Orijinalini görmek için tıklayınız : ergenekon ve Nikolai Tesla
Ergenekon savcıları Fizikçi Nicola Teslayı bir bulursa valla tutuklayacak ha...ülkemizde darbe yapmak gibi bir plan içindeymiş gavurrrrr. :rofl::rofl:
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=67816
"Nikola Tesla-HAARP- NBC.doc isimli MsWorld dosyası tespit edilmiştir. Belge incelendiğinde, Nikola Tesla isimli şahıs ve ABD'nin HAARP olarak bilinen Yüksek Frekans Aktif Aurora Araştırma programı ile ilgili NBC silahları hakkında teknik detay bilgiler içerdiği görülmüştür."
Çok güldüm, eline sağlık... Nikola Tesla isimli şahıs :)
tabii canım
önüne gelen darbe yapmaya uğraşıyor zaten......gülünür buna zaten.
Nikola Tesla, insanların elektrik enerjisini bedava kullanması amacıyla, tıpkı baz istasyonları gibi elektrik kuleleri inşa ederek havada serbest dolaşan elektrik enerjisini, insanların anten aracılığıyla bedava kullanmasını öngören buluşunu, White-Westinghouse'un (beyaz eşya şirketi) ticari olarak işletme hakkını almak istemesini reddetmişti.
Böyle bir iddianemin içinde olması ise bu operasyonun tamamen başkaları tarafından üretlip yönetildiği, savcıların ise sadece bunu uygulamakla yükümlü olduğu Nikola Tesla hakkında yazdıkları iddianemeden belli, tıpkı agarta gibi..
kafasikarisik
21-07-2009, 22:19
Star Gazetesi yazarı Mehmet Altan ünlü fizikçi Nikola Tesla hakkında bir yazı yazmıştı. Mehmet Altan, Tesla’nın doğum günü olan 10 Temmuz’da Google’ın hazırladığı logoda Tesla'ya yer vererek yer vererek Onu unutmadığını anlatıyordu.
“Çok merak ettim, acaba Google’a girip de adını bilmeyenlerden kaç kişi Tesla’yı merak etti? Ve kaçı bizim buralardandı? Maalesef çok kişi olmasa gerek...”
Şimdi Mehmet Altan'ın söylediğine dönelim "Tesla'yı bilmeyen dükkan açmasın, zira iflas ederek batması kaçınılmazdır". Ya Tesla'yı bilmeyen savcılar ne yapsın?
http://www.odatv.com/Siyaset/ergenekon_savcilari_neden_iflas_edecek-16954.html
Bu haberden ne sonuç çıkarmak gerekiyor? Cumhuriyetteki yazıya baktım. Haber olabilecek düzeyde bile değil kanımca.
Ergenekon Çetesi zanlıları soruşturulurken evlerinde, işyerlerinde bulunan tüm yazılı dökümanlar görevli memurlarca incelenmek üzere alınıyor. Hangi dökümanların davayla ilgili hangilerinin ilgisiz olduğuna savcılar karar vereceği için görevli polis memurları ilgisiz görünen dökümanları da alır. Görevli polis memuru Nikola Tesla'yı tanımak, bilmek zorunda değil. O belgeyi alıp götürür ve delil vasfında olabilecek belgeleri tasnif eden yargı mensubunun kararıdır önemli olan.
Söz konusu olayda da Nikola Teslanın yazıları delil olaral filan açıklanmamış. Sadece evden alınanlar arasında olduğu belirtilmiş. Şimdi bunun neresi tuhaf? O kitaptan yola çıkıp sonuca mı varmışlar? Hayır. Savcılar demişki evde ne var ne yoksa getirin buraya, polisler de getirmiş.
Ergenekon soruşturmasının önü kesilemez. Türkiyenin geleceği bu davaya bağlıdır.
PAŞALAR, PAŞA PAŞA YARGILANACAKLAR.
Uçarı, kaçarı yok.
Eften püften bahanelerle Ergenekon davası karalanamaz.
Cem'in göörüşleri gerçege yakın gibi.
Bir anektod :
12 Mart'ta bir devrimci evi basılır ve polis evde Vİ Lenin kitabını bulur. Hemen vatandaşı işkenceye alırlar ve sorarlar. Nerede ulan bunun beşincisi, dördüncüsü.
saygılarımla
kafasikarisik
22-07-2009, 00:16
Haber olabilecek düzeyde bile değil kanımca.
Haber dediğin fotokopi belgeye dayanmalı, ortam dinlemesi sonucu elde edilmiş veya savcının önünde olması gereken namahrem bilgilerden oluşmalı. Öyle resmi olarak yayımlanmış iddanameden haber olur mu?
Türkiyenin geleceği bu davaya bağlıdır.
Ona kimsenin şüphesi yok, nasıl bir gelecekte yaşayacağımız bu dava ile şekilleniyor.
PAŞALAR, PAŞA PAŞA YARGILANACAKLAR.
Muhalifler, muhalif muhalif.
Savcılar demişki evde ne var ne yoksa getirin buraya, polisler de getirmiş.
Ucuz kurtulmuş, hanımın çeyizleride girebilirdi.
Ergenekon soruşturmasının önü kesilemez.
Kesilemiyor zaten, arabın yalellisi gibi. Gak diyen tamekse koy sepete oluyor. Bir yandan dava devam ediyor bir yandan soruşturma.
Eften püften bahanelerle Ergenekon davası karalanamaz.
Etten püften olmayan bir delil görsem bende amacına inanacam. Fotokopi belgeler, gizli tanıklar, telefon dinlemeleri sadece muhalif kişiler hakkında, başka?
Bir anektodda benden;
Yeni Milli eğitim bakanına sormuşlar,
- Bakanlığınız çok ciddi sorunları çözmeye çalışıyor, zorlanıyormusunuz?
- Yoo bu bakanlık çok kolay aslında ah birde okullar olmasa
Demokrasi gelecek ama ah birde muhalefet olmasa.
Mutezile
22-07-2009, 00:35
Sevgili Cem;
Ergenekon Çetesi zanlıları soruşturulurken evlerinde,
Bu ibarenin kullanımı mahkeme kararı ile yasaklanmış durumda.. ETÖ'de denilemiyor. Aslında soruşturmanın adı, Ümraniye soruşturması ama yandaş medyanın gayretleri ile bu isim ile (ergenekon) anılır hale geldi.
Ama Çete / terör örgütü ibareleri suç teşkil ediyor mahkeme kararı neticesinde..Sonra sıkıntı olmasın.
dinci solcu el ele, müreffeh yarınlara ....hep birlikte...hayırlara vesile olsun efenim..
İRAN İSLAM DEVRİMİNİ YASAYAN İRAN'LI FELSEFE ÖĞRETMENİNİN KALEMİNDEN
Sevgili Türkiye’deki dostlarım ve kardeşlerim,
Devrim sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonra da ipe gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab'in anısına...
Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yasadığımız o talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Turban yasasının mecliste onaylandığı tarihin Iran islam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.
Iran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye’ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve halihazırda bu ülkede felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım. Atatürk’ün aydınlık Türkiye’sini çok seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran’da 'O gün' gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye’de görüyorum. Yobaz karanlığında hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm
orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim ailemiz İran’da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler geçerdik, 'deli misin?' diye sorardık belki de. Belki de derdik ki 'Şah’ın bu güçlü ordusunu nasıl yenecekler de Şeriat karanlığını getirecekler? '.
Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum çünkü Türkiye’deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.
İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:
1-Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla duştu ve rejime düşmanlaştı. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINA DA AYNI SEYLER YAPILIYOR)
2-Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde bir çok sol görüşlü insanları da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)
3-Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına aldı. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDAN BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)
4-Kargaşa ve kaos ortamında askeri kışlalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kışlalar ele geçirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)
Türk Silahlı Kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600-800.000 kişiden oluşan bir kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak % 1’lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani harp okullarında eğitim görmüş subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99 er rejim muhafızı değildir. Onlar emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki subaylardır. Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazlar, ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk kitlelerine karsı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak durumunda kalmışlardır. Erin kendi başına alacağı savaş inisiyatifi düşmana karsıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kur'anlarla üzerine gelen kendi halkına karsı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir noktadan sonra direnmez yada direnemez. Çünkü o er karsısındakinin karanlık bir devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının son damlasına kadar savaşacak olanlar da bu konuda aydınlanmış Türk subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzre onlar ordunun sadece ve sadece en fazla yüzde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun tümü değildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır. İran’da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. 'Er düşman işgali durumunda durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle gelen kendi halkı karsısında durabilir.'
Su aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktır. Silahlı kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra geç olabilir. Silahlı kuvvetlerin şu veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor, bu durumda silahlı kuvvetler 'O GUN' geldiğinde kışlalarını nasıl muhafaza edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı kuvvetler etkisiz hale getirilemediği müddetçe devrim başarıya ulaşamaz. Bu nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' oluşturulmalı ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karsı erlerden önce devreye girip, erler
şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalı ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının önüne gedmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusu böyle bir hazırlığı olmadığı icin gafil avlandı.
Oluşturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile çatışırken, erler de üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir. Oluşturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' çok özel eğitilmeli ve de Atatürk’e ve devrimlerine canı pahasına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi halde basarisizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan’da gördüğümüz üzre davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı.
Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran’ın geçtiği bu karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran’ın bu acı tecrübesi sizlerin uyanık olması için bir şans olur umarım. Aşağıdaki birinci linkte İran’ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzre Iran devrim öncesi belki şu anki Türkiye’den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okuması. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan sahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.
http://www.youtube. com/watch?v=Gj1rSmQ5kvg (http://www.youtube.com/watch?v=Gj1rSmQ5kvg)
http://www.youtube. com/watch?v=rO2rf8KPacI (http://www.youtube.com/watch?v=rO2rf8KPacI)
Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtab anısına yapabileceğim bu kadar. Elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'larınız için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık 'O Gün' çökmeden önce Atatürk Türkiyesine. .. Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz, tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak olabilir. O acı çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de 'O gün' o acı sonu yasamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah sizleri ve Atatürk Türkiyesini korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya...
Mohsen Yazd