PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İnsanın Evriminde Top 10 İşaret


Sapiens
17-05-2009, 19:47
Tarih boyunca, doğal seçilim modern insanın gelişimindeki rolünü oynadıkça, insan vücudundaki kısımların ve faydalı fonksiyonların bir çoğu gereksiz hale geldi. Enteresan bir şekilde bu kısımların çoğu bir şekilde vücutta kaldı ve böylelikle evrimin ilerleyişini görebilmekteyiz. Bu liste, geride iz bırakan en belirgin 10 evrimsel değişimi göstermektedir.


10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır.

9 Jacobson’s Organ (Vomeronasal organ) – Jacobsen Organı

http://img8.imageshack.us/img8/9345/gray51g.jpg (http://img8.imageshack.us/i/gray51g.jpg/)

Jacobson organı hayvan anatomisinin enteresan bir parçasıdır ve cinsel geçmişimiz hakkında bize birçok şey anlatır. Bu organ burunda bulunmaktadır ve pheromones adı verilen, cinsel istek, tehlike işareti veya yiyecek izlerine ilişkin bilgileri tetikleyen kimyasalları tespit eden özel bir koklama organıdır. Bazı hayvanların sex için karşı cinsleri takip etmesini ve potansiyel tehlikeleri bilmesini sağlayan organdır. İnsanlar Jacobsen organı ile doğarlar fakat bu organın kabiliyetleri gelişimimizin erken dönemlerinde, işe yaramayan bir hale gelmiştir. Bir zamanlar insanlar, iletişimin mümkün olmadığı dönemlerde eşlerinin yerini bulmak için bu organı kullanıyorlardı. Günümüzde insanın eş arayışında, chat odaları, barlar ve bekar partileri bu organın yerini almıştır.





8 Junk DNA (L-gulonolactone oxidase) – Hurda DNA

Geçmişimizden gelen kalıntıların bir çoğu fiziki veya görülür olmakla birlikte, bu durum hepsi için geçerli değildir. İnsanın genetik modelinde, bir zamanlar C vitaminini işlemeye yarayan enzimlerin üretilmesinde kullanılan yapılar (L-gulonolactone oxidase)mevcuttur. Diğer hayvanların çoğu bu fonksiyonel DNA’ya sahiptir fakat geçmişimize ait bir dönemde, bir mutasyon bu geni etkisizleştirmiş ve genin kalıntılarını hurda DNA olarak arkasında bırakmıştır. Bu dikkat çekici hurda DNA, yeryüzündeki diğer türlerle ortak atadan gelindiğini gösterir ve bu yüzden özellikle enteresandır.




7 Extra Ear Muscles (Auriculares muscles) – Ekstra Kulak Kasları

http://img8.imageshack.us/img8/9901/gray906tm.jpg (http://img8.imageshack.us/i/gray906tm.jpg/)

Harici kulak kasları olarak da bilinen ekstra kulak kasları (Auriculares muscles) hayvanlar tarafından işitme duyularını özel seslere odaklamak üzere kulaklarını döndürmek ve kontrol etmek (kafalarından bağımsız olarak) için kullanılır. İnsanlar bir zamanlar aynı sebeplerle kullanmış olduklarından, bu kaslara halen sahiptir ancak bu kaslar öylesine zayıflamıştır ki tek yapabileceğimiz kulaklarımızı birazcık kımıldatmak olacaktır. Bu kasların kedilerdeki kullanımı çok belirgindir (kediler kulaklarını neredeyse tamamen geriye döndürebilirler). Özellikle, avlamak üzere bir kuşa sessizce yaklaşırken, kuşu korkutmamak için mümkün olan en küçük hareketlerin yapılmasını gerektiren durumlarda kediler bu kasları kullanır.





6 Plantaris Muscle – Plantaris Kası

http://img8.imageshack.us/img8/9518/gray1242tm.jpg (http://img8.imageshack.us/i/gray1242tm.jpg/)

Plantaris kası hayvanlar tarafından, nesneleri ayakları ile tutmak ve kontrol etmek için kullanılır (maymunlar ayaklarını elleri kadar iyi bir şekilde kullanabilir). Bu kas insanlarda da aynı şekilde mevcuttur ancak o kadar az gelişmiştir ki, vücudun diğer bölümlerinden herhangi birinin yeniden oluşturulmasında dokuya ihtiyaç olduğunda, doktorlar tarafından yerinden alınarak kullanılırlar. Bu kas insan vücudu için öylesine önemsizdir ki, insanların %9’u bu kasa sahip olmadan doğarlar.





5 Wisdom Teeth – 20 Yaş Dişleri

http://img8.imageshack.us/img8/5483/wisdomteeth01entm.jpg (http://img8.imageshack.us/i/wisdomteeth01entm.jpg/)


İlk insanlar birçok bitki türüyle besleniyordu ve gün boyunca ihtiyaç duydukları tüm gıdaları almak için yeterli miktarda bitkiyi, yeterince hızlı şekilde yemeye ihtiyaç duyuyorlardı. Bu sebeple, daha geniş bir ağzı daha üretken kılmak için ilave bir takım azı dişimiz mevcuttu. Selülozun vücut tarafından yeterli şekilde sindirilmesi kabiliyetinden yoksun olunduğu için bu özellikle gerekliydi. Evrim tercihlerini yaptıkça gıdalarımız değişti, çenemiz uygun bir şekilde küçüldü ve üçüncü azı dişlerimiz gereksiz hale geldi. Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.





4 Third Eyelid – Üçüncü Gözkapağı

http://img14.imageshack.us/img14/3158/gray1205tm.jpg (http://img14.imageshack.us/i/gray1205tm.jpg/)

Eğer bir kedinin göz kırpmasını izlerseniz, beyaz bir zarın gözü kapladığını göreceksiniz, buna üçüncü göz kapağı denir. Memelilerde oldukça nadir görülmekle birlikte, kuşlar, sürüngenler ve balıklarda ortaktır. İnsanlarda kullanım dışı olan bir üçüncü gözkapağı kalıntısı mevcuttur (aşağıdaki resimde görebilirsiniz). İnsanlarda oldukça küçülmüştür ancak bazı topluluklarda diğerlerine oranla daha belirgin parçalar mevcuttur. Bilinen primat türleri içinde üçüncü gözkapağını fonsiyonel olarak kullanan tek primat, Batı Afrika’da yaşayan Calabar angwantibo (loris’ler ile yakın akrabadır)’dur.




3 Darwin’s Point (Plica semilunaris) – Darwin’in Noktası

http://img14.imageshack.us/img14/1743/800pxdarwinstubercletm.jpg (http://img14.imageshack.us/i/800pxdarwinstubercletm.jpg/)

Darwin’in noktası memelilerin çoğunda bulunmaktadır ve insanlar da bunun dışında değildir. Hayvanlarda büyük ihtimalle seslere odaklanmak için kullanılmaktadır ancak insanlarda artık herhangi bir fonksiyonu yoktur. İnsanların sadece %10.4’ünde geçmişimize ait bu kalıntı görünür durumdadır fakat muhtemelen insanların çok daha fazlası bu kulak yumrusunu üreten, ancak belirgin olmasını herzaman sağlamayan geni taşımaktadır. Bu nokta (aşağıdaki resimde görülen) küçük kalın bir yumrudur ve kulağın yukarı ve orta bölümlerinin birleştiği yerde bulunmaktadır.





2 Coccyx – Kuyruk Sokumu Kemiği

Kuyruk sokumu kemiği bir zamanlar mevcut olan insan kuyruğunun kalıntısıdır. Zamanla bir kuyruğa olan ihtiyacımızı kaybettik fakat kuyruk sokumu kemiğine olan ihtiyacı kaybetmedik. Şu anda çeşitli kaslar için destek yapısı ve oturup arkaya doğru yaslanan bir kişi için destek işlevi vardır. Kuyruk sokumu kemiği aynı zamanda anüsün pozisyonunu da destekler.




1 Appendix – Apandis

Apandisin modern insanlarda bilinen hiçbir kullanımı yoktur ve enfeksiyon kaptığında sıksık alınır. Orijinal kullanımı ile ilgili spekülasyonlar mevcut olmakla birlikte, bilim adamlarının çoğu Darwin’in öngördüğü şekilde, bir zamanlar bol miktarda yaprak ihtiva eden gıdalarımızdaki selülozun işlenmesine yardımcı olmak olduğu görüşündedir. Evrimin doğrultusunda, gıdalarımız değişmiş ve apandise daha az gerek duyulmuştur. Özellikle enteresan olan, birçok evrim kuramcısının doğal seçilimin, daha az iltihaplanması ve hastalanması nedeniyle daha büyük apandisleri seçeceğine (apandisin tüm kabiliyetlerini ortadan kaldırdığı halde) inanıyor olmasıdır. Benzer şekilde kullanım dışı olan ve nihayetinde kaybolacak olan ayak serçe parmağının aksine, apandis muhtemelen bizimle uzun süre beraber kalacak ve herhangi bir şey yapmadan sallanmaya devam edecektir.



http://listverse.com/science/top-10-...in-modern-man/

Yukarıdaki adresten tercümedir. Konu başına 6 resim kısıtlaması nedeniyle bazı başlıklara ait resimleri takip eden postta yayınlıyorum.

Sapiens
17-05-2009, 19:49
10 Goose Bumps


http://img241.imageshack.us/img241/1395/gaensehauttm.jpg (http://img241.imageshack.us/my.php?image=gaensehauttm.jpg)

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gaensehaut-tm.jpg


Junk DNA

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/stone72-fig3-tm.jpghttp://img241.imageshack.us/img241/6735/stone72fig3tm.jpg (http://img241.imageshack.us/my.php?image=stone72fig3tm.jpg)



http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/sacrum-tm.jpg




http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gray536-tm.jpg

prozac
17-05-2009, 20:16
Paylasımlarının sürekliliğini dilerim..

dilaver
17-05-2009, 20:22
Bu yazıyı www.evrimteorisi.org (http://www.evrimteorisi.org) a asalım derim.

Tabi başlık sahibinin onayı olursa.

Teşekkürler wolf, paylaşım için.

saygılarımla

Akhenaton
17-05-2009, 20:52
İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.

pante
17-05-2009, 20:55
İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.

Yani sadece bitkiler, hayvanlar mı evrim geçirdi?
Yoksa binlerce türün tümünün uzaydan getirildiğini mi iddia ediyorsun?

Sapiens
17-05-2009, 20:55
Bu yazıyı www.evrimteorisi.org (http://www.evrimteorisi.org) a asalım derim.

Tabi başlık sahibinin onayı olursa.

Teşekkürler wolf, paylaşım için.

saygılarımla


Onayım olmaz olur mu? Teklif ettim bile.

Zaman buldukça paylaşımlara devam edeceğim.

2 Coccyx

http://img15.imageshack.us/img15/9396/sacrumtm.jpg (http://img15.imageshack.us/my.php?image=sacrumtm.jpg)


1 Appendix

http://img149.imageshack.us/img149/880/gray536tm.jpg (http://img149.imageshack.us/my.php?image=gray536tm.jpg)

OQONUC
17-05-2009, 23:30
Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.
................

Bunun nedenini açıklamanız mümkün mü?

Selamlar

Fii
18-05-2009, 00:09
İnsanın evrim olduğunu dünya üzerinde kimse ispatlayamaz.Bu çaba dindir.

harun abi sen misin?

milomanara
18-05-2009, 01:32
Çok güzel bir derleme sayın wolf18, fakat ilgili blogda kaynak gösterilmemiş. Çalışmanın daha sağlam bir kaynağını bulabilir miyiz? Mesela apandisin hala işlevi olduğunu, e.coli gibi zararlı bakterileri nötralize eden faydalı bakterileri barındırdığını söyleyenler var(http://www.msnbc.msn.com/id/21153898/).

Sapiens
18-05-2009, 18:50
Çok güzel bir derleme sayın wolf18, fakat ilgili blogda kaynak gösterilmemiş. Çalışmanın daha sağlam bir kaynağını bulabilir miyiz? Mesela apandisin hala işlevi olduğunu, e.coli gibi zararlı bakterileri nötralize eden faydalı bakterileri barındırdığını söyleyenler var(http://www.msnbc.msn.com/id/21153898/).


Vermiş olduğun sitede lenfoid dokusundan bahsediliyor. Bu yeni birşey değil, apandiste lenfoid dokusu mevcut olduğu zaten biliniyordu. Bu konuda evrimteorisi.org sitesinde çok güzel bir açıklama mevcut. Fazla tırmalamadan, aynen aktarıyorum...


Bir organın bir işlevinin olması onun körelmiş bir organ olmadığı anlamına gelmez. İnsan apandisi yaklaşık 10 cm boyunda ve solucan şeklindedir. Bağışıklık sistemine katıda bulunan lenfoid dokusu barındırır. Ama apandisin asli görevinin bu olduğunu anlamına gelmez. Eğer gerçekten tek ve asli görevi lenfoid dokusu barındırmak ve bağışıklık sistemine katkıda bulunmaksa neden solucan şeklinde? Ayrıca neden kör bağırsağın ucunda bir uzantı olarak bulunuyor? Mesela ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denemez. Apandisdeki lenfoid dokusu pekala kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi yapacaktı. Neden ayrıca kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde bir uzantı çıksın? Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ama bu apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızda sindirim sisteminde bir görevi vardı.

Memelilerin sindirim sistemleri incelendiğinde apandisin memelilerdeki kör bağırsağın ufalmış hali olduğu anlaşılır. Aşağıdaki resimde bazı memelilerin kör bağırsakları görülmektedir.

http://www.talkorigins.org/faqs/vestiges/guts.gif

Kör bağırsak bitki tüketimi miktarına göre değişik büyüklüklerde olur. İnsanlardan başka şempanze, goril, orangutan ve gibonlarda da kör bağırsağın ucunda solucan şeklinde ufak bir apandis vardır. Diğer memelilerdeki asli görevi bitki sindirimidir. İnsanlardaki gibi bağışıklık sistemi görevi diğer memelilerde de vardır ama asli görevi bitki sindirimidir.

Sonuç olarak kör bağırsak sindirim sisteminin bir parçasıdır. İnsanlarda açıkça bu organ küçülmüş ve apandis kör bağırsağın bir uzantısı olarak kalmıştır ve diğer memelilerdeki asli görevini tamamen yitirmiş ama ikincil görevini hala yapmaktadır.

Apandis körelmiş bir organdır çünkü asli görevi olan sindirim sistemindeki bitki sindirme görevini tamamen yitirmiştir. Darwin'in de belirttiği gibi organlar asli görevlerini yitirebilirler ama bunun yanında başka bir görevle başka bir şey olarak çalışabilirler.

Sapiens
18-05-2009, 19:20
Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.
................

Bunun nedenini açıklamanız mümkün mü?


Buradaki insan topluluklarından kasıt, farklı bölgelerde, farklı kültürler ve beslenme tarzlarıyla yaşayan insan gruplarıdır. Mesela Polinezyalılar, Amazon yerlileri, Eskimolar veya Danimarkalılar göz önünde bulundurulabilir.

Bu insan topluluklarının ulaşabileceği besin kaynakları elbette beslenme tarzlarını şekillendirecektir. Mesela Eskimolar büyük ölçüde et ağırlıklı beslenirken, Amazon yerlileri çoğunlukla bitkisel gıdaları tüketmek durumundadır.

20 yaş dişleri 3. çift azı dişleri olduğundan, öğütücü dişlerdir ve bitkisel gıdaların öğütülmesinde kullanılırlar. Bitkisel gıdaları çok tüketen toplumlarda bu dişler fonksiyonel olarak kalırken, doğal seçilim gereğince, az miktarda bitkisel gıda tüketen toplumlarda bu dişler kullanım dışı kalacaktır.

Harun Yahyacılar bu dişlerde kök hücre bulunduğu için körelmiş organ olmadığını söylemektedirler. Ancak bu dişler kök hücre üretmek için çıkmazlar, sonradan çıktıkları için içlerinde kök hücre bulunur. Burada sebep sonuç ilişkisi çarpıtılmaktadır.

http://img25.imageshack.us/img25/903/australopithecus.jpg

Soldaki şempanze, ortadaki A.Afarensis ve sağdaki modern insan çenesidir. Görüldüğü gibi beynin büyümesine paralel olarak çene daralmış ve 20 yaş dişlerine yer kalmamıştır.

KızıL
18-05-2009, 19:51
emeğine sağlık wolf çok güzel çalışma teşekkür ederim...

OQONUC
20-05-2009, 01:54
Bu insan topluluklarının ulaşabileceği besin kaynakları elbette beslenme tarzlarını şekillendirecektir. Mesela Eskimolar büyük ölçüde et ağırlıklı beslenirken, Amazon yerlileri çoğunlukla bitkisel gıdaları tüketmek durumundadır.
................................

Besin kaynaklarına farklı ulaşım olanaklarının, insan vücüdunda, bölgesel farklılıklara delil olabilecek başka örnekleri mevcutmudur?

Selamlar

dilaver
20-05-2009, 02:23
Sami ve Aryen kabilelerinin diger barbar kabilelerinden farklılaşması, öyle görünüyor ki hayvanların evcileştirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 93

İnsanlık içinden, farklı kökenlerden gelen iki ayrı ırk, Aryenler ve Samiler, ya varlıksürdürme olanakları yönünden, ya konumlarının elverişliligi yönünden, ya da her ikisi yönünden barbarlıktan kurtulan ilk kabileler olmuştur. Aryenler ve Samiler esas olarak uygarlıgın kurucusu olmuşlardır. Aryenler’in ilk ortaya çıkışı evcil hayvanların görüldügü dönemle birlikte olmuştur.

Batı Yarımküresinde ise et her zaman bulunamamış, av etinin bulunup bulunmaması ile sınırlı kalmıştır. Önemli bir besin türündeki bu kısıtlılık köy Kızılderilileri üzerinde güçlü olumsuz etkilerde bulunmuş, aşagı barbarlık dönemindeki Kızılderililere oranla köy Kızılderililerinin beyinlerinin daha küçük kalmasına yol açmıştır. 96

Lewis Morgan'ın eski toplum adlı yapıtından.

saygılarımla

milomanara
20-05-2009, 14:33
Gerçekten harika,

Bence başlı başına atıl DNA(junk DNA) yeterli bir kanıt. Zaten diğerleri de henüz tam olarak atıl olmamış genlerin ürünleri. 20 yaş dişleri kaybolsa da ilgili genler DNA'da!

Sapiens
20-05-2009, 21:31
Besin kaynaklarına farklı ulaşım olanaklarının, insan vücüdunda, bölgesel farklılıklara delil olabilecek başka örnekleri mevcut mudur?


Evrim her zaman en uygun olanın seçilimidir ve buna beslenme de dahildir. İnsanoğlu evrim sürecinde kendine (genlerine) en uygun beslenme şeklini geliştirmiştir. Ancak tarım devriminden sonra hububat başta olmak üzere insan bedeni için toksik olan ürünlerin ağırlıklı olduğu beslenme tarzı, tıpkı uygarlığın yol açtığı toplumsal, ekolojik yıkımlar gibi, insan sağlığı açısından da olumsuz etkilere yol açmıştır. Boylarda kısalmalar, diş rahatsızlıkları ve aşırı doğum sancısı çekme, tarım toplumlarının ilk kez karşılaştıkları yan etkilerdir.

Taş devri 5-10 bin yıl önce bitmiştir. O zamandan bugüne kadar genlerimizde çok az değişiklik olmasına rağmen, çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük oranda değişmiştir. Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı konulmuş gıdalar, margarin, kimyasal yolla katılaştırılmış, ayçiçeği, mısır gibi sıcak preslenmiş sıvı yağlar aşırı şekilde kullanılmaya başlanmış; buna karşılık taze sebze, meyve ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma olmuştur. Gen yapımız ve buna bağlı olarak vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değillerdir. Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.

Avrupalıların Asyalılara nazaran daha uzun boylu olması, ABD'de obezliğin çok yüksek oranda olması gibi veriler, beslenme farklılıklarının insan vücudundaki etkilerini göstermektedir.

Ayejj
21-05-2009, 13:37
Sayın Wolf18,

Elinize kolunuza ,emeğinize sağlık.Teşekkürler.

evrensel-insan
21-05-2009, 18:46
Saygideger wolf18;

Evrim teorisi ile ilgili, bag kurucu, bir dokuman. Parmaklarina saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

OQONUC
21-05-2009, 22:49
Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.
.....
Soruyu tersten sormam gerekirse;
Bu tür çevresel gözlemlenebilir farkların kişinin hali hazırda ki evrim süreci gibi bir varsayıma delil olabilme olasılığı varmıdır?

Yani çevresel etkinin zekanın evrilmesindeki etkisini kabul mu etmeliyim ?
Örnek: Süt içen çocuk, ,içmeyenden daha zekidir.
Bu cümle doğrumudur?

Açıklamalarınız içinde ayrıca teşekkür ederim.
Selamlar

Sapiens
22-05-2009, 00:20
Soruyu tersten sormam gerekirse;
Bu tür çevresel gözlemlenebilir farkların kişinin halihazırdaki evrim süreci gibi bir varsayıma delil olabilme olasılığı var mıdır?

Yani çevresel etkinin zekanın evrilmesindeki etkisini kabul mu etmeliyim?
Örnek: Süt içen çocuk, içmeyenden daha zekidir.
Bu cümle doğru mudur?

Açıklamalarınız içinde ayrıca teşekkür ederim.
Selamlar


Bölgesel beslenme farklılıklarından kaynaklanan çevresel etki kısa dönemde zekanın gelişmesinde etkili olur. Ancak bu faktör uzun bir zaman döneminde geçerli olursa, zekanın evrilmesinde de etkili olacaktır. Yani, birbirinden yalıtılmış insan toplulukları arasındaki farklılıklar zamanla artacaktır. Ancak, günümüzde küreselleşme nedeniyle, kendilerini toplumdan soyutlayan birkaç yerli kabile haricinde medeniyetten yalıtılmış topluluklar mevcut değildir.

Anne sütü ile yeterli süre beslenen çocukların daha yüksek IQ'ya sahip olduğu ve özellikle kendilerine güvenlerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu konuda domuzlar üzerinde yapılan çalışmaya ait bir belgesel izlemiştim. Annesinden 2 hafta içinde zorla ayırılan yavru domuzlar ile annesinden uzun süre beslenen yavru domuzlar arasında muazzam davranış farklılıkları vardı.

Evrim sabırlıdır, acele etmez. Ancak, yine de, baskı kurulmuş ortamlarda kısa dönemde gözle görülebilir değişiklikler meydana gelebilir.

http://www.sciencedaily.com/images/2008/05/080515120759-large.jpg

Resimlerde bir balığın 40 yılda ne kadar değişebileceği görülmektedir. Konuyla ilgili metin için:

http://www.sciencedaily.com/releases/2008/05/080515120759.htm

Üstteki balık gölün zehirli atıklarla dolu olduğu dönemdeki hali. Alttaki ise, gölün zehirli atıklardan temizlendikten sonraki hali.

OQONUC
22-05-2009, 14:05
Sayın Wolf açıklamalarınız için teşekkür edeirm. Gerçekten de faydalı bilgiler gibi duruyor bunlar.

İzninizle sorularıma devam etmek isterim;

Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Selamlar

Sapiens
22-05-2009, 22:35
Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Zeka gelişimi anne karnında başlar ve 7 yaşına kadar zekanın %70-80'i şekillenir. Bu şekillenmede beslenmenin çok önemli bir faktör olduğu çok iyi bilinmektedir.

Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.

Bu konuda verebileceğim örnekler; uzak geçmişte, Homo Sapiens'lerin Avrupa'ya ayak basmasından sonra, Neanderthallerin soyunun tükenmesi, yakın geçmişte ise Avrupa'lı sömürgeci devletlerin, gelişmemiş toplulukları birkaç yüzyıl boyunca sömürmüş olmasıdır.

Günümüzde sömürgeciliğin yerini küreselleşme adı verilen yeni dünya düzeni almıştır ama bu ayrı bir konu tabii...

OQONUC
22-05-2009, 22:52
Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.
.
.............

Bu gerçekten de ilginç bir tespit.

O zaman ortaya bir şey daha çıkıyor. Doğal seleksiyon ile güçlü toplumların insanları güçlerine güç katarken, fakir toplumlara mensup insanlar yok olmaya mahkum oluyor.

Sizinde söz ettiğiniz gibi demek ki fakir toplumların küreselleşmenin karşısında durması evrimsel bir dirençten başka bir şey değil.

Hımmm
Acaba böyle bir başkaldırının tarihler boyunca dayandıkları güç ne oluyorki ?
Böyle bir seleksiyona karşı onları dirence iten şeyin adına inanç dersek bilimsel bir terim kullanmamış oluruz sanıırm. O zaman buna ne diyeceğiz. ?

Aksi halde şimdiye çoktan yeryüzünden silmiş olmaları gerekirdi insalığı, doğanın şanslı gürbüz güçlerinin.

Teşekkürler açıklamalarınız için.
Selamlar

Sapiens
22-05-2009, 23:28
İnsan topluluklarının kendi bekalarını korumak üzere direnmesini sadece inanç faktörüne bağlamanız enteresan bir tespit.

Bu insanın doğasında olan bir içgüdüdür. İnsanlar saldırıya uğradıklarında buna karşı direnç gösterirler, çünkü bekaları buna bağlıdır. Bu içgüdüyü inanca bağlamak yanlıştır. İnançların ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce bile bu içgüdü mevcuttu. Bırakın insanları, hayvanlarda bile bu tarz dayanışmalar yaygın olarak mevcuttur.

Evrim konusunu döndürüp dolaştırıp yine inanç olayına bağladınız ya, tebrik etmek gerekir sizi...

Ki-Adi
23-05-2009, 00:30
Sayın Wolf açıklamalarınız için teşekkür edeirm. Gerçekten de faydalı bilgiler gibi duruyor bunlar.

İzninizle sorularıma devam etmek isterim;

Ben toplumsal cepheden baktığımda FAKİR insanın ZENGİN insandan çok küçükte olsa beslenme şartlarına bağlı olarak daha aşağı bir zekada olabileceğini uzakta olsa çıkartabilirmiyim ?

Eğer böyle bir çıkarım uzakta olsa ihtimal dahilinde ise;
Zeki olanların fakirleri yönteceğinin bir doğal evrimsel yasa olduğunu mu anlamalıyım ?

Tıpkı Çalık kalmış dana ile el bebek beslenmiş dananın ırkını en iyi temsil yetkisinin iyi beslenende olduğu gibi.

Gerçekten de ilgimi çekti bu konu. Eğer böyle bir doğal evrim gerçeği ile karşı karşıya isek durum gerçekten de vahim görünüyor. Çözümleri ne olabilir ise sanıırm başka bir başlığın konusu.

Tekrar bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Sosyal olguya girmeden bilimsel olarak veriler ile donatılmış cevabınızı bekliyorum.

Selamlar


Sevgili Oqonuc

Senin verdiğin örnek doğal seleksiyona değilde insan eliye yapılan yapay seleksiyona girer.

İyi beslenerek büyüyen bir çocukla kötü şartlarda beslenen çocuklar arasında elbetteki farklar olacaktır. Fakat bu ayırımı yapan doğa değildir.
İnsandır.

parmis
23-05-2009, 08:12
Sayın wolf18,
gerçekten harika paylaşımlar elinize, emeğinize sağlık...
Beslenmenin insan hayatındaki önemide böylece belirlenmiş gönül ister ki tüm çocuklar iyi beslensin süt içebilsin et yiyebilsin....İnsanlar güçlü zeki olsun ve dünya yaşanabilir bir hale gelsin:)
saygılarla..

parmis Güneşin_kızı

OQONUC
23-05-2009, 11:54
Evrim konusunu döndürüp dolaştırıp yine inanç olayına bağladınız ya, tebrik etmek gerekir sizi...
..........

:)

Yaşama uyarlanamayan bilgi ve fikirlerin peşinde koşmayı bırakalı epey oldu. Bu nedenle lütfen mazur görün.

Verdiğiniz örnekte; hayvan sürülerinin direnç göstermesindne çok daha farklı olarak, aynı türün birbirlerine olan üstünlüğünde zeki olan topluluğun zengin olan topluluğun, vasat-ı tür olan ve fakir olan topluluğa karşı bir türlü kesin galibiyetin başarılamadığının nedenleri üzerinde düşüncemi açıklamıştım.

Yani bu savunma içgüdü ile açıklanacak ise zeki olanın savunma gücü ve zengin olanın savunma araçları daha fazladır. Öyleyse vasatın ve fakirin de dayandığı bir güç olmalıdır ki karşısındaki güce dayanabilsin.

İnsan davranışılardır bunlar dediğinizde; aslında iyice irdelersek benim dahi inandığım evrime, bilimsel olarak bir karşı çıkış olduğunu görürüz.

Zira insanı hayvan sınıfından ayırıp, apayrı bir İNSAN ırkının yaratılmış olduğunu ve buna paralel olarakta hayvan sınıfının davranışları ile insan türünü açıklamanaın mümkün olamayacağını savunmak zorunda kalınır.

Bu da doğal olarak evrime karşı çıkmaktan başka bir anlam değildir. Haa şu belki denilebilir; tırtıldan kelebek örneği verilebilir. Birbirini tamamlarken birinin diğerinden farklı olduğu gibi konular ileri sürülebilir. Burada da karşınızda HY den başka ahmak olmaz zaten.

Ben evrim konusunda aslında teknik bilgiye o kadar sahipte değilim. Zira Nasıl sorusunun NEDEN sorusu yanında kıymeti harbiyesinin olmadığını kabul etmiş birisiyim. Bu tıpkı lokantada yemek gibidir.

Acıktığım için NEDEN lokantaya gittiğimi açıklamak için; aşçının yemeği nasıl yaptığından ziyade nasıl bir lezzet ile beni doyurduğu asıldır benim için.

Ama sizler gibi iyi aşçılardan da yediğim yemeğin inceliklerini öğrenmek nasılını bilmek tabikii ayrı bir mutluluk verir bana.

Nasılı araştıran aşçılarada saygı duymak gerekir. Ki bizler rahat rahat yemeğimizi yiyebilelim.
Arada bir mutfakta çorbanın içine aşcı sinirlenince ne yapıyor hepimiz biliyoruz :)
Burayı da unutmamak lazım ...

"Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" Bakara..

Bu ayet ve izleyen konu aslında evrime güzel bir örnektir. Ve hatta tüm maddenin bir evrim geçirdiği de belki bir gün keşf edilebilir. Düşünsenize madenlerde bir tür evrim geçirmiyor mu? Kömür deseki elmasa, sen kömürsün; elmas der ki madem ben kömürüm sende dans ettir o zaman güneşin ışıklarını.

Açıklamalarınız için gerçekten tekrar teşekkürler. Ama bakın evrim bile bir görünmeyen gücü ispat edecek neredeyse :peace:


Selamlar

Ayejj
23-05-2009, 12:37
Acıktığım için NEDEN lokantaya gittiğimi açıklamak için; aşçının yemeği nasıl yaptığından ziyade nasıl bir lezzet ile beni doyurduğu asıldır benim için.

Ama sizler gibi iyi aşçılardan da yediğim yemeğin inceliklerini öğrenmek nasılını bilmek tabikii ayrı bir mutluluk verir bana.

Neden lokantaya gidiyorsun.Çünkü acıkmışsın.Yani biyolojik bir olgu.

Niçin o lokantayı seçmişsin.Çünkü lezzete dair algıların oraya yönlendirmiş .Bu algılarda biyolojik bir olgu.

Yani olaylara bakarken ,kendinizi evrimle şekillenmiş biyolojik canlı olarak düşünmeden bakıyorsunuz.
Siz ve size dair herşeyi belirleyen evrimdir.Siz farketmesenizde böyledir.:nerd:

Ayejj
23-05-2009, 12:47
Zeki insanların fakir insanları yönetecek olması gibi bir durum evrimin konusu değildir. Ancak, gelişmiş toplulukların daha az gelişmiş topluluklar üzerinde hakimiyet kurduğu da bilinen gerçeklerdir.
.
.............

Bu gerçekten de ilginç bir tespit.

O zaman ortaya bir şey daha çıkıyor. Doğal seleksiyon ile güçlü toplumların insanları güçlerine güç katarken, fakir toplumlara mensup insanlar yok olmaya mahkum oluyor.

Sizinde söz ettiğiniz gibi demek ki fakir toplumların küreselleşmenin karşısında durması evrimsel bir dirençten başka bir şey değil.

Hımmm
Acaba böyle bir başkaldırının tarihler boyunca dayandıkları güç ne oluyorki ?
Böyle bir seleksiyona karşı onları dirence iten şeyin adına inanç dersek bilimsel bir terim kullanmamış oluruz sanıırm. O zaman buna ne diyeceğiz. ?

Aksi halde şimdiye çoktan yeryüzünden silmiş olmaları gerekirdi insalığı, doğanın şanslı gürbüz güçlerinin.

Teşekkürler açıklamalarınız için.
Selamlar

Tarihten silinmiş adı esamesi kalmamış insan topluluklarıda rakiplerine karşı inançla direnmişler fakat zaferi inançlılar değil,
İmkan ve kaynakları geniş olanlar kazanmış.Zekada imkan ve kaynakların en önemlisi tabiki.
Şimdi siz kendinizi dünyanın kaymağını yiyen kodomanlarla aynı kapasitede mi görüyosunuz.
Ben şahsen kendimi görmüyorum.:crutch:

cyctec2
23-05-2009, 13:11
Tarih boyunca, doğal seçilim modern insanın gelişimindeki rolünü oynadıkça, insan vücudundaki kısımların ve faydalı fonksiyonların bir çoğu gereksiz hale geldi. Enteresan bir şekilde bu kısımların çoğu bir şekilde vücutta kaldı ve böylelikle evrimin ilerleyişini görebilmekteyiz. Bu liste, geride iz bırakan en belirgin 10 evrimsel değişimi göstermektedir.


10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır.

9 Jacobson’s Organ (Vomeronasal organ) – Jacobsen Organı

Jacobson organı hayvan anatomisinin enteresan bir parçasıdır ve cinsel geçmişimiz hakkında bize birçok şey anlatır. Bu organ burunda bulunmaktadır ve pheromones adı verilen, cinsel istek, tehlike işareti veya yiyecek izlerine ilişkin bilgileri tetikleyen kimyasalları tespit eden özel bir koklama organıdır. Bazı hayvanların sex için karşı cinsleri takip etmesini ve potansiyel tehlikeleri bilmesini sağlayan organdır. İnsanlar Jacobsen organı ile doğarlar fakat bu organın kabiliyetleri gelişimimizin erken dönemlerinde, işe yaramayan bir hale gelmiştir. Bir zamanlar insanlar, iletişimin mümkün olmadığı dönemlerde eşlerinin yerini bulmak için bu organı kullanıyorlardı. Günümüzde insanın eş arayışında, chat odaları, barlar ve bekar partileri bu organın yerini almıştır.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gray51-tm.jpg



8 Junk DNA (L-gulonolactone oxidase) – Hurda DNA

Geçmişimizden gelen kalıntıların bir çoğu fiziki veya görülür olmakla birlikte, bu durum hepsi için geçerli değildir. İnsanın genetik modelinde, bir zamanlar C vitaminini işlemeye yarayan enzimlerin üretilmesinde kullanılan yapılar (L-gulonolactone oxidase)mevcuttur. Diğer hayvanların çoğu bu fonksiyonel DNA’ya sahiptir fakat geçmişimize ait bir dönemde, bir mutasyon bu geni etkisizleştirmiş ve genin kalıntılarını hurda DNA olarak arkasında bırakmıştır. Bu dikkat çekici hurda DNA, yeryüzündeki diğer türlerle ortak atadan gelindiğini gösterir ve bu yüzden özellikle enteresandır.




7 Extra Ear Muscles (Auriculares muscles) – Ekstra Kulak Kasları

Harici kulak kasları olarak da bilinen ekstra kulak kasları (Auriculares muscles) hayvanlar tarafından işitme duyularını özel seslere odaklamak üzere kulaklarını döndürmek ve kontrol etmek (kafalarından bağımsız olarak) için kullanılır. İnsanlar bir zamanlar aynı sebeplerle kullanmış olduklarından, bu kaslara halen sahiptir ancak bu kaslar öylesine zayıflamıştır ki tek yapabileceğimiz kulaklarımızı birazcık kımıldatmak olacaktır. Bu kasların kedilerdeki kullanımı çok belirgindir (kediler kulaklarını neredeyse tamamen geriye döndürebilirler). Özellikle, avlamak üzere bir kuşa sessizce yaklaşırken, kuşu korkutmamak için mümkün olan en küçük hareketlerin yapılmasını gerektiren durumlarda kediler bu kasları kullanır.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gray906-tm.jpg



6 Plantaris Muscle – Plantaris Kası

Plantaris kası hayvanlar tarafından, nesneleri ayakları ile tutmak ve kontrol etmek için kullanılır (maymunlar ayaklarını elleri kadar iyi bir şekilde kullanabilir). Bu kas insanlarda da aynı şekilde mevcuttur ancak o kadar az gelişmiştir ki, vücudun diğer bölümlerinden herhangi birinin yeniden oluşturulmasında dokuya ihtiyaç olduğunda, doktorlar tarafından yerinden alınarak kullanılırlar. Bu kas insan vücudu için öylesine önemsizdir ki, insanların %9’u bu kasa sahip olmadan doğarlar.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gray1242-tm.jpg



5 Wisdom Teeth – 20 Yaş Dişleri

İlk insanlar birçok bitki türüyle besleniyordu ve gün boyunca ihtiyaç duydukları tüm gıdaları almak için yeterli miktarda bitkiyi, yeterince hızlı şekilde yemeye ihtiyaç duyuyorlardı. Bu sebeple, daha geniş bir ağzı daha üretken kılmak için ilave bir takım azı dişimiz mevcuttu. Selülozun vücut tarafından yeterli şekilde sindirilmesi kabiliyetinden yoksun olunduğu için bu özellikle gerekliydi. Evrim tercihlerini yaptıkça gıdalarımız değişti, çenemiz uygun bir şekilde küçüldü ve üçüncü azı dişlerimiz gereksiz hale geldi. Günümüzde bazı insan topluluklarında 20 yaş dişlerinin üretimi tamamen durmuş iken, bazı topluluklarda %100 oranda bu dişler çıkmaktadır.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/wisdom-teeth-01-en-tm.jpg



4 Third Eyelid – Üçüncü Gözkapağı

Eğer bir kedinin göz kırpmasını izlerseniz, beyaz bir zarın gözü kapladığını göreceksiniz, buna üçüncü göz kapağı denir. Memelilerde oldukça nadir görülmekle birlikte, kuşlar, sürüngenler ve balıklarda ortaktır. İnsanlarda kullanım dışı olan bir üçüncü gözkapağı kalıntısı mevcuttur (aşağıdaki resimde görebilirsiniz). İnsanlarda oldukça küçülmüştür ancak bazı topluluklarda diğerlerine oranla daha belirgin parçalar mevcuttur. Bilinen primat türleri içinde üçüncü gözkapağını fonsiyonel olarak kullanan tek primat, Batı Afrika’da yaşayan Calabar angwantibo (loris’ler ile yakın akrabadır)’dur.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/gray1205-tm.jpg


3 Darwin’s Point (Plica semilunaris) – Darwin’in Noktası

Darwin’in noktası memelilerin çoğunda bulunmaktadır ve insanlar da bunun dışında değildir. Hayvanlarda büyük ihtimalle seslere odaklanmak için kullanılmaktadır ancak insanlarda artık herhangi bir fonksiyonu yoktur. İnsanların sadece %10.4’ünde geçmişimize ait bu kalıntı görünür durumdadır fakat muhtemelen insanların çok daha fazlası bu kulak yumrusunu üreten, ancak belirgin olmasını herzaman sağlamayan geni taşımaktadır. Bu nokta (aşağıdaki resimde görülen) küçük kalın bir yumrudur ve kulağın yukarı ve orta bölümlerinin birleştiği yerde bulunmaktadır.

http://listverse.com/wp-content/uploads/2009/01/800px-darwin-s-tubercle-tm.jpg



2 Coccyx – Kuyruk Sokumu Kemiği

Kuyruk sokumu kemiği bir zamanlar mevcut olan insan kuyruğunun kalıntısıdır. Zamanla bir kuyruğa olan ihtiyacımızı kaybettik fakat kuyruk sokumu kemiğine olan ihtiyacı kaybetmedik. Şu anda çeşitli kaslar için destek yapısı ve oturup arkaya doğru yaslanan bir kişi için destek işlevi vardır. Kuyruk sokumu kemiği aynı zamanda anüsün pozisyonunu da destekler.




1 Appendix – Apandis

Apandisin modern insanlarda bilinen hiçbir kullanımı yoktur ve enfeksiyon kaptığında sıksık alınır. Orijinal kullanımı ile ilgili spekülasyonlar mevcut olmakla birlikte, bilim adamlarının çoğu Darwin’in öngördüğü şekilde, bir zamanlar bol miktarda yaprak ihtiva eden gıdalarımızdaki selülozun işlenmesine yardımcı olmak olduğu görüşündedir. Evrimin doğrultusunda, gıdalarımız değişmiş ve apandise daha az gerek duyulmuştur. Özellikle enteresan olan, birçok evrim kuramcısının doğal seçilimin, daha az iltihaplanması ve hastalanması nedeniyle daha büyük apandisleri seçeceğine (apandisin tüm kabiliyetlerini ortadan kaldırdığı halde) inanıyor olmasıdır. Benzer şekilde kullanım dışı olan ve nihayetinde kaybolacak olan ayak serçe parmağının aksine, apandis muhtemelen bizimle uzun süre beraber kalacak ve herhangi bir şey yapmadan sallanmaya devam edecektir.



http://listverse.com/science/top-10-signs-of-evolution-in-modern-man/

Yukarıdaki adresten tercümedir. Konu başına 6 resim kısıtlaması nedeniyle bazı başlıklara ait resimleri takip eden postta yayınlıyorum.


soru1- DNA yı ne sentezler?
soru2-RNA yı ne sentezler?


hurda dna diye bir şeyin varlığına inanmak çok mantıksızdır! son yapılan araştırmalarda anlaşıldığı üzre dna sarmalındaki belli görevi icra ettiği düşünülen her hangi bir kodun değiştirlmesinin yapının tamamına tesir etmesi bir çok biliim adamının soğuk terler dökmesine yok açmış olup şu an hala şok içindedirler. çünki bu yapıya bir yazılım kodu gibi, yada bir programlama dili mantığıyla yaklaştıkları için olayın daha farklı olduğunu anlamaları sarsıntı doğurmuştur. bu bağlamda hurda dna diye kanıya varan adamların bunları artık söyleyebileceğini düşünmüyorum.


"10 Goose Bumps (Cutis Anserina) – Tüylerin Ürpermesi

İnsanlar üşüdüklerinde, korktuklarında, kızdıklarında veya utandıklarında tüyleri ürperir. Birçok canlı türünün de aynı sebeplerle tüyleri ürperir. Mesela, kedi veya köpek tüylerinin dikilmesi, kirpi dikenlerinin ortaya çıkması bu sebeptendir. Üşüme durumunda, dikilen tüyler havayı deri ve tüyler arasında sıkıştırır ve böylelikle yalıtım ve sıcaklık sağlar. Korkma durumunda, hayvanın daha iri görünmesini, düşmanın korkup kaçmasını sağlar. İnsanların artık tüylerin ürpermesine ihtiyacı yoktur ve giysilerimizin olmadığı, doğal düşmanlarımızı korkutmaya ihtiyacımız olduğu geçmişimizden miras kalmıştır. Doğal seçilim yoğun kıl tabakamızı ortadan kaldırmış fakat bunları kontrol etmemize yarayan mekanizmayı geride bırakmıştır."

gelin biz buna adaptasyon diyelim. şu aşikardır yapı halen durmakta olup yeni bir buzul çağına girdimizde ortaya çıkacaktır ve işe yarayacaktır, bu mantıkla bakarsak şunu söyleyebiliriz, canlıları doğa seçmez , selection yapmaz canlı mekanizma ona uyum sağlar. diğer koşulda uyuşamaz doğa ile. bundan daha normal bir şey yoktur. adaptasyon nesillerin devamı için genlerimizde var olan temel yazılımın temel taşlarından biridir. mesela kas yapmak gibi eğer sen inşaat işçi isen kasların gelişir, hücrelerin bu gelişmeden haberdar olur, mıyoz bölünme öncesi bu veriler değerlendirilir, yeni tek hücrfeli üreme organlarımız bu bilinç içerisinde var olurlar. yani evrim diye olasılık temeline oturtulan her şey hali hazırda dna içerisinde mevcut olup bazılarıda buna hurda dna der

arkadaşlar evrim yoktur, adaptasyon vardır. yer yuzunde canlı varlığının devam etmesi için adaptasyon olmak zorundadır. bundan daha normal bir şey yoktur. hatta bana göre farklı canlı organızmalar arasındakı genetık koprude viruslerdır, onların foknsıyonuda farklı organızmaların genlerını bırbırlerıne mıx etmektır. farenın deneyımı bu şekılde bize aktarılarbılır ama burada bu deneyıomı kabul eden yıne canlının kendısıdır.

ama gelelim esas noktaya bu tarz bır sıstemın varlıgınıda yok evrımdı, yıldırımdı şimsekti gibi temellere bağlayamıyacak kadar akıllıyım.

Ayejj
23-05-2009, 13:29
cyctec2 demiş ki:
mesela kas yapmak gibi eğer sen inşaat işçi isen kasların gelişir, hücrelerin bu gelişmeden haberdar olur, mıyoz bölünme öncesi bu veriler değerlendirilir, yeni tek hücrfeli üreme organlarımız bu bilinç içerisinde var olurlar. yani evrim diye olasılık temeline oturtulan her şey hali hazırda dna içerisinde mevcut olup bazılarıda buna hurda dna der

Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?:hail:

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi? :twitch:

cyctec2
23-05-2009, 13:36
cyctec2 demiş ki:


Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?:hail:

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi? :twitch:


haberar olmak mı? evet oyle; soğuk havada üşürmüsünüz? galiba evet. o zaman bu haberdarlık size vahiy yolu ile gelmiyor demektir.

evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) )

milomanara
23-05-2009, 20:39
haberar olmak mı? evet oyle; soğuk havada üşürmüsünüz? galiba evet. o zaman bu haberdarlık size vahiy yolu ile gelmiyor demektir.

evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) )

sayın cyctec2,

Bahsettiğiniz şey Lamarc yaklaşımı ve bu yaklaşım lehine doğru dürüst bir kanıt hiç olmamıştır. Afedersiniz ama atıyorsunuz,

Selamlar,

cyctec2
24-05-2009, 02:52
sayın cyctec2,

Bahsettiğiniz şey Lamarc yaklaşımı ve bu yaklaşım lehine doğru dürüst bir kanıt hiç olmamıştır. Afedersiniz ama atıyorsunuz,

Selamlar,

ben bazen atarım hemde baya atarım :)

lamarc yaklaşımı lehine doğru dürüst kanıt olmaıştır ama sizin yaklaşımınıza olmuşmudur? o halde sizde benden fazla atıyorsunuz!


ikinci olarak bu lamarc mamark yaklaşımı falan değildir. bu cyctec2 yaklaşımıdır. adım antonyo falan olsa antonyo yaklaşımı demek daha çekici gelebilirdi ama buna siz cyctec2 yaklaşımı deyiniz lütfen.

cyctec2 yaklaşımı ile canlılığın var oluşunun ilk aşamaları açıklanabilir ama diğer yaklaşımlar ile sadece var olan sistemin nasıl işlediğine dair atışlar yapılabilir başka bir şey yapılamaz.

her neyse ben size biraz fizikten atayım.

atom>proton>kuark>galeon=saf enerji. galeon denen enerji belli bir frekansta titreşen ve şu ana kadar tespit edilebilen en küçük yapıtaşı. ama unutmayın belli frekansta titreşen enerji parçacığı. şimdi bu teori ile kütle çekimide açıklanabilecek yakında. inceleyin derim.

gelelim sallamasyon(ideolojik) evrim teorisine. teori sınıfına koymuşlar ki bu incelenmesini gerektirir ama ben bu terorinin doğruluğuna inanmıyorum. özellikle ilk canlılığın ortaya çıkışı, gözün evrimleşmesi, dna rna çıkmazı gibi temelden sakat olan bu teori sadece ideolojik anlamda kulanılabilir.

ben adaptasyonu red etmiyorum, o aşıkardır ki gereklidirde, ama o düşündüğünüz gibi değil sayın arakadaşım.


geçende bir yazı okudum, eleman çok hoş yazmış , demiş dna sarmalına gen girer demiş? adam baya baya yazmış aforizmalar savurmuş ama ne altı nede üstü dolu.

bu konunun başlığındaki yazıyıda uzun süre once okudum, daha burada yayınlanmadan, eğer bu tarz yazıları okumak isterseniz ingiliz mecmualarına bakabilirsiniz bolca vardır.

gelelim arkadaşın bahsettiği darwin memesine:)

arkadaşlar ne bekliyordunuz? insanların hayvanlara benzer yanı olmaazmı? kemıklerımız platınden mı olmalıydı ustun olmak ıcın? yada dişlerimiz? burada ataist olmadan önce çokca defa Kuran okuyup incelemiş arkadaşlar var onlar bilirler ki buna dair bir Kuranda uyarılar vardır. arayan bulabılır.

peki hayvan nesli insana benziyor olmasın? yada dunyada yaşamak için tasarlanmış canlı ve ınsan oğlunun birbirine benzemesi kadar doğal ne olabilir?

şu açıktırki hayvan neslinden farkımız akıl ve ruh tur.

(ruh nedir uçarmı diye soracak olanlara bilimsel önermemi izah edebilirim.)

Ki-Adi
24-05-2009, 10:54
Sevgili Cyctec2,
Evren'in big bang ile başladığı teorisine inanıyor musun? Büyük ihtimalle inanıyorsun. O zaman evrendeki herşeyin E=mc^2 'le oluşmaya başladığına , gerekli şartlar oluştuğunda elementlerin, toz bulutlarının, yıldızların, gezegenlerinin, galaksilerin yani evrenteki herşeyin oluştuğuna inanıyorsun.
Dünya oluşana kadar yaklaşık 9 milyar yıl boyunca herşeyin doğa kanunları ile geliştiğine, gözle görülemeyen atomlardan galaksiler oluşabileceğine çok mu kolayda gene bu ufak atomlardan çok çok basit canlı dediğimiz şeyin meydana gelmesi mi çok zor.

milomanara
24-05-2009, 11:33
ben bazen atarım hemde baya atarım :)

lamarc yaklaşımı lehine doğru dürüst kanıt olmaıştır ama sizin yaklaşımınıza olmuşmudur? o halde sizde benden fazla atıyorsunuz!


ikinci olarak bu lamarc mamark yaklaşımı falan değildir. bu cyctec2 yaklaşımıdır. adım antonyo falan olsa antonyo yaklaşımı demek daha çekici gelebilirdi ama buna siz cyctec2 yaklaşımı deyiniz lütfen.

cyctec2 yaklaşımı ile canlılığın var oluşunun ilk aşamaları açıklanabilir ama diğer yaklaşımlar ile sadece var olan sistemin nasıl işlediğine dair atışlar yapılabilir başka bir şey yapılamaz.

her neyse ben size biraz fizikten atayım.

atom>proton>kuark>galeon=saf enerji. galeon denen enerji belli bir frekansta titreşen ve şu ana kadar tespit edilebilen en küçük yapıtaşı. ama unutmayın belli frekansta titreşen enerji parçacığı. şimdi bu teori ile kütle çekimide açıklanabilecek yakında. inceleyin derim.

gelelim sallamasyon(ideolojik) evrim teorisine. teori sınıfına koymuşlar ki bu incelenmesini gerektirir ama ben bu terorinin doğruluğuna inanmıyorum. özellikle ilk canlılığın ortaya çıkışı, gözün evrimleşmesi, dna rna çıkmazı gibi temelden sakat olan bu teori sadece ideolojik anlamda kulanılabilir.

ben adaptasyonu red etmiyorum, o aşıkardır ki gereklidirde, ama o düşündüğünüz gibi değil sayın arakadaşım.


geçende bir yazı okudum, eleman çok hoş yazmış , demiş dna sarmalına gen girer demiş? adam baya baya yazmış aforizmalar savurmuş ama ne altı nede üstü dolu.

bu konunun başlığındaki yazıyıda uzun süre once okudum, daha burada yayınlanmadan, eğer bu tarz yazıları okumak isterseniz ingiliz mecmualarına bakabilirsiniz bolca vardır.

gelelim arkadaşın bahsettiği darwin memesine:)

arkadaşlar ne bekliyordunuz? insanların hayvanlara benzer yanı olmaazmı? kemıklerımız platınden mı olmalıydı ustun olmak ıcın? yada dişlerimiz? burada ataist olmadan önce çokca defa Kuran okuyup incelemiş arkadaşlar var onlar bilirler ki buna dair bir Kuranda uyarılar vardır. arayan bulabılır.

peki hayvan nesli insana benziyor olmasın? yada dunyada yaşamak için tasarlanmış canlı ve ınsan oğlunun birbirine benzemesi kadar doğal ne olabilir?

şu açıktırki hayvan neslinden farkımız akıl ve ruh tur.

(ruh nedir uçarmı diye soracak olanlara bilimsel önermemi izah edebilirim.)

Hay allah, bende bir Lamarkcı geldi diye seviniyorum, tartışıcaz diye.

Sayın cyctec2, deliliniz kuransa, benim bu konu başlığı altında size cevap yazmam abesle iştigaldir.

Ayejj
24-05-2009, 11:42
evet beyazlayacaklardır. dikkat edin almanyaya giden kuşakların karagözlü kardeşlerimizin çoğu evladı mavi gözlü oldu( güneş eksikliğinden) . ama şu açıktır, zinci kardeşlerimizde bu adaptasyonu şağlıyacak genleri hali hazırda taşımaktadır.:blah:

daha geçende bir zenci ile almanın iki ikizinden biri siyah biride beyaz oldu. milyonda bir ama gen olduğu yerde durmakta:) (hurda genmiş:) ):plane:



Biri alman biri zenci ebeveynin ikiz çocuklarından biri beyaz bir siyah doğdu.Ve sen buna evrim teorisini yıkan gelişme olarak mı? bakıyorsun.Dikkat ettin mi ebeveynin biri beyaz bir zenci.
Almanyadaki Türklerin çocukları mavi gözlü olmaya başladıysa burdan çıkacak sonuç evrim teorisinin yıkılması mıdır?
Yoksa 2. 3. nesil gurbetçilerimizin aşk hayatının daha renkli geçmeye başladığının göstergesi midir?

Öyle şeyler söylüyorsunuz ki yatsıya kadarı bırak ''Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının iki rekat sünnetini kılmaya Alllaahuekber ''demeye yetecek zaman kadar bile mumun alevini canlı tutamaz?

Git biraz biyoloji öğrende gel.:wave:

Sapiens
24-05-2009, 11:48
Sayın cyctec2,

"Evrime inanmıyorum" diyebildiğinize göre demek ki, evrenin varlığı, canlılığın ortaya çıkışı, türlerin çeşitliliği ve insanın ortaya çıkışı gibi her türlü sorunun cevabını bulmuşsunuz. Takdir ediyorum sizi...

Benim aklım biraz kıt sanırım, evrim teorisini bir kenara koyduğumda, bir türlü bağdaştıramadığım şeyler var. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

Soru 1: Yeri 4 günde (veya 2 günde) yaratan Tanrı, sonraki 2 günde de göğü yaratıyor. Halbuki biliyoruz ki 13.7 milyar yıl önce önce (gök olarak kastedilen) evren ortaya çıkmış. Dünya ise 4.5 milyar yaşında. Yani, yeryüzü göğün yaratılmasından yaklaşık 10 milyar yıl sonra ortaya çıkmış. Bu olayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz?


Soru 2: Canlı türlerinin ortaya çıkışında şu sıralama var...

4 milyar yıl önce prokaryotlar
3 milyar yıl önce fotosentez yapan bakteriler
2 milyar yıl önce ökaryotlar
1 milyar yıl önce çok hücreliler
600 milyon yıl önce basit hayvanlar
570 milyon yıl önce artropodlar
550 milyon yıl önce gelişmiş hayvanlar
500 milyon yıl önce balık ve ilkel amfibiler
475 milyon yıl önce kara bitkileri
400 milyon yıl önce böcekler ve tohumu bitkiler
360 milyon yıl önce amfibiler
300 milyon yıl önce sürüngenler
200 milyon yıl önce memeliler
150 milyon yıl önce kuşlar
130 milyon yıl önce çiçekli bitkiler
2.5 milyon yıl önce insan benzer ilk canlılar
200,000 bin yıl önce günümüzdeki insana çok benzeyen canlılar.

Fosil kayıtları bunu söylüyor ve bu sıralamaya aykırı bir tane bile buluntu yok. Canlıların ortaya çıkışındaki bu sıralamayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Evrimin olmadığı bir ortamda, türlerin birbirine dönüşmediği bir durumda bu nasıl olabiliyor?


Soru 3: Tanrı insanların ve diğer oksijen solunumu yapan canlıların yaşabilmesi için atmosferi neden doğrudan oksijenli olarak yaratmadı da siyanobakteriler ve mavi-yeşil algler gibi fotosentetik canlılara ürettirdi? Tanrı direk oksijen yaratamıyor muydu? Bizi çamurdan yaratan, ol deyince alemleri yaratan Tanrının oksijen üretmeye gücü yetmiyor muydu?


İşte size evrim diye birşey olmadığını ispatlamak için güzel bir fırsat. Öyle cevaplar verin ki bize, aklımızda bu konularda hiç şüphe kalmasın, biz de "evrim yoktur" diyelim.

Cevaplarınızı alırsak sorulara devam edebiliriz.

Ki-Adi
24-05-2009, 12:12
Sevgili Wolf18 sorularınıza izin verirseniz 1 soruda ben ekleyeyim.

Soru 4: Soru ikideki sıralamada yarattığı canllıları daha insan ortaya çıkmadan önce , Tanrı neden 5 defa topluca yok etmek istemiştir?

OQONUC
24-05-2009, 12:14
Şimdi siz kendinizi dünyanın kaymağını yiyen kodomanlarla aynı kapasitede mi görüyosunuz.
Ben şahsen kendimi görmüyorum..Ayejj
....................

Evet işte aramızdaki farkı gösteren güzel bir cümle. Tebrik ederim sizi.
Selamlar

cyctec2
24-05-2009, 20:20
Sevgili Cyctec2,
Evren'in big bang ile başladığı teorisine inanıyor musun? Büyük ihtimalle inanıyorsun. O zaman evrendeki herşeyin E=mc^2 'le oluşmaya başladığına , gerekli şartlar oluştuğunda elementlerin, toz bulutlarının, yıldızların, gezegenlerinin, galaksilerin yani evrenteki herşeyin oluştuğuna inanıyorsun.
Dünya oluşana kadar yaklaşık 9 milyar yıl boyunca herşeyin doğa kanunları ile geliştiğine, gözle görülemeyen atomlardan galaksiler oluşabileceğine çok mu kolayda gene bu ufak atomlardan çok çok basit canlı dediğimiz şeyin meydana gelmesi mi çok zor.
o zaman bana dna yı sentezleyen rna nın nasıl ortaya çıktığını bir söyleyinde sizinle olasılık tartışalım. olasılık konusunda bilimsel eğitim almış durumdayım. bu konuda şüphem yok.

cyctec2
24-05-2009, 20:22
Hay allah, bende bir Lamarkcı geldi diye seviniyorum, tartışıcaz diye.

Sayın cyctec2, deliliniz kuransa, benim bu konu başlığı altında size cevap yazmam abesle iştigaldir.


delil olarak Kuran ı öne sürdüğümü söyledimmi? yada siz öyle mi anladınız? yada sadece sizlermi bilimin sahibisiniz? bende akıl sahibiyim, yoz adam değiliz.

saygılar ,

dilaver
24-05-2009, 20:27
o zaman bana dna yı sentezleyen rna nın nasıl ortaya çıktığını bir söyleyinde sizinle olasılık tartışalım. olasılık konusunda bilimsel eğitim almış durumdayım. bu konuda şüphem yok.

Sayın cyctec2

Olmuş bir şeyin olasılık hesabı yapılmaz. Olasılık olmamış şeyler için geçerlidir. Diyelim ki %1 olasılık var. Bu 99 şey olacak sonra o bir şey olacak demek degildir. İlk anda da olmuşsa diger 99 seçenek artık önemsizdir ve daha olasılık hesabı olmaz.

rna nın nasıl ortaya çıktıgını siz bize anlatın. Muhtemelen Allah yaptı diyeceksiniz ve bunu da açıklama sayacaksınız öyle mi. Ve bu da bilimsel olacak ve bir daha da deşmeye gerek kalmayacak.

Böyle düşünürsek bir zamanlar depremleri de Allah yapıyor diyorduki yagmuru da fırtınayı da. Ama geldigimiz nokta da artık bu işlerde Allah'ın bir rolü olmadıgı anlaşıldı.

Uygun cevap yoksa şimdilik bilmiyoruz ya da bilemiyoruz demek en uygunudur.
Ama gene de sizin rna açıklamanızı dinleyelim.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 20:27
Biri alman biri zenci ebeveynin ikiz çocuklarından biri beyaz bir siyah doğdu.Ve sen buna evrim teorisini yıkan gelişme olarak mı? bakıyorsun.Dikkat ettin mi ebeveynin biri beyaz bir zenci.
Almanyadaki Türklerin çocukları mavi gözlü olmaya başladıysa burdan çıkacak sonuç evrim teorisinin yıkılması mıdır?
Yoksa 2. 3. nesil gurbetçilerimizin aşk hayatının daha renkli geçmeye başladığının göstergesi midir?

Öyle şeyler söylüyorsunuz ki yatsıya kadarı bırak ''Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının iki rekat sünnetini kılmaya Alllaahuekber ''demeye yetecek zaman kadar bile mumun alevini canlı tutamaz?

Git biraz biyoloji öğrende gel.:wave:

ilk tek hucreli canlıları mikroskopla ve kendi cabamla 14 yaşında gözlemeye başadımj. noT; o zamanlar mıkroskop okullarda cam dolaplar ıcınde dururdu. ikincisi bana biyoloji öğren diyecek kadar siz biyoloji bilirmisiniz? latince kelimeleri onutmus olabilirim ama biyolojide sizin üzerinize iki gömlek daha giyerim. emin olun


evrim teorisi daha çok ideolojik bir yaklaşım , ben bilimsellikten uzak altının ve ıustunun dolu olmayan ve ideolojilere göre genelde sekillendirilmiş bir teori oldugunu söylüyorum. canlıların adaptasyonel özellikleri ve doğal secimi red etmıyorum! ama siz olaya ideolojik yaklaştıgınız için bana gidin biyoloji dersi alın diyorsunuz! gerekirse onuda takviye ederiz ama şu an için burada bana ileri biyoloji lazım degil:)

cyctec2
24-05-2009, 20:34
o zaman bana dna yı sentezleyen rna nın nasıl ortaya çıktığını bir söyleyinde sizinle olasılık tartışalım. olasılık konusunda bilimsel eğitim almış durumdayım. bu konuda şüphem yok.

Sayın cyctec2

Olmuş bir şeyin olasılık hesabı yapılmaz. Olasılık olmamış şeyler için geçerlidir. Diyelim ki %1 olasılık var. Bu 99 şey olacak sonra o bir şey olacak demek degildir. İlk anda da olmuşsa diger 99 seçenek artık önemsizdir ve daha olasılık hesabı olmaz.

rna nın nasıl ortaya çıktıgını siz bize anlatın. Muhtemelen Allah yaptı diyeceksiniz ve bunu da açıklama sayacaksınız öyle mi. Ve bu da bilimsel olacak ve bir daha da deşmeye gerek kalmayacak.

Böyle düşünürsek bir zamanlar depremleri de Allah yapıyor diyorduki yagmuru da fırtınayı da. Ama geldigimiz nokta da artık bu işlerde Allah'ın bir rolü olmadıgı anlaşıldı.

Uygun cevap yoksa şimdilik bilmiyoruz ya da bilemiyoruz demek en uygunudur.
Ama gene de sizin rna açıklamanızı dinleyelim.

saygılarımla


ben teknik bir eğitim aldım, bir sistemin nasıl ortaya çıktığını nasıl hesap kitap yapıldıgını bilirim. hatta olasılık terimlerininde benim meslegimle alakası vardır. bu baglamda hiç kimse bana olasılıgı temel alarak akıllı sistemlerin ortaya çıktıgını izah edemez. burada macro kozmostanb bahsadıyoruz bunun daha mıkro kozmosu var daha oraya inmeden olasılık burada yetmıyor.

bilimde kabuller vardır, doğruya ulaşmak için kabuller uzerınden gıder ve ve çıkan sonuca göre başka kabullere yonlenırsınız! ama olasılık uzerınden bır kabul yapılamaz, bılımsel olmaz! olasılık gelecek için yapılır geçmiş için değil! siz hiç yaratılışı kabul olarak alıp bu olaya yaklaştınızmı? bence hayır. ben sizin yontemı ırdeledim ama benim zihnim kabul etmedi keşke bende matametik konusunda sizin kadar derin bilgilere sahip olsaydımda sizin gibi aha oldu bitti deyip kendimi rahatlatabilseydım ama diyorum ya illet matematik ve bilim beni farklı yerlere goturdu. !

saygılar ,

dilaver
24-05-2009, 20:36
ben teknik bir eğitim aldım, bir sistemin nasıl ortaya çıktığını nasıl hesap kitap yapıldıgını bilirim. hatta olasılık terimlerininde benim meslegimle alakası vardır. bu baglamda hiç kimse bana olasılıgı temel alarak akıllı sistemlerin ortaya çıktıgını izah edemez. burada macro kozmostanb bahsadıyoruz bunun daha mıkro kozmosu var daha oraya inmeden olasılık burada yetmıyor.

bilimde kabuller vardır, doğruya ulaşmak için kabuller uzerınden gıder ve ve çıkan sonuca göre başka kabullere yonlenırsınız! ama olasılık uzerınden bır kabul yapılamaz, bılımsel olmaz! olasılık gelecek için yapılır geçmiş için değil! siz hiç yaratılışı kabul olarak alıp bu olaya yaklaştınızmı? bence hayır. ben sizin yontemı ırdeledim ama benim zihnim kabul etmedi keşke bende matametik konusunda sizin kadar derin bilgilere sahip olsaydımda sizin gibi aha oldu bitti deyip kendimi rahatlatabilseydım ama diyorum ya illet matematik ve bilim beni farklı yerlere goturdu. !

rna nın nasıl oldugu konusundaki açıklamalarınızı rica etmiştim sadece. Bunları degil. Var mı bir açıklamanız.

saygılarımla

dilaver
24-05-2009, 20:37
olasılık gelecek için yapılır geçmiş için değil!

farklı bir şey mi söylemişiz.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 20:45
Sayın cyctec2,

"Evrime inanmıyorum" diyebildiğinize göre demek ki, evrenin varlığı, canlılığın ortaya çıkışı, türlerin çeşitliliği ve insanın ortaya çıkışı gibi her türlü sorunun cevabını bulmuşsunuz. Takdir ediyorum sizi...

Benim aklım biraz kıt sanırım, evrim teorisini bir kenara koyduğumda, bir türlü bağdaştıramadığım şeyler var. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

Soru 1: Yeri 4 günde (veya 2 günde) yaratan Tanrı, sonraki 2 günde de göğü yaratıyor. Halbuki biliyoruz ki 13.7 milyar yıl önce önce (gök olarak kastedilen) evren ortaya çıkmış. Dünya ise 4.5 milyar yaşında. Yani, yeryüzü göğün yaratılmasından yaklaşık 10 milyar yıl sonra ortaya çıkmış. Bu olayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz?


Soru 2: Canlı türlerinin ortaya çıkışında şu sıralama var...

4 milyar yıl önce prokaryotlar
3 milyar yıl önce fotosentez yapan bakteriler
2 milyar yıl önce ökaryotlar
1 milyar yıl önce çok hücreliler
600 milyon yıl önce basit hayvanlar
570 milyon yıl önce artropodlar
550 milyon yıl önce gelişmiş hayvanlar
500 milyon yıl önce balık ve ilkel amfibiler
475 milyon yıl önce kara bitkileri
400 milyon yıl önce böcekler ve tohumu bitkiler
360 milyon yıl önce amfibiler
300 milyon yıl önce sürüngenler
200 milyon yıl önce memeliler
150 milyon yıl önce kuşlar
130 milyon yıl önce çiçekli bitkiler
2.5 milyon yıl önce insan benzer ilk canlılar
200,000 bin yıl önce günümüzdeki insana çok benzeyen canlılar.

Fosil kayıtları bunu söylüyor ve bu sıralamaya aykırı bir tane bile buluntu yok. Canlıların ortaya çıkışındaki bu sıralamayı kutsal kitapla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Evrimin olmadığı bir ortamda, türlerin birbirine dönüşmediği bir durumda bu nasıl olabiliyor?


Soru 3: Tanrı insanların ve diğer oksijen solunumu yapan canlıların yaşabilmesi için atmosferi neden doğrudan oksijenli olarak yaratmadı da siyanobakteriler ve mavi-yeşil algler gibi fotosentetik canlılara ürettirdi? Tanrı direk oksijen yaratamıyor muydu? Bizi çamurdan yaratan, ol deyince alemleri yaratan Tanrının oksijen üretmeye gücü yetmiyor muydu?


İşte size evrim diye birşey olmadığını ispatlamak için güzel bir fırsat. Öyle cevaplar verin ki bize, aklımızda bu konularda hiç şüphe kalmasın, biz de "evrim yoktur" diyelim.

Cevaplarınızı alırsak sorulara devam edebiliriz.

Sevgili Wolf18 sorularınıza izin verirseniz 1 soruda ben ekleyeyim.

Soru 4: Soru ikideki sıralamada yarattığı canllıları daha insan ortaya çıkmadan önce , Tanrı neden 5 defa topluca yok etmek istemiştir?

cevap 1= Kuran bir matematik veya fizik kitabı degıl. bu acıdan bakınca sayı ve rakamları degerlendırırken duz be duz bakarsanız 6 rakamında kalırsınız! bakış açınız önemli sadece.

cevap 2= Yaratılışta esas olan yine o boyutun fiziki kural ve kanunlarıdır. araç budur. yaratılış derken aklınıza direkt aha hoppala gelmesin:) zaten 6 rakamı vardıya orda bir zaman diliminden bahsediliyor! işte cevabı burda aslında anlayana.

cevap 3= cevap 2 ile aynı

cevap4= Dünyada ki varlığı sadece insan ile ilşkilendirmeyin, eğer burada Kuranı veya diğer kelamları inceleyip inanamadım diyen arkadaşlar da bilirler insanın dunyada bozgunculuk çıkaracağını söyleyenler vardı. detaya girmek istemiyorum.

inanın veya inanmayın herkesin kendi özgür hür iradesi. ben size inanmıyorsunuz diye bir gram kızmıyorum inanın. algı meselesi. ama benim bilimden uzak oldugumu idda etmeyin lütfen çünki değilim:)

cyctec2
24-05-2009, 20:55
ben teknik bir eğitim aldım, bir sistemin nasıl ortaya çıktığını nasıl hesap kitap yapıldıgını bilirim. hatta olasılık terimlerininde benim meslegimle alakası vardır. bu baglamda hiç kimse bana olasılıgı temel alarak akıllı sistemlerin ortaya çıktıgını izah edemez. burada macro kozmostanb bahsadıyoruz bunun daha mıkro kozmosu var daha oraya inmeden olasılık burada yetmıyor.

bilimde kabuller vardır, doğruya ulaşmak için kabuller uzerınden gıder ve ve çıkan sonuca göre başka kabullere yonlenırsınız! ama olasılık uzerınden bır kabul yapılamaz, bılımsel olmaz! olasılık gelecek için yapılır geçmiş için değil! siz hiç yaratılışı kabul olarak alıp bu olaya yaklaştınızmı? bence hayır. ben sizin yontemı ırdeledim ama benim zihnim kabul etmedi keşke bende matametik konusunda sizin kadar derin bilgilere sahip olsaydımda sizin gibi aha oldu bitti deyip kendimi rahatlatabilseydım ama diyorum ya illet matematik ve bilim beni farklı yerlere goturdu. !

rna nın nasıl oldugu konusundaki açıklamalarınızı rica etmiştim sadece. Bunları degil. Var mı bir açıklamanız.

saygılarımla

var ama uzun : ısrarınız üzerine yazayım ama kafakarıştırıcı olabilir. hatta riskli!


bakın sayın dilaver, elinize bir zar alın ve yere atın, zarın ne rakam geleceğini 1 /6 oranında bılırsınız. bu olasılıktır. olasılıgın ihtiyacı ise insan oğlunun etrafında tüm fiziksel veriyi değerlendirebilecek mekanizması olamdıgı için vardır. siz zarın yuzeyındeki çıkıntı, ruzgarın yonu, atış hız ve açınız ve hatta sizden 1 mılyon ısık yılı uzaktaki bir yıldızın kütlesel çekim kuvvetini vb bir mılyon belki daha fazla veriyi elde edebilmiş olsaydınız siz bu zarın ne geleceğini 1/1 oranında bılırdınız.

olasılığı 1/1 bilinen bir durum artık gelecek olmaktan öte gerçeklik olmuş olur bu durumdada gelecek ve gecmiş karvamları ortadan kalkar. aslında olasılık yoktur.:) sadece aciz biz insanlar için vardır. zamanla olasılık tahmınleırmız aratcak ama hiç bir zaman 1/1 olmıyacak(lütfen sağa sola cekmeyin burada basit olasıklıktan degil evrenin olasılıgından bahsediyorum)

işte bu noktada yaratma terimi ele alırken ole hop dunyaya tüm canlılar ışınlandı demedik size. bu dunyada geliştile bu dunyada var oldular, lütfen sizde bana bilimsel olarak bılınebilecek gereceklerin nasıl oalsılık oldunu söylermısınız? sadece bilimsel yetersizlikler olasılıgı gerekli kıalr. bilinen seyle rise bilinenlerdir.

işte bilinen varsa bilende vardır. ama unutmadan yine söylim yaratma işlemi öle hoppa diye bir şey degildir. ör: evrenin yaratılışı( süreç)

işte burada beni bilimden uzak tutan bir nokta söyleyin lütfen.

bazı seyler anlamsız geleblir ama uzun uzun yazmayı sevmem.

saygılarımla ,

dilaver
24-05-2009, 21:02
sayın cyctec

Bu cevap degil ki. Uzun sözün kısası rna nasıl oldu. Allah mı yarattı. Ben buna cevap arıyorum.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 21:07
sayın cyctec

Bu cevap degil ki. Uzun sözün kısası rna nasıl oldu. Allah mı yarattı. Ben buna cevap arıyorum.

saygılarımla


cevap yazının içinde, ianin vaktim yok söz veriyorum uzun uzun yazıcam:), ama şunu bilin cevabını özümsediğim seye inanırım emin olun:=)

ama şunu bilmekte fayda var yine söylüyorum ataist arkadaşlar için sakınca lı olabilir kafa karışıklığı açısından:)(şaka):)



arkadaş geliyor çay demlemem lazım .

saygılarımla ,

dilaver
24-05-2009, 21:15
işte burada beni bilimden uzak tutan bir nokta söyleyin lütfen.

Bir şeyler demiş olabilseydiniz buna cevap verebilirdim. Ama çay bittikten sonra sanırım cevabınızı alacagız ve bize rna nın nasıl oluştugunu anlatacaksınız.

Bilimden şimdiye kadar uzak oldugunuz nokta yoktan var etme eylemdir, ama bunda da net degilsiniz henüz. Hele bir netleşin ondan sonra.

Sadece eleştiri haricinde hiç bir iddianız olmadıgı için şimdilik size yanıt vermek mümkün degil.

Ama sizinle derinleşecegiz galiba.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 22:10
işte burada beni bilimden uzak tutan bir nokta söyleyin lütfen.

Bir şeyler demiş olabilseydiniz buna cevap verebilirdim. Ama çay bittikten sonra sanırım cevabınızı alacagız ve bize rna nın nasıl oluştugunu anlatacaksınız.

Bilimden şimdiye kadar uzak oldugunuz nokta yoktan var etme eylemdir, ama bunda da net degilsiniz henüz. Hele bir netleşin ondan sonra.

Sadece eleştiri haricinde hiç bir iddianız olmadıgı için şimdilik size yanıt vermek mümkün degil.

Ama sizinle derinleşecegiz galiba.

saygılarımla


çayımı almışım elime oh be ohh:

her neyse

aslında imkan olsada çaylarımızı yudumlarken tartışabilsek:)

ama ne çare buarada kuru kuru yazıcaz artık ama sunu soyleyeyım, size bir şeye inandırmak gibi bir amacım kesinlikle yok.

soru1= neden her insan buraya ışınlanmaz? ne bilim anneden babadan doğar?

soru2= neden taş yere düşer?

soru3= kütle çekimi neden vardır?

cevap= yaratmada esas olan fiziki kurallardır, bu evrendir, bu boyuttur. ör: 'çamurdan yaratılmak' bunu açarsanız bir çok şeyi görebilirsiniz.

ben fiziki kuralları ve bilimi red etmıyorum ama şu var ilim sahibi olan Allah tır. ve oda evreni var ederken her şeyi ama her şeyi onun kuralları içerisinde var etmiştir. diğer koşulda bebeler halen diğer taraftan iışınlanıyor olurdu!?'

dengeyi olasılığa bağlamak var bir bu dengeyi ve evreni daha doğrusu kural koyucuyu anlamak var. var olan kurallar içerisinde yaratılan bir evren var.

bu bağlamda rna ve benzeri her şeyin yaratılmasında bilim dışı hiç bir şey olmamıştır. zaten evrenin fizik kurallarını koyan kendisidir.

insan evrenin var olması noktasında bilinmezliklerin esiri çevresinde bilmediğinden afrizmalar savurabilir ama şu bir gerçek bir kurallar butunu var ben kuralların sahibinden bahsediyorum.

gelelim rna denen nesneye, olay burada zaten, yerden biten bitki bir kural çevresinde var olmakta, ne bilim kutle çekimi vb bir mılyon kural , işte soruyorum bu kuralların erdemi nedir? rna da var olması gerektiği var edilmiştir ve bilimsel yollar ile var olmuştur..

ben teorilere ve bilimsel gereçeklere hadi ordan demiyorum, zaten yaratılışta bunun içinde diyorum.

varın gerisini siz yorumlayın.

(cyctec3 ilerleyen zamanlarda vakit bulursa size olasılık denen saçmalıgın( bilimsel yetersizliklerin eseri olan ve her daim olacak olan) var olmadıgını bilimsel yollar ile ispatlıcaktır)


saygılarımla ,

cyctec2
24-05-2009, 22:12
arkadaşlar , ister ataist olun ister imanlı ister imansız , bir gram kin ve nefret tarafımdan size beslenmemektedir, veya veya bir artı yoktur gözümde. ben var olması gereken her şeyin avr olacağına, yaşanması gereken her şeyin yasanacagına inanan biriyim. yani kadere imanım tamdır vesselam. bu baglamda eleştirim sadece kin ve nefrete baska bir seye degil.

dilaver
24-05-2009, 22:19
ben teorilere ve bilimsel gereçeklere hadi ordan demiyorum, zaten yaratılışta bunun içinde diyorum.

Bu söz açımlanmak ihtiyacında. Şimdi net gene bir şey alamadım.

rna yı Allah mı yarattı. Bu soru o kadar zor olmasa gerek.

Yalnız bir şeye dikkat edin. Sizin inancınıza göre Allah yarattı dedigimiz an sorguyu kesmek durumundayız. Rna yı Allah yarattı dersek orada size göre bilim bitmeli.

Yok demezsek o zaman yukarıdaki iletilerdeki sorunuzun bir anlamı olmaz.

Biraz daha netleşebilir miyiz.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 22:26
ben teorilere ve bilimsel gereçeklere hadi ordan demiyorum, zaten yaratılışta bunun içinde diyorum.

Bu söz açımlanmak ihtiyacında. Şimdi net gene bir şey alamadım.

rna yı Allah mı yarattı. Bu soru o kadar zor olmasa gerek.

Yalnız bir şeye dikkat edin. Sizin inancınıza göre Allah yarattı dedigimiz an sorguyu kesmek durumundayız. Rna yı Allah yarattı dersek orada size göre bilim bitmeli.

Yok demezsek o zaman yukarıdaki iletilerdeki sorunuzun bir anlamı olmaz.

Biraz daha netleşebilir miyiz.

saygılarımla

olasılığa inanmam! fizik kurallarınında varlığından şüphem yok. yaratılış sistemin içerisinde diyorum. bu açık ve net bir kelimedir. ben size rna nın nasıl olasılık denk gelmeler ile ortaya çıktıgından veya cıkmadıgından bahsetmıyorum, ben dıyorumkı rna var olması gerektiği için evrendeki süreci içerisinde varolmuştur diyorum. sıfır noktasındaki sifir zamanındaki (evren için var olan sıfır zamanı) hareket ve eylemlerin tamamen kontrolü bir şekilde var olduguna inanıyorum. ve dıyorumkı yaratılış ta bu zamanda var oldu ama kuralların ve evrenın dısına cıkmadan.

siz beni anladınız sayın dilaver lütfen daha fazla açıklama istemeyin. ben sistemin ve var oluşun yaratıldıgına inanan bir insanım, bunun içinde gerekli arguman ve fikri düşüncem var olup şükürki var diyorum. :thumb:

sorumun cevabını biliyorsunuz. sizin bu sorunuzda evrendeki süreç içinde bir bilinmezlik bir olasılık degildi diyorum.

saygılarımla ,

cyctec2
24-05-2009, 22:28
ben teorilere ve bilimsel gereçeklere hadi ordan demiyorum, zaten yaratılışta bunun içinde diyorum.

Bu söz açımlanmak ihtiyacında. Şimdi net gene bir şey alamadım.

rna yı Allah mı yarattı. Bu soru o kadar zor olmasa gerek.

Yalnız bir şeye dikkat edin. Sizin inancınıza göre Allah yarattı dedigimiz an sorguyu kesmek durumundayız. Rna yı Allah yarattı dersek orada size göre bilim bitmeli.

Yok demezsek o zaman yukarıdaki iletilerdeki sorunuzun bir anlamı olmaz.

Biraz daha netleşebilir miyiz.

saygılarımla
bizim algı sınırlarımızda yaratılış halo hop terayaglı ballı ekmek degıldı dıyorum. kuralların ve duzenın ıcındeydı dıyorum.

dilaver
24-05-2009, 22:33
O zaman tekrar soruya gelelim.

Anladıgım kadarıyla rna yı tanrı yarattı demeye getiriyorsunuz.

Haksızmıyım.

saygılarımla

dilaver
24-05-2009, 22:33
Sayın cyctec2

O halde rna nasıl oluştu diye bir soru sormanız anlamsız. Şimdi big bang anında yaratılış olmuştur derseniz bilimin buna diyecek bir sözü olamaz. Ögrenince ancak cevaplanabilir. Buraya kadar anlaşamamzlık yok.

Evrimsel süreç derseniz onla da hemfikiriz. Ve patlamadan sonra yaratıcının bir işi olmaz.

Bilmem sizi anlayabildim mi.

saygılarımla

cyctec2
24-05-2009, 22:40
Sayın cyctec2

O halde rna nasıl oluştu diye bir soru sormanız anlamsız. Şimdi big bang anında yaratılış olmuştur derseniz bilimin buna diyecek bir sözü olamaz. Ögrenince ancak cevaplanabilir. Buraya kadar anlaşamamzlık yok.

Evrimsel süreç derseniz onla da hemfikiriz. Ve patlamadan sonra yaratıcının bir işi olmaz.

Bilmem sizi anlayabildim mi.

saygılarımla


şimdi şu bir gerçek= evrenin bir başlangıcı vardır yanı bızım anladımız bır var oluşun başlangıcı vardır. bunda şüğhee düşmeye gerek yok.

elinizde bir cihaz olsa ve sıfır noktasında olsaydınız. ve cihazınızın işlem kapasitesi buyuk olsaydı siz var olmuş ve olacak olayların gidişatını su goturmez bir gerçek olarak gorecek olurdunuz. bu bizim içinde bulundugumuz zaman olgusu ıcınden bakıs. bırde zamanın iç içe geçmiş formunu düşünün!( bu ayrı bır konu olup belki incelenebilir)

ben dıyorumki yaratılış evrenin var oldugunda su goturmez bır gercektı. o bağlamda yaratıcının var oluştan ( bizim algısınızlarımızdaki var oluş) sonraki süreçte kontrolsuz oldugunu soylemek zaten abesle iştigal olur.

'Ve patlamadan sonra yaratıcının bir işi olmaz.' bu cumlede anlasamadık, bunu kesinlikle kast etmedim. ama patlamadan da bahsetmedim. patlama demek sadece algısal olarak anlayabılmek ıcın denebilir.

cyctec2
24-05-2009, 22:40
bakın ben bilime ve bilimin ışığına yoz şekilde bakan bir insan degilim.

bakıs acımı anlatmak aslında bıraz imkansız gibi bunu saatlerce konusmak yazmak lazım.

ben süreçlere ve olaylara takılmıyorum onları astımı dusunuyorum.

ben temelden en temel mantıktan bahsedıyorum.

hanı vardırya ' geçmişle gelecek arasına sıkışmış hiçlikler' işte bunlar beni balamaz ve bunda bilimsel bir tezatda yoktur.!

insan algısının diğer canlılardan en temel farkıda budur işte; sormak ve bulmak ama komle bir cevap.

olgu ve olaylara takılmamak . zamana hapsolmamak. tuzaklara yakalanmamak. aklını kullanmak.

ama şunu açık acık belirteyim, ben bir muslumanım , iyi veya kotu , ama musluman olmus olmam beni bilimden ve ilimden uzak kılmaz. adaletten uzak kılmaz.bende barış ve adalet derim, bende kardeşlik derim, bnde aş emek derim ama ben ideolojilerden kendimi münezzeh görürüm ve bu kapana kısılmam. degısen algı ve zamanın sebebince yok olmaya namzet ideolojiler beni baglamaz.

benim için bir gercek vardır oda sınırı olmayan, başlangıcı ve sonu olmayan tek olan Allah'tır. Bunda ispata gerek olan bır durum olmayıp varlıgımız bıle onun ispatıdır. ( bence)

siz fikir ve düşüncelerinizi burada paylaşmaktasınız, bunlarda benim naçizane düşüncelerim.


saygılarımla ,

Ki-Adi
24-05-2009, 22:45
o zaman bana dna yı sentezleyen rna nın nasıl ortaya çıktığını bir söyleyinde sizinle olasılık tartışalım. olasılık konusunda bilimsel eğitim almış durumdayım. bu konuda şüphem yok.

Sevgili cyctec2 abiyogenez'i araştırırsan yaşamın nasıl başladığı hakkındaki görüşleri bulabilirsin. Zaten muhtemelen bakmışsındır bakmamışsanda baktığın zaman sana mantıklı gelmeyecektir.Çünkü aklında yaratılışın doğru olduğu bunun dışındaki seçeneklerin imkan dahilinde olmadığı önyargısı ile yaklaştığın için mantıklı gelmeyecektir ve bu görüşleri kabul etmeyeceksin. Büyük ihtimalle bu konuda yapılan deneylerden ve alınan olumlu sonuçlardan da haberin vardır ama bunlar senin için yetersiz deneylerdir.



Olasılık konusunda bilimsel eğitim aldım diyorsun o zaman Muhammed'in bu kitabı kendisinin yaratmış olma olasılığı nedir?



cevap 2= Yaratılışta esas olan yine o boyutun fiziki kural ve kanunlarıdır. araç budur. yaratılış derken aklınıza direkt aha hoppala gelmesin:) zaten 6 rakamı vardıya orda bir zaman diliminden bahsediliyor! işte cevabı burda aslında anlayana.




Son 150-200 yılda ( Bunu islam ülkeleri için son 100 yıldaki diyebilirsin) elde edilen bilimsel gerçekleri ve bu 200 yılı saymazsak evrenin yaratılışıda, yaşamın oluşuda kısacası herşey 6 günde hoppadanan olmuştur. Bununla ilgili Erzurumlu İbrahim Hakkı efendinin Marifetnamesindeki şu cümleleri örnek verebilirim;

"Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler, söz birliği ile demişlerdir ki; Hak Taâlâ, âlemin tamamını bir anda yaratmaya kâdirken altı günde yaratması, yani pazar gününden başlayıp âlemde bulunanları cuma gününde tamam eylemesi, kullarına her işte sabır ve ihtiyatı öğretmek ve anlatmak içindir. Nitekim buyurmuşlardır ki: "And olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz bir yorgunluk da duymadık." (51/38)."


Evrenin ve dünyanın oluşumundaki geçen süreler ortaya çıkana kadar 6 günde yaratılış varken, gerçekte geçen süreler ortaya çıkınca hemen ağız birliği edilmiş gibi 6 gün, 6 zaman dilimine çevrilmiştir. Muhtemelen bu geçen sürelerden haberi olmayan alim diyebileceğin birine desen ki 6 günde yaratılış olmamıştır sana kafir diyecektir.


Sana şunu soruyorum.

Evrimi kabul etmediğin için 2 ayak üstünde yürüyüp alet yapabilen ve yaptığı aletleri kullanabilen, ateşi kullanabilen canlılara insan diyorsun. O zaman insanlar çok çok çok iyimser tahminle 1 milyon yıl önce yaratılmış olmalıdır. Kısacası Adem 1milyon yıl önce yaratıldı. Nasıl oluyorda 1 milyon yıldan beri dünya üzerinde olan ademoğulları son 10bin yılda gelişmeye başlıyor? Ademe herşey öğretilmişken, Sürekli peygamberler gönderilirken ( ne gariptir yazı bulunana kadar hiç kitap gönderilmiyor) ademoğullarının 980bin yıl boyunca bir arpa boyu kadar yol alamamasının olasılığı nedir?

cyctec2
24-05-2009, 22:58
Sevgili cyctec2 abiyogenez'i araştırırsan yaşamın nasıl başladığı hakkındaki görüşleri bulabilirsin. Zaten muhtemelen bakmışsındır bakmamışsanda baktığın zaman sana mantıklı gelmeyecektir.Çünkü aklında yaratılışın doğru olduğu bunun dışındaki seçeneklerin imkan dahilinde olmadığı önyargısı ile yaklaştığın için mantıklı gelmeyecektir ve bu görüşleri kabul etmeyeceksin. Büyük ihtimalle bu konuda yapılan deneylerden ve alınan olumlu sonuçlardan da haberin vardır ama bunlar senin için yetersiz deneylerdir.



Olasılık konusunda bilimsel eğitim aldım diyorsun o zaman Muhammed'in bu kitabı kendisinin yaratmış olma olasılığı nedir?




Son 150-200 yılda ( Bunu islam ülkeleri için son 100 yıldaki diyebilirsin) elde edilen bilimsel gerçekleri ve bu 200 yılı saymazsak evrenin yaratılışıda, yaşamın oluşuda kısacası herşey 6 günde hoppadanan olmuştur. Bununla ilgili Erzurumlu İbrahim Hakkı efendinin Marifetnamesindeki şu cümleleri örnek verebilirim;

"Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler, söz birliği ile demişlerdir ki; Hak Taâlâ, âlemin tamamını bir anda yaratmaya kâdirken altı günde yaratması, yani pazar gününden başlayıp âlemde bulunanları cuma gününde tamam eylemesi, kullarına her işte sabır ve ihtiyatı öğretmek ve anlatmak içindir. Nitekim buyurmuşlardır ki: "And olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz bir yorgunluk da duymadık." (51/38)."


Evrenin ve dünyanın oluşumundaki geçen süreler ortaya çıkana kadar 6 günde yaratılış varken, gerçekte geçen süreler ortaya çıkınca hemen ağız birliği edilmiş gibi 6 gün, 6 zaman dilimine çevrilmiştir. Muhtemelen bu geçen sürelerden haberi olmayan alim diyebileceğin birine desen ki 6 günde yaratılış olmamıştır sana kafir diyecektir.


Sana şunu soruyorum.

Evrimi kabul etmediğin için 2 ayak üstünde yürüyüp alet yapabilen ve yaptığı aletleri kullanabilen, ateşi kullanabilen canlılara insan diyorsun. O zaman insanlar çok çok çok iyimser tahminle 1 milyon yıl önce yaratılmış olmalıdır. Kısacası Adem 1milyon yıl önce yaratıldı. Nasıl oluyorda 1 milyon yıldan beri dünya üzerinde olan ademoğulları son 10bin yılda gelişmeye başlıyor? Ademe herşey öğretilmişken, Sürekli peygamberler gönderilirken ( ne gariptir yazı bulunana kadar hiç kitap gönderilmiyor) ademoğullarının 980bin yıl boyunca bir arpa boyu kadar yol alamamasının olasılığı nedir?







evet bu konuda yıllarca bir şeyler okudum ama şunu sadece çaresiz bir kıvranma. 2008 yılında bile yapılan deneylerde kullanılan organık molekullere ragmen bir rna cıgı sentezleyemeyen hatta mevcut organık molekullerı dahada yok eden calısmalar olmustur. burada hiç bir başarı sağlanamamıştır ki o açık olamsına ragmen sizin hangi basarılı deneylerden bahsettıgınızı anlamadım?

'''Olasılık konusunda bilimsel eğitim aldım diyorsun o zaman 'hz' Muhammed'in bu kitabı kendisinin yaratmış olma olasılığı nedir?''' bunu demişsiniz ama benim yazdıgım ve anlatmaya calıstıgım perspektıfı anlarsınız sorunuzun bu konuyla lakası olmadıgını anlarsınız. hatta yersız oldugunu gorursunuz.

6 gun meselesıne daha once cevap vermıstım. İbrahim Efendi size yeterli veya yetersiz gelebilir ama bu beni ilgilendirmez.

son soruna istinaden; insan oğlunun son 10 bın yıldır bır gelısım ıcınde olduguna su goturmez ispatların varmı? yanılıyor olmayasınız?

evrime karşıyım çünki ne latı nede ustu dolu dedim. ama yazdıklarımı incelersenız benım ne anlatmaya calıstımı anlarsınız. burada bır anlamamazlık goruyorum

cyctec2
24-05-2009, 23:03
birde demişsiniz yazı bulnana kadar! ama şunuda siz bilirsiniz her halde; size hep kitap gonderdik denmıyor! uyarıcılar gonderdık denıyor vesselam.

cyctec2
24-05-2009, 23:06
Sevgili cyctec2 abiyogenez'i araştırırsan yaşamın nasıl başladığı hakkındaki görüşleri bulabilirsin. Zaten muhtemelen bakmışsındır bakmamışsanda baktığın zaman sana mantıklı gelmeyecektir.Çünkü aklında yaratılışın doğru olduğu bunun dışındaki seçeneklerin imkan dahilinde olmadığı önyargısı ile yaklaştığın için mantıklı gelmeyecektir ve bu görüşleri kabul etmeyeceksin. Büyük ihtimalle bu konuda yapılan deneylerden ve alınan olumlu sonuçlardan da haberin vardır ama bunlar senin için yetersiz deneylerdir.



Olasılık konusunda bilimsel eğitim aldım diyorsun o zaman Muhammed'in bu kitabı kendisinin yaratmış olma olasılığı nedir?




Son 150-200 yılda ( Bunu islam ülkeleri için son 100 yıldaki diyebilirsin) elde edilen bilimsel gerçekleri ve bu 200 yılı saymazsak evrenin yaratılışıda, yaşamın oluşuda kısacası herşey 6 günde hoppadanan olmuştur. Bununla ilgili Erzurumlu İbrahim Hakkı efendinin Marifetnamesindeki şu cümleleri örnek verebilirim;

"Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler, söz birliği ile demişlerdir ki; Hak Taâlâ, âlemin tamamını bir anda yaratmaya kâdirken altı günde yaratması, yani pazar gününden başlayıp âlemde bulunanları cuma gününde tamam eylemesi, kullarına her işte sabır ve ihtiyatı öğretmek ve anlatmak içindir. Nitekim buyurmuşlardır ki: "And olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz bir yorgunluk da duymadık." (51/38)."


Evrenin ve dünyanın oluşumundaki geçen süreler ortaya çıkana kadar 6 günde yaratılış varken, gerçekte geçen süreler ortaya çıkınca hemen ağız birliği edilmiş gibi 6 gün, 6 zaman dilimine çevrilmiştir. Muhtemelen bu geçen sürelerden haberi olmayan alim diyebileceğin birine desen ki 6 günde yaratılış olmamıştır sana kafir diyecektir.


Sana şunu soruyorum.

Evrimi kabul etmediğin için 2 ayak üstünde yürüyüp alet yapabilen ve yaptığı aletleri kullanabilen, ateşi kullanabilen canlılara insan diyorsun. O zaman insanlar çok çok çok iyimser tahminle 1 milyon yıl önce yaratılmış olmalıdır. Kısacası Adem 1milyon yıl önce yaratıldı. Nasıl oluyorda 1 milyon yıldan beri dünya üzerinde olan ademoğulları son 10bin yılda gelişmeye başlıyor? Ademe herşey öğretilmişken, Sürekli peygamberler gönderilirken ( ne gariptir yazı bulunana kadar hiç kitap gönderilmiyor) ademoğullarının 980bin yıl boyunca bir arpa boyu kadar yol alamamasının olasılığı nedir?







mantık sorusu sorayım sıze;

aşağıdakilerden hani,gisi mantıklıdır;
a- yoktan var oluş
b-vardan var oluş



cevap vermeden aşağıyı okumayın lutfen:)
'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''
yormadan cevap vereyim.

yok=0
var =1

bir and leme yapalım lojiksel olarak

0 and 1 = 0 ( mantıksız)

1 and 1 = 1 (mantıklı)
''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''

cyctec2
24-05-2009, 23:22
her neyse kendimi sitenizden uzaklaştırıyorum. sağlıcakla kalın arkadaşlar.

cyctec3 te görüşmek üzre

her kese iyi akşamlar.

Sapiens
24-05-2009, 23:51
cevap 1= Kuran bir matematik veya fizik kitabı degıl. bu acıdan bakınca sayı ve rakamları degerlendırırken duz be duz bakarsanız 6 rakamında kalırsınız! bakış açınız önemli sadece.

cevap 2= Yaratılışta esas olan yine o boyutun fiziki kural ve kanunlarıdır. araç budur. yaratılış derken aklınıza direkt aha hoppala gelmesin:) zaten 6 rakamı vardıya orda bir zaman diliminden bahsediliyor! işte cevabı burda aslında anlayana.

cevap 3= cevap 2 ile aynı

cevap4= Dünyada ki varlığı sadece insan ile ilşkilendirmeyin, eğer burada Kuranı veya diğer kelamları inceleyip inanamadım diyen arkadaşlar da bilirler insanın dunyada bozgunculuk çıkaracağını söyleyenler vardı. detaya girmek istemiyorum.

inanın veya inanmayın herkesin kendi özgür hür iradesi. ben size inanmıyorsunuz diye bir gram kızmıyorum inanın. algı meselesi. ama benim bilimden uzak oldugumu idda etmeyin lütfen çünki değilim:)

Kuran matematik ve fizik kitabı olduğunu kimse söylemiyor zaten ama yerin ve göğün yaratılışının 6 gün sürdüğü Tevrat'ta olduğu gibi birçok ayette belirtilmiş. Bunun yanı sıra,

"Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir." (Hacc Suresi, ayet 47.)

ayette de görüldüğü üzere, bir günün bize göre ne kadar süreye tekabül ettiği açıklamış (itirazın yoktur sanırım bunlara). Buna göre, 6 bin günlük bir süreden bahsediyor olmamız gerekir. Halbuki 13.7 milyar gibi bir realite var? Buna ne diyorsun?

Benim ilk sorumdaki asıl vurgu yerin ve göğün hangi sırayla yaratılmış olduğunaydı, sanırım bunu kaçırmışsın. Burada da iki ayrı durum var.

Bakara-2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

İlk ayette yer daha önce yaratılmışken, diğer ayette önce gök yaratıldı deniliyor? Hangi ayet doğruyu söylemektedir? İlk ayet doğruysa, daha gök yaratılmadan yeryüzü nasıl yaratılmış olabilir? İki ayet arasındaki bu zıtlık bir çelişki değil midir? İnanan bir insan olarak, bu konuda verecek bir cevabın mevcut mudur?

Bir de yeryüzünün yaratılması sürecinde yaratılan, 160 milyon yıl boyunca yaşayan ama 65 milyon yıl önce soyları tükenen dinazorlar var. Acaba Allah soylarının tükeneceğini bile bile bunları neden yarattı? Bizim imanımızı sınamak için mi yoksa paleontologlar için ekmek kapısı olsun, bundan rızıklansınlar diye mi? Ya da "Allah öyle uygun gördü"den başka, herhangi bir sebeple mi?

Bu konularda bizleri bir aydınlatıverir misiniz, zahmet olmazsa...

Ki-Adi
24-05-2009, 23:57
evet bu konuda yıllarca bir şeyler okudum ama şunu sadece çaresiz bir kıvranma. 2008 yılında bile yapılan deneylerde kullanılan organık molekullere ragmen bir rna cıgı sentezleyemeyen hatta mevcut organık molekullerı dahada yok eden calısmalar olmustur. burada hiç bir başarı sağlanamamıştır ki o açık olamsına ragmen sizin hangi basarılı deneylerden bahsettıgınızı anlamadım?

'''Olasılık konusunda bilimsel eğitim aldım diyorsun o zaman 'hz' Muhammed'in bu kitabı kendisinin yaratmış olma olasılığı nedir?''' bunu demişsiniz ama benim yazdıgım ve anlatmaya calıstıgım perspektıfı anlarsınız sorunuzun bu konuyla lakası olmadıgını anlarsınız. hatta yersız oldugunu gorursunuz.

6 gun meselesıne daha once cevap vermıstım. İbrahim Efendi size yeterli veya yetersiz gelebilir ama bu beni ilgilendirmez.

son soruna istinaden; insan oğlunun son 10 bın yıldır bır gelısım ıcınde olduguna su goturmez ispatların varmı? yanılıyor olmayasınız?

evrime karşıyım çünki ne latı nede ustu dolu dedim. ama yazdıklarımı incelersenız benım ne anlatmaya calıstımı anlarsınız. burada bır anlamamazlık goruyorum


Unutmaki bu deneyler en fazla 60-70 seneden beri yapılıyor. İlkel dünyada bir rna'nın oluşa bilmesi milyonlarca yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Şuna eminim ki yakın bir gelecekte rna'yı da üretmeyi başaracaklar ama nasıl olsa siz onada bir mana bulursunuz.


6 gün ile ilgili Muhammed'in de hadisi var istersen onuda yazayım. Dur ya şimdi sen onada inanmazsın.

Son 10 bin yılı çok iyimser bir tahmin olarak söyledim yoksa 10 bin yıldan bile az. Kanıt istiyorsan Kuran'a bak anlatılan bütün hikayelerin en eskisi m.ö 3000 - 4000 yılına kadar gider. Gerek tevratta olsun gerekse Muhammedin hadislerinde olsun ademin yaratılışı 6-7bin yıl öncesidir.

Tamam evrime altıda üstüde boş diye karşı olabilirsiniz ama evrime karşı inandığınız şey sadece 3 tane kitapta yazan ve hiç bir kanıtı olmayan birşeyse kusura bakmayın ama bu pek mantıklı bir olay değil.


mantık sorusu sorayım sıze;

aşağıdakilerden hani,gisi mantıklıdır;
a- yoktan var oluş
b-vardan var oluş



cevap vermeden aşağıyı okumayın lutfen:)
'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''
yormadan cevap vereyim.

yok=0
var =1

bir and leme yapalım lojiksel olarak

0 and 1 = 0 ( mantıksız)

1 and 1 = 1 (mantıklı)



Benim sorduğum soruya cyctec2 olarak cevap vermedin, belki cyctec3 olarak cevap verirsin.

1 milyon yıldan beri herşey öğretilen Ademoğulları ne yaptı?

cyctec2
25-05-2009, 19:13
Kuran matematik ve fizik kitabı olduğunu kimse söylemiyor zaten ama yerin ve göğün yaratılışının 6 gün sürdüğü Tevrat'ta olduğu gibi birçok ayette belirtilmiş. Bunun yanı sıra,

"Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir." (Hacc Suresi, ayet 47.)

ayette de görüldüğü üzere, bir günün bize göre ne kadar süreye tekabül ettiği açıklamış (itirazın yoktur sanırım bunlara). Buna göre, 6 bin günlük bir süreden bahsediyor olmamız gerekir. Halbuki 13.7 milyar gibi bir realite var? Buna ne diyorsun?

Benim ilk sorumdaki asıl vurgu yerin ve göğün hangi sırayla yaratılmış olduğunaydı, sanırım bunu kaçırmışsın. Burada da iki ayrı durum var.

Bakara-2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

İlk ayette yer daha önce yaratılmışken, diğer ayette önce gök yaratıldı deniliyor? Hangi ayet doğruyu söylemektedir? İlk ayet doğruysa, daha gök yaratılmadan yeryüzü nasıl yaratılmış olabilir? İki ayet arasındaki bu zıtlık bir çelişki değil midir? İnanan bir insan olarak, bu konuda verecek bir cevabın mevcut mudur?

Bir de yeryüzünün yaratılması sürecinde yaratılan, 160 milyon yıl boyunca yaşayan ama 65 milyon yıl önce soyları tükenen dinazorlar var. Acaba Allah soylarının tükeneceğini bile bile bunları neden yarattı? Bizim imanımızı sınamak için mi yoksa paleontologlar için ekmek kapısı olsun, bundan rızıklansınlar diye mi? Ya da "Allah öyle uygun gördü"den başka, herhangi bir sebeple mi?

Bu konularda bizleri bir aydınlatıverir misiniz, zahmet olmazsa...

aslında burada olmamam lazım ama ama cyctec2 yazsın , bilimin ışığı gözünüzde karartı yapmasın diye yazsın adamım cyctec2.

gelelim 1000 yıl meselesine; orada Rabinin katında diyor!
ikinicisi 6 gunlük süreç ise baska bir ayette başka bir yerde geciyor. sen kalkıp ikisini çarpıp toplayıp bir kanıya varıyorsun. dedikya o bir matematik kitabı değil al çarp böl! 6 gün süreçtir kardeşim, oradan bir süreç çıartabilirmi gözün bilmiyorum ama şunu anlaman lazım( şu anki perspektifte) evren ve hayat bir süreç(sistemö ve kural,bilim ile,fizik ile) dahilinde yaratıldı.

'Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.'

bir eleştirinizde burada galiba ; Bakın tek hücreli canlılar ortaya çıktıktan sonra bizim gerçek manada anladıgımız atmosfer oluştu (Allah ınu bina etti ve bir düzene koydu(şu anki haline gelmesi, ham hali degil). Yeryüzünü döşedi; be arkadaşım nasıl bir anlam çıkardın hayretle riçinde kaldım, okumazmısın yada anlmazmısın, eger okuyorsanda anlayasın bari, 'dçşedi ' diyor, ne anlma gelir bu, bitkilerin, canlıların , dağların ortaya çıkması gelmezmi aklına, süreç kavramı yokmudur aklında, bu soyut bir şey değilki.

be canım arkadaşım, dinozorların ve benzeri yaratıkların yok olmaması sizde ne gibi his bırakırdı? diyoruzya bir süreç, dünya insandan önce bir hiçlikten ibaret değildiki! bekliyorsunuzki her şey halo hop ortaya çıktı diyelim ama öyle değil(süreç). o gariban dinozorlarda yasadı ve yok oldu, bundan çıakrdıgın anlamı anlasam!

cyctec2
25-05-2009, 19:21
Unutmaki bu deneyler en fazla 60-70 seneden beri yapılıyor. İlkel dünyada bir rna'nın oluşa bilmesi milyonlarca yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Şuna eminim ki yakın bir gelecekte rna'yı da üretmeyi başaracaklar ama nasıl olsa siz onada bir mana bulursunuz.


6 gün ile ilgili Muhammed'in de hadisi var istersen onuda yazayım. Dur ya şimdi sen onada inanmazsın.

Son 10 bin yılı çok iyimser bir tahmin olarak söyledim yoksa 10 bin yıldan bile az. Kanıt istiyorsan Kuran'a bak anlatılan bütün hikayelerin en eskisi m.ö 3000 - 4000 yılına kadar gider. Gerek tevratta olsun gerekse Muhammedin hadislerinde olsun ademin yaratılışı 6-7bin yıl öncesidir.

Tamam evrime altıda üstüde boş diye karşı olabilirsiniz ama evrime karşı inandığınız şey sadece 3 tane kitapta yazan ve hiç bir kanıtı olmayan birşeyse kusura bakmayın ama bu pek mantıklı bir olay değil.




Benim sorduğum soruya cyctec2 olarak cevap vermedin, belki cyctec3 olarak cevap verirsin.

1 milyon yıldan beri herşey öğretilen Ademoğulları ne yaptı?
siz boş verin ilkel rna yı gelişmiş bir rna dan dna sentezleyinde görelim. mesela bir virus rna sından bir dna sentezleyin görelim. hazırı var ilkeline gerenk yok:)

anlamadınız bir şey daha var galiba; Kuran insanları bilimde ileri gitsin diye gelmedi. siz bunu anladınızmı?


bakın bu bir kelam, siz kalkp insanların 10 bin yıl önceki kültür ile vey adaha eski mantalite ile hiç bir şey anlatamazsınız. hali hazırda bunlar yaşanmış gerçekler ve sizin buradan sayılar değil dersler çıkarmanız lazım!

yo ben sayılar çıkaracam derseniz; daha 200 yıl öncesinin olaylarını doğru düzgü analiz edemeyen bizlerin 15 bin yıl önceki tarihi analiz edeceğini sandınız. zaten 15 yıl önceden haber verilseydi siz kalkıp bununda ihtimalinin olmıcanı diyecektiniz. yani ister 15 ister 3 olsun bu yaklaşım ile itirazınız devam edecekti. ama tekrar söylim, bakış açısı başka bir şey değil. belki bizi önyargılı doğma sahibi insanlar olarak görebilirsiniz ama inın siz bizden daha önyargılısınız şu an!

saygılarımla ,

Ki-Adi
25-05-2009, 20:53
siz boş verin ilkel rna yı gelişmiş bir rna dan dna sentezleyinde görelim. mesela bir virus rna sından bir dna sentezleyin görelim. hazırı var ilkeline gerenk yok:)

anlamadınız bir şey daha var galiba; Kuran insanları bilimde ileri gitsin diye gelmedi. siz bunu anladınızmı?


bakın bu bir kelam, siz kalkp insanların 10 bin yıl önceki kültür ile vey adaha eski mantalite ile hiç bir şey anlatamazsınız. hali hazırda bunlar yaşanmış gerçekler ve sizin buradan sayılar değil dersler çıkarmanız lazım!

yo ben sayılar çıkaracam derseniz; daha 200 yıl öncesinin olaylarını doğru düzgü analiz edemeyen bizlerin 15 bin yıl önceki tarihi analiz edeceğini sandınız. zaten 15 yıl önceden haber verilseydi siz kalkıp bununda ihtimalinin olmıcanı diyecektiniz. yani ister 15 ister 3 olsun bu yaklaşım ile itirazınız devam edecekti. ama tekrar söylim, bakış açısı başka bir şey değil. belki bizi önyargılı doğma sahibi insanlar olarak görebilirsiniz ama inın siz bizden daha önyargılısınız şu an!

saygılarımla ,



Cyctec2 neden kıvırıyorsun ilk başta bir rna bile sentezleyemiyorlar dedin bende yakın gelecekte onuda yapacaklar dedim şimdi de kalkmışsın bir rna da dna sentezlesinler diyorsun. Merak etme o da olacak o zaman ne diyeceksiniz merak ediyorum.



Bilimde ileri gitmek uygarlıkta ileri gitmekle paraleldir. Bilimde ilerleyen toplumlarda uygarlıkta ilerlemiştir. Kuran bilimde ileri gitsin diye gelmediğini biliyorum. Kuran insanlar hep 600 yılındaki teknoloji ile yaşayacaklar gibi düşünüyor zaten.



Sana sorduğum sorunun cevabını veremeyeceksen söyle böyle kıvranmana gerek yok. 15bin yıl yeterli gelmediyse 30bin yıl yapalım. Sanada bir kıyak son 100bin yıl olsun. 100 bin yıl önce insanlar uygarlık seviyesine ulaşmış olsun. Pramidler inşa edebilsinler, yazıyı bulsunlar, tekerlikli araçları kullanabilsinler gemilerle deniz aşırı ülkelerde ticaret yapabilmiş olsunlar. Şimdi soruma cevap ver 900bin yıl insanlar neden hiç bir ilerleme göstermediler?

Sapiens
25-05-2009, 21:43
Cyctec2,

Kuran bir matematik kitabı değildir diyorsun ama Kuran'da bir sürü rakam var. Bir günün ne kadar yıla tekabül ettiği, bir müslümanın kaç tane müşriği tepeleyebileceği, mirastan eşe, çocuğa ne kadar kalacağını belirten bir sürü rakam var. Hatta kesirler bile var. Rakamın olduğu yerde matematik de vardır. Kuran'da matematik olduğu gibi, matematik hatası bile vardır (bkz. Nisa 11-12).

Dinazor olayını kendince cevaplamışsın, öyle olsun. Ancak, görüyorum ki
asıl soruma cevap vermemişsin. Tekrar sorayım. Aşağıda iki tane ayet var.

Bakara-29. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

İlk ayette önce yeryüzü yaratıldı deniliyor, ikincisinde önce gökyüzü yaratıldı deniliyor. Bu çelişki değil midir? Bu konuda ne diyorsun?

İslam forumunda "Sorularıma buradan devam ediyorum" başlıklı bir konu açmıştım. Orada 5-6 tane soru var. Bu sorular cevaplanmadan rna sentezlenemez hikayesi hava cıvadır.

Cevaplarını merakla bekliyorum. Varsa tabii...

cyctec2
25-05-2009, 21:46
Cyctec2 neden kıvırıyorsun ilk başta bir rna bile sentezleyemiyorlar dedin bende yakın gelecekte onuda yapacaklar dedim şimdi de kalkmışsın bir rna da dna sentezlesinler diyorsun. Merak etme o da olacak o zaman ne diyeceksiniz merak ediyorum.



Bilimde ileri gitmek uygarlıkta ileri gitmekle paraleldir. Bilimde ilerleyen toplumlarda uygarlıkta ilerlemiştir. Kuran bilimde ileri gitsin diye gelmediğini biliyorum. Kuran insanlar hep 600 yılındaki teknoloji ile yaşayacaklar gibi düşünüyor zaten.



Sana sorduğum sorunun cevabını veremeyeceksen söyle böyle kıvranmana gerek yok. 15bin yıl yeterli gelmediyse 30bin yıl yapalım. Sanada bir kıyak son 100bin yıl olsun. 100 bin yıl önce insanlar uygarlık seviyesine ulaşmış olsun. Pramidler inşa edebilsinler, yazıyı bulsunlar, tekerlikli araçları kullanabilsinler gemilerle deniz aşırı ülkelerde ticaret yapabilmiş olsunlar. Şimdi soruma cevap ver 900bin yıl insanlar neden hiç bir ilerleme göstermediler?

rna da size kıyak yaptım sadece:) anlamadınız galiba! varsayalım rna olsun elinmizde onunla yapın dedim. kıvranmayı nerden çıkardınız vesselam. esas siz kıvranmaktasınız!

ilerleme derken transistorün bulunmasınımı kast ediyorsunuz? yoksa ne bilim daha farklı şeylermi?

ne kadar eminsiniz insanların hep ilkel olduna?

ya daha dün maymun dediniz neandertal insalarının bile cenaze seronomileri ortayua çıktı, o gündür kimse bahsetmez oldu o garibanlardan! hani onlarda maymunduya? hastalık geçirmiş insan iskeleti bulunmaya görsün hemen şebek ediyorsunuz?!'^ garibanları.

gelelim medeniyete: sümerleri araştırın vesselam, mısırın uygarlık seveiyesinin ne şekilde ortaya çıktınıda araştırın, 15 bin yıllık tabletleri araştırın, :llama: keza sizin için insanlık mağara ve taş devrinden ibaretti ama bir araştırın bakem! çok emin olmayın, bilimin ışığı gözünüzü alıp geçici körlük etmesin sizi!

ben söylim canımın içi eğer çok merak ediyorsanız veya biliyorsanız

alın size tübitaktan bir makale________________________________


İnsan dünya üzerindeki varlığını ne kadar zamandır sürdürmektedir?

İnsanın evrimi, halen uzun ve derin tartışmalara yol açan bir konudur. İnsanın bir "tür" olarak "Homo sapiens" halini alıncaya dek geçirdiği evreler, hominidlerin (dik yürüyebilen hayvanların) fosil kayıtlarına göre şekillendirilmeye çalışılmıştır. Bu fosil kayıtlarına göre aşağıdaki gibi bir "insanlık tarihi" listeleyebiliriz:
Australopithecus: İlk hominid (insansı) olan bu tür, 2-3 milyon yıl öncesinin Afrika savanlarına aittir. Beyin büyüklüğü, modern insan beyninin 1/3'ü kadardı. Yüz hafifçe ileri çıkık, çenenin ucundaki çıkıntı ise yoktu. Dişlerinin şekli modern insanınkine çok benziyordu. Australopithecus robustus daha ilkel bir form idi, vücut ve beyin olarak daha az gelişmişti. Australopithecus africanus ise daha iri bir vücut yapısına sahipti (yaklaşık 160 cm boyunda ve 60 kg ağırlığında), ilkel taş aletler yapabilmişti, avcılık yapmaya başlamıştı ve çok büyük bir ihtimalle konuşma yeteneği de kazanmıştı.
Homo habilis: Alet yapabildiği ve kullanabildiği bilinen ilk hominiddir.
Homo erectus: Pekin veya Java(vay vay) adamlarını da içeren bu tür, 1,5 milyon yıl önce Homo habilis'den evrimleşmiştir. H. erectus ateş yakabiliyor, avcılık yapıyor ve barınaklarda yaşıyordu. Ilkel sayılan Java adamlarında yamyamlık da görülüyordu. Yaklaşık 1000 ml'lik bir beyine sahipti (modern insanda beyin yaklaşık 1375 ml'dir,Neandertal den de kucuk yaa).
Homo sapiens: Modern insana çok büyük benzerlikler gösteren ilkel H. sapiens varyasyonları Heidelberg insanı, Swanscombe insanı, Steinheim insanı ve Weimar insanını içerir.
1. Neandertal insanı: 130 000 - 30 000 yıl önce yaşamıştır.
2. Cro-Magnon insanı: 90 000 yıl önce yaşamıştır.
Homo sapiens'e ait en eski fosiller, Almanya'daki Neander vadisinde bulunan Neandertal insanına aittir (130 000 - 30 000 yıl öncesi). Modern insan ile karşılaştırıldığında, daha geniş ve çıkık bir göğüs kafesine, daha iri bir kaş bantına, daha güçlü bir çeneye ve biraz daha büyük bir kafatasına ve beyine sahipti. Neandertal insanlarının alet yapabiliyor ve kullanabiliyor olmalarının yanısıra, ölüleri için gömü törenleri yaptıkları da bilinmektedir. Hayvan derilerini giysi olarak kullanmış, mağaralarda yaşamış ve ateşi kullanmıştı. Tamamen modern fosiller ise, günümüzden 90 000 yıl kadar önce yaşamış olan Cro-Magnon insanına aittir (Güney Fransa). Cro-Magnon ve Neandertal insanları bir arada bulunmuş olmalarına rağmen, ilginç olarak, sadece Cro-Magnon insanı modern gen havuzuna katılımda bulunabilmiş, Neandertal insanı ise modern gen havuzuna katkıda bulunamadan ortadan kalkmıştır.
Yani, kısacası, Homo sapiens sapiens türünün yaklaşık 45.000 ( ben 30 bin bılıyorum) yıldan beri dünya üzerinde var olduğunu söyleyebiliriz.

Deniz Candaş
__________________________________________________ _

ölçütlere bakarmısınız? beyin kapasitesi= yanlış

şimdi ben size en az 150.000 bin yıl diyorum. ama 30 binde mantıksız değil! çünki insanlığın nufus artışı ve populasyonları incelenenirse bu rakama yaklaşılabilir, ama bilim her şeyi gösterecektir. daha net bilgiler elde edebileceğiz.

gelelim yazı vb şeylere. arkadaşım Neandertal adam bile belkide yazıya muktedirdi. ama sen olayın özünü anlammışsınki , sen evrimin altı üstü açık yolunda kaybolmuşun, ilkeldik yalandık barbardık modundasın halen. hayır öle değildik be kardeşim.


gelelim 900000 bin yıl mevzuna, ne kadarda eminsiniz ilerlemenin olamadına, tepemize iki tane gök taşı düşşe yine mağaralara gireriz, ardından sizin gibi akıllılar bunlar şu marada yaşayanlar bizim atamızdı, onlar yamyamdı, yazı bilem yoktu diceklerdir, keza siz demektesiniz.


ya o zaman biz şansısız ya, insan biraz daha bekler şu insanlık az daha ilerlesin diye, şans yok be insanda, düşünsene konuşmak yok(telepati ile haberleşiyoz) , üremeye gerenk yok(ölüm kalmış ortadan) , açlığa sebeb yok( kablosuz beslenme, evegerenk yok(gen yapımız artık üşümüyor üşütmüyor, kavgaya gerek yok(direkt fotosentez yapıyoz), radyoya telsize gerenk yok(telepati), öle ot ot sallanıyoz etrafta, bilimum ot olmuşuz belkide belkide gelecek bir otluk? sonra bir ateş düşer üzerine ileride vay be otmuş bunlar derler, adam anlamzki fotosentez nteknolojisi sayesinde yeşilleştimizi o sayede kavga etmeden beslenebildimizi, anlamzki artık mitoz bölündümüzü kalkar der bunlar otmuş bitkiymiş boşmuş bunlar boşmuş:)


hadi siz cevap verin kaç yıllıktır insanlık?

cyctec2
25-05-2009, 22:00
Cyctec2,

Kuran bir matematik kitabı değildir diyorsun ama Kuran'da bir sürü rakam var. Bir günün ne kadar yıla tekabül ettiği, bir müslümanın kaç tane müşriği tepeleyebileceği, mirastan eşe, çocuğa ne kadar kalacağını belirten bir sürü rakam var. Hatta kesirler bile var. Rakamın olduğu yerde matematik de vardır. Kuran'da matematik olduğu gibi, matematik hatası bile vardır (bkz. Nisa 11-12).

Dinazor olayını kendince cevaplamışsın, öyle olsun. Ancak, görüyorum ki
asıl soruma cevap vermemişsin. Tekrar sorayım. Aşağıda iki tane ayet var.

Bakara-29. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

İlk ayette önce yeryüzü yaratıldı deniliyor, ikincisinde önce gökyüzü yaratıldı deniliyor. Bu çelişki değil midir? Bu konuda ne diyorsun?

İslam forumunda "Sorularıma buradan devam ediyorum" başlıklı bir konu açmıştım. Orada 5-6 tane soru var. Bu sorular cevaplanmadan rna sentezlenemez hikayesi hava cıvadır.

Cevaplarını merakla bekliyorum. Varsa tabii...

onlar rakam değil ölçüdür, ölçü ile bilimsel rakamlar arasında farkılıklar vardır. ölçüt ile rakamı karıştırmayın vesselam. hala diyorum 6 gün rakamı bir nicelik belirtebilir ama bu nicelikten yaklaşımınız doğal sayılar olmasın. dedik ya matematik değil diye.

gelelim matematik hatasına, sorularınıza tek tek cevap vermek istemiyorum çünki size yardım etmeye niyetim yok ama fırsattan istifade cevap almak niyetinde iseniz verelim cevap; miras hukunda bahsedilen hususta bir kaç koşul ve koşuldan bahsedilmekte, durum tek değil anlıcanız. bu bağlamda bakarsanız olabilecek binlerce duruma örnek teşkil edecek durumlar tek tek yazılmamıştır. yoksa kelam hukuk kitabına dönerdi. o halde bir durumu baz alarak başka bir durumu matematik hatası derseniz yanlışa düşersiniz. dedim esas olanı anlmak başka hukuk kitabı okumak başka, modern hukuk kitaplarında bile her durum tek tek incelenmıyor ki sen bunu şu anki hukuk mevzularına uygulasan bir milyon tane içtihat yapman lazım:) içtihat içtihat falan filan ki anladınız beni umarım.

yerin ve görğün yaratılması sürecine gelince inanın yeterli izahı yaptım hatta sağlam bir cevap verdim ama anlatamadım galiba, anladınız kadarı ile o zaman okuyun bir iki defada daha beni anlıcaksınız.

rna sentezlenmesi hava civası olayına parmak basmak icab ederse; inaın ne yazdıklarınızı tahmin ediyorum sorularınızıda, ama bunları ben geçtim artık bende bunları çok sordum çok araştırdım, kader işte bazıları bi kapıya bazılarıda başka kapıya çıkabilir. kader vesselam. eğer yok cevaplayın derseniz bu başlığa yazın onlarıda cevaplıyalım.

siz şu rna hava civasını bir anlatında öğrenelim. çünki bazı insanlar 1 milyar yıllık tarihi milyarda bir olsaılıkla karıştırıyor. bakın olasılık senede bir veya 2 değildir. olasılık olayın olma ihtimaline istinaden/x dir. zamanla alakalı bir birimi yoktur. oalsılık fizik ve koşullar ile alakaldır. bu durumuda izah ettim vesselam.

cyctec2
25-05-2009, 22:10
eğer beni fazla soru cevaba zorlarsanız 'cyctec3' un yazması gerekenleri yazmaya baslarım ama ağır felsefe ve bilim yorabilir, tabi yine sonucta beyin oldu kadar! beyninizde sıcaklık artabilir.

Sapiens
25-05-2009, 22:18
cyctec2,

Tebrik ederim, inanılmaz bir laf cambazı ile karşı karşıyayız.

Ancak, soruma hala cevap vermedin. İki ayet arasında çelişki yok mudur? Birinde önce yer yaratıldı, birinde önce gök yaratıldı deniliyor. Laf cambazlığı yapmadan, net cevap bekliyorum sizden.

Bahsettiğim diğer soruları İslam forumundaki "Bazı toplumlara neden peygamber gönderilmedi" konu başlığında cevap vermeni bekliyorum. Şimdiye kadar cevap veren çıkmadı. Burası evrim konusu. Orada daha çok katılımlı tartışma olabilir, daha çok insana ulaşabilir, mantıklı cevap verirsen daha çok insanı inandırabilirsin.

Bu fırsatı kaçırma bence...

cyctec2
25-05-2009, 22:32
cyctec2,

Tebrik ederim, inanılmaz bir laf cambazı ile karşı karşıyayız.

Ancak, soruma hala cevap vermedin. İki ayet arasında çelişki yok mudur? Birinde önce yer yaratıldı, birinde önce gök yaratıldı deniliyor. Laf cambazlığı yapmadan, net cevap bekliyorum sizden.

Bahsettiğim diğer soruları İslam forumundaki "Bazı toplumlara neden peygamber gönderilmedi" konu başlığında cevap vermeni bekliyorum. Şimdiye kadar cevap veren çıkmadı. Burası evrim konusu. Orada daha çok katılımlı tartışma olabilir, daha çok insana ulaşabilir, mantıklı cevap verirsen daha çok insanı inandırabilirsin.

Bu fırsatı kaçırma bence...

ben bakışınızı değiştirmek istemiyorum. yanlış anlaşılma olmasın lütfen. kimseyi kandırmak ve inandırmakta istemiyorum. sizin inanmanız veya inanmamanız beni ilgilendirmez cidden. birde daha fazla buralarda takılma istemiyorum ve her soruyada yanıt vermek istemiyorum, yanıtsızlıktan değil size yazarken yandan yandan da çalışıyorum(tasarım yapıyom vesselam ) . ikincisi benden daha fazla cevap beklemeyin lütfen yeterli bu kadarı.

şimndilik verelim cevap; iki ayet arasında anlamadınız noktaya kadar her şey netse size bıraktıgım son dalıda("Bazı toplumlara neden peygamber gönderilmedi" konusuna girmem gerke görmem uzun uzun yaz işim var cidden) alalım elinizden o zaman:)

bakın sayın wolf arkadaş; Ayet açık ve net, iki ayetten biri var edilişten biride yaşama hazır hale getirilişten bahsetmekte. bunla anlamıcak bişi yok. ikincisinde yeri düzdük, düzenledik deniyor , siz buradan bir yaratılış nasıl çıkartınız anlamadım. düzenlemek(var olan bir şeyi hazır hale getirmek)


her neyse size bir iki kelime yazı yazacam lütfen dikkatli bakın şaşırın.

' an bir hiçlik, geçmiş bir son buluş, gelecek ise muhammadır. nerde zaman, nerde gerçeklik?'

ya cidden diğer konulara da gireriz inanın vaktim yok, geliyorum her aksam sarıyorum sizinle muhabbete işler kalıyor ya, başladık kendimizce bir abuk projeye onu bile bitiremedik. kahrolsun içimdeki yazışma sevgisi.

cyctec2
25-05-2009, 22:57
cyctec2,

Tebrik ederim, inanılmaz bir laf cambazı ile karşı karşıyayız.

Ancak, soruma hala cevap vermedin. İki ayet arasında çelişki yok mudur? Birinde önce yer yaratıldı, birinde önce gök yaratıldı deniliyor. Laf cambazlığı yapmadan, net cevap bekliyorum sizden.

Bahsettiğim diğer soruları İslam forumundaki "Bazı toplumlara neden peygamber gönderilmedi" konu başlığında cevap vermeni bekliyorum. Şimdiye kadar cevap veren çıkmadı. Burası evrim konusu. Orada daha çok katılımlı tartışma olabilir, daha çok insana ulaşabilir, mantıklı cevap verirsen daha çok insanı inandırabilirsin.

Bu fırsatı kaçırma bence...
ya wolf arkadaş beni onure etmeyin lütfen cidden şımarıyorum:plane:

ama yuıkarıda bahsettiğin konu üzerinede baya düşündüm. esasında güzel soru kabul ediyorum. ama cevabı var emin olun.:madgrin:

ama hayat işte olacak olan oluyor bitecek olan bitiyor. varılacak son köy orası kaçış yok oyle veya boyle imanlı veya imansız bir şekilde göçüyoz dünyadan.

Ki-Adi
25-05-2009, 23:12
ilerleme derken transistorün bulunmasınımı kast ediyorsunuz? yoksa ne bilim daha farklı şeylermi?

ne kadar eminsiniz insanların hep ilkel olduna?

ya daha dün maymun dediniz neandertal insalarının bile cenaze seronomileri ortayua çıktı, o gündür kimse bahsetmez oldu o garibanlardan! hani onlarda maymunduya? hastalık geçirmiş insan iskeleti bulunmaya görsün hemen şebek ediyorsunuz?!'^ garibanları.



İster jeolojide olsun, ister tıpta olsun ister teknolojide olsun farketmez hepsi bilimsel ilerlemedir. Tarih boyunca uygar toplumlar zamanlarının bilimsel yönde gelişmiş toplumları olmuşlardır.

Hiç bir zaman hiç birşeyde %100 de yüz emin olmadım. Eğer öyle olsaydım hala müslüman olurdum. bugünün arkeolojik kalıntıların ışığında insanların ne zaman ve nerelerde uygarlamaya başladıklarını görebiliyoruz. Eğer 10-15bin yıldan önce uygarlaşmış toplumlara ait arkeolojik kanıtlar bulunursa o zaman ona göre tarih şekillenir fakat bugün için eldeki verilere göre konuşabiliriz buda bize insanların 10-15bin yıl öncesinde( bu bile çok iyimser bir rakam) uygarlıklara ait kalıntılar yoktur.

Keşke Tarhi konusundaki şüpheciliğini islam üzerinde de kullansan çok daha tutarlı biri olduğunu düşünürdüm.


İyiki bir maymun lafı öğrendiniz.İkide bir tekrarlayıp duruyorsunuz. Evrim hakkında bilgi sahibi olmadan evrimden şüphe duyup ona karşı olmakta size yakışıyor.
Söyle bakayım kim dedi sana Neanderthaller maymun diye? Biraz araştırma yapmış olsaydın bu söylediklerinin ne kadar saçma bir şey olduğu anlardır. Çok birşey yapmanada gerek yok. İngilizcen varsa goooglevideos a girip neanderthallerle ilgili videolar izleyip bazı şeylerin farkına varabilirsin.




gelelim medeniyete: sümerleri araştırın vesselam, mısırın uygarlık seveiyesinin ne şekilde ortaya çıktınıda araştırın, 15 bin yıllık tabletleri araştırın, :llama: keza sizin için insanlık mağara ve taş devrinden ibaretti ama bir araştırın bakem! çok emin olmayın, bilimin ışığı gözünüzü alıp geçici körlük etmesin sizi!

ben söylim canımın içi eğer çok merak ediyorsanız veya biliyorsanız


Merak etmeyin Sümerleride araştırdım, Mısır uygarlığınıda.

Sümerlerle ilgili bilgiler ise M.Ö 4500 yılana kadar gitmektedir.
Mısır'a(Yukarı mısır) ait bulunan en eski bilgi M.Ö 6000 yılına aittir.

O dediğin 15bin yıllık tabletleride Akhenatonda çok severdi. Sözünü ettiğin tabletler hakkında hiç bir bilimsel ve arkeolojik kanıt yoktur. Bu tabletler hakkındaki bilgilerin hepsi James Churchwardkaynaklıdır. Ondan başkada gören duyan olmamıştır.



şimdi ben size en az 150.000 bin yıl diyorum. ama 30 binde mantıksız değil! çünki insanlığın nufus artışı ve populasyonları incelenenirse bu rakama yaklaşılabilir, ama bilim her şeyi gösterecektir. daha net bilgiler elde edebileceğiz.

gelelim yazı vb şeylere. arkadaşım Neandertal adam bile belkide yazıya muktedirdi. ama sen olayın özünü anlammışsınki , sen evrimin altı üstü açık yolunda kaybolmuşun, ilkeldik yalandık barbardık modundasın halen. hayır öle değildik be kardeşim.


gelelim 900000 bin yıl mevzuna, ne kadarda eminsiniz ilerlemenin olamadına, tepemize iki tane gök taşı düşşe yine mağaralara gireriz, ardından sizin gibi akıllılar bunlar şu marada yaşayanlar bizim atamızdı, onlar yamyamdı, yazı bilem yoktu diceklerdir, keza siz demektesiniz.


ya o zaman biz şansısız ya, insan biraz daha bekler şu insanlık az daha ilerlesin diye, şans yok be insanda, düşünsene konuşmak yok(telepati ile haberleşiyoz) , üremeye gerenk yok(ölüm kalmış ortadan) , açlığa sebeb yok( kablosuz beslenme, evegerenk yok(gen yapımız artık üşümüyor üşütmüyor, kavgaya gerek yok(direkt fotosentez yapıyoz), radyoya telsize gerenk yok(telepati), öle ot ot sallanıyoz etrafta, bilimum ot olmuşuz belkide belkide gelecek bir otluk? sonra bir ateş düşer üzerine ileride vay be otmuş bunlar derler, adam anlamzki fotosentez nteknolojisi sayesinde yeşilleştimizi o sayede kavga etmeden beslenebildimizi, anlamzki artık mitoz bölündümüzü kalkar der bunlar otmuş bitkiymiş boşmuş bunlar boşmuş:)




Çok şey yazıyorsunda sadece yazı yazmak için yazıyorsun. Ben sana diyorum ki evrimi kabul etmezsen insanlığın tarihini en az 1milyon yıl alman gerekir. BU bile çok çok iyimser bir tahmin. Evrimi kabul etmediğinden senin için Homo Erectusta bugünkü insan gibi bir insan.Verdiğin Makalede 1.5 milyon yıl yazıyor HomoErectus için. Şimdi soruma kıvırmadan cevap ver. Evrimi kabul etmediğin için en az 1milyon yıl önce yaratılmış olan Adem den bugüne kadar ne oldu ne bitti? Neden Tanrı 3 tane büyük kitap yolladık diyor ve neden bu 3 büyük kitabın hepside Sümerlerin yazıyı bulmasında sonra yollanmış. Neden 500bin yıl önce kitap yollanmamış? İster o 15bin yıllık tabletleri örnek göster istersen Atlantisi istersen Mu kıtasını örnek göster, hayalinde uygarlığın başlangıcı için gidebileceğin en eski tarih 100bin yıldan öncesine gidemez. Söyle ozaman EVRİME İNANMADIĞIN İÇİN 900bin yıl boyunca insanlık ne yaptı?





hadi siz cevap verin kaç yıllıktır insanlık?




http://content.answers.com/main/content/img/McGrawHill/Encyclopedia/images/CE270300FG0010.gif



Al bak İnsan ortaya çıkana kadar neler olmuş görürsün

Sapiens
25-05-2009, 23:17
cyctec2,

Bakın Fussilet süresindeki ayetlerde ne deniyor.

9- De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir."

10- O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.

11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.


Burada açıkça (apaçık ayetler konusunu bilirsin) anlatılan şudur. İki günde yeryüzü yaratılmış, toplam 4 günde düzenlenmiş. Sonra iki günde de gökyüzü yaratılmış. Ne etti? 6 gün değil mi?

A'raf-54 "Sizin Tanrı'nız o Tanrı'dır ki gökleri ve yeri altı günde yarat­mıştır."

Böylece sağlamasını da yapmış olduk. 6 günde herşey bitmiş. Bundan sonra döşeme diye birşey olmaması gerekir, çünkü 6 günlük süre bitti. Ancak,

Naziat/ 27-30 "Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi."

ayette de görüldüğü üzere, daha önce herşeyiyle düzenlenmiş olduğu bildirilen yeryüzünün, göğün yaratılmasından sonra döşendiği bildiriliyor. Burada açık bir çelişki var.

Bir de, göğün önce yaratıldığını varsayarak işin içine bilimi katalım. Evren 13.7 milyar yaşında, dünya 4.5 milyar (itirazın yoktur umarım buna). Evren 3 birim ise dünya 1 birim olur. Ama bakıyoruz ki evren (gök) 2 birimde (günde), dünya 4 birimde yaratılmış. Bu açıdan da mutlak bir çelişki vardır. Laf cambazlığıyla açıklamak da zor bunları...

cyctec2
25-05-2009, 23:34
İster jeolojide olsun, ister tıpta olsun ister teknolojide olsun farketmez hepsi bilimsel ilerlemedir. Tarih boyunca uygar toplumlar zamanlarının bilimsel yönde gelişmiş toplumları olmuşlardır.

Hiç bir zaman hiç birşeyde %100 de yüz emin olmadım. Eğer öyle olsaydım hala müslüman olurdum. bugünün arkeolojik kalıntıların ışığında insanların ne zaman ve nerelerde uygarlamaya başladıklarını görebiliyoruz. Eğer 10-15bin yıldan önce uygarlaşmış toplumlara ait arkeolojik kanıtlar bulunursa o zaman ona göre tarih şekillenir fakat bugün için eldeki verilere göre konuşabiliriz buda bize insanların 10-15bin yıl öncesinde( bu bile çok iyimser bir rakam) uygarlıklara ait kalıntılar yoktur.

Keşke Tarhi konusundaki şüpheciliğini islam üzerinde de kullansan çok daha tutarlı biri olduğunu düşünürdüm.


İyiki bir maymun lafı öğrendiniz.İkide bir tekrarlayıp duruyorsunuz. Evrim hakkında bilgi sahibi olmadan evrimden şüphe duyup ona karşı olmakta size yakışıyor.
Söyle bakayım kim dedi sana Neanderthaller maymun diye? Biraz araştırma yapmış olsaydın bu söylediklerinin ne kadar saçma bir şey olduğu anlardır. Çok birşey yapmanada gerek yok. İngilizcen varsa goooglevideos a girip neanderthallerle ilgili videolar izleyip bazı şeylerin farkına varabilirsin.




Merak etmeyin Sümerleride araştırdım, Mısır uygarlığınıda.

Sümerlerle ilgili bilgiler ise M.Ö 4500 yılana kadar gitmektedir.
Mısır'a(Yukarı mısır) ait bulunan en eski bilgi M.Ö 6000 yılına aittir.

O dediğin 15bin yıllık tabletleride Akhenatonda çok severdi. Sözünü ettiğin tabletler hakkında hiç bir bilimsel ve arkeolojik kanıt yoktur. Bu tabletler hakkındaki bilgilerin hepsi James Churchwardkaynaklıdır. Ondan başkada gören duyan olmamıştır.




Çok şey yazıyorsunda sadece yazı yazmak için yazıyorsun. Ben sana diyorum ki evrimi kabul etmezsen insanlığın tarihini en az 1milyon yıl alman gerekir. BU bile çok çok iyimser bir tahmin. Evrimi kabul etmediğinden senin için Homo Erectusta bugünkü insan gibi bir insan.Verdiğin Makalede 1.5 milyon yıl yazıyor HomoErectus için. Şimdi soruma kıvırmadan cevap ver. Evrimi kabul etmediğin için en az 1milyon yıl önce yaratılmış olan Adem den bugüne kadar ne oldu ne bitti? Neden Tanrı 3 tane büyük kitap yolladık diyor ve neden bu 3 büyük kitabın hepside Sümerlerin yazıyı bulmasında sonra yollanmış. Neden 500bin yıl önce kitap yollanmamış? İster o 15bin yıllık tabletleri örnek göster istersen Atlantisi istersen Mu kıtasını örnek göster, hayalinde uygarlığın başlangıcı için gidebileceğin en eski tarih 100bin yıldan öncesine gidemez. Söyle ozaman EVRİME İNANMADIĞIN İÇİN 900bin yıl boyunca insanlık ne yaptı?






http://content.answers.com/main/content/img/McGrawHill/Encyclopedia/images/CE270300FG0010.gif



Al bak İnsan ortaya çıkana kadar neler olmuş görürsün
evrim teorisi hakkında sizden daha bilgili olduğumu bilin lütfen. verdiğiniz diagramıda daha önceden gördüm inceledim. :bathbaby:

daha önceki yazılarımı okusanız(bir kaç konu içerisinde aratın bulun lütfen) ne dediğimi ne anşlatmaya çalıştımı anlarsınız. ama şu ana kadar anlamadınız açık.

tamam şüphecisiniz kabul ama şüpheciliniğinizi olasılık üzerine kurmanız va rolan gerçekleri görmenize engel olabilir. dedim ya ben olasılık üzerine şüphecilik etmiyorum. daha sağlam temellerde süpheciliğim her daim vardır.

bakın ne dedim hep altı ve üstü boş olan teori dedim sadece dimi? sizde yaşlamınızı bunun üzerini kurmuşşunuz. nerde şüpheciliğiniz?

gelelim maymun olayına; örendi
niz derken genellemelriniz çok genel, ben mubala ettim sadece, terorinizin ne oldugundan bihaber degilim biliyorum vesselam.

ya şimdi evrim demişken sizde bana şu gariban naitulusun nasıol olurda saf saf milyonlarca yıldır evrimleşemedini bir anlatsanız? bir akılsız omuydu? onun dna sı yokmuydu? o doğal seleksıondan gecmedımı? o zor sartlar ıle karsılasmadımı? :peep:

lütfen daha önce yazmıs olduklarımı bir okuyun, benim orada bir süreçten bahsettiğimi göreceksiniz! var oluşunda fiziki kuyrallar butunu içinde gerçekleştiğini, insanların neden platin vb metaryellerden var olmadını anlattım diye dusunuyorum.

ama suna kızıyorum, hemen sen bilmıyorsun, yok bilmeden orenmıssınız bır maymun lafını gibi sen bilmiyorsun yaklaşımları ters bize, üzücü.

her neyse uykum geldi ama rakamlar üzerine çok takılmayın. Birde Kelamdan tarih kitabı olmasını beklemeyin, o zamanın sartları ıcınde bakın bırde, düşünsenize 40 bın yıl onceden bahsetmek, bide buzagıya vb argumana tapınan ınsanlara? garip olmazmıydı? siz nasıl yaklaşıyorsanız o zamanın ışığına sahip olanlarda o şekilde yaklaşacak , yani değişen bir şey olmıcaktı.

neanderthall abileri kıyıp gecirmisiz zati:) bilirim onları hani bir ara aha bunlar ara form dedıklerınız degılmı onlar? bilirim bilirim, bu arda ingilizcem vardır, gecende ida nın ortaya cıkmasını bbc news ten oradan arastırdım. ama bu ara bir dil daha kapaklıcam lazım oluyor. biri çıkıp diyor yoksa sen sadece ingilizce mi biliyonnn!!

her neyse , tartışma güzeldi ama gec oldu, daha sonra güreşe devam ederiz.

cyctec2
25-05-2009, 23:47
cyctec2,

Bakın Fussilet süresindeki ayetlerde ne deniyor.

9- De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir."

10- O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.

11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.


Burada açıkça (apaçık ayetler konusunu bilirsin) anlatılan şudur. İki günde yeryüzü yaratılmış, toplam 4 günde düzenlenmiş. Sonra iki günde de gökyüzü yaratılmış. Ne etti? 6 gün değil mi?

A'raf-54 "Sizin Tanrı'nız o Tanrı'dır ki gökleri ve yeri altı günde yarat­mıştır."

Böylece sağlamasını da yapmış olduk. 6 günde herşey bitmiş. Bundan sonra döşeme diye birşey olmaması gerekir, çünkü 6 günlük süre bitti. Ancak,

Naziat/ 27-30 "Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi."

ayette de görüldüğü üzere, daha önce herşeyiyle düzenlenmiş olduğu bildirilen yeryüzünün, göğün yaratılmasından sonra döşendiği bildiriliyor. Burada açık bir çelişki var.

Bir de, göğün önce yaratıldığını varsayarak işin içine bilimi katalım. Evren 13.7 milyar yaşında, dünya 4.5 milyar (itirazın yoktur umarım buna). Evren 3 birim ise dünya 1 birim olur. Ama bakıyoruz ki evren (gök) 2 birimde (günde), dünya 4 birimde yaratılmış. Bu açıdan da mutlak bir çelişki vardır. Laf cambazlığıyla açıklamak da zor bunları...



şimdi siz milyar yılı birim almışssınız! neden gecen son bor kac yılda evrenın gecmısıne ait bir kaç şey bulundu ve siz bunu direkt birim aldınız! neden? matematik mi? dedim ya siz bu açıdan bakmayın. birde benim açaımdan bakalımmmı? bakalım ama ben budoğrudur demicem ben sadece kendime bir birim atıcam ona göre sizin yaklaşımınızı izah etmek için çalışacam.

ör======
bakın 6 rakamı= gok+yer

gok=nedir?
yer = nedir?
gok= var olan evrenin samanyolu galaksısı, sema,uzay,mevcut veyasanabilir hali. alın 2 birim
yer= toprak, dunya, zemin, kutle cekınmıının hissedileceği yer. alın 4 birim.
=======
gel gelelim dunyaynın yasına? bu kesinmidir? eminisiniz? eğer bunu birim alıyorsanız?

nasıl diim bekleyin biraz daha, 6 rakamını illa da bir birime vb seye oturtacaksanız kısmetse vaktınız olur inşlh.


iyiki 300 yıl önce yasamadınız, düşünsenize sizde dunya tepsi vesselam ne yeri ne tavanı der durudunuz:) kim bilir ne birimler turetılırdı ki turetilmiştir eminim:)

Ki-Adi
26-05-2009, 00:35
evrim teorisi hakkında sizden daha bilgili olduğumu bilin lütfen. verdiğiniz diagramıda daha önceden gördüm inceledim. :bathbaby:

daha önceki yazılarımı okusanız(bir kaç konu içerisinde aratın bulun lütfen) ne dediğimi ne anşlatmaya çalıştımı anlarsınız. ama şu ana kadar anlamadınız açık.

tamam şüphecisiniz kabul ama şüpheciliniğinizi olasılık üzerine kurmanız va rolan gerçekleri görmenize engel olabilir. dedim ya ben olasılık üzerine şüphecilik etmiyorum. daha sağlam temellerde süpheciliğim her daim vardır.

bakın ne dedim hep altı ve üstü boş olan teori dedim sadece dimi? sizde yaşlamınızı bunun üzerini kurmuşşunuz. nerde şüpheciliğiniz?

gelelim maymun olayına; örendi
niz derken genellemelriniz çok genel, ben mubala ettim sadece, terorinizin ne oldugundan bihaber degilim biliyorum vesselam.

ya şimdi evrim demişken sizde bana şu gariban naitulusun nasıol olurda saf saf milyonlarca yıldır evrimleşemedini bir anlatsanız? bir akılsız omuydu? onun dna sı yokmuydu? o doğal seleksıondan gecmedımı? o zor sartlar ıle karsılasmadımı? :peep:

lütfen daha önce yazmıs olduklarımı bir okuyun, benim orada bir süreçten bahsettiğimi göreceksiniz! var oluşunda fiziki kuyrallar butunu içinde gerçekleştiğini, insanların neden platin vb metaryellerden var olmadını anlattım diye dusunuyorum.

ama suna kızıyorum, hemen sen bilmıyorsun, yok bilmeden orenmıssınız bır maymun lafını gibi sen bilmiyorsun yaklaşımları ters bize, üzücü.

her neyse uykum geldi ama rakamlar üzerine çok takılmayın. Birde Kelamdan tarih kitabı olmasını beklemeyin, o zamanın sartları ıcınde bakın bırde, düşünsenize 40 bın yıl onceden bahsetmek, bide buzagıya vb argumana tapınan ınsanlara? garip olmazmıydı? siz nasıl yaklaşıyorsanız o zamanın ışığına sahip olanlarda o şekilde yaklaşacak , yani değişen bir şey olmıcaktı.

neanderthall abileri kıyıp gecirmisiz zati:) bilirim onları hani bir ara aha bunlar ara form dedıklerınız degılmı onlar? bilirim bilirim, bu arda ingilizcem vardır, gecende ida nın ortaya cıkmasını bbc news ten oradan arastırdım. ama bu ara bir dil daha kapaklıcam lazım oluyor. biri çıkıp diyor yoksa sen sadece ingilizce mi biliyonnn!!

her neyse , tartışma güzeldi ama gec oldu, daha sonra güreşe devam ederiz.


Sevgili Cyctec2 daha öncede dediğim gibi çok şey yazıyorsunda benim sorduğum soruların cevabını vermiyorsun.Ne Evrim konusunda ne de başka bir konuda hiç bir zaman çok bilgiliyim diye bir takıntım olmadı olmazda. Ama sen madem evrim konusunda çok bilgilisin ozman lüften maymun muhabetine girme.

Daha sağlam temellerde şüpheciliğim var diyorsun ama islamdan hiç şüphe etmiyorsun. Evrim konusunda da şüpheci oluşun islamda anlatılan yaratılış hikayelerine ters olduğu için.

Altı üstü boş teori demek Evrimin dayanağı olmayan bir teori olduğunu söylemektir.

Madem evrimden haberin var ozaman sana sorduğum soruyu cevaplamadan önce Homo Erectus nedir onu söyleyin. İnsan mıdır yoksa ateşi kullanabilen, alet yapabilen ve kullanabilen insanın ne atası nede akrabağı olmayan bir canlı mıdır?


Öncelikle bir türün evrim geçirmesinin birincil olarak zamana bağlı birşey olmadığının farkındasındır. Nautilus'ûn evriminden bahsedeceksek Cephalopoda sınfının evrim ağacındaki yerine bakıp nerden nereye geldiğini iyi bilmek gerekir.
Evrimi iyi bildiğin için bir tür neden evrim geçirmedi diye bir soru sormanın sadece evrime çamur atmak olduğunu ve kaçak dövüşmek olduğunu çok iyi bilirsin. Bildiğin üzere evrim hergün ilerleyen bir teoridir. Dünya üzerinde milyon çeşit canlı varken evrim teorisinin 150 yıl içinde bütün canlılara ilişkin sorulara cevap vermesini beklemek ve cevabı aranan soruları gösterek bak evrim olmamış demek ne kadar mantıksız olduğunu sende biliyorsun. Bu soruyu sorma amacında evrime çamur atmaktan başka birşey değil. Kaldı ki evrim ile bir çok canlılın nasıl değiştiğini çok net görebilirken.


Kelam için tarih kitabı değil şu kitabı değil bu kitabı değil deyip duruyorsun. Ne kitabı bu peki?


Sana gayet basit bir soru sordum ama sen cevap vermemekte konuyu başka yere çekmekte ısrar ediyorsun. Bana net bir cevap ver. Yukarda da soruma öncü bir soru sordum. Homo erectus ne? İnsansa Ademden bu yana en iyimser tahminle 1 milyon yıl geçmiş. Bu 1milyon yılda adem ne yapmış? Neden gönderilen kitaplarda insanlık sanki son 6-7bin yıldan beri dünyadaymış gibi gösteriliyor?

cyctec2
26-05-2009, 00:42
Sevgili Cyctec2 daha öncede dediğim gibi çok şey yazıyorsunda benim sorduğum soruların cevabını vermiyorsun.Ne Evrim konusunda ne de başka bir konuda hiç bir zaman çok bilgiliyim diye bir takıntım olmadı olmazda. Ama sen madem evrim konusunda çok bilgilisin ozman lüften maymun muhabetine girme.

Daha sağlam temellerde şüpheciliğim var diyorsun ama islamdan hiç şüphe etmiyorsun. Evrim konusunda da şüpheci oluşun islamda anlatılan yaratılış hikayelerine ters olduğu için.

Altı üstü boş teori demek Evrimin dayanağı olmayan bir teori olduğunu söylemektir.

Madem evrimden haberin var ozaman sana sorduğum soruyu cevaplamadan önce Homo Erectus nedir onu söyleyin. İnsan mıdır yoksa ateşi kullanabilen, alet yapabilen ve kullanabilen insanın ne atası nede akrabağı olmayan bir canlı mıdır?


Öncelikle bir türün evrim geçirmesinin birincil olarak zamana bağlı birşey olmadığının farkındasındır. Nautilus'ûn evriminden bahsedeceksek Cephalopoda sınfının evrim ağacındaki yerine bakıp nerden nereye geldiğini iyi bilmek gerekir.
Evrimi iyi bildiğin için bir tür neden evrim geçirmedi diye bir soru sormanın sadece evrime çamur atmak olduğunu ve kaçak dövüşmek olduğunu çok iyi bilirsin. Bildiğin üzere evrim hergün ilerleyen bir teoridir. Dünya üzerinde milyon çeşit canlı varken evrim teorisinin 150 yıl içinde bütün canlılara ilişkin sorulara cevap vermesini beklemek ve cevabı aranan soruları gösterek bak evrim olmamış demek ne kadar mantıksız olduğunu sende biliyorsun. Bu soruyu sorma amacında evrime çamur atmaktan başka birşey değil. Kaldı ki evrim ile bir çok canlılın nasıl değiştiğini çok net görebilirken.


Kelam için tarih kitabı değil şu kitabı değil bu kitabı değil deyip duruyorsun. Ne kitabı bu peki?


Sana gayet basit bir soru sordum ama sen cevap vermemekte konuyu başka yere çekmekte ısrar ediyorsun. Bana net bir cevap ver. Yukarda da soruma öncü bir soru sordum. Homo erectus ne? İnsansa Ademden bu yana en iyimser tahminle 1 milyon yıl geçmiş. Bu 1milyon yılda adem ne yapmış? Neden gönderilen kitaplarda insanlık sanki son 6-7bin yıldan beri dünyadaymış gibi gösteriliyor?
kaçak güreşirim ben:):rofl:

ya biz şuna erectus diyelim adama ayıp olmasın. ya güzel arkadaşım ne dedik? ne yazdık? ne deniyor yahu Kuran okuyorsunuzda nedne bazı şeyleri anlmamazlık ediyorsunuz? 'Neden dunyaya bozgunculuk cıkaracak ları' diye bişi okudunmu hiç? bir oku lütfen= ne anlıcan bılıyonmu diyeyim sana, dunayada hayat zati vardı arkadaşcım. ben sureci seleksiyonu, canlılığın temellerini red etmiyorum, fikik dışı olaylar oldu demiyorum, zaten diyorum dunya fizik kuralları içerisinde var edildi diyorum, hiç bunu daha önce bir yerde duymadınmI?

olsaılık yoktur dıyorum, var olması gerken her şey var olur ama fiziki kuralar butunune gore var olur dıyorum. bende diyorum dunyada insan dan once akıl sahıbı varlıklar yasadı dıye ınkar etmıyorum. ister ates yaksın ıster cenaze seronomısı yapsın. yoktular demiyorumki.

Ki-Adi
26-05-2009, 00:59
kaçak güreşirim ben:):rofl:

ya biz şuna erectus diyelim adama ayıp olmasın. ya güzel arkadaşım ne dedik? ne yazdık? ne deniyor yahu Kuran okuyorsunuzda nedne bazı şeyleri anlmamazlık ediyorsunuz? 'Neden dunyaya bozgunculuk cıkaracak ları' diye bişi okudunmu hiç? bir oku lütfen= ne anlıcan bılıyonmu diyeyim sana, dunayada hayat zati vardı arkadaşcım. ben sureci seleksiyonu, canlılığın temellerini red etmiyorum, fikik dışı olaylar oldu demiyorum, zaten diyorum dunya fizik kuralları içerisinde var edildi diyorum, hiç bunu daha önce bir yerde duymadınmI?

olsaılık yoktur dıyorum, var olması gerken her şey var olur ama fiziki kuralar butunune gore var olur dıyorum. bende diyorum dunyada insan dan once akıl sahıbı varlıklar yasadı dıye ınkar etmıyorum. ister ates yaksın ıster cenaze seronomısı yapsın. yoktular demiyorumki.


Sen evrim olduğunu kabul ediyorsun fakat bunu açık açık söyleyemiyorsun. Sevgili Cyctec2 sen bir dine inanıyorsun ama inandığın din İslam değil. Kendi ediğindiğin bilgiler doğrultusunda oluşturuduğun bir din. Kuranda bana göster insandan önce insana çok benzeyen akıl sahibi canlılar yarattık diye bende bundan sonra hiç bir soru sormayam bu konuda haklısın diyecem. Senin fikilerin sadece sana ait Kuran'a ait değil.

"'Neden dunyaya bozgunculuk cıkaracak ları" Bakara 30dan mı bahsediyorsun?


Desenki Tanrı bigbangle birlikte süreci başlatmıştır gerisine karışmamıştır. Herşey Doğa kanunları gereyince oluşmuştur. Çamurdan yaratma , 6 günde evreni yaratma diye birşey yoktur. O zaman senin düşüncelerine saygı duyarım. Çünkü bunun aksini isptalayacak birşeyi bugünün bilim seviyesi ile ispatlamak benim için mümkün değildir. Ama Hem Kurandakiler doğru hemde herşey kanunlara göre oluşmuştur demek olmaz.

Ayejj
26-05-2009, 13:13
Şimdi siz kendinizi dünyanın kaymağını yiyen kodomanlarla aynı kapasitede mi görüyosunuz.
Ben şahsen kendimi görmüyorum..Ayejj
....................

Evet işte aramızdaki farkı gösteren güzel bir cümle. Tebrik ederim sizi.
Selamlar

Kendiniz hakkında öznel düşünceleriniz bilimsel olmak zorunda değil.Ancak bu düşüncelerinizin gazıyla bilimsel konuların tartışıldığı başlıklarda yazılar yazarsanız komik duruma düşersiniz.Bu yazıyı okuyup biraz daha düşünüp kendi hakkınızdaki düşüncelerinizi gözden geçirin.

İnsan evriminin öyküsü bitmedi ve bitmeyecek
AŞKENAZİ YAHUDİLERİ NİÇİN DAHA AKILLI?

Lahn'ın buluşları ayrıca bazı tartışmalı fikirleri da ön plana çıkartıyor. Geçen yıl Cochran ve meslektaşı Henry Harpending birlikte bir çalışma yaptılar. Bu çalışmada, doğal seçilimin Aşkenazi Yahudilerinin son 1000 yılda zekâlarının gelişmesine zemin hazırladığını ileri sürdüler (Journal of Biosocial Science, vol 37, p1).

Zekânın ölçülmesinin ne denli zor olduğu bilinmesine karşın, bu etnik grubun aldığı test sonuçları ortalama IQ testlerinin 12 ile 15 puan üzerindeydi. Cochran ve Harpending Aşkenazi Yahudilerinin MS 800 ile 1700 yılları arasında ticaret ile uğraşmalarının yasaklandığını ve finansman gibi daha entelektüel uğraşlarla para kazanmaya zorlandıklarını kaydediyor.

En başarılı olanların daha fazla çocukları olduğunu ve dolayısıyla zekâlarının gelişmesinde doğal seçilimin işlerlik kazanmış olduğunu belirtiyorlar. Cohran ve Harpending bu görüşlerini destekleyecek genetik kanıtlara da sahip olduklarını açıklasalar da, henüz bu kanıtlar yayımlanmadı.

Benzer şekilde Lahn'ın kendisi, yararlı bir işlev gördüğü iddia edilen yeni "mikrosefalin" geninin Sahra Çölü'nün güneyinde çok az görüldüğünü ortaya çıkarttı. Bunun yanı sıra ASPM'in yeni şeklinin Avrupalılarda ve Ortadoğulularda çok yaygın olduğunu keşfetti. Bu iki mutasyonun atalarımızın Afrika'dan göç ettikten sonra doğan Afrikalı olmayanlarda ortaya çıkmış olduğu düşünülüyordu. Ancak Lahn bu iki genin Afrika'dan çıkmış olmasının daha büyük bir olasılık olduğunu iddia ederek, bunların sayesinde beynimizin bazı ortamlara daha iyi uyum sağladığını düşünüyor. Kaldı ki Lahn'a göre "daha uyumlu" olmak "daha iyi" olmak anlamına gelmeyebilir.


Reyhan Oksay

Kaynak: New Scientist, 11 Mart 2006


Cumhuriyet
Bilim Teknik
13.05.2006

selamlar

OQONUC
26-05-2009, 13:46
Ancak bu düşüncelerinizin gazıyla bilimsel konuların tartışıldığı başlıklarda yazılar yazarsanız komik duruma düşersiniz.
..........

Kendimin ne kadar cahil olduğunu tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim. İtikatımızca ACZ bir erdemdir.

Ancak anlayamadığım yer şurası;

Astığınız bilimsel!!! makalede diyor ki;

En başarılı olanların daha fazla çocukları olduğunu ve dolayısıyla zekâlarının gelişmesinde doğal seçilimin işlerlik kazanmış olduğunu belirtiyorlar. Cohran ve Harpending bu görüşlerini destekleyecek genetik kanıtlara da sahip olduklarını açıklasalar da, henüz bu kanıtlar yayımlanmadı.

Burayı biaz açarmısınız. Bilim diye sırf bir kişinin etiketi var olduğu için kanıtı görmeden sözüne ittiba mı edeceğiz.
Ayrıca aynı sonuçların aynı mekanlarda yaşayan etniteler üzerinde yapılıp yapılmadığını süzmeden; her önünüze geleni yaldızlı kağıtlardan okuduğunuzda bilime inandığınızı iddia ediyorsanız kesin siz YÖK ün maaşlı adamısınızdır :D Başka bir olasılık maalesef kalmıyor zira.

Hem sizin blimsel oalrak astığınız bu makleye inanacaksak; Peygamberin ne suçu var ki.. O da kendi cephesinden anlatıyor.

Elhasıl siz başkalarının komikliğini falan bırakın da;
Biraz okuyun. Her önünüze geleni kompleks ile doğru kabul etmeyin. İnanç bir tercihtir. Ama Bilim tamamen delildir.

Selamlar

Ayejj
26-05-2009, 14:28
En başarılı olanların daha fazla çocukları olduğunu ve dolayısıyla zekâlarının gelişmesinde doğal seçilimin işlerlik kazanmış olduğunu belirtiyorlar. Cohran ve Harpending bu görüşlerini destekleyecek genetik kanıtlara da sahip olduklarını açıklasalar da, henüz bu kanıtlar yayımlanmadı.

Burayı biaz açarmısınız. Bilim diye sırf bir kişinin etiketi var olduğu için kanıtı görmeden sözüne ittiba mı edeceğiz.


Sn OQONUC
Yazının içinden bir cümleyi cımbızla çekip çıkarıp ,ondan önceki paragrafta 12-15 puan IQ fazlalığıyla ilgili veriyi belirtmeyerek,

aslında hiçte, ''Kendimin ne kadar cahil olduğunu tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim. İtikatımızca ACZ bir erdemdir. ''

sözünün kapsamına girmeyecek bir kişi olduğunuzu göstermiş oldunuz.

Şöyle alıntılamalıydınız;
Zekânın ölçülmesinin ne denli zor olduğu bilinmesine karşın, bu etnik grubun aldığı test sonuçları ortalama IQ testlerinin 12 ile 15 puan üzerindeydi. Cochran ve Harpending Aşkenazi Yahudilerinin MS 800 ile 1700 yılları arasında ticaret ile uğraşmalarının yasaklandığını ve finansman gibi daha entelektüel uğraşlarla para kazanmaya zorlandıklarını kaydediyor.

En başarılı olanların daha fazla çocukları olduğunu ve dolayısıyla zekâlarının gelişmesinde doğal seçilimin işlerlik kazanmış olduğunu belirtiyorlar. Cohran ve Harpending bu görüşlerini destekleyecek genetik kanıtlara da sahip olduklarını açıklasalar da, henüz bu kanıtlar yayımlanmadı.


Şimdi mealen siz dediniz ki kodomanlarla fakirler arasında fark yoktur.Yukardaki yazıda diyor ki 12-15 puan arasında IQ farkı araştırmalarda gözlenmiş.

Siz buna ceap olarak iddanızı ispat eden bir çalışma gösterin.
:ranger:
selamlar

OQONUC
26-05-2009, 14:57
Hey Allahım ne günlere kaldık :D

Valla burdan sonrası beni aşar. İddianıza benden daha fazla cevap hakkını kendinde barındıran büyüklerimiz var netekim :D

Selamlar

nogada
26-05-2009, 18:24
cyctec2 demiş ki:


Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?:hail:

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi? :twitch:


Adaptasyonlar duygu veya mantıkla deyil insanların yaşadığı bölgelere uyumla gelişmektedir.Siyahi olan bir insan afrika da yaşamak için bu şekilde bir adaptasyon geçirmiştir.Fkadat bu insan kanadaya gittiğinde,siyahi olması ona herhangi bir şekilde adaptasyon gereği vermediği için bu insanın tekrar beyazlaşması için bir neden yoktur.Üstelik aslında verdiğiniz örnek evrimin olmadığını kanıtlıyor.Çünkü evrim olsaydı eğer yüzyıllardır avrupada yaşayan afrika kökenli insanların beyazlaşması gerekirdi.Sadece ortama adaptasyon vardır evrim yoktur.Ayrıca insanın diğer hayvan türleriyle ortak şeyler barındırması gayet normaldir,bu bizim ortak atadan geldiğimizin kanıtı da değildir.Mesela elektronik eşyaları ele alalım.Mesela her elektronik eşyada direnç olmak zorundadır,akımları ayarlamak için bu basit bir kontrol kaleminden,televizyona,bilgisayardan cep telefonuna kadar vardır.Nedenide aletin ortak olduğu kategoriye uyum sağlaması içindir.Otrak katagori nedir?
Elektrikle çalışan bir alet olmasıdır.

Biraz basit bir örnek oldu ama hayvanlarda veya diğer canlı türlerinde ortak olanlarda işte bu yüzden ortaktırlar.Yani canlı olabilmek için gereken şeyleri barındırmaktan başka bir şey deyil.Ortak atadan geldiği için değil yani bu benzerlikler.

Kaldıki evrim sadece calılığa bakar oysan cansızlıktan oluşmuştur tüm organik modeller ve bunun içinde bir akıl sahib güç tarafından düzenli bir şekilde bir ilimle beraber oluşturulması gerekir.Dünyada e basit şeyler bile bir mantığa bir düzene,ilme ve sisteme sahip olmadan bir şey oluşturamazlarken nasıl koskoca kainatın olusumunu ve bu günlere gelmesini,TESADÜF'lere bağlıyorsunuz bunu anlayamıyorum...


Saygılarımla...

nogada
26-05-2009, 18:43
Sen evrim olduğunu kabul ediyorsun fakat bunu açık açık söyleyemiyorsun. Sevgili Cyctec2 sen bir dine inanıyorsun ama inandığın din İslam değil. Kendi ediğindiğin bilgiler doğrultusunda oluşturuduğun bir din. Kuranda bana göster insandan önce insana çok benzeyen akıl sahibi canlılar yarattık diye bende bundan sonra hiç bir soru sormayam bu konuda haklısın diyecem. Senin fikilerin sadece sana ait Kuran'a ait değil.

"'Neden dunyaya bozgunculuk cıkaracak ları" Bakara 30dan mı bahsediyorsun?


Desenki Tanrı bigbangle birlikte süreci başlatmıştır gerisine karışmamıştır. Herşey Doğa kanunları gereyince oluşmuştur. Çamurdan yaratma , 6 günde evreni yaratma diye birşey yoktur. O zaman senin düşüncelerine saygı duyarım. Çünkü bunun aksini isptalayacak birşeyi bugünün bilim seviyesi ile ispatlamak benim için mümkün değildir. Ama Hem Kurandakiler doğru hemde herşey kanunlara göre oluşmuştur demek olmaz.

Kuranda kainatın oluşumunu fizik veya herhangi bir fenni ilimle açıklamaya kalksaydı eğer o zamanda yaşayan ve at üstünde koşup deve dışkısı toplayarak hayat kazanan bedeviler bundan ne anlıyacaktı peki?

Kaldıki KURAN insanlar arasında hak olsun diye indi bir fen kitabı olsun diye deyil.Ayrıca kuran herkse ortak bir dille indirildi.Zenginede,faikirede,akıllıyada,aptalada, kadınada erkeğede,güçlüyede güçsüzede.Yani herkezin anlaması için basit ve ortak bir dille.Amacı bilimsellik değil,sosyal konular olmuştur.Ve sadece yaratanın gücüne ve yapacaklarına bir işaret ve insanın düzgün bir hayat kurmasını sağlayacak şeyleri barındırır.

Üstelik Kuran bize sadece yaşamlarımızı temel gösterir,iyi,dürüst bir yaşam sadece diğer dinlerde aynı şekilde.Hiç birinin bilimi insanlara öğretmek gibi bir gayesi olmamıştır.Ayrıca Tanrı zaten insana akıl vermiş ve bu aklı kullanmasını önermiştir.İnsan her zaman keşfetmektedir ve her keşvedilernde bir mucizedir...

Ayejj
26-05-2009, 19:00
Seninle paralel düşünen cyctec2 demiş ki:
mesela kas yapmak gibi eğer sen inşaat işçi isen kasların gelişir, hücrelerin bu gelişmeden haberdar olur, mıyoz bölünme öncesi bu veriler değerlendirilir, yeni tek hücrfeli üreme organlarımız bu bilinç içerisinde var olurlar. yani evrim diye olasılık temeline oturtulan her şey hali hazırda dna içerisinde mevcut olup bazılarıda buna hurda dna der

Bende cyctec2 ye cevaben şunu demişim.

Bu haberdar olma işi nasıl olmaktadır.Sinirler üzerinden mi? Hormonlarla mı?Yoksa melekler mi haber veriyorlar?

Sizin mantığınızla bakınca kanadadaki zencilerin bir iki nesilde beyazlaması gerekirdi?
Çünkü yaşadıkları memelekette herkes beyaz.Kara kara rengiyle adamların içinde dolaşıp ırkçıların ayrımcılığına maruz kalacağına,beyazlarlardı olur biterdi.

Bu sizin söylediğiniz bilinç yeni doğacak yavrunu beyaz olursa daha az sıkıntı çekeceğini bilememiş mi?

Yani ben zaten anladıysan bilinç sayesinde biyolojik evrim gerçekleşemeyeceğini söyledim.

Sn nogada demiş ki:
Fkadat bu insan kanadaya gittiğinde,siyahi olması ona herhangi bir şekilde adaptasyon gereği vermediği için bu insanın tekrar beyazlaşması için bir neden yoktur.Üstelik aslında verdiğiniz örnek evrimin olmadığını kanıtlıyor.

Beyazlasalardı bu onlar için iyi bir adaptasyon olmayacak mıydı?

Gelelim'' Üstelik aslında verdiğiniz örnek evrimin olmadığını kanıtlıyor.'' şu akıl zeka ve bilim fakiri cümlenize,

Zencilerin siyah olması yaşadıkları afrikada onların hayatta kalması için faydalı bir mutasyondu.
Fakat Kanadada yaşayan zencilerin sıcaktan korunma gibi bir derdi yok.
O yüzden derilerinin siyah olmasının kanada da bir faydası olmadığı gibi zararıda yok.

Yani beyazlamaları için siyah olmalarının soğuk iklimlerde onlara zararlı olması gerekirdi.

Ama zararlı değil bu yüzden beyazlayamayacaklar.

Umarım karanlık zihninize biraz aydınlık girmiştir.

nogada
26-05-2009, 19:40
Seninle paralel düşünen cyctec2 demiş ki:


Bende cyctec2 ye cevaben şunu demişim.



Yani ben zaten anladıysan bilinç sayesinde biyolojik evrim gerçekleşemeyeceğini söyledim.

Sn nogada demiş ki:


Beyazlasalardı bu onlar için iyi bir adaptasyon olmayacak mıydı?

Gelelim'' Üstelik aslında verdiğiniz örnek evrimin olmadığını kanıtlıyor.'' şu akıl zeka ve bilim fakiri cümlenize,

Zencilerin siyah olması yaşadıkları afrikada onların hayatta kalması için faydalı bir mutasyondu.
Fakat Kanadada yaşayan zencilerin sıcaktan korunma gibi bir derdi yok.
O yüzden derilerinin siyah olmasının kanada da bir faydası olmadığı gibi zararıda yok.

Yani beyazlamaları için siyah olmalarının soğuk iklimlerde onlara zararlı olması gerekirdi.

Ama zararlı değil bu yüzden beyazlayamayacaklar.

Umarım karanlık zihninize biraz aydınlık girmiştir.

Dikkatli okursan bende seninle aynı düşünceyi paylaştım.Yani afrkiada hayatta kalmak için adaptasyonlarla siyah bir tene sahip olduklarını,fakat kanada ikliminde herhangi bir adaptasyona ve hayatta kalma mücadelesine ihtiyaçları olmadığı için tekrar beyazlaşmalarına gerek olmadığını belirtmek istedim.İkimizin arasındaki tek fark sen evrim diyorsun ben ise adaptasyon diyorum.Üstelik bu insanlar evrim geçirerek siyahlaşmış olsalardı,başka bir tür canlıya dönüşmüş olurlardı ve bu durumda cinsel birleşme olduğunda döllenme olamayacak ve bir beyazla bir siyahın çocuk sahibi olması da bir hayaal olacaktı.Yani görüldüğü gibi bu bir evrim değil bir adptasyondur.

Evrimin olmadığını,sadece bulunduğu konuma adapte olunduğuna işaret ediyorum ve bunun zeka ve bilim dışı olduğunu söylemek biraz abartılı bir iddia olur kanaatindeyim.

Asıl herşeyin rastgele bu hale geldiğini savunmak biraz şüpheli gelmektedir bana.

Sapiens
26-05-2009, 20:32
cyctec2,

Bakın Fussilet süresindeki ayetlerde ne deniyor.

9- De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir."

10- O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.

11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

Burada açıkça (apaçık ayetler konusunu bilirsin) anlatılan şudur. İki günde yeryüzü yaratılmış, toplam 4 günde düzenlenmiş. Sonra iki günde de gökyüzü yaratılmış. Ne etti? 6 gün değil mi?

A'raf-54 "Sizin Tanrı'nız o Tanrı'dır ki gökleri ve yeri altı günde yarat­mıştır."

Böylece sağlamasını da yapmış olduk. 6 günde herşey bitmiş. Bundan sonra döşeme diye birşey olmaması gerekir, çünkü 6 günlük süre bitti. Ancak,

Naziat/ 27-30 "Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi."

ayette de görüldüğü üzere, daha önce herşeyiyle düzenlenmiş olduğu bildirilen yeryüzünün, göğün yaratılmasından sonra döşendiği bildiriliyor. Burada açık bir çelişki var.


cyctec2,

Bakın buradaki çelişkiyi uzun uzun anlattım ama sizden hala cevap gelmedi. Kaçak güreşmeyi bırakıp, şu çelişkiyi izah eder misin?

cyctec2
27-05-2009, 00:00
cyctec2,

Bakın buradaki çelişkiyi uzun uzun anlattım ama sizden hala cevap gelmedi. Kaçak güreşmeyi bırakıp, şu çelişkiyi izah eder misin?

çelişki yok sayın wolf çelişki sizin zihninizde. :boink:

bakın biz kendi penceremizden bakıyoruz, işte olayda buya, neyi görmek veya görmemkte aslında elimizde değil, gariptir vesselam, bugun çelişki görür yarın aha evraka gördüm dersiniz.

sorunun cevabıo basit, hangi perspektiften bir çelişki yakaladınız?

kaç yıl oncesinin veya kac yıl sonrasının çelişkisi? nelki x yıl sonra bu çelişkiyi görmiceksiniz! (zihniniz bu çelişkide takılıp program orada kitlenmicek).

her neyse eğer sadece aşmanız gereken bu çelişki ise lütfen daha sağlam dayanaklar bulun kendinize çünki şu an sadece çelişki içinizde.

bilmem anlatabildimmi! her neyse. sevgilerle saygılarla.

not: lütfen yine tekrarlıyorum, benim burada bulunma amacım sizi bir şeylere inandırmak veya inandırmamak değil, beni görmezden geliniz. zaten fazla takıldık buaralara tepki çekeceğim diye çekince duyuyorum. yanlış anlaşılmaktan çekiniyorum.'

cyctec2
27-05-2009, 00:05
cyctec2,

Bakın buradaki çelişkiyi uzun uzun anlattım ama sizden hala cevap gelmedi. Kaçak güreşmeyi bırakıp, şu çelişkiyi izah eder misin?


cevap basit yine tekrar edim; oarada döşemek fiili var, döşemek, düzenlemek hazır hale getirmek , donatmak,

ornek= ev aldım, 1 hafta sonra döşeyeceğim evi eşyalar ile.

bir tane daha; araba aldım, içine ses sistemi dçşeteceğim!

vb. yahu bu kadar basit ne çelişkisi? bana hiç çelişkili gelmiyor, belki de dilden kaynaklanan bişi, yaşınız genç olsa gerek ondan olabilir, bildiniz üzre bir neslin dilini diğer nesil anlayamaz oldu memelkette.

cyctec2
27-05-2009, 00:11
yahu wolf arkadaş, inanın artık foruma girmeyi düşünmüyordum, ama bir güç beni buraya itiyor, senin kısmetine midir nedir beynim zehir gibi çalışıyor catır catır, hadi hayırlısı bakam. vardır bir hikmeti hadi hayırlısı bakam. her neyse ben daha takılmıyam buralara yoksa çok vakit kaybediyom be arkadaş . be forum adamı degılım. eger celişki bittiyse haber verde bende özgür olam.!

Ki-Adi
27-05-2009, 00:49
Kuranda kainatın oluşumunu fizik veya herhangi bir fenni ilimle açıklamaya kalksaydı eğer o zamanda yaşayan ve at üstünde koşup deve dışkısı toplayarak hayat kazanan bedeviler bundan ne anlıyacaktı peki?

Kaldıki KURAN insanlar arasında hak olsun diye indi bir fen kitabı olsun diye deyil.Ayrıca kuran herkse ortak bir dille indirildi.Zenginede,faikirede,akıllıyada,aptalada, kadınada erkeğede,güçlüyede güçsüzede.Yani herkezin anlaması için basit ve ortak bir dille.Amacı bilimsellik değil,sosyal konular olmuştur.Ve sadece yaratanın gücüne ve yapacaklarına bir işaret ve insanın düzgün bir hayat kurmasını sağlayacak şeyleri barındırır.

Üstelik Kuran bize sadece yaşamlarımızı temel gösterir,iyi,dürüst bir yaşam sadece diğer dinlerde aynı şekilde.Hiç birinin bilimi insanlara öğretmek gibi bir gayesi olmamıştır.Ayrıca Tanrı zaten insana akıl vermiş ve bu aklı kullanmasını önermiştir.İnsan her zaman keşfetmektedir ve her keşvedilernde bir mucizedir...


Sevgili Nogada diyorsun ki Allah bu kitabı sadece çöldeki dünyadan bi haber bedevilere gönderdi. Sırf onlar anlayabilsinler diye onlara göre söyledi. Ozaman bu Kuranın Kıyamete kadar herkez için gönderilmiş bir kitap iddiası ile ters değilmi?

Biz ille kuranda e=mc^2 yazmalıdır demiyoruz ki? Eğer bu kitap kıyamete kadarki bütün zamanlar için gönderildiyse her dönemdeki insana hitap edebilecek bi kitap olması gerekirdi. Böyle bir kitap yollamaya Allah'ın gücü yetmiyormuydu? Mesela dünya ve evrenin 6 günde yarattım, dünyayı 4 günde evreni 2 günde yarattım diyeceğine Ben insanların anlayabilmesi için onların tabi olduğu kurallar dahilinde ol emri verdim insana kadar herşey insanların tabi olduğu kanunlara göre oldu gibisinden birşey yazsaydı kim karşı çıkabilirdi ki? bedeviler anlayacak diye insanı çamurdan yarattım, evreni 6 günde yarattım diyor fakat şimdide insanlar bu yazdıklarının gerçeklerle uygun olmadığı için dini eleştiriyor. Kuran bu haliyle 1400 yıl öncesi arapları inansın diye bir insan tarafından yazdırılmış kitaptan başka birşey değildir.

nogada
27-05-2009, 01:06
Sevgili Nogada diyorsun ki Allah bu kitabı sadece çöldeki dünyadan bi haber bedevilere gönderdi. Sırf onlar anlayabilsinler diye onlara göre söyledi. Ozaman bu Kuranın Kıyamete kadar herkez için gönderilmiş bir kitap iddiası ile ters değilmi?

Biz ille kuranda e=mc^2 yazmalıdır demiyoruz ki? Eğer bu kitap kıyamete kadarki bütün zamanlar için gönderildiyse her dönemdeki insana hitap edebilecek bi kitap olması gerekirdi. Böyle bir kitap yollamaya Allah'ın gücü yetmiyormuydu? Mesela dünya ve evrenin 6 günde yarattım, dünyayı 4 günde evreni 2 günde yarattım diyeceğine Ben insanların anlayabilmesi için onların tabi olduğu kurallar dahilinde ol emri verdim insana kadar herşey insanların tabi olduğu kanunlara göre oldu gibisinden birşey yazsaydı kim karşı çıkabilirdi ki? bedeviler anlayacak diye insanı çamurdan yarattım, evreni 6 günde yarattım diyor fakat şimdide insanlar bu yazdıklarının gerçeklerle uygun olmadığı için dini eleştiriyor. Kuran bu haliyle 1400 yıl öncesi arapları inansın diye bir insan tarafından yazdırılmış kitaptan başka birşey değildir.

Sn Ki-Adi...

Ben bedevilere gönderdi demiyorum orda örnek verdiğim bedevi sadece o bölgeye indiği için verilmiş bir örnektir.Yani o zaman dünyanın her neresinde kim yaşıyorsa bunların gerçek anlamda anlatımını kaldıracak kapasitede olmadıklarını ve herkezin anlıyabileceği bir şekilde yalın olarak geldiğini belirtmek istedim.Burda bir yanlış anlaşılma var yani bende biraz devrik yazmış olabilirm cümlemi.

Benim demek istediğim insanı sosyal ve bireysel olarak muhattabına almıştır tüm din kitapları.Amacı başka bir şeyde deildir toplumda bir düzen,insanlığa
da bir yol gösterici olmuşlardır.Günümüze göre de pektabiki aslı bozulmadan uyarlanabilir düşüncesindeyim.


Kaldıki bu gün 3 büyük din hemen hemen aynı ortak özelliğe sahiptirler ve milayrlarca insan da bunlara inanıp kendilerine görekurallarını uygulamaktadır.Ve ben yine yanlış anlaşılmak istemem,ben her zaman dediğim gibi bilim yanında olan ve bilime önem veren bir insanım fakat aynı zamanda bilimde gelişmenin Tanrısal kavramları hiçe saymakla alakası olmadığına inanıyorum.Cahillik olla olsa toplumların içinde bulundukları durumlardan,veya o hale getiren başka kuvvetler yüzünden boy gösterir,bir dine vaya tanrı inancına sahip olmaktan değil.

Tabiki bunlar benim kendi düşüncelerim.

Saygılarımla...

Ki-Adi
27-05-2009, 12:54
Sn Ki-Adi...

Ben bedevilere gönderdi demiyorum orda örnek verdiğim bedevi sadece o bölgeye indiği için verilmiş bir örnektir.Yani o zaman dünyanın her neresinde kim yaşıyorsa bunların gerçek anlamda anlatımını kaldıracak kapasitede olmadıklarını ve herkezin anlıyabileceği bir şekilde yalın olarak geldiğini belirtmek istedim.Burda bir yanlış anlaşılma var yani bende biraz devrik yazmış olabilirm cümlemi.

Benim demek istediğim insanı sosyal ve bireysel olarak muhattabına almıştır tüm din kitapları.Amacı başka bir şeyde deildir toplumda bir düzen,insanlığa
da bir yol gösterici olmuşlardır.Günümüze göre de pektabiki aslı bozulmadan uyarlanabilir düşüncesindeyim.


Kaldıki bu gün 3 büyük din hemen hemen aynı ortak özelliğe sahiptirler ve milayrlarca insan da bunlara inanıp kendilerine görekurallarını uygulamaktadır.Ve ben yine yanlış anlaşılmak istemem,ben her zaman dediğim gibi bilim yanında olan ve bilime önem veren bir insanım fakat aynı zamanda bilimde gelişmenin Tanrısal kavramları hiçe saymakla alakası olmadığına inanıyorum.Cahillik olla olsa toplumların içinde bulundukları durumlardan,veya o hale getiren başka kuvvetler yüzünden boy gösterir,bir dine vaya tanrı inancına sahip olmaktan değil.

Tabiki bunlar benim kendi düşüncelerim.

Saygılarımla...

Sevgili Nogada

Kuran'ın veya diğer kitapların yalın olması gerektiğine bende katılıyorum. Fakat bu yalınlık günümüz bilgileriyle çelişkili olmamalıydı. Daha öncede dediğim gibi yalınlık olacaksa evren ve insan hakkında verilen cevaplarda ilerde sorun çıkaracak cevaplar verilmemeliydi. Eğer bu kitaplar Tanrı tarafından yollanmış olsaydı bu tür yanlış anlamaların önüne geçelibilirdi.

cyctec2
27-05-2009, 20:45
Sevgili Nogada

Kuran'ın veya diğer kitapların yalın olması gerektiğine bende katılıyorum. Fakat bu yalınlık günümüz bilgileriyle çelişkili olmamalıydı. Daha öncede dediğim gibi yalınlık olacaksa evren ve insan hakkında verilen cevaplarda ilerde sorun çıkaracak cevaplar verilmemeliydi. Eğer bu kitaplar Tanrı tarafından yollanmış olsaydı bu tür yanlış anlamaların önüne geçelibilirdi.


bilimsel düşüncenin temeli şüpheciliktir. ama şu aşıkardır; bilimsel düşüncede perspektif geniş olmalıdır. bir olaya bir duruma olayın özllikleri ve durumu çevresinde bir perspektiften bakabilirsin. mesela; uzay çalışmaları!, şimdi uzay çalışmalarını iredelerken şu anki zaman vegeçmişten bakabilirsin, bu bilimsel çalışmada bile geçmişi ve gelişmeyi yani tecrübe ve deneyei hesaba katmalısın. ama sen bir Kelam üzerinde bu zamanın gözünden çelişki ararsan ve dar açıdan bakarsan dünyadaki her şeyde bir çelişki bulursun. bu kişnin yaklşaşımı ile ilgili. siz çelişki bulabilirsiniz ama bu çelişki olayın özeüğnden değil sizin özünüzdendir. bilimde doğru her daim değişip geliştiginden çoğu olay görece çelişki olup hep kabullerdir.

bilimde var olan ilerleme bir önceki bilgiyide boşa çıkarabilir. hali hazırda bazı bilim adamları şu an uzay ve zamanın göreceli oldugunu teori oalrak one sürdükten sonra felsefik olarak bile hangi bilimsel doğruluktan bahsedebilirsiniz?


evrenin temel ama tanımsız birimleri olan zaman ve mekanda çelişkiye düşen vegerçikliğini bile sorgulamaya baslayan onca akıllı damın düştüğü durum göz önüne alınırsa her hangi bir konuda çelişkiden söz edilemez.

'yani çelişki insanın zihnindedir, gerisi teferruattır.'

Ki-Adi
27-05-2009, 23:12
bilimsel düşüncenin temeli şüpheciliktir. ama şu aşıkardır; bilimsel düşüncede perspektif geniş olmalıdır. bir olaya bir duruma olayın özllikleri ve durumu çevresinde bir perspektiften bakabilirsin. mesela; uzay çalışmaları!, şimdi uzay çalışmalarını iredelerken şu anki zaman vegeçmişten bakabilirsin, bu bilimsel çalışmada bile geçmişi ve gelişmeyi yani tecrübe ve deneyei hesaba katmalısın. ama sen bir Kelam üzerinde bu zamanın gözünden çelişki ararsan ve dar açıdan bakarsan dünyadaki her şeyde bir çelişki bulursun. bu kişnin yaklşaşımı ile ilgili. siz çelişki bulabilirsiniz ama bu çelişki olayın özeüğnden değil sizin özünüzdendir. bilimde doğru her daim değişip geliştiginden çoğu olay görece çelişki olup hep kabullerdir.

bilimde var olan ilerleme bir önceki bilgiyide boşa çıkarabilir. hali hazırda bazı bilim adamları şu an uzay ve zamanın göreceli oldugunu teori oalrak one sürdükten sonra felsefik olarak bile hangi bilimsel doğruluktan bahsedebilirsiniz?


evrenin temel ama tanımsız birimleri olan zaman ve mekanda çelişkiye düşen vegerçikliğini bile sorgulamaya baslayan onca akıllı damın düştüğü durum göz önüne alınırsa her hangi bir konuda çelişkiden söz edilemez.

'yani çelişki insanın zihnindedir, gerisi teferruattır.'


Sevgili Cyctec2 inatla benim dediğimi anlamamaya çalışıyorsunuz. Tanrı istese gönderdiği kitapta insanın evrenin kökenine ait açıklamalarda ister 600 yılında yaşamış bedevinin isterde 2000 ylında yaşayan birinin kafasında çelişkiler yaratmandan anlayacağı şekilde anlatamaz mı? Bana bunun cevabını verin

nogada
09-06-2009, 01:40
Apandis:
Histolojik yapısı incelendiğinde ihtiva ettiği bol miktardaki lenf nodülleri hemen dikkati çekmektedir. Son derece zengin bir kanlanmaya da sahip olan bu organın, "barsak-ilişkili lenfoid doku sistemi(GALT)"nin bir elemanı olarak işlev gördüğü anlaşılmıştır. Son çalışmalar apandisin aynı zamanda hormonal bir merkez olduğunu ve barsak homeostazının sağlanmasına da katkı sağladığını ortaya koymuştur. Apandisin ameliyatla çıkarıldığı durumlarda bazı hastalıkların görülme riskinin arttığı konusunda da son 40 yıla ait pek çok yayımlanmış bilimsel makale mevcuttur. Ancak henüz bu konuda genel bir mutabakata varılabilmiş değildir.
Kuyruk Sokumu Kemiği:
Pelvis tabanının sağlam bir şekilde döşenebilmesi için ilgili kasların orta hatta tutunabileceği bir kemiğe ihtiyaç olduğu açıktır. Ayrıca bu kemik sabit bir destek noktası teşkil ederek fekal kontinansın sağlanmasına da katkıda bulunmaktadır. Sıkça iddia edildiği gibi bazı insanların kuyruklu doğduğu da doğru değildir.Kemik ve kıkırdak gibi temel kuyruk elemanlarından yoksun olan söz konusu yapı, çok nadir görülen bir doğumsal anomalidir.
Vücut Kılları:
Başımızı soğuktan ve güneş ışınlarından koruyan saçlar, terin göze inmesini engelleyen kaşlar, göze gelen bir travmayı önceden fark ederek göz kapaklarını kapatan refleks mekanizmayı başlatan kirpikler, yabancı partiküller için bir filtre görevi gören burun ve kulak kılları vücudumuzdaki özelleşmiş kıllardır. Cinsel kimliğin kazanılmasında ve kişiliğin gelişiminde önemli rol oynayan seksüel kıllar da vardır. Ayrıca tüm vücuda yayılmış vücut kılları, köklerini saran zengin sinir ağı sayesinde bir dokunma reseptörü olarak görev yapmakta ve cisimlerin vücutla ilk temasını ve hareketini saptamaktadır.
Köpek Dişleri:
Ağzımızdaki dişlerin şekilleri ve yüzey özellikleri yapacakları göreve en uygun bir biçimde tasarlanmıştır.Kesici dişer, düz ve keskin yüzeyleriyle adeta makasın iki ağzı gibi davranarak besinleri keser. Sivri yüzeyli olan köpek dişeri, sert gıdaların parçalanmasında görev alır. Girintili-çıkıntılı geniş yüzeyleriyle azı dişleri de besinleri öğütür.
Kulak Kası:
Sesin hangi yönden geldiğinin belirlenmesinde kulak kepçesinin özel şeklinin de rolü vardır. Bu şeklin oluşmasında ve korunmasında kulağın iç ve dış kasları rol almaktadır.
Yirmi Yaş Dişleri:
Erişkin insanların pek çoğunda çeneler yeterli büyüklüğe ulaşamadığından, yirmilik dişlerin çıkmasında problemler yaşanmaktadır. Çenelerin yeterli büyüklüğe ulaşamamasının nedeni, yumuşatılmış besinlerin beslenmedeki oranının artması ve bu nedenle çenelerin daha az kullanıldığı bir beslenme alışkanlığının benimsenmiş olmasıdır. Bu çevresel bir etkidir ve genetik bir farklılaşma olmadığına göre evrimle bir ilişkisi de yoktur.
Plica Semilunaris (Gözdeki Yarımay Çıkıntısı):
Konjonktivanın katlanmasıyla oluşan bu yapının, ihtiva ettiği lenfoid doku ve sekretuar(salgı yapıcı) elemanlar sayesinde gözün korunmasında özel bir öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. Gözün mediyalinde yerleşmiş olması da bu açıdan bakıldığında amaca uygundur.

Köprücük Kası (M.subclavius):
Bu kas, köprücük kemiği ve ilk kaburga arasında yerleşmiş olup, buradan geçen damar-sinir paketini
korumaktadır.
Dizkapağı Kemiği (Patella):
Bu kemik dört başlı uyluk kasının kaval kemiğine yapıştığı yerdeki açıyı artırarak, ilgili kasın döndürücü etkisini artırmakta ve kirişin ekleme sürtünmesini de önlemektedir.

Plantaris Kası:
Uzun tendonu ve kas iğciklerinden zengin gövdesiyle proprioseptif duyunun sağlanmasında görev almakta ve gastrokinemus kasıyla koordineli çalışarak bacak hareketlerinin düzenli ve amaca uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesine yardımcı olmaktadır.
Paranazal Sinüsler:
Temel görevleri, sürekli ve belli bir yönde hareket eden mukozal salgılar üreterek solunum havasını temizlemek, nemlendirmek ve ısıtmaktır. Ayrıca bu boşluklar organizmaya başka avantajlar da sağlamaktadır.
Avuçiçi Kası (M.palmaris longus):
Bu kas, deri altı yağ dokusunu derin fasya ile birbirine bağlayarak avuçiçinde güçlü bir aponevroz teşkil eder.
Palmaris Brevis Kası:
El hareketlerinde herhangi bir işlevi yoktur ama hipotenar kabartıyı belirginleştirerek ve bu bölgedeki deriyi de kırıştırarak elin kavrama yeteneğini artırır.
Beşinci Ayak Parmağı:
Ayaklarımız üzerinde durduğumuzda yükün önemli bir kısmı baş parmaklarımızca karşılanır ve diğer parmakların fazlaca bir önemi yoktur. Ancak yürümeye başladığımızda, bir ayağımızı yerden kaldırmamızla birlikte yükün tamamı yerdeki diğer ayağın üzerine biner. Bu sırada vücut ilave yükü karşılamak için bazı pozisyon değişikliklerine gider. Bunlardan biri de yerdeki ayağı inversiyona getirerek yükü dış kısımlara doğru yaymaktır. İşte serçe parmaklarımız, hareketler sırasında ayağın dış kısmına binen ilave yükleri karşılayabilecek bir tasarıma sahiptir.
Vomeronazal Organ:
Yakın zamana değin, fetusta belirdiği fakat daha sonra ortadan kalktığı zannediliyordu. Ancak son yıllardaki bilimsel çalışmalar erişkin insanlarda da bu yapının varlığını ve işler halde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu organın anne ve bebek arasındaki duygusal bağlantıdan cinsel tercihlere kadar pek çok olayı bilincimiz dışında fakat çok kuvvetli bir biçimde yönlendirdiği tahmin edilmektedir.
Sünnet Derisi (Prepusyum):
Sünnet derisi buraya kadar saydığımız yapılardan daha farklı bir konumdadır. Çünkü bu
yapının varlığı erkekte üriner enfeksiyonların, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve penis kanserinin görülme riskini önemli ölçüde artırmakta ve bu yapıyı taşıyan erkeklerin eşlerinde de serviks kanseri daha sık görülmektedir. Hayata sünnet derisiyle devam etmenin sakıncalı olduğu açıktır ancak yine de hayata sünnet derisiyle gelmenin bazı faydaları olabilir. Mesela bu yapı ürettiği yağdan zengin bir madde sayesinde penis başını anne rahmindeki sıvı ortama karşı kimyasal olarak koruyor ve mekanik olarak da bir ambalaj teşkil ediyor olabilir. Bu mekanik koruyuculuk belki de erken bebeklik döneminde de devam ettiği söylenmektedir. Sünnet olmak, tırnak kesmek ve traş olmak gibi dış müdahaleye ihtiyaç duyan nadir bedensel özelliklerimizden biridir.
Transvers Torasik Kaslar:
Ekspiratuar fonksiyonlarının yanı sıra, sternumun stabilitesinin sağlanmasında da işlev görmektedirler.
Erkek Memeleri:
Sadece kadınlarda işlev görseler bile, memelerin erkeklerde de bulunması genetik bir zorunluluktur. Çünkü otozomal genler hem erkek hem de kadınlarda aynıdır.

tensiz.denek
09-06-2009, 02:55
Öncelikle tebrikler, çok güzel bir yazı.

O zaman ortaya bir şey daha çıkıyor. Doğal seleksiyon ile güçlü toplumların insanları güçlerine güç katarken, fakir toplumlara mensup insanlar yok olmaya mahkum oluyor.

Sizinde söz ettiğiniz gibi demek ki fakir toplumların küreselleşmenin karşısında durması evrimsel bir dirençten başka bir şey değil.

Bildiğiniz gibi zenginlik göreceli bir kavramdır. Zenginlik, normların üzerinde bir refah düzeyi anlamına gelir. Bütün insanlar zengin olsaydı, insanlar birbirlerine zengin diyemezlerdi. Yani bir tarafta zenginliğin var olabilmesi için diğer tarafta fakirliğin, yani bir potansiyel farkının olması gerekiyor.

Olaya biraz mekanik bir açıdan bakarsak zenginin her zaman sahip olduğu zenginlik inersisini korumaya çalışacağını, (1.yasa) bu durumuna dışarıdan bir müdahale olduğunda buna karşı güç uygulayarak tepki göstereceğini (2.yasa) düşünüyorum.

Zengin ile fakir arasındaki potansiyel farkı herzaman çarpışmaların yaşanacağı anlamına geliyor. Çarpışmaları engellemek için zengin fakirden çok daha fazla masraf yapacaktır. Herzaman zengin nitelikle ve fakir nicelikle beraber tanımlanırlar. İki tarafında sahip oldukları en büyük güç bunlardır.

Aslında zengin ile fakir arası boş değildir, çeşitli katmanlar vardır. Bu katmanlarda tepeye çıkıldıkça nicelikte bir azalma, nitelikte bir artma görürüz. Katmanların tamamına uzaktan bakılınca bir trapez, bir piramit görünümündedir.

Mekanik bakışa geri dönersek, zenginin zenginlik inersisini korumaya çalışacağını söylemiştik(1.yasa).
Zengin, korunum yasası gereğince fakirle arasındaki katmanlardaki yüzey gerilimlerini sanal yollardan azaltmaya çalışacaktır.

Bunun için teknoloji gibi sisteme dışarıdan eklediği ajanları kullanacaktır. Bu yollar "sanal" olacaktır; fakir, yüzey geriliminin azaldığını hissiyle uyuşturulacaktır. Bu sırada sisteme dışarıdan eklenen ajanların kontrolü ise zenginde kalacaktır.
Zengin gücünden ödün vermemek için elinden geleni yapacaktır.

Katmanlar arasındaki seviyelerin yüksekliklerinin azalması, trapezin yüksekliğinin azalması anlamına gelir. Zengin bunu istemez.
Kriz durumlarında, katmanlar arasında seviyenin yüksekliğinin azalması, zenginler arasında iç çatışmaların olması gibi durumlarda teknoloji ajanlarını katmanların arasından çekerek katmanlar arasındak idengeyi bozacaktır.
Sistemin adeta çamurlu suya parmak batırmış gibi bulandırarak yarattığı kaos ortamında alt katmanlar birbirine girerken en üstte en az hasarı alarak olanları izleyecek ve katmanlarla ilgili istediği nicelik/nitelik ayarlarını düzenleyerek kontrolü tekrar ele geçirecektir.

Kısacası zengin, trapezin en üstünde kalmak için alt katmanlardakileri yaşatacak ve nitelik ve niceliklerini kontrol ederek sistemi düzenleyecektir. Hiçbir zaman katmanların arasında kalanların en yukarılara çıkmasına izin vermeyecektir fakat alt katmanlardakilerin kendilerini sanal olarak zengin hisetmeleri için ajanlarını kullanarak elinden geleni yapacaktır.(Türkiye-AB-ABD)

Sanırım Israil ile Filistin arasındaki ilişki buna uygun bir örnek olacaktır.

Saygılar,

placebo
10-06-2009, 03:03
“İnsan vücudunun hangi kısmını daha iyi tasarlayabilirdin?”

Bu harika bir soru, çünkü insan vücudunun neyin hayatta kalmak için işe yaradığını temsil eden pek çok kısmı, illa ki en iyi çalışan şekilleri olmak zorunda değil. Bu yüzden bu mühendislik harap, çapraşık ve bazen de berbat bir duruma düşebiliyor.

Mesela kim bu resme –doğuma yaklaşmış bir insan hamileliğinin anatomik modeli- bakıp da bunun gerçekten ve gerçekten hatalı bir mühendislik olduğunu düşünmez?

http://scienceblogs.com/denialism/images/Female%20reproduction.jpg

Değiştireceğim ilk şey kadınların üreme sistemi olurdu. İdeal olarak üreme sistemi ile boşaltım organları, enfeksiyon riskini arttıracak şekilde, aynı yeri paylaşmamalı ya da bu kadar iç içe olmamalı. Kalça kemiği biraz daha genişleyebilirdi böylece kadınlar gerçekten çoğunlukla kendilerini öldürmeden çocuk doğurabilirlerdi. Dahası insanlarda hamilelik ceninin aylarca mesane ve bağırsaklar üzerine oturmasına neden oluyor (ve doğum da bu kasları akut olarak zedeler), sonuç olarak doğum sonrası pek çok kadın idrarını tutma konusunda sorun yaşıyor, ve yaşlanmayla ve çok çocuk doğurmayla idrarını tutmakta sorun yaşama riski artıyor (bu sezaryenle engellenemiyor – demek ki hasar doğum sırasındaki bir akut travmadan çok ceninin mesane üzerindeki konumundan kaynaklı). Rahmin bu talihsiz yerleşimi dört ayak üstünden dik yürümeye geçişin bir sonucu gibi görünüyor. Normalde genellikle karın duvarına oturması gereken cenin, doğrudan iç organlar üzerine oturuyor.

Eminim kadınlar adet dönemlerine de bir alternatif isterlerdi. Genel olarak, her hamilikteki yüksek hastalık ve ölüm riskiyle birlikte, kadın üreme sistemi berbat. Tıbbın en büyük faydalarından biri çalışma ve doğum sırasında anne ve çocuk ölümlerindeki büyük azalma olmuştur – tabi sistem en başından adam gibi inşa edilseydi de fena olmazdı.



http://scienceblogs.com/denialism/2007/11/ask_a_scienceblogger_which_par.php 'dan Mark Hoofnagle

placebo
10-06-2009, 03:10
İkinci olarak düzelteceğim şey erkek üreme sisteminin pek çok bölümü olurdu. Öncelikle prostat önemsiz bir fonksiyon (prostat salgısı spermlerin hayatta kalma oranını bir parça arttırıyor) ve yüksek kanser riskiyle saçma sapan bir organ – bundan tamamen kurtulurdum. Sorun şu ki bu, tüpün çevresine sarılı bir bez ve yaşlandıkça şişip kolay idrar yapmayı engelliyor.

http://scienceblogs.com/denialism/images/Prostatelead.jpg

Bu artık hayatta kalmamız ve üreme verimliliğimiz açısından değerli bir katkı değil, ve bence pek çok erkek bizim hayatımızın son 30 yılını mors alfabesiyle idrar yaparak geçirmektense %1 daha az spermle daha mutlu olacağımız konusunda hemfikirdir. Alternatif olarak bu idrar yolunu sarmak yerine yalnızca yanında duran bir bez olsaydı, bunun ufak tefek faydalarından yan etkilerine katlanmak zorunda kalmadan yararlanabilirdik (kaçınılmaz prostat kanseri hariç). Ayrıca yukarıdaki resimde sperm kanalının prostat bezinden testise olan yoluna dikkat edin. Bu testislerin gelişim sırasında izlediği yolu gösteriyor. Bu yol karın duvarını incelterek bağırsakların doğrudan sperm kanalının yol açtığı boşluğa ya da dolaylı yoldan karın zarının inceldiği yere sıkışması sonucu fıtığa neden olabiliyor. Ayrıca testisler çok kolay zedelenebilir, bu kadar hassas organların bu kadar korunaksız bir durumda tutulması çok yazık –bu da iki ayaklılığın başka bir sonucu.

http://scienceblogs.com/denialism/2007/11/ask_a_scienceblogger_which_par.php

placebo
10-06-2009, 03:19
Düzelteceğim üçüncü şey insan saldırganlığı olurdu. Toplumsal açıdan uyumsuzluk yaratan, evrimsel açıdan işe yaramış ama şimdi pek bir işe yaramayan davranışlar var. Saldırganlık, kıskançlık, bencillik. Bunlar çoğunlukla insanlık için sorun yaratıyor, çok fazla şiddet eğilimli ve öfkelenmeye yatkınız.

Dördüncüsü eninde sonunda öldüren damar hastalıkları. Kalp krizine yol açan damar tıkanıklığı aslında ters tepmiş bir iyileşme sürecidir. Şu şeklide çalışır:

http://scienceblogs.com/denialism/images/atherosclerosis.jpg

Yaşlandıkça atardamarlarınızda yağ birikir. Bu iltihaba neden olur, akyuvarlar hücum edip yağı sökmeye çalışır ama bu etkili olmaz ve sonunda yağ ve akyuvar karışımı bir tabaka oluşur, ve vücudunuzun buna cevabı hepsinin üstünü düz kasla kapamaktır. Buna damar yenilenmesi (vascular remodelling) denir ve bu kan damarlarındaki normal iyileşme sürecinin uyarlanmış halidir. İltihaplı kitle ve çürüyen dokuyu kaplayan o güzel düz kas bozulduğunda ya da ölüp gittiğinde ölüyorsunuz. İltihaplı kitle birden bire yeniden kan dolaşımında ortaya çıkmış oluyor, topyekün pıhtılaşıp bir pıhtı kitlesi oluşturuyorlar ve bir anda kalbinizin ya da beyninizin büyük bir bölümüne kan gitmez oluyor. Bu miyokard enfarktüsüne dair son model. Tasarım hatasının yağ birikimi ve iltihap tepkisinde ya da iyileşme sürecinin başarısız olma eğiliminde (iltihaplı kitleyi kan dolaşımından saklayacak “istikrarsız” tabakalarda) olduğu düşünülebilir. Evrimsel açıdan bu bir sorun değildi. Kalp krizleri seni üredikten çok sonra öldüreceği için bu sistemin mükemmel çalışmasına çok gerek yoktu. Fakat eminim pek çoğumuz uzun sağlıklı ömürler sürebilmek için bir ilerleme görmek isteriz. Benzer şekilde yaşlanmayla birlikte damarların esnekliğini kaybetmesi, ya da damar sertliği ve bunu telafi etmek için yüksek kan basıncına yönelme de felci önleyecek şekilde geliştirilebilirdi.

placebo
10-06-2009, 03:24
Mesela vücuttaki pek çok sistemin tasarımındaki kusurlara dair bir kirli çamaşır listem var. Örneğin:Pankreas bütünüyle köhne bir organ, hasar görünce yenilenmesini sağlayacak bir kök hücre populasyonuna sahip değil ve yaşlanmayla birlikte neredeyse bütün insanlarda bozuluyor. Pankreasa insülin üretiminden sorumlu beta hücrelerinin yenilenmesini sağlayacak bir kök hücre populasyonu verirdim ve bütün insülin sistemi de yaşlanmayla ortaya çıkan insüline duyarsızlığı önleyecek şekilde geliştirilmiş olurdu.

*Yeme ve soluk alma için ortak açıklık kullanılması boğulma/boğazına kaçma riskleri gibi sorunlar yaratıyor. Yuttuğunuzda nefes borusu gırtlak kapağı tarafından kapatılır:

http://scienceblogs.com/denialism/images/throat.jpg

Bu küçük kıkırdak parçası yemeklerin yanlış boruya gitmesini önleyen tek şey. Vücutta birleşik işleve sahip pek çok sistemde olduğu gibi bence bu ideal değil. İşlevlerin ayrılması riski azaltır ama o zaman da dudakları ve dili seslendirme için kullanamazdık. Yani basit bir çözümüm yok ama bu bunu beğenmek zorunda olduğum anlamına gelmez.



http://scienceblogs.com/denialism/2007/11/ask_a_scienceblogger_which_par.php

placebo
10-06-2009, 03:31
*Safra depolamak içinse daha iyi bir sistem muhtemelen, sürekli safra yapmak ve bunu taş oluşumuna neden olan ve kolesistit ve pankreatit gibi şeylere yol açma riski olan safra kesesinde depolamak yerine doğrudan karaciğerden salgılamak olurdu.


*Sinüsler de başka bir antik özellik. Kafatasımızda, sinüs enfeksiyonu kapan insanların çok büyük bir külfet olduğu konusunda hemfikir olacağı bir sürü boşluk var. Daha kötüsü pek çok insanda iltihaplanan maksiller sinüsler yukarı doğru boşalıyorlar!

http://scienceblogs.com/denialism/Maxillary%20sinus.jpg



Deliğin nerde olduğunu görüyor musunuz? Ne kadar saçma değil mi?

Bu kafamızı yukarı doğru tutmamızın başka bir sonucu, sinüsteki delik artık mukusu kolaylıkla boşaltmaya yardımcı olacak konumda değil, bunu sonucu enfeksiyonlar çok yaygın.

*Bazı canlıların yaptığı gibi selülozu sindiremiyor olmamız çok yazık. Beslenmemizi büyük ölçüde genişletirdi ve vejetaryenliği çok daha verimli yapardı.

*20 yaş dişleri atalarımızdan kalma ve işe yaramazdır, ağrıya neden olurlar. Ya da çenemiz çok küçüktür. Dişlerimiz, muhtemelen yüzlerce yıldır yemekleri pişirmenin diş kalitesinin hayatta kalma konusundaki önemini azaltmasının bir sonucu olarak pek çok insanda zayıftır ve kötü yerleşmiştir.

*Mide ve anüsteki portosistemik anastomozlar basur ve yemek borusu varisleri gibi sırasıyla rahatsız edici ve ölümcül sorunlara yol açabiliyor.

*Dik yürümemize imkan tanımış olan omurga ve leğen kemiği değişimleri bel omurlarına aşırı yük binmesine neden olup sırt sorunlarına yol açıyor.

*Son olarak bazı canlılarda olduğu gibi uzuv kopmalarını iyileştiremiyoruz. Eğer kolum, bacağım koparsa tekrar geliştirmek için biraz semender geni istiyorum!


http://scienceblogs.com/denialism/2007/11/ask_a_scienceblogger_which_par.php

Mark Hoofnagle

Sapiens
10-06-2009, 21:20
Teşekkürler placebo. Güzel bir çalışma...

Hatta, ayrı bir konu olarak açılabilecek değerde bir çalışma olarak görüyorum burada anlatılanları.

Prof.Dr. Ali Demirsoy'un, insan tasarımındaki kusurlara ilişkin çalışmasından aktarabileceğimiz güzel bilgileri de konuya ekleyebilirim...

Saygılar...

Sapiens
10-06-2009, 23:35
Apandis:Histolojik yapısı incelendiğinde ihtiva ettiği bol miktardaki lenf nodülleri hemen dikkati çekmektedir. Son derece zengin bir kanlanmaya da sahip olan bu organın, "barsak-ilişkili lenfoid doku sistemi(GALT)"nin bir elemanı olarak işlev gördüğü anlaşılmıştır. Son çalışmalar apandisin aynı zamanda hormonal bir merkez olduğunu ve barsak homeostazının sağlanmasına da katkı sağladığını ortaya koymuştur. Apandisin ameliyatla çıkarıldığı durumlarda bazı hastalıkların görülme riskinin arttığı konusunda da son 40 yıla ait pek çok yayımlanmış bilimsel makale mevcuttur. Ancak henüz bu konuda genel bir mutabakata varılabilmiş değildir.

Sayın Nogada, daha önce yazmıştım, tekrar yazayım.

İnsan apandisi yaklaşık 10 cm boyunda ve solucan şeklindedir. Bağışıklık sistemine katıda bulunan lenfoid dokusu barındırır. Ama apandisin asli görevinin bu olduğunu anlamına gelmez. Eğer gerçekten tek ve asli görevi lenfoid dokusu barındırmak ve bağışıklık sistemine katkıda bulunmaksa neden solucan şeklindedir? Ayrıca neden kör bağırsağın ucunda bir uzantı olarak bulunur? Mesela ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denemez. Apandisdeki lenfoid dokusu pekala kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi yapacaktı. Neden ayrıca kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde bir uzantı çıksın? Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ama bu apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızda sindirim sisteminde bir görevi vardı.

Pelvis tabanının sağlam bir şekilde döşenebilmesi için ilgili kasların orta hatta tutunabileceği bir kemiğe ihtiyaç olduğu açıktır. Ayrıca bu kemik sabit bir destek noktası teşkil ederek fekal kontinansın sağlanmasına da katkıda bulunmaktadır. Sıkça iddia edildiği gibi bazı insanların kuyruklu doğduğu da doğru değildir.Kemik ve kıkırdak gibi temel kuyruk elemanlarından yoksun olan söz konusu yapı, çok nadir görülen bir doğumsal anomalidir.

Kuyruk sokumu kemiği kemiği kuyruğu bulunan memelilerde kuyruğun başlangıç noktasını oluşturur. İnsanda da bu kemik aynı yerde ve aynı şekliyle mevcuttur. Bazı kasların tutunma yeri olduğu doğrudur ama bu onun asli fonksiyonu değildir. Olmadığını iddia ettiğiniz kuyruklu insan doğumları da bilinen bir gerçektir. Kuyrukla doğan insanlarda bu kuyruk hep aynı yerde ve aynı şekildedir. 6 parmakla doğan bir çocuk için doğum anormalliği diyebilirsin ancak kuyruk doğum anormalliği değildir. Bu durumda insanda olmayan bir uzuv ortaya çıkmaktadır. Eğer bu bir doğum anormalliği ise, bazı insanlarda kanat veya boynuz çıkması gibi anormallikler de olması gerekirdi ama böyle bir şey görülmemektedir.

Google’da “human tail” yazıp, görsellerde arattırsan, kuyruklu doğan insanları görürüsün.

Erişkin insanların pek çoğunda çeneler yeterli büyüklüğe ulaşamadığından, yirmilik dişlerin çıkmasında problemler yaşanmaktadır. Çenelerin yeterli büyüklüğe ulaşamamasının nedeni, yumuşatılmış besinlerin beslenmedeki oranının artması ve bu nedenle çenelerin daha az kullanıldığı bir beslenme alışkanlığının benimsenmiş olmasıdır. Bu çevresel bir etkidir ve genetik bir farklılaşma olmadığına göre evrimle bir ilişkisi de yoktur.

Maymunlara bakarsan hepsinde 32 diş vardır ve Senin de söylediğin gibi insanların çoğunun çenesi bir takım faktörlerle küçülmüş ve bu yüzden çoğu insanda 20 yaş dişlerine yer kalmamış. Kimi insanlarda artk bu dişler çıkmıyor, kimilerinde ise yerli yerinde. İddianın aksine bu bir genetik farklılığa işaret eder. Biz buna evrim diyoruz :)

Resme bak (http://rationalrevolution.net/images/skullevopanhomo.jpg)

Buradaki resimde kafataslarımızın gelişimi görülmektedir. Beyin büyüdükçe çene küçülmüş, bugünkü duruma gelmiştir.

Başımızı soğuktan ve güneş ışınlarından koruyan saçlar, terin göze inmesini engelleyen kaşlar, göze gelen bir travmayı önceden fark ederek göz kapaklarını kapatan refleks mekanizmayı başlatan kirpikler, yabancı partiküller için bir filtre görevi gören burun ve kulak kılları vücudumuzdaki özelleşmiş kıllardır. Cinsel kimliğin kazanılmasında ve kişiliğin gelişiminde önemli rol oynayan seksüel kıllar da vardır. Ayrıca tüm vücuda yayılmış vücut kılları, köklerini saran zengin sinir ağı sayesinde bir dokunma reseptörü olarak görev yapmakta ve cisimlerin vücutla ilk temasını ve hareketini saptamaktadır.


Vücut kılları gereksizdir diye birşey söylemedim, tüylerin ürpermesine sebebiyet veren kontrol mekanizmasına artık ihtiyacımız olmadığını ifade ettim. Bunlar çok farklı şeyler. Ancak, vücut kıllarımızın atalarımıza nazaran büyük ölçüde azalmış olduğu da bir gerçektir.

Ağzımızdaki dişlerin şekilleri ve yüzey özellikleri yapacakları göreve en uygun bir biçimde tasarlanmıştır.Kesici dişer, düz ve keskin yüzeyleriyle adeta makasın iki ağzı gibi davranarak besinleri keser. Sivri yüzeyli olan köpek dişeri, sert gıdaların parçalanmasında görev alır. Girintili-çıkıntılı geniş yüzeyleriyle azı dişleri de besinleri öğütür.

Üst köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir. Fakat bizlerde bile, elini diş etinde gezdirirsen, bu gereğinden iri kökleri fark edersin. Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması yoktur.

Sesin hangi yönden geldiğinin belirlenmesinde kulak kepçesinin özel şeklinin de rolü vardır. Bu şeklin oluşmasında ve korunmasında kulağın iç ve dış kasları rol almaktadır.

Benim bahsettiğim olay farklı. İnsandaki ekstra kulak kasları, hayvanlarda görülen ve hayvanın kafasını çevirmeden kulağını istediği yöne döndürmek üzere kullandığı kaslar. Bu kaslar zayıflamış olarak bizde de mevcut ama kulağı biraz kımıldatmaktan öte fonksiyonu yok. Kulak kepçesinin pozisyonu bambaşka bir olay.

Uzun tendonu ve kas iğciklerinden zengin gövdesiyle proprioseptif duyunun sağlanmasında görev almakta ve gastrokinemus kasıyla koordineli çalışarak bacak hareketlerinin düzenli ve amaca uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesine yardımcı olmaktadır.

İnsan bacağının alt kısmında bulunan plantaris kası maymunlarda işe yarayan bir kastır. Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından, ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır. İnsanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz, Achilles tendonuna inip yok olur. İnsanların %10'unda bu kas artık mevcut değildir.

Sadece kadınlarda işlev görseler bile, memelerin erkeklerde de bulunması genetik bir zorunluluktur. Çünkü otozomal genler hem erkek hem de kadınlarda aynıdır.

Diğer konulardan ben yazımda hiç bahsetmemiştim, neden koyduğunu anlayamadım ama bir tanesine değinmeden geçemeyeceğim ki, bu erkek memeleridir.

Erkek Memeleri (http://img508.imageshack.us/img508/758/8malebreastay0.jpg)

Erkek memelerinin altında kadınlarda olduğu gibi göğüs dokusu mevcuttur. Hiçbir fonksiyonu olmadığı gibi, birçok erkek göğüs kanserinden hayatını kaybetmektedir. Memelerin erkeklerde bulunması gerektiğini söylemişsin, çok doğru, bunu zaten evrim söylemektedir. Erkek memeleri, cinsiyetin yasam suresi boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntıdır.

İşin dini boyutuna gelince… Önce Adem’în yaratıldığını, Havva’nın Adem’den sonra yaratıldığını düşünürsek, Adem’in memelerle yaratılmış olmasını da izah etmen gerekir. Ayrıca, erkeklerin memelerinin olması genetik bir zorunluluktur derken, ol deyince olan Tanrı’nın kudretini sorguladığının farkında mısın acaba?

Saygılar…

cyctec3
13-09-2009, 01:18
Sayın Nogada, daha önce yazmıştım, tekrar yazayım.

İnsan apandisi yaklaşık 10 cm boyunda ve solucan şeklindedir. Bağışıklık sistemine katıda bulunan lenfoid dokusu barındırır. Ama apandisin asli görevinin bu olduğunu anlamına gelmez. Eğer gerçekten tek ve asli görevi lenfoid dokusu barındırmak ve bağışıklık sistemine katkıda bulunmaksa neden solucan şeklindedir? Ayrıca neden kör bağırsağın ucunda bir uzantı olarak bulunur? Mesela ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denemez. Apandisdeki lenfoid dokusu pekala kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi yapacaktı. Neden ayrıca kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde bir uzantı çıksın? Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ama bu apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızda sindirim sisteminde bir görevi vardı.



Kuyruk sokumu kemiği kemiği kuyruğu bulunan memelilerde kuyruğun başlangıç noktasını oluşturur. İnsanda da bu kemik aynı yerde ve aynı şekliyle mevcuttur. Bazı kasların tutunma yeri olduğu doğrudur ama bu onun asli fonksiyonu değildir. Olmadığını iddia ettiğiniz kuyruklu insan doğumları da bilinen bir gerçektir. Kuyrukla doğan insanlarda bu kuyruk hep aynı yerde ve aynı şekildedir. 6 parmakla doğan bir çocuk için doğum anormalliği diyebilirsin ancak kuyruk doğum anormalliği değildir. Bu durumda insanda olmayan bir uzuv ortaya çıkmaktadır. Eğer bu bir doğum anormalliği ise, bazı insanlarda kanat veya boynuz çıkması gibi anormallikler de olması gerekirdi ama böyle bir şey görülmemektedir.

Google’da “human tail” yazıp, görsellerde arattırsan, kuyruklu doğan insanları görürüsün.



Maymunlara bakarsan hepsinde 32 diş vardır ve Senin de söylediğin gibi insanların çoğunun çenesi bir takım faktörlerle küçülmüş ve bu yüzden çoğu insanda 20 yaş dişlerine yer kalmamış. Kimi insanlarda artk bu dişler çıkmıyor, kimilerinde ise yerli yerinde. İddianın aksine bu bir genetik farklılığa işaret eder. Biz buna evrim diyoruz :)

Resme bak (http://rationalrevolution.net/images/skullevopanhomo.jpg)

Buradaki resimde kafataslarımızın gelişimi görülmektedir. Beyin büyüdükçe çene küçülmüş, bugünkü duruma gelmiştir.




Vücut kılları gereksizdir diye birşey söylemedim, tüylerin ürpermesine sebebiyet veren kontrol mekanizmasına artık ihtiyacımız olmadığını ifade ettim. Bunlar çok farklı şeyler. Ancak, vücut kıllarımızın atalarımıza nazaran büyük ölçüde azalmış olduğu da bir gerçektir.



Üst köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir. Fakat bizlerde bile, elini diş etinde gezdirirsen, bu gereğinden iri kökleri fark edersin. Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması yoktur.



Benim bahsettiğim olay farklı. İnsandaki ekstra kulak kasları, hayvanlarda görülen ve hayvanın kafasını çevirmeden kulağını istediği yöne döndürmek üzere kullandığı kaslar. Bu kaslar zayıflamış olarak bizde de mevcut ama kulağı biraz kımıldatmaktan öte fonksiyonu yok. Kulak kepçesinin pozisyonu bambaşka bir olay.



İnsan bacağının alt kısmında bulunan plantaris kası maymunlarda işe yarayan bir kastır. Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından, ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır. İnsanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz, Achilles tendonuna inip yok olur. İnsanların %10'unda bu kas artık mevcut değildir.



Diğer konulardan ben yazımda hiç bahsetmemiştim, neden koyduğunu anlayamadım ama bir tanesine değinmeden geçemeyeceğim ki, bu erkek memeleridir.

Erkek Memeleri (http://img508.imageshack.us/img508/758/8malebreastay0.jpg)

Erkek memelerinin altında kadınlarda olduğu gibi göğüs dokusu mevcuttur. Hiçbir fonksiyonu olmadığı gibi, birçok erkek göğüs kanserinden hayatını kaybetmektedir. Memelerin erkeklerde bulunması gerektiğini söylemişsin, çok doğru, bunu zaten evrim söylemektedir. Erkek memeleri, cinsiyetin yasam suresi boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntıdır.

İşin dini boyutuna gelince… Önce Adem’în yaratıldığını, Havva’nın Adem’den sonra yaratıldığını düşünürsek, Adem’in memelerle yaratılmış olmasını da izah etmen gerekir. Ayrıca, erkeklerin memelerinin olması genetik bir zorunluluktur derken, ol deyince olan Tanrı’nın kudretini sorguladığının farkında mısın acaba?

Saygılar…


Sana endokronoloji okumanı tavsiye ediyorum. BU sayede biraz olsun sistemler hakkında afrizma savurmadan önce daha tutarlı olursun.

şu insan memelerine gelelim; evet güzel bir soru, neden insan oğlunda meme var? neden 32 diş var? neden neden? ama önce şunu sorayım; neden eklemlerin rulmandan değil? neden kafa tasım kompozit malzeme değil? neden insanda hayvanlar gibi kafaya göze sahip?

ey bre dinsiz arkdaşlar.

okuyun okuyun, Ne der yaradan; biz insanı ete bürüdük ve ona ruhumzdan üfleyerek diğer canlılardan farklı kıldık.

sayın volf hala mı şüpeniz var?

cyctec3
13-09-2009, 01:22
“İnsan vücudunun hangi kısmını daha iyi tasarlayabilirdin?”

Bu harika bir soru, çünkü insan vücudunun neyin hayatta kalmak için işe yaradığını temsil eden pek çok kısmı, illa ki en iyi çalışan şekilleri olmak zorunda değil. Bu yüzden bu mühendislik harap, çapraşık ve bazen de berbat bir duruma düşebiliyor.

Mesela kim bu resme –doğuma yaklaşmış bir insan hamileliğinin anatomik modeli- bakıp da bunun gerçekten ve gerçekten hatalı bir mühendislik olduğunu düşünmez?

http://scienceblogs.com/denialism/images/Female%20reproduction.jpg

Değiştireceğim ilk şey kadınların üreme sistemi olurdu. İdeal olarak üreme sistemi ile boşaltım organları, enfeksiyon riskini arttıracak şekilde, aynı yeri paylaşmamalı ya da bu kadar iç içe olmamalı. Kalça kemiği biraz daha genişleyebilirdi böylece kadınlar gerçekten çoğunlukla kendilerini öldürmeden çocuk doğurabilirlerdi. Dahası insanlarda hamilelik ceninin aylarca mesane ve bağırsaklar üzerine oturmasına neden oluyor (ve doğum da bu kasları akut olarak zedeler), sonuç olarak doğum sonrası pek çok kadın idrarını tutma konusunda sorun yaşıyor, ve yaşlanmayla ve çok çocuk doğurmayla idrarını tutmakta sorun yaşama riski artıyor (bu sezaryenle engellenemiyor – demek ki hasar doğum sırasındaki bir akut travmadan çok ceninin mesane üzerindeki konumundan kaynaklı). Rahmin bu talihsiz yerleşimi dört ayak üstünden dik yürümeye geçişin bir sonucu gibi görünüyor. Normalde genellikle karın duvarına oturması gereken cenin, doğrudan iç organlar üzerine oturuyor.

Eminim kadınlar adet dönemlerine de bir alternatif isterlerdi. Genel olarak, her hamilikteki yüksek hastalık ve ölüm riskiyle birlikte, kadın üreme sistemi berbat. Tıbbın en büyük faydalarından biri çalışma ve doğum sırasında anne ve çocuk ölümlerindeki büyük azalma olmuştur – tabi sistem en başından adam gibi inşa edilseydi de fena olmazdı.



http://scienceblogs.com/denialism/2007/11/ask_a_scienceblogger_which_par.php 'dan Mark Hoofnagle

sayın placebo; tiroid dokusu hastalık sebebi ile olmayan hastalar için bir tiroid sistemi kursanızda milyonlarca insan sıkıntı çekmese?

yani tıbbiyeye gerçek anlamda hizmet etseniz? siz bırakın yeni tasarımı, var olan sistemlerde oluşan arızaları giderebilinde gerisinde bende size yardımcı olayım.

tensiz.denek
13-09-2009, 11:02
Sayın cyctec23,

sayın volf hala mı şüpeniz var?
Bize okumamızı öneriyorsunuz fakat sanırım siz okumuyorsunuz. wolf arkadaşımız nickini değiştirmiş, sapiens olmuştur. Eğer iletilerine biraz dikkat edip okusaydınız görürdünüz.

şu insan memelerine gelelim; evet güzel bir soru, neden insan oğlunda meme var? neden 32 diş var? neden neden? ama önce şunu sorayım; neden eklemlerin rulmandan değil? neden kafa tasım kompozit malzeme değil? neden insanda hayvanlar gibi kafaya göze sahip?

Bu yukarıdaki sorulara verdiğiniz yanıtlar;

okuyun okuyun, Ne der yaradan; biz insanı ete bürüdük ve ona ruhumzdan üfleyerek diğer canlılardan farklı kıldık.
Bunlar mı?
Çünkü yanıt verdiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Verdiğiniz yanıt ile yukarıdaki sorunun hiçbir alakası yoktur. Sıkıştığınızda sorunun cevabını tanrılara havale ederek belki kendinizi tatmin edebilirsiniz fakat evrensel bilgiye ulaşamazsınız.

Saygılar,

placebo
13-09-2009, 11:17
sayın placebo; tiroid dokusu hastalık sebebi ile olmayan hastalar için bir tiroid sistemi kursanızda milyonlarca insan sıkıntı çekmese?

yani tıbbiyeye gerçek anlamda hizmet etseniz? siz bırakın yeni tasarımı, var olan sistemlerde oluşan arızaları giderebilinde gerisinde bende size yardımcı olayım.

Hangi cemaatten yolladılar yahu sizi?Sayfa sayfa dolaşıp çemkiriyorsunuz..Tebliğ için tam adamlarına çattınız..

cyctec3
13-09-2009, 11:21
Sayın cyctec23,


Bize okumamızı öneriyorsunuz fakat sanırım siz okumuyorsunuz. wolf arkadaşımız nickini değiştirmiş, sapiens olmuştur. Eğer iletilerine biraz dikkat edip okusaydınız görürdünüz.



Bu yukarıdaki sorulara verdiğiniz yanıtlar;


Bunlar mı?
Çünkü yanıt verdiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Verdiğiniz yanıt ile yukarıdaki sorunun hiçbir alakası yoktur. Sıkıştığınızda sorunun cevabını tanrılara havale ederek belki kendinizi tatmin edebilirsiniz fakat evrensel bilgiye ulaşamazsınız.

Saygılar,

Öncelikle hala volf demem kasten. Bu kast amacına ulaşmış durumda, bu sizin mesajınızdan anlaşılmakta.

Aslında verdiğim yanıt açık ve net. Bilim ilede alakasız değil. Ama anlaması zor olabilir çünki açmadım.

Açmak icab ettiği için ve konjektür şu an müsait olduğu için açalım.Hali hazırda zihniniz bu soruyu sorduğu için cevabada hazır.

Sayın tensiz değnek cevap şudur: İster şebek gibi olalım ister orangutan ister fil ister karınca ister boğa, ayırıcı özellik bu değildir. İnsan bedeni veya diğer herhangi bir şeyin(meme, kıl tüy) bir birine benzemesi kadar doğal bir şey yoktur. Her zaman şu bilinmelidir. Allah evrenide bir süreçiçinde yarattı. Kurallarını koydu ve rotasını çizdi. Bu doğrultuda her şey bilimle paralel gelişti ve ortaya çıktı. Bu bağlamda insanın diğer canlılardan tek farkı ve onu farklı kılan şey Ruhu ve aklı. Bu bağlamda insan memesi, köpek dişleri, 20 lik dişler vb durumlardan dolayı yaratanı red etmek mantıksız.

Temel fizik kuralı; Hiç bir madde yoktan var vardan yok edilemez!

o zaman sizin avrlığınız bir varlığın ispatı olduğu için bu fizik kuralını şöyle genişlete biliriz;

Eğer madde sonsuzdan beri var ise bunu var eden gerçekte sonsuz beri vardır.


not:::belki bir çok grift konu cevabımda yer almış olabilir, burdaki amacımda başka sorular alıp olayı genişletmek olup salaklığım konusunda bir kanıya varmayasınız.:spider:

cyctec3
13-09-2009, 11:26
Hangi cemaatten yolladılar yahu sizi?Sayfa sayfa dolaşıp çemkiriyorsunuz..Tebliğ için tam adamlarına çattınız..

inanın her hangi bir cemaate üye değilim ve hiç bir temasımda olmadı.

Benim amacım tebliğde değil.

sizle uraşmamadaki amaç akıllı insanlar olmanız, araştırmanız ve cesaretli olmanız. En azından diğerlerinden daha az yobazsınız.

inanın inanmanız veya inanmanız beni bir gram enterese etmiyor. Hatta şu an en yakın arkadaşlaımdan biri, her akşam beraber çay içtiğim adam bir deist. Oturup onlada bunları tartışabiliyoruz. Neden aykırı bir görüş sizi sıkıyor? tartışma ve gelişme bu değilmidir?

Sapiens
13-09-2009, 11:54
Öncelikle 50 paragraflık yanıtı aynen alıntılama, hoş olmuyor.

Sana endokronoloji okumanı tavsiye ediyorum. BU sayede biraz olsun sistemler hakkında afrizma savurmadan önce daha tutarlı olursun.

Konu endokronoloji olunca bilim adamlarının yazdıklarını okumamı istiyorsun da, konu evrim olunca neden bilim adamlarının yazdıklarını oku demiyorsun? Bilimi inançlara aykırı olan ve olmayan diye tasnif mi edeceğiz yani?

Madem bu kadar bilimin içindesin, bilimin kabul ettiği bir olguya hangi sebeple, hangi cüretle karşı çıkıyorsun?

http://www.tuba.gov.tr/userfiles/file/files_tr/haberler/Evolution%20statement.pdf (http://www.tuba.gov.tr/userfiles/file/files_tr/haberler/Evolution%20statement.pdf)

şu insan memelerine gelelim; evet güzel bir soru, neden insan oğlunda meme var? neden 32 diş var? neden neden? ama önce şunu sorayım; neden eklemlerin rulmandan değil? neden kafa tasım kompozit malzeme değil? neden insanda hayvanlar gibi kafaya göze sahip?

Evrim teorisi der ki, bir türden ortaya çıkan yeni türler, atalarının çeşitli özelliklerini miras olarak alır. Atalarında olmayan bir şeyin sende olmasını bekleyemezsin...

ey bre dinsiz arkdaşlar.

okuyun okuyun, Ne der yaradan; biz insanı ete bürüdük ve ona ruhumzdan üfleyerek diğer canlılardan farklı kıldık.

Bre dinli arkadaş,

Aç oku, biraz bilim öğren. Okumayı sevmiyorsan vidyoları da izleyebilirsin...

www.evrimteorisi.org (http://www.evrimteorisi.org)

sayın volf hala mı şüpeniz var?

İnan bana, zerre kadar şüphem yok. Zaten olsaydı bu şekilde düşünmeye cesaret edemezdim...

placebo
13-09-2009, 11:59
inanın her hangi bir cemaate üye değilim ve hiç bir temasımda olmadı.

Benim amacım tebliğde değil.

sizle uraşmamadaki amaç akıllı insanlar olmanız, araştırmanız ve cesaretli olmanız. En azından diğerlerinden daha az yobazsınız.

inanın inanmanız veya inanmanız beni bir gram enterese etmiyor. Hatta şu an en yakın arkadaşlaımdan biri, her akşam beraber çay içtiğim adam bir deist. Oturup onlada bunları tartışabiliyoruz. Neden aykırı bir görüş sizi sıkıyor? tartışma ve gelişme bu değilmidir?

Hımm..Demek aydın birisiniz.Selamsız sabahsız aniden ortaya çıkınca korktum sanırım..Önceden kendinizi tanıtsaydınız sizi bu şekilde değerlendirmez, Gepetto usta'nın mahdumlarından mısınız?diye sorardım en azından :)..

Hoşgeldiniz cyctec3

tensiz.denek
13-09-2009, 14:39
Öncelikle hala volf demem kasten. Bu kast amacına ulaşmış durumda, bu sizin mesajınızdan anlaşılmakta.

Neden kasten volf adıyla çağırdığınız öğrenebilir miyiz bir sakıncası yoksa? Meraktan soruyorum. Heralde yeterince akıllı değiliz ki neyi kast etmiş olabileceğinizi anlamamışız.

Aslında verdiğim yanıt açık ve net. Bilim ilede alakasız değil. Ama anlaması zor olabilir çünki açmadım.

Anlamasının zor olup olmadığına siz değil biz karar veririz. Birşeyler biliyorsanız anlatmaktan çekinmeyin. Forumun amacı bilgi paylaşımıdır.

Sayın tensiz değnek cevap şudur: İster şebek gibi olalım ister orangutan ister fil ister karınca ister boğa, ayırıcı özellik bu değildir. İnsan bedeni veya diğer herhangi bir şeyin(meme, kıl tüy) bir birine benzemesi kadar doğal bir şey yoktur. Her zaman şu bilinmelidir. Allah evrenide bir süreçiçinde yarattı. Kurallarını koydu ve rotasını çizdi. Bu doğrultuda her şey bilimle paralel gelişti ve ortaya çıktı. Bu bağlamda insanın diğer canlılardan tek farkı ve onu farklı kılan şey Ruhu ve aklı. Bu bağlamda insan memesi, köpek dişleri, 20 lik dişler vb durumlardan dolayı yaratanı red etmek mantıksız.

Kısacası sorulan soruya cevabınız "tabiki erkeklerde memeler olacak allah öyle yaratmış" tan öteye gitmiyor. Ayrıca kimse insan karınca ve boğanın ayırıcı özelliklerinden bahsetmedi. Soruya cevap vermeden başka şeylerden bahsediyorsunuz. Burada kıllar veya köpek dişlerinden bahsederek konuyu saptırmanıza gerek yok. Konumuz: "madem insan kusursuz yaratılmıştır o halde neden gereksiz organellere sahibiz." Eğer allahın meleklerine neden erkek insanları memeleriyle yaratmaları emrini verdiğini biliyorsanız buyurun anlatmaktan çekinmeyin. Bizde anlamaya çalışmaya çekinmeyeceğiz.

Biz erkek memelerinin varlığı dolayısıyla allahın varolmadığını kanıtlamıyoruz. Erkeklerin memeleri gibi gereksiz organlarının varolmasının memelilerin ortak özelliği olduğunu ve bunun bütün memeli canlıların ortak bir atadan geldiğinin güzel bir göstergesi olduğunu söylüyoruz.

Temel fizik kuralı; Hiç bir madde yoktan var vardan yok edilemez!

o zaman sizin avrlığınız bir varlığın ispatı olduğu için bu fizik kuralını şöyle genişlete biliriz;

Eğer madde sonsuzdan beri var ise bunu var eden gerçekte sonsuz beri vardır.

Bu söylemlerinizin konumuzla alaksı yok. Evet sayın cyctec3, hiçbir madde yoktan varolmaz. Madde enerjidir dolayısıyla maddenin varolabilmesi için enerji gereklidir. Eğer konuyu bigbang'e saptıracaksanız size sicim kuramını ve sicim kuramının sonuçlarının bigbang'den önce varolan evrenleri nasıl açıkladığı hakkında biraz bilgi edinmenizi öneririm.

not:::belki bir çok grift konu cevabımda yer almış olabilir, burdaki amacımda başka sorular alıp olayı genişletmek olup salaklığım konusunda bir kanıya varmayasınız.:spider:

Not olarak mesajı açmış olmanız bu başlıkta bunun tartışılması gerekiği anlamına gelmiyor. İsterseniz farklı bir başlık açın veya bu konuda daha önce yazılmış başlıklara yazın, o konuyu orada tartışalım.

Saygılar,

umut16111978
13-09-2009, 15:07
Arkadaşlar merhaba ben sitede daha bir kaç günlüğüm ve hızlı bir şekilde gerek sizlerin gerekse site içereisinde ki yazıları son sürat tabi anlayarak okuyup takip ediyrum bir tane arkadaşımız apandisin konusun da ikilem de kalmış bende daha önce aynı sorun içerisinde kaldım ve ince bir araştırma yaptım ve apandisin üzerinde yurt dışında ( daha çok değil bu sene içerisinde ) yeni bir özellik keşfetmişler apandisin bağışıklık sisteminde olumlu etkileri varmış

umut16111978
13-09-2009, 15:25
arkadaşlar akıllı tasarım ile evrimi tartışmışlar benimde bir sorum olacak herşeyi bir yana koyalım ( tabi kesinlikle bir yana koyulacak şeyler değilller ) kuyruk sokumunu dişleri tüyleri vs. benim kafama takılan en çok şu olmuştur islamiyette deniliyor ki allah hakimdir abes iş yapmaz peki tüm inançlı kardeşlerime soruyorum kur_an diyor ki bizler adem ile havvadan geldik yani ne demek istiyor o an dünya da bir başka insan yok o zaman herkezin de bildiği gibi bizler sade ve sadece bu ikisinden doğan çocuklarla üremişiz e peki soruyorum sizlere bu nasıl bir anlayıştır ki bana bu konu hakkında verilen cevaplar beni mütmain etmedi zaten edemezler de deniliyor ki adem ile havvadan doğan çocuklar çaprazlama birbirileriyle çiftleştiriliyorlardı o zaman ki zaruriyetten bu böyle uygundu alaah öyle uygun görmüş biz bilemeyiz denip kapanıyor iyide allah neden bu kıtada ve diğer kıtalar da birer tane adem ile havva yaratmamış bu şimdi olsa bize sapık derler ki bu evrimin ilk zamanlarında yaşanan olaylardır aslında anaerklik ataerklik dönemlerinde ya da daha önce şu antam olarak hatırlamıyorum

Sapiens
13-09-2009, 17:16
Neden kasten volf adıyla çağırdığınız öğrenebilir miyiz bir sakıncası yoksa? Meraktan soruyorum. Heralde yeterince akıllı değiliz ki neyi kast etmiş olabileceğinizi anlamamışız.

Bu konudaki tahminim şu şekilde...

cyctec3 isimli bu arkadaş aslında, bu konunun 31-98 numaralı postları arasında epeyce bir yazı yazmış olan cyctec2'nin ta kendisi. Benim eski kullanıcı adımı bildiğinden, kendince "yemezler" demeye getiriyor. Sanki ortada yedirilecek bişey varmış gibi... Nick değiştirme talepleri konu başlığında kimin ne sebeple, ne şekilde açıkça belirtiliyor zaten. Kimseden saklı, gizli birşey yok...

Bunun dışında bir sebep varsa bilemem. Acizane aklım ancak bu kadarını düşünebiliyor.

Sapiens
13-09-2009, 17:32
Arkadaşlar merhaba ben sitede daha bir kaç günlüğüm ve hızlı bir şekilde gerek sizlerin gerekse site içereisinde ki yazıları son sürat tabi anlayarak okuyup takip ediyrum bir tane arkadaşımız apandisin konusun da ikilem de kalmış bende daha önce aynı sorun içerisinde kaldım ve ince bir araştırma yaptım ve apandisin üzerinde yurt dışında ( daha çok değil bu sene içerisinde ) yeni bir özellik keşfetmişler apandisin bağışıklık sisteminde olumlu etkileri varmış

Bunu daha önce birkaç yerde izah etmiştim ama senin için kısaca özetleyeyim.

Apandis üzerinde vücudun bağışıklık sistemini sağlayan lenfoid dokusu olduğu doğrudur. Ancak örneğin ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu durum ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denilemez.

Apandisdeki lenfoid dokusu kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi görebilirdi. Yani, kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde ayrıca bir apandis uzantısı çıkmasına gerek yoktu.

Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ancak bu durum apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızın sindirim sisteminde selülozun sindirilmesi gibi bir görevi vardı. Bugün apandise sahip olan birçok hayvan türünde, özellikle yapraklar gibi sindirilmesi zor bitkilerdeki selülozun sindirilmesini apandis sağlamaktadır.

Ayrıca her bir insan için %7 oranda apandis patlaması olasılığı vardır ve kısa zamanda tıbbi müdahale olmazsa insan hayatını kaybeder. Yelkenli ile dünya turuna çıkanlar apandislerini aldırmadan asla gitmezler. Rahmi Koç da tura çıkmadan bunu yapmıştı. Bügün yeryüzünde apandisini aldırmış olup da sağlıklı bir şekilde yaşayan milyonlarca insan mevcuttur.

Dolayısıyla, apandis körelmiş bir organdır. Evrim teorisi körelmiş organların mutlaka kaybolacağını söylemez. Bunu söyleyen Lamarck'tır ve bu hipotez yanlışlanmıştır.

cyctec3
15-09-2009, 23:52
Bunu daha önce birkaç yerde izah etmiştim ama senin için kısaca özetleyeyim.

Apandis üzerinde vücudun bağışıklık sistemini sağlayan lenfoid dokusu olduğu doğrudur. Ancak örneğin ince bağırsak üzerinde de lenfoid dokuları vardır ama bu durum ince bağırsağı bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz ve ince bağırsağın asli görevi bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır denilemez.

Apandisdeki lenfoid dokusu kör bağırsak üzerinde olsaydı da aynı işi görebilirdi. Yani, kör bağırsağın ucundan bir solucan şeklinde ayrıca bir apandis uzantısı çıkmasına gerek yoktu.

Lenfoid dokuları vücutta değişik yerlerde bulunurlar. Apandis de bu yerlerden sadece bir tanesidir. Ancak bu durum apandisi bağışıklık sisteminin bir organı yapmaz. Apandis kör bağırsağın bir uzantısıdır ve atalarımızın sindirim sisteminde selülozun sindirilmesi gibi bir görevi vardı. Bugün apandise sahip olan birçok hayvan türünde, özellikle yapraklar gibi sindirilmesi zor bitkilerdeki selülozun sindirilmesini apandis sağlamaktadır.

Ayrıca her bir insan için %7 oranda apandis patlaması olasılığı vardır ve kısa zamanda tıbbi müdahale olmazsa insan hayatını kaybeder. Yelkenli ile dünya turuna çıkanlar apandislerini aldırmadan asla gitmezler. Rahmi Koç da tura çıkmadan bunu yapmıştı. Bügün yeryüzünde apandisini aldırmış olup da sağlıklı bir şekilde yaşayan milyonlarca insan mevcuttur.

Dolayısıyla, apandis körelmiş bir organdır. Evrim teorisi körelmiş organların mutlaka kaybolacağını söylemez. Bunu söyleyen Lamarck'tır ve bu hipotez yanlışlanmıştır.

bağışıklık sistemine ait bazı organların alınması hiç bir şey kaybettirmez diyecek kadar olguya sahip olduğunuzu sanmıyorum.

Apandisti alınmış olguların incelendiği araştırmalrı inceleyiptemi bunu söylüyorsunuz veya başka yöntemler ile tıbbi kanılara varmaktasınız?


Şimdi size benim bilhassa incelediğim bir konu ile örnek vereyim.

Daha önceleri tiroid malign hastalıklarda komple tiroid diseksiyonu yapmak tibben makbuldu. ama bunun doğru olmadığı ilerleyen zamanlarda anlaşıldı, daha düne kadar bu tarz birproblemde buna başvuruluyordu ama tiroid diseksiyonunun anlamsız olduğu yakın zamanda anlaşıldı. hatta literatürü takip etmeyen doktora falan denk gelip kaptırmayın tiroidinizi sakın ha:)

sayın sapiens ; tip biliminde temel aslında tecrübedir. bu bağlamda olgular temeldir. apandistin alınmasının hiç bir probleme sebeb olmadığına dair olgusal bir çalışma var ise bizimle paylaşında söylediklerinizin anlamlılığı bilimsel olarak(şu an ki zaman için) tutarlı olsun.:washing:

Sapiens
23-09-2009, 20:56
bağışıklık sistemine ait bazı organların alınması hiç bir şey kaybettirmez diyecek kadar olguya sahip olduğunuzu sanmıyorum.

Apandisti alınmış olguların incelendiği araştırmalrı inceleyiptemi bunu söylüyorsunuz veya başka yöntemler ile tıbbi kanılara varmaktasınız?

apandistin alınmasının hiç bir probleme sebeb olmadığına dair olgusal bir çalışma var ise bizimle paylaşında söylediklerinizin anlamlılığı bilimsel olarak(şu an ki zaman için) tutarlı olsun.

Peki, apandisi alınanların -operasyon sorunları hariç- bir sorun yaşadıklarına dair bir çalışma var mı?

Körelmiş organ, fonksiyon kaybına uğramış organdır. Apandis, başka memelilerde başka fonksiyonlar gören bir organdır. Bu fonksiyonların büyük kısımını kaybetmiş, bir kaç tali fonksiyon ile kalmıştır.

Eğer hiç bir fonksiyonu, hiç bir faydası olmasaydı, zaten tıpkı solungaçlar, sırt yüzgeci, kuyruk vs. ya da yılanların kalça kemikleri gibi, külliyeten yok olmasını beklememiz gerekirdi...

cyctec3
24-09-2009, 00:31
Peki, apandisi alınanların -operasyon sorunları hariç- bir sorun yaşadıklarına dair bir çalışma var mı?

Körelmiş organ, fonksiyon kaybına uğramış organdır. Apandis, başka memelilerde başka fonksiyonlar gören bir organdır. Bu fonksiyonların büyük kısımını kaybetmiş, bir kaç tali fonksiyon ile kalmıştır.

Eğer hiç bir fonksiyonu, hiç bir faydası olmasaydı, zaten tıpkı solungaçlar, sırt yüzgeci, kuyruk vs. ya da yılanların kalça kemikleri gibi, külliyeten yok olmasını beklememiz gerekirdi...

sayın sapiens ; şu an ki teknoloji ve tıpbirikiminin cevap vermediği veya olgu sunamadığı durumlar için kesin kanıları vermek yanlış olur.

size yine tiroitten örnek vereceğim.

birleşik devletlerde tiroit dokusu 4 parça olarak incelenirken ülkemizde iki parça inceleniyor. biz sağ ve sol lob diyoruz onlar paratiroid timus sağ ve sol lob diyor. kısa bir süre önce paratiroit ile diğer kısımlar arasında bir fark görtmeyen insan oğlu artık bu farkı görmekte.


birde unutmadan sayın sapiens ; size ben bir soru sorayım. siz bazı terimleri kulllanıyorsunuz ama bu terimler hakkındaki bilimsel görüşleinizide merak ettim. sayın sapiens sizce bir organ nasıl körelir? bu organın kullanılmayan bir organ olduguna dair verilere beden nasıl ulaşırda bunun körelmesine karar verir? yada evrimsel süreci devam ettiren sistem nedir? (lütfen bana doğal seleksiyon kolaycılıgından bahsetmeden bilimsel bir cevap verin)

yada böyle bir sistem varmıdır? EĞER VARSA bu sisteme sistem olma özelliği nasıl ortaya çıkmıştır?

birde daha önceden sordugun bir soruyu yenileyeyim.

ilk rna nasıl ortaya çıkmıştır?

sayın sapiens ben evrimsel süreci daha doğrusu dünya üzerinde canlılığın varlığonı ve adaptasyonel yetenekleri ile değişen şartlara uyum sağlamasını sağlayan sistemlere sizin idealist isimler vermeniz kavramlarınızı bilimsel kılmaz. sadece ideolojik kılar.

aslında şuna benzer; "dünya yuvarlaktır , kahrolsun ispanya kralı " demekle bir çok evrim savunucusunun söylemi arasında bir gram fark yoktur.

şimdi burada dünyanın yuvarlak olması veya elips olması bilimsel gerçeği ile ispanya kralına kahrolsun demek izah gerektirir. bende ideolojik bilim derim buna.

sayın sapiens adaptasyon yani uyum sağlama her canlının genlerinde var.

ama bana kimse bu genetik dizimlerin tesadüfler sonucu oluştugunu ispatlayamaz veya beni buna matematiksel veya bilimsel olarak ikna edemez.

bazı bilim adamlarının savlarında araya gen kaçması:) , genetik buzunma sonucu ortaya çıkan genlerin içinden ortaya çıkan mutasyonlar sonucu doğal seleksiyon yolu ile iyi olanların doğada yaşam şansı bulmaları(lütfen bana yararlı bir mutasyon gösterinde size gülmeyeyim) vb savlar bu sistemi açıklamaz.

var olan sistem çok ama çok daha başka tesadüften öte bir sistem.

cyctec3
24-09-2009, 00:42
Peki, apandisi alınanların -operasyon sorunları hariç- bir sorun yaşadıklarına dair bir çalışma var mı?

Körelmiş organ, fonksiyon kaybına uğramış organdır. Apandis, başka memelilerde başka fonksiyonlar gören bir organdır. Bu fonksiyonların büyük kısımını kaybetmiş, bir kaç tali fonksiyon ile kalmıştır.

Eğer hiç bir fonksiyonu, hiç bir faydası olmasaydı, zaten tıpkı solungaçlar, sırt yüzgeci, kuyruk vs. ya da yılanların kalça kemikleri gibi, külliyeten yok olmasını beklememiz gerekirdi...


sayın sapiens ;

APANDİS DEDİNİZ SİZİNLE BİRAZ LENFOTİK SİSTEM KONUŞALIM. sayın sapiens ; şimdi sizin bademciklerinizin alınması onların yokluğu sizin hissetiğiniz bir sıkıntı yaratmıca için onların körelmiş oldunu mu gosterır?

ama sayın sapiens tüm lenf nodlarınızı alsalar ne olur bılıyormusunuz?

yada daha bebek iken bademcıkelrınızı alsalar nasıl birsorunla karşılasırsınız bılıyormusunuz? sayın sapiens bademciklerin bebek iken ve ergen ikenki varlıklarının farklı anlamalr taşıdıgının şu an bilim dunyası için bilimsel bir veri oldugunu soylemek isterim.

Özne
24-09-2009, 02:30
Evrim hakkında bilgi edinmek isteyenlerin çok işine yarayacak bir konu. Tercümedeki emeklerin için teşekkür ederim.

liopleurodon
24-09-2009, 22:59
>>> birleşik devletlerde tiroit dokusu 4 parça olarak incelenirken ülkemizde iki parça inceleniyor. biz sağ ve sol lob diyoruz onlar paratiroid timus sağ ve sol lob diyor. kısa bir süre önce paratiroit ile diğer kısımlar arasında bir fark görtmeyen insan oğlu artık bu farkı görmekte.

Eee? Ne demek şimdi bu? Bende alır tiroidi 8 parçada incelerim kafama eserse, bu neyi değiştirir?

Tiroidi nasıl incelersne incele, balık olan çooook eski atalarımızdan kalan, solungaçların körelmiş kalıntısı oldukları gerçeğinden öteye gidemezsin.

Sen henüz, körelmiş organ nedir, ne değildir, onu bile bilmiyorsun. Sapiens'e bir sürü sormuşsun ya, oku şuradan, ki öğrenesin, darwin amcandan:

http://literature.org/authors/darwin-charles/the-origin-of-species-6th-edition/chapter-14.html

>>> şimdi burada dünyanın yuvarlak olması veya elips olması bilimsel gerçeği ile ispanya kralına kahrolsun demek izah gerektirir. bende ideolojik bilim derim buna.

Peki, canlılar var, demekki Allah var demek nasıl bir lahana turşusudur o zaman, bunu bir izah ediverseniz?

cyctec3
24-09-2009, 23:01
>>> birleşik devletlerde tiroit dokusu 4 parça olarak incelenirken ülkemizde iki parça inceleniyor. biz sağ ve sol lob diyoruz onlar paratiroid timus sağ ve sol lob diyor. kısa bir süre önce paratiroit ile diğer kısımlar arasında bir fark görtmeyen insan oğlu artık bu farkı görmekte.

Eee? Ne demek şimdi bu? Bende alır tiroidi 8 parçada incelerim kafama eserse, bu neyi değiştirir?

Tiroidi nasıl incelersne incele, balık olan çooook eski atalarımızdan kalan, solungaçların körelmiş kalıntısı oldukları gerçeğinden öteye gidemezsin.

Sen henüz, körelmiş organ nedir, ne değildir, onu bile bilmiyorsun. Sapiens'e bir sürü sormuşsun ya, oku şuradan, ki öğrenesin, darwin amcandan:

http://literature.org/authors/darwin-charles/the-origin-of-species-6th-edition/chapter-14.html

>>> şimdi burada dünyanın yuvarlak olması veya elips olması bilimsel gerçeği ile ispanya kralına kahrolsun demek izah gerektirir. bende ideolojik bilim derim buna.

Peki, canlılar var, demekki Allah var demek nasıl bir lahana turşusudur o zaman, bunu bir izah ediverseniz?

sizin sordugunuz bu soru bile benim için Allahın varlıgının ispatı. düşünsenize siz bir zeka pırıltısı ile bana bu soruyu soruyorsanız ben neden sonsuz zekanın varlıgına inanmayayım?

cyctec3
24-09-2009, 23:03
sizin sordugunuz bu soru bile benim Allahın varlıgının ispatı. düşünsenize siz bir zeka pırıltısı ile bana bu soruyu soruyorsanız ben neden sonsuz zekanın varlıgına inanmayayım?


tiroide solungaç arığı diyebilen bir mantalite ile ki umarım sizinki bir yazım hatasıdır, bilimsel bir konuda tartışmaya giremem.:boink:

bana link vermişsiniz öğrenin diye!

sayın paylaşımcı link için teşekkür, inanın gerek yok:)

liopleurodon
24-09-2009, 23:07
Evet, amanda benim kız çişini yapmış, poposu kuru kalmış, demekki allah var, di mi?

DNA'sı şurada, fosili burada, her şey apaçık, her şey gayet net, evrimi gösteriyor, siz gelmiş burada bedevi masalı anlatıyorsunuz.

Allah mı tartışılacak, basit, gayette basit bu. Boşverin evrimi şunu bunu filan. Getirin, gösterin haniymiş allah, olsun bitiversin.

Böyle "amanda efenim, ahanda şu varda ondan dolayı da allah var" diye sayıklamak, ancak "Hımm, demekki Allah var, o halde onu becerecek Zeus'ta var" gibi bir cevabı hakedecektir sadece..

cyctec3
24-09-2009, 23:11
Evet, amanda benim kız çişini yapmış, poposu kuru kalmış, demekki allah var, di mi?

DNA'sı şurada, fosili burada, her şey apaçık, her şey gayet net, evrimi gösteriyor, siz gelmiş burada bedevi masalı anlatıyorsunuz.

Allah mı tartışılacak, basit, gayette basit bu. Boşverin evrimi şunu bunu filan. Getirin, gösterin haniymiş allah, olsun bitiversin.

Böyle "amanda efenim, ahanda şu varda ondan dolayı da allah var" diye sayıklamak, ancak "Hımm, demekki Allah var, o halde onu becerecek Zeus'ta var" gibi bir cevabı hakedecektir sadece..

kurdugum baglantıların farkına varamadıgınız acık bu sebebten sadece :cheer2: diyorum bu sizin için daha reel olabilir.

bedevileri nerden çıkardınız? anlmadım sayın kişi!

şu açıktırki sizinle ne bilim(tiroide solungac demenizden) nede felsefe konuşabiliriz.

saygılar

liopleurodon
24-09-2009, 23:15
>>> tiroide solungaç arığı diyebilen bir mantalite ile ki umarım sizinki bir yazım hatasıdır, bilimsel bir konuda tartışmaya giremem.

Giremezsin zaten, girde al boyunun ölçüsü kaç karışmış?

Evet, tiroid bir solungaç artığıdır. Otru şuradan bir oku biraz bir şeyler evvela. Tartışacak kişi boş teneke olunca gürültüden başka bir şey çıkmıyor, hoş olmuyor, kepek yapıyor.

http://pharyngula.org/index/weblog/comments/deep_homologies_in_the_pharyngeal_arches/

cyctec3
24-09-2009, 23:23
>>> tiroide solungaç arığı diyebilen bir mantalite ile ki umarım sizinki bir yazım hatasıdır, bilimsel bir konuda tartışmaya giremem.

Giremezsin zaten, girde al boyunun ölçüsü kaç karışmış?

Evet, tiroid bir solungaç artığıdır. Otru şuradan bir oku biraz bir şeyler evvela. Tartışacak kişi boş teneke olunca gürültüden başka bir şey çıkmıyor, hoş olmuyor, kepek yapıyor.

http://pharyngula.org/index/weblog/comments/deep_homologies_in_the_pharyngeal_arches/

tiroid beyincikten aldıgı tsh hormonu ile t3 t4 t2 t1 hormonlarını ureten organdır. bu hormanlar sayesınde insan metebolizasının hızı ayarlanmakta ve bunun yanında kadınlarda yumurtlama bu hormonlar ile saglanmakta. hatta kadınların adet donemlerının saatide bu hormonlarda gizli.

kısaca yazayım; insnaın metobolizma hızını bu bu organın urettiği hormonlar kontrol eder(kendını dınamık hıssedersen veya yorgun hıssedersen hatta kılo alıp veremem sorunların varsa git bir endokronoloji uzmanına sana yardımcı olur )

ya uzun uzun yazmak ısterım ama tıbbı jargon siz teneke sesine uzak tok seslere alısık ınsanlara fazla gelmesın ?:director:

tavsıye ederim bana daha bunlar solungactır artıkdır demeyin onca yıllık solungac inancınızın catır catır cokmesı size pisikolojik yaralar acabilir sizi sarsabilir.(bunu teneke benzetmesinden sonra yazmak zorunda kaldım , istemeyerek)

inanın bu solungac meselesi bana saka gibi geliyor! saka etmiyorsunuz dimi? benc ekesinlikle bir saka yada beni sınıyorsunuz?

liopleurodon
24-09-2009, 23:35
>>> tiroid beyincikten aldıgı tsh hormonu ile t3 t4 t2 t1 hormonlarını ureten organdır. bu hormanlar sayesınde insan metebolizasının hızı ayarlanmakta ve bunun yanında kadınlarda yumurtlama bu hormonlar ile saglanmakta. hatta kadınların adet donemlerının saatide bu hormonlarda gizli.

Evet, ilginç değil mi, balıklarda aynı işi aynı yerdeki, aynı genlerle belirlenen solungaçlar yapıyor.

Ve gene ilginç bir şekilde, kadınlaırn adet dönemleride, yani yumurtlama döngüleride, tıpkı kaplumbağalar filan gibi aya endeksli olarak bunlar ile belirleniyor. Hadi kaplumbağanın böyle olmasının bir anlamı var,yavrusu yumurtadan çıkınca, dolunay denizin üstünde olmuş oluyor, yavruda ışığa gittiği için, doğrudan denize ulaşıyor. Peki insanın aya senkronize yumurtlamasının esprisi ne?

Neyse, konumuz bu değil. Ama madem böyle dağıtmayı seviyorsun, hay hay..


>>> kısaca yazayım; insnaın metobolizma hızını bu bu organın urettiği hormonlar kontrol eder(kendını dınamık hıssedersen veya yorgun hıssedersen hatta kılo alıp veremem sorunların varsa git bir endokronoloji uzmanına sana yardımcı olur )

Evet, atalarımız balıkkende bu organlar bu işi yapıyordu tahminen. Ve hava keseleri akciğere dönüşürken, solungaçları körelip gittiler. Onlardna geriye sadece bu hormonları salgılayan ufacık bezeler kaldı.

Evet, onlarca yıllık solungaç inancı filan değil bu. Hala teneke sesi geliyor. Pleseisorlar gürültüyü sevmez netekim. Sen daha tiroid bezlerinin, körelmiş solungaçlar olduğunu, aynı genler tarafından idare edildiklerini bile bilmiyorsun. Önce bir içini doldur, şöyle çın çın değil tok, şu koca dişlere değer bir sesin olsun..

cyctec3
24-09-2009, 23:47
>>> tiroid beyincikten aldıgı tsh hormonu ile t3 t4 t2 t1 hormonlarını ureten organdır. bu hormanlar sayesınde insan metebolizasının hızı ayarlanmakta ve bunun yanında kadınlarda yumurtlama bu hormonlar ile saglanmakta. hatta kadınların adet donemlerının saatide bu hormonlarda gizli.

Evet, ilginç değil mi, balıklarda aynı işi aynı yerdeki, aynı genlerle belirlenen solungaçlar yapıyor.

Ve gene ilginç bir şekilde, kadınlaırn adet dönemleride, yani yumurtlama döngüleride, tıpkı kaplumbağalar filan gibi aya endeksli olarak bunlar ile belirleniyor. Hadi kaplumbağanın böyle olmasının bir anlamı var,yavrusu yumurtadan çıkınca, dolunay denizin üstünde olmuş oluyor, yavruda ışığa gittiği için, doğrudan denize ulaşıyor. Peki insanın aya senkronize yumurtlamasının esprisi ne?

Neyse, konumuz bu değil. Ama madem böyle dağıtmayı seviyorsun, hay hay..


>>> kısaca yazayım; insnaın metobolizma hızını bu bu organın urettiği hormonlar kontrol eder(kendını dınamık hıssedersen veya yorgun hıssedersen hatta kılo alıp veremem sorunların varsa git bir endokronoloji uzmanına sana yardımcı olur )

Evet, atalarımız balıkkende bu organlar bu işi yapıyordu tahminen. Ve hava keseleri akciğere dönüşürken, solungaçları körelip gittiler. Onlardna geriye sadece bu hormonları salgılayan ufacık bezeler kaldı.

Evet, onlarca yıllık solungaç inancı filan değil bu. Hala teneke sesi geliyor. Pleseisorlar gürültüyü sevmez netekim. Sen daha tiroid bezlerinin, körelmiş solungaçlar olduğunu, aynı genler tarafından idare edildiklerini bile bilmiyorsun. Önce bir içini doldur, şöyle çın çın değil tok, şu koca dişlere değer bir sesin olsun..


bana gen demeyin sayın kişi konuyu dagıtmayın. eger egnlere gırecek olursak once bana kaynak gosterin aynı genler olduguna dair.

sayın kişi dna sarmallarındaki moleküllerin listesini ele almış olabiliriz ama daha onları çözebilmiş degiliz. daha bınlerce bılım adamı gereksız dna dıye saçmalıkları soyleyıp duruken! 4000 tane genımız var gerısı gereksız savı ortalıkda dolasırken aban aynı gendır demeyınız!

solungacın donusumunden ve bır ıkı fonksıyonu kaldıgından bahseden sızsınız? o zaman sıze bır soru alıdırın bakım tiroid beiznizi(20 gr olup kucucuk degıldır) nasıl yasamınızı ıdame ettıreceksınız gorelım.

""""Evet, atalarımız balıkkende bu organlar bu işi yapıyordu tahminen(siz tahmınlerınıze devam edın). Ve hava keseleri akciğere dönüşürken(tiroid keseciklı yapıdadır), solungaçları körelip gittiler. Onlardna geriye sadece bu hormonları salgılayan ufacık bezeler(100 gr dır.ayrıca solungacların balıkların metobolızmalarını duzenleyen organlardamı oldunu soluyorsunuz?) kaldı.""""

cyctec3
24-09-2009, 23:50
>>> birleşik devletlerde tiroit dokusu 4 parça olarak incelenirken ülkemizde iki parça inceleniyor. biz sağ ve sol lob diyoruz onlar paratiroid timus sağ ve sol lob diyor. kısa bir süre önce paratiroit ile diğer kısımlar arasında bir fark görtmeyen insan oğlu artık bu farkı görmekte.

Eee? Ne demek şimdi bu? Bende alır tiroidi 8 parçada incelerim kafama eserse, bu neyi değiştirir?

Tiroidi nasıl incelersne incele, balık olan çooook eski atalarımızdan kalan, solungaçların körelmiş kalıntısı oldukları gerçeğinden öteye gidemezsin.

Sen henüz, körelmiş organ nedir, ne değildir, onu bile bilmiyorsun. Sapiens'e bir sürü sormuşsun ya, oku şuradan, ki öğrenesin, darwin amcandan:

http://literature.org/authors/darwin-charles/the-origin-of-species-6th-edition/chapter-14.html

>>> şimdi burada dünyanın yuvarlak olması veya elips olması bilimsel gerçeği ile ispanya kralına kahrolsun demek izah gerektirir. bende ideolojik bilim derim buna.

Peki, canlılar var, demekki Allah var demek nasıl bir lahana turşusudur o zaman, bunu bir izah ediverseniz?


Tiroit glandı vücudumuzun neresindedir?

Tiroit glandı, boynumuzda adem elması denen kıkırdağın hemen altında ve soluk borusu önünde bulunur. Kelebek şeklindedir. Şeklinden dolayı kalkan bezi olarak da bilinir. Sağ ve sol olmak üzere iki bölümü vardır. Bunlara tiroit lobu denir. Bu iki lob isthmus denen ince bir doku bandı ile birbirine bağlanır.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Tiroit glandının yapısı nasıldır?

Tiroit glandı bir kas kadar serttir. Bu nedenle, doktor tarafından kolaylıkla elle muayene edilebilmektedir. Ağırlığı 20 g kadardır. Bazı durumlarda büyür ve normal ağırlığını aşar. Bu duruma guatr denir.
Tiroit glandı mikroskop altında incelendiğinde follikül denilen oluşumlardan meydana geldiği görülür. Folliküller, yuvarlak olup kenarları follikül hücrelerinden ortaları ise jelatin tabiatında kolloid denen bir maddeden oluşur. Sentez edilen hormonlar kolloid içerisinde biriktirildiğinden bu madde tiroit hormonlarının deposunu oluşturur.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Tiroit glandının fonksiyonları nelerdir?

Tiroidin esas fonksiyonu vücudun ihtiyacına göre T-3 ve T-4 denilen tiroit hormonlarını üretmektir.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Tiroit hormonları vücut ihtiyacına göre nasıl salgılanır?

Tiroit hormonları ''''negatif feedback mekanizması'''' ile çalışır. Bu mekanizmaya göre beyinde hipotalamus denilen bölgede TRH hormonu salgılanır. Bu hormon hipofiz glandına etki ederek TSH salgılanmasını sağlar. TSH ise tiroit glandına etki ederek T4 ve çok az miktarda T3 yapımını ve salgılanmasını sağlar. T4 ve T3''''ün büyük bir kısmı kanda bulunan proteinlere bağlanır, çok az bir kısmı ise serbest olarak kanda dolaşır. Bu hormonlar belirli bir düzeye geldikten sonra hipotalamus ve hipofiz üzerine baskı yapar ve TRH ve TSH''''nın salgılanmasını durdurur. Kullanım sonucu hormonlar azalınca baskı ortadan kalkar TRH ve TSH tekrar salgılanır ve aynı şekilde tiroit hormonları yeniden vücut ihtiyacına göre üretilir.

http://tiroit.com/resim/mekanizma.jpg
5/26/2004 10:12:35 PM tarihinde yazı düzenlendi.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Tiroit hormonlarının vücuttaki vazifesi nedir?

Tiroit hormonları, vücudumuzdaki her hücre ve dokunun fonksiyonlarını düzenler. Sağlıklı olmak için tiroit hormonlarının devamlı ve yeterli miktarda salgılanması gerekir. Az miktarda salgılanması vücut fonksiyonlarının yavaşlamasına, fazla miktarda salgılanması ise vücut fonksiyonlarının hızlanmasına neden olur. Tiroit hormonlarının normal olarak salgılanması durumunda hastanın ötiroit (normal) olduğu söylenir.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Hipotiroidi ve Hipertiroidi nedir?

Tiroit hormonlarının az miktarda salgılanması durumuna hipotiroidi, fazla miktarda salgılanması durumuna ise hipertiroidi denir.
5/26/2004 9:45:08 PM tarihinde yazı düzenlendi.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Kaç çeşit tiroit hormonu mevcuttur?

İki çeşit tiroit hormonu mevcuttur:
· Tiroksin veya T4 . Her molekülünde 4 iyot atomu mevcuttur.
· Triiyodotironin veya T3. Her molekülünde 3 iyot atomu bulunmaktadır.
T4 tiroitten salgılandıktan sonra dokularda etkili olabilmesi için T3'e dönüşmektedir.
Geri Dön (http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6#k10)
Tiroit hormonları vücutta nasıl bulunur?

Tiroit hormonları vücutta iki şekilde bulunur.
· Bağlı veya
· Serbest.
Tiroit de üretilen hormonlar kana geçtikten sonra yüzde 99''''''''u taşıyıcı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. Bu proteinlere tiroksin bağlayan globülinler (TBG) denir. Ancak bu hormonların dokularda etkilerini gösterebilmeleri için serbest hale geçmeleri gerekir. Serbest hormonlar vücuttaki toplam hormonların yüzde 1''''ini oluştururlar. Kanda tiroit hormonu ölçümlerinde genelde bağlı ve serbest hormonlar birlikte (total T-4 ve T-3) veya sadece serbest olarak (serbest T-4 veT-3)ölçülür.


kaynak; http://tiroit.com/default.asp?sayfa=6

liopleurodon
25-09-2009, 00:17
>>> solungacın donusumunden ve bır ıkı fonksıyonu kaldıgından bahseden sızsınız? o zaman sıze bır soru alıdırın bakım tiroid beiznizi(20 gr olup kucucuk degıldır) nasıl yasamınızı ıdame ettıreceksınız gorelım.

İşte sizin körelmiş organ ne demekmiş, bu mevzuda hiç bir şey bilmediğinizin kanıtı. Sizce, körelmiş organ, hiç bir halta yaramayan organ demek. Öyle bir organ, yok olmuş olacak olan organdır, bakınız yılanın kalça kemikleri. Göremediniz di mi? Elbette, onlar hiç bir halta yaramadıkları için, yok oldular çok önce.

Körelmiş organ, geçmişte atalarında farklı ve genel olarak daha fazla fonksiyona sahipken, bu fonksiyonların önemli bir kısmını, muhtemelen asli fonksiyonunu kaybetmiş olan organlardır.

Körelmiş organ, evrimin bir gereği, gösterisi filan değildir. Onlar, evrimin izah etmek zorunda olduğu bileşenlerdir. Onlar vardır, her yerde, hemen her canlıda, bir kaçı bulunur. Kimisi etkisizleşmiş, kimisi ise başka fonksiyonlar kazanmış olarak vs.

İşte tiroid bezleri de bunlardan biridir. Karaya çıkan ilk omurgalılar için, bu bez filan söz konusu değildi. Onların solungaçları vardı. Bunlar, asli görev olarak nefes almaya yarıyordu. Ama karada işe yaramıyordu haliyle, su yokken. Bu durumda canlı oksijen ihtiyacını hava kesesine stoklayarak karşılamaya başladı.

Hava kesesi, yemek borusuna bağlı olan bir organdı, ki bugünde öyle olan balıklar vardır. Böylece kolayca boşaltılabilir, karada doldurulabilir. Bu, akciğerlerin gelişimini sağladı. Karada yaşayabilen canlı, nefes almak için ilkel akciğerlerini kullanıyordu. Onlar gelişirken, solungaçlar işe yaramaz kaldılar. Sonuç, onlar oksijen alma kabiliyetlerini yitirip köreldiler. Ama hormon salgılama görevleri devam etti.

Balıkların solungaçları, aynı zamanda bir hormon kaynağıdır. En önemlisi, calcitonin denebilir. Ve balıklarda bu hormonu solungaçlar, insanda ise aynı noktadaki tiroid bezlerindeki parafolliküler hücreler salgılar.

Peki öbürleri? Solungaçlardan geriye ne kaldı? Salgı bezi halini almış körelmiş bir bölge. İnsan balık mı? Balık olmaktan çıkalı, karada yaşayalı yüzlerce milyon yıl olmuş. Elbette metabolizması buna göre pek çok değişim gösterdi. Hemen her şeyi muazzam değişirken, elbette ki, bu solungaç artıkları da farklı ve/veya yeni görevlerde üstlendiler.

İşte senin, körlemiş organın ne olduğunu bilmemen, körelen solungacın, işe yaramaz hale geleceğini sanman, solungacın tiroid olmak üzere geçirdiği evrim yolculuğunu görmeni engelliyor hepsi bundan ibaret. Ne dedik sana, tangır tungur sesleri bırakta, git ne demekmiş bunlar, bir öğren demedik mi? ama sen hala ısrarla bir halt bildiğin sanıp, boyuna sayıklıyorsun.. Neymiş efenim, tiroid bezinin yaptıkları, ettikleri falan.. Geç bunları, git, önce körelmiş organ üzerine cehaletini bir gider.

cyctec3
25-09-2009, 00:40
>>> solungacın donusumunden ve bır ıkı fonksıyonu kaldıgından bahseden sızsınız? o zaman sıze bır soru alıdırın bakım tiroid beiznizi(20 gr olup kucucuk degıldır) nasıl yasamınızı ıdame ettıreceksınız gorelım.

İşte sizin körelmiş organ ne demekmiş, bu mevzuda hiç bir şey bilmediğinizin kanıtı. Sizce, körelmiş organ, hiç bir halta yaramayan organ demek. Öyle bir organ, yok olmuş olacak olan organdır, bakınız yılanın kalça kemikleri. Göremediniz di mi? Elbette, onlar hiç bir halta yaramadıkları için, yok oldular çok önce.

Körelmiş organ, geçmişte atalarında farklı ve genel olarak daha fazla fonksiyona sahipken, bu fonksiyonların önemli bir kısmını, muhtemelen asli fonksiyonunu kaybetmiş olan organlardır.

Körelmiş organ, evrimin bir gereği, gösterisi filan değildir. Onlar, evrimin izah etmek zorunda olduğu bileşenlerdir. Onlar vardır, her yerde, hemen her canlıda, bir kaçı bulunur. Kimisi etkisizleşmiş, kimisi ise başka fonksiyonlar kazanmış olarak vs.

İşte tiroid bezleri de bunlardan biridir. Karaya çıkan ilk omurgalılar için, bu bez filan söz konusu değildi. Onların solungaçları vardı. Bunlar, asli görev olarak nefes almaya yarıyordu. Ama karada işe yaramıyordu haliyle, su yokken. Bu durumda canlı oksijen ihtiyacını hava kesesine stoklayarak karşılamaya başladı.

Hava kesesi, yemek borusuna bağlı olan bir organdı, ki bugünde öyle olan balıklar vardır. Böylece kolayca boşaltılabilir, karada doldurulabilir. Bu, akciğerlerin gelişimini sağladı. Karada yaşayabilen canlı, nefes almak için ilkel akciğerlerini kullanıyordu. Onlar gelişirken, solungaçlar işe yaramaz kaldılar. Sonuç, onlar oksijen alma kabiliyetlerini yitirip köreldiler. Ama hormon salgılama görevleri devam etti.

Balıkların solungaçları, aynı zamanda bir hormon kaynağıdır. En önemlisi, calcitonin denebilir. Ve balıklarda bu hormonu solungaçlar, insanda ise aynı noktadaki tiroid bezlerindeki parafolliküler hücreler salgılar.

Peki öbürleri? Solungaçlardan geriye ne kaldı? Salgı bezi halini almış körelmiş bir bölge. İnsan balık mı? Balık olmaktan çıkalı, karada yaşayalı yüzlerce milyon yıl olmuş. Elbette metabolizması buna göre pek çok değişim gösterdi. Hemen her şeyi muazzam değişirken, elbette ki, bu solungaç artıkları da farklı ve/veya yeni görevlerde üstlendiler.

İşte senin, körlemiş organın ne olduğunu bilmemen, körelen solungacın, işe yaramaz hale geleceğini sanman, solungacın tiroid olmak üzere geçirdiği evrim yolculuğunu görmeni engelliyor hepsi bundan ibaret. Ne dedik sana, tangır tungur sesleri bırakta, git ne demekmiş bunlar, bir öğren demedik mi? ama sen hala ısrarla bir halt bildiğin sanıp, boyuna sayıklıyorsun.. Neymiş efenim, tiroid bezinin yaptıkları, ettikleri falan.. Geç bunları, git, önce körelmiş organ üzerine cehaletini bir gider.

halt, cahil, tangır tungur vb kelimeleriniz bilimsel jargonunuzun hangi alfabelerden oluştugunu gösterıyor sayın kişi. şunu bilesiniz dunyadaki sistemleri izah sekliniz hicde bılımsle degıl. bu teori bu sistemi izah etmıyor sayın kişi. bilmem anlata bildimmi?

bu arada tiroit meselesini uzatmıcam diğer koşulda değişti dönüştü gibi kelimler ile bana izahatlar yapmayın hiçöde bilimsel degil, ör; "su motoru kalbe donustu" gibi, nasıl anlamsızza buda oyle .



saygılar diyorum.

liopleurodon
25-09-2009, 01:05
>>> Tiroit glandı vücudumuzun neresindedir? Tiroit glandının yapısı nasıldır? Hede, hödö........

Arkadaş, tiroid bezine iyi çalışmamış herhalde ki, kocaman alıntı yapmış. Ne alaka ise?

En iyisi, olayın mevzuya dair kısmını ben anlatayımda, bir faydası olsun.

Tiroid bezi bir sürü hotmon salgılar. Bu T3 - T4 denen hormonlar, triiodothyronine ve Thyroxine hormonlarıdır. Bunlar asıl esprisi ise, iyot taşıyan hormonlar olmasıdır.

Balık iyodu nerden alacak? Deniz suyunda gani gani iyot var. Bu suda sürekli nerden gelir geçer, elbetteki solungaçlarından. İyotun balık için membaı solungaçlarıdır, iodine olarak gereken iyodun %80 kadarı (türüne göre değişebilir) solungaçlardan elde edilir. Ve solungaçlar bu iodine'i bahsedilen T3-T4 hormonları olarak kana geçirir. Balıkların bakınca şöyle kabaca görünen solungaçları, pharyngeal ve extrapharyngeal boşlukları kaplayan kompleks bir yapıdır, memelilerin temel tiroid bezi fonskiyonlarını üstlenir. Bazı balıklarda renal tiroid foliküllerine raslanmış olsada, bu türlerde de asli solungaç tabanlı tiroid oluşumu geçerliliğini sürdürür.

Balık için bu hormonlar benzer olsada, memelilerdeki gibi aşırı kritik değildir. Örneğin, bir insan bu hormonlar sayesinde vücut sıcaklığını ayarlar, bunu yapamazsa, telef olur. Ama balığın böyle bir sorunu yoktur. Bu gibi nedenlerle, solumgaçlar bu hormonları, memelilerden farklı olarak, T4 bolca, T3 ise azıcık olacak şekilde üretirler. T4, karaciğer, beyin, böbrekler vs.de ortaya çıkar, solungaçlar, thyroxine üretir, bu organlarda bu proto-hormon'un dış tyrosine halkasındaki iyot enzimlere atılrı ve T4 hormonu elde edilir.

Bu süreçte, hormon seviyesinin kontrolü, tıpkı memelilerdeki gibi thyrotropin namındaki glikoprotein hormonu ile sağlanır:

Gördüğün gibi çok tangırtı üreten arkadaşımız, memeliler ile balıklar temelde aynı tiroid ekseni hormonlarına sahiptirler. Sekresyon miktarı dışında hemen her şeyleri aynı bile denebilir. Ve bir memeli yada insanda tiroid ne iş yapıyorsa, bir balıkta solungaç artı birde solunum, fosfor, kalsiyum, iyot akımı vs. gibi fonksiyonlar üstlenir.

İnsanın ataları sudan karaya geçerken işte o artı fonksiyonları kaybedip, körelen solungaçlarını bugün hala tiroid bezi olarak taşımaktadırlar, hepsi budur, bundan ibarettir.

Ama körelen organ, apandis veya tiroid bezi gibi bir tkaım fonksiyonları kalan organ olmak zorunda değil illa ki. Mesela, korkunca neden ensendeki tüyler kabarır? Neden üşüyünce filan tüylerin diken diken olur? İşte sana tamamen fonksiyon kaybına uğramış bir organ, hatta sistem mesela.

Ama bunlar senin gidip körelmiş organ nedir, ne değildir, öğrenmen gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Yoksa teneke gürültüsü çok baş ağrıtacak senden gelen.

liopleurodon
25-09-2009, 01:07
>>> halt, cahil, tangır tungur vb kelimeleriniz bilimsel jargonunuzun hangi alfabelerden oluştugunu gösterıyor sayın kişi. şunu bilesiniz dunyadaki sistemleri izah sekliniz hicde bılımsle degıl. bu teori bu sistemi izah etmıyor sayın kişi. bilmem anlata bildimmi?

Seninle bilimsle konuşulmaz biraderim. Kendi mesnetsiz ve masaldan ibaret iddiasını görmeyip, evrim teorisine bilimsel değil, ideolojik vaka diyen biriyle, nasıl bilim konuşacağız? Çişini yapınca poponun kuru kalıyor olmasından allah sonucu çıkaran sen gibi biriyle, ne bilimi tartışacağız?

Önce bilimsel ol, ondan sonra senle bilimsel tartışmasını da iyi biliriz, hiç merak etme..

liopleurodon
25-09-2009, 08:59
>>> birde daha önceden sordugun bir soruyu yenileyeyim. ilk rna nasıl ortaya çıkmıştır?

Münecim miyiz biz nerden bilelim? Zira, ilk RNA'nın ortaya çıkabileceği tonla yol mevcut. Hangisi olduğu bilecek bir şeyin 3.8 milyar evvelinden bugüne kalması ihtimali yok.

Sana ancak ilk RNA'nın nasıl ortaya çıktığına dair hipotezler gösterebiliriz. Ama emin ol ki, o yolların içinde tanrı, allah filan diyen bir şey geçmiyor.

cyctec3
25-09-2009, 14:31
>>> birde daha önceden sordugun bir soruyu yenileyeyim. ilk rna nasıl ortaya çıkmıştır?

Münecim miyiz biz nerden bilelim? Zira, ilk RNA'nın ortaya çıkabileceği tonla yol mevcut. Hangisi olduğu bilecek bir şeyin 3.8 milyar evvelinden bugüne kalması ihtimali yok.

Sana ancak ilk RNA'nın nasıl ortaya çıktığına dair hipotezler gösterebiliriz. Ama emin ol ki, o yolların içinde tanrı, allah filan diyen bir şey geçmiyor.

bir tonu bıraktım siz bir kilo kadar bahsedinde sitedekiler inancın ne oldugunu sizden anlasınlar!:fear:

cyctec3
25-09-2009, 14:33
>>> halt, cahil, tangır tungur vb kelimeleriniz bilimsel jargonunuzun hangi alfabelerden oluştugunu gösterıyor sayın kişi. şunu bilesiniz dunyadaki sistemleri izah sekliniz hicde bılımsle degıl. bu teori bu sistemi izah etmıyor sayın kişi. bilmem anlata bildimmi?

Seninle bilimsle konuşulmaz biraderim. Kendi mesnetsiz ve masaldan ibaret iddiasını görmeyip, evrim teorisine bilimsel değil, ideolojik vaka diyen biriyle, nasıl bilim konuşacağız? Çişini yapınca poponun kuru kalıyor olmasından allah sonucu çıkaran sen gibi biriyle, ne bilimi tartışacağız?

Önce bilimsel ol, ondan sonra senle bilimsel tartışmasını da iyi biliriz, hiç merak etme..

sevgili kişi lütfen bilimsel olmayan bir laf veya söz veya kelimemi bana gösterin lütfen?

nedir benim mesnetsiz masaldan oluşan iddam?

önyargınız sizden bile önde:sick:

cyctec3
25-09-2009, 14:45
>>> Tiroit glandı vücudumuzun neresindedir? Tiroit glandının yapısı nasıldır? Hede, hödö........

Arkadaş, tiroid bezine iyi çalışmamış herhalde ki, kocaman alıntı yapmış. Ne alaka ise?

En iyisi, olayın mevzuya dair kısmını ben anlatayımda, bir faydası olsun.

Tiroid bezi bir sürü hotmon salgılar. Bu T3 - T4 denen hormonlar, triiodothyronine ve Thyroxine hormonlarıdır. Bunlar asıl esprisi ise, iyot taşıyan hormonlar olmasıdır.

Balık iyodu nerden alacak? Deniz suyunda gani gani iyot var. Bu suda sürekli nerden gelir geçer, elbetteki solungaçlarından. İyotun balık için membaı solungaçlarıdır, iodine olarak gereken iyodun %80 kadarı (türüne göre değişebilir) solungaçlardan elde edilir. Ve solungaçlar bu iodine'i bahsedilen T3-T4 hormonları olarak kana geçirir. Balıkların bakınca şöyle kabaca görünen solungaçları, pharyngeal ve extrapharyngeal boşlukları kaplayan kompleks bir yapıdır, memelilerin temel tiroid bezi fonskiyonlarını üstlenir. Bazı balıklarda renal tiroid foliküllerine raslanmış olsada, bu türlerde de asli solungaç tabanlı tiroid oluşumu geçerliliğini sürdürür.

Balık için bu hormonlar benzer olsada, memelilerdeki gibi aşırı kritik değildir. Örneğin, bir insan bu hormonlar sayesinde vücut sıcaklığını ayarlar, bunu yapamazsa, telef olur. Ama balığın böyle bir sorunu yoktur. Bu gibi nedenlerle, solumgaçlar bu hormonları, memelilerden farklı olarak, T4 bolca, T3 ise azıcık olacak şekilde üretirler. T4, karaciğer, beyin, böbrekler vs.de ortaya çıkar, solungaçlar, thyroxine üretir, bu organlarda bu proto-hormon'un dış tyrosine halkasındaki iyot enzimlere atılrı ve T4 hormonu elde edilir.

Bu süreçte, hormon seviyesinin kontrolü, tıpkı memelilerdeki gibi thyrotropin namındaki glikoprotein hormonu ile sağlanır:

Gördüğün gibi çok tangırtı üreten arkadaşımız, memeliler ile balıklar temelde aynı tiroid ekseni hormonlarına sahiptirler. Sekresyon miktarı dışında hemen her şeyleri aynı bile denebilir. Ve bir memeli yada insanda tiroid ne iş yapıyorsa, bir balıkta solungaç artı birde solunum, fosfor, kalsiyum, iyot akımı vs. gibi fonksiyonlar üstlenir.

İnsanın ataları sudan karaya geçerken işte o artı fonksiyonları kaybedip, körelen solungaçlarını bugün hala tiroid bezi olarak taşımaktadırlar, hepsi budur, bundan ibarettir.

Ama körelen organ, apandis veya tiroid bezi gibi bir tkaım fonksiyonları kalan organ olmak zorunda değil illa ki. Mesela, korkunca neden ensendeki tüyler kabarır? Neden üşüyünce filan tüylerin diken diken olur? İşte sana tamamen fonksiyon kaybına uğramış bir organ, hatta sistem mesela.

Ama bunlar senin gidip körelmiş organ nedir, ne değildir, öğrenmen gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Yoksa teneke gürültüsü çok baş ağrıtacak senden gelen.

tiroide iyi çalışmamış olmama sebebi ile alıntı yaptığımı nereden çıkardınız? tiroitte halen iddalıyım sayın kişi. hatta hastalıkları iyilikleri bile jargonumdadır kişi.

nedne bu kadar gergınlestıgınızı anlamadım? sıze gore bos bır teneke neden sızı bu kadar gersın?

sayın kişi sizin boş tenke dediğiniz size ders verirde sizde alırsınız öğrenirsiniz!

sayın kişi yazınızda benim kesecik dediğim şeye siz parafoliküler demekle eğer bana jargonunuzu göstermek niyetinde iseniz buna gerek yok internet hali hazırda sizin jargonunuz cidden yetersiz.



sayın kişi insanda kan yerine boya var olsaydı size evet haklısınız dediğiniz bilimsel bir gerektir derim ama sayın kişi balıktada kan var bizdede. bu bağlamda aynı dünya üzerinde var olan canlıların benzer görevleri yerine getiren organlara sahip olması abes değil bir tutarlılıktır.:spider:

daha gecenlerde derin magaralarda binlerce yaratık keşfedildi ama çoğunda göz denen organa rastlanmadı bile. buda şu soruyu getirıyor sayın kişi göz gibi kompleks bir organın ortadan kaybolmasından yok olmasından çok ortaya nasıl cıktıgı bır bilğimsel sorudur.

siz bu şekilde köreldi demekle bu sekilde oluştu demek arasındaki farkı anlayamadıgınız için sizinle anlasamıyoruz sayınkişi


anlamadıgınız her kelime tıngırtı gıbı gelmıs olabılır ama bu benım sıkıntım degıl. halı hazırda size hos gelmeyen sıze yakın olmayan soz ve kelımelerın sıze tangırtı olarak gelmesı normaldır vesselam.

liopleurodon
25-09-2009, 16:14
>>> nedne bu kadar gergınlestıgınızı anlamadım? sıze gore bos bır teneke neden sızı bu kadar gersın?

Çok gürültü yapıp çok kafa ütülediği için, sayın kişi..

>>> sayın kişi yazınızda benim kesecik dediğim şeye siz parafoliküler demekle eğer bana jargonunuzu göstermek niyetinde iseniz buna gerek yok internet hali hazırda sizin jargonunuz cidden yetersiz.

Jargon ile işim olmaz, ben bunlaır ingilizce öğrendim, türkçe karşılığını da bilmem gerekmiyor, merak eden bir sözlük bulur nasılsa.

>>> bu bağlamda aynı dünya üzerinde var olan canlıların benzer görevleri yerine getiren organlara sahip olması abes değil bir tutarlılıktır.

Abes olan, bunların aynı atadan geldikleri için bu kadar "aynı" olduklarını kabul etmiyor olmaktır.

>>> buda şu soruyu getirıyor sayın kişi göz gibi kompleks bir organın ortadan kaybolmasından yok olmasından çok ortaya nasıl cıktıgı bır bilğimsel sorudur.

Evet, bu bilimsel sorunun cevabı bilimsle bir teroi olan evrim teorisiyle verilmektedir. Senin maslallarınla değil. Buyur varsa masal olmayan bir cevabın duymaktan mutlu oluruz. İstersen yardımcı olalım sana, girişini biz yapıverelim:

Bir varmış bir yokmuş, evvel zamanda göğün yedinci katındaki arşında bir allah varmış. Bu allah bir gün sıkılmış, şu dünyada bir canlı yaratayım demiş. Ama bakmış bu canlı pek bir zavallı, yarattığı taşların ve engin denizin azametini göremiyor, dur şuna bir de gözler yaratayım demiş..

Buyur, gerisini de sen getir istersen, bu kadar kıyak yaptık sana, kafidir.. Görelim bakalım masalın nasıl bitecek..

cyctec3
25-09-2009, 16:48
>>> nedne bu kadar gergınlestıgınızı anlamadım? sıze gore bos bır teneke neden sızı bu kadar gersın?

Çok gürültü yapıp çok kafa ütülediği için, sayın kişi..

>>> sayın kişi yazınızda benim kesecik dediğim şeye siz parafoliküler demekle eğer bana jargonunuzu göstermek niyetinde iseniz buna gerek yok internet hali hazırda sizin jargonunuz cidden yetersiz.

Jargon ile işim olmaz, ben bunlaır ingilizce öğrendim, türkçe karşılığını da bilmem gerekmiyor, merak eden bir sözlük bulur nasılsa.

>>> bu bağlamda aynı dünya üzerinde var olan canlıların benzer görevleri yerine getiren organlara sahip olması abes değil bir tutarlılıktır.

Abes olan, bunların aynı atadan geldikleri için bu kadar "aynı" olduklarını kabul etmiyor olmaktır.

>>> buda şu soruyu getirıyor sayın kişi göz gibi kompleks bir organın ortadan kaybolmasından yok olmasından çok ortaya nasıl cıktıgı bır bilğimsel sorudur.

Evet, bu bilimsel sorunun cevabı bilimsle bir teroi olan evrim teorisiyle verilmektedir. Senin maslallarınla değil. Buyur varsa masal olmayan bir cevabın duymaktan mutlu oluruz. İstersen yardımcı olalım sana, girişini biz yapıverelim:

Bir varmış bir yokmuş, evvel zamanda göğün yedinci katındaki arşında bir allah varmış. Bu allah bir gün sıkılmış, şu dünyada bir canlı yaratayım demiş. Ama bakmış bu canlı pek bir zavallı, yarattığı taşların ve engin denizin azametini göremiyor, dur şuna bir de gözler yaratayım demiş..

Buyur, gerisini de sen getir istersen, bu kadar kıyak yaptık sana, kafidir.. Görelim bakalım masalın nasıl bitecek..

bu yazınızdan ingilizce bildiğinizi ( maşallah) ve çok kzıdıgınızı cıkardım.
:drama:
belkide kırılganlık sayın kişi.

vartor
25-09-2009, 16:58
Sevgili cyctec3, liop'u tekrar canlandirdigin icin tesekkurlerimi sunarim, Yoksa soro>nun son modeli misin sen?; ne de olsa miknatis gibi cektin liop'u:)

cyctec3
25-09-2009, 17:10
Sevgili cyctec3, liop'u tekrar canlandirdigin icin tesekkurlerimi sunarim, Yoksa soro>nun son modeli misin sen?; ne de olsa miknatis gibi cektin liop'u:)
soro kimdir ? liop kimdir ? vesselam ben bilmem! ama mıknatıslık özelliğim varmış :horn:

liopleurodon
25-09-2009, 17:31
Ya cyctec3 kişisi, görüyorum ki traşa başladın. Konuya dair yazacaksan, bekleriz. İçi dolu bir teneke olman içinde yeterince yol gösterdik sanıyorum.

Yoksa.. Çekilmiyor inan hiç şu teneke sesi, susta vatan, millete bir faydan olmuyorsa da bari zararın olmasın. Sana ne benim ingilizcemden şundan bundan, yok jargonmuş, yok bilmem neymiş..

Ha, konuya geleceksen, buyur, sesini duymaktan mutlu oluruz..

liop kimdir midir? Bilmem, ama dişlerine bakarsan bir şeyler çıkarabilirsin kim ve neci olduğuna dair.

cyctec3
25-09-2009, 17:46
Ya cyctec3 kişisi, görüyorum ki traşa başladın. Konuya dair yazacaksan, bekleriz. İçi dolu bir teneke olman içinde yeterince yol gösterdik sanıyorum.

Yoksa.. Çekilmiyor inan hiç şu teneke sesi, susta vatan, millete bir faydan olmuyorsa da bari zararın olmasın. Sana ne benim ingilizcemden şundan bundan, yok jargonmuş, yok bilmem neymiş..

Ha, konuya geleceksen, buyur, sesini duymaktan mutlu oluruz..

liop kimdir midir? Bilmem, ama dişlerine bakarsan bir şeyler çıkarabilirsin kim ve neci olduğuna dair.

yol göstermeniz için saolun.

ben bir süre buralardan uzaklaşayım, diğer koşulda siz liop beni kırıyorsunuz, berber diyaloguna felan girmek istemiyorum.

şöle ortalık biraz durulsun insanlar muhasebelerini yapsın devam ederiz belkim.

saglıcakla kalın

liopleurodon
25-09-2009, 17:50
>>> ben bir süre buralardan uzaklaşayım, diğer koşulda siz liop beni kırıyorsunuz, berber diyaloguna felan girmek istemiyorum.

Hım, gene tercümeye hacet duyan laflar..

Sen şuna, "ben kuyruğu kısıp kirişi kırayım." desene açıkca. Erkekliğin onda dokuzu kaçmak, kalanıda ortalık sakinleşene kadar ortalıktan kaybolmakmış dimi zaten? Nasılsa hangi damdan düştüğü belli olmayan liop, geldiği gibi kaybolur, meydan sana kalır mı?

Buyur işte yazdıkların burada.

Ve o dişlerden pek fena tırsmış kaçan biri görüntüsü verdiğinde apaçık meydanda.

ismailademoglu
25-09-2009, 22:20
Selam.

Ben 19 yaşıma kadar ateist biri idim. Ve bence benim ozaman çektiğim acıları,huzursuzluğu, vicdanımı rıhatlatmak için dindarlarla yaptığım mücadeleyi veriyorsunuz, zekamla ve konuşma kabilyetim ile birlikte, dindar geçinenlerin kişisel eksikliklerinden dolayı bana karşı mağlup olmalarının verdiği sarhoşlukla mutlu olurdum. galiba siz tam olarak kendinizle baş başa kalmadınız daha. Allah layık olana verir hidayeti.

selam ile...

ismailademoglu
25-09-2009, 22:42
İman etmek ve teslim olmak, istiyerek ve özgür iradeyle tercih etmekle olur. Çümkü din bir tecrübe ve musabaka alanıdır. Din akla kapı açar ama,kabul etmeye mecbur dedecek şekilde herşey açık olmaz. Çümkü seçme özgürlüğü olmayınca bunun sonucundaki kabulun hiç bir kıymeti olmaz. pis kişiler ile temiz kişiler kabulde aynı olur.
O yüzden din sunduğu hakikatler hafif perdeli ve araştırmaya bağlı.

Mesela kuranda "vettini ve zeytuni" bir ayetir. ve bu iki meyveye yemin edilerek insanın manevi yaradılışının hali ve ne yapması gerektiği açıklanır bu sürede. ve bu süre 8 ayetlidir. Adıda tin süresidir ve kuranın 95 .süresidir.

Eyer ön yargısız ,vicdan ve akıl ile incir ve zeytin incelerseniz ve üzerinde biraz düşünürseniz bu meyveler ilede insanın anne karnındaki hali ve beden yapısının vurgulandığını göreceksiniz.

Bakınız her incir çekirdeği rahim misal bir zarın içinde meyveye asılıdır.açın tam olgunlaşmamış bir incir meyvesini görün.

Bakın zeytine parlak zarı derimize ,etli kısmı etimize,çekirdeği kemiğimize ve çekirdeğin içindeki özü de iliğimize takabul etmiyormu ? ee Allahın böyle icazlı konuşması boşunamı ?
din bir imtihandır....

selam ile...:mod:

Sapiens
25-09-2009, 22:59
.....selam ile...:mod:

Sayın ismailademoğlu,

Öncelikle, Tanışalım başlığında kendinizi bir tanıtın. 19 yaşına kadar ateist olup, da nasıl böyle iman dolu olduğunuzdan vs. bahsedin.

Burada yazdıklarınız gibi dini konuları da islami konular başlıkları altında yazın. Çünkü bu başlıkta ilmi konulardan bahsediyoruz...

vartor
26-09-2009, 02:57
ateistlik nedir diye sorsan, gunah islemektir diye cevap verecegine eminim:)

cyctec3
27-09-2009, 12:21
>>> ben bir süre buralardan uzaklaşayım, diğer koşulda siz liop beni kırıyorsunuz, berber diyaloguna felan girmek istemiyorum.

Hım, gene tercümeye hacet duyan laflar..

Sen şuna, "ben kuyruğu kısıp kirişi kırayım." desene açıkca. Erkekliğin onda dokuzu kaçmak, kalanıda ortalık sakinleşene kadar ortalıktan kaybolmakmış dimi zaten? Nasılsa hangi damdan düştüğü belli olmayan liop, geldiği gibi kaybolur, meydan sana kalır mı?

Buyur işte yazdıkların burada.

Ve o dişlerden pek fena tırsmış kaçan biri görüntüsü verdiğinde apaçık meydanda.

beklentin kirişi kırmam veya kaçmam olabilir ama biz burdayız sayı liob kişisi.

yahu liob alemsin neden tırsayım senden, ?:boxing:

liopleurodon
27-09-2009, 14:07
İman etmek ve teslim olmak, istiyerek ve özgür iradeyle tercih etmekle olur. Çümkü din bir tecrübe ve musabaka alanıdır. Din akla kapı açar ama,kabul etmeye mecbur dedecek şekilde herşey açık olmaz. Çünkü seçme özgürlüğü olmayınca bunun sonucundaki kabulun hiç bir kıymeti olmaz. pis kişiler ile temiz kişiler kabulde aynı olur. O yüzden din sunduğu hakikatler hafif perdeli ve araştırmaya bağlı.

Evet, inananlar pis kişiler, inanmayanlar ise temiz kişiler olurlar. Şüphesiz inananla, böyle bir pisliği, kepazeliği kabul ettikleri için, foseptik çukurundan ibaret olduklarını ayan etmiş olanlardır.

O yüzden din sunduğu hakikatler hafif perdeli ve araştırmaya bağlı.

Alakası yok. Din güya gayet açık ve net cevabını vermiştir. Amanda tufan olduda, herkes öldüde, nuh ile bir kaç oğlu kaldıda, hatta aha şundan şunlar türedi.. Hatta, insan önce ademi yarattıda falan filan.

Din denen şey zırvalıktan ibarettir. Bu o kadar açık, o kadar nettir ki, bu zırvaları işte böyle "Amanda perdeli, yok şöyle, yok böyle" diye yutturmaya çalışırlar.

Allah dediğiniz nasıl bir salaktır ki, kendi yarattığı şeyi imtihan etmeye çıkmaktadır? Kendi yarattığı kötülük yüzünden insalara zulm etmektedir, işkence etmektedir?

liopleurodon
27-09-2009, 14:08
beklentin kirişi kırmam veya kaçmam olabilir ama biz burdayız sayı liob kişisi.

yahu liob alemsin neden tırsayım senden, ?:boxing:

Valla bir süre ortalarda olmayacağını söyleyen sensin. Yok nedne turasyım diyorsan, buyur işte meydan burada.

cyctec3
27-09-2009, 14:18
Valla bir süre ortalarda olmayacağını söyleyen sensin. Yok nedne turasyım diyorsan, buyur işte meydan burada.

alın size ilk sorum o zaman. dunya uzerındeki atmosferin oluşmasına, kullandımız demırın oluşmasına katkı sağlamış kırmızı hucreli bakterilerin varlığğının bir anda ortaya çıkması ve onların bilinen ilk canlılar tek hucereliler olmasına istinaden bu dunya uzerındeki canlılığğın temellerini atan bu canlıcıkların bu kadar kompleks bır sekılde ortaya cıkmaları( onların evrımlesmesı ıcın pek surelerı yoktu) nı nasıl ızah edersınız?

bu canlıların evrımleserek oluşmaları ne kadar bilimsel? olasılık vb bilimsel metodlar ile nasıl izah edersiniz?

soru 2; evrim teorinizin temel taşı olan mutasyonlar sonucu ortaya çıkmış bilinen bir yararlı mutasyon varmıdır?

soru3; göz gibi kompleks yapıların ortaya çıkışını mutosyon veya seçilim özgürlüğünüde kullanarak nasıl izah edersınız? ortaya öıkışını(körelişini değil)



bana ilk canlılığın ortaya çıkışını izah edebilecek bir gösterebilirisiniz? veya bilimsel bir izah(evrim teorisi kapsamında) gösterebilirmisniz? veya bir teori olabilecek şey(evrim gibi sadece süreci açıklamaya çalışan teori degil).

hade baslayalım sayın liop, görelim sizi minderde.

Ki-Adi
27-09-2009, 17:16
Sevgili Cyctec3 sende bana İbrahimin Tanrısının Dinazorları neden ve nasıl yarattığını söyler misin?

Sapiens
27-09-2009, 18:13
Cyctec3,

Aşağıdaki konudaki 1,8 ve 9 nolu postları okuduktan sonra, bir de şu sitocrom-c molekülündeki benzerliği bize bir izah ediver. Neden mesela Rhesus maymunu ile tek bir amino asidimiz farklı iken, şempanze ile hiç bir farklılığımız yok?

20 üzeri 104 (20'nin yanında 104 tane sıfır var)'de bir ihtimalle denk gelebilecek bir olasılık, nasıl olmuş da tak diye denk gelmiş? Bu bir mucize midir yoksa başka birşey midir?

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12915

liopleurodon
27-09-2009, 20:57
>>> alın size ilk sorum o zaman. dunya uzerındeki atmosferin oluşmasına, kullandımız demırın oluşmasına katkı sağlamış kırmızı hucreli bakterilerin varlığğının

Bakterinin kırmızı hücrelisi, morcivert hücrelisi filan olmaz, bakteri zaten bir tek hücreden ibarettir. Demir ise, dünyanın ortaya çıkmasını sağlayan ve dünya üzerinde canlılıktan çok çok öncede bulunan en temel elementtir.

>>> bir anda ortaya çıkması ve onların bilinen ilk canlılar tek hucereliler olmasına istinaden bu dunya uzerındeki canlılığğın temellerini atan bu canlıcıkların bu kadar kompleks bır sekılde ortaya cıkmaları( onların evrımlesmesı ıcın pek surelerı yoktu) nı nasıl ızah edersınız?

Senin zırvaladığın gerçeğiyle. Sonra da "ama bana boş teneke diyorsunuz" diye alınıyorsun. Şu yazdıklarını bir bak. Yaşayan ilk canlının bir bakteri olduğunu, kırmızı renkli olduğunu filan, nerden çıkarıyorsun ki? Hatta onalrın demirin oluşmasına katkıda bulunduğu filan gibi yenmez yutulamz bir martavalı nerden uyduruyorsun ki?

Yaşayan ilk canlılar, bakteri filan değildi. Anaerob protohücreler idiler. Bakteri olabilmek için daha çok fırın evrim geçirmeleri gerekti.

>>> soru 2; evrim teorinizin temel taşı olan mutasyonlar sonucu ortaya çıkmış bilinen bir yararlı mutasyon varmıdır?

Evrim teorisinin temel taşı, mutasyon değil, doğal seleksiyondur.

Mutasyonların faydalı mı zararlı mı olduğuna da o karar verir. Eğer kenya da yaşıyor ve oradaki çevrenin doğal seleksiyonuna tabiysen, alfa + talesemiye sebep olan GAG yerine GTG kodon mutasyonu senin için bir avantajdır

http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=1435778

Ama Fransa'da yaşıyorsan, o zaman açıkca bir dezavantajdır, çünkü anemiye sebep olur.

Benzer HbG/HbS mutasyonları, hem avantaj hem dezavantaj olabilir. Örneğin beta talesemi, koroner kalp hastalığından seni koruyabilir, eğer Fransız'san dezavantaj, yunan isen avantaj oluverir.

http://www3.interscience.wiley.com/journal/118692183/abstract?CRETRY=1&SRETRY=0

>>> soru3; göz gibi kompleks yapıların ortaya çıkışını mutosyon veya seçilim özgürlüğünüde kullanarak nasıl izah edersınız? ortaya öıkışını(körelişini değil)

Git ekşisözlük'ten oku, her gelen boş tenekeye bunu anlatmaktan gına geldi artık

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=g%C3%B6z%C3%BCn+evrimi&nr=y&pt=gozun+evrimi

>>> bana ilk canlılığın ortaya çıkışını izah edebilecek bir gösterebilirisiniz? veya bilimsel bir izah(evrim teorisi kapsamında) gösterebilirmisniz? veya bir teori olabilecek şey(evrim gibi sadece süreci açıklamaya çalışan teori degil).

Otur bunları da aha şuradan oku bir zahmet:

http://www.gla.ac.uk/projects/originoflife/

Geliriz, gideriz, sizden aynı boş teneke gürültüsü ehp. Yok gözün evrimi, yok amanda ilk canlı nasıl ortaya çıktı? 200 sene önce yaşamış hristiyan papazlarının gezdiği çayırlarda otluyorsunuz hala.. Geçin arıtk bunları, aşın biraz.

Sizin derdiniz evrim değil.. Ahada şu olamaz, valla olamaz, demekki evrim yok. Tamam böyle olsun. Bu sizin şu muhammedin uçkurundan sorumlu tanrınızın var olduğunu göstermez ki, nedne bu kadar uğraşıyorsunuz? Size gereken kendi iddianızı doğrulayacak somut kanıtlardır. Onlar olmadığı sürece, yaratılış masalınız bir saçmalık olarak kalmaya devam edecektir.

cyctec3
27-09-2009, 21:09
Cyctec3,

Aşağıdaki konudaki 1,8 ve 9 nolu postları okuduktan sonra, bir de şu sitocrom-c molekülündeki benzerliği bize bir izah ediver. Neden mesela Rhesus maymunu ile tek bir amino asidimiz farklı iken, şempanze ile hiç bir farklılığımız yok?

20 üzeri 104 (20'nin yanında 104 tane sıfır var)'de bir ihtimalle denk gelebilecek bir olasılık, nasıl olmuş da tak diye denk gelmiş? Bu bir mucize midir yoksa başka birşey midir?

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12915


ali demirsoy kitabından;"sitokrom-c'nin tesadüfen oluşması ihtimali için "bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır"

siz bu dizilimin evrim teorisi ile ilk olarak nasıl ortaya çıktıgını söyleyinde bende size onun neden bazı maymunlar ile aynı kaldıgını ızah edeyim.

cyctec3
27-09-2009, 21:23
>>> alın size ilk sorum o zaman. dunya uzerındeki atmosferin oluşmasına, kullandımız demırın oluşmasına katkı sağlamış kırmızı hucreli bakterilerin varlığğının

Bakterinin kırmızı hücrelisi, morcivert hücrelisi filan olmaz, bakteri zaten bir tek hücreden ibarettir. Demir ise, dünyanın ortaya çıkmasını sağlayan ve dünya üzerinde canlılıktan çok çok öncede bulunan en temel elementtir.

>>> bir anda ortaya çıkması ve onların bilinen ilk canlılar tek hucereliler olmasına istinaden bu dunya uzerındeki canlılığğın temellerini atan bu canlıcıkların bu kadar kompleks bır sekılde ortaya cıkmaları( onların evrımlesmesı ıcın pek surelerı yoktu) nı nasıl ızah edersınız?

Senin zırvaladığın gerçeğiyle. Sonra da "ama bana boş teneke diyorsunuz" diye alınıyorsun. Şu yazdıklarını bir bak. Yaşayan ilk canlının bir bakteri olduğunu, kırmızı renkli olduğunu filan, nerden çıkarıyorsun ki? Hatta onalrın demirin oluşmasına katkıda bulunduğu filan gibi yenmez yutulamz bir martavalı nerden uyduruyorsun ki?

Yaşayan ilk canlılar, bakteri filan değildi. Anaerob protohücreler idiler. Bakteri olabilmek için daha çok fırın evrim geçirmeleri gerekti.

>>> soru 2; evrim teorinizin temel taşı olan mutasyonlar sonucu ortaya çıkmış bilinen bir yararlı mutasyon varmıdır?

Evrim teorisinin temel taşı, mutasyon değil, doğal seleksiyondur.

Mutasyonların faydalı mı zararlı mı olduğuna da o karar verir. Eğer kenya da yaşıyor ve oradaki çevrenin doğal seleksiyonuna tabiysen, alfa + talesemiye sebep olan GAG yerine GTG kodon mutasyonu senin için bir avantajdır

http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=1435778

Ama Fransa'da yaşıyorsan, o zaman açıkca bir dezavantajdır, çünkü anemiye sebep olur.

Benzer HbG/HbS mutasyonları, hem avantaj hem dezavantaj olabilir. Örneğin beta talesemi, koroner kalp hastalığından seni koruyabilir, eğer Fransız'san dezavantaj, yunan isen avantaj oluverir.

http://www3.interscience.wiley.com/journal/118692183/abstract?CRETRY=1&SRETRY=0

>>> soru3; göz gibi kompleks yapıların ortaya çıkışını mutosyon veya seçilim özgürlüğünüde kullanarak nasıl izah edersınız? ortaya öıkışını(körelişini değil)

Git ekşisözlük'ten oku, her gelen boş tenekeye bunu anlatmaktan gına geldi artık

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=g%C3%B6z%C3%BCn+evrimi&nr=y&pt=gozun+evrimi

>>> bana ilk canlılığın ortaya çıkışını izah edebilecek bir gösterebilirisiniz? veya bilimsel bir izah(evrim teorisi kapsamında) gösterebilirmisniz? veya bir teori olabilecek şey(evrim gibi sadece süreci açıklamaya çalışan teori degil).

Otur bunları da aha şuradan oku bir zahmet:

http://www.gla.ac.uk/projects/originoflife/

Geliriz, gideriz, sizden aynı boş teneke gürültüsü ehp. Yok gözün evrimi, yok amanda ilk canlı nasıl ortaya çıktı? 200 sene önce yaşamış hristiyan papazlarının gezdiği çayırlarda otluyorsunuz hala.. Geçin arıtk bunları, aşın biraz.

Sizin derdiniz evrim değil.. Ahada şu olamaz, valla olamaz, demekki evrim yok. Tamam böyle olsun. Bu sizin şu muhammedin uçkurundan sorumlu tanrınızın var olduğunu göstermez ki, nedne bu kadar uğraşıyorsunuz? Size gereken kendi iddianızı doğrulayacak somut kanıtlardır. Onlar olmadığı sürece, yaratılış masalınız bir saçmalık olarak kalmaya devam edecektir.
FeCO3 + O2 + H2O ---------> Fe(OH)3 + CO2 + Kalori (Demir Bakterileri)

fe(oh)3 deir oksit olup kırmızı renktedir. sentezlenme derken renk derken bundan artık bır anlam cıkarabılrısınız.(ıp ucu)

bu bakteriler halen denizlerde bulunmaktadırlar. esas gorevlerı su an soludugumuz atmosferi ortaya cıkaran bakterilerdir. (hani siz belki bilimsel olarak atmosferde şimseklerin caktıgını ve halen yasanası bır atmosfer oldugu o malum basarısız deney yuzunden hatırlamıyor olabılrısınız).

ben baska bır sey diyecek sey bulmadıgım ıcın sızı sız havale edıyorum.

bu eşitliği anlamanız için teknik mevzulara haiz olmanız gerekir ama sizin her hangi bir t cetveli gerektiren eğitim aldıgınızı sanmıyorum. o sebebten anlamanız beklenmez.

dunyadaki atmosferin nasıl oluştuguna dair bilgi sahibi dahi olmayan siz gibi teneke sesini bırakın tenekenin kendisi olan kişiler ile bilim konuşmak(bunu basarmak) zaten bir bilim.

Ki-Adi
27-09-2009, 22:09
Sevgili cyctec3 size sorduğum soruya bir cevap alabilmiş değilim. Sorduğum sorunun cevabını çok merak ediyorum. Cevaplarsanız çok sevinirim.

liopleurodon
27-09-2009, 22:21
>>> FeCO3 + O2 + H2O ---------> Fe(OH)3 + CO2 + Kalori (Demir Bakterileri)

Haa, kimya dersine çalışmış bizim eleman, eferim evladım. Hep böyle ol. Ama birde biyoloji dersine çalışsan.

>>> fe(oh)3 deir oksit olup kırmızı renktedir. sentezlenme derken renk derken bundan artık bır anlam cıkarabılrısınız.(ıp ucu) bu bakteriler halen denizlerde bulunmaktadırlar. esas gorevlerı su an soludugumuz atmosferi ortaya cıkaran bakterilerdir.

Şu an soluk aldığın hava ile yazdığın denge denkleminin pek bir alakası yok. Hangi canlılardan bahsettiğinde belli değil zaten.

Şu an solduğun havanın ortaya çıkmasını sağlayan, stromatolitlerdir ve 3.2 milyar yıl önce fotosenteze başlamışlar, atmosferin O2 gazıyla dolmasını sağlamışlardır. Ve bu dünyada hayatın ortaya çıkışının 600 milyonuncu yaş gününe filan denk gelir.

>>> ben baska bır sey diyecek sey bulmadıgım ıcın sızı sız havale edıyorum.

Elbette bulamayacaksın, aman da bulma zaten, boş tenekeden boş gürültü? Bir diyorsun "amanda demirin ortaya çıkmasını sağlayan bakteriler" bir diyorsun amanda soluğunu atmosfer için bakteriler, ne gevelediğin belli değil.

>>> bu eşitliği anlamanız için teknik mevzulara haiz olmanız gerekir ama sizin her hangi bir t cetveli gerektiren eğitim aldıgınızı sanmıyorum. o sebebten anlamanız beklenmez.

Belki o denklemi anlamak için bir yüksek eğitim gerekiyordur, ama iki lafı biraraya getirmek için, okuduğunu anlamak şçin ilkokul eğitimi gerekiyor ki, sizde o da yok:

dunya uzerındeki atmosferin oluşmasına, kullandımız demırın oluşmasına katkı sağlamış kırmızı hucreli bakterilerin varlığğının bir anda ortaya çıkması ve onların bilinen ilk canlılar tek hucereliler olmasına istinaden

Ve sorduk sana, onların bilinen ilk canlılar olarak bir anda ortaya çıktıklarını nerden uyduruyorsun? Tekrar soralım mı? Cümle biraz uzun oldu, uzun cümleler kuramadığını görüyoruz, eğer anlamada da aynı zafiyeti yaşıyorsan, haber et. Cin Ali kitapları gibi, 5 kelimelik cümlelerle soralım bunu tekrar sana..

cyctec3
27-09-2009, 22:23
Sevgili cyctec3 size sorduğum soruya bir cevap alabilmiş değilim. Sorduğum sorunun cevabını çok merak ediyorum. Cevaplarsanız çok sevinirim.

sorun aslınd abır takıntı. sız bılımsel bır ızahat beklemektesınız. bu baglamda bu ızahatın bılımsel olarak yapılmasından ote temel soru su olmalıdır;

insanlara faydası olmayan veya onların yasamını dırekt veya dolaylı yoldan etkılemeyen varlıklar neden var olmuslardır? yada bızımle alakası olmayan bır yıldızın hatta daha ısıgı bıze dahı ulşmamaıs bır yıldızın neden var oldugu bir soru olabılır.?

ben kendı acımdan cevaplayabılrım. genel bır hukum veya su su bılımsel sebebten ortaya cıkmıstır demekten ote acızane acıklamam.

sayın ki adi; dınozorların varlıgından bır haber degılsınız. onları bılıyorsunuz. onların ızlerını goruyor varlıklarının gerceklıgını bılmenız sayesınde bır bılgısayar oyunundan ote bır gerceklıgın bır sızden bagısmzı spontanlıgın farkına varıyorsunuz. matrixteyim deyip dolaşmıyor kati bir gerçekliği yaşıyorsunuz.

pisiko tropik bozunma olmaksızın bu dunayenın gerceklıgınden kimyasal ve zihinsel sıstemınızde bır arıza olmaksızın uzak kalmamanız ıcın bır cok etken var.

ıste soru burada gerceklık neden bu kadar somut ve soyut.

dusunsenıze sayın kiadi; yıldızlar mılyarlarca galaksı. dusunsenıze eger sadece bır dunya var olsaydı baska hıc bır sey olmasaydı sızınle daha bır fazla ugrasmak daha fazla sorulara maruz kalmak zorundakalırdık.

dinsel jargonda n cevap verırsek; Allahın azametinin farkına varmak ıcın ıkı gozumuzu acıp gelmıse gecmıse ve etrafımıza bakmamız yeterlı cevabıda sıze verılebılır.

Ki-Adi
27-09-2009, 22:39
Sevgili Cyctec ben size bilimsel olarak açıklayınız diye birşey söylemedim. Eğer böyle bir bilgi isteseydim belirtirdim.

Eğer bir doğa tarih müzesine giderseniz dinazorlar var mıydı yoksa sadece bir bilgisayar oyunumuydur görürsünüz.

Ben size gayet basit bir soru sordum lakin öyle sanıyorum ki sizin buna verebilecek bir cevabınız olmadığı için konuyu değiştirmeye çalışıyorsunuz.

Yani diyorsunuz ki Allah binlerce belki milyonlarca canlıyı sırf gösteriş olsun diye yarattı daha sonrada ortadan kaldırdı. Peki yarattı da nasıl yarattı? Ol deyince yerden mi çıktılar?

Yada bu canlılardan neden hiç bir kitapta bahsedilmez? Bugün için düşünme bundan 300 yıl öncesini düşün. O zamanki insanların bunların hiç birinden haberi yok dolayısıyla Allahın yaptığı gövde gösterisinden hiç haberleri olmadı.


Sizden basit bir cevap bekliyorum nasıl ve neden yarattı? Bilimsel olarakta açıklamak zorunda değilsin.

cyctec3
27-09-2009, 22:42
>>> FeCO3 + O2 + H2O ---------> Fe(OH)3 + CO2 + Kalori (Demir Bakterileri)

Haa, kimya dersine çalışmış bizim eleman, eferim evladım. Hep böyle ol. Ama birde biyoloji dersine çalışsan.

>>> fe(oh)3 deir oksit olup kırmızı renktedir. sentezlenme derken renk derken bundan artık bır anlam cıkarabılrısınız.(ıp ucu) bu bakteriler halen denizlerde bulunmaktadırlar. esas gorevlerı su an soludugumuz atmosferi ortaya cıkaran bakterilerdir.

Şu an soluk aldığın hava ile yazdığın denge denkleminin pek bir alakası yok. Hangi canlılardan bahsettiğinde belli değil zaten.

Şu an solduğun havanın ortaya çıkmasını sağlayan, stromatolitlerdir ve 3.2 milyar yıl önce fotosenteze başlamışlar, atmosferin O2 gazıyla dolmasını sağlamışlardır. Ve bu dünyada hayatın ortaya çıkışının 600 milyonuncu yaş gününe filan denk gelir.

>>> ben baska bır sey diyecek sey bulmadıgım ıcın sızı sız havale edıyorum.

Elbette bulamayacaksın, aman da bulma zaten, boş tenekeden boş gürültü? Bir diyorsun "amanda demirin ortaya çıkmasını sağlayan bakteriler" bir diyorsun amanda soluğunu atmosfer için bakteriler, ne gevelediğin belli değil.

>>> bu eşitliği anlamanız için teknik mevzulara haiz olmanız gerekir ama sizin her hangi bir t cetveli gerektiren eğitim aldıgınızı sanmıyorum. o sebebten anlamanız beklenmez.

Belki o denklemi anlamak için bir yüksek eğitim gerekiyordur, ama iki lafı biraraya getirmek için, okuduğunu anlamak şçin ilkokul eğitimi gerekiyor ki, sizde o da yok:



Ve sorduk sana, onların bilinen ilk canlılar olarak bir anda ortaya çıktıklarını nerden uyduruyorsun? Tekrar soralım mı? Cümle biraz uzun oldu, uzun cümleler kuramadığını görüyoruz, eğer anlamada da aynı zafiyeti yaşıyorsan, haber et. Cin Ali kitapları gibi, 5 kelimelik cümlelerle soralım bunu tekrar sana..


rakamları vede isimleri iyi hatırlıyorsunuz. ezberiniz cok kuvvetli. bir denklemi alıp oraya koymam dikkatınızı cekmıs ama sızın kopyala yapıstırınız mukemmel.

isimleriihatırlamıyor olabılirım cunkı ısımden cok olayın ozu benım ıcın esas oldugundan aramızdaki fark ortaya çıkıyor.

siz bana yardımzı olup etkisi yuzunden ortaya cıkardıgı kırmızı renk ile ılıskılendırdıgım bakterının adını hala hop tereyaglı ballı ekmek gıbı interneten cekıp bana ulastırmanız benı sevındırdı.

bende sıze bır alıntı yapayım.

‘Mikrop kaya’ yaşamın en eski kanıtı
Yeryüzünde yaşama dair en eski kanıt Avustralya’da bir kayada bulundu. Kaya şeklindeki mikrobiyolojik fosillerin yaşı 3.4 milyar yıl olarak belirlendi.


NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 13:05 TSİ 15 Haziran 2006 Perşembe
WASHINGTON / LONDRA - Avustralya’nın Marble Bar kenti yakınlarındaki 10 km’lik bir alana yayılan Pilbara kayalıkları ilginç görünümüyle dikkat çekiyor. Bu tip fosilleşmiş canlı kalıntılarından oluşan kayalara ‘stromatolit’ adı veriliyor. Stromatolitler, bakterilerin çıkardığı karbondiyoksitle çamur tortularının katman katman birikmesinden oluşuyor. Bu teze göre, Batı Avustralya’daki söz konusu 3.4 milyar yıllık kayalar Dünya’daki mikrobiyolojik yaşama en eski kanıdı teşkil ediyor.



Araştırmayı yürüten Australian Centre for Astrobiology (Avustralya Astrobiyoloji Merkezi) uzmanlarından Abigail Allwood, ‘yaşamın atası’ olarak betimlediği fosilin yeryüzünde yaşamın başlangıcı olduğu ileri sürüyor. Allwood, söz konusu kayaların biyolojik olmayan bir şekilde meydana gelmesi için son derece farklı ve bilinmeyen bir kimyasal sürecin işlemiş olması gerektiğini, ancak mikrobiyolojik açıklamanın daha tutarlı olduğunu vurguluyor.

3.4 MİLYAR YIL ÖNCE DENİZİN ALTINDAYDI
Marble Bar kayalıklarının şimdi karada olmasına karşın, 3.4 milyar yıl önce sığ bir denizin altında bulunduğu düşünülüyor. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/235497.jpgAllwood, kayaların sığ denizlere özgü bir şekilde, suyun altında bir mercan ekosistemi gibi bir stromatolit yapı oluşturmuş olabileceğini belirtiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar stromatolitlerin mikrobiyolojik yaşamla içiçe bir yapısı olduğu savunuyor. Allwood’un araştırması söz konusu stromatolitleri yedi alt-grupta inceliyor.

Bilim ekibinden NASA Astrobiyoloji Enstitüsü uzmanı Bruce Runnegar, kayaların mikropların salgılarından oluştuğunun altını çizerek şunları söylüyor: “Bu kayalar yeryüzündeki en eski yaşam kalıntısı diyebiliriz, zira bunlar salt jeolojik etkenlerin yaratabileceğinin ötesinde karmaşık yapılar.”


inanın cokuzun sure oldu . tam hatırlayamaya bılıyorum bazen.

sayın liob bilgiyi kullanabildiginiz ölçüde degerlidir. sizin gibilerin artık degerleri yok cunki internet var. siz atarıye kacarken ben okumayı ogrendıgım yaslardan ıtıbaren ansıklopedıler karıstırdım. bilim kati gerceklerı ıcermedıgı ıcın , ıse yarar bılgılerı ve kesıflerı senın gıbı dusunmeyen acık goruslu bilim adamları saglamıstır. ideolojik ve zayıf bılımsel verılerden uzak felsefi yanı kuvvetli ezberden ote bılgıyı kullanan ve bılımın kafesıne hapsolmayan kişiler yapmıştır bilimi hep .

sayın liob size kendımı ıspatlamak zorunda degılım.

bakın sıze önemlibir cümle yazayım; bilgi kullanıldıgı olçüde ve yorumlandıgı olcude deger tasır. diğer koşulda 1000 yasınıza kadar yasasanızda size öğretilen formulun dısına cıkamazsınız.

yazı duzenım sızın eleştirinizi cekebilir ama ben ondan daha ote yazdıklarımın daha once yazılanlardan ne kadar farklı olduguna bakarım. diğer koşulda hep kopyala yapıştır olmuyor sızın gibi.

fizik ve biyoloji konusuna gelince; ilk terliksi hayvanımı zorda olsa kendı ımkanlarımız dahılınde orta 1 de inceledım. dereden su aldım ve ızledım. bakın dereden terlıksı hayvan alacagımı kac yasınd anlamısım.

her neyse siz bana ismini verdıgınız (saolun ezberım zayıf(kopyala yapıstırımda zayıf,o yuzden ımla hatalarıda yapabılıyorum)) bakterının varlıgının naısl ortayacıktıgını ızah edınde bende kopyala yapıstırdan ote yorum yapabılme etenegınızı göreyım.

cyctec3
27-09-2009, 22:47
Sevgili Cyctec ben size bilimsel olarak açıklayınız diye birşey söylemedim. Eğer böyle bir bilgi isteseydim belirtirdim.

Eğer bir doğa tarih müzesine giderseniz dinazorlar var mıydı yoksa sadece bir bilgisayar oyunumuydur görürsünüz.

Ben size gayet basit bir soru sordum lakin öyle sanıyorum ki sizin buna verebilecek bir cevabınız olmadığı için konuyu değiştirmeye çalışıyorsunuz.

Yani diyorsunuz ki Allah binlerce belki milyonlarca canlıyı sırf gösteriş olsun diye yarattı daha sonrada ortadan kaldırdı. Peki yarattı da nasıl yarattı? Ol deyince yerden mi çıktılar?

Yada bu canlılardan neden hiç bir kitapta bahsedilmez? Bugün için düşünme bundan 300 yıl öncesini düşün. O zamanki insanların bunların hiç birinden haberi yok dolayısıyla Allahın yaptığı gövde gösterisinden hiç haberleri olmadı.


Sizden basit bir cevap bekliyorum nasıl ve neden yarattı? Bilimsel olarakta açıklamak zorunda değilsin.


gövde gösterisi siz ki adi için sayın ki adi:) belki 100 yıl sonra bızım veletlerede baska bılımsel gerceklerı gormek nasıp olacak. o zaman sız bende gormek ıstıyorum dıyebılırısnız ama her seyı bılmek ımkansız tabi.

gösteriş degil tabiki. her şeyin bir sebebi vardır. bunların sebebleride dunyevi kuralların sınırları içindedir.

ne dıyım sayın ki adi, siz gidip müzede bu garibanları gormekte iseniz en azından bır seye yarıyorlar(en azından sızına cınızdan) demektir.:roll:

cyctec3
27-09-2009, 22:58
>>> alın size ilk sorum o zaman. dunya uzerındeki atmosferin oluşmasına, kullandımız demırın oluşmasına katkı sağlamış kırmızı hucreli bakterilerin varlığğının

Bakterinin kırmızı hücrelisi, morcivert hücrelisi filan olmaz, bakteri zaten bir tek hücreden ibarettir. Demir ise, dünyanın ortaya çıkmasını sağlayan ve dünya üzerinde canlılıktan çok çok öncede bulunan en temel elementtir.

>>> bir anda ortaya çıkması ve onların bilinen ilk canlılar tek hucereliler olmasına istinaden bu dunya uzerındeki canlılığğın temellerini atan bu canlıcıkların bu kadar kompleks bır sekılde ortaya cıkmaları( onların evrımlesmesı ıcın pek surelerı yoktu) nı nasıl ızah edersınız?

Senin zırvaladığın gerçeğiyle. Sonra da "ama bana boş teneke diyorsunuz" diye alınıyorsun. Şu yazdıklarını bir bak. Yaşayan ilk canlının bir bakteri olduğunu, kırmızı renkli olduğunu filan, nerden çıkarıyorsun ki? Hatta onalrın demirin oluşmasına katkıda bulunduğu filan gibi yenmez yutulamz bir martavalı nerden uyduruyorsun ki?

Yaşayan ilk canlılar, bakteri filan değildi. Anaerob protohücreler idiler. Bakteri olabilmek için daha çok fırın evrim geçirmeleri gerekti.

>>> soru 2; evrim teorinizin temel taşı olan mutasyonlar sonucu ortaya çıkmış bilinen bir yararlı mutasyon varmıdır?

Evrim teorisinin temel taşı, mutasyon değil, doğal seleksiyondur.

Mutasyonların faydalı mı zararlı mı olduğuna da o karar verir. Eğer kenya da yaşıyor ve oradaki çevrenin doğal seleksiyonuna tabiysen, alfa + talesemiye sebep olan GAG yerine GTG kodon mutasyonu senin için bir avantajdır

http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=1435778

Ama Fransa'da yaşıyorsan, o zaman açıkca bir dezavantajdır, çünkü anemiye sebep olur.

Benzer HbG/HbS mutasyonları, hem avantaj hem dezavantaj olabilir. Örneğin beta talesemi, koroner kalp hastalığından seni koruyabilir, eğer Fransız'san dezavantaj, yunan isen avantaj oluverir.

http://www3.interscience.wiley.com/journal/118692183/abstract?CRETRY=1&SRETRY=0

>>> soru3; göz gibi kompleks yapıların ortaya çıkışını mutosyon veya seçilim özgürlüğünüde kullanarak nasıl izah edersınız? ortaya öıkışını(körelişini değil)

Git ekşisözlük'ten oku, her gelen boş tenekeye bunu anlatmaktan gına geldi artık

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=g%C3%B6z%C3%BCn+evrimi&nr=y&pt=gozun+evrimi

>>> bana ilk canlılığın ortaya çıkışını izah edebilecek bir gösterebilirisiniz? veya bilimsel bir izah(evrim teorisi kapsamında) gösterebilirmisniz? veya bir teori olabilecek şey(evrim gibi sadece süreci açıklamaya çalışan teori degil).

Otur bunları da aha şuradan oku bir zahmet:

http://www.gla.ac.uk/projects/originoflife/

Geliriz, gideriz, sizden aynı boş teneke gürültüsü ehp. Yok gözün evrimi, yok amanda ilk canlı nasıl ortaya çıktı? 200 sene önce yaşamış hristiyan papazlarının gezdiği çayırlarda otluyorsunuz hala.. Geçin arıtk bunları, aşın biraz.

Sizin derdiniz evrim değil.. Ahada şu olamaz, valla olamaz, demekki evrim yok. Tamam böyle olsun. Bu sizin şu muhammedin uçkurundan sorumlu tanrınızın var olduğunu göstermez ki, nedne bu kadar uğraşıyorsunuz? Size gereken kendi iddianızı doğrulayacak somut kanıtlardır. Onlar olmadığı sürece, yaratılış masalınız bir saçmalık olarak kalmaya devam edecektir.


ya sayın liob , fotosentetik canlıların varlıgına yenimi vardılar? yoksa aha goz bundan evrılmıstır sallamasyonuna mı yeni basladılar?

lütfen cevap bekliyorum. ayrıca eulena kamçılısının kamcısıda bu duruma sinir olup aldıgı sınyallerı bır sure iletmesede sonradan aldıgı rusvetle bunu yapmaya baslamıs olabılırmı?:D

belki webcamdan türemiştir:) bu kadar komik izahatlar olmaz olsada bana yedıremezsınız sayın liob dayı

Ki-Adi
27-09-2009, 23:05
gövde gösterisi siz ki adi için sayın ki adi:) belki 100 yıl sonra bızım veletlerede baska bılımsel gerceklerı gormek nasıp olacak. o zaman sız bende gormek ıstıyorum dıyebılırısnız ama her seyı bılmek ımkansız tabi.

gösteriş degil tabiki. her şeyin bir sebebi vardır. bunların sebebleride dunyevi kuralların sınırları içindedir.

ne dıyım sayın ki adi, siz gidip müzede bu garibanları gormekte iseniz en azından bır seye yarıyorlar(en azından sızına cınızdan) demektir.:roll:


Sorduğum soruya cevap vermeden konuyu başka yerlere çekmeye çalışıyorsunuz.

Bir de neymiş şu dünyevi kurallar?

liopleurodon
27-09-2009, 23:09
>>> Bu teze göre, Batı Avustralya’daki söz konusu 3.4 milyar yıllık kayalar Dünya’daki mikrobiyolojik yaşama en eski kanıdı teşkil ediyor.

Evet, bilinen en eski stromotolitler.

Fakat, canlılığın bundan daha önce var olduğunu da biliyoruz.

http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html

Bizim sorumuz ne: stromatolitlerin birdenbire pat diye ortaya çıktığını nerden uyduruyorsun?

Biz sana bunu sorduk. Stromatolitlerin ne zaman ortaya çıktığını değil.

>>> bakterının varlıgının naısl ortayacıktıgını ızah edınde bende kopyala yapıstırdan ote yorum yapabılme etenegınızı göreyım.

Protobiont nedir, ne iştir gidip biraz araştır, neymiş öğrenirsin.

Ha, 3. sorunda sormuştun zaten bunu, bizde sana al buyur, oku d aöğren demiştik. Ama tabi sen okumayı öğrenemediğin için olsa gerek, açıp bakmamışsın bile..

liopleurodon
27-09-2009, 23:14
>>> lütfen cevap bekliyorum. ayrıca eulena kamçılısının kamcısıda bu duruma sinir olup aldıgı sınyallerı bır sure iletmesede sonradan aldıgı rusvetle bunu yapmaya baslamıs olabılırmı?

Yok yok, öyle değil, o eulena seni görünce kamçısını sallıyordur, hani dişi köpek görünce erkek it kuyruk sallar ya, öyle işte..

Boş laf ediyorsun, boş teneke..

Bu dalını da kırarız, tutunacak bir yerin yok, gene havaya sarıldın. Ama bu dala gelmeden önce, şu 3 soru ile koyduğun 3 hayali dala bir baksan diyorum..

Bir sürü sayıkladın. amanda göz nasıl olurmuş.. Yok ilk canlı nasıl ortaya çıkabilirmiş.. Hatta stramotolitler nsaıl olurmuş ta pat diye çıkıverirmiş..

Ama dalların boşa çıkınca, şimdi, başka dala tutunmaya çalışıyorsun, ama emin ol, Behe karşıma gelemedi bu dalın üzerinden yürüyüp, sen hiç gelemezsin. Sanal daldan öbür sanal dala atlamanın sana faydası yok. Liopluerodon avlarını sanal dalların üstünde de gayet iyi ısırabilir.

cyctec3
27-09-2009, 23:17
>>> Bu teze göre, Batı Avustralya’daki söz konusu 3.4 milyar yıllık kayalar Dünya’daki mikrobiyolojik yaşama en eski kanıdı teşkil ediyor.

Evet, bilinen en eski stromotolitler.

Fakat, canlılığın bundan daha önce var olduğunu da biliyoruz.

http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html

Bizim sorumuz ne: stromatolitlerin birdenbire pat diye ortaya çıktığını nerden uyduruyorsun?

Biz sana bunu sorduk. Stromatolitlerin ne zaman ortaya çıktığını değil.

>>> bakterının varlıgının naısl ortayacıktıgını ızah edınde bende kopyala yapıstırdan ote yorum yapabılme etenegınızı göreyım.

Protobiont nedir, ne iştir gidip biraz araştır, neymiş öğrenirsin.

Ha, 3. sorunda sormuştun zaten bunu, bizde sana al buyur, oku d aöğren demiştik. Ama tabi sen okumayı öğrenemediğin için olsa gerek, açıp bakmamışsın bile..
Laser–Raman imagery of Earth's earliest fossils

Correspondence to: J. William Schopf1 (http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html#a1) Correspondence and requests for materials should be addressed to J.W.S. (e-mail: Email: schopf@ess.ucla.edu (schopf|[commat]|ess.ucla.edu)).

Top of page (http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html#top) Abstract

Unlike the familiar Phanerozoic history of life, evolution during the earlier and much longer Precambrian segment of geological time centred on prokaryotic microbes1 (http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html#B1). Because such microorganisms are minute, are preserved incompletely in geological materials, and have simple morphologies that can be mimicked by nonbiological mineral microstructures, discriminating between true microbial fossils and microscopic pseudofossil 'lookalikes' can be difficult2, (http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html#B2)3 (http://www.nature.com/nature/journal/v416/n6876/full/416073a.html#B3). Thus, valid identification of fossil microbes, which is essential to understanding the prokaryote-dominated, Precambrian 85% of life's history, can require more than traditional palaeontology that is focused on morphology. By combining optically discernible morphology with analyses of chemical composition, laser–Raman spectroscopic imagery of individual microscopic fossils provides a means by which to address this need. Here we apply this technique to exceptionally ancient fossil microbe-like objects, including the oldest such specimens reported from the geological record, and show that the results obtained substantiate the biological origin of the earliest cellular fossils known.



şimdi diyor devamı için login olun veya ödeme yapın dıyor.

eğer bu makalenın ön yazısı ile ilk canlı hayat hakkında fıkır sahıbı olduysanız ne dıyım sayın lıob dayı?

:eyebrows:işte bu ikon gibi beni güldürüyorsunuz!

cyctec3
27-09-2009, 23:43
>>> lütfen cevap bekliyorum. ayrıca eulena kamçılısının kamcısıda bu duruma sinir olup aldıgı sınyallerı bır sure iletmesede sonradan aldıgı rusvetle bunu yapmaya baslamıs olabılırmı?

Yok yok, öyle değil, o eulena seni görünce kamçısını sallıyordur, hani dişi köpek görünce erkek it kuyruk sallar ya, öyle işte..

Boş laf ediyorsun, boş teneke..

Bu dalını da kırarız, tutunacak bir yerin yok, gene havaya sarıldın. Ama bu dala gelmeden önce, şu 3 soru ile koyduğun 3 hayali dala bir baksan diyorum..

Bir sürü sayıkladın. amanda göz nasıl olurmuş.. Yok ilk canlı nasıl ortaya çıkabilirmiş.. Hatta stramotolitler nsaıl olurmuş ta pat diye çıkıverirmiş..

Ama dalların boşa çıkınca, şimdi, başka dala tutunmaya çalışıyorsun, ama emin ol, Behe karşıma gelemedi bu dalın üzerinden yürüyüp, sen hiç gelemezsin. Sanal daldan öbür sanal dala atlamanın sana faydası yok. Liopluerodon avlarını sanal dalların üstünde de gayet iyi ısırabilir.


bre bana liob u getirin . ama ısırmasın.

ya liob dayı çok hırslısın. ama bunu anlıyorum. bu senın bana atfettıgın cahıllıkten ote olunce mıkroorganızma yemı olacagından olmasın? bu tabii olarak gerginleştirir adamı.

ben sadece bedenimin mikro organızma yemi olacagına ınanıyorum. ve rahatım. gergınlık ve sınır yokç.ama liob yerinde cıdden olmak ıstemezdım.
her ne kadar yok tesırı olmaz desende akıllı bır varlıgın yok olabılecegı mantıgına kendısını alıstıabılmesı ımkansız olup en azı derın pısıko tropik bozunmadır.

kımyası bozulur be adamın.

liopleurodon
27-09-2009, 23:50
>>> şimdi diyor devamı için login olun veya ödeme yapın dıyor. eğer bu makalenın ön yazısı ile ilk canlı hayat hakkında fıkır sahıbı olduysanız ne dıyım sayın lıob dayı?

O senin sorunun biraderim. Benim para vermem gerekmiyor, abonesiyiz kurum olaraktan kendilerinin. Ulaknet'e tıklıyorsun çıkıyor.

Ama merak ettiysen, bas parayı aç oku. Yada, mesela "citation" eden makalelere bir göz at, bulursun bir şeyler.

Mesela, wikipedia buradan alıntı yapmış "The oldest ancient fossil microbe-like objects are dated to be 3.5 Ga (billion years old), just a few hundred million years younger than Earth itself." demiş.. Böyle bir şeyler işte.

Ama emin olabilirsin, Stramotolitler, pat diye birdenbire aniden ortaya çıkmış filan değil.

Sende hiç akıl fikir yok mu, pat diye nasıl ortaya çıksın o kadar karmaşık şey? Bari bunu düşün, ondan sonra salla biraz..

liopleurodon
27-09-2009, 23:54
>>> ben sadece bedenimin mikro organızma yemi olacagına ınanıyorum. ve rahatım. gergınlık ve sınır yokç.ama liob yerinde cıdden olmak ıstemezdım. her ne kadar yok tesırı olmaz desende akıllı bır varlıgın yok olabılecegı mantıgına kendısını alıstıabılmesı ımkansız olup en azı derın pısıko tropik bozunmadır.


Dallarda sıçramak kesmemiş arkadaşımızı..

Ama hakkını verelim: Amanda ne cici safsata yaparmış bizim yaratılışçımız, yesinler o dillerini senin...

Niteliksel Adam Karalama (Circumstantial Ad Hominem)

Tanım: Bir kimsenin görüşlerinin yanlış olduğuna dair delil sunmak yerine, o kimsenin niteliklerine (kişiliğine, karakterine, niyetlerine, vasıflarına vs) saldırarak, reddetmek veya karşı iddiada bulunmak.

http://safsatakilavuzu.com/safsata%20turleri%20ve%20guncel%20ornekler-2.htm

cyctec3
28-09-2009, 00:00
>>> ben sadece bedenimin mikro organızma yemi olacagına ınanıyorum. ve rahatım. gergınlık ve sınır yokç.ama liob yerinde cıdden olmak ıstemezdım. her ne kadar yok tesırı olmaz desende akıllı bır varlıgın yok olabılecegı mantıgına kendısını alıstıabılmesı ımkansız olup en azı derın pısıko tropik bozunmadır.


Dallarda sıçramak kesmemiş arkadaşımızı..

Ama hakkını verelim: Amanda ne cici safsata yaparmış bizim yaratılışçımız, yesinler o dillerini senin...


ya cok sekersın ya. canım benım. bende American Scientific imutemadiyen okumaya calısırım ama bu beni hala evrimci yapmadı. en azından o kadar kolaycı yapmadı.

ne safsatası bre liob. sölede bilelim yahu?

bence sana giydirdiğim lafı anlamadında ondan sacmalık dıyorsun! yoksa baska sebebı mı var?

Sapiens
28-09-2009, 00:02
ali demirsoy kitabından;"sitokrom-c'nin tesadüfen oluşması ihtimali için "bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır"

siz bu dizilimin evrim teorisi ile ilk olarak nasıl ortaya çıktıgını söyleyinde bende size onun neden bazı maymunlar ile aynı kaldıgını ızah edeyim.

İsterseniz bu sorunuzun cevabını Sayın Ali Demirsoy kendisi versin...


Sitokrom-c’nin 20 üzeri 100 olasılıkla birden bire ortaya çıktığını ben söylemiyorum ki; onu yaratışçılar (gericiler) söylüyor. Evrim, bir şeyin hemen ortaya çıktığını söylemez. Onun nasıl geliştiğini açıklar. Böyle bir molekül seçile seçile bugüne kadar gelmiştir. Bu nedenle her canlı kendine özgü sitokrom-c taşır ve molekülün benzerliği de türler arasındaki akrabalığın derecesini yansıtır. Yani bu molekül sihirli bir molekül değil, çeşitlenebilir; çeşitlendiği zaman bile birçok kombinasyonu çeşitli ortamlarda iş yapabilir molekül olarak ortaya çıkar.

Yaratılışçıların sürekli ağızlarında çiğnedikleri bir istatistik hesap vardır. Esasında bu hesabın bu denli yaygın kullanılmasına zemin hazırlayan da benim yazmış olduğum, 1984 tarihli Kalıtım ve Evrim kitabımdır. Orada insandaki bir sitokrom-c’nin ortaya çıkma şansı 20 üzeri 100 olarak verilmiş ve bunun olasılığı, bir maymunun insanlık tarihini yanlışsız olarak daktiloda yazması kadar düşük bir olasılık olarak verilmiştir. Bu özünde dikkati çekmek için yazılmıştı. Nereden bilebilirim, hekimlik eğitimi yapmış olanların bile bunu anlayamayacaklarını ve kürsüye çıktıklarında her zaman büyük bir açık yakalamış gibi sürekli dile getireceklerini.

Bu molekül sihirli bir molekül değildir. Çeşitli varyasyonları da iş yapabilir. Örneğin 100 birimlik bir dizilimde, maymunlarla bizim aramızdaki fark sadece 54’ncü sıradakidir; diğerleri aynıdır, köpekle 15, bira mayası ile 84 yerde farklılığımız vardır.

Bu hesap esasında evrimdeki akrabalıkların kanıtlanması için tarafımdan Türk halkına tanıtılmıştır. Gel gelelim ki, anti evrimciler bunun ne anlama geldiğini -bugüne kadar- anlayamadılar. Bu hesapta diyoruz ki, bir insanın sitokrom-c’sinin bu şekilde dizilme şansı 20 üzeri 100’dür; bir maymunda bu molekülün sadece 54’ncü amino asidi bizimkinden farklıdır. Yani maymun ile benim bu molekül açısından bir rastlantı olarak benzer olma şansımız 20 üzeri 99’dur, yani 1 rakamını, arkasına 99 tane sıfır konmuş 20 rakamına bölerseniz (yani 20.000…..) çıkan sayının olasılığı kadar biz rastlantı olarak maymunla aynı molekülü paylaşmışızdır. Böyle bir olasılık kural olarak yok demektir. Ancak aynı kökenden gelmiş isek, sadece bir mutasyon ile son aşamada birbirimizden ayrılmışız demektir, yani ortak atadan evrimleşmişiz demektir. Hayvanlar âleminde bize genel yapısı ile ne kadar benzerlik gösterenler varsa, benzerlik oranında bu moleküllerde de o denli benzerlik bulunmaktadır. Bira mayası bana çok uzak bir benzerlik gösterdiği için de 84 tanesi benimkinden farklıdır. Ancak, bunu dogmatikler bir türlü anlayamadılar. Esasında güreşte künde diye bir oyun vardır; birinin sırtını yere yapıştırmak için abanırsınız, ancak karşıdaki sizin hemen anlayamadığınız, ancak sizin oynamaya çalıştığınız bir oyun ile sırtınızı yere yapıştırır. Yıllardır bu hesabı gündeme getiren yaratılışçılar, kendi sırtlarının bu hesapla mindere yapıştığının bile farkında değiller. Zaten olsaydılar, daha fazlasını öğrenmek için arkamıza düşerlerdi; anlayamadıkları için şimdi önümüzü kesmeyle uğraşıyorlar…

Yani bu sihirli bir dizilim değil, çeşitli varyasyonları olan ve çoğu varyasyonunun da çeşitli canlılarda işlev yaptığı bir moleküldür. Ancak bunu anlayabilmek için biyoloji bilimini, özellikle canlılar âlemini iyi bilmek gerekiyor. Hekimlerin bunu anlamasındaki zorluk bundan kaynaklanıyor.

liopleurodon
28-09-2009, 00:13
>>> ne safsatası bre liob. sölede bilelim yahu?

Sana en yakın ilkokulun adını söylede, belki müdürü ilan tanıdık çıkar, birinci sınıfa seni kaydettiririz, okullar yeni açıldı, kolay olur.

Bu yaştan sonra sana okumasını mı öğreteceğiz, işte yazdık san neyin ne olduğunu, daha ne diyorsun ki?

Eh, "yahu boş tenekesiniz, bir ton gürültünüzdne başka şeyiniz yok" diyoruz, siz hala bunu tasdik etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz.

cyctec3
28-09-2009, 00:39
>>> ne safsatası bre liob. sölede bilelim yahu?

Sana en yakın ilkokulun adını söylede, belki müdürü ilan tanıdık çıkar, birinci sınıfa seni kaydettiririz, okullar yeni açıldı, kolay olur.

Bu yaştan sonra sana okumasını mı öğreteceğiz, işte yazdık san neyin ne olduğunu, daha ne diyorsun ki?

Eh, "yahu boş tenekesiniz, bir ton gürültünüzdne başka şeyiniz yok" diyoruz, siz hala bunu tasdik etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz.


ya beni gulme manyagı ettın. Allahta senı guldursun.
:eyebrows::eyebrows:

ya super adamsın vesselam. senle atısmak hosuma gıtmeye basladı ama sırtını mındere sermek bana acı verecek:wacko: kader

cıdden hos adamsın lıob senı arkadas lısteme eklıyorum.

cyctec3
28-09-2009, 01:07
Sevgili cyctec3, liop'u tekrar canlandirdigin icin tesekkurlerimi sunarim, Yoksa soro>nun son modeli misin sen?; ne de olsa miknatis gibi cektin liop'u:)

vartor arkadaş gelin liobunuzu alın adam iptal oldu. valla yazık kfuru vb seyler edece dıye tırsıyorum ama gulmekten kendımıde alamıyorum. EDIT

axial
15-07-2010, 15:12
Sayın cyctec;

Bu kadar güzel hazırlanmış ve insanları aydınlatacak bir konunun içine etmek için çok çabalamış fakat kendi beyninizdeki kusurları aktarmaktan öteye gidememişsiniz ne yazık ki.


Yazıları baştan sona zevkle okudum ve çok değerli bilgiler edindim. Başta sapiens ve liop olmak üzere bütün arkadaşlara teşekkür ederim.