Orijinalini görmek için tıklayınız : Polislerin içki içtiği için dövdüğü genç komada!
TSK'yı "eleştirme" konusunda sahte vicdan krizlerinden çıkamayan ve dalga dalga nefret kusan Islamcı arkadaşlarımız, buyursunlar Fettullahçılar polislerin yaptığı pisliği. Ama dur bi ya: bence bu da kesin Ergenekon'un, masum Fettullahçı polislere iftira atmak için uydurduğu bir Bizans oyunudur.
Aynı mahallede oturduğu çocukluk arkadaşlarıyla parka gelen Aydın Üniversitesi İngilizce Çevirmenlik Bölümü son sınıf öğrencisi Güney Tuna (21), arkadaşlarıyla birlikte içki içmeye başladı. Bu sırada rutin uygulama yapan ve 'yunus' olarak bilinen asayiş ekipleri gençlerin yanına gelerek gençlerden parktaki içki şişelerini kaldırmalarını ve parkı terk etmelerini istedi.
Yaklaşık 10 dakika sonra tekrar parka gelen polisler, isteklerinin yapılmadığını görünce gençlerle önce tartıştı ardından Tuna'yı darp etti. İddiaya göre bu tartışmada Güney Tuna polisler tarafından bir süre darp edildikten sonra olay yerine gelen ekip aracı ile Avcılar Merkez Karakolu'na götürüldü.
'POLİSLER OĞLUMU DÖVDÜ'
Oğlunun polisten yediği dayak sonucu hastanede ölüm kalım savaşı verdiğini söyleyen baba Cengiz Tuna, "Oğlum parkta arkadaşları ile sakin bir şekilde içki içiyormuş. Polisler gelep şişeleri kaldırmalarını ve parktan ayrılmalarını istemiş, oğlum ve arkadaşları da 'tamam abi zaten birazdan kalkacağız' demişler bunun üzerine polisler gitmiş. Oğlum ve arkadaşları okumuş, kültürlü çocuklar. Bir süre sonra tekrar parka gelen polisler, gençlerin parkta oturduğunu görünce 'neden hala buradasınız?' deyip bunlara kızmış. Oğlum da buna karşın cevap verince oğlumu 8-10 polis darp ediyor. Vatandaşlar polisleri ikaz edince oğlumu daha kuytu olan bir yere götürüp orada dövüyorlar ve burada kafasına vuruyorlar" diyerek olayı anlattı.
'OĞLUMU KARAKOLDAN HASTANEYE GÖTÜRDÜM'
Olayı haber alıp karakoLa gittiklerini söyleyen baba Cengiz Tuna, "Avcılar polis merkezine gittik, bizi karakola almadılar. Bu polislerden bize burada yaşanan olayla ilgili bir kağıt imzalattılar. Ben baktım sadece GBT sorduklarına ve gençlerle sözlü tartışma yaşanıp olayın noktalandığına dair yazı yazmışlar. İmzaladım ben de. Sonrasında oğlum çıktı karakoldan. Baktım arabaya binerken bacağında ve diz kapağında ağrı hisediyor hemen hastaneye gittik. Sol diz kapağı ile sağ fibula kemiğinin kırık olduğu ortaya çıktı. Bu sırada Güney kusmaya başladı. Tomografi çektirdik. Beyninde kanama olduğu söylendi. Ancak beyin cerrahı olmadığı için hemen ambulansla Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdük" dedi.
'OĞLUMUN HAYATİ TEHLİKESİ DEVAM EDİYOR'
Polisin ceza uygulama mercii olmadığını söyleyen baba Cengiz Tuna, "Çocuğun hayati tehlikesi devam ediyor. Şikayetçi olacağım sorumlulardan. Velevki polisle atıştı, bunu cezası bu mudur. Acımasızca, öldüresiye dövülmesi midir. İnsanın kafatasına bu kadar darbe indirmek öldürmeye teşebbüstür. Bu insanlar nasıl bu kadar vahşi, gaddar davranabilirler" diye konuştu.
AVCILAR'DA DAHA ÖNCE BENZER BİR OLAY YAŞANMIŞTI
Benzer bir olay 21 Kasım 2007'de yine Avcılar'da, yine bir parkta yaşanmıştı. Bir arkadaşı ile içki içtiği parkta polisin parktan ayrılmaları yönündeki ikazı sonrası darp edilen Feyzallah Ete (26), polisin göğsüne attığı tekme sonrası hayatını kaybetmiş, olaya karıştığı belirlenen polis memuru A.M. tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
http://www.habertek.net/polisin-icki-ictigi-icin-dovdugu-genc-komada
daha öncede parkta öpüşen bir çiftite saldırmışlardı adamı dövmüşlerdi...
daha öncede parkta öpüşen bir çiftite saldırmışlardı adamı dövmüşlerdi...Ablamın bir arkadaşı da çok benzer bir deneyim yaşadı. Emniyetteki Fettullahçı çeteler yüzünden kara kara düşünüyorum ve geleceğimiz için endişe ediyorum. Sanki gittikçe Gestapo veya Basiç olma eğilimi var bunlarda.
Bunlar haberlere yansıyanlar. Yansımayan daha yüzlercesi var. Ne kadar yazık...
akşam haberlerinde izledim olayı.
dindar diye geçinenlerin maskeleri tek tek düşmeye devam ediyor.
önüne geleni polis yaparlarsa olacağı budur zaten.
açılım ve demokrasi budur herhalde değil mi özgürlükçü demokrat arkadaşlar?
alkışladığınız AKPnin marifetlerinden biridir bu polisler......
korku iktidarı bu.. ellerinde çok daha fazla güç olsa halkın tamamını sindirmiş olsalar siz ozaman görün neler yaparlardı bizee.. sokaklarda ellerinde kırbaç olan sakallı cübbeli adamlar ve kara çarşaflı kadınlar dolaşırdı.. ayağın mı açık?? saçın mı açıldı?? şlakk kırbaç yedin sırtından...
ve belki sırtındaki acı yıllar önce hiçbirşeyi umursmayan halkıma bir şeyi hatırlatırdı...
Herhalde liberal aydın Cem'in bahsettiği "Avrupa tarzı, Müslüman demokrat parti" böyle oluyor. "Müslüman demokrat" halleri buysa Şeriatçı hallerini görmek istemiyorum ben! Demokrat mahalle baskısı, demokrat dayak, demokrat medya baskısı, demokrat linç... Yesinler.
yaptılar onu da bi ara Kızıl,eşim anlatmıştı erbakan iktidara geldiğinde bu çarşaflılar filan başı açık kızları sokaklarda durdurup tacizde bulunuyormuş.
Yahu arkadaşlar
Sizleri anlamakta zorlanıyorum. Mutlaka biz ve ötekiler ayrımını yapmak zorunda mısınız.
KÖtü her yerde kötüdür. Benim kötüm daha iyidir diye bir şey olamaz. Ehveni şer de olamaz.
Tüm tabulardan kurtulup kim yaparsa yapsın her türden işkence ve zulüme, kanunsuzluga karşı çıkabilmeniz mümkün degil mi.
Bir kişi hem TSK yı, hem fettullahı, hem Akp yi, hem chp yi eleştiremez mi. Haksızlık gördügü yerde dikilemez mi.
Sene 1978. Ecevit iktidar. Devriin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı. Ben bu dönemde 9 gün emniyette kaldım ve anam agladı. Ne diyecegim şimdi Ecevit işkencecidir mi diyecegim.
İşkence ve katliam devletin ana silahıdır. Tüm devlet kurumlarının çalışma yöntemidir ve partiler asla iktidar olamazlar.
Türkiye'de bir tek iktidar partisi, devlet partisi vardır. Gerisi düzmece ve senaryodur. Sizleri böyle aldatmak için ortaya konan senaryodur. Sizler de devletin ana niteligini göremez ve particilikle birbirinizi yersiniz hatta kırarsınız.
Şayet bir şeyleri suçlayacaksanız ana devlet partisini suçlayın, ama bunun için tüm tabulardan özgür olmak gerekiyor.
saygılarımla
evrensel-insan
05-10-2009, 23:10
Saygideger dilaver;
ama bunun için tüm tabulardan özgür olmak gerekiyor.-dilaver-
Ahhh, nerde o gunler!
Bu arada tabularindan ozgur olamayanlari ne yapacagiz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Muhterem
Yapılacak pek fazla bir şey yok. Sonuna kadar gerçekleri ortaya koymaya çalışacagız. Karşımızdakiler genellikle genç nesiller. Kendimizle kıyasladıgımda gerçekten onlardaki bagnazlıga üzülmüyor degilim ama 12 Eylül ün de amacı buydu. Ve bunu gerçekleştirdi. 30 yıl sonra bir tarafta dinci, diger tarafta bagnaz devletçi bir nesil yetişti. En radikali bile kutsalını eleştiremiyor.
Ne yapalım biz de yılmayacagız, çünkü hala bizden sonraki nesillere karşı bir sorumlulugumuz var.
saygılarımla
evrensel-insan
05-10-2009, 23:30
Saygideger dilaver;
Bence yapilacak sey var; nedir biliyormusun? Herkese bu verilerini tabularini dile getirme hak ve ozgurlugunu taniyarak ve onlarin hangi tabu ve verilere sahip olduklarini, kendilerinin dile getirmesini saglayarak.
Sonra da; bu dile gelen tabularin ve verilerin; dusunce olarak; insanligin onunde bir engel oldugunu, ayrimciliktan baska bir ise yaramadigini, bu tabu ve verilerin; icinde bulundugumuz duzen ve sistemin vazgecilmezleri oldugunu, ve bu tabu ve verilerin; dogumdan sonra; bizlere verildigini; bu ayrimci tabu ve verilerin; bizleri dusunce ve davranis olarak insan olmaktan uzaklastirdigini ve o yuzden de; herkesin; kendisine dogumdan beri verilen bu tabu verileri; sorgulayarak, neden bu tabulara ihtiyac duyduklarini kendilerine anlatmalari gerektigini v.s. kisilerin; degerlerine satasmadan ve kisilere kisilik olarak yonelmeden; sadece dusunce olarak ortaya koymaktir.
Yani; tabulari olanlarin, once tabularini ortaya koyma hak ve ozgurlugunu vererek, sonrada dusunce ile bu tabu ve verilerin, insan olmak icin "gereksizligini ve zararini" gostererek. Yani; egitim ve bilginin bilinclendirmesiyle.
Benim de yaptigim budur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kafasikarisik
05-10-2009, 23:31
Sene 1978. Ecevit iktidar. Devriin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı. Ben bu dönemde 9 gün emniyette kaldım ve anam agladı. Ne diyecegim şimdi Ecevit işkencecidir mi diyecegim.
1- Evet demelisiniz. Demelisiniz ki, gerçek halk iktidarı oluşsun.
2- 1978 yılındaki ecevit, kadrolaşmayı tamamlayacak bir süre iktidarda değildir.(5 Ocak (http://tr.wikipedia.org/wiki/5_Ocak)1978 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1978) - 12 Kasım (http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Kas%C4%B1m)1979 (http://tr.wikipedia.org/wiki/1979) - http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eablon:TC_42._H%C3%BCk%C3%BCmet )
3- Sandalye sayısı itibari ile zayıf bir hükümettir. Üstelik koalisyondur. Üstelik AP den istifa eden 10 milletvekilini bakan yaparak iktidar olabilmiştir. (Bkz. Güneş Motel Olayı)
4- O zamanki Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'tür.
5- Polis herzaman iktidarın polisi olmuştur, bunu bilmeniz lazım.
5- Polis herzaman iktidarın polisi olmuştur, bunu bilmeniz lazım.
Sayın kafasıkarışık
Polis şayet iktidarın ya da iktidardaki siyasi partinin polisi olsa onun dogrultusunda yürür.
Bakın Türkiye'de yıllardır degişmeyen bir şey var. Askerin egemenligi ve devletin polis niteligi. Bu cumhuriyetten bu yana böyle.
Mustafa Suphilerden başlatın isterseniz, sonra 1927 tutuklanmalarına gelin ve devam edin.
78 Ecevit hükümeti yanlış hatırlamıyorsam 16 oyu para ile ya da makam ile satın alarak iktidara geldi ve kısa zamanda düşürüldü.
Saglam bir içişleri bakanının iktidarında polis kılını oynatamaz, bırakın işkenceyi, fiske bile vuramaz. Demek ki Ecevit iktidar degildir, ya da yalancının biridir veya her ikisi de geçerlidir.
O dönemleri yaşayan biri olarak MC ile CHP arasında polisin tavrı arasında hiç bir fark olmadıgını kesinlikle söyleyebilirim. Ancak polis içinde şöyle bir fark dile getirebilirim o da pol-der ve pol-bir farkı.
İşkencenin ise katliama ve vurdumduymazlıga dönüşmesi TSK nın iktidarı sırasındadır.
saygılarımla
sevgili dilaver
bu başlık sanırım molloch tarafından sn. şopen için açıldıydı.aslında bizim üstümüze alınmamıza gerek yok mu ne:D
açılım ve demokrasi budur herhalde değil mi özgürlükçü demokrat arkadaşlar?
alkışladığınız AKPnin marifetlerinden biridir bu polisler......
Herhalde liberal aydın Cem'in bahsettiği "Avrupa tarzı, Müslüman demokrat parti" böyle oluyor. "Müslüman demokrat" halleri buysa Şeriatçı hallerini görmek istemiyorum ben! Demokrat mahalle baskısı, demokrat dayak, demokrat medya baskısı, demokrat linç... Yesinler.
Burada kimse bu konuda hükmeti savunmadı. Ancak bu olay sadece bir hükmet sorunu değil bir devlet sorunu. Silahlı güçlerin keyfi davranışları ve ceza almamları bir devlet geleneğine dönüşmüş durumda. Bunu geçmişte ve günümüzde poliste yapıyor askerde. Sanki silahı olan kanunlardan muhafmış gibi davranıyor. Öyle olmasa kolluk kuvvetleri bu keyfi davranışlarını yapabilme gücü nerden alabilirler.
Bir olay oluyor insanlar sorgulayınca "polisi yıpratmayalım, askeri yıpratmayalım" vs... İşin ilginç tarafı Küçük ceylanın olayında "askeri yıpratmayalı" diyenlerin, bu olayda polisi eleştirmeleri ayrı bir komedi.
Hatırlarsanız geçtiğimiz baharda istanbulda bir olay olmuştu. 2-3 sahış poliş kıyafeti giyip onlarca inanın arasında kadını sürükleyerek götürmüştüler. Şimdi böyle bir olayda insanlar neden tepkisi kaldığını toplum sorgulamadı. Oysa sorulması gereken soru buydu. Toplumun gözüönde polis, asker vs kolluk kuvvetleri hata yapmaz sorgulanamaz kutsal değerler gibi görünüyor.
Polisin ve askerin karıştığı birçok suç (özellikle siyasilere karşı) malesef çoğu takipsizlikle sonuçlanıyor. Bunun birçok örneklerin netten aratırabilirsiniz.
Sonuç itibariyle bence bu tarz olaya siyasi taraf olarak değil, hukuki olarak bakar ve tepki gösterirsek ancak o zaman birşeyler değişebilir.
Ne zaman bir polisin batıdaki keyfi davranışa gösterdiğimiz tepkiyi doğudaki keyfiliklere gösterirsek o zama birşeyler olabilir,
Ne zaman polisin keyfi davranışa gösterdiğimiz tepkiyi askerin keyfi davranışlarına gösterirsek o zaman birşeyler olabilir,
Ne zaman avcılardaki olaya gösterdiğimiz tepkiyi şemdinlideki olaya gösterirsek o zaman birşeyler olabilir.
Unutmayalım yarın yada başka bir gün aynı hukuksuzluğa bizlerde maruz kalabiliriz.
Bu arda ilginç bir gelişme; O polis mahkemeye sevkedildi. Umarım bu sefer takipsizlikle sonuçlanmaz.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12628223.asp?gid=229
kafasikarisik
06-10-2009, 00:18
sayın dilaver,
İyilikler hükümetten, müsibetler devletteki eccinnilerden diyerek kimseyi aklayıp paklayamazsınız.
Her siyasi tartışmayı da önce M.Suphi'ye, ordan TC kuruluşuna, ordan da Atatürk'e bağlamayın artık.
78 deki hükümet, 10 adet bakanlık sözü verilen ve bakan da yapılan AP milletvekili ile kurulmuştur. 42. Hükümettir.
Bir içişleri bakanı, ancak sağlam bir hükümet ve sağlam bir C. Başkanı arkasında ise dediklerinizi yapar.
10 Adet eski AP milletvekilinin bakan olduğu bir hükümette istediğiniz gibi atama kararnameleri geçiremediğiniz gibi, onu F. Korutürk'e de onaylatamazsınız.
İrfan Özaydınlı ise Maraş olaylarından sonra bakanlıktan istifa etmiş, sonrada politikayı bırakmış onurlu bir siyasetçidir.
Ama müktedir olamamasının sebebi yukarıda anlattıklarımdır.
Önce 12 mart, arkasından 2 adet MC hükümeti görmüş, geçirmiş bir teşkilatı, 21 ayda, üstelik defolu bir hükümetle adam edemezsiniz.
Günümüzde bu şartların hiç biri geçerli değildir.
Çok güzel kafasıkarışık
Aynı şeyi söylüyoruz demek ki.
Devlet hiç degişmedi, hep aynı devlet.
78 de neyse şimdi de o.
Bunu anlamak bu kadar mı zor.
Sorun Akp degil devlet sorunudur. 78 de de öyle idi, şimdi de öyle.
O zaman nasık Chp ye yüklemiyorsanız, şimdi de Akp ye yükleyemezsiniz. İkisi de aynı öz.
Yok arada Tansu Çiller ile Süleyman Demirel'in ve de Erbakan'ın. demokrasi getirdigini iddia ediyorsanız orası ayrı.
Sizin söylemlerinizden farklı bir şey savunamadıgnızı çıkarıyorum. Yanılıyorsam beni düzeltin. 78 den sonra demokrasiiyi kim getirdi .Evren mi.
saygılarımla
benim zannımca burda konu ordumuz yada emniyet güçlerimiz değildir. bizim milletimiz çocuğunu hep döverek terbiye ediyor. bu köylük yerlerde hala böyle. şehirdede böyle.
babada annede çocuğunu dövüyor. sonra bu dayak yiyenler büyüyünce asker oluyor polis oluyor öğretmen oluyor. bazıları dayağın ne kötü birşey olduğunu biliyor ve diyorki, dayak kötüdür. kimseyi döverek eğitemessin diyor. dövmüyor.
dayak atan öğretmen var diye milli eğitim kötüdür demiyoruz. yurtlardada dövüyorlar bazen çocuklarımızı ama bütün yetimaneler kötü demiyoruz. bence o zaman ordu kötü yada emniyet kötüde diyemeyiz değilmi? dayakcı asker işkence yapan polis dayakcı öğretmen vardır. kurum olarak dememiz haksız bence.
bence kötü yazan gezeteciyle kötü polisin farkıda yok. ikiside işini kötü yapıyor. birçok gazeteci halkın içine nefret sokuyor ayrımcılık yapıyor. her mesleğin iyiside var kötüsüde. ama esas kötülük aileden geliyor. ailede demokrasi ve insanlık olmayınca sokaktada olmuyor iş yaparkende olmuyor. bence herkes kendini düzeltmesi lazım. yoksa toplum düzelmez. herkes iyi olursa işini iyi yaparsa toplum düzelir. ben eminim o çocuğu komaya koyan polis evindede çocuğunu ve karısını döver. çok iyi yazamıyorum biliyorum ama söylemek istedim ne düşündüğümü bende.
saygılar
kafasikarisik
06-10-2009, 01:09
Sayın Dilaver,
Hayır,
Aynı şeyi söylemiyoruz.
Ben şartların aynı olmadığını söylüyorum.
Meclis çoğunluğu, iktidar süresi, hükümet oluşumundaki bağımsızlığı ve yeter çoğunluk kendisinde iken cumhurbaşkanını seçme şansı diğerinde olmadı.
Eski tabirle 42. hükümet o polisleri kucağında buldu.
Yapabildiği değişikliklerin sonucunu görebilecek kadar da iktidarda kalamadı.
Şimdiki hükümet için bunlar bahane değildir.
Yok arada Tansu Çiller ile Süleyman Demirel'in ve de Erbakan'ın. demokrasi getirdigini iddia ediyorsanız orası ayrı.
Hiçbiri getirmedi. Demokrasi hiç gelmedi ki zaten.
Gelmesini bırakın, niyet dahi olmadı. Yukarda saydıklarınız ve unuttuklarınız da dahil sandıktaki oy ve kelle hesabı yaparak kendi çıkarlarını gözettiler.
Güneş otel demokrasisinden 1 adım ilerde değiliz.
Şimdi bakanlık vaadi ile devşirilen siyasetçi yoktur diyebilirmisiniz?
Bir yönetici altındakilerden sorumludur.
Ama sözümü dinlemiyor demek, yönetici olmadığının itirafıdır.
Yönetemeyen gider, yöneten gelir.
Demokrasi budur.
O zaman tüm olumsuzlukları devlete yazıyorsanız, olumlu gördüğünüz herşeyi de devlete yazmanız gerekir. Çünkü sizin tabirinizle iktidar devlettir.
O zaman tüm olumsuzlukları devlete yazıyorsanız, olumlu gördüğünüz herşeyi de devlete yazmanız gerekir. Çünkü sizin tabirinizle iktidar devlettir.
Elbette
Ama Türkiye halkı açısından devlet nezdinde, ömrümün yarım asrı geçen süresi içinde olumlu bir şeye rastlamadım. Biz emekçiler her şeyi zorla ve mücadele ile aldık. Şayet sizler düşüncelerinizi bu gün serbestçe ifade edebilme hakkına sahipseniz bu da bizim neslin ödedigi bedeller sayesinde ve teslim olmaması sayesindedir. Devlet hiç bir hakkı mücadele olmadan vermez, veremez.
İşte benim de yıllardır yer aldıgım bu mücadeleden neden taviz vermek istemeyecegimi belki anlayabilirsiniz. Herkes istedigini söyleyebilsin. Bizler söyleyemedik, ya da söyledigimiz zaman cezalar aldık, işkence gördük. Ama sizler şu anda buna sahipsiniz, tam anlamıyla olmasa bile. Ve bunun degerini bilmiyorsunuz. Bu deger size kan dökülerek geldi ama buna sahip çıkmak gene bana ya da benim gibilere düşüyor, ironi burada.
63 senesinin 274-275 iş kanunu dahil.
Onun için de bugünkü Kürt açılımı devletin açılımıdır. Neyse buraya girmeyelim.
saygılarımla
Bu davranisindan dolayi bu olaya karismis polisi kiniyorum .....
Eger takipsizlik karari alinirsa , ya da ceza kanunun gerektirdigi sekilde ceza almazsa
mahkemeyi de kiniyorum ....
Ne zaman bu devletin kurumlari halkin memuru oldugunu idrak edecek ?
Devletin acilen bu polislere musteri hizmetleri kurslari vermesi lazim ....
Bu gibi olaylara sifir telorans gosterilmesi lazim ....
Ama iste bir taraftan TSK, icinde suc isleyenleri "bizdendir" , "iyi cocuktur" diye beraat ettiriyor , diger taraftan da Polis'in icinden suc isleyen ..... hicbir farki yoktur benim gozumde
Iste, arkadaslar bunun onune ancak biz halk olarak sesimizi cikarirsak , hepsini ayni olcude elestirirsek duzeltebiliriz bu sistemi.... partizanligi bu gibi konularda , bu gibi suclar islendiginde bir kenara birakmamiz lazim ....
Bu bir yurttaslik gorevidir .... Sizler bir vatandas olarak ayrim yapmadan bu konularda sesinizi siddete yol acmadan yuzseltirseniz , boyle bir kamu oyu olusturusaniz, partiler de sizleri dinlemek zorunda kalacaklardir .... Cunku siyasiler kamu oyunun gucune gore soylemlerini elestirilerini eylemlerini belirlerler .... Cunku isin ucunda oy almak var ... Bu bir gercektir...
O yuzden devamli kamu oyu anketleri yapiliyor ....
Devletin , polisin , TSK'nin kulu konumundaki vatadasliga hayir diyorum, vergilerimizle besledigimiz bu memurlarin artik gorevlerini tam yapmalarini ve vatandasina olan sorumlugunu unutmamasini istiyorum .....
açılım ve demokrasi budur herhalde değil mi özgürlükçü demokrat arkadaşlar?
alkışladığınız AKPnin marifetlerinden biridir bu polisler......
sevgili unbe,
gerçekten de ''özgürlükçü demokrat arkadaşlar'' olarak adlandırdığın kişilerin böylesi eylemleri doğru bulacağına veya masumlaştıracağına mı inanıyorsun? Siyasete ''topyekun düşmanlık'' ve ''topyekun tarafgirlik'' ekseninde bakmadığımız için mi böyle yapıyorsunuz?
Doğru eylem ve söylemleri -sahibi kim olursa olsun- hep birlikte desteklemek, yanlış eylem ve söylemlere -sahibi kim olursa olsun- hep birlikte karşı çıkmak daha mantıklı değil mi?
Başlık sahibinin yaptığı gibi bu olayı Ceylan olayı ile karşı karşıya getirerek, Ceylan olayında şüphe ve eleştirilerini dile getirenlere ''sahte vicdan krizleri'' ithamında bulunmak, sizce bir iyi niyet göstergesi midir?
Başlık konusunu teşkil eden olayın savunulacak, masumlaştırılacak hiçbir tarafı yoktur. Gelin hep birlikte elimizden geleni yapalım, varsa bir kampanya bu konu ile ilgili destek olalım, yoksa kendimiz başlatalım. Polisler mutlaka görevden alınmalı ve cezalandırılmalıdır. Bunda son derece samimiyim.
Ama sizce bu başlık bu gibi niyetlerle mi açılmış, yoksa bu konu üzerinden birilerine haksız taşlar savurmak niyeti ile mi?
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 04:02
SEvgili ulpian ceylan başlığı neden açıldıysa bu da o sebepten açılmıştır diye düşünüyorum.
Küçük bir kızın üzerinden siyaset yapmayı ve koskoca TSK yı yok etme çabalarına girenlere neden aynı tepkiyi vermiyorsunuz.
Unbenin de kastettiği şey budur, kendinize müslüman olmayın oyunlara alet olmayın.
SEvgili ulpian ceylan başlığı neden açıldıysa bu da o sebepten açılmıştır diye düşünüyorum.
Küçük bir kızın üzerinden siyaset yapmayı ve koskoca TSK yı yok etme çabalarına girenlere neden aynı tepkiyi vermiyorsunuz.
Unbenin de kastettiği şey budur, kendinize müslüman olmayın oyunlara alet olmayın.
sevgili ugurce82,
ben o başlıkta TSK'yı eleştirdiğimi hatırlamıyorum. Arkadaşların da birçoğu altını çize çize TSK'ya yargısız infaz yapmadıklarını, eleştirdikleri şeyin, bu gibi meselelerin üstünün örtülmesi olduğunu defalarca yazdılar.
Ama lütfen bari unbe ile, seninle ve diğer sevdiğim arkadaşlarla aramızda birazcık bir hukuk olsun. Görüşlerinizi doğrudan birilerine taş atmadan, ithamlarda bulunmadan da yazabileceğinize inanıyorum. İşte o zaman doğru dürüst tartışabilir ve belki de birbirimizi daha iyi anlayabiliriz.
Farklı bakıyoruz bazı olaylara. Bu gerçek. Ama bu farklılıklarımıza rağmen birbirimize böylesi ağır ithamlarda bulunmadan da tartışabiliriz.
Farklılığımıza bir örnek vermek gerekirse mesela >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=244374#post244374)< müslüman olan Shopen'e atfen ''Başlığı açan arkadaş daha olayın içyüzü belli olmadan TSK ya verip veriştiriyor. Fakat iş kendi kutsalına geldiği zaman kıyamet koparmayı biliyor.'' diye yazmışsın.
Ben bu cümlenden TSK'nın da senin için bir kutsal olduğu sonucunu çıkartıyorum. Ve bu bana çok tuhaf geliyor.
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 04:29
Sevgili Ulpian;
Ben daha önce başka bir yazımda TSK nında mutlaka revizyona girmesi gerektiği konusunda görüşlerimi belirtmiştim. Elbette içindeki herkes sütten çıkma ak kaşık değildir. Sucluları varsa cezalandırılmalıdır.
Fakat bu olayların tek sebebi PKK denen lanet örgüttür. O örgüt olmasaydı. TSK orada olacak mıydı? Arkadaşların anlamadıkları bunlar. Bu sitenin nasıl ki bir DK sı varsa ülkeninde mutlaka bir ordusu olacaktır. Neden birkaç kişinin ki henüz daha olayla ilgili hiçbirşey belli olmadan ordunun üstüne yüklenilmektedir.
sevgili ugurce82,
PKK tescilli bir terör örgütü zaten. Devlet kurumları terör örgütü ile aynı düzlemde değerlendirilemez. Bir polisin, bakkaldan kulak kürdanı çalması, on haydutun on banka soymasından daha fecidir. Evet devlet kurumları, hele hele elinde silah gücü bulundurma yetkisi olan kurumlar sütten çıkan ak kaşık olmalıdır!
Her birey hata yapabilir elbette ki. Önemli olan söz konusu kurumun her defasında açıkyüreklilikle, ''kurum zedelenmesin'' diye üstünü örtmeye çalışmadan, sonuna kadar bu hataların peşine düşmesi ve hesabını sormasıdır. Polis teşkilatımız da TSK'mız da maalesef kamuoyuna böyle bir güven telkin edebilmekten fersah fersah uzaktadır.
Ben vatandaş olarak elbette ki, benim adıma kamusal imkan ve yetkileri elinde bulunduranların hatalarının üstüne daha çok giderim, peşine düşerim. Aynı şeyi devletin zaten peşinde olduğu suçlular için yapmaya gerek görmem.
Çünkü birincisinde hatayı yapanlar ile hatayı düzeltecek olanlar aynı (kurumsal) şahıs. Ve maalesef bugüne kadar bu konuda hep sınavdan kalmış.
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 04:45
Sevgili Ulpian;
Söyledi,klerinize bende katılıyorum.
Peki konu ile ilgili çözüm öneriniz nedir?
Sevgili Ulpian;
Söyledi,klerinize bende katılıyorum.
Peki konu ile ilgili çözüm öneriniz nedir?
Devleti ve devlet kurumlarını kutsamamak, bizler adına elinde kamusal yetki ve imkanlar bulunduranların hatalarına asla müsamaha göstermemek, TSK'yı daha etkin bir hukuki denetime tabi tutmak, bireysel ve kültürel hak ve özgürlük alanlarını genişletmek, tam anlamıyla demokratik bir anayasa tesis etmek, anayasa mahkemesi'ne insan hakkı ihlali gerekçesiyle bireysel başvurunun önünü açmak, kalıcı barış için gerekli olan adımları şovanist söylemlerin tutsağına düşmeden kararlılıkla atabilmek, bölgeyi ekonomik planda desteklemek, teröristleri dağdan indirmeye yönelik halihazırda var olan pişmanlık yasasını etkin bir şekilde işletmek, bölge halkının örgütü desteklemesi için hiçbir mazur görülebilecek sebep bırakmamak...
Bütün bunlara rağmen hala elinde silahla terör eyleminde bulunanlar olursa -ki mutlaka olacaktır- her devletin en doğal hakkı olarak var güçle etkisiz hale getirmek.
ugurce82
06-10-2009, 04:59
Sevgili Ulpian;
BUnlar hepimizin ya da büyük çoğunluğumuzun istediği hayalindeki istekjlerdir.
Ben en iyisi soruyu daraltayım.
Türkiye de reel anlamda siz nasıl bir yol izlersiniz.
Kademe kademe lütfen anlatın.
siparisci
06-10-2009, 05:04
Ne Fetullah'ı severim ne de şuanki hükümeti. Ayrıca bu şekilde tahammülsüz dincilere de lanet olsun.
Dinci diyorum çünkü bunlar dinlerini ideolojilerine yansıtıyor ve çıkarlarına uğruna kullanıyor. Hepsine lanet.
Sevgili Ulpian;
BUnlar hepimizin ya da büyük çoğunluğumuzun istediği hayalindeki istekjlerdir.
Ben en iyisi soruyu daraltayım.
Türkiye de reel anlamda siz nasıl bir yol izlersiniz.
Kademe kademe lütfen anlatın.
Hayal meyal değil sevgili ugurce82,
hemencecik atılabilitesi olan ve atılması gereken adımlar bunlar. Neden ''hayal'' olarak gördüğünüzü anlayamadım.
Ayrıca yukarda saydıklarıma ''hepimizin'' katıldığını da sanmıyorum. Hatta sizin bile katılıp katılmadığınızdan şüpheliyim. Bu yüzden biraz daha somutlaştıralım isterseniz:
Yukarda ''bireysel ve kültürel hak ve özgürlük alanlarının genişletilmesi'' maddesinden ben mesela şunları anlıyorum:
- Kürtçe özel TV, dergi, gazete, kitap yayınını (genel yasalar ve genel hukuki denetim çerçevesinde) serbest bırakmak. (Hemencecik yapılmalı! 90 yıldır yapılmamış olması biz Türklerin ayıbıdır)
- İlk okuldan itibaren ebeveynin talebine bağlı olarak seçmeli ders şeklinde Kürtçe ders vermek. (Hemencecik müfredat ve kadro eğitimi hazırlıklarına resmen başlanmalı.)
- Yüz yıllarca hep aynı isimlerle anılmış, resmi kayıtlardan masallara, türkülere kadar isimleri geçmiş olan yöre/belde/köy vs. isimlerinin tekrar aslına dönüştürülmesi. (Hemencecik olmalı.)
Türkiye'deki özgürlük, adalet ve demokrasi meseleleri sadece bunlardan ibaret değil.
Zorunlu din dersinin kaldırılmasından 301.' kadar, YouTube'un yasaklanmasına gerekçe olarak kullanılan yasa maddelerinin düzeltilmesinden Alevilere yapılan hukuki ayırımcılığın yok edilmesine kadar daha çok şey sıralanabilir. Ama ben sadece konumuz olan Kürt meselesi ile ilgili birkaç örnek sıraladım.
Siz bunlara katılıyor musunuz?
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 05:23
Sevgili Ulpian;
Yahu gerçekten bu değişikliklerin sen gerçekten kürt sorununu çözeceğine inanıyor musun?
Soruyu daraltmamın sebebi uygulanabilir olacak somut önerilerini merak ettiğimdendir.
Biliyorsun ortaya bir açılım lafı atıldı, ilk karşı cıkan kim oldu. Sosyal demokrat bir parti.
Kürtlerin kendine temsilci olarak seçtikleri parti adres olarak nereyi gösterdi, seninde tescillediğin terör örgütünü. Terör örgütü bu sırada ne yapıyor, katliamlara devam. Doğunun hemen hemen tamamı bu partiyi destekliyor. Kim neyi neden istiyor bunları bilmek lazım.
Sevgili Ulpian;
Yahu gerçekten bu değişikliklerin sen gerçekten kürt sorununu çözeceğine inanıyor musun?
sevgili ugurce82,
bu tepkiyi bekiyordum da, senden beklemiyordum. :)
Bak gerçekten burada haksızlık yapıyorsun. Soru üzerine ben birçok madde saymıştım ve son mesajımda bu maddelerin sadece birisinin açılımını verdim. Şimdi kalkıp ''sadece bununla sorun mu çözülecek'' diyemezsin ki.
O halde tekrar alıntılıyorum:
Devleti ve devlet kurumlarını kutsamamak, bizler adına elinde kamusal yetki ve imkanlar bulunduranların hatalarına asla müsamaha göstermemek, TSK'yı daha etkin bir hukuki denetime tabi tutmak, bireysel ve kültürel hak ve özgürlük alanlarını genişletmek, tam anlamıyla demokratik bir anayasa tesis etmek, anayasa mahkemesi'ne insan hakkı ihlali gerekçesiyle bireysel başvurunun önünü açmak, kalıcı barış için gerekli olan adımları şovanist söylemlerin tutsağına düşmeden kararlılıkla atabilmek, bölgeyi ekonomik planda desteklemek, teröristleri dağdan indirmeye yönelik halihazırda var olan pişmanlık yasasını etkin bir şekilde işletmek, bölge halkının örgütü desteklemesi için hiçbir mazur görülebilecek sebep bırakmamak...
Bütün bunlara rağmen hala elinde silahla terör eyleminde bulunanlar olursa -ki mutlaka olacaktır- her devletin en doğal hakkı olarak var güçle etkisiz hale getirmek.
Sevgili ugurce,
kimse herkesin her talebini yerine getirelim demiyor. Adil devlet, haklı olan talepleri yerine getirir, haklı olmayanları da geri çevirir.
Mesela: Sendikal hak isteyenlerin büyük kısmı aynı zamanda şiddet yoluyla komünizm getirmek istiyor diye, sendikal hakların tamamı reddedilmez. Adil devlet, işçi haklarını teslim eder, fakat şiddet aracılığı ile devlet düzenini bozmak isteyenlerle hukuki yollarla mücadele eder.
Aynı şekilde: Bireysel ve kültürel haklarını isteyenlerin de bir kısmı aynı zamanda şiddet yoluyla ülkeyi bölmek istiyor diye, bireysel ve kültürel hakların talebi reddedilmez. Bu haklı olan talepler yerine getirilir ve devlet şiddet aracılığı ile ülkeyi bölmek isteyenlere karşı mücadele verir.
Elbette PKK'nın dağda olmasının yegane sebebi Kürtçe'nin özgür olması değildir. Ve elbette ki, sadece demokratik hak ve özgürlüklerin teslimi ile (tek başına) sorun çözülmeyecektir.
Ama bütün bunlar, bu hakların verilmemesi için bir argüman değildir/olmamalıdır.
Hem Kürtlerin hepsi, tamamı ne olursa olsun, ülkeyi bölmek için teröre devam etmekte kararlı olsa, ve fakat sadece bir tek Kürt samimi olarak böyle birşey istemeyip, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu haklı özgürlük taleplerinde bulunsa bile, devlet yine bu talebi yerine getirmekle yükümlü olmalıdır.
Şimdi, sevgili ugurce82, bir de sen cevap ver, yukarda örneklediğim özgürlüklerin verilmesini istiyor musun, istemiyor musun?
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 05:47
Resmi dil Türkçe olduktan ve de her bireyin Türkçeyi bilmesinden sonra, isteyen her türlü dilde yayın yapılması eğitim verilmesi veya konuşulmasında bence bir sıkıntı yoktur.
Ancak tekrarlıyorum keşke tek sorun bu olsa. Mesela geçen DTP kongresinde Apo ve PKK bayrağı açanların tek derdi sence bunlar mı?
Resmi dil Türkçe olduktan ve de her bireyin Türkçeyi bilmesinden sonra, isteyen her türlü dilde yayın yapılması eğitim verilmesi veya konuşulmasında bence bir sıkıntı yoktur.
Ancak tekrarlıyorum keşke tek sorun bu olsa. Mesela geçen DTP kongresinde Apo ve PKK bayrağı açanların tek derdi sence bunlar mı?
Tek sorunun bu olmadığının daha ne kadar altını çizebilirim bilemiyorum. :)
Ama demokratik hak ve özgürlükler konusunda aynı fikirde olduğumuza gerçekten sevindim.
saygılarımla
ugurce82
06-10-2009, 05:54
Sevgili Ulpian gerçekten bazen bizi faşist gibi görmenizi anlamıyorum. Bizde özgürlükçü ve demokratiğiz. Bu gruba karşı çıkılmasının sebebi zaten bu idi.
Ama ben sizden çözüm önerisi istedim. Siz de bir kaç öneriyi sundunuz bende hemfikir olduğumuzu söyledim. Peki gerisi sorun çözüldü mü? Hayır, sonraki adımlar nelerdir.
Sevgili Ulpian gerçekten bazen bizi faşist gibi görmenizi anlamıyorum. Bizde özgürlükçü ve demokratiğiz. Bu gruba karşı çıkılmasının sebebi zaten bu idi.
Ben size veya başka birisine ''faşist'' dediğimi hatırlamıyorum. Fakat sizin, sevgili ugurce, bizlere savurmuş olduğunuz son derece ağır ve haksız ithamlarınız oldu.
Ama ben sizden çözüm önerisi istedim. Siz de bir kaç öneriyi sundunuz bende hemfikir olduğumuzu söyledim. Peki gerisi sorun çözüldü mü? Hayır, sonraki adımlar nelerdir.
Daha ne kadar açık yazabilirim ki sevgili ugurce,
saydığım ve daha da sayılabilecek bütün maddelerin hepsi yerine getirildikten sonra, devlet kendi üstüne düşeni yaptıktan sonra, barış tohumlarının filizlenmeye başlamasından sonra...
(ki bunu birden çok kez yazdım zaten)
hala elinde silah ile terör eyleminde bulunan olursa -ki mutlaka olacaktır da- her devletin en doğal hakkı ve görevi olarak, var güçle etkisiz hale getirilirler.
Ama hem dünya kamuoyu karşısında şimdikinden çok daha haklı ve moral olarak üstün bir konumda oluruz, hem -iddia ediyorum- Kürtlerin PKK'ya olan desteği çok büyük ölçüde azalır, hem de, ve en önemlisi, milletçe vicdanımız rahat, alnımız açık olur.
saygılarımla
al bundy
06-10-2009, 23:36
Onu bunu geçtim de toprak reformunu niye kimse dile getirmiyor? Yoksa sözde kürtleri temsil eden bazı kişilerin çıkarlarına ters mi düşüyor? Milletin işi gücü Kürtçe eğitim vs. olmuş. önce bir şu feodaliteyi halledin de gerisi gelir zaten. Bu şartlar altında kürtlerin ne şartlar altında kültür,eğitim vs. istekleri düzgün bir biçimde karşılanabilir?
Onu bunu geçtim de toprak reformunu niye kimse dile getirmiyor? Yoksa sözde kürtleri temsil eden bazı kişilerin çıkarlarına ters mi düşüyor? Milletin işi gücü Kürtçe eğitim vs. olmuş. önce bir şu feodaliteyi halledin de gerisi gelir zaten. Bu şartlar altında kürtlerin ne şartlar altında kültür,eğitim vs. istekleri düzgün bir biçimde karşılanabilir?
sayın al bundy,
Çok doğru! Ayrıca ve özel olarak anılması gereken en önemli maddelerden. Ama lütfen hak ve özgürlüklerden öncelikli görmeyelim. Her ikisini de aynı öncelikte, aynı ehemmiyette görerek derhal gerçekleştirilmesini talep edelim.
saygılarımla
Başlık kendi kutsalının eleştirilmesine asla katlanamayan ve TSK üzerinden Islamcılar adına mazlum edebiyatı yapan Schopenhauer için açıldı. Herkes üstüne alınmış bakıyorum. Ben kendi adıma ne polislere güvenirim ne de askerlere. Boşu boşuna "ne şeriat, ne darbe" demiyoruz.