Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeni ateizm yükseliyor, yeni ateistler doğuyor
Hürriyet yazarı Tolga Tanış ABD'de ateizmin yükselişi ve muhtemel Türkiye yansımaları konusunda güzel bir yazı yazmış. Hürriyet gazetesi köşe yazarlarının yazılarının kriptoladığı için sadece yazının linkini verebiliyorum.
Buradan (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11807747.asp?yazarid=322&gid=61)
Herkesin neler olup bittiğini görmesi açısından, okuması gereken bir yazı olduğunu düşünüyorum. Obama'nın başkan seçilmesi ile birlikte, Zeitgeist veya The God Delusion gibi çalışmaların daha çok yaygınlaşacağı ve daha çok insana ulaşılabileceği öngörülüyor.
Şahsi fikrim, II.Rönesans başlamıştır. Evrim Teorisi'nin itici gücü ile hareket hızla yayılacak ve insanoğlu böylelikle ortaçağ prangalarından kurtulacak, aklın ve bilimin yolunda koşarak ilerleyecektir.
Güzel günler yakındır...
Yazıda da belirtildiği gibi üslup önemli rol oynayacak. Ancak ateistlerin kendi başlarına bu işe girişmelerine darılmadım değil. Daha kucaklayıcı bir açılım olabilirdi panteistleri, agnostikleri, deistleri de içine alan. Daha iyi bir ses getirmez miydi? :p
Yazıda da belirtildiği gibi üslup önemli rol oynayacak. Ancak ateistlerin kendi başlarına bu işe girişmelerine darılmadım değil. Daha kucaklayıcı bir açılım olabilirdi panteistleri, agnostikleri, deistleri de içine alan. Daha iyi bir ses getirmez miydi? :p
Kim olursan, ne olursan yine gel. Bizim kapımız ümitsizlik kapısı değildir. :)
Aslında ben de agnostik felsefeye daha yakınım bu arada...
oyle yada boyle bir yaraticiya inananlar tanritanimazlarin arasinda olamaz , ucundan bucagindan bir yaratici fikrine sahip olan hic bir akim tanritanimazligin icinde olamaz... diye dusunuyorum , bizler mevlana degiliz ki , hicbir yaraticiya inanmayan kisileriz.
Yazıyı Hürriyet'te okudum demincek.
Yazarın bazı cümleleri oldukça rahatsızlık vericiydi.
Richard Dawkins ve HY ile ilgili yazdığı kısım cımbızlama bir çarpıtmaydı bence.
Dawkins'in fikirsel ve bilimsel bazda HY'nın iddialarını çürüttüğü kısımları değil de o bölümü zikretmiş olmasını hiç de iyi niyetli bulmadım.
paslıçivi
07-06-2009, 11:44
insanoğlunun bilmediği ama merak ettiği konular hakkında benimseyip sabitlendiği fikre inanç denir..
inanç iki ana gruptadır.. teizm ve nonteizm..
nasıl bir teist kendi dininin dışındaki teist inançları reddederse bir nonteist de yine aynı şekilde diğer nonteist inançları reddeder..
teistler ego(sahtebenlik) merkezli, nonteistler ego egemenliğinde bir yaşam sürerler.. bilinaçıklığının müsaade ettiği noktada inanç/sorgulama oranında huzuru mutluluğu bulmak zorundadır..
egonun kendisinden ya da egemenliğinden kurtulmadığınız sürece bir inancınız(teist-nonteist) olmak zorundadır.. aksi takdirde büyük bir kaos ve boşluk yaşarsınız.. sır olan varoluşun yaşamın, bir haritasının olmaması sizi büyük karanlığa, kararsızlığa iter.. çünkü bilinciniz tam açık değildir ve mutluluğunuz hala egonun egemenliğinde, onun tatmin edilmesinde yatar..
oysa tam özünüzde varoluşun hediyesi mutlak mutluluk denen sarsılmaz bir mutluluk, güven cesaret kavramları vardır.. bunlara ulaştığınızda artık bir inanca ihtiyacınız kalmaz, varoluşun sır olduğunu kabullenip gerçek yaşam ve mutluluğu yaşarsınız..
inancı olan insan zamanda yaşar.. evrenin varolması(geçmiş zaman) ve ölüm sonrası, evrenin sonunun gelmesi(gelecek zaman) gibi kavramlarda yaşar.. çünkü bu konularda sabitlenmiş bir fikri(inancı) vardır..
tam bir farkındalık/aydınlanma gerçekleştiğinde zaman kavramından arınır anda yaşamaya başlarsınız.. evrenin varoluluşu, yokoluşu ve ölüm sonrası kavramlara göre değil andaki duygu, algı, sezgiler yaşamınıza yön verir.. çünkü varoluş yokoluş artık sizin zihninizde yoktur.. geçmiş gelecek yoktur..
ölüm sadece bir sonraki andır..
bunun farkındalığına erişen insan yaşamı ıskalayamaz..
ve yaşam bir çoşkuya dönüşür..
her seyi gelip getirip egoya dayandirmakda bir moda oldu ,,
butun bu yazdiklarinda kendine gore bir inanc , baska bir sey degil
benim icin olum sondur , gerisi yoktur. bunun otesini berisini kattdigin zaman bu bir inanc olur ,
Evrnde sürekli bir dönüşüm çevirim var.Düşünce dünyasındada böyle bir çevirim var.Dindarlık artınca ateizm de bir süre sonra tırmanışa geçiyor.Ateizm zirve yapınca dindarlık yükselişe geçiyor.Herşeyde bu sarkaç var.
Batıdaki din karşıtlığının asıl nedenlerinden biri de Yahudilerin Amerika ve Avrupa'ya İslam dayatmasıdır.Amerikalılar da Avrupalılar da bu oyunun farkındalar.Akılları sıra İslamla nasıl Ortadoğu'da at koşturuyorlarsa Amerika'da ve Avrupa'da da öyle at koşturmak istiyorlar.Güya Hrisitiyanlığı da yenecekler.
Hristiyanlar bunu açık açık ifade etmiyorlar ama yazıda yazarın da belirttiği gibi Hristiyanlığın, Yahudiliğin yumuşatılmış bir şekli olduğunu söyleyerek "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" diyorlar.
Amerikayı bilmiyorum.Ama Avrupa'ya İslamın dayatılmasından Avrupalılar çok rahatsız.İtalya'da bazı kentlerde namaz kılınmak yasaklandı.Bir çok batı ülkesinde Kuzey Afrikalılar başta olmak üzere müslümanlara karşı nefret var.
Batılılar bir kere daha Yahudilerle bir din savaşına girecek.
Ancak bu defa bütün dinlere karşı akıl ve bilim savaşı verecekler.
Bu da dinlerin sonu demektir.
oyle yada boyle bir yaraticiya inananlar tanritanimazlarin arasinda olamaz , ucundan bucagindan bir yaratici fikrine sahip olan hic bir akim tanritanimazligin icinde olamaz... diye dusunuyorum , bizler mevlana degiliz ki , hicbir yaraticiya inanmayan kisileriz.
Kesinlikle katılıyorum.
Yaratıcı inancının insanlık için son derece zararlı olduğunu düşünüyorum. Ve hatta nasıl bazı şeyler doktorlar tarafından hastalarına yasaklanıyorsa dini inançların da psikologlar tarafından bireylere yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. Yasaklanmasa bile kutsal(!) kitapların üzerine uyarılar yazılmalı:
"Bu kitabın içeriği beyninizi süngere çevirir"
"Bu kitapta yazanlar olmayan şeyleri var gibi göstermektedir"
"18 yaş altı bireylere tavsiye edilmez"
"Bu kitabın içeriği kadın düşmanlığı aşılayabilir"
... gibi ...
A.
Amerika ve Avrupa'da yine bir "iyi saatte olsunlar" projesi olan "ibrahimi dinler" numarasına da korkunç bir nefret var.Bir yabancı TV kanalında bu tür ayak oyunlarına karşı yapılan bir gösteride bir kadının müslümanlar için "şeytan bunlar" demesini kulaklarımla duydum.Diğer söylenenleri yazmıyayım.Kısaca bu dini kötü güçlerin vahy ettiğini söylediler. Eloh kimse onu pek sevmiyorlar.Sanırım dişi..
Batıda artık mitingler düzenleniyor.Hani kovboy filimlerinde olur ya.Ellerinde silahlar ve iplerle bir an önce suçluları yok etmek isteyen kasabalıların yaptığı türden.Dünya basınına yansımıyor ama oralarda İslam dayatması çıkmış çıkalı bir çok gariban müslüman öldürüldü,öldürülüyor.
Hristiyanlığın İbrahimi dinler hikayesinden çark etmesinin nedeni de bu.Haçlı seferlerini aratacak durumlar olacak.
Oysa aklı başındaki insanlar yıllardır uyarmıştı.
Bu çağ o çağ mı?
paslıçivi
07-06-2009, 14:01
benim icin olum sondur , gerisi yoktur
hakikat bulutsuz bir gökyüzü kadar nettir ve tüm insanlık için geçerlidir..
hiçkimse "bana göre, sana göre" diye bir yorum yapamaz..
gökyüzü hakkında değişik yorumlar yapılıyorsa artık bulutlanmış demektir...
Averroes
07-06-2009, 14:59
Ateizm! Dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl duran bu sözcük aslında çok küçük bir ideolojiyi ifade eder. Çünkü bir ateistin temel ve de mecburi cümlesi “Tanrı yoktur” dur. 2. bir esaslı cümle yoktur onun için. Cilt cilt kitapta yazsa “Tanrı yoktur”u destekleyen cümlelerdir bunlar. Bu yüzden ateizm organize bir düşünce okulu değildir.
Ateizm çok rahat bir ideolojidir. “Yoktur kardeşim işte”cidir. “Hani nerede ben göremiyorum” basitliğindedir. O yüzden 7’den 70’e herkese açıktır. Yani dışarıdan sanıldığı gibi bir çoğu pek de entelektüel sayılmazlar.
Ateizm bir süreci değil bir bitişi ifade eder. Bütün ideolojiler, ve hatta bilim kendilerini yenilemek durumundayken ateizm adeta her şeyin dönüp dolaşıp kendisine gelmesine bekleyen bir tür noter gibidir. “Tanrı yoktur” şamarını yememiş hiçbir şeye sempati duyması mümkün değildir. Bilim adındaki muğlak kavrama öyle bir sarılırki, bilim denilen şey canlı olsa o bile şaşıracaktır bu işe. Oysa “Bilim Yobazlığı” adındaki enfes yazımda da belirttiğim gibi bilim hiç kimsenin babasının malı değildir ve küçük ateistik hedeflere kurban edilmemelidir. Yazımın ilgili bölümü:
“Türkiye kadar “bilim” kavramı üzerinde bu denli kutsayıcı bir tutum geliştiren bir başka ülke var mıdır bilmiyorum ama şurası bir gerçektir ki ülkemizde adına bir tür “bilim dini” denilen bir olgunun varlığına iyice ikna olmuş durumdayım. Bu öyle bir bilim algılaması ki daha teori aşamasında olan bazı öngörüleri (i.e. Charles Darwin ve teorisi) sanki bunlar suyun kaldırma kuvveti gibi nesnellik arz eden bir durummuş gibi, sanki toplumun tüm katmanlarınca destekleniyormuşçasına bir aymazlıkla, salt kendi ateist-materyalist-pozitivist ideolojilerine dayanak olması bakımından kutsamaktadırlar.
Gün geçmiyor ki, adına bilim denilen bu fenomenin egemen ve her bakımdan “kraldan çok kralcı” olan Türk medyasında, salt dini hedef almak motivasyonuyla bir haberi çıkmamış olsun. Bu “bilim yobazlığı” adeta kendi belirlediği çizginin dışında başka hiçbir tez, kuram, nazariye –adına ne derseniz deyin- kabul etmez bir konuma gelmiştir. Oysa inandığım ve bence de olması gereken “bilim”, sınır çizmez ve sınırları belirlenmiş bir doğrular bütünü üzerinden bir “onay haritası” çizmez. Açayım…
Karşı tezlerle kendisini geliştirmesi beklenen bilim, sanılanın aksine sınırları çizilmiş, karşı-tez-kabul-etmez, kendisini kutsayan, içe kapanıkçı bir yöntemler zinciriyle bağlanamaz. Bilimsel yöntemin herkesin üzerinde uzlaşabileceği genel-geçer bir metodu yoktur. Aksini iddia etmek, bilimselim diyenlerin “bilimselliğine” ters düşer. Bilim eleştiriye açık olmalıdır, aksi takdirde ondan adım atması beklenmemelidir. Bilim, biraz amiyane bir tabirle “kimsenin babasının malı değildir.” Sınırları çizilmiş bir bilimsel yöntem olmadığı için, “benim bilim anlayışım budur, buna uymayan yobazdır, bilim düşmanıdır, örümcek kafalıdır vs” tarzında ithamlarda bulunmak kimsenin haddi değildir.
Kainatın anlaşılmasının yegane yolu bilim değildir. Bilim dediğimiz şey de aslında gidilebilecek yolardan sadece birisidir. Öyle, “bilim yoksa ben de yokum arkadaş” tarzı bir yaklaşım bizim kainat algımızda ciddi sıkıtılara yol açar ve at gözlüklerinin hediye edildiği yer de burasıdır. Platon neden mağara örneğini versindi ki o zaman her şey bilimin açıklayacağı kdar basit olsaydı? John Locke, “tabula rasa” (boş levha) örneğinde insanın zihninin dünyaya ilk geldiğinde boş bir levha gibi olduğunu iddia eder. Ona göre deneyimlerimizle “bu levhayı” biz doldururuz. Kant ve Descartes ise bu fikre sıcak bakmaz. İşin içine bir de filo”loji”yi eklersek, Noam Chomsky, insanın dünyaya kafasının içinde bir takım dil edinim mekanizmalarıyla (language acquisiton devices) gönderildiğinden bahseder. O halde hangisi daha bilimsel? Hepsi de birer tez olan bu iddialardan hangisini daha bilimsel kabul edeceğiz?”
Yine bir başka yazımda da belirttiğim gibi ateistler kendi içlerinde yeminlidir. Yani ateizm dışı bir düşünceyi red etmekteki bilinçli ve bağnazca ısrarlarıdır. Bu türden kişi ya da kişilerin güvenirliği ve tarafsızlığı risk altındadır. İşin ironik tarafı bizi bağnazlıkla suçlamaları ama aynı bağnazlığı ve daha fazlasını ateizmi savunurken yapmalarıdır.
"İnsan biraz da alışkanlıklarına inanır aslında. Ateizm, hatta çoğu için İslamiyet, bir alışkanlığın benimsenmesidir. Bu anlamda takım tutmakla inanç benimsemek arasında bir fark yoktur. Bir insan bütün kahrediciliklerine rağmen nasıl Fenerbahçe'yi desteklemekten vaz geç(e)miyorsa, bir ateist de Tanrısızlığı savunmaktan vaz geç(e)mez. Çünkü ne anne-baba'dan müslümanlığı miras alan sözümona bazı müslümanlar, ne de ateistler bu yeryüzünün en güçlü alışkanlığını terk edemez.
O yüzden TAnrı'nın nerede olduğu, ne yaptığı sorusu inanırlar için büyük bir handikap olarak görülür. "O her yerdedir" denir ama aslında "bildiğimiz anlamda" (fiziki dünyada) yoktur. Görülmeyen şey olmamalıdır. Çünkü mantık gayet basittir: Göremiyorum o halde yoktur.
Oysa sevgili arkadaşlar size şu kadarını söyleyeyim; çok gizemli bir dünyada yaşıyoruz, bu gizemin faili görünmediği halde kendini o denli açık ediyor ki, "Tanrı'nın varlığı" konusuna oynadığımız bahiste şanslarımız bir anda eşitleniyor. Yeryüzündeki bazı hadiselere aklı başında cevaplar verilemeyişinin ( ve de verilemeyecek olmasının) doğal sonucudur Tanrı inancı. Ki bu cevap vermedeki acziyet her insanda vardır. Bu yüzden benim düşüncemde "mutlak ateizm" yoktur, olamaz. "Mutlak atezim" tanrısızlığı her durum ve şartta temel almaktır. Bu ise bir önkabülü gerektirir. Önkabül girdimi bir işin içine gelişime ve eleştiriye kapalısınız demektir. Siz kaç defa Tanrı'nın varlığıyla ilgili bir düşünce seansında "acaba" sözcüğünü mırıldandınız. "Acaba" varsa "ateizm" yoktur. "Acaba" yoksa bu sefer "önkabülcülük ve bundan doğan ciddiyetsizlik" vardır. Ciddiyetsizlik ise ciddiye alınmamalıdır. İnancı konusunda “acaba” dediğinizi adım gibi bildiğim sizler nasıl oluyor da kendinize ateist diyebiliyorsunuz hala? İşin içinde “acaba” varsa, felsefeniz “ateizm”den “agnostisizm”e kaymıştır, ki agnostisizm ateizme oranla daha aklı başında bir felsefe okuludur.
Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir talebin felsefesidir. Bir tümevarım değil, bir önkabüldür. Öğrenici değil, öğreticidir (didaktik). Eleştiri alma konumunda değil, saldırma pozisyonundadır. O yüzden ateistlerin tanrı bahsi açıldığında hiddetlendiklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu hiddet bile aslında ona duyulan inancın bir göstergesidir. Çünkü ateist “Tanrı yoktur” demekle “Tanrı’nın yoklaştırılamayacağını” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya varsa” sorusu beynini kemirip durmaktadır. Kestirmeden gidip beyninde zip’lediği ve kilit vurduğu “acaba”ları masaüstüne bir açıverse, onları bir okusa, bu kadar cesur olabilse, varlığıyla hesaplaşacak, ama sıkılı yumruklarla el sıkılmaz. O ise zaten bu konuda yumruğunun sıkılığıyla övündüğü için Tanrı’nın şimdilik açık ve uzatılmış halde bulunan ama bir gün mutlaka geri çekeceği eli tutmak için çaba sarfetmez. Onun yerine, beni de hayrette bırakan zekasını Aişe’nin yaşına, Hasan’ın üzümcüğüne, Peygamber’in espri anlayışına, Peygamber’in cinsel hayatı gibi teferruat konulara sarf ediyor."
Selamlar
paslıçivi
07-06-2009, 16:23
İşin içinde “acaba” varsa, felsefeniz “ateizm”den “agnostisizm”e kaymıştır,
işin içinde "acaba" (şüphe) olmayan bir inanç şekli biliyor musunuz..
"mutlak ateizm" olamaz demişsiniz.. doğrusu "mutlak inanç" olamaz olmalıydı..
siz de kuran gerçekten allahın kitabımı diye hiç "acaba" demediniz mi..
sizce mutlak müslümanlık diye bir şey var mı..
siz "acaba" dediğinizde sizin müslümanlık nereye kaymıştır sizce...
evrensel-insan
07-06-2009, 16:31
Saygideger arkadaslar;
Hicbir soyut inancsalligin, ideolojinin teorinin ve dogrusalligin; mutlagi olamaz. Cunku mutlagin hem karakteri hemde kendisi, hem de ortaya konusu; ne sekil olursa olsun, sorundur. Cunku arkasindaki dogal dusuncenin evrensellesmis ctetolojik koken ve temeli sorundur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
07-06-2009, 19:26
Sayın Paslı çivi,
Demişsinizki, “işin içinde "acaba" (şüphe) olmayan bir inanç şekli biliyor musunuz..”
Bilmiyorum. Bu yüzden ateist olamayacağınızı savunuyorum zaten.
Demişsiniz ki, "mutlak ateizm" olamaz demişsiniz.. doğrusu "mutlak inanç" olamaz olmalıydı..”
Evet mutlak inanç da olamaz. Ama benim mutlak inanca sahip olmayışım beni İslam’dan çıkarmaz. Ama sizin mutlak inanca sahip olamayışınız sizi ateizmden çıkarır.
Demişsiniz ki, “siz de kuran gerçekten allahın kitabımı diye hiç "acaba" demediniz mi..”
Evet dedim. Ama böyle düşünmem inancıma zarar vermedi. Vermez de. Aksine siz ateistler gibi önkabülcü olmadığım için iftihar ederim kendimle. Üstelik "acaba" demek illa ki, yüzde yüz karşı fikri savunmak demek değildir. Ama sizin durumunuz farklıdır. Sizin ateist olarak "acaba" deme hakkınız yoktur. Agnostik olarak söyleyebilirsiniz.
Demişsiniz ki, “sizce mutlak müslümanlık diye bir şey var mı..”
Elmayla armut toplanamaz. Müslümanlığın birazı da Müslümanlıktır. Ama ateizmin birazı olmaz. Kişi biraz ateist olamaz. Allah'ın var olduğuna biraz inanıyorum, biraz inanmıyorum diyemezsiniz. Ateist sıfatını taşıdıkça "inanmıyorum" demekten başka çareniz yoktur.
Demişsiniz ki, “siz "acaba" dediğinizde sizin müslümanlık nereye kaymıştır sizce...”
Olgun ve bilinçli Müslümanlığa doğru…
"İnsanlar Uykudadırlar, Ölünce Uyanırlar."
Hz Muhammed
Ondan başka hiç kimse insanların uyuduğunu söymedi. İşine geliyor tabii..
Averroes
07-06-2009, 20:27
Phantom uykudadır, ölünce o da uyanır.
abdulKADİR
07-06-2009, 20:39
Hürriyet yazarı Tolga Tanış ABD'de ateizmin yükselişi ve muhtemel Türkiye yansımaları konusunda güzel bir yazı yazmış.
...
Şahsi fikrim, II.Rönesans başlamıştır. Evrim Teorisi'nin itici gücü ile hareket hızla yayılacak ve insanoğlu böylelikle ortaçağ prangalarından kurtulacak, aklın ve bilimin yolunda koşarak ilerleyecektir.
Güzel günler yakındır...
Yazar objektif bir değerlendirme yapmış. Dediğiniz gibi herkesin okuması gereken bir yazı.
Ama siz böylesine objektif bir durum değerlendirmesinin yapıldığı bu makaleden nasıl ''ateizmin önlenemez ilerleyişi'' gibi bir zafer müjdesi çıkarıp heyecanlandınız, anlamış değilim.
Adalet Ağaoğlu'nun ''60'larda nasıl Marksist kitaplar moda olduysa şimdi de tasavvuf ve din kitapları revaçta'' değerlendirmesini görmezden gelmişsiniz. Yazarın yaptığı tespite göre son 4 yıldır yeni bir strateji belirleyerek ''aktif din düşmanlığına'' dönüşen pasif ateizmi buna iten sebeplerin en önemlisi ''dinlerin yükselişe geçmesi'' değil de nedir? 11 Eylül gibi bir seneryoya rağmen...
II. Rönesans bu ''saldırgan, polemikçi ve sarkastik'' ateistler
eliyle mi gerçekleşecekmiş?
Ve ortaçağ ve Rönesans yaşamamış bu toprakların ateistleri, ümidinizi bu ateistlere mi bağladınız?
Ateizm! Dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl duran bu sözcük aslında çok küçük bir ideolojiyi ifade eder. Çünkü bir ateistin temel ve de mecburi cümlesi “Tanrı yoktur” dur. 2. bir esaslı cümle yoktur onun için. Cilt cilt kitapta yazsa “Tanrı yoktur”u destekleyen cümlelerdir bunlar. Bu yüzden ateizm organize bir düşünce okulu değildir.
...
Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir talebin felsefesidir. Bir tümevarım değil, bir önkabüldür. Öğrenici değil, öğreticidir (didaktik). Eleştiri alma konumunda değil, saldırma pozisyonundadır. O yüzden ateistlerin tanrı bahsi açıldığında hiddetlendiklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu hiddet bile aslında ona duyulan inancın bir göstergesidir. Çünkü ateist “Tanrı yoktur” demekle “Tanrı’nın yoklaştırılamayacağını” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya varsa” sorusu beynini kemirip durmaktadır. Kestirmeden gidip beyninde zip’lediği ve kilit vurduğu “acaba”ları masaüstüne bir açıverse, onları bir okusa, bu kadar cesur olabilse, varlığıyla hesaplaşacak, ama sıkılı yumruklarla el sıkılmaz. O ise zaten bu konuda yumruğunun sıkılığıyla övündüğü için Tanrı’nın şimdilik açık ve uzatılmış halde bulunan ama bir gün mutlaka geri çekeceği eli tutmak için çaba sarfetmez. Onun yerine, beni de hayrette bırakan zekasını Aişe’nin yaşına, Hasan’ın üzümcüğüne, Peygamber’in espri anlayışına, Peygamber’in cinsel hayatı gibi teferruat konulara sarf ediyor."
Sevgili schopenhauer kardeş,
yazının her cümlesi altına imza atılacak bir güzellikte. Ama ben ilk ve son paragrafları tekrar ederek, hayranlığımı ve teşekkürlerimi ortaya koymuş olayım.
Kalemine ve yüreğine sağlık.
Averroes
07-06-2009, 20:52
Değerli Abdulkadir Kardeşim,
İltifatların için teşekkürler. Ben de senin yazılarını zevkle ve ilgiyle takip ediyorum. Çok güçlü bir kalemin var. Başarıların devamını dilerim.
Selamlar
evrensel-insan
07-06-2009, 21:30
Saygideger schopenhauer;
Uzun zamandir ortaliklarda gorunmuyordun, hosgeldin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
07-06-2009, 21:53
Sevgili Evrensel İnsan,
Bir takım aksiliklerden dolayı bir müddet siteye devam edemedim. Seni hala burada görmekten mutluluk duydum. Fırsat buldukça köşene gidip değerli felsefe yazılarını okumaya çalışıyorum. Bence felsefe dünyasına esaslı bir giriş yapmanın zamanıdır ha, ne dersin?
Selamlar
evrensel-insan
07-06-2009, 21:59
Saygideger schopenhauer;
Su 2012 deki; buyuk degisime hazirlaniyorum. Bu degisim; dogal dusuncenin sonunu belirliyecek.:rockon:
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
07-06-2009, 22:36
Sevgili Evrensel İnsan,
Umarım düşündüğünü yaparsın ve biz de bir zamanlar bu insanla yazışmış olmanın havasını atarız.
Selamlar
Yazar objektif bir değerlendirme yapmış. Dediğiniz gibi herkesin okuması gereken bir yazı.
Ama siz böylesine objektif bir durum değerlendirmesinin yapıldığı bu makaleden nasıl ''ateizmin önlenemez ilerleyişi'' gibi bir zafer müjdesi çıkarıp heyecanlandınız, anlamış değilim.
Adalet Ağaoğlu'nun ''60'larda nasıl Marksist kitaplar moda olduysa şimdi de tasavvuf ve din kitapları revaçta'' değerlendirmesini görmezden gelmişsiniz. Yazarın yaptığı tespite göre son 4 yıldır yeni bir strateji belirleyerek ''aktif din düşmanlığına'' dönüşen pasif ateizmi buna iten sebeplerin en önemlisi ''dinlerin yükselişe geçmesi'' değil de nedir? 11 Eylül gibi bir seneryoya rağmen...
II. Rönesans bu ''saldırgan, polemikçi ve sarkastik'' ateistler
eliyle mi gerçekleşecekmiş?
Ve ortaçağ ve Rönesans yaşamamış bu toprakların ateistleri, ümidinizi bu ateistlere mi bağladınız?
Yazıyı dikkatli okusaydın, Bush dönemindeki dinleri kullanma politikasının artık sona erdiğini, Obama'nın gelişi ile birlikte toplumdaki tutuculuğa karşı liberallere daha geniş hareket alanı sağlandığını görürdün. Yazının başlığını da tekrar okumanda fayda var.
Burada önemli olan, tüm dinlerin insanlarca uydurulmuş, saçma sapan ortaçağ felsefeleri olduğunu çok iyi bilen insanların artık sessiz kalmaması, gerçekleri herkesin görmesi için ortaya atılmalarıdır. Artık şeker suya düşmüştür, bütün dinler zamanla yok olacak, insanoğlu bu çağdışı, ilkel, anlamsız felsefelerin zararlarından kurtulacaktır.
Ortaçağ ve Rönesans olayına gelince...
Bu toprakların Ortaçağ yaşamadığını nerden çıkardığını anlayamadım. Bu topraklar 500 yıl önce deniz dibinden yükseldi de biz mi bilmiyoruz? Ne demek Ortaçağ yaşamadı?
Bu topraklarda Mustafa Kemal gibi bir deha çıkana kadar Rönesans ve Reform yaşanmadığı doğrudur. Mustafa Kemal bu devrimleri, üstelik böylesine bağnaz insanlarla dolu bir ülkede, çok kısa bir sürede gerçekleştirmiştir.
Keşke Avrupalılar gibi Rönesansı da Reformu da aynı zaman periyodunda yaşayabilseydik. Sınırlarımızdaki insanlar ortaçağ karanlığından kurtulurken, bu topraklardakiler zamanın en gelişmiş rasathanesini topa tutmakla meşguldü, meleklerin eteklerinin altını dikizliyorlar diye. Matbaa bu topraklara tam 277 sene sonra geldi, "gavur icadıdır, dinimize gerekmez" diye. Kendince öğündüğün, dinin yükselişe geçmesi top yapmıştı ozamanlar. Peki ne oldu sonunda? Ne oldu koca cihan imparatorluğunun hali? Öğünülecek bir durum var mı ortada?
Umarım gerçekten de birşeyler başlıyordur.
Eski Orta Amerika Uygarlıklarınında dediği gibi:
(2012´ye hitaben) Kimilerine göre bir son, kimilerine göre bir başlangıç!
Bir televizyon kanalı kurulsun, bu kanalda dinler tartışılsın, burada olduğu gibi. birkac yıl icinde milyarlarca insan ateist olur.
Bir televizyon kanalı kurulsun, bu kanalda dinler tartışılsın, burada olduğu gibi. birkac yıl icinde milyarlarca insan ateist olur.
Bırak televizyon kanalını, Zeitgeit belgeselinin 26 dk.lık ilk bölümünü sokaktaki insanlara (beyni tazyikli suyla yıkanmış müritlere değil) seyrettirin, çoğunun beyni ambaleye kalkmazsa ben de birşey bilmiyorum...
tabi 22.ci yüzyıldan itibaren
Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz güneşli günler.....
ateizim yükseldigi felan yok
genel refah seviyesinin artigi toplumlarda, din sadece insanlarin maneviyatini tesellesi icin varligini sürdürebilmektedir....
genel refah seviyesinin ayni hizla art(a)madigi toplumlarda ise, dini kurumlar o toplumun magdurlarinin gündelik sorunlarina ilgilenerek , gerektiginde , imkanlar el verdikce, yardimci olunarak, o insanlari kendi kapsama alani icine dahil edebilmekte.....
kendini sirf var olan deger yargilarina muhalfet etmeye adamis insanlarinin bu gelismelere olan katkilarinin yok denecek kadar az oldugunu düsünüyorum.....
kaldiki bahsi gecen video calismalarinin icerikleri zaten "gelismis" toplumlarin ve onlarin toplumsal hayatin bir parcasi....o toplumlarda "bioloji" dersinde evrim anlatilir , din kültür dersinde ise "yaratiscilik".....böylelikle bireyin kendi tercihini yapabilmesi icin genel bilgiler saglam bir sekilde verilmektedir.
Devletin görevi insanlari "adam" etmek degildir
insanlarin "adam" olabilmesinde yardimci olabilmektir.....
paslıçivi
08-06-2009, 07:10
Sayın Paslı çivi,
Demişsinizki, “işin içinde "acaba" (şüphe) olmayan bir inanç şekli biliyor musunuz..”
Bilmiyorum. Bu yüzden ateist olamayacağınızı savunuyorum zaten.
Demişsiniz ki, "mutlak ateizm" olamaz demişsiniz.. doğrusu "mutlak inanç" olamaz olmalıydı..”
Evet mutlak inanç da olamaz. Ama benim mutlak inanca sahip olmayışım beni İslam’dan çıkarmaz. Ama sizin mutlak inanca sahip olamayışınız sizi ateizmden çıkarır.
Demişsiniz ki, “siz de kuran gerçekten allahın kitabımı diye hiç "acaba" demediniz mi..”
Demişsiniz ki, “sizce mutlak müslümanlık diye bir şey var mı..”
Demişsiniz ki, “siz "acaba" dediğinizde sizin müslümanlık nereye kaymıştır sizce...”
bazı kavramların ne anlama geldiğini tam bilmediğinizi ya da tam kavrayamadığınızı düşünüyorum..
bazı şeyleri tekrarlamak zorunda kalıyorum ama başka da çarem yok sanırım..
inanç; insanoğlunun bilmediği ama merak ettiği kavramlar üzerinde bir fikri benimseyip sabitlenmesi ve onu aleni ifade edip savunmasıdır..
ateizm; dünya üzerinde varolan tüm dinleri ve onların ifade ettiği tanrıları, deistin, panteistin tanrı anlayışlarını reddeder.. yaşadığı toplumun tanrı/tanrılarını reddetmesi önkabulün parçalanması, diğer dünya dinlerini ve tanrılarını reddetmesi önkabuldür( kişiye yüklenen programda diğer dinler ve tanrıları zaten batıldır..)
agnostizm; ateizm gibi tüm dünya dinlerini ve tanrılarını reddeder.. ama bir deistin bir panteistin ya da hiç akla gelmeyecek bir orjinin(tanrı, evrenin patronu, algılayamadığımız bilincimizin üstünde bir güç, bir konsey vs..) bilinemeyeceğini savunur..
acaba; ister teist ister nonteist olsun tüm inançlarda varolan bir kavramdır.. çünkü inandığı kavram bulutsuz açık bir gökyüzü gibi değildir ve dünyanın değişik insanları bulutlara bakıp gökyüzü hakkında çok farklı tanımlamalar(inançlar) getirmektedir..
teizm; kişi dünyaya gözünü açtığı zaman ve coğrafyada önüne konan, kendisine yüklenen programı gerçeklik kabul edip yaşamasıdır.. teist bir insan da aslında kısmen ateisttir.. çünkü kendi dini dışındaki tüm dinlerin tanrılarını reddeder, yoksayar.. örnek vermek gerekirse isevi kökenli bir ateistle bir müslüman isamesihin tanrı(rab) olmadığı konusunda hemfikirdir..
Evet dedim. Ama böyle düşünmem inancıma zarar vermedi. Vermez de. Aksine siz ateistler gibi önkabülcü olmadığım için iftihar ederim kendimle. Üstelik "acaba" demek illa ki, yüzde yüz karşı fikri savunmak demek değildir. Ama sizin durumunuz farklıdır. Sizin ateist olarak "acaba" deme hakkınız yoktur. Agnostik olarak söyleyebilirsiniz.
ateist de her insan gibi zaman zaman "acaba" der.. bu onun inancına zarar getirmez, senin inancına zarar getirmediği gibi.. o tüm bu acabalara rağmen içinde bilincinin müsaade ettiği sorgulama/inanç oranındaki tatmini yakalamıştır.. yani bir agnostik gibi bu kavramlar bilinemez diye bir ifade kullanmaz.. agnostikler acaba demez.. tanrı kavramı bilinemez der.. ikisi çok farklı şeylerdir.. içerdeki hesap, kitap, analiz, sentez bitmiş ve bilincini en çok tatmin eden inanç dışarıya ifade edilmiştir..
Elmayla armut toplanamaz. Müslümanlığın birazı da Müslümanlıktır. Ama ateizmin birazı olmaz. Kişi biraz ateist olamaz. Allah'ın var olduğuna biraz inanıyorum, biraz inanmıyorum diyemezsiniz. Ateist sıfatını taşıdıkça "inanmıyorum" demekten başka çareniz yoktur.
elmayla armudu toplamıyorum zaten, sadece kıyaslıyorum.. acaba şüphesini taşımak kişiyi biraz ateist yapmaz.. bu acabaların azlığı çokluğu kişinin inancının kuvvet dengelerini gösterir.. acabası azsa inancı kuvetlidir, çoksa zayıfdır.. ve bu acabaların çokluğu zeka/bilinçle doğru orantılı olarak artar..
bir de yukarıda bahsettiğiniz allah isimli tanrı sadece müslümanların tanrısıdır.. diğer dinleri bağlamaz, yani dünyadaki diğer dine/inanca sahip insanlar allahı tanrı olarak kabul etmezler.. onların inandıkları tanrı her dinde farklıdır..
Olgun ve bilinçli Müslümanlığa doğru
umarım bu kelimeyi farkındalıkla söylemişsinizdir.. ileriki zamanlarda bu kavramın çok daha farklı şeyleri, ve düzeyleri ifade ettiğini görebilirsiniz..
Oysa “Bilim Yobazlığı” adındaki enfes yazımda
Bakıyorum da pek bi alçakgönüllüyüz ... kolay gelsin ... de
Ateizm! Dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl duran bu sözcük aslında çok küçük bir ideolojiyi ifade eder. Çünkü bir ateistin temel ve de mecburi cümlesi “Tanrı yoktur” dur.
Önce bilelim, sonra yazalım de mi? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar ülkesinde bu mesnetsiz lafları sokuşturabileceğin güruhlar illa ki vardır ama bura ahalisi onlardan değildir derim.
İdeolojilerin büyüklüğü önermelerinin sayısı ile değil o önerme(ler)deki fikrin önemi ile değerlendirilir. Büyüklüğün rakamlardan ibaret olduğu sanrısı dinlerin en büyük zaafıdır; sizleri de bu zaafın içinde görmekten büyük keyif aldığımı peşinen belirteyim.
Gelelim ateizme: ateizm zannetiğiniz ve zahmet edip araştırmadığınız gibi anti-tanrıcılık değildir. Ateizm kendini iki ana düşünce grubunda ifade eder: din karşıtlığı ve kutsal ruh-yaratıcı (deity) karşıtlığı. Bir ateist bunların her ikisini de savunabilir.
Kutsal ruh-yaratıcı karşıtlığı kainatın bir yaratıcısı olması gerekmediğini söyler. Bu önermenin varlığının ön koşulu karşısında, bir yaratıcının varolduğu önermesinin bulunmasıdır. Bu yüzden yaratıcı karşıtlığı, yaratıcının olmadığını ispat gibi saçma şeylerle uğraşmaz. Zaten olacağı kesin olan şeylerin olmak için yaratıcının iznine tabi olmadığı gibi olmayacak şeylerin de yaratıcı istiyor diye olmayacağı gibi basit ama etkili bir mantığa dayanır.
Din karşıtlığı ise sözde yaratıcı adına çizilen ve din külliyatı ile formüle edilen "yaratıcı için makbul insan", "yaratıcı için makbul hayat tarzı", "yaratıcı için makbul davranış normları"nın bütünü olan "din"lerin aslında iddia edilen şeyler olmadığını söyler. Din kurumu içinde ne varsa bunların zararlı ve kötü olduğunu söyler, kutsal kitaplar içindeki çelişki ve akıl dışılıkları ortaya koyar, insanların din ile istismarını reddeder, dinin bir baskı aracı olarak kullanılmasını engellemeye çalışır.
Gördüğün gibi ateistin temel cümlesi "tanrı yoktur" değil "dinler kötüdür"dür; iki ana fikir temelinde gelişen son derece öz ve kısa bir önermesi vardır ateizmin. Dışarıdan bakıldığında son derece sade ve alçakgönüllü olan ateizm insanlara pırıl pırıl, aydınlık bir dünya sunar.
Ateizm hakkında yazacaksak önce onu tanıyalım, bilelim ... di mi ama?
A.
elcihanaferin
08-06-2009, 12:41
İnanç! Dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl duran bu sözcük aslında çok küçük bir ideolojiyi ifade eder. Çünkü bir inançlının temel ve de mecburi cümlesi “Tanrı vardır” dır. 2. bir esaslı cümle yoktur onun için. Cilt cilt kitaplar da yazsalar “Tanrı vardır”ı destekleyen cümlelerdir bunlar. Bu yüzden inanç organize bir düşünce okulu değildir.
İnanç çok rahat bir ideolojidir. “İşte görüyorsun bazı şeyler açıklanamıyor"cudur. “Bu, işte tanrının göstergesidir" basitliğindedir. O yüzden 7’den 70’e herkese açıktır. Yani dışarıdan da görüldüğü gibi çoğunluğu da hiç entelektüel değildir.
İnanç bir süreci değil bir bitişi ifade eder. Bilim her zaman gelişirken ve hatta bütün ideolojiler de kendilerini yenilemek durumundayken, inanç adeta her şeyin dönüp dolaşıp kendisine gelmesine bekleyen bir tür noter gibidir. “Tanrı var olduğu” şamarını yememiş hiçbir şeye sempati duyması mümkün değildir. Bilime öylesine karşıdır ki, bilim denilen şey canlı olsa derhal öldürecektir. Dolayısıyla elden geldiği kadar bilimi yozlaştırmaya çalışır. Tabii bilim olmazsa çok rahatlayacaktır. Din, kendini bilim çevrelerinde kabul ettirmek için can atar. Din kendi adamlarını üniversitelere sokarak bilime kendini yerleştirmeye çalışmaktadır. Ancak her zaman bilim dışı kalır ve öyle kalmaya da mahkumdur. Hiçbir ciddi bilim çevresinde yaratılış teorisi cinsinden dinsel bir tezin itibar görmediği gerçektir. Din herkesin babasının malı olabilir ama bilim, yapısı gereği objektiftir ve subjektif küçük dinsel hedeflerle meşgul edilmemelidir.
Bütün dünyada asırlarca din ve bilim arasında hiç bitmeyen bir çekişme vardır. Bilim, inançla uğraşmaz. Delillerle doğruluğu kanıtlanmış olgular bilimin getirdiği ve hayat bilgimizi artıran, insanlığı geliştiren şeylerdir. Bilim 'yanlışlığı ispatlanamaz' kavramları, ilgi alanı dışında bırakır. Çürütülemez savlar, bilimsel değildir. Yani bahçemizdeki ağaçların altında perilerin var olup olmaması, ne ispat edilebilir, ne de ispat edilemez bir olaydır, inanç meselesidir ve bilimsel değildir. İşte bu bilimsel prensip, dincileri deli etmekte ve buna bir kulp bulamamaktadırlar.
Gün geçmiyor ki, adına din denilen bu acayip fenomenin egemen ve her bakımdan “kraldan çok kralcı” olan dinci faşist Türk medyasında, salt bilimi hedef almak motivasyonuyla bir haberi çıkmamış olsun. Bu “dinsel yobazlık” adeta kendi belirlediği çizginin dışında başka hiçbir tez, kuram, nazariye –adına ne derseniz deyin- kabul etmez bir konuma gelmiştir. Oysa düşündüğüm ve bence de olması gereken “inanç”, sınır çizmez ve sınırları belirlenmiş bir doğrular bütünü üzerinden bir “onay haritası” çizmez. Açayım…
Karşı inançlara da saygı göstermesi gereken din, sanılanın aksine sınırları çizilmiş, karşı-tez-kabul-etmez, kendisini kutsayan, içe kapanıkçı bir yöntemler zinciridir. Bir şartlanılmışlığın içine girilmiş, kendi inanç özellikleri dışına taşan her görüşe hiç hoşgörü göstermeden dışlayan, saldıran bir yöntem dini yozlaştıranların da itmesiyle herkesin üzerinde tahakküm kurmak üzere genel bir metodu vardır. Her teist din kendi inancı dışındakini kafir olarak görmüş ve hiç tolerans göstermemiştir. Din, asırlarca bilimin gelişmesini engellemiş ve bilim adamlarını baskı altında tutmuş, onları dışlamış, kafir olarak nitelemiş, işkenceler uygulamış, aforoz etmiş, diri diri yakmıştır. Halbuki bilim eleştirilere açıktır. Sürekli kendini geliştirir, yeniler. Teknik ilerleyip imkanlar arttıkça yeni keşifler eski doğrular geçersiz kılmış ve yeniler geçerlik kazanmıştır. Bilgimizin artması bu şekilde sürüp gider. Bu, o şekilde bir gelişmedir ki, daha genel tekrarlayalım: doğruluğu çürütülemeyecek cinsten bilgi, bilimsel değildir.
Kainatın anlaşılmasının yegane yolu bilimdir. Bilim dediğimiz şey gidilebilecek tek yoldur. Öyle, “din olmaksızın bir yere varılmaz, din yoksa ben de yokum arkadaş” tarzı bir yaklaşım bizim evren algımızda sakatlığa, uyuşukluğa ve tevekkül sonucu gelişmemeye yol açar. At gözlüklerinin hediye edildiği yer de burasıdır. Platon mağara örneğini at gözlüğünden kurtulmak için vermiştir. John Locke, “tabula rasa” (boş levha) örneğinde insanın zihninin dünyaya ilk geldiğinde boş bir levha gibi olduğunu iddia eder. Ona göre deneyimlerimizle “bu levhayı” biz doldururuz. Yani yolu bulduran, deneyimler yaptırarak dünyayı tanımamıza yol açan bilimdir. Descartes din baskısı içinde kalarak tanrıyı inkar edememiş olmasına rağmen her şeyi 'a priori' kabullenme alışkanlığının dışına çıkmayı becerebilmiş bir filozoftur. 'Düşünüyorum öyleyse varım' ile sorgulamayı başlatmıştır. Sorgulamak bilimin görevi olmuş, dinin ise hiç işine gelmemiştir. Din sadece anlatılanı dinlememiz ve kuralları harfiyen kabul etmemizi ister. Tartışmaya açık değildir. Tabuları vardır. İşin içine bir de filo”loji”yi eklersek, Noam Chomsky, insanın dünyaya kafasının içinde kalıtımsal olarak bir takım dil edinim mekanizmalarıyla (language acquisiton devices) gönderildiğinden bahseder. Bu mekanizmalar sayesinde sorgulama yapar, düşünürüz. Dil düşünmenin de aracıdır. Bunların hepsi bilimseldir. Gelecekte de bunlara daha fazla bulgu eklenecek ve bilim gelişecektir.Bilimin gelişmesinin önüne geçilmesine imkan yoktur. Din ise gelişmez, bir fasit daire içinde dönüp dolaşır, Durağan ve yeknesaktır. Eski inançları tekrar edip durur.
Ateistler kendi içlerinde sorgulamayı, düşünmeyi becermiş, çevrelerindeki yeknesaklığın, ataletin dışına çıkmayı becermiş insanlardır. İnançlılar gibi dünyaya at gözlüğü ile bakmazlar. İnanç onların gözlerini mühürlememiştir. Dinciler ateistliğin sadece ısrar sonucu olduğunu, bağnazlığını söylerken kendi bağnazlıklarını göremezler.
"İnsanlar alışkanlıkları ile hareket edebilirler ama beyinleri ile karar verirler. Alışkanlıkla inanmak, toplum içinde kabul görmemekten kaçınmaktan, mahalle baskısından kurtulmaktan başka bir şey değildir. Toplum baskısının olmadığı ortamlarda, dinin gücü de kalmaz. Bu anlamda takım tutmakla inanç benimsemek arasında bir fark yoktur. Bir insan bütün kahrediciliklerine rağmen nasıl Fenerbahçe'yi desteklemekten vaz geç(e)miyorsa, bir inançlı da Tanrıya inancını aynı şekilde mantıksızlıkla savunmaktadır.
O yüzden Tanrı'nın nerede olduğu, ne yaptığı sorusu inanırlar için büyük bir handikap olarak görülür. "O her yerdedir" denir ama aslında "bildiğimiz anlamda" (fiziki dünyada) yoktur. Varlığı ispatlanmayan şey var olmaz. Ha Tanrı, ha da bahçedeki ağaçların altındaki devler, cinler periler. Ne varlığını ispatlarsınız, ne de yokluğunu ispatlarsınız. Sonuç yararsız uğraştır. Gereksizdir.
Oysa çok gizemli ve güzel bir dünyada yaşıyoruz, bu gizemi ise her gün daha fazla çözüyoruz. Yaşamak çok güzel. Bu yaşamı, cennet, cehennem düşüncesiyle bozmak ne kadar boş. Bu teist dinlere göre, Tanrı insanları yaratmış ve sınıyormuş. Kendisine inanılıp, inanılmadığını anlayacak, ona göre insanları cezalandıracakmış. Yani Tanrı insanları oyun oynamak için yaratıyor sanki. Kendi yaratıp, bazılarının gözünü, yüreğini bağlıyor ve onları imansız yapıyor. Sonra da imansız diye cehennemde yakıyor. Neden her şeye gücü yeten, her şeyi gören, her şeyi önceden bilen bir tanrı böyle şeylere gerek görüyor? İnsanları sınamak için felaketler yaratıp, bir sürü temiz, iyi insanı ve yeni doğmuş bebekleri bile öldürüyor? Buna ne ihtiyacı var? Hiç bir şeye ihtiyacı yoksa, bu kötülükleri neden yapıyor?
Yeryüzündeki bazı hadiselere başlangıçta cevap verilemeyişi, büyücüleri ve dolayısıyla dinleri ortaya çıkardı. Şimdi ilk insanlar gibi neden yağmur yağdığını, neden sıcak veya soğuk olduğunu anlamamak yüzünden doğa üstü şeylere inanmak durumunda mıyız? Elbette evren bilgimiz artıyor ve böyle bir gereksinim duymuyoruz. İnsan artık aciz değildir. Doğaya hükmedebilmekte, gittikçe daha az doğadan etkilenmektedir. Bu da artık batıl itikatların sonunun geldiğinin göstergesidir. Allaha inanma hususunda kim bilir artık insanlar ne kadar çok "acaba" diyor. Bir kere sorgulama, düşünme geldi mi, artık inancın da önemi kalmaz. Çünkü işin içine bir kere “acaba” girerse felsefeniz artık “ateizm”e doğru yol almaya başlamıştır.
Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir düşünmenin olgusudur. Bir ön kabul değil, bir sonuçtur. Evreni bağımsız olarak, her türlü düşünce zincirinden koparılmış olarak inceleme, açılma ve anlama yoludur. Bu açıklık, inançlılarda görülmediği için ve inançlılar fasit dairelerinden çıkamadıkları için eleştiri alma konumunda değil, saldırma konumundadırlar. O yüzden inançlılar tanrının yokluğu bahsi açıldığında hiddetlenirler. Bu hiddet bile aslında inanca duyulan itimatsızlığın bir göstergesidir. Çünkü dinci, “Tanrı vardır” demekle “Tanrı’nın var edilemeyeceğini” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya yoksa” sorusu beynini kemirip durmaktadır. Kestirmeden gidip beyninde zip’lediği ve kilit vurduğu “acaba”ları masa üstüne bir açıverse, onları bir okusa, bu kadar cesur olabilse, varlığıyla hesaplaşacaktır ama ataleti onun düşünmesine fırsat vermez. Genel kabuller içinde ortada gözükmeden, kaynayıp gitmek işine gelir. Dolayısıyla meselleri, cinleri, perileri, melekleri, bir gün gelip de sırat köprüsünden geçtikten sonra hurilerle kevser şarabı içeceği hikayeleri ile kutsama masallarını okuyup, dinlemekle yetinir.
Averroes
08-06-2009, 20:06
Değerli Arkadaşlar,
Dünyaya aşkın Tanrı konsepti ile kutsal kitabında insanlara hakaret ettiğini iddia ettiğiniz, hesap hatası yaptığını düşündüğünüz, Peygamber’ine evlatlığı ile evlenmesine müsaade ettiğine inandığınız Tanrı (Allah) arasında bir kavram karmaşası olduğunu düşünüyorum. Bence siz Kuran'ın Allah'ına kızıp, onunla ilgili herşeyi herşeyi, mantıklı görünenler de dahil, bir seferde kesip atıyorsunuz. Yani bir anlamda ateizminizin temeline Kuran'ın Allah'ını yerleştiriyorsunuz. Ne kadar yanlış...
Tanrı Peygamber’inin evlatlığının eşiyle evlenmesine müsaade ediyor diye, o halde Tanrı yoktur gibi bir anlam çıkartan var ise onu buradan aptal ilan ediyorum. Ve forumda her ne kadar buna inananlar olsa bile önemli bir kısım ateistin bu düşüncede olmadığına inanıyorum. En azından bana son mesajı atan arkadaşların böyle olmadıklarına eminim.
Söze şöyle başlayayım. Tanrı nedir? Bilinebilir mi? Nasıl bilinebilir veya nasıl bilinemez? Var mıdır, yok mudur? Varsa ya da yoksa bu hayatımıza ne şekilde etki edecektir? Bu sorular uzar da uzar. Şimdi kafasını iki elinin arasına almamış ve bu sorular üzerinde kendi insiyatifiyle kafa yormamış kişinin, düzmantıkçı ve salt metin-üzerinden-değer-biçici yaklaşımları onu sadece doğruyu yakaladığına inandırabilir ancak bu genel geçer bir veri değildir. Yanılmış olma durumu ihtimal dahilindedir. İnsan yokluk durumuna nasıl karar verebilmektedir? Önce bunu açıklığa kavuşturmak zorundadır. Bir kimse yeşil bir leopar gördüğünü iddia ederse, onu işaret parmağıyla göstermesi yeterlidir. Ama buna inanmayan kişinin olmadığını ispat etmesi için bütün dünyayı dolaşması gerekir. Tanrı’nın yokluğu savunulurken, bütün dünya (kainat) dolaşılmış mıdır? Bir yargının yapılabilmesi için zaruri olan “bütün ihtimallerin hesaba katılması ilkesi”ne riayet edilmiş midir? Tanrı’nın varlığının olmadığı ifadesi “inanç” mıdır yoksa “bilgi” midir? İnanç diyenlere ne ad verilir, bilgi diyenlere ne? İnançsa neye göre inanç, bilgiyse neye göre bilgi? Bir insan bir şeyin olmadığını rahatlıkla söyleyebilme salahiyetine sahip midir? Ateistleri görünenin ötesinde aleme içkin bir Mutlak’ın olmadığına kesinkes inandıran nedir? Bilim mi? Bilimin kainatın anlaşılmasının tek yolu olduğunu kim kafasından uydurmuştur? Bilim temenni de bulunur mu? Yoksa verili durumu mu açıklar? “Tanrı yoktur” ne şekilde bilimsel olmaktadır? İnsanın bütün alemini iki göze hapsetme ve buna uymayanları “örümcek kafalı” ilan etme yetkisini bilime kim vermiştir? Ağlayan, gülen, merak eden, düşünen, sorgulayan, kaygı duyan, seven, nefret eden, intihar eden, hayata tutunan, inzivaya çekilen, şaka yapan, kitap yazan bütün insan davranış ve duyumsayış mekaniğini hangi kendini bilmez iki göze hapsetmiştir?
Elcihanaferin arkadaşım,
Descartes’ı da ateist mi yaptınız şimdi? Valla Descartes bunu duysa “hadi oradan” derdi size.
Meşhur “Düşünüyorum o halde varım” ifadesini, ne şekilde ateist emellerinize alet edebildiniz şaşırdım. Bir yanlışlık yapmamışsanız büyük bir hata yapmışsınız. Descartes’ın “varım” demesiyle Tanrı’nın olmaması arasında nasıl bir bağlantı kurdunuz anlamadım. Sanki biri diğerine bağlıymış gibi…
Aksine Descartes Tanrının varlığına inanan ve bunu açıkça ve heryerde ilan etmekten çekinmeyen filozoflar Top 10 listesinin birinci sırasındadır. Tıpkı diğer çağdaşları gibi. Dilenirse ispatlayabilirim.
Sayın Azınlık arkadaşım, buyurmuşsunuz ki,
İdeolojilerin büyüklüğü önermelerinin sayısı ile değil o önerme(ler)deki fikrin önemi ile değerlendirilir. Büyüklüğün rakamlardan ibaret olduğu sanrısı dinlerin en büyük zaafıdır; sizleri de bu zaafın içinde görmekten büyük keyif aldığımı peşinen belirteyim.
Ateizm neden büyüktür? Onu büyük yapan şey nedir? Bütün varlık tezi görünmeyen bir varlığın olmadığı düşüncesine dayanan, ikinci bir önermesi olmayan ve de düzmantık bakıldığında sanki doğruymuş gibi görünen ama evrendeki bütün şeyleri ve de bunların birbiriyle ilişkisini bilmeden ve de bilemeyecekken söyleniveren, tezin sonuna eleştiri almaksızın kalemini bastırırcasına ve hıncından kırarcasına son noktayı koyan bir tez nasıl büyük olabilir? Büyük denilen şeylerin bir sistematiği olur, bir hayat görüşü olur, kendisine net sorular sorulabilir, ve de cevaplanabilme özelliği olur. Bunların hangisi ateizm için geçerlidir? Mesela bir ateistin sanatla ilgili görüşleri nedir? Bu belirli bir sistematik içinde midir? Yoksa bireyden bireye değişen bir farklılık mı arz etmektedir? Eğer bireyden bireye değişen bir farklılık arz ediyorsa, “Tanrı yoktur”dan başka ortak paydalar nelerdir? Siz müstakbel ateistlere “Tanrı yoktur”dan başka ne sunuyorsunuz? Yerine ne koyuyorsunuz? Bir ateistin “ahlak” anlayışını ne belirler. Bakın bununla ilgili çok çarpıcı analizler yapmıştım. Şunu okuyun lütfen:
“Ateist için teorik olarak bir elle, bir cinsel organ arasında bilimsel olarak hiçbir fark yoktur, olmamalıdır. Tek fark şekil ve işlev yönündendir. Zira kendisi Nietzsche gibi bütün ahlak yasalarının, bütün tabuların yıkılması gerektiğini, moral olarak değerli olan hiçbirşeyin bulunmadığını savunur ancak iş giyinmek noktasına geldiğinde onları çırılçıplak bulamazsınız. Madem cinselliğin teşhiri yasak değil niye çıplak değilsiniz? Yok eğer bu bizde de ayıp derseniz, ben de size şu hayati soruyu sorarım, “Kaynağınız nedir?” “Hangi ateist kuramcınız, hangi temele dayanarak çıplaklığı meşru göstermektedir?” Denebilir ki bu havada kafayı mı yedim çıplak dolaşayım? Bir yılda en az 2-3 ay adına yaz dediğimiz bir mevsim vardır. Neden bu aylarda çıplak dolaşmıyorsunuz o zaman? Diyebilirsiniz ki toplum baskısı var o yüzden. Ben de iddia ediyorum, bütün bir şehir (hükümeti, polisi de dahil) ateist olsaydı bile siz yine çırılçıplak dolaşmaya cesaret edemezdiniz. Yanınızda eşiniz ve kızınız o halde dışarı çıkmaya cesaret edemezdiniz. Delil mi? Vicdanınız şahidim. Lütfen kıskançlığınızı ahlak felsefesi temelinde (ya da sizin kendinizin belirleyeceği bir temelde) temellendiriniz.
EDİT, (topyekün ateistleri ahlaksızlıkla suçlayamazsınız.)
“Hani bütün İslami ahlak yasalarını reddediyordunuz siz?” Yoksa bir kısmını (işime geleni) kabul ediyorum ama bir kısmını (işime gelmeyeni) reddediyorum mu diyorsunuz? Herkesin işine gelenin ve gelmeyenin farklı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak ateizmin bireyden bireye geniş çaplı olarak değişen ve bu yüzden tek çatı altında örgütlenemeyecek kadar bireysel yaşanan bir olgu olduğu gerçeğini kabul ediyor musunuz? Yoksa bunu yapmamanızı/yapmamamızı sağlayan şeyin İslam olduğunu kabul mu ediyorsunuz? Kabul edin de, utandırın beni hadi. Eğer İslam değilse bu, yapmayışınızı hangi etik değerlerle açıklıyorsunuz?”
Utanma hissini atesitler hangi temelde açıklar? Bu açıklanma biçimi bütün ateistleri, hadi diyelim bir çoğunu, bağlar mı? Niye ve neye göre utanırsınız? Hangi davranışa niye ve neye göre doğru ya da yanlış dersiniz?
Bu sorular uzar da uzar. İşiniz zor arkadaşım. Bence en kısa zamanda toplanın ve “neyiz, ne değiliz”in muhasebesini yapın. Yok öyle İslam’a atıp tutmak, sanki siz çok tutarlıymışsınız gibi…
Esen Kalın…
''Ateist için teorik olarak bir elle, bir cinsel organ arasında bilimsel olarak hiçbir fark yoktur, olmamalıdır. Tek fark şekil ve işlev yönündendir. Zira kendisi Nietzsche gibi bütün ahlak yasalarının, bütün tabuların yıkılması gerektiğini, moral olarak değerli olan hiçbirşeyin bulunmadığını savunur ancak iş giyinmek noktasına geldiğinde onları çırılçıplak bulamazsınız.''
Nerden nasıl böyle bir yargıya varabilmektesin,ahlak ile ateizmin ne alakası var.
Hangi ateist tüm toplumsal etik değerler yıkılsın demiş?
Nerden uyduruyorsun böyle cümleleri?
......................…
Peki, ahlaklı bir insan 9 yaşında bir kız çocuğuyla yatağa girebilir mi? Bu normal midir? Üstelik herkesten daha ahlaklı olması gereken bir peygamberin bunu yapması ne kadar normaldir?
Saçma sapan sorular sormayı bırak da öncelikle bu soruya cevap ver.
Averroes
08-06-2009, 22:22
Skandal!!!
Birisi yazımı silmiş oraya da edit yazmış. Yanına bir de bütün ateistleri ahlaksızla suçladığım gibi mesnetsiz bir iddia yazılmış. Yazımın bütününü anlamamakla ilgili vahim bir hata bu. Üzüldüğüm nokta, sanki ben bütün ateistlere ahlaksız demişim gibi bir suçlamayla karşı karşıyayım. Ateistlerin tümüne ahlaksız demediğim gibi onların da ahlaklı olabileceğini vurguluyorum. Ateistleri ahlaka sahip olmamakla değil bunu temellendirememekle suçluyorum. Cinsel ilişki konusunda yanlış anlaşılmamak için kaç yerde sizi böyle bir şeyden tenzih ediyorum diye yazdım. Şimdi de ediyorum. Yazımda, ateistlere karşı hakaret içeren ya da onların olağan dışı cinsel durumlar içerisinde olduğunu belirten tek ifade yoktur. Sadece bunu ne ile temellendirdiklerini soruyorum. Yazımın ve meramımın tamamı aşağıdaki linktedir. İsteyen bu linki okusun, benim böyle çirkin bir olayı ateistlere atfetmediğimi herkes görecektir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5810&highlight=schopenhauer
Üstelik şunu da vurgulamak isterim. Burada bulunan bir çok ateist kendisiyle yazışmaktan çok haz aldığım kişiler. Edit’in yanına yazdığınız not, onları benim hakkımda olumsuz düşünmelerine yol açabilir.
Bir şey daha,
Forumun çeşitli yerlerinde ateistler tarafından Müslümanlar aleyhine yazılmış nerden bakarsanız bakın hakaret olan cümleler var. Benim yanlış anlaşılmış cümlem yüzünden yazımı silen kişi ya da kişiler bu cümlelere neden müdahale etmiyor acaba? Ateist için hakaret serbest mi?
Selamlar
Skandal!!!
Eski yazından alıntı yapmışsın ve Ateistler neden ensest ilişki kurmaz yoksa Kuran'a mı inanırlar demişsin?
Ateistler insandır,insani değerleri vardır.
Hakaret serbest değil.
Ateist,müslüman,yahudi,hristiyan veya ötekiler.. İnanca bir isim takıldığında inanılan birşeyin sınırları daralmaz mı? Özgürlük kelimesi bile tam özgür kılmazken insanı; inanç denilen şey nasıl sınırlanabilir?
DipNot: Özgürlük de özgürlüğün esirleri olmak değilmidir?
Averroes
08-06-2009, 23:09
Aydoe sakın o edit'i koyan bendim deme. Yoksa gerekçeli cümlene çok üzülürüm. Dilaver yazdı de. Chat odasından da beni o atmıştı.
Diyorsun ki, "Eski yazından alıntı yapmışsın ve Ateistler neden ensest ilişki kurmaz yoksa Kuran'a mı inanırlar demişsin?"
Yani bu kadar mı basite indirgenir felsefi analizim? Yahu ateistin ya da müslümanın ne tür ilişki kurduğundan bana ne? Bilmem kaçıncı kez tekrar ediyorum: Sadece bu iğrenç eylemi yapmayacağını adım gibi bildiğim değerli ateist site katılımcılarının bunu nasıl temellendirdiklerini soruyorum. Bunun neresi yanlış? Seni rahatlatacaksa aynı soruyu müslümanlar da dahil istediğin bütün inanç sahipleri için de sorabilirim. Ben böyle basit sorular soracak birine benziyor muyum?
Ayrıca diyorsun ki, "Ateistler insandır,insani değerleri vardır. Hakaret serbest değil."
Ben aksini mi söylüyorum? "Ateistin insani değerleri yoktur" gibi bir cümleyi nerede yazmışım? Üstelik bir de psikologsun. Yazımın satıraralarını nasıl atlarsın?
Ha bir de şu var,
Bu yazıyı daha önce de yazmıştım. O zaman kimse yanlış anlamadı ve edit falan da konmadı. Demek turandursun.com'da birşey iki defa yazılınca tehlikeli oluyor. Neyse öğrenmiş olduk.
Bu arada yönetim kurulu üyeliğini kutlayayım yine de ben.
Selamlar
Averroes
08-06-2009, 23:14
Sayın Khaldun,
Gönderdiğiniz iletinin benim yazdıklarımla ilgisi var mıdır? Varsa biraz daha açar mısınız?
Selamlar
Sevgili Schopenhauer,
Müslüman olmayan toplumlarda örneğin Japon'larda ki ahlak kurallarını inceleyebilirsin.
Birde Suudda ki ahlak kurallarını inceler ve bir karşılaştırma yapabilirsin.
Ateizmin bir inanç olmadığını da artık anlamış olmanı beklerim.
Sürekli bu sorunu yaşıyorum. Uyum ve uyuşma sıkıntısı çekiyorum..
En geriye git ve ordan seyret Schopenhauer
En geniş ve bütünü görmeye çalış. ufak topic de bir parçayı yazmışımda anlamamış olabilirsin.cümleyi yolda yürürken bir kağıda sarılı olarak bulmuşsun gibi algıla. veya hangi şekilde istersen
Averroes
08-06-2009, 23:37
Sevgili Aydoe,
Japonlar saygı duyduğum, Suudlar ise fazla hazzetmediğim topluluklardır. Yine aynı şeyi söylemek zorundayım: İster Japon ister Suudi, ahlaklı olabilirler, burada tartıştığım konu "bu doğru ahlak bu değildir" değil. Başkalarına zarar vermemek kaydıyla herkes istediğini yapabilir ve bu yaptığına istediği adı takabilir. Burada problem yok.
Olayın ateist boyutunda ise durum farklıdır. Japon Şintoizm der, Taoculuk der, Budizm der. Kaynak gösterir. Bu kaynak gösterme olayı Japon ulusunu ortak paydada birleştirir. Bizde onlara Şintoist, Taocu ya da Budist deriz. Sorum şu: Size ne deriz? Eğer cevap ateizm ise kaynak isterim, yoksa kişiden kişiye değişen ateizm algınız olduğunu çıkarsarım. İş döner dolaşır yine tezime gelir. Ateistlerin "Tanrı yoktur"dan başka esaslı ortak paydaları yoktur.
Ateizme küçük bir ideoloji dememin nedeni de tam olarak budur. Sistematiği olmayan, bir cümle üzerinde dönüp dolaşan bir akım.
Selamlar
schopenhauer bu konuda hakli , her din kendisi ile birlikte bir norm ve yasa getirmistir.
Gunumuzde insanlarin bir arada toplum icersinde yasama kurallari , iliskileri artik dinin tesis edebileceginden cok daha grif karmasik ve ust duzeydedir,
Gunumuzde hic kimse ahlakli olmak zorunda degildir , ama insanlar yasalara uymak hukmundedir .
Bugun tabii oldugumuz ceza kanunlari , medeni kanunlar vb insan iliskilerini belirleyen ve sinirlayan ve duzenleyen kurumlardir.
Ahlakli olmak , kisinin erdem sahibi olmasi onun mutlaka dini bir referansa ait olmasindan ziyade almis oldugu aile terbiyesi , egitim seviyesi , kulturel birikimi ile de oldukca alakalidir.
Cemiyet icersinde itibarini pozisyonunu koruma icdugusude kisiyi frenleyen ve ahlakli olmaya iten bir etkendir ayni zamanda ,
Averroes
08-06-2009, 23:52
Sevgili Khaldun,
Cümlelerin güçlü göründü, ama keşke biraz daha fazla ipucu verseydin. Olsun ben yolda sarılı bir kağıdı bulmuş gibi davranacağım.
Demişsin ki, "İnanca bir isim takıldığında inanılan birşeyin sınırları daralmaz mı?
Ben de derim ki, Sınırları daraltmak göreceli olarak iyi olabilir. Bir düşünce içine herşeyi almamalıdır. İsmini vermediğin bir şeyi inancın olarak sahiplenemzsin.
Demişsin ki, "Özgürlük kelimesi bile tam özgür kılmazken insanı; inanç denilen şey nasıl sınırlanabilir?"
Diyorum ki, "Sınırlamanın her durumda kötü çağrışımları yoktur. Toplumun başına bela olanlar sınırlandırılmamışlıklardır.
Diyorsun ki, "Özgürlük de özgürlüğün esirleri olmak değilmidir?"
Diyorum ki, "Bu, senin özgürlüğün esiri olmaktan ne anladığına bağlı olarak değişir. Tamamıyla subjektifdir, ve felsefi spekülasyonlara açıktır.
Selamlar
elcihanaferin
09-06-2009, 00:48
Shopenhauer,
Uzun mesajlarınızın bir kısmını okuyabildim.
Descartes’ı da ateist mi yaptınız şimdi? Valla Descartes bunu duysa “hadi oradan” derdi size. Meşhur “Düşünüyorum o halde varım” ifadesini, ne şekilde ateist emellerinize alet edebildiniz şaşırdım. Bir yanlışlık yapmamışsanız büyük bir hata yapmışsınız. Descartes’ın “varım” demesiyle Tanrı’nın olmaması arasında nasıl bir bağlantı kurdunuz anlamadım. Sanki biri diğerine bağlıymış gibi…
demişsiniz. Mugalata yapmayın. Descartes'in ateist olduğunu söylemedim. O dönemin şartları altında Tanrıyı reddedemediğini söyledim. Şaşırmanız falan gereksiz. Şaşıracak bir şey yok. Descartes 'Düşünüyorum, öyleyse varım' demekle büyük çığır açmıştır. Çünkü düşünmek, sorgulamak demektir. Sorgulama bir kere başlamışsa gerisi önemsizdir. Ayrıca;
Tanrı nedir? Bilinebilir mi? Nasıl bilinebilir veya nasıl bilinemez? Var mıdır, yok mudur? ... Şimdi kafasını iki elinin arasına almamış ve bu sorular üzerinde kendi insiyatifiyle kafa yormamış kişinin, düzmantıkçı ve salt metin-üzerinden-değer-biçici yaklaşımları onu sadece doğruyu yakaladığına inandırabilir ancak bu genel geçer bir veri değildir. Yanılmış olma durumu ihtimal dahilindedir. İnsan yokluk durumuna nasıl karar verebilmektedir? ... Ama buna inanmayan kişinin olmadığını ispat etmesi için bütün dünyayı dolaşması gerekir. Tanrı’nın yokluğu savunulurken, bütün dünya (kainat) dolaşılmış mıdır? Bir yargının yapılabilmesi için zaruri olan “bütün ihtimallerin hesaba katılması ilkesi”ne riayet edilmiş midir? Tanrı’nın varlığının olmadığı ifadesi “inanç” mıdır yoksa “bilgi” midir?
demişsiniz. Yine yazılanları okumadan mugalata şeklinde alel acele yazdığınız anlaşılıyor. Bilgi ile inanç çok farklıdır. Haber olarak anlaşılan bilgiden bahsetmiyoruz herhalde. O zaman bilimsel bilgiden bahsediyoruz ve bilimsel bilginin ne olduğunu anlatmıştım. 33 Numaralı mesaja bakarsanız bunu görürsünüz. İnanç, bilimsel bilginin ilgisi dışındadır. İnançsa bilimsel bilgi tanımaz.
Ateist zaten düşünmüş ve sorgulamasını yapmıştır. İnançlılar gibi toplumun kabulü ile çelişmemek, ortada gözükmemek, kaybolmak için tembellik yapmamış, rehavete düşmemiştir.
Yanlış argümanlar yapmayın; sizin ilk mesajınıza karşılık yazdığım 33 numaralı mesaja dikkat ederseniz, bazı kelimeler ve cümleleri değiştirmekle beraber hemen aynı mesajınızı yazdığımı görürsünüz. Dolayısıyla, aksi de gayet varit olacak şeylerle bir sonuca varamazsınız. Bunu göstermek için yine sizden alıntı yapayım: 'Tanrının varlığı savunulurken bütün dünya (kainat) dolaşılmış mıdır?' Bir de bu işi sadece İslamiyete indirgemeniz de çok acayip geldi. Konu aslında teist dinlerin hepsi için geçerlidir. Teist dışındaki dinler mesela putperestlik ve hele budizm çok farklıdır, aynı gizemi taşımazlar, bu açıdan çok daha anlaşılırdırlar.
Ama ben sizin bu uzun ve çelişkili mesajlarınızın sebebini gayet iyi anlıyorum. Siz 'neden hiçbir şey yoktur' demezsiniz. Mutlaka sizin için 'bir şey vardır'. Bizler, dünya, evren vs hiç birisi olmayabilirdi. Bu varoluşun tamamiyle rastlantısal olması ihtimali, yani zorunlu olmayışı, sizi dehşete düşürür. İşte böyle düşünceler, teist dinlerin beslendiği damarlardır. Çünkü din, insanları kaostan çekip çıkarmak vaadindedir; hayatın rastlantısal değil de, bir maksadı, manası olduğunu aşılar. İşte bu nokta, kaosun yaygın olması ve rastlantı ihtimali, sizi telaşa düşürüyor.
abdulKADİR
09-06-2009, 03:24
Yazıyı dikkatli okusaydın, Bush dönemindeki dinleri kullanma politikasının artık sona erdiğini, Obama'nın gelişi ile birlikte toplumdaki tutuculuğa karşı liberallere daha geniş hareket alanı sağlandığını görürdün. Yazının başlığını da tekrar okumanda fayda var.
Yazıda Bush ve Obama dönemlerine atıfta yapıldığı bir cümle göremedim ben. Yoksa farklı yazılardan mı bahsediyoruz?
Tam aksi yazar, yeni ateizmin 11 Eylül'le birlikte yükselişe geçtiğini belirtmiş ki, bu da tam Bush dönemine ait bir yükseliş.
Obama dönemi dinlerin siyasete alet edilmeyeceği ve ateistler kadar dindarların da daha özgür olacakları bir dönem olacağa benziyor. Bu anlamda herkes eteğindeki taşı dökebilcek bir ortam bulabilecek demektir. Dünyayı dinler savaşı yerine ateistler ve dindarlar mücadelesi bekliyor demektir. Gazamız mübarek olsun :)
Burada önemli olan, tüm dinlerin insanlarca uydurulmuş, saçma sapan ortaçağ felsefeleri olduğunu çok iyi bilen insanların artık sessiz kalmaması, gerçekleri herkesin görmesi için ortaya atılmalarıdır. Artık şeker suya düşmüştür, bütün dinler zamanla yok olacak, insanoğlu bu çağdışı, ilkel, anlamsız felsefelerin zararlarından kurtulacaktır.
İnsan vücudunda iman genlerinin tespit edildiği bir çağda bu iddiaları yapabilmek pek akıl kârı olmasa gerek ama fikir beyanında özgürsünüz elbette.
Bu iddia çerçevesinde sizler de bindiğiniz dalı kesmeye, yolculuk ettiğiniz gemiyi delmeye devam edin. Bizlerse sizleri bu maceradan vazgeçirmek için elimizden gelen gayreti göstermek zorundayız. Bizi mazur görün.
Ortaçağ ve Rönesans olayına gelince...
Bu toprakların Ortaçağ yaşamadığını nerden çıkardığını anlayamadım. Bu topraklar 500 yıl önce deniz dibinden yükseldi de biz mi bilmiyoruz? Ne demek Ortaçağ yaşamadı?
Batı Roma İmparatorluğunun yıklılışından (6. Y.Y) İstanbul'un fethine kadar (16.Y.Y) geçen dönem ortaçağ diye adlandırılmış. Zaman olarak elbette yaşandı. Ne demek istediğimi anlamış olmalıydın. Ortaçağ, Avrupa'nın karanlık bir çağıdır. 1000 yıllık bir gerileme dönemidir. Doğudan Osmanlı, güneyden Endülüs komuşuluğu Avrupa'ya çok şey kazandırmış, bu kazanımlarla Fransız ihtilaline, aydınlanmaya ve rönesansa girilmiştir. Bu gerçekleri en basit Avrupa tarih kitaplarında okuyabilirsin. Avrupa'nın karanlık Ortaçağı İslam medeniyetinin dorukta olduğu bir dönemdir. Bu anlamda müslümanların ne rönesansa ne de reforma ihtiyacı vardı. Aslında hiçbir zaman olmadı ya neyse...
Bu topraklarda Mustafa Kemal gibi bir deha çıkana kadar Rönesans ve Reform yaşanmadığı doğrudur. Mustafa Kemal bu devrimleri, üstelik böylesine bağnaz insanlarla dolu bir ülkede, çok kısa bir sürede gerçekleştirmiştir.
M. Kemal'in yaptıkları ne rönesanstır ne de reformdur. Deform ve devrim olduğu doğrudur. Çürük direklerin bahane edilerek bütün sarayın devrildiği bir devrim...
Ama ondan önce deform girişimleri olmadığı doğru değil. Halk içinde ''gavur Mahmud'' diye anılan bir II. Mahmud, ve III. Selim gibi padişahlar bu açılışı ondan 200 yıl önce başlatmışlardı.
Keşke Avrupalılar gibi Rönesansı da Reformu da aynı zaman periyodunda yaşayabilseydik. Sınırlarımızdaki insanlar ortaçağ karanlığından kurtulurken, bu topraklardakiler zamanın en gelişmiş rasathanesini topa tutmakla meşguldü, meleklerin eteklerinin altını dikizliyorlar diye. Matbaa bu topraklara tam 277 sene sonra geldi, "gavur icadıdır, dinimize gerekmez" diye. Kendince öğündüğün, dinin yükselişe geçmesi top yapmıştı ozamanlar. Peki ne oldu sonunda? Ne oldu koca cihan imparatorluğunun hali? Öğünülecek bir durum var mı ortada?
Bu dediklerin doğruysa ''zamanın en gelişmiş rasathanesi'' nasıl kurulmuş acaba? :) Bu cümlen bile iddialarını yalanlıyor, benim ekleme yapmama gerek yok sanırım.
Her devletin bir sonu vardır, her insanın bir ölümü olduğu gibi. ''Ebed müddet'' bir devlet görüyor musun yeryüzünde? Daha 200 yıl önce A.B.D diye bir devlet yoktu yeryüzünde.
İmparatorluğu kaybettik diye kendimizi de mi kaybedelim, değerlerimizi inkar mı edelim?
Yok biz alamayalım...
paslıçivi
09-06-2009, 07:18
Yani bir anlamda ateizminizin temeline Kuran'ın Allah'ını yerleştiriyorsunuz. Ne kadar yanlış...
ateist insan henüz zihinde yaşadığı için ona giydirilen/etkilendiği dinle ve onun kitabı tanrısıyla mücadele etmeye devam eder.. nasıl hindu kökenli bir ateist semavi dinlerin kitapları ve tanrısıyla mücadele etmezse(yanlışlamaya çalışmazsa) musevilikle zehirlenmiş bir ateist de incil ve kuranla mücadele etmez.. siz avrupaya gidin ordaki ateistlerle bir tartışın bak, size kurandan ve onun allahından hiç bahsetmezler.. onların işi gücü isa ve incille uğraşmaktır.. kuran allah ve islamiyet onların zihninde zaten batıl bir dindir..
. Bir kimse yeşil bir leopar gördüğünü iddia ederse, onu işaret parmağıyla göstermesi yeterlidir. Ama buna inanmayan kişinin olmadığını ispat etmesi için bütün dünyayı dolaşması gerekir. Tanrı’nın yokluğu savunulurken, bütün dünya (kainat) dolaşılmış mıdır?
buna yönelik ateistlerin de alaaddinin lamba cini benzetmesi vardır.. o ne kadar anlamsız ise sizin verdiğiniz bu örnek de o kadar anlamsızdır.. bir kişinin yeşil leopar görmesi sadece o kişiyi bağlar.. diğer insanların bu yeşil leopar hikayesine inanması ya da onu yanlışlaması gerekmez.. istisna olan bir şeyi gördüğünü iddia eden kişi yeşil leoparın varlığını kanıtlamak zorundadır..
Tanrı’nın varlığının olmadığı ifadesi “inanç” mıdır yoksa “bilgi” midir?
her insan yaşadığı toplumun teist inancıyla az yada çok zehirlenir.. ailesi zehirlemese topluma karışmak zorunda olan çocuk yaşadığı çevre ve medya organlarıyla zehirletilir..
teizmle yeterince zehirlenmiş bir kişi sonradan ateist olduysa bu bir inançtır.. çünkü onun zihninde artık bir tanrı imajı vardır.. zihinden arınmadığı sürece tanrı hakkında pozitif ya da negatif bir fikri benimseyip savunmak zorundadır.. tanrı imamjıyla fazla kirletilmemiş biri için de ateizm yine inançtır.. ailesi ne kadar çocuğu bu konudan uzak tutmaya çalışsa da yaşadığı toplum tarafında çocuğun zihninde bir tanrı imajı oluşur..
ateizm en azından şimdilik bir bilgi olması imkansızdır.. tanrının yokluğu ne zaman sınanbilen bir şey olabilirse ve açık bir gökyüzü gibi tüm insanlığı bağlarsa o zaman bir bilgidir..
bazı doğu dinlerinde/felseflerinde yaratıcı bir tanrı kavramı yoktur.. yaratıcı tanrı kavramını algılayamazlar.. ama insanın doğasında(fıtratında) olan "metafizik bir olaya, güce inanmak" sebebiyle bu kişiler bile bu felsefenin kurucularını tanrısallaştırmışlardır..
Aksine Descartes Tanrının varlığına inanan ve bunu açıkça ve heryerde ilan etmekten çekinmeyen filozoflar Top 10 listesinin birinci sırasındadır. Tıpkı diğer çağdaşları gibi
muhammed de özüne inip aydınlanma yaşayan mistikler arasında 6. sıradadır.. okuduğum bir kitaba göre..
paslıçivi
09-06-2009, 07:59
“Ateist için teorik olarak bir elle, bir cinsel organ arasında bilimsel olarak hiçbir fark yoktur, olmamalıdır. Tek fark şekil ve işlev yönündendir. Zira kendisi Nietzsche gibi bütün ahlak yasalarının, bütün tabuların yıkılması gerektiğini, moral olarak değerli olan hiçbirşeyin bulunmadığını savunur ancak iş giyinmek noktasına geldiğinde onları çırılçıplak bulamazsınız. Madem cinselliğin teşhiri yasak değil niye çıplak değilsiniz? Yok eğer bu bizde de ayıp derseniz, ben de size şu hayati soruyu sorarım, “Kaynağınız nedir?” “Hangi ateist kuramcınız, hangi temele dayanarak çıplaklığı meşru göstermektedir?” Denebilir ki bu havada kafayı mı yedim çıplak dolaşayım? Bir yılda en az 2-3 ay adına yaz dediğimiz bir mevsim vardır. Neden bu aylarda çıplak dolaşmıyorsunuz o zaman? Diyebilirsiniz ki toplum baskısı var o yüzden. Ben de iddia ediyorum, bütün bir şehir (hükümeti, polisi de dahil) ateist olsaydı bile siz yine çırılçıplak dolaşmaya cesaret edemezdiniz. Yanınızda eşiniz ve kızınız o halde dışarı çıkmaya cesaret edemezdiniz. Delil mi? Vicdanınız şahidim. Lütfen kıskançlığınızı ahlak felsefesi temelinde (ya da sizin kendinizin belirleyeceği bir temelde) temellendiriniz.
cinsellik hayvanlar için varoluşun emri olan "üre, soyunu devam ettir" den ibaret olduğu için bu işlemi yapmak için bir özel ortama pek ihtiyaç duymazlar.. ve örtünmeye de... hayvan bilinçsiz bir yaratıktır ve tamamen ona kodlanan emirler eşliğinde içgüdüsel davranır.. ilkellik ve bilinç açısından gelişmeye uygun değillerdir.. hayvanlar cinselliği belli dönemlerde yaşarlar..
ama insan bilinçli bir canlıdır.. ve bilinç evrimini henüz tamamlamıştır.. bu yolda ağır ve emin adımlarla ilerlemektedir.. bu insan denen canlıya "ilkellikten medeniyete geçiş" olarak yansımaktadır..
insan için cinsellik ve bu organları sadece "üremekden, soyunu devam ettirmek"ten ibaret değildir.. insan duyguları olan bir canlıdır ve yaşadığı cinsellik iki kişiye özel(mahrem) olmasını ister.. cinsellik birbirini beğenen iki insanın arasında tamamen iki kişiye özel bir paylaşımdır..belli bir dönemi yoktur, insan denen canlının her zaman cinselliği yaşamaya uygundur.. bunun dinle inançla ilgisi yoktur.. ilkel/medeni insan olmakla ilgisi vardır..
hangi dinde hangi inançta hangi medeniyet seviyesinde olduğunuzun bir önemi yoktur.. az ya da çok bu işi kişi/kişilere özel olduğunu görürsünüz..
afrikanın balta girmemiş ormanlarında medeniyetten uzak insanlarda bile cinsel organlarını değişik şekillerde örtme eğilimi vardır, onlar ilkellikten henüz kurtulup yeterli bilinç düzeyine erişmedikleri için medeni bir insan gibi örtünemezler.. erkeklerin kıçı:scared: kadınların bir çoğunun göğüsleri:twitch: açıktır..
Sayın Azınlık arkadaşım, buyurmuşsunuz ki,
İdeolojilerin büyüklüğü önermelerinin sayısı ile değil o önerme(ler)deki fikrin önemi ile değerlendirilir. Büyüklüğün rakamlardan ibaret olduğu sanrısı dinlerin en büyük zaafıdır; sizleri de bu zaafın içinde görmekten büyük keyif aldığımı peşinen belirteyim.
Ateizm neden büyüktür? Onu büyük yapan şey nedir? Bütün varlık tezi görünmeyen bir varlığın olmadığı düşüncesine dayanan, ikinci bir önermesi olmayan ve de düzmantık bakıldığında sanki doğruymuş gibi görünen ama evrendeki bütün şeyleri ve de bunların birbiriyle ilişkisini bilmeden ve de bilemeyecekken söyleniveren, tezin sonuna eleştiri almaksızın kalemini bastırırcasına ve hıncından kırarcasına son noktayı koyan bir tez nasıl büyük olabilir? Büyük denilen şeylerin bir sistematiği olur, bir hayat görüşü olur, kendisine net sorular sorulabilir, ve de cevaplanabilme özelliği olur. Bunların hangisi ateizm için geçerlidir? Mesela bir ateistin sanatla ilgili görüşleri nedir? Bu belirli bir sistematik içinde midir? Yoksa bireyden bireye değişen bir farklılık mı arz etmektedir? Eğer bireyden bireye değişen bir farklılık arz ediyorsa, “Tanrı yoktur”dan başka ortak paydalar nelerdir? Siz müstakbel ateistlere “Tanrı yoktur”dan başka ne sunuyorsunuz? Yerine ne koyuyorsunuz?
Bir ideolojinin büyüklüğünün nicel olduğu yanılgısı içinde olmanıza sevindiğim kadar okuma, anlama, ve mantık yürütme konularındaki zaafınıza üzüldüm.
Ateizmin anladığınız anlamıyla "büyük" olmadığını zaten söyledim. Ateizmin "tanrı yoktur" deyişi bir tez değil, anti-tezdir. Bu anti-tezin yanlışlığını ortaya koyabilmenin tek yolu tanrının varlığını kanıtlamaktır. Buyrun tanrınızın varlığını kanıtlayın; Halep oradaysa arşın buradadır ...
Sanrılarınızın daha büyüğünü de koymuşsunuz ortaya: iyi sanat, iyi ahlak, düzgün bir hayat tarzı, adil bir hukuk sistemi vaadeden din denen kepazelik bunların hiçbirini beceremediği gibi tamamının yozlaşmasına, bozulmasına, dejenere olmasına, amacından uzaklaşmasına sebep olmuştur. Aydın dünya buna ortaçağ ertesinde uyanmış ve sayılan alanların dinler ile bağını sonsuza kadar koparmıştır.
Ateizm bir antitez olmak özelliği ile "tez" ortadan kalktığında kendiliğinden yok olacaktır. Bu ortak amaca yürümek için dinlerden özgür bireylerin ateist söylemden başkaca bir paydaya ihtiyaçları yoktur. İnsan onurunun en büyük düşmanı olan din karşısında verilen savaşın hedefi ortaya yeni bir söylem ve sistem koymak değil, dinlerin insanlığa verdiği hasarın onarılmasıdır.
Herşeyi yanlış anlamışsın güzel kardeşim. Ateizme karşı böyle tutarsız ve anlamsız tezler geliştirmeden önce teizm ve ateizmin ne olduğunu iyice araştırman gerekir.
A.
İnsan vücudunda iman genlerinin tespit edildiği bir çağda bu iddiaları yapabilmek pek akıl kârı olmasa gerek ama fikir beyanında özgürsünüz elbette.
Bu iddia çerçevesinde sizler de bindiğiniz dalı kesmeye, yolculuk ettiğiniz gemiyi delmeye devam edin. Bizlerse sizleri bu maceradan vazgeçirmek için elimizden gelen gayreti göstermek zorundayız. Bizi mazur görün.
İman geni konusunda bilim adamları bakalım ne diyorlar…
"İnsanda VMAT2 adıyla bilinen bir genin belli bir noktasındaki nükleik asit dizilimi cytosine veya adenin yönünden zenginlik göstermekte ve buna bağlı olarak da beyin kimyasallarından monoaminin sentezi az veya çok olmaktadır. Söz konusu maddenin üretimi sonucunda kişide spritüel düşünceler artar. Bu üretimin fazlalığı kişide mistik görüşlerin artmasına, kişinin kendisini evrenle bütünleştirmesine tasavvufi duygulara yönelmesine vesile olur."
Sen bu ifadelerden ne anlıyorsun bilmiyorum ama benim anladığım bu genin insanlarda bir çeşit şizofreniye neden olduğudur. Denizlerin yarılmasına, Ay’ın ikiye bölünmesine, Nuh tufanı hikayesine inanma hastalığına sebebiyet verdiğidir. Bu açıdan bakarsak, din safsatalarına gerçekten inanan insanların bir çeşit hasta olarak değerlendirilmesi gerekir. Monoazminin sentezi fazlalığı nedeniyle din saçmalıklarına inanma hastalığı.
Bizi bu maceradan vazgeçirmeye çalışıyorsunuz sözde ama farkında değilsiniz ki, asıl hasta olan sizsiniz. Bu hastalık nedeniyle beyninizin bir kısmı köreliyor, kullanım dışı kalıyor sanırım. Normal bir insanın rahatlıkla görebilecekleri gerçekleri göremiyorsunuz. Hastanın yanında iyi şeyler söylemek gerek ama kusura bakmayın. Sizin hastalığınız bana zarar verdikçe benim bu hastalığa karşı çıkmamak gibi bir inisiyatifim olamaz.
Avrupa'nın karanlık Ortaçağı İslam medeniyetinin dorukta olduğu bir dönemdir. Bu anlamda müslümanların ne rönesansa ne de reforma ihtiyacı vardı. Aslında hiçbir zaman olmadı ya neyse...
Böyle bir fikre beyan edebilen bir insan dünya gerçeklerinden uzak demektir. “Kuran’da her şey belirtilmiştir, başka bir şeye ihtiyaç yoktur” zihniyetidir bu. Bu zihniyetin bugün İslam alemini getirmiş olduğu yer ortadadır. Afganistan’a, Pakistan’a bak, Irak’a bak. Fazla söze gerek yok…
M. Kemal'in yaptıkları ne rönesanstır ne de reformdur. Deform ve devrim olduğu doğrudur. Çürük direklerin bahane edilerek bütün sarayın devrildiği bir devrim...
Bugün hayatta olmasını büyük ihtimalle Atatürk’e borçlu olan insanların bu şekilde konuşması en azından nankörlüktür, kötü niyetliliktir. Bu ülkede yaşıyor olup da Atatürk’ü sevmeyen bir insan, olsa olsa beyni tazyikli suyla yıkanmış bir mürit olabilir.
Bu dediklerin doğruysa ''zamanın en gelişmiş rasathanesi'' nasıl kurulmuş acaba? Bu cümlen bile iddialarını yalanlıyor, benim ekleme yapmama gerek yok sanırım.Her devletin bir sonu vardır, her insanın bir ölümü olduğu gibi. ''Ebed müddet'' bir devlet görüyor musun yeryüzünde? Daha 200 yıl önce A.B.D diye bir devlet yoktu yeryüzünde. İmparatorluğu kaybettik diye kendimizi de mi kaybedelim, değerlerimizi inkar mı edelim? Yok biz alamayalım...
Benim cümlelerimin yalanladığı bir şey yok. Rasıd Takiyüddin’in III.Murat’ı ikna etmesi ile 1577’de kurulan dönemin en gelişmiş rasathanesi üç yıl sonra 1580’de dini taassup yüzünden top ateşi ile yıktırılmıştır. Burada rasathanenin yapılmış olması önemlidir, ancak yıkılmış olması çok daha önemlidir, çünkü bu olay bundan sonraki dönem için bir nirengi noktası olmuştur.
Tarihte birçok devlet sona ermiştir ama bakarsan bunların her birinin çeşitli sebepleri vardır. Osmanlı’nın çöküşünün sebebi özellikle hilafetin alınmasından sonra devletin dini taassuba bürünmesi ve bu yüzden bilimden uzak kalınması, buna mukabil Avrupalıların Rönesans ve Reform ile din kisvesinden kurtularak bilim ve teknolojide süratle ilerlemeleridir.
Çünkü İslam dini yeniliği kabul etmez. İslamda yeniliğe yer yoktur. Çorbaya sineğin bir kanadı düşerse diğer kanadını da batırman gerekir. Bunun aksini iddia eden, bilimsel olarak gereksiz olduğunu ispat eden bir bilim adamına bile islamda yer yoktur.
Senin değerlerimiz dediğin şey aslında arap kültürüne ait değerlerdir. Türkler müslüman olmadan da büyük imparatorluklar, büyük devletler kurmuşlardır, çok zengin kültürleri mevcuttur. Aslına bakarsan, Türkler islamiyeti kabul etmekle öz değerlerinden uzaklaşmış, araplaşmıştır.
abdulKADİR
09-06-2009, 17:55
Bizi bu maceradan vazgeçirmeye çalışıyorsunuz sözde ama farkında değilsiniz ki, asıl hasta olan sizsiniz.
Sen okuduğunu anlayamayacak kadar ''mankurtlaşmış'' ve bu sitedeki resmin ve rumuzunla özdeşleşmiş birisin. Dindarları ''hasta'' ilan edecek kadar gözü dönmüş biriyle konuşulacak hiçbirşey yoktur.
Dindar arkadaşları sana karşı uyarıyor ve seni muhatap almamaya davet ediyorum.
Averroes
09-06-2009, 20:41
Sayın Azınlık,
Demişsiniz ki,
Ateizmin anladığınız anlamıyla "büyük" olmadığını zaten söyledim. Ateizmin "tanrı yoktur" deyişi bir tez değil, anti-tezdir. Bu anti-tezin yanlışlığını ortaya koyabilmenin tek yolu tanrının varlığını kanıtlamaktır. Buyrun tanrınızın varlığını kanıtlayın; Halep oradaysa arşın buradadır ...”
Diyorum ki,
Yani bu cümleyle varlık nedeninizin biz inanırlara bağlı olduğunu itiraf ediyorsunuz. Anti-tez üretmek için bizim tezimizi beklemişsiniz. Yalnız hatırlatırım Azınlık, anti-tez, her ne kadar da “anti” olsa sonuçta yine tezdir. Yani tezimizi açıklama zorunluluğu bizi olduğu kadar sizi de bağlamaktadır. Üstelik daha fazla… Çünkü “yoktur” diyen, “vardır” diyenden daha fazla çalışması gerekir. Yok olduğunu ispatlamak için bütün kainatı dolaşması, gerekir. Üstelik genel yargılara ulaşabilmesi için gelecekteki olası durum farklılaşmalarını da bu günden öngörmelidir. Bütün bunlar sağlanmış mıdır?
Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için gelmedim bu siteye. Sizinle yazışma nedenim bu değil. Üstelik “kanıt” sözcüğünden anladığınız Tanrı’nın görünebilir kılınmasıysa sizi temin ederim bu hiçbir zaman olmayacaktır. Tanrı kanıtlanmaz, o bir duyumsayış, hissediş biçimidir. Kanıtlanmaz ama aranabilir. O’nu arayan, onu zaten bulmuştur.
Sayın Elcihanaferin,
Diyorsunuz ki,
“Yine yazılanları okumadan mugalata şeklinde alel acele yazdığınız anlaşılıyor. Bilgi ile inanç çok farklıdır. Haber olarak anlaşılan bilgiden bahsetmiyoruz herhalde. O zaman bilimsel bilgiden bahsediyoruz ve bilimsel bilginin ne olduğunu anlatmıştım. 33 Numaralı mesaja bakarsanız bunu görürsünüz. İnanç, bilimsel bilginin ilgisi dışındadır. İnançsa bilimsel bilgi tanımaz.”
Diyorum ki,
Doğruluğu kanıtlanabilen bilgi yoktur, varsa bile bilinemez. Bilim dediğiniz şey bir teoriler yığınıdır. Yarın değişip değişmeyeceği, yürürlükte kalıp kalmayacağı ( i.e. Newton fiziği) şüphelidir. Değişme potansiyeli olan bir şeye statik, yanılmaz, şaşmaz, çürütür, alt-eder gibi ünvanlar verilerek muamele edilemez.
Bilim sizin anladığınız gibi bir temenni etme müessesesi değildir. Bilim temenni etmez. Olanı açıklar olması gerekeni değil. Tanrı konusunda ağzını bile açmaması gerekir. Çünkü onun sahası değildir. Çok çok şu ana kadar “görülememiştir” der. “Her görülemeyen şey yoktur” gibi tüm zamanları ve evreni kapsayıcı bir iddia atamaz. Sokaktaki insan bunu yapabilir ama bilim adamı yapamaz.
Ateizm bilimsel bir bilgi değildir. Bir bilgi bile değildir. Felsefedir. Bilim’in kapısına sürünerek “Medet ya bilim” diyerek yardım dilenen,herkesin üzerinde hemfikir olduğu genel bir çalışma ve araştırma sahası olmayan, önkabülcü, önyargılı, ve de öfkeli bir felsefedir.
Sayın Paslıçivi,
Diyorsunuz ki,
“buna yönelik ateistlerin de alaaddinin lamba cini benzetmesi vardır.. o ne kadar anlamsız ise sizin verdiğiniz bu örnek de o kadar anlamsızdır.. bir kişinin yeşil leopar görmesi sadece o kişiyi bağlar.. diğer insanların bu yeşil leopar hikayesine inanması ya da onu yanlışlaması gerekmez.. istisna olan bir şeyi gördüğünü iddia eden kişi yeşil leoparın varlığını kanıtlamak zorundadır..”
Diyorum ki,
“Sizi yeşil leopar görülmeyeceğine ikna eden nedir? Bir şeye araştırmadan “yoktur” demek bilimsel bir metod mudur? Farz edelim hakikaten Tanrı yoktur, belki doğru cümle kurarsınız, ama yokluğa bütün yerler, şartlar ve durumlar hesaba katılmadan karar verildiği için bu yine sizin zaferiniz olamaz. Sadece doğru cevabı “tutturmuş” olursunuz. Böyle bir “Tanrı yoktur”un doğru çıkmasıyla, “dolapta sandviç yoktur”un doğru çıkması arasında hiçbir fark yoktur.
Zaten şunu bizzat siz yazmışsınız:
“ateizm en azından şimdilik bir bilgi olması imkansızdır.. tanrının yokluğu ne zaman sınanbilen bir şey olabilirse ve açık bir gökyüzü gibi tüm insanlığı bağlarsa o zaman bir bilgidir..”
Karl Popper’ın ruhu şad olsun…
Selamlar
Yani bu cümleyle varlık nedeninizin biz inanırlara bağlı olduğunu itiraf ediyorsunuz. Anti-tez üretmek için bizim tezimizi beklemişsiniz. Yalnız hatırlatırım Azınlık, anti-tez, her ne kadar da “anti” olsa sonuçta yine tezdir
Yazının sonunu okuyacak zamanınız/sabrınız olmamış anlaşılan:
Ateizm bir antitez olmak özelliği ile "tez" ortadan kalktığında kendiliğinden yok olacaktır.
Bir "anti-tez" üretilmek için tabi ki "tez"i bekler; aksi halde anti-tez olmaz, saçmalık olur.
"Anti" olmak özelliği ile ateizm tezi bugüne kadar teizmin ürettiği tüm önermeleri başarıyla çürütmüştür; olmayanı savunmak zordur.
A.
Sen okuduğunu anlayamayacak kadar ''mankurtlaşmış'' ve bu sitedeki resmin ve rumuzunla özdeşleşmiş birisin. Dindarları ''hasta'' ilan edecek kadar gözü dönmüş biriyle konuşulacak hiçbirşey yoktur.
Dindar arkadaşları sana karşı uyarıyor ve seni muhatap almamaya davet ediyorum.
Sayın Abdulkadir,
Okuduğumu anlayamayan biri olsaydım, en azından agnostik düşüncede olmazdım. Bir insanın böyle düşünebilmesi için çok okuması, her yönüyle sorgulaması ve kendini mutlak ikna etmesi, ayrıca son derece cesaretli bir insan olması gerekir. Çünkü, bildiğin gibi bu işin şakası yoktur.
Wolf rumuzu soyadımdan gelir, başka bir anlam taşımaz.
Resimde gördüğün bir Paranthropus boisei'dir. Bu hominid 2.6-1.2 milyon yıl önce Doğu Afrika'da yaşamıştır. Doğrudan atamız olmamakla birlikte, soyağacımız Australopithecus Aferensis'de kesişmektedir. Yani bir nevi kuzenimizdir. Daha fazla bilgi için:
Tıkla (http://en.wikipedia.org/wiki/Paranthropus_boisei)
Bu zorunlu açıklamalardan sonra gelelim hastalık olayına...
Öncelikle hasta olmak ayıp birşey değildir. Kimse başka bir insanı hasta olduğu için ayıplamaz. Hasta insan, tedaviye ihtiyacı olan, yani yardıma muhtaç insandır. Birinin diğerini hasta ilan etmesi, onun gözünün dönmüş olduğunu göstermez. Öyle olduğuna inandığını gösterir.
Peki, acaba neden öyle düşünüyorum? Bazılarını sırasıyla sayalım:
1. Evrim bilimsel bir gerçektir. 150 yıl boyunca aksine herhangi bir bulgu olmadığı halde, evrim gerçeği her geçen gün daha iyi biçimde anlaşılmakta, her teknolojik ilerleme kuramı desteklemektedir.
2. Kutsal kitaplar çelişkilerle doludur. Kitaplarda Sümerler gibi eski medeniyetlere ait destanlara yer verilmiştir (Gılgamış-Nuh Tufanı gibi). Tevrat'ta Sümerlerden bir sürü alıntı mevcuttur. Kuran'da da Tevrat'tan bir sürü alıntı yapılmıştır.
3. Zeitgeist (2007) isimli belgeselin ilk bölümünde İsa peygamber diye bir insanın yaşamadığı, incilde anlatılan İsa'nın, eski Mısır güneş tanrısı Horus ile neredeyse birebir özdeş olduğu açıkça anlatılmaktadır.
4. Kuran'a gelince... Evreni yaratmış bir yüce varlık kullarına küfretmez, aşağılamaz, beddua etmez. Çelişkili ve bilimsel kanıtlara aykırı ayetler göndermez, matematik hatası yapmış olamaz. Kuran'da yer alan ayetlerin ne zaman, hangi durumlarda inmiş olduğunu incelersen, bunların Muhammed tarafından yazdırıldığını rahatlıkla anlayabilirsin. Zayıf durumdayken "senin dinin sana, benim dinim bana" der, güçlenince "müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün" der. Evlatlığının zevcesine göz koyar, arka arkaya ayetler gelir ve bir de bakarsın ki, karısı olmuş. Örnekler çoğaltılabilir.
Bana karşı bir tür cihat ilan etmişsin kendince ama şunu bil ki, gerçekleri görmüyor veya göremiyorsun. Muhammed insanları Allah ile aldatmıştır. Bu çok açık bir gerçek olduğu halde, 1400 yıldır insandan insana aktarıldığı için mutlak gerçek kabul edilmektedir.
Kimsenin beni muhattap alması veya almaması gibi bir derdim yok. Beni asıl rahatsız edecek olan husus, bildiklerimi diğer insanlardan saklamak olur. Burada oturup, değerli zamanımı sarf etmemin yegane sebebi budur.
Saygılar...
Doğruluğu kanıtlanabilen bilgi yoktur, varsa bile bilinemez. Bilim dediğiniz şey bir teoriler yığınıdır. Yarın değişip değişmeyeceği, yürürlükte kalıp kalmayacağı ( i.e. Newton fiziği) şüphelidir. Değişme potansiyeli olan bir şeye statik, yanılmaz, şaşmaz, çürütür, alt-eder gibi ünvanlar verilerek muamele edilemez.
Burada hemen bir girdi yapalım ki, Newton'un ruhu da incinmesin.
Bir dönem tüm cisimlerin hareketini açıkladığı düşünülen Newton’un klasik mekaniğinin, 20. yüzyıla doğru, gerek evren çapında gerekse atom-altı düzeyde yeni olgularla karşılaşıldığında, bunları açıklayamadığı görülmüş ve Einstein’ın Görelilik kuramları ve kuantum mekaniği geliştirilmiştir. Görelilik ve kuantum, Newton mekaniğini reddetmez, onu aşar. Bu ikisi, Newton döneminde fark edilemeyen yeni bazı olguları da açıklayan daha geniş kapsamlı kuramlardır.
Yani Newton mekaniği çöpe gitmemiş, Einstein tarafından rölativite ve kuantum ilavesi yapılmıştır.
Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için gelmedim bu siteye. Sizinle yazışma nedenim bu değil. Üstelik “kanıt” sözcüğünden anladığınız Tanrı’nın görünebilir kılınmasıysa sizi temin ederim bu hiçbir zaman olmayacaktır. Tanrı kanıtlanmaz, o bir duyumsayış, hissediş biçimidir. Kanıtlanmaz ama aranabilir. O’nu arayan, onu zaten bulmuştur.
Bu kısmı atlamayalım: bu "buluş" sırasında Kur'an ne derece yararlı ve yardımcı olmuştur?
A.
paslıçivi
10-06-2009, 00:06
Sayın Paslıçivi,
Diyorsunuz ki,
“buna yönelik ateistlerin de alaaddinin lamba cini benzetmesi vardır.. o ne kadar anlamsız ise sizin verdiğiniz bu örnek de o kadar anlamsızdır.. bir kişinin yeşil leopar görmesi sadece o kişiyi bağlar.. diğer insanların bu yeşil leopar hikayesine inanması ya da onu yanlışlaması gerekmez.. istisna olan bir şeyi gördüğünü iddia eden kişi yeşil leoparın varlığını kanıtlamak zorundadır..”
Diyorum ki,
“Sizi yeşil leopar görülmeyeceğine ikna eden nedir? Bir şeye araştırmadan “yoktur” demek bilimsel bir metod mudur? Farz edelim hakikaten Tanrı yoktur, belki doğru cümle kurarsınız, ama yokluğa bütün yerler, şartlar ve durumlar hesaba katılmadan karar verildiği için bu yine sizin zaferiniz olamaz. Sadece doğru cevabı “tutturmuş” olursunuz. Böyle bir “Tanrı yoktur”un doğru çıkmasıyla, “dolapta sandviç yoktur”un doğru çıkması arasında hiçbir fark yoktur.
Zaten şunu bizzat siz yazmışsınız:
“ateizm en azından şimdilik bir bilgi olması imkansızdır.. tanrının yokluğu ne zaman sınanbilen bir şey olabilirse ve açık bir gökyüzü gibi tüm insanlığı bağlarsa o zaman bir bilgidir
ifademi iyi okursanız ben yeşil leopar görülemiyeceğini iddia etmiyorum.. bu olay sadece yeşil leoparı gören kişiyi ilgilendirir, beni değil, diyorum..
bu dünyada sadece yeşil leopar gören yok.. kutsal inek, fare, uçan beygir, konuşan fil, zıplayan kaplumbağa, yürüyen balina gördüğünü söyleyenler var.. siz şimdi bu saydıklarıma inanır mısınız yoksa bütün yerler, şartlar ve durumlar hesaba katılmadan mı karar verirsiniz..
o yüzdendir ki, tanrı kavramı tartışılırken böyle alaatinin cini, yeşil leopar, dolaptaki sandviç gibi absürt örnekler verilmesi çok anlamsızıdr ve abes kaçar..
inanç konularını konuşurken bilimsel metod lafını ağzınıza almayın derim.. ikisinin alanı çok farklıdır çünkü.. sen bir inancı reddedene hangi bilimsel metod dersen ben de sana vahiy olayının bilimsel metodunu sorarım..
araştırmadan karar vermekten bahsetmişsiniz.. siz sanırım nonteizm bilinçden bi haber bir dünyada yaşıyorsunuz.. bu sitedeki nonteist(ateist deist, panteist, agnostik) insanları bir inceleyin derim..
ayrıca ateizmin bir bilgi olmadığını yazan yazımla bu konuda nasıl bir bağ kurdunuz anlamadım..
bu arada bu sitede sadece ateistler yok.. konuştuğunuz her insanı hemen ateist zannetmeyin.. bu dünya sadece müslümanlar ve islamiyeti yanlışlamakla uğraşan ateistlerden ibaret değil..
ama bunun farkedilmesi için o kronik insanlık hastalığı zihin ve onun yöneticisi ego(sahtebenlik)dan arınmak gerekiyor..
yani farkındalık gerekiyor..
elcihanaferin
10-06-2009, 00:29
Sn. Schopenhauer,
Doğruluğu kanıtlanabilen bilgi yoktur, varsa bile bilinemez. Bilim dediğiniz şey bir teoriler yığınıdır. Yarın değişip değişmeyeceği, yürürlükte kalıp kalmayacağı ( i.e. Newton fiziği) şüphelidir. Değişme potansiyeli olan bir şeye statik, yanılmaz, şaşmaz, çürütür, alt-eder gibi ünvanlar verilerek muamele edilemez.
demişsiniz. Bu söyledikleriniz havada kalıyor. Doğruluğu kanıtlanabilir bilgi olmaması izafi bir durumdur. Bilimsel bilginin gelişmesini anlatmıştım, bir kere daha anlatayım: Akademisyenler bir teori geliştirir, ispatıyla beraber yayınlarlar (pozitif bilimlerden söz ediyorum). Bu teori, bütün dünyada diğer akademisyenler tarafından idik didik incelenir ve test edilir. Eğer yanlışlanamazsa, doğruluğu kabul edilir ve bilimsel bilgi olur. Ancak bu bu bilgi öylece kalmaz. Çünkü zaman geçtikçe bilimsel bilgimiz ve teknik artar. Dolayısıyla eskiden doğruluğu kabul edilen bilimsel bilgiler sürekli yeni buluşlar çıktıkça test edilir. Zaman gelir ve o bilgi çürütülür. İşte bilimsel bilgi böyle gelişir. Eğer bir bilgi çürütülemeyecek bir bilgi ise, o bilimsel bilgi sayılamaz.
Ben bunu baştan beri böyle yazdım. Sizin söylediğinizi ben zaten aktarmıştım. Şimdi benim size aktardığımı, yeni imiş gibi, bir miktar da tahrif ederek bana aktarıyorsunuz.
Bilim sizin anladığınız gibi bir temenni etme müessesesi değildir. Bilim temenni etmez. Olanı açıklar olması gerekeni değil. Tanrı konusunda ağzını bile açmaması gerekir. Çünkü onun sahası değildir. Çok çok şu ana kadar “görülememiştir” der. “Her görülemeyen şey yoktur” gibi tüm zamanları ve evreni kapsayıcı bir iddia atamaz. Sokaktaki insan bunu yapabilir ama bilim adamı yapamaz.
demişsiniz. Benim yukarıdaki tarifimden bilimin temenni ile yürümediğini anlamış olmalısınız. Ben bu anlayışta olarak hiçbir yerde 'bilimin temenni etme müessesesi' olduğunu da söylemedim. Siz benim söylediklerimi kendi açınızdan, size uygun hale getirip söyleyerek acayip bir şekilde düzgün tartışma yönteminin dışına çıkıyorsunuz. Daha önce de söyledim, Tanrı konusunda ağzını bile açmaz. Çünkü, inanç, ilgisi sahası dışında kalır. Hatırlayın, ha bahçenizin altında devler, cinler olduğunu, ha da Tanrı olduğunu iddia edin; bilimsel olarak bu önermelerin hiçbir değeri yoktur; böyle şeyler bilim dışıdır. Bilim statik bir şey değildir. Bilim bir süreçtir.
Ateizm bilimsel bir bilgi değildir. Bir bilgi bile değildir. Felsefedir. Bilim’in kapısına sürünerek “Medet ya bilim” diyerek yardım dilenen,herkesin üzerinde hemfikir olduğu genel bir çalışma ve araştırma sahası olmayan, önkabülcü, önyargılı, ve de öfkeli bir felsefedir.
demişsiniz. Elbette Ateizm bir felsefedir. Nasıl bilimsel bilgi olabilir ki? Ama bilimden yararlanması kadar da normal bir şey olmaz. Sizin burada ateizm hakkında kullandığınız küçümseyici sıfatlar, ateizmden ne kadar çekindiğinizin ve ne kadar kızdığınızın göstergesi olmuş; kendinizi ele vermişsiniz.
Ancak bilimle hiç ilgisi olmayan şey ise dindir. Din, her zaman bilime karşı ve düşman olmuştur. Çünkü bilim ilerledikçe insanlar dünyayı ve evreni gittikçe daha çok açıklamışlar ve din, bu açıklamaları kabullenme, onlara uymak zorunda kalmış, bir takım batıl inançlar da bu arada atılmıştır. Hatırlayın, dünya evrenin merkezi sayılıyordu. Kepler ve Galileo'nun nelerden geçti, Bruno nasıl yakıldı? Ama sonra ne oldu? Bütün o teorileri, 'inanca uygun' dur diye kabul ettiler. Neden bilimdeki gelişmeler ve açılımlar dinin tepkisini çeker? Bunun sebebi dinlerin, bilhassa da teistik dinlerin, her şeyi sabit farz etmesinden ileri gelir.
Dinler, ayinlerdeki davranışlarına ve öğretilerine bakıldığında iyi davranışları, Tanrıya inanarak ve öğretiye göre davranarak ölüm sonrasında cennete gitmeyi öğretiyorlar. Bu tarif doğruysa, din, fizik ötesi bir dünya kavrayışında olan bir hayat görüşü, şeklidir. Ama bu, binlerce senedir değişmeyen, iflas etmiş bir görüştür. Bütün dünyada birkaç dinci devlet dışında, hayat artık medeni kanunlarla yönlendirilmektedir. Neden? Çünkü dini hükümler yetersiz kalmış, toplumsal gelişmeyle baş edememiş, toplumsal gelişmenin gerisinde kalmışlardır. Dolayısıyla inanç, kendi dar çerçevesinde gittikçe de sınırlanmaktadır.
Daha önce de söylediğim gibi, evrenin bir rastlantı sonucu oluşumu ise teistik dinler için bir kabustur. Çünkü teistik dinler, hayatın bir maksadı olduğu iddiasındadır. Bu maksada göre de kati tarifler, ulaşılacak hedeflerin tayini, belli tarzda ritüeller vs ile donatılmışlardır. Elbette rastlantı sonucu bir oluşumu kabul edemezler; çünkü bu, çöküşleri olacaktır.
paslıçivi
10-06-2009, 06:00
"İnsanda VMAT2 adıyla bilinen bir genin belli bir noktasındaki nükleik asit dizilimi cytosine veya adenin yönünden zenginlik göstermekte ve buna bağlı olarak da beyin kimyasallarından monoaminin sentezi az veya çok olmaktadır. Söz konusu maddenin üretimi sonucunda kişide spritüel düşünceler artar. Bu üretimin fazlalığı kişide mistik görüşlerin artmasına, kişinin kendisini evrenle bütünleştirmesine tasavvufi duygulara yönelmesine vesile olur."
piyasada moklebemid(aurorix) diye bir ürün var.. antidepresandır.. monoamin oksidaz inhibitörüdür.. sosyal fobide endikasyonu önceliklidir..
daha önce fluoksetin(prozac)den denen antidepresandan bahsetmiştim.. bu ilaçların tıpta kullanımı daha çok yeni.. 20-25 yıllık..
zamanla bu ilaç piyasası geliştikçe sanırım inanç denen zihin hastalığı tedavi edilebilir olacaktır.. ve inanç bilinçdüzeyi açıklığında bir hastalık seviyesi olarak yerini alacaktır..
antimüslüman, antiisevi, antibudist vs..:drama:
milomanara
10-06-2009, 18:07
Ateizm yükselmiyor diyenler aşağıdaki CNN haberini izlesin lütfen:
185720
Yine yazıda adı geçen manevi babalarım :) Richard DAWKINS (http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_dawkins), Sam HARRIS (http://en.wikipedia.org/wiki/Sam_Harris_(author)), Christopher HITCHENS (http://en.wikipedia.org/wiki/Christopher_hitchens) ve Dan DENNET (http://en.wikipedia.org/wiki/Dan_Dennet)'in ateizmi tartıştığı The Four Horsemen(4 atlı) söyleşisinin linklerini aşağıda veriyorum. Temel olarak, yeni ateizm diye bir şey yok. Sadece bildiğimiz ateistlerin dindarlara karşı sabrı taştı. Richard Dawkins, "adamı zorluyorum, neredeyse ne çirkin suratın var diyeceğim alımıyor ama dinine laf edince hemen alınıyor, bizi küstahlıkla suçluyorlar, asıl küstahlık, bilmediği bir şey biliyormuş gibi iddia etmektir" diyor bu söyleşide. Dan Dennet ve Sam Harris, her ikiside "ateist" kelimesinin çok yıprandığını ve kullanılmaması gerektiğini, kendimizi ateist olarak tanımalamamız gerektiğini söylüyorlar. Sam, kendimizi her hangi bir şekilde tanımlamamıza gerek yok derken, Dan Dennet adına parlaklar dediği "the brights" hareketini başlattı. The brightes hareketi dindar ya da dindar olmamakla ilgili bir ayrım değil. Karekedinin uğusuzluk getirdiğine inanan bir ateist "bright" olmuyor, "super" oluyor. İnsanları doğaüstü şeylere(cin, peri, tanrı, noel baba) inananlar ve inanmayanlar olarak ikiye ayırmış. İnanalara süper, inanmayanlara parlak deniyor.
the brights hareketinin sayfası: http://the-brights.net/
Velhasıl, yeni ateizm diye bir şey yok. Çok çok çok farklı bir aydınlanma, doğaüstünden kurtulma dönemine girdik. Bunu başlatan adamlar ileride tarih kitaplarında saygıyla anılacaklar.
http://rapidshare.com/files/205710350/The.Four.Horsemen.DVDRip.XviD.part3.rar
http://rapidshare.com/files/210779443/The.Four.Horsemen.DVDRip.XviD.part4.rar
http://rapidshare.com/files/204904865/The.Four.Horsemen.DVDRip.XviD.part1.rar
http://rapidshare.com/files/205302094/The.Four.Horsemen.DVDRip.XviD.part2.rar
http://rapidshare.com/files/205217124/The.Four.Horsemen.DVDRip.XviD.part5.rar
Averroes
10-06-2009, 19:56
Sayın Paslıçivi, Elcihanaferin ve Azınlık,
Öncelikle işlerimin yoğunluğundan dolayı çok istememe rağmen siteye fazla zaman ayıramıyorum. Verdiğim cevaplar biraz gecikebiliyor. Bundan dolayı özür dilerim.
Yazdıklarınıza gelecek olursak,
Sayın Paslıçivi demişsiniz ki,
“ifademi iyi okursanız ben yeşil leopar görülemiyeceğini iddia etmiyorum.. bu olay sadece yeşil leoparı gören kişiyi ilgilendirir, beni değil, diyorum..
bu dünyada sadece yeşil leopar gören yok.. kutsal inek, fare, uçan beygir, konuşan fil, zıplayan kaplumbağa, yürüyen balina gördüğünü söyleyenler var.. siz şimdi bu saydıklarıma inanır mısınız yoksa bütün yerler, şartlar ve durumlar hesaba katılmadan mı karar verirsiniz..”
Diyorum ki,
eğer felsefeniz yeşil leopar gördüm diyenleri (İnançlılar) yanlışlamak üzere kuruluysa, ki öyle, kişinin yeşil leopar gördüm demesi sizi nasıl olurda ilgilendirmez? Varlık nedeniniz zaten o. Kişi (inançlılar) yeşil leopar gördüm demekten vaz geçerse, sizin “ateist” ünvanınız da yok olur.
Diyorsunuz ki,
“inanç konularını konuşurken bilimsel metod lafını ağzınıza almayın derim.. ikisinin alanı çok farklıdır çünkü.. sen bir inancı reddedene hangi bilimsel metod dersen ben de sana vahiy olayının bilimsel metodunu sorarım..”
Diyorum ki,
Vahyin bilimsellikle uzaktan yakından alakası yoktur. Bunu savunduğumu hatırlamıyorum. Bilimselliği istenir kılan ve bu istenirliği nesnelleştirip uymayanları geri kafalı addeden sizin ateist mantığınızdır. Farkımız şu: Biz bilim iyi bir şey deriz, siz bilim her şey dersiniz.
Diyorsunuz ki,
“araştırmadan karar vermekten bahsetmişsiniz.. siz sanırım nonteizm bilinçden bi haber bir dünyada yaşıyorsunuz.. bu sitedeki nonteist(ateist deist, panteist, agnostik) insanları bir inceleyin derim..”
Diyorum ki,
Size ne deistten, panteistten, agnostikten? Aranızda dağlar kadar fark var. Hele deizmle kendinizi nasıl bir tutabilirsiniz? Deizm ve panteizm Tanrısal bir inançtır. Agnostisizm ise nötrdür. Tanrı vardır da demez yoktur da. Sadece bilinemez der. Deizm, panteizm ve agnostisizm’in teizmden ayrılan yorum farklılıkları vardır ancak bu felsefelerin başarısı sizi ne şekilde gururlandırmaktadır? Hele deizmi bu kefeye nasıl koyarsınız?
Elcihanaferin,
Diyorsunuz ki,
Elbette Ateizm bir felsefedir. Nasıl bilimsel bilgi olabilir ki? Ama bilimden yararlanması kadar da normal bir şey olmaz. Sizin burada ateizm hakkında kullandığınız küçümseyici sıfatlar, ateizmden ne kadar çekindiğinizin ve ne kadar kızdığınızın göstergesi olmuş; kendinizi ele vermişsiniz.
Ancak bilimle hiç ilgisi olmayan şey ise dindir. Din, her zaman bilime karşı ve düşman olmuştur. Çünkü bilim ilerledikçe insanlar dünyayı ve evreni gittikçe daha çok açıklamışlar ve din, bu açıklamaları kabullenme, onlara uymak zorunda kalmış, bir takım batıl inançlar da bu arada atılmıştır. Hatırlayın, dünya evrenin merkezi sayılıyordu. Kepler ve Galileo'nun nelerden geçti, Bruno nasıl yakıldı? Ama sonra ne oldu? Bütün o teorileri, 'inanca uygun' dur diye kabul ettiler. Neden bilimdeki gelişmeler ve açılımlar dinin tepkisini çeker? Bunun sebebi dinlerin, bilhassa da teistik dinlerin, her şeyi sabit farz etmesinden ileri gelir.
Diyorum ki,
Ateizm bilimden elbette yararlanabilir ama onu suistimal edemez. Sanki bilim kendi için varmış gibi hareket edemez. Bilim kimsenin babasının malı değildir. Müslüman da yararlanabilir atesit de. Bilim denilen şey ateizmin hizmetinde bir müessese olarak görülemez. Bilim işini yapar, insanlar ateistleşsin diye var değildir.
Ateizme kızdığımı ve bu durumun da ondan çekindiğimi gösterdiğini yazmışsınız. Varlık nedeni benim tez üretmemi beklemek (inanç) olan bir felsefeden neden çekineyim. Ateizmin küçük bir ideoloji olduğunu tüm yönleriyle bu iletide yazdığım birkaç mesajla ortaya koydum.
Bakın paslıçivi durumunuzu ne güzel özetliyor:
“Bir "anti-tez" üretilmek için tabi ki "tez"i bekler;aksi halde anti-tez olmaz, saçmalık olur.....
Sayın paslıçivi farzedin tez falan üreten yok, ne yapacaktınız? Yani ben tez üretmedikçe siz ne yaparsınız? Ateizmin küçük bir ideoloji olduğunu söylerken kastım hakaret değil, tam da özetini yaptığım bu durum çözümlemesidir.
Şimdi sitedeki bütün ateistlerin dikkatini buraya çekmek istiyorum. Frodo, Dilaver, Vartor, Chaos, hepiniz toplanın…
Aşağıya yazacağım görüşlerimde son derece ciddiyim.
Bunu yapan tarihe geçer.
Son derece ciddiyim. Ben ateist olsam hiç düşünmeden bu işe girişir. Adımı Auguste Comte, Sartre ve Camus’nun yanına yazdırırdım.
Gidin bir “ateist manifesto” hazırlayın.
Ne olup ne olmadığınızı maddeler halinde açık seçik olarak yazın.
Bu yapılmış bir şey değildir. Kendinizi anti-tez olmaktan kurtarıp, direkt olarak tez yapın.
Farkında mısınız bilmiyorum ama şu an varlık nedeniniz biz inanırlarız. Konuşmak için bizim tez üretmemizi beklemek zorundasınız. Farz edin konuşmadık? Ne yapacaksınız? “İşimiz bitti dağılıyoruz arkadaşlar” mı diyeceksiniz?
Ateizmi felsefe olmaktan çıkarıp ideoloji yapın. Bakın size meydan larousse’da ve wikipedia’da adınızı yazdıracak fırsatı sunuyorum. Ben bir denemesini yaptım bile.
“Atheism formerly had been thought of as an anti-thesis of theism till a group of atheist young men, who gathered around heroic figure called Dilaver, created an internet site by the name of www.turandursun.com and declared that atheism was to be seen an ideology from that time onward. This approach was widely acclaimed by all non-theist circles including evolutionists. The main fundamentals of neo-atheism are as follows:
Bu cümleler hayal değil beyler.
Benden söylemesi.
Selamlar
Bakın paslıçivi durumunuzu ne güzel özetliyor:
“Bir "anti-tez" üretilmek için tabi ki "tez"i bekler;aksi halde anti-tez olmaz, saçmalık olur.....
Sayın paslıçivi farzedin tez falan üreten yok, ne yapacaktınız? Yani ben tez üretmedikçe siz ne yaparsınız? Ateizmin küçük bir ideoloji olduğunu söylerken kastım hakaret değil, tam da özetini yaptığım bu durum çözümlemesidir.
Durumu özetleyen bendim :amen:
Neyse ... tabi ki sen bir "yaratıcı" tezi üretmezsen biz de oturup "bu tez saçmadır, şundan bundan dolayı saçmadır" gibi bir anti-tez üretmeyiz, biz manyak mıyız? Bunu üçüncü yazışım.
Tez üreten yoksa anti-tez olmaz. Dinlerin oırtadan kalktığı gün ateizmin sonudur. Bunu da yazmıştım. Farzedelim bir "yaratıcı" tezi üreten yok, ne yaparız? Valla rahat ederiz hocam.
Şahsen adımı başka birilerinin yanına yazdırmak gibi bir derdim yok; ayrıca, arasan birçok ateist manifesto bulabilirsin.
Bir tez ne kadar basitse, anti-tez de o denli basit olur. "Kainatı Allah yaratmıştır çünkü Kur'an'da öyle yazıyor" gibi basit bir önermenin anti-tezi de "hayır yaratmamıştır, Kur'an saçmalıklar ve tezatlarla dolu bir kitaptır" kadar basittir.
Yani konu üzerinde fırtına kopartmaya değecek birşey değil.
A.
Sevgili milomanara the brights hareketinin içerisinde Taner Eris isminde bir Türk fizikçi de
var. Aslında sitemiz adına irtibat kurulabilirse güzel olur diye düşünüyorum.
sevgiler.
Averroes
10-06-2009, 20:42
Sevgili Azınlık Dostum,
Takdir edersiniz ki, sitede bu başlık altında cevap vermekle yükümlü olduğum 4-5 ateist arkadaş var. Yinelemelerden şikayetçi olmanızı anlıyorum, ancak herkese tek tek cevap yazmanın zorluğu ortada olduğu için ve de sizin anladığınız ve de bana son mesajınızda belirttiğiniz hususu diğer arkadaşların anladıkları hususunda kuşkularım olduğu için "kiminle en son ne görüşmüştüm" olayı dikkatten kaçabiliyor. Doğrudur belirttiğiniz mealde daha öncede yazı yazmıştınız. Pardon.
Ancaaak,
Diyorsunuz ki,
"Tez üreten yoksa anti-tez olmaz. Dinlerin oırtadan kalktığı gün ateizmin sonudur. Bunu da yazmıştım. Farzedelim bir "yaratıcı" tezi üreten yok, ne yaparız? Valla rahat ederiz hocam."
Yani Azınlık siz, velev ki ilk bakışta saçma bile görünse bir iddiayı düşünmektense, rahat etmeyi tercih eden bir insansınız. Yani bütün amaç rahat etmek öyle mi?
Yani azınlık arkanızda bir aslan var desem, rahat etmek uğruna ciddiye almayacak mısınız?
Yani siz mutlak ateistik bir ortamda olası teist çıkışlardan kaygı duyar bir halde yaşamayı mı öngörüyorsunuz? Hani amaç rahat etmek ya! "Oh be! bugün de kimse Tanrı'dan bahsetmedi!" Ne bileyim insanın aklına bunlar geliyor.
Sevgili Azınlık Dostum,
Takdir edersiniz ki, sitede bu başlık altında cevap vermekle yükümlü olduğum 4-5 ateist arkadaş var. Yinelemelerden şikayetçi olmanızı anlıyorum, ancak herkese tek tek cevap yazmanın zorluğu ortada olduğu için ve de sizin anladığınız ve de bana son mesajınızda belirttiğiniz hususu diğer arkadaşların anladıkları hususunda kuşkularım olduğu için "kiminle en son ne görüşmüştüm" olayı dikkatten kaçabiliyor. Doğrudur belirttiğiniz mealde daha öncede yazı yazmıştınız. Pardon.
Ancaaak,
Diyorsunuz ki,
"Tez üreten yoksa anti-tez olmaz. Dinlerin oırtadan kalktığı gün ateizmin sonudur. Bunu da yazmıştım. Farzedelim bir "yaratıcı" tezi üreten yok, ne yaparız? Valla rahat ederiz hocam."
Yani Azınlık siz, velev ki ilk bakışta saçma bile görünse bir iddiayı düşünmektense, rahat etmeyi tercih eden bir insansınız. Yani bütün amaç rahat etmek öyle mi?
Yani azınlık arkanızda bir aslan var desem, rahat etmek uğruna ciddiye almayacak mısınız?
Yani siz mutlak ateistik bir ortamda olası teist çıkışlardan kaygı duyar bir halde yaşamayı mı öngörüyorsunuz? Hani amaç rahat etmek ya! "Oh be! bugün de kimse Tanrı'dan bahsetmedi!" Ne bileyim insanın aklına bunlar geliyor.
schopenhauer kendini ayağından vurmak deyimi bu mesaj kadar hiç birşeye
uymazdı.
Sorun tam da bu :arkanızda bir aslan var diyorsunuz. Bakıyoruz, yok ! İki ihtimal var ya bizi uyaran " yalancı" ya da sanrıları var, hayalle gerçeği karıştırıyor. Arkamızda bir aslan olduğuna dair nesnel hiç bir iz göremiyoruz.
Doğal olanı yapıyoruz ve "aslan filan yok" diyoruz.
Yani Azınlık siz, velev ki ilk bakışta saçma bile görünse bir iddiayı düşünmektense, rahat etmeyi tercih eden bir insansınız. Yani bütün amaç rahat etmek öyle mi?
Yani azınlık arkanızda bir aslan var desem, rahat etmek uğruna ciddiye almayacak mısınız?
Yani siz mutlak ateistik bir ortamda olası teist çıkışlardan kaygı duyar bir halde yaşamayı mı öngörüyorsunuz? Hani amaç rahat etmek ya! "Oh be! bugün de kimse Tanrı'dan bahsetmedi!" Ne bileyim insanın aklına bunlar geliyor.
Frodo yazmış ... ben bi adım ileri gideyim.
S: Arkanda aslan var!
A: Hadi ya! Nerden biliyorsun?
S: Kitapta yazıyo!
A: De get bi ya!
Valla ne yalan söyliyim; amaç rahat etmek, tüm insanlıkla birlikte tabi. Rahat etmek size yanlış gelebilir; dünya azabı, öbür-dünya keyfi falan ama durum maalesef bu.
A.
Averroes
10-06-2009, 22:25
Frodo öncelikle imzan ta en baştan beridir ilgimi çekmiştir ama bir türlü fırsat bulup içimi dökememiştim.
“İnsani olan her şey kabülüm.”
Cümle aslında şunu diyor: Bana Allah deme de ne dersen de.
Doğru mudur?
İnsani olan her şey her zaman iyi şeyler midir? Değildir elbette.
Yüzlerce rezil insani (insana ait olan) şey var.
Yağma, tecavüz, talan, ihanet, kibir, ispiyonculuk, torpil, katliam, soykırım, kin, faşizm, diktatörlük, nefret vesaire vesaire. Bunlar da kabülün mü?
Yani Allah’lı şıkkı eleyeceğim diye insan kendine bu kadar mı zulmeder?
Diyeceksin ki nerden icap etti bu konu? Valla niye yalan söyleyim sırf bunu yazacağım diye yeni topic açmak istemedim.
Bak Vartor Amcam’ın imzası da ilginçtir: Ne diyordu dur bi bakayım: İman aşk gibidir gözleri kör eder.
Kendisine sormak isterdim: Ateizme iman da bu kategoriye dahil midir diye?
Azınlık’ın imzası da esaslı bir söz: The meek shall inherit nothing.
Yani “Avanaklara hiçbir şey miras kalmayacaktır.”
Al benden de o kadar. Bu sözü tuttum.
Neyse fazla konuyu dağıtıp canınızı sıkmayayım.
Sevgili Frodo diyorsun ki,
“schopenhauer kendini ayağından vurmak deyimi bu mesaj kadar hiç birşeye
uymazdı.
Sorun tam da bu :arkanızda bir aslan var diyorsunuz. Bakıyoruz, yok ! İki ihtimal var ya bizi uyaran " yalancı" ya da sanrıları var, hayalle gerçeği karıştırıyor. Arkamızda bir aslan olduğuna dair nesnel hiç bir iz göremiyoruz.
Doğal olanı yapıyoruz ve "aslan filan yok" diyoruz.”
Azınlık da diyor ki,
Frodo yazmış ... ben bi adım ileri gideyim.
S: Arkanda aslan var!
A: Hadi ya! Nerden biliyorsun?
S: Kitapta yazıyo!
A: De get bi ya!
Valla ne yalan söyliyim; amaç rahat etmek, tüm insanlıkla birlikte tabi. Rahat etmek size yanlış gelebilir; dünya azabı, öbür-dünya keyfi falan ama durum maalesef bu.
Cevabım: Frodo diyor ki, “arkanızda bir aslan var diyorsunuz. Bakıyoruz, yok !” Evet biz arkanızda bir aslan var diyoruz ama siz “bakmıyorsunuz.” Siz bakmadan yok diyorsunuz. Zaten eleştirim de bu noktada yoğunlaşıyor. Buradaki “bakmak” fiilini birinci anlamdaki “bir şeyin olup olmadığına bakmak” anlamında kullanmadığımı bilmem söylememe gerek var mı? Çünkü Allah salt “bakmak” ile görülmez. Burada niyet edilen bakmak “araştırmak” anlamında bakmaktır. Peki Allah’ın varlık durumuna “bakılmış mıdır?” (araştırılmış mıdır?). Yoksa Allah’ın olmaması gerektiğine yönelik bir araştırma mı yapılmıştır? Görünmediği halde tehlikesi sezilebilen bir aslan olamaz mı? Yani sırf keyfimi bozmayacağım diye keyfimin toplam süresinin milyarda biri etmeyecek bir aktiviteyi (bakmak) niye yapmayacağım?
Ne bekliyordunuz Frodo? Bir sabah pencerenizi açtığınızda Allah’ın size el sallayarak günaydın demesini mi? Eğer sadece “bakarsanız” elbette göremezsiniz çünkü Allah görünen alemde değil sezilen alemdedir.
Üstelik Azınlık benim yerime “Kitapta yazıyor” ifadesini kullanmışsınız. Yani benim argümanımın bu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yani diyaloğumuz bu basitlikte mi?
S: Azınlık Allah’a inanmalısın.
A: Niye inanacakmışım?
S: Kitapta yazıyor.
Bu mudur?
Üstelik “bakmak” rahatınızı bozmaz aksine ebediyen rahatlatır.
Frodo tekrar buluşmak güzeldi.
Selamlar
Bakıyoruz ,bakıyoruz da göremiyoruz.
Çünkü gözlerimizde perde yok olanı biteni ,var olanı görebiliyoruz.
Peki Allah’ın varlık durumuna “bakılmış mıdır?”
Varlığı,varolmayı tanımlayabilirmisiniz?
Aslan vardır,arkamda ya da değil,mekan hareket ve zaman içinde vardır.
Görünmediği halde tehlikesi sezilebilen bir aslan olamaz mı?
Olur tabiki aslan'ın nerelerde yaşadığı bellidir,kokusunu alabilirsin,sesini duyabilirsin.
Ama sen diyorsun ki ,önce inan söylenene ,arkamda aslan var de ve sonra bak.
mehmetsalih
10-06-2009, 23:24
Selam,
Fazla yükselmesin. Çünkü temeli yoktur. Bu nedenle ne kadar yükselirse o kadar düşme riski artacaktır. ve bir gün Ateizm çok kötü düşecek işte o zaman bu zamandır. Ateizm sen ne kazandırdın?
Sevgi...
elcihanaferin
10-06-2009, 23:28
Schopenhauer,
Sizin mügalata yaptığınızı söylemiştim. Bunda gayet haklı olduğumu görüyorum.
Ateizm bilimden elbette yararlanabilir ama onu suistimal edemez. Sanki bilim kendi için varmış gibi hareket edemez. Bilim kimsenin babasının malı değildir. Müslüman da yararlanabilir atesit de. Bilim denilen şey ateizmin hizmetinde bir müessese olarak görülemez. Bilim işini yapar, insanlar ateistleşsin diye var değildir.
demişsiniz. Yukarıdaki cümlelerinizde bir mana bulamadım. Bunlar yazdıklarıma bir karşılık da sayılamaz; tamamen konu dışı şeyler. Bilimin ne olduğunu size anlattım. Neden teistik dinlerin bilime düşman olduğunu da idrak etmiş oldunuz. Şimdi sıra, konu saptırmaya geldi, öyle mi? Daha önce de düzgün tartışma yapmadığınızı söylemiştim. Ama şimdi bunun artık bir kaçamak tarzınız olduğunu gördüm.
Ateizme kızdığımı ve bu durumun da ondan çekindiğimi gösterdiğini yazmışsınız. Varlık nedeni benim tez üretmemi beklemek (inanç) olan bir felsefeden neden çekineyim. Ateizmin küçük bir ideoloji olduğunu tüm yönleriyle bu iletide yazdığım birkaç mesajla ortaya koydum.
Geçen mesajınızda ateizm hakkında çok daha hakaretamiz ve küçümseyici sözler yazmıştınız. Şimdi biraz yumuşatarak buna devam ediyorsunuz. Bu da sizin Ateizmden nefret ve korku göstergenizi tekrarlamanız oluyor.
Sizin ilk bir kaç mesajınızı okuyunca tartışılabilir ve kısmen fanatiklikten uzak birisi olarak düşünmüş ve bir iki hususta mugalata ikazı ile tartışmaya girmiştim. Ama görüyorum ki tarzınız, sıkışınca tartışmadan kaçarak mugalata yapmak oluyor. Bu, düzgün bir tartışma olmuyor.
Felsefeci 87
10-06-2009, 23:33
Selam,
Fazla yükselmesin. Çünkü temeli yoktur. Bu nedenle ne kadar yükselirse o kadar düşme riski artacaktır. ve bir gün Ateizm çok kötü düşecek işte o zaman bu zamandır. Ateizm sen ne kazandırdın?
Sevgi...
Sıkı bir idealistçi yaklaşımı diye işte buna derim.. Ateizmin temelleri, bağnazlığın yobazlığın karanlığıdır aslında.. Ateizm, bu karanlıkları yok ederek insanlara aydınlık bir hayatın kapılarını açmaktadır. Aklın ve bilimin yolundan giderek, daha güzel bir hayatın, insan gibi yaşamanın adıdır ateizm.. Gerçekçidir, akıl ve bilimle aynı yönde gitmektedir.. O yüzden ateizmin temelleri sağlamdır. Bunu da hiçbir idealist yıkamamıştır. Yıktığını sananlar olmuştur ama, kendilerini kandırmaktan öteye gidememişlerdir..
dr humanist
10-06-2009, 23:35
Selam,
Fazla yükselmesin. Çünkü temeli yoktur. Bu nedenle ne kadar yükselirse o kadar düşme riski artacaktır. ve bir gün Ateizm çok kötü düşecek işte o zaman bu zamandır. Ateizm sen ne kazandırdın?
Sevgi...
tarihe baktığın zaman inanç sistemleri devamlı değişmiş,değişmeye devam etmekte.kaçınılmaz son ,dinlerin çöküşüdür;aklı başında her insan modern çağa ,eskimiş sömürücü dinlerin uygun düşmediğini,akıl ve vicdanın herşeyden üstün olduğunu görür..
ateizm insana birey olmayı kazandırır..birey olmak ise akıl ve vicdanı,aydınlanmayı,beynini daha etkili kullanmayı..
saygılarımla
mehmetsalih
11-06-2009, 00:07
Selam,
Ateizm birşey(veya bir şey sunmamışki) değilki değisin veya gelişsin.
Sevgi...
Selam,
Ateizm birşey(veya bir şey sunmamışki) değilki değisin veya gelişsin.
Sevgi...
İnsanlığın şu anda geldiği noktaya inançların katkısı ne kadardır?
mehmetsalih
11-06-2009, 00:31
Selam,
Bunun temelini İslam atmış ve Hristyanlar yani batı inşa etmiştir. Ateistler af edersiniz bunun ''zırtını'' atma peşindeler.
Sevgi...
tarihe baktığın zaman inanç sistemleri devamlı değişmiş,değişmeye devam etmekte.kaçınılmaz son ,dinlerin çöküşüdür;aklı başında her insan modern çağa ,eskimiş sömürücü dinlerin uygun düşmediğini,akıl ve vicdanın herşeyden üstün olduğunu görür..
ateizm insana birey olmayı kazandırır..birey olmak ise akıl ve vicdanı,aydınlanmayı,beynini daha etkili kullanmayı..
saygılarımla
ateizm in tam olarak neyi içerdigini hala anlamış değilim
edindiğim sosyolojik izlenimler bana ateizmi dinden uzaklaşmak isteyenlerin
sığındığı ilk liman olarak göstermişti
bir şekilde yoksunların dayanışması desem bu sizde bir anlama denk düşecek
imgeler çağrıştırırmı ?
Dinlerin sevgi, barış, kardeşlik, adalet, refah vadine karşın dünyayı getirdiği nokta ortadadır.
Non-teistlerin bu gidişe karşı sesini yükseltmelerinden daha doğal bir şey göremiyorum.
ateizm in tam olarak neyi içerdigini hala anlamış değilim
edindiğim sosyolojik izlenimler bana ateizmi dinden uzaklaşmak isteyenlerin
sığındığı ilk liman olarak göstermişti
bir şekilde yoksunların dayanışması desem bu sizde bir anlama denk düşecek
imgeler çağrıştırırmı ?
Ateizm hakkında ateistlerin yorum yapması daha doğru olur. Ancak ilk liman olmadığını söylebilirim. İlk liman genellikle deizmdir.
paslıçivi
11-06-2009, 06:03
Öncelikle işlerimin yoğunluğundan dolayı çok istememe rağmen siteye fazla zaman ayıramıyorum. Verdiğim cevaplar biraz gecikebiliyor. Bundan dolayı özür dilerim.
sevgili schopenhauer..
öncelikle üslubunuzdaki düzey için teşekkür ederim.. sahtebenliğin kölesi insanoğlu maalesef her konuda olduğu gibi bu konularda da tartışırken öfkeye dönüşüyor..
bakın öfkeli olur demiyorum.. öfkeli olduğunuzda siz ayrısınızdır, öfke ayrıdır, size bir ek/ilave olarak gelmiştir.. öfkeyle özdeşleşmezsiniz.. öfkeyi gerektiği zaman çağırır kullanır, işiniz bittiğinizde geri gönderirsiniz.. bu sizin kontrolünüzde olan bir şeydir.. olay bittiği halde öfkeden çıldırıp savrulmazsınız, kişiye saldırı, hakaret, küfür gibi davranışlarda bulunmazsınız..
öfkeye dönüşmek ise sahtebenliğin kölesi insanların yaşadığı bir durumdur.. kişi ve öfke iki ayrı kavram değildir.. kişi artık öfke halini almıştır, öfkeye dönüşmüştür, onu yöneten öfkedir.. öfkeyle özdeşleşmiştir.. olay bittiği halde kişi hala kendi özüne dönemeyip öfke olarak kalır.. ve bunun sonucunda saldırı, küfür ve hakaret davranışlarına girmesi kaçınılmazdır..
bahsettiğiniz iş ve yaşam yoğunluğundan ben de muzdaribim.. ama şikayetçi değilim.. hele ki böyle kışdan yaza geçiş gibi doğanın ve doğanın bir parçası olan biz insanların ruhunun, duygularının uyandığı bir dönemi bilgisayar başında geçirmeyi hiç tercih etmem.. bana göre yaşam geriye dönüşsüz anlardan ibarettir ve o anları kaçırıp hayatı ıskalamak istemem..
türk(annem babam türk ama benim etnik/milli bir kimliğim yok) ve türk milliyetçisi değilim ama insanların bu forumlarda yabancı bir ismi nick olarak kullanmasını da hala sahtebenliğin doyurulma, tatmin aracı olarak kullanılması olarak görüyorum..
paslıçivi
11-06-2009, 06:25
Vahyin bilimsellikle uzaktan yakından alakası yoktur. Bunu savunduğumu hatırlamıyorum. Bilimselliği istenir kılan ve bu istenirliği nesnelleştirip uymayanları geri kafalı addeden sizin ateist mantığınızdır. Farkımız şu: Biz bilim iyi bir şey deriz, siz bilim her şey dersiniz.
hayatımın hiçbir döneminde hiçbir insan için geri kafalı, yobaz, bağnaz gibi kelimeler kullanmadım, kullanmam da..
ben insanlar için uykuda, bilinçsiz, bilinci yarı açık gibi tabirler kullanırım.. ve bunlar da kişiyi aşağılamak hakaret etmek maksatlı değildir..
yaşamıma müslüman olarak başlayan ve şuan değişik bir yumuşak agnostik dediğim inançsız/çakma uyanık bir hal ile devam ediyorum..
teizm, ateizm, deizm, devrelerini bizzat yaşadığım için bu bahsettiğiniz "geri kafalı" tabiri yerine "cahiliye dönemi" tabirini tercih ediyorum..
ben de bilim herşey demem.. sadece bilimle yetinmek olası bir çok güzel şeyi kaçırmaktır bence.. çünkü insan, yaşam ve varoluş; bilimin henüz keşfettiğinin çok üstünde kavramlardır.. ben bilimin buluşlarını bekleyemeyecek kadar meraklı ve sabırsızım..
Selam,
Ateizm birşey(veya bir şey sunmamışki) değilki değisin veya gelişsin.
Sevgi...
Niye anlamakta bu kadar zorlanıyorsunuz anlayabilmiş değilim: ateizm bir anti-tez'dir; derdi birşey sunmak, birşey vermek değil tezi yıkmaktır.
Binyıllardır insanlığın başına musallat olmuş din illetini ortadan kaldırmaktır ateizmin amacı ... nokta.
Anlatabildim mi?
A.
paslıçivi
11-06-2009, 06:52
eğer felsefeniz yeşil leopar gördüm diyenleri (İnançlılar) yanlışlamak üzere kuruluysa, ki öyle, kişinin yeşil leopar gördüm demesi sizi nasıl olurda ilgilendirmez? Varlık nedeniniz zaten o. Kişi (inançlılar) yeşil leopar gördüm demekten vaz geçerse, sizin “ateist” ünvanınız da yok olur.
ben ateist değilim ve varlık nedenim de inançlıları yanlışlamak üzerine değil.. ama o dönemi de yaşadım.. buna daha sonra gelicem..
sizin bahsettiğiniz yeşil leopar, muhammedin tanrısı olan allahdır.. ben de sizi uyarmak için inekten, fareden, balinadan vs. bahsettim..
şu an dünyada varolan insanların yaklaşık %20si muhammedin allahını tanıyor ve kabulediyor.. geri kalan %80i reddediyor..
bu %80nin de %99u kendisine dayatılan zihinden(kendi inancı dışındaki tüm dinler batıldır) dolayı redderken ateistler dediğiniz yaklaşık %1den bile düşük olan kesim ise kendi bilinçaçıklığıyla reddediyor..
yani sizin yeşil leoparı sadece ateistler değil, hristiyanlar, museviler, hindular, budistler, mormonlar, jainalar, şintoistler, satanistler vs.. yani gayrimüslim herkes reddediyor..
onlar sizin yeşil leoparı reddederken siz de onların kutsal ineğini, faresini, filini balinasını vs reddediyorsunuz..
insanların gördüm dediği yeşil leopar ve diğer benzerlerinden N tane varsa siz N-1 tanesini redderken, ateistler sizden bir fazla N tanesini reddediyor..
siz mesela hinduların çok tanrılarını, rab isamesihi, budhayı niçin reddediyorsunuz.. onların yeşil leoparı da o.. sizin yeşil leopar fıstık yeşili olduğu için mi..
paslıçivi
11-06-2009, 08:05
Size ne deistten, panteistten, agnostikten? Aranızda dağlar kadar fark var. Hele deizmle kendinizi nasıl bir tutabilirsiniz? Deizm ve panteizm Tanrısal bir inançtır. Agnostisizm ise nötrdür. Tanrı vardır da demez yoktur da. Sadece bilinemez der. Deizm, panteizm ve agnostisizm’in teizmden ayrılan yorum farklılıkları vardır ancak bu felsefelerin başarısı sizi ne şekilde gururlandırmaktadır? Hele deizmi bu kefeye nasıl koyarsınız?
siz ateizmle nonteizm kavramlarını karıştırıyorsunuz..
inanç skalası teizm ve nonteizmden oluşur..
teistin de tanrısı vardır, deistin de panteistin de... peki bunların tanrıları aynı mıdır..
nonteizmin içinde ateizm, deizm, panteizm, agnostizm vardır..
ben teizmi ve nonteizmi inançdan çok bilinç seviyesi olarak görür ve öyle belirtirim..
bugün yaratıcı bir tanrı kavramını kabuletmeyen budistler de teistdir.. çünkü kişisel aydınlanmış bir insan olan ateist Budha'yı tanrısallaştırmışlardır..
teizmin en büyük özelliği dogma olmasıdır.. yani kişi doğduğu zaman ve coğrafyada kendisine dayatılan dini/inancı olduğu gibi kabullenip gerçeklişmiş gibi yaşar.. israilde doğan musevi, türkiyede doğan müslüman, avrupada doğan hristiyan, japonyada doğan budist/şintoist, hindistanda doğan hindu olur gibi... antik çağda doğan insanların da kendi yöresine göre yunan tanrıları veya diğer tanrılara inanması gibi... ya da eski rusyada insanlara ateizmin dayatılması gibi.. teizm düzeyinde inancı olan birinin bilinç açıklığı henüz tohum şeklindedir.. ve minimum seviyededir, inancını hakikat zannederek derin uykuda bir yaşam sürer.. teizm organize olmuş inançları kapsar yani bir dinin çatısı altında toplanmış insanlar topluluğudur, bireysel değildir.. kişi önüne konanı yemekle meşguldür..
nonteizm organize olmamış, belli bir dinin çatısı altında toplanmayan, bilinci yükselmeye başlamış(tohumu çatlatmış) bireysel bilinç ya da inanç seviyeleridir.. ateizm, deizm, panteizm, agnostizm nonteistik bilinç seviyeleridir.. dogma değildir.. çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu tarz bir yaşam bilinç inanç seviyesi yaşanamaz henüz.. rusya denemiştir ama olmaz bu iş.. çünkü bu bireysel bilinç gelişimiyle ilgili bir şeydir.. toplumsal olarak dayatırsan kişi kendini afyonlamak için başka yollara başvurur..
nonteist insanların hepsinin ortak noktası dünyada varolan tüm dinleri ve onların tanrılarını reddedder.. deistin ve panteistin tanrı anlayışı varolan dinlerden özgür bambaşka bir tanrı kavramıdır..
mehmetsalih
11-06-2009, 11:54
Niye anlamakta bu kadar zorlanıyorsunuz anlayabilmiş değilim: ateizm bir anti-tez'dir; derdi birşey sunmak, birşey vermek değil tezi yıkmaktır.
Binyıllardır insanlığın başına musallat olmuş din illetini ortadan kaldırmaktır ateizmin amacı ... nokta.
Anlatabildim mi?
A.
Selam,
Sayın Azınlık Beyfendi; Atezim Eleştiri sunar. Yani teori veya ENTELEKTÜEL BİR YAPIYA SAHİPTİR. Sadece okur-yıkar ama geriye yıkık yerleri bırakır. Ama bu yıkımı İnsanlrın başına yıkar bir çözümde üretmez. Bu yüzden Ateizm tutarsız ve Anti-Toplum olduğundan gelişemiyor. Toplumun içerisinde yanlış olmasa bile bu sefer doğruları bile süpürür. Amacı doğruluk veya TEZ üretmek değil yıkmaktır. Dinler yıllarca mistiksizmmi yürütüler. Sonra ise Bilimin temelini atılar-geliştirdiler Ateizm ise yaptıkları yanlışları övdü doğruları ise kendilerine mal etmeye çalışarak işin ''zırt'' bölümüne yerleştiler. Bu nedenle Ateizm Tarihte geçici ve tutarsız olarak kalmıştır. Ama Dinler ve Düşünceler ise hep dolu ve Rusal-Bilimsel olmuşlardır.
Sevgi...
Amacı doğruluk veya TEZ üretmek değil yıkmaktır.
Oh biya, sonunda anlaştık. Neymiş: ateizmin amacı = dinleri yok etmek, tabuları yıkmak.
Dinler ... Bilimin temelini atılar-geliştirdiler ...
Ama bak bu lafı her yerde söyleme ...
A.
Averroes
11-06-2009, 20:55
Aydoe demiş ki,
Bakıyoruz ,bakıyoruz da göremiyoruz.
Çünkü gözlerimizde perde yok olanı biteni ,var olanı görebiliyoruz.
Sch: Al sana problem. Gözlerine fazla yüklenmemeni tavsiye ederim Aydoe. Göz yükünü muhakeme yetinle paylaştırmayı denesen?
Aydoe: Varlığı,varolmayı tanımlayabilirmisiniz?
Sch: Varoluş her zaman görülebilenle ilişkili değildir. Görülmeyen bir şeyin (ruh) tedavisini uygulayan biri olarak bunu diğerlerinden daha iyi bilmen lazım.
Aydoe: aslan'ın nerelerde yaşadığı bellidir,kokusunu alabilirsin,sesini duyabilirsin.
Ama sen diyorsun ki ,önce inan söylenene ,arkamda aslan var de ve sonra bak.
Sch: Doğru diyorsun Aydoe, aslanın nerelerde yaşadığı bellidir. Ama sen oraya gitmeyi niyetlenmezken nasıl olurda anlaşabiliriz? Önce inanmanı beklemiyorum, önce “ciddiye almanı” bekliyorum.
Elcihanaferin: Yukarıdaki cümlelerinizde bir mana bulamadım. Bunlar yazdıklarıma bir karşılık da sayılamaz; tamamen konu dışı şeyler. Bilimin ne olduğunu size anlattım. Neden teistik dinlerin bilime düşman olduğunu da idrak etmiş oldunuz. Şimdi sıra, konu saptırmaya geldi, öyle mi? Daha önce de düzgün tartışma yapmadığınızı söylemiştim. Ama şimdi bunun artık bir kaçamak tarzınız olduğunu gördüm.
Sch: Ben de size bilimin ne olmadığını anlattım. Bilim düşmanı değilim. Sizin hizmetinizde addedilen “çakma bilim”in düşmanıyım. İddialara direkt cevap vermeye çalışıyorum. Kaçamak cevap vermekle ilgili bir durum göremiyorum. İsterseniz bir de idrakinizi gözden geçirin.
Elcihanaferin: Geçen mesajınızda ateizm hakkında çok daha hakaretamiz ve küçümseyici sözler yazmıştınız. Şimdi biraz yumuşatarak buna devam ediyorsunuz. Bu da sizin Ateizmden nefret ve korku göstergenizi tekrarlamanız oluyor.
Sizin ilk bir kaç mesajınızı okuyunca tartışılabilir ve kısmen fanatiklikten uzak birisi olarak düşünmüş ve bir iki hususta mugalata ikazı ile tartışmaya girmiştim. Ama görüyorum ki tarzınız, sıkışınca tartışmadan kaçarak mugalata yapmak oluyor. Bu, düzgün bir tartışma olmuyor.
Sch: Bundan böyle hassas ateist hislerinize daha fazla özen gösteririm. Eğer ısrarla mugalata yaptığımı düşünüyorsanız, o halde size “tartışma tipim” olmadığınızı söylemek zorundayım.
Paslıçivi: öncelikle üslubunuzdaki düzey için teşekkür ederim.. sahtebenliğin kölesi insanoğlu maalesef her konuda olduğu gibi bu konularda da tartışırken öfkeye dönüşüyor..
bakın öfkeli olur demiyorum.. öfkeli olduğunuzda siz ayrısınızdır, öfke ayrıdır, size bir ek/ilave olarak gelmiştir.. öfkeyle özdeşleşmezsiniz.. öfkeyi gerektiği zaman çağırır kullanır, işiniz bittiğinizde geri gönderirsiniz.. bu sizin kontrolünüzde olan bir şeydir.. olay bittiği halde öfkeden çıldırıp savrulmazsınız, kişiye saldırı, hakaret, küfür gibi davranışlarda bulunmazsınız..
Sch: Ben de sizin düzeyli üslubunuzdan dolayı size teşekkür ederim.
Öfekli olmakla ilgili yazdıklarınız konusunda ne diyeceğimi bilemiyorum. Yani bunu yazma amacınızı merak ettim .
Paslıçivi: türk(annem babam türk ama benim etnik/milli bir kimliğim yok) ve türk milliyetçisi değilim ama insanların bu forumlarda yabancı bir ismi nick olarak kullanmasını da hala sahtebenliğin doyurulma, tatmin aracı olarak kullanılması olarak görüyorum..
Sch: Biraz acımasızca olmadı mı? Sayın paslıçivi; bu siteye ilk giriş yapmayı düşündüğümde gerçekten bu kadar kalıcı olmak gibi bir derdim yoktu. Forumları göz gezdirdim. Bir başlık açtım. Nick istendiğinden bile haberim yoktu. Nicksiz de yazabileceğimi düşündüm. Nick isteyince o an aklıma gelen ilk nicki yazıverdim. Bu büyük bir ihtimalle olası ikinci siteye girişimde hatırlayamayacağım nickti. O an aklıma bu geldi işte. Sonra siteyi bırakamadım. Ama insanlar beni böyle tanıdı. Değiştiremedim de. Haz almaya başladım siteden. Site yapımcılarını da ayrıca kutlarım. İçinde geyik muhabbeti barındırmayan böylesi seviyeli bir site yaptıkları için. Sahtebenliğin doyrulması gibi bir durum sözkonusu değil. En azından benim için değil.
Paslı çivi: ben ateist değilim ve varlık nedenim de inançlıları yanlışlamak üzerine değil.. ama o dönemi de yaşadım.. buna daha sonra gelicem..
sizin bahsettiğiniz yeşil leopar, muhammedin tanrısı olan allahdır.. ben de sizi uyarmak için inekten, fareden, balinadan vs. bahsettim..
şu an dünyada varolan insanların yaklaşık %20si muhammedin allahını tanıyor ve kabulediyor.. geri kalan %80i reddediyor..
bu %80nin de %99u kendisine dayatılan zihinden(kendi inancı dışındaki tüm dinler batıldır) dolayı redderken ateistler dediğiniz yaklaşık %1den bile düşük olan kesim ise kendi bilinçaçıklığıyla reddediyor..
yani sizin yeşil leoparı sadece ateistler değil, hristiyanlar, museviler, hindular, budistler, mormonlar, jainalar, şintoistler, satanistler vs.. yani gayrimüslim herkes reddediyor..
onlar sizin yeşil leoparı reddederken siz de onların kutsal ineğini, faresini, filini balinasını vs reddediyorsunuz..
insanların gördüm dediği yeşil leopar ve diğer benzerlerinden N tane varsa siz N-1 tanesini redderken, ateistler sizden bir fazla N tanesini reddediyor..
siz mesela hinduların çok tanrılarını, rab isamesihi, budhayı niçin reddediyorsunuz.. onların yeşil leoparı da o.. sizin yeşil leopar fıstık yeşili olduğu için mi..
Sch: Bizim yeşil leopar verdiğiniz örneklerle bizim olmaktan çıkmış. Oysa yeşil leopar metaforu sandığınız şeyleri işaret etmiyordu. Cümlelerim iyice anlaşılmadığı için tekrara mecbur kalıyorum. Tekrar ettkçe bazılarından tepki topluyorum. Yeşil leopar (ki gerçekten böyle bir varlık yoktur) ateistlerin hazırcı “yoktur” şablonunu tenkit etmek amacıyla verilmiş bir örnektir. Sorumu yineliyorum: Ben vardır diyorum (velev ki yalan söylüyorum) hadi hodri meydan, olmadığını ispatlayın.
Azınlık: Niye anlamakta bu kadar zorlanıyorsunuz anlayabilmiş değilim: ateizm bir anti-tez'dir; derdi birşey sunmak, birşey vermek değil tezi yıkmaktır.
Sch: Neden siz hep başa sarıp, beni başa sarmakla itham ediyorsunuz? Hem tartışmayı kısır döngüye sokup hem de veryansın ediyorsunuz. Yine aynı şeyleri söyleteceksiniz bana: Tamam tez yıkıldı, gitti, kutlarım, bir ateist olarak bir sonraki projenizi öğrenebilir miyim? Yani ateizm neden küçük bir görüştür diyorum sanıyorsunuz? Yıkmak için varsınız, tamir gibi bir niyetiniz yok. Kendi felsefeniz için bile yok.
Azınlık: Binyıllardır insanlığın başına musallat olmuş din illetini ortadan kaldırmaktır ateizmin amacı ... nokta.
Anlatabildim mi?
Sch: Ya sizce? Farkında mısınız, her geçen mesajda yapay makyajlarla boyadığınız mesajlarınız daha fazla agresifleşiyor…
Selamlar
paslıçivi
12-06-2009, 08:01
Sch: Bizim yeşil leopar verdiğiniz örneklerle bizim olmaktan çıkmış. Oysa yeşil leopar metaforu sandığınız şeyleri işaret etmiyordu. Cümlelerim iyice anlaşılmadığı için tekrara mecbur kalıyorum. Tekrar ettkçe bazılarından tepki topluyorum. Yeşil leopar (ki gerçekten böyle bir varlık yoktur) ateistlerin hazırcı “yoktur” şablonunu tenkit etmek amacıyla verilmiş bir örnektir. Sorumu yineliyorum: Ben vardır diyorum (velev ki yalan söylüyorum) hadi hodri meydan, olmadığını ispatlayın.
bilmek ve inanmak kavramlarını biraz incelemenizi isterim..
bilmek; insanoğlu için gerçekliği ifade eder, tüm dünya insanlığı için tartışmasız doğrudur ve tektir.. sınanabilen kavramlardır, kanıtlanabilir özelliği vardır.. dünyanın küresel bir biçimi vardır, kuşlar uçabilen canlılardır gibi..
inanmak; bilinmeyen bir konuyu bildiği zannına kapılmaktır.. sadece o kişiyi bağlar, çünkü dünya üzerindeki diğer insanlar aynı kavram üzerinde çok farklı şeyler bildiğini zannedip ifade etmektedirler.. sınanabilinen kavramlar değildir, kanıtlanabilir özelliği yoktur.. tanrı vardır/yoktur, ölüm sonrası yaşam vardır/yoktur/sonsuzdur gibi..
sizin yeşil leopar ikinci kısmı yani inanmak fiilini kapsıyor.. artık yorumunu siz yapın.. inançlar kanıtlanamaz, yanlışlanamaz...
hazırcılık açısından bakacak olursak; hazırcı olan ateistler değil, teistlerdir.. teistler imal edildiğinde kendisine yüklenen programı olduğu kabuletmiş robotlar gibidir..
ateist kendisine yüklenen hazır programı reddetmektedir.. hazırcılık değil aksine bir çaba bir emek gerekir..
ama bana soracak olursan; teizm ateizm gibi kavramlar hazırcılık, çabalama meselesi değildir.. bir bilinç açıklık seviyesidir.. insanlar bu yaşamda neye, kime, hangi teist ya da hangi nonteist kavrama inanacağını kendi özgür iradeleriyle seçtiklerini zannederler..
inandığınız şey sadece sizin bilinçaçıklığınızı tatmin eden kendiliğinden oluşan süreçtir.. bilinçaçıklık seviyenizdeki tatmin oranı müsait değilse kendinizi istediğiniz kadar yırtın ne teist inancınızı ne nonteist inancınızı değiştiremezsiniz...
insan varoluş karşısında kendini çok önemli addeder ama basit bir canlıdan öte bir şey değildir..
tüm bunlardan sonra hala ispat istiyorsanız; siz önce bana İsamesih'in tanrı/tanrının oğlu, ineğin farenin kutsal bir hayvan , Budha'nın tanrısal bir kişilik, hinduların çok tanrılarının olmadığını kanıtlayın ben de bir şeyler yaparım artık.. çünkü bu yazdıklarımı sizin gibi okumuş, yazmış, mürekkep yalamış, aklı, zekası, bilinci olan insanlar söylüyor..
buyrun meydan sizin..:boxing:
Sevgili Schp.
Sen şimdi cinlerede inanıyorsundur!
Ben görme yetimi muhakeme yetimle birleştirdim emmevelakin fizik ötesi bir şey göremedim.
Yıllardır insanlarla uğraşırım ruhu nerededir göremedim.
Hiç bir anatomi kitabında ruhun lokalizasyonu gösterilmemiştir.
Seninle aramızdaki temel ayrım bu zaten,ben ruha inansam,cine inansam madde dışı metafizik düşünsel yaratıkların varlığına inansam zaten Tanrı'ya da inanırım.
Bak yukarı Paslıçivi arkadaşımız yazmış bilmek ne,inanmak ne diye.
Ben az bilirim öz bilirim ama inanmam,babana bile güvenmeyecen bu hayatta bak kandırırlar sonra.
Azınlık: Niye anlamakta bu kadar zorlanıyorsunuz anlayabilmiş değilim: ateizm bir anti-tez'dir; derdi birşey sunmak, birşey vermek değil tezi yıkmaktır.
Sch: Neden siz hep başa sarıp, beni başa sarmakla itham ediyorsunuz? Hem tartışmayı kısır döngüye sokup hem de veryansın ediyorsunuz. Yine aynı şeyleri söyleteceksiniz bana: Tamam tez yıkıldı, gitti, kutlarım, bir ateist olarak bir sonraki projenizi öğrenebilir miyim? Yani ateizm neden küçük bir görüştür diyorum sanıyorsunuz? Yıkmak için varsınız, tamir gibi bir niyetiniz yok. Kendi felsefeniz için bile yok.
Azınlık: Binyıllardır insanlığın başına musallat olmuş din illetini ortadan kaldırmaktır ateizmin amacı ... nokta.
Anlatabildim mi?
Sch: Ya sizce? Farkında mısınız, her geçen mesajda yapay makyajlarla boyadığınız mesajlarınız daha fazla agresifleşiyor…
Ben böyleyimdir; son derece kısa ve basit ve net yazarım, anlaşılmazsa kızarım :sad:
Bu kadar açık, net, üzerinde üç cümle etmek bile fazla olan mevzuyu buraya getirdiniz ya ... helal olsun. Neymiş? Ateizm yıkıyomuş da başka bişey yapmıyormuş.
Peki o zaman biraz daha anlayacağınız şekil yazayım:
Bu islam dediğiniz din siz inanırları öyle bir sarıp sarmalamış ki kurtulamıyorsunuz, hayatınızın her noktasını dininizin ne dediği yönlendiriyor; yemek yerken, giyinirken, sinemaya giderken, TV izlerken, yatıp kalkarken, kapıdan çıkarken ... nereye bakarsan bir islam yönlendirmesi.
Bir iş yapacaksın; Allah ne der, Kur'an'da var mı, Muhammed nasıl yapmış, bizim şeyhin icazeti var mı, ulema fetva verir mi?
Durum bu iken dinlerden özgür olmayı anlayabilmek sizin için mümkün değil çünkü Allah muhafaza, dininizden özgür kalsanız bir bardak su içebilmeniz bile mümkün olmayacak.
Ama dışarıda durum farklı; burada Allah, Muhammed, ve kitap yönlendirmelerinden bağımsız, bireylerin hür vicdanları ile kararlar verdikleri bambaşka bir hayat var.
Üstüne üstlük bir de başka dogmanız var ki en tehlikelisi: islam "doğru yol", dinlerden özgürlük "sapkınlık". Yani müslüman adam yalan söylemez, zina yapmaz, çalmaz, ahlaklıdır, aldatmaz, bozuk mal satmaz ... Hani yanlışlıkla bir gecede herkes dininden özgürleşse memleket Teksas'a dönecek; sokak ortasında adam vuranlar, dükkan soyanlar, otobüs durağında sevişenler ...
Kardeşim; islamın düzenlediği her hayat alanında islamsız bir alternatif de var, ve biz o islamsız alternatifi yaşıyoruz zaten. Kısacası islamı ortadan kaldırdığımızda yerine koyacak birşeye ihtiyaç yok ... kapiş?
Bir de örnek vereyim de aynı yere tekrar dönmeyelim: bir ikiz villada yaşıyorum. Bahçeyi komşum ile ortak kullanıyoruz. Komşum nereden bulduysa bir bahçe düzenlemesi kitabı bulmuş. Birgün bi bakıyorum çam fidelerinin üzerini siyah örtü ile örtmüş. "Yahu niye" diyorum; "kitapta yazıyo" diyo. Ertesi gün bakıyorum çimleri yolmuş, tüm bahçe kel kalmış "niye" diyorum; "kitapta öyle yazıyo" diyo. Bakıyorum kitapta öyle yazıyo diye menekşeleri yolmuş yerine fasülye ekmiş. Bakıyorum günün birinde bahçenin ortasına bi kamyon gübre yığmış; "niye birader?" "e kitap öyle diyo" ...
Şimdi ben ortasında bok yığını olan bu çöplükten farksız bahçeye bakarak mı geçirecem ömrümü?
Ne yapmak lazım? Ortadaki gübre yığınını temizleyeceksin, çam fidesinin tepesindeki örtüyü kaldıracaksın, menekşelere yol vereceksin. Yani herşeyi kitap ehli komşudan önceki haline getireceksin. Tabi bir de komşunun kitabını bir şekilde düzeltmeli veya yok etmeli çünkü tipitoş komşu kitapta ne yazıyorsa çocuklarına da öğretiyo.
Nasıl anlatabildim mi?
A.
Averroes
14-06-2009, 14:30
Sevgili Aydoe,
Cinler konusu sizin yumuşak karnınızdır. Sırf bu mahluklar yüzünden bile olsa Yaratıcı'ya inanıyorsunuz/inanacaksınız. Cin sözcüğüne yüklediğiniz alaycı bakış açısı bu mahluklardan korkmanıza son vermeyecektir. Cin konusu içinden çıkamadığınız metafizik bir kabustur. Cinlerin varlığı materyalist felsefenizin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanmaktadır. Görmek istememeniz bu varlıkların olmadıkları anlamına gelmeyecektir.
Ayrıca mesajlarınızdan hepinizin ateist olmadığınızı anlamak zor değil. Ortak düşman olarak teizmi görüyorsunuz. Bu uğurda deizm'e bile yandaş olmak garabetine düşenler var. Bak şu Allah'ın işine...
Dilaver bir Başlatıcı'ya inandığını bana chat odasında itiraf etmişti. Yine sıkı katılımcılardan bir tanesi kendine "olasılıkçı" diyordu. Ondan daha sıkı olan birisi kendi için yanlış hatırlamıyorsam "agnostik müslüman" diyordu (ne demekse!!!). Mesela Frodo da Yüzük Kardeşliğine inanıyor (Yok, burası şakaydı). Evrensel insan'da ateist falan değildir.
Diyeceğim o ki, bu örneğini verdiklerimin mesajlarına bakarsanız ateizmin bayraktarlığını yaptıklarını görürsünüz. Ama vicdanıyla hesaplaşmalar sırasında forumun kuytu köşelerine ipuçlarını bırakırlar.
Diyeceksiniz ki, durduk yere nerden icab etti? Yahu kardeşim bir insan düşüncesini bir kenara bırakıp başka bir düşünceyi böyle canhıraşane savunur mu? Yazıyor da yazıyor. Fatır 52, Furkan 24, Zümer 487, Yasin 007, vesaire vesaire. Ben bir insanın yazdıklarından ne olduğunu anlayabilmeliyim. Bak bizim duruşumuz net. Müslümanız. Biz daha sizin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden siz daha geniş sahada oynarken, biz daha dar sahada oynamak zorunda kalıyoruz. Ateizm ayrıdır, Deizm ayrıdır, Agnostisizm ayrdır. Tamam "Dinlerden Özgür ol" da, bunu sadece birini sahiplenerek yap. Sen bir ateistsen sana ne Deizmden, Panteizmden. Deizm'i sen sahiplenemezsin, Deizm'e yakın olan ateizm değil, olsa olsa yine teizm'dir. her ikisi de Tanrı düşüncesini esas alır. Ayrıldıkları nokta Tanrı'nın dünyaya ilişkin tutumuyla ilgilidir. Hani sen ateisttin (tanrıtanımazdın). Burası önemli bir noktadır. Tepkilere göre geliştireceğim.
Selamlar
Felsefeci 87
14-06-2009, 14:39
İnsanların itiraflarına bakacağınız yerde, önce inancınızdaki çürük tahtalara basmaktan vazgeçin derim ben. Temeli çürük bir zemine oturtulmuş bir inancın, hiç kimseye faydası olmaz. Bunu yüzyıllardır insanoğlu gördü ve görüyor.. Ama sizin gibi at gözlüklerini çıkarmayanlar ise; bu masallara inanıyor. Size kalsa, siz herkesi teist olarak ilan edeceksiniz. Yukardaki saçma sapan ve akılcılıkla uzaktan yakından olmayan yazınız bunu göstermektedir. Buraya gelip, nutuk atarak hiçbir yere varamayacağınızı belirtmek isterim. Ateizm bizlerin kabul ettiği bir gerçektir.. Aklın, bilimin gerçekçiliğin olduğu yerde Ateizm vardır ve olmalıdır.. Duruşunuz hakkında bize bilgi vermişsiniz.. Ben de ateist arkadaşlarım adına konuşmak istiyorum; Bizim de duruşumuz net ve açık. Biz de Ateistiz..
Saygılarımla.
Sevgili Schp.
Dinleri ayrı ,yaratıcı fikrini ayrı değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Bir çok arkadaş dinlerdeki çelişkileri absürdlükleri görerek dinlerden özgür olabilmektedir,ama varoluşu açıklayamadıklarından tanımlayamadıkları bir yaratıcı olabileceğini düşünerek deist olduklarını ifade etmektedir.
Ya da bu konuda bir isbatın mümkün olamayacağını düşünerek agnostiğim demektedir.
Ben materyalistim ve bunun gereği olarakta ateistim ne dinler ne de tanrı benim için söz konusu değil.
İnanan insanla bir deistin ya da agnostiğin benim gözümde bir farkı da yok.
Din bir gereklilik değildir.
İnsanları kandırma ve yönetme sürüyü bir arada tutma için kullanılan bir araçtır.
Dinin siyasallaşması ve toplumda egemen olması ile mücadele ederim.
sevgiler
Felsefeci 87
14-06-2009, 15:32
Sevgili Schp.
Dinleri ayrı ,yaratıcı fikrini ayrı değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Bir çok arkadaş dinlerdeki çelişkileri absürdlükleri görerek dinlerden özgür olabilmektedir,ama varoluşu açıklayamadıklarından tanımlayamadıkları bir yaratıcı olabileceğini düşünerek deist olduklarını ifade etmektedir.
Ya da bu konuda bir isbatın mümkün olamayacağını düşünerek agnostiğim demektedir.
Ben materyalistim ve bunun gereği olarakta ateistim ne dinler ne de tanrı benim için söz konusu değil.
İnanan insanla bir deistin ya da agnostiğin benim gözümde bir farkı da yok.
Din bir gereklilik değildir.
İnsanları kandırma ve yönetme sürüyü bir arada tutma için kullanılan bir araçtır.
Dinin siyasallaşması ve toplumda egemen olması ile mücadele ederim.
sevgiler
Hislerime tercüman olduğunuz için size çok teşekkür ederim sevgili aydoe. Aklın ve bilimin yolundan gitmenin ve sağlıklı bilinçli bir birey olmanın önemini gün geçtikçe daha iyi kavrıyorum. Şu an herşey istediğim gibi gidiyor ve şekil alıyor. İşte bundan dolayı da çok mutluyum.
saygılarımla.
Averroes
14-06-2009, 16:16
Felsefeci87,
Yazınızı okurken, "her tarafa içi boş sloganik ateist dövizler asıyorum, eh madem buraya kadar gelmişim bir tane de buraya asayım" diyorsunuz gibi bir hisse kapıldım. Mesajınız benimkiyle ne şekilde ilişkilidir? Hangi iddiamın direkt olarak cevabıdır? Aydoe'nin hislerinize tercüman olmasını beklemektense, neden kendiniz non-sloganik bir kaç cümle yazmadınız? Mesajımı okumak fazla değil 2 dakikanızı ya alırdı ya almazdı. Bir dahaki sefere ilgisiz mesajlarınıza cevap yazmayacağım. Bilginize...
Sevgili Aydoe,
Diyorsun ki, "Bir çok arkadaş dinlerdeki çelişkileri absürdlükleri görerek dinlerden özgür olabilmektedir,ama varoluşu açıklayamadıklarından tanımlayamadıkları bir yaratıcı olabileceğini düşünerek deist olduklarını ifade etmektedir."
Bu da sizi ortak paydada buluşturmaya yetiyor öyle mi? Ben de " tam olarak tanımlayamadığım bir yaratıcı olduğunu düşünüyorum" Ama kimseden sempati görmüyorum.
Diyorsun ki, "Ben materyalistim ve bunun gereği olarakta ateistim ne dinler ne de tanrı benim için söz konusu değil."
Baş göz üstüne. Bu bilgiden sonra artık tarafsın, ve tartışılabilirlik kazandın. İtiraz noktam ne olduğu belli olmayanlara...
Selamlar
'' Ama kimseden sempati görmüyorum. ''
Olurmu seni sitedeki herkes çok seviyor,hatta uzun süreli yokluğunda hep seni andık özlettin kendini
:kiss:
Felsefeci 87
14-06-2009, 16:32
Schopenhauer.
En azından sizin dışı dolu görünen, ama içi boş olan sözlerinizden daha mantıklı şeyler yazdığım aşikar.
Benim karşı olduğum nokta; Birkaç arkadaşımızın itiraflarının arkasına sığınarak Tanrı'nın varlığını ispat etmeye kalkmanız ve bundan kendinize bir pay çıkarmanızdır.
Siz bu kadar aciz misiniz?
Birkaç kelimenin ardına sığınarak, gerçekçi olduğunuzu mu sanıyorsunuz?
Kusura bakmayın ama; siz gerçekçi değilsiniz..
Gerçekçiliği özümseyememiş, size karşı çıkan birisinin sözlerine ilgisiz diyebilecek kadar da kendinizi beğenmişsiniz.
Size son olarak şunu söyleyeceğim;
Korkmayın, birkaç kelimenin arkasına sığınarak acizliğinizi heryerde göstermeyin..
Benden size bir tavsiye..
saygılarımla.
Vay itirafçı dilo vay, halk mahkemesi derhal toplansın.
Sana da hoşgeldin diyelim schopen, Thor seninle olsun.
Dilaver bir Başlatıcı'ya inandığını bana chat odasında itiraf etmişti. Yine sıkı katılımcılardan bir tanesi kendine "olasılıkçı" diyordu.
schopenhauer
BUnları nereden uydurdun anlamış degilim. Başlıgı hiç takip etmedim ama ismim geçmiş hatırlatalım.
Öncelikle ben kimseye bir şey itiraf etmem, bunun altını çizelim. İtirafçılık diye bir egilimim hiç olmadı bu yaştan sonra da olmayacak.
Daha sonra ben inanmam, sadece düşünür ve düşüncelerimi ifade ederim. İnançtan çok düşünmek ve bildigini söylemek daha dogru bir kavram.
Son olarak ise 10^-43 saniyeden önce ne oldugunu henüz bilmiyoruz. Bu anlamda teorik olarak bir başlatıcının olabilmesi seçenekler dahilinde ele alınmalıdır. Bunu ise ancak gözlem ve deneyler sonucu ortaya koyabiliriz. Bu bir inanç degildir, aynen big bang gibi bir spekülasyondur.
Bir başlatıcının var olabilme ihtimali 10^-43 ten evvel muhtemeldir ve bilimle çelişmez. Sadece ihtimaldir ve sınanması gerekir. Bu yüzden söylenenlere farklı bir anlam yüklemekten kaçınalım ve çarpıtmayalım.
saygılarımla
Felsefeci 87
14-06-2009, 16:43
Dilaver bir Başlatıcı'ya inandığını bana chat odasında itiraf etmişti. Yine sıkı katılımcılardan bir tanesi kendine "olasılıkçı" diyordu.
schopenhauer
BUnları nereden uydurdun anlamış degilim. Başlıgı hiç takip etmedim ama ismim geçmiş hatırlatalım.
Öncelikle ben kimseye bir şey itiraf etmem, bunun altını çizelim. İtirafçılık diye bir egilimim hiç olmadı bu yaştan sonra da olmayacak.
Daha sonra ben inanmam, sadece düşünür ve düşüncelerimi ifade ederim. İnançtan çok düşünmek ve bildigini söylemek daha dogru bir kavram.
Son olarak ise 10^-43 saniyeden önce ne oldugunu henüz bilmiyoruz. Bu anlamda teorik olarak bir başlatıcının olabilmesi seçenekler dahilinde ele alınmalıdır. Bunu ise ancak gözlem ve deneyler sonucu ortaya koyabiliriz. Bu bir inanç degildir, aynen big bang gibi bir spekülasyondur.
Bir başlatıcının var olabilme ihtimali 10^-43 ten evvel muhtemeldir ve bilimle çelişmez. Sadece ihtimaldir ve sınanması gerekir. Bu yüzden söylenenlere farklı bir anlam yüklemekten kaçınalım ve çarpıtmayalım.
saygılarımla
Sevgili dilaver abim öyle deme ama :) Bu arkadaş çok gerçekçi ve olayları gayet iyi analiz ediyor.. (!) :D Şaka bir yana; bunun itiraf niteliği taşımadığını senden öğrenmiş bulunuyoruz.. Arkadaş, olayları abartma ve çarpıtmada gayet usta... Kendisini burdan tebrik ediyorum.
saygılarımla.
Hakket schopenhauer benide cinlere inanıyor ilan etmiştin, bu konuda sabıkan çok.
Averroes
14-06-2009, 20:16
Aydoe: Olur mu seni sitedeki herkes çok seviyor,hatta uzun süreli yokluğunda hep seni andık özlettin kendini.
Sch: Eyvallah, eksik olmayın. Here I am...
Dilaver: Bir başlatıcının ("Allah'ın"- schopenhauer) var olabilme ihtimali 10^-43 ten evvel muhtemeldir ve bilimle çelişmez. Sadece ihtimaldir ve sınanması gerekir.
Sch: turandursun.com'un site meclis başkanı Dilaver KOMAN açıklamasında Tanrı'nın varlığı için muhtemeldir dedi. KOMAN kelime-i agnostisizm getirerek ateistlikten çıktı. Flaş, flaş, flaş!!! Günün olayı! Koman'ın bu hızla giderse bir sonraki açıklamasında müslüman olması bekleniyor.
qw19: Hakket schopenhauer benide cinlere inanıyor ilan etmiştin, bu konuda sabıkan çok.
Sch: Yav sevgili qw19, böyle sık nick değiştirirsen nerden tanıyacağım seni. Ben de az kaldıydı Aydoe'ye seni soracaktım. Bir de Asinar diye biri vardı. Neyse hoşbulduk diyelim önce. Seninle tekrar yazışıyor olmak güzel. Ama sevgili qw19 seni cinlere inanıyor ilan eden ben değil kendindin. Bak aşağıdaki yazı sana ait:
Bir gün yatarken birdenbire gözlerimi açtım sandalyenin üzerinde bacak bacak üstüne atmış Leprechaun benzeri bir şey bana bakıyordu o zamanlar da bu gün olduğu gibi dinsizdim ayet el kürsiyi falanda hiç öğrenmedim, yaklaşık 30-40 saniye bakıştık, ben yataktan fırladım ve ışığı yaktım fakat lamba patladı, baktım hala oradaydı üstüne gitmedim görmekte istiyordum korkmadığımda söylenemez merakta var ve antredeki ışıkta patlamasınmı, neyseki mutfağı yaktım. Neyse annemi kaldırdım ona anlattım hadi git yat g....n açıkta kalmış dedi, yattım. Hayatımda hiç bir şeyden korkmayan bir annemi bilirim. Bu beni dine, tanrıya sevketmedi, gördüklerim ve yaşadıklarım benim için gerçek.
*Neyse bir hikaye daha anlatayım, gene yatıyorum üzerimde bir ağırlık, tam göğsümde, yüzümde ıslaklık ama gözümü açamıyorum cam kenarındayım herhalde camı açık unuttum yağmur yağıyor *diyede aklımdan geçiriyorum, bir yandanda ıslaklık kulaklarıma doğru ilerliyor, hırlama sesleri duymaya da başladım, karabasan bu diyede düşünüyorum, neden sonra ellerimle yorganı kaldırmaya çalışıyorum, ittiriyorum na mümkün, üstümdeki şey büsbütün yerleşiyor, güç bela gözüm açtım, bizim köpek göğsüme uzanmış patilerinide omuzuma koymuş, *badana fırçası gibi diliyle yüzümü yalıyor.
qw19 aşağıdaki satırların buralarda heba oluyor, ha sen ha Karl JASPERS!
Bilimde de çoğu teori kanıtlanmadan önce tamamen bireyseldir ve kanıtlanma süreci de oldukça uzun ve sıkıntılıdır. Çoğu bilim insanının teorileri de ölümlerinden sonra kanıtlanır.Öyle senin sandığın gibi hemen kabul görmezler, hatta çoğu bilim dışı olmakla suçlanır. Bilimdeki gelişmeler, buluşlar devrimlerle olur, o güne kadar kanıksanmış, alışılmış olan reddedilir ve yerine yenisi konur.
Burada teknoloji ile bilimi birbirine karıştırmayalım.
Burada da schopenin görmüş olduklarına ben ihtimal veriyorum. Bunlar cindir, peridir bilemem.
Fakat schopen bunları gerçek sanıyor veye gerçekte olabilir. Ben yaşantım boyunca matematik ve fiziğin uygulamaları ile uğraştım ve tecrübelerim kayıtsız, şartsız kabulun olamayacağı gibi, kayıtsız şartsız reddin de olamayacağını gösterdi. Bu nedenle gelişmelere kolay uyum sağladım ve görüşlerimin fikirlerimin değişebilir olduğunu kabul ederek ön yargılardan sıyrıldım, elbette mümkün olduğu kadar, yani gücümün yettiği kadar. Bu tavır her konuda şartlanmışlığı, inancı ve önyargıları azaltır. Doğayı fikirlerinize göre değil, fikirlerinizi doğaya göre düzeltirsiniz.
qw19 sana kocaman bir alkış bu güzel parağraf için.
SELAMLAR
Schopen öznel ve nesnellik arasındaki bağıntıyı açıklamak için çok güzel örnekler verilmiş.
Ben gördüm öyleyse doğrudurun yanlışlığı açıklanmış, ben inanıyorumun öznel bir durum olduğu, bireysel olduğu nesnel olmadığı açıklanmış bunun üstüne diyecek sözün olmamalı.
Bak gördüklerim ve yaşadıklarım "benim için gerçek" diyorum kısaca tamamen öznel bir durum bunu cinler var diye dayatmanın anlamsızlığından bahsediyorum, bu halüsünasyon olabilir, paranoya olabilir fakat nesnel olamaz bundan eminim. Çünkü nesnel olması için ispatlamam gerekir, 6 milyar insanın buna inanması dahi kanıt sayılmaz.
Artık kanıtın önemini kavrasan da bu boş sözlerden kurtulsak.
paslıçivi
15-06-2009, 06:16
Görmek istememeniz bu varlıkların olmadıkları anlamına gelmeyecektir.
sen de her inanır gibi inancının mutlak doğru olarak algılama yanılgısı içindesin.. ben inanıyorum, öyleyse kesin, mutlak doğrudur, diyorsun..
daha önce bilmek ve inanmak farkını anlattım.. cinler konusu da böyle.. şayet yaşadığın aile/toplum senin zihnine cin kavramını yüklediyse ve bu tüm insanlığı bağlamayıp bilimsel olarak sınanamıyorsa inançtır..
kendini çok zorluyorsun gibi geliyor bana.. cinlere inanmayan bir sürü insan var bu dünyada.. insanı değil inancını baz(temel) alırsan en başta kendine en büyük haksızlığı yapmış olursun.. bir insan olduğunu unutma derim..
görmek istemen bu varlıkların olduğunu anlamına gelmez..
Ayrıca mesajlarınızdan hepinizin ateist olmadığınızı anlamak zor değil. Ortak düşman olarak teizmi görüyorsunuz. Bu uğurda deizm'e bile yandaş olmak garabetine düşenler var. Bak şu Allah'ın işine...
teizmi ortak düşman görmüyorum. sadece insanlık tarihine bakman yeterli, insanlık açısından ne kadar zararlı olduğunu görmen için.. insanlığı bölüp birbirine düşman edip birbirlerini katledercesine yoketmek için çok büyük vesiledir teizm düzeyi bilinç..
tanrı, cennet, cehennem, şehitlik, millet, vatan gibi kutsal kavramlar olmasaydı insanlar birbirleriyle bu kadar vahşice savaşmazlardı, daha doğrusu hiçkimse insanı böyle bir robot gibi kullanamazdı..
deizmle yandaş olmak değil bu.. bu bir sınıflama.. teizm ve nonteizm.. ikisinin arasındaki farkları ve ortak noktaları açıkladım.. yandaş oldukları tek ortak nokta da dünyada varolan tüm dinleri ve onların tanrılarını reddetmektir..
Yahu kardeşim bir insan düşüncesini bir kenara bırakıp başka bir düşünceyi böyle canhıraşane savunur mu? Yazıyor da yazıyor. Fatır 52, Furkan 24, Zümer 487, Yasin 007,
bu konuyu bazen ben de dile getiriyorum.. bu konuda haklısın.. ama nonteist insanlar da hala zihinde(egonun egemenliğinde) yaşadıkları için varlıkları buna bağlıdır.. zihinlerini ikiye bölüp birbirleriyle savaştırıp zihin denen illeti daha da güçlendiriyorlar.. james bondun yeni versiyonu çıkmış bu arada..
Ateizm ayrıdır, Deizm ayrıdır, Agnostisizm ayrdır. Tamam "Dinlerden Özgür ol" da, bunu sadece birini sahiplenerek yap. Sen bir ateistsen sana ne Deizmden, Panteizmden. Deizm'i sen sahiplenemezsin, Deizm'e yakın olan ateizm değil, olsa olsa yine teizm'dir. her ikisi de Tanrı düşüncesini esas alır. Ayrıldıkları nokta Tanrı'nın dünyaya ilişkin tutumuyla ilgilidir
biz de aynı olduğunu söylemiyoruz zaten.. ama bu sahiplenme değil bir durum tespitidir.. yoksa ateist, deist, panteist, agnostik arasında da sıkı bir "benim inancım doğru seninki yanlış" çatışması vardır.. bu dünyada hiç bir insan kendi inancı dışındaki inancı benimsemez ve reddeder.. bu bilinçdüzeyi savaşıdır.. yaşamda her konuda bir savaş olduğu gibi..
İtiraz noktam ne olduğu belli olmayanlara...
mesaj alınmıştır..
ben dünyadaki tüm dinleri ve onların tanrılarını reddediyorum.. ama varoluş, tanrı(orjin, evrenin patronu) ve ölüm sonrası kavramları için şu an için bilmiyorum diyorum..
artık adını sen ne istiyorsan koy..
Ben bir insanın yazdıklarından ne olduğunu anlayabilmeliyim. Bak bizim duruşumuz net. Müslümanız. Biz daha sizin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden siz daha geniş sahada oynarken, biz daha dar sahada oynamak zorunda kalıyoruz. Ateizm ayrıdır, Deizm ayrıdır, Agnostisizm ayrdır. Tamam "Dinlerden Özgür ol" da, bunu sadece birini sahiplenerek yap.
Hoppalaaa ...
Bu ne hocam böyle?
Sizin duruşunuz net de bizimki bulanık mı? Ne diyorsunuz? Biz müslümanız. Biz ne diyoruz? İnsanlık dinlerden özgürleşmeli. Bu sizin için yeteri kadar net değil mi?
A.
Averroes
15-06-2009, 18:49
Paslıçivi: ben dünyadaki tüm dinleri ve onların tanrılarını reddediyorum.. ama varoluş, tanrı(orjin, evrenin patronu) ve ölüm sonrası kavramları için şu an için bilmiyorum diyorum.
Sch: Birinci cümlenin yüklemi reddediyorum, ikinci cümlenin arasözünün yüklemi bilmiyorum. Şimdi ne yapsak acaba? Elma yemeyi reddediyorum, ama yeyip yemeyeceğimi bilmiyorum. İlk başta "reddetmek" gibi iddialı bir fiil kullanıyorsun, sonra da belki ilerde inanabilirim diyorsun. "Şu an reddedeyim ilerde bakarız" gibi bir şey mi bu?
Azınlık: Sizin duruşunuz net de bizimki bulanık mı? Ne diyorsunuz? Biz müslümanız. Biz ne diyoruz? İnsanlık dinlerden özgürleşmeli. Bu sizin için yeteri kadar net değil mi?
Sch: Duruşu net olmayanların özelliklerini yazımda belirtmiştim. Keşke bana cevap vermeden yazımı iyice okumuş olsaydın. Eğer ateistsen ve de bu yazılarına sinmişse ithamım seni kapsamaz. Suçlamayı Tanrıtanımaz gibi yazıp aslında Tanrı'ya inanan, kendisine doğal olarak Tanrıtanımaz gibi muamele edilince Ateist olmadığını yumurtlayanlar için yazmıştım. Örnek verecek olursak, ben bir Panteistsem bu yazılarımda aşikar olmalıdır. Aynı şey bir Deist ya da Agnostik için de geçerlidir. Hepsi de esaslı felsefelerdir. Kendi düşünürleri, filozofları vardır. Ateizm din karşıtlığının ortak adı değildir.
qw19: Bak gördüklerim ve yaşadıklarım "benim için gerçek" diyorum kısaca tamamen öznel bir durum bunu cinler var diye dayatmanın anlamsızlığından bahsediyorum, bu halüsünasyon olabilir, paranoya olabilir fakat nesnel olamaz bundan eminim. Çünkü nesnel olması için ispatlamam gerekir, 6 milyar insanın buna inanması dahi kanıt sayılmaz.
Sch: Kimse dayatma yapmıyor. Kişiye özgü durumlar paranoya olabilir, ama birbirini tanımayan iki kişinin (mesela sen ve ben) benzer tecrübeleri benzer şekillerde yaşamamıza ne diyeceksin? Çoklu halüsinasyon mu? Ya bu sayı onbinleri buluyorsa? Dini bir konu diye kestirip atalım mı yani? Tamam adına cin deme "şin" de, ne değişecek? En azından nedir ne değildir üzerinden konuşmayalım mı? Nesnellik açıklaman özneldir. Ne idüğü belirsizdir. Nesnelerin mekanik bir hile olmadan ve itme kuvveti uygulanmadan hareketleri yeterince nesnel değil midir? Ki sen böyle bir aktiviteye bizzat dahil olmuşsun? Bilimsellik kazandıracağım diye cinden fotoğrafını çekmeyi rica edemem ki! Bu bahis daha önce de geçmişti, ve ben tezlerimi o zamanda sağlıklı bir zemine oturtmuştum:
Eğer insan türünün dışında bir varlığın ayak izlerini bulmuşsam ve elimde de bunu destekleyecek veri varsa, salt bilimsel olmak gibi muğlak bir konsept uğruna gördüklerimi ve yaşadıklarımı inkar mı edeyim? Turan Dursun'un dediği gibi "Gerçeği mezara mı götüreyim?"
Cin tarafından oynatılan nesnenin çok sayıda insan tarafından görünmesi bütün bu insanların hepsinin kafayı cinlerle bozmuş olduğunu gösterir mi? Onların korkularının sonucu olabilirmi? Bir kişi olsa tamam, ama 10 kişi aynı anda sanrı mı görüyor?
Cin konusunda ben "kuvvetli bir iddiacıyım." Kanıt çok pahalı bir sözcüktür, ne ben, ne sen, ne de bir başkası onu ucuza alamaz. Kuvvetli emareler beni kaçınılmaz olarak bir noktaya götürüyordu: Bu varlıkları tanıma. Ama kanıt dersen "yüzünü gördüğümü söylemem bile tam kanıt olmaz." Ama "kanıtsızlık da olamaz." "Gördüm iddiası" kanıta, kanıtsızlıktan daha yakındır. Beni bu kadar güvenle konuşturanda budur. Zaten bu noktada benim felsefi açılımım şudur: "Bilmek olamaz" "inanmak olabilir." Ben de cinlerin varlığını "bildiğimi" değil, "kuvvetli bir şekilde inandığımı" söylüyorum. Yanılabilir miyim? Evet herkes potansiyel bir yanılandır. Ama benim bu konuda yanılma ihitmalim haklı çıkmaktan daha azdır zira benim gördüğüm ve hisstettiğim varlığı benzer şekillerde gören ve hisseden "tanımadığım" insanlar vardır. Kanıt mı? Youtube linklerindeki farklı insanların benzer şeyleri yapması. Ya diyeceğiz ki bu insanlar hepsi ağız birliği etmişler "gelin arkadaşlar, 5-6 farklı grup olalım ve farklı yerlerde youtube'a atılmak üzere böyle birşey tertipleyelim (ki bu bile az da olsa ihitmal dahilindedir) ya da diyeceğiz ki "hadi canım sende kim böyle bir çılgınlık yapar, gençlerin heyecanı ortada, numara yapmadıkları belli." ki ikincisi birincisinden daha desteklenebilirdir. bu tez "inandırıcılığım açısından" ve "cinlerin varlığını iddia açısından" daha sağlam temellere oturmuş değilmidir?
Ben bilimi illaki laboratuarda yapacağım diye bir şart yoktur. Bilim süreci “gong sesiyle” de başlamaz. Elinde görsel bir veri olan herkes bilimselliğe giriş yapmıştır, isterse insanlar buna metafizik desin. Nihayetinde bilim araçtır, amaç değil. Ben keşif yapmakla mükellefim, sırf dini görünecek diye gördüğüm ve başkalarının gördüğü şeyleri yok mu sayayım? Eğer bilim dediğimiz şey, görmeden olmuyorsa (i.e. mantıksal pozitivizm) ben gördüm diyorum, yoksa bana yalancı mı diyorsunuz? Ya basit bir google taramasıyla senin de rahatlıkla görebileceğin binlerce diğerleri? Hepsinin yalan söylediğini mi iddia edeceğiz? Yoksa bunları bilim daha keşfetmedi diye, yerimizde durup mantıksal pozitivistlerin bunları keşfetmelerini mi bekleyeceğiz? Görmediğimize kendimizi mi kandıracağız? Eğer ben ve kendilerini hiç tanımadığım halde binlerce insan aynı şeyden bahsediyorsa, ben mi ilerdeyim, pozitivist bilim mi? Suçum elimde deney tüpümün olmaması mı? Üstümdeki beyaz gömlek eksikliğimi? Yoksa bilimsel jargon eksikliği mi? Yoksa top sakalsızlık mı? Bilimin literatüründe “cin” diye bir kavram yoksa, bu benim suçum mu yoksa onu salt dini olmak noktasından kaale bile almayan bilim mi? Eğer bilim görmek demekse, gördüm diyorum ve gördüklerini söyleyen insanlar var. Bugün “cin” fenomenini ciddiye almayan aynı bilim, yine görünmeyen bir unsur olan “düşünceyi” ve “düşüncenin nesneler üzerindeki yansımalarını” inceliyor iyi mi? Bilim, belirlediği sınırlardan çıktı o zaman.
Selamlar
Kızıl Derili
15-06-2009, 22:25
Yakında ağlaya zırlaya ibadetle ne kadar zaman kaybettiklerini görecekler :)
Herkes kendi çevresinde bence ateizmi yaymalıdır.
Ülkemizi bir daha şeriat tehlikesiyle karşılaşmaması için yegane kurtarma yolu budur ..
Akhenaton
15-06-2009, 22:31
Ülkemizi bir daha şeriat tehlikesiyle karşılaşmaması için yegane
Ateist olanlar kurtuluşamı eriyor.
paslıçivi
15-06-2009, 22:50
Oysa “Bilim Yobazlığı” adındaki enfes yazımda da
Baş göz üstüne. Bu bilgiden sonra artık tarafsın, ve tartışılabilirlik kazandın. İtiraz noktam ne olduğu belli olmayanlara...
Paslıçivi: ben dünyadaki tüm dinleri ve onların tanrılarını reddediyorum.. ama varoluş, tanrı(orjin, evrenin patronu) ve ölüm sonrası kavramları için şu an için bilmiyorum diyorum.
Sch: Birinci cümlenin yüklemi reddediyorum, ikinci cümlenin arasözünün yüklemi bilmiyorum. Şimdi ne yapsak acaba? Elma yemeyi reddediyorum, ama yeyip yemeyeceğimi bilmiyorum. İlk başta "reddetmek" gibi iddialı bir fiil kullanıyorsun, sonra da belki ilerde inanabilirim diyorsun. "Şu an reddedeyim ilerde bakarız" gibi bir şey mi bu?
sevgili schopenhauer..
pek muhterem zatı halinizle tartışılabilirlik kazanıp, enfes yazı ve düşüncelerinizden faydalanmak isterdim ama bana son yazdığınız cevap maalesef ki benim tartışılabilirlik kriterlerimin dışında olduğunuzu gösteriyor..
ben o kadar anlattıktan sonra sizin anladığınız buysa forumda kalıp biraz pişmenizi tavsiye ederim..
ben yine hakdoğanıma döneyim.. o hiç olmazsa zeki ve yaratıcı.. anlatınca bazı şeyleri anlıyor hiç olmazsa..
siz devam edin efendim.. keyfim gelirse, algılamalar biraz yükselirse belki katılırım..
Kızıl Derili
15-06-2009, 22:54
Ateist olanlar kurtuluşamı eriyor.
Ateist olanlar değil .. Tüm Türkler kurtuluşa eriyor .. O vakit Türkiye dünyanın süper gücü olacaktır :)
Bu islam başa bela.
Ateist olanlar kurtuluşamı eriyor.
Yahudilik,Hristiyanlık,İslam üçlemesi artık insanlığa eskisi gibi dayatılamıyor.
Daha ne olsun..
Sorulayabiliyoruz..
Hatta onların bilmediklerini biliyoruz.
Geçenlerde bir yabancı TV kanalında evladını kaybeden bir anne şu soruyu sordu?
Nedir ki cihat?
Sıradan bir kadının bu soruyu sorması bile insanlık adına büyük bir gelişme..
Çünkü bizim "ecdadımız" gerçek nedenini asla bilemediği savaşlarda kırdırıldı.
Aslında kimin çıkarına olduğunu bilmediği savaşlarda ..
Daha ne olsun..
Daha ne olsun..
Averroes
16-06-2009, 17:12
paslıçivi: ben o kadar anlattıktan sonra sizin anladığınız buysa forumda kalıp biraz pişmenizi tavsiye ederim..
siz devam edin efendim.. keyfim gelirse, algılamalar biraz yükselirse belki katılırım..
Sch:Ulu Haşmetmeab Bilgisaçar Hazretleri, kusurumuzu cehlimize bağışlayınız,pişmek buyurmuşsunuz,siz dileyin biz nar gibi kızarırız.Sizin gibi yegane bilgi kaynağınımızın cümlelerine muhalif olmak gibi bir gaflete düşmüşüz. Algılamalar yükselirse katılırım buyurmuşsunuz. Lütfen katılınız. Siz katılın biz yükselticimize el atarız.
paslıçivi
17-06-2009, 12:53
paslıçivi: ben o kadar anlattıktan sonra sizin anladığınız buysa forumda kalıp biraz pişmenizi tavsiye ederim..
siz devam edin efendim.. keyfim gelirse, algılamalar biraz yükselirse belki katılırım..
Sch:Ulu Haşmetmeab Bilgisaçar Hazretleri, kusurumuzu cehlimize bağışlayınız,pişmek buyurmuşsunuz,siz dileyin biz nar gibi kızarırız.Sizin gibi yegane bilgi kaynağınımızın cümlelerine muhalif olmak gibi bir gaflete düşmüşüz. Algılamalar yükselirse katılırım buyurmuşsunuz. Lütfen katılınız. Siz katılın biz yükselticimize el atarız.
sen yeterki aydınlanmak iste.. yükselticilerini ayarla o zaman.. 1- 2 gün içinde sitedeyim yine.. tatilde tam konsantre olamıyorum.. ortalıkta çok dikkat dağıtıcı var..:cheer2::rockon:
paslıçivi
17-06-2009, 23:37
Paslıçivi: ben dünyadaki tüm dinleri ve onların tanrılarını reddediyorum.. ama varoluş, tanrı(orjin, evrenin patronu) ve ölüm sonrası kavramları için şu an için bilmiyorum diyorum.
Sch: Birinci cümlenin yüklemi reddediyorum, ikinci cümlenin arasözünün yüklemi bilmiyorum. Şimdi ne yapsak acaba? Elma yemeyi reddediyorum, ama yeyip yemeyeceğimi bilmiyorum. İlk başta "reddetmek" gibi iddialı bir fiil kullanıyorsun, sonra da belki ilerde inanabilirim diyorsun. "Şu an reddedeyim ilerde bakarız" gibi bir şey mi bu?
cümlelerde sadece yükleme bakıyorsun.. çünkü sen teist düzeyinde bilinçaçıklığına sahip olduğun için tanrı deyince aklına bir tek dininin, inancının(muhammedin allahı) tanrısı geliyor.. bir deistin bir panteistin bir agnostiğin bir isevinin bir musevinin bir hindunun tanrı kavramını algılayamıyorsun..
bu saydıklarımın hepsi muhammedin dinini, kitabını, allahını açıkça reddetmiş insanlardır.. saydıklarımdan nonteist olanlar farklıdır, çünkü bilinç seviyeleri yükselmeye başladığı için dünyada bölük pörçük olmuş onca dinlerin tanrı kavramını kendi kafalarındaki tanrı kavramıyla özdeşleştirememektedirler..
sanki tanrı elle tutulur gözle görülür bir şeymiş gibi tekeline alıyorsun.. tanrı varolup olmadığı, nasıl bir şeye benzediği, kaç tane olduğu, evreni yaratıp yaratmadığını, insanlara müdahele edip etmediğini bilmiyoruz.. sadece toplumumuzun bize yüklediği zihindeki tanrı kavramını(toplumdan topluma kişiden kişiye göre dğişiyor bu kavramlar) gerçekmiş gibi inanıyoruz..
dünyada değişik coğrafyadaki değişik dinlerin inançların bireylerine sor bakalım tanrı nedir, nasıldır, özellikleri nedir diye.. kaç çeşit tanrı olduğunu gör..
ama sen de her teist(müslüman, isevi, musevi, hindu, budist vs..) gibi kendi tanrını hak diğerlerini batıl olarak niteleyeceksin.. başka yolun, başka çıkarın yok çünkü..
şimdi tüm bunlardan sonra yukarıdaki cümlemi tekrar oku ve değerlendir bakalım.. elma sandığın şey armut çıkmasın..:eek:
Averroes
18-06-2009, 01:37
paslıçivi: sanki tanrı elle tutulur gözle görülür bir şeymiş gibi tekeline alıyorsun.. tanrı varolup olmadığı, nasıl bir şeye benzediği, kaç tane olduğu, evreni yaratıp yaratmadığını, insanlara müdahele edip etmediğini bilmiyoruz.. sadece toplumumuzun bize yüklediği zihindeki tanrı kavramını(toplumdan topluma kişiden kişiye göre dğişiyor bu kavramlar) gerçekmiş gibi inanıyoruz..
Sch: Öncelikle Tanrı kavramını diğerlerini bilemem ama kafama toplum değil kendim yükledim.
Ben kimseyi bir şeyi bilmemekle suçlamıyorum. Kendimin bilmediği birşey hakkında başkasını nasıl suçlayabilirim? Bilmiyorum ama inanabilirim müsaadenizle. Mutfakta hırsız olduğunu biliyorum dediğim zaman hırsızı görmüş olmam gerekir, ama ben sadece tıkırtı duyuyorum, ve diyorum ki, mutfakta hırsız olduğuna inanıyorum. Burada bir problem var mıdır? Mutfaktaki bir kedi çıkabilir mi? Pekala çıkabilir. Ama diyorumki bir kedi bu şiddette ses çıkaramaz, kapı kollarıyla oynayamaz, sesli bir şekilde hapşıramaz vs. Bütün bu varsayımlarım beni mutfakta bir hırsız olduğuna "inandırır". Buna rağmen hala yanılabilir miyim? Az da olsa evet.
Örnekleriniz mutlak bir ipucusuzluk ortamında veri olabilir. İnsan beynine düşünceler damlamaz. Esin kaynaklarım kesilmiştir. Mutfaktan ses falan gelmez. Dolayısıyla kedi de desem hırsız da desem aptalca olur. Bunu anlarım. Ama ses duyuyorsam mutfağa kadar bir zahmet etsem ne kaybederim?
Senin de belirttiğin gibi her inanışın bir Tanrı'sının/Tanrılarının olduğu muhakkak. İki şık vardır:
1- Tanrı yoktur (Ateist düşünce)
2- Tanrı vardır (Teist düşünce)
Bu sefer problem şurdadır. Hangi Tanrı? Büyük ödül bu sorunun cevabında gizlidir. İnananlar için Tanrı'yı bulmak yetmez hangi dini tasvip ettiği de bulunmalıdır. Ben İslam olduğunu "bilmiyorum". İslam olduğuna "inanıyorum". Bir başkası da herhangi bir Tanrı olduğuna inanabilir. Zaten adı bu yüzden inançtır. İnanmaktan gelir. Tanrı'nın ödüllendireceği bilmek değil inanmaktır.
Paslıçivi: ama sen de her teist(müslüman, isevi, musevi, hindu, budist vs..) gibi kendi tanrını hak diğerlerini batıl olarak niteleyeceksin.. başka yolun, başka çıkarın yok çünkü..
Sch: Sırf önyargılı olmadığımı ispatlayacağım diye "inandığım" şeyleri bir kenara mı atayım? Bunca yıllık araştırmaları mı, sorgulamaları mı ve bundan doğan fikir harita mı bir seferde yırtıp atacak mıyım? "Müslüman bir ülkede doğdun diye müslüman oldun" ithamına maruz kalmamak için ateist mi olayım? İnandığım şeyleri "Bak herkesin bir Tanrısı var, hangisi gerçek bilemezsin" düşüncesiyle sümen altı mı edeyim? Nasıl olsa Tanrı'yı asla bulamam deyip yolun yarısından geri mi döneyim?
Selamlar
paslıçivi
18-06-2009, 08:11
Sch: Öncelikle Tanrı kavramını diğerlerini bilemem ama kafama toplum değil kendim yükledim.
hayır sen değil, dünyaya gözlerini açtığın ailen ve toplum yükledi..
sen sadece yüklenmiş olan bu programı geliştirdin..
ben yükledim diyebilmen için bu din inanç konuları seni ilgilendirmeye başladığı yaşlarda tüm dünya insanlığına insan olduğu için değer vererek onların da inandığı tüm dinleri araştırıp varolanlar içinden islamiyeti seçip yüklemen gerekir..
bunu anlatabilmek için bu forumda bir kaç kez verdiğim örneği sana da vereyim.. seni 20 yaşlarına kadar insanların olmadığı bir ortamda hiçbir tanrı, din öğretisi(zihin yüklemesi) vermeden yetiştireceğim.. sonra seni dünya insanlığının arasına bırakacağımı ve bu insanlarda çok değişik din tanrı inançları olduğunu söyleyerek birini seçmen gerekirse hangisi, hangi kritelere göre, neden seçerdin diye sorayım..
Ben kimseyi bir şeyi bilmemekle suçlamıyorum. Kendimin bilmediği birşey hakkında başkasını nasıl suçlayabilirim? Bilmiyorum ama inanabilirim müsaadenizle
inanabilirsiniz tabii ki, zaten varolan durumunuz da inanmanızı gerektiriyor şimdilik.. ben sadece tüm dünyadaki insanların niçin bu kadar teist, nonteist inanç farklılıklarının olduğunu ortaya koymaya çalışıyorum..
Mutfakta hırsız olduğunu biliyorum dediğim zaman hırsızı görmüş olmam gerekir, ama ben sadece tıkırtı duyuyorum, ve diyorum ki, mutfakta hırsız olduğuna inanıyorum. Burada bir problem var mıdır? Mutfaktaki bir kedi çıkabilir mi? Pekala çıkabilir. Ama diyorumki bir kedi bu şiddette ses çıkaramaz, kapı kollarıyla oynayamaz, sesli bir şekilde hapşıramaz vs. Bütün bu varsayımlarım beni mutfakta bir hırsız olduğuna "inandırır". Buna rağmen hala yanılabilir miyim? Az da olsa evet.
hırsızın bir insan, kedinin bir hayvan ve bu iki canlının özellikleri hakkında bir bilgin var daha önceden zihninde.. o yüzden zihninde varolan bilgileri sentez ve analiz (mantık) yoluyla bir yöntem çizip doğruyu bulabilirsin..
ama tanrıyı sorgularken öncesinde zihninde herhangi bir bilgi yok.. sadece toplumundan edindiğin öğretilerin(inançların) var..
işte o yüzden bu bilinmeyen konuları sadece sana yüklenen program eşliğinde sentez analiz yapabilirsin.. o da seni toplumun sana dayattığı inanca götürür.. bir budist istediği kadar mantık yürütsün yaratıcı bir tanrıya ulaşamaz.. bir tanrılı dinin inanırı da tanrısızlığa ulaşamaz..
Bu sefer problem şurdadır. Hangi Tanrı? Büyük ödül bu sorunun cevabında gizlidir. İnananlar için Tanrı'yı bulmak yetmez hangi dini tasvip ettiği de bulunmalıdır. Ben İslam olduğunu "bilmiyorum". İslam olduğuna "inanıyorum". Bir başkası da herhangi bir Tanrı olduğuna inanabilir. Zaten adı bu yüzden inançtır. İnanmaktan gelir.
peki bu dünyada gelmiş geçmiş milyarlarca insanın "dogma inancıyla ölenler/dogma inancından çıkıp ölenler" arasındaki oran sizce kaçtır..bu oran o kadar küçüktür ki eser miktarda diyebiliriz.. hani istisnalar kaideyi bozmaz cinsinden..
peki neredeyse tüm dünya insanlığının tamamına yakını dogma inancıyla yaşamını tamamlıyorsa sizce bunun sebebi nedir.. ve bu insanlar sizce özgür iradeleriyle mi dinlerini seçebilmektedirler yoksa programlanmış bir robot gibi mi yaşamaktadırlar.. bu şekilde kendisine yüklelenen inancı hakikatmiş gibi derin bir uykuda yaşam süren bir insanı sen inancından dolayı sorgulayacaksan kriterlerin ne olacak.. binlerce yıldır çok tanrılılığı kabul edip ineğin kutsal olduğuna , isanın tanrı olduğuna, yaratıcı bir tanrı olmadığına vs.. inanarak yaşamını tamamlamış milyarlarca insanı nasıl neye göre sorgulayacaksın..
ve bu insan her inanır gibi "kendi inancı hakikat diğerleri batıl" olarak programlanmışsa bu insanın ne kadar bilinçsiz(bilinci düşük) ve aciz bir canlı olduğunu göstermez mi..
Tanrı'nın ödüllendireceği bilmek değil inanmaktır.
bu bilgi nerde yazıyor.. her insan bu bilgiyle yüklenmiş olarak hazır mı doğuyor.. yoksa bu sizin kişisel size yüklenmiş inancınız mı..
Sch: Sırf önyargılı olmadığımı ispatlayacağım diye "inandığım" şeyleri bir kenara mı atayım? Bunca yıllık araştırmaları mı, sorgulamaları mı ve bundan doğan fikir harita mı bir seferde yırtıp atacak mıyım? "Müslüman bir ülkede doğdun diye müslüman oldun" ithamına maruz kalmamak için ateist mi olayım? İnandığım şeyleri "Bak herkesin bir Tanrısı var, hangisi gerçek bilemezsin" düşüncesiyle sümen altı mı edeyim? Nasıl olsa Tanrı'yı asla bulamam deyip yolun yarısından geri mi döneyim?
tabii ki hayır.. nasıl mutlu oluyorsan herkes gibi sen de ona inan ve öyle yaşa.. ama farkında, uyanık ol.. derin uykuda bir rüya aleminde yaşama..
'' nasıl mutlu oluyorsan herkes gibi sen de ona inan ve öyle yaşa.. ama farkında, uyanık ol.. derin uykuda bir rüya aleminde yaşama..'' paslıçivi
''İnsanlar Uykudadırlar, Ölünce Uyanırlar. Hz Muhammed '' Schopenhauer'un imzası
Sch. uykuda olduğunu rüya gördüğünü kabullenmiş onu sarsmak uyandırmak gerekli.
Sch: Sırf önyargılı olmadığımı ispatlayacağım diye "inandığım" şeyleri bir kenara mı atayım? Bunca yıllık araştırmaları mı, sorgulamaları mı ve bundan doğan fikir harita mı bir seferde yırtıp atacak mıyım? "Müslüman bir ülkede doğdun diye müslüman oldun" ithamına maruz kalmamak için ateist mi olayım? İnandığım şeyleri "Bak herkesin bir Tanrısı var, hangisi gerçek bilemezsin" düşüncesiyle sümen altı mı edeyim? Nasıl olsa Tanrı'yı asla bulamam deyip yolun yarısından geri mi döneyim?
Evet tam da bunları yap.
Bilim devrimlerle ilerler, birikimlerle değil, bu da eskinin tamamen reddidir.
İspatlayamayacağın şeylerin bir değeri olmadığını anla. Senin dışında da bir yaşamın olduğunu kabul edip kibirden kurtul. "Düşünüyorum öyleyse varım." saçmalığının egonu beslemesine izin verme. Dünya seninle kaim ve daim değil.
Tanrı varsa o seni bulur, tanrı bulunmak istemiyorsa ne yapabileceğini sanıyorsun ki. Zararın neresinden dönersen kardır.