PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Analar


dilaver
09-08-2009, 01:53
BUgün Diyarbakır'da asker anaları ile pkk lı analar buluştu. Ogullarını bu haksız savaşa kurban veren analar öpüştüler ve daha yeni cenazeler olmasın dediler.

Hem Kürt hem de Türk analar. Bu yaklaşıma karşı çıkan var mı aranızda. Analar barışmayıp, öpüşmeyip te birbirlerinin gırtlagına mı sarılmalıydılar.

Anaların bu yaklaşımı ogullara ne getiirir ya da getirecektir.

saygılarımla

evrensel-insan
09-08-2009, 02:23
Saygideger dilaver;

Iste disisel karakteristikli insan, budur. Bunu ,erkeksel karakteristikli insanoglu basaramaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-08-2009, 02:49
Saygideger arkadaslar;

Bakin neler YOK.

Benim evladim suclu, seninki sucsuz.
Benim evladim sucsuz, seninki suclu.
Benim evladim buraya, seninki suraya hizmet ediyor.
Benim evladim bu milli kokenden, senin evladin su milli kokenden.
Benim evladim bu dini mezhepten, senin evladin su dini mezhepten.
Benimkinin basi sagolsun, seninkine "oh" olsun.
Benimki, iyi, dogru v.s.; seninki kotu, yanlis.
Benimki bunun icin; seninki sunun icin mucadele ediyor.
Benimki hakli; seninki haksiz.
Benimki boyle, seninki soyle.

Bu YOKlar daha da siralanabilir. Ama OLAN birsey VARKI; oda EVRENSEL INSANLIK. Umarim; ulkenin ve dunyanin bugununu bu dusunce sorgular; gelecegini de, bu dusunce belirler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neferkamin Anu
09-08-2009, 12:17
Anaları ve çocukları bu işe alet etmekten ne zaman kurtulacaksınız. Diyarbakırda buluşturulan 2 kişinin buz gibi kürt kadını olduğunu sende biliyorsun bende.

Sen hiç evladını bu topraklar için vermiş Türk kadını gördünmü. ?

dilaver
09-08-2009, 13:32
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=202920

saygılarımla

-InVi-
10-08-2009, 01:51
tabiki son derece insani bir adim.....
kendi acimdan simdi kürd analarin pkk ya seslenmeleri gerekiyor....
"silahlari birakin ve teslim olun".....
ve türk analarida bu ülkenin siyasetcilerine'de , "onlar silahlarini birakti, sizde artik tsk icindeki gayri mesruh olusumlarin üstüne gitmeye devam edin, onlari teslim olanlar ile birlikte adil bir sekilde yargilayin" diyebildigi zaman, güzel günlerin temelleri atilmis olur.....

Yergin
10-08-2009, 11:41
Anaları ve çocukları bu işe alet etmekten ne zaman kurtulacaksınız. Diyarbakırda buluşturulan 2 kişinin buz gibi kürt kadını olduğunu sende biliyorsun bende.

Sen hiç evladını bu topraklar için vermiş Türk kadını gördünmü. ?

Farketmez sayın Neferkamin, bir sürü Kürt anne ve babanın da oğulları askerde şehit düşmüştür. Bırakalım artık bu kini, atalım içimizden.

Son derece doğru ve yerinde bir buluşma olmuş. İnşallah bu açılım tüm platformlarda böyle samimi şekilde gerçekleşir.

Saygılar

saroz
10-08-2009, 13:11
Son derece önemli bir gelişme ve adım olarak değerlendiriyorum. Gerçekten, yara alan Annelerdir. Gencecik evlatlarını, toprağa vermenin acısı, ömür kısaltır.

Acıları, ortak insanlar birbirlerini anlarlar.

Kan dursun, barış gelsin. nefretle ,kinle, çocuklarımızın bugününü ve geleceğini karartmayalım.

Neferkamin Anu
10-08-2009, 13:53
Farketmez sayın Neferkamin, bir sürü Kürt anne ve babanın da oğulları askerde şehit düşmüştür. Bırakalım artık bu kini, atalım içimizden.

Son derece doğru ve yerinde bir buluşma olmuş. İnşallah bu açılım tüm platformlarda böyle samimi şekilde gerçekleşir.

Saygılar


Evet haklısınız, bir sürü kürt anneninde çoçukları ölmüştür fakat burda asıl konu kürtlerin yasal zorunluluktan askere gitmesidir. BBu topraklar için gönüllü bir askerlik değil, yasa gereğidir. Zaten Vicdani redciler adı altında bir çok avrupa fonlarından destekli çalışmalarıda mevcuttur.

Kimse Türk anasına böyle bir söylem yaptıramaz.Türk anasının yapacağı tek söylem olur.

Vatan Sağ olsun.

Bu tür propagandaları yemeyecek kadar tarih bilgimiz var.Ayaklarımızda yere basıyor.Bu kim devlet kuruncaya kadar asla bitmez. PKK sıkışınca böyle duygusal propagandalara başlar ve güçlenmeye çalışır. Bunu daha önce yaşadık.Tarih herkes için ikinci defa tekrarlamamalıdır.

pkk köşeye sıkışmıştır, bu operasyonların altında yatan, Türklerle zoraki bir barıştır.

Çünkü amerika sonrası kürtleri, araplar köşede bekliyor.

Bakalım izleyip görücez ırakta neler olacak.Bir milletin ülkesinin emperyalizmle işşibirliğine girerek bölme karşısında neler olcağını hep beraber yaşayacağız.kürtlerin bölgede dostu kalmadı. Amerikanın gücüyle bir taraftan irana bir taraftan araplara saldırdılar, onları yıllardır meşgul edip maddi ve manevi zarar uğrattılar.Bize kürtlerin yaptığını tarih sahnesinde kimse yapmadı.Bu işler bu kadar kolay değil.

Şimdi amerika girdiği bu bataklıktan her zaman ki gibi çıkıyor.Çıkıştan sonra bu kürtleri koruyacak bir bekçi lazım.

Sence bu bekçi kim olur. ?

genel af ilan edilerek pkk ıraktan Tc sınırlarına alınıp korunurmu. ?

Bekleyip görücez. !!!!!

Fakat ok yaydan çoktan çıktı.

Hukuk kurallarıyla işletilen bir ülkede Teröristi af ederek bölge olaylarından korumak insanlık onuruna terstir.

Eğer insanlık şeref ve onur taşıyorsa tarih sahnesinde hak edene cezası verilmelidir.

Bekleyip görücez.

KızıL
10-08-2009, 16:11
gerçekten güzel adım bu adımlar çoğalmalı analar da önce kardeş olmalı sonra evlatlar olacaktır..

bu savaş böyle sona erecek...

boğaziçi
10-08-2009, 20:33
bu savaş böyle sona erecek...
-------------
savas iki ulke arasinda olur...bu kucaklasmaya inanmiyorum..yillarca kendi bolgesi! iddia ettigi yerlerde bebeklere kadar acimadan olduren, yuzlerce sehit kani akitan canilerle ayni masaya oturmamizi kimse beklemesin..irakta araplara karsi kurtleri korumak da bize dusmez...irakta yapilmaya calisilan bu.

dilaver
10-08-2009, 21:08
Üyesi oldugum mail gruplarından gelen bir ileti ile anaların bir degerlendirmesini iliştiriyorum :

Değerli arkadaşlar,

Dün gece Berçelan’daydık. Sıfır noktasında barış için nöbet tuttuk. İzmir’den, Ankara’dan, İstanbul’dan, Yüksekova’dan, Diyarbakır’dan, Türkiye’nin her yerinden gelen kadınlarla birlikteydik.

Bursa’dan Ankara’ya, Şükriye Ercan'nın evinde başladı yolculuk. Sabahın erken saatinde Ankara Esenboğa Havaalanında, Ankara Kadın Platformu’yla buluştuk. Senin ne işin vardı Ankara’lıların içinde diyenler için, Sevim abla’nın işi çıkmış, Oylum’ların da düğünü varmış, dediler ki sen git. Piyango bana vurdu. Sanırım bir çeşit yaşgünü hediyesiJ Ankara Kadın Platformu üyeleri ile tanıştık. Tanıdıklarım da vardı. ÖDP’nin kuruluş döneminden şimdi de Sosyalist Parti’de olan Latife, sonra iyice tanıyacağım şimdi de ÖSH içinde yer alan Gülistan gibi. KESK’ten Güldane, Güler, Bedriye, Eğitim Sen’den Fatma İzol, Sosyalist feminist’ten Hatice, TTB’den Hülya, feminist biz’den Gülşen, Ebru, DTP PM üyesi eski Dersim Belediye Başkanı Songül, DTP’den Firdevs abla, Kaos GL’den Sevim, EHP’den Tuğçe, SDP’den Yeşim, Emekli Sen’den Şükriye, Özgürlükçü Sol’dan da ben olmak üzere hepimiz yola çıktık. Şenlikli bir yolculuğa çıkıyorduk.

Uçağımız Van’a , gölün üzerinden indi. Heyecanlıydık, çaktırmasam da ben daha çok heyecanlıydım. Zira ilk kez bölgeye geliyordum. Üstelik de barış için. Evsahibi arkadaşlar bizi Eğitim Sen’e götürdü. Van ilimiz, gölün kenarına kurulmuş. Göl diyince küçük bir su birikintisi anlamayın. Koca bir deniz. Kahvaltıdan sonra bizi Ahtamar adasına götürdüler. Yol boyunca göle girenleri gördük. Koylar çok güzeldi. Su pırıl pırıl, sodalıymış. Ama hemen fark ettik, suya giren hiç kadın yoktu. Sadece erkekler yüzüyordu. Herneyse Edremit koyundan Ahtamar’a gitmek için tekneye bindik. O tekne yolculuğundaki huzuru anlatamam. Tüm Ankara’lı kadınlar kendimizden geçtik. Göl muhteşemdi. Manzara da keza. 1 lira fazla verip adanın etrafını dolandıktan sonra adayı keşfe çıktık. Ada’da tek yapı var. O da Ahtamar Kilisesi. Ermeni halkı için çok önemli olan bu yerde Hrant’ı ve Sarkis Amcayı anmadan edemedik. Kilise de muhteşemdi. Herşeyin olumlu yanını görmeye yatkın zihnim restorasyon adına yapılmış pimapen pencerelere ve alimünyum korkuluklara hiç takılmadı. Ne gerek var şimdi gerilmeye… Doğu-Hıristiyan mimari sanatının eşsiz bir örneği olan Kilise’nin, çoğu yassı olan kabartmalar, gün ışığında canlanırmış, böylece kilise güneşle birlikte adeta 'hayat bulur'muş. Biz de sanırım hayatı bulduk J Kilise üzerindeki motifleri inceleyerek orada yaşananları, yaşayanları anlamaya çalıştık. Bursa’daki Ermeni ipek işçilerinin Erivan’dan, Ararat’tan, Van’dan geldiği yazılır. Ben de bizim oralarla bağ kurmaya çalıştım.

Ermeni keşişlerinden birinin güzeller güzeli Tamara’ya yüzerken seslendiği Ahtamar adasından tekrar Van’a döndük. Gece kalmak üzere bizleri Van’lı arkadaşlara dağıttılar. Kaldığımız evde nasıl uyuduğumu anlatamam, Ziraat mühendisi olan ev sahibimize cargill’i ve Ekim ayında meclise gelecek Biyogüvenlik yasasına dair bir şeyler yapmamız gerektiğini konuşuyorduk en son.
Ertesi sabah Van Belediye Başkanı bize Kültürpark’ta kahvaltı verdi. Otlu peynirleri, bal-kaymak-cevizleri anlatmayacağım, özenirsiniz J Ama Diyarbakır’dan gelen kadınlarla, Van’ın ilçelerinden Erciş’ten, Saray’dan gelen kadın kuruluşları ile yaptığımız sohbetler çok güzeldi. Sonra İstanbul ekibi geldi. 30 Saat otobüs yolculuğuna rağmen hepsinin yüzü gülüyordu. Hemen tanıdıklarla selamlaştık. Nilgün Yurdalan, Hülya Karaosmanoğulları ilk aklıma gelenler. DTP’li milletvekilleri de geldi, Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel vs. Sonra İstanbul’dan uçakla gelen kafile indi kahvaltı mekanına. Sanatçılar geldi İlkay Akkaya, Yasemin Göksu, Elveda Rumeli dizisi ekibi. Şebnem Sönmez, Gülçün Satarcıoğlu ve İpek Erdem dizideki adı ile Nevreste. Dizi ilk başladığında birada yaşamı savunan dizi diye facebookda grubunu kurmuştuk. Hayat bizi Van’dan Berçelan’a giderken buluşturuyor. Ne güzel değil mi?

Duyuyoruz ki cenaze var. Bir yandan çok mutluyuz bir yandan da hala buruk. Ama inadına barış diyoruz ve Hakkari’ye Berçelan Yaylasına yola çıkıyoruz. Konvoyumuz çok şenlikliydi, görmeliydiniz. Sadece kadınlar, ülkenin her yerinden gelen, birçok kurumdan, rengarenk kadınlar yola çıkıyoruz. Sıfır noktasında barış için nöbet tutmaya…

Van’ın yan tarafı İran. Tarihi İpek Yolundan geçerek gidiyoruz Hakkari’ye. Hani Çin’den başlayıp Bursa’ya kadar giden yol. İşte o yolun İran-Van güzergâhındaymışız. Tarihi İpek Yolundan sıfır noktasına gidiyormuşuz meğer. Kalbim pır pır. Sade benim değil 20 yaşında gencecik Tuğçe de öyle mutlu izliyor etrafı ki. İran’ın da kokusu geliyor. Mola verdiğimizde İran’dan gelen kadınlarla karşılaştık. Bodrum’a tatile gidiyorlarmış. Az bildiği Tükçesiyle “Çok güzelsin” dedi bir tanesi, “sen de güzelsin” diyerek birbirimizi öptük. Hepimiz çok güzeldik, Berçelan’a, barışa gidiyorduk.

Asker araması oldu. Askerlerin de yüzü gülüyordu.

Zap’ı geçerken DTP’li arkadaşlar bize Deniz Gezmiş’in yaptırdığı Devrim köprüsünü gösterdiler. Yolumuz aynıydı velhasıl.

Her yer dağ, kayalık, hiç ağaç yok. Zap 1, Zap 2 köprüsü derken Zap Suyunu geçtik ve karşımızda Hakkari. Kayaların üzerine kurulmuş, fakir, yoksul, Türkiye’nin öteki kentine geldik.
Cenaze vardı. Herkes sokaktaydı. Yüksekova’dan gelenler bizi karşıladı. Tanıştık. Herkesin yüzünde cenazenin üzüntüsü ile barışın umudu karışmıştı.

Jandarma’nın yan tarafından dağa çıkmaya başladık. Bizim Uludağ’a hiç benzemiyordu. Bu dağlar sert ve dik. Şoförümüz ve oğlu süperdiler. En az bizim kadar heyecanlıydılar. Öyle hızla, en önden yanlış yola girdi, peşinden de diğer arabalar. Az kalsın Kandil’ e gidiyorduk J

Hakkari aşağıda küçücük kaldıkça yıldızlara yaklaştık. Bir ara yolun sonunda Dolunaydan dönen ayı yakalayıverecektik ama şoför virajı dönüverdi. Çıktık, çıktık derken renkli yıldızlar havada görünmeye başladı. Havai Fişekler patlıyordu. Berçelan Yaylasında havai fişekler patlıyordu. Herkes görsün bizim geldiğimizi diye. Irak’takiler, Türkiye’dekiler, aşağıdakiler, yukarıdakiler, silahlar sussun, akan kan dursun diyenler, Meclistekiler, sokaktakiler, dağdakiler, taburdakiler, herkes ama herkes bizi görsün. Biz kadınlar barış için sıfır noktasındayız. Sıfırdan başlanmaz, hiç kimseyi ve olanları unutmayacağız. Ama sıfırdan bir gelecek kurabiliriz.

Binlerce kadın yayladaydık. Çok soğuktu. O kadar çok üşüdük ki… Ama mutluluktan sanırım ilk defa kürsüdeki tüm konuşmaları dinledim. Soğuğa rağmen hiç üşenmeyip kendim de çıkıp özgürlükçü sol hareket adına konuştum. Sözümüzü söylemeye gelmiştik. Halkevleri Genel Başkanı İlknur, alanda kim varsa herkesi konuşturdu, herkese slogan attırdı. Çadırda uzananları bile diriltti. “Uyuyan eylemci istemiyoruz.” Malum barış için nöbet tutmaya geldik.

Dağdaki kadınlar da bizimleydi. Sanatçı kadınlar da, aydınlar da, kentliler de… Birbirimizin ellerini sıktık. Sarıldık. Bir çadırın içinde, hep birlikteydik. Otuz yıldır süren savaşı durdurmak için hep birlikteydik. Ey dünya, ey Türkiye, ey siyasiler, ey meclis duyun sesimizi, dinleyin sözümüzü, artık barış gelsin tüm topraklara.

Sabaha karşı yola çıktık. Diğer grup yaylada kaldı. Basın açıklamasını yapmak üzere. Biz ise sabahın ilk ışıkları ile Van’a doğru yola koyulduk. Geldiğimiz yolu şimdi betimleyemeyeceğim duygularla geri dönüyorduk. Van’da, Başkale’de telefonum çaldı. Sabah 07.30’da Hülya Üstün arıyordu, Taksim tramvay durağının arkasından. Onlar da uyumamıştı. Telefondan türkü söyleyen sesleri geliyordu kadınların. Buradan oraya selam söyledik, Oradan da buraya selam geldi. Hepimizin kalbi birdi.
Van’a geldiğimizde herkes bizi karşıladı. Herkesten kastım halk. Bölgedeki halk bizi biliyordu. Neden geldiğimizi. Çaycısının, dolmuşçusunun, esnafın, bakkalın, yoldan geçen teyzenin, dedenin hepsinin gözlerinin içi gülüyordu. Barış istiyorlardı. Dağlardaki kardeşlerinin artık yanlarına gelmelerini, barış içinde yaşamayı istiyorlardı.

Uzun oldu, toparlayayım artık. İlk defa gittiğim bu yerlerde hiçbir sağlıklı aklın ve vicdanın açıklayamayacağı bu savaşın nasıl bir zulme neden olduğunu gördüm. Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Gürcü, Çerkez kökeni ne olursa olsun kardeşçe bir arada yaşayabiliriz. Bunu birlikte başarabiliriz.

Ya sev ya terk et diyen ırkçı, milliyetçilere karşı,

Biji biratiya gelan

Yaşasın halkların kardeşliği

Sevgilerle

Yergin
10-08-2009, 21:39
Evet haklısınız, bir sürü kürt anneninde çoçukları ölmüştür fakat burda asıl konu kürtlerin yasal zorunluluktan askere gitmesidir. BBu topraklar için gönüllü bir askerlik değil, yasa gereğidir. Zaten Vicdani redciler adı altında bir çok avrupa fonlarından destekli çalışmalarıda mevcuttur.

Kimse Türk anasına böyle bir söylem yaptıramaz.Türk anasının yapacağı tek söylem olur.

Vatan Sağ olsun.

Bu tür propagandaları yemeyecek kadar tarih bilgimiz var.Ayaklarımızda yere basıyor.Bu kim devlet kuruncaya kadar asla bitmez. PKK sıkışınca böyle duygusal propagandalara başlar ve güçlenmeye çalışır. Bunu daha önce yaşadık.Tarih herkes için ikinci defa tekrarlamamalıdır.

pkk köşeye sıkışmıştır, bu operasyonların altında yatan, Türklerle zoraki bir barıştır.

Çünkü amerika sonrası kürtleri, araplar köşede bekliyor.

Bakalım izleyip görücez ırakta neler olacak.Bir milletin ülkesinin emperyalizmle işşibirliğine girerek bölme karşısında neler olcağını hep beraber yaşayacağız.kürtlerin bölgede dostu kalmadı. Amerikanın gücüyle bir taraftan irana bir taraftan araplara saldırdılar, onları yıllardır meşgul edip maddi ve manevi zarar uğrattılar.Bize kürtlerin yaptığını tarih sahnesinde kimse yapmadı.Bu işler bu kadar kolay değil.

Şimdi amerika girdiği bu bataklıktan her zaman ki gibi çıkıyor.Çıkıştan sonra bu kürtleri koruyacak bir bekçi lazım.

Sence bu bekçi kim olur. ?

genel af ilan edilerek pkk ıraktan Tc sınırlarına alınıp korunurmu. ?

Bekleyip görücez. !!!!!

Fakat ok yaydan çoktan çıktı.

Hukuk kurallarıyla işletilen bir ülkede Teröristi af ederek bölge olaylarından korumak insanlık onuruna terstir.

Eğer insanlık şeref ve onur taşıyorsa tarih sahnesinde hak edene cezası verilmelidir.

Bekleyip görücez.

Eğer insanlık şeref ve onur taşıyorsa tarih sahnesinde hak edene cezası verilmelidir.

Bu cümlenize sonuna kadar katılıyorum. Hiç bir zaman mehmetçiklerimizi öldüren ve öldürme emirlerini verenlerin tamami ile affedilmesini istemiyorum. Bugün nasıl Ergenekon ile kimin eli değmişse cezasını çekmeli diyorsam veya diyor isek bu açılım ile de kimse, kollarımızı açmışız pkk ları sarılmak için bekliyoruz sanmasın. Burada haksız olan haksızlığını unutmayacak, haklı olanda haksıza haksızlık yapmayacak. pkk nın yüzünden ayrı kalan türk kürt ün tekrar birbirine sarılması amaç olmalı.

Bu süreçte, vatandaşlar olarak sağ duyulu olmalıyız, ülke olarakta temkinli ve dikkatli olmalıyız.

-InVi-
11-08-2009, 01:54
Kimse ellerinde oluk oluk kan akanlar "aklansin", topraklarimizin bir bölümü "onlara" verelim, asker icindeki bu gayri mesruh isleri yürütenlere dokunulmasin demiyor.....
tam tersine, bunlarin hepsi mutlaka TÜM ölenler adina yargilanmali...öncelikle PKK nin yönetim kademesi....devlet memuru, vatandas, coluk cocuk demeden ölüm emirleri veren pkk yönetimi en agir cezalar almali bu sorumlu oldugu islerden dolayi....

ama agit yakan analarin acilarini paylasabilmek de insanligin bir geregidir....
belki gün gelir, oglunu pkk saflarinda ölmüs bir anne , ülke sinir güvenligini ve o sinirlar icinde yasayan insanlarin hayatini korumak ile görev alip, görev esnasinda sehid olan askerin annesi doguda degilde.....
yozgat'da, kayseri'de, sivas'da, corum'da görüsebilir.....
bu yöre bu savasa en cok sehid veren yöredir, ve o yöre insanin acilari dinmedikce, onlar ikna olmadikca, ciddi bir kucaklasma olamaz....

boğaziçi
14-08-2009, 19:29
http://img.internethaber.com/news/58573.jpg
Edirnekapı Şehitliği fena karıştı

Demokratik açılım şehit ailelerini çok kızdırdı. İki taraf Edirnekapı Şehitliği'nde karşılaştı tansiyon gerildi.

Edirnekapı Şehitliği'nde bir araya gelen şehit aileleri, hükümetin 'Kürt açılımı'nı protesto etti. Basın mensuplarına açılımı destekledikleri için tepki gösteren şehit yakını, bir muhabiri tokatladı.
Aynı dakikalarda, şehitlik bahçesinde açılımı destekleyen de eylemdeydi. Grup üyeleri kefen giyip yere yattı. Onları gören şehit yakınları tepki gösterdi. Bir şehit annesi müdahalede bulunmadığı için polisi protesto ederken bayıldı.
Edirnekapı Şehitliği'nde saat 12.00'da bir araya gelen İstanbul Şehit Aileleri Dayanışma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (Şadder) üyeleri, hükümetin 'Kürt Açılımı'nı protesto ederek, basın açıklaması yaptılar.
İzin vermeyeceğiz
ŞADDER Genel Başkanı Şencan Bayramoğlu, milli menfaatlerimize hizmet etmediği açıkça anlaşılan karanlık bir kampanyanın bütün hızı ile sürdüğünü belirterek, "Şehit anneleri vatana ihanet etmiş eli kanlı teröristlerin aileleriyle aynı kefeye konmaya ve bizim acımız onların durumu ile eşitmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. TSK'nın teröre karşı sürdürdüğü 25 yıllık şerefli mücadelenin devletimizin terörle mücadele uğruna harcadığı yüz milyonlarca doların heba olmasına ve şehitlerimizin kanlarının yerde kalmasına canımız pahasına izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Kansızlarla diğer Kürtler bir tutulamaz
Oğlu teröristlerce şehit edilen ve kendisi de bir Kürt olan Celal Ataş, "Bizler vatanımıza milletimize bağlı insanlarız. Her Kürt aynı değildir. Dağdaki kansızlarla diğer Kürtler bir tutulamaz. Çocuklarımızı bu vatana kurban ettik. PKK'lılarla görüşülmesine ve bize hiçbir şekilde danışılmamasına karşıyız" şeklinde konuştu.
Şehit babası gazeteciyi tokatladı
Bayramoğlu ve şehit yakınlarının konuşması sırasında şehit babası Fevzi Canik, görevini yapan gazetecilere açılımı destek verdikleri gerekçesiyle hakaret etti. Fevzi Canik, diğer şehit yakınları tarafından sakinleştirilmeye çalışılırken, belindeki ruhsatlı tabancası da yere düştü. Bir televizyon muhabirini de tokatlayan Canik, daha sonra uzaklaştırıldı.
İlk önce silah bıraksınlar
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=203578

saroz
14-08-2009, 22:31
Anlaşıldı siz kan aksın, gençler ölmeye devam etsin istiyorsunuz. Analar ağlasın kardeşler, kara bağlasın.

Umarım istediğiniz olmaz.

Her ulus da sizin gibiler vardır. almanyada neo naziler,amerika da Ku Klux Klan (KKK) vs...