aydoe
09-09-2009, 21:28
“Yılmaz Güneyimizi 9 Eylül 1984 yılında yitirmiştik. O da memleket hasretiyle göçenlerdendi, Nâzım gibi, Sümeyra gibi... Aramızdan ayrılışının 25. yılında yaratılarının hâlâ güncel, hâlâ derinden etkileyici, hâlâ canlı olduğunu görüyoruz. Bu ülke coğrafyasını tüm acılığıyla, tüm yoksulluğuyla, tüm açmazlarıyla ve eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe hasretle anlatan Güney, sinemamızın, memleketimizin, sanatın yüz aklarından biri olarak insanlığa seslenmeye devam ediyor. Görkemi insancılllığında, zenginliği sadeliğinde, umudu acısında saklı bir estetikle, bu ülkenin genç kuşaklarıyla mutlaka tanıştırılması, buluşturulması gereken büyük insanlığın sinemacısıdır Yılmaz Güney.”
9 Eylül 1984'te aramızdan ayrılan Yılmaz Güney'in hayatı; ırgatlık, bağ bekçiliği ve pamuk işçiliğinden Cannes Film Festivali'ne uzanan badireli bir yoldur. Bu yola her daim “Halkın sanatçısı halkın savaşçısıdır” şiarı ışık tutmuştur.
1937 yılın'da Adana'nın Yenice Köyü'nde doğan Güney genç yaşta öyküler yazmaya başlar. 20 yaşında yazdığı “Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri” adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla 1.5 yıl hapis cezasına çarptırılır. Ardından 6 ay Konya sürgünü yaşar.
Yılmaz Güney, 47 yıllık yaşamının 11 yılını tutsak olarak geçirmesine rağmen sanatsal ve edebi üretimden hiçbir zaman kopmaz, roman, hikaye ve makale yazmayı sürdürür. İdealleri vardır. Baskı ve hapishane terörüne rağmen ezenlerin iktidarına açık ve cepheden savaş açar, faşizmi bütün insanlığın ortak düşmanı ilan eder, daima ezilenlerin safında yürür.
“Umut”, “Sürü”, “Yol”, “Düşman”, “Zavallılar” ve “Duvar” gibi ses getiren filmlerine imza atarak toplumcu gerçekçi sinemada anlamlı bir çıkış yakalar. Cannes Film Festivali'inde “Hangi sinema okulundansınız” sorusuna “Hiçbir okuldan” diyerek herkesi şaşırtır.
12 Eylül Faşist darbesinden sonra 1983'te filmleri toplatılan Güney ,Türk vatandaşlığından çıkarılır. Hala filmlerinin akıbeti hakkında bir soruşturma açılmış değildir.
Devrimci sinema sanatçısı, yaşamından 11 yıl çalan ve günümüzde hala uygulamalarıyla sürekli gündem olan hapishane koşullarını ve egemenlerin sergilediği vahşeti konu alan “Duvar” filminin ardından yakalandığı mide kanseri sonucu yaşama gözlerini yumar.
Yılmaz Güney 114 filmde oyunculuk, 26 filmde yönetmenlik, 15 filmde yapımcılık 64 filmde ise senaristlik yapmıştır. Ayrıca bir filmin yazarı "Düzen (1978)" olup, bir filmin de "Yol (1981)" kurgusunu yapmıştır.
Fatoş Güney, ölümünün 25. yılında “Ölülere mektup yazılmaz. Çünkü ölüler mektuplara cevap veremez. Arkalarından anlatılanlara, yalanlara, suçlamalara, yargılamalara da cevap veremezler......ama.... sevgili” diyerek eşine bir mektup yazdı.
Film eleştirmeni Atilla Dorsay ise, devletin Güney'in filmlerinin akıbeti hakkında bir açıklama yapamadığını ve bir soruşturma başlatmadığına dikkat çekti.
9 Eylül 1984'te aramızdan ayrılan Yılmaz Güney'in hayatı; ırgatlık, bağ bekçiliği ve pamuk işçiliğinden Cannes Film Festivali'ne uzanan badireli bir yoldur. Bu yola her daim “Halkın sanatçısı halkın savaşçısıdır” şiarı ışık tutmuştur.
1937 yılın'da Adana'nın Yenice Köyü'nde doğan Güney genç yaşta öyküler yazmaya başlar. 20 yaşında yazdığı “Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri” adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla 1.5 yıl hapis cezasına çarptırılır. Ardından 6 ay Konya sürgünü yaşar.
Yılmaz Güney, 47 yıllık yaşamının 11 yılını tutsak olarak geçirmesine rağmen sanatsal ve edebi üretimden hiçbir zaman kopmaz, roman, hikaye ve makale yazmayı sürdürür. İdealleri vardır. Baskı ve hapishane terörüne rağmen ezenlerin iktidarına açık ve cepheden savaş açar, faşizmi bütün insanlığın ortak düşmanı ilan eder, daima ezilenlerin safında yürür.
“Umut”, “Sürü”, “Yol”, “Düşman”, “Zavallılar” ve “Duvar” gibi ses getiren filmlerine imza atarak toplumcu gerçekçi sinemada anlamlı bir çıkış yakalar. Cannes Film Festivali'inde “Hangi sinema okulundansınız” sorusuna “Hiçbir okuldan” diyerek herkesi şaşırtır.
12 Eylül Faşist darbesinden sonra 1983'te filmleri toplatılan Güney ,Türk vatandaşlığından çıkarılır. Hala filmlerinin akıbeti hakkında bir soruşturma açılmış değildir.
Devrimci sinema sanatçısı, yaşamından 11 yıl çalan ve günümüzde hala uygulamalarıyla sürekli gündem olan hapishane koşullarını ve egemenlerin sergilediği vahşeti konu alan “Duvar” filminin ardından yakalandığı mide kanseri sonucu yaşama gözlerini yumar.
Yılmaz Güney 114 filmde oyunculuk, 26 filmde yönetmenlik, 15 filmde yapımcılık 64 filmde ise senaristlik yapmıştır. Ayrıca bir filmin yazarı "Düzen (1978)" olup, bir filmin de "Yol (1981)" kurgusunu yapmıştır.
Fatoş Güney, ölümünün 25. yılında “Ölülere mektup yazılmaz. Çünkü ölüler mektuplara cevap veremez. Arkalarından anlatılanlara, yalanlara, suçlamalara, yargılamalara da cevap veremezler......ama.... sevgili” diyerek eşine bir mektup yazdı.
Film eleştirmeni Atilla Dorsay ise, devletin Güney'in filmlerinin akıbeti hakkında bir açıklama yapamadığını ve bir soruşturma başlatmadığına dikkat çekti.