aragonn
11-11-2005, 23:34
TARİHİ YÜZSÜZLÜK-İKİ YÜZLÜLÜK
Başlarken ülkenin gündemine bomba gibi düşen aslında hiç de yabancı olmadığımız Şemdinli olaylarıyla ilgili fikirlerimi sunmak istiyorum.bomba gibi düsen diyorum çünkü Apolitik kesimler tarafından çok değişik anlamlar yüklenebilecek bir olay.Olaya Türk halkının gözünden bakınca devletin böyle birşeyi nasıl yapacağı,bunun imkansız olduğu tartışılırken Kürt halkı tarafından bakınca "ya biz hep demiştik" ten öteye geçemeyen tartışma şekillerinin ortaya çıkacağını göreceksiniz.Tabiki halkın gözünden bakınca olayı farklı şekilde anlamlandırmanın alternatifi yok.Ama devlet denilen kavramın aslında tek vücut olmayıp farklı güçleri içinde barındıran bir yapı olduğunu anlayınca her şeyin gün gibi aşikar olduğunu anlamak zor değil.Aslında ortaya çıkan, tarihi çok eskilere dayanan, ama soğuk savaşla beraber kapsamının daha da geliştiği denge oyunlarından başka birşey olmadığı belli.ve aslında devletin özellikle şu an birbirleriyle hiç barışık olmayan kişilerce istila edildiği de ortada.şu an gördüğümüz farklı havadan çalan bir iktidar,derin devlet ve ordu.aslında kafayı biraz yorunca bu üçlüden sonuncusu ve ikincisinin alışkan olduğumuz bir şekilde işbirliğiyle biraz bilinçli biraz da istemeden öncelikle ülkemizin doğusunda devam eden ve kimilerinin devam etmesini istediği ve aslında korkunç büyüklükte paranın söz konusu olduğu silah ve uyuşturucu ticaretinin devamından başka birşey değildir.bu olayın bir yönü.diğer bir yönü de Ne kadar inkar ederseniz edin Akp nin halk içinde oluşturduğu sempatiyi milliyetçilik duygularını harekete geçirerek antipatiye dönüştürmeye çalışmak.ve tabiki bu olay ne zaman konuşulmaya çalışılsa bu tarz davranışlarla -konuşularak- çözülemeyeceğini göstermeye çalışmak.
aslında konu çok daha uzun.Olaya Amerika ve AB ülkelerini ve değişik denge versiyonlarınıda ekleyince sorun daha da belirginleşiyor.
Konumla bir bakıma bağlantılı bu yazıdan sonra asıl yazıya geçmek istiyorum.
Ateizm masum bir kuzu postuna bürünerek beslediği tüm sistemlerden habersiz ve bağımsız gibi davranarak kendisini onlardan ayırmakta ve insanlık tarihinin kollektif kazanımlarını kendine mal etmeye çalışmaktadır.Her zaman dediğim gibi kendisini tarihte yaşanmış tüm karanlık evrelerden- savaşlardan çekip çıkartmaktadır.
ateizmin kaynağını oluşturan materyalizmin bile en büyük ilkesi olan tarihteki savaşların kökeni üretim güçleriyle alakalıdır ilkesinide görmezden gelerek suçu dinlerin üzerine yımakta ve haklılığını ispatlamaya çalışmaktır.(ki materyalist felsefenin bu iddiasındaki amaç sorunun ekonomik oldğunu göstererek kendi haklılığını ispata çalışmak ve aslında dinlerin tarihteki yerlerini savaşlarda bile olsa yoksamaktır) .yani bir iki yüzlülük sergilenmektedir.
BAŞKA BİR İKİYÜZLÜLÜK
Bugünkü konumuyla Avrupa ülkelerinin muhafazakar sistemlerinin bile yanında daha insancıl kaldığı Türkiye solu bir yandanda Avrupayı bir atlama taşı yada ilkel kapitalizm le sosyalizm arasında bir yerlere koymaya calısarak aslında o ülkelerde sistemim işlemesi için gerekli olan Apolitzmin varlığını görmezden gelmekte yine tarihi bildiği gibi uyarlamakta ve varlığını borçlu olduğu bu seviyeyi korumaktadır.Aslında hiç de barışık olmadıkları Kemalizme sahip çıkarak "bakın aslında o yarım kalmış bir devrimdi" söylemleriyle kendileriyle yer yapmaya çalışmaktalar.(Aslında Atatürkün Lenını kandırmıs olmasından dolayı bir kızgınlıkları vardır.Atatürk Leninin Sovyetlerle birlikte hareket etmek koşuluyla verdiği yardımı kabul etmiş ama hatasını cabuk kavrayarak bundan dönmüstür)
Bu bağlamda aslında kimi zaman birbirleriyle ters düşen Türk ve Kürt solu arasındakı tek ayrım din olgusudur.Türk solu olaya daha çok laiklik ve Kemalizm den yanaşırken Kürt soluda bir türlü yıkamadığı din olgusuna boyun eğerek yaklaşmaktadır.aslında biraz kurcalarsanız bazen birlikte hareket ettiklerini ve aralarında herhangi bir fark olmadığını görürsünüz.
hatta yıllarca bayrağında orak-çekici taşımış olan Kürdistan işçi partisi!!!!!!(Pkk) aslında sadece bu sebepten dolayı yandaş bulmakta güçlük çekince yani gerçekte hiçbir derinliği olmayan bir sebepten dolayı bunları bayrağından çıkarmış ve hatta kimi yerlerde dini de kullanarak propagandasını geliştirmiştir. ve zamanlada en kolay politika tarzı olan ilkel milliyetçiliğe kaymıştır.Bunun bir örneğide Türkiyede ulusallık kılıfı altında can çekişmektedir.Birisi varlığını sürdürmek için Tarihin en güvenilmez ortağı olan Amerikanın kucagına direk düşerken diğeride tam karşısında görünerek aslında dolaylı (çok da dolaylı değil isteyen araştırsın -CIA- ilişkilerini) olarak aynı yolun yolcusu olduğunu göstermekte ve ülkeyi iki yandan kıskaca almaktadırlar.bilinçsiz bir ortaklıkta işbirliğine soyunmuşlardır.Solun doğurduğu Pkk nın mantığı her yol mubah ilkelliğiyle, uyuşturucu ticaretini ortadoğunun kaosundan faydalanarak büyütmekteve biz yapmasak başkası yapacak demektedir.
Bunu Türkiye versiyonu olan aydınlık çevresi ise artık aşırı milliyetçilerin bile savunmaya çekindikleri politik jargonları kullanmakta ve hatta bunun için kemalizmi kendine uyarlayarak hayatını idame ettirmektedir.bir türlü bir kimliğe girememiş liderlerinin Antipatisine rağmen taraftar bulmalarının tek sebebi bulundukları ve hep blunacakları marjinal ve net olmayan tutumdur.
Dönelim Sola aslında hiç sahip çıkmadıkları insanlık geçmişteki kimi felsefi düşünler gösterilerek girmeye çalışan ve hatta kendini neredeyse -diyalektik ve tarihsel materyalizmi- insanlık tarihinin her alanına uyarlamaya çalışarak aslında tek gerçeklik olduklarını anlatmaya çalışan sol bir yüzyılı bulmayan ömürlerini Beyaz gömleklilerin ortaya çıkmasıyla tamamlamıştır.
bunları bu kadar uzatarak yazmamdaki asıl amaca gelecek olursak,aslında başlık ateizmdi belki kimi arkadaslar alakalandıramamıs olabilir.Ateizm bir inanç sistemidir.inanmanın karşısına inanmamayı koymuş bir inanç sistemi.ve bu yüzdendirki ateizm Teizmin sunduğu yaşam biçimlerine karşı alternatif sunmak zorundadır ve sunmuştur.ayrıca burada not düşmek istediğim konu ateizmin bilimin gelişmesine yardımcı olduğu yalanıdır.Daha öncede belirtiğim gibi bilimin şu an gelmiş olduğu nokta insanlık tarihinin kollektif birikiminin ,inananlar ve inanmayanların ayrı ayrı veya üst üste ekleyerek getirdikleri kazanımlardır.bu tekerleğin icadından uzay yolculuğuna kadar böyledir.inanıp inanmamak yardımcı bir faktör değil kimi zamanda her ikisi açısından engelleyicidir.
Teizm hareket merkezine Tanrıyı koyarak insan yaşamını şekillendirirken Ateizm de bunu karşısına materyalist sistemleri koymuştur. Yani ateizm en az tezim kadar tarafsızdır.hep söylediğim gibi tarafsızlık diye birşey sözkonusu değilidir.tarafsızlık ayakları havada olmak demek ve Apolitizmin yada pasifizmin yanı genel geçerin kabuludur.Ateizmin ilkesi olan akli ispat başka bir forum konusudur.aslında gördüğümüz renklerin bile maddenin ısıyla etkileşimi sonucunda olduğunu bilmek yani neyin gerçek neyin değil konusu daha uzun kafa patlatmayı gerektiren bir konudur.Bilim bazı konularda yol katetmiş olsada cevaplarının yeterli olup olmadığı tartışılır.Yani dünyamıza başka bir gezegenden düşmüş bir makinenin çalışma mantığı,içeriği,özellikleri kavransa ve de aynısı kopyalansa bile bunun evrende kendiliğinden olduğunu söylemek bunun karşısındaki tüm fikirleriyse gericilikle suçlamak bana çok sağlıklı bir düşünce tarzı olarak gelmıyor ve tarafsız kesinlikle değil.tabiki aynı şekilde bu aleti yada makineyi hiç incelemeye gerek duymayan mantık da bundan farklı değil.
Bu örnekten sonra ateizmi bilimin borçlu olduğu bir düşünme sistemi olmaktan alarak olması gereken yere koymayı uygun görüyorum.
yani bir inanç sistemi olarak ateizm...
--buraya baslarken baska bir ikiyüzlülükten bahsetmek istiyorum.yasamın kaynagı ve sosyal konular açıklanırken evrimsel bir gelişimden sözedilirken din söz konusu olunca fikirleri birden değişmektedir.yani evrimsel gelişme veya değişme yada kültürel gelişimler birbirlerine benzerlikler,aralarındaki ilişkiler belli bir mekanikle acıklanırken aynı sey dın konusunda gözardı edilmekte.daha açığı dini ritüeller arasındaki benzerlikler sadece kopyalama yada çalıntı gibi aşağılayıcı şekilde açıklanmakta.tamam bu sadece mezopotamya ya da ortadoğu dinleri açısından bir nevi anlayabilirim.kavrama yetenekleri bu kadar derim.ama dünyanın farklı bölgelerinde ve zamanlarında görülen dini ritüeller arasındaki benzerlikler yadsınmakta ,yok sayılmakta.sadece güney amerika örneğini vermek istiyorum.isteyen olursa ayırca bu konuyu konusuruz---
nasılki Teizm ilkel dinlerden baslayarak günümüz kadar gelen süregelen tüm dinlerin kaynağıysa ateizm de karşısındaki tüm sistemlerin kaynağıdır.yani daha açık konuşmak gerekirse materyalist ekonomik sistemler
kapitalizm,sosyalizm,komünizm,anarşizm,satanizm...
bunlardan satanizm teizmin nefrete dayalı inkari olarak uzun vadde bir alterbatif olamasada insandaki ruhi eksikliği birşekildede olsa doldurma açısından en büyük ama en şanssız adaydır.
kapitalizm direk ateizm le beslenmemekle beraber materyalist (ya da meta-ryalist) yönüyle Tanrının varlığıyla ,yokluğuyla ilgilenmemekle beraber sadece meta merkezli anlayışıyla kendi varlığının her ne pahasına olursa olsun devamına inanir.
sosyal demokrasi etiketiyle hümanızmaya soyunsada bu sosyal demokrasiyi kendi kaypak çocuğu gibi kullanmasını engellemez.sosyal demokrasi kapitalizmin ihtiyaçlarına göre esneyebilir,elastiktir.kapitalizm kimi zaman liberal ve sosyal demokrasi anlayışıyla bunlardan birini seçmek koşuluyla kendini dayatır.kimi zamanda emperyalist şekliyle.
gelelim ateizme en çok muhtaç olan ekonomik sisteme-yaşam biçimine-yazımın bir yerinde sosyalizmin en büyük probleminin yüzyılı sonlarına doğru ortaya çıkan beyaz gömlekliler olduğunu açıklamıştım.sosyalistler her ne kadar onlarıda işçi sınıfına dahil etmeye çalışsada karşısındakiler pek onlar gibi düşünmemektedir.
buradaki amacım sosyalizmin içeriğini tartışmak değil.başka sitelerin ve forumların konusudur.ama bu kişile bir parça dini inancı olan insanlara yaklaşırkek her ne kadar dinle problemleri olmadığını söyleselerde zamanla olayın içyüzü ortaya çıkmakta ve ateizmden kopamayacağını,kopmaması gerektiğini doğrusununda bu olduğunu yavaş yavaş kavratır!!!
Materyalizmden beslenen sosyalizm bir hedef değil bir basamaktır.neyin basamağı?
sloganı Ne Tanrı Ne Devlet olan anarşizmin kendi deyimleriyle kaos un basamağıdır.bu sosyalizm,komünizm,anarşizm üçlüsünün arasındaki tek fark sadece hangisinin önce olacağıyla ilgilidir.
sosyalizmle başlayan ütopik yolculuğun devletin her anlamda büyütülmesiyle komünizme ve insanların kültür düzeyi geliştikçe !!! nihayi hedefte anarşizm hedeflenmektedir.yani ateizmin tüm ilkelerinin insan yaşamına hakim olması ve ne tanrı ne devletin yönettiği toplumsal düzen.ve nasıl olacaksa insalrın kurallara ihtiyacı olmadan yaşayabilecekleri bir düzen.tabiki bu kültür çalışmaları yapılırken özellikle komünizmde insanların bu kültüre erişmeleri için her yola başvurulacaktır.
sosyalistler ve ya ikinci basamaktaki komünistler demokrasiye inanmazlar ve savunmazlar aksini söylerlerse yalan söylerler.yada okuduklarını hiç anlamamış demektir.çünkü komünizm hedefine ulaşmak için güçlü bir devletin ve toplum adına düşünen aydınların varlığına inanır.şu an söz sahibi olamadıkları kapitalizmin içinde demokrasiyi savunmalarının en büyük sebebi kendi varlıklarını korma içgüdüsünden kaynaklanır.daha yazacak çok sey var ama yoruldum.fikirlerinizi,sorularınızı bekliyorum arkadaşlar
not
1:tüm bu sistemler içinde güçlü olanın yaşaması yani zamanla faşizme dönüşmesi felsefelerinin doğal bir sonucudur
2:materyalizme göre aile gereksiz bir kurumdur.örneğin kardeşlik zorunlu arkadaşlıktır
Başlarken ülkenin gündemine bomba gibi düşen aslında hiç de yabancı olmadığımız Şemdinli olaylarıyla ilgili fikirlerimi sunmak istiyorum.bomba gibi düsen diyorum çünkü Apolitik kesimler tarafından çok değişik anlamlar yüklenebilecek bir olay.Olaya Türk halkının gözünden bakınca devletin böyle birşeyi nasıl yapacağı,bunun imkansız olduğu tartışılırken Kürt halkı tarafından bakınca "ya biz hep demiştik" ten öteye geçemeyen tartışma şekillerinin ortaya çıkacağını göreceksiniz.Tabiki halkın gözünden bakınca olayı farklı şekilde anlamlandırmanın alternatifi yok.Ama devlet denilen kavramın aslında tek vücut olmayıp farklı güçleri içinde barındıran bir yapı olduğunu anlayınca her şeyin gün gibi aşikar olduğunu anlamak zor değil.Aslında ortaya çıkan, tarihi çok eskilere dayanan, ama soğuk savaşla beraber kapsamının daha da geliştiği denge oyunlarından başka birşey olmadığı belli.ve aslında devletin özellikle şu an birbirleriyle hiç barışık olmayan kişilerce istila edildiği de ortada.şu an gördüğümüz farklı havadan çalan bir iktidar,derin devlet ve ordu.aslında kafayı biraz yorunca bu üçlüden sonuncusu ve ikincisinin alışkan olduğumuz bir şekilde işbirliğiyle biraz bilinçli biraz da istemeden öncelikle ülkemizin doğusunda devam eden ve kimilerinin devam etmesini istediği ve aslında korkunç büyüklükte paranın söz konusu olduğu silah ve uyuşturucu ticaretinin devamından başka birşey değildir.bu olayın bir yönü.diğer bir yönü de Ne kadar inkar ederseniz edin Akp nin halk içinde oluşturduğu sempatiyi milliyetçilik duygularını harekete geçirerek antipatiye dönüştürmeye çalışmak.ve tabiki bu olay ne zaman konuşulmaya çalışılsa bu tarz davranışlarla -konuşularak- çözülemeyeceğini göstermeye çalışmak.
aslında konu çok daha uzun.Olaya Amerika ve AB ülkelerini ve değişik denge versiyonlarınıda ekleyince sorun daha da belirginleşiyor.
Konumla bir bakıma bağlantılı bu yazıdan sonra asıl yazıya geçmek istiyorum.
Ateizm masum bir kuzu postuna bürünerek beslediği tüm sistemlerden habersiz ve bağımsız gibi davranarak kendisini onlardan ayırmakta ve insanlık tarihinin kollektif kazanımlarını kendine mal etmeye çalışmaktadır.Her zaman dediğim gibi kendisini tarihte yaşanmış tüm karanlık evrelerden- savaşlardan çekip çıkartmaktadır.
ateizmin kaynağını oluşturan materyalizmin bile en büyük ilkesi olan tarihteki savaşların kökeni üretim güçleriyle alakalıdır ilkesinide görmezden gelerek suçu dinlerin üzerine yımakta ve haklılığını ispatlamaya çalışmaktır.(ki materyalist felsefenin bu iddiasındaki amaç sorunun ekonomik oldğunu göstererek kendi haklılığını ispata çalışmak ve aslında dinlerin tarihteki yerlerini savaşlarda bile olsa yoksamaktır) .yani bir iki yüzlülük sergilenmektedir.
BAŞKA BİR İKİYÜZLÜLÜK
Bugünkü konumuyla Avrupa ülkelerinin muhafazakar sistemlerinin bile yanında daha insancıl kaldığı Türkiye solu bir yandanda Avrupayı bir atlama taşı yada ilkel kapitalizm le sosyalizm arasında bir yerlere koymaya calısarak aslında o ülkelerde sistemim işlemesi için gerekli olan Apolitzmin varlığını görmezden gelmekte yine tarihi bildiği gibi uyarlamakta ve varlığını borçlu olduğu bu seviyeyi korumaktadır.Aslında hiç de barışık olmadıkları Kemalizme sahip çıkarak "bakın aslında o yarım kalmış bir devrimdi" söylemleriyle kendileriyle yer yapmaya çalışmaktalar.(Aslında Atatürkün Lenını kandırmıs olmasından dolayı bir kızgınlıkları vardır.Atatürk Leninin Sovyetlerle birlikte hareket etmek koşuluyla verdiği yardımı kabul etmiş ama hatasını cabuk kavrayarak bundan dönmüstür)
Bu bağlamda aslında kimi zaman birbirleriyle ters düşen Türk ve Kürt solu arasındakı tek ayrım din olgusudur.Türk solu olaya daha çok laiklik ve Kemalizm den yanaşırken Kürt soluda bir türlü yıkamadığı din olgusuna boyun eğerek yaklaşmaktadır.aslında biraz kurcalarsanız bazen birlikte hareket ettiklerini ve aralarında herhangi bir fark olmadığını görürsünüz.
hatta yıllarca bayrağında orak-çekici taşımış olan Kürdistan işçi partisi!!!!!!(Pkk) aslında sadece bu sebepten dolayı yandaş bulmakta güçlük çekince yani gerçekte hiçbir derinliği olmayan bir sebepten dolayı bunları bayrağından çıkarmış ve hatta kimi yerlerde dini de kullanarak propagandasını geliştirmiştir. ve zamanlada en kolay politika tarzı olan ilkel milliyetçiliğe kaymıştır.Bunun bir örneğide Türkiyede ulusallık kılıfı altında can çekişmektedir.Birisi varlığını sürdürmek için Tarihin en güvenilmez ortağı olan Amerikanın kucagına direk düşerken diğeride tam karşısında görünerek aslında dolaylı (çok da dolaylı değil isteyen araştırsın -CIA- ilişkilerini) olarak aynı yolun yolcusu olduğunu göstermekte ve ülkeyi iki yandan kıskaca almaktadırlar.bilinçsiz bir ortaklıkta işbirliğine soyunmuşlardır.Solun doğurduğu Pkk nın mantığı her yol mubah ilkelliğiyle, uyuşturucu ticaretini ortadoğunun kaosundan faydalanarak büyütmekteve biz yapmasak başkası yapacak demektedir.
Bunu Türkiye versiyonu olan aydınlık çevresi ise artık aşırı milliyetçilerin bile savunmaya çekindikleri politik jargonları kullanmakta ve hatta bunun için kemalizmi kendine uyarlayarak hayatını idame ettirmektedir.bir türlü bir kimliğe girememiş liderlerinin Antipatisine rağmen taraftar bulmalarının tek sebebi bulundukları ve hep blunacakları marjinal ve net olmayan tutumdur.
Dönelim Sola aslında hiç sahip çıkmadıkları insanlık geçmişteki kimi felsefi düşünler gösterilerek girmeye çalışan ve hatta kendini neredeyse -diyalektik ve tarihsel materyalizmi- insanlık tarihinin her alanına uyarlamaya çalışarak aslında tek gerçeklik olduklarını anlatmaya çalışan sol bir yüzyılı bulmayan ömürlerini Beyaz gömleklilerin ortaya çıkmasıyla tamamlamıştır.
bunları bu kadar uzatarak yazmamdaki asıl amaca gelecek olursak,aslında başlık ateizmdi belki kimi arkadaslar alakalandıramamıs olabilir.Ateizm bir inanç sistemidir.inanmanın karşısına inanmamayı koymuş bir inanç sistemi.ve bu yüzdendirki ateizm Teizmin sunduğu yaşam biçimlerine karşı alternatif sunmak zorundadır ve sunmuştur.ayrıca burada not düşmek istediğim konu ateizmin bilimin gelişmesine yardımcı olduğu yalanıdır.Daha öncede belirtiğim gibi bilimin şu an gelmiş olduğu nokta insanlık tarihinin kollektif birikiminin ,inananlar ve inanmayanların ayrı ayrı veya üst üste ekleyerek getirdikleri kazanımlardır.bu tekerleğin icadından uzay yolculuğuna kadar böyledir.inanıp inanmamak yardımcı bir faktör değil kimi zamanda her ikisi açısından engelleyicidir.
Teizm hareket merkezine Tanrıyı koyarak insan yaşamını şekillendirirken Ateizm de bunu karşısına materyalist sistemleri koymuştur. Yani ateizm en az tezim kadar tarafsızdır.hep söylediğim gibi tarafsızlık diye birşey sözkonusu değilidir.tarafsızlık ayakları havada olmak demek ve Apolitizmin yada pasifizmin yanı genel geçerin kabuludur.Ateizmin ilkesi olan akli ispat başka bir forum konusudur.aslında gördüğümüz renklerin bile maddenin ısıyla etkileşimi sonucunda olduğunu bilmek yani neyin gerçek neyin değil konusu daha uzun kafa patlatmayı gerektiren bir konudur.Bilim bazı konularda yol katetmiş olsada cevaplarının yeterli olup olmadığı tartışılır.Yani dünyamıza başka bir gezegenden düşmüş bir makinenin çalışma mantığı,içeriği,özellikleri kavransa ve de aynısı kopyalansa bile bunun evrende kendiliğinden olduğunu söylemek bunun karşısındaki tüm fikirleriyse gericilikle suçlamak bana çok sağlıklı bir düşünce tarzı olarak gelmıyor ve tarafsız kesinlikle değil.tabiki aynı şekilde bu aleti yada makineyi hiç incelemeye gerek duymayan mantık da bundan farklı değil.
Bu örnekten sonra ateizmi bilimin borçlu olduğu bir düşünme sistemi olmaktan alarak olması gereken yere koymayı uygun görüyorum.
yani bir inanç sistemi olarak ateizm...
--buraya baslarken baska bir ikiyüzlülükten bahsetmek istiyorum.yasamın kaynagı ve sosyal konular açıklanırken evrimsel bir gelişimden sözedilirken din söz konusu olunca fikirleri birden değişmektedir.yani evrimsel gelişme veya değişme yada kültürel gelişimler birbirlerine benzerlikler,aralarındaki ilişkiler belli bir mekanikle acıklanırken aynı sey dın konusunda gözardı edilmekte.daha açığı dini ritüeller arasındaki benzerlikler sadece kopyalama yada çalıntı gibi aşağılayıcı şekilde açıklanmakta.tamam bu sadece mezopotamya ya da ortadoğu dinleri açısından bir nevi anlayabilirim.kavrama yetenekleri bu kadar derim.ama dünyanın farklı bölgelerinde ve zamanlarında görülen dini ritüeller arasındaki benzerlikler yadsınmakta ,yok sayılmakta.sadece güney amerika örneğini vermek istiyorum.isteyen olursa ayırca bu konuyu konusuruz---
nasılki Teizm ilkel dinlerden baslayarak günümüz kadar gelen süregelen tüm dinlerin kaynağıysa ateizm de karşısındaki tüm sistemlerin kaynağıdır.yani daha açık konuşmak gerekirse materyalist ekonomik sistemler
kapitalizm,sosyalizm,komünizm,anarşizm,satanizm...
bunlardan satanizm teizmin nefrete dayalı inkari olarak uzun vadde bir alterbatif olamasada insandaki ruhi eksikliği birşekildede olsa doldurma açısından en büyük ama en şanssız adaydır.
kapitalizm direk ateizm le beslenmemekle beraber materyalist (ya da meta-ryalist) yönüyle Tanrının varlığıyla ,yokluğuyla ilgilenmemekle beraber sadece meta merkezli anlayışıyla kendi varlığının her ne pahasına olursa olsun devamına inanir.
sosyal demokrasi etiketiyle hümanızmaya soyunsada bu sosyal demokrasiyi kendi kaypak çocuğu gibi kullanmasını engellemez.sosyal demokrasi kapitalizmin ihtiyaçlarına göre esneyebilir,elastiktir.kapitalizm kimi zaman liberal ve sosyal demokrasi anlayışıyla bunlardan birini seçmek koşuluyla kendini dayatır.kimi zamanda emperyalist şekliyle.
gelelim ateizme en çok muhtaç olan ekonomik sisteme-yaşam biçimine-yazımın bir yerinde sosyalizmin en büyük probleminin yüzyılı sonlarına doğru ortaya çıkan beyaz gömlekliler olduğunu açıklamıştım.sosyalistler her ne kadar onlarıda işçi sınıfına dahil etmeye çalışsada karşısındakiler pek onlar gibi düşünmemektedir.
buradaki amacım sosyalizmin içeriğini tartışmak değil.başka sitelerin ve forumların konusudur.ama bu kişile bir parça dini inancı olan insanlara yaklaşırkek her ne kadar dinle problemleri olmadığını söyleselerde zamanla olayın içyüzü ortaya çıkmakta ve ateizmden kopamayacağını,kopmaması gerektiğini doğrusununda bu olduğunu yavaş yavaş kavratır!!!
Materyalizmden beslenen sosyalizm bir hedef değil bir basamaktır.neyin basamağı?
sloganı Ne Tanrı Ne Devlet olan anarşizmin kendi deyimleriyle kaos un basamağıdır.bu sosyalizm,komünizm,anarşizm üçlüsünün arasındaki tek fark sadece hangisinin önce olacağıyla ilgilidir.
sosyalizmle başlayan ütopik yolculuğun devletin her anlamda büyütülmesiyle komünizme ve insanların kültür düzeyi geliştikçe !!! nihayi hedefte anarşizm hedeflenmektedir.yani ateizmin tüm ilkelerinin insan yaşamına hakim olması ve ne tanrı ne devletin yönettiği toplumsal düzen.ve nasıl olacaksa insalrın kurallara ihtiyacı olmadan yaşayabilecekleri bir düzen.tabiki bu kültür çalışmaları yapılırken özellikle komünizmde insanların bu kültüre erişmeleri için her yola başvurulacaktır.
sosyalistler ve ya ikinci basamaktaki komünistler demokrasiye inanmazlar ve savunmazlar aksini söylerlerse yalan söylerler.yada okuduklarını hiç anlamamış demektir.çünkü komünizm hedefine ulaşmak için güçlü bir devletin ve toplum adına düşünen aydınların varlığına inanır.şu an söz sahibi olamadıkları kapitalizmin içinde demokrasiyi savunmalarının en büyük sebebi kendi varlıklarını korma içgüdüsünden kaynaklanır.daha yazacak çok sey var ama yoruldum.fikirlerinizi,sorularınızı bekliyorum arkadaşlar
not
1:tüm bu sistemler içinde güçlü olanın yaşaması yani zamanla faşizme dönüşmesi felsefelerinin doğal bir sonucudur
2:materyalizme göre aile gereksiz bir kurumdur.örneğin kardeşlik zorunlu arkadaşlıktır