Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim teorisi;bilmeyen, anlamayan kalmasın.
TomSawyer
21-09-2009, 15:21
Evrim teorisi, aslında çok çok basit bir açıklamaya dayanır. Bu çok basit açıklamayı burada çocukların bile anlayabileceği bir dille kısaca anlatacağım.
Evrim’in gerçek olduğunu nasıl biliyoruz?
Evrim teorisi ilk ortaya konduğu zaman eldeki veriler fosiller ve canlılardı. Önce fosilleri ele alalım.
Fosiller
Fosiller (http://en.wikipedia.org/wiki/Fossil), geçmişte yaşamış canlıların kemiklerinin ya da vücutlarının kaya katmanları arasında sıkışıp kalmış ve geçen uzun zaman sonrasında taşlaşmış kalıntılarıdır. Bu nasıl gerçekleşiyor? Bir hayvan ölünce vücudu doğal olarak yere düşüyor. Yere düşen bu hayvanın üstüne zamanla yeni bir toprak katmanı oluşuyor. Zamandan kastım çok uzun zaman. Yüzbinlerce yıl. Tortul kayalar olarak bildiğimiz bu kaya katmanları arasında zaman zaman fosiller bulunuyor ve bilim adamları bu fosilleri inceleyerek ne türden bir hayvana ait olduğu anlayabiliyor.
http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/katmanlar.jpg (http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/katmanlar.jpg)Toprak katmanları ve fosillerin oluşumu
http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/arkeolog.jpg?w=545 (http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/arkeolog.jpg?w=545)Oluşan katmanlarda fosilleri bulan bilim adamı
Peki fosillerin ne kadar eski olduklarını nereden biliyoruz?
Kayaların yaşından.
Kayaların yaşını nasıl hesaplıyoruz?
Radyometrik tarihleme (http://en.wikipedia.org/wiki/Radiometric_dating) sistemiyle.
Radyometrik tarihleme sistemini açıklarken bir örnekle işe başlayalım.
Diyelim ki bahçenizdeki ağaçtan bir tane elma kopardınız. Daha önceki elmalardan da ağaçtan kopardığınız elmaların her geçen gün bir tane kahverengi çürük lekesi çıkardığını biliyorsunuz. Yani bir hafta sonra elmanızda 7 tane leke var diyelim. Böylece bir elmadaki kahverengi noktaları sayarak kaç gün önce koparıldığını anlayabiliyorsunuz.
http://entomology.tfrec.wsu.edu/Cullage_Site/cards/images/Bruise_F1.jpg
Radyometrik tarihleme sistemi de buna benzer bir yöntem kullanır. Kayaların arasındaki radyoaktif maddeler belli bir hızla çürürler. Radyoaktif bir maddeye bakarak ne kadar süredir çürüdüğünü tespit edebiliriz. Bu şekilde bu maddeleri bulduğumuz kayaların yaklaşık yaşlarını da tespit edebiliyoruz.
Sonuç olarak bir fosilin yaşını, içinde bulunduğu kayanın yine içinde bulunan radyoaktif maddelerin yaşını tespit ederek tahmin edebiliyoruz.
Peki bilim adamları buldukları fosillerde ne görmüşlerdir?
Görülen şey, belli yaş aralıklarındaki kayalar arasında bulunan fosillerin farklı yaşlardaki kayalarda bulunmadıkları. Yani X bir hayvanın fosili 200 milyon yıl yaşında bir kayada bulunurken, 300 milyon yıllık bir kayanın içinde Y hayvanı bulunuyor. Ya da 80 milyon yıllık kayaların arasında bulunan Z hayvanı, 70 milyon yıldan daha genç kayaların arasında bulunmuyor. Buradan da Z türünün neslinin tükendiğini anlıyoruz. Dünya’da bugüne kadar yaşamış olan türlerin %99′unun nesli tükenmiştir.
http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/jeolojikzaman1.jpg?w=545 (http://gujanceyhan.files.wordpress.com/2011/02/jeolojikzaman1.jpg?w=545)Farklı katmanlardaki değişik canlı türleri
Gerçek dünyadan bir örnek verelim, 65 milyon yıldan genç hiç bir kayanın içinde dinazor fosili bulunmuyor. Bilim adamlarına göre sebebi de 65 milyon yıl önce dünyadaki yaşamın büyük bölümünü silen bir doğal afet yaşandı ve bir çok türün yok olmasına sebep oldu. Bir diğer örnek, 65 milyon yıllık kayalardan daha eski kayaların arasında da belli bir boyun üstünde memeli hayvanlar yok. 65 milyon yıl önceki memelilerin en büyüğü fare kadardı. Büyük memeliler, 65 milyon yıl önce doğal düşmanları dinazorlar ölünce ortaya çıkmaya başlıyorlar.
TomSawyer
21-09-2009, 15:22
http://4.bp.blogspot.com/_z9RGSPAmCmU/SBtYOah9zpI/AAAAAAAAAC0/Cau1LaTdGXk/s400/Convergent_Evolution_Mammals2.jpgMemelilerin evrimi
Bilim adamlarının fosillere bakarak gördükleri bir başka şey, bulunan fosilleşmiş canlıların, bugün var olan canlılara benzer özellikleri olduğu. Benzerlik, fosiller eskidikçe azalıyor. Diğer bir deyişle, 10 milyon yıllık bir fosil, 20 milyon yıllık bir fosile kıyasla, bugünkü modern canlıya daha çok benziyor. 20 milyon yıllık fosil de 50 milyon yıllık fosilden daha çok modern canlıya benziyor. Yani, bugünkü modern canlılar zaman içerisinde yaşamış canlıların adım adım bugünkü hale gelmiş olmuş olması gerektiği çıkarımını yapıyorlar. Ancak tek başına fosiller bunun böyle olduğuna kanıt değil.
http://1.bp.blogspot.com/_SqhhJb_P3Kk/SYpGbzFx13I/AAAAAAAAEzE/Cv-_k583ALs/s400/Evolution+of+whales.jpgBalinaların evrimi : En üstteki tür, en eski fosillerde bulunan tür. Zaman geçtikçe daha üst katmanlarda bugünkü balinalara benzeyen canlıları buluyoruz. Ayakların nasıl zamanlar kaybolduğuna dikkat edin. Bugün bile balinaların arka ayaklarının kalıntıları olan kemikleri vardır.
Modern Canlılar
İkinci kanıt, canlı hayvanlardan geliyor. Modern canlılarda değişimler gözlenmektedir. 150 sene önce Galapagos adasındaki canlıları inceleyen Darwin, aynı kuş türünün (http://en.wikipedia.org/wiki/Darwin%27s_finches) farklı coğrafyalarda farklı gaga şekillerine sahip olduklarını farketmişti. Bunun sebebi de farklı coğrafyalarda bulunan yiyecekler. Peki bu nasıl olmuştu?
Kuşlar üredikçe gagası ortamdaki yemlere daha uygun olan kuşlar (ortamda bulunan bir kaktüs türünü daha iyi parçalamayı becerebilen kuşlar) daha iyi beslendi ve daha uzun süre yaşadılar. Bu da daha çok üremeleri anlamına geliyordu. Gagalarındaki farklılık yavrularına da geçti ve bu yavrulardan gagaları ortamdaki yiyeceklerle daha da uyumlu olanlar daha çok beslenip/yaşayıp/üredikleri için bu farklılık daha da belirginleşiyor. Bu süreç tekrarlana tekrarlana gözlemlenen farklı gagalara geliyoruz.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/97/Darwin%27s_finches.jpeg
Bu türden farklılıklar başka canlılarda da görünüyor. Buradan hareketle bilim adamları diyorlar ki : canlı türlerinde doğum sırasında meydana gelen değişiklikler (mutasyonlar), canlının ortama uyum sağlamasında pozitif bir etki yaparsa (faydalı mutasyon), bu özellik diğer nesillere de aktarılır. Ortama uyum açısından problem yaratacak özelliklere (negatif mutasyon) sahip olan canlıların yaşama şansı azalacağından bu özelliğin gelecek nesillere geçmesi ihtimali daha düşüktür. Bu şekilde de canlı türleri zaman içerisinde bulundukları ortamla en iyi uyuma yakşalacak şekilde değişirler. Buna da doğal seçilim adı veriliyor.
http://suphecimelek.files.wordpress.com/2009/09/natural.jpg?w=300&h=272 (http://suphecimelek.files.wordpress.com/2009/09/natural.jpg)Doğal seçilim
Bugün yaşayan tüm köpek türleri, tek bir kurt türünden gelmedir. Köpeklerin değişik türler haline gelmesinin sebebi de insanlardır. İnsanlar evcilleştirdikleri köpeklerde istedikleri özelliklere sahip olanları çiftleştirip, istedikleri özelliklere sahip olmayanları çiftleştirmediler ve yaklaşık 20.000 senede gri kurttan Afgan tazısına, St Bernard’dan Chiuaua’ya kadar değişik türlerde köpekler ortaya çıktı. Demek ki canlılar 20000 sene kadar kısa bir sürede bu denli farklılaşabilecek yapıdalar.
http://www.straysanatomy.com/wp-content/uploads/2009/02/great-dane-and-chihuahua-c11759689.jpegGreat Dane ve Chihuahua
Bu gözlem, değişik zamanlara ait kaya tabakaları arasında bulunan canlıların farklılıklarını da açıklamaktadır. Zaman içerisinde değişen canlılar sebebiyle bazı canlılar sadece belli dönemlere ait kaya tabakaları arasında bulunmaktadır.
Bu iki noktadan hareketle, Charles Darwin “Doğal Seçilimle Evrim teorisi”ni yazıyor. Tek paragrafta özetleyecek olursak :Bir türdeki bireylerde doğum sırasında meydana gelen değişiklikler sonucunda bazı bireyler ortama diğerlerinden daha uyumlu olacaktır. Bu daha uyumlu bireylerin üreyip kendi özelliklerini yavrularına aktarması ihtimali daha büyüktür. Benzer şekilde, ortama daha az uyum sağlayabilen canlıların yaşama ihtimali ve dolayısıyla üreme ve özelliklerini sonraki nesillere aktarma ihtimali daha düşüktür. Bu sürece doğal seçilim diyoruz. Bu doğal seçilim sürecini uzun zamana yayarsanız meyadana gelen değişiklikler sonucunda A noktasındaki ilk canlı ile B noktasında son canlı arasında çok büyük farklar olacaktır. Bu farklılaşma sürecine de evrim diyoruz. Bugün gördüğümüz tüm canlılar, daha önce yaşamış canlı türlerinden evrimleşerek bugünkü hallerini almışlardır.
Darwin, Evrim Teorisini ortaya attığı yıllarda DNA’nın varlığı bilinmiyordu. 1950′lerde DNA’nın keşfedilmesiyle Evrim teorisi bir kere daha doğrulandı. Zira DNA incelemeleri sonucunda fosillerde benzerlikleri bulunan canlıların DNA’larının da benzedikleri ortaya çıktı. Örneğin 7 milyon yıl önce son ortak atayı paylaşan şempanze ve insanoğlunun DNA’sının 98% oranında benzediği görüldü.
Peki geriye doğru gittiğimizde ilk canlılar neydi?
Burada fosillere geri dönüyoruz, zira 500 milyon yıl ya da 1 milyar yıl önceki canlıları bilebilmemizin tek yolu, fosiller. Fakat belli bir zamana kadar yaşayan canlıların omurgası, kabuğu vs olmadığı için ondan önceki canlılara ait fosiller çok çok nadir bulunabilmektedir. Yine de bilindiği kadarıyla ilk canlılar tek hücreli canlılardı. Bunlar daha sonra çok hücreli canlılara, sonra da daha gelişmiş canlılara dönüştüler.
Peki tek hücreli canlılar nasıl oluştu? Bu soru aslında Evrim teorisinin cevaplayacağı bir soru değil. Bu konu spesifik olarak “abiyogenez (http://en.wikipedia.org/wiki/Abiogenesis)” adı verilen dal tarafından açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Bir görüş, Dünya ilk oluştuğu sırada var olan kimyasal elementlerin bir araya gelerek 3.5 milyar yıl önce organik maddeler oluşturdukları “çorba” teorisidir. Bu görüş aslında makuldur ve laboratuvar ortamında, Dünyanın o zamanki ortamında bulunan inorganik elementlerin bir araya gelerek organik elementlere dönüşebildiği gösterilmiştir (http://en.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_experiment). Bir diğer teori de uzaydan Dünyaya düşen meteorlarda bulunan organik maddelerin Dünya’ya yayıldığı teorisidir. Bu da makuldür zira Dünya’ya düşen meteorların (http://en.wikipedia.org/wiki/Murchison_meteorite) üstünde organik elementlere rastlanmıştır. Bu basit organik maddelerin özelliği bunların kendini kopyalayabilen ve enerji tüketen maddeler olmasıdır. Bu özellikleriyle de çoğalıp, çoğalırken değişikliğe uğramışlardır.
Evrim teorisini yanlışlamak çok kolaydır. Örneğin 65 milyon yıllık bir insan fosili, ya da atıyorum 20 milyon yıllık bir köpek fosili ya da basitçe 100 milyon yıllık bir inek fosili bulursanız, evrim teorisini yanlışlayabilirsiniz. 150 senedir bu teoriyi sınayan binlerce bilimadamı Evrim teorisine karşı gelen tek bir fosil, mikrobiyolojik olay, canlı vs bulamamıştır. Bulunan fosillerin, incelenen DNA’ların hepsi, istisnasız hepsi Evrim teorisiyle uyumludur.
Umuyorum bu temel bilgiler Evrim Teorisinin anlaşılabilmesi açısından faydalı olmuştur.
alıntıdır..
saygılarımla
Evrim kavramını hiç bilmeyen veya şöyle böyle bilenler için faydalı bir çalışma.
Ancak, bu tip alıntılarda kaynak belirtmekte fayda var. Yazanın emeğine saygı muvacehesinde kaynağı ekleyelim.
http://suphecimelek.wordpress.com/2009/09/18/evrim-teorisi-bir-cocuga-anlatir-gibi/
TomSawyer
21-09-2009, 23:00
Evrim kavramını hiç bilmeyen veya şöyle böyle bilenler için faydalı bir çalışma.
Ancak, bu tip alıntılarda kaynak belirtmekte fayda var. Yazanın emeğine saygı muvacehesinde kaynağı ekleyelim.
http://suphecimelek.wordpress.com/2009/09/18/evrim-teorisi-bir-cocuga-anlatir-gibi/
unutmuşum
teşekkürler :)
Bu link de hiç bilmeyenler için faydalı olacaktır. 50 dakikalık Türkçe düblajlı bir Nat. Geo. belgeseli...
http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/f/prensip/prensip.swf (http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/f/prensip/prensip.swf)
elestirmen
26-05-2012, 10:47
Biz ne kadar bilgilendirsek de bilimi gözlerinin içine sokup anlatsak da yaradılışçılar üç maymunu oynayacak,çünkü işlerine öyle gelecek.
Bu ara ilk mesajda görünmeyen görsellerin yenisi eklenildi. Şüpheci Melek blogunu kapatmış o yüzden görseller görünmüyorlardı.
Ya şimdi hangi hayvan bizim gibi ? hangisinin tarihi var. kayıt etmiş de çocuklarına okutuyor. vs. insan gibi aynı medeniyet oluşturmuş başka canlı var da ben mi bilmiyorum ? Teknoloji geliştiren arge yapan..
10 bin 20 bin ama sonuçda biz ilerleyip tarih yazmışız, arge yapıp teknoloji yapmışız..
Kültür oluşturmuşuz.
Hangi hayvanda var bunlar.
Bir tane örnek gösteremezsin. Ve "insan gibi" medeniyet yapmış diyemezsin. Ve hala konuşuyorsun sen (aynı cümleni iade ettim, çok mantıksız buldum çünkü)
Ya arkadaşım ben de dinlere inanmıyorum ama bu maymundan gelme olayı da bilmiyorum düşünüyorum düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. Bir maymun oturup da bilim kurgu romanı yazamaz.
sadece aklınızı biraz fazla çalıştırıp(daha fazla şeye sahip olmak için) ve yeryüzünü sadece sizinmiş gibi kullandığınız için hayvanlardan farklı olduğunuzu düşünmeniz, komik cidden komik.
felsefe yapmazlarmış kariyer dertleri yokmuş ahahaha ne ayrıcalık cidden. yüce insanoğlu dediğiniz aşağılık hayvanın diğer hayvanlardan farkı bu egosu olsa gerek
İnsan için yaratmış olsaydı insana ayrıcalık tanıması gerekmezmiydi.doğa hiç ayrıcalık tanımıyor gördüğüm kadarıyla, hayvanın başına gelen felaket sizinde başınıza gelebiliyor insan donanımlı diye ayırmıyor. sanki ölümün nerde nasıl vuku bulacağını insana bildirmiş gibi sanki insan acı çekmeden ölecekmiş gibi nasıl bir züğürt tesellisidir bu nasıl bir yok olmak korkusudur. hı hı yeniden doğacaksınız ve donanımınızla orda öğretmenlik yapacaksınız. belkide bi bakan olursunuz. kesin cennette olacaksınız.
Bak arkadaşım yeniden doğma ve cennet olayı eğer gerçekse bile sen o cenneti kendi aklınla bulacaksın yani Allah'ın işi mi yok sana cennet mi hazırlıyor öbür tarafta? Şöyle de olabilir Allah insanı evrim süreci içinde de yaratmış olabilir, yani böyle düşünsek ne kaybederiz, sonuçta bütün dinler hurafe, yalan şiddet dolu, öyle ya da böyle kendimize adam gibi bir teori bulmalıyız. Maymundan geldiğimize inanmak için sanırım maymunlara kitap yazdırmamız gerekecek başka türlü kimse inanacak gibi görünmüyor
Bak arkadaşım yeniden doğma ve cennet olayı eğer gerçekse bile sen o cenneti kendi aklınla bulacaksın yani Allah'ın işi mi yok sana cennet mi hazırlıyor öbür tarafta? Şöyle de olabilir Allah insanı evrim süreci içinde de yaratmış olabilir, yani böyle düşünsek ne kaybederiz, sonuçta bütün dinler hurafe, yalan şiddet dolu, öyle ya da böyle kendimize adam gibi bir teori bulmalıyız. Maymundan geldiğimize inanmak için sanırım maymunlara kitap yazdırmamız gerekecek başka türlü kimse inanacak gibi görünmüyor
Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey inanılma ihtiyacı duymaz çünkü gerçektir.
Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey inanılma ihtiyacı duymaz çünkü gerçektir.
Maymundan gelme olayı bilimsel olarak kanıtlandı mı? Kanıtlar nerde peki? Sen bana kanıtları göstersene
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28825
Buyurun burayı inceleyin. Eğer yetersiz gelirse ben size başka belgesellerde bulacağım.
Yeterli değil çünkü ingilizce, ben birşey anlamadım bunlar kanıt olamaz, bir bebek gösteriyorlar, bir maymun gösteriyorlar.
http://www.dailymotion.com/video/xk971a_ng-bilimin-ta-kendisi-evrim-darwin-yanyldy-my_tech
Sevdiğim bir belgesel dahada binlercesi var ve sana yaratılışçıların işi çok yokuşa sürdüğü bilimle alakası olmayan tamamen kendi fikirleriyle yaptıkları yaptığı belgeselleride yollayabilirim.
http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=417:tiktaalikin-babas-da-bulundu&catid=1:evrim-haberleri&Itemid=104
Tamam teşekkürler, biraz izledim, vakit buldukça izleyeceğim. Ben evrimi inkar etmiyorum, inanıyorum zaten
Elbette, ancak inanmakla bilmek ayrı şeyler ben evrim konusunda sürekli araştırma yapıyorum ama kendimi hala bu konu hakkında cahil hissediyorum nede olsa ömrünü bu işe adayanların yanında benim bilgim bir hiç kalır.
o degilde evrim artik bir gerceklikse tek sorum var?
neden kanun degil de hala teori?
o degilde evrim artik bir gerceklikse tek sorum var?
neden kanun degil de hala teori?
bu soruna cevaptir sanirim
Başlıca bilimsel teoriler = kuramlar
Astronomi: Büyük Patlama
Biyoloji: Hücre teorisi — Evrim teorisi — Hastalık yapıcı mikrop teorisi
Kimya: Atom teorisi — Kinetik teori
İklim bilimi: Küresel ısınma
Ekonomi: Makroekonomi — Mikroekonomi
Eğitim: Oluşturmacılık — Eleştirel pedagoji kuramı — Eğitim kuramı — Çoklu zekâ kuramı — İlerlemeci eğitim kuramı
Mühendislik: Devre teorisi — Kontrol teorisi — Sinyal kuramı — Sistem kuramı — Bilgi kuramı
Film: Film kuramı
Jeoloji: Plaka tektoniği
Sosyal bilimler: Eleştirel kuram
Edebiyat: Edebiyat teorisi
Matematik: Olasılık kuramı — Arakelov kuramı — Asimptotik teori — Bifurcation teorisi — Catastrophe teorisi — Kategori kuramı — Kaos kuramı — Choquet teorisi — Coding teorisi — Deformasyon kuramı — Boyut kuramı — Ergodic teorisi — Alan teorisi — Galois teorisi — Oyun kuramı — Çizge Kuramı — Grup kuramı — Hodge teorisi — Homoloji kuramı — Homotopi kuramı — İdeal teori — Kesişim teorisi — Invariant teorisi — Iwasawa kuramı — K-teorisi — KK-kuramı — Düğüm kuramı — L-kuramı — Lie teorisi — Littlewood–Paley teorisi — Matriks teorisi — Ölçü kuramı — Model kuramı — Morse kuramı — Nevanlinna teorisi — Sayılar teorisi — Obstruction teorisi — Operator teorisi — PCF kuramı — Perturbation teorisi — Potential teorisi — Olasılık kuramı — Ramsey kuramı — Representation teorisi — Ring teorisi — Küme teorisi — Shape teorisi — Small cancellation teorisi — Spectral teorisi — Stability teorisi — Stable teorisi — Sturm–Liouville teorisi — Twistor teorisi
Müzik: Müzik kuramı
Felsefe: Kanıt kuramı — Spekülatif sebep — Gerçek kuramı — Tip kuramı — Değer kuramı — Virtue teorisi
Fizik: Akustik teorisi — Anten kuramı — BCS Kuramı — Landau teorisi — M teorisi — Kuantum mekaniği — Görelilik kuramı — Kuantum alan kuramı — Scattering teorisi — Sicim kuramı
Gezegenbilim: Büyük patlama
Görsel sanatlar: Estetik — Sanat eğitimi kuramı — Mimari — Kompozisyon — Anatomi — Renk kuramı — Perspektivizm — Görsel algılama — Geometri — Manifolds
Sosyoloji: Toplum bilimi kuramları — Eleştirel kuram
Spor: Satranç kuramı
İstatistik*: Ekstrem değer kuramı
Tiyatro*: Tiyatral performansa ilişkin kuram.
Diğerleri: Eski bilimsel kuramlar — Flojiston kuramı
buradan alinti : http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuram
o degilde evrim artik bir gerceklikse tek sorum var?
neden kanun degil de hala teori?
Sen daha teori ne onu bilmiyorsun, sen teorinin Fransızca'dan gelen günlük kullanımdaki anlamıyla bilimde kullanıldığını mı zannediyorsun?
Ben sana ne anlatsam olmaz o zaman bak teori günlük kullanımda "bir durumu veya davranışı açıklamak için ileri sürülen fikir"
Kanun ne biliyor musun? Kanun bir olayın matematiksel ifadesidir.
Evrimi nasıl matematikle ifade edeceksin hadi söyle şimdi.
Hiç duymadığını var sayıyorum ancak evrim bir olgudur yani kabul edilmiş ve gözlemlenmiş bir olaydır. birde bunun teorisi var yani bu olgunun tam olarak nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışmak, tıpkı yer çekimi teorisi gibi? ee yer çekimi neden teori odamı yalan atla bakayım o zaman gökdelenden.
Bir yerçekimi olgusu var, bir kanunu var matematiksel ifade birde teorisi var nasıl olduğunu anlamaya çalışma sen bilim dilini sanki senin günlük dilinmiş gibi kullanmaya çalışıyorsun.
"Teori" kelimesinin bilimsel tanımı günlük dildeki anlamından farklıdır. Günlük dilde "teori", olgulara dayanmak zorunda olmayan veya denenebilir tahminlere açık olması gerekmeyen bir varsayım, bir fikir ya da bir spekülasyon anlamına gelebilir. Bilimde ise teorinin anlamı daha kesindir: Bir teori gözlemlenmiş olgulara dayanmalı ve denenebilir varsayımlara açık olmalıdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Teori_ve_olgu_olarak_evrim
Benim yazdıklarıma inanmaz isen git internetten araştır ama sözlüklere falan bakayım deme orda günlük dildeki kullanımı dile getirilir.
Bu arada arkadaşın yazdığını yeni gördüm umarım senin için yeterli bir açıklamadır
kuram=teori
Yani artık ne anlıyorsun bundan?
Olimpiyat
09-09-2012, 18:49
Yıllar önce evrime merak sardım ama zamanım elvermedi, kendimi geliştiremedim.
Lisedeki bir çocuk bile benden çok daha bilgilidir bu konuda.Ama arkadaşların paylaşımına bakınca hoş bir konuymuş diyorum.
Tüm evrimcilere bilime gösterdikleri katkı adına teşekkürler.
MadScientist
01-01-2013, 18:45
Bak arkadaşım yeniden doğma ve cennet olayı eğer gerçekse bile sen o cenneti kendi aklınla bulacaksın yani Allah'ın işi mi yok sana cennet mi hazırlıyor öbür tarafta? Şöyle de olabilir Allah insanı evrim süreci içinde de yaratmış olabilir, yani böyle düşünsek ne kaybederiz, sonuçta bütün dinler hurafe, yalan şiddet dolu, öyle ya da böyle kendimize adam gibi bir teori bulmalıyız. Maymundan geldiğimize inanmak için sanırım maymunlara kitap yazdırmamız gerekecek başka türlü kimse inanacak gibi görünmüyor
İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en belirgin özelliği ileri zeka düzeyidir.Örneğin Aslan hayatta kalabilmek için pençelerini kullanır biz insanlar zeka mız ve beynimizi kullanırız hayatta kalabilmek için.
Unutmayın insanın en büyük silahı zekasıdır.
MadScientist
01-01-2013, 18:48
İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en belirgin özelliği ileri zeka düzeyidir.Örneğin Aslan hayatta kalabilmek için pençelerini kullanır biz insanlar zeka mız ve beynimizi kullanırız hayatta kalabilmek için.
Unutmayın insanın en büyük silahı zekasıdır.
Ayrıca bir belgeselde izlemiştim.İnsanlar her türlü ortama ayak uydurabilen hayvan türleridir.Bu da bizi diğer hayvanlardan ayrı olduğumuzu öne çıkarır.
mspandora
20-03-2013, 17:17
Merhabalar, ben siteye yeni kayir oldum ancak aylardir okumaktayim. Bir agnostigim fakat yanitlayamadigim tek bir soru var lutfen acil yardim edin. Bir kadin anne olunca nasil bebegin ihtiyaci olan sutu vucut uretiyor? Neden ve nasil vucut bunu uretebilmeyi basarmis? Cok yoruldun arastirmaktan . Yardim eder misiniz?
marvelous
20-03-2013, 17:36
Benimde bebegim var..
Senin sorunu evrim yanıtlayamaz. Evrim bireysel dir, bireyin hayatın kalması için işlem yapar. Türe ait bir genelleme yapamaz. Genel olarak canlılık için yapılması gereken bir şey varsa ve bu kendine ait duruma zarar veriyorsa evrim bunu açıklayamaz.
Annenin süt üretmesi de böyle. Anneye fayda vermeyecek bir şey, hatta anne lik zor. Neden anne çocuğun gelişimi için vücudunu özelleştiriyor ki. Halbuki kendi canlılığı için buna ihtiyaç yok.
Bunun bir tek açıklaması var, resmi daha büyük gören bir proje uzmanı var, o işleri bu şekilde ayarlamış, yeni doğan bebek birinden yardım almalı, ki bu da en iyi ihtimalle, iyi mantıkla "anne" diye hesaplanıyor.
Çocuğu için yaşamını değiştiriyor, fizyolojisini değiştiriyor, ona göre özelleşmiş bir yapıya geçiyor. Bu zor bir şey, kimse anne ğin kolay olduğunu iddaa edemez. Bir bebeğe bakmak, sütünü vermek dışında sadece bakımını yapmak bile zor. Ve vücududa yıpratıyor. Ama yine de anne bunu yapıyor ve hatta yapmaktan hoşlanıyor. Proje mühendisimiz de bu "zorluk" konusunu düşünmüş ve çözüm bulmuş. Çözüm = "sevgi". Anne nin içine (bir ateist belkide bunu etinin içine diye düşünecek) sevgi yerleştirmiş. Gerçekten de "annelik" özel bir duygu. Sıradan bir şeyden hoşlanmaktan daha öte..
Yoksa evrim ne sevgiyi yerleştirebilir, ne de başka canlı için kendini yıpratma ve feda etme isteğini ve fizyolojisini..
Atış serbest mode = on
Anne, baba veya genel olarak insanın gerçekten yaşamından bir parçayı geleceğe aktarabilmesi için yavrusunun varlığı elzemdir. O kadar elzemdir ki insan bedeni, toplum yaşamı dahi bu üreme ilişkilerinin kutsaması üzerine kuruludur.
İnsan yavrusunun insana dolaylı da olsa böyle bir fayda sağlıyor oluşu anne sütünün açıklaması olabilir mi? Ki her annede otomatik olarak anne sütü tam olarak üretilmez veya yeterli miktarda değildir.
Atış serbest mode = off
Evrimin yalnızca makro dünyanın mekaniği üzerinde etkili olduğunu düşünmek, beyin kimyasallarını, dolayısıyla insan psikolojisini, dürtülerini etkilemediğini düşünmek eksik bir bakış açısıdır.
marvelous
20-03-2013, 17:57
canlılığın devamı için yavrusunun elzem olduğunu insanın hangi düşünce maddesi hesaplıyor ?
dna sımı, beyninden mi geçiyor ?
Kim bu ekolojik araştırmayı yapmış ve projelendirmiş, ve ara safhalarında iken yani şu günkü noktada ki "mükemmel annelik" safhasına erişmezden evvel doğan bebekler ölüyormuy du ? Onlar o arada nasıl hayatta kalabildi. Evrim safha safha ise.
Eğer yeterli değilse, yetersiz ise biz çocuğumuza özellikle ilk 6 ayda su dahi vermiyoruz.
Eksik olan neyse söyle de doktorlara, ve tüm tıp bilimine desinler ki bu eksik ve bebeğe bunları da verin desinler.
eksik deyip eksiğin ne olduğunu söylememek yada o eksikler neyse acaba kendi çocuğunda uygulamış mı yoksa yeterli demişde kendi evladına anne sütünden başka eksik olan maddeleri vermiş midir ? eğer böyle ise asıl eksik bir düşüncedir.
Hayatın varoluşuna dair gayet açıklanabilir nedenler yüzünden bizler hayatta kalmak, canlılığımızı sürdürmek ve hayatımızı gelecek nesillere aktarabilmek için savaş veriyoruz. Bu yüzden tüm evrim mekanizmalarımız da ona göre şekilleniyor. Bizim gibi baskın türleri de gözlemlerseniz bunu görebilirsiniz. Bunu başaramayan onlarca tür canlıya da evrim hiyerarşisinde rastlayabilirsiniz.
Varoluşumuzun nedenlerini bir yaratıcıya bağlamanızın nedeni nedir?
İnsanın kendisini yaşatması için çabalaması, gayret göstermesi neden bir tanrıya bağlanmalıdır ki? Sebep ne? Tanrının bunu böyle istemiş olmasının tanrı açısından ne gibi bir yararı var?
Ama bir anne için bebeğinin varlığını yaşatmanın çok basit bir nedeni var. Kendisiyle ilgili bir parçayı geleceğe aktarabilmek. Somut, gayet ortada ve dolambaçsız bir sonuç.
marvelous
20-03-2013, 18:17
Bunu başarabilmek adına "yavrusunun" hayatına destek olması gerektiğini evrim nasıl anladı ?
Bunun mekanizması nedir ?
Evrim bir kişi mi, yoksa sanal bir şey mi ? Nerde duruyor, hesapları nasıl ve hangi aletleri kullanarak yapıyor, elde ettiği verileri nasıl sınıflandırıyor, sadece deneme ve yanılma ile mi ? Peki rüzgar gibi mi, yoksa bilim adamı gibi gayet sistematik mi çalışıyor ? Onca veri ve fonksiyon hangi organda ?
Bir bebeğin ihtiyacı olan maddeleri nasıl hesapladı ? nerde hesapladı ? Deneyerek mi buldu ? Örneğin x maddesi lazımdı ve bunu deneye deneye mi ayarladı ? Yoksa denemeden hesap yaparak formulize mi etti ? Diyelim x maddesi lazım onu buldu, nasıl bulduğunu anlamadım ama diyelim buldu, peki miktarını nasıl buldu yada hesapladı ? %5 mi %10 mu, %1,8 mi, denedimi bunları, yoksa bebek fizyolojik yapısı ile ilgili biyolojik ve fizyolojik formulleri kullanarak hesapladı ve bir seferde mi buldu ?
eğer deneyerek ise, arada verdiği yanlış dozlar yüzünden ölen bebekler oldu mu ? Bu durumda nesil nasıl devam etti ? Hesaplamış mı yada..
Peki o ney ? Nerede bu zeka ? Nerede yaptı bunları, kim bu evrim ?
siz sanırım "evrim" i sanal bir tanrı yapmışsınız. ancak farkında bile değilsiniz..
Evrimin ontolojik bir çıkarım yapması gerektiğini nereden çıkarıyorsunuz? :)
"Sizin tanrıyı anlatmanızı, benim tanrısızlığı anlatmamı kim istiyor?" gibi bir soru olabilir mi? "Bu soruyu sormamızı hangi madde sağlıyor?" gibi bir soru olabilir mi?
Bu soruların evrimle hiç bir alakası yok. Ontolojiye uzak olmanızın etkisi çok büyük elbette.
Evrim biyolojik mekanizmaların ifşâsıyla ilgilenir. Kutsal kitaplarınızda ifade olunan tüm anlatıların yerine geçecek nesnel doğa mekanizmalarını ayağınızın dibine serer.
Su birikintisinin birikinti olmak için bir zekaya ihtiyacı yoktur, ama hala bir su birikintisidir ve içinde kuyruksuz yavru kurbağalar büyüyüp gelişebilir. Kurbağalar farklı bir ortamda da büyüyebilirlerdi ama büyümemişler. Akıllı biri, su birikintilerini kurbağalar için tasarladı diyorsanız, bence bir kaç defa daha düşünün.
marvelous
20-03-2013, 18:43
Peki bu mekanizma nedir ?
Nasıl işler ? Örneğin "süt" yani anne sütünün yapısının, içeriğinin, zamanlamasının, yoğunluğunun hesapları hangi aşamalarla oluşmuştur. Ne amaçla oluşmuştur ? Nerede oluşmuştur ? Bunu tetikleyen sadece yavrunun ağlaması mı ki ?
Bu mekanizmayı bu örnekle yani anne sütü ile açıklamanın bir imkanı yok.
Su birikintisi ile anne sütü nü bir kefeye koymakta tutarsızlığınızı anlatmama, örneklememe gerek yok.
Su bir element, anne sütü ney bir düşün ? Yada en iyisi bir doktora gidip sorgula..
Su birikintisi bir tabiat olayıdır.. Anne sütü bir mekanizmaya dayanır, bir çok insan ve bilim adamı bunun teknolojisini siz beğenmesiniz de "harikulade" olarak niteler. Bir zamanlar onun için ağlıyordunuz da kesin..
Tutarsız örneklerinizle bir yere varmak istiyorsanız, kendinizi kandıracaksınız, bu sizi tatmin ediyorsa buna karşı bir bilginiz değil bir "inanış"ınız var demektir. Ateizm dinine hoşgeldiniz derim. Lütfen sadece süt mekanizmasını evrim ile açıklayın ve sorduğum soruların cevabı olsun içinde.
Teşekkürler.
Ben hiçbir yerde doğal seçilimin hakkıyla anlatıldığını görmedim. Bu nedenle ilk yıllarda ben de tam anlamadım zaten. Doğal seçilimi ta ki Malthus'un nüfusla ilgili fikirleri hakkında bazı yazılar okuyana kadar tam anlamıyla kavrayamamıştım. Bu yüzden bir agnostik olarak, tanrıya olduğu kadar evrime karşı da yıllarca agnostik tavır takındım. Doğal seçilimi Malthus'tan yola çıkarak kavradığımda ise artık bu tavrımdan vazgeçtim. Bence Malthus'un fikirleri iyice anlaşılırsa ve anlatılabilirse evrim teorisini benimsetmede yol kat edilir.
marvelous, anne sütü mavi renkte olsaydı bu sefer de maviliğin daha evvelden tasarlandığını iddia ederek belli kavramların tanrıya dayandığını iddia edecektiniz.
Halbuki anne-bebek-süt arasındaki birbirinin içeriğini değiştiren, birbirine etki eden olguların, evrimsel mekanizmaların nasıl işlemiş olabileceğine dair düşünürseniz sorunlarınız çözülecek. Veya doğrudan genel olarak evrimin nasıl çalıştığını ve açıklamaları nasıl yaptığını anlamaya çalışırsanız sorunlarınız büyük kısmı kaybolacak. Bu noktadan sonra zaten karşılacağınız tüm problemlerde soracağınız tek soru "nasıl?" olacak.
Ancak siz konunun çok yüzeysel bir seviyesinden sorularınıza cevap arıyorsunuz. Doğal olarak bu sizi hiç bir yere götürmeyecek.
@marvelous
Atomlar bir araya gelip molekülleri oluşturuyorlar. Atomlar bir araya gelip molekül oluşturmaları gerektiğini nereden biliyorlar?
Hidrojen ile oksijen atomları neden birbirlerini gördükleri yerde kaynaşıp su molekülüne dönüşüyorlar? Neden Hidrojen ve Oksijen atomlarıyla tepkimeye girmediği bilinen bir maddenin atomlarıyla kaynaşmaya kalkmıyorlar? Nereden biliyorlar suya dönüşmeleri gerektiğini? Neden sodyum klorüre (sofra tuzu) değil de suya dönüşüyorlar, nereden biliyorlar sodyum klorüre değil de suya dönüşmeleri gerektiğini?
Elinize aldığınız taşı elinizden bırakınca neden yere düşüyor? Nereden biliyor yere düşmesi gerektiğini? Neden yukarıya savrulup da uzay boşluğunda kaybolmuyor?
mspandora
20-03-2013, 22:16
Sadece anne sutu nasil oluyor da bebege en uygun sekilde vucut tarafindan uretiliyor diye sordum ancak anlasilan yanit yok. Vucut niye kendine lazim olmayan ancak bebege tam da uyan bir gidayi uretsin ki? Samimiyetle soruyorum ve mantikli bir aciklama bekliyorum.
Cumayagittimgelicem
20-03-2013, 22:18
Neden konuyu direk anne ve bebek ikilisinden başlayarak anlamaya çalışıyoruz? Süt salgılamanın yüz milyonlarca yıl önceki amacı neydi? Gözün oluşumu gibi sanki bir anda o göz oraya geldi gibi düşünürsek, yanılgıya düşüp imkansız bu diyebilirsiniz. Konu süt ve evrimi olunca tatmin edici veriye ulaşmak zormuş yalnız.
Malesef süt üretimi hakkında pek bilgimiz yokmuş ama yumurtlayan memeliler su dan uzakta kalınca sütü yumurtayı nemli tutmak için kullanıyormuş. Süt büyük ihtimal ile memelilerden önce var iken (synapsid) ve hangi sürüngenden memeliler evrildi bilemezken, günümüzde memelilerde süt üretiminin geçmişi ile ilgili çok bilgimiz yok anladığım kadarı ile.
Merhabalar, ben siteye yeni kayir oldum ancak aylardir okumaktayim. Bir agnostigim fakat yanitlayamadigim tek bir soru var lutfen acil yardim edin. Bir kadin anne olunca nasil bebegin ihtiyaci olan sutu vucut uretiyor? Neden ve nasil vucut bunu uretebilmeyi basarmis? Cok yoruldun arastirmaktan . Yardim eder misiniz?
Suradan efendim, ve devaminda sizin tarafinizdan olasi gelebilecek sorular icin de ayni linkten devam ederek okuyunuz.
38.mesajdan itibaren.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19901&page=4
Cumayagittimgelicem
20-03-2013, 22:27
Sadece anne sutu nasil oluyor da bebege en uygun sekilde vucut tarafindan uretiliyor diye sordum ancak anlasilan yanit yok. Vucut niye kendine lazim olmayan ancak bebege tam da uyan bir gidayi uretsin ki? Samimiyetle soruyorum ve mantikli bir aciklama bekliyorum.
Belki bebekler milyonlarca yıl boyunca onu içtiği için olabilir mi? Atalarımızdan gelen bir durum. yüz milyonlarca yıl önceki atalarımızdan. Yani anne sütünü bebekler mecburen içe içe ( o zamanlar formula olmadığını düşünürsek) o doğrultuda evrimsel sürecimizi devam ettirmişlerdir. Türün devamı ve güçlü bir evlat için. Zaten biraz büyüdükten sonra sütün esprisi kalmıyor. Peynir yiyin çok daha iyi eğer laktoz duyarlılığı yoksa. Tabi benim bu saydıklarım kendi uydurmalarım. Belki sebebi farklıdır. Bilen biri var ise söylesin lütfen. Yemeğe gidiyorum google dan araştıramadım :)
ismail truth
20-03-2013, 22:30
Sadece anne sutu nasil oluyor da bebege en uygun sekilde vucut tarafindan uretiliyor diye sordum ancak anlasilan yanit yok. Vucut niye kendine lazim olmayan ancak bebege tam da uyan bir gidayi uretsin ki? Samimiyetle soruyorum ve mantikli bir aciklama bekliyorum.
Çünkü memelilerin ilk ataları zamanında o dediğin işe yaramaz sütü üreten canlıların nesli devam etmemiş. Zaten düşünürsen etmemesi doğal. Tamamen kör tesadüf mutasyonlar sonucu işe yarayan yani dediğin gibi "tam da bebeğe lazım olan" süt üreten genler ortaya çıkana kadar gene kör mutasyonlar sonucu ortaya çıkmış işe yaramayan genler silinip gitmiş. Bir kere işe yarar bir şey ortaya çıkınca da tabi neslin devamına katkı sağladığı için yüzmilyon sene devam edebiliyor gördüğün gibi. Çünkü o hayatta kalan bebek de aynı işe yarar gene sahip oluyor.
Neden konuyu direk anne ve bebek ikilisinden başlayarak anlamaya çalışıyoruz?
Normal bir soru sasirmaya gerek yok, kendi uzerinden ornekleyerek sormasi normaldir.
Direk maymundan geldiklerini dusunuyorlar insanlar cok zaman. Boyle empoze ediliyor cunku.
mspandora
21-03-2013, 07:29
Verdigin link icin tesekkurler neva, arastiriyorum.
Ayrica anne ve bebek uzerinden sormamin nedeni suan sut veriyor olmam ve bu duruma sasirmam... yani vucudumun sute ihtiyaci yok ve bir baskasi icin uretiyor ve bu mukemmel.
mspandora
21-03-2013, 08:00
38. mesajdan itibaren okudun ama hala anlamadim.Ben en iyisi inancsal konulari tam olarak oturtmadan evrimle ilgili soru sormayayim.
ismail truth
21-03-2013, 12:45
Normal bir soru sasirmaya gerek yok, kendi uzerinden ornekleyerek sormasi normaldir.
Direk maymundan geldiklerini dusunuyorlar insanlar cok zaman. Boyle empoze ediliyor cunku.
Tabi ki direk maymundan geldik. Aslandan mı geldik?
ismail truth
21-03-2013, 12:48
38. mesajdan itibaren okudun ama hala anlamadim.Ben en iyisi inancsal konulari tam olarak oturtmadan evrimle ilgili soru sormayayim.
Sana kısa ve öz olarak Darwin'in fikrini yazdım. Yazdığımı okursan tam cevabını da alırsın, Darwinist fikrin özünü de anlarsın. Mevzu rasgele çeşitlenme ve bu çeşitliliğin çevre tarafından filtrelenmesidir.
38. mesajdan itibaren okudun ama hala anlamadim.Ben en iyisi inancsal konulari tam olarak oturtmadan evrimle ilgili soru sormayayim.
mspandora, "birikimli doğal seçilim" gibi kavramların içeriğini anlamış olmak gerekiyor. Bence bunu anlamak üzerine bir şeyler oku.
Aşağıdaki adresten okumaya başlayabilirsin.
http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Do%C4%9Fal_se%C3%A7ilim
Yukarıdaki anlatımın anne-süt-bebek ilişkisini tam olarak açıklamadığı bir gerçek. Ancak temel mantığı anlamanı sağlayabilir. Ancak acilen belirtmekte fayda var evrim yalnızca birikimli doğal seçilimden ibaret değil.
Bence din konularına hiç dönme, o masalların başı sonu yok.
Şimdi yaptığın gibi anlamaya çalışarak bilimsel bilgini artırmalısın. Neden? Şu an kullandığın bilgisayarı, internet ağını geliştiren şey bilimdir. Din öğretisinin insanı serotoninle kandırmaktan başka bir getirisi yok malesef (bu işten iyi paralar kazanan bir din tüccarıysan başka tabi).
Elbette bilgi edinmenin yolu forum/site okumaktan ziyade adam gibi yazılmış kitapları okumaktır.
mspandora
21-03-2013, 15:08
Cok tesekkurler link icin. Felsefenin baslangi ilkeleri'ni ve birkac kitap daha okudum.Ama dedigin gibi daha iyi okuyacagim.Kitap tavsiyeleri de bekliyorum. Turan Dursun kitaplarinin tamamini da okudum. Bu arada ben ihl mezunuyum ve 5 yil arapca okudum. 15 yildir da tefsir, hadis, fikih gibi islami egitimler aldim. Bu egitimlere hala devam ediyorum cunku idealim benim gibi toplum baskisiyla sikisip kalmis insanlara yol acmak. Ancak bunun icin dini konudaki reddiyelerimin ve bilgi birikimimim yogunlugu kadar evrim konusunda bilgi sahibi olmam gerek. En azindan kabul ederim veya etmem ama ne oldugunu tam anlamiyla ogrenmeliyim.
Tekrar tesekkurler
mspandora
21-03-2013, 15:50
Haftasonu ilk isim kitapciya gitmek. Tefsir, hadis kitaplari, islam dusunce tarihi kitaplari..... Bir oda dolusu kitabin arasina yepyeni bir raf aciliyor, umarim hersey guzel olur. Aslinda cok korkuyorum. Siz sadecd dindar kisilerle yasayarak, dindarmis gibi yasamak zorunda olarak, istedigin gibi giyinemeyip, konusamayip, hep ikiyuzlu yasamanin ne kadarxagir oldunu bilemezsiniz
mspandora
21-03-2013, 16:11
Oyleyse ilk olara Gen Bencildir'i alayim.Bitirince yazarim.
Aslinda cok korkuyorum. Siz sadecd dindar kisilerle yasayarak, dindarmis gibi yasamak zorunda olarak, istedigin gibi giyinemeyip, konusamayip, hep ikiyuzlu yasamanin ne kadarxagir oldunu bilemezsiniz
Bilmesek de empati yapabiliriz. Sut meselesine gelince, olaya tersinden bakiyorsunuz; Annede zaten mevcut olan sut uretme glandlarini hamilelikle beraber aciga cikan enzimler, hormonlarla gelismeye ve dolmaya baslar, cocuk dogdugunda tetiklenmeyle salgilama doruguna erisir. Bu memeli hayvanlarda olan bir besleme sekli. sut olmadan da beslenip yasayabilen, baliklar, kuslar, surungenler bocekler de yasamalari icin gereken besini bir sekilde elde eder. Bunlari becerebilen tur canli kalir ve gelisimi (evrimi) surer. Biz insaniz diye yapilan ozel bir muamele yok yani.
Sut uretimi sadece hamilelikte olan bir olay da degildir. Piyasadan alip ictigimiz sut, yogurt, peynir gibi maddeler, hamile ineklerden saglanmadigini elbette biliyorsunuzdur.
Ingilizce biliyor iseniz, googleda, bu konuda cok yazi bulabilirsiniz.
mspandora
21-03-2013, 17:47
Tamam da neden sut uretir? Yani neden o hormonlar salgilanir. Nedenini biliyorum da, nasil? Bence dinler yalan ama bir proje olmali. Aksi halde bir bebegin kokusu niye mutluluktan basimizi dondursun ki? Yoksa yeni dogum yaptigim icin cok mu duygusalim?
Verdigin link icin tesekkurler neva, arastiriyorum.
Ayrica anne ve bebek uzerinden sormamin nedeni suan sut veriyor olmam ve bu duruma sasirmam... yani vucudumun sute ihtiyaci yok ve bir baskasi icin uretiyor ve bu mukemmel.
Rica ederim.
Olabildigince basit dille anlatmayi deneyeyim.
Tamam sut veriyorsunuz dogrudur, ama zaten ilk dollenmeden beri, sizin bedeniniz, bu dollenme urununu(yani simdiki bebeginizi) bir atik olarak algiladi. (yani disari atilmasi gereken bir yabanci gibi, ya da periyodik donemizdeki atik kan gibi ) Bu sebeple bir nevi alarm'a gecip (immun/bagisiklik sisteminiz) karsi savunma baslatti ve bunun sonucunda hipofiz beziniz, (otur yerine terbiyesiz ) diyerek hormonsal duzenlemeyi yapti.
Bu biyolojik ayracin ozelligi, iki farkli kan'in(bebeginki ve sizinki) karsi karsiya gelmesi ve birbirine karismadan en temel besin oksijen alisverisidir. Baska turlu bebeginizin saglikli gelisimi mumkun degildir. Bunu da islevsel olarak, sizin halk dilinde es dediginiz(dogum sonrasi cope atilan parca) plasenta saglar. Yani bebegin anne rahmindeyken, ne alip almamasina iliskin duzenleyici gecici organ(cocuktaki gecici disler benzeri) diyebilirsiniz.
Zira bedeninizde, sinir sisteminize iliskin, vucudunuza girecek en ufak seyde dahi(ornegin basit bir kiymik parcasi bile) immun sistem tetiklenir, yani dusman geldi, haydi cocuklar savasa seklinde. O mutlaka atilmalidir. Sinir uyarilir cunku. Ve aci duyarsiniz dokundugunuzda. Ve her verdiginiz olumlu/olumsuz/beyinsel/bedensel tepki sinir uyarimi sonucu gelisir.
Sut konusu kafanizi karistirmasin.
Halk arasinda "sut" olarak kullandiginiz, belli protein, yaglar, seker vs. kimyasallar iceren bir likittir. (Tipki su, ayran, meyve suyu vs. gibi) Yani tibben karsiligi bir kimyasal karisimdir.
Bu yuzden sut'un mucizevi(!) bir tarafi yoktur.
Anne sutunun farki, sizin kendi bedeninizin urettigi olmasi sebebiyle faydalidir. Cunku bebeginizi de anne karninda buyuten mekanizma yine sizin kendi bedeniniz. Bu sebeple bebek acisindan koruyucudur, daha antibiyotiktir. Ama bir inek de veya kedi de sizin urettiginiz sut'u uretir, ornegin sutunuz olmasa bunu(inek sutu vs.) kullanirsiniz yedek olarak. Veya bir bitki de bunu yapabilir.
Mesela yediginiz incir'in de sut'u var. Veya soya'nin da sut'u var.
Zira yenidogan gruplari, henuz gelisimini tamamlamadigi icin, immun bakimindan savunmasizdir, yani cok kolay disardan bir sekilde gelebilecek mikrop, bakteri vs. ye aciktir ve fakat sizden daha direnclidir cok zaman.
Inanc bakimindan da, kendinizi kasmaniza hic gerek yok, su an eger inanma egilimi icerisindeyseniz o sekilde devam edin. Bunu degistirecegim diye kendinizi zorlamayin. Eger bebeginizin Tanri mucizesi oldugunu dusunuyorsaniz, oyle hissedin oyle dusunun.
Ama bunun bilimsel tarafini da, bir bilgi olarak ogrenin.
Zira anne olmussunuz, dogal bir psikoloji olarak bir mucize gerceklestirdiginizin zevkini cikarin. O sizin(sizin ve esinizin) eseriniz cunku.
Ona emek verdiniz, onu tasidiniz, onun icin aci cektiniz, kramplara maruz kaldiniz. Ne olursa olsun muhtesem bir is basardiniz. Simdi sizi o yeniden buyutecek, onunla saglam bir iliski kurun ve onu gereksiz bir intihar vs. ile sizden yoksun birakmayin.
Hicbir sey sizden ve bebeginizden daha degerli degildir.
En azindan kabul ederim veya etmem ama ne oldugunu tam anlamiyla ogrenmeliyim.
Tekrar tesekkurler
Zaten kabul etmemenizin veya etmenizin fazla bir onemi de yok mspandora. Dayatan olgularin, kabul'u veya reddi diye birsey yoktur.
Anlayabilmeniz veya dusunup kafa yorabilmeniz acisindan en basit derece ornek verelim.
Bugun kolunuza igneyi alip, yasaminizin idamesine iliskin, kafaniza gore kan basamiyorsaniz, bu size dayatan bir olaydir, size ragmen dominanttir, ama bunu kabul veya red etme seceneginiz yoktur yasamsal anlamda.
Ancak bu kan'i, ilahi baglamda mucizevi(!) yapmaz.
Cunku kafaniza gore istediginiz grubun kanini, agiz yoluyla icebilirsiniz de ornegin.
mspandora
21-03-2013, 18:45
Butun gun okuyorum, emekleriniz icin tesekkurler. Takildigim yerleri yazarim yine. Esime de aksam yemegi olarak kitap ikram ederim artik. Baska bir seye vakit yok :)
Natürelist
14-04-2013, 07:56
http://images.nationalgeographic.com/wpf/media-live/photos/000/400/cache/australopithecus-sediba-secrets-revealed_40030_600x450.jpg
Yarisi maymun yarisi Insan
Ilgisini cekenler bu haberi okuyabilirler.
Kaynak; http://news.nationalgeographic.com/news/2013/13/130411-homo-ancestor-hominin-skeleton-lucy-australopithecus-sediba-science/
http://www.sciencemag.org/content/340/6129/163
http://www.sciencemag.org/site/extra/sediba/index.xhtml
Isteyenler soru da sorabilirler arastirmacilar e-mail adreslerini de vermeyi esirgememisler.
Konu karışmış lakin TomSawyer güzel bir noktayla işe başlamış.
Katkı babında (bir çocuğun anlayacağı şekilde) ;
şöyle düşünelim:
Bir kazmayla toprağı kazmaya başlıyorsunuz;
50 metre derinde: Memelileri buluyorsunuz
100 metre derinde: Sürüngenleri buluyorsunuz
200 metre derinde: Balıkları buluyorsunuz.
400 metre derinde: Omurgasızları buluyorsunuz.
Bu kazma işlemini dünyanın neresinde yaparsanız yapın; aynı sonucu alıyorsunuz. "İlahi bir mükemmellik" ile sürüngenler hiçbiryerde memelilerin üstünde yahut balıkların altında olmuyor. Heryerde hep aynı sıra ile bu fosillere ulaşıyorsunuz.
Ne düşünürdünüz?