PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bolşevik Yalanlar.


Akhenaton
19-05-2009, 23:37
Çağdaş tarih anlatımlarının en büyük mitlerinden biride , Bolşevik Devrimin ; halkın alt tabakasının zalim çarlık ailesine karşı öfkesinin kabarmasıyla patlak verdiği yönündeki anlatımdır.Peki ya durum böylemi olmuştur.


Ocak 19172 de Komünist gazetesi olan The New World için muhabir olarak çalışan Leon Trotsky New York’ta yaşıyordu.Daha önce bir devrim denemesinden kaçarak Fransaya sürgüne yollanmıştı.ABD’ de yaşarken çift kutuplu bir dünya yaratmak isteyen küresel sermaye sahipleri ile çok geçmeden tanışır ve Bolşeviklere mal edilen küresel bankacıların silah satmak için yaptıkları devrimin temellerini atar.

Trotsky ‘ in amerikada Bolşevikler adına devrimi yaptığı kişilerin isimlerine gelince Farankfurtta Rothschild ile birlikte yaşayan Jacop Schiff ve Paul Warburg’un Kuhn, Loeb & Company firmasının avukatı Elihu Root dur.Bir CFR üyesi olan Root , 2 Eylül 1919 tarihli kongre kayıtlarına göre , devrim için 20 milyon dolar yatıran ilk kişidir.

Bu konuda Root yalnız değildir, Lord Milner devrim için 21 milyon ruble yatırmıştır.
Çarlık Rusyasında bir devrim için 1915 yılında Amerikan İnternational Corparation kurulmuştur.Bu organizyonun yöneticilerine bir bakarsak ; Rockefeller, Rothschild , Du Pont , Kuhn , Loeb Harriman ve Federal Rezerv Bank temsilcileridir.Aynı zamanda aralarında Başkan George Bush’ un büyük babası George Herbert Walker vardır.

Dikkat edilmesi gereken nokta Sözde Bolşevik Devrimi denen olayı destekleyenlerin dünyanın en zengin adamları olduğudur.

Winston Churchill tarafından 1920 yılında ; “ Spartacus-Weisthaupt döneminden Karl Marks’ a kadar , Trotsky, Bela Kun , Rosa Luxemburg ve Emma Goldman gibiler dünayada düşünceyi ellerine alarak yeni gelişmelerin önünü açmışlardır.

Avrupa ve Amerikanın elitleri rus halkını saçlarından yakalayarak imparatorluğun efendileri haline getirmişlerdir.Doğuda yaratılan ve çağın sonuna kadar devam eden bu iki kutuplu korku dünyası bankacılık ve silah sanayinin sıçrama yaratmıştır.Şaşkın entelektüeller , zenginlerin pozisyon ve zenginliklerini dahada arttırırken tehlikeye attıklarını sanarak yıllarca bu doğrultuda kitaplar yazmışlardır.

Bu ikilemi daha iyi anlayabilmek için Hegel’ i iyi bilmek gerekmektedir.Hegel, Fichte ve Kant gelecek kuşak insanların din doğmasıyla sınırlandırılmaması gerektiğini savunurlar.Kant fiziksel dünyada deneyimlenemeyen şeylerin insanoğlu tarafından asla bilinemeyeceğine inanırken, Ficte ve Hegel insanoğlunun mantığının tanrının mumu olduğunu söyler.Tüm evreni kavramak zıtların uzlaştırılması çabasıdır.
Bu düşünce başta Karl Marks ve Hitler olmak üzere takipçilerini etkileşmiştir fakat neden birbirinden farklı olduklarını anlayabilmek mümkün değildir.

Marks , Hegel’in teorik felsefesini uygulamaya geçirerek insanları ve olayları kontrol etmede sıra dışı bir araç geliştirdi, ve bu yöntem Hegelistik diyalektik yöntem olarak tanıtıldı, kısaca mantığı Zıt kutuplar-tez ve antitez- uzlaştığında ortaya çıkan sentez.
Bu teori erken dönem Machiavelliler için bulunmaz bir fırsattır ve sosyal çalkantılar, krizler ve devrimler, savş ve savaş tehtiti döngüsü ile bir güç döngüsü oluşturmaktadır.

Trotsky ‘ a dönecek olursak 27 Mart 1917 de ABD savaşa girdikten birkaç ay sonra Wall Street tarafından sağlanan para ve üçyüz devrimciyle amerikadan ayrılmıştır Trotsk Viyanada kaldığı günlerde Alman istihbarat birimleri ile çalıştığı şüpheleri ile sürekli İngiliz istihbaratı tarafından izlenmiştir.

Trotsky amerikadan önce şu açıklamayı yapmıştır “ Eğreti Hükümeti devirmek ve Almanya ile savaşı durdurmak için Rusyaya dönüyorum “
Trotsky ‘i taşıyan gemi Halifax , yolda Kanadalıların eline geçmiş , Başkan Wilson’un yardımcısı Albay House bu meseleyi halletmiştir.Pasaportunu kaybeden Trotsky ‘ e başkan Wilson sayesinde yeni amerikan pasaportu ayarlanmış ve Trotsky tarih yazmak için Rusyaya gitmiştir.

1905 deki başarısız devrim denemesinde devrimcilerle birlikte Trotsky ve Hegel,Fichte ve Marksın teorilerini Rusyanın politik zeminine uyarlamaya calışan devrimci entelektüel Leninde vardır.
Yıllar süren reform çabalarından sonra 15 Mart 1917 Çar tahtından çekilmek zorunda kalmıştır.Buna neden olan Petersburg ve Petrograd isyanlarının İngiliz ajanları tarafından çıkarıldığını tüm dünya bilmektedir.

Cebinde amerikan pasaportu ve Wall Street parası ile birlikte Rusyaya giderken Leninde sürgünden dönmüştür.Rusyaya giderken bindiği ünlü Mühürlü Tren Alman bankacı Max Warburg ve üst düzey alman subayları tarafından hiçbir yerde engellenmeden Alamanyadan geçmiştir.

Trotsky gibi Leninde Çarın tahtan çekilmesiyle kurulan keçici Aleksandr Kerensky hükümeti tarafından Alamn ajanı olarak damgalanmıştır.
Kasım 1917 de Trotsky ve Lenin , Batılı para desteği ile başarılı bir isyan gerçekleştirdiler ve Rus hükümetini , Bolşevikler adına elegeçirdiler.

Rusyadaki bu yönetimi ele geçirme hareketi hiçbir zaman ekim devrimi ile sağlamlaşmamıştır.Kızıllar ve Beyazlar arasında devam eden iç savaş sonucunda 30 milyon insan hayatını kaybetmiştir.Lenin 1924 yılında peş peşe gelen felçlerle ölmüş, Trotsky meksikaya kaçmış ve orda öldürülmüştür.

Lenin ve Trotsky i Rusyayı Almanyanın yararına olacak şekilde savaştan çekmişlerdir.Fakat elit kesim için komünizm , halklar arasında korku ve güvensizlik ve bölünme amacıyla kullanılmıştır.Komünizm-Kapitalizm-Faşizm gibi.

Bolşevik Devrimi denen bu olguyu Lenin bile sonradan itiraf etmiştir , bir açıklamasında

“ Devlet istediğimiz şekilde işlemiyor, dümende biz varız fakat görünüşe bakılırsa gemi istenilen yöne gitmiyor “

dilaver
20-05-2009, 05:24
“Japonya’da yükselen Komünizm”

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi de birçok ülke gibi küresel krizin etkisiyle sarsılıyor. Japon gençleri ise bu ortamda, giderek de artan bir oranda yüzlerini 19. yüzyıl devrimcisi Karl Marks’a çeviriyor. Japon Komünist Partisi, krizden önceki son seçimlerde beş milyon oy almıştı; parti yetkilileri şimdi de, her ay ortalama bin yeni üye kazandıklarını açıkladı. Komünistler halen Japonya’nın en büyük dördüncü partisi konumunda; partinin günlük gazetesi de bir milyon satıyor. BBC’nin Tokyo muhabiri, ülkede komünistlerin gücünü artırmasının arka planını araştırdı: “Protestocuların sesleri, Tokyo sokaklarının aşina olduğu seslerden sayılmaz; ancak küresel ekonomik krizin etkisi, Japon ekonomisindeki etkisini artırdıkça protesto gösterilerinin sesleri de sokaklarda daha fazla yankılanır oluyor. İşlerine son verilmiş yüzlerce kişi yürüyüş güzergahları için kentin merkezinde büyük şirketlerin genel müdürlüklerinin ve lüks mağazaların bulunduğu caddeleri seçiyorlar. Bu manzaralar, yükselen kapitalizmin sembol ülkelerinden Japonya için şaşırtıcı gelebilir. Komünistlerin ve kızıl bayrak taşıyan işçi ve işsizlerin Japonya için hedefleri ise; dünyanın, ABD’den sonra ikinci büyük ekonomisine sahip ülkelerinin yönünü komünizme çevirmek .

Eyleme katılan bazı göstericiler, Komünist Partiyi niye desteklediklerini şu sözlerle anlatıyor: ‘Komünist Partiyi destekliyorum; çünkü işçileri onlar düşünüyorlar ve öncelik veriyor.’

‘Komünistleri destekliyorum; çünkü geçici işçilerin daha iyi haklara kavuşmasını istiyorum, Komünist Parti bu tür sorunları gerçekten ciddiye alan tek parti.’
Göstericileri gülümseyen gözlerle ve havaya kaldırdıkları yumruklarıyla Japonya Komünist Partisinin yetkilileri karşılıyor. 400 bin üyesi olan partiye, her ay ortalama bin yeni üye katılıyor. İktidardaki Liberal Demokrat Parti, bunun iki katı kadar üyeye sahip; ancak son aylarda kan kaybediyor, yaklaşık yüzbin üye son aylarda hükümetteki partiye üyeliğini sonlandırdı.

Komünist Partinin Japon Parlamentosu üyesi milletvekillerinden biri olan Akira Kasay, partisinin yükselişiyle ilgili şunları söylüyor: ‘Bir çok kişi, Japon kapitalizmi bu haliyle iyi midir?Diye sormaya başladı. Yaşam standartları giderek daha kötüye gidiyor. Japonya’da, zenginler ve fakirler arasındaki uçurum gittikçe genişliyor.’

Komünist ideolojisinin Japonya’daki yayılma biçimi de pek alışılmış, olağan yöntemlerle olmuyor. Ziyaret ettiğim bu dükkanda Japon mizah dergisi ‘Mango’yla birlikte, Karl Marks’ın Kapital’inin de çizgi roman hali satılıyor. Kapitalizmin, kendi iç çelişkileri üzerinden nasıl yıkılacağı, resimler ve diyaloglarla bir çizgi roman gibi anlatılmış.

Japonya’da yükselen komünizmle ilgili bir sonraki durağım ise, partiye yeni katılan bir üyeyle görüşmek için geldiğim, yakınlardaki bir restorant. Komünist Partinin yeni üyelerinden olan bu kişi, partiye nasıl yöneldiğini şöyle anlatıyor: ‘Birkaç yıl önce Karl Marks’ın fikirlerine ilgi duymaya başladım. Bu sistem içerisinde kapitalistler ve sermaye tarafından kontrol ediliyoruz. Komünist bir toplumdaysa, toplumu bir bütün olarak düşünebileceğimize ve ekonomik faaliyetlerimize demokratik bir yolla kendimizin karar verebileceğimize inanıyorum.’

Partiye bir yıl önce üye olan otuzdört yaşındaki bu kadın, ismini açıklamamızı istemedi. Yakın arkadaşlarından bazıları bile, kendisinin komünist parti üyesi olduğunu bilmiyor. Kendisine, daha yaşlı kişilerden; örneğin ailesinden ne gibi tepkiler aldığını soruyorum. Yanıtı şu oluyor: ‘Aslında ailem, partiye katılmama çok şaşırdı. Onlar komünist Parti’nin destekçileri değil; sanırım olan biteni de çok doğru kavrayamıyorlar.’

Komünist olmak, Japonya’nın gelenekselci toplumunda radikal bir şey olarak görülüyor olsa da; parti, Tokyo dışındaki küçük bir kentte dahi büyük salonları dolduran toplantılar düzenleyebiliyor. Akira Kasay gibi Komünist Parti yetkilileri yalnızca üyelerle değil, şirket patronlarıyla da sık sık bir araya gelip ve işçilere daha iyi haklar sağlayabilecek antlaşmalar yapmaya çalışıyor; sendikalarda, haksız yere işine son verildiğine inandıkları işçilere, yargı yoluna başvurmaları için yardım ediyor.

Peki, kapitalizme karşı mücadelelerinin ötesinde, Japon komünistlerinin tasarladıkları toplum modeli neye benziyor?

Akira Kasay, iktidarı ele geçirmeleri durumunda, kurmayı hedefledikleri toplumun Sovyetler Birliği modelinden farklı olacağını söylüyor: ‘Biz, Sovyetler Birliği dönemindeki hegemonyacılığa karşı, güçlü bir şekilde mücadele etmiş bir hareketiz. Tabi ki, nihai amacımız, Japonya’da kapitalizmi devirmek, sosyalist ve giderek komünist bir toplum kurmak. Ancak bu yolda adım adım ilerleme yaklaşımını tercih ediyoruz. İlk aşamada emeğin sorunlarını hedefliyoruz, insanların yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefliyoruz.’

Komünistlerin kendileri de, kısa vadede iktidara gelmeyi beklemiyor; ancak parlamentonun daha etkili olan alt kanadı için yapılan son seçimlerde ki, seçimler ekonomik krizden önce yapılmıştı. Yaklaşık beş milyon oy alabildiler. Bu yıl yapılacak seçimlerde ise, amaçları bu oranı daha da yukarı taşımak.” (bbc, 5.5.2009)

KızıL
20-05-2009, 15:46
inadınıza kazanacağız bayım inadınızada yaşıyacağız ve siz kahrolacaksınız...

Akhenaton
21-05-2009, 12:02
Acaba japonyada yükselen maksizm yazsını buraya asanlar japonya hakkında ne biliyor merak ediyorum.Bende hiç birşey. Sadece copy/paste.

Felsefeci 87
21-05-2009, 17:34
Akhenaton.

Sitede bulunduğumdan beri, kendi görüşüne uymayan bütün fikirleri, ideolojileri reddetmekle beraber onlara çamur atıyorsun.

Böyle düşündüğüne göre; liberal bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum. Ama Kapitalizmin bugün insanlığı ne hale getirdiğini çok iyi görüyorum.. Milyonlarca insan aç, milyonlarca çocuk ölümle burun buruna,(hergün binlercesi ölüyor) milyonlarca insan kapitalizmin vahşeti altında inim inim inliyor.. Burda gelip ahkam keseceğine ve burda uzun uzun yazılar yazacağına biraz da olsa dünyaya pembe gözlüklerle bakmasan diyorum.. O gözlükleri çıkar ve dünyanın ne halde olduğunu gör.. Tabi az da olsa vicdanın varsa...

sevgilerimle..

Ayejj
22-05-2009, 14:04
Sn. Akhenaton,

Her fırsat buldukça,Marksistlere ,Leninistlere sataşıyor.Onları alabildiğince eleşiriyorsunuz.Ama birşeyi unutuyorsunuz.

Eğer sovyetler olmasaydı.Orta asyadaki Türkler hala koyun ve at otlatıp çadırlarda yaşayan insanlar olarak kalacaklardı.

Sovyetlerin sayesinde modern altyapıları olan şehirlerde yaşıyorlar.Metrolara biniyorlar.Merkezi ısıtmayla koca şehirleri ısıtyorlar.Medeniyet namına ne gördüyseler hepsi sovyetler döneminin onlara getirdiği hizmetler.

Siz bir milliyetçi olarak Marks'a ve Lenin'e methiyeler düzmeniz gerekir.

KızıL
22-05-2009, 20:45
sovyetlere atıp tutmak sevgili ayejinde dediği gibi kolay bu kişiler sovyetlerin açıklarını yıllarca aradılar ve sürekli bunu dile getirdiler birgün olsun biriside çıkıp yaptığı onca güzel şeyi söylemedi sakladı inanmak bile istemedi bu nasıl hırstır şaşıyorum bugün sovyetler sayesinde türkiyede gelişmiş fabrikalar var iskenderun demir çeliğe giden hiç oldu mu??

ordaki lojmanlara bakan oldumu merkezi ısıtmalarından tutun gelişmiş sanayilerine kadar neleri var ama bunu görmek istemezler..
rusyada bugün okada5r gelişmiş şeyler var ki hala avrupada yok lütfen rusyada ki metroyu inceleyin o fabrikaları inceleyin halkına verdiklerine ve vermek istediklerine bakın bugün maden işçilerini baleye oparaya tiyatroya götüren tek ülke sovyetlerdi..

saymakla bitmeyecek onca şey varken sürekli eksikler ve iftiralarla dolu yazılarda sadece art niyet vardır bu yüzden kötü niyetli yazılara cevap vermemek lazım...

mehmetsalih
22-05-2009, 21:48
Bence o kadar gevelemeye gerek yok neyini cevaplayacaksınız bu zülmün...?? Kendinizi yormaya n gerek var???

Tarihin en Acımasız Diktatörü, Milyonların Katili ve Rus Komünist Lideri

JOSEF STALİN

Gelmiş geçmiş en zalim insan olarak tarihe geçen Stalin, Gürcü asıllıdır. 1879 yılında Gürcistan’ın Gori kasabasında dünyaya geldi. Babası fakir bir kunduracı, annesi ise dindar bir çamaşırcı kadındı.

Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Stalin, on bir yaşında babasını kaybetti. Annesinin baskısıyla da Ortodoks İlâhiyat okuluna girdi. Ancak, aykırı fikirlerinden dolayı okuldan atıldı.

Marksist hareketlere katılan Stalin, Bolşevikler kanadında yer aldı ve Lenin’i yakından tanıdı. 1902 yılında tutuklanıp Sibirya’ya sürgüne gönderildi. Ancak o kaçarak tekrar Tiflis’e döndü. 1905 yılında Bakü Bolşevik liderliğine getirildi. 1912 yılında da tekrar tutuklandı. Ama yine kaçarak kurtulması üzerine kendisine “Çelik Adam” anlamına gelent “STALIN” denildi.

1917 Komünist İhtilâlinde önemli bir rol oynamadıysa da yine kendine özgü kurnazlık ve hile ile 1922 yılında Komünist Partinin genel sekreteri oldu. Ancak, Lenin’den sonra İkinci adam olamamıştı. Çünkü, ünlü komünist Troçki’nin gölgesinde kalıyordu. Troçki ortadan kaldırılmadan kendisine ikinci adamlık veya Lenin’den sonra liderlik mümkün olmayacaktı. Çünkü Lenin, kendisinden sonra parti liderliğine Troçki’yi vasiyet etmişti. Ancak Stalin bu vasiyeti gizlemeyi başararak, Lenin’in 1924 yılında ağır bir felç hastalığından ölmesinden sonra, herkesi şaşırtan bir manevrayla liderlik koltuğuna oturdu.

Stalin makamını kuvvetlendirip, Sovyetler’in mutlak diktatörü olmak için kalburüstü komünistlere karşı kanlı bir katliam başlattı. Diğer yandan da, Lenin’in koyduğu kısmî esnekliğe yönelik ekonomik politikayı yürürlükten kaldırarak, bunun yerine bütün işçi ve köylüleri toplu halde isyana götürebilecek katı prensipler taşıyan ekonomik görüşlerini uygulamaya başladı.
Stalin devri o kadar vahşiyane ve kanlı geçiyordu ki, bu korkunç zulüm hareketinin “İnsanlık tarihinin en barbar dönemi” olduğunu bizzat Kuruşçev itiraf etmişti.(Wingast, 1980: 205)

Stalin, muhaliflerine karşı ünlü temizlik harekatına en büyük rakipleri olan Kirov’u öldürtmekle ve Troçki’yi de sürgüne göndermekle başlamıştı. Kızıl ordunun kudretli komutanı Troçki, Stalin’in kanlı niyetinden kurtulmak için önce İstanbul’a sonra da Meksika’ya kaçtıysa da, Stalin’in emriyle öldürülmekten kurtulamadı.

Bundan sonraki birkaç yıl içinde, 1917 İhtilâlinde Komünist Parti liderleri olan ve Lenin yönetiminde bulunan pek çok kişi, Stalin tarafından ihanetle suçlanarak idam edildi. Daha sonra temizlik harekatının başında bulunan gizli polis lideri Yago’da da yargılandı, ihanet ettiğini itirafa zorlandı ve idam edildi.

Stalin, 1935’te temizlik harekatını Komünist Parti ve Sovyet silâhlı kuvvetleri içine uzattı. Meselâ, 1934 Parti Kongresinde seçilen Merkez Komitesi’nin üyelerinin üçte ikisi ihanetle suçlanarak öldürüldü.

Stalin’in gizli polisi acımasızca kullanması, keyfi tutuklama ve idam programı, iktidarını en hafifçe eleştirenleri hapse atması veya çalışma kamplarına göndermesi, halkı boyun eğmeye zorlamıştı. 1930’lu yılların başında Stalin’in emriyle milyonlarca köylü ya öldürüldü veya açlıktan ölmeye terk edildi. Böylece en sonunda politikası hakim oldu.

Stalin’in zulmü, tarihin en gaddar katliamı ve en insafsız kıyımı haline gelmişti.

Öyle ki;

Stalin zamanında SSCB’de olanlar, zihinlerin alamayacağı kadar korkunçtu. Tarihin en cani insanı, tarihin en korkunç katliamlarını yapıyordu.(Marchorko, 1982: 61)

Bu katliamlar sırasında, 5 mareşalden 3’ü, 16 ordu komutanlarından 14’ü, 8 amiralden 8’i, 67 kolordu komutanlarından 61’i, 133 tümen komutanlarından 130’u, 599 tugay komutanlarından 211’i, 11 harp komiseri yardımcılarından 11’i tasfiyeye uğradı, 35 bin subay kadrosundan yarısı ya idam edildi, ya da hapse atıldı.(Conquest, 1981: 136)

“…Milyonlarca yorgun, bitkin ve perişan işçi ve köylüler, Stalin politikasına karşı olumsuz fikir sahibi oldukları için, kışın ortasında Sibirya’nın beyaz cehennemine ölüme gönderildiler. Tabiî ki kurtulan olmamıştı”(Soljenitsin, 1983: 35) diyen Aleksandr Soljenitsin, büyük çoğunluğu Stalin devrinde olmak üzere komünist rejime karşı geliyor. Çünkü,”Benimle olmayan bana karşıdır” diyen Stalin, bütün Sovyet insanını karşısına almıştı.

Philip Vander Elst imzasıyla ünlü “The Daily Telegraph” gazetesinde yayınlanan bir araştırmada Sovyet istatistiklerinden de faydalanılarak söz konusu gerçek şöyle anlatılır:

“1917 Komünist İhtilâlden bu yana komünist hareketli bütün dünyada 142 milyon insanın hayatına mal olmuştur. Buna göre, 1821 – 1906 tarihleri arasında Çarlık Rusyasında siyasî cinayetlere kurban gidenlerin sayısı 997’yi bulurken, Lenin’in iktidarda olduğu 1917 – 1923 tarihleri arasında “Oportünist” olarak damgalanan 1.861.568 kişi öldürülmüştür.

Profesör Kuganov ‘un 14 Nisan 1964 tarihli “Novie Rousekoi Slov” dergisinde yer alan resmî Sovyet istatistiklerine dayanarak yaptığı demografik çalışmaya göre, 1917 ile 1950 tarihleri arasında büyük ölçüde Stalin’in olan toplam kurban sayısı 66 milyon civarındadır.”(Hakes Dergisi, 1979)

Stalin’in SSCB Müslümanları üzerindeki zulmü de dayanılmaz boyutlardaydı.
“Türkistan’da 14 bin Kafkasya ve Kırım’da 8 bin, Tataristan ve Baş Kurdistan’da 4 bin cami ve mescit yıkıldı veya tahrip edildi. Müslüman din alimleri olarak katledilenlerin miktarı 300 binin üzerinedir. Sibirya’nın acımasız soğuğuna sürgün edilenler ise, mülyonlarla ifade edilmektedir. Bununla da yetinmeyen Stalin, İslâm’ın ilim merkezleri olan Buhara, Semerkant, Kokant, Derbend, Timurhan, Kaşgar, Almasta ve Tirmi gibi şehirlerdeki mevcut milyonlarca Kur’an-ı Kerim’i, Hadis kitaplarını ve İslâmî kaynakları yaktırdı.” (Rehber Ansiklopedisi)

Stalin, ihtilâlin tehlikeye düşmesinden korkarak 1939 yılında Hitler ile “saldırmazlık” paktını imzaladı. Böylece ani bir geri dönüşle İkinci Dünya Savaşının çıkmasına zemin hazırlamış oldu. Durumdan yararlanan Stalin, Polonya’yı, Finlandiya’yı, Romanya’nın bir kısmını ülkesine kattı. Savaş sonu Almanya yenilince işgal ettiği toprakları bırakmadı.

Savaşın hemen ardından soğuk savaşa başladı. Yayılmacı politika ile Komünist düzeni tüm dünyaya yaymak istiyordu.

Sovyet hükümeti 1953 Ocak ayında, bir grup doktorun, yüksek Sovyet yetkililerinin ölümlerini plânladıkları gerekçesiyle tutuklandıklarını bildirdi. Stalin’in yeni bir dizi temizlik harekatını plânladığı anlaşılıyordu. Ancak 73 yaşındaki diktatör 5 Mart 1953’te Kremlin’de öldü.

Stalin’in ölümünden sonra yerine Nikita Kuruşçev geçmişti. Kuruşçev’de SSCB’nin tek hakimi ve komünizmin rakipsiz liderleri olmak için Stalin’i “tarihin en kanlı insanı” ilân etti ve Stalin dönemini de “tarihin en kanlı dönemi” olarak belirtti. (Wingast, 1980: 205) Bununla da kalmayarak, Stalin’le başlayan şehirlerin ismini değiştirdi. Para ve resmî dairelerdeki Stalin’in resmini kaldırttı. Heykellerini yıktırdı. Mezarlarını dahi açıp Kremlin’in dışına taşıttı.

Karısını öldürten, oğlunu ölüme terk eden ve milyonları katleden bu eli kanlı diktatör dünyanın bir numaralı insan kasabı, nefret ve kinle anılmaya devam etmektedir.

http://forum.antoloji.com/tartisma/tartisma.asp?mesaj=5410823&forum=25827

Ayejj
28-05-2009, 17:21
Stalin şunu yaptı stalin bunu yaptı .Adamın yerinde sen olsaydın kimbilir neler yapacaktın.

Yani herşey süt limandıda Stalin canavar ruhlu olduğu için bunları yaptı öyle mi?

Adam bir devrimi yerleştirmek için elinden geleni yaptı. Nitekim Devrime sadık insanlara birşey yapmadı.Kominist bir ülküyü var kılabilmek için çalıştı ve kominizme düşman olanları tasviye etti. adamın yaptığı bu.

şimdi muhammed savaşıp düşmanlarını tasviye edince cihat (kutsal savaş )oluyor.Stalin yapınca canavarlık öyle mi?Bunları ancak akılsız dindarlar yutar.

Fii
30-05-2009, 00:39
şimdi muhammed savaşıp düşmanlarını tasviye edince cihat (kutsal savaş )oluyor.Stalin yapınca canavarlık öyle mi?Bunları ancak akılsız dindarlar yutar.

tarih böyle bir şey, kazanırsan büyük lidersin, kaybedersen diktatör.

atatürk devrimlerini gerçekleştiremeseydi o da cani olacaktı, gerçi artık o da oldu, cumhuriyet devrimleri geçerliliğini yitirdiği için , 80lerden sonra atatürk de diktatör oldu (ilan edildi)

mehmetsalih
30-05-2009, 18:15
şimdi muhammed savaşıp düşmanlarını tasviye edince cihat (kutsal savaş )oluyor.Stalin yapınca canavarlık öyle mi?Bunları ancak akılsız dindarlar yutar.
Muhammed Savunma yaptı sadece. ve Yönetiminde ise tek pürüz görülmedi ama diğerleri aynen dediğin gibi. ve Muhammed savaş dışında kimseyi İslama karşı olduğu için öldürmedi.

Nitekim Devrime sadık insanlara birşey yapmadı.Kominist bir ülküyü var kılabilmek için çalıştı ve kominizme düşman olanları tasviye etti.

Devrime sadık insanlara birşey yapmadı. Birşey yapsaydı zaten artık diktatör değil aptal olurdu kim yandaşını katl ederki?

kominizme düşman olanları O Komonizmi Halka değil Halkı Komonizme esir etti ve Komonistler bunu Lider, Tanrı edindiler. Gorbaçoda aynı fakat Komonistler Görbaçoyu gizlemeye çalıştılar.

Bu senin kullandığın cümlenin Tercümesini yapayım bakalım sende o cümlene sadık kalacak mısın? İslamama düşman olanları öldürmedi Muhammed ama kominizme düşman olanları öldürdü Stalin. Stalin karşıtını öldürdü, Muhammed ise zalimleri. Ebu Lehepleri katl etti. Muhammed ile Stalin arasındaki fark ise budur.

Ayejj
31-05-2009, 12:03
yukardaki mesajın hangi at gözlüğüyle,hangi ön yargılarla olaylara baktığını ortaya koyuyor.Yukardaki mesaj aslında seni anlatan bir imza.

Takımlarını her halukarda savunan fanatik taraftarlara benziyorsun.Düşünme kabiliyetin elinden alınmış.

Düşünmüyor sadece önünde secdeler kapanacağın bir varlık arıyorsun.O varlığın ne olduğu yaptığın şeyin ne anlama geldiğinin bir önemi yok senin için.

mehmetsalih
31-05-2009, 13:07
yukardaki mesajın hangi at gözlüğüyle,hangi ön yargılarla olaylara baktığını ortaya koyuyor.Yukardaki mesaj aslında seni anlatan bir imza.

Takımlarını her halukarda savunan fanatik taraftarlara benziyorsun.Düşünme kabiliyetin elinden alınmış.

Düşünmüyor sadece önünde secdeler kapanacağın bir varlık arıyorsun.O varlığın ne olduğu yaptığın şeyin ne anlama geldiğinin bir önemi yok senin için.

Benim yazdığım mesaja bu kadar mı güzel cevap verilir? Çok ikna edici bir uslubun var nerden buldun bu uslubu ve akıcılığı? Tamam Ayejj bir daha yanlış yapkmacam ve senin dediğin o önyargılarda bulunmayacağım. Tövbeye geldim bakul buyur.

evrensel-insan
31-05-2009, 18:26
Saygideger arkadaslar;

Hangi inancsal dogrusal ideoloji ile bakilirsa bakilsin ve nasil bir gerekce getirilirse getirilsin; insanoglunun insanogluna uyguladigi; zulum, iskence, katliam ve kisaca tum insanlik disi dusunce ve davranis, savunulamaz. Bu insanlikdisi davranisi uygulayanlarin; o ideolojinin savunuculari tarafindan bile onaylamaya yonenilmesi bile; insanlikdisi bir yanasimdir. Bu kisi, Stalin olabilir, Hitler olabilir, Bush olabilir. Onemli olan; ideolojik inancsal dogrulari degil; insanoglu adina isledikleri cinayetlerdir. HEPSININ DE ORTAK NOKTASI BUDUR.

Eger bir kisi; kendi ideolojik inancsal dogrularini savunabilmek icin "senin ki.in benden kara" zihniyeti guduyorsa; bu dusunce hala insanlasamamis demektir.

Ayrica, hicbir savasinda; o savasi oneren kisininde ve savasta oldurulenlerin aciklanmasininda; hic bir insan yonu aciklanamaz. Cunku, hicbir insanoglunun; hicbir insanoglu hakkinda olum (olmek) karari vermek; hak ve ozgurlugu yoktur ve olamaz. Ona bunu yaptiran sadece; otoritesi, gucu ve iktidaridir. Bu da onun insanlikdisi ozellikleri ve bu insanlikdisi ozellikleri; kendi cikarsal temelinde kullanimidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

selanikli
01-06-2009, 23:23
Muhammed Savunma yaptı sadece. ve Yönetiminde ise tek pürüz görülmedi ama diğerleri aynen dediğin gibi. ve Muhammed savaş dışında kimseyi İslama karşı olduğu için öldürmedi.
İslama düşman olanları öldürmedi Muhammed



Rusların güzel bir atasözü var: Evi camdan olan, komşusunun camına taş atmaz.
Şimdi bizim Müslümanlar evinin camdan olduğuna bakmayıp, komşusunun penceresine taş atıyor.
Neymiş Muhammed sütten çıkmış ak kaşık, zemzemle yıkanmış pirüpak, insanlara da en bi güzel örnek. Ve neymiş Muhammed savaş dışında ve İslam'a karşı diye kimseyi öldürmemiş. Peki aşağıdaki hadisleri okuyalım bakalım ne der bu hadisler?

1 - Rivâyete göre Muhammed bir kere Ashâb`a: - Kâ`b İbn-i Eşref (i öldürmek) için kim hazırdır? diye sordu. Çünkü o, Allah`a ve Resûlüne ezâ etmiştir! buyurdu. Muhammed İbn-i Mesleme: - Yâ Muhammed! İster misin onu ben öldüreyim? dedi. Muhammed: - Evet, isterim! buyurdu.....
Buhari-Sahih-i Buhari/1578
2 - Rivâyete göre şöyle demiştir. Muhammet Ensâr`dan birtakım kimseleri yahudi Ebu Rafi` (i öldürmek)e gönderdi. Bunlar üzerine de Abdullah İbn-i Atîk`i bey yaptı. Ebu Râfi`, Muhammed`e ezâ eder ve aleyhinde (ki her harekete mâlen) yardım eylerdi.
Buhari-Sahih-i Buhari/1579

3 - Bintu Muhayyisa, babasindan naklediyor: "Allah Teala Hazretleri, Peygamberine, yahudilerin tasarladiklari suikasdi bildirince, Muhammet:
"Yahudi erkeklerden kimi yakalarsaniz onu hemen öldürün!" ferman buyurdu. Bunun üzerine babam Muhayyisa, yahudi tüccarlarindan biri olan Sebibe'nin uzerine atilip öldürdü....’’
Ebu Davud Harac 22, (3002)., Kütübü Sitte/4210
Evet Muhammed gerçekten de kimseyi öldürmemiş. Sadece öldürülmeleri için emir verip adam göndermiş. Ama nasıl masum di mi, kimseyi elleriyle öldürmemiş. Yaa, işte peygamber böyle olur, bilmiyorsanız bakıp öğrensenize, kalpleriniz mühürlü mü sizin?

Akhenaton
04-06-2009, 14:41
Eğer sovyetler olmasaydı.Orta asyadaki Türkler hala koyun ve at otlatıp çadırlarda yaşayan insanlar olarak kalacaklardı.

Sovyetlerin sayesinde modern altyapıları olan şehirlerde yaşıyorlar.Metrolara biniyorlar.Merkezi ısıtmayla koca şehirleri ısıtyorlar.Medeniyet namına ne gördüyseler hepsi sovyetler döneminin onlara getirdiği hizmetler.

.

Yahu ajejj sen dünyada yaşadığına eminmisin.Gösterişli bir iki şehriyle tüm SSCB'yi karıştırdın heralde.

Bugün dünya Fuhuş sektörü insan kaynağını nerden sağlıyor.

Bunun sebebi ne. ?

Açlık ve sefalet...

parmis
04-06-2009, 14:56
Ayejj´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=179148#post179148)
Eğer sovyetler olmasaydı.Orta asyadaki Türkler hala koyun ve at otlatıp çadırlarda yaşayan insanlar olarak kalacaklardı.

Sovyetlerin sayesinde modern altyapıları olan şehirlerde yaşıyorlar.Metrolara biniyorlar.Merkezi ısıtmayla koca şehirleri ısıtyorlar.Medeniyet namına ne gördüyseler hepsi sovyetler döneminin onlara getirdiği hizmetler.

bu tabloya benimde söyleyecek bir kaç sözüm var hatta yaşanmışlıkları anlatacağım Moldovyalı bir gelinimiz var kendisi öğretmen açlık ve sefalet içinde olduklarını anlatır hep burada evlenince bir daha gitmek istemedi bile ülkesine kızkardeşi evlenirken gitmek zorunda kalınca rus mafyasının çocuğunu yada kocasını kaçıracağını fidye isteyeceğini söyleyerek yalnız gitti ve ülkemizde olduğu için çok şanslı olduğunu düşünüyor. Oradaki işçilerimiz rus kadınların ikinci kocası olup aynı evde yaşıyorlarmiş
buda duyum felan değil yaşanmış olaylar her zaman herşey güllük gülüstanlık olmuyor galiba kominizim yıkılldıktan sonra zaten geri bırakılmış türk cumhuriyetleri çok perişan ve kötü durumda kalmışlardır bu bir gerçek istanbul laleli rus hayat kadınlarından geçilmiyormuş..
Hiç bir şeyi yüceltemek yada yere vurmak değil maksadım sadce gerçeklerin görülmesi..
Bu arda öğrenci değişim kanunu nedeniyle gagavuz türklerinden olan gelinimiz Türkiyede okudu.

saygılar..

parmis Güneşin_kızı

Ayejj
04-06-2009, 15:53
Yahu ajejj sen dünyada yaşadığına eminmisin.Gösterişli bir iki şehriyle tüm SSCB'yi karıştırdın heralde.

Bugün dünya Fuhuş sektörü insan kaynağını nerden sağlıyor.

Bunun sebebi ne. ?

Açlık ve sefalet...


Öncelikle hoşgeldin Ahkeneton,

Bunu sen çok iyi bilirsin zaten de yine belirteyim . Şikayet ettiğin fuhuş olayı kominizm yıkıldıktan sonradır.

Kominizm devam etseydi söylediğin şey olmazdı.

boğaziçi
04-06-2009, 21:15
Rusların Türkistan’da uyguladıkları ruslaştırma politikası (http://guneyturkistan.wordpress.com/2008/12/26/ruslarin-turkistanda-uyguladiklari-ruslastirma-politikasi/)

Doç. Dr. Mehmet YÜCE
1846 yılında Kazalinsk Kalesini ele geçirerek Türkistan illerini istilâsına başlayan ve 1874-1875′de Türkmenistan’ın işgali ile Orta Asya’daki Türk yurtlarının tamamı kontrolüne geçiren Çarlık Rusya’sı Orta Asya’nın tamamı Sovyetler Birliği’nin kurulması arifesinde hâkimiyetine geçirmeyi başarmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Rus olmayan diğer milletlerin bağımsızlık talepleriyle karşı karşıya kalan Çarlık Rusya’sı, mevcut bütünlüğünü korumak için iki ayağı olan politikayı dengeli bir şekilde izledi. Bu politikanın bir ayağı imparatorluk içinde yaşayan Rus olmayan diğer unsurları Ruslaştırma, diğer ayağı ise bütün Slavları kapsayan bir Panslavizm hareketi başlatmak olmuştur. Bu politikanın birinci ayağının en önemli aracı olarak dil politikası öne çıkmaktaydı. Rusçanın bütün imparatorluk sınırları içinde iletişim dili olarak kullanılmasını sağlamak uzun dönemde ulusal kimlik bilinci Rusya lehine değiştirebilirdi. Peki, bu iş nasıl başarılacaktı? İşte burada devreye Prof. Nikolay İlminskiy’in geliştirdiği proje devreye girdi.
http://guneyturkistan.wordpress.com/2008/12/26/ruslarin-turkistanda-uyguladiklari-ruslastirma-politikasi/

mehmetsalih
07-06-2009, 23:37
Rusların güzel bir atasözü var: Evi camdan olan, komşusunun camına taş atmaz.
Şimdi bizim Müslümanlar evinin camdan olduğuna bakmayıp, komşusunun penceresine taş atıyor.
Neymiş Muhammed sütten çıkmış ak kaşık, zemzemle yıkanmış pirüpak, insanlara da en bi güzel örnek. Ve neymiş Muhammed savaş dışında ve İslam'a karşı diye kimseyi öldürmemiş. Peki aşağıdaki hadisleri okuyalım bakalım ne der bu hadisler?

1 - Rivâyete göre Muhammed bir kere Ashâb`a: - Kâ`b İbn-i Eşref (i öldürmek) için kim hazırdır? diye sordu. Çünkü o, Allah`a ve Resûlüne ezâ etmiştir! buyurdu. Muhammed İbn-i Mesleme: - Yâ Muhammed! İster misin onu ben öldüreyim? dedi. Muhammed: - Evet, isterim! buyurdu.....
Buhari-Sahih-i Buhari/1578
2 - Rivâyete göre şöyle demiştir. Muhammet Ensâr`dan birtakım kimseleri yahudi Ebu Rafi` (i öldürmek)e gönderdi. Bunlar üzerine de Abdullah İbn-i Atîk`i bey yaptı. Ebu Râfi`, Muhammed`e ezâ eder ve aleyhinde (ki her harekete mâlen) yardım eylerdi.
Buhari-Sahih-i Buhari/1579

3 - Bintu Muhayyisa, babasindan naklediyor: "Allah Teala Hazretleri, Peygamberine, yahudilerin tasarladiklari suikasdi bildirince, Muhammet:
"Yahudi erkeklerden kimi yakalarsaniz onu hemen öldürün!" ferman buyurdu. Bunun üzerine babam Muhayyisa, yahudi tüccarlarindan biri olan Sebibe'nin uzerine atilip öldürdü....’’
Ebu Davud Harac 22, (3002)., Kütübü Sitte/4210
Evet Muhammed gerçekten de kimseyi öldürmemiş. Sadece öldürülmeleri için emir verip adam göndermiş. Ama nasıl masum di mi, kimseyi elleriyle öldürmemiş. Yaa, işte peygamber böyle olur, bilmiyorsanız bakıp öğrensenize, kalpleriniz mühürlü mü sizin?

Keşke şii lerin bu kaynaklara ne kadar güvendiğini, mutezilenin ne kadar güvendiğini, hariclerin ne kadar güvendiğini ve benim hiç kabul etmediğimi bildeydin.

Akhenaton
07-06-2009, 23:49
Bizim bolşevikler Rusyada devrimi yahudilerin yaptığını kavradımı acaba.

selanikli
08-06-2009, 00:03
Keşke şii lerin bu kaynaklara ne kadar güvendiğini, mutezilenin ne kadar güvendiğini, hariclerin ne kadar güvendiğini ve benim hiç kabul etmediğimi bildeydin.


Bu başlangıç,
Turan Dursun yolu açtı. Önce hadisleri inkar etmek zorunda kaldınız.
Ayetleri de inkar etmek zorunda kalacağınız günler uzak değildir.
Bilerek konuşuyorum, sallıyorum sanma.
Senin neyi kabul edip, neyi kabul etmediğin beni hiç bağlamaz, hatta seni bile bağlamaz. Bunlar İslam'ın '1500 yıldır ayet kadar sağlam kabul ettiği' kaynaklardır.
Sıkışınca kabul etmiyorum deyip kaçacaksan, bir bildiri yaz neleri kabul etmediğini bir bildir bakalım, kimle tartışacağımızı bilelim.
Bizim zamanımız değerli, boşa uğraşmaya niyetimiz yok.

Akhenaton
13-06-2009, 18:52
Yahudi Stalin ve Kırım Türkleri ;

Geçmişte ve günümüzde Kırım yarımadasında yaşayan, pek çoğumuzun ‘TATARLAR’ olarak andığı Kırım Türkleri, bu günkü Kırım topraklarına, 9. ve 10. yüzyıllarda gelmeye başladılar. O yıllarda ‘Kıpçaklar’ olarak biliniyorlardı. Rus kaynaklarındaki isimleri ise‘Kumanlar’ idi. Kıpçaklar, savaşçı insanlar olmakla birlikte, kalıcı devlet kuramadılar. Genel olarak, birlikte oldukları milletlerin yönetimlerinde yaşadılar. 12. yüzyılın sonlarına doğru ALTIN ORDA (ALTINORDU )olan devletin temelleri atıldı. 1238 yılında BATUHAN devletin hâkimi olmuştu. Devletin halkı, genelde Kıpçak Türklerinden oluşuyordu. XIII. ve XIV. y.y.'lar da Altın Orda, siyasî, iktisadî ve kültür bakımından Türk dünyasının en önemli bir ülkesi idi. BATUHAN’IN kardeşi BERKE HAN Müslümanlığı kabul edince Kıpçaklar, kültürel bir değişime girdiler.

http://www.erdogankirmizioglu.com/index.php?option=com_content&view=article&id=58:-kirimin-kirimi&catid=3:newsflash&Itemid=77

sinan1093
15-06-2009, 23:34
hepiniz gitmeden görmeden atıp sıkıyorsunuz.... orta asyadaki türkler... hahahahah haaaa nerde nerde orta asyada.... gidin bakalım orta asyaya sorun kim türk kırgızlarmı ?? kazaklarmı?? özbeklermı yoksa türkmenler mi?? kardesler (ademden gelenler için) yoldaşlar (leninin yolundan yuruyenler için) :) kimse turk oldugunu idda etmıyor ama biz inatla o insanlara TÜRK sıfatını takıyoruz.. kılıfına uydurmak için...
bvendeniz kırgız milli üniversitesinde matematik bolumu ögrencisi olarak 2 yılımı bişkekte gecirdim :(kırgızıstanın baskentıdır) okulda tanıdıgım butun arkadaslar turkiyelı turkler harıc (türkiyeli kürtler dahil) türk olmadıklarını dile getirilerdi...
ayrıcaa zulum baskı zorbalık.... bunların hepsı sscb cökmesiyle ortaya cıkmıs... 90 dan önce ewlerine sütü ekmegi gelen insanlar birden otorite boslugunda kalınca amir seviyesindeki bircok kişi bu durumdan kendine rant saglamıslar... 70-80 dogunlu kimle konusursanız konusun (fetoşcular tarafından beyni yıkanmadı ise) kominist duzene özlenimi en içten duyguları ile anlatıcaktır.. bu durumu yerinde görmek istiyen arkadaslara önerim özbekistan dısında tum türkiii (!) cumhuriyetlere vizesiz gidebilirler.. böylece atıp sıkmatan vaz gecerler ......

SadeceAteist
20-06-2009, 06:26
Stalin de mi Yahudi imiş?Gürcü değil miydi?

Bu arada gerek Stalinizmin Tataristan politikaları gerekse maoimin Doğu Türkistan politikaları doğru ve gerekli politikalardır.

Emperyalizmin ve feodalizmin işbirliğinde devrime karşı bir ayaklanma olursa, basıtırılması gerekir.

En son Doğu Türkistan'lı müslüman(?) liderler, Amerika'da kurmuşlardı devletlerini. Ne oldu bunun sonu? Bir bilgi verirseniz sevineceğiz...

Akhenaton
20-06-2009, 21:39
Stalin de mi Yahudi imiş?Gürcü değil miydi?



Gürcü olması yahudi gerçeğini değiştirmez.Polonyalı olupda bir dolu yahudi var.

Zaten Nazizm ve Komünizmin amacı bu yahudilere baskı yaparak İsrail devletini kurmaktır.


Bu arada gerek Stalinizmin Tataristan politikaları gerekse maoimin Doğu Türkistan politikaları doğru ve gerekli politikalardır.

Emperyalizmin ve feodalizmin işbirliğinde devrime karşı bir ayaklanma olursa, basıtırılması gerekir.



Oldukça ironik bir söylem olmuş.
Komünistler kendi taraflarından bakarken her şeyi mübah görüp, aynı davranışı anti-tezi yapınca Faşist damgası yapıştırı verirler.
Komünizmin kendisi en başında Feodal ve totaliter bir rejimdir.
Mao çinde baskı ve şiddete yönelik bir sistem kurarak bir nevi Jenereik batı kültürürünün koruyuculuğunu yapmıştır.Kendisi komünisttir fakat düşünsel her şey batı ve özellikle yahudiler tarafından kontrol edilmiştir.

SadeceAteist
21-06-2009, 08:21
Stalin'in Yahudi kökenli olup olmadığı zaten beni ilgilendirmiyor. İlk defa duyduğum için böyle bir tepki vermiş olabilirim.

Demişsiniz ki, komünizm ve nazizmin amacı Yahudilere eziyet ederek İsrail'in kurulmasını sağlamaktır. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

Hitler diye birisi çıkıyor, sırf İsrail'de Yahudiler devlet kursun diye milyonlarca Yahudi'yi katlediyor, fırınlarda canlı canlı yakıyor; bunun sebebi ise Hitler'in sözde Yahudilere çalışan bir görevli olması öyle mi?

Çok komik geldi.

Komünizmin zaten Yahudilere yaptığı herhangi bir zulm yok. Polonya meselesinde Sovyet'lerin amacı Yahudileri katletmek, Yahudilere eziyet çektirmek değil, Bolşevik İhtilali'ni tüm Avrupa'ya yaymaktır.

Bu daha da komik geldi.

Her şeyden önce ben bir "komünist" değilim. Bunu bilmenizi isterim. Benim siyasi çizgimi belirleyen nokta anti emperyalizm, bunu Çin uygularsa ÇİN'in yanında yer alırım.

Eğer gerçekten Çin Hitler'in yaptığı gibi sırf Türk oldukları için bir katliama girişirse oradaki insanlara ilk önce ben karşı çıkarım.

Veya Stalin sırf Tatar oldukları için bir katliama girişirse, ilk karşı çıkanlardan biri ben olurdum.

Ama "sizin açınızdan" ne yazık ki mesele bu değil. Tataristan'da olanlar feodal beylerin mevcut pozisyonlarını koruma çabaları ve daha sonraki dönemde bu tabakanın Nazizmle yaptığı işbirliği.

Doğu Türkistan'da olanlar da gerici terör örgütlerinin Amerikan emperyalizmi tarafından beslenerek Çin'i zayıf düşürme planları.

Bunu yapan bir hareketi hoş görmemiz elbette mümkün değil.

Komünizmin feodal bir sistem olduğunu söylemek için Yüceler yücesi Uçan Spaghetti Canavarı'ndan ayet gelmesiyle olabilirdi. Totaliterliği konusunda bir şey diyemem.

MAO, eskiye ait her şeyi yıkan, geçmişin hiç bir kazanımı olmadığı savunan ve bunu uygulayan birisi. Sen ne diyorsun? Karnından konuşmayı bence bir an önce bıraksan iyi olur. Her işi Yahudilere atanların hazin sonu budur. Yahudi diye diye emperyalizme işbirlikçilik yaparlar. Senin de bunlardan bir farkın olmadığını görüyorum.

Akhenaton
21-06-2009, 13:40
Stalin'in Yahudi kökenli olup olmadığı zaten beni ilgilendirmiyor. İlk defa duyduğum için böyle bir tepki vermiş olabilirim.


Tarih sahnesinde daha duymadığın çok şey var.
Mesela Adolf Hitlerin ve Nazi parti teorisyenlerinin yahudi olduğu gibi.



Hitler diye birisi çıkıyor, sırf İsrail'de Yahudiler devlet kursun diye milyonlarca Yahudi'yi katlediyor, fırınlarda canlı canlı yakıyor; bunun sebebi ise Hitler'in sözde Yahudilere çalışan bir görevli olması öyle mi?



Tarih egemen güçlerin istediği şekilde anlatılır.
Tarihi anlamak için felsfeleri pratik hayatla sorgulaman lazım.
Ülke olarak eksikliğimiz bu, gerek felsefeleri gerekse pozitif bilimlerdeki tezleri somutlayamadığımız için önümüze konulanları sadece tekrar ediyoruz.
Filistin ve Almanya arasında para transferi iiçin kurulan banka, Nazi gemilerinin ki en ünlüsü Exodus gemisidir, biraz araştırsan ne dolaplar döndüğünü anlayacaksın.
Katledilen yahudiler, yahudi özelliklerini kaybetmiş, diğer halklarla birleşmiş olanlardır.

Konuyla İlgili Artur Kostler'in çok iyi çalışmaları vardır.



Komünizmin zaten Yahudilere yaptığı herhangi bir zulm yok. Polonya meselesinde Sovyet'lerin amacı Yahudileri katletmek, Yahudilere eziyet çektirmek değil, Bolşevik İhtilali'ni tüm Avrupa'ya yaymaktır.


Kimsenin hiç bir yere yayılmak gibi bir endişesi olmadı, yayılmacı politkanın amacı nerde yahudi nufusu yoğunsa orada baskı unsuru oluşturup yahudilerin Filistine göçünü sağlamak üzere geliştirilen bir sistem oluşturuldu. Tabiki kurunun yanında yaş'ta yanacaktı.Tarih kanla yazılır.

Tabi bizim sorunumuz ülke olarak günlük yaşadığımız için planlarımız günlük , haftalık bilemedin aylık.Fakat dünya gücü olmak isteyen insanlar için 100 yıllık.
2 dünya savaşını satranç tahtasının dışından çıkarak yorumladığın zaman bir tek sonuçu vardır ki, oda israil devletinin kurulmasına zemin için hazırlanmış büyük ölçekli bir savaştır.Gerek nufus yoğunluğunun değiştirilmesi gerekse maddi kazanımlar sonuçlarıdır.



MAO, eskiye ait her şeyi yıkan, geçmişin hiç bir kazanımı olmadığı savunan ve bunu uygulayan birisi. Sen ne diyorsun? Karnından konuşmayı bence bir an önce bıraksan iyi olur. Her işi Yahudilere atanların hazin sonu budur. Yahudi diye diye emperyalizme işbirlikçilik yaparlar. Senin de bunlardan bir farkın olmadığını görüyorum.


Sen strateji için daha yolun başındasın.Küreselcilerle Mao'nun işbirliği yaptığını çine onları mao'nun getirdiğini bilmiyorsun, kalkmış birde analiz yapıyorsun.Bu konularla ilgili ve detaylı analiz eski Komünist Erol Bilibik kitaplarında bulabilirsin.Tv ye çıkıpta anlatmıştı.Dünya derin dünya senin gördüğün aysbergin üstü.

Kumru
22-06-2009, 13:24
devrimleri yalan oldu,gerisi yalan

SadeceAteist
25-06-2009, 08:58
Nazi partisi teorisyenlerinin kim olduklarını bilmem, hiç ilgi de duymadım. Ama Nazi partisinin şeklini, şemalını bilirim. Ve koskoyu YAHUDİ DÜŞMANI olduklarını şüpheye düşürecek herhangi bir şeye rast gelmedim. Dediklerinizi, delillendirirseniz, sevinirim.

Tarihin egemen güçlerin istediği gibi anlatıldığı noktasında hem fikiriz, ama bilimsel tarihçilik diye bir olgunun olduğunu da biliyoruz. Belgelere ve bilimsel verilere dayanan ve dediklerimin akisini ispatlayacak herhangi bir görüşünüzü şu an için göremedim.

Sadece yazıyorsunuz, belge getirirseniz galiba tartışma iyi hale gelecek.

Kimsenin bir yere yayılmak gibi endişesi olmadı diyorsunuz, Japonlar Çin'e yayılırken neyi hedefliyorlardı acaba veya Yunanistan Anadolu'yu işgal etmeye kalkışırken; hepsinin altında YAHUDİ'lere devlet kurdurma fikri mi yatıyordu?

Veya Sovyet'ler Almanya'da sosyalist ihtilali planlarken veya Çekoslovakya'yı işgal ederken veya Afganistan'a girerken veya Amerika Kuzey Kore'yi vururken, Vietnam'da savaşırken?

Neyi amaçlıyorlardı? Nasıl hepsini kestirip atarsın; hiç bir somut belge göstermeden?

Dünya tarihini nasıl inceleyeceğiz o zaman? Var olan tüm savaşları? İkinci dünya savaşını da bu yörüngenin dışına mı çıkartacağız? Paylaşım savaşlarını nereye koyacağız? Sermayenin yayılma isteklerini, hammadde arayışlarını ve ülkelerin kendi sistemlerine göre dünyada saflarını belirlemelerini bunların hepsini "soyut" ve "aslında olmayan" bir Yahudi imparatorluğuna mı bağlayacağız?

Tarihi nasıl inceleyeceğiz? Sınıfları nasıl irdeleyeceğiz? Ulusları, ulusal çıkarları?

Mao kim, kimi, nereye getirmiş? Astığı, idam ettirdiği, öldürdüğü o kadar toprak sahibini MAO mu getirmiş koymuş Çin'e veya MAO'yu Çin'e Yahudiler mi getirmiş?

Dünya derin imiş.

Dünya derin ve sen o derinlikte boğulalı çok olmuş. Senin biraz su üstüne çıkman yararlı olacaktır, çünkü asıl tehlikeyi kaçırıyorsun.

Yahudi çığırtkanlığının altında yatan, emperyalizmi gölgelemektir.
Başka hiç bir şey yoktur.

Erbakan gibi çıkıp da Yahudiler şöyle böyle demenin de hiç bir mazareti olamaz.

Bu öyle safça bir hale gelir ki, o kadar Yahudi katledilir ve bu Yahudileri Yahudilerin öldürdüğü propogandasını dünyaya yine emperyalizm satar. Sen de bu "üstün zekan ile" iyi bir alıcı olursun.

Akhenaton
25-06-2009, 19:24
Nazi partisi teorisyenlerinin kim olduklarını bilmem, hiç ilgi de duymadım. Ama Nazi partisinin şeklini, şemalını bilirim. Ve koskoyu YAHUDİ DÜŞMANI olduklarını şüpheye düşürecek herhangi bir şeye rast gelmedim. Dediklerinizi, delillendirirseniz, sevinirim.



SadeceAteist ;

Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmak gerekmezmi önce.Fakat sen tersten başlamışsın ve dünyayı algılama sorunu yaşıyorsun.Hegelistik dünyada yahudi düşmenlığı niye yapılır sence.Cevabı ben vereyim. Yer değiştirme.Gerek alman nazi, gerek italya, gerekse sosyalist rusyanın yahudilerin yoğun olduğu yerlere yönelmesi sence sadece bir tesadüfmü.

Eğerki tesadüf diyorsan Marksın , akıl hocası kim onu araştır.



Tarihin egemen güçlerin istediği gibi anlatıldığı noktasında hem fikiriz, ama bilimsel tarihçilik diye bir olgunun olduğunu da biliyoruz. Belgelere ve bilimsel verilere dayanan ve dediklerimin akisini ispatlayacak herhangi bir görüşünüzü şu an için göremedim.


Bilimsel tarihçilik diye bi,r şey yoktur.Brezezinski şöyle der ; tarih komplodan çok kaosun ürünüdür.Öylemidir acaba diye sorar entellektüel beyinler.

İspatların ; Masonik Komplo : Komünizm başlığında , bir başka operasyon Nazi kültünü yazarken dilavere kızdım bıraktım.



hepsinin altında YAHUDİ'lere devlet kurdurma fikri mi yatıyordu?


Konuya çok dar bakıyorsun.Analitik olarak dünya tarihini ele almadan yorumlayamazsın.Devlet para ile kurulur ve bunun için savaşa ihtiyaç vardır. Bakınız dönemin enerji ve silah sanayileri kimlerin elinde.


Veya Sovyet'ler Almanya'da sosyalist ihtilali planlarken veya Çekoslovakya'yı işgal ederken veya Afganistan'a girerken veya Amerika Kuzey Kore'yi vururken, Vietnam'da savaşırken?


Bakınız güzel noktalar. Bunların her biri ayrı başlık konusu.Amerika tarihini bilmeyen birisinin bu yazdıklarınızı yorumlayabilme şansı yoktur.Eğer ayrı başlıklarda konuyu irdelerseniz tüm detayları ortaya koyarım.




Dünya tarihini nasıl inceleyeceğiz o zaman? Var olan tüm savaşları? İkinci dünya savaşını da bu yörüngenin dışına mı çıkartacağız? Paylaşım savaşlarını nereye koyacağız? Sermayenin yayılma isteklerini, hammadde arayışlarını ve ülkelerin kendi sistemlerine göre dünyada saflarını belirlemelerini bunların hepsini "soyut" ve "aslında olmayan" bir Yahudi imparatorluğuna mı bağlayacağız?


2 dünya savaşı ikinci denemedir.Asıl sırlar birinciden beri süre gelir.Yazmış olduğun herşey bir avuç küreselcinin istekleri doğrultusunda başlatılan savaşlardır.Yukarıda yazdım hepsini tek tek açabiliriz.Derinlikli ve analitik olmak koşulu ile tabi.



Tarihi nasıl inceleyeceğiz? Sınıfları nasıl irdeleyeceğiz? Ulusları, ulusal çıkarları?



Öncelikle Ulus kavramlarının ne olduğu felsefe kitaplarında yazmaz. Ulus kavramı altın para standardından vazgeçilmesiyle bitmiştir zaten. Felsefe ve dinler insanoğlu içindir.Analitik düşünmek ise elitler için.

Bir ülkenin parasını yönetme şansına sahip olayım, kanunlarını kimin yaptığına bakmam........



Mao kim, kimi, nereye getirmiş? Astığı, idam ettirdiği, öldürdüğü o kadar toprak sahibini MAO mu getirmiş koymuş Çin'e veya MAO'yu Çin'e Yahudiler mi getirmiş?



Bununla ilgili erol bilibikin güzel çalışmaları var ben boşa tekrar etmeyim.




Bu öyle safça bir hale gelir ki, o kadar Yahudi katledilir ve bu Yahudileri Yahudilerin öldürdüğü propogandasını dünyaya yine emperyalizm satar. Sen de bu "üstün zekan ile" iyi bir alıcı olursun.

yahudiler emperyalizmin ta kendisidir zaten. Dünya para sistemnini ve FED' i biraz incele bakalım.

SadeceAteist
26-06-2009, 07:32
SadeceAteist ;

Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmak gerekmezmi önce.Fakat sen tersten başlamışsın ve dünyayı algılama sorunu yaşıyorsun.Hegelistik dünyada yahudi düşmenlığı niye yapılır sence.Cevabı ben vereyim. Yer değiştirme.Gerek alman nazi, gerek italya, gerekse sosyalist rusyanın yahudilerin yoğun olduğu yerlere yönelmesi sence sadece bir tesadüfmü.

Eğerki tesadüf diyorsan Marksın , akıl hocası kim onu araştır.

Hayır, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak diye buna denmez. Çünkü, insanların soylarını-kökenlerini araştırmak, bir insanın fikrini ortaya çıkarmaz.

Basittir, getiririz Nazi Partisi'nin programını ortaya koyarız; YAHUDİ düşmanlığı var mı yok mu, varsa sebepleri nasıl ifade edilmiş; ortaya koyarız.

Bunları yaptığımız zaman ise, hiç işine gelmeyen şeylerle karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu sen de bildiğinden midir nedir, hiç bir şey sunmadan sadece yazıyorsun ve başlıktan anladığım kadarıyla da yazmakla yetineceksin.

Sosyalist Rusya'nın Yahudilerin fazla olduğu yerlere yönelmesi ise söz konusu değildir, bir önceki mesajımda yöneldiği farklı yerleri de yazmıştım. Sovyetlerin ilk kurulduğu günlerden itibaren Doğu siyasetindeki fikirsizleşmesi ve BATI'da sosyalist devrimleri gerçekleştirme gayretleri Sovyetleri BATI'ya yöneltmiştir. Almanya'da ihtilali örgütleyen Sovyetler ve Komintern'dir. O yıllarda Ziyoniev, dünya devrimin müjdesini vermektedir.

Bilimsel tarihçilik diye bi,r şey yoktur.Brezezinski şöyle der ; tarih komplodan çok kaosun ürünüdür.Öylemidir acaba diye sorar entellektüel beyinler.

İspatların ; Masonik Komplo : Komünizm başlığında , bir başka operasyon Nazi kültünü yazarken dilavere kızdım bıraktım.

Bilimsel tarihçilik diye bir şey vardır, neden olmasın? Mesela bir nesneye karbon testi uygulamak bilimsel tarihçiliğin bir boyutudur.

Ne güzel şimdi de Masonlara geçmiş olduk. Eminim, o başlıkta da fazlasıyla üstü kapalı yazmışsındır.

Konuya çok dar bakıyorsun.Analitik olarak dünya tarihini ele almadan yorumlayamazsın.Devlet para ile kurulur ve bunun için savaşa ihtiyaç vardır. Bakınız dönemin enerji ve silah sanayileri kimlerin elinde.

Konuya dar bakan sensin. Kendi hayal dünyanda yaşıyorsun. Dönemin en büyük silah sanayiisine sahip olan ülkeler, İngiltere, Amerika ve Sovyet Rusya'dır. Aslında birbirinden tamamen farklı dünya sistemlerini savunan bu ülkeler, faşizme karşı ortak cephede savaşmışlardır.

Bakınız güzel noktalar. Bunların her biri ayrı başlık konusu.Amerika tarihini bilmeyen birisinin bu yazdıklarınızı yorumlayabilme şansı yoktur.Eğer ayrı başlıklarda konuyu irdelerseniz tüm detayları ortaya koyarım.

Tarihi, nasıl yorumladığınızı şu ana kadar gördük. Fazlası beynimizi hırpalar benim, anlatacaksanız herhangi bir şey(Şu ana kadar yapmadığınız), buyurun burada anlatınız.

2 dünya savaşı ikinci denemedir.Asıl sırlar birinciden beri süre gelir.Yazmış olduğun herşey bir avuç küreselcinin istekleri doğrultusunda başlatılan savaşlardır.Yukarıda yazdım hepsini tek tek açabiliriz.Derinlikli ve analitik olmak koşulu ile tabi.

Savaşlar ne yazık ki hep vardı ve incelediğimiz zaman savaş sebepleri egemen sınıfların çıkarlarını amaçlar. Bunun Yahudilikle, masonlukla alakası yoktur; 1. ve 2. paylaşım savaşlarından öncesini ne yapacağız?

Öncelikle Ulus kavramlarının ne olduğu felsefe kitaplarında yazmaz. Ulus kavramı altın para standardından vazgeçilmesiyle bitmiştir zaten. Felsefe ve dinler insanoğlu içindir.Analitik düşünmek ise elitler için.

Bir ülkenin parasını yönetme şansına sahip olayım, kanunlarını kimin yaptığına bakmam........

Sorularıma cevap olmamış ki bu siz kendinizi tatmin etme yoluna gitmişsiniz.

Bununla ilgili erol bilibikin güzel çalışmaları var ben boşa tekrar etmeyim.

Buyurun getirin paylaşın. Kanıtlarıyla, delilleriyle. Çin'i de eminim ki, Yahudi Masonik derin kişi ve kurumlar kurdurmuştur. Japonya'ya karşı yürüttükleri savaşın önderleri de aslında "musevi" felandır galiba :)

yahudiler emperyalizmin ta kendisidir zaten. Dünya para sistemnini ve FED' i biraz incele bakalım.

Yahudiler emperyalizmin ta kendisiymiş.. Emperyalizmden ne anladığını da ortaya koymuşsun böylelikle.

Akhenaton
26-06-2009, 13:05
Hayır, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak diye buna denmez. Çünkü, insanların soylarını-kökenlerini araştırmak, bir insanın fikrini ortaya çıkarmaz.



Böyle düşünüyorsunuz insanoğlunun hayat mücadelesini henüz kavrayamadığınız ortaya çıkar.



Basittir, getiririz Nazi Partisi'nin programını ortaya koyarız; YAHUDİ düşmanlığı var mı yok mu, varsa sebepleri nasıl ifade edilmiş; ortaya koyarız.


Bakınız Holywood filmleri tazı olaya bakıyorsunuz.Size Nazi partisinin teorisyeni kim diye sordum. Hitlerin ve nazi partisinin üst düzey yöneticilerinin etnik kökeni nedir ?


Bunları yaptığımız zaman ise, hiç işine gelmeyen şeylerle karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu sen de bildiğinden midir nedir, hiç bir şey sunmadan sadece yazıyorsun ve başlıktan anladığım kadarıyla da yazmakla yetineceksin.


Ben bildiğim şeyleri terarlamak.Eğer ki karşımda gerçekten konuyu araştırmış birisini görürsem detaya inerim.Aksi beni yoruyor.



Sosyalist Rusya'nın Yahudilerin fazla olduğu yerlere yönelmesi ise söz konusu değildir, bir önceki mesajımda yöneldiği farklı yerleri de yazmıştım.


Rusya ile almanya ilişkilerini , rusya içerisindeki birbirlerine ajan suçlamalarıyla ilgili detaylı bilginiz varmı.



Sovyetlerin ilk kurulduğu günlerden itibaren Doğu siyasetindeki fikirsizleşmesi ve BATI'da sosyalist devrimleri gerçekleştirme gayretleri Sovyetleri BATI'ya yöneltmiştir. Almanya'da ihtilali örgütleyen Sovyetler ve Komintern'dir. O yıllarda Ziyoniev, dünya devrimin müjdesini vermektedir.


Karl Marksın akıl hocası kimdir, bilirmisiniz.
Devrim dediğiniz şey sanayi devrimine getirilen alt yapısı olmayn bir düşüncedir. Klasik sloganlarla düşünürsek olayı nasıl çözücez değilmi.


Bilimsel tarihçilik diye bir şey vardır, neden olmasın? Mesela bir nesneye karbon testi uygulamak bilimsel tarihçiliğin bir boyutudur.


Birinci konu Bilimsel Tarih anlayışımız farklı, bununla ilgili Bilimsel tarihçilik anlayışı başlığına bakınız.

İkinci olarak karbon testlerinin jenerik tarihi korumak için bilim denilen organizma tarafından kullanıldığı konusunda size sayfalarca örnek yazarım. Karbon olayına hiç girmeyin o yüzden.



Ne güzel şimdi de Masonlara geçmiş olduk. Eminim, o başlıkta da fazlasıyla üstü kapalı yazmışsındır.


Başlığa bakınız ve yorumlayınız bakmadan yaptığınız yorumlara eleştiri yapmak zaman kaybı olur.

Üstü kapalı yazmak bir gelenektir.Bulanık suda balık tutanla derinden su çeken anlaşılır.



Konuya dar bakan sensin. Kendi hayal dünyanda yaşıyorsun. Dönemin en büyük silah sanayiisine sahip olan ülkeler, İngiltere, Amerika ve Sovyet Rusya'dır. Aslında birbirinden tamamen farklı dünya sistemlerini savunan bu ülkeler, faşizme karşı ortak cephede savaşmışlardır.



Savaşlar ne yazık ki hep vardı ve incelediğimiz zaman savaş sebepleri egemen sınıfların çıkarlarını amaçlar. Bunun Yahudilikle, masonlukla alakası yoktur; 1. ve 2. paylaşım savaşlarından öncesini ne yapacağız?


Bakınız aslında benim söylediklerimi onadınız.
Savaşlar hep vardır ve olacaktır.
Savaşlar bir var olma mücadelesinin bir ürünüdür.
Konuştuğumuz konun altındaki temekde budur.
Teze anti tez yaratılarak sonuca ulaşılmıştır.


Buyurun getirin paylaşın. Kanıtlarıyla, delilleriyle. Çin'i de eminim ki, Yahudi Masonik derin kişi ve kurumlar kurdurmuştur. Japonya'ya karşı yürüttükleri savaşın önderleri de aslında "musevi" felandır galiba :)


Konuyla ilgili insanoğluna verilen düşüncelerin ötesinde bilginiz yokki ne yazayıp oturup tüm karanlık ilişkileri yazsam dünya kadar zaman kaybı, çünkü hiç araştırmanız yok.

Yahudiler emperyalizmin ta kendisiymiş.. Emperyalizmden ne anladığını da ortaya koymuşsun böylelikle.



Nedir emperyalizm.
Yüzde 55 i açlık sınırının altında yaşayan haritada Türkiyenin yerini gösteremeyecek kadar cahil amerikan halkının düşüncelerimi.