Orijinalini görmek için tıklayınız : Antibiotik direnci nasıl oluşur
Evrim teorisine karşı olanlara bir sorum var, bunu cevaplayamıyorsanız, evrimden bir şey anlamadığınız ortaya çıkar, orda burda ahkam keseceğinize bana şunun nasıl olduğunu açıklayın, sonra Evrim teorisini çürütmeye çalışın. Bakalım Biyoloji donanımınız nedir de Evrime karşısınız.
Soru: ANTİBİYOTİK DİRENCİ NASIL OLUŞUR.
Demir tunç ,katre,keçi,nogada,envyme ve diğer evrim karşıtları işte at ,işte meydan görelim bakalım alternatif teorilerinizi.
Demir tunç ,katre,keçi,nogada,envyme ve diğer evrim karşıtları işte at ,işte meydan görelim bakalım alternatif teorilerinizi.
Öncelikle, sayın nogada evrim karşıtı olmadığını, evrime inandığını ifade ediyor, onu bu listeden ayrı tutalım.
Ancak, evrime inanan birinin evrim ile Kuran'da anlatılan yaratılış konusunu nasıl birleştirebildiğini merak etmek de bizim hakkımız diye düşünüyorum. Bu konu açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
Demir tunç ,katre,keçi,nogada,envyme ve diğer evrim karşıtları işte at ,işte meydan görelim bakalım alternatif teorilerinizi.
Nogada'yı muaf tutalım, en azından bana bilgilenmek istediğini belirtti.
Evet EVRİM KARŞITLARI, NERDEYİZ.
ARAYIN GOOGLEDEN. ANTİBİYOTİK DİRENCİ....
demir_tunc
24-07-2009, 15:23
Antibiyotiğe karşı dirençli olan bakteriler o antibiyotik üretilmeden önce de zaten dirençli olurlar.
Scientific American dergisi:
“Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti. Bilim adamları bu genlerin neden evrimleştiklerini ve varlıklarını sürdürdüklerini kesinlikle bilmiyorlar.”
Birsürü bakteri çeşidi vardır ve bunların farklı farklı direnç sistemleri vardır. mesela bir bakteri topluluğuna antibiyotik uygulandığında dirençli olanlar hayatta kalır ve çoğaldıkları zaman da zaten genlerinde o antibiyotiğe direnç bilgisi taşıdıkları için yeni oluşan canlılarda direnç sahibi olurlar.
Burada evrimle mutasyonla alakalı bir durum yoktur. Çok net Allah ın varlığını gösteren bir konudur
http://turandursun.blogspot.com/ (http://turandursun.blogspot.com/)
kafasikarisik
24-07-2009, 15:32
Çok güzel, işte bunun adı doğal seçilimdir. Evrimin sadece bir ayağı. Demekki doğal seçilimi kabul ediyorsunuz. Peki neden bakterilerin bazılarında antibiyotik direnci taşıyan genler vardır? Bu gen farklılıkları nasıl meydana gelmişlerdir? Daha antibiyotik ortada yokken bu genetik farklılık neden oluşmuştur?
Demir tunç ,katre,keçi,nogada,envyme ve diğer evrim karşıtları işte at ,işte meydan görelim bakalım alternatif teorilerinizi.
Evrim karşıtlarımı?
Öncelikle, sayın nogada evrim karşıtı olmadığını, evrime inandığını ifade ediyor, onu bu listeden ayrı tutalım.
Ancak, evrime inanan birinin evrim ile Kuran'da anlatılan yaratılış konusunu nasıl birleştirebildiğini merak etmek de bizim hakkımız diye düşünüyorum. Bu konu açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
Sayın sapiens...
Ben kuran'ı insanlara yönelik bir sorumluluk ve toplumsal çözümler getirmş ve yaratıcı yaratan arasındaki bir köprü olarak görüyorum.Daha önce belirttiğim gibi bir bilim kitabı olsun diye gelmedi.Ve içinde bir çok manasal yaklaşım olduğunu ve vicdana ve ruhaniyete öncelikv erek bir kitap olduğunu belirtmiştim.
Nogada'yı muaf tutalım, en azından bana bilgilenmek istediğini belirtti.
Evet EVRİM KARŞITLARI, NERDEYİZ.
ARAYIN GOOGLEDEN. ANTİBİYOTİK DİRENCİ....
Evet evrim konusunda değil bu başlık altındaki düşüncelerinizle ilgili sizin görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.
Sayın walla.
Antibiyotiğe karşı dirençli olan bakteriler o antibiyotik üretilmeden önce de zaten dirençli olurlar.
Scientific American dergisi:
“Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti. Bilim adamları bu genlerin neden evrimleştiklerini ve varlıklarını sürdürdüklerini kesinlikle bilmiyorlar.”
Birsürü bakteri çeşidi vardır ve bunların farklı farklı direnç sistemleri vardır. mesela bir bakteri topluluğuna antibiyotik uygulandığında dirençli olanlar hayatta kalır ve çoğaldıkları zaman da zaten genlerinde o antibiyotiğe direnç bilgisi taşıdıkları için yeni oluşan canlılarda direnç sahibi olurlar.
Burada evrimle mutasyonla alakalı bir durum yoktur. Çok net Allah ın varlığını gösteren bir konudur
http://turandursun.blogspot.com/ (http://turandursun.blogspot.com/)
Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti.
Burda zaten antibiyotik direncinden bahsedilmez.
Bakteri önceden X antibiyotiği ile üremesi duruyorken, neden sonradan bu X antibiyotiğine direnç oluşur.
Burada evrimle mutasyonla alakalı bir durum yoktur. Bu lafa gülerim. heh he.
Çuvalladınız.
Antibiyotik direnci konusunda fikri olan YARATILIŞÇI KARDEŞLER evet bekliyorum.
demir_tunc
25-07-2009, 11:58
cevap verilcek bişey yokki burda. bakterilerin daha rastlamadığı bir antibiyotiğe bağışıklığının olması onu da antibiyotiği de Allah ın yarattığını gösterir. evrimini yerin dibine sokar.
Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti.
Burda zaten antibiyotik direncinden bahsedilmez.
Bakteri önceden X antibiyotiği ile üremesi duruyorken, neden sonradan bu X antibiyotiğine direnç oluşur.
Demir tunç bu soruna yaratılışçı bakış açısından çözüm getir.Sana yüz üzerinden yüz.
demir_tunc
25-07-2009, 13:33
EDİT anlatamıyo muyum? bir bakter topluluğunda bu antbiyotiğe daha sıfırdan direkt direnç gösterenler vardır. bunlar çoğaldığı zaman yeni çoğalan bakteriler de aynı geni taşıdkları için dirençli bakteriler olarak dünyaya gelirler. dirençli olmayanlar da ölür gider. yeni bakteri popülasyonu da dirençli olur. burda evrim nerde? hiçbir yerde olmadığı gibi burda da yok.
milomanara
25-07-2009, 13:42
EDIT anlatamıyo muyum? bir bakter topluluğunda bu antbiyotiğe daha sıfırdan direkt direnç gösterenler vardır. bunlar çoğaldığı zaman yeni çoğalan bakteriler de aynı geni taşıdkları için dirençli bakteriler olarak dünyaya gelirler. dirençli olmayanlar da ölür gider. yeni bakteri popülasyonu da dirençli olur. burda evrim nerde? hiçbir yerde olmadığı gibi burda da yok.
demir_tunc arkadaşım, sen evrime karşı mı taraf olarak mı yazıyordun? :)
Bu söylediğine doğal seleksiyon denir işte!
Yüz binlerce antibiyotik kompozisyonuna dirençli "başlangıç" bakterileri nasıl oluyor? :) Çeşitlenerek, nasıl çeşitlenerek, mutasyonla, sonra bu çeşitlenmeden hangilerinin devam edeceği nasıl belirleniyor tam da yukarıda bahsettiğin gibi.
Soru şu;
Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti.
Burda zaten antibiyotik direncinden bahsedilmez.
Bakteri önceden X antibiyotiği ile üremesi duruyorken, neden sonradan bu X antibiyotiğine direnç oluşur.
Gelen cevap;
EDİT anlatamıyo muyum? bir bakter topluluğunda bu antbiyotiğe daha sıfırdan direkt direnç gösterenler vardır. bunlar çoğaldığı zaman yeni çoğalan bakteriler de aynı geni taşıdkları için dirençli bakteriler olarak dünyaya gelirler. dirençli olmayanlar da ölür gider. yeni bakteri popülasyonu da dirençli olur. burda evrim nerde? hiçbir yerde olmadığı gibi burda da yok.
Demir tunç soruya cevap vermeyi bırak soruyu anlayıp anlamadığın bile şüpheli
Notun yüz üzerinden sıfır.
Karşıt(mış gibi görünen) Örnek;
"1955 te bir Japon balıkçı aynı yılın 14 Martında Avustralya'nın Babel adasında yüzükle işaretlenmiş bir kuş yakalar. Dünyanın bu yöresinde bu kuş 'muttan-bird' veya kısa kuyraklu yelkovan olarak bilinmektedir. Av, bu göçebe kuşun her yıl uçtuğu uzun turun belirlenmesine varan bir dizi buluşların ilkidir.
Kuş Avustralya kıyılarından ayrılır, oradan doğuya Büyük Okyanus'a doğru uçar, Japon kıyıları boyunca kuzeye yönelip Bering Denizi'ne ulaşır ve orada bir süre dinlenir. Sonra yeniden yola çıkar, bu kez güneye doğru gitmektedir. Kaliforniya'ya varıncaya değin Amerika'nın batı kıyısını izler.
Oradan yeniden Büyük Okyanus'a yönelir ve uçuşa başladığı noktaya gelir.
15.000 mil (24.140 km) süren bu 8 rakamı çizen bir yoculuk ne zaman, ne de yön bakımından hiç değişmez. Altı ay sürer ve her zaman aynı adada, kuşun altı ay önce terkettiği aynı yuvada Eylül'ün üçüncü hafasında biter.
Bundan sonrası daha da ilgiçtir!
Döndüklerinde kuşlar yuvalarını temizlerler, çiftleşirler ve Ekim'in son on gününde tek bir yumurta yumurtlarlar. İki ay sonra yavrular doğar, hızla büyürler ve üç aylıkken anne babalarının uzun yolculukları başlayışlarını izlerler. İki hafta daha geçer, Nisan ortalarında kanatlanma sırası artık yavru kuşlardadır.
Yolda hiç bir kılavuz olmadan aynen yukarıda belirtilen yolu izlerler!!!"
Kaynak, İnsanın Kökeni Nedir? Maurice BUCAİLLE, 102, 103s.
Bu olayı açıklamak isteyen Evrim Savunucuları var mı?
Diye bir soru sormayacağız.
Evrim teorisi en azından şimdilik, canlılık ve doğa üzerine en akli model olarak görülmektedir.
Bilmediklerimiz bildiklerimizden oldukça da fazladır.
Bildiklerimizle eşeğimizi ağaca bağlamamız kolaycılık ve tembelliktir.
İnanan ya da inanmayan için, o eşeğin üzerinde bilmediklerimize yolculuktur esas.
EDİT anlatamıyo muyum? bir bakter topluluğunda bu antbiyotiğe daha sıfırdan direkt direnç gösterenler vardır. bunlar çoğaldığı zaman yeni çoğalan bakteriler de aynı geni taşıdkları için dirençli bakteriler olarak dünyaya gelirler. dirençli olmayanlar da ölür gider. yeni bakteri popülasyonu da dirençli olur. burda evrim nerde? hiçbir yerde olmadığı gibi burda da yok.
seninde Antibiyotik direnci hakkında zırnık bilgin yok.
Yaratılışçılara konuyu biraz açalım, mesela günümüzün en önemli sorunlarından birisi, Streptekoklar penisiline 15-20 yıl kadar önce gayet sensitif iken, şimdi bu bakterileri penisilin ile tedavi edemez hale geldik, ne oldu, ALLAH mikropları kayırdımı., yoksa insanları cezalandırıyormu.
Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz.
seninde Antibiyotik direnci hakkında zırnık bilgin yok.
Yaratılışçılara konuyu biraz açalım, mesela günümüzün en önemli sorunlarından birisi, Streptekoklar penisiline 15-20 yıl kadar önce gayet sensitif iken, şimdi bu bakterileri penisilin ile tedavi edemez hale geldik, ne oldu, ALLAH mikropları kayırdımı., yoksa insanları cezalandırıyormu.
Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz.
Bence konuyu açıp yorum beklemek yerine siz önce bilgilendirseydiniz milleti daha iyi olurdu.Ne yani egomu tatmin ediyoruz burda?
Haşa, sadece EVRİM KARŞITI Atıp tutanların ne derece evrim konusunda bilgili olduklarını göstermeye çalışıyorum, bilmiyorlarsa konuşmasınlar o başlıkta şu başlıkta.
Doğru düzgün bir cevap gelmezse aşıklama yapacağız elbet.
Adnan Oktar bu konuda bişey dememiş mi, ilginç, sıkıyorsa konuşsun.
Evrim karşıtları NEREDE acaba.
kafasikarisik
30-07-2009, 01:36
Şöyle oluyor. Allahın hikmetinden sual olunmaz. Bu bizler için bir imtahan. Bakalım evrimci satanist kafir bilim adamlarının peşinden gidecez mi? (mazallah) gitmicez mi?
Yukarıda o kadar açıkladım hala anlamıyorlar hayret.
Adnan Oktar bu konuda bişey dememiş mi, ilginç, sıkıyorsa konuşsun.
heh hee
evrensel-insan
30-07-2009, 01:44
Saygideger walla;
Adnan Oktar, evrimi; evirmek ve de cevirmek isterken, devirmis, tabi ki, kendi de devrilmis.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Başlığında Evrim yazan her yere balıklama dalıyorsunuz ama burayı neden es geçiyorsunuz, YOKMU EVRİM KARŞITI BİR VATANDAŞ. heh he.
Antibiyotik direnci ne imiş, nasıl olurmuş, evrimle ne alakası varmış. EEEEE nerdeyiz.
Başlığında Evrim yazan her yere balıklama dalıyorsunuz ama burayı neden es geçiyorsunuz, YOKMU EVRİM KARŞITI BİR VATANDAŞ. heh he.
Antibiyotik direnci ne imiş, nasıl olurmuş, evrimle ne alakası varmış. EEEEE nerdeyiz.
Peki madem maymundan geliyoruz, neden hala ortalıkta maymunlar var? Onlar neden insan olmamış? :banplease:
Peki madem maymundan geliyoruz, neden hala ortalıkta maymunlar var? Onlar neden insan olmamış? :banplease:
Maymunluk daha çekici gelmiş olabilir :D
Peki madem maymundan geliyoruz, neden hala ortalıkta maymunlar var? Onlar neden insan olmamış? :banplease:
Bu soruyu sormak bile evrimi bilmediğinizi gösterir, Evrim önce tek bir organizmada oluşur, sonra yeni kuşaklara aktarılır, kongonu A ormanındaki bir maymunda oluşan mutasyon aynı anda Madagaskarın B ormanındaki maymuna ıçınlama yoluyla gitmez elbette. yani A ormanınında yaşayan maymunun evrimi kendine, B ormanında yaşayan Maymunun evrime kendine. hatta insanlar bile ileride başka türlere kol kol evrimleşecek, maymunumsular, öküzümsüler, insanımsılar, vs vs.
Evrimi körükleyen Şartların değişmesidir, ama yüzlerce çeşit maymun olması bile maymunların halen evrim sürecinde olduğunu kanıtlar.
Gelelim Antibiyotik Direncine.. EEE Harun Kahyacılar nerdeyiz, bi danışın şıhınıza...
harun yahya mehdi ilan etmiş kendini sanırım şimdi deccal peşinde :))))))
teketekde takkeli ahmet hocamı neyse o zatımuhteremi izledinizmi... aslında bunları konuşturmalı.....konuşsunlar ki takke düşüp kel görünsün.... aslında birbirlerinden ne kadar zıt olduklarını da halkımız görsün..
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
Yav sen millete kuranı okutup, dinden mi cıkarmaya calışıyosun yav.
ben söyleyeyim harun yahya ekolu (ekolsa bu tabii :))) mikroevrime inanır.. onlara göre makroevrim olmuyo..... bunlar fosillere onların milyonlarca yıllık olduğuna da inanırlar .. ama değişmez derler... yani bi kısmını alıp bilimi diğerini (işlerine gelmeyenleri) atarlar... bu takkeli hoca da 7bin yıldır insanlık var dedi.. yani .abddeki evanjelistler gibi.... anlayacağınız onların aklı aslında bayaa karışmış vaziyette.. aslında bırakalım birbirlerini yesinler....
Kimsenin maymundan filan geldiği yok. Sadece ortak atalardan geliyorlar. Belli bir zaman diliminde ayrılıyorlar.
A_n_t_İ_b_İ_o_t_k_ d_İ_r_e_n_c_İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ İ
tensiz.denek
06-08-2009, 23:51
Bu soruyu sormak bile evrimi bilmediğinizi gösterir, Evrim önce tek bir organizmada oluşur, sonra yeni kuşaklara aktarılır, kongonu A ormanındaki bir maymunda oluşan mutasyon aynı anda Madagaskarın B ormanındaki maymuna ıçınlama yoluyla gitmez elbette.
Sapiens maytap geçiyor walla. Evrim teorisinin en ateşli savunucularındandır kendisi.
Saygılar,
Bkz. Habertürk TV Şu anda yayında
Allah Adnan Oktara kazık attı trafiği tıkadı.
Ben inanmadım Trafik tıkandığına, amac daha az soruya maruz kalıp g o t olmamak.
Walla Arkadaşım kısaca bağışıklık sistemi fabrikasyonu zarar görmesiyle birlikte bazı değişiklikler olabilir. Bir ucube(Mutasyon) olayını evrim olarak gösteriyorsan bu konu üzerinde senin bizlere cevap vermen lazımdır. Bağışıklık Sistemin zarar görmesiyle tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değişmesini evrim olarak görmemek lazımdır.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/27/Immun-Organe-tr.png/270px-Immun-Organe-tr.png
Antibiyotik Direnc yatay gen transferi bir sonucu ve bu Patojen genomu içinde bağlanmamış nokta mutasyonları ve yaklaşık 1 oranında 10 üzeri 8 kromozom çoğaltma başına olabilir. Bu patojen karşı antibiyotik eylem bir çevre basıncı olarak görülebilir.
Antibiyotik direnci doğal seçilim yoluyla rastgele mutasyon üzerinde evrimleşir ancak bir topluluk içinde evrimsel stress uygulamasıyla da gerçekleştirilebilir. Ancak antibiyotik ve bakteri üzerine bağlanırsa o zaman evrim kenara çekilmesi lazımdır. Her biyolojik konuda evrime göre yorum yapıldığı için Doğal seçilim diye tabir kullanılıyor. Antibiyotik direnci hasta olmayan bir insan üzerindeki özelliğine baktığımızda Bağışıklık Sistemi düzeni zaten bir antibiyotik sistem içerisinde insanı iç ve dış zararlardan korumaktadır. Bağışıklık sisteminin görevini görmezden gelmek imkânsız olmakla beraber antibiyotik direnci oluşması için zemin nasıl hazırlanır ki bu zemin üzerinde rahat hareket imkânı bulur.
Antibiyotik direnci oluşturan hastalık ve ilaç içinde kullanılan maddelere bakmak lazımdır.
Bağışıklık Sisteminin oluşturduğu zemin ve emirleri görmezden gelerek nereye ulaşmak isteyebiliriz.
Enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların genetik yapılarında bir hasar oluşmasıyla bağışıklık sistemleri yararlı bakterileri zararlı mikroorganizmalarla bir savaş haline bırakıyor. Bu savaş sırasında beden dış ve iç etkenler sonucu bağışıklık sistemi zarar görerek mikroorganizmalara zemin hazırlamış olacaktır.
İnsan bedenini kemik ve et olarak göre evrimci bilim adamları burada kaya çarpmış oluyorlar. Sadece et ve kemikten değil de birçok sistemleri barındıran bir fabrikasyon sistemi olduğunu görmeleri lazımdır. Bu sistemler arasında bağışıklık sistemleri zaten bu görev için vardır. İnsanı iç ve dış etkenlerden korumak için var olduğunu görmeyen bilim adamları insandaki antibiyotik direnci bir mutasyon olarak görmeye başladılar.
Bu bağışıklık, antibiyotik molekülünün formunu bozma veya onu hücreden dışarı atma sayesinde gerçekleşir. Bu genlere sahip olan organizmalar bunu diğer bakterilere transfer ederek onlara da bağışıklık kazandırabilirler. Bağışıklığın ikinci türü mutasyon olarak yani tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değiştirmesi sonucu antibiyotiğe karşı bağışıklık kazanır. Özellikle burada evrimci bilim adamları Evrimin süreçinin bir göstergesi olarak göstermektedir. Ama bağışıklık sistemine bağlı birçok organ ve görevlere bakıldığında var olanı evrim süreçine itmek yanlış bir teori olmaktadır. Bağışıklık sistemindeki organlarının görev bu zemin ve süreçi hazırlamaktır. Değişen bir durum ortada yoktur.
http://uhaweb.hartford.edu/BUGL/images/immbody.jpg
Antibiyotik direnc olayını en iyi anlatacak organlar ise Bademcik ve Apandistir. Özellikle Apandis zengin lenf dokusu barındırdığı için bu organ üzerine bakmak lazımdır. Apandis ince ve kalın bağırsak kısmına yakın olduğu için birçok bakteri ile savaş halindedir. Evrimcilere göre körelmiş organ olan apandis zengin lenf dokusunda dolayı antibiyotik direnci burada rahat bir şekilde gözlenebilir.
Mikroorganizmalar: Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.
Zararlı ve zararsız bakterileri Apandis Lenf dokusunda geçtikten sonra kalan 98 % yararlı, 2 % zararlı olarak kalır..Bu süreçte bağırsak devamlı çalış halde olduğu için milyonlarca mikroorganizma vücuttan dışarı atılır. Üst mide ve ince bağırsakta mikroorganizmalar bulunmaz.
İnce ve Kalın bağırsağının bağırsak florasında iyi bakterileri barındırarak kötü bakterileri yok eden bağışıklık sistemi Apandis bölgesinde gelen emirlerle hareket etmektedir. Yararlı bakterileri kendi bölgesinde toplayarak zararlı bakterileri imha eden bir fabrikasyon üssü apandistir. Antibiyotik kullanımı dışında nedenler de bağırsak florasının değişmesine neden olabilir. Bunlar arasında bağırsak iskemisi, yemek yememek, ve bağışıklık yetersizliği sayılabilir.
Alınan antibiyotiklerin virüslere karşı yetersiz gelmesi apandis bölgesi zarar görmesidir. Ona bağlı olarak bağışıklık sistemi düşüş yaşanır bu düşüş sırasında zararlı bakteriler ince ve kalın bağırsakta tahribatlara neden olabilir. Bağışıklık sistemi lenf dokusu fabrikasyonu bazen sindirim, solunum, dolaşım ve boşaltım sistemleri sayesinde zayıflayarak tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değiştirebilir. Zaman içerisinde zararlı bakteriler insan bağışıklık sistemine zarar vererek lenfoid kanseri gibi hastalıklara neden olabilir.
http://uhaweb.hartford.edu/BUGL/immcells.jpg
Kalın bağırsak en çok bakteriyi içerir ve bu bakterilerin etkinlikleri kalın bağırsağı vücutta metabolik olarak en aktif organ yapar. İnce bağırsaktaki bakteriler başlıca Gram-pozitif, kalın bağırsaktakiler ise başlıca Gram-negatiftir.. Kalın bağırsağın ilk kısmında karbonhidratlar fermente olur, sonrasında ise protein ve amino asitler parçalanır. pH, bağışıklık sistemi ve peristalsisin etkisiyle bağırsağın farklı bölgelerinde farklı türler bulunur. Çekum ve yükselen kolonda pH düşüktür ve bakteriler hızlı büyür, nötral pH'li alçalan kolonda ise yavaş büyürler Bağırsaklardaki bakterilerin %99'dan fazlası anaerobdur, ama çekumda aerobik bakterilerin yoğunluğu yüksektir.Bağırsaklardaki tüm türler tanımlı değildir çünkü bazıları kültürlenemez.Kişiden kişiye türlerin sayıları çok farketse de belli bir kişi için zaman içinde oldukça sabit kalır.Çoğu bakteri Bacteroides, Clostridium, Fusobacterium, Eubacterium, Ruminococcus, Peptococcus, Peptostreptococcus ve Bifidobacterium cinslerine aittir. Escherichia ve Lactobacillus gibi aeroblar daha az miktarda bulunurlar. Bacteroides cinsine ait türler bağırsaklardaki bakterilerin %30'unun oluşturular.Geniş spektrumlu antiyotik kullanımı ile bakterilerin sayısının azaltılması, konağın sağlığına ve onun gıdaları sindirme yeteneğine etki etmektedir. Antibiyotikler, bakteriyel hastalıkları iyileştirmek amacıyla alınınca veya, farkında olmadan, antibiyotikle beslenmiş hayvanların etini yeyince, bağırsak florasına zarar veririrler. Bağırsakları tahriş ederek, bağırsak florasına etki ederek veya patojen bakterilerin çoğalmasına fırsat vererek ishale yol açabilirler. Antibiyotiklerin bir diğer olumsuz etkisi, antibiyotiğe dirençli bakterilerin sayılarının artmasına neden olmalarıdır.
Bağırsak florasında bulunan maya cinsleri arasında Candida ve Saccharomyces bulunur.
Apandis ile ilgili yazım : http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2898&page=25
1) Bakterilerde zaten var olan direnç genlerinin aktarılması
2) Mutasyon sonucunda genetik bilgi kaybına uğrayan bakterilerin antibiyotiğe dirençli hale gelmesidir.
NOT= DAHA DETAYLI BİR ARAŞTIRMA İÇİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN FABRİKASYONU İZLEMEK VE GÖREVLERİNİ İNCELEMEYEREK DEĞERLENDİRMEK LAZIMDIR.
BUNLAR : Lenf Bezleri, Bademcik, Apandis, Timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakaları, Kemik İlği ve lenf dokularını kapsayan geniş bir araştırma gereklidir.
Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org
http://uhaweb.hartford.edu/BUGL/immune.htm
http://health.howstuffworks.com/immune-system.htm
http://multimedia.mcb.harvard.edu/media.html
http://www.gsf.de/biop/en/plantimmuenglisch.phtml
http://pathmicro.med.sc.edu/book/immunol-sta.htm
Saygılarımla MeTeE
Tıp dünyasının bildiği büyük yanlış
20. yüzyılın başlarındaki teoriye göre bağışıklık sistemi kanserli hücrelere karşı mücadele ediyor.
http://img4.mynet.com/ha4/h/hucre2.jpg
20. yüzyılın başlarındaki teoriye göre bağışıklık sistemi kanserli hücrelere karşı mücadele ediyor. İşte bu doğru sanılan teori yanlış çıktı. Şimdi, teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirlendi.
Vücudun bağışıklık sisteminin, tümörün ilk oluşum safhasında kanserli hücreleri tespit edip onları koruduğu bildirildi.
The Journal of Clinical Investigation adlı dergide dün yayımlanan araştırmada, 20. yüzyılın başlarındaki teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirtildi.
BU BULUŞLA TEDAVİDE İLERLEME KAYDEDİLEBİLİR
Pierre ve Marie Curie Üniversitesinden Profesör David Klatzmann'ın ekibi, kanser hakkındaki bu keşifle hastalığın tedavisinde önemli ilerleme kaydedilebileceğini bildirdi.
Bugüne kadar bilinen teori, kanserli hücreler oluşmaya başlayınca bağışıklık sisteminin bu hücreleri anormal hücre olarak tespit edip onları yok etmeye çalıştığını ve kanserin bu anormal hücrelerin savunma mekanizmasından kaçtıkları anda meydana geldiğini öngörüyordu.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ KANSERLİ HÜCRELERİ KORUMAYA ALIYOR
Bilinen teoriyi çürüten yeni tespite göreyse bağışıklık sistemi kanserli hücreleri, ortaya çıktıkları andan itibaren organizmadaki diğer hücreler gibi korumaya alıyor.
Araştırmacıların hayvanlar üzerinde yaptıkları deneyler, bağışıklık sisteminin "düzenleyici lenfosit T" hücrelerinin, ilk ortaya çıkan kanserli hücrelere hemen yaklaşıp bu kanserli hücrelerde diğer normal dokularda bulunan molekülleri tespit ettiğini ve kanserli hücreleri yok etmesi gereken hücrelerin kanserli hücrelere saldırmasını engellediğini gösterdi.
SON KEŞİFLE ÖNLEYİCİ AŞI BİLE GELİŞTİRİLEBİLİR
Araştırmada, "düzenleyici lenfosit T" hücrelerinin kontrolünün gelecekte kanser tedavilerinde çok önemli rol oynayacağı ifade edildi. Araştırmacılar, kanser hakkındaki bu son keşfin ayrıca, tümöre karşı önleyici aşı gibi diğer tedavi yöntemlerinin önünü açtığını belirtiyor.
Kaynak: MYNET
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f2/Neutrophil_with_anthrax_copy.jpg/350px-Neutrophil_with_anthrax_copy.jpg
Bağışıklık sistemine ilişkin yeni keşif
Bağışıklık sisteminin işleyişineilişkin yeni bir keşif, kanser, şeker hastalığı, kas erimesi ve kireçlenmenindaha iyi tedavi edilmesinin yolunu açtı.
BUENOS AIRES (A.A) - Bağışıklık sisteminin işleyişineilişkin yeni bir keşif, kanser, şeker hastalığı, kas erimesi ve kireçlenmenindaha iyi tedavi edilmesinin yolunu açtı.
Arjantinli bilim adamlarının yaptığı araştırma sonunda, bağışıklıksistemini ''devreden çıkaran'' moleküler mekanizmalar bulundu.
İngiliz ''Nature Immunology'' dergisinde yayımlanan bilim adamlarınınkeşfe dair bu çalışması, beklenenin tersi yönünde etki göstermeyi sürdürmesidurumunda bağışıklık sisteminin durmasını ya da tümörle mücadele etmemesidurumunda sistemin harekete geçmesini sağlayabilecek.
Araştırma, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların tedavisinde yeniufuklar açması nedeniyle önem taşıyor.
Kaynak: MYNET
Metee kardeş, sapla samanı karıştırmışsın, verdiğin cevapların konu ile ilgisi yok.
Yaratılışçılara konuyu biraz açalım, mesela günümüzün en önemli sorunlarından birisi, Streptekoklar penisiline 15-20 yıl kadar önce gayet sensitif iken, şimdi bu bakterileri penisilin ile tedavi edemez hale geldik, ne oldu, ALLAH mikropları kayırdımı., yoksa insanları cezalandırıyormu.
Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz.
Sevgili walla ve bu sitedeki tüm üyeler:
Amacınız ney sizin? Evrimcler, sizler allahistleri şu forum ortamında yanlışı gösterip, doğru yola mı çekmeye çalışıyorsunu? Allahistler, sizler aklınız sıra evrimi çürütüp, evimcilere güya isyan mı etmeye çalışıyorsunuz?
Derdiniz ney sizin? ortada öcü olan ney? din mi, evrim mi? hastalığın nedeni bu ikisinden biri mi? Toplumu yahut dünyayı kurtarmaya mı çalışıyorsunuz?
Sen ordan iki kanıt gösterecen, karşındaki de "aaaa aferin benim güzel arkadaşım, artık dinimden vaz geçiyorum" ya da "ülen hakkaten sen adammışsın" mı diyecek?
Evrimciler mi dünyayı karanlığa götürüyor, yoksa allahçılar mı?
Ben size diyim: hiç biri. Hiç biriniz bir birinizi kendi tarafına çekmeyi başaramayacak, en kral kral kanıtları gözüne soksanız bile. Çünkü inancın ve dünyayı algılamanın ne demek olduğundan zeeeerrrekadar haberiniz yok. Aynı biçimde evrimden de hiç birinizin haberi yok.
Kapitalizmin, yeni dünya düzeninin, ya da zorlayıcı güya eşitlikçi ama otoriter düzenin dayattığı son yüzyıldır moda olan moleküler anlayışlı mı kanıtlayacaksınız evrimi?
Ben de çok merak ettim saygıdeğer walla, hadi bakalım, sen anlat bize, nasıl oluyormuş bu olay?
Metee kardeş, sapla samanı karıştırmışsın, verdiğin cevapların konu ile ilgisi yok.
Yaratılışçılara konuyu biraz açalım, mesela günümüzün en önemli sorunlarından birisi, Streptekoklar penisiline 15-20 yıl kadar önce gayet sensitif iken, şimdi bu bakterileri penisilin ile tedavi edemez hale geldik, ne oldu, ALLAH mikropları kayırdımı., yoksa insanları cezalandırıyormu.
Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz.
Buyrun Cenaze namazına. Bilginiz yoksa hiç yazmayın, komik oluyorsunuz Yani evrimi çok iyi biliyorsun.Antibiotik Direnci ben daha iyi biliyorum ve sizden daha iyi anlatırım diyorsan o zaman hodri meydan açıkla..
Prof. Walla kardeşim..Neymiş bu antibiotik direnci öğrenelim.
Mikrop ve bakteri nedir ?
Nükleotidin Nedir?
Metee ne demiş : "Walla Arkadaşım kısaca bağışıklık sistemi fabrikasyonu zarar görmesiyle birlikte bazı değişiklikler olabilir. Bir ucube(Mutasyon) olayını evrim olarak gösteriyorsan bu konu üzerinde senin bizlere cevap vermen lazımdır. Bağışıklık Sistemin zarar görmesiyle tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değişmesini evrim olarak görmemek lazımdır."
Son yıllarda Beta Laktamaz enzim üreten bakterilerin penisilinlere karşı oluşturduğu direnci kırmak için yapılan çalışmalar başarıya ulaşmıştır. Halen bu problem Ampisilin ile bunun yarısı oranında Sulbaktam maddesi kombine edilerek ve Amoksisilin ile bunun dörtte biri oranında klavulanik asit tozu olan potasyum klavulanat kombine edilerek çözülmüştür.
Penicillium Notatum Küfü enfeksiyonlu fareleri de iyileştirebilici bir özelliğe sahiptir.
PENİSİLİN Penicillum notatum ve penicillum crysogenum tarafından sentezlenen doğal bir antibiyotik olan penisilinin toksisitesi çok zayıf olduğundan geniş bir kullanım alanı vardır.Penisilinin hücre duvarı olmayan mycopalzmalar üzerine etkisi yoktur.Antibiyotik genellikle Gr+ ler üzerine etki yapar.Gr- mikroorganizmalar üzerine etkisi zayıfır.
NOT= DAHA DETAYLI BİR ARAŞTIRMA İÇİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN FABRİKASYONU İZLEMEK VE GÖREVLERİNİ İNCELEMEYEREK DEĞERLENDİRMEK LAZIMDIR.
BUNLAR : Lenf Bezleri, Bademcik, Apandis, Timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakaları, Kemik İlği ve lenf dokularını kapsayan geniş bir araştırma gereklidir.(Antibiotik Direnci en çok görüldüğü organlar.ÖZELLİKLE bakterilerin yoğun yaşadığı yerlerden olan Apandis bakteriler ile savaşmakta ve Fabrikasyon zarar görmesiyle birlikte tek Nükleotidin yer değiştirmesi sonucu AntiBöcek yandan geçti olmaktadır.).
Evrim öleeeee rastgele mutasyonlarlan falan olmaz...
Size bir soru: Biyoteknolojik yöntemlerle yeni bir gen aktarılan bir mikroorganzima, efendime söyliyim, efendileri olan insanların hizmetlerini yerine getirirken, niye bir süre istenilen, yani nakledilen genin özelliği gösterir, sonra da tekrar eski özelliklerin geri dönülmesi tehlikesiyle karşılaşılır sık sık? O gen oraya aktarılmamış mıdır? Yoksa geni aktardık da tutkalı mı kötüydü:) Bir süre sonra yapıştırıcı özelliğini mi yitirdi?
Yoksa bilimadamları hücreye gen aktardık diye palavra mı sıkıyorlardı?
Yoksa hücreleri belli ortamlarda belli yönde alıştırdılar veya travmaya mı uğrattılar? Yoksa hücreleri kültür ortamında seçiyoruz("hımmm, bakalım aktarılmışlar mı genler" diyerekten, değişik bir ortama koyarken) diyerekten gizlice travma ve değişim evresinden mi geçirdiler? Bunun farkındalar mıydı, yoksa bilinçsizce mi yaptılar?
Neyden bahsediyorum ben?
Bilirsiniz,kazanılmış belli bir alışkanlık veya uğranılmış belli bir travma, bir süre gerek insanda olsun, gerek hayvanda etkisini gösterir. Alışkanlık toptan bırakıldıktan veya travma vakasından sonra ancak belli bir süre(değiken) sonra etkiler ve alışkanlık kaybolur gider. Öyle tak diye geçmezler.
Evrime öyle rastgele moleküller falan neden olmaz. Hele hele bir iki molekülün yahut atomun evrim ile doğrudan hiç bir alaksı yoktur.
Evrim bir hücredeki tüm moleküllein toplam işleyişinin bir işlevidir. Sitoplazmanın, kansu akımın akışıyla, değişimiyle, boşalımıyla alakalıdır. Bütün bir nehir gibi tüm moleküller akar, genişler veya büzülür, bir iki molekül değil. Bütün molekül ve atomlardan bir ağ örülmüş gibidir, bunlar birbirleriyle bağlantılıdır.Burada biyolojik ritim de önemlidir, kansunun veya sitoplazmanın vs.
Travma sürekliyse, o antibiyotiğe karşı yüksek enerjili hücreler bir zırh oluşturur. Zamanla ona karşı sanki bağışıklık kazanmış gibi olurlar. Bu dirençtir. Travmanın ve değişen ortam koşullarının şiddeti ve süresiyle orantılıdr. Ona karşı bir molekül veya bir gen değişime uğramamıştır. Tüm moleküllerin birbirleriyle ilişkisi değişmiş, akış değişmiştir. Antibiyotiğe karşı direnç şeklinde görebilecek bir hücre zarı antijeni veya birçak molekül topluluğu bu zırhın, yani akış değişikliğinin sadece bir belirtsidir, direncin ana sebebi değil. Çoğu direnç oluşumunda belirti olarak gözlenebilecek bir veya birkaç molekül topluluğu gözlenemez. İlla gözlenebilecek diye birşey yok. Enerjiisi düşük hücreler ise buna uyum sağlayamazlar. Dökülür giderler.
Evrim öleeeee rastgele mutasyonlarlan falan olmaz...
Size bir soru: Biyoteknolojik yöntemlerle yeni bir gen aktarılan bir mikroorganzima, efendime söyliyim, efendileri olan insanların hizmetlerini yerine getirirken, niye bir süre istenilen, yani nakledilen genin özelliği gösterir, sonra da tekrar eski özelliklerin geri dönülmesi tehlikesiyle karşılaşılır sık sık? O gen oraya aktarılmamış mıdır? Yoksa geni aktardık da tutkalı mı kötüydü:) Bir süre sonra yapıştırıcı özelliğini mi yitirdi?
Yoksa bilimadamları hücreye gen aktardık diye palavra mı sıkıyorlardı?
Yoksa hücreleri belli ortamlarda belli yönde alıştırdılar veya travmaya mı uğrattılar? Yoksa hücreleri kültür ortamında seçiyoruz("hımmm, bakalım aktarılmışlar mı genler" diyerekten, değişik bir ortama koyarken) diyerekten gizlice travma ve değişim evresinden mi geçirdiler? Bunun farkındalar mıydı, yoksa bilinçsizce mi yaptılar?
Neyden bahsediyorum ben?
Bilirsiniz,kazanılmış belli bir alışkanlık veya uğranılmış belli bir travma, bir süre gerek insanda olsun, gerek hayvanda etkisini gösterir. Alışkanlık toptan bırakıldıktan veya travma vakasından sonra ancak belli bir süre(değiken) sonra etkiler ve alışkanlık kaybolur gider. Öyle tak diye geçmezler.
Evrime öyle rastgele moleküller falan neden olmaz. Hele hele bir iki molekülün yahut atomun evrim ile doğrudan hiç bir alaksı yoktur.
Evrim bir hücredeki tüm moleküllein toplam işleyişinin bir işlevidir. Sitoplazmanın, kansu akımın akışıyla, değişimiyle, boşalımıyla alakalıdır. Bütün bir nehir gibi tüm moleküller akar, genişler veya büzülür, bir iki molekül değil. Bütün molekül ve atomlardan bir ağ örülmüş gibidir, bunlar birbirleriyle bağlantılıdır.Burada biyolojik ritim de önemlidir, kansunun veya sitoplazmanın vs.
SERDAR Kardeşim çok güzel anlatmışsın Ellerine Sağlık..
Saygılarımla..MeTeE
En el hak
11-09-2009, 11:12
sevgili mete,
senin sıfatını ünvanını bilemem ama walla'nın doktor olduğunu biliyorum,seninde maşşalahın var,harun yahyadan hiç farkın yok her konuda her alanda sınırsız bir birikime sahipsin,
''birşey biliyorsan şayet konuş alim sansınlar,birşey bilmiyorsan eğer susta adam sansınlar''
En el hak
11-09-2009, 11:18
metee,
yaklaşık bir yıldır bu siteyi,özelikle evrim teorisi bölümünü takip ediyorum,mesaj sayım 136,
öyle sağdan soldan copy yapıp araklamakla komik duruma düşersin arkadaşım.bence benim yaptığımı yap sadece oku.artıların varsa almaya hazırım tabiki,ama senin fikirlerin olması kaydıyla.
sevgili mete,
senin sıfatını ünvanını bilemem ama walla'nın doktor olduğunu biliyorum,seninde maşşalahın var,harun yahyadan hiç farkın yok her konuda her alanda sınırsız bir birikime sahipsin,
''birşey biliyorsan şayet konuş alim sansınlar,birşey bilmiyorsan eğer susta adam sansınlar''
JAZZ_01 Arkadaşım walla doktor ise bize sorduğu sorunun güzel ve net bir çalışma ile paylaşır.''birşey biliyorsan şayet konuş alim sansınlar,birşey bilmiyorsan eğer susta adam sansınlar''
Hodri meydan diyorum iyi bir anlatım yapsın..
AAAAAANNNNNNTTTTTTİİİİİİİİİİİİİİİBBBBBBİİİYYYOOOTT TİİİİİKK DDDDİİREEENCCCCİİİİ gibi yazı dikkati mi çekti.Tamam işte evrimi WALLA ispatladı..
,
:):):):):):)
Saygılarımla MeTeE RD
metee,
yaklaşık bir yıldır bu siteyi,özelikle evrim teorisi bölümünü takip ediyorum,mesaj sayım 136,
öyle sağdan soldan copy yapıp araklamakla komik duruma düşersin arkadaşım.bence benim yaptığımı yap sadece oku.artıların varsa almaya hazırım tabiki,ama senin fikirlerin olması kaydıyla.
1. Kopya yaptığım ben konuların yanında diğer bilimadamların yazıdığı konuları kopya yapmışım bu ne sorun var ki bilgiler tek çatı altında toplanmıştır.
2. Vbulletin yazı yazma kou araştır.sonra neden kopya yaptığımı anlarsın..Vbulletin zaman aşımında üyeliği kapatıyor.Yazdıkların tek bir tuşla gidiyor.
3. 2.maddeki olay baktığımızda bu konuda bende başkaları da kopya + yapıştır yaptığı ortaya çıkar.
Komik evrim ile başlıyor. :):)
liopleurodon
28-09-2009, 19:20
Bozacı bir tencere kuru fasulye pişirmiş, oturmuş hepsini yemiş, sonra başlamış işkembeden atmaya:
Travma sürekliyse, o antibiyotiğe karşı yüksek enerjili hücreler bir zırh oluşturur. Zamanla ona karşı sanki bağışıklık kazanmış gibi olurlar. Bu dirençtir. Travmanın ve değişen ortam koşullarının şiddeti ve süresiyle orantılıdr. Ona karşı bir molekül veya bir gen değişime uğramamıştır. Tüm moleküllerin birbirleriyle ilişkisi değişmiş, akış değişmiştir. Antibiyotiğe karşı direnç şeklinde görebilecek bir hücre zarı antijeni veya birçak molekül topluluğu bu zırhın, yani akış değişikliğinin sadece bir belirtsidir, direncin ana sebebi değil. Çoğu direnç oluşumunda belirti olarak gözlenebilecek bir veya birkaç molekül topluluğu gözlenemez. İlla gözlenebilecek diye birşey yok. Enerjiisi düşük hücreler ise buna uyum sağlayamazlar. Dökülür giderler.
Biyoteknolojik yöntemlerle yeni bir gen aktarılan bir mikroorganzima, efendime söyliyim, efendileri olan insanların hizmetlerini yerine getirirken, niye bir süre istenilen, yani nakledilen genin özelliği gösterir, sonra da tekrar eski özelliklerin geri dönülmesi tehlikesiyle karşılaşılır sık sık? O gen oraya aktarılmamış mıdır? Yoksa geni aktardık da tutkalı mı kötüydü Bir süre sonra yapıştırıcı özelliğini mi yitirdi?
Eh, bozacı sallarda, şahidi şıracı boş durur mu:
SERDAR Kardeşim çok güzel anlatmışsın Ellerine Sağlık..
EDIT Söyleyin bakalım Antibiyotik direnci nedir? Size son bir fırsat, dorğusu neymiş bulup öğrenmeniz için.
Bozacı bir tencere kuru fasulye pişirmiş, oturmuş hepsini yemiş, sonra başlamış işkembeden atmaya:
Eh, bozacı sallarda, şahidi şıracı boş durur mu:
Siz iki zırcahil, iki moron.. Söyleyin bakalım Antibiyotik direnci nedir? Size son bir fırsat, dorğusu neymiş bulup öğrenmeniz için.
Liopleurodon hoşgeldin uzun süredir yoktun.
Kendi alim sanalar ilk önce anlatsınlar bizde bu bilge sahip olayım..
Ben veya diğer arkadaş küfür tarzı bir yazı yazmamıştır..
Hoşgeldin ama üsluba dikkat edelim.
Bize cahil diyeleri görmekteyiz.[ Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline. ]
Öğrenmek pahalıdır ama cehalet ondan da pahalıdır. (Henry Clausen)
Bir yıllık varlık istersen buğday, on yıllık varlık istersen ağaç, yüz yıllık varlık istersen insan yetiştir.
Saygılarımla MeTeE RD HY
liopleurodon
28-09-2009, 20:15
Traşı keste, söyle bakalım nedir antibiyotik direnci nedir, hadi bekliyoruz.
Traşı keste, söyle bakalım nedir antibiyotik direnci nedir, hadi bekliyoruz.
Ben yazdım http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=4 (4. sayfa bak) daha ayrıntı vermek mümküdür.WALLA arkadaş daha iyi yazı ile cevap verecek miş bizde onu bekliyoruz..
Saygılarımla MeTeE RD HY
liopleurodon
28-09-2009, 20:45
Söyledik sana metee, yazdıklarınız bolca kuru fasulye doldurulmuş işkembe ürününden başka hiç bir şey değil. EDIT
Antibiyotik Direnci öyle "amanda yatay gen transferi, oooh yandan, yataydan, şinanaynay" denerek anlatılan, anlatılacak bir mesele değildir Metee. Sizi EDIT aşar, öyle H.Y. siteciklerinden filan bulamazsınız ona dair bilgiyi.
Evet, Metee, nedir antibiyotik direnci, yazacak mısın? EDIT
Ben yazdım http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=4 (4. sayfa bak) daha ayrıntı vermek mümküdür.WALLA arkadaş daha iyi yazı ile cevap verecek miş bizde onu bekliyoruz..
Üslup çok önemli konudur.Dikkat Dikkat
Saygı içerisinde cevap verelim o zaman senin istediğin gibi antibiyotik direnci ne cevap yazacağım..
Saygılarımla MeTeE RD HY
liopleurodon
29-09-2009, 09:18
>>> Üslup çok önemli konudur.Dikkat Dikkat
Üslubun ilk kaidesi işkembeden sallamamaktır metee, bilmediğin mevzuda önce gidip öğrenmektir.
Hiç bir halt bilmediğin için, sağda solda bulduğun 3 satır yazıyı ahada bu diye sahici bir halt sanıp koyuyor, rezil oluyorsun sadece..
>>> Antibiyotik Direnc yatay gen transferi bir sonucu ve bu Patojen genomu içinde bağlanmamış nokta mutasyonları ve yaklaşık 1 oranında 10 üzeri 8 kromozom çoğaltma başına olabilir. Bu patojen karşı antibiyotik eylem bir çevre basıncı olarak görülebilir.
Yok böyle bir izahat metee.. Bağlanmamış nokta mutasyonu nedir ondan bile haberin yok senin kesin.
Böyle amanda şu olursa, bu olursa filan gibi sallanmaz bu mesele.
Bu olaydan sorumlu genler nelerdir, hangi proteinleri sentezlerler, antibiyotiğin buna etkisi nedir, yazacaksın şöyle adam gibi önce.
Ki, bunun evrimsel bir gelişme olup olmadığına bakılabilsin. Yok öyle sağdan soldan yapıştırma ile.
>>> Üslup çok önemli konudur.Dikkat Dikkat
Üslubun ilk kaidesi işkembeden sallamamaktır metee, bilmediğin mevzuda önce gidip öğrenmektir.
Hiç bir halt bilmediğin için, sağda solda bulduğun 3 satır yazıyı ahada bu diye sahici bir halt sanıp koyuyor, rezil oluyorsun sadece..
>>> Antibiyotik Direnc yatay gen transferi bir sonucu ve bu Patojen genomu içinde bağlanmamış nokta mutasyonları ve yaklaşık 1 oranında 10 üzeri 8 kromozom çoğaltma başına olabilir. Bu patojen karşı antibiyotik eylem bir çevre basıncı olarak görülebilir.
Yok böyle bir izahat metee.. Bağlanmamış nokta mutasyonu nedir ondan bile haberin yok senin kesin.
Böyle amanda şu olursa, bu olursa filan gibi sallanmaz bu mesele.
Bu olaydan sorumlu genler nelerdir, hangi proteinleri sentezlerler, antibiyotiğin buna etkisi nedir, yazacaksın şöyle adam gibi önce.
Ki, bunun evrimsel bir gelişme olup olmadığına bakılabilsin. Yok öyle sağdan soldan yapıştırma ile.
Liopleurodon Sallama bilgi dediğin bilgiler çoğunluğu doğru olarak kanıtlanmıştır.
Senden fazla Evrim ile ilgili bilgi birikimim var.
Ne yapmak istiyorsun.Anlamak zor..
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/cb/RNA-comparedto-DNA_thymineAndUracilCorrected.png
1 Sayfalık yazıda aldığın kısma bak "MeTeE"_"Antibiyotik Direnc yatay gen transferi bir sonucu ve bu Patojen genomu içinde bağlanmamış nokta mutasyonları ve yaklaşık 1 oranında 10 üzeri 8 kromozom çoğaltma başına olabilir. Bu patojen karşı antibiyotik eylem bir çevre basıncı olarak görülebilir." evet bu kısım antibiyotik direnci fazladan anlatmaktadır.
Bağışıklık sisteminin Fabrikasyonu diyer adıyla bağışıklık sisteminin zarar görmesiyle birlikte verilen antibiyotik yan etkileriyle birlikte Bakteriler(Virüsler) direnç kazanır ve tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değişmesini evrim olarak görmemek lazımdır.Çevrenin etkisi ve baskı altında daha güçlü bakteri (virüsler) olurlar.
Doktorların bir lafı var "Erken teşhis hayat kurtarır" ama Hastalık ilerleme noktasına geldiğinde ilaçlara karşı direnç gösterdiği için bu hasta üzerinde Antibiyotik tedavisi yerine başka tedavi seçilir. Ona göre direnc gösteren bakterinin direnci yok edilerek antibiyotik tedavisi seçilir.
Örnek: Bağışıklık sisteminin başka bir önemli rolü de tümörleri tanıması ve yok etmesidir.
http://img407.imageshack.us/img407/8848/ylanthumb2itxh3.jpg
Mutasyon açıklaması kısaca UCUBE olayıdır.
Tek bir nükleotidin (DNA basamağının) yer değişmesiyle birlikte virüsler bağışıklık Sistemin zarar görmesi veya zayıf düşmesiyle beraber virüs mutasyona uğrayarak direnc kazanır.
Günümüzdeki mutasyonlar UCUBE olayından başka birşey değildir.
Saygılarımla MeTeE RD HY
Daha Fazla Bilgi için bağışıklık sistemine bağlı olan organlar incelemesi lazımdır.
WALLA arkadaş Doktor olduğunu söylediler bizlere daha net bir paylaşım yapsın bekliyoruz...
liopleurodon
30-09-2009, 08:32
Bak hala işkembeden sallıyor, sen ne münasebetsiz bir şükelasın böyle, hiç arlanmadan hala sayıklıyorsun?
Gitmiş oraya bir DNA şeması koymuş. Güya onu koyunca bir şey mi söylemiş oldun? Alakası ne konuyla?
Şu saçmalığa bakın bir:
>>> Tek bir nükleotidin (DNA basamağının) yer değişmesiyle birlikte virüsler bağışıklık Sistemin zarar görmesi veya zayıf düşmesiyle beraber virüs mutasyona uğrayarak direnc kazanır.
Virüsün DNA'sı yoktur Metee.. Safi EDİT salıyorsun diyoruz hala dinlemiyorsun. Ve zaten, antibiyotikler virüslere hiç bir zaman etki etmedi, bundan sonra da etmeyecek. Zaten antibiyotiğin etkisiz olduğu virüsler, ne direnci kazanacak?
O yılanlarında da mutasyonla zerre kadar alakası yok Metee. Gene işkembeden sallama vakası yani.
>>> Daha Fazla Bilgi için bağışıklık sistemine bağlı olan organlar incelemesi lazımdır.
Ne organı, ne bağışıklığı? Antibiyotik direnci ile bağışıklık sisteminin alakası ne?
Evet meteee, baştan aşağı EDİT uydurma bir yazı daha koydun sadece. Paçavradan ibaret.
Şimdi senden bekliyoruz hala, ya hiç bir bilmediğini itiraf et, kafa şişiren bir boş teneke olduğunu kabul et, yada git adama gibi nedir antibiyotik direnci bunu öğren gel. Utanmaz madrabaz seni..
Bak hala işkembeden sallıyor, sen ne münasebetsiz bir şükelasın böyle, hiç arlanmadan hala sayıklıyorsun?
Gitmiş oraya bir DNA şeması koymuş. Güya onu koyunca bir şey mi söylemiş oldun? Alakası ne konuyla?
Şu saçmalığa bakın bir:
>>> Tek bir nükleotidin (DNA basamağının) yer değişmesiyle birlikte virüsler bağışıklık Sistemin zarar görmesi veya zayıf düşmesiyle beraber virüs mutasyona uğrayarak direnc kazanır.
Virüsün DNA'sı yoktur Metee.. Safi osuruktan teyyare salıyorsun diyoruz hala dinlemiyorsun. Ve zaten, antibiyotikler virüslere hiç bir zaman etki etmedi, bundan sonra da etmeyecek. Zaten antibiyotiğin etkisiz olduğu virüsler, ne direnci kazanacak?
O yılanlarında da mutasyonla zerre kadar alakası yok Metee. Gene işkembeden sallama vakası yani.
>>> Daha Fazla Bilgi için bağışıklık sistemine bağlı olan organlar incelemesi lazımdır.
Ne organı, ne bağışıklığı? Antibiyotik direnci ile bağışıklık sisteminin alakası ne?
Evet meteee, baştan aşağı kıçından uydurma bir yazı daha koydun sadece. Paçavradan ibaret.
Şimdi senden bekliyoruz hala, ya hiç bir b.k bilmediğini itiraf et, kafa şişiren bir boş teneke olduğunu kabul et, yada git adama gibi nedir antibiyotik direnci bunu öğren gel. Utanmaz madrabaz seni..
liopleurodon arkadaşım ben seni anlamıyorum.Sen beni anlamıyorsun..
Yazdıklarımın arasında iki satır alıyorsun sonra
-Buldum
BAĞIRMA tabirini kullanarak hakaret dolu laflar söylemekle kalıyorsun..
Tamam Sen haklısın Evrim var..
Evrim var..
Evrim var.. Sen söylüyorsan var kardeşim.
Sen üslubunu bu şekilde kullanıyorsa ben bu forumda bi daha yazmam(Senin tabirin ile kirletmem)
liopleurodon sen ilk önce git..
Virüs nedir?
Özellikleri nelerdir?
Sana bir Türkçe Kaynak buldum oku cevabını yaz kendin okursun
http://neoturk.blogcu.com/virus-nedir-ozellikleri-ve-turleri_40201451.html
------------------------------------------------------------------------
Virüsler yaşadıkları organizmalar göre üç gruba ayrılırlar:
1) Bitki Virüsleri
Yalnız RNA taşırlar. Kristalleri iğne şeklindedir, patates virüsü, tütün mozaik virüsü ve marul virüsü gibi.
2) Hayvan ve İnsan Virüsleri
Hayvan ve insanlarda hastalık yaparlar. Bunların nükleik asidi RNA veya DNA olabilir.
-------------------------------------------------------------------------
a) Nükleik Asidi RNA Olan Virüsler:
Grip, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, kuduz, AİDS hastalığı virüsleridir.
Bunlardan AİDS hastalığı virüsü son yılların en zararlısı olup, henüz mücadelesinde muvaffak olunamamıştır.
-------------------------------------------------------------------------
b) Nükleik Asidi DNA Olan Virüsler:
Çiçek hastalığı, su çiçeği ve uçuk (herpes) virüsleridir.
3) Bakteri Virüsleri (Bakteriofaj = Faj Virüsleri) ve Diğer Mikroorganizma Virüsleri
Bakteriofaj, bakterileri yiyen anlamına gelmektedir.
Her bakteri cinsinin kendine özgü bakteriofajı mevcuttur. Bunlar arasında en iyi incelenen E.coli, Bacillus ve Pseudomonas türlerine ait fajlardır.
Bakteriofajların da nükleik asidi tek tip olup ya sadece DNA veya RNA olabilir.
-------------------------------------------------------------------------
Devamı burda veya daha birçok kaynaklarda bulur okursun :http://neoturk.blogcu.com/virus-nedir-ozellikleri-ve-turleri_40201451.html
-------------------------------------------------------------------------
SON YAZI DAHA YOKUM
Saygımlarımla MeTeE RD
WALLA arkadaşı bekle o doktormuş?
liopleurodon
30-09-2009, 11:27
Eee, gördüğün gibi, DNA'sı olmayan virüsler var mı?O halde ne antibiyotik direncinden bahsediyorsun, DNA mutasyonundan bahsediyorsun ki? Yani apaçık sayıklıyorsun. Buyur bakalım, antibiyotik direnci geliştirmiş bir tek virüs gösterebilecek misin?
Sayıklıyorsun bol bol.. Neymiş efenim, virüsün DNA'sında mutasyon olurmuşta.. Antibiyotik direnci gelişirmiş. Grip virüsünün DNA'sı nerdeki antibiyotik direnci olsun bu yoldan? Ve hangi antibiyotik grip tedavisine fayda etmiş ki bugüne kadar?
DNA'sı olan virüs.. Aha uçuk yapan Herpes virüsü. bu virüs lipid üretemez, DNA'sı olsa bile. Bu yüzden hücre zarı sentezleyemez, konağının hücre zarını kullanır. Ve bu virüs antibiyotikten etkilenmez, çünkü hücre zarı yoktur zaten.
Evet, hangi virüsmüş bu antibiyotik direnci geliştiren? Bekliyoruz hala..
Antibiyotik Direnci
Hiçbir antibiyotiğin durduramayacağı bakteriyel bir hastalık düşünün. "Diyelim ki birçok enfeksiyon hastalığının sorumlusu olan bakteriler güçlü antibiyotik ordumuzdan korunmayı öğrendi." Bu varsayım gerçekleşirse, enfeksiyona neden olan mikropları hiçbir antibiyotik yok edemez.
Bu ürkütücü senaryo bir gün gerçek olabilir. Tüberküloz, gonore, pnömoni ve menenjit gibi giderek artan sayıda enfeksiyonda, daha önce bu hastalıklarla mücadelede yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere dirençli suşlar gelişmiştir.
Direnç sorunu özellikle, hastalar arasındaki yakın temas nedeniyle hastanelerde sık olarak görülür ve yaygın antibiyotik kullanımı direnç gelişmesini kolaylaştırır. Tüm dünyada araştırmacılar, bu sorunu çözümlemeye ve özellikle hastane ortamlarında antibiyotik direncini kontrol altına almaya çalışıyorlar.
JAMA'da yer alan bir makalede araştırmacılar, bu alanda ilk başarının elde edildiğini bildirdiler. Araştırmacılar, birçok bakterinin dirençli olduğu bir antibiyotik sınıfının hastanelerde kullanımının kısıtlanmasından sonra, sık rastlanan bir enfeksiyona neden olan bir bakterinin dirençli suşlarında önemli ölçüde azalma saptadılar. Antibiyotik direncini önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda sağlık sorunu nedeniyle antibiyotik kullandıysanız, bu konuyu doktorunuzla görüşün.
ANTİBİYOTİK DİRENCİ NEDİR?
Antibiyotik direnci (antimikrobik direnç de denir) enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların yeni çevrelere uyum sağlamasıdır. Bakteriler, antibiyotiğin saldırısına karşı koyabilmek için hücre yapılarını değiştirebilmektedir. Bir bakteri ilaca karşı direnç kazandıktan sonra, o ilaç artık enfeksiyonun tedavisinde etkili olmamaktadır. Bazı direnç tipleri diğer bakterilere de geçebildiğinden, giderek artan sayıda enfeksiyon artık antibiyotiklerle tedavi edilememektedir. Direnç çok fazla kişiyi etkileyebildiğinden, dünya çapında önem kazanmakta ve toplum sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.
NEDEN ÖNEMLİDİR?
Bakteriyel hastalıklar sadece sınırlı sayıda antibiyotikle tedavi edilebilmektedir. Dirençli bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon söz konusuysa, tedavide daha toksik ve pahalı ilaçların kullanılması gerekebilir. Bu durum, hastanede daha uzun süre kalınmasına ve yüksek maliyete yol açabilir. Bunun yanı sıra, antibiyotik direnci diğer bakteriyel enfeksiyonlara da yayılabilir. Ender görülen bazı vakalarda, hastalığa neden olan dirençli bakterileri yok edecek kadar etkili antibiyotik bulunmadığından, bazı bakteriyel enfeksiyonlar tedavi edilemez duruma gelebilir.
ANTİBİYOTİKLER BAKTERİLERİ NASIL YOK EDİYOR?
Antibiyotiklerin hepsi etkiledikleri bakterileri öldürmez. Kimisi karşılaşma anında onları ‘ölüme’ sürüklerken kimisi onların gelişmelerini ve üremelerini önler ve sonra temizlik işini vücudun bağışıklık sistemine bırakır. Bakterileri dolaysız yok eden antibiyotiklere bakterisid adı verilir. Bakterilerin gelişmelerini ve üremelerini önleyenlerse bakteriostatiktir.
Penisilin ve vankomisin gibi etki gösteren antibiyotikler, bakterinin en dıştaki ‘zırhını’ hedef alırlar. Bu zırha ‘hücre duvarı’ denir ve zırh, bakteri hücresinin bütünlüğünü sağlar. Penisilin gibi etki gösteren antibiyotikler bakterinin hücre duvarı oluşturmasını önler. Bunun üzerine bakterinin içine sıvı hücumu olur, hücre patlayarak etkisiz hale gelir.
Bir grup antibiyotik bakterinin ‘gümrük’ işlerini bozar. Gümrükten giriş-çıkış yapan yaşamsal maddelerin hücre içindeki düzeylerini değiştirir. Bunu hücre zarının geçirgenliğini değiştirerek yapar. Bakterinin kaçınılmaz sonu ölümdür, yani bakterisid etki gösterir.
Bazı antibiyotikler bakterinin proteinlerini hedef alır. Proteinler hücrelerin yaşamsal işlevlerini gerçekleştirirler, yokluklarında da yaşamsal işlevler aksar. Proteinlerin üretimini hücrede ribozom adlı organel yapar. İşte bazı antibiyotikler bakterinin ribozomuna etki ederek, bakteri için yaşamsal öneme sahip proteinlerin üretilmesini yavaşlatır ve hatta yanlış proteinler ürettirir ribozoma.
Bazı antibiyotiklerse bakterinin yaşamı için kaçınılmaz olan proteinleri oluşturması için gerekli nüklieik asitlerin üretilmesini önler. Bakteri, normalde nükleik asitleri üretir; bunları bir araya getirerek proteinleri oluşturur. Nükleik asit üretemediği durumlarda protein de üretemez ve yok olur.
BAKTERİ NASIL DİRENÇ KAZANIR?
Bakterilerin kendilerini koruma yöntemleri bakteriler kadar çeşitlilik gösterir. Bunlardan biri antibiyotikle karşılaşınca dayanabilenin çoğalması ve daha dayanıklı nesiller oluşturmasıdır. Bu çok hızlı gerçekleşmez. Tüberküloza yol açan bakteri bu şekilde direnç geliştirir.
Bir diğer yol, bakterinin kendine yeni bir ‘yüz takınmasıdır’. Bunu da genetik yapısını değiştirerek yapar. Antibiyotikle daha önce karşılaşmıştır ve antibiyotiğin kendisinde hangi noktayı hedef aldığını ‘bilir’. Ardından da bunu önleyecek genetik değişikliklere gider. Örneğin, genetik yapısını öyle değiştirir ki hücre duvarını etkileyen antibiyotikler için sürpriz moleküller üretmeye girişir. Bir sonraki karşılaşmada protein yapısındaki bu moleküller antibiyotiği etkisiz kılar. Sözgelimi S. aureus genetik yapısını penisiline karşı beta-laktamaz denen bir enzim üretecek biçimde değiştirir ve bu enzim sayesinde kendini penisilinden korur.
Bakterinin yeni yüz takınırken başvurduğu ikinci yol, ilacın hedefine ulaşmasını önlemektir. Bunu ya ilacı gerisin geriye dışarı pompalayarak ya da girişini önleyerek gerçekleştirir. Gerekli mekanizmalar için yine genetik bir değişime gitmesi gerekir.
Üçüncü olarak, bakteri antibiyotiğin gelip bağlanacağı yerleri değiştirir. Bu değiştirebilme yeteneği enterokokların vankomisine direnç kazanmasına yol açmış. Vankomisin, enterokokların ve etkilediği diğer bakterilerin hücre duvarlarını sentezlemelerini önlüyorken, enterokoklar vankomisinin bağlandığı bu bölgeyi değiştirmeyi başarmış. Vankomisin bu bölgeye bağlanamadığından, enterokokun hücre duvarını sentezlemesini önleyememiş ve sonuçta enterokoklar vankomisine direnç kazanmış. Üstelik enterokokların bu değişimi sağlayacak genleri nereden edindikleri de bilinmiyor.
Dördüncü olarak, bakteri antibiyotiğin hedef aldığı bölgeyi ona dayanıklı hale getirir. Sözgelimi, streptokoklardan bazıları yaşamlarını ancak timidin adlı bir molekülün varlığında sürdürür. Eğer bir antibiyotik streptokokun timidin üretmesini önlüyorsa, bakteri, antibiyotiğin ‘bilmediği’ yollarla timidin üreterek kendini korur.
Bakteriler Arası Direnç Geçişi
Bakterilerin direnç geliştirmelerini daha hızlandıran bir durum var: Bilenler bilmeyenlere öğretiyor. Genetik yapısını değiştirerek direnç geliştirmeyi başaran bir bakteri, değişimi sağlayan genleri kendi türünden olsun olmasın diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bakterilerin başvurduğu ilk yol iki bakteri arasında bir “köprü” oluşması ve ilgili genin birinden diğerine geçmesidir. Bu olaya konjugasyon denir. İkinci ve araştırmacıların en çok korktukları yol, bir bakterinin halka şeklindeki DNA’larını ortama bırakması ve diğerlerinin bunu alarak kendi genetik şifrelerine ‘yamamalarıdır’. Halka şeklindeki bu DNA parçalarına plazmid deniyor. Plazmidlerin bu şekilde transfer edilemelerine de transformasyon denir. Burada, tek bir plazmidle birden fazla antibiyotiğe karşı direnç geliştirmeleri de olası. 1968 yılında 12 500 kişinin ölümüne yol açan bir çeşit ishal (şigella) bu tür bir direnç gelişiminin sonucunda ortaya çıkmış. Bakteri, tam dört çeşit antibiyotiğe karşı direnci sağlayan tek bir plazmidle bu sonuca yol açmış
Kaynaklar: Bilim ve Teknik Mart 1999
" Bizim yazdıklarımızı doğrulayan BİLİM TEKNİK Dergisinin Yazısı değişen bişey yok ... "
""""HIV (İng: Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), AIDS'e yol açan virüs. HIV virüsü, bağışıklık sistemine zarar vererek hastalığa neden olur. Vücudu mikroplardan koruyan bağışıklık sistemi çalışmadığında, mikroplar daha kolay hastalığa neden olabilir.
Kanında HIV virüsü bulunmayan kişilere "HIV negatif" denir. Bu kişiler aynı zamanda Anti-HIV testi (ELISA testi negatif) kişilerdir. Kanında HIV virüsü bulunan kişilere "HIV pozitif" veya "HIV enfeksiyonlu" denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi=ELISA testi pozitif) kişilerdir."
ALINTI"""
HİV Virüsü ve Antibiyotik Direnci :http://www.klimikdergisi.org/sayilar/65/178-181.pdf Devamı burda
" Bizim yazdıklarımızı doğrulayan BİLİM TEKNİK Dergisinin Yazısı değişen bişey yok ... "
SÖZE GEREK YOK..
Pro.YR.Doç. Doktor WALLA Sen bir Anlatta görelim bu Antibiyotik Direnci nedir. ?
liopleurodon
14-10-2009, 14:35
Eee, ne olmuş şimdi meteee..
>>> Genetik yapısını değiştirerek direnç geliştirmeyi başaran bir bakteri, değişimi sağlayan genleri kendi türünden olsun olmasın diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bakteri biyokimya uzmanı mı ki, bunu geliştiriyor, bizde sana bunu soruyoruz.
Bu olay nasıl oluyor. Biz senden bunun cevabını bekliyoruz.
Eee, ne olmuş şimdi meteee..
>>> Genetik yapısını değiştirerek direnç geliştirmeyi başaran bir bakteri, değişimi sağlayan genleri kendi türünden olsun olmasın diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bakteri biyokimya uzmanı mı ki, bunu geliştiriyor, bizde sana bunu soruyoruz.
Bu olay nasıl oluyor. Biz senden bunun cevabını bekliyoruz.
Liopleurodon Dostum Bağışıklık Sistemi vücudumuzda ne görev yapmaktadır.
Bağışıklık yani bizi iç ve dış hastalıktan korumak için vardır.
Bağışıklık Sistemi HIV virüs nasıl zarar verdiğini gösteren bir video var.Onu hangi video sitesine atayım ki sağlam kalsın.Sana göstereyim.
""""HIV (İng: Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), AIDS'e yol açan virüs. HIV virüsü, bağışıklık sistemine zarar vererek hastalığa neden olur. Vücudu mikroplardan koruyan bağışıklık sistemi çalışmadığında, mikroplar daha kolay hastalığa neden olabilir.
Kanında HIV virüsü bulunmayan kişilere "HIV negatif" denir. Bu kişiler aynı zamanda Anti-HIV testi (ELISA testi negatif) kişilerdir. Kanında HIV virüsü bulunan kişilere "HIV pozitif" veya "HIV enfeksiyonlu" denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi=ELISA testi pozitif) kişilerdir."
ALINTI"""
Bağışıklık Sistemi Bakteriler üzerinde önemli bir görevi bulunmaktadır.Bazen yararlı bakterileri besin veya içecekle alır.Diğer zararlı bakterileri yok etmek için kullanır.
İşte Bağışıklık Sistemine göre birçok hastalıkta antibiyotik direncinin izleri görünmüştür.Özellikle HİV virüsü ve grip gibi hastalıklardır.
Günümüzdeki Domuz Gribine bakın isterseniz.Bağışıklık Sistemine göre antibiyotik geliştirecekler sonra ya tamamını yada yarısını yok edecekler.
Konu çok uzun amatür değil uzmana sormak lazım.Bende Uzaman cevaplasın sonra tam cevaplayacağım.WALLA arkadaş gelsin cevaplasın
Saygılarımla
liopleurodon
14-10-2009, 16:41
>>> Liopleurodon Dostum Bağışıklık Sistemi vücudumuzda ne görev yapmaktadır.
Yahu metee, kıvırmayı kes artık, sevmem dostlarımın böyle oryantal takılmasını..
Bağışıklık sistemi değil konumuz. Konumuz, bakterinin o direnci nasıl sağladığı.
Sana bakteri direnç sağlamaz, yok şöyle böyle filan demiyoruz.
Bakteriler antibiyotiklere direnç geliştirir. Bu zaten gözlenmiş ve bilinen bir olgudur.
Bu direnç evrimin sonucu mudur, dolayısyıla evrim teorisinin pratik bir şovu mudur? Yoksa nedir?
İşte bu soruya cevap bulmak için, senden antibiyotikelrin o direnci "nasıl" kazandıklarına bir cevap bekliyoruz. Yaz, görelim hadi.. Bize ne şimdi bağışıklık sisteminden vs.
>>> Konu çok uzun amatür değil uzmana sormak lazım.Bende Uzaman cevaplasın sonra tam cevaplayacağım.WALLA arkadaş gelsin cevaplasın
Ben bu kounda yeterince uzmanım, hiç merak etme, sen başla, ben yanlışını düzeltirim, hadi...
>>> Liopleurodon Dostum Bağışıklık Sistemi vücudumuzda ne görev yapmaktadır.
Yahu metee, kıvırmayı kes artık, sevmem dostlarımın böyle oryantal takılmasını..
Bağışıklık sistemi değil konumuz. Konumuz, bakterinin o direnci nasıl sağladığı.
Sana bakteri direnç sağlamaz, yok şöyle böyle filan demiyoruz.
Bakteriler antibiyotiklere direnç geliştirir. Bu zaten gözlenmiş ve bilinen bir olgudur.
Bu direnç evrimin sonucu mudur, dolayısyıla evrim teorisinin pratik bir şovu mudur? Yoksa nedir?
İşte bu soruya cevap bulmak için, senden antibiyotikelrin o direnci "nasıl" kazandıklarına bir cevap bekliyoruz. Yaz, görelim hadi.. Bize ne şimdi bağışıklık sisteminden vs.
>>> Konu çok uzun amatür değil uzmana sormak lazım.Bende Uzaman cevaplasın sonra tam cevaplayacağım.WALLA arkadaş gelsin cevaplasın
Ben bu kounda yeterince uzmanım, hiç merak etme, sen başla, ben yanlışını düzeltirim, hadi...
Liopleurodon Teşekkürler Sorunun cevaplanacak noktasına geldik.Baştan bu şekilde soru gelseydi şimdi bitmişti.
En başta bunu belirtmeye çalıştım ama bir türlü ben anlatamadım "PLAZMİD" sayesinde bakteriler direnç kazanmaktadır.
Evrim ortada yok iken bu virüsler evrim çıktı diye mi direnç kazandı mı diyelim?
Bakteri vücut ile temasa başladığı gün itibariyle birlikte görevini nasıl yapayacağını iyi bildiği için bu Antibiyotik direnc kazanmaktadır.
Ben Bağışıklık Sistemine göre zemin hazırlandı ve bu şekilde hasta üzerinde antibiyotik direnc göstermektedir.
"""Plazmid"""", kendi kendini eşleyebilen, kromozomdan ayrı bir DNA parçasıdır. Tipik olarak dairesel ve çift sarmallıdır. Genelde bakterilerde, bazen ökaryotlarda da (örneğin Saccharomyces cerevisiae deki 2 mikrometre plazmidi ) bulunur. Plazmidlerin boyu 1 ila 400 kilobaz çifti arasında değişir. Bir hücrede büyük bir plasmidin bir kopyası, daha küçük boy plazmidlerin ise yüzlerce kopyası bulunabilir. Hatta, yüksek kopya sayısına sahip olması amacıyla seleksiyona uğratılmış bazı yapay plazmidlerin (örneğin pUC plazmid serisindekilerin) binlerce kopyası olabilir."""ALINTI"""""
Bende bu bakteriye zemin hazırlayan organ ve sistem var diye araştırdım.
Her bakteride bir veya birkaç kopya halinde bulunan plazmidler, hücre bölünmesinin ardından yavru bakterilerden birine aktarılmama riskini taşırlar. Bu tür tek kopyalı plazmidler her yavru hücreye plazmidin bir kopyasının dağıtılmasını sağlayan sistemlere sahiptirler.
Bazı plazmidler bir bağımlılık sistemi veya ayrılma sonrası öldürme sistemi (PSK) içerirler. Hem uzun etkili bir zehir ve kısa etkili bir panzehir üretirler. Plazmidi tutan yavru hücreler sağ kalırlar, plazmidin bir kopyasını almamış bir yavru hücre ise ya ölür ya da ana hücreden kalan zehirin etkisiyle yavaş büyür. Bu plazmidlerin "bencil DNA" yönlerinin bir örneğidir.
EVRİM TEORİSİNE GÖRE KÜÇÜK BİR DOĞAL SELEKSİYON GERÇEKLEŞTİ DESEYDİM YALNIŞ OLURDU.
Saygılarımla
liopleurodon
15-10-2009, 14:17
>>> En başta bunu belirtmeye çalıştım ama bir türlü ben anlatamadım "PLAZMİD" sayesinde bakteriler direnç kazanmaktadır.
Plazmidle filan direnç kazanılmaz. Zırh giymekle oklara direnç kazanmak diyoruz, sen zırh diyorsun, biz zrıhın nasıl geldiğini, nasıl ortaya çıktığını soruyoruz..
>>> Evrim ortada yok iken bu virüsler evrim çıktı diye mi direnç kazandı mı diyelim?
Bak bu, astronomiden konuşan bir yerde gezegene yıldız demek gibi bir şeydir ve seni çok kötü madara eder. Bunu kaç defadır yapıyorsun. Antibiyotikler virüslere karşı etkisiz, onların direnç kazanmak gibi bir kaygıları yoktur.
>>> Bakteri vücut ile temasa başladığı gün itibariyle birlikte görevini nasıl yapayacağını iyi bildiği için bu Antibiyotik direnc kazanmaktadır.
Böyle bir direnç kazanma yolu yok metee..
Plazmidler, kromozomları olmayan ve eşeyli üremeyen canlıların gen transferi yapmasına imakna sağlayabilir. ama bu antibiyotik direncinin gelişimini açıklamaz.
Bak sana sorduğumuz şeyin hala nasıl ortaya çıktığını değil, ne olduğunu söylüyorsun.
Antibiyotik direncinin plazmidlerle aktarılabilmesi için, önce var olmuş olması gerekiyor.
Önce kromozomal DNA üzerinde direnç gelişmesi lazım. Bu genler plazmidler ile diğer bakterilere aktarılabilsin. Alan bakjteride bunu kendi genlerine ekleyecek ve dirençli olacak ancak.
Neymiş, plazmidler sadece gen taşıma aracıymış. Plazmidler üzerinde gen bulunmaz, çünkü onlar gen çözüp protein üretmez. O sadece asıl DNA'dan bir parça içeri ve diğerinin asıl DNA'sı ile kombine olmadan bir halta yaramaz.
Yani, plazmidin antbiyotik direncine sahip olması gibi bir şey yoktur. Antibiyotik direnci geliştirmiş bakteri bu direnci diğerlerine bulaştırabilir. Fakat, önce bunu geliştirmesi lazım gelir.
Biz sana bu direncin nasıl geliştiğini soruyoruz.
Tek bir bakteri al. Antibiyotiğe direnci olmayan. Bu bakteriyi çoğalt ve antibiyotik uygula. Belli bir nesil sonra, antibiyotik dirençli olacaklardır. İşte bunun nasıl olduğunu soruyoruz sana.
>>> En başta bunu belirtmeye çalıştım ama bir türlü ben anlatamadım "PLAZMİD" sayesinde bakteriler direnç kazanmaktadır.
Plazmidle filan direnç kazanılmaz. Zırh giymekle oklara direnç kazanmak diyoruz, sen zırh diyorsun, biz zrıhın nasıl geldiğini, nasıl ortaya çıktığını soruyoruz..
>>> Evrim ortada yok iken bu virüsler evrim çıktı diye mi direnç kazandı mı diyelim?
Bak bu, astronomiden konuşan bir yerde gezegene yıldız demek gibi bir şeydir ve seni çok kötü madara eder. Bunu kaç defadır yapıyorsun. Antibiyotikler virüslere karşı etkisiz, onların direnç kazanmak gibi bir kaygıları yoktur.
>>> Bakteri vücut ile temasa başladığı gün itibariyle birlikte görevini nasıl yapayacağını iyi bildiği için bu Antibiyotik direnc kazanmaktadır.
Böyle bir direnç kazanma yolu yok metee..
Plazmidler, kromozomları olmayan ve eşeyli üremeyen canlıların gen transferi yapmasına imakna sağlayabilir. ama bu antibiyotik direncinin gelişimini açıklamaz.
Bak sana sorduğumuz şeyin hala nasıl ortaya çıktığını değil, ne olduğunu söylüyorsun.
Antibiyotik direncinin plazmidlerle aktarılabilmesi için, önce var olmuş olması gerekiyor.
Önce kromozomal DNA üzerinde direnç gelişmesi lazım. Bu genler plazmidler ile diğer bakterilere aktarılabilsin. Alan bakjteride bunu kendi genlerine ekleyecek ve dirençli olacak ancak.
Neymiş, plazmidler sadece gen taşıma aracıymış. Plazmidler üzerinde gen bulunmaz, çünkü onlar gen çözüp protein üretmez. O sadece asıl DNA'dan bir parça içeri ve diğerinin asıl DNA'sı ile kombine olmadan bir halta yaramaz.
Yani, plazmidin antbiyotik direncine sahip olması gibi bir şey yoktur. Antibiyotik direnci geliştirmiş bakteri bu direnci diğerlerine bulaştırabilir. Fakat, önce bunu geliştirmesi lazım gelir.
Biz sana bu direncin nasıl geliştiğini soruyoruz.
Tek bir bakteri al. Antibiyotiğe direnci olmayan. Bu bakteriyi çoğalt ve antibiyotik uygula. Belli bir nesil sonra, antibiyotik dirençli olacaklardır. İşte bunun nasıl olduğunu soruyoruz sana.
Liopleurodon Anlat öğrenelim nedir bu Antibiyotik Direnc yaz bizde bilgi edinelim..
Saygılarımla MeTeE
liopleurodon
26-10-2009, 12:06
Metee, git bir tane bakteri al, tek bir tane. Bunu besle. Bölünecek, iki tane olacaktır. Bir diğerinin aynısı olacak. Şimdi bunlardan birinin antibiyotik direnci var mı buna bir bak. Eğer varsa, git başka bir tane al.
Böyle yaparak antibiyotik direnci olmayan bir tanesini bulduktan sonra, bunları yeterince üret. Daha sonra ortama azar azar antibiyotik ekle. Bir süre sonra, herhangi birini ala ve incele, antibiyotik direncine kalıtsal olarak sahip olduğunu göreceksin.
Peki ne oluyor, nasıl oluyor?
Antibiyotikler, hücre zarı üretilmesini engeller. Bu protein belli bir gende kodlanmıştır. Normal bir bakteride bu gen, antibiyotik tarafından bloke edilir ve hücre zarı üretilemediği için bakteri ölür. Bu gende meydana gelen mutasyonlar, hücre zarı sentezini zorlaştırır, bu nedenle de o bakteri rekabete giremeyip gene ölür.
Eğer bu deneyi yaparsan, bu gende oluşan bir mutasyon, antibiyotiklerin işlevini engeller. Normal koşullarda bu mutasyon, canlıya dezavantaj kazandırırken, antibiyotiğe direnç sağladığı, olan dezavantaj ile rekabet etmesi gereken mutasyonsuz bakterilerle rekabet etmesi gerekmediği için, bu bakteri avantajlı olur.
Ama dezavantaj hala sürmektedir. Fakat, artık antibiyotik sorunu yoktur bakterinin. Ve mutasyonlar durmaz. Başka bir yerde, başka mutasyonlar gerçekleşir ve o dezavantajlarda ortadan kalkar.
Bazı bakteriler, antibiyotik direnci için, betalaktamaz gibi enzimler üretir hale gelirler örneğin. Bu enzimleri üretmek demek, fazladan enerji ve besin ihtiyacı demektir. Ne zaman ki, antibiyotik ortamda var, ancak o zaman bunları üreten bakteri yaşama fırsatı bulur.
Bak, bu hikayede, bağışıklık sistemi filan var mı? Boyuna bağışıklık sistemi vs. diye sayıklıyorsun. Yok plazmid, yok lenfosit vs. vs. boyuna daldan dala atlıyorsun.
Bakteri direnci, evrimin apaçık bir örneğidir. Bu şekilde genetik olarak direnç sahibi olan bakteri, artık bunu plazmidlerle diğerlerine aktarabilir.
Sorun tek bir mutasyonla bunların gerçekleşmesinin mümkün olmamasıdır. Ve evet, tek bir mutasyonla gerçekleşmez zaten. Normal koşullarda, bir tek mutasyonla sağlanan direnç dezavantajdır ve bireyin (ve o genin) yok olmasına yol açar. Ama seleksiyon diğer bireyleri ayıkladığı için, bu sorun ortadan kalkar, diğer mutasyonlar var olabilmek için zemin bulur. Bu mutasyonlar ile o dirence yol açan mutasyonun sorunları ortadan kalkar. Böylece, nesiller sonra, hem antibiyotik dirençli, hemde gayet besin, enerji vs. sıkıntısı olmayan bakterilerin olur.
Eğer evrim tesadüf olsaydı, bakterinin bir anda hop hop hooop o bir sürü (aslında 4-5 tane ancaktır) mutasyonu bir anda geçirmesi ve sihirli değnek değmiş gibi direnç kazanması gerekirdi. ama bu gerçekleşmez, gerçekleşemez. Sadece evrim sayesinde, bunların adım adım gelişmesi imkanı hasıl olur.
Buyur bakalım, bundan sonra ne diyeceksin.
Yazını ayrıntı bir şekilde okudum.Ben başka arkadaş dan beklerken senin cevap vermen beni sevindirdi.
Benim yazıların devamı ile birlikte okumuşsan anlattıklarınla aynı veya daha değişik bir anlatım şekliyle yazılmıştır.[1]Özellikle antibiyotik direncin hangi rahatsızlıklarda ortaya çıktığına baktığımızda direncin neden ortaya çıktını anlarız.[2]Bağışıklık sistemi ile ilgili bir olay olmadığını söylemek yalnış bir araştırmadır.
Bu Bakterilerin görevi nedir ne için vücut ile temas ve mutasyon geçir?
BAKTERİLERİN NEDEN ANTİBİYOTİK DİRENÇ GÖSTERMEKTEDİR.
NEDENİ NEDİR?
NELERE BAĞLI ORTAYA ÇIKMAKTADIR?
HANGİ BÖLGELERDE YOĞUN BULUNUR?
İnsan vücudunda bulunan bakteri sayısı, insan hücresi sayısının on katı kadardır, özellikle deride ve sindirim yolu içinde çok sayıda bakteri bulunur.Bunların çok büyük bir çoğunluğu bağışıklık sisteminin koruyucu etkisisiyle zararsız kılınmış durumda olsalar, ayrıca bir kısmı da yararlı (probiyotik) olsalar da, bazıları patojen bakterilerdir ve enfeksiyöz hastalıklara neden olurlar.
Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikle tedavi edilebilirler, bu antibiyotikler bakterileri öldürürse bakteriosidal, sadece onların çoğalmasını engelliyorsa bakteriostatik olarak sınıflandırılır. Pekçok antibiyotik vardır ve bunların her sınıfı patojende olup konağında olmayan bir süreci engeller. Antibiyotiklerin nasıl seçici toksiklik gösterdiğine bir örneği kloramfenikol ve puromisindir, bunlar bakteri ribozomlarını engellerler, ama yapısal olarak farklı olan ökaryotik ribozomlara etki etmezler.İnsan hastalıklarını tedavide kullanılan antibiyotiklerin birçoğu hayvanlardan yararlanarak hazırladığı için bakterilerde antibiyotik direnci gelişmesine neden olabilir.
[7][8]Bakteriler aynı zamanda plazmidler de bulunabilir, bunlar kromozomdan ayrı DNA parçalarıdır, antibiyotik direnç genleri veya virülans faktörleri içerebilirler. Bir diğer tip bakteriyel DNA, kromozoma entegre olmuş virüslere (bakteriyofajlara) aittir
[Apandis Örneği]
Örneğin normal insan bağırsağındaki bağırsak florasındaki 1000'den fazla bakteri, bağırsak bağışıklığına, bazı vitaminlerin (folik asit, K vitamini ve biyotin) sentezine, süt proteinlerinin laktik asite dönüştürülmesine katkıda bulunur, ayrıca sindirilmemiş kompleks karbonhidratların fermantasyonunu sağlar
[3]Antibiyotik direnc olayını en iyi anlatacak organlar ise Bademcik ve Apandistir. Özellikle Apandis zengin lenf dokusu barındırdığı için bu organ üzerine bakmak lazımdır. Apandis ince ve kalın bağırsak kısmına yakın olduğu için birçok bakteri ile savaş halindedir. Evrimcilere göre körelmiş organ olan apandis zengin lenf dokusunda dolayı antibiyotik direnci burada rahat bir şekilde gözlenebilir.
Mikroorganizmalar: Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.
Zararlı ve zararsız bakterileri Apandis Lenf dokusunda geçtikten sonra kalan 98 % yararlı, 2 % zararlı olarak kalır..Bu süreçte bağırsak devamlı çalış halde olduğu için milyonlarca mikroorganizma vücuttan dışarı atılır. Üst mide ve ince bağırsakta mikroorganizmalar bulunmaz.
İnce ve Kalın bağırsağının bağırsak florasında iyi bakterileri barındırarak kötü bakterileri yok eden bağışıklık sistemi Apandis bölgesinde gelen emirlerle hareket etmektedir. Yararlı bakterileri kendi bölgesinde toplayarak zararlı bakterileri imha eden bir fabrikasyon üssü apandistir. Antibiyotik kullanımı dışında nedenler de bağırsak florasının değişmesine neden olabilir. Bunlar arasında bağırsak iskemisi, yemek yememek, ve bağışıklık yetersizliği sayılabilir.
Alınan antibiyotiklerin virüslere karşı yetersiz gelmesi apandis bölgesi zarar görmesidir. Ona bağlı olarak bağışıklık sistemi düşüş yaşanır bu düşüş sırasında zararlı bakteriler ince ve kalın bağırsakta tahribatlara neden olabilir. Bağışıklık sistemi lenf dokusu fabrikasyonu bazen sindirim, solunum, dolaşım ve boşaltım sistemleri sayesinde zayıflayarak tek bir nükleotidin (DNA basamağının) rastlantısal olarak yer değiştirebilir. Zaman içerisinde zararlı bakteriler insan bağışıklık sistemine zarar vererek lenfoid kanseri gibi hastalıklara neden olabilir.
[Apandis Örneği 2]
Bu kazanımlar şimdi ciddi bir son gelişme tarafından işgal vardır: ortaya çıkışı ve ilk ucuz ve etkili bir seçim, ya da "ilk karşı dayanıklı olan mikropların yayılmasını-line" ilaçlar. Çoğu insan hastalığı katkıda bakteriyel enfeksiyonlar da bu da ortaya çıkan ve mikrobiyal direnç bulunmaktadır en belirgindir: ishal hastalıkları, solunum yolu enfeksiyonları, menenjit, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve hastane satın enfeksiyonlar.Bazı önemli örnekler penisilin dirençli Streptococcus pneumoniae, vankomisin dirençli Enterokokların, metisiline dirençli Staphylococcus aureus, çok dayanıklı salmonella, ve çok dirençli Mycobacterium tuberculosis içerir. Ilaçlar genellikle sıtma tedavisinde kullanılan direnç gelişimi özellikle endişe, olduğu gibi anti-HIV ilaçları için gelişmekte olan dirençtir.[9]
Bir aşı vücudun doğal savunma artırır ve insan bağışıklık sistemi daha iyi duruma geldiğinde bakteriler ile yine savaş haline girerek hasta iyileşmektedir.
Bu aşı ve diğer antibiyotik lerin vücudumuza ne için aldığımız daha iyi bir şekilde anlarız.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ Fabrikasyonu bazen bakterilere karşı savunması hale geldi için özellikle uyarı belirtiğimiz hastalıklardan dolayı savunması duruma gelerek rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur.
Bu kısımda hekimler ve diğer şifayi olaylar ile bağışıklık sistemi daha güçlü duruma gelmesi sağlanır.Bunun ile birlikte direnc gösteren bakteri yok edilir.
Peki bağışıklık sistemi neden antibiyotik direnç ile ilgisi olabilir.
İnsan vücudunda bulunan bakteri sayısı,insan hücresi sayısının on katı kadardır, Özellikle bakterilerin en yoğun bulunduğu kısımlar arasında ince,kalın bağırsak ve apandis bölgesidir.Normal insan bağırsağındaki bağırsak florasındaki 1000'den fazla bakteri barınmaktadır.Zararlı ve zararsız bakterileri Apandis Lenf dokusunda geçtikten sonra kalan 98 % yararlı, 2 % zararlı olarak kalır.Ama bağırsak besin ile alınan bakterileri aldığı süre zarfında bağışıklık sistemi devam korumayabilir.Bakterilerin 98% yararlı ,% 2'de zarar olmasından dolayı bağırsak bağışıklık sistemi bazen bu % 2 zararlı bakterilere mağlup olup daha sonra bağırsak veya sindirim kısmıda bazı rahatsızlıklar olacak, buna bir örnek [14]Crohn hastalığı kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile kendini gösterir.RAHATSIZLIK SEBEBİ :Genel kanı genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediği yönündedir. Aynı zamanda bir özbağışıklık hastalğı olarak da sınıflandırılır. Bunun sebebi hastalığın bağışıklık baskılayıcı ilaçlara verdiği olumlu tepkidir.
[16][17][18]Bu peptidlerin bakterileri doğrudan öldürmelerine ek olarak, kemokinler gibi rol alarak ve/veya kemokin üretimini teşvikleyerek, lipopolisakkarit teşvikli yangı-öncesi sitokin üretimini baskılayarak, yaralanmada ateşlenmeyi arttırarak ve dendritik hücrelerin ve edinilmiş bağışıklık sistemi hücrelerinin yanıtlarını düzenleyerek enfeksiyonun temizlenmesiyle de ilişkili fonksiyonları olabilecekleri, konağın gen ifadesini değiştirme yeteneğini de içererek gösterilmiştir.[19]Edinilmiş bağışıklık yanıtı antijene özgüdür ve kendinden-olmayan antijenleri, "antijen sunumu" diye bilinen süreçte tanımayı gerektirir. Antijen özgüllüğü, özgül patojenler veya patojen-enfeksiyonlu hücrelere uydurulmuş yanıtların doğuşuna izin verir. Bu uygun yanıtların vücutta uygun şekilde kalması ise bellek hücreleriyle sağlanır. Eğer bir patojen vücuda tekrar girerse, bu bellek hücreleri sayesinde daha hızlı ve güçlü bir cevap alarak yok edilir.
Bağışıklık ve Hücre Videosu http://multimedia.mcb.harvard.edu/anim_innerlife.html
Fagositlerin patojenleri yok etmek için indirgenmiş bir yetenek kazandıkları kronik granülomatus hastalığı kalıtılmış ya da konjenital bir bağışıklık yetmezliği örneğidir. AIDS ve kanserlerin bazı tipleri de edinilmiş bağışıklık yetmezliklerine neden olur.
Ek olarak, timusun erken yaşlarda genetik mutasyonlar veya operasyonlar sonucu kaybedilmesi bazı bağışıklık yetmezliklerine neden olabilir ve yüksek enfeksiyon kapma olasılığıyla sonuçlanır
Evrim ile alakası yoktur.Tamam Tersi bağışıklık sisteminin zarar görmesi ile başlayan dolay bir olaydır.
Var olan bir konu üzerinde evrime ulaşmak yerine tamam tersi araştırma yaparak sonuca ulaşmak lazımdır.
Sonuç en başta belirtiğim gibi bağışıklık Sistemine bağlı tüm organlar ve diğer sistemlerin daha detaylı araştırarak varılabilir.
KAYNAKLAR:
1.http://www.cdc.gov/drugresistance/
2.http://familydoctor.org/online/famdocen/home/common/infections/protect/659.html
3.http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=4
4.http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs194/en/
5.http://whyfiles.org/038badbugs/
6.http://dwb4.unl.edu/Chem/CHEM869K/CHEM869KLinks/www.fda.gov/fdac/features/795_antibio.html
7.http://tr.wikipedia.org/wiki/Plazmid
8.http://www.maxanim.com/index.htm
9.http://www.antibiotic-resistance.org
10.http://www.cdc.gov/eid/content/13/2/236.htm
11.http://www.cdc.gov/ncidod/eid/vol10no3/03-0252.htm
12.http://content.nejm.org/cgi/content/full/341/22/1645
13.http://www.plosbiology.org/article/info:doi/10.1371/journal.pbio.0030176
14.http://tr.wikipedia.org/wiki/Crohn_hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1
15.http://www.ejbiotechnology.info/content/vol6/issue3/full/1/index.html
16.http://www.gmo-safety.eu/en/gene_transfer/44.docu.html
17.http://www.nlm.nih.gov/cgi/mesh/2008/MB_cgi?mode=&term=Antimicrobial+Cationic+Peptides
18.http://opm.phar.umich.edu/
19.http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16551257?dopt=Abstract
20.http://uhaweb.hartford.edu/BUGL/immune.htm
21.http://multimedia.mcb.harvard.edu/media.html
22.http://pathmicro.med.sc.edu/book/immunol-sta.htm
23.http://health.howstuffworks.com/immune-system.htm
NOT= DAHA DETAYLI BİR ARAŞTIRMA İÇİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN FABRİKASYONU İZLEMEK VE ARAŞTIRMAK LAZIMDIR.
BU ORGANLAR : Lenf Bezleri, Bademcik, Apandis, Timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakaları, Kemik İlği ve lenf dokularını kapsayan geniş bir araştırma gereklidir.
Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır.
Geleceğin bütün çiçekleri, bugünün tohumları içindedir.
Bilgeliğin ilk adimi her şeyden şikayet etmek, sonuncusu da her şeyle uyuşabilmektir. Düşünce rüzgar, bilgi yelken, insanlık da kayığın kendisidir.
Saygılarımla MeTeE
liopleurodon
26-10-2009, 18:00
>>> NOT= DAHA DETAYLI BİR ARAŞTIRMA İÇİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN FABRİKASYONU İZLEMEK VE ARAŞTIRMAK LAZIMDIR.
Metee, hala aynı yerde otluyorsun. Bilginin sıfır olmasından, gidip Google'a yazınca, bu işi öğrenmiş ve anlamış olmazsın.
Bu işin bağışıklık sistemi ile filan alakası yok. O saydığın şeylerin hiç biri olmasa bile, bakteri antibiyotik direnci sağlar.
vücudun bağışıklık sisteminin baş edemediği, etmekte zorlandığı bir bakteri bulaşırsa, o saydığın şeyler dahil, herhangi bir yerine, o bakteri enfeksiyona sebep olur ve çoğunlukla ölümcüldür.
İşte bu durumda, o bakterileri öldürmek için, antibiyotikler kullanılır.
Antibiyotik direnci, deney tüpünde bile ortaya çıkabilir ve çıkıyor zaten.
Antibiyotik direnci, bağışıklık sisteminin zarar görmesi ile başlamaz. Hala aynı martavalları sayıklıyorsun, hala bakteride antibiyotik direnci nasıl çıkar, bir kelime bile etmiş değilsin.
Tekrar edelim mi? Antibiyotik direncinde, bağışıklık sisteminin hiç bir rolü yoktur. Bu, antibiyotik ile bakteri arasındaki bir mevzudur. Sana bunu anlattık, bağışıklık vs. sistemi namına bir kelime geçti mi?
Açılın 'Süper Antibiyotik' geliyor!
Amerikalı bilim adamları, bakterilerin direnç geliştiremediği süper antibiyotik üretmeyi başardı.
Nature Chemical Biology dergisinde yayımlanan makaleye göre, New York'taki Albert Einstein Tıp Fakültesinde görevli bilim adamı Vern Schramm ve ekibi, yeni geliştirdikleri antibiyotiği kolera ve e.coli bakterilerinde denedi.
Bilim adamları, bu antibiyotikle yapılan 26. tedavinin bile, ilk tedavideki gibi sonuç verdiğine dikkati çekti.
Yeni antibiyotiğin bakteriyi öldürmediğini belirten bilim adamları, bu yöntemin bakterilerin direnç geliştirmesine neden olduğunu hatırlattı.
Süper antibiyotik, bakterilerin birbirleriyle iletişimini bir enzimi bloke ederek kesiyor ve böylece bakteriler bağışıklık sisteminden korundukları biyofilmler geliştiremiyor.
ALINTI:http://www.cnnturk.com/2009/saglik/03/19/acilin.super.antibiyotik.geliyor/518573.0/index.html
Yeni antibiyotik keşfetmeye gerek kalmadı
Bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmalarının sırrı çözüldü ve böylece sürekli yeni antibiyotik keşfedilmesi zorunluluğunun ortadan kalkmasının da yolu açıldı.
New York Üniversitesi araştırmacılarının buluşu sayesinde, bakterilerin direnç kazanmaları nedeniyle yeni tip antibiyotik üretme arayışına girilmesine gerek kalmayacak, var olanlar daha da güçlendirilebilecek ve daha az dozlarda kullanılmaları mümkün olabilecek.
Ünlü bilim dergisi Science'da yayımlanan çalışmaya göre bakterilerin, antibiyotiklere karşı direncinin bloke edilmesi sayesinde, tehlikeli enfeksiyonlara karşı daha etkili mücadele edilmesinin de yolu açılacak.
Bilimciler, bakterilerin, nitrik oksit ürünü belirli enzimler üreterek antibiyotiklere direnç kazandığını ortaya çıkardı. Bu enzimleri engelleyen ilaçlar kullanılması, antibiyotikleri daha etkili hale getirecek. Hatta, çok tehlikeli olan ve süper bakteri olarak da adlandırılan, Methicillin adlı antibiyotiğe dirençli "Staphylococcus aureus (MRSA)" gibi ölümcül bakterilerle daha etkili mücadele edilebilecek.
Çalışmaya katılan bilimcilerden Evgeny Nudler, "Artık yeni antibiyotikler keşfetmemiz gerekmeyecek. Bunun yerine, zaten iyi olan antibiyotiklerin aktivitesini arttırabileceğiz, daha az dozlarda, daha etkili hale getirebileceğiz" dedi.
ALINTI: http://www.cnnturk.com/2009/saglik/09/11/yeni.antibiyotik.kesfetmeye.gerek.kalmadi/543005.0/index.html
Saygılarımla MeTeE
Kromozomal mutasyon ile gelişen antibiyotik direnci sanıldığı gibi antibiyotik ilaç ile temasa bağlı değildir! Ancak nadiren ilaç mutajen etki gösterebilir ama bunu bu konuda göz ardı ediyoruz. Şunu da eklemek isterim: Kematerapötikler mutasyon yapmayan bileşiklerdir. Mutasyon bakteride genellikle spontan olarak oluşur. Yapılan deneylerde ilaçla temasta olan ve olmayan bakteriler karşılaştırılmış ve mutasyon sıklığının genellikle aynı olduğu tespit edilmiştir.
EDİT anlatamıyo muyum? bir bakter topluluğunda bu antbiyotiğe daha sıfırdan direkt direnç gösterenler vardır. bunlar çoğaldığı zaman yeni çoğalan bakteriler de aynı geni taşıdkları için dirençli bakteriler olarak dünyaya gelirler. dirençli olmayanlar da ölür gider. yeni bakteri popülasyonu da dirençli olur. burda evrim nerde? hiçbir yerde olmadığı gibi burda da yok.
Evrim şurda:Bakteri yeni karşılaştığı antibiyotiğe karşı bağışıklık kazanırken bu yapısında bazı değişikliklere neden oluyor.
Bundan dolayı daha önce göstermediği bazı özellikler gösterebiliyor, buda ya neden olduğu hastalığın belirtilerini ağırlaştırıyor yada yeni belirtiler ortaya çıkarabiliyor, bazende eski belirtiler ortadan kalkabiliyor.
Birde şöyle bir sonuçta ortaya çıkabiliyor,daha önce hiç rastlanmamış bir hastalığa neden olabiliyor.
bkn:grip nedir?
Cehaletim ben öğrendikçe büyüdü...
liopleurodon
02-11-2009, 09:56
Metee, ne gevelemeye çalışıyorsun ki?
Biz burada bakterilerin nasıl yenileceğini değil, bakterinin nasıl olupta antibiyotik direnci kazandığına bakıyoruz.
Sadece konuyu şişiriyorsun o kadar.
Demekki..
Neymiş, bakteriler evrim sayesinde antibiyotik direnci kazanıyormuş.
Liopleurodon saygı ile bir kaç sorum olacak bu konu çok uzamasın diye soruyorum.
1. Bakteri ile Bağışıklık Sistemi arasında bağlantı var mı?
2. Vücudumuzda ne fazla bakteriler nerelerde bulunur?
3. 2 Soru: "Antibiyotik direnç olayı hangi hastalıklar ve organlar üzerinde kendini gösterir."?
4. Bu organlar üzerinde görülen rahatsızlıklar nelerdir.?
5. Evrimi kenara koy bilimsel olarak antibiyotik ve bakteriler arasında beslenme veya koruma duvarı nasıl bir şekilde oluşur.?(Kısa)
6. Günümüzdeki hastalıkların ilaç sistemi nasıl bir sistem ile çalışır.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/a/ae/VonNeumannMimarisi.PNG/225px-VonNeumannMimarisi.PNG
Bir Bilgisayarın Yapısı
Denetim Birimi sorun çıkarsa bilgisayarda ne gibi değişikler görünür.?
Saygılarımla MeTeE
21.07.2009 tarihinden beri tek doğru bilgi JayJay'den gelmiş, kendisine Teşekkür ederim.
Metee Kardeşimize gelince, Aslında soruya doğru cevabı vermiş ama, bir türlü EVRİM diyememiş.
Şimdi Metee kardeşimizin yazdıklarını aynen kopyalayıp yapıştırıyorum. Not: Meteenin yazısı tam bilimsel olmasada, halkın anlayabileceği dilde ansiklobedik olarak yazıldığı için kabul ediyorum.
-----------------------------------------------------------------------
Antibiyotik Direnci
Hiçbir antibiyotiğin durduramayacağı bakteriyel bir hastalık düşünün. "Diyelim ki birçok enfeksiyon hastalığının sorumlusu olan bakteriler güçlü antibiyotik ordumuzdan korunmayı öğrendi." Bu varsayım gerçekleşirse, enfeksiyona neden olan mikropları hiçbir antibiyotik yok edemez.
Bu ürkütücü senaryo bir gün gerçek olabilir. Tüberküloz, gonore, pnömoni ve menenjit gibi giderek artan sayıda enfeksiyonda, daha önce bu hastalıklarla mücadelede yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere dirençli suşlar gelişmiştir.
Direnç sorunu özellikle, hastalar arasındaki yakın temas nedeniyle hastanelerde sık olarak görülür ve yaygın antibiyotik kullanımı direnç gelişmesini kolaylaştırır. Tüm dünyada araştırmacılar, bu sorunu çözümlemeye ve özellikle hastane ortamlarında antibiyotik direncini kontrol altına almaya çalışıyorlar.
JAMA'da yer alan bir makalede araştırmacılar, bu alanda ilk başarının elde edildiğini bildirdiler. Araştırmacılar, birçok bakterinin dirençli olduğu bir antibiyotik sınıfının hastanelerde kullanımının kısıtlanmasından sonra, sık rastlanan bir enfeksiyona neden olan bir bakterinin dirençli suşlarında önemli ölçüde azalma saptadılar. Antibiyotik direncini önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda sağlık sorunu nedeniyle antibiyotik kullandıysanız, bu konuyu doktorunuzla görüşün.
ANTİBİYOTİK DİRENCİ NEDİR?
Antibiyotik direnci (antimikrobik direnç de denir) enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların yeni çevrelere uyum sağlamasıdır. Bakteriler, antibiyotiğin saldırısına karşı koyabilmek için hücre yapılarını değiştirebilmektedir. Bir bakteri ilaca karşı direnç kazandıktan sonra, o ilaç artık enfeksiyonun tedavisinde etkili olmamaktadır. Bazı direnç tipleri diğer bakterilere de geçebildiğinden, giderek artan sayıda enfeksiyon artık antibiyotiklerle tedavi edilememektedir. Direnç çok fazla kişiyi etkileyebildiğinden, dünya çapında önem kazanmakta ve toplum sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.
NEDEN ÖNEMLİDİR?
Bakteriyel hastalıklar sadece sınırlı sayıda antibiyotikle tedavi edilebilmektedir. Dirençli bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon söz konusuysa, tedavide daha toksik ve pahalı ilaçların kullanılması gerekebilir. Bu durum, hastanede daha uzun süre kalınmasına ve yüksek maliyete yol açabilir. Bunun yanı sıra, antibiyotik direnci diğer bakteriyel enfeksiyonlara da yayılabilir. Ender görülen bazı vakalarda, hastalığa neden olan dirençli bakterileri yok edecek kadar etkili antibiyotik bulunmadığından, bazı bakteriyel enfeksiyonlar tedavi edilemez duruma gelebilir.
ANTİBİYOTİKLER BAKTERİLERİ NASIL YOK EDİYOR?
Antibiyotiklerin hepsi etkiledikleri bakterileri öldürmez. Kimisi karşılaşma anında onları ‘ölüme’ sürüklerken kimisi onların gelişmelerini ve üremelerini önler ve sonra temizlik işini vücudun bağışıklık sistemine bırakır. Bakterileri dolaysız yok eden antibiyotiklere bakterisid adı verilir. Bakterilerin gelişmelerini ve üremelerini önleyenlerse bakteriostatiktir.
Penisilin ve vankomisin gibi etki gösteren antibiyotikler, bakterinin en dıştaki ‘zırhını’ hedef alırlar. Bu zırha ‘hücre duvarı’ denir ve zırh, bakteri hücresinin bütünlüğünü sağlar. Penisilin gibi etki gösteren antibiyotikler bakterinin hücre duvarı oluşturmasını önler. Bunun üzerine bakterinin içine sıvı hücumu olur, hücre patlayarak etkisiz hale gelir.
Bir grup antibiyotik bakterinin ‘gümrük’ işlerini bozar. Gümrükten giriş-çıkış yapan yaşamsal maddelerin hücre içindeki düzeylerini değiştirir. Bunu hücre zarının geçirgenliğini değiştirerek yapar. Bakterinin kaçınılmaz sonu ölümdür, yani bakterisid etki gösterir.
Bazı antibiyotikler bakterinin proteinlerini hedef alır. Proteinler hücrelerin yaşamsal işlevlerini gerçekleştirirler, yokluklarında da yaşamsal işlevler aksar. Proteinlerin üretimini hücrede ribozom adlı organel yapar. İşte bazı antibiyotikler bakterinin ribozomuna etki ederek, bakteri için yaşamsal öneme sahip proteinlerin üretilmesini yavaşlatır ve hatta yanlış proteinler ürettirir ribozoma.
Bazı antibiyotiklerse bakterinin yaşamı için kaçınılmaz olan proteinleri oluşturması için gerekli nüklieik asitlerin üretilmesini önler. Bakteri, normalde nükleik asitleri üretir; bunları bir araya getirerek proteinleri oluşturur. Nükleik asit üretemediği durumlarda protein de üretemez ve yok olur.
BAKTERİ NASIL DİRENÇ KAZANIR?
Bakterilerin kendilerini koruma yöntemleri bakteriler kadar çeşitlilik gösterir. Bunlardan biri antibiyotikle karşılaşınca dayanabilenin çoğalması ve daha dayanıklı nesiller oluşturmasıdır. Bu çok hızlı gerçekleşmez. Tüberküloza yol açan bakteri bu şekilde direnç geliştirir.
Bir diğer yol, bakterinin kendine yeni bir ‘yüz takınmasıdır’. Bunu da genetik yapısını değiştirerek yapar. Antibiyotikle daha önce karşılaşmıştır ve antibiyotiğin kendisinde hangi noktayı hedef aldığını ‘bilir’. Ardından da bunu önleyecek genetik değişikliklere gider. Örneğin, genetik yapısını öyle değiştirir ki hücre duvarını etkileyen antibiyotikler için sürpriz moleküller üretmeye girişir. Bir sonraki karşılaşmada protein yapısındaki bu moleküller antibiyotiği etkisiz kılar. Sözgelimi S. aureus genetik yapısını penisiline karşı beta-laktamaz denen bir enzim üretecek biçimde değiştirir ve bu enzim sayesinde kendini penisilinden korur.
Bakterinin yeni yüz takınırken başvurduğu ikinci yol, ilacın hedefine ulaşmasını önlemektir. Bunu ya ilacı gerisin geriye dışarı pompalayarak ya da girişini önleyerek gerçekleştirir. Gerekli mekanizmalar için yine genetik bir değişime gitmesi gerekir.
Üçüncü olarak, bakteri antibiyotiğin gelip bağlanacağı yerleri değiştirir. Bu değiştirebilme yeteneği enterokokların vankomisine direnç kazanmasına yol açmış. Vankomisin, enterokokların ve etkilediği diğer bakterilerin hücre duvarlarını sentezlemelerini önlüyorken, enterokoklar vankomisinin bağlandığı bu bölgeyi değiştirmeyi başarmış. Vankomisin bu bölgeye bağlanamadığından, enterokokun hücre duvarını sentezlemesini önleyememiş ve sonuçta enterokoklar vankomisine direnç kazanmış. Üstelik enterokokların bu değişimi sağlayacak genleri nereden edindikleri de bilinmiyor.
Dördüncü olarak, bakteri antibiyotiğin hedef aldığı bölgeyi ona dayanıklı hale getirir. Sözgelimi, streptokoklardan bazıları yaşamlarını ancak timidin adlı bir molekülün varlığında sürdürür. Eğer bir antibiyotik streptokokun timidin üretmesini önlüyorsa, bakteri, antibiyotiğin ‘bilmediği’ yollarla timidin üreterek kendini korur.
Bakteriler Arası Direnç Geçişi
Bakterilerin direnç geliştirmelerini daha hızlandıran bir durum var: Bilenler bilmeyenlere öğretiyor. Genetik yapısını değiştirerek direnç geliştirmeyi başaran bir bakteri, değişimi sağlayan genleri kendi türünden olsun olmasın diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bakterilerin başvurduğu ilk yol iki bakteri arasında bir “köprü” oluşması ve ilgili genin birinden diğerine geçmesidir. Bu olaya konjugasyon denir. İkinci ve araştırmacıların en çok korktukları yol, bir bakterinin halka şeklindeki DNA’larını ortama bırakması ve diğerlerinin bunu alarak kendi genetik şifrelerine ‘yamamalarıdır’. Halka şeklindeki bu DNA parçalarına plazmid deniyor. Plazmidlerin bu şekilde transfer edilemelerine de transformasyon denir. Burada, tek bir plazmidle birden fazla antibiyotiğe karşı direnç geliştirmeleri de olası. 1968 yılında 12 500 kişinin ölümüne yol açan bir çeşit ishal (şigella) bu tür bir direnç gelişiminin sonucunda ortaya çıkmış. Bakteri, tam dört çeşit antibiyotiğe karşı direnci sağlayan tek bir plazmidle bu sonuca yol açmış
Kaynaklar: Bilim ve Teknik Mart 1999
__________________________________________________ __________
Metee kardeş, Bakteriler şunu yaparak direnc kazanır bunu yaparak direnc kazanır diye anlatıyor. Ama baktereilerin böyle bir kabiliyetleri yok tabi. Onlar yaşadıklarının bile farkında değiller.
1- bakterilerin iradeleri ve beyinleri yok, bunları nasıl yapıyor. Bakteriler uygun ortamda 20 dakika gibi kısa bir sürede ikiye katlanarak coğalabilir, yani 24 saat içinde bir bakteriden yüzmilyonlarca yeni bakteri oluşur, bu yeni jenerasyon bakterilerde mutasyonlar ile bakterinin biyokimyası veya morfolojisi değişebilir ve bu bir sonraki bölünme ile sonraki jenerasyona GENETİK olarak aktarılır. Aha bunun adı da EVRİMDİR.
2- Bakteriler Yüzlerini değiştirir demek, bakteri gidip suratına estetik yaptırıyor demek değildir, burada bakterinin yüzü: bakterinin dış yüzeyi yani hücre duvarıdır. hücre duvarının değişmesi yine yukarıda 1. maddedeki gibi EVRİMLE olur.
3- Virüslerle konunun alakası yoktur, antibiyotikler Virüslere etki etmez.
4- jayjay'in dediği gibi, direnç oluşması için bakterinin mutlaka antibiyotikle karşılaşması gerekmez, birkaç haftalık bir peryotta binlerce yeni jenerasyonda binlerce mutasyon oluşabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir.
5- Bakterilerin sindirim enzimleri, antibiyotiği parçalayacak şekilde değişebilir, buda yine genetik mutasyonla olur. Aha bunun adıda EVRİMdir.
6-Bakteriler arası direnc gecişi, bilen bilmeyene anlatırla olmaz, dedikya bakteride ne beyin ne hafıza var, bir bakteri başka bir bakteriden ancak gen alışverişi yapabilir., genine gen eklenmiş bakteri EVRİLMİŞ bir bakteridir. anası gelse onu tanımaz.
Evrim denilen şey her saniye her Organizmada işlemeye devam ediyor.
Walla kardeşim bakteri'in bağışıklık sistemiyle alakası yok diyemezsin, çünkü bağışıklık sistemine bağlı olarak mutasyon veya işgal gerçekleşir.Bakterilerin bağışıklık sistemine bağlı aldığı özellikler vardır.Özellikler besleme, çoğalma, yaşama vs gibi özellikler sayesinde bakterinlerin iyi olanları ayakta kalıyor.Ama zarar bakteriler ise bu arada bu zeminin zarar görmesiyle birlikte bakteri besleme veya yaşam alanı farklı kullanarak çoğalma ve mutasyona zemin hazırlamış olur.
İnsan hastalıklarında örneğin GRİP gibi bir hastalıkta antibiyotik direnç daha sıklık ile görünür.Hasta "C" vitaminin alması lazım ki bu hastalığın şifahi durumu başlasın, normalde aldığı "C" vitamini araştırmacılar tarafında askorbik asidin kanser ve kalp hastalığının önlenmesinde, sıradan soğuk algınlığının önlenmesi şeklinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde rol oynadığını belirtmektedirler.
Grip "C" Vitamini ile birlikte alınan Askorbik asidin sayesinde bağışıklık sistemin daha iyi duruma gelerek zarar bakterilere savaş açar.Böylece hasta aldığı "C" vitamin ile birlikte ilaç şifa vermeye başlıyor.
Günümüzde kabul görmeyen koca karı ilaçları çoğu hastalıklarda şifa olurken, bu bitki ile gelen şifa neye göre geldiğini araştırdığımızda bağışıklık sistemini daha güçlendirdiğini öğreniyoruz.
Vitaminler besinlerimizde bulunmadığı zaman, metabolizmada bozukluklara yol açabilirler. Vitaminler vücudun sağlıklı gelişimi, sindirim fonksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanması açısından oldukça gereklidir. Ayrıca vücudumuzun karbonhidrat, yağ ve proteini kullanmasını da sağlarlar.
Antibiyotik direnç özellikle Enfeksiyonlarda ortaya çıkmaktadır.Grip bir enfeksiyon hastalığı olduğu için örneği ona göre veya bakterilerin bir yara üzerindeki dirence göre takip edebiliriz.Yaradan alanın bir kültür örneği ile birlikte hangi antibiyotik üzerinde direnç gösteriyorsa öğrenilebilir. Yara günümüzdeki antibiyotikler listesine göre verilmeye başlanır. Liste hangi antibiyotik direnç gösteriyorsa ortaya çıkmış olur.Yara üzerinde bulunan bakterilerin bağışıklık sistemiyle beslenme veya yaşama alanı oluşturma kısmını yok eden antibiyotik kullanılmaya başlanır. Eğer hasta verilen antibiyotik ile şifahi duruma geçmiyorsa, o zaman kendisine vitamin ve serum ile destek çıkılır.
Hasta serum ile birlikte aldığı kimyasal maddeyi bağışıklık sistemine gönderir,böylelikle bağışıklık sistemine bağlı olarak savunma başlamış olur.Sistem alınan bilgiler ile birlikte yara üzerine daha iyi etki göstererek direnç kaldırmış olacaktırlar.
Ama hasta direnç gösteren "A" antibiyotik değilde "C" antibiyotiği kullanmasını sağlar.Hasta daha iyi duruma doğru gittiğinde "A" ve "C" birlikte verilecektir.
Aslında bağışıklık sistemi evrim sayılmaz var olan bir özelliğin evrim dayanağı olarak göstermek yalnıştır.Evrim göre beyni olmayan bakterilerin o zaman neden beyin yeteneğini geliştirmiyor da sadece çoğaltarak mutasyon olmasını sağlıyor.
***Viomisin tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibiyotik türüdür. Streptomyces puniceus isimli bir bakteri tarafından üretilir.
***Tetrasiklin, Streptomyces rimosus isimli bakteri tarafından üretilen bir antibiyotiktir.
***Minosiklin hidroklorür, veya Minosiklin, tetrasiklin sınıfından bir antibiyotiktir.
***Gramisidin, altı antibiyotikten oluşan bir antibiyotik karışımıdır. Toprakta bulunan Bacillus brevis bakterisinden elde edilirler.
***Demeklosiklin, tetrasiklin sınıfından bir antibiyotiktir. Bazı bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. Streptomyces aureofaciens tarafından üretilir.
Yukarıdaki *** işareti antibiyotiklere baktığımızda bağışıklık sisteminde kullanılan bakterilerdir.
Bu antibiyotiklerin şifahi sistemi Amino asit bağlı olarak çalışmaktadır.Antibiyotikler amino asit sayesinde direnç gösteren bakterilerin bağışıklık sistemindeki protein sentezlemesini engelleyerek hastanın koruma mekanizması olan bağışıklığın sadece iyi huylu bakteriler üretmesini sağlamaktadır.Bu iyi huylu bakteriler diğer bakterilerin yaşam alanı tehdit ederek oradaki direnci kaldırır.
http://www.kutukusagi.com/vitamin.htm
EVRİM DEĞİL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ZAYIF DÜŞMESİ VEYA ZARAR GÖRMESİYLE GÖRÜLEN BİR RAHATSIZLIKTIR.
YUKARIDAKİ SORULARIN CEVABI GELMEDİ:.EVRİM EVRİM DİYORSUNUZ (.:Şu soruları bilimsel bir şekilde inceleyin ama geniş bir araştırma olsun.Tamam evrim diye durmayalım ve devam edelim sorunun tam araştırmasını yaparak cevap verelim."BAKTERİ->Plazmid->Hücre Duvarı-> Proteinin Sentezi->ÖKARYOT->AMİNOASİT(Vitaminler-Mineraller)->BAĞIŞIKLIK SİSTEMLERİ->Antibiyotikler-Evrim(En son evrim teorisine göre yorum yapılabilir.)Neden Evrim Teorisi Bakterilerin beyin gelişimini yapmamış da,Sadece çoğalmasını sağlamıştır.Beyin gelişse insanlara daha çok zarar vererek hayatta kalabilir. ")
İnsan hastalıklarında örneğin GRİP gibi bir hastalıkta antibiyotik direnç daha sıklık ile görünür. ")[/b]
Mete kardeşim, senin bu konuda ciddi bir bilgi birikimin yok. lütfen kulaktan dolma şeyleri burda yazma. Bilgin olmadığı bak nereden belli. yukarıda diyorsun ki, gripde antibiyotik direnci... yav gripte antibiyotik kullanılmaz, antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir, gribe, yani virüslere karşı etkili değildir. bir cuval antibiyotik içsen Virüse bi mok olmaz.....
Mete kardeşim, senin bu konuda ciddi bir bilgi birikimin yok. lütfen kulaktan dolma şeyleri burda yazma. Bilgin olmadığı bak nereden belli. yukarıda diyorsun ki, gripde antibiyotik direnci... yav gripte antibiyotik kullanılmaz, antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir, gribe, yani virüslere karşı etkili değildir. bir cuval antibiyotik içsen Virüse bi mok olmaz.....
(H1N1) Domuz gribi,Kuş Gribi gibi bir çok griplerde antibiyotik kullanılmaz mı Prof. Walla arkadaşım günümüzdeki griplerin yanında bazen antibiyotik kullanılır.Hastanın başka rahatsızlıkları var ise özellikle antibiyotik ile tedevisi yapılır.Ama hasta nezle gibi durumlarda zaten antibiyotik almasına gerek yoktur.Antibiyotik etkisi yapan "C" vitamini almasıyla birlikte şifai durum gerçekleşir.
Senin grip gibi enfeksiyon rahasızlığı olduğu için fazla konu açmadım, normalde grip ile birlikte oluşan rahatsızlıkları görmen lazımdır.Bunlar:
*** Anosmi (Koku alamama)
*** Ateş
*** Boğaz iltihabı
*** Bronşit
*** Dil ülseri
*** Göz ağrısı
*** Kulak iltihabı
*** Sinüzit
*** Zatürre
Grip yukarıdaki birçok rahatsızlıklarıda getirebilir.
Ozaman da Walla gibi kendi uzman zanneden kişilerin tavsiye ile birlikte antibiyotik almayan kişinin durumu ne olacaktır.Hasta enfeksiyon rahatsızlığı olduğu için enfeksiyon ile birlikte birçok rahatsızlığı getirebilir.
Özellikle yaşlılar ve başka rahatsızlığı olan kişilerde antibiyotik kullanılması tavsiye edilir.
Walla arkadaş uzun uzun bekledikten sonra bir haber ile birlikte bana cevap veriyor.
Senin mi benim mi bilgim yok.İlk önce sorduğun sorunun temeline in sonra araştır doğru olan seni bulacaktır..
http://www.cnnturk.com/2009/saglik/11/17/grip.tedavisinde.antibiyotik.kullanilir.mi/551932.0/index.html
"Antibiyotiklerin, dünya genelinde salgına yol açan A(H1N1) gribi başta olmak üzere, nezle ve grip tedavisinde etkili olmadığı, bu hastalıklarda söz konusu ilaçların doktor tavsiyesi dışında kullanılması halinde yan etki ve direnç geliştiği bildirildi."
Yukarıdaki haberde benim belirtiğim konuyu açıklamıştır.Tavsiye özellikle diyor..
VE diğer yazılarda devamlı yazdığım yazılara cevap niteliğinde haberdir.
Doktor tavsiyesi olmadan alınan antibiyotikler ne yapıyormuş DİRENÇ.Hangi rahatsızlıklarda işte örnek bir haber işte bak oku..
Ben grip oldunuz antibiyotik kullanın diye yazmadım..
Küçük bir satırlarak buldum buldum diyorsun ama ilk önce ve sonra yazdıklarıma bak sonra bilgin yok diye yaz..
Soya Fasülyesi Lesitin maddesi içerdiği için kanser gibi birçok rahatsızlıklarda tedavi için kullanılıyor.
"Lesitin, insan vücudundaki yaşayan her hücrenin ihtiyacı olan bir Fosfolipid' dir."
Lesitin diğer bir özelliği ise bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya çıkmıştır.Ondan dolayı kanser olan hastalara Soya Fasülyesi Tavsiye edilir.
Saygılarımla MeTeE
Neden Evrim Teorisi Bakterilerin beyin gelişimini yapmamış da,Sadece çoğalmasını sağlamıştır.Beyin gelişse insanlara daha çok zarar vererek hayatta kalabilir.
Saygılarımla
yahu bunun evrimle ne ilgisi var?zaten bu özellikler bakterilerde saklıdır ve ancak gerekli olunca ortaya çıkar.......
PASİFT ÖZELLİKTİR..............
saygılarımla.....SULTAN........
Sultan, Evrim nedir? Evrim sözcügünden cikardigin anlami bizimle paylasir misin?
Metee kardeş sen tereciye tere satacağına git maydonoz sat, belki alır.
Bir çok antibiyotik üretilmeden bakteriler bunlara karşı bağışıklık kazanıyorlar demek hem doğru hem yanlıştır.Bir ilaç molekülünün sıfırdan tasarlanması ,üretilmesi ,ruhsat dosyasının hazırlanması cidden anormal bir zaman alır.Sonrasında üretilen molekülün test aşaması başlar ki birde bakarsınız işe yaramıyor.Bunun sebebi ya en başından molekülde öngöremediğimiz aksaklıklar (işe yaramazlıklar) ki bu ilgili bakteri tipinin molekülden etkilenmemesidir ,yada benzer moleküllere veya benzer fraksiyonlarına zaten bağışıklık kazanmış olmasındandır.
Bakteri bile olsa hayatta kalma eğilimi ve çabası yüksektir.Her hangi bir şekilde hücre zarından içeri giren kimyasalın etkisinin yok edilmesi için hücre çalışır.Bu çalışma milyarlarca bakteriye mal olur ama sonunda gen aktarımı ile ,ilgili moleküle sağladığı direnci ilerki kuşaklara aktarır.Sırf türün devamı sağlansın diye.
Bu kısa vadede bir evrilmedir.Her canlının hayatta kalma ,türün devamını sağlama çabasını milyarlarca yıla yayarsan sen ben oluruz ,şu anda tanıdığımız doğa ve içindekiler olur.
Metee kardeş sen tereciye tere satacağına git maydonoz sat, belki alır.
Neden Evrim Teorisi Bakterilerin beyin gelişimini yapmamış da,Sadece çoğalmasını sağlamıştır.Beyin gelişse insanlara daha çok zarar vererek hayatta kalabilir.
Gel sende Maydanoz satın al bilgin olmuş olur.Boş laf yerine doğru bilgi edinirsin.
Saygılarımla
Bakterileri bağışıklık Sistemine göre değerlendir.Bakteri nasıl oluyorda kendi kafasına göre çoğalma yapabiliyor.
Biz sana askerin emir aldığı üst rütbeyi veriyoruz.Sen askerinin emir aldığı yer Onbaşı ileri gitme diyorsun.Aslında daha ileri gitsen onbaşıdan daha üst rütbelerinde olduğunu göreceksin.
Bakteri beslenme protein alışverişi nereye bağlı oluyor.Sen olmaz evrim var demekle kalıyorsun ilk önce bakteri vücut ile temasta ne ile savaşa girer onu öğren, sonra gel bana evrim de..
BAĞIŞIKLIK Sistemi nedir?
Saygılarımla MeTeE
Bakterileri bağışıklık Sistemine göre değerlendir.Bakteri nasıl oluyorda kendi kafasına göre çoğalma yapabiliyor.
Biz sana askerin emir aldığı üst rütbeyi veriyoruz.Sen askerinin emir aldığı yer Onbaşı ileri gitme diyorsun.Aslında daha ileri gitsen onbaşıdan daha üst rütbelerinde olduğunu göreceksin.
Bakteri beslenme protein alışverişi nereye bağlı oluyor.Sen olmaz evrim var demekle kalıyorsun ilk önce bakteri vücut ile temasta ne ile savaşa girer onu öğren, sonra gel bana evrim de..
BAĞIŞIKLIK Sistemi nedir?
Saygılarımla MeTeE
senin ne antibiyotik, ne bakteri, nede biyoloji hakkında bilgin var. git oku öğren sonra gel. forumda kirlilik yapma... Zahmet et de senden bir önce yazan AerA'yı bi oku.
Anlamak o kadar zor galiba sen bildiğin ile kal..
Bakterileri bağışıklık Sistemine göre değerlendir.Bakteri nasıl oluyorda kendi kafasına göre çoğalma yapabiliyor.
Biz sana askerin emir aldığı üst rütbeyi veriyoruz.Sen askerinin emir aldığı yer Onbaşı ileri gitme diyorsun.Aslında daha ileri gitsen onbaşıdan daha üst rütbelerinde olduğunu göreceksin.
Bakteri beslenme protein alışverişi nereye bağlı oluyor.Sen olmaz evrim var demekle kalıyorsun ilk önce bakteri vücut ile temasta ne ile savaşa girer onu öğren, sonra gel bana evrim de..
BAĞIŞIKLIK Sistemi nedir?
Sizler evrimci bilimadamlar ne söylemişse ona inanırsınız. Araştırma yapmak yok.Bu bakteri olayı özellikle apandis olayında net bir şekilde tespiti yapılır. Bakteri nasıl bir temas ile insan ve hayvanlar arasında dolaştığını direnç kazandığını evrimsel olarak tek düşünürsek o zaman evrim teorisi burada bitmiş olur..
Bu direnç geçen bakteri vücutta hiçbir sistem ile temasa geçmiyor mu?
Bağışıklık, Solunum, Sindirim ve diğer sistemler evrimde demek yok.
Bunun yanında bakterinin özellikle bir sonuca gitmesi için bazı bağlantılardan yararlanması lazımdır..
-Hocam bir soru sorabilirmiyim?
-Tabi sorabilirsin.
-Antibiyotik Direnç nasıl oluşur?
-Direnç Evrimsel veya Bilimsel olarak
-Evrimsel olarak ördek avı yapalım.
-Ağız ile vücudumuza giren bir yiyecek hiçbir sistem kullanmadan aynı şekilde mide kısımda şekil değiştirerek kalır.Diş, Yemek borusu, Mide Asidi, ince ve kalın bağırsak, Apandis vs gibi kısımları kullanmadan aldığımız yiyecek aynı şekilde kalır mı? Bir meyvenin çekirdeği vücudumuzun mide kısımına geldiğine meyve ağaç oluşma imkanı "0" sıfırdır.Evrimcilere göre bakteri vücudumuza girdiğinde bakteri vücudumuza bağlı hiçbir sistemi kullanmadan direnç gösteriyor.(Yani meyve çekirdeği Ağaç oluyor.)
-Bilimsel olarak bakteri vücut ile temas halinde ise bağışıklık sistemi ile başlayan olay ile bakteri direnç kazanır.
Link 1:http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=4
Link 2:http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=7
Link 3:http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11378&page=8
-Bir bilgisayar olarak düşünelim.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/a/ae/VonNeumannMimarisi.PNG/225px-VonNeumannMimarisi.PNG
Bir Bilgisayarın Yapısı
Bilgisayarının İşletim sistemi antivirüs kullanımıyorsa yazılımda ne gibi değişikler olur.
Denetim Birimi sorun çıkarsa bilgisayarda ne gibi değişikler görünür.?
-EVET, Hocam demek istediğinizi anladım.
-Yani Dereyi satan kişi şifai durumunu bilmediği için başkasına bakacaktır.Sonra senin dere dere diyecek ve maydanoz satmaya başlayacaktır.
-Sonuçta bilgiyi almıştır.Maydanoz şifai durumunu biliyordur.
Saygılarımla MeTeE
-Bilimsel olarak bakteri vücut ile temas halinde ise bağışıklık sistemi ile başlayan olay ile bakteri direnç kazanır.
Sevgili metee ;
Na kadar güzel çarpıtmaya çalışmışsınız.
Bizim bağışıklık sistemimiz ile bakteri nasıl anti-biyotik direnci kazanır evladım?Senin vücud trilyon dolarlık anti-biyotik Ar-Ge sini içinde yapabiliyor sonrasında üretiyormu ki o anti-biyotik molekülünüde bu bakteri bağışıklık kazansın.
Kullanılan anti-biyotikler sentetiktir.Sen olmasanda ben gibileri üretirler.Bu arada testleri ve denemeleri yapılır bir bakteri üzerinde.Olumlu sonuçlarını laboratuar ortamında alırsın.Ruhsat dosyasını Sağlık Baknlığına sunarsın, ruhsatın çıkışı ile anti-biyotik piyasaya verilir (uzun sürer bu süreç) birde bakarsın artık işe yaramıyor.
Nedeni daha antibiyotik piyasaya sürülmeden DNA modifikasyonu ile belli bir bakteri varyetesi oluşumu ve o varyetenin o anti-biyotikten etkilenmemesidir.Antibiyotik Dünyada biraz kullanılınca aynı tür içinde o modifikasyona sahip bakterinin haricindekiler ölür ve dirençli olan yaşamaya devam eder.
Yeni bir antibiyotik Ar-Ge sine başlarsın ve süreç böyle devam eder.
Anti-biyotiğin, enzimlerin v.b. ne iş yaptığı nasıl üretildiğine dahil fikir sahibi olmadığın çok ortada.O sebeble resimli ve basit anlatım barındıran şu linki bir okuyuver.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15856
Saygılarımla.
Fatihcrs
09-01-2010, 15:39
evrim adını duyunca gülesim geliyor...
Evrim bilim tarafından çürütülmüş bir teoridir.Ama adamlar hiç durmadan halaaa üzerinde çalışıyorlar kendileride farkında ama aynı piyango gibi yaaa çıkarsa diye birşeyler yapıyorlar.
çıkmaz kardeşim çıkmaz...
Aha da buraya yazdım zaten...
evrim adını duyunca gülesim geliyor...
Evrim bilim tarafından çürütülmüş bir teoridir.Ama adamlar hiç durmadan halaaa üzerinde çalışıyorlar kendileride farkında ama aynı piyango gibi yaaa çıkarsa diye birşeyler yapıyorlar.
çıkmaz kardeşim çıkmaz...
Aha da buraya yazdım zaten...
Sayın fatihcrs ;
Utanmadan, Evrim hakkında hiç bir şey bilmeden, taraflı kaynakların çarpıtmalarından öğrendiğiniz kadarı ile bir laf atıyorsunuz ortaya bari cevap verme cesaretinide bulunuz.
Evrim hangi bilim alanı ile çürütülmüştür?
Bizide bilgilendirirseniz seviniriz.
Fatihcrs
09-01-2010, 21:27
Tüm bilim dalları adına çürütülmüştür.Böylesine kusursuz insanların ve hayvanların tesadüfen oluşamayacağını bilim ispatlamıştır.Burada boşuna uğraşmayın daha evrimciler bir proteinin nasıl tesadüfen oluşabileceğini açıklayamıyor.Kilitlenip kalıyorlar.Yada acayip acayip şeyler söylüyorlar.Baksana Dawkins bizi uzaylılar yarattı diyor daha ne olsun.Bunu Dawkins diyorsa başka kimseye laf düşmez.
Bakın ben bilim adamı değilim kaynaklar var ben kaynaklara dayanarak söylüyorum Başka bir konuda anlattığım Madde'nin hayal olduğu da bilimin ispatlamış olduğu bir gerçektir evrim gibi teori değildir. bu kaynakların doğruluğundan şüpheleniyorsanız gider dava açarsınız.
Gerçekte madde dışarıda saydam,renksiz ve karanlıktır.Bizim beynimiz onu gördüğümüz şekilde renkli yorumluyor bu da Allah (c.c.)'ın yaratması ile oluyor yani bizim öyle görmemizi sağlıyor.Şu konuyu tam manasıyla kavrasanız varya evrim teorisini kafanızdan siler atarsınız...
Öyle birşey olsa milyonlarca ara fosil (arageçiş formları) değişik değişik eciş bücüş canlılar olurdu.Uçabilen insanlar sürünen insanlar)
yaaa arkadaş şöyle kendinize bakın siz gören düşünen bir canlısınız gördüklerinizi 3 boyutlu bir şekilde duyduklarınızı tam kalite duyuyorsunuz.Varmı bunun daha ötesi
kusursuz bir canlıyız.Herşeyimiz yerli yerinde
Sevgili Fatihcsr,
Şu, senin yazından ufak bir alıntı:
Bakın ben bilim adamı değilim kaynaklar var ben kaynaklara dayanarak söylüyorum
Dayandığın bu kaynaklar nelermiş, neden açıklamıyorsun? Madem kaynağın merkezindesin, neden paylaşmıyorsun?
Bir Sümer Atasözü: "Biliyorsun, o halde neden öğretmiyorsun?"
Fatihcrs
09-01-2010, 21:51
kaynak HARUN YAHYA eğer yalan olduğunu düşünüyorsanız gider dava açarsınız kazanırsınız sitenizin anasayfasına da yazarsınız...
http://harunyahya.org/tr.m_website_index.php
kaynak HARUN YAHYA eğer yalan olduğunu düşünüyorsanız gider dava açarsınız kazanırsınız sitenizin anasayfasına da yazarsınız...
http://harunyahya.org/tr.m_website_index.php
Bilimsel meseleler, bilim adamlarının ve bilimsel mekanların konusudur Sevgili Fatihcsr, mahkemelerin değil.
Bu nedenledir ki, adını andığın şahsı ve müridlerini hiçbir bilimsel platformda hiçbir bilim adamının karşısında göremezsin. İddialarının bilimsel hiçbir yanı yoktur çünkü. En basitinden, bilim camiasından kendisine itibar eden, ciddiye alan kimse yoktur.
Sen bu şahsın yolunu izleyebilir, kendisine sonuna kadar itimat edebilirsin. Ancak, bunların bilimsel olduğunu söyleyebilmek biraz bilgi, biraz cesaret ve biraz da vicdan ister.
Bunu tekrar gözden geçirmeni tavsiye eder, sana hayatta başarılar dilerim!
.............Böylesine kusursuz insanların ve hayvanların tesadüfen oluşamayacağını bilim ispatlamıştır..............kusursuz bir canlıyız.Herşeyimiz yerli yerinde
hani neren kusursuz.... sen grip nezle olmuyormusun belin ağrımıyormu ateşin çıkmıyormu??miden bulan mıyormu?? ishal olmuyor musun??
hani nerde kusursuz hayvanlar .. kusursuz insanla...
ben öyle canlılar göremiyorum.. sen nasıl görüyorsun anlamıyorum.... bir etrafına bak heryer hastalık sorun kaynıyor...
evrensel-insan
09-01-2010, 22:28
Saygideger fatihcrs;
kusursuz bir canlıyız.Herşeyimiz yerli yerinde -fatihcrs-
Bak ben sana sirf su an aklima gelen kusurlari sayayim. Ellerimiz, sirtimiza uzanmiyor. Kafamizin arkasinda gozumuz yok, arkayi goremiyoruz. Ayaklarimiz ve kafamiz 360 derece donemiyor ki, geriye on on yuruyelim.
Yemek borusu ile girtlak borusu biribirine o kadar yakinki, her an yenilen veya icilenin genize kacma ve hatta olum tehlikesi var. Yuzmeyi ogrenebiliyoruz ama; ucmayi becerecek, kanatlarimiz yok.
Bunlar su an aklima gelenler, daha dusunsen, neler cikar, neler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Fatihcrs
10-01-2010, 12:34
Bunlar size kusur olarak görünüyor öylemi çok kıtsınız.Bu yazdıklarınız işte evrim olsaydı olacak şeylerdi kendi kendinizi yalanlıyorsunuz aslında bunlar bile size bir ibretlik bunlar kusur sayılmaz sadece yaradanın dilemesidir.yaratmasıdır.
Dünya'yı 3 boyutlu olarak görüyoruz,Duyuyoruz, düşünebiliyoruz,Hissediyoruz, tutabiliyoruz, yürüyebiliyoruz,Konuşabiliyoruz,Tuvaletimiz gelince onuda yapabiliyoruz ayrıca küçük tuvalet için ayrı büyük tuvalet için ayrı çıkışlardan,göze zararlı birşey temas ettiğinde göz yaşı hemen devreye giriyor.Aklıma gelenler bunlar birde olayın bilimsel olarak değerlendirmesini yaptığınızda bir hücreye bile şaşırmanız lazım ama herşeyi basit görüyorsunuz sanki insan bir et ve kemik yığını gibi geliyor size vücudumuzda tek bir tane bile boş organ yok hepsinin görevi var.Çok küçük pencereden bakıyorsunuz hayata...
kusursuzluk bunlardır.
Mutasyonlar bir düzen getirmez sadece düzgün birşeyi komple bozar...
Mutasyonlar bir düzen getirmez sadece düzgün birşeyi komple bozar...
Cehaleti ile tüm Dünyayı karanlığa boğmayı amaç edinmiş, tek taraflı bilgi (!) kaynaklarının deynekçiliğini yapmayı bırakamamış sevgili dostum fatihcrs ;
Anti-biyotik direnci ;
DNA nın geçirdiği bir mutasyon sonrasında aynı tür içinde genlerin değişmesine bağlı olarak farklı moleküler yapıda enzimlerin üretilmesine olanak verir.Buda spesifik anti-biyotiklerin artık işe yaramaması demektir.Buda ilgili bakterinin anti-biyotik varlığında hayatını sürdürebilmesini sağlar ki bu nasıl "düzgün bir şeyi bozmak" olabiliyor.
Zaten yetersiz olanı, çevresel etmenlerle daha da iyileştirme değil midir bu?
Resimli antibiyotik dirençi oluşumu :
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=15856 (http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=15856)
Okuyunuz fatihcrs.
Bu bir safsata olsa idi trilyon dolarlık anti-biyotik pazarı kurulur, her sene milyarlarca dolarlık Ar-Ge yapılırmıydı?
Tüm bilim dalları adına çürütülmüştür.Böylesine kusursuz insanların ve hayvanların tesadüfen oluşamayacağını bilim ispatlamıştır.
İspat için elde kesin verilerin olması gerekir zaten. Teasdüfen oluşmayan canlıların planlı bir organizma tarafından nasıl oluştuğuna dair bilimsel bir veri var mıdır peki?
........................Dünya'yı 3 boyutlu olarak görüyoruz,Duyuyoruz, düşünebiliyoruz,Hissediyoruz, tutabiliyoruz, yürüyebiliyoruz,Konuşabiliyoruz,
ama duyu gücümüz sınırlıdır ( 20 Hz to 20,000 Hz (20 kHz)), görmemiz sınırlı, uçamıyoruz, su altında nefes tutuşumuz sınırlı, Jacobsen organımız yok... iki ayak üstü durduğumuzdan fıtık ve bel ağrısı kaderimiz (4 ayaklılarda yok:))
gelince onuda yapabiliyoruz ayrıca küçük tuvalet için ayrı büyük tuvalet için ayrı çıkışlardan,göze zararlı birşey temas ettiğinde göz yaşı hemen devreye giriyor.......
mesela sadece ihtiyacımız kadar yemeği bilsek hiç tuvalet olmasa daha mükemmel olmazmıydı?? üstelik biri external boşaltımdır.. sindiremediklerinizi boşaltır... diğeri sindirdiklerinizin işe yaramayanlarını... ikisi tamamen farklı bir sistem :)............... göz yaşı kanaldan buruna açılır yani bir enfeksiyon varsa direk buruna geçer.. halbuki dışarı açılsa daha iyi olmazmıydı... ter, tükürük, hepsi boşaltım sistemidir...
bir hücreye bile şaşırmanız lazım ama herşeyi basit görüyorsunuz
sanki insan bir et ve kemik yığını gibi geliyor size
hücre tabii ki temel yapı taşı.. öğrenecek daha çok şey var... ama tümhücrelerin temel yapılarının hayvanda insanda bakteride bitkide aynı olması benzer kökenden geldiğimizin en iyi orneklerinden değil mi.... maalesef arkadaşım kemik ve etteki bu yaşam gidince artık geriye birşey kalmıyor...
vücudumuzda tek bir tane bile boş organ yok hepsinin görevi var.
apandixden 3.azı dişlerine embryodaki meckel kıkırdağından kuyruk sokumu kemiklerine...o kadar çok eskiden kalma körelmiş veya fonksiyonu değişmiş organ var ki...
Çok küçük pencereden bakıyorsunuz hayata... asıl allah yaratmış deyip pencereyi daraltan sizlersiniz
kusursuzluk bunlardır. ben bir kusursuzluk görmüyorum.tam tersine evrimi gelişimi değişimi görüyorum..herşey yaşam mücadelesine göre şekilleniyor
Mutasyonlar bir düzen getirmez sadece düzgün birşeyi komple bozar...
daha mütasyonlara geçmedik bile...
dersini iyi çalış fatih kardeşim
Fatihcrs
10-01-2010, 14:31
siz çürümüş hatta çürümekten kokmuş bir teori olan evrimi savunun benden bu kadar yapabileceğim elimden gelen başka birşey yok çünkü bu konular tartışmayla bitmez ben birşey yazıyorum hemen kılıf hazır... Halbuki sizede mantıklı gelmiyor ama savunuyorsunuz işte diyorsunuz ki birkere düşmüşüz içine...
son olarak şunu demek istiyorum.
İslam birliğinin kurulması çok yakın ömrünüz olupta bu anı görürseniz bence herşeye tövbe edin.Yepyeni bir sayfa açın hayatınızda
Bakın gelecekten bir haberdir.Sizin safsata dediğiniz ayetlerden ve Hadislerden çıkarılan sonuçtur.Hatta bunları çıkaran kişide Ruh hastası dediğiniz Harun Yahya'dır.
Bu durum tam manasıyla gerçekleştiğinde gidip elini öpersiniz.
Selametle
Fatihcrs
10-01-2010, 14:33
bu konuya birşey yazmanıza gerek yok sadece bu son yazdığım aklınızın bir kenarında dursun zaman herşeyi gösterecektir.
Allah'ın izniyle
siz çürümüş hatta çürümekten kokmuş bir teori olan evrimi savunun benden bu kadar yapabileceğim elimden gelen başka birşey yok çünkü bu konular tartışmayla bitmez ben birşey yazıyorum hemen kılıf hazır... Halbuki sizede mantıklı gelmiyor ama savunuyorsunuz işte diyorsunuz ki birkere düşmüşüz içine...
Bir kere fazla alınganlık gösteriyorsun fatih, bilimsel kanıt dediğimizde ıkına/sıkına Harun Yahya'nın sitesini göstermek, buraya bilgiyi değil demagojik söyleme devam edeceğininin göstergesiydi. Bulgulara ve zamana göre bilimsel gelişmelerde yanılgılar, hatalar, bir önceki tezi çürüten veriler her zaman olacaktır, peki Harun yahya bu durumda ne yapacak? Ben bilmiyorum, sana bir soru; Harun Yahya'nın akademik ünvanı nedir?
siz çürümüş hatta çürümekten kokmuş bir teori olan evrimi savunun benden bu kadar yapabileceğim elimden gelen başka birşey yok çünkü bu konular tartışmayla bitmez ben birşey yazıyorum hemen kılıf hazır... Halbuki sizede mantıklı gelmiyor ama savunuyorsunuz işte diyorsunuz ki birkere düşmüşüz içine...
son olarak şunu demek istiyorum.
İslam birliğinin kurulması çok yakın ömrünüz olupta bu anı görürseniz bence herşeye tövbe edin.Yepyeni bir sayfa açın hayatınızda
Bakın gelecekten bir haberdir.Sizin safsata dediğiniz ayetlerden ve Hadislerden çıkarılan sonuçtur.Hatta bunları çıkaran kişide Ruh hastası dediğiniz Harun Yahya'dır.
Bu durum tam manasıyla gerçekleştiğinde gidip elini öpersiniz.
Selametle
Cehaletinden pay vermek istemeyen güzel insan fatihcrs ;
1-) Evrim zaten sadece bir Teoridir.Lakin bilimsel hiç bir kanıt bunu ne çürütmüştür ne çüremesine ön ayak olmuştur.
Bazı şahıslar ki hergün bulduğu mucizelere doğal açıklamalar geliyor ve mucizeleri mucize olmaktan çıkıyor ama mucize yalanlarına devam ediyor, bazı şahışlar ki toplama kampları ve gaz odaları ortada iken Yahudi soykırımı olmamıştır diyor ve bu yalana devam ediyor.İşte yine aynı şahısın Evrim Teorisi üzerine eserlerindeki doğruluğu (!) okuyan bir gencin hayatından kesitleride sende görüyoruz.
2-) İran'a gidiniz ve bağıra bağıra sünni olduğunuzu haykırınız bakalım Şii birliğinin tepkisi ne olacak.Irak'ta ki en büyük çatışma ABD - Milis güçler arasında değil halen devam eden Şii-Sunni çatışmasıdır.Buradan yola çıkarak denebilir ki İslam Birliği en az Evrim Teorisi kadar bir Teoridir işin içine silahlı çatışmaların, terörün, cinayetlerin girdiği düşünülürse kabul edilme şansı yoktur.
3-) El ayak öpmek ancak sizin gibi aciz kullara nasip olmuş bir davranış biçimi olup, özgür bir birey olduğunuzun farkına varamamış, halen ümmetçilik yapmaktasınız.
siz çürümüş hatta çürümekten kokmuş bir teori olan evrimi savunun ..................
fatih çürüyen varsa o da dindir .. allah kavramı çürüyor islam düşünce sisteminin evrilmesi gerekir çünkü o da allahın çürümesiyle birlikte çürüyor ... farket artık...
Sevgili metee ;
Na kadar güzel çarpıtmaya çalışmışsınız.
Bizim bağışıklık sistemimiz ile bakteri nasıl anti-biyotik direnci kazanır evladım?Senin vücud trilyon dolarlık anti-biyotik Ar-Ge sini içinde yapabiliyor sonrasında üretiyormu ki o anti-biyotik molekülünüde bu bakteri bağışıklık kazansın.
Kullanılan anti-biyotikler sentetiktir.Sen olmasanda ben gibileri üretirler.Bu arada testleri ve denemeleri yapılır bir bakteri üzerinde.Olumlu sonuçlarını laboratuar ortamında alırsın.Ruhsat dosyasını Sağlık Baknlığına sunarsın, ruhsatın çıkışı ile anti-biyotik piyasaya verilir (uzun sürer bu süreç) birde bakarsın artık işe yaramıyor.
Nedeni daha antibiyotik piyasaya sürülmeden DNA modifikasyonu ile belli bir bakteri varyetesi oluşumu ve o varyetenin o anti-biyotikten etkilenmemesidir.Antibiyotik Dünyada biraz kullanılınca aynı tür içinde o modifikasyona sahip bakterinin haricindekiler ölür ve dirençli olan yaşamaya devam eder.
Yeni bir antibiyotik Ar-Ge sine başlarsın ve süreç böyle devam eder.
Anti-biyotiğin, enzimlerin v.b. ne iş yaptığı nasıl üretildiğine dahil fikir sahibi olmadığın çok ortada.O sebeble resimli ve basit anlatım barındıran şu linki bir okuyuver.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15856
Saygılarımla.
Sevgili metee ;
Na kadar güzel çarpıtmaya çalışmışsınız.
Bizim bağışıklık sistemimiz ile bakteri nasıl anti-biyotik direnci kazanır evladım?Senin vücud trilyon dolarlık anti-biyotik Ar-Ge sini içinde yapabiliyor sonrasında üretiyormu ki o anti-biyotik molekülünüde bu bakteri bağışıklık kazansın.
Kullanılan anti-biyotikler sentetiktir.Sen olmasanda ben gibileri üretirler.Bu arada testleri ve denemeleri yapılır bir bakteri üzerinde.Olumlu sonuçlarını laboratuar ortamında alırsın.Ruhsat dosyasını Sağlık Baknlığına sunarsın, ruhsatın çıkışı ile anti-biyotik piyasaya verilir (uzun sürer bu süreç) birde bakarsın artık işe yaramıyor.
Nedeni daha antibiyotik piyasaya sürülmeden DNA modifikasyonu ile belli bir bakteri varyetesi oluşumu ve o varyetenin o anti-biyotikten etkilenmemesidir.Antibiyotik Dünyada biraz kullanılınca aynı tür içinde o modifikasyona sahip bakterinin haricindekiler ölür ve dirençli olan yaşamaya devam eder.
Yeni bir antibiyotik Ar-Ge sine başlarsın ve süreç böyle devam eder.
Anti-biyotiğin, enzimlerin v.b. ne iş yaptığı nasıl üretildiğine dahil fikir sahibi olmadığın çok ortada.O sebeble resimli ve basit anlatım barındıran şu linki bir okuyuver.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15856
Saygılarımla.
Sevgili AerA
Öncelikle sen git bu evrimci biyoloji tavırlarını evrimci arkadaşlara anlat.
Bakterin nasıl direnç geçirdiğini anlatan yazıları takip edersen bu direnç oluşturan sebepleri öğrenirsiniz.
Bu Antibiyotik buldum buldum diye bir işlev ile bulunmadığını öğrenmen lazım.Antibiyotik verilme sebebi vücutta yaşan iyi huylu bakterilere göre yapılır ve sunulur..
Sen vücutta binlerce çeşit bakterin var olduğunu söylüyorsunda benim bağışıklık sistemine mi karşı çıkıyorsun..
Bu binlerce bakterileri kontrol eden ünite nedir.?
Bu ünite ne işlev yapıyor.?
Ünite zarar görürse bakteri dediğimiz kolayda zararlı olanlar nasıl bir tepki gösterir.?
Dawkins APANDİS kısmıda kaç bin bakteri var olduğunu biliyormusun?
3 Resim tamam bitti Direnç bu ise evrim ise animasyon olduğunu kabul etmiş olursun.
Saygılarımla MeTeE
Sevgili AerA
Öncelikle sen git bu evrimci biyoloji tavırlarını evrimci arkadaşlara anlat.
Bakterin nasıl direnç geçirdiğini anlatan yazıları takip edersen bu direnç oluşturan sebepleri öğrenirsiniz.
Bu Antibiyotik buldum buldum diye bir işlev ile bulunmadığını öğrenmen lazım.Antibiyotik verilme sebebi vücutta yaşan iyi huylu bakterilere göre yapılır ve sunulur..
Sen vücutta binlerce çeşit bakterin var olduğunu söylüyorsunda benim bağışıklık sistemine mi karşı çıkıyorsun..
Bu binlerce bakterileri kontrol eden ünite nedir.?
Bu ünite ne işlev yapıyor.?
Ünite zarar görürse bakteri dediğimiz kolayda zararlı olanlar nasıl bir tepki gösterir.?
Dawkins APANDİS kısmıda kaç bin bakteri var olduğunu biliyormusun?
3 Resim tamam bitti Direnç bu ise evrim ise animasyon olduğunu kabul etmiş olursun.
Saygılarımla MeTeE
Sevgili MeTeE ;
Cehaletini mazur görüyorum.Ben ilaç firmalarında çalıştım.
Kara kaşım kara gözüm için alınmadım oralara.
Antibiyotiği de direncinide iyi bilirim.
Ya sen...Uzmanlık alanın, bir konu olsun varmı?
Akılları bulandırmaya çalışacağına,bilimle kanıtlanmışlığa "yalan" diyeceğine insanlık için faydalı bir keşif yap.Ne bileyim 10 bin feetden düşüp ölmemek gibi.Git bir dene.Belki ölmezsin.Ölürsende toplumun kaybının büyük olacağını sanmam.
O üç resim basitçe;
Hayatın enzimlerle devam ettiğini, antibiyotiklerin enzimleri etkilediğini, enzimlerin spesifik yapıları olduğundan spesifik antibiyotiklerden etkileneceğini, DNA mutasyonu ile genler ve oradan enzimlerin moleküler yapılarının değişebileceğini, bununda ilgili antibiyotiğe direncin nasıl kazanıldığını anlatır.Bunun idrakı bu kadar zormu?Yoksa problem sizde mi?
Sevgili MeTeE ;
Cehaletini mazur görüyorum.Ben ilaç firmalarında çalıştım.
Kara kaşım kara gözüm için alınmadım oralara.
Antibiyotiği de direncinide iyi bilirim.
Ya sen...Uzmanlık alanın, bir konu olsun varmı?
Akılları bulandırmaya çalışacağına,bilimle kanıtlanmışlığa "yalan" diyeceğine insanlık için faydalı bir keşif yap.Ne bileyim 10 bin feetden düşüp ölmemek gibi.Git bir dene.Belki ölmezsin.Ölürsende toplumun kaybının büyük olacağını sanmam.
O üç resim basitçe;
Hayatın enzimlerle devam ettiğini, antibiyotiklerin enzimleri etkilediğini, enzimlerin spesifik yapıları olduğundan spesifik antibiyotiklerden etkileneceğini, DNA mutasyonu ile genler ve oradan enzimlerin moleküler yapılarının değişebileceğini, bununda ilgili antibiyotiğe direncin nasıl kazanıldığını anlatır.Bunun idrakı bu kadar zormu?Yoksa problem sizde mi?
Sevgili AerA
Bakteri direnç geçiriyor sen ilaç firmasında çalışmışsın ama onu bilmiyorsun galiba onda kendi yazdığın değil başkalarının yazılarını almakla kalıyorsun.
İlk önce şunu öğrenelim sonra cahil mi ak mı ona karar verelim.
Hasta olan kişide bakteri kendi sistemine göre değişmiyor.Bir sistemi kullanarak mutasyon gelişiyor.
Hasta olan kişide baktığımızda bakteri nasıl direnç gösterdiğini anlarız..
Yani A Antibiyotiği vücutta bulunan var olan bakteri karşı etkisiz diğer adıyla direnç gösteriyor..
A değil B veya C Antibiyotikte verilebiliyor..
Direnç'in hangi aşamada olduğunu anlamak için ilk önce kültür veya laboratuar örnek sonuçları beklenir ona göre antibiyotik verilebilir.
Kültür ve laboratuar örneğine nasıl oluşuyor..Piyasada ne kadar antibiyotik var ise testten geçer bu sonuç ona göre çıkar.sonra antibiyotik verilmeye başlanır.
İLAÇ FİRMALARI DİRENÇİ OLUŞTURMUYOR VÜCUT OLUŞTURUYOR:.
Saygılarımla MeTeE
Antibiyogram testleride yaptım defalarca..
Amcamların hastanesi vardı.Orda tahlilde yaptım uzun bir zaman.
Bir bakteri vücut içinde mutasyon geçirebilir.Random Chemical Reaction (gelişigüzel kimyasal reaksiyon).Bunun haricinde X-Işınları, yüksek enerjili UV ışınları, radyoaktivite v.b. bazı metodlarla DNA bozulur.Bir çok defa bakteri zaten ölür.Lakin ölmezse yeni DNA diziliminin oluşturacağı yeni enzimler ilgili antbiyotikten etkilenmez.Başka antibiyotik dener veya mevcut formülasyonu değiştirirsin.
İLAÇ FİRMALARI DİRENÇİ OLUŞTURMUYOR VÜCUT OLUŞTURUYOR:. -metee-
Böyle bir kanıya nasıl kapıldın ki zaten.Direnci ilaçlar oluşturabilir, düşük ihtimal vücud içindede kazanılır ama ana etken dışarıda, bağımsız yaşam alanında geçirilen modifikasyonlardır.Bu sebeple modifiye bakteri vücuda girdiğinde zaten ilgili antibiyotik iş yapmaz.İlaç firmaları trilyon dolarlık arge ile kazanılan direnci kırmaya uğraşırlar.
Neden Evrim Teorisi Bakterilerin beyin gelişimini yapmamış da,Sadece çoğalmasını sağlamıştır.Beyin gelişse insanlara daha çok zarar vererek hayatta kalabilir.
Geçen Yüzyıllara bakıyorumda bakteri sadece kendini çoğaltıyor.
Beyin veya vücut gelişimini yapmıyor.
Sadece çoğalma?
-Hocam bir sorumda olacak Branş nedir.
(-_Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır._-)
-Branş Zaman içerinde öğreneceksin
Saygılarımla MeTeE
Neden Evrim Teorisi Bakterilerin beyin gelişimini yapmamış da,Sadece çoğalmasını sağlamıştır.Beyin gelişse insanlara daha çok zarar vererek hayatta kalabilir.
Geçen Yüzyıllara bakıyorumda bakteri sadece kendi çoğaltıyor.
Beyin veya vücut gelişimini yapmıyor.
Sadece çoğalma?
-Hocam bir sorumda olacak Branş nedir.
(-_Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır._-)
-Branş Zaman içerinde öğreneceksin
Saygılarımla MeTeE
Saygıdeğer Metee ;
Beyni gelişene bakteri denmez zaten.Kimbilir ne denir ve kimbilir neye benziyordur.
Geçen yüzyıllara takılıp kalmamak lazım, o canlı olabileceğinin en iyisi olmaya çabalıyor halen.Hatta insan oğluna rağmen.Birtek çoğalma değil, çeşitli modifikasyonlarla değişik türevlerini (varyete) oluşturuyor türün.
Geriye kalanını tam olarak anlayamadım Metee.benim bramşımımı soruyorsun yoksa genel anlamda branş kelimesinin anlamını mı çözümleyemedim.
saygılarımla.
Antibiyogram testleride yaptım defalarca..
Amcamların hastanesi vardı.Orda tahlilde yaptım uzun bir zaman.
Bir bakteri vücut içinde mutasyon geçirebilir.Random Chemical Reaction (gelişigüzel kimyasal reaksiyon).Bunun haricinde X-Işınları, yüksek enerjili UV ışınları, radyoaktivite v.b. bazı metodlarla DNA bozulur.Bir çok defa bakteri zaten ölür.Lakin ölmezse yeni DNA diziliminin oluşturacağı yeni enzimler ilgili antbiyotikten etkilenmez.Başka antibiyotik dener veya mevcut formülasyonu değiştirirsin.
İLAÇ FİRMALARI DİRENÇİ OLUŞTURMUYOR VÜCUT OLUŞTURUYOR:. -metee-
Böyle bir kanıya nasıl kapıldın ki zaten.Direnci ilaçlar oluşturabilir, düşük ihtimal vücud içindede kazanılır ama ana etken dışarıda, bağımsız yaşam alanında geçirilen modifikasyonlardır.Bu sebeple modifiye bakteri vücuda girdiğinde zaten ilgili antibiyotik iş yapmaz.İlaç firmaları trilyon dolarlık arge ile kazanılan direnci kırmaya uğraşırlar.
Sevgili AerA
Öncelikle yazdığın tüm yazıları okudun mu?
Bu antibiyotik nasıl bir yönetimi kullanarak yapılır.?
Apandis Bak kaç bin bakteri mevcuttur.
Bağırsak bakterileri konağın bağırsak ve sistemik bağışıklık sistemine sürekli etki ederler. Bağırsak mukozasındaki bağışıklık sisteminin hem erken gelişiminde hem de hayat boyunca işleyişinde bakterilerin anahtar bir rolü vardır. Bağırsak mukozası yakınında yer alan lenf dokularını stimüle ederek patojenlere karşı antikor üretmelerini sağlarlar .Bağışıklık sistemi yararlı bakterilere dokunmayıp zararlılara karşı mücadele verir..
Ortalama bir insan vücudunda 10 (13 üstü) hücre varken sindirim sisteminin içindeki mikroorganizma sayısı bunun on katı kadardır.
Antibiyotik yapmak istersen ilk önce başvuracağın kısımlar mide, ince, kalın ve apandis içindeki lenf doku ile başla.Bu şekilde amcanın hastanesinde bir uzman olursun.
Antibiyotik belli minareller ile zenginleştirilmiş iyi huylu bakterenin vücuda verilmesi demektir.
Antibiyotik direnci özellikle bağırsak ve apandis kısmında yalnış kullanıldığında yararlı bakterilerin azalmasının yanında zararlı bakterilerin özelliğinde var olan kısmı açığa çıkmasına neden olacak böylelikle çoğalmasını sağlayacaktır.
Direnç kaç çeşitdir.?
Kutuplardaki antibiyotik direnç mi çok zararlı yoksa çöl iklimindeki antibiyotik direnç mi zararlıdır.
Evrimcilerin mantığına göre bir meyve yediğinde çekirdeği midede ağaç olacak mantığıdır.
Çekirdeğin mide kısmında ağaç olması için uygun şartların olması lazımdır.
Bizim mantık ise meyve çekirdeği toprak ile buluştuğunda ağaç olma yolunda gider.
Bir hayvan nasıl kendini korumak için ellinden geleni yapırsa, Bakterinin kendi koruma için var olan ortaya çıkaracaktır..
Çünkü kendi yaşam alanı kısıtlanması istemeyen bir hayvan saldırgan olacaktır.
Ben bu hayvanın yaşam alanı tehdit ediyorsam ozaman olacak konu bellidir.O hayvan kendi yaşam alanı korumak için saldırgan olacaktır.?
Saygılarımla MeTeE
Sevgili AerA
Antibiyotik belli minareller ile zenginleştirilmiş iyi huylu bakterenin vücuda verilmesi demektir.
Sevgili Metee ;
Konuya ne kadar yabancı olduğunu fark etsemde, yabancı olduğun halde fikir yürütme isteğini anlamış değilim.
Antibiyotik belli minareller ile zenginleştirilmiş iyi huylu bakterenin vücuda verilmesi değildir.Antibiyotikler başlı başına moleküldür.Senin değidin aşı olur ki ondada iyi huylu bakteriler enjekte edilmez.
Bak bu bir antibiyotik ;
http://dailymed.nlm.nih.gov/dailymed/archives/image.cfm?archiveid=4518&type=img&name=unasyn-image01.jpg
Ve bünyesinde bakteri falan içermez.Cansız bir moleküldür.İlkokul kaçtan terksin acaba diye düşündürme insanları?
Sevgili Metee lütfen artık abes cevaplamalara kaçmayınız.Cehaletinizi insanlarla paylaşma şevkini anlıyorum ama ne gerek var değilmi?
"Bu şekilde amcanın hastanesinde bir uzman olursun.", benim zaten bir uzmanlık alanım var.Tez elden sizede bir tane diliyorum.Abesle iştikal haricinde.
Sevgili Metee ;
Konuya ne kadar yabancı olduğunu fark etsemde, yabancı olduğun halde fikir yürütme isteğini anlamış değilim.
Antibiyotik belli minareller ile zenginleştirilmiş iyi huylu bakterenin vücuda verilmesi değildir.Antibiyotikler başlı başına moleküldür.Senin değidin aşı olur ki ondada iyi huylu bakteriler enjekte edilmez.
Bak bu bir antibiyotik ;
http://dailymed.nlm.nih.gov/dailymed/archives/image.cfm?archiveid=4518&type=img&name=unasyn-image01.jpg
Ve bünyesinde bakteri falan içermez.Cansız bir moleküldür.İlkokul kaçtan terksin acaba diye düşündürme insanları?
Sevgili Metee lütfen artık abes cevaplamalara kaçmayınız.Cehaletinizi insanlarla paylaşma şevkini anlıyorum ama ne gerek var değilmi?
"Bu şekilde amcanın hastanesinde bir uzman olursun.", benim zaten bir uzmanlık alanım var.Tez elden sizede bir tane diliyorum.Abesle iştikal haricinde.
Sevgili AerA
http://dailymed.nlm.nih.gov/dailymed/archives/image.cfm?archiveid=4518&type=img&name=unasyn-image01.jpg
MİNAREL NEDİR?
Verdiğin resim bak sonra bana dön.
İyi huylu bakterilerin yönetimi kullandıklarını söyledim.Bakteri verdiğini söylemedim..Ama iyi huylu bakterileri insan rahatsızlığında kullanılıyor..
Sen evrimci bilimadamlarına sor cevap verecektir..
Cahil mi Kara mı Yoksa sudan karaya geçti zaman içinde öğreneceksin...
Sen bilgin ile kal diyorum..
Sen minarelden bile haberin yok ve iyi huylu bakterilerin ne olduğu bilmiyorsun...
Sorduğum soruların cevaplarını alamadım.
Cahil ve Kara kelimesinde başka kelimeler yaz..Seni saygıya davet ediyorum..
Bilgi sahibiyle her yeri dolaşan bir hazinedir.
Saygılarımla MeTeE
NOT: Senin bildiğin ısrar ile başkasının yazısı bana getirip tamam bu işte cahil kelimesiyle yazıyorsun.Yetmiyor amcanın hastanesinde araştırma ve test yaptım diyorsun.ilk önce yazılarımın arasındaki sorulara cevap ver.Sonra bana saygı içersinde sormak istediğin soruyu sor.Ben saygı içersinde soruyorsam sende saygı ile sor o zaman iyi bir tartışma olur..
Antibiyoti Direnç geçirdi tamam Evrim teorisi gerçeği diyecem sonra bakacam.Gerçekler acıdır..Var olan bir olayı evrim teorisi gerçeği gibi kabul edemem.Araştır ..Araştır...Araştır
Bilmiyorsan o zaman çekil köşene oku yorumları.
Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler.
Sevgili Metee ;
Artık bıkkınlık getirdiğinin farkına ne zaman varırsın bilmiyorum ama bana mineralin ne olduğunu öğretecek seviyede kimya bilgisi ve ehliyetine sahip olmadığınız zaten belli oluyor.En nihayetinde kimya lisansına vakıf olan benim.Mineral nedir sizlerden daha iyi bilirim.
"Antibiyotik belirli mineraller ile zenginleştirilmiş bakterilerin vücuda verilmesi demektir" -Metee-
Antibiyotik bir bakteri değildir ki minerallerle zenginleştirilmiş olsun, birde utanmadan vücuda verilmiş olsun.
Metee dostum cehaletten bahsedince alınıyorsun ama bilgisizliğin ortada.Katti suretle size hakaret amacı gütmüyor cahil demem.Konu hakkında bilgisiz olduğunuzu anlatmaya çalışıyorum.
Şayet hakkımda bir araştırma yapmak isterseniz bitirdiğim okulun adını, derecemi, çalıştığım yer ve çalışmalarımı (ilaç firmaları, hastaneler) ayrıntılı bir şekilde, adres ve telefon numaraları ile size bildirebilirim.
2 kere 2 nin ısrarla 5 ettğini söyleyen, hatta "hayır 4 eder" diyene sen git araştır sonrada köşende otur, yorumları oku diyen biri saygıyı nasıl bekleyebilir.
Madem öyle; ne kimyadan anlıyorsun ,ne biyokimyadan.Sen daha antibiyotiğin ne olduğunu bile bilmiyorsun.Git köşende otur.Yorumları oku Metee dostum.
Saygılarımla.
Sevgili Metee ;
Artık bıkkınlık getirdiğinin farkına ne zaman varırsın bilmiyorum ama bana mineralin ne olduğunu öğretecek seviyede kimya bilgisi ve ehliyetine sahip olmadığınız zaten belli oluyor.En nihayetinde kimya lisansına vakıf olan benim.Mineral nedir sizlerden daha iyi bilirim.
"Antibiyotik belirli mineraller ile zenginleştirilmiş bakterilerin vücuda verilmesi demektir" -Metee-
Antibiyotik bir bakteri değildir ki minerallerle zenginleştirilmiş olsun, birde utanmadan vücuda verilmiş olsun.
Metee dostum cehaletten bahsedince alınıyorsun ama bilgisizliğin ortada.Katti suretle size hakaret amacı gütmüyor cahil demem.Konu hakkında bilgisiz olduğunuzu anlatmaya çalışıyorum.
Şayet hakkımda bir araştırma yapmak isterseniz bitirdiğim okulun adını, derecemi, çalıştığım yer ve çalışmalarımı (ilaç firmaları, hastaneler) ayrıntılı bir şekilde, adres ve telefon numaraları ile size bildirebilirim.
2 kere 2 nin ısrarla 5 ettğini söyleyen, hatta "hayır 4 eder" diyene sen git araştır sonrada köşende otur, yorumları oku diyen biri saygıyı nasıl bekleyebilir.
Madem öyle; ne kimyadan anlıyorsun ,ne biyokimyadan.Sen daha antibiyotiğin ne olduğunu bile bilmiyorsun.Git köşende otur.Yorumları oku Metee dostum.
Saygılarımla.
Sevgili AerA
Uzun süre senin yazdığına cevap veremedim ama senin gibi bir kişi diğer yazıları okusaydı o zaman kırmız ile yazdığın yazıyı anlardın.
Ama sorun işte Zenginleştirilmiş minareller ve iyi huylu derken ne anladın?
Bak senin minarellerin yanında besin değeri yüksek olan bitki içerisinde bakteri bulunmaktadır..
İnsan besin değeri yüksek olan bitki, su ve gıda alması lazımdır.işte burada insan vücuduna iyi huylu bakteriler transferi olmaktadır..
İyi huylu olan yanında kötü huylu bakterilerde vücudumuza girmektedir.
Bunlarının zararlarını yok etmek için hergün ilaç alsaydık o zaman insan nesili yok olurdu..
Bu zararlı bakterilerin bir kontrol merkezi olması gereklidir ki bir vücut ile temasta iyi veya zararlı olanları kotrol ederek yok etmesinin yanında koruma yaparak kalmasını sağlaması lazımdır..
Bir ünite var mı?
Evrimcileri bu ünite kısmı görmeden tamam direnç oluştu demek ile kalıyor.
İnsan canlı vücudumuza giren bakteri canlı bunları bir koruma veya yok etme merkezi olması lazımdır.
""""metee"""""""Sizler evrimci bilimadamlar ne söylemişse ona inanırsınız. Araştırma yapmak yok.Bu bakteri olayı özellikle apandis olayında net bir şekilde tespiti yapılır. Bakteri nasıl bir temas ile insan ve hayvanlar arasında dolaştığını direnç kazandığını evrimsel olarak tek düşünürsek o zaman evrim teorisi burada bitmiş olur..
Bu direnç geçen bakteri vücutta hiçbir sistem ile temasa geçmiyor mu?
Bağışıklık, Solunum, Sindirim ve diğer sistemler evrimde demek yok.
Bunun yanında bakterinin özellikle bir sonuca gitmesi için bazı bağlantılardan yararlanması lazımdır..
-Hocam bir soru sorabilirmiyim?
-Tabi sorabilirsin.
-Antibiyotik Direnç nasıl oluşur?
-Direnç Evrimsel veya Bilimsel olarak
-Evrimsel olarak ördek avı yapalım.
-Ağız ile vücudumuza giren bir yiyecek hiçbir sistem kullanmadan aynı şekilde mide kısımda şekil değiştirerek kalır.Diş, Yemek borusu, Mide Asidi, ince ve kalın bağırsak, Apandis vs gibi kısımları kullanmadan aldığımız yiyecek aynı şekilde kalır mı? Bir meyvenin çekirdeği vücudumuzun mide kısımına geldiğine meyve ağaç oluşma imkanı "0" sıfırdır.Evrimcilere göre bakteri vücudumuza girdiğinde bakteri vücudumuza bağlı hiçbir sistemi kullanmadan direnç gösteriyor.(Yani meyve çekirdeği Ağaç oluyor.)
-Bilimsel olarak bakteri vücut ile temas halinde ise bağışıklık sistemi ile başlayan olay ile bakteri direnç kazanır."""""""
Sen anlamazsın çünkü antibiyotik direncinin ilaç firması ve ilaçlarınyaptını söyleyen kara cahil kısmına iniyorsun..
Direnç kaç çeşitdir.?
Kutuplardaki antibiyotik direnç mi çok zararlı yoksa çöl iklimindeki antibiyotik direnç mi zararlıdır.
İyi huylu bakterilerin yönetimi kullandıklarını söyledim.Bakteri verdiğini söylemedim..Ama iyi huylu bakterileri insan rahatsızlığında kullanılıyor..
"""""AerA"""""Bir çok antibiyotik üretilmeden bakteriler bunlara karşı bağışıklık kazanıyorlar demek hem doğru hem yanlıştır.Bir ilaç molekülünün sıfırdan tasarlanması ,üretilmesi ,ruhsat dosyasının hazırlanması cidden anormal bir zaman alır.Sonrasında üretilen molekülün test aşaması başlar ki birde bakarsınız işe yaramıyor.Bunun sebebi ya en başından molekülde öngöremediğimiz aksaklıklar (işe yaramazlıklar) ki bu ilgili bakteri tipinin molekülden etkilenmemesidir ,yada benzer moleküllere veya benzer fraksiyonlarına zaten bağışıklık kazanmış olmasındandır.
Bakteri bile olsa hayatta kalma eğilimi ve çabası yüksektir.Her hangi bir şekilde hücre zarından içeri giren kimyasalın etkisinin yok edilmesi için hücre çalışır.Bu çalışma milyarlarca bakteriye mal olur ama sonunda gen aktarımı ile ,ilgili moleküle sağladığı direnci ilerki kuşaklara aktarır.Sırf türün devamı sağlansın diye.
Bu kısa vadede bir evrilmedir.Her canlının hayatta kalma ,türün devamını sağlama çabasını milyarlarca yıla yayarsan sen ben oluruz ,şu anda tanıdığımız doğa ve içindekiler olur. """""""
İlk önce yazdığının kısma dikkat sonra diğer yazılarını oku anlarsın demek istediğimi..,
Saygılarımla MeTeE
NOT: Diğer yazılara bak kırmızı ile yazdığın yazıyı anlayacaksın...
Sevgili Metee
Dandik bir tübitak projesi için Niğdeye gitmek zorunda kaldım.Hatta 15 ay kadar kalacağım burada.Proje dahilinde kalsiyum karbonatın stearik asitle kaplanması ve iyileştirme sürecinde çeşitli işlemlerde bulunacağım.Bir mineroloji çalışması yani.
İyi huylu bakteri, mineral, kötü huylu bakteri, enzim sistemi, enzim inhibasyonu gibi konulara biraz çalış.Fikir sahibi ol.Sonrasında antibiyotik direnci nasıl oluşur ve benzeri konularda belki ufkun açılabilir.
"Sen anlamazsın çünkü antibiyotik direncinin ilaç firması ve ilaçlarınyaptını söyleyen kara cahil kısmına iniyorsun.." -Metee-
Sevgili dostum ben ilaç firmaları içinde çalıştım.Antibiyotik direncini ilaç firmaları yapmaz.Bakteriler kendi kendine, enzim sistemlerini modifiye ederek ilaçlara karşı zamanla direnç kazanırlar.
Saygılarımla.
Sevgili AeRA
Sevgili Metee
Dandik bir tübitak projesi için Niğdeye gitmek zorunda kaldım.Hatta 15 ay kadar kalacağım burada.Proje dahilinde kalsiyum karbonatın stearik asitle kaplanması ve iyileştirme sürecinde çeşitli işlemlerde bulunacağım.Bir mineroloji çalışması yani.
İyi huylu bakteri, mineral, kötü huylu bakteri, enzim sistemi, enzim inhibasyonu gibi konulara biraz çalış.Fikir sahibi ol.Sonrasında antibiyotik direnci nasıl oluşur ve benzeri konularda belki ufkun açılabilir.
"Sen anlamazsın çünkü antibiyotik direncinin ilaç firması ve ilaçlarınyaptını söyleyen kara cahil kısmına iniyorsun.." -Metee-
Sevgili dostum ben ilaç firmaları içinde çalıştım.Antibiyotik direncini ilaç firmaları yapmaz.Bakteriler kendi kendine, enzim sistemlerini modifiye ederek ilaçlara karşı zamanla direnç kazanırlar.
Saygılarımla.
YAZIYI OKU ANLARSIN :)
Antibiyogram testleride yaptım defalarca..
Amcamların hastanesi vardı.Orda tahlilde yaptım uzun bir zaman.
Bir bakteri vücut içinde mutasyon geçirebilir.Random Chemical Reaction (gelişigüzel kimyasal reaksiyon).Bunun haricinde X-Işınları, yüksek enerjili UV ışınları, radyoaktivite v.b. bazı metodlarla DNA bozulur.Bir çok defa bakteri zaten ölür.Lakin ölmezse yeni DNA diziliminin oluşturacağı yeni enzimler ilgili antbiyotikten etkilenmez.Başka antibiyotik dener veya mevcut formülasyonu değiştirirsin.
İLAÇ FİRMALARI DİRENÇİ OLUŞTURMUYOR VÜCUT OLUŞTURUYOR:. -metee-
AeRA Diyorki : Böyle bir kanıya nasıl kapıldın ki zaten.Direnci ilaçlar oluşturabilir, düşük ihtimal vücud içindede kazanılır ama ana etken dışarıda, bağımsız yaşam alanında geçirilen modifikasyonlardır.Bu sebeple modifiye bakteri vücuda girdiğinde zaten ilgili antibiyotik iş yapmaz.İlaç firmaları trilyon dolarlık arge ile kazanılan direnci kırmaya uğraşırlar.
Direnç kaç çeşitdir.?
Kutuplardaki antibiyotik direnç mi çok zararlı yoksa çöl iklimindeki antibiyotik direnç mi zararlıdır.
İyi huylu bakterilerin yönetimi kullandıklarını söyledim.Bakteri verdiğini söylemedim..Ama iyi huylu bakterileri insan rahatsızlığında kullanılıyor..
İlk önce yazdığının kısma dikkat sonra diğer yazılarını oku anlarsın demek istediğimi..,
Saygılarımla MeTeE
Fatihcrs
04-03-2010, 13:45
Evet arkadaşlar evrime delil olarak göstermeye çalıştığınız antibiyotik direnç hakkında bir bilgi paylaşmak istedim...
http://www.ntvmsnbc.com/id/25063843/
ilginizi çekebilecek bir başka haberlerde burada
http://www.ntvmsnbc.com/id/25064705/
http://www.ntvmsnbc.com/id/25059736/
Evet arkadaşlar evrime delil olarak göstermeye çalıştığınız antibiyotik direnç hakkında bir bilgi paylaşmak istedim...
zaten doğada olan birşey antibiyotik... bunu bilmiyor muydun sevgili fatih :)
bak o haberin sonunda ne yazıyor :
"Kroiss, farklı türde mikroplarla savaş için değişik antibiyotik karışımları kullanma yönteminin modern tıpta da kullanıldığını, yaban arılarınınsa bunu belki milyonlarca yıl süren evrim süreci boyunca mükemmelleştirip kullandığını söyledi."
Sevgili Metee ;
Artık bıkkınlık getirdiğinin farkına ne zaman varırsın bilmiyorum ama bana mineralin ne olduğunu öğretecek seviyede kimya bilgisi ve ehliyetine sahip olmadığınız zaten belli oluyor.En nihayetinde kimya lisansına vakıf olan benim.Mineral nedir sizlerden daha iyi bilirim.
"Antibiyotik belirli mineraller ile zenginleştirilmiş bakterilerin vücuda verilmesi demektir" -Metee-
Antibiyotik bir bakteri değildir ki minerallerle zenginleştirilmiş olsun, birde utanmadan vücuda verilmiş olsun.
Metee dostum cehaletten bahsedince alınıyorsun ama bilgisizliğin ortada.Katti suretle size hakaret amacı gütmüyor cahil demem.Konu hakkında bilgisiz olduğunuzu anlatmaya çalışıyorum.
Şayet hakkımda bir araştırma yapmak isterseniz bitirdiğim okulun adını, derecemi, çalıştığım yer ve çalışmalarımı (ilaç firmaları, hastaneler) ayrıntılı bir şekilde, adres ve telefon numaraları ile size bildirebilirim.
2 kere 2 nin ısrarla 5 ettğini söyleyen, hatta "hayır 4 eder" diyene sen git araştır sonrada köşende otur, yorumları oku diyen biri saygıyı nasıl bekleyebilir.
Madem öyle; ne kimyadan anlıyorsun ,ne biyokimyadan.Sen daha antibiyotiğin ne olduğunu bile bilmiyorsun.Git köşende otur.Yorumları oku Metee dostum.
Saygılarımla.
Fatihcrs arkadaş teşekkür ediyorum..
""""NTVMSNBC""""
Bu yaban arıları dişileri yuvalarını toprak içine kazdıktan ve yumurtalarını bıraktıktan sonra, çıkan larvaları beslemek üzere bir balarısı yakalayıp paralize ederek yumurtaların önüne koyuyor. Ancak, toprağın altı, burada yaşayan canlılar ve özellikle yumurta ve larvalar için fazla dost bir ortam değil. Toprak altı sıcak, nemli ve organik madde bakımından zengin olduğundan hem yuvadaki yumurta ve larvalar, hem de yiyecek stokları küf ve bakteri gibi patojenlerin etkisine açık.
Dolayısıyla arıların dişileri yavrularını bunlardan korumak için kendi anten salgılarında barındırdıkları streptomyces cinsinden bakterileri yuvanın tavanına asıyorlar. Yumurtadan çıkan larvalar da tavandaki bu ecza dolabını açarak bakterileri kozalarına sürüyorlar. Araştırmayı yürüten bilimciler, bu yaban arılarının evrim sürecinde sadece antibioyotik üretme yöntemi keşfetmekle kalmayıp, bunları modern tıptaki gibi kokteyller halinde kullanarak etkisini arttırdığını söylüyor.
Max Planck Enstitüsü’nden Johannes Kroiss’e göre yaban arısı temelde Streptomis denilen bir bakteriden yararlanıyor. 'Sıcak bir yuva' edinen bakteri bunun karşılığında dokuz antibiyotik maddeden oluşan bir salgı üretiyor. Bu salgı, farklı türlerde çok sayıda zararlı bakteri ve mantara karşı etkili.
Dişi yaban arısı, Streptomis adlı üretken bakteriyi duyargalarındaki özel haznede yaşatıyor ve çoğalmasına izin veriyor. Daha sonra bu haznedeki bakterili sıvıyı kuluçka hücrelerine sürüyor. Hücrede büyüyen larva da daha sonra koza örerken bu sıvıyı alıp kozanın dışına taşıyor.
Bilimcilere göre bu bulgu, yeni antibiyotik tedavilerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayabilir.
""""""""""""""""""""""""""""""
""""NTVMSNBC"""""""""""
Kroiss, farklı türde mikroplarla savaş için değişik antibiyotik karışımları kullanma yönteminin modern tıpta da kullanıldığını, yaban arılarınınsa bunu belki milyonlarca yıl süren evrim süreci boyunca mükemmelleştirip kullandığını söyledi.
"""""""""""""""""""""""""""""""
Bu kısım ise evrimcilerin kendi mal etmek istediği kısımdır.
İlk önce böyle diyorlarda şimdi böyle oldu da evrim onlara ders verdi. :D :D :D
Saygılarımla MeTeE
mete kardeş...
işine gelen yeri alıp gelmeyeni böyle reddetmek oluyor mu ama :) ilahi dostum.. alemsin
mete kardeş...
işine gelen yeri alıp gelmeyeni böyle reddetmek oluyor mu ama :) ilahi dostum.. alemsin
:D :D Geri kalanı evrime bıraktım sen bakarsın.
Aslında benim daha öncelerden yazdığım konu üzerine aldım.Dikkat et..Yani yazının devamı niteliğinde olmuştur.
Saygılarımla MeTeE
bu olay doğal seçilimle yapay seçilimi çok iyi anlatıyor....
aynı bizlerin iyi süt veren iyi yumurta veren hayvanları seçmemiz gibi...
biz bunu hızlı yapabiliyoruz ama doğal şartlarda milyonlarca yılda oluşuyor...
antibiyotikler de öyle... insanoğlu mekanizmayı çözünce bunu kendi hızlı yapabiiyor..
yani yoktan varediş değil bu zaten olanı çözmek.evrim de böyle zaten olanı buluyoruz.. bilim bu değil mi zaten ...
Sevgili uyar
Daha öncelerde başka bir evrimci arkadaş ile bu konu üzerinde tartışıyorduk.
Benim anlatmak istediğimi Fatihcrs arkadaşın yazı net bir şekilde anlatmıştır.
Evrim yok burada daha önce var olan savunma mekanizmasını anlatmaktadır.
Yani insanoğlunda ise bağışıklık sistemi koruma yolu ile zararlı bakteriler ile savaşıyor..
Ama bağışıklık Fabrikasyonu zarar görmesi veya zayıflamasıyla birlikte insan artık kendini koruyacak durumda olmadığı için zararlı bakteriler güç kazanarak o bölge daha fazla zarar verme durumuna gidiyor..
Aslında verilen ilaç ise sadece beyin ve bağışıklık sistemi arasındaki kopan durumu uyarmak amacı ile verilmektedir.
Evrim bunun neresinde ben onu anlamadım.. :D ders vermiş olabilir. :D Ama bu derste bakteriler orada değillerdi.
Sen savunma diğer adıyla bağışıklık sistemin kendi koruma kısımı anlamak istemiyorsun galiba...
Diğer yazıları oku cevaplar orada bulacaksın..
Saygımlarımla MeTeE
...Evrim yok burada daha önce var olan savunma mekanizmasını anlatmaktadır.....Yani insanoğlunda ise bağışıklık sistemi koruma yolu ile zararlı bakteriler ile savaşıyor..
Aslında verilen ilaç ise sadece beyin ve bağışıklık sistemi arasındaki kopan durumu uyarmak amacı ile verilmektedir..
bi dakika mete kardeş...
şimdi sen antibiyotiklerin sadece bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye mi yaradığını söylüyorsun??
bana antibiyogram nedir söyler misin lütfen??
...Evrim bunun neresinde ben onu anlamadım.. :D ders vermiş olabilir. :D Ama bu derste bakteriler orada değillerdi.
biraz eline petr kutusu almış olan ve bakteri ekimi yapmış olan evrimin burada nerede olduğunu anlar....dimi??
Fatihcrs
09-03-2010, 03:00
Aslı Tolun’un Mutasyon Yanılgısı:
Programın “Sentez” bölümünde, Yiğit Bulut Aslı Tolun’a faydalı bir mutasyon örneği olup olmadığı sorusunu yöneltmiştir. Bu soruya Aslı Tolun, bakterilerin antibiyotik direnci kazanmasını örnek vermiştir.
Bakterilerin antibiyotiğe karşı direnç kazanmalarının, evrim teorisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bakteri, yeni bir organ kazanmaz. Kazandığı direnç, onu başka bir canlıya dönüştürmez. Bakteri, yine bakteridir.
Antibiyotik direnci, evrime değil evrimcilerin çaresizliklerine delildir.
İnsan da, çeşitli hastalık hallerinde antibiyotik almaktadır ama bu sadece onun bağışıklık sistemini güçlendirir, başka bir canlıya dönüştürmez, evrime uğratmaz.
Grip virüsü de her yıl antibiyotiklere karşı direnç kazanmaktadır, ancak grip virüsü yine grip virüsüdür. Başka bir varlığa ya da canlıya dönüşmez.
Aslı Tolun, bir genetikçidir. Ve bir genetikçinin en iyi bildiği konu, mutasyonların genlere verdiği hasarlardır. Mutasyonların %99’u zararlı, ve %1’i de etkisizdir.
Bugüne kadar tam 150 yıldır meyve sinekleri üzerinde deneyler yapılmıştır. Radyasyon vererek mutasyona uğratmaya çalışmışlardır. Bu deneylerde, sinekler ya kör, ya sakat kalmış ya da ölmüştürler. Mutasyonların ekleyebileceği en fazla bilgi, üçüncü bir kanat olabilir. Ama bir kuyruk ekleyemez, ya da gözünü ahtapotunkine benzer bir göze çeviremezler.
Çünkü, DNA’da mutasyona karşı koruma mekanizmaları mevcuttur. (Bu mekanizmalara önceki bir yazımızda değinmiştik) Genlerde, “değişikliğe müsaade etme” sınırları vardır. Bir kuş, şahin gibi çok iyi bir görüşe sahip olabilir, devekuşu gibi hızlı koşabilir, karabatak gibi suya dalıp çıkabilir, etle beslenebilir, otla beslenebilir ya da tavuk gibi uçamayabilir. Bunlar, tür içerisindeki çeşitliliklerdir. Ancak, hiçbir zaman -ne kadar milyon yıl beklenirse beklensin- bir kuş, bir balığa dönüşmez ya da bir kurbağa olmaz.
bi dakika mete kardeş...
şimdi sen antibiyotiklerin sadece bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye mi yaradığını söylüyorsun??
bana antibiyogram nedir söyler misin lütfen??
biraz eline petr kutusu almış olan ve bakteri ekimi yapmış olan evrimin burada nerede olduğunu anlar....dimi??
Sevgili uyar
Arkadaşım Antibiyogramı ne olduğunu biliyorum bu senin evrimin ile ilgisi yoktur.
Aslında benim bahsettiğim konu üzerine gidilmek için bir çeşit testler yapılmaktadır.
Bunlar nelerdir.
-->Mikropların hangi antibiyotik ile önleyeceği veya azaltacağını ortaya koyan biyolojik metod.
-Benim diğer yazıları takip etmişsen bu konuya yakın bir yazı yazılmıştır.Bu dirençin ortada kaldırılması veya azaltılması için gereken test yapılacaktır.Test doğrultusunda hedef noktaya doğru gidilmektedir.
Örneğin:
Antibiyotik Direnç geçiren bir hasta gördüm..
Böbreklerden sorun yaşadığı için yara olan yerlerde direnç gerçekleşmiştir.
Bu direnç geçiren bölge devamlı temiz tutulmasına rağmen bu yara bölgesi neden dirençli bakteriler oluşturmuşdur diye baktığımızda kişi
-->Böbreklerde sorun yaşıyor.
-Böbrekler kana karışan zararlı maddeleri dışarıya atmak için kullanılıyor.Ama böbrek sorunsuz çalışsaydı o zaman kan içindeki zararlı maddeler idrar yolu ile dışaraya atılacaktır..
-->Bağışıklık sistemi fabrikasyonu zarar gördüğü için ilk önce böbrek ve bağışıklık ile başlayan tedavi uygulanır.
-işte burada Antibiyogram denilen biyolojik test süresi içinde hasta takip edilir.
Hastamıza verilen ilaç ise ;
--Kan sıvılaştırıcı
--Böbrekler için Serum
--Yara devamlı pasuman
--Böbrekler için ayrıca tedavi yapılır.
--v.s gibi Tedavi malzemeleri kullanılır.
-Yara bölgesindeki bakterilerin yaşam alanlarını tehdit ederek hasta şifai duruma doğru gidecektir.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/0c/Tetracycline5.png/220px-Tetracycline5.png
Tetrasiklin Antibiyotik yapısıdır.
Tetrasiklin, Streptomyces Rimosus isimli bakteri tarafından üretilen bir antibiyotiktir. Bir çok bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılır. Tetrasiklinler bugün bir grup antibiyotiğe verilen genel isimdir, tetrasiklin de bu antibiyotiklerden birisidir.
Fatihcrs arkadaşa tekrar teşekkür ederim.Gerekli olan yazı gelişmiştir.
Saygılarımla MeTeE
http://blip.tv/file/1155795
demir_tunc
14-03-2010, 13:48
bakterilerin bir kısmı zaten hayatları boyunca muhatap olmadıkları bir antibiyotiğe bile dirençlilerdir. bir bakteri popülasyonuna antibiyotik uygulanınca hayatta kalanlar kendi aralarında çoğaldıkalarından, o popülasyon, o antibiyotiğe bağışıklık sahibi bakterilerden oluşur. Burada ne evrim var ne mutasyon var. Normal bir olay var. Gerizekalılar oluyo biyolojik olarak hasta oluyolar mesela. Ona bile anlatsan bunu çok rahat anlar.
Aslı Tolun’un Mutasyon Yanılgısı:
[QUOTE]
Programın “Sentez” bölümünde, Yiğit Bulut Aslı Tolun’a faydalı bir mutasyon örneği olup olmadığı sorusunu yöneltmiştir. Bu soruya Aslı Tolun, bakterilerin antibiyotik direnci kazanmasını örnek vermiştir.
[QUOTE]
Bakterilerin antibiyotiğe karşı direnç kazanmalarının, evrim teorisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bakteri, yeni bir organ kazanmaz. Kazandığı direnç, onu başka bir canlıya dönüştürmez. Bakteri, yine bakteridir.
Antibiyotik direnci, evrime değil evrimcilerin çaresizliklerine delildir.
İnsan da, çeşitli hastalık hallerinde antibiyotik almaktadır ama bu sadece onun bağışıklık sistemini güçlendirir, başka bir canlıya dönüştürmez, evrime uğratmaz.
demogojiye gel..yersen tabi..
..zaten ortada,bir mutasyon faydalıysa bir canlıyı başka bir canlıya dönüştürür şeklinde bir önerme var mı?!..hayır yok..direnç kazanmış mıdır? kazanmıştır.bu,ona fayda sağlamış mıdır?!..sağlamıştır.nokta.2+2=4.bu mutasyon faydalıdır. Yani sürekli kullanılmak istenen tabiri ile: "faydalı mutasyondur"."tamam faydalı ama başka canlıya dönüşmedi ki,o zaman evrim yok" demek, kara cahil bir çarpıtma ve çamura yatma stratejisinden başka bir şey değildir...
Grip virüsü de her yıl antibiyotiklere karşı direnç kazanmaktadır, ancak grip virüsü yine grip virüsüdür. Başka bir varlığa ya da canlıya dönüşmez.
hala daha virüs ve antibiyotik saçmalığı cahilce kullanılıyor.ama yine de birşey eklemek gerekirse şu söylenebilir:burada verilen örnek, anltamak istenilen ve kanıtlanan şey, evrimle ilgili teorideki tüm unsurların pratikte de çatır çatır çalıştığının,işlediğinin gösterilmesidir.varyasyon jeneratörü olarak mutasyonlar (ki tek varyasyon sorumlusu da değildir),sistemi determine eden "doğal seçilim" tam da olması gerektiği gibi,-buz gibi de- çalışmaktadır.gerisi zamanın işidir.nokta2.
Aslı Tolun, bir genetikçidir. Ve bir genetikçinin en iyi bildiği konu, mutasyonların genlere verdiği hasarlardır. Mutasyonların %99’u zararlı, ve %1’i de etkisizdir.
koskoca bir yalan ve cahillik vesikası daha.inanmayın bu yalanlara..mutasyonların hemen hepsi "nötr" dür.kalan kısmı duruma göre faydalı ya da zararlı olabilir.yani bir mutasyon baştan faydalı ya da zararlı etiketiyle şabalak diye ortaya çıkmaz.içinde bulunduğu durum ve şartlara göre sıfatını alır.Ayrıca ve en önemlisi,bilindiği üzere DNA replikasyonu mükemmel değildir,sürekli mutasyonlar olur.(nasıl bir tasarım ve nasıl bir tasarımcıysa).. üzerine üstlük tamir mekanizması da kusurludur(tasarımcıyı hakikaten alkışlamak lazım burada,tam bir derme-çatma sistem nasıl olur örneği) ve dolayısıyla, bir kaç jenerasyonda olası tüm mutasyonlar gerçekleşir.şimdi sormak lazım, madem mutasyonların %99'u zararlı,o zaman biz halen nasıl buradayız..?!! :))
Bugüne kadar tam 150 yıldır meyve sinekleri üzerinde deneyler yapılmıştır. Radyasyon vererek mutasyona uğratmaya çalışmışlardır. Bu deneylerde, sinekler ya kör, ya sakat kalmış ya da ölmüştürler. Mutasyonların ekleyebileceği en fazla bilgi, üçüncü bir kanat olabilir. Ama bir kuyruk ekleyemez, ya da gözünü ahtapotunkine benzer bir göze çeviremezler.
burada da hep çarpıtma yapılır,meyve sineklerine radyasyon neden verilmiştir ya da bu çalışmalar neye yönelik olarak yapılmıştır?..bir canlıya direk radyasyon vs. verilerek evrimleşmesi beklenebilir mi?..yaratan sağolsun daha kafadan DNA'sını yeterince kusurlu ve mükemmellik yoksunu olarak yaratarak radyasyona falan zaten hacet bırakmaz ki!:)..ama burada inkar edilemeyecek bir kapak noktası vardır ki o da şudur: o sineklerde alıntıda da itiraf edildiği üzere ekstra kanat ya da bacak çıkmış mıdır çıkma mışmıdır?..çıkmıştır.peki bu "yeni" ya da "ekstra" bilgi değilidr de nedir?tokat gibi bir gerçek.anlayana tabi.ayrıca ahtapot gözü güzel ve bizimkinden daha iyi bir örnektir.çünkü bizim göz tasarımımız da mükemmel değil,hatalıdır.ve bu hata ahtapot gözünde yoktur.derme çatma olunca böyle oluyor tabi :)..
Çünkü, DNA’da mutasyona karşı koruma mekanizmaları mevcuttur. (Bu mekanizmalara önceki bir yazımızda değinmiştik) Genlerde, “değişikliğe müsaade etme” sınırları vardır. Bir kuş, şahin gibi çok iyi bir görüşe sahip olabilir, devekuşu gibi hızlı koşabilir, karabatak gibi suya dalıp çıkabilir, etle beslenebilir, otla beslenebilir ya da tavuk gibi uçamayabilir. Bunlar, tür içerisindeki çeşitliliklerdir. Ancak, hiçbir zaman -ne kadar milyon yıl beklenirse beklensin- bir kuş, bir balığa dönüşmez ya da bir kurbağa olmaz.
evet DNA'daki koruma mekanizmaları!..ne mekanizmalar ama,neresinden tutsanız elinizde kalıyor.balık baştan kokuyor.böyle tasarım da tasarımcı da düşman başına ..