Orijinalini görmek için tıklayınız : Derhal Serbest Bırakılsın
Güler Zere'ye Özgürlük İçin..
Güler Zere 14 yıldır tutuklu ve hapishane koşullarında kanser hastalığı ile mücadele ediyor. 2008 yılı sonlarında tutuklu bulunduğu Elbistan Hapishanesinden Adana Ç.Ü. Balcalı Hastanesi’ne kanser teşhisi ile getirildi. 2009 başlarında Karataş Hapishanesi’ne getirilerek tedavisi Balcalı Hastanesinde sürdürülmektedir. Damağının bir bölümü bu yüzden alınarak yerine protez takıldı. Ardından kulak altında tekrar kanserli bir kitleye rastlandı ve tekrar ameliyata alındı. Tedavisi halen sürmektedir.
Sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor. Bu hastalığının tedavisinin sağlıklı yapılabilmesi için tahliye edilmesini istiyoruz.
İmza için;
http://www.gulerzere.net/
saygılarımla
yucemanitu
12-07-2009, 22:53
Linke tıkladım imza atacak bir yer göremedim.
Kim olduğunu bilmediğim için tahliye edilip edilmemesine birşey diyemem ama hastalığının iyileşmesi için gereken ne ise yapılmalı.
Saygılar
yucemanitu
16-07-2009, 19:22
Güncelleme
SINIFINI BİLMEK GÜLER ZERE'Yİ ANLAMAKTAN GEÇER
Yüksel Akkaya
Sınıf sorunu basit bir sorun değildir. Bu sorunu anlamakta ücret, kar,
artı-değer, sömürü gibi kavramlar bazen çok anlamsız, yetersiz kalır. Güler
Zere bunu bir kez daha ve görkemli bir şekilde çok iyi anlatıyor. 37 yıllık
ömrünün neredeyse yarısını sınıf mücadelesinde içeride geçiren Güler Zere, sınıfa hayat vermek için çıktığı yolda, sınıfı ayakta tutmak için direniyor.
Güler direniyor: Çünkü kanser olan Güler değil, sınıfın kendisi.
Güler direniyor: Çünkü ölüme mahkum edilen Güler değil, sınıfın kendisi.
Güler direniyor: Çünkü cezalandırılan Güler değil, sınıfın kendisi.
Güler direniyor: Çünkü umut dolu olan Güler'in kendisi, onu
cezalandıranlar değil.
Güler direniyor: Çünkü ölüme mahkum edilen Güler değil, bu köhne düzeni
ölüme mahkum eden Güler.
Güler daha ömrünün baharında sınıf mücadelesine katıldığında köhnemiş bir
düzeni, ücretli kölelik sistemini red eden görkemli bir başkaldırının ne
olduğunu biliyordu. Ne yazık ki Güler'in bildiğini işçi sınıfı ve
onun örgütleri anlayamadı. Öyle olduğu için de Güler'in
mücadelesini anlayamadı: ne dün ne bugün Bu tarihsel bir olgu olarak
hep karşımıza çıksa da, Gülerler hep bu tarihsel olguya inat
çoğalacaklar sınıf mücadelesinin görkemli bayrakları olarak
meydanlarda, dağlarda, ovalarda, kentlerde, sokaklarda, fabrikalarda,
barikatlarda dalgalanacaklar. Dalgalanmakla kalmayacak, bir pusula olarak
yol gösterecekler. Böyle olduğu için de sınıfını bilmek önce Güler
Zereler'i anlamaktan geçer. Güler Zereler'i anlamayan, Güler
Zereler'e sahip çıkamayanların bir sınıf sorunu yoktur: ister
sendika, ister parti, ister vs olsun
Güler Zereler sınıf mücadelesinin buzkıranlarıdır, yol açanlarıdır
Güler Zereler sınıf mücadelesinin tarih sahnesinde unutulmayacak görkemli
başkaldırılarıdır.
37 yıllık ömrünün neredeyse yarısını sınıf adına içeride geçiren Güler Zereler sınıfın özgürlük tutkusudur; içeride özgür olanların dışarıda ücretli kölelik sistemine teslim olmuş olanlara görkemli, coşkulu bir özgürlük çağrısıdır.
Güler Zere kısaca budur.
Güler Zere devrim çağrısının görkemli bir bayrağı olarak hayata direniyor,
işçi sınıfını hayata bağlanmaya çağırıyor.
Güler Zere sosyalizme olan bir inancın tutkulu yandaşı olarak hayata
direniyor sosyalizm düşünü hayata geçirmeğe çağırıyor.
Güler Zere mücadelenin inanmış bir militanı olarak sınıf mücadelesinin
yoluna ışık tutuyor, işçi sınıfını devrime çağırıyor.
Güler Zere'yi anlamak, sınıfı anlamaktır.
Güler Zere'yi anlamak, mücadeleyi anlamaktır.
Güler Zere'yi anlamak, inadı, direnişi anlamaktır.
Güler Zere'yi anlamak, insan kalabilmeyi anlamaktır.
saygılarımla
http://img4.imageshack.us/img4/9568/gulerzereafis.jpg (http://img4.imageshack.us/i/gulerzereafis.jpg/)
kafasikarisik
19-08-2009, 13:21
Ölüm cezasını yasalardan kaldırmakla olmuyor, kafalardan da kaldırmak lazım.
Bu durumda birini hücrede tutmak, onu idam etmekle eşdeğerdir.
Suçu ve siyasi görüşü ne olursa olsun, isterse karındeşen jack olsun farketmez.
Güler zere, derhal serbest bırakılmalıdır. Burjuvazi, kendi yasalarını bile ihlal etme vahşetini göstermekten çekinmiyor...
GÜler zere ...dİren...
Bİr hayat erİyor, erİtİlİyor yİne zulmun elİnde,
gÖz yummayacaĞiz!!!
GÜler zere İÇİn eylemlerdeyİz!...
GÜler'İ zulmun elİne vermek yok!....
Bu gÜn...taksİm tramvay duraĞi.. Saat 19.30...............
'Zere'ye özgürlük' çığlığı İstiklal'de yankılandı
Binler bir oldu, İstiklal Caddesi'nde hasta tutsaklar için özgürlük talebini yükseltti. Güler Zere'ye Özgürlük Platformu, dün akşam Taksim Tramvay Durağı'nda toplandı. Platform, 27 Ağustos'ta son kararını verecek Adli Tıp Kurumu'nun önünde buluşma çağrısı yaptı.
48 ilerici, devrimci kurumun oluşturduğu Güler Zere'ye Özgürlük Platformu, başta ölüm sınırındaki kanser hastası Güler Zere olmak üzere tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi. Özgürlük talebini İstiklal Caddesi'nde haykırdı. Platform bileşenleri, Adli Tıp Kurumu'nun Zere'yi ölüme mahkum ettiği sağlık raporunu tekrar görüşeceği 27 Ağustos'ta kurum önünde yapılacak eyleme katılmaya çağırdı.
Aralarında Hakan Yeşilyurt ve Grup Yorum'un da bulunduğu sanatçıların da yer aldığı yaklaşık 2 bin kişi Taksim Tramvay Durağı'nda Galatasaray Meydanı'na yürüdü. Platform bileşenleri üzerinde İngilizce “Kanser hastası Güler Zere'ye özgürlük. Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” yazılı pankart açtı. Alkışlar, ıslıklar ve marşlarla, tutsakların sesi oldu. Tecrit karşıtları İstiklal Caddesi üzerinde on dakikalık oturma eylemi yaptı, marşlar söyledi. Çevreden geçenler de, hasta tutsakları yaşatmak için yapılan eyleme alkışlarla destek verdi.
Galatasaray Lisesi önünde platform adına yapılan açıklamayı Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli okudu. Güler Zere'nin dünyanın gözü önünde ölüme gönderildiği ifade eden Belli, “Elbistan Kapalı Cezaevi'nde tutulmaktayken sağlık sorunlarını infaz idaresine defaatle bildirmesine karşın, hekim ve hastane olanaklarından yoksun bırakılarak hastalığının vaktinde teşhis erilmesi engellenerek katlediliyor” dedi. Kanser hastası Güler Zere'nin Adana'dan saatler süren yolculuk ile İstanbul'a getirildiğini, 5 dakikalık kontrolden sonra geri gönderildiğini hatırlattı.
Belli, hapishanelerde 20'nin üzerinden ağır hasta tutsak olduğunu vurguladı. Hükümetin siyasi tutsakları ağır sağlık sorunlarına rağmen serbest bırakmadığını, ölüme terk ettiğini söyledi.
27 Ağustos'ta Adli Tıp önüne
Sevim Belli, Adli Tıp Genel Kurulu'nun bilimsel hiçbir ölçüye dayanmayan 3. İhtisas Kurulu raporunu görüşmek için 27 Ağustos günü toplanacağını hatırlattı. Çıkacak kararın sadece iki anlama gelebileceğini ifade etti. “Ya Güler Zere'ye özgürlüğü ile birlikte yaşamına yahut tutsaklığının devamı ile birlikte ölümüne karar verilecek” diye konuştu. Bütün ilerici, devrimci kurumları, sendikaları Adli Tıp Kurumu önünde olmaya buluşmaya çağırdı.
Eylemde Güler Zere'nin avukatı Taylan Tanay da bir konuşma yaptı. Müvekkilinin sağlık durumu hakkında bilgi verdi.
Eylemde “Güler Zere'ye özgürlük”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “İçerde dışarda hücreleri parçala”, “Yaşasın devrimci dayanışma” ve “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.
Güler Zere serbest bırakılmalı! Sadece Güler Zere değil ağır hasta olan öteki tutuklular da tahliye edilmeli. CHP Izmir milletvekili Canan Arıtman, CHP Istanbul milletvekili Çetin Soysal ve CHP Konya milletvekili Atilla Kart bu konuyu meclise taşıdılar. Önerge AKP faşizminden geçmeyecek gibi ama yeterince toplumsal tepki olursa belki de sonuç elde edilir?
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=53094
Zere’nin ölümüne davetiye çıkarıyorlar
Taraf/VOLKAN KOÇ - Istanbul - 28.08.2009
Sağlık durumu her geçen gün daha da ağırlaşan kanser hastası hükümlü Güler Zere’ye rapor vermek için bugün toplanan Adlî Tıp Üçüncü İhtisas Dairesi kararını erteledi. Ertelemeye gerekçe olarak, raporu hazırlayacak olan kurulda onkoloji uzmanının olmamasını gösterdi
İstanbul’a getirilmeyecek
Adli tıp kurumu önünde bekleyen Güler Zere’nin avukatları Taylan Tanay, Behiç Aşçı ve Güray Dağ, Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce ile görüştüklerini söyledi. Avukat Tanay, İnce’nin kendilerine, kurulda onkolog olmaması nedeniyle İstanbul Üniversitesi’nden iki uzman getirdiklerini söylediğini belirtti. “Onkologlar inceledikleri dosyalarda eksikler tespit etmiş. İnce bize, dosyadaki bu eksiklerin giderilmesi için Elbistan Başsavcılığı’na bir yazı gönderildiğini söyledi. Başsavcılık da Zere’yi eksik dosyaların tamamlanması için Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde tekrar göndecek. İnce Zere’nin İstanbul’a tekrar getirilmeyeceğini söyledi” dedi. Tanay, Haluk İnce’nin sürecin bir an önce bitmesi için elinden geleni yapacaklarını söylediğini aktardı.
Yemek yiyemiyor
Zere’nin babası Haydar Zere ise kızıyla en son pazartesi günü görüştüklerini, hastalığının ilerlediğini ve artık yemek yiyemediğini belirtti. Baba Zere, serumlar nedeniyle kızının kollarının şiştiğini, serumun ayağından verildiğini söyledi.
böyle bir mahkumu serbest bırakmışlardıda eylemde yakalandı diye haber olmuştu..
"Operasyonlar sırasında sağ olarak ele geçilen terör örgütü DHKP-C'nin silahlı kanat sorumlusu Cengizhan Pilav'ın Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 2002 yılında affedildiği ortaya çıktı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde teröristlere karşı operasyonlar sürdürülüyor. Tunceli'de dün ölü olarak ele geçirilen 4 DHKP-C'li teröristin ardından örgütün Türkiye Askeri Kanat Sorumlusu Cengizhan Pilav sağ olarak yakalandı. Pilav'ın 2002 yılıda cezaevinde ölüm orucu eylemi sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından affedildiği öğrenildi. Pilav'ın aftan sonra Yunanistan'a kaçtığı ve burada eğitim aldıktan sonra geçen yıl 6 teröristle birlikte Tunceli kırsal kesimine "
devamı içinhttp://www.haberosmaniye.com/yazi/sezer-in-affettigi-terorist-catismada-yakalandi
buda başkası
"Cumhurbaşkanı Sezer tarafından affedilen ayaklarından özürlü terörist, serbest kaldıktan sonra yeniden yakalandı.
Diyarbakır'da “Terör örgütü PKK adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak” suçundan müebbet ağır hapis cezasına çarptırılan ve daha sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından affedilen ayaklarından özürlü terörist, serbest kaldıktan sonra terör örgütü adına para toplarken yeniden yakalandı. " şeklinde ki 03.12.2006 tarihli bir habere yönelik yapılan açıklamadan alıntılar:
Kaynak: http://www.turkish-media.com/forum/index.php?showtopic=75136
" Cumhurbaşkanı'nın Yürütmeye ilişkin görevleri
evet affedin ve tedavi edinki eylemlerine daha dinç olarak devam etsinler.
buradada bir başkası....eh can çıksada huy çıkmaz...
http://www.uslanmam.com/uslanmam-dosyasi/95356-cani-ciksa-huyu-cikmayan-teroristler-sezer8217in-affiyla-hapisten-cikti.html
Siz kanser hastalığı ve onun tedavi sürecini biliyormusunuz. Hastalığın kendiside, tedavi sürecide tam bir trajedi. Bari böyle bir trajedi üstünde siyase yapmayın.
Af için haftalardır böyle bir rapor bekleniyor. Malesef sorumlular sorumluluğunu yerine getirmedikleri halde böyle bir trajedi karşısında insan olma sorumluluğunuda yerine getirememişlerdir.
Böyle bir trediyi seyredceksin sonrda Dinden, İmandan, Vatandan, Milleten, İnsanlıktan bahsedeceksin. yazık.....
Böyle bir trajedi karşısında tüm kavramlar anlamsızlaşıyor.
öylemi...İdealleri için bir kurşunla bir insanın hayatını söndürmeyi meşru gören örgütlere her türlü bağ ile bağlanmış olanların arkasından nasıl bir ağıt yakalım sence...insanlık insanlık insanlık...insanlık hakları insan için geçerlidir...insanda merhametli olandır...merhamet kelimeside var olan tüm canlı varlıklar için iyi şeyler düşünmekten geçer...kendi idealine yakın olana merhamet diğerleri tu kaka....ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
sayın ayata. bu başlıkta bırakılsın bırakılmasın tartışması yapmıyoruz..
sizinde sola ne denli düşman olduğunuzu biliyoruz!
bu başlığı ve yazanlarını tahrik ediyorsunuz bu konuda diretmeyin lütfen..
öylemi...İdealleri için bir kurşunla bir insanın hayatını söndürmeyi meşru gören örgütlere her türlü bağ ile bağlanmış olanların arkasından nasıl bir ağıt yakalım sence...insanlık insanlık insanlık...insanlık hakları insan için geçerlidir...insanda merhametli olandır...merhamet kelimeside var olan tüm canlı varlıklar için iyi şeyler düşünmekten geçer...kendi idealine yakın olana merhamet diğerleri tu kaka....ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
daha fazla sömürüye ve daha fazla adaletsizliğe, daha fazla açlığa neden olan ve doymayan bu açgözlü iğrenç düzenin değişmesi için ,hiçbir çıkar gütmeden hayatını ortaya koyan bir insan hakkında konuşurken ağzını temizle.
Senin gibi neofaşist düzen bekçileri, devrimciler hakkında konuşamaz. ancak düzenin ağababaları tepelenirken ayakbağı olursunuz.
Ayakbağları da çözülüp savundukları iğrenç düzenleri ile birlikte tarihin çöp sepetine atılırlar...
Hitler, mussolini ve franko gibi... Sen bunların emireri olursun ancak...
Güler Zere ve faşizmi yenen yüzbinlerce kadın anısına Alman faşizmini dize getiren Tanyaya Nazımın yazdığı şiirin bir kısmını yazıyorum.
İnsanlık nasıl olurmuş örnek alınsın. Daha 18 yaşında bir genç kız Tanya.
partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına.
partizan
kolları bağlı arkadan
durdu urganın altında dimdik.
nazlı, uzun boynuna ilmiği geçirdiler.
bir subay fotoğrafa meraklı,
bir subay, elinde makina : kodak,
bir subay resim alacak.
tanya seslendi kolhozlulara ilmiğinin içinden
"- kardeşler, üzülmeyin.
gün yiğitlik günüdür.
soluk aldırmayın faşistlere,
yakın, yıkın, öldürün..."
bir alaman vurdu ağzına partizanın,
genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan.
fakat askerlere dönüp devam etti partizan :
"- biz iki yüz milyonuz.
iki yüz milyon asılır mı?
gidebilirim ben.
ama bizimkiler gelecekler.
teslim olun, vakit varken..."
kolhozlular ağlıyordu. cellat çekti ipi.
boğuluyor nazlı, boynu kuğu kuşunun.
fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan
ve hayata seslendi insan:
"- kardeşler
hoşça kalın.
kardeşler
kavga sonuna kadar.
duyuyorum nal seslerini
geliyor bizimkiler!"
cellat bir tekme attı makarna sandıklarına.
sandıklar yuvarlandılar.
ve tanya sallandı ipin ucunda.....
Birgün mutlaka yenilecek bu sefil karanlık düzen ve atılacak tarihin, karanlık , iğrenç çöplüğüne , kendisi kadar iğrenç suçluları ile birlikte...
sayın ayata. bu başlıkta bırakılsın bırakılmasın tartışması yapmıyoruz..
sizinde sola ne denli düşman olduğunuzu biliyoruz!
bu başlığı ve yazanlarını tahrik ediyorsunuz bu konuda diretmeyin lütfen..
yanılıyorsun bende solcuyum.....miliyetçi, ulusalcı ve kemalist bir sol benimki.... :)
sizinki gibi sınıfcı bir sol görüş taşımıyorum...
ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
Bak bakalım Ayata, öyle bir başlık var mıymış, yok muymuş.. Ve o başlıgı kim açmış, bu başlıgı da kim açmış ve o başlıkta ne demişim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6766
O başlıgı neden ve ne için açmışım.
Yahu sen nasıl bir insansın, daha dogrusu insanlık diiye bir sorunun var mı. Hukukun temel kaidelerinden bile habersizsin. Bir iinsan suç işlemesi muhtemel diye ölüme mahkum edilemez. İşte senin kafan da bugün ergenekoncuları içeride tutuyor. Aynı mantık. Ve bugün Güler Zere için sevinç duyuyorsan şayet Ergenekoncular için sevinç duyanlar ile aynı saftasın.
yanılıyorsun bende solcuyum
Hadi canım sende, lütfen kirletmeyin o kelimeyi. Milliyetçi olun, ulusalcı olun, ırkçı olun ama ne olur bizim güzel umutlarımızı kepaze etmeye kalkmayın. Çünkü bizler insanlıgı uygularken biz ve ötekiler diye ayrım yapamayız. Bizler sadece ve sadece insanız. Güler Zere ye karşı da Kudusi Okkır'a karşı da. Ama siz bunu anlayamazsınız, zaten size anlatabilmek de mümkün degil.
Bir insanın ölmesinden zevk duyabilmek. Bunun ismi faşizm degilse nedir ki.
saygılarımla
Bu nasıl bir idolojidir ki ölüm döşeğindeki bir insandan nefret ediliyor, kin güdülüyor. Bu insan öldüğünde de nefret ediliyormu, nefret etikleri için ölmüş insanada işkence yapılıyormudur acaba.
Bu tur bir olayda hangi görüşte olunursa olunsun, hangi idoloji taşırsalar taşısınlar, insanlar nefretlerini, kinlerini, idolojilerini bir kenara bırakmalıdırlar. Bir insalık trajedisi karşısında insan olmanın gereğidir.
TTB-Bilimsel Araştırma Kurulu olarak yaptığımız incelemeler sonucunda; Tekrarlayan “indiferansiye maksilla kanseri” nedeniyle şu anda Çukurova Üniversitesi Hastanesinde Radyoterapi (Işın tedavisi) gören Güler Zere’nin aşağıdaki nedenlerden ötürü infazının ertelenmesinin, tedavisinin ve yaşamının bu evresinin tutuksuz olarak geçirilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/basinaciklamalari/1671-haber
Güler Zere, bir cinayete kurban gidişin yaşayan bir örneğidir.
Onur ve vicdanını satmayan az sayıda kıymetli insandan biridir.
O ölümsüz güzel insana, direnme gücü ve şifalar dilerim..
ergenekon denilen saçmalık yüzünden hapse atılan ve orada kanserden sefalet içinde ölen adam içinde duydunmu o merhameti içinde....yoktu böyle bir başlık o zamanlar bu forumda...
Bak bakalım Ayata, öyle bir başlık var mıymış, yok muymuş.. Ve o başlıgı kim açmış, bu başlıgı da kim açmış ve o başlıkta ne demişim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6766
O başlıgı neden ve ne için açmışım.
Yahu sen nasıl bir insansın, daha dogrusu insanlık diiye bir sorunun var mı. Hukukun temel kaidelerinden bile habersizsin. Bir iinsan suç işlemesi muhtemel diye ölüme mahkum edilemez. İşte senin kafan da bugün ergenekoncuları içeride tutuyor. Aynı mantık. Ve bugün Güler Zere için sevinç duyuyorsan şayet Ergenekoncular için sevinç duyanlar ile aynı saftasın.
yanılıyorsun bende solcuyum
Hadi canım sende, lütfen kirletmeyin o kelimeyi. Milliyetçi olun, ulusalcı olun, ırkçı olun ama ne olur bizim güzel umutlarımızı kepaze etmeye kalkmayın. Çünkü bizler insanlıgı uygularken biz ve ötekiler diye ayrım yapamayız. Bizler sadece ve sadece insanız. Güler Zere ye karşı da Kudusi Okkır'a karşı da. Ama siz bunu anlayamazsınız, zaten size anlatabilmek de mümkün degil.
Bir insanın ölmesinden zevk duyabilmek. Bunun ismi faşizm degilse nedir ki.
saygılarımla
başlık açılmış bu sebeble özür dilemek boynumun borcudur...fakat kuddusi okkur olmayan bir örgüte laik demokratik cumhuriyete savaş açanların kurdukları bir düzdene, bir kumpasa kurban gitmiştir....burdaki konu farklıdır...affedilipte terör eyleminde yakalanmış olanlar ortadadır.ve buna vericek cevabınızda yoktur...sınıfçı solculuğunuz ile benim sol anlayışımı çarpıtmayın....engels'in şu sözünüde unutmayın...Ne kadar solcu varsa o kadar sol görüş vardır.
bu ülkede parasızlık yüzünden kanser tedavisi olamayan ve fakir evinin loş odasında sessiz sedasız ölümü bekleyen onbinlerce masum insan vardır benim kalbimin bir yarısı onlar için atmaya devam edecektir....teröre bulaşanlar için değil.
Bence iki tarafta haklı. Sayın dilaver de, sayın AYATA da. Yani özlerinde haklılar. Ama nasıl çözüme gidilir bilemiyorum.
Bence zaman dert yanma zamanı değil. Dertlerimizi içimize gömme zamanı. Yoksa bu ülkenin insanlarında dert bitmez.
Saygılar
ayata kendi kendine bir sol çıkarmışsın hem milliyetçisin hem ulusalcısın hemde solcusun bu sol senın solundur sol parmak gibi ama biz ise genel literatürden bahsederiz bu konularda bilmem dünya solundan ne anlıyorsunuz.. sınıf solu benim solum diye tonla sol yoktur...
işinize gelmıyen herşeye terör demektesiniz demek soluda terör görmektesiniz tıpkı türk olup milliyetçi olup ulusalcı olupr hatta kemalist olan olduğunu söyleyen türk intikam tugayları gibi mi??
heralde öyledir...
Herşeyden önce insanlık diyorum ben. Türkan Saylan Ergenekon savcıları yüzünden kanser döşeğinde hırpalandığında hissettiğim öfkeyi Güler Zere için de hissediyorum. Farklı gündemler için savaştılar belki ama ikisi de solcuydu, ikisi de kadındı. Artık anlamak lazım farklı Sol fraksiyonların kahraman olarak ilan ettiği insanlara çamur atmanın gereksiz olduğunu, madem hepimiz solcuyuz. Uğur Mumcu ya da Deniz Gezmiş ya da Hrant Dink, benim gözümde hepsi dava adamlarıydı. Taraf gazetesinin ya da İşçi Partisi'nin yaptığı gibi uçlarda hizipleşmek bize sadece daha çok zarar verir.
CHPli milletvekillerinin bu olayı Meclis'e getirmelerini takdir ediyorum. Umarım konuyu zorlamaya devam ederler. Ben bir Atatürkçüyüm ve Ayata'nın tavrını yanlış buluyorum: Türkan Saylan'a yapılan haksızlık ile Güler Zere'ye yapılan haksızlık temelinde aynıdır. Türkan Saylan'a darbeci diyerek hakaret eden Ahmet Altan gibi yaratıkların seviyesine inmemek gerekli.
Hitlerin partisi, Nasyonal sosyalist parti. Bırakın solu, isminde sosyalist yazan bir parti:))
Bolşevikler iktidarı ele aldıklarında, bolşevik işçi iktidarına kim silahla saldırıyordu dersiniz?
Söyleyeyim, Menşevikler ve kendilerine devrimci sosyalist diyenler:)
Yani, bir şeyin muhtevasını belirleyen şey, kendisine verdiği isim değil, işlevidir.
Kime , hangi sınıfa hizmet ettiğidir...
Herşeyden önce insanlık diyorum ben. Türkan Saylan Ergenekon savcıları yüzünden kanser döşeğinde hırpalandığında hissettiğim öfkeyi Güler Zere için de hissediyorum. Farklı gündemler için savaştılar belki ama ikisi de solcuydu, ikisi de kadındı. Artık anlamak lazım farklı Sol fraksiyonların kahraman olarak ilan ettiği insanlara çamur atmanın gereksiz olduğunu, madem hepimiz solcuyuz. Uğur Mumcu ya da Deniz Gezmiş ya da Hrant Dink, benim gözümde hepsi dava adamlarıydı. Taraf gazetesinin ya da İşçi Partisi'nin yaptığı gibi uçlarda hizipleşmek bize sadece daha çok zarar verir.
CHPli milletvekillerinin bu olayı Meclis'e getirmelerini takdir ediyorum. Umarım konuyu zorlamaya devam ederler. Ben bir Atatürkçüyüm ve Ayata'nın tavrını yanlış buluyorum: Türkan Saylan'a yapılan haksızlık ile Güler Zere'ye yapılan haksızlık temelinde aynıdır. Türkan Saylan'a darbeci diyerek hakaret eden Ahmet Altan gibi yaratıkların seviyesine inmemek gerekli.
bak sevgili molloch sana katılıyorum burda :) bende güler zere için hissettiğimi aynen türkan saylanda da hissetmiştim... ahmet altan gibi egemen sınıf kalemşörleri kalaya bile alınmamalılar...
bende farklı taraflarda olanların birbirlerine saçma sapan iltifat etmelerini yanlış görüyorum...kızıl ordunun temsil ettiği sistemde asla yaşayamam...bu sebebledirki ona methiyeler düzemem...Ama kzıl ordu bunu yapabilir çünkü o bizim sistemde yaşayabilir....bizim sistem onu yaşatır onun sistemi bizi yaşatamaz...aynı şey dinci içinde geçerlidir dincinin sistemi ne bizi nede kızıl orduyu kabulleniir ve yaşatır....demekki en demokratik olan bizim sistemimiz...yani laik demokratik üniter Türkiye cumhuriyeti. :)
bizim sistemimiz seni neden yaşatmıyor ben onu anladım.. ha yaşamak istememekten bahsediyorsan bu sistemde yaşamak istediğimizi kım söyledi siz okadar memnunmusnuz???
yucemanitu
06-09-2009, 20:07
Posta kutuma gelen bir mail:
ADLİ TIP, BİZE RAĞMEN GÜLER ZERE'YE ÖLÜM KARARI VEREMEZ!
14 yıldır cezaevinde bulunan kanser hastası siyasi kadın hükümlü Güler ZERE'nin sağlık durumu ciddiyetini korumaktadır.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan uzman heyet raporlarıyla "cezaevinde" veya "hastane mahkûm koğuşunda" kalmasında hayati tehlike görülmüş ve "infazına tedavi amacıyla ara verilmesi" bilimsel görüşü yetkili savcılığa bildirilmiştir.
Hiçbir hukuksal ve bilimsel gereklilik bulunmadığı halde üniversite uzman raporunu Adli Tıp Kurumu denetimine gönderen ve 3. İhtisas Dairesinden infaza ara vermeye yer olmadığına dair rapor aldıran infaz idaresi, Güler'i hastane mahkûm koğuşunda tutmaya devam etmektedir.
Yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Genel Kurulu 27 Ağustos 2009 tarihinde konuyu değerlendirecektir. Adli Tıp Genel Kurulu'nun vereceği kararın sadece iki anlamı olacaktır. Ya Güler Zere'nin özgürlüğüne ve bunun ile birlikte yaşamına ya da ölümüne karar verilecektir.
Bizler; siyasal iktidarın, özelde Adli Tıp Kurumu'nun, hasta tutsaklara ilişkin yürüttüğü politikanın bugüne kadar yüzlerce insanımızın yaşamını yitirmesine neden olduğunu biliyoruz. Bu ülkenin toplumsal, siyasal ve sendikal muhalefeti olarak, bu politikanın Güler ZERE'yi katletmesine izin vermeyeceğiz. Ölüm cezasının kalktığı bu ülkede, Adli Tıp Genel Kurulu'nun Güler ZERE hakkında ölüm cezası vermesine izin vermemek için toplantının yapılacağı 27 Ağustos 2009 tarihinde, saat 08.30'dan itibaren, Adli Tıp Kurumu önünde buluşuyoruz.
Güler ZERE'yi özgürlüğüne yani sağlığına ve yaşama kavuşturmak için, her bir insanın desteğinin taşıdığı önemle; toplumun tüm duyarlı kişi ve kurumlarının bu büyük buluşmaya katılması için katkınızı talep ediyoruz.
LÜTFEN BU ÇAĞRIYI OKULDA, FABRİKADA, ADLİYEDE, İŞYERİNDE, OTOBÜSTE, DOLMUŞTA KISACA BULUNDUĞUMUZ HERYERDE, ARKADAŞIMIZA, DOSTUMUZA, AKRABAMIZA, KOMŞUMUZA KISACA ULAŞABİLDİĞİMİZ HERKESE; MAİL'LE, MESAJLA, TELEFONLA KISACA KULLANABİLDİĞİMİZ HER ARAÇLA ULAŞTIRALIM.
En içten saygılarımız ve iyi çalışma dileklerimizle.
Taylan TANAY
Avukat
Başkan
Güler Zere’den mektup var
1995 yılında DHKP-C üyesi olduğu gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Güler Zere cezaevindeki 14. yılında damak kanserine yakalandı.
Damağının yarısı kulağına kadar alınan 37 yaşındaki Zere şimdi yaşam mücadelesi veriyor. Güler Zere, hastane raporlarına karşın Adli Tıp Kurumu’nun olumsuz tutumu ve Adalet Bakanlığı’nın duyarsızlığı nedeniyle tahliye edilmiyor. Kanser hastası mahkum Güler Zere’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla sevenleri için kaleme aldığı mektubu şöyle:
Merhaba
Şu anda gecenin bir vakti, sesinizi duyuyorum yine. Nasıl ki sizin sesiniz ulaşıyor bana, biliyorum ki benim sesim de size ulaşıyor. Yüreğimin atışlarına karışıyor, sizin yürek atışlarınız. Sonra kocaman bir yürek oluyor sol yanımda.
Yürek... nasılda dolu doludur yüreklerimiz... Neleri neleri sığdırmamışız ki biz yüreklerimize.
Benim yüreğimde, öyle çok şey var içimde. En başta o büyük sevgili; karanfil kokularımız, yanı başımda kokusu kır çiçeklerine karışanlarımız, sizler, canlarım, tüm sevdiklerim, yarım bıraktığım her şey, sevgisini hissettiğim herkes...
Ne zamandır dara düşse yüreğim, acıya kesse bedenim parmaklarımın ucuna dokunuyorsunuz, gözleriniz değiyor gözlerime, bu küçük hücrem kalabalıklara karışıyor, birden çok ses çıkarıyor. Ben içinde kala kalıyorum. Her sese tebessümle cevap veriyorum. Bilerek değil, kendiliğinden! Sizler ise gülen gözlerinizle karşılıyorsunuz içimden kopan her sesi.
İster yanı başımda olsun, ister bir adım ötemde kapı önünde, ister bir sokakta olun, ister herhangi bir şehrin, bir yerinde oturun, ister adli tıp önünde oturun ben sizleri hissediyorum. Sıcaklığınız, gücünüz, sesiniz, beni sarıp sarmalıyor. Bundandır bu illet her sıkıştırdığında karşısında başımı dik tutmam. Ona çelme takmaya hazırlanmam bundandır. Sizler benimlesiniz ya gerisi boş!
Hele kısacık bir yolda gözleriniz, gözlerime takılınca bir serçe telaşında oluyor yüreğim.
Evet sizlerden bahsediyorum Adana’nın sıcağı kadar sıcak yüreklilerim, Seyhan’ın yakamozları gibi parlayan ışıl ışıl gözlülerim. Seviyorum sizleri. Kapı önünde değil, işte tam şuramda oturuyorsunuz.
Şimdi birde kavgamın şehrinde oturanlar var. Günlerdir oradasınız ve ben kim bilir kaç kez uzandım sizlere bilir misiniz? Uzanıp dokunuyorum size, en çok da umutlu hallerinize. Hani o yüreğinizin sesinin gözlerinizin terine karıştığı anlardaki hallerinize, ben hep sizinleyim, her seferinde çoğalarak dönüyorum hücreme. Ve her seferinde sizin gücünüzle yerle bir ediyorum hücremi. Sarılıyorum ellerinize sımsıkı, sarılıyorum bütün gücümle. Sonra gönlümün hep hareketli derinlerinde olanlar var. Sevgisini, yoldaşlığını, dostluğunu satırlara yükleyip her seferinde buraya koşan, her seferinde umut taşıyan canımın canı yoldaşlarım; öyle özledim ki sizleri, öyle seviyorum ki ben sizleri...
Dostlarımız da var tabii bu kavgada. Dost yürekleriniz her daim yanımda bunu bana hep hissettirdiniz. Sesinizi sesime kattınız. Her kavgada insan dostunu omuz başında görünce duygusu farklı oluyor biliyorsunuz. Bir dost gülüşü gönderiyorum sizlere; sevgiden, kavgadan yana... Selam olsun sizlere. Kime ne desem, ne yapsam yarım kalacak biliyorum. Hangi köşesini tutsam bir başka köşe eksik kalacak iyisi mi burada bitirmek. Ama gözlerinizin ta içine dikiyorum gözlerimi. Sevgimin derinliğini görün diye. Ve son olarak tekrar ediyorum; seviyorum sizleri... Hem de çok!
KADIKÖY'DE BUGÜN SESİMİZİ HEP BİRLİKTE DUYURALIM. Güler Zere ve Hasta Tutsaklar İçin Kadıköy'deyiz YER: KADIKÖY’DEKİ EMİNÖNÜ İSKELESİ ÖNÜ TARİH: 01.10.2009(BUGÜN) SAAT:19.00
güneşinzaptıyakın
25-10-2009, 02:31
Derhal serbest bırakılsın...
Bu İnsanlık ayıbı bir an önce bitsin...
İnsanlık onuru işkenceyi yenecek...
Güler Zere'nin gün be gün, yavaş yavaş ölümünü devlet seyretmekten vazgeçmelidir...
dogruluk
25-10-2009, 04:18
Evet. Terör örgütü üyesiyken de çok insancıl işler yapmıştır eminim. Sayın güneşinzaptıyakın avatarınızda yeşil renk eksik onuda koyunda sizin tam bir barış elçisi olduğunuz anlaşılsın.
Bu kişinin suçu sadece örgüt üyesi olmaksa zaten verilen ceza çok fazla. Ancak ölüm ya da ağır yaralanmalarla sonuçlanan bir eyleme katılmışsa bence tedavi için dahi olsa serbest bırakılmamalı. Bu tür mahkumlar için hapishane/hastane karışımı bir yer kurulabilir, mahkumlar hem tutuklu hem de hastahanede olacağından tartışma da son bulur.
sayın doğruluk
asın teröristi,
hatta güneşin bir yeşili eksikmiş.onu da asın.
yeterki bu ülkede sermayeye bişeycikler olmasın.
hani sermayedar olsanız sizi anlıcam ama sermayedar da değilsiniz.
ya nesiniz.
............ kapıkulları.
Evet. Terör örgütü üyesiyken de çok insancıl işler yapmıştır eminim. Sayın güneşinzaptıyakın avatarınızda yeşil renk eksik onuda koyunda sizin tam bir barış elçisi olduğunuz anlaşılsın.
Biraz insan olmayı, empati kurmayı, karşınızdakini anlamayı deneseniz belki onarılmayacak yaralar açılmaz aramızda.
Arkadaşımızın yeşil rengi de eklenirse Güler zere haklı yeremi ölecek. Bu durum sizi mutlumu edecek sayın doğruluk.
Bazen inanamıyorum gerçekten böyle düşünen insanlar olduğuna...
dogruluk
28-10-2009, 02:10
Sayın saroz;
Söylediklerim size batıyor olabilir. Bölücü bir örgüt üyesi için hasta diye derhal serbest bırakılsın kampanyaları yapan sizlerin laflarıda bana batıyor. Bende inanamıyorum size...
dogruluk
28-10-2009, 02:13
sayın doğruluk
asın teröristi,
hatta güneşin bir yeşili eksikmiş.onu da asın.
yeterki bu ülkede sermayeye bişeycikler olmasın.
hani sermayedar olsanız sizi anlıcam ama sermayedar da değilsiniz.
ya nesiniz.
............ kapıkulları.
Yaw siz kafayı sermaye ile yemişsiniz. Biz bölücülükten bahsediyoruz. Ayrıca asılsın mı dedik. Cezasını almış, çekiyor. Ben kimsenin kapıkulu değlim ama sizin kimin kapıkulu olduğunuz belli.
sayın doğruluk
kim sorunun temeli olarak neyi görüyorsa onla kafayı yemiş mi demektir.
eğer öyleyse siz de bölücülükle kafayı yemişsiniz.
bu arada ben kimin kapıkuluymuşum açıklasana,
açıklayamazsan EDİT.
ben sizin sermayeye kapıkulluğu ettiğinizi defalarca açıkladım deşifre ettim.
hadi sizde açıklayın da bilmeyenler öğrensin.
ozgur_beyin
30-10-2009, 11:13
sayın doğruluk
kim sorunun temeli olarak neyi görüyorsa onla kafayı yemiş mi demektir.
eğer öyleyse siz de bölücülükle kafayı yemişsiniz.
bu arada ben kimin kapıkuluymuşum açıklasana,
açıklayamazsan EDİT.
ben sizin sermayeye kapıkulluğu ettiğinizi defalarca açıkladım deşifre ettim.
hadi sizde açıklayın da bilmeyenler öğrensin.
sevgili anarşist suçlamak kolay söylemek hepsinden kolay. herkes başka bir yerde ve zmanda dediklerini yapıyor.
temel sıkıntı şu herkes düşündüklerinin .kesin doğru yargılar olduğunu zannetmesi. tıpkı senin doğrularının dini tabular gibi doğru olduğunu zannetmen gibi.
lütfen biraz anlayış ve tolerans.
bu herkese lazım
sayın beyefendi
tabu; doğruluğu ispat edilen değil doğruluğuna inanılan şeydir.
benim inançla işim olmaz.
bana tabulardan bahsederken dikkatli olun.
emek-sermaye çelişkisi tabu değildir.
çünkü inanç değildir.
bilimsel gerçektir.
eğer ilkokulu bitirebildiyseniz ve dört işlem biliyorsanız açarsınız marksı artı değer neymiş kapitalist sömürü neymiş anlarsınız.
bilip bilmeden ortaya fırlamazsınız.
ozgur_beyin
30-10-2009, 11:27
sayın beyefendi
tabu; doğruluğu ispat edilen değil doğruluğuna inanılan şeydir.
benim inançla işim olmaz.
bana tabulardan bahsederken dikkatli olun.
emek-sermaye çelişkisi tabu değildir.
çünkü inanç değildir.
bilimsel gerçektir.
eğer ilkokulu bitirebildiyseniz ve dört işlem biliyorsanız açarsınız marksı artı değer neymiş kapitalist sömürü neymiş anlarsınız.
bilip bilmeden ortaya fırlamazsınız.
anarşist ne bu celal kibarlığın hem inancının hemde kişiliğinin göstergesi.
senin gibi düşünüp, senin düşündüklerini bilimsel saymak için ilk okulu bitirmemmi gerekiyor*peki sen bitirdinmi?
beyfendi
anlamak istemiyorsunuz galiba.
sorun benim gibi düşünüp düşünmemeniz değil.o sizin bu benim düşüncem diye bir şey yok.
bu basit bir denklem.
siz matematik dersinde kusura bakmayın ben sizin gibi düşünmüyorum diyemezsiniz.
kapitalizm artı değerin cebe indirilmesidir.
bu önerme matematik kesinliktedir.
bana ait bir düşünce yada tez değildir.
reddedebilmeniz için ben sizden farklı düşünüyorum demekten daha fazlasını yapmalısınız.
eğer becerebilirseniz o zaman bende memnuniyetle sizin tespitinizi kabul ederim.
ben inanç yada kanaat pazarlamıyorum.artı değer tespiti bir inanç yada kanaat değildir.
Sayın saroz;
Söylediklerim size batıyor olabilir. Bölücü bir örgüt üyesi için hasta diye derhal serbest bırakılsın kampanyaları yapan sizlerin laflarıda bana batıyor. Bende inanamıyorum size...
Bu bölücülük lafını çok kolay kullanıyorsunuz. nedir bölücülük? kimler bölücüdür?
Güler Zere DHKP-C lidir. Bu örgütün bölücü olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
Bilgi ve belgeye dayanan yanıtınızı bekliyorum sayın doğruluk.
güneşinzaptıyakın
30-10-2009, 12:59
Evet. Terör örgütü üyesiyken de çok insancıl işler yapmıştır eminim. Sayın güneşinzaptıyakın avatarınızda yeşil renk eksik onuda koyunda sizin tam bir barış elçisi olduğunuz anlaşılsın.
Sayın saroz;
Söylediklerim size batıyor olabilir. Bölücü bir örgüt üyesi için hasta diye derhal serbest bırakılsın kampanyaları yapan sizlerin laflarıda bana batıyor. Bende inanamıyorum size...
Eğer avatarımda yeşil bir renk isteseydim koyardım, her gördüğü sakallıyı dedesi sanan sabi sübyan kabilinden herkezi Kürt ve PKK'lı sayarak, ardından kendin dışındaki herkezi bölücü diye tanımlamak için çok büyük bir bilgi ve belge birikimine sahip olmak gerekir. Açıklada tüm bunları site üyeleride bilgilensin.
''Asmayalımda besleyelimmi?'' diyen faşist cunta başkanı ile yukardaki söylemler arasında tek bir farklılık yoktur. Güncel açılım harareti ile her isteği bölücülüğe bağlamak ve ardından sadece tek doğrunun kendi doğrusu olduğunu dayatmak faşist cunta rejiminden mirastır. ''Ya sev, ya terk et'' faşist söylemi ve bakış açısı ile bakınca böyle oluyor, babanın malındanmı kovuyorsun İnsanları? sahiplik hakkını bir tek sana tanıyan yetkiyi nerden alıyorsun? Kendi düşüncesi dışındaki her düşüncenin bölücü olduğunu düşünmek için nasıl bir yetkiye sahipsin?
anlamak istemeyenler anlamamakta direnebilirler.
aşiretten ulusa ulustan evrensel insana gider bu evrim.
bunu göremeyenler ve aşiretçi feodal düzenin karşısında ilerici pozlar takınanların içine düştükleri ulusçu gericilik koşullar oluştuğunda doğrudan faşizme dönüşmektedir.
artık türklük kürtlük gibi aşiretçiliğin bi boy büyüğü olan aidiyetleri aşalım ve dünyadaki her bir insan tekini içine alan insanlık aidiyetiyle ortak sorunumuza hep birlikte çözüm üretelim.
sorun kapitalizmdir.sorun sömürüdür.sorun insanların bir kısmının herşeye el koymasıdır.ve bu eylemlerinin meşruiyetine insanlığın geri kalanını şu yada bu şekilde inandırmalarıdır.
çözüm burjuva düşüncesinin birbirleriyle çelişik versiyonları olan türk ve kürt kemalizminde değil.
çözüm sosyalizm.
Sarozdan alıntı.
Güler Zere DHKP-C lidir. Bu örgütün bölücü olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
Evet. Polise ve askere kurşun sıkanlar bölücü değil yapıcıdır değil mi? :)
9 Haziran (http://tr.wikipedia.org/wiki/9_Haziran) 1995 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1995)'de Rüştü Erdem (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=R%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC_Erdem&action=edit&redlink=1) isimli polis memuru DYP (http://tr.wikipedia.org/wiki/DYP) Şişli (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Ei%C5%9Fli) binası önünde nöbet tutarken aralarında Sibel Yalçın (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sibel_Yal%C3%A7%C4%B1n) isimli örgüt üyesinin de bulunduğu üç DHKP-C üyesi militan tarafından öldürüldü.
29 Eylül (http://tr.wikipedia.org/wiki/29_Eyl%C3%BCl) 1995 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1995)'de Tarkan Yağcı (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Tarkan_Ya%C4%9Fc%C4%B1&action=edit&redlink=1) ve Serdar Öztürk (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Serdar_%C3%96zt%C3%BCrk&action=edit&redlink=1) isimli Jandarma erleri İstanbul (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul) Maslak (http://tr.wikipedia.org/wiki/Maslak)'ta İl Jandarma Alay Komutanlığı giriş kapısı önünde gece nöbeti tutarlarken DHKP-C üyesi Mustafa Duyar (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Duyar) ve İsmail Akkol (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C4%B0smail_Akkol&action=edit&redlink=1) isimli militanlar tarafından çapraz ateşe alınarak öldürüldü.
9 Ocak (http://tr.wikipedia.org/wiki/9_Ocak) 1996 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1996) tarihinde Sabancı Center'ın 25. katında Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zdemir_Sabanc%C4%B1), Toyota SA genel müdürü Haluk Gürgön (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Haluk_G%C3%BCrg%C3%B6n&action=edit&redlink=1) ve başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Nilg%C3%BCn_Hasefe&action=edit&redlink=1)'nin öldürülmesi.
10 Eylül (http://tr.wikipedia.org/wiki/10_Eyl%C3%BCl) 2001 (http://tr.wikipedia.org/wiki/2001)'de Taksim (http://tr.wikipedia.org/wiki/Taksim) Gümüşsuyu (http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fsuyu) caddesindeki polis noktasına DHKP-C üyesi Uğur Bülbül (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=U%C4%9Fur_B%C3%BClb%C3%BCl&action=edit&redlink=1) tarafından canlı bomba saldırısı düzenlendi. Saldırıda canlı bombanın dışında 26 yaşındaki polis memuru Halil İbrahim Doğan (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Halil_%C4%B0brahim_Do%C4%9Fan&action=edit&redlink=1) ve 25 yaşındaki polis memuru Tuncay Karataş (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Tuncay_Karata%C5%9F&action=edit&redlink=1) ile 23 yaşındaki Amanda Rigg (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Amanda_Rigg&action=edit&redlink=1) isimli o sırada yoldan geçmekte olan ve saldırı sonucu kolu kopan ve sonrasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Avustralyalı genç bir turist hayatını kaybetti. 17 polis memuru ile 6 vatandaş saldırı sonucu yaralandı.
Neymiş bu DHKPC? Çok insancıl ve yapıcı bir örgüt.
eylemsel
31-10-2009, 13:44
Hukuk kuralarının amacı caydırıcı olmak ve suçun ortaya çıkma olasılıklarını ortadan kaldırmaktır. İnsan bedeni üzerinden oynanan oyunların caydırıcı olabilecegini düşünmek,ne kadar saglıklı sonuçlara götürebilir.Güler Zere serbest bırakılmalıdır
Böylesine faşizan bir tutum içinde olmak,hukuk kuraları yerine orman kanunlarının getirilmesine neden olur.
Bir örgütün, barış savaşçısı yada katil olarak nitelendirilmesi,kişilerin bakış açısına göre degişir.
salt olarak sadece adam öldürmek yada birilerine zarar vermek bölücülük, anti hümanizm, yada insanlık dışı sayılıyorsa devlet iktidarlar ve kolluk güçleri bu sayılan tüm suçları işlemekteler!!
meselemiz dhkp_c değildir! güler zere dir!
kanser hastasıdır ve bilerek ölüme gönderiliyor..
erbakan rahatsızlandığında hapis cezasını evde yatmıştı!!!
Bu ülkenin kafasına her estiğinde yönetime geçip halkın özgürlüğünü linç etmiş paşaların ülkesi.. Her devletin bir ordusu vardır.
Bizde tam tersi olarak ordunumuzun bir devleti vardır malesef ve bu devleti vermemek için geçmişte olduğu gibi bugün de ellerinden geleni yapmış, yapıyorlar.
Ergenekon olayları ile şüpheli paşalar oram acıyor buram ağrıyor deyip tek tek dışarı çıktılar.Kimsenin de sesi çıkmadı bu nasıl adalettir diye! öyle yaa bu ülke onların ve onlar yıllardır bu halka dayattıkları kural ve kanunlarla halkın gözünde kendilerini tabulaştırmışlardır.
Cehaletim ben öğrendikce büyüdü..
açlık grevi yapıp yavaş yavaş ölmeyi göze alan fanatiklikte insanlardan oluşan bir örgütün militanı olmaktansa bir an önce ölmesi daha hayırlı olur gibi geliyor bana.yaşadığı an boyunca hayatdan zevk aldığını yaşadığını hissettiğini sanmıyorum.maalesef aşırı fanatik insanlar(terör örgütü mensupları,dini fanatikler vb) insan değil robot oluyorlar belli bir süre sonra.
serbet bırkılması içinse adalet bakanlığının cumhurbaşkanına gerekçesiyle beraber baş vurması lazım.eğer söylenildiği gibi ağır hastaysa insaniyet gereği serbest brakılmalıdır.en azından son günlerini ailesiyle beraber geçirir.
güneşinzaptıyakın
01-11-2009, 00:38
Bir İnsan'ın kanserden yavaş yavaş tedavi olmadan ölmesini şeyretmek vahşetini göstermek için faşist ötesi bir şey olmak gerekir sanırım...
güneşinzaptıyakın
03-11-2009, 09:42
3 Kasım 2009
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, 14 yıldır cezaevinde yatarken ağız içi ve boyun kanserine yakalanıp, tedavisi Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde süren DHKP-C’li Güler Zere’yi ziyaret etti. Zere’nin cezasının tecili konusunda Adli Tıp İhtisas Dairesi’nden beklenen raporun gelmemesini eleştiren Ersin, “Endişem Güler Zere’nin tabutunun tahliye edilmesidir” dedi.
radikalgazete (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&Date=&ArticleID=962388)
Güler Zere öldürülüyor.
Yasal hakkı olduğu halde tedavisi engellendi.
Kanser hastası bir insan hakkında, adli tıp 4 aydır karar almıyor.
Bu bir cinayettir.
http://www.facebook.com/pages/Deniz-Gezmis/131433424513 (http://www.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fpages%2FDe niz-Gezmis%2F131433424513&h=3562f1cfb62ecd07620a0d1dd24de0fe)
açlık grevi yapıp yavaş yavaş ölmeyi göze alan fanatiklikte insanlardan oluşan bir örgütün militanı olmaktansa bir an önce ölmesi daha hayırlı olur gibi geliyor bana.yaşadığı an boyunca hayatdan zevk aldığını yaşadığını hissettiğini sanmıyorum.maalesef aşırı fanatik insanlar(terör örgütü mensupları,dini fanatikler vb) insan değil robot oluyorlar belli bir süre sonra.
serbet bırkılması içinse adalet bakanlığının cumhurbaşkanına gerekçesiyle beraber baş vurması lazım.eğer söylenildiği gibi ağır hastaysa insaniyet gereği serbest brakılmalıdır.en azından son günlerini ailesiyle beraber geçirir.
Bu insanlar inandıkları değerler uğruna hiçbir çıkar beklemeden, ölümü göze alabiliyorlar.
Üstelik yaşamı en iyi hisseden ve yaşamayı en çok isteyen insan oldukları halde.
Ne cennet korkusu ne cehennem rüşveti nede dünya nimetleri gözlerinde yoktur.
Hiç tanımadıkları, yüzlerini bile görmedikleri insanlar daha iyi yaşasınlar, onurlu ve insanca bir yaşam sürsünler diye ölüme giderler.
Sen hiç tanımadığın bu insanlar hakkında bu kadar nasıl rahat konuşabiliyorsun.
Bu hakkı hangi vicdan ve adalet duygundan alıyorsun?
İnsan olan senmi yoksa onlarmı??
Ölümcül hastaya inanılmaz soru
Türkiye günlerdir bir kadının ölümünü seyrediyor. Cezaevinde kansere yakalanan Güler Zere hastalığının son aşamasında... Tedavisinin dışarda sürmesi için gerekli evrak Adli Tıp'tan bir türlü çıkmıyor. DHKP-C (http://www.milliyet.com.tr/index/DHKP-C)'ye üye olduğu gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Güler Zere'nin hastanede duyduğu sözler ise inanılmaz...Kızının tedavi için yatırıldığı günden itibaren hastaneden ayrılmayan baba Haydar Zere, tedaviyi yürüten bir doktorun Güler Zere'ye “Dağda kaç kişiyi öldürdün? Dışarıda olsaydın çok sayıda cana kıyacaktın” dediğini duyduğunu, bu konuda da avukatlarının suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.Güler Zere’nin arkadaşı olan ve Antakya (http://www.milliyet.com.tr/index/Antakya)’dan gelip, yanında refakatçi kalan Sevil Arıcı, doktorun hasta hükümlüyle diyaloguna bizzat şahit olduğunu öne sürerek, “15-20 gün önce bu olay yaşandı. O sırada Güler Zere’nin tedavisi KBB tarafından yürütülüyordu. Onkolojiden bir doktor geldi. Güler’in hasta kağıdına baktı, inceledi, sonra yüzüne dönüp, ‘Nasıl kıydın bu kadar insana? Dışarıda olsaydın Allah bilir kaç kişiyi öldürecektin’ dedi. Kanser (http://www.milliyet.com.tr/index/kanser) hastası bir kişiye böyle denir mi? Şimdi de aynı doktor Güler’in tedavisini yürütüyor. Ancak konuştuğu gibi tepkili değil. Bakmaya başladığında farklı bir tavrı vardı. Şimdi çok iyi davranıyor. Davranışı değişmesine karşılık ilk baştaki tepkili konuşması zihinde kaldı. İlk baştan iyi davranmalıydı” dedi.
ARTIK CENAZESİNİ BEKLİYORUM
Zere'nin cezasının tecil edilmesi isteği nedeniyle beklenen Adli Tıp Genel Kurulu raporu hala çıkmadığı için hastane (http://www.milliyet.com.tr/index/hastane) mahkum koğuşunda bulunan Zere'nin babası Haydar Zere, ümidinin kalmadığını belirtip, "Artık çocuğumun cenazesini alıp, gitmeyi bekliyorum. Bana sağ vermelerinden artık ümidim kesildi" dedi. Ailenin avukatı Taylan Tanay da, "Göz göre göre cinayet (http://www.milliyet.com.tr/index/cinayet) işleniyor. Yaşam hakkı ihlal ediliyor" diye tepki gösterdi.
Radikal Yazarı Oral Çalışlar'ın yorumu ise şöyle:
Güler Zere'yi ölüme terk eden sistem! Dün televizyonda CNN Türk (http://www.milliyet.com.tr/index/CNN%20Turk) Haber Müdürü Rıdvan Akar, Güler Zere’nin babasına ona bakan doktorun, ‘İyi ki içeridesin, dışarıda olsaydın belki birilerini öldürürdün’ demiş olup olmadığını sordu. Güler Zere’nin babası “Evet böyle bir şey söylemiş” dedi.
Bu ülkenin yargı sistemi ve bürokratik sistemi gibi sağlık sistemi de otoriter bir refleks üzerinde inşa edilmiş durumdadır. Bu bağlamda, doktorun yaptığı değerlendirmenin sürpriz sayılamayacağını söyleyebiliriz.
‘Adli Tıp’çı da muhtemelen o doktor gibi düşündüğü için konuya karşı duyarsız kalabiliyor. Yasalar herkese eşit uygulanmadığı, insanlara siyasi tercihlerine göre muamele yapıldığı sürece, demokratik bir ülkeden söz edilmesi mümkün olamaz.
Adalet Bakanı (http://www.milliyet.com.tr/index/Adalet%20Bakani) neden bu konuya duyarsız? Adli Tıp Kurumu (http://www.milliyet.com.tr/index/Adli%20Tip%20Kurumu) neden Güler Zere ve benzeri hükümlülerin cezaevlerinde ölebileceği şeklinde bir kanaate eğilim gösterebiliyor? Bütün bunlara verilebilecek tek bir yanıt var aslında: Hukuk, ihtiyaca göre harekete geçirilir.
Hrant Dink (http://www.milliyet.com.tr/index/Hrant%20Dink) hakkındaki cinayet planlarını öğrenen bazı devlet görevlilerin bu bilgileri neden sümen altı ettiği sorusuna cevap arayanlar, ‘Şimdi ben bir Ermeni (http://www.milliyet.com.tr/index/Ermeni)’yi mi korumuş olacağım’ cümlesinin üzerinde durmalılar.
Bu ülkede hukuk keyfilik içinde uygulanır. Hep böyle olmuştur ve bu anlayışla yetişen sistemin değişik parçaları da hukuku ‘sadece gerektiğinde’ uygulanan bir kurallar bütün olarak kabul ederler.
kaynak: milliyet.
Ölümcül hastaya inanılmaz soru
Türkiye günlerdir bir kadının ölümünü seyrediyor. Cezaevinde kansere yakalanan Güler Zere hastalığının son aşamasında... Tedavisinin dışarda sürmesi için gerekli evrak Adli Tıp'tan bir türlü çıkmıyor. DHKP-C (http://www.milliyet.com.tr/index/DHKP-C)'ye üye olduğu gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Güler Zere'nin hastanede duyduğu sözler ise inanılmaz...Kızının tedavi için yatırıldığı günden itibaren hastaneden ayrılmayan baba Haydar Zere, tedaviyi yürüten bir doktorun Güler Zere'ye “Dağda kaç kişiyi öldürdün? Dışarıda olsaydın çok sayıda cana kıyacaktın” dediğini duyduğunu, bu konuda da avukatlarının suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.Güler Zere’nin arkadaşı olan ve Antakya (http://www.milliyet.com.tr/index/Antakya)’dan gelip, yanında refakatçi kalan Sevil Arıcı, doktorun hasta hükümlüyle diyaloguna bizzat şahit olduğunu öne sürerek, “15-20 gün önce bu olay yaşandı. O sırada Güler Zere’nin tedavisi KBB tarafından yürütülüyordu. Onkolojiden bir doktor geldi. Güler’in hasta kağıdına baktı, inceledi, sonra yüzüne dönüp, ‘Nasıl kıydın bu kadar insana? Dışarıda olsaydın Allah bilir kaç kişiyi öldürecektin’ dedi. Kanser (http://www.milliyet.com.tr/index/kanser) hastası bir kişiye böyle denir mi? Şimdi de aynı doktor Güler’in tedavisini yürütüyor. Ancak konuştuğu gibi tepkili değil. Bakmaya başladığında farklı bir tavrı vardı. Şimdi çok iyi davranıyor. Davranışı değişmesine karşılık ilk baştaki tepkili konuşması zihinde kaldı. İlk baştan iyi davranmalıydı” dedi.
ARTIK CENAZESİNİ BEKLİYORUM
Zere'nin cezasının tecil edilmesi isteği nedeniyle beklenen Adli Tıp Genel Kurulu raporu hala çıkmadığı için hastane (http://www.milliyet.com.tr/index/hastane) mahkum koğuşunda bulunan Zere'nin babası Haydar Zere, ümidinin kalmadığını belirtip, "Artık çocuğumun cenazesini alıp, gitmeyi bekliyorum. Bana sağ vermelerinden artık ümidim kesildi" dedi. Ailenin avukatı Taylan Tanay da, "Göz göre göre cinayet (http://www.milliyet.com.tr/index/cinayet) işleniyor. Yaşam hakkı ihlal ediliyor" diye tepki gösterdi.
Radikal Yazarı Oral Çalışlar'ın yorumu ise şöyle:
Güler Zere'yi ölüme terk eden sistem! Dün televizyonda CNN Türk (http://www.milliyet.com.tr/index/CNN%20Turk) Haber Müdürü Rıdvan Akar, Güler Zere’nin babasına ona bakan doktorun, ‘İyi ki içeridesin, dışarıda olsaydın belki birilerini öldürürdün’ demiş olup olmadığını sordu. Güler Zere’nin babası “Evet böyle bir şey söylemiş” dedi.
Bu ülkenin yargı sistemi ve bürokratik sistemi gibi sağlık sistemi de otoriter bir refleks üzerinde inşa edilmiş durumdadır. Bu bağlamda, doktorun yaptığı değerlendirmenin sürpriz sayılamayacağını söyleyebiliriz.
‘Adli Tıp’çı da muhtemelen o doktor gibi düşündüğü için konuya karşı duyarsız kalabiliyor. Yasalar herkese eşit uygulanmadığı, insanlara siyasi tercihlerine göre muamele yapıldığı sürece, demokratik bir ülkeden söz edilmesi mümkün olamaz.
Adalet Bakanı (http://www.milliyet.com.tr/index/Adalet%20Bakani) neden bu konuya duyarsız? Adli Tıp Kurumu (http://www.milliyet.com.tr/index/Adli%20Tip%20Kurumu) neden Güler Zere ve benzeri hükümlülerin cezaevlerinde ölebileceği şeklinde bir kanaate eğilim gösterebiliyor? Bütün bunlara verilebilecek tek bir yanıt var aslında: Hukuk, ihtiyaca göre harekete geçirilir.
Hrant Dink (http://www.milliyet.com.tr/index/Hrant%20Dink) hakkındaki cinayet planlarını öğrenen bazı devlet görevlilerin bu bilgileri neden sümen altı ettiği sorusuna cevap arayanlar, ‘Şimdi ben bir Ermeni (http://www.milliyet.com.tr/index/Ermeni)’yi mi korumuş olacağım’ cümlesinin üzerinde durmalılar.
Bu ülkede hukuk keyfilik içinde uygulanır. Hep böyle olmuştur ve bu anlayışla yetişen sistemin değişik parçaları da hukuku ‘sadece gerektiğinde’ uygulanan bir kurallar bütün olarak kabul ederler.
kaynak: milliyet.
eylemsel
04-11-2009, 19:02
http://http://www.ntv.com.tr/id/25017346/
Ölmek üzere olan birinin son istegini yerine getirmek bu kadar zor olmamalı
Nihayettttttttttttt. Adli tıpta rapor tamamlanabildi.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=214077
Güler'in cezası kaldırıldı..
(http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=963054&Date=06.11.2009&CategoryID=77)
güneşinzaptıyakın
06-11-2009, 21:17
İnsanlığın onuru işkenceyi bir daha yendi...
Çok geç gelmiş bir hareket.
Aman "Başkalarına da örnek olmasın" diye bekletilen..
Sadece kendi utançlarını gizlemek ve son dakikada büyük görünmek için.
Samimi bulmuyorum, ama elbette olumludur.
Çok geç gelmiş bir hareket.
Aman "Başkalarına da örnek olmasın" diye bekletilen..
Sadece kendi utançlarını gizlemek ve son dakikada büyük görünmek için.
Samimi bulmuyorum, ama elbette olumludur.
çok haklısınız samimiyetten yoksun!
sadece böbürlenmek iyi görünmek için son dönemde çığ gibi büyüyen tepkilere kayıtsız kalamadıkları için veilen bir karardır!
nedeni ise artık olayların ölüm noktasına yani zerenin dışarda ölmesini sağlama nokasına kadar getirilmesidir..
aylardır tedavi olması için ugrasıyorduk, ama günlerce dinleyen olmadı!!
Adli Tıp: ‘Ölecek…serbest kalabilir’
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/glr.jpg
Adli Tıp'ın önünde de eylemler yapılmıştı...
Adli Tıp’ın Güler Zere’nin ‘öleceğine’ kanaat getirmesi üzerine, Cumhurbaşkanlığı’ndan af çıktı…
Aylardır kanser (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kanser) teşhisi konmasına ve Çukurova (http://haber.sol.org.tr/haberleri/cukurova) Üniversitesi Adli Tıp (http://haber.sol.org.tr/haberleri/adli-tip) Ana Bilim Dalı’nın ‘Cezaevi koşullarında tedavisinin sağlıklı olarak yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, iyileşinceye kadar hapis cezasının ertelenmesinin uygun olacağı’ yönündeki raporuna rağmen, serbest bırakılması yönündeki taleplere sessiz kalınan Güler Zere için, ölümün eşiğinde olduğuna kanaat getirildiği noktada Cumhurbaşkanlığı’ndan af (http://haber.sol.org.tr/haberleri/af) kararı çıktı.
Cumhurbaşkanı (http://haber.sol.org.tr/haberleri/cumhurbaskani) Abdullah Gül (http://haber.sol.org.tr/haberleri/abdullah-gul), Güler Zere ile beraber felçli Nurettin Ateş, vücudunun sol (http://haber.sol.org.tr/haberleri/sol) tarafını kullanamayan ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan Şirin Aydın ve istemsiz hareketler yapan, desteksiz ayakta duramayan Fehmi Akar’ın da ‘sürekli hastalık’ sebebiyle cezalarını kaldırdı. Dışişleri (http://haber.sol.org.tr/haberleri/disisleri) Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da Güler Zere’nin ailesini aradığı ve kızlarının serbest bırakılacağını söylediği öğrenildi.
Güler Zere, DHKP-C (http://haber.sol.org.tr/haberleri/dhkp-c) üyesi olduğu gerekçesiyle DGM tarafından 1995’te 34 yıl hapse mahkum (http://haber.sol.org.tr/haberleri/mahkum) edilmişti. 14 yıldır cezaevinde olan Zere, Malatya (http://haber.sol.org.tr/haberleri/malatya) ve Elbistan Cezaevlerinde kaldıktan sonra, son olarak Adana’nın Karataş ilçesindeki cezaevinde kalıyordu. Zere’nin hastalığının teşhisinden bugüne kadar, Adli Tıp Kurumu (http://haber.sol.org.tr/haberleri/adli-tip-kurumu) ve Adalet Bakanlığı’nın duyarsızlığı tepkilere yol (http://haber.sol.org.tr/haberleri/yol) açmış bir çok ilde eylemler yapılmıştı. Son olarak, Güler Zere’nin serbest bırakılacağı yönündeki kararın açıklanmasından sonra ‘Güler Zere’ye Özgürlük (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ozgurluk) Platformu’ dün akşam saatlerinde Taksim (http://haber.sol.org.tr/haberleri/taksim) Galatasaray’da bir eylem yaptı. Yapılan açıklamada, “ Güler Zere bir yılı aşkın süredir kanser hastalığı ile mücadele ediyor. Her hafta Cuma günü, saat 19.30’da bizleri burada toplayan şey, başta Güler Zere olmak üzere tüm hasta tutuklu ve hükümlülerin sesi olmak, yaşama hakkı ihlal (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ihlal) edilen yok sayılan, unutturulmaya çalışılanların sesini duyurmaktır” denildi. Adli Tıp Kurumu’nun suç işlediği vurgulanarak, kurum başkanı Haluk İnce’nin bilimsel kararlara uygun bir karara varmaktan bahsederken aslında ‘hastalığın iyileşemeyeceği noktaya vardığını tespit ettik’ demeye çalıştığının altı çizildi.
Kararı geciktirme çabası
Güler Zere’nin hastalığının tedavi sürecinde, Adli Tıp Kurumu’nun duyarsızlığı ve kurum başkanı Haluk İnce’nin açıklamaları, uzunca bir süre hafızalarda yer edecek gibi görünüyor.
Geçtiğimiz Ağustos ayında, Adli Tıp Genel Kurulu’nun Zere için karar almasını kurum önünde bekleyen bir çok kurum ve kuruluştan yüzlerce insan ‘erteleme’ açıklaması ile karşılaştılar. 27 Ağustos’ta evrakların eksik olduğu ileri sürülerek kararın ertelendiği duyurulmuş, ancak 3 Eylül’de raporlar gelmesine rağmen Adli Tıp Kurumu 10 Eylül’deki toplantısında da eksik evrak bahanesi ile karar almaktan kaçınmıştı. Bu süreçte dikkat çeken diğer bir nokta ise, Kurul’un 35 gündür herhangi bir yazışma yapmamasıydı. 4 Kasım’da, Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç Dr. Haluk İnce’nin Zere ile ilgili olarak “Karar verirken hastanın yararını düşündüğümüz kadar, toplumun bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorundayız” demesi tepkilere yol açtı. Güler Zere’nin cezasının ertelenerek tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için yürütülen eylemleri, Adli Tıp’ın ‘bu hasta için hak etmediği’ bir baskı (http://haber.sol.org.tr/haberleri/baski) olarak niteleyen Doç Dr. Haluk İnce, “12 Ekim’de yapılan operasyonun ardından, problemin tanısı konulduktan sonra evrak bugün ulaştı. Yapılan değerlendirmede, hastalığının süreğen olduğu ve iyileşme şansının olmadığına karar verildi. Bu rapor, ‘Cumhurbaşkanlığı affı kapsamında değerlendirilebileceği’ kanaatiyle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bakanlığımız kanalıyla gönderilecektir” dedi. İnce’nin açıklamasındaki ‘iyileşme şansının olmadığına karar verildi’ ifadesi, cezanın ertelenerek tedavisinin dışarıda yürütülmesi yönündeki talebin ve Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından verilen raporun dikkate alınmadığını ortaya koyuyor.
Güler Zere için eylemler
Güler Zere için yapılan eylemler geçtiğimiz Haziran ayında, TAYAD’ın (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği ve Dayanışma Derneği) Adana’da yaptığı basın açıklaması (http://haber.sol.org.tr/haberleri/basin-aciklamasi) ve düzenlediği imza kampanyası (http://haber.sol.org.tr/haberleri/imza-kampanyasi) ile başladı. Ailesinin ve avukatlarının serbest bırakılması ve tedavisinin dışarıda devam etmesi yönündeki çabalarının da eşlik ettiği bu süreçte, İstanbul (http://haber.sol.org.tr/haberleri/istanbul), Ankara (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ankara), Adana, Antalya (http://haber.sol.org.tr/haberleri/antalya), Mersin (http://haber.sol.org.tr/haberleri/mersin), Hatay (http://haber.sol.org.tr/haberleri/hatay), İzmir (http://haber.sol.org.tr/haberleri/izmir), Bursa (http://haber.sol.org.tr/haberleri/bursa), Elazığ (http://haber.sol.org.tr/haberleri/elazig), Malatya, Tunceli (http://haber.sol.org.tr/haberleri/tunceli) Edirne (http://haber.sol.org.tr/haberleri/edirne) ve Eskişehir’de çeşitli eylemler yapıldı. İstanbul’da her Cuma akşamı bir araya gelerek Zere’nin serbest bırakılmasını talep eden ‘Güler Zere’ye Özgürlük Platformu’’nun eylemleri sürekli gündemdeydi. Parti, sendika (http://haber.sol.org.tr/haberleri/sendika) ve kitle örgütlerinden oluşan platformda, Anti-Kapitalist (http://haber.sol.org.tr/haberleri/anti-kapitalist), Barış ve Demokrasi Partisi, BDSP, Cem TV (http://haber.sol.org.tr/haberleri/tv), Çağrı, Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği (http://haber.sol.org.tr/haberleri/cagri-merkezi-calisanlari-dernegi), ÇHD (http://haber.sol.org.tr/haberleri/chd), Demokrasi İçin Birlik Hareketi, Devrimci Alevi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/alevi) Komitesi, Devrimci Hareket, DHF (http://haber.sol.org.tr/haberleri/dhf), DİP Girişimi, DTP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/demokratik-toplum-partisi), KESK (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kesk) Şubeler Platformu, EHP, EKD (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ekd), Emekli-Sen 1-2-4 Nolu Şubeler, EMEP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/emep), Erol Zavar’a Yaşam Hakkı Koordinasyonu, ESP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/esp), Halkevleri, Halk Cephesi, Gülensu-Gülsuyu Derneği, Kaldıraç, Mücadele Birliği Platformu, Nazım Hikmet (http://haber.sol.org.tr/haberleri/nazim-hikmet) Marksist Bilimler Akademisi, Partizan (http://haber.sol.org.tr/haberleri/partizan), PEN (http://haber.sol.org.tr/haberleri/pen), SDP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/sdp), Sosyalist Feminist Kolektif, Sosyalist Parti, ÖDP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/odp), ÖMP, Özgürlükçü Sol Hareket, TAYAD, TKP, TÜM-İGD, UİD-Der yer alıyor.
DİSK (http://haber.sol.org.tr/haberleri/disk) Genel Başkanı Süleyman Çelebi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/suleyman-celebi) Ağustos başında bir açıklama yaparak, Güler Zere ve Erol Zavar’ın da aralarında bulunduğu hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını istedi. Cezanın infazının hastalık nedeniyle ertelenmesine infaz yasasının 16. maddesinin izin verdiğini belirten Çelebi, bunun için Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen ya da onaylanan raporun gerektiğini ve sorumluluğun Adli Tıp Kurumunda olduğunu belirtti.
25 Ağustos’ta İstanbul Tabip Odası’nda aydınlar (http://haber.sol.org.tr/haberleri/aydinlar) ortak bir basın (http://haber.sol.org.tr/haberleri/basin) açıklaması düzenleyerek Güler Zere’ye özgürlük talep ettiler. Çağdaş Hukukçular Derneği’de Adli Tıp Kurumu’nun önünde eylemler düzenleyerek Zere’nin serbest kalması çağrısı yaptı. Güler Zere için yaklaşık üç aydır Adli Tıp Kurumu önünde oturma eylemi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/oturma-eylemi) yapılıyordu.
(soL – Haber Merkezi)
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=54197
saygılarımla