PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Firavunun cesedinin korunması..


ensareo
06-05-2005, 14:35
http://www.enfal.de/firavun.jpg

British Museum'da „Mumyalar Bölümü" ndeki bir cam fanus içinde teşhir edilen cesed, 3000 yil önceki bir insana ait olmasina ragmen etleri ve derisi dökülmemis vaziyetteydi. Ingiliz Arastirma Grubu tarafindan Kizildeniz civarındaki kızgın kumlarin altından çıkartılarak ülkelerine getirilen bu cesedi benzersiz kılan özellik ise, mumyalanmamis durumda olusuydu.

*ilaçlanmis mumyalar bile çürürken, hiç korunmamis (iç organlari alinmamis ve ilaçlanmamis) bir cesedin 30 asir boyunca sapasaglam kalmasinin hikmeti nedir?

Bediüzzaman Hazretlerine ait eserlerde, bu sirra su açiklama getirilir:

"Musa Aleyhisselâma karsi muharebe eden Firavun, gark olacagi zaman iman etmis. Gerçi sekerat [ölüm] vaktinde o imân makbul degil. Fakat o makbul olmayan imâna, imânin mahiyetine hürmet için bir mükâfat olarak Cenâb-i Hak, o Firavunun bedenine necat [kurtulus] verecegini haber veriyor.... Iste bu âyetin (Yunus Sûresi, 92) bir mucizesi olarak, o gark olan Firavun'un cesedi aynen bulunmus. Simdi Londra'da bir müzede muhafaza ediliyor. Seyyahlar onu temasa ediyorlar... [seyrediyorlar]"

Âyet ve tefsirlerde Firavuna ait cesedin tam ve noksansiz oldugunun bildirilmesi, onun mumyalanmamis durumuna isarettir.

Bilindigi gibi Musa Aleyhisselâmin candüsmani olan Firavun, O'nu ve O'na tâbi olan Israilogullarini helâk etmek için bu yüce Peygamberin pesine düsmüs ve Hz. Musa (A.S.), Cenab-i Hakkin sevkiyle Kizildeniz kenarina kadar gelmisti. Önlerinde düsman gibi deniz, arkalarinda da deniz gibi düsman vardi. Iste bu dehsetli vaziyetteki Hz. Musa (A.S.) asasini denize vurmus ve ordusunu Cenab-i Hakkin emriyle ikiye ayrilan Kizildeniz'den geçirerek selâmete ulastirmisti. (Es-Suarâ Sûresi, 62-64)

Firavun ve askerleri, Kizildeniz'i boydan boya kaplayan bu mucizeyi dehsetle görmüs, ancak kin ve düsmanliklarini yenemeyerek takibe devam etmislerdi. Sözde, kendileri de ikiye ayrilmis olan denizden geçebileceklerdi. Nitekim deniz önceleri kapanmadi. Fakat Firavunun ordusu, dalgalarin duvar gibi çevreledigi yolun ortasina geldiginde, deniz birlesmeye basladi ve ordu, Firavun dahil tek bir kisi dahi kurtulamadan sulara gömüldü. (Es-Suarâ, 65-66)

Yûnus Sûresinin 90 ve 91. âyetleri bu hâdiseyi söyle anlatiyor:

"Israilogullarini denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksizlik ve düsmanlikla artlarina düstüler. Firavun tam bogulacagi sirada, 'Inandim ki israilogullarinin imân ettiginden (yani Allah'tan) baska bir ilâh yokmus. Artik ben de müslümanlardanim' dedi."

Fakat Cenab-i Hak firavunun imânini kabul etmemis ve ona Cebrail (A.S.) vasitasi ile söyle hitap buyurmustur: "Ona, 'simdi mi imân ediyorsun?' dendi. 'Halbuki daha önce baskaldirmis ve bozgunculuk etmistin." Ayni sûrenin 92. âyetinde ise, söyle buyurulmaktadir:

"Felyevme nünecciyke bibedenike."

"Gark olan Firavun'a der: 'Bu gün senin gark olan [bogulan] cesedine necat [kurtulusl verecegim)" (Bediüzzaman, Risale-i Nur Küliyati, Sözler, S. 402)

„Tâ ki, senden geridekilere bir ibret olasin.. [b]Ve süphe yok ki, nastan (insanlardan) birçoklari bizim âyetlerimizden (delillerimizden) gafillerdir." (Ö. Nasuhi Bilmen, Kur'an-i Kerim Meâli, Yûnus S., S. 1425)

ZAFER'in "ÜÇBIN YILLIK MUCIZE" yazisi, Türk okuyuculari arasinda gerçekten takdir uyandirmisti. Çünkü konu, sadece bir arastirma gõzüyle ele alinmamis, âyet ve tefsirler açisindan da incelenmisti. Meselâ 1144 yilinda vefat eden Zemahserî, Yûnus Sûresinin sözkonusu âyetinin tefsirini, kendisinden 8 asir sonra bulunacak olan cesedi âdeta görür gibi yapiyordu:

"Seni, deniz kenarinda bir köseye atacagiz. Cesedini tam, noksansiz ve bozulmamis halde, ciplak ve elbisesiz olarak, senden asirlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacagiz" (Kessaf Tefsiri, Cilt 2, S. 251/252)

Ayet ve tefsirlerde, Firavun'a ait cesedin tam ve noksansiz oldugunun bildirilmesi, onun mumyalanmamis durumuna isarettir. Ve bulunan cesed, tefsirdeki gibi çiplak ve elbisesiz olup, derisi dahi dökulmeyecek sekilde secde eder durumdadır.

n0thing
06-05-2005, 17:15
Bununla ilgili islamiyetgercekleri.org`da yazı vardı sanırım.

http://www.islamiyetgercekleri.org/firavunramses.htm

Ve o yazının alt bölümünde bir budistin 75 yıldır çürümeyen cesedinin haberi var.Şimdi onu da Allah cezalandırdı dersiniz.

06-05-2005, 19:00
Öncelikle yukarıda resmi koyulan cesede yapılan karbon 14 testlerinde yaklaşık M.Ö. 3200 yıllarına ait olduğunun tesbit edildiğini söylemem gerekiyor. Yani ceset 3000 yıllık değil, yaklaşık 5200 yıllıktır. Bu ise cesedin Musa'dan yaklaşık 2000 yıl öncesine ait olduğunu gösterir. Cesedin 3000 yıllık olduğu müslümanların uydurmasıdır.
Ayrıca israiloğullarına zulüm eden firavunun 25 yıldan fazla iktidarda kaldığı "kutsal" kitaplardan elde edilen bir çıkarımdır. Bu kadar süre iktidarda kalan tek firavunun da II. Ramses olduğu bilinmektedir. II. Ramses'im mumyası ise aşağıdaki resimde görüldüğü gibi bir müzede sergilenmektedir.Buna ek olarak bazen cesetlerin mikroplardan uzak tutan çeşitli doğal etkenler nedeniyle fazla bozulmadan günümüze ulaştığı bilinmektedir. Öreneğin Discovery Channel seyredenler belki hatırlar, Amerikada bir mağarada yaşı 5000 den fazla olan ve mumyalanmamış bir ceset bulunmuş idi.
http://www.si.umich.edu/CHICO/mummy/images/rameses2-l.gif

Foolhardy
06-05-2005, 19:03
Pramitlerde de birçok mumyalanmamasına rağmen özelliğini korumuş cesetler bulundu.Bu öyle abartılacak Allahı pofpoflatcak bişey değil.Toprağın biyolojik yapısı bu gibi kalıtımlara elverişlidir.

ensareo
06-05-2005, 22:44
cem senin koyduğun resim mumyalanmış bir cesed.hatırladığım kadarıyla restorasyon yapılan mumyalardan..yukardaki benim koyduğum cesedle alakası yok..

Örneğin Discovery Channel seyredenler belki hatırlar, Amerikada bir mağarada yaşı 5000 den fazla olan ve mumyalanmamış bir ceset bulunmuş idi.

havasız kalmış ortamda ve buz latında kalarak özelliğini koruyan cesedler elbette olabilir..

Burada dikkat edilmsi gereken bu cesedin kızıldenizde bulunması ve secde eder vaziyette olduğudur..

08-05-2005, 12:21
"Öncelikle yukarıda resmi koyulan cesede yapılan karbon 14 testlerinde yaklaşık M.Ö. 3200 yıllarına ait olduğunun tesbit edildiğini söylemem gerekiyor. Yani ceset 3000 yıllık değil, yaklaşık 5200 yıllıktır. Bu ise cesedin Musa'dan yaklaşık 2000 yıl öncesine ait olduğunu gösterir. Cesedin 3000 yıllık olduğu müslümanların uydurmasıdır.
Ayrıca israiloğullarına zulüm eden firavunun 25 yıldan fazla iktidarda kaldığı "kutsal" kitaplardan elde edilen bir çıkarımdır. Bu kadar süre iktidarda kalan tek firavunun da II. Ramses olduğu bilinmektedir. II. Ramses'im mumyası ise aşağıdaki resimde görüldüğü gibi bir müzede sergilenmektedir"

CEVAP BEKLENİYOR...

ensareo
08-05-2005, 21:01
Mb sana cevap vermem için tarih araştırması yapmam lazım..Sadece cesed üzerine bakarsan onun secde vaziyetinde ve kızıldenizde bulunduğunu düşünecek olursan bu cesedin firavuna ait olduğunu söyleyebilirim..

senin soruna cevap vermek için.
1.carbon 14 yöntemi nin yanılma payı ne kadardır?
2.Sen bu cesedin 5200 yıllık olduğunu nereden öğrendin.
3.ben olsam madem ramsesin de cesedi var dna araştırması yapardım ama herhalde bulanların böyle bir iddiası olmadığından bunu araştırmazlar..dna araştırması yapılsaydı anlaşılırdı.

zamanım olacaktı bunları araştırırdım hem zevkde verirdi..biz onun firavun olduğunu söyleyceğiz,sizde olmadığını...ben dediğim gibi 2 delille firavunun cesedi olduğuna inanıyorum..

09-05-2005, 14:15
Benimde bu konuda fazla bilgim yok ancak söylediklerim Cem den alıntıdır.Tırnak içinde yazmıştım zaten.

"ben dediğim gibi 2 delille firavunun cesedi olduğuna inanıyorum.. "

Doğruluğu kanıtlanmamış bir şeyi mucize diyeneden ortaya atıyorsun o zaman.
Daha önce bulunan cesetlerin kaç bin yıl önceden kaldığı öğrenilmişti.Bir yanılma olacağını sanmıyorum ama yinede Cem in bu konuya açıklık getirmesi gerekir.

mucahid
20-06-2005, 01:33
Bismillahirrahmanirrahim

Sonunuz sitenizin vwe sizin aynı olacak


Allah'ın izniyle domaininizi ve sitenizi elinizden alacapım, IP numaram bellidir, işlem başlatabilirsiniz.

SULARA GÖMÜLEN FİRAVUN


"Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları yıkıma uğrattık. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi."
(Enfal Suresi, 54)

Eski Mısır medeniyeti, Mezopotamya'da aynı tarihlerde kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri ve döneminin en ileri sosyal düzenine sahip organize devleti olarak bilinir. MÖ 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olmaları Mısırlılar'ın sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştu.

Ancak bu uygarlık, Kuran'da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği "firavun yönetiminin" geçerli olduğu bir medeniyetti. Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler ve inkar etmişler, bunların neticesinde de ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı.

Firavunlar'ın Otoritesi

Mısır uygarlığının temelinde Nil nehrinin bereketi vardı. Bu nehrin hayat verici özelliği sayesinde Mısırlılar Nil vadisinde yerleşmiş ve yağmur mevsimlerine bağımlı kalmadan nehirden sağladıkları suyla tarım yapabilmişlerdi. Tarihçi Ernst H. Gombrich, bu konuda şunları söyler:

"Afrika sıcaktır. Aylarca yağmur yağmaz. Bundan dolayı bu büyük kıtanın pekçok yeri kuraktır. Ülkenin o bölümleri çöllerle kaplıdır. İşte Mısır'ın sağı ve solu da bu durumdadır. Mısır'da da aslında çok az yağmur yağar. Ama orada yağmura pek ihtiyaç yoktur, çünkü Nil ırmağı boydan boya ülkenin ortasından akar gider."1

Böylesine büyük önemi olan Nil nehrini kontrolü altında tutan, aynı zamanda Mısır'ın en önemli ticaret ve tarım kaynağını da kontrol edebilmekteydi. Firavunlar da işte bu yolla Mısır üzerinde büyük hakimiyet kurmuşlardı.

Nil vadisinin dar ve uzunlamasına yapısı, nehrin etrafına kurulan yerleşim birimlerinin fazlaca genişlemesine olanak vermemiş, büyük şehirlerden oluşan bir uygarlık yerine daha ufak çaplı kasaba ve köylerden oluşan bir medeniyet şekillenmişti. Bu faktör de firavunların halk üzerindeki hakimiyetini perçinledi.

Tarihte ilk olarak Kral Menes'in MÖ 3000 dolaylarında eski Mısır'ı büyük üniter bir devlet olarak kendi hakimiyeti altında birleştirdiği ve ilk Mısır firavunu olduğu bilinir. Aslında, "firavun" nitelendirmesi ilk zamanlarda Mısır kralının yaşadığı sarayı tanımlamaktayken, zamanla, Mısır krallarının ünvanı haline geldi. Bu nedenle Eski Mısır'ın hükümdarları olan krallar zamanla "firavun" olarak anılmaya başlandı.

Tüm devletin ve ülke topraklarının sahibi, yöneticisi ve hükümdarı olan bu firavunlar, eski Mısır'ın çok tanrılı çarpık dininde, en büyük tanrının dünyadaki bir yansıması olarak kabul edildiler. Mısır topraklarının idaresi, paylaştırılması, gelirleri kısacası ülke sınırları içindeki her türlü mal ve hizmet üretimi firavun için gerçekleştiriliyordu.

Yönetimdeki mutlakiyet, ülkenin yöneticisi olan firavunu, her dilediğini yaptırabilecek bir güç sahibi kılmıştı. Henüz ilk sülalenin kurulmasıyla birlikte, Mısır'ın ilk kralı olan Menes döneminde, Nil suyunun kanallar vasıtasıyla halka ulaştırılmasına başlanmış, ayrıca ülkede yapılan üretim kontrol altına alınarak tüm mal ve hizmet üretiminin krala aktarılması sağlanmıştı. Bu mal ve hizmetleri kral, halkının ihtiyacı olduğu oranda dağıtıyor, paylaştırıyordu. Ülkede böyle bir hakimiyet kuran kralların, halkı boyunduruk altına almaları zor olmadı. Mısır kralı, yani daha sonra yaygınlaşacak sıfatıyla firavun, halkının tüm ihtiyaçlarını karşılayan büyük kudret sahibi birisi olarak kutsal bir varlık sayıldı ve tanrılaştırıldı. Firavunlar da, zamanla kendilerinin tanrı olduklarına kesin olarak inandılar.

Mısırlıların dini inançlarının temelinde tanrılarına hizmet etme düşüncesi vardı. Bu tanrılarla insanlar arasındaki "aracılar" ise, kavmin önde gelenleri arasında yer alan rahiplerdi. Aynı zamanda büyücülükle de uğraşan rahipler, Firavunların halkı etki altında tutmak için kullandıkları çok önemli bir sınıfı oluşturuyorlardı.
Resimlerde başları traşlı olrak görülen rahipler, tanrılarını memnun etmek amacıyla hediyeler sunuyor, müzik çalıyor veayin yapıyorlar.



Kuran'da bahsedilen Firavun'un Hz. Musa ile yaptığı konuşmalardaki bazı sözleri bunu kanıtlar niteliktedir. Hz. Musa'yı "andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım" (Şuara Suresi, 29) diyerek tehdit etmesi ya da yakın çevresindeki insanlara "sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum" (Kasas Suresi, 38) demesi kendisinin bir tanrı olduğuna inanmasından kaynaklanıyordu.

Dini İnançlar

Tarihçi Heredot'a göre Eski Mısırlılar dünyanın en "dindar" insanlarıydılar. Ancak dinleri "Hak Din" değil, çok tanrılı sapkın bir dindi ve içinde bulundukları koyu tutuculuk sebebiyle bu sapkın dinlerinden bir türlü vazgeçemiyorlardı.

Eski Mısır kavmi, içinde yaşadığı doğal çevre şartlarından çok etkilenmişti. Mısır'ın doğal coğrafyası ülkeyi dış saldırılara karşı çok iyi koruyordu. Mısır'ın dört bir yanı çöllerle, dağlık arazilerle ve denizlerle çevriliydi. Ülkeye yapılabilecek saldırıların iki geçiş yolu bulunuyordu ve bu yolları da savunmak Mısır orduları için son derece kolaydı. Böylece Mısırlılar, bu doğal koşullar sayesinde dış ülkelerden soyutlanmış olarak kaldılar. Ancak geçen yüzyıllar, bu soyutlanmayı koyu bir taassuba dönüştürdü. Böylece Mısırlılar yeni gelişmelere ve yeniliklere kapalı, dinleri konusunda son derece tutucu bir görünüm kazandılar. Kuran'da sıkça bahsedilen "ataların dini" onların en önem verdikleri değerleri haline geldi.

Bu nedenle Hz. Musa ve Hz. Harun, Firavun'a ve yakın çevresine Hak Din'i tebliğ ettiklerinde "Onlar: Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" (Yunus Suresi, 78) diyerek yüz çevirmişlerdi.

Eski Mısır'ın dini bir kaç kola ayrılmıştı. Bunların en önemlileri devletin resmi dini, halkın inanışları ve ölümden sonraki yaşam ile ilgili inanışlardan oluşuyordu.

Devletin resmi dinine göre Firavun, kutsal bir varlıktı. O, tanrılarının dünyadaki bir yansımasıydı ve görevi de dünyada insanlara adalet dağıtmak ve onları korumaktı.

Halkın arasında yaygın olan inanışlar son derece karışıktı, ve devletin resmi dini ile çatışan inançlar da Firavun yönetimi tarafından baskı altına alınmıştı. Temelde çok tanrıya inanılıyor, bu tanrılar genellikle hayvan başlı ve insan vücutlu olarak tasvir ediliyordu. Ancak bölgeden bölgeye değişebilen yerel geleneklerle de karşılaşmak mümkündü.

Ölümden sonraki hayat Mısır inançlarının en önemli bölümünü oluşturuyordu. Beden öldükten sonra ruhun yaşamaya devam ettiğine inanıyorlardı. Onlara göre ölünün ruhu görevli melekler tarafından Yargıç Tanrı ve şahitlik için hazır bulunan kırk iki yargıcın karşısına çıkarılıyor, ortaya bir tartı koyuluyor ve ruhun kalbi bu tartı ile tartılıyordu. İyilikleri ağır gelenler güzel bir mekana geçiyor ve mutluluk içinde yaşıyor, kötülükleri ağır gelenler ise büyük işkenceler görecekleri bir yere yollanıyorlardı. Burada "Ölülerin Yiyicisi" adı verilen garip bir yaratık tarafından sonsuza dek işkence görüyorlardı.

Mısırlılar'ın ahiret hakkındaki bu inanışlarının tevhid inancıyla ve hak dinle bir paralellik gösterdiğini fark etmemek mümkün değildir. Sadece ölümden sonraki hayata inanç bile eski Mısır medeniyetine de hak dinin ve tebliğin ulaşmış olduğunu fakat bu dinin sonradan bozulmaya uğradığını, tek tanrı inancının da bu bozulmayla birlikte çok tanrı inancına döndüğünü ispatlar niteliktedir. Nitekim dönem dönem insanları Allah'ın birliğine ve O'na kul olmaya çağıran uyarıcıların eski Mısır'a da gönderildiği bilinmektedir. Bunlardan biri, hayatı Kuran'da detaylıca anlatılan Hz. Yusuf'tur. Hz. Yusuf'un tarihi, İsrailoğulları'nın Mısır'a gelmeleri ve burada yerleşik düzene geçmelerinin başlangıcını teşkil etmesi açısından da son derece önemlidir.

Öte yandan, tarihi kaynaklarda Hz. Musa öncesinde kavmi tek ilahlı dinlere çağıran Mısırlılar'dan da bahsedilmektedir. Bu, Mısır tarihinin en dikkat çekici firavunu Neferkheperure Amenhotep'dir, yani IV. Amenofis.

Tek Tanrıya İnanan Firavun; IV. Amenofis

Mısır firavunları çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdir. Bu firavunların ortak özellikleri; Mısır'ın çok tanrılı dinini benimsemeleri ve bu din sayesinde kendilerini tanrılaştırmalarıdır.

Ancak Mısır tarihinde bir tek Firavun vardır ki, diğerlerinden çok farklıdır. Bu Firavun tek bir Yaratıcı'ya inanılması gerektiğini savunmuş, bu yüzden Amon Rahipleri ve bunlara destek veren bazı askerler tarafından büyük baskıya maruz kalmış, sonunda da öldürülmüştür. Bu Firavun MÖ 14. yüzyılda başa geçmiş olan IV. Amenofis'tir.

IV. Amenofis MÖ 1375'te tahta çıktığında yüzyılların getirdiği bir tutuculuk ve gelenekçilik ile karşılaştı. Bu döneme dek toplum yapısı ve halkın kraliyet sarayı ile olan ilişkileri değişmeden gelmişti. Toplum, dış olaylara ve dinsel yeniliklere kesin olarak kapılarını kapalı tutuyordu. Antik Yunan gezginleri tarafından da tespit edilen bu çılgın tutuculuk, yukarıda da açıkladığımız gibi, Mısır'ın doğal coğrafi koşullarından kaynaklanmaktaydı.

Firavunların halka benimsettirdiği resmi din, eski ve geleneksel olan herşeye katıksız bir bağlılığı zorunlu kılıyordu. Oysa IV. Amenofis, resmi dini benimsemiyordu. Tarihçi Ernst Gombrich şöyle yazıyor:

Eski geleneğin kutsadığı birçok alışkanlığı kaldırıp, halkının, garip bir biçimde betimlenmiş sayısız tanrısına saygı göstermek istemedi. Onun için tek bir yüce tanrı vardı, o da Aton'du. Aton'a taptı ve onu güneş biçiminde imgeleştirtti. Öteki tanrıların rahiplerinin etkisinden korunmak için, sarayını bugünkü El-Amarna'ya taşıdı.2

Babasının ölümünden sonra genç yaştaki IV. Amenofis, büyük bir baskıya maruz kaldı. Bu baskının sebebi, geleneksel çok tanrılı Mısır dinini değiştirerek tek tanrı inancına dayalı bir din getirmiş olması ve her alanda köklü değişikliklere girişmesiydi. Ancak Teb önde gelenleri bu dini tebliğ etmesine müsaade etmediler. IV. Amenofis ve ahalisi Teb şehrinden uzaklaşarak Tell El-Amarna'ya yerleştiler. Burada "Akh-en-aton" adında yeni ve modern bir şehir inşa ettiler. IV. Amenofis de "Amon'un Hoşnutluğu" anlamına gelen adını, Akh-en-aton yani "Aton'a Boyun Eğen" olarak değiştirdi. Amon, çok tanrılı Mısır dininde en büyük toteme verilen isimdi. Aton ise, Amenofis'e göre "göklerin ve yerin yaratıcısı" idi, ki bu sıfatla Allah'ı kast etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu gelişmelerden hoşnut olmayan Amon Rahipleri, ülkenin içinde bulunduğu bir ekonomik krizden de faydalanarak Akhenaton'un gücünü elinden almak istediler. Düzenlenen bir komplo ile Akhenaton zehirlenerek öldürüldü. Ondan sonra gelen firavunlar da hep rahiplerin etkisi altında kaldılar.

Akhenaton'dan sonra başa asker kökenli firavunlar geçti. Bunlar eski geleneksel çok tanrılı dini yeniden yaygınlaştırdılar ve eskiye dönüş için önemli bir çaba harcadılar. Yaklaşık bir yüzyıl sonra da Mısır tarihinin en uzun süre hükümdarlık yapacak firavunu II. Ramses başa geçti. Ramses, birçok tarihçiye göre İsrailoğulları'na eziyet eden ve Hz. Musa ile mücadele eden firavundu.3
---------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. Ernst H. Gombrich, Dünya Tarihi, Çev. Ahmet Mumcu, İstanbul: İnkilap Kitabevi, 1997, s. 25.
2. E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Çev. Bedrettin Cömert, 4.b., İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992, s. 41.
3. Eli Barnavi, Historical Atlas of The Jewish People, London: Hutchinson, 1992, s. 4; "Egypt", Encyclopædia Judaica, Cilt 6, s. 481 ve "The Exodus and Wanderings in Sinai", Cilt 8, s. 575; Le Monde de la Bible, No: 83, Temmuz-Ağustos 1983, s. 50; Le Monde de la Bible, No:102, Ocak-Şubat 1997, ss. 29-32; Edward F. Wente, The Oriental Institute News and Notes, No:144, Kış 1995; Jacques Legrand, Chronicle of The World, Paris: Longman Chronicle, SA International Publishing,1989, s. 68; David Ben-Gurion, A Historical Atlas Of the Jewish People, New York: Windfall Book, 1974, s. 32.




Hz. Musa'nın Gelişi

Eski Mısırlılar koyu taassupları sebebiyle putperest inanışlarından vazgeçmiyorlardı. Tek bir Allah'a ibadet edilmesi gerektiğini tebliğ eden kişiler gelmişti ama Firavun'un kavmi hep eski sapkın inanışlarına geri dönmüştü. Sonuçta Hz. Musa, hem Mısır halkının hak dine karşı batıl bir sistemi benimsemiş olduğu ve hem de İsrailoğulları'nın köleleştirilmiş olduğu bir dönemde Allah tarafından Elçi (Resul) olarak gönderildi. Hz. Musa, hem Mısır'ı hak dine davet etmek hem de İsrailoğulları'nı kölelikten kurtararak doğru yola iletmekle görevlendirilmişti. Kuran'da, bu konuya şöyle dikkat çekilir:

Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız. Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz. Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim. (Kasas Suresi, 3-6)

Firavun yeni doğan erkek çocukların hepsini öldürterek İsrailoğulları'nın sayıca artmasını engellemek istiyordu. Bu sebeple annesi, Hz. Musa'yı Allah'ın ilhamıyla, bir sepetin içine yerleştirerek nehre bıraktı. Onu Firavun'un sarayına götürecek bir yoldu bu. Kuran'da bu konuyla ilgili ayetler şöyledir:
Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik). Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yanılgı içindeydi. Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi. (Kasas Suresi, 7-9)

Firavun'un zulmettiği köle kavimler.Özellikle Yeni Krallık döneminde, ülkede yasayan azınlıklar imar islerinde çalıştırılmaya başlandı. İsrailoğulları da bu
azınlıklar arasında yer alıyordu. Yandaki resimde bir tapınak insaatında çalışan ve büyük br ihtimalle İsrailoğulları'ndan oldukları tahmin edilen köleler görülüyor.Yine yandaki resimde İsrailoğulları olarak tahmin edilen köllerin insaat isleri için teknik hazırlıklarını gösteriyor. Köleler ateşte çamur pisirerek tuğla yapıyor, ve harç hazırlıyorlar.

Firavun'un karısı Hz. Musa'nın öldürülmesini engelledi ve onu evlat edindi. Böylece Hz. Musa çocukluk yıllarını Firavun'un sarayında geçirdi. Allah'ın yardımıyla kendi öz annesi de ona süt annesi olarak saraya getirildi.

Bir dönem sonra, Hz. Musa İsrailoğulları'ndan birisinin bir Mısırlı tarafından eziyete uğratıldığını görünce duruma müdahale etti. Fakat şehrin önde gelenleri bu davranışın karşılığını ölüm cezası olarak belirlediler. Bunun üzerine Hz. Musa Mısır'dan uzaklaştı ve Medyen'e geldi. Burada geçirdiği sürenin sonunda Allah onunla konuşacak ve ona peygamberlik görevi verecekti. Görevi Firavun'a geri dönmek ve Allah'ın dinini tebliğ etmekti.

Birçok tarihçiye göre Kuran'da bahsi geçen firavun olan II. Ramses, ele geçirdiği esirlerden bir kısmını öldürmek üzere. Bu duvar resimlerinden de anlasılacağı gibi firavunlar, kendilerini idealize ettirerek güçlü savasçılar olarak tasvir ettiriyorlardı. Sanatkarları tarafından genis omuzlu, uzun boylu ve aynı anda birkaç kisiyle basedebilen kahramanlar olarak gösteriliyorlardı. Kendilerini tanrısal varlıklar olarak gördüklerinden, diğer tüm insanlardan üstün gözükmeye çalışıyorlardı.

Firavun'un Sarayı

Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun, Allah'ın emri doğrultusunda Firavun'a gittiler ve ona Hak Din'i tebliğ ettiler. İstekleri de, artık Firavun'un İsrailoğulları'na eziyet vermemesi ve onları serbest bırakarak Hz. Musa ile birlikte gitmelerine izin vermesiydi. Firavun için yıllarca yanında tuttuğu birinin, karşısına çıkıp böyle konuşması kabul edilemez bir durumdu. Bu sebeple Firavun onu nankörlükle suçladı:

(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi? Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin." (Şuara Suresi, 18-19)

Firavun Hz. Musa'ya duygusallıkla yaklaşmaya çalışıyordu. Madem ki onu büyütüp yetiştirenler kendileriydi, Hz. Musa'nın onlara uyması gerekiyordu. Firavun'un yaratmaya çalıştığı bu duygusal atmosfer, kavmin önde gelenlerini de etkilemeye yarayacaktı. Onlar da Firavun'a hak vereceklerdi böylece.

Firavunlarıın diğer insanlardan üstün olduklarını sembolize eden bir resim.

Mısırlılar tarafından yakalanan savaş esirleri ölüm cezalarının infaz edilmesini beklerken.


Öte yandan, Hz. Musa'nın tebliğ ettiği Hak Din, Firavun'un gücünü elinden alıyor, onu diğer insanların mertebesine indiriyordu. Böylece Hz. Musa'ya uyması gerekecekti. Sonra, İsrailoğulları'nı serbest bırakırsa elindeki iş gücünün önemli bir kısmını da kaybedecekti.

Tüm bu sebeplerden dolayı Firavun, Hz. Musa'nın anlattıklarını dinlemedi bile. Aklınca onunla alay etmeye çalıştı, saçma sorular sorarak konuyu dağıtmaya gayret etti. Bu arada Hz. Musa ve Hz. Harun'u düzeni bozmaya çalışan kişiler olarak gösterip onları suçlu çıkarmaya da çalışıyordu. Sonuç olarak ne Firavun, ne de yakın çevresindeki kavmin önde gelenleri Hz. Musa ve Hz. Harun'a itaat etmediler. Kendilerine açıklanan Hak Din'e de uymadılar. Bunun üzerine Allah, üzerlerine çeşitli felaketler gönderdi.



II. Ramses atlı savaş arabasının üzerinde büyük bir düşman topluluğunun üzerine "kahramanca" giderken. Birçokları gibi bu da Firavun'un ressamlarına emrederek çizdirdiği hayali senaryolardan birisidir.


Firavun'a ve Yakın Çevresine Gelen Felaketler

Felaketler tüm memleketi sarmıştı. Her yerde kan vardı.Ipuwer Papirüsü, 2.Bölüm : 5-6

Firavun ve yakın çevresi kendi çok tanrılı sistemlerine, putperest inanışlarına, yani "atalarının dini"ne öylesine koyu bir taassupla bağlanmışlardı ki, hiçbir şekilde bundan dönmeyi göze almıyorlardı. Hz. Musa'nın getirmiş olduğu iki mucize, yani elinin beyaz çıkması ve asasının yılana dönüşmesi bile, onları batıl inançlarından döndürmemişti. Üstelik bunu açıkça ifade ediyorlardı. Şöyle demişlerdi:
Onlar: Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz. (Araf Suresi, 132)

Bu tutumlarının karşılığında Allah, onlara dünyada da bir azap tattırmak için ayetin ifadesiyle "ayrı ayrı mucizeler" (Araf Suresi, 133) olarak felaketler yolladı. Bunlardan ilki kuraklık ve dolayısıyla elde edilen ürünlerin azalmasıydı. Konuyla ilgili Kuran ayeti şöyledir:
Andolsun, Biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. (Araf Suresi, 130)

Mısırlılar tarım sistemlerini Nil nehrine dayandırmışlardı ve bu sayede doğal şartların değişimi onları etkilemiyordu. Ancak Firavun ve yakın çevresinin Allah'a karşı büyüklenmesi ve Allah'ın peygamberini tanımaması sebebiyle kendilerine beklenmedik bir felaket gelmişti. Büyük bir ihtimalle, çeşitli sebeplerle Nil'in seviyesinde büyük bir düşüş yaşanmış ve nehirden çıkan sulama kanalları yeterli miktarda suyu tarım arazilerine taşıyamamıştı. Aşırı sıcaklar da ürünlerin kurumasına sebep olmuştu. Böylece, Firavun ve önde gelenler hiç beklemedikleri bir yönden, çok güvendikleri Nil nehrinden kaynaklanan bir felaketle karşılaştılar. Bu kuraklık, kendi kavmine "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?" (Zuhruf Suresi, 51) diye seslenen Firavun'u da en güzel biçimde yalanlıyordu.

Fakat ayette de belirtildiği gibi "öğüt alıp düşünmeleri" gerekirken, bu olanları Hz. Musa'nın ve İsrailoğulları'nın getirdiği bir uğursuzluk olarak kabul ettiler. Batıl inançları ve atalarının dini sebebiyle böyle bir düşünceye saplanmışlardı. Bu yüzden de büyük sıkıntılar çekmeye mahkumdular. Ancak başlarına gelecekler bununla sınırlı değildi. Bu, daha başlangıçtı. Ardından Allah, bir seri felaket gönderdi. Bu felaketler Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular. (Araf Suresi, 133)

Yukarıdaki ayette bildirilenlerin hepsi Allah'ın birer mucizesi olarak oluşmuştur. Bu mucizeleri Rabbimiz bir sebebi vesile ederek yaratmış olabilir veya sebepsiz de yaratmış olabilir. Bu mucizelerin asıl gerçekleşme şeklini Allah bilir. Ama şunu belirtmeliyiz ki, muhtemelen Rabbimizin bu mucizeleri, görenleri iman etmeye mecbur bırakacak şekilde gerçekleşmemiştir. Çünkü Bediüzzaman Said Nursi'nin söylediği gibi "Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz." (Sözler, 24. Söz) Bediüzzaman bir başka sözünde ise mucizelerin nadir verilmesinin hikmetlerinden birinin, insanların mecbur kalmadan, iradelerini kullanarak doğruyu veya yanlışı seçmelerine imkan tanımak olduğunu açıklar:

Birinci Nokta: İman ve teklif ihtiyar (irade) dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik (araştırma) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî (düşünceye ait) mes'eleleri elbette bedihî (aşikar) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki Ebu Bekirler a'lâ-yı illiyyîne (cennette en yüksek derece) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne (cehennemin en aşağı tabakası) düşsünler. İhtiyar (irade) kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir… (Şualar, 5. Şua)

İşte bu hikmete binaen, mucize olarak gerçekleşen bu olaylar, muhtemelen görenlerin kendilerince ikinci bir mantıkla açıklayabileceği bir şekilde gelişmiştir. (En doğrusunu Allah bilir) Örneğin "kan musallat kılınması" ile ilgili, Allah, Nil ırmağını sebepsiz olarak gerçek kana çevirmiş olabilir. Veya bir savaşı vesile kılmış olabilir; böylece o bölgede insan kanı akmış olabilir. Irmak, bakanların gözüne kan renginde görünmüş olabilir. İnsanlar bir çeşit kan hastalığına yakalanmış olabilir. Ancak Kuran’da bize bildirilen tüm bu felaketleri Firavun kavminin başına Allah’ın bir mucize olarak verdiğidir.

Allah'ın Firavun'a ve çevresindeki inkarcı kavme yolladığı bu felaketlerden Tevrat'ta da Kuran ile bir mutabakat halinde ayrıntılarıyla bahsedilir:
Ve eğer sen salıvermek istemezsen, işte, ben senin bütün sınırlarını kurbağalarla vuracağım. Ve ırmak kurbağalarla kaynayacak, ve çıkacaklar, ve senin evine, ve senin yatak odana, ve senin yatağının üzerine, ve kullarının evlerine ve kavmina ve fırınlarına ve hamur teknelerine girecekler. (Çıkış, 8/2-3)

Ve Rab Musa'ya dedi: Harun'a de: Değneğini uzat ve yerin tozuna vur, ta ki bütün Mısır diyarında tatarcık olsun. (Çıkış, 8/16)

Ve bütün Mısır diyarı üzerine çekirge çıktı, ve Mısır'ın bütün hududuna kondu; gayet çok idiler, ondan evvel böyle çekirge, bunun gibisi olmamıştı, ondan sonra da böylesi olmayacaktır. (Çıkış, 10/14)

...fakat Rabbin söylediği gibi Firavun'un yüreği katılaştı, ve onları dinlemedi. (Çıkış, 8/19)

Firavun'a ve yakın çevresine üst üste korkunç felaketler geliyordu. Bu felaketlerin önemli bir özelliği, bunların bir kısmının putperest kavmin tanrı olarak tapındığı şeylerden kaynaklanmasıydı. Örneğin Nil nehri ya da kurbağalar onlar için kutsaldı ve bunları tanrılaştırmışlardı. Onlar "tanrılarından" medet umar ve yardım dilerken, Allah hatalarını görmeleri ve yaptıkları günahların karşılığını almaları için onları bu "tanrıları" aracılığıyla azaplandırdı.

Tevrat yorumcularına göre "kan", Nil nehrinin kana dönmesidir. Mecazi anlamda bu, nehrin renginin kıpkırmızı olmasıyla açıklanabilir. Nehre bu rengi veren özellik ise, bir yoruma göre, bir bakteri çeşitidir.

Mısırlılar'ın ana hayat kaynakları Nil'di. Bu kaynağa herhangi bir zarar gelmesi, tüm Mısır için ölüm anlamına gelirdi. Eğer Nil nehrini bakteriler kırmızıya çevirecek kadar yoğun oranda kaplamışsa bu, suyu kullanan her canlının da bu bakterilerden zarar görmesine yol açacaktı.

Bugüne dek yapılan araştırmalarda, kırmızı renge sebep olarak; protozoalar, zooplanktonlar, tatlı ve tuzlu su planktonları (phytoplankton) ve dinoflagellatesler gösterilmektedir.1Tüm bu jenerasyonlar (bitki, mantar ve protozoa) suyu desoksijene ederek canlılar için zehir etkisi taşıyan zararlı toksinler üremesine sebep olurlar.

ABD Ulusal Balıkçılar Birliği'nden Patricia A. Tester, New York Bilimler Akademisi Yıllığı'na yazdığı bir yazısında, en az 50 cins phytoplanktonun toksit olduğunu, ve bunların deniz hayatına zarar verdiğini açıklamıştır. Aynı yayında Kanada Sağlık Bakanlığı'ndan Ewen C. D. Todd ise, tarihsel verilere dayanarak yaklaşık 25 çeşit phytoplanktonun dünya çapında çeşitli salgınlara sebep olduğunu iddia etmiştir. W. W. Carmichael ve I. R. Falconer ise, tatlı sularda yaşayan mavi yeşil algların sebebiyet verdiği hastalıkların bir listesini çıkarmışlardır. Kuzey Carolina Devlet Üniversitesi'nden Deniz ekolojisti Joann M. Burkholder ise, Pfiesteria piscimorte isimli bir dinoflagellate tanımlamıştır. Bu, türünün adından da anlaşıldığı gibi, balıkları öldüren bir cinstir.

Firavun zamanında da bu şekilde zincirleme bir felaketler serisi yaşanmış olabilir: Nil zehirlendiğinde balıklar da ölür ve Mısırlılar önemli bir gıda maddesinden yoksun kalırlar. Bu sırada yumurtaları balıklar tarafından tüketilmeyen kurbağalar da aşırı oranda üreyerek etrafı istila ederler, ancak daha sonra onlar da zehirlenerek ölürler. Balıkların ve kurbağaların ölümü, Nil'in zehiri ile birlikte verimli toprakları da zehirler. Kurbağa neslinin tükenmesi ise, çekirge ve buğday güveleri gibi böceklerin aşırı üremesine sebebiyet verir.

Elbette bu sayılanlar sadece birer yorumdur. Sonuç olarak, felaketler her nasıl cereyan etmiş ve her ne etki bırakmışlarsa da, ne Firavun ne de kavmi bundan öğüt alarak Allah'a tevbe etmediler, yine büyüklenmeye devam ettiler.

Firavun ve yakın çevresi öylesine ikiyüzlüydüler ki, akıllarınca Hz. Musa'yı ve dolayısıyla Allah'ı (Allah'ı tenzih ederiz) kandırmayı planlıyorlardı. Korkunç azap üzerlerine gelince hemen Hz. Musa'yı çağırmış, kendilerini bundan kurtarmasını istemişlerdi:
Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz. Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozdular. (Araf Suresi, 134-135)


Mısır'dan Çıkış

Firavun'a ve yakın çevresine Hz. Musa vasıtasıyla sakınmaları gereken şeyler açıklanmış, Allah onları uyarmıştı. Buna karşılık onlar isyan edip, peygamberi delilik ve yalancılıkla suçladılar. Allah da onlar için alçaltıcı bir son hazırladı. Ve Hz. Musa'ya olacakları vahyetti:

Musa'ya: 'Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz' diye vahyettik. Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. "Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur. Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler. Biz ise uyanık bir toplumuz" (dedi). Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık. Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da. İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular. İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler. (Şuara Suresi, 52-61)

Tam böyle bir ortamda, İsrailoğulları yakalandıklarını zannettikleri ve Firavun'un adamları da onları yakalayacaklarını sandıkları bir sırada Hz. Musa Allah'ın yardımından asla ümit kesmedi ve "Hayır, şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir" (Şuara Suresi, 62) dedi.Allah da tam bu sırada denizi yararak Hz. Musa ve İsrailoğulları'nı kurtardı. Firavun ve adamları ise azgın suların altında boğuldular:
Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaştırdık. Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk. Sonra ötekileri suda boğduk. Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Şuara Suresi, 63-68)

Hz. Musa'nın asası mucizevi özelliklere sahipti. Allah Hz. Musa'ya indirdiği ilk vahiyde onu bir yılana dönüştürmüş, sonra bu asa Firavun'un büyücülerinin büyülerini yutmuştu. Şimdi de Hz. Musa aynı asa ile denizi yarıyordu. Bu, Hz. Musa'ya verilen en büyük mucizelerden biriydi.

OLAY MISIR'IN AKDENİZ KIYILARINDA MI, KIZILDENİZ'DE Mİ GERÇEKLEŞTİ?
Hz. Musa'nın denizden geçtiği yer konusunda tarihi kaynaklarda tam bir mutabakat yoktur. Kuran'da bu konuyla ilgili ayrıntı belirtilmediğinden bu konu hakkındaki görüşlerin hiçbirinin kesinliğinden emin olunamaz. Bazı kaynaklar, denizden geçme noktası olarak Mısır kıyılarını göstermektedir. Örneğin Encyclopedia Judaica'da şöyle denilmektedir:

Konuyla ilgili bugün yaygın olan görüş, olayın Akdeniz'deki (Mısır kıyılarındaki) koylardan birinde gerçekleştiğidir.2 Olay, II. Ramses zamanında, muhtemelen Kadeş yenilgisinden sonra olmuş olabilir. Tevrat'taki Çıkış Kitabı'nda (Exodus) anlatılan olay mahali Migdol ve Baal-Zephon'dur, ki bunlar deltanın kuzeyidir.3

Bu görüşün dayandığı kaynak ise Tevrat'tır. Tevrat'ın Exodus (Çıkış) bölümünün tercümelerinde Firavun ve adamlarının Kızıldeniz kıyılarında boğuldukları anlatılır. Ancak bu iddianın sahiplerine göre, "Kızıldeniz" olarak tercüme edilen kelime "Sea of Reeds"tir. Bu kelime birçok kaynakta "Red Sea" kelimesi ile özdeşleştirilmiş ve aynı yer için kullanılmıştır. Oysa ki "Sea of Reeds" kelimesi "Kamış Denizi" anlamına gelir ve Mısır kıyıları için kullanılır. Kaldı ki Tevrat'ta Hz. Musa ve yanındakilerin izledikleri rotadan bahsedilirken Migdol ve Baal-Zephon isimleri geçer ki bunlar da Nil Deltası'nın hemen kuzeyinde ve Mısır kıyılarındadır. Kamış Denizi, anlam itibarıyla olayın Mısır kıyılarında gerçekleşmiş olma ihtimalini güçlendirmektedir. Çünkü bu bölgede kelimenin anlamına uygun olarak delta alüvyonlarının özelliği sebebiyle kamış yetişmektedir.

Yandaki haritada Hz. Musa'nın denizden geçmiş olabileceği noktalar numaralandırılmıştır. Görüldüğü gibi 1 ve 2 numaralar Kızıldeniz'de yer alırken 3. muhtemel nokta Mısır'ın Akdeniz kıyısındadır.



---------------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. http://www2.plaguescape.com/a/plaguescape/
2. "Red Sea", Encyclopædia Judaica, Cilt 14, ss. 14-15.
3. David Ben-Gurion, The Jews in Their Land, New York: A Windfall Book, 1974, ss. 32-33.

Firavun ve Adamlarının Suda Boğulmaları

Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90) müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)

Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)

Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67) Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68) Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)

Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63) Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.
Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)

Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)

Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.

Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)



Yandaki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)

Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)

Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)



http://www.kavimlerinhelaki.com/images/res36.jpg

baybars
20-06-2005, 02:00
Çok korktum...

20-06-2005, 14:20
Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Firavunun boğularak öldüğüne dair hiç bir tarihi belge yoktur. Oysa Mısırlılar hiyeroglif yazısını biliyorlar idi, böylesine ilginç bir olay gerçekleşmiş olsa idi yazıya geçirmeleri muhtemel idi. Ayrıca böyle bir durumdan sonra allaha inanan mısırlılarda büyük bir artış olması beklenirdi mantıken. Böyle bir tarihi kayıt da yok. Sadece yahudi uydurması tevrat var ki zaten Muhammed, bu mavalı Kuran'a oradan geçirmiştir.
Eski Mısırlıların, Muhammedden çok daha akıllı oldukları bir gerçek. Çünkü Mısırlılar yazılarını genellikle taşlara ve kayalara yazmışlar ve binlerce yıldan beri yazıları bozulmadan gelebilmiştir. Oysaki II. Ramsesden 3000 yıl sonra yaşayan Muhammed Kuran'ı kaya gibi sağlam yerlere yazmayı akıl edememiştir. Yaprak, deri parçası gibi dayanıklı olmayan şeylere yazdırmıştır. Onlar da bir süre sonra yakılmışdır ve orijinal Kuran diye bişey kalmamıştır.

hernonnes
20-06-2005, 14:56
Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Firavunun boğularak öldüğüne dair hiç bir tarihi belge yoktur. Oysa Mısırlılar hiyeroglif yazısını biliyorlar idi, böylesine ilginç bir olay gerçekleşmiş olsa idi yazıya geçirmeleri muhtemel idi. Ayrıca böyle bir durumdan sonra allaha inanan mısırlılarda büyük bir artış olması beklenirdi mantıken. Böyle bir tarihi kayıt da yok. Sadece yahudi uydurması tevrat var ki zaten Muhammed, bu mavalı Kuran'a oradan geçirmiştir.
Eski Mısırlıların, Muhammedden çok daha akıllı oldukları bir gerçek. Çünkü Mısırlılar yazılarını genellikle taşlara ve kayalara yazmışlar ve binlerce yıldan beri yazıları bozulmadan gelebilmiştir. Oysaki II. Ramsesden 3000 yıl sonra yaşayan Muhammed Kuran'ı kaya gibi sağlam yerlere yazmayı akıl edememiştir. Yaprak, deri parçası gibi dayanıklı olmayan şeylere yazdırmıştır. Onlar da bir süre sonra yakılmışdır ve orijinal Kuran diye bişey kalmamıştır.

Firavunun denizde boğulduğuna dair deliller var ama sen göremiyorsun;Hatta bunu bilim adamları bile İspatlamış,ve orjinal Kuran'var ama Size Ağır Geliyor kibirinize Yediremiyorsunuz.Eski mısırlılar Hz.Muhammedden Akıllı Diyorsun.Sana birşey diyeyeimmi,Hz.Muhammed gibi Zeki ve AKILLI insan yoktur bu dünyada.Sen Kendi Aklına bak İlk Önce Nereye dOĞRU GİTTİĞİNE BAK?

baybars
20-06-2005, 16:12
"Hatta bunu bilim adamları bile İspatlamış"

Hodri meydan, bu iddianı kanıtla şimdi... Görelim bakalım...

hernonnes
25-06-2005, 00:27
"Hatta bunu bilim adamları bile İspatlamış"

Hodri meydan, bu iddianı kanıtla şimdi... Görelim bakalım...

Biraz Araştırmacı ol,BEN Televizyonda ve filmlerde İzledim,Dünyanın 4 bir yanında Allah'ın var olduğuna Koskaca Bilim Adamları Şahitlik Yapıyor ,Bir Molekül'ün Bile Kendiliğinden Olmasının İmkansız Olduğunu Söylüyorlar,Ve bu Kainatın Bir Yaratıcısı Olduğuna Şahitlik Yapıyorlar ve Bununda Allah Olduğunu Söylüyorlar,Biraz Sabır edersen Ben Bu Filmleri Bulup Sana Sunacağım Saygıyla kalın.

baybars
25-06-2005, 00:56
"Firavunun denizde boğulduğuna dair deliller var ama sen göremiyorsun;Hatta bunu bilim adamları bile İspatlamış"

Buyur getir... Bekliyorum...

baybars
25-06-2005, 00:58
"Biraz Araştırmacı ol,BEN Televizyonda ve filmlerde İzledim,Dünyanın 4 bir yanında Allah'ın var olduğuna Koskaca Bilim Adamları Şahitlik Yapıyor ,Bir Molekül'ün Bile Kendiliğinden Olmasının İmkansız Olduğunu Söylüyorlar,Ve bu Kainatın Bir Yaratıcısı Olduğuna Şahitlik Yapıyorlar ve Bununda Allah Olduğunu Söylüyorlar,Biraz Sabır edersen Ben Bu Filmleri Bulup Sana Sunacağım Saygıyla kalın."

Olmadığını bildiğim şeyleri araştırmam. Ayrıca senin bu paragrafta dediklerinin tam tersini söyleyen, seninbahsettiklerinden daha fazla sayıda bilim adamı var. Neyse bunu boşver de... Önceki mesaja cevap ver...

hernonnes
25-06-2005, 00:59
"Firavunun denizde boğulduğuna dair deliller var ama sen göremiyorsun;Hatta bunu bilim adamları bile İspatlamış"

Buyur getir... Bekliyorum...

Peki Bekle Sabırla. :wink:

isteson
25-06-2005, 02:10
:arrow: Buarada yazılanlar ve gerçek dışı olan bu şeytani suçlamaları bu kişiler öldükleri zaman anlayacaklar.. Şuanda boş beyinlerinin vucutlarına verdiği anlamsız hareket emirleriyle işleyen bu arkadaşlara soruyorum ? Kaç kuşak önceden gelen atanız müslümandıda Siz neden ATEİST oldunuz ? Aceba inancınız nedir. Ağaç tohumundanmı meydana geldiniz.. Bu din sapkını adamın neden bunları kabul ettiğinide söyleyeyim.. İslamın içine gereğinden fazla girdi ve kafayı yedi.. Çünki Yaradanı bu kadar incelemek ve özelliklerini araştırmak ya insana sapkınlık verir yada kafayı yedirir.. Ulan sen kimsin ki seni yaradanı inceleyip, yorum getiriyorsun ?? BİR TOHUMUN AĞAÇ SEÇME ŞANSI YOKTUR, TIPKI BİR BEBEĞİN ANNE SEÇEMEDİĞİ GİBİ (buğra) Bu kadar gerçeğe rağmen sizler hala bu sapkınlığınıza devammı edeceksiniz ? Küçük bir bebeğin beyni ilk doğduğu anda sadece sudan oluşur.. 2 günlük gelişiminde ise beyin ½4 büyüme sağlar ve bebek keşfettikçe beyin gelişir gelişir taaki sizin gibi boş işlerle uğraşana kadar sizin beyin gelişiminizde durmuş artık boş işlerle uğraşıyorsunuz..

SON SÖZÜM

ANATOLIAN HACK TEAM olarak Bu siteyi yaşatmayacağız.. elimizden gelen ne varsa yapacağız, yapamasak bile yaptıracağız.. Sizler gibi insan müsfettelerinin Rabbimize dil uzatmasına izin vermeyeceğiz.. Sevgili mücahit sen beni iyi tanırsın www.anatolianweb.com dan Gelgörki dünya küçük düşmanken aynı safta yer aldık ... Müslümanlığın her zaman insan bir hediyesi vardır.. Buyurun bunuda inkar edin bakalım....

hernonnes
25-06-2005, 02:11
"Biraz Araştırmacı ol,BEN Televizyonda ve filmlerde İzledim,Dünyanın 4 bir yanında Allah'ın var olduğuna Koskaca Bilim Adamları Şahitlik Yapıyor ,Bir Molekül'ün Bile Kendiliğinden Olmasının İmkansız Olduğunu Söylüyorlar,Ve bu Kainatın Bir Yaratıcısı Olduğuna Şahitlik Yapıyorlar ve Bununda Allah Olduğunu Söylüyorlar,Biraz Sabır edersen Ben Bu Filmleri Bulup Sana Sunacağım Saygıyla kalın."

Olmadığını bildiğim şeyleri araştırmam. Ayrıca senin bu paragrafta dediklerinin tam tersini söyleyen, seninbahsettiklerinden daha fazla sayıda bilim adamı var. Neyse bunu boşver de... Önceki mesaja cevap ver...

Ewet İşte Yeryüzündeki Ahenk Kim Allah Gibi Güzel Düzen Koyabilir?

http://www.harunyahya.org/download/download.php?id=22162

Ewrendeki Ahenk.

http://api.fmanager.net/api_v1/xmlapi.php?dev-t=7EZU2FZ0164&with=mod=file,id=21344

Firavunun Denizde Boğulması.

http://www.harunyahya.org/KITAP/kavimler/helak7.html


KAİNATTAKİ KUSURSUZ TASARIM TESADÜF DEĞİL.

http://api.fmanager.net/api_v1/xmlapi.php?dev-t=7EZU2FZ0164&with=mod=file,id=19423

Firavunun Denizde Boğulmasının Delilleri

http://www.harunyahya.com/m_video_detail.php?api_id=1168


Belki Hepsi Bilgisayarına İndirmek Uzun Olabilir Ama Zaten Birisi Film değil diğrenin Hepsi Filim Buyur deliller.

isteson
25-06-2005, 02:55
Eline sağlık kardeşim bakalım bunlara ne yalanlar uydyracaklar dinsizler sahipsizler

Ammar
25-06-2005, 03:20
sevgili Müslüman din kardeşlerim

Allahu teale bir Çok Ayette Onların Kalpler Mühürlenmiştir ve Onlar artık Göremezler Diye bizleri uyarmaktadır.

Aynı zamanda Allah resulünede Kıyamet Ne Zaman Kopacak Denilidğinde Kıyamete İaşetler verilmiştir. Bunlardan biride : "Rahmanın Varlığı Açık Açık İnkar Edilmedikçe Kıyamet Kopmaz" Hadisidir.

İngiltere ve Müzede hala Mevcut Bulunan firaun Cesedi Kur-an'da Anlatılanlar ile % 100 doğrudur ve Aynı şekilldedir

günümüz Dünyasında bilim Adamlarıda Suda Bulunduğunu Açık Açık Onaylamıştır.

şte buradak ayetler ve hadislerin görmeyen arkadaşlarımızı brebr doğrulamaktadır onun için bunlara ne derseniz diyin bunlar göremedkleri için zaten anlatmayada pek gerek yok

25-06-2005, 09:24
Allahu teale bir Çok Ayette Onların Kalpler Mühürlenmiştir ve Onlar artık Göremezler Diye bizleri uyarmaktadır.

Ammar bence önce iyice araştır ve düşün, farklı açılardan da bakmaya çalış, sonra karar ver derim.

Yukarıda yazdığın ayet, allahdan değil Muhammedden çıkmıştır. İslamın ilk yıllarında, müslümanlığa geçmemekte ısrar edenlere karşı Muhammed zor durumda kalmıştır. Bilhassa özamcası ve ona bir nevi babalık eden Ebutalibin bir türlü müslüman olmaması -ki ölene dek müslüman olmamıştır- Muhammedi çevresinde zor durumda bırakmıştır. Çevresindekiler demiştir ki: "Nasıl peygambersin ki sen özamcanı bile bir türlü müslüman yapamıyorsun" Bu gibi sorularla sıkıştırılan Muhammed, işin içinden çıkmak için Kuran'a "Onların kalbleri mühürlenmiştir" ayetini sokmuştur. Bu şekilde, bakın sorun benden kaynaklanmıyor, allah onların kalblerini mühürlediği için onlar müslüman olamıyor, demek istemiştir.

melih
25-06-2005, 12:17
Mısırda krallar, krallar vadisinde mumyalanarak gömülür ramses gibi bir adamın cebelitarık boğazında işi ne
Mısır'da kral öldüğü zaman mumyalanır tahtadan lahite gömülür gömülmeden önce içine de değerli eşyalar konulur ve o şekilde gömülür bunun yapılmasının sebebi mısırlılar reelkarnasyona inanırlar yani yeniden dirileceklerine inanırlar değerli eşyaları da yeni yaşamında efendiliğini devam ettirmek için lahitine koyarlar malum efendi olmak için zengin olmak gerekiyor bir de yeni yaşamında efendi ya diyelim ki canı light kola istedi kim ayağına getirecek tabii ki köleleri getirecek.Mısırda kölelerde acımasızca katledilip mumyalanıyor taştan lahite yerleştiriliyor yanına yeni yaşamında kullanacağı değersiz eşyaları da koyuyorlar taştan lahitinde üç çömlek vardır birinde elbiseleri birinde değersiz kap kacak diğerinde de bira vardır,mumyaladıktan sonra da onu secde pozizyonunda gömerler neden dersen secde etmek sadece islamiyette yoktur mısırda da efendilerin önünde eğilip secde edilirdi neyse yeni yaşamında uyandığı zaman tekrar secde pozizyonunda uyanacak ve aynı pozizyonda ilk gördüğü kişi de efendisi olacak yanı ramsesi görecek ve o zaman köle olduğunu anlayacak ve yeni yaşamında da efendisine hizmet edecek
British müzesinde ki o mumyayı iyi incelediğin zaman olayı anlarsın.

1)Efendiler tahtadan lahite gömülür o lahit taştan lahit
2) Efendiler gömülürken yanına değerli eşyalar konulur o lahitin yanında hiç değerli eşya yok yukarıda açıkladığım gibi üç çömlek var
3)Krallar kutsal olan krallar vadisinde gömülür o mumya cebelitarık gibi kutsal olmayan yerde bulunmuştur.

sana tavsiyem git Discoverychanel'ı izle anlarsın biz işte herşeye böyle tarafsız bilimsel bir bakış açısıyla olayı ele alırız bu anlattıklarım mısır tarihini incelersen gayet mantıklı sen sadece cahilleri kandırırsın
unutma Bertrand Russel'ın bir sözü vardır "aptallar kendilerinden son derece emin olarak yaşarlar,akıllılar ise şüphe duyarak yaşarlar" senin aptalları kandırman boş iştir çünkü onlar zaten aptal bye bye

baybars
25-06-2005, 13:44
Dediğin linke firavunun denizde boğulduğuna dair bilimadamlarınca ispatlanmış delil yok...

Varsa aynen buraya alıntı yap...

Hala bekliyorum anlayacağın...

melih
25-06-2005, 14:54
konu firavunlardan açılmışken muhammed hadislerde kara köpekleri lanetler durur köpeklerin kadınlar gibi namazı bozduğunu köpeklerin bastığı yerde namazın kılınamayacağı köpekleri mundar hayvanlardır v.s.
adamlara soruyorum neden köpeklerin bastığı yerde namaz kılmıyorsunuz
cevap ise köpek pis yerlerde dolaşıyor çöplüklerin oda yemek yiyor falan ben de diyorum ki kedillerin bastığı yerde niye namaz kılıyorsunuz onlar bırak çöpün kenarında yemek yemeyi çöpün içine girip yemek yiyorlar dediğimde her zaman ki gibi susuyorlar.Ben her zaman şunu bilirim bir yerde birşey varsa onun mutlaka kökü vardır bu köpek düşmanlığının sebebinin kökü de firavunlardan geliyor.Firavunlarda köpek kutsal bir hayvandır.Krallar gömüldüğü zaman gömüldüğü yerin kapısına 2 tane dik başlı kara köpek heykeli dikerler,bunun sebebi reelkarnasyon sürecine kadar kralın ruhunu bu iki kara köpek kötü ruhlardan koroukorur yani bu iki kara köpek kralın ruhunun bekçisidir.Köpek düşmanlığı ilk yahudilerden gelmiştir doğal olarak da müslümanlar yahudilerin amca çocuğu olmasıyla birlikte müslümanlarda da köpek düşmanlığını benimsemiştir.bye bye

kayser
26-06-2005, 00:50
Helal olsun Mücahit Mısır medeniyeti hakkında bizi bilgilendirdin.Sen olmasan dünyadaki en büyük uygarlığı kurmuş arkeolojik olarak en çok eser bırakmış bu medeniyeti tanıyamayacaktık.
Yalnız bir sorum olacak Mısırlılar için inkarcı demişsin neyi inkar etmişler.
Onlara gönderilen bir tebliğ yok ki.Tarihsel kayıtlarda zaten olamaz da
sizin inandığınız kitaplar da öyle birşeyden söz etmiyor.Kuran ve tevratta
musa'dan öncesinde bahsedilen hiçbir peygamber mısırlılara gönderilme-
miştir.Musa da başka hiçbir kavme değil yalnızca yahudilere tebliğ etmiştir
Tevratta ve sonrasında kuranda anlatılan musa'yla firavunun anlaşmaz-
lığı inanç yüzünden değil yahudilerin mısırdan çıkışı yüzünden olmuştur.

bumink
26-06-2005, 20:16
Bazı arkadaşlar bir atomu bile insanların yapamayacağını söylüyorlar.Halbuki laboratuvar ortamında aminoasit ve onlardan prıtein elde edilebiliyor.Yani yaşamın başlangıcını

baybars
26-06-2005, 20:51
İnsanların atomu yapması derken ne demek isteniyor onu da anlamadım ya... yoksa insanlar atom da yapabilir, radoaktiviteden vs. yaralanılarak bilmemne atomu bilmemne atomuna çevirilebilir, sanırım nötron proton ve elektronu da aynı ortama sokup atom yaratılması mümkün.

hernonnes
27-06-2005, 01:24
Dediğin linke firavunun denizde boğulduğuna dair bilimadamlarınca ispatlanmış delil yok...

Varsa aynen buraya alıntı yap...

Hala bekliyorum anlayacağın...

Seninle Uğraşamam Ben Gözümle Gördüm Bilim Adamlarıda Delil Bulmuşlardı Herhalde Yanlış Linki Yanlış Kopyalamışım Neyse Senin İçin Gidip Birdaha Araştırmayacağım Değmezsin Çünkü İster İnan İster İnanma banane Ölünce görürüz Artık neyin ne olduğunu byes

baybars
27-06-2005, 10:13
Dediğin linke firavunun denizde boğulduğuna dair bilimadamlarınca ispatlanmış delil yok...

Varsa aynen buraya alıntı yap...

Hala bekliyorum anlayacağın...

Seninle Uğraşamam Ben Gözümle Gördüm Bilim Adamlarıda Delil Bulmuşlardı Herhalde Yanlış Linki Yanlış Kopyalamışım Neyse Senin İçin Gidip Birdaha Araştırmayacağım Değmezsin Çünkü İster İnan İster İnanma banane Ölünce görürüz Artık neyin ne olduğunu byes

Yaaaa.... Yaaaa... Kıçınızdan sallıyorsunuz sonra göt oluyorsunuz...

07-09-2005, 15:04
İlerleyen bölümlerde daha detaylı değineceğimiz gibi, Firavun kendini ilah olarak kabul etmekte ve Hz. Musa'nın Allah'a iman etmesi için yaptığı davetlere karşı iftira ve tehditle karşılık vermektedir. Firavun bu kibirli tavrını ancak, ölüm tehlikesi ile karşılaşıp suların altında kalacağını anlayana dek sürdürmüştür. Kuran'da Firavun'un, Allah'ın azabıyla karşılaştığında, hemen imana yöneldiği şu ayetle bildirilir:
Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (İlahtan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)


Ancak Allah Firavun'un böyle bir anda iman etmesini kabul etmemiştir. Allah Firavun'un bu samimiyetsiz tavrını Kuran'da şu ayetlerle bildirir:

Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)

Bu ayetlerde Firavun'a ait cesedin gelecek nesillere ibret olacağının bildirilmesi, cesedin "bozulmamış" olacağına bir işaret olarak kabul edilebilir. Kuran'da 1400 sene evvelden haber verildiği gibi, halen tarihsel bir belge olarak bulunan bir ceset Kahire'deki Mısır Müzesi'nin Kraliyet Mumyaları Odasında sergilenmektedir. Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.189



189. http://www.angelfire.com/az/miracles/Archaeology.html

Russell
08-09-2005, 00:19
Cesedin mısırdaki mumyalama geleneğinden dolayı bozulmayacağını,Mısır'ı birazcık bilen bir çocuk bile söyleyebilir.

Burda varsayımdan başka bir şey yok...

Firavun'un cesedinin kıyıya vurduğu ve mısırlılar tarafından bulunarak mezarına götürüldüğü varsayılmış hepsi bu.

Russell
22-11-2005, 02:32
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=122648

22-11-2005, 10:38
Bu haberi keşfetmen harika oldu Russell. İğneli haber olacak kadar önemli bence.

02-01-2006, 11:54
Geçtiğimiz yıllarda İslamcı bazı kesimler Kuran'da mucize bulma gayretleri içinde Yunus Suresindeki 90-92. ayetlerdeki "tanrının" firavunun cesedini saklayıp, ileride ibret olsun diye göstereceği ibaresinden yola çıkarak, Mısır'da bulunan bir köylünün mumyasının secde pozisyonunda olmasını çarpıtarak "İşte!" diyorlardı. "Musayı kovalarken kızıldenizde boğulan ama hemen evvelinde allaha secde eden firavunun resmi!":

http://www.islamiyetgercekleri.org/firavunmumya.jpg

Bu iddia uzun zaman yerinde araştırılmadı. Sonunda Yeni şafak gazetesinin bir muhabiri Londradaki Birtish Museum'u gezmeye karar verdi. Mısır bölümü yetkilisi Derek Welsby'e de görüşlerini sordu:

Arkeolog Derek A. Welsby (British Museum Eski Mısır Eserleri Bölümü Yetkilisi):
'Firavun olduğuna dair hiçbir kanıt yok'
Dünyadaki diğer bütün büyük müzelerde olduğu gibi, uluslararası üne sahip British Museum'da da her eser o alanda uzmanlaşmış küratörlere (sergi düzenleyicisi) zimmetlenmiş durumda. Saygın İngiliz arkeologlarından Derek A. Welsby de müze envanterinde EA 32751 kod numarasıyla kayıtlı bulunan bu mumyanın "bilimsel ve idarî hâmisi" konumundaki kişi…

Bu tartışmalı buluntuya ilişkin olarak Welsby'den aşağıdaki bilgileri aldım:

"Bana son derece ilginç bir başvuruyla geldiniz. Sizi ve değerli okurlarınızı doyurucu bir biçimde aydınlatmak için elimden geleni yapacağım. Sözünü ettiğiniz 'firavun' iddiasını daha önce de bir kez duymuştum. Ama, bilimsel açıdan ciddiye alınacak bir husus olmadığı için pek de üzerinde durmadım.

Bu ceset, bizim 'doğal mumya' dediğimiz türden bir arkeolojik buluntudur. Yani, bozulmaması için eski Mısırlı uzmanlar tarafından derisine ve deri altı bölümlerine herhangi bir kimyasal madde sürülmemiştir. Bütün iç organları -kurumakla birlikte- yerli yerindedir. Ancak bu durum onun bir 'mucize' olduğunu kanıtlamaz. Çünkü, gerek bizim müzemizde, gerekse dünyanın diğer pekçok müzesinde bunun gibi daha yüzlerce 'doğal mumya' mevcuttur. Doğal mumyalar, iklim koşullarının uygun olduğu her bölgede kolayca oluşabilirler. Yeni ölmüş biri kuru çöl kumlarında açılan bir mezara uzatılır ve üzeri zaman yitirilmeksizin yine aynı kuru kum ya da toprakla sıkı sıkıya kapatılır. Böylelikle vücuttaki sıvılar yüksek sıcaklıkta kısa süre içinde buharlaşır ve ceset bir tür fosile dönüşür. Benzer görünümlü doğal mumyalara Mısır'ın daha birçok çöllük bölgesinde ve Peru'nun Nazca ovasında da rastlayabilirsiniz.

Elimdeki resmî kayıtlara göre, Geç Hanedan Öncesi Dönem'e ait olan (M.Ö. 3500-3250 arası) bu ceset, Yukarı Mısır'daki Cebeleyn kasabasında yapılan resmî bir kazıda bulunmuştur. Öncelikle, kazı mahallinin Kızıldeniz'e olan aşırı uzaklığı -ki bu mesafe ortalama 300 km.'dir- bana aktardığınız iddiayı coğrafî açıdan geçersiz kılıyor.

Öte yandan, aynı kazı sırasında, mezarda cesedin ayrıcalıklı kimliğini ele verecek hiçbir özel takı, giyisi ya da işarete de rastlanmamış. Eski Mısırlılar sevdiklerini gündelik hayatta kullandıkları eşyalarla gömmeyi âdet edinmişlerdi. Altından yapılma gündelik eşya ve mücevherat, bu kültürde bütün asillerin mezarlarında mutlak surette karşılaşacağınız çok önemli sınıfsal göstergelerdir. Bizdeki mumyanın çevresinde gördüğünüz kap-kacak, onun bulunduğu mezardan çıkan orijinal eşyalarıdır. Bunlar ise gayet sıradan, o çağda avamın kullandığı türden toprak malzemelerdir. Eğer ki bu kişi kutsal metinlerde sözü edilen 'lanetlenmiş firavun' ise o halde içi ve çevresi başka insanlarca düzenlenip süslenmiş olan nizamî bir mezarda bulunmasının hiçbir mantığı yok; gelişigüzel bir biçimde bulunması daha akla ve mantığa yatkın olurdu.

Sözkonusu iddia, cesedin kimliği konusunda daha başka tutarsızlıklar da içeriyor. Bu kişinin 2. Ramses olduğunu ileri sürmek, tarihsel gerçeklerle tam anlamıyla alay etmek demek. Çünkü, Ramses 2'nin mumyalanmış bedeni Mısır'ın Krallar Vadisi'ndeki özel mezarından zaten yıllar önce bilim adamları eliyle çıkarılmıştı ve şu anda da Kahire Müzesi'nde koruma altında bulunuyor.

Bütün bu gerekçelerin ışığında, gerçekliğini araştırdığınız iddianın hiçbir tarihî ya da bilimsel geçerliliği ve tutarlılığı bulunmadığını bilmenizi isterim. Böyle bir iddiayı destekleyecek en küçük bir bulguya sahip olsaydık, bu mumyayı müzemiz galerilerinde şu anki konumunda değil zaten, çok daha farklı ve görkemli koşullarda sergilerdik."

Bu güzel haberi Russell arkadaşımız bulmuştu. Detaylı bilgi şu sayfada: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=122648

serdarevr
02-01-2006, 22:44
ulan her domalan bişeye , aha secde ediyor diyolar ya kopuyorum, yani o gerçekten firavun da olabilir ama kim uyduruyor secde ediyor diye, adamı ölürken domaltmışlar koymuşlar mezara işte

ensareo
03-01-2006, 00:40
İlginç bir ölüm şekli...Bu vaziyette ölüm nasıl olabilir..İyi incelemek lazım..Firavunun cesedimi değil mi?aslında başka bir forumda bunu tartışmıştık..dna analizi yapılamazmı mesela başka firavunlar var herhalde dna analizleri uyacaktır.Böyle yöntemle adamın hangi ırktan olabileceğini bile bulabiliyorlar..Bunun firavun cesedi olduğuna inananda inanmayanda aynıdır...En kesin çözüm dna analizidir.neden yapmazlar ki..böyle bir iddia var incelermisiniz diye,hiç başvurulmamış mı?

exclusive
03-01-2006, 00:54
hocam o haldeki bir mumyaya dna analizi yapılabileceğini sanmıyorum. zaten bu bir karşılaştırma analizidir. iki veya daha fazla örneğe bakılıp arada akrabalık var mı yok mu o tespit edilir. tek cesetten aldığın dna örneğiyle bir analiz yapman mümkün değil.

Bence müzenin mısır eserleri uzmanı Arkeolog Welsby'nin açıklaması gayet akla yatkın ve kafi...

Arafat
03-01-2006, 00:57
hahaha. bu ne ya. bunlarlamı uğraşıyosunuz artık. neden bu kadar korkuyosunuz arkadaşım. kuranın bir mucizezi saha çıkacak diye çok korkuyosunuz. bırakın mumya neredeyse nerede. bunları gösterek ne bir ispat nede bir red yapabilirsiniz. bunlarla uğraşmayın cem bey. bunalrla kimseyi ikna edemessiniz. noldu şimdi. ben bu yazıyı görünce islamiyeti red edicek bir kanıtmı buldum. hahahha

ensareo
03-01-2006, 00:57
Bir belgeselde seyretmiştim,asyadan avrupya yerleşim hikayesini anlatıyordu..Orada bu tekniği kullanmışlar...herhalde bu cesedden daha eski olsa gerek..Dna incelemesi geçerli bir incelemedir..

Firavunun cesedi değilmiş..İyi tamam müslümanlığı bırakalım..Hani müslümanların inanış nedenlerinden en büyük nedeni Firavun'un Cesedi... Kainatı,ve onun içindeki sanat eserlerini görmezden geldik..

Değilse,bulunacaktır..''Ayet olarak onu bıraktık'',diyorsa öyledir..Kur'an bu Allah'ın kitabı..Gelecektede geçmiştede onu dost edineni yanıltmaz..Başak dostların sebi yanıltır,turan dursunda yanıltır ama Allah(c.c) yanıltmaz.. Müslüman olun,kurtulun..Yoksa İlhan arsellerin,turan dursunların izciliğinde onların izinin bittiği yere yuvarlanacaksınız..

sargon
03-01-2006, 01:14
Yahu ben bu resmi daha once de gordum. Her seferinde aklima geliyo, bi turlu soyleyemedim. Siz bu resimde ne goruyosunuz? Ben ne basini ne bacagini ayirt edebiliyorum. Bir de ic organlari bozulmadan gelmis falan deniyor, ben sadece kemikler goruyorum, benim gozlerimde mi sorun var. Soyle gozu iyi goren biri anlatsa bari bu fotografi.

pante
03-01-2006, 01:21
Tam kemikleşmiş gözükmüyor.Sırt ve bacak bölgesi duruyor gibi..
Ancak secde durumu da yok.Afedersiniz domalmış durumu da yok.
Kollar yanda.Sanki domuzbağı uygulanmış gibi.Öldürülmüş olabilir..

ensareo
03-01-2006, 19:46
Sargon gibi incelemeci bir arkadaş bunu mu soruyor?Eti-budu belli..Bu arada aklıma birşey geldi..Blunduğu yere iel ilgili..Kur'an'da gece yola çıkıyorlar ve o gün(?) takip edilmeye başlıyorlar buna göre yeri belirleyebiliriz aslında;tabi buradaki çağrım müslüman araştırıcılara..Yani bu araştırmanın ipuçlarından biri bu olabilir.İnsanın bir günlük yüyüyüşüyle nereye kadar varılabilir vs..Fikirin açılması için bunları not olarak düşürüyorum.Aslında sargon senin bununla ilgilenmen lazım...Müslüman değilsin ama şuna inan Kur'an Allah'ın kitabıdır.Çıkış noktan Kur'an olursa,yanılmazsın...

Aliminyum
04-01-2006, 22:38
Cem harbiden vanilyalı kek kıvamında adamsın ha. Kim dedi sana bu cesedin Firavun'a ait olduğunu? İyi keklemişler seni, iddia eden varsa kendi başını yesin, fazla kasılma öyle "mucize fos çıktı" falan diye. Kuran'ın kendi mucizeliğini göremeyen kör ne görecek başka şeyleri?
Ayrıca alıntı yaptığın şeyler eksik, cesedin Firavun'a ait olduğunu iddia etmiyorum ama senin alıntıladığın şeyde de Firavun'un cesedi olmadığını açıkseçik ispatlamıyo.

04-01-2006, 22:59
Alüminyum, Sen yukarıda da yazdığım şu linki iyice okuduğuna emin misin? O zaman anlardın, bu hurafenin kaç yıldan beri İslamcıların ağzında olduğunu. O yazıyı yazmazdın o zaman. Bir daha yazıyorum:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=122648

exclusive
04-01-2006, 23:19
Sizinle uğraşmak zor iş yahu...

-----------
"kim dedi sana bu cesedin Firavun'a ait olduğunu? İyi keklemişler seni" (Aliminyum)

Hocam sen dememiş olabilirsin ama bu iddiayı bende duymuştum. Ayrıca bak bakalım cem mesajına nasıl başlamış... "Geçtiğimiz yıllarda İslamcı bazı kesimler Kuran'da mucize bulma gayretleri içinde..."(Cem)
----------

"Ayrıca alıntı yaptığın şeyler eksik, cesedin Firavun'a ait olduğunu iddia etmiyorum ama senin alıntıladığın şeyde de Firavun'un cesedi olmadığını açıkseçik ispatlamıyo."(Aliminyum)

konunun uzmanı "yok öyle bişey" demiş. Sen nasıl bir ispat istiyorsun? ayet mi insin bu konu hakkında? heralde siz bitek ayetlere inanıyorsunuz...
----------

" kuranın bir mucizezi saha çıkacak diye çok korkuyosunuz. bırakın mumya neredeyse nerede. bunları gösterek ne bir ispat nede bir red yapabilirsiniz. bunlarla uğraşmayın cem bey. bunalrla kimseyi ikna edemessiniz. noldu şimdi. ben bu yazıyı görünce islamiyeti red edicek bir kanıtmı buldum. hahahha"(Arafat)

Konu hakkındaki en güzel yorumu da arafat arkadaşımız yapmış. yazıyı iyice okuyup, anlayıp konu hakkında düşündükten sonra bu yorumu yaptığı hemen belli oluyor. Böyle güzel bir yorum karşısında ne denebilir ki??? Cem bu defa faka bastın.. Bak arafat çok güzel yakalamış açığını. :)

ensareo
04-01-2006, 23:44
Exclusive çok dar düşnüyorsun.Cem'in bu konuyu vermedeki amacı belli..Amacıda Arafatın dediği..Cem'in niyetini hepimiz biliyoruz herhalde..İyide doğru bir yargı mı?Cem'in dediği..

Bu konuyu tartışmıştık..Firavun mu?değil mi?diye..Dna örneği alınmadan birşey diyemeyiz...Cesedin kendi kavmi tarafından bulunup,mezara konmuşta olabilir...Benim mezardaki kapkacaklara getirdiğim yorum buydu..Bu resimde görüyorum ki adam yan yatmış..Acaba bu şekildemi bulunmuş yoksa secde eder vaziyettemi?Denebilir ki,secde vaziyetinin ne önemi var böyle ölecek insan cesedi olamaz mı?Diyeceğim düşük bir ihtimal..Bu vaziyette bir cesedin bulunması..Birde cesedin bulunduğu yer önemli.Burada sargondan yardım almamız lazım..

Dediğim gibi bu ceset firavun değilse,ayet var bulunacaktır.. Sargon'da bu konulara ilgili..Bak diyorum sen araştır ve bul..Kur'an'ın vadi hak'tır;eğer bu olay gazeteci ayarlı gözboyacılığı ise vebali bu gazeteciye ait.Bu ise,doğrucuların değil,yalancıların işidir...

Alüminyum eğri oturup doğru konuşalım arkadaşım.Bu olaydan haberi olmayan yoktur..15-16 yaşlarında değilsen eğer..Ama bunun gazeteci virtualizmi midir diyede sorgulamamız lazım..İşin doğrusu terazimizi koyacağız,bunun içinde bilgileneceğiz,araştırmamızı yapacağız ve tarafları dinleyeceğiz..Ve adil bir hüküm vereceğiz..Cem ateist diye her dediğide yanlış diye birşey yok..Doğrularına doğru,eğrilerine eğri demek düşer..

sargon
04-01-2006, 23:52
Ensareo, biliyorum sen beni seviyosun. Ille de bana biseyler yazdiracan. Bak konuya girerim, ama bir sartim var. Tartismanin sonunda göz meselesine gelmeyecez :) Eger yine oraya geleceksek bastan soyleyim, ben yokum.

04-01-2006, 23:59
.Dna örneği alınmadan birşey diyemeyiz...

Müzenin Mısır bölümü yetkilisinden daha bilgilisin bu konuda galiba Ensareo.

Cesedin kendi kavmi tarafından bulunup,mezara konmuşta olabilir

Cesedi kendi kavmi bulsa böyle sıradan bir yere mi gömer yoksa Krallar Vadisine' mi?

Birde cesedin bulunduğu yer önemli. Burada sargondan yardım almamız lazım

Yetkili diyor ki kızıldenizden 300 km. içeride bulduk (yukarıda yazıyor). Sen hala cesedin bulunduğu yerin neresi olduğunu soruyorsun.

Alüminyuma eleştirin için teşekkürler, nadiren de olsa objektif olabiliyorsunuz yani.

ensareo
05-01-2006, 00:19
Cem olayın kritiğini derinlemesine irdelemedim..Benim dediğim bir mahkeme açalım ve kritiğini yapalım...Delilleri inceleyelim..Hemen neden yok o profoserden daha bilgilimisin falan diyorsun...Arkadaşım ben arkeolog değilim ama sadece bu kişini değil,başak kişilerinde görüşünü almak lazım..o kişinin dediği herşey doğrumu sence..Onun için sargon dedim.Meraklı bu konulara...Bir yazısında demişti ''bizim neyimiz eksik'' diyerek yabancılarla bir karşılaştırması vardı oraya atıfta bulundum.. Buyur işte bir araştırma çıktı bul diyorum..

Cesedi kendi kavmi bulsa böyle sıradan bir yere mi gömer yoksa Krallar Vadisine' mi?

İnsan davranışlarında bu var..Helake uğramış birine karşı böyle davranılabilinir..Bugün agam-paşam diyenlerden,yarın gücün gittiğinde onlardan eski ilgiyi göremezsin..Tez olarak öne sürüyorum.böyledir diye iddia etmiyorum.

Yetkili diyor ki kızıldenizden 300 km. içeride bulduk (yukarıda yazıyor). Sen hala cesedin bulunduğu yerin neresi olduğunu soruyorsun.

Dikkatimden kaçmış olmalı..Şimdi bu kişinin dediğini aynen kabul etmek,bizim bu haberi veren gazeteciyi aynen kabul etmemize benzemiyor mu?Kendimiz araştıralım diyorum...

Alüminyuma eleştirin için teşekkürler, nadiren de olsa objektif olabiliyorsunuz yani.

Teşekkürü neden ediyorsun anlamadım..Alüminyumun yaşı çok genç değilse bunu bilmesi lazım önce onu sorguladım yok böyle değilse,bence dediği yanlış,doğru değil..

Cem ben sizde hiç göremiyorum doğruluğu..Siz doğru değilsiniz diyede,eyyamcılık yapıyorsunuz diyede doğruluktan ayrılacak değilim.. Ben nadiren değil,objektif olduğumu düşünüyorum..Her dediğini ispatla mecbursun cem..Sana delil olarak getirldiğinde kendindeki delilini incelemeyip,bizim delillerimize bakmamamzlık etmemelisin..

tekyolislam
14-05-2006, 23:29
Bu ceset o cesettir diye bir iddia zaten ciddi çevrelerce asla kabul edilmemiştir. O gün gelince Firavunu apaçık bir ibret olarak zaten göreceğiz..

ben_ahhmak
31-07-2006, 02:29
bakalım o zaman neler olacak.

religeonsmaster
10-08-2006, 20:50
mısırda daha bulunmamıs binlerce mumya varr nasılsa olmadı baska bir tanesinide firavun diye takdim ederler size sizi istedikleri şekilde kullanmak isteyenler siz akılla bunu sorgulamadıkca.

Anti-Din
11-08-2006, 15:35
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=122648
konu bu mesajla kilitlenmelidir bence
:D

imported_ozer
12-08-2006, 08:29
Mumyalanmadan doğal koşullarda günümüze kadar ulaşan bir çok ceset bulunabiliyor. Mucizevi olarak. 8)

15-08-2006, 20:41
ama bu mumya dierlerinden farklıdır. bende biliyorum mumyalanan bi cesedin bozulmadığını ama biraz mısır tarihi takip ederseniz bunun kadar bozulmamış hiç bir insan cesedi göremezsiniz.Ama bakmanız lazım!

coolfire
26-10-2006, 15:43
ama bu mumya dierlerinden farklıdır. bende biliyorum mumyalanan bi cesedin bozulmadığını ama biraz mısır tarihi takip ederseniz bunun kadar bozulmamış hiç bir insan cesedi göremezsiniz.Ama bakmanız lazım!

bu kadar acıklamanın üstüne böyle demeniz açıkçası beni şaşırttı... mısırı falan bilmiyorum ama doğal mumyalara *dünyanın bi çok yerinde özelliklede orta amerika topluluklarında rastlandığını biliyorum. bunun bozulmamış bir mumya olmadığı açıktır yoksa kuran anlatım *hatasımı yapmıştır? mumyanın yarı yarıya çuruduğu aşikardır oysa kuranda onun bozlulmadan muhafaza edildiği söyleniyor... ayrıca bu 2. ramses olayı daha bi feci en iyi bilinen firavununlardan birinin böyle bişeye alet edilmesi çok aptalca değilmi? küçük bi not: said i nursi denen şahsiyetin cemaatine bağlı kişi ve kuruluşlarda bu cesedin o firavun olduğunun nursi tarafından üzerine basa basa söylendiği *biliniyor ve propagandası yapılıyor. bu kişiler şahsa peygamber gibi bakar ve bu tür konularda sözleri tartışalmazdır. buda bu kişnin nasıl bir onların deyimiyle kalp gözü açık kişi olduğunu ortaya çıkarır

liopleurodon
26-10-2006, 16:11
Mısır tarihi, en iyi bilinen tarihtir. Kızıldenizde boğulup ölmüş bir firavun yoktur.

O mumya, ortalama bir mumyadır. Ötzi, 5000 yıl öncesinden kalma olup, çok daha iyi durumdadır. Ondan iyi durumda olan tundra mumyaları da vardır. Bilhassa, eski kızılderililere ait..

Her neyse, eğer efsane doğruysa, bu mumya o mumya değildir, bu kesin. Said-i Nursi'nin bir hesabı vardır, bu hesaba göre bir kaç yıl içinde kıyamet kopacaktır. Hatta levha olarak bulunabilir, berzah vs. vs. şeklinde. Bu da o kıyamet alametlerinden biridir, onlara göre..

ozgur_beyin
26-10-2006, 18:36
musanın yaşadığına dair ikna edici belge yok .kutsal kitapları belge olarak sayarsak bu mitoloji olur
musanın yaşadığı var sayılan m.ö. 1200lü yıllardır. o zaman mısır o havalinin bu günkü amerikasıdır. ne işi var firavunun 3-5 taneçapulcu kölenin peşinde .hiç bir doğru dürüst silahı olmayan köle guruhuna firavun büyük bir ordu düzenleyecek ve rab da onları denizi yarıp içine gömecektir. firavunu ordusuyla denize gomen rab, yaklaşık 1700sene *sonra çok istemesine rağmen son elçisine bir erkek evlat verememiş, 4 halifeden üçünü suikasttan koruyamamış. çiğerparem dediği iki torunuda çöllerde *perişan edilip öldürülmesinede göz yummuştur. bunlar (şakkı kamerden) zor olmasa gerekir .eyyy *akıl ne zaman insanlardan yana olup *bu innılması zor hurafeleri gerçekmiş gibi göstermekten *vaz geçeceksin

26-10-2006, 22:48
e size gerçek firavun :lol:
www.zdf.de/ZDFde/inhalt/21/0,1872,2197109,00.html

Ruhselman
26-10-2006, 23:10
selamlar Cem,

Geçen sene bu konu hakkında dindar bir forumcumuz o linkle birlikte bir başlık atmıştı bizde gereken cevabı kendisine vermiştik, Hatırladın mı?

ozgur_beyin
26-10-2006, 23:21
gandalf *senin firavunun! *ötzi *mısırdan alplere kadar kaçmış ama yinede belasını *bulmuş. rab zuntikamdır.

shakespeare
06-11-2006, 22:42
Aslinda ben bunu bi alman kanalinda ´belgesel olarak izlemistim.ve o belgeselde,digerlerinden daha farkli bi mumyalama teknigi denendigi söyleniyordu.o adamin gercekten firavun oldugu,ama daha farkli bi teknikle mumyalandigi icin o sekilde kaldigi söyleniyordu.ben almanlarin yalancisiyim....

konu tam olarak su sekilde...

mumyalama islemi yaparken hazirladiklari karisimi vücuda sürüp bezlerle sarma suretiyle degil de,dikdörtgen seklindeki bi lahite bedeni yerlestirip,hazirladiklari karisimi üzerine komple döktükten sonra lahiti kapatma seklindeydi...

ve gene aslinda...

bu tür olaylari degil de,olgulari tartismaliyiz...

22-01-2007, 14:26
Misirin tarihinde hicbir firavun bu sekilde olmemistir oldurulmemistir. Hele RamsesII bu sekilde hic oldurulmemistir, uzun yasadigi icin tanri unvanini alan hukumdarlardandir.

zelzeleci
22-01-2007, 14:39
Bunun neyi mucize yahu?

Tollund adamı da mucize hem de doğal :D

http://www.populerbilim.com.tr/arsiv/0609/b01.htm

spartacus1789
04-02-2007, 13:47
DİNCİLER ÖNCEKİ BÜYÜK BRİTANYA MÜZESİNDEKİ CESEDE ŞEHVETLE KURANIN MUCİZESİ DİYE SARILDILAR GERÇEK ORTAYA ÇIKINCA BURUNLARI YERDE SÜRTÜNDÜ. KENDİLERİDE OLMADIĞINA İNANIRLAR AMA KORKU HURİ DOLUSU CENNET ONLARIN BU BADİREDEN KURTULMALARINA MÜSAADE ETMEZ Kİ YA VARSA YOLDAŞLAR HERKES BİZİM GİBİ TANRIYLA KAFA TUTAMAZ SELAMLAR

Ariman
21-03-2007, 02:16
Ben arkeoloji okuyorum bu sene mezun olacam o kadar mısıroloji gördük, mısırda kazılmayan alan kalmadı, kızıldenizde boğulan firavundan veya ordudan hiçbir ibret dolu buluntu ele geçmedi. Birde bahsedilen firavun II. Ramses en iyi bilinenlerdendir Hitile yazışmaları vardır bu firavunun. Hitit Kralı 3. Hattuşili ile arasında M.Ö. 1280-1269 yılları arasında yapılan dünyanın ilk yazılı antlaşması (ilk barış antlaşması!). Ee görüldüğü üzere bu musa işnin altı biraz karışık, Ayrıca musanında bir Athon rahibi olduğunu bilmeyen varsa belirteyim. Hatta tarihe sünnet geleneğini getirenlerinde Mısırlılar olduğunu bilmekte fayda var.

II. Ramses'ten bahsedip saçmalamamak lazım Mısır onun döneminde yüksek bir medeniyet haline geldi, kutsal kitaplarda geçtiği gibi zavallı günahkarların acı çeken ülkesi değildi. Tarihsel gerçekler acıtır. Herşeyden önce ramses tarihte ki ilk barış antlaşmasına imza koymuş bir kral (Kadeş Ant.) bu açıdan bakıldığında fena bir adam olmasa gerek.

tewderi
21-03-2007, 09:33
Konuyla ilgisi olmaacak ama merakımdan soruyorum ...

Zamanla maymunlar evrime uğradı ve insan oldu şimdi bu mumyaya baktığımızda bugün ki sağlıklı insandan hiçbir farkı yok.. (5 bin yıl kadar kısa zamanda evrim olmuyormu?)

liopleurodon
21-03-2007, 09:55
>>> Zamanla *maymunlar *evrime *uğradı *ve *insan *oldu *şimdi *bu *mumyaya *baktığımızda *bugün *ki *sağlıklı *insandan *hiçbir *farkı *yok.. *(5 *bin *yıl *kadar *kısa *zamanda *evrim *olmuyormu?)

Zamanla maymunlar evrime uğramadı.. 30 Milyon yıl önceki bir takım canlıların torunları, maymun, goril, insan vs. oldular..

5 Bin yıl.. Ortalama bir nesil 30 yıl hesaplarsak, 5000/30 = 166 nesil eder. Her nesilde bir mutasyon olsa, 166 mutasyon olur elinde. Primat ortalamasından gidersen, mevcut 55 bin kadar mutasyon içinde, 166 yeni mutasyonun etkisi binde 3 kadar olacaktır ki, kayda değer bir tür farkı göstermeye yetmez. Kaldı ki, bu varyasyon havuzunu oluşturur, doğal seleksiyon bu değişimlerin çoğunu anında törpüleyecektir: Sakat doğum vs. Demekki 5000 yılda, maymun, insan vs. için ciddi bir fizyolojik değişim görmek imkanı pek yok.. İnsan için, makul bir fark görmek istiyorsan, en az 150 bin yıl kadar beklemen gerekiyor, tipik doğal seleksiyon koşullarında..

Gerçi iyi bakkal hesabı oldu.. Hocalar görse, diplomamı elimden alır.. İşin aslı şu, canlının değişim hızından ziyade çevrenin değişim hızıyla olan korelasyonu ile fiziksel değişim belirlenir. Yani çevre değişmiyorsa, oluşan mutasyonlar vs. törpülenir. Çevre değişiyor ama uygun mutasyonlar ortaya çıkmıyorsa nesil ve tür törpülenir, yok olur gider ki, bu nesli tükenenler listesi aklına gelmeyecek kadar uzundur..

tewderi
21-03-2007, 16:58
sevgili liopleurodon *,
Vermiş olduğun açıklayıcı bilgilerden dolay teşkürler..

5000/30 = 166 nesil eder
Bu 166 nesilden fosili veya iskeleti olan varmı ?

Ekoin
02-06-2007, 18:21
vay beee.. çok iyi oldu bu..
listemdekilere yolluyorum ((: Bakiyim bana ne cevap verecekelr ((:

31-07-2007, 11:50
Haber 7 deki yazıya verilen bir cevaptır:

Yeni Şafak dini eğilimli bir gazete iken böyle bir haberi neden yayınlamış pek mana veremedim.. Hem bahsedildiği tarzda dahi olsa, firavunun cesedi olarak başka bedenler keşfolabilir. Bu meselede Kuran’ın hükmü, yalnız bir cesedin durumu anlaşılmakla nakzolmuyor, zira surette aldanılabilir fakat hakikat başka tarzda da tezahür edebilir. Onun için bu iddia delilleriyle ibraz edildikten ve dünya kamuoyunda muteber olduktan sonra ancak manasına bakılabilir.



Bediüzzamana dil uzatan ahmak heriflere gelince.. sizler onun ayarına, yüz bu kadar sene daha geçse yine çıkamayacağınızı, içinizdeki düşmanlık hisleriyle yazdığınız nakıs ve müsvedde hükmündeki yazılarınızdan anlaşılıyor. Zira gerçekten münevver insanlar olsaydınız öncelikle kulaktan dolma değil, Bediüzzamanın eserlerinde bu meselenin ne şekilde izah edildiğini araştırır, *sonra aklı selim bir yorum yapabilirdiniz. Ne yazık ki dindarlara olan nefretiniz, sizin gibileri böyle aceleyle körü körüne yorum yapmaya sevk ediyor ve o hal ile aleme maskara oluyorsunuz..



* *Şimdi hakikat şöyledir ki, Bediüzzaman Hazretleri Risale i Nurda Sözler Kitabının 25.Sözünde *bu meseleye dair şöyle yazmıştır..

“Meselâ, * * *Bugün senin cesedini kurtaracağız. (Yûnus Sûresi: 92) * * *gark olan Firavun’a der: "Bugün senin gark olan cesedine necât vereceğim" ünvânıyla, umum Firavunların tenâsuh fikrine binâen cenazelerini mumyalamakla mâziden alıp müstakbeldeki ensâl-i âtiyenin temâşâgâhına göndermek olan mevtâlûd, ibretnümâ bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asr-ı âhirde o gark olan Firavunun aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sâhile atıldığı gibi, zamanın denizinden asırların mevceleri üstünde şu asır sâhiline atılacağını, mu’cizâne bir işaret-i gaybiye ifade eder.”





Dikkatle bakıldığında, firavun cesedi olarak keşfolunan bir beden olacağından bahsediyor ille de ecnebilerin bir müzesinde sergilenen beden bu olmak gerekmez. Zira hakikata bakılır, surette bazen aldanılır fakat hakikat haktır.. ve Emirdağ Lahikasında buna ilaveten haşiye şeklinde düşülen bir notta şöyle geçer. “ Bu asırda ecnebîler aynı Firavunun cesedini bulmuşlar; müzehanelerine götürdükleri ceridelerle neşredilmiştir.”



Hakikatın hakiki sureti başka tarzda da cereyan edebilir. Bu ise Kuran’ın hükmünü nakz etmez belki beşerin hatasına işaret eder ki, Firavun cesedi olarak neşretmişler ve o haberlerine binaen bazı zatlar da o olduğuna hükmetmişler. Eğer sözkonusu cesed firavuna ait değilse bu meseledeki kabahat, zamanında o şekilde ilanat yapan ecnebilere aittir. Müslümanlar bu meselede mesul olmaz. Zira haberi müslümanlar neşretmemişler belki ecnebilerin yaptığı ilanata itimad edip bahsetmişler. Her ne ise.. Şimdi bu meseleye dair birkaç noktayı nazara veriyoruz..



Birincisi: Risale i Nurda izah edilen mühim bir mesele ki aslı şudur:

“Din bir imtihandır, bir tecrübedir; ervâh ı âliyeyi –yüksek ruhları- ervâh ı sâfileden -sefil ruhlardan- tefrik eder. Öyle ise, ileride herkese göz ile görülecek vukuâtı öyle bir tarzda bahsedecek ki, ne bütün bütün meçhûl kalsın, ne de bedihî olup, herkes ister istemez tasdike mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyârı -iradeyi- elinden almayacak. Zîrâ, eğer tamamen bedâhet derecesinde bir alâmet-i Kıyâmet görülse, herkes tasdike muztar olsa -mecbur olsa- o vakit kömür gibi bir istidad –kabiliyet- elmas gibi bir istidad ile beraber kalır. Sırr-ı teklif ve netice-i imtihan zâyi olur.”

*Onun için firavun cesedi gibi meselelerde ihtilaf olabilir, muhtelif rivayetler aktarılabilir. Esas olan Kuran’ın hükmünün ona inananlarca sabit oluşudur. İnanmayana zaten laf gerekmez. Elbette ki iman herkese nasip olmayacaktır. *Başka mumyalanmış bedenlerin olması yahut bulunması da, Kuran’ın bu meseleye dair hükmünü nazardan düşürmez belki akla yakınlaştırır ki, eskiden olmaz öyle şey diyen İslam düşmanları, şimdi fennin ilerlemesi ile basit görüyor, olağan bir şey tarzında güya ehemmiyet vermiyorlar. Heyhat..

İkincisi: Yine Risale i Nurda geçen,

“Mesâil-i İslâmiyenin tabakâtı vardır; biri bürhan ı katî - kesin bir delil- istese, diğeri bir zann-ı gâlibî –kanaatı gelmek- ile iktifâ eder, başkası yalnız bir kabul-ü teslimî ve reddetmemek ister. Öyle ise, esâsât-ı imâniyeden olmayan mesâil-i fer'iye *veya vukuât-ı zamâniyenin- zamanın hadiselerinin- herbirinde bir iz'ân-ı yakîn ile bir bürhan-ı katî istenilmez. Belki, yalnız reddetmemek ve teslimiyetle ilişmemektir.”

Yani doğrudan doğruya imanın esasatına bakmayan böyle meselelerde *kesin bir delil aranmaz. Ayette bahsedilen hakikatın, suretinin ne olduğu ise zamanla anlaşılır.

Üçüncüsü: *O zaman gazetelerle neşrettikleri meşhur olmuş bir haberi, Risale i Nurda bir ayetin manasını izah ederken misal olarak zikredivermiş. Bu tür haberlerin mana yı hakikisinde kusur varsa insanların malumatına aittir. Haberin aslı yalan dahi olsa Risale i Nurda izah edilen ayetlerin manasına zarar vermez . Zira o hakikat başka şekilde de tezahür edebilir.

Bu meseleye dair İslam düşmanlarının güya fırsat bulmuş gibi mübarek kişilere yahut kitaplara şüphe isnad etmeye çalışmaları yüzünden hiç düşünmediğim halde bu noktaları izah etmeye mecbur oldum. Kusura bakılmasın.. Umum müslümanlara selam..

mehmet1965
02-10-2007, 23:35
Bu zamana kadar din konusunda cok tartismalar oldu, ama sunu da unutmamak gerekir, yazilim araclari tarihte ne zamandan bu yana kadar insanlar arasinda cokca kullanilmaya baslandi?
Tarihte okuma yazma orani ne kadardi??
Kisi basina dusen kitap sayisin ne kadar di?
Tarihteki imparatorlar, hakanlar, krallar okuma ve yazmayi ne oranda destekliyorlardi?
Devlet butcesinin ne kadarini egitime harciyorlardi?
Arkadaslar bu ve buna benzer konularda cok sorular insanin aklina geliyor. Daha surada 250 300 yillik bir matbaacilik gecmisi var, onceleri insanlar bir kitabi ne kadar cogaltabiliyorlardi?
Turkiye ye gelis tarihi 1700 *ondan once yalinizca museviler kullaniyordu.
Turk kitaplari daha sonralari cogaltilmaya baslandi.
Demek istedigim, eskide insanlar simdiki gibi okuyarak arastirarak bilgi sahibimi oluyordu, hayirveya okullar mi vardi?
okumak ancak ayricalikli zumrenin elinde idi.
Onun icin gecmiste bilginler ve filozoflardan baska arastiracak okuyacak inceleyecek insanlar yoktu. Gerisi de o zamanki insanlari kontrol edenler ( DINLER, HUKUMDARLAR, FEODALLER) bu insanlar cikarlarina gore insanlari yonlendiriyorlardi.
Muhammed zamaninda dahi, kurani tam anlamiyla bilen okuyan kac kisi vardi?
kulaktan dolma ile insanlara naklediyorlardi, bu da yalan yanlis cikarina gore yorumlayarak halka veriyorlardi.
Zaten muslumanlar dahi kurani koruyamamislardir, cogunlugu yitip gitmistir.
Halife omer dahi itirafta bulunmustur, Kuranin hepisi elimizde demeyin ancak elimizdeki kadarini biliyoruz deyin demistir. Cogunlugu yitip gitmistir.
Halife Omer dahi recm suresini kurana koyduramamistir halbuyse bu insan halifelik yapmistir dogruluk timsali olarak gosterilir muslumanlar arasinda, Hukmu vardir recm in ama ayeti yitip gitmistir. Daha niceleri oylesine.
Fravuna gelince, fravun tanriyi inkar etmistir, ama cezayi tum halk cekmistir kuranin anlatisina gore, burada kisinin hatasini tum toplum neden cekmistir? bunu bana birisi aciklasin lutfen,
Halka neden sormamis tanrida fravun ile agiz dalasina girmis, misir halki o kadar zorluklara boyun egmistir. Fravunun cesedine gelince bu cesedin o insana ait olmadigidir, muslumanlar kendi idolojilerini desteklemek icin her araca sahip cikarlar, ( ornek dunya yuvarlak deyince bu zindik dunyanin yuvarlak oldugunu soyluyor diye insani aforoz etmeye kalkiyorlar, kitapta bunun olmadigina dair ayet bulup yorumluyorlar, kanitlaninca da ayni ayetle yuvarlak oldugunu kuran yaziyor diye sahip cikarlar. )
Bunlarin kilici iki tarafli keser aya cikan ilk insani orada ezan sesini dinletirler, kaptan custo yu musluman yaparlar, papaza din degistirirler, NASA da bilim adamina kuran okuttururlar, uzaya cikmak icin bilim adamlarinin her zaman kuran okudugunu soylerler, kisaca bunlar her telde oynarlar.
Birseyde ornek verirken su profosor bu docent diyerek soze baslarlar kendilerinin yaninda olanlara sahip cikarlar.
Halbuyse baska profosorler ve docentler de zittini soylerler yazarlar bunlar da onlarin yaninda degersizdir.
Iste esas nokta da burada dir. iki tarafi dinledikten sonra iyi dusunmektir. Zaten dogruyu bulamayiz da. herkesin kendine gore dogrusu vardir. Bu da baska bir arastirma konusudur.


EGER ISIN KOLAYINA KACSAYDIK, YUCELTILERE SIGINIRDIK.

jinduw
03-10-2007, 01:00
değerli yorumcu yazınızı dikkat ve özenle okudum sırasıyla şunları söylemek isterim ki
ilki matbaayla ilgili *şu metni paylaşmak isterim sizinle:

Osmanlı'nın ilk matbaası


İbrahim Müteferrika, 1670'li yılların başında Erdel'in Koloszvar şehrinde dünyaya geldi. Müslüman olmadan önceki teslis akidesine karşı çıkan ve tek Tanrı inancını benimseyen Unitarius mezhebine mensuptu.


Yıllardır matbaa tartışmalarının yaşandığı ülkemizde Orlin Sabev (Orhan Salih)'in "İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni (1726-1746)" isimli yeni yayınlanan kitabıyla birlikte yeni bir dönüm noktası başlıyor.
Müteferrika'nın yaşadığı mahalleden, ilk Türk matbaasının yerine, aile mensuplarından Müteferrika'nın kütüphanesindeki kitaplarına ve bastığı kitapların satılıp satılmadığına kadar ilk matbaamızın ve matbaacımızın sırları çözüldü

İlk Türk matbaası ile matbaanın kurucusu, yayımcı, devlet adamı ve bir Osmanlı aydını olan İbrahim Müteferrika hakkındaki bilgilerimiz oldukça azdır. Matbaa ve İbrahim Müteferrika hakkında birçok kitap ve makale yayınlandıysa da bilgiler hemen hemen aynıdır. Birkaç araştırmada ortaya konulan bilgiler bazı kelime değişiklikleriyle tekrar edilmiştir.

Türkiye'de kurulan ilk matbaa daha o dönemde Avrupa'da incelenmeye ve hakkında bilgi toplanmaya başlanmıştı. Türkiye'de İbrahim Müteferrika ile ilgili ilk araştırmayı Katolik bir Macar rahibi olan Dr. İmre Karacson yaptı. Karacson'un ardından yapılan İhsan Sungu, Ahmed Refik Altınay, Tibor Halasi Kun ve Niyazi Berkes'in araştırmalarından sonra İbrahim Müteferrika'nın hayatı hakkında uzun süre yeni bir bilgi ortaya konulmadı, aynı bilgiler tekrarlanıp durdu. Daha sonra sadece bizim Osmanlı Arşivi'nde yaptığımız araştırma neticesinde İbrahim Müteferrika hakkında birçok yeni bilgiye ulaşıldı.

MÜTEFERRİKA'NIN MİRASI
Bizim araştırmamızdan sonra da bu konuda bazı yayınlar yapıldıysa da yine uzun süre orijinal yeni bilgiler ortaya konulmadı. Ancak iki yıl önce Bulgaristan'da Türk matbaacılığı üzerine yapılan yeni bir yayın, bu konuda çok önemli yeni bilgilere ulaşmamızı sağladı. Orlin Sabev (Orhan Salih)'in Bulgarca eserinin önemini hemen fark etmiş ve Türkçe'sinin çıkması için teşebbüse geçmiştik. "İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni (1726-1746)" isimli kitap birkaç gün önce Yeditepe Yayınları arasında çıktı.

Hemen hemen herkesin yıllardır "matbaa niye geç geldi" diye fikir yürüttüğü, ancak ortaya yeni bir bilgi koyamadığı bir tartışma ortamının yaşandığı ülkemizde bu kitapla birlikte yeni bir dönüm noktası başlıyor. Kitabın esas bilgi kaynağı, ilk Osmanlı matbaacısı İbrahim Müteferrika'nın 1 Nisan 1747 tarihli ilk defa gün ışığına çıkan terekesi, yani miras kayıtları. Yeni bulunan bu belge, Müteferrika'nın tam olarak yaşadığı mahalleyi, ilk matbaamızın yerini, matbaacımızın aile mensuplarını, kütüphanesindeki kitaplarını ve bastığı kitaplarından kaç tanesinin satılmadığını ve satılmayan kitapları nerede depoladığına ışık tutuyor. Bu yüzden matbaacılık tarihimiz ve İbrahim Müteferrika'nın sırları gün yüzüne çıkıyor.

MATBAA'NIN GELMESİNİ ULEMA ENGELLEMEDİ
Orlin Sabev, 1726-1746 tarihleri arasındaki çeşitli belgeleri inceleyerek, Müteferrika'nın bastığı kitapların okurlara hemen ulaştığını ve nispeten yüksek fiyatlarına rağmen satın alınıp, ilgiyle karşılandığı tespit etmiştir.

Baskı kitap alan kişilerin sosyal ve mesleki durumunu tespit için bu araştırmayı yapan yazar, basma kitap satın alanların genelde Osmanlı saray ve merkez bürokrasisinde çalışanlar ve ulema mensupları olduğunu ortaya çıkardı. Özellikle ulemanın kitap alması din adamlarının matbaaya karşı olmadıklarını açıkça ortaya koyuyor. Yani din yüzünden matbaa gelmedi iddialarının doğru olmadığı belgelere dayalı olarak ortaya çıktı. Ortaya çıkan önemli bir bilgi de matbaanın yeridir. İbrahim Müteferrika, matbaasını evine kurmuştu. Yeni belgelere göre ilk matbaacımızın oturduğu yer, Fatih'te Sultan Selim Camii yakınlarındaki Mismarcı Şücaeddin Mahallesi. Bugün burası Mismarcı Sokağı olarak geçiyor. İbrahim Müteferrika, satılmayan kitaplarını da Sultan Selim Cami yakınlarında Tophane diye anılan yerdeki taş odada depolamıştı.

İLK MATBAACIMIZ İYİ BİR PAZARLAMACIYDI
Müteferrika'nın miras kayıtlarından bol miktarda kâğıt depoladığı da anlaşılıyor. Miras kayıtlarının en ilginç ve en önemli yeri İbrahim Müteferrika'nın bastığı ve öldüğünde satılmayıp kalan kitapları ve bu kısım matbaacılık tarihimiz açısından çok önemlidir. Yıllardır Karacson'dan itibaren Müteferrika'nın öldüğünde satılmadan kalan birçok kitabı olduğu söylenilir. Ancak ne kadarının satıldığı bilinmezdi.

Bu durum, Orlin Sabev'in kitabıyla önemli ölçüde aydınlandı. Müteferrika'nın 3.172.756 akçelik mirasının yaklaşık altıda beşini bastığı ancak satamadığı kitapları oluşturuyordu. Kitapların satış performansına bakılırsa İbrahim Müteferrika'nın matbaanın ilk ürünlerini satmada oldukça başarılı olduğu görülüyor. Nitekim 18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Müteferrika'nın bastığı kitaplar piyasada bulunmuyordu. Toplumumuzun kitaba bakışı dikkate alındığında Müteferrika'nın kendi devrinin şartlarına rağmen iyi bir satıcı olduğu ortaya çıkıyor. İbrahim Müteferrika, kitaplarını sadece Türkler'e değil Avrupalılar'a da satmıştı. Bu iş için Latince kataloglar hazırlayan Müteferrika, bunları Avrupa'nın değişik yerlerine göndererek kitaplarını pazarlamaktaydı.

İBRAHİM MÜTEFERRİKA
İbrahim Müteferrika, 1670'li yılların başında Erdel'in Koloszvar şehrinde dünyaya geldi. Müslüman olmadan önceki teslis akidesine karşı çıkan ve tek Tanrı inancını benimseyen Unitarius mezhebine mensuptu. 1700'lü yıllarda Osmanlı hizmetine giren İbrahim Müteferrika, 18 Nisan 1716'da dergâhı âli müteferrikalığına, yani padişahın özel hizmetindeki saray görevlilerinin arasına tayin edildi ve bu görevi onun ismiyle özdeşleşti. Müteferrika, daha sonra Osmanlı bürokrasisinde birçok görevde bulundu. 1747 Şubat'ında vefat eden İbrâhim Müteferrika, Aynalıkavak Kabristanı'na defnedildi. 1942'de ise mezarı Reşid Saffet Atabinen'in teşebbüsüyle buradan Galata Mevlevihânesi Haziresi'ne nakledildi. İbrahim Müteferrika sadece bir matbaacı değil aynı zamanda 18. yüzyılın en önemli Osmanlı aydınlarındandı.

Birçok kitap yazmış ve tercümeler yapmıştı. İbrahim Müteferrika, 1731 yılında Osmanlı Padişahı Birinci Mahmud'a sunduğu ve Müteferrika Matbaası'nın dokuzuncu kitabı olarak 1732'de yayımlanan "Usulü'l-Hikem fi Nizâmi'l-Ümem", yani "Milletlerin Düzeninde İlmi Usuller" isimli eserinde Avrupa'daki devlet yönetimi şekilleri "monarkiya", "aristokrasiya" ve "demokrasiya" başlıklarıyla üç gruba ayırır. Eserde ayrıca fizik, astronomi ve coğrafya ilimlerinin devlet yönetimindeki önemi üzerinde durarak, bu ilimlerin gelişmediği bir ülkede sağlam bir devlet düzeninin kurulamayacağını söyler. Bunun yanında ilk defa "nizâm-ı cedid", yani "yeni düzen" tabirini kullanarak Osmanlı Devleti'nin de 18. yüzyıl Avrupa'sında gelişen yeni askerlik düzenlerini mutlaka alıp uygulaması gerektiğini ifade eder.

İBRAHİM MÜTEFERRİKA NELER OKURDU
Miras kayıtlarında matbaacımızın özel kütüphanesindeki kitapların neler olduğunu ve Müteferrika'nın neler okuduğunu artık tek tek biliyoruz. Bu kitapların içerisinde en ilginçleri Roma'daki Typographia Medicea'da 16. yüzyılın sonlarında ve 17. yüzyılın başlarında basılmış Arap harfli matbu Öklides Şerhi ve Nüzhetü'l-Müştak yer alıyor. Bu kitaplar Müteferrika'nın matbaa işine girişmeden önce geniş bir araştırma yaptığını gösteriyor.

Müteferrika'nın kütüphanesindeki birçok Latince ve çeşitli Avrupa dillerindeki kitapları içerisinde Meninski Lugati, Atlas Minor, İncil ve Tevrat dikkat çekiyor. İlk matbaacımız astronomi ile ilgili birçok kitaba ve 40'a yakın haritaya sahipti. Bunlar muhtemelen Müteferrika'nın Kâtip Çelebi'nin Cihannüması'na yaptığı şerhlerde ve diğer bastığı ve yazdığı eserlerde kullandığı kitaplardı. Müteferrika'nın özel kütüphanesindeki kitapların içerisinde Kâtip Çelebi'nin Mizanü'l-Hakk'ı, Gelibolulu Mustafa ¬li'nin Nusretnâmesi, Kınalızâde Ali'nin Ahlak-ı Alâisi, Nişancı Ramazanzâde Mehmed'in Tarih-i Mirât-ı Kâinât'ı, Ebu'l-fida'nın Takvim-i Buldan'ı, Acaibül-Mahlukat'ı da vardı.

UCUZ VE KALİTELİ KİTAP
İbrahim Müteferrika'yı sadece bir matbaacı olarak düşünmek büyük bir hata olur. İbrahim Müteferrika'nın bastığı kitapların tarih, coğrafya, dil gibi konularla, askerlik sahasında olduğu dikkat çekiyor. Araştırmacılar, Müteferrika'nın bastığı eserlerin seçiminde oldukça isabetli davrandığını söylerler. Müteferrika, bastığı kitapların büyük bir kısmına ilaveler ve açıklamalar yapmış, bir kısmını da notlar ve haritalar ekleyerek zenginleştirmişti. Bilhassa Kâtip Çelebi'nin Cihânnümâsı'na yaptığı ilaveler, onun Rönesans sonrası Avrupa'daki gelişmeleri nasıl takip ettiğini açıkça gösteriyor.

Müteferrika, matbaacılığa başlarken, yayınladığı kitaplarda doğru metin yayınlama amacında olduğunu söylemişti. Yayınladığı kitaplar incelendiğinde bu amaca ulaştığını görüyoruz. Nitekim, Amerika kıtasının keşfini anlatan Müteferrika'nın bastığı "Tarih-i Hindî Garbi" isimli kitabı inceleyen Amerikalı araştırmacı Thomas Goodrich, bu eserin mevcut yazma metinlerinin hiç birisinin tam ve doğru olmadığını, tamamı ve doğruya en yakın olanın 1730'da Müteferrika'nın yayınladığı olduğunu ve onun bu sonuca birden fazla metin kullanarak vardığını söyler. İlk matbaacımız, matbaanın önemli amaçlarından biri olan ucuz kitap politikasını da gerçekleştirmişti. Nitekim Müteferrika, matbaadan önce piyasada 350 kuruşa satılan Vankulu Sözlüğü'nü 35-40 kuruşa satmıştı.

peygamber zaamanına gelince o da şu şekilde:

Hz Muhammed, vahyi tamamlanan sureleri –cogunlukla Suffa Ehli denilen ve mescidin yaninda yasayip, sadece ilimle ve Kuran ile ugrasan, gecimleri daha cok Peygamber tarafindan karsilanan, cogunlugu hafiz olan insanlara- temize cektirip muhafaza ettiriyordu.

Ayni zamanda Hz. Muhammed’in ashabi icinde hafiz olanlarin sayisi yaklasik 3000 kisi idi. Sadece Peygamber devrinde meydana gelen birru Maune olayinda sehid olan hafiz sayisi 70 civarindaydi. Bu rakam, Kuran’i Kerim’i ne kadar sahabenin hifzettigi konusunda bir fikir verebilir. Hayatlarini bu Kuran’i Kerim icin feda etmis 400-700 arasi hafizdan bahsedilir Yemame Savasi’nda.

Bugun hepimiz kabul ediyoruz ki, O guzel Peygamber’in ummeti olarak dinden uzaklastikca uzaklastik. Hal-i pur melalimiz ortada, buyuklerimizin deyimiyle. Su durumda dahi, bir Konya ilinde 70.000 kayitli hafiz var (Karaman il olmadan onceki rakam mi bilmiyorum). Cezayir ve Fas’in nufusunun %30’a yakini yine hafiz. Dehset bir rakam bu, 600 sayfanin hafizaya yazilmasindan bahsediyoruz. Simdi dusunun bir kez, su durumdaki dunyada bu kadar hafiz varken, Islam’in en siddetli yasandigi o devirdeki hafiz sayisi nasil olur, O Kitap’a olan ilgi nasil olur? Herkesin hafizasina naksetmis ayetler bu kadar kolay degistirilebilir mi saniyorsunuz?

O devirde, her gun namazlarda Kur’an dan ayetler okunuyordu. Surekli bastan sona Kur’an okuyan sahabeler cok fazlaydi. O kadar ki, peygamber bazilarina hergun tamamini okumayi yasaklamisti. Simdi burda sormak istiyorum, hepsi hergun baska baska Kuran mi okuyordu Peygamber zamaninda? Ya da daha sonra bu hafizlarin birkismi yorumunu katacak olsa, ya da farkli beyanatta bulunsa, diger hafizlar anlayamayacak miydi hergun okuduklari ayetlerin degistirildigini?

Hz Zeyd Bin Sabit’in elinde zaten Peygamber zamaninda toplanmis bir nusha vardi. Hz. Ebubekir doneminde yapilan toplama, sadece tum ummetin ve ozellikle Kuran’i iyi bilenlerin icmaini almak (bir anlamda resmilestirmek) icindi. Iste bunun icin Hz. Ebubekir, O’ndan her yazili ayet icin iki sahit sartini koydu. Bunun da tum insanlarin onunde yapilmasini istedi. Nitekim oyle de oldu.


firavun bahsi ise zaten kısa bir açıklama Allah Hz Musa'ya inananlarla berraber bir yol açmış ve kalanlar içindir sadece azap...siz işyerinizde hakim olduğunuz yerde belirli bir zamanda sınayarak ve doğruluğu knıtlanmış olan kurallarınızı bozan ve uyan insanlar varken sizinle ortak şekilde çalışacaklarına söz verenleri tutup diğerlerinin çalışma hakkına son vermez misiniz???


profosor ve doçent yahut din adına ne sıfat taşıyorsa peygamber dahi olsa kuran der ki değeriniz takvayla orantılıdır ne kadar alim yahut dahi olmanızla hukuki sosyal ekonomik durumla değil...


ve geçmişte haklı olduğunuz bir pay var ki çok farklı alanlarda bilimin ve sanatın gelişmesinde sıçrama görevi gören ve endülüsle başlayan rönesan reform başlangıcının bugününde maalesef kimlere kalmış durumda dini konuşmak ama sonuçta din sadece Allah'la ve sizin aranızdadır kalabalıkların inanması onaması yaşaması gerekmez herkes kendinden mesul olacaktır...


okuduğunuz için teşekkür eder yargılamalar yerine fikir paylaşımları beklerim....

__________________

03-10-2007, 01:40
Sevgili arkadaslar

Oncelikle hemen şunu belirteyim ki bu ceset secde eder vaziyette değil, 'hook' yani kanca şeklindedir. Bu tür gömülüş tarzlarına ise eski Mısır ın prehistorik devirlerinde sık sık rastlanılmaktadır. Büyük bir ihtimalle bu ceset, Mısır ın cilalı taş veya neolitik devirlerden kalmadır. Bir de bu cesedlerin yatış istikametleri vardır; kuzey mısırda farklı, güney mısırda farklıdır.

İkincisi ise, bu ceset eski Mısır firavunlarından birine ait olamaz. Öyle olsa idi en azından bunun yanında savaş arac-gerecleri, altın veya takılar ve bir takım askerlerin kemik kalıntılarına da rastlanırdı. Bu cesedin -bilgisizce- eski mısır firavunlarından birine ait olduğunu iddia edenlerin bu firavunun kim olduğunu da soylemeleri gerekir.

Son olarak, elimizde ki kanıtlar bize gösteriyor ki, yahudileri Mısır dan çıkıslarında hiç bir firavun veya onun askeri bir birliği kovalamamıştır; M.Ö 1350-1320 de eski Mısır da olusan anarsi ortamından doğan karışıklık sebebiyle yahudiler, Mısır dan ellerini kollarını sallayarak rahatça çıkmıslardır.

Saygılarımla

spy_force
15-01-2008, 15:34
sevgili Müslüman din kardeşlerim

Allahu teale bir Çok Ayette Onların Kalpler Mühürlenmiştir ve Onlar artık Göremezler Diye bizleri uyarmaktadır.

Aynı zamanda Allah resulünede Kıyamet Ne Zaman Kopacak Denilidğinde Kıyamete İaşetler verilmiştir. Bunlardan biride : "Rahmanın Varlığı Açık Açık İnkar Edilmedikçe Kıyamet Kopmaz" Hadisidir.

İngiltere ve Müzede hala Mevcut Bulunan firaun Cesedi Kur-an'da Anlatılanlar ile % 100 doğrudur ve Aynı şekilldedir

günümüz Dünyasında bilim Adamlarıda Suda Bulunduğunu Açık Açık Onaylamıştır.

şte buradak ayetler ve hadislerin görmeyen arkadaşlarımızı brebr doğrulamaktadır onun için bunlara ne derseniz diyin bunlar göremedkleri için zaten anlatmayada pek gerek yok

Özgür düşünce nerde ozaman mademki benim kalbimi o mühürledi benim sizin inancınıza göre cennete gitmem gerek çünkü kararı ben değil o vermiş madem öle ben neden inanayımki buna bir açıklama getirebilecek müslüm varmı

NoReligion
20-01-2008, 14:39
Yahu. :) Ne kadar komik olduklarını bilmeyen insanlar var bu forumda. Yok bilim adamları dünyanın 4 bir tarafında allah'ın varlığını kabul etmiş, buna şahitlik yapıyorlarmış. hahah. Dayanamıyorum. :)

Bilim adamları, işi gücü bıraktılar, dünya'nın 4 bir tarafında müslümanlık kovalıyorlar. *Peeh. :)

Bu aynı, "Kuran'ı yere attı, kız böyle maymuna döndü" haberini bilenleriniz varsa, ona benziyor. Üstelik, böyle bir şeyi, 2000li yıllarda, insanların internette herşeyi bulabileceği bir zamanda, nasıl utanmadan ve arlanmadan yapabiliyorlar anlamıyorum. O Kuran'ı yere atıp maymun olduğu iddia edilen "şey", balmumu müzesinden bir eser. Kimbilir bu Firavun diye gösterdikleri, kimin, zamanında ortaya çıkardığı bir eser, kimin mumyası. :)

Nxcore
15-04-2008, 23:23
Şimdi kurana göre firavun kafirimiş hz.musa Kızıldenizi ikiye bölmüş.. vs vs
Firavun ise secde halinde ölü bulunmuş..
Peki firavun olduğunu kanıtlayan nedir. Cesetin otopsisine göre firavun olduğu ne malum *:D ?
Beyinleri uyuşturmak için oynanan oyunlar..

Svarog
30-04-2008, 13:00
sözde secde halinde bulunan mumya asıl adı geçen firavuna ait değil zaten herşey gibi bunu da kendilerine mal etmiş müslümanlar

Svarog
30-04-2008, 13:05
kuran ateistlere hakaret içeriyor dava edelim toplatılsın *:lol: *:lol: *:lol:

mukeat
15-06-2008, 11:14
Dinin gücü korkudan gelir.Gerisi hayal ile pekişir.

hydra
17-06-2008, 05:26
Denizi asayla ayırıp gidersen "en fasık en mel'un kafir" bile senin peşine düşmeye cesaret edemez bu bir. Daha önceki yorumlarda yazan arkadaşların da dediği gibi pek çok bozulmamış ceset bulunuyor. Hatta buzullar arasında kalıp birkaç yıl önce küresel ısınma sonucu ortaya çıkan iki Mamut cesedi bulundu bunlar bozulmamıştı şimdi söyleyin bakalım Mamutlar mı daha eski Musa'yı kovalayan Firavun mu? Bu iki. O ceset Kızıldeniz'de bulunmuş olabilir ama ne malum onun Musa'yı kovalayan Firavun olduğu belki sıradan biri. Bu üç. Eğer sizden farklı düşünenlerle tartışmayı bünyeniz kaldıramıyorsa tartışmayın ne demek Allah'ın izniyle sitenizi elinizden alacam yok sonunuz şöyle olacak böyle olacak. Ha hatırlamışken mumyalama işini bilenler görüp okuyanlar hatırlasın özel bir ilaç kullanılmıyor tuz kullanılıyor. Kızıldeniz'in de tuzu malum.

zeitgeist
04-07-2008, 14:51
öncelikle şunu belirtmeliyimki musa ve firavun arasında geçen bu olay önce tevratta sonra incilde son olarakta kuran da geçmektedir...bu olayların doğru olduğunu varsaysak bile bu önce yahudi ve hristiyanın öne sürmesi gereken kanıttır...
ayrıca islamiyet gibi nüfusu fazla olan bir dinin diğer kutsal kitaplardada geçen bu gibi ucuz mucizelere(!) ihtiyacı olması küçük düşürücüdür...
olayla alakalı mizahi bir nokta koyayım diyorum

“Küçük Abraham yedi yaşında Yahudi İmam Hatip Okulu muadili ilk okula gitmeye başlamış. Birinci haftanın sonunda okul hafta sonu tatiline girince eve dönmüş.
Annesi sormuş :
- Abraham anlat bakalım bu hafta okulda ne öğrendiniz?
- Musa Peygamberi öğrendik, demiş küçük Abraham.
- Peki anlatabilir misin?
- Musa Peygamber bir Mossad ajanıydı. Gördüğü eğitim sayesinde Mısır Firavunu'nun sarayına kimseye çaktırmadan girdi. Esir alınmış Yahudileri Kızıl Deniz'in kenarına kadar kaçırmayı başardı. Denizi geçmek için bütün Yahudilere emir vererek yüzen köprüler kurdurdu ve Yahudiler Kızıldeniz'in doğusuna geçmeye başladılar. Tam geçerlerken General Firavun bunları, orduları ve zırhlı birlikleri ile takip etmeye başladı. Musa Peygamber cep telefonunu kullanıp Mossad'a haber verdi. Mossad İsrail Hava Kuvvetleri'ne bildirince hemen F-16'lar ve Fantom uçakları, köprüye varan Mısır ordusunu ve tankları bombalamaya başladılar, Köprünün yarısına kadar gelmiş Mısır ordusu ve General Firavun denize düşerek boğuldular ve Yahudiler selametle karşı sahile geçtiler.
Annesi dehşetler içinde sorar.
- Abraham, haham hocan, gerçekten böyle mi anlattı?
- Anne tam olarak böyle anlatmadı, ama herifin tam olarak anlattığı şekilde sana anlatsam hepten inanmayacaksın.”

Yakın gerçek
09-07-2008, 12:55
Ammar bence önce iyice araştır ve düşün, farklı açılardan da bakmaya çalış, sonra karar ver derim.

Yukarıda yazdığın ayet, allahdan değil Muhammedden çıkmıştır. İslamın ilk yıllarında, müslümanlığa geçmemekte ısrar edenlere karşı Muhammed zor durumda kalmıştır. Bilhassa özamcası ve ona bir nevi babalık eden Ebutalibin bir türlü müslüman olmaması -ki ölene dek müslüman olmamıştır- Muhammedi çevresinde zor durumda bırakmıştır. Çevresindekiler demiştir ki: "Nasıl peygambersin ki sen özamcanı bile bir türlü müslüman yapamıyorsun" Bu gibi sorularla sıkıştırılan Muhammed, işin içinden çıkmak için Kuran'a "Onların kalbleri mühürlenmiştir" ayetini sokmuştur. Bu şekilde, bakın sorun benden kaynaklanmıyor, allah onların kalblerini mühürlediği için onlar müslüman olamıyor, demek istemiştir.
Merak ediyorum sizin gönlünüzü kim mühürledi.insan nefisten yaratılmıştır.Kimi zaman Peygamberler bile sapma aşamasına gelmiş ancak Allhın ve meleklerin desteğiyle tekrar doğrulmuştur. Nefsimiz ve aklımız bize sürekli oyunlar oynar.Beynmizin % 5 ini kullandıgımızı düşünürsek.( bazıları % 10der degısır ) Yaratılışımızı ve beynimizde taşıdığımız 1.5 kiloluk et yığınında neler saklı oldugunu bilemeyiz... ( ruh olarak nitelendirdiğimiz şey belki % 90lık bölümdeki enerji patlamasıdır ve ölünce acıga cıkar bilemeyiz Ölünce görücez. Kuranda sürekli geçen bi şeyde Batıl ın olmadğını Uğursuzlugun olmadıgından bahseder.. Muhammed böyle demiştir kara köpeğe etc. diyorsun aferinde hadislerin % 85i sallama oldugunu sen daha bılıosundur.binlerce hadis var ve hala ayıklanma yapılmaya calısılıyor. Bazıları da niye ozamanAllah kendini göstermiyor neden vs vs e ozaman bu sınavın maksadı ne ? birebir şahit olduktan sonra ona inanınca insan olarak senin meleklerden ( yada diğer varlıklardan )farkın ne Allhımız onu bizim bulmamızı ister..Kafanızda taşıdıgınız o 1.5 kiloluk kıymayla.. E bırakın onu bulmayı dahada yoldan sapınca bazı kitaplar melekler / mucizeler göndermek zorunda kalmıştır.Neden çünkü herşeye ragmen bizi o yarattı nurundan bize bir parça üfledi.isan beslediği köpeğine bile kıyamazken nasıl olurda bizleri yaratan karsılıksız seven ve sevilmeyi bekleyen yüce Allah bizleri ateşe atmak istesin / yada kızsın ...Bi gün Hz. muhammedle ömer yürürken meydanda bir kadın görmüşler kan ter içinde koşuyor ağlıyor bağırıyor.meğerse Çocuğunu kaybetmiş.Sonra buluyor nasıl sarılıyor öpüyor. Peygamberimiz Hz. Ömer R.A ya dömnüş Ya Ömer Bu ana nasıl olurda bu yavrusnu bukadar severken hiç bilerek isteyerek Ateşe atabilrimi demiş,atamaz ya Muhammed peki bizi yaratan Allhımız bizi hiç isteyerek ateşlere atarmı ( azaplara ) Allah kendine inanları affeder.inanın size mükemmel müslüman olun diyemem çümki kimse mükemmel olmaz ama inanmak bu kadarmı zor bunca ortada kaynak varken. size müslüman olun diyemem /(isterim ) hristiyanda olun demem / yahududie ne olursanız olun inanın be kardeşim.Ben insanları severim / herşeyi severiz ben senin neden yanmanı ( ateş bir terimdir ) azap görmeni istiyim .ama bu böyle biz bir sınavdayız 4 yıllık bir üniversiteye girmek için 1ci sınıftan beri 11 -12 yıl calısmak emek vermek oluyorda / ebediyet ve ahiret için 60 yıl 80 yıl yada 20 yıl kaderniz neyse bu zaman içinde allah inanmak mı zor geliyor insan olmakmı zor geliyor.bakıyorum hepniz pırlanta gibisniz ama tek eksiğiniz inanmamak.İnannın bir cok ayette allahın bagıslamasından bize sevgisinden bahseder ne yaparsanız yapın bizleri bağışlaya bilir. ama inanmayanların bagıslanması olamaz zaten saymadıgın inanmadıgın birşeyin merhametide olamaz. ( Allah ne olursa olsun inşallah hepimizi bağışlar)


Yanlışlarım olduysa yazı olarak imla olarak şimdiden kusura bakmayın pek inceleyemedim ve hızlı yazıorum genel olrak tşk.)

aydoe
09-07-2008, 13:05
Sayın Yakın gerçek Allah niye bizim inanmamızı istiyor?
Ne olur inanmazsak,ben inanmıyorum ama çok iyi bir insanım,devamlı hayır dua alırım ,herkese iyilik yaparım,kimsenin hakkına tecavüz etmem,çalışırım,üretirim çevreme ve insanlığa faydalı olmaya çalışırım.
E Allah'a inanmadım diye Allah beni cezalandıracak,biraz saçma geliyor,eğer tek suçum inanmamak ise ve bu yüzden azap çekeceksem,Allahınızın adaleti yok derim.

amenofis
09-07-2008, 13:08
Tekrar Yazayim

sorgulamadan Inanmanin Koru Korune Bagnazca Cahilce Inanmanin Mukafatlandirildigi Sorgulamanin Arastirmanin Dusunmenin Sonucunda Elde Edilen Bilgiler Den Hareketle Olusturulan Fikirlerin Ebediyen Cezalandirildigi Ornegin Birden Fazla Yaratici Olabilir Demek Allaha Ortak Kosmaktir Cezasi Ebedididr..

Bole Bir Inanc Sistemi Benim Inanc Sistemim Olamaz..

Ve Yokolmaya Mahkumdur...

amenofis
09-07-2008, 13:11
Bu Dusunceyi Destekleyen Bulgular Olabilir Nedir Bunlar

hz Musa Agadeli Sargondur

Hz Isa Horustur

ikisininde Yasadigi Muammadir...kafasini Bu Yonde Objektif Calistiran Isin Idrakina Varir....

sumerler Misirlilar

arastirilir Gercek Oradaddir..onemli Olan Gormesini Bilmektir..

Burda Devreye Frekans Girer...tum Insanlar Dusunce Anlaminda Esit Degildir...bazilarinin Frekansi Dusuktur Anlatamazsiniz...ugrasmayin...frekansi Yuksekse Idrak Eder Gercegi Gorur..

amenofis
09-07-2008, 13:13
frekans Salt Zeka Ile Alaki Deildir..

Insanin Kisiligi Korkulari Cocuklugu Egitimi Belirler

yani Kafasi Cok Basan Adamda Inancli Olabilir...

frekans Bir Cok Etkenle Belirlenir...o Yuzden Ben Asla Inanan Adama Gercekleri Anlatmaya Ugrasmam...bilgiye Ac Olan Frekansi Yuksek Olana Elimden Geldigince Yardim Ederim

Yakın gerçek
09-07-2008, 15:24
Neden iyilik yaparsın ? yada karını / Çocuğunu neden seversin ? Sevgi nedir ? nerden gelir ..Bu duyguları nerden öğrendin ? Allah inanmanızdan ziyade Anlamanızı istiyor ( saygı / yüceltilmek ) sadece gözünün alabildği şu ufacık sistemde bile ne müthiş oloşumlarvar.Böyle yüce bir varlık varlığının anlaşılmasını istiyor...Herşey tesadüfden oldu şu oldu bu oldu(Böyle saçma birşey Söyleyemeyiz)..Senin Allaha inanmaman ona ne kaybettirir...Aciz insan bile daha 2 yaşında aynaya bakmaya başlar ben güselmiyim beni seviyorlarmı ağlasam babam beni fark edermi / vs vs Böyle yüce bir varlık farkedilmek ve bize verdiği o büyük nimet aklımız / nefsimiz / bir şeyler üretmemiz bunlarla onu bulmamızı ister.ve saygı ister .. Sana bu dünyada yaşama şansı verdi 30 yıl olsun 10 yıl olsun insan gibi yaşamak . özgürce düşünmek ( hayvanlar gibi sadece yemek / yatmak değil ) akıl verdi hepsinden farkli olarak... Ve sen bukadar şeye rağmen ona inanmassan yaptığın iyilikler kime ? seni yaratan içine o nurdan üfleyen sevmeyi ve sevmeyi öğreten kim ? Onun için üzülüyorum seninin ne kadar beyfendi oldugunu / yardım sever oldugunu görüyorum ona rağmen günah işliyorsunuz. inanmayarak.. ve inan herşeyin bir bedeli var ahirette olsun bu dünyada olsun insan gibi Zeki ve üsütn yaratılmıs bir canlının azap görmesi üzülmesi bunları istemiyorum.Çiçeklerinde kimseye bir zararı yok aksine çok büyük yararı var annene / karına hastaya götürürsün bakınca gönlünü açar iyiki var dersin buda bir duadır . Demek istediğim o bir çiçek yaptıgı iyilikten ne bi haberi var nede bir fayda sağlar.Gelen bunca kitabın amacıda buydu zaten sizin gibi topluma faydası olan sevgi dolu Ve bunların kendisine Allah tarafından verildiğini kabul edip şükreden insanlar...Allahın adaletinde yanlız onu anlayanlar bilir. Bakın ceza kavramı göreceli Annende seni çok sever canından cok ama ufakken şunu ellme bunu elemme cıss ( döverim der e hatta döver ? senin annen seni sevmiyor seni anlamıyor ve adaletsizmi ?? Chennem ateşini misal verir / nimetlerden haber veriri olaki ya korkarak inan yada severek . bir Anne babanın yaptıgı gibi Haşa onu demek istemiyorum Allahımla ( anne babayı kıyaslamıyorum sizin gibi zeki insanlar ne demek istediğimi çok rahat anlar...Allah haktır. sen bir iş yapınca hakkını istersin ya övülmek yada Para yaptığın işe bağlı..Senin bedavaya maden ocağında çalışmanla Allaha inanmaman aynı haksızlık..Ona inanmak zorundasın bu HAktır.Ve ibadet edip onu saymakda bize haktır. Tşk saygılarımla

amenofis
09-07-2008, 15:33
sv yakın gercek arkadasımız demek ıstedıklerımı gayet guzel ozetlemekte...

frekans olayı...at gozluklerı gıyp korkulara esır olup hakıkatı gorememe...cok normal..işte demek ıstedıgım bu benım....cok ii zekı bı ınsan bellı..ama frekans işte...bu bambaska bı boyut...

ama yanlıs cıkarımlarda var....dogadakı guzellıklere dıkkat cekmekte tesadufler yok dıyo...bende bole dusunuyosrum..ateıst degılım..ama bunların varlıgı allahı ıslamın allahını ıncılın tevratın allahını ıspatlamıyokı...guzellıklerden bahsedıyo....sankı tecavuzculerı ensestlerı ölü sevıcılerı ben yaratıyorum...dedım ya

frekans

aydoe
09-07-2008, 16:58
Herkes inanırsa ve Allah'ın dediklerini yaparsa Allah yalancı konumuna düşer,çünkü Allah cehennemi ins ve cinsle doldurmaya söz vermiş.
Yani Allah hepimizin inanacağına kendisi bile inanmıyormuş(yani ayetleri söyleyen Muhammed).
İnananların Allah'ı nın zaten herşeye gücü yeter,ol dese bütün insanlar Müslüman olur,ama ne hikmetse Allah bunu istememekte ve bazı kullarını azaba layık görmektedir.
Böyle bir düşünce bana ters,ben iyiliği karşılıksız yaparım,ama sizin Allah'ınız beni tanıyın bana ibadet edin devamlı beni anın yoksa cehennemde sizi sonsuza kadar yakarım diyor,korkuyla birşeyler yaptırmak istiyor ki ,zorla güzellik olmaz,islamda zorlama vardır.
Müslüman kuldur,ben ne kadar yüce olursa olsun hiçbir güce kulluk etmem.
Ölürümde ,yanarımda ama kulluk ,kölelik bana göre değil,Allahınız yolunuzu açık etsin hepiniz cennetlik olun inşallah.

Yakın gerçek
09-07-2008, 17:06
Herkes inanırsa ve Allah'ın dediklerini yaparsa Allah yalancı konumuna düşer,çünkü Allah cehennemi ins ve cinsle doldurmaya söz vermiş.
Yani Allah hepimizin inanacağına kendisi bile inanmıyormuş(yani ayetleri söyleyen Muhammed).
İnananların Allah'ı nın zaten herşeye gücü yeter,ol dese bütün insanlar Müslüman olur,ama ne hikmetse Allah bunu istememekte ve bazı kullarını azaba layık görmektedir.
Böyle bir düşünce bana ters,ben iyiliği karşılıksız yaparım,ama sizin Allah'ınız beni tanıyın bana ibadet edin devamlı beni anın yoksa cehennemde sizi sonsuza kadar yakarım diyor,korkuyla birşeyler yaptırmak istiyor ki ,zorla güzellik olmaz,islamda zorlama vardır.
Müslüman kuldur,ben ne kadar yüce olursa olsun hiçbir güce kulluk etmem.
Ölürümde ,yanarımda ama kulluk ,kölelik bana göre değil,Allahınız yolunuzu açık etsin hepiniz cennetlik olun inşallah.

Senki hiçbirşey yaratamadıgın halde / kendini bukadar yüce görüyorsun .ki aslında hepimiz aciziz oakadar yüceysen ölmeden yaşa.Bu evreni yaratan bana kulluk edin deyince zorunamı gidiyor ?? sen ne yaptında kendini bukadar yüce görüyorsun ? hımm dün dilenciye 10 lira verdim yaşlı kadını karsıya gecırdım ben cok uluyum kımseye tapmam ya lütfen..Allah zaten kimin neyi yapıcagını bılıyor. Sadece cinler ve insanlarmı var ?
biz Alemlere birer Örneğiz.Kendi nefsimizle onu buluruz yada inkar ederiz . bu sınavın nedeni bu zaten.bizi ayıran bu zaten NEfsimiz. sana müslüman ol dedi oldun ee ne anlamı kaldı bu işin ?sen sen deilsinki ozaman.Ama o sen ( gerçek senin kendi iradesiyle onu bulmaısnı istiyor ) o oakadar uluku kendinen tapınan ROBOTlar istemiyor.Kendi nefsiyle onan inanmanı istioyr.ve bunun için bizim ıcın uzun onun için kısa bi zaman diliminde acılar/ yokluk / bolluk sınanıyoruz. devamlı benı anın ? güdün 3 diliminden bahseder bana ibadet edin beni anın yemekten sonra allhım sana şükür bumu zor ? bumu saçma sana kendini zinciremi vur dior ne zorlugu var. Herkez inanırsa diye birşey yok şimdiden milyonalrca inanmayan zülüm eden insan geldi geçti dünyadan ve hala gecıyor. görüyoruz işte

ersay
09-07-2008, 18:20
dokuz yaşında ayşe yi alıp 53 yaşında adamın koynuna sokan evlatlığı zeydin karısını alan bir peygamberine kıyak olsun diye habire ayet gönderen ve o peyganberede salat eden bir tanrı benim tanrım olamaz.benim tanrım muhammedein uçkurunun peşinde koşmaz.

Yakın gerçek
09-07-2008, 19:49
Koynuna sokan ?? bu ne salak cümle ima.sen kuranın kadın haklarına sagladıgı ozamanki hakları ya bilmiyorsun yada wtf are you talking about ? Himayesine almak sadece bumu kıt zekalı adamlar uçkur kadar bile beyniniz olmadıgından böyle sapmıs haldesınız zaten...

ozamanki zihniyet bu degıldı al bunu 9 yasında çiftleş aman tanrım bunu boyle anlayan yada sanan nekadar gafil durumda.Himayesi altına alıyor yada veriyor.sen ordamıydın yatarlarken terbiyesiz isan.

Seninde deden 7 yaşında kız almış zamnında ? e kanıtla ? bumu yani bukadar kıtmı bu düşünceler ?Kızıın / tanıdıgını ona verdi onlarda hemen sevişti bukadarmı yani arkadaşım ?

alaattin
14-07-2008, 10:31
yakın gerçek yukardaki iki yazına baktım ateistler tanrıya tapmayız demiyorlar tapılacak bir tanrı varsa ispatlanmalı ne istediği bilinmeli inanmakla olmazki tanrının kendini göstermeden insanı inanmaya zorlaması adaletsizliktir zaten çünkü bu şekilde sahte tanrılara tapma hatası doğar öylede olmuştur bugün kaç çeşit tanrı var sayısı belirsiz ayşeye gelince ayşenin babası ebubekir mekkenin zenginlerindendi muhammedden daha zengindi neden kızını kendi kadar zengin olmayan birinin himayesine versin ayrıca muhammet himayeme aldım demiyor evlendim diyor gerdeğe girdik diyor ordan ötesi söyleseydiler porno film olurdu cevap verirken neden yalan söyüyorsun yalansız cevabınız yokmu ayıp olmuyormu

hysteria
14-07-2008, 10:44
yakın gercek, ayse ıle muhammed 9 yasında gerdege gırmıslerdır, bugun ıslam seriatında 9 yasında kızlar evlenebılır bununda sebebı bu.. kuran kadınlara hangı haklarını saglamıstır? soyle dusun, hatıcemıydı muhammedın karısı kendısınden 15yas buyuk olan? o kadın kocasını kendısı secmıstır ve daha ortada muslumanlık yoktur bıle...

tekrar bakalım, ıslamdan once arap toplumunda zengın bır kadın, hemde kadın basına tuccarlık yapıyor, kendı kocasını kendısı secıyor tek basına ayakta durabılıyor,
ıslamdan sonra; kadınlar 9 yasında evlendırılıyor gerdege sokuluyor... soz hakları, dayak, kendı ayakları uzerınde durabılme, ıle ılgılı kısımlar ıcın bakınız bugunku arap toplumu...

evet cok hak saglamıs gercekten..

Yakın gerçek
14-07-2008, 11:45
9 yaşında gerdeğe girdim. diye birşet görmedim ben bu kaynak nerden ? doğrulu nedir ? link varsa inceleyim.Evet okadar büyük haklarki daha doğarken gömüyorlar bu benim ne işime yarar diye.Sadece para için bir himaye benim aklıma gelmez.İspatlanacak şekilde deliller olsa dünyada değil cennette olurduk.diyorsunuzki Allah / şeytanla iddaye girmiş kıyamate kadar zaman vermiş.ama sonra muüdahale etmiş.kitapda / peygamberde gelse önce kendin okuyorsun tartıyorsun inanıyorsun. çok büyük bir müdahale olsa ateist / yada inanmayan olmazdı? sonuçta yine kendi özgür iradenle nefsinle bulmanı istiyor. ve bunları çok etkileyemeyek şekilde müdahaler var.dedimya kaynak nerden ) 9 yaşında olduğu kesinmi neye göre 9 ozaman nufüs kağıdımı vardı ?yada sizinde dediğiniz şekilde okadar bayan seçebilme hakkı sağlanmış harem kurmus gibi ifadeler kullanıyorsunuz neden 9 yaşında bir kız.Kynağı incelicem kendimde bakıcam google dan..Alaattin düşünenle düşünmeyen inananla inanmayan bir olmadığından. Çok tanrıya inanla tek Allaha inannın farkı burdan çıkıcak.Kuran geldi daha düşünmeyin buna inan dediğini daha hiç görmedim. sürekli düşünmezmisiniz diyen bir kitap nasıl olurda ..Geri kafalılığı emreder. bunu Kuranmı yapmıştır yoksa zaten sapmış olan araplar yada kendini müslüman sananlarmı.Okumam gereken çok şey var.. ben yada biz hiç bir zaman herşeyi biliyoruz okuduk demedik / diyemem....

amenofis
14-07-2008, 11:53
sen hala yazıyosun ınatla...

ben senın gıbı ozguvenle yazabılmek ıcın hayatımın 4 5 senesını okumaya arastırmaya gozlemlemeye ayırdım...ondan sonra yazacak guvenı buldum...senın bu ozguvenın cehaletınden hala yazıyosun...sana oku dıyoruz arastır dıyoruz ...ama yok...

7 yasında kız almış kanıtla sen bana sunu kanıtla

hıra dagında cebraılın muhammede geldıgıne ınanıyomusun?

muhammedın goge yukseldıgıne

yada ayı 2 ye ayırdıgına ınanıyomusun

sadec evet yada hayır de

Yakın gerçek
14-07-2008, 12:00
Evet/ kanıtla diyeceksin Kuran /

Sen hangi yıllarca sğren araştırmaların sonunda burda yazıyorsun ? Yada sizin kargaşada olduğunuz şeyleri anlatmak için okadar geniş bir bilgiyede gerek yok.sizin şüpheye düştüğünüz şeylerin seviyesi / kaynakları belli! Yazılı bir belge varsa sende kanıtla bana ordan ahgam kes.Bu muhammed çok zekiymiş sizin atesit Atalarınız / hani her devir çok düşünmüşsünüz.ya Böyle bir kaynak bırakıp arkasına 2 milyar inananı almamış ( 2 milyar müslüman )...benim belgem Kuran ilmimse kendi aklım o ayetlerden düşünerek çıkardığım sonuç
Varsa kaynağın saygı duyarım.yoksa inanmadığın hadislere yada eskşden anlatılan şeyleri benim karşıma çıkarıp bak hadisler / eskiler böyle diyor deme.Ayşenin Nufüs kağıdını çıkar susayım . çıkmayacağına göre bu konuda zırvayla kalır. Sizin şüpheye düştükleriniz çok basit şeyler ondan bir birikime ihtiyacım yok varsın sümer / mısır birikimim olmasın yok olmuş ne anlattığını daha 200 yıl önce bu böyle olabilir denmeye başlanmış hikayeler peh.

amenofis
14-07-2008, 12:09
:)

işte bu hah sole cınlerede ınanıyosun meleklerede cehennemede.....

aczıyetın tanımı budur ıste....zaten senın gıbıler olmalı....tabıatta senın gıbılere ıhtıyac var...:) rolün bu...

taşla uçan ayı bölen cinlere meleklere ınanan bı bırey....eger bu konuda uzmanlasırsam falan senle ırtıbat kurup kobay olarak kullanıcam...:)

konunun farkında deılsın...anlayamıyosun....dıyoruzkı bellı hıkayeler var mıtler insan ürünü oldugu tartısmasız kabul edılen...dınlerın babası ıbrahımdır...ibrahımkı tevratta karısını fıravuna sunmustur...bu dahı bır sumer yazısıdır..oradan alıntıdır...hadı dıceksınkı farzet tek tanrı vardı sonra bunlar sumerlere cok tanrı olarak yansıdı ama dınle peygamberlerın babası sumerlerden alıntı...

ama baglantı kuramıyosunkı....zaten bılgısızlıgıne guluyo ınsanlar burda...bı adam dınden cıkmıssa o adam bos deıldır sana gerekcelerını anlatır ama sen kanıt kanıt dıye bagırıyosun mucızelerede ınanıyosun...bı yerde materyalıst canı ıstedıgınde metafızık...

hala yazılı belge dıyosun..cıdden acayıp bıseysın...sana dedık gıt arkeoljı muzelerıne..bılgı al...ama bosver arastırmayı

hemen bu yazıma bı cvp yaz:)

amenofis
14-07-2008, 12:16
bız kabul etmıyosak sebebı var kıbır falanda deıl...bız kımızkı...

ama akıl var mantık var....mucıze dıye bısey olmamıstır hıc...hayaletler cınler vs...bu ınsan zıhnının urunlerıdır....bunlara sorguzu ınanmak..

farzetkı ımanın sartlarına ınanıyorum...meleklere peygamberlere vs....bu sorguzu kabul nıye odullendırılecek bısey olsunkı..gormedıgım hıssetmedıgım varlıklara ıananıyorum demek nıye benı yuceltsın..kucultur benı..keske gorsem yada akıl suzgecınden gecırıp varlıklarına ınansam...

bak dostum bu dunyada cok az ınsan ınanır...tam anlamıyla ınanmaktan bahsedıyorum..bu oranlar degıskenlık gosterır...mesela bende sıfır...yuzde 0 yuzde yuz olanlar ıntıhar saldırısı yaparlar..kendılerını patlatırlar...dıger kıtle ıse ortalamadır..

2 mılyara aldanma...cenazelerde nıye aglanılır o kadar sanıyosun...aılesınden bırı oldugunde cennete gıttı dıye kutlama yapan gordunmu...sadace tesellıdır dın bıraz...aslında ınanan cok azdır ınandıgını sanan coktur

Yakın gerçek
14-07-2008, 12:53
Bu kadar yazı yazdın ne anlattğıın bile belli değil? Sana diyorumki ortadan yok olmuş bir / kültür dil ( ölü dil ) bu ibrahimi anlatmış / isayı anlatmış bunu neye göre söylüyorsun. senin dayın sümermi omu çevirdi san bunları.Daha eski mısır yazıtlarını bile 1799da bulunan bir tkaım kaynak bilgilerle çevirmeye çalışıyorlar. Bu yazıt bunu şu yazıt ibrahimi anlatmış bunu nasıl söyler inanırsın ? İnanmayanların oyunu olmadğı nerdne belli.Bakın bu yazıtlarda isayı anlatmış isada onu çalmış ben o yazıtta pornı hikaye gördüm ? varmı eski bir sümer dostun bana doğrusunu anlatsın. Zırvalayıpda beni halt ettiğini sanıyorsun buna çok gülüyorum.Sen beni bilgilendir.. yüce Amenofis geleceğe / geçmişe dönüş makinası yap bana sümerce öğren sonra gel anlat bu bunu demiştir diye.Şu an arapça halen dewam etmekte kelimelerin ne olup olmadığıda ortada diğer dillere değişirken biraz fark olabilir normal
buna inanmıyor.3-5 bin yıl belki daha eski yazıtlara inanıyorki onları hangi düşüncedeki adamların çevirdiği aşikar. Çoban güden bir adam resmi var buna musa / isa diyebikcek kadar usta olmuşun sen.Başka konuya atla herzamanki gibi başka şeylerde tartışalım lal..

hysteria
14-07-2008, 12:58
"İnanmayanların oyunu olmadğı nerdne belli.Bakın bu yazıtlarda isayı anlatmış isada onu çalmış ben o yazıtta pornı hikaye gördüm ? varmı eski bir sümer dostun bana doğrusunu anlatsın. Zırvalayıpda beni halt ettiğini sanıyorsun buna çok gülüyorum.Sen beni bilgilendir.. yüce Amenofis geleceğe / geçmişe dönüş makinası yap bana sümerce öğren sonra gel anlat bu bunu demiştir diye.Şu an arapça halen dewam etmekte kelimelerin ne olup olmadığıda ortada diğer dillere değişirken biraz fark olabilir normal"

bu bakıs acını ve elestirel tavrını bırazda kendı dınıne yoneltsen olmazmı?

Yakın gerçek
14-07-2008, 12:58
bız kabul etmıyosak sebebı var kıbır falanda deıl...bız kımızkı...

ama akıl var mantık var....mucıze dıye bısey olmamıstır hıc...hayaletler cınler vs...bu ınsan zıhnının urunlerıdır....bunlara sorguzu ınanmak..

farzetkı ımanın sartlarına ınanıyorum...meleklere peygamberlere vs....bu sorguzu kabul nıye odullendırılecek bısey olsunkı..gormedıgım hıssetmedıgım varlıklara ıananıyorum demek nıye benı yuceltsın..kucultur benı..keske gorsem yada akıl suzgecınden gecırıp varlıklarına ınansam...

bak dostum bu dunyada cok az ınsan ınanır...tam anlamıyla ınanmaktan bahsedıyorum..bu oranlar degıskenlık gosterır...mesela bende sıfır...yuzde 0 yuzde yuz olanlar ıntıhar saldırısı yaparlar..kendılerını patlatırlar...dıger kıtle ıse ortalamadır..

2 mılyara aldanma...cenazelerde nıye aglanılır o kadar sanıyosun...aılesınden bırı oldugunde cennete gıttı dıye kutlama yapan gordunmu...sadace tesellıdır dın bıraz...aslında ınanan cok azdır ınandıgını sanan coktur


İnsan ölüme ağlamazki / özleme ağlar onu bir daha göremeyecektir taki ölene kadar.20-yıl 30 yıl herneyse o nur yüzünü göremeyecek / sesini duyamayacak yoksa ah öldü yok oldu bu yok bu sizde var tamamen yok olucaksınız ya :S Doktora git ne biliym ekmeği cok sev / şekeri çok sev sana ömrü billah ellemiceksin dese bile o bile seni üzer bir daha elleyemiyeceksinki bu basit bir ekmek yada herneyse. o ağlayanlara dikkat et 3 gün sonra yavaş yavaş biter. sobra ara ara hatırlar ağlar. neden ara ara özler. görmek ister göremez. sen amerikaya git babana yada yakının ölmese bile aynı duyguyu yaşarsın / aban ölmedi yaşıyor ama o an ona ihtiyacın var özlem duydun ağlarısn ? Zaten Çok Bağırmayın allahı inkar eder gibi ağlamayın diye onu yapanların kendi acizliği dostum...Ölüme ağlamak başka özleme ağlamak başka konuyu yine dağıttın ama mantıklı cvplar herzaman var .Bunları anladığın halde sormanda bizi sınamak için..tatlı çekirgem benim

Yakın gerçek
14-07-2008, 12:59
"İnanmayanların oyunu olmadğı nerdne belli.Bakın bu yazıtlarda isayı anlatmış isada onu çalmış ben o yazıtta pornı hikaye gördüm ? varmı eski bir sümer dostun bana doğrusunu anlatsın. Zırvalayıpda beni halt ettiğini sanıyorsun buna çok gülüyorum.Sen beni bilgilendir.. yüce Amenofis geleceğe / geçmişe dönüş makinası yap bana sümerce öğren sonra gel anlat bu bunu demiştir diye.Şu an arapça halen dewam etmekte kelimelerin ne olup olmadığıda ortada diğer dillere değişirken biraz fark olabilir normal"

bu bakıs acını ve elestirel tavrını bırazda kendı dınıne yoneltsen olmazmı?

tabi olur kuran 5bin yıl önce yazılsaydı arapca yok olsaydı dil olarak ve biz bunları ancak 1799da anlamlandırmaya çalışsaydık inan olurdu . tşk saygılar

amenofis
14-07-2008, 13:01
hah sole ıste sunu de...

dıyosunkı cıkan kalıntılar ınanmayanların ısıydı:)

onlar dınlere ınanılmasın dıye bole bı tezgah yaptılar:)

tarıh hesaplamaları yanı mılattan yuzlerce yıl once yazıldıkları muamma?

dıyosunkı inanmayanların oyunu..

sumer dostum deıl ama sumerolog olan turk profesor muazzez ılmıye cıg bunu anlatmıs...kendısı sumerolog....oku kıtabını...ama nerdeeeeee...yaz babam yaz..

tum arastırmalar bulgular tabletler ıncelemeler...cok basıt ınanmayanların işi...bu kadar şüphecı adama sor melek gokten ucarak gelmıs der:)

ne perhız

amenofis
14-07-2008, 13:05
İnsan ölüme ağlamazki / özleme ağlar onu bir daha göremeyecektir taki ölene kadar.20-yıl 30 yıl herneyse o nur yüzünü göremeyecek / sesini duyamayacak yoksa ah öldü yok oldu bu yok bu sizde var tamamen yok olucaksınız ya :S Doktora git ne biliym ekmeği cok sev / şekeri çok sev sana ömrü billah ellemiceksin dese bile o bile seni üzer bir daha elleyemiyeceksinki bu basit bir ekmek yada herneyse. o ağlayanlara dikkat et 3 gün sonra yavaş yavaş biter. sobra ara ara hatırlar ağlar. neden ara ara özler. görmek ister göremez. sen amerikaya git babana yada yakının ölmese bile aynı duyguyu yaşarsın / aban ölmedi yaşıyor ama o an ona ihtiyacın var özlem duydun ağlarısn ? Zaten Çok Bağırmayın allahı inkar eder gibi ağlamayın diye onu yapanların kendi acizliği dostum...Ölüme ağlamak başka özleme ağlamak başka konuyu yine dağıttın ama mantıklı cvplar herzaman var .Bunları anladığın halde sormanda bizi sınamak için..tatlı çekirgem benim

sacmalamanın zırvesıne cıkmayı basardın...hakıkaten bu kez kahkahalar attım...

nur yuzunu goremeyecek dıye ha..ekmegı cok sev ha...ben seker hastası bırıne ekmek yasaklandıgında sınır krızı gecırerek aylarca bunalıma gırdıgını gormedım..

adam doktora gıdıyo seker yasak beyfendı

gıttıı sekerım gıttı doyamdan gıtttı:)

amerıkaya yakınım gıdınce ölmus kadar hıssedecem oylemı:)

hakıkaten bu kez tamamdır sen oldun...

Yakın gerçek
14-07-2008, 13:14
Yazıyı kaldırmışlar galiba. NEyse siz takılın .. ben anlatçağımı anlattım. Baban ölünce kutlama yap / siteye linkle bende izleyim...
Özlem duymayan/ görmediği bir şeyi sevmeyen inanmayan babasını bile gördüğü sürece sever özlem duyar.Gelde buna allaha inana sev dioruz hata bizde ... Hayat güzel yaşaın canlarım...

amenofis
14-07-2008, 13:16
tamam gayet dogal tepkıler vermeye basladın...hakaret etmen gayet dogal..sevıyene ınecegımımı dusundun sn yakın gercek...olması gerekenler oluyo...sende klasık bu konuları konusmaya basladıgım tartıstıgım ınsanların tepkılerını vermeye basladın..ama sımdıye kadar tartıstıklarım bazen acaba demıslerdı..

yanı ornegın

hadı be oyle ayet oldugunu sanmıyorum yada hakkaten mısır ve sumerlerde aynısı varmısmı soruları dogaldı...ama sen o aşamalara gelemedın...sen hakaret etme asamasındasın arkasından kufretme gelır....hadı hayırlısı devam aynen boyle....

kı bıde su var...benım ınsan sevgısı tasımadıgım sonucuna yada kıbırlı olduguma bu sonuclara nasıl vardın...nasıl bır muhakeme kabılıyetı:)

ılk baslarda bı ınsanın bu kadar eksık algılama kabılıyetı olabılırmı dıye dusunuyodum..ama artık dusunmeyı bıraktım eglenmeye basladım...

baya malmışsın dıyosun yanı bana..ha ha ha:)

Yakın gerçek
14-07-2008, 13:21
Ya tamam bana demogoji yapma. Çagır yetkilileri yazı kaldıttır. Hakaret veya sevgi saygı karşılıklı .
Laf ebeliğiyle birşey anlattığını sanıyorsun. bir konu üzerinde daha 2dk duramaınki ondan buna şundan ona. Sümer sümer ne sümermiş bunlar ya ben yıldım artk.YA dahada uzatmayacam Neyin ne olduğunu göreceksiniz.Zaten kafirlerle pek aynı ortamda bulunmayın demelerinin sebebide bu sinir / sitres. inancak kadar kabiliyeti olsa zaten kolayına kaçmazdı...Aç sümer oku birazdaha ufkunu genişlet sen.

amenofis
14-07-2008, 13:30
zaten senın bana gore sacma olan yazılarını her topıcte gormekten rahatsızım...burdan ayrılman senın sinir sistemın ıcın ve forumun saglıgı ıcın iyidir:)

o seker ekmek mevzusu na gelınce...bazen dusmanın sılahına onun sılahıyla karsılık vermek gerekır....sacmalamanın senın sılahın oldugunu dusunuyorum...bıraz abartı sanatıyla yazdım...cok takılma oraya...

ah su ıslamın su tarafı yokmu...hayvanlar ınsanlara hızmet ıcın yaratılmıslardır...o kopek dedıgın hayvan....belkıde bır tıp ve ampırık alanda kobay olarak kullanılarak ınsanlıga bır hastalıgın şifasında yardımcı oluyo..ya da bır fare belkı hasta adamın ömrunu uzatıyo...sabah aksam dunyaya hıcbırsey vermeden sadece tuketen yatıp kalkan adamdan daha fazal dunyaya hızmetı var...

laf ebelıgı yok ...sen dedın zaten sumer konusunu

ınanmayanların işi:)

bu akıl dolu cıkarımındanda butun sıte ahalısı faydalandı allah senden razı olsun mekanını cennet eylesın...

senın kabılıyet dedıgın koru korune ınanmak...bumu kabılıyet..inanc kabılıyetı..

efendım ben meleklere cınlere ınanıyorum....kuran ne derse ınanırım...hıc sorgulamam..sorgulamamda gunah...oruc tutarım hayvan keserım herseye ınanırım....cennete gıdecem..orda rahat edıcem...ne cennetı gormus ne cını ne melegı ne cebraılı...ama ınanc kabılıyetı boyle bısey..mukafatlanıdırılmak ıstıyosanız ınanın..koru korune...

yazıların durmasını ıstıyorum ben nıye kalksınkı ıbretı alem ıcın

K.C.
14-07-2008, 13:32
Yakın gerçek hakkındaki tespitlerim:

1- En fazla 18 yaşında. Daha büyükse gerçekten sorun var.
2- Ne Türkçeye hakim ne Türkçe dil bilgisine. Edebiyat mezunu veya öğrencisi değilse fen/matematik öğrencisi olma ihtimali var gibi ama böylesine bir mantıkla matematik/fen öğrencisi olması ihtimal dahilinde değil. Sonuç: henüz o derslere gelmemiş olabilir.
3- Tartışma adabını bilmiyor.
4- Bir konu hakkında beyanda bulunurken diğer taraflara rahatlıkla geçebiliyor. Dikkat eksikliği, yoğunlaşamama problemi.
5- Saplantılı.
6- Mesajlarıyla karşısındakini çürüttüğünü sanacak kadar kendine güveni var. (biri ona gerçeği anlayabileceği bir dille anlatmalı)
7- Herşeyi bildiği zannı sebebiyle kimseden birşey öğrenmeye niyeti yok. Burada yazması kendini tatminden başka birşey değil.
8- Tarih bilgisi benimkinden bile zayıf. :)
9- İslam'ı kesinlikle bilmiyor. Kur'an'ı okumuşluğu yok.
10- Ona şimdiye dek ne öğretildiyse, gönlüne hoş gelen ne okuduysa doğru kabul ediyor, aksi yöndeki fikirleri mantık süzgecinden geçirip kendi doğru bildikleriyle karşılaştırma, kıyas yapıp sentezleme gereği bile duymuyor.
11- Kendisinden farklı düşünenleri burada gördükçe ŞOK geçirdiğine eminim.
12- Kendisini geliştirmeye de niyeti yok...

Yakın Gerçek kardeşim,
Bence sen bırak bu işleri git bir islami sitete önce dinini öğren,
Türçeni geliştir, kendini doğru ifade edebilmek için kurslara falan katıl,
Algı ve mantığını geliştirmek için de biraz matematik çalış. Algını geliştirince felsefe derslerine başla.

Senin hafsalamızın almadığı mantıksızlıktaki mesajlarına cevap yazmak için, sana birşey öğretmek için harcadığımız zamana yazık. Klavyenin de bir amortismanı var ayrıca.

Yakın gerçek
14-07-2008, 22:57
Yakın gerçek hakkındaki tespitlerim:

1- En fazla 18 yaşında. Daha büyükse gerçekten sorun var.
2- Ne Türkçeye hakim ne Türkçe dil bilgisine. Edebiyat mezunu veya öğrencisi değilse fen/matematik öğrencisi olma ihtimali var gibi ama böylesine bir mantıkla matematik/fen öğrencisi olması ihtimal dahilinde değil. Sonuç: henüz o derslere gelmemiş olabilir.
3- Tartışma adabını bilmiyor.
4- Bir konu hakkında beyanda bulunurken diğer taraflara rahatlıkla geçebiliyor. Dikkat eksikliği, yoğunlaşamama problemi.
5- Saplantılı.
6- Mesajlarıyla karşısındakini çürüttüğünü sanacak kadar kendine güveni var. (biri ona gerçeği anlayabileceği bir dille anlatmalı)
7- Herşeyi bildiği zannı sebebiyle kimseden birşey öğrenmeye niyeti yok. Burada yazması kendini tatminden başka birşey değil.
8- Tarih bilgisi benimkinden bile zayıf. :)
9- İslam'ı kesinlikle bilmiyor. Kur'an'ı okumuşluğu yok.
10- Ona şimdiye dek ne öğretildiyse, gönlüne hoş gelen ne okuduysa doğru kabul ediyor, aksi yöndeki fikirleri mantık süzgecinden geçirip kendi doğru bildikleriyle karşılaştırma, kıyas yapıp sentezleme gereği bile duymuyor.
11- Kendisinden farklı düşünenleri burada gördükçe ŞOK geçirdiğine eminim.
12- Kendisini geliştirmeye de niyeti yok...

Yakın Gerçek kardeşim,
Bence sen bırak bu işleri git bir islami sitete önce dinini öğren,
Türçeni geliştir, kendini doğru ifade edebilmek için kurslara falan katıl,
Algı ve mantığını geliştirmek için de biraz matematik çalış. Algını geliştirince felsefe derslerine başla.

Senin hafsalamızın almadığı mantıksızlıktaki mesajlarına cevap yazmak için, sana birşey öğretmek için harcadığımız zamana yazık. Klavyenin de bir amortismanı var ayrıca.

1.22 yaşındayım.
2. Çok hızlı yazdığımı / geriye dönüp imla kurallarına dikkat etmediğimi.Beli 15 yerde tekrarladım. işletme okuyorum
3.Sevgi/saygı karşılıklı..Diğer topiklerdeki usluplarınıza bakım / islam ve Muhammed hakkında .Ben bir insanım herzaman sakin duramıyorum.
4.Bilader.Birşey istiyorusnuz Cvp yazıyoruz.Daha cvp göndermeden zaten konuyu başka yere çeken sizsiniz başımız döndü.Daldan dala atlıyorsunuz.
5.Saplantı.kendin için bende yok diyebilirmisin ?
6.Karşımdakini çürütmeye çalışmıyorum.burda kim daha zeki / akıllı yada bilgili yarışması yapmıyoruz.sizin alay ettiğiniz inanmadığınız gerçekleri Ayet vs bunlarla örnekiliyip. Bizim anladığımızı sizin anlamak istemediklerinizi Göstermeye çalışıyoruz.
7.Ben herşeyi bilemem/bilmiyorumda bunu birçok yerdede dile getirdim.Kimse herşeyi bilemez.Bir şey öğrenmem için senin bilgilerine güvenmem lazım.Sen bilgilerini güvenliliğinden nekadar eminssin ? Turan dursun kadarmı ? bırak o az daha dursun sen kendin araştır yeni şeyler bul.yada üret.
8.Sümerler / mısırlılar tarih kuran / araplar yada herneyse bunlar masal ?tarihi çok severim ben zevklidir.Güvenilir bir kaynak bulursamda okumaktan sıkılmam.Varsın sümerleri/ eski mısırları az bileyim.
9.islam biliyorum / kuran okmuşumki şu an ben bu tarafta sen o taraftasın ..Sen çok bildiğinden kafir olmuşsun.
10.ben her ayeti önce kendim yorumlarım/süzerim siz bunu yapamadığınzdan bazı terimlere / yada kelimelere takılıp kalıyorsunuz.Onları anlayamadan Kitabın bütününü Yok ediyorsunuz.Elle tutulur birşey söylesen bendede soru işaretleri olucakta genelde bende oluşan işaret bu :D gülmek.
11.hımm evet çok şaşırdım Bu kadar körü/ körüne dinden çıkmış bir topluluk görmemiştim dedimya nasa nın resimlerini incelerken tesadüfen Uğradım.şaşkınlığımı mazur gör ltf.
12.Bu sendede yok .bak bazı ortak yönlerimiz varmış senle.

tekrar yazayım çok hızlı yazıyorum / geriye dönüp imlalamalara bakmıyorum..Sizin yazdıklarınızdan boş olduğundan yazınızın gizel olması lazım yoksa o yazıyı kimse okumaz.Göz boyamak atesitlerin işidir ben nasıl eline su dökeyim.Bunada gerek yok.İmlaya dikkat etsem kendini aşıp anlaya bilicenmi ne dediklerimizi.
Genel olarak bir atestlerin yazılarına bak birde inanların .biz göz boyamadığımızdan pek dikkat etmiyoruz. ah şumu bumu böyle yazsam yanlış anlaşılırmı.Hak nerden yazarsan yaz hakdır. İster Hakk yaz ister h a k yaz.

K.C sana tavsiyem geçen zamana yanma.Halen geç değil.. Birazdaha zorla felsefe yap.Bulucaksın ..Sümerlere ve eski mısıra biraz ara ver Ezop masallarını Okuma / matrix izleme..yakında sende inanırsın.

gercekisim
14-07-2008, 23:54
İslami çevreler bile bu haberin yalan olduğunu anlamışken,bazı arkadaşlar halen ısrar ediyorlar... :)

http://www.haber7.com/haber/20051121/Firavun-cesedi-efsanesi-de-fos-cikti.php

:) :)

Acaba kuran okunurken yüksek sesle müzik dinlediği için maymuna dönen insan hikayesi ne zaman yazılacak :)

ziggurat
18-07-2008, 13:02
Ensareo,sen görmek istedigini görüyorsun.Güya ceset secde ediyormus.Sanki tapinmak,kul köle olmak onurlu ve iyi birseyimis gibi gösteriyorsun.Ne yani adam sirtüstü öldükten sonra Ensareo gibi adamlarin dini inanci daha da pekissin diye secde pozisyonu mu aldi?!!!.Algilamak istedigini algiliyorsun ve Fethullahci,Harun Yahya ci virüsü sanada bulasmis.Baskalarina da bulastirmak icin cabaliyorsun.Ama burada o tür virüslere karsi bilim asili adamlar var haberin olsun.

Yakın gerçek
18-07-2008, 15:10
Bu Bilim aşılı insanlar ne hikmetse daha bir şey kanıtlayamadı : Allhın olmadığına dair..Evrenin / dünyanın oluşumuna güneşin oluşumuna ve hatta ne zaman sönüceğine dair ilim irfan sahib ilim adamları insan kloanlayan / yarı insan melez yaratıklar yapmaya çalışan ve son şamaya gelen bu süper adamlar ne evrimi açıklıyor nede başka elle tutulur birşey. Fetullahın ... sana bir şey olmasın..

ersay
19-07-2008, 15:41
yakın gerçek senin sorunun kendini tanrının fedaisi olarak görmen senin tanrın acizmi'ki tanrını korumaya çalışıyorsun.bak senin tanrın engüzel tuzagı o kurar engüzel boyayı o yapar.hayvanlar gibi anırtır.cehenneme atar yakar tekrar insan kılıfına sokar tekrar yakar o kadar güçlü ve gaddar bir tanrın varki.kendi işini kendi görür senimi tetikçi tuttu sana gelene kadar o kadar tetikçisi varki ölmeye ve öldürmeye sen derslerine çalış beynini parlatmaya bak bak sen bu ateistlere bakma çunkü ateistler bu çagın adamı degiller sen anca ateistleri 50 yıl sonra anlaya bilirsin.kardeş zaten onlara kızıyorum seni neden oyalıyorlar uyumaya devam et sen hadi canım herşeyi birden anlatmalarına o küçücük beyin alırmı seni deli etmenin derdindeler.öpüyorum seni ateisteri dövücem sen rahat ol eeeeee uyu bebegim

Yakın gerçek
24-07-2008, 12:12
yakın gerçek senin sorunun kendini tanrının fedaisi olarak görmen senin tanrın acizmi'ki tanrını korumaya çalışıyorsun.bak senin tanrın engüzel tuzagı o kurar engüzel boyayı o yapar.hayvanlar gibi anırtır.cehenneme atar yakar tekrar insan kılıfına sokar tekrar yakar o kadar güçlü ve gaddar bir tanrın varki.kendi işini kendi görür senimi tetikçi tuttu sana gelene kadar o kadar tetikçisi varki ölmeye ve öldürmeye sen derslerine çalış beynini parlatmaya bak bak sen bu ateistlere bakma çunkü ateistler bu çagın adamı degiller sen anca ateistleri 50 yıl sonra anlaya bilirsin.kardeş zaten onlara kızıyorum seni neden oyalıyorlar uyumaya devam et sen hadi canım herşeyi birden anlatmalarına o küçücük beyin alırmı seni deli etmenin derdindeler.öpüyorum seni ateisteri dövücem sen rahat ol eeeeee uyu bebegim
şimdi bu yazı kalmıyor ? ben adama sen kimsin ve hangi sıfatla bana küçük beyinli diyorsun deyince bizim yazılar kalkıyor..

Aldığınız cvplar bukadarmı rahatsız ediyor.. Onlaırn hakaretlerine göz yumuluyor.çakal muhammed / çakal allah küçük beyinli müslümanlar cahiller ?

ama biz bir şey yazınca kaldırılıyor. ya bırakın bu ne acizlik böle..

qw19
24-07-2008, 18:40
Sevgili yakın gerçek;

Olmayan bir şeyin olmadığı kanıtlanabilir mide, ikide birde Allah'ın olmadığını kanıtlayamadınız diyorsun, örneğin siz ejderhaların olmadığını kanıtlayabilirmisiniz, veya olmadığını bildiğiniz bir şeyin olmadığını.

Aslında size sormuyorum çünkü yanıtını verdim zaten, bunun üzerinde bir parça düşünün.

Selamlar.

-InVi-
24-07-2008, 19:19
Acaba bu cesedin kutsal kitapda bahsi gecen ceset oldugu dolayindan müslüman olan varmiydi ? eger bu nedenle müslüman olan varsa onlarin simdi kendilerince bir sorunun var oldugunu düsünüyorum.

emil
26-08-2008, 18:44
Eğer kızıldeniz yarıldıysa mısırlıların neden bundan haberi yok.Adamlar bildiğim kadarıyla sarayda görev yapan dandirik adamların bile hayatlarını hiyrogliflerle anlatmışlar.Özel mezarlar yapmışlar.Heralde ölen bu firavun için de saygı gereği ona piramit falan bişeyler yaparlardı.
Yok eğer gerçekten bu olay olduysa zaten hepsi musaya inanırdı.İşin ilginci ben tanrı olsam kızıldenizi neden ikiye yarayım ki? Uçururum üstünden daha kolay.Gösterişli olsun diye mi acaba?Bir belgeselde izlemiştim.Bahsedilen olayın geçtiği yerin o dönemde bataklık olduğu tahmin ediliyordu.Bu cesette belliki bataklıkta sağlam kalmış olabilir.

nehir
29-08-2008, 10:56
şu malum meşhur cesede baktımda uyuyan bir insan pozisyonunda gibi;yan yatmış,ayaklardan biri biraz daha ilerde ve dizden kıvrık,başta yanda ,dolayısı ile bana secdede gibi gelmedi! :)

Aydınus
30-08-2008, 00:03
Şu konuya dahil olmamak için çok direndim , ama yazmak artık şart oldu .

Firavun'un cesedi ve Kuran'da buna işaret edildiği türünden saçmalamaları inanır müminlerin tekeline bırakalım da benim anlayamadığım şu :

İnanır müminler nasıl oluyor da hala daha cahiliye devrinde insanların kız çocuklarını üstelik de diri diri toprağa gömdüklerine inanabiliyorlar .

Yahu , psikolojik dengesi yerinde bir anne veya babanın böyle birşey yapması mümkün müdür ya ?

Bırakınız insanları , hayvanlar bile yavrularına kol kanat gerer ; yavrularına uzanacak tehlikeyi sezen sıradan bir tavuk bile bir anda kaplanlaşıverir ve gücü yettiğince , gerekirse de canı pahasına o tehlikeyi yavrularının üzerinden savuşturmaya çalışır .

İçgüdüsel olarak hayvanlar bile böyle davranırken bir insanın , ki isterse 1400 yıl önce ( İslam öncesinde ) yaşamış olsun , böyle bir şey yapması düşünülebilir mi ?

Tamam ; adam dinsel hezeyan içerisinde olup amiyane tabirle kafası da kırıksa yapar mı yapar , inanırım . Ama psikolojisi sağlam insanın bunu yapması mümkün müdür ?

Bu , olsa olsa dincilerin uyduruğudur . Zira İslam gelmiştir ve İslam'la birlikte de yeni bir düzen gelmiştir . Tarihten şunu gayet iyi biliriz ki , her gelen yeni düzen kendisini meşru kılabilmek için eskiyi kötüler . Buraya kadar tamam ...

Tamam da , uyuşturucu bağımlısından beter din bağımlılarının , İslam'ın güya kadına bol haklar verdiğinden bahsederken sürekli olarak bu yalanı dillerine dolayıp durması da artık can sıkıcı olmaya başladı . Ne zamana kadar daha , zamanında zehirli bir ot gibi kendilerine yedirilen yalanı bizlere okuyup duracaklar ?

Her konuda bizlerden ispat isteyen , Allah iddiasıyla ortaya çıkıp da bizlerden abukça yokluğuna dair daha bir de belge bekleyen , Sümer kaynaklarını reddedip duran şahısa sormak istiyorum :

İslam gelmeden önceki dönemde kız çocuklarının diri diri gömüldüğüne dair hani senin belgen nerede ?

Yok öyle ; Kuran da , Muhammet de , felan da feşmekan da ...

yucemanitu
30-08-2008, 16:51
İslam'dan önce insanların kız çocuklarını diri diri gömmesi hakkında hiçbir kanıt yok ama ilk Müslüman'ın (Hz. İbrahim) oğlunu kıtır kıtır kesmek istemesi hakkında kanıt çok. Hem de İslami kaynaklarda.

dr humanist
12-09-2008, 23:38
bız kabul etmıyosak sebebı var kıbır falanda deıl...bız kımızkı...

ama akıl var mantık var....mucıze dıye bısey olmamıstır hıc...hayaletler cınler vs...bu ınsan zıhnının urunlerıdır....bunlara sorguzu ınanmak..

farzetkı ımanın sartlarına ınanıyorum...meleklere peygamberlere vs....bu sorguzu kabul nıye odullendırılecek bısey olsunkı..gormedıgım hıssetmedıgım varlıklara ıananıyorum demek nıye benı yuceltsın..kucultur benı..keske gorsem yada akıl suzgecınden gecırıp varlıklarına ınansam...

bak dostum bu dunyada cok az ınsan ınanır...tam anlamıyla ınanmaktan bahsedıyorum..bu oranlar degıskenlık gosterır...mesela bende sıfır...yuzde 0 yuzde yuz olanlar ıntıhar saldırısı yaparlar..kendılerını patlatırlar...dıger kıtle ıse ortalamadır..

2 mılyara aldanma...cenazelerde nıye aglanılır o kadar sanıyosun...aılesınden bırı oldugunde cennete gıttı dıye kutlama yapan gordunmu...sadace tesellıdır dın bıraz...aslında ınanan cok azdır ınandıgını sanan coktur


tamamen hislerime tercuman olmuşsun..

madem o kadar inandınız neden birisi ölünce kendiniz paralıyorsunuz?ne güzel cennete gitti sevinsenize..

kanıtlayamazsınız..siz de bilmiyorsunuz çünkü ölen hiçbir insandan haber alınamadı,inanlar da her zaman şüphededir bence ama teselli için dinleri vardır..

ılımfızık
18-03-2009, 23:53
ILIM KANITTIR O ZAMAN KANITI GÖRUN
MISIR BULGULARINDAKİ VE FİRAVUN'UN CESEDİNDEKİ DELİLLER
--------------------------------------------------------------------------------

Musa dedi ki: "Ey Firavun! Gerçekten de ben Alemlerin Efendisinden bir elçiyim"

7 Araf Suresi 104

Dediler ki: "Melikin (hükümdarın) su tasını kaybettik..."

12 Yusuf Suresi 72

Mısır üzerinde yapılan araştırmalar, Firavunlar hakkında öğrenilenler, çözümlenen hiyeroglif yazıları; Kuran'ın, Hz. Musa'nın kıssalarında Mısır ve Firavun hakkındaki anlatımlarını desteklemekte, Kuran'ın anlatımlarındaki inceliğini ve tarihsel verilerle uyumunu ortaya koymaktadır.

Kuran, Hz. Yusuf zamanındaki Mısır hükümdarından "Melik" diye bahseder. Melik Arapça hükümdar, kral demektir. Fakat Hz. Musa zamanındaki Mısır hükümdarı "Firavun" olarak anılır.



Yusuf Suresi 72. ayette Mısır Hükümdarı “Melik” Araf Suresi 104. ayette Mısır Hükümdarı “Firavun” diye anılmaktadır. “Melik” ifadesinin altı çizilidir. diye anılmaktadır. “Firavun” ifadesinin altı çizilidir.

Encyclopedia Britannica, Firavun kelimesinin kullanılışını şöyle anlatır: "Mısır dilinden "per'aa: büyük ev" aslında eski Mısır'da sarayın adıydı. Ancak yeni krallıktan itibaren (18. hanedandan başlar: Mö 1539-1292) 22. hanedana dek (Mö 945-730) saygı ünvanı olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra evrimleşerek kralın ünvanı oldu. Ama daha önce hiç kullanılmadı."

Görüldüğü gibi Kuran'ın Hz. Musa zamanındaki Mısır hükümdarını "Firavun" diye tanıtırken, daha eski zamanda Hz. Yusuf dönemindeki Mısır hükümdarını "Melik" diye tanıtmasında da bir incelik vardır.

Yine Britannica'da Firavun şöyle tanıtılır: "Firavun, tanrısal statüsü yanında sihir gücünü de barındırıyordu. Tacındaki yılan düşmanlarına ateş atardı, savaş alanında binlerce düşmanını alt etmeyi becerirdi. Ona, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, doğayı kontrol eden ve verimliliğin sebebi bir tanrı olarak inanılırdı."

Britannica'nın açıklamalarının en önemli kaynağı hiyerogliflerden elde edilen bilgilerdir. Oysa hiyerogliflerin Mö. 3. yy'dan beri unutulmuş oldukları ve çok sonra ortaya çıkarıldıkları unutulmamalıdır. Yani Kuran'ın inişinden 1000 yıl kadar önce unutulan hiyeroglifler, Kuran'ın inişinden 1000 yıldan çok bir zaman sonra keşfedilip, çözümlenmiştir.

Kuran, Firavun ile Hz. Musa arasında geçenleri uzun uzadıya Tevrat'ın da, İncil'in de içermediği detaylarla anlatmıştır. Yılanlarla ilgili anlatım, o dönemdeki büyücülüğe dikkat çekilmesi, Firavun'un tanrılığını ilan etmesi, hep Firavunlar hakkında hiyerogliflerden elde edilen bilgilerle uyumludur.

IPUWER PAPİRUS'U KURAN'IN AYETLERİNİ ONAYLIYOR

19. yüzyılın başında Orta Krallık devrinden kalma bir papirus Mısır'da bulundu. Daha sonra Leiden Hollanda Müzesi'ne götürülüp A. H. Gordiner tarafından 1909'da çevrildi. Tüm Papirus "Admonitions of an Egyptian from a heiratic papyrus in Leiden" adlı kitapta bulunabilir. Papirus, Mısır'daki kıtlık, kuraklık gibi felaketleri ve Mısır'dan kölelerin (İsrailoğullarına karşılık geldiğini sanıyoruz) kaçışını anlatmaktadır. Papirusun yazarı Ipuwer'in, olayların tanığı olduğu anlaşılmaktadır. Papirus numaralarıyla birkaç alıntıyı Kuran ayetleriyle karşılaştıralım.

Ipuwer PapirusuLeidon 344:

10: 36 Mısır'ın aşağısı mahvoldu. Tüm saray işsiz kaldı. Sahip olunan her şey: buğday ve arpa, kazlar ve balıklar 63 Böylece ekin her yerde mahvoldu.

2:10 Nehir kana bulandı

2: 56 Felaketler heryeri sardı. Heryer kana bulandı.

3: 2 Altın ve lapis, lazuli, gümüş ve malachite, carnelian ve bronz... hepsi kölelerin boyunlarında.

Kuran-ı Kerim:

Firavun hanedanını öğüt alsınlar diye yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığına mahkum ettik.

7 Araf Suresi 130

Üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi ayrı ayrı deliller gönderdik. Yine de kibirlendiler ve günahkar bir topluluk oldular.

7 Araf Suresi 133

57 Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık. 58 Hazinelerinden, yüksek makamlardan da 59 İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.

26 Şuara Suresi 57-59

Ayetlerde Firavun'un ve çevresinin, kıtlık ve diğer felaketlerle cezalandırıldıklarının açıklanmasıyla Ipuwer Papirus'unun anlatımları tamamen uyum içindedir. Kuran, Firavun hanedanına, Hz. Musa'yı inkârlarının yanlış olduğunun delili olarak; kanın bir bela olarak gönderildiğini söyler (Haşeratın, çekirgelerin çoğalması ve benzeri için de aynı şey söylenir). Ipuwer Papirusunda da nehirlerin ve her yerin kana bulandığı anlatılır. Bu güne dek yapılan araştırmalar sonucu nehirlere kana bulanmış görüntüsündeki kırmızılığı protozoaların, zooplanktonların, tatlı ve tuzlu su planktonlarının veya dinoflagellatesların sebep olabileceği anlaşılmıştır. Tüm bunlar suyun oksijenini yok ederek canlılar için zehir etkisi taşıyan toksinlerin üremesine sebep olacaklarından, nehir sularının kullanılamamasına ve nehirlerdeki canlılığın yok olmasına da sebep olurlar.

Konunun araştırmacıları Kuran'ın anlattığı felaketlerin oluşumu için şöyle bir senaryoyu olası görmektedirler: "Nil nehri zehirlenince balıklar ölür ve Mısırlılar önemli bir gıda maddesinden yoksun kalırlar. Bu sırada yumurtaları balıklar tarafından tüketilmeyen kurbağalar da aşırı oranda üreyerek etrafı istila ederler, ancak daha sonra onlar da zehirlenerek ölürler. Balıkların ve kurbağaların ölümü, Nil'in zehiri ile birlikte verimli toprakları da zehirler. Kurbağa neslinin tükenmesi ise, çekirge ve buğday güveleri gibi böceklerin aşırı üremesine sebep olur."

Bu anlatımlar elbette hayali bir senaryodur. Kuran'ın anlatımlarının bu şekilde oluşup oluşmadığını bilmiyoruz, buna dair delillerimiz mevcut değildir. Fakat bu hayali senaryo Kuran'ın anlattığı olayların nasıl olacağına dair zihnimizde bir pencere açabilir.

Ipuwer Papirus'u her durumda Kuran'ın bahsettiği kan belasının, kıtlığın, birçok felaketin Firavun hanedanına isabet ettiğini, Firavun hanedanının köle olarak gördüğü insanların, daha sonra onların sahip olduklarına mirasçı olduklarını ortaya koymaktadır ki tüm bunlar alıntıladığımız Kuran ayetlerinden de anlaşılacağı gibi Kuran'da mevcuttur.

FİRAVUN'UN CESEDİ: ÇOĞUNLUĞUN HABERSİZ OLDUĞU DELİL

90 Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu ise azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Boğulmak üzereyken: "İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de müslümanlardanım." dedi.

91 Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

92 Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonrakilere bir delil olsun. Gerçekten insanların çoğunluğu delillerimizden habersizdirler.

10 Yunus Suresi 90-92

Firavun öleceğini kesin olarak anlayınca inandığını, müslüman olduğunu söylemektedir. (Kuran'da Allah'ın indirdiği tüm Peygamberlerin müslümanlığı anlattığı söylenir. Allah'a ortak koşmadan inanan, Allah'a yönelen kişi müslümandır. Türkçedeki "Müslümanlık" kelimesi yanlış bir şekilde sadece Peygamberimize uyanlar ile sınırlanmıştır) Fakat Allah, öleceğini kesin olarak anlayan Firavun'un bu inancını kabule değer bulmamaktadır. Bununla birlikte, Allah, Firavun'un cesedinin daha sonradan gelen insanlara bir delil olsun diye bozulmadan saklanacağını söylemektedir. Peygamberimiz'in döneminde, hatta ilerleyen asırlarda müzecilik diye bir zihniyetin gelişeceğinin, binlerce yıllık bozulmamış insan cesetlerinin, hem de firavunlarınkilerin bulunacağının tahmin edilmesine imkan yoktur. Kuran'ın hem bu ifadesi bir mucize oluşturmaktadır, hem de bu ifadeyle beraber Kuran'ın bu açık mucizelerine rağmen insanların çoğunun bunlardan habersiz olduğunun vurgulanması önemlidir. Gözümüzle gördüğümüz bu tablo gerçek değil mi? Gerçekten Allah'ın delilleri çoktur, gerçekten de insanların çoğunluğu bunlardan habersizdir.
http://www.farkliyiz.com/forum/mucizeler/images/statusicon/wol_error.gifClick this bar to view the full image.http://www.mucizeler.com/bolumler/images/63_2.jpg
Kuran'ın geldiği dönemde, Nil nehrinin kıyısındaki Krallar Vadisi'nde bütün firavunların cesetleri mumyalanmış bir şekilde saklı bulunuyordu. Bu cesetler, günümüzde müzeciliğin en değerli parçaları olarak saklanmaktadır. Bu mumyaların keşfedilmesi ancak 19. yüzyılda mümkün oldu. Kuran'da bahsedilen Firavun'un hangisi olduğu tartışılabilir ama bu Firavun hangisi olursa olsun, bugün Kahire Müzesi'ndeki Kral Mumyaları Salonu'ndadır ve ziyaretçilere açıktır. (Hz. Musa'nın yaşadığı tahmin edilen döneme daha çok II.Ramses veya onun oğlu Merneptah uymaktadır. Merneptah'ın vücudunda öldürücü darbelerin izi vardır. Bu darbelerin, bu Firavun'un denizde boğulması sırasında oluştuğu, bu Firavun denizde boğulduktan sonra, kıyıya vuran cesedini Mısırlılar'ın diğer Firavunlar'ına yaptıkları gibi mumyaladıklarını söyleyenler vardır. Elimizdeki tarihsel veriler bu Firavun'un nasıl öldüğünü söylemeye yetmez. Fakat Kuran'da bahsedilen Firavun'un ölümü ile bu cesedin arasında bir çelişki de tespit edilememiştir.)

Krallar Vadisi'nde firavunların cesetleri 3000 yıllık istirahatlerinden sonra keşfedildi (1881 ve 1898 yıllarında). Kuran, Firavun'un cesedinin delil olacağını söylediğine göre bu cesedin bulunması gerekmez miydi? Gerekirdi... Peki ne oldu? Her zamanki gibi, gereken yine oldu... Cesed bulundu... Tam 3000 yıllık uykunun ardından... Peki, Kuran'ın "İnsanların çoğu delillerimizden habersizdirler" öngörüsü ne oldu? Bunu da hem bu konuda, hem diğer konularda etrafınıza sorular sorarak siz test edin... Acaba insanların çoğu Allah'ın delillerinden ne kadar haberdar?

Prof. Dr. Maurice Bucaille, Kuran'ın, Firavun'un cesedinin ileride bulunacağını söyleyen ayetindeki mucizeye, kitaplarında dikkat çekmekdeir

sanssızspermramazan
19-03-2009, 00:07
Ilımfızık ıpuwer hakkında detay bilgiye sahipsen masaya yatıralım fakat konuyu ısmarlama yazılarla biliyorsan hiç uğraştırma beni.

Senin söylemlerinin tam tersine ıpuver batıda dinlerin çökmesine sebep olmuştur, yukarıdaki düzmece yazıyı yazanla hodri meydanda yazışmak isterdim..:):):)

bu arada mısırda yahudi varlığı ile ilgili tek satır yazı dünya üzerinde yoktur, mısırda yahudi varlığını ilk yazan yahudi tarihçi Josephustur, yani papirüs falan hikaye..;)

ılımfızık
19-03-2009, 00:51
Kanit goster bana lutfen elle tutulup gözle görebilecegim birsey

sanssızspermramazan
19-03-2009, 01:34
Kanit goster bana lutfen elle tutulup gözle görebilecegim birsey

Biraz ipuwer papirusleri hakkında araştırma yaparsanız görürsünüz, bu belge mısırlı bşr dervişin ülkesi hakkında tutmuş olduğu endişeli gözlemleri içerir ve ne musadan nede isadan bahseder.

bu belgede yazılan mısırda sıra dışı olayları kendilerine zemin oluşturmaya çalışan yahudi tarihçiler tarihleri (papirüsün tarihi) çarpıtarak kendilerine uydurmaya çalışsalarda olayın geçtiği tarih ile yahudi tarihi(tevrat) tarih olarak birbirine yaklaşamaz bile.

size işin daha ilginç bir noktasından bahsedeyin ipuver papürüsü, (papyrus Leiden 334) eski tarihli bir olayın yeni krallık döneminde çıkarılmış bir kopyasıdır.

bu konular burda size anlatamayacağım kadar uzun ve detaylı, araştırmanız gerekli..eğer ki gerçeğin peşindeyseniz......ateist veya teistseniz bunu yapamazsınız..:):):):)

isar86
19-03-2009, 02:31
şöyle düşünüyorumki ;bu ceset hakkindaki firavundur fikri inananlara aittir.bunun delili inananlar için adi üstünde inanmak istedikleri için yada inanmaya ihtiyaçlari olduğu için teselli manasinda inanirlar .bilimsel bir kanitlari varmi bunun firavuna ait olduğuna dair ayetlerden başka yok.bilim testini yapmiş cesedin yaşi ile ilgili bulgu ayttekiyle örtüşmüyor apaçik.bu cesedin fiarvuna ait olmadiğini gösterdiği gibi başka biri olacağinada göstermez.üzerinde kimliği mi varki ismlendiriyorsunuz.ramses diye adlandirilan ceset içinde ayni şeyler geçerli.bilinen tek ve kesin şey kabul etmekten başka çaremiz en azindan şuan için geçerli olmayan karbon 14 deneyidir.aksi ispatlana kadar doğru bu kabul edilir.inananlar kitaplarindaki yazilanlar üzerinden dünyayi yorumlamaya ayirdiklari zamani dünyayi değiştirmeye ayirsalardi.cennet hayali kurmalarina gerek kalmazdi.inanalarin tek amaci hayatlari pahasina da olsa tanri diye inandiklarini yada iaman ettikleri dinlerini hakli çikarmaktir.bunun için gerekirse aya çiakrlar ayi ikiye bölüp bir yarisini dünyay firlatirlar ve derlerki bak bu kuranda yaziyordu.bunlar dini bilime değil bilimi dine uydurmaya çalişan harun yahya gibilerin zihniyetinin devamidir.gerçek bilim ne tanriyla ne de dinle muhatap olur.ne görüyorsa onu söyler.bunun içindirki tüm inançsizlar gibi inamaktan değil bilmekten yanayim.adi üstünde inaç nasil inanmak hoşuna gidiyorsa herşeyi ona göre yorumluyorsun.amaç bilmek değilki inanmak zaten bildiğin birşeye inanma ihtiyaci hissetmezsin.

vartor
19-03-2009, 06:22
inananlar kitaplarindaki yazilanlar üzerinden dünyayi yorumlamaya ayirdiklari zamani dünyayi değiştirmeye ayirsalardi.cennet hayali kurmalarina gerek kalmazdi.inanalarin tek amaci hayatlari pahasina da olsa tanri diye inandiklarini yada iaman ettikleri dinlerini hakli çikarmaktir.
Isin komik olani, dunyayi cennete cevirmek mumkun. Inanalar, var olma ihtimali cok zayif olan bir hayat icin, esas yasadiklari dunyayi hem kendilerine, hem de etraflarina cehenneme ceviriyorlar. Kesin olan su dunya, digeri her dini inanca gore baska tarif edilen, yani asli olmayan insan umidini ayakta tutmak icin uydurulmus bir masal dunyasi; icinde zevk, zenginlik, ve seks olan bir hayal dunyasi Islama gore; peki cennette mubah olan, dunyada neden haram olur anliyana askolsun! Somuru olabilir mi acaba nedeni?

sahozgur
19-03-2009, 15:27
sahozgur kardeş.senın bahsettıgın modıfıkasyon.çevre etkısıyle olan bır sonuç.

modıfıkasyonu ıse google dan arastırma ımkanın var rahatca.


Hz. google'dan sen biraz araştır istersen. modifikasyon kalıtsal değildir. Oysa ırksal özellikler kalıtsaldır ve çevre şartlarına göre değişmez. Örneğin afrikalı zenciler, alaskaya da gitse zencidir, çinli çekik gözlüdür. rus kızları güzeldir :) Yani ırkların oluşumuna modifikasyon demek biraz abes. Hem de fizikçi olduğunu söyleyen biri için.

Ki-Adi
19-03-2009, 18:50
Sevgili İlimfizik fizik mühendisliği okuduğun için hiç yokundan bilimsel bir görüşe sahip olman gerekirdi fakat yazdıklarına bakıyorumda bu bilimsel görüş anlamında hiç birşey yok. Bilimle le uğraşmak şüphecilik gerekir. Fakat sen Kuran'a Muhammed'e hiç şüphe duymadan inanıyorsun. Muhammed diyorki insan çamurdan yaratılmıştır fakat seninde ekmeğini yediğin bilim insan evrim sonucu oluşmuştur diyor. Sen kendi gerçeklerine inanmıyorsun 1400 yıl önce yazılan bir kitaba inanıyorsun. Eğer bilim senin gibi anlayışa sahip insanlara kaldıysa çok yazık. Şu evrende bulunan herşey birden bire ortaya çıkmamışken, oluşan herşey basitren komplekse doğru ilerlerken yaşadığımız dünya, bulunduğumuz güneş sistemi, galaksi bile belirli aşamalar sonunda bugünkü haline gelirken neden sadece dünya üstünde bulunan yaşam birden bire ortaya çıksın. Evrim başlı başına senin tabirinle mucize bir olaydır. Eğer bir tanrıya inansaydım eminimki evrimi onun bir mucizesi görürdüm.Evrenin yüzde 99.9 u belirli kurallar içinde oluşurken yüzde 1 bile olmaya birşey kuralsız oluşamaz.
Bir kaç sayfa önce Neden yerçekimi kanıtlandıda evrim kanıtlanmadı diye sormuşsun. Eğer evrim hakkında bir fizikcinin sahip olması gerektiği gibi araştırmacı bir düşünce sistemine sahip olarak evrimi araştırsaydın evrimle yerçekimini karşılaştırmak gibi bir hataya düşmezdin.Kaldıki evrim bugün teoriden öte bilimsel bir gerçektir.
87 yılında 480bin bilim insanı arasında yapılan araştırmada sadece 700 kişi evrime inanmadığını belirmiştir. Bilim insanlarının %99.9 u evrimi kabul ettiklerini belirtmişlerdir.


Neden kutsal kitaplarda geçen ahlak ve sevgiyi insanlar hala benimsiyor demişsin. İnsanlardaki ahlak ve sevgi sadece kutsal kitaplar var diyemi var. Kutsal kitaplar olmasaydı insanlar ahlaksız ve sevgisiz mi olacaktı? Bu durumda Kutsal kitabı olmayan insanlar ahlak ve sevgi kavramlarını nerden öğrendiler yada onlarda bu kavramlar yok mu? Ama ben kutsal kitaba inanıyorum benim ahlak kavramım var diyen insanlar 9 yaşında kız çocuklarıyla evlenip ilişkiye girebiliyor. Bu mu dur senin ahlak anlayışın.

Maymunlar insan olduda insanlar neden başka birşey olmadı diye soruyorsun. Eğer bu konuda araştırma yapsaydın. bilimadamlarının bu konudaki çalışmalarını görebilirdin.Bunun için çok araştımadana gerek yok. bilim forumunda bunla ilgili bir başlık var
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9053

Arkadaşların dediklerine katılıyorum. Eğer insanlar dinlere verdikleri önemi bilime verselerdi bugün dünyadaki bir çok sorun ortadan kalkmış olurdu.
Belli ki çoğu müslüman gibi yahudileri pek sevmiyorsun. Yahudilerin kendi ırklarını üstün kılmak için bilimi kullanıyorlar diyorsun ama kendine şu soruyu sormuyorsun. Yahudiler neden kendilerini üstün görüyorlar? Cevabı basit dinleri kendilerinin üstün ırk olduğunu söylüyor. Suçu Yahudilere atmak sadece ırkçı bir yaklaşımdır. Sorunların asıl nedenlerini aramak lazım. Eğer bugün dünyada bulunan insanlar farklı oldukları düşüncelerini bir kenara bıraksalardı dünyada olan sorunlar bir çoğu çözümlenmiş olabilirler.

GODİSLOVE
19-04-2009, 17:52
sevgılı musluman arkadaslar sızın dınınızde hanı zorlama yoktu su an ınsanlar bılımsellıgın ısıgında goruslernı belırtıyorlar kı buda onların sızın ıslamı yayma ıstegınız kadar dogal bır hakkıdır.burda yazan hıc bır ateıst arkadas ıslama ne kufur etmstır nede saygısızlık sadece elestırmıslerdır.lutfen sızlerde saygıyla yazılanlara cevap verınız.boyle dınsızler sahıpsızler gıbı ıthamlarınızı lutfen kendınıze saklayınız bunları o cok sewdıgınız kuranınızdan mı ogrenyorsunuz tıpkı muhammedın kuranında yazdıkları gıb sızde sımdı hakarete basvuruyorsunuz.bence burda su soyle bu boyle oldu deyıp tartısmaktan cok bu ınsanların elestrıyı kaldıramamaları ve gaddarlıkla ınsanları bastırmya calısmalarını elestırmek lazım.sızde fıkırlerınızı medenı bır sekılde belırtebılrsınız muslumn arkadaslar.oyle bu sıteyı yakarım yıkarım kımse kalmaz sıtenızı sole yapcam demekle ancak kafanızı topragın alatına sokmus olursunuz.bıraz daha medenı olun lutfen!

one
19-04-2009, 18:19
firavun mucizesini yanlış yerde arıyorlar firavun ölmedi hatta açıklıyorum

firavun benim ölmedim şimdide td forumunda yazarlık yapıyorum

yüce rabbin gücü herşeye yetiyorki şu anda karşınızdayım

buna inanmayan küffardır fasıktır mucizeyi reddedenin imanından şüphe

duyun

dersem bana en fanatik müslüman bile hade ordan demezmi

ilimfizik arkadaşa yuce rabbin mucizesini açıklıyorum hiç bir sorguya

kuşkuya gerek duymaması gerekir

hatta bir ara oturup iki çay içelim kendisiyle musa ile olan enseye

tokat muhabbetimide anlatacam

hadi inanın mucizeye

itiraz edenin imanından şüphe ederim , mucizeler şüpheye kuşkuya

yer bırakmaz mucize mucizedir inanmayanda kafirdir

one
19-04-2009, 18:22
ek olarak :

hurafelerden uzak olan tanrısına yakın olur atasözünüde uyduruyorum aksini

iddia eden kafirdir :)

phantom
19-04-2009, 18:34
Ben de başka bir mucizeden söz edeyim.

Tanrı kainatın tamamıdır.Bizler bu tanrının birer parçalarıyız.Tanrının her bir parçasının ruhu vardır.Bu parçalar çeşitli zaman ve çeşitli yerlerde farklı şekillere bürünerek Tanrının sonsuzluğunu sağlarlar.

Bu mucizeyi ispat edecek bir firavun cesedine ihtiyaç duyulmuyor.

Ryuk
19-04-2009, 20:04
bütün yazıları okuyamayacağım sadece ilk iki sayfayı okudum ve kahkahalara boğuldum. birisi çıkar bilimsel kanıt diye harun yahya'nın sitesinden link verir. "ya kanıt vardı da bulamadım şimdi." der. ötekisi de karbon testinin geçerliliğini sorar. arkadaşım karbon testi 50000 yıllık fosillere kadar sağlıklı sonuç veren bir yöntemdir. bilimin önünüze koyduğu şeyler kesindir. bilime şüpheyle yaklaşacağınıza, dininize şüpheyle yaklaşın. doğru olan budur. karbon testiyle 5200 yaşında olduğu ispatlandığını söyleyen arkadaş, çok önemli tarihsel kanıtlar koyarak tezinizi çürütmüştür.

şalom
12-05-2009, 15:06
müslüman olduğunu söyleyen zat her kes senin gibimi düşünmeli beyenmiyorsan okumassın senin anladığın müslümanlık bumu
yobazlık yapmayın sıkışınca tehdit işiniz bu.

warriorxxx
26-07-2009, 19:57
firavunun cesedi mumyalanmamıştır mumyalanacak kişilerin tüm organları sökülür ve belli kaplara konulur firavunun cesedinde tüm organlarının içinde olduğuda söylenir ve firavunun tüm bedeninin tas tam olarak korunacağı kuranda geçer

Değirmenci
27-08-2009, 03:10
Bundan üç yıl önce londradaki öğrenciliğim sırasında sık sık ziyaret ettiğim british museum da karşılaşmıştım,bir süre baktıktan sonra daha önceleride resmi ile karşılaştığım cesedi tanıdım.Hemen yanındaki bilgilendirme yazısını okudum yazıyı tam hatırlamıyorum fakat ne kurana yapılan bir referans ne de bizim müslümanların anlattığı şekli ile bir ibareye rastladım.Yazıyı tam hatırlayamıyorum o nedenle buraya aktaramıyorum umarım beni bağışlarsınız.

Ayrıca kuranda anlatılan hikayenin kahramanı olarak 2. ramses gösterilir.2. Ramses in naaşı 70 li yıllarda fransaya gönderilmiştir.Naaşın bozulması ve ölüme neyin sebep olduğuna dair nedenler ile(Bununla ile ilgili bir belgesel sanırım discovery channel da yayınlanmıştı).2. Ramsesin bir diş apsesi nedeniyle öldüğü,öldüğü zamanda çok yaşlı oduğu tespit edilmişti.

calvuss
30-08-2009, 15:54
Bu mumyanın tarihi Discovery Channel kanalında yayınlanmıştı.Mumya kızıldenizden 1000 km uzakta bir köyde bulunmuş ve sadece masum bir :)köylüye aitmiş.Yanındaki çanak çömleklerle ( resimdede görülüyor ) birlikte gömülmüş.Bu firavuna ait bir cesed olsa yanında çanak çömleklemi olurdu? Mısırlılar firavunlarını mısırdaki krallar vadisine gömerler.. Yada firavun kızıldenizde boğulmuş olsa yanında çanak çömleğin ne işi var?Kılıcı mızrağı ve kalkanı ve zırhı olurdu.
Gömülme esnasında topragın aşırı sıcaklığından dolayı vucüd suyunun ani kuruması ve sonucu bu şekilde kalmış olduğu müze müdürü tarafından açıklanmıştı.Ve 5000 yıllık bir cesed olduğunu belirtmişti.
Gerçi şimdi değerli inananlar Discovery Channell ' in de yahudilere ait olduğunu söyleyip gerçeğe inanmazlar ama konunun gerçeği bu.Mucize diye bir şey yoktur.Varsa şimdi niye olmuyor böyle mucizeler.

imhotep
28-01-2010, 17:05
1980'li yılların başından bu yana ülkemizeki bazı dinsel cemaatler tarafından "Hz. Musâ ile yandaşlarını takip ederken Kızıldeniz'de boğulan firavun" olarak lanse edilen, hattâ fotoğrafları Kur'an'ın konuyla ilgili âyetleri eşliğinde hediyelik kartpostallara dönüştürülen bu gizemli cesetin gerçekten "firavun" olma ihtimali var mı?

yeni şafak gazetesi yazarı ,araştırmacı ve esfane avcılarının türk versiyonu (tabi daha ciddi işlerle uğraşanı ) Ali Murat GÜVEN 80'li ve 90'lı yıllara damgasını vuran dinsel bir söylentinin daha içyüzünü din ve bilimin gerçekleri eşliğinde gün ışığına çıkarıyor. Güven, inanç alanındaki traji-komik söylentilerin en ünlüsü olan "firavun cesedi"nin ardındaki sırrı, Londra'daki dünyaca ünlü British Museum'da çözdü.

Fotoğrafın ilk ortaya çıkışı

Konuya yabancı olanlar ya da aslında bilip de sonradan unutanlar var ise hemen açıklayayım: Yüzyılı aşkın bir süredir Londra'daki British Museum'da korunan şu ünlü "bozulmamış ceset"ten söz ediyorum. Hani şu, Kur'an-ı Kerim'deki Yunus Sûresi 90-92. âyetlerin kanıtı olduğu ileri sürülen, ama gerçekte firavunlukla hiçbir ilgisi olmayan, bundan yaklaşık beş bin yıl önce Yukarı Mısır'da yaşamış zavallı bir köylünün mumyasından…

Sözkonusu cesedi, "firavun" lansmanıyla ilk kez 1980'lerin sonlarına doğru tanıma şerefine nail oldum. Zafer Dergisi'nde yayımlanan malûm fotoğraf ve ondan çoğaltılma kimi dergi haberleri o sıralarda İslâmî kesimde elden ele dolaşıyordu. Günümüzle kıyas kabul etmeyecek düzeydeki o günkü kıt arkeoloji ve tarih bilgimle bile, fotoğrafı görür görmez "Bu işte bir terslik var" demiştim, "Yüce Allah, Yunus Sûresi 90-92 âyetlerinde inançsız Firavun'un cesedini ibret için yüksekçe bir yere atacağını buyuruyor. Oysa, bu cesedin müzede durduğu yer, tipik bir mezar formunda. Eğer bu tesadüfî bir arkelojik buluntu ise çevresindeki bütün bu ıvır zıvırlar, basit toprak kap-kacaklar nedir? Onu düzenli bir mezarda değil de rasgele bir noktada bulmaları gerekmez miydi? Ayrıca, Allah firavunu bir ibret vesilesi olarak koruyacağını söylüyor, ama bu ceset ise en az yüzde 50 oranında çürümüş durumda. 'Bir miktar korunmuş olmak' demek, 'mükemmelen korunmuş olmak'la aynı anlama gelmez. En azından bir 'Allah sözü' olarak aynı anlama gelmez. Ne yani, o hâlde Allah'ın Firavun'u kusursuz biçimde muhafaza etmeye gücü yetmedi de ceset zamanla çürümeye mi başladı?"

Fakat ben ne düşünürsem düşüneyim nafileydi. Genç dindarlar, ellerinde -kimbilir kim tarafından- British Museum'da çekilmiş olan o eski püskü fotoğrafla çevrelerindeki "imansızlara" tebliğ yapmaya çoktan başlamışlardı bile. Ve fotoğrafın popülaritesi 1990'lı yıllar boyunca katlanarak arttı.


....

Devamı için: http://yenisafak.com.tr/arsiv/2005/ARALIK/05/zaman.html

imhotep
28-01-2010, 17:22
Konu ile ilgili yeteri kadar bilgi arşivi oluşmuş gördüğüm kadarıyla. Mucizeyalanları.com'a en kısa zamanda eklenmesini umuyorum.

Saygılar

sidarta_kalyani
02-02-2010, 21:38
Bununla ilgili islamiyetgercekleri.org`da yazı vardı sanırım.

http://www.islamiyetgercekleri.org/firavunramses.htm

Ve o yazının alt bölümünde bir budistin 75 yıldır çürümeyen cesedinin haberi var.Şimdi onu da Allah cezalandırdı dersiniz.

haklısın..bende okudum o yazıyı..o biryana mayalardan kalma bi ceset var 3 bin yıllık korunmuş bir ceset (saçları tüzü vb)..ilerde onuda kurana bağlayıp mucize derlerse hiç şaşmam:)

helson
04-02-2010, 03:18
mücahid e cevap

allah ın iznine kalırsa sen hiçbir ..k yapamazsın.

Yüzyıllardır müslüman lar veya diğer dinlere inananlar hep allah ın izni ile derler ama nedense o izin hiç çıkmaz

allah galiba arap veya müslümanlara gelişmeleri için veya üretmeleri için hiç izin vermiyor. izin verdiği sadece insan öldürme, birde 50 vakit ten 5 vakite inen eğilip sağa sola bakma

sayfalarca yazmışsın ama, kuran a inanmayan insanlara kuranı dayanak göstermişsin,

tıpkı laik olmayan bir şeriatçıya türbanla eğitim olmayacağını anlatmak gibi bir şey bu. siz laikliği algılayıp ona inanıp yaşıyormusunuz , ama ateist bir sayfada ateist lere kuran dan deliller sunuyorsunuz , ne mantıkla ?

Gerçi yazılarının sadece tehdit kısmı sana ait sanırım. diğerleri diğer linkler den kopya olsa gerek

sen ve senin gibiler islam hoşgörü dini der , ama elinize geçen ilk fırsatta insan kesersiniz siz.

sen veya senin gibi yaşam formları bu sayfayı çökertseniz bile, sanıyormusunuz bunun sonu gelecek, ne mutluki ülkede düşünen işe yarayan beyinlerde var.

insanlık 5 veya 6 bin yıldır veya her ne kadarsa , tapınma ihtiyacı duyar, binlerce yıl önce , insanın aklının almadığı şeylere bir kılıf uydurması gayet normal diyelim, ama bu yüzyılda dünyanın yaşını 6 bin yıl biçen dinlere inanmak ve bu dinlerin kitabından deliller sunmak ne kadar cahilce

belli ki internetin var. Eski Roma , Pompei yazın orada binlerce insanın nasıl mumya olduğunu görün. Ama allah böyle istemiş demeyin. Merak etmeyin bilimsel bir delili var.

Ama sen ve senin gibi ler, bilimi bile islama köle yaparsınız, tıpkı tatlı su ve tuzlu suyun karışmadığı gibi. Ama arşivler gösteriyorki , mohi den 1500 2000 yıl önce tatlı tuzlu suyun karışmadığı biliniyordu.

mohi "akşam olunca güneş dünyanın altına çekilir ( Tepsi zannediyor) derken inkalar , mohiden 1000 yıl önce astroloji haritası yapıyordu

sen ve senin gibiler islam alimleri dersiniz, o alimlerin çoğu yunan felsefesi eğitimi almıştır

Şimdi soruyorum , allah ın izni ile diyorsun , madem öyle , neden bu allah , onu o kadar seven müslümanlara bu kadar çile yaşatıyor, afganistan , ırak , filistin , lübnan vb. bu ülkelerdekiler gerçek müslüman demeyin sakın, nerede müslümanlar yanlış yapsa cevap aynı onlar gerçek müslüman değil lafı.

Bakalım kim müslüman kim değil.

Suudi Arabistan: Suud ailesine 1 dünya savaşında , ingilizlere yaptıkları yalakalık ve yardımlardan dolayı verilmiş, Şu anda Amerika ya , tüm petrolünü çıkartıp verse bile borcunu ödeyemiyor. Zenginlerinin tüm paraları amerika bankalarında, halen beyaz kadın ticareti olan, zina yasak olduğu için , ve diğer arap ülkelerindede olduğu gibi erkek erkeğe veya kadın kadına çarpık ilişkinin en çok olduğu, bir zamanlar en büyük mcdonalds in olduğu ülke.


Irak : zamanında saddamı başa getiren amerikanın , oyunlarla yıllarca iranla hemdindaşları ile savaşmaları,

İran: O kadar dindar mı sanıyorsunuz iran ı. Bakalım. Bugünkü İran bir amerikan malıdır. Sanırım 1960 larda demokrasi ile yönetilen ve gelişen İran ın milli çıkarlarını korumak için amerika ya rest çekmesi. ardından amerika nın eli ile şah ın geri getirilmesi, ardından rusya ya karşı humeyni devrimi nin amerikalılarca yapılması ( Humeyni de bir zamanlar Amerikan kontrolu altında idi , tıpkı şu anda amerikada bir villada yaşayan , hükümet yöneten, CIA ajanları tarafından korunan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi gibi) yani iran islam devrimi ni iran halkı değil , amerikalı ajanlar humeyni yi eğitip yönlendirip
yapmıştır.

Filistin: 1949 yılında İsrail çetesinin BM kararı ile kurulmasından sonra , topraklarını yahudilere yüksek para karşılığı satan , şu anda birbirlerine düşen , işlerinden eve giderken yahudi kontrolünden geçen, oğlancı bir toplum.

Mısır : müslüman geçinir , amerika ve israil güdümlü politika güder , filistinli sivillere kapılarını kapar.

Afganistan: Taliban, soğuk savaş dönemi rusyaya karşı amerika üretmiştir. Liderlerinin görüntüleri ni herkes izledi, ortada raks eden genç bir çocuk, ardından büyük şefle cinsel ilişkiye götürülüyor, sonra sıra ile tüm taliban şefleri çocukla cinsel ilişkiye giriyor ( islama göre zina olmadığından , günah değil )

şu ülkelere bakın , birde bizim ülkemizin cumhuriyet dönemine, taki menderes e kadar . menderes in dini geri vermesi ile bizde bir arap ülkesi olduk ve olay ortada.

şimdi merak ediyorum, bu allah ne zaman bu ennnn sevgili peygamberinin cemaatinin izinlerini ne zaman verecek, ne zaman bu müslüman ülkeler insan formu olmaktan çıkıp insan olacak,

imanlı
04-02-2010, 11:12
mücahid e cevap

allah ın iznine kalırsa sen hiçbir ..k yapamazsın.

Yüzyıllardır müslüman lar veya diğer dinlere inananlar hep allah ın izni ile derler ama nedense o izin hiç çıkmaz

allah galiba arap veya müslümanlara gelişmeleri için veya üretmeleri için hiç izin vermiyor. izin verdiği sadece insan öldürme, birde 50 vakit ten 5 vakite inen eğilip sağa sola bakma

sayfalarca yazmışsın ama, kuran a inanmayan insanlara kuranı dayanak göstermişsin,

tıpkı laik olmayan bir şeriatçıya türbanla eğitim olmayacağını anlatmak gibi bir şey bu. siz laikliği algılayıp ona inanıp yaşıyormusunuz , ama ateist bir sayfada ateist lere kuran dan deliller sunuyorsunuz , ne mantıkla ?

Gerçi yazılarının sadece tehdit kısmı sana ait sanırım. diğerleri diğer linkler den kopya olsa gerek

sen ve senin gibiler islam hoşgörü dini der , ama elinize geçen ilk fırsatta insan kesersiniz siz.

sen veya senin gibi yaşam formları bu sayfayı çökertseniz bile, sanıyormusunuz bunun sonu gelecek, ne mutluki ülkede düşünen işe yarayan beyinlerde var.

insanlık 5 veya 6 bin yıldır veya her ne kadarsa , tapınma ihtiyacı duyar, binlerce yıl önce , insanın aklının almadığı şeylere bir kılıf uydurması gayet normal diyelim, ama bu yüzyılda dünyanın yaşını 6 bin yıl biçen dinlere inanmak ve bu dinlerin kitabından deliller sunmak ne kadar cahilce

belli ki internetin var. Eski Roma , Pompei yazın orada binlerce insanın nasıl mumya olduğunu görün. Ama allah böyle istemiş demeyin. Merak etmeyin bilimsel bir delili var.

Ama sen ve senin gibi ler, bilimi bile islama köle yaparsınız, tıpkı tatlı su ve tuzlu suyun karışmadığı gibi. Ama arşivler gösteriyorki , mohi den 1500 2000 yıl önce tatlı tuzlu suyun karışmadığı biliniyordu.

mohi "akşam olunca güneş dünyanın altına çekilir ( Tepsi zannediyor) derken inkalar , mohiden 1000 yıl önce astroloji haritası yapıyordu

sen ve senin gibiler islam alimleri dersiniz, o alimlerin çoğu yunan felsefesi eğitimi almıştır

Şimdi soruyorum , allah ın izni ile diyorsun , madem öyle , neden bu allah , onu o kadar seven müslümanlara bu kadar çile yaşatıyor, afganistan , ırak , filistin , lübnan vb. bu ülkelerdekiler gerçek müslüman demeyin sakın, nerede müslümanlar yanlış yapsa cevap aynı onlar gerçek müslüman değil lafı.

Bakalım kim müslüman kim değil.

Suudi Arabistan: Suud ailesine 1 dünya savaşında , ingilizlere yaptıkları yalakalık ve yardımlardan dolayı verilmiş, Şu anda Amerika ya , tüm petrolünü çıkartıp verse bile borcunu ödeyemiyor. Zenginlerinin tüm paraları amerika bankalarında, halen beyaz kadın ticareti olan, zina yasak olduğu için , ve diğer arap ülkelerindede olduğu gibi erkek erkeğe veya kadın kadına çarpık ilişkinin en çok olduğu, bir zamanlar en büyük mcdonalds in olduğu ülke.


Irak : zamanında saddamı başa getiren amerikanın , oyunlarla yıllarca iranla hemdindaşları ile savaşmaları,

İran: O kadar dindar mı sanıyorsunuz iran ı. Bakalım. Bugünkü İran bir amerikan malıdır. Sanırım 1960 larda demokrasi ile yönetilen ve gelişen İran ın milli çıkarlarını korumak için amerika ya rest çekmesi. ardından amerika nın eli ile şah ın geri getirilmesi, ardından rusya ya karşı humeyni devrimi nin amerikalılarca yapılması ( Humeyni de bir zamanlar Amerikan kontrolu altında idi , tıpkı şu anda amerikada bir villada yaşayan , hükümet yöneten, CIA ajanları tarafından korunan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi gibi) yani iran islam devrimi ni iran halkı değil , amerikalı ajanlar humeyni yi eğitip yönlendirip
yapmıştır.

Filistin: 1949 yılında İsrail çetesinin BM kararı ile kurulmasından sonra , topraklarını yahudilere yüksek para karşılığı satan , şu anda birbirlerine düşen , işlerinden eve giderken yahudi kontrolünden geçen, oğlancı bir toplum.

Mısır : müslüman geçinir , amerika ve israil güdümlü politika güder , filistinli sivillere kapılarını kapar.

Afganistan: Taliban, soğuk savaş dönemi rusyaya karşı amerika üretmiştir. Liderlerinin görüntüleri ni herkes izledi, ortada raks eden genç bir çocuk, ardından büyük şefle cinsel ilişkiye götürülüyor, sonra sıra ile tüm taliban şefleri çocukla cinsel ilişkiye giriyor ( islama göre zina olmadığından , günah değil )

şu ülkelere bakın , birde bizim ülkemizin cumhuriyet dönemine, taki menderes e kadar . menderes in dini geri vermesi ile bizde bir arap ülkesi olduk ve olay ortada.

şimdi merak ediyorum, bu allah ne zaman bu ennnn sevgili peygamberinin cemaatinin izinlerini ne zaman verecek, ne zaman bu müslüman ülkeler insan formu olmaktan çıkıp insan olacak,


heralde bu dediğiniz şuzmanada olacaktır

(Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.) [Hâkim, İ.Asakir]

helson
04-02-2010, 17:44
imanlı dan alıntı

Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.)[/B] [Hâkim, İ.Asakir]

cevap

bu manayı kastetmiyorum.

manası , bu kadar namaz kılan oruç tutup , kurbanlar kesen hac a giden, allah için adam kesen bir toplum nasıl oluyorda hala SURUNUYOR. allah ları dualarını duymuyormu, onlara sırtmı çevirmişte, yahudi veya hiristiyanların altında sürünüyorlar

sidarta_kalyani
07-02-2010, 22:30
kimse kuran da yazmayan şeyleri diyemez gelin tövbe edin Allaha kabire girseniz amellerinize bakılır başka şeye bakılmaz.
kardeşim 4 seneye kadar 5 vakit namaz bile kılardım çünkü araştırmadan inanmıştım..ama gerçekleri görünce kendime dürüst olmalıyım dedim...kuranın araplara indirildiğinden tut..muhammedin cinsel hayatına..onu geç kuranın incil ve tevrat la olan aşırı benzerliği..muhammedin kuranı yazmadan önce yahudi kölelerden ve rahip buharadan yahudiliği ve hristiyanlığı öğrandiğine kadar (örenekler çoooğaltılabilir)..herşeyi öğrenınce çark ettim ben sadece kendimi kandırmışım...sizde kendinizi kandırıyorsunuzzz..

mukeat
09-04-2010, 23:15
---------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. Ernst H. Gombrich, Dünya Tarihi, Çev. Ahmet Mumcu, İstanbul: İnkilap Kitabevi, 1997, s. 25.
2. E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Çev. Bedrettin Cömert, 4.b., İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992, s. 41.
3. Eli Barnavi, Historical Atlas of The Jewish People, London: Hutchinson, 1992, s. 4; "Egypt", Encyclopædia Judaica, Cilt 6, s. 481 ve "The Exodus and Wanderings in Sinai", Cilt 8, s. 575; Le Monde de la Bible, No: 83, Temmuz-Ağustos 1983, s. 50; Le Monde de la Bible, No:102, Ocak-Şubat 1997, ss. 29-32; Edward F. Wente, The Oriental Institute News and Notes, No:144, Kış 1995; Jacques Legrand, Chronicle of The World, Paris: Longman Chronicle, SA International Publishing,1989, s. 68; David Ben-Gurion, A Historical Atlas Of the Jewish People, New York: Windfall Book, 1974, s. 32.



---------------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. http://www2.plaguescape.com/a/plaguescape/
2. "Red Sea", Encyclopædia Judaica, Cilt 14, ss. 14-15.
3. David Ben-Gurion, The Jews in Their Land, New York: A Windfall Book, 1974, ss. 32-33.

Firavun ve Adamlarının Suda Boğulmaları

Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90) müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)

Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)

Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67) Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68) Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)

Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63) Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.
Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)

Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)

Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.

Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)



Yandaki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)

Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)

Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)



http://www.kavimlerinhelaki.com/images/res36.jpg[/QUOTE]


yazı zaten saçmalık ama dip nottaki isim hoş, ''David Ben-Gurion'' kim olduğunu bilmiyorlar sanırım kendisi İsrail devletinin kurucusudur ve büyük bir liderdir.Her fırsatta İsraile saldıran islamofaşo antisemitistler işlerine gelince yahudilerden ne çabuk yararlanıyorlar....
İncil ve Kuranda kopya hataları vardır.Musa efendi Kızıl Deniz çivarında yıllarca yaşamış ve med-ceziri bilmektedir, Mısır ordusunu sular çekilince atlatmış ve sular yükseldiğinde Mısır ordusuna ve firavuna NANİK yapmış olması daha açık bir gerçektir, en azından uçuk mucizeler değil, makul görüşlere örnek olurdu.

koba
16-05-2010, 07:30
http://www.enfal.de/firavun.jpg

British Museum'da „Mumyalar Bölümü" ndeki bir cam fanus içinde teşhir edilen cesed, 3000 yil önceki bir insana ait olmasina ragmen etleri ve derisi dökülmemis vaziyetteydi. Ingiliz Arastirma Grubu tarafindan Kizildeniz civarındaki kızgın kumlarin altından çıkartılarak ülkelerine getirilen bu cesedi benzersiz kılan özellik ise, mumyalanmamis durumda olusuydu.

Ayni sûrenin 92. âyetinde ise, söyle buyurulmaktadir:

"Felyevme nünecciyke bibedenike."

"Gark olan Firavun'a der: 'Bu gün senin gark olan cesedine necat [kurtulusl verecegim)" (Bediüzzaman, Risale-i Nur Küliyati, Sözler, S. 402)

„Tâ ki, senden geridekilere bir ibret olasin.. [B]Ve süphe yok ki, nastan (insanlardan) birçoklari bizim âyetlerimizden (delillerimizden) gafillerdir." (Ö. Nasuhi Bilmen, Kur'an-i Kerim Meâli, Yûnus S., S. 1425)

Aslında ayet Firavun un geriden gelen ordusu için kıyıya atılmıştı.İsraillileri kovalamaktan vaz geçmeleri için,onlara örnek teşkil edecekti ceset.
Yoksa binlerce yıl sonra doğacak olan insanlar için cesedi sahilde bıraktık anlamı yoktur bu ayette.

darkofdeath
27-10-2010, 02:26
geçen kendi aramızda içerken dindar insanlar geldi bir süre tartıışştıık sonra bi tanesi fravunun cesedinin neden hala bozulmadan secde eder gibi bulunduğğunu sordu.bunu daha önce duymuşştum ama hiç inanmamıışştıım sonra araşştıırdıım ki gerçekten komediymişş.mezarıın içinde çanak çömlek bulunmuşş ve cesedin bir bölümü çürümüşş.sonra da bu soruya cevap veremediğğim için kendimi hayııfladıım.büyük ihtimalle şşöyle derdim o soruya: kazıınıın yapııldıığğıı yerde fravunla birlikte eşşyalar bulunmuşş ve allah ayetinde bahsederken ibretlik olsun diye koruyacaktıı ve cesedin bir bölümü tanıınmaz halde.. ya tanrıınıın buna gücü yetmedi ya da tanrıı bizi sıınav yapııyor delilleri kararttıı (çok politik bir cevap olurdu herhalde :) )

ahmetsln
10-12-2010, 21:52
Bence firavunu mısır tanrıları cezanlandırdı nereden çıktı tanrının yaptığı ?!

Neyse ben oldum olası inanmadım bu hikayeye...

ayrıca il sayfada sonunuz site gibi olacak diyen "mucahid" isimli arkadaşa sesleniyorum dininiz serbest bir dindi dimi? yoksa biz mi yanılıyoruz? inanç özgürlüğü falan hani?

epikuri
08-09-2012, 21:05
2. ramses bu işin konusudur ama, seni bir yamaçta secde kılar şekilde aleme ibret olarak dünyanın sonuna dek tutacağız demek ,ve yamaç tepe felan ..

ayrıca bulunan ramses olmadığı ortaya çıktı.

orcotusi5
02-12-2012, 19:39
---------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. Ernst H. Gombrich, Dünya Tarihi, Çev. Ahmet Mumcu, İstanbul: İnkilap Kitabevi, 1997, s. 25.
2. E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Çev. Bedrettin Cömert, 4.b., İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992, s. 41.
3. Eli Barnavi, Historical Atlas of The Jewish People, London: Hutchinson, 1992, s. 4; "Egypt", Encyclopædia Judaica, Cilt 6, s. 481 ve "The Exodus and Wanderings in Sinai", Cilt 8, s. 575; Le Monde de la Bible, No: 83, Temmuz-Ağustos 1983, s. 50; Le Monde de la Bible, No:102, Ocak-Şubat 1997, ss. 29-32; Edward F. Wente, The Oriental Institute News and Notes, No:144, Kış 1995; Jacques Legrand, Chronicle of The World, Paris: Longman Chronicle, SA International Publishing,1989, s. 68; David Ben-Gurion, A Historical Atlas Of the Jewish People, New York: Windfall Book, 1974, s. 32.



---------------------------------------------------------------------------------------
DİP NOTLAR
1. http://www2.plaguescape.com/a/plaguescape/
2. "Red Sea", Encyclopædia Judaica, Cilt 14, ss. 14-15.
3. David Ben-Gurion, The Jews in Their Land, New York: A Windfall Book, 1974, ss. 32-33.

Firavun ve Adamlarının Suda Boğulmaları

Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90) müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)

Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)

Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67) Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68) Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)

Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63) Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.
Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)

Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)

Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.

Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)



Yandaki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)

Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)

Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)



http://www.kavimlerinhelaki.com/images/res36.jpg


yazı zaten saçmalık ama dip nottaki isim hoş, ''David Ben-Gurion'' kim olduğunu bilmiyorlar sanırım kendisi İsrail devletinin kurucusudur ve büyük bir liderdir.Her fırsatta İsraile saldıran islamofaşo antisemitistler işlerine gelince yahudilerden ne çabuk yararlanıyorlar....
İncil ve Kuranda kopya hataları vardır.Musa efendi Kızıl Deniz çivarında yıllarca yaşamış ve med-ceziri bilmektedir, Mısır ordusunu sular çekilince atlatmış ve sular yükseldiğinde Mısır ordusuna ve firavuna NANİK yapmış olması daha açık bir gerçektir, en azından uçuk mucizeler değil, makul görüşlere örnek olurdu.[/QUOTE]


sevgili mukeat aynı dediğiniz gibi musa sular çekilmesinden yararlanarak kızıl denizin karşısına geçmiş olmalı

üstelik bunun kanıtı tevrat ve kuran`da, musa İsrailoğullarını kızıl deniz`den karşıya geçiriyor ama İsrailoğulları kızıl denizin ortadan ikiye ayrılma mucizesine karşın hiç etkilenmiş gözükmüyorlar hatta musa bu mucize sonrası 30 günlüğüne dağa çıkıyorda 10 gün rötarla 40 gün sonra musa elinde 10 emir tabletleri ile indiğinde İsrailoğullarının musa`yı çoktan satıp boğaya yeniden tapmaya başladıklarını görüyor


biri benim gözümün önünde kızıl denizi ortadan ikiye ayıracak o adamın ayaklarını bile öperim birde 3000 sene önceki cahil halkı düşünün kimbilir neler yapar!

Jingo
02-12-2012, 20:08
yazı zaten saçmalık ama dip nottaki isim hoş, ''David Ben-Gurion'' kim olduğunu bilmiyorlar sanırım kendisi İsrail devletinin kurucusudur ve büyük bir liderdir.Her fırsatta İsraile saldıran islamofaşo antisemitistler işlerine gelince yahudilerden ne çabuk yararlanıyorlar....
İncil ve Kuranda kopya hataları vardır.Musa efendi Kızıl Deniz çivarında yıllarca yaşamış ve med-ceziri bilmektedir, Mısır ordusunu sular çekilince atlatmış ve sular yükseldiğinde Mısır ordusuna ve firavuna NANİK yapmış olması daha açık bir gerçektir, en azından uçuk mucizeler değil, makul görüşlere örnek olurdu.


sevgili mukeat aynı dediğiniz gibi musa sular çekilmesinden yararlanarak kızıl denizin karşısına geçmiş olmalı

üstelik bunun kanıtı tevrat ve kuran`da, musa İsrailoğullarını kızıl deniz`den karşıya geçiriyor ama İsrailoğulları kızıl denizin ortadan ikiye ayrılma mucizesine karşın hiç etkilenmiş gözükmüyorlar hatta musa bu mucize sonrası 30 günlüğüne dağa çıkıyorda 10 gün rötarla 40 gün sonra musa elinde 10 emir tabletleri ile indiğinde İsrailoğullarının musa`yı çoktan satıp boğaya yeniden tapmaya başladıklarını görüyor


biri benim gözümün önünde kızıl denizi ortadan ikiye ayıracak o adamın ayaklarını bile öperim birde 3000 sene önceki cahil halkı düşünün kimbilir neler yapar!

Aslında o kadar komik ki.

Yahu adam, senin koskoca denizi ikiye ayıracak gücün var madem (ya da bu gücü dileyebiliyorsun), firavundan niye kaçıyorsun?

Kullansana bu gücü ona karşı :D

Cumayagittimgelicem
02-12-2012, 22:45
Aslında o kadar komik ki.

Yahu adam, senin koskoca denizi ikiye ayıracak gücün var madem (ya da bu gücü dileyebiliyorsun), firavundan niye kaçıyorsun?

Kullansana bu gücü ona karşı :D

Demekki sadece gücü denizi ikiye ayırabilecek kadarmış. Aquaman in değişik versiyonu diyebiliriz. Hani nehirden veya denizden su taşıyabilse tamam ama onu da yapamıyor anladığım kadarı ile. Sadece ikiye bölebiliyor.

orcotusi5
25-12-2012, 03:22
Arkadaşlar sizlerinde bahsettiği bu mantık hatalarının sebebi bu olayın masal olması

uzun bir hikaye olmasına rağmen bu hikayenin de ana unsuru Kızıldeniz`in ayrılma mucizesi ama sınırsız güçlere sahip yardım etmeye hazır bir varlık olunca hikaye de sizin bahsettiğiniz gibi sırıtıyor


bu hikayeye göre Tanrı ilizyonist mantığına göre gitmiş, biliyorsunuz ilizyonistlerde sahne gösterisinin yeri çok önemlidir, Tanrı Yahudileri ve Musa peygamberi kurtarmak yerine etkiliyicilik üzerine hırs yapmış gibi, Tanrı büyük etkili mucize olması için Kızıldeniz`e kadar hiç müdahile etmeyip beklemiş

sanırım kutsal kitapların tanrısı aksiyon filmlerinden hoşlanıyor olmalı, böyle aksiyon mucize girişleri yapma fırsatı beklediğine göre.....

estergon37
28-07-2013, 14:02
MISIR BULGULARINDAKİ VE FİRAVUN'UN CESEDİNDEKİ DELİLLER
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Gerçekten de ben Alemlerin Efendisinden bir elçiyim"
7 Araf Suresi 104
Dediler ki: "Melikin (hükümdarın) su tasını kaybettik..."
12 Yusuf Suresi 72
Mısır üzerinde yapılan araştırmalar, Firavunlar hakkında öğrenilenler, çözümlenen hiyeroglif yazıları; Kuran'ın, Hz. Musa'nın kıssalarında Mısır ve Firavun hakkındaki anlatımlarını desteklemekte, Kuran'ın anlatımlarındaki inceliğini ve tarihsel verilerle uyumunu ortaya koymaktadır.
Kuran, Hz. Yusuf zamanındaki Mısır hükümdarından "Melik" diye bahseder. Melik Arapça hükümdar, kral demektir. Fakat Hz. Musa zamanındaki Mısır hükümdarı "Firavun" olarak anılır.




Yusuf Suresi 72. ayette Mısır Hükümdarı “Melik” Araf Suresi 104. ayette Mısır Hükümdarı “Firavun” diye anılmaktadır. “Melik” ifadesinin altı çizilidir. diye anılmaktadır. “Firavun” ifadesinin altı çizilidir.
Encyclopedia Britannica, Firavun kelimesinin kullanılışını şöyle anlatır: "Mısır dilinden "per'aa: büyük ev" aslında eski Mısır'da sarayın adıydı. Ancak yeni krallıktan itibaren (18. hanedandan başlar: Mö 1539-1292) 22. hanedana dek (Mö 945-730) saygı ünvanı olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra evrimleşerek kralın ünvanı oldu. Ama daha önce hiç kullanılmadı."
Görüldüğü gibi Kuran'ın Hz. Musa zamanındaki Mısır hükümdarını "Firavun" diye tanıtırken, daha eski zamanda Hz. Yusuf dönemindeki Mısır hükümdarını "Melik" diye tanıtmasında da bir incelik vardır.
Yine Britannica'da Firavun şöyle tanıtılır: "Firavun, tanrısal statüsü yanında sihir gücünü de barındırıyordu. Tacındaki yılan düşmanlarına ateş atardı, savaş alanında binlerce düşmanını alt etmeyi becerirdi. Ona, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, doğayı kontrol eden ve verimliliğin sebebi bir tanrı olarak inanılırdı."
Britannica'nın açıklamalarının en önemli kaynağı hiyerogliflerden elde edilen bilgilerdir. Oysa hiyerogliflerin Mö. 3. yy'dan beri unutulmuş oldukları ve çok sonra ortaya çıkarıldıkları unutulmamalıdır. Yani Kuran'ın inişinden 1000 yıl kadar önce unutulan hiyeroglifler, Kuran'ın inişinden 1000 yıldan çok bir zaman sonra keşfedilip, çözümlenmiştir.
Kuran, Firavun ile Hz. Musa arasında geçenleri uzun uzadıya Tevrat'ın da, İncil'in de içermediği detaylarla anlatmıştır. Yılanlarla ilgili anlatım, o dönemdeki büyücülüğe dikkat çekilmesi, Firavun'un tanrılığını ilan etmesi, hep Firavunlar hakkında hiyerogliflerden elde edilen bilgilerle uyumludur.
IPUWER PAPİRUS'U KURAN'IN AYETLERİNİ ONAYLIYOR


19. yüzyılın başında Orta Krallık devrinden kalma bir papirus Mısır'da bulundu. Daha sonra Leiden Hollanda Müzesi'ne götürülüp A. H. Gordiner tarafından 1909'da çevrildi. Tüm Papirus "Admonitions of an Egyptian from a heiratic papyrus in Leiden" adlı kitapta bulunabilir. Papirus, Mısır'daki kıtlık, kuraklık gibi felaketleri ve Mısır'dan kölelerin (İsrailoğullarına karşılık geldiğini sanıyoruz) kaçışını anlatmaktadır. Papirusun yazarı Ipuwer'in, olayların tanığı olduğu anlaşılmaktadır. Papirus numaralarıyla birkaç alıntıyı Kuran ayetleriyle karşılaştıralım.
Ipuwer PapirusuLeidon 344:


10: 36 Mısır'ın aşağısı mahvoldu. Tüm saray işsiz kaldı. Sahip olunan her şey: buğday ve arpa, kazlar ve balıklar 63 Böylece ekin her yerde mahvoldu.
2:10 Nehir kana bulandı
2: 56 Felaketler heryeri sardı. Heryer kana bulandı.
3: 2 Altın ve lapis, lazuli, gümüş ve malachite, carnelian ve bronz... hepsi kölelerin boyunlarında.
Kuran-ı Kerim:


Firavun hanedanını öğüt alsınlar diye yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığına mahkum ettik.
7 Araf Suresi 130
Üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi ayrı ayrı deliller gönderdik. Yine de kibirlendiler ve günahkar bir topluluk oldular.
7 Araf Suresi 133
57 Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık. 58 Hazinelerinden, yüksek makamlardan da 59 İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.
26 Şuara Suresi 57-59
Ayetlerde Firavun'un ve çevresinin, kıtlık ve diğer felaketlerle cezalandırıldıklarının açıklanmasıyla Ipuwer Papirus'unun anlatımları tamamen uyum içindedir. Kuran, Firavun hanedanına, Hz. Musa'yı inkârlarının yanlış olduğunun delili olarak; kanın bir bela olarak gönderildiğini söyler (Haşeratın, çekirgelerin çoğalması ve benzeri için de aynı şey söylenir). Ipuwer Papirusunda da nehirlerin ve her yerin kana bulandığı anlatılır. Bu güne dek yapılan araştırmalar sonucu nehirlere kana bulanmış görüntüsündeki kırmızılığı protozoaların, zooplanktonların, tatlı ve tuzlu su planktonlarının veya dinoflagellatesların sebep olabileceği anlaşılmıştır. Tüm bunlar suyun oksijenini yok ederek canlılar için zehir etkisi taşıyan toksinlerin üremesine sebep olacaklarından, nehir sularının kullanılamamasına ve nehirlerdeki canlılığın yok olmasına da sebep olurlar.

Konunun araştırmacıları Kuran'ın anlattığı felaketlerin oluşumu için şöyle bir senaryoyu olası görmektedirler: "Nil nehri zehirlenince balıklar ölür ve Mısırlılar önemli bir gıda maddesinden yoksun kalırlar. Bu sırada yumurtaları balıklar tarafından tüketilmeyen kurbağalar da aşırı oranda üreyerek etrafı istila ederler, ancak daha sonra onlar da zehirlenerek ölürler. Balıkların ve kurbağaların ölümü, Nil'in zehiri ile birlikte verimli toprakları da zehirler. Kurbağa neslinin tükenmesi ise, çekirge ve buğday güveleri gibi böceklerin aşırı üremesine sebep olur."
Bu anlatımlar elbette hayali bir senaryodur. Kuran'ın anlatımlarının bu şekilde oluşup oluşmadığını bilmiyoruz, buna dair delillerimiz mevcut değildir. Fakat bu hayali senaryo Kuran'ın anlattığı olayların nasıl olacağına dair zihnimizde bir pencere açabilir.
Ipuwer Papirus'u her durumda Kuran'ın bahsettiği kan belasının, kıtlığın, birçok felaketin Firavun hanedanına isabet ettiğini, Firavun hanedanının köle olarak gördüğü insanların, daha sonra onların sahip olduklarına mirasçı olduklarını ortaya koymaktadır ki tüm bunlar alıntıladığımız Kuran ayetlerinden de anlaşılacağı gibi Kuran'da mevcuttur.
FİRAVUN'UN CESEDİ: ÇOĞUNLUĞUN HABERSİZ OLDUĞU DELİL
90 Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu ise azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Boğulmak üzereyken: "İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de müslümanlardanım." dedi.
91 Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
92 Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonrakilere bir delil olsun. Gerçekten insanların çoğunluğu delillerimizden habersizdirler.
10 Yunus Suresi 90-92
Firavun öleceğini kesin olarak anlayınca inandığını, müslüman olduğunu söylemektedir. (Kuran'da Allah'ın indirdiği tüm Peygamberlerin müslümanlığı anlattığı söylenir. Allah'a ortak koşmadan inanan, Allah'a yönelen kişi müslümandır. Türkçedeki "Müslümanlık" kelimesi yanlış bir şekilde sadece Peygamberimize uyanlar ile sınırlanmıştır) Fakat Allah, öleceğini kesin olarak anlayan Firavun'un bu inancını kabule değer bulmamaktadır. Bununla birlikte, Allah, Firavun'un cesedinin daha sonradan gelen insanlara bir delil olsun diye bozulmadan saklanacağını söylemektedir. Peygamberimiz'in döneminde, hatta ilerleyen asırlarda müzecilik diye bir zihniyetin gelişeceğinin, binlerce yıllık bozulmamış insan cesetlerinin, hem de firavunlarınkilerin bulunacağının tahmin edilmesine imkan yoktur. Kuran'ın hem bu ifadesi bir mucize oluşturmaktadır, hem de bu ifadeyle beraber Kuran'ın bu açık mucizelerine rağmen insanların çoğunun bunlardan habersiz olduğunun vurgulanması önemlidir. Gözümüzle gördüğümüz bu tablo gerçek değil mi? Gerçekten Allah'ın delilleri çoktur, gerçekten de insanların çoğunluğu bunlardan habersizdir.
Kuran'ın geldiği dönemde, Nil nehrinin kıyısındaki Krallar Vadisi'nde bütün firavunların cesetleri mumyalanmış bir şekilde saklı bulunuyordu. Bu cesetler, günümüzde müzeciliğin en değerli parçaları olarak saklanmaktadır. Bu mumyaların keşfedilmesi ancak 19. yüzyılda mümkün oldu. Kuran'da bahsedilen Firavun'un hangisi olduğu tartışılabilir ama bu Firavun hangisi olursa olsun, bugün Kahire Müzesi'ndeki Kral Mumyaları Salonu'ndadır ve ziyaretçilere açıktır. (Hz. Musa'nın yaşadığı tahmin edilen döneme daha çok II.Ramses veya onun oğlu Merneptah uymaktadır. Merneptah'ın vücudunda öldürücü darbelerin izi vardır. Bu darbelerin, bu Firavun'un denizde boğulması sırasında oluştuğu, bu Firavun denizde boğulduktan sonra, kıyıya vuran cesedini Mısırlılar'ın diğer Firavunlar'ına yaptıkları gibi mumyaladıklarını söyleyenler vardır. Elimizdeki tarihsel veriler bu Firavun'un nasıl öldüğünü söylemeye yetmez. Fakat Kuran'da bahsedilen Firavun'un ölümü ile bu cesedin arasında bir çelişki de tespit edilememiştir.)
Krallar Vadisi'nde firavunların cesetleri 3000 yıllık istirahatlerinden sonra keşfedildi (1881 ve 1898 yıllarında). Kuran, Firavun'un cesedinin delil olacağını söylediğine göre bu cesedin bulunması gerekmez miydi? Gerekirdi... Peki ne oldu? Her zamanki gibi, gereken yine oldu... Cesed bulundu... Tam 3000 yıllık uykunun ardından... Peki, Kuran'ın "İnsanların çoğu delillerimizden habersizdirler" öngörüsü ne oldu? Bunu da hem bu konuda, hem diğer konularda etrafınıza sorular sorarak siz test edin... Acaba insanların çoğu Allah'ın delillerinden ne kadar haberdar?
Prof. Dr. Maurice Bucaille, Kuran'ın, Firavun'un cesedinin ileride bulunacağını söyleyen ayetindeki mucizeye, kitaplarında dikkat çekmekdeir.



Devamını oku: http://melamilerizbiz.webnode.com.tr/kur'an%20hi%C3%A7%20tukenmeyen%20mucize/misir-bulgularindaki-ve-firavunun-cesedindeki-deliller-/

estergon37
28-07-2013, 14:07
ayrıca Mısırda eğer böyle bir boğulma vakası olsa mutlaka hiyeroglifte bahsederlerdi denen zihniyete sormak lazım Nuh tufanı bugün bilimadamlarınca onaylanmasına rağmen hatta gemisinin önce ağrı dağında bulunduğu açıklanıp sonra haber yalanlanmış olmasına rağmen inanmayan sizler hiyeroglif yazısı olsa mı inanacaktınız?

Shibumi
28-07-2013, 15:01
ayrıca Mısırda eğer böyle bir boğulma vakası olsa mutlaka hiyeroglifte bahsederlerdi denen zihniyete sormak lazım Nuh tufanı bugün bilimadamlarınca onaylanmasına rağmen hatta gemisinin önce ağrı dağında bulunduğu açıklanıp sonra haber yalanlanmış olmasına rağmen inanmayan sizler hiyeroglif yazısı olsa mı inanacaktınız?

Nuh'un gemisi hiç bulunmadı. Hatta geminin küpeştesine ait bir tahta parçası dahi bulunmadı.
İnternet'in olmadığı eski devirlerde her on senede bir böyle Nuh'un gemisi bulunurdu. Ağrı ve Cudi dağları favori bölgelerdi. En son şöyle bir haber hatırlıyorum. 124 kişilik Rus bilim adamı grubu gemiyi buldu ve ülkeden kaçırdı. :)

Bu anlattıkların asparagas estergon kardeş. Dini menkıbeleri bırak biraz bilimsel kitap falan oku faydasını görürsün. Tavsiye istersen söyle vereyim.

Nuh tufanı Gılgamış Destanı'ndan türetilmiş bir mitolojik/reel olaydır esasında. Günümüzden 2 ile 3 bin sene önce Mezopotamya'da gerçekleşmiş ve efsanelerle kayıtlara geçmiş küçük çaplı bir sel felaketi.

Secde vaziyette Firavun hikayesi ise bir diğer dini asparagastır.
Bulunan "secde vaziyetli" görünümlü mumyanın nerede bulunduğu, konuyla neden alakalı olmadığı buralarda yine tartışılmıştı bir araştırıver forumda. Bu başlıkta bile olabilir, üşendim şimdi aramaya...

Böyle şeylere körü körüne inanıp, imanını bu saçmalıklara dayandırma bence.
İmanın için daha akıllı çözümler bulup geliştirebilirsin.
Kendini araştırma, okumaya falan ver. Sadece dini hikayeler, efsaneler okumak yerine bilimsel şeyler de oku faydasını görürsün, bana dua edersin. :)

estergon37
28-07-2013, 15:17
http://en.wikipedia.org/wiki/Ipuwer_Papyrus

tabiki sizden inanmanızı bekleyemeyiz.ama dünya sizin gibi asparagas olduğunu düşünmüyor.türkiye ateistlerinin sıkıntısı ne biliyormusun dostum dünyada kabul görmüş ve kuranda müjdelenen bilimsel kanıtlara kaskatı bir şekilde muhalefet etmeleri.derdim size irşat yolu göstermek filan değil.zira kitabımın da emrettiği gibi siz kalpleri mühürlenmiş cenahtansınız

estergon37
28-07-2013, 15:23
Misir'in Felaketleri: Ipuwer Papirüs'ü Kur'an-i Kerîm'i Tasdik Ediyor.

Ipuwer Papyrus 19'uncu yüzyilin basinda, Orta Krallik devrinden kalma bir papirüs Misr'da bulundu. Daha sonra, Leiden Hollanda Müzesine götürülüp A.H. Gardiner tarafindan 1909'da çevrildi.Tüm Papirüs "Admonitions of an Egyptian from a heiratic papyrus in Leiden" adli kitapta bulunabilir.Papirüs Misirdaki kitlik, kuraklik gibi felaketleri ve Misirdan kölelerin (Israilogul- lari) kaçisini anlatmaktadir. Papirüsün yazari Ipuwer olaylarin tanigi oldugu anlasilmaktadir. Asagida bir kaç alintiyi inceleyelim ve Kur'an ayetleriyle karsilastiralim.


IPUWER PAPIRÜSÜ - LEIDEN 344 KUR'AN-I KERÎM
10:3-6 Misir'in asagisi mahfoldu.... Tüm saray issiz kaldi. Sahip olunan hersey: bugday ve arpa, kazlar ve baliklar
6:3 Böyle ekin her yerde mahfoldu.

5:12 Böyle dün gördügün hersey helak oldu. Biçilmis gibi her toprak çirilçiplak..

Kur'an-i Kerîm, Araf Suresi -133 :
Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin üzerine tufan, çekirge, hasere,..
2:5-6 Felaketler heryeri sardi. Heryer kana bulandi.
2:10 Nehir kan oldu.

2:10 Insanlar sudan korkar oldu- Su içtikten sonra bile susadilar.

3:10-13 Iste suyumuz! Mutlulugumuz! Yapabilecegimiz ne var? Her sey talan.

..ve kan gönderdik..
3:2 Altin ve lapis lazuli, gümüs ve malachite, carnelian and bronz... hepsi kölelerin boyunlarinda Suara Suresi. 56-58

Böylelikle biz onlari (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pinarlardan sürüp çikardik. Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da. Iste böyle; bunlara Israilogullarini mirasçi kildik
Ayetlerin tamami.

Kur'an-i Kerîm, 7, 129-134 :
129.Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. (Musa), "Umulur ki Rabbiniz düsmaninizi helâk eder ve onlarin yerine sizi yer yüzüne hakim kilar da nasil hareket edeceginize bakar" dedi.

130. Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanlari ders alsinlar diye yillarca kuraklik ve mahsül kitligi ile cezalandirdik.

131. Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakkimizdir" derler; eger kendilerine bir fenalik gelirse Musa ve onunla beraber olanlari ugursuz sayarlardi. Bilesiniz ki, onlara gelen ugursuzluk Allah katindandir, fakat onlarin çogu bunu bilmezler.
132. Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz.

133. Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin üzerine tufan, çekirge, hasere, kurbagalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladilar ve günahkâr bir kavim oldular.

134. Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! Sana verdigi söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eger bizden azabi kaldirirsan, mutlaka sana inanacagiz ve muhakkak Israilogullarini seninle gönderecegiz" dediler.

Firavun'a ve yakin çevresine üst üste korkunç felaketler geliyordu. Bu felaketlerin önemli bir özelligi, bunlarin bir kisminin putperest kavmin tanri olarak tapindigi seylerden kaynaklanmasiydi. Örnegin Nil nehri, ya da kurbagalar onlar için kutsaldi ve bunlari tanrilastirmislardi. Onlar "tanrilarindan" medet umar ve yardim dilerken, Allah hatalarini görmeleri ve yaptiklari günahlarin karsiligini almalari için onlari bu "tanrilari" araciligiyla azaplandirdi.

Tevrat yorumcularina göre "kan", Nil nehrinin kana dönmesidir. Mecazi anlamda bu, nehrin renginin kipkirmizi olmasiyla açiklanabilir. Nehre bu rengi veren özellik ise, bir yoruma göre, bir bakteri çesididir.
Misirlilar'in ana hayat kaynaklari Nil'di. Bu kaynaga herhangi bir zarar gelmesi, tüm Misir için ölüm anlamina gelirdi. Eger Nil nehrini bakteriler kirmiziya çevirecek kadar yogun oranda kaplamissa, bu, suyu kullanan her canlinin da bu bakterilerden zarar görmesine yol açacakti.

Bugüne dek yapilan arastirmalarda, kirmizi renge sebep olarak; protozoalar, zooplanktonlar, tatli ve tuzlu su planktonlari (phytoplankton) ve dinoflagellatesler gösterilmektedir.1 Tüm bu jenerasyonlar (bitki, mantar ve protozoa) suyu desoksijene ederek canlilar için zehir etkisi tasiyan zararli toksinler üremesine sebep olurlar.

ABD Ulusal Balikçilar Birligi'nden Patricia A. Tester, New York Bilimler Akademisi Yilligi'na yazdigi bir yazisinda, en az 50 cins phytoplanktonun toksit oldugunu, ve bunlarin deniz hayatina zarar verdigini açiklamistir. Ayni yayinda Kanada Saglik Bakanligi'ndan Ewen C. D. Todd ise, tarihsel ve tarih öncesi verilere dayanarak yaklasik 25 çesit phytoplanktonun dünya çapinda çesitli salginlara sebep oldugunu iddia etmistir. W. W. Carmichael ve I. R. Falconer ise, tatli sularda yasayan mavi yesil alglarin sebebiyet verdigi hastaliklarin bir listesini çikarmislardir. Kuzey Carolina Devlet Üniversitesi'nden Deniz ekolojisti Joann M. Burkholder ise, Pfiesteria piscimorte isimli bir dinoflagellate tanimlamistir. Bu, türünün adindan da anlasildigi gibi, baliklari öldüren bir cinstir.

Firavun zamaninda da bu sekilde zincirleme bir felaketler serisi yasanmis olabilir: Nil zehirlendiginde baliklar da ölür ve Misirlilar önemli bir gida maddesinden yoksun kalirlar. Bu sirada yumurtalari baliklar tarafindan tüketilmeyen kurbagalar da asiri oranda üreyerek etrafi istila ederler, ancak daha sonra onlar da zehirlenerek ölürler. Baliklarin ve kurbagalarin ölümü, Nil'in zehiri ile birlikte verimli topraklari da zehirler. Kurbaga neslinin tükenmesi ise, çekirge ve bugday güveleri gibi böceklerin asiri üremesine sebebiyet verir.

Elbette bu sayilanlar sadece birer yorumdur. Sonuç olarak, felaketler her nasil cereyan etmis ve her ne etki birakmislarsa da, ne Firavun ne de kavmi bundan ögüt alarak Allah'a tevbe etmediler, yine büyüklenmeye devam ettiler.

Firavun ve yakin çevresi öylesine ikiyüzlüydüler ki, akillarinca Hz. Musa'yi ve dolayisiyla Allah'i (Allah'i tenzih ederiz) kandirmayi planliyorlardi. Korkunç azap üzerlerine gelince hemen Hz. Musa'yi çagirmis, kendilerini bundan kurtarmasini istemislerdi:

Misir'dan Çikis

Firavun'a ve yakin çevresine Hz. Musa vasitasiyla sakinmalari gereken seyler açiklanmis, Allah onlari uyarmisti. Buna karsilik onlar isyan edip, peygamberi delilik ve yalancilikla suçladilar. Allah da onlar için alçaltici bir son hazirladi. Ve Hz. Musa'ya olacaklari vahyetti:

Musa'ya: 'Kullarimi gece yürüyüse geçir, çünkü izleneceksiniz' diye vahyettik. Bunun üzerine Firavun sehirlere (asker) toplayicilar gönderdi. "Gerçek su ki bunlar azinlik olan bir topluluktur. Ve elbette bize karsi da büyük bir öfke beslemektedirler. Biz ise uyanik bir toplumuz" (dedi). Böylelikle biz onlari (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pinarlardan sürüp çikardik. Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da. Iste böyle; bunlara Israilogullarini mirasçi kildik. Böylece (Firavun ve ordusu) günesin dogus vakti onlari izlemeye koyuldular. Iki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nin adamlari: "Gerçekten yakalandik" dediler. (Suara Suresi, 52-61)

Tam böyle bir ortamda, Israilogullari yakalandiklarini zannettikleri ve Firavun'un adamlari da onlari yakalayacaklarini sandiklari bir sirada Hz. Musa Allah'in yardimindan asla ümit kesmedi ve "hayir, süphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir" (Suara Suresi, 62) dedi.

Allah da tam bu sirada denizi yararak Hz. Musa ve Israilogullari'ni kurtardi. Firavun ve adamlari ise azgin sularin altinda boguldular:

Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. Deniz hemencecik yariliverdi de her parçasi kocaman bir dag gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklastirdik. Musa'yi ve onunla birlikte olanlarin hepsini kurtarmis olduk. Sonra ötekileri suda bogduk. Süphesiz, bunda bir ayet vardir. Ama onlarin çogu iman etmis degildirler. Ve hiç süphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandir, esirgeyendir. (Suara Suresi, 63-68)

Hz. Musa'nin asasi mucizevi özelliklere sahipti. Allah Hz. Musa'ya indirdigi ilk vahiyde onu bir yilana dönüstürmüs, sonra bu asa Firavun'un büyücülerinin büyülerini yutmustu. Simdi de Hz. Musa ayni asa ile denizi yariyordu. Bu, Hz. Musa'ya verilen en büyük mucizelerden biriydi.

Fear
28-07-2013, 15:31
estragon37 Sana şunu sormak istiyorum
Bütün kâfirler Cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar. ..
Neden senin tanrın ateistleri yakmak istiyor hemde sonsuza dek :)

Benim ailem ateist ama çok iyi insanlar senin tanrın diyorki bize sizi ebediyete kadar yakacağım doğrumu diyorum ? O zaman senin tanrın kendisine inanmayanları daha mantıklı yollarla kendine çekmek yerine diyorki: Yakarım
Üstelik bunu ateşe taban insana diyor.

Shibumi
28-07-2013, 15:41
http://en.wikipedia.org/wiki/Ipuwer_Papyrus

tabiki sizden inanmanızı bekleyemeyiz.ama dünya sizin gibi asparagas olduğunu düşünmüyor.türkiye ateistlerinin sıkıntısı ne biliyormusun dostum dünyada kabul görmüş ve kuranda müjdelenen bilimsel kanıtlara kaskatı bir şekilde muhalefet etmeleri.derdim size irşat yolu göstermek filan değil.zira kitabımın da emrettiği gibi siz kalpleri mühürlenmiş cenahtansınız

Bre xêvik, Kuran 1300 yıl önce ortaya çıkan bir metin iken Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri ne zaman var idiler? Onların efsaneleri, tanrıları ve kültleri nerelerden nerelere değişerek yayıldı, anlatılageldi?

Yahu bu çarpık tarih algınızın hoşgörülecek tarafı yok esasında.

estergon37
28-07-2013, 15:55
Kuran-ı Kerim bir tarih kitabı değildirki tarihsel gerçeklikten bahsediyorsun.ben sana sadece bilimadamları tarafından bulunmuş bir papirüsün Kuran-ı Kerimde yazan ayetlerle örtüştüğünü dolayısıyla ne musa diye bir peygamber vardır ne de öyle bir olay yaşanmıştır tezinize cevap veriyorum.Firavun da sizin gibi birçok mucizeyi gördüğünde iman etmedi.dolayısıyla dediğim gibi sıkıntı yok.sizden birşeye inanmanızı veya inanmamanızı beklemiyorum.adı üstünde bu bir iman meselesi.Şüphesiz ki o vadedilen gün geldiğinde herşey apaçık ortaya çıkacaktır

estergon37
28-07-2013, 16:30
estragon37 Sana şunu sormak istiyorum
Bütün kâfirler Cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar. ..
Neden senin tanrın ateistleri yakmak istiyor hemde sonsuza dek :)

Benim ailem ateist ama çok iyi insanlar senin tanrın diyorki bize sizi ebediyete kadar yakacağım doğrumu diyorum ? O zaman senin tanrın kendisine inanmayanları daha mantıklı yollarla kendine çekmek yerine diyorki: Yakarım
Üstelik bunu ateşe taban insana diyor.

ben sizin ailenizi tanımıyorum dolayısıyla neye göre iyi insan dediğinizi bilmiyorum.Diğer yandan inancıma göre iyi insan olmaları sadece bu dünyada bir anlam ifade eder.beklenti inanıp iyi insan olarak cennete gitmeleridir.Bir müslüman olarak bana düşen Allah hidayet versin demektir.

estergon37
28-07-2013, 16:33
Allahın ayetleri ona ulaşıp da inanmayan insan bir nevi Allah meydan okumaktadır.seni haşa yok sayıyorum demektir.dolayısıyla bunun cezasız kalmasını beklemek safdillilik olur.

Bayrak
28-07-2013, 16:35
ben sizin ailenizi tanımıyorum dolayısıyla neye göre iyi insan dediğinizi bilmiyorum.Diğer yandan inancıma göre iyi insan olmaları sadece bu dünyada bir anlam ifade eder.beklenti inanıp iyi insan olarak cennete gitmeleridir.Bir müslüman olarak bana düşen Allah hidayet versin demektir.

İnsanın iyi veya kötü olmasının dinle hiçbir alakası yoktur dindar olup gatdar, kötü huylu, hırsız, arsız, şerefsiz, namussuz olunabilir ama dinsiz olup karınca bile incitmeyen milyonlarca insan var bu ülkede...

Aksine dinler iyiliğin değil genelde kötülüğün ve ahlaki yozlaşmanın kaynağıdır.. örneğin islamda pekçok öğreti islam dünyasındaki ahlaksızlıkların temel nedenidir. buna sübyancılığı, çok eşliliği ve üvey evlat olayını örnek verebiliriz. Bu konularda dünyanın en ahlaksız toplumları müslüman toplumlarıdır.

Neva
28-07-2013, 16:48
Aksine dinler iyiliğin değil genelde kötülüğün ve ahlaki yozlaşmanın kaynağıdır.. örneğin islamda pekçok öğreti islam dünyasındaki ahlaksızlıkların temel nedenidir. buna sübyancılığı, çok eşliliği ve üvey evlat olayını örnek verebiliriz. Bu konularda dünyanın en ahlaksız toplumları müslüman toplumlarıdır.

Bunlari direk dinlere yukleyemeyiz ama, ahlak degisken olmakla birlikte, ahlaksizlik olcutu de degiskendir, hatta kitaplar bu baglamda insanlari beynen ajite edici duzeydedirler ve ters etki yaratarak ahlak yapisi koyarlar ortaya, ahlakinizi sorgulayarak.

Dolayisiyla din bunun bir olcutu degildir, bugun gelismis ulkelerde de, subyancilik, evlatlikla evlenme vs. hayatin icindedir aleni sekilde yasaniyor/ yasanmiyor olusu bunu yok kilmaz yani.

Shibumi
28-07-2013, 16:51
Kuran-ı Kerim bir tarih kitabı değildirki tarihsel gerçeklikten bahsediyorsun.ben sana sadece bilimadamları tarafından bulunmuş bir papirüsün Kuran-ı Kerimde yazan ayetlerle örtüştüğünü dolayısıyla ne musa diye bir peygamber vardır ne de öyle bir olay yaşanmıştır tezinize cevap veriyorum.Firavun da sizin gibi birçok mucizeyi gördüğünde iman etmedi.dolayısıyla dediğim gibi sıkıntı yok.sizden birşeye inanmanızı veya inanmamanızı beklemiyorum.adı üstünde bu bir iman meselesi.Şüphesiz ki o vadedilen gün geldiğinde herşey apaçık ortaya çıkacaktır

Kuzum sen ne anlatıyorsun?

Kuran tarih kitabı değilmiş.
Kuran tabi ki bir tarih kitabı değil. Zira eski ahitten, devrin göç yollarındaki uzak kavim efsanelerinin aparılmasından vücut bulmuş bir kabile dinletisinden tarih olarak bahsetmek andavallıktır.

Dış kapının dış mandalı seviyesinde, geriye doğru tevil üstüne tevil kehanetleriyle kendini sözde kanıtlara dayandırarak ortaya koymak senin o evrenleri, gezegenleri, tabiatı yaratan tanrına yakışmıyor bunu göremiyor musun?

Madem delil var, neden açık değil? Açık ise hani sınav sistemi?

Sizler daha bu ikilimlerinizin, bu mantık çakışmalarının farkına varıp bir tevhid-i din olamamışsınız. Dünya'nın her bir noktasındaki müslüman istisnasız ve kesin bir şekilde kendi gerçek İslam'ını yaşıyor. Neden? nedenini bir araştır.

Papirüsler senin dinini değil kendi hikayesini, efsanesini anlatıyor sevgili kardeşim.
Senin sevgili efendin onları aşırmış, üstüne bir kaç kabile ritüeli, insan ilişkisi ayarı çekmiş ve devlet kurmuş hepsi bu.

Bunu anlayabilmek için ileri bir zekaya veya süper bilgisayara gerek yok. Biraz sayısal ve analitik düşüneceksin hepsi bu. Ön şart olarak İmam Hatip okumamış olmak gerekebilir elbette, emin değilim.

estergon37
28-07-2013, 16:54
İnsanın iyi veya kötü olmasının dinle hiçbir alakası yoktur dindar olup gatdar, kötü huylu, hırsız, arsız, şerefsiz, namussuz olunabilir ama dinsiz olup karınca bile incitmeyen milyonlarca insan var bu ülkede...

Aksine dinler iyiliğin değil genelde kötülüğün ve ahlaki yozlaşmanın kaynağıdır.. örneğin islamda pekçok öğreti islam dünyasındaki ahlaksızlıkların temel nedenidir. buna sübyancılığı, çok eşliliği ve üvey evlat olayını örnek verebiliriz. Bu konularda dünyanın en ahlaksız toplumları müslüman toplumlarıdır.

Allah inanıp da kötülük içerisinde olanları cezasız bırakacam demiyor.zaten Yaptığı kötülükler isyan boyutundaysa dinden çıkarlar.Öte yandan saydığınız islamla ilgili dediğiniz çok eşlilik gibi konular ayrı ayrı irdelenmesi gereken hususlar.Çok eşlilik konusunda Allahın hükmü bellidir.bunda amaç sapıklık değildir ki ahlaksızlık olarak nitendiriyorsunuz.çok eşlilikle ilgili Kuranda geçen hüküm şudur:
"
Eğer yetim kızların haklarını tam gözetemeyeceğinizden korkarsanız, sizin için helal olan kadınlardan ikişer üçer dörder nikah edin. Eğer yine adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız o zaman bir tane ile ya da sahip olduğunuz (cariye) ile yetinin. Bu sizin adaletten ayrılmamanız için daha uygundur."

Allah kuranda zaten herkes çok eşli olsun demiyor öte yandan eşlerinize karşı adil olabileceğini düşünen kişilere çok eşliliği tasvip ediyor.adalet ise islamda çok ince bir çizgidir.dolayısıyla Allahü teala bu şartlarda izin vermiştir kullarına.Öte yandan adalet konusu çok hassastır islamda kıldan ince kılıçtan keskin durumu vardır.dolayısıyla aslında bu ayetin yanlış yorumlanması veya adaletli olabilirim düşüncesiyle yıllarca süregelmiş bir gelenektir bu.Öte yandan Hz. Alinin 2. bir eş için evlenmek istediğinde Peygamber efendimizin buna izin vermeyişini de eklemek gerek.yani adaletli olmak konusu son derece önemli..

diğer taraftan sübyancılıkla ne kastettiğinizi anlayamadım.islama yöneltilen birçok eleştiri var ama bu islamın kötü yada değersiz bir din olduğunu göstermez.inananlarının onu yanlış yorumlayıp uyguladığını ifade eder.mesela can alıcı bir örnek dünyanın saygı duyduğu birçok insanda islam toplumunda çıkmış Yunus gibi Mevlana gibi hacı bayramı veli Hacı bektaş gibi kişiler de Müslümandır bu durumu nasıl izah edeceğiz.

Neva
28-07-2013, 16:57
Misir'in Felaketleri: Ipuwer Papirüs'ü Kur'an-i Kerîm'i Tasdik Ediyor.



Tasdik etmesinin bir anlami yok ki ama, siz kitabiniza gore bu papirusten mi sorumlusunuz? Kaldi ki zaten onunuzde Incil var, Tanah var.

Yani kitabinizda okudugunuz pasajlar, zaten bunlardan olusturulma pasajlardir.

Misir'da o kadar cok felaket yasanmistir ki kurguya gore, bu bir olcut olamaz. Keza firavunun cesedine de delil degildir.

estergon37
28-07-2013, 17:01
Kuzum sen ne anlatıyorsun?

Kuran tarih kitabı değilmiş.
Kuran tabi ki bir tarih kitabı değil. Zira eski ahitten, devrin göç yollarındaki uzak kavim efsanelerinin aparılmasından vücut bulmuş bir kabile dinletisinden tarih olarak bahsetmek andavallıktır.

Dış kapının dış mandalı seviyesinde, geriye doğru tevil üstüne tevil kehanetleriyle kendini sözde kanıtlara dayandırarak ortaya koymak senin o evrenleri, gezegenleri, tabiatı yaratan tanrına yakışmıyor bunu göremiyor musun?

Madem delil var, neden açık değil? Açık ise hani sınav sistemi?

Sizler daha bu ikilimlerinizin, bu mantık çakışmalarının farkına varıp bir tevhid-i din olamamışsınız. Dünya'nın her bir noktasındaki müslüman istisnasız ve kesin bir şekilde kendi gerçek İslam'ını yaşıyor. Neden? nedenini bir araştır.

Papirüsler senin dinini değil kendi hikayesini, efsanesini anlatıyor sevgili kardeşim.
Senin sevgili efendin onları aşırmış, üstüne bir kaç kabile ritüeli, insan ilişkisi ayarı çekmiş ve devlet kurmuş hepsi bu.

Bunu anlayabilmek için ileri bir zekaya veya süper bilgisayara gerek yok. Biraz sayısal ve analitik düşüneceksin hepsi bu. Ön şart olarak İmam Hatip okumamış olmak gerekebilir elbette, emin değilim.

işte cehaletinin apaçık örneği.Benim peygamberim Kendisine peygamberlik nazil olana dek okuma yazması olmayan ümmi bir insandı.dolayısıyla taaa 19. yy da ortaya çıkarılmış böyle bir bilgiden dünyanın haberdar olmadığı halde nasıl bir ilimle yada bilgiyle bu olaydan haber veriyor.veya şöyle yapalım senin yukarıda yazana dair bu papirüsün dışında halk masalıydı dediğin masalı bul da getir bakalım. ne diyormuş.gerçekler karşısında kendinizi aşırı zorlamayın.inanmıyorsanız gerçekler karşısında cevap vermeyin sizi alim sanalım

estergon37
28-07-2013, 17:06
Tasdik etmesinin bir anlami yok ki ama, siz kitabiniza gore bu papirusten mi sorumlusunuz? Kaldi ki zaten onunuzde Incil var, Tanah var.

Yani kitabinizda okudugunuz pasajlar, zaten bunlardan olusturulma pasajlardir.

Misir'da o kadar cok felaket yasanmistir ki kurguya gore, bu bir olcut olamaz. Keza firavunun cesedine de delil degildir.


anlatamıyorum galiba yada israrla anlamak istemiyorsunuz.benim inananmam için tabiki Kuranı kerim varken bu papirüse ihtiyacım yok.siz Kuranı kerime inanmadığınız için benden çok sizin ihtiyacınız olduğu için bunu ortaya attım ve bir de hani anlattığın olayların bir delili varmı diyen bir arkadaşınıza cevap olsun diye bunu ortaya koydum.bu papirüste yazan efsane dediğiniz olayı tevrattan bulup getirebilir misiniz?

estergon37
28-07-2013, 17:14
he bir de Kuran-ı Kerim kendinden öncekilerinin kopyasıdır diyenler için bunu anlamak için bu kadar araştırma yapmaya gerek yokki tabiki belli noktalarda örtüşecektir.sonuçta Tevratta İncilde Kuranı kerim de Allah tarafından indirilmiştir.ama diğerleri tahrif edilmiştir.belli noktalarda örtüşmesi bundandır.

Shibumi
28-07-2013, 17:14
http://www.idefix.com/kitap/kuran-incil-ve-tevratin-sumerdeki-kokeni-muazzez-ilmiye-cig/tanim.asp?sid=MWUN7B723K7CI8PE0PJV

Bununla başla devamını getiririz.

Neva
28-07-2013, 17:16
anlatamıyorum galiba yada israrla anlamak istemiyorsunuz.benim inananmam için tabiki Kuranı kerim varken bu papirüse ihtiyacım yok.siz Kuranı kerime inanmadığınız için benden çok sizin ihtiyacınız olduğu için bunu ortaya attım ve bir de hani anlattığın olayların bir delili varmı diyen bir arkadaşınıza cevap olsun diye bunu ortaya koydum.bu papirüste yazan efsane dediğiniz olayı tevrattan bulup getirebilir misiniz?

Bizlerin acisindan buna gerek yok ki!?

Bizler zaten Tanah ve Incil'den, icinde ne yazdigindan haberdariz. Getirmemize de gerek yok, oturup nicin kendiniz okumuyorsunuz ki!?

estergon37
28-07-2013, 17:17
http://www.idefix.com/kitap/kuran-incil-ve-tevratin-sumerdeki-kokeni-muazzez-ilmiye-cig/tanim.asp?sid=MWUN7B723K7CI8PE0PJV

Bununla başla devamını getiririz.

he bir de Kuran-ı Kerim kendinden öncekilerinin kopyasıdır diyenler için bunu anlamak için bu kadar araştırma yapmaya gerek yokki tabiki belli noktalarda örtüşecektir.sonuçta Tevratta İncilde Kuranı kerim de Allah tarafından indirilmiştir.ama diğerleri tahrif edilmiştir.belli noktalarda örtüşmesi bundandır.

Neva
28-07-2013, 17:20
he bir de Kuran-ı Kerim kendinden öncekilerinin kopyasıdır diyenler için bunu anlamak için bu kadar araştırma yapmaya gerek yokki tabiki belli noktalarda örtüşecektir.sonuçta Tevratta İncilde Kuranı kerim de Allah tarafından indirilmiştir.ama diğerleri tahrif edilmiştir.belli noktalarda örtüşmesi bundandır.

Belli noktalarda ortusmesi diye birsey yok, Kuran'daki Tanah ve Incil pasajlarini cikarin, ortada kitap kalmaz. Hangi belli ortusmeden bahsetmektesiniz siz?

estergon37
28-07-2013, 17:30
Belli noktalarda ortusmesi diye birsey yok, Kuran'daki Tanah ve Incil pasajlarini cikarin, ortada kitap kalmaz. Hangi belli ortusmeden bahsetmektesiniz siz?

1-Peygamber efendimiz Ümmi bir kimseydi.yani okuma yazması yoktu.hayatı boyunca da öğrenmemiştir.ama ilmi okumayı ashabına ve ümmetine tavsiye etmiştir.

2-O dönemde yani hz. musa ve hz. isa döneminde yaşanmış olayları anlatması nedeniyle tabiki bu kitaplarla belli benzerlikler bulunacaktır.Zira yaşanmış bir olayın nakli söz konusu.ben tevratla kuran arasında büyük farklar olduğunu kanıtlasam inanacak mısın? Şüphesiz ki hayır .bu yüzden fazla zorlamay gerek yok.sana sabaha kadar farklı olan şey bulabilirm..sadece şunlara bak

Tevrat'ın tahrif edildiğini anlamak için derin bir araştırma yapmaya ihtiyaç yoktur. Tevrat satırları arasında yapılacak kısa bir gezinti, bu kitabın tahrifine dair birçok örneği gözler önüne serecektir. Tevrat'ta Allah'a oğul isnâd edilir. (Tekvin, 6/2; Mezmurlar, 2/7) Allah'ın, yiyip bitiren bir ateş olduğu ifade edilir. (Tesniye, 4/24) Allah'a yorgunluk isnâd edilir. (Tekvin, 2/2) Allah'ın, Hz. Yakub'la güreşip ona yenildiği gibi komik hikâyeler aktarılır. (Tekvin, 32/28)

İftira edilen sadece Allah değildir. Onun peygamberleri de türlü iftiralara uğrar Tevrat'ta, Hz. Âdem, Allah'ın dilinden ilâhlaşmış biri gibi tanıtılarak hem Allah'a hem Âdem'e iftira edilir: "İşte Âdem iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden birisi gibi oldu." (Tekvin, 3/22-23) Hz. Nuh'a içki içiren kızlarının onunla zina ettikleri ve öz kızlarının bu peygamberden hamile kaldığı söylenir. (Tekvin, 19/30-36) Yine aynı peygambere yapılan bir başka çirkin isnat da torunu Ken'an tarafından sarhoşken tecavüze uğradığıdır. (Tekvin, 9/20-25) Hz. İbrahim de Tevrat'taki iftiralardan payını alır. Bu yüce peygamber, hanımı Sâra'yı kendi elleriyle Firavun'a peşkeş çeken biri olarak gösterilir. (Tekvin, 12/14-19)

Hz. Yakub, Allah'a başkaldıran ve onu azarlayan biri olarak gösterilir. (Sayılar, 11/10-15) Hz. Harun, Tevrat'a göre altın buzağı putunu yapıp buna tapılmasını emreden biridir. (Çıkış, 32/1-5; 24, 35) Hz. Dâvud, Uriya adlı bir komutanının hanımıyla zina eden, ondan gayrı meşru çocuk sahibi olan ve onunla evlenmek için kocası Uriya'ya komplo kurarak öldürten bir zorba olarak takdim edilir. (II. Samuel, 11/2-27) Hz. Süleyman, hanımlarından putperest olanların oyununa gelerek puta tapan biri olarak gösterilir. (Krallar, 11/4) Yine aynı peygamberin ağzından şuh ve müstehcen şiirler verilir. (Neşideler Neşidesi, 1/1-4)

İsrâiloğullarının peygamberlerine önce çamur atıp sonra onu kutsal kitaplarına geçirmelerini Kur'an şiddetle yerer. Tevrat'ta yer alan peygamberlerden birçoğu Kur'an'da da yer alır. Ancak Kur'an, kendisinde adı geçen hiç bir peygamber hakkında onların peygamberlik şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak hiçbir rivayete yer vermez. Üstelik, tevrat'ta iftiraya uğrayan kimi isimleri de aklar. Bunlardan biri Tevrat'ta puta tapmakla ithamedilen Hz. Hârun'dur. Kur'an, olayın doğrusunu vererek, Hz. Hârun'un putçu yahudilere engel olmaya kalktığını, lâkin buna güç yetiremediğini aktarır. (A'râf, 7/150; Tâhâ, 20/90-94) Tevrat'ta iftira edilip de Kur'an'ın akladığı İsrâiloğulları peygamberlerinden biri de Süleyman peygamberdir. Tahrif edilmiş Tevrat'ta sırf boy asabiyeti uğruna Hz. Süleyman, küfre düşen ve putperest olan biri olarak lanse edilir. (I. Krallar, 11/5, 9) Kur'an ise, yahudilerin bu iftirasını "Onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular" diye reddederek. Hz. Süleyman'ı "Süleyman kâfir olmadı, lâkin (onu tekfir eden) şeytanlar kâfir oldu" ifadesiyle aklar. (Bakara, 2/102)

Ayrıca yaratılış kıssası, Âdem kıssası, Nuh kavmi ve kıssası, Lût kavmi ve kıssası, Kur'an'da, Tevrat'ta geçtiği gibi yalan yanlış değil; doğru ve nübüvvet makamına yakışmayacak isnat ve iftiralardan uzak bir biçimde anlatılır.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Kur’an’ın kendinden önceki kitapları doğrulaması, bugün elimizde mevcut olan Tevrat ve İncil’i doğrulaması anlamına gelemez. Kaldı ki, bu halleriyle onları doğrulaması bile, onların bugün de geçerli oldukları ve onlarla amel edenlerin kurtuluşa erecekleri demek değildir. Çünkü geçmiş kitaplar, dönemlerini doldurmuş ve Kur’an’la yürürlükten kaldırılmışlardır.

estergon37
28-07-2013, 17:42
Öte yandan Tevratta bunlar var kuranda da var dolayısıyla ikisi aynı.Hz. Muhammed haşa Kuran-ı Kerimi tevrattan aşırmıştır safsatasını bırakın.zira bundan size bir fayda gelmez.zira dediğim gibi yaşanmış bir olayın aktarılmasında tabiki benzerlikler olacaktır.bugün istanbulun fethi dediğimizde batılılar kendilerine göre nakleder Müslümanlar kendilerine göre.ama yaşanmış bir olay olduğu muhakkaktır.yani yok sümerlerde de kuranda yazılanların aynısını anlatmışlar destanlarında deyip dini yoksaymak cahilce bir tutumdur.Allah Kuranı keriminde zaten bunu belirtiyor bunun için muazzez gibi yüksek yüksek okul bitirmeye gerek yok.Kuran size yeter.Ben size olduğu gibi diğer kavimlere de peygamberler gönderdim diyor.dolayısıyla sümerlerin gılgamış destanında anlatılanların onlara gelen bir peygamberin anlattıklarının tahrif edilmediğinin bir garantisi var mı.veya ben böyle bir idda atsam beni çürütebilir misiniz? zira Kuranı Kerimin böyle bir hükmü var.ne diyeceksiniz?

Pilli Bebek
28-07-2013, 17:45
Sevgili Kardeşim estergon37 (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=12545) şimdi sana Allah yok deseler ki diyolar elbette büyük bir inatla var dersin ve bunu kabullendirmeyi seçersin.
Buradaki insanlarda senin gibi onlarda yok diyor ve diğer insanlarında kabullenmesini istiyor.
Sana Allah yok dendiği zaman, hiddetlenirsin,
Buradaki insanlarada sen var dersen onlarda hiddetlenir.
Bu nedenle onlardan uzak durun, onların kalpleri mühürlenmiştir, bulundukları ortamlarda olmayın gibi ifadeler gerek islam alimlerince, gerek kuranda bahsedilmiştir..

İki taraf birbirini kırmasın, şeytana yakın olan daha avantajlıdır diye islam bunu emreder. öyleyse sen şimdi bu emre karşı gelmiş oluyorsun.

Mıknatısın - ve + yönleri gibi düşün asla birbirlerine yapışamazlar.
Ne sen onlara varlığını nede onlar sana yokluğunu ispatlayabilir.

Boşune nefes tüketmek, bedene yapılan günahdır.

Neva
28-07-2013, 17:46
1-Peygamber efendimiz Ümmi bir kimseydi.yani okuma yazması yoktu.hayatı boyunca da öğrenmemiştir.ama ilmi okumayı ashabına ve ümmetine tavsiye etmiştir.



Peygamberiniz ummi biri filan degildi, gelmis gecmis hicbir peygamber kendi vahyini yazmamistir zaten. Onlar oldukten sonra yazilmistir.

Bu sizin peygamberinizi ummi yapmaz yani.

estergon37
28-07-2013, 17:48
Sevgili Kardeşim estergon37 (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=12545) şimdi sana Allah yok deseler ki diyolar elbette büyük bir inatla var dersin ve bunu kabullendirmeyi seçersin.
Buradaki insanlarda senin gibi onlarda yok diyor ve diğer insanlarında kabullenmesini istiyor.
Sana Allah yok dendiği zaman, hiddetlenirsin,
Buradaki insanlarada sen var dersen onlarda hiddetlenir.
Bu nedenle onlardan uzak durun, onların kalpleri mühürlenmiştir, bulundukları ortamlarda olmayın gibi ifadeler gerek islam alimlerince, gerek kuranda bahsedilmiştir..

İki taraf birbirini kırmasın, şeytana yakın olan daha avantajlıdır diye islam bunu emreder. öyleyse sen şimdi bu emre karşı gelmiş oluyorsun.

Mıknatısın - ve + yönleri gibi düşün asla birbirlerine yapışamazlar.
Ne sen onlara varlığını nede onlar sana yokluğunu ispatlayabilir.

Boşune nefes tüketmek, bedene yapılan günahdır.

Haklısın kardeşim.aslında sözlerime başlarken de bu şekilde başlamıştım ama tamamen beşeri acziyyetimden ve nefsime hakim olamadığımdan konuyu alevlendirdim.dediğin gibi biz ne anlatsak boşa.o yüzden susmak en hayırlısı.umalım ve dua edelim ki hidayete ersinler

Neva
28-07-2013, 17:52
Ben size olduğu gibi diğer kavimlere de peygamberler gönderdim diyor.dolayısıyla sümerlerin gılgamış destanında anlatılanların onlara gelen bir peygamberin anlattıklarının tahrif edilmediğinin bir garantisi var mı.veya ben böyle bir idda atsam beni çürütebilir misiniz? zira Kuranı Kerimin böyle bir hükmü var.ne diyeceksiniz?

Bize gerek yok ki kendi kendinizi curutursunuz zaten.

Nicin sizin disinizda kalanlar putperest ornegin?

estergon37
28-07-2013, 18:02
Peygamberiniz ummi biri filan degildi, gelmis gecmis hicbir peygamber kendi vahyini yazmamistir zaten. Onlar oldukten sonra yazilmistir.

Bu sizin peygamberinizi ummi yapmaz yani.


eğer biraz siyer okusaydınız bu dediklerinizin yanlış olduğunu görecektiniz.zira Kuran-ı kerim tıpkı Efendimizin hadisleri gibi Uhus savaşında birçok hafızın şehid olmasından sonra Peygamber efendimizin katipleri tarafından hayatındayken yazılmıştır.Hatta Hadisleriyle Ayetler karışmasın diye ayrı ayrı yazılmışlardır.Öte yandan Ümmi bir kimse değildi derken de yanlış bir bilgiye sahipsiniz.ümmiydi ve hayatının sonuna kadar da okuma yazma öğrenmedi.he eğer Kuranı Kerimin ayetlerinin toplanması konusunu diyorsanız evet o Efendimizden sonra toplanmıştır.

Neva
28-07-2013, 18:09
eğer biraz siyer okusaydınız bu dediklerinizin yanlış olduğunu görecektiniz.zira Kuran-ı kerim tıpkı Efendimizin hadisleri gibi Peygamber efendimizin katipleri tarafından yazılmıştır.Hatta Hadisleriyle Ayetler karışmasın diye ayrı ayrı yazılmışlardır.Öte yandan Ümmi bir kimse değildi derken de yanlış bir bilgiye sahipsiniz.ümmiydi ve hayatının sonuna kadar da okuma yazma öğrenmedi.he eğer Kuranı Kerimin ayetlerinin toplanması konusunu diyorsanız evet o Efendimizden sonra toplanmıştır.

Siyer'e ne hacet!? Hikayelerin biri digerini yalanlar sekilde zira.

Peygamberiniz okuma yazma bilmedigi icin mi ticaretle ugrasti?

Shibumi
28-07-2013, 18:20
Kuran vs Tevrat mevzuunu Meryem üzerinden inceleyen güzel bir yazı.

http://nisanyan1.blogspot.com/2013/07/meryem-kimdi-pardon.html

estergon37
28-07-2013, 18:22
Siyer'e ne hacet!? Hikayelerin biri digerini yalanlar sekilde zira.

Peygamberiniz okuma yazma bilmedigi icin mi ticaretle ugrasti?

Valla sevgili neva seninle sabaha kadar da tartışsak ne sen beni yolumdan alıkoyabilirsin ne de ben seni.buraya üye olmamda ve yazmamdaki gaye de firavun meselesi hakkında bir üyenizin ısrarla bunun yaşanmışlığına dair başka bir inanan müslüman üyeden örnek istemesiydi ki ben de bu yüzden ona cevap olsun diye buraya yazdım sonra başka üyeleriniz tarafından yazması neyi değiştirir ki hepsi birbirinin kopyası moduna girdiniz yani size akli deliller sunsak da fayda etmiyor zira dediğim gibi çok komik bir şekilde katı bir savunma içerisine giriyorsunuz.şu gösterdiğin örnek dahi komedi.benim babannemin de okuma yazması yok ama parayı gösterdiğin zaman kaç para olduğunu biliyor.yani lafı uzatmaya gerek yok.sizin yolunuz belli benimki belli.

hadi kalın sağlıcakla

Bayrak
28-07-2013, 18:28
MUSA GERÇEKTE MISIRDA YAŞADIMI?

Sıralamayı şöyle yapabiliriz Tevrat-incil-kuran hemen hemen bu konuda aynı şeyleri söyler ama tarih bilimi ve elde edilen tarihi kanıtlar başka şeyler söyler..

Bilindiği gibi Kuran özellikle Tevratı tastik eder yani aralarında farklılık olmadığı sürece tevratta yazan hükümler ve aktarımlar kurana göre doğrudur.

Tevrat’in ilgili ayetine bir göz atalım; “Ve (İsrailoğulları) Firavun için Pitom ve Ramses ambar şehirlerini yaptılar” (Çıkış 1:11)

Kuranda yukarda anlatımı yalanlayan bir bilgi içermediğine göre bu tevrat ayetini doğru kabul etmemiz gerekmektedir.

Bütün tarihi kayıtlar kutsal kitaplarda anlatılan firavunun ismin ancak II.Ramses olabileceğini söyler.

Günümüzde Pitom ve Piramses şehirlerinin inşaatlarının II.Ramses döneminde yapıldığı bilinmektedir. Mısır kayıtları Firavun II.Ramses’in doğu Nil deltasında, akdeniz yakınlarında Pi-Ramesse (Ramses’i Evi) adlı yeni bir başkent kurduğunu anlatır. Bu durumda Musa’nın II.Ramses dönemin ve takip eden bir zaman aralığında yaşadığını iddia edebiliriz. Demek ki bahsedilen Firavun II.Ramses olmalıdır.

Sorun sa şu; din kitaplarında anlatılan olaylar ile bu firavun döneminden kalan tarihi kayıtlar da yazanlar uyumsuzdur. II.Ramses Mısır tarihinde yaşamış engüçlü hükümdarlarından biri, tarihin ilk yazılı antlaşmasını yapmış, tam 66 yıl ülkesini yönetmiş, mısıra ilaveten suriye, ürdün, filistin, israil ve lüpnanıda yöneten büyük bir hükümdar Yukarıdaki hikayede anlatıldığı gibi bir çulsuzun karşısına geçip ahkam kesebileceği biri değildir. Yaşadığı dönemde tanrı kabul edilen belli başlı kurallarla çerçevesinde yanına girilip çıkılabilen büyük bir hükümdardır.

Bayrak
28-07-2013, 18:29
Yani Musa ve Firafun hikayesi ve firevunun ibretlik ölümü ve cesedi sadece efsane veya masaldır.. Gerçek dışıdır.

Neva
28-07-2013, 18:39
1


Tevrat'ın tahrif edildiğini anlamak için derin bir araştırma yapmaya ihtiyaç yoktur. Tevrat satırları arasında yapılacak kısa bir gezinti, bu kitabın tahrifine dair birçok örneği gözler önüne serecektir. Tevrat'ta Allah'a oğul isnâd edilir. (Tekvin, 6/2; Mezmurlar, 2/7) Allah'ın, yiyip bitiren bir ateş olduğu ifade edilir. (Tesniye, 4/24) Allah'a yorgunluk isnâd edilir. (Tekvin, 2/2) Allah'ın, Hz. Yakub'la güreşip ona yenildiği gibi komik hikâyeler aktarılır. (Tekvin, 32/28)

İftira edilen sadece Allah değildir. Onun peygamberleri de türlü iftiralara uğrar Tevrat'ta, Hz. Âdem, Allah'ın dilinden ilâhlaşmış biri gibi tanıtılarak hem Allah'a hem Âdem'e iftira edilir: "İşte Âdem iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden birisi gibi oldu." (Tekvin, 3/22-23) Hz. Nuh'a içki içiren kızlarının onunla zina ettikleri ve öz kızlarının bu peygamberden hamile kaldığı söylenir. (Tekvin, 19/30-36) Yine aynı peygambere yapılan bir başka çirkin isnat da torunu Ken'an tarafından sarhoşken tecavüze uğradığıdır. (Tekvin, 9/20-25) Hz. İbrahim de Tevrat'taki iftiralardan payını alır. Bu yüce peygamber, hanımı Sâra'yı kendi elleriyle Firavun'a peşkeş çeken biri olarak gösterilir. (Tekvin, 12/14-19)

Hz. Yakub, Allah'a başkaldıran ve onu azarlayan biri olarak gösterilir. (Sayılar, 11/10-15) Hz. Harun, Tevrat'a göre altın buzağı putunu yapıp buna tapılmasını emreden biridir. (Çıkış, 32/1-5; 24, 35) Hz. Dâvud, Uriya adlı bir komutanının hanımıyla zina eden, ondan gayrı meşru çocuk sahibi olan ve onunla evlenmek için kocası Uriya'ya komplo kurarak öldürten bir zorba olarak takdim edilir. (II. Samuel, 11/2-27) Hz. Süleyman, hanımlarından putperest olanların oyununa gelerek puta tapan biri olarak gösterilir. (Krallar, 11/4) Yine aynı peygamberin ağzından şuh ve müstehcen şiirler verilir. (Neşideler Neşidesi, 1/1-4)

İsrâiloğullarının peygamberlerine önce çamur atıp sonra onu kutsal kitaplarına geçirmelerini Kur'an şiddetle yerer. Tevrat'ta yer alan peygamberlerden birçoğu Kur'an'da da yer alır. Ancak Kur'an, kendisinde adı geçen hiç bir peygamber hakkında onların peygamberlik şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak hiçbir rivayete yer vermez. Üstelik, tevrat'ta iftiraya uğrayan kimi isimleri de aklar. Bunlardan biri Tevrat'ta puta tapmakla ithamedilen Hz. Hârun'dur. Kur'an, olayın doğrusunu vererek, Hz. Hârun'un putçu yahudilere engel olmaya kalktığını, lâkin buna güç yetiremediğini aktarır. (A'râf, 7/150; Tâhâ, 20/90-94) Tevrat'ta iftira edilip de Kur'an'ın akladığı İsrâiloğulları peygamberlerinden biri de Süleyman peygamberdir. Tahrif edilmiş Tevrat'ta sırf boy asabiyeti uğruna Hz. Süleyman, küfre düşen ve putperest olan biri olarak lanse edilir. (I. Krallar, 11/5, 9) Kur'an ise, yahudilerin bu iftirasını "Onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular" diye reddederek. Hz. Süleyman'ı "Süleyman kâfir olmadı, lâkin (onu tekfir eden) şeytanlar kâfir oldu" ifadesiyle aklar. (Bakara, 2/102)

Ayrıca yaratılış kıssası, Âdem kıssası, Nuh kavmi ve kıssası, Lût kavmi ve kıssası, Kur'an'da, Tevrat'ta geçtiği gibi yalan yanlış değil; doğru ve nübüvvet makamına yakışmayacak isnat ve iftiralardan uzak bir biçimde anlatılır.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Kur’an’ın kendinden önceki kitapları doğrulaması, bugün elimizde mevcut olan Tevrat ve İncil’i doğrulaması anlamına gelemez. Kaldı ki, bu halleriyle onları doğrulaması bile, onların bugün de geçerli oldukları ve onlarla amel edenlerin kurtuluşa erecekleri demek değildir. Çünkü geçmiş kitaplar, dönemlerini doldurmuş ve Kur’an’la yürürlükten kaldırılmışlardır.



E bunlar komik de su hadis de yeterince komik degil mi ornegin?

Ebû Hûreyre (R) şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi. Melek Mûsâ’ya gelince, Mûsâ, meleğe bir tokat vurdu. Melek Rabb’ına döndü ve:
- Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin, dedi.
Allah, meleğe gözünü iâde etti ve tekrar Mûsâ’ya dön (dedi)..........
(Buhâri, Kitâbu’l-Cenâiz 95 C.3 S.1261 Ötüken 1987. )

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28496&highlight=Musa%27nin+gozu

Allah olum melegini gonderiyor, ama Allah hata yapmis olmali ki, melek ona itiraz ediyor. Musa tokat atip Allah'a yolluyor.

Allah ve Musa melekle top gibi oynuyorlar yani bir nevi...

Yani siz yeter ki komedi isteyin, hadislerinizde bol miktarda mevcut zira.. Siz bunlara da iman ediyorsunuz neticede..

Yani Musa ve Firafun hikayesi ve firevunun ibretlik ölümü ve cesedi sadece efsane veya masaldır.. Gerçek dışıdır.

Tabi ki hepsi insan urunudur, hicbiri ilahi degildir zira bizzat insan yazmasidir. Insan akli ve dusuncesi nispetinde, gecmis donemlere iliskin dogruluk/yanlislik payi tasir.

Bayrak
28-07-2013, 19:06
E bunlar komik de su hadis de yeterince komik degil mi ornegin?

Ebû Hûreyre (R) şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi. Melek Mûsâ’ya gelince, Mûsâ, meleğe bir tokat vurdu. Melek Rabb’ına döndü ve:
- Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin, dedi.
Allah, meleğe gözünü iâde etti ve tekrar Mûsâ’ya dön (dedi)..........
(Buhâri, Kitâbu’l-Cenâiz 95 C.3 S.1261 Ötüken 1987. )

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28496&highlight=Musa%27nin+gozu

Allah olum melegini gonderiyor, ama Allah hata yapmis olmali ki, melek ona itiraz ediyor. Musa tokat atip Allah'a yolluyor.

Allah ve Musa melekle top gibi oynuyorlar yani bir nevi...

Yani siz yeter ki komedi isteyin, hadislerinizde bol miktarda mevcut zira.. Siz bunlara da iman ediyorsunuz neticede..



Tabi ki hepsi insan urunudur, hicbiri ilahi degildir zira bizzat insan yazmasidir. Insan akli ve dusuncesi nispetinde, gecmis donemlere iliskin dogruluk/yanlislik payi tasir.

Bu hadislerin içinde olduğu Kutub-u Sitte tam bir cümbüş içinde herşey var kurana uygun kurana aykırı, günümüzde resmen savaş suçu ve insanlık suçu içeren biryığın iğrençlik, tam anlamıyla hurafelerle dolu hikayeler, resmen sizin yazdığınız gibi komedi denebilecek akıl dışı saçmalıklar...

İşin garibide bence bu hadislerin büyük kısmı doğru yanı o zamanlarda söylenmiş ve yapılmış gerçek söz ve olayları içeriyor.. Şimdilerin inandığı peygamber ve sahabesi gerçekten bugün yaşasaydı ya savaş suçları mahkemesinde yargılanır haklarında tutuklama kararı çıkardı yada akıl hastanesine kapatılırlardı...

Gelde bunları günümüzün müslümanlarına anlat

Neva
28-07-2013, 19:07
MUSA GERÇEKTE MISIRDA YAŞADIMI?

Sıralamayı şöyle yapabiliriz Tevrat-incil-kuran hemen hemen bu konuda aynı şeyleri söyler ama tarih bilimi ve elde edilen tarihi kanıtlar başka şeyler söyler..

Bilindiği gibi Kuran özellikle Tevratı tastik eder yani aralarında farklılık olmadığı sürece tevratta yazan hükümler ve aktarımlar kurana göre doğrudur.

Tevrat’in ilgili ayetine bir göz atalım; “Ve (İsrailoğulları) Firavun için Pitom ve Ramses ambar şehirlerini yaptılar” (Çıkış 1:11)

Kuranda yukarda anlatımı yalanlayan bir bilgi içermediğine göre bu tevrat ayetini doğru kabul etmemiz gerekmektedir.

Bütün tarihi kayıtlar kutsal kitaplarda anlatılan firavunun ismin ancak II.Ramses olabileceğini söyler.


2. Ramses olamaz, zira o oryantalist cevrelerin pompalamasidir buyuk olcude Misir'i gozde hale getirip, Sumer'i captan dusurmek icin, ambarlar Yusuf doneminde kullanilmistir. Yusuf ayetlerine bakarsaniz, hikayeyi anlayabilirsiniz. Yani kitlik o sekilde ambarlar kullanilarak asilmistir.

Yusuf halktan esya vs. ve hayvan alip karsiliginda tahil verir.

Tanah'a gore Yusuf Musa'dan oncedir kronolojik olarak. Musa ise hikayeye gore, Misir'da iken dogar. Evlatlik edinilir.

Kuran'a gore de pasajlarda birden fazla firavun donemi anlatilir. Tek firavun yoktur yani sahis olarak.

Piramses zaten iki Ramses demektir. Ayri ayri sekilde. 2. Ramses demek degildir.

Pihahirot ornegi gibi... Zira Misir, kendi doneminde asagi/yukari diye ikiye ayrilir hem yonetimsel hem bolgesel..

Keza Kuran'da da bunu gorursunuz, iki dogu iki batinin rabbi seklinde.

Oryantalistler o denli kurcalamak istemezler, zira isin icine antik Mezapotamya girer. O zamanki medeniyetler de bellidir cunku.


Zaten bu isimlerin hepsi, gecmiste yasadigi kabul edilen kisilere atiftir. Cok sonra yazilir ve kaleme alinir.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/60/Antik_M%C4%B1s%C4%B1r_haritas%C4%B1.png

Bayrak
28-07-2013, 19:20
2. Ramses olamaz, zira o oryantalist cevrelerin pompalamasidir buyuk olcude Misir'i gozde hale getirip, Sumer'i captan dusurmek icin, ambarlar Yusuf doneminde kullanilmistir. Yusuf ayetlerine bakarsaniz, hikayeyi anlayabilirsiniz. Yani kitlik o sekilde ambarlar kullanilarak asilmistir.

Yusuf halktan esya vs. ve hayvan alip karsiliginda tahil verir.

Tanah'a gore Yusuf Musa'dan oncedir kronolojik olarak. Musa ise hikayeye gore, Misir'da iken dogar. Evlatlik edinilir.

Kuran'a gore de pasajlarda birden fazla firavun donemi anlatilir. Tek firavun yoktur yani sahis olarak.

Piramses zaten iki Ramses demektir. Ayri ayri sekilde. 2. Ramses demek degildir.



Piharirot ornegi gibi... Zira Misir, kendi doneminde asagi/yukari diye ikiye ayrilir hem yonetimsel hem bolgesel..

Keza Kuran'da da bunu gorursunuz, iki dogu iki batinin rabbi seklinde.

Oryantalistler o denli kurcalamak istemezler, zira isin icine antik Mezapotamya girer. O zamanki medeniyetler de bellidir cunku.


Zaten bu isimlerin hepsi, gecmiste yasadigi kabul edilen kisilere atiftir. Cok sonra yazilir ve kaleme alinir.



Sayın Neva bu konuyla ilgili pekçok idda vardır ama şurası kesindir geçmişe dönük tarihi kayıtların hiçbirinde Mısırda Yahudi varlığını doğrulayacak birtek kayda bile raslanmamıştır.

Mısır kaynaklarında I Ramsesten kalma Torino papirüsündede, Sakkara ve Abidos’taki önemli olayları ve Kral listelerini içeren belgelerdede Yahudi varlığından hiçbir iz bulunmaz.Akhenaten’den kalma ünlü Amara Mektupları , Yusuf zamanında yerleşerek 400 yıl ülkede kalan yabancı varlığı bulunmaz. Bu durumda Yusufla sığınan , Musa ile çıkan bir topluluğu Mısır kronolojisinde belirli bir döneme koymak zordur.

11 Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır’a yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi. (Tekvin 47)


Bu ismi taşıyan Firavun soyuna baktığımız zaman ; Yeni Krallık 18 .Hanedan ayette belirtilen şehir Pi-Ramses adıyla 1.Seti ve oğlu Büyük Ramses zamanında kurulmuş ve yusufla eş zamanlı kronolojide içinden çıkılmaz bir hal alır.Bu olasılık incelenmeye bile değer değildir. Böyle bir olayın olması Exodus’u 10.yy denk düşürür.Mısırdan çıkışın 480. yılında inşa edilen Süleymanın Mabedi 6.yy kadar sarkar.Oysa bu tarihin güneydeki Babil Hükümdarı Nabukadnezar tarafından işgal edilmesiyle başlayan Babil Sürgününe denk geldiği bilinir.


10 Goşen bölgesine yerleşirsin; çocukların, torunların, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte yakınımda olursun. (Tekvin 45)
Tekvinin sonlarında bulunan Yakubun yaşadığı yer Goşeni referans alırsak ; yeni bir coğrafi bölge olarak karşımıza çıkar somut olarak doğrulanamamakla beraber , yaygın kanıya göre Goşen denilen bölge deltanın en doğu ucundan sina’nın kuzeyine dogru uzanan alandır.Yani Mısır taşrasıdır.


Üzerinden yüzyıllar sonra kitabı kaleme alanlar Pi-Ramses şehrinin çok eski olduğunu sanmak gibi bir yanılgıya düşmüşlerdi. Ejiptologlar tüm bu tutarsızlıklara rağmen yinede kendi içerisinde bir tutarlılık aramışlardır.Bu kezde Eski ahitin başlarındaki esir kavmin yaşadığı ve çalıştırıldığı referansları izlemişlerdir.


11 Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. ( Çıkış 1)


Aynı kent adı kafa karıştırıcı biçimde tekrar karşımıza çıkar, eğer bu şehir Pi_ramses ise yapılış tarihi bellidir.Bu bilgi de, tarihçiler arasında İbranilerin Mısırdan çıkışının Yeni Krallık döneminin güçlü hükümdarları dönemine rastlamış olabileceği ihtimali gibi kronolojik açıdan daha makul bir tez olarak karşımıza çıkar.Bu süre içerisinde Seti,Ramses,Tutmotis, Kraliçe Hatşeptu ‘nun adları Exodus’un muhtemel firavunları olarak dolanır.Hatta sonradan Güneş Kral IV Amenofis (AKHENATEN) moneteist düşünceyi Musadan almış olabileceği tezler içerisinde incelenir.


Ne varki yeni krallık döneminin anılan devrelerinde Mısır’da kitlesel halde bulunan bir İbrani varlığından ve bu ülkeden ayrılan hiçbir belge bulunmaz

ÖZET: Yahudiler bulundukları bölgeye (filistin) muhtemelen güneyden gelmiş ve araplarla yakın akraba çobanlık yapan göçebe bir halktır ve hem mısır hemde sümer medeniyetlerinden edindikleri bilgileri kendi inançları ile harmanlayıp tek tanrılı dinlerini yaratmış ve bu dinde diğer dinlere kaynaklık etmiştir..

Ayrıntılı bilgi için: http://neferkaminanu.wordpress.com/2013/04/08/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/

Neva
28-07-2013, 19:35
Sayın Neva bu konuyla ilgili pekçok idda vardır ama şurası kesindir geçmişe dönük tarihi kayıtların hiçbirinde Mısırda Yahudi varlığını doğrulayacak birtek kayda bile raslanmamıştır.

Mısır kaynaklarında I Ramsesten kalma Torino papirüsündede, Sakkara ve Abidos’taki önemli olayları ve Kral listelerini içeren belgelerdede Yahudi varlığından hiçbir iz bulunmaz.Akhenaten’den kalma ünlü Amara Mektupları , Yusuf zamanında yerleşerek 400 yıl ülkede kalan yabancı varlığı bulunmaz. Bu durumda Yusufla sığınan , Musa ile çıkan bir topluluğu Mısır kronolojisinde belirli bir döneme koymak zordur.

11 Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır’a yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi. (Tekvin 47)


Bu ismi taşıyan Firavun soyuna baktığımız zaman ; Yeni Krallık 18 .Hanedan ayette belirtilen şehir Pi-Ramses adıyla 1.Seti ve oğlu Büyük Ramses zamanında kurulmuş ve yusufla eş zamanlı kronolojide içinden çıkılmaz bir hal alır.Bu olasılık incelenmeye bile değer değildir. Böyle bir olayın olması Exodus’u 10.yy denk düşürür.Mısırdan çıkışın 480. yılında inşa edilen Süleymanın Mabedi 6.yy kadar sarkar.Oysa bu tarihin güneydeki Babil Hükümdarı Nabukadnezar tarafından işgal edilmesiyle başlayan Babil Sürgününe denk geldiği bilinir.


10 Goşen bölgesine yerleşirsin; çocukların, torunların, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte yakınımda olursun. (Tekvin 45)
Tekvinin sonlarında bulunan Yakubun yaşadığı yer Goşeni referans alırsak ; yeni bir coğrafi bölge olarak karşımıza çıkar somut olarak doğrulanamamakla beraber , yaygın kanıya göre Goşen denilen bölge deltanın en doğu ucundan sina’nın kuzeyine dogru uzanan alandır.Yani Mısır taşrasıdır.


Üzerinden yüzyıllar sonra kitabı kaleme alanlar Pi-Ramses şehrinin çok eski olduğunu sanmak gibi bir yanılgıya düşmüşlerdi. Ejiptologlar tüm bu tutarsızlıklara rağmen yinede kendi içerisinde bir tutarlılık aramışlardır.Bu kezde Eski ahitin başlarındaki esir kavmin yaşadığı ve çalıştırıldığı referansları izlemişlerdir.


11 Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. ( Çıkış 1)


Aynı kent adı kafa karıştırıcı biçimde tekrar karşımıza çıkar, eğer bu şehir Pi_ramses ise yapılış tarihi bellidir.Bu bilgi de, tarihçiler arasında İbranilerin Mısırdan çıkışının Yeni Krallık döneminin güçlü hükümdarları dönemine rastlamış olabileceği ihtimali gibi kronolojik açıdan daha makul bir tez olarak karşımıza çıkar.Bu süre içerisinde Seti,Ramses,Tutmotis, Kraliçe Hatşeptu ‘nun adları Exodus’un muhtemel firavunları olarak dolanır.Hatta sonradan Güneş Kral IV Amenofis (AKHENATEN) moneteist düşünceyi Musadan almış olabileceği tezler içerisinde incelenir.


Ne varki yeni krallık döneminin anılan devrelerinde Mısır’da kitlesel halde bulunan bir İbrani varlığından ve bu ülkeden ayrılan hiçbir belge bulunmaz

ÖZET: Yahudiler bulundukları bölgeye (filistin) muhtemelen güneyden gelmiş ve araplarla yakın akraba çobanlık yapan göçebe bir halktır ve hem mısır hemde sümer medeniyetlerinden edindikleri bilgileri kendi inançları ile harmanlayıp tek tanrılı dinlerini yaratmış ve bu dinde diğer dinlere kaynaklık etmiştir..

Ayrıntılı bilgi için: http://neferkaminanu.wordpress.com/2013/04/08/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/

Sayin Bayrak;


Konuya dair Ibrani'ler soz konusudur zira donemsel olarak.

Kaldi ki kac cesit yahudi vardir, daginik halde tarihin icinde. Misir bu konuda bu yuzden olcut olamaz. Donemsel olarak baktiginizda, kac tane uygarlik vardir o donemde..Kaldi ki surgunler zaten tarihsel olarak ortada.

Misir'i tarihin bir yerinden sonra pompalamak ve one cikarmak oryantalistlerin isidir. Bakin Misir'in ortaya cikis tarihine.. (meshur olus tarihine)

Ote yanda kocaman bir Sumer var, Fenike var, Asur var, Mezapotamya var vs.vs. geriye donuk. (karisik saydim)

Herodot'un tarihcesi bile, yarisi yalan icerir hristiyan doktrine uyum gosterebilsin diye..


O tarihi net olarak ortaya koyabilmeniz icin, once Ibrahim'den hatta ondan da oncesinden almaniz gerekir objektif olmaksa amac.

Daha da onemlisi, bunlari tartisabilmek icin, Misir halkinin irkini ortaya koymaniz gerekir tarihsel olarak.

O da sizi antik Kemet'e atar. Bunun bir de arkaik donemi var ustelik. Yani bir onculu var etkilesime girdigi.. Olmak zorunda cunku hicbir uygarlik armut gibi ortaya cikmaz. Zira bilimsel olarak insanin tarih sahnesine cikisi bellidir yasca..

Nedir Misir halkinin irki bu noktada? Buna bir cevabiniz var mi mesela?

Benzer ornek, Turkiye diyorsunuz degil mi? Irk olarak neyi koyabilirsiniz ortaya net olarak?

Halbuki Orta Asya neresi(tarihsel dokumanlara bakarsak sayet)? Su an ki Turkiye neresi? Turk diye bir kelime yok, Turkmen diye yaklasabilirsiniz ve gitseniz gitseniz Mogol'a gidersiniz.

Nomad(gocebe) kulturlerin hepsini Arap yapmak akildisidir bir kere. Arabistan tarihini iyi okumanizi oneririm.

Bayrak
28-07-2013, 20:02
Sayin Bayrak;


Konuya dair Ibrani'ler soz konusudur zira donemsel olarak.

Kaldi ki kac cesit yahudi vardir, daginik halde tarihin icinde. Misir bu konuda bu yuzden olcut olamaz. Donemsel olarak baktiginizda, kac tane uygarlik vardir o donemde..Kaldi ki surgunler zaten tarihsel olarak ortada.

Misir'i tarihin bir yerinden sonra pompalamak ve one cikarmak oryantalistlerin isidir. Bakin Misir'in ortaya cikis tarihine.. (meshur olus tarihine)

Ote yanda kocaman bir Sumer var, Fenike var, Asur var, Mezapotamya var vs.vs. geriye donuk. (karisik saydim)

Herodot'un tarihcesi bile, yarisi yalan icerir hristiyan doktrine uyum gosterebilsin diye..


O tarihi net olarak ortaya koyabilmeniz icin, once Ibrahim'den hatta ondan da oncesinden almaniz gerekir objektif olmaksa amac.

Daha da onemlisi, bunlari tartisabilmek icin, Misir halkinin irkini ortaya koymaniz gerekir tarihsel olarak.

O da sizi antik Kemet'e atar. Bunun bir de arkaik donemi var ustelik. Yani bir onculu var etkilesime girdigi.. Olmak zorunda cunku hicbir uygarlik armut gibi ortaya cikmaz. Zira bilimsel olarak insanin tarih sahnesine cikisi bellidir yasca..

Nedir Misir halkinin irki bu noktada? Buna bir cevabiniz var mi mesela?

Benzer ornek, Turkiye diyorsunuz degil mi? Irk olarak neyi koyabilirsiniz ortaya net olarak?

Halbuki Orta Asya neresi(tarihsel dokumanlara bakarsak sayet)? Su an ki Turkiye neresi? Turk diye bir kelime yok, Turkmen diye yaklasabilirsiniz ve gitseniz gitseniz Mogol'a gidersiniz.

Nomad(gocebe) kulturlerin hepsini Arap yapmak akildisidir bir kere. Arabistan tarihini iyi okumanizi oneririm.

Sayın Neva elbette yahudiler sadece mısır kökenli olduğu idda edilemez mesela Türk yahudileri vardır ve Rusya, Ukrayna, Polonya ve Litvanya yahudileri büyük oranda bu köktendir ki günümüzde bunlara Karaim denir.

Ama baz almamız gereken dinini inançlar ve bu dinlerin kitaplarında anlatılan hikayelerdir... Bu konu başlığında ki gibi Firavunun çürümeyen bir cesedi var mıdır bu olabilir mi bu gerçekmidir sorusuna cevap arayacaksak bu kitaplarda anlatılan hikayelerin gerçekliğini araştırmamız gerekir. Dikkatederseniz verdiğim kaynak tevratı baz alarak musa ve firavun hikayesinde anlatılanlar ile tarihi gerçeklikleri karşılaştırmıştır... Karşılkaştırmada kullanılan kaynaklar o dönemlerden kalma el yazmaları, papurüsler ve anıt mezarlardaki hiyoroglif anlatımlardır. İşte dini metinlerle bu kaynaklar uyumsuzdur.

Bakın ayet çok net ne deniyor: 11 Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. ( Çıkış 1)

Yani bu halk kent inşatında çalıştırılmış.. Peki mısır kaynakları nediyor..: ayette belirtilen şehir Pi-Ramses adıyla 1.Seti ve oğlu Büyük Ramses zamanında kurulmuşPeki bunu hangi kaynaktan öğreniyoruz.: II Ramsesten kalma Torino papirüsündede, Sakkara ve Abidos’taki önemli olayları ve Kral listelerini içeren belgelerdedeve bu şehrin kalıntılarındaki dikili taşlarda ki tarihi yazıtlardan.. Yani mısır kaynaklarıyla din kitaplarındaki anlatımlar uyumsuz. Ortada ne böyle bir halk neden toplu bir göç olayı yok.

Türklere gelince bildiğim kadarıyla içinde Türk adının geçtiği en eski belgeler Orhun abideleri ki onlarda yanlış bilmiyorsam 7.yy aitler oysa mogulların ortaya çıkması ancak 12.yy da olmuştur. Önce Kara hıtaylar olarak bilinen bu halk küçük bir kabilenin adını önderinden dolayı alarak Moğol adını kullanmaya başlamışlar diye biliyorum.

Tabi Tarih herzaman değişebilir bulunacak sıra dışı bir belge arkeolojik bir buluntu tarihi yeniden yazabilir kim bilir.

Neva
28-07-2013, 20:34
Sayın Neva elbette yahudiler sadece mısır kökenli olduğu idda edilemez mesela Türk yahudileri vardır ve Rusya, Ukrayna, Polonya ve Litvanya yahudileri büyük oranda bu köktendir ki günümüzde bunlara Karaim denir.

Ama baz almamız gereken dinini inançlar ve bu dinlerin kitaplarında anlatılan hikayelerdir... Bu konu başlığında ki gibi Firavunun çürümeyen bir cesedi var mıdır bu olabilir mi bu gerçekmidir sorusuna cevap arayacaksak bu kitaplarda anlatılan hikayelerin gerçekliğini araştırmamız gerekir. Dikkatederseniz verdiğim kaynak tevratı baz alarak musa ve firavun hikayesinde anlatılanlar ile tarihi gerçeklikleri karşılaştırmıştır... Karşılkaştırmada kullanılan kaynaklar o dönemlerden kalma el yazmaları, papurüsler ve anıt mezarlardaki hiyoroglif anlatımlardır. İşte dini metinlerle bu kaynaklar uyumsuzdur.

Bakın ayet çok net ne deniyor: 11 Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. ( Çıkış 1)

Yani bu halk kent inşatında çalıştırılmış.. Peki mısır kaynakları nediyor..: ayette belirtilen şehir Pi-Ramses adıyla 1.Seti ve oğlu Büyük Ramses zamanında kurulmuşPeki bunu hangi kaynaktan öğreniyoruz.: II Ramsesten kalma Torino papirüsündede, Sakkara ve Abidos’taki önemli olayları ve Kral listelerini içeren belgelerdedeve bu şehrin kalıntılarındaki dikili taşlarda ki tarihi yazıtlardan.. Yani mısır kaynaklarıyla din kitaplarındaki anlatımlar uyumsuz. Ortada ne böyle bir halk neden toplu bir göç olayı yok.

Türklere gelince bildiğim kadarıyla içinde Türk adının geçtiği en eski belgeler Orhun abideleri ki onlarda yanlış bilmiyorsam 7.yy aitler oysa mogulların ortaya çıkması ancak 12.yy da olmuştur. Önce Kara hıtaylar olarak bilinen bu halk küçük bir kabilenin adını önderinden dolayı alarak Moğol adını kullanmaya başlamışlar diye biliyorum.

Tabi Tarih herzaman değişebilir bulunacak sıra dışı bir belge arkeolojik bir buluntu tarihi yeniden yazabilir kim bilir.

Firavun'un cesedi olayi hikayedir bir kere. O donem olmus ve mumyalanmis ve bulunmus bircok ceset mevcuttur.

Elbette henuz adini duymadiginiz bircok yahudi vardir. Sadece o saydiginiz bolgelerle de sinirli degildir.

Evet ama madem ki hikayeye gore almaktasiniz, Musa'nin yasi da bellidir kitaba gore. Bu baglamda bir tek firavundan bahsedilmesi neredeyse imkansizdir.


Kaynaklar demektesiniz tamam ama kaynaklariniz tarafli burada.. :) Bu baglamda objektif olmasi zaten imkansizdir.

Yani uyumsuz olmasi cok dogaldir. Basindan beri soylemeye calistigim bu zaten, oryantalist pompalamalar derken.. Cunku bu taraftaki kaynaklar karistirildiginda, isin icine Ahura Mazda, Zerdust vs. inanclar girer, Isa dolayisiyla hristiyan ogretisi sallantiya duser. Celisir cunku.

Zira Incil'de Yahya/Isa halen celisiktir.

Benzer icerikli baslik fikir vermesi acisindan;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30197

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4229


Halbuki donun es donemli Mezapotamya vs. tarihine, eski Iran vs. bircok kaynak bulursunuz.

Bayrak
28-07-2013, 21:30
Sayın Neva

Örneklerle açıklayayım...

Anadoluda: Hititler, Lityalılar, Frikyalılar, Urartular, Yunanlılar ve son olarak biz Türkler yaşadık ve yaşıyoruz bu halkların anadoluda var olduğunu kanıtlayan binlerce tarihi eser, belge, çivi yazılı tablet, mezar ve mezartaşı, vb... kanıt bulmak mümkün.. Yani bu halkların Anadoluda yaşadığı bnilimsel verilerle ve kanıtlarla desteklenen bir olgu..

Mısır: Kıpti (mısırın yerlisi ve hıristiyan kalanları), Araplar, Türkler (kölemen) bu halklarında bu ülkede yaşadığıyla ilgili biryığın kanıt mevcut

Ama ortada Mısırda Yahudi varlığını destekleyecek birtek tarihi kanıt bile yok...

Şimdi bunun önemi nedir.. Biliyorsunuz tüm semavi dinlerin inanç sisteminin kökeni peygamberlik olgusuna buda kutsal metinlerde anlatılan hikayelere dayanır bu metinlerde ilk başlangıç mısırdan çıkıştır tüm dinlerde ve din kitaplarında anlatılan ve dinin temelini oluşturan bu hikayelerin gerçek dışı olduğu halka anlatılabilirse otomatikman tinlerinde gerçek dışı olduğu halka anlatılmış olur.

Musevilik demek Tevrat demektir ve tevratta anlatılan ana hikaye de Musa ve onun etrafında dönen olaylardır. (mısırdan çıkış, 10 emir vs gibi) Hıristiyanlık deseniz oda aynı durumdadır ve İncilde anlatılan İsanın hayatı eski tanrıların hayatlarından araklanmış hikayelerden ibarettir, Muhammed deseniz gerçekte yaşadığı bilinen tek peygamberdir oda gerçek bir peygamber değil uyanık veya akli dengesi şüpeli bir bedeviden başka bişey değildir. Özetle tüm dinler ard arda gelen yalanların toplamından başka birşey değildir.. Bu halka anlatılabilmeli ki dinlerin uydurma olduğunu insanlarımız görebilsin.

Bu nedenle Mısırda Yahudi varlığı ve musa hikayesinin uydurma olduğu önemli bir konudur. Balık baştan kokar derler ve semavi dinlerin ilk baş konusu budur ve bu konudan da pis kokular gelmektedir.

Neva
28-07-2013, 22:13
Sayın Neva

Örneklerle açıklayayım...

Anadoluda: Hititler, Lityalılar, Frikyalılar, Urartular, Yunanlılar ve son olarak biz Türkler yaşadık ve yaşıyoruz bu halkların anadoluda var olduğunu kanıtlayan binlerce tarihi eser, belge, çivi yazılı tablet, mezar ve mezartaşı, vb... kanıt bulmak mümkün.. Yani bu halkların Anadoluda yaşadığı bnilimsel verilerle ve kanıtlarla desteklenen bir olgu..

Mısır: Kıpti (mısırın yerlisi ve hıristiyan kalanları), Araplar, Türkler (kölemen) bu halklarında bu ülkede yaşadığıyla ilgili biryığın kanıt mevcut

Ama ortada Mısırda Yahudi varlığını destekleyecek birtek tarihi kanıt bile yok...

Şimdi bunun önemi nedir.. Biliyorsunuz tüm semavi dinlerin inanç sisteminin kökeni peygamberlik olgusuna buda kutsal metinlerde anlatılan hikayelere dayanır bu metinlerde ilk başlangıç mısırdan çıkıştır tüm dinlerde ve din kitaplarında anlatılan ve dinin temelini oluşturan bu hikayelerin gerçek dışı olduğu halka anlatılabilirse otomatikman tinlerinde gerçek dışı olduğu halka anlatılmış olur.

Musevilik demek Tevrat demektir ve tevratta anlatılan ana hikaye de Musa ve onun etrafında dönen olaylardır. (mısırdan çıkış, 10 emir vs gibi) Hıristiyanlık deseniz oda aynı durumdadır ve İncilde anlatılan İsanın hayatı eski tanrıların hayatlarından araklanmış hikayelerden ibarettir, Muhammed deseniz gerçekte yaşadığı bilinen tek peygamberdir oda gerçek bir peygamber değil uyanık veya akli dengesi şüpeli bir bedeviden başka bişey değildir. Özetle tüm dinler ard arda gelen yalanların toplamından başka birşey değildir.. Bu halka anlatılabilmeli ki dinlerin uydurma olduğunu insanlarımız görebilsin.

Bu nedenle Mısırda Yahudi varlığı ve musa hikayesinin uydurma olduğu önemli bir konudur. Balık baştan kokar derler ve semavi dinlerin ilk baş konusu budur ve bu konudan da pis kokular gelmektedir.

Sayin Bayrak;

Tabi ki bir suru unsur var, ama hala tarafli bakis acisina sahipsiniz.

Soyle bir Fenike'ye filan dogru gidin bir bakalim.

Onca arkeolojik bulgu da var ustelik. Kitaplarda anlatilanlar zaten hikayedir gecmise yonelik, semavi dinlerin basi dediginiz din zaten pagandir.

Tanah'i dikkatlice okumaniz da fayda var siradan bir kitap olarak.. Incil'deki eski ahit degil kastettigim.

Musevilik demek Tevrat demek degildir, Tanah'tir o. Her semavi dinin bir kitabi mevcuttur neticede. Hepsi siyasi cikislidir ayrica. Hepsinin de mezhepleri vardir.

Sizin hatali bakisiniz, olaylari Musa'dan baslatmaniz sebeplidir. Mesela onun oncesini ne yaptiniz?

Bunlar hikaye olabilir, ama sonuc olarak bize gecmise yonelik sosyal yasam adina bilgi aktaran kitaplardir. Insan urunudur hepsi, ama bu demek degildir ki, siradan bir kitap olarak dahi degersizlerdir.


Bakin onca yillardir didikliyor insanlar.. :) Neden? Cunku halklarin yasanmisliklari ile ilgili pasajlar iceriyorlar.
Zaten insanlik tarihinde dinsiz gecmis bir surec gosteremessiniz, oyle veya boyle mutlaka bir din/inanc vardir.

Bu yuzden Misir'i nokta almak son donemin yukselen trendidir. Ve bana da tarafli gelmektedir.Yani Misir bize objektiflik sunmaz. Cunku onculunu koyamamaktasiniz.

Siz tarih icinde, armut gibi kendi kendine turemis uygarlik gordunuz mu hic? Misir'a birsekilde getirilmis onca farkli ulke insanlarini ne yaptiniz? Sadece kipti ve hristiyanlar oyle mi? :)

Hititler'in onculu kimdir mesela?

Isin icine siyaset karistiginda her zaman pis kokular gelir, isin icine irklar karisir. Oysa saf irk yoktur.

Krmc21079
09-01-2014, 15:32
Kızıl deniz de bulunmuş olabilir secde eder vaziyette de bulunabilir. Adli tıpta Rigor Mortis yani ceset sertleşmesi denen bir olay vardır ölümden sonra 3 ile 5 saat arasında gerçekleşir ve ölen kişinin konumu ne ise o şekilde kalır örneğin oturuyorsa oturur vaziyette yatıyorsa yatar vaziyette katılaşır ve pütrefaksiyon yani kokuşma ve çürüme başlayana kadar o şekilde kalır
örnek resim
http://www.herbok.org/blog/uploads/2009/07/11.jpg

http://www.herbok.org/blog/uploads/2009/07/12.jpg

öyle ki yatar durumda katılaşmış bir cesedi sadece kafasından tutup dimdik ayağa kaldırabilirsin Bu nedenledir ki cesedin sahibi secde eder vaziyette ölmüş olup katılaşmıştır ve bu ceset pütrefaksiyona etki eden ve yine adli tıpta doğal mumyalaşma olarak bilinen mumifkasyon(cesedin öldükten sonra kuru ve sıcak ortamda kalması nedeni ile kurumasıdır genellikle zayıf cesetlerde meydana gelir oluşması bazen aylar ve yıllar sürebilir ceset bu evreyi tamamladığında bu özelliği bin yıllarca koruyabilir) evresine girip bu evreyi tamamlamış ve çürümeden günümüze ulaşmış olabilir buda bu cesedin firavuna ait olmadığını kanıtlar niteliktedir