PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TKP : İrticaya ve Faşizme Karşı ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ


Deist Bedo
31-07-2009, 19:18
http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/bildiriler/ozgurlukbildirgesi.jpg
İrticaya ve Faşizme Karşı

ÖZGÜRLÜK BİLDİRGESİ
Bugün Türkiye'de milyonlarca insan için özgürlük yoktur.

Biz Türkiye’nin mutlaka özgür bir ülke olmasını istiyoruz.
Özgürlük istiyoruz.

Ülkemizi zenginlerin, zalimlerin ve zorbaların hâkim olduğu bir toplama kampı haline getiren her şeyin değişmesini istiyoruz.
Aşağıdaki taleplerimiz doğrultusunda mücadele edeceğimizi, hak ve özgürlüklerimizi bu doğrultuda yapacağımız çalışmalarla kazanacağımızı, bu Özgürlük Bildirgesi ile ilan ediyoruz.
1. Çalışanların özgürlüğü

a) Çalışma saatleri dışında karşılıksız olarak ve zorla çalıştırma sona erdirilmelidir. Hiçbir emekçi, insanlık dışı çalışma saatlerine zorlanmamalıdır. Özellikle işsizlik tehdidi, ücret baskısı gibi yöntemlerle vahşi çalışma koşullarına mahkum etme uygulamalarına son verilmelidir.

b) Yöneticilerin ya da işyeri sahiplerinin çalışanlarına dönük taciz, hakaret veya fiziksel saldırıları tazminat nedeni sayılmalı ve bugün çok yaygın olan bu baskı şekilleri artık tarihe karışmalıdır.

c) Yaşadığımız toplumda en çok kullandırılan özgürlük işsiz kalma özgürlüğüdür. Emekçiler işsiz kaldıklarında özgürlüğü değil, plansız ekonominin, kâr hırsının, rekabetin, aç kalmanın acısını yaşıyorlar. İnsanlar için özgürlüğün ilk maddesi anlamlı, yaratıcı ve geliştirici bir emeğe sahip olmaktır, yani çalışma hakkıdır.

d) Kamu çalışanları başta olmak üzere çalışanlar hakkında tutulan tüm gizli sicil kayıtları imha edilmeli ve “gizli sicil” uygulamaları yasaklanmalıdır. Kanunun açıkça suç saydığı fiiller nedeniyle alınan cezalar dışında kimse hakkında sicil bilgisi oluşturulmamalıdır.

e) İşe alma sırasında kullanılan kara listeler yasaklanmalıdır. İşverenlerin çalıştırdıkları işçiler hakkında oluşturdukları ve genellikle Anayasa’daki sendika hakkını kullanmaya çalışan işçilerin not edildiği bu listeler özgürlüklerin köklü biçimde ihlalidir.

f) Herkes insani gereksinimlere eksiksiz olarak karşılık veren bir sosyal güvenlik sistemi çatısı altında toplanmalı, kayıtsız ve sigortasız çalıştırma en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

g) İşçiler özgürlüklerini ancak örgütlü oldukları zaman koruyabilirler. Hiçbir işçi sendikasız çalıştırılamamalıdır.

h) Sendikalar patronlar karşısında işçilerin özgürlüğünü ancak eşit mücadele araçlarına sahip olarak koruyabilirler. Yasalarda grevleri zorlaştıran, yasaklayan, anlamsızlaştıran tüm maddeler değişmelidir.

i) 18 yaşın altındaki gençlerin ve çocukların, eğitim sürecinin bir parçası olmayan işlerde çalıştırılmaları yasaklanmalıdır.
2. İnanç özgürlüğü

a) Herkesin inanç ve ibadet özgürlüğü tam olarak sağlanmalıdır. Hiçbir kurum ya da kişi, insanlar üzerinde manevi baskı kuramaz. Dinin siyasallaştırılması ve dini kurallarla toplumsal yaşamı düzenleme girişimleri, bu özgürlüğü sınırlandırdığı için de engellenmelidir.

b) İnanç farkları nedeniyle kötü muamele, din konusundaki inancın (ya da inançsızlığın) herhangi bir biçimde ayrım nedeni olması gibi olguların önüne geçilmelidir.

c) Bireylerin ya da grupların sadece belirli bir inanca mensup oldukları (ya da inançsız oldukları) için daha iyi yaşamalarını sağlayan her türlü uygulama sona erdirilmelidir.

d) Yurttaşların dinsel inanışlarına hiçbir resmi belgede yer verilmemelidir.

e) İbadeti keyfi biçimde engelleme de, ibadete zorlama da, “özgürlükleri engelleme” konulu kamusal suç sayılmalıdır.

f) İlköğretim kurumlarında inanç ve din eğitimine hiçbir biçimde yer verilmemelidir. 12 yaşın altındaki çocukların aile içinde ya da dışında ibadete zorlanması suç sayılmalı, din eğitimi 12 yaşından sonra gönüllü ve seçmeli olarak sağlanmalı ve bu eğitimin yetkili pedagoglar ve eğitimcilerin denetimi altında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda verilmesi sağlanmalıdır.

g) Din adamlarının, din dışı konularda kamusal araçlarla görüş açıklama ve yaymalarına kısıtlama ve bilimsel denetim getirilmelidir.

h) Diyanet İşleri örgütlenmesinin tarikatlar tarafından bölüşülmesine son verilmeli, Diyanet İşleri’nin inanç özgürlüğünü ve dinin politikadan uzak tutulmasını temin edecek kurum olarak yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır.

i) Siyasi partilerin, siyasetçiler ve devlet yöneticilerinin dini inançlarını açıklayarak ve ibadetlerini sergileyerek dini siyasallaştırmalarına izin verilmemelidir.
3. Seyahat özgürlüğü

a) Ülke içinde seyahat ve çalışma özgürlüğünün etnik ya da dinsel ayrımcılık gibi nedenlerle engellenmesine karşı yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

b) Devlet, vatandaşlarının serbestçe seyahat etmelerinin önündeki engelleri kaldırmakla yükümlüdür.
4. Kadın – erkek eşitliği ve kadınların özgürlüğü

a) 18 yaşını geçen herkes dilediği yerde ve dilediği şekilde yaşamakta özgürdür. Zorla evlendirme, aile yanında zorla alıkoyma ve çalışmaya engel olma türü uygulamalar özgürlükleri engelleme suçudur.

b) Töre cinayetleri olarak bilinen suçlara dönük yasalarda yer alan her türlü hafifletici neden kaldırılmalıdır. Aile meclisi kararıyla yapılmış kaçırma, öldürme, alıkoyma gibi fiillerde karara ortak olanların ve azmettiricilerin cezaları ağırlaştırılmalıdır.

c) Cinsellik, aşkın doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır. Cinselliğin bu temelde, özgür bir biçimde yaşanmasının önündeki her tür engel kaldırılmalı, ayrılıkçı ve baskıcı uygulamalar terk edilmeli, zorbalıklar ve istismarcılık ortadan kaldırılmalıdır. Cinselliğin istismarı ve ticarete konu edilmesi insan özgürlüğüne dönük en alçakça saldırılardan birisidir.

d) Bazı özel giyinme ve örtünme şekillerinin dinsel inanç ve toplumsal statü belirtmek ve bunları başkaları üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmak amacıyla kullanılması engellenmelidir. Öte yandan kamuya hizmet verilen devlet kurumlarında hizmet verenler dışında tüm vatandaşların giyim şekillerinde kesin bir serbestlik sağlanmalıdır. Bu serbestlik aile içinde uygulanan “örtünme” baskısını da dışlar. Aile bireylerinin belirli bir şekilde giyinmeye zorlanması “özgürlüklerin engellenmesi” olarak suç sayılmalıdır.
5. Silahlı kurumların yetkilerinin sınırlandırılması

a) Silahlı devlet memurlarına adam öldürme konusunda keyfi ve örtük yetki veren yasa maddeleri derhal değiştirilmelidir. Meşru müdafaa dışında hiçbir devlet görevlisinin öldürme amacıyla ateş etme yetkisi olmamalıdır.

b) Özel güvenlik şirketleri kayıtsız şartsız dağıtılmalıdır. Parası olanların özel güvenlik satın alabildikleri bir toplum, parası olmayanların güvenliksiz yaşama mahkum edilmelerini beraberinde getirir. Devletin temel yükümlülüklerinden birisi tüm yurttaşlarının güvenliğini sağlamaktır.

c) Silahlı devlet memurlarının mahkeme kararı olmaksızın ev ve işyeri araması yapmalarını sağlayan ya da buna gerekçe oluşturan yasa maddeleri değiştirilmelidir.

d) Silahlı devlet memurlarının adam kaçırma, mekâna zorla girme, tehdit gibi suçları işlemeleri durumunda alacakları cezalar artırılmalıdır.

e) Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet mensuplarının mahkemelerce yargılanmasının önünde engel teşkil eden, örtük ya da açık dokunulmazlık getiren her türlü yasal düzenleme kaldırılmalıdır. Bu kurumların bünyelerindeki görev suçlarını değerlendirecekleri disiplin kurulları dışında özel yargı kurumları koşulsuz ve ayrımsız olarak kaldırılmalı, mahkemeler bu alanda da tam yetkili hale getirilmelidir.
6. Haberleşme, basın-yayın özgürlüğü ve siyasal haklar

a) Yurttaşların haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin mahremiyeti esastır. Kişiler arasında yapılan kamuya kapalı görüşmelerde beyan edilmiş fikirler özeldir, suç oluşturmaz. Tersine bunların çeşitli araçlarla kamuya açıklanması suçtur.

b) Basın özgürlüğü çok yönlü ve gerçek bir biçimde işletilmelidir. Basın yayın ve yayın dağıtım kuruluşlarında tekelleşmeyi önlemeye dönük kesin yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yayın dağıtım kuruluşlarının özel fiyat uygulamaları, kara listeler gibi uygulamalarla fikir özgürlüğünün zorunlu bir parçası olan eşitliği ortadan kaldırması engellenmelidir.

c) Kişi ve kurumların doğrudan kendi özel ya da tüzel kişilikleri ile ilgili yapılmış haber ve yorum yazıları hakkında bu yazıları basmış olan yayın kuruluşlarında yanıtlama hakkı olmalıdır. Birebirlik esası gözeten tekzipten farklı olarak ve uygun ölçülerle getirilecek bu hak esasen düşünce özgürlüğünün bir gereğidir.

d) Basın ve yayın kuruluşlarının devlet bütçesi kullanılarak teşvikinde ayrımcılık, adaletsizlik ve kayırmacılık getiren tüm uygulamalar sona erdirilmelidir.

e) Yayın kuruluşlarının çıkar sağlamak üzere bir şantaj aracı olarak kullanılmasını önleyecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Sermaye gruplarının reklam bütçesini haber alma özgürlüğünü tehdit edecek şekilde bir silah gibi kullanmalarını önlemek üzere denetim kurumları oluşturulmalı ve basın kurumlarının reklam gelirlerine bağımlılığını sona erdirecek önlemler alınmalıdır.

f) Tüm yurttaşlar için propaganda ve örgütlenme özgürlüğü sağlanmalıdır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesi için, yazılı ve görsel iletişim olanakları ile toplantı ve gösteri düzenleme olanaklarından yararlanmada eşitlik ilkesi gözetilmelidir. İnsanın insanı sömürmesini savunan, savaş kışkırtıcısı, din istismarcısı, ırkçı ve faşist düşünceler toplumsal özgürlüğü tehdit ettikleri için bu haklardan yararlanamazlar.
7. Eğitim kurumlarında özgürlük

a) Devlet, yurttaşları için eğitim alanında da sınırsız bir güvence sağlamalıdır. Maddi güç, zenginlik, sosyal statü gibi nedenlerin eğitimde eşitsizlik kaynağı olması kesin olarak bitmeli ve öğrenim özgürlüğü sağlanmalıdır. Halk arasındaki deyişle ancak “parayı bastıranın okuyabilmesi” açıkça öğrenim özgürlüğünün ihlalidir. Devlet eliyle verilen parasız eğitim her düzeyde öğrenim özgürlüğünün garantisidir.

b) Herkesin bilimleri öğrenme ve bilimsel dünya görüşü edinme hakkı vardır. Bunun önündeki tüm siyasi, ekonomik, ideolojik engeller kaldırılmalıdır.

c) Okullarda ve öğrenci yurtlarında açıkça mahkeme kararıyla toplatılmamış tüm yayınların okunması ve bulundurulması serbest bırakılmalıdır. Bunu engellemeye dönük idari kararlar “özgürlüklerin engellenmesi” suçu kapsamında değerlendirilmelidir.

d) Öğrenci yurtlarında, doğrudan yurt yaşamını diğer öğrenciler için zorlaştıran fiiller dışında yasa dışı olmayan hiçbir şey yasaklanamaz. Yurt yönetmelikleri, yönetici kararları vs. sonucunda konmuş tüm yasaklar kaldırılmalıdır.
8. Gençlerin ve çocukların özgürlüğü

a) Aile içinde çocuklara yönelik şiddet engellenmelidir. Emniyet görevlilerinin bu konudaki ihmal ve görev suistimalleri ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

b) Zorunlu eğitim aşamasında hiçbir biçimde eğitim engellenemez. Yoksulluk, olanaksızlık gibi nedenlerle eğitimin engellenmemesi ise doğrudan devletin anayasal sorumluluğu altındadır.

c) Gençliğin yaratıcı enerjisini bütün baskılardan kurtararak açığa çıkartmak ve gençliği her alanda özgürleştirmek toplumsal özgürlüğün güvencesidir. Gençlerin, çocukluktan başlayarak, öncelikle kendi yaşam ve eğitim süreçlerine ilişkin konular olmak üzere, toplumsal yaşamın tümüne, siyasal karar süreçlerine, kültürel, sanatsal ve bilimsel üretime kalıtmalarına özel önem verilmelidir.
9. Sağlık ve özgürlük

a) Yarınından tedirgin, hastalandığında ortada kalacağını düşünen, aç kalma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu hisseden kişilerin özgürlüğünden söz edilemez. Özgürlüğün önkoşullarından birisi herkesin ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti alabilme ve sosyal güvenlik hakkına sahip olmasıdır.

b) Toplum sağlığının geliştirilmesi ve korunması, ancak devlet yükümlülüğünde olması ile sağlanabilir. Devlet tek bir bireyi bile dışarıda bırakmadan eşit ve parasız sağlık hizmetini örgütlemeli ve bunun için gerekli kaynağı sağlamalıdır. Eşitsizliklerin sürdüğü bir toplumda sağlığın sorumluluğunun bireylere bırakılması, insanların büyük çoğunluğunun erken ölümlere ve sakatlanmalara mahkum edilmesi demektir.

c) Sağlıkta özelleştirme, sağlık hizmetlerinin metalaştırılması sağlık ve sosyal güvenlik hakkını ihlal eder. Özel sağlık şirketleri ve bu alandaki serbest piyasa, insanlara seçenek sunarak özgürlüğü genişletmez, tam tersine toplumsal özgürlüğe bir saldırıdır.
10. Bütün halklar için özgürlük

a) Türkler ve Kürtler başta olmak üzere tüm halkların ve toplumsal kesimlerin, ülkemizin toplam zenginliklerini ve olanaklarını eşit, özgür ve adil bir biçimde paylaşmasının yolu bulunmalıdır. Bu halkların ve kesimlerin birbirlerinden uzaklaşmaları anlamına gelecek ayrımcılıklar hem bireysel hem toplumsal özgürlüğümüzün ihlalidir.

b) Genel af çıkarılmalı, silahlı mücadeleye son verilmeli, askeri operasyonlar durdurulmalı, koruculuk sistemi lağvedilmeli, insanlarımızın ayrılmak zorunda kaldıkları veya ayrılmaya zorlandıkları topraklarına, köylerine dönebilme koşulları yaratılmalıdır.

c) Kimse etnik/ulusal kökeni nedeniyle daha aşağı görülen işlerde çalıştırılamaz.

d) Yurttaşlarımızın anadilleri ülkemizin dilleridir. Bu dillerin eğitimde, toplumsal yaşamda, siyasette, kültür ve sanatta özgürce kullanılması devletin güvencesi altında olmalıdır.

e) Öğretim yaşına gelen bir çocuğun anadilinden farklı bir dili öğrenmesinin koşul haline getirilmesi kabul edilemez. Anadilde eğitim bir siyasal çekişmenin değil özgürlüklerin konusudur.

f) Türkçe’den sonra en yaygın ikinci dilimiz olan Kürtçe’den başlayarak bütün dillerimizi ve kültürlerimizi konu alan okullar, fakülteler, enstitüler açılmalıdır.

Molloch
31-07-2009, 22:41
Hemen hepsine katılıyorum ama TKP'nin çizgisi mi değişti? Hatalıysam düzeltin ama TKP, AKP'ye daha sıcak bakıyordu sanki önceden, değil mi?

mehmetsalih
31-07-2009, 23:03
Selam,

Ben Babama bile güvenmiyorum... Partilerin hepsi koltuğa kadar slogan atar... Ye-İç-Eğlen kendinizi yormayın ve oturun nasıl olsa biri o tahta gelecek ve uçuracak...

ve sevinç...

-InVi-
01-08-2009, 03:19
Hemen hepsine katılıyorum ama TKP'nin çizgisi mi değişti? Hatalıysam düzeltin ama TKP, AKP'ye daha sıcak bakıyordu sanki önceden, değil mi?

inna minnaaa

hayir molloch,
bugünün yasal tkp'si dünün sip'i ve bunlarin "milli görüs" veya "milliyetci-muhafazakar"tendanslarin hepsi ile bir ciddi sorunu var....
kim söylemis se sana, yalan söylemis.....

KızıL
01-08-2009, 15:39
tkp akp ye sıacak mı bakıyor:S bunlar kötü sözler tkp ne akp nede diğer islami yapılara kapitalist yapılara hiçbir zaman sıcak bakmadı...

unbe
01-08-2009, 15:57
TKP ve AKP'nin alakası ancak bir kuzu ve kurtun alakası kadardır.
o kadar zıtlar ki....

KızıL
01-08-2009, 15:58
TKP, bu hafta yayımladığı "Özgürlük Bildirgesi"ni Ankara NHKM'de yapılan bir basın açıklamasıyla duyurdu. Açıklamada, AKP'nin çeşitli başlıklarda özgürlük vaadi altında halka gericileşme sefalet dayattığı belirtilerek, TKP'nin bu bildirge ile "AKP'nin ikiyüzlü kampanyasını geri püskürtmeyi amaçladığı" ifade edildi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) tarafından hazırlanan “İrticaya ve Faşizme karşı Özgürlük Bildirgesi”, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) yapılan bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. TKP Merkez Komite üyesi Alper Birdal tarafından yapılan açıklamada, günümüzde AKP iktidarı tarafından “özgürlük alanının genişletilmesi” olarak sunulan şeyin aslında sermaye sınıfının toplum üzerinde kurduğu tahakkümün şiddetlenmesi ve gericiliğin toplumun dokularına nüfuz etmesi olduğu ifade edilerek, TKP’nin bu ikiyüzlü kampanyayı geri püskürtme amacıyla böyle bir bildirge yayımladığı belirtildi.


"İşçilerin güvencesiz çalışma, işverenlerin çocuk çalıştırma hakkı var"
Kendini ‘emekçilerin haklarını en çok koruyan hükümet’ olarak sunan AKP’nin işçilere güvencesiz, sigortasız, sendikasız çalışma ve 13-14 saatlik işgünü gibi koşulları “çalışma hayatının normal koşulları” olarak dayattığını ifade eden Birdal, işverenlere ise çocuk işçi çalıştırma gibi özgürlükler tanındığını belirtti.


“'İnananların hakları' değil, cemaatlerin tahakkümü genişletiliyor"
Birdal, AKP iktidarının ‘bugüne dek mağdur edilmiş olan müslümanların özgürlüklerinin geliştirildiği’ şeklinde bir propaganda yürütürken, diğer yandan vatandaşların doğdukları anda belirli bir dine bağlı kabul edildiklerini, çocukların küçük yaşta Kuran kursları ve zorunlu din dersleri ile beyinlerinin yıkandığını vurguladı.
İktidarın Alevilere yönelik tutumuna da değinen Birdal, bir cemaat yayın organının Sivas katliamından dahi “Ergenekon’un Aleviler içinde örgütlü bir kolunun” sorumlu tutarak milyonlarca insanın bağlı olduğu bir inancı suçlu çıkarmaya çalıştığına işaret etti.


"Kadınlara örtünme, zorla evlendirilme özgürlüğü"
Cumhurbaşkanı Gül’ün eşinin türbanlı ve ata binerkenki resimlerinin gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandığını hatırlatan Birdal, “Tarihimizde topluma örnek olmuş kadınlar daha 20. Yüzyılın başında modern kıyafetler içinde fotoğraf çektirdikleri bilinirken türbanıyla ata binen bir kadın portresinin topluma model olarak sunulması nereden bakılırsa bakılsın bir gerilemedir” dedi. Birdal, bu tablonun toplumda kadınların töre cinayetlerine kurban gitmesi, çocuk yaşta örtünmeye zorlanması, zorla evlendirilmesi gibi olgularla karşılık bulduğunu vurguladı.


“'Silahlı kuvvetler kısıtlanıyor' ama polisin adam öldürme özgürlüğü var"
AKP iktidarının ‘özgürlükler alanını genişletme’ iddiasının en yoğun olarak ‘silahlı kuvvetlerin siyasi kurumlar üzerindeki vesayetinin kaldırılması’ iddiasında cisimleştiğini belirten Birdal, “polisin sokakta adam öldürme özgürlüğüne sahip olduğu, her köşe başında özel güvenlik elemanlarının bulunduğu, sokakların kameralarla gözetlendiği ve vatandaşların fişlendiği bir ülkede bu iddianın anlamsız olduğunu söyledi. Birdal, “ceberut devletten kurtuluyoruz” sloganlarına karşın hem devletin hem de sermaye sınıfının silahlı memurlarının sayı, yetki ve icraatlarında muazzam bir artış olduğuna işaret etti.
Birdal, haberleşme ve basın-yayın özgürlüğü alanında durumun içler acısı olduğunu, eğitim ve sağlığın ise hak olmaktan çıakrılıp kar odaklı olarak metalaştırıldığı bir sistemde “sağlıklı olma ve öğrenim özgürlüğü” gibi temel hakların bile varlığında söz edilemeyeceğini belirtti.


"Kürt yoksullarınaın kamyon kasalarında ölme özgürlüğü var"
Son olarak Kürt sorunu başlığına değinen Birdal, “Kürt açılımı, tarihsel fırsat” gibi sözlerle Türkiye’de yaşayan halkların eşi görülmemiş bir özgürlük dönemine girdiği iddia edilirken Kürt yoksullarının varoşlara hapsedildiğini, her yaz kamyon kasalarında fındık ve pamuk toplamaya giderken kamyon kasalarında can vermeye ya da faşist saldırılarda can vermeye mahkum edildiklerini belirtti. Birdal, AKP’nin açılım ve yol haritalarının da,ABD’nin kuyruğua takılan Türkiye’de yaşayan halkları büyük bir yıkıma hazırlamak olduğunu söyledi.
Yayımladıkları “Özgürlük Bildirgesi” ile özgürlük kavramının daha fazla kirletilmesine dur demeyi amaçladıklarını belirten Birdal, bu vesileyle eşit ve özgürce yaşanan bir toplum kurmak için emekçi halkı mücadeleye çağırdıklarını ifade etti. TKP MK üyeleri, yakın dönemde Kürt sorunu ile olarak da ayrıntılı bir bildirge yayımlayacaklarını duyurdular.

Eyip yerli
03-08-2009, 23:12
Gericiligin olduğu bir yerde ne demokrasi nede haklar ve hüriyet kavramı geçekleşemez.
Gericiligin bu saydığımız konularla birinci dereceden sorunu vardır.Ulemaya danışan bir başbakandan ne bekleye biliriz.AKP diyer adıyla yeşil kuşak projesinin bir ürünü ve bugün insanlığın onca bedel ödeyerek kazandığı herşeyi tersine çevirme ve ülkemizi bir bataklığa götürme çabasındadır.
Bugün AKP ye karşı mücadele gericilige,piyasacılığa ve emperyalizme karşı verilen bir mücadeledir diye düşünüyorum.

Neferkamin Anu
03-08-2009, 23:16
TKP nedir yahu, nerde bu marstamı faaliyette.

KızıL
03-08-2009, 23:17
Gericiligin olduğu bir yerde ne demokrasi nede haklar ve hüriyet kavramı geçekleşemez.
Gericiligin bu saydığımız konularla birinci dereceden sorunu vardır.Ulemaya danışan bir başbakandan ne bekleye biliriz.AKP diyer adıyla yeşil kuşak projesinin bir ürünü ve bugün insanlığın onca bedel ödeyerek kazandığı herşeyi tersine çevirme ve ülkemizi bir bataklığa götürme çabasındadır.
Bugün AKP ye karşı mücadele gericilige,piyasacılığa ve emperyalizme karşı verilen bir mücadeledir diye düşünüyorum.

çok doğru düşünüyorsunuz...

AYATA
04-08-2009, 08:50
TKP hani Türkiyede oy potansiyeli %0.01 olan o partimi..... :( kaale alınmalımı acaba...

saroz
04-08-2009, 10:23
"sular yükselince balıklar karıncaları yer. sular çekilince de karıncalar balıkları... kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. çünkü kimin kimi yiyeceğine 'suyun akışı' karar verir"

Neferkamin Anu
04-08-2009, 16:42
TKP tarzı partiler bir ülkenin az gelişmişliğinin göstergesidir. Bundan yararlanmak isteyen emperyalizm bu yahudi ideolojisini kullanarak din ve felsefe ile beyin uyuşturmaya çalışır.

saroz
04-08-2009, 16:54
Dogmatik din masalları ile uyuşmuş beyinler, bilimsel olan tüm gelişmeleri tehlike olarak görüp engellemeye çalışırlar. Haklıdırlar da.

zira bilim ilerledikçe, beslendikleri safsatalar dünyası ,ayyuka çıkmakta ve bu safsatalar arasında göbek şişiren asalak takımı ,açıkça görülmektedir.
onların da ilacı komünizmdir.
Diyalektik Tarihsel Materyalizmdir.

AYATA
04-08-2009, 18:42
"sular yükselince balıklar karıncaları yer. sular çekilince de karıncalar balıkları... kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. çünkü kimin kimi yiyeceğine 'suyun akışı' karar verir"
masal masal matistas.......bilme neyin olmuş tas....:bump2: Deniz'leri, Mahir'leri Ulaş'ları Hüseyin'leri jandarmaya o uğruna ölümü göze aldıkları köylüler ihbar ettiler..."Aha Allahsız gomanistler şorda saklanıyor" diyerek...siz hala tatlı komünizm hülyalarında yüzün...

saroz
05-08-2009, 14:22
Sınıflı toplumların sonu sınıfsız toplumdur. yani komünizmdir. er ya da geç, bu gerçek dünyaya yayılacaktır.
Bilimsel bir gerçekliktir. Aksini iddia edenlerin öncelikle, Karl Marksın Das Kapitalini bilimsel platformda çürütmeleri gerekir.
Gerisi lafazanlıktan öteye değer taşımayan sözlerdir.

KızıL
06-08-2009, 18:29
sayın ayata siz hala bu görüşlerinizle kala alınıyorsanız Türkiye Komünist Partsi aldığı binlerce oyla alındığını ve alınacağını ispat etmiştir!
kaldıki düzün siyasetince düzen seçimlerini sisyasi partilerden çok farklı sebebplerle kullanır sol partiler bunu bilmeniz pek mümkün değil..

ulusalcılığınız ddaha sol a nekadar saldırmanıza sebep olacak bilmıyorum ama buyrun bişeyler biliyorsanız kalkın sokaklara çıkın harekete geçin o sevdiğinizi dile getirdiğiniz ülkeniz için reel işler yapın komünistlerede laf atmayı kesiniz lütfen...

siz kaala alınmayı oy potansiyeline bağlayan kişiler lütfen akp nin izinden gidiniz nede olsa en çok oyu onlar aldılar...

Molloch
14-08-2009, 22:58
Gericiligin olduğu bir yerde ne demokrasi nede haklar ve hüriyet kavramı geçekleşemez.
Gericiligin bu saydığımız konularla birinci dereceden sorunu vardır.Ulemaya danışan bir başbakandan ne bekleye biliriz.AKP diyer adıyla yeşil kuşak projesinin bir ürünü ve bugün insanlığın onca bedel ödeyerek kazandığı herşeyi tersine çevirme ve ülkemizi bir bataklığa götürme çabasındadır.
Bugün AKP ye karşı mücadele gericilige,piyasacılığa ve emperyalizme karşı verilen bir mücadeledir diye düşünüyorum.Evet, buna katılıyorum --farklı bir siyasi partiden olsam da. TKP'nin "irtica" kelimesini kullanması bile oldukça olumlu bir işaret.

Sınıflı toplumların sonu sınıfsız toplumdur. yani komünizmdir. er ya da geç, bu gerçek dünyaya yayılacaktır.
Bilimsel bir gerçekliktir. Aksini iddia edenlerin öncelikle, Karl Marksın Das Kapitalini bilimsel platformda çürütmeleri gerekir.
Gerisi lafazanlıktan öteye değer taşımayan sözlerdir. Sınıflı toplumun sonu ise maalesef sınıfsız toplum değildir. İnsan doğası bencildir ve genetik ve toplumsal mühendisliğe başvurarak insanları yeniden yaratmazsak bencil kalacaktır. Bu yüzden de ben "sınıfsız toplum" kavramının imkansız olduğunu düşünüyorum.

Karl Marx bir filozoftur, bilim adamı değil. "Gerisi lafazanlıktan öteye değer taşımayan sözlerdir" demek sadece dogmatik bir bakış açısına sahip insanların söyleceği bir sözdür bence.

Molloch
14-08-2009, 23:05
tkp akp ye sıacak mı bakıyor:S bunlar kötü sözler tkp ne akp nede diğer islami yapılara kapitalist yapılara hiçbir zaman sıcak bakmadı...Bazı sosyalist fraksiyonlar arasında AKP'ye ve Islamcılara sıcak bakanlar var maalesef, mesela Taraf yazarı Roni Marguiles gibi. Şaka gibi ama gerçek.

saroz
15-08-2009, 01:07
Evet, buna katılıyorum --farklı bir siyasi partiden olsam da. TKP'nin "irtica" kelimesini kullanması bile oldukça olumlu bir işaret.

Sınıflı toplumun sonu ise maalesef sınıfsız toplum değildir. İnsan doğası bencildir ve genetik ve toplumsal mühendisliğe başvurarak insanları yeniden yaratmazsak bencil kalacaktır. Bu yüzden de ben "sınıfsız toplum" kavramının imkansız olduğunu düşünüyorum.

Karl Marx bir filozoftur, bilim adamı değil. "Gerisi lafazanlıktan öteye değer taşımayan sözlerdir" demek sadece dogmatik bir bakış açısına sahip insanların söyleceği bir sözdür bence.


Marksizm bir bilimdir. toplumbilimden haberin yok galiba. üstelik dinci ve kafatasçı faşistler bile marksizmi çürütemeyip teslim olurken bizim aslan sosyal demokratlar hala marksizme direnmeleri bi ironimidir? yoksa tam da marksın dediği gibi sınıfsal bir tercihmidir?

Molloch
15-08-2009, 01:18
Marksizm bir bilimdir. toplumbilimden haberin yok galiba. üstelik dinci ve kafatasçı faşistler bile marksizmi çürütemeyip teslim olurken bizim aslan sosyal demokratlar hala marksizme direnmeleri bi ironimidir? yoksa tam da marksın dediği gibi sınıfsal bir tercihmidir?Ne kadar iyimsersin. Dinciler ve kafatasçılar hangi ara Marksizme teslim olmuşlar da benim haberim olmamış?

Marksizm bir bilim değil, bir ideolojidir. Bunu da Marksizme karşı olduğum için söylemiyorum. Ben sana diyorum ki, insanlar doğaları gereği bencildir. İstersen açıp biraz "Game Theory" araştırabilirsin. İnsanlar doğaları gereği bencil olduğu için de ortodoks Marksizm birçok farklı sistemde (Küba, Çin, Sovyetler) uygulanmasına rağmen başarılı olamamıştır. Çünkü kaynakları ve gücü elinde bulunduran insan başkalarıyla paylaşmak istemez. Sosyal demokrasi daha dengeli ve daha gerçekçi bir siyasettir.

kim
17-08-2009, 00:32
tkp.. varmı böyle bi parti hala.

18 yaşına kadar her vatandaş devletin saglık
hizmetlerinden ücretsiz yararlanırrrr....

laf deyil iş üretilmeli.