomen olmadığını, Türkiye halklarına büyük değerler bütünü, yüce onur, bilgi birikimi, pratikte denenmiş mücadele yöntemleri gibi çok önemli ve kalıcı miraslar bırakan bir hareket olduğunu göstermektedir.

Bunun yanında çok önemli yanlışlar da yapıldı.Türkiye’ de toplumsal ilerleme süreci, çocukluk, gençlik dönemlerini yaşadı fakat henüz olgunluk dönemine giremedi.

Çocukluk dönemini TİP’le yaşadı. Bu dönem mücadelenin en heyecanlı,umut dolu, geleceğe güvenle bakan dönemiydi. Sosyalizm kavramı insanı coşkuyla dolduran bir kavram niteliği taşıyordu. Mücadelenin öncüleri toplumun içinden gelen doğal önderler durumundaydılar. O nedenle de bu dönemin sosyalist insan tipi toplum tarafından sevilip sayılan insan tipleriydiler. Bir TİP’liyi yaşadığı çevreden kime sorsan,”namuslu dürüst bir insan ama, komünist” diyerek yanıtlarlardı.

Gençlik dönemi çok tantanalı geçti. Amipler gibi bölündü. (bunun içinde ben de varım) Fraksiyonculuğa esir düşüldü. Fraksiyonculuk yüzünden bir çok devrimci, demokrat insan öldürüldü. İdeoloji önemli ölçüde sığlaştırıldı. O nedenle ideolojik ayrılıklar da çok basit gerekçelere indirgendi. Nesnel hayatla bağı olmayan teoriler üretildi.

Gelinen noktada, geriye bakacak olursak, hem alıp geleceğe taşımamız gereken çok önemli birikim ve değerler, hem de asla bir daha tekrarlamamamız gereken çok hoyrat yanlışlar var. Alınacak malzeme de çok atılacak malzeme de.


Bütün bu somut verilerden de kolayca anlaşılabileceği gibi, söz konusu kuşak, homojen değil heterojen bir kuşaktı. İçinde işçiler , aydınlar , köylüler , gençler, yaşlılar, küçük burjuva gibi çeşitli sınıf ve katmanlar yer alıyordu. Tümüyle toplumsal gereksinimlerden kaynaklanan, toplumsal bir hareketti. Güncel değil, tarihsel ve dokusal bir nitelik taşıyordu.

Hem Batı Avrupa da, hem de Türkiye deki 68 kuşağı hareketinin doğduğu koşulların ekonomik alt yapısını tekelci sermayenin bir aşamasından kaynaklandığını daha önce belirtmiştim. Bu süreç, emperyalizmin sermaye ihracı yoluyla elde etmiş olduğu sömürünün doruğa çıktığı bir süreçtir.

Sömürü doruğa çıkarken, Sömürünün en büyük payı, sermaye ihracının yapıldığı ülkelerden gelirken, sömürüden elde edilen bollukta emperyalizmin anamalı ülkelerine taşınıyordu. Bir makaraya bağlı ipin iki ucu gibi Batı Avrupa da zenginliğin, Türkiye’de ise yoksulluğun trendi yükseliyordu.

Emperyalist sermaye, sermaye ihracı yapmış olduğu ülkelerde, elde etmiş olduğu sömürünün bazı kırıntılarını, anamalı ülkelerinin toplumunun ağzına sürerken, geri kalmış ülkelerin toplumunun ağzındaki lokmasını da çıkartıyordu.

Yukarda belirttiğim gibi alt yapı sorunları çözülmüş ve bolluğun artmış olması nedeniyle kapitalizm anamalında demokrasinin sınırlarının genleştirilmesinde hiçbir sakınca görmüyordu. Gençlik ise aşa, işe değil daha geniş özgürlüklere gereksinme duyuyordu. O nedenle, B. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde ki 68’liler, otorite karşıtı çıkışlar yaptılar. Bu bağlamda hem kapitalist, hem de sosyalist otoritelere karşı çıktılar.

Batı Avrupa gençliği; feminist hareketin geliştirilmesi, cinsel özgürlük , sokakta sevişebilme özgürlüğü istemiyle hem sosyalist hem de kendi ülkelerindeki kapitalist otoritelere karşı çıkıyorlardı. Ama, söz konusu özgürlük taleplerinin içinde, kendi ülkelerinin emperyalist sermayesinin, geri kalmış ülkelerde oluşturmuş oldukları, iktisadi ve siyasi cebrin kaldırılması, geri kalmış ülkelere de özgürlüğün getirilmesi talebi yoktu.

Tekelci kapitalizmin, eşitsiz gelişim yasası, B. Avrupa ve diğer emperyalist ülkelerde yukarda belirtilmiş olan cinsten bir özgürlükler mücadelesine zemin yaratırken, onunla işbirliğine girmiş olan Türkiye de farklı bir mücadele zemini yarattı.

Türkiye’de oluşmuş olan mücadele zemini ise; emperyalist sermayenin sömürüsüne, söz konusu sömürünün yaratmış olduğu yoksulluğa karşı mücadele özgürlüğü, toprak reformu talebiyle yoksul köylülerin toprak işgal etme özgürlüğü, örgütlenme hakkını almak için işçilere sokağa çıkma, emeğinin karşılığını almak için fabrikayı işgal etme özgürlüğü, öğrencilerin özgür üniversite’ yi korumak için yaptıkları eylemleri desteklemek, Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkını isteme özgürlüğü gibi özgürlük talepleriyle sokağa çıkma zeminiydi.

Teslim Töre

dilaver
28-05-2008, 04:44
O dönemin bir başka tanıgının taraf gazetesinde yer alan tartışmasından bir bölümü de buraya alıntılıyorum. Bakın bakalım kemalizmi 68 de ve Deniz'de bulabilecek misiniz.


68’in özellikleri
68’in görmezlikten gelinen birçok özelliği var. Bunları örneklerle ortaya koymak istiyorum.
68’li yıllarda gözümüzü açtığımızda bize kadar ulaşan dört önemli birikim ve akımla yüz yüzeydik.
Bunlar sırasıyla:
1) TKP’den unsurları, özgürlükçü sol kesimleri ve işçi sınıfının sendikal birikimini de içine alarak partileşmiş olan TİP.
2) Mihri Belli, TİP’in son Malatya kongresinde “solcu” olduğu gerekçesi ile partiden uzaklaştırılan isim. TKP’nin yurtiçi büro sekreterliğini yürüten ve MDD tezini ortaya atan kişi.
3) Dr. Hikmet Kıvılcımlı, en uzun cezaevinde yatan ve en fazla araştırma ve inceleme yapan devrimci aydın.
4) 27 Mayıs darbesinin ve 1961 Anayasası’nın nispi özgürlük ortamında gelişen ve anti-komünist olmayan Atatürkçü gençlik

Başlangıçta çoğumuz için TİP vardı. Dolayısıyla çoğumuz Atatürkçü olmadan önce sosyalist olarak kendimizi ifade ediyorduk. Fakat bu oturmamış kimlik, TİP yönetiminin gençliği öğrenci hareketlerinden alıkoymasıyla birlikte hızla MDD (Milli Demokratik Devrim)’ci kimliğe bürünmüştür. Burada da esas olan Kemalizm değildir. Kemalizmi Leninist devrim yolunda müttefik olarak gören bir tespit vardır. Tam burada 68 döneminin esas olarak iki bölümden oluştuğunu belirtmek zorundayım.

Birinci dönem, 1970 sonlarına kadar uzanan kitlesel, barışçıl ve demokratik niteliğin hâkim olduğu ve aynı zamanda Kemalizmin etkisinin de en fazla olduğu bir evredir. Yazarlarımızın kafasını karıştıran onları kategorik düşünceye iten şey işte tam da budur. Kemalizm ve demokratiklik, Kemalizm ve kitlesellik vb. olacak şey değil. Çünkü bu dönemde biz tüm üniversitelerde çoğunluktaydık. Çünkü tüm öğrenci dernek seçimlerini ezici çoğunlukla sosyalistler olarak almış veya alıyorduk. Sadece çoğunluğu temsil ediyor değildik. Daha da önemlisi bunu demokratik bir mekanizma ile tamamlıyorduk. Bu da Forum’lardı. Bunlar bizim tüm öğrenci sorunlarını tartıştığımız ve oylama yaptığımız ve sonucuna herkesin uyduğu demokratik ve kitlesel aygıtlardı. Üniversitelerdeki bu yönetimimiz elbette ki hâkim sınıfların saldırılarına uğramıştır. Dergilerimizi satarken, gösterilerimizi yaparken polis desteğinde sopa ve silahlarla saldırılara uğramamıza, dinci ve faşist milis güçlerce öldürülüp korkutulmamıza rağmen barışçıl kimliğimizden taviz vermemişizdir. Yoksa 1969’lardan itibaren başlattığımız ve 1970 yazında doruğa çıkan işçi ve köylü arasındaki çalışmalarımızı nasıl izah edebiliriz. Gerçekten o dönemde Sovyetler olmasaydı Türkeş gibi ABD’de özel eğitilmiş kişilerin bize komutanlık yapması Kütahyalı’nın söylediği gibi mümkün müydü? Biz 1970 sonuna kadar ülkede ayak basılmamış hiçbir köy bırakmamışken hem de toprak ağalarının adamları olan ülkücülerin ölüm tehditlerine, öldürme ve linç girişimlerine rağmen bu tespit yapılabilir mi? Yazarlarımıza sormak gerekir; kitlesel, barışçıl ve demokratik haklarımıza karşı haince ve polis desteğinde orantısız güç ve hukuksuzluk kullanılarak saldırıldığında canımızı, kitleyi ve demokratik kazanımlarımızı nasıl koruyacaktık? Hem de 20’li yaşlardaki gençler olarak. Bizim bu öz savunma refleksimiz silaha taptığımız ve onu kutsadığımızdan değildir, “xenophobic, hatta ırkçı eğilimlere kayabilecek” bir milliyetçiliğimizden de kaynaklanmıyor. Geçmişi yaşamadığınız ne kadar belli. Sizi suçlamıyorum ama geçmişi incelemediğiniz o kadar açık ki.

İkinci dönem, 1970 ekim-kasım ayından başlar ve 1973 mayıs ayında biter. Bu dönemin belirgin özelliği gerillacılıktır. Şehir ve kır gerillacılığının hazırlandığı, kısa vadede iktidar olama anlayışının iç içe girdiği bir süreçtir bu. Başlangıçta asker ilişkileri olsa da bu döneme damgasını vuran üç örgütlenmede şu gelişmeler olmuştur.

THKO’nun kurulma öncesi Deniz, İstanbul’daki arkadaş grubuyla tamamen kopmuştur. O günlerde Deniz’in örgütlenme önerisine karşı çıkanlar ve Atatürkçü düşünceyi o gün ve bugün de hâlâ savunan İstanbul’daki yoldaşlarıdır. Dolayısıyla Deniz bu Kemalist kadrolardan koparak Ankara’ya ODTÜ’deki sosyalist kadroların yanına gelmiştir. Mısır patlatır gibi sağa sola bomba atma bilgisi Hasan Cemal ve benzer konumdaki kişilerin yetersiz ilişkilerinden dolayı ortaya koydukları görüşlerden başka bir şey değildir. Ve dönemi tarif edebilecek bir özelliği yoktur. Eğer bu konuda bilgi sahibi olmak isterseniz benim kitapta daha çarpıcı ve sarsıcı bilgiler var. Uzağa gitmenize gerek yok. Bu konumdakilerin yaptığı körün fili tarif etmesine benzer.

THKP-C’ye gelirsek burada daha şaşırtıcı bilgiler vardır. Mahir Çayan’ın özel ilişkisinden dolayı bu örgütlenme Hava Kuvvetleri içinde oldukça etkindir. THKP-C yönetimi ve kadroları temel hedeflerinin devrim olduğu bilinci ile hareket eden ve bunun için bir hazırlık dönemi geçirmek gerektiğine inanan insanlardan oluşuyordu. Sadece askerlerle değil işçiler, köylüler, aydınlar vb. arasında örgütlenen bir anlayışı savunuyorlardı. Asker ilişkilerinin yaygınlığına rağmen bu örgüt özellikle işçiler arasında çalışmaya özel bir önem vermiştir. 256 kişilik THKP-C davasına ve ek İşçi Davası’na bakarsanız bu örgütlenmenin yüzde 50’si işçi ve çalışanlara dayanmaktadır. Tüm bu çalışmalar cuntacılık anlayışının inkârından başka bir şey değildir. Ve zaten örgüt en büyük darbeyi cuntacılardan yemiştir. Burada şu kadarını söyleyebilirim ki subaylarımızın çoğu devrim için bu örgütü benimsemiş de olsa elbette ki birçok subay arkadaş kısa vadede iktidar olama anlayışından dolayı saflarımıza gelmişlerdir. Katılır veya katılmayız ama bir şeyi çok yönlü ele alamazsanız bizlerin ölümlerini, hapishanelere tıkılmamızı ve işkencelerden geçirilmemizi doğaldır ki milliyetçi kalıplar içinde izah etme gafletine düşersiniz.

TİKKO hareketi ise Kemalizm’e açıktan karşı çıkan bir örgüt olarak zaten yazarlarımızı tümden tekzip etmektedir. Tabiî ki silaha sarılması, kırlardan şehirleri çevirme teorisini savunması yazarlarımızın kabul edeceği şeyler elbette ki değil. Zaten konu da bu değil. Marksizm’i yanlış yorumlayıp, yanlış tespitler yapan genç insanlar silaha sarılmışlarsa onların milliyetçi, ırkçı ve Kemalist olmalarının bir izahı olabilir mi? El insaf! Olsa olsa onlara terörist diyebilirsiniz. Zaten dolaylı olarak söylenenler de bu.

Yazarlarımızdan Kütahyalı elbette ki bugünkü ulusalcı ve kızılelma taraftarı milliyetçilerin 68’i ve Deniz’i ön plana çıkarmasından ve bunlara katılan sapkın solculardan ürkmüştür. Ama doğal olmayan, 68 direnişimizi ulusalcı ve faşist unsurlarla bir ve eşit tutmuş olmasıdır. Bunun nedeni de çok açık: kapitalizm ve liberalizme inanıyor olmasıdır. Öyle olmasa sağlık ve eğitim alanında dünyada bir numara olan ve tüm insanlık için özellikle de Afrika’daki yoksul halklar için kendini feda eden Kübalı doktor, eğitmen ve subayların bu çabaları, kazanımları ve hayatlarını verişleri görmemezlikten gelinebilir mi? 68’in devrimci içeriğini boşalttığınızda tam da yazarlarımızın tarif ettiği şey kalır ortada.
68’lilik eğer bir annenin çocuğuna olan KARŞILIKSIZ SEVGİSİ, bir çocuğun hiç kimsede bulunmayan SAFLIĞI ve ancak bir delide olabilecek DELİCESİNE CESARETİ ise, bilin ki bu ülkenin sorunlarını çözebilecek tek güç biziz veya bizim gibi olabilenlerdir. Tabiî ki geçmişte dördüncü bir özelliğimiz daha vardı. O da BİLGE OLMAMAMIZDI. Sanırım aradan 40 yıl geçti ve biz hâlâ dinci-liberal ve milliyetçilerin etkisindeki insanlarımızı insan temelli, sosyal ve sömürüsüz bir kanala akıtmaktan uzağız. Fakat BİLGEYİZ artık.
Şimdi 68’li olma zamanı diyorum.

* Mersin 68’liler Derneği Başkanı / selcuk-sahin-polat@hotmail.com
27.05.2008

aydoe
28-05-2008, 06:31
Selçuk Şahin Polat'ın makalesinde ULUSLARARASI ETKİLEŞİM paragrafı alınmamış aşağıdaki linkte makalenin tümü var.
http://www.mersinyasam.com/news/1427.html
''Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrimci eylemde bulunacaktır.'' Deniz Gezmiş
http://www.68dayanisma.org/?page=duyurularv&event=0&ID=1295

Ne mutlu ki Denizler'i On'ları herkes sahipleniyor.Her bakış onları kendinden görüyor ve onlar belkide tarihte birleştirici bir rol alıyor.
Ortak payda antiemperyalist devrimci ve yurtsever çizgide halkın birliğidir.

BİRARADA OLMAYI BAŞARDIK HABERİNİZ VAR MI?
''Bu toplantımız gerçekten muhteşemdi. Etkinliğin içeriği, akıcılığı ve niteliği katılımcılar tarafından çok olumlu eleştiriler alması bunun bir göstergesiydi. En güzel yanı da katılımcıların çoğunun bu tür bir etkinliğe ilk defa katılıyor olmasıydı. Diğer yandan müzik grupları, sanatçılar ve konuşmacılarıyla ve coşkusuyla da çeşitliliğin ve renklerin bir uyumu vardı. Güvercinler, balonlar, uçurtmalar ve tişörtleriyle de bu ortam görülmeye değerdi. Fakat daha da önemli bir sevinç ve güzellik onu özel ve önemli hale getiriyordu. Bu toplantıyı esas olarak devrimci yapan unsur, toparlanma, birlik ve beraberlik şarkılarını söylüyor olması değildi bizzat bunu orda gerçekleştiriyor olmasıydı. İşte bu ülkemizde bir ilkti. Pekâlâ, neydi bu? Bu, Marksistlerle liberallerin bir araya gelmesi değildi. Bu özellik sol kulvarın dışında ülkenin siyasi tıkanıklığının yaşandığı bir alanla ilgiliydi. Kendiliğinden ve sessizce Mersin 68’liler Ormanında gerçekleşen şey ülkemizde ençok ihtiyacını hissettiğimiz barış ve hoşgörünün yaşanıyor olması ve test edilmesiydi. Çünkü biz orda kendine Kemalist diyenlerle siyasi Kürtleri bir araya getirmiştik. Yani birbirine “etnik milliyetçi” ve “ırkçı” diyenler birlikte ve yan yanaydılar. Ülkemizde bugüne kadar kolay kolay bir araya gelmeyen bu gruplar ortak bir etkinlikte ortak sloganlar atmayı başarmıştı. Milliyetçiliğin ve dinciliğin yarattığı anafordan çıkabilen ve bu etkiden kurtulan insanlar yeni bir soluk ve yeni bir yolu elyordamıyla bulmuş oldular. Elbette ki programımızın bu yöndeki özü ve formatı bu güzelliğin gerçekleşmesinde temel bir önem arz ediyor. Fakat kitlelerin bu çağrıya uyması ve bir araya gelme isteği işte değişimin ve gelecekte olacakların işaretidir. Bize düşen görev bu özü ve yönelişi bozmadan onu daha da ilerilere taşımaktır. Denizler, 68’lilik elbette ki bu yöneliş için uygun bir zemin yaratmıştır. Demek ki uygun zeminler bulunduğunda (yani 1 Mayıs gibi) milliyetçi ve dincilerin etkisi altındaki milyonları sosyal ve devrimci bir yola sokmak her zaman mümkün gözükmektedir. Yeter ki buna samimiyetle inanalım.
İşte bu etkinliğimizi ilk yapan, onu devrimci kılan bu özelliğidir. Bunu kavramak ve onu geliştirmek bize bağlıdır. Kimseyi küçümsemeden ve dıştalamadan sessizce ve özveriyle ama asla yılmadan yola koyulmalıyız.
Kervan yürüyor. Yarın 18 Mayıs.''
http://www.mersinyasam.com/news/1253.html
17.05.08 Selçuk polat

pante
28-05-2008, 08:42
Taraf Gazetesinin Küstahlığı:

Fethullah Gülen ve Abdullah Gül destekçisi, AKP yandaşı Taraf Gazetesi'nin yeni hedefi Deniz Gezmiş ve arkadaşları oldu. Rasim Ozan Kütahyalı adlı yazar, Gezmiş'in söylemlerinin "ulusalcı" olduğunu, Hrant Dink'i öldüren zihniyetin Deniz Gezmiş'in söylemlerinden beslendiğini yazdı.

TARAF Gazetesi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını, Hrant Dink'i katleden zihniyetin "yolunu açmak"la suçladı. Gazetenin herTARAF adlı sayfasında görüşlerine yer verilen Rasim Ozan Kütahyalı, Deniz Gezmiş'in yolunun ulusalcılık olduğunu bunun ise toplumu saran "zehirli sarmaşığın ideolojik tohumlarının atılması anlamına geldiği"ni ifade etti.

Taraf'ın birinci sayfadan "ateşi körüklüyor" diyerek anons ettiği yazıda, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının devrimci - milliyetçi ideolojik zemin yarattığına vurgu yapıldı.

http://www.ankarahaber.com/news_detail.php?id=12508

KızıL
29-05-2008, 23:32
öyle bir militandı ki öyle bir yurtseverdi ki diğerleri gibi onuruyla devrimciliğiyle öldü kendi sehpasını kendi itti....

jadi
10-12-2011, 16:56
Bunlarin hepsi de Deniz Gezmis'e uyuyor. Militan ile devrimciyi karsi karsiya koyma cabasi bana cok komik geliyor. Neden bu cabaya giriliyor? Birileri Deniz Gezmis'i varoldugu haliyle, yani gercek Deniz Gezmis olarak kabul etmek istemiyor. Eline silah alip devlete karsi mucadele etmesi ters geliyor. Ama icini bosaltip, sus bebegi olarak kullanmak da istiyor. Bunun icin Deniz Gezmis'in "militan" olmamasi, ama "devrimci" olmasi gerekiyor. Bu ayni zamanda "devrimci" sozcugunun de icini bosaltma cabasidir. Her tarafindan riyakarlik akan bir tutum bence.

Ikon Deniz Gezmis, mit Deniz Gezmis, her kiliga uyan Deniz Gezmis, ici bosaltilmis, yapma bebek Deniz Gezmis, hicbirsey olan Deniz Gezmis.

Sevgili sargon,

Deniz Gezmis eline sopa alip devlete karsi mucadele vermis degildi. Onun sahip oldugu tek tavir, emperyalizm karsitligidir. Yaptigi butun eylemlerde abd'yi, nato'yu ve bati'yi hedef almisti.

Turkiye devleti icerisinde muhalif oldugu bir sistemden bahsedilemez. O'na gore Turkiye kemalizm'den taviz verdigi icin emperyalizmin eksenine girmekteydi.

Batililara karsi duzenledigi eylemler: Amerikan bayragi yakmak, 6.filoyu protesto etmek, Amerikan askerlerini rehin almak ...vs iken, Turkiye icerisinde "samsun'dan Ankara'ya Ataturk yuruyusu", Ataturk posterleriyle yuruyus, nutuktan alintilar barindiran konusmalar yapmak ile sinirli kalmisti.


Milli demokratik devrim diye birseye inaniyordu. Yani ordu icerisindeki kemalist subaylari orgutleyip askeri darbe ile devrim(?) yapmak istegindeydi. Bu sekilde kemalist devrimlerin devam ettirilmesini saglayacakti.


Deniz Gezmis'in darbeciler tarafindan idam edilmis olmasi, O'nun da bir darbeci oldugu gercegini degistirmez. Sadece O'nun cuntasi degil, baskalarinin cuntasi basarili olmustur diyebiliriz.


Kisacasi Turkiye solundaki carpikligi Deniz Gezmis'in hayat hikayesinde acik bir bicimde gormus oluyoruz. Belki de Turkiye'de saglikli ve entellektuel bir siyaset zemini yaratmanin yolu Deniz'leri kahramanlastirarak degil, onlarin yaptiklarini redderek mumkun olacaktir.

dilaver
10-12-2011, 22:24
Kisacasi Turkiye solundaki carpikligi Deniz Gezmis'in hayat hikayesinde acik bir bicimde gormus oluyoruz. Belki de Turkiye'de saglikli ve entellektuel bir siyaset zemini yaratmanin yolu Deniz'leri kahramanlastirarak degil, onlarin yaptiklarini redderek mumkun olacaktir.

Gene halt ettin sen jadı

Bizler 1970 li yıllarda Deniz'i red ettik. Onun çizgisini küçük burjuva çizgisi olarak mahkum ettik ama ona sonuna kadar sahip çıktık ve "Deniz, Yusuf, İnan, Savaşa Devam" diye yol aldık. Kim miydik biz. Deniz'in örgütü yani THKO.

Deniz bir bayraktır. Uzlaşmazlığın bayrağıdır, dürüstlüğün bayrağıdır yani halkın bayrağıdır.

saygılarımla

jadi
11-12-2011, 01:56
sn dilaver


Beni anlamadigim sey su, eger bu arkadaslar kemalist duzenden bu kadar memnun idiyse, "ataya saygi nobetleri" adi altinda M.Kemal'in heykelleri onunde nobet tuttuysa, 10 Kasim'da ayakta dikilmeyenleri dovecek kadar rejim yandasi idiyse, o zaman hangi duzene isyan etmislerdi ?

Aslinda hem Mahir Cayan'i hem Deniz Gezmis'i o cok methiyeler duzdukleri kemalist duzen oldurmustu ama hala solcular kendilerini devrimci sanmaya devam ediyor. Savundukleri fikirler, eger kliselesmis sloganlardan arindirirsak, soldan ziyade saga yakin gibi geldi bana. Veya acik olmak gerekirse gittikleri yol tam olarak militarist ulusalcilik bence

AlbatrosS
11-12-2011, 02:33
sn dilaver


Beni anlamadigim sey su, eger bu arkadaslar kemalist duzenden bu kadar memnun idiyse, "ataya saygi nobetleri" adi altinda M.Kemal'in heykelleri onunde nobet tuttuysa, 10 Kasim'da ayakta dikilmeyenleri dovecek kadar rejim yandasi idiyse, o zaman hangi duzene isyan etmislerdi ?

Aslinda hem Mahir Cayan'i hem Deniz Gezmis'i o cok methiyeler duzdukleri kemalist duzen oldurmustu ama hala solcular kendilerini devrimci sanmaya devam ediyor. Savundukleri fikirler, eger kliselesmis sloganlardan arindirirsak, soldan ziyade saga yakin gibi geldi bana. Veya acik olmak gerekirse gittikleri yol tam olarak militarist ulusalcilik bence

Hem Müslüman hem solcu nasıl olunabiliyorsa; hem deniz'i bir aşama görüp hem de devrimci öyle olunuyor.

Deniz'in teorik ve tarihsel yanlışlığını ortaya koymak bir şey'dir; denizler aşılsa da ''hak''ını verip geldikleri ''tarihsel-politik'' aşama çizgisini ortaya koymak bir şey.

Bizler, ateistler olarak nasıl ki müslüman-demokrat-özgürlüklere saygılı ve samimi insanları nasıl ki ''geleneksel-ortodoks'' islam'dan ayırıyorsak Deniz'in temsil ettiği aşamayı da elbette Ortodoks-Kemalizm diyebileceğimiz gelenekten ayırabiliyoruz.

Sen siyasal-toplumsal fikirleri değişmez; sabit sandığın içindir kir Kemalizm'den belli nispetlerde etkilenmiş bazı şahısların üstünü bir çırpıda-üstelik doğru düzgün araştırmadan çizerken; örneğin senin ''kemalist'' sandığın Mihri Belli Öcalan'a ''HEWAL'' olarak hitap eden mektuplar yazar ve Kürt muhalif hareketiyle açıkça dayanışma içinde olurdu. Muhtemelen sen aynı Mihri Belli'nin Yunanistanlı komünistlerle aynı cephede faşist cuntaya karşı savaştığını (http://www.idefix.com/kitap/yunan-ic-savasindan-gerilla-anilari-rigasin-dedigi-mihri-belli/tanim.asp?sid=TLIIVQQ4YY4S0TVTST8K) Yunanlı komünistler arasında lakabının ne olduğunu hayatın boyunca duymadın. Ziyanı yok, araştırırsın.

jadi
11-12-2011, 02:43
Albatross, kusura bakma ama bu adamlarin kemalizmden nispeten, azicik etkilendiklerini soylemek gercekleri fazlasiyla bukmek anlamina geliyor. MDD dedikleri askeri darbe vasitasiyla rejimi degistirme cabalarina deginmek bile istemem. 27 Mayis'i taparcasina savunduklarini inkar eden zaten yok diye biliyorum

Dedigim gibi, bu kisileri solcularin degil milliyetcilerin sahiplenmesi gerekirdi diye dusunuyorum. Eger sloganlardan kendini arindirir ve savunulan ideolojinin ozune bakmaya calisirsan bunu sende goreceksin. Hayatlari kemalist iktidarin yandasligiyla gecirmis , ulusal duzenden son derece memnun, yurtsever gencler hepsi

AlbatrosS
11-12-2011, 03:04
Albatross, kusura bakma ama bu adamlarin kemalizmden nispeten, azicik etkilendiklerini soylemek gercekleri fazlasiyla bukmek anlamina geliyor. MDD dedikleri askeri darbe vasitasiyla rejimi degistirme cabalarina deginmek bile istemem. 27 Mayis'i taparcasina savunduklarini inkar eden zaten yok diye biliyorum

Dedigim gibi, bu kisileri solcularin degil milliyetcilerin sahiplenmesi gerekirdi diye dusunuyorum. Eger sloganlardan kendini arindirir ve savunulan ideolojinin ozune bakmaya calisirsan bunu sende goreceksin. Hayatlari kemalist iktidarin yandasligiyla gecirmis , ulusal duzenden son derece memnun, yurtsever gencler hepsi

Jadı sana bir soru:

Muhammed'e inanan, onu dininin önderi kabul eden; ama demokrasi ve insan hakları konusunda da samimi, hatta solcu olan birine ''İSLAMCI'' der misin?

jadi
11-12-2011, 03:17
Jadı sana bir soru:

Muhammed'e inanan, onu dininin önderi kabul eden; ama demokrasi ve insan hakları konusunda da samimi, hatta solcu olan birine ''İSLAMCI'' der misin?

Musluman, dindar bir islam inaniri solcu olabilir ama milliyetcilik ile solculuk arasindaki cizginin cok keskin olmasi gerektigi fikrini savunuyorum.


Eger antiemperyalizm ve tam bagimsizlik gibi sloganlarini cikartir ve bu 68 kusaginin ozunu gormeye calisirsan, hepsinin milliyetci gencler oldugunu goreceksin. Hatta bu milliyetcilik oyle mhp cizgisinden daha insafli falan da degildir. Son derece militarist, anti-demokratik ve katidir. Bugun kendisini ulusalci diye takdim eden sahislar, tam olarak bu ruhun mirascilaridir

spartacus
11-12-2011, 03:54
Konu yine aynı etiketlere gelmiş... 1970 lerdeki alternatif tarih bilinci, bu günkü gibi değildi.. Yani Jadı, nasıl ki şimdi osmanlı efsanelerini mide bulandıracak kadar aşırı sıklıkla, otokrasiyi militanca savunuyorsan, 1970 lerde ve evveli de TC efsaneleri böyle idi-yani sen kendini olumluyorsan onlarda olumluyordu, senin 30 tane tabun varsa onlarında en azından 3-5 tane vardı.-... Sanki insanlar gerçeği görmüş, işin salt devrim değil ama bir makyaj tazelemek olduğunu bilmişler gibi konuşuyorsun. Bu bir tarafı, diğer tarafı da devrimleri kişiler yapmaz. Aslında bu devrim de 1923 dönemlerinin darbesiyle ilgili değil taa 1905 lere hatda daha evveline giden bir süreçtir. Avrupa da hayli bir zaman önce olmuştur o ULUSAL devrimler, doğuya doğru bir zaman gecikmesi var.. Şimdi sosyalistler kişileri ayrı, sınıfları ve toplumsal gelişimi, kısaca SOSYAL BİLİMLERDE, politik strateji vs ayrı analiz ederler... Sen hangi konudan yola çıkıyorsun, kişiler temelinden, o kişiler temeli sosyalistler için 40 yıl geride kaldı... Kanımca sen sosyalist terimini, kendisine sosyalistim diyen ulusalcılar ya da milliyetçilerden çok duymuş, ve onlarla fazla haşır neşir olmuşsun ki böyle saplantılı ve gerçeğe ters genellemelere sahipsin... Liberalim diyorsun ama sen onu aynı cinsden olduğun bir şeye göre, onun daha ılımlısı olmuşluğu liberalizm sanıyorsun. yani burada bile sorunun var ki bu liberalizme de hakarettir.. Liberalim diyen birisi, kapitalist devrimlerin siyasi-aidiyet karakterinin ve üst yapı kurumsallaşmasının ulusal olduğunu bilir. Tabi bu açıda, Sosyalistim diyen birisininde devrimlerin gerçek karakterinin sınıfsal olduğunu bilmesi gerekir.

Geçen de yazdım, Türkiye de sosyalist basını incelersen(yani perinçek ve faşist türk solunu referans alıp, birde bunlar üzerinden genellemeyi bırakırsan) %95 i senin ibarelerinin muhatabı olmayacaktır... Andığın kafa yapısı 40 yıl eskide kaldı yahu! -ki senin andığın tarzda da değil, 68 hareketi, bir kere devletden önce milliyetçilerle çatışmıştır, sonrası da ve şimdide!!-

Her konuda bu etiketleri-kişileri tartışmaktansa, artık güncel konular hakkında fikrini, görüşünü alalım... Geçmişi bugünden daha fazla tartışmak-tartıştırmak, 2 yolla mümkün ya geleceğiniz yoktur ya da içinde bulunduğunuz kiri, geçmiş ile manipüle ediyor, toplumu kandırıyorsunuzdur. Kısaca gayrı-meşruluğunuzu, geçmiş lafzı üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyorsunuzdur. Sosyal alanda tarihsel değerlendirmeler geçmişden bu güne doğru değil, bu günden geçmişe doğru yapılır ve böylelikle arada kopukluklar olmaz.

AlbatrosS
11-12-2011, 17:38
Musluman, dindar bir islam inaniri solcu olabilir ama milliyetcilik ile solculuk arasindaki cizginin cok keskin olmasi gerektigi fikrini savunuyorum.


Eger antiemperyalizm ve tam bagimsizlik gibi sloganlarini cikartir ve bu 68 kusaginin ozunu gormeye calisirsan, hepsinin milliyetci gencler oldugunu goreceksin. Hatta bu milliyetcilik oyle mhp cizgisinden daha insafli falan da degildir. Son derece militarist, anti-demokratik ve katidir. Bugun kendisini ulusalci diye takdim eden sahislar, tam olarak bu ruhun mirascilaridir

Jadi,

Google'a Mihri belli yaz ve kendi adına açılmış internet sitesini adam gibi incele. Orada MDD'den TİP ve AYDINLIK süreçlerine tarihsel tanıklıklar göreceksin. Bizzat Mihri Belli'nin ağzından.

Neden ayrıldıklarını, nasıl ayrıldıklarını dönemin bizzat tanıkları, kurucuları ve önderlerinden işittiğinde şu lafları etmeye utanırsın emin ol.

Sol 70'lerden itibaren ulusalcı-orducularla arasında mesafeyi koymuştur. İşi gücü bırakıp da sana 50 tane fraksiyonun tüzüğünü vs koyamıyacağım. Merak ediyorsan THKO'DAN bugünkü DEV-YOL çizgisine; DHKP-c'den MLK-P, tkpm-l'ye; troçkistl DSİP'DEN DİP'E dek fraksiyonları ve tüzükleri incelersin.

Üstüne alternatif, derli toplu bir bilgi edinmek için marksist.org, ozguruniversite.org, demokrathaber.net, turnusol.biz, sendika.org, halkevleri.org, atılım, birikim, kızılbayrak, barikat gibi belli başlı grup ve fraksiyonların internet sitelerine bakarsın.

Bak bakalım örneğini verdiklerimde ''milliyetçi'' tek bir yan bulabilecek misin bugün?

Anti-emperyalizm'in ''milliyetçilik'' olduğu toptancılığına hiç değimiyeceğim; zira , bugünün entelektüel sol damarında anti-emperyalizm =anti kapitalizm'dir. O yüzdendir ki bugünün devrimci solu zorunlu olarak anti-kapitalisttir.

İşkembe-i kübradan sallamadan evvel biraz tarih-teori bilgisi sahibi olup öyle gelelim. Ömrü hayatında saydığım fraksiyon ve tüzüklerin bir tanesini bile okumadan yorum yapanlarla da daha fazla tartışmaya niyetimiz yok.

Bak ben, forumun sıkı liberalleriyle ''iktisat ve teknik mevzular'' konusunda tartışmaya giriyor muyum? O'nu hakkıyla yapan arkadaşlar mevcut zaten; ancak ben pek anlamadığım teknik mevzulara girmem. Bence sen de anlamadığın sol tarihi-fraksiyonlar gibi örgütsel süreçlere hiç girme.

Jolly Jocker
11-12-2011, 19:07
Jadı,

Türkiye solunu tahlil ederken başvuracağınız ve inanacağınız en son kaynak liberal köşe yazarlarının yazıları olsa gerek. Toptancı bir anlayışla, sadece Perinçek ve Avcıoğlu çizgisine maledilebilecek cuntacılık eleştirisini tüm sola yıkmak büyük haksızlık ve yanlıştır.

Bak Mihri Belli hayatını kaybetmeden evvel bir gazeteye(Zaman) verdiği röportajda ne diyor: ''Perinçek bizden askere 'yeteri kadar ve eleştiri yapmaksızın' yakın olmadığımız için ayrıldı. Deniz Gezmiş ve Doğu Perinçek arasındaki çekişmede biz Deniz'in tarafını tuttuk. Perinçek işçi sınıfının zayıf olduğu yerde asker-sivil aydın zümre öncü rol oynamalı düşüncesinde idi. Bugünkü dünyada darbeler asla çözüm değil. Ordu, halkı arkasına alsa da almasa da asla bağımsızlık getirmesi mümkün olamaz. Türkiye'nin olası bir darbeyi kaldırması da mümkün değil. Darbecilik yapacak kişi, bunu ordu içinde yapacaktır. Perinçek'in yayınladığı yazılarla darbe kışkırtıcılığını yaptığı iddia ediliyorsa bu doğru olabilir.''

marcos
12-12-2011, 02:07
Jadı

Şuan sol iktidarda değil bu nedenle şuan varolan tahakkümün sorumlusuda sol değil.
Velevki sol zamanında tahakkümcü militarist falan filanist artık ne kadar kötü şey varsa o olsun iyide bugünün solu dünün solu değil bugünün solu iktidara hayal kadar uzak.

E Jadı derdin ne açık söylesene tahakkümemi karşısın hayır militarizmemi karşısın hayır halkların birbirlerini boğazlamasınamı karşısın hayır sanene Jadı bizim Deniz'den Çhe'mizden Mihri'mizden...bu ilginin sebebi nedir.Solun nasıl olması gerektiği seni neden bu kadar ilgelendiriyor.Cidden merak ediyorum.Bu konuyu çok üsteliyorsun insan ister istemez huylanıyor ne oluyor diye.Bak Osmanlıcıların nasıl olmaları gerektiği bizi zerre kadar ilgilendirmiyor.

Sen şu sayfaya yaz JADI.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=26900

Musluman, dindar bir islam inaniri solcu olabilir ama milliyetcilik ile solculuk arasindaki cizginin cok keskin olmasi gerektigi fikrini savunuyorum.




Sen solun ne olduğunu bilmiyorsun Jadı.Bilseydin bunu yazmazdın.

jadi
12-12-2011, 13:24
Marcos, solun iktidarda olmamasinin nedeni, solcu olmayan insanlarin solcu olduklarini idda etmis olmalari zaten. Hala bu insanlari devrimci sanmaya devam ediyorsunuz. Mahir Cayan'in kemalizm hakkinda yazdiklarindan bir bolum, buna bender bir araba yazi yazmis:


"kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.
kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur."

Millyetci ve kemalist solcu olur mu? Elbette olmaz. Ayrica kemalizm devletin resmi ideolojisi ve hegamonyasidir. Mevcut sisteme bu kadar yandaslik eden adama devrimci denebilir mi? Ornegin Osmanli zamanini dusun. Padisaha boyle yag ceken bir adama devrimci diyebilir miydik? Elbette diyemezdik. O halde ayni seyi neden M.Kemak ve kemalizm konusunda yapalim? Devrimci denilecek kisinin duzene isyan etmis olmasi gerekir ama bu elemanlar hayatlarini iktidar yandasligi ile gecirmis.


Duygusal olarak sempati duyabilirsiniz ama solcu veya devrimci falan degillerdir. Kurt konusunda veya dier konularda soyledikleri seyler, bunlarla birbirini notralize etmez.

Not: Yani marcos, sen dindar bir insan solcu olamaz ama milliyetci biri olabilir mi demek istiyorsun? Su halinizi gordukce icim sizliyor gercektende

marcos
12-12-2011, 18:59
Müslüman dindar bir insan solcu olabiliyorsa milliyetçide olabilir.Sol sadece düzene isyan etmek değildir.Solun olmazsa olmazları arasında kadın ve erkeğin mutlak eşitliği vardır ki bunu milliyetçi kabül edebilir ama dindar müslüman kabül edemez kabül ederse dini ile çelişmiş olur.

Hem milliyetçilik yapay bir kavramdır.Kimin neye göre kime göre milliyetçi olduğunu belirlemek bazen neredeyse imkansız olur.Bazı durumlarda milliyetçilik solun yanında durabilir.http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=jose%20marti&source=web&cd=1&sqi=2&ved=0CCIQFjAA&url=http%3A%2F%2Ftr.wikipedia.org%2Fwiki%2FJos%25C 3%25A9_Mart%25C3%25AD&ei=ViPmTqrFFdP54QTguMB5&usg=AFQjCNGbIDUE1Mjazd2UxKFB5oxKFePQJQ örneği gibi veya Kuzey Afrikadaki 70 yıllarda ki solcu akımlar gibi veya BAAS gibi ....

Kısaca sol olmak iyi ve kötü ile açıklanamaz.Sen bunların yaptığı doğru değil o zaman bunlar solcu değil diyorsun ama buna sen karar veremezsin.Bu nedenle son zamanlarda senin burada yaptıklarına eleştiri denemez.Aynı tarzı kullanan gazete/televizyonlarda solu tanımlamaya çalışanların yaptıklarınada eleştiri denemez.Bu tarz eleştiriler sola birşey kazandırmaz.

Şunuda söyleyeyim ki şahsen halk savaşı stratejisini yanılsama olarak görüyorum o nedenle Deniz GEZMİŞ veya diğer Halk Savaşçıları ile yollarım kesişmez.

jadi
12-12-2011, 19:08
Yani marco, sen hem milliyetci hem solcu olunur fikrini savunuyorsun. Olabilir, ulkemizde bunu savunun azimsanmayacak buyuklukte bir kitle var. Ama en azindan milliyetci marksist olunamaz cumlesine itiraz edememlisin. Bir marksistin kesinlikle enternasyonalist olmasi sarttir. Milli devletin cikarlarindan soz eden marksizm olamaz.

68 kusagindaki Deniz Gezmis'in onderligini yaptigi insanlar ise marsizm, leninizm, kahrolsun emperyalizm, fasizme karsi omuz omuza ...gibi sloganlar atan,ama ozlerinde militarist, milliyetci, cuntaci, mevcut sisteme yag ceken sagcilardi. Bogazli kazak ve firca biyik disinda ulkuculerden cok farkli bir ozellikleri yoktu

marcos
12-12-2011, 19:27
Yani marco, sen hem milliyetci hem solcu olunur fikrini savunuyorsun. Olabilir, ulkemizde bunu savunun azimsanmayacak buyuklukte bir kitle var. Ama en azindan milliyetci marksist olunamaz cumlesine itiraz edememlisin. Bir marksistin kesinlikle enternasyonalist olmasi sarttir. Milli devletin cikarlarindan soz eden marksizm olamaz.

68 kusagindaki Deniz Gezmis'in onderligini yaptigi insanlar ise marsizm, leninizm, kahrolsun emperyalizm, fasizme karsi omuz omuza ...gibi sloganlar atan,ama ozlerinde militarist, milliyetci, cuntaci, mevcut sisteme yag ceken sagcilardi. Bogazli kazak ve firca biyik disinda ulkuculerden cok farkli bir ozellikleri yoktu

Buna Marksistler cevap vermeli ben kısaca şunu söyleyeyim Şolohov'un Vatan İçin Dövüştüler romanını okumalısın.

apsimon
12-12-2011, 20:12
Yani marco, sen hem milliyetci hem solcu olunur fikrini savunuyorsun. Olabilir, ulkemizde bunu savunun azimsanmayacak buyuklukte bir kitle var. Ama en azindan milliyetci marksist olunamaz cumlesine itiraz edememlisin. Bir marksistin kesinlikle enternasyonalist olmasi sarttir. Milli devletin cikarlarindan soz eden marksizm olamaz.



Sallayıp duruyorsun forumda ne Marks'ı, ne Engelsi biliyorsun ne de Leninden haberdarsın.

UKKTH var, git google ye yaz ilgili dökümanlara ulaşmak artık zor değil. Ezilen ulus milliyetciğinin sosyalizm açısından bir sakıncası yok. Sosyalistler kürt sorununa da bu pencereden bakarlar. Saftirik küreselleşme çerçevesinden değil.

Dedim ya sallayıp duruyorsun. Tarih boyunca sosyalistlerin yakıcı bir biçimde tartıştığı bir konuda ne güzel ahkam kesiyorun. Marksist değilsin anladık. Bilmediğin konularda sallama artık.

Tut tut bir yere kadar :)

AlbatrosS
12-12-2011, 22:32
Marcos, solun iktidarda olmamasinin nedeni, solcu olmayan insanlarin solcu olduklarini idda etmis olmalari zaten. Hala bu insanlari devrimci sanmaya devam ediyorsunuz. Mahir Cayan'in kemalizm hakkinda yazdiklarindan bir bolum, buna bender bir araba yazi yazmis:



Millyetci ve kemalist solcu olur mu? Elbette olmaz. Ayrica kemalizm devletin resmi ideolojisi ve hegamonyasidir. Mevcut sisteme bu kadar yandaslik eden adama devrimci denebilir mi? Ornegin Osmanli zamanini dusun. Padisaha boyle yag ceken bir adama devrimci diyebilir miydik? Elbette diyemezdik. O halde ayni seyi neden M.Kemak ve kemalizm konusunda yapalim? Devrimci denilecek kisinin duzene isyan etmis olmasi gerekir ama bu elemanlar hayatlarini iktidar yandasligi ile gecirmis.


Duygusal olarak sempati duyabilirsiniz ama solcu veya devrimci falan degillerdir. Kurt konusunda veya dier konularda soyledikleri seyler, bunlarla birbirini notralize etmez.

Not: Yani marcos, sen dindar bir insan solcu olamaz ama milliyetci biri olabilir mi demek istiyorsun? Su halinizi gordukce icim sizliyor gercektende

Jadı sen sol, fraksiyonlar, tüzükleri ve siyasal fay hatları üzerine yeterli-somut-net bir bilgi sahibi değilsin ki bunlar üzerine fikir yürütebilesin. Sağdan soldan, google'dan gördüğün-ki onu da doğru düzgün araştırsan mesele yok- bazı ''kelime-kavram'' seçiciliği üzerinden birtakım yargılara varmaya çalışmaktasın.

Mihri Belli... dedin tökezledin. Mahir ÇAYAN dedin tökezledin... Deniz Gezmiş dedin tökezledin... Örneğin Ertuğrul Kürkçü Mahir'in dava arkadaşıdır; ancak, bugün geldiği nokta epey farklıdır. E, Kürkçü'yü de ''milliyetçilikle'' suçlayacak adamı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesi bile paklamaz. Tiz AMATEM'e yollarlar:D

Bugün Kemalizmle suçlanan DEV-YOL HOPA iddianamesi'nde ''sol terör örgütü'' olarak zikredilir. Yakındır sen de aynı ''yumurta''ya gebesin. Bak Kollektifler'de taze ve orcinal yumurtalar var; harbi terör yumurtası :)

jadi
12-12-2011, 23:13
Milliyetci kemalist devrimciler heheyyyt. Neyi devirmek istemislerdi acaba bunu hicbir zaman anlayamiycam.

Tek becerebildiginiz "sen bilmiyorsun, aklin ermez" gibi seyler soyleyip konuyu gecistirmek. Aslinda bu da tipik bir Turkiye solcusuna has davranis bicimidir.

AlbatrosS
12-12-2011, 23:25
Milliyetci kemalist devrimciler heheyyyt. Neyi devirmek istemislerdi acaba bunu hicbir zaman anlayamiycam.

Tek becerebildiginiz "sen bilmiyorsun, aklin ermez" gibi seyler soyleyip konuyu gecistirmek. Aslinda tipik bir Turkiye solcusuna has davranis bicimidir.

Seninki ''bekaret kontrolü'' Jadı. Bakir'iz dememiz kafi gelmiyor; sevişmezken çekilmiş fotoğraf da istiyorsun :D Siyasetin pornografisi de bu olsa gerek.

Ekşi'den Tuzlu'dan bir iki alıntı yapıp delil aramayı henüz ergenekon savcıları bile akledemedi. Forumun özel yetkili kemalist savar gardiyanı Jadı :D

jadi
12-12-2011, 23:30
Seninki ''bekaret kontrolü'' Jadı. Bakir'iz dememiz kafi gelmiyor; sevişmezken çekilmiş fotoğraf da istiyorsun :D Siyasetin pornografisi de bu olsa gerek.

Ekşi'den Tuzlu'dan bir iki alıntı yapıp delil aramayı henüz ergenekon savcıları bile akledemedi. Forumun özel yetkili kemalist savar gardiyanı Jadı :D

Eksi deyip kucumdeme Albatross. Inan bana su yaziyi okudum ve bu gune kadar Turkiyeli solculari neden itici buldugumu anladim.


http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ikinci%20kemalizm


Ben solculuga veya sosyalizme karsi degilim. Ama Turkiye'de sizin kahraman ilan ettiginiz adamlar hem ic duzenin isbirlikcisiydi, hemde evrensel anlamda bir solcu da degildi. Uzgunum ama oyle olmamasi gerekiyordu. Sen bilmiyorsun demesi kolay. Bu kusak 27 Mayis'i avuclari patlayarak alkisliyordu diyorum. Bu yalan mi mesela?

AlbatrosS
13-12-2011, 00:00
Eksi deyip kucumdeme Albatross. Inan bana su yaziyi okudum ve bu gune kadar Turkiyeli solculari neden itici buldugumu anladim.


http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ikinci%20kemalizm


Ben solculuga veya sosyalizme karsi degilim. Ama Turkiye'de sizin kahraman ilan ettiginiz adamlar hem ic duzenin isbirlikcisiydi, hemde evrensel anlamda bir solcu da degildi. Uzgunum ama oyle olmamasi gerekiyordu. Sen bilmiyorsun demesi kolay. Bu kusak 27 Mayis'i avuclari patlayarak alkisliyordu diyorum. Bu yalan mi mesela?

Jadı kardeşim... www.hustler.com'dan ''Amerikan ahlakı ve kültürü'' üzerine bir tahlil yapmamız da mümkün o halde. Allah göstermesin Jinekolog falan diilsiniz; mazallah Şahin K'ya bakıp cinsel davranış modellerimizi çözmeye kalkacaksınız...

Brian
13-12-2011, 00:00
Milliyetci kemalist devrimciler heheyyyt. Neyi devirmek istemislerdi acaba bunu hicbir zaman anlayamiycam.

Tek becerebildiginiz "sen bilmiyorsun, aklin ermez" gibi seyler soyleyip konuyu gecistirmek. Aslinda bu da tipik bir Turkiye solcusuna has davranis bicimidir.

Jadı;

Sen Türkiye sosyalizmi, solu vb. bence doğru düzgün bir bilgi sahibi filan değilsin. Ama bu konuda, konunun en uzmanı gibi konuşuyorsun. Konuşabilirsin ama karşı tarafı da dinlemek, anlamak ve ona göre yanıt vermek gerekir. Ama sen bunu yapmıyorsun.

Anlamaya çalışmıyorsun. Aynı şeyleri dönüp dolaşıp binlerce kez tekrar edince eline ne geçiyor anlamıyorum.

Eleştirilerinde de önemli yanlışlar var. (Bunlar çok defa dile getirildi ama sen hep görmezden geldin. O yüzden artık üzerinde de durmayacağım.) Ve aslında yapıcı eleştiri filan yaptığını da düşünmüyorum. Eleştirilerinde bazı konularda haklı olduğun yerler var olduğunu düşünüyorum. Ama mesele bu değil. Çok saldırgan bir üslupla yazıyorsun diye düşünüyorum.

Ve dediğim gibi birçok yanlışla birlikte.

Evet herkes yanlış yapabilir. Ama şu var:

Şimdi birisi bir yanlışı dile getirdiğinde hemen onu dinleyip anlamak yerine bak Kemalistler de böyle davranırdı onlar da böyle yapardı türünden ortalığı ayağa kaldırıyorsun ve aslında alakasız bir benzetme yapıyorsun.

Sen 2+2=5 diyorsan birisi çıkıp buna itiraz ettiğinde bakın Kemalist aklıyla beni susturmaya çalışıyor, aslında ben haklıyım 2+2=5 türünden bir mantıkla haklı çıkmaya çalışıyorsun.

Yanlış yanlıştır. Bu yanlışı dile getirmek suç değildir, kötü bir şey değildir. Ama sana göre bu çok kötü bir şey, Kemalist bir saplantı herhalde.

istatistik
13-12-2011, 00:03
Yalnız bir tartışmaya videolu bakış açısından sonra "ekşi sözlük" gibi, yazarların konu hakkında akademik, sosyal ya da kültürel bilgilerinin belirsiz olduğu, kişilerin öznel yaklaşımlarını aktardıkları yazıları kanıt olarak sunmak ne derece ikna edicisir tartışmak gerekir. Ha benim kendi düşüncem yok ama adamlar bunu düşünmüş deniliyorsa bir derece anlayabilirim.

jadi
13-12-2011, 00:05
Jadı kardeşim... www.hustler.com'dan (http://www.hustler.com%27dan) ''Amerikan ahlakı ve kültürü'' üzerine bir tahlil yapmamız da mümkün o halde. Allah göstermesin Jinekolog falan diilsiniz; mazallah Şahin K'ya bakıp cinsel davranış modellerimizi çözmeye kalkacaksınız...

:) boyle sulandirma ile konuyu kapatma calismalari sanirim. hmmm

Yalnız bir tartışmaya videolu bakış açısından sonra "ekşi sözlük" gibi, yazarların konu hakkında akademik, sosyal ya da kültürel bilgilerinin belirsiz olduğu, kişilerin öznel yaklaşımlarını aktardıkları yazıları kanıt olarak sunmak ne derece ikna edicisir tartışmak gerekir. Ha benim kendi düşüncem yok ama adamlar bunu düşünmüş deniliyorsa bir derece anlayabilirim.


Verilen kaynagi okursun, dogru veya yanlis olduguna dair fikrini beyan edersin. Ama Eksi sozlukte yaziyor denilerek soylenenleri yanlislamis olmuyorsun. Su cumleyi de bu forumda ellinci kez yaziyorum sanirim.

Adam vakit ayrimis bir suru sey yazmis ve bence durumu guzel izah etmis. Dikkat ettim, sozluk solcularindan tek bir yalanlama yazisi bile gelmis degil. Ayrica 68 kusaginin 27 mayisci olmasi, milli demokratik devrim denilen gorusu savunmasi, on kasimda durmayanlari gidip dovmeleri falan bunlar herkesin soyledigi seyler. Roni Marquez'in bir yazisini vermistim bunla ilgili zaten

Jadı;

Sen Türkiye sosyalizmi, solu vb. bence doğru düzgün bir bilgi sahibi filan değilsin. Ama bu konuda, konunun en uzmanı gibi konuşuyorsun. Konuşabilirsin ama karşı tarafı da dinlemek, anlamak ve ona göre yanıt vermek gerekir. Ama sen bunu yapmıyorsun.

Anlamaya çalışmıyorsun. Aynı şeyleri dönüp dolaşıp binlerce kez tekrar edince eline ne geçiyor anlamıyorum.

Eleştirilerinde de önemli yanlışlar var. (Bunlar çok defa dile getirildi ama sen hep görmezden geldin. O yüzden artık üzerinde de durmayacağım.) Ve aslında yapıcı eleştiri filan yaptığını da düşünmüyorum. Eleştirilerinde bazı konularda haklı olduğun yerler var olduğunu düşünüyorum. Ama mesele bu değil. Çok saldırgan bir üslupla yazıyorsun diye düşünüyorum.

Ve dediğim gibi birçok yanlışla birlikte.

Evet herkes yanlış yapabilir. Ama şu var:

Şimdi birisi bir yanlışı dile getirdiğinde hemen onu dinleyip anlamak yerine bak Kemalistler de böyle davranırdı onlar da böyle yapardı türünden ortalığı ayağa kaldırıyorsun ve aslında alakasız bir benzetme yapıyorsun.

Sen 2+2=5 diyorsan birisi çıkıp buna itiraz ettiğinde bakın Kemalist aklıyla beni susturmaya çalışıyor, aslında ben haklıyım 2+2=5 türünden bir mantıkla haklı çıkmaya çalışıyorsun.

Yanlış yanlıştır. Bu yanlışı dile getirmek suç değildir, kötü bir şey değildir. Ama sana göre bu çok kötü bir şey, Kemalist bir saplantı herhalde.
Brain, hep sen bilmiyorsun argumanina siginiliyor ama o zaman neyi savundugun, neyi inkar ettigin anlasilmiyor maalesef. Yazinin icerigini ac, ona gore konusalim o halde.

Not: Istatistik son uc iletimi birlestir pls

Brian
13-12-2011, 00:34
:) boyle sulandirma ile konuyu kapatma calismalari sanirim. hmmm



Verilen kaynagi okursun, dogru veya yanlis olduguna dair fikrini beyan edersin. Ama Eksi sozlukte yaziyor denilerek soylenenleri yanlislamis olmuyorsun. Su cumleyi de bu forumda ellinci kez yaziyorum sanirim.

Adam vakit ayrimis bir suru sey yazmis ve bence durumu guzel izah etmis. Dikkat ettim, sozluk solcularindan tek bir yalanlama yazisi bile gelmis degil. Ayrica 68 kusaginin 27 mayisci olmasi, milli demokratik devrim denilen gorusu savunmasi, on kasimda durmayanlari gidip dovmeleri falan bunlar herkesin soyledigi seyler. Roni Marquez'in bir yazisini vermistim bunla ilgili zaten


Brain, hep sen bilmiyorsun argumanina siginiliyor ama o zaman neyi savundugun, neyi inkar ettigin anlasilmiyor maalesef. Yazinin icerigini ac, ona gore konusalim o halde.

Not: Istatistik son uc iletimi birlestir pls

Pekala bütüncül bakarak olayları değerlendirelim o zaman.

Önce vermiş olduğun linkten başlayacağım.

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ikinci%20kemalizm

O yazıyı yazan orhan perver floydian.

Sosyalizm hakkında da şöyle yazmış:

uygulamada öyle yanlışlıklar oldu, böyle eline yüzüne bulaştı geyiklerini bir kenara bırakalım. sosyalizm düşüncesinin kendisi, teorik olarak kişilere inanç, ibadet, dinini yayma, yaşama özgürlüğü tanımaya imkan tanımaz.


http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=sosyalizmde+%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCkler

Sosyalizmde güç kullanmak suretiyle, dayatmacı bir biçimde toplumun inançlarını ortadan kaldırmaya yönelik girişimin adı özgürlük demektir. bu bir oksimoron değilse nedir? kişilerin devlet eliyle, kendi jakoben akıllarına dayanarak bir kalıba sokulmasına özgürlük mü demeliyiz, yoksa faşizm mi?



bireyin iktidarı elinde tutanların görüşlerine uymaya zorlandığı bir düzen özgürlük düzeni midir, yoksa kölelik düzeni midir?

sosyalizmden gerçek bir özgürlük söylemi çıkartılamaz.

Daha bir sürü buna benzer yazıları olan birini sosyalizm konusunda bana kaynak olarak gösteriyorsun.

Şimdiki yukarıdaki söylemlerin çoğuna katılmıyorum. Çoğu abartılı, çarpıtılmış ve genelleştirmeye dayalı söylemler. Sosyalizmi belirli biçimde ele alıyor ve diğer tüm görüşleri yok sayıyor. Ve bu yüzden eleştirilerine katılmıyorum.

Olaya böyle bakan birinin Türkiye solu hakkında yazdıkları da benim için çok belirleyici değil. Yazdıkları yukarıda olduğu gibi genelleştirme ve ısrarla belli bir kalıba sokmaya yönelik.

spartacus
13-12-2011, 00:37
Konjonktür diye bir kelime vardır. Ekşi sözlükde belki yazar... Aha elimden geldiğince alfabe düzeyinde yazayım...

68 gençlik hareketini de elbetde dönemin malzemesi şekillendirdi. Bu gün hükümet olan milli görüşçüler, 10 yıl önce ne idi? Gerçi şimdi ne oldukları da farklı değil, özeleştiri bile vermediler...

Bu tür tarihsel irdelemeler etiketlemek için yapılmaz. Daha öncede yazdım, stratejik bir yol, bir tutumu içinde bulunduğu dönem ve koşullar belirler. Yani kimseye cebrailden gelecekden ve gaipden bilgi gelmez... Bu tür analizleri yapan birisinin asgari de olsa, gerçekten! sosyal ve siyasal bilimlere vakıf olması gerekir.... Kısaca o dönemde malzeme ortada, bu gün ki gibi bilgi edinme ortamı da yok...

Toplumun bir tarafdan dindar, diğer tarafdan hayli milliyetçi bir enjeksiyonla şekillendiği bir ülkede, birde 2.dünya savaşına kadar emperyalizmin aldığı yapı-globalleşme henüz yok ve soğuk savaş sıcak- fazla değil 30 yıl önce ülkelerin işgal altında kalmışlığı -sıcak- direniş örgütleme ve emperyalist devletleri bertaraf etme noktasında kitleselleşme sorunuyla karşılaşıyor. Ulusal bütünlük olmadan nasıl direniş örgütlenecektir. O günün yakıcı sorunudur bu çünkü toplum milliyetçi ve siyasi tabularla şekilleniyor.. Yani cami duvarına işemekle kimse müslümanlara bir şey anlatılamaz görüşünde.... UDHD, kısaca ulusal demokratik halk devrimi denen devrimlerde özünde burjuva devrimlerdir. Buradaki ulusal kelimesi millet değil, burjuva devrimlerin kurumsal, kurumlaşma çerçevesi ve kitlesel aidiyeti üzerinedir. bakın kurumların adına, dünyaya bakın, milli bilmem ne bankası, milli bilmem ne kurumu, yani sosyalistlerin analizleri bu temelde yerindedir!? Kısaca diğer analiz de şu biçimdedir, feodal ülkelerde önce burjuva devrimler gerçekleşir, çünkü devrimin karakterini iktidarda kimin olduğu, kimin gideceği belirler tespiti vardır. feodal bir ülke ise devrimin karakteri burjuva karakterli, kapitalist ise sosyalist karakterlidir. Burjuva demokratik devrim söylemi, yetersiz belge kaynak ve okuma kronolojisiyle(sıradan uygulama yanlışı!, kitabiklik) o günün koşullarında yapılan bir hatadır. Kısaca çoktan vakti geçmiş, muhatabı olmayan bir devrim modeliydi, bu modeli hatasını anlayanlarda bir dönem anti-emperyalist öz yanılsamasıyla savundular, işin aslı yine literatüreldir, millet vs değil...

Neyse tümden bir genellemeyle 68 hareketi kemalist vs değildir, stratejik üstünlük, taktik, kitleselleşme ve devleti bu kitlesellikle sarsma temelli ajitatif bir hat olarak kullandıklarını ama kısa sürede -öyle fazla değil, 1-2 yıl içinde- bıraktıklarını görürüz... Boş ve boşa çıkmış da olsa Resmi devleti, kendi silahıyla vurmak, çıkarımsız bırakmak ve birde satılmışlık olarak belirlenen değerlerin, tersin geri satan iktidara karşı kullanılması hayali.. Oysa yeni öğrendik taa o zamanlardan 10 yıl önce halkdan gizli olarak TC ye ABD nükleer füzeler yerleştirmiş, hiç bir hükümet örneğin böyle bir şeye imza koyamaz, ama TC de olabiliyor çünkü yapısı faşist, devleti gayrı-resmi dizayn ürünü. o zamanlar her tarafda darbeler oluyordu ve ABD çok faaldi(o dönem ortadoğuya bakın sürekli darbeler ve kan gölüdür.), kısaca bir dönemi siyasi olarak irdelemek dinamikleriyle mümkündür, lafız bir değer-veri taşımaz. Fazlasıyla sıcak dinamiklerle yetişen bir gençlik var...

68 hareketi işi gücü yok, tüm edinimi milliyetçi idiyse, neden devletden önce milliyetçiler bu gençlik hareketine karşı savaşdı?

Deniz'in içinde olduğu gelenek çok kısa sürede özeleştirisini veriyor ve gerçek orada ortaya çıkıyor, bazıları bana alınabilir, ama kusura bakmasınlar tarih böyle, Atatürk değil Kemal ibaresi vardır... yani bu Deniz'in ait olduğu geleneğin ifadesidir ve yılıda 1974-76 lar... İşin teorisini yapma şansına Denizler sahip olamadı ama hayatda kalıp devam edenler kısa sürede teoriyide belgeledi, ne milliyetçilik ne de kemalizm kabul edilmediği gibi TC tarihinin en ağır eleştirileri yapılıyordu.. Ardan kaç yıl mı geçti? 40 yıl!

Deniz'in militanlığından konu neden milliyetçiliğe geldi sahi?

jadi
13-12-2011, 00:48
Brain, ad hominem yapiyorsun maalesef. Benim bu "ikinci kemalizm" yazisinda o yazari referans vermem, o yazarin her fikrine katilacagim anlamina gelmez. Kendisi sosyalizme karsi olabilir. Ben degilim. Ama bir sosyalizm karsiti olarak cok guzel bir taslama kaleme almis. Verdigi bilgilerin yani sira o yazidaki yorumlarina da katiliyorum.

Kisacasi sunu soyluyorum. Anladigim kadariyla geleneksek 68 kusagi ideolojinin gunumuzde devam ettiren parti tkp oluyor. Artik uzunca bir suredir soguk savas bitti. Yani ne kominizm gelecek korkusu var ne de devrim yapmak isteyen insanlar. Sagci-solcu kavgalari tarihe karisti. Dolayisiyla, dikkat edecek olursan tkp ile mhp'nin ve chp'nin, bu yesil kusak veya akp karsitligi konusunda ne kadar ortusen seyler soylediklerini goreceksin. Bence gecmiste birbirlerini dusman sandiklari zaman bile aslinda ayni ozun insaniydilar.

Yani duygusal olarak genc yasta idam edilmis insanlar icin bende uzuluyorum, keske yasasaydilar su an buyuk ihtimalle fikirleri degismis olacakti(Ertugrul Kurkcu gibi). Ama bu kisiler icin devrimci veya marksist demek bu kavramlarin icini bosaltmak gibi geliyor. "Ezilen-somurulen ulkelerde antiemperyalist olmak icin ulusalci olmak zorunludur" fikrini ise topyekun tuvalete atip sifonu cekmek gerekir diye dusunuyorum. O insanlarin fikirlerini o donemin sartlarinda degerlendirmek de cok dogru gelmiyor bana. Bunun birinci nedeni darbeci olmalari. Ikincisi, basit bir ornek, mesela mgk denilen kurumun varligini bile sorulamadan nasil olurda bu derece kemalist rejim yanlisi, 27 Mayis'ci olabildiler? Burdaki koru koruneligi gorebiliyor musun?

Brian
13-12-2011, 00:52
Brain, ad hominem yapiyorsun maalesef. Benim bu "ikinci kemalizm" yazisinda o yazari referans vermem, o yazarin her fikrine katilacagim anlamina gelmez. Kendisi sosyalizme karsi olabilir. Ben degilim. Ama bir sosyalizm karsiti olarak cok guzel bir taslama kaleme almis. Verdigi bilgilerin yani sira o yazidaki yorumlarina da katiliyorum.

Kisacasi sunu soyluyorum. Anladigim kadariyla geleneksek 68 kusagi ideolojinin gunumuzde devam ettiren parti tkp oluyor. Artik uzunca bir suredir soguk savas bitti. Yani ne kominizm gelecek korkusu var ne de devrim yapmak isteyen insanlar. Sagci-solcu kavgalari tarihe karisti. Dolayisiyla, dikkat edecek olursan tkp ile mhp'nin ve chp'nin, bu yesil kusak veya akp karsitligi konusunda ne kadar ortusen seyler soylediklerini goreceksin. Bence gecmiste birbirlerini dusman sandiklari zaman bile aslinda ayni ozun insaniydilar.

Yani duygusal olarak genc yasta idam edilmis insanlar icin bende uzuluyorum, keske yasasaydilar su an buyuk ihtimalle fikirleri degismis olacakti(Ertugrul Kurkcu gibi). Ama bu kisiler icin devrimci veya marksist demek bu kavramlarin icini bosaltmak gibi geliyor. "Ezilen-somurulen ulkelerde antiemperyalist olmak icin ulusalci olmak zorunludur" fikrini ise topyekun tuvalete atip sifonu cekmek gerekir diye dusunuyorum. O insanlarin fikirlerini o donemin sartlarinda degerlendirmek de cok dogru gelmiyor bana. Bunun birinci nedeni darbeci olmalari. Ikincisi, basit bir ornek, mesela mgk denilen kurumun varligini bile sorulamadan nasil olurda bu derece kemalist rejim yanlisi, 27 Mayis'ci olabildiler? Burdaki koru koruneligi gorebiliyor musun?

Jadı;

Sosyalizmi bile doğru dürüst anlamayan biri çıkıp Türkiye sosyalizmi hakkında böyle enine boyuna konuşamaz. (Ayrıca o yazısında da katılmadığım bir sürü yer var.)

Adam doğru dürüst sosyalizmi bile bilmiyor. Ama en son noktasına kadar konuşuyor. Ki konuştukları da doğru değil birçok noktada onu söylüyorum. Genelleştirmeye dayalı bir yazı.

Senin yaptığın da bu. Onun yaptığı bu.

Her gördüğü sakallıyı babası sanan tipler vardır ya. İŞte bu mantık üzerinden yorum yapmış baştan sona.

jadi
13-12-2011, 00:55
Tkp hakkindaki fikirlerin nedir brain?(gunumuz tkp'si) . Yurtseverlik ne anlama geliyor tam olarak?

Brian
13-12-2011, 00:57
Tkp hakkindaki fikirlerin nedir brain?(gunumuz tkp'si) . Yurtseverlik ne anlama geliyor tam olarak?

Mesela TKP, İP meselesi değil.

Sen ÖDP'nin, Fikret Başkaya, Gün Zileli vb. Kemalist olduğunu mu düşünüyorsun?

jadi
13-12-2011, 01:03
Mesela TKP, İP meselesi değil.

Sen ÖDP'nin, Fikret Başkaya, Gün Zileli vb. Kemalist olduğunu mu düşünüyorsun?



Fikret Baskaya degil sanirim. Gun Zileli'nin gecmisi oyle. Ufuk Uras'in odp'den ayrilisini "kurtulduk" diyerek kutlayan ulusalcilar vardi saniyorum. Sahi, neden ayrildi onlar?

spartacus
13-12-2011, 01:13
40 yıldır sosyalistler sınıf-devlet-siyasal zemininde yaklaşıyor meseleye, kısaca sosyalizmi sonradan öğrendiler. Yani şu etiketi, bu etiketi, şu kimliği, bu kimliği, şu dini, bu inancı gibi terimler hem kullanım dışıdır hem de yanılsama yaratır, hem de fikriyata uymuyor! yani eskide kaldı o etiket üzerinden kitleselleşme yanılsamaları... Tabi bütün bildiği -nasıl oluyorsa- kendine sosyalistim diyen kemalistlerden, öğrenilmiş sosyalizm böyle bir şey sanırım... Kılavuzu karga olanın....

Birde tarihsel süreçleri kimileri farklı değerlendirebilir, bu tamamiyle analiz üzerine, görüş açısına ve eleştiriye muhtaç şeylerdir. jadı sen eline kılıç almışsın gölgenle savaşıyorsun, hala şunlar, bunlar, yahu bir belge getir, koy eleştir...

http://www.odp.org.tr/

Dolaşmaya gerek yok, işte resmi sitesi.

http://emep.org/

Ha buda Denziler'den geriye kalanlardan bir kesim... Şimdi getir bize kemalist bir ifade... Ben yeri gelir bazı şeyler için eleştirirm ama eleştiri etiketle yapılamaz, görüş, olgu üzerinden yapılır!

TKP eleştirisi ise siyasal ve teorik olarak yapılabilir. Çünkü onlar hala literatürü eksik okuyorlar, hala ulusal devrimin tamamlanmadığını sanıyorlar. Oysa iktidar gitti, kavga bitti, artık ulusal üst yapılaşma diye bir stratejik hat olamaz....

AlbatrosS
13-12-2011, 04:04
:) boyle sulandirma ile konuyu kapatma calismalari sanirim. hmmm



Verilen kaynagi okursun, dogru veya yanlis olduguna dair fikrini beyan edersin. Ama Eksi sozlukte yaziyor denilerek soylenenleri yanlislamis olmuyorsun. Su cumleyi de bu forumda ellinci kez yaziyorum sanirim.



Sen benim kaynakları izledin mi Jadı, yoksa okumadan mı cevap veriyorsun :)

Brian
13-12-2011, 10:39
Fikret Baskaya degil sanirim. Gun Zileli'nin gecmisi oyle. Ufuk Uras'in odp'den ayrilisini "kurtulduk" diyerek kutlayan ulusalcilar vardi saniyorum. Sahi, neden ayrildi onlar?

Böyle bir durumda geçmişe bakarak sonuca ulaşmaya çalışmak çok sağlıklı gözükmüyor bana.

Sen geçmişte Kemalist miydin? Diyelim ki öyle oldu ne olacak o zaman?

Kemalizm, devletçiliği tüm siyasi yaşamı kontrol etmek amacıyla kullanmış bir ideoloji. Böylelikle Kemalizm dışında bir siyasi ideolojinin yaşamasına kolay kolay imkan tanımıyor.

Meclisteki milletvekillerinin yeminini hatırlayalım:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

Durum buyken kalkıp solcuların çoğu Kemalizmden geliyor demek çok şey ifade etmiyor.

Bu arada Ufuk Uras'ı beğenmeyenler ulusalcılardı diye kestirip atmak da doğru değil. Uras'ı beğenmeyen ve ulusalcı olamayan bir sürü kişi var. Bu konu uzun bir konu. Zaman olursa ele alırız.

jadi
13-12-2011, 14:32
Sen benim kaynakları izledin mi Jadı, yoksa okumadan mı cevap veriyorsun :)

Evet izledim. Soyle birsey ogrendim mesela. Mihri Belli, Yunanistan'da gerilla savasindaymis. Savas esnasinda Yunan arkadaslarindan biri istavroz cikarip dua etmis. O da sasirmis. Ama "sosyalizm, materyalizm" falan diyecek olmus. Oradakilerden biri de "biz sosyalistiz kemalist degil" deyivermisler. :)

AlbatrosS
13-12-2011, 19:56
Evet izledim. Soyle birsey ogrendim mesela. Mihri Belli, Yunanistan'da gerilla savasindaymis. Savas esnasinda Yunan arkadaslarindan biri istavroz cikarip dua etmis. O da sasirmis. Ama "sosyalizm, materyalizm" falan diyecek olmus. Oradakilerden biri de "biz sosyalistiz kemalist degil" deyivermisler. :)

Hayır Jadı, orada ''savaşma seviş'' yazıyordu :D

apsimon
13-12-2011, 19:59
Sol da milliyetcilik tartışmaları en zor ve yakıcı tartışmalardır. Sebebide emperyalizimdir. İnsanoğlunun yaşayabilmesi için toplumsal iliişkilere ve yurda ihtiyacı vardır.

Yurttan kasıt toplumun ihtiyaçlarını görebilmesidir. Arada başka topluluklarlada ilişki kurar. Ticaret gelişir. Bazı topluluklar başka topluluklar üzerinde baskı da kurar. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Tarihte örnekleri bol olan toplumsal soykırımlar varken, nasıl koruma refleksini, milliyetcilik diye yaftalamaya çalışırız. İlk olarak milliyetciliğin tarifini yapmak gerekiyor.

Bir yurttaş varlığını(içini siz doldurun) koruma refleksi ile hareket ediyorsa bu kaba tabiri ile milliyetcilik olamaz.

Ben bu ulus sorunu tartışmalarında rosa tarafındayım. Yani işin özünün sınıf mücadelesi olduğunu düşünürüm. Ve ezilen ulusun milliyetciğinin bile bu mücadeleye zarar verdiğini düşünürüm. jadi sende bir kemalizim sendromu var. Çık ordan. Tarihin başka çoğrafyalarında böyle bir "izm" yok.

jadi
14-12-2011, 01:01
Sn apsimon.

Yaptigimiz sey yaftalamak falan degil. Biliyorum Turkiye solu Deniz Gezmis gibi konularda cok hassastir. Ama bu tip mevzulari tatisirsak, neden bu topraklara evrensel anlamda bir sol siyasetin ugramadigini da anlayacagiz.


Okudugum bazi iddalara gore Deniz Gezmis'in ailesi ilk onceleri ittihatciliga bagliymis. Daha sonra kemalizme gecmisler. Zaten ittihatcilik ve kemalizm birbirinden farki olmayan seylerdir. Peki acaba Deniz ve ailesi Ermeni soykirimindan haberdar miydi? Soylentiye gore bir ara ortaya Deniz Gezmis Ermenidir diye bir idda atilmis. O da cevaben it urur kervan yurur demis. Deniz'in babasi, yazdigi bir mektupta bu konuya da deginmis:


“Sana Ermeni demişler. Sen de it ürür kervan yürür demiş geçmiştin. Bana sorsaydın; Anne tarafından deden, Balkan savaşına askeri lise öğrencisi olarak katılmış, Kurtuluş Savaşında yaralanmış ve İstiklal Madalyası almış şerefli bir subaydır. Baba tarafından deden şimdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin varolmasi için Sarıkamış muharebesinde Moskof Ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya ormanlarında işkence çekmiştir. Sen bilir misin Gezmişoğulları, Birinci Dünya savaşında on altı şehit vermiş bir ailedir. Babanın üç dayısı Erzurum’un geri alınmasında Ermeniler tarafından şehit edilmişti. İşte sen bu biçim Ermenisin(!)…”


Bu mektupta yazilan seyler gercekten dogrumu onu bilmiyorum. Ama oyleyse Deniz'in devrimi basarili olsaydi nasil bir duzen kuracakti acaba diye dusunmeden edemiyorum. Cunku son derece koru korune ve nedir kimdir, dusunmeden, arastirmadan pesinden kosturan bir insanmis sanirim

frodo
14-12-2011, 09:12
Nasıl yani Jadı ?

Deniz'in ailesi "önce ittihatçı sonra da kemalistse" Deniz'de aynı mı olur ?

Aman dikkat et. Sürekli kemalist bakış açısına sahipsin diye uyarıyorum ya. Yanlış hatırlamıyor isem senin de ailen sıkı kemalistti, yoksa ???

jadi
14-12-2011, 16:17
Nasıl yani Jadı ?

Deniz'in ailesi "önce ittihatçı sonra da kemalistse" Deniz'de aynı mı olur ?

Aman dikkat et. Sürekli kemalist bakış açısına sahipsin diye uyarıyorum ya. Yanlış hatırlamıyor isem senin de ailen sıkı kemalistti, yoksa ???

Benim ailem siki kemalist falan degil allah korusun . Zaman zaman dp'li ve anap'li, zaman zaman chp'li olmuslardi. Sadece su anda akp'ye tahammul edemiyorlar.

Kimsenin yanlis bir fikri olmasin lutfen. Kesinlikle siki kemalist bir aileden falan geliyor degilim. Aslinda ideolojik olmaktan ziyade, yapilan hizmete bakip oyle oy veren bir ailem vardi. Ama bu kaideyi akp icin bozdular sadece. Malum nedenler, gecmisleri milli goruscu, eskeleri turbanli, seriat gelecek, memleketi satiyorlar.... gibi sacmaliklar yuzunden su anda chp'ye atiyorlar sadece. Kandirilmis ama iyi niyetli insanlar iste

spartacus
14-12-2011, 20:14
Boşver jadı, Nazi yaklaşımı seninkisi. Kaşının üstünde gözün var...

İnsanlar görüş ve olgular temelinde eleştirilir, kişilik temelli karalama çabası genelde alçak bir seviyedir. Yada ikiyüzlülüğün örtbası, kısaca kenan Evren'den farklı değilsin ve farklı da düşünmüyorsun..

Görüş ve olgu temelinde gelmeyip, üstüne birde Deniz konusu çok hassas demek, ailesi kemalistdi gibi çamurumsu şeyler üretmek(babasının nesini gördün, var mı elinde bir belge) bilinçsizlikten değilse faşistliktendir, genellemeciliktendir... yani böğüre, böğüre diyorsun ki allah korusun TR nin %60 ı muhammedist, alim allah kafamızı keserler.... Bu yaklaşıma bence hassas olmak gerekir, kişilere değil. Zihniyetin faşist, katli vacipçi, zaten bu zihniyettir TC nin kara tablosunu oluşturan. Başta olsan, milli görüşçü olmayan herkesi ayrımsız kılıçdan geçirirsin.. Sen şimdi Can Yücel'ide babası üzerinden kemalist, allah korusunlarla bir cani ilan edersin...

Deniz yaşasa arkadaşları gibi olurdu, kendi arkadaşları kısa bir sürede kendi eleştirilerini vermiş ve açıkca ilan etmiştir-saklısı yok, dileyen ulaşabilir o belgelere, bilmeyenler de öğrenirler-... yani hassas bir konu falan değil, maceracılık diyende yine kendi arkadaşlarıdır.

Şimdi zırva üretmeye başlayacağından eminim, ben sana eleştirinin nasıl yapılabileceği ve olması gereken yaklaşımı söyledim ya, anında konuya hassas davranan ve eleştiri yaptırmayan olarak etiketlersin, hatda hızını alamaz, kemalist dersin şimdi... Kimi böyle elştirirsen eleştir, -eleştirinin bir konusu, bir verisi olur, bir görüşe dayanır vs, kişinin kaşına, saç rengine, etiketine göre olmaz-, kimse buna eleştiri demez tahminim en sık olarak eşeklik etmek deniyor. İçin dışın faşistçe ötekileştirme kokmuş, tabi dürüst de değil, kendi milli görüşçü faşistlerine toz kondurmayan bir ötekileşmecilik...

jadi
14-12-2011, 20:36
spartacus, ittihatcilik ile osmanlicilik ayni seylerdir falan diyordun ama Deniz Gezmis'in ittihatci koklerini ogrenince apisip kaldin bakiyorum :)

Deniz Gezmis mucadelesini "ikinci kurtulus savasi" diye adlandirmis. Kendisini olumunden once, ittihatcilar icin adam vuran ama yine onlar tarafindan kursuna dizilen Yakup Cemil'e benzetmis . Bunlar sizin icin kabul edilmesi mumkun olmayan aci gercekler.


Ayrica Deniz'i ve digerlerini sadece cuntacilar tarafindan idam edildiler diye elestrilmez kilmak da dogru degil. Neticede onlar, sacma sapan suclamalar ile ve savunmalarini bile yapamamis insanlarin idamini, yani 27 Mayis'i alkisliyorlardi.


Deniz'in ailesi kemalistti demek hicbir surette camurumsu olmadigi gibi, kendisinin babasina yazdigi son mektup ortadadir. soyle ki

“baba, sana her zaman müteşekkirim, çünkü kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. küçüklüğümden beri evde devamlı kurtuluş savaşı anılarıyla büyüdüm. ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim... baba biz türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız, elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. tıpkı birinci kurtuluş savaşında olduğu gibi, ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları... ”


Yani Deniz yasasaydi bugun fikirlerini degistirmis olur muydu? Buna kesin olarak evet veya hayir diyebilmemiz mumkun degil. Butun bu gercekleri konustugum icin beni fasist diye itham eden bir akil fukarasina verecek baska bir yanit zaten yoktur.

spartacus
14-12-2011, 20:50
Jadı pişkinliği bırak... Resmen pişkinlik yapıyorsun şimdi... Ben seni eleştiriyorum, sen eleştirilemez misin-başka şeylerin arkasına saklanma, ben deniz eleştirilebilir diyorum, seninkisi ise eleştiri değil diyorum, seni eleştiriyorum, sen başka şeylerin arkasına sığınıyorsun, bildik TC ideolojisi işte bu-? Kuşların kullandığından daha fazla kullan beynini...

Bu başlıkda Deniz eleştirilemez diyeni görmedim... İnsanların gözünün üstünde kaşı var diye eleştirilmesi-ki bu eleştiri değildir- hele ki babası şuymuş diye kendi boş gerzekliğine dayanak araması, nasıl bir düzeydir? Benim dilim varmıyor söylemeye...

Can Yücel'in babasına bakarak Can Yücel eleştirisi yapan bir geri zekalı. Ha deniz kemalist ha bu toplumun büyük çoğunluğu muhammedist, ne yani şimdi böyle boş ve 2 satırı aşmayan foseptik artığı bir tavırla genellemek mi gerekir?.,.... Sonrada kelimelerinin arasına faşistliğini, kenan yetişmesi hamlığını kusması, allah korusunlar vs...

Deniz eleştirilemez değil, sende değilsin.

jadi
14-12-2011, 21:08
Deniz Gezmis babasina bakilarak pekala elestrilebilir. Neticede kendisinin babasina yazdigi mektup ortada. Onu kurtulus savasi hikayeleri ve kemalist dusunce ile yetistirdigi icin tesekkur ediyor. Babasi, sahip oldugu ideolojiyi aynen ogluna empoze etmis goruldugu uzere.

Ayrica, dileyen herkez beni elbette eletirebilir. Zaten elestiriyor da ve ben bunlara karsi hicbir sikayet etmis degilim. Dedikodumsu seyler yapilmisti, o zamanda sesimi cikarmadim ama bunlarin artik cigrindan cikarildigini gorunce sikayet etmistim o kadar. Ama sen beni elestirmiyor, en ucuz sekilde hakaret ediyorsun. Gerci ben buna da bisey demiyorum. Kotu soz zaten sahibine aittir sonucta.


Deniz Gezmis gibi isimlerin, kendini solcu sanan slogan adamlari icin ne kadar kutsal oldugunu iyi bilirim. O yuzden kendisine karsi hakaretamiz bir ifade kullanmamaya dikkat ediyorum. Zaten yirmi kusur yasinda idam edilmis ve ailesi tarafindan beyni yikanmis birine karsi saygisizlik etmeyi ben kendim de dogru bulmam.


Aslinda yapmak istedigim sey, Deniz Gezmis'in dusuncelerinin ortaya serilmesi vasitasiyla, spartacus ve benzerleri gibi slogan adamlarinin elestrisini yapmak. Bir de Turkiye'de neden sol yok soruna yanit bulmak. 27 Mayis'a alkis tutan sosyalistler, daha sonra 28 Subat'i da alkislamaktan beis duymadilar ornegin. Cunku hep ayni lacivert, azicik evrilerek devam ediyor ama asla tam olarak tedavi edilemiyor bu

http://blog.milliyet.com.tr/kemalizm-ve-sol-tedavi-edilemeyen-hastalik/Blog/?BlogNo=253371

AlbatrosS
14-12-2011, 22:00
Deniz Gezmis babasina bakilarak pekala elestrilebilir. Neticede kendisinin babasina yazdigi mektup ortada. Onu kurtulus savasi hikayeleri ve kemalist dusunce ile yetistirdigi icin tesekkur ediyor. Babasi, sahip oldugu ideolojiyi aynen ogluna empoze etmis goruldugu uzere.

Babadan oğula eleştiri olabilirse ''kızdan babaya'' eleştiri yapıp baban hakkında birkaç şey söyleyebilir miyim? :)

Ayrica, dileyen herkez beni elbette eletirebilir. Zaten elestiriyor da ve ben bunlara karsi hicbir sikayet etmis degilim. Dedikodumsu seyler yapilmisti, o zamanda sesimi cikarmadim ama bunlarin artik cigrindan cikarildigini gorunce sikayet etmistim o kadar. Ama sen beni elestirmiyor, en ucuz sekilde hakaret ediyorsun. Gerci ben buna da bisey demiyorum. Kotu soz zaten sahibine aittir sonucta.


Deniz her şeyden öte bir ''militan''dır. Deniz'i sağda solda ''şirin bebe'' gösterenlere aldanma; Kemal'in ordusuna silah çekmiş adamdır kendisi. Ayrıca birçok eylemde polisle, faşistlerle ve onun yardakçılarıyla çatışmıştır.

Deniz Gezmis gibi isimlerin, kendini solcu sanan slogan adamlari icin ne kadar kutsal oldugunu iyi bilirim. O yuzden kendisine karsi hakaretamiz bir ifade kullanmamaya dikkat ediyorum. Zaten yirmi kusur yasinda idam edilmis ve ailesi tarafindan beyni yikanmis birine karsi saygisizlik etmeyi ben kendim de dogru bulmam.


Muhammed'e inanan, müslüman ama aynı zamanda ''demokrat'' da olabilen müslüman'la nasıl ki kara cahil-yobaz bir müslümanı aynı kefeye koymuyorsak bir zahmet sen de denizle şimdinin darbeci faşist paşalar ve ortalama bir chp'li arasındaki farkı göster.

Onunla aynı çizgide yürüyenlerin birçoğu bugün değişti; hiçbiri darbeci vs değil neredeyse. Liberal olanı bile var yahu :D

Aslinda yapmak istedigim sey, Deniz Gezmis'in dusuncelerinin ortaya serilmesi vasitasiyla, spartacus ve benzerleri gibi slogan adamlarinin elestrisini yapmak. Bir de Turkiye'de neden sol yok soruna yanit bulmak. 27 Mayis'a alkis tutan sosyalistler, daha sonra 28 Subat'i da alkislamaktan beis duymadilar ornegin. Cunku hep ayni lacivert, azicik evrilerek devam ediyor ama asla tam olarak tedavi edilemiyor bu

http://blog.milliyet.com.tr/kemalizm-ve-sol-tedavi-edilemeyen-hastalik/Blog/?BlogNo=253371


Bugünün iktidarını ile hak ihlallerini teşhir etmeyen ve neo-sömürgeci yeni ulus inşasının entelektüel hakkını vermeyen adama en hafif deyişle '' iliştirilmiş bozguncu'' derler.

Kontr-gerilla ve gladio'yu ''terör örgütü ve çete'' atfedene bizim köyde ne derler ona hiç değinmiyeyim.

Deniz'in resmi tarih ve ideolojiyle hesaplaşamamasından neredeyse faşizm çıkarıp Fethullahçıların 12 eylül paşaları önünde secdeye ermesine TEK SATIR MUHALEFET ŞERHİ koymayan adamın vicdanına, bilgisine ve ferasetine tükürürler.

Ergenekon deyince bokunda keramet arayan papağanlar gibi ''28 ŞUBAT'' deyip ergenekon'un yakın tarihteki ağa babası 12 eylül önünde dut yemiş bülbüle dönenleri görmemek de özel bir yetenek olsa gerek.

Deniz'in sıçtığı bokta bile KEMALİZM arayıp 12 EYLÜL'ÜN/ERGENEKON'UN ağa ÇOCUĞU ÖZAL denince ''demokrasi'' aramak da bizim liberallere ve neo-muhafazakarlara özgü modifiye KERAMETÇİLİK oldu. Eskiden fal-büyü-muska işleri Arap'ın alfabesinde hatmedilmiş iki sureye bakarken şimdilerde emek-özgürlük mücadelesini KÖR-TOPAL da olsa vermiş nice ehl-i vicdan sahiplerine bok atmakta aranır oldu.

Terbiyesizlik o denli diz boyu ki %50 oyla iktidarı alıp askeri sille-küllah hizaya getirmiş iktidarın zırvalık ve ''ileri demokrasi kolpaları''na tek cümle olsun ''muhalefet şerhi'' konulmaz da HOPA'DA ERGENEKON-EŞKIYA ARANIR .

Yandaşlar bile ''demokratlık payesini leke sürdürmemek'' adına A-KE-PE'yi kıyasıya eleştirirken DERİN DEVLET VE GLADİO ÜZERİNE DOKTORA yapmış adamlara ERGENEKON öğretir bu yeni yetmeler.

Mübarek aç da iki satır ''yandaş'' gazete-dergi oku bari. Onların bile AKP'nin kibri ve komploculuğundan sıtkı sıyrılmışlar sen hala hangi sularda yüzmektesin hayret...

AlbatrosS
14-12-2011, 22:06
Jadı'ya ÖZEL NOT: Şu RTÜK'ün kadın örgütlerine sansürü hakkında iki satır eleştiri yap da görelim ferasetini. Bir saati geçmiş ağzını açıp tek kelime etmemişsin. Bir KADIN olarak şu RTÜK'ün kolpalığını eleştirmek BİR ERKEĞE Mİ YOKSA KADINA MI FARZDIR öncE? Britanya sularında keyfiniz yerinde; hatta burada yapılan absürt işlerden habersiz olabilirsiniz; ancak, burası hala KADIN OLMANIN SUÇ addedildiği ve her ay onlarca kadının cinayete kurban gittiği bir ülke. VE BU SAYI 2002'DEN BU YANA %1400 kat artmış. TEKRAR EDİYORUZ: YÜZDE BİN DÖRT YÜZ!

spartacus
14-12-2011, 22:41
Aslinda yapmak istedigim sey, Deniz Gezmis'in dusuncelerinin ortaya serilmesi vasitasiyla, spartacus ve benzerleri gibi slogan adamlarinin elestrisini yapmak. Bir de Turkiye'de neden sol yok soruna yanit bulmak. 27 Mayis'a alkis tutan sosyalistler, daha sonra 28 Subat'i da alkislamaktan beis duymadilar ornegin. Cunku hep ayni lacivert, azicik evrilerek devam ediyor ama asla tam olarak tedavi edilemiyor bu

http://blog.milliyet.com.tr/kemalizm-ve-sol-tedavi-edilemeyen-hastalik/Blog/?BlogNo=253371

ne yani benim ailemde mi kemalist? O verdiğin linkin spartacus la alakası ne mesela? Somut olarak kanıtlamalısın? Bu spartacus gibiliğin objektif, somut dayanakları nedir mesela? Daha doğrusu sen kimsin? Senin boyun kaç? Haddinin sınırı nedir? cahil cesaretine veriyorum...

Şimdi üstdeki 2 soruma dürüst ve köpek gibi değil, yani isnat eden bir faşistlikle değil insan gibi yanıt bekliyorum..

Ben Deniz in ailesine bakılmaz vs demiyorum daha önceki yazımda konjonktürden bahsetmişimdir, Denizlerin zaten kemalist bir gelenekle yetiştiğini ama bu durumun Deniz'e özel, has, sadece deniz'e ait, onun yarattığı, bulduğu özellikle seçtiği bir durum değil, dönemin ideolojik enjeksiyonunun, resmi ideolojinin yarattığı toplumsal biçimin bu olduğunu, malzemenin bu olduğunu söyledim. Eleştiri öyle yapılır, nedenlerini açığa çıkartarak, nasıllarını irdeleyerek yapılır, seninkisi eleştiri değil, verdiği bir şeyde yok.. Yine zaten bahsettiğim bir konu olduğu halde, iftira ve yalana başvuruyorsun, sen 2 dk doğru, dürüst bir insan olamıyor musun, kurt mu kaynıyor?

Şimdi 28 şubat ile Deniz in militan olup olmayışının alakası nedir? Her şey bir yana kişilerin etiketleri midir onları militan yapan ya da yapmayan? Bunların konumuzla ilgisi, alakası ne?

apsimon
15-12-2011, 01:46
Jadi Allahını seversen :)

Çık dedim çıkamıyorsun birtürlü...

Benim ailem namazında niyazında bir karadeniz ailesidir. Allahlı kitaplı yani :)

Deniz bu ülkenin mahkemelerinde asılmıştır. Niye biliyormusun ? Ülkeye komonizm getirecekmiş... Ulu atanın ülkesini değiştirecek diye biliyoruz.

Sen biraz 70 leri araştır istersen. O zamanlar kontrgerilla faliyetleri hangi kamplarda öğretilmiş deniz hangi kamplarda öğrenim görmüş git bir zahmet öğren. Dedim ya sol hareketten bir haberssin. Bilmeden sallıyorsun.

Ha birde dilin tanıdık geliyor. Cengiz abin bilir o kampları biraz hayatını araştır isteren.

jadi
15-12-2011, 01:58
Deniz Gezmis'in rejim tarafindan bu derece kahramanlastirilmasinin, adeta bir pop star konumuna getirmesinin asil sebebi sudur: Cunku Deniz, mevcut rejimin asil kurucu aktorlerini reddetmemis, celiskilerini gorememis, bilakis goklere cikarmistir. M.Kemal'i ve cumhuriyetin ana felsefesini yerden yere vuran bir Deniz Gezmis olasaydi sizce bu kadar yuceltilmesine izin verirmiydi fasist rejim? Buyuk ihtimalle once bebek katili veya vatan haini gibi bir yafta yapistirir, ondan sonra oldururdu. Iste bu yuzden devlet, O'nu pozitif bir imge, ornek alinmasi gereken bir dava adami, devrimci bir sehit olarak sunar.


Ornegin sistem neden Ibrahim Kaypakkaya'yi degil de Deniz'i kahramanlastirmistir? Neden O'nun icin hic film cekmemis, turku yakmamis, kose yazilari yayinlatmamistir? Cunku Ibrahim rejimin butun foyasini ortaya dokmus, fasizmine karsi savas acmis ve teorik altyapisni curutmustur. Bu sebeple O donem anlatilirken Ibrahim Kaypakkaya yok sayilir. Iskenceden taninmaz hale getirilen bedeni hic konusulmaz(kollari ve bacaklari kesiler. Iskenceler toplam 3 ay surer). Cunku Tc rejimini en cok korkutan adamlardan biridir..

Deniz'e saygi duyup, fikirlerindeki teorik celiskileri gormezden gelenler cok buyuk bir tuzaga dusmekteler.

Ibrahim Kaypakkaya, o devirde bile Ermeni soykiriminin Turk burjavasi yaratmak icin yapildigini yazmistir:


"türkiye sınırları içindeki diğer milliyetler meta üretiminin ve kapitalizmin gelişmesi ölçüsünde türkiye’den koparak ayrı milli devletler içinde (veya çok milletli devletler içinde) örgütlenmişlerdir. 1915’de ve 1919-20’de kitle halinde katledilen ve topraklarından sürülen ermenilerin hareketi müstesna."

"türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaptığımız soruşturmalardan öğreniyoruz ki, ağaların ve büyük toprak sahiplerinin bir kısmı da, aynı şekilde yani boşalan ermeni ve rum topraklarına el koyarak ortaya çıkmışlardır."

"ittihat ve terakki döneminde olduğu gibi, cumhuriyet döneminde de, kurtuluş savaşı’na katılan orta burjuvazinin bir kesimi, ele geçirdiği devlet gücünü, zenginleşmek için bir kaldıraç gibi kullanarak, devlet tekellerini yaratıp bunları kendi hizmetine koşarak, emperyalizmle işbirliğine girişerek, onların yatırımlarına ortak olarak hükümet makamlarını, yüksek memuriyetleri de hizmetine sokarak, devlet bankalarından aldıkları kredilerle, rüşvetlerle, vurgunlarla şişerek, türkiye’yi terkeden ve katledilen ermeni ve rum kapitalistlerinin mallarına, mülklerine el koyarak iyice zenginleştiler, milli karakterdeki orta burjuvazinin diğer kesimlerinden koptular."

kharon
15-12-2011, 02:42
ha gayret jadi tkp/ml saflarına doğru kayıyorsun :) İbrahim Kaypakkaya için yazılan şarkı/türkü Deniz Gezmiş'e yazılandan fazladır, Grup Yorum'un kasetlerinde ya da konserlerinde İbrahim Kaypakkaya ismine rastlamazsın onlarda kemalisttir heralde

saygılar

jadi
15-12-2011, 02:54
ha gayret jadi tkp/ml saflarına doğru kayıyorsun :) İbrahim Kaypakkaya için yazılan şarkı/türkü Deniz Gezmiş'e yazılandan fazladır, Grup Yorum'un kasetlerinde ya da konserlerinde İbrahim Kaypakkaya ismine rastlamazsın onlarda kemalisttir heralde

saygılar

Ibrahim Kaypakkaya'nin Deniz'in, hatta Mahir Cayan'in golgesinde kaldigini inkar mi edeceksin yoksa? Eksi sozluk'te bile Deniz Gezmis hakkinda methiyelerden olusan elli sayfa yazi varken Ibrahim icin sadece sekiz sayfa yazilmis. Bunlarin yarisi da methiye degil, elestri seklinde yorumlar. O donemi anlatan filmlerin hicbirinde kendisinden bahsedilmez zaten. Cunku Ibrahim kemalist degildi, bilakis kemalizm denilen rejimin maskesini dusurmus, o donemin konjonkturunde bile tespitlerini catir catir yazmisti.

Iste bizim devrimcilerimizin iki yuzlulugu. Kemalizm ile solu birbirinden ayirmis, bu ulkenin belkide tek enternasyonal solcusu olan Ibrahim'e degil de Deniz'lere tapiyorlar

kharon
15-12-2011, 03:06
jadi ekşi sözlükte yazmaması beni ırgalamaz, ben oraya sadece gülmek için arada bir girerim o kadar, kimse kimsenin gölgesinde kalmış değil, sen bilmiyor olabilirsin ya da çok kişi tanımıyor olabilir bundan dolayı kimseyi suçlayamayız ama tanıyan tanır bilen bilir, benim için hiçbirinin diğerinden farkı yoktur, bir çok sol görüşlü insan içinde bu geçerlidir diye düşünüyorum, solun dışındakiler tartışsın dursun...

saygılar

jadi
15-12-2011, 03:20
Devlet Ibrahim'in isminin bile anilmasina tahammul edemiyor. Deniz Gezmis'i sabahtan aksama kadar ovmek serbest oysa:

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/05/11/tikkocuyu_oven_turkucuyu_liderin_kiz_kardesi_savun du#

Turkiye'de yetismis ve burjuva ideolojisini sol diye yutmamis olan nadir solculardan.

Digerleri gibi ozenti bir bicimde biyik, bogazli kazak ve parka degil, koyluler gibi kasket giymis. Cunku o her zaman ezilenlerden ve koylulerden yanaymis. Slogan solcusu olmadigi icin bizim solcularimiz Ibrahim'in kasketini degil, Deniz'in parkasini taklit ettiler.

spartacus
15-12-2011, 05:12
Deniz Gezmis'in rejim tarafindan bu derece kahramanlastirilmasinin, adeta bir pop star konumuna getirmesinin asil sebebi sudur: Cunku Deniz, mevcut rejimin asil kurucu aktorlerini reddetmemis, celiskilerini gorememis, bilakis goklere cikarmistir. M.Kemal'i ve cumhuriyetin ana felsefesini yerden yere vuran bir Deniz Gezmis olasaydi sizce bu kadar yuceltilmesine izin verirmiydi fasist rejim? Buyuk ihtimalle once bebek katili veya vatan haini gibi bir yafta yapistirir, ondan sonra oldururdu. Iste bu yuzden devlet, O'nu pozitif bir imge, ornek alinmasi gereken bir dava adami, devrimci bir sehit olarak sunar.


Doğru, ama eklemek de gerekir...

Deniz'in arkadaşları daha doğrusu o akım uzun değil bir kaç yıl gibi kısa bir sürede eleştirilerini yaptılar. Deniz'in babasına yazdığı mektuplardan bir tanesinde özellikle bir yer önemlidir "seninle düşüncelerimiz ayrı" der.... Deniz'in o zamanın bağımsızlık, milli kurtuluş gibi moda akımlarından uzak olduğu zaten söylenemez, zaten öyle yetiştirilen, devrimcilik böyle olmaktır diye aşılanan bir nesil. Aynen bugün bazılarının 10 yıldır iktidarda olan ve hayli bir akım haline gelen cilalanmış milli görüşünde moda olması ve her köşe başında propagandasının hakim olması gibi(hatda bizim sitede bile , üstelikde Çiller dönemini aratmayacak denli faşist çehreye rağmen bunu yapanlar var, hükümetde olanla, durmaksızın adı anılan darbecilerin bu konuda aynı damarı temsil ettiğini bilmeyenler, hatda bariz faşist uygulamarda dahi 2 çift eleştiri yazacağına eleştirenleri isnatlarla sindirmeye çalışanlar var, yani akım, rüzgar böyle bir şeydir ve bilinç oranında insanlar kapılır veya kapılmazlar, ama bunu bilinç belirler. Kim olduğu önemli değil, ama şu Önder sav meselesi hayli ilginç, TC de hakim olan her daim böyle anlayışlardır, ya atatürke hakaret ettin denir ya da dine. düşünce, fikir özgürlüğü yok, ama nasılsa kendi gayrı-meşruluğunu demokrasi lafzıyla örten, demokrasi diye diye, faşizan işler çevirenlerin ağzında bir sakız vardır. Bu iyi bir yöntem demek ki, faşistliği örtüyor, sağ gösterip, sol vurmak dedikleri, ahmaklaştırıcı... tas aynı hamam aynı dedikodularda, rüzgara kapılanlarda aynı...).

Deniz'i dönemin gıdası ve rüzgarıyla sadece kemalizme, milliyetçiliğe endeksleyenler kemalistlerdir, tersinden bunu yapanlarda aslında tersinden kemalistlerdir-özünde zaten bir gövdenin iki ayağıdır bunlar, sadece aletleri-kullandıkları özne, din yada ırk- farklıdır, iş aynıdır-. Deniz 68 inde simgesi konumuna evrilmişti. Bunun payı yüksek. İbrahim ise komünistdi. Olay Deniz'in kemalizmi kullanmasından değil sadece, İbrahim'in komünistliğinden ve Deniz'in 68 in simgesi haline gelmesi ve arkadaşlarıyla birlikde idam edilmesinin, mahkeme süreçlerinin yarattığı ilgiden, eylemlerinin popülaritesinden, göz önündeliğinden o sürece sivil insanların da tanıklık etmeleri, gözleriyle görmelerinden ve aktarımlardan da kaynaklıdır.

Ortada temel bir çelişki var, o çelişkide 68 hareketi, üstünde durdukları düzeni hedef almıştır. Zaten asıl ayrıştırıcı halka da, belirleyici olanda burasıdır. hatda temel ve asıl özne burasıdır ki, değiştirilmek istenen o düzen yeri gelmiş tespihli-şalvarlı, yeri gelmiş kemalist, milliyetçi donuna bürünmüş TC nin düzenidir... Devleti baba gören, baba yerine koyan, baba şiddeti ve talimatı çerçevesinde değerlendiren bir toplumumuz var hala, kalıtsallık gibi babadan aşılanan bir toplum.... 68 hareketi ve dili ne kadar sivri de olsa, temelde ekonomik değerlerin yattığını, esas alındığını görürüz...

Burada bir yazı var (http://yenisafak.com.tr/Roportaj/?i=258841), çok yüzyeselde olsa-ki bir röportaj sonuçda- minik de olsa, şucu bucu, birde kaynak şuncular denmemesi adına,, TC nin ana akımlarının tencere ve kapak olduğu ve aslen süreklilik ve kopuş bağıntısı yönünde, bakmayı bilene bir fikir verir diye düşünüyorum...

spartacus
15-12-2011, 05:18
Devlet Ibrahim'in isminin bile anilmasina tahammul edemiyor. Deniz Gezmis'i sabahtan aksama kadar ovmek serbest oysa:

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/05/11/tikkocuyu_oven_turkucuyu_liderin_kiz_kardesi_savun du#

Turkiye'de yetismis ve burjuva ideolojisini sol diye yutmamis olan nadir solculardan.
.

http://www.dha.com.tr/istanbul-universitesi-deniz-gezmis-anmasina-katilan-ogrencilere-ceza-verdi-son-dakika-haberi_244784.html

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı idamlarının 38. yıldönümü olan 6 Mayıs 2010’da anmak isteyen öğrencilerden 33’ü gözaltına alınmıştı.

http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/05/26/deniz.gezmis.anmasina.gozalti/617993.0/index.html
2011
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma açıldı. Soruşturma sunucunda anma etkinliklerine katılan 8'i kadın 25 kişi, kamera görüntülerinden de tespit edilerek Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

http://www.dha.com.tr/istanbul-universitesi-deniz-gezmis-anmasina-katilan-ogrencilere-ceza-verdi-son-dakika-haberi_244784.html

jadi
15-12-2011, 07:00
Devlet Deniz Gezmis'in adinin anilmasina tahammul edemiyor da o yuzden uzerine pop-art seklinde resimleri basilmis t-shirtler satiliyor, hatirla sevgili dizisinde basrolde aniliyor falan oyle degil mi :) Gulunc olmayin lutfen.

Ibrahim , cagdasi olan gerizekalilar 10 kasim da durmayanlara dayak atarken, rejimin adini "askeri-fasist diktatorluktur" diye yazmisti bile. Tc rejiminde en agir iskenceyle katledilmis insan oldugunu soyleyenler var. Butun uzuvlari kesilmis, kaba etleri parcalanmis, paramparca halde "intihar etti" diye torbanin icine doldurup babasina vermisler. Bu adamin Deniz ve Mahir ile arasinda daglar kadar fark vardir.

spartacus
15-12-2011, 09:26
Neden ki o linkler yalan mı söylüyor?

Şimdide mayana uygun olarak s.dik yarışına mı soyundun? Öldürülme biçimi üzerinden fantaziler kurmaya mı başladın? hangi Denizlerden, kimin sembolleştirdiğine, kimin bahsettiğine göre bahsediyorsun, ona göre durum değişiyor, bu bilinçle zaten şu ana kadar içi boşaltılmış bir gerzeklik var sende.

Rejim konusunda sen şimdi bir şeyler diyor musun? Yoksa orada burada, şimdi bile savunabilmek için yırtılıyor, gerekçe mi arıyorsun? İncir çekirdeğini doldurarak yaz, ağzı torbalık iki yüzlülük bize bir şey vermiyor...

http://bianet.org/bianet/bianet/105587-savci-sahin-denizleri-ananlari-hapse-atmaya-calisiyor
http://haber.sol.org.tr/soldakiler/suc-delilleri-de-unutulmayacak-haberi-49165
http://www.muhalifgazete.com/27100-Deniz-Gezmis-in-adini-ben-aninca-mi-suc.htm
http://haber.gazetevatan.com/Tuncelide_Deniz_Gezmis_gerginligi_175318_1/175318/1/Haber

Khaos
15-12-2011, 13:05
Deniz’in ‘70’in sonbaharında ODTÜ’ye geldiğinde bana söylediği sözleri hatırlıyorum, onlar oldukça kritik sözlerdi. (…) çok ciddi bir tartışma içerisinde Deniz şöyle bir öngörüde bulundu: “Bütün Türkiye’ye sıkıyönetim gelecek, herkesi cezaevine dolduracaklar. Orada (…) her eğilimin bir koğuşu olacak. (…) Kırmızı Aydınlık koğuşu, Beyaz Aydınlık koğuşu, Sendikacılar koğuşu… Ziyaretçiler tavuk getirecek, onlar bu tavukları nasıl paylaşacaklarını tartışacaklar.” Şimdi hatırlamıyorum kimdi, birisi: “Peki ya biz ne yapacağız” diye sordu. Deniz, “biz öleceğiz oğlum” dedi, “çünkü biz dövüşeceğiz. Ve esas oportünizm nasıl bir şeydir, mücadele nasıl bir şeydir, devrimcilik nasıl bir şeydir onu o zaman herkes görecek.” ertuğrul kürkçü

-yorumsuz-

AlbatrosS
15-12-2011, 13:14
Devlet Ibrahim'in isminin bile anilmasina tahammul edemiyor. Deniz Gezmis'i sabahtan aksama kadar ovmek serbest oysa:

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/05/11/tikkocuyu_oven_turkucuyu_liderin_kiz_kardesi_savun du#

Turkiye'de yetismis ve burjuva ideolojisini sol diye yutmamis olan nadir solculardan.

Digerleri gibi ozenti bir bicimde biyik, bogazli kazak ve parka degil, koyluler gibi kasket giymis. Cunku o her zaman ezilenlerden ve koylulerden yanaymis. Slogan solcusu olmadigi icin bizim solcularimiz Ibrahim'in kasketini degil, Deniz'in parkasini taklit ettiler.

Cehaletin en büyük sığınağı ''inat ve cesaret''miş. Cehalet ne kadar yüksek ve çok bağırırsa o derece haklı olduğunu sanırmış.

O cehalet ki, Kaypakkaya der de tee 40 sene önce Kemalizm eleştirisinin bizzat devrimciler tarafından verildiğini görmez de ERGENEKON TERÖR ÖRGTÜ mavallarına, ''çete işi çeteee'' kolpalıklarına uyanmaz.

Bir yaman çelişkidir cehalet.

Cehalet o derece yüksek ve derindir ki 12 eylül'de faşistin yamağı olup önünde secde edenlere... Kontr-gerilla ve gladio'nun menbaı olmuş adamları bugün ''rejimle hesaplaşıyor'' sanır...

Cehalet ne yaman çelişki...

Kürdistan devrimcileri bile bugün ''REJİMİN OYUNCAKLARI'' addelirken sesini çıkarmaz da ''KCK SOYTARILIĞI''nı görmez bile...

Alemet-i farikası ''türk-islam sentezi'' olarak devşirilmiş; bizzat kendi ruhani önderi ve teorisyeni SAİD-İ NURSİ'ye ihanet etmiş; hatta onun kitaplarını sansürlemiş bir GÜLEN FENOMenini anlamaz...

12 eylül rejiminde kariyer sıçramaları yaratmış, bizzat 12 eylülün mümbit topraklarından devşirilmiş bir kitle hareketini zerre-i miskal sorgulamaz da Deniz'in kör-topal, el yordamıyla verilmiş mücadelesinde DERİN DEVLET arar...

Terbiyesizlik zor zanaat...

RTÜK'ün soft kadın derneklerine sansürünü bile görmezden gelir; kadın olmanın zerre haysiyetini düşünmez cehalet. Dinsel bir teolojinin aslında en bağnaz, kadı düşmanı yorumlarından birine ''keramet'' atfeder de köleliğin makyajlanmış yeniden üretimini SAYISAL VERİLERLE BİLE ÖNÜNE KOYDUĞUMUZDA GIKI ÇIKMAZ!

jadi
15-12-2011, 15:40
Deniz Gezmis ie Ibrahim Kaypakkaya bir tarihte Sagmalcilar cezaevinde birlikte yatiyorlarken gunun birinde Deniz, Ibrahim'i yumruklamis. Neden elbette M.Kemal tartismasi. Ibrahim daha o zaman kemalist devrimin dis destekli fasist bir hareket oldugunu soyluyormus. Kemalizm ile solun yollarini ayiran ilk isimdir. Kemalizm elstrilerini, sorun tespitlerini ve cozum onerilerinin cogunu okudum. Cok basarili bir teori uretmis kendisi

Diger tipler adam kacirmak gibi abuk sabuk islerle kendini tatmin ederken, o coktan halka inip koyluleri orgutlemeye baslamisti bile. Kurt hareketinin temeli atan ilk kisidir. Deniz ve Mahir gibi yutsever bir vatan asagi degil de, bolucu bir isbirlikci diye lanse ediliyor. Deniz Gezmis'e hala duygusal bir sempati besleyip savunmaya calisanlarin hepsi koftiden solcu bence. Deniz resmen ittihatci kokleri olan naylon bir devrimciydi. Chp'lilerin kahramani olmaktan fazlasini hak etmiyor kesinlikle

Khaos
15-12-2011, 17:17
sen sadece boş teneke değil,
basbayağa çakalın önde gidip flama taşıyanısın.

küçük aklınla, denize hakaret edebilmek için şimdi de ibrahimin arkasına mı saklanıyorsun.

o dönem daha marksizmin klasikleri denilen kaynaklar bile daha yeni yeni türkçeye çeviriliyordu.
insanların teoriden pratiğe değil,
pratikten teoriye el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalıştığı üstelik sonu sehpada ya da işkence de biten bir dönem.

tkp geleneğinden başka yol bilmeyen insanlar, tiple tanışıyor.
mücadelenin içinde tipin yetersizliğine karar veriyor.
el yordamıyla kendilerine yol çizmeye çalışıyorlar.

sen ise aklın sıra çakallık yapacaksın ya,
sanki chp gençlik kollarından bahsediyor gibi olayı sulandırıyorsun.

denizi kemalist ilan etmenin derdine bu ülkede kemalistler düşmüştür.
hep söyledim sen tersinden kemalistsin diye.

deniz, marksist teorisyen değildir.
tip çizgisindeyken bile, kendi rengini tipe vermeye kalkan devrimciliği sürecin içinde öğrenen bir adamdır.
yiğitliği saygıyı hakeder.

deniz ve arkadaşları, mahir ve grubu ve ibrahim;
hepsi de faşizmin elinde can verdiler.
birileri sehpaya giderken, birileri kızılderlerde pusulara düşürüldü,
diğerleri işkencehanelerde ser verdi, paramparça oldu ama sır vermedi.

onlar aynı ateşlerden geçtiler.
pratikten teori devşirdiler.

sen de kimsin be.

senin gibi osmanlı yalakası, padişah soytarısına mı kalmış deniz gibi bir adama çamur atmak.
elbetteki kemalizmi çözümlemek noktasında ibrahimle kıyaslandığında yaya kalmış olabilir.

ama hep söyledim.
senin gibi çakalları iyi tanırım ben.
siz bir doğruyu bir başka yalanı maskelemekten başka bir amaçla söylemezsiniz.

ibrahimin arkasına sığınma.

çık ortaya padişah soytarılığını açıktan yap.
mert ol biraz.

ancak ondan sonra idam sehpasında kendi sandalyesine tekme atan bir adama laf edebilirsin.

jadi
15-12-2011, 17:27
Ibrahim'in arkasina neden siginiyim ya. Deniz kendisine neden yumruk atmisti sence? Cunku Ibrahim, gercekte ne oldugu yuzune vurulmustu da ondan. Deniz, hicbir fikri altyapisi olmayan, sisteme karsi en sert muhalefeti "ataturk yurusu" duzenlemekten ibaret bir milliyetcidir sadece. Rejim tarafindan kahramanlastirilma nedeni de budur.

Iste, Deniz resminden yapilmis, Marliyn Monroe varimsi bir t-shirt.

http://img16.imageshack.us/img16/8483/denizgezmis13860.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/16/denizgezmis13860.jpg/)

Uploaded with ImageShack.us (http://imageshack.us)

Khaos
15-12-2011, 17:41
bak kızım

bırak bu ayakları
spartakus ya da albatros seni sitenin bir yazarı olarak muhatap alıyor olabilirler.
ben ise senin ciğerini biliyorum.

hiç sevmem ben tatlı su kurnazlarını.

senin derdinüzüm yemek değil, bağcı dövmek.
denizin eleştirilecek kırk tane negatif özelliği varsa bile,
sözde eleştiri adı altında, bir devrimciye hakaret edebilmek için yırtınıp duruyorsun.

kendine ibrahimi şahitliğe mi çağırıyorsun.
işkencehanelerde faşizm tarafından parçalanmış bir devrimciyi.
sen harbiden yüzsüzsün yahu.

kızım git kemalistlerle uğraş.
kemalistlerin elinde can vermiş yiğitleri kemalist ilan etmeye kalkıp da beni ayar etme.

bu adamlar mdd masallarına inanmış, süreç içinde bu masalın masal olduğunu kimi görmüş kimi görmeye fırsat bile bulamamış ama asla ve asla kemik yalamamış,
kapitalizmin cehennemine boyun eğmemiş adamlar.

bu adamlar genç öldü.hepsi de üniversiteliydi.
hem de üniversite okumanın işe yaradığı bir dönemde üniversiteliydi.
bu adamlar kapitalizmin çarklarına girselerdi
şu an senin gibilerin haysiyetini kalemini düşüncesini uğruna sattığı
bir ev bir araba ve iyi bir işi,
üst-orta sınıf bir hayatı güle oynaya sağlarlardı.

ama bunun yerine bir sevdanın uğruna ateşlere girdiler.
ahmet arifin bir dizesi vardır.
''yiğitlik inkar gelinmez''

anladın mı.

jadi
15-12-2011, 17:49
Iste khaos sizin sorununuz zaten bu. Devrimci slogani atan en bos, en milliyetci adamlari bile sahiplenebiliyorsunuz. Ben sizlerin icinden nasil olmusta Ibrahim gibi bir yigit cikmis, buna hayret ediyorum. Kemalizme ve M.Kemal'e yonelttigi sert elestriler yuzunden sosyalist camiadan disanmis zaten. Masum Ingilizleri, Amerikalilari kacirip devrim yapacagini sanan bos kafali adamlardan cok farkli bir vizyona sahip, gurur duyulmasi gereken bir sahsiyet gercektende.

Khaos
15-12-2011, 18:02
uzatma

sana diyorum ki,
senin bu çakallığını ben yemiyorum.

sen canını halkı uğruna vermiş bir adamı ''boş'' ilan edip yiğitliğini görmezden gelebilmek,geçirdiği süreci ve dönüşümü yoksayabilmek adına ibrahimin arkasına sığınıp durma.

sen ibarhimi benim sevdiğim kadar sevemez,
benim saygı duyduğum kadar da saygı duyamazsın.

çirkin oyununa onun adını karıştırma bari.

hiç kimse onun dışlandığını iddia edemez.
kim kimi dışlıyor.

sen kafanı yorma,
sosyalist camiadan çok yiğitler çıkmıştır.
bundan sonra da çıkacaktır.

bütün insanlığı biatçı, salya sümük ağlak yapamazsınız.
içlerinden birileri de çıkıp ne oluyor lan burda diyecektir.

bu iş daha bitmedi.

hele hele kıçı sıkışanların dönüp dolaşıp sermayeye yalakalık eden ve devrimcilere çamur atmak için yırtınmalarını gördükçe,
sosyalizmin gölgesinden bile it gibi korktuğunuzu anlayabiliyorum.

bir çok sosyalistten daha çok inançlısınız siz,
kitlelerin bu sömürü çarkına bir gün gelip yeniden çomak sokacağına dair.

zaten gidip gelip kaşının üstünde gözün var diye sosyalizmi itibarsızlaştırabilmek için yırtınmanız da bu sebpten.

istatistik
15-12-2011, 18:08
t-shirt hakkında konuşacak olursak;

jadi, eğer sen yaptıysan photoshop üzerinde biraz çalışman gerek; eğer sen yapmadıysan ve bir yerden ulup işte budur diyorsan, sahte olduğu bu kadar belli bir şeyi gerçek sanmışsın ki bu da maksat karşıtlık olsun diye balıklama atladığını gösterir.

murted
15-12-2011, 18:12
Cehaletin en büyük sığınağı ''inat ve cesaret''miş. Cehalet ne kadar yüksek ve çok bağırırsa o derece haklı olduğunu sanırmış.

O cehalet ki, Kaypakkaya der de tee 40 sene önce Kemalizm eleştirisinin bizzat devrimciler tarafından verildiğini görmez de ERGENEKON TERÖR ÖRGTÜ mavallarına, ''çete işi çeteee'' kolpalıklarına uyanmaz.

Bir yaman çelişkidir cehalet.

Cehalet o derece yüksek ve derindir ki 12 eylül'de faşistin yamağı olup önünde secde edenlere... Kontr-gerilla ve gladio'nun menbaı olmuş adamları bugün ''rejimle hesaplaşıyor'' sanır...

Cehalet ne yaman çelişki...

Kürdistan devrimcileri bile bugün ''REJİMİN OYUNCAKLARI'' addelirken sesini çıkarmaz da ''KCK SOYTARILIĞI''nı görmez bile...

Alemet-i farikası ''türk-islam sentezi'' olarak devşirilmiş; bizzat kendi ruhani önderi ve teorisyeni SAİD-İ NURSİ'ye ihanet etmiş; hatta onun kitaplarını sansürlemiş bir GÜLEN FENOMenini anlamaz...

12 eylül rejiminde kariyer sıçramaları yaratmış, bizzat 12 eylülün mümbit topraklarından devşirilmiş bir kitle hareketini zerre-i miskal sorgulamaz da Deniz'in kör-topal, el yordamıyla verilmiş mücadelesinde DERİN DEVLET arar...


Gözlerinden öpüyorum güzel kardeşim. :yo:
Muhattabından tıpkı Spartacus, Frodo, Khaos ve diğer pek çok arkadaş gibi senin de umuduğunu çoktan kestiğini sanıyorum ama dışarıdan okuyanlara faydası olmasını umuyorum.

apsimon
15-12-2011, 19:08
jadi anladığım kadarı ile devrimcilerden nefret eden bir yapın var. Hele hele bu devrimciler cesursa ve bedel ödemişse nefretin katlanıyor. Senin gibiler korkmayı diz çökmeyi bilir. Düşünmekten korkar, zalimin önünde köle olup diz çökmeyi bir halt(b.k) zanneder.


Emperyalizm şu dönem şirazeden çıktı zaten. Ağa babaları katlettiklerinin arkasından gülüyor artık. Eskiden utanır, sıkılırlardı. Tanıdık dedim ya sesin. Sahibinin sesi...

AlbatrosS
15-12-2011, 21:08
Şu alıntı bir halt bilmediği devrimciler hakkında destursuz atıp tutan Jadı'ya ''KAPAK'' olur kanaatindeyim. Hani şu '' KEMALİST'' devrimcilerden saydığı doktor HİKMET KIVILCIMLI'dan:

"Kemalizmin Doğu illerinde varolması da karşılık olarak ancak ağalığın silahlı silahsız yardımı ve elbirliği sayesindedir. Çünkü marabalar ve yoksul köylüler arasında ağaya ya da beye karşı direnmek isteyen en ufak bir hareket üzerine ağa derhal ilçeyi, ili, hattâ daha sonra TBMM'ni haberdar eder. Köylü isyan girişimindedir. O zaman bütün jandarmalar, çevre askeri kolları, uçaklar kıpırdamak isteyen köylülüğü olduğu yerde dondurur. Hükümete karşı koymak becerisini gösteren herhangi bir isyan hareketinde derhal Kemalizmden maaş alan sadık ağalarla milis kuvvetleri ezilen Kürt halkının çevresini sarar. Kemalizm "tam name-i hazreti şehriyanna" mevlut okutarak halk hareketi kışkırtmaya kalktığı zaman, bu karşı devrimi besleyişini çalışkan Türk köylüsünün dindarlığına yüklediği gibi, Kürdistan'da ağalıkla ve köylerle kapalı ittifakını da Doğu illeri nüfusunun gericiliğiyle açıklamaktan hoşlanır.

Gerçekte Kemalizm kurtuluş savaşı sırasında nasıl geniş ve demokratik bir köylü hareketinden korktuğu için saltanatı sonuna kadar Sultanın bizzat kendisi çekilip gidinceye kadar halka karşı bir kalkan gibi kullandıysa, tıpkı bunun gibi, bugün de Kürdistan'da gene geniş ve demokratik bir köylü hareketinin varabileceği aşamalardan ödü patladığı için, Kürdistan yoksul halkına karşı ağalığı ve beyliği kalkan gibi kullanıyor ve Kürtlüğün derebeyce parçalanışından kapitalist egemenlik çapulu adına uçsuz bucaksız bir zevk alıyor. Kürt yoksul halkı da Kemalizmin her gün sırtında oynayan satırıyla pratik bir şekilde öğretmiştir ki, Kemalizm Doğu illerinde derebeyi ve derebeyi artıklarıyla müttefiktir. Onun için cumhuriyet burjuvazisinin ara sıra kürsü yüksekliğinden derebeyliğe karşı sözde savurduğu palavralara asla kulak asmıyor. Ağalığa karşı mücadeleye geçtiği gün karşısında bütün yırtıcılığıyla Kemalist devlet aygıtını bulacağını biliyor. Onun için ağalığı kaldırayım derken daha zalim ve katmerli bir uçuruma yuvarlanma tehlikesine düşmekten korkar. Şimdiye kadar geçen deneyimler, cumhuriyet burjuvazisinin sömürgeleştirdiği Kürdistan'da, derebeyliği tuttuğundan başka bir şeyi kanıtlamamıştır." (1)

İhtiyat Kuvvet: Milliyet(Şark)

Doktor haksız mıdır?

Kürt köylüsü ağaya baş kaldırdığında karşısında önce devleti bulacaktır; buldu da.

DDKO'dan bugüne gelen Kürt muhalefeti yıllarca ağalara, derbeyi artıklarına rağmen direnip savaştı.

Bilen bilir: PKK'ye evrilen silahlı Kürt isyanının en az 10 yılı bulan bir örgütlenme ve kürt derebeyleriyle çatışma süreci vardır. Devletin silahlandırdığı, destek verdiği ağa ve beylerden yoksul Kürt köylüsü belki devletten çok korkardı. Ta Osmanlı'dan beri miras kalacak bir biçimde, ağalık-beylik devletin olmadığı yerde otorite ve nizamı devlet adına korurdu.

Kürt isyanının birçok kereler özellikle bu aşiret , ağa ve beyleri hedef almasının nedeni de buydu. Ağa ve beylerin neredeyse kölesi olmuş bu insanlar yeri geldiğinde o ağalardan bile zalim-gaddar olabilen; ancak, bizzat kendi insani varlığını yücelttiğine inandığı başka bir güçle-realiteyle tanıştılar. Maalesef ve ne ironiktir ki Kürtdistan feodalitesini devlet değil; Kürdistan muhalefeti sönümlendirmiştir en çok diğer iktisadi-ekonomik sebepleri bir yana.

Brian
16-12-2011, 00:12
Devlet Ibrahim'in isminin bile anilmasina tahammul edemiyor. Deniz Gezmis'i sabahtan aksama kadar ovmek serbest oysa:

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/05/11/tikkocuyu_oven_turkucuyu_liderin_kiz_kardesi_savun du#

Turkiye'de yetismis ve burjuva ideolojisini sol diye yutmamis olan nadir solculardan.

Digerleri gibi ozenti bir bicimde biyik, bogazli kazak ve parka degil, koyluler gibi kasket giymis. Cunku o her zaman ezilenlerden ve koylulerden yanaymis. Slogan solcusu olmadigi icin bizim solcularimiz Ibrahim'in kasketini degil, Deniz'in parkasini taklit ettiler.

Deniz Gezmiş'in idam sehpası can vermesi ile görüşlerini birbirinden biraz ayırmak gerekir. Eğer mesele doğru sonuca ulaşmak ise.

Deniz Gezmiş'in genç yaşta asılarak ölmesine üzülmüşümdür.

Fakat öte yandan Deniz Gezmiş zaman zaman Kemalist solcular, ulusalcılar vb. tarafından çok öne çıkarılan biri.

Örneğin:

http://www.kemalistler.net/index.php?option=com_kunena&func=view&catid=30&id=2663&Itemid=99

spartacus
16-12-2011, 01:13
Sevgili Brian

Şablonik ve etiket temelli analizler hem yanıltıcı, hemde subjektif olur, bilgi edinmemizi de sağlıklı analiz etmemizi de sağlamaz.. Zaten Türkiye de siyasi alanın parçalanmışlığının altında bu etiket, şablon hastalığı yatar. TC de bu hastalık osmanlıdan, ittihatçılıkla, oradan TC üzerinden Kemalizmle, 12 eylüllede hayli pekişmiş bir hastalık, bu hastalık sadece solda değil, sağın da iliklerine kadar nüfus etmiştir. Kemalistler ittihatçıdır ama milli görüşçüler değildir söylemleri gerçeği yansıtmıyor, TC daha işin başından ağalarla uzlaşarak zaten özünde ittihatçılıkla uzlaşmıştır, daha sonra ittihatçılar ayrışma yolunu seçmiş ve ittihatçılığın hem önder kadrosunu hem de ana damar ve kitle tabanını DP, AP gibi partiler, zihniyetler temsil etmiştir-yani aslında bu bir aslına rücudur-... Bazıları kendi geri ve demokrasi düşmanlığını örtbas etmek adına, bir tarafı aklamak adına aynı parkurda koştuğu ötekini kötüleyerek üfürükler türetiyor, yine sahte bilinç aşılanıyor, tencere kendisini kapakla, kapak tencere ile aklıyor, ve ara sıra yer değişiyorlar... Ve düşman olarak gördükleri, tek bir ortak düşmana karşı savaşıyorlar, demokrasi, sol, sosyalizm...

Sosyalist metodoloji, aslında bırakalım sosyalizmi, bilimsel metod, ne olduğuyla değil, nasıl, neden olduğuyla ilgilenip açığa çıkartmaya çalışır. Sitedeki tartışmalarda belkide 5 yıldır her tartışmada söylerim, olgular, nasıllar, nedenler, görüşler bunlar aydınlatılmadan hiç bir konu üzerinde -eğer ortada bir konu ve olgu varsa- bir noktaya varamayız... Heleki kişi odaklı, kişiliğe yönelen hiç bir tahlil temiz de değildir, kirli bilgidir, bir haltda çıkmaz içinden, en fazla slogan, basit progandif söylemlerdir, bilgi taşımaz... Bu tür kişiler de kısa sürede kendisini belli eder, tepki verildiğinde de yaygara kopartır, bildik resmi ideoloji... Türkiye de solun parçalanmışlığı da zaten bu kafa yapısından kaynaklanır. Olgular orta yerde durur, insanlar gözlerinin gördüğü, elleriyle dokunduğu olgular üzerinde uzlaşacağına, sen şuncusun, sen buncusun yollu, aslen dinci bir kafayla ya da TC kafasıyla, etiketçilikle, toz duman arasında, körleşir, ot gelip saman giderler, bütün hayatları itişip, kakışmakla, perme perişan geçer, heba olurlar.

Şimdi metodla gidelim ve sorumuzu soralım..

Deniz düzen karşıtı mıydı değil miydi?

Sol bir ideoloji değil bir konumlanıştır ve bu konumlanmayı belirleyen görelik iktidardır - bu konuda dinsel inak gibi mutlaklıklar örülemez, sağ olan hep sağ, sol olan hep sol olur, ismine bakarak da belirlenir denemez, görecelidir, değişebilir. Deniz hali hazır iktidarın karşısında mı(sol) yoksa yanında mı(sağ kol) konumlanmıştır? yanlış öğrendiği şeyler, politik, dönemsel, taktik hatalar-ki hata yoksa ya iş yoktur ya da bilinçli bir eylem, kısaca insan öznesi yoktur- bu gerçeği değiştirmez...

Kemalizm bir ideoloji midir yoksa politik, aslen, sürdürülebilirlik temelli taktik bir hat mıdır(neyin sürdürülmesi?)? 1960 larda Sosyalist politikamı baskın karakterlidir, kemalizm mi(kemalizm)? Denizler idedolojik olarak neyi amaç edinmişlerdir? Örneğin TC devrimleri kişilere ait, has olgular gibi sunuluyor, bu da kirliliktir, devrim sınıfsal(siyasal)-toplumsal-sosyal bir olgudur ve bu Osmanlı'da 19. yüzyıllarda başlamış bir süreçtir. İktidarda kimin olduğu, son noktayı kimin, hangi ismin koyduğu pekde önemli değildir. Anadoluda bir devrim gerçekleşmiştir, istersek bürokratların tepeden inmeciliğiyle ilan edilen zaferin devrim olmadığını düşünelim, süreç bu devrimleri gerçekleştirmiştir. Denizlerin yanılgısı burjuva(özde sınıfsal,, biçimde ulusal karakterlidir bu devrim) devrimi aşamamış olmaktır, gerçekleşmediğini sanmak, ağa ve iktidar uzlaşmasının karşı-devrimci olduğunu düşünmek ve bağımsız olamayışla pekiştirmektir -ki aslen bu sınıf uzlaşması öyledir, burjuva devrime ihanettir. Özü toprak reformudur bu devrimin, böylelikle ağa sınıfının tasviyesi ve ulusal kurumların ve yeni egemen sınıfın konumlanmasıdır ki, ağalıkla uzlaşıp, üstüne sütlük toplumun da karşıya alınmasıyla ihanet edilmiştir) . Bu hastalık zaten TKP ile 40-50 yıl sürdürülmüş bir hastalık, aslında amaç kemalizm değil, Anadolu devriminin sürüncemeye düşen dinamiklerini, resmi ideolojinin kalıtsallaştırdığı meşruiyeti de kullanarak gerçekleştirmek temelindedir -ki özünde geriye savrulmadır bu-. Diğeri de maceracılık ve ordu gücüne dayanmakla malul kısa yoldan işi bitirmekdir-40 yıldır -bazı arızaları -perinçek gibi- dışta tutarsak- savunanı da yoktur,.... (uzun konular)

Kısaca Deniz hem sol konumdadır hem de devrimcidir ve sosyalisttir.. Düzene başkaldırmıştır, sistemi hedeflemiş ve bağımszılık lafıznın öne çıktığı o günlerde aşırı emperyalizm vurgusu, anti-kapitalisliğine gölgede düşürmemiştir... Kemalizmden ayrıştığı nokta, zaten özde yatıyor ve bizi de burası ilgilendiriyor.. Yiğidi öldürelim, ama hakkını yemeyelim, kemalizm de, maceracı sosyalizm anlayışı da onların şahsında suç değil bir hatadır. Ve bu hataları istismar edenler çıkıyor, Denizlerin öz arkadaşları, yoldaşları kısa sürede bu hatanın özeleştirisini verdiler, aklı başında olan bu istismarların ayakları hava da kaldığını görür..

apsimon
16-12-2011, 02:40
Sevgili Brain verdiğin linke girip baktım. Tabi bakarken insaflı olmak lazım.

Erdal Eren, Mezarının Başında Anıldı.

ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980’de eylem yaparken, düzmece ifade ve tanıklarla bir eri öldürdüğü iddasıyla yargılanan ve 1980 askeri darbesinden sonra 17 yaşında idam edilen Genç Devrimci Erdal Eren, ölümünün 31′inci yıldönümünde mezarı başında anıldı.
Emek Partisi ve gençlik örgütü Emek Gençliği mensupları, Devrimci 78’liler Federasyonu temsilcileri, CHP Afyon Milletvekili Ahmet Toptaş, BDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ve CHP Bursa Milletvekili Kemal Ekinci törende hazır bulundular. Cumhuriyet’ten edinilen bilgilere göre, Anma töreninde konuşan BDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel,(Emek Partisi eski G 12 Eylül 2010 anayasa referandumu sürecinde gerçekleştirdiği mitinglerde Erdal Eren’den bahsederken ağlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı anımsatarak, “Bakmayın gözyaşlarına, özürlerine. Bunlar samimi değildir” açıklamasını yaptı.
Ayrıca Erdal Eren, idamının 31. yıl dönümünde Tunceli’de anıldı. Çarşı merkezi sanat sokağında toplanan Emek Gençliği üyelerine sanatçı Ferhat Tunç da destek verdi.


http://www.kemalistler.org/erdal-eren-mezarinin-basinda-anildi.html/

Yukarda verdiğim link sitede manşetten ilk haber. Ne yapalım şimdi. Bir kemalist site bir sosyalisti anıyorsa kendimizden şüphe mi edelim. Kemalistleer her düşdüklerinde akıllarına ilk sosyalistler gelir. M.kemalden ve CHP tarihinden biliyoruz :)


Ah biraz ülke tarihini okuyup anlamaya çalışsanız. Arada Ekim devriminide unutmayın :)

Brian
16-12-2011, 19:09
Sevgili Brain verdiğin linke girip baktım. Tabi bakarken insaflı olmak lazım.

Erdal Eren, Mezarının Başında Anıldı.

ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980’de eylem yaparken, düzmece ifade ve tanıklarla bir eri öldürdüğü iddasıyla yargılanan ve 1980 askeri darbesinden sonra 17 yaşında idam edilen Genç Devrimci Erdal Eren, ölümünün 31′inci yıldönümünde mezarı başında anıldı.
Emek Partisi ve gençlik örgütü Emek Gençliği mensupları, Devrimci 78’liler Federasyonu temsilcileri, CHP Afyon Milletvekili Ahmet Toptaş, BDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ve CHP Bursa Milletvekili Kemal Ekinci törende hazır bulundular. Cumhuriyet’ten edinilen bilgilere göre, Anma töreninde konuşan BDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel,(Emek Partisi eski G 12 Eylül 2010 anayasa referandumu sürecinde gerçekleştirdiği mitinglerde Erdal Eren’den bahsederken ağlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı anımsatarak, “Bakmayın gözyaşlarına, özürlerine. Bunlar samimi değildir” açıklamasını yaptı.
Ayrıca Erdal Eren, idamının 31. yıl dönümünde Tunceli’de anıldı. Çarşı merkezi sanat sokağında toplanan Emek Gençliği üyelerine sanatçı Ferhat Tunç da destek verdi.


http://www.kemalistler.org/erdal-eren-mezarinin-basinda-anildi.html/

Yukarda verdiğim link sitede manşetten ilk haber. Ne yapalım şimdi. Bir kemalist site bir sosyalisti anıyorsa kendimizden şüphe mi edelim. Kemalistleer her düşdüklerinde akıllarına ilk sosyalistler gelir. M.kemalden ve CHP tarihinden biliyoruz :)


Ah biraz ülke tarihini okuyup anlamaya çalışsanız. Arada Ekim devriminide unutmayın :)

Sevgili apsimon;

Sanırım ki aynı görüşte değiliz. Ve sosyalizme de epey farklı pencerelerden bakıyoruz.

Farklı görüşlerde olabiliriz.

Öte yandan burada tekrar tekrar Kemalizm-sosyalizm tartışmalarına girmek istemiyorum.

Fakat şunu da unutmayalım insaf karşılıklı olmalı.