Tekil Mesaj gösterimi
  #403  
Alt 10-08-2009, 14:04
Alchindus Alchindus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
Standart

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ya güzel insan; kaynak gösterme konusunda benim bir gocunmam yok. Radikal'den belki alıntı yapmış bir kaynağa başvurmuş olabilirim.
Güzel insan doğru söylemiyorsun, gösterdiğin kaynaklar şunlar

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunlarda radikaldeki metin yok, yazdığın mesajdaki içerik yok. Bu bahsi uzamtak istemiyorum daha fazla mahcup olman beni üzecek.

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
* Kuran Levh-i Mahfuz'da kayıtlı, kitab-ül ekmel diye tanımlanıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Yeryüzüne birtakım yerleri kişilerin kafasına veya eksik hafızasına göre kelimelerin yerlerini d e ğ i ş t i r m e s i n e , ayetlerin yerleşiminin değiştirmesine ''Allah katından'' izin mi çıkmıştır?
Güzel insan yine doğru konuşmuyorsun. Kelimelerin yerleri değişmemiştir bunu biliyorsun. Buna rağmen niçün böyle söylüyorsun! Güzel bulduğun örneğe geri döneyim "mutezile dostumu seviyorum, oda beni seviyo" cümlesinde virgüle gelindiğinde es verilip sonra oda beni seviyorun söylenmesi ile es verilmeden söylenmesi kelimelerin ve yerlerinin değişmesi değildir!

Ben yasini şerifi namazda genellikle yasin velkuranil hakim. İnne keleminel mürseline ala sıratım müstakimin tenzilel azizirrahim diye okurum.

Gördüğün gibi İnne keleminel mürselin de durmayıp İnne keleminel mürseline ala sıratım müstakimin diye devam ediyorum, sonrasında da.

Bu kuran metninin anlamını değiştirmek değildir! Konuyu bilmeyenleri yanlış bilgilendirip yönlendirmeyiniz!

Efendim buna benzer incelikler sonucu sonradan bu durak işaretleri ve harekelendirmeler mushaflara işlenmiştir. Kuranı sonradan öğrenen ve arap olmayanlar arap dilinin bu özelliklerini bilmedikleri için.

Hz. Muhammedin arkadaşları yeryüzüne dağıldı ve her biri hafısasında tuttuğu kuranı insanlara öğretti. Şamlı kufeli basralı orada bulunan Hz. Muhammedin arkadaşından, o insanın okuyuşu ile kuranı öğrendi. Benim yasin örneğine dönersek efendim, varsayalım ubeyy yasini okurken İnne keleminel mürselin de duruyordu, ama kufe halkına kuran öğreten ibni mesud durmuyor İnne keleminel mürseline ala sıratim müstakim diye okuyordu.

Konu tamamıyla budur. Bu yüzden mekki sayım kufi sayım gibi terimler vardır çünkü oralarda okunan okuyuşlara göre böyle ezbrelenmiştir. Neticede okuyuş Hz. Muhammedin arkadaşlarına kadar dayanıyorsa da makbul sayılmıştır. Anlamı değiştiren hiç bir şey de yoktur.

Umuyorum meseleyi kavrayabildiniz!

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Özel ayet yok mu bununla ilgili: ''Zikri biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz''.. Allahın bizzat koruma altına aldığı Mushaf'ın k o r u n a m a d ı ğ ı n d a n ötürü defalarca yakılması, orijinalliğin muhafaza edilememesi size olağan mı geliyor?
Zikr korunmuştur efendim, bunu bırakın sizin gibi genç ve sahasına hakim olmayan arkadaşlar, yaşamlarını şarkı araştırmaya vermiş ve özellikle islam üzerinde uzmanlaşmış oryantalistler dahi kabul eder. Kurana bu anlamda bir eleştiri getirmezler çünkü bulgular buna izin vermez.

Yine yanlış bilgi vererek korunamamaktan dolayı yakılmaktan söz etmişsiniz, gerçeğe sadakatiniz olmalı mutezile dostum, yakılma işlemi kuran toplanması iki kapak arasına alındıktan sonra, diğer lehçe okunuşlarının ayrılığa sebebiyet vermemesi istendiği için, korumak için gerçekleştiriliyor korunamadığı için değil. İki kapak arasına toplanan kuran islam devletinin büyük şehir merkezlerine gönderiliyor zaten sayısız ezberlemiş kurra da bulunuyor kuranı o dönemde.

Bazen diyorum acaba mutezile dostumuzla bunları konuşarak hata edip vakit mi kaybediyoruz!

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
* Hani yüzlerce vahiy katibi harfi harfine ezbere hatim indiriyorlardı=?
Zaten öyle efendim, bu yüzden kuranı iki kapak arasına toplayan heyetler hafız isimlerden oluşuyordu. Sizin hani demeniz çok anlamsız!

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
* İlk mushafların yakılsın diye mi Muhammed Hira dağına çıkmıştır ve alak suresini mırıldanmıştır?
Efendim bu ifade çok çirkin ve size yakışmamıştır. Lütfen düzeltiniz!

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
* Aişe ile ilgili inen ayetlerin neden indiğini, kaç adet indiğini neden yazmadınız muhterem efendim? Yoksa bu da sizin 'Mesail-i Müstetire'lerinizden biri mi? Başka türlü açıklaması kolay değil..
İmdi mutezile dostum size daha önce de söylemiştim bir eleştiriye cevap veremediğinizde konuyu anlamsız yerlere çekmek sizi tatmin etmemeli. Aişe hakkında onca ayet inmiştir buyurmuşsunuz bende size soruyorum kaç ayet inmiştir!

Öyle zannediyorum ki siz nur suresinde bir fitira işitildiğinde şahit istenmesini öğütleyen ve aişeyi atılmış iftiradan temizleyen iki ayeti kastediyorsunuz!

Dostum mutezile buda çok çirkindir! Köşeye sıkışma durumunda bir hınç ile Hz. Muhammedin eşine saldırma ve bunu konu içinde bir bağlamda ele almama sebebiyle, üstelik onca diyerek de yine yanlış bilgi vermek suretiyle! Hiç düşündünüz mü ifk olarak anılan dedikodulardan ne zaman sonra inmiştir bu ayetler! Gerçeğe sadakatiniz olsun!

Alıntı:
Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Alchindus;




Tevzunun bir erdem olduğunu siz eminim iyi bilirsiniz. Kibir'in de Kebair'den olduğunu. Sizin kadar olgun bir insanın bunları yazarak Nefs'ine yenik düşeceğini doğrusu beklemezdim. Çünkü inandığınızı, doğrularınızı güzel savunuyorsunuz. Ama bu satırlarda 'hastalık' var dostum. Affınıza sığınarak bu kişisel eleştiriyi yapacağım; gerçekten şaşırttınız.


Netice itibarıyla ''Bak-i Zül Celal'' nezdindeki değerinizi eminim benden çok iyi biliyorsunuzdur:


''...Dua'nız olmasa Tanrım size ne diye değer versin?'' (Furkan 77.)
Efendim tavrımda kibir yoktur, olanı söyledim. Burada beni sukut ettirecek bilgili insanlar bulunacağı söylendi bana, zengin bir içerik bulacağım söylendi, ben bula bula bulgular karşısında kuranın değişmediği gerçeğini itiraf etmek yerine Hz. Muhammede hınçla saldıran arkadaşlar buldum!

Bende affınıza sığınarak kişisel bir eleştiri getireyim.

Mutezile dostum, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın, gerçeğe sadakat edinmeden bilgi paylaşımında bulunmayın, çünkü o zaman paylaşacağınız burada olduğu gibi gerçek değil, sizin zanlarınız ve olmasını arzuladığınız temennileriniz olur, buda sizi aldanan, okuyucuyu da altadan durumuna düşürür.

Çok hazindir bu hal!
Alıntı ile Cevapla