PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Soru Sormak Aklın Dindarlığıdır


HanifTürk
11-06-2009, 19:50
Konuya girmeden önce şunu belirtmek istiyorum. Kendi felsefemi tek cümle ile özetlemem istenirse bunu Heidegger"in şu sözü ile ifade ediyorum. "Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir; soru sormak aklın dindarlığıdır."

Üzerinde çok fazla konuşabileceğimiz yeterince büyük bir evrende yaşıyoruz. Evreni aklımızla anlayabileceğimiz düşüncedeyim. İnsan olarak kendi bakışımızın dışına çıkıp başka bir gözle bakmayı henüz beceremiyoruz. Bu nedenle şuanda yapabildiğimiz en mükemmel yaklaşım tarafsızlığı mümkün olduğu kadar koruyarak kendi aklımızla değerlendirmektir. Akıl insanı diğer türlerden ayıran en önemli özelliktir. Daha doğrusu insani olan tek özelliktir. Üzerinde konuştuğumuz din olsun bilim olsun tüm olgular evrensel değil insanidir. Çünkü evreni kendi bakışımız dışından görme olanağına sahip değiliz. Matematik ve fiziğin evrensel olgular olduğunu iddia etmemizde yine çıkarımsal aklın bir sonucudur. Bunları bilimi reddetmek için değil aksine bilimin ana ilkesi olan tarafsızlık ve doğruluk adına söylüyorum.

Gerçektende objektif bir gözle değerlendirecek olursak fiziği ve matematiği evrensel hali ile değil insani hali ile değerlendiriyoruz. Çünkü evrenin kendisi zaten fiziğin matematiğin gerçek ve uygulamalı halidir. Biz ancak evrensel olan gerçek bilgileri matematik ve fizik olarak insani dile çevirebiliyoruz. Yani varlığı "varlığın kendi dili" ile değil insani dil ile değerlendirmekten başka yöntemimiz olmadığı halde insani dili evrensel ve tek gerçek olarak öne sürmek evrensellik ilkesi ile çelişmektedir. Ve insanı özel kabul etmenin en açık göstergesidir. Evrende insan dışında hiç bir şey itiraz etmez, her şey kendi varlığının gereğini yok oluşuna kadar sürekli devam ettirir.

Evrensel bilgiler, bir din inanırı olsun ya da olmasın aklını kullanabilen her insana açıktır.
Evren, varlığa ilişkin tüm bilgileri içerir.
Evren, kendisinde en küçük bir kuşku ve çelişki olmayan tutarlı ve benzerlikler doludur.
Evren, tüm insanlığa herhangi bir elçi olmadan dahi klavuzluk edebilecek, anlaşılması için sadece akıl kullanmanın yettiği geniş perspektifli bir bilgi kümesidir.
Evren, tarafsızlığı ve doğruluğu ilke edinen her birey için yönlendirici özelliğe sahiptir. Bu rehberlik özelliği ile gerçeklere ulaşılmasını sağlar.

Yukarıda maddeler halinde verdiğim özelliklere sanırım hiç birimizin itirazı yoktur. Belirttiğim bu maddeleri aslında tamamen Kuran ayetlerinden aldım. Kuran'ı tarafsız bir gözle inceleyen biri olarak gördüğüm tablo budur. Kuran'ı önyargısız olarak incelemeye başladıktan sonra yüzlerce çeviri hatası yapıldığını, yorumların Kuran metni gibi sunulduğunu farkettim ve Kuran'ı orijinalinden incelemeye başladım.

Bu incelemelerin devamında farkettiğim en şaşırtıcı bilgi ise Kuran'ın sizi kendisinden sürekli itmesidir. Evet, benim düşünceme göre Kuran, siz onu okudukça sizi başka bir kitaba itiyor. İttiği bu kitabı ise El-Kitap olarak tanımlıyor. Ve Kuran kendisinin El-Kitap'ın sadece küçük bir bölümünü olduğunu, El-Kitap'ın bir bölümünü açıklamak için geldiğini söylüyor. Yukarıda saydığım maddelerin hepsini El-Kitap'ın özelliği olarak veriyor. Ve Kuran;
Geldiği toplumun ve insanlığın büyük bir kısmının El-Kitap'ı arkalarına attığını
El-Kitap'tan olmadığı halde ondanmış gibi yazılanların hatalı olduğunu
El-Kitap'tan ayrılanların sapkınlığa düştüğünü, bildirmek üzere geldiğini söylüyor.

Kuran El-Kitap tanımı ile "evren kitabını" vurguluyor. Kur"an Tam olarak aklı ile sorgulayanların iddia ettikleri gibi ; dinlerin yozlaştırılmış, afyonlaştırılmış, temelsiz uydurma savlara dayandığını, gerçeklerin El-Kitap'ta yani evren kitabında olduğunu özellikle ve defalarca belirtiyor ve sizi ona doğru itiyor.

Lütfen çalışmayı din kategorisinde değil, kitaplıktan(Evrensel bilgi) alınmış herhangi bir kitabın incelenmesi olarak değerlendirin.

Sevgiyle...

http://www.yeniislam.com/forum_posts.asp?TID=135 (http://www.yeniislam.com/forum_posts.asp?TID=135)

keci
11-06-2009, 20:54
Sayın Lamevcud

Vermiş olduğunuz linki inceledim bu sitede, son derece tuhaf tezatlar buldum ayrıca yazınızda da;

Dinin bireysel ve bireylerin ilkeleri olduğunu, tek evrenin olduğunu iddia ediyor.
öncelikle dinin tanımında anlaşamıyoruz.

Din bireysel değildir, inanç bireyseldir. Allah (C.C) hiç bir milleti ve kavmi hesaba çekeceğini söylemiyor. Aksine tek tek insanları yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğini söylüyor.

Din toplumsal bir olgudur, bireylerin inançlarından oluşmuş, bir kurallar bütünüdür. Eğer tek tek bireylerin inançları ortak bir gerçek çerçevesinde birleşirse bu inançlardan oluşmuş olan toplum düzenine verilmiş addır.

Mesela :
İslam dininde fakire yardım etmek inancın gereğidir, bu bireyin inancında yer alır. Ama bu inanca sahip bireyler buna uygun davranırlarsa oluşan toplumsal davranış modeline din adı verilir.

Din kelimesi zaman içerisinde, bireysel anlamda kullanıldığından bu karışıklık
oluşmuştur. Meşhur "Din elden gidiyor" sözü aslında toplumsal yapımız bozuluyor anlamında kullanılmıştır.
Ama bozulma daha önce bireylerin inançlarında olur. Bu doğal olarak toplumsal bozulmaya yol açar.

Delilleriniz akli değil, anti-teistler sizden daha tutarlı, islam dini için sizin düşünceleriniz daha tehlikeli.. Her neyse bunlar benim düşüncelerim.

Konuya dönersek, herşeyi tek evrenle açıklayan bir düşünce termodinamik kanunlarını nasıl açıklıyor acaba ?
Özellikle entropi artışını ?
Saygılarımla..

placebo
12-06-2009, 01:34
Kuran'ı akla yatkın bulamayarak,daha akla yatkınlaştırma girişimlerinden, eski köye yeni adet getirmeyi amaç edinmiş bir koldur haniflik..Laiklikle din arasına sıkışıp kalmış insanın kuyudan çıkma gayretkeşliğini çağrıştırır...Ama islamiyet katiyen laiklikle bağdaşamayacak bir dindir ve ne kadar ıslah edilirse edilsin,akla yakın hale getirilemeyecek açıklar bulunacaktır..Yazarı insan olan bir kitap ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın herhangi bir kutsallığa büründürülemezdir çünkü.

Haniflik,yüzyıllardır dine ihtiyaç içerisinde bulunan insanlara,yeni bir "iç ferahlaması" ve "batıllıktan kurtulduk,heyy yaşasın!!" hissi vermeye çalışan ve "ben daha iyi yorumlarım" akımlarından bir tanesidir..Ama İslam öyle kolayca içerisinden çıkılacak bir din olmadığı gibi,akımlara akım eklemekten başka bir işe yaramaz..Bir kitaptan ancak bu kadar çok değişik tanrı kavramı çıkarılabilen bir dindir islam..Her müslümanın İslamik bir tanrısı vardır ,ama hepsi başka çeşittedir.Birininki diğerini tutmaz..Sanırım Allah kulları arasında kutsal ve "BİR" lik arayışına çare oluşturmak üzere gönderdiği bir kitapta,bu kadar çok anlama çekilebilinecek bir tanrı kavramına mahal vermezdi.Hele hele kafa karıştırıp onlarca türedi mezhep,yol,tarikat,ekol yaratılabilinip,onları birbirine düşürebilecek olan bir tanesini kesinlikle yazdıracağına ya da yollayacağına ihtimal vermiyorum..Eğer öyle diyenler varsa, Tanrı'ya gerçekten de; "geleceği asla öngöremeyen" , "korkulası bir oyun kurucu" , "kullarını birbirine düşürücü " ve "kötü iş çıkartıcı" makamları isnat edilmiş olunur.Bu durumda da kendisine yaklaşmak bir yana,kaçınılması gereken bir varlık olması gerekmektedir..

Sevgiler.

azınlık
12-06-2009, 12:06
Din bireysel değildir, inanç bireyseldir. Allah (C.C) hiç bir milleti ve kavmi hesaba çekeceğini söylemiyor. Aksine tek tek insanları yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğini söylüyor.

Din toplumsal bir olgudur, bireylerin inançlarından oluşmuş, bir kurallar bütünüdür. Eğer tek tek bireylerin inançları ortak bir gerçek çerçevesinde birleşirse bu inançlardan oluşmuş olan toplum düzenine verilmiş addır.

Mesela :
İslam dininde fakire yardım etmek inancın gereğidir, bu bireyin inancında yer alır. Ama bu inanca sahip bireyler buna uygun davranırlarsa oluşan toplumsal davranış modeline din adı verilir.

Dinler birer kurallar bütünüdür. Kendisine inananlardan bu kuralların tamamına uymasını bekler, uymasını emreder.

Önce inanç ortaya çıkmış ve sonra topluma yayılmış ve sonra dine dönüşmüş değildir; din ortaya konur, insanlar buna inanmaya çağırılır ve ümmet böylece oluşur. Bir dine yönelik bireysel inançların birbirinden farklılık göstermesi normal olmakla beraber bu, dini otorite tarafından istenen veya onaylanan birşey değildir.

A.

0ne
12-06-2009, 12:46
herşeyi söylerler ama üst kattaki patronun aynı patron oldugunu inkar edemezler

patron AYNI PATRON ; işyeri ve ustabaşları farklı sadece , ve patronun kuralları hepsine

biat ve diz çökmeyi emreder

dinler hakkında herkesin anlayabilecegi en kısa yorum :

mal aynı mal patron aynı patron sadece ambalaj farklı

0ne
12-06-2009, 12:49
haniflik kesmiyorsa melamilik alabilirsiniz sorun bakalım

onlara kuran ne ifade eder onlar için ?

osmanın muhabbeti olarak görülmekten başka ;

ama? aması yok onların yoluda aynı patrona hizmet

0ne
12-06-2009, 12:54
ekliyorum kesmedi :

bilimsellikle inançları aynı potada birleştimek sadece bir tek amaca hizmet eder

bilimi köpekleştirmeye , budur inanmayın bilimsel donelerle inanç havariliği

yapanlara

soft naif ana sevgisi bazında illüzyonla bilim dostlarına masal anlatanlarıda

okuyup sadece bi köşeye tilkinin kurnazlık varsyasyonu olarak kaydedin

lazım olur

keci
12-06-2009, 15:15
Dinler birer kurallar bütünüdür. Kendisine inananlardan bu kuralların tamamına uymasını bekler, uymasını emreder.

Önce inanç ortaya çıkmış ve sonra topluma yayılmış ve sonra dine dönüşmüş değildir; din ortaya konur, insanlar buna inanmaya çağırılır ve ümmet böylece oluşur. Bir dine yönelik bireysel inançların birbirinden farklılık göstermesi normal olmakla beraber bu, dini otorite tarafından istenen veya onaylanan birşey değildir.

A.
Sayın azınlık
Sizi anlıyorum. Haklısınız ancak "bu bireyin inancında yer alır" ifadesini eksik anlamışsınız. Aslında aynı şeyi söylemişiz ama farklı açılardan.

Bireyin inancında yer alan dediğim, Din'deki sizin kurallar bütünü dediğiniz şeydir. Yoksa bireyin aklı ile uydurduğu bir şey değil o zaman bütünlük olmaz herkes kendi doğrularıyla yaşar toplumdaki birey sayısı kadar "Toplum" olur.
Böyle bir şeyde olamayacağından toplum var olmaz.

Bugün insanlar tarafından oluşturulan kanunlar gibidir, toplum düzenini sağlamak için,
Tek fark kanunlar toplumun elit bir kesimi tarafından yukarıdan aşağıya uygulanır. Dinde ise insanların içinden (iman, inanç) yani aşağıdan yukarıya doğrudur. Din için yukarısı Ahiret hayatıdır.

Kanunlara uymayan insanlar çeşitli cezalara çarptırılırlar, (hapis vb. gibi)
Çeşitli yöntemlerle cezadan kurtulunabilir.

Din deki kurallara uymayanlar ise, bu dünyadan sonraki kaçılamıyacak, adaleti kesin olan yerde karşılığını alır. Kaçış, kurtuluş vb. hiç bir şekilde mümkün değildir.

Saygılarımla...