Orijinalini görmek için tıklayınız : Kenan Evren Kimdir?
Birkaç ay önce 30 yaşında bir şıhla çok saygı duyduğum bir Abi sohbet ediyorlardı. Tartışmanın sonundaki ve Şeyhin başlattığı hararetli bölümü hatırladığım kadarıyla aktarıyorum:
-Söyle bakalım senin rabbin kim?! Seni kim yarattı?!
-Benim rabbim yok, asıl sen söyle senin rabbin kim?
-Benim rabbim Allah'tır...
-Hatan var, senin rabbin Allah değil.
-Peki kimmiş benim rabbim?
-Senin rabbin "Kenan Evren"dir! 12 Eylül olmasaydı sen normal bir insan olacaktın!
Sonuç: Kenan Evren günümüz Müslümanlarının gizli ve somut yaratıcısıdır.
Sonuç: Kenan Evren günümüz Müslümanlarının gizli ve somut yaratıcısıdır.
sevgili Çellist,
Bu gibi külli iddialar içeren, son derece girift, kompleks, çok etkenli bir tarihi süreci sadece tek sebebe indirgeyen cümleleri anlamlandırmakta zorlanıyorum acizane. :)
saygılarımla
Toplum zaten muhafazakardı (veya öyle olduğunu sanıyordu), 80 darbesinden sonra halkın muhafazakarlığı, politize olmasından dolayı daha bir ön plana çıktı. Bunda, tarikat ve cemaatlere serbestlik alanı sağlanarak manevi islamdan çok menfaat ve biata dayalı bir yapı oluşturuldu, Türk insanının anarşist yönünü bastırmanın en makbul yolu seçildi ama gidişat ters yöne seyrildi.
Bu bir anlamda iyi mi oldu? Belki; hani bir uygulamanın iyi veya kötü olduğunu anlamak için onu denemek ve bu deneme sonunda benimseme veya tersi bir durumun oluşması için, uygulanan programın süreç sonunda toplumun kabulü veya reddine bağlı.
kena evren kemalizmin muaviyesidir.
Kenan Evren bu ülkenin Atatürkçü mirasına en çok düşmanlık yapan kişiydi. Aleviler için Yezid neyse, Kemalizm için de Kenan Evren odur.
kenan evren amerikan uşağıdır! abd nin deyimiyle "bizim çocuklardır"
uşaktır kenan evren.. hatta bence vatan hainidir...
ama ölmeyi haketmeyen birisidir.. neden mi çünkü önce yargılanmalı :D
kenan evren gelinen süreçte kemalizmin ancak mümkün olabilecek yegane sonucudur.kemalizmin ta kendisidir.
oligarşik bürokratik despotizmin maskesi düşmüş amerikan BOY u.
güneşinzaptıyakın
02-09-2009, 23:56
Evrilip tröstleşmek isteyen kapitalizm'in ülkedeki taşeronudur. Yerli işbirlikçi burjuva'nın netekim paşasıdır. Kemalizm'in görünen sopasıdır. Şahsi alacağım var kıstıramadım hala. Pinoşe bir Evren iki der Emperyalizm. Faşizm sayesinde yeni bir boyut kazanmıştır. Kapitalizm'in yeşil kuşak projesinin (Günümüzde ılımlı islam-bob-bi bop felan işte) en büyük taşeronudur. Aklıma geldiğinde keşke tanrıya inansam ne güzel bela okurdum dediğim kişidir.
kenan evren gelinen süreçte kemalizmin ancak mümkün olabilecek yegane sonucudur.kemalizmin ta kendisidir.
oligarşik bürokratik despotizmin maskesi düşmüş amerikan BOY u.
Bu derece gözü dönmüş, cehalet abidesi komik yaklaşımınıza sadece gülüyorum..kamera şakası gibisiniz..
kafasikarisik
03-09-2009, 11:15
"Kardeşimdir ancak alnı secdeye gelen."
12 Eylül hapisanelerinde kapılarda asılı olan slogan.
Kenan Evren kimlerin kardeşi imiş? adam kendi söylemiş zamanında.
Fotoğrafı da vardı bir yerlerde.
Yaptığı uygulamalar zaten belli.
Bu zat Atatürk vurgulu Türk - İslam sentezcisidir.
Üniformalı memleket gezilerinde yaptığı konuşmalarda hadis ve ayetler okur. Allah kitap ağzından düşmezdi.
E bizde diyelim mi o zaman, islamcılar darbecidir?
Kenan Evren islamcılığın 2. ebubekiridir.
İslamcılığın yegane sonucudur.
Çok da adil bir insandır kendisi;
http://www.youtube.com/watch?v=LoMur1IK1Bc
büyük patron abd nin emriyle türk-islamcılar ve kemalistlerin el sıkışıp barışarak emeğe karşı anlaşmaya varmalarının adıdır kenan evren.gökten zembille inmedi.en kemalist kurum olan ordunun içinden yetişip genelkurmay başkanlığına ve darbenin liderliğine gelmek kemalist olmadan imkansızdır.kim kenen peşenin kemelist olmadığını iddia ediyorsa kemelizmi bilmediği burdan belli.
Darbe için şartlar oluştuğunda, o zamanın bazı paşaları ülkeyi idare edebilecek konusunda uzman bir teknokrat hükumet modeli için Kenan Evren'le anlaşmış, darbeden sonra ise Kenan Evren bu teknokrat hükumet modelini sabote ederek ihanete uğratmış, 82 anayasasıyla da islamcı akımları tescil ettirmiştir. Bu haber yakın bir zamanda bir 12 Eylül paşasının bir gazete de yayımlanmış roportajında belirtilmişti.
büyük patron abd nin emriyle türk-islamcılar ve kemalistlerin el sıkışıp barışarak emeğe karşı anlaşmaya varmalarının adıdır kenan evren.gökten zembille inmedi.en kemalist kurum olan ordunun içinden yetişip genelkurmay başkanlığına ve darbenin liderliğine gelmek kemalist olmadan imkansızdır.kim kenen peşenin kemelist olmadığını iddia ediyorsa kemelizmi bilmediği burdan belli.
anarşist, farzedelim ki Atatürk bu "kemalist" paşaların niyetlerini öğrenmiş olsun, bu durumda bu paşaları kollar mıydı yoksa sollar mıydı?
sevgili titan
benim kriterlerimde; ölümünün üzerinden şu kadar sene geçmiş bir adamın ne yapabileceği hususunda, farzedelim ki diyerek başlayan cümlelerin arkasından bir takım öngörüler oluşturmak bilimsel görünmüyor.
ben geçmişte olup biteni ekonomik-politik tarih anlayışıyla incelemeye çalışıyorum.
m.kemalin burjuva değerlere sahip olduğunu düşünüyorum. o nedenle de m.reşit paşadan 2. mahmuttan jöntürklerden ittihatçılardan beri süregelen feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinin bir aktörü olarak görüyorum.kenen peşe de aynı sürecin aktörüdür netekim.
o yüzden farzedelim ki diye bişey yok.gerçekler ortada.
ben geçmişte olup biteni ekonomik-politik tarih anlayışıyla incelemeye çalışıyorum.m.kemalin burjuva değerlere sahip olduğunu düşünüyorum. o nedenle de m.reşit paşadan 2. mahmuttan jöntürklerden ittihatçılardan beri süregelen feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinin bir aktörü olarak görüyorum.
anarşist, "farzedelimden" kasıt senin de Atatürk hakkında düşündüklerin öngörülerinin kaynağı olmasından dolayıdır. Eko-pol-tarihsel araştırmalarda Atatürkün burjuva değerlere sahip olduğunu düşünüyorsan, bu "farz" kelimesi hakkında da bir fikir verebilirsin diye düşünmüştüm.
sayın titan
atatürkle kenen evrenin kişiliğini yada bireysel görüşlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmenin anlamsızlığını açıklamaya çalışıyorum.elbetteki farklı kişiler.ancak süreç açısından farklı dönemlerde farklı biçimlerde kapitalistleşmenin aktörüdürler.
elbetteki tarihsel kişilik açısından kenen peşe atatürkün yanında fena halde sönük ve şahsiyetsiz kalır.bana bunu mu söyletmek istiyorsunuz.
ancak benim asıl söylediğim şu: ben kişileri dedikodu olsun diye tartışmam.ben süreci tartışıyorum.zaman zaman sürec üzerine konuşabilmek adına kişileri de tartışmak zorunda kalıyorum.
son 200 yıllık süreç kesintisiz kapitalistleşme sürecidir.her aktör kendi rölünü oynar.bazıları başroldür jöndür bazıları figürandır.ancak çevrilen filmin adı merhaba kapitalizm dir.
ne olurdu bunu bir görebilseydiniz.
elbetteki tarihsel kişilik açısından kenen peşe atatürkün yanında fena halde sönük ve şahsiyetsiz kalır.bana bunu mu söyletmek istiyorsunuz.
Tabii ki hayır anarşist, ancak aklıma takılan şu; Osmanlı'nın son zamanlarında emperyalist ülkeler tam da duruma hakim olacakken, Atatürk ne diye tekrar emperyalistlerin tekerine çomak soksun ki? Aklından zoru olmadığına göre, ondan sonra ki uygulamalar günümüze gelen sürecin sonucudur, peki bu süreçte gerçekten Atatürk'ün hayalinde ki şablon şu an gelinen süreç ile aynı mıdır?
sevgili titan
bir şekilde birbirimizi anlayamıyor olabiliriz.ben sizin önerdiğiniz bağlamı kendi düşünce sistemimde bir yere koyamıyorum.yani hiç düşünmediğim bir şey bu.
zaten bunu bilebilmem de mümkün değil.ancak altını çizerek söylüyorum MUHTEMELEN m.kemalin kafasındaki daha farklı bir şey olabilir.şu an gelinen sürec daha bir kaba.m.kemal şahsiyet olarak daha rafine bir adamdı.dolayısıyla olumlu anlamda daha rafine bir burjuva kültürü inşa etmek istemiştir herhalde.bu gün arabesk bir yozlaşma var ki bunu sanırım m.kemal hazmedemezdi.
ancak; sorun kesinlikle bundan daha farklı.
eğer sınıfsal bir bilinçle olaya bakmayı beceremezsek sonunda böyle idealist yaklaşımlar içinde sahte sorunsallar etarfında kısır tartışmaya düşeriz.tekrar ediyorum kişileri ve rollerinin büyüklüğünü tartışmıyorum.sürecin kendisini tartışıyorum.sürec kapitalistleşmedir.gerisi teferruat değilmidir.
ben m.kemalin emperyalizmin tekerine çomak soktuğunu kesinlikle düşünmüyorum.
zaten bunu bilebilmem de mümkün değil.ancak altını çizerek söylüyorum MUHTEMELEN m.kemalin kafasındaki daha farklı bir şey olabilir.şu an gelinen sürec daha bir kaba.m.kemal şahsiyet olarak daha rafine bir adamdı.dolayısıyla olumlu anlamda daha rafine bir burjuva kültürü inşa etmek istemiştir herhalde.bu gün arabesk bir yozlaşma var ki bunu sanırım m.kemal hazmedemezdi.
Belki meramımı tam anlatamadım ama aradığım cevap buydu anarşist. Atatürkün burjuva değerlerinin devamı olarak genel kabul edersek, anlatmak istediğim buydu. O zaman ne Kene'nin adından bihaber olurduk ne de 80 darbesininden.
sürec kapitalistleşmedir.gerisi teferruat değilmidir.
Değil işte.. yaşadığımız süreç Islamlaşma, yani senin tabirinle "ilerici burjuvaziden" feodalizme doğru geriye doğru gidiş.
sayın molloch
daha önce de bilimsel herhangi bir tespit geliştirememiştiniz.şimdi de tespit adı altında sunduğunuz iddialar ve önermeler tamamen bilimdışı.
ilerici burjuvadan geriye doğru gidiş nesnel olarak mümkün değil.
ilerici buırjuva zaten imajdır.kşullar gerektirdiğinde gerçek yüzü olan faşizm ortaya çıkar.bazıları bunu gerileşme olarak algılar.burjuva zaten gericidir.ilericilik masallarıyla kitleleri yer.ama masal yetersiz olunca faşist yüzünü sergilemekten kaçınmaz.
bunu anlamanız için önce idealizmi terkedecek ve materyalist olacaksınız.daha sonra olaylara bilimsel bakmayı öğreneceksiniz.bunu anlamanızı ben sağlayamam.siz kendiniz başaracaksınız.
başarılar.
sayın molloch
daha önce de bilimsel herhangi bir tespit geliştirememiştiniz.şimdi de tespit adı altında sunduğunuz iddialar ve önermeler tamamen bilimdışı.
ilerici burjuvadan geriye doğru gidiş nesnel olarak mümkün değil.
ilerici buırjuva zaten imajdır.kşullar gerektirdiğinde gerçek yüzü olan faşizm ortaya çıkar.bazıları bunu gerileşme olarak algılar.burjuva zaten gericidir.ilericilik masallarıyla kitleleri yer.ama masal yetersiz olunca faşist yüzünü sergilemekten kaçınmaz.
bunu anlamanız için önce idealizmi terkedecek ve materyalist olacaksınız.daha sonra olaylara bilimsel bakmayı öğreneceksiniz.bunu anlamanızı ben sağlayamam.siz kendiniz başaracaksınız.
başarılar.Çağı geçmiş ideolojik safsatalar "bilim" değildir. Ortodoks Marksizm çöktü gitti. Günümüzden yüzlerce yıl önce yaşamış tek bir filozofun düşünceleri ve argümanları "bilim" olamaz. Kuran'ı açıp mucize arayan yobazlar gibi davranıp Marx'tan başka bilgi kaynağı olmadığına kendinizi inandırmak istiyorsanız bu sizin kendi tercihiniz ama "bilimsellikten" bahsederek komik duruma düşmeyin.
Benim mesleğim zaten "bilim adamı." "Bilim nedir" konusunda, ideolojinin at gözlüklerinden ayrılamayan bir insanın bana ders vermesine ihtiyaç duymuyorum.
Kenan Evren, hakkımızı helal etmeyeceğimiz adamdır.
Ece , çok güzel yazmış.
Arkadaşlar okumuştur ama bu başlığa yakışacak bu yazı.
.................................................. .................................................. .......................................
Ölülerin arkasından konuşulmayacağına dair genel kuralın gerekçesi nedir? Nasıl bir ahlaki meseledir bizi ölüye saygı göstermek zorunda hissettiren? Bugün, ölmek üzere olan ve hepimizin yakinen tanıdığı bir adam sebebiyle bu soru üzerine düşünüyorum. Ölümün herkesi, bütün günahları yıkayabilen bir mertebe olmasının nedeni ne?
Öyle sanıyorum ki yaşayanlar evrensel bir suçluluk duyuyorlar ölülerin karşısında. Saygı göstermelerinin nedeni bu. Hâlâ yaşıyor olmalarından dolayı kendilerini daha şanslı gördükleri için ölüleri, o ölüler ne günah işlemiş olurlarsa olsunlar affetmeye hazırlar.
Sıranın kendilerine gelmemiş olmasından o kadar sevinçliler ki belki ölünün bütün meselelerini kapatmaya hazırlar.
‘Acil şifalar’
Radyoda genç bir kadın haberleri okurken “Yoğun bakıma kaldırıldı” diyor. 20’li yaşlarında olmalı kız. Cıvıl cıvıl bir sesi var. Hiç düşünmeden, otomatik olarak ekliyor haberin sonuna:
“Acil şifalar diliyoruz!”
Niye? Ben dilemiyorum. Dilemeyen bir ülke dolusu, ölü ve diri insan var. Ama kızın sesi dümdüz başka bir habere geçiyor, yine cıvıl cıvıl. Bu yüzden de dilemiyorum şifa zaten.
Çünkü bu ülkede, geçmişte ve şimdide, ne olup bittiğinden habersiz milyonlarca insan var, milyonlarca daha insan olacak. Tıpkı radyodaki kız çocuğu gibi diktatörlere şifa dileyen çocuklar yaptılar bu ülkenin ölülerinden. Daha akıllı çocuklarından daha aptal çocuklar yaptılar. İşkencecileri kahraman; faşistleri ‘sevimli dedeler’ sanan çocuklar yarattılar.
Akıttığı kadar!
Dileyen dilesin, ben dilemem şifa. Akıttığı kadar kanı aksın...
Sonra da, eğer bu işin sonu ölümse, hiç tereddütsüz söylüyorum:
Hakkımı da helal etmem! Hakkını helal etmeyenlerin tarafında dururum.
Şöyle olmalı. Cenazesine gidilmeli. Sevenlerine, ailesine saygılı bir biçimde içeri girilmeli, sessizce. Yan yana durulmalı, saf tutmalı.
Öylece durmalı ve bütün törenin olup geçmesini beklemeli. Çünkü nihayet imam soracak:
“Hakkınızı helal eder misiniz?”
Cemaatin içinde bağırıp çağırmadan sesimizi çıkarmalı:
“Helal etmiyorum”
Hakkınızı helal eder misiniz?
“Helal etmiyorum!”
Hakkınızı helal eder misiniz?”
“Helal etmiyorum!”
Türkçe, Kürtçe, Ermenice...
Sonra da kirli tarihin cenaze törenine hiç değilse üç kere ses vermiş olarak oradan çıkıp gitmeli. En azından bu. En azından... Onca ölü dost, anne, baba, kardeş, evlat, kız çocuğu, oğlan çocuğu için... En azından bu. Türkçe ve Kürtçe. Ermenice ve Lazca... Bu toprağın her dilinde “Helal etmiyorum” demeli. Neden mi?
Üç kere!
Çünkü eğer ölülerin karşısında suçluluk duyacaksanız yaşadığınız için, o ölü, bu ölü değil. Onlar burada değilken hâlâ yaşadığınız için suçluluk duyduğunuz başka ölüler var, ölmemiş olması gereken çocuklar. Durulacaksa onların karşısında terbiyeli durulmalı. ‘Ölüye saygı’ diye bir sessizlik bastıracaksa onlar için susun. Bari onlar için ‘şifa dileyenler’in, ‘hakkını helal edenler’in içine katılmayın.
Bari bunu yapabilin.
Ve eğer ölüp gitmiş arkadaşlarınıza, bu ülkenin yok edilmiş bir nesline, düşündüğü için kafası kesilen onca insana... Yani bu memlekete birazcık saygınız, azıcık sevginiz varsa siz de hakkınızı helal etmezsiniz. Etmemeli. Hem de üç kere! Onu üç kere helallik vermeden göndermelisiniz...
ECE TEMELKURAN