Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 07-01-2010, 12:11
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart Vahşi Emperyalizm, Aç Gözlü Sermaye ve Savaş Baronları

Kapitalizm kendi içinde taşır savaşı (1) ve bunu devamlı kılmak aç gözlü sermayenin işidir. 20. yy başlarında özellikle Avrupa kıtasında yükselen Kapitalizm’in politik biçimi olan Faşizm rüzgarı, elbette gücünü kendi içinden değil konservatif politikalar üreten Liberal politikacılardan almıştır, aldığı güçlede birinci ve ikinci Emperyalist paylaşım savaşını üstlenmiş ve yürütmüştür. Tahmini rakamlarla her iki savaşta toplam 110 milyon asker ve sivil İnsan kaybı yaşandığı öngörülmektedir. Aç gözlü sermaye savaşlarla beslenirken Kapitalizm de çıkan krizlerden beslenmektedir. 21. yy Dünya’sında da büyük değişiklikler beklemek safdillik olur savaş ve bunlardan beslenen savaş baronları adına. İkinci paylaşım savaşındaki Hitler Almanya’sında oluşturulan çalışma kampları ve tüm muhalif, Yahudi, savaş esiri vb. gibi köleleştirilmiş kitlelerin büyük tröstlerce (Krupp, Siemens vb.) ucuz iş gücü olarak kullanılmasını ve bu ticaretin devlet mekanizması vasıtasıyla yapılmasını bir çoğumuz biliriz. Gene savaşın diğer tarafında yer alan Britanya ve Abd’de ise erkekler savaş alanlarına sürülürken oluşan boşluğu ucuz iş gücü olarak kadınların doldurduğu gerçeği ise asla konuşulmaz, nede olsa söz konusu olan vatandır çünkü.

Savaşlar da özellikle erkekler cephelere sürülür, özellikle emekçi sınıf cephededir, sermaye cephe gersinde tatlı karlarını sayarken savaş alanlarında emekçiler ölür, cephe gerilerinde şehirler bombalanır ve fakir kadınlar ve çocuklar ölür, sermaye bu durumlarda kır evlerinde karaborsadan aldıkları ve karaborsadan kazandıkları paralarla rahat bir yaşam sürer. Ölenler fakir kitlelerdir, savaşa gitmek için gönüllü olaya ikna edilir erkekler vatan, millet, Sakarya propagandalarıyla, savaşa gitmeye zorlanırlar kadınlar tarafından erkekler, din ve temsil ettiği değerler zaten sonsuz bir kahraman nişanesi sunarlar sahte cennetlerin en ön saflarında. Her şey hazır olduğunda ve tüm şartlar oluştuğunda svaş başlar ve sermaye kazanırken yoksul kitleler cephede yada bombalanan şehirlerde ölür. Bunlar az çok belli bir kitle tarafından bilindik olsada yoksul emekçi kitleler din afyonu ile uyuşturulmuş hayatlarında bu gerçekleri unuturlar, o hatalar zaten babaları yada dedeleri tarafından yapılmıştır ve kendilerinden uzaktır düşüncelerine göre.

Düzen böyle işlemez gerçek emperyalist Dünya’da, aç gözlü sermaye daha fazla kazanmak için her zaman bir savaşa ihtiyaç duyar ve bunu istediği şekilde yürütmek içinde her türlü olanağı seferber eder, buna en güzel örnek ise birinci paylaşım savaşında Fransa ve Almanya genel kurmayı başta olmak üzere bazı politikacılar ve tröstlerle yapılan antlaşmalardır, bir birlerinde nefret etmesi öğretilen iki ülkenin vatandaşları ülkeleri uğruna savaşırken arka planda emperyalist tröstler kurdukları kanlı tezgahtan istediklerinde fazla nemalanırlar. Fransa’da Scheider, Almanya’da ise Krupp olan silah satıcıları gizli amaçları doğrultusunda sınırın her iki tarafında şiddeti ve nefreti tırmandıran politikacıları desteklerken kendi aralarında büyük bir antlaşma yapmışlardır, savaştan başka çare olmadığına dair büyük bir propaganda tüm Dünya’da yapılırken bunları yapması için çok sayıda gazeteciye ve politikacıya cömertce paralar ödenir, milletvekilide olan Wendel Fransa’da orduya cephane ve techizat sağlarken kuzeni von Wendel de Almanya’da aynı görevi üstlenmişti. Her iki tarafta böylece savaş öncesi büyük bir hızla silahlanma yarışına giriştiler. Her yerde yurtseverlik ve ülke onuru propagandaları yapılırken savaşın sürmesinde en büyük etken olan Briey havzasını anlatmak sanırım düzenin nasıl işlediğini anlamamıza daha iyi yardımcı olur.

Briey-Thionville demir madenleri Lüksemburg-Fransa ve Almanya sınırlarındadır. Sahibi Fransız-Alman Wendel ailesidir. Hatırlayacağımız gibi her iki ülkedede silahlanma ve savunmadan sorumlu milletvekilleri olan Wendel ailesidir elbette söz konusu olan (2), bu havzanın birinci paylaşım savaşında çok büyük bir önemi vardır. Savaş boyunca Almanya’nın demir ihtiyacının %90’ını sağlayan bu havzadır. Savaş öncesinde Fransa’da bazı uzmanlar havzanın Almanya tarafında ele geçirilmesinin çok büyük bir felaket olacağını yazarlar, durum böyleyken bir gerçek üstü olay olur ve 6 Ağustos 1914’te hiçbir direniş olmadan havzanın kontrolü Alman’ların eline geçer savaşın başlangıcında, daha da şaşırtıcı olansa bölgeyi savunmakla görevli tümen komutanı General Verraux (seferberlik emri ile açılması gereken bir zarfla) aldığı emirler doğrultusunda Briey’i savaşmadan terk etmesi gerektiğini kesin olarak aldığını beyan ediyor. Savaş bittikten çok sonra ortaya çıkan bir gerçekle durum aydınlanmıştır, Fransa’da bazı kurmay üyeleri ile savaş gereçleri üretenler arasında savaşın uzaması için (demir olmadan Almanya savaşı sürdüremezdi) bir antlaşma yapılmıştır. Savaş meşru müdafaa üzerine kurulmuştur ve ölenler bu uğurda öldüklerini sanmışlardır. Öykü burada bitmez elbette, tüm savaş boyunca Briey havzasına bir tek Fransız saldırısı olmaz, madenlerin yöneticisi Fransız bakana bir nota gönderir, ‘’Briey Fransız birlikleri tarafından işgal edilmiş olsaydı Almanya’nın diğer kaynaklarından elde edeceği demir cevheri ile savaşı sürdürmesi imkansızdır, bu durumda bölgenin Fransız ordusu tarafından işgal edilmesi savaşa hemen son verecektir’’ der. Fransız karargahı ve ve cumhurbaşkanı bunlardan haberdardır, bu konuda eksiksiz dosyalar hazırlanır ve ilgili tüm milletvekillerine verilir, bakanlar karışmazlar olaya ve kurmaylar o yöne her türlü saldırıyı redederler. Bölge bombalanarak ele geçirilmedende etkisiz hale getirilebilirdi kuşkusuz, ama aksine bölgeden Almanya’ya maden dolu cevherler taşıyan trenlerin bombalanmaması konusunda antlaşmalar yapıldı karşılıklı olarak kurmaylar arasında. Bu ermirlere uymayıp bölgeye birkaç bomba bırakan havacılar sert bir şekilde cezalandırıldılar. Peki bu yasaklar nasıl konulmuştu? Savaştan önce B. De Wendel’in yanında çalışan Lejeune diye bir teğmen (basit bir teğmen olmasına ragmen çok güçlüdür) kanalıyla. Savaş boyunca her iki taraftan savaş gereçleri üreticileri ve Franszı-Alman Wendel ailesi müthiş karlar elde ettiler savaşın uzaması sayesinde. Bu durum savaşan ülkelerin hükümetleri ile savaş gereçleri üreticileri arasında yapılan gizli antlaşmalardan birisidir, kayıtları uzun yıllar sonra devlet arşivlerinden çıkmıştır. (3)

Özetle; vahşi emperyalizm ve aç gözlü sermaye savaş baronları ile birlikte beslenir ve büyürler. Bütün savaşlar kirlidir, bütün savaşlar kinle beslenir, yurtseverlikle harlı tutulurlar ama en büyük destek elbette savaş baronlarının perde arkasındaki politikalarıdır ve yaptıkları gizli antlaşmalardır.


Kaynaklar:
1- Jean Jaures
2- Kapitalizm’in kara kitabı, Evrensel basım yayın, s.93-97
3- a.g.e. s.93-97
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-01-2010, 13:40
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart

Sevgili Güneşinzaptıyakın, çok güzel bir yazı teşekkürler

Savaşlar hep sermayenin kasası dolsun diye yapılır. Bosna Hersek de müslümanlar katlediliyor diyen TC. egemenleri katliamlar yaşanırken Sırplara demir-çelik satmıştı.

Ölünce cennet ve herşey vatan için afyonları, yoksulların savaşa ikna olmalarını sağlarken ,kasasını dolduran egemenler şişmiş göbeklerini kaşıyorlar.

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-01-2010, 14:16
history - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
history history isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Mesajlar: 88
Standart

Savaş, en özlü anlatımla, siyasetin başka araçlarla yani silahlar aracılığıyla sürdürülmesidir. Sınıflı toplumlar tarihinin her döneminde, egemen sınıflar, kendi çıkarlarını korumak ve geliştirmek üzere sayısız savaşların başlatıcısı oldular. Ve istisnasız her birinde bu savaşların gerçek amaçlarını, savaş alanına sürdükleri insanlardan sakladılar. Kimi zaman “Tanrı kelâmını gavurlara da benimsetecek kutsal bir cihat” olarak, kimi zaman “barbar halkları uygarlaştıracak erdemli bir insani girişim” olarak, kimi zaman “tehlike altındaki vatanın düşmanlardan kurtarılması” olarak sunulan yüzlerce savaşa tanık ve dahil oldu insanoğlu. Ama her birinde savaş genellikle savaşa sürülenlerin haberdar olmadığı belli amaçlara ulaşmak üzere şiddetin kullanıldığı bir araç olageldi. Bu durumda savaşları anlamak ve savaşa karşı doğru bir sınıfsal tutum alabilmek için, aracın kendisine değil amaca bakmak zorundayız. Diğer bir deyişle, işçi sınıfının bakması gereken nokta, savaşın hangi siyasi, iktisadi, askeri, stratejik hedefler ve amaçlar uğruna verildiği, yani hangi siyasetin doğrudan bir sonucu ve devamı olduğu noktasıdır.
-alıntıdır-

savaşı 'kutsallık'paydası altında buluşturan emperyal kesimin alter egolarındaki oluşumu en iyi anlayanlardan biri olan Lenin'e,'savaş korkunçtur' diyen birisine verdiği şu yarı alaycı cevap durumu kısaca özetlemektedir.
'doğru,savaş korkunç karlar demektir.'
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-01-2010, 14:41
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

Birinci paylaşım savaşında yaşanan esas gerçekte savaşın devam ettiği her gün 5000 kişinin üstünde bir kitlenin öldüğüdür. Bu rant savaşı İnsanlığa 8,435,000 cana ve 10 milyonlarca yaralı ve sakata mal olmuştur. Bu savaşın bir ucuda bizlere dokunmuştur unutmayalım...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-06-2010, 20:47
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: ABD
Mesajlar: 4.800
Standart

"Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır." -Sun Tzu

Savaşmadan nasıl kazanılabilir..?

sevgiler

Insanlarin en zayif taraflari, sormadan, arastirmadan, dusunmeden, kafalarini patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayulleridir.

Dunyadaki yalanci peygamberleri yetistirmek ve beslemek icin en iyi gubre, iste bu bilmeden inanmak icin cirpinan kalabaliktir. / Sabahattin Ali - Icimizdeki Seytan
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03-06-2010, 22:03
breymin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
breymin breymin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
Standart

Kirli savaslari ve sebeplerini mükemmel kaleme almissin günesinzaptiyakin,,keyifle okudum,,gemi krizindede savas cikartmak istiyorlar diyebilirmiyiz?bizim millet saatli bomba gibi heran patlamaya hazir,,,saygilar

Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-06-2010, 22:04
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger Natan;

Savaşmadan nasıl kazanılabilir..?-Natan-

Buradaki savas new savasidir ve kazanilacak olan nedir?, eger bu savas dusunce ve davranista insan olma insanlik sunma savasiysa; bu savasi kisi once kendiyle vermelidir. Kendiyle savasip, dusunce ve davranisini insansallastirmasidir. Bu da insanoglu turu bunyesinde, kisinin yasamini geri plana itecek, hic bir etiksel ve metafizik tabu, deger ve ideolojik inancsal dogrulugun AYRIMCI SAVASINI vermemek ile olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-06-2010, 01:37
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

breymin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kirli savaslari ve sebeplerini mükemmel kaleme almissin günesinzaptiyakin,,keyifle okudum,,gemi krizindede savas cikartmak istiyorlar diyebilirmiyiz?bizim millet saatli bomba gibi heran patlamaya hazir,,,saygilar
Evet gemi krizi olarak adlandırılan fekat son 60 yılın Türk-İslam sentezi neticesinde oluşan fetihci İslami emperyalist cephenin savaş istemesi ve neticesinde Emperyalist bir İslam devleti kurma izlemeleri yeni değildir ama somut olarak gündeme ilk defa oturmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cahiliye döneminde vahşi kapitalizm hiramusta İslam 1 18-04-2009 00:39
Baronları Takdimimdir Aydınus Politika 14 08-07-2008 11:36
Dincilerin ve PKKlıların Vahşi Cazibesi Aydınus Politika 16 25-06-2008 14:16
Mavi Gözlü Dev degisim Konu-dışı 1 14-08-2007 16:25
ÇEKİK GÖZLÜ JAPONLAR ngcoskun İslam 48 17-02-2005 20:28

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:14 .