Mutezile
30-07-2009, 16:45
The Guardian gazetesinin köşe yazarı Simon Tisdall da ” Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbe vurmak üzere olabilir. Türkiye’yi yaratan Lozan Antlaşması’ndan 86 yıl sonra Atatürk’ün şekil verdiği gömleğin gevşemesine yönelik karşı konulması zor baskılar büyüyor” diyor.
Nedir Atatürk’ün mirası?
Milli devlet değil mi? İşte şimdi çözülmek istenen odur.
Türk sosyalistleri, Lozan’a telgraf gönderen ve Mustafa Kemal ile birlikte olduklarını beyan eden Kürt ağalarıyla, bugünkü Korucu aşiret reislerinin akraba olduklarının farkına varmadılar.
Korucular ne kadar anti emperyalist iseler, Mustafa Kemal’i Lozan’da destekleyen (?) Kürt aşiretlerinin liderleri de o kadar anti emperyalisttiler.
Lozan’a gönderilen “Kürt” telgraflarına paralel olarak yürütülen Kürdistan’daki Koçgiri ayaklanmasını göremeyen ve Kemalizmin bugüne değin gelen başarılı stratejisini algılamayan bilinç, Türk proleteryası ve emekçileri için yeni bir strateji çizemez.
http://www.yeniozgurpolitika.com/?bolum=yazi&yid=3836 -youtube'dan girilecek-
Arslan Buluttan:
Anadolu topraklarında Ermenistan ve Kürdistan devletlerinin kurulması, Amerikan Başkanı Wilson’un “kendi kaderini tayin hakkı” çerçevesinde ileri sürdüğü bir görüştü. Amerikalılar ve İngilizler, bunun için Kürtleri ve Ermenileri kışkırtıyordu. Kürtler kendi kaderlerinin Türklerle birlikte yazıldığını belirterek haklarını böyle kullandı. Lozan’a telgraf çekerek, ” Bizim Türklerle ayrılığımız yoktur “ dediler. Böylece, içinde Kürtlerin de bulunduğu büyük Türk Milleti bir bütün olarak yeniden tarih sahnesine çıktı.
Şimdi çözülmek istenen o milli yapıdır. AKP iktidarı, bunun için ikiz yasaları çıkardı ve her etnik gruba kendi kaderini tayin hakkı tanıdı.
Başta CFR, Trilatteral Commision,Bilderberg, senaryoyu yazmış, figüranlar -malum şahıslar- oynuyor.
Irak'ın Kuzeyi'nin Türkiye'ye emanet edilmeden Abd oradan çekilmeyecek.
Condi Rize yıllar önce bangır bangır bağırıyordu:
''Ortadoğuda muhakkak sınırlar değişecek'' diye.
Nedir Atatürk’ün mirası?
Milli devlet değil mi? İşte şimdi çözülmek istenen odur.
Türk sosyalistleri, Lozan’a telgraf gönderen ve Mustafa Kemal ile birlikte olduklarını beyan eden Kürt ağalarıyla, bugünkü Korucu aşiret reislerinin akraba olduklarının farkına varmadılar.
Korucular ne kadar anti emperyalist iseler, Mustafa Kemal’i Lozan’da destekleyen (?) Kürt aşiretlerinin liderleri de o kadar anti emperyalisttiler.
Lozan’a gönderilen “Kürt” telgraflarına paralel olarak yürütülen Kürdistan’daki Koçgiri ayaklanmasını göremeyen ve Kemalizmin bugüne değin gelen başarılı stratejisini algılamayan bilinç, Türk proleteryası ve emekçileri için yeni bir strateji çizemez.
http://www.yeniozgurpolitika.com/?bolum=yazi&yid=3836 -youtube'dan girilecek-
Arslan Buluttan:
Anadolu topraklarında Ermenistan ve Kürdistan devletlerinin kurulması, Amerikan Başkanı Wilson’un “kendi kaderini tayin hakkı” çerçevesinde ileri sürdüğü bir görüştü. Amerikalılar ve İngilizler, bunun için Kürtleri ve Ermenileri kışkırtıyordu. Kürtler kendi kaderlerinin Türklerle birlikte yazıldığını belirterek haklarını böyle kullandı. Lozan’a telgraf çekerek, ” Bizim Türklerle ayrılığımız yoktur “ dediler. Böylece, içinde Kürtlerin de bulunduğu büyük Türk Milleti bir bütün olarak yeniden tarih sahnesine çıktı.
Şimdi çözülmek istenen o milli yapıdır. AKP iktidarı, bunun için ikiz yasaları çıkardı ve her etnik gruba kendi kaderini tayin hakkı tanıdı.
Başta CFR, Trilatteral Commision,Bilderberg, senaryoyu yazmış, figüranlar -malum şahıslar- oynuyor.
Irak'ın Kuzeyi'nin Türkiye'ye emanet edilmeden Abd oradan çekilmeyecek.
Condi Rize yıllar önce bangır bangır bağırıyordu:
''Ortadoğuda muhakkak sınırlar değişecek'' diye.