PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrimin Kromozom Kanıtları


eliza
24-08-2009, 00:20
Öncelikle eğer bu yazı forumda varsa özür dilerim, görmedim :)


EVRİMİ SAVUNMAK (Dr. Kenneth Miller)
http://www.pbs.org/wgbh/nova/id/defense-ev.html (http://www.pbs.org/wgbh/nova/id/defense-ev.html)
adresindeki Defending Evolution (NOVA Röportaj - 2007) röportajından Türkçe'ye çevrilmiştir. http://evriminayakizleri.blogspot.com/2009/04/evrimi-savunmak-dr.html

Dr. Kenneth Miller akıllı tasarım hareketi ve bu hareketin evrim teorisini çürütme girişimlerini bilim camiasındaki herhangi biri kadar yakından izleyen bir isim. Brown Üniversitesinde biyoloji profesörü ve standart lise ders kitabı ‘Biyoloji’ nin yazarlarından biridir. Miller, Dover davasında şehirlerindeki okul yönetim kurulu aleyhine dava açan Dover velileri adına bilirkişi olarak tanıklık etmiştir. Aynı zamanda inançlı bir insan olduğunu da vurgulamıştır.

S: Dover davasında dikkati çektiğiniz kanıtlardan biri kendi kromozomlarımızın organizasyonuydu. Bu da ortak ata için kanıt oluşturur mu?

Miller: Çok eskiden beri bildiğimiz kadarıyla büyük maymunsular-goriller, orangutanlar, şempanzeler ve bonobolarla-ortak atayı paylaşıyoruz. Ancak burada ilginç bir problem vardır. Biz insanlar 46 kromozoma diğer tüm büyük maymunsular ise 48 kromozoma sahipler. Bir anlamda bizim bir çift kromozomumuz eksik. Bu nasıl olmuş olabilir?
Kromozomlarımızdan birinin basitçe yok olarak 24 çiftin 23 tane kalması mümkün müdür? Bu sorunun cevabı hayırdır. Bir kromozom çiftinin iki üyesinin de kaybı herhangi bir primatta ölümcüldür. Sadece bir olasılık mümkün görünüyor o da ‘ayrı olan kromozomlarımızdan ikisinin birleşmesi’. Eğer bu gerçekleşmişse 24 çift kromozom 23 çifte düşer ve elimizdeki bilgileri doğrular.
İşte esas ilginç nokta burada başlıyor, ve evrimin neden bir bilim olduğunu gösteriyor. Çünkü bu olasılık test edilebilir. Eğer olay bu şekilde gerçekleşmişse genomumuzda iki kromozomun birleşmesiyle meydana gelmiş bir kromozom olması gerekir. Bunu nasıl bulabiliriz? Bu düşündüğünüzden daha kolay.
Her kromozom iki ucunda da telomer adı verilen özel bir DNA sekansı içerir. Orta kısımda ise sentromer adı verilen başka bir özel sekans bulunur. Kromozomlarımızdan biri atalarımızın iki kromozomunun birleşmesiyle oluşmuşsa telomer DNA’nın aslında ait olmadığı merkez bölgesinde bulunduğu bir kromozoma rastlamamız gerekir. Bu kromozomun ayrıca iki sentromeri olmalıdır. Tüm yapmamız gereken şey kendi genomumuza, DNA’mıza bakmak ve bu özelliklere uyan bir kromozom olup olmadığını görmektir.
Bu kromozom bulunmuştur. 2 numaralı kromozomumuz hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bu durumu kanıtlamıştır. Bu kromozomun iki sentromeri ve merkeze yakın iki telomer DNA’sı var. Ve hatta genler 12. ve 13. primat kromozomuna karşılık gelmekte.
Akıllı tasarım veya yaratılışçılar neden böyle bir kromozomumuz olduğunu açıklayabilirler mi? Akıllı tasarımcı acaba bizi kandırarak evrildiğimizi düşünmemizi istediği için 2 numaralı kromozomu birleşmiş gibi göstermiş olabilir mi? Kendi DNA mıza daha yakından baktıkça diğer türlerle ortak atalarımız konusunda daha güçlü kanıtlara ulaşmaktayız.

S: Fosil kayıtlarındaki boşluklar evrimde neyi temsil ediyor? Böyle bir durum evrim teorisi için neden problem değil?

Miller: Bunu kabul etmek gerekir ki tüm tarihsel kayıtlar eksiklik gösterir. Hiçbir tarihi olay hakkında tamamlanmış bir veri dizisine sahip değiliz. Ben kendi atalarımı araştırdım ve 4 nesilden sonra bilgiler bölük pörçük kalıyor. Bu benim hiçbir atam olmadığı anlamına gelmez. Sadece bazı kanıtların kayıp olduğu anlamına gelir.
Aynı şey tarih çalışmaları için de geçerlidir. Örneğin sivil savaş sırasında Gettysburg muharebesinin nerede gerçekleştiğini biliyoruz. Her iki taraftaki generallerin kim olduğunu biliyoruz. Ancak bu savaş sırasında her bir askerin ismini ve tamı tamına neler yaptığını bilmiyoruz. Bu Gettysburg’un hiç gerçekleşmemiş olduğu anlamına gelmez. Sadece bu savaş hakkında daha çok şey öğrenmemizin gerekli olduğunu gösterir.
Aynı şey fosil kayıtları için de geçerlidir. Geçmişteki yaşamın nasıl olduğuna dair inanılmaz sayıda bilgimiz var. Bu bilgiler yaşamın değiştiğini, belli bir çizgide değiştiğini ve bu değişimin tarihinin tamam olduğunu, organizmalar arasında atalar açısından bir akrabalık olduğunu bize söylüyor. Birkaç şanslı durumda yaşam tarihi boyunca neredeyse adım adım anahtar organizmaların evriminin izini sürebilmekteyiz.

S: Hiç kimsenin yeni bir türün oluştuğunu görmediği fikrine ne diyeceksiniz?

Miller: California eyaletinde şu anda yeni türler oluşma aşamasındadır. Berkeley California üniversitesinden David Wake yıllardır California Central Valley’deki farklı salamander türlerini incelemiştir. Bu türlerin dağılışına baktığınızda dizinin uzak uçlarına ait lokal varyasyonların birbirinden çok farklılık gösterdiğini görürsünüz, öyle ki bunları yakalayıp bir kafeste biraraya koyduğunuzda herhangi bir biyolog bunların farklı türler olduğunda sizinle hemfikir olacaktır. Ancak bunlar salamaderlerin bir coğrafik bölgenin farklı yerlerine dağıtılmasıyla yakın zamanda oluşmuş türlerdir.
Birçok evrim karşıtı şunu söyleyebilir ‘Tamam ama bu türler gerçekten birbirine benziyorlar. Dramatik olarak farklı olan türleri göster’. Ancak bu şekilde bir ‘ilk ayrılma’ evrimin esasını oluşturan olaydır. Bir kedinin aniden bir köpek doğurduğunu görmeyi beklememelisiniz. Günümüzde bir tür ikiye ayrıldığında oluşan iki tane farklı türün onları daha önce bir sınıflandırma içinde birleştiren benzerlikler gösterdiğini görmelisiniz. Bunun gerçekleştiğini her zaman görmekteyiz.
Makroevrimin hiçbir zaman gözlemlenmediğini söyleyen insanlar (ki bununla gerçekten büyük bir evrimi kastederler) makroevrimin ne olduğuna dair kesin bir tanımlama yapamazlar. Yeni kategorilerin veya evrimsel yeniliklerin oluşumunu kastettiklerini söylerler. Bu tanımı kesin sınırlarla belirlemekten kaçınırlar, genlerin kaçta kaçının veya DNA’nın kaç baz çiftinin değişmesi gerektiğini söylemezler çünkü bence makroevrimle ne kastettikleri konusunda bir sınırlama yaptıkları zaman bazı lanet biyologların araziye çıkıp veya laboratuvara girip bu değişiklik oranını takip edeceklerini ve makroevrimin gerçekten de olduğunu göstereceklerini çok iyi bilmektedirler.

S: Sıklıkla yapılan başka bir eleştiri bütün bunların tesadüfen gerçekleşmiş olamayacağıydı

Miller: En büyük yanlış anlatımlardan biri evrimin tesadüfi değişikliklerle birdenbire gerçekleştiğidir. İnsanlar şöyle söylemeyi severler ‘Sadece bir kaza olduğuma inanmak istemiyorum’ Aslında değilsiniz. Evrimin söylediği, bir türde meydana gelen varyasyonların önceden tahmin edilemez olduğudur. Daha sonraki adımda ne olacağından emin olamayız. Ancak bu onun rastgele olduğu anlamına gelmez.
Benim için ‘rastgele’ sözü ‘herhangi bir şey olabilir’ anlamına gelir. Ancak gerçekte evrimsel değişim sınırlandırılmıştır. Fizik ve kimyanın kanunları tarafından sınırlandırılmıştır. Moleküler biyolojinin doğası tarafından sınırlandırılmıştır. Gelişme sırasında gelişimsel biyolojinin kısıtlamaları tarafından sınırlandırılmıştır. Daha da önemlisi evrimsel değişim doğal seçilim tarafından yönetilir. Ve doğal seçilim rastlantısal bir işlem değildir. Doğal seçilim başarılı fenotipleri seçer, gerçekten işe yarayan başarılı özelliklerin kombinasyonlarını seçer ve asla rastlantısal değildir.

S: Mutasyonun yeni bilgi yaratmadığı aksine bilgileri yıktığı ile ilgili eleştiriler duydum.

Miller: Bu iddia gerçeklerle çelişmektedir. örneğin 4 veya 5 milyon yıl önce o zamanlar sıcak olan Antarktik okyanusu gezegendeki bir çeşit iklim değişikliği sonucu dondu. Günümüzde Antarktika okyanuslarında yüzen balıklar vardır. Bu balıkların ilginç bir özelliği vardır. Denizsuyu donma noktasının bile altına düştüğünde (ki kendi kanımız bu soğuk suda buz donardı) bu balıklar donmamaktadır. Donmamalarının sebebi kanlarında bir çeşit antifriz proteininin olmasıdır. Bu madde antifrizdeki etilen glikolun biyolojik karşılığı gibidir.
Bunu nasıl elde ettiler? Antarktik balıklarının kanlarında bulunan antifriz proteini mutasyona uğrayan, kan dolaşımına katılan ve antifriz özelliklerini kazanana kadar tekrar tekrar mutasyona uğrayan bir sindirim enziminin sonucudur. Bu değişikliklerin tümü mutasyonun sonucudur.
Günümüzde Antarktik balığı atalarının sahip olmadığı bir biyolojik bilgiye sahiptir. Çok soğuk sularda kanını donmaktan koruyarak hayatta kalabilmesini sağlayan tamamiyle yeni bir protein yapabilme yeteneği kazanmıştır. Bu yeni bir bilgidir ve bu bilgi mutasyonla oluşmuştur.

S: Evrimin hiç test edilmemiş olduğu görüşüne ne cevap verirsiniz?

Miller: Evrim her gün laboratuvarda ve arazide test edilmektedir. Evrimden daha tartışmalı bir bilimsel teori daha düşünemiyorum. Teoriler tartışmalı olduğunda insanlar doğru olup olmadıklarını anlamak için testler yaparlar. Neredeyse 150 yıldır sürekli olarak test edilmektedir ve tek bir gözlem, tek bir deneysel sonuç, 150 yıldır evrim teorisinin genel hatları ile çelişmemektedir.
150 yıldır sürekli yapılan testlere dayanabilen bir teori gerçekten güçlüdür. Evrimi ilaçlar yapmada, aşılar yapmada kullanıyoruz. Vahşi hayatla başa çıkmada kullanıyoruz. Kendi genomumuzu tahmin etmede kullanıyoruz. Evrimin tüm bu kullanımları da birer testtir çünkü eğer kullanıma uygun olmasaydı geri döner evrim teorisinin kendisini sorgulamaya başlardık. Ancak evrim zamanın testinden geçebilmiş çok güçlü, üretken ve çalışkan bir teoridir

S:Evrimin gücü ve zayıflıklarını öğretmeden bahsettiklerinde, zayıflıkla neyi kastediyorlar?

Miller: Evrim biyolojiyi birleştirme ve bize tutarlı açıklamalar vermede çok güçlüdür. Tek zayıflığı henüz her şeyi açıklamamış olmasıdır.
Örneğin seksin (ayrı eşeyliliğin) evrimsel amacının ne olduğu konusunda büyük şüphelerimiz var. Günümüzde seks her yerde sadece bizde değil ağaçlarda çiçeklerde ve mikroorganizmalarda vardır. Seksin ilk olarak nasıl evrildiğini, neden sadece iki cinsin olduğunu, işlerin neden bu şekilde yürüdüğünü anlamak çok zor. Evrim henüz bunu tam olarak açıklayabilmiş değil.
İlk canlı hücrenin nereden geldiğini veya prebiyolojik evrimin nasıl gerçekleştiğini de henüz anlayamıyoruz. Ancak biz bilim adamları bilimin her şeyi açıklayamamasını bir zayıflık olarak görmeyiz. Bu konuları kariyerimizin geri kalanında çoğumuzu meşgul edecek keşfedilmemiş bölgeler olarak görürüz.

S: Evrim neden önemlidir? Günlük hayatlarında insanları nasıl etkilemektedir?

Miller: Evrimi önemsememiz gerekir çünkü bizim kim olduğumuzla ilgilenir, nereden geldiğimizle ilgilenir, neden bu şekilde olduğumuzla ilgilenir ve nereye gittiğimizle ilgilenir. Deneysel biyologlar için tüm biyolojinin evrim düşüncesi ile sarmalanmış olması çok çok önemlidir çünkü aksi takdirde biyoloji pul kolleksiyonu yapmaktan öte bir şey değildir. Böyle bir durumda yaptığınız tek şey ‘İşte bir solucan, işte solucan bu şekilde çalışır, işte bir hücre tipi, işte bu hücre bu şekilde çalışır ve işte bir bitki, işte bitki bu şekilde çalışır’ demekten öte değildir.
Eğer bunların tümü birbiriyle tamamen alakasızlarsa, biyoloji birleşik bir bilim değildir. Ancak yarım yüzyıllık biyokimya ve moleküler biyolojiden öğrendiğimiz kadarıyla ne kadar çeşitli olurlarsa olsunlar tüm canlı organizmalar ortak özellikler göstermektedirler. Bilgiyi depolama, aktarma ve geliştirme yöntemleri de ortaktır ve bu ortak özellikler tüm yaşamları birbirine bağlar. Kendi vücudumuzu ve genomumuzu diğer organizmaların vücudu ve genomu ışığında anlarız. Sonuç olarak evrim biyolojiyi anlamamızı sağlar. Biyolojiyi anlamak da kendimizi, kendi hayatımızı ve yaşadığımız gezegeni anlamamıza yardımcı olur

S: Bilim bir yaratıcının, bir Tanrı’nın varlığını veya yokluğunu kanıtlayabilir mi?
Miller: Tanrı’nın var olup olmadığı bilimsel bir soru değildir.