PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : sizli bizli bile olamadan sen ve ben olmak üzerine


one
23-05-2009, 21:04
Daha ilk yalanında yakaladım seni.
“Seviyorum” derken diş arası çalınan ıslıklar gibi
tek bir notadan süzüyordun adımlarını.
Kaçamak kelimelerinde bilinçli heyecanlar yatıyordu yaşama dair.
Bir elinle tutarken yüreğimi,
diğer elinle yoklukları avuçluyordun.

Sen de onlardansın.
Hep olamadığım gibi,
hırsın belinden tutup,
dans eden bir inatla anlık yakarışları besleyen,
kıskanç dudaklarını emanet dokunuşlara terk eden…

Fakat bu sesi seviyorum.
Kapıyı kilitledim mi diye düşünmeden çıkılan bir sabahın
güneşe doğru gidilen mecburi istikametinde,
homurdanan motor sesini.

Yine kalabalıklar karışlayacak beni,
ölçüp biçeceğim gün sonuna kadar.
Evde bıraktığım yalnızlığım
iş dönüşü kapı önünde karşılayacak.

Şimdi söylesene bana,
bu hayatın neresinden döneyim,
hangi kavşak çıkarır ki seni karşıma…

İstemesem de adını hatırlayacağım bir şehrin
damarlarında gezinirken seslendin.
Gitmek istediğin adresi bilsem bile sana söylemezdim.
Aynı kaybolmuşlukta değil miydik,
akraba yalnızlıklarımız,
karşılaştığımızda selam vermemişler miydi birbirlerine.
Aynı telefon konuşmasının
“pardon yanlış oldu galiba”sında terk etmemiş miydin beni?

Bir gezegende kaybolmuşluğun haritası yok ellerimde.
Ve dudaklarımda bıraktığın ilk anlamın tadına,
yaşam ekleyebilen başka bir sevgili…

Şimdi yaklaşıyorsun; sonra da sesleniyorsun;

“-pardon…Şu adrese nasıl gidebilirim acaba…?
-Kusura bakmayın ben de buraların yabancısıyım..”

En çok da kendimin yalancısıyım.


-----------------------------------------------------------