Orijinalini görmek için tıklayınız : Bahailik'te Adalet Anlayisi
Sevgili gardaşım oki ;
Gördüğüm şeyi,
şu iki olgu tam anlatır.
1-) Bir kavme olan kininiz....
2-) Birini çok sevmek veya ondan nefret etmek....
Mutlak adalete çıkan yolu,
"Çıkmaz sokak" yapar.
Bizim niyetimiz "Üzüm yemek" olmalı değil mi ?
Ayrıca
şu :
sözün
"Allahsız bir gücü kabul ederek, onların adaleti ile dağıtılan payelere alkış tutacak isek;" oki
nedense aklıma
"Müslüman mahallesinde salyangoz satmak"
deyimini getirdi.
EY RUH OĞLU!
Yakînen bil: Başkalarına adalet emredip kendisi türlü rezalet irtikâb eyleyen kimse -ismimi de taşısa- Benden değildir.
Saklı sözleri saklayarak mı yaşamalıyız canım abicim.
Gardaşım oki ;
Aha bu gördüğün sözler,
ancak ve ancak,
ona inanan olan beni,
inanııyor isen seni de bağlar.
Neden başkalarını bağlasın ki ?
Bu söz Bahaullah'ın kendi inanırları olan biz Bahailere olan sözü.
Eğer bu sözden,
şahsım yani psiko,
birilerine adalet emredip,
kendim türlü rezaletler irtikap etmiş isem beni bağlar,
ki
varsa öyle bir durumum,
lütfen "Dost acı söyler"i ortaya koy.
Defalarca belirttim ki,
dostumun düşmanı düşmanımdır.
Düşmanımın düşmanı dostumdur,
mantığı,
şükr şahsımda 53 yıldır işlemedi,işlemiyor ve işlemeyecek.
Canım abicim;
Müslüman mahallesinde salyangoz satanlar bizler değiliz; Zira Mevcudat umuen Allah'ındır. Bizler Allah adına yaşadığımız arzda O'nun askerleriyiz. Yani kim evsahibi kim misafir öncelikle buna karar vermek gerekir.
Saklı sözlerdeki muhatap; siz değilsiniz; bu mekanda adalet dağıttığını idda edenlerdir. Sizin dolaylı muhatap olduğunuz yer ise, Allahsız bir adalet anlayışındaki bariz Adaletsizliğe olan velevki manidar dahi olsa teşekkürdür.
Ayrıca; İnancınıza göre Hz.Bahaullah'ı eğer Cemalullah olarak kabul ediyorsanız; O'nun sözleri ona inanları değil, bütün insanlığı kapsar.
Bilirsiniz ki; düz mantık ile beşeri dostluk düşmanlık kurgusu dinde tatbik edilemez. Zira uhuvvet bildiğim kadarı ile Bahailerin en temel argümanlarından biridir.
Her bir inanır bilir ki; Allah'ın anılmadığı yerde mutlak adaletten söz edilemez.
47- EY İNSAN OĞLU!
Cemalime yemin olsun! Saçlarının kanınla boyanması, Benim katımda kâinatın yaradılışından ve her iki cihanın ışığından daha büyüktür. Ona çalış, ey kul.
Bu sözleri süre gelen adetullahın, Adaletin gerekirse nasıl korunacağı konusunda birer rayhası olarak duyumsamak için sadece herşeyi ihata eden ve herşeyin rabbi olan EL ADL olan Allah'a yönelmek yeterlidir.
Bu garip nacizane düşünmektedir ki; Önce Adaletin mihengi olarak Allah'ın adaletini bilip anlamalıyız ki;sonra anlayabilelim; "bir kişiye olan muhabbetiniz , ona karşı adalet duygunuzu sarmasın mealindeki öğüdü.
Yoksa kişisel adalet muhabbetleri ile dünyaya yönelmekten öte bir şey yapamayız.
Saygılarımla
Ahhhh benim canım gardaşım ahhhh ;
47- EY İNSAN OĞLU!
Cemalime yemin olsun! Saçlarının kanınla boyanması, Benim katımda kâinatın yaradılışından ve her iki cihanın ışığından daha büyüktür. Ona çalış, ey kul.
Bu ilahi rayihadan nasıl bir koku almış isen,
Buyurmuşun ki :
Bu sözleri süre gelen adetullahın, Adaletin gerekirse nasıl korunacağı konusunda birer rayhası olarak duyumsamak için sadece herşeyi ihata eden ve herşeyin rabbi olan EL ADL olan Allah'a yönelmek yeterlidir.
Ne yazık ki Tanrının adetullahı diyerek,
Bahailikteki,
değil savaş -öldürme-kavga-,
nizanın dahi yasak olduğu "Anlayış"ını atlayıp,
Bu sözlerden neler çıkarmışın.
Bir Bahai öldürülür ama öldürmez.
Bunun aksi bir "Davranış" içinde olan olur ise,
-İsmimi de taşısa benden değildir- devreye girer.
Tanrıya karşı gelenler,
eğer inananlara karşı daha da ileri giderek,
O'na inananları sırf inandıkları için,
katletmeye de başlar ise,
İnananların bundan kaçmamasını anlatır o sözler.
Nitekim İranda şehid edilen 20.000 den fazla Babi-Bahai Tarih nezdinde bunun canlı "Şahid"idir.
Kısasa kısas vari olgular eski evrenin işleri.
Artık yeni bir evrede inananlar.
Bunu senin gibi bir kapasitenin atlamış olmasına hayret ettiğimi söylemeliyim.
"Niyetler ve ameller" "Fikir ve zikr"
bu "Anlayış" ve "Davranış" insan psikolojisinde önemli değil mi ?
Neden "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak." dedim ?
Bu site misyon olarak "Dinlerden özgürlük"ü savunan bir site.
Dolayısı ile onlardan mutlak adaleti istemek-hele hele de- saldırgan bir üslup ile.
"Her saldırgan Tanrı'nın lütfundan kendini mahrum eder."
anlayışı ile bakacak olur isek,
bunu yapanın "İsmini de taşıyor olsa Ondan" olup olmadığı konusunda nasıl bir anlayışa sahip olabiliriz ?
Düşünsene bu neye benziyor ?
Bu yeni dostun eski kılığı neydi ?
Şu :
Enam 159 : Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur.
Onların işi ancak Allah’a kalmıştır.
Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
olabilir mi ?
Çok sevgili gardaşım unutmaki psiko abin seni çok sever.
Ammaa
Adaleti,hakikatı anasından babasından ve dostlarından daha çok sever.
İnsanlar ile Tanrının varlığı yokluğu bir yana,
-Tanrı yok dediklerinde herhangi bir eksilme mi oluyor Tanrı da ? Veya biz var deyince bir fazlalaşma mı ?-
İnsanlık aleminin sorunlarını çözme konusunda,
bizler aldığımız anlayışları ortaya koyarak,
bulunduğumuz ortamın misyonu ne olursa olsun,
vizyonumuzu ortaya koyarak,
saldırgan bir üslup veya yaklaşım yerine,
"Meşveret kurumu"nun canlanmasını sağlamaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım değil mi ?
Bunu bir kültür edinip davranışlarımıza geçirdiğimizde,
Ondan olup,ismini taşımak dediğimiz şey mi oluşur ?
Yoksa
"........Dini barış-sevgi dinidir" sloganlarına,
"Hadi len ordan" vari anlayışlar ve bu anlayışı destekleyen yazılarla mı karşılaşırız ?
Sonra da oturup "Hedef ...... m ?" diye başlık açmak zorunda mı kalırız ?
İster Nevruz denilsin isterse Newroz, bu bayram Türk’ün ve Kürt’ün anlamsız çekişmesine sığamayacak kadar büyük.
Baharı müjdeleyen Nevruz’u tüm yurttaşların ve insanlığın resmi bayramı yapmaya hazır mıyız?
AYKAN ERDEMİR
NEVRUZ bu yıl da kuzey yarımkürelileri şaşırtmadı.
21 Mart günü ekvatora dik açıyla gelen güneş ışınları beraberinde baharın müjdesini de taşıdı.
Tarih boyunca kuzey yarımkürede çok farklı topluluklarca çok farklı isimlerle ve şekillerde kutlanan Nevruz, aynı güneşin altında aynı baharı kutlayan insanlar olduğumuzu anımsamak için bizlere bir fırsat daha verdi.
2008 Türkiyesi ise, 21 Mart’ı bir kez daha güneşi ve baharı paylaşmayı beceremeyenlerin ülkesi olduğunu dünyaya ilan ederek geçirdi.
Yeni günü, Nevruz’u, eskitemediğimiz ádetimizle, kanla, gözyaşıyla, hırsla ve şiddetle kutlamaya henüz doyamadığımızı dosta düşmana gösterdik.
Ne mutlu bize!
Arefesinde korkulara boğulduğumuz 21 Mart’ın ne kutlu bir gün olabileceğini öğrenmek için 25 yaşına basmam ve Harvard Üniversitesi’nde Farsça dersleri veren Prof. Dr. Wheeler Thackston’ın dersine kaydolmam gerekmişti.
Kendisine Thackston Ağa olarak seslendiğimiz Wheeler Hoca bir gün derste Nowruz’un en sevdiği bayramlardan biri olduğunu çünkü hiçbir milletin ve dinin bayramı olmadığını, tüm insanların ortak mirası olduğunu söylediğinde şaşırmıştım.
Benim için Nevruz milletlerin çekişmesinin ve didişmesinin trajedisiydi o güne değin.
Nevruz’u ölü ve yaralı sayılarını hesaplayarak geçiren biz Türkiyeli öğrenciler için bu günü İranlı arkadaşlarımızın ‘Haft Sin’ masalarında baş harfi s ile başlayan yemekleri sayarak geçirmek de bir o kadar şaşırtıcıydı.
22 Mart sabahları mutlu kalkılabileceğini görmek için, Acem’in, Kürt’ün, Türk’ün, Alevi’nin, Bahai’nin, İsmaili’nin ve Zerdüşt’ün ortak baharını öğrenmek için okyanus aşmamız gerekmişti.
Kendimizi bilmek ve özümüze varmak için ne de uzak aynalardan medet ummak gerekiyordu.
Güneş hepimize yeter
Nevruz’un Nevruzluğunu idrak edeli dile kolay on yıl oldu.
Tahsille cehaletimiz geçti, başka şeyler baki kaldı.
Her şey bir yana, Nevruz bu yıl da herkese yetecek kadar güneş ve baharı beraberinde getirdi Türkiye’ye.
Türkiye Bahai Toplumu Dış İlişkiler Temsilciliği direktörü Prof. Dr. Cüneyt Can’ın her zamanki nezaketi ve inceliği içinde ilettiği davetiye benim için Nevruz’un ilk habercisiydi:
‘Nevruz (Bahai Yılbaşı) münasebetiyle vereceğimiz yemeğe teşriflerinizden mutluluk duyacağız’.
Devlet tarafından din olarak tanınmayan Bahailik’in ve nüfus cüzdanlarına Bahai olduklarını yazamayan onbinlerce Türkiye Bahaisi’nin bunca örselenmeye rağmen kırgınlığa yer vermeyen misafirperverliği ve cömertliği bizleri bir kez daha utandırdı.
Bahai cemaatinin konukları güneşin ve baharın herkese yetecek kadar çok olduğunu görmüşlerdir eminim.
devamı
http://www.stargazete.com/acikgorus/ha-nevruz-ha-newroz-72-milletin-ortak-bayrami-94220.htm
İbni Sina'nın bir talebesi
-Eğer hocam bana Peygamber olduğunu söylerse ona ilk inanacak olan kişi ben olurum
diyerek hocasını ne kadar çok sevdiğini söylermiş sağda solda.
İbni Sina da bunu duyar ama hiç bozuntuya vermezmiş.
Günlerden bir gün talebesi ona da bunu açtığında
-Bekle.Birgün sana bu konuda cevabımı vereceğim.
demiş.
O cıvarda yaşayan en yaşlı kişinin dahi
-Ben böyle bir kışı hayatım boyunca görmedim
dediği bir kış günü,İbni Sina ve kendisine inanacağını söyleyen talebesi aynı odada uyurken sabaha karşı İbni Sina ateşler içinde yattığı yerden kalkmış ve talebesine kendisine bir bardak su vermesini rica etmiş.Talebe hemen testinin yanına gidip su koyacak iken bir de bakmış ki testide su yok.
-Hocam testide su kalmamış.
-OI halde bahçeye çık ve kuyudan çek getir.
-Ama hocam dışarısı kış kıyamet.Siz ateşler içindesiniz ve su çok soğuk olur ve siz daha beter hasta olmaz mısınız ?
-Varsın olsun be oğul.Biz doktor değil miyiz ? Başkalarını nasıl iyileştiriyor isek kendimizi de iyileştiririz.Sen kalk ve suyu getir.
-Kusura bakma hocam dışarısı çok soğuk ve ben çıkmak istemiyorum bu soğukta.
Aradan biraz daha zaman geçince sabah namazı için ezan okunmuş.Talebe kalmış bahçeye çıkmış.Kuyudan su çekip abdestini almış ve namaza durmuş.Namaz bittiğinde İbni Sina talebesine
-Bu şehirde kaç tane Camii var ? Kaç inanan var ?
-Sanırım 10 tane kadar Camii ve şehir nüfusunun büyük bölümü de inanan.
-Peki tüm İslam aleminde ne kadar Camii ve inanan vardır.
-Sayısını bilelem ama bayağı fazladır hocam.Neden sordunuız ki ?
-Sen beni yakinen tanıyor ve sana öğrettiğim bilgiler için bana minnettarsın ve beni çok seviyorsun değil mi ?
-Tabi ki hocam.
-Ama ne Allahı gördün ne de Hz.Muhammedi değil mi ?
-Evet hocam.
-Beni tanıyor,ilim verdiğim için bana minnettarsın ve bana sevgi duymana ve üstelik "Hocam Peygamberim dese ona ilk inanan ben olurum" demene rağmen,bana bir bardak su getiremedin soğuk diye.Oysa bak ezan okunduğunda,Allahın ve Elçisinin adı anıldığında kalktın o soğukta abdest aldın ve namaza durdun.Peygamberlik işte böyle bir makamdır o yüzden bir daha beni onurlandıracak olsa da bu tür şeyler söyleme sağda solda ve Peygamberlik makamını da böyle uluorta ağzına alma.
Yani canım kardeşim birilerinin Tanrı yoktur Elçileri şöyledir böyledir demeleri seni veya bir başka inananı üzmesin kısaca.
Tüm dünyada,
Tanrıya inanç sistemleri,
inananları,
ibadethaneleri
"Nesnel" bir halde "Gözle görülüp elle tutuluyor" "Iııı ben inanmıyorum" denilse de.
Tüm kavga yine insanlık aleminin içinde bulunduğu durum adına.
Herkes meşverette, insanlık aleminin düzelebilmesi adına kendisinin ne düşündüğünü ve bunu nasıl eyleme geçireceğini ortaya koysun ki
"Vardı yoktu,iyiydi güzeldi,değildi kötüydü " gibi konunun özünden uzaklaşmayalım.
"İnanan ve inanmayan" yaftalarına haiz olarak,
Tahtırevallilin iki ucunda oturan,
her iki uçtaki kişiler de,
"Bilmiyorlar ama yapıyorlar" ın muhatabı olmasın.
Ve sonra
"Su uyur,emparyaller asla"
diyen
Karl amca mezarında rahat uyuyamamazlık etmesin.
Bari mezarında rahat etsin..
Birisi Psiko abimle yazışmaları yeni bir başlığa "Bahailikte Adalet" diye taşısın lütfen; oradan devam edelim derim ben.
Eğer önüne gelen atlamaz ise ; Hem konu itibari ile hem de merak edenler için güzel bir başlık olacağından eminim.
Evet canım abim;
Başlık taşınınca Hz.Bab'dan itibaren özellikle adalet için bir bahai kiminle ne şekilde ve hangi şartlarda nasıl mücadele etmiştir. konusundan devam ederiz inşallah.
Bu konuda zaten epey soracağım şey vardı; Ama malum söz verilen bilgi bir yerde tıkandı. Bundan sonrası sizin üzerinize vazife artık. :)
Haydi Bismillah;
Görelim bakalım; Hangi eşşedi kafir taşıyacak başlığı?
Selamlar
Averroes
28-09-2009, 20:48
Ahhhh benim canım gardaşım ahhhh ;
47- EY İNSAN OĞLU!
Cemalime yemin olsun! Saçlarının kanınla boyanması, Benim katımda kâinatın yaradılışından ve her iki cihanın ışığından daha büyüktür. Ona çalış, ey kul.
Bu ilahi rayihadan nasıl bir koku almış isen,
Buyurmuşun ki :
Bu sözleri süre gelen adetullahın, Adaletin gerekirse nasıl korunacağı konusunda birer rayhası olarak duyumsamak için sadece herşeyi ihata eden ve herşeyin rabbi olan EL ADL olan Allah'a yönelmek yeterlidir.
Ne yazık ki Tanrının adetullahı diyerek,
Bahailikteki,
değil savaş -öldürme-kavga-,
nizanın dahi yasak olduğu "Anlayış"ını atlayıp,
Bu sözlerden neler çıkarmışın.
Bir Bahai öldürülür ama öldürmez.
Bunun aksi bir "Davranış" içinde olan olur ise,
-İsmimi de taşısa benden değildir- devreye girer.
Tanrıya karşı gelenler,
eğer inananlara karşı daha da ileri giderek,
O'na inananları sırf inandıkları için,
katletmeye de başlar ise,
İnananların bundan kaçmamasını anlatır o sözler.
Nitekim İranda şehid edilen 20.000 den fazla Babi-Bahai Tarih nezdinde bunun canlı "Şahid"idir.
Kısasa kısas vari olgular eski evrenin işleri.
Artık yeni bir evrede inananlar.
Bunu senin gibi bir kapasitenin atlamış olmasına hayret ettiğimi söylemeliyim.
"Niyetler ve ameller" "Fikir ve zikr"
bu "Anlayış" ve "Davranış" insan psikolojisinde önemli değil mi ?
Neden "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak." dedim ?
Bu site misyon olarak "Dinlerden özgürlük"ü savunan bir site.
Dolayısı ile onlardan mutlak adaleti istemek-hele hele de- saldırgan bir üslup ile.
"Her saldırgan Tanrı'nın lütfundan kendini mahrum eder."
anlayışı ile bakacak olur isek,
bunu yapanın "İsmini de taşıyor olsa Ondan" olup olmadığı konusunda nasıl bir anlayışa sahip olabiliriz ?
Düşünsene bu neye benziyor ?
Bu yeni dostun eski kılığı neydi ?
Şu :
Enam 159 : Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur.
Onların işi ancak Allah’a kalmıştır.
Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
olabilir mi ?
Çok sevgili gardaşım unutmaki psiko abin seni çok sever.
Ammaa
Adaleti,hakikatı anasından babasından ve dostlarından daha çok sever.
İnsanlar ile Tanrının varlığı yokluğu bir yana,
-Tanrı yok dediklerinde herhangi bir eksilme mi oluyor Tanrı da ? Veya biz var deyince bir fazlalaşma mı ?-
İnsanlık aleminin sorunlarını çözme konusunda,
bizler aldığımız anlayışları ortaya koyarak,
bulunduğumuz ortamın misyonu ne olursa olsun,
vizyonumuzu ortaya koyarak,
saldırgan bir üslup veya yaklaşım yerine,
"Meşveret kurumu"nun canlanmasını sağlamaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım değil mi ?
Bunu bir kültür edinip davranışlarımıza geçirdiğimizde,
Ondan olup,ismini taşımak dediğimiz şey mi oluşur ?
Yoksa
"........Dini barış-sevgi dinidir" sloganlarına,
"Hadi len ordan" vari anlayışlar ve bu anlayışı destekleyen yazılarla mı karşılaşırız ?
Sonra da oturup "Hedef ...... m ?" diye başlık açmak zorunda mı kalırız ?
Cevap konumundayım. Sonra istediğinizi tartışırsınız. Araya girmem gerekecek.
Psiko,
Tevazu bir yana, o başlık sitede şu ana kadar açılmış en isabetli başlıklardan biridir. Fikri muhaliflerim başlığıma dahil olup, nazikane muamelemle karşılaştılar. Siz de konunun bir yerinden girdiniz, ve neyi savunduğunuzu anlamadığım sembolik ifadelerle mistik bir tutum içine girmeye çalıştınız, anladığım kadarıyla cevabımı esirgemedim sizden de. Tabi ateist olmadığınızı anlamam biraz zaman aldı. Şimdi, "Sonra da oturup "Hedef ...... m ?" diye başlık açmak zorunda mı kalırız ?" cümlesiyle ne demek istediniz, bana açıklayınız. Sembolik konuşmaya çalışmazsanız fazladan üç cümle daha yazarsınız. Alınacak değiliz. Hadi içinize sinmeyen nedir?
Saygılar
Basliginiz hazir beyler. Buyrun, tartisin.
Öncesini bilmediğim bir konu da dahil olmuş başlığa.
Ben o zaman ufaktan bir giriş ile hem psiko abime sorulan soruya cevap vermesini bekleyip hem de biraz düşünmesine zaman vereyim.
Soru: Hz.Bab ile Hz.Bahaullah arasında Allah'ın adaletinin tesisi için fiiliyatta ne tür farklar vardır ?
Fransa'da ve Filistin'de ve İran'da bulunan Babi ve Free Bahailer'in özellikle Adalet konusunda YUAE den farklı düşündüğü noktalar nelerdir ?
Gerçekten de merak ettiğim ve öğrenmek için fizana bile gideceğim iki soru ile başlayım istedim.
Saygılarımla
Sevgili oki gardaşım ;
Vakit buldukça girebildiğim için,
sorularına,düşünme şeklinde değil de vakitsizlikten biraz geç cevap yazabilirim.
O engin hoşgörün ve "Vefa akabesi" vasfınla lütfen idare ediver.
Gözlerinden öperim.
Şimdi gelelim konulara ve sorulara.
Sorulardan önce,
bir "Düzlem-hayt" ta buluşmanın gerekliliğine sen de katılır mısın ?
"Ahd-i misak"
İnanırım diyen,böyle iddia eden herkesi bağlayan bir "İlahi hikmet" midir sence de ?
Sevgili Abicim,
Vefa Akabesinde bekleyen cemal'in, köpeklerin pençesinde kıvranan kanadı kırık güvercinleri gördüğündeki ızdırap ile inleyen mevcudatın dermanına varacak her yolda her daim sabırla beklerim.
İki sorunuza da evet diyor ve açıklamalarınızı bekliyorum.
Selamlar
Sevgili oki gardaşım ;
Madem ilk sorumuz,
yani,
Ahdi misak,
"İnanırım diyen,böyle iddia eden herkesi bağlayan bir "İlahi hikmet" midir ?"
sorusuna cevabın evet,
o halde,
mutfak,
yani,
"İlahi mutfaktan gelen koku"
sana ne diyor ?
Ey Tanrı’nın kulları! Vücutlarınızı güvenilirlik ve dindarlık kaftanı ile donatınız.
Rabbinize amel ve ahlak askerleriyle yardım ediniz.
Biz sizi kitaplarımızda, sayfalarımızda, levihlerimizde ve diğer mukaddes yazılarımızda fesat ve mücadeleden MENETTİK.
Bu yasağın amacı sizin yükselmeniz ve yücelmenizdir, buna gök ve yıldızları, güneş ve parıltıları, ağaçlar ve yaprakları, deniz ve dalgaları, yer ve hazineleri şahadet ederler.
Dostlarını bu kıymet biçilmez ve hayranlık verici kutlu makamda kendilerine yaraşır şeyler için desteklemesini Tanrı’dan dileriz.
Ve yine, çevremizde bulunanların En Yüce Kalem’den sadır olan şeyleri uygulamayı başarmalarını da Kendinden dileriz.
Ey Celil! Güzelliğim ve inayetim senin üzerine olsun!
Biz kullara dinen uygun olanı emrettik, onlar ise Benim kalbimi ve kalemimi inletecek işler yaptılar.
İrade göğü ve melekûtumdan ineni işit.
Benim mahzunluğum mahpusluğumdan veya düşmanlarımın edip eylediklerinden dolayı değil, hayır, Benim mahzunluğum Bana mensubiyet iddiasında bulundukları halde Beni inletip ağlatacak kötü işleri eyleyenler yüzündendir.
Biz onları başka başka levihlerde her türlü öğütle öğütledik.
Tanrı’dan onlara Kendi yardımını ihsan buyurmasını, Kendine yaklaştırmasını, kalplerine güven, ruhlarına huzur verecek şeylerle onları desteklemesini ve Kendi günlerine yaraşmayan şeylerden onları uzak tutmasını dileriz.
Söyle; Ey yurdumdaki dostlarım!
Size Tanrı hatırı için öğüt verenin öğütlerini dinleyiniz.
O sizi yarattı, sizi yükseltecek ve size yarayacak şeyleri açıkladı, size Kendi doğru yolunu ve Büyük Haberi’ni öğretti.
Ey Celil!
İnsanlara Tanrı korkusunu tavsiye et.
Tanrı askerlerinin, güzel huylar ve iyi ameller ordusunun başkumandanı odur.
Milletler bütün geçmiş asırlar boyunca onun eliyle fethedilmiş, zafer bayrakları en yüksek tepelere onun vasıtasıyla dikilmiştir.
Ey Baha ehli!
Sizler, Allah’ın sevgisinin doğduğu yerler ve inayetinin kaynaklarısınız.
Dillerinizi bir kimseye küfretmekle ve hakaret etmekle kirletmeyiniz.
Gözünüzü de yakışıksız şeylerden koruyunuz.
Sizde olanı gösteriniz.
Eğer olumlu karşılanırsa, amacınıza ulaşılmış olunur; aksi halde itiraz etmek boşunadır.
Onu kendi haline bırakınız ve Koruyucu ve Kendi Kendine Var Olan Rabbe dönünüz.
Bırakın fesat ve kavgayı, üzüntüye bile neden olmayınız.
Allah’ın sevecen rahmet ağacının gölgesinde gerçek eğitim almanızı ve Allah’ın arzu ettiğine uygun davranacağıNIZI umut etmekteyiz.
Hepiniz bir ağacın yaprakları ve bir denizin damlalarısınız.
http://www.bahaitr.org/yayinlar/levihler.htm
Sevgili gardaşım ;
Biraz hızlı ve kestirmeden gideyim.
"İhlas" ile ifade edecek isek,
Eğer,
"İlahi mutfaktan gelen koku"
Hz.Bab ve Hz.Bahaullah ise,
bilelim.
Yoksa
İhlas konusunda tereddütlerim oluşmakta bilesin.
(Hz.Abdülbahaya kadar gelmiştik anımsar isen :) )
Sevgili Abcim;
Soruya cevap verseniz diyorum artık. Ki dinde kişiye göre değil mutlak doğruya göre bilidiğimizi anlatmak zaruri iken; soruyu kişiselleştirmek pek de şık durmuyor bence.
Ayrıca; benim nerede kaldığımı Resmi sorumlu profösör bey'e mail ile ilettiğimi ve aradan neredeyse iki ay geçtiği halde bir cevap alamadığımı hatırlıyorum.
Bildiğiniz üzere;
Kanıtın gittiği yere kadar gitmek benim araştırma metodlarımın en temelidir.
Hz.Bahaullah'dan alıntıladığınız levihlerden neyi nasıl anlamamız lazım geldiğinda antak kalabilmek için; ADALET kavramının neden ve niçin uygulamada değiştiğini de öğrenmek lazım. Yoksa Fesat ile beni suçlamanız veya mücadeden men edilmenin gerekçelerinde, pek ala da başka başka amaçlara bilmeden dahi olsa yardım etmek tehlikesi doğacaktır. Ki; Hz.Bahaullah'ın yaşadığı ve ona iman etmişlerin döneminde dahi;
Nasreddin Şah olayı vukuu bulmuştur.
İhlaslı birisinin, ihlassız birisine anlatacak gibi soruların cevaplarını bilidiğiniz kadarı ile dahi olsa anlatırsanız sevinirim.
Cevabınızdan sonra; Önce Hz.Bab'ın yöntemini öğrenmiş olacağız sonra da Hz.Bahaullah'ın neden bu yöntemden vazgeçtiğini anlayacağız sanırım.
Ve hatta belki; free bahailer ile hala mevcut olan Babilerin adalet anlayışlarını da atlamamak lazım.
Daha sonra konunun ilerleyişine göre; Adalet konusudnan sapmadan, YUAE'nin konumunu isterseniz konuşabiliriz.
Bu arada yolladığım Maile cevabı yaklaşık iki aydır hala beklediğimi Profösör Beyefendiye iletirseniz sevinirim.
Saygılarımla
Sevgili oki ;
"Eski camlar bardak oldu."
diye,
Bir deyim vardır.
Çanakkale boğazı diyene,
İstanbul boğazı denmemesi gerektiğini,
herkesten iyi biliyorsun.
Ahd-i misaka göre,
Hz.Bab-Hz.Bahaullah-Hz.Abdülbaha-Şevki efendi-Yüce Umumi Adalet Evi
sıralaması olduğuna göre,
dolayısı ile,
"Şimdi yeni şeyler söylemek gerek."
minvalinde,
biz Bahailerin,
Babi veya free Bahai üzerinde kafa yorması mümkün değil.
Dolayısı ile sorularının ayakları havada kalıyor.
Ve psiko abin artık vefa akabesi !! gardaşına bu konuda daha fazla yardımcı olmak istemiyor.
Ve psiko abisi çok açık ve net olarak gardaşına diyor ki,
misyonu dinlerden özgürlük olan bir sitede,
Tanrıyı insanlara anlatmak,
zor iştir,
sinirlerin bozuluyor ise,
uzak durman daha doğru bir yöntem değil mi ?
Ne demiş atalarımız ?
"Eşeği süren osuruğuna katlanır."
mı ?
sinirlerin bozuluyor ise,
uzak durman daha doğru bir yöntem değil mi ?
........
Sevgili abicim;
Yazılarınıza genel bir değerlendirmek yapmak gerekirse;
Hz.Bahaullah'ın bir eşşedi kafiri bir müslümana karşı koruyun dediğini henüz okumadım.
Haklısınız sinirlerim bozuluyor; aslında sizinde bozulmalı bence. Zaten bütün meselede bu değil mi? Sevgi barış kardeşlik adı altında kimin değirmenine su taşınıyor acaba!
Bahailik konusunda okuduklarımdan zihnimde kalan en çarpıcı cümle; Şevki Efendinin vefatından sonra eşinin söylemiş olduğudur. Bu cümlenin açılımını ve günümüze yansımalarını öğrenmek de her Bahainin üzerine bir görev olmalıdır kanaatindeyim.Tekrar okumakta fayda var bence.
P ise Q mantığı ile inanç olmaz onu da ifade etmek isterim. Zaten iman, mantığın ördüğü duvardan sıyrıldıktan sonra neşvünüma bulur bence.
Bu nedenle; Söz ettiğiniz silsile ile YUAE nin kendini meşru kılmasının benim için hiç bir önemi yoktur.
Bu sitede neden var olduğum konusunda ise; çoğu kez yazdım, demek ki gözden kaçmış; bir daha tekrar edeyim.
Küfür ve nifak yuvası olarak hareket ederek, gerçeğin ve hakikatin ötesinde kasıtlı ve halkı yanıltıcı bir baskın site olduğunu anladığımdan beri, Sitenin sahibi ve yağdanlık iki yöneticisini , meşru olarak, korkutmak bölmek parçalamak ve kişilerin sadece ve sadece aradıkları gerçeklerine kasıtsız ve taammüdsüz olarak salt bilgi olarak ulaşmalarını sağlamaktır.
Bu konuda da elimdeki bütün kozları bu sitenin emektarları olan üyeleri ile korkutmak amacı ile meşru zeminlerde kullanmaktan asla çekinmem.
Adı ne olursa olsun; Bir çok insanın kendi yaşam yolculuğunda karşılaştığı bilgi ve deneyimlerin objektif olarak paylaşılması esasına göre kurulduğu iddia edilen ve gerçekten de zaman zaman değerli paylaşımlar olan bu sitede, insanların hiç bir menfaat gözetmeden yaptıkları katkının üzerinden maddi veya manevi nemalanmaya çalışmak insanlık dışı bir davranıştır.
Yoksa, her zaman verdiğim örnekte olduğu gibi; İdi Amin'in de bir rejimi ve kuralları vardı.
Mesele;kurallar bu ise bende buna uyayım, dümenlerine su taşıyarak onlarla iyi geçineyim de, benim iyiliğimden onlarda imana gelir gibi bir safiyanelik değil; Bir yerde oluşmuş bir halk var ise Allah adına orada Mutlak Adaleti nasıl tesis edeyim olmalıdır.
Zira Allah'ın adaleti adetullahıdır, değişmez ve şaşmazdır.
Bu minvaldendir ki;
Sitenin Adaleti konusunda inancınız gereği bir Bahai hassaiyeti içerisinde sizinde mücadele etmenizi, mücadele edemeyecek kadar bir kafire sevgi veya muhabet besliyorsanız, en azından kendinizi mihenk yapmamanızı, şaşar olan beşer mihenklerine dayanarak Eşşedi kafire yardım etmemenizi istirham ederim.
İnancınız gereği, Hz.Bahaullah sizleri mücadeleden men ederken, kafire de yardım edin demiyor, sizin de bildiğiniz gibi.
Dolayısıyla Taraf olmayın demek, Frodo gibi birisinin adına, gardaşım dediğiniz bir müslümana uyarı telefonu açmak değildir.
Hayatımın hiç bir döneminde eşşeğin kuyruğuna yapışarak onun osuruğunu dinlemediğm için, son cümlenize maalesef bir yorum yapamayacağım.
Zaten osuruğun muhatabı da yazınızdan anlaşıldığı üzere, sayın Cem, Sayın Sargon, Sayın Frodo'dur.
Ben bu sitenin KRALı ve yağdanlıklarının yalandan kurdukları sözde demokrasinin bütün boşluklarını kullanarak, pasif direniş yöntemi ile kendilerini kendi kuralları ile inkar edene kadar buradayım.
Bir bahai olarak sizin de pasif direnişinn ne olduğunu çok iyi bildiğinizi umuyorum.
Elhasıl;
Soru orada duruyor. Cevaplamak isterseniz bilgilerinizden gerçekten istifade etmek isterim.
Bu başlıktaki son yazımdır.
Saygılarımla
Bu konuda da elimdeki bütün kozları bu sitenin emektarları olan üyeleri ile korkutmak amacı ile meşru zeminlerde kullanmaktan asla çekinmem.
Bak Oki
Sana net bir şekilde hodri meydan diyorum.
Bu sitenin admini de benim, sahibi de benim, her türlü hukuki sorumlusu da benim. Şayet bir şey olacaksa mahkemede de mahkeme i Kübra da da hesap verecek olan benim.
Elinde ne kadar koz varsa bana karşı kullanabilirsin. Benim ismimi de biliyorsun, telimi de biliyorsun ne iş yaptıgımı da biliyorsun. Şayet adresimi bilmiyorsan onu da ben sana veririm ki galiba vermiştim eskiden.
Ya gerekeni yap ya da bir daha bu konuları dile getirip kendini küçültme. Benim seni saydıgım kadar psiko dostum da seni saymıştır.
Ama emin ol bana gelebilecek her türlü saldırıda ben psiko dostumun teklifsiz yanımda olacagından eminim.
Ama velev ki yanıldım, ne gam. Ya tüm kozlarını bana karşı oyna, ya da bir daha bu konuyu gündeme alma.
Atın ölümü arpadan olsun.
saygılarımla
Ama emin ol bana gelebilecek her türlü saldırıda ben psiko dostumun teklifsiz yanımda olacagından eminim.
saygılarımla.
Sevgili dilaver ;
Sana gelebilecek her türlü saldırıda psiko dostunun,
teklifsizce ve korkusuzca,
dilaver dostunun yanında olacağından,
emin olabilirsin.
Eminliğin için de çok teşekkür ederim.
Bu minvaldendir ki;
Sitenin Adaleti konusunda inancınız gereği bir Bahai hassaiyeti içerisinde sizinde mücadele etmenizi, mücadele edemeyecek kadar bir kafire sevgi veya muhabet besliyorsanız, en azından kendinizi mihenk yapmamanızı, şaşar olan beşer mihenklerine dayanarak Eşşedi kafire yardım etmemenizi istirham ederim.
Saygılarımla
Sevgili oki gardaşım ;
Bu da benim buradaki son yazım.
Tanrı deyince benim aklıma gelen,
O'nun,
Künhü-zat'ı değil,
isim ve sıfatlarının yansımalarıdır.
O'nun isim ve sıfatlarının esma-yansımalarını,
kişi,
kendini ne-nasıl görüyor
veya
tanımlıyorsa tanımlasın,
o kişide "Gördüm" mü o kişiyi severim koca Yunus gibi.
Güneş gibi açık bu gerçeğe karşın,
kişi,
ne ve nasıl olursa olsun,
isim ve sıfatları esma-yansıtma konusunda
"İsmini taşıyor" olsa da,
yansıtmıyor ise,
Eşşedi mümin-kafir filan hakgetire şahsıma.