PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlı,New Osmanlı,Barış,Marış,Los Palavros


theatre
20-09-2009, 13:02
Sineğin birinin bir gün canı şiddetle şe etmek istemiş..

Etrafta şe edebileceği uygun birini bulamayınca..

İlerde otlayan bir atı gözüne kestirmiş..

Olanlardan habersiz atın birden ossuracağı tutmuş..

Ossuruğun dehşetinden..

Yarı baygın yere çakılan sinek..

Ossurduktan sonra sıçan atın bokunun içinde..

Ölürken..

"Bir daha atlarla şe yapmayayım" demiş.


Son yıllarda..

Bir "Osmanlı olalım"..

Teranesi..

Tutturulmuş gidiyor.


Orta Doğu kan revan içindeymiş..

Türkler yeniden "New Osmanlı" yı kurarlarsa imiş..

Ortalık "barış" tan geçilmez miş.


Bunlara Osmanlı'nın hep o yüzünü göstermişler.


Oysa Osmanlı Orta Doğu'da şu iki cümle ile anlatılır..


1-Kaos:Osmanlı dönemi Orta Doğu'su bir ırklar,dinler ve mezhepler kavgası tarihidir.

2-Kaos:Osmanlı dönemi Orta Doğu'su bir büyük (soğuk-sıcak) devletler savaşları tarihidir ..


Sadece şu kadarını söyleyeyim..

Osmanlı Orta Doğu'suna karışmayan bir tek devlet kalmıştı..

O da henüz kurulmadığından ha.


Bir cümle daha var..

Onu da Araplar söylerdi.Şimdi söylemiyorlar.Her taraf Arabileşti ya.


İbni Arabi..

Arap değil ama..

Ne haltsa.


Arapların 19180'li yılara kadar..

Söyledikleri şuydu:

"Osmanlı Arapları sömürdü."


Onlara da yaranamamışız.


Hep söylerim..

Batı'nın son otuz yıldır klavuzları hep kargalar olmuş..

Onlara bu kadarı yeter.


Asıl bizdeki "Yeni Osmanlıcı" saftiriklere sözüm..

Bir tarihçi Osmanlı'nın Orta Doğu'ya yayılışını anlatıyormuş..

"Orta Doğu'ya bir girişimiz vardı.. Ayol bir de çıkışımız."


Atı becermeye çalışan sinekliğin alemi yok.

esron
20-09-2009, 13:17
Doğru söz buldum mu derhal :clap2:

theatre
23-09-2009, 03:18
2000'li yıllar..


Yeni Osmanlıcılık numarasına tüketildi..

Böyle bir şeyin gerçekten olacağına inananlar da enerjilerini tükettiler..


Klavuzları karga olan batılı egemenler..

Bütün Orta Doğu ülkeleri sanki Osmanlı'yı dört gözle bekliyormuş gibi zannettirdiler..


Bir Orta Doğu ülkesine gidip soruyorlar..

"Osmanlı zemanında ülkeniz nasıldı?"

Yanıt veren de sanki o zamanları yaşamış gibi ballandıra ballandıra..

Anlatıyor..


Irak'ta,Mısır'da,Cezayir'de hatta İsrail'de aynı tiyatro oynandı..


"Osmanlı zemanında nasıldınız iyi mi idiniz İyiydiniz iyi.."


Bir Cezayirli..

Oyunu bozdu..

Hani derler ya..

Merdi Kıpti firkatın söyler iken..

Cezayirli..

Osmanlıyı överken gülüyordu..

Ağzı başka yüzü başka konuşuyordu..

Osmanlıyı ağzı ile överken..

Yüzü ile de söylediği şeylere kendisinin dahi inanmadığını söylüyordu..

Amerika ve Arupalılara..

Son otuz yıldır..

Buğdaysız değirmenin taşlarını boşuna çevirdiklerini nasıl anlatsam mı acaba?

Engse Hohol
07-09-2017, 00:02
✔ (https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=1708258846147222&id=100008893696644) Haydar Baş cemaatinden kadınların, "biz osmanlı torunuyuz, yeni osmanlı isteriz, yeni osmanlıcılık" yörebinde, osmanlı padişah yaşamlarını eleştirir video'su.

Asude Havuzlu -Yeni Osmanlıcılık niçin empoze ediliyor

https://www.youtube.com/watch?v=BMrCd1ed_OQ

Engse Hohol
07-09-2017, 00:09
✔ (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/817753/Bu_konusma_sosyal_medyada_olay_oldu__Yeni_Osmanlic ilik_nicin_dayatiliyor_.html) Asude Havuzlu: Fatih’in annesi Hüma Sultan 1487 yılında Hıristiyan olarak ölmüştür. Fatih tahta çıktıktan sonra memleketi Sırbistan’a geri dönmek isteyen annesi Maria Despina’yı, Sırbistan’ın Toblica ve Glubotçitsa bölgelerini, dedesi Curac Brankoviç’e verdiğini bildiren bir fermanla Sırbistan’a gönderir. Dedesi ölünce annesini Osmanlı Ülkesine geri getirir ve Selanik’teki Küçük Ayasofya Manastırı ile çevresindeki geniş araziyi bir fermanla annesine tahsis eder.

Aslı bugün Topkapı arşivinde bulunan fermanda Fatih şöyle buyurmaktadır: “Bu devrin Hıristiyan kadınlarının en yücelerinden olan anam Despina Hatun, Selanik’te Küçük Ayasofya adıyla bilinen manastırı şeriat kurallarına göre satın almış. Gerekli belgesi de varmış. Ben de uygun bulup bu fermanı verdim ki manastıra sahip olsun. Dilerse satsın, dilerse bağışlasın, hiç kimse engel olmasın, bozmasın, değiştirmesin, içindekilerden vergi alınmasın. Kimse tedirgin etmesin. Bu fermanı görenler gerçek olduğuna inansın.”

Fatih’in mezarının bulunduğu Fatih Camii’nin ve türbenin inşa edildiği alanın çok önemli bir özelliği var: İstanbul’un kurucusu olduğuna ve şehre ismini verdiğine inanılan İmparator Konstantin de, 337’deki ölümünden sonra aynı yere defnedilmişti. İstanbul’da inşa edilmiş ilk Hıristiyan mabedi olan Havariler Kilisesi, bugün Fatih Camii’nin olduğu alanda bulunuyordu. Fetih sırasında kilise harap haldeydi. Fatih, kendi ismini taşıyacak olan caminin, kilisenin yerine inşa edilmesini, öldüğünde de camiin avlusuna defnedilmeyi istedi. Hükümdarın arzusunun sebebi hâlâ tartışılıyor ama en kuvvetli görüş, Fatih’in kendisini “Osmanlı hükümdarı” değil, “Roma İmparatoru” olarak görmesi ve “Yeni Roma” olan Bizans’ın kurucusu Konstantin ile aynı yerde yatma arzusu ve bir yerde de kendisinin “Roma’nın son imparatoru” olduğunu ilan etmekti diyor tarihçi Murat Bardakçı.

Kurtuluş Savaşı sürecine gelindiğinde Nakşi tekkelerin ve şeyhlerinin İngiliz himayesinin hayrlı olduğuna dair verdikleri fetvalar ve Kuvayi Milliye aleyhinde yaptıkları konuşmalar düşünüldüğünde Yeni Osmanlıcıların hiç sevmediği, dinsiz dedikleri Atatürk’ün 30 Kasım 1925’te Tekke ve Zaviyeleri kapatmasının ne kadar doğru bir karar olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Çünkü Atatürk aslında Ehl-i Beyt İslam’ına, Türk birliğine ve tam bağımsızlığa karşı olan tekkeleri kapatmış oldu.

Atatürk, Türklere itibarını iade etmiştir: 29 Ekim 1933’te 10. Yıl Nutku’nda “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken de aslında Anadolu’daki Türk halka taa Yavuz zamanından beri maruz kaldıkları muameleyle kaybettiği itibarını iade etmiştir. Türk’üm demekten korkmayın, gurur duyun demiştir. Çünkü onun için de Türklük Hacı Bektaşi Veli’nin temellerini attığı gibi bir üst kimliktir. Türk demek Müslüman olan ve bu topraklar üzerinde yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak vs. ne kadar halk varsa hepsini bir ve beraber yapmak anlamı taşıyordu.

world
07-09-2017, 11:31
✔ (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/817753/Bu_konusma_sosyal_medyada_olay_oldu__Yeni_Osmanlic ilik_nicin_dayatiliyor_.html) Asude Havuzlu: Fatih'in annesi Hüma Sultan 1487 yılında Hıristiyan olarak ölmüştür. Fatih tahta çıktıktan sonra memleketi Sırbistan'a geri dönmek isteyen annesi Maria Despina'yı, Sırbistan'ın Toblica ve Glubotçitsa bölgelerini, dedesi Curac Brankoviç'e verdiğini bildiren bir fermanla Sırbistan'a gönderir. Dedesi ölünce annesini Osmanlı Ülkesine geri getirir ve Selanik'teki Küçük Ayasofya Manastırı ile çevresindeki geniş araziyi bir fermanla annesine tahsis eder.

Aslı bugün Topkapı arşivinde bulunan fermanda Fatih şöyle buyurmaktadır: "Bu devrin Hıristiyan kadınlarının en yücelerinden olan anam Despina Hatun, Selanik'te Küçük Ayasofya adıyla bilinen manastırı şeriat kurallarına göre satın almış. Gerekli belgesi de varmış. Ben de uygun bulup bu fermanı verdim ki manastıra sahip olsun. Dilerse satsın, dilerse bağışlasın, hiç kimse engel olmasın, bozmasın, değiştirmesin, içindekilerden vergi alınmasın. Kimse tedirgin etmesin. Bu fermanı görenler gerçek olduğuna inansın."

Fatih'in mezarının bulunduğu Fatih Camii'nin ve türbenin inşa edildiği alanın çok önemli bir özelliği var: İstanbul'un kurucusu olduğuna ve şehre ismini verdiğine inanılan İmparator Konstantin de, 337'deki ölümünden sonra aynı yere defnedilmişti. İstanbul'da inşa edilmiş ilk Hıristiyan mabedi olan Havariler Kilisesi, bugün Fatih Camii'nin olduğu alanda bulunuyordu. Fetih sırasında kilise harap haldeydi. Fatih, kendi ismini taşıyacak olan caminin, kilisenin yerine inşa edilmesini, öldüğünde de camiin avlusuna defnedilmeyi istedi. Hükümdarın arzusunun sebebi hâlâ tartışılıyor ama en kuvvetli görüş, Fatih'in kendisini "Osmanlı hükümdarı" değil, "Roma İmparatoru" olarak görmesi ve "Yeni Roma" olan Bizans'ın kurucusu Konstantin ile aynı yerde yatma arzusu ve bir yerde de kendisinin "Roma'nın son imparatoru" olduğunu ilan etmekti diyor tarihçi Murat Bardakçı.

Kurtuluş Savaşı sürecine gelindiğinde Nakşi tekkelerin ve şeyhlerinin İngiliz himayesinin hayrlı olduğuna dair verdikleri fetvalar ve Kuvayi Milliye aleyhinde yaptıkları konuşmalar düşünüldüğünde Yeni Osmanlıcıların hiç sevmediği, dinsiz dedikleri Atatürk'ün 30 Kasım 1925'te Tekke ve Zaviyeleri kapatmasının ne kadar doğru bir karar olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Çünkü Atatürk aslında Ehl-i Beyt İslam'ına, Türk birliğine ve tam bağımsızlığa karşı olan tekkeleri kapatmış oldu.

Atatürk, Türklere itibarını iade etmiştir: 29 Ekim 1933'te 10. Yıl Nutku'nda "Ne mutlu Türk'üm diyene" derken de aslında Anadolu'daki Türk halka taa Yavuz zamanından beri maruz kaldıkları muameleyle kaybettiği itibarını iade etmiştir. Türk'üm demekten korkmayın, gurur duyun demiştir. Çünkü onun için de Türklük Hacı Bektaşi Veli'nin temellerini attığı gibi bir üst kimliktir. Türk demek Müslüman olan ve bu topraklar üzerinde yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak vs. ne kadar halk varsa hepsini bir ve beraber yapmak anlamı taşıyordu.

Murat Bardakçı tarihçi değil gazeteci.

Engse Hohol
18-11-2017, 21:47
✔ (https://eksisozluk.com/kanuniden-sonra-yavuzun-geldigini-zannetmek--5501925?a=popular) Fatih Tezcan adlı akp yalakası, Kanuni'den sonra Yavuz'un Osmanlı tahtına oturduğunu sanıyor. Dahası, Yavuz'un Avrupa'ya sefer düzenlediğini de sanıyor. Osmanlı'yı tanımadan Osmanlıcı olmak böyle bir şey işte. Bu Fatih Tezcan adlı ayaklı cehaletin dişi versiyonu Hilal Kaplan adlı yazar ise İnönü savaşlarının adını İsmet İnönü'den aldığını yazmıştı. Eskiden, gazete yazarlarından birileri böyle gaflar yaptığında, kişi utanır bir süre sesi soluğu çıkmazdı. Bu akp'li utanmaz yüzsüzler bütün yanlış ve saçma yorumlarına rağmen hiçbir şey olmamış gibi sosyal yaşamlarına devam ediyorlar.

https://lh3.googleusercontent.com/-9Av2lIdc-xA/WhB_UZkgXyI/AAAAAAAAR4I/FLlrIYAir_EQfRbOyAAU9WppNVuRpFEDQCJoC/w530-h446-n-rw/ftc1.jpg
https://www.youtube.com/watch?v=2M8cSnxr_PA

Mısır'da Adım Adım Darbe, Fatih Tezcan yorumu;
"Kahire bizim 82nc vilayettir. Şam 83, Bağdat 84, Mekke 85, Medine 86..."