PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Camide imam değil, tıp fakültesinde dekan


KızıL
26-08-2009, 15:23
Camide imam değil, tıp fakültesinde dekan






Bilimin din adına çarpıtılmasının son örneği olarak, Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı “orucun şifa olduğunu” buyurdu. Yiğitoğlu’nun sözlerinin bilimsel yaklaşım açısından ne anlama geldiğini, ÜKD Başkanı Prof. Dr. İzge Günal soL Haber Portalı’na değerlendirdi.



Toplumun dinci gericilik (http://haber.sol.org.tr/haberleri/dinci-gericilik) tarafından teslim alınmasına bilimsel kılıf arayışı, ramazanla birlikte atağa kalktı. Bilimsel gerçeklerin din (http://haber.sol.org.tr/haberleri/din) adına çarpıtılmasının son örneği, Fatih Üniversitesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/fatih-universitesi) Tıp Fakültesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/tip-fakultesi) Dekanı Prof. Dr. Ramazan Yiğitoğlu’ndan geldi.


Cihan haber ajansına ramazan nedeniyle açıklamalar yapan Yiğitoğlu, “orucun, bacak ülserinden bronşite pek çok hastalığa şifa” olduğunu buyurdu. “Hadislerden yola çıkarak tıbbi araştırmalar yaptığı” ileri sürülen ve bir imam edasıyla konuşması dikkat çeken Yiğitoğlu’nun açıklamalarının bilimsel geçerliliği yanında, yaklaşımının bilimselliği de tartışma konusu.


Hadisten yola çıkan hekim
Sözlerine bir hadisle başlayan Yiğitoğlu’nun açıklamalarının, her ramazan hekimlerin basına verdiği demeçlerden hem içerik hem de üslup olarak farklı olması dikkat çekiyor. Araştırmalarını, peygamberin açıklamalarını desteklemek için yaptığı vurgulanan Yiğitoğlu’nun “orucun bedeni strese alıştırarak şifa sağladığı” gibi bilimsellikten uzak ve halk sağlığını tehdit (http://haber.sol.org.tr/haberleri/tehdit) eden açıklamaları, gericiliğin günlük yaşamın ötesinde bilimi de teslim almasında önemli bir rol üstleniyor.



“Bilimlerin islamileştirilmesidir”
Fatih Üniversitesi Dekanı Yiğitoğlu’nun sözleri hakkında Üniversite Konseyleri Derneği (http://haber.sol.org.tr/haberleri/universite-konseyleri-dernegi) Başkanı Prof. Dr. İzge Günal (http://haber.sol.org.tr/haberleri/izge-gunal), soL Haber Portalı’na görüşlerini açıkladı:
“Eskiden, başında sarığıyla bir imam bile söylediğinde gülüp geçtiğimiz sözler bugün (http://haber.sol.org.tr/haberleri/bugun) çağdaş görünümlü, profesör unvanlı bir kişinin ağzından çıkmaktadır. Dikkat edin, “açlık etkilidir” demiyor, “oruç etkilidir” diyor. Oruç dediğiniz şey, belirli ritüeli olan dini aç kalma süresidir. Şimdi merak ediyorum, bu profesör doktor (http://haber.sol.org.tr/haberleri/doktor) hastalarına tedavi olarak oruç tutmayı mı önerecek? Eğer ramazan geçtiyse, tedavi için bir yıl bekleyecek mi? Bilim karşıtlığının en bariz ifadesi, bilimi bilim dışı referanslarla açıklamaya çalışmaktır. Benzer bir örneği de Habertürk (http://haber.sol.org.tr/haberleri/haberturk) televizyonundaki evrim (http://haber.sol.org.tr/haberleri/evrim) tartışmalarında gördük: Yine bir “profesöre” Adem’in boyunun 30 metre olduğunu biyoloji kitabına yazdığı söylenince, “ben onu kitabın sonraki baskılarında çıkarttım” deyip sonra eklemişti “çünkü dayandığı hadisin zayıf bir hadis olduğunu bilmiyordum!”
Bir süredir arka arkaya basılan “İslami Üniversite Kavramı” gibi kitaplarda bilginin islamileştirilmesinden bahsediliyor. Burada “sadece sosyal bilimlerin değil aynı zamanda fen bilimlerininde islamileştirilmesinden “ söz ediliyor ve “olguları sadece akıl yoluyla açıklamaya çalışan anlayışın yıkılması gerektiği” anlatılıyor. Sanırım Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanının sözleri, bu teorik açıklamanın hayata geçirilmesi oluyor. Artık biz profesör olduğumuzu heryerde söyleyemeyeceğiz. Ya da düzgün bir bilim insanından söz ederken, ”profesör ama bilimden yana” gibi açıklamalar yapmamız gerekecek.
Biz Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ukd)) olarak bu tehlikeye çok önceden dikkat çekmiştik. ÜKD’nin ilk düzenlediği, kuruluşumuzu açıkladığımız toplantıda (6 kasım 2004) bilginin islamileştirilmesi konusunda kısa bir sunum yaptığımı hatırlıyorum. Keşke yine haklı çıkmasaydık.”


kaynak: solhaber

high_iq
26-08-2009, 15:37
Ne diyelim, Hödiris bizi hastalıktan korusun da böyle hekimlerin ellerine düşmeyelim.

Akademik ünvanlar nasıl belli bir bilimsel çalışma sonucu veriliyorsa, aynı şekilde de bilim dışı saçmalıklar savunulduğunda da iptal edilerek kişilerin elinden alınabilmelidir...

kafasikarisik
26-08-2009, 16:23
Yıl 2023 buralarda bir yer;

- İlim ve İrfan mecmuasının neşriatı nasıl gidiyor?
- Mübitak reisi olduğunuzdan bu yana bir yaramazlık yoktur şeyh-ül islam hazretleri
- Bu risalenin ana mevzuu nedir?
- Abdest suyunun multiple skleroz hastalarına vermiş olduğu şifa hakkında, tespihli abdülrezzak hocanın fetvası efendim.
- Pek güzel, pek güzel, geçen risaledeki mevzuu da Saruhanlı Emirinin çok hoşuna gitmişti. "Çok Çok Büyük Hadron Hızlandırıcısı cehennemin varlığını isbad eyledi"
- Teveccühünüz hazretleri

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12027&page=2

Anaa benim tahminlerim beklenenden önce gerçek oldu.
Pusi bana bak, bu site 2 peygambere dar gelir, ona göre. Hem senin daha mucizen bile yok. Bak benim oldu.

azınlık
26-08-2009, 16:32
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı “orucun şifa olduğunu” buyurdu.

İslam niye geri kalmış ümmetler devşirir? İslam ülkeleri niye dünyanın en geri kalmış ülkeleridir? İslam niye 1000 yıldır taş üzerine taş koyamamıştır?

A.

Molloch
26-08-2009, 20:04
Fatih Üniversitesi'nin ne olduğu belli değil mi zaten?

flipper
01-09-2009, 14:34
-Doktor bey sol kolumda uyuşma var?
-Umre ye gidiniz efendim..geçmiş olsun.

Türkiye de tıbbın geldiği son nokta....

mhmd
01-09-2009, 16:21
-Tıklanma skalasında; 36. (Total 75)
-Dünyadaki tüm üniversiteler arasında, bilinirlik, araştırma sayısı ve akademik açıdan; 3171. (Total 15000)
-Bu yıl 3700 öğrenciye eğitim verilecek.

Birilerinin boru cinsinden sunduğu üniversitenin durumu bu!
Detay için;
http://www.fatih.edu.tr/?
İncelemeniz önerilir.

Dönelim başlık ünlemine!

Dekan, oruç hakkında bir görüş ileri sürmüş.
Bulunduğu ülkede yaşayan halkın ekseri çoğunluğunun yapmış olduğu bir ibadet için güncel bir görüş.

Biraz daha içerik;
"Peygamber Efendimiz’in (sas) ‘Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız’ hadis–i şerifinden hareketle araştırmalar yapan Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Fatih Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ramazan Yiğitoğlu, ilginç sonuçlara ulaştı. Orucun kalp yağlanması için şifa olduğunu belirten Yiğitoğlu, vücutta birçok hastalık yapan toksik etkili kimyasalların da oruçla uzaklaştırıldığını söyledi. Yiğitoğlu, “Oruç gibi açlık durumlarında bacak ülserlerinin iyileşmesi, bronşial astım, romatoid artrit, egzama, sedef hastalığının iyileşme eğilimine girmesi toksit maddelerin vücuttan atılmasıyla ilgili.” dedi.
On bir ayın sultanı Ramazan ve oruç ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yiğitoğlu, “Asırlar öncesinden ‘Her şeyin bir temizleyeni (zekatı) vardır, bedenin temizleyeni (zekatı) oruçtur.’ buyuran Sevgili Peygamberimiz’i (sas) zaman ve bilim doğruluyor.” diye konuştu. Orucun biyolojik bedenin temizleyicisi olduğuna işaret eden Yiğitoğlu, yıl boyunca yorulan ve yıpranan vücuttaki organ ve hücrelerin oruçla birlikte dinlenip kendini yenilediğini ifade etti. Normal karaciğerin yüzde 2–5’inin yağlardan oluştuğunu kaydeden Yiğitoğlu, yağlı karaciğerde bu oranın yüzde 25–50’ye çıktığına vurgu yaptı. Oruç sırasında daha az kalori alındığı için karaciğere daha az yağ asidi ve glukoz geldiğini belirten Yiğitoğlu, “Sünete uygun olarak fazla yenilmeden tutulan oruçla karaciğer yağlanmasının önlenmesi söz konusudur.” diye konuştu.

Benzer şekilde, orucun kalp yağlanması için şifa hükmü taşıdığını söyleyen Yiğitoğlu, oruç sırasında kalp kaslarının glikojen depolarını iki misli artırdığını bu sebeple oruç esnasında kalp krizi geçirenlerin sağ kalma ihtimalinin iki misli fazla olduğunu ifade etti. Yiğitoğlu, kalbin yakıt olarak tercih ettiği yağ asitlerini Ramazan ayında daha fazla bulduğunu vurguladı.

VÜCUT ORUÇLA STRESE ALIŞTIRILIR

Ramazan ayı boyunca gündüzleri aç kalıp geceleri sahura kalkan oruçlu kimselerin biyolojik saatlerinin değiştiğine işaret eden Yiğitoğlu, bu durumun hücrelerde strese yol açtığını kaydetti. Ramazan ayının ikinci haftasından itibaren vücudun strese uyum sağladığını aktaran Yiğitoğlu, “Vücut ısısı daha düşük bir haldedir, kalp yavaş çalışır, solunum hızı düşer. Oruç adeta stres egzersizi gibi vücudu strese alıştırır.” dedi.

Hastalık yapan toksik etkili kimyasal maddelerin oluşması için demire ihtiyaç olduğunu belirten Yiğitoğlu’nun verdiği bilgiye göre, demir miktarının düşük olması halinde toksik madde üretimi azalıyor. Oruç tutanlarda demir miktarı düştüğü için toksik madde ortaya çıkması azalıyor. Çünkü toksik maddeler daha çok yağ dokusunda depo ediliyor. Açlıkta yağların yıkılımıyla birlikte açığa çıkan toksik maddeler oruç gibi kesintili açlık durumunda temizlenmiş oluyor. Yiğitoğlu, oruç gibi açlık durumlarında bacak ülserlerinin iyileşmesi, astım, romatoid artrit, egzama ve sedef hastalığının iyileşme eğilimine girmesinin toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması sayesinde olduğunu belirtti."

Esasında bu tip bir açıklamayı biz dahi yadırgayabilirdik.
Adı bilim adamı olup ideolojik açıklama yapan sadece bu değil de, diğerlerini de görüyor olsa idik!!!
Olmamış.
Sadece bu örneği verip de BAK BAK BAK... diyenler, Rektörlük makamında devrimi kurtaranları, profesörlük koltuğunda ideolojik derslerini de açıklamalılar.
Ancak o zaman verilen örnek anlamlı olur.
Göremediklerinizi, hatırlatmaya çalışalım.

-Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı:
Temel hedefimiz Atatürkçü Düşünceyi ülke genelinde korumak. Bu uğurda yeni Kubilaylar gerekiyorsa, biz yeni Kubilay olmaya hazırız.

-Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras:
Cumhuriyet’in temel ilkelerini korumak bizim görevimizdir. Ve kimse bunu engelleyemez. üniversitelerin ülkenin temel konularıyla ilgili görüşlerini açıklamaları edepsizlik ise bunu yapmaya devam edeceğiz.

-İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu:
Türkiye’de her zaman Ordu ve gençlik eleledir. Anayasa, üniversiteleri, Atatürk milliyetçiliği düşüncesi içerisinde Anayasayı koruyan gençler yetiştirmekle görevlendirilmiştir. Anayasa’nın 42. maddesi çok açıktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevi de içteki ve dıştaki bütün düşmanlara karşı Anayasayı korumaktır. TSK ve üniversiteler birbirleriyle kaynaşmıştır

Evet.
Ülkeminiz niçin bu hallerde olduğunu da görmüş olduk.
Akademik ünvanlıların çalışmalarının hedefini de!!!
Ülkemin üniversitelerinin geldikleri noktayı da...

Artık şaşırmıyoruz.

Değil mi?

Molloch
01-09-2009, 17:13
Bazı kafası karışık liberaller, "çok özgürlükçüyüz" diye gericileri savunmaya başladılar. Tıpkı Taraf gazetesinin, AKP Tübitak'ı sansürlediğinde gelen tepkiler üzerine "28 Şubat'ta da Müslümanlara böyle tepki vardı, yoksa darbe mi geliyor" diye çığlık atması gibi.

Bir bilim adamı Atatürkçü olabilir, milliyetçi olabilir, ülkücü olabilir, sosyalist olabilir, sosyal demokrat olabilir, liberal olabilir ama Islamcı, gerici, bilim düşmanı olamaz. Bilim düşmanı bir bilim adamı olamaz. Kapiş?

Fatih Üniversitesi bilim düşmanı bir "ilim yuvasıdır." Tıklanma sıralamasında 36. sıradaymış, eyvah eyvah! Ne kadar büyük bir başarı. Tutuştum şimdi, napıcam ben? Bu kadar kaliteli bir ilim irfan yuvasına nasıl hakaret edebildim? Ne kadar vicdansızım. Kesinlikle statükocu, darbeci, beyaz Türk, laikçi, Kemalist, ulusalcı, Ittihat ve Terakki'ci, anti demokrat, Islamfobik ve Ergenekoncu olmalıyım.

Koşun liberaller, dindarlarımız eziliyor!

milomanara
01-09-2009, 17:56
Bir tıp dokturunun bu şekilde konuşması talihsiz. 4-8 saat açlıktan sonra hipoglisemi başladığını biliyoruz. Açlık doğal bir şey de değil. Elbette bazı hastalıklarda tedavi yöntemi olabilir ama oruç tutan kedi görmedim ben. 30 günü geçen orucun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği biliniyor[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Fasting#Health_effects)]

40'ar günlük oruç tutan kadın(sadece su içiyor) 1. ve 123.günde:

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/2d/First_day.jpg http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/53/Olivia_Cohen_after_3rd_consecutive_40_day_fast.jpg

Orucun sağlıklı olduğuna değil, olmadığına dair bilimsel kanıt varken, bir tıp doktorunun söyledikleri dinin nelere mal olabileceğinin de açık göstergesi. Dekanmış, iyi üniversiteymiş, pehh!

mhmd
01-09-2009, 18:37
"Bir bilim adamı Atatürkçü olabilir, milliyetçi olabilir, ülkücü olabilir, sosyalist olabilir, sosyal demokrat olabilir, liberal olabilir ama Islamcı, gerici, bilim düşmanı olamaz."

Milliyetçi bilim düşmanı olabilir mi?
Atatürkçü bilim düşmanı olabilir mi?
Ülkücü bilim düşmanı olabilir mi?
Ya sosyalist bilim düşmanı?
Sosyal demokrat bilim düşmanı olabilir mi?
Liberal düşman?

Yav bizim hipoglisemik atağımız bu saatte açıklanabilir ama sizin vertigonuzun açıklamasını harbiden merak etmekteyiz.

O halde buyrun;

ORDU GÖREVE

Molloch
01-09-2009, 20:38
Milliyetçi bilim düşmanı olabilir mi?
Atatürkçü bilim düşmanı olabilir mi?
Ülkücü bilim düşmanı olabilir mi?
Ya sosyalist bilim düşmanı?
Sosyal demokrat bilim düşmanı olabilir mi?
Liberal düşman?
Evet. Mesela bir liberal bilim düşmanı olabilir ya da olmayabilir. Ancak Islamcılık hariç yukarıda saydığımız bu ideolojiler, insanı zorunlu olarak bilim düşmanı yapmaz. Bir Islamcı ise tanım gereği bilim düşmanıdır, evrime karşı olmak zorundadır.

Cemaat göreve! Bu laik statükocuları alt etmek lazım, o zaman Türkiye cennet olacak.

ulpian
01-09-2009, 20:39
Bir bilim adamı Atatürkçü olabilir, milliyetçi olabilir, ülkücü olabilir, sosyalist olabilir, sosyal demokrat olabilir, liberal olabilir ama Islamcı, gerici, bilim düşmanı olamaz. Bilim düşmanı bir bilim adamı olamaz. Kapiş?

Bu cümlenin doğru olmadığının kanıtlarıyla dolu maalesef yakın tarihimiz.

Bu ülkede kemalist bilim adamları tarafından ''bilimsel'' güneş dil teorileri mi üretilmedi, milliyetçi-ülkücü ''bilim adamları'' tarafından Türk soyunun ''bilimsel'' olarak üstünlüğü mü iddia edilmedi, diğer bütün ırkların Türk soyundan türediği mi savunulmadı, Türkçe'nin her açıdan dünyanın en güçlü dil olduğu mu iddia edilmedi... ''bilim'' adına ''bilim adamları'' tarafından yapıldı bunlar, kısmen de halen yapılmakta...

Din'in diğer dogmatik ideolojilerden pek farkı yok aslında...

saygılarımla

Molloch
01-09-2009, 21:05
Bu cümlenin doğru olmadığının kanıtlarıyla dolu maalesef yakın tarihimiz.

Anlamıyoruz galiba. Ben kendim de bilim okudum ve bilim adamı olma yolunda yürüyorum. Fenni bilimlerde, tıp gibi dallarda bir insanın ideolojik rengi -Islamcılık hariç- yaptığı fenni bilimi çarpıtamaz. Antropoloji ve tarih gibi konularda çarpıtma olabilir ama fenni bilimlerde, tıpta olamaz. Bir doktor ülkücü olsa, Marksist olsa, liberal olsa ideolojisine uygun olarak tıbbın nesini çarpıtabilir ki? "Sosyalizm sağlığa zararlı" diye kimse demeç vermez. Ama Islamcı yani bilim düşmanı bir doktorun nasıl kendi mesleğinin etik kurallarını ihlal ettiğini görebiliyoruz. Ama bir Islamcı, evrime karşı çıktığı için öteki bilim adamlarının hayatını karartabilir. Tübitak'ı sansürleyen de faşist ve gerici AKP zihniyetiydi.

Antropoloji, arkeoloji, siyaset, tarih gibi dallarda ise bütün ideolojiler eşit derecede çarpıtmaya müsaittir. İdeolojik bilim olamaz ama ideolojik bilim insanları olabilir. Okuduğum üniversitede boş ve anlamsız, bilimsel kanıtları olmayan, nereden baksanız çürütülebilecek liboş propagandalar yapan bir öğretim görevlisi vardı. O zaman liberal bilim adamı da olamaz diyebiliriz pekala: ya hep ya hiç.

ulpian
01-09-2009, 21:20
Antropoloji, arkeoloji, siyaset, tarih gibi dallarda ise bütün ideolojiler eşit derecede çarpıtmaya müsaittir. İdeolojik bilim olamaz ama ideolojik bilim insanları olabilir. Okuduğum üniversitede boş ve anlamsız, bilimsel kanıtları olmayan, nereden baksanız çürütülebilecek liboş propagandalar yapan bir öğretim görevlisi vardı. O zaman liberal bilim adamı da olamaz diyebiliriz pekala: ya hep ya hiç.

Bu konuda haklısınız tabii ki.

Aynen katılıyorum: Pozitif olamayan bilimler her türlü ideolojik manipülasyona aynı derecede açıktır. Fakat pozitif bilimler neredeyse sadece dini ideolojiler tarafından inkar veya tahrif edilebilir.

''Bilim'' deyince Türkçe'de akla sadece pozitif bilimler gelmiyor. Bu yüzden itirazımı mazur görünüz.

Ama şunu da unutmayalım:
Örneğin bugün Hıristiyanların bir kısmı evrim'i inkar ediyor. Fakat diğer yandan mesela Ken Miller gibi akıllı tasarımcılara en büyük mücadeleleri veren, saygın evrim bilimcilerin içerisinden de inançlı Hıristiyanlar çıkabiliyor.
Maalesef bugün İslam topluluğu kendi evrilme sürecinin henüz çok başlarında. Fakat az da olsa, dindar müslüman olup da, dini bakıştan özgürce bilimsel araştırmalar yapan, yapılması gerektiğini savunan bilim adamları da var (mesela (http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html)).



saygılarımla

mhmd
02-09-2009, 09:31
"Ben kendim de bilim okudum ve bilim adamı olma yolunda yürüyorum."

Ülkemin durumu biraz da olsa anlaşılır olmaya başladı.
Ne hüzünlüdür ki yadırgananlarla yadırgayanlar aynı kefede buluşmakta.
Ramazan YİĞİTOĞLU ile Emin ALICI ya da Nusret ARAS ya da Kemal ALEMDAROĞLU arasında hiçbir fark yoktur.

Bilim'den bahsederken kelime anlamını geçmek olmaz. T.D.K. der ki;
"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim"

Yeter mi?
Yetmez.
O zaman devam edelim.

"Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır." Demiş, Albert EİNSTEİN

Yeter mi?
Yetmez.
Devam.

"Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır." Der, Bertrand RUSSELL
(Alıntılar, wikipedia)

Tüm bunları toplayıp yazımıza konu dört BİLİM ADAMI!!! ile ilinti kuralım.
Oldu mu?
İlk satır ile alakalandıralım!
Sonucu bekliyoruz.

cruyf111
02-09-2009, 11:09
Endişe verici ne diyiyim.

bayraktaro1
02-09-2009, 13:42
Sayın Molloach;

Fikirlerinize kesinlikle katılmıyorum.

Bir bilim insanının herhangi bir kılıfı olamaz. Bir bilim insanı sadece ve sadece insan olarak bilime yönelir. Ne fikre sahip olduğu önemli değildir. Bilim yapmaya ya da kendini bilime adamaya başladığında, sadece kendisini insan olarak görerek yola çıkmalıdır.

Bir bilim insanın asıl amacı; zaten çıktığı yolda amacı bilimsel yöntemlerle gerçekleri aramaksa önceden sırtında taşıdığı bir sürü safsataları da yavaş yavaş bırakacaktır. İslamı, bilimle karşılaştıracak ve onu bırakacak; milliyetçiliği de bilimsel karşılaştıracak ve onu bırakacak v.b.

Sonuç olarak; bir bilim insanı sadece ve sadece insan olduğunu bilmeli ve bilimsel yöntemlerle gerçekleri araması gerektiğine inanması yeterlidir. Gerisi boş...

Molloch
02-09-2009, 13:46
Bayraktaro,

Dediğin gerçeği yansıtmıyor. Bir bilim adamı kendi kişisel dünyasında pekala ideolojik olabilir. Ancak fenni bilimlerle ilgilenen bir bilim adamı dini inançlarından dolayı bilimi reddederse meslek etiğini inkar etmiş olur ve bilim adamı vasfından uzaklaşır, mesela bir biyologun evrim teorisine karşı çıkması ya da söz konusu doktorun, oruçla ilgili yaptığı çarpıtma gibi. Aynı biçimde mesela bir neo-Nazi, aryan ırkının üstünlükleriyle ilgili saçma propagandalar yapıyorsa, o da meslek etiğini ihlal etmiştir. Toplumsal bilimlerde ise bilim adamları ideolojik olabilir ve oluyorlar zaten, Kemalist tarih hocaları ya da Islamcı ilahiyatçılar ya da Marksist toplumbilimciler gibi.

Not: ayrıca evet, "dindar bilim adamları" da olabiliyor her ne kadar tasvip etmesem de. Ama Fatih Üniversitesi gibi siyasal Islam'ın yuvalandığı bir cehalet tapınağında fenni bilimlerin sağlıklı bir biçimde yürütülmesinden ve yapılan bu tür açıklamaların etikselliğinden bahsedilemez.