Orijinalini görmek için tıklayınız : HAYAT OYUNLARI(parmisce)
"Uyuyamıyorum " dedim "çok huzursuzum.". Yakışıklı ve uzun boyluydu gözlerini bana dikti "demek uyuyamıyorsun" dedi "peki ne yapalım" zile bastı gelen hademeye bir şeyler söyledi hademe yada hastabakıcı "gel "dedi sesizce arkasından gittim. Beni bodruma indirdi; kapalı demir bir kapıya seslendi açılan kapıdan girmemi sağladı ve gitti..
Karanlıktı; gözlerim karanlığa alışınca perişan pislik içinde bir yerde olduğumu gördüm bağırdım duyan olmadı ; demir kapıyı yumrukladım yumrukladım; bağırdım bir ses "şimdi geliyorum sen deli gömleği giymek istiyorsun galiba" dedi..Gözlerim büyüdü; korktum ağlamaya başladım birden bir köşeden yüzünün yarısı yanmış büzülmüş korkunç halde biri çıktı daha beter korktum bağırdım "çok mu kötü görünüyorum sende mi benden korktun" dedi yanık yüzlü bayan "diğer hastalar beni istemediler.. ben itiraz edince bu geceki doktor hani o yakışıklı genç ama merhametsiz doktor beni buraya kapattı "dedi..Anlaşılan sende bir şey istedin; yada söyledin senide yollamış buraya.. "Bak korkma ben zararsızım dışarıdakilerden daha zararsızım onlardan korkmalısın "dedi..
Sustum gözlerimin büyüduğünü hissediyordum; boğazıma bir yumru saplanmıştı yutkunamıyordum..Bir köşeye oturdum hem ağlıyor hem düşünüyordum ..Neden buradayım? niçin hastayım? Ya da hasta mıyım???
Burada olmama sebep o mavi gözlü cüce kocamdı; hani iki ay önce evlendiğim onun için ailemi ,arkadaşları mı, okulu mu bırakıp peşinden geldiğim mavi gözlü yakışıklı ama insanlığı ve kendi cüce kocamdı.. On yedi yaşındaydım hayatı henüz tanımıyordum bile.. Ama sevgi, aşk gibi duyguların peşinden koşacak kadar da uyanıktım galiba...
Evlenmiş Ankara' ya taşınmıştık o bir hastanede çalışıyordu. Kocamın bir sevgilisi olduğunu öğrenmiştim kısa zamanda bunu kenedime yedirememiş evde kavga ,huysuzluk çıkarmıştım.Cüce kocam beni bir bahaneyle hastaneye getirmiş pskyatri bölümüne adeta satmıştı"alın hocam bu kadın kıskanç ve hasta tedavi edin hatta inceleyin "demiş olmalı.. Gülüyorum acı acı; annem duysa, babam duysa bunları ne olurdu acaba? Ama kimseyle haberleşmeme izin vermiyorlardı..
Doktorumun adı Vakıf Beydi kel kafalı, iğrenç kokulu bir şeydi nerden mi biliyorum? sık sık bana yaklaşıyor başını göğüslerime dayıyor neredeyse her yerime dokunuyordu; muayene amacıyla yada öyle göstererek.. Elleri de hiç rahat durmuyordu. Her gün satlerce beni odasında alı koyuyor ;gözlerini gözlerime dikiyor, yaklaşarak pis nefesini yüzüme Üfluyordu.. Bir gün dayanamadım; cüceler cücesi kocama anlattım bana inanmadı.. Belkide aldırmıyordu çok gençtim ve güzeldim uzun boylu, gece saçlı, kapkara gözlü, beyaz tenli ilgi çeken bir kızdım . Hastanede bile bana "ne kadar güzelsin" diyordu hastalar hemşireler üstelik çok okuyan ; kenedini yetiştirmeye çalışan bir genç bayandım..
Dün sabah beni odasına almış "seni muayene etmeliyim "demişti Dr. Vakıf ürpermiştim ondan; bakışları hiçte hoş değildi.. Beni muayene masasına yatırmış ellerini en özel yerime daldırmış, parmaklarıyla adeta bana tecavüz etmeye çalışmıştı.. Hiç kıpırdama dan durdum içimde binlerce çığlık; binlerce acıyla.. O parmaklarını daldırıp daldırıp çıkarmış kendi cinsel organını tutarak bunu ister misin? bunu ister misin? diye de sormuştu bana... Ben gözlerimi sımsıkı yumarak bu işkencenin bitmesini beklemiştim"hadi kalk unutma bu senin iyiliğin için bir muayeneydi" demişti bana utanmadan..
İşte bu kötü duygular ve ortam içinde başka bir doktordan yardım alacağımı umarak o geceki nöbetçi doktorun odasına gitmiş uyuyamadığımı söyleyerek bir konuşma ortamı hazırlamak istemiştim..Ama boşuna nöbetçi doktor da beni bodruma delilerin arasına attırmıştı..
Ayakta geçirdim geceyi zaman zaman korkunç yüzlü kadına bakarak onun konuşmalarını dinleyerek.. Zavallı kendi kendine konuşuyordu bir barda çalışıyormuş sevgilisi varmış kıskanmış yüzüne asit atmış.. Bir ara kendi derdimi unutup onun için gözyaşı döktüm..
Nasıl bir zalimlikle karşı karşıya idim ?bu çıkmazdan nasıl çıkacaktım ? akıllı olmalıydım uysal davranmalı buradan çıkmanın yollarını aramalıydım.. Cüce kocam Dr Vakıf 'a"hocam iyileşmeden çıkarmayın " diyormuş hep; hemşire söyledi bana.. Bence hemşireler Dr. Vakıf' ın ne yaptığını biliyor ama susuyorlardı.. İçimden buradan çıkarsam bu doktoru öldüreceğim diye yeminler ediyordum..
Artık konuşmuyordum ;gözlerimi yere diktim içim paramparçaydı hep Dr, Vakıf' ın parmaları incitiyordu beni ve Dr Vakıf 'ın pis kokusunu hiç unutmuyorum bu ikisini ardan geçen bu kadar yıla rağmen..
Dr Vakıf neredeyse iki günde bir beni muayene odasına çağırtıyor kötü emellerini gerçekleştiriyordu. Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu benimle"sesini çıkarma, kimseye bir şey söyleme, seni en delilerin içine atarım ve çırıl çıplak.. Kimbilir orada sana kimler dokunur" diyordu..Ağlıyordum aldırmıyordu; yalvarıyordum dinlemiyordu..Artık iyice azıtmış işi tecavüze kadar götürmeye başlamıştı..Ne istiyordu benden anlamıyordum bana defalarca tecavüz etti her defasında ağlıyarak,, dizlerim titreyerek çıkıyordum odasından.. Ayşe Hemşire acıyarak bakıyordu bana neredeyse... Bence olanları anlıyor ama ses çıkaramıyor yada karşı koyamıyordu
Bir öğleden sonra kocam geldi"Dr. Vakıf bu gün ve bu gece eve çıkabileceğini söyledi seni alacağım" dedi.. Hiç istemiyordum ama çaresiz onunla çıktım hastaneden...
Evimiz dediğimiz gecekonduya varınca; sobayı yaktı, banyoya su ıstmaya gitti beni banyoya sokup bir güzel yıkadı, kuruladı, sıcak odada giydirdi ,karnımı doyurdu ;şefkatli hatta duygusal gibiydi"Eylül canım seni çok özledim" dedi bakışlarından ne istediğini anlamıştım boğuluyordum içim tiksinti ve acıyla dolmuştu henüz üç aylık evliydik oysa"ben seni özlemedim Nur dedim özlemedim sakın bana dokunma.". güldü iğrençti... Başıma neler geleceğini anlamıştım karşı koymanın faydası yoktu tıpkı Dr. Vakıf gibi kocamda bana tecavüz etti.."Hiç zevkli olmadı sen odun gibi yatarken" diye de alay etti benimle..
Ertesi gün hastaneye gittik Dr. Vakıf beni görünce güldü"bir şey söyledin mi kocana? .. Söyle istersen sana inanmaz biliyorsun" dedi.. O günden itibaren Dr, Vakıf bana elektirik şoku uygulamaya karar verdi artık bana dokunmuyor ama her sabah başıma bir aletler bağlayıp; ağzıma dişlerim çarpıp kırılmasın diye bir ağızlık takıyor elektirik veriyordu beynime, vücüduma.. Galiba tüm vücudum titremeler geçiriyor belli üç beş dakikadan sonra elektirik kesiliyordu.. Ben yarlanmış, berelenmiş tir tir tireyerek uyanıyordum. ,iki hastabakıcı beni yatağıma taşıyordu.. Artık çok uyuyordum yastıktan başımı kaldıramıyordum midem bulanıyordu, ayağa kalkar kalkmaz baygınlık hissi geçiriyordum.Bir gece tuvalette düşüp bayılınca ertesi gün olay Dr. Vakıf 'a gitti o da gerekli tetkiklerin yapılması için emir verdi..
Beni, odasına çağırdı Dr. Vakıf "sen eve gittiğinde kocan seninle yattın mı?" dedi.. Gözlerimi kıstım (bende bir şeyler anlamıştım galiba). tısladım "hayır yatmadı "dedim"doğruyu söyle" dedi
"Hayır yatmadı; son bir aydır benimle hep sen yatıyorsun" dedim keyifle "sen uyduruyorsun demek ki şok tedavisinin sana yararı olmamış daha şok almalısın sen" dedi beni tehdit ederek...
"Ne yaparsan yap hamileyim ve senden.. bunu herkes öğrenecek dedim ama korkmaya da başladım beni öldürebilirdi ya da başıma çok daha kötü bir iş açabilirdi.. –"yarın heyete çıkacaksın sen üç haftalık hamilesin ve bu bebeğin alınmasını isteyeceğim" dedi..
Gözlerine baktım"yarın heyete her şeyi anlatacağım bana yaptıklarını da" dedim beni odasından attırdı.
Kocaman bir konferans salonu.. Bir kaç beyaz önlüklü doktor ve galiba bir çokta öğrenci vardı beni ortaya çıkardılar önce Dr. Vakıf tanıttı herkese şizofren, davranış bozukluğu, halusuinasyon ve yalancılık dedi...
Herkes bana bakıyordu sıkıldım bakışlarımı yere eğdim. Bir- iki doktor benimle konuşmaya çalıştı ; korkmuştum, utanmıştım sesim çıkmıyordu bir türlü..
Bir bayan doktor" kaç yaşındasın sen "diye sordu oysa dosyamda vardı "onyedi bitiyor" dedim yavaşça"neden buradasın" diye sordu "eşim getirdi onun sevgilisi var beni başından atmak istiyor" dedim meydan okurcasına.. Herkes biri birine baktı"ama gerçek Dr. Vakıf biliyor; eşimin sevgilisi eski hemşiresi beni buraya kapatıp deli olduğumu ispat edcekler Dr. Vakıf 'ta yardım ediyor" dedim sakin sakin....Hastabakıcılara işaret etti Dr. Vakıf bana sorular soran bayan doktor elini kaldırdı "bırakın kendini çok güzel ifade ediyor , ne kadarda güzel ya" dedi Dr. Vakıf yine de beni salondan çıkarttı...
Devam edecek
Parmis güneşin_kızı
Not: kopyalanamaz başka yerde yayınlanamaz , yapanalar hakkında yasal işlem yapılacaktır...
Hayat Oyunlari (parmİsce) (2)
Ayşe Hemşire
Kalbim kırık ;sevgilimi trafik kazasında kaybettim iki yıldır nişanlı idik evlenmek için Hasan’ ın annesinin izinini bekliyorduk ..Hasan tek evladıydı Nermin Teyze 'nin kolay kolay evlenmesine izin vermiyordu. Beni de hiç sevmezdi.. Hasan"sevgilim ne fark eder zaten beraberiz annemin gönlünü kırmadan halletmeliyiz o çok acılar çekmiş evlatları, eşi ölmüş bir anne; elinde tek ben varım korkuyor" derdi. Ben de sabırla Nermin Teyze 'nin gönlünü alarak evlenmeyi beklerdim..
Bir gün yine bu servisin hemşire odasında otururken arkadaşlarım ağlayarak gelip acı haberi vermişlerdi.. O gün den sonra hayatım yıkılmış ben iyice sarsıl mıştm.. Hiç kimsesi olmayan beni oğluna almak istemeyen Nermin Teyze ise bana miras kalmıştı merhamet ve Hasan’ ın anısına saygıdan Nermin Teyze' nin kızı can yoldaşı olmuştum; nerdeyse ayrılmaz ikili gibiydik zaman zaman arkadaşlarım bana "seni istemedi oğlu yaşarken şimdi neden sana sarılmasına izin veriyorsun artık bitir; hayatını yeniden kur" diyorlardı ama ben o yalnız hasta, yaralı anneye kıyamıyordum ki..Her gün arıyor ona gitmemi istiyor zaman zaman ziyaretime geliyordu..
Psikiyatri servisinde altı ayımı doldurdum; her sabah geliyor hastaların tedavisini yapıyor odama çekilip oturuyordum ..Bazen bazı özel hastalar vardır bizler için Eylül' de öyleydi, ilk gördüğümde hoşlanmıştım ondan uzun boylu, gece saçlı, kapkara gözlü pembe beyaz tenliydi incecik vücudu ve çok yaralı bakan gözleri vardı.. Zaman zaman konuşurdum onunla "okuyordum Nur komşumuzun oğluydu ; okulu bırakıp onunla evlendim babam çok kızdı ama dinlemedim üç aylık evliyim o uzak kenti bırakıp Ankara’ ya geldik geldikten sonra eşim değişti bana kötü davrandı sevgilisi olduğunu öğrendim hırçınlık yapınca beni buraya getirdi "diye anlatırdı.. Biraz inceleyince Nur 'un bizim hastanede çalıştığını ; bir hemşireyle yaşadığını o hemşirenin de Dr. Vakıf’ ın eski hemşiresi olduğunu öğrendim... Hemşirenin kim olduğunu; nasıl hayasız, nasıl yapışkan olduğunu da öğrenince, hatta bilince küçük Eylül’ e çok acıdım.. Gerçekten hain biriydi Müyeser Hemşire, göçmendi birkaç kişiyle adı çıkmıştı hepsi de evli doktor ya da hastane personeliydi son yapıştığı Nur nişanlıyken Müyeser 'le yaşamaya başlamış nişanlısı Eylül’ le de evlenerek zalimlik yapmıştı..
Eylül her gün DR Vakıf 'ın odasına giriyor uzun uzun kalıyor sonrada ağlamış ve titreyerek çıkıyordu. Birkaç kez gözlemledim bir anlam veremedim bu hallere.. Aslında Dr. Vakıf hakkında da bir şeyler duymuştum.. Bir hemşiresi hastalara sarkıntılık yapıyor dediği için kovulmuştu hastaneden.. Eylül’ ü iyi gözlemlemeye karar verdim...
Eylül çok okuyordu, hastanenin kütüphanesinde okunmadık kitap bırakmıyordu galiba hızlı da okuyordu her zaman elinde bir kitap görüyordum adeta kendini yaşamaya kapatmıştı eşi geldiği zamanlar da kendini uyuyora vuruyor; uyanmak istemiyordu..
Ağlayarak çıktı bir gün Dr. Vakıf’ ın odasından; göz göze geldik adeta yardım et diye yalvarıyordu.. Dr. Vakıf artık şok tedavisi uyguluyordu Eylül’ e "gerek var mı hocam hiçte fena değil durumu" dedim bana kötü kötü baktı Dr Vakıf"sen mi doktorsun ben mi buna ben karar veririm" dedi
Eylül sık sık bayılmaya uzun uyku komalarına girmeye başlamıştı ne oluyordu anlamıyordum yoksa korktuğumu olmuştu zavallı kız hamilemiydi? Dr. Vakıf şok tedavisini arttırmıştı. Eylül her gün titreyerek kendinden geçerek yerine yatırılıyordu çok üzülüyordum elimden bir şey gelmiyordu.. Ona neden ailesine haber vermediğini sordum uzak bir kentte oturduklarını; mektup yazıp eşine verdiğini, ama ailesinden haber alamadığını söyleyince durumu anladım:O mektuplar hiç gitmiyor olmalıydı
Sabah tedavisini yaparken kimsenin olmamasından yaralandım"Eylül bana seni hep bulacağım bir adres yada telefon numarası verir misin dedim... Sonra odama getir " diye de ekledim..
O gün öğleden sonra bir telefon numarası ve babasının adını yazdığı bir kağıdı sıkıştırdı elime kimse görmezken; beni anladığını anladım. İş çıkışı ilk işim Eylül' ün babasına telefon etmek oldu.. Adımı vermedim, kim olduğumu söylemedim,.. kızlarının hasta olduğunu ve nerde olduğunu anlattım.. Ve o hastalığa inanmamaları gerektiğini de söyledim.. babası hemen geleceklerini eğer yakındaysam kızlarına göz kulak olmamı rica etti benden..
Dr. Vakıf Eylül’ ün bebeğinin kürtaj yoluyla alınması gerektiğini kabul ettirdi heyete ve kürtaj günü karalaştırdılar artık her şeyi biliyordum tek dileğim Eylül’ ün ailesinin yetişebilmesiydi... Sabah tedavisini yaparken Eylül bana "Ayşe hemşire bu gün bebeğimi alacaklar "dedi kederli bir ses tonuyla." Üzülme Eylül hayat sürpürizlerle dolu "dedim ona..
Ve işte bu sabah ; Eylül’ ün annesi, babası hastaneye geldi.. Dr. Vakıf ne kadar görüştürmek istemese de Eylül’ ün babası çok baskın çıktı "kızımızı göreceğiz gerekirse biz tedavisini yaptırırız " diye bastırdı.. Ben uzaktan seyrediyor ; içimden çok mutlu oluyordum. Bu küçük, bu güzel kadını kurtarmaya yemin etmiştim
Babaya, anneye durum anlatıldı kızlarının hasta ve hamile olduğunu bebeğin yapılan tedaviler sonunda sakat doğabileceğini anlatılar ve Nur’ unda isteğiyle bir rapor hazırladılar bu konuda
Ve o adi Nur noterden bir ihtarname çekti Eylül’ e doğacak çocuğun sakat olması halinde bakımını üstlenmeyeceğine ilgilenmeyeceğine bu çocuğun alınmasının herkes için daha hayırlı olacağına dair...
Aile yılmadı ;kızlarını hastaneden çıkardı ve Nur’un sevgili olayını da öğrenince herkesin içinde Nur’un yüzüne tükürerek kızlarını alıp o uzak kente dönmeye karar verdiler.. Bir ara Eylül bana geldi ve yaptığımı bildiğini hayat boyu bana minnettar olduğunu söyledi gözyaşları içinde..
Evet galiba iyi bir şey yapmıştım bir oyunu bozmuştum ama benim hayat oyunum devam ediyordu.. Zavallı güzel Eylül bakalım daha nelerle karşılaşacaktı elbette dramın hepsini bilmiyordum.. Yine Nermin Teyze geldi şimdi onunla ilgilenmeliyim...
devam edecek..
Not:kopyalanamaz başka yerde yayınlanamaz yapanlar için yasal işlem başlatılacaktır..
parmis Güneşin_kızı
Doktorlardan nefret ederdim, şimdi daha çok ediyorum.
Anlatamıyorum
Son kez Ayşe Hemşireye teşekkür ettim ;ailemle karşılaşmam oldukça acılı olmuştu anneme sarılmış göz yaşlarına boğuluyordum babam kızgınlıkla Nur’ a bakıyordu Dr. Vakıf şeytanca gülümsüyordu, babamı annemi iknaa edeceğinden çok emindi nedense.. Bu arada Nur beni kolumdan tutarak çekti biraz öteye götürüp "bu çocuk kesinlikle doğmaycak sakat bir çocuk istemiyorum" dedi bende kulağına eğilerek tüm nefretimle "o senin bebeğin değil ama doğurup senin nufusuna yazdıracağım" dedim bir yandan da gülüyordum ama kimse anlamıyordu güldüğümü...
Dr. Vakıf, babamı, annemi ikna edemeyeceğini anlamış; sinirle çıkıp gitmişti anneme"sakat yada beyin özürlü bir çocuğun sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunu biliyormusun? Kızın hem hasta hem yalancı" demişti..Annemse gözlerini ona dikmiş "üç ay öncesine kadar kızım ne hasta ne yalancıydı ne yaptınız kızıma bunu öğrenecek size ve bu hastaneye dava açacağım" diye cevap vermişti...
Babam araştırma yapmış Nur’un sevgilisini ve Dr. Vakıf 'la ilişkisini öğrenmişti çok üzgünlerdi; öğrenciyken evlenen kızları üç ay sonra hamile ve yarı deli dönecekti evlerine..
Babam herksin içinde noterden bana protesto çeken ; çocuğun sorumluluğunu almayacağını söyleyen Nur ‘un yüzüne tükürüp beni sırtımdaki kıyafetle çekip almıştı Dr. Vakıf’ ın ve Nur ‘un elinden...
Yine de başka bir hastanede başka psikiyatristlerin beni muayene etmesini isitedi babam. Yapılan o kadar muayene ve tetkiklerin sonucunda asla deli olmadığım aksine zeki ve algılama kabilyetimin çok olduğu ama hamilelikten ve yaşadıklarımdan moralimin bozulduğu sonucu çıkmıştı.Rahatlıkla çocuğumu doğurabileceğim ama yapılan şok tedavisi ve diğer tıbbı tedavilerin bebeğe zarar verebileceği ve doğurup doğurmama kararının bana ait olduğu söylenmişti bize..
Kırgın, üzgün memleketimize döndük hep ağlıyordum anneme"bebeği doğurmaycağım aldıralım "diyordum annem"bu bebek doğacak o Dr. Vakıf'ı mahkemeye vereceğiz" diyordu..
Anlatamıyordum aileme başımdan geçenleri ;nasıl incitildiğimi, tecavüze uğradığımı anlatamıyordum işte..
Çok üzgündüm, çok yaralı ve her şeyi kendi içim de yaşamak zorundaydım ;kimseye anlatamaz söyleyemezdim bu arda karnımdaki bebekte büyüyordu bazen onu okşuyor seviyor bazen de nefret ediyordum .. Babasını bilememek beni çok kızdırıyordu ama düşünüyorum Nur olsa da babası Dr. Vakıf 'ta olsa bir şey fark etmezdi nasılsa ikisinden de tiksiniyordum.. Şimdi düşünüyorum da o yaşta o konum da nasıl tahammül ettim bu kadar olaya nasıl yaşadım anlayamıyorum...
Karnım gittikçe büyüyordu bu arada Nur boş durmuyor Müyeser’ le aynı eve taşınıyordu haberlerini alıyorduk boşanmak için mahkemeye başvurmuştum bende .. mahkemeden gelen celbi alınca Nur soluğu memlekette aldı hala yalan söylüyordu; hala bebeği aldırma imkanı varsa kullanmaya çalışıyordu Babama "bebek benden değilmiş kızınız söyledi" deyince babam boğazından yakalayıp onu boğmaya çalışmış. Araya girenler babamın elinden onu zor almış; nerdeyse babam katil olacakış ve Nur gitti bir daha ne geldi ne aradı ne sordu.. O kadar kahır ve babasını bilmediğim bir bebekle kala kamıştım en zoru baba evinde bu durumda olmaktı işte...
Karnım kocaman olmuştu; zor yatıyordum, kıpırdayamıyordum bebek tekmeliyordu, yer değişiyordu ona aldırmamaya onu hissetmemeye çalışıyordum ikimiz de ölelim istiyordum dua bile ediyordum ölmemiz için..
Ama ölmüyorduk; Dr Vakıf’ı öldürme hayalleri kuruyordum Nur’u öldürme hayalleri her gecem böyle uykusuz ve acılı geçiyordu.. Hiç biri olmuyordu hiç biri...Kötüler yaşıyordu....
Sonra işte o gün geldi; sancılar, korkunç acılar hem ruhum yaralıydı hem bedenim.. Hastaneye götürdü annem beni.. Çığlıklar atıyordum, gözyaşları döküyordum içimden "lütfen Tanrım lütfen bizi al yanına diye yalvarıyordum bazı annelerin ve bebeklerinin doğumda öldüğünü duymuştum bütün umudumu buna bağlamıştım annem ;canım annem acılarımı anlıyor nedenini bilmiyordu .." harika bir bebeğin olacak onu çok seveceksin diyordu bana " hayır ondan nefret ediyorum" diye bağırıyordum hastanedeki ebeler hemşireler çok şaşırıyordu ..
O kadar acılardan sonra ilk doğum anında rahatladım.. İçimdeki yük çıkmıştı; acılarım dinmişti ama ruhumda bir yerde bir şeyler kanıyordu bu beni öldürüyordu ama kimse biliyordu...
Bebeğimi ilk kucağıma verdiklerinde ona istemeyerek baktım; bayağı sağlıklı bir erkek çocuktu.. Tombişti sevimliydi; gözlerini açıp bana baktığında onu sevdiğimi anladım kimden, neden, nasıl olursa olsun o benim parçamdı canımdan can katmış, kanımla beslemiş günlerimi, gecelerimi ona vermiştim ve verecektim.. Acılarımdan doğmuştu O ve çok değerliydi benim için çok...
Uzun uzun inceledim onu kime benziyor? kim babası? diye düşünürken gizlice ağlıyordum..Burnu Dr. Vakıf’ a ,gözleri Nur’a, elleri bana , teni anneme ,ayakları babama benziyor gibi kurmacalar içimi acıtıyor beni her geçen gün paramarça ediyordu ve bu sır yalnız bana aitti sadece ben biliyordum sadece ben.. Neden doğmuştu ki bu bebek adını da Cenk koymuştum nedenini düşünmeden...
Sonraki günler bebeğime daldım gittim.. Ona meme veriyor, onu seviyordum kimden ya da neden olduğu o kadar önemli değildi artık O bir candı, O bir insan yavrusuydu.. Hayatımı karartan o iki alçağın bebeğimin de hayatını karatmasına izin vermeyecektiM...
Devam edecek..
parmis Güneşin_kızı
başka yerde yayınlanamaz ve kopyalanamza yapanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır
Pişman mıyım?
Adım Nurettin arkadaşlarım ve ailem bana kısaca Nur der.Liseyi bitirdim üniversite de hem okuyup hem çalışıyordum.
Evimiz üç katlı bir katında biz oturur; iki katıda kiraya veririz.Alt kata yeni kiracılar taşındı; pencerden bakarken harika
bir kız gördüm artık hep onu gözetliyordum;oldukça güzel ve tatlıydı. O kız benim olmalıydı O nun ilgisini çekmeyei
Gözetliyor dum; oldukça güzel ve tatlıydı, O kız benim olmalıydı O'nun ilgisini çekmeyi başardım.
Artık gizlice bakışıyor işaretleşiyorduk ailemin evde olmadığı bir gün onu bize çağırdım geldi; çok utangaç ve sıkntılıydı
O'nu güldürmeyi rahatlatmayı başardım. İlk öpücüğümüde aldım.Tüm bunlar benim benim için zor değildi oldukça deneyimli
idim O ilk kez yaşıyordu bu heyecanları .Ah yavru kuş;artık benimsin dedim içimden..
Evde kimsenin olmadığı zamanlar onu çağırıyordum;Küçük aşk oyunları oynuyorduk.Masumiyetine inanamıyor,bazen O 'nu
ağlatıyordum; bana aşık olmuştu benim ise aklım çok daha başka şeylerde idi. Sonra aileler durumu anladı çok kızdılar
ben de Eylül ile nişanlanmak zorunda kaldım ve okuduğum kente okuluma döndüm aklım Eylül de idi beni etkilemişti; iri siyah
hüzünlü gözleri hep aklımdaydı ama başkalarıyla da görüşmekten geri kalmıyordum .
Çalıştığım hastanede Müyesser adında bir Hemşire vardı ; O'nunla geziyor O'nun evinde kalıyordum.BU arda nişanlımlada
haberleşiyordum.Bazen ondan ayrılmayı O nunda hayatını karartmamayı dşündüm ama yine de evlendim onunla. Küçük bir ev
tuttum birkaç eşya aldım.Ailesinin tüm itirazlarına rağmen evlendik; üstelik O lise ikinci sınıf öğrencisiydi;okuldan da ayrıldı.
Ankara’ya gelip yerleştik evlendiğimi duyan; Müyesser çok kızdı peşimi bırakmıyordu .
Eylül oldukça çekingen, içine kapanık ama güzel ve gururlu biriydi.Elbette Müyesser’ in oyunları galip geldi Eylül’ e durumu
anlattı o sakin Eylül bir anda değişti;hırçın,kavgacı,sinirli biri oldu artık evde ne bana ne O'na huzur vardı.
Durumu anlattığım arkadaşlarım ve Müyesser bana akıl verdi Müyesser’in hocası olan bir psikyatır vardı ona götürecektim
Eylül'ü önce Müyesser konuştu Dr. Vakıf Beyle sonr da ben Eylül'ü götürdüm hastaneye "önce inceleyelim ,araştıralım"
diyerek Eylül'ü hastaneye aldılar..İçim sızladı,üzüldüm ama Müyesser çabuk teselli etti beni.
Eylül ,iki ay kaldı hastanede.Sürekli Dr. Vakıf’ ı şikayet ediyor; ailesini soruyordu ailesine mektuplar yazıyor; gelmelerini
istiyordu.Ben onun yazısını taklit ederek bir iki mektup yolladıım ailesine iyiyim,mutluyum diyordum O nun adına arda vicdanım
sızlıyor O na yaptıklarımdan nefret ediyordum ama bir kere Müyesser'e kapılmıştım O nadan başka bir şey görmüyordu gözüm.
Eylül ile evleneli tam üç ay olmuştu ama artık onunla değil Müyesser ‘le yaşamak istiyordum.Psikolojik hasta olduğuna dair
bir rapor alıp mahkemede bir an önce boşanmak ailelere kendimi masum göstermek istiyordum.Raporu alamazsak ve kabul
ettiremezsek Eylül boşanmak istemediği takdirde yıllarca sürebilirdi mahkeme;Müyesser'in acelesi vardı bir an önce evlenelim
istiyordu.Olaylar istediğimiz gibi gitmedi Eylül'ün hamile olduğu ortaya çıktı sonra da ailesi geldi tüm direnmelerime;heyet
raporu almama karşın kürtaja yanaşmadılar ne Eylül ne ailesi.
İşler sarpa sarmıştı, ailesi bana düşman olmuştu; üstelik bayağı saygın ve sözü geçen kişilerdi; aslında korkuyordum.
Son an, Eylül bana “bebek senin değil” demişti işte o zaman Dr. Vakıf hakkın da söyledikleri gelmişti aklıma ama yine de
konduramadım çünkü Dr. Vakıf; bana söylemişti O’ dan kurtulmak isteyebileceğini;Eylül’ün istemeden yalan yanlış şeyler
anlatabileceğini..
Sonunda Eylül’ den kurtulduk yani Müyesser böyle düşünüyordu ama benim içimde bir burukluk vardı galiba sevmişim onu
Oğlum doğdu; haberim oldu ama Müyesser gitmemi istemedi, oğlumla ilgilenmemi istemedi.
Gerçekten beni ele geçirmiş her istediğini yaptırıyordu. Zaten Eylül de benden nefret ediyor olmalıydı yine de doğru
yapmadığımın farkındaydım. Yıllar sonra; bunun benden çıkacağını hasta, umutsuz hasta olduğum bir zamanda iki çocuğumla
beni Müyesser'in terk edip başkasına kaçacağını bilemezdim.Galiba bu ilahi adaletti...
Devam edecek
parmis Güneşi,n_kızı
Not:başka yerde yayınlanamaz kopyalanamaz yapanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.
yukarıdaki öyküler dizini gerçek hayattan alınmıştır tabii süslenip kurgulanmıştır ve tüm ismler değiştirilirken sadce Müyesser denen o hain kadının adı olduğu gibi bırakılmıştır umarım bundanda alınacak dersler vardır.. ve öykülerim devam edecek siz değerli okuyucuların okumasını dileyerek..Müyesser yetmiş yaşlarında olmalı şimdilerde tabii yaşıyorsa. Eylül almış yaşlarının ortalarında halen yaşayan çok zarif bir hanımefendi uzun ve sağlıklı yaşamasını dilerken ona verdiğim sözü tutuyor sırrını herkesle paylaşırken yinede saklıyorum..
saygılar..
parmis güneşin_kızı
KENDİ Yazılarımı silme hakkım olmalı diye düşünüyorum. zahmet verdiğim için üzgünüm
başarmalıyım.....
Bebeğime bakıyordum ama insanlara bakamıyordum sürekli gözlerim yerdeydi.. Evden hatta odamdan çıkmıyordum üstelik aydınlıktan kokuyordum sürekli perdeler kapalı, oda loştu annemin tüm ısrarları ikide bir perdeleri gelip açması benim için bir anlam taşımıyordu.. İçim yüreğim kapkaraydı.. Yüzümde tek tebessüm yaratan Cenk’ in oyunlarıydı..Harika bir bebeğim vardı uzun incelemelerden sonra kesinlikle anlamıştım o Nur’ un bebeğiydi.. Bu beni teselli etmiyordu..içimdeki acıyı daha da arttırıyordu. Yinede yavrumu çok seviyordum ama çok...
Hayatın bana oynadığı kötü zalim oyuna lanet ediyordum ve kendime de... Nasıl bu kadar zayıf olabilmiş? nasıl tüm bunların olmasına izin vermiştim.. izin vermiş miydim? Zorlanmış, itilmiş, korkutulmuştum ama yinede yapabileceğim bir şeyler vardı galiba.. Varmıy dı? Beni delilerin içine atıp korkmamı sağlamamışlar mıydı?
Bana ilaç verip uyuşturmamışlar mıydı? En ağır tedavilerden biri olan şok tedavisi uygulamamışlar mıydı??? Birden fark ettim hafızamda da boşluklar vardı bazı şeyleri unutmuştum ; bir giysimi hiç anımsamıyordum bazı şeyler belleğimden silinmişti. Son günlerde çok ağlıyordum annemden saklamak istesem de o anlıyordu..
Sürekli okuyordum beni tek avutan buydu ne kadar çok kitap okursam o kadar kendimi, kendi yaşantımı unutuyordum.. Bir kitapta düşman askerleri tarafından tecavüze uğrayıp çocukları olan kadınların öyküsünü okurken kendimi onlarla karşılaştırıyor tüm olanlara karşın bebeklerini bağırlarına basıp sevmelerine bazen şaşıyor ama onları anlıyordum..
Cenk’ e sarılıyor uzun uzun seviyordum Nur ‘a benzerliklerini görmezden gelerek. On yedi_on sekiz yaş için biraz ağırdı elbet tüm bunlar geceler kabus gibiydi sürekli bir Nur’u bir Dr Vakıf’ı öldürme hayalleri kuruyordum ve psikolojim daha da bozuluyordu...
İlk kez evden kaçarak çıktım bebeğimi bırakmıştım odada üstelik anneme de haber vermemiştim. Hızla yürüdüm nereye gittiğimi neden gittiğimi bilmiyordum bile.. İçimden sadece yürümek daha yürümek geliyordu.. İyice yorulunca bir ağaç altına oturdum ağladım..
Başıma gelenleri unutarak bundan sonra ne yapacağımı, nasıl davranacağımı hayatıma nasıl bir yön vereceğimi düşünmek istiyordum artık.. Galiba uzun bir uykudan uyanmıştım..Düşündüm ve karar verdim artık geçmiş yoktu .gelecek vardı , yarım kalan eğitimimi tamamlamalı bir iş sahibi olmalıydım hem benim hem bebeğimin geleceği için bu şarttı birden fark ettim ki kafamda bazı şeyler yerine oturuyor uyanıyorum.
Eve döndüm .. Hayata da dönüşüm bu kadar kolay olabilseydi. Ama sabır ve istekle başlamalıydım her şeye yeniden...
Öncelikle şu ölme öldürme düşüncelerinden, hayallerinden arınmalıydım hamileyken bunları düşünerek bebeğime kim bilir ne kadar zarar vermiştim.. yaşadığım korkular, kabuslar aldığım ilaçlar, şoklar bebeğimi kim bilir nasıl etkilemişti bunları düşündükçe onu doğurduğuma pişman oluyordum.
Birden anladım ki hayatım boyunca bebeğimden sorumluydum ona olanlardan ben sorumluydum zayıf kişilikli olmamın; cahil olmamın acısını bebeğim Cenk ‘im çekecekti.
Yaşam boyu kendi hayatımı harcadığım, savurduğum gibi oğlumun yaşamında da kim bilir ne eksiklikler ne acılar ne sıkıntılar olacaktı dehşetle ürperdim artık kendim için değil oğlum için korkuyordum babasız büyüteceğim oğlum için...
Hayatın oyunlarından herkes nasibini alıyordu bir şekilde. Acaba Cenk’im nasıl etkilenecekti???Oğlumu yaşatmak oğlumla yaşamak istiyordum bunu becerebilmeliydim ...Yapabilmeliydim...
Anne olmak istiyordum.. Başarılı bir anne bir kadın. İçim yepyeni bir yaşama azmiyle hırsıyla dolmuştu "Eylül sen başarırsın "dedim kendime "sen başarırsın Eylül."...
Devam edecek..
Not: kopylanamaz başka yerde yayınlanamaz yapanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır...
Parmis Güneşin_kızı
hiç kimse yalnız değildir....
Esra’ nın arkadaşıymış Eylül.. Ben geleli beri sürekli Eylül anlatılıyor bana ; annem bir taraftan kız kardeşim bir taraftan .. Başına gelenler mutsuz ama kısa evliliği, güzelliği kendini eve kapatışı, bebeği. Merak etmeye başladım Eylül’ü... İstanbul da yaşıyorum, hukuk okuyorum , ortam oldukça karışık İstanbul da öğrenci olayları var.. Kamplaşmalar var, devrimci , milliyetçi ayrımları var.. Bir yerinden bende bulaştım olaylara; arkadaşlar bir süre uzaklaşmamı kendimi unutturmamı; bu arda eğitim çalışmaları yapmamı; halkı ve gençleri bilinçlendirmemi önerdiler ben de memleketime geldim.. Sıkıyönetim var tüm devrimci arkadaşlarım yakalanıp tutuklanıyor.. Faşistler arkadaşlarımı öldürüyor gece sokağa çıkma yasağı var.. İstanbul’a dönmek istiyorum ne ailem nede arkadaşlarım sıcak bakmıyor; kapanda gibiyim..İçim içime sığmıyor aradığım arkadaşlarım"orada kal" örgüte finansman sağla, eğitim çalışmaları yap, sana bir iki arkadaş daha yollayalım diyor..
Bende burada kalamaya ve örgüte yardım edecek insanlar aramaya karar verdim bu arada çevredeki gençlerle ilişki kuruyor onlara neden devrim yapmak gerektiğini ülkenin durumunu anlatıyor seminerler düzenliyor; uzun konuşmalar yapıyordum etrafımda on- on beş genç birikmişti kitaplar okuyor ülkedeki son durumları değerlendiriyorduk tabii bunları gizli yapıyor dikkat çekmemeye çalışıyorduk.. Bir taraftan da bize parasal yardım yapacak kişileri belirlemeye çalışıyordum..
Esra ‘ya "neden Eylül’ ü bize çağırmıyorsun tanışırdık o da bize katılır kabuğundan çıkar belki" dedim; Kız kardeşim düşündü"tamam abi annemle gider, onu ikna etmeye çalışırım "dedi.
Annemle gitmeleri için onları adeta zorladım bu güzel ama bahtsız kızı merak ediyordum.. Belki bir yardımımız olur diye de düşünüyordum..
Bahçe kapısının önünde arkası bana dönük güzel endamlı biri duruyordu ; kapıyı çalmaya tereddüt eder gibi bir hali vardı "durun güzel bayan sizin yerinize ben çalarım kapıyı "dedim aniden döndü; içinde yıldızlar çakan bir çift simsiyah ışıltılı göz bir anda beni çarptı irkildim kalakaldım.. O mahcup kısık bir sesle "Esra 'ya gelmiştim" dedi "tamam doğru gelmişsiniz ben abisiyim.. Adım Hakan dedim elimi uzatırken.".- Ben Eylül "dedi kendi kendine söylüyor gibiydi....
Kapı açıldı ikimizde içeriye girdik bahçedeki divanı gösterirken Esra geldi"ooo siz tanışmışsınız bile ne güzel "dedi.. Sıkılıyordu gözleri hep yerdeydi oysa o gözleri yeniden görmek istiyordum..
O gün konuştuk ; her şeyden biraz konuştuk çaylarımızı içerken rahatlamış gibiydi ; gözlerim onun gözlerini her bulduğunda tedirgin oluyor kabuğuna çekiliyordu evet çok yaralıydı üzülmüştüm...
Onu eve bırakmak için ısrar ettim ve sonunda kabul etti.yolda"tekrar görüşmeliyiz... lütfen yine gelin" diye ısrar ettim oldukça kibar ve zarifti ama güvensizdi işte..
Artık her gün geliyordu eğitimini tamamlamak istiyordu ve küçük oğluna iyi bir anne olmak..Bunları yapabileceğinden çok emindim nedense..
Onu çok beğeniyordum eğitimlere gelmesini istedim; geldi oldukça meraklıydı sorular soruyor herkesten önce kavrıyor verdiğim her kitabı çabuk okuyordu..Bitmek bilmez bir öğrenme merakı vardı..
Ona dışarıda buluşmayı önerdim güzel bir tesiste yemek yedik şarap içtik olayları ve arkadaşlarımı merak ediyordu anlattım sonra sıra kendimize geldi onu çok beğendiğimi söyleyince yüzünden bir hüzün dalgası geçti kendini kapattı ilgisini yitirdi"eski eşini hala çok seviyor olmalısın "dedim başını kaldırıp gözlerimin içine dik dik baktı "öylemi sanıyorsun" dedi.. Nedense o bakışlardan ve söyleyiş tarzından çok etkilenmiştim elini tuttum işte o an dehşetle, öfkeyle hatta tiksintiyle irkildiğini gördüm hemen bıraktım elini"özür dilerim dostçaydı" dedim, yüzüme bakmadı sadece"artık dönelim mi "dedi.. Yol boyu tek sözcük konuşmadı tek hareket yapmadı iyice sinirlenmiştim bunu hak edecek ne yapmıştım ki.. Evinin kapısın da bırakırken" gerçekten ne olduğunu anlamadım ama Eylül kusura bakma seni kıracak bir şey yaptıysam " dedim yine de.. Durdu bana baktı ;siyah gözleri daha da siyahlaşmış gibiydi"seninle ilgisi yok lütfen alınma ;bunu daha sonra konuşalım deyerek evine girdi..
Bir kaç gün gelmedi canım çok sıkılıyordu; ne olduğunu bile anlamamıştım ama belli ki bir yarasına dokunmuştum; sonraki günler geldi ama gözlerini benden kaçırıyor, benimle yalnız kalmamaya çalışıyordu..
Arkadaşlarla konuşurken bir an gözlerim ona doğru kaydı; bana çok tatlı baktığını fark ettim bir şeyler söylemek istiyor ama çekiniyor gibiydi ona göz kırptım.. Herkes giderken o ağırdan alıyor sorular soruyordu benimle konuşmak istediğini anladım..
İçimde ona karşı bambaşka bir sevgi ve dostluk hissi vardı yok; dostluk felan değil düpedüz onu seviyor istiyordum bu da balyoz gibi indi kafama sersemledim bunu zamanı değildi haber bekliyordum gidecektim orada beni nelerin beklediğinden emin değildim beki tutuklanırdım belki çatışmaya girer ölürdüm; arkamda beni düşünen birini bırakamazdım bırakmamalıydım.. Gel gör ki gönül ferman dinlemiyor işte; gittikçe ona doğru çekiliyorum...
devam edecek..
not: kopyalanamaz başka yerde yayınlanmaz yapanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır
Parmis Güneşin_kızı
devam edecek..Bekliyoruz..
Yüreğine sağlık..
mehmetsalih
11-07-2009, 17:04
Sevgideğer Parmis;
Emeğinize sevgiler. Çok güzel şeyler yazıyorsunuz... Fakat yine Kadına dokunduracağım bazı gözümden kaçmaz şeyler olacaktır. Niye Kadınlar hep Edebiyat, Aşk, Moda ve Sohbet döngüsünde? Bilim, Felsefe, Din, Düşünce manzarasında görmek neden sıkıntı oluyor? Geçekten sorgulamak ve öğrenmek için yazdım yoksa bazılarının dediği gibi ''Kim ve nefretten değil'' :D
Sevgi...
Sayın prozac02,
Devam edecek:) keşke düzeltseydiniz bazen dikkat eksiklğim olabiliyor ee yaşlılık halleri(dermişim)
saygılar..
parmis Güneşin_kızı
Sayın Mehmetsalih
Biliyormusun kadınlara doğa torpil yapmış onlar doğuştan duygulu romantik merhamet ve sevgi dugularını en iyi duyumsayabilen insanoğullarıdır. kadının edebiyat,sanat,müzik,resim gibi sanat ve güzel sanat dallarına yönelişinin nedeni doğasında olan zerafet,incelik ve duygusallıktandır..
mesela ben herşeyi hissedebilirim önceleri sana çok kızmama rağmen içindeki güzelliği ve sevecenliği belkide buralarda ilk anlayan daha doğrusu hissedenim dolayısıyla artık sana kızmıyorum o da kendini böyle ifade ediyor diye düşünüyorum:)
ama felsefe ve bilim dalında kendini kanıtlamış bir çok bilim kadınınıda olduğu bir gerçek..
örneğin:Bilgisayar çağının öncülerinden biri olan Ada Countess of Lovelace’nin adını duyan var mı acaba? İngiliz şair Lord Byron’un kızı olan Ada, matematikle ilgileniyordu ve "Analytical Engine" olarak adlandırılan ilk bilgisayarın geliştirilmesinde Charles Babbage ile birlikte çalışmıştı. Programlamanın temellerini geliştiren bu kadın matematikçi, bilgisayar teknolojisindeki yaşanan gelişmeler sayesinde bir gün bilgisayarla müzik bestelenebileceğini ya da resim yapılabileceğini öncelemişti. Program dili "Ada" işte bu yüzden matematikçinin ismiyle anılmakta.
Neredeyse tümüyle unutulan diğer bir bilim kadını da DNA yapısının asıl buluşçusu olan Rosalind Franklin’dir. Franklin’in uzmanlık alanı katı maddeleri röntgen ışığıyla incelemekti. Kalıtım molekülü DNA’nın yapısı hakkında kesin öncelemelerde bulunmasına rağmen, kaynaklarda adı neredeyse hiç geçmez bile ve bağımsız olarak araştırarak önemli bilgilere ulaşmasına rağmen genelde hep erkek bilim adamlarının asistanı (yardımcısı) olarak tanıtılmakta.
Alman kadın fizikçi Lise Meitner, çekirdek füzyonu kavramını ortaya atan ve çekirdek bölünmesi için teorik temelleri sunan başarılı bir fizikçiydi. Otto Hahn ve Max Planck gibi ünlü bilim adamlarıyla birlikte çalışan Meitner, Albert Einstein ve Marie Curie gibi ünlü bilim insanlarıyla da görüşüyordu. Bir pasifist olan Meitner, atom bombasının üretimine karşı çıkmıştı. Olağanüstü başarılarına rağmen ne fizik ne de kimya alanında ödüllendirilmemiştir. Fakat birlikte çalışmış olduğu fizikçi Otto Hahn, 1944 yılında Fizik Nobel ödülüne layık görülmüştü.
ve daha bir çok örnek verebilirim
Ülkemiz Bilim Kadınları
Ülkemizde kadınlar ilk kez Cumhuriyet döneminde Atatürk sayesinde bilim dünyasına adım atabildiler. Çünkü daha önce kadınların üniversiteye gitme şansları yoktu. İlk bilim kadınlarımızın birçoğu da cumhuriyetten önce eğitimlerini yurtdışında sürdürmüşlerdir.
İlk kadın kimyageri Remziye Hisar, Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nde Marie Curie’nin ders verdiği dönemlerde okudu ve kendi alanında Türkçe ve Fransızca kitaplar yayımladı. İlk Türk kadın doktor Safiye Ali ise eğitimini 1921 yılında Almanya’da tamamlamıştır. Güzide Lütfü 1928 yılında İstanbul Barosu’na 1127 sicil numarasıyla kayıt olan ilk kadın avukat idi. Ve hepinizin bildiği gibi Sabiha Gökçen hem Türkiye’nin hem de dünyanın ilk kadın savaş pilotuydu.
bu örnekler uzar gider mehmetsalih ve kadınlarda başarılı bilgili okuyan düşünen aynı zamanda seven,sevebilen analık özelliğine sahip insanlardır:)
parmis Güneşin_kızı
mehmetsalih
15-07-2009, 12:54
Sevgili Parmis,
Kadından söz ederken hemen üstün cins havasına girme(ye çalışma)
Sen hehalde duygusal diyeceğine MERHAMET kelimseinide araya sıkıştırmışsın:D şiir ve edebiyat konsunda Kadın değil Erkeke aktiftir sadece Kadın Erkeklerin yazdıkarını tekrarlarlar o kadar.
Atatürk sayesinde bilim dünyasına adım atabildiler. Yavaş yürü düşmeyesin. onun için Mecliste kadınlar! gürültüden gümpürtüye gidiyorlardı. Takeli, şaşıkli, puşili miletvekilerinin o modern! mecliste ne işi vardı? veya Ataürkün kadın sevgisi!! kendisine bir hayat arkadaşı edineceği kadaramıydı? en uzun ilişkisi üç ay oldu? neyse sen Kadın Kadın diye çırpın. Nasıl olsa karıyı her devirde farklı şekilerde sergi, reklam ve para aracı olarak kulanan var ki başka işede yarayacağını düşünemiyorum.
Sevgi...
mehmetsalih
15-07-2009, 12:59
Selam,
Birden İmam Gzainin şu cümleleri dökülüyor dilimden:
1- Kadın giyim kuşam hevesinden maymun
2- Fakir düşmeye razı olmadığından köpek
3- Kocasına ve diğer insanlara kibrinden ise yılan
4- gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep
5- Erkeklere hile kurduğundan tilki
6- Kocasına itaat etiğinden koyun türündendir.
Bu özlikleri Gazali bir Akıl ustası olarak çok güzel özetlemiş.....
Sevgi...
mehmetsalih valla seni kutluyorum çok güzel yazmışsın:) senin bu saydığın pardon imam gazalinin saydığı senin benimsediğin benim öykülerimin ortasına yazdığın şu kadınları aşağılayan tüm sözcüklere hatta vasıflara rağmen kadınlara muhtaç olduğun için sana acıyorum .
Çünkü annen bir kadın
kızkardeşin bir kadın
halan,teyzen bir kadın
anneannen-babaannen kadın
evlimisin bilmiyorum ama evliysen yada evleneceksen eşin bir kadın olacak
kızın olursa bir kadın
oğlun olursa gelinin bir kadın olacak
Ne yazıkki sizn bu kadar alçalttığınız kadınlara çokkkkk ihtiyacınız var yaşam boyu hatta neslinizin devam etmesi içinde ihtiyacınız var
Yaa yazık size valla kendinize kadının yerine koyacak bir üçüncü cins bulup tüm kadınları booommmm hem siz kurtulun hem biz:)
( Nasıl olsa karıyı her devirde farklı şekilerde sergi, reklam ve para aracı olarak kulanan var ki başka işede yarayacağını düşünemiyorum mehmetsalih) )
Bak burada ayıp etmişsin karı ne demek? bu hitap şekli yakışıyormu senin gibi genç bir beyefendiye? kaldı ki kadını para aracı olarak kulanan edepsizlerin ayıbı onları bağlar.. Biraz ileri gitmişsin ama mehmetsalih liğine veriyorum:)
parmis Güneşin_kızı
Not:düşündümde galiba bun dan sonraki öyküm sizin kafadakileri anlatacak:) ilginç olacağından eminim:))