PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : -Makale- Evrim mekanizması nasıl işler


ugorur
06-10-2009, 07:03
Sayın üyeler

Burda size evrim mekanizmasının nasıl işlediğini dilim döndüğünce anlatmak istiyorum. Bunuda genetik, seçilim ve canlı davranışları konusunda çok az bilgiye sahip insanlar olduğunu bildiğim için bu konulardan başlayarak anlatmak istiyorum. Yazıyı sonuna kadar okursanız eminim çok faydalı olacaktır.

Öncelikle bazı tanımları yapmak istiyorum


DNA: Hücrelerin işlev bilgilerini içeren büyük bir molekül. Çift sarmallıdır.
Protein: Hücrelerin işleyişini devam ettiren temel molekül. Hücrelerdeki kiyasal reaksiyonları düzenler ve yönetir.
Mutasyon: DNA'daki değişikliklerdir. Bir çoğu doğrudan bir etki yapmasada bazıları doğrudan etkilidir.
Çekinin yada Dominant Gen: İki ayrı kodun DNA'da yazılı olduğu zamanlar sadece birinin fizyolojiye etkisi olması. Kahverengi ve yeşil gözlülük buna güzel bir örnektir. Eğer DNA'mızda ikisi birden yazılı ise kahverengi, iki ayrı yerdede yeşil yazılıysa yeşil gözlü olmamız.
Aminoasit: Proteyini oluşturan moleküllerdir. Canlılarda 20 tane, labaratuar ortamında sentezlenenelerle toplamda 22 tanedir.
RNA: DNA'dan aldığı bilgiyi ribozoma ileterek protein üretimine katkıda bulunan molekül. Tek sarmallıdır.
Ribozom: Protein üreten organel.

Bunlar yazıda sıklıkla geçebilecek bazı terimlerdir. Önce biraz genetik anlatıyım.
Genetik
Genetik DNA ile ilgilenen bilim dalıdır. Canlının yönetim yönergelerinin işleyişi hakkında bize bilgi verir.
Detaya biraz inersek DNA adlı molekülün işleyişi hakkında bize detaylı bilgiler sunan ve nasıl çalıştığını açıklayan bilimdir. Bu bilme göre DNA toplamda 4 molakülün farklı sıralar ve sayılarla bir araya gelerek oluşurduğu uzun moleküldür. Bu moleküller 3lü bir kod oluştururlar ve bu kodlar bir aminoasite denk gelir. Bir başlangıç ve bir bitiş(toplamda 3 ayrı kod bu işi üstlenir ama sadece biri DNA'da bulunması bitirmeye yeter) kodu bulunur. Bu kodların sırasına göre aminoasitler bir araya gelerek proteinleri oluşturur.

Bu işlem önce DNA'nın esas sarmalından bir RNA sentezlenir. Bu RNA bir ribozoma tutunarak aminoasitleri bir araya getirir. Bu proteinler ise hücrenin işlemesi için gerekli olan kimyasal reaksiyonları tetikler yada bu reaksiyonlara katılarak işlemi hızlandırırlar.

Mutasyonlar bu DNA'larda gerçekleşmektedir. Bu değişiklikler her hücre bölünmesinde meydana gelmektedir. Çoğu durumda çekinik yada işlevsiz olurlar. Mutasyonlara neden olan başka etkenlerde bulunmaktadır. Bunlar UV ışınları, alfa, beta, vb.. radyasyonlar, çeşitli kimyasal molaküller vb...

En özet hali ile genetik budur. Şimdide biraz seçilim nedir bunu irdeleyelim.

Seçilim

Seçilim en basit ifade ile en'lerin hayatta kalma ihtimalinin daha yüksek olmasıdır. Bu süreç bölgesel ele alımalıdır.

Örneklemek gerekirse Afrika'nın doğal ortamlarında en hızlı ceylanlar ve aslanlar hayatta kalır. Yavaş olanlar ölemeye çok daha yatkındır. Bu doğal seçilime örnektir. Birde yapay seçilim var. Buda şu anda Dünya çapında inek populasyonuna baktığımız zaman en fazla et ve süt veren ineklerin diğerlerine oranla çok daha fazla olduğunu görürüz. Bunun nedeni ineklerin yapay bir seçilime maruz kalmasıdır. İnsanlar en fazla et veren ineklerle en fazla süt veren inekleri beslemişlerdir hep. Bunlar sürekli birbirleriyle çiftleştikleri için ve bunların belli yaşa gelene kadar nerdeyse ölememe garantisi olduğu için daha rahat çoğalmışlardır. Yavrularının hayatta kalma oranı çok yüksektir.

Buda seçilimin kısa bir özetiydi. Umarım anlaşılır olmuştur. Şimdi canlı davranışlarına biraz değineyim.

Hayvan davranışları

Hayvanların en temel ihtiyaçları enerjidir. Bunuda hayvanlar yiyecek, su ve solunum yaptıklarında sağlarlar. İkincil ihtiyaçları ise çoğalmaktır. Bu ikisi canlılar için olmazsa olmazlardır. Bunlar hayvanların davranışlarının temelleridir.

Hayvanlar için en önemli ihtiyaç su ve yiyecek olmuştur hep. Bu yüzden otcul hayvanlar genellikle bitkilerin ve suyun bol olduğu çevrelerde bulunurlar. Etçiller ise genellikle otcullardan beslendikleri için mecbure bu civarlarda bulunurlar. Eğer bir nedenden dolayı otcullar bu ihtiyaçlarını karşılayamaz olmuşlarsa göç ederler yada ölürler. O bölgede kalanlar hala ihtiyaçlarını karşılayabilen hayvanlardır. Bu en temel canlı davranışlarından ilkidir.

İkinci ve evrim için daha önemli olan çoğalma ihtiyacı hayvanlarda daha çok dişilerin belirlediği bir konudur. Dişiler genelde en güçlü yada en ilgi çekici erkeklerle çiftleşmek isterler. Buda türlerin çeşitliliğini artıran en önemli sebeplerden biridir.

Artık "Evrim Mekanizmasına" geçebiliriz sanırım.

Şimdi evrim DNA'da oluşan mutasyonların bir sonraki nesle aktarılması sayesinde gerçekleşir. Bu mutasyonların DNA üstündeki yeri belirlenemez. Bu yüzden yeni gelişecek özellik yada çok nesil sonra ortaya çıkacak özellik tamamen tesadüftür. Bu mutasyonlar genellikle ilk oluştukları zaman bir işlev kazandırmaz ama nesiller sonra başka mutasyonlarla beraber yeni bir özellik kazanacaktır.

Bu evrimi siz iyi bir mikroskop ve uygun bir ortam sayesinde evinizde de deneyleyip gözlemleyebileceğiniz bir evrimdir. Bir bakteriyi bir kapta uygun koğulları sağlayıp çoğaltarak deneye bilirsiniz. Bu bakteri ilk bölünmesinden sonra oluşan yeni iki bakteriyi biri aynı kapta diğeri başka kapta olmak üzere ikiye ayırıp, birini antibiyotik ile öldürün diğerini çoğalması için birkaç gün bekletin. Birkaç günün sonunda bölünüp çoğalan bakterileri tek olanı öldüren antibiyotik ile öldürmeyi deneyin. Bir çok bakteri öldüğü halde hala yaşayan bakteriler kalacaktır. O yaşayan bakteriler o antibiyotiğe dayanıklı olacak şekilde evrimleşmiştir.

Bu çok basit bir evrim örneğidir. Burada biz yapay bir seçilim uygulattık o bakterilere. Eğer bizim önümüzde bir kaç milyon yıl olsaydı ve böyle kontrollü ortamda o bölünmeleri takip etseydik o ortamda önce kolonileri sonra oluşan yeni tür canlıları gözlerdik.

Şimdi de bu canlıların nasıl ulup bu hale geldiğini anlatayım birazda.

Şimdi bir ortam gözünüze canlandırın. Bu ortam kısa boylu ve uzun boylu bitkilerden oluşsun. Bu ortamda aynı tür otçul hayvanlar da bulunsun ve çevresi yüksek çitlerle kapalı olsun. Bu ortamdaki hayvanlar öncelikle kısa boylu bitkileri yiyeceklerdir ve sürekli çoğalacaklardır. Çünkü ortamda başlarda etçil hayvan bulunmayacaktır.

Bir süre sonra bu ortamda kısa boylu bitkiler azalacağı için hayvanlarda açlık git gide artacaktır. Bu hayvanlardan bir kısmı oluşan mutasyonlar sonucu diğerlerinden daha uzun boylu olacaktır. Bunlar yüksek bitkileride yiyebildikleri için diğerlerine göre daha avantajlıdır.

Bir süre sonra kısa bitkiler iyice azaldığı için çoğu hayvan gerekli besinlerini alamayacaktır ve kalan bitkiler için aralarında bir mücadele doğacaktır. Bu arada uzun boylu olanlarda bu tür sorunlar olmayacağı için bu sürüden ayrılmaya başlayacaklardır. Bu uzun boylular kendi aralarında çiftleşme oranları çok daha yüksek olduğu için her nesil uzun boylu doğacaktır.

Diğer taraftan kısa boylu olanlar kendi aralarındaki rekabetten dolayı birbirlerini öldürecek ve bir kısmı bu leşlerden beslenmeye başlayacaktır. O leşlerden beslenenlerin bir kısmı sindiremeden geri dışkılayacak yada zehirlenip ölecektir. Fakat bu leşlerden beslenenlerden bazıları mutasyonlar sonucu oluşan yeni enzimleri sayesinde sindirebileceklerdir. (Bu enzimler belki bir çok nesildir bu hayvanlarda vardı ama daha önce et yeme gereksinimleri olmadığından bir işe yaramıyordu.)

Bu leş yiyici hayvanlar kendi aralarında çiftleştikleri için bunlarında gelecek nesilleri etçiliğe yatkın hayvanlar olarak ortaya çıkacaktır. Nesiller ilerledikce bir taraftaki uzunlar DNA'ları daha fazla uzun geni taşıdığı için daha uzun, diğer taraf daha fazla et sindirebilen enzim taşıdığı için daha etçil olacaktır. Şimdi aklınıza "Bu nasıl iş, nasıl daha fazla o genden taşırlar?" gibi bir soru gelmiştir. Açıklayım; bir özellik genin sadece tek bir kısmında yazılı değildir. Mesela kan grubu ile ilgili 3 ayrı yerde bilgi vardır. (Birincisi A var mı, yok mu; ikincisi B var mı, yok mu; üçüncüsü Rh var mı yok mu şeklinde).

Şu anda ortamımıza baktığımız zaman 3 ayrı hayvan grubu var; birincisi kısa boylu otçullar, ikincisi etçiller, üçüncüsü uzun boylu otcullar. Kısa boylu otculların sayısı çok azalmıştır. Artık tek zorlukları gıda sıkıntısı değildir. Artık yem olma korkularıda vardır. İkinci olarak etciller sayıları azdır fakat git gide artmaktadırlar. Üçüncü türümüzde sayıları git gide artan ve fazlalaşan uzun boylu otçullarımızdır. Bunlarda hem yemek sıkıntısı yoktur hemde yemek sıkıntısı çekmediklerinden etçil hayvanlardan kaçmaları daha olanaklıdır.

Yukardaki örneğimde kullandığım argümanlar gerçekler üzerinedir. Yakın zamanda yayınlanan bir makalede bazı keçi türlerinin et sindirmek için gereken bazı enzimleri salgılayabildiklerini ortaya koymuştur. Bu salgıyı salgılayan keçilerin daha agrasif olduklarıda gözlemlenmiştir.

Bu örneğimizdeki süreç uzun boylu otçullar için 25 ila 100 bin, etçiller için 100 ila 500 bin yıl kadardır. Bu rakamlar tamamen tahmini verilerdir. Bu örnek sadece sindirim ve boy yapıları örneklenmiştir. Bu DNA değişiklikleri dışından daha fazla değişikliklerde (iskelet sistemi, diş yapısı, vb...) gerçekleşeceği anlatılmamıştır lakin onlarda vardır.

Tüm yazıyı kısaca özetlersek;


Bir mutasyon sonucu oluşan ufak bir değişiklik 15-20 nesil sonra uluşacak bir değişikliğe yol açabilir.
Mutasyonlar ilk başlarda pek etkili olmayabilir fakat zaman ilerledikce ve koşullar değiştikce seçilimler artacağı için bu değişiklikler hayati önem taşıyabilir.
Doğadaki en ufak bir değişiklik bir çok yeni türün oluşumunun önünü açabilir.
Besin pramitinden bir türün çıkması tüm pramidi değiştirebilir.

Notlar:


Bu yazı bilimsel verilerin bu konularda pek bilgisi olmayan insanların anlayacağı şekilde sadeleştirilmiştir. Bu sadeleştirmenin sonucunda bir hata yaptıysam affola.
Ben ne bilim adamıyım nede biyolojist. Sadece biyoloji konusunda kendimi geliştirmiş, bilimsel makaleleri takip etmeye çalışan bir insanım.
Yazıda kafalar çok karışmasın diye kromozom, crossing-over, DNA kodları, aminoasit türleri, vb... detay konulara pek fazla girmek istemedim. Bu yüzden bu yazı bir bilimsel yazıdan çok eğitici yazı olarak dikkate alınması gerekmektedir. Bu konuda doğacak sorunlardan (Bir yerde kaynak gösterip rezil olma gibi) ben sorumlu değilim.
Yazım kuralların bir hatam olduysa bana bildirmekten çekinmeyin. Her ne kadar dikkat etmeye çalışsamda hata yapmış olabilirim.
Bu yazıyı bu notlar ve adımın geçeceği şekilde istediğiniz yerde kullanabilirsiniz.

Düzenleme notu: konunun iki altındanki mesajda belirtiliyo.

Saygılarımla
Umurcan Görür

ulpian
06-10-2009, 07:30
sayın ugorur,

elinize, emeğinize sağlık. Bence -metnin amacına uygun olarak- oldukça kolay anlaşılır ve açıklayıcı olmuş. Teşekkür ederim.

saygılarımla

liopleurodon
06-10-2009, 09:19
* Bir mutasyon sonucu oluşan ufak bir değişiklik 15-20 nesil sonra çok büyük bir değişikliğe yol açabilir.
* Mutasyonlar ilk başlarda pek etkili olmayabilir fakat zaman ilerledikce ve koşullar değiştikce seçilimler artacağı için bu değişiklikler hayati önem taşıyabilir.
* Doğadaki en ufak bir değişiklik bir çok yeni türün oluşumunun önünü açabilir.
* Besin pramitinden bir türün çıkması tüm pramidi değiştirebilir.

Bu açıklamaya teknik olarak pek doğru denemez.

Evrimin ne söylediğini pek fazla kimse bilmiyor. Sonra bu gibi yanlış açıklamalar yapılıyor, iyi niyetli olsalarda. Elbette bunlar yanlış olduğu için ikna edici olamıyor, adma geliyor "manda hiç olurmuymuş" diyor, haklı oluyor.

Şimdi bakalım nedir yanlış olan?

Bu mutasyonların DNA üstündeki yeri belirlenemez. Bu yüzden yeni gelişecek özellik yada çok nesil sonra ortaya çıkacak özellik tamamen tesadüftür.

Evet bu doğru bir bilgi. Mutasyonlar tesadüfi olarak DNA'nın herhangi bir yerinde gerçekleşebilir.

Bu ne demektir? Bir timsahın her üremesinde tesadüfi olarak bir veya daha fazla mutasyona sahip olması zorunludur. Timsahlar 200 milyon yıldan beri üreyip gelmektedirler. Eğer bu tesadüfi mutasyon "sonucu oluşan ufak bir değişiklik 15-20 nesil sonra çok büyük bir değişikliğe yol açabiliyorduysa, o tismahın geçen zamandajki milyonlarca nesli boyunca aynı kalarak bugüne kalması mümkün olmazdı.

Demekki, mutasyonların bu şekilde eklenmesi, bir kaç nesil sonra büyük bir değişikliğe yol açabilmesi pek mantıklı bir şey değil. Kaldı ki evrim teorisi de bunun böyle olmadığını söyler.

Mutasyonların tesadüfi olarak ortaya çıktıkları doğru. Mutasyon noktasının oluşmasını belirleyecek bir mekanizma yok. Güneş patlamasından, yerin manyetik alanı değişimine, güneşte fazla kalmaktan yediğiniz bir şeye varana kadar her bir şey DNA'nızda mutasyona yol açabilir. Bunlar determinant olmadığı için, yaşayan bireylerde görülecek mutasyonların rasgele dağılmış olmaları zorunludur. İşte mutasyonun tesadüfiliği buradan gelir.

Bu rasgele gerçekleşen mutasyonların hemen hepsi canlıda bir takım değişikliklere sebep olur. Bu durumda mutasyonlar doğrudan canlının vücut formu ve yaşam savaşına etki edecektir haliyle. İşte bazı mutasyonlar bu noktada canlıya avantaj sağlar, bazıları ise dezavantaj.

Bu mutasyonların hangilerinin avantajlı olacağı doğal seleksiyon tarafından belirlenir. Fakat, doğal seleksiyon sen avantajlı sen değil diyerek ayırıp kenara koyan bir mekanizma değildir. Öyle ki bazı mutasyonlar yumurtadan çıkma şansı bile bulamaz.

Bu nedenle hangi mutasyonların yaşayan bireylerde nasıl dağılacağı doğal seleksiyon tarafından belirlenir.

Peki bu dağılım nasıldı? Rasgele değil miydi? Evet, öyleydi. O zaman ne olacaktır? Bir canlıdaki gerçekleşmesi olası olan mutasyonlardan, yalnızca doğal seleksiyon tarafından var olmasına müsaade edilenler o ortamda mevcut olacaktır. Buda ne sonuca yol açar? 3 gözlü olma mutasyonu doğal seleksiyonca elenir, ortalıkta kalmaz, işte bu sonuca yol açar. Siz gidip 3 gözlü olma mutasyonu geçirenin, tesadüfen gerçekleşen nesiller sonraki bir diğer mutasyonla bu gözü kullanabilme yetisi kazanması için bekleyip duracağını düşünüyorsunuz ki, yanılgınız burada. 3 gözü olanın beyninde bu gözden gelecek bilgiyi işleyecek, farklı genlerle kontrol edilen bölgede uygun mutasyon eş zamanlı ortaya çıkamayacağı için, bu 3 gözlü olma mutasyon ancak zarardır ve doğal seleksiyon tarafından yok edilir.

Toparlarsak. Mutasyonlar rasgele gerçekleşir. Doğal seleksiyon ise bunlardan sadece uygun olanların canlı olarak kalıp üreyip devamına müsaade eder.

Şimdi şöyle bir durum oluşur:

Doğal seleksiyon mutasyonları -> mutasyonlar canlının şeklini şemalini belirler.

Peki doğal seleksiyon nerden gelir? Bu elbetteki çevreden gelir. Çevredeki diğer canlılar, iklim, hava, su, taş, toprak neyse hepsi doğal seleksiyonu bir parçasıdır.

Peki doğal seleksiyon değişirse ki değişir elbette, buz çağı gelir, buz çağı biter mesela, o zaman ne olacaktır? Elbette buna bağlı olarak türde mevcut olan mutasyonlar farklı olacaktır. Yani artık daha farklı mutasyon dağılımı mevcut olacaktır. Bu neyi getirir peki? Çevre dediğimiz şey neydi: Canlılar yok muydu orada? Eh, canlılar değişti işte. O zaman ne olacak, doğal seleksiyona bir geri besleme olacak. Bu etki bazen pozitif, bazen negatif olacaktır, ama olacaktır. Sonuçta geri besleme pozitif yönde olursa, doğal seleksiyon belli bir yönde olursa, canlı bu yeni doğal seleksiyon koşullarına adapte olmaya çalışırken, değişime uğrayıp farklı türlere dönüşecektir.

Eğer bu etki negatif geri besleme şeklinde olursa, o zamanda canlı değişemeyecek yüz milyonlarca yıl aynı kalacaktır.

Şimdi timsahımıza bakalım. timsahlarda görülen mutasyon havuzunda şu özellikler mevcuttur. Şahane bir adaptasyon yeteneği. Soğuk kanlı olmakla enerji üretme derdi yoktur, güneşten istifade eder. Bu sayede aylarca yemek yemeden durabilir. Hemen her şeyi yiyebilirler, sindirim sistemleri çok güçlüdür. Metabolizmasını çok yavaşlatabilir, saldırırken çok süratli olabilir. Kanlarında kendi antibiyotikleri vardır. Böylece, tropik deniz ve tatlı su kenarlarındaki canlıları avlayarak yaşayıp giderler.

Deniz ve tatlı su kenarları en çok değişen kara parçalarıdır. Bir tsunami gelir, darmadağın olur. Bir şeyler olur, nehir kurur. Başka bir şeyler olur, göl çöl olur (bkz. sahra çölü).

Şimdi timsahın hayatta kalmasını sağlayan bu özellikleri, bölgenin değişimiyle gerçekleşen doğal seleksiyon değişimine nasıl bir tepki verir? Örneğin, Besin kıtlığı oluşturan bir durumda, timsahın ağaca çıkmasını sağlayacak mutasyonlar öne çıkıp, gelişsinler. Timsah ağaçlardan kuş yumurtalarını yemeye başlasın. Bunun için gerçekleşecek olan mutasyonlar, timsahın bu işe özelleşmesine sebep olacaktır. Aradan bir kaç milyon yıl geçer, ağaçta ortada kalmazsa ne olur? Timsahta onlara birlikte yok olur gider.

İşte o yüzden 200 milyon yıldan beri varolan timsahtan, doğal seleksiyon koşullarının değişimiyle değişen türler yok olup gitmişlerdir hep. Bize sadece pek fazla değişime uğramayan o çok daha geniş adaptasyonlu olan türler kalmıştır. Zira, orjinal timsahın yaşadığı o deniz / su kenarı bölgeler, hep var olacaktır, ama hep değişip duracaktır.

Toparlarsak.. Mutasyonlar rasgele gerçekleşir. Bunların canlılarda nasıl dağılacağını ise doğal seleksiyon belirler. Herhangi bir anda, bir türün bireyleri arasında, o türde olması muhtemel tüm mutasyonlar mevcut olacaktır (olabilir). "Olması muhtemel" olmak, DNA üzerindeki değişimle değil, o değişime doğal seleksiyonun müsaade edip etmeyeceği ile belirlenir. Eğer doğal seleksiyon değişirse, olması muhtemel mutasyonlarda değişir, böylece canlılar farklılaşır. Canlıların farklılaşması ise, olması muhtemel mutasyonları değiştirir, çünkü, farklı mutasyonlar çevrenin değişimi <-> doğal seleksiyonun değişimi demektir. Böylece doğal seleksiyonun değişmesi, canlıları farklılaşmaya yönlendirir işte buna da evrim denir.

ugorur
06-10-2009, 09:57
Sayın liopleorodon

Sizin yazdığınız gibi yazınca çok bilimsel kaçtığı için yazılar insanlar anlamaya biliyor. O yüzden ben bir çok terimi zaten eklemedim yazıma. Ayrıca bazı özellikler bir nesil sonra çıkabiliyor bazıları 300. Ben zaten yazımda olabilirlikten bahsetmiştim. En altta notlar kısmında zaten bir çok şeyi dile getirdim.

Çok büyükten kastımı biraz aşmışım gibi geldi banada orayı editleyeceğim. Çok büyükten kastım benim yeni bir enzim salgılanması yada kemiklerin eski nesillere göre daha fazla uzaması gibiydi.

Yazımı okuyup bu şekilde olumlu bir eleştiri yazdığınız içinde ayrıca teşekür ederim. En azından benim yazıyı okuduktan sonra sizinkinide okuyan bir kişi biraz daha bilimsel bir şekilde nasıl yazılabilirmişi görmüş olacak.

Saygılarımla
Umurcan Görür

liopleurodon
06-10-2009, 10:53
>>> Ayrıca bazı özellikler bir nesil sonra çıkabiliyor bazıları 300. Ben zaten yazımda olabilirlikten bahsetmiştim. En altta notlar kısmında zaten bir çok şeyi dile getirdim.

Sorun burada başlıyıor. Bir nesilde ortaya çıkacak kadar bayağı bir vakanın, neden bir nesil önce ortaya çıkmadığına cevabınız olmaz bu durumda.

Evrimi sizin anlatığınız gibi tarif ettiğinizde, herşey öyle güllük gülistanlık giderken, bir mutasyon oluyorda, canlıya avantaj sağlayıveriyor olarak vurgulanmış oluyor. Ama böyle bir şey yok. Mevcut mutasyonların doğal seleksiyonun değişmesi ile dağılımının değişmesi olayıdır evrim. Yeni dağılım yeni çevre, yeni çevrede yeni doğal seleksiyon demektir. Böyle olunca, daha önce var olamayan mutasyonlara yol açılabilir..

Siz ise, herşey öylece giderken, mutasyon havuzuna yeni bir tanesi ekleniyor gibi gösteriyorsunuz. Elbette bu durumda, peki o mutasyon neden başka zaman/yerde çıkmıyor denecektir doğal olarak.

Hiç bir özellik bir kaç, bir, 5-10, 10 - 200 veya milyon nesil sonra ortaya çıkmaz. Genlerinde ne varsa, sen osun, orada gizli saklı, geleceğe yatırım bir yastık altı gen havuzu yok, asla da olamaz. Olabilecek tüm mutasyonlar, herhangi bir anda, yaşayan canlılar üzerinde mevcuttur zaten, en azından istatistik olarak.

Siz gidip, 3.8 milyar yıldan beri olmayan, gerçekleşmemiş hücre zarı proteini veya betalaktamaz olayına dair mutasyonların, tam insanlar antibiyotiği keşfedince şapkadan çıkan tavşan gibi gerçekleşip bakterinin paçasını kurtardığını söylerseniz elbette buna kimse inanmaz, en başta ben.

Tekrar edeyim. Farkı iyi anlayın, iyi özümseyin. Evrim, yeni mutasyonlar ortaya çıkıp canlıya yen,i özellikler eklemesiyle değil, var olan mutasyonların, doğal seleksiyon yoluyla avantaj sağlamasına bağlıdır. Evrim için, hiç bir zaman yeni mutasyonlar ortaya çıkması beklenmez, beklenemez, bunun bir tanrı eli beklemekten farkı yoktur.

ugorur
06-10-2009, 12:28
>>> Ayrıca bazı özellikler bir nesil sonra çıkabiliyor bazıları 300. Ben zaten yazımda olabilirlikten bahsetmiştim. En altta notlar kısmında zaten bir çok şeyi dile getirdim.

Sorun burada başlıyıor. Bir nesilde ortaya çıkacak kadar bayağı bir vakanın, neden bir nesil önce ortaya çıkmadığına cevabınız olmaz bu durumda.

Evrimi sizin anlatığınız gibi tarif ettiğinizde, herşey öyle güllük gülistanlık giderken, bir mutasyon oluyorda, canlıya avantaj sağlayıveriyor olarak vurgulanmış oluyor. Ama böyle bir şey yok. Mevcut mutasyonların doğal seleksiyonun değişmesi ile dağılımının değişmesi olayıdır evrim. Yeni dağılım yeni çevre, yeni çevrede yeni doğal seleksiyon demektir. Böyle olunca, daha önce var olamayan mutasyonlara yol açılabilir..

Siz ise, herşey öylece giderken, mutasyon havuzuna yeni bir tanesi ekleniyor gibi gösteriyorsunuz. Elbette bu durumda, peki o mutasyon neden başka zaman/yerde çıkmıyor denecektir doğal olarak.

Hiç bir özellik bir kaç, bir, 5-10, 10 - 200 veya milyon nesil sonra ortaya çıkmaz. Genlerinde ne varsa, sen osun, orada gizli saklı, geleceğe yatırım bir yastık altı gen havuzu yok, asla da olamaz. Olabilecek tüm mutasyonlar, herhangi bir anda, yaşayan canlılar üzerinde mevcuttur zaten, en azından istatistik olarak.

Siz gidip, 3.8 milyar yıldan beri olmayan, gerçekleşmemiş hücre zarı proteini veya betalaktamaz olayına dair mutasyonların, tam insanlar antibiyotiği keşfedince şapkadan çıkan tavşan gibi gerçekleşip bakterinin paçasını kurtardığını söylerseniz elbette buna kimse inanmaz, en başta ben.

Tekrar edeyim. Farkı iyi anlayın, iyi özümseyin. Evrim, yeni mutasyonlar ortaya çıkıp canlıya yen,i özellikler eklemesiyle değil, var olan mutasyonların, doğal seleksiyon yoluyla avantaj sağlamasına bağlıdır. Evrim için, hiç bir zaman yeni mutasyonlar ortaya çıkması beklenmez, beklenemez, bunun bir tanrı eli beklemekten farkı yoktur.

Sayın liopleurodon

Sanırım bu konuda eğitiminiz benden daha yüksek. Lakin benim bildiğim bilgiler bu kadardı bende bunları aktardım. Ama benim dediğimde de zaten bir anda bir özelliğin meydana gemlesi olayı bulunmamaktadır. Mesela bakterilerin kamçısı örneğinde olduğu gibi; önce 3lü kodlardan birindeki bir değişiklik zarda zehir enjeksiyonu görevi gören bir proteini ortaya çıkarır, ardından bir başka mutasyon başka bir protein meydana getirir derken 23. mutasyon sonucu kamçıyı oluşturacak tüm proteinler ayrı ayrı hazırdır hücrede. (Aslında bu süreç çok daha uzun ama kısalttım. Şu makeleyi incelersen bunu açıklamakta http://home.planet.nl/~gkorthof/pdf/Pallen_Matzke.pdf (http://home.planet.nl/%7Egkorthof/pdf/Pallen_Matzke.pdf))

Dediğim gibi bazı mutasyonların doğal seçilime etkisi tek başına olmayacaktır fakat ardından gelecek mutasyonlarla doğal seleksiyona ufak bir etki yapıp neslini devam ettirecektir.

Bakteri örneğin de ise hafif doz antibiyotikler bakteriler için öldürücülüğünü kaybetmesi en fazla 5-6 gün sürüyo. O süre içinde hastalığı yenemezsen zaten doktorlarda farklı tip antibiyotik veriyolar. Kısaca bakteri evrimleri çok kısa sürede gerçekleşe biliyor. Çünkü artık yaşayan bakterilerin çoğunda bir çok gerekli protein evrimi gerçekleşti. Her çıkan yeni antibiyotik için
3-4 gün boyunca direnirlerse bir daha o antibiyotik için ölmeyecek şekilde evrimleri tamamlanıyor.

http://evrimianlamak.org/e/Evrim_101Y:Antibiyotik_direnci ve altındaki linkleri gezersen benim dediğimin ne demek olduğunu sanırım anlarsın.

Saygılarımla
Umurcan Görür

liopleurodon
06-10-2009, 13:27
Mesela bakterilerin kamçısı örneğinde olduğu gibi; önce 3lü kodlardan birindeki bir değişiklik zarda zehir enjeksiyonu görevi gören bir proteini ortaya çıkarır, ardından bir başka mutasyon başka bir protein meydana getirir derken 23. mutasyon sonucu kamçıyı oluşturacak tüm proteinler ayrı ayrı hazırdır hücrede.

İşte bu iş öyle olmaz.

O mutasyon, o bakterilerde mevcuttur. Doğal seleksiyon koşulları değişince, bu mutasyon avantajlı olup, daha sık görülmeye başlar. Bunun daha sık olması, popülasyondaki dengeyi değiştirir. Böylece daha önce olması mümkün olmayan yeni bir mutasyon listesi ortaya çıkar. Böylece artık o protein daha gelişebilir bir forma kavuşmuş olur.

Peki nedir, nedendir, nasıldır?

O mutasyon diyoruz, zaten vardır o ortamda ortaya çıkmaktadır. Daha önce yokken ortaya çıkmasını beklemek hayal olur. Fakat bu mutasyon yeni bir fonksiyon kazandırırken aynı zamanda proteinin o an mevcut fonksiyonunda bir kötülemeye yol açar. Bu nedenle, bu mutasyona sahip olan bireyler, üreme imkanı bulamaz, mesela besin temin edemez, yok olur gider.

Farzedelim, bu bakteriler glikoz ortamında yaşıyor olsunlar. Bu ortamda iken glikoz almaya sağlayan bu proteinde gerçekleşen mutasyon, besin teminini zorlaştırğdığı için yok olacaktır. Yani bu varolması mümkün olmayan bir mutasyondur. Fakat, ortamdaki glikoz azalsın, sakkaroz çoğalsın. Bu durumda bu mutasyon nüksettiği zaman, glikoz yiyemiyor olmak çok önemli olmayacak, sakkaroz alımını etkilemeyecek ve bu protein var olma şansı bulacaktır.

Ama ortam koşulları sabit kalırsa.. Unutulan husus şudur. O ortam koşullarına o bakteri gökten zembille inmemektedir. Bakterinin o mutasyonsuz proteini, önceki ortam koşullarına adapte olacak şekilde gelişmiştir. Eğer böyle değilse, o zaman zaten o bakteri o ortamda mevcut olmuş olamaz.

Bu nedenle, mevcut glikoz ortamına adapte olmuş olan bakteride bu mutasyon dezavantajdır, bakteri maksimum glikoz alımına adapte olmuş haldedir. Siz bu genlerde oluşacak mutasyonla yeni proteinin aynı ortamda fonksiyon kaybetmeden var olabileceğini düşünerek yanılgıya düşüyorsunuz.

Şimdi daha elle tutulur ve halen mevcut bir örneğe bakalım. İnsan kan proteinlerinde gerçekleşen bir mutasyon anemiye yol açar. Bu yüzden kanın oksijen tutma kabiliyeti azalır. Malaria gibi parazitlerin kana musallat olması zorlaşır.

Eğer siz, sıtma var olmayan bir yerde yaşıyorsanız, orası sivrisinek olmayan bir yerdir.. Bu sulak bir alanda değilsiniz demektir. Sulak alanda olmadığınıza göre, meyve sebze bulmanız güçtür. Avcıların gözde mekanı olan su başlarına uğrayıp avcıdan kaçmak zorundasınız demektir. Av bulmak ve av olmamak için daha güçlü, daha hızlı olmanız gerekir. Düşük oksijen taşıma kabiliyetinizle bunları beceremez, üreyemez, yaşayamaz, yok olur gider o mutasyon.

Fakat sıtma olan bir yerdeyseniz. Bu sulak bir yerdir, sivrisinekleri bol. Suyun olduğu yerde meyve vs. temininiz, ağaçların arasında kolayca saklanabilmeniz vs. mümkündür. Bu mutasyonun o oksijen eksikliği etkisi sizin için hayati olmaz. Ama sıtmaya direnç sağladığı için size çok faydalı olur.

Bugün afrikalı insanlaırn çoğunda bu tür kansızlık mevcuttur. Avrupalılarda ise görünmez. İşte evrim budur.

Şimdi bakalım. Kurak bir yerdesiniz, anemi mutasyonu sizin için yok edici, imkansız mutasyon. ama bakın küresel ısınma geliyor. Benzer şekilde devri zamanında buz devride geldi bu dünyaya sık sık. Sizin için imknasız olan ve popülasyonunuzda var olsa da doğal seleksiyonla ayıklanan bir mutasyonla yaşayıp gidiyor türünüz. Ama havalar soğuyor. Kurak olan bölgeniz yağış almaya başlıyor. Yağış neticesi gölcükler vs. artıp sivrisinekler bollaşıyor. Ne olacak? Daha önce var olmasına rağmne, elenmekte olan ve ortalıkta görülmeyen bu anemi, birdenbire yayılmaya başlıyor. Çünkü, artık doğal seleksiyon değişti.

Peki şimdi daha önce olmayan bir mutasyon mucizevi bir şekilde ortaya çıkıp sizi sıtmadan koruyor mu oldu, tamda sivrisineğin bollaştığı zamanda?

Yoksa, zaten var olan mutasyon size avantaj sağladığı için, çekinik durumdan, potansiyel durumdan aktif duruma mı geçti?

Ve işin daha ötesi var. Artık daha önce var olup size üreme imkanı sağlamayan klasik kan genleri, sivrisineklerce eleniyor. Artık rekabet sizden yana. Siz artık daha fazla hemoglobn üretecek -mesela- bir mutasyona kapıyı açtınız. Çünkü, daha önce bu mutasyonu sağlasanızda, faydası olamıyordu, yok olup gidiyordunuz topluca. Şimdi daha fazla kırmızı kan hücresi üretebiliyorsunuz. Bu size avantaj sağlıyor mu, pek değil. Ama o da ne? Akciğerleriniz büyümeye başlıyor. Çünkü buna dair mutasyonların da kapısı açıldı. Daha önce var olsa bile ortaya çıkamayan, elenen mutasyonlardandı onlarda. Çünkü, daha önce büyük akciğerler, fayda etmediği halde bolca protein istediği, enerji harcadığı için zarar ediyordu, eleniyordu. Ne oldu, daha yüksek akciğer kapasitesi imkanı ortaya çıktı. böylece o aneminin etkileri ortadan kalktı. Daha çok alyuvarınzı ve onları dolduracak kocaman akciğerleriniz var. Daha önce normal olan anemisiz kan mutasyonları çıkıyor ortaya ama hemen eleniyor.

Fakat gene kuraklık başladı, buz devri geçti. O büyük akciğerli olan, bol kanlı vücudunuzla, bu kez gene eski elenen normal kan mutasyonları mümkün olmaya başladı. Daha etkin kan hücreleri, daha geniş akciğer kapasitesi, daha çok kan hücresi. Bu kezde daha önce mümkün olmayan daha yoğun kas kütlesi için kapı açıldı size. Sonuç, koşu, atletizm gibi kas/ciğer gereken sporlarda kürsü afrikalıların hep...

Gördüğünüz gibi bir anemi mutasyonu uzun dönemde ne kadar enteresan şeylere sebep oluyor gidiyor.

ugorur
06-10-2009, 13:44
İşte bu iş öyle olmaz.

O mutasyon, o bakterilerde mevcuttur. Doğal seleksiyon koşulları değişince, bu mutasyon avantajlı olup, daha sık görülmeye başlar. Bunun daha sık olması, popülasyondaki dengeyi değiştirir. Böylece daha önce olması mümkün olmayan yeni bir mutasyon listesi ortaya çıkar. Böylece artık o protein daha gelişebilir bir forma kavuşmuş olur.

Peki nedir, nedendir, nasıldır?

O mutasyon diyoruz, zaten vardır o ortamda ortaya çıkmaktadır. Daha önce yokken ortaya çıkmasını beklemek hayal olur. Fakat bu mutasyon yeni bir fonksiyon kazandırırken aynı zamanda proteinin o an mevcut fonksiyonunda bir kötülemeye yol açar. Bu nedenle, bu mutasyona sahip olan bireyler, üreme imkanı bulamaz, mesela besin temin edemez, yok olur gider.

Farzedelim, bu bakteriler glikoz ortamında yaşıyor olsunlar. Bu ortamda iken glikoz almaya sağlayan bu proteinde gerçekleşen mutasyon, besin teminini zorlaştırğdığı için yok olacaktır. Yani bu varolması mümkün olmayan bir mutasyondur. Fakat, ortamdaki glikoz azalsın, sakkaroz çoğalsın. Bu durumda bu mutasyon nüksettiği zaman, glikoz yiyemiyor olmak çok önemli olmayacak, sakkaroz alımını etkilemeyecek ve bu protein var olma şansı bulacaktır.

Ama ortam koşulları sabit kalırsa.. Unutulan husus şudur. O ortam koşullarına o bakteri gökten zembille inmemektedir. Bakterinin o mutasyonsuz proteini, önceki ortam koşullarına adapte olacak şekilde gelişmiştir. Eğer böyle değilse, o zaman zaten o bakteri o ortamda mevcut olmuş olamaz.

Bu nedenle, mevcut glikoz ortamına adapte olmuş olan bakteride bu mutasyon dezavantajdır, bakteri maksimum glikoz alımına adapte olmuş haldedir. Siz bu genlerde oluşacak mutasyonla yeni proteinin aynı ortamda fonksiyon kaybetmeden var olabileceğini düşünerek yanılgıya düşüyorsunuz.

Şimdi daha elle tutulur ve halen mevcut bir örneğe bakalım. İnsan kan proteinlerinde gerçekleşen bir mutasyon anemiye yol açar. Bu yüzden kanın oksijen tutma kabiliyeti azalır. Malaria gibi parazitlerin kana musallat olması zorlaşır.

Eğer siz, sıtma var olmayan bir yerde yaşıyorsanız, orası sivrisinek olmayan bir yerdir.. Bu sulak bir alanda değilsiniz demektir. Sulak alanda olmadığınıza göre, meyve sebze bulmanız güçtür. Avcıların gözde mekanı olan su başlarına uğrayıp avcıdan kaçmak zorundasınız demektir. Av bulmak ve av olmamak için daha güçlü, daha hızlı olmanız gerekir. Düşük oksijen taşıma kabiliyetinizle bunları beceremez, üreyemez, yaşayamaz, yok olur gider o mutasyon.

Fakat sıtma olan bir yerdeyseniz. Bu sulak bir yerdir, sivrisinekleri bol. Suyun olduğu yerde meyve vs. temininiz, ağaçların arasında kolayca saklanabilmeniz vs. mümkündür. Bu mutasyonun o oksijen eksikliği etkisi sizin için hayati olmaz. Ama sıtmaya direnç sağladığı için size çok faydalı olur.

Bugün afrikalı insanlaırn çoğunda bu tür kansızlık mevcuttur. Avrupalılarda ise görünmez. İşte evrim budur.

Şimdi bakalım. Kurak bir yerdesiniz, anemi mutasyonu sizin için yok edici, imkansız mutasyon. ama bakın küresel ısınma geliyor. Benzer şekilde devri zamanında buz devride geldi bu dünyaya sık sık. Sizin için imknasız olan ve popülasyonunuzda var olsa da doğal seleksiyonla ayıklanan bir mutasyonla yaşayıp gidiyor türünüz. Ama havalar soğuyor. Kurak olan bölgeniz yağış almaya başlıyor. Yağış neticesi gölcükler vs. artıp sivrisinekler bollaşıyor. Ne olacak? Daha önce var olmasına rağmne, elenmekte olan ve ortalıkta görülmeyen bu anemi, birdenbire yayılmaya başlıyor. Çünkü, artık doğal seleksiyon değişti.

Peki şimdi daha önce olmayan bir mutasyon mucizevi bir şekilde ortaya çıkıp sizi sıtmadan koruyor mu oldu, tamda sivrisineğin bollaştığı zamanda?

Yoksa, zaten var olan mutasyon size avantaj sağladığı için, çekinik durumdan, potansiyel durumdan aktif duruma mı geçti?

Ve işin daha ötesi var. Artık daha önce var olup size üreme imkanı sağlamayan klasik kan genleri, sivrisineklerce eleniyor. Artık rekabet sizden yana. Siz artık daha fazla hemoglobn üretecek -mesela- bir mutasyona kapıyı açtınız. Çünkü, daha önce bu mutasyonu sağlasanızda, faydası olamıyordu, yok olup gidiyordunuz topluca. Şimdi daha fazla kırmızı kan hücresi üretebiliyorsunuz. Bu size avantaj sağlıyor mu, pek değil. Ama o da ne? Akciğerleriniz büyümeye başlıyor. Çünkü buna dair mutasyonların da kapısı açıldı. Daha önce var olsa bile ortaya çıkamayan, elenen mutasyonlardandı onlarda. Çünkü, daha önce büyük akciğerler, fayda etmediği halde bolca protein istediği, enerji harcadığı için zarar ediyordu, eleniyordu. Ne oldu, daha yüksek akciğer kapasitesi imkanı ortaya çıktı. böylece o aneminin etkileri ortadan kalktı. Daha çok alyuvarınzı ve onları dolduracak kocaman akciğerleriniz var. Daha önce normal olan anemisiz kan mutasyonları çıkıyor ortaya ama hemen eleniyor.

Fakat gene kuraklık başladı, buz devri geçti. O büyük akciğerli olan, bol kanlı vücudunuzla, bu kez gene eski elenen normal kan mutasyonları mümkün olmaya başladı. Daha etkin kan hücreleri, daha geniş akciğer kapasitesi, daha çok kan hücresi. Bu kezde daha önce mümkün olmayan daha yoğun kas kütlesi için kapı açıldı size. Sonuç, koşu, atletizm gibi kas/ciğer gereken sporlarda kürsü afrikalıların hep...

Gördüğünüz gibi bir anemi mutasyonu uzun dönemde ne kadar enteresan şeylere sebep oluyor gidiyor.

Sayın liopleurodon

Bu yazınızdan sonra aynı şeyi farklı yollardan sölediğimizi düşündüğüm için yazınıza doğrudan cevap vermeyeceğim.

Ama bu konu okuyanlara şöyle güzel bir örnek olacaktır. Dünya'da evrimde tartışılıyo ama kendisi değil mekaniği. Buda evrime bir din gibi sarılıyorlar diyenler için örnek olsun. Biz dogma olarak sarılmıyor hala tartışıyoruz.

Saygılarımla
Umurcan Görür

cyctec3
06-10-2009, 21:42
Sayın üyeler

Burda size evrim mekanizmasının nasıl işlediğini dilim döndüğünce anlatmak istiyorum. Bunuda genetik, seçilim ve canlı davranışları konusunda çok az bilgiye sahip insanlar olduğunu bildiğim için bu konulardan başlayarak anlatmak istiyorum. Yazıyı sonuna kadar okursanız eminim çok faydalı olacaktır.

Öncelikle bazı tanımları yapmak istiyorum


DNA: Hücrelerin işlev bilgilerini içeren büyük bir molekül. Çift sarmallıdır.
Protein: Hücrelerin işleyişini devam ettiren temel molekül. Hücrelerdeki kiyasal reaksiyonları düzenler ve yönetir.
Mutasyon: DNA'daki değişikliklerdir. Bir çoğu doğrudan bir etki yapmasada bazıları doğrudan etkilidir.
Çekinin yada Dominant Gen: İki ayrı kodun DNA'da yazılı olduğu zamanlar sadece birinin fizyolojiye etkisi olması. Kahverengi ve yeşil gözlülük buna güzel bir örnektir. Eğer DNA'mızda ikisi birden yazılı ise kahverengi, iki ayrı yerdede yeşil yazılıysa yeşil gözlü olmamız.
Aminoasit: Proteyini oluşturan moleküllerdir. Canlılarda 20 tane, labaratuar ortamında sentezlenenelerle toplamda 22 tanedir.
RNA: DNA'dan aldığı bilgiyi ribozoma ileterek protein üretimine katkıda bulunan molekül. Tek sarmallıdır.
Ribozom: Protein üreten organel.
Bunlar yazıda sıklıkla geçebilecek bazı terimlerdir. Önce biraz genetik anlatıyım.
Genetik
Genetik DNA ile ilgilenen bilim dalıdır. Canlının yönetim yönergelerinin işleyişi hakkında bize bilgi verir.
Detaya biraz inersek DNA adlı molekülün işleyişi hakkında bize detaylı bilgiler sunan ve nasıl çalıştığını açıklayan bilimdir. Bu bilme göre DNA toplamda 4 molakülün farklı sıralar ve sayılarla bir araya gelerek oluşurduğu uzun moleküldür. Bu moleküller 3lü bir kod oluştururlar ve bu kodlar bir aminoasite denk gelir. Bir başlangıç ve bir bitiş(toplamda 3 ayrı kod bu işi üstlenir ama sadece biri DNA'da bulunması bitirmeye yeter) kodu bulunur. Bu kodların sırasına göre aminoasitler bir araya gelerek proteinleri oluşturur.

Bu işlem önce DNA'nın esas sarmalından bir RNA sentezlenir. Bu RNA bir ribozoma tutunarak aminoasitleri bir araya getirir. Bu proteinler ise hücrenin işlemesi için gerekli olan kimyasal reaksiyonları tetikler yada bu reaksiyonlara katılarak işlemi hızlandırırlar.

Mutasyonlar bu DNA'larda gerçekleşmektedir. Bu değişiklikler her hücre bölünmesinde meydana gelmektedir. Çoğu durumda çekinik yada işlevsiz olurlar. Mutasyonlara neden olan başka etkenlerde bulunmaktadır. Bunlar UV ışınları, alfa, beta, vb.. radyasyonlar, çeşitli kimyasal molaküller vb...

En özet hali ile genetik budur. Şimdide biraz seçilim nedir bunu irdeleyelim.

Seçilim

Seçilim en basit ifade ile en'lerin hayatta kalma ihtimalinin daha yüksek olmasıdır. Bu süreç bölgesel ele alımalıdır.

Örneklemek gerekirse Afrika'nın doğal ortamlarında en hızlı ceylanlar ve aslanlar hayatta kalır. Yavaş olanlar ölemeye çok daha yatkındır. Bu doğal seçilime örnektir. Birde yapay seçilim var. Buda şu anda Dünya çapında inek populasyonuna baktığımız zaman en fazla et ve süt veren ineklerin diğerlerine oranla çok daha fazla olduğunu görürüz. Bunun nedeni ineklerin yapay bir seçilime maruz kalmasıdır. İnsanlar en fazla et veren ineklerle en fazla süt veren inekleri beslemişlerdir hep. Bunlar sürekli birbirleriyle çiftleştikleri için ve bunların belli yaşa gelene kadar nerdeyse ölememe garantisi olduğu için daha rahat çoğalmışlardır. Yavrularının hayatta kalma oranı çok yüksektir.

Buda seçilimin kısa bir özetiydi. Umarım anlaşılır olmuştur. Şimdi canlı davranışlarına biraz değineyim.

Hayvan davranışları

Hayvanların en temel ihtiyaçları enerjidir. Bunuda hayvanlar yiyecek, su ve solunum yaptıklarında sağlarlar. İkincil ihtiyaçları ise çoğalmaktır. Bu ikisi canlılar için olmazsa olmazlardır. Bunlar hayvanların davranışlarının temelleridir.

Hayvanlar için en önemli ihtiyaç su ve yiyecek olmuştur hep. Bu yüzden otcul hayvanlar genellikle bitkilerin ve suyun bol olduğu çevrelerde bulunurlar. Etçiller ise genellikle otcullardan beslendikleri için mecbure bu civarlarda bulunurlar. Eğer bir nedenden dolayı otcullar bu ihtiyaçlarını karşılayamaz olmuşlarsa göç ederler yada ölürler. O bölgede kalanlar hala ihtiyaçlarını karşılayabilen hayvanlardır. Bu en temel canlı davranışlarından ilkidir.

İkinci ve evrim için daha önemli olan çoğalma ihtiyacı hayvanlarda daha çok dişilerin belirlediği bir konudur. Dişiler genelde en güçlü yada en ilgi çekici erkeklerle çiftleşmek isterler. Buda türlerin çeşitliliğini artıran en önemli sebeplerden biridir.

Artık "Evrim Mekanizmasına" geçebiliriz sanırım.

Şimdi evrim DNA'da oluşan mutasyonların bir sonraki nesle aktarılması sayesinde gerçekleşir. Bu mutasyonların DNA üstündeki yeri belirlenemez. Bu yüzden yeni gelişecek özellik yada çok nesil sonra ortaya çıkacak özellik tamamen tesadüftür. Bu mutasyonlar genellikle ilk oluştukları zaman bir işlev kazandırmaz ama nesiller sonra başka mutasyonlarla beraber yeni bir özellik kazanacaktır.

Bu evrimi siz iyi bir mikroskop ve uygun bir ortam sayesinde evinizde de deneyleyip gözlemleyebileceğiniz bir evrimdir. Bir bakteriyi bir kapta uygun koğulları sağlayıp çoğaltarak deneye bilirsiniz. Bu bakteri ilk bölünmesinden sonra oluşan yeni iki bakteriyi biri aynı kapta diğeri başka kapta olmak üzere ikiye ayırıp, birini antibiyotik ile öldürün diğerini çoğalması için birkaç gün bekletin. Birkaç günün sonunda bölünüp çoğalan bakterileri tek olanı öldüren antibiyotik ile öldürmeyi deneyin. Bir çok bakteri öldüğü halde hala yaşayan bakteriler kalacaktır. O yaşayan bakteriler o antibiyotiğe dayanıklı olacak şekilde evrimleşmiştir.

Bu çok basit bir evrim örneğidir. Burada biz yapay bir seçilim uygulattık o bakterilere. Eğer bizim önümüzde bir kaç milyon yıl olsaydı ve böyle kontrollü ortamda o bölünmeleri takip etseydik o ortamda önce kolonileri sonra oluşan yeni tür canlıları gözlerdik.

Şimdi de bu canlıların nasıl ulup bu hale geldiğini anlatayım birazda.

Şimdi bir ortam gözünüze canlandırın. Bu ortam kısa boylu ve uzun boylu bitkilerden oluşsun. Bu ortamda aynı tür otçul hayvanlar da bulunsun ve çevresi yüksek çitlerle kapalı olsun. Bu ortamdaki hayvanlar öncelikle kısa boylu bitkileri yiyeceklerdir ve sürekli çoğalacaklardır. Çünkü ortamda başlarda etçil hayvan bulunmayacaktır.

Bir süre sonra bu ortamda kısa boylu bitkiler azalacağı için hayvanlarda açlık git gide artacaktır. Bu hayvanlardan bir kısmı oluşan mutasyonlar sonucu diğerlerinden daha uzun boylu olacaktır. Bunlar yüksek bitkileride yiyebildikleri için diğerlerine göre daha avantajlıdır.

Bir süre sonra kısa bitkiler iyice azaldığı için çoğu hayvan gerekli besinlerini alamayacaktır ve kalan bitkiler için aralarında bir mücadele doğacaktır. Bu arada uzun boylu olanlarda bu tür sorunlar olmayacağı için bu sürüden ayrılmaya başlayacaklardır. Bu uzun boylular kendi aralarında çiftleşme oranları çok daha yüksek olduğu için her nesil uzun boylu doğacaktır.

Diğer taraftan kısa boylu olanlar kendi aralarındaki rekabetten dolayı birbirlerini öldürecek ve bir kısmı bu leşlerden beslenmeye başlayacaktır. O leşlerden beslenenlerin bir kısmı sindiremeden geri dışkılayacak yada zehirlenip ölecektir. Fakat bu leşlerden beslenenlerden bazıları mutasyonlar sonucu oluşan yeni enzimleri sayesinde sindirebileceklerdir. (Bu enzimler belki bir çok nesildir bu hayvanlarda vardı ama daha önce et yeme gereksinimleri olmadığından bir işe yaramıyordu.)

Bu leş yiyici hayvanlar kendi aralarında çiftleştikleri için bunlarında gelecek nesilleri etçiliğe yatkın hayvanlar olarak ortaya çıkacaktır. Nesiller ilerledikce bir taraftaki uzunlar DNA'ları daha fazla uzun geni taşıdığı için daha uzun, diğer taraf daha fazla et sindirebilen enzim taşıdığı için daha etçil olacaktır. Şimdi aklınıza "Bu nasıl iş, nasıl daha fazla o genden taşırlar?" gibi bir soru gelmiştir. Açıklayım; bir özellik genin sadece tek bir kısmında yazılı değildir. Mesela kan grubu ile ilgili 3 ayrı yerde bilgi vardır. (Birincisi A var mı, yok mu; ikincisi B var mı, yok mu; üçüncüsü Rh var mı yok mu şeklinde).

Şu anda ortamımıza baktığımız zaman 3 ayrı hayvan grubu var; birincisi kısa boylu otçullar, ikincisi etçiller, üçüncüsü uzun boylu otcullar. Kısa boylu otculların sayısı çok azalmıştır. Artık tek zorlukları gıda sıkıntısı değildir. Artık yem olma korkularıda vardır. İkinci olarak etciller sayıları azdır fakat git gide artmaktadırlar. Üçüncü türümüzde sayıları git gide artan ve fazlalaşan uzun boylu otçullarımızdır. Bunlarda hem yemek sıkıntısı yoktur hemde yemek sıkıntısı çekmediklerinden etçil hayvanlardan kaçmaları daha olanaklıdır.

Yukardaki örneğimde kullandığım argümanlar gerçekler üzerinedir. Yakın zamanda yayınlanan bir makalede bazı keçi türlerinin et sindirmek için gereken bazı enzimleri salgılayabildiklerini ortaya koymuştur. Bu salgıyı salgılayan keçilerin daha agrasif olduklarıda gözlemlenmiştir.

Bu örneğimizdeki süreç uzun boylu otçullar için 25 ila 100 bin, etçiller için 100 ila 500 bin yıl kadardır. Bu rakamlar tamamen tahmini verilerdir. Bu örnek sadece sindirim ve boy yapıları örneklenmiştir. Bu DNA değişiklikleri dışından daha fazla değişikliklerde (iskelet sistemi, diş yapısı, vb...) gerçekleşeceği anlatılmamıştır lakin onlarda vardır.

Tüm yazıyı kısaca özetlersek;


Bir mutasyon sonucu oluşan ufak bir değişiklik 15-20 nesil sonra uluşacak bir değişikliğe yol açabilir.
Mutasyonlar ilk başlarda pek etkili olmayabilir fakat zaman ilerledikce ve koşullar değiştikce seçilimler artacağı için bu değişiklikler hayati önem taşıyabilir.
Doğadaki en ufak bir değişiklik bir çok yeni türün oluşumunun önünü açabilir.
Besin pramitinden bir türün çıkması tüm pramidi değiştirebilir.
Notlar:


Bu yazı bilimsel verilerin bu konularda pek bilgisi olmayan insanların anlayacağı şekilde sadeleştirilmiştir. Bu sadeleştirmenin sonucunda bir hata yaptıysam affola.
Ben ne bilim adamıyım nede biyolojist. Sadece biyoloji konusunda kendimi geliştirmiş, bilimsel makaleleri takip etmeye çalışan bir insanım.
Yazıda kafalar çok karışmasın diye kromozom, crossing-over, DNA kodları, aminoasit türleri, vb... detay konulara pek fazla girmek istemedim. Bu yüzden bu yazı bir bilimsel yazıdan çok eğitici yazı olarak dikkate alınması gerekmektedir. Bu konuda doğacak sorunlardan (Bir yerde kaynak gösterip rezil olma gibi) ben sorumlu değilim.
Yazım kuralların bir hatam olduysa bana bildirmekten çekinmeyin. Her ne kadar dikkat etmeye çalışsamda hata yapmış olabilirim.
Bu yazıyı bu notlar ve adımın geçeceği şekilde istediğiniz yerde kullanabilirsiniz.
Düzenleme notu: konunun iki altındanki mesajda belirtiliyo.

Saygılarımla
Umurcan Görür
````Bu evrimi siz iyi bir mikroskop ve uygun bir ortam sayesinde evinizde de deneyleyip gözlemleyebileceğiniz bir evrimdir. Bir bakteriyi bir kapta uygun koğulları sağlayıp çoğaltarak deneye bilirsiniz. Bu bakteri ilk bölünmesinden sonra oluşan yeni iki bakteriyi biri aynı kapta diğeri başka kapta olmak üzere ikiye ayırıp, birini antibiyotik ile öldürün diğerini çoğalması için birkaç gün bekletin. Birkaç günün sonunda bölünüp çoğalan bakterileri tek olanı öldüren antibiyotik ile öldürmeyi deneyin. Bir çok bakteri öldüğü halde hala yaşayan bakteriler kalacaktır. O yaşayan bakteriler o antibiyotiğe dayanıklı olacak şekilde evrimleşmiştir.````


cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.
soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.


bakin sayin ateist kisiler. tamam evrim mevrim diyerek inanclariniza bilimsel temel olusturmaya calisiyorsunuz ama bu teori bunun icin yetersiz. bu teori bilimsel degil. bu sistemin icinde sizin kabul etmediginiz ama var olan akilli tasarim bu tarzz adaptasyonel sistemler icinde gecerledir.

ataist olacaksaniz lutfen teori bazli ataistlik degil felsefi ataist olun ki gercekleriniz ve bilimsel temelleriniz aninda gittiginde bocalamayin.

ama sunu soylemek istiyorum< evrim dediginiz ne baslangicini nede sonunu aciklayabilir. daha 200 sene once dunayanin ve evrenin temelleri ates su toprak ve hava diyen simyacilarin duurmmuna dusmeyin. ki duseceksiniz. element dennen su hava toprak sadece mitolojide kaldi evrim teorisde bu mitolojide yani tarihte yerini aldiginda nasilda bocalicaksiniz.

arkadas not kismina bu herkes anlsin diye sade yazilmis demis. yahu detayli yazin lutfen. bir disiplin icinde yazin. baslangici*tesaduf ve olasilik disi ve en azindan felsefi bir yaklasim* ve sonu ile

ugorur
07-10-2009, 06:35
````Bu evrimi siz iyi bir mikroskop ve uygun bir ortam sayesinde evinizde de deneyleyip gözlemleyebileceğiniz bir evrimdir. Bir bakteriyi bir kapta uygun koğulları sağlayıp çoğaltarak deneye bilirsiniz. Bu bakteri ilk bölünmesinden sonra oluşan yeni iki bakteriyi biri aynı kapta diğeri başka kapta olmak üzere ikiye ayırıp, birini antibiyotik ile öldürün diğerini çoğalması için birkaç gün bekletin. Birkaç günün sonunda bölünüp çoğalan bakterileri tek olanı öldüren antibiyotik ile öldürmeyi deneyin. Bir çok bakteri öldüğü halde hala yaşayan bakteriler kalacaktır. O yaşayan bakteriler o antibiyotiğe dayanıklı olacak şekilde evrimleşmiştir.````


cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.
soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.


bakin sayin ateist kisiler. tamam evrim mevrim diyerek inanclariniza bilimsel temel olusturmaya calisiyorsunuz ama bu teori bunun icin yetersiz. bu teori bilimsel degil. bu sistemin icinde sizin kabul etmediginiz ama var olan akilli tasarim bu tarzz adaptasyonel sistemler icinde gecerledir.

ataist olacaksaniz lutfen teori bazli ataistlik degil felsefi ataist olun ki gercekleriniz ve bilimsel temelleriniz aninda gittiginde bocalamayin.

ama sunu soylemek istiyorum< evrim dediginiz ne baslangicini nede sonunu aciklayabilir. daha 200 sene once dunayanin ve evrenin temelleri ates su toprak ve hava diyen simyacilarin duurmmuna dusmeyin. ki duseceksiniz. element dennen su hava toprak sadece mitolojide kaldi evrim teorisde bu mitolojide yani tarihte yerini aldiginda nasilda bocalicaksiniz.

arkadas not kismina bu herkes anlsin diye sade yazilmis demis. yahu detayli yazin lutfen. bir disiplin icinde yazin. baslangici*tesaduf ve olasilik disi ve en azindan felsefi bir yaklasim* ve sonu ile

Sayın cyctec3

soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.

Yukarıdaki mesajların birinde arkadaş siyahi insanların nasıl daha iyi sporcu olduklarını mutasyonel ve doğal seleksiyon yoluyla açıkladı.

Altı parmaklı insanların olmasına nasıl diyosun ozaman. Bir altı parmak diğer altı parmak ile çiftleştikten sonra çocuklarıda altı parmak oluyor. Bu bir adaptasyon ise neden gelecek kuşaklara aktarılıyo.

soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.

DNA'dan RNA sentezlenir ama RNA'dan DNA sentezlenmez. Kavram kargaşanız var galiba.

cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

Adaptasoyunsa nasıl kuşaktan kuşağa geçiyor? Her çoğaldıklarında hala yaşamaya devam ediyorlar. Kavram kargaşanız var galiba.

ama sunu soylemek istiyorum< evrim dediginiz ne baslangicini nede sonunu aciklayabilir. daha 200 sene once dunayanin ve evrenin temelleri ates su toprak ve hava diyen simyacilarin duurmmuna dusmeyin. ki duseceksiniz. element dennen su hava toprak sadece mitolojide kaldi evrim teorisde bu mitolojide yani tarihte yerini aldiginda nasilda bocalicaksiniz.

İnsan oluşumunu Kur'an'a göre tarif ette bizde simyacıyı görelim.

arkadas not kismina bu herkes anlsin diye sade yazilmis demis. yahu detayli yazin lutfen. bir disiplin icinde yazin. baslangici*tesaduf ve olasilik disi ve en azindan felsefi bir yaklasim* ve sonu ile

O tür çok yazıldı ve kavramları bilmeyen insanlar konuyu direk "Yani maymunsun Zuhahaha"ya getirdikleri için ben daha basit bir şekilde açıkladım. Eğer bilimsel bir şekilde anlatma mı istersen bunu ben yapamam. Ben bir bilim adamı değilim, ha daha detaylı anlat dersen, onun için bir makale yazmaktayım merak etmeyin.

Ayrıca canlılığın başlangıcı evrimin konusu değil. Abiyogenez 'in konusudur. Ayrıca evrimde son yoktur.

Saygılarımla
Umurcan Görür

cyctec3
07-10-2009, 21:06
Sayın cyctec3

soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.

Yukarıdaki mesajların birinde arkadaş siyahi insanların nasıl daha iyi sporcu olduklarını mutasyonel ve doğal seleksiyon yoluyla açıkladı.

Altı parmaklı insanların olmasına nasıl diyosun ozaman. Bir altı parmak diğer altı parmak ile çiftleştikten sonra çocuklarıda altı parmak oluyor. Bu bir adaptasyon ise neden gelecek kuşaklara aktarılıyo.

soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.

DNA'dan RNA sentezlenir ama RNA'dan DNA sentezlenmez. Kavram kargaşanız var galiba.

cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

Adaptasoyunsa nasıl kuşaktan kuşağa geçiyor? Her çoğaldıklarında hala yaşamaya devam ediyorlar. Kavram kargaşanız var galiba.

ama sunu soylemek istiyorum< evrim dediginiz ne baslangicini nede sonunu aciklayabilir. daha 200 sene once dunayanin ve evrenin temelleri ates su toprak ve hava diyen simyacilarin duurmmuna dusmeyin. ki duseceksiniz. element dennen su hava toprak sadece mitolojide kaldi evrim teorisde bu mitolojide yani tarihte yerini aldiginda nasilda bocalicaksiniz.

İnsan oluşumunu Kur'an'a göre tarif ette bizde simyacıyı görelim.

arkadas not kismina bu herkes anlsin diye sade yazilmis demis. yahu detayli yazin lutfen. bir disiplin icinde yazin. baslangici*tesaduf ve olasilik disi ve en azindan felsefi bir yaklasim* ve sonu ile

O tür çok yazıldı ve kavramları bilmeyen insanlar konuyu direk "Yani maymunsun Zuhahaha"ya getirdikleri için ben daha basit bir şekilde açıkladım. Eğer bilimsel bir şekilde anlatma mı istersen bunu ben yapamam. Ben bir bilim adamı değilim, ha daha detaylı anlat dersen, onun için bir makale yazmaktayım merak etmeyin.

Ayrıca canlılığın başlangıcı evrimin konusu değil. Abiyogenez 'in konusudur. Ayrıca evrimde son yoktur.

Saygılarımla
Umurcan Görür

virusun icine girdigi hucre dna sina nasil kendi klon rna larini sentezlettigini bilirmisiniz? yani rna dna ya rna sentezletiyor. kargasa? izah edein de gorelim.

yahu arkadasim. bana 6 parmakli olmanin bir mutasyon oldugunu soyluyorsun. insaf yahu. bunu defalarca yazdim ve izah ettim. peki 6 incisi parmak degilde kol olmuyor, paragin yaninda bir kol cikmiyor veya kus kanadi cikmiyor? mutasyonun ne oldugunu bilmekten uzaksiniz. bozunan dna larda oncelikle kanser bas gosterir. genetik bozunmaya daha anlasilir ornek verelim. radrasyon dna yi bozar ve o bozunan hucreler kontrolsuz uremeye baslar ve biz buna kanser deriz. ama sizin alti parmak olayida mutasyon oluyor. yada mutasyonla kanadiniz cikiyor mantigi arasinda fark yok. beni anlamicaksinizama yinede yazayim. adaptasyonel ve var olan bir sistem sayesinde canlilar devinim halindedirelr. bu sekilde degisen kosullara uyum saglar . ama bu sistem genlerimizde var. bu sistemin genlerimizde var oldugunu kabul etmemenizin temelinde bunun bir sistem olmas gercegi yatiyor. cunki bir sistem varsa bu sistemin kurallarini koyan vardir mantigi sizi korkutacaktir hep.

canliligin baslangici demissin. ben sana soyle milyarlarca aminasit verecegim. sende bunlari oksijenden koruyarak bana bir basit canli yapacan/

ama zor iki sey var, sen dna yapana kadar bu amino asitler oksijen tarafindan tahrip edilmicek.

yahu bana abiyogenezle canliligi aciklayamasiniz. belki biyoloji ve dunya bilgisi orta okul ile lise ayarinda olan ve etki teoki mantigindan uzak olsam yerim ama benim aklim almiyor. bunu beynimde bilimsel bir temele oturtamiyorum.

zaten abiyogenezi biz izah edebilseniz o zaman bayram edeceksiniz ama evrim teorisyenleri basarisiz ilk canlilik deneyin den sonra daha dogrusu dna denen seyi ogrenip hucrenin ole yuvarlak bisi olmadigini ve kompleks bir sistem oldugunu ogrendikten sonra evrimi var olan adaptasyonel sisteme giydirmeye calistilar.

yahu en evrimci adam bile ilk canlilikta biter. ilk canlida bier. hucrede biter. belki 50 sene once bu daha kilaydi, yildirim simsek mimsek derken oldu deseniz yerdik ama dna ve bu kompleks sistemin varligini acik havada olusan aminoasitlerin tesadufen bir araya gelip dna oldu ama dna nin yaninda mitokondri oldu, ribozom falan derken ole hepsi denk geldi birde mitozbolundu aha size abiyogenez. birakin bunlari artik.

sizin evrim dediginiz zaten canliligin dna denen kodlarinda var olan adaptasyon sisteminden baskasi degil. hadi birakin adaptasyonu siz ilk canliligi bana aciklayin, acik havada aminoasitlerin nasil olduda bozulmadan mitorkondri vb benzeri sistemler haline gelip ilk canliligin ortaya ciktigini izah edin.


var olan bir sistemin detaylarini irdelyerek evrim teorisini daha fazla canli tutamazsiniz. oncelikle ilk canliligi aciklamaniz lazimdiger kosulda adaptasyonel sistem demekten ote gidemez ve ateistlik ylunda bir kale daha kaybedersiniz.

bu arada hebele hubele siz maymunmusunuz diyecek adamlari baz alip yazarsaniz bende boyle yazarim. bu izah degil benim icin. burada dibine kadar tartismaya calisiyoruz ilk okul bilgilerimizi canlandirmaya degil

saygilarimla.

ugorur
08-10-2009, 06:53
virusun icine girdigi hucre dna sina nasil kendi klon rna larini sentezlettigini bilirmisiniz? yani rna dna ya rna sentezletiyor. kargasa? izah edein de gorelim.

yahu arkadasim. bana 6 parmakli olmanin bir mutasyon oldugunu soyluyorsun. insaf yahu. bunu defalarca yazdim ve izah ettim. peki 6 incisi parmak degilde kol olmuyor, paragin yaninda bir kol cikmiyor veya kus kanadi cikmiyor? mutasyonun ne oldugunu bilmekten uzaksiniz. bozunan dna larda oncelikle kanser bas gosterir. genetik bozunmaya daha anlasilir ornek verelim. radrasyon dna yi bozar ve o bozunan hucreler kontrolsuz uremeye baslar ve biz buna kanser deriz. ama sizin alti parmak olayida mutasyon oluyor. yada mutasyonla kanadiniz cikiyor mantigi arasinda fark yok. beni anlamicaksinizama yinede yazayim. adaptasyonel ve var olan bir sistem sayesinde canlilar devinim halindedirelr. bu sekilde degisen kosullara uyum saglar . ama bu sistem genlerimizde var. bu sistemin genlerimizde var oldugunu kabul etmemenizin temelinde bunun bir sistem olmas gercegi yatiyor. cunki bir sistem varsa bu sistemin kurallarini koyan vardir mantigi sizi korkutacaktir hep.

canliligin baslangici demissin. ben sana soyle milyarlarca aminasit verecegim. sende bunlari oksijenden koruyarak bana bir basit canli yapacan/

ama zor iki sey var, sen dna yapana kadar bu amino asitler oksijen tarafindan tahrip edilmicek.

yahu bana abiyogenezle canliligi aciklayamasiniz. belki biyoloji ve dunya bilgisi orta okul ile lise ayarinda olan ve etki teoki mantigindan uzak olsam yerim ama benim aklim almiyor. bunu beynimde bilimsel bir temele oturtamiyorum.

zaten abiyogenezi biz izah edebilseniz o zaman bayram edeceksiniz ama evrim teorisyenleri basarisiz ilk canlilik deneyin den sonra daha dogrusu dna denen seyi ogrenip hucrenin ole yuvarlak bisi olmadigini ve kompleks bir sistem oldugunu ogrendikten sonra evrimi var olan adaptasyonel sisteme giydirmeye calistilar.

yahu en evrimci adam bile ilk canlilikta biter. ilk canlida bier. hucrede biter. belki 50 sene once bu daha kilaydi, yildirim simsek mimsek derken oldu deseniz yerdik ama dna ve bu kompleks sistemin varligini acik havada olusan aminoasitlerin tesadufen bir araya gelip dna oldu ama dna nin yaninda mitokondri oldu, ribozom falan derken ole hepsi denk geldi birde mitozbolundu aha size abiyogenez. birakin bunlari artik.

sizin evrim dediginiz zaten canliligin dna denen kodlarinda var olan adaptasyon sisteminden baskasi degil. hadi birakin adaptasyonu siz ilk canliligi bana aciklayin, acik havada aminoasitlerin nasil olduda bozulmadan mitorkondri vb benzeri sistemler haline gelip ilk canliligin ortaya ciktigini izah edin.


var olan bir sistemin detaylarini irdelyerek evrim teorisini daha fazla canli tutamazsiniz. oncelikle ilk canliligi aciklamaniz lazimdiger kosulda adaptasyonel sistem demekten ote gidemez ve ateistlik ylunda bir kale daha kaybedersiniz.

bu arada hebele hubele siz maymunmusunuz diyecek adamlari baz alip yazarsaniz bende boyle yazarim. bu izah degil benim icin. burada dibine kadar tartismaya calisiyoruz ilk okul bilgilerimizi canlandirmaya degil

saygilarimla.

Sayın cyctec3

Neden dediğiniz lafları çarpıtmaya başladınız? Önce RNA nasıl DNA setezliyo diyodunuz şimdi virüs RNA'sı nasıl sentesleniyora dönderdiniz.

Virüs RNA'sını hücreye bıraktıktan sonra RNA, DNA'nın altına tutunur ve kendini kopyalatır. En basit şekilde açıklaması budur. Detay istiyosanız http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&q=virus+replication adresinden virüs çoğalmaları ile ilgili yazılmış makaleleri okuyabilirsiniz.

Bu arada bu kullandığınız hangi dil? Türkçemtrak isimli bir dil gibi geldi bana. Bazı yerlerde ne demek istediğinizi 5-6 kere okuyarak ancak anladım.

İlk canlı konusuna gelince; siz bana tılsımlı kuarkların neden bu evrende sadece yüksek enerjili patlamalardan sonra oluşup bir süre sonra bozunduklarını açıklayın bende size ilk calıyı açıklayım. Neden proton iki yukarı bir alt kuarktan oluşurda iki tılsımlı bir acayip kuarktan oluşmaz? Bunları sen bana açıkladıktan sonra bende sana ilk canlının nasıl oluşuğunu açıklarım.

Saygılarımla
Umurcan Görür

liopleurodon
08-10-2009, 09:03
>>> cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

Komik olmak için yanlış yerdesiniz. Evrim, zaten adaptasyon demektir, siz ne bekliyordunuz?

>>> soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.

Evet sn. ugorur, iyi niyetle yazdınız:

# Bir mutasyon sonucu oluşan ufak bir değişiklik 15-20 nesil sonra uluşacak bir değişikliğe yol açabilir.
# Mutasyonlar ilk başlarda pek etkili olmayabilir fakat zaman ilerledikce ve koşullar değiştikce seçilimler artacağı için bu değişiklikler hayati önem taşıyabilir.

Bilimsel gözlemlerle, Darwin, Wallce ve onlardan bugüne kadar gelen bilim adamlarının gözlemleriyle çelişen, evrim teorisiyle ters düşen bir izahat yaptınız. Evrimi mutasyonlara endekslediniz. Ve işte size sorulacak olan şey bu: Peki nerde hani bu mutasyonlar, hiç yararlı mutasyon var mı ki bunu söylüyorsunuz?

Bu soruya ne cevap vereceksiniz? Veremezsiniz. Ki diğer mesajlarınızda da verememişsiniz. Açıkca, "ahada şu mutasyon ve bu mutasyon sayesinde 4 gözü olan şu nesil ortaya çıktı" demeniz lazım ki, buna cevap verebilmiş olasınız. Ama böyle bir şey yok. Doğal hayatın, canlı çeşitliliğinin şimdikinden kat kat fazla olduğu Darwin'in döneminde, o dünyayı dolaşıp belki bizden daha fazla canlı türünü gözlemlerken hiç böyle bir şeye raslamamıştı. O yüzden de açıkca dediki: Evrim mutasyonla yeni özellik kazanmak değil, var olan özelliklerin doğal seleksiyonla ilerlemesidir.

Size verdiğim cevapları tekrar bir okuyun. Nerde yanlışınız olduğunu farketmeniz daha kolay olacaktır.

>>> soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.

Sizle uğraşmaya zaten gerek yok cyctec3, kara cahilin tekisiniz.. Şunları okuyun öncelikle, sonra gelinde bir kaç izahat yapalım size:

Piccirilli, J. A., 1995. RNA seeks its maker. Nature 376: 548-549.

Levy, Matthew and Andrew D. Ellington. 2003. Exponential growth by cross-catalytic cleavage of deoxyribozymogens. Proceedings of the National Academy of Science USA 100(11): 6416-6421.

Poole, A. M., D. C. Jeffares, and D. Penny. 1998. The path from the RNA world. Journal of Molecular Evolution 46: 1-17.

Böhler, C., P. E. Nielsen, and L. E. Orgel. 1995. Template switching between PNA and RNA oligonucleotides. Nature 376: 578-581.

Jeffares, D. C., A. M. Poole and D. Penny. 1998. Relics from the RNA world. Journal of Molecular Evolution 46: 18-36.

Leipe, D. D., L. Aravind, and E. V. Koonin. 1999. Did DNA replication evolve twice independently? Nucleic Acids Research 27: 3389-3401.

cyctec3
05-11-2009, 01:53
>>> cumleniz yukarida, ;'md' s'z b'r beherde hemen antibiyotik 'le evr'm yaptinizya yuh derim . buna adaptasyon diyoruz biz ne evrimi. iste en basit ornegi bile celiskili ve anlamsiz.

Komik olmak için yanlış yerdesiniz. Evrim, zaten adaptasyon demektir, siz ne bekliyordunuz?

>>> soru1=bana b'r adet yararli mutasyon veya olabilecek ornek gosterin.

Evet sn. ugorur, iyi niyetle yazdınız:



Bilimsel gözlemlerle, Darwin, Wallce ve onlardan bugüne kadar gelen bilim adamlarının gözlemleriyle çelişen, evrim teorisiyle ters düşen bir izahat yaptınız. Evrimi mutasyonlara endekslediniz. Ve işte size sorulacak olan şey bu: Peki nerde hani bu mutasyonlar, hiç yararlı mutasyon var mı ki bunu söylüyorsunuz?

Bu soruya ne cevap vereceksiniz? Veremezsiniz. Ki diğer mesajlarınızda da verememişsiniz. Açıkca, "ahada şu mutasyon ve bu mutasyon sayesinde 4 gözü olan şu nesil ortaya çıktı" demeniz lazım ki, buna cevap verebilmiş olasınız. Ama böyle bir şey yok. Doğal hayatın, canlı çeşitliliğinin şimdikinden kat kat fazla olduğu Darwin'in döneminde, o dünyayı dolaşıp belki bizden daha fazla canlı türünü gözlemlerken hiç böyle bir şeye raslamamıştı. O yüzden de açıkca dediki: Evrim mutasyonla yeni özellik kazanmak değil, var olan özelliklerin doğal seleksiyonla ilerlemesidir.

Size verdiğim cevapları tekrar bir okuyun. Nerde yanlışınız olduğunu farketmeniz daha kolay olacaktır.

>>> soru2=rna yi dna dna yi rna sente=zler derken bir bu kisir donguyu teoriniz nasil acikliyor.

Sizle uğraşmaya zaten gerek yok cyctec3, kara cahilin tekisiniz.. Şunları okuyun öncelikle, sonra gelinde bir kaç izahat yapalım size:

Piccirilli, J. A., 1995. RNA seeks its maker. Nature 376: 548-549.

Levy, Matthew and Andrew D. Ellington. 2003. Exponential growth by cross-catalytic cleavage of deoxyribozymogens. Proceedings of the National Academy of Science USA 100(11): 6416-6421.

Poole, A. M., D. C. Jeffares, and D. Penny. 1998. The path from the RNA world. Journal of Molecular Evolution 46: 1-17.

Böhler, C., P. E. Nielsen, and L. E. Orgel. 1995. Template switching between PNA and RNA oligonucleotides. Nature 376: 578-581.

Jeffares, D. C., A. M. Poole and D. Penny. 1998. Relics from the RNA world. Journal of Molecular Evolution 46: 18-36.

Leipe, D. D., L. Aravind, and E. V. Koonin. 1999. Did DNA replication evolve twice independently? Nucleic Acids Research 27: 3389-3401.

evrımın adaptasyon sistemıne yuklenen ıdeolojık anlam oldugunu kabul etmenız guzel.

hadi şuna "theory of evolution " degılde " theory of adaptation" deyelım o zaman.

bu arada benım kara cahıloldugumu ıdda etmıssınız.bakın sızınle benımaramdakı en temel fark sen dogulular gıbı sadece ne kadar sey bıldıgınle ovunursun, ben ıse gercek bır bılım ınsanı gıbı kullanabıldıgım bılgı mıktarı ıle ovunurum.

sen bıldıgın yabacı dıl ıle ovunursun sadece onu bılmekle, ben ıse onu sadece ıhtıyac ıcın bılırım.

sen bır sey bıldıgını bılırsın, ben ıse ne bılmedıgımı.

bakın sıze karsı acımasızım ama kusura bakmayın bu lafı artık hak edıyorsunuz, " sızın algı dunyanızın cercevesını benım gıbılerı cızer sızde azda olsa gorursunuz.gerek anlayarak gerek anlamayarak.

liopleurodon
05-11-2009, 12:07
>>> bu arada benım kara cahıloldugumu ıdda etmıssınız.bakın sızınle benımaramdakı en temel fark sen dogulular gıbı sadece ne kadar sey bıldıgınle ovunursun, ben ıse gercek bır bılım ınsanı gıbı kullanabıldıgım bılgı mıktarı ıle ovunurum.

İşte tipik müslüman tripleri. Sen, kullanabildiğin bilginin, dorğu bilgi olduğunu sanıyorsun. İşte cahillikte budur, bildiğini sanmak. Senin bilgin şu:

Efenim, allah var, bizi o yarattı, onun rızası için milleti keseceğiz, sonra o da bize tomurcuk memeli huriler verecek, bizde onlarla cevizleri aynen..

Yorumun da şu. Ben allah var bilgisini kullanıyorum, işte o bilgiyle adamları kesiyorum ve faydasını da görüyorum, huriler, ohşş..

Oysa, huriler hayalinde martaval, allah iddian da martaval, haliyle sen bu bilgiden zerre kadar faydalanmış olmuyorsun. Ama faydalı olduğunu sanıyorsun ki işte kara cehalet denen şey budur.

Evet, aynısını evrim mevzusunda da yapıyorsun. Hiç bir halt bilmeden, bildiğin, dorğu olduğunu sandığın martavallarla, gene bir halta yaradığını sandığını bir şeyler çıkarıp, buna da amanda ben biligiyi kullanırım diyorsun.

>>> sen bıldıgın yabacı dıl ıle ovunursun sadece onu bılmekle, ben ıse onu sadece ıhtıyac ıcın bılırım.

Yaptığın aynen şu, gidip klingon dili öğrenmişsin, UFO'lar seni kaçırınca klingonluları yardıma çağırıp bu ihtiyaç için kullanacağım diyorsun, hepsi bu.

Kısaca, sen hiç bir bo.k bilmiyorsun. Bildiğini sandığın şeyde, ondan elde ettiğini sandığın faydada martavaldan ibaret, hespi bu.

cyctec3
06-11-2009, 00:25
>>> bu arada benım kara cahıloldugumu ıdda etmıssınız.bakın sızınle benımaramdakı en temel fark sen dogulular gıbı sadece ne kadar sey bıldıgınle ovunursun, ben ıse gercek bır bılım ınsanı gıbı kullanabıldıgım bılgı mıktarı ıle ovunurum.

İşte tipik müslüman tripleri. Sen, kullanabildiğin bilginin, dorğu bilgi olduğunu sanıyorsun. İşte cahillikte budur, bildiğini sanmak. Senin bilgin şu:

Efenim, allah var, bizi o yarattı, onun rızası için milleti keseceğiz, sonra o da bize tomurcuk memeli huriler verecek, bizde onlarla cevizleri aynen..

Yorumun da şu. Ben allah var bilgisini kullanıyorum, işte o bilgiyle adamları kesiyorum ve faydasını da görüyorum, huriler, ohşş..

Oysa, huriler hayalinde martaval, allah iddian da martaval, haliyle sen bu bilgiden zerre kadar faydalanmış olmuyorsun. Ama faydalı olduğunu sanıyorsun ki işte kara cehalet denen şey budur.

Evet, aynısını evrim mevzusunda da yapıyorsun. Hiç bir halt bilmeden, bildiğin, dorğu olduğunu sandığın martavallarla, gene bir halta yaradığını sandığını bir şeyler çıkarıp, buna da amanda ben biligiyi kullanırım diyorsun.

>>> sen bıldıgın yabacı dıl ıle ovunursun sadece onu bılmekle, ben ıse onu sadece ıhtıyac ıcın bılırım.

Yaptığın aynen şu, gidip klingon dili öğrenmişsin, UFO'lar seni kaçırınca klingonluları yardıma çağırıp bu ihtiyaç için kullanacağım diyorsun, hepsi bu.

Kısaca, sen hiç bir bo.k bilmiyorsun. Bildiğini sandığın şeyde, ondan elde ettiğini sandığın faydada martavaldan ibaret, hespi bu.

sana guluyorum sadece. yahu senı okuturum ben okutur sonrada elıne sertıfıka verırım. ama sende akıllanacak bır hava yok.

yok muslumanmışım o yuzden atıp tutuyormusum. falan fılan.

bak sımdı senın gıbı yazıcam.
yahu sen kımsın? ne faydan oldu su omrunde su dunyaya? ne yapabıldın veya yapabılırsınkı?

benım gıbı adamların cızdıgı dogrultuda bılerek vehya bılmeyerek ılerleyecek ınsanlardan ne farkın var?

sen sadece agzı bozuk huysuz bırısın ve hıc bır seye ıse yaramayacak bır kısısın.

kendınızle olan problemlerınızı duzeltınde ınsanlara faydalı olun bıraz.

cyctec3
06-11-2009, 00:32
>>> bu arada benım kara cahıloldugumu ıdda etmıssınız.bakın sızınle benımaramdakı en temel fark sen dogulular gıbı sadece ne kadar sey bıldıgınle ovunursun, ben ıse gercek bır bılım ınsanı gıbı kullanabıldıgım bılgı mıktarı ıle ovunurum.

İşte tipik müslüman tripleri. Sen, kullanabildiğin bilginin, dorğu bilgi olduğunu sanıyorsun. İşte cahillikte budur, bildiğini sanmak. Senin bilgin şu:

Efenim, allah var, bizi o yarattı, onun rızası için milleti keseceğiz, sonra o da bize tomurcuk memeli huriler verecek, bizde onlarla cevizleri aynen..

Yorumun da şu. Ben allah var bilgisini kullanıyorum, işte o bilgiyle adamları kesiyorum ve faydasını da görüyorum, huriler, ohşş..

Oysa, huriler hayalinde martaval, allah iddian da martaval, haliyle sen bu bilgiden zerre kadar faydalanmış olmuyorsun. Ama faydalı olduğunu sanıyorsun ki işte kara cehalet denen şey budur.

Evet, aynısını evrim mevzusunda da yapıyorsun. Hiç bir halt bilmeden, bildiğin, dorğu olduğunu sandığın martavallarla, gene bir halta yaradığını sandığını bir şeyler çıkarıp, buna da amanda ben biligiyi kullanırım diyorsun.

>>> sen bıldıgın yabacı dıl ıle ovunursun sadece onu bılmekle, ben ıse onu sadece ıhtıyac ıcın bılırım.

Yaptığın aynen şu, gidip klingon dili öğrenmişsin, UFO'lar seni kaçırınca klingonluları yardıma çağırıp bu ihtiyaç için kullanacağım diyorsun, hepsi bu.

Kısaca, sen hiç bir bo.k bilmiyorsun. Bildiğini sandığın şeyde, ondan elde ettiğini sandığın faydada martavaldan ibaret, hespi bu.


az laflara bakarmısınız? yok hurı ıcın keser bıcermıssın!

yahu bende senın gıbı ımansız olsam senın dogal seleksıyonda benım yanımda solda sıfır kalacagını bılsen senın gıbı ımansız olmamı tehlıke gorurdun.

sen bana medenıyet dersı verecek kadar ınsan olabılmıs degılsın. hatta bana ders vermeyı bırak sen benım kıtaplarımı tasıyacak kadar bıle degılsın.

yok dogal seleksıyonmus yok bılmem neymıs! kafayı bunlarla bozduktan sonra siz ari ırkıda ararsınız! genetik iyileştirmeler ve genetik geliştirmelere gırersınız. genetik olarak zayıf olanları elemıne eder evrım surecınızı hızlandırsınız.

ama unutmayın sayın lıob eger ıs seleksıyona kalırsa sızın pek sansınızın olacagını sanmıyorum

liopleurodon
06-11-2009, 00:50
Cyctec, yürü rahvan, anca varırsın, hadeee..

Cehaletin yüzüne vurulunca, bunu aksini göstermektense böyle amanda şuymuşta, buymuşta..

Evet, senin kitaplarını taşıyamam, zira ben sen gibi eşek değilim; sen ise bir yağırlı eşek olarak sırtında ömür boyu kitap taşımışsın, ama bir açıp okumamışsın. Ki, en azından kapaklarını okusan, biraz bir şeyler öğrenirdin.

Yergin
06-11-2009, 11:20
Bu sizde bir huy olmuş sanırım sayın liopleurodon. İnsanların yüzüne hakaret edip, hadi değilsen göstersene demek...

Çok ilginç bir yaklaşım.

İnsancıl olmadığı bir gerçek ama.

Saygılar