Orijinalini görmek için tıklayınız : Akp YARGISI NE HALDE?
Mutezile
25-07-2009, 13:17
Uluslararası Yargı Bağımsızlığı sıralamasında (W.E.Ftarafından yapılan) Kolombiya, yunanistan, Libya, Tayland, Surinam, Malezya, S. Arabistan, B.A.E gibi ülkelerinde a l t ı n d a DÜNYA 64.sü olarak yer alan Türkiye...
Aynı Türkiye'de son 10 gündür HSYK'deki 'pazarlıkları'; Hangi davayan bakan hangi devlet memurlarının görev yerlerinin değiştirilmemesi konusunda İcra'nın başından gelen telkinleri bir anımsayalım.
64.lük artık o kadar da kötü görünmüyor, değil mi?:cool:
AKP yargısı kötüde akpden önceki hükümetler döneminde daha mi iyiydi ? Yada AKP den önceki yargı çok iyiydide akp geldikten sonra mı kötüleşti. Yargı, bazı eski üstdüzey generalere yada kişilere dokununca mı kötüluğu anlaşıldı ?
Yargı Çorumları, Maraşları, Sivasları, Süsürlukları, Gazileri çözdü mü ?
Süçüstü yapılan şemdinlideki yargılama süreci sadece akpnin mi eseri ?
yargı neden deniz fenerinin üstüne gitmiyor madem?
bundan dolayı yargı kötüleşti diyoruz.herekes eşit olması gerekirken
fetonun savcıları fenere dokunmuyor üstünü örtüyor
ayrıca paşalara generallere atfedilen sözde suçlar çok komik
tel. dinlemesini delil gösteriyorlar bunların yatacak yeri olmayacak.
ama napsınlar,emir kulu olduklarından RTE ve feto ne derse onu yapıyorlar işte.aslında yusuf yusuflar da neyse....
64. Sıra için biz de memnunuz.
-Sanıklar ile hakimlerin aynı karelere girdiği,
-'Bizim Mahkeme'lerin cirit attığı,
-GKB sadece adının geçmesiyle bile kün feyekün edilen savcıların ülkesinde,
-Vicdanlar ile cüzdanlar arasına sıkışmışlığın en üst perdeden ve dahi yüzleri dahi kızarmadan dile getirildiği konuşmalarda,
-En son noktadaki yargı makamda dahi aynı olay hakkında iki ayrı hükmün çıktığı durumda,
-Askeri yargımızın şahlandığı,
.
.
Velhasılı 64. sıra çok mu gelir bize diye de düşünmekten edemiyoruz.
Mutezile
25-07-2009, 21:17
Ya bu HSYK pazarlıklarına kimse girmiyor. Hayırdır?
Her anli bir kere olsun secc'de etmis üyelere "yok bu olmaz" denilirse, tabiki uzar,
sorun HSYK,64cülük felan degil, sorun ülkedeki junta anayasalarinin adalet sisteminin günümüz sorunlarina yetersizligidir, "hep kadrolasmalardan" bahsedilir, ama kimse yeterli sayida hakim ve savcilarimiz varmi ki acep diye sormaz......
gecenlerde "dev yol" davasi sonuclandi, saniklar 20 yaslarinda yargilanmaya baslanirken, coluk cocuk, torun torba ile davanin karara baglanmasina sahid oldular.....
64cu sirdaki olusunun tüm sorumlulugunu "su anki hükümete" yikmak istemek ise, dogru bir yaklasim olmadigi gibi, sadece "müslümanlara zaten gicik" olanlarin dürtülerine hitap etmek istemektir....
Bir kac kendini bilmez, ileri geri konusan, yazip cizen, ona buna kursun sigan ve sigtiran yüzleri tüysüz statükocu beton kafali , ülkenin gecmistinde bu ülkenin anasini aglatan insanlarin yargilanmasini hazmedemeyenlerin, "zekeriya öz" alerjisi yüzünden, baslanan bir is yarida birakilmasi icin kendince baski uygulanmak istenilsin.....
artik bu is ya aydinlanacak ya da türkiye bu yari askeri demokrasi kültürü ile bahsi gecen listede konumunu koruyacak....
Doğru söyleniyor, HSYK na da biraz dokunmak ve dahi dokundurmak lazım!
HSYK bağırıyor;
-Yargıya müdahale etmeyin!
YARSAV bağırıyor;
-Yargıya müdahale etmeyin!
CHP bağırıyor;
-Yargıya müdahale etmeyin!
Onursal başkan bağırıyor;
-Yargıya müdahale etmeyin!
!!
!
Yav biz Türkçe dersi gördük mü?
Türkçe dersimizde MÜDAHALE nin karşılığı ne idi?
"müdahale Ar. mudahele
a. (müda:hale) 1. Karışma, araya girme: “Sözümü adi bir müdahale zanneder diye korktum.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
2. huk. Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları.
Güncel Türkçe Sözlük
--------------------------------------------------------------------------------
müdâhale
karışma, taşkınlık, elatma.
BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü 1966"
Kaynak, http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=m%FCdahale&ayn=tam
Yav, inandığınız şey adına bizi aydınlatın.
Kim neye müdahale etme diyor?
Kim neye müdahale ediyor?
Sonra da gözümüzün içine baka baka
YARGIYA MÜDAHALE ETMEYİN demiyorlar mı, helal olsun diyesimiz geliyor.
64cu sirdaki olusunun tüm sorumlulugunu "su anki hükümete" yikmak istemek ise, dogru bir yaklasim olmadigi gibi, sadece "müslümanlara zaten gicik" olanlarin dürtülerine hitap etmek istemektir....Hee. Doğru ya, "ezilen masum Müslümanlar" hikayesini uzun süredir dinlemiyodum. Adım başına cami inşa etmek, zorla vergi toplayarak Imam ve Hatip yetiştirmek, günde 5 vakit ezan şantajı yapmak, aydınları öldürmek, Alevileri yakmak... gerçekten de "dindarlarımız" eziliyor. Gidip tek ayak üstünde ağlayacağım şimdi.
AKP yargısı kötüde akpden önceki hükümetler döneminde daha mi iyiydi ? Yada AKP den önceki yargı çok iyiydide akp geldikten sonra mı kötüleşti. Yargı, bazı eski üstdüzey generalere yada kişilere dokununca mı kötüluğu anlaşıldı ?
Yargı Çorumları, Maraşları, Sivasları, Süsürlukları, Gazileri çözdü mü ?
Süçüstü yapılan şemdinlideki yargılama süreci sadece akpnin mi eseri ?Vaaay, mazlum kahraman AKP'ye saygı duydum şimdi. Demokrasi ve özgürlük mücahidi AKP nedense TSK'nın yetkilerini kısıtlarken, dokunulmazlıkların kaldırılması için kılını bile kıpırdatmıyor. Garip. Hatta sırf Fetoş için özel yasa bile çıkartıyor. Garip gerçekten. Çok demokrat ve liberaller harbiden.
Dokunulmazlıklar, bütün kötülüklerin anasıdır. Resmen "milletvekilleri suç işleyebilir" demek.
Vaaay, mazlum kahraman AKP'ye saygı duydum şimdi. Demokrasi ve özgürlük mücahidi AKP nedense TSK'nın yetkilerini kısıtlarken, dokunulmazlıkların kaldırılması için kılını bile kıpırdatmıyor. Garip. Hatta sırf Fetoş için özel yasa bile çıkartıyor. Garip gerçekten. Çok demokrat ve liberaller harbiden.
Dokunulmazlıklar, bütün kötülüklerin anasıdır. Resmen "milletvekilleri suç işleyebilir" demek.
Konuyu saptırmayın..... Yukarda ne yazdığım sonderce açık ve net. Kimse AKP'yi mazlum ve kahraman ilan etmedi.....
Mutezile
30-07-2009, 09:44
* Ben ergenokun savcısıyım / avukatıyım demek yargıya müdahele değildir de nedir?
* AB'nin ısrarlı uyarılarına rağmen Adalet bakanı ile müsteşarını HSYK'da inatla tutmak müdahale değildir de nedir?
* Yargının formatını değiştireceğiz, Yargıtay, HSYK ve danıştyın bir kısmını meclis, dolayısıyla siyasi irade atayacak demek..
yargıya müahale değildir de nedir?
* Yargıyı siyasallaştırmanın daha hızlı ve etkin yolunu bilen var mı?
* Ümraniye soruşturması savcısının mesleki formasyonu, Ege'de görev ifa ettiği esnada hakkında yürütülen soruşturmalarla ilgili bilgisi olan, araştıran var mı?
Müdahalenin sözlük anlamını bulmuşsunuz. Ahanda uygulaması işte böyle oluyor.
Bazı kavram karışıklıkları içerisine bazı yetki karışıklıkları da sıkıştığı görülüyor.
Müdahale yapması gereken yasama ve yürütme organı değil de kim olacaktı?
Genel Kurmay Başkanlığı mı?
Yarsav mı?
Hsyk mı?
Muhalefet mi?
Onursal başkanlar mı?
Emekli zevat mı?
Encümen-i Daniş mi?
Darbe generali mi?
Cuntacılar mı?
Kim?
Kitaplarıma tekrar bakmam lazım.
Okulu bitirdiğimiz zaman ile günümüz arasına birhayli yıl sıkışmış.
Nisyan olmuş bilgilerimiz.
Meclis nedir, ne işe yarar?
Millet vekili nedir, ne işe yarar?
Millet nedir, ne işe yarar?
Haa zannetmeyin ki bunları sadece bu zevat için yazmaktayız.
Millete inemeyen icraatlar, tek kişininin seçtiği vekiller, noter makamına inmiş yasamalar, milli şefliğe atıp tutarken gayri milli dikta rollerini de görmüyor değiliz.
Lakin diğerlerinin yanında figüran dahi olamayacak düzeyde olduğunu da görmekteyiz.
Bir soru sormak farz oldu.
Ülkenin yargısında yapılması gereken icraatların kaynağı kim olmalıdır?
Meclis nedir, ne işe yarar?
Millet vekili nedir, ne işe yarar?
Millet nedir, ne işe yarar?
Evet evet, kuvvetler ayrılığı da zaten cuntacıların uydurduğu bir kavram olsa gerek. Fransız düşünür Montesquieu tarafından üretilmiş bir kavram değildir tabii ki. Kesinlikle demokrasinin yozlaşmasını ve diktatörlüğe geçişi engellemek gibi bir fonksiyonu yok. Biz en iyisi demokrasi adına Yargı'yı AKP'ye teslim edelim. Çok demokrat ve liberal bir ülke oluruz.
Malum, diktatörlüğe (pardon klavyeye yanlış bastım, demokrasiye diyecektim) geçişte epey ilerledik. Geriye sadece bağımsız yargı ve muhalif medya kaldı. Onları da susturduk mu, herşey refaha erecek... AKP dünyaya egemen olacak, dindarlar ezilmeyecek, hain laiklere dersleri verilecek, şeytan Aleviler susturulacak... Ekonomik kriz falan var ama, salla... teğet geçer o... Lay lay lom.
"Lay lay lom."
http://m.milliyet.com.tr/ArticleDetail.aspx?ArticleID=1122558
Tey tey teeeeeeey
Çek halayın başını
Loy loy loooooy
!!!
Attığın link bozuk. AKP'nin demokrasi türkülerini okurken mavi ekran verdi bilgisayarın galiba.
Biz girebiliyoruz yeşil ekranlarımızdan.
Milliyet Gazetesi, Hasan Cemal, Şimdi hep birlikte avazımız çıktığı kadar bağırma zamanıdır: Yaşasın tam bağımsız Türk yargısı!
Hep beraber.
Tey tey teeeeey
Evet evet, en iyisi Yargı'yı AKP'ye teslim etmek. Ikna oldum ben şimdi. Eminim AKP'ye tam bağımlı bir yargı, Türkiye'yi laikçi darbecilerden ve Alevilerden kurtaracaktır. Ne de olsa liberallerin peygamberi Emre Aköz (s.a.v) de "Aleviler darbeci" dedi. Ben gözlerim kapalı inanıyorum AKP'nin yüceliğine.
Yaşasın AKP. Yihuuuuu. :amen:
Mutezile
30-07-2009, 16:37
Bazı kavram karışıklıkları içerisine bazı yetki karışıklıkları da sıkıştığı görülüyor.
Müdahale yapması gereken yasama ve yürütme organı değil de kim olacaktı?
Öyleyse yargıya bir müdahalenin zaten kaçınılmaz olduğunu, ve bunun hali hazırda da doğru istikametten yapıldığını savliyorsunuz.
Biraz yavaş anlıyor olabilirim. Anlayışlı olunuz sayın mhmd:)
Şimdilik bu saptama doğru mudur, onu tespit edelim.
Siz bu noktada mısınız?
Yazılarımızdan çıka çıka bu mu çıktı?
Üzüldük...
Meselemiz parti meselesi değildir. (AKEPE için yazdıklarınız bir o katı kadar bilir ve dahi yazarız)
Gelin hep birlikte; tek kişi diktatoryasından, atanmış millet vekillerinden, ortadoğu demokrasisinden, ırkçı, dinci, şövenlerden, sosyal demokrasi adına sosyalist nasyonalistlerden, faşizmden, geri kalmışlıktan, eğitimsizlikten.... kurtulalım!!!
Ancak karşımıza başkaca bir partiyi koyup da birşeylerin yarışına sokarak değil.
Siz tarafsınız, bunun için biz de tarafız.
Ne zaman iki taraf için de yazdıklarınızı okuruz, o zaman biz de iki taraf için yazmaya başlarız.
Döndük Sn. Mutezileye,
Bazı kurum ya da kişilerin dokunulamaz, düzeltilemez, kontrol edilemez, yeniden inşa edilemez olduğunu mu söylemeye çalıştınız?
Biz de öce bunu bir anlayalım.
Ve 12. yazımızdaki sorumuzu genişleterek yineleyelim.
-Ülkenin yargısında yapılması gereken icraatları, değişiklikleri, yenilikleri, kim ya da kimler yapmalıdır?
Cevabınız hukuki ya da kişisel olabilir.
Mutezile
30-07-2009, 17:22
Ben net konuşup, somut veriler üzerinden gitmek taraftarıyım sayın Mhmd;
Az önceki iletim ile şunları kastediyordum:
* Ben ergenokun savcısıyım / avukatıyım demek yargıya müdahele değildir de nedir?
* AB'nin ısrarlı uyarılarına rağmen Adalet bakanı ile müsteşarını HSYK'da inatla tutmak müdahale değildir de nedir?
* Yargının formatını değiştireceğiz, Yargıtay, HSYK ve danıştyın bir kısmını meclis, dolayısıyla siyasi irade atayacak demek..
yargıya müahale değildir de nedir?
* Yargıyı siyasallaştırmanın daha hızlı ve etkin yolunu bilen var mı?
* Ümraniye soruşturması savcısının mesleki formasyonu, Ege'de görev ifa ettiği esnada hakkında yürütülen soruşturmalarla ilgili bilgisi olan, araştıran var mı?
Bu maddeleri şu sözlerinizin içinde görüyor musunuz: -Ülkenin yargısında yapılması gereken icraatları, değişiklikleri, yenilikleri, kim ya da kimler yapmalıdır?
Cevabınız hukuki ya da kişisel olabilir.
Yargı da yapılması gereken yenilikler bunlar mıdır?
Değilse sizce ne yapılmalıdır?
Bence AKP yargisi yerine
halis muhlis kemalist laik oldugundan zerre kadar süphe duyulmayan askerlere teslim etmeli tüm yargiyi...
o zaman gercek demokrasi gelir, emirle !
Siz tarafsınız, bunun için biz de tarafız.
Ne zaman iki taraf için de yazdıklarınızı okuruz, o zaman biz de iki taraf için yazmaya başlarız.
Yuvarlak, tatlı laflar bunlar. Ben tarafsız falan değilim, ideolojik ve taraflı bir insanım. AKP yandaşı Taraf'ın sloganlarını düşünmeden neden tekrarlıyorsun ki? Karşında apolitik bir insan yok. Tarafım diyorsan, kime tarafsın? Meclisteki hangi parti sayesinde kurtulacağız bu bahsettiğin kötülükler yumağından?
Anlamadığım, kuvvetler ayrılığı ilkesini ne zaman çöpe attık? AKP sırf 40% oy aldı diye Yargı'ya istediği gibi müdahale edebilir mi yani? Ne biçim düşünce bu?
Sn. Mutezile,
Doğru söylüyorsunuz.
Adım adım gidiyoruz.
1. Anayasa Mahkemesi
"Kanun Numarası : 2949
Kabul Tarihi : 10/11/1983"
"Madde 65.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."
Kaynak, http://www.anayasa.gov.tr/general/icerikler.asp?contID=277&menuID=58&curID=60
1983 Yılında Anayasa Mahkemesi kanununu kim çıkardı?
2. Danıştay
"Kanun Numarası : 2575
Kabul Tarihi : 6.1.1982
Yayımlandığı Resmi Gazete : Tarih: 20.1.1982 Sayı: 17580
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 21, Sayfa: 119"
"Madde 98
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."
Kaynak, http://www.danistay.gov.tr/
1982 Yılında Danıştay kanununu kim çıkardı?
3. Yargıtay
"Kanun Numarası : 2797
Kabul Tarihi : 4/2/1983
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 8/2/1983 Sayı: 17953
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 22 Sayfa: 158"
Kaynak, http://www.yargitay.gov.tr/content/view/64/47/
1983 Yılında Yargıtay kanununu kim çıkardı?
Bu kanunları çıkaran güç, çıkardığı kanunlarda değişiklik yapacak yetenekte değil midir?
(Menfi ya da müspet sonuç bakımından düşünmeden sadece hukuki açıdan sorulmuştur)
Mutezile
30-07-2009, 19:03
Sorduğum sorularla keşke zerre kadar alakası olsaydı..
Yine de uğraşıp yasaları eşelemişsiniz. Elinize sağlık diyelim.
Şimdi benim sorulara dönelim...Yanıtınız yine yoksa, boşuna emek harcamayın ki anlayayım sayın mhmd
Sn. Mutezile,
Yine doğru yazmışsınız.
Forumlara katılımımız iş yeri olduğundan dolayı, konulara konsantre problemimiz de olmakta. Kusurumuza bakmayın.
Açtığınız konunun başına dönüp tüm gönderileri tekrar inceledik.
Vardığımız nokta şu oldu.
Biz hukuğun varlığı ve değişimi ile alakalı mercinin kim olduğuna odaklanarak müdahaleyi incelemişiz.
Oysa ki siz hukuğun içinde yürüyen bir davaya karşı müdahaleyi sormuşsunuz.
(Umarız ki bu kez doğru anlamış olalım :ohwell: )
1. "Ben ergenokun savcısıyım / avukatıyım demek yargıya müdahele değildir de nedir?"
Başbakan icranın başıdır.
Yapmış olduğu icraatlar ile değerlendirilir. Tarafsız değildir. Bilakis çoğulcu demokrasilerde çok partili sistemin en önemli özelli, partilerin taraf olmasıdır. Bu yüzden başbakan da taraf olmak zorundadır.
Tüm bunlara rağmen bir başbakan yukarıdaki sözü söyleyemez.
Bir milletvekili ve hatta bir bakan düzeyinde bile söylenebilecek bir söz değildir.
Nedeni de Yargının Tam Bağımsız olması ve bunun yürütmesinin de Hükümet olması kuralıdır.
2. "AB'nin ısrarlı uyarılarına rağmen Adalet bakanı ile müsteşarını HSYK'da inatla tutmak müdahale değildir de nedir"?
Uyulması gereken hukuk silsilesi içinde en başta geleni Uluslararası anlaşmalar değildir. Sıralar isek;
a. Anayasa
b. Uluslar arası anlaşmalar
c Kanunlar
d. Meclis Kararları
Bu durumda AB ne derse desin T.C. Anayasası (istesek de istemesek de) ne diyor ise ona bakmamız gerekir.
1982 Anayasası der ki;
MADDE 159.– Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
Yani bir taraftan hükümeti AB ve ABD nin uşaklığı ile suçlayıp diğer taraftan AB böyle buyurdu diyemiyoruz. Anayasamızın ne buyurduğunu öncellememiz gerekmektedir. Bu uygulamanın hükümetçe devam ettirilmesi de müdahale anlamı taşımaz.
3. "Yargının formatını değiştireceğiz, Yargıtay, HSYK ve danıştyın bir kısmını meclis, dolayısıyla siyasi irade atayacak demek.."
Bu tamamıyle yasama ve yürütmenin görevidir. Bir önceki iletimizde sunduğumuz nedenler ve yasalar gereği Meclis bu yasaları çıkarır, hükümet de bakanlar kurulu ve bakanlar ile bunun işleyişini gerçekleştirir.
Devam edebilir...
Yani bir taraftan hükümeti AB ve ABD nin uşaklığı ile suçlayıp diğer taraftan AB böyle buyurdu diyemiyoruz.Hükümeti AB ve ABD uşaklığı ile suçlarken beleş fiyata özelleştirme, sosyal devletin son parçalarının ırzına geçme, Türk askerini sağa sola yollama gibi Türkiye'nin çıkarlarına bariz bir biçimde zarar veren eylemlerden bahsediyoruz.
AB'nin talep ettiği her bir değişiklik emperyalist olacak diyen yok zaten. Malum, AB'deki hukuk ve sosyal demokrasi bizdekinden üstün. AB mesela dokunulmazlıkların kaldırılmasını da talep etti ki CHP'nin yıllardır söylediği de bu, ama anlaşılan Türkiye'yi asker vesayetinden kurtarmak için demokrasi mücahitliği yapan dürüstlük abidesi AKP, nedense bu taleplere kulak tıkıyor yıllardır. Neymiş efendim, "dokunulmazlıkların kaldırılması kurumlar arası uyumu baltalarmış" falan, yok artık. Ülkemizin yasaları bakanların ve milletvekillerinin suç işlemesine izin veriyor bildiğin.
Tabii ki F tipi liberallerimiz bu konuda sessiz, çünkü taptıkları put FETÖ bu konunun konuşulmasını istemiyor.
Sn. Mutezile,
Devam ediyoruz.
4. "Yargıyı siyasallaştırmanın daha hızlı ve etkin yolunu bilen var mı?"
Yargı şu anda siyasallaşmamıştır. Yargı zaten siyasaldır.
80 Yıllık Cumhuriyet tarihimizde gördüklerimiz, okuduklarımız ve dahi bildiklerimizle yargının zaten siyasete boğazına kadar battığını anlamaktayız.
- Önce asıp sonra yargılayanlar,
- Önce kurşuna dizilip sonra hakim kararı alanlar,
- İdamlığına birhayli önceden karar verilen merhum başbakana! karşı BİR BİLEN; -Düşeceksiniz, düşeceksiniz de sizi ben bile kurtaramayacağım. Derken bahsettiği kişiler,
- Aynı olayda bahsedilen kişilerinin yardakçısı; -Savunma yapmana lüzum yok, sizi buraya dıhan guvvet böle istiyo. (Şivelidir) Diyenler,
- Aynı suçtan BİR BİLEN'in suçlusuna 7 yıl Sn. Turgut ÖZAL'ın suçlusuna 2 yıl verenler,
- İş adamı Sn. Jak KAMHİ' ye planlanan suikastin suçlularına Devlet Suçlusu derecesi verenler,
- Merhum Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN'ın idamlarını birbirlerine izlettirenler,
- Deniz GEZMİŞ'in uzun boyuna rağmen ayakları yere değen bir masada idam edilmesi sonucu birkaç dk sürmesi gereken idamın tam tamına 25 dk sürdürenler,
- 12 Eylül döneminin şanlı! generalinden; -Asmayalım da besleyelim mi? düsturu ile 17 yaşında olmasına dahi bakılmadan 1984 yılına kadar 18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçluyu idam edenler,
- 28 Şubat sürecindeki olayları yaşatanlar ve yine aynı süreçteki generallerin brifinglerinde alkış tutanlar,
- Post Modern darbe üstadları ve seyircileri,
- Eğitimdeki zorlamalar ve üstadları,
- Onursal Kurt Başkanların kulak tüyünden kilim yapmaları,
- Millete, Cumhurbaşkanlığı seçimini çok görenler,
.
.
.
Yoruldum.
Tüm bunlara bakınca, ülkemizin 64. sırası için sizin düşüncenize katıldığımızı bir kez daha hatırladık.
5. "Ümraniye soruşturması savcısının mesleki formasyonu, Ege'de görev ifa ettiği esnada hakkında yürütülen soruşturmalarla ilgili bilgisi olan, araştıran var mı?"
Şahsen değil ancak bu savcının bir önceki görevindeki birkaç savcı arkadaşı ile çok yakından tanışırız. Hakkında çok görüştük. Gerek mesleki gerekse tecrubi yetersizliklerinden bahsedilmektedir.
Henüz, meslek hayatın başında (eğer uzun sürerse), Cumhuriyet tarihinin en önemli dosyasını kucağında bulmasını şahsen saflığına bağlamaktayız.
Saf, mesleki ve tecrubi yetersizlikleri olan biri olmasına rağmen, hakkında negatif hiçbir konuşma, çok yakın arkadaşları tarafından geçmemiştir.
Denilebilinir ki AYDINLIK dergisine hiç mi bakmıyorsun kardeşim?
Doğu PERİNÇEK ve Ergün GÖKNEL ve arkadaşlarının! çıkarttığı bir dergiden ne kadar ne alınabilinir?
Bunu da biz size soralım.
Gelelim;
"Yargı da yapılması gereken yenilikler bunlar mıdır?
Değilse sizce ne yapılmalıdır?"
Sorunuza
Küçük bir kahve arası rica edeceğim.
Devam edebilir...
Sn. Mutezile,
Öncelikle, seçim sistemi ve partiler yasası silbaştan düzenlenmelidir.
Ayrıcalıklar ve dokunulmazlıklar, sadece ırk ve din bazlı değil tüm makamlar bazında kaldırılmalıdır.
Devletin tüm kurum ve kuruluşlarının denetimi açık, yapısı şeffaflaştırılmalıdır.
Tek kişinin atadığı güçsüz vekillerin meclisinden, karakterli, tercih hakkını bilen ve kullanan, halkın desteği ile gelmiş güçlü vekillerden oluşan bir meclis yapılanması sağlanmalıdır.
Bu meclis ile;
Yargıda yenilikler yapılmalıdır.
Yapılanlar belki yetersiz belki tepkiseldir, belki de yanlıştır.
Yanlışlar düzeltilmeli, eksiklikler giderilmeli, tarafsız ve katılımcı yenilikler derhal uygulanmalıdır.
Devletin değil halkın, atanmışın değil seçilmişin öncellendiği hizmet devleti modeline geçilmelidir.
.
.
Hayallerimiz çok.
Ancak olur mu?
Bilinmez.
Bizim göreceğimizi zannetmiyoruz. İnşallah çocuklarım böyle bir devlette yaşarlar.
Fazlaca uçtuk.
Esas meselemiz egemenlik ve bunun kimin elinde olduğu yada olması gerektiğidir.
Ayağımızın yere basması için biraz tarihe dönerek bitirmek istiyoruz.
2009 Yılının Türkiyesinde diyoruz ya Hükümet onu yapsın bunu değiştirsin diye bu yollardan başkaları da geçmiş.
Rousseau'ya göre, genel irade 'yasa' biçiminde belirir ve genel irade devredilemeyeceği için 'egemen', yani halk, yasa yapma gücünü, yetkini de devredemez. Ancak, genel iradenin resmi bir ifadesi olan yasanın uygulanması, yürütülmesi için hükümet kurulabilir. Dolayısı ile hükümet sadece egemen gücün aracıdır ve genel iradenin yani yasaların uygulayıcısıdır.
Rausseau bunu söylerken imtina ettiği şey egemenliği yargı ya da başka bir erk ile paylaşmak asla olmamıştır. Oyu ve yasayı halk bizzat kullanmalıdır diyebilmiştir. (Gerçi sonradan bunun maddi zorluklarıyla bundan bir miktar taviz de vermiştir.)
Halk adına egemenliği, aynı halkın seçtiği hükümetten bile kıskanan Avrupa onun için AVRUPA
Fin...
:)
Yanlışlar düzeltilmeli, eksiklikler giderilmeli, tarafsız ve katılımcı yenilikler derhal uygulanmalıdır.
Devletin değil halkın, atanmışın değil seçilmişin öncellendiği hizmet devleti modeline geçilmelidir.Vee... bunları AKP yapacak öyle mi? AKP'nin bunları yapmasını beklemek, kurtların kuzuları kurtarmasını beklemek gibi.
Darwin'e de kızıyoruz.
Zannetmiş ki lineer bir çizgiyle değişim oluşmuş.
Oysa ki hala Australopitekus'a dua okutacak düşüncelerimiz mevcut.
80 Yılın prospektüsü ile boy vermiş serpilmiş habis urlarımızın devası için aynı prospektüse taparız. Sonra da dönüp şaşkınca birbirimize bakarız.
Kılavuzu AKP olanın...
Bencede.Hatta sırf AKP değil tüm başımızdakiler böyle olmuşlar.Atatürk öldükten sonra sırtımızı doğrultamamışızki...
Mutezile
01-08-2009, 00:03
Tüm bunlara rağmen bir başbakan yukarıdaki sözü söyleyemez.
Bir milletvekili ve hatta bir bakan düzeyinde bile söylenebilecek bir söz değildir.
Nedeni de Yargının Tam Bağımsız olması ve bunun yürütmesinin de Hükümet olması kuralıdır.
Mutabıkız..
MADDE 159.– Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
Yani bir taraftan hükümeti AB ve ABD nin uşaklığı ile suçlayıp diğer taraftan AB böyle buyurdu diyemiyoruz. Anayasamızın ne buyurduğunu öncellememiz gerekmektedir. Bu uygulamanın hükümetçe devam ettirilmesi de müdahale anlamı taşımaz.
İcra makamı Ab ve Abd'nin payandası. Buna şüphe yok. Zaten varlığını CFR, Bilderberg ve ADL'ye borçlu olduğunu dünya alem biliyor.
HSYK'ya bakan sokuşturan ve bunu tek parti hegemonyası ile kanunlaştıran akpdir.
AKP'nin k e n d i iç tutarlığı açısından AB'yi dinlemesi, tekdirleri ciddiye alması gerekir. Yoksa benim açımdan Gümrük birliği ihaneti ile başlayan süreç TC'nin peyke olması ancak sonlanabilir..
3. "Yargının formatını değiştireceğiz, Yargıtay, HSYK ve danıştyın bir kısmını meclis, dolayısıyla siyasi irade atayacak demek.."
Bu tamamıyle yasama ve yürütmenin görevidir. Bir önceki iletimizde sunduğumuz nedenler ve yasalar gereği Meclis bu yasaları çıkarır, hükümet de bakanlar kurulu ve bakanlar ile bunun işleyişini gerçekleştirir.
Tamamen yanlış.. komple.. Yargı organlarının oluşumunu siyaset şu anda belirleemiyor.İlerde de belirlememeli.. Dİktatorya ise arzu edilen, o zaman olur tabii..
Halen yüksek yargı organları nasıl oluşturuluyor?
Yargı şu anda siyasallaşmamıştır. Yargı zaten siyasaldır.[/
QUOTE]
Verdiğiniz örnek yargı kararlarının eleştirisi..
Tek eksiğiniz kalmış: ABD Supreme Court'un onlarca yanlış hükmü onaması sonucu 25-30 yıl suçsuz yatmış adamların şimdi milyonlarca dolarlık davalar açmaya hazırlanması..
Yargı dünyanın h e r yerinde yanlış kararlar verebilir. İlerde de verecek; bunun ilacı yok. 64. sıra yargının yaptığı h a t a l a r sonunda değil; İcra organı tarafından etki altında bırakılma nisbetiyle verilmiş.
[QUOTE]Saf, mesleki ve tecrubi yetersizlikleri olan biri olmasına rağmen, hakkında negatif hiçbir konuşma, çok yakın arkadaşları tarafından geçmemiştir.
medyada, internette anılan kişi hakkında önceki görev yeri ile ilgili başlatılmış soruşturmlar, uyarılar gırla.. Kolay ulaşılacak bilgiler bunlar. Buraya copy/paste yaptırmayın bana..
Denilebilinir ki AYDINLIK dergisine hiç mi bakmıyorsun kardeşim?
Doğu PERİNÇEK ve Ergün GÖKNEL ve arkadaşlarının! çıkarttığı bir dergiden ne kadar ne alınabilinir?
Bunu da biz size soralım.
Bunu siz de sorun; fakat anılan şahıslar kim olursa olsun aynı yorumu sizin hakkınızda da yapma hakları bakidir. Bu zaten eşyanın da tabiatına uygun olan durumdur. Sizin yazdıklarınız için de bu yorumu o iki şahıs rahatlıkla yapabilir.
Dolayısıyla insanları bu kadar herşeyleriyle yoksaymak iyi fikir olmayabilir.
Öncelikle, seçim sistemi ve partiler yasası silbaştan düzenlenmelidir.
Ayrıcalıklar ve dokunulmazlıklar, sadece ırk ve din bazlı değil tüm makamlar bazında kaldırılmalıdır.
Devletin tüm kurum ve kuruluşlarının denetimi açık, yapısı şeffaflaştırılmalıdır.
Tek kişinin atadığı güçsüz vekillerin meclisinden, karakterli, tercih hakkını bilen ve kullanan, halkın desteği ile gelmiş güçlü vekillerden oluşan bir meclis yapılanması sağlanmalıdır.
Tamamen mutabıkız..
Yargıda yenilikler yapılmalıdır.
Yapılanlar belki yetersiz belki tepkiseldir, belki de yanlıştır.
Yanlışlar düzeltilmeli, eksiklikler giderilmeli, tarafsız ve katılımcı yenilikler derhal uygulanmalıdır.
Burada somut bir şey yok. Bir takım belirsiz içi doldurulması gereken laflar var.
Mutabık olacak, karşı çıkacak bir şey yok.
Rousseau ve sonrası teorik mülahazalar, onlara karşıt veya koşut cümleler yazabilirim..
Biz konunun özünden sapmayalım.
Bu arada: konuya çok emek veriyorsunuz; teşekkür etmek lazım..:clap2:
Sizin sayenizde AKP gelecek genel secimlerde gene tek basina hükümet olacak,
ha gayret !
Sizin sayenizde AKP gelecek genel secimlerde gene tek basina hükümet olacak,
ha gayret ! Boşuna nefes tüketmeyelim, AKP'nin çivileri tek tek çıkıyor. AKP tek başına iktidar olmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Öyle ya, ilk momentumunu kaybeden faşizm, şimdi bayatladıkça daha da çirkinleşiyor.
Mutezile
14-08-2009, 23:24
''Milli görüş gömleğini çıkardım, ben değiştim'' Bu veciz sözler kime aittir? Hangi ülkenin vatandaşlarının oylarını iç etmek için uydurulmuştur.
Çok balık hafızalı bir toplum olduk çıktık..