PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de Komünizm,Sosyalizm ve Türevleri Neden İktidar Olamaz?


theatre
30-08-2009, 01:15
1980'li yılların başında Türkiye'ye gelen bir Amerikalı yetkili Türk politikacılarının hala Komünizm tehdidine duyarlı olduklarını görmüş ve şaşırmıştı.

Zira Amerikalı, bizim çarıklı politikacıların ne anasının gözü olduğunu bilmez.

İkinci dünya savaşının bitiminden SSCB'nin dağılacağının belli olduğu tarihe kadar süren soğuk savaşın en hararetli sahneleri Türkiye'de yaşandı.

İktidarlar kendilerini hiç abartmıyorum yırttılar.

Babalarının hayrına mı?

Tabii ki Hayır!

ABD'den NATO'dan gelecek üç beş dolar için.

Millette zannetti ki Türkiye'de Komünizm iktidar olacak.

Aziz Nesin'in bir kitabı geldi aklıma.

"Nah Kalkınırsınız"

Ben de "Türkiye'de Sol Nah İktidar Olur" diyeyim.

Niye mi?

Çünkü..

Türkiye halkı dünyanın en bencil,en bireyci,en kapitalist toplumudur.

Menfaati yoksa günahını vermez adama.

Ünlü bir sözdür..

Selam verdim rüşvet değüldür diye almadılar.

Bu toplumla ne komünizm olur ne Sosyalizm olur ne de sıradan solculuk..

Herkesin,

Varsa benim gibi üç beş kerizden başka herkesin,keseri nalıncı keseridir.

Hep kendine yontar.

O yüzden..

Komünizm ,Sosyalizm ya da Sol iktidar olacak diye rüyaları kaçanlar hiç endişelenmeyin.

Gelmez..

Geldi de ne oldu?

Devletin parası ile yapılan bütün yatırmlar satıldı.

Hem de 50 yıllık bir birikim üç beş senede düdüklendi.

Bak hiç kimsenin bir şikayeti var mı?

Yok.

Olmaz da..

Vahşi kapitalizm bu toplumun genlerinde var.

Her şeyleri "al gülüm ver gülüm".

"Gemisini Yürürten Kaptan".

uyar
30-08-2009, 01:21
biz at üstünde oradan oraya göçen geldiği yerleri de ganimetleyen bir topluluğuz belki ondandır....

lolepet
31-08-2009, 01:04
bir solcu olarak ne yazık ki söylediklerini onaylıyorum. Ama türkiyede ki solcuların ilk amaçları iktidar olmak değildir. ilk amaçları ve faaliyetlerinin doğrultusu bu zihniyetleri değiştirmektir.iktidar olabilecek ortamı yaratmaktır..evt doğru belki önümüzde ki uzun yıllar boyunca iktidar olamayacaklar ama "kimse korkamasın" yanlış bi söylem...korksunlar bence çünkü faaliyetler meyvelerini vermeye başladı.

Molloch
31-08-2009, 02:33
Biz solcular olarak birbirimizin gözlerini oymakla ve "Gerçek Sol" denen ütopyanın peşinden koşturmakla fazlasıyla meşgulüz.

AYATA
31-08-2009, 09:20
hayalperestleri çok olan ve çabuk canı sıkılan bir gençliğe sahip bir ulusuz biz...komünizm in sunduğu standart yaşam şekli bayar bizi....ne derler...nerde hareket orda bereket.

güneşinzaptıyakın
31-08-2009, 11:49
Hamasetle siyaset olmaz, genelleme yaparak zaten yıllarca bu ülkede ki insanları yanlış kategorize ederek yönlendiren burjuva emrindeki medya'nın ve diğer propaganda araçlarının sonucunda sol adı altında, sağcı sosyal demokratlar çare olarak emekçilerin karşısına alternatifmiş gibi çıkarılmış, bu yazıda bahsi geçen sol denilen sosyalistler ise her yerde ve zeminde mücadele verirken şiddete, ölüme ve sürgüne mahkum edilmişlerdir. Tüm bunlar olurken kendilerine sol diyen düzen partileri ve destekleyenleri gözlerini başka tarafa çevirip seyirci kalmamak için kendilerine yalan söyleyebilmişlerdir.

80 öncesinde kitlelerin büyük bölümü sosyalist bilince ulaşmadan, salt öznel çıkarlar doğrultusunda destek veriyorken ulaşılan nokta hala hamasetle siyaset yapanları yanıltmaktadır. Tüm Dünya'da olduğu gibi işi Sosyalizm olan bir kitlenin daha bilinçli bir şekilde inandığı yolda ilerliyor olması, özellikle küçük burjuva kitlelerini rahatsız eder olmuştur.

cigi
31-08-2009, 12:00
Anadolu mozaigine uyan ve onu yasatacak bir sol olmaz da, baska ülkelerin modelleri taklit edilmeye calisilirsa, sonu böyle hüsran olur.

unbe
31-08-2009, 12:18
sol parti mensubu biri olarak şunu söyleyebilirim.
sol partilerin belli bir oy potansiyeli var ve bu potansiyeli arttırmak için kıllarını kıpırdatmıyorlar.
29 mart seçimlerinden sonra CHP üyesi oldum ve o günden bugüne partiden hiçbir haber gelmedi.toplantı var vb. şeklinde.
diğer yandan karşıki komşum DSP ilçe yönetim kurulunda ve seçim olsa da olmasa da her hafta toplantı yapıyorlar ve istanbulu dolaşarak insanlarla bire bir diyaloglara giriyorlar.
CHPnin eksikliği belki de budur.
yeteri kadar örgütlenme yok ve çalışmıyorlar.

theatre
31-08-2009, 13:51
Doğulu toplumların ruh halini yansıtan..

Bir hikaye..

Eskilerin..

Ama..

Dünyanın belli bir bölümünde yaşayan insanları çok iyi anlatıyor.

Artık..

Oranın havasından mı?

Suyundan mı?

O insanların genetik yapıları mı?


Hikaye şu:

Zamanın birinde bir ülkenin padişahı çok sevdiği iki adamını..

Yalakası,palyaçosu artık ne derseniz..

İki adamını yanına çağırmış..

Bunlara demiş ki..

"İkiniz de benden bir şey dileyin.Ama hanginiz ne diler ise diğerine iki mislini vereceğim.Yarına kadar düşünün ve yanıtınızı bana söyleyin."

Padişah ertesi gün sevdiği adamlarından birini yanına çağırtıp dileğini sormuş.

"Benim bir gözümü çıkartın efendimiz" demiş huzura getirilen padişahın gözde adamı.

Şaşırmış padişah..

Onu göndermiş.

"Diğeri gelsin" demiş.

Ona da dileğini sormuş..

Aynı şeyi dilemiş o da padişahından.

"Benim bir gözümü çıkarın padişahım."

Şaşırmış padişah..


Havasından mı dır suyundan mı?

Bazı canlılar bazı yerlerde doğar büyür ve ölür.


Yılanlar,çiyanlar ve akrepler benzer iklim bölgelerinde toparlanmıştır.

Hem de en zehirlileri,en "hain" en kahpeleri..


Hikayeyi yazanlar orada kesmişler..

"Anlayan anlar" diye düşünmüşler herhalde.

kafasikarisik
31-08-2009, 14:05
Solun en sevdiğim özelliği aslında en eleştirilen özelliğidir.
Dışardan bakan biri birbirlerini boğazlayan insanlar görüyor.
Aslında bu solun mayasıdır.
Solcu olsun da çamurdan olsun mantığı işlemez hiç bir zaman.
Çünkü sol daima eleştireldir.
Kendini bile.
Zaten eleştiriyi bırakmış sol, sol değildir.
Solun eleştirisinden hiç bir kurum ve hiç bir kişi muhaf değildir.
Çakma solcuları anlamak için de iyi bir kıstastır aslında.
İktidar olan sol da soldan ödün vermiştir.
Che'nin neden bakanlığı bırakıp Bolivya'ya gittiği iyi bir örnektir.

Khaos
31-08-2009, 22:13
mollock,unbe,ayata,kafasıkarışık,theatre;
sizler burjuva düşüncesinin solusunuz arkadaşlar.
sol derken bundan başkasını kastediyor olamazsınız.
devrim ancak evrimin sonucudur.
bu millet adam olur kafanızı yormayın siz.
yeri ve zamanı var her şeyin.

eylemsel
01-09-2009, 00:27
Türkiyede en önemli sorun insanların birey olamamaları(yetişkin çocuklar ülkemizde fazlasıyla mevcut),yaşadıkları cografyanın tarihsel ve kültürel geçmişindeki zenginlikleri içselleştirememeleri ve dışlamalarından dolayı yakın süreçte sosyalizmi yaşamalarıda mümkün görünmüyor.

aydoe
01-09-2009, 00:29
Neden olamaz?
Sınıf bilincine sahip proleter devrimciler olmadığından olamaz.

evrensel-insan
01-09-2009, 00:38
Saygideger aydoe;

Sinif bilinci; toplumsal bir kisiliktir. Once bireysel kisilik ve birey bilinci gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Khaos
01-09-2009, 00:49
bu türkiye meselesi değildir.
insanlığın bir bütün olarak ulaştığı evrimle ilgili bir durumdur.
bir gün umuyorum bütün masallar son bulur ve insanlık sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı elbirliğiyle kurar.
bunun bügün için ulaşılamaz ve ütopik olduğunu keyifle dile getirenler bide solcu olduklarını iddia ettilermi işte o zaman deli olmamak elde değil.
sanki sevinçlerinden zil takıp oynadıkları cümlelerine yansımıyor ve bizde bunu göremiyoruz öyle mi?!

theatre
01-09-2009, 00:58
bu türkiye meselesi değildir.
insanlığın bir bütün olarak ulaştığı evrimle ilgili bir durumdur.
bir gün umuyorum bütün masallar son bulur ve insanlık sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı elbirliğiyle kurar.
bunun bügün için ulaşılamaz ve ütopik olduğunu keyifle dile getirenler bide solcu olduklarını iddia ettilermi işte o zaman deli olmamak elde değil.
sanki sevinçlerinden zil takıp oynadıkları cümlelerine yansımıyor ve bizde bunu göremiyoruz öyle mi?!


İnsan evrimleşti..

Evrimleşme devam ederse o da insan olmaz artık..

İnsanlar içinde iyiler de çok..

Kötüler de..

Her türlü imkana rağmen haksızlığa zerre tenezzül etmeyen de var..

Eline geçirdiği ilk fırsatta her şeye tamah eden de..

İnsan bu..

eylemsel
01-09-2009, 01:05
[=anarchist;]bu türkiye meselesi değildir.
insanlığın bir bütün olarak ulaştığı evrimle ilgili bir durumdur.
bir gün umuyorum bütün masallar son bulur ve insanlık sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı elbirliğiyle kurar.
bunun bügün için ulaşılamaz ve ütopik olduğunu keyifle dile getirenler bide solcu olduklarını iddia ettilermi işte o zaman deli olmamak elde değil.
sanki sevinçlerinden zil takıp oynadıkları cümlelerine yansımıyor ve bizde bunu göremiyoruz öyle mi)

Başlıkta sorun Türkiye özelinde düşünülmüş.İyi dilek ve temennilerle işler yürümüyor. Gerçekçi olmanın kimseye zararı olmaz,amaç sorun çözmekse. Emin olabilirsiniz,kimsenin zil takıp oynadıgı yok

Khaos
01-09-2009, 01:18
insan evrimleşmeye devam ediyor.
medeni,biyolojik ve psikolojik her anlamda.
elbette kötüler ve kötülük devam edecek.bu doğada var.
ancak bireysel ve toplumsal bilinç de evrilecek.bir gün bütün insanlık küçük burjuva yanılsamalardan kurtulup ancak toplumsal kurtuluşla mutluluğu yakalayabileceğini anlayacaktır.
umut etmekten asla vazgeçmeyi düşünmüyorum.
gelelim türkiye genelinde gerçekçi olmaya ; henüz daha birey olma yolculuğunun başındayız.üstelik de en hastalıklı biçimi olan kapitalist sistem içinde bireysellleşiyoruz.ama zaten böyle olması da beklenen bir şey değilmiydi.
şu yada bu şekilde bilgi artıyorsa ki artıyor; o zaman bilinç de artacaktır.
bilinç arttıkça her türlü sahte değerler hayat alanından çekilecek ve geriye sosyalizm kalacaktır.
bunun için milyon yıl da gerekse bu böyle.

güneşinzaptıyakın
01-09-2009, 11:51
‘’Bizden adam olmaz aabiii’’ mantığıyla düşünülmüş küçük burjuva söylemi bir konu olmaktan çok, bu konu asimetrik psikolojik propaganda denilen yöntemle, kendini ilerici sol sanan sağcı sosyal demokrat burjuva partilerine tutunmuş küçük burjuva dünyasının içinden kendi pesimist bakış açısını ve korkularını genelleme yaparak bütünsel bir bilimsel bakış açısı gibi yayma kaygılarını bir yana bırakıp gerçeğe dönmeliyiz.

Kapitalizm günümüzde tekelci aşamadan tröst’çü aşamaya geçerken, kendisini alternatifsiz tek siyasi ve ekonomik sistem olarak dayatmaktadır Dünya’ya. Hala örgütlü ve kendini geliştiren ve gerilediği mevziden yeni ataklarla tarihsel sürecini hızlandıran Sosyalizm, Marks’ın ön gördüğü gibi Kapitalizm’in tröst’çü evreden sonra sosyalizm’e evrilmesi için tüm Dünya’da Enternasyonalist bir örgütlenme içine girmiştir. Karşısında ki Kapitalist sistem ise önceki deneyimlerinden yola çıkarak daha o aşama gelmeden Sosyalizm’i ezebilmek için erken bir önleme saldırısı başlatmıştır; Genel siyasi sözcüklerin ve tanımların daha bulanık sözcükler ve genellemelerle değiştirilmesini Global medya üstlenmiştir, buda sistemleri ve siyaseti tartışırken kitlelere sanki sosyalizm yok olmuşta yerine bir şey gelmeyeceği için tek alternatifi liberal anarşizm’miş gibi algılatılması yolunda bir düşünce uyanmasına sebep olmuştur. Ülkemizde MDD’ci ve milliyetçi söylemlerle kendini solcu diye adlandıran ama emekçi sınıf için kendi çıkarı doğrulrusunda geri aldığı ödünler veren bir işbirlikçi sınıf oluşturduğu gibi tüm Dünya’da da bunu yapmıştır, sarı sendikalar gibi tıpkı sarı sol partiler örgütlemiştir Kapitalizm. Özellikle Avrupa eksenli ‘’Sosyalist Enternasyonal’’ örgütü zamanla sağcı Sosyal Demokrat Partilerin hegomonyası eşliğinde genel kamuoyuna solcu taklitleri kabilinden gerçek solmuş gibi bir izlenimle pazarlamaktadır. Ülkemizde sol diye tanımlanan sağcı sosyal Demokrat partiler olan CHP, DSP vb gibi milliyetçi ve küçük burjuva siyaseti takip eden partilerin sol ile yakından yada uzaktan bir ilgisi yoktur, aslında sol’un içi boşaltılarak kendine sol diyen herkes sol kabul edilmiştir. 80 öncesi sosyalist hareket Dünya’nın geri bıraktırılmış sömürülen tüm topraklarında olduğu gibi ülkemizde de çok ağır bir darbe yemiştir. Şili, Türkiye vb. ülkeler 70 ila 80’li yıllar arasında Faşist cuntalar aracılığıyla Sosyalist muhalefetten kurutulurken, kitlelere de Devlet mekanizması aracılığıyla korku aşılanmıştır.

Tekrar Faşist cunta aracılığıyla emekçileri zaptu rapt altına almak yeni doktirinine uymadığı için Kapitalizm, biz ve benzer ülkelerde ki Sosyalist uyanışı engellemek için emekçileri sınıf bilincinden uzak bir küçük burjuva söylemi ile yeneceğini sanmamıştır elbette. Yapılan fısıltı gazetesi denilen aslında asimetrik psikolojik savaş’ın bir genel taktiği olan yabancılaştırma ve aidiyet duygusunu değiştirme istemi bu konu, amacı sarı sol partileri de tavsiye etmek olan tek ve alternatifsiz sistem olarak kendini bırakmak isteyen Kapitalizm’in asimetrik propagandasıdır. Ele geçirilecek bir devlet olmazsa sistemde değişmez düz mantığından hareketle, ilerleyen süreçte amacı tüm Dünya’da devlet kurumunu tasviye etmek olan Kapitalizm’in karşısında bu konudaki tek engel olan milliyetçi söyleme sahip 1789 Fransız devrimi ürünü ulus devlet tabanlı sağcı Sosyal Demokrat partileri tasviye ederken bir taşla iki kuş vurmak için, Sosyalist cepheyide genel sol içine katarak öldüğünü yada kitlelerin genel genetik mirasları yüzünden iktidar olamayacağı fısıltısını yaymaktır.

Ayrıca Konu başlığı Komünist doktirini bilmeyen bir zihin tarafından oluşturulmuştur. Bir türev yoktur, Komünizme giden yolda sınıfsal aşamalar vardır. Örneğin; Kapitalizm-Anarşizm-sosyalizm ve Komünizm sırasıyla iktidarı ele geçirecektir Marks’çı doktirinine zaman içinde ancak sıralama yada sistemin uygulama şekli konusunda bilimsel ideolojik bazda yorumlar getirilmişken ve Komünizm’in aşamaları olan Sosyalizm, Sosyal demokrasi gibi sistemlerin ayrı bir siyasi ideoloji gibi tanıtılması yanlış bilgidir. Sadece Sosyalizm’in bir çok aşaması vardır ve Sosyalist Demokrasi aşaması buna bir örnektir.

Sonuca gelecek olursak; Komünizm Türkiye’de neden iktidar olamaz? Diye sorduktan sonra cevap olarak ‘’Türk’ler’’ genellemesi yaparak toplumun tamamını hırsız ve pesimist ilan edip bu kitle ile komünizm’in iktidar olamıyacağı keanetinde bulunmak, ilk önce sol bilimsel zekaya hakaret olarak bu küçük burjuva ağzının anlaşılmayacağını düşünerek ve bilimsellikten uzak bir konu ile cevaplayarak, ardından ise sınıf bilinci taşımayan bir yaklaşımla milliyetçi söylemi tamamlayan bir liberal sözle bitiyor olması söylemin inandırıcılığını kaybetmesine yol açıyor. Örneğin; Kapitalist küçük burjuva bu günlerde süren toplu görüşme sürecinin aslında toplu sözleşme olması gerektiğini emekçilerin grev hakkı dahil bir çok özlük haklarının tüm kanunlar çiğnenerek gasp edildiğini ağzına almadan, fısıltı gazetesine Türk’lerin solcu olamıyacağını, kendini solcu olarak adlandıranlarında bir an önce düzene ayak uydurup soyguna ve talana göz yumması gerektiğini aksi takdirde leb-i derya olan devlet malından nasiplenemiyeceğini söylemektedir.

theatre
01-09-2009, 14:28
‘’Bizden adam olmaz aabiii’’ mantığıyla düşünülmüş küçük burjuva söylemi bir konu olmaktan çok, bu konu asimetrik psikolojik propaganda denilen yöntemle, kendini ilerici sol sanan sağcı sosyal demokrat burjuva partilerine tutunmuş küçük burjuva dünyasının içinden kendi pesimist bakış açısını ve korkularını genelleme yaparak bütünsel bir bilimsel bakış açısı gibi yayma kaygılarını bir yana bırakıp gerçeğe dönmeliyiz.

Kapitalizm günümüzde tekelci aşamadan tröst’çü aşamaya geçerken, kendisini alternatifsiz tek siyasi ve ekonomik sistem olarak dayatmaktadır Dünya’ya. Hala örgütlü ve kendini geliştiren ve gerilediği mevziden yeni ataklarla tarihsel sürecini hızlandıran Sosyalizm, Marks’ın ön gördüğü gibi Kapitalizm’in tröst’çü evreden sonra sosyalizm’e evrilmesi için tüm Dünya’da Enternasyonalist bir örgütlenme içine girmiştir. Karşısında ki Kapitalist sistem ise önceki deneyimlerinden yola çıkarak daha o aşama gelmeden Sosyalizm’i ezebilmek için erken bir önleme saldırısı başlatmıştır; Genel siyasi sözcüklerin ve tanımların daha bulanık sözcükler ve genellemelerle değiştirilmesini Global medya üstlenmiştir, buda sistemleri ve siyaseti tartışırken kitlelere sanki sosyalizm yok olmuşta yerine bir şey gelmeyeceği için tek alternatifi liberal anarşizm’miş gibi algılatılması yolunda bir düşünce uyanmasına sebep olmuştur. Ülkemizde MDD’ci ve milliyetçi söylemlerle kendini solcu diye adlandıran ama emekçi sınıf için kendi çıkarı doğrulrusunda geri aldığı ödünler veren bir işbirlikçi sınıf oluşturduğu gibi tüm Dünya’da da bunu yapmıştır, sarı sendikalar gibi tıpkı sarı sol partiler örgütlemiştir Kapitalizm. Özellikle Avrupa eksenli ‘’Sosyalist Enternasyonal’’ örgütü zamanla sağcı Sosyal Demokrat Partilerin hegomonyası eşliğinde genel kamuoyuna solcu taklitleri kabilinden gerçek solmuş gibi bir izlenimle pazarlamaktadır. Ülkemizde sol diye tanımlanan sağcı sosyal Demokrat partiler olan CHP, DSP vb gibi milliyetçi ve küçük burjuva siyaseti takip eden partilerin sol ile yakından yada uzaktan bir ilgisi yoktur, aslında sol’un içi boşaltılarak kendine sol diyen herkes sol kabul edilmiştir. 80 öncesi sosyalist hareket Dünya’nın geri bıraktırılmış sömürülen tüm topraklarında olduğu gibi ülkemizde de çok ağır bir darbe yemiştir. Şili, Türkiye vb. ülkeler 70 ila 80’li yıllar arasında Faşist cuntalar aracılığıyla Sosyalist muhalefetten kurutulurken, kitlelere de Devlet mekanizması aracılığıyla korku aşılanmıştır.

Tekrar Faşist cunta aracılığıyla emekçileri zaptu rapt altına almak yeni doktirinine uymadığı için Kapitalizm, biz ve benzer ülkelerde ki Sosyalist uyanışı engellemek için emekçileri sınıf bilincinden uzak bir küçük burjuva söylemi ile yeneceğini sanmamıştır elbette. Yapılan fısıltı gazetesi denilen aslında asimetrik psikolojik savaş’ın bir genel taktiği olan yabancılaştırma ve aidiyet duygusunu değiştirme istemi bu konu, amacı sarı sol partileri de tavsiye etmek olan tek ve alternatifsiz sistem olarak kendini bırakmak isteyen Kapitalizm’in asimetrik propagandasıdır. Ele geçirilecek bir devlet olmazsa sistemde değişmez düz mantığından hareketle, ilerleyen süreçte amacı tüm Dünya’da devlet kurumunu tasviye etmek olan Kapitalizm’in karşısında bu konudaki tek engel olan milliyetçi söyleme sahip 1789 Fransız devrimi ürünü ulus devlet tabanlı sağcı Sosyal Demokrat partileri tasviye ederken bir taşla iki kuş vurmak için, Sosyalist cepheyide genel sol içine katarak öldüğünü yada kitlelerin genel genetik mirasları yüzünden iktidar olamayacağı fısıltısını yaymaktır.

Ayrıca Konu başlığı Komünist doktirini bilmeyen bir zihin tarafından oluşturulmuştur. Bir türev yoktur, Komünizme giden yolda sınıfsal aşamalar vardır. Örneğin; Kapitalizm-Anarşizm-sosyalizm ve Komünizm sırasıyla iktidarı ele geçirecektir Marks’çı doktirinine zaman içinde ancak sıralama yada sistemin uygulama şekli konusunda bilimsel ideolojik bazda yorumlar getirilmişken ve Komünizm’in aşamaları olan Sosyalizm, Sosyal demokrasi gibi sistemlerin ayrı bir siyasi ideoloji gibi tanıtılması yanlış bilgidir. Sadece Sosyalizm’in bir çok aşaması vardır ve Sosyalist Demokrasi aşaması buna bir örnektir.

Sonuca gelecek olursak; Komünizm Türkiye’de neden iktidar olamaz? Diye sorduktan sonra cevap olarak ‘’Türk’ler’’ genellemesi yaparak toplumun tamamını hırsız ve pesimist ilan edip bu kitle ile komünizm’in iktidar olamıyacağı keanetinde bulunmak, ilk önce sol bilimsel zekaya hakaret olarak bu küçük burjuva ağzının anlaşılmayacağını düşünerek ve bilimsellikten uzak bir konu ile cevaplayarak, ardından ise sınıf bilinci taşımayan bir yaklaşımla milliyetçi söylemi tamamlayan bir liberal sözle bitiyor olması söylemin inandırıcılığını kaybetmesine yol açıyor. Örneğin; Kapitalist küçük burjuva bu günlerde süren toplu görüşme sürecinin aslında toplu sözleşme olması gerektiğini emekçilerin grev hakkı dahil bir çok özlük haklarının tüm kanunlar çiğnenerek gasp edildiğini ağzına almadan, fısıltı gazetesine Türk’lerin solcu olamıyacağını, kendini solcu olarak adlandıranlarında bir an önce düzene ayak uydurup soyguna ve talana göz yumması gerektiğini aksi takdirde leb-i derya olan devlet malından nasiplenemiyeceğini söylemektedir.


1980 öncesi veya 1980 sonrasının her ikisini birden görmese idim bu hoş yazıya değer verirdim.

Türkiye'nin en azılı kapitalistleri 1980 öncesinin solcuları arasından çıktı..

Sağın en liberal ağa babaları bile şaştı bu işe..

Hatta nice sağcı tanıdım ve o solculara "yapmayın be bu kadar da kapitalist te olunmaz ki " dediklerini kulaklarımla duydum.

Daha çok şeyler de yazardım da..

Marks baba hazretlerini çok severim..

Ona ayıp olmasın..

güneşinzaptıyakın
02-09-2009, 11:49
Hamasetle siyaset olmaz....

80 öncesinde kitlelerin büyük bölümü sosyalist bilince ulaşmadan, salt öznel çıkarlar doğrultusunda destek veriyorken ulaşılan nokta hala hamasetle siyaset yapanları yanıltmaktadır. Tüm Dünya'da olduğu gibi işi Sosyalizm olan bir kitlenin daha bilinçli bir şekilde inandığı yolda ilerliyor olması, özellikle küçük burjuva kitlelerini rahatsız eder olmuştur.

1980 öncesi veya 1980 sonrasının her ikisini birden görmese idim bu hoş yazıya değer verirdim.

Türkiye'nin en azılı kapitalistleri 1980 öncesinin solcuları arasından çıktı..

Sağın en liberal ağa babaları bile şaştı bu işe..

Hatta nice sağcı tanıdım ve o solculara "yapmayın be bu kadar da kapitalist te olunmaz ki " dediklerini kulaklarımla duydum.

Daha çok şeyler de yazardım da..

Marks baba hazretlerini çok severim..

Ona ayıp olmasın.. Eyyüpoğullarının solcuymuş gibi görünmesi dönekliğe en büyük örnektir bu topraklarda, bir çok aydın sıfatlı işbirlikçi tıpkı bu gün ılımlı müslüman tevazusunda liberal aydın kıvamında yaşadığı gibi geçmiştede sosyalist saflarında yaşamıştır. Döneklerin sırtından siyaset yapayım derken genelleme batağına düşmüyelim lütfen.

80 öncesi ve sonrası siyaset yapmış birisi olarak, sınıf bilinci oluşmamış bir çok kişinin ben solcuyum diyenleri kabullendiğini, dönenlerin zaten kendi keselerine giden yolda rüzgarın dönmesine paralel döndüğünü, çıkarına paralel hertürlü olaya eyvallah diyen sağcıların asla kendi saflarına katılanları rencide etmediklerini vb. bir çok şeyide gördüm. Örneğin; klasik kapitalist siyasi sistem yanlısı Hasan Cemal solcu dönekler arasında yer aldı, bu kişi asla sol cephede bulunmamasına rağmen solcu dönek yaftası yedi ki yanlıştır ve doğru değildir.

Bırakalım mış-muş felan fişman hikayelerini, kıssadan hisse çıkarma köylü kurnazı hikaye anlatıcı mantığını, farazi masallar üzerinden Sosyalizm'e saldırma taktiklerini. Kapitalist sistemin satın aldığı bir kaç kişi üzerinden yapılan bu hamaset siyaseti ile ancak birilerinin arkasına saklanarak güneşi balçıkla sıvamaya çalışabilir bu zihniyet. İdeolojik olarak mücadele edemeyen küçük burjuva asimetrik propaganda ile kitleleri yalanlarına alet etmeye çalışırken, kahve edebiyatı ile yapılan ideolojik münekaşada ancak bu kadar seviye tutrularak yapılır. Bu kahveye ben dönmem...

Khaos
02-09-2009, 12:42
sayın güneş
eğer burda düzey tutturulacaksa; bunu sağlayabilecek olanların burayı terketmemesi ile sağlanacaktır.yani sizin bu kahveyi terketmeyip düzeyi tutturmanız gerekiyor onlara rağmen.

rebellion
03-09-2009, 20:20
Muhammed'e hazreti demeyen insanların gırtlağına yapışan anadolu toplumunda din karşıtı totaliter bir ideolojinin güçlenmesini ve iktidar olmasını beklemek saflık olur.Bu ülkenin %90'ı için hayatlarında ki en önemli şey dinleridir.Ona aykırı hareket eden hiç kimse "demokratik yollarla" büyüyemez.

Kalan %10'un ezici bir çoğunluğu kendi alemindedir.Eğlenir,gezer,tozar.Siyasetle aktif olarak ilgilenmez.3-5 nostaljik sosyalistte şöyle devrim yapacağız,böyle yapacağız diye hayallere dalar.Sonunda da o hayallerle ölür.Rusya'sı Çin'i bile vazgeçmiş bu saatten sonra ne sosyalizminden bahsediliyor hala anlamış değilim.

Kaldı ki bir insan dinsizde olsa sosyalist bir sistemi istemesi mümkün değil.Şahsen asla istemem delimiyim ki arabamı,evimi,eğlencelerimi elimden alacak,beni zorla çalıştıracak,İstanbul'dan Ankara'ya bile izin almadan gidemeyeceğim,yurt dışına çıkış yasakları uygulanan, bütün zevklerimi kısacası yaşamın tüm renklerini solduracak en az şeriat kadar tehlikeli ve demokrasi karşıtı totaliter bir rejimi neden isteyeyim ki?

Sosyalizmi ancak çok fakir ve dinsiz kişiler isteyebilir.Böyle bir insan popülasyonu ülkemizde mevcut olmadığından 70'lerde Rusya ve Çin varken olmamış birşeyin 2000'lerde olmasını beklemek hayalperestlikten başka birşey değildir.

Titan
03-09-2009, 23:19
Kaldı ki bir insan dinsizde olsa sosyalist bir sistemi istemesi mümkün değil.Şahsen asla istemem delimiyim ki arabamı,evimi,eğlencelerimi elimden alacak,beni zorla çalıştıracak,İstanbul'dan Ankara'ya bile izin almadan gidemeyeceğim,yurt dışına çıkış yasakları uygulanan, bütün zevklerimi kısacası yaşamın tüm renklerini solduracak en az şeriat kadar tehlikeli ve demokrasi karşıtı totaliter bir rejimi neden isteyeyim ki?


Sosyalizmden anladığın bu mu rebellion? Halkın iktidar ve üretim araçlarını kontrol edenler o ülkede yaşayanlar tarafından yönetilir. Sosyalist bir ortam da bu zevkleri sen gene yaşarsın ama bir farkla, ülke de ne kadar insan varsa seninle aynı seviye de yaşayacak.
Şöyle düşün; otomobilin olacak vergileri olmayacak, evin olacak kirası olmayacak, sağlık, eğitim, ulaşım ücretsiz olacak ve senin gibi nice insan seninle aynı yaşam kalitesini sürdürecek. Çağın gelişimine göre bu yaşam kalitesi de artarak ve değişerek devam eder, mümkün olan en eşitlikçi biçimde. Sadece, kişilerin elinde ki mallar değişkenlik gösterebilir bu da normaldir. Hele şu Ankaradan İstanbul'a izin almadan gitme olayı çok saçma olmuş, nereden öğrendin bunları.

rebellion
03-09-2009, 23:44
Sosyalizmden anladığın bu mu rebellion? Halkın iktidar ve üretim araçlarını kontrol edenler o ülkede yaşayanlar tarafından yönetilir. Sosyalist bir ortam da bu zevkleri sen gene yaşarsın ama bir farkla, ülke de ne kadar insan varsa seninle aynı seviye de yaşayacak.
Şöyle düşün; otomobilin olacak vergileri olmayacak, evin olacak kirası olmayacak, sağlık, eğitim, ulaşım ücretsiz olacak ve senin gibi nice insan seninle aynı yaşam kalitesini sürdürecek. Çağın gelişimine göre bu yaşam kalitesi de artarak ve değişerek devam eder, mümkün olan en eşitlikçi biçimde. Sadece, kişilerin elinde ki mallar değişkenlik gösterebilir bu da normaldir. Hele şu Ankaradan İstanbul'a izin almadan gitme olayı çok saçma olmuş, nereden öğrendin bunları.

Sosyalistler gerçekten hayal aleminde yaşıyorlar.Demek Sovyetler Birliğinde herkesin ayrı evi,arabası ve lüksleri vardı öylemi?:)Aldıkları paralarla köpeklerin karnı doymaz bırakın bu işleri.Aldıkları maaşlar Türkiye'deki asgari ücretin yarısını bulmuyor.Siz nasıl bir dağıtım olduğunu biliyormusunuz?Evlerine giren kıyma bile kiloyla veriliyordu.Lüks içinde yaşayan birileri vardı evet.Polit büro üyeleri.:)En azından doğruları söyleyin.Madem bu kadar mükemmel bir rejimdi neden çöktü?Doğu bloku ülkelerinin vatandaşlarının açlıktan insan onuruna yakışmayan meslekler yapmak durumunda kaldıklarınıdamı bilmiyorsunuz.Onu bırakın halen günümüzde insanlar Küba'dan kurtulmak için okyanusta balıklara yem olma pahasına Amerika'ya kaçmaya çalışıyorlar.Biraz bu konuları araştırın bence.

Bilhassa 90'ların başında komünizm çöktüğünde Rusya'dan kaçan,hemde fahişelik yapmak için kaçan insanları nasıl değerlendirmek lazım? İstanbul'da yaşıyorsanız sosyalizmin ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde bizatihi Rusların kendisinden öğrenebilirsiniz.:)İnsanların zorla çalıştırıldığı mülkiyet hakkının elinden alındığı zorba bir rejimin nesini savunayım?

Sovyet Rusya'da insanların zorla çalıştırılmadığını,siyasal propaganda özgürlüklerinin olduğunu filan söyleyip beni gülümsetmeye çalışmazsınız umarım.:)Nerden öğrendin bu saçmalıkları dediğiniz şeyler Sovyet Rusya'nın uygulamalarıdır.Herhalde size sosyalizmin özgürlükler rejimi olduğu gibi bir safsata öğretildi.Anlaşılan o yüzden böyle tepki veriyorsunuz.

Titan
03-09-2009, 23:58
rebellion sen eskilerde kalmışsın, sosyalizmin özü eşitliktir. Gelişen çağa göre insanların ihtiyaçları da ona göre belirlenir, sosyalist ideolojinin gelişimini günümüze kadar hiçbir ülke yaşamamıştır. Neden çöktü, çünkü çağa ayak uyduramıyor ve kapalı toplum özelliğini kapitalist ülkelerden koruyacağını sanıyordu, halbuki ABD ve diğer ülkeler gibi açık bir toplum olmuş geliştirmiş olsaydı dünya kapitalist ülkeler tarafından bu kadar sömürü altında olmazdı.

Şimdi ben sana yukarıda sosyalist bir yaşamın kabaca tarifini verdim, sen bunu ideoloji olarak değilde herkesin eşit haklara sahip olduğu (teferuatlar, zevkler değişebilir) ve adının sosyalist (ki senin alerjin bu ideoloji isimlerine) olmadığı bir hayatı istemez misin? İsmi önemli değil?

rebellion
04-09-2009, 00:11
Anladım Titan arkadaşım.Sizde sosyalizm bugüne kadar hiçbir ülkede tam olarak uygulanmamıştır diyen ütopik romantik sosyalistlerdensiniz.

Elbette herkesin eşit olduğu bir rejim teorik olarak son derece mantıklı.Bunu istemeyecek kimse yoktur.Fakat bu eşitlik herkes bizim paramızla 200-300 lira civarında bir parayla geçinecek, siyasal otoriteye asla karşı gelinmeyecek,siyasal propaganda hakları halkın elinden alınacak,zorla çalıştırılmak normal bir durum olarak addedilecek derseniz istemem.Kaldı ki bugüne kadar sosyalizm bu şekilde uygulandı.Dolayısıyla sizin hayalinizde ki sosyalizmin somut karşılığı dünya gezegeni üzerinde henüz görülmedi.:)

Titan
04-09-2009, 00:30
Anladım Titan arkadaşım.Sizde sosyalizm bugüne kadar hiçbir ülkede tam olarak uygulanmamıştır diyen ütopik romantik sosyalistlerdensiniz.

Elbette herkesin eşit olduğu bir rejim teorik olarak son derece mantıklı.Bunu istemeyecek kimse yoktur.Fakat bu eşitlik herkes bizim paramızla 200-300 lira civarında bir parayla geçinecek, siyasal otoriteye asla karşı gelinmeyecek,siyasal propaganda hakları halkın elinden alınacak,zorla çalıştırılmak normal bir durum olarak addedilecek derseniz istemem.Kaldı ki bugüne kadar sosyalizm bu şekilde uygulandı.Dolayısıyla sizin hayalinizde ki sosyalizmin somut karşılığı dünya gezegeni üzerinde henüz görülmedi.:)

rebellion, eğer ABD'nin kültürü, hayat tarzı değişmeden kapitalist değilde sosyalizmi seçmiş olsaydı şu anda sen bile sosyalisttin, ayrıca şu anda bile ABD'nin böyle bir kapasitesi var. Düşün bir kere, gelişmiş ülkelerden birinde yaşıyorsun ve ideolojin sosyalizm, yani ne fakir ne de mutsuz çok az insanın yaşadığı bir ülke. Sosyalizm ve komünizm kelimeleri insanlara öcü gibi tanıtıldığı için, bilerek veya bilmeyerek sömürüye katlanmaktadırlar.

Son olarak şunu söyeleyim; insanın insanca yaşayabilmesi için gerçek bir hayat tarzı hangisi ise ondan yanayım, adı önemli değil. Ve tüm insanlar istedikleri şekilde ideal bir yaşam tarzına kavuştukların da, ne sosyalizm ne de komünizm kelimelerini telafuz edecektir. Şimdiye kadar olmasa da gidilen süreçte biz görmesek bile bu olacaktır.

dilaver
04-09-2009, 01:01
Kaldı ki bugüne kadar sosyalizm bu şekilde uygulandı

sayın rebellion

Bu uygulanan sosyalizm degildi. Sosyalizm bu degildi. Şimdi isterseniz gerçek sosyalizmin ne olması gerektigini tartışabiliriz.

saygılarımla

Molloch
04-09-2009, 11:13
Sosyalizm gerçekçi bir biçimde uygulanmalı. Bu ülkede sosyalist/komünist bir iktidar olamaz belki ama sosyal demokrat bir iktidar olabilir. Eğer CHP fakirlerin arasına inip sosyal devlet propagandası yapsa pekala iktidar olabilir. Çünkü malum, halkımızın dindar olduğu doğru ama, halkımız aynı zamanda fakir.

azınlık
04-09-2009, 11:59
Eğer CHP fakirlerin arasına inip sosyal devlet propagandası yapsa pekala iktidar olabilir.

Buna bile gerek kalmayacaktır, göreceksiniz; çünkü memleketlerin kanını emen her uzatmalı sağ iktidar döneminden sonra ortalığı toparlamak veya günah keçisi edilmek üzere illa bir sol(!) hükümet başa getirilir.

A.

Molloch
04-09-2009, 12:23
Buna bile gerek kalmayacaktır, göreceksiniz; çünkü memleketlerin kanını emen her uzatmalı sağ iktidar döneminden sonra ortalığı toparlamak veya günah keçisi edilmek üzere illa bir sol(!) hükümet başa getirilir.

A.AKP'nin ona bile ihtiyacı yok. İnan bana. Dindar kesim, "solcular iktidar olursa camileri yıkacaklar" gibi şeylere inanıyolar. Parantez içi "gerçek Sol" ütopyanı da farkettim.

Khaos
04-09-2009, 12:58
Molloch´isimli üyeden Alıntı
Eğer CHP fakirlerin arasına inip sosyal devlet propagandası yapsa pekala iktidar olabilir.

evet chp fakirlerin arasına insin ve sosyal devlet propagandası yapsın ki iktidar olabilsin.
makyavelizmin en kokuşuk biçimi gizli bu satırlarda.çünkü amaç iktidar olmak ve yönetme erkini rte şurekasına kaptırmamak.kendilerinin doğuştan hakkıdır ya iktidar olmak.ne yazıkki doğuştan hakları olan iktidarı geri alabilmek için fakirlerin arasına inip sosyal devlet propagandası yapmak zorunda kalıyorlar.vah vah.
ama sadece her zamanki gibi propaganda yapmak ve iktidar imkan ve imtiyazlarını geri almak için.yoksa fakirlerden nefret konusunda rte şurekasının bir adım da önündedirler.

azınlık
04-09-2009, 13:05
fakirlerden nefret konusunda

Niye nefret etsin canım. Bir yere gitmemiş olmak demek oradan nefret etmek demek değildir.

A.

Khaos
04-09-2009, 13:17
gitmediklerini sen de kabul ediyorsun.ben nefret dedim.madem yanlış, sebebini sen söyle de biz de öğrenelim.
burjuva avrupada aristokrasiyi tasviye etti.ancak eski aristokratların bir kısmı burjuvalştı.sadece eski aristokratlar değil aristokrat değerlerin de bir kısmı burjuvalaştı.bir başka ifade ile burjuvalar kısmen aristokratlaştı.
bizim yönetici elitimiz de pek sever aristokrat artığı değerleri.
frak giyip rafine rafine klasik müzik eşliğinde halkımızın ne kadar salak ve bir o kadar kurtarılması gereken zavallı mahlukat olduğunu birbirlerine demvurmayı.vakit bulup daha önce gidememişler fukaraların arasına.iş yoğunluğu netekim,vatanı koruyup kolluyorlardı.
rte daha kurnaz çıktı.baktı bu iş kelle sayısıyla o zaman oyunu kitabına göre oynayalım dedi.şimdi onu taklit edin.
ama varoşlara gittiğinizde aristokrasi artığı bulanık burjuva değerlerinizi evde bırakmayı unutmayın.

Molloch
04-09-2009, 13:21
Niye nefret etsin canım. Bir yere gitmemiş olmak demek oradan nefret etmek demek değildir.

A.Nereden biliyosun fakirlerin arasına gitmediğimi? Beni zorlayan kimse olmamasına rağmen maddi durumu zorda öğrencilere ders vermem halk düşmanlığı mı? Sen ne zaman yoksullar için bir şey yaptın ki? Siz hayatınız boyunca yoksullar için savaştınız galiba, ki böyle ucuz önyargılarla ortalığı bulandırmaya çalışıyorsunuz.

Fakirlere sempati duymasam, neden liberal düşünceden vazgeçmiş olayım?

azınlık
04-09-2009, 14:55
Nereden biliyosun fakirlerin arasına gitmediğimi?

Senden değil, CHP'den bahsediyor; Gürsel Tekin olmasa akıllarına varoşlara uğramak gelmezdi.

A.

azınlık
04-09-2009, 14:57
halkımızın ne kadar salak ve bir o kadar kurtarılması gereken zavallı mahlukat olduğunu

Halkımız sence çok akıllı ve kendi kendini kurtarabilecek bir halk mıdır?

A.

saroz
04-09-2009, 15:04
Türkiye de tüm emekçiler, sınıf karakterini yansıtan ,dünya emekçilerinden farklı değildir. Korkak, cahil, cesur, herşeydirler. ihanette ederler, ölümüne sahipte çıkarlar.

Sorun, emekçi kitleleri biraraya getirebilecek siyasal partinin, yeteneklerindedir.

Dünya da sosyalizmin geçici yenilgisi, devrimci kişi ve örgütler üzerinde olumsuz etki yaratmıştır hala da devam etmektedir.

Türkiye de bu etki oldukça uzun sürdü. bakın avrupa ülkelerinde sol oylar artmakta. Latin amerikayı neredeyse sosyalistelr ele geçirdi.

Bizim sorunumuz ,örgütçü yeteneği yüksek bir sosyalist parti oluşturamamak.

Çünkü koşullar örgütlenmek ve mücadele etmek için son derece olumlu. Ekonomik kriz burjuvazinin yönetememe koşullarından birisini oluşturuyor. Ancak siyasal gücünü hala ayakta tutabiliyor. Buradan vurabilen güçlü bir sosyalist örgüt hızla gelişir.

Siyasal güçden şunu kastediyorum, emekçilerin gözündeki devlet erkini, devletin işlevini ve bir sınıfa hizmet eden emekçiyi ezen zor aracı olduğunu, birleşen emekçilerin bu makineyi dağıtıp, kendi makinesini kurabileceğine ikna edebilmek.

Bunun için de işyerlerinde semtlerde örgütlenen, örgütçü kadroları son derece gelişmiş bir sosyalist partiye ihtiyaç vardır.

sargon
04-09-2009, 16:21
Bence ilginc bir konu bu. Ben de görüsümü söyleyeyim. Halk hareketi ve siyasal hareket konusunda son yillarda Idris Kücükömer gibi düsünmeye basladim. Tabii ilk agizda görüslerim ters gelecektir. Söyle ki:

Türkiye'de bir halk hareketi hep olmustur, ama sol hareket(burdan sadece sosyal demokrasiyi degil, devrimci, sosyalist, komünistleri de kastediyorum) bu halk hareketinin yaninda degil genellikle karsisinda yer almistir. Bu yüzden de iktidar olsa bile bu ancak bir tür darbe ile ve halka zorbalik yaparak mümkün olabilir. En azindan simdiye kadar ki durum böyledir.

Cumhuriyeti kuran kadro Osmanli bürokrasisidir ve uygulamalari esraf-yeniceri-ulema kesimlerinin yönlendirdigi (bu yönlendirme Avrupa'da burjuvazi tarafindan yapiliyordu) halk kesimlerinin tepkisini alir.

1930'larda Serbest Firka kuruldugunda bürokratik kadroya karsi halk akin akin bu liberal partiye üye olur. Baskan Ali Fethi Bey, gelisen tepkiden korkuya kapilir ve parti kapatilir. Dönemin komünistleri bu halk hareketini gericilik diye nitelerler, halbuki seriatcilik degil bürokrasiye duyulan öfke vardir temelinde.

1946'de cok partili hayat baslar. Kitleler devlet bürokrasisine duyduklari tepkiyle bu sefer Demokrat Parti'ye kosarlar. Solcu kesimler baslangicta buna destek verir. Sonra DP'nin isi zorbaliga dökmeye basladigini görünce karsisina gecerler. Ama yine de halk kesimleri ile birlikte olmayi basaramazlar.

1960'da sol görüntülü darbe olur. Devlet bürokrasisi kontrolü tekrar saglar. Darbeden sonra DP'nin mirasi üzerine kurulan AP genis bir destek alir. 1970'deki müdahaleden sonra ise bürokrasinin bu destegi parcalamak icin yaptigi plan bir islamci parti yaratmaktir. MSP bu amacla kurulur.

Bu hikaye böyle devam ediyor. Görüldügü gibi Türkiye'de hep bir halk hareketi olmustur, ancak sol gruplar bu hareketi gerici olarak nitelemislerdir. Bu halk hareketinin önderligine de muhafazakar-liberal (bunlara sagci deniyordu) partiler oturmustur.

Sol hareketin bu hareketle bulusamamasinin en önemli nedeni ise devlet bürokrasisinden kopamamasi, onun modernist yaklasimini solculuk olarak kabul etmesidir. Gercekte ise Ittihat Terakki, Cumhuriyet Halk Firkasi, Cumhuriyet Halk Partisi gelenegi devlet bürokrasinin temsilcisi ve iktidar gücüdür ve degerlendirmenin solculuk-sagcilik üzerinden degil devlet bürokrasisi - halk hareketi seklinde ayrilmasi gerekirdi.

Su acik ki, hicbir halk hareketi ideolojik olarak yekpare degildir. Onderlik yapan partiler bunu bir ölcüde belirlerler ama tamamen degil. Türkiyedeki sol hareket yanlis safta yer aldigi icin kitlelerden kopuktur ve kopuk kalmaya devam edecektir. En iyi örgütcüleri de bir araya toplasaniz bir sey degismez. Bence sorun örgütleme gücünde degil Türkiye'yi degerlendirme hatasindadir.

azınlık
04-09-2009, 17:02
Görüldügü gibi Türkiye'de hep bir halk hareketi olmustur, ancak sol gruplar bu hareketi gerici olarak nitelemislerdir. Bu halk hareketinin önderligine de muhafazakar-liberal (bunlara sagci deniyordu) partiler oturmustur.

Sayın sargon,

Benim gördüğüm kadarıyla Anadolu'da halk hep hareket halinde olmuştur da hiç halk hareketi olmamıştır. Çünkü Anadolu halkı hiçbir zaman ciddi bir eğitim/aydınlanma yaşayamamıştır, yaşattırılmamıştır.

Halk hareketi olarak nitelediğiniz şey muhafazakar-liberal-sağ görüşün ağzlarına bir parmak bal çalmak, o olmuyorsa toplum önderleri ile kirli kumpaslar kurmak suretitle kitleleri hareket ettirmesinden başka birşey değildir.

İlkine örnek olarak Demokrat Parti'nin ilk icraatını gösterebiliriz; ezanın tekrar Arapça okunması. İkincisine örnek ise Demokrat Parti'nin ilk girdiği seçim öncesi güneydoğu derebeyleri ile toprak reformuna karşı yaptığı pakttır.

Sağ partiler liderliğinde Anadolu'da gerçekleşmiş tüm benzer halk hareketlilikleri özünde ve görüntüsünde dinci ve gericidir.

Sol'un içler acısı durumu ise ayrı bir vak'adır bence.

A.

sargon
04-09-2009, 18:21
Halk hareketleri her zaman belli tepkilerin üstüne gelisir. Yasam kosullarinin kötülügü, agir baskilar altinda tutulmak vb. Birileri de cikip bu tepkileri yönlendirir. Sol hareket Osmanli'dan Cumhuriyete gecisi hep bir kopus, gecmisteki baskici Osmanli devlet yapisindan kurtulus gibi görmüs ve örnegin Fransiz devrimi gibi burjuva devrimlerle karsistirarak düsünmüstür. Hatasi burdadir. Gecis, bir kopus degildir, devamliliktir. Tepki de bu yüzden aynen sürmektedir.

Benim gördüğüm kadarıyla Anadolu'da halk hep hareket halinde olmuştur da hiç halk hareketi olmamıştır. Çünkü Anadolu halkı hiçbir zaman ciddi bir eğitim/aydınlanma yaşayamamıştır, yaşattırılmamıştır.

Halk hareketleri gelisir, aydinlanmasini da beraberinde getirir. Yani önceden aydinlanmislik olmasi gerekmez. Onun öncülügünü yapanlar bir miktar bu aydinlanmaya yön verebilirler. Taban hareketlerinin hicbiri öyle bastan "aydinlanmis" olarak cikmaz. Ayni zamanda bu kavramlar bence cok görelidir. Aydinlanma nedir? Cevabi o kadar kolay degil bence.

Halk hareketi olarak nitelediğiniz şey muhafazakar-liberal-sağ görüşün ağzlarına bir parmak bal çalmak, o olmuyorsa toplum önderleri ile kirli kumpaslar kurmak suretitle kitleleri hareket ettirmesinden başka birşey değildir.

Türkiye'de 80 yildir bitmeyen, bitirilemeyen bir sürec var. Bu sürec böyle basit bir yaklasimi hakketmiyor. Kitleleri bu kadar kücümsemeyin. Cok iyi ders vermeyi bilirler.

İkincisine örnek ise Demokrat Parti'nin ilk girdiği seçim öncesi güneydoğu derebeyleri ile toprak reformuna karşı yaptığı pakttır.

BU konuda bir yanlis bilgilenme var. DP, toprak agalarinin ve burjuvazinin destekledigi bir parti olmasina karsin CHP'nin baslattigi toprak reformunu daha fazla uygulamistir. CHP'nin 1946 ile 1950 arasinda 33.000 aileye toprak dagitmasina karsin, toprak reformuna karsi cikan DP 1950 ile 1960 arasinda 312.000 aileye toprak dagitmisti. Bazi seyler böyle garip olabiliyor.

Sağ partiler liderliğinde Anadolu'da gerçekleşmiş tüm benzer halk hareketlilikleri özünde ve görüntüsünde dinci ve gericidir.

Ben gericilik ve ilericilik tanimlarini farkli yapiyorum. Bence egemen siniflar, basta bürokrasi gericidir. BU bürokrasiye karsi gelisen halk hareketi "özünde" ilericidir. Ancak liderligini "muhafazakar-liberal" partiler yaptigi icin gerici bir görüntü sergiliyorlar.

rebellion
04-09-2009, 18:35
Sosyalizm gerçekçi bir biçimde uygulanmalı. Bu ülkede sosyalist/komünist bir iktidar olamaz belki ama sosyal demokrat bir iktidar olabilir. Eğer CHP fakirlerin arasına inip sosyal devlet propagandası yapsa pekala iktidar olabilir. Çünkü malum, halkımızın dindar olduğu doğru ama, halkımız aynı zamanda fakir.

Chp'nin yada herhangi bir laik partinin(sol demiyorum bakın):)halk oyuyla iktidar olmasının mümkün olduğuna gerçekten inanıyormusunuz?Merak ediyorum forumda ki arkadaşlar sırça köşklerdemi yaşıyorlar?Hiçmi insanlarla konuşmuyorsunuz,toplumla hiçmi diyaloğunuz yok?

İnsanlara Chp'ye oy verin dediğimizde türbana karşı allahsız gomonisleremi oy vereceem,oyum tayyipe,niye tayyipe dediğimiz zaman müslüman adam diye karşılık veren,durumundan memnunmusun açlığı fakirliği dahada arttırmaktan başka ne yaptılar dediğimizde açta kalırım gerekirse amma dinime dokunmasınlar diyen bir halk çoğunluğu var.Seçim dönemi çalıştığım için çok fazla insanla muhattap oldum.Söyledikleri özetle bunlar.Chp'yi komünist zannetmelerimi komünizmi salt din elden gider şeklinde algılamalarımı daha acıklı bir durum o konuda kararsızım.

Soda
04-09-2009, 18:44
Sargon der ki:

İnsanlara Chp'ye oy verin deyince türbana karşı allahsız gomonisleremi oy vereceem,oyum tayyipe,niye tayyipe dediğimiz zaman müslüman adam diye karşılık veren,durumundan memnunmusun açlığı fakirliği dahada arttırmaktan başka ne yaptılar dediğimizde açta kalırım gerekirse amma dinime dokunmasınlar diyen bir halk çoğunluğu var.Seçim dönemi çalıştığım için çok fazla insanla muhattap oldum.Söyledikleri özetle bunlar.Chp'yi komünist zannetmelerimi komünizmi salt din elden gider şeklinde algılamalarımı daha acıklı bir durum o konuda kararsızım.

Aslıında Baykal'ın kara çarşaflılara rozet takmasının sebebi de bu. CHP'ye "dinsiz" demelerinin önüne geçmek istedi veya bir önyargıyı kırmak istedi.
Bence bu sembolik olarak çok etkili bir eylem oldu. CHP'de pek çok türbanlı var şimdi. CHP'nin bir nebze dini kullanması gerekir. Cami açılışları falan yapmalı CHP belediyeleri. Herşey önyargıları kırmak için. Zaten en zor iş de budur.

İslam reddiyeciliğinin siyasette yeri yok. İslam'la kavga edecek olanın şansı hiç yok.
CHP bunu hiç yapmadı ama algı bu yönde oluştu. Çağımız propaganda savaşları çağı.
Türban konusunda da "yasağın kalkmasını" savunmalılar. Bu onlara fayda sağlar.
Bunu yapabilirlerse oy patlaması yaşarlar. Gerisi eğitimli nüfusun oyududur sadece.
Bence fena da değildir CHP'nin aldığı %20'ler bu bakımdan.

eylemsel
04-09-2009, 19:07
[soda adlı üyeden alıntı
İslam reddiyeciliğinin siyasette yeri yok. İslam'la kavga edecek olanın şansı hiç yok.
CHP bunu hiç yapmadı ama algı bu yönde oluştu. Çağımız propaganda savaşları çağı.
Türban konusunda da "yasağın kalkmasını" savunmalılar. Bu onlara fayda sağlar.
Bunu yapabilirlerse oy patlaması yaşarlar. Gerisi eğitimli nüfusun oyududur sadece.
Bence fena da değildir CHP'nin aldığı %20'ler bu bakımdan.]

İslam dininin özelliklerinden dolayı kavgada kaybeden taraf bellidir. Böylesine baskıcı ve hoşgörüsüzlügü barındıran bir din için ne söylenebilir ki

Siyaset anlayaşında en çok bağıran kazandıgı için,kimse siyasal partilerin yapısal özellik ve amaçlarına bakmadan seçimlerini yaptıgı için Deniz Baykal'ın daha çok bağırması lazım.

Türban konusuna gelince eski sert tutumunun olmadıgını gösteriyor ve ispatlamak içinde fazlasıyla çaba içindeler(türbanlıları göstere göstere üye yapmalarından belli).

İyi egitim almış müslümanların oylarına gelince,onlarda akp nin yanında.güzel bir söz var'egitim cahilligi alır............' Ünv.de ögretim görevlilerinin halen daha hacı-hocalara gittigini düşünürsek,eğitimde bir yere kadar

frodo
04-09-2009, 20:14
"İlk toprak reformu girişimi olan 1945 tarihli 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasası ülke genelinde toprak reformunu gerçekleştirmek için gerekli kuralları içermekteydi. Yasa maddeleri geniş toprakların belirli bir tavan sınırından yukarısının kamulaştırılarak topraksız ve az topraklı çiftçilere dağıtımının sağlanmasını ele alan başlıca temel kuralları düzenlemekteydi." (*)

Sevgili sargon tarihin yanlış okunmaması adına toprak reformu ile ilgili yazdıklarına itiraz şerhi koyayım. Evet doğrudur Cumhuriyet Döneminde ilk toprak reformunu yasalaştıran CHP idi. Bu yasanın en önemli bölümü olan ve sadece toprakların yeniden dağıtılması değil elinde geniş miktarda tarım arazisi bulunan toprak ağalarının belli bir tavandan sonrasının kamulaştırılması ve topraksız köylüye dağıtılmasını hedeflemesiydi. Ancak bu yasadan sonra iktidara gelen ve kendisi de egede büyük toprak sahibi olan Menderes döneminde 1950 yılında 5618 sayılı yasa ile kaldırıldı.

Yani Demokrat Parti döneminde nicel olarak çok dediğin toprak dağıtımı hazine arazilerinin popülist bir dağılımından başka bir şey değildir.

(*) Yrd. Doç. Dr. Sema GÜN, A.Ü,Ziraat Fak.

sargon
04-09-2009, 22:01
Sevgili Frodo, yazdigin dogru. Ancak söyle birsey de var. O zaman topragin zaten büyük kismi devlete ve vakiflara ait. Bir kisim toprak ise sahibi bilinmeyen toprak durumunda. Osmanli'dan devralinan bir sistemde böyle bir durum gayet dogal. Ama bu topraklarin disindaki topraklarin kamulastirilmasi sorun oluyor. Mecliste toprak sahipleri veya onlarin temsilcileri de var ve sert sekilde bu kanuna karsi cikiyorlar. Kanun Danistay'a gidiyor saniyorum. Bu arada kendisi de bir toprak agasi olan Cavit Oral CHP hükümetinin tarim bakani yapiliyor. Cavit Oral daha sonra DP'ye gececektir. Dolayisiyla uygulamada bir dizi sorun yasaniyor.

Bu hengame icinde CHP reformu dogru dürüst uygulayamiyor. Dedigin gibi bazi degisikliklerle reformu uygulayan DP oluyor. Sonucta topraksiz köylülere vakif ve devlet arazileri dagitiliyor. Sonuc söyle:

4) Atatürk'ün ölümünden sonra 1945 yılında çıkarılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu da tarımda küçük köylü işletmelerinin sayısını artırmıştır. Bu kanuna göre vakıf arazilerinin tümünün kamulaştırılarak çiftçiye dağıtılması çalışmalarına başlanmıştır. Aynı şekilde, üretim amacıyla kullanılamayan ve fakat tarıma elverişli Devlet arazilerinin ve belirli büyüklükler üzerinde bulunan şahıs arazilerinin kamulaştırılarak topraksız ya da az topraklı çiftçilere dağıtılması hükme bağlanmıştır. Kanunun yürürlükte kaldığı 28 yıl süresince toplam 432 117 aileye ortalama 51.6 dekar büyüklüğünde arazi dağıtılmıştır. Yani, çokluğundan yakındığımız bugünkü 3 milyon 21 bin adet tarım işletmesinin %14'ü bu yasa ile oluşturulmuştur.
http://www.osmangokce.com/index.php?page=PageAreav&Id=71&event=6

Her neyse gelelim tartisma konusu olan meseleye. CHP bir yasa cikartmak istiyor. Hem kendi icinden hem DP saflarindan tepki geliyor. Bu olayda DP toprak agalariyla ittifak yapan kesim olarak gösteriliyor. Burasi dogrudur. Hatta DP burjuva ve toprak agalarinin partisiydi de diyebiliriz.

Ancak bunlar benim yaklasimimi yanlislamiyor. CHP, devlet bürokrasisinin partisi olarak bütün halk kesimlerinin tepesindedir. Burjuvazinin de köylülügün de toprak sahiplerinin de efendisidir. Sonucta Osmanli'dan devralinan bir devlet kültürü vardir. Talimati verdigi zaman herkes ona uymak zorundadir. Ancak bu isin artik pek kolay olmayacagini yasa meclise geldigi zaman görür. Uzlasma cabalarina girse de ipleri elinde tutmasi mümkün degildir. Populist CHP politikalari ise yaramaz, ama DP'ni popülist politikasi tutar. Yogun bir destek alir. Neden, cünkü halkin gözünde CHP bir diktatörlügü temsil etmektedir.

sargon
04-09-2009, 22:05
Aslıında Baykal'ın kara çarşaflılara rozet takmasının sebebi de bu. CHP'ye "dinsiz" demelerinin önüne geçmek istedi veya bir önyargıyı kırmak istedi.
Bence bu sembolik olarak çok etkili bir eylem oldu. CHP'de pek çok türbanlı var şimdi. CHP'nin bir nebze dini kullanması gerekir. Cami açılışları falan yapmalı CHP belediyeleri. Herşey önyargıları kırmak için. Zaten en zor iş de budur.

Karl Marx, Louis Bonapart'in 18. Brumaire'i adli kitabina söyle baslar:

Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi olarak. Danton'a göre Caussidiére, Robespierre'e göre Louis Blanc, 1793-1795'in Montagne'ına göre 1848-1851'in Montagne'ı, amcasına göre yeğeni.

CHP'ye takiyye öneren arkadaslari görünce aklima bu söz geliyor hep.

dilaver
04-09-2009, 22:21
Hatta DP burjuva ve toprak agalarinin partisiydi de diyebiliriz.

Peki sargon

Bu tespitlerinden sonra bürokrasi tespitlerini degiştirmeye, yenilemeye ya da en azından üzerinde düşünmeye ne dersin.

Bu bürokrasi dedigin, devletle özdeşleştirdigin kesim kimin/ kimlerin temsilcisi ve bu uygulamalardan sonra devletin sınıfsal niteligi ne.

saygılarımla

sargon
04-09-2009, 22:26
Dilaver, DP uzun yasayamamis ki. Devlete hakim olamadigini da 60'daki darbeyi yemesinden biliyoruz. DP'nin burjuvazi ve toprak agalarinin partisi oldugunu daha önce de söylemistim zaten. Tam da devlet bürokrasisi tartismasina o zamanlar baslamistik.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5848

Soda
05-09-2009, 01:20
Dilaver, DP uzun yasayamamis ki. Devlete hakim olamadigini da 60'daki darbeyi yemesinden biliyoruz. DP'nin burjuvazi ve toprak agalarinin partisi oldugunu daha önce de söylemistim zaten. Tam da devlet bürokrasisi tartismasina o zamanlar baslamistik.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5848


Ya devlet başa ya kuzgun leşe.

Bizde "devlet sınıfları" vardır. Türkiye'yi klasik sosyalist burjuva-küçük burjuva-işçi sınıfı tezleri ile anlayamazsınız.
Devlet daima galebe çalar.
Kavganın aslı da burjuva ile işçi sınıfı arasında değil devlet sınıfları arasındadır.
İşçi sınıfı diye bir sınıfı bu devlet oluşturmak için göbeği çatlamıştır.
Aynı devlet burjuva oluşurmak için de göbeğini çatlatmıştır.
Ha keza ağalık düzenini ezmek için de uğraşmıştır hakkını yemeyelim ama önceliklerinde değişme oldu 60'lı yıllardan sonra.
Emperyalizmden bağımsız olark da süreçleri takip edemeyiz.
Emperyalizm devletin bütün ilerici atılımlarını kösteklemiştir ve devleti sonunda teslim de almıştır.

Gericilik emperyalizmin silahıdır. Yeni-emperyalizm finans-kapital kuşatmaları ile ilerler. Askerî işgal dönemi yerine finans-kapital işgalleri döneminde emperyalizm ile mücadele etmeniz çok daha zordur.

Etnisite kışkırtıclığı da emperyalizmin küresel çağ silahları arasında yer alır.
Etnik ve dinsel /mezhepsel tartışmalar ile bizi ortaçağa sürüklediler. İşte bu gericiliktir.

Bu ülkenin insanları sanatı, felsefeyi, sporu, bilimi tartışmalıydı ama etnisite ve mezhep /din tartışmaları ile ortaçağ karanlığına gömüldüler.

Kuşatma emperyalist bir kuşatmadır ve özünde gericidir.

Bu açıdan emperyalizmin bize dayattığı etniste/mezhep tartışmalarından uzak durmalıyız.

Hep beraber tam bağımsız, çağdaş, apaydınlık bir Türkiye'yi nasıl inşaa edeceğimizi düşünmeliyiz.

eylemsel
05-09-2009, 01:42
Hatta DP burjuva ve toprak agalarinin partisiydi de diyebiliriz.

sargon bu konuda haklı,DP parti kendi zenginlerini yaratmıştır,öyle ki bu dönemde her mahalllede bir zengin yaratılmış ve bu zenginler kısa sürede varlıklarını kaybetmişlerdir

azınlık
07-09-2009, 08:46
Sayın sargon,

Toprak reformu ile ilgili konuyu sayın frodo açıkça anlatmış. Başka söze gerek kalmamış.

Ancak,

Halk hareketleri her zaman belli tepkilerin üstüne gelisir. Yasam kosullarinin kötülügü, agir baskilar altinda tutulmak vb. Birileri de cikip bu tepkileri yönlendirir.

"her zaman" değil, bazı zamanlar. Ve diğer bazı zamanlar ise birileri çıkıp bilinçsiz-eğitimsiz halk kitlelerini sokağa döker; kimi zaman "komünizm geliyor" diye, kimi zaman "din elden gidiyor" diye, kimi zaman "mallarınızı kamulaştıracaklar" diye. Anadolu'daki halk hareketliliğinin sebebi hiçbir zaman kötü yaşam koşulları ve baskı olmamıştır.

Halk hareketleri gelisir, aydinlanmasini da beraberinde getirir. Yani önceden aydinlanmislik olmasi gerekmez.

Yazdığımı eksik anlamak istediğinizden olsa gerek "eğitim" kısmını dışarıda bırakıp "aydınlanma"yı cımbızlamışsınız. Oysa bu ikisi atbaşı gider, biri olmadan diğeri olmaz. Anadolu insanı kadar eğitimsiz bırakılan halk kitlelerine hiçbir devrim kendi aydınlanmasını getiremez. Önceden aydınlanmanın araçları bloke olmuşsa yapacak şey yoktur.

Türkiye'de 80 yildir bitmeyen, bitirilemeyen bir sürec var. Bu sürec böyle basit bir yaklasimi hakketmiyor. Kitleleri bu kadar kücümsemeyin. Cok iyi ders vermeyi bilirler.

Kitleleri küçümsemek değildir yaptığım; ülkenin gerçekleri ortada. Madem bu kadar basit bir yaklaşımı haketmiyor, siz bana hakettiğini söyleyin onu tartışalım. Anadolu halkı, kendisini sömüren ve ezenlere hiçbir zaman cevap vermemiştir, veremeyecektir, çünkü yeterli donanımdan mahrumdur.

Ben gericilik ve ilericilik tanimlarini farkli yapiyorum. Bence egemen siniflar, basta bürokrasi gericidir. BU bürokrasiye karsi gelisen halk hareketi "özünde" ilericidir. Ancak liderligini "muhafazakar-liberal" partiler yaptigi icin gerici bir görüntü sergiliyorlar.

Ha ha ha hah ... güldürmeyin beni! Muhafazakar-liberal bir parti liderliğinde gerçekleşmiş "özünde" ilerici tek, ama tek, bir hareket söyleyin bana liberalin Allahı olmazsam namerdim. Kavramların içini boşaltmayın lütfen; bırakın Türkiye'yi, dünyada muhafazakar ama "özünde ilerici" tek bir hareket örneği verin. "İlerici" nitelemesi ile "muhafazakar"lık kavramı tarihin hangi noktasında biraraya gelebilmiştir acaba?

A.

Molloch
13-09-2009, 21:15
Bu ülkede hala egemen partinin CHP ve egemen sınıfın CHP bürokratları olduğunu sanan çağdışı liberallerimize acı acı gülüyorum. Sizin yanılgılarınız sayesinde tepemize bu Islami oligarşi oturdu zaten.

Bence CHP laiklikten taviz vermemeli. Bu biraz "ilke ve iktidar" arasında bir seçim. (Sadece) üniversitelerdeki türban yasağı belki kaldırılabilir ama Aleviler konusunda, ilericilik konusunda, laiklik konusunda taviz veren bir CHP'nin iktidar olması zaten anlamsız olur. Bu ülkede Islamcı ve sağcı partiler varken zaten çok az muhafazakar CHP'ye oy verir. Eğer CHP türban konusunda taviz verirse bu sefer Islamcıların başka talepleri olacak ve bu talepler karşısında CHP yine taviz vermek seçeneğiyle karşı karşıya kalacaktır. CHP zaten oy almak için milliyetçi takiyye yapıyor, hatta milliyetçi bir damarı mevcut, bir de Islami takiyye yapsa vay halimize.

Yapılması gereken militan bir biçimde sosyal devlet propagandası yapmak. Yoksullara ve varoşlara CHP seçeneğini anlatmak. Sokak sokak dolaşmak. CHP bunu yaptığı zaman oy alıyor. Yani CHP, sosyal demokratlığını hakkıyla yapsın. Bu ülkenin insanları aç ve mutsuz. Sosyal devletin ne olduğunu halkımıza anlatsak, hiç kuşkusuz önyargıları yıkılacaktır. Yoksa dinci takiyye çözmüyor olayı.

unbe
13-09-2009, 22:32
sevgili Molloch
bir CHP üyesi olarak görüşlerine katılmakla beraber ortada net ve bariz bir durum var.
en azından benim gözlemlediğim kadarıyla.
CHP belli bir oy potansiyeline sahip olduğundan,bu potansiyeli arttırmaya yönelik bir şey yapmıyor.
halbuki senin dediğin gibi tüm partililer,kadın ve gençlik kolları sokak sokak dolaşsa,CHP seçeneğini anlatsa olay değişebilir.
bunun dışında tabii ki CHPnin ilkeleri vardır ve bunlardan taviz vermesi asla düşünülemez.

Molloch
13-09-2009, 23:22
sevgili Molloch
bir CHP üyesi olarak görüşlerine katılmakla beraber ortada net ve bariz bir durum var.
en azından benim gözlemlediğim kadarıyla.
CHP belli bir oy potansiyeline sahip olduğundan,bu potansiyeli arttırmaya yönelik bir şey yapmıyor.
halbuki senin dediğin gibi tüm partililer,kadın ve gençlik kolları sokak sokak dolaşsa,CHP seçeneğini anlatsa olay değişebilir.
bunun dışında tabii ki CHPnin ilkeleri vardır ve bunlardan taviz vermesi asla düşünülemez.Evet, CHP'nin kendine has bir tembellik zihniyeti var maalesef. "Ne de olsa 20% oy alıyorum" zihniyeti. Bu zihniyeti delip geçen insanlar da var Gürsel Tekin gibi ama maalesef azınlık kalıyorlar.