PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrime İnanma Oranı


milomanara
02-06-2009, 15:14
Daha önce bahsedilmi bilmiyorum, aramalarım sonucunda bulamadım. Ülkelere göre evrime inanan nufüs yüzdelerini gösteren bir araştırma yapılmış ve 11 Ağustos 2006'da Science dergisinde (http://www.sciencemag.org/cgi/content/summary/313/5788/765), 15 Ağustos 2006'da Newyork Times'da (http://query.nytimes.com/gst/fullpage.html?res=9B06E3DB173EF936A2575BC0A9609C8B 63&sec=&spon=), 10 Ağustos'da Michigan Üniversitesi web sayfasında (http://news.msu.edu/story/1087/) yayımlanmış. Araştırmanın veriseti de buradan indirilebilir (http://www.data360.org/dsg.aspx?Data_Set_Group_Id=507). Konuyu sitemizde dökümante etmek, verisetini kendi yorumlamak isteyenlere kaynak sağlamak istedim.

Özet olarak manzara aşağıdaki gibi:
http://img23.imageshack.us/img23/6278/disbeliefinevolution.jpg

Buradan bakınca, Harun efendinin yalanları işe yarıyor mu ne?

Yergin
02-06-2009, 15:27
Tersten bakılır ise bu rapora evrime inanmayanlar çıkar.

Evrime inanmayanlar yani bir dine inancı olanlar. O zaman bu grafiğe göre bu ülkelerdeki çoğunluk inançsız, grafikteki sağdan 5-6 ülke hariç tabi.

Şimdi tepki göstereceksiniz ama pek doğruluğu yok gibi bu grafiğin.

milomanara
02-06-2009, 15:43
Sayın EnvyMe,

Evrime inanmayanlar yani bir dine inancı olanlar.
Bu tespit doğru değil. Sizin "kafirleri bulduğunuz yerde öldürün(2/191)" emrini uygulamadığınız gibi, rasyonel bir çok insan inançlı olmasına rağmen, bilimin sesine kulak verebiliyor. Yani her dinsiz evrime inanır ya da her inançlı evrimi reddeder demek yanlıştır. Hele evrimi bir din ikamesi olarak görmek çok çok yanlış olur.

Şimdi tepki göstereceksiniz ama pek doğruluğu yok gibi bu grafiğin.
:) Birinci paragrafdaki altı çigili mavi yerlere tıklarsanız kaynak dökümanlara ulaşabilirsiniz. Sicience dergisi dünyanın en saygın bilim dergilerinden biridir. NYTimes ve Michigan Üniversiteleri de, yabana atılır kaynaklar değil.

Yergin
02-06-2009, 15:59
Kaynaklar önemli değil benim için, elbette değerlilerdir. Benim dikkat çekmek istediğim işin sağlamasını yapmaktı sadece. Bu grafik evrime inanları gösteriyor ise, geri kalanı evrime inanmayanları göstermesi lazım.

Mesela %68 gibi bir oran var İtalya'da. O zaman %32 lik bir oran evrime inanmıyor.
Her inançlı evrimi reddetmez demişsiniz ama ben reddettiğini düşünüyorum. Mesela İslamiyeti ve Hristiyanlığı ele alır isek bildiğim kadarı ile ikiside reddediyor. İtalya gibi bir ülkede %32 gerçekten çok düşük bir rakam. Kaldı ki bunun içerisinde islamiyetinde olduğunu dikkate alırsanız %32 nin de altına iniyor :)

Bu sebeple bana pek doğru gibi gelmedi diyim :)

Saygılar,

nogada
02-06-2009, 16:20
Evrim vardır ama daha değişik bir konsepte düşünüyorm bunu.Sonuçta birşeyler değişiyor birşeyler yenileniyor ama bu canlıların doğaya karşı bir savunma geliştirmesiyle adaptasyonlarla oluşuyor.Şöyle düşünelim mesela bir canlı sizin dediğiniz şekilde evrim geçirmiş ola dursun,o zaman ortaya çıkan bir başka tür olan canlı egemen olması ve diğer türün ortadan kalkması gerek çünkü doğaya göre evrim tamamlama düzeyine gelmiş bulunarak evrim geçirmiş canlının yaşama özelliğini yitirmedi tamamen yerini yeni türe bırakması gerek.İnsanların maymundan geldiğini söylüyorsunuz ama maymunlarla binlerce yıldır aynı halde hiç değişmeden karşılaşıyoruz.

İkincisi evrim bir mutasyondur bilim değimiyle,mutasyonalra uğrayan canlı organizmala yaşama özelliklerini kaybederler bir üst aşamaya geçmeleri olanaksızdır.Üstelik şöylede düşünürsek alciğeri olmayan bir deniz canlısının karaya çıkıp gelerek akciğer kabiliyeti geliştirmesi sizce ne kadar mantıklı olabilir.Mutasyonlara bir örnek verecek olursak ölümcül hastalıklar birer mutasyondur çünkü halizhazırda olan genetik kodlarımız ufak değişiklikleri bile kaldıranayıp kendinin yaşam mekanizmasını anında ölüm mekanizmasına çevirmektedir.

Yine şunu belirtmek istiyorum insan ortalama 80 yıl yaşayan bir canlı türüdür,bu süre bir evrim geçirmek için çok kısadır ve herhangi ufak değişiklikler kazandığını iddia edersekte günümüzden binlerce yıl öncesinde yaşayan insanlardan bir hayli farklı olmamız gerekir.Diceksinizki ömür uzadı buda bir evrimsel süreç olabilir ama ömür insanların bulduğu ilaçlardan ve daha kaliteli ve teknoloji bakımından gelişmiş tıp sayesindedir.

Diyelimki herkez ortak atadan tek hücreden meydana geldi neden bir üst canlı türü olmak varken halen ilkel organizmalar görülmekte,üstelik bunlar milyon yıl öncede yaşamış foslillerle ispat edilmekteler.Yani bunlar başka bir döngüdelermi bu dünyaya ait değillermi neden onların evrimleşme özellikleri ellerinden alınmış.

Yine belirtmeliyimki evrim canlılığı tartışmaktadır,fakat cansız sistemleri düşünürsek mesela oksijen bunlar hadi gel hidrojen kardeşler bir olup birleşelim suu oluşturalım falanmı demişler de bir çok element oluşmuş kainatta.Üstelik insanlık şu an gelişmiş teknoloji ve bilimiyle övünüyor ama daha burnunun ucunu göremeyecek bir kapasitede olduğunun farkınada varamıyor.

Yine belirtmek isterimki kainatta (insanın bildiği kadarıyla)milyarlarca galaksi ve bu galaksilerin içinde milyarlarca gezegen oluşumu görmekteyiz,ve düzenli bir şekilde bunlara o kabiliyeti ne verdi.Milar çarpı milyarın içinde,makrodan m,kroya muazzam bir düzen muazzam bir akıl kendini göstermiyormu sizcede.

Unutmayınki eskiden insanlar dünyayı tepsi,sinek ve kartalıda(kanatrı olduğu için)akraba görmekteydiler.Bir gün gelecek şu an ilim sandığımız şeylerde onalrın yanına gelecekler.

Sizin bunu iddia etmeniz için dünyada örenilecek hiçbir şey bırakmamanız gerek.Bilim o kadar kolay elde edilen ve kesin söz söylenen bir olgu değildir.Yeni bir sürümü gelene kadar bekleyin ;)


Saygılarımla...

vartor
02-06-2009, 16:35
Sizin argumaniniz da yeni degil sevgili nogada, Amerika'da dinle bilimi bagdastirmak isteyenler tarafindan baslatildi. Kisaca evrim de tanri tarafindan planlandigi ispatlanmaya calisildi, tartismalar mahkaemeler sonucu karsi tarafin argumanlari bu tezi curuttu ve bu fikir sonmeye basladi.

milomanara
02-06-2009, 16:58
Mesela %68 gibi bir oran var İtalya'da. O zaman %32 lik bir oran evrime inanmıyor.
Mantık doğru. Ben sonucunda doğru olduğunu düşünüyorum. Bilime karşı olmak, yobazlıktan başka bir şey değildir. Televizyonu reddeden üfürükçü tarzıdır. Mesela İngiliz Kilisesi(church of england) evrimi kabul eder. Bunu anlayabilmiş ülkeler ve anlayamamış ülkeler vardır.

Evrim vardır ama daha değişik bir konsepte düşünüyorm bunu.
:) Sayın nogada, bir çok şeyi olduğu gibi bilimide kendi istediğiniz gibi anlamaya çalışıyorsunuz. Bilimi bilimadamları yapar, bizler speküle ederiz. Bilim kanıtlar üzerine kurulur ve her iddianın bir sebebi vardır. Bu yüzden evrim konusunda bilimsel yaklaşım üzerine birikiminizi artırmanızı, sonra yine itiraz etmek istiyorsanız bunu sağlam temeller üzerine oturmanızı tavsiye ederim. Bu bağlamda aşağıda, konuyu çok güzel anlatan bir kaç materyal tavsiye edeceğim.


Kör saatçi / richard dawkins Tübitak yayınları sayfası (http://www.tubitak.gov.tr/home.do?ot=5&rt=1&sid=239&pid=541&cid=1530)
Modern insanın kökeni / roger lewin Tübitak yayınları sayfası (http://www.tubitak.gov.tr/home.do?ot=5&rt=1&sid=235&pid=541&cid=1281)
Çok çok öğretici olduğunu düşündüğüm, Richard Dawkins'in henüz doktorken hazırladığı Evrende büyümek(growing up in the universe) adlı BBC eğici programları - Aşağıda veriyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=jHoxZF3ZgTo

http://www.youtube.com/watch?v=xGyh1Qsw-Ak

http://www.youtube.com/watch?v=YT1vXXMsYak

http://www.youtube.com/watch?v=_igTWNidwnk

http://www.youtube.com/watch?v=qm-0Z0ceezQ

Kardeş site evrimteorisi.org onlarca soruya cevap veren makaleler içermektedir. www.evrimteorisi.org (http://www.evrimteorisi.org/). Buradan okuyup, sorularınızı bizimle paylaşabilirsiniz.
Yine bir youtube videosu, bu video'yu evrimin birikimli olasılık olduğunu güzel açıklaması nedeniyle veriyorum. Evrim piyango olasılığı değildir, birikimli olasılıktır.
http://www.youtube.com/watch?v=VEHpu1I0TXs

nogada
02-06-2009, 17:00
Sizin argumaniniz da yeni degil sevgili nogada, Amerika'da dinle bilimi bagdastirmak isteyenler tarafindan baslatildi. Kisaca evrim de tanri tarafindan planlandigi ispatlanmaya calisildi, tartismalar mahkaemeler sonucu karsi tarafin argumanlari bu tezi curuttu ve bu fikir sonmeye basladi.

Sayın vartor dediğiniz olmuş olabilir elbette ama gerçektende takdirişayan bir düzen gözle görülür bir ilim yokmu şu düzende...

Saygılarımla...

nogada
02-06-2009, 17:03
Yazdıklarımın neresinde yanılgılar var söylerseniz bende üstünde bir dizi araştırma yapıp kendimi güncelleyebilirim sayın milomanara...

Saygılarımla...

milomanara
02-06-2009, 18:06
Sayın nogada,

Şöyle düşünelim mesela bir canlı sizin dediğiniz şekilde evrim geçirmiş ola dursun,o zaman ortaya çıkan bir başka tür olan canlı egemen olması ve diğer türün ortadan kalkması gerek çünkü doğaya göre evrim tamamlama düzeyine gelmiş bulunarak evrim geçirmiş canlının yaşama özelliğini yitirmedi tamamen yerini yeni türe bırakması gerek.İnsanların maymundan geldiğini söylüyorsunuz ama maymunlarla binlerce yıldır aynı halde hiç değişmeden karşılaşıyoruz.

Bir türün atasıyla yaşamayacağını nereden çıkarıyorsunuz? Mesela köpek (http://en.wikipedia.org/wiki/Dog) kurttan türemiş bir türdür. O zaman kurtları görmememiz lazım öyle mi?

İkincisi evrim bir mutasyondur bilim değimiyle,mutasyonalra uğrayan canlı organizmala yaşama özelliklerini kaybederler bir üst aşamaya geçmeleri olanaksızdır.Üstelik şöylede düşünürsek alciğeri olmayan bir deniz canlısının karaya çıkıp gelerek akciğer kabiliyeti geliştirmesi sizce ne kadar mantıklı olabilir.
Bu konuyu da tamamen yanlış anlamışsınız. Mutasyon her zaman kötü olmaz. Daha önce verdiğim bir örneği vereyim. Örneğimizde amazonda yaşayan sevimli bir kurbağa var. Bu kurbağanın ataları, zaman içinde renk mutasyonları geçiriyor(örnek sade olsun diye sadece renk). Kimi kırmızı, kimi yeşil, kimi mor çeşit çeşit kurbağar doğuyor. Ama yiyecek sinekleri hangi renk daha fazla kendine çekiyorsa ve hangi renk onun avcıları tarafından farkedilmesini zorlaştırıyorsa(diyelim ki kırmızı) o renk bir sonra ki nesile aktarılıyor. Diğerleri çoğalamadığından yok oluyorlar. Doğal seleksiyon tarafsız bir güçtür onun için Dawkins ona kör saatçi diyor. Tek amaç bir sonraki nesili üretmektir ve bunda başarısız olanı acımasızca siler kör saatçi. Deniz canlısı bugünden yarına karaya çıkmaz, birikimli olasılıkla bile olsa bahsettiğiniz süreç bir kaç milyon yıldan fazladır. Bu konuyuda güzel anlatan bir video için:

http://www.youtube.com/watch?v=EWGrMxKALzc

Yine şunu belirtmek istiyorum insan ortalama 80 yıl yaşayan bir canlı türüdür,bu süre bir evrim geçirmek için çok kısadır ve herhangi ufak değişiklikler kazandığını iddia edersekte günümüzden binlerce yıl öncesinde yaşayan insanlardan bir hayli farklı olmamız gerekir.
??? Yine Lamarc yaklaşımı ile karıştırıyorusunuz. Kullanılan organlar büyür ve gelişir, kullanılmayanlar küçülür ve yok olur diye bir şey YOKTUR.

Diyelimki herkez ortak atadan tek hücreden meydana geldi neden bir üst canlı türü olmak varken halen ilkel organizmalar görülmekte,üstelik bunlar milyon yıl öncede yaşamış foslillerle ispat edilmekteler.Yani bunlar başka bir döngüdelermi bu dünyaya ait değillermi neden onların evrimleşme özellikleri ellerinden alınmış.
:) sayın nogada, evimleşip evrimleşmeme kararı canlıların elinde olan bir şey değil. Kör saatçi olnları ister zorlar, ister zorlamaz...

Yine belirtmeliyimki evrim canlılığı tartışmaktadır,fakat cansız sistemleri düşünürsek mesela oksijen bunlar hadi gel hidrojen kardeşler bir olup birleşelim suu oluşturalım falanmı demişler de bir çok element oluşmuş kainatta.Üstelik insanlık şu an gelişmiş teknoloji ve bilimiyle övünüyor ama daha burnunun ucunu göremeyecek bir kapasitede olduğunun farkınada varamıyor.
Anlamadım? :) Kimyasal tempkimeler belli şartlar altında kendiğinden geçekleşir. Asit ve bazı karıştırırsanız anında egzotermik bir reaksiyonla tuza dönüşürler. Ne demek istediğini gerçekten anlamadım. Su oluşması çok zor bir bileşik değil ki! Mars'da da su olduğu biliniyor(Bkz:NASA Websayfası) (http://www.nasa.gov/mission_pages/mars/news/mgs-20061206.html).

Yine belirtmek isterimki kainatta (insanın bildiği kadarıyla)milyarlarca galaksi ve bu galaksilerin içinde milyarlarca gezegen oluşumu görmekteyiz,ve düzenli bir şekilde bunlara o kabiliyeti ne verdi.Milar çarpı milyarın içinde,makrodan m,kroya muazzam bir düzen muazzam bir akıl kendini göstermiyormu sizcede.

Unutmayınki eskiden insanlar dünyayı tepsi,sinek ve kartalıda(kanatrı olduğu için)akraba görmekteydiler.Bir gün gelecek şu an ilim sandığımız şeylerde onalrın yanına gelecekler.

Sizin bunu iddia etmeniz için dünyada örenilecek hiçbir şey bırakmamanız gerek.Bilim o kadar kolay elde edilen ve kesin söz söylenen bir olgu değildir.Yeni bir sürümü gelene kadar bekleyin ;)
Evrimin oldukça dışına çıktınız. Evrendeki düzenin nasıl "yüce" bir yaratıcı tarafından yapılıp yapılmadığını bilahare tartışırız. :)

Bilimin kolay elde edilmediği doğru, sürekli yenilenmesi bugün yanlış olduğunu göstermez. Ne zaman bakarsanız bakın sebebe dayalı bir açıklama vardır. Din adamlarının aksine hiç bir kanıtı olmadan bir şeyleri bildiğini iddia eden cahiller topluluğu değildir bilimadamları.

nogada
02-06-2009, 18:24
Tabiki değillerdir zatn öyle olduklarını savunmadım.Sadece bugün gelinen noktanın aşılamaz bir nokta olmadığından ve belki bunlara güleceğimiz bir noktaya gelebileceğini söylemek istedim.Evrim geçiren canlılar doğanın veya yaşayışlarının etkşleriyle evrim geçirirler teoriye göre kör saatçinin siteğine göre değil.Peki bu canlılar milyon yıldır hiçmi bir sorunla karşılaşmamışlar o kadarmı iyi adapete etmişler kendilerini bilinen ortama?

Benim orda bashettiğim şey akıl sahibi olmayan Oksijen-Hidrojenin birleşmesiydi.Sayın milomanara kaldıki gezegenler sistemlerde akıl sahibi değillerdir ama belirli bir hiyerarşi edasında bir düzen görünümündedirler.Verdiğiniz örnekte Asit ve bazı insan karıştırır,önemli olan asidin ve bazın nasıl birbiriyle buluştuğudur.Miyarlarca yıl öncesinde yaşamadık tabiki o zaman neler olduğunu bilemeyiz ama Tanrıylada oturup konuşamadık onunda varlığını sorgulayamayız o zaman bu durumda.

milomanara
02-06-2009, 18:44
Sayın nogada,

Tabiki değillerdir zatn öyle olduklarını savunmadım.Sadece bugün gelinen noktanın aşılamaz bir nokta olmadığından ve belki bunlara güleceğimiz bir noktaya gelebileceğini söylemek istedim.Evrim geçiren canlılar doğanın veya yaşayışlarının etkşleriyle evrim geçirirler teoriye göre kör saatçinin siteğine göre değil.Peki bu canlılar milyon yıldır hiçmi bir sorunla karşılaşmamışlar o kadarmı iyi adapete etmişler kendilerini bilinen ortama?
Birincisi, gelinen nokta hiç bir zaman gülünç olmayacaktır çünkü sağlam kanıtlar üzerinde duruyor. İkincisi aynı cümleniz kendisiyle tezat: canlıların doğanın etkisiyle değişmesidir zaten kör saatçinin yaptığı. Bununla beraber elbette canlılar sorunla karşılaşmıştır, bu yüzden dünya üzerinde yaşamış türlerin 99.9% unun soyu tükenmiştir!(Bkz. Kaynak (http://en.wikipedia.org/wiki/Extinction)).

Benim orda bashettiğim şey akıl sahibi olmayan Oksijen-Hidrojenin birleşmesiydi.Sayın milomanara kaldıki gezegenler sistemlerde akıl sahibi değillerdir ama belirli bir hiyerarşi edasında bir düzen görünümündedirler.Verdiğiniz örnekte Asit ve bazı insan karıştırır,önemli olan asidin ve bazın nasıl birbiriyle buluştuğudur.Miyarlarca yıl öncesinde yaşamadık tabiki o zaman neler olduğunu bilemeyiz ama Tanrıylada oturup konuşamadık onunda varlığını sorgulayamayız o zaman bu durumda.
Asit ve bazı insan sadece insan karıştırmaz, doğada her an milyarlarca kimyasal tepkime, havada, suda, toprakda, vs.. olmaktadır. Evrende de aynı şekilde. Bunlar akıl sahibi oldukları için değil, taşıdıkları elektrik yükü ya da moleküler kararsızlıkları yüzünden tepkimeye girerler.

:) "Tanrıyla oturup konuşamadık diye varlığını sorgulayamayız", ilahi yine koptum. Tanrının varolduğunu neden varsayalım ki en başından? Hahahaha... Neyse, konumuz evrim, fazla dağıtmayalım.

nogada
02-06-2009, 18:59
Bende biliyorum sayın milomanara kimyasal tepkimelerin nasıl oluştuğunu yada insan elinin değmesi gerekmediğini.Ama siz örneğinizde bu şekilde vermişsiniz.Ben tüm sonuca ulaşmadan da fikirlerimde bir değişikliğe gitmeyeceğim.Sonuçta her ne olursa olsun ilk madde nasıl oluştu bunu biliyormuyuz.Cansızlıkdan canlılığa nasıl geçildi onuda geçtim akıl sahibi bir varlık nasıl oluştu.Protein ve yağdan oluşan beyin nasıl hislere sahip oluyor,düşünüyor,tartışıyor.Peki Tanrı nasıl oluştu diyenler var.Tanrı zaten varlığın kendisi biz oluşanlardan bahsediyoruz oluşturandan değil.
Pozitif düşünmek nihai sonucu bulduğunu zannetmek yada diğer olasılılkarı göz ardı ederek gülüp geçmek değildir düşüncesindeyim...Gölgeniz siz olduğunuz için var,siz gölgeniz olduğu için değil...

Saygılarımla...

milomanara
02-06-2009, 19:29
Ben tüm sonuca ulaşmadan da fikirlerimde bir değişikliğe gitmeyeceğim.
:)

Sonuçta her ne olursa olsun ilk madde nasıl oluştu bunu biliyormuyuz.Cansızlıkdan canlılığa nasıl geçildi onuda geçtim akıl sahibi bir varlık nasıl oluştu.Protein ve yağdan oluşan beyin nasıl hislere sahip oluyor,düşünüyor,tartışıyor. Pozitif düşünmek nihai sonucu bulduğunu zannetmek yada diğer olasılılkarı göz ardı ederek gülüp geçmek değildir düşüncesindeyim...
Ne güzel dediniz. Bunları bilmiyoruz. İşte biz bildiğini iddia edenlere gülüyoruz :)

Gölgeniz siz olduğunuz için var,siz gölgeniz olduğu için değil...
Tanrı ben olduğum için var, tanrı olduğu için ben değil...

nogada
02-06-2009, 20:05
Sayın milomanara her zaman forumların sonunda sizinle bu hale geliyoruz.Ben daha bir şey yazmıyrum bu konu hakkında.Siz haklısınız,her zaman olduğu gibi

Saygılar...

milomanara
02-06-2009, 23:43
Anlaştık sayın nogada :)

Sebep / sonuç => arguman

denklemi olmadan, olmuyor...