PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dünya'nın Uzaydaki Konumu


Whiteface
30-05-2009, 21:35
Bakıyorum ateist arkadaşlara, evrenin düzenini inkar etmeye başlamışlar. Kafalarında oluşturdukları ''tanrı yoktur'' kavramını iyice beyinlerine yerleştirmek için çoğu gerçeği görmezden geliyorlar.

Hadi evremin düzenini kafanızca inkar ettiniz. Bunun için hayalgücünüzü kullanıp sebeblerde buldunuz. Peki ama dünyanın düzenini nasıl inkar edebileceksiniz?

Dünyanın durduğu belirli bir nokta ve belirli bir yörüngesi vardır hepimizin bildiği gibi. Eğer dünyayı bu noktasından sadece 1cm bile saptırırsanız, değişecek sıcaklıklar doğrutulsunda dünyadaki tüm yaşam ve tüm düzen altüst olur.

Peki dünya nasıl tam o noktaya yerleşebilmiş? Dünya, güneşin çekimi alanına girip ''aha tam şuraya yerleşeyimde canlılar rahat yaşayabilsin'' mi demiş. Ya da tüm bunlar TESADÜFEN mi olmuş? İşte bu düzeni asla inkar edemezsiniz. Dikkat ederseniz 1 cm diyorum. Sınırları ve genişleği belli olmayan bir evren için anlatılamaz küçüklükte bir rakam.

Ateizm işte ne beklersin!? Sadece tanrı yoktur kavrımını ortaya atar, hiçbir soruyu cevaplayamaz. Anca hepsi tesadüf ve düzen müzen yok der. Bu kadar işte ateizm...

Dimi Richard bey?

Ayejj
31-05-2009, 12:58
Dünyanın durduğu belirli bir nokta ve belirli bir yörüngesi vardır hepimizin bildiği gibi. Eğer dünyayı bu noktasından sadece 1cm bile saptırırsanız, değişecek sıcaklıklar doğrutulsunda dünyadaki tüm yaşam ve tüm düzen altüst olur.
:baby:

İşte efsanelerden birisi daha ,1cm lik değişim ile dünya üzerindeki yaşam hepten yok olmaz.

Diyelim ki 1metre değişiklik oldu.Büyük felaketlere yol açar dünya üzerindeki canlı türlerinin milyon tanesi yok olur.Ancak yinede topragın altında,okyanusun dibinde ,buzulların altında,yeraltı göllerinde, velhasıl

kıyıda köşede bir yerlerde yaşam alt seviyede ki bir düzeydede olsa devam eder.

pante
31-05-2009, 14:09
Diyelim ki 1metre değişiklik oldu.Büyük felaketlere yol açar dünya üzerindeki canlı türlerinin milyon tanesi yok olur.Ancak yinede topragın altında,okyanusun dibinde ,buzulların altında,yeraltı göllerinde, velhasıl

kıyıda köşede bir yerlerde yaşam alt seviyede ki bir düzeydede olsa devam eder.

Bu da bana tuhaf geliyor.
Bırakalım 1 mm.yi, 1 metreyi. 1000 metre, 10 km. değişiklik olsa yaşam olmayacak mıydı?
Böyle bir farklılığın dünyadaki etkileri üzerine bilimsel bir araştırma yapılmış mı?

evrensel-insan
31-05-2009, 18:14
Saygideger pante;

Bunun en guzel ornegi; olmus bir olguyu, geriye alipta; yeniden ve baska sekilde oldurmak; temelinde islemistik. Yani TARIHTE GERIYE DONUS YOKTUR, ZAMANSAL OLARAK. Hersey; belirli bir sartlar ve olasiliklar temelinde zuhur eder. Bizler ancak; o zuhur etmis olayi; kavramlayabilir veya ortaya koyabiliriz. Nasil zuhur ettigi ise; tarih oldugu icin, bir subjektif spekulasyondan oteye gecemez. Tabi ki; bu spekulatif dogrulama, bir ideolojik veya teorik temele oturtulabilir, ama sadece inanc olur. Buna en guzel ornek bir atasozumuzdur.

"Ninemin biyiklari olsa; dedem olurdu"

Saygilarimla;
evrensel-insan

K.C.
31-05-2009, 18:18
1- Dünyanın güneşe en yakın olduğu tarih olan 3 Ocak'ta aradaki mesafe 147 milyon kilometre iken, en uzak olduğu tarih olan 4 Temmuz'da ise aradaki mesafe 152 milyon km dir. 152.000.000 - 147.000.000 = 5.000.000 KM fark eder. 1 cm.'den mi bahsediliyordu?

2- Dünya farklı bir yörüngede olsaydı mesela Venüs gibi Güneşe daha yakın, ya da Mars gibi daha uzak bizim bildiğimiz manada yaşam koşulları oluşmayacağı için canlılık da olmazdı. Şu anda biz Dünya'da yaşayabiliyorsak buradaki koşullar uygun olduğu için. Mars'ta ya da Venüs'te değilsek bunun sebebi zaten orada (bildiğimiz manada) canlılık koşulları bulunmamasıdır.

Daha farklı bir ifadeyle söylemek gerekirse; biz dünyada olduğumuz için dünyada canlılık koşulları oluşmuş değildir, koşullar mevcut olduğu için burada canlılar vardır.

3- Peki dünya nasıl tam o noktaya yerleşebilmiş? Dünya, güneşin çekimi alanına girip ''aha tam şuraya yerleşeyimde canlılar rahat yaşayabilsin'' mi demiş.
ne dünyanın öyle bir derdi olmuştur ne de başka bir ŞEY'in (varsa eğer). Koskoca kainatın eğer bir yaratıcısı varsa bu evrende bir toplu iğne ucu kadar yer işgal etmeyen insanoğlu, kendisi için, varoluşu için fazla ciddi manalar yüklemiştir.

Evrenin tamamını düşünürsek bir "hiç" hükmündeyiz neredeyse. Ve bu hiçliğimizle kalkmış, bu evren bizim için yaratıldı diyebiliyoruz. Ciddiye alınacak bir "vay be, biz neymişiz" durumu değil bu.

dilaver
31-05-2009, 18:50
Şİmdi bu arkadaşım bu iddiaları ortaya atarken aslında tanrı kavramını yadsıdıgının farkında bile degil.

Sorulması gereken soru neden tanrı yaşamı Venüs ya da Mars'ta başlatmadı olmalıydı. İlginçtir bunca gezegen ve gök cismi içinde ancak ve ancak şartları en uygun olabilen dünyada yaşam ortaya çıkabilmiş. Demek bunda tanrının degil şartların ve konumun rolü var.

Herşeye kaadir bir tanrı istese bile Venüs'te yaşamı ortaya çıkaramazdı. Ancak buna uygun bir gezegen olması gerekiyordu. Tanrı'nın misket oynayan çocuklar gibi gök cisimlerini yerleştirebilecegini düşünebilmek nasıl bir zeka ürünüdür, anlamak çok zor.

saygılarımla

sinner
31-05-2009, 18:56
Potsdam'daki İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü'nden teorik iklim bilimciler Martin Claussen ve Claudia Kubatzki, çölleşme prosesini bilgisayar ortamında simüle ettiler. Buna göre, Jüpiter'in ve Venüs'ün çekim kuvvetleri Dünya'ya tesir ediyor ve gezegenin kendi ekseni üzerinde değişen derecelerde eğilmesine yolaçıyor. Bildiğimiz gibi, eğiklik, mevsimlerin oluşmasını sağlar: kuzey yarımküre Güneş'e doğru eğildiğinde burada yaz olur. Bu dönemde Güneş'in zeniti (en yüksek noktası) Yengeç Dönencesi'ne kadar kuzeye ulaşır. Yengeç Dönencesi ise bugün bu bölgede Gilf Kebir'den ve Murzuk'un güney kenarından geçmektedir. 23,5 derecelik bu enlem, dünyanın dönme ekseninin bugünkü eğiklik derecesidir. Fakat 41 bin yıllık devri daimler boyunca eğiklik ve dönence 24,5 derece ile 22,1 derece arasında değişmektedir.

Jüpiter ve Venüs Dünya'nın dönme eksenini böyle değiştirirken, Güneş ve Ay da, bir topaç gibi yalpalamasına yolaçar; bu ise, dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi üzerinde Güneş'e en yakın olduğu zamanı ve yeri (perihelion nokta) değiştirir. Bu iki devri daim ve bunlarla birlikte yörüngenin şeklindeki yavaş düzensizlikler, güneş ışığının belli bir mevsimde belli bir enlem üzerine ne kadar düşeceğini belirler. Bunlara "Milankoviç devri daimleri" denir. 1930'larda Milutin Milankoviç böyle düzenli şekilde oluşan değişimleri Dünya ikliminin buzul çağlarına girip çıkma sebebi olarak açıklamaya çalışmıştı. Bu teoriye göre, en yakın zamandaki buzul tabakaları; Kanada ve Avrasya'dan yaklaşık 17 bin yıl önce çekilmeye başladı, çünkü bu dönemde kuzey yarımküre yaz mevsiminde buzulların erimesine yolaçacak kadar fazla güneş ışığı almaya başlamıştı.

Kaynak:
-Kunzig, R. (2000) 'Exit from Eden', Discover, January. Vol. 21, No. 1. New York.


Şu anda meselâ büyük bir volkan patlasa dünyada, çok geriye gidebiliriz. Aniden soğuyabilir dünya. 1816 yılında yaz yaşanmadı dünyada. Tambora volkanı Endonezya’da patladığı zaman İngiltere’de bile buz yağıyordu Ağustos’ta. 1816 dünyada neler olduğuna tarihe bakarak anlayabiliriz. Bütün isyânlar iklimdeki bu değişimle ilgilidir. 1789’da Fransa’da neden ekmek yoktu? Çünkü o yıllarda müthiş bir kuraklık vardı. İklimsel problemler sosyal problemler de meydana getiriyor. Volkan patlamaları jeolojik evrelerde sürekli olarak dünya iklimini değiştirmiştir.

Dünyanın ekseni her 41 bin yılda bir dönüşüyor. Dünyanın yörüngesini bugün için elipstir ama, her zaman elips değildi. 100 bin yılda bir daire elipse dönüşüyor. Dünya yörüngesindeki açının değişmesi, Güneş’e olan uzaklık bütün bunlar iklimi değiştiriyor. Geriye doğru baktığımız zamanda da şöyle şeyler karşımıza çıkabiliyor; sıcak bir zamanda Roma İmparatorluğu doğuyor, küçük bir buzul çağında Roma İmparatorluğu yok oluyor. Yâni, medeniyetlerin ortaya çıkması ve kaybolması iklime bağlı. Vikingler çıkıyor buzul çağında. Meselâ bir dönem Osmanlı boğazdan geçen gemileri durdurup içinde buğday aranıyor. Çünkü çok sert kışlar ve serin yazlar yaşanıyor ve bitkiler büyüyemiyor. Geçmişteki iklimlere bakıldığında çok âni yükselmeler ve düşmeler görmek mümkün. Fakat bu “Yarından Sonra” isimli filmdeki gibi bir haftada değil. Bizim yaşadığımız en şiddetli buzul çağı 8200 yıl önce gerçekleşmiş.
http://www.enerji2023.org/index.php?option=com_content&view=article&id=120:soeyle-klm-deyortuerkye-daha-da-kuraklaacak&catid=14:cevre&Itemid=38


DÜNYA'NIN MANYETİK ALANI DEĞİŞİYOR: KUTUPLAR NEREYE KAYIYOR?

Pusulanın iğnesi bir gün, kuzey yerine güneyi gösterecek. Gezegenimizin manyetik kutupları, binlerce yıl süren dönemlerin ardından, yer değiştiriyor. Bize olağandışı gibi görünen bu durum, aslında milyarlarca yıldır tekrarlanıyor. Ne var ki, insanoğlu tarihi boyunca böyle bir değişimle hiç karşılaşmadı. Dünya'nın manyetik alanı, bizi kozmik ışınım gibi tehlikelerden koruyan bir kalkan. Manyetik kutupların yer değiştirmesisırasında, manyetik alanın önemli ölçüde azaldığı düşünülüyor. Bu nedenle, değişim sürecinin özellikle gezegenimizdeki yaşam üzerinde birtakım etkilerinin olması kaçınılmaz. Bilim adamları, şimdi yeni bir değişim sürecinin başlamak üzere olduğunu vurguluyorlar. Hatta birçoğuna göre, bu süreç çoktan başladı bile.
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/manyetik_kalkan/manyetik4.asp

evrensel-insan
31-05-2009, 19:03
Saygideger sinner;

Kimsenin bir "degismezlik" ten bahsettigini zannetmiyorum. Hersey degisiyor, degisiyor ama; sartlara ve olasiliklara uygun degisiyor. Bu boyle oluyorki, bu gunleri boyle yasiyoruz. Bu boyle olmayipta, soyle olsaydi; o zaman da; bugunleri boyle degil, soyle yasiyor olacaktik. Boyle veya soyle; sonucta bu gunlerin nasil yasandigi ortada; iste bu yasananda, boyle veya soyle; sartlarin olanakliliginin bir tezahuru.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sinner
31-05-2009, 19:27
Evrensel Hocam,
konuyu açan arkadaşın cümleleri ortada ;)

Dünyanın durduğu belirli bir nokta ve belirli bir yörüngesi vardır hepimizin bildiği gibi. Eğer dünyayı bu noktasından sadece 1cm bile saptırırsanız, değişecek sıcaklıklar doğrutulsunda dünyadaki tüm yaşam ve tüm düzen altüst olur.

Bilimin ulaştığı son bulgular malesef :) kusursuz bir düzenden bahsetmiyor...

Sapiens
31-05-2009, 19:32
Dünyanın durduğu belirli bir nokta ve belirli bir yörüngesi vardır hepimizin bildiği gibi. Eğer dünyayı bu noktasından sadece 1cm bile saptırırsanız, değişecek sıcaklıklar doğrutulsunda dünyadaki tüm yaşam ve tüm düzen altüst olur.

Bu söyledikleriniz doğru değil, palavra. Dünya'nın yörüngesinin değiştirilmesinin insanoğlu için gelecekte faydalı olabileceği biliniyor. Bu konuda bazı bilim adamları bir öneride bulunmuştu. Aşağıda aktarıyorum.

‘Dünya’nın yörüngesi değiştirilsin’

Güneşin parlaklığının gelecek milyar yıllarda yüzde 40 oranında artacağını söyleyen gökbilimciler, kavurucu sıcaklar nedeniyle Dünya’daki yaşam koşullarının sona ereceğine inanıyor. Ancak yerçekimsel yardım (gravity-assits) tekniği kullanılarak, Dünya başka bir yörüngeye taşınırsa, bir başka deyişle Güneş’ten uzaklaştırılırsa, gezegenin yaşam ömrü uzayacak. Bu teknik uzaydaki uydulara hız kazandırılması için kullanılıyor.

Bu çılgın fikrin sahibi California Üniversitesi’nden Don Korycansky, NASA’dan Gregory Laughlin ve Michigan Üniversitesi’nden Fred Adams. Her üç bilim adamı da insanlığın varlığını uzatacak bu projenin pratiğe geçirilebilmesi için asteroid gibi büyük gök cisimlerinden yararlanmayı düşünüyor. Bunun için gerekli olan şey, yörüngesel enerjisinin bir kısmını Dünya’ya aktaracak en az 100 kilometrelik bir göktaşı. Bu göktaşı Dünya’nın yakınından geçerken ‘vurulacak’ ve bu çarpışma sayesinde gezegenimiz yerçekimsel olarak Güneş’ten uzaklaşacak. Dünya’yı Güneş’ten uzaklaştırmak için binlerce çarpışmaya gerek var. Bir milyon çarpışma, Dünya’yı 65 milyon kilometre (bugünkünden yüzde 50 daha uzak) götürebilir.

YAŞAMIN SONU

Bilim adamları, bundan bir milyar yıl sonra, Güneş’in bugünkünden yüzde 10 oranında daha sıcak olacağına inanıyor. Küresel iklim verileri, Dünya’nın bu durum karşısında, ‘nemli bir sera’ haline geleceğini gösteriyor. Üç milyar yıl içinde ise Güneş’in sıcaklığı yüzde 40 oranında artacak. Bu da Dünya’yı Venüs gezegenine benzetecek.

Araştırmacılar, Güneş’in ısısının artış hızına yetişmek için söz konusu tekniğin 6 bin yılda bir (yaklaşık 240 nesil) uygulanması gerektiğini söylüyor. Bunun sonucunda Dünya, beş milyar yıl daha yaşanabilir bir gezegen olacak. Bu planın uygulanabilir olması için asteroidin Dünya’nın 16 bin kilometre yakınından geçmesi gerekiyor. Eğer asteroid daha yakına gelirse, parçalanabilir, hatta yer küreye düşebelir.

Bu yöntemin bir başka yan etkisi ise, Dünya’nın dönüşünün değişmesi. Çarpışmalar öyle iyi ayarlanmalı ki bir kısmı Dünya’nın hızlanmasını sağlarken, bir kısmı da normal dönüş hızına geri dönmesine sağlamalı.

Geçmişte bazı gökbilimciler, bu yöntemin Mars’a da uygulanmasını önermişti. Bu sayede Mars’ın yörüngesi değiştirilerek, yaşam için gerekli koşulların oluşturulabileceği düşünülmüştü.

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/62206.asp

evrensel-insan
31-05-2009, 19:35
Saygideger sinner;

Bende duzeni; Kusur temelli; kendisi kusurluya veya karsiti kusursuza tasimanin bir anlami olmadigini ifade ediyorum. Dolayisiyle bu bir kavramsal olarak; duzen diye adlandirilmistir. Duzenliligi de isleyisidir. Zaten bu isleyis olmasaydi; bugunku dunya olmazdi. Ama bu isleyisin oyle veya boyle olmasi degil; su an nasil oldugudur. "Evrenin isleyisi budur", nokta. Bunu ayrica bir karsitli uca sahip; sifata tasimanin ne bir bilimselligi ne de bir epistemolojik yanasimi olur. Sadece spekulatif bir yanasim olur. "Dunya'nin uzaydaki konumu budur ve bu konum sartlara ve olasiliklara gore degisime ugrar." Konu kapanir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ki-Adi
31-05-2009, 21:22
Sevgili WhiteFace

Sen diyorsun ki bu dünya hayat dolayısıyla insanlar yaşabilsinler diye bu yörüngeye yerleştirildi. Biz diyoruzki dünya bu yerinde olduğu için hayat oluştu.

Senin ve bizim dediklerimiz arasındaki fark şuna benziyor. Biz diyoruzki Televizyon icad edildiği için uydu alıcılar icad edildi sen diyorsun ki uydu alıcılar icad edilsin diye Televizyon icad edildi. Sence hangisi daha mantıklı duruyor?

Birde senin bu görüşünden şunu çıkarmakta mümkün tüm evrende bir tek dünyanın bulunduğu yerde yaşam mümkündü ondan Tanrı burayı seçti. Eğer gelecekte dünya dışı yaşam varlığı su götürmez delillerle kanıtlanırsa senin bu varsayımın pek geçerli olmayacaktır.