PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sovyetler Birliği neden yıkıldı?


pante
23-07-2009, 22:18
Yaklaşık 70 yıllık bir sosyalizmin çöküş nedenlerinin sol içinde yeterince tartışılmadığı ve bundan dersler çıkarılmadığı açıkça görülüyor.
Yıkılmadan önce kimi sol gruplarca sosyal emperyalist ve sosyal faşist, kimi sol gruplarca revizyonist olarak eleştiriliyordu. Kimisi geri dönüşün yaşandığını, kimisi ise karşı devrimin çok daha önceden sinsice gerçekleştirildiğini öne sürüyordu.
Proleterya diktatörlüğünün olduğu bir ülke nasıl emperyalist olabilir?
Sovyetler gerçekten emperyalist miydi?
Emperyalizm, kapitalizmin sonucu olduğuna göre Sovyetler kapitalist miydi?
Yoksa emperyalist devletlerin baskıları sonucu mu yıkıldı?

Onyıllarca Sovyetlere bağlı olan devletlerin bugün kalkınmakta olduğunu görüyoruz. Toplumların yaşamı da daha refah düzeye ulaşmış durumda.
Daha önce tek partiye ve diktatörlüğe mahkum iken, bugün çok partili parlamenter sisteme sahipler ve sosyalist-komünist partiler serbest olduğu halde haktan destek almadıkları görülüyor.
Neden bu insanlar yıllarca sosyalist düzeni yaşamalarına rağmen sosyalizm ve komünizmden umutlarını kestiler?
Yoksa baştan beri kurulan rejimin sosyalizmle ilgisi yok muydu?
Sosyalizm, kapitalizmin alternatifi olmaktan çıkmış mıdır? Doğrusu nedir?

dilaver
23-07-2009, 22:24
Yoksa baştan beri kurulan rejimin sosyalizmle ilgisi yok muydu?

güzel konu. Tartışacagız elbette. Ama anahtar cümlenin bu oldugunu düşünüyorum.

Daha sonra açmak dilegiyle.

saygılarımla

evrensel-insan
23-07-2009, 22:25
Saygideger pante;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=3

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
23-07-2009, 22:30
Muhterem

O linki verip de benim ve başkalarının tansiyonunu yükseltme. :frusty:

Bize acı biraz yahu. Nedir senin zulmün.

saygılarımla

evrensel-insan
23-07-2009, 22:33
Saygideger dilaver;

Sen o linki nerden biliyorsun ki. O link efsunlu bolgeden geliyor. Bak Turkiye konusunda milletin hassasiyetini ve dokunulmazlarini, duygusal noktalarini anlarim da; konu Turkiye degil ki!

Yazinin neresini "begenmiyorsan" ortaya koy, olmazmi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

pante
23-07-2009, 23:34
Saygideger pante;

http://www.turandursun.com/forumlar/...?t=5958&page=3


Saygıdeğer Evrensel-insan;

Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle Soros'un ilgisi yoktur.
Stalin'den sonra Kruşçev ve Brejnev'in NEP dönemi kapitalizmi uygulayarak sosyalizmi yaşatmaya çalışmaları iddianı ise somutlaştırman gerekir.
Lenin'in sosyalizmi yaşamadığını biliyoruz. Yani, Lenin döneminde bir sosyalizmden bahsedemeyiz. Sosyalizmin inşası Stalin'le başlamıştır. Solhoz ve kolhozların kurulması, kulak denen zengin köylülerin tasfiyesi ile yıllarca tarım sektöründe sosyalizmin yerleştirilmesi için mücadele edilmiştir. Bu aşamada Troçkistlerin ve Buharinistlerin muhalefeti vardır. Troçki bu yolla sosyalizmin başarılı olamayacağını, yıkılmaya mahkum olduğunu, Buharin ise NEP dönemi politikaların devam ettirilmesini, sosyal demokrasinin uygulanmasını, kulakların barış içinde tasfiyesini söylüyordu.
Tartışmaya bu noktadan başlamak gerekir.
NEP dönemi uygulamaları doğru muydu?
Stalin'in sosyalizm inşaası Marksist-Leninist çizgide miydi?

pante
24-07-2009, 00:31
Lenin bir burjuva devrimcisi miydi?
Evet, Atatürk'ü burjuva devrimcisi ilan edenlerin NEP dönemi kapitalizmi hakkındaki görüşlerini bekliyorum.
Lenin Bolşevik devrimine ihanet mi etmişti?
Lenin'den sonra halefi Stalin, kendi yöntemlerine göre sosyalizm inşaasına başladı. Devrimden tam 12 yıl sonra.
Atatürk'ten sonra ise İnönü'de Liberalizme yönelen bir açılım görmekteyiz. Devrimden 15 yıl sonra. Süreler birbirine yakın, Lenin ve Atatürk'ün kaderleri birbirine benzer. Biri solda sosyalizmin ustası olarak anılıyor, diğeri burjuva.
Buna rağmen bugün Rusya'da özel mülkiyet tamamen yerleştiği halde, Türkiye'de hala sata sata kamu ve devlet kurumlarını bitiremediklerini görmekteyiz.
Üstelik Rusya'da Lenin'i ve Stalin'i de bitirdiler ama Türkiye'de Atatürk'ü bitirebilmiş değiller.

Türkiye'de Atatürk'ün saltanatı ve hilafeti kaldırmaya çalıştığı yıllarda, Lenin'in kapitalizm teşviki ve yapılandırması içinde olduğu görülüyor. Neden?
çünkü savaşlardan dolayı halk çok bunalmış. Kıtlık ve kriz köylüyü vurmuş. İnsanlar perişan durumdaymış ve sanayileşmeye ihtiyaç varmış.
Atatürk'e gelince bir İzmir İktisat kongresi, bir İş Bankasını kurması nedeniyle burjuva diye mahkum ediliyor ama Lenin'i yazdıkları usta yapıyor. Ama pratikte kapitalizmin inşaasında usta olduğu görülüyor.
Bir sosyalist; Bir ülkenin refahı, kıtlık ve krizden kurtulması, kalkınması sosyalizm ile değil kapitalizm ile mümkündür." diyebilir mi?
Diyemezse NEP dönemini nasıl izah edebilir?

niveru
24-07-2009, 00:39
Konu ile biraz az bucuk alakali olacak ama , isik tutmasi acisindan ,

moskovada ilk yillarim , taksi soforu ile yolda lafliyoruz ,, ahh diyor bilemedik kiymetini ,, komunizm zamaninda, bize hergun bir depo benzin verirlerdi , ister butun gun calis ister yat evinde aldigin para belli ,, ama o benzini o gun tuketmen lazim ,, bizde dokerdik benzini ,sonra bazaya gider araci teslim ederdik ,boyle boyle yiktik bu devleti ....

pante
24-07-2009, 00:48
moskovada ilk yillarim , taksi soforu ile yolda lafliyoruz ,, ahh diyor bilemedik kiymetini ,, komunizm zamaninda, bize hergun bir depo benzin verirlerdi , ister butun gun calis ister yat evinde aldigin para belli ,, ama o benzini o gun tuketmen lazim ,, bizde dokerdik benzini ,sonra bazaya gider araci teslim ederdik ,boyle boyle yiktik bu devleti ....

Ben olsam sorardım:
"Sovyetlerde halk taksiye mi biniyordu?" diye. :)

walla
24-07-2009, 01:03
Sosyalizm neden çöktü.
Dünyanın en büyük enerji kaynakları nerde. Rusya ve eski Sovyet ülkelerinde. Avrupa enerjisini nerden alıyor...?
Emperyalizm, sosyalist ülkelerdeki yöneticileri para ile kandırdı, onları satın aldı.
Gidin bakın eski sosyalist ülkelere, kimler zengin, yangından mal kaçırırı gibi birkaçgünde devlet işletmeleri nerden geldiği bilinmeyen 1000-2000 dolar gibi komik paralara dönemin yöneticileri tarafından satın alınıp özelleştirmeye gidilmiştir. Ama silah halkın elinde olmadığı için birşey yapamadılar. Silahı yöneten satılmış bürokratlardı.
Bu ülkelerde artık bir kısım halk çöplüklerden besleniyor. Okula gitmeyen sokakta yaşayan cocuklar ordusu oluşmuş. Ama Emperyalizm pençesini geçirdi. geri dönüş zor, belki 3. dünya savaşı yeniden sosyalist düzene geçişi sağlayabilir, başka türlü düşünemiyorum.

nogada
24-07-2009, 01:19
KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış. Tavuk
kendi yiyeceğini kendi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat
yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için
arkadaşlarından yardım istemiş:
- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?
Ördek cevaplamış:
- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın.
Domuz oradan seslenmiş:
- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım.
Fare hemen atlamış:
- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin.
Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vaz geçmiş. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş:
- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek ?
Ördek:
- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim demiş.
Domuz:
- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden
korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım demiş.
Fare de:
- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm demiş.
Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmış çalışmış. Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş. Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş:
- Kahveleri satmama kim ardım edecek.
Ördek:
- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim fabrikama getirmelisin.
Domuz:
- Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve
fiyatları çok düştü, senin kahven beş para etmez.
Fare:
- Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim borçları ödemen lazım.
Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içinde imiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş:
- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek ?
Ördek:
- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok.
Domuz:
- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken kalmadı, yiyecek yok.
Fare:
- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.
Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan
eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.

Yukarıdaki küçük hikaye emperyalizmin altyapısını anlatan hoş bir çocuk romanı.


Bu küçük ama anlamlı hikayeden sonra ne demek istediğime gelince.Bir kaç düşünür ortaya bir fikir çıkarıyor.Daha sonra bu fikri pazarlamaya sokuyor.Elbette bir alıcısı bılunuyor.Fikri alan bunu diğer toplumlara uyguluyor.İlk bakışta güzel bir fikir gibi geliyor.Bu fikrin karşısında eş zamanlı olarak diğer karşı görüşde yetenek ve tecribe kazanıyor.Ve kutuplu bir dünya düzeni geliyor.Bıçağın iki tarafıda keskin ve can alıcı oluyor.Kazanan ve kaybedenler oluyor ama hiç kaybetmeyen fikrin babası olan oluyor.


Demek istediğim bu iki kutbu cıkaran yahudiler,iki düzendede söz sahibi olanlar da onlar,bu düşüncelerden beslenerek büyüyen(emperyalist,kominist) ve sonra çökenlere rağmen ayakta dimdik duran ve planlarını uygulayan yine onlar.Bunlardan gerçekten korkulur.

Saygılarımla...

saroz
24-07-2009, 14:22
Sovyetler birliği, dünya da paris komününden sonra kurulan ilk işçi devletidir.
Binlerce yıldır emek sömürüsü üzerine kurulu dünya düzeni ilk defa bilimsel bir disiplin oluşturmayı başardı.
Aynı zamanda iradi müdahale ile gerçekleşen ilk toplum düzenidir. Köleci toplum, feodalizm ve kapitalizm üretim biçimi ve üretim ilişkilerinin değişmesi sonucu zorunlu yaşanmıştır.

İlk dönemlerde ekonomik ve siyasi zaferler elde etmişler ancak zamanla çözülmeye gitmiştir.
Çözülmenin en önemli nedeni stalinden sonra gelen yönetimlerin sosyalizmden uzaklaşmalarıdır.
Kruşçev ile başlayan kapitalist restorasyon, gorbaçov tarafından tamamlanmıştır.

Binlerce yıllık sömürü sistemi deneyimi çok kısa süreli işçi sınıfı iktidarını yıkmayı başardı.
Ancak kapitalizm kendi kuyusunu kazmaya hızla devam temektedir. ve yıkılmaya mahkumdur.
Komünist toplumdan başka üretilmiş bir alternatif de yoktur.

Deneyimi çok çok az bu genç sistem geleceği temsil etmeye devam ediyor...

Cem
24-07-2009, 15:30
Sovyetler Birliği'nin dolayısıyla reel sosyalizm olarak anılan pratiğe uygulanmış şekliyle marksist sosyalist sistemin çöküşünün bana göre nedenleri:

İdeolojik nedenler:

1) Sosyalist demokrasinin proleterya dikataörlüğü ile birlikte yürütülmeye çalışılması demokrasinin güdük kalmasına, diktatoryal etkenin baskın olmasına neden oldu. Bu durum daha Lenin döneminde Kautsky tarafından çok güzel açıklanmıştı ama Lenin bu görüşü red ederek Bolşevik çizgide yürüdü. Tarih Kautsky'yi haklı çıkardı ve proletarya dikatatörlüğünün vardığı yer sadece burjuvazi üzerinde dikatatörlüğe değil halkın büyük kısmı üzerinde bir diktatörlüğe döndü.

2) Tarihi materyalizm ve diyalektik materyalizm yaşamdaki öznel öğeleri olması gerekenden daha geri plana atıyordu. Dolayısıyla toplumsallık adına bireysel özgürlüklerin önemi küçümsendi. Devlet ve toplum yüceltilirken birey küçümsendi. Kuşkusuz kapitalist batıda ise birey yüceltiliyordu. Çözüm bu olmasa bile sosyalist sistemdeki derecede bireyin ezilmemesiydi.

Birey modelinin yetersizliğiyle ilgili nedenler:

1) İnsanlığın ulaştığı uygarlık düzeyindeki bireysel olgunluk düzeyi sosyalist sistemin ihtiyaç duyduğu birey modelinin çok gerisindeydi: Kapitalist sistemde çalışmak için kar güdüsüne alışmış bireylerin sosyalist sitemde sosyal yararlılık ilkesini ön plana geçirebilmeleri gerekiyordu. Bu olmayınca yeterli verimlilikte çalışma motivasyonu azaldı, üretim nicelik ve nitelik olarak düştü, hizmet kalitesi azaldı.

2) Gerek SSCB'nin gerekse diğer sosyalist devletlerin gelişmiş kapitalist dünya tarafından çevrelenmiş olması ellerindeki nitelikli iş gücünün bu devletlere kaçmasına yol açacaktı. Çünkü bu nitelikli iş gücü gelişmiş batıda kat kat daha fazla para kazanabilirdi. Bunun birinci maddeyle ilintisi olsa da ayrı değerlendirilmesi gereken bir olgu olduğunu düşünüyorum.

Bu problemi çözmek için yurtdışına seyahat yasakları getirildi. Berlin duvarlarla çevrildi. Sosyalist sistem batıda demirperde gerisi olarak anılmaya başlandı.

Tarihsel nedenler:

Rusya'nın Napoleon döneminde Fransızlar, Hitler döneminde ise Almanlar tarafından önemli derecede işgale uğraması ve çok büyük insan kayıpları (2. dünya savaşında yaklaşık 12 milyon) ve tahribat nedeniyle 1945 sonrasında paranoik şekilde silahlanmaya yönelmesine yol açtı. Kaynakların çok büyük oranda silahlanmaya ayrılması ekonomik refahı engelledi, askeri alanda ve uzay teknolojisinde önemli gelişmelere rağmen sivil yaşam fakir kaldı. Sistem dışa karşı güçlenirken içten zayıfladı.

Her şeye rağmen bir önceki mesajda saroz'un da belirttiği gibi SSCB deneyimi insanlık tarihi açısından önemli bir dönem noktası ve çok önemli bir tecrübedir. İnsanlık ilk defa önceden teorisini yaptığı bir toplumsal sistemi 1917 devrimi ile hayata geçirmeye çalışmıştır.

Tüm başarısızlıklarına rağmen Sovyetler Birliği deneyimi emekçi sınıflar ile burjuva sınıflarını adil ve eşit bir düzeye getirebilme çabası açısından takdire değerdir. Sömürüsüz bir dünya için ciddi ve yürekli bir adımdı fakat başarısız oldu.

Bolşevik devrimi Atatürk devrimleriyle aynı düzlemde kıyaslanabilecek bir devrim değildir. Atatürk devrimleri sadece Türkiye halkı için yeni uygulamalar idi. Bolşevik devrimi ise tüm dünya için yeni idi.

Neferkamin Anu
24-07-2009, 15:33
Hala gerçekleri görememek yurdum ,insanları için bir gelenek demekki.

Soru şu olmalıydı !!!!!

Rus çarı merkez bankası fikrini kabul etse tahtı yıkılırmıydı, malum ortada bolşevik devrimi denen fakat halkın yapmadığı bir devrim söz konusu.

Neferkamin Anu
24-07-2009, 15:34
Sovyetler birliği, dünya da paris komününden sonra kurulan ilk işçi devletidir.
Binlerce yıldır emek sömürüsü üzerine kurulu dünya düzeni ilk defa bilimsel bir disiplin oluşturmayı başardı.
Aynı zamanda iradi müdahale ile gerçekleşen ilk toplum düzenidir. Köleci toplum, feodalizm ve kapitalizm üretim biçimi ve üretim ilişkilerinin değişmesi sonucu zorunlu yaşanmıştır.

İlk dönemlerde ekonomik ve siyasi zaferler elde etmişler ancak zamanla çözülmeye gitmiştir.
Çözülmenin en önemli nedeni stalinden sonra gelen yönetimlerin sosyalizmden uzaklaşmalarıdır.
Kruşçev ile başlayan kapitalist restorasyon, gorbaçov tarafından tamamlanmıştır.

Binlerce yıllık sömürü sistemi deneyimi çok kısa süreli işçi sınıfı iktidarını yıkmayı başardı.
Ancak kapitalizm kendi kuyusunu kazmaya hızla devam temektedir. ve yıkılmaya mahkumdur.
Komünist toplumdan başka üretilmiş bir alternatif de yoktur.

Deneyimi çok çok az bu genç sistem geleceği temsil etmeye devam ediyor...


Zerre kadar bu konularda bilgin varsa gider köprüden atlarım.

Şu cümlenden zaten konuya hakim olmadığın açık ;

......Köleci toplum, feodalizm ve kapitalizm üretim biçimi ve üretim ilişkilerinin değişmesi sonucu zorunlu yaşanmıştır.

Bu bir ayettir ve asla somut olarak ispatlanamaz.

saroz
24-07-2009, 16:00
Sevgili Cem; itirazlarımı sunmak istiyorum.

İdeolojik nedenler.
1) Demokrasi, bir sınıfın başka sınıflar ve tabakalar üzerindeki diktatörlüğüdür. Her demokrasi iktidara sahip olan sınıfın hak ve özgürlüklerini korurken, diğerleri üzerinde baskı ve zor aracıdır. Kapitalist toplumda her türden emekçi için zorbalık ve zulümdür. Haklar can pahasına çok ağır bedeller ödenerek alınır. yasalar daima sermaye sınıfının çıkarlarını korur. yasalara giren en ufak emekçi hak ve özgürlüğü can ve kan bedeli ödenerek elde edilmiştir.

Sosyalist sistemde demokrasi yine iktidar olan işçi sınıfının hak ve çıkarlarını korurken her türden burjuva ve sömürü düzeni temsilcisi için baskı ve zor aracıdır. olmalıdır da.
burjuvazi kültürel dönüşümü sağlamamış insanları aldatıp peşine rahatça takabilir. ki taktıda.

bu nedenle 1. madde de açıkladığın kautsky iddiaları son derece anlamsızdır. marksizme ters düşmektir.

2) Toplumsallık adına birey küçümsenmedi. aksine birey yeteneklerini geliştirebilmek ve üretimden insanca pay alabilecek olanaklara kavuştu. 5 er yıllık kalkınma plan ve raporlarında ekonomik refah artışı, eğitim, sağlık, barınma ve ulaşımdaki birey rafahı açıkça görülmektedir.
buna karşın çok övülen kişisel özgürlükler ülkesi abd de 30 milyon sokakta yaşayan evsiz mevcuttur.

kullandığınız argümanlar soğuk savaş dönemi abd ve avrupanın sovyetler için kullandıkları demagojilerdir.

sıkmamak için diğer maddeleri sonra tartışacağım...

saroz
24-07-2009, 16:15
Birey modelinin yetersizliğiyle ilgili nedenler:

1) Moskovada yapılan metro inşatına binlerce emekçi ücretsiz katılmıştır. Kızıl cumartesi denilen eylem ile binlerce işçi şu anda bile, gelişmiş kapitalistlerin hayranlıkla seyrettiği moskova metrosu gönüllü emekçiler tarafından yapılmıştır. 1917 ekim devriminden sonra SBKP nin 5. kongresinde açıklanan kalkınma raporuna bakalım.

''1927 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1927)'de üretim savaş öncesi düzeye vardığı için NEP'in hedeflerine ulaştığı yargısına varan Tüm Birlik Sovyetleri Beşinci Kongresi, SSCB'de ulusal ekonominin gelişimi için Birinci Beş Yıllık Planı hazırlayarak kabul etti. Bu Planlı kalkınma süreci, sanayide büyük yatırımların hızla gerçekleştirilmesini öngörmenin yanısıra, tarımda zengin köylülerin (kulakların) ağırlığına son verecek bir kooperatifleşme hareketinin de olabildiğince kısa sürede gerçekleştirilebilmesini öngörüyordu. Birinci Beş Yıllık Plan hedeflerine başta işçilerin kendi aralarında başlattıkları sosyalist yaratıcı yarışma hareketi, işi rasyonalleştirme çabaları sonucu, dört yıl üç ay gibi bir sürede ulaşıldı. 1933 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1933)-1937 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1937) yıllarını kapsayan İkinci Beş Yıllık Plan döneminde bu yarışma, üretimde yenilikçi ve öncü işçi hareketini (Stahanovculuğu) yarattı. İkinci plan döneminde SSCB'de 4.500 fabrika ve enerji tesisi yapılarak hizmete açıldı. Üçüncü Beş Yıllık Plan döneminin üç buçuk yılında, 1938 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1938)-1941 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1941) arasında ise 3.000'e yakın sanayi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sanayi) tesisi kuruldu. Böylece II. Dünya Savaşı (http://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1) öncesinde planlı dönem boyunca 900 dolayında sanayi işletmesi kurulup işler durumuna getirildi. 1940 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1940) yılı SSCB'nin ağır sanayi üretimi, 1913 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1913)'dekinin 12 katına ulaştı. Dahası sanayi, gayrisafi milli hasılanın dörtte üçlük bölümünü oluşturur duruma geldi. Birinci Beş Yıllık Plan döneminde, tarım alanında da 15 milyon köylü ailesi (tüm köylü ailelerinin %61,5'i) birleşerek 210.000 kolhoz oluşturuldu, ikinci plan dönemi sonunda kolhozlar 18 milyon 500 bin köylü ailesini (toplam köylü ailelerinin %93'ü) ve verimli toprakların %99'unu birleştirmiş durumdaydı. Bu kolhozlarda 6.000'e yakın makina (http://tr.wikipedia.org/wiki/Makina) ve traktör (http://tr.wikipedia.org/wiki/Trakt%C3%B6r) istasyonu hizmet görüyor; bu istasyonlarda da yarım milyona yakın traktör bulunuyordu.''

saroz
24-07-2009, 16:22
Halkın kültür düzeyinin yükseltilmesi

Ekonomi alanındaki bu gelişmelerin yanında, okuma-yazma bilmezliğe karşı yoğun bir savaşım göüldü. İki plan döneminde 87 milyon kadın-erkek Sovyet yurttaşı okuma-yazma öğrendi. Eğitimin her düzeyinde ve bilimin değişik alnlarında iyileşmeler kendini gösterdi. Tüm bu gelişmeleri değerlendiren SSCB yöneticileri, 1930’lu yılların ortalarından başlayarak, ülkede güçlü bir halk ekonomisinin kurulduğunu, birinci sınıf bir sanayinin ve makinalı tarım üretimin sağlandığı, yeni sovyet toplumunun yaratılmasında önemli bir yol katedildiği; böylece sosyalist toplumun maddi ve teknik temelinin atıldığı yargısına vardılar. Bu yargıyla 1936’da SSCB’nin yeni anayasası kabul edildi. Çok sayıda uzmandan yararlanan özel bir komisyon tarafından hazırlanan bu anayasa taslağı, altı aya süren tartışmalar boyunca 50 milyon yurttaşın görüş ve önerileri dinlenerek biçimlendirildi vw 5 aralık 1936’da SSCB Sovyetleri Olağanüstü Kongresi’nce kabul edilerek yürürlüğe girdi.

bu somut uygulamaları okuyup değerlendirmelerinizi göden geçirirseniz daha doğru yargılara ulaşacağınızı umut ediyorum...

Kapitalist demokraside bu özgürlüklerin yanından bile geçemezsiniz. 1953 yılında Stalinin ölümünden sonra kruşçev ile başlayan kapitalist restorasyon sovyet sanayisini ve teknolojisini, ''abd ile rekabet edilen uzay ve silah teknolojisi hariç'' 1953 yılında dondurmuştur adeta.
ve yıkıma giden süreç başlatılmıştır.

pante
24-07-2009, 19:17
Kapitalist demokraside bu özgürlüklerin yanından bile geçemezsiniz. 1953 yılında Stalinin ölümünden sonra kruşçev ile başlayan kapitalist restorasyon sovyet sanayisini ve teknolojisini, ''abd ile rekabet edilen uzay ve silah teknolojisi hariç'' 1953 yılında dondurmuştur adeta.
ve yıkıma giden süreç başlatılmıştır.

NEP dönemi hakkında bir yanıt bekliyorum, çünkü önemli bir konu.
Bir hata mıydı, zorunluluk muydu, nedir izahı?

Stalin'in ölümünden sonra kapitalist restorasyonun ve yıkıma giden sürecin başlaması ise şu soruya yanıt gerektiriyor:
Proleterya diktatörlüğünün amacı, burjuvazinin yeniden iktidar olmasını engellemek, geri dönüşün, karşı devrimin önünü kesmek ise; 40 yıllık diktatörlük sonucunda, üstelik de en güçlü döneminde neden kapitalist restorasyona engel olunamamış? Bu durumda diktatörlük çare değil midir?

Sosyalist devrimden sonra ülke için 2 büyük tehlike vardır. 1.si bir emperyalist işgale uğramak, savaşmak ve yenilmek. 2. si sosyalizmi kurmada başarısız olmak, iç savaş ve karşı devrim.
Her ikisini de Sovyetler Birliği yaşamış ve çok büyük kayıplar verilse de ayakta kalınabilmişti.
Ama yıkım bu 2 tehlike ile gelmemişti. Sinsi bir kanser gibi 40 yıl boyunca içten içe yavaş yavaş gelişen antisosyalist hareket, sanıldığı gibi büyük bir iç savaşa ya da ayaklanmaya da gerek duymadan tatlı sert bir şekilde yeniden kapitalizmle kucaklaşmıştı. Bu geri dönüş, dünyanın gözü önünde ve yıllar boyunca revizyonist- sosyal emperyalist eleştirilerine rağmen yaşanmış, bunun karşısında parti içinden ya da kamuoyundan ciddi bir sosyalist tepki görmemiştir. Sebep?
Objektif şartlar olgunlaşmadan gerçekleştirilen devrim, evrimini beklemeden girişilen değişiklikler, halkların memnuniyetsizliği, sürekli baskı ve korku ortamı, farklı düşüncelerin susturulmuş olması, Söz hakkı ve yetkilerin sadece Komünist Parti'de oluşu mu?

pante
24-07-2009, 19:30
Bolşevik devrimi Atatürk devrimleriyle aynı düzlemde kıyaslanabilecek bir devrim değildir. Atatürk devrimleri sadece Türkiye halkı için yeni uygulamalar idi. Bolşevik devrimi ise tüm dünya için yeni idi.

Elbette Bolşevik devrimini, Atatürk devrimleriyle kıyaslamak niyetinde değiliz.
Ama benzeşen kıyaslamalardan doğru tahliller yapabilir, faydalı sonuçlara ulaşabiliriz.
Örneğin Atatürk de bazı reformlarda aceleci davranmış, alt yapısını oluşturmadan, toplumu hazırlamadan değişikliklere girişmiştir.
Bunlardan biri de Türkçe ezandır. Toplumun ekseriyetinin desteğini almadan, baskıyla yapılan bu değişiklik tepki çekmiş ve nitekim yeniden Arapça ezana dönüş coşkuyla karşılanmıştır. Bugün Türkçe ezanın konu dahi yapılamasının nedeni bu başarısız girişimdir. Halbuki anadilde ibadet konusu üzerinde uzun süreçli bir çalışma yapılmış olsaydı, bugün çok daha farklı konumda olunabilirdi.

dilaver
24-07-2009, 21:15
Nep dönemi kapitalizmin ta kendisidir. Bunu bizzat Lenin'den ögreniriz. Ama bolşevik partisinin kontrolünde yürütüldügü için Lenin bunu geçici bir geri çekilme olarak tanımlar. Aksi takdirde ekonomiyi götürebilecek kadroların yoklugu sonucunda sistem zaten tıkanacaktı. Ve bir kaç sene sonra Nep den geri dönülmüştür.

Şİmdi ilk olarak şunu kavramak durumundayız. Sosyalist ekonomi ile kapitalist ekonomi arasındaki fark nedir. Sosyalizmde artı degerin toplum için kullanılmasıdır, başka da degişen bir şey yoktur. Öz budur.

Ancak ikinci bir husus üretimden kopuk sınıfların tasfiyesidir. Yani memur gibi, asker gibi, komisyoncu gibi, tüccar gibi sınıflara mensup bireyler üretime katılmalı ve böylece aynı üretim yapıldıgı halde insanlar daha az çalışmalıdır.

Bu bir geçiş dönemidir. Bu geçiş dööneminde ise proleterya diktatörlügü zorunludur. Şimdi birinci tespitten çıkan sonuç şudur. Artı deger tüm toplum için degil de belirli insanların menfaatine kullanılıyorsa orada sosyalizm yoktur. Olsa olsa yeni bir bürokrat burjuva sınıf şekillenmektedir ve egilim tekelci devlet kapitalizmine dogrudur.

İkinci tespitten çıkan sonuç ise şudur. Şayet devlet tüm ezilen sınıfları içine alacak şekilde genişlemiyorsa orada bir azınlık diktatörlügü egilimi vardır. Proleterya diktatörlügü en geniş emekçi sınıfların devlet erkini burjuvazi üzerinde bir zor olarak kullanmalarıdır. Bunun da Lenin döneminde ve tahminen 30 lara kadar uygulaması Sovyet şeklinde uygulamadır.

Proleterya diktatörlügü devletin ortadan kalkması için bir geçiş aracıdır. Devletin sönmesi ise herkesin devlet olmasıdır. Şayet gidiş tam tersi ise orada da bir sosyalizmden bahsedilemez.

O halde Sovyet deneyimini degerlendirirken bu noktalara ciddi bir göz gezdirmek ve uygulamayı degerlendirmek gerekmektedir. Dünyadaki ilk sosyalist uygulama neden başarısız olmuştur.

Daha sonra ve geniş bir zamanımda (muhtemelen hafta sonu) bu konuya ayrıntılı olarak girmeye çalışacagım. Ancak çöküşün nedenlerini en başta aramak gerekir diye düşünüyorum. Ama o kadar da önemli degildir diye düşünüyorum. Çünkü çöküş bize son derece zengin deneyimler bırakmıştır. Altı bin senelik sınıflı toplum tarihinde bu başarısızlık o kadar da önemli degildir.

saygılarımla

pante
25-07-2009, 00:04
Lenin'in uygulaması düpedüz kapitalizmdi. Stalin'in ki ise devlet kapitalizmi.
Sırası geldiğinde uygulamanın sosyalizm mi, yoksa devlet kapitalizmi mi olduğuna değineceğiz.

Konunun tüm detaylarıyla tartışılabilmesi ve ML perestlerin bu detaylar hakkındaki düşüncelerini alabilmek için zaman zaman derin konulara da gireceğim.
Evrim geçirip soğukta yetişmeleri için Sibirya'ya fasulye tohumları ekilmesinden tutun, ülkenin her yanına mısır ekilmesi gibi yanlış tarım politikalarıyla ekonominin zora sokulup halkın mağdur edilmesine de değineceğiz.
Önce Lenin dönemini işlemeye devam edelim ve çok tartışılan bir konudan başlayalım. Lenin'in vasiyet mektubundan:

İlk kez felç geçirdikten sonra, hükümet ile ilgili bazı yazıları eşine dikte ettirdi. Bunların arasında en ünlüsü Lenin’in Vasiyeti ’dir. Bu vasiyette, başta Stalin olmak üzere önde gelen komünistleri eleştiriyordu. 1922 Nisan ayından itibaren Komünist Parti’nin genel sekreteri olan Stalin'in “eline sınırsız bir otoritenin geçtiğini” söylemiş ve “yoldaşların Stalin’i bu görevden uzaklaştırmak için bir yol aramalarıni” önermiştir. Lenin'e göre Stalin son derece kaba bir karakterdi ve proleterya diktatörlüğü asla onun liderliğinde yayılamazdı. Ona göre, devrimin iyiliği için iktidar Stalin gibi devrimci olmayan insanların elinden alınmalı ve Troçki gibi sol Marksistlere verilmeliydi. Lenin’in ölümünden sonra eşi, 1924 Mayıs’ındaki 13. Parti Kongresi’nde okunmak üzere Lenin’in Vasiyeti ’ni merkez komiteye göndermesine rağmen, vasiyette merkez komitenin önde gelen Zinoviev, Kamenev, Buharin ve Stalin gibi üyeleri eleştirildiği için merkez komite bu dokümanın geniş kitleye ulaşmasını istemedi. Merkez komite bu kararı haklı göstermek için, hayatının son yıllarında Lenin’in aklî dengesinin yerinde olmadığını, dolayısıyla da son söylediklerine güvenilemeyeceğini belirtti. Son derece ilginçtir ki, Troçki de bu belgenin yayımlanmasını engellemek için Stalin'e destek olmuştur. Stalin ile Troçki arasındaki gerginlik daha sonra Stalin'in NEP-Yeni Ekonomik Politika'dan çıkılmasını savunmasıyla başlamıştır. Lenin'in Vasiyeti resmen ilk olarak 1926 yılında Max Eastman tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Vladimir_%C4%B0lyi%C3%A7_Lenin

Mektubun içeriği hakkında bir başka iddia şu şekildedir:

“ Genel Sekreter konumuna gelmiş olan yoldaş Stalin, sınırsız bir otoriteyi kendi elinde toplamıştır ve ben onun bu otoriteyi her zaman ihtiyatlı bir şekilde kullanıp kullanmayacağından emin değilim. Diğer yandan yoldaş Troçki... kişiliği itibariyle, bugünkü MK'nın belki de en yetenekli üyesidir; ancak Troçki, kendi yeteneklerine aşırı güvenmekte ve zihnini işlerin bütünüyle idari nitelik taşıyan yanıyla çok fazla meşgul etmektedir.
Bugünkü MK'nın önde gelen bu iki üyesinin bu nitelikleri, istemeden bir bölünmeye yol açabilir...”
Bolşevikler ve Dünya Devrimi (Tony Cliff s,238) İde yayınları –2000

İlave iddia da şöyle:
"Zinovyev ve Kamanev'in ekim olayının elbette bir rastlantı olmadığını, ama tıpkı Troçki'nin Bolşevik olmayışı gibi bunun da onların kişisel suçu olarak görülemeyeceğini anımsatacağım”

dilaver
25-07-2009, 00:10
pante neden hep bunu yapıyorsun.

Bu mektupların kesinligi yoktur. Kaldı ki çogu da Troçkist kaynaklardır. Dogru da olabilir yanlış da. Ama sen olayı dedikodu temelinde tartışmaya çalışıyorsun.

Şİmdi Sovyet deneyiminde yanlış olmayan bir şeyler olmasaydı başarıılı olurdu.

Lenin de hatalı olabilir Stalin de. Hatta Marks da. Çünkü biz Marksistlere göre Marksizm bir bilimdir dogna degil.

Gel istersen olayı bu temelde tartışalım. Ve hatalar varsa onların altını çizelim ve degiştirelim öz eleştiri yapalım.

Biz Marksistler buna her zaman açıgız ve bu yolda düşünürüz.

İstersen Lenin'in Sovyetler konusunda düşündüklerine gel. Oradan gidelim. Nep zaten kapitalizmdir. Bu konuda tüm Marksistler hem fikirdir.

saygılarımla

pante
25-07-2009, 00:35
pante neden hep bunu yapıyorsun.

Bu mektupların kesinligi yoktur. Kaldı ki çogu da Troçkist kaynaklardır. Dogru da olabilir yanlış da. Ama sen olayı dedikodu temelinde tartışmaya çalışıyorsun.

Şİmdi Sovyet deneyiminde yanlış olmayan bir şeyler olmasaydı başarıılı olurdu.

Lenin de hatalı olabilir Stalin de. Hatta Marks da. Çünkü biz Marksistlere göre Marksizm bir bilimdir dogna degil.

Gel istersen olayı bu temelde tartışalım. Ve hatalar varsa onların altını çizelim ve degiştirelim öz eleştiri yapalım.

Biz Marksistler buna her zaman açıgız ve bu yolda düşünürüz.

İstersen Lenin'in Sovyetler konusunda düşündüklerine gel. Oradan gidelim. Nep zaten kapitalizmdir. Bu konuda tüm Marksistler hem fikirdir.


Dilaver, ben daha anormal birşey yazmış değilim.
Atatürk ve milli mücadele hakkında iddia edilen saçmaların yanında benim yazdığımın lafı mı olur?
Biz o saçmalıklara yanıt vermeye kalkışınca milliyetçi oluyoruz. Hatta lafını bilmeyen densizin biri seviyesiz yazılarla işi faşistliğe kadar vardırıyor.
Adam gibi objektif eleştiriye ben de varım. Atatürk'ü de eleştiririm, Marks'ı, Lenin'i de.
Karabekir, Çakmak ne ise, Troçki de odur. Onların sözleri, eleştirileri dikkate alınabiliyorsa, Troçki'ninkiler de alınır.

Sovyetler Birliğinde teorideki sosyalizm hiç uygulanmamıştır. Uygulanan, Stalin döneminde feodalitenin tasfiyesidir ki bu burjuva demokratik devriminin bir parçasıdır zaten. Sonrasında ise bürokratizm ve devlet kapitalizmidir.
Bunun sebeplerine inilmesi açısından o mektuba yer verdim. Çünkü mektup bir gerçeğe işaret etmektedir ki Stalin'in diktatörlüğü sadece burjuvazi üzerine değil, sosyalistler üzerinedir de aynı zamanda. Fabrikaları, sanayiyi devletleştirmeyi sosyalizm sanan bir anlayıştır Stalin'in ki ve Marksizmle hiç ilgisi yoktur.

Neyse, sen geniş zamanında yazacaklarını yazdıktan sonra değerlendiririz.
Benim asıl yanıt beklediklerim henüz teşrif etmediler.

dilaver
25-07-2009, 00:51
Neyse, sen geniş zamanında yazacaklarını yazdıktan sonra değerlendiririz.
Benim asıl yanıt beklediklerim henüz teşrif etmediler.

sevgili pante

Bu senin yöntemin olmamalı. Garipserim.

Güzel bir konu başlıgı ve ince ince tartışılmalı. Ama kim isterse o teşrif etsin. Bu bir meydan muharebesi alanı olmamalı.

Bu konuyu etraflıca irdeleyelim. Dediklerinin çoguna katılıyorum. Ama Atatürk/Lenin/Marks/Stain kıyaslamasını da dogru bulmuyorum. Her biri belli ekonomik yapıların ortaya çıkardıgı kişilerdir ve de yalnızca da kişidirler. Ne tanrı ne put ne de ebedi şef.

Unutma ki bu site katılımcılarından çok izleyicileri ile ünlü ve bunu tanışalım başlıkları kanıtlıyor.

saygılarımla

evrensel-insan
25-07-2009, 01:29
Saygideger arkadaslar;

1. Dunya Savasi oncesinde; Bati'nin burnunun dibinde, iki tana buyuk feodal yapilanma vardi. Bunlardan birisi Carlk Rusya'si,digeri ise; Osmanli Imparatorlugu'ydu.

Bu iki yapi da; Savas sonrasinda tarihe gomuldu yada gomduruldu. Ortaya cikan yeni SSCB ve TC'nin ve birinin digerine yardiminin ve de birinden digerine olan kisisel goclerin tarihi ve nedenleri iyi incelenmelidir.

Bu iki feodal yapinin da; cokus, ya da cokturulus kaderi, cok benzerlikler tasimaktadir. Su anda birinin ulkelere parcalanmis olmasida; digerinin kulagina kupe olmali ve ona gore degerlendirilmelidir.

SSCB; acaba bir birlik olabildimi, ya da oldurulabildi mi?, "Sosyalist" kelimesi bir oyunmuydu? Bu arada; Ataturk ile Lenin Benzer uygulamalarini da; goz ardi etmemek ve Ataturk'un bilhassa, ulke ici ve disi politikalarindaki farkli tutumu da; algilamak gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 01:40
sevgili pante ilk sayfalarda bi sözüne takıldım lenin ve stalin rusyada bitirildi diye...
bitmek nedir diye sordum kendime ve birkaç yıl önce stalin in heykeline yapılan bir saldırıdan sonra rusyanın birçok şehrinde yüzlerce köyünde elleriyle yaptıkları stalin heytkellerini diken insanlar geldi aklıma (cumhuriyet de haber olmuştu) sonrada lenin in gömülmesi düşüncesine karşı çıkan halk geldi....
şimdi ise atatürk ü düşünmekteyim.. ben küçükken atatürk e en azından yaşadığım yerlerde kımse laf edemezdi severdi sayardı sevmeyenlerde korkularından laf edilemezdi..
atatürk e sövmek allaha sövmek gibiydi..
biz adanalılar allaha çok söveriz ancak atatürk e sövmüşlüğümüz yoktu.. şimdi ise üzülüyorum atatürk e takılan lakaplar heykellerine verlen şekiller paralardaki resimleri ve en önemlisi sokaklarda açıkça edilebilen küfürleri...

dışardaki hayat bitişten bahsediyor.. keşke bu halkta biraz olsun rus halkı kadar yaşlıda olsa ellerinde resimlerle sokağa çıkacak kadar cesur olsaydı....

dilaver
25-07-2009, 01:45
evet

pantenin aynı iletisinde ben de kızılordu ile aynı düşündüm. Stalini eleşiririm. Eleştirebilirim ama devrim Stalin'dir, onun kararlılıgıdır, bundan taviz veremem.

Kızının anılarına yer verecegim bu başlıkta, belki o zaman Sovyetler daha iyi anlaşılabilir. Stalin Atatürk gibi biridir bence. Kuşatılmış ve çaresizdir. Mecburcudur.

Neyse konu ilginçleşiyor.

saygılarımla

evrensel-insan
25-07-2009, 02:07
Saygideger dilaver;

Bir kisinin "mecburculugu" onu insanlikdisina, diktatorluge itiyorsa; bu iki turlu degerlendirilir, ya kisisel egoizm; ya da birilerinin direktifi karsisindaki caresizlik.

Bu durumdaki kisiler tarihi surecte o kadar cok karsimiza cikiyor ki; insan, bu kisilerin ozel mi secildigini dusunmeden edemiyor. Ya da; dusunce ve davranislarindaki celiskiyi, goz ardi etmenin altinda; bir sabitlik, sahiplik, tabu ve somutsorgulanmayan bir degersellik ariyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
25-07-2009, 02:11
muhterem

devletin bir sınıfın diger sınıf/sınıflar üzerindeki diktatörlügü olarak meseleyi algılayabilirseniz olay basitleşir. Siz şunu hatırlarsınız.

Ecevit başbakan olmasına ragmen bu ülkeye yag, petrol vs getiremedi ve kuyumculara defter zorunlulugu getirmeye çalıştıgı için ilanlarla alaşagı edildi. O dönem Türkiyede hiç bir şey bulunamyordu. Ama Ecevit'in gittigi gün her şey bıllaştı.

12 Eylül yönetimi bile defter zorunlulugu getiremedi. Kilit burasıdır.

saygılarımla

evrensel-insan
25-07-2009, 02:25
Saygideger dilaver;

Diktator yapilardaki; devlet ve onun goruntusu, parti ve onun goruntusu, hukumet ve onun goruntusu, politika ve onun goruntusu; butun bunlar aldatmacadir. Sonucta basta bir kisi vardir, o diktatordur. Kimse onun sozunun disina cikamaz, cikarsa tasviye edilir. Bu kisinin de; tarih her zaman; dikta yon ve fikirlerinin kendinden ve kendi gucunden degilde; disardan ve ona saglandigini defalarca kanitlamistir. Toplumlar ve toplumsal bireycilik diye bir olgu yoktur ve olamaz. Bu sadece o diktatorun, baskalarinin ona dikta ettirdigi bir kandirmacadan, cikardan v.s. baska da bir sey degildir.

Tum tarih her konuda; felsefe de, bilim de, sosyal-siyasal-toplumsal inanc ve ideolojik girisimlerde; tek bir kisinin ortaya attigini toplumsallastirir. Toplum dedigin; bir fikrin pesinde, ki bu fikir kisisel olarak ortaya atilir, ya kosan, ya kosar gozuken, ya kosturulan, ya da kosturulmak icin bir sayi toplami olarak gorulen bir kitleler cogunlugudur. Amac; toplumu, bu fikir yonune cekmek ve bu toplulukla birlikte, onu da arac olarak kullanarak; amaca, iktidara, guce, otoriteye kavusmaktir. Bu topluma deger vermek degil; toplumu cikar amacli kullanimdir.

Oyuzden, bir kisinin bir fikir temelinde ideolojik inancsal dogru savunusunun, yiginlari bu dogruya cekmeye calismasi belki, onu yiginlarin gozunde lider, kahraman, put, v.s. degerli bir duruma getirir, fakat; hic bir zaman ona toplumsal kisilik icerigini kazandirmaz. Iste bu kisiler "kurarlar" ve "yikarlar" hangi yaptiklari, sizce toplum yararinadir acaba?

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 02:43
diktatörlük nedir?? nedir bu yıllardır ağızda efsaneleşen işi bazı ıspatlara dökmeye gelince herkesin kaçacak yer aradığı diktatörlük?? biri tek tek açıklarmı bana??

biri stalin in yakın arkadaşlarının silah arkadaşlarının hatta ona yıllarca stalin amca demiş insanların kaleminden konuşurmu??
yoksa soğuk savaş safsatalarıylamı ugrasmaktasınız hala?

kım stalini alman komünist partsiinden okudu??
kım stalini benediktovdan okudu kım kızından okudu v.s...

yada kım stalin gibi yaşadı kım onun psikolojisinde oldu onun durumunda oldu??
ben bu boş konuşmaların birçoğuna çok kızıyorum ayrıca çok üzülüyorum, hangi biriniz hitler ordusuna karşı motherlanda kalmayı seçerdiniz?? hangi biriniz o kısıtlı şartlarda imkansızlıklarda halkına onları doğuran analara güvenmeyi seçerdiniz??

kızılorduya son konuşmasını izleyin orjinal rusça olanı hem yüz ifadesine bakın hemde sözlerine..
hanginiz oğlunu hiç düşünmeden sovyetleer için en ön cepheye yollardınız?
kararlılık irade cesaret yanlışlarda olacak elbet, atlamıyorum eksikler ve daha bi çok şey....

savaştan sonra tüm önemli kadroları savaşta ölen bir komünist parti lideri faşizmle savaşmaktan 20 milyon insanını kaybetmiş bir önder ve kapitalizmle savaşmaya deva etmeye çalışan biri..

herşeyi eksiksiz tam yerinde yapsaydı bence ozaman şaşmalıydık...
kım yapabilmişki?? tarihten bana örnek verecek varmı birisi?? şartları kıyaslayın açlık, hastalık, dondurucu soğuk, ölen milyonlar, faşizm kapitalizm....

elinizi vicdanınıza koyun diyeceğim ama siyaset vicdan dinlemiyor...

evrensel-insan
25-07-2009, 02:52
Saygideger kizilordu;

Bu kadar feryat edeceginize, siz diktatoru tanimlasaniz. Kapitalizm oncesi, tarihin her doneminde bir suru diktator gelip gecmistir. Bilinenlerin en basinda; Neron hatirlanir. Kapitalizm ile birlikte; kisisel cikislar veya one surulen kisilikler, artik; tek basina ve hatta kendi istegi dogrultusunda bile degildir. Mafia, CIA, Mason v.s. tipli kuruluslarin; bulup ortaya cikardigi ve sirf kendi amaclari icin ve de aldiklari direktif temelinde, kullanima surdukleri kisiliklerdir.

Burada santajdan tutun da, ekonomik satin alma, kariyerist satin alma, kisaca; bir yere getirilme vaatli satin almalar hep uygulanmistir. Oyuzden hic bir diktator yalniz degildir. Onun arkasinda, ona yardimci, bir erk, guc, otorite vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 03:06
ben sizin bahsettiğiniz diktatörlüğü anlıyamadım bu yüzden tanımı ben değil siz yapmalısınız.. kaldıki bu son tanımlamanızda stalin hiçbir yere sığmamakta...
zaten burda sizde rivayetlerden hikayelerden bahsetmeye başlarsanız konuşulmadan kapanmış bir konu olacak bu diktatörlükte.. atatürk hakkındada anlatılan birkaç acaip fantezi duymuştum.. stalin içinde anlatılan en komiği tren olayıydı binlerce insanı trene doldurtuyor sonra bu tren çok yüksek bir tepeye çıkıyor orda yol bitiyor bir anda tren uçurumdan aşağıya...
ölenlerin heposi müslüman...

pehhh masal anlatmadan yapalım bu işi....

Neferkamin Anu
25-07-2009, 03:12
ben sizin bahsettiğiniz diktatörlüğü anlıyamadım

.


Bunun cevabı çok açık değilmi , paris komününe bakarak dikatatörlüğün ne olduğunu anlayabilirsin, tabi anlamak istersen.Malum emeğin milleti yokya ondan......:D

KızıL
25-07-2009, 03:20
paris komününde ne var??

evrensel-insan
25-07-2009, 03:25
Saygideger kizilordu;

Bak soyle yapalim. Sizin inancsal ideolojik dogrunuzun disinda kalan bir diktatorden bahsedelim. En azindan o zaman sizinle diktatorun ne oldugu konusunda bir ortak nokta bulabiliriz. Tabi siz yine de; sizin ideolojik inancsal dogrularinin bunyesinde yer alan ve somut olarak deger verdiginiz tarihi sahsiyetleri, stalin gibi; simdilik bu konunun disinda tutariz. Ama diktatoru ortaya koyduktan sonra da; umarim; cuvaldizi kendinize, igneyi baskasina batirirsiniz, o zaman. Sizce Hitler, ya da Mussolini bir diktator muydu? ve neden?

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
25-07-2009, 03:31
Bende bu baslikta yazayim bildiklerimi diyordum ama gerek kalmadi evrensel girmis basliga o curutur yazilanlari nasilsa.

Neferkamin Anu
25-07-2009, 03:34
Saygideger kizilordu;

Bak soyle yapalim. Sizin inancsal ideolojik dogrunuzun disinda kalan bir diktatorden bahsedelim.




Evrensel savunduğun ekonomik sistem nedir.

evrensel-insan
25-07-2009, 03:36
Saygideger aydoe;

Yaptigin esprine, sevinsem mi, uzulsem mi; karar veremedim. Sonucta, bir sey diyecegi olan yazabilir. Kimse, kimseyi engellemiyor oyle degil mi?

Sonucta herhangibir konuda bir savunu yapilacaksa; o savunu, savunuyu yapan tarafindan; bilgili, bilincli, birikimli ve gozlemli yapilmalidir. Bunun aksi o savununun suphesine ve curumesine yol acar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 03:36
musolliniye gerek yok hitlerden bahsedelim adamın tüm yaptıklarından hatta zevklerinden...

ss subaylarını neden yarattığından onca insanı hem deneylerde hem silahla öldürttüğünden ekmek almak için tecavüz edilen yahudi kızlarından..
kendi cinsel güdüsünün ss subaylarına kendini tekmeletmek olduğundan..
diktatördür bundan öte benim için önder değildir lider değildir.. halkı için yada insanlık için bişey değildir..

evrensel-insan
25-07-2009, 03:56
Saygideger kizilordu;

ss subaylarını neden yarattığından onca insanı hem deneylerde hem silahla öldürttüğünden ekmek almak için tecavüz edilen yahudi kızlarından..
kendi cinsel güdüsünün ss subaylarına kendini tekmeletmek olduğundan.-kizilordu-

Bu mu sizin diktator taniminiz? Soru bir Bu kisi nasil "demokratik olarak" iktidara geldi?

Soru iki; Hitler'in diktator oldugunu, hitler yanlilari kabul edermi? Etmezse, neden etmez?

Soru uc; bu soruya vereceginiz cevabin, sizin Satalin'i diktator kabul etmemenizle bir bagi var mi? Yoksa, neden, farki nedir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-07-2009, 04:00
Saygideger Neferkamin Anu;

Su an savundugum bir ekonomik sistem yok. Cunku ben bu sistemin her yonunu veren dusunce koken ve temeline karsiyim. Parasiz bir dunya dusuncem var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

keci
25-07-2009, 04:06
Değerli arkadaşlar

Bu sorunun cevabı bence şudur:

İçinde insan olmayan hiç bir ideoloji ilelebet yaşayamaz.
Bu geçmişte sovyetler için geçerli idi gelecekte Amerika ve benzerleri için geçerli olacak..
Ama yıkmadan önce idame edecek olan ide olmak zorunda yoksa harabede olsa çölde olsa eskisi devam eder.

Yani Sovyetler birliğinin yıkılmasının sebebi Rejiminin içinde "İnsan" faktörünün olmaması idi...
İnsan bu rejimde bir dişli çark idi.
Ama bakımı yapılmayan mahiyeti bilinmeyen bir çark..
Eğer ihtiyaçları karşılansaydı rejim yıkılmazdı.

Saygılarımla...

aydoe
25-07-2009, 04:06
Parasiz bir dunya dusuncem var.

Vay Komunist vay

evrensel-insan
25-07-2009, 04:10
Saygideger aydoe;

5000 kusur yazidan sonra, bir cumle ile yaptigin yakistirmanin icin tesekkurler. Tevekkeli degil; kisiler, gecmisi cok cabuk unutabiliyorlar, tabi islerine geldigi olcude. Yalniz hatirlatayim, bu yakistirma tamamen sana aittir, beni zerre kadar irgalamaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 04:17
bu adam nasıl iktidar oldu yaw evrensel bu adam iktidar olmadan önce neydi?? ne yapıordu konuşmaları sözleri neydi?

ayrıca discovery channel in hitler belgeseli bakınız lütfen eski naziler yani hitler yanlıları ne diyor birde bir başka belgesel var adolf ün en yakın bayan hizmetkarı bakın neler anlatıyorlar...

ayrıca stalin ve hitler arasında fark göremıyorsanız baştan başlayın ikisin incelemeye..

parasız bir dünya :) güzel fikir...

leninden bir alıntı olsun ozaman..

altın sosyalizmde yalnızca hela taşı yapmaya yarar....

evrensel-insan
25-07-2009, 04:21
Saygideger keci;

İçinde insan olmayan hiç bir ideoloji ilelebet yaşayamaz. -keci-

Varmi, icinde insan olan bir ideoloji? Varsa, hangisi? Sadece insan yeterli mi?, insanlik aramiyormusun?, sahi; insan ve insanlik nedir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-07-2009, 04:23
Saygideger kizilordu;

ayrıca stalin ve hitler arasında fark göremıyorsanız -kizilordu-

Gosterebilirmisiniz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 04:30
evrensel ne diyim sana stalini oku ben sana kitaplar anlatamam burda iksini okuman lazım
benediktovun stalin için yazdıklarını oku..

keyfi adam öldürmeeyen deneylerle insanlara zarar vermeyen zor şartlarda bişeyler yapmaya çalışan bu adamı okumalısın.. ha tekrar sölemekte fayda var ben hatalarını eksik bıraktığı yerleride görmekteyim inkar etmıyorum...

berline girildiğinde hitler bombalanacak binalara masum insanları ve ss leri yerleştirirken stalin bu binaları insanlar var diye bombalamamıştır çıkan yaşlılar hitler tarafından gözden çıkarılmıştı ama kızılordu ekmek ve suyla karşıladı
al sana fark.. daha yazmaya gerek yok ben bu fark için bile çok şey yapardım...
gala filmcilik gerçek berlin savaşı görüntüleri sana bu konuda kaynak olabilir..

yada rus komutanlık kayıtları...

keci
25-07-2009, 04:36
Saygideger evrensel-insan;


Varmi, icinde insan olan bir ideoloji? Varsa, hangisi? Sadece insan yeterli mi?, insanlik aramiyormusun?, sahi; insan ve insanlik nedir?


İnsan dediğim zaten insanlığı ihtiva eder ..

İnsan yaratılmış olan Eşrefi Mahluk (En güzel varlık) Ahsen-i Takvim dir.
onda tüm güzel özellikler mevcuttur. VE Tüm kötü özelliklerde
Bunlar arasında tercih yaparak güzeli ve çirkini ayırıp güzeli tercih etmesi
durumunda yaratılmışların en üstünü olur.
Eğer tersini yani çirkini seçerse yaratılmışların en aşağısı olur.
İşte bu durumların hepsine birden insanlık denir..

Peygamberimiz Güzeli seçmiştir, Hitler Mao stalin Lenin de çirkini
İçinde insan olan ideoloji hepsi ve hiçbiridir. Hepsi insanı kullandığı için
içinde insan vardır. Ama ideoloji demek aynı zamanda insanı dışarıda bırakıp ideali bulmak demektir. O yüzden sadece; bir ideoloji olmayan İSLAM dini içinde insan'ı dolayısıyla Ahsen-i takvim ve Eşref-i Mahluk olarak barındırır.

Saygilarimla;

KızıL
25-07-2009, 04:38
peygamberiniz güzeli seçti bizimkiler çirkini mi :s yahu o seçtiği güzel kızlardan mı bahsediyorsun yoksa yaptıkları savaşlardan mı?
yada ticari zekasından mı nedir bu sizin güzelleriniz??

iyiki bizimkilerde sizin peygamberinizin güzellerini seçmemişler.. bu zamanlarda güzel ve çirkin karışır oldu iyiyle kötü de olduğu gibi...

evrensel-insan
25-07-2009, 04:43
Saygideger kizilordu;

Okuyup okumadigima, neye gore karar veriyorsunuz. Tarih subjektif olarak yansir. Yansiyan tarihte; ideolojik inancsal dogru bakis acisiyla algilanir. Konu, yansiyani ve algilanani; yansitmaya geldiginde de, bu da yansitanin; subjektifligi ve ideolojik inancsal dogrusu temelindedir. Bilmem anlatabildim mi?

Ama onemli olan cifte standartliktir. Bir kisi, bir kisiyi oldurur (oldurmek) ve bu oldurumu savunursaniz; yine baska bir kisi bir kisiyi oldurdugunde, buna karsi cikarsaniz; bu cifte standartliktir.

Oyuzden diktator dahil; tum kavramlarin ifadesi; bu cifte standarta maruz kalmamalidir. Bir savasi destekleyip; baska bir savasa karsi cikamazsiniz.

Cunku sonucta; bilinc, ya savasa karsidir, ya degildir. Su savasa su sartta savunu, bu sartta karsi cikis cifte standarttir.

Bu temelde; ne devrim, ne karsi devrim olur, sizce? Carliga karsi yapilan; devrim midir, karsi devrim midir?; kime ve neye gore. Sizce bir car yanlisi; Sovyet devrimini; devrim mi, karsi devrim mi gorur?, sizden neden farkli dusunur, acaba?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-07-2009, 04:47
Saygideger keci;

Bunlar arasında tercih yaparak güzeli ve çirkini ayırıp güzeli tercih etmesi
durumunda yaratılmışların en üstünü olur.
Eğer tersini yani çirkini seçerse yaratılmışların en aşağısı olur.
İşte bu durumların hepsine birden insanlık denir..-keci-

Burda bir celiski var. Hem guzel-cirkin birlikteligini ortaya koyuyorsun, hem de guzele vurgu yapiyorsun. Bu nasil birliktelik? Ayrica, guzel-cirkin; degisken ve gorecelidir. Bunun evrensel bir tanimi ve ortaya konumu yoktur. Neye ve kime gore guzel veya cirkin? Ya sizin guzeliniz, benim cirkinimse; ya da tersi. Ne olacak o zaman; kimin guzeli, guzel olacak? , ya da tersi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

keci
25-07-2009, 05:08
Saygideger keci;

Bunlar arasında tercih yaparak güzeli ve çirkini ayırıp güzeli tercih etmesi
durumunda yaratılmışların en üstünü olur.
Eğer tersini yani çirkini seçerse yaratılmışların en aşağısı olur.
İşte bu durumların hepsine birden insanlık denir..-keci-

Burda bir celiski var. Hem guzel-cirkin birlikteligini ortaya koyuyorsun, hem de guzele vurgu yapiyorsun. Bu nasil birliktelik? Ayrica, guzel-cirkin; degisken ve gorecelidir. Bunun evrensel bir tanimi ve ortaya konumu yoktur. Neye ve kime gore guzel veya cirkin? Ya sizin guzeliniz, benim cirkinimse; ya da tersi. Ne olacak o zaman; kimin guzeli, guzel olacak? , ya da tersi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Saygideger evrensel-insan;

Hayır çelişki yok Cehennem var eğer birliktelik olmasaydı sadece cennet olurdu... Güzel ve çirkinde bana veya size göre değil evrensel kurallara göre
yani Allah'ın yaratığı kainattaki düzene göre..

Mesela insan öldürmek Çirkindir bu fıtrat gereğidir.. Ama Katillerde var yani onların güzeli benim çirkinim ama insanların geneline göre Katil ve cinayet kötüdür çirkindir; kimse bu onun özgür seçimidir ona göre güzeldir bırakın istediğini yapsın kimi isterse öldürsün demez.. Diyorsa diyende yapan gibidir zaten...

Saygilarimla

pante
25-07-2009, 11:26
Parasiz bir dunya dusuncem var.

Paranın yerine karne getirilir, aldığını-verdiğini kaydetmek için değil mi? :)
Aile, sömürünün, özel mülkiyetin en küçük birimi olduğuna göre o da kaldırılır.
Çocuklar, çocuk kamplarında yetiştirilir, büyütülür. Baba denen kimliğe gere yok, zamanla ortadan kalkacaktır zaten.
Anne'nin ezilmişliği konusunda geriye bir tek hamilelik ve doğum eziyeti kalıyor. Ayrıca doğum da vücudu bozuyor, şişmanlığa sebep oluyor. O konuyu da sünileştirmek, tüp bebek vs. metotlara dönüştürmek gerek.

Aile ortadan kalkacağına göre herkesin ayrı ev edinmesi büyük israf, gereksiz bir külfet. Toplu yaşam yerleri yapılır. Aynı yerde yemek pişer, herkes oradan yer, aynı yerde yaşanır, yatılır. Değil mi?
Böylece özel mülkiyetin kökü kurutulmuş olur. İnsanlar sınıfsız sömürüsüz yaşarlar.

Şu konu bile, sosyalizmin başarılı olmasına engelleyen en önemli faktörlerden biridir. Yahu size ne aileden, paradan? Bırakın evrimine. Evrimin akışı belirleyecektir gerekli olanı, olmayanı. Marks böyle demiş diye, herşey halloldu da aile düzenini bozmak mı kaldı?
Bilimsel düşünceler ile, felsefi düşünceleri karıştırmamak gerekir. Adam, yüzyıllar sonrasına gönderme yapmış, öngörüsünü yazmış. "Sonunda aileye de gerek kalmayacaktır" diye düşünmüş. Dediği kanun değil ki.

Cem
25-07-2009, 12:32
Konu SSCB'nin neden yıkıldığı idi. Konuyla ilgisi olmayan mesajlarla başlığı doldurmayalım lütfen. İlgisiz mesajların moderatör tarafından çöplüğe kaldırılmasını talep ediyorum.

evrensel-insan
25-07-2009, 14:52
Saygideger pante;

Bırakın evrimine. Evrimin akışı belirleyecektir gerekli olanı, olmayanı.-pante-

Bakiyorum da; evrimi, tanri yapmak dusuncesindesin. Tabi canim, insanoglu simdiye kadar; tanriya kul oldu, bundan sonra da evrime kul olur; olur biter. Sansliyiz, en azindan ortada kolelik yok. Ha; belli olmaz; insanoglunu tanriya kole edenler, henuz bu koleligi evrime devretmeye gerek gormuyorlardir. Ama; bazi blimsel aciklamalara bakilirsa, o gunler uzak degil.

Parasiz bir duzen; senin bugunku dusunce yapin ile algilayabilecegin bir duzen degildir. Cunku o duzen; ayni zamanda; otoritesiz, iktidarsiz, cikarsiz, ayrimcisiz yani bugunun duzeninin tum pozitiflrinin alasagi edildigi bir duzendir. Bireylerin; bireysel olarak dusunup davrandigi ve her dusunce ve davranisi insansal-evrensel kapsamda ortaya attiklari; ve de bir arada, acik bir toplumda; beraberce; birlikte ve dusunce farklarini teknik uzerinde uygulayarak surecekleri bir yasam ve iliski.

Saygilarimla;
evrensel-insan

pante
25-07-2009, 16:29
Parasiz bir duzen; senin bugunku dusunce yapin ile algilayabilecegin bir duzen degildir. Cunku o duzen; ayni zamanda; otoritesiz, iktidarsiz, cikarsiz, ayrimcisiz yani bugunun duzeninin tum pozitiflrinin alasagi edildigi bir duzendir. Bireylerin; bireysel olarak dusunup davrandigi ve her dusunce ve davranisi insansal-evrensel kapsamda ortaya attiklari; ve de bir arada, acik bir toplumda; beraberce; birlikte ve dusunce farklarini teknik uzerinde uygulayarak surecekleri bir yasam ve iliski.


Alternatif olarak ne getiriyorsun Evrensel?
İnsanlar ihtiyaçlarını temin ederken ne kullanacaklar?
Manavdan domates alırken imza mı vereceksin?
Yoksa manav-market olmayacak mı? :)

Bu arada konudan sapmayalım.
Burjuva diktatörlüğü ile Stalin diktatörlüğü arasında fark vardır bence.
ve adı diktatörlük olduğu sürece diktatörler eksik olmayacaktır.
Burjuvazinin, özel mülkiyetin yasaklanmış olması neden yeterli değil?
Burjuva diktatörlüğü tek parti mi demek?
Kapitalist düşünceler yasaklanır, izin verilmez. Yetmez mi?

evrensel-insan
25-07-2009, 16:41
Saygideger pante;

Hicbirsey. Uretim, sadece Tuketime, kullanima ve paylasima acik olacak. Sahiplenme geregi duyulmuyacak. Insanlarin ihtiyacina gore ve tuketim, eskitime gore ayarlanacak uretim.

Belki de; teknik o kadar gelisecekki; uretimi insanlar degil; robotlar yapacak. Insanlarin uretimi; teknolojiye ve insanligin, evrenin, doganin v.s. gelisimine yonelik olacak. Insanin uretimi dusunce olacak.

Bu temelde, ailenin ortadan kalkmasina da gerek yok. Ama acik toplum icin; dini ve milli tabularin tum ayrimci dusunce ve davranislarin, bilinc olarak kullanimdan kalkmasi ve herkesin birey bilinciyle, ve bu bilincin; evrensel genisligi ve insansal turu kapsamiyla beslenmesi gerekecek.

Bu durum, hem ekonominin, hem de politikanin ve de psikolojinin tarihe karisimi olacak. Yeni bir dil, yeni bir anlayis, yeni bir yanasim, yepyeni bir dusunce sekli, yolu, yonu ve yontemi gerektirecek. Farklar, ayrimciliktan temizlenecek, arindirilacak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
25-07-2009, 16:55
evrensel olaya bu bakışınla stalin diktatörlüğü tartışılamaz.. zaten eğer verdiğim kaynakları okuduğunu varsayarsak stalini dünya ahiret diktatör ilan edeceğinde kesin.. konuyu dahada dağıtmadan kesiyorum burada....başlıktan kopmamak lazım...

evrensel-insan
25-07-2009, 17:17
Saygideger kizilordu;

Ayni fikirdeyim.:focus:

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
25-07-2009, 17:38
Öncelikle sosyalizmin ya da komünizmin veya Marks'ın düşüncesinin ne oldugunu çok iyi kavramamız lazım. Sovyetler Birligi denemesi ancak bu temelde anlaşılabilir.

Sınıflı toplumların temeli meta ekonomisidir. Üretim kullanım degerleri için degil degişim degerleri için yapılır. Bir kere degişim degeri genel geçerli olduktan sonra işçi ile ürettigi ürün arasında yabancılaşma başlar ve işçi ürettigi mal üzerindeki hakimiyetini kaybeder. Kapitalist üretimin temeli bu yabancılaşmaya baglıdır o halde komünist bir toplumda degişim degeri için üretim olmamalıdır. Meta ekonomisinin varlıgı tekrar tekrar ve yeniden kapitalizmin doguşu demektir. Meta ekonomisinin sürdügü bir toplumda da asla komünizmden ya da komünizme geçişten bahsedilemez.

Buradan çıkan ilk sonuç komünist toplumun ancak dünya çapında kurulabilecegidir. Bir yerlerde degişim ekonomisi ve para ilişkileri sürüyorsa bu her yere sirayet edecektir çünkü. İkinci sonuç ise şayet meta ekonomisi Sovyetler Birliginde sürüyorsa ya da yok edilmemişse her zaman için restorasyon tehlikesi mevcuttur ve meta degişimi her an yeni bir sınıfın doguşunu getirebilir.

İşte tam da bu nedenle komünistler geçiş aşamasında proleterya diktatörlügünü zorunlu görürler. Proleteryanın siyasi hakimiyeti bu geri dönüşün emniyet sübabı olmak zorundadır ve geri dönüşe karşı zoru temsil eder. Bu yüzden de proleterya diktatörlügü ezilenler için en geniş demokrasiyi temsil ederken mülk sahibi sınıflar için ise bir zor aygıtıdır ve onları disipline edecek olan mekanizmadır.

Ancak şurası bir gerçektir ki Sovyetler Birliginde süreç içinde proleterya diktatörlügü bir parti diktatörlügü haline dönüşmüş ve bu anlamda da işlevi tersine dönerek bir azınlık diktatörlügü haline gelmiştir. Devrim esnasında ve takip eden yıllarda slogan "tüm iktidar sovyetlere" idi ve iktidar işçi, köylü ve asker sovyetleri eliyle kullanılıyordu. Ancak ilerleyen yıllarda bunun parti eline geçtigini ve burada merkezileştigini görürüz.

Her devletin egemenlik aygıtı ve zor aygıtı onun ordusudur. Bolşevik partisinin programında ordu için şu görüşler yer alır :

1- Onbaşıdan generale kadar bütün rütbe ve ünvanların kaldırılması

2- Çeşitli rütbe ve ünvanlara ilişkin her ayrıcalık ve işaretin kaldırılması.

3- Her türlü selam verme zorunlulugunun kaldırılması

4- Her türlü madalya, nişan ve diger liyakat işaretlerinin kaldırılması.

5- Tüm subay örgütlerinin kaldırılması

6- Ordu içindeki emir erliginin kaldırılması. vb vb

Kaldı ki Marksist ögretiye göre düzenli ordu da yanlıştır ve şayet savunma yapılacaksa bu milis güçlerine dayandırılmalıdır. Ordunun bu yozlaşması ileride restorasyon sevdalılarına ihtiyaç duyacakları zoru saglayacaktır ve saglamıştır da.

Sosyalizm düşüncesi komünlere, kendi kendine yeterli komün birliklerine dayanır. Amaç tüm çalışabilir nüfusu üretime sevk ederek kafa ile kol emegi arasındaki çelişkinin kaldırılması ve böylece de kısıtlı çalışma saatlerinin sonucu olarak her bireyin kendine entellektüel gelişme için daha çok zaman ayırabilmesidir.

Kendi kendine yeterli komünlerde ise hem her birey çok az bir çalışma karşılıgında gereken üretimi topluma saglayacak, hem de tüm toplumsal üretimdem kendi için gerekli payı alabilecektir. O halde sosyalist bir ekonominin varlıgı için çalışma saatlerinin düşürülmesi ön koşul olarak görülmelidir.

Sosyalist devrim siyasi bir devrimdir. Önce iktidar alınır, sonra yukarıdan aşagı dogru ekonomik ilişkiler kurulur ve son aşama olan ideolojik devrime geçilir. İdeolojik devrim ise en zor olanıdır ve yeni tipte insanı yaratmayı hedefler. Sosyalist bir toplum yola çıktıgınız zaman karşıdan gelen pek çok Einstein, Mozart, Nazım Hikmet'leri göreceginiz bir toplum olmalıdır. Bunun için de ön koşul çalışma saatlerinin son derece düşük olması ve insanların zamanlarının çogunu kişisel gelişimlerine ayırmalarıdır.

Meta üretiminin yalnızca yok edilmesi yeterli degildir. Bunun bilincimize olan izdüşümleri de yok edilmelidir. Bu ise insanların kültürel olarak ilerlemesi ile mümkün olabilir ancak.

Şimdi tüm bu ilkeler çerçevesinde Sovyetler Birligi ni degerlendirdigimizde bunların hemen hemen hiç birinin hayata geçirelemedigini görürüz. Ayrıca Sovyetler dışındaki bir emperyalist dünyanın varlıgı ve bunlarla olan meta ilişkileri yozlaşmayı da devamlı arttıran bir etkendir.

Proleterya iktidarı ele geçirmekle ancak ve ancak görevine daha yeni başlamış olur. Amaç bir dünya devrimidir ve bolşevikler her zaman için bir dünya devrimini programlarının merkezine koymuşlardır. Ne zaman ki bu idealden uzaklaşılmıştır, sosyalizm ülküsünden de uzaklaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşının yarattıgı korku ve panik ile birlikte pek çok bolşevik kadronun da yok olması bu yozlaşmayı da arttıran etkenler olmuştur.

Böyle bir giriş yaptıktan sonra zaman buldukça olayı daha ayrıntılı olarak degerlendirmeye çalışacagım. Ancak ilk sosyalist deneyimi degerlendirirken aklımızdan çıkarmamamız gereken ilkeler bunlar olmak zorundadır.

saygılarımla

ozgur_
25-07-2009, 18:44
Sovyetler Birliği'nin dolayısıyla reel sosyalizm olarak anılan pratiğe uygulanmış şekliyle marksist sosyalist sistemin çöküşünün bana göre nedenleri:

İdeolojik nedenler:

1) Sosyalist demokrasinin proleterya dikataörlüğü ile birlikte yürütülmeye çalışılması demokrasinin güdük kalmasına, diktatoryal etkenin baskın olmasına neden oldu. Bu durum daha Lenin döneminde Kautsky tarafından çok güzel açıklanmıştı ama Lenin bu görüşü red ederek Bolşevik çizgide yürüdü. Tarih Kautsky'yi haklı çıkardı ve proletarya dikatatörlüğünün vardığı yer sadece burjuvazi üzerinde dikatatörlüğe değil halkın büyük kısmı üzerinde bir diktatörlüğe döndü.

2) Tarihi materyalizm ve diyalektik materyalizm yaşamdaki öznel öğeleri olması gerekenden daha geri plana atıyordu. Dolayısıyla toplumsallık adına bireysel özgürlüklerin önemi küçümsendi. Devlet ve toplum yüceltilirken birey küçümsendi. Kuşkusuz kapitalist batıda ise birey yüceltiliyordu. Çözüm bu olmasa bile sosyalist sistemdeki derecede bireyin ezilmemesiydi.

Birey modelinin yetersizliğiyle ilgili nedenler:

1) İnsanlığın ulaştığı uygarlık düzeyindeki bireysel olgunluk düzeyi sosyalist sistemin ihtiyaç duyduğu birey modelinin çok gerisindeydi: Kapitalist sistemde çalışmak için kar güdüsüne alışmış bireylerin sosyalist sitemde sosyal yararlılık ilkesini ön plana geçirebilmeleri gerekiyordu. Bu olmayınca yeterli verimlilikte çalışma motivasyonu azaldı, üretim nicelik ve nitelik olarak düştü, hizmet kalitesi azaldı.

2) Gerek SSCB'nin gerekse diğer sosyalist devletlerin gelişmiş kapitalist dünya tarafından çevrelenmiş olması ellerindeki nitelikli iş gücünün bu devletlere kaçmasına yol açacaktı. Çünkü bu nitelikli iş gücü gelişmiş batıda kat kat daha fazla para kazanabilirdi. Bunun birinci maddeyle ilintisi olsa da ayrı değerlendirilmesi gereken bir olgu olduğunu düşünüyorum.

Bu problemi çözmek için yurtdışına seyahat yasakları getirildi. Berlin duvarlarla çevrildi. Sosyalist sistem batıda demirperde gerisi olarak anılmaya başlandı.

Tarihsel nedenler:

Rusya'nın Napoleon döneminde Fransızlar, Hitler döneminde ise Almanlar tarafından önemli derecede işgale uğraması ve çok büyük insan kayıpları (2. dünya savaşında yaklaşık 12 milyon) ve tahribat nedeniyle 1945 sonrasında paranoik şekilde silahlanmaya yönelmesine yol açtı. Kaynakların çok büyük oranda silahlanmaya ayrılması ekonomik refahı engelledi, askeri alanda ve uzay teknolojisinde önemli gelişmelere rağmen sivil yaşam fakir kaldı. Sistem dışa karşı güçlenirken içten zayıfladı.

Her şeye rağmen bir önceki mesajda saroz'un da belirttiği gibi SSCB deneyimi insanlık tarihi açısından önemli bir dönem noktası ve çok önemli bir tecrübedir. İnsanlık ilk defa önceden teorisini yaptığı bir toplumsal sistemi 1917 devrimi ile hayata geçirmeye çalışmıştır.

Tüm başarısızlıklarına rağmen Sovyetler Birliği deneyimi emekçi sınıflar ile burjuva sınıflarını adil ve eşit bir düzeye getirebilme çabası açısından takdire değerdir. Sömürüsüz bir dünya için ciddi ve yürekli bir adımdı fakat başarısız oldu.

Bolşevik devrimi Atatürk devrimleriyle aynı düzlemde kıyaslanabilecek bir devrim değildir. Atatürk devrimleri sadece Türkiye halkı için yeni uygulamalar idi. Bolşevik devrimi ise tüm dünya için yeni idi.

Bu konu hakkında çok fazla yoğunlaşmadığım için diğer arkadaşlar gib derinlemesine bir analize girmeyeceğim. Sizlerin bilimsel yaklaşımlarınızn arasına bilimsel olmayan fakat görebildiklerim ve düşüncelerimi kısaca ifade etmeye çalışacağım.

Teori olarak insanlığın mutluluğu için en mantıklı görülen sistem pratikte uygulanamamıştır. Sayın cemin bunun nedenlerini belirtiği tespitlere noktası virgülüne kadar katılyorum.

Bence olayın kilit noktası pastanın büyüyememe meselesidir. Batıda kapitalis yöntemle pasta büyürken, Sovyetler birliğinde pasta büyümedi. Batıda büyüyen pastada en alt kesime küçükte olsa bir pay alırken Sovyetler Birliğinde pasta büyümediği için insanların refah seviyesi artmadı. Pastayı büyütmek için bügün rusyanın kullandığı yeraltı ve yerüstü zenginlikler kullanılmadı.

Herşey merkezi sistem tarafında planlandığı için hantal bir sistem ortaya çıktı. Kişisel özgürlükler kısıtlandı, devlet birey için değil, birey devlet için mantığıyla haraket edildi.

Ancak bügün bazı kominizm döneminde yaşayan bazı bulgaristan göçmenleriyle konuştuğumda o döenmdeki temel gereksinimlerin karşılanması, eğtim, sağlık vb. gibi uygulamaları hala aradıklarını göruyorum.

Cem
26-07-2009, 00:08
Ancak şurası bir gerçektir ki Sovyetler Birliginde süreç içinde proleterya diktatörlügü bir parti diktatörlügü haline dönüşmüş ve bu anlamda da işlevi tersine dönerek bir azınlık diktatörlügü haline gelmiştir.

Parti dikatörlüğüne dönüşmesinin nedeni proleterya diktatörlüğü teorisinin ta kendisidir. Proleteryayı temsil eden siyasi parti sadece marksist-leninist parti olabilirdi reel sosyalist sistemlerde. O halde marksist-leninist olmayan siyasi partiler sistem dışına atılmak, yasaklanmak zorundadır. Zaten öyle de olmuştur. Ancak bu sefer hangi politikaların gerçekten proleterya lehine olacağının kararını verme sorunu olmuştur. Çoğulcu demokrasilerde bu kararı halk verir. Ancak proleterya diktatörlüğünde sadece iktidarı elinde bulunduran bürokrat kesim bu kararı verebilir. Proleterya ditatörlüğünü uygulamaya çalışmanın kaçınılmaz sonucu toplumun geneli üzerinde bir diktatörlüktür.

Çoğulcu demokrasilerde halk geleceğini kendi oylarıyla belirlerken Bolşevik türü sosyalist sistemlerde halkın tam katılımı engellendiği için kendi geleceğini belirleme olanağı yoktur. Herhangi bir muhalif görüş burjuva görüşü olarak suçlanıp koğuşturmaya uğrayabilir. Nitekim gerek SSCB de gerek Çin'de pek çok parti için muhalefet "burjuva" görüşü ifade ettiği gerekçesiyle partiden ihraca uğramıştır.

Proleterya diktatörlüğü teorisi doğası gereği sadece burjuvazi üzerinde değil herhangi bir muhalif üzerinde diktatörlüğe dönüşme potansiyeli içerir.

Demokrasiyi bir sınıfın diğeri üzerinde diktaörlüğü olarak tanımlama talihsizliği lenin'e aittir. 19. yy ve 20. yy başlarındaki dünya demokrasisinin emekleme evresine ait gözlemlerden çıkarılmış bir iddiadır.

Oysa demokrasiden ve emekten yana güçlerin çabalarıyla özellikle 1950 lerden itibaren demokrasiler sınıfsal özelliklerinden gitgide sıyrılarak evrensel konuma doğru evrilmiştir.

Günümüz avrupa demokrasisini burjuvazinin emekçiler üzerinde diktatörlüğü olarak tanımlamak yersiz olur.

Liberal demokrasi ya da başka bir deyimle çoğulcu demokrasi günümüzde dünyanın seçebileceği tek doğru yoldur.

Günümüzde toplumsal üstyapının nasıl olması gerektiği konusunda liberalizmin kati zaferi gelmişse de altyapıya yönelik marksist görüşler halen güncelliğini korumaktadır.

Neferkamin Anu
26-07-2009, 00:38
7 sayfa olmuş.
7 sayfa dünya jeopolitiğini kavrayamamış bir ülke düşünceleri
zevkle okudum.
günümüz demokrasilerindeki çoğulculuk söylemi ise beni çok güldürdü.
yahu ulus-üstü yapıların niye kurulduklarını sanıyorsunuz.

ne demişler, bir ülkeniin parasını kontrol etme yetkisi verin kanunlarını kimin yaptığıyla ilgilenmem.

dilaver
26-07-2009, 01:37
Sevgili Cem

Resmi olarak Sovyetler Birliginde egemenlik Sovyetlerdedir, ama başlangıçtan itibaren ciddi degişiklikler gözüküyor. Örnegin 1918 de kongre tam beş kez toplanıyor. Fakat 1919-22 arasında yılda bir kez toplanıyor. SSCB olarak 23-24 ve 25 te yılda bir kez toplanıyor. 25 ten 31 e kadar 2 yılda bir toplanıyor. Yedinci kongre ise 35 te yani dört yıl sonra yapılıyor.

Şimdi bu tablo bize neyi açıklar. Bolşevizmin Lenin dönemindeki uygulamalarından sapıldıgını açıklar. Elbette bunda ülke içindeki savaşın da rolü vardır ama mesele salt buna indirgenemez. Öyle ya da böyle proleterya diktatörlügü inişe geçmiştir.

Ayrıca proleterya diktatörlügü yerelden yönetim anlamına gelir. Komünler esastır ve senin de savundugun tam olarak proleterya diktatörlügüdür. Çünkü yerel yönetim fikrini destekledigini biliyorum.

O halde teori ile pratigi karıştırmamak gerekiyor.

Ayrıca ilk başlarda bolşevik parti haricinde diger partiler de sovyetlerde temsil edilmekte. Bunlarla ilgili verileri de bir ara aktarmaya çalışırım.

Avrupa demokrasisi ise tam bir kepazeliktir. Daha yeni bir ülkede işçiler bir fabrikayı işgal ederek fabrikayı imha edeceklerini belirttiler. Güney Kore'deki olayları belki seyrettin. İşçiler mancınıklar imal edip polislerle çatıştılar ve yaşasın devrim şiarları yükseldi.

Fransa'da varoşlarda yaşananlar hala taze. İngiltere'de Müslümanlara yapılanlar hatırımızda.

Devletin bir sınıfın diger sınıf/sınıflar üzerindeki egemenlik aygıtı oldugu benim Demokrasi ve Komünizm başlıgında oldukça ayrıntılı olarak ele alındı. Oraya cevap yazmanı beklerdim ve tarihsel temelleri ile meseleyi tartışabilirdik.

saygılarımla

pante
26-07-2009, 22:45
Sovyetler Birliğinin yıkılış sebepleri ne olursa olsun; bir gerçek var ki dağılma sonrasında bağımsızlığını kazanan ülkelerin tümü kapitalizme dönmüştür. Doğu blokunun 20 civarındaki ülkesinden hiçbirinin halkı sosyalizmde ısrarcı olmamıştır.
Bu sonuç, halkın memnuniyetsizliğinin göstergesidir. Bunun nedeni de tamamen ekonomiktir. Refah düzeylerindeki düşüklüktür. Eğer yönetim halkın iktidarı olsaydı ve halkın mutluluğu ve refahı için çalışmış olsaydı; halk rejime sahip çıkardı. Yöneticileri değiştirir, yeni bir partide örgütlenir ama sosyalizmden vazgeçmezdi.

Örneğin sebeplerden biri olarak gösterilen emperyalistlerin baskı ve olumsuz etkilerini ele alalım. Halk eğer sistemden memnun olmuş olsaydı; bu etki Sovyetleri bölerdi belki ama kapitalizmi yerleştiremezdi.

Tüm sebepler, ana sebep olan halkın ekonomik zayıflığında birleşmiştir. Bağlı ülkelerin mağdur ve mahrum edilmesi, huzursuzluk ve karışıklıkların bu ülkelerde başlamasına neden olmuştur.
Halklar aynı kapitalist rejimlerdeki gibi sömürülmüştür. Bu defa burjuvazi yerine, devlet sömürmüştür. Bunun nedeni de ABD emperyalizmiyle süperlik yarışına girilmesi, kaynakların halk için değil savaş sanayi ve uzay teknolojisi için kullanılmış olmasıdır.

Ben kapitalizme dönüşü 2. NEP dönemi olarak görüyorum.
Bu dönemin 1.den çok daha uzun olacağını, dönüşün ise 1. de olduğu gibi diktatörlük zoruyla değil, demokratik devrimlerle gerçekleşeceğini tahmin ediyorum.

Cem
26-07-2009, 22:46
Temel soru şudur:

Proleteryanın oyu, devrimi yapan marksist-leninist partinin görüşlerinin tersi yöndeyse nasıl bir yol izlenecek?

Demokrasi mi ön plana çıkacak yoksa proleterya diktatörlüğü adına iktidarı elinde tutan bolşevikler halkın büyük bölümünü burjuvalıkla suçlayıp baskıya, susturmalara mı başvuracak?

Soruyu daha somuta indirelim. Örneğin Aleksandr Soljenitsin sosyalist sistemi sertçe eleştiren bir yazar olarak SSCB döneminde proleterya diktatörlüğü gereği susturulmalı, koğuşturulmalı mıydı?

Doğrulara kim karar verecek? Eğer halk karar verecek diyorsak verilen karar burjuvazinin lehine olarak gözükse bile saygı duyulması, kabullenilmesi gerekir. Buna çoğulcu demokrasi veya liberal demokrasi diyoruz. Eğer verilen karar (ya da eğilim) iktidarı elinde tutanlar tarafından tanınmıyor, uygulanmıyor ise otoriter rejimden bahsediyoruz. SSCB marksist-leninist türde bir otoritarizmi, Türkiye genellikle militer milliyetçi bir otoritarizmi temsil eder.

Marksis-Leninist modelin çöküşünün en önemli nedeni bu sistemin demokrasiyi temel seçimleri arasına koymamasıdır.

Demokrasiyi değil proleterya diktatörlüğünü daha ön plana çıkarmışlardır. Bunun nedeni tarihsel-politik bir seçim değil ideolojik bir tercih. Marksizmde üst yapı alt yapıya göre ikinci plandadır ve üstyapıyı belirleyen altyapıdır. O halde der ki marksisler altyapının dönüştürülmesi üstyapıda da değişikliği yapacaktır determinist olarak. Demokrasi bir üstyapı unsuru olduğu için marksist teoride küçümsenmiştir. Altyapıyı temel olarak çözmek yani kamulaştırmaları tamamlamak neredeyse "herşey" olarak görülmüştür. Bu ideolojik seçimi görmeden demokrasinin uygulanamamasını Lenin'den sonra gelenlerin politik hatalarında aramak işin özünü görememek olur.

KızıL
27-07-2009, 01:06
evet pante halk iktidarına sahip çıkmadı partisinede tabi sonra ne oldu...

buralara kaçan onca kız ne oalarak çalışmaya başladı??
yaşamak için nelerini sattılar?

şimdi o pişmanlık yürüyüşü yapanlar kımlerdi??

yada nasıl kandırıldıklarını anlatırlarken ağlayanlar kımler acaba...
şimdi ki halleri nedir bu ülkelerin sayısal değerlerle işsizlik evsizlik açlık v.s inceleyelim sağlık eğitim konaklama haklarına bakalım...

ayrıca bilinmesi gerekir ki çözülüşten sonra sahip çıkan halk yeniden devrim denemesi yapmıştır..

93 yılında işgalleri istasyonların alınmasını ama maalesef yine kadrosuzluğun başa belasının hezimeti eksik olmamıştır...

alınan radyo istasyonunda o aletleri kullanacak adam bile yoktu... :(

pante
27-07-2009, 21:29
80 öncesinde geri dönüş eleştirilerimizi de katı bir savunma ile yanıtlardı TKP'liler.
''Yaşasın Sovyetler Birliği!'' demekle olmadı, yaşatılamadı.
Karşı devrim, yıllar öncesinden ''geliyorum'' diyordu ama ısrarla kulak tıkandı.

buralara kaçan onca kız ne oalarak çalışmaya başladı??
yaşamak için nelerini sattılar?

Yıkılmadan önce Doğu Bloku ülkelerine gidenlerin anlattığı ''Bir ciklete, bir çoraba'' rivayetlerini kuşku ile dinlerdik. Sınırlar açılınca, dış hizmete de yöneldiler demek ki. :)

Pişmanlık yürüyüşü, yeniden devrim denemesi ya da 1-2 yerde Komünist partilerin oylarının artması ile avunmak ya da bunlarla eleştirileri karşılamaya çalışmak aynı yıkılmadan önceki savunmaları çağrıştırıyor.

Acı gerçek ise gün gibi ortada.
Yıllarca bürokratik oligarşiyi, devlet kapitalizmini Proleterya diktatörlüğü diye yutturdular insanlara.
Bundan sonra kim inanır Proleterya diktatörlüğüne?

En büyük hatalardan biri de Afganistan işgaliydi.
'' Çağrıldığımız için gittik'' demişlerdi, kovuldular.
Bu işgal, ABD emperyalizmi ile yarıştığının kanıtıydı.

saroz
28-07-2009, 12:06
Sayın Cem, aşağıdaki alıntı hakkında.

''Günümüz avrupa demokrasisini burjuvazinin emekçiler üzerinde diktatörlüğü olarak tanımlamak yersiz olur.

Liberal demokrasi ya da başka bir deyimle çoğulcu demokrasi günümüzde dünyanın seçebileceği tek doğru yoldur.

Günümüzde toplumsal üstyapının nasıl olması gerektiği konusunda liberalizmin kati zaferi gelmişse de altyapıya yönelik marksist görüşler halen güncelliğini korumaktadır.''[/quote]


Tam bir kapitalist bakış açısı ve yorumlaması ile bakıyorsun.

Liberal demokrasi savunması zaten sosyalizm olgusunun tam karşıtı düşünceyi ifade ediyor.

bu başlık altında neden yorum yaptığını anlayamadım.
sen sosyalist hatta sol bile değilsin.
Çok beğendiğin avrupa demokrasisi sosyalist blokun sosyal güvencelerine karşılık oluşturulan sigortadır.
ancak 1991 den itibaren sosyalizmin geçici yenilgisi üzerine hemen sosyal haklar geri alınmaya başladı. Avrupa demokrasisi tam olarak sermaye diktatörlüğüdür.



Emperyalizm aşamasında tüm dünya barbarca yağmalanırken, liberal demokrasiyi nasıl savunursun?
İnsani boyutu bir yana emek üretkenliğinin önünde engel olan tüm sistemler yıkılmıştır. Kapitalist emperyalizm ekonominin, teknolojinin gelişmesi önünde engel haline gelmiştir.

Sosyalist geçiş aşamasından sonra inşa edilecek komünist aşama aksi bilimsel verilerle kanıtlanana kadar mevcut tek yoldur.

Üstyapı da liberalizmin kat-i zaferi ne zaman geldi. kuramsal olarak gelmedi. pratikte yürümeyi öğrenen bebeğin düşmesinden başka birşey değildir sosyalizmin geçici yenilgisi.
İnsanlığın başka yolu yok.

Altyapı üretim ilişkileridir. halk değil. üst yapı da felsefi anlamda hayatı değerlendirme biçimini ifade eder.
yani üstyapıda da altyapıda da sosyalizmin kesin üstünlüğü vardır. Durup dünyaya bir bakarsan görürsün.

Cem
28-07-2009, 12:45
Emperyalizm aşamasında tüm dünya barbarca yağmalanırken, liberal demokrasiyi nasıl savunursun?Sanırım farklı terminolojiler kullanıyoruz. Terimlerden anladıklarımızın farklı olduğunu düşünüyorum. Biraz daha açayım:

Liberal demokrasi çok farklı siyasal eğilimleri bünyesinde barındıran demokrasi türüdür. İfade özgürlüğünü temel alır. Hıristiyan Demokrat, Yeşilci, Liberal, Komünist, Sosyalist, Milliyetçi, Sosyal Demokrat gibi pek çok farklı siyasal görüş ancak ve ancak liberal demokrasilerde başka bir deyimle çoğulcu demokrasilerde kendilerini ifade olanağı bulur.

Proleterya diktatörlüğünde ise yukarıda saydığım siyasal görüşlerden sadece Komünistlere örgütlenme ve ifade özgürlüğü vardır. Diğer hepsi proleterya adına susturulur, koğuşturulur, hapishanelerde çürütülür, kaçabilen yurtdışına kaçar.

Liberal demokrasilerde komünist partilerin ifade ve örgütlenme özgürlükleri vardır. Ancak proleterya diktatörlüğünün olduğu ülkelerde benzeri hak verilmemiştir. Liberal demokrasinin üstünlüğü burdadır. Kararı halk verir.

Emperyalizm aşamasında tüm dünya barbarca yağmalanırken, liberal demokrasiyi nasıl savunursun?Emperyalizmin saldırganlığının geçen yüzyıl boyunca zayıflamasında liberal demokrasinin önemli payı vardır. Liberal özgürlükler sayesinde örneğin İngiltere'de Hindistan'ın bağımsızlığı yönünde, Fransa'da Cezayir'in bağımsızlığı yönünde, ABD'de ise Vietnam'dan geri çekilme yönünde gösterilerin yapılabilmiş, muhalefet serbest olmuştur. Sol ve anti-militarist kesimler bu özgürlükleri hem sağlayan hem de faydalanan taraftadırlar.

Ancak gördük ki SSCB de muhalefetlere izin verilmedi. Çekoslovakya'nın işgaline karşı, Afganistan'ın işgaline karşı Rus demokratları gösteri yapamadılar, ifade özgürlükleri yoktur.

Emperyalizmi zayıflatacak olan ortam liberal demokratik ortamdır. Tabiki ortamın liberal olması da yetmiyor. O ortam içinde demokrat, anti-militarist siyasi kesimlerin kendilerini halka benimsetmeleri ve ülke politikasında etkin duruma gelmeleri gerekiyor.

1991 den itibaren sosyalizmin geçici yenilgisi üzerine hemen sosyal haklar geri alınmaya başladıBildiğim kadarıyla fakir Doğu Almanya'nın batıya katılması nedeniyle batıdaki yaşam kalitesinde gerileme oldu. Bunun dışında hakların geri alınmasından örnekler verebilir misin Almanayadan veya batı avrupadan?

saroz
28-07-2009, 13:10
sayın cem,

Tek ülke de sosyalkizm koşulları ile dünya sosyalizmi koşulları farklı değerlendirilmelidir. Türkiye de iktidara gelecek bolşevik bir iktidar kapitalistlere örgütlenme hakkı verirse nasıl bir durumla karşılaşırız bir değerlendirelim.

Dini değerlerin son derece güçlü olduğu bir ülke de kolayca galeyana gelen kitleleri din elden gidiyor palavrasıyla ayaklandırmak ne kadar zordur sizce?

Binlerce yıldır halkları aldatmayı başarmış egemen kültürün kolayca halkı etkisi altına alabileceği açıktır. çünki sosyalist toplum kapitalist yaşam alışkanlıklarından ve değer yargılarından kopmamıştır. ve kapitalistler tarafından kolayca örgütlenebilirler.


Hem emekçi yığınların zararına bir avuç açgözlünün yararına çalışan ideolojilere neden özgürlük verelim ki?

Emperyalist barbarlığın zayıflaması sadece sosyalist blok sayesinde olmuştur. avrupa kapitalistleri bakın bizde de sosyal haklar var diyebilmek için bir takım haklar vermek zorunda kalmışlardır.

saroz
28-07-2009, 13:11
Avrupalı emperyalistler bir dönem tanımak zorunda kaldıkları hakları hızla yok ediyorlar. Neden tanımak zorunda kalmışlardı? En başta Avrupalı emekçilerinin uzun yıllara yayılan, büyük bedeller ödenen mücadeleleri vardı bunun temelinde. Bir diğer etken ise, emekçilerin sosyalizme yönelen sempatilerini boşa çıkarmak, "bakın kapitalizmde de sosyal, siyasal haklar ve özgürlükler geniştir" diyebilmekti. "Sosyal Avrupa, sosyal devlet" dedikleri olgu böyle ortaya çıkmıştır. Bu iki faktörde de kapitalistler lehine gelişmeler yaşanmıştır. Sendikaların ideolojik olarak altının boşaltılması, düzeniçileştirilmesi ve sosyalizmin yarattığı baskılanmanın 1990'larla birlikte -şimdilik- ortadan kalkmış olması bilinen durumdur. Keza, hak ve özgürlükler konusunda, 11 Eylül'ün ardından Amerika'dan başlayan saldırılar Avrupa ülkelerini de içine alarak genişlemiş, terör demagojisi ile ilerici örgütlenmeler, Müslüman halklar baskı altına alınmaya başlanmış, sınırdışı uygulamaları, sınırsız gözaltı ve tutuklama yetkileri sıradan olaylar haline getirilmiştir.
İşte bu koşullarda; Avrupa Birliği'nin organizasyonu ile bütün ülkelerde sosyal, ekonomik haklara yönelik saldırı dalgası başladı. Avrupa çapında karar altına alınan ve ilk olarak Almanya'da uygulanmaya başlanan Ajanda 2010, saldırının adıydı. Çıkarılan son saldırı yasaları ile sosyal güvenlik sisteminde ciddi kesintiler ve ağır ek yükler getirilirken, Almanya'da yapılan bir araştırmanın gösterdiği gibi, yoksullaşma ve buna paralel zenginlerin sayısının da arttığı görülmüştür. Son aylarda yoğun protestolara neden olan Hartz IV Yasası'da, Ajanda 2010'un bir parçası olarak gündeme getirildi. Bu yasa; işsizlere ödenen işsizlik parası ve yardımı azaltıyor ve sosyal yardımlarla birleştiriyor.
İşsizlerin çok düşük ücretlerle kalifiye olmadıkları alanlarda çalıştırılmalarını da öngören yasa ile Alman hükümeti halktan kısıp tekellere aktararak bütçe açıklarını azaltmayı hedeflediğini belirtiyor. 2003 sonunda çıkarılan "Sağlık Reformu", Hartz IV birlikte ele alındığında, bu kısıtlamaların nasıl yansıdığını şu şekilde ortaya koyabiliriz:
Sağlık alanında; diş, gözlük gibi giderlerin sigortaca ödenmesine son verilirken, devletin muayeneler için ödediği miktar yüzde 10-15'lere kadar düşürülmesi, ilaç ödeneğinin, ölüm paraları ve dul aylığının azaltılması ve 2006'dan itibaren kaldırılması. Çalışma yaşamında; gece vardiyası, hafta sonu ve bayram günleri mesai zammının vergilendirilmesi, işten atmalara karşı işçileri koruyan yasaların esnetilmesi.
Bilindiği gibi, Almanya'da Siemens, Mercedes gibi büyük tekellerde haftalık çalışma saatleri 40 saate çıkarılmış, birçok yerde işten atmalar yaşanmış ve hala da gündemdedir. Keza, benzeri uygulamalar başka Avrupa ülkelerine de yansımıştır. İşsizler de bu saldırı yasalarından en çok etkilenen kesim. İşsizlik parasından yararlanma hakkının 32 aydan 12 aya düşürülmesi, işsizlik yardımının kaldırılarak, yerine getirilen işsizlik parası 2'nin miktarının düşürülmesi, verilen her işi yapma zorunluluğu gibi uygulamalar öne çıkmaktadır. Emeklilik yaşının sağlıklılarda 65'den 67'ye, sakat ve malüller için 60'dan 62'ye yükseltilmesi, emeklilik aylığında aidat ödemede yapılan düzenlemelerle düşüşler yaşanması da saldırının emeklilere yönelik boyutunu oluşturuyor.
Gençliğe yönelik ise; harç uygulamaları, 25 yaş altı gençlerin verilen her işi yapma zorunluluğu nedeniyle mesleki eğitim alma hakkının sadece maddi durumu iyi olanların yararlandığı bir ayrıcalığa dönüştürülmesi gündeme getirilen uygulamalardır.
Almanya'yı temel alarak kısaca ortaya koyduğumuz bu kısıtlamalar birçok AB ülkesinde gündemdedir. Örneğin; "Sosyal hakların en geniş olduğu ülke" olarak bilinen Hollanda'da 2004 sonundaki bu kısıtlamalara karşı son 20 yılın en yoğun protestoları yaşandı.
İngiltere'de, İşsizlik parası prim ödemesinden ayırıldı ve 6 aya düşürüldü. Yeni Çalışma Yasası'yla kamu hizmetlerinin ve eğitim sisteminin özelleştirilmesi okul harçlarını büyük boyutta yükseltti. Emekliler Emekli Sandığı'na ek ödeme yapmak zorunda bırakıldılar.
Fransa'da; yoğun protestolara neden olan, çalışma süreleri uzatıldı. 2008'den itibaren emeklilik kesintisi artıyor, emekliler ek prim ödemek zorunda bırakılıyor. Gözlük, diş, kulaklık vb. tedaviler artık karşılanmadığı gibi tedavi ücretleri arttırıldı.
Kısıtlama ve saldırıların bir boyutunu da, Göç Yasaları'ndaki değişiklikler ve yeni "terör yasaları" oluşturuyor. Almanya ve İngiltere başta olmak üzere bu konuda ciddi bir saldırı vardır. Ülkelerinde faşizme karşı mücadele eden ilericiler, muhalifler bu yasalarla baskı altına alınıyor. Müslüman bir ülkenin vatandaşı olmak, baştan "terör şüphelisi" olmak için yeterli görülüyor. İlticacılık kurumu ise neredeyse yokediliyor. Almanya'nın Yeni Göç Yasası'nda olduğu gibi, ilticacılığın BM metinlerinde belirtilen siyasal, sosyal boyutları yok sayılıyor. İlticacılık, Alman tekellerinin beyin ve emek gücü ithaline göre düzenleniyor. Örneğin bu yasa; "tehdit" olarak görülen yabancıları suçlu olup olmadığına bakılmaksızın sınırdışı etmeyi getirirken, "belirli iş kollarında kalifiye eleman getirilmesi kolaylaştırılmalı, yabancı akademisyenlerin Almanya'ya gelmeleri cazip hale getirilmeli" deniliyor.
Çıkarılan yasalar şu sıralarda uygulamaya sokuluyor ve bunlara yenilerini ekleme hazırlığı yapılıyor. Sermayenin ve devletlerinin, başta yabancılar olmak üzere, emekçilere yönelik saldırıları bütün Avrupa ülkelerine yayılıyor.

Molloch
28-07-2009, 13:30
Ben bir CHPli olarak sosyal demokrasiye inanıyorum, proleter diktatörlüğüne değil. Bunun sebebi de proleter diktatörlüğün, Sovyetler Birliği örneğinde görüldüğü gibi, başarısız olması ve insanları mutsuz etmiş olması. Sendikalaşma, gelişmiş bir sosyal devlet, karma ekonomi, serbest pazarın denetlenmesi gibi uygulamalar bence kapitalizmin üretkenliğini ve sosyalizmin eşitlik kaygılarını birleştirebilir. 100% liberal ve 100% sosyalist sistemlerin insanlara mutsuzluk getirdiğini tarih ispatladı.

Kendime örnek aldığım ülke Sovyetler Birliği değil, Isveç olurdu herhalde.

saroz
28-07-2009, 13:42
Ben bir CHPli olarak sosyal demokrasiye inanıyorum, proleter diktatörlüğüne değil. Bunun sebebi de proleter diktatörlüğün, Sovyetler Birliği örneğinde görüldüğü gibi, başarısız olması ve insanları mutsuz etmiş olması. Sendikalaşma, gelişmiş bir sosyal devlet, karma ekonomi, serbest pazarın denetlenmesi gibi uygulamalar bence kapitalizmin üretkenliğini ve sosyalizmin eşitlik kaygılarını birleştirebilir. 100% liberal ve 100% sosyalist sistemlerin insanlara mutsuzluk getirdiğini tarih ispatladı.

Kendime örnek aldığım ülke Sovyetler Birliği değil, Isveç olurdu herhalde.

Kapitalizm ile sosyalizmin ortası yoktur. CHP kapitalizmi savunan burjuva partisidir.

Karma ekonomi diye birşey yoktur. Ancak sosyalist blokun dünyayı sarmaya başladığında avrupa kapitalistleri emekçi halklarına sosyal haklar tanımak zorunda kaldılar. bu da size kapitalizm içinde sosyal devlet imajını veriyor.

sosyalist blokun dağılması üzerine derhal avrupa ülkeleri yeni yasalar çıkararak sosyalizm korkusuyla vermek zorunda kalldıkları sosyal hakları hemen geri almaya başladılar.

bir önceki yazımda bu konuda ayrıntı verilmiştir.

Molloch
28-07-2009, 13:56
Kapitalizm ile sosyalizmin ortası yoktur. CHP kapitalizmi savunan burjuva partisidir.Yazıyı zaten okudum ve fikrim değişmedi. TKP argümanlarını zaten biliyorum. Karma ekonomi diye bir kavram vardır ve kullanılmaktadır, buna günümüz terminolojisinde "Keynesian economics" denilmekte. Hiçbir şey sadece siyah ve beyaz değildir.

CHP kapitalist parti iddialarına da kızmıyorum çünkü bütün dünyada, radikal sol gruplar kitle sol ve sosyal demokrat partileri "yeterince sosyalist olmamakla" suçluyorlar. Bu bir kimlik meselesi olduğu için, bu tür iddialara alıştım. Ben kendi adıma TKP, EMEP, ÖDP gibi partileri düşman değil müttefik olarak görüyorum. Solcular olarak birbirimizi anlamaya çalışmalıyız bence.

Cem
28-07-2009, 14:31
Binlerce yıldır halkları aldatmayı başarmış egemen kültürün kolayca halkı etkisi altına alabileceği açıktır. çünki sosyalist toplum kapitalist yaşam alışkanlıklarından ve değer yargılarından kopmamıştır ve kapitalistler tarafından kolayca örgütlenebilirler.

Hala CHP anlayışı mı? Halk şunu yapamaz, halk şunu bilmez, halk kolayca kandırılır. Bunlar kendini halkın üzerinde gören elitist yaklaşımlardır. Halk adına halktan ayrı hareketlerin söylemleridir. Bu söylemlerin varacağı yer sol veya sağ otoriterizmdir, totalitarizmdir. Hem varsın örgütlensinler. Herkes kendini ifade etsin. kararı halk verecektir. halka güvenmek gerekir.

Ben kendi adıma TKP, EMEP, ÖDP gibi partileri düşman değil müttefik olarak görüyorum. Solcular olarak birbirimizi anlamaya çalışmalıyız bence.

Yalnız, o saydıklarının hiç birisi CHP'yi soldan kabul etmez. Ben de etmeyenlerdenim. Zaten CHP Sosyalist Enternasyonale katılmayarak sosyal demokratlıkta ısrarcı olmadığını da gösterdi. Darbelere çanak tutmak, çetelerin avukatlığına soyunmak da sol değerlere uygun değil.

Molloch
28-07-2009, 15:16
Yalnız, o saydıklarının hiç birisi CHP'yi soldan kabul etmez. Ben de etmeyenlerdenim.Evet, biliyorum ama Taraf gazetesini ve Fettullahçıları savunarak "sosyalist liberal" olmaktan daha az çelişkiyle yaşamak zorunda CHPnin solcuları. Merak ediyorsanız, CHPden nefret eden "öteki solcular" olduğu gibi, "öteki solculardan" nefret eden CHPliler de var. Türkiyedeki solcular birbirleriyle çatışmak, birbirlerini dışlamak, birbirlerinden nefret etmek konusunda çok iyidir, her ne kadar hepimiz 1 Mayıs'ta yan yana slogan atsak da.

CHP sol değildir demek, "Türkiye'de kimse sol değil" ve "Sol öldü" sonuçlarına çıkarır insanı. "Tek gerçek Müslüman benim" iddiası gibi anlamsız bence, "tek gerçek Solcu benim" iddiası. Eğer bunu diyorsanız, yani Türkiye'de tek sol partiler ÖDP-TKP-EMEP eksenindeyse, o zaman Türkiye'de halk sol düşünceden nefret ediyor gibi bir sonuca ulaşabiliriz, çünkü aynı zamanda halka güvenelim de diyorsunuz. CHP'ye alternatif solcu gruplarsa toplamda 5% kadar bile oy alamıyorlar. "Halka rağmen" olmakla suçladığınız CHP bu ülkedeki güvensizlik ortamında en büyük ikinci parti ve her toplumsal sınıf arasında destekçilerine rastlamak mümkün, Mamak'ın varoşlarından Alevi köylerine kadar. Bu ülkede iktidar olma ve sosyal devlet yaratma şansına sahip tek Sol parti, CHPtir.

Sosyalist Enternasyonel daha çok sembolik bir birlik, atası ComIntern gibi küresel güce sahip ve siyaset belirleyen bir örgüt değil. Son 2-3 yıldır devam eden sıkıntılarda kişisel sürtüşme boyutu da olduğunu düşünmekteyim. Öyle olsa da CHP, Enternasyonel'le yollarını ayırmadı ve ayrıca Avrupa Sosyalist Partisi'ne de üye. Yani bir partinin Sol olduğuna inanmak için Avrupa'dan onaya ihtiyaç duyuyorsanız, CHP'nin elinde o var zaten.

Tabii ki CHP kusursuz değil, ama her Sol parti kusursuz ve müthiş değildir zaten. Yani her Sol parti sizin ideallerinizi 100% yansıtmak zorunda değil. ÖDP benim ideallerimi 100% yansıtmıyor ama ben "ÖDP solcu değil" demem hiçbir zaman. Tabii bunu diyen CHPliler de vardır ama ben onlardan değilim.

KızıL
29-07-2009, 13:44
vay be bir chp li bizi müttefik olarak görmeye başlamış gerçekten şaşırdım :)

KızıL
29-07-2009, 13:47
bu arada avrupa sol partisi sol adına hiçbirşey yapmayan gayet kapitalist bir oluşumdur.. enternasyonal deseniz ne yapmakta diye sormam lazım artık??

Molloch
29-07-2009, 14:29
vay be bir chp li bizi müttefik olarak görmeye başlamış gerçekten şaşırdımSosyal demokrasi ile komünizm arasında yorum ve derece farkı var. Cumhuriyet gazetesi yazarlarının Marksist olması gibi, CHP üyeleri arasında da "Kızıl Sol" görüşte çok insan var. Benden çok daha komünist çizgide olanlar var yani. 1 Mayıs'ta polisle çatışan gençlik kolları var. Türkiye'de İç Anadolu'ya gidin, "aha lanetli solcular" diyenler CHP'yi hedef alırlar kendilerine. Yani Türk toplumunun algısına göre sol, CHP'dir. Uğur Mumcu ve öteki Atatürkçü aydınların "sosyalizm ve Kemalizm bağdaştırılabilir" formülü üzerine kurulmuştur CHP.

saroz
29-07-2009, 20:15
Hala CHP anlayışı mı? Halk şunu yapamaz, halk şunu bilmez, halk kolayca kandırılır. Bunlar kendini halkın üzerinde gören elitist yaklaşımlardır. Halk adına halktan ayrı hareketlerin söylemleridir. Bu söylemlerin varacağı yer sol veya sağ otoriterizmdir, totalitarizmdir. Hem varsın örgütlensinler. Herkes kendini ifade etsin. kararı halk verecektir. halka güvenmek gerekir.



Yalnız, o saydıklarının hiç birisi CHP'yi soldan kabul etmez. Ben de etmeyenlerdenim. Zaten CHP Sosyalist Enternasyonale katılmayarak sosyal demokratlıkta ısrarcı olmadığını da gösterdi. Darbelere çanak tutmak, çetelerin avukatlığına soyunmak da sol değerlere uygun değil.

Halkın, bilimsel verilerden haberdar. resmi olmayan tarihi de okumuş değerlendirmiş, antik çağdan bu yana felsefeyi okumuş ve güncel bilgiler ışığında yorumlayıp sentez çıkarmış diye düşünmüyosun sanırım.

Halkı küçümsemek değil amacım. ama halkı olduğundan daha ileri durumda görmek te yanlış saptamalara neden olur.

Sosyalist sistemde zaten sovyetler vasıtası ile halk karar organlarında doğrudan vardır.
beğendiğin avrupa demokrasisinde halk temsil edilmez. sermayenin sözcüleri parlamentodadır.
oysa sovyetlerde mahallalerden başlayan temsiliyet parlamentoya taşınır. her seçilen her an görevinden alınabilir.
bolşevik sovyet sistemini incelersen avrupa parlamentosundan çok daha demokratik ve temsil düzeyinin halka ne kadar çok yayıldığını göreceksin.

saroz
29-07-2009, 20:23
Sosyal demokrasi ile komünizm arasında yorum ve derece farkı var. Cumhuriyet gazetesi yazarlarının Marksist olması gibi, CHP üyeleri arasında da "Kızıl Sol" görüşte çok insan var. Benden çok daha komünist çizgide olanlar var yani. 1 Mayıs'ta polisle çatışan gençlik kolları var. Türkiye'de İç Anadolu'ya gidin, "aha lanetli solcular" diyenler CHP'yi hedef alırlar kendilerine. Yani Türk toplumunun algısına göre sol, CHP'dir. Uğur Mumcu ve öteki Atatürkçü aydınların "sosyalizm ve Kemalizm bağdaştırılabilir" formülü üzerine kurulmuştur CHP.


Bütün sorunlar da burdan kaynaklanıyor zaten. Türkiye de sol asla sol ile alakası olmayanlar tarafından halka sol diye gösterildi.

Ecevit tam bir sermaye temsilcisi bürokrattır. işçiye karşı ihanet olan lokavt yasasını meclise öneren Ecevittir. Mhp li faşistlerin maraş ve çorum katliamları Ecevit zamanında yaşandı ve devlet tarafından korundular.

Ayrıca bir partinin sol ya da sosyalist olması halkın algılaması ile ölçülmez. proğramına-tüzüğüne ve pratik eylemlerine bakılır.

CHP Tam bir düzen partisidir.
Ancak içinde dürüst namuslu, emekten yana insanlar yokmudur? elbette vardır. diğer tüm partilerde olduğu gibi...
Ancak bu kişilerin varlığı partinin sermaye sınıfına hizmet ettiği gerçeğini değiştirmez.

Molloch
30-07-2009, 00:15
Ayrıca bir partinin sol ya da sosyalist olması halkın algılaması ile ölçülmez. proğramına-tüzüğüne ve pratik eylemlerine bakılır.Hadi diyelim ki öyle. Diyelim ki bu "ütopik Sol" anlayışına göre gerçekten siz solcusunuz ve CHP değil. Bu durumda neden Türk halkı gerçek Sol olan TKP'ye, ÖDP'ye, EMEP'e ya da takip ettiğiniz hizip neyse, ona oy vermiyor? Demek ki Türk halkı Sol istemiyor o halde. Türk halkı, 2-3% oy verecek kadar Sol düşmanı demek ki. Oy verenler de, sizin yeterince solcu bulmadığınız CHP'ye veriyor. "Halk kandırıldı" iddiası da samimi değil. "Halk kandırıldığı için bizi sevmiyor" paranoyası, bütün ideolojik/siyasi gruplara nüfuz etmiş bir paranoyadır.

Bir de madem CHP solcu değil, neden 1 Mayıs'a falan katılıyo acaba CHP'liler? Neden CHP yanlısı sendikalar var? CHP'nin neden sosyal devlet programı var? Eğlence olsun diye herhalde.

Yani aynı anda hem CHP karşıtı sol, hem de halka güvenen demokrat olamazsınız. Kendinizle çelişirsiniz. "Gerçek solcu AKP" diyen Fettullahçı liberal tayfadan değilseniz tabii, ki öyle olmadığınız belli. Her sol parti sizin görüşlerinizi 100% yansıtmak zorunda değildir. Bir partinin bürokratik ve uyuşuk olması, o partinin ideolojik olarak Sol'dan kopuk olduğunu göstermez. Benim, "ÖDP'liler sahte solcu" diyen TKP'li bir arkadaşım var. Eminim tersi de geçerlidir. Yani bu "tek gerçek Sol biziz" iddiaları anlamsız geliyor kulağa. Kaldı ki zaten CHP bütün modern merkez sol partileri gibi, sosyalist değil sosyal demokrattır. Artık yıkılmış olan Sovyetler modelini savunmaz.

aydoe
30-07-2009, 00:24
Sol veya sag degil var olanin gerisine gitmemeyi savunmaliyiz
Burda 2 cizgi var biri yurtsever cizgi digeride yurtsevmez cizgi
ben yurtseverim digerlerini bilemem

Cem
30-07-2009, 02:15
Burda 2 cizgi var biri yurtsever cizgi digeride yurtsevmez cizgi Hitler de yurtseverdi. Yurdunu geliştirmek ve genişletmek için elinden gelenin fazlasını da yaptı.

Japon imparatorluğuna bağlı halk da yurtseverdi.

Hakkari'nin dağlarında dolaşan Kürt gerillaları da kendilerine göre yurtsever.

Çin'in Japon işgaline karşı direnen sağcı Çankayşek'i de yurtseverdi komünist Mao da.

Fransa'nın Alman işgaline yeraltı direnişi gösteren Fransız komünistleri de yurtseverdi, Cumhuriyetçiler de.

Ama Fransa'nın Cezayir'deki işgalini protesto eden Nobel ödüllü Fransız yazar J.P. Sartre, Fransa "yurtseverleri"ne göre "yurtsevmez"di. :)

Bilmem anlatabildim mi?

Molloch
30-07-2009, 02:28
Aydoe'nin dediği gibi önemli olan daha geriye gitmemek. AKP'nin yaptığı da tam olarak bu. Ekonomimiz batıyor, laik düzen saldırı altında, üstelik AKP hiçbir sorunu çözmedi. Milliyetçilik ve dincilik yükselişte.

evrensel-insan
30-07-2009, 02:31
Saygideger aydoe;

Bir kisi, yurdunu sevmese; neden yurdu icin; bir ideolojik inancsal dogrunun pesinden gidip; onu savunsun, ona taraftar kazanmaya calissin? Ne dedin?, cikar mi?, iktidar mi?, guc ve otoritemi?. Hadi canim!, hic olurmu oyle sey!:lie:

Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
03-08-2009, 18:41
halkın sol u istememe durumu söz konusu değil yıllardır sol a karşı yapılan tüm kirli karalamaların yeni yeni temizlenmesi, en önemli etken olan görünecek güç etkisi sol partilere gelen oyu yok etmekte..

akp korkusundan chp ye verilen oylarda diğer sola verilmeme sebebi güçtür!
size verirsek kazanamazsınız gücünüz az oyumuz boşa gider v.s mantığı herkesin elini kitlemekte..
ama kımsede biz bunu demek yerine verirsek bu oylar artar dememekte..

yıllardır sıkıntısını çektiğimiz doğruya değil güçlüye mantığıdır..

akp ye verenlşere bişey demiyorum zaten onlarda seçim zamanı 3 e 5 e bakıp kömür alıp pirinç alıp sonrasında akp şöle böle diyenler onlar çok ayrı kulvarda..

en basiti tanıdığım bir emekli akp ye oy verdi sonra akp bildiğiniz üzere emekli maaşına 5 ytl zam yaptı şimdi allah belalarını versin diyor..

evrensel-insan
03-08-2009, 19:09
Saygideger kizilordu;

Dogruluk ve gucluluk kardestir. Birisi kendi dogrusunu, baskasina kabul ettirebilmesi icin; guclu olmasi gerekir. Dogruyu dogru yapan guctur, otoritedir, iktidardir ve ayrimci cikardir. Gercekleri de; carptiran ve gozlerden saklayan ve kendi cikarlarina uyarlayan da; iste bu dogru-guc ortakligidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Molloch
14-08-2009, 23:20
halkın sol u istememe durumu söz konusu değil yıllardır sol a karşı yapılan tüm kirli karalamaların yeni yeni temizlenmesi, en önemli etken olan görünecek güç etkisi sol partilere gelen oyu yok etmekte..Türk halkının ne kadar muhafazakar olduğunun farkında değilsin sanırım. Eğer bu ülke Hollanda gibi olsa, CHP ÖDP'ye karşı sağcı muhalefet olsa, ben de ÖDP'ye oy verirdim. Ama öyle bir ülkede yaşamıyoruz. CHP kitle seçmeni olan tek Sol parti.


akp korkusundan chp ye verilen oylarda diğer sola verilmeme sebebi güçtür! CHP dışındaki Sol partiler (Ecevit'in DSP'si hariç, ki Ecevit de sosyal demokrattı, komünist değil) hiçbir zaman iktidar olamadılar ve yakın gelecek içinde de iktidar olamayacaklar. TKP, EMEP ya da ÖDP seçmeni bellidir, kendi ideolojik çemberlerinin dışında halktan asla oy alamazlar. Halktan kopuk, fraksiyoncu bir Sol anlayışı olamaz. CHP bu ülkede en çok oy alan ikinci partidir ve AKP'nin yaklaşan çöküşünden sonra iktidar ya da iktidar ortağı olma şansı olan tek Sol partidir.

saroz
15-08-2009, 01:12
Chp hiçbir zaman sol bir parti olmadı. olmayacakta. asker ve burjuva temsilcisi batı yanlısı burjuva partisidir.

Molloch
15-08-2009, 01:34
Chp hiçbir zaman sol bir parti olmadı. olmayacakta. asker ve burjuva temsilcisi batı yanlısı burjuva partisidir.Klasik... kafanızdaki Sol ideası ne kadar dar, ne kadar dogmatik. Eğer CHP hiç Sol olmadıysa siz "gerçek Solcular" olarak çok büyük bir yenilgi yaşamışsınız maalesef. Halk size hiç oy vermemiş, halk sizi düşman olarak görmüş, küçük ve kopuk bir varlığa mahkum etmiş sizi. Halka rağmen halksınız yani. Hatta halk Sol'dan o kadar nefret ediyor ki CHP'ye saldıran muhafazakarlar bile "siz komünist artığısınız" diye açıyorlar ağızlarını.

Sol, Batı'dan gelen herşeye 100% karşı olmak mı demek yani? Senin bu savunduğun tezle Islamcılardan ne farkın kalıyor ki o zaman? Ne kadar garip, bir taraftan liberallerimiz CHP'yi fazla yabancı düşmanı buluyor, bir taraftan da komünistlerimiz CHP'yi fazla Batı yanlısı buluyor. Herkesi aynı anda tatmin etmek zor demek ki.

ABD emperyalizmine hayır, ama Batılı ve çağdaş bir Türkiye'ye evet.

saroz
15-08-2009, 02:10
Klasik... kafanızdaki Sol ideası ne kadar dar, ne kadar dogmatik. Eğer CHP hiç Sol olmadıysa siz "gerçek Solcular" olarak çok büyük bir yenilgi yaşamışsınız maalesef. Halk size hiç oy vermemiş, halk sizi düşman olarak görmüş, küçük ve kopuk bir varlığa mahkum etmiş sizi. Halka rağmen halksınız yani. Hatta halk Sol'dan o kadar nefret ediyor ki CHP'ye saldıran muhafazakarlar bile "siz komünist artığısınız" diye açıyorlar ağızlarını.

Sol, Batı'dan gelen herşeye 100% karşı olmak mı demek yani? Senin bu savunduğun tezle Islamcılardan ne farkın kalıyor ki o zaman? Ne kadar garip, bir taraftan liberallerimiz CHP'yi fazla yabancı düşmanı buluyor, bir taraftan da komünistlerimiz CHP'yi fazla Batı yanlısı buluyor. Herkesi aynı anda tatmin etmek zor demek ki.

ABD emperyalizmine hayır, ama Batılı ve çağdaş bir Türkiye'ye evet.

Tuhaf ben komünistim . en baştan beri söylediğim şey şudur, CHP, burjuva partisidir. emekçiden uzaktır. ve emekçiye düşmandır. sınıfsal tercihi bu yöndedir.

dostum söylediklerimle yargıla beni. hayali diyaloglar üretme lütfen:)

Molloch
15-08-2009, 03:09
Bu alakasız cevabı üretirken çok düşündün sanırım, çünkü yazdıklarımın hiçbiri ile alakası yok. Eğer sen gerçek Solcuysan, Türk halkı sana oy vermiyor, Türk halkı seni istemiyor, Türk halkı senden korkuyor. Demek ki Türk halkının istediği ve algıladığı Sol, biziz. Bu ülkede 9,5 milyon seçmenimiz var öyle 100 bin falan değil.

CHP'yi şu andaki çizgisinde fazla Batı yanlısı olmakla suçlamak ülkücüler ve Islamcılarla aynı çizgiye gelmektir. Bravo. Çok ilericisiniz gerçekten.

KızıL
15-08-2009, 03:24
sevgili molloch daha öncede söylediğim gibi siz eğer sayıyla yargılıyorsanız halk sizi istemıyor akp yi istemektedir..

halk yıllardır size neden oy veriyor bir düşünün?

halk dediğiniz işe gelince bilinçsiz oluyor..

bu halkın çoğunluğu müslüman o zaman halk islamıistiyor kapatalım herseyi gidelim bumudur??

emekçilerle alaknız olmadığını kabul ediniz lütfen buda açıkça hiçbir emek yuvasında olmayışınızdan açıkça görülmekte...

aldığımız oylara sözlerimizin doğruluğunu ölçmüyoruz biz!

çok olan mantığına kalacaksanız yanlış yoldasınız bayım..

Molloch
15-08-2009, 04:06
Kızılordu,

"Çok oy olan yönetsin" mantığını bütünüyle reddediyorsan, demokrasiyi de reddediyorsun demektir. Temsili demokrasi böyle çalışır çünkü. Ben kendi adıma, AKP'ye muhalefet etsem de, AKP'nin şu andaki yasalar çerçevesinde Türkiye'de iktidar olmasına düşünce olarak karşı değilim. İstediğimiz şey de yine demokratik yöntemlerle AKP'yi tahtından indirmek. Boşu boşuna mitinglerde "Ne Şeriat, Ne Darbe" diye bağırmadık.

Sol, gericiliğe ve etnik milliyetçiliğe karşı çıkmalı ama gerçekçilikten de kopmamalı. Anlayın işte, radikal Sol fraksiyonların çok az siyasi gücü var. 1 Mart Tezkeresi mesela. Siz "gerçek Sol" olarak Meclis dışında bütün gün bağırdınız, çağırdınız ama sevmediğiniz CHP olmasaydı Türk askerleri şu anda bile Irak'ta ölüyor olacaktı. 1 Mayıs'ta polislerle çatışan CHP'liler olması da bir çeşit tesadüf herhalde. Bilmem ki.

kim
17-08-2009, 01:08
Kızılordu,

"Çok oy olan yönetsin" mantığını bütünüyle reddediyorsan, demokrasiyi de reddediyorsun demektir. Temsili demokrasi böyle çalışır çünkü. Ben kendi adıma, AKP'ye muhalefet etsem de, AKP'nin şu andaki yasalar çerçevesinde Türkiye'de iktidar olmasına düşünce olarak karşı değilim. İstediğimiz şey de yine demokratik yöntemlerle AKP'yi tahtından indirmek. Boşu boşuna mitinglerde "Ne Şeriat, Ne Darbe" diye bağırmadık.

Sol, gericiliğe ve etnik milliyetçiliğe karşı çıkmalı ama gerçekçilikten de kopmamalı. Anlayın işte, radikal Sol fraksiyonların çok az siyasi gücü var. 1 Mart Tezkeresi mesela. Siz "gerçek Sol" olarak Meclis dışında bütün gün bağırdınız, çağırdınız ama sevmediğiniz CHP olmasaydı Türk askerleri şu anda bile Irak'ta ölüyor olacaktı. 1 Mayıs'ta polislerle çatışan CHP'liler olması da bir çeşit tesadüf herhalde. Bilmem ki.


Darbecilerin avukatı Chp deyilmiydi yoksa.
Pardon ama ordu göreve deyilmiydi o bagırdınız.
Darbecilerin yargılanması işinde tornistan yapan Chp miydi açaba.

KızıL
17-08-2009, 03:11
ya molloch chp yi savunacam diye tüm litaratürleri dağıtmışsın haberin olsun..

nerde söledim demokrasiyi savunduğumu??

çok oyu alan yönetsin işinin içinde dönen oyunları sizin gibi düzene empoze olanlar anlamaz!

chp de yılların partsidir ama iktidarını görmedik zaten bu kafayla göremeyiz..

solun az gücü var derken bam teline bastın ve verdiğin örneklerde yanıldın!

deniz gezmişlerin idamından bu yana sol adına bişey yapmadınız! denizlerin idamı için atılan imzaları araştırın ve bu olayı engelleme imkanı varken yapmayan kım araştırın!

1 mart teskeresini nasıl olurda kendinize mal edersiniz??
halktan bu kadar kopuk lümpen yaşadığını belli ediyorsunuz!

binlerce insan sabahtan akşama kadar sokaklardaydı eline bayrağını alan o kortejlere katıldı, kaç sokak kaç cadde geçildi kısman çatışılan bi çok yer oldu meclisin önüne dayanıldı.. boğazlar parçalandı sloganlar seslenişler bitmedi! siz nerdeydiniz alanlarda göremedik.. ama kendinize mal ettiniz...

1 mayısta polisle çatışanda mı chp lilerdi?? bu çatıçmalar nerde oldu ben 1 mayısta ordaydım disk habercisi olarak elimde kayıtlar var disk binasından taksim e kadar nerde çatıştınız?? kortej alanından bahsedin bana ara sokaklardan değil ara sokaklardan bahsederseniz size çatışan 8 grup göz altına alınan 120 kişi sayarım elimde kayıtlar var!

chp liler sadece cerrah geçerken yuhladı ve pet şişe fırlattı onun dışında müzik yayınıyla beraber yürüyüş kortejinde beklediler..

tesadüf olan şu ki yine bir chp li ve yine her işi kendilerina mal eden anlayış..
ayrıca çatışma meraklısı değiliz çatıştığımız için övünmüyoruz...

sözüm meclisten dışarı sevdiğim chp li çokça insan var onların da zaten böyle tavırları yok!

ne şeriat ne darbe diye nerde bağırdınız?

ben şimdi mitinglerdeki ordu göreve yazılarını asarsam buna ne diyeceksiniz? onlar chp li değil mi?

yapmayınız tarihsel hatalarınız sizi halktan uzaklaştırıyor vede soldan sonra sol bizimle yürümüyor diyorsunuz nasıl yürüyelim ki..
size kalsa yahut sizin gibi chp lilere kalsa romayıda siz yaktınız değil mi..

saygılar..

Molloch
26-08-2009, 19:03
Demokrasiyi savunmuyorsanız zaten bu tartışmaya girmeye gerek bile yok Kızılordu. Sizi bilemem ama ben demokrasiye karşı değilim. Demokrasiye karşıysanız en azından CHP halktan kopuk, vs. gibi saçma argümanlara girmeyin bir zahmet.

Bugüne kadar katıldığım çoğu mitingde, birinci ve ikinci Cumhuriyet mitingleri de dahil olmak üzere, "Ne Şeriat Ne Darbe" sloganı atıldı. Darbeleri destekleyen CHP seçmeni bir azınlık var evet ama partiyi onlar yönetmiyor.

1 mart teskeresini nasıl olurda kendinize mal edersiniz??Ediyorum, ediyorum, ettim! Eğer CHP olmasaydı o dışarıdaki miting isterse haftalarca sürsün AKP asla geri adım atmazdı. Ama CHP'nin bir blok şeklinde HAYIR oyu kullanması sayesinde tezkere geçmedi. Bilmiyorum, o dönem TBMM'de "gerçek solcu" var mıydı acaba TKP'den falan? Yoktu. Beğenmediğiniz Kemalistler sayesinde bugün Irak'ta Türk gençlerinin ölmesini engelledik.

Deistic Thought
29-08-2009, 14:37
Sovyetler dağıldı, meydan Amerika'ya kaldı.

CCCP dağılmasaydı Amerika ortadoğuda her istediği haltı yapamazdı bence.

KızıL
29-08-2009, 16:08
biz sosyalist demokrasiyi savunuyoruz düzenin demokrasisini değil, halktan kopukluğunuzuda işçiden kopukluğunuzuda yine söylüyorum tıpkı 2 gün önce disk li işçilerce baykal protesto edildi hatta şişe atıldı...

diğer yazımda da yazdıklarıma tam bir cvp alabimiş değilim???

sizin azınlık dediğiniz kişiler varya sizin tabanınız kitleniz olmakta, siz demek ki sadece yönetimden bakıyorsunuz olaya buda halkada bu kadar yukardan baktığınızı gösterir...
işte bir başka kopukluk kitlesine, partiyi yöneten onlar değil diyor..
aramızda çok fark var molloch bizde 10 kişilik üye toplamınında sözü çok önemlidir..

gel gelelim siz istediğiniz kadar red oyu verin sokaklarda onca eylemlılık yapılmadan cnn de baş haber olmadan her medya canlı yayında vermeden bunca hareket yaşanmadan ve asıl şey yine halkın tepkisi olmadan sizin oylarınız hiç işe yaramıyacaktı!

ama sonuçta olayın sonucu istediğimiz gibi oldu siz kendinize mal edin biz yaptığımız işleri övünmek için yapmıyoruz, varsın siz biz yaptık deyin farketmez...

son olarakta beğenmediğiniz kemalistler diyorsunuz ya benim çok sevdiğim kemalistler var.. kemalistlerin bütününe bişey söylediğimide sanmıyorum.. ha yaptıklarını beğenmıyoruz kısmına bi nebze katılırım buda siyasetin farklı olmasından kaynaklıdır... en azından burda bir mücadelede aynı taraftayız.. ama bazı kendini bilmezler bizi dincilerle kemalistlere karşı bir safta tutuyorlardı!! gelde bu kemalist i sev hadi???

Molloch
29-08-2009, 19:52
Darbe isteyen ve destekleyen CHPliler, CHP tabanın sadece çok dar bir kısmıdır. Benim gibi süper militan CHPliler bile darbe istemediğine göre, CHP darbeci bir parti, bütün siyasetini darbe ekseninde yürütüyor, denemez. Islamcılar silahlı terör ve baskı eylemlerine girişmediği sürece darbenin ya da silahlı mücadelenin haklı olmadığını düşünüyorum. Yani yazdıklarınızdan seçmen darbe istiyor ama CHP yönetimi darbe istemiyor, o yüzden CHP halktan kopuk gibi bir sonuç çıkıyor ki, anlam veremedim.

Baykal popüler bir insan değil. Haklı ya da haksız olarak bir çok konuda suçlanıyor ve seçmen tarafından da sevilmiyor. Baykal'ın protesto edilmesi yeni bir ekol değil.

Son olarak 1 Mart Tezkeresi: evet, AKP mitinglerden korkuyor ama hayır, mitinglerden kendi politikalarını değiştirecek kadar korkmuyor. Cumhuriyet mitingleri kadar geniş katılımlı bir tepki hareketi bile, AKPde travma yaratmasına ve Ergenekon'un icat edilmesini sağlamasına rağmen, Abdullah Gül'ün Çankaya'yı gaspetmesini engelleyemedi. Eğer AKP 1 Mart Tezkeresi'nde çoğunluğu sağlasaydı, mitingler aylarca sürse dahi, Amerikan askerleriyle beraber Irak'ı işgal edecekti. Emir büyük yerden gelmişti çünkü.

white rabbit
03-08-2013, 14:30
SoruTürkiye'de hatta dünyanın çoğu ülkesinde neden komunizm yok?Cevabınızsoru yanlis bence. bu sadece ezilen halkla ilgili degil. dunya bir sona dogru ilerliyor. kacinilmaz ve Tanri'nin istegine uygun, bizimkine degil. bizler kusursuz degiliz ve yarattigimiz duzen de kusursuz degil. bir tek Tanri kusursuzdur ve gercek adalettir.

tum dunya ulkeleri Rusya'nin onderliginde birlesip Israil'e saldiracaklar. ama gokleri yani Tanri'yi unutan biz insanlar aslinda kendi yarattiklari sistemin kolesi olduklarindan Mesih'in yeryuzune ikinci gelisiyle israil'e saldiranlar ve israil'deki yahudileri Tanri sozleriyle (silahsiz) yenip, o ozlenen ve cok aranan sonsuz ve gercek barisi saglayacak.yani ARMAGEDON'dan sonra.

yukarida acikladigim gozle gorulmeyen guclere karsi savas.
gozle gorulen dunyevi savasta ise, komunizm yok cunku, komunizm insanlari tembellige iter. tipki muslumanlik gibi. yani hep su ana odaklanir. oncesi sonrasi yoktur. simdiki zaman yani sen onemlisindir.komunizm ondan cok cekicidir.acil bir sekilde omrunde mutlu olmaya ve daha cok kazanmaya hevesli bir insan, kucuk dusunendir. komunizm demek yolsuzluk yapan, sahte emekli olan, saglik sistemini dolandiran, tembel oldugu icin bir yolunu bulup calismayan insanlar icin, canini disine takip calisacaksin demektir. yani onlar otururken. tabi bu arada sosyal butce de bosalmaya baslayacak. hortumlanacak. o yuzden komunizm bir hayal urunudur ve yaygin degildir.

komunizm bir hayal urunudur. Rusya'nin savasla ele geciremedigi ulkeleri, komunizm sevda turkuleriyle ele gecirmek icin beyinlere urun yerlestiriciligidir. hem de cok uzun vadede. asirlar alan bir plandir.

white rabbit
03-08-2013, 14:32
SoruTürkiye'de hatta dünyanın çoğu ülkesinde neden komunizm yok?Cevabınızsoru yanlis bence. bu sadece ezilen halkla ilgili degil. dunya bir sona dogru ilerliyor. kacinilmaz ve Tanri'nin istegine uygun, bizimkine degil. bizler kusursuz degiliz ve yarattigimiz duzen de kusursuz degil. bir tek Tanri kusursuzdur ve gercek adalettir.

tum dunya ulkeleri Rusya'nin onderliginde birlesip Israil'e saldiracaklar. ama gokleri yani Tanri'yi unutan biz insanlar aslinda kendi yarattiklari sistemin kolesi olduklarindan Mesih'in yeryuzune ikinci gelisiyle israil'e saldiranlar ve israil'deki yahudileri Tanri sozleriyle (silahsiz) yenip, o ozlenen ve cok aranan sonsuz ve gercek barisi saglayacak.yani ARMAGEDON'dan sonra.

yukarida acikladigim gozle gorulmeyen guclere karsi savas.
gozle gorulen dunyevi savasta ise, komunizm yok cunku, komunizm insanlari tembellige iter. tipki muslumanlik gibi. yani hep su ana odaklanir. oncesi sonrasi yoktur. simdiki zaman yani sen onemlisindir.komunizm ondan cok cekicidir.acil bir sekilde omrunde mutlu olmaya ve daha cok kazanmaya hevesli bir insan, kucuk dusunendir. komunizm demek yolsuzluk yapan, sahte emekli olan, saglik sistemini dolandiran, tembel oldugu icin bir yolunu bulup calismayan insanlar icin, canini disine takip calisacaksin demektir. yani onlar otururken. tabi bu arada sosyal butce de bosalmaya baslayacak. hortumlanacak. o yuzden komunizm bir hayal urunudur ve yaygin degildir.

komunizm bir hayal urunudur. Rusya'nin savasla ele geciremedigi ulkeleri, komunizm sevda turkuleriyle ele gecirmek icin beyinlere urun yerlestiriciligidir. hem de cok uzun vadede. asirlar alan bir plandir.

Yaklaşık 70 yıllık bir sosyalizmin çöküş nedenlerinin sol içinde yeterince tartışılmadığı ve bundan dersler çıkarılmadığı açıkça görülüyor.
Yıkılmadan önce kimi sol gruplarca sosyal emperyalist ve sosyal faşist, kimi sol gruplarca revizyonist olarak eleştiriliyordu. Kimisi geri dönüşün yaşandığını, kimisi ise karşı devrimin çok daha önceden sinsice gerçekleştirildiğini öne sürüyordu.
Proleterya diktatörlüğünün olduğu bir ülke nasıl emperyalist olabilir?
Sovyetler gerçekten emperyalist miydi?
Emperyalizm, kapitalizmin sonucu olduğuna göre Sovyetler kapitalist miydi?
Yoksa emperyalist devletlerin baskıları sonucu mu yıkıldı?

Onyıllarca Sovyetlere bağlı olan devletlerin bugün kalkınmakta olduğunu görüyoruz. Toplumların yaşamı da daha refah düzeye ulaşmış durumda.
Daha önce tek partiye ve diktatörlüğe mahkum iken, bugün çok partili parlamenter sisteme sahipler ve sosyalist-komünist partiler serbest olduğu halde haktan destek almadıkları görülüyor.
Neden bu insanlar yıllarca sosyalist düzeni yaşamalarına rağmen sosyalizm ve komünizmden umutlarını kestiler?
Yoksa baştan beri kurulan rejimin sosyalizmle ilgisi yok muydu?
Sosyalizm, kapitalizmin alternatifi olmaktan çıkmış mıdır? Doğrusu nedir?

white rabbit
03-08-2013, 14:45
Sovyetler dağıldı, meydan Amerika'ya kaldı.

CCCP dağılmasaydı Amerika ortadoğuda her istediği haltı yapamazdı bence.


incirlik ussu olmasa Rusya ve Cin coktan Anadolu'ya inmislerdi. soguk savas ve fuzelerin birbirine dogrultuldugu bir dunyadayiz. amerikan ussu incirlik'te cunku uzaydan ya da amerika'dan gonderilecek karsit fuze hedefe daha gec ulasir.
35 dakika civari.

ama incirlik'ten; dokus saniyede en ufak hareket uzerimize cevrilen fuze yok edilebilir. amerikan dusmanligini Turk beyinlerine eken ve yaratmayi basaran RUSYA'dir. Rusya ele geciremedigi ulkeleri komunizm sevda turkuleriyle gecirecektir.

Amerika orta dogu'da cunku, Yahudiler ve Muslumanlari birbirinden koruyor. Yahudilere inat bir gecelik gafletle 1,500 yillik petrol rezervlerini atese verip yok etmek isteyen Muslumanlarin cilginliklarini engelliyor. ya da kendi halkinin otobusunde intihar bombacilarini durduruyor. ama yalan haber ve fotomontaj fotograflari internete sizdiran Rusya, turklerin damarina basip kinlendirmis ve en sonunda Amerika'nin dusman olduguna hepimizi inandirmistir.

Amerika petrol icin orada degil, oradaki ucaklari icin satin aldigi petrolu Rusya bize boyle lanse etmistir.

white rabbit
03-08-2013, 14:48
bu sadece ezilen halkla ilgili degil. dunya bir sona dogru ilerliyor. tum dunya ulkeleri Rusya'nin onderliginde birlesip Israil'e saldiracaklar. ama gokleri yani Tanri'yi unutan biz insanlar aslinda kendi yarattiklari sistemin kolesi olduklarindan Mesih'in yeryuzune ikinci gelisiyle israil'e saldiranlar ve israil'deki yahudileri Tanri sozleriyle (silahsiz) yenip, o ozlenen ve cok aranan sonsuz ve gercek barisi saglayacak.yani ARMAGEDON'dan sonra.
yukarida acikladigim gozle gorulmeyen guclere karsi savas.
gozle gorulen dunyevi savasta ise, komunizm yok cunku, komunizm insanlari tembellige iter. tipki muslumanlik gibi. yani hep su ana odaklanir. oncesi sonrasi yoktur. simdiki zaman yani sen onemlisindir.komunizm ondan cok cekicidir.acil bir sekilde omrunde mutlu olmaya ve daha cok kazanmaya hevesli bir insan, kucuk dusunendir. komunizm demek yolsuzluk yapan, sahte emekli olan, saglik sistemini dolandiran, tembel oldugu icin bir yolunu bulup calismayan insanlar icin, canini disine takip calisacaksin demektir. yani onlar otururken. tabi bu arada sosyal butce de bosalmaya baslayacak. hortumlanacak. o yuzden komunizm bir hayal urunudur ve yaygin degildir.
komunizm bir hayal urunudur. Rusya'nin savasla ele geciremedigi ulkeleri, komunizm sevda turkuleriyle ele gecirmek icin beyinlere urun yerlestiriciligidir. hem de cok uzun vadede. asirlar alan bir plandir.

Erdem Alaca
03-08-2013, 14:49
amerikan dusmanligini Turk beyinlerine eken ve yaratmayi basaran RUSYA'dir.

İPTAL: "Sn. Başbakan Beyaz Saray'a çağrılan dünyadaki ilk belediye başkanıydı. Sonrasında AKP kuruldu." - Yanlış bilgi.

Doğrusu:

Recep Tayyip Erdoğan için “başlangıcın başlangıcı”, 3 Kasım 2002’de Türkiye’de yapılan genel seçimlerden hemen sonra, ne milletvekili ne de de Başbakan olduğu bir dönemde, 10.12.2002 günü Beyaz Saray’da Başkan George W. Bush ile yaptığı görüşmedir.

Kaynak: http://www.yurtgazetesi.com.tr/sonun-baslangicibaslangicin-sonu-makale,4581.html

Fear
03-08-2013, 14:54
white rabbit Beyninin işlemcisi yanmış.
Bir i7 al en azından şimdi kullandığından daha iyidir.

Fear
03-08-2013, 15:01
Yani adamların asırlar süren planları yok senin çene çalmakdan başka yapmadığın işleri yapıyorlar, çalışıyorlar amerikaya köle olmak yerine, Al biz senden daha güçlüyüz diyebiliyorlar. Hatta sen füze kalkanı mı yaptın? Alsana kalkanları yok eden bir füze. Uzayda füzelerin mi var ? Ama bizim uzayda nüklüer ve nüklüer olmayan fakat çok daha güçlü füzelerimiz var.

Sen bizden önce ayamı çıktın yapma dostum, senin sorunun ne biliyormusun lanet çenenin popondan büyük olması diyorlar.

Peki biz kimiz aciz bir ülkeyiz yabancılardan Özellikle rusyadan alma silahlarımızdan başka neyimiz var? Sen o kadar aciz bir ülkesinki israil senin insanlarını öldürdü, öldürdüm yine yaparım dedi. Sen sadece konuştun. Dünyadaki tüm kaosun sebebi amerikadır. Rusya bugün yeterince ilerleyememişse (hoş kendi başarılarıyla şuan avrupa ülkerinden daha güçlüler,) bunun tek nedeni amerikadır öyle lanet bir ülkeki amerika şuan ortadoğuda ölen her insandan sorumludur.

Tumagü İskicap
26-08-2015, 03:15
Rusya bugün 140 milyon nufusuyla kendi çapındaki ülkelerin hepsinden daga güçlü. 240 milyon nufuslu Endonezya su-27 savaş uçaklarını ve mi-24p helikopterlerini Rusya'dan alıyor. Rusya'nın eloktronik aletler ve otomobil üretmede bizim gibi eksikliği olmasının dışında gayet başarılılar.

Kurdistannn
26-08-2015, 04:51
Bir sisteme bağlı kalmak şart değil.
Eğitimde ve sağlıkta, devletler komünist olmalı. Yani, vatandaşa ücretsiz hizmet sunmalı.

Ama diğer alanlar da, özel girişimciye olanak tanınmalı.

Kapitalizm ya da komünizmden birisini seçmek ve tarafgir olmak zorunda değiliz.

harunkaya
26-08-2015, 08:58
amerika yüzünden diye düşünüyorum