PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : K(adın)C(a)


K.C.
26-05-2009, 21:51
ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel!'' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...


Can Yücel

dilaver
26-05-2009, 21:55
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...

Yüzde yüz katılıyorum. Mülkiyet ilişkileri içinde sevgi olmaz, aşk da olmaz. Sevgi katlanabilmektir, paylaşabilmektir, sevdiginin mutlulugunu isteyebilmektir.

Gerisi ne midir, mülkiyettir. Alınır ve satılır.

saygılarımla

mehmetsalih
26-05-2009, 22:32
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...

Aslında Aşk Kontrolsuz sevgidir. Yani Akıl muhakemesi olmadan sevmektir. Sıradanı üstleştirme çabasıdır. ve değerinden fazla değer vemektir. Bu açıdan diyebilirizki Kadın Erkekleri Aşk ile sömüre bilir. Bunun gibi bir Şeyh insanları Aşk ile sömürebilir. ve aşkın her alanı sömürüden ibarettir. Ama sevgi ise en mükemel şeydir. Akıl eksenli bir sevgi. Aşırı olmayan bir sevgi. ''Seni herkesten çok seviyorumun'' yerinde ''seni seviyorum'' cümlesi.

Aslında Kadın Erkeğin peşinde dolaştığını görünce sadece zavalı gözüyle bakarak sömürebilir. Ama Kadın her zaman Erkeği planla yönetir. Erkek ise bedenle kendisini kadına karşı yönetir. Bu nedenle zarar eden hep erkek olur.

Kadın Erkeke dedimde bunu Şeyh-Mürik Allah-Kul olarakta anlayabilirsiniz. AŞK sonucu Allah'ı bile seven en sonunda ''Ben Allah'ın demiş'' yani AŞK saçmalamaktır. /...ezber İnsanlara sunulacak öğretilerden biride budur.

Mülkiyet ilişkileri içinde sevgi olmaz, aşk da olmaz. Sevgi katlanabilmektir, paylaşabilmektir, sevdiginin mutlulugunu isteyebilmektir.

Dilaver sen ilk cümleyi çok ustalıkla kurmuşsun. Çünkü sen bir Toplumcusun. Eğer herşeyci olsaydın diyecektin ki: ''Hiçbir şeyde AŞK olmaz'' Ama AŞK ile sevgi savramları aynı sayıldığından şu cümleyide karışrdığını hatırlamalısın sevgi olmaz, aşk da olmaz. AŞK hiçbir yerde olmaz. Çünkü AŞK sömürülmektir. Sevgiye gelince heryerde Mülkiyette bile sevgi olur. Ama sevgi senin emrinde. İstediğini yaptırabilirsin. Ve Mülkiyete sevgi olursa kayıp olmaz. Aşk olursa kayıp olur.

Ben Leyla-Mecnun Zin-Mem masalarına eyvallah diyorum. Temeli sorgu olan sevgiye hayranım. Temeli AŞK olan nedensiz SEVGİ olan herşeye düşmanım. AŞK ile çalışan İŞÇİLER, AŞK ile seven Erkekler, AŞK ile inana Teistler, AŞK ile yoğrulan toplumun temeli Tesadüfler üzerindedir. Aşka elveda Sevgiye ve Barışa Merhaba...

byspy
26-05-2009, 22:35
çok güzel ve samimi dahada söylenebilcek fazla birşey yok

dilaver
26-05-2009, 22:39
Dilaver sen ilk cümleyi çok ustalıkla kurmuşsun. Çünkü sen bir Toplumcusun.

Sen de ol mehmet salih, kötü bir şey degildir. Bundan sonra yazdıkların anlamsız, çünkü beni iyi ya da kötü toplumcu olarak tanımlamışsın. Fazla lafa sen şöyle olsaydına gerek yok o zaman.

Ayrıca aşka uzak oldugunu sanıyorum, o bölgedeki herkes gibi.

Aşk zamanın durdugu andır. Zamanı hissetmedigin an varsa orada aşk vardır. Bunu yaşamadıgını düşünüyorum. Güzel duygudur, tavsiye ederim.

Masalı geç, zaman durdu mu durmadı mı ona gel. Başka türlü aşkı hissedemezsin, sevgiyi de. Yaşamadıgını zannediyorum ve bir gün yaşamanı umut ediyorum. Her kim ki zamanı hissediyorsa aşık olmamıştır.

saygılarımla

K.C.
26-05-2009, 22:40
Mehmet Salih,
Kadınca köşemi, kadını aşağılamak için kullanmana asla izin vermeyeceğim.
Bir daha kadın düşmanlığını, taraflı bakış açını bu başlık altında görmek istemiyorum.
Şu güzelim şiirin altına yaptığın yorum oraya hiç yakışmadı.

mümkünse buradan uzak dur.

K.C.
26-05-2009, 22:54
Bu açıdan diyebilirizki Kadın Erkekleri Aşk ile sömüre bilir.

Aslında Kadın Erkeğin peşinde dolaştığını görünce sadece zavalı gözüyle bakarak sömürebilir. Ama Kadın her zaman Erkeği planla yönetir. Erkek ise bedenle kendisini kadına karşı yönetir. Bu nedenle zarar eden hep erkek olur.

Senin mantığın yarım mantık. Çünkü tek taraftan bakmaya programlanmışsın, ya da tek gözünle. Aşkın bir sömürü amacı olduğu düşünceni şimdilik bir tarafa bırakıyorum. İlk cümlene bir de dürbünün öbür tarafından bak. Erkek, kadını aşkla sömürebilir.

Erkeğin bir kadını sömürmesi (ki aşkla kimse kimseyi sömürmez, merak etme), bir erkeğin sömürülmesinden çok daha ciddi sonuçları olan bir haldir.

Biraz "es" ver de şimdi şunu bir düşün. adil olarak düşün, insanca düşün, empatiyle düşün...

Bir erkeğin bir kadını kullanması kadın açısından ne tür sonuçlar doğrurur?

Bir erkeğin kullanılmasının sonuçlarını da düşün

ve her ikisini kıyasla..
ama lütfen yap şunu, lütfen.

mehmetsalih
26-05-2009, 22:55
K.C. şu ismin kısaltılmış şeklini merak ediyorum. K.C. sanıyorum Mehmet Salih ismini görünce Kadın düşmanı demek akılına gelmiş. Benim yazdığım bütün yazılarımı oku ve Kadına düşmanlık etiğim bir nokta varsa göster. Ortada olanı söylemek aşağılamak ise Erkeğe olan üstü demek lazım. Ben anlamaya çalışmak okumaktan ve tartışmaktan daha önemlidir. Benim senin gibi düşünmem -aynı şeyleri borazanlamamız- doğrumudur? Senin köşen benim köşen varmı? Sende benim köşelere yanıt verenilirsin.

Ayrıca Dilaver senin anlatığın bu güzel duygu odaklamaktan ve yaşamaktan ibarettir. Yani Akıl dışı... Anlatılamaz diyebilirsin ama olan dışı. Bir Mülsümanın Allah aşkını Allah'ın varlığına delil sunması tıpkı Aşığın Aşkı inkar edememesi gibidir. Bu herkeste olur daha çok Askerlerde ve Gurbette olanlarda daha çokta belirtir. Aşk Alkol ve Afyon gibidir. Bence gözden geçir Dilaver. Çünkü AŞK duygusunun güzel olması onu kabul etmeye kanıt değildir.

dilaver
26-05-2009, 23:00
Çünkü AŞK duygusunun güzel olması onu kabul etmeye kanıt değildir.

tam da öyledir mehmedim, tam da öyledir.

aşk beyindedir, beyinde yaşanır. Yani ancak beynin varsa ve çalışıyorsa yaşarsın. Ama önce aşkı yaşamak ve hissetmek gerekir. Tabi ön şart olarak da sevmek gerekir. Sevmesini bilmeyen zaten aşka da ulaşamaz.

saygılarımla

mehmetsalih
26-05-2009, 23:01
Bir erkeğin kullanılmasının sonuçlarını da düşün
K.C. tamda köşenden çekliyordum mesaj atın Ayıp olur diye cevap vereyim dedim. Merak etme K.C. Kadın hayata sömürülemez. Çünkü Kadının kayıp edeceği bir şyi yok. Masada parayı ödeyen Erkeketir. Ve kayıp eden hep Erkeke olur. Eğer şu Feminist kafa biraz kafayı eşitlikte insaflı davransaydı Kadını bir efendi veya gül olarak lanse etemzdi. Ya anlamadım sevgililer gününde bile Erkek hediyeyi alır. ve sırf fazla hediye kazanmak için sevgililer gününden önce bir kaç sevgili tutan Bayanlar var. Nasıl Kapitalizm İş.i sınıfını sömürür. Feminizm de Erkeği sömürme zeminini hazırlar.

dilaver
26-05-2009, 23:10
Feminizm de Erkeği sömürme zeminini hazırlar.

feminizmin ne oldugunu biliyormusun mehmedim. Zannetmiyorum.

saygılarımla

mehmetsalih
26-05-2009, 23:16
Dilaver Sana Feminizm Nedir Etraflıca Anlatayım

"Yaşlı bilge, genç çekirgesine sorar:
- Bir kölenin en çok istediği şey nedir?
Yüreği daima kaybedenlerden yana atan genç çekirge yanıtlar:
- Özgür olmak!
Yaşlı bilge, "iyi düşün" der. Genç çekirge, ısrar eder:
- Bir kölenin en büyük isteği özgür olmaktır! Yaşlı bilge yumuşak bir sesle, son sözünü söyler:
- Bir kölenin en çok istediği şey, zannedildiği gibi özgür olmak değil, bir köle sahibi olmaktır.
Genç çekirge düşünür:
Acaba bu nedenle mi, kadınlar erkeklere eşit olmak istiyormuş gibi görünüp, gerçekte erkeklere egemen olmak istiyorlar!"

Ve Erkeğin yenik Düştüğü noktalara gelince
Mevalana şöyle der

"Görünüşte su ateşten üstündür. Fakat ikisinin arasına bir tencere (cinselik veya Aşk) girdi mi, ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su nasıl ateşten üstünse, sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin."

K.C.
26-05-2009, 23:19
Merak etme K.C. Kadın hayata sömürülemez. Çünkü Kadının kayıp edeceği bir şyi yok. Masada parayı ödeyen Erkeketir. Ve kayıp eden hep Erkeke olur.
Mehmet Salih, bazen senin müslüman olduğuna inanamıyorum biliyor musun?
Bu ne kadar maddiyatçı bir düşünce.

D Ü Ş Ü N...

bir kadının kaybı sadece parasal mı olabilir?
sömürüden anladığın şey maddi varlığın sömürülmesi midir, mangırların gitmesi midir?

bir erkeğin kullanılmış olmasının neticesi ile bir kadının kullanılmış olması arasında paracıkların gitmesinden başka bir fark, başka bir sonuç düşünmekten aciz olabilir misin?

D Ü Ş Ü N...

hamiş: düşünmek cevap yazmayı gerektirmez.

parmis
26-05-2009, 23:20
Bu haftaki yazımda, 1955 yılının Budapeşte'sine götürmek istiyorum sizleri.. O yıllarda, kentin en ünlü kalp doktorlarından biri de Litman İmre'dir. Doktora muayene olmak üzere giden bir hasta öyle bir şey görür ki odada, onu unutamaz ve yaşadığı duyguları bir şiirle ulaştırır bizlere:



Doktor Litman İmre'nin masasında
Bayan Çabai Yanoş'un yüreği
Birazcık kibirli, birazcık mahzun
Duruyor içinde bir kavanozun
Kayısı güllerinin arasında.




Kalp hastası olan ve gittiği her kentte kontrolden geçmesi gereken adam, doktor Litman İmre'nin masasındaki kavanozda bir kadın yüreği görür. Bir zamanlar, bir göğüs kafesinin içinde atan ama şimdi ilaçlı bir suda cansız bir balık gibi kımıltısız duran bir kadın yüreği!.. Doktor, hastalığıyla ilgili bilgiler verirken bile, o gözünü ayıramaz kavanozdaki yürekten:



İncecik yarılmış ortasından
Yüreği Bayan Çabai Yanoş'un
Yarayı açan ne doktor?
Neşter mi?
Yoksa hasretlik mi?
Acı sözler mi?
Bir ağlayanı var mı, arkasından?



Sahi, yalnızca doktorun açtığı yara mıdır, yüreğin taşıdığı? Kim bilir, kaç kez incinmiş, sevdiği, değer verdiği insanlar tarafından kaç kez kırılmıştır, Bayan Çabai Yanoş'un yüreği? Bu arada doktor, hastanın kalbini dinlemekte, derin nefes alıp vermesini istemektedir. Oysa hasta adam, doktorun dediklerini yerine getirse de, kendi kalbini çoktan unutmuş, kavanozdaki yüreğin yaşadıklarını düşünmektedir:


Otuzundaymış, baktım etikete
Bayan Çabai Yanoş'un yüreği?
Evli miydi?
Ne iş tutar Bay Yanoş?
Belki şimdi Rojakert'te oturmuş
Çekiyor akşamı seyrede ede




Nedense, kadının ölümünü çoktan unutmuş, umursamaz bir kocası olduğu gelir aklına! Belki de, bu düşüncesiyle özeleştiri yapmakta, geride bıraktığı kadınlarına karşı haksızlığını dışa vurmaktadır... Cansız bir yürek karşısında insanın gördüğü de zaten kendi hayatı değil midir, bir parça da olsa?... Hasta adam, şiirin dördüncü kıtasında öyle bir benzetme yapar ki, buyurun siz de okuyun; eminim benim gibi yürekten alkışlayacaksınız:


Duruyor kavanozda çırılçıplak
Bayan Çabai Yanoş'un yüreği
Bayan kaç kere böyle bir kaba
Reçel kaynatarak koydu acaba?
Elbet gazlı bezden değildi kapak.




Yaşanılan aşklar yüreğimizde somut, gözle görülür bir iz bırakır mı? Aşkın, insan yüreğinde ne gibi yapısal değişikliklere yol açtığı tespit edilebilir mi? Ya da şöyle soralım; insan yüreğine bakılarak, aşkın haritası çıkarılabilir mi? Doktor Litman İmre'nin muayene ettiği hasta bu soruları da taşır şiirine:



Kendi gitmişse de içinde odanın
Bayan Çabai Yanoş'un yüreği
Almış da onu karşısına doktor
Sırlarına ermeye çalışıyor
Belki bir damarın, belki bir sevdanın.



Bir an uzaklaşalım doktorun odasından ve günümüz Türkiye'sine dönelim; Adapazarı, Düzce ve Bolu'da beş bin müridi bulunan bir şeyhi dinliyoruz: "Organ nakli dinimizce haramdır. Kim organını bağışlarsa boynunda demir halka ile cehennemde yanar. Ahiret aleminde organlarımız konuşur. Peki bu nakledilen şeyler kimin adına konuşacak, eski sahibinin adına mı, yeni sahibinin adına mı?.." Duydunuz mu? Bu çağdışı kafaya göre, kan nakli de günahtır... Ve hatta, tıp biliminin hastalıkları yenme karşısında gösterdiği o eli öpülesi, saygın çalışmalara da gerek yoktur. İşin aslını ararsanız, bu korkunç tabloyu dolduran insanlarımızın sayısı beş binden çok, hem de çok fazladır. Biz yeniden, 2004 Türkiyesi'nden, 1955 yılının Budapeştesi'ne gidiyoruz. Doktor Litman İmre'nin muayene ettiği adam, şiirini şu kıtayla tamamlar:



Akıllı bir doktorun masasında
Bayan Çabai Yanoş'unki gibi
Yüreğimiz, güllerin arasında
Bizlerden sonra da faydalı olsun
İçinde tertemiz bir kavanozun




Şu işe bakın, hasta adam neredeyse elli yıl öncesinden organlarımızı bağışlamamız gerektiğini söylüyor; organlarımızın toprak altında çürümek yerine, insanlığa hizmet etmesini, "faydalı" olmasını istiyor. Sorarım, buna ileri görüşlülük denmez de, ne denir?..

O gün, doktor Litman İmre'nin muayene ettiği hastanın adı Nazım Hikmet'tir! Yüreği insan sevgisiyle dolu olan Nazım Hikmet'in aşkları, kadınların kalbindeki yeri çok konuşuldu, çok yazıldı... Ama, onun kavanozdaki bir kadın yüreğine yazdığı şiiri kimse anımsamadı!.. Organlarımızı bağışlayalım... Demokrasi, laiklik, bilim ve sanat düşmanlarını ise asla!


Sunay Akın


Ben çok etkilendim bu şiirden ve öyküsünden.. ya siz??? saygıyla analım mı Nazım Hikmet'i
parmis Güneşin_kızı

dilaver
26-05-2009, 23:20
ah mehmedim ah

sana ne diyeyim.

Sen ensest ve anaerki başlıklarını okumayı reddettigin sürece bu konuda gelişebilmen mümkün degil.

mehmetsalih
26-05-2009, 23:32
Mehmet Salih, bazen senin müslüman olduğuna inanamıyorum biliyor musun?
Ben çok halis bir Mülüsmanın bundan şüphen olmasın. Kur'an'da AŞK kelimesi varmı? ve ben konuştuklarımın hepsini Tanrıdan alıyorum. Bundan kuşkun olmasın. Asıl Müslümanlığından şüpheleneceğin kişi Kur'an anlaşılmaz değil elli tane şeyhe kendisini peşkeş çeken mecnunlardır. ve benim inancıma göre emeksiz her para FAİZDİR. HIRSIZLIKTIR ve soygundur. Para Kadına değil ihtiyaç sahibine verilir. KİM OLURSA OLSUN.

Bu ne kadar maddiyatçı bir düşünce.

bir kadının kaybı sadece parasal mı olabilir?

Evet Maddiyattan başka herşey laftır. Derler ya Akıl veren çok Para veren yok.
Ve ben bazen Bayanlarada acıyorum 20 ile 30 yaşlarında etraflarında pervane gibi dönüp aşk , meşk diyen Erkekeler. 40-50 YAŞLARINDA PİNPON TOPU GİBİ O ONA O ONA atıp tutuyorlar. Bak ben çok olaya şahit olmuşum Yaşlı Kadınlara fazlalık gözüyle bakılıyor Kızına paşa gözüyle. Halbuki bakıma ve paraya muhtaç olan odur. Ve Erkekelerede acıyorum parayı veren onlardır. Kısaca Akıl ile değil Cinselik ve Aşkla yaşayanlar hep Toplumsal hezeyenlara neden olacaktırlar.

sömürüden anladığın şey maddi varlığın sömürülmesi midir, mangırların gitmesi midir?

Aslında çoğu kes Marxistlere hak veriyorum. Marx derki : ''Herşeyin temeli Ekonomidir'' Ekonomi olmasa bir Kitap bile okumasın. Hatta K.C. Karşısına geçip nete şöyle iki laf bile edemesin. Ben bu AŞK sevgi İnanç ve bu tür şeylerle milletin tabiri caisse anasını ağlatmayın. Çok işçiye saberet denildi, şükür et denildi. Ama ben by Patron al bu firmayı işleten sensin yarı bana yarı sana denilmedi.

Bu arada Mecnun deli demek... DÜŞÜN

K.C.
26-05-2009, 23:37
BÖYLE BİR SEVMEK



Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

Azıcık okşasam sanki çocuktular

Biraksam korkudan gözleri sislenir.



Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Böyle bir sevmek görülmemiştir

Hayır sanmayın ki beni unuttular

Hala arasıra mektupları gelir

Gerçek değildiler birer umuttular

Eski bir şarkı belki bir şiir



Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Böyle bir sevmek görülmemiştir

Yalnızlıklarımda elimden tuttular

Uzak fısıltıları içimi ürpertir

Sanki gökyüzünde bir buluttular

Nereye kayboldular şimdi kimbilir



Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Böyle bir sevmek görülmemiştir.


Attila İlhan

mehmetsalih
26-05-2009, 23:38
İmam Ali derki ''Fakirliğin diğer adı küfürdür'' Bende derim ki ''Herşey Paradır'' ve imtihan para üzerinde olur. Çünkü Para birşey değil diyenlerin çoğu Para babalarıdır. ve her zengin bir hırsızdır. Eğer bir toplumda Fakir varsa o toplumun tüm zenginleri Hırsızdır. ve asıl eli kesilecek olan şu zenginlerine lidir. Hatta ben millete derimki Faiz yiyin ama Faiz veren şu bankalara kendiniz peşkeş etmeyin. Çünkü faiz onlar için haramdır. Fakir istesede güneh işleyemez.

dilaver
26-05-2009, 23:43
Bende derim ki ''Herşey Paradır'' ve imtihan para üzerinde olur. Çünkü Para birşey değil diyenlerin çoğu Para babalarıdır. ve her zengin bir hırsızdır. Eğer bir toplumda Fakir varsa o toplumun tüm zenginleri Hırsızdır. ve asıl eli kesilecek olan şu zenginlerine lidir.

Mehmedim sen yanlış yerde ve yanlış başlıkta muhatap arıyorsun.

Fatr 10 u temel alarak bu sitede müslüman geçinenleri hedefle bence.

saygılarımla

K.C.
26-05-2009, 23:45
Halife ile LEYLA

Halife sordu:
-Leyla sen misin? Mecnun senin yüzünden mi perişan oldu?
Sen, benim gördüğüm diğer güzellerden üstün değilsin.

Leyla dedi: "Sus, zira sen Mecnun değilsin."


Mevlana

dilaver
26-05-2009, 23:59
Dilaver sanırım bu konuların hepsi bir noktada birleşiyor ama madem bu konuyu tartışmıyoruz. Devam et K.C. nasıl olsa ben şiirlerin içeriğine bakarım güzeliğine değil.

Evet mehmedim

aşkı hissetigin zaman bu başlıga gel. Mükiyeti zaten her yerde tartışıyoruz. Bu başlık mülkiyetin ugramadıgı saf bir başlık olsun.

saygılarımla

mehmetsalih
27-05-2009, 00:01
Siz devamedin ama yine merağım konusu olacak K.C. bu neyin kısaltması? :D Öylesine sordum yani

K.C.
27-05-2009, 00:01
Bu başlık mülkiyetin ugramadıgı saf bir başlık olsun.
Zamanla mülkiyet de uğrayabilir bu başlığa.. kadın gözüyle. Bir başkasının mülkiyetinde olan kadınlar olarak..

dilaver
27-05-2009, 00:05
Zamanla mülkiyet de uğrayabilir bu başlığa.. kadın gözüyle. Bir başkasının mülkiyetinde olan kadınlar olarak..

Heyecanla bekliyorum o zaman. Mülkiyet temel ilgi alanımdır çünkü. Ama şunu belirteyim; mülkiyetin kadın gözü erkek gözü olamazi olmadı da. Bunu açıklamaya çalıştım ama anlaşılamadı herhalde.

Mülkiyet insanı bozan tek şeydir. Kadın ya da erkek fark etmiyor.

saygılarımla

prozac
27-05-2009, 00:45
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

-Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...?

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!

Can Baba..

pervane
27-05-2009, 00:46
Başlığa bir heves bakayım dedim üçüncü iletide tadım tuzum kaçtı:smow:

K.C.
27-05-2009, 16:09
Pervaneciğim, hevesin kırılmasın n'olur..

Ben de köşeciğimde o günkü ruh halime göre takılıp giderim diye düşünüyordum, ama evdeki hesap meselesiymiş benimki..

Beklerim her zaman.. Ne olursan ol gel. (Elif Şafak'ın AŞK romanını okuyorum bu günlerde, eski sufi'liğim depreşti)

K.C.
27-05-2009, 16:26
Bazı şarkılar takıntı yapıyor bende. Benden gayrısını kusturacak kadar üst üste dinlerim hep aynı şarkıyı.. Günlerce...

döngüsel zamana bağlamışımdır o şarkıları.. onlar döndükçe, zaman da baştan sarar, bugünüme gelir, geçer, ve başlar yeniden.

Geçmişten ılıman esintiler, rüzgarlar, fırtınalar.. bazen dalgakıranlar ardında güvenli limanlar taşır bugüne. Kah gün ışığı, gün ılığı, kah gecenin karasına saklanmış huzur.. ama en çok gün batımlarının kızılını çalar döngüsel zaman şarkılarım.

geleceğin müphem gizemi, gizemin korkusu.. sonra haydiii, yeni baştan..

sözler mühim değildir çoğunlukla.. melodidir aslolan, aşağıdaki de içimdeki limanların dalgakıranlarını döven bir melodinin arasına serpişmiş şiirimsi..

sadece bencileyin

UNUTULMUŞ MUYDUM?

gittin
sen bana gitmek için gelmiştin
geride yavas yavas eriyen bir kurşun bıraktın
bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen
ve bir daha asla eskisi gbi olamayacak bir kurşun
gerçekten
bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı

bir gün beni nasil paslı bir makasla
nasil derinden budayip gittigini farkettim
yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi kesip attikların
sensizlikle oluşmuş hastalığıma
senin bile çare olamayacağını
benim için artık çok gecikildigini anladim ...

(unutulmus muydum
alışıyor muydun
yavas yavas yokluguma
beklenmiyor muydum
kalbini mi yordum
bunca iş güç arasında)

Metin Özülkü

mehmetsalih
27-05-2009, 23:23
:smow: bir heves bakayım dedim
Pervane heva ve heves gerçek geğildir. Hevasına uyan helak olur :D

azınlık
28-05-2009, 00:11
:smow: bir heves bakayım dedim
Pervane heva ve heves gerçek geğildir. Hevasına uyan helak olur :D

Robotunuz işbaşında: Muhammed olmamış ama? :nono:

Eylemlerim sürecek!

A.

K.C.
28-05-2009, 17:26
İrice bir köpek tavaf ediyor adamı. Köpeğin kulağında insanı, "belediyece aşılanmıştır, zararsızdır" düşüncelerine sevk etmesi gereken plastik bir kart. Gelen geçen köpeği görünce şöyle bir yarım daire çizerek geçiyor kaldırımdan, kimi, kaldırımdaki yarım dairelik güzergah mesafesini az buluyor, caddede yapıyor çizimini. Görünen ve dikkat edilen tek canlı kulağında aşı kartlı, kumral, iri, midesi diğer yarısına yapışmış, kaburgaları meydanda köpek.

Köpeğin tavaf ettiği adamı gören yok mu benden başka. Köprü altındaki bu işlek yolun kenarına etraftaki fast-food'çuların döktüğü çöplerin içinde kaybolmuş adamı gören yok mu gerçekten?

Köprü altının diğer yakasındaki namazgahtan dağılıyor kalabalık. Ellerinde ayakkabılarla çıkıyorlar tek kanadı açık, büyük pirinç kapılardan. Tam karşılarında halbuki çöplerden yiyecek arayan adam. Ama onlar da yalnızca köpeği görüp en kestirme yoldan sıvışıyorlar. Belki de hiçbirinin güzergahı üzerinde kalmıyor yolun bu tarafı.

Köpek alelade bir sokak köpeği. Ankara Büyükşehir Belediyesince tescilli. Belki de adamın yeni can yoldaşıdır. Tavafları "bana da bir pay verir mi?"ümidinden öte, "can yoldaşıma kimse ilişmesin, rızkımız geliyor az sonra" eminliğinde.

Hikayesini biliyorum o adamın. Bir kış günü, tam da şimdiki çöplüğün olduğu yerde dileniyordu. Çökmüştüm yanına. Çöplerden daha temizdi ona sunduklarım. Açlığını giderirken anlatmıştı bana, eşinin genç yaşta ölümünü, geride kalan kızını evlendirdiğini ama artık kimsenin onu istemediğini. Ulus'un arka sokaklarında bir otelde kalırmış, geceliği 10 kayme. Dilenmek istemezmiş ama, otel parasını da bulamazsa atarlarmış bu kış günü. Mekansız kalmak donmak demekti, dilenmek onursuzca da olsa hayatta kalmak...

Yazın, köprü altına park etmiş arabaları yıkıyormuş, harçlığını öyle kazanıyormuş. Utanır gibiydi mendil açmaktan. "Ah bir yaz gelse" diyordu. Karşı namazgahın yan tarafında lavabolar vardı. Kovası, fırçası oradaymış. Bir kışlığına emanet etmiş onları, "küçük, büyük" ayrımı gözetmeden herkesten aynı ücreti alan tuvalet sorumlusuna.

Yaz gelse, azcık ısınsa havalar, alacaktı hemencek emanetlerini, girişecekti işe. Soğukta kimse yıkatmıyordu az sonra donacak olan araba servetini.

Şu dünyada almadan vermek Tanrıya mahsussa, karşılık beklemeden sevgi sunmak da köpeklere mahsus olsa gerek.
Gelir sokulur size. Seveni var, sevmeyeni de. Elinizi geçirirseniz ense tüylerine seyreyleyin kuyruğu, ne tavaflar eder, daireler çizer, semazen gibi döner size. Ama yüz vermezseniz gücenmez, beklemez sizden hiçbir şey. Böyle de kalenderdir kendileri. Şu köpek kadar olamıyoruz bazen. Şişkin egomuz almaya odaklı.

28.05.2009
K.C.

OQONUC
28-05-2009, 18:36
Şu dünyada almadan vermek Tanrıya mahsussa, karşılık beklemeden sevgi sunmak da köpeklere mahsus olsa gerek.
Gelir sokulur size. Seveni var, sevmeyeni de. Elinizi geçirirseniz ense tüylerine seyreyleyin kuyruğu, ne tavaflar eder, daireler çizer, semazen gibi döner size. Ama yüz vermezseniz gücenmez, beklemez sizden hiçbir şey. Böyle de kalenderdir kendileri. Şu köpek kadar olamıyoruz bazen. Şişkin egomuz almaya odaklı.
.................................................. ...........................................

???

Sevgili KC

Altı çizili bölümü anlayamadım. Ne demek istediğinizi biraz açarmısınız. Yazınız ilgimi çekti ve GÖLGE MECLİSİN amacı açısından önemli detaylar barındırıyor zira.
Özellikle Şişkin EGO tanımı ile neyi kast ettiğinizi öğrenmek isterim.
Bekliyorum
Selamlar

K.C.
28-05-2009, 19:27
Siteye, yahut kullanıcılara yönelik hiçbir göndermem olmadı orada sevgili Oki, öyle anlaşıldı ya da birşey ima ettiğim düşünüldüyse, yanlış anlaşılmış.

Demeye çalıştığımın açık olduğunu düşünüyorum. Sevgisini veren sokak köpekleri. Siz onlara karşılık vermeyince oyalanır giderler. Gücenmezler, niye bana karşılık vermedi diye sevgi arsızlığı yapmazlar. Ama biz insanoğlu/insankadını sevgi verdiysek karşılığını almayı isteriz. Ego, bencilliğimizin öteki adı değil mi? Ben öyle kullandım onu.

mehmetsalih
28-05-2009, 19:41
K.C. çok açık konuşmuş. Yani İnsan karşılık bekleyerek sevgi gösterir demiş. Köpek ise karşılık beklemeden... Örn, Şu adam çok iyidir ya derler . Niye denildiğinde Mert adamdır yedirir, içirir. Veya Bir Kadın bir Erkekele evlenirken kocan nasıl birir denilir ''Çok iyidir, bir dediğimi iki etmez, işide iyidir, istediğimi alır'' Yani Enayiler sevilir hep. Aslında Sevgi herkese gösterilmelidir.

Hatta Para veren bir kişi görürseniz ve gerçekten seviyorsanız onu ''Günahsın ya bugün versen artık her beklerler demelisiniz. ve Para vermesini engelemelisniz'' ve Mİsafirlik dışında Hediye, Ismarlama vb. şeyler karşılık beklenir hep. Bunblar olmamalı bunlar arayı bozar sadece Arkadaşlık olmalı. Fakirlere gelince bence Fakirler konusunda çok hasas olunmalu ve ''Balık değil, Balıkçılık öğretilmeli'' İnsanlar bedavaya alıştırılmamalı.

OQONUC
29-05-2009, 00:37
Demeye çalıştığımın açık olduğunu düşünüyorum. Sevgisini veren sokak köpekleri. Siz onlara karşılık vermeyince oyalanır giderler. Gücenmezler, niye bana karşılık vermedi diye sevgi arsızlığı yapmazlar. Ama biz insanoğlu/insankadını sevgi verdiysek karşılığını almayı isteriz. Ego, bencilliğimizin öteki adı değil mi? Ben öyle kullandım onu.
...............

Sevgili KC.

İnsanın kendini tanıması gibisi yoktur. Çok haklısınız. Böyle bir zaafiyetin çaresi egonun daha da pompalandığı bir yaşamın peşinde epey koşmuş birisi olarak; belki de o yorgunluğun sonunda bir vaha olarak inancı gördüğümn içindir ki Acizm dedikçe farklı bir güç doluyor bileklerime.

İnsan sahiden de tam bir sevgi dilencisi. Hem de arsız bir dilenci. Hepimizin ortak dilendiği farklı ücretler ile belki satın aldığı yegane şey;SEVGİ.

Oysa karşılıksız ve amasız sevmek; işte riyadan arınmak da bu olsa gerek.

Selamlar

K.C.
05-06-2009, 18:53
Posta kutuma gelen bir mailin son satırları hoşuma gitti, paylaşmak istedim.

Siz hiç sarrafın bağırdığını duydunuz mu?
Kıymetli malı olanlar bağırmaz.
Zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz.
Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz.
Düşünen bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez.
Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir.

K.C.
05-06-2009, 18:57
Maillerden çıkanlardan biri. :D

TERÖRİST

355 AKP milletvekili hepsi birden aynı uçağa binmişler ama uçak teröristlerce kaçırılmış!..

Teröristler istedikleri fidye verilmezse, her saat başı bir milletvekilini serbest bırakacaklarını ilan etmişler...

:D :D

K.C.
05-06-2009, 19:08
Bir de Serpil Sancar hocanın kitabıyla ilgili söyleşi davetiyesini göndereyim size:

SERPİL SANCAR

Erkeklik: İmkânsız İktidar
Ailede, Piyasada ve Sokakta Erkekler


TARİH : 10 Haziran 2009
SAAT : 18.30
YER: PEMBE HAYAT LGBTT DERNEĞİ
Ataç 1 Sokak 3/8 Kızılay – ANKARA


Mehmet Salih özel olarak davetlidir. Bekleriz.

mehmetsalih
06-06-2009, 21:38
Selam,

Sayın K.C. Bey,
Beni davet etiğiniz için Teşekür ederim. Ben seminerleri severim hemde doğayıda merak ederim. Fakat Ankara'ya yolum düşmüyor. Düşerse uğrarız. Sen benim yerimde Ggidersin. Sakın gitmemezlik etme bize anlatırsın. (Erkeklere) İmkânsız İktidar (Kadınlara) Etekli İktidar sürecine çoktan girmişiz :D

Sevgi...

sinner
07-06-2009, 01:19
sevgili K.C.
köşen hayırlı olsun güle güle otur :)

Yalnız, bir kadının erkekleri erkeklere tanımlaması biraz ironik değil mi nedir sence :D

K.C.
07-06-2009, 01:33
Bilemiyorum Sinner, Serpil hocanın vardır bir bildiği :) gidebilirsem göreceğim.
http://kasaum.ankara.edu.tr/yazi.php?yad=9694

Mehmet Salih.. aylardır yazışıyoruz seninle, benim "bey" değil de "kadın" olduğumu hala anlayamamış (?) olmanı neye yormam gerekiyor anlayamadım.

0ne
08-06-2009, 16:15
Bir erkeğin kullanılmasının sonuçlarını da düşün
K.C. tamda köşenden çekliyordum mesaj atın Ayıp olur diye cevap vereyim dedim. Merak etme K.C. Kadın hayata sömürülemez. Çünkü Kadının kayıp edeceği bir şyi yok. Masada parayı ödeyen Erkeketir. Ve kayıp eden hep Erkeke olur. Eğer şu Feminist kafa biraz kafayı eşitlikte insaflı davransaydı Kadını bir efendi veya gül olarak lanse etemzdi. Ya anlamadım sevgililer gününde bile Erkek hediyeyi alır. ve sırf fazla hediye kazanmak için sevgililer gününden önce bir kaç sevgili tutan Bayanlar var. Nasıl Kapitalizm İş.i sınıfını sömürür. Feminizm de Erkeği sömürme zeminini hazırlar.

yarabbi varsan mehmet salihi çarp !!! :)

babacan ;erkekler adına konuşmuyorum de bari bir hemcinsimizin

yazdıklarından utanmadan başımız dik dolaşalım forumda :D

mehmetsalih
08-06-2009, 17:52
Selam,

Geçen aldım elime parayı bir saat gezdirdim kimse bozdurmadı. Bitkin halde dönerken bizim bir Bayan arkadaş ver bakalım dedi aldı parayı alışıyla iki dakikaya bozdurdu ve getirdi. Şöyle dedim ''Bayan olmak varmış yaaa'' siz Kadınlara para yedirmeye devam edin. Ama unutmayın yaşlanan ve İnsani tekamüle yaklaşan yaşlı teyzelerin ne kadar değerli olduklarını ve huzur evlerinde daha huzurlu olduklarını da unutmayın. ve bu anlatığım bir masal veya başka birşey değil. Toplumun Kadınları ''Tanrı'' saydıklarının -asırlarının bir kesitidir. Bu Kadına düşman veya dost olmamı gerektirecek bir durum değildir. Ama Kadın gerçeğini daha iyi anlamamıza yarayan bir tablodur... Kadın sizin için neyse benim için odur ben sadece Kadının bir araç haline getirildiğine inanıyorum. ve siz bu mesleği sevmiş gibisiniz :D Gülmek en iyi ilaçtır.

Sevgi...

K.C.
08-06-2009, 18:24
Mehmedim Salihim,
Sen sömürüyü salt paraya indirgediğin için (dünya görüşün bunca dar ve menfaat üzerine kurulu olduğundan) etrafında olup bitenlerden muhtemelen habersizsin.

Önceki iletilerimde sana "düşün" dediğim şey para değildi güzel kardeşim. Başka ne olabilir diye düşünmeni istedim, ama senin aklına paradan başka olasılık gelmemiş ne hikmetse.

1- FİZİKSEL ŞİDDET
Erkeklerin fiziki güçleri kadınlardan üstün olduğundan fiziksel şiddete maruz kalanlar genellikle kadınlardır.
Bu kadınların evli veya bekar olması da çoğunlukla fark etmiyor. Evli ise kocası dövüyor, kaynı dövüyor, kayınpederi dövüyor, evli değil ise babası dövüyor, ağbisi dövüyor.

2- CİNSEL ŞİDDET
Şiddetin bu türüne de yapıları ve anatomileri icabı başvuran kişiler erkekler olup mağdurlar genellikle kadınlar ve cinsiyet ayırmadan çocuklardır. Türkiye'de neredeyse her 1.5 dk.'da bir, bir kadına tecavüz edilmektedir.

3- PSİKOLOJİK ŞİDDET
Genellikle çalışan, eve para getiren erkek olduğu için evde borusu öten de erkektir. Şiddetin bu türünde kadınlar aşağılanmakta, hakarete, küfre, küçük düşürücü her türlü söze maruz kalmakta, kendilerine öncelikle öz saygılarını ve güvenlerini yitirmekteler.

Evin dışına çıkarılmayan, camdan baksa suç addedilen, sosyal yaşantısı kocasının/babasının/ağbisinin iki dudağı arasındaki yasaklarla örülü bulunan kadınların uğradığı şiddet de bu türdendir.

4- EKONOMİK ŞİDDET
Günümüzde pekçok kadın çalışıp parasını kazansa bile kazancına el konulmaktadır. En basit ihtiyaçlarını bile izinsiz gidermesine izin verilmeyen kadınlar çokluktadır.
Bununla birlikte, kazancı olmayan kadın, zaten kendi ekonomik özgürlüğü de mevcut olmadığından kocasına muhtaç durumdadır. Adam eve para bırakırsa evin iaşesini giderir, bırakmazsa kocanın insafına kalmış durumlar yaşanır.

Eve para bırakmadığı halde her akşam mükellef sofra bekleyen erkeklerin sayısı da az değildir. Böyle durumlara psikolojik ve fiziksel şiddet eşlik etmektedir.

İŞYERİNDE;
Dünya istatistiklerine göre erkeklerle aynı işi yapan kadınlar daha düşük ücretle çalıştırılmakta, sosyal haklardan yararlandırılmamakta, pozitif ayrımcılık yönünde kanunları mevcut olmayan, yahut mevcut kanunlarını uygulamada atıl bırakmış ülkelerde kadının emeği, insanca yaşam, biyolojik yapısından kaynaklı durumlar gözetilmediğinden (v.b.) sömürülmektedir.

İşyeri tacizlerinde mağdurlar genellikle kadınlardır.

MAL VARLIĞI:
Dünya üzerindeki emeğin şu anda hatırlayamadığım büyük bir oranını (%70'in üzerindeydi sanırım) kadınlar oluşturduğu halde kadınların üzerine kayıtlı mal varlığı %1'dir. Bu da aslında tek başına kadının erkek egemen zihniyetçe ne denli sömürüldüğünün kanıdır.

Sen yine paranı karıya-kıza kaptırma Mehmedim Salihim..
Kadınları mağdur etmek ve sömürmek üzere kurulmuş ve sizin de yılmaz takipçilerinden biri olduğunuz bu düzende kadın sizin paranız olmasa da zaten binyıllardır sömürülmektedir.

mehmetsalih
08-06-2009, 18:59
Selam,

Düşün! çünkü varsın. ve dön kendine bak ne söylediğini anla sonra çevreye dön bu söylediklerini yargıla. Hapis olduğun Feminist düşünceden sıyrıl ve Empati kur bakalım ne kadar haklısındır?!

Evli ise kocası dövüyor, kaynı dövüyor, kayınpederi dövüyor, evli değil ise babası dövüyor, ağbisi dövüyor

Tahmin ve his ile konuşacağınıza biraz gözlemlere dayalı araştırma yapsanız belkide-gerçekten tam tersi olabilir. K.C. Kadında bir Dil var bu söylediklerini yutar -yok eder ve eser bırakmaz. Dövmek sanırım Erkekler Feminist ilhamına aldanan Erkekeler dövülmeyi bir türlü hazmedemiyor ve bu mazlumiyetlerini dile getiremiyorlar.Siz Babaların Kızlarına ne kadar değer verdiklerini bilirmisiniz? Özelikle Doğu ve Güneydoğuda bu dahada fazla. Kız dedinmi hata bile yapsa yolcudur. ve yaptığı herşey masum görülür. Siz Kız ve Kadın dövmenin ayıp olduğunu hiç duydunuz mu? ve ne kadar Erkeğin zülüm çektiğini bunu utanıp farklı yansıtını biliyor musunuz? K.C. olmuyor gözünüzü açın ve gelecekte kurulacak Erkek programlarını izleyin. Artık Erkeklerin uyanacağı bir günün geleceğini düşünün. Çünkü uyanmak acı çekerek ile olur. Bu söylediklermin belki Entel-Tanteleri güldürüyordur. Çünkü Erkekler yumuşuyor ve Feminizmin tercih etiği Lezbiyen oyunlarına bir bakın. Kuraların çiğnenediğini ve yepyeni bir sayfanın açıldığını seyr edin.
Türkiye'de şuanda Eşecinsel genetik veya sempati 100'de 20 üzerinde. Bunun nedeni belli... ve Bekarlık en iyi yol olarak değerlendiriliyor. Çünkü evlilik sömürülmekten öte birşey değildir artık. Ben şahsi idrakimle Evliliğe karşıyım. Son zamanlarda gelen Seyid Kutup, Bediüzzaman gibi alimlerde bu yolu seçmişlerdir. Sanırım bu bir işarettir. Kadınları yanlız bırakın. Kur'an'ın emride böyle. Kadınları yanlız bırakın. ve bu uygulanacak en güzel yoldur. Muta nikahı devreye girecektir Dindarlar arasında. İstediğinize yorumlayın bu benim Dinim, İmanım ve Felsefemdir. Ben her Evli Erkeğede tavsiye ederim Kadınlara ipi vermeyin.
Toplumda ''Evlilik Kutsal'' olarak sayıldığı zamandan beri bu sorunlar oluşmuştur. Sanırım Hristiyan geleneğinden gelen bir hurafedir bu.

Dünya istatistiklerine göre erkeklerle aynı işi yapan kadınlar daha düşük ücretle çalıştırılmakta, sosyal haklardan yararlandırılmamakta,

Arkadaş bu insafın son sınırının feth edilmesidir sanırım. Bence bazı şeyler için Feminist eksenli çalışmalara gerek yoktur. İşyerlerine girin-çıkın bunu rahatlıkla görecebilirsiniz. Eğer Marx yaşasaydı hatırlatım işsizliğin bir nedenide Kadın.

Sevgi...

mehmetsalih
08-06-2009, 19:04
Selam,

Kadınları mağdur etmek ve sömürmek üzere kurulmuş ve sizin de yılmaz takipçilerinden biri olduğunuz bu düzende kadın sizin paranız olmasa da zaten binyıllardır sömürülmektedir.

Kadın olduğun için duygusalık kılıcını eline almışsın. Bana söylem değil fiil ve manzara lazım.

Sevgi...

K.C.
09-06-2009, 17:30
söyleşi

Kadın Emeği ve Kriz
Prof.. Dr. Nurcan Özkaplan
Işık Üniversitesi

13 Haziran Cumartesi
Saat:16.00

Jeoloji Mühendisleri Odası Toplantı Salonu
Bayındır Sokak No:7/11 Kızılay-Ankara

Sosyalist Feminist Kolektif

Akhenaton
09-06-2009, 17:36
Kadın Emeği ve Kriz
Prof.. Dr. Nurcan Özkaplan
Işık Üniversitesi




Üniversiteninde Fetonun üniversitesi olmasıysa ayrı bir komedi.

K.C.
09-06-2009, 17:39
Eray bey'in son bombalarından. Gerçi 4320 S.Y. tüm bunlara cevaz vermekte ancak taşra Aile Mahkemesi Hakimleri sınırsız yetkilerinin kullanılması konusunda fazla cesur olamadıklarından bu tür kararların büyük mahkemelerden çıkması diğerleri için de önlerini açıcı ve umut verici nitelikte.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=BugunkuRadikal&Date=09.06.2009

0ne
09-06-2009, 17:40
Üniversiteninde Fetonun üniversitesi olmasıysa ayrı bir komedi.


asıl komedi bamya ödülü organizasyonu idi sen daha ohooo

K.C.
09-06-2009, 17:41
:D buna hiç dikkat etmemişim Akhenaton. İlginç bir söyleşi olacaktır herhalde.

K.C.
11-06-2009, 16:10
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kocasından şiddet gören Nahide Opuz’un başvurusunu, “devlet tarafından korunmadığı” gerekçesiyle haklı buldu ve Türkiye’yi toplam 36 bin 500 Euro tazminata mahkum etti.

NAHİDE Opuz’un, aile içi şiddete maruz kaldığı için AİHM’e 2002’de yapılan başvuru dün sonuçlandı. Alınan kararla, AİHM nezdinde ilk kez bir devlet “aile içinde şiddet”i engellemediği için hüküm giymiş oldu. Nahide Opuz, başvurusunda, kendisini tehdit eden ve daha sonra İzmir’e kaçarken annesini tabancayla vurarak öldüren eski kocası H.O.’ya karşı devletin kendisini “etkili bir şekilde koruyamadığı”nı belirterek şikâyetçı olmuştu.

Mahkeme kayıtlarına göre, Diyarbakır’da yaşayan 1972 doğumlu Nahide Opuz, 1990 yılında H.O. ile tanıştı. 1995 yılında evlendiği H.O.’dan üç çocuk sahibi oldu. Bu sırada sürekli şiddet ve tehdide maruz kaldı. Mahkemelere yaptığı başvurulardan da bir sonuç alamadı. H.O., 1995-98 arasında şikâyetçi olan Nahide Opuz’u ve annesini arabayla ezmeye kalktı, bıçakla yaralama ve şiddetli şekilde dövme gibi suçlar işledi.

AİHM açıklamasında, “Bu ağır suçlara ve tıbbi raporlara rağmen, H.O. hakkında yeteri delil bulunmadığı için önce dava açılmadığı, daha sonra yapılan duruşmalar sonucunda ise üç ay ceza aldıktan sonra da para cezasına çevrildiği” belirtildi. Opuz, 2001’de eski kocasının bıçaklı saldırısına uğradı. Ama H.O., sadece 840 TL para cezasına çarptırıldı.
Ağır tehditler ve saldırılar karşısında Opuz ve annesi, dava ile ilgili başvurularını geri çekmek zorunda kaldı ve arkasından da 2002’de İzmir’e kaçmak istedi. Ama H.O. kendilerini buldu, Opuz’un annesini öldürdü. Ömür boyu hapse mahkum olan H.O., 2008’de serbest kaldı. Opuz’un avukatı, “Türk yetkililerin müvekkilini yeterli şekilde koruyamadığı” gerekçesiyle AİHM’ye başvurdu. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “yaşama hakkını” güvence altına alan maddesi, “işkence ve kötü muameleyi” ihlâl sayan maddesi ile hiç kimsenin “ayrımcılığa” maruz kalamayacağını belirten maddesinden mahkum oldu. Türkiye, 30 bin Euro manevi tazminat ve 6 bin 500 Euro mahkeme masrafları olmak üzere toplam 36 bin 500 Euro ödeyecek.

Karar emsal olacaktır

AİHM’de Türkiye’yi tazminata mahkum ettiren Nahide Opuz’un avukatı Mesut Beştaş, kararın bir ilk olduğunu ve emsal olacağını söyledi. Beştaş, “Kendisi karara çok sevindi” dedi. Avukat Beştaş, “Umarım bu karar kadın hakları önündeki engeller konusunda gelişime bir katkıda bulunur. Bu karar aile içi şiddet konusunda referans bir karar olacaktır” diye konuştu.

Hani suç değildi?

YARGITAY Tetkik Hakimi iken iki çocuk annesi karısı H.M.’yi dövdüğü gerekçesiyle hakkında dava açılan hakim Bayram Selek, savunmasında inanılmaz cümleler kullanmıştı. Selek Kuran’dan alıntılar yaptığı ifadesinde “Ne Amerikan, ne Avrupa Birliği, ne de dünyanın başka bir hukukunda böyle bir aile içi suç diye ayrı bir suç öngörülmemiştir. Dünyanın hiçbir hukukunda bu düzenlenmemiştir. Türk Hukuku’nda şikayetten vazgeçilirse sorun çözülür” demişti.

sinner
12-06-2009, 20:30
Dinler, töreler, tabular...
Bir insanın başka bir insana inancını,kabulünü dikte etme araçlarıdır.
Nalet olsun, insanın içindeki mülkiyet sevgisine :D

dilaver
12-06-2009, 20:36
Bir insanın başka bir insana inancını,kabulünü dikte etme araçlarıdır.

O yüzden de, kimsenin kimseye bir şeyi dikte ettirememesi için her türden düşünce serbest olarak ifade edilsin diyorum. Düşüncenin ifade edilmesinin önüne hiç bir yasak çıkarılmasın istiyorum. Ama her halde anlaşılamıyorum. :fencing:

saygılarımla

evrensel-insan
12-06-2009, 20:58
Saygideger sinner;

Nalet olsun, insanın içindeki mülkiyet sevgisine -sinner-

Insanoglunun icinde mulkiyet sevgisi yoktur. Bu insanoglu dogal dusuncesinin ctetolojik koken ve temelinin; sorgulanmayan, nedenlenmeyen, alisilagelmis, otomatiklesmi ve yerlesmisliginden kaynaklanmaktadir.

Eger dogal dusuncenin; tum sorununu resmine ulasilir ve disaridan bakis acisi ve notr algiyla ortaya konursa; o zaman bu sorun gozukur ve insanoglu; o zaman; dogal dusuncesini; dusunduren dusunceye yonelterek; tum insandisi, insanlikdisi dusunce vedavranislardan arinarak; dusuncesini; insansal-evrensel yon ve yonteme; bireysel olarak yonlendirebilir.

Sonucta; bu dogal dusunce degismedikce; sen istedigin gibi; buna karsi cikan duzen getir. Insanoglu dogal dusuncenin bilincine ve evrensel sorununa varamadigindan; mulkiyet dusunce ve davranisi yeniden yeserecektir.

Once; bunun dogal dusunce de gorulmesi ve algilanarak bilince varilmasi gerekir. Aksi ve ideolojik yenilik veya devrim, oncu temelli olacagindan ve toplum olarak bu bilinci icermeyeceginden; geri tepecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sinner
13-06-2009, 23:23
Bir insanın başka bir insana inancını,kabulünü dikte etme araçlarıdır.

O yüzden de, kimsenin kimseye bir şeyi dikte ettirememesi için her türden düşünce serbest olarak ifade edilsin diyorum. Düşüncenin ifade edilmesinin önüne hiç bir yasak çıkarılmasın istiyorum.



Yasalara ve insan haklarına aykırı olmadığı sürece her tür düşüncenin özgürce ifade edilebilmesini ben de dilerim.

K.C.
23-07-2009, 10:03
VOGUE mecmuasinda cikan bir yazidaki fotograf (fotografı bir türlü yapıştıramadım) ve Izmir Milletvekili Dr. Canan Aritman'in Basbakan Erdogan'in esine hitaben yazdigi mektup.


Sayın Emine ERDOĞAN

Sayın Hanımefendi;
Sizin ve beraberinizdeki birçok bakan eşinin Türkiye Cumhuriyetini
temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerdeki giyim tarzınız, Türk halkını,
Türk kadınını rencide etmektedir; rahatsız etmektedir. Belki samimi
inancınız gereği tesettürü tercih etmiş olabilirsiniz. Her ne kadar
çocukluğunuzda ağabeyiniz tarafından zorla tesettüre sokulduğunuzu,
günlerce ağladığınızı beyan ettiyseniz de yetişkin olduğunuzda buna
devam ediyor olmanız artık kişisel tercihiniz olduğunu düşündürüyor.
Bu kişisel tercihinize saygı duyarım. Ama sizin giyim tarzınız Türk kadınının
genelinin giyim tarzı değildir. Modern Türkiye Cumhuriyetinin kadınları
tesettürsüz, çağdaş, batılı giyim tarzını benimsemiştir. Bu nedenle
kişisel tercihleriniz yurtdışında Türk kadını ve Türkiye hakkında
yanlış imaj yaratılmasına neden olmaktadır.

Unutmayınız ki yurtdışı gezileriniz özel hayatınızın bir parçası
değildir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ve Bakanlarının eşleri olarak
gidiyorsunuz, Ülkemizi, dolayısıyla Türk Kadınını temsil ediyorsunuz ve
tüm masraflarınızı bu gerekçeyle Türk Milleti ödüyor. Kişisel
tercihlerinizi, yaşam biçiminizi bu temsil görevini yaparken
sergileyemezsiniz. Türk kadınının yurtdışında yanlış tanıtılmasına,
aşağılanmasına, eleştirilmesine ve ülkemizin geri kalmış, gerici olarak
algılanmasına neden oluyorsunuz. Bu Türk kadınını, bizleri fevkalade
üzüyor, rencide ediyor.

Yurtdışında okumuş, çalışmış, iş veya bilimsel çalışmalar yapmak üzere
yurtdışında bulunmuş binlerce kadın onlarca yıl yad ellerde bu konuda
mücadele verdik. Ülkemiz ve yaşam biçimimiz çok tanınmadığı için
yabancılar bizl ere hep "siz ülkenizde çarşaf giyiyorsunuz, yurtdışında
bizler gibi giyiniyorsunuz" derlerdi. Biz de onlara Türk kadınının
ülkesinde de çağdaş bir giyim ve yaşam tarzı olduğuna inandırmak için
saatlerce dil dökerdik. Binlerce, onbinlerce Türk kadınını neredeyse bir
ömür boyu süren bu mücadelesini siz ve diğer bakan eşleri bir anda
sıfırladınız. Bunu yeniden düzeltmek ne kadar çok zaman alacak diye
hayıflanıyoruz.

Sayın Hanımefendi;
Tesettürlü giyim tarzınızla yurtdışında ülkenizin hemen hemen tüm İslam
ülkelerinden bile geri olduğu imajını veriyorsunuz. Yaşam biçimiyle,
kadının statüsüyle bizden fersah fersah geri kalmış pek çok İs lam ülkesi
liderlerinin eşleri çağdaş kadın görüntüsü için adeta yarışırken, bizim
içimiz acıyor.

Sayın Hanımefendi;

Yaşamda pek çok alanda kişisel tercihlerde bulunuruz. Bunun artı ve
eksilerini de kabulleniriz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla
birlikte, Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak
yurtdışında bu giyim tarzıyla temsil görevi yapmamanızı istirham
ediyoruz.

Eğer , mutlaka eşinizle birlikte Türk Devletini temsilen yurtdışı
gezilere gidecekseniz çağdaş, batılı bir Türk kadını gibi olun,
olamayacaksanız lütfen evde oturun.
Bu tercihi yapmak mecburiyetindesiniz. Biz Türk
kadınlarının artık sabrı kalmamıştır. Mağduriyetimizi gidermek için
onbinlerce tazminat davası açmayı düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye
Cumhuriyetini temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde kamu görevinde
bulunduğunuz için "kıyafet yasasına" da uymak mecburiyetindesiniz.
Aksine davranış ceza davasına da muhatap olmanıza neden olabilecektir.

Sayın Hanımefendi;
Türk kadınını yurtiçi ve yurtdışı tüm platformlarda çağdaş bir
görüntüyle temsil etme konusunda lütfen diğer Bakan eşlerine de AKP
Milletvekillerinin eşlerine de örnek olunuz. Bir lider eşi olarak
topluma örnek olmanız gerektiğini unutmayınız. Ayrıca sizden okullarda
dağıttıkları kitaplarda "dokuz yaşında kız çocuğunun evlendirilmesinin,
dört eş alınabilmesinin, iz bırakmadan kadının dövülmesinin" mubah
olduğunu, örtünmemenin günah olduğunu, kadınların zaten cehennemlik
olduğu fikirlerini yayan AKP'li belediye başkanlarına gerekli tepkileri
de vermenizi bekliyoruz. Eşini döven ve çok eşli yaşam biçiminde olan,
bazı AKP Milletvekillerinin de sizin tarafınızdan kamu oyu önünde
kınanmasını rica ediyoruz.
Gerçek bir lider eşi gibi davranırsanız, emin olunuz ki kadınlarımızın
en üst seviyede takdirlerini kazanacaksınız.
Saygılarımla.

Çağdaş Türk Kadınları
Adına


Opr.Dr. Canan ARITMAN
İzmir Milletvekili

keci
23-07-2009, 10:48
Sayın K.C.

Aşağıdaki alıntıdaki hatalı yerleri işaretliyorum. Bunlar kendine güveni olan bir insanda olmaması gerektiğini düşündüğüm noktalar..

Ayrıca yazı içerisine mesajlarda yazdım...Bu noktaları anlayabilirseniz asıl bu yazını içerdiği mantaliteden neden rahatsız olduğumu da anlatabilirim belki..

Saygılarımla....




Sayın Emine ERDOĞAN

Sayın Hanımefendi;
Sizin ve beraberinizdeki birçok bakan eşinin Türkiye Cumhuriyetini
temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerdeki giyim tarzınız, Türk halkını,
Türk kadınını rencide etmektedir; rahatsız etmektedir. Belki samimi
inancınız gereği tesettürü tercih etmiş olabilirsiniz. Her ne kadar
çocukluğunuzda ağabeyiniz tarafından zorla tesettüre sokulduğunuzu,
günlerce ağladığınızı beyan ettiyseniz de yetişkin olduğunuzda buna
devam ediyor olmanız artık kişisel tercihiniz olduğunu düşündürüyor.
Bu kişisel tercihinize saygı duyarım. Ama sizin giyim tarzınız Türk kadınının
genelinin giyim tarzı değildir. Modern Türkiye Cumhuriyetinin kadınları
tesettürsüz, çağdaş, batılı giyim tarzını benimsemiştir. Bu nedenle
kişisel tercihleriniz yurtdışında Türk kadını ve Türkiye hakkında
yanlış imaj yaratılmasına neden olmaktadır.
Yurtdışında Türk kadınının imajı 'nın bir önemi yoktur. Aslında Yurtiçinde de
bir önemi yoktur. Meşhur bir sloganda olduğu gibi
"İmaj hiç bir şeydir susuzluk herşey" önemli olan içinizde ne olduğudur. insanların sizi nasıl gördüğünün bir önemi yoktur. Küpün içinde ne varsa
dışına o sızar. Yani içiniz dolu ise dış görünüş sizi çok ilgilendirmez.
Ama içiniz boş ise tek sermayeniz dışarıdan nasıl göründüğünüzdür.

Ayrıca ben bir Türk'üm bununla gurur ve övünç duymalıyım öyle değilmi ?
Öyleyse neden yurtdışında nasıl göründüğüm ve onlara nasıl yalakalık yaptığım bu kadar önemli olsun.
Ben kendimi hem yüksek görüp hemde onlar karşısında küçük nasıl görebilirim ? Bu açık bir çelişki değil midir ?

Unutmayınız ki yurtdışı gezileriniz özel hayatınızın bir parçası
değildir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ve Bakanlarının eşleri olarak
gidiyorsunuz, Ülkemizi, dolayısıyla Türk Kadınını temsil ediyorsunuz ve
tüm masraflarınızı bu gerekçeyle Türk Milleti ödüyor. Kişisel
tercihlerinizi, yaşam biçiminizi bu temsil görevini yaparken
sergileyemezsiniz. Türk kadınının yurtdışında yanlış tanıtılmasına,
aşağılanmasına, eleştirilmesine ve ülkemizin geri kalmış, gerici olarak algılanmasına neden oluyorsunuz.

Çağdaş ve modern bir yaşam tarzına sahip kadınlarımız bunu kişisel olarak tercih etmiyorlar mı ?
Eğer böyle değilse o kadınların abilerinden gördüğü baskının aynısını devlet diğer kadınlara yapıyor demektir ? Bunlar kişisel bir tercih ise temsil görevini yaparken bu tercihlerin sergilenmeside yanlıştır.

Gerçek önemlidir algı hiç birşey ayrıca bu şekilde Türk kadının aşağılandığını düşünerek asıl aşağılamayı yapıyorsunuz.. Çünkü içkin olarak onun (Türk kadını) beyninin içindekini değil dışından nasıl göründüğünün
önemli olduğunu, yukarıdada belirttiğim gibi boş olduğunu ima ediyorsunuz.

Bu Türk kadınını, bizleri fevkalade üzüyor, rencide ediyor.

Yurtdışında okumuş, çalışmış, iş veya bilimsel çalışmalar yapmak üzere
yurtdışında bulunmuş binlerce kadın onlarca yıl yad ellerde bu konuda
mücadele verdik. Ülkemiz ve yaşam biçimimiz çok tanınmadığı için
yabancılar bizl ere hep "siz ülkenizde çarşaf giyiyorsunuz, yurtdışında
bizler gibi giyiniyorsunuz" derlerdi. Biz de onlara Türk kadınının
ülkesinde de çağdaş bir giyim ve yaşam tarzı olduğuna inandırmak için saatlerce dil dökerdik. Binlerce, onbinlerce Türk kadınını neredeyse bir ömür boyu süren bu mücadelesini siz ve diğer bakan eşleri bir anda
sıfırladınız. Bunu yeniden düzeltmek ne kadar çok zaman alacak diye
hayıflanıyoruz.

İşte yanlış burada neden kendinizi onlara birşey ispatlama ihtiyacında hissediyorsunuz ?
Sizi "Aman bunlar ne kadar da bize benziyorlar hemen bunları içimize alalım bunlarla işbirliği yapalım" diyerek kabul edeceklerini mi düşünüyorsunuz ?
Diyelimki kabullendiler bu ne kadar alçaltıcı bir durum;
Bu gibi durumda olanlara argoda yağdanlık denmez mi ?

Sayın Hanımefendi;

Tesettürlü giyim tarzınızla yurtdışında ülkenizin hemen hemen tüm İslam ülkelerinden bile geri olduğu imajını veriyorsunuz. Yaşam
biçimiyle, kadının statüsüyle bizden fersah fersah geri kalmış pek çok İs lam ülkesi liderlerinin eşleri çağdaş kadın görüntüsü için adeta yarışırken, bizim içimiz acıyor.

Bu söylemiş olduğunuz o islam ülkelerinde ki İslam'ın ne kadar doğru olduğunun bir göstergesidir. Fersah fersah geri kalmalarıda işte tam da bu sebepledir. Siz bizimde o islam ülkeleri gibi geri kalmış olmamızı mı istiyorsunuz ?

Sayın Hanımefendi;

Yaşamda pek çok alanda kişisel tercihlerde bulunuruz. Bunun artı ve
eksilerini de kabulleniriz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla
birlikte, Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak
yurtdışında bu giyim tarzıyla temsil görevi yapmamanızı istirham
ediyoruz.

Eğer , mutlaka eşinizle birlikte Türk Devletini temsilen yurtdışı
gezilere gidecekseniz çağdaş, batılı bir Türk kadını gibi olun,
olamayacaksanız lütfen evde oturun.
Bu tercihi yapmak mecburiyetindesiniz. Biz Türk
kadınlarının artık sabrı kalmamıştır. Mağduriyetimizi gidermek için
onbinlerce tazminat davası açmayı düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye
Cumhuriyetini temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde kamu görevinde
bulunduğunuz için "kıyafet yasasına" da uymak mecburiyetindesiniz.
Aksine davranış ceza davasına da muhatap olmanıza neden olabilecektir.

Sayın Hanımefendi;
Türk kadınını yurtiçi ve yurtdışı tüm platformlarda çağdaş bir
görüntüyle temsil etme konusunda lütfen diğer Bakan eşlerine de AKP
Milletvekillerinin eşlerine de örnek olunuz.
"İmaj hiç bir şeydir, içerik (ÖZ) herşey"
Erkek Kadın farketmez....
Bir lider eşi olarak
topluma örnek olmanız gerektiğini unutmayınız. Ayrıca sizden okullarda
dağıttıkları kitaplarda "dokuz yaşında kız çocuğunun evlendirilmesinin,
dört eş alınabilmesinin, iz bırakmadan kadının dövülmesinin" mubah
olduğunu, örtünmemenin günah olduğunu, kadınların zaten cehennemlik
olduğu fikirlerini yayan AKP'li belediye başkanlarına gerekli tepkileri
de vermenizi bekliyoruz. Eşini döven ve çok eşli yaşam biçiminde olan,
bazı AKP Milletvekillerinin de sizin tarafınızdan kamu oyu önünde
kınanmasını rica ediyoruz.
Gerçek bir lider eşi gibi davranırsanız, emin olunuz ki kadınlarımızın
en üst seviyede takdirlerini kazanacaksınız.
Saygılarımla.

Çağdaş Türk Kadınları
Adına

Opr.Dr. Canan ARITMAN
İzmir Milletvekili

unbe
23-07-2009, 18:34
canan arıtmanı severim zaten ve ilgiyle izlerim
yine tam bam teline dokunmuş ve gayet haklı bir mektup yazmış.tamamen katılıyorum.türk kadınları bu ampulculer gibi değildir.

evrensel-insan
26-07-2009, 00:56
Saygideger K.C.;

Asagidaki bu siteye ilk girdigimde yazmis oldugum siirimin, hukuk ile ilgili bolumunu yorumlarmisiniz? Sizin avukat oldugunuzu ogrendim. O yuzden; sizin siirimin hukuk ile ilgili bolumu hakkindaki yorumunuz beni sevindirecektir. Umarim beni kirmazsiniz ve siirin bu bolumunu yorumlarsiniz.

Kim, kime neye gore hak tanir?
Kimin kimin ustunde hak tanimaya hakki vardir?
Hakmi hukuka,hukukmu hakka dayanir?
Hukuk mu hakka,hak mi hukuka yasam tanir?
Hakmi hukuku hukuk mu hakki yaratir?

Hukuk yoluyla hak tanimaksa adalet,
Hukuku yapanin dogrultusundadir saadet.
Kendisine hukukla hak taninan ceker sefalet.
Boylece hak ile hukuk arasinda kopar kiyamet.
Iste bu kiyametin adi maalesef hurriyet.

Hakkini arayan hukuk engeline takilir.
Hukuku veren hakka siginir.
Hak, hukuk cercevesinde kendini savunur.
Hukuk boylece hakli haksizi ayirir.
O zaman hak mi hukuku hukuk mu hakki kayirir?

Hakki hukukla sinirlayan,
Hukukla hakki sinirlanan,
Ikiside degilmi ki insan,
Ozaman insandir kendini ve herseyi biribirinden ayirip farkli kilan,

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
26-07-2009, 01:02
Sakin yorumlama K,C
Basina belayi sarma :biggrin1:

pervane
26-07-2009, 01:10
K.C bu sitede kadın konulu başlıklara hiç bir babayiğidin yaklaşmadığı eski dönemlerde, Evrensel hocam hep bizim yanımızda saf tuttu. Bu bir vefa borcudur. Aydoe'nin kışkırtmalarını dikkate almayacağını umuyorum:)

Nasıl ama! damardan giriş yaptım değil mi:flame:

aydoe
26-07-2009, 01:15
Alıntı:
Saygideger K.C.;

Asagidaki bu siteye ilk girdigimde yazmis oldugum siirimin, hukuk ile ilgili bolumunu yorumlarmisiniz? Sizin avukat oldugunuzu ogrendim. O yuzden; sizin siirimin hukuk ile ilgili bolumu hakkindaki yorumunuz beni sevindirecektir. Umarim beni kirmazsiniz ve siirin bu bolumunu yorumlarsiniz.

Kim, kime neye gore hak tanir?
Kimin kimin ustunde hak tanimaya hakki vardir?
Hakmi hukuka,hukukmu hakka dayanir?
Hukuk mu hakka,hak mi hukuka yasam tanir?
Hakmi hukuku hukuk mu hakki yaratir?

Hukuk yoluyla hak tanimaksa adalet,
Hukuku yapanin dogrultusundadir saadet.
Kendisine hukukla hak taninan ceker sefalet.
Boylece hak ile hukuk arasinda kopar kiyamet.
Iste bu kiyametin adi maalesef hurriyet.

Hakkini arayan hukuk engeline takilir.
Hukuku veren hakka siginir.
Hak, hukuk cercevesinde kendini savunur.
Hukuk boylece hakli haksizi ayirir.
O zaman hak mi hukuku hukuk mu hakki kayirir?

Hakki hukukla sinirlayan,
Hukukla hakki sinirlanan,
Ikiside degilmi ki insan,
Ozaman insandir kendini ve herseyi biribirinden ayirip farkli kilan,
Konuyla ilgisiz mesajlarla topiği amacından saptırmayalım lütfen.
Hukuk karşıtı ve hukukdışı, şiir dediğiniz bu alt alta sıralanmış kelimeler kümesini bir de açıklattırmaya kalkışmak hiç de saygılı bir tavır değil.
Hem sözde şiiriniz, hem de bu girişiminiz özür gerektiriyor bence.
Ben olsam özür dilenmeden muhatap alıp da yanıt vermem.

PANTE

pervane
26-07-2009, 01:23
Boşuna uğraşmayın arkadaşlar. Vakti zamanında düşünecektiniz bu günleri. evrensel hocam çok ileri görüşlü olduğundan biz kadınlar ile birlikte yürüdü. İttifakımızı bozamayacaksınız. K.C'nin sizin özür ısrarınıza takılıp kadim dostumuz evrensel insanı cevapsız bırakacağını mı düşünüyorsunuz.:ranger:

aydoe
26-07-2009, 01:29
Yok sadece K.C nin mantikli davranacagini duygusal davranmayacagini dusunuyorum.

K.C.
26-07-2009, 15:45
Benim ne yapmam gerekiyor şimdi :D
Mantıklı davranmak? nassı yani,
duygusal davranmak? hı?
pervane?
aydoe?
Pante imzalı aydoe?

Saygıdeğer evrensel-insan,
hani kelimeler vardır, sürekli kullanırız, yerli yerinde de kullanırız ama tanımını yap deyince işte o tanım için kelimeleri bulamayız.

Birden 24 yıl öncesine gittim. 1. sınıftayım henüz..
Hak ne hukuk ne
tanımlarında kelime farkı var mı?
Ya anlam?
onlar da hak ve hukuk mu barındırır
yoksa haksız hukuksuz mudur
hakla hukukun tanımları?

evrensel-insan
26-07-2009, 17:54
Saygideger K.C.;

Vermeye calistiginiz cevap icin tesekkurler. Yalniz, bu siire gelmeden once, sizin de icinde konu olarak bulundugunuz, fakat yer almadiginiz soyle bir surec yasandi Bu surecin harareti ve yasananlarinin gercekligi asagidaki linktedir.
Bu link, butun gelismeleri; tum gercekligiyle ortaya koymaktadir.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11463

Saygilarimla;
evrensel-insan

K.C.
07-08-2009, 21:57
pozacccccccccc
o şeyi buraya bekliyoruuuuummmm :D :D

prozac
08-08-2009, 01:39
http://img196.imageshack.us/img196/4899/54514694.jpg (http://img196.imageshack.us/i/54514694.jpg/)

evrensel-insan
13-08-2009, 20:44
Saygideger prozac02;

Bu ne yaw, "karinca duvasi" gibi; sunu, biraz daha buyutemezmisin? En azindan, gozlerimiz gorur ve okur. Yok, eger "goz gormezse, gonul katlanir" diyorsan; o baska! Ama, benim gozlerim onu okumak istiyor. Eminim, K.C.'de oyle dusunuyordur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

prozac
13-08-2009, 21:50
Evrensel hocam ilk iletiden kopya çekebilirsin :)

evrensel-insan
13-08-2009, 22:02
Saygideger prozac02;

Nerdeymis o ilk ileti, bakiym! Zahmet olmazsa; bi yerini gosteriver.

Saygilarimla;
evrensel-insan

prozac
13-08-2009, 22:05
Hocam ilk iletide K.C ' nin asmış olduğu ''Anladım'' adlı şiir..

Bu arada radyolar açıkmı reklamıda yapayım :couch2:

K.C.
14-08-2009, 17:46
Kocasına 'hayır' diyen kadına yemek yok

Afganistan'da Şii azınlığın kadınlarına yönelik ayrımcı "Aile Yasası" yürürlüğe girdi
Yasa, eşiyle cinsel ilişkiye girmeyi reddeden Şii kadınlara yemek dahi verilmemesini öngörüyor. Ve ABD'nin desteklediği devlet Başkanı Karzai bu yasayı imzaladı.

HRW, değişiklikler yapılan yasanın bir kopyasını gördüğünü, ilki kadar "kadın haklarını kısıtlayıcı" maddeler içermese de "kadın haklarını gerileten maddeler" içerdiğinin altını çizerek, yasanın bir maddesinin, kadının eşinin cinsel isteklerine cevap vermeyi reddetmesi halinde, kocaya karısından her türlü maddi desteği çekme ve hatta ona yemek vermeme hakkını tanıdığını belirtti.


KOCA İZNİ OLMADAN KADIN ÇALIŞAMAZ

Yeni yasa, çocukların her zaman için yasal olarak babalarının veya büyük babalarının koruması altında bulunması gerektiğini, kadınların kocalarının izni olmadan çalışamayacaklarını ve bir tecavüzcünün tecavüz ettiği kadına "kan parası" ödemesi halinde kanuni kovuşturmadan kurtulmasını öngörüyor.>>>>>>>>> (http://haber.superonline.com/haber/2009/08/14/92225.html)

kafasikarisik
14-08-2009, 17:56
Ağzım sulandı K.C.,
Ya ben Afganistan'a gideyim, ya da Afganistan buraya gelsin.:cheer2:
Yanlız orda yemekleri erkekler yapıyor sanırım. Yemek vermeme deyince. Bulaşıkları da yıkıyorlarsa ben yokum.:pout:

tecavüzcünün tecavüz ettiği kadına "kan parası" ödemesi halinde kanuni kovuşturmadan kurtulmasını öngörüyor.
En çok da bunu beğendim. Genelevlere de gerek kalmıyor zaten böyle bir ülkede. Toptan çözümü bulmuşlar.

K.C.
26-09-2009, 13:03
Biz apaçık yazılar indirmişizdir dininizi dışa vurmayın diye

Havaya bir ‘salih amel’, bir ‘nefis hakimiyeti’ halleri hakim olacak ki...


Geçen yıl, “Ramazan sözcüğünün aslı Arapça değil Sanskritçedir. "Ramadhana-sudra" Arapça kökle yazılırsa "Ramadan” okunur” yazdım, yemediğim küfür kalmadı.

“Amin Arapça değildir. Mısır kralı Amenofis’in talimatıyla, her dua kralın adı anılarak (Amen) bitiriliyordu. Dinlere geçen amin’in kökeni eski Mısır’dır” yazdım, yine yemediğim küfür kalmadı.

Bu yıl Ramadhana Sudra açılımımıza ‘oruç’la başlıyoruz. Uluğ Kök Tengri mailbox’ımıza nurlar yağdıra!

İslamiyetin ilk 13-14 yılında ‘oruç’ yok. İlk kez 624 yılında uygulanıyor.

Yahudilere İslamiyeti kabul ettirmek isteyen Muhammed ‘Yahudi Açılımı’ yapıyor.

Kıbleyi değiştirip Kudüs’e çeviriyor. Yahudilerin tuttuğu iki günlük Aşur orucunu, Mekkeli haniflerin gelenekleriyle de harmanlayarak bir aya uzatıyor. Orucu Musevilikten ithal ediyor.

Muhtaç olduğu destek vahiy olarak iniyor: (Bakara Suresi 2:120)

“Sen onların milletine (dinine) uyuncaya (tabi oluncaya) kadar ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden razı olurlar...”

Prof. Yaşar Nuri Öztürk, ‘Batı’nın şeytani oyunu’nu bu ayete dayandırarak şöyle açıklıyor:

“Yahudi ve Hıristiyan toplumlarına yaranmanın yolu, demokrasi veya çağdaşlaşma değil, Kur’an’ın söylediği gibi tam teslimiyettir. Ne var ki onlar, Müslüman kitleleri teslim alırken, onları demokratikleştirdiklerini, uygarlaştırdıklarını, ıslah ettiklerini söyleyerek egemenlik kurarlar.”

Öztürk, İslam’ın özünün ‘teslimiyete’, ‘itaat etmeye’ dayandığını biliyor.

Gelelim İslamiyetin ‘sembol açılımı’na:

M.Ö. 2000’li yıllarda Arap Yarımadası’ndaki Pagan kabileler Ay’a tapınıyorlar. Muhammed’in doğumundan 400 yıl kadar önce de, Ay’ın sembolü olan hilali (Hubal) Kabe’nin tepesine yerleştiriyorlar. En önemli tanrıları ‘Ay Tanrısı’na ‘Al-ilah’ diyorlar.

Minare tepesindeki alem (hilal) Pagan dönemden kalma ay sembolü. Muhammed Hubal’ı Kabe’den indirtiyor ama, Al-ilah kelimesini Allah olarak kısaltıp benimsiyor.

Müminlerin yerleri gökleri yarattığına inandığı Tanrı (??) kendisini Allah olarak adlandırmıyor yani.

Şimdi kibarı “Bari Ramazan’da yazma şunları, inancıma saygı göster” diyecek, angutu ana-avrat dümdüz gidecek. Fekat birader, sen inandığın dogmaların temelini, kaynağını bilsen, zaten benim bunları yazmam gerekmeyecek.

Müslümanlar Ramazan boyunca şeytanlarını zaptedip meleklerini salacaklar.

Ol melekler de üçüncü köprünün güzergahı boyunca uçup, o havalide arazi almış AKPli müslümanların kasasına konacak. Ol kasaları parayla doldurup, iman sahiplerini (!) ihya edecekler.

“Ey Muhammed! (Rabbin) seni şaşırmış bulup da yol gös*termedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? “ (Duha Suresi, ayet 78.) Rab mıdır zengin eden?

Ehl-i müselman (iki cihanda dokunulmazlığı olan AKP hariç) şeytanını zaptedince ‘Ramazan’da suç oranı yarı yarıya düştü’ haberleri duyacağız.

Kaçak Kuran kurslarında oğlanlara tecavüz edilmeyecek,

Küçük baldızın gazozuna ilaç katılmayacak,

Kadınlar ölesiye dövülmeyecek de, iz bırakmayacak hafif darbelerle ikaz (!) edilecek.

Havaya bir ‘salih amel’, bir ‘nefis hakimiyeti’ halleri hakim olacak, say ki Allah’ın çeşmesinden üzerimize dezenfektan solüsyon akıyor.

Cinayet, hırsızlık, gasp vs arzularımızı (AKP hariç) Ramazan sonrasına erteleyeceğiz.

Yalnız, ‘dinin dışavurumunun tavan yapması’ nedeniyle, sokakta simit yiyeni öldürmeyi Ramazan sonrasına ertelemeyeceğiz. İşini oracıkta bitirip ‘Dinime saygısızlık etti’ diyeceğiz.

Bu sıcakta açlıktan, susuzluktan illüzyonlar da göreceğiz.

Salatalığın çekirdeklerinde, enine kesince Allah, boyuna kesince Muhammed yazıyor olacak.

İmambayıldıdaki soğanın dizilişinde Kabe’nin koordinatlarını göreceğiz, domatesin ezilmişinde evrenin sırlarını çözeceğiz.

Çadırlar kuracak, “Sadakaları (zekatları) kalbleri İslama ısındırılacak olanla*ra...” (K. 9, Tevbe Suresi, ayet 60) dağıtacağız.

Üçaylar başladığından beri ‘ölünmüyor’ ‘şehit olunuyor’du. Bu Şehit Açılımı’na Ramazan’da da devam edeceğiz.

Devrilen kamyonda ölen asker şehit,

bir gıdım adrenalin iğnesiyle kurtarılabilecek, arı venomuna allerjik asker şehit,

teçhizatsız alevlere dalıp dumandan zehirlenen itfaiyeci şehitse,

Kırım Kongo Kanamalı şehidi,

Domuz gribi şehidi,

Karne şehidi (karnesini göstermeye korkup kendini asan çocuklar),

Hymen şehidi (bakire çıkmayan gelin),

Medeni Ahval şehidi (boşanmak isteyince alnına kurşun yiyen kadın),

Eroin şehidi (aşırı dozdan) de olmalı.

Ramazan’da sigara içtiği için öldürülenlere de ya ‘dopamin şehidi’ denilmeli ya ‘nikotin şehidi.’

Ehl-i müselman salih amel, nefsine hakimiyet bab’ından niyet etti niyet eyledi kriminal faaliyetlere bir ay ara vermeye de, bu sıcakta sağı solu belli olmaz.

Ergenekon adı verilen davanın ikinci iddianamesinde enteresan bir bölüm vardı:

“Çok ilginç, Kuran-ı Kerim’in surelerini aç, Allah’ın yerine sermayeyi veya medya kelimesini koy ve oku. ‘Ikra!’. Anlam bozulmuyor.“ diyor.

Yaptık netekim. Bir adım daha atıp Allah yerine ‘sermaye’, peygamber yerine ‘medya’ koyduk. Anlam değişmedi! Deneyin.

Uluğ Kök Tengri affetsin, Enfal Suresi’nin birinci âyeti şöyle oluyor:

1.Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah (sermaye) ve Peygamber'e (medyaya) aittir. O halde siz gerçek müminler iseniz Allah'tan (sermayeden) korkun, aranızı düzeltin, Allah (sermaye) ve Resûlüne (medyaya) itaat edin.
Nasıl?

Bir adım daha ileri gidip ‘kafir’ kelimesini de ‘muhalif’le değiştiriyoruz. Bakın Mücadele Suresi’nin beşinci âyeti nasıl oluyor:

Allah'a (sermayeye) ve Resûlüne (medyaya) karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık âyetler indirmişizdir. Kâfirler (muhalifler) için küçük düşürücü bir azap vardır.

Yeni şekline göre bu ayetin meali; Ya AB’ye, ABD’ye ‘Emrin başım üstüne’ denilip İslamiyet’e sarılınacak; vatan gözüne taş-toprak, ‘dâr-ül harb’ görünecek. Savunmaya kalkıp da Batı’nın tekerine çomak sokmayacaksın. Yoksa adın bir iftiranamede geçirilecek, gözünü Silivrilerde açacaksın.

Ehl-i müselman bunları okurken ayetleri değiştiriyorum diye hınç içindedir, biliyorum.

Değiştirdim agam! Lakin, o ayetleri değiştiren ilk değilim.

Eski Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman’la AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Hans Jörg Kretschmer, Ali İmran Suresi’nin 19. Ayetinin değiştirilmesi için Diyanet’ten sorumlu Bakan’a resmi başvuru yapmışlardı.

“Allah katında yegâne din İslam’dır” ayetini tehdit olarak algıladıklarını söyleyip, hutbelerden çıkartılmasını istemişlerdi.

Eh! Elin ABsi, ABDsi “Ayetleri değiştir” deyince hazmedeceksin, ben değiştirince isyan edeceksin. Yok öyle çifte standart, eşitlik isterim!
Madem ki ‘ulus devlet’e dair herşey tartışılıyor, herşey açılıma tabi tutuluyor, o halde İslamiyet de, Kuran da tartışılacak. Açılımlara tabi tutulacak.

Niyetim halistir, maksadım Ramazan boyunca dinini dışavuracakları rasyonel bir çizgiye çekmektir.

Ve inanın tamamen açılım olsun diye yazıyorum bunları. Zihin açılımı. Benim ‘salih amel’den anladığım büyük ölçüde budur.

Kıymet Nadir BİNDEBİR

dogruluk
27-09-2009, 00:29
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...

Aslında Aşk Kontrolsuz sevgidir. Yani Akıl muhakemesi olmadan sevmektir. Sıradanı üstleştirme çabasıdır. ve değerinden fazla değer vemektir. Bu açıdan diyebilirizki Kadın Erkekleri Aşk ile sömüre bilir. Bunun gibi bir Şeyh insanları Aşk ile sömürebilir. ve aşkın her alanı sömürüden ibarettir. Ama sevgi ise en mükemel şeydir. Akıl eksenli bir sevgi. Aşırı olmayan bir sevgi. ''Seni herkesten çok seviyorumun'' yerinde ''seni seviyorum'' cümlesi.

Aslında Kadın Erkeğin peşinde dolaştığını görünce sadece zavalı gözüyle bakarak sömürebilir. Ama Kadın her zaman Erkeği planla yönetir. Erkek ise bedenle kendisini kadına karşı yönetir. Bu nedenle zarar eden hep erkek olur.

Kadın Erkeke dedimde bunu Şeyh-Mürik Allah-Kul olarakta anlayabilirsiniz. AŞK sonucu Allah'ı bile seven en sonunda ''Ben Allah'ın demiş'' yani AŞK saçmalamaktır. /...ezber İnsanlara sunulacak öğretilerden biride budur.

Mülkiyet ilişkileri içinde sevgi olmaz, aşk da olmaz. Sevgi katlanabilmektir, paylaşabilmektir, sevdiginin mutlulugunu isteyebilmektir.

Dilaver sen ilk cümleyi çok ustalıkla kurmuşsun. Çünkü sen bir Toplumcusun. Eğer herşeyci olsaydın diyecektin ki: ''Hiçbir şeyde AŞK olmaz'' Ama AŞK ile sevgi savramları aynı sayıldığından şu cümleyide karışrdığını hatırlamalısın sevgi olmaz, aşk da olmaz. AŞK hiçbir yerde olmaz. Çünkü AŞK sömürülmektir. Sevgiye gelince heryerde Mülkiyette bile sevgi olur. Ama sevgi senin emrinde. İstediğini yaptırabilirsin. Ve Mülkiyete sevgi olursa kayıp olmaz. Aşk olursa kayıp olur.

Ben Leyla-Mecnun Zin-Mem masalarına eyvallah diyorum. Temeli sorgu olan sevgiye hayranım. Temeli AŞK olan nedensiz SEVGİ olan herşeye düşmanım. AŞK ile çalışan İŞÇİLER, AŞK ile seven Erkekler, AŞK ile inana Teistler, AŞK ile yoğrulan toplumun temeli Tesadüfler üzerindedir. Aşka elveda Sevgiye ve Barışa Merhaba...

böyle cümleleri yazan biri sevgiden yoksun oldugu o kadar belki ki.sevginin aşkın anlamını bilmeyen.ancak böyle biri yazabilir.

K.C.
27-09-2009, 21:03
Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde
Cümle düşmanlarımı affettim
Yediğim meyvalardan
Kokladığım çiçeklerden af diliyorum

Yerde yürürken gördüğüm
Sebebsiz kanına girdiğim
Zevk için öldürdüğüm
Böceklerden af diliyorum

Dağdan topraktan taştan
Evlattan akrabadan arkadaştan
Yağan yağmurdan doğan güneşten
Denizlerden göklerden af diliyorum

Yıllardır kahrımı çeken kadından
Ondaki yaşamak ümidinden
Baba evinden ana sütünden
Yediğim ekmeklerden af diliyorum

Kadrini kıymetini bilmediğim
Hayali ile bahtiyar olmadığım
Otuz yıl arayıp bulmadığım
Geleceklerden af diliyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

cigi
27-09-2009, 21:16
http://www.youtube.com/watch?v=CIWIf_HwgRc

K.C.
08-10-2009, 12:47
Küfürbaz Söylemler

Küfür duymuşluğum vardıysa da kullanmışlığım yoktu birkaç yıl evveline kadar. Benim küfür dağarcığım epi topu tek küfürden oluşurdu, ki ona küfür demek herhalde yalnız benim lügatıma mahsustu.

Eşşek... der geçerdim kızdıklarıma. Ki çok iyi hatırlıyorum gençken sokak ortasında bana fena toslayan bir sarhoşu "eşşek" diye diye evire çevire dövmüştüm. Karnını tuta tuta kaçmışlığını hatırlıyorum herifin.

Zamanla Can babadan bulaştı bir iki şey, Charles Bukowsky'nin ise küfür dağarcığıma yaptığı katkı asla azımsanamaz. Edebiyatta sansüzlüğü tanıdım bu yazarlarla. Toplumun değer yargılarını aymazlıkları vardı. Yargılanma endişelerini, ahlaken sorgulanma korkularını söz konusu edebiyat olduğunda raflara kaldırmışlardı. Aslında edebi eserlerinin dışında da öyleydiler kanımca.

Kaç kez feleğe, kadere, dünyanın gidişine sövesim gelmiştir de "aman duyan/okuyan hakkımda ne düşünür" endişesiyle değil ama ne bileyim, belki de kadının ağzına hiç yakıştırılamadığından daha yakışır kelimelerle ikame etmişimdir sözcüklerimi...

Bugün fena halde ağız dolusu küfür edesim var. Kaç aydır şu gün için harcadığım mesaiye mi yansam, gidişatın bok gibi oluşuna mı? Velhasılı boktan bir gündü anasını satiim.. Ağzıma yakıştı yakışmadı, mazur görün beni... Ama bu kelime bile kifayetsiz bu lanet günün tarifine. Vallahi de billahi de Bukowsky olsa ağzına etmişti böyle günün.

En el hak
08-10-2009, 13:19
Mem nelere gark olmadı zinin ateşi içinFerhat dağı delmedimi Şirinin düşü içinKusur ise her saniye her yerde seni anmakMecnun azmı yemin etti Leylanın başı içinGözlerinin dokunduğu her mekan memleketimBakı verde uzamasın gurbetim esaretimAhmet Arif hasretinden prangalar eskitmişBeni böyle eskitense prangalı hasretinSana yine sana yandım Nesimide dün geceGözlerinle yüzüleyim bend olayım hallacaBöyle hüküm buyurmuşlar Tanrılar divanında Ha ben sana yollanmışım ha Muhammet miracacümle cihan güzellerin yüzlerine ben örsüngözlerin balyozu oldu içerimdeki örsünruhumdaki fırtınalar merihi usandırdıNuh'a haber eyleyinde gelsinde tufan görsün

En el hak
08-10-2009, 13:24
yaaaa
kahretsin

heba oldu şiir
kaç defa denedim
düzyazı gibi çıkıyo


mazlum çimenin bu güzelim şiirini heba ettiğim için herkeze özür

kafasikarisik
08-10-2009, 13:31
Sayın K.C.

Bukowski veya Can Yücel şiiri asarım ama, yeterince özgürlükçü demokrat olmadığımdan ceza yerim diye korkuyorum. Biri üstüne alınır ne me lazım :D

sinner
08-10-2009, 13:54
K.C,
Güzel "bir deneme" olmuş. Küfür de hayat kadar doğaldır kanımca :)

K.C.
08-10-2009, 14:04
Sağ ol Sinner, edebiyat konusunda senin "gerçek" fikirlerin benim için önemlidir, bilirsin. ;)

En el hak
08-10-2009, 14:58
yaw ablam kadınca diye bi topik açmışsın

erkekten geçilmiyor hee

mehmet salih abim

senin ne işin var burda

namahrem var loo

erkekler hadi bakem dışarı

K.C.
09-10-2009, 13:28
Sevgili Günlük,
Bu Diyanet Bütçesine takmış durumdayım ben. Salt bu yüzden bilumum psikosomatik rahatsızlık geçirme eşiğindeyim bile diyebilirim.
İsyan boyutunda bir takıntı bendeki.

Okullar açıldı, toplantılar yapılıyor. Velilerin pamuk elleri zaten ceplerinden çıkmıyor. Okula hademe alınacak ki yavrularımız teneffüslerde tozu çekmesin ciğerlerine, okula eğitim-öğretim materyali alınacak ki yavrularımız günün teknolojisiyle eğitim görebilsin, ilkel araç gereçten arınsın.

Ancak Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen maaşı ödemekten öte bir bütçe ayıramıyor okullara. Kütüphanesi var okulun, kitapları veliler sağlamış ama kütüphaneyi açık tutacak personel YOK. Kitaplara ulaşmak isteyen çocukların önünde kütüphane kapısı duvar beklemekte.

Sıraları yaptıran veliler, yeşil tahtayı alan veliler. Tepe gözü, VCD oynatıcıyı, TV'yi, PC'yi alan, okulun boya-badasını yaptıran, kapı kolunu onaran, spor salonunu yaptıran, dolaplarına kadar her şeyini tamam eden veliler.

Neden?

Neden bu veliler İmam Hatip Lisesi mezunu İmamlar, günde 5 vakit 5'er dakikadan, toplam 25 dakika = Ayda 12.5 saat karşılığı çalışmayla Üniversite Mezunu bir Şube Müdürüyle aynı maaşı alabilsinler diye vergi veriyorlar ve bunun yanısıra okulu da donatmak zorunda kalıyorlar biliyor musun sevgili günlüğüm?

Neden Cami imamının, giderleri devlet bütçesine ait olan lojmanları varken, köydeki öğretmenler günde 3 saatlik yolu lojmansızlıktan kat etmek zorunda kalıyor biliyor musun?

Geleceğin aydınlık ve kalifiye beyinlerini yetiştirmekle mükellef Milli Eğitime gitmesi gereken vergilerimiz, ölüm sonrasını garantiye almakla mükellef Diyanetin bütçesine gidiyor da ondan.

Hal böyle olunca veli hem okulu donatmak zorunda kalıyor hem vergileriyle cami ve imamları. MEB okulların su giderlerini bile karşılamıyor ama imamların foseptik gideri bize ait.

Sevgili Günlüğüm,
Önceliklerimiz ölüm sonrasına yönelik olmasa da ağbilerimiz böyle takdir etmişler ki razı olarak boyun eğmekteyiz bu isteklerine.

Bir de Kur'an kursuna gidebilme yaşını düşüreceklermiş. İmamlarımızın öğrenci sayıları böylece arttığında vergilerimizi daha mı çok hak etmiş olacaklar acaba? Yoksa ayda 12.5 saat çalışma karşılığı aldıkları 1.500.-TL.'nin haricinde Kur'an kurslarında verecekleri hizmetler fazla mesai alacağına mı sebep olacak?

Hal böyle olursa büyüklerimiz bu ek giderler için kafalarını yorsunlar istemem. Benim çözümüm şöyle; MEB bütçesini tırtıklayın biraz daha, imamların mesai ücretlerine aktarın. Nasıl olsa camilerde eğitim görecek olanlar da yine çocuklar.

Squall
18-10-2009, 17:36
"Bir kadın olarak doğmuş olsaydım kesinlikle o.r.o.s.p.u. olurdum.erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım, ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir. Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni korkuttu çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda, peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim"

Nede güzel söylemiş Bukowski..

sinner
21-10-2009, 00:47
Anayasa'da ilköğretim zorunlu ve devlet okullarında parasızdır maddesi yer almasa eminim hükümet okulları özelleştirip giderlerden tamamen kurtulur hatta okullardan vergi bile alırdı. :)

Camilere gelince Can Dündar'a kulak verelim :

Sayiyla Kendine Gelmek..

NTV'deki "Neden" programında "Aleviler ve Siyaset"i tartıştık. Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e sordum:
"Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler ve Siyaset' tartışılır?"
Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu... Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:
* * *
Türkiye'de kaç okul var?
67 bin...
Kaç hastane var?
1220...
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300...
Peki kaç cami var?
85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki kaç kilise var?
270...
Kaç cemevi var?
100.
* * *
Türkiye'de kaç doktor var?
77 bin...
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
* * *
Türkiye'de kaç kütüphane var?
1435...
Almanya'da kaç kütüphane var?
11 bin...
Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13...
Kaç kentte kuran kursu var?
81...
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852...
* * *
Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var?
35 bin...
* * *
içişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulaştırma Bakanlığı'nın?
678 trilyon...
Bayındırlık ve iskân Bakanlığı'nın?
677 trilyon...
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet işleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
* * *
Diyanet işleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de 270...
2001'de 302...
2002'de 553...
2003'te 771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 1.7 katrilyon...
* * *
Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Can Dündar, Milliyet 21.06.2007

K.C.
21-10-2009, 01:08
Sinner, yara deşici misin nesin? :(

Bu konuda hakkaten birşeyler yapmak lazım.
Bu ülke vatandaşları vergileriyle imam maaşlarının, lojman kiralarının, elektik-su faturalarının karşılanmasını istiyor mu?

90.000 din görevlisine akan parayla eğitim de sağlık da ilerleme sağlar ki Türkiye için böyle bir ilerleme zorunludur.

Büyük şehrin göbeğindeki okulda çocukların branş öğretmenleri yokken, bir mahalleye inşa edilen 5-10 caminin her birinin en az bir din görevlisi var.
Yazık bize.. psiko'nun tabiriyle "insaf"

KızıL
21-10-2009, 03:08
dünyada gericilik hızlıca ilerlemekte ortadoğuda ülkemizde gericilik her koldan saldırmakta ve meşrulaşmaktadır..
din adamları din patonları tarikatlar yoksulluğun üzerinenden öyle işler yapmaktalar ki keşke iş camilerle imamlarla bitse.. bu gericiliğin tamamıyla savaşmak şart...

K.C.
02-11-2009, 19:29
Sevgili günlük,
inancım değişti. Artık kendimi panteist / pananteist olarak tanımlayamıyorum.
İnanç değişimi öyle kıl-tüy bir konu ki.. ne zaman çizginin o tarafındasın, ne zaman bu tarafındasın kendin bile anlayamıyorsun. Birşey olması gerekiyor anlayabilmen için. Ben geçenlerde bu şey'i yaşadım.
dinle...

Uçak havalanalı 5 dk. olmamıştı. Yükselişteydi senin anlayacağın. Fakat aniden düşer gibi aşağıya yöneldi burnu. Hani bir tümsekten atlarken sanki canın yukarda kalır da sen aşağıya inersin ya işte o duruma geldik cümlemiz.
Aklıma gelen ilk şey "dervişin, fikri, zikri meselesi"ne binaen, düşen bir uçakta bir tek ateist kalmayışı. Bu sözü hatırlayınca o an güldüm.

Camdan baktım. Hızla alçalıyoruz. şehrin üstüne düşeceğiz az sonra.
Ve o anda fark ettim ki ben deist falan da değilim.

Elimi koltuğun altına attım. Can yeleğinin hostesin tarif ettiği yerde olup olmadığını kontrol ettim sadece. (ki ne işe yarayacaksa, okyanusa düşmediğimize göre anlamsız, ama bir insan olarak ve sadece kendime güvenebileceğim bir insan olarak davrandığımı fark ederek kendimi de takdir etmedim değil hani)

Sonra yeniden camdan bakmaya devam ettim.
Tüm bunlar toplasan 5 saniyelik bir süreye sığar. Toplamadım...
Uçak yeniden yükselmeye başladı.
Zaten dua kabul eden bir Tanrı inancım yoktu sevgili günlüğüm. Seneler önce bana en çok koyan şey de buydu, inancımı yitirirken dualarımı da yitirmek.
şimdi olansa şu; düşen bir uçakta neysen, hala o'sun. Belki sivri uçların biraz törpülenerek, belki de yumuşak yönlerin sivrilerek.

İnancımı bir kez daha yitirdim... bir çizgi daha geçtim anlaşılan.
Artık bir yaratıcı inancım da mı yok... Olsa Yaratıcıya faydası var mı? Daha mı yücelecek Âli sıfatını parlatınca...

Amaan, ne olduğumu düşünmeyeli çok oldu...
Astigmatım tuttu... şu saatten sonra ne önemi var, paralel çizgilerden hangilerinin arasında olduğumun.

prozac
02-11-2009, 23:08
http://img402.imageshack.us/img402/9043/1e1977b417b97.jpg (http://img402.imageshack.us/i/1e1977b417b97.jpg/)


Şiir kime ait bilmiyorum,dün e-posta kutusunda buldum ..

KızıL
02-11-2009, 23:38
sevgili k.c geçmiş olsun :)
bu olayı zamanında bende yaşadım ve aklıma din hocamızın bir hikayesi geldi..
bize demiştiki düşen bir uçaktaymış kendisi zamanında ve ateist olan 2 arkadaşıyla berabermiş, uçak türbülansa yakalandığında birde bakmış ki arkadaşları dua ediyor..
bize dediki işte çocuklar ateistler böyle zora düşünce allaha sığınırlar..
ben o zamanda saçma bulmuştum ve bundan 4 yıl önce istanbula giderken yoğun bir yağmur vardı ve aynen bende türbülansa yakalanan uçaktaydım...
sen yine can simidi felan aramışsın:) benim yanımdaki adam koltuğuna sıkıca sarılmıştı ve allahım allahım diyordu ben ise o koltuğa neden sarıldığını düşnüyordum koltukta düşen uçakta çünkü!!
sonrasında düşündüm ya bu olayın adı neydi ne kadar sürüyordu??
acaba uçakta bir arıza mı olmuştu irtifa mı kaybediyorduk??
ben bu bilimsel verilere yoğunlaşırken yağmurdan dolayı aşağıyı çokta göremıyordum ama kendimce kaçış planı bile yapmıştım:)
anlatmıyacağım çok komik :)
sonra herşey düzeldi hostes kemerlerinizi çözebilirsiniz dedi:)
o anda aklıma hocam geldi sevgili hocam dedim senin arkadaşların sahte ateistmiş;)
çünkü benim aklıma tanrı hiç gelmemişti...

Yergin
03-11-2009, 13:27
Söylemeniz bile geldiğinin göstergesidir bence sayın KIZILORDU ;)

Geçmiş olsun bu arada sayın K.C.

İzniniz olursa, oradaki şurayı biraz daha açabilir misiniz?

"İnancımı bir kez daha yitirdim... bir çizgi daha geçtim anlaşılan."

Saygılarımla

pusi
03-11-2009, 14:37
Ateist olmuş işte,anlayamadın mı? Bunda açılacak daha ne var?

Darısı senin başına.
Kim bilir?:biggrin1:

K.C.
03-11-2009, 17:22
Sayın EnvyMe,

çizgiler >> IIIIIIII

Bana göre şu üstteki gibi birbirine paralel farazi çizgiler var.
ilk çizgiden öncesinde herhangi bir dine olan inanç var.

Din inancı aynı zamanda Tanrı, Peygamber, Kitap, hadis ve doğa üstü olayları, canlıları da kapsayan en geniş inanç..

Bu ilk çizgiyi atlayınca ve devam eden birkaç çizgide üstte saydığım iç küme elemanlarından bir kısmı eksilir.

Bir süre sonra paralel çizgiler arasındaki bir yerde sadece Yaratıcı inancıyla kalırsınız. Deistin durduğu yerdir bu. Aslında deist farklı çizgiler arasındaki farklı mekanlarda durabilmektedir. Birkaç paralel çizgi arası boşluğu deizme ayırabiliriz.

Tanrı / Yaratıcı inancının yitirilmesiyle bir çizgi daha atlanır ve sonraki boşluğa konuşlanılır.
Burada Tanrı'nın yerini doğa alıyor olabilir. Bu konuda daha önce düşünmemiştim, şu anda yazarken düşünüyorum.

Doğaya Yaratıcı sıfatları yüklesek de bu asla dinlerdeki yaratıcı sıfatlarıyla örtüşen tanımlara götürmez bizi. Doğa iradi olarak geleceği planlayarak hareket etmez çünkü. Vahdeti vücutçuların bir kısmı bu iki çizgi arası boşluğa kadar taşmış göründü bana.

Çizgileri atladıkça şüphecilik, agnostizm boşluklarına geçeriz. Burada önceki çizgilere dönüp yeniden yol almak da mümkün. Zihin bu... dur demekle durmuyor ki.

Son paralel çizginin ötesi ise bence ateizm.

Şu üste yazdığım fikirlerimin doğruluğundan emin değilim,... ama öyle hissettim o yazıyı kaleme alırken.

Yergin
03-11-2009, 22:29
Benim hep şöyle bir prensibim olmuştur. Boyumdan büyük bir işe asla karışmam. Haddim değilse o konuyu düşünmem bile. Çünkü bilirim, düşünebilirim ama oraya faydam olmaz, çünkü yetersizimdir.

Bu yüzden benim için böyle kavramlar pek yok. İnanan ve inanmayan diye ayırırım ben.

-InVi-
04-11-2009, 02:21
bir sürü ici bos laf,
din konusunda iki disiplin vardir, ya iman edersin, yada etmezsin...bu kadar basit....

3.yol
04-11-2009, 04:57
Zor zamanlarinda insanlar her zaman onlari koruyacak ve bu zorluklardan kurtaracak bir gucu aramislardir ....

Herhalde bu bizim bebekligimizden gelen bir psikozdur ...... Bir annenin ya da babanin kollari arasina alinip kendimizi guvende hissetmemizdir .... Yetiskin olduktan sonra da bu Allah Babadir ( Ana degil !!!)

Bence Allah'a inanmak bir psikolojik gerekliliktir bazilari icin ..... O iclerindeki oz guvenin olgunlasip olgunlasmamasina gore degisir bu bagimlilik ....

En sevidiginiz yakininiz olumcul bir hastaliga yakalandiginda .... tibbin buna care bulamadiginda istersiniz bir ilahi guc ... herseye kadir bir guc bu aci gercege karsi cozum bulsun .... Isa gibi korleri gorur .... oluleri yasayan yapsin .....

Ya da bindiginiz ucak son surat yeryuzune cakilirken ..... yercekimini yensin bu ilah ....

Bunlarin hepsi insan psikoljisinin bir urunudur ......

Hatirlarim .... lisedeyken bir cok kimse onemli imtihanlar oncesinde dua ederdi ..... Ben bir ateist olarak onlari sadece izlerdim ..... Sonunda sonuclar aciklandiginda en yuksek puanlardan birini ben alirdim ..... O dua eden arkadaslarin bir kismi butunlemeye kalirdi .... Belli ki yaradan onlari duymamisti ..... Ya da kaderleri oyleymis diyelim daha uygun olur .... Ya da her iste bir hayir vardir diyelim .... ve avunalim ....

Bir kimsenin hayatin sadece bu olumlu dunyadan ibaret oldugunu ve olunce herseyin bitecegini .... bilincin artik var olmayacagini ve sonsuz bosluga savrulacagini kabul etmesi kolay degildir ..... Bu insanin var olmak icgudusune karsi bir durumdurki bu icgudu insanlarin psikolojilerindeki en guclu icgududur .....

Yok olmak insanoglunun en buyuk korkusudur ..... O yuzden insanoglu bir yaradani tasarlamistir ..... Yani inanclar tamamen insanoglunun psikolojik bir geregi olarak ortaya cikmistir .....

Saygilar,
3.yol

KızıL
04-11-2009, 05:20
çok güzel açıklamışsın 3.yol :)
güçüklüğümüzde korkunca ve anne babanın yanında olmayıncada yorganı yastığı üzerimize örttüğümüz geldi aklıma ve düşündüm bu psikolojiden geçerek bizler ve korkularımız büyüdükçe sığındığımız yastıklar yorganlarda büyüyecekti elbet!! şimdi bu psikozun adı tanrı...

pusi
04-11-2009, 13:43
bir sürü ici bos laf,
din konusunda iki disiplin vardir, ya iman edersin, yada etmezsin...bu kadar basit....

Sen iman ettin mi?
Yoksa ediyor gibi mi görünenlerdenmisin?

Dinlerin içi bir sürü boş laf ve saçma sapan zırvalar ile doludur.
Öyle olmasa bir cok din türemezdi.
Doğmatizm ile beslenen beyinlerin içinde ise korkudan, takiyeden ve yalandan baska bir şey bulunmaz.
Sen kendini kandırmaya alışmış beyinler sürüsünün bir ferdi degilmisin?


İnsanların boyları posları ve yazdıkları ile ilgili tespit ve karar mercii siz değilsiniz!!!
Bilgiçlik taslayarak ve EDIT yapmadan yazı yazamıyormusunuz?
Böyle bir ifadeyi çocugunuza dahi kullanamazsınız!

Bir insanin özeleştirisini, tertemiz duygular ile diğer insanlar ile paylaşmasını dahi hazmedemiyecek kadar yobaz beyinlerinizin olduğunu nasıl farkedemiyorsunuz?


Önce aç bak, inandığın dinin kitabında neler yazıyor ve sen nasıl yaşıyorsun?
Bunları bir analiz et bir özeleştiride sen yapta okuyalım.
Kafirlere yumurta pazarlamak, onlardan para kazanmak senin için bir sorun olmuyor mu?

Kimin dini doğru?
Çoğunluğun mu, yobazı çok olanın mı?

vartor
04-11-2009, 17:20
Bu kadin'a soz soyletmeme hastaligi sari galiba dini yari butunlerde. Bunu da asisini bulsalar ve tum erkkeklere uygulasalar fena olmaz diyecem ama; ayni dercede saldirgan feministlerimiz de var. Iki negatif bir pozitif yapacagindan, belki de bunlari birbirleriyle evlendirmek en iyisi... dinsizin hakkindan imansiz gelir misali:)

OQONUC
04-11-2009, 17:52
Kafirlere yumurta pazarlamak, onlardan para kazanmak senin için bir sorun olmuyor mu?
.......
heheheee,, cem bak sana diyor :) toplumsal riyadan ne güzel örnek vermiş bu akıllı kızcağız. :D

Sayın bayan,
siz önce kendiniz savunmöayı becerinde sonra başkalırının şak avukatlığına soyunun olur mu. SAyın Kc aklı başında bilgili kültürlü ve sizin zay aklınıza ihtiyacı olmayacak kadar da yeti sahibidir.

Vartor dayı, sende aradan salvo yapmışsın aklın sıra. Alimin fikri neyse zikri odur derlermiş. Demek ki, niyetin kart zamparalık. Hiç yakıştıramadım size. Bir ayağınız zaten çukurda, neyleyeceksin bu saatten sonra dişini :D


Neyse bakma KC sen bu tür uzaktan gazel okuyan sözde destek mesajlarına, bilirsin bakara ne der...,
"Sen onları bir görürsün de, onlar aslında en ufak bir ayrılıkta darmadağın olurlar" Bu sitedeki bazı eşşedi kafirlerin durumu bile iman etmeye yeter de artar bile.

Haydi dön yüzünü rabbine; pireye kızıp yakma yorganı; benim güzel inançlı terbiyeli hanım hanımcık dürüst pak kardeşim.

Not:Kitabı mutlaka al olur mu. sayın pusi sizde okuyun tamam mı, Ne ile başla hitap.. İkra... BAri bunu yapın lütfen. Sonra istediğiniz kadar kübradan sallarsınız kabul...
Selamlar

vartor
04-11-2009, 18:16
Zamparaligin karti tazesi olmaz, sanal zamparalik ise ancak hayal aleminde yasayanlar icin gecerlidir. Rab God Allah , Yehova ...her kimse ona yaranmaga calismak hayalperestlerin zamparaligiidir; ama tavlanmayacaktir, sizleri catir catir yakacaktir cehenneminde...
Durstluk ise kriter, imanlilarin bile ateistleri genelde daha durust bulduklarini defalarca gozlemledim; hatta hem senden hem de invi'den duydugumu zannediyorum. K.C. durustce hislerini aciklamis; saygi duyup dusunun biraz nedenlerini... kendinizi kandirmayin, sevapla mevapla kurtaramazsiniz cehennemden:)

OQONUC
04-11-2009, 18:27
Zamparaligin karti tazesi olmaz, sanal zamparalik ise ancak hayal aleminde yasayanlar icin gecerlidir.
.........
yav vartor dayıo beni güldürdün Allah'da seni güldürsün emi... Özgür beyin'i içimizdeki en imanlı adam yaptınya helal olsun sana. Haa Canan75 de sizinde kayıtlar var ona göre hehehe

selamlar

pusi
04-11-2009, 19:05
Bir elde kadeh, bir elde Kuran
Bir helaldir işimiz, bir haram
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!

Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?

Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık
Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık
Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi
Oruç gemi ağızlarından çıkar, yazık!

Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde.

Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,
Evrenin özü doğruluk olaydı?

Ömer Hayyam

OQONUC
06-11-2009, 14:44
PUSİ bana Merkep demiş
İltifatı bu sözde zâhirdir.
Devri mezhebim benim, zira
İtikadımca merkep pusidir"

:)

pusi
07-11-2009, 11:53
Iııh ııh..
Hiç olmamış.
Beğenmedim.
Merkeptir ve temizdir olması gerekirdi.:)

Trişkodan mambonun yumurtası gibi olmuş.:D
Başka bir dörtlük deneyin lütfen.

Haaa..Bu arada,
Bremen’de birlikte mızıka çaldığınız diğer arkadaşınız edebiyattan pek anlamıyor galiba.
Mızıka da çalamıyor ya….
Zart zurt üfleyerek garip, garip sesler çıkartıyor.:D
Neyse...


İki günde bir somun geçiyorsa eline
Soğuk suyu da olursa bir kırık testide

Niçin kendinden kötüsüne kul olur insan,
Ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?

Müslümanlara şarap haram edilmiştir derler
İçmene bak, haram işlemeyen müslüman nerde?

OQONUC
07-11-2009, 17:32
Bundan sonrası vartor dayının niyeti gibi olur. :)

Teşekkürler bu güzel atışma için.

Selamlar

pusi
07-11-2009, 19:03
Teşekkürler bu güzel atışma için.

Selamlar

Bende teşekkür ederim.

Selamlar.

mehmetsalih
07-11-2009, 19:48
Selam,

Koyunlaşmış ve Kitapsız Mülsüman nerde?
Haram haram deyip Ateist Müslüman nerde?
Gerici ve şarapçı Mülüsman nerede?
Kadınları başüstü yapan Müslman nerede?
Kadını evde bırakıp merkepleşen nerede?
Kadınları evde değil toplumda çalıştırıp bir sermaye yapanlar nerede?
Dişiliğiyle değil Kişiliğiyle toplumda ihya edenler nerede?

Size ihtiyacımız var İnsanlara, Çalışanlara, Aklı uçkurunda olmayanlara...
Şarapçı değil Ayık olanlara,
Marifeti İnsanlaıkta değil gerçekte bulan,
Saygıyı ve Aşkı kaldırıp duygusalığı ve gerçeklerle yüzyüze yaşanlara ihtiyaç var...

Pusilere kanıp Pervane olanlara değil:)

Kıvançla...

pusi
09-11-2009, 01:35
Selam,

Koyunlaşmış ve Kitapsız Mülsüman nerde?


Türkiye'de

Haram haram deyip Ateist Müslüman nerde

Böyle bir salakça bir durum söz konusu olamaz ve yoktur.

Gerici ve şarapçı Mülüsman nerede?

Türkiye'de

Kadınları başüstü yapan Müslman nerede?

Hiç bir yerde.

Kadını evde bırakıp merkepleşen nerede?


Türkiye'de

Kadınları evde değil toplumda çalıştırıp bir sermaye yapanlar nerede?


Türkiye'de... Başka nerde olabilir?

Dişiliğiyle değil Kişiliğiyle toplumda ihya edenler nerede?

Türkiye'de...
Oku ve araştır.Çok gerilere gitmene gerek yok!

Size ihtiyacımız var İnsanlara, Çalışanlara, Aklı uçkurunda olmayanlara...
Şarapçı değil Ayık olanlara,
Marifeti İnsanlaıkta değil gerçekte bulan,
Saygıyı ve Aşkı kaldırıp duygusalığı ve gerçeklerle yüzyüze yaşanlara ihtiyaç var...

Pusilere kanıp Pervane olanlara değil:)

Kıvançla...

Türkiye’de yaşayıpta aklı uçkurunda olmayan müslüman bir erkek ancak homosexuel olabilir.
Benim icin bu çok normaldir fakat müslümanlık inancı asla uyuşmaz.
Mehmet Salih efendi eğer sen bu durumda isen; ki senin yazılarından senin kesin öyle olduğunu anlıyorum.
Korkulacak bir durum yok.
Sakin ol hayatım.

Tamamen kadın gibi olamıyacağın icin kadınlara düşman olman gerekmez.
Rahat ol gevşe, yaşamana ve keyfine bak şekerim.
Cinsel sorunların için en yakın zamanda bir psikoloğa gitmeni öneririm.
Senin huzurlu bir yaşantı sürmen için bunun çok gerekli olduğunu düşünüyorum.

Eger pusi ablanı dinlersen sorunlarının büyük bir bölümünün azaldığını ve normal bir yaşantı sürmeye başladığını göreceksin.

Kuranı her gün daha fazla oku.
Oku, oku, oku....
Okudukça allah gibi bir yaratanın kesin olmadığını ve muhammeddin de bir şehvet düşkünü ve çok kurnaz oldugunu anlayacaksın.

Kıvançla şekerim.

K.C.
09-11-2009, 12:00
Aslında kadın olarak doğmak bizim tercihimiz değildi,
doğacağımız coğrafyayı seçmek hürriyetinde de değildik üstelik
Aile efradımızı belirlemek de elimizde değildi..
Yaşamak da istiyorduk insana yakışır şekilde, insanca..

ama...

"Numus" kavramını Cellat belletmişlerdi birilerine... (http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&ArticleID=1159501&PAGE=1)

mehmetsalih
09-11-2009, 14:07
Selam,

Pusi "Kadınlar zekiyiz diyorlar neden bağırarak söylüyorlar anlamadım" :)

Sen bağırıp çağırma ve sesini yükseltme. Aklı uçkurunda olmak ayrı cinselik ayrı. Bunları karıştırıp özeleştirmenin bir anlamı. Yok... Ayrıca Muhammed Akılı ve zeki bir insandı Ama Aklı uçkurunda değildi. Yani Hatice ile evli iken evlenmedi çünkü para vardı bu onun zeksını tespit eder. Haticenin malını yiyip Kadın nasıl değerlendirilironu bizlere öğretti. Ama Aptal İslamlar bunu Kadını eve kapatılar ve çadışı barbarlığa kaçtılar. Muhammed Kadınlarla evliliğide sınırsızlaştırdıki bir Kadınla hayatını mahv etmesinler İnsanlarlar.

Zaten cahil insanlar üç taktik kulanır
İftira ve karama
Alay
Dışlama...

Merak etme bu yöntemleri kulanıyorsan eğer umurumda değil... Çünkü ağzı olupta konuşan sen tek değilsin.

Kadın Kadın deyip Aklı uçkurunda olmayanlara şaşırıp farklı konuşmak sadece bir teklitçilik. Çünkü Aklı uçkurunda değil hatta Aklın var olmadığını düşünen benim gibi Şiirlerle değil Bilimsel ve gözlemlerle konuşurlar. Ben Kadının Hayvan olduğunu savunmyorum. İnsan olamamk ayrı Hayvan ayrı. Kadın bir makinadır. Yani güdüseldir... Erkekler ise iki kısımdır biri güdüsel yani Aklı uçkurunda olanlar. Tıpkı fırfıra ve zampara olup Kadını putlaştırıp sonra gece eve gelirken birgülücük bile atayanlar. Yani aslında senin Aklı uçkurunda bildiğin o zampara Erkekleri birde sen evde gör... Birde Filozof, Nebi, Bilim İnsanı ve Farkındalık ve Yenilikçi olanlar. Erkeklerinde bir kısmı tıpkı Kadınlar gibi makinadır. Şuan senin yaptığın gibi yani gözleme dayanmadan orada zırt atman ve kafana göre şekil çizmen. Aslında Kadınlar benmerkezci ve dedikodu yüzünden hiçbir şeye yaramayacaklar tıpkı senin yaptığın gibi...

m.salih
kıvançla...

mehmetsalih
09-11-2009, 14:13
Selam,

K.C. link veripte gödermede bulunma... Onu bilmeyen yoktur. Benimde demek istediğim o değildir.

m.salih
kıvançla...

K.C.
09-11-2009, 14:34
Selam,

K.C. link veripte gödermede bulunma... Onu bilmeyen yoktur. Benimde demek istediğim o değildir.

m.salih
kıvançla...

ne göndermesi yahu... sen iyi misin?

K.C.
09-11-2009, 14:39
Sen bağırıp çağırma ve sesini yükseltme. Aklı uçkurunda olmak ayrı cinselik ayrı. Bunları karıştırıp özeleştirmenin bir anlamı. Yok... Ayrıca Muhammed Akılı ve zeki bir insandı Ama Aklı uçkurunda değildi. Yani Hatice ile evli iken evlenmedi çünkü para vardı bu onun zeksını tespit eder. Haticenin malını yiyip Kadın nasıl değerlendirilironu bizlere öğretti. Ama Aptal İslamlar bunu Kadını eve kapatılar ve çadışı barbarlığa kaçtılar. Muhammed Kadınlarla evliliğide sınırsızlaştırdıki bir Kadınla hayatını mahv etmesinler İnsanlarlar.

Şu koyulaştırdığım kısımlara cevabı müslüman üyelerimizin vereceğini düşünüyorum.
bilahare
seni Pusi'ye havale ediyorum.
hanidir şu forumdasın bir gıdım ilerleme gösteremedin.

mehmetsalih
09-11-2009, 19:28
Selam,

Bir saniye benim gözümle kendinize kendinize bakabilseydiniz kendizi ne kadar gerici göreceğinizi anlardınız. Ama siz sadece Demagoji ve Zeyt gibi basit şeylerle kendinizi oyalıyorsunuz. Artı beni Müslümanlarla! karşı karşıya getirmek istiyorsan meraklanma zaten Mülsümanlar! şimdi islam formundalar yani buraya pek uğramazlar:) Sen en iyisi özele mesaj çek... K.C. kendinizi gözden geçirin! Gericlik ve yobazlığın sırf eleştirmek ve duygusalıllarla ne kadar kendinizi mahv etiğinizi öğrenin. Ayrıca size ben hayret ediyorum dilimde tüy bitti paron klavyem kirlendi siz hala basit atışmalar peşindesiniz. Yani erşeyiniz şahsi çünkü Unutma "Kadınlar Makina! Uçkucularda onların kölesi..."
Pusi'ye havaleetme çünkü sizle işim kalmadı.

m.salih
kıvançla...

Yergin
09-11-2009, 19:44
Selam,

Pusi "Kadınlar zekiyiz diyorlar neden bağırarak söylüyorlar anlamadım" :)

Sen bağırıp çağırma ve sesini yükseltme. Aklı uçkurunda olmak ayrı cinselik ayrı. Bunları karıştırıp özeleştirmenin bir anlamı. Yok... Ayrıca Muhammed Akılı ve zeki bir insandı Ama Aklı uçkurunda değildi. Yani Hatice ile evli iken evlenmedi çünkü para vardı bu onun zeksını tespit eder. Haticenin malını yiyip Kadın nasıl değerlendirilironu bizlere öğretti. Ama Aptal İslamlar bunu Kadını eve kapatılar ve çadışı barbarlığa kaçtılar. Muhammed Kadınlarla evliliğide sınırsızlaştırdıki bir Kadınla hayatını mahv etmesinler İnsanlarlar.

Zaten cahil insanlar üç taktik kulanır
İftira ve karama
Alay
Dışlama...

Merak etme bu yöntemleri kulanıyorsan eğer umurumda değil... Çünkü ağzı olupta konuşan sen tek değilsin.

Kadın Kadın deyip Aklı uçkurunda olmayanlara şaşırıp farklı konuşmak sadece bir teklitçilik. Çünkü Aklı uçkurunda değil hatta Aklın var olmadığını düşünen benim gibi Şiirlerle değil Bilimsel ve gözlemlerle konuşurlar. Ben Kadının Hayvan olduğunu savunmyorum. İnsan olamamk ayrı Hayvan ayrı. Kadın bir makinadır. Yani güdüseldir... Erkekler ise iki kısımdır biri güdüsel yani Aklı uçkurunda olanlar. Tıpkı fırfıra ve zampara olup Kadını putlaştırıp sonra gece eve gelirken birgülücük bile atayanlar. Yani aslında senin Aklı uçkurunda bildiğin o zampara Erkekleri birde sen evde gör... Birde Filozof, Nebi, Bilim İnsanı ve Farkındalık ve Yenilikçi olanlar. Erkeklerinde bir kısmı tıpkı Kadınlar gibi makinadır. Şuan senin yaptığın gibi yani gözleme dayanmadan orada zırt atman ve kafana göre şekil çizmen. Aslında Kadınlar benmerkezci ve dedikodu yüzünden hiçbir şeye yaramayacaklar tıpkı senin yaptığın gibi...

m.salih
kıvançla...

Şu yazılara bir bakın, birde bu yazıları yazan kişinin imzasına. En güzel şekilde tartışmanız bu mudur?

Siz bence kadınlardan epey bir kötülük görmüşsünüz ki bu kadar düşmansınız. Hatta öyle kötülük görmüşsünüz ki, inandığınızı söylediğiniz ki bence değil, dine bile hakaretler etmenize sebebiyet vermiş.

Allah, bu kötü günlerinizi unutmanızı eylesin ve akıl ihsan eylesin size.

mehmetsalih
09-11-2009, 20:19
Selam,

Hayatım boyunca bir Kadından tek bir laf işitmemişim ve Kadınlardan tek bir zarar görememişim. Sanırım şahsi ve özel şeyleri kapatmanın zamanı geldi... Artı ben bütün yazılarımda ve yazdığım bütün makalelerde çok seviyeli konuşuyorum. Bu benim uslubumdur hatalıda değildir. Ama Kadınlar bildiğim kadarıyla kişisel şeyleri açarak konuyu saptımak istiyorlar. Çünkü Kadınlar az uyanık değiler!!! Kadınlar Kadın olalı kocayıda, hıcayıda böyle oyalamamışlar ve Bilim, Felsefeden uzaklaşmışlar. Yani Akıl ile değil Dil ile konuşmuşlar. K.C. beyfendi ve Pusi beyfendiyede bu konuda Kadınlara fazla yağ çekememelerini tavsiye ederim.

m.salih
kıvançla...

-InVi-
09-11-2009, 20:26
Allah katinda mehmetsalih müslüman mi ?!
bu sorunu cevabini bilmemek ile birlikte, kendis ile ayni kibleyi, ayni dini paylasabilmis olabilecegimiz ihtimali bile beni rahatsiz ediyor....
tek islevi islama olan düsmanca nefretlerini dile getirenlerin degirmenine su tasimak olan mehmetsalih gibiler üzerinden, müslümanlari genel yargilayan insanlari da kiniyorum....

pusi
10-11-2009, 02:32
Sen bağırıp çağırma ve sesini yükseltme. Aklı uçkurunda olmak ayrı cinselik ayrı. Bunları karıştırıp özeleştirmenin bir anlamı. Yok...

Ayrıca Muhammed Akılı ve zeki bir insandı Ama Aklı uçkurunda değildi.

Yani Hatice ile evli iken evlenmedi çünkü para vardı bu onun zekasını tespit eder.

Haticenin malını yiyip Kadın nasıl değerlendirilir onu bizlere öğretti. Ama Aptal İslamlar bunu Kadını eve kapatılar ve çadışı barbarlığa kaçtılar.

Muhammed Kadınlarla evliliğide sınırsızlaştırdıki bir Kadınla hayatını mahv etmesinler İnsanlarlar.



Pusi ablanın sayesinde zakkumlar gibi açılmaya başladın Mehmet Salihim.
Senin şu yazına nasıl teşekkür etsem bilmem ki?:)

Ben muhammed ile islam konusunda bu sekilde bir yazı yazarsam, müslümanlar havalara hoplayıp, hoplayıp klavyelerinin tuşları üzerinde ayakları ile tepiniyorlardı ve suç duyurusunda bulunmak için kuyruğa giriyorlardı.
Senin yazının altına şöyle güzel bir tanede muhammed karikatürü amma giderdi değil mi?

Ben muhammed hakkında sana ne yazmıştım?

Kuranı her gün daha fazla oku.
Oku, oku, oku....
Okudukça allah gibi bir yaratanın kesin olmadığını ve muhammeddin de bir şehvet düşkünü ve çok kurnaz oldugunu anlayacaksın.


Yerden göğe kadar haklıymışım gördün mü?
Benim düşünceme sende katıldın.

Elbette Hatice ile mal varlığı yüzünden evlendi ve durumunu düzelttikten sonra körpecik bedenlerle birlikte olabilme arzularını gerçekleştirebilmek için kurnazlığını kullanmaya devam etti.
Çok haklısın çok...

Fakat ben muhammede jigolo dersem olur mu?
Olmaaazzzzz…
Dermiyim hiç?Mehmet Salih diyor.

Haticenin kalaylı güğümleri olmasaydı muhammedin suratına kim bakardı dersem olur mu?
Olmaaazzzz…
Asla demem…Mehmet Salih der.

Haticeyi bir mal gibi değerlendirerek, kadınların nasıl kullanılacağını jigolo adaylarına çok iyi öğretti dersem olur mu?
Olmaaazzzz…

IIhh demem...Mehmet Salih diyor.

Jjigololar parayı bulduktan sonra, istedikleri her haltı karıştırabilmeleri için peygamberlerini örnek almaları yani sevap, sünnet işlemeleri gerekir dersem olur mu?
Olmaaazzzz…
Ateist birisi bunu demez…Müslüman Mehmet Salih demiş...
Helal olsun sana Mehmet Salih.:)

Erkeklerin rahat, rahat her haltı karıştırabilmeleri için allah ile yazılı iş anlaşması yapmaları gerekiyormuş da demem….
Evrensel kutsal kitap kuran varken buna gerek yokmuş…
Sen ne cevhermişin Mehmet Salih, şimdiye kadar nerelerdeydin?:D

Mehmet Salih, senin gerçekten tedaviye ihtiyacın var.Ne olur sanki bir doktor ile konuşsan? Gel sen pusi ablanı dinle.

Senin sanalda bile kadına olan tahammülsüzlüğün çok ilginç.. Bana sesini yükseltme diye yazıyorsun.
Yoksa yazıları kulaklarınla mı okuyorsun?

Artı ben bütün yazılarımda ve yazdığım bütün makalelerde çok seviyeli konuşuyorum. Bu benim uslubumdur hatalıda değildir. Ama Kadınlar bildiğim kadarıyla kişisel şeyleri açarak konuyu saptımak istiyorlar. Çünkü Kadınlar az uyanık değiler!!! Kadınlar Kadın olalı kocayıda, hıcayıda böyle oyalamamışlar ve Bilim, Felsefeden uzaklaşmışlar. Yani Akıl ile değil Dil ile konuşmuşlar. K.C. beyfendi ve Pusi beyfendiyede bu konuda Kadınlara fazla yağ çekememelerini tavsiye ederim.


Sen kendini seviyeli yazıyorum sanıyorsun.
Bir insan ha kadın olmuş, ha erkek.Neden sen ve senin gibi düşünenler insanı cinsiyetinden dolayı farklı algılıyorsunuz?

Senden çok, çok, çok akıllı kadınların var olduğunu kabullenemiyormusun?
Seni memnun edebilmem icin nikimi pos bıyıklı bir külhan beyi yapayım mı, ne dersin?:confused:

Seni gevşetmeye, rahatlatmaya devam edelim.

http://www.jigoloistanbul.net/jigolo.hizmetleri.html

Kıvançla şekerim..

K.C.
10-11-2009, 12:43
E-postama gelen bir ileti:

-------------------------------------------------------------------------------
BEN YATIYORUM.....

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.
Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.'
Annem kalktı, mutfağa gitti.
Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.
Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu.
Banyodaki çöp sepetini boşalttı.
Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.
Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı.
Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı,
eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini fırçaladı.
Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.
Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi gidiyorum' deyip köpeğin su kabını doldurdu.
Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı,
gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı.
6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum' dedi ve gitti yattı.
Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?
ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ
(ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)!

pusi
10-11-2009, 22:33
AYNA-KADINIM

http://www.youtube.com/watch?v=4yuYruEAwmY&feature=related

Squall
11-11-2009, 01:28
Muhammed'in hatunlar konusunda izlediği jigolo politikasını günümüzde müslümanlarda sünnet şeklinde sıklıkla kullanmaktadırlar.

K.C.
12-11-2009, 18:43
Hadım formülü bulundu

Çocuklara tecavüz edenleri Avrupa normlarına göre cezalandırmanın yolunu buldu (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Hadim_formulu_bulundu&tarih=12.11.2009&Newsid=270337&Categoryid=30)

pusi
13-11-2009, 11:58
Biz bunların fazlalıklarını kesip atmamışmıydık...:confused:

Nerde

1- Ne konuşup duruyorlar?

2- Ben duyamıyorum.

3- Nerde?

4- Yoksa benim dedikodumu mu yapıyorlar?

5- Allah onları kahretsin!


http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=10965&page=29

Youtube, youtube, tubeeee...
Esta piti, piti....

Kertenkelelerin kuyrukları kopunca yenisi çıkıyormuş...
Tecavüzcülerin de beyinleri böyle bir hormon üretiyor olabilir.
Ama olmaması gerekirdi yaaaaa...

Allah gene üretim hatası yaptı mutlaka...
Anladım.
Hay allah senin iyiliğini versin allah..
Allah allah, haaa yahuuu....
Hiç boş bırakmaya gelmiyorsun.

Ölümden sonra bedenlere vereceğimiz yenilikleri, doğumdan sonraya uyarlamamız gerekiyor.
Anlaşılmıştır kardeşlerim siz hiç merak etmeyin...
Benim allah ile tekrar konuşup bunlara yeniden hormon ayarlaması yaptırmam gerekiyor.
Kertenkelelerin kuyrukları tekrar çıkmasın!
Ha ha ha haaaa.:D

pusi
28-11-2009, 03:14
Kıvançlı şekerime ne oldu yahu?
Eridimi?
Bu yobaz müslüman erkeklerde tek tek kayboluyorlar ortalıktan canım.
Birde Pillimi ne vardi. O da yok olmuş.
Pili bitti galiba...
Vah vah vaaaaaahhh.
edit.
Ha haaa haaa haaa.

Allahım yarabbim hadi yaaaaaa.
Sende amma tembelleştin.
Bir sureyi gönderemedin şu müslülmancıklara be yaaa....

İki gün mü?
Bekleriz be allahım.

sinner
16-01-2010, 00:02
K.C.'nin köşesini biraz canlandıralım :)



KADIN DEDİĞİN ;)

Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin.



Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...



Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.



Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.



Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.



Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.



Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...



Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.



Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....



Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.



Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.



Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek.



Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...



Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.



Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...



Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...



Öyle bir kadın işte... Nerede öyle kadın yoktur deme... Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!

Bu şiir(?) Can Yücel'e atfediliyor ama ben kendisine ait olduğunu doğrulayamadım.

evrensel-insan
16-01-2010, 00:20
Saygideger sinner;

Kadindan bu kadar sey isteyenin ve kendi isteklerinin kadinda olmasini talep edenin; bir Kuran daki ortaya konan olmasi gereken kadindan ne farki kalir?:yell:

Neden erkekler birakmaz ki, kadin kendi nasil istiyorsa oyle olsun?:bounce:

Kadinlarimizi kendi hallerine ve rahat birakalim, yahu!:nod: :drum:

Saygilarimla;
evrensel-insan

irsArtvin
16-01-2010, 00:26
KADIN DEDİĞİN ;)

Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin.



Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...



Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.



Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.



Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.



Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.



Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...



Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.



Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....



Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.



Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.



Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek.



Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...



Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.



Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...



Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...



Öyle bir kadın işte... Nerede öyle kadın yoktur deme... Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!


:clap2:

Offff beee arkadaş... Böyle birşey olamaz yaaaawww!.. Sanki düşüncelerimi okumuş da öyle yazmış. Çok pis efkarlandım, içmem lazım :tea:

Bunu ilk defa okudum, hayran kaldım arkadaş. Dünya üzerinde böyle bir kadın var mıdır acaba ? Varsa onu ölümüne severim kimse tutamaz beni.:love:

sinner
16-01-2010, 01:42
Evrensel hocam ve irsartvin bazı kısımlar bana da abartılı ve tekrarcı gelmiyor değil ama geneli duygularıma tercüman :)

Bu şiiri bana hatırlatan cigi abiye selam olsun ;)

evrensel-insan
16-01-2010, 01:44
Saygideger sinner;

Yazari kim bu metnin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

cigi
16-01-2010, 12:46
Bu şiiri bana hatırlatan cigi abiye selam olsun ;)

Rica ederim sevgili sinner...:)

Fakat evrensel-insan ile diger arkadas siirdeki inceligi kavrayamamislar...


Offff beee arkadaş... Böyle birşey olamaz yaaaawww!.. Sanki düşüncelerimi okumuş da öyle yazmış. Çok pis efkarlandım, içmem lazım


Neden erkekler birakmaz ki, kadin kendi nasil istiyorsa oyle olsun?

Kadinlarimizi kendi hallerine ve rahat birakalim, yahu!


Okudugunu anlayamamanin kanitidir bu cümleler.
.
E kolay degil tabi... her yazinin altina laf olsun torba dolsun...düsüncesi ile illa bir seyler karalanmak istenirse....
.
Olacagi budur...
.
Yogurt gibi kizarilmasi da becerilemez.!!!
.
Cesme suyu bol ayran gibi olunur.
.
''Ne demek isteniyordu?''
.
Baslangici ile yazilan soru yagmuru seklinde bir iletiyi de görmek... her an...her saniye imkan dahilindedir.
.
Eeee...sen de adam olacaksin okumasini ve anlamasini bileceksin.
.
Sormadan.

evrensel-insan
16-01-2010, 19:11
Saygideger cigi;

Akhenatonlasacagina, neyi nerede ve nasil gorememisiz, gostersen de biz de hatamizi gorup, duzeltsek.

Bir seyi elestirmek degildir onemli olan; elestirdigin seyi neden elestirdigini de ortaya koymak ve varsa daha tutarlisini ve uygununu gostermektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

irsArtvin
16-01-2010, 21:30
Saygideger cigi;

Akhenatonlasacagina, neyi nerede ve nasil gorememisiz, gostersen de biz de hatamizi gorup, duzeltsek.



Sevgili evrensel-insan'ın da dediği gibi "neyi nerede ve nasil gorememisiz" göstersen de bi görsek göremediğimiz şeyi...

sinner
17-01-2010, 00:47
Metnin daha önce Can Yücel'e ait olmayabileceğini belirtmiştim. ;)
Evrensel hocam soruna cevap vereyim : metni bir kadın yazmış :)
http://sibelbengu.blogspot.com/2006/10/kadn-dediin.html

Metin erkeğe ve onun kadına ait değer yargılarına yönelik yazılmış bir şiir Bunu "Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!"cümlesinden anlıyoruz.

evrensel-insan
17-01-2010, 00:58
Saygideger sinner;

Link icin tesekkurler, bu kadin yazarda bir is var. Nerden mi anladim, benim platonik askim; Marilyn Monroe'nun da resmini koymus. Istersen Norma Jean diyebilirim.:pop2:

Saygilarimla;
evrensel-insan

pusi
18-01-2010, 00:33
İnsan okuduğunu anlamaz ise maydanoza ithaf edilen durumu gerçeklestirebilmek için durmadan çaba sarfeder.
Ama bu maydanozun yapraklarıda biraz ısırgan otunamı benziyor ne!
Sanki kimyasal atıkların olduğu bir dere yatağında tesadüfen yetişmiş ve evrim geçirmiş gibi.
Taze çıkmış kokan şeye dogru ilk önce ben maydanoz olacağım ben olacağım diye pat pat pat pat kanat çırparken birde ısırgan otu gibi nazik yerlere dalıp dalıp kaşındırıp alerji yapmakta.
Demek sadece maydanoz degil...ısırgan otuda.
Öyle ise özel bir ismi olması gerekmezmi?
Hem maydanoz hem ısırgan olduğuna göre.
MAYDanoz + ısIRGAN = MAYDIRGAN olabilir mi?
Iıııh ııh..Olmadı.
Başındaki '' M '' harfini tutmadım. '' B '' olsun.
Evet yaaaaa…
BAYDIRGAN
Yeni bir tür yeni bir isim dimi yani.
Çok güzel uydu bence.

Adam olacak sende seçmesini bileceksin diyor ama BAY DIRGAN bu cümlenin ne ifade ettiğini anlayamıyor ve mutlaka sn. BAYdırgan olmak zorunda ya...hemen pat pat pat kanat çırparak konuyor.
Kadınlarımızı kendi hallerine bırakalım diyor.
Vay BAYdırgan vayyyy.
Sadece kadınlar için yazılmamış olduğunu dahi anlayamıyor ama ipe sapa gelmez saçma iletileri yazma şampiyonu sn. BAYdırgan
Haaa haaa haaaaaaa.
Daha sonra bu şiirin bir kadın tarafından yazıldığının açıklaması bile BAYdırganı tatmin etmiyor...kanat çırpıp konmaya eşelenmeye ve dalmaya devam ediyor.
Hadi ordan beeee...bu ne yaaaa..
......EDIT.....

Ne olur ama ne olur bu köşeyi ve bizi kendi halimize bırakın sayın BAYDIRGAN.

cigi
18-01-2010, 10:44
Sevgili pusi;

Sence ne demek istiyor?

Anlatilan kadin tariflerini hic bir zaman kafamdan gecirmis ve o hayaller ile yasayan biri olamadim...

...demek ki adam da olamamisim.:)

Böyle bir kadini bulabilirsem mi adam olabilecegim?

vartor
18-01-2010, 16:31
Hayir, adam olsan boyle bir karin olabilir sonucu cikar bundan:)

Psiko
18-01-2010, 17:03
Hayir, adam olsan boyle bir karin olabilir sonucu cikar bundan :)



Kesinlikle katılıyorum,
da,
da sı da şu :
Kimseler alınmasın ama,
ne böyle bir kadın,
ne de böyle bir karısı olan erkek görmedim bu yaşıma kadar.
Göreniniz var mı ?
Yalnız çayı demleme içmeyi severim.
Sallama olmaz :D

cigi
18-01-2010, 17:32
Hayir, adam olsan boyle bir karin olabilir sonucu cikar bundan:)

Ne yani...

...bir insan ile mi hayatimi paylasacagim... yoksa salt benim isteklerimi arzularimi yapip yerine getirecek...

...özel siparisle alinmis bir esya veya robot ile mi?:)

Cöl ve bedevi kültürünün modernize olmasina...
...baska kiliflar mi aranmakta?:confused:

Başka
.
Adam olup secmesini bilecek adamlar...
.
Yok mu?
.
Hadi cikin ortaya.
.
Ne sürprizler bekliyor sizleri.:)

pusi
29-01-2010, 12:36
Sevgili pusi;

Sence ne demek istiyor?

Güzellik anlayışı kişiye göre degişmezmi?
Bu bakış açısı kadın erkek farketmez.

Yazının ilk cümlesi saftirik beyinsiz erkekleri tuzağa düşürmeye yetiyor ve ardından eteğini savurtturuyor.
Haa haa haaa haaaaaa.
Etek savrulmaya başladı ya.
Adam olan erkeğin minnacık beynide şöööyle ileri geriye doğru aniden çalkalanıyor ve aşağıya doğru kaymaya başlıyor.
Bunlara kaygana beyin diyoruz.

Marketten alınacaklar listesi yukarıdan aşağıya dogru sıralandıkça kaygana sulandıkca sulanmaya başlıyor.
Nasıl sulanmasın?
Cariyenin 21. yüzyıl versiyonu tarifini okuyan kaygana yer çekimi kanunlarına karşı çetin bir mücadele vermeye başlıyor.

Sadece iş ve aş derdinde olduğunu söylemektende geri kalmıyor.
Kaygananın pastırmalı kuru fasulye, tereyağlı pilav, salata ve köfteyi çok sevdiğinide sızlanışlarından anlıyoruz.
Iııııyyyyy çemen kokusuna da hiç gelemem.
O ne öyle çocukların sidikli donlarının kokusu gibi
Iıııııyyy.

Bu kayganaların akıl hocaları kim?
Sende yazmışın ya abicim ne diye bana soruyorsun?


Cöl ve bedevi kültürünün modernize olmasina...
...baska kiliflar mi aranmakta?:confused:


Efeeeendiiiiim iyi akşamlaaaaar.
Evinizde ve elinizde bir cariye olduğunu öğrendik.
Allahın emri peygamberin kışkırtması ile onu almaya geldik.

Höööösssssstttt.
Kim bunlar yaaa!!!

Kem kem küm küm…
Kemkeme kümküme.
Efendim bir kızı bin kişi ister bir kişi alır.

Ohaaaaaa
Ne alıyorsunuz siz
Pazardan karpuzmu?
Bi de mıncıklayacanızmı.
Münasabetsizliğin dik alası.

Ya da…

Ehee ehee.
Benim annem diyokine.
Seninle evlenirsek aklı hep bende olacakmış.
Neden?
Ehe yani işte sen bana onun baktığı gibi bakamazmışsın da!
Öyle miiiii.
Annene söyle sana bir tane süt anne bulsun.
O senin altınıda temizler taze süt de verir.
Hadi çabuk ol!!!

Veya…

Şekerim senin oğlana bir cariye…bir cariye buldum ki sorma.
Ben pek beğendim ya tamamdır sizde beğeneksiniz.
Yannız cariyenin bi tek kusuru var onada katlanacanız artıkın şekerim.
O neymiş?
Pastırmalı kurufasulye istenildiği zaman düdüklü tencereyi isteyenin kafasına geçiriveriyormuş!!

Kadınlarımızın başkaları için isteklere özel birer cariye olarak yetiştirilmeleri anlayışına şiddetle karşı çıkıyorum ve bu konuda en fazla annelerin babaların duyarlı olmaları gerekiyor.
Çocuklar büyütülüp yetiştirilirken kız erkek ayırımı yapılmaması gerekir.
Değer yargıları ve ahlak kuralları her iki insan cinsi içinde aynıdır.


İnsanlar, özgür düşüncelerine yaşantılarına kalın zincirler vuran bedevi kültürünü yaşantısını savunan kuran ve müslüman inançlarından kurtulamadıkları sürece kadınlarımızı insan gibi algılama anlayışları gerçekleşemiyecektir.

Doğmatizmden kurtulamamış bir toplumun genelinde,
adam olup seçmesini becerebildikleri için adam olduklarını sanan adamlara adam denmez!
Ne seçiliyor neye ve kime göre?
Bravo!
Seçmesini bilen adam, seçemiyen adam değil..
Haa haa haa haaaaa...
O zaman Türkiye'de adam yetişmiyor adam yok!!!

Kadını seçip ona sahip olduğunu sanan bedevi kültürü yaşantısı anlayışından kurtulamayan erkeklerin izleme seçme işlemleri bitip tükenmediği için adam olma mertebesinede bir türlü ulaşamazlar.
Doğmatizm beyinlerinin evrimleşmesini engellemektedir ve beyinlerindeki eğitilmemiş cinsel dürtülerinden kurtulamazlar.

Bunlar hayatı birlikte paylaşabileceği insanı dostu değilde salt kendi zevklerine göre cariye seçerek adam olduklarını sanan ‘’ kayganalar ‘’ dır.
Bunları her yerde her an her saniye bol bol görmeniz mümkündür.

K.C.
18-05-2010, 19:09
Yaşasın,
Artık kızlar da yangın esnasında giysisinin şeriat'a uygun olup olmadığına bakılmaksızın kurtarılabilecek, derisi görülüyor diye derisi yakılmaya bırakılmayacak. !!!!
************************************************** ******


Mekke’de 8 yıl önce 15 kız çocuğu, din polisi yangından kaçmalarına izin vermediği için hayatını kaybetmişti. Suudi Arabistan din polisi, Mekke'de 2002 yılında bir okulda çıkan yangından kaçmaya çalışan 15 kız çocuğunun dinî kurallara uygun giyinmedikleri için dışarı çıkmalarına izin vermemiş, bu yüzden de kız çocukları yanarak can vermişti.


KIYAFETLERİ UYGUN DEĞİL DİYE YANMALARINA GÖZ YUMULDU
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, 2002'de Mekke'deki kız okulunda meydana gelen yangında din polisleri binadan çıkmayı başaran kız çocuklarını, dinî kurallara uygun kıyafet giymedikleri için döverek yanan binaya geri göndermişti. Öğrencileri kurtarmaya çalışan itfaiyecilere de, kızlara dokunmalarının günah olduğu gerekçesiyle okula girmelerine izin verilmemişti.

http://www.gencturkhaber.com/arabistan-kiz-cocuklari-yangindan-kurtarilacak.html,01da0e