Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuran'daki En İlginç Hikaye: Şeytan
Kuran ayetleriyle şeytanın hikâyesi şu şekildedir:
Araf 11-18: Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı. Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslaman haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
İşte şeytanın macerası bu şekilde başlar. Şeytan, kendinden küçük gördüğü için insana karşı, Allah’ın emrine rağmen saygıyla eğilmemiş, hatta daha da ileri giderek Allah’a kafa tutmuş ve insanları onun yolundan saptıracağını söylemiş ve de Allah’ın huzurundan kovulmuştur. Henüz hikâyenin bu başlangıç aşamasında bile insanın aklına bir sürü soru gelir:
1. Yukarıdaki ayetlerden (ve Kuran’daki benzer diğer ayetlerden) Allah ile şeytanın karşılıklı olarak bu konuyu konuştukları anlaşılıyor. Yani bu durumda şeytan, Allah’ın varlığından, cennet-cehennemin olduğundan bir haber değil. Tüm bunları bildiği halde (mecazen bile olsa, her şey tam gözünün önünde iken), sırf gururu için böyle bir aptallığı nasıl yapmış olabilir? Şeytanın aptal olduğu, en azından insanlar tarafından iddia edilemez. Çünkü şeytan, insandan çok daha üstün ve akıllı bir varlıktır (günlük konuşma dilinde bile, çok zekice bir fikir için “şeytanlık” ifadesi kullanılır ve bunca zamandır bazı insanları Allah yolundan döndürme konusunda kandırabildiği için herhalde insandan akıllıdır. Altı milyardan fazla insanın yaşadığı günümüzde, her saniye belki de binlerce kişinin günah işlemesinden sorumlu olduğu için her an birçok farklı yerde aynı anda günah işletme gibi özellikleri olan güçlü bir varlıktır). Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yarattığında, dağından taşına, kurdundan kuşuna, meleğinden insanına herkes önünde secdeye vardığı halde, bunlardan daha akıllı ve yüce bir varlık olan şeytan, bir kuştan bile daha akılsız mıdır ki Allah’ın sözüne karşı gelmiştir?
2. Şeytanın böyle bir aptallığı yaptığı bir an için varsayılırsa ve olay anlatıldığı gibi kendi akışı içerisinde değerlendirilirse… Allah Âdem’i yaratmıştır ve meleklerin karşısına çıkarmıştır. Yani henüz Havva yaratılmamış, her ikisi cennete sokulmamıştır. Fakat bir süre sonra Havva da yaratılmış, Âdem ile birlikte cennete yerleştirilmiş ve bu çifte, cennette keyiflerine bakmaları ancak yasak ağaçtan uzak durmaları emredilmiştir. Ancak şeytan onları kandırmış, onları yasak ağacın meyvesinden yemeye ikna etmiş ve cennetten kovulmalarına neden olmuştur. Peki, şeytan Allah’ın huzurundan kovulduğu halde, cennette ne aramaktadır? Cennete kimin girip çıktığı kontrol edilmemekte ve bazı şeyler Allah’ın gözünden kaçmakta mıdır? Eğer şeytan cennete girerek değil de, bir şekilde uzaktan onların zihinlerine müdahale ettiyse, insan (hele ki ilk insan olması münasebetiyle çok daha değerli olan Âdem) Allah’ın cennetinde bazı tehlikelere, bazı tehditlere ve baştan çıkarmalara açık mıdır? Cennet tam anlamıyla korunaklı bir yer değil midir?
3. Âdem, Allah’ın huzurundaki tüm melekler ona saygı ile eğilmişken, kendisine saygı ile eğilmeyen, kendi gözleri önünde Allah’la tartışan şeytanı tanımamış mıdır? Tanımışsa onun sözüne neden uymuştur, onun öğüt verenlerden olduğuna neden itimat etmiştir?
4. Ayetlere bakıldığında, şeytanın “beni azdırmana karşılık” ifadesi dikkat çekicidir. Şeytan, Allah’a diklenme cüretinden sonra bir de olayın sorumluluğunu Allah’a yüklemiştir. Ve bundan sonra huzurdan kovulmuş, bunun ilk intikamını da bir şekilde Âdem ile Havva’yı cennetten kovdurarak almıştır. Demek ki, şeytan Âdem önünde saygıyla eğilseydi veya onlara cennette ulaşamasaydı, insanlık cennetten kovulmayacak, bütün bunlar hiç yaşanmayacaktı. Yani tüm bunlar, Allah ile ona asla ve asla denk olamayacak şeytanın inatlaşması ve Allah’ın şeytanı azdırması yüzünden mi yaşandı? Buna “Allah’ın takdiridir, öyledir” denip geçilecekse, o halde mecburen geçmişin, bugünün ve geleceğin insanlarının, başkalarının kabahati, günahı yüzünden bunları yaşadığı sonucu çıkar ki, bu durum Kuran’da sıklıkla geçen bir ayetin hükmüyle çelişir (Enam 164: De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mi arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir). Çünkü ne açıdan bakılırsa bakılsın insanlık, şeytanın, Âdem’in ve Havva’nın günahı yüzünden cennetten kovulmuştur. Allah bu günahlar sebebiyle, Âdem nezdinde insanlığa, bir süre için yeryüzüne yerleşmelerini söylemiştir. Fakat anlaşılan odur ki, insanlık, çıkarıldığı yer olan cennete topyekun dönemeyecek, önemli bir kısmı cehenneme gidecektir. Allah, şeytanla inatlaşır ve onu azdırırken, bu imtihan meselesini “iyi fikir!” olarak mı düşünmüş ve karar vermiştir?
Her ne açıdan bakılırsa bakılsın, olayın en ilginç yönü, şeytanın Allah’ı gördüğü halde, onun huzurunda olduğu halde ona (ister aptallığından ister akıl ötesi cesaretinden) karşı gelmesidir. Fakat her nedense, Allah huzurunda böylesine cüretkâr olan şeytan, bir süre sonra bir pişmanlığa düşmüş, Allah’tan korkmaya başlamış ve fakat yaptığından yapacağından da geri durmamıştır:
Enfal 48: Hani şeytan yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım” demişti. Fakat her iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler) görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti.
İbrahim22: İş bitirilince şeytan diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
Haşr16: Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der.
Bu karmakarışık ilişkiler ağını çözmek elbette kolay değil. Çünkü neresinden bakılırsa bakılsın, durumun mantığa sığmayacağı açıktır. Nelerin olacağını çok iyi bilen şeytan, Allah’ın gözünün içine baka baka itaatsizlik etmiş, meydan okumuş, engelleri aşarak cennettekileri kovdurmuş ama sonra birden imana ve korkuya gelmiş, Allah’tan korkmaya başlamıştır. Ama yapacaklarından da vazgeçmemiştir. Bir inat uğruna, belki de cennetlik bir varlıkken cehennemlik olmuş, hem kendini hem insanlığı yakmıştır. Zaten Müslümanlar da olayın sadece bu boyutu ile ilgilenmiş, diğer hususları bir kenara bırakmışlardır.
Şeytanın macerasını bu boyutta inceleyip bitirmeden önce, bu noktada, bir zamanlar İslam dünyasında çalkantılar yaratan ve etkileri aslında sessiz sedasız devam etmekte ve edecek olan “Şeytan Ayetleri” konusuna da değinmekte fayda var. Bu konunun iyice anlaşılması için öncelikle, Allah inancının ve adının nereden geldiğine bakmak gerekmektedir. Özetlemek gerekirse* :
İslam öncesi Arabistan’ında putperestlik inancı hâkimdir. Araplar, Kâbede bulunan 360 adet puta tapmaktadırlar. Bu putlardan en yükseği ve en güçlüsü olarak ay tanrısını görülmekte, ona Al-İlah olarak hitap edilmekte ve inananları tarafından eller iki yana açılıp dua edilmek suretiyle ibadet edilmektedir. Ay tanrısı olan Al-İlah erkek bir tanrıdır ve Güneş Tanrıçası ile evlidir. Bu tanrı-tanrıça çiftinin Al-Lat, Al-Uzzat ve Al-Menat isimlerinde üç kızları vardır. İslamiyet ile beraber Al-İlah adı Allah olarak değiştirilmiştir (Meryem 65: (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?). Muhammed böylece Al-İlah’ı tek tanrı olarak ilan etmiş, diğer putlara tapınmayı yasaklamıştır. İslamiyet öncesi bu pagan dininde de Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutma, Kâbenin etrafında yedi kere dönme, “Kara Taş”ı (Hacerül Esved) kutsal sayıp öpme, günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılma, şeytan taşlama ve burna su çekme, elleri dirseği kadar yıkama suretiyle abdest alma gibi bugünkü inanca tamamen benzeyen uygulamalar vardır. Halifelerden Ömer’in, Hacerül Esved hakkında “Resülullahın seni öptüğünü görmeseydim, asla öpmezdim” dediği bilinmektedir.
Bu bilginin bu şekilde verilmesinden sonra, artık “Şeytan Ayetleri” konusunun anlaşılması daha kolay olacaktır. Bu konu da kısaca anlatılmak istenirse:
“Gördünüz mü Lat’ı, Uzza’yı, Menat’ı; işte bunlar yüce turnalardır, şefaatleri elbette ki umulur.” İşte her şey, Muhammed’in ağzından çıkan bu cümle ile başlar. Buhari ve Tirmizi gibi hadis kaynaklarına göre, Muhammed, Mekke’de Necm suresini okurken bu sözü söyleyerek secde eder ve onunla birlikte yaşlı biri hariç, orada bulunan tüm Müslümanlar ve putperestler secde ederler. Süyuti ve İbn Hacer gibi diğer hadis kaynaklarına göre ise olay şöyle gelişir: Muhammed, Mekke’de Necm suresini okurken “Lat’ı, Uzza’yı ve bir öteki, üçüncü put olan Menat’ı gördünüz mü?” denilen bölüme gelir, işte tam burada şeytan, Muhammed’e “İşte bunlar yüce turnalardır. Şefaatleri de elbette ki umulur” dedirtir. Orada bulunan putperestler “Muhammed daha önce değil, bugün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” derler (ilk hadiste, “putperestler neden Muhammed ile birlikte secde etsinler ki” sorusunun cevabı da burada yatar, çünkü putperestlerin tanrıçalarının adı anılmıştır).
Allah, Muhammed’in imdadına hemen yetişir:
Hac 52-54: Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
Bu büyük gaftan bile Muhammed’in üç ayetle nasıl sıyrıldığı gözden kaçmamalıdır, olayı kâfirlere bir imtihan, Müslümanlara da bir iman meselesi haline getirmiştir. Böylece bu ayetlerden, şeytanın vesvesesi sayesinde Kuran’a “Şeytan Ayetleri”ni soktuğu, ancak sonrasında Allah’ın (Cebrail aracılığıyla) bu vesveseyi gidererek ayetlerini sağlamlaştırdığı anlaşılmaktadır. Elbette, bir peygamberin herhangi bir vesveseye kapılması kabul edilemez; bir an için vesveseye kapılabileceği kabul edilebilse bile, bu vesvesenin “Allah’a ortak koşmak” olması son derece çarpıcı değil midir? Herhalde Muhammed, bir öz eleştiri yapmak ve kafası karışan insanları yatıştırmak ihtiyacı hissetmiştir ki, şu ayetler de kendisine inmiştir(!):
İsra 73-75: Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin. İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Demek ki Muhammed, söz konusu vesveseden, yoldan şaşmadan, inanmayanlarla dost olmadan, onlara meyletmeden, hayatın ve ölümün katmerli acılarından Allah’ın verdiği sebat ile kurtulmuştur. Yani Allah sebat vermeseydi, Muhammed yoldan çıkacaktı gibi bir durum anlaşılıyor. Allah’ın bu sözlerinden bu sonuç çıktığına göre, peygamber kadar üstün ve bilge olmayan insanların ne denli ciddi bir tehlike içinde olduklarını görmemek imkânsızdır. Allah’ın insanları sınarken, onları kendi kaderlerine bıraktığı iddiası burada sarsılıyor veya öteki açıdan bakılırsa, vesveseye kapılan insanlara sebat verilmemesi hususuyla bir eşitsizlik durumu yaratılıyor. Bu konu sayesinde de, peygambere vesvese vererek, Kuran’a kendi ayetlerini sokarak ve bunlarla Allah’ı, ayetleri düzeltip sağlamlaştırmak zorunda bıraktırarak, şeytanın, hiç de akılsız ve güçsüz bir varlık olmadığı kanıtlamış oluyor. O halde, Âdem’in yaratılışına saygı duymaması, Allah katından kovulması ve Allah’tan korka korka bu görevine devam etmesi, son derece ilginçtir.
Bir o kadar dikkate değer olan diğer konu ise, Muhammed’in Lat, Uzza ve Menat’ı övdüğü zamanın, İslam’ın henüz yayılmadığı, Mekke’de Muhammed ile alay edildiği ve dolayısıyla Muhammed’in oldukça yalnız ve sıkıntılı olduğu bir döneme denk gelmesidir. Muhammed, sonraları bu durumdan pişmanlık duymuş ve bu kötü durumdan, “Bana bunları şeytan söylettirdi” diyerek kurtulmaya çalışmıştır.
Burda muhammedin yapacağı hataların telafisi olarak alternatif bi karakter bulmuş incilden. Yanılmıyosam incilde var şeytan tevratta yok. Tevrattaki ademi cennetten kovduran yılandır. muhammed bunu şeytan olarak yazmış. Neyse işi garantiye almış öyle yada böyle. "Doğru söze ne hacet! Yanlışdada şeytan söyletcek nası olsa" işte şeytanlık böyle bişi olsa gerek :D
sayın AhbAp,
beğeni ile okudum.
Umarım forumumuzda bu gibi müstakil çalışmalarınızı bizlerle paylaşmaya devam edersiniz.
saygılarımla
muhammed_3583
15-01-2010, 23:29
Sayın ahpab..biraz uzun bir yazı olmuş..ve bazı sorular sıralamışsın..nedense içimde cevap yazma hisii doğdu :) (hislerimizi görmediğimiz halde var olduğuna inanıyoruz ne kadar ilginç :)..neyse..Öncelikle okuduğun ayetlere direkt bakmak yerine üzerinde biraz düşünürsen ne denmek istediği hakkında kafanın içerisinde bazı düşünceler açığa çıkacaktır..Şeytan ile ilgili aklıma gelen bir ayeti yazayım..Haşr 16: Tıpkı malum şeytan örneğinde olduğu gibi:Hani o insana "inkar et" diye telkin eder, ona uyup inkar edince de "Ben senin yaptığından sorumlu değilim, çünkü ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım" der....Yahu ne kadar pişkin bir varlık bu..ne kadar iki yüzlü,alçak bir varlık bu şeytan...yukarıda sormuşsun bu şeytan kuştan daha mı akılsız diye? olayın ilk çıktığı noktaya bakarsak şeytan mantık yürütüyor..mantıken ateş topraktan daha üstün,beni ateşten yarattın Ademi topraktan .niye benden daha aşağı olan bir varlığa secde edeyim ki? diyor..burada şeytanın sahip olduğu bilginin kendisini kibirlendirdiğini görüyoruz..bir anda kendisini de yaratana karşı baş kaldıracak kadar cesaretli bişey zannediyor...halbuki orada secde etseydi Allaha itaat etmiş olacaktı..Ademe secde etmekten çok,Allahın emrini yerini getirmenin gerekliliğini yapacaktı,ama yapmadı...ve hatasının üstüne hata ekledi...2. sorunla ilgili ise aklıma şu cevaplar geliyor: Yukarıda araf suresinde geçen ayetlerin devamında 22. ayette şöyle geçiyor:".."Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"...Yani Allah daha önceden, şeytanın insana karşı apaçık düşman olduğunu Adem ve Havva'ya söylemiş...ve cennette bütün nimetler serbest iken bir tane ağacı yasaklamış..ve sakın ona dokunmayın demiş..her şey serbest bir ağaç yasak..burda düz mantık yerine biraz düşünmek lazım..Allah bunu bize niye anlatıyor?acaba oradaki ağaç günahları temsil ediyor da bizden :size o kadar helal temiz nimetler verdim bu günah ağacından uzak durun..mu denmek istiyor?ağaçtan uzak durmaz isek bir sonuç ile karşılaşacağımız söyleniyor..sonra da ya şeytan gibi isyan edeceğiz, ya da Adem gibi pişman olup tevbe edeceğiz...3.soruna gelince:Burada Adem in yani insanın ne kadar zor bir duruma düşebileceğini görüyoruz..yani hata yapabileceğini,kusursuz olmadığını ve hata yapınca ne yapmamız gerektiğini öğreniyoruz..4. soruyla ilgili ise:Şeytanın "beni azdırmana karşılık" diyerek işlediği suçu başkasına iftira atarak kendini temize çıkarma psikolojisine büründüğünü görüyoruz. Halbuki kendi kendini azdırmıştır...devamında şeytan bunları demeseydi bütün bunlar olmayacaktı, demişsin...bunu neye dayanarak söylüyorsun? bu da senin yürüttüğün bir mantık sadece...neyse bende yazıyı çok uzatmayım..kalın sağlıcakla...Düşünen sağlıklı,kiraya verilmemiş akıllardan olmak dileğiyle..
Azizim Bakara Suresi'nden ekleme yapmama izin var mıdır?
30. Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.
31. Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.
32. Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.
33. (Bunun üzerine: ) Ey Âdem ! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.
34. Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.
35. Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
36. Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.
selanikli
16-01-2010, 01:15
Sevgili dostlar,
şeytan konusunda asıl ilginç olanları gözden kaçırıyorsunuz maalesef.
Şu soruları araştırmanızı öneririm.
1- Şeytan melek midir, cin midir?
2- Eğer cin ise, meleklerin arasında ne işi vardır? Hem de Adem'in yaratılması gibi önemli bir konu konuşulurken.
3-Şeytan lanetlendikten sonra, Allah'la pazarlık edip, isteği kabul edilmiş midir? Allah lanetli bir varlıkla doğrudan konuşur mu?
3-Şeytan isyan edip Allah tarafından kovulduktan sonra cennete nasıl girmiştir? Lanetli biri cennete girebilir mi?
Şeytan'la ilgili çok matrak ve cevabı da bir o kadar zor öyle çok soru var ki, şimdilik 3'ünü ben söyleyim, diğerlerini birileri bulur nasıl olsa.
Saygılar.
güneşinzaptıyakın
16-01-2010, 01:25
Sevgili dostlar,
şeytan konusunda asıl ilginç olanları gözden kaçırıyorsunuz maalesef.
Şu soruları araştırmanızı öneririm.
1- Şeytan melek midir, cin midir?
2- Eğer cin ise, meleklerin arasında ne işi vardır? Hem de Adem'in yaratılması gibi önemli bir konu konuşulurken.
3-Şeytan lanetlendikten sonra, Allah'la pazarlık edip, isteği kabul edilmiş midir? Allah lanetli bir varlıkla doğrudan konuşur mu?
3-Şeytan isyan edip Allah tarafından kovulduktan sonra cennete nasıl girmiştir? Lanetli biri cennete girebilir mi?
Şeytan'la ilgili çok matrak ve cevabı da bir o kadar zor öyle çok soru var ki, şimdilik 3'ünü ben söyleyim, diğerlerini birileri bulur nasıl olsa.
Saygılar. Konu Burada_tartışılıyor. (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14175) Şeytan bir figürandır...
sadebiri
16-01-2010, 02:24
bu ve bunun gibi Kuran da geçen meuvzu bahislere anlatılanlara sembol olarak bakmakta yarar görüyorumkonuyu eğer her açıdan ele alacak olursak şayet size tasavvufi bir kaç bilgi aktarmak istiyorum...
tanrı ademe secde edin dedi .. nasıl ? ademin dışında bir tanrı yok .. ademin dışında tanrı olsa bana edin derdi !
tasavvufta enel hak makamı vardır , kişi burda enelhak der kendi benliginde tanrıyı bulur ! sonra bilinmek ister , yani kendinde ve heryerde tanrıyı gördügü için ; bilinmek ister ve anlatma makamına yükselir .. anlatır .. bilmek isteyen ondaki bilgiye secde ederek kendinde ki tanrıyı bilir !
örn ; ben bilinmek istedim bu forumda yazıyorum.. bu bir ihtiyaç degil zevktir .. insan özü nü bilsede bilmesede tanrı ile iç içedir .. ama bilen rahatlar ..
bu anlayış tarikat ve şeriattaki gibi maddeyi kesinlikle içermez , merkezlerşme yoktur.. evrensel bir düşüncedir ve bütün varlıgı kaplar !
saygılar.
Sayın sadebiri ;
"ben bilinmek istedim bu forumda yazıyorum"
İnsandan işlemesi
"bu bir ihtiyaç degil zevktir ."
"ama bilen rahatlar .."
Melami söylemine benziyor bunlar.
UlulElbab
16-01-2010, 02:35
Ş e y t a n
s t n
Arap dilinde “şeytan” sözcüğüne kök olabilecek iki tane sözcük vardır; bunlar, “ştn” ve “şyt” sözcükleridir. Biz, “şeytan” sözcüğünün Arapça olduğu kanaatini taşıyoruz. Zaten tüm lüğatlarda da “ştn” maddesinde ele alınır.
“Şeytan” sözcüğü, “ştn” kökünden gelir. “Ştn” sözcüğü, “ip; derin kuyulardan kovaya bağlanılarak su çekilen, hayvanların bağlandığı ip” demektir.
Bu ip uzak ve derin işlerde kullanıldığından bunun fiili olan “şatana” fiili, “baude (uzak oldu)” anlamında kullanılmıştır.
“Fey’alün” kalıbındaki “şeytan” sözcüğü, “iyiden, güzelden uzak olan her şey” için kullanılır olmuştur.
Nitekim başında yelesi olan çirkin bir yılan cinsine de “şeytan” adı verilmiştir. Saffat 65 suresinde geçen “sanki şeytanların başı gibi...” ifadesindeki “şeytanlar”, sözü edilen çirkin yılanlardır.
Bu sözcüğün, “yanma” özellikle de zeytin yağının ve işlem görmüş üzümün yanması” anlamındaki “şyt” kökünden geldiği de varsayılsa da birincisi asıl olandır. (Lisan; 5/114, 115) İşte kur’an Hakkı YILMAZ alıntı.
Şeytanı tanıyalım;
Şeytan kötülüğü, habis olanı, çirkin ve her türlü hayasızlığı içine alan bir kavramdır.
5/Maide 90,91 Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytân işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytân, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allâh'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgeçecek misiniz?
4/Nisa 117-120 O(Allah'a ortak koşa)nlar, O'nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar, (hayırsız) âsi şeytândan başkasına yalvarmıyorlar. (O şeytân) Ki Allâh ona la'net etti ve o da, "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım" dedi. "Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allâh'ın yaratışını değiştirecekler!" kim Allâh'ın yerine şeytânı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır. (Şeytân) Onlara söz verir, umut verir, fakat şeytânın onlara sözü, aldatmadan başka bir şey değildir.
Heva, olumsuz arzu, bir şahıs, bir kurum, bir topluluk, bir öğreti, kavim, geçmiş (batıl gelenek) gelecek (istikbal kaygısıyla yapılan yanlışlıklar), soyut ve somut, her türlü batıl inanç vb.. şeytan kavramının içinde yer alır.
Bazen bunları tarih üretir, bazen toplum üretir, bazende insanın kendi aklı üretir.
22/Hacc 3 İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH hakkında bilgisizce tartışır ve her azılı şeytana uyar.
47/Muhammed 25 Hidayet kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan fit vermiş, sonu gelmez arzuların/ümitlerin ardına takmıştır onları.
Ayrıca insanın bizzat kendinde olan bir şey varki, bu şeytanın anten görevini yapar bunun adı İblistir.
İblis
“İblis” sözcüğünün anlamı; “hayırdan son derece ümitsiz olan, Allah’ın rahmetinden umudunu kesen” demektir. Araştırmacılar bu sözcüğün aynı “Âdem” sözcüğü gibi Arapça olmadığını, Arapça’ya başka dillerden geçtiğini belirtmişler ve Yunanca “Diabolos” sözcüğünün değişmiş hâli olduğunu ileri sürmüşlerdir.
“İblis nedir?” sorusuna eski düşünürlerin bir çoğu; İblis’in asıl adının Azâzil olduğu, meleklerin ileri gelenlerinden biri iken Âdem’e secde etmediği için Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldığı şeklinde bir açıklama getirmişlerdir. İşte kur’an Hakkı YILMAZ alıntı.
Bir metforla örnek vercek olursak;
Bütün kötülüklerin adı şeytan, radyo dalgaları yayan verici istasiyonu gibi çalışır. Bu verici istasiyonu ancak alıcıları tarafından algılanır.
Yani bir televizyon veya radyo düşünün, buların antenleri olur yani alıcıları, bu alıcıları nereye çevirirsen oradan sinyal alır görüntü ve ses yayını başlar, anten ne kadar o istikamete çevriliyse ve ne kadar kaliteliyse görüntü ve ses o kadar net ve kusursuz olur.
Bir birlerine uyumları çok önemli, eğer uyumlu değilse algılamada sıkıntı olur, birde şifreli ve kablolu yayınlar var, yani vericiye göbekten bağlı antene gerek yok direk bağlı, bunların görüntü ve ses kalitesi daha da iyidir.
Burada verici (şeytan) alıcı (iblis) frekanslar tuttuğu zaman, yani insan kendisinde bulunan iblisi kontrol edememişse, artık kişi şeytanın yayınlarını telkinlerini aktarmaya ve hizmete başlar.
İblisi tanıyalım;
İblisi tarif edecek olursak, insanın can tarafında olan ve insana vesvese veren, insanla beraber var olan insan olgulaştığında meydana çıkan, kendisine uyanlarla beraber cehenneme gidecek olan varlıktır.
İblis yağmuru oluşturan damlalardır, şeytan damlalardan oluşmuş yağmurdur.
7/Araf 11-27 Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.
Allah buyurdu: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?" İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
Buyurdu: "O halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Sen alçaklardansın."
Dedi: "İnsanların diriltileceği güne kadar bana süre ver."
Buyurdu: "Süre verilenlerdensin."
Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım."
"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."
Allah buyurdu: "Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."
"Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz."
Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemim de etti.
Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"
"Ey Rabbimiz, dediler, öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız."
Buyurdu: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar mekan tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür."
Buyurdu: "Orada hayat bulacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
Ey ademoğulları! Size, çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik. Ama takva giysisi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor.
Ey ademoğulları! Şeytan, ana-babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, size de bir fitne musallat etmesin. Çünkü o ve kabilesi sizi, onları göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz o şeytanları, inanmayanlara dostlat yaptık.
Biraz daha açacak olursak, iblisi tanımanın yolu insanı tanımaktan geçer. Çünkü iblis insanın içindedir.
Şöyle ki: insanın bedeni ve canı (maddesel yönü ve enerji yönü) birbirinden ayrılmayan ve insanı insan yapan biri olmazsa diğeri olmayan iki unsurdur. Bedeni ele alacak olursak, baş gövde kollar ve bacaklar, organlar ve işlevleri, solunum, dolaşım ve sindirim sistemleri, beş duyu organları vs.. iblis bunların hangisinde? Hiç birinde yok.
İblis insanın can tarafında, görünmez bir varlıktır cinlerdendir, şeytanirracim dir, kovulmuştur, vs..
İnsanın manevi tarafını şubelere bölersek, iblisin yerini tespit edebiliriz. Akletme, muhakeme, irade, düşünce, bellek ve hafıza, bilinç ve bilinç altı, sevme sevilme, kin ve af vb.. iblis bunarlın neresinde?
İblis bunların ön belleğinde, yani akla ilk gelen şey, henüz akıl bunu süzgeçten geçirmemiş, irade karar vermemiş, ham düşüncedir.
İnsan neyle besleniyorsa onun himayesine girer. Vahiyden besleniyorsa iblisin telkinleri ona etki etmez, hayatını vahyin doğrultusunda şekillendirmemiş insanlar iblisin cirit atacağı ve istediği kıvama getireceği bineği olur.
Şeytanı ve iblisi tanıdıktan sonra, şimdi pratiğimizdeki rolü, o rolü ve yetkiyi verenin ne olduğu ve ne amaçla verdiği hakkında düşünelim.
Acaba bu bize iyilikmi getirir yoksa kötülükmü? Ne yapmalıyız? Ne yapmamalıyız? Bu yoldan korunma yolları nelerdir?. Bu olaya ciddi yaklaşmalıyız, hemde hayatımızdan dahda fazla!.
Şeytanı şeytanın başlığı altındaki bütün melanet olan ne varsa, bunu bizim karşımıza çıkaran yüce Allah’tır.
Şeytanirracim olan İblisi, gerek insanlardan gerek cinlerden şeytanları, şeytan ve dostlarını ve kavmini, kabilesini, ordusunu vs..
Kötülük yolunun kalkış gidiş ve duraklarını, o yolda yürüyenlerin yaptıklarından dolayı, kazandıkları hız ve mesafe, Allah’ın takdiriyle olmaktadır.
4/Nisa 78 Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız ölüm sizi yakalar. Başlarına iyi bir şey gelse, "Bu ALLAH tarafındandır," derler. Kendilerine bir kötülük dokunsa, "Bu senin tarafındandır," derler. De ki, "Hepsi ALLAH tarafındandır." Bu topluma ne oluyor ki neredeyse hiç bir söz anlamıyorlar!
Şeytana mühlet veren, kötülük ve şer yolunun kilometre taşlarını taktir eden, yasalarını ve kurallarını koyan Allah c.c bütün iş ve oluşun kendi tasrrufunda olduğunu, ademoğluna bildirmiştir.
“Göktekilere, yerdekilere ve ikisi arasındakilere istyer ieteyerek ister istemiyerek gelin dedik isteyerek geldik dediler.” “Kalplerini mühürledik...” “Hidayet Allah’tan dır..” “Kimine ilim kimine zenginlik veririz” Bildiğiniz gibi bu ve benzer ifadeler Kur’an’da sık yer almaktadır.
7/Araf 16,17 Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım."
"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."
17/İsra 64 "Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat, onlara karşı tüm gücünü ve adamlarını seferber et, paralarının ve çocuklarının bir bölümüne ortak ol ve onlara umut ver. Şeytan, onlara ancak sahte umutlar verir."
6/Enam 112 İşte böyle, biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar.
64/Tegabun 11 Başa gelen hiçbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah her şeyi bilendir.
Yüce Allah, her türlü olumsuz davranışlara, kötülüklere, zalimliklere, izin vermiş ve hatta, Resullerin bile, başlarına bela, musibet, fitne, zalim ve şeytanları musallat etmiştir.
Her şey Allah’tan dır, sözü çok doğru bir ifadedir.
22/Hacc 52,53 Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o bir şey dilediğinde, şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir. Allah Alim'dir, Hakim'dir. (Allâh, böyle yapar ki) Şeytânın attığını, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zâlimler uzak bir ayrılık içindedirler.
43/Zuhruf 36,37 Kim Rahman'ın Zikri'ni/Kur'an'ı görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hala hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Şimdi diyeceksiniz ki, hani irade, hani Allah insana hakkı ve batılı seçme hakkı vermişti, madem her şeyi Allah yapıyor ozaman neden insanı yaptıklarıyla hesaba çekiyor, nerde meşiet.
Madem her şey yazılmış, bizim uğraşmamıza ne gerek var. Vs.. vs…
Konuyla ilgili birkaç ayet okuyup, meseleyi teati edelim.
8/Enfal 16 Kim o gün, savaş taktiği veya başka bir birliğe katılma amacının dışında sırtını dönüp kaçarsa ALLAH'tan bir gazaba uğramıştır ve yeri de cehennemdir. Ne kötü bir duraktır. Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece inananları güzel bir sınavla ödüllendirir. ALLAH İşitendir, Bilendir. Bu yolla, ALLAH, kafirlerin planını bozar.
Evet daha önce bahsettiğimiz ve yukarıdaki ayetlere baktığımızda, şunu rahtlıkla anlıyoruz ki, her türlü iş ve oluş, yaratılan bütün mevcudat, her türlü yasa ve kanun, var oluşun başı ve sonu, eşyanın oluş ve dönüşümü, canlının ve cansızın evrilip devrilmesi, uçsuz bucaksız evrende olup biten her şey, Allah tarafından olmaktadır
Kuarklardan, protona elektrona ve atoma, atomdan moleküle, DNA ve şifresine, soyut yada somut, ins ve cinn, madde ve enerji, toprak, su, hava ve ateş, aklınıza gelen ve gelmeyen her şey ama her şey, Allah’ın kontrolünde ve idaresindedir.
.
İkbal'in dediği gibi evrenin kozmik akışı Allah'ın davranışıdır.
57/Hadid 22 Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap’ta bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır. Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.
Yüce Allah her koyduğu kanunun arkasından neyin geleceğini, akabinde hangi yasanın işleyeceğini, bir birine geçmiş ve bir birinin içinde, bir biriyle bağlantılı ve bir birini etkileyen ve bir birini tetikleyen, karmaşık ve muazzam bir sistemi kendisi koymuştur.
Maddenin ve enerjinin bir birinden etkilenerek dönüşümü, canlıların cansız ve canlı varlıklara ihtiyaç duymaları ve bir biriyle etkileşim içerisinde olmaları muazzam bir sistemdir.
Ekosistemde her bir tür birbirleri ile karşılıklı ve karmaşık ilişkiler içinde olduğu için bir türün yok olması veya var olması birbirine bağlı olan türleri de olumlu yada olumsuz yönde etkilemektedir. Yani hayatiyeti birbirine bağlıdır.
Bunun gibi; Allah’ın everene koyduğu yasalarda zincirleme birbiriyle iç içe biri diğerinin devamı ve alt basamağıdır.
Hak yolunun yasaları birbirlerini teşvik edici ve destekçisidir. Batıl olan yolun yasaları da aynı, birbirlerini azdırıcı ve tahrik edicidir.
Yani güzel bir amel, daha bir güzelini yapmaya zemin hazırlar, zincirleme giden bu olay daha sonraki amelleri, büyük bir hazla ve kolaylıkla yapmayı adet haline getirir.
Kötü bir işte, diğer kötü işleri çağırır ve azdırır.
Bir felsefecinin dediği gibi yüzlerce bilardo topunun birbirine çarpması sonucu oluşan hareketlerin yönünü kestirmek mümkün görülmeyebilir, ancak her bir topun hareketi kendisiyle çarpışan bir önceki topun momentumu ve açısına bağlıdır. Topların tüm hareketi ilk topun hareketine ve onun da hareketi kendisine vuran istakanın açısına ve gücüne bağlıdır.
Yüce Allah bu yasaların nasıl işlediğini kullarına çeşitli yollarla fark ettirmiştir, Bu bazen insan fıtratında, bazen evrenin işleyişinde, bazen akıl yoluyla ve bazende bizzat gönderdiği vahiyle, tezahür eder.
Aslında gönderdiği vahiy bizlere bunların tamamını fark ettirecek nitelikte, meğer ki insan buna ilgi duysun ve kılavuz edinsin. Bu fark etme yollarını bir biriyle uyum içerisinde çalıştırmayı, Allah bizlere vahiy yoluyla bildirmiştir.
Batılın ne olduğunu, nasıl sonuç verdiğini ve batıldan korunmanın nasıl olacağını, bildirmekle beraber batılın, kötünün, habisin, şerrin, iblisin ve şeytanın vb.. İnsan Rabbine sığındıktan sonra etkisinin olmayacağını, şaşması ve yanılması olmayan, sarsılmaz ve değişmez bir yasayla bizlere açık etmiştir.
17/İsra 65 "(muhlis) Kullarıma gelince, senin onlar üzerine hiç bir gücün yoktur." Koruyucu olarak Rabbin yeter.
16/Nahl 99 Şu bir gerçek ki şeytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlar aleyhine hiçbir sulta/hiçbir kanıt yoktur.
Atom ve moleküllerden varlıkların teşkili ve kainatta cereyan eden bütün hadiselerin idaresi; ancak, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir yaratıcının, kainatta her an tasarrufta bulunmasıyla mümkündür.
Bir taraftan şeytana fırsat verirken, diğer taraftan ondan korunmayı bir sebebe bağlıyor, yasalaştırıyor. “iman edip yalnız Rablerine dayananlar.” Şeytandan etkilenmezler "(muhlis) Kullarıma gelince, senin onlar üzerine hiç bir gücün yoktur.” Şeytanın muhlis kullara etkisinin olmadığını, şeytana rağmen iyi iş göreni ödüllendireceğini, bir sebebe bağlıyor.
4/Nisa 79 Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahit olarak Allah yeter.
42/Şura 30 Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.
21/Enbiya 35 Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
İnsanın önüne iki yol koyulmuş, biri hakk biri batıl, bu yolların her ikisinin yasalarını, kurallarını, sonuçlarını, cezasını ve mükafatını, Allah koymuş ve insana hak yolu seçmesini emretmiştir.
Hakk olan yoldan memnunu olacağını, batıl yoldan da hoşlanmadığını bildirmiştir.
Hakkı secerken neler yapması gerektiğini söylemiş ve ona yardım edeceğini taahhut etmiştir.
Hangi amelin sonucunda nelerin olacağını, Allah’ın yardımının hangi hallerde zuhur edeceğini, açık seçik beyan etmektedir ve sonunda cennete koyacağını ve orada ebediyyen kalacağını müjdelemektedir.
Mesajının ulaşmadığı kimselere de azap etmeyeceğini beyan etmiştir.
Batıla gidilmemesi gerektiğini emretmiş, gidildiğinde nelerin olacağını ve cehennemin nasıl kötü bir yer olduğunu anlatmıştır.
Allah değim yerindeyse insana, sen iste ben vereyim, sen murat et, ben taktir edeyim, sen sancılan ben doğurtayım, sen ilgilen ben bilgilendireyim, sen dertlen ben derman olayım, sen merak et ben merakını gidereyim, ben sana bütün yasaları/melekleri secde ettirmişim.
İste Rabbinden, halinle, davranışınla, amelinle, işinle, gezişinle, yürüyüşünle, konuşmanla, bağırmanla, susmanla, sevmenle, kızmanla, oturmanla, kalkmanla, bedeninle ve canınla, sabır ve namazla iste yeter ki sen iste.
2/Bakara 153 Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardim isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
Allah yasaları öğretiyor, yasalara göre davranma işi insana kalıyor. Yasaya uygun kim iş görürse o kazanıyor. Kimde yasaya ters iş yaparsa, hem dünyada hem de ahirette kaybediyor.
Bu anlamıyla Fazlurrahman'ın dediği gibi vahiy hem peygambere hem de tümüyle Allah'a ait bir kelamdır. Tabiri caizse, Kur'an, aşağıdan yukarıya Abdullah'ın oğlu Mekkeli Muhammed'in (s.a.v.) vicdani arayışının bir "inkişafı", yukarıdan aşağıya ise Allah'ın bu arayışlara bigane kalmadığının bir göstergesi, birlikte varoluşun dinamik temposuna "inzal" yoluyla katılımdır. Birlikteliğin sorumluluğuna "ses" vererek, acılara ortak olarak iştiraktir. İhsan ELİAÇIK
13/Rad 11 Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah'tan başka hami de bulunmaz.
57/Hadit 25 Elçilerimizi apaçık kanıtlarla gönderdik, onlarla birlikte kitabı ve yasayı indirdik ki halk adaleti gözetsin. Büyük bir kuvvete ve halk için yararlara sahip olan demiri de indirdik ki ALLAH kendisini ve elçisini inançla destekleyenleri ayırsın. ALLAH Güçlüdür, Üstündür.
Asıl iman tam bir teslimiyettir.
Burada sadece tam bir teslimiyetle Allah’a güvenmek, ve onun söylediklerinin mutlak doğru olduğunun bilincine varmak ve batıldan Allah’ın öğrettiği gibi sakınmak ve yine hakka Allah’ın öğrettiği gibi sım sıkı sarılarak iman etmek gerekir.
Allah’ın insana teklif ettiği, iman değerlerinin, ahlak ilkelerinin, ibadet ve muamelatın şeksiz ve şüphesiz doğru olduğuna inanarak tam teslim olmak.
Rabbin yalnız ve yalnız Allah olduğuna, hakk yolun yasalarının doğru olduğuna, batıl yolun yasalarının yanlış olduğuna, neyin iyi neyin kötü olduğunu yalnız Allah’ın öğreteceğine inanmak.
Makro dan mikroya kadar Allah’ın yasalarıyla muazzam işleyen evrende her bir varlık bir orkestranın enstrümanı gibi bir makamda tempo tutmuş ses vermektedir.
İşte insandan da bu yasalara iştirak edip aynı orkestrada yer alıp tempo tutması istenmektedir.
Kehf 50 :Ve-iż kulnâ lilmelâ-iketi-scudû li-âdeme fesecedû illâ iblîse kâne mine-lcinni fefeseka ‘an emri rabbih(i) efetetteḣiżûnehu veżurriyyetehu evliyâe min dûnî vehum lekum ‘aduvv(un) bi/se lizzâlimîne bedelâ(n)
Kehf 50 : Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik.
İblis'ten başka hepsi secde etmişti.
O, cinlerden idi. Rabbinin buyruğu dışına çıktı.
Ey insanoğulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu-zürriyetini dost mu ediniyorsunuz?
Halbuki onlar size düşmandır.
Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir!
Zürriyet önemli bir kavram.
Bir dişi bir erkek cinsel olarak birleşecek ve onlardan çocuklar olacak ve bu böyle devam edip gidecek.
Bu da ilginçtir.
zürriyet Ar. £urriyyet a. 1. Döl, soy sop, sulp. 2. Çocuk.
Güncel Türkçe Sözlük
Zürriyet Köken: Ar. Cinsiyet: Erkek
Soy, bir soydan gelenler.
Kişi Adları Sözlüğü
sadebiri
16-01-2010, 02:52
sayın psiko
evet melami söylemleridir bunlar.akla mantığa uyabilecek herşeyin islamda yeri ve yurdu vardır diye düşünenlerden biriyim..
örnek verecek olursak kuranda bahsedilen mucizelerde birer benzetmedir , musa nın asası gerçek bilgiyi temsil eder , firavunun bir çok yılanı ise zan olan tahmini bilgileridir , gerçek bilgi ortaya konunca (asa) tahminler ve zanlara dayalı olan bilgileri (yılan) yutar ..
saygılar.
Sayın ahpab..biraz uzun bir yazı olmuş..
Sevgili Muhammed! Mesela bu konuyla ilgili sen yazmak isteseydin, neler yazar ve ne kadar kısa tutardın? Bir örnek vermek ister misin? Yoksa, "Yoo, ben edebiyat öğretmeni modunda böyle iyiyim" mi diyorsun?
Öncelikle okuduğun ayetlere direkt bakmak yerine üzerinde biraz düşünürsen ne denmek istediği hakkında kafanın içerisinde bazı düşünceler açığa çıkacaktır.
Bir kişi hakkında ve o kişiyle tartışmaya çalıştığın konu hakkında fikir sahibi olmadan, gereksiz bir özgüvenle meselenin ortasına atlarsan, birazdan görüleceği üzere, ortaya ne bir şey koymuş olursun ne de karşındakine saygı göstermiş olursun. "Ayetlere direkt bakmak yerine biraz düşünürsen"... Yani diyorsun ki, ben bu ayetler üzerinde hiç düşünmedim, "Aaa, Kuran'da ne yazıyor ya, hemen bunları foruma asayım" dedim, öyle mi? Karşındakinin düşüncelerine katılmayabilirsin, hatta tamamen yanlış da bulabilirsin ama "düşünmüyorsun" diyemezsin. Sen beni ne kadar tanıyorsun veya okuduğunu ne kadar iyi anladın ki böyle yargılara vardın?
Şeytan ile ilgili aklıma gelen bir ayeti yazayım..Haşr 16: Tıpkı malum şeytan örneğinde olduğu gibi:Hani o insana "inkar et" diye telkin eder, ona uyup inkar edince de "Ben senin yaptığından sorumlu değilim, çünkü ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım" der....Yahu ne kadar pişkin bir varlık bu..ne kadar iki yüzlü,alçak bir varlık bu şeytan...yukarıda sormuşsun bu şeytan kuştan daha mı akılsız diye? olayın ilk çıktığı noktaya bakarsak şeytan mantık yürütüyor..mantıken ateş topraktan daha üstün,beni ateşten yarattın Ademi topraktan .niye benden daha aşağı olan bir varlığa secde edeyim ki? diyor..burada şeytanın sahip olduğu bilginin kendisini kibirlendirdiğini görüyoruz..bir anda kendisini de yaratana karşı baş kaldıracak kadar cesaretli bişey zannediyor...halbuki orada secde etseydi Allaha itaat etmiş olacaktı..Ademe secde etmekten çok,Allahın emrini yerini getirmenin gerekliliğini yapacaktı,ama yapmadı...ve hatasının üstüne hata ekledi...
Bu ve devam eden alıntılardaki sözlerin, senin de son moda "mecazcı" müslümanlardan olduğun izlenimini verdi bana. Yani, Kuran'da ne yazdığına bakmıyor, "Aslında burada demek istenen şudur" diye mecaz arayıp duyurmaya çalışıyorsunuz. Kuran Allah'ın sözü ise, ya çok şakacı ya da neyi nasıl açıklıkla ifade edeceğini bilmiyor mu diyorsun? Sen ve senin gibi insanları, bu mecazları halka açıklasın diye mi yarattı yoksa?
Aklına gelen Haşr 16 nolu ayet benim yazımda zaten var. Benim anlamadığım, şu alıntında bilinmeyen ne anlattığın ya da hangi soruya cevap verdiğindir. Öyle ya ben direk ayete bakıp foruma atladım, peki sen ne yanlışı giderdin burada?
Zaten onu orada ben de anlatmışım. Bir varlık, "Allah'ın gözünün içine baka baka nasıl kibire kapılır"? Ben su katılmamış bir ateistim ve Allah'ın olmadığını biliyorum. Ama şu halimle Allah bana bir işaret yollasa, secdeye kapanmaktan başka şansım var mı? (Allah sana zaten bir sürü işaret yolladı da sen anlamıyorsun muhabbetine girmeyelim. İspatlı-kanıtlı bir şeyin varsa ortaya koy). Şeytan'ın bilindik hikayesini aynen tekrarlamışsın. Ey derinlemesine düşünen Muhammed! Bana burada neyi açıklamış oldun?
2. sorunla ilgili ise aklıma şu cevaplar geliyor: Yukarıda araf suresinde geçen ayetlerin devamında 22. ayette şöyle geçiyor:".."Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"...Yani Allah daha önceden, şeytanın insana karşı apaçık düşman olduğunu Adem ve Havva'ya söylemiş...ve cennette bütün nimetler serbest iken bir tane ağacı yasaklamış..ve sakın ona dokunmayın demiş..her şey serbest bir ağaç yasak..burda düz mantık yerine biraz düşünmek lazım..Allah bunu bize niye anlatıyor?acaba oradaki ağaç günahları temsil ediyor da bizden :size o kadar helal temiz nimetler verdim bu günah ağacından uzak durun..mu denmek istiyor?ağaçtan uzak durmaz isek bir sonuç ile karşılaşacağımız söyleniyor..sonra da ya şeytan gibi isyan edeceğiz, ya da Adem gibi pişman olup tevbe edeceğiz...
Sen Kuran'da Allah'ın meseleyi anlatış tarzına "düz mantık" mı diyorsun? Veya "oradaki ağacın" günahları temsil ettiğini nereden çıkardın mecazcı arkadaşım? Sana gelen vahiyler, melekler mi var? Ve yine, bu mecazların dışında, sorduğum sorunun nesine yanıt vermiş ve nasıl bir bakış açısı getirmişsin?
3.soruna gelince:Burada Adem in yani insanın ne kadar zor bir duruma düşebileceğini görüyoruz..yani hata yapabileceğini,kusursuz olmadığını ve hata yapınca ne yapmamız gerektiğini öğreniyoruz..
Vay be!... Bak bunlar hiç aklıma gelmemişti doğrusu! Ben de burada, "Kalorifer kazanında ne tip kömür tercih etmeliyiz" ile ilgili bilgi veriliyor sanıyordum!
4. soruyla ilgili ise:Şeytanın "beni azdırmana karşılık" diyerek işlediği suçu başkasına iftira atarak kendini temize çıkarma psikolojisine büründüğünü görüyoruz. Halbuki kendi kendini azdırmıştır...devamında şeytan bunları demeseydi bütün bunlar olmayacaktı, demişsin...bunu neye dayanarak söylüyorsun?
Kuran'da Allah, sizin inancınıza göre kendi ağzından, şeytanın kendisine "beni azdırmana karşılık" diye bir laf ettiğini duyuruyor ama mecazcı müslüman olan sen gibilere beğendiremiyor. Ben Kuran'a dayanarak söylüyorum, mesele orada o şekilde anlatılıyor çünkü. Bana İslam masallarını din öğretmeni kıvamında tekrarlayacağına, madem bir yanlışlık sezdin, önce o yanlışlığın ne olduğunu ve doğrusunun ne olduğunu kaynaklarıyla ortaya koy. Kahve falı bakar gibi "Hımm, burada şöyle bir şey görüyorum, kesin şöyle bir şey demek istemiştir" demenin hiç bir faydası yok kimseye.
Düşünen sağlıklı,kiraya verilmemiş akıllardan olmak dileğiyle..
Okuduğunu anlayan, anladığını anlatan, karşısındakinin fikrini beğenmeyince "Sana katılmıyorum, benim düşümcem de şudur" demeyi becerebilen biri olman dileğiyle.
evrensel-insan
16-01-2010, 02:56
Saygideger arkadaslar;
Bende sorayim.
Seytani Allah ilk basta neden yaratmistir?
Nasil olurda yarattigi biri ile yaratici olarak kendini ayni seviye ye koyar?
Nasil olurda, Allah seytanin ne yapacagini nasil dusundugunu bilip onleyemez?
Cinlerin/meleklerin insanogluna "boyun egmesi" ne demektir?
Neden melekler, insanoglunu seytandan korumaz?
Seytan insanoglunu "yoldan cikariyorsa", seytan esdeger olan ve insanoglunu "yola donduren" nedir/kimdir ve nerdedir?
Aklima geldikce, sorarim.
Saygilarimla;
evrensel-nsan
sadebiri
16-01-2010, 03:18
saygıdeğer evrensel insan
şeytan noksan bilgidir her acele işte kendini gösterir .yaratını noksan bilgiden münezzeh olmalıdır.var olan bir bilgi varsa noksan olanıda olmak zorundadır.
önce cin nedir onu konuşalım.cin= dini meslek edinen çıkar amaçlı dinciler ,hoca,haham,papaz ... genelde insanların cebini çarparlar.. ayaklarıda terstir , yüzü allah a bakar(inanç öğretisi adı altında) ,dış görünüşleri dindar gibidir , içleri nesaset doludur !
noksan bilgiden kim kimi nasıl koruyabilir?
Allah=ilim hayat ve nefestir. noksan bilgi yoldan çıkarırken ilim insana nefes vermektedir.
saygılar.
Güneş dışarıda pırıl pırıl parlar.
O ışıktan faydalanmak için,
Meğerki,
kendimizi bir yere hapsetmiş,
evimizin perdelerini sıkısıkı kapatmış,
güneşin önüne onu perdeleyen bir bulut girmemiş,
olsun.
Yağmur yağar,
rahmet denilir yağmura.
Meğerki,
şemsiyemizi açmış,
bir sundurma altına kaçmış,
olmayalım,
ondan faydalanmamak için.
İnsanın ruhu-içseli de Güneş gibidir.
Doğalında parlar tıpkı Güneş gibi.
Engelleri ise onu karanlıkta bırakır.
Şemsiyesi ve sundurması,
yağan rahmeti engeller.
Bu engelleri yüzünden karanlıkta kalma "Hal"i şeytanı,
Aydınlanma,engellerini kaldırmış doğal "Hal"i ise meleği temsil eder.
Herşey "Zıddı ile kaimdir." denilir.
Melek de,Şeytan da bizatihi insandır.
"Kendi eli" ile kazanır ne kazanırsa.
evrensel-insan
16-01-2010, 03:29
Saygideger sadebiri;
Allah=ilim hayat ve nefestir. noksan bilgi yoldan çıkarırken ilim insana nefes vermektedir-sadebiri-
Ben ilimi degil; bilimi kullanir ve paylasirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
16-01-2010, 03:31
Saygideger psiko;
Melek de,Şeytan da bizatihi insandır.-psiko-
Aynen. Cunku soyutun tek bir yaraticisi vardir, o da insanogludur. Kendi icin yaratmistir, kendi teslim olmustur, kendi kullanmakta ve sahiplenmektedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sadebiri
16-01-2010, 03:31
Güneş dışarıda pırıl pırıl parlar.
O ışıktan faydalanmak için,
Meğerki,
kendimizi bir yere hapsetmiş,
evimizin perdelerini sıkısıkı kapatmış,
güneşin önüne onu perdeleyen bir bulut girmemiş,
olsun.
Yağmur yağar,
rahmet denilir yağmura.
Meğerki,
şemsiyemizi açmış,
bir sundurma altına kaçmış,
olmayalım,
ondan faydalanmamak için.
İnsanın ruhu-içseli de Güneş gibidir.
Doğalında parlar tıpkı Güneş gibi.
Engelleri ise onu karanlıkta bırakır.
Şemsiyesi ve sundurması,
yağan rahmeti engeller.
Bu engelleri yüzünden karanlıkta kalma "Hal"i şeytanı,
Aydınlanma,engellerini kaldırmış doğal "Hal"i ise meleği temsil eder.
Herşey "Zıddı ile kaimdir." denilir.
Melek de,Şeytan da bizatihi insandır.
"Kendi eli" ile kazanır ne kazanırsa.
ksayın psiko kırmızı ile belirttiğim yere katılmamak mümkün dğil
saygılar
sadebiri
16-01-2010, 03:35
yer ve gök arasında her ne var ki beni zikretmesin .. ayet
tanrı ya kulluk yapmayan yoktur , tanrıya kulluk belirli hareketlerle olmaz ..
tanrı eger bunu istese idi , melekler gece gündüz namaz kılarken ADEM ' İ yaratmazdı !
bilinmek istedim adem'i yarattım ! tanrı tapınmak degil bilinmek istiyor !
evrensel-insan
16-01-2010, 03:36
Saygideger sadebiri;
Herşey "Zıddı ile kaimdir." denilir.-sadebiri-
Onun asli, seyin bir kendisinin bir de karsitinin oldugudur, yani uclem. Sey hareket olarak sabit; sadece kendisinin ve karsitinin secimsel haeketi vardir. Bu dogal dusuncenin karakteristiklerinden biridir. Digeri de, seyin karsitinin bir ikilem oldugudur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Unbeliever
16-01-2010, 10:33
Saygıdeğer Arkadaşlar,
Burada değişik bir noktaya parmak basmak istiyorum;
1. Evrensel-insan üstadımın söylediği gibi şeytanı Allah ilk başta neden yaratmıştır? Yaratmış olduğu ilk insanın günah işlemesine vesile olsun diye mi?
2. Adem'i yaratmadan önce inşa ettiği cennette kimler vardır? Kimse yok ise neyi düşünerek yani ilerisi için ne olacağını varsayarak cenneti yaratmıştır?
3. Önce cenneti yaratıp sonra adem ve havvayı yarattıktan sonra, şeytanı aracı ederek onları cennetinden kovdurduktan sonra cehennemi mi yaratmıştır?
4. Cehennemi yaratırken insanlar nasıl olsa şeytana uyup günah işleyecekler onları da yakabilmek, işkence edebilmek için bir yer lazım diye mi düşünmüştür?
5. Zamandan ve mekandan münezzeh, herşeyin sahibi, kudretli, herşeye kadir, başlangıç ve sonun tek bileni allah, adem ve havvayı, şeytanı, melekleri, kutsal kitapları, peygamberleri yaratırken, hiçbir şeyden haberi olmayan, sadece kendisine telkinlerde bulunulan, tek suçu anası ve babası tarafından dünyaya getirilmiş olan insandan ne ummaktadır? Zaten başı-sonu belli bir hayat yaşıyorsak günahımız ne?
Allah-Şeytan-Adem üçgeni etrafında yaşanan ve bizim hiçbir alakamız olmayan bir olaydan nasıl sorumlu tutulabiliriz? Allah bile bile (şeytanın kafa tutacağını) ademi yaratmış, secde et demiş, etmeyince de tamam ulen el mi yaman bey mi mantığıyla iddiaya tutuşmuş, sonra kalkmış bizi çok sevdiğini, bize karşı çok merhametli olduğunu hemen hemen her kitabında belirtmesine rağmen Cehennemi yaratmış ve orayı bizimle dolduracağına and içmiş....Allah ile şeytan ortak bir iş yapıyorlar gibime geliyor....Bir iddianın kurbanıyız gibime geliyor....
sevgiler..
UlulElbab
16-01-2010, 11:16
Saygıdeğer Arkadaşlar,
Burada değişik bir noktaya parmak basmak istiyorum;
1. Evrensel-insan üstadımın söylediği gibi şeytanı Allah ilk başta neden yaratmıştır? Yaratmış olduğu ilk insanın günah işlemesine vesile olsun diye mi?
2. Adem'i yaratmadan önce inşa ettiği cennette kimler vardır? Kimse yok ise neyi düşünerek yani ilerisi için ne olacağını varsayarak cenneti yaratmıştır?
3. Önce cenneti yaratıp sonra adem ve havvayı yarattıktan sonra, şeytanı aracı ederek onları cennetinden kovdurduktan sonra cehennemi mi yaratmıştır?
4. Cehennemi yaratırken insanlar nasıl olsa şeytana uyup günah işleyecekler onları da yakabilmek, işkence edebilmek için bir yer lazım diye mi düşünmüştür?
5. Zamandan ve mekandan münezzeh, herşeyin sahibi, kudretli, herşeye kadir, başlangıç ve sonun tek bileni allah, adem ve havvayı, şeytanı, melekleri, kutsal kitapları, peygamberleri yaratırken, hiçbir şeyden haberi olmayan, sadece kendisine telkinlerde bulunulan, tek suçu anası ve babası tarafından dünyaya getirilmiş olan insandan ne ummaktadır? Zaten başı-sonu belli bir hayat yaşıyorsak günahımız ne?
Allah-Şeytan-Adem üçgeni etrafında yaşanan ve bizim hiçbir alakamız olmayan bir olaydan nasıl sorumlu tutulabiliriz? Allah bile bile (şeytanın kafa tutacağını) ademi yaratmış, secde et demiş, etmeyince de tamam ulen el mi yaman bey mi mantığıyla iddiaya tutuşmuş, sonra kalkmış bizi çok sevdiğini, bize karşı çok merhametli olduğunu hemen hemen her kitabında belirtmesine rağmen Cehennemi yaratmış ve orayı bizimle dolduracağına and içmiş....Allah ile şeytan ortak bir iş yapıyorlar gibime geliyor....Bir iddianın kurbanıyız gibime geliyor....
sevgiler..
Sevgili unbeliever,
Aşağıda yada Yukarıda uzunca bir "Şeytan" tanımı yaptım ama sanırım uzun
yazılar c/p olarak niteleniyor ve okunmuyor:)
Kafamızda ki "SAHTE İSLAM" Motiflerini atalım,
Cennet nedir?
Kelime anlamı "Bahçe" dir.Kuran da anlatımda ki Müteşabih Terimleri ARAP Mantığı ile ve BEDEVİ Kültürü etkisnde anlarsak işin içinden çıkamayız.
Sembollere dayalı anlatımdan sıyrıldığında şunu göreceksin:
-CENNET DÜNYADADIR
-Açlık ve Güneşin yakmasından korunan bir Dünya Cennettir.
-İnsanlara her türlü imkan verilmiş ve Cenneti Dünyada kurmaları istenmiştir.
-Şeytan diye İNSANDAN Ayrı bir VARLIK YOK
-Melek -Şeytan ve Cin tanımlarını da yukarıda ki Mantıkla anlamnda fayda var.
Şimdi yukarıda ki önermelerle tekrar Kıssayı okuduğunda birçok soru cevaplanmış olacak.
ADEM Kuranda belli bir Şahıs değil,İnsanlık olarak anılmıştır.
Üstelik bu YENİ bir PROTOTİP insan dır...
Yani daha öncesinden (milyonlarca yıl öncesinde) KAN DÖKEN insanlar olduğunu gösteriyor.
Birde bu açıdan olayları değerlendirmeniz dileğiyle...
Sevgiler...
Yukarıda ki kavramlar ışığında ,aşağıda ki İMZAMI da dikkate alıp bir 5 Dakika düşünmenizi Rica ediyorum.
Sevgili arkadaşlar ;
İsa'nın
Yu.3: 3 İsa ona şu karşılığı verdi:
"Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliği'ni göremez."
ifadesini düşünecek olur isek,
bu sözlerden,
Yaşlı Yahudinin
Yu.3: 4 Nikodim,
"Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?"
şeklinde sorduğu gibi bir anlam ararsak,
Yu.3: 5 İsa şöyle yanıt verdi:
"Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh'tan doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliği'ne giremez.
Yu.3: 6 Bedenden doğan bedendir, Ruh'tan doğan ruhtur.
Yu.3: 7 Sana, 'Yeniden doğmalısınız' dediğime şaşma.
söyleminin,
büyük bir
"Değişim"i işaret ettiğini değil,
saçma sapan konuştuğunu düşünürüz.
Hepimiz bir bedenden,
bedenle doğmuyor muyuz ?
Maddeye göre "Aynı" işlevlerden geçerek var olan bizler,
neden "Aynı" değiliz ?
Bazılarınıza göre biz inanırlar,
atgözlüklerimizi,iman zincirlerimizi atamayıp "Değişemiyor",
pi sayısı gibi sabit kalıyoruz.
Hali ile "Değişim"i geçiren sizler olmuş oluyorsunuz.
Dolayısı ile bizler dünyanın yıkımını sürdürecek hal ve hareketleri bize sağlayan eskide (Beden) kalırken,
siz değişimi (Ruhtan doğma)gerçekleştirip dünyayı daha iyi bir dünya yapabilme yapısına kavuşmuş oluyorsunuz.
(Daha doğrusu bazılarınız öyle sanıyor.)
(Burada bir ima değil,bir tespit vardır sn yetkililer)
Yeni yazdığım bu hikaye-masalı seveceğinizi umarım :)
Bu hikayemsi masalımla,
sevgili UlulElbab'ın betimlemelerini yanyana getirebilirseniz,
bundan bir roman dahi çıkarabiliriz gibi.
sadebiri
16-01-2010, 14:14
sayın arkadaşlar
cennet ve cehennem tanrının ikiyüzüdür
cennet=cemal , cehennem=celal.. tanrının dışında cennet cehennem yok
saygılar.
sayın arkadaşlar
cennet ve cehennem tanrının ikiyüzüdür
cennet=cemal , cehennem=celal.. tanrının dışında cennet cehennem yok
saygılar.
Sayın sadebiri ;
Şu Burağa bir binsen,
Ülleyi (Hırka)bir giysen,
Kemeri kuşanıp,
Tac'ı da taksan
ve
Ahad olanın
bizlere,
"İki yüz"ü (Madolyonun iki yüzü gibi)"Cemal" ve "Celal"i de bir izah etsen nasıl olur ?
sadebiri
16-01-2010, 15:12
Sayın sadebiri ;
Şu Burağa bir binsen,
Ülleyi (Hırka)bir giysen,
Kemeri kuşanıp,
Tac'ı da taksan
ve
Ahad olanın
bizlere,
"İki yüz"ü (Madolyonun iki yüzü gibi)"Cemal" ve "Celal"i de bir izah etsen nasıl olur ?
sayın psiko
TANRININ BİR YÜZÜ VAR ..
İNSANLARA NİSPETLE İKİ OLUR..
mesela 1 haftalık kokmuş et insana nispetle şer iken , denize atıldıgında deniz canlıları için hayırdır !
bakış dar olunca iki , hayır ve şer dir .... bakış ne kadar genişlerse 1 e düşer !
elbiseler kirlenir ama nefes bakidir !
görelen kabın dolu tarafı tanrı boş tarafı kul dur .....
bu arada son olarak;TANRI halk elbisesine büründü , beni bilin demesi onun degil bizim ihtiyacımız neden ?
TANRI senin halk elbisesinde , yani TANRI yı bilmen derken senin dışından bir tanrı var herkez onu bilicek degil ..
TANRI seninle , yani halk elbisesine bürünmüş , senin SENİ bilmen kısaca ..
KENDİNİ BİLEN TANRIYI BİLİR , HALKIN DIŞINDA BİR ALLAH YOK !
Şu Burağa bir binsen,
Ülleyi (Hırka)bir giysen,
Kemeri kuşanıp,
Tac'ı da taksan
ve
Ahad olanın
bizlere,
"İki yüz"ü (Madolyonun iki yüzü gibi)"Cemal" ve "Celal"i de bir izah etsen nasıl olur psiko..
burağa binmeme gerek yokbinan binip gelmiş ve gerekeni söylemiş.HZ.MUHAMMED = miraçtan döndügün de = beni gören hakkı gördü dedi ..
peygamberlerin hepsi aynı şeyi anlattı , HALKIN dışında bir allah şeytan melek yok !
bunlar rumuzdur , ALLAH işlerini insandan yapar , melekte , şeytanda
saygılar.
ALLAH işlerini insandan yapar , melekte , şeytanda
sayın psiko
TANRININ BİR YÜZÜ VAR ..
İNSANLARA NİSPETLE İKİ OLUR..
Sayın sadebiri ;
Allah işlerini İNSAN dan yapıyor ise,
yukardan iki olgu çıkmakta.
1-)Madem insandan işliyor Allah,
BİR yüzü olan,
işlediği İNSAN a nispetle nasıl iki yüzlü oluyor ?
Yine BİR olmuş olmaz mı ?
2-)Allah insandan işlediğine göre,Melek de Şeytan da bizzat Allah'ın kendisi o halde.
Ya HU kendimi robot veya kukla gibi hissettim şimdi :)
sadebiri
16-01-2010, 15:33
Sayın sadebiri ;
Allah işlerini İNSAN dan yapıyor ise,
yukardan iki olgu çıkmakta.
1-)Madem insandan işliyor Allah,
BİR yüzü olan,
işlediği İNSAN a nispetle nasıl iki yüzlü oluyor ?
Yine BİR olmuş olmaz mı ?
2-)Allah insandan işlediğine göre,Melek de Şeytan da bizzat Allah'ın kendisi o halde.
Ya HU kendimi robot veya kukla gibi hissettim şimdi :)
sayın psiko
1-)Madem insandan işliyor Allah,
BİR yüzü olan,
işlediği İNSAN a nispetle nasıl iki yüzlü oluyor ?
Yine BİR olmuş olmaz mı ?psiko
işlediği insana nispetle derken celal ve cemal olarak iki yüzünü görüyouz.insan şahet cemalini isterse Allah ın tek yüzü olur onun için.amma bilmez ve halktan soyutlanıp celalini(kızgınlığını)isterse onu gösterebilir.kaldıki tövbelerin kapısının açık oluşuda bu vesile iledir.celal yüzünü gösterirken cemalini saklamaz kulundan:)
şeytanı yukarı işledik.noksan bilgidir şeytan.ne demiştir herşey zıttı ile kaimdir.buna göre noksan bilgi mutlak ve bütün bilgiye zıdtır.
saygılar.
Sayın sadebiri ;
Sevgili Mevlana'nın,
"Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara ."
şeklinde betimlediği anlayışa vurgu yapmak istiyorsun,
istiyorsun,
da,
Burağa tersten binmiş gibisin.
Nasıl binip,nasıl oturduğunu,
Bir daha check etmek ister misin ?
Noksan bilgi,
mutlak ve bütün bilgiye zıddır.
EyvAllah.
Mesela sen veya bir başkası,
mutlak ve bütün bilgiye haiz olduğunu,
onunla mücehhez olduğunu iddia edebilir mi ?
Eder ise sen veya bir başkasının ona karşı ne demesi gerekir ?
Ne deniyordu ?
"Nefsini tanıyan" mı "Rabbini tanır"dı ? :)
Sayın sadebiri ;
Katrina vb kasırgalar karşısında,
daldan kopmuş bir kuruyaprak misali olan İNSANoğlu'nun,
mutlak ve bütün bilgiye haiz ve onunla mücehhez olduğunu düşünmek,
bu bakış ve anlayış ile gerd gerd gerinmesi nasıl bir duygudur ?
Narsistliğin tepe noktasıdır diyebilir miyiz ?
sadebiri
16-01-2010, 16:00
Sayın sadebiri ;
Sevgili Mevlana'nın,
"Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara ."
şeklinde betimlediği anlayışa vurgu yapmak istiyorsun,
istiyorsun,
da,
Burağa tersten binmiş gibisin.
Nasıl binip,nasıl oturduğunu,
Bir daha check etmek ister misin ?
Noksan bilgi,
mutlak ve bütün bilgiye zıddır.
EyvAllah.
Mesela sen veya bir başkası,
mutlak ve bütün bilgiye haiz olduğunu,
onunla mücehhez olduğunu iddia edebilir mi ?
Eder ise sen veya bir başkasının ona karşı ne demesi gerekir ?
Ne deniyordu ?
"Nefsini tanıyan" mı "Rabbini tanır"dı ? :)
sagıdeğer psiko
öncelikle burdaki söylemlerden çok hoşnut olduğumu belirtmek isterim.uzun zamandır böyle haz alarak yazıştığım konuştuğum olmamıştı.teşekkür ederim bunun için.
"Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara .psiko
dediğin gibi herşeyi anlatıyor şu beyit.mutlak bilgiye haiz olmak demek çok büyük bir lütuftur.eğer kişi kendinde bunu görebiliyor ise şu beyyite herşeyi anlatır sanırım;
canım içinde canı buldum
beden dağının içinde O madeni gördüm
yürüyüp giderken değil güç mutlak olduğun için
sanmayın dışarda, aradığımı kendimde buldum
bu beyitde anlatıldığı gibi bulmakdan ziyade görmek bile kafidir.zira bulmak nedir gerisini siz düşünün.nefsini tanımanın mümkün olmadığını görmenin (mezaci anlamak)yeterli olduğunu ,bu çıkarımlada rabbi gördüğünü anlatmak bile bir güzelliktir.
saygılar.
Konu başlığımız şu: Kuran'daki en ilginç hikaye: Şeytan
Başlıkta ve başlık yazısında nereye, neye, nasıl gönderme yapıldığı da bence çok açık. Bundan çok eminim, eminim çünkü ben yazdım.
Kuran'daki ifadelerin mecazi olduğunu, farklı düşünmek gerektiğini, bu şekilde bakılınca bir şey anlaşılamayacağını, Kuran'dakinden farklı bir "GERÇEK İSLAM" olduğu söylemlerini artık bir kenara bırakın. Başlık ve yazı, Kuran'ı tartışmak istiyor, sizin yarattığınız mecazları veya fantazi anlatımları veya sizi değil. "Apaçık Kuran" üzerinden gidelim.
Kafamızda ki "SAHTE İSLAM" Motiflerini atalım,
Cennet nedir?
Kelime anlamı "Bahçe" dir.Kuran da anlatımda ki Müteşabih Terimleri ARAP Mantığı ile ve BEDEVİ Kültürü etkisnde anlarsak işin içinden çıkamayız.
Sembollere dayalı anlatımdan sıyrıldığında şunu göreceksin:
-CENNET DÜNYADADIR
-Açlık ve Güneşin yakmasından korunan bir Dünya Cennettir.
-İnsanlara her türlü imkan verilmiş ve Cenneti Dünyada kurmaları istenmiştir.
Sevgili UlulElbab,
Cennetin adresini dünya üzerinden vermişsiniz. Ben de size Kuran'dan cennetin tarifini hatırlatayım:
Rahman 46-76: Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. İçlerinde akan iki pınar vardır. İkisinde de her meyveden çift çift vardır. Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. Onlar sanki yakut ve mercandır. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. O iki cennet koyu yeşil renktedir. İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır. Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır. Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir. Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
Diğer ek ifadelere göre cennette, selam veren melekler (Meryem 62), çeşit çeşit ırmaklar (Ra’d 35, İbrahim 23, Hicr 45, Hac 14 ve daha bir çok ayet), ipek giysiler, altından bilezikler ve inciler (Hac 23), iri gözlü ve gün yüzü görmemiş yumurta gibi eşler (Saffat 48-49), süt, bal ve şarap ırmakları (Muhammed 15), kabuğunda saklı inci gibi gençler (Tûr 24) göğüsleri yeni çıkmış kızlar (Nebe’ 31-34), hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler (Vakı’a 36-38) vardır.
Bu ifadelere göre cennet dünyanın neresindedir? Veya Cennet dünyada oluşturulacaksa, yukarıda sayılan imkanlar yeryüzünün neresinde mümkün olabilecektir? Rahman Suresi 46-76 ayetlerde, 4 cennetten bahsediliyor. Sizin Dünya=Cennet kabulünüze göre, bu dünyadan başka 3 dünya daha mı var?
Tûr 24'te geçen "kabuğunda saklı inci gibi gençler" ile, Nebe' 31-34'te sayılan "göğüsleri yeni çıkmış kızlar" da, bizim dünyayı cennet haline getirdiğimizde ulaşacağımız nimetler mi olacaktır?
Yoksa Allah, "göğüsleri yeni çıkmış kızlar" ile de bir mecaz yapmış ve asıl kastettiği "yağmurun o sene çisil çisil yağacağı" mıdır?
İster bu dünyada ister başka bir mekanda olsun, Cennet'te kadınlara verilecek nimetlere bir kaç örnek verebilir misiniz?
ADEM Kuranda belli bir Şahıs değil,İnsanlık olarak anılmıştır.
Üstelik bu YENİ bir PROTOTİP insan dır...
Karar verin Sevgili UlulElbab! Adem, insanlığı mı temsil ediyor yoksa prototip insan mı?
Buna karar verdikten sonra,
Al-i İmran 59: Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.
ayetini konuşalım. İsa'nın durumu da Adem'in durumu gibiymiş. Bu durumda İsa için "İkinci İnsanlık" mı diyeceğiz yoksa Allah ilk prototipini beğenmedi ve İsa'yı mı yarattı?
Keza şu ayete de bakmakta fayda var gibi geliyor bana:
Nisa 1: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
Sanırım Nisa 1'de tek bir insanın yaratıldığı, ondan eşinin (Havva'nın) var edildiği, ve insanlık denen topluluğun bu ikisinden türetildiği "apaçık" anlatılmış, "mecazen" değil. Bu durumda, Adem=İnsanlık mecazınız devam ediyor mu? Ediyorsa Nisa 1 nedir? Etmiyorsa, İsa gibi bir prototipe neden ihtiyaç duyulmuş olabilir?
Bakın, "Kuran'ı işte yanlış algılıyorsunuz, bu durum sorduğunuz sorulardan anlaşılıyor" diyeceğinizden eminim. Oysa ki bunlar, sizin serbest beyin fırtınanızın bana buldurduğu sorular. Ben Kuran'ı eleştirirken objektif kalıyor ve Kuran'dan yola çıkıyorum. Fakat işin içine sizin ve birkaç arkadaşın daha mecaz merakı girince, işler olduğundan daha da karmaşık hale geliyor.
Şunu bir moderatör gözüyle değil, başlığın yazarı olarak yazıyorum: Bu başlıkta bir çok ilgisiz ileti var. Konuyu fantazilerimiz üzerinden değil, Kuran üzerinden tartışmaya davet ediyorum. Eğer ki yazılanlar fantazi değilse, Kuran'daki ifadelerin dışında adreslediğiniz ve iddia ettiğiniz o cennetin, cehennemin, şeytanın, Adem'in nereden, ne, nasıl, neden gibi sorularını da yanıtlayın. "Bence şeytan insanın içindeki kötülüktür" veya "Cennetle kastedilen dünyadır" gibi söylemleriniz sadece iddiadır ve kanıta muhtaçtır.
Saygılarımla
Sevgili ahbap ;
Değişimin ne olduğu veya olması gerektiği konusunda,
tıpkı sizin Kur'andan alıntılarınızı kanıt olarak sunmanız gibi,
İncilden alıntılar
ve
bizatihi insanın bu alıntılar üzerinde yapacağı düşünme işlemini kanıt olarak ortaya koydum.
O hikayemsi-masal ise,
bazı arkadaşların "Senin hikayelerini beğeniyoruz" sözlerine bir göndermeydi.
"Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir ?
Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?"
Bakış ve anlayışının,
yaşamın her evresinde-döneminde,
"Mecazi" sözlere,
"Maddesel" bakışın ve anlayışın olduğunu-varlığını,
kanıt isteneceğini gösterebilmek adına yer verdim.
Bunlar sizin için kanıt değilse,
yapabilecek bir şey yok demektir :)
Yine kanıt olarak Kehf suresi 50.ayeti
ve
ayette geçen "Zürriyet" kavramını ortaya koydum.
Kur'anda,
sizin ve inanırların büyük çoğunluğunun,
"Şeytan" denildiğinde,
düşüncelerimizde oluşan bir resim oluşacak,
veya,
Bu şeytan denilen varlık,
evlenip,cinsel birleşimde bulunup çoluk çocuğa kavuşup,
soy sop da mı sürüyormuş ?
"Onlar"ı derken bu şeytan denen varlık birden fazla mıymış ?
vb düşünüp,
Ya
"Yaşanan İslam"
ya da
"Vahyedilen İslam"
arasında bir fark olduğunu anlayabileceğiz,
veya
"Aha bir çelişki daha" diyeceğiz.
Sevgili Psiko,
Bir önceki iletimde, mecazi anlamlar ve çıkarımlar konusunda yazdıklarım sadece size karşı değildi. Şayet sabrınız ve vaktiniz varsa, başlık yazısından itibaren yazılanları okursanız, az-çok ne demek istediğimi anlarsınız gibi geliyor bana.
Ben şunu vurgulamaya çalışıyorum: Konumuz İslam ise, Kuran'ın iddiaları beni, herhangi bir müslümanın iddialarından daha çok ilgilendirir. Çünkü müslümanın o Kuran'a zaten bütünüyle iman etmiş olması gerekir. Ve müslüman olmayan biri olarak benim hatalarımı, Kuran yoluyla bana gösterebilmesi gerekir. Bunu yapmak yerine, o müslümanın Kuran'da yer almayan ve hatta Kuranla çelişen söylemlere yer vermesi, o kişinin en az benim kadar Kuran'ın iddialarına itibar etmediğini düşündürtür. Fark, o kişinin İslam adına bir şeyleri kurtarabilmek için saksıyı çalıştırıp yeni anlamlar bulmasında yatmaktadır.
Ama Kuran, kendisinin apaçık, kesin, son bilgi olduğunu iddia eder. Bir nevi, "Üzerine söz söylemek ne mümkündür!". Hatta hodri meydana davet eder, "Hadi siz de benzer on tane sure getirin de görelim" der. Bu sure getirme işini, bugün bizzat bir kısım müslüman arkadaşlar üstlenmişler, işte benim de şaşırdığım bu.
Bu başlıkta ve benzer başlıkta yazılan çoğu şey, müslümanların Kuran'a dayanarak sözlerini destekleyemediklerini gösteriyor. Aslında bir açıdan amaç da bu. Ama işin içinde farklı bir durum da var. İslam'ı başkalaştırarak kişileri "İslam'ı yanlış biliyorsunuz da ondan" noktasına çekmeye çalışmak.
Ben, Kuran'daki ayetlere defa defa ve bir bütün halinde bakarak, Kuran'ın söylemlerini reddetmiş bir insanım. Şu yukarıda verdiğim cennet ayetlerine bakarak diyorum ki, "böyle bir şey olamaz". Bu durumda, eğer yanlış anladığım bir şey varsa ve bir müslüman arkadaş da bu yanlışı giderip beni hidayete erdirmek amacındaysa, bana Kuran ile gelmelidir. Kuran'da açıkça cennet tarifi var. "Öldükten sonra sizi dirilteceğiz, hesabınızı görüp cennete-cehenneme ayıracağız" diyor Kuran, ama birileri çıkıp "SAHTE İSLAM'I" eleştirerek cennetin dünyada olduğunu söylüyor.
Bu bile bir ilgisiz ileti oldu. Meseleyi tartışmaktan yine uzaklaştık. Benim amacım sadece ve sadece bu konuya odaklanalım demek değil Sevgili Psiko; laf lafı açar, örnekler gelişir, konu gelişir. Ama konu, temelinde Kuran'dır, kişilerin kafasında kabul ettikleri din duygusu veya mecaz sanatı değil. Başlıktan ayrılmamak derken kastım budur.
Saygılarımla
Arkadaşlar,
AhbAp'ın yukardaki bir önceki mesajından sonra hala ''mecaz''da tutturmanızı anlayamıyorum.
Lütfen mesela şurada bir >arama (http://www.kuranmeali.com/index.asp)< yapıp ''İblis'' ve ''şeytan'' kelimelerinin geçtiği bütün ayetleri bi okuyun.
Yaratılan, konuşan, Allah'la diyaloga geçen, bazı eylemlerde bulunan, kovulan, lanetlenen bir varlıktan ve o varlığın soyundan bahsediliyor...
Yani eğer gerçekten de insanın içindeki kötülüğü, nefsi filan için bir mezacsa, hepsi değil ama birçok ayette oldukça başarısız ve anlamsız bir mecaz olmuş.
Hem de o kadar başarısız olmuş ki, 1400 yıl boyunca farklı mezheplere, kültürlere, medeniyetlere ait bunca müslüman, sıradan çobanından en büyük alimine kadar şeytanın Kuran'da lafzen anlatıldığı gibi bir varlık olduğunu sanmış...
Nereden bakarsanız bakın, ''mezac'' tezi çok tuhaf, mesnetsiz ve eğreti duruyor...
saygılarımla
Sevgili AhbAp ;
Madem konu Kur'an,
o halde kanıtı yine Kur'andan verelim.
Ali İmran 7 : Sana Kitab'ı indiren O'dur.
Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır.
Diğerleri de müteşâbihtir.
Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler.
Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir.
İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler.
(Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.
Ku'anda veya bir başka semavi kitap olduğu söylenen kitapta,
Müteşabih-benzeşme yapılan ayetler vardır.
Bu müteşabih-benzeşme yapılmış ayetlerin peşine kimin veya kimlerin peşine düşeceği,
peşine düşme nedenleri ile de anlatılır.
Bu durumu ve neticelerini yine Kur'an şu :
Araf 52 : Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.
ve
Araf 53 : Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar.
Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün,
önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.
Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım?
Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.
ayetlerin ışığında-kanıtında görebiliriz.
İşte bugün olan olayın tamamı budur.
Yani tevili ancak Allah'a ait olan ayetler,
hak ve had olmadığı halde,
"Biz ilimde rüsuh sahibiyiz,rasih'iz" diyenler,
tevillerin peşinden gidip,
tevil yapmaya çalışınca,
bizim oranın deyimi ile,
"Ortalık kel Ali'nin bağına döndü."
durumları oluşmuştur.
Yani sizin ele aldığınız ayetler,
muhkem değil,
müteşabih-benzeşme yapılmış ayetler olduğu için,
onları anlamakta,anlamlandırmakta yaşanan zorluklar,
çelişki gibi görünmek durumunda kalmaktalar.
Ortaya çıkan tablo da,
"Dinde reformist" olmak
veya
"Eski köye yeni adet getirmek"
şeklinde görülebiliyor.
Sevgili Ulpian ;
Yeniden doğarken,
annemizin rahimine girip tekrar çıkmayacağız,
Mecaz bu,
hem vallahi hem de billahi :)
Sevgili AhbAp ;
Madem konu Kur'an,
o halde kanıtı yine Kur'andan verelim.
Ali İmran 7 : Sana Kitab'ı indiren O'dur.
Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır.
Diğerleri de müteşâbihtir.
Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler.
Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir.
İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler.
(Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.
Ku'anda veya bir başka semavi kitap olduğu söylenen kitapta,
Müteşabih-benzeşme yapılan ayetler vardır.
Bu müteşabih-benzeşme yapılmış ayetlerin peşine kimin veya kimlerin peşine düşeceği,
peşine düşme nedenleri ile de anlatılır.
Bu durumu ve neticelerini yine Kur'an şu :
Araf 52 : Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.
ve
Araf 53 : Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar.
Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün,
önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.
Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım?
Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.
ayetlerin ışığında-kanıtında görebiliriz.
İşte bugün olan olayın tamamı budur.
Yani tevili ancak Allah'a ait olan ayetler,
hak ve had olmadığı halde,
"Biz ilimde rüsuh sahibiyiz,rasih'iz" diyenler,
tevillerin peşinden gidip,
tevil yapmaya çalışınca,
bizim oranın deyimi ile,
"Ortalık kel Ali'nin bağına döndü."
durumları oluşmuştur.
Yani sizin ele aldığınız ayetler,
muhkem değil,
müteşabih-benzeşme yapılmış ayetler olduğu için,
onları anlamakta,anlamlandırmakta yaşanan zorluklar,
çelişki gibi görünmek durumunda kalmaktalar.
Ortaya çıkan tablo da,
"Dinde reformist" olmak
veya
"Eski köye yeni adet getirmek"
şeklinde görülebiliyor.
Sevgili Psiko,
Yukarıda alıntıladığım sözlerinize istinaden, aşağıda adı geçen ayetleri size göre nasıl yorumlamak gerekiyorsa yorumlar mısınız? Şu veya bu anlamıyla nasıl değerlendirmemeiz gerektiğini, aslında ne anlatıldığını açıklar mısınız?
Rahman 46-76: Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. İçlerinde akan iki pınar vardır. İkisinde de her meyveden çift çift vardır. Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. Onlar sanki yakut ve mercandır. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. O iki cennet koyu yeşil renktedir. İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır. Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır. Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir. Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
Diğer ek ifadelere göre cennette, selam veren melekler (Meryem 62), çeşit çeşit ırmaklar (Ra’d 35, İbrahim 23, Hicr 45, Hac 14 ve daha bir çok ayet), ipek giysiler, altından bilezikler ve inciler (Hac 23), iri gözlü ve gün yüzü görmemiş yumurta gibi eşler (Saffat 48-49), süt, bal ve şarap ırmakları (Muhammed 15), kabuğunda saklı inci gibi gençler (Tûr 24) göğüsleri yeni çıkmış kızlar (Nebe’ 31-34), hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler (Vakı’a 36-38) vardır.
Teşekkürler.
Saygılarımla
Sevgili AhbAp ;
Biliyorsun ki,
ben Bahaiyim.
Biz Tanrının sonsuz,
Emrinin de sonsuz olduğuna inanıyoruz.
Yani bir yerde donup kalmıyor.
Her devirde değişiyor.
Dolayısı ile bizim olaylara bakış ve anlayışımız farklı.
Biz Tanrıya yakın olma "Hal"ine cennet,
Tanrıdan uzak olma "Hal"ine de cehennem diyoruz.
Cennet ve cehennem tasviri yine insan ruhunun yaşayacağı "Hal"leri betimlemekte bizim için.
Şurada
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=281257#post281257
Enis adlı delikanlının yaptığı olayda,
Cennet ve cehennemden ne anladığını çıkarabilirsin sanırım.
sadebiri
16-01-2010, 18:20
Sevgili AhbAp ;
Madem konu Kur'an,
o halde kanıtı yine Kur'andan verelim.
Ali İmran 7 : Sana Kitab'ı indiren O'dur.
Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır.
Diğerleri de müteşâbihtir.
Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler.
Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir.
İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler.
(Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.
Ku'anda veya bir başka semavi kitap olduğu söylenen kitapta,
Müteşabih-benzeşme yapılan ayetler vardır.
Bu müteşabih-benzeşme yapılmış ayetlerin peşine kimin veya kimlerin peşine düşeceği,
peşine düşme nedenleri ile de anlatılır.
Bu durumu ve neticelerini yine Kur'an şu :
Araf 52 : Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.
ve
Araf 53 : Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar.
Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün,
önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.
Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım?
Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.
ayetlerin ışığında-kanıtında görebiliriz.
İşte bugün olan olayın tamamı budur.
Yani tevili ancak Allah'a ait olan ayetler,
hak ve had olmadığı halde,
"Biz ilimde rüsuh sahibiyiz,rasih'iz" diyenler,
tevillerin peşinden gidip,
tevil yapmaya çalışınca,
bizim oranın deyimi ile,
"Ortalık kel Ali'nin bağına döndü."
durumları oluşmuştur.
Yani sizin ele aldığınız ayetler,
muhkem değil,
müteşabih-benzeşme yapılmış ayetler olduğu için,
onları anlamakta,anlamlandırmakta yaşanan zorluklar,
çelişki gibi görünmek durumunda kalmaktalar.
Ortaya çıkan tablo da,
"Dinde reformist" olmak
veya
"Eski köye yeni adet getirmek"
şeklinde görülebiliyor.
başkanasıl anlatılabilirdiki?
TEŞEKKÜRLER sayın psiko.
TurkceRap
16-01-2010, 19:05
bu ve bunun gibi Kuran da geçen meuvzu bahislere anlatılanlara sembol olarak bakmakta yarar görüyorumkonuyu eğer her açıdan ele alacak olursak şayet size tasavvufi bir kaç bilgi aktarmak istiyorum...
tanrı ademe secde edin dedi .. nasıl ? ademin dışında bir tanrı yok .. ademin dışında tanrı olsa bana edin derdi !
tasavvufta enel hak makamı vardır , kişi burda enelhak der kendi benliginde tanrıyı bulur ! sonra bilinmek ister , yani kendinde ve heryerde tanrıyı gördügü için ; bilinmek ister ve anlatma makamına yükselir .. anlatır .. bilmek isteyen ondaki bilgiye secde ederek kendinde ki tanrıyı bilir !
örn ; ben bilinmek istedim bu forumda yazıyorum.. bu bir ihtiyaç degil zevktir .. insan özü nü bilsede bilmesede tanrı ile iç içedir .. ama bilen rahatlar ..
bu anlayış tarikat ve şeriattaki gibi maddeyi kesinlikle içermez , merkezlerşme yoktur.. evrensel bir düşüncedir ve bütün varlıgı kaplar !
saygılar.
Açıkçası tasavvuf bi bakıma yeni bir din yaratmak ya da dini yeniden biçimlendirmek gibi geliyor bana bazı öğeleriyle.
Hint mistisizminin v Hıristiyanlığin etkisi konusu ise herkesin malumudur sanırım.
Balkocha
16-01-2010, 19:22
Sevgili Psiko
Kuran belli bir kurgusu olan tabii hic de basit bir karalama degil.Saygiyla: ustelik bunu milyarlari pesinde surukleyerek daha da bariz anliyoruz.Ancak bu mecazi anlamlara ve gondermelere yonelerek burda bunu demek istedi, burda suraya gonderme yapti vs tarzi yogunluk o kadar yuksekki, neredeyse kendimi iyice geri zekali sanmaya basladim.Donup donup tekrar okuyorum,bosa koyuyorum olmuyor,doluya koyuyorum dolmuyor.Bi turlu sizin yorumlariniza ulasamiyorum.Acaba cok mu didikliyorum.Biraz hosgorulu mu olayim.Ama diyorsunuz ki Tanri kelami.Acaba Tanri seytanini tanimiyor mu da bu kadar acik veriyor.Yoksa Muhammed mi bazi vahy olunmuslari aktarmayi unuttu.
Beni bagislayin ama, bu kadar emek yunan mitolojisine verilseydi acaba ne cennetler cehennemler,ne insanlik adina muthis sevgi dolu kurgulamalar ortaya cikardi.
Saygilarimla
Sevgili Balkocha ;
Tüm inanç sistemlerini gözden geçirdiğinizde,
karşınıza çıkan tabloyu,
Dr.Ali Şeriat'inin
"Din'e karşı din" olarak tanımladığı şablonda çok açık görebiliriz.
Tüm gelen İlahi Mazharlar,
kendilerinden önce gelmiş olan İlahi mazhar'ın oluşturduğu toplumun,
özellikle de din adamları sınıfı tarafından,
ya reddedilir
ya da
ölümüne kadar giden bir süreç başlatılır.
Ama,
yine de bu süreçlerin akabinde,
getirdiği öğreti,
ona inandığını iddia eden kişi-toplum-kurumların yapıp ettikleri tartışılsa da,
yeryüzünde neşv-ü nema bulur.
Bir başlıkta arkadaşımızın birisi her şeyi "Yaratan" insandır demişti.
Ben de
"Ee sen de insansın de hadi buyur bi dene de sen yarat" demiştim,
hem de çok ciddi,
sevgili arkadaşım latife sanmış.
Kur'an,
yani Mevlana'nın ifadesi ile Tanrı sözü etkindir.
Ancak yukardaki iletimde ifade ettiğim gibi,
bir önceki dinin salikleri-din adamları zümreleri-alimleri tarafından anlaşılamayan,
anlaşılamadığı halde el ve dil atılan "Müteşabih-benzeşme" yapılmış ayetler,
bir sonraki İlahi mazhar tarafından insanlara anlatılma durumuna gelir ki,
"Rabbimizin Elçileri Hakkı getirmiş" diyecek,
İlahi tohumlara rahmet olsun.
Anlanmadığı halde,
anlanmış gibi el atılınca o ayetlere,
işte buradaki bazı başlıklar ve içeriği olan tartışmalar yaşanır durur sonra.
UlulElbab
16-01-2010, 22:59
Sevgili AhbAp,
Öncelikle bir konuya değinmeden edemiyeceğim;
İslam kimsenin tekelinde değildir.Dolaysı ile islamı temsil etme hakkı ve yetkisi kimsede değildir.
Anladığım kadarı ile şahsımı ,"kendi kafasına göre bir islam yaratmak"la
itham ediyorsunuz.
Oysa ben Kuran Araştırmalarımdan ve "Benim Gözümde ki yansımalarından" söz ediyorum.
Bana göre islam BARIŞTIR ve SEVGİ dir.
Klasik anlamda, insanlara anlatılan İslama ben dahil değilim
nasıl ki siz red ettiyseniz,bende red ettim,belki aynı gerekçelerle değil ama benzer gerekçelerin söz konusu olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle SEVGİ Dini olan islamı kan,vahşet ve korku dini olarak anlatan/anlayan insanlara bunun YANLIŞ olduğunu anlatıyorum.
Etrafımda o kadar çok,çocuğu ile başa çıkamayıp, onu Allah ile korkutan insan var ki..."Allah yakar",Allah taş eder v.s.
Sonra Cinler,Şeytanlar/iblis ve melekler...bunları bir takım varlıklar gibi Hayal ederek bir MASAL DİNİ oluşturulmuştur.
Bununlada yetinmeyip Kolaylıklar sunan Dini ellerinden geldiği kadar Zorlaştırmışlar,insanlara eziyet verir hale getirmişlerdir.
Bunları görmek için uzman olmaya gerek yok.
Hadisler ve Rivayetler bu işlere Muhammed öldüğü gün başlamıştır...
Peki "herşeye kadir Allah" bunu neden engellememiştir?
Kuranın korunmuş olduğunu bildiren Allah neden korumamış?
Yukarıda ki soruları da bonus olarak ben ekledim:) onları yanıtlayıp,aşağıda sizden alıntıladıklarıma geçeceğim inşaAllah.
Kuranın korunması Vahyin indirlişi ile ilgilidir...Onu Muhammede Dosdoğru ileten ve Onu hıfzetmesini sağlayan RUHdur...
Ruh da Allahın bir yansımasıdır,melekesidir. Tıpkı bizim DÜŞÜNME melekemiz gibi...
Ruh hakkında bilgimiz azdır...
Ancak Muhammede teslim edilen Vahyin devamında korunması Resulün kendisi ve etrafında ki Güvenilir insanlara teslim edilmiştir.
Bana göre en iyi koşullarda muhafaza edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.
Selam bunda katkısı olanlara...
Ancak sinsi oyunlarla KAVRAM lar üzerinde oynanmış ve Senaryolar üretilmiştir.
Salat/Namaz, Zekat/İnfak,Hacc/Umre ve Kurban bunlardan bazılarıdır.
Veyl ve Lanet bunda katkısı olanlara...
Birkaç hilede Kıraatte vardır;misal Nisa suresinde "sağ elinizin altındakileri"
yani yetimler: Evlendirin -Enkihu, Evlenin olarak Harf oyunları ile değiştirilmiştir.
Biz bunları görüpte söylemeyecekmiyiz?
Susan Şeytan mı olmamız isteniyor?
Yetimlerin Mallarına ve Irzlarına göz koyan aşağılık insanlar olmadı mı 1400 yıllık Tarihte?
3 er,4 er evlenme neyin nesi?
Allah bunları neden engelleme di? demek ,neden gelip kendisi bu işleri halletmiyor demek gibidir.
İsrailoğullarıda Musaya ;Sen Rabbinle önden git ve Savaş demişlerdi...
Oysa Allah bunu yapacak olsa,tüm KURGU anlamsızlaşır...
Kurgu nedir? Kurgu bizim de içinde bulunduğumuz bğyğk sahnedir...
Herkes Rolünü oynayıp çeklilecektir...
İyiler Cenneti Kurmak için gayret sarfedecek Kötüler ise Cehennemi yaşayacak ve yaşatacaklardır.
Sonunda İyiler Cenneti kuracak veya belki de kurmak üzereyken Film sona erecek...
Belki de kurmaya çalıştığınız bu muydu? Daha iyisi verilecek?
Bilemiyoruz:D
Konuyu daha fazla dağıtmadan sorulara geçiyorum;
Karar verin Sevgili UlulElbab!
Adem, insanlığı mı temsil ediyor yoksa prototip insan mı?
Buna karar verdikten sonra,
İsa'nın durumu da Adem'in durumu gibiymiş. Bu durumda İsa için "İkinci İnsanlık" mı diyeceğiz yoksa Allah ilk prototipini beğenmedi ve İsa'yı mı yarattı?
Keza şu ayete de bakmakta fayda var gibi geliyor bana:
Sanırım Nisa 1'de tek bir insanın yaratıldığı, ondan eşinin (Havva'nın) var edildiği, ve insanlık denen topluluğun bu ikisinden türetildiği "apaçık" anlatılmış, "mecazen" değil. Bu durumda, Adem=İnsanlık mecazınız devam ediyor mu? Ediyorsa Nisa 1 nedir? Etmiyorsa, İsa gibi bir prototipe neden ihtiyaç duyulmuş olabilir?
Bakın, "Kuran'ı işte yanlış algılıyorsunuz, bu durum sorduğunuz sorulardan anlaşılıyor" diyeceğinizden eminim. Oysa ki bunlar, sizin serbest beyin fırtınanızın bana buldurduğu sorular. Ben Kuran'ı eleştirirken objektif kalıyor ve Kuran'dan yola çıkıyorum. Fakat işin içine sizin ve birkaç arkadaşın daha mecaz merakı girince, işler olduğundan daha da karmaşık hale geliyor.
Sayın AhbAp,
Yine konuyu biraz dağıtacak ama ben Kuranda YARATILIŞ Ayetlerinden EVRİMİ
görebiliyorum;
Özellikle "halaqnakum" ve "Cealnakum" fiillerinin kullanıldığı Ayetlerde bu bariz görünüyor.
Benim gözlemim Kuranda MÜTEŞABİH sıkca kullanılmıştır.Çünkü dönemin insanı ve aynı zamanda bugünün ve yarının insanı muhatap alınıyor.
Zaten Tek MUCİZE de budur. Kuranın Muczesi hem ilk Muhatabına hemde
okuyan herhangi bir AN da ki muhatabına mesajlar verebilmesidir.
Evrimi ilk muhatabına nasıl anlatabilirdi? Elbette belli seviyede ön bilgi gerekiyordu...
ADEM bir insan ama Ademoğlu Tüm İnsanlık.
Bazen Ademin şahsında tüm insanlığa mesajlar verilmiştir.
Şeytan insandan ayrı bir Varlık değildir.Cin de öyle...
İlk insanın Adem olmadığı da çok açık.Ademden önce yine Dünyada insanların yaşadığı ancak Kan döktüğü vurgulanıyor.
Ademe RUH üflenmesi Onun farklı bir Nesil olarak Dünyaya gelmesi demek.
Adem Dünyada yaratılmıştır.
O Evrime Allahın Doğrudan müdehalesidir...
Allahın "OL" demekle var etmesi bir iradeyi simgeliyor.
Elbette herşey bir ilim/bilim ile oluyor.
O nedenle Allah , en iyi Bilim adamları anlar diyor.
Ben, Kuran'daki ayetlere defa defa ve bir bütün halinde bakarak, Kuran'ın söylemlerini reddetmiş bir insanım. Şu yukarıda verdiğim cennet ayetlerine bakarak diyorum ki, "böyle bir şey olamaz". Bu durumda,
eğer yanlış anladığım bir şey varsa ve bir müslüman arkadaş da bu yanlışı giderip beni hidayete erdirmek amacındaysa, bana Kuran ile gelmelidir. Kuran'da açıkça cennet tarifi var. "Öldükten sonra sizi dirilteceğiz, hesabınızı görüp cennete-cehenneme ayıracağız" diyor Kuran, ama birileri çıkıp "SAHTE İSLAM'I" eleştirerek cennetin dünyada olduğunu söylüyor.
Öncelikle "Hidayete Erdirme" beklentinizi karşılayamayacağımı belirtmeliyim,
Hideyet ancak Hudanın elindedir.Yani Allahın.O dilediğini/dileyeni Hidayete erdirir,dileyeni/dilediğini de Saptır.
Dinini anlamamış bazıları TEBLİĞCİLİK oyunu oynayabilir...
Ama benim görevim kimseyi hidayete erdirmek değildir.
Ben burada tıpkı sizler gibi inandığım veya inanmadığım konuları anlatıyorum.
Kimseye benim gibi düşün diyemem.
Siz kararınızı Kuranı inceleyerek vermişsiniz,ama Şimdi Red ettiğiniz şeyi
bana karşı savunur durumdasınız?
neden?
Benim fikir ve düşüncelerim sizde bir Rahatsızlık yaratıyor izlenimine kapılıyorum:D
Ben bazı Ateist kardeşlerimiz de;"gel beni hidayete erdir" meydan okumasını
sıkca sezinliyorum.
Bunun iki sebebi olabilir bana göre;
Ya bulunduğu konumdan emin değildir,yada karşı tarafa bir takım paradoks sorular sormak sureti ile içinde ki çatışmayı bastırmak niyetindedir:)
Özetle benim iddialarımda dahil olmak üzere herşey bir Zan ve Zehab dan ibaret.
Herkes "Gerçeği", Saf "Gerçeği" kendisi bizZat arayıp-araştırıp bulmak üzere programlanmıştır.
Şunu bir moderatör gözüyle değil, başlığın yazarı olarak yazıyorum:
Bu başlıkta bir çok ilgisiz ileti var. Konuyu fantazilerimiz üzerinden değil,
Kuran üzerinden tartışmaya davet ediyorum. Eğer ki yazılanlar fantazi değilse, Kuran'daki ifadelerin dışında adreslediğiniz ve iddia ettiğiniz o cennetin, cehennemin, şeytanın, Adem'in nereden, ne, nasıl, neden gibi sorularını da yanıtlayın. "Bence şeytan insanın içindeki kötülüktür" veya "Cennetle kastedilen dünyadır" gibi söylemleriniz sadece iddiadır ve kanıta muhtaçtır.
Sevgili AhbAp,
neden bir "fantezi" olarak tanımlıyorsunuz?
İnanmayana baskı yapılmasın dediğim için mi?
İslam barış ve Sevgi dir dediğim için mi?
Kadın-Erkek Eşittir ve aynı haklara sahibtir bu nedenle mi?
Omuz omuza Dünya yı Cennete çevirebiliriz demek sizce bir hayal mi?
Bence bunların hiçbiri bir kanıta muhtaç değiller...
Olsa olsa "iyi niyete" muhtaç diyebiliriz.
Asıl kanıta muhtaç olan Cinler ve Şeytanlar...Ben göremiyorum ya Siz?
Ekmeğini Muhtaşlarla bölüşebilmek el ele,omuz omuza Zulme karşı durmak,
Dünyayı Cennet yapar...Bunu başaramasak bile Hayali bile çok güzel...
Öbür Dünyayı da O zamana bırakırız...Bakarsınız o inanamadığınız Cennet tasvirleri gerçekten vardır...
Yoksa da elimizden geleni yapmış olacağız
Gılman ve Kevaibe kızlar ve Hurileri de istemeyene vermezler zaten...
Onları da ayrı başlıkta incelemek dileğiyle...
Sevgiler...
UlulElbab
Sevgili UlulElbab,
Konuyu başlıktan ayırmamak, olayı ikimiz arasında kişiselleştirmemek ve yazımı uzatmamak adına, yazılarınızdan belli bölümleri alıp kısaca yanıt vermeye çalışacağım.
Sevgili AhbAp,
Öncelikle bir konuya değinmeden edemiyeceğim;
İslam kimsenin tekelinde değildir.Dolaysı ile islamı temsil etme hakkı ve yetkisi kimsede değildir.
Anladığım kadarı ile şahsımı ,"kendi kafasına göre bir islam yaratmak"la
itham ediyorsunuz.
Öncelikle sizi ne böyle bir şeyle ne de farklı bir şeyle itham etmiyorum. Ama şu kısım var ki, siz de belirtmişsiniz, İslam kimsenin tekelinde değildir. O halde, fikirlerine katılmadığınız kişilere de "sahte islamcı" diyemezsiniz. Eğer derseniz, bu da bir çeşit tekele almak gibi görünür.
Öte yandan İslam, kendi içerisinde Kuran'ın ve Allah'ın tekelindedir. Yazılarımda ve tartışmalarımda bunu sıklıkla dile getirmeye çalışıyorum. Bire bir olarak bir tanrının sözleri olması, Kuran'ı bu şekilde tekelleştirir. Dolayısıyla, "Ben Kuran'a iman ettim ve müslümanım" diyen kişilerin, bu tekeli kırma, işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur ve bu ayetlerle net olarak belirtilmiştir. Kuran'ın dışındaki bir söylem, bir müslüman için fantazidir.
Öncelikle SEVGİ Dini olan islamı kan,vahşet ve korku dini olarak anlatan/anlayan insanlara bunun YANLIŞ olduğunu anlatıyorum.
Etrafımda o kadar çok,çocuğu ile başa çıkamayıp, onu Allah ile korkutan insan var ki..."Allah yakar",Allah taş eder v.s.
Sonra Cinler,Şeytanlar/iblis ve melekler...bunları bir takım varlıklar gibi Hayal ederek bir MASAL DİNİ oluşturulmuştur.
Acaba Allah'ın yakması, taş yapması ile ilgili korkuların kaynağı Kuran değil midir? Kuran'da sıklıkla işlenen "cehennem alevleri" ve taş yağdırılarak bazı kavimlerin helak edilmesi olamaz mı neden? Cinler, şeytanlar, iblisler, melekler, bunlar da Kuran'ın içersinde yer almıyorlar mı? Akla/mantığa her şekillde aykırı hikayelerin (mesela 100 sene ölü kalan adamın dirilmesi, bir mağarada 300+9 sene ölü kalan gençlerin hikayesi) Kuran'da yer alması, bu masalsı dini zaten oluşturmuyor mu? Siz Kuran'ı mı reddediyorsunuz, Kuran'da bunların mevcut olduğunu mu yoksa "Yahu tamam, bunlar gerçekten çok saçma, böyle şeyler olamayacağına göre mutlaka ki mecaz vardır, farklı şeyler kastedilmiştir" mi diyorsunuz?
Biz bunları görüpte söylemeyecekmiyiz?
Susan Şeytan mı olmamız isteniyor?
Yetimlerin Mallarına ve Irzlarına göz koyan aşağılık insanlar olmadı mı 1400 yıllık Tarihte?
3 er,4 er evlenme neyin nesi?
Sizi susturmaya çalışan yok. En azından ben çalışmam. Hatta, ne olursa olsun susmayın diyorum. Sizi susturmaya çalışanlara karşı da her zaman sizinle beraber mücadele veririm. Susturulmaya çalışılan kim olursa olsun.
Üçer, dörder evlenmenin ne olduğunu anlamak için, lütfen Kuran'a bakınız.
İlk insanın Adem olmadığı da çok açık.Ademden önce yine Dünyada insanların yaşadığı ancak Kan döktüğü vurgulanıyor.
Ademe RUH üflenmesi Onun farklı bir Nesil olarak Dünyaya gelmesi demek.
Adem Dünyada yaratılmıştır.
O Evrime Allahın Doğrudan müdehalesidir...
Allahın "OL" demekle var etmesi bir iradeyi simgeliyor.
Elbette herşey bir ilim/bilim ile oluyor.
O nedenle Allah , en iyi Bilim adamları anlar diyor.
İşte bunları kastederek diyorum ki, kaynağınız ne? Bu sizin içsel kabulünüz mü yoksa dayandığınız bir kaynak mı var? Eğer içsel fikirleriniz ise, Kuran'ı tartıştığımız böyle bir başlıkta şahsi fantazilerimizin yeri yok; illa konuşacaksak başka bir başlık açabiliriz. Hayır, bu söylediklerinizi Kuran'a dayandırıyorsanız, bu ayetler nerede?
Öncelikle "Hidayete Erdirme" beklentinizi karşılayamayacağımı belirtmeliyim,
Hideyet ancak Hudanın elindedir.Yani Allahın.O dilediğini/dileyeni Hidayete erdirir,dileyeni/dilediğini de Saptır.
"Hidayete erdirilme" gibi bir beklentim yok. Bunu hodri meydan mantığıyla da söylemedim. Ama sizin veya bir başka müslümanın, "Dinlerden Özgürlük" adını taşıyan bir siteye gelip yazmasındaki maksat ne olabilir? "Yanlış biliyorsunuz, yoldan sapmışsınız" demek... Deyiniz efendim, bunda da sorun yok, ama bunu derken bana ayet gösteriniz. Ben dediğim gibi, fantazilerinizle ilgilenmiyorum. Şu an tartıştığım şey, sizin inanç biçiminiz değil İslamiyet'tir.
Dinini anlamamış bazıları TEBLİĞCİLİK oyunu oynayabilir...
Bunu gerçekten açık soru sormak için soruyorum; eğer anlattıklarınızın kaynağını İslami kaynaklarda (Kuran veya sizin kabul ettiğiniz hadisler, ama başlıca Kuran) gösteremiyorsanız, sizin yaptığınız da tebliğcilik değil midir?
Benim fikir ve düşüncelerim sizde bir Rahatsızlık yaratıyor izlenimine kapılıyorum:D
Ben bazı Ateist kardeşlerimiz de;"gel beni hidayete erdir" meydan okumasını
sıkca sezinliyorum.
Fikir ve düşünceleriniz bende hiç bir rahatsızlık yaratmaz. Sadece fikirlerinize açıkça katılmadığımı söylüyorum. Aramızda tartışma olabilir ama kişisel sürtüşme veya yaptırımlar söz konusu olmaz Sayın UlulElbab. Hidayete erdirme meydan okumasını ise az önce açıkladığımı sanıyorum.
Sevgili AhbAp,
neden bir "fantezi" olarak tanımlıyorsunuz?
İnanmayana baskı yapılmasın dediğim için mi?
İslam barış ve Sevgi dir dediğim için mi?
Kadın-Erkek Eşittir ve aynı haklara sahibtir bu nedenle mi?
Omuz omuza Dünya yı Cennete çevirebiliriz demek sizce bir hayal mi?
Bence bunların hiçbiri bir kanıta muhtaç değiller...
Olsa olsa "iyi niyete" muhtaç diyebiliriz.
"Dünyayı cennete çevirmek"... Bu sözü, en su katılmamış ateist bile kullanabilir. Ama burada cennetle kastettiği, elbette farklı bir şey olacaktır. Ancak Kuran'a tabi olanlar için cennetin tanımı, nerede olduğu, oraya kimlerin gidip gidemeyeceği TARTIŞILAMAZ. Bu nedenle fantazi cennetler kurmayın diyorum. Daha önceki mesajımda, cennetle ilgili bir kaç ayet verdim. Eğer bunları yorumlamamda bir hata varsa, bana bunları anlatın. Doğrularını tekrar Kuran'dan gösterin. Veya o kaynak neyse bana onu gösterin. Bunun dışında kalan herşey fantazidir ve benim ilgi alanım dışındadır.
Asıl kanıta muhtaç olan Cinler ve Şeytanlar...Ben göremiyorum ya Siz?
Ekmeğini Muhtaşlarla bölüşebilmek el ele,omuz omuza Zulme karşı durmak,
Dünyayı Cennet yapar...Bunu başaramasak bile Hayali bile çok güzel...
Öbür Dünyayı da O zamana bırakırız...Bakarsınız o inanamadığınız Cennet tasvirleri gerçekten vardır...
Yoksa da elimizden geleni yapmış olacağız
Gılman ve Kevaibe kızlar ve Hurileri de istemeyene vermezler zaten...
Onları da ayrı başlıkta incelemek dileğiyle...
Sevgiler...
UlulElbab
Cine-şeytana ben de inanmıyorum zaten. İnanıp da öte yandan ateist olmanın imkanı var mı? Sizin ve benim kastettiğim anlamda cennetin ne olduğunu yukarıda kısaca anlattım. Evet, ben de diyorum, sizin sözlerinizi tekrarlıyorum, dünya cennet gibi bir yer olabilir, sevgi ve barış hüküm sürebilir, zulüm bitebilir. Bunların olması için bir çok şeyin yeryüzünden kalkması gerekiyor ki, bunlardan en önemlisi dindir (konumuz bu olduğu için ayrıca İslam'dır).
Saygılarımla
UlulElbab
17-01-2010, 01:11
Sevgili AhbAp,
Bendeniz de Konuyu başlıktan ayırmamak, olayı ikimiz arasında kişiselleştirmemek ve yazımı uzatmamak adına, yazılarınızdan belli bölümleri alMaDan mümkün olduğunca kısa yanıt vermeye çalışacağım;
Öncelikle siz İslam Dini Red etmiş olduğunuz halde, "sahte islamcı" ları savunamazsınız.
Kimdir "Sahte İslamcı"?
Bu tanım kişiye göre değişiyor.Bana göre Kuran dışı Kaynakları Kuranla Eşit tutan herkes Sahte islamcı veya hafif tabirle;Bilinçsiz müslümandır.
Sizde sınırı ve tanımı çok güzel belirlemişsiniz;
"İslam, kendi içerisinde Kuran'ın ve Allah'ın tekelindedir. "
Bende Yazılarımda ve tartışmalarımda bunu sıklıkla dile getirmeye çalışıyorum.
Bire bir olarak bir tanrının sözleri olması, Kuran'ı bu şekilde tekelleştirir.
Doğru ancak Birileri Hadis ve Rivayetleri,yani -miş ,-muş lu DİNi İslamın içine kattığı zaman Kavramlar o Temelde ele alındığı zaman herşey birbirine karışır.
Dikkat ederseniz İslama Eleştirilerin %90'ı hadis kaynaklıdır.
Geri kalan kısmıda Hadislerin etkisi ile yapılan meallerden kaynaklanmaktadır.
Dolayısıyla, "Ben Kuran'a iman ettim ve müslümanım" diyen kişilerin, bu tekeli kırma, işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur ve bu ayetlerle net olarak belirtilmiştir.
Kuran'ın dışındaki bir söylem, bir müslüman için fantazidir.
Kuran dışı olan söylemler 1400 yıldır Hadis kaynaklı Tevatür niteliğinde dir.
Ben Kurandan olan hiçbirşeyi Red eder konumda değilim.Ayrıca kuran dışı kendi izlenim ve görüşlerimi belirtme hakkım her müslüman gibi vardır.
Bunlarıda ayrıca belirtirim ancak Kuranda birebir ayet olarak değil-kendi çıkarımım-olarak belirtirim.
Allah'ın yakması, taş yapması ile ilgili korkuların kaynağı Kuran değil dir...
Genellikle Çocuklarını Eğitmekten aciz Ebeveynlerdir.
Kuran'da sıklıkla işlenen "cehennem alevleri" ve taş yağdırılarak bazı kavimlerin helak edilmesi birer İBRET ve UYARIDIR...Bu tür istisna uygulamalara sebep olan kavimler Uyarılmadan helak edilmemiştir.Aksine Lut kavmi gibi aşırılıklarında ısrar etmişlerdir.
İnsanın başına gelen herşey kendi ellerinin ürünüdür.
Cinler, şeytanlar, iblisler, melekler, bunlar da Kuran'ın içersinde SEMBOLİK Kavramlardır.
İncilde ki Sembolizm daha fazladır.Israrla bunların gerçek yaratıklar olduğunu iddia etmek Bilimle ve Akılla çelişiyor.Amma nedense bu İnanamayanların işine geliyor?
Ezranın 100 yıl sonra yeniden canlandırılmasına da Mağarada ki Gençlerin
Kıssasına da Kesin olarak inanıyorum.Ben Kuran da HİÇBİR ÇELİŞKİ Görmüyorum.
Kuran'ı mı reddediyorsunuz? Şeklinde ki sorunuzu da maksatlı buluyorum.
Üçer, dörder evlenmenin ne olduğunu anlamak için, lütfen Kuran'a bakınız.
Orada ki "maksatlı" çeviriyi kısaca anlatmaya çalıştım ama Siz ön yargılısınız maalesef...
Hatta inkar etmek için elinizde ki "malzemelerin" gitmesine hayıflanıyor olabilirsiniz?
Ben sözlerimi yalnız ve yalnız Kuran'a dayandırıyorum,
bu ayetler nerede? Elbette Kuran da...
Dilediğiniz Ayeti,dilediğiniz kişilerden destek alarak benimle tartışabilirsiniz,
Önyargılarınızı bir kenara bıraktığınız müddetce ve Trübinlere oynamadıkca
her türlü bire bir tartışmaya açığım.Bunu bende hodri meydan mantığıyla söylemedim.Amaç Fikirler çarpışsın,çıkan şimşeklerin ışığında önümüzü görelim.
Ama sizin veya bir başka müslümanın, "Dinlerden Özgürlük" adını taşıyan bir siteye gelip yazmasındaki maksat ne olabilir? Sorunuzu yadırgadım doğrusu...
Biz kendi aramızda tartışmak istiyoruz diyorsanız o başka ama ben "Zeki insanların olduğu,Sorgulamaktan korkmayan Cesur beyinlerin olduğu heryere koşar adım giderim.
Çünkü benim elimde ki kuran AKIL Sahiblerine Hitab ediyor.
Ve insanların bu hükümleri neden "Özgürlüğe karşı" olarak algıladığını bilmek isterim.
Amacım elbette doğru bildiğimi anlatmak ama eğer benim göremediğim bir noktayı başka bir kardeşim (Ateist olması kardeşliğe engel değil)
tesbit etmişse onuda dikkate alır incelerim.
ilerleme başka nasıl sağlanır? Gülsuyu kokan İslami forumlardan zaten kovuldum:D
"Dünyayı cennete çevirmek"... Bu sözü, Lütfen imzamla birlikte değerlendirin.
Bana göre şu an Dünya da "Gerçek islam"a en yakın Uygulama Bahailikte vardır.
Bizler Cennet ve Cehennemi Allaha yakınlık ve uzaklık olarak algılıyoruz...
İslamın Şartı 1 (Bir) o da SEVMEK ve Sevgi Allahtır dolaysı ile Sevgiye inanmak
olarak tanımlıyoruz.
Bu Sizin kafanızda ki İslama uymuyor diye biz mi İslam dışı "Fantazi" diye nitelendiriliyoruz?
Bu bir haksızlık değil mi?
Size Kuranı tefsir edenler ve Müslüman olduğunu söyleyen " kötü örnekler"
başka şeyler anlattı diye neden biz Fantazi oluyoruz.Belki onlar "Kabus"tu?
Hadis ve Rivayetleri Red ediyorum..Sadece Ayetler üzerinden her türlü tartışmaya açığım...
Ancak önyargılı yaklaşımlar kimseye bir fayda sağlamaz.
Ben İmanımdan eminim çünkü İslamdan çıkmaktan hiç korkmadım ve yine özgür irademle Kabul ettim.
Brni ikna ederseniz kimbilir yine çıkabilirim...ama biliyorum ki benim İslama girip-çıkmam İslamı ne zayıflatır nede bir zarar verir...
Tevbe kapıları ben hayatta olduğum müddetce açık...Bunu biliyorum...
Tek sorun öleceğim
Zaman ve mekanı bilmemem.
İnsan ne kadar kumarbaz olabilir-ne kadar Risk alabilir ki?
Saygılarımla
Sayın UlulElbab,
Anlaşılan konu uzayacak ve sen-ben şeklinde kişiselleşecek. Ben yazınızdaki bazı ögeleri madde madde yanıtlamak istiyorum:
* Ben, sahte islamcıları savunmuyorum. İslam'ın ne kendisini, ne gerçek ne de sahte müslümanları savunmadım, savunamam da. Sadece kişilerin inanma haklarına saygı duyarım ama bu inandıkları şeye de saygı duyuyorum/duyacağım anlamına gelmez. Kişisel olarak kimseyi karşıma almam, onun düşüncelerini irdelemeye çalışırım elden geldiğince.
* İslam'a eleştirilerin %90 hadis kaynaklı olduğunu kabul ediyorum. Bunların çoğunun uydurma olduğunu ben de sezinliyorum. Söz konusu bu hadisler, en az Kuran kadar uydurmadır. Fakat İslam'ı konuşacaksak, hadislerin %100'ünü de dışarıda tutabiliriz. Benim için hiçbir mahsuru yok. Sadece Kuran yeter de artar bile.
* Cehennemde yakmak ve taş yağdırmak gibi söylemler birer ibret ve uyarı olarak kabul edilebilir (ancak masaldan öteye gitmez). Ancak bu ibret ve uyarı masalları, birer korku kaynağı olabilir ve bir çok yanlış gibi, çocukların eğitiminde kullanılırlar. Kullanılmasını savunduğumu söylemiyorum, gerçeği tespit etmeye çalışıyorum. Ama bunu yapan adama, "Sen neden kafandan korkular yaratıp çocuğunu korkutuyorsun" diye ben diyebilirim ama siz diyemezsiniz. Farklı da yorumlasanız, sizin iman ettiğiniz kitap olan Kuran'da bu korkuların kaynağı açıktır. Cehennem azabı, Kuran'da sürekli oarak ve en sık tekrar edilen konudur.
* Cinlerin, şeytanların, iblislerin ve meleklerin size sembolik gelmesi sizi bağlar, İslam'ı bağlamaz. Kuran, bunlardan açıkça bahsetmiştir, bunların olayları anlatılmıştır. Dediğim gibi, burada ben sizi değil Kuran'ı tartışmaya çalışıyorum. Dolayısıyla, mesela şeytanı nasıl kabul ettiğiniz beni hiç ilgilendirmez. Ben Kuran'a bakıyorum.
* "Dinlerden özgürlüğe neden geldiniz" sorumun yadırganacak hiçbir tarafı yok. O kısmı tekrar okuyun, "Burada sizin ne işiniz var" niyetli bir soru değildir. Sadece, burada olmanızın elbette bir nedeni olacaktır, tıpkı benim nedenim olduğu gibi. Herhalde burada sadece ve sadece İslam bilginizi insanlara gösterip rahatlama amacında bulunmuyorsunuz. Bu fikirlerinizle elbetteki insanları o yönde düşünmeye sevk etmek ve etkilemek isteyeceksiniz. Bunu "insanları hidayete erdirmek beni ilgilendirmez" dediğiniz için yazmıştım. "Biz kendi kendimize konuşalım, siz de çekin gidin buradan, zaten ne işiniz var burada" demek için değil. Ben her türlü inançtan, çok sayıda insanın bu siteye üye olup, düzenli olarak tartışmaya girmesi için yanıp tutuşuyorum.
* Sizin yazdıklarınız, benim kafamdakilere uymadığı için fantazi demiyorum. Ben sizin yazdıklarınızı Kuran'a uyduramıyorum. Ve kaçıncı keredir de ekliyorum. Bana yazdıklarınızın Kuran temelli kaynaklarını bir bir gösterin diye. Sizi kendime göre değil, Kuran'a göre fantazi buluyorum.
* Ben de sizi bir kardeşim olarak görmekten geri durmam. Sizinle şahsi hiç bir sorunum yoktur. Tek derdim dininizdir (dinlerdir). Bunlar, bizlerin daha da kaynaşmasını ve birlikte yaşamamızı zorlaştıran şeylerdir.
* Ben de her türlü konuda, sadece Kuran kaynaklı olmak üzere her şekilde tartışmaya hazırım. Dediğiniz gibi, "kim kimin bileğini bükecek veya kim daha uzağa işeyecek" yarışında değiliz. Her türlü meseleyi konuşmaya hazırım. Ben söylediklerime Kuran'dan gönderme yapacağım. Siz de yapın. Böylece konuşamayacağımız şey kalmaz, hem de gereken üslupta.
Saygılarımla
Christianity
In mainstream Christianity the Devil is known as Satan and sometimes as Lucifer, although most scholars recognize the reference in Isaiah 14:12 to Lucifer, or the Morning Star, to be a reference to the Babylonian king.Many modern Christians consider the Devil to be an angel who, along with one-third of the angelic host (the demons) rebelled against God and has consequently been condemned to the Lake of Fire. He is described as hating all humanity, or more accurately creation, opposing God, spreading lies and wreaking havoc on the souls of mankind. Other Christians consider the devil in the Bible to refer figuratively to human sin and temptation and to any human system in opposition to God.Satan is often identified as the serpent who convinced Eve to eat the forbidden fruit; thus, Satan has often been depicted as a serpent. Though this identification is not present in the Adam and Eve narrative, this interpretation goes back at least as far as the time of the writing of the book of Revelation, which specifically identifies Satan as being the serpent.
Tanrı'ya karşı isyan etti, ve sonuç olarak ateşin gölüne mahkum edildi. O, bütün insanlıktan nefret edecek olarak tanımlanır, veya daha doğru olarak yaratma, Tanrı'ya karşı çıkmak, insanlığın ruhlarında yalanlar ve alma yıkımını yaymak. Bazı Hıristiyanlar,şeytan için insanı günah ile ayartmaya ve Tanrı'dan uzaklaştırmaya çabaladığını düşünürler
Şeytan çoğunlukla, yasak meyveyi yemesi için havva ikna eden yılan olarak tanınır; Böylece, Şeytan çoğunlukla, bir yılan olarak yansıtılmıştır. Bu teşhisin, Adam ve havva hikayesinde mevcut olmamasına rağmen, bu yorum, öyle, özellikle yılan olmak olarak Şeytan'ı tanıyan Bu dünyanın Tanrısı vede kutsal kitabda baştan çıkaran kimse anlamındadır.
Islam
According to Muslim theology (http://en.wikipedia.org/wiki/Muslim_theology), Iblis was expelled from the grace of God when he disobeyed God by choosing not to pay homage to Adam, the father of all mankind. He claimed to be superior to Adam, on the grounds that man was created of earth unlike himself. As for the angels, they prostrated before Adam to show their homage and obedience to God. However, Iblis, adamant in his view that man is inferior, and unlike angels was given the ability to choose, made a choice of not obeying God. This caused him to be expelled by God, a fact that Iblis blamed on humanity. Initially, the Devil was successful in deceiving Adam, but once his intentions became clear, Adam and Eve (http://en.wikipedia.org/wiki/Adam_and_Eve) repented to God and were freed from their misdeeds and forgiven. God gave them a strong warning about Iblis and the fires of Hell and asked them and their children (humankind) to stay away from the deceptions of their senses caused by the Devil.
Müslüman teolojiye göre, Iblis, Adem'e etmemek için kendi isteği ile Tanrı'ya itaatsizlik ettiği zaman Tanrı'nın katından çıkarıldı.O, Adem'e üst olmayı talep etti, ademin, kendinden farklı ve aşağı yaratıldığını savundu. Meleklere gelince, onlar, Adem'den önce Tanrı'ya onların biatı ve itaatini göstermek için secde ettiler. Yine de, Iblis, ademin, alt olduğu görüşünde idi, ve meleklerden farklı, seçmesi için yetenek verildi, Tanrı'ya uymamanın bir seçeneğini yaptı. Bu, Tanrı tarafından çıkarılması için ona sebep oldu, Tanrı, onlara Iblis'in hakkında kuvvetli bir uyarı ve cehennemin ateşlerinden bahsetti, ve şeytan tarafından sebep olmuş olan onların hislerinin aldatmalarından uzakta (Beşeriyet) kalması için onları ve nesilleri dünyaya göderdi
Bahá'í Faith:
In the Bahá'í Faith there is no existence of a malevolent superhuman entity such as the devil.Human being are seen to have free will, and thus are seen to be able to either turn towards God and develop spiritual qualities, or instead be immersed in their own desires and thus commit wrongs; if people are immersed in their own desires, the Bahá'í writings sometimes use a metaphorical usage of satanic to describe their actions.The writings of Bahá'í Faith also state that the devil is also a metaphor for the "insistent self" or "lower self" which is a self-serving inclination within each individual. This tendency is often referred to in the Bahá'í writings as "the Evil One
Baháiliğe göre, şeytan gibi kötü niyetli insanüstü bir varlığın hiçbir varlığı yoktur.insanlar, hür iradeye sahiptir,ve böylece Tanrı'ya doğru her iki dönüşe uygun olmak için görür, ve manevi karakterleri geliştirirler. Eğer insanlar, onların kendi arzularında daldırılırsa, bahailer bazen, onların hareketlerini şeytani tanımlamanın mecazi bir kullanımını kullanır. Bahailer şeytanın, her bireyin içinde bir kendinden-servis meyli olan "Kendinin olduğunu düşünür vemecaz olduğunu belirtir. Bu eğilim, çoğunlukla öyle "Kötü olanı içeride Bahá 'í yazılarına başvurulandır.
Yazidism:
An alternate name for the main deity in the tentatively Indo-European pantheon of the Yazidi, Malek Taus, is Shaitan. Rather than Satanic, however, Yazidism is better understood as a remnant of a pre-Islamic Middle Eastern religion, and or a ghulat Sufi movement founded by Shaykh Adi. The connection with Satan, originally made by Muslim outsiders, attracted the interest of 19th-century European travelers and esoteric writers
Melek Tavus olan Yazidi'nin Hint-Avrupa dillerine ait değişmeli bir isim olan, Shaitan'dır. Bu akım Yazidism'dir.İslam öncesi Ortadoğuda bir dindi.Aynı zamandaShaykh Adi tarafından kurulan bir ghulat Sufi hareketidir.(Şeytan'la bağlantı), başlangıçta.Başlangıçta müslüman olmayan ortadoğu halkları ve sonrasında 19.yüzyıl avrupasında etkili oldu.
Buddhism:
A devil-like figure in Buddhism is Mara. He is a tempter, who also tempted Gautama Buddha by trying to seduce him with the vision of beautiful women who, in various legends, are often said to be Mara's daughters. Mara personifies unskillfulness, the "death" of the spiritual life. He tries to distract humans from practicing the spiritual life by making the mundane alluring or the negative seem positive. Another interpretation of Mara is that he is the desires that are present in ones own mind preventing the person from seeing the truth. So in a sense Mara is not an independent being but a part of one's own being that has to be defeated. In daily life of the Buddha the role of devil has been given to Devadatta
Budizm'de şeytan-gibi bir figür, Mara'dır. O,hem kendisi,hem de, çeşitli efsanelerde, çoğunlukla Mara'nın kızları olmak için söylenen olan güzel kadınların görüşüyle onu iğfal etmeyi deneyerek Gautama Buddha'yı ayartan bir baştan çıkaran kimsedir. Mara, beceriksizliği kişileştirir, manevi yaşamın "Ölüm"üdür.O, dünyevi zevkleri göstererek manevi yaşamı uygulamaktan insanları men etmeyi dener, veya negatif, pozitif görünür. Mara'nın başka bir yorumu, onun, gerçeği görmekten kişiyi engelliyor olmasıdır,düşüncelerde mevcut olan arzular olduğudur. Bir histe Mara öyle, bağımsız bir yaşam değildir, ama birinin bir parçası, yenilmek zorunda olan olmaya sahip olur. Buddha'nın günlük yaşamında şeytanın rolü, Devadatta'ya verilmiştir.
Hinduism:
Hinduism, which provides plenty of room for counterpoint, there is also the notion of dvaita (dualism) where there is interplay between good and evil tendencies.A prominent asura is Rahu whose characteristics are similar to those of the Devil. However, Hindus, and Vaishnavites in particular, believe that an avatar of Vishnu incarnates to defeat evil when evil reaches its greatest strength. The concept of Guna and Karma also explain evil to a rather than the influence of a devil.
Hinduizm'de, (İkilik), iyi ve kötü eğilimlerin arasında etkileşim olduğu dvaitanın kavramı vardır.Karakteristikleri, şeytans benzer olan Rahu'dur. Yine de, özellikle Hindular, ve Vaishnavites, Vishnu'nun bir Hint Tanrıs olarak, kötü olaylar olduğu zaman kötülüğü yenmeyi somutlaştırdığına inanır,bu onun en büyük kuvvetidir. Guna'nın düşüncesi ve karma öğretisidir ve bir dereceye kadar kötüyü açıklar, bir şeytanın etkisinden ziyade,kötülüğün simgesi olarak anlatır.
Yabancıların şeytan kavramı hakkında çeşitli kültürlerden alıntıladığı kavramları buraya koymak istedim.Elimden geldiğince az hata yaparak çevirmeye çalıştım.Eksikleri arkadaşalrım düzeltirlerse sevinirim.Burda anlatmak istediğim,tüm kültür yada inanışlarda aşağı yukarı simgelenen şeyin aynı olduğunu belirtmektir.
İngilizce orjinallerini wikipedia'dan aldım ve elimden geldiğince türkçeye çevirmeye çalıştım.
Yani şeytan figür olarak hep karşımıza benzer çıkmakta.
Bunun nedenleri Tarih boyunca gelen hak dinlerde,bu şekilde insana anlatılmış olması olabilir.Yada semavi kitaplarında insana kötü ve iyiyi ayırt etmesi için gösterdiği bir bahis olabilir.Ne olursa olsun Tanrı'nın insanlara anlatmak istediği kavram,kötü olana uymamaktır.
Saygılarımla...
Kaynak:
http://en.wikipedia.org/wiki/Devil
UlulElbab
17-01-2010, 16:24
Sayın UlulElbab,
Anlaşılan konu uzayacak ve sen-ben şeklinde kişiselleşecek. Ben yazınızdaki bazı ögeleri madde madde yanıtlamak istiyorum:
Sevgili Ahbap,
Konunun uzamasında bir mahsur görmüyorum,yeter ki siz tutarlı bir gerçek üzerinde kendinize zemin bulun.
Maalesef şimdiye kadar yazdıklarınızdan görebildiğim kadarı ile konumunuz havada asılı durumda...Terkettiğinizi iddia ve ilan ettiğiniz bir Dini,karşınızda ki İNANIR a karşı savunur pozisyondasınız.
* Ben, sahte islamcıları savunmuyorum. İslam'ın ne kendisini, ne gerçek ne de sahte müslümanları savunmadım, savunamam da. Sadece kişilerin inanma haklarına saygı duyarım ama bu inandıkları şeye de saygı duyuyorum/duyacağım anlamına gelmez. Kişisel olarak kimseyi karşıma almam, onun düşüncelerini irdelemeye çalışırım elden geldiğince.
İnanana Saygı duymanız güzel ,ancak bu aynı zamanda onun inandıklarınada saygı duymayı gerekli kılar.Böyle bir ayrım kusura bakmayın ama tutarsız bir tutumu gösterir.Ama samimiyet açısından da artı bir yönü var.Aslında burada ki çelişki inananların kendi inançlarına saygısının size yansıması olarak görülebilir.
Merak ediyorum aynı tavrı ve söylemi Hindistanda İneğe tapanlar açısından da gösterebilirmisiniz? İneğe tapmanıza saygı gösteriyorum ama ineklerinize göstermiyorum...Şimdi acıktım ve bir tanesini kesip yiyeceğim diyebilirmisiniz?
İşte o biraz yürek ister...ister istemez içtenlkikle olmasada ,hareketlerinizle saygılı olurdunuz...Ben oldum olası İnanmayanların-inanmama özgürlüğüne-saygı duydum...Ama ne zaman ki ülke biraz özgürleşti,bazı inanmayanların da Yılların hıncını çıkarmaya kalktığına da üzülerek şahit oldum.Birde tabi Sanal ortamın rahatlığıda var...
* İslam'a eleştirilerin %90 hadis kaynaklı olduğunu kabul ediyorum. Bunların çoğunun uydurma olduğunu ben de sezinliyorum.
Buraya kadar Aynı fikirdeyiz...Bu tesbiti birçok "müslüman" henüz yapabilmiş değiller...Ama aşağıda ki cümleniz bana göre tam bir yanılgı;Söz konusu bu hadisler, en az Kuran kadar uydurmadır.
Kuranın uydurma olduğu bence sizin hüsn-ü kuruntunuz...
İnanmama özgürlüğünüzü ve haddinizi aşan bir büyük İddia bence...
Fakat İslam'ı konuşacaksak, hadislerin %100'ünü de dışarıda tutabiliriz. Benim için hiçbir mahsuru yok. Sadece Kuran yeter de artar bile.
Buyrun konuşalım ..ne güzel işte..bende "Kuran yeter" diyenkerdenim...Hangi Ayetleri "masal" olarak niteliyorsanız,karşılıklı Tartışabiliriz..Zira ben TAMAMINA İman etmiş bir insanım.
* Cehennemde yakmak ve taş yağdırmak gibi söylemler birer ibret ve uyarı olarak kabul edilebilir (ancak masaldan öteye gitmez). Ancak bu ibret ve uyarı masalları, birer korku kaynağı olabilir ve bir çok yanlış gibi, çocukların eğitiminde kullanılırlar.
Bu Basiretsiz Ana-Babaların hatasıdır...Çocuklarına Sevgi yerine tehdit sunan ve bu sayede Çocuklarını terbiye ettiğini zan eden Ailelerin hatasını Dine maletmeniz ne kadar da büyük bür iftira. Kullanılmasını savunduğumu söylemiyorum, gerçeği tespit etmeye çalışıyorum. Ama bunu yapan adama, "Sen neden kafandan korkular yaratıp çocuğunu korkutuyorsun" diye ben diyebilirim ama siz diyemezsiniz.
Neden? Kuran çocukları korkutmak için bir araçmı ki? Yanlış bir uygulamaya herkes yanlış diyebilir. Farklı da yorumlasanız, sizin iman ettiğiniz kitap olan Kuran'da bu korkuların kaynağı açıktır. Cehennem azabı, Kuran'da sürekli oarak ve en sık tekrar edilen konudur.
Ben kendi adıma bundan rahatsız olmuyorum...
Sonuçta Trafikte bile kurallar ve yaptırımlar var...
* Cinlerin, şeytanların, iblislerin ve meleklerin size sembolik gelmesi sizi bağlar, İslam'ı bağlamaz.
Sevgili Ahbab o halde Sizi hiç bağlamaz...Siz illa ki Cinlere ,Şeytanlara v.s. inanmak istiyorsanız..Veya inanılmasını istiyorsanız bunun bir nedeni olmalı? Acab Elinden Oyuncakları alınmış bir çocuğun Hırçınlığı mı?
diye düşünmeden edemiyor insan:) Kuran, bunlardan açıkça bahsetmiştir, bunların olayları anlatılmıştır. Bu ancak sizin bakış açınızı yansıtır.Böyle bir Hüküm vermeniz için Dayanağınız nedir? Dediğim gibi, burada ben sizi değil Kuran'ı tartışmaya çalışıyorum. Kuranı tartışmaya açmanızda bir sorun yok,1400 yıldır milyarlaca kez tartışılmış ama Sizin Kuranı tartışabilkmek için Alt yapınız nedir?
Hangi BİLGİlere sahibsiniz? Sonuçta kuran bize göre sıradan bir Kitab değil ve belli Kavramları bilmeyi gerektirir.
Belli bir noktaya kadar herkes birşeyler anlıyor...Bununla iman ediyor veya sizin gibi etmeye biliyor.Ama tartışabilmek için Bilmek gerekiyor.Aksi takdirde İftira ve Zan ile birkaç Tahminden öteye gidemezsiniz.Dolayısıyla, mesela şeytanı nasıl kabul ettiğiniz beni hiç ilgilendirmez. Ben Kuran'a bakıyorum. Ne tuhaf bende Kurana bakıyorum.
* "Dinlerden özgürlüğe neden geldiniz" sorumun yadırganacak hiçbir tarafı yok. O kısmı tekrar okuyun, "Burada sizin ne işiniz var" niyetli bir soru değildir. Sadece, burada olmanızın elbette bir nedeni olacaktır, tıpkı benim nedenim olduğu gibi. Herhalde burada sadece ve sadece İslam bilginizi insanlara gösterip rahatlama amacında bulunmuyorsunuz. Bu fikirlerinizle elbetteki insanları o yönde düşünmeye sevk etmek ve etkilemek isteyeceksiniz. Bunu "insanları hidayete erdirmek beni ilgilendirmez" dediğiniz için yazmıştım. "Biz kendi kendimize konuşalım, siz de çekin gidin buradan, zaten ne işiniz var burada" demek için değil. Ben her türlü inançtan, çok sayıda insanın bu siteye üye olup, düzenli olarak tartışmaya girmesi için yanıp tutuşuyorum.
* Sizin yazdıklarınız, benim kafamdakilere uymadığı için fantazi demiyorum. Ben sizin yazdıklarınızı Kuran'a uyduramıyorum. Ve kaçıncı keredir de ekliyorum. Bana yazdıklarınızın Kuran temelli kaynaklarını bir bir gösterin diye. Sizi kendime göre değil, Kuran'a göre fantazi buluyorum.
Sevgili Ahbap benim Sizi veya bir başkasını İKNA etmek gibi bir görevim yok ama Siz fikirlerimin Kurana uymadığını İddia ediyorsunuz?
O halde Siz bana Ayetler getirin ve beraber bunları tartışalım.Yani iddia makamı Sizsiniz...
* Ben de sizi bir kardeşim olarak görmekten geri durmam. Sizinle şahsi hiç bir sorunum yoktur. Tek derdim dininizdir (dinlerdir). Bunlar, bizlerin daha da kaynaşmasını ve birlikte yaşamamızı zorlaştıran şeylerdir.
Siz Dinlerden özgürlük istiyorsunuz,Dinler Sizi çoktan Özgür bırakmış...Peki ama Siz Dinleri neden özgür bırakmıyorsunuz?
"Derdim Dininizdir" diyorsunuz...Neden? Benim Dinim sizin Derdiniz oluyor?
Ben sizleri koşulsuz Seviyorum ve kardeşim olarak görüyorum...Oysa Siz iyisin hoşsun ama birde DİNDAR olmasaydın iyi olurdu demeye getiriyorsunuz..Bir çok Arkadaştan bu yönde iletiler aldım.Kim karşılıksız ve kopmlekssiz seven?
* Ben de her türlü konuda, sadece Kuran kaynaklı olmak üzere her şekilde tartışmaya hazırım.
Buyrun o zaman,her türlü imkan elinizde...Beğenmediğinizi de üstelik silebiliyorsunuz...Konunun dağilıp-dağilmadığına kendiniz karar verebiliyorsunuz...Hodri meydan
Dediğiniz gibi, "kim kimin bileğini bükecek veya kim daha uzağa işeyecek" yarışında değiliz. Keşke öyle olsaydı,o zaman hiç şansınız olmazdı:D ama yinede yok.Her türlü meseleyi konuşmaya hazırım. Ben de hazırım Sevgili Ahbab kardeşim...Ben söylediklerime Kuran'dan gönderme yapacağım. Siz de yapın. Böylece konuşamayacağımız şey kalmaz, hem de gereken üslupta.
Uslup konusunda benden yana sorun olmaz...Bence de "eteklerde ki yaşlar dökülsün...Bakarsınız bakışlarımıza bir katkı olur?
Saygılarımla
Sevgi ve Saygılarımla...Selam diyorum:)
Ben eskiden beri Şeytan a haksızlık edildiğini düşünüyorum.
nereden çıktı bu insan?
neden secde etsin?
üstünlüğü ne?
dağdan getirip bağdakini kovmak istiyor tanrı
şeytandan savunması istenmeden hemen lanetlenmiş
tekerine çomak sokmasalar kendi halinde garip bir melek olarak kalcaktı belki,
bi secde etmedi diye neden lanetleniveriliyor?
secde etmemeyi akıl etmesi neden kötü?
meleklerin iradeleri olsa belki onlarda olmaz arkadaş diyeceklerdi,nitekim ne yapıyon allahım fitneci bu insanlar deselerde pek cılız bir itirazdır.
Şeytan hayır kabul etmiyorum diyerek düzene karşı çıkan ilk devrimcidir bence.
kendisini tebrik ediyor,onu böyle kışkırtıp bi nevi
''cennet allahınsa dünya benim''dedirtenleri kınıyorum.
ŞUDA VARKİ ŞEYTANI KİM KANDIRDI?
UlulElbab
17-01-2010, 17:01
Ben eskiden beri Şeytan a haksızlık edildiğini düşünüyorum.
nereden çıktı bu insan?
neden secde etsin?
üstünlüğü ne?
dağdan getirip bağdakini kovmak istiyor tanrı
şeytandan savunması istenmeden hemen lanetlenmiş
tekerine çomak sokmasalar kendi halinde garip bir melek olarak kalcaktı belki,
bi secde etmedi diye neden lanetleniveriliyor?
secde etmemeyi akıl etmesi neden kötü?
meleklerin iradeleri olsa belki onlarda olmaz arkadaş diyeceklerdi,nitekim ne yapıyon allahım fitneci bu insanlar deselerde pek cılız bir itirazdır.
Şeytan hayır kabul etmiyorum diyerek düzene karşı çıkan ilk devrimcidir bence.
kendisini tebrik ediyor,onu böyle kışkırtıp bi nevi
''cennet allahınsa dünya benim''dedirtenleri kınıyorum.
ŞUDA VARKİ ŞEYTANI KİM KANDIRDI?
Sevgili Canip Atay,
Güzel bir soru bu...
Ancak Şeytan da bir melek,diğer meleklerin iradesi yoksa onun da olmamalı değil mi?
İrade kimde var? İnsanda...
Şeytan ancak insan benliğine eklenen bir modül olarak "Akıl meleke"lerinde biri
olabilir...
Ayrı bir varlık olarak düşünmek bizi çıkmaz sokaklara sokar...
Cin ve melekte öyle...Cin insanın Enerji boyutudur...
Sadece Etten ibaret olduğumuzu iddia edenler bana göre Cindir:)
Şeytanın Protest yönü bazen benim de hoşuma gidiyor...
Ancak sınırı aşarsak,tuzağa düşmüş oluyoruz...Bu büyük bir Oyun...
Maalesef bizde tek Canı olan oyuncularız...
Game over olmadan çözdük..çözdük:D
Son sorunuz için ;
Kuran-ı Kerim » 7 / A'RÂF - 16
'Beni saptırmana karşılık, onlar için senin dosdoğru yolun üzerine sinsice oturacağım.'
Mecazı kabul etmeyenler...Burada hangi yoldan bahsedildiğini biz gariban Müslüman Haniflere anlatabilirler mi?
Müteşabih anlatımın ne olduğunu hala mı göremiyoruz?
Sevgi ile...
Şeytanın Protest yönü bazen benim de hoşuma gidiyor...
Kimin hoşuna gitmiyor ki ?
Ahhh ne şeytanız bizzz :D
Sevgili UluElbab,
Yukarıda siyah ve kırmızı olarak yazılan yazılar, sanki bir hodri meydan daveti gibi duruyor. Ben buradaki yazılarımda amacımın bu olmadığını söyledim (ama belirli bir konu olursa da bundan kaçınmam); söylemeye çalıştığım şey, tanımlarda ve anlatımlarda hangi kaynağa bakmaya çalışmamız gerektiğiydi. Yani Kuran.
Şu veya bu şekilde karşılıklı yazışmaya başladık. Ancak, gerek başlık yazısında verdiğim ayetler olsun gerekse devam eden yazılarda verdiğim ayetler olsun, bunların hiçbirine bir yanıt vermediniz. Bunun yerine, benim "fantazi, mecaz" olarak adlandırdığım ve tamamen sizin şahsi fikriniz olduğunu düşündüğüm bazı çıkarımlarınız olduğunu gördüm. Yani, "Şu ayette demek istenen şudur, işte şu da bunun kanıtıdır" veya "Bunlar benim çıkarımlarım değil. Falanca düşünür/yazar/alim şöyle belirtmiştir" gibi bir cevabınızı ben göremedim. Dolayısıyla, konumuz hala Kuran dışında devam ediyor.
İşte, ortada bir başlık var: "Kuran'daki en ilginç hikaye: Şeytan". Hâlâ neden tartışmaya başlamadık?
Ve konuya başlamadan önce, halletmemiz gereken çok daha ciddi bir durum var. "Anlamak" çok önemli. Bunu "idrak ettim ve hak verdim" anlamında söylemiyorum. "Katılmak-katılmamak bir yana ama senin ne demek istediğini idrak ettim" anlamında söylüyorum. Bu bağlamda değerlendirdiğimde, sizin beni anlamadığınız gibi bir görüşüm var.
Bana diyorsunuz ki, "Dini, karşınızdaki inanıra karşı savunur durumdasınız". Yazdıklarımdan çıkarılacak en son yargı budur herhalde. Ama siz bunu daha yazınızın başında belirtip, konuya -bence- çok yanlış bir noktadan giriyorsunuz. Yani yanlış veya doğru, durumu bana bağlamaya çalışıyorsunuz.
"İneğe tapmanıza saygı gösteriyorum ama ineklerinize saygı göstermiyorum diyebilir misiniz" diye sormuşsunuz. Bunu mu anladınız yazdıklarımdan? Kişiye saygı duymakla, onun bir şeye tapmasına saygı duymanın bir alakası olmadığını defalarca tekrarlamama rağmen? Ben hiç kimsenin herhangi bir şeye tapmasına saygı göstermiyorum. Tapınmanın kendisine saygı göstermiyorum. Bir kimsenin tapındığı şeye değil, bir şeylere tapınma özgürlüğü olduğuna saygı gösteriyorum. Aradaki çizgiyi görebiliyor musunuz?
Ve şu had meselesi. Neyin benim haddim olduğu ve nelerin benim haddimi aştığı sizi hiç ilgilendirmez. Benim haddimin ne olduğunu da bilemezsiniz. Ben sizin söylediklerinizi kendimce eleştirdim; fantazi, mecaz (ve hatta yerine göre gülünç) buldum. Ama bu tanımlamalarım, sizden veya bir başkasından gelsin, duymuş olduğum fikre veya görüşe vermiş olduğum bir tepkidir, size veya o bir başkasına verdiğim tepki değildir. Sizi haddinizle veya bir başka şeyle yargılamam, kısacası sizi yargılamam. Fakat sizin, beğenmediğiniz bir şey olduğunda, o fikri değil, o fikri dile getiren kişiyi karşınıza alıp ona yüklenerek olayı başka yöne çekme gibi bir tercihiniz olduğunu gözlemliyorum. Ve bu diyalog açısından iyi bir şey değildir -bence-.
Yanlış algılamalarınız sürüyor. Bana diyorsunuz ki, "Siz illa şeytana cine inanmak istiyorsanız....". Güldürmeyin beni. Yazılarımdan yine böyle bir anlam mı çıkıyor? Ben şeytana-cine o kadar karşıyım ki, ister Kuran versiyonu olsun isterse UlulElbab versiyonu. Şeytanı-cini siz kendi kendinize düşünerek bulmadınız. Bu kavramlar size din vasıtasıyla geldi. Siz şimdi bunu biraz daha farklı yorumluyorsunuz, hepsi o kadar. Ama İslam dinine tâbi olduğunuzu ilettiğiniz için, ben de bunun İslamla alakasını göremiyorum diyorum. Bakın şöyle anlatayım madem: Siz deseydiniz ki "Ben deistim ve bana göre de şeytan-cin var ve olsa olsa onlar şu, şu ve şunlardır", size edecek tek lafım kalmazdı. Dediğim gibi, ben sizin şahsi inanışınızla değil, şu an için İslamla ilgileniyorum. Anlatabildim mi?
"Kuran'ı anlamak için hangi bilgilere sahibim?". Eğer konuyla ilgili bir diploma soruyorsanız, öyle bir şeye sahip değilim. Arapça da bilmiyorum, hem de hiç. Fakat şöyle bir düşünceniz varsa, "Birkaç kitap okumuşsun (mesela Turan Dursun kitapları), orada yazılanları doğru kabul etmişsin, gelmiş burada konuşuyorsun", bu da yanlış olur. İyi veya kötü, Kuran'dan Kuran üzerinden bilgim var. Gücüm yettiğince tarihsel ve bilimsel kaynaklardan da kıyaslamalarını yapıyorum. Kendimi otör ilan etmişliğim veya herşeyi bildiğim gibi bir iddiam da yok. Sadece araştırdıkça, öğrendikçe ve düşündükçe, gitmekte olduğum istikamette daha hızlı ve daha emin yol aldığımı söylüyorum. Belki bana öyle şeylerden bahsedersiniz ki, hakkında en ufak bir fikrim bile yoktur. Bu durumda araştırmak, öğrenmek ve üzerinde düşünmek için hiç çekinmeden ve gocunmadan, karşımdakinden zaman istemesini de bilirim. Ama siz karşınızda her an bülbül gibi ötecek bir ulema arıyorsanız, had meselesi olarak bakıyorsanız, üzgünüm tartışacağınız kişi ben değilim.
Söylediğinizi yine reddedeceğim, ben iddia makamı değilim. İddia makamı Kuran'dır. Bana kalan, bu iddiaların aslını araştırmak, doğruluğuna iman etmişsem öyle yaşamak veya şimdiki gibi reddetmektir. Tabi yerine göre karşı iddialar veya sorgulamalar ileri sürmeye çalışırım. Örneğin buradaki başlık yazım, olayı kendimce sorgulamaya yöneliktir. Siz benden iddialar bekleyeceğinize, bu sorgulamalara bilginiz ölçüsünde yanıtlar verebilirdiniz (kaçıncı keredir konuya dönmeye çalıştığımın farkında mısınız). Fakat şu an benle uğraşıyorsunuz ve asıl noktayı ısrarla kaçırmaktasınız.
Sizin dininiz neden benim derdim mi? Söyleyeyim. Çünkü ben de sizin dininizin derdiyim. Kutsal dediğiniz kitapta ben ve benim gibiler için küfürler, hakaretler, ölüm emirleri bulunmakta. Keza diğer teist dinler gibi sizin dininiz de, tanrı ile kul arasında içten bir inanışın sürdürüldüğü bir şey değil. Siz bütün dünyayı istiyorsunuz. Ona sahip olamasanız bile, her şeyin belirli mutlak doğruları olduğunu, yaşama biçiminin de bunlara uygun olması gerektiğini iddia ederek hayatıma, çevreme, okulda aldığım eğitime, konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan küçük kızlara ve kadınlara müdahale ediyorsunuz. Sizin dininiz, benim bayağı bir derdim yani.
Olayı o kadar kişiselleştirmiş durumdasınız ki, moderatör olmama bile gönderme yapıyorsunuz. Benim veya aynı görevdeki bir başka arkadaşımın "işine gelmeyeni silme" gibi bir yetkisi/keyfi/tercihi yok. Bunu ben sezinlesem, ilk yaygarayı koparacak kişilerden biri olurum. Tüzük doğrultusunda yapılan işlemleri şahsi algılamamanızı kaç kere rica ettim sizden. Ve şu an İlgisiz İletiler başlığına göz atarsanız, benim ve diğer yönetici arkadaşlarımın ilgisiz iletilerinin de orada olduğunu görürsünüz.
Şimdi sadede gelelim UlulElbab! Söylediklerimi söylediğim şekilde anlamıyorsunuz. Bana kafanızdan bir had çiziyorsunuz. Israrla konuya çekmeye çalışıyorum, hala o konu hakkında net bir şey söylemediniz. Üstüne üstlük, duruma göre keyfi bir şekilde moderasyon işlemleri uygulayacağımı söylüyor ve beni bir şekilde güvenilmez yapıyorsunuz.
Peki bu şartlar altında biz bu konuyu sizinle nasıl tartışacağız? Var mı bir fikriniz veya öneriniz?
Saygılarımla
selanikli
17-01-2010, 17:36
Ancak Şeytan da bir melek,diğer meleklerin iradesi yoksa onun da olmamalı değil mi?
Sevgi ile...
Sayın UlulElbab;
Kuran'a göre şeytan melek değil cin'dir.
Bunu bilmediğinizi düşünemiyorum, Kuran'daki bu bilgiyi kabul etmediğinizi mi anlamalıyım bu yazınızdan?
Saygılar.
UlulElbab
17-01-2010, 17:59
Sayın UlulElbab;
Kuran'a göre şeytan melek değil cin'dir.
Bunu bilmediğinizi düşünemiyorum, Kuran'daki bu bilgiyi kabul etmediğinizi mi anlamalıyım bu yazınızdan?
Saygılar.
Sevgili Selanikli,
Sizler Kuran uzmanı olmuşsunuz...haydi bunu kabul ettik diyelim...
Peki Siz bir Melekle bir Cini yanyana yada ayrı ayrı gördünüz mü?
Bunları Şeytandan ayıran farklar nelerdir?
Yine burada okumuştum;Ressam Meleği terlikli çiziyor bunun üzerine
Kardinal yada Papa.küplere biniyor ve diyor ki :"Sen hiç terlik giyen bir melek gördün mü?"
Ressamın cevabı:Siz terliksizini gördünüz mü?
Benim emin olduğum bir Bilgi var..O da Dünyada yaşayan insan sayısı kadar...
daha farklı bir ifade ile BEYİN sayısı kadar Şeytan ve Cin var...
Meleklerin sayısını Rabbim bilir..Zira neyi nerede ve nasıl kullanacağını O daha iyi bilir.
Sevgi ile...
not:ilk fırsatta SAYIN AhbAp'a Fussilet 33 hükmü gereği bir Cevabi yazı hazırlayacağım...
Muhterem Alchindus,bu konu ile ilgili bir kelam etmenizi rica edebilirmiyim,düşüncelerinizi merak ediyorum.
selanikli
24-01-2010, 18:03
Sevgili Selanikli,
Benim emin olduğum bir Bilgi var..O da Dünyada yaşayan insan sayısı kadar...
daha farklı bir ifade ile BEYİN sayısı kadar Şeytan ve Cin var...
Meleklerin sayısını Rabbim bilir..Zira neyi nerede ve nasıl kullanacağını O daha iyi bilir.
Sevgi ile...
not:ilk fırsatta SAYIN AhbAp'a Fussilet 33 hükmü gereği bir Cevabi yazı hazırlayacağım...
Sorduğum soruya cevap vermek yerine başka şeylerden bahsetmeyi seçmişsiniz burada da.
Sİzi anlamak adına şunu sordum
Kuran açıkça şeytan cin'dir, ateşten yaratılmıştır diyor.
Siz ise, şeytan da bir melektir diyorsunuz.
Bu farklı yaklaşım kazaen midir, bilinçli midir?
Şeytan ve cinlerin sayısı konusunda emin olduğunuz bilginin kaynağını verseniz de bizler de emin olup doğru yolu bulsak iyi olmaz mı sayın UlulElbab?
UlulElbab
24-01-2010, 18:45
Sorduğum soruya cevap vermek yerine başka şeylerden bahsetmeyi seçmişsiniz burada da.
Sİzi anlamak adına şunu sordum
Kuran açıkça şeytan cin'dir, ateşten yaratılmıştır diyor.
Siz ise, şeytan da bir melektir diyorsunuz.
Bu farklı yaklaşım kazaen midir, bilinçli midir?
Şeytan ve cinlerin sayısı konusunda emin olduğunuz bilginin kaynağını verseniz de bizler de emin olup doğru yolu bulsak iyi olmaz mı sayın UlulElbab?
Sayın Selanikli Sizde benim sorduğum soruyu es geşmişsiniz?
Dolaysı ile böyle bir siteme hakkınız yok.
Şeytan da Cinde İNSAN BEYNİNDEDİR...
Bunca Şeytani fikir Aklınıza nereden geliyor Selanikli?
Cin gibi adamsın...iyi düşünürsen bulursun:D
Melek kısımını dikkat ederseniz ayrı tutarak söylüyorum...
Dünyada BEYİN sayısı kadar Cin ve Şeytan olması doğal sonuç olarak karşımıza çıkıyor.
Dolaysı ile Birleşmiş Milletler Rakamlarına bakarak Dünyada Cin ve Şeytan sayısını bulabilirsiniz...
Üstelik Doğum oranın da ki hızlı yükseliş nedeni ile sürekli artıyorlar...
Şeytanın Cinlerden olması onun tanınır bilinir İYİ yönünü kaybetmesinden kaynaklanıyor.Ayrıca bir ENERJİ olarak İNSANIN Cin yönü ile aynı olmasına işaret ediyor.
Yani insanın Beyninin ürettiği Nöro-Kimyasdal ENERJİ içinde Gizlenmesine işaret ediyor...
Sana bir Soru; Aklına gelen kötü düşünceleri neye bağlıyorsun?
İyi ve Kötü kriterleri değişir ama...Bir İnsanın genel geçer anlayışa göre ağılıklı
"kötülük" planlayıp uygulamasının kaynağı ve sebebi ne olabilir?
İYİLİĞİN Allahtan olmadığını düşünüyorsun..O halde kaynağını göster?
selanikli
24-01-2010, 20:54
Sayın Selanikli Sizde benim sorduğum soruyu es geşmişsiniz?
Şeytan da Cinde İNSAN BEYNİNDEDİR...
Bunca Şeytani fikir Aklınıza nereden geliyor Selanikli?
Cin gibi adamsın...iyi düşünürsen bulursun:D
Sorunuzu es geçmedim dostum.
Bana bu soruyu şaka olsun diye sorduğunuzu düşünüp ciddiye almadım. Öyle değilmiş, cevaplayayım o zaman.
Şeytan da cin de yoktur.
Ben netim.
Siz Kuran'a inanan bir insan olarak bu konuda Kuran'da yazanı kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Bunu bilme hakkımız var.
Şeytan hakkında Kuran'da yazan sizce de geçerli midir, değil midir?
Net bir cevap lütfen.
UlulElbab
24-01-2010, 22:32
Saygı değer Selanikli dost,
Sana şaka gibi gelebilir...Bu Gerçeği değiştirmez.
Hayat yolunda daha nice Gerçeklerle karşılaşacaksın...Hepsi sana şaka gibi gelecek...ama en nihayetinde Acı Gerçeklerle er yada geç yüzleşmek zorunda kalacaksın.
Hakikat şu ki, Yok deyince Gerçekler yok olmuyor...
Aslına bakarsan "Düşünce" de yok...Akıl da yok...Ortada 1.4 kg lık bir Et yığını var...Ona BEYİN diyorlar...
Bol miktarda Sinir ve onların uçları var/sinapslar var.....ürettikleri ve ilettikler kimyasallar var..: Dendrit ve Aksonlarda dolaşan Elektrik akımı var
Yoksa oda mı yok sende?
Şeytan miyelin kılıftan geçer aksonlardan bilgi çalar...ama Cin miyelinden geçemez desem...Sanki senin için birşey mi ifade edecek...
Etmeyecek elbette...Bunları Kuranla ne ilgisi var dersin...
Yok...yok...Allahta yoktu sence değil mi?
Şeytan, rakip, muhalif, bozucu ve bozguncu gibi anlamlara gelen İbranice bir kelime olan "Satan"'dan ya da arapça kökü "rahmetten uzaklaştı, hak'dan uzak oldu" anlamlarına gelen "şetane"'den gelmektedir.
İnsan BEYNİN de Rakip,Bozucu ve muhalif şeyler yok mu?
Sana hangi başlıkta hatırlamıyorum ama AKLINA gelen Kötü şeylerin NEREDEN geldiğini sormuştum?
Yanıt verdin mi? Bulabildin mi? Yoksa Senin aklına Hiiç kötü birşey gelmez mi?
Muhammede yakıştırdığın iftiralara bakılırsa...Ayşeye attığın iftiralara bakılırsa...
Bolca geliyor? Şeytandan olmasın tüm bu Fikirlerin?
Yok dediğin şeytan her insanın özünde var...Doğaüstü bir Güç olması mümkün değil...
Ama tüm Dinler böyle tanımlamış;
Şeytan Dinlerde ya da Mitolojilerde genellikle, doğaüstü güçlere sahip, sürekli insanları dinden, dolayısıyla yaratıcısının emirlerinden uzaklaştırmaya çalışan bir Varlık olarak düşünülmüş.
Bunda SEMBOLİZMin Etkisi büyük...Kuranda da Teşbih Sanatı söz konusu...
Latincede "Diábolus, Diaboli", Yunancada "Diabolos", "Karanlıkların Efendisi," "Mephisto", ya da "Lucifer" olarak geçer.
Hristiyanlıkta buna ek olarak "Düşen Melekler" söz konusu...
Talmud ya da Kabbala felsefesinde "Samael" olarak geçer .
İslamda "İblis" (إبليس) olarak bilinir ancak kuranda "şeytan" kelimesi , "iblis"'ten daha fazla kullanılmıştır.
yanılmıyorsam 87 kez...
Şimdi yüzlerce yada Binlerce yıl önceki insana yaratıcı Beynin frontal Loblarını
mı anlatacaktı?
Yada nörotransmiterleri ve Hipotalamusunun altında bulunan ve üçüncü ventrikülün tabanını mı anlatmalıydı?
Glutamatları kim adlandırdı? Kimler inceledi ve bulduysa onlar değil mi?
Dopamin yada Seratonin veya Asetilkolin gibi isimlendirmelerden birinin adı CİN
olsaydı veya CİNNİ oluştursaydı?
Siz benim bu düşüncelerimi "aptalca" bulabilirsiniz...Belki Bilimsel de bulmayabilirsiniz...
Ama bunu ileri sürenlker ve bu konuda uzmanlaşanlar hala SARA Nöbetinin
kesin sebebini ve çözümünü bulabilmişler mi?
Hala Bilimsel makaleleri okumaktan dahi uzaklar..Yazmayı bir kenara bırakınız..
Endorfin ve Enkefalin,Efinefrin yada Norefinefrin nedir Siz biliyormusunuz Sayın Selanikli?
Ha belki GuGuldan bakar bulursunuz?
Yada belki uğraşmaz YOK dersiniz...
Ama bir gerçek var ki...Siz araştırmadan YOK demeye alışmışsınız...
Şimdi Siz bana KURAN da YAZANI KABUL Ediyormusun / Etmiyormusun diye
Aklınca köşeye sıkıştırıcı bir SORU Soruyorsun?
Hangi KURAN dan bahsediyorsun?
Okuduğun Kuran MEAL değil mi? Orjinal olarak hangi Kıraate vakıfsın?
Kimin Kuranına inanacağım?
Ben Kendi Gözümle okuyup AKIL Filtrelerimden geçirdiğim Kurandan bugüne kadar Savunduklarım anlıyorum..Var mı itirazın?
Sen bir ATEİST olarak bana neyin Hesabını soruyorsun?
Kur'anın?
Sen değil Ehli Sünnet vel Cemaatin Allameleri ile tartıştım ben bu konuları...
Hepside Sakallarını kaşımaktan çte kem kum deyip defolup gittiler...
En azından sen onlardan Akıllı birine benziyorsun diye anlattım şu yukarıdakileri ve daha önceki mevzuları...
Sen çelişki bulmaya devam et...Evet bolca da bulacaksın...
Çünkü Sahte Müslümanlara Sahte Mealler ve toptan Yalan Hadisler
ile Laf anlatmaya çalışıyorsun.
Ne onlar senin bulduğun çelişkilerden dolayı fikir değiştirecek...
nede sen yaptığından birşey anlamayacaksın...
Allah için onların Ateist olması ile Müşrik kalması arasında hiç Fark yok...
Aksine bence Ateistliğe terfi etmiş olurlar...
Daha önce bu konuda başlık açtım ve görüşlerimi belirttim...
Allah Ateistleri BENCE Müşriklerden çok seviyor:)
Bende öyle:D
Selam Hüdaya tabi olanlara...
Sevgi herkese...
DAHA NET NASIL CEVAPLAYABİLİRİM?
Haniflerin bakış açısını anlamak mümkün değil.
Beyindeki dalgalardan, kimyasal reaksiyonlardan falan bahsediyorsunuz. Asıl işin özü bunlar ama bilmem kaç yıl önce bunlar mı anlatılacaktı diyorsunuz eğer yanlış anlamadı isem. Burada sormak lazım. Süleyman Peygamberim ilmine bugün ki bilim yaklaşamamış bile diyen birisi bunu nasıl söyler?
Bir de belki konu dışıda olsa sormak isterim.
UlulElbab, Kur'an da Allah size nerede hangi ayette müşrik olarak gördüklerinize hakaret etme yetkisi vermiş gösterir misiniz?
Siz Kuran'a inanan bir insan olarak bu konuda Kuran'da yazanı kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Bunu bilme hakkımız var.
Şeytan hakkında Kuran'da yazan sizce de geçerli midir, değil midir?
Net bir cevap lütfen.
Ayrıca sayın selanikli net bir cevap istiyorsa sizin vermeniz gereken net cevap şu olmalıydı.
"Siz Kuran'a inanan bir insan olarak bu konuda Kuran'da yazanı kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?"
Evet kabul ediyorum demeniz gerekiyordu. Sonrasında ise, arapça Kur'an da ne yazıyorsa kabul ediyorum, meallerdekini değil derdiniz. Ama siz yine çakma Allah'a inandığını söylediğiniz kişilere hakaret etme gereği duymuşsunuz. Bilmiyorum ki bu öfke nereden geliyor.
Saygılar
Ne kadar mükemmel olduğunuzu anlamıyormusunuz,nasıl bir sistemin ortasında olduğunuzu,küçük kainat olduğunuzu,bilim geliştikçe Tanrının sanatını anlamaya başladığımızı,makronun yanında ne kadar micro kaldığımızı.
Azcık bilimsel olarak okuyun Kuran'ı dini.Sayın ululelbab bende sizin gibi bir çok şekilde oalylara bakıyorum fakat,bu sitede defalarca müslüman değil,kendi uydurduğum dine inanmayla suçlandım.
Neden hep negatiflik,neden bir anlaşmazlık,neden yanlış olanlara,uydurma olanlara bakılarak yapılan örnekler.
Şeytanı keçi suretinde düşünerek,cennette hıri ve bal ırmakları arayarak,cehennemde ateş var zannederek,peygamberleri insanoğlundan üstün özelliklere sahipmiş gibi algılayarak ve Tanrı'nın sanatını keşfettikçe(bilim ilerledilçe)yakınlaşmak yerine,uzaklaşarak nereye gelinebilinir.
Varın Sayın Ululelbabın dediği gibi.Kuranda tüm çelişkileri arayın,bulun,ama düşünün,sadece düşünün.
Bilimsel gelişmelere hayran olan insanlar...
(insanın bir şey bulduğu yok,insan var olanı keşfetmekten başka bir şey yapmıyor,peki bu varolanı yapan kim,parçaların uymasını sağlayan,tüm bunları programlayan yada masonların tabiri ile Ulu Mimar,kim bu?)
Bilimi yaratana neden hayran olmazlar...!!!
Haniflerin bakış açısını anlamak mümkün değil.
Beyindeki dalgalardan, kimyasal reaksiyonlardan falan bahsediyorsunuz. Asıl işin özü bunlar ama bilmem kaç yıl önce bunlar mı anlatılacaktı diyorsunuz eğer yanlış anlamadı isem. Burada sormak lazım. Süleyman Peygamberim ilmine bugün ki bilim yaklaşamamış bile diyen birisi bunu nasıl söyler?
Bir de belki konu dışıda olsa sormak isterim.
UlulElbab, Kur'an da Allah size nerede hangi ayette müşrik olarak gördüklerinize hakaret etme yetkisi vermiş gösterir misiniz?
Saygılar
sevgili EnvyMe
Haniflerin yorumlarındaki tutarsızlık ve anlamsızlıklar hususunda size katılmakla birlikte son sorunuza sanırım ben de cevap verebilirim.
Allah bizzat kendisi müşrik/kafir/münafık vs. gördüklerine hakaret ederek, inanan kullarına da bu yetkiyi vermiş oluyor.
Bakın:
Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. => Tevbe/28 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=9&ayet=28)
Kafirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler. => Bakara/171 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=2&ayet=171)
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. => Araf/179 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=7&ayet=179)
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar. => Furkan/44 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=25&ayet=44)
Ama biz forumumuzda yine de Kuran'ınkinden daha yüksek bir üslup seviyesini muhafaza etmek için gayret göstermekteyiz.
Lütfen bu gibi hakaret içeren mesajların üstündeki ! işaretine basarak bize bildiriniz. Her mesajı takip edemiyoruz ve üyelerimizin aktif katılımlarına ihtiyacımız oluyor.
saygılarımla
UlulElbab
24-01-2010, 23:56
Sevgili dostlar,
Ben karşımda ki Cephenin genişlemesini istemiyorum,aslında hiç Cepheleşmek istemiyorum...
Ama Sevgili Ulpian zahmet etmiş ve cevap vermiş...Allah müşrikler için ne demiş?
Allah hiçbir canlıda iki Kalb yaratmamış...Allah insanlar gibi (zayıf)olmaktan münezzehtir...Ama bir Teşbih(benzetme)yapacak olursak O KISKANÇTIR...Allahtan başkasını seven İHANET etmiştir...
Burada sevmek, AŞK anlamında kullanılmıştır...İnsanın Eşini sevmesi ve Aşık olmasıda sadece Müteşabihtir.
İMAN anlamında hem Allaha inanıp hemde başka İLAHLAR edinmek ŞİRKtir...
Şirk arabca ortaklık anlamında kullanılır...Şirket kelimeside aynı kökten türemiştir....Eşrak çoğul ifadesidir.
Şöyle düşünün ki Sevgiliniz sizi başkası ile sevişirken görüyor...
Kur'an da ki ifadelerde öyledir...Artık ne anlarsanız.Ben söyleyeceğimi söyledim.
Hepinizin aynı konuda birleşmesi çok ilginç...
Kimse Hanif düiünceyi Sevmiyor:clap2:
Olsun biz Sizleri yine de çok Seviyoruz:)
Bakıyorum da 500 küsür ileti yazmışım bir ay gibi kısa bir sürede...
Bu enflasyonu dizginleme gereği hissettim...
Hatalarımız elbette olmuştur...Kalbini kırdıklarımız Affetsinler...
Sevgilerimle...
Lütfen bu gibi hakaret içeren mesajların üstündeki ! işaretine basarak bize bildiriniz. Her mesajı takip edemiyoruz ve üyelerimizin aktif katılımlarına ihtiyacımız oluyor.
Ben Geçen gün ! işaretine basmak zorunda kalmıştım.
Doğru söylüyor Sevgili Ulpian hemen el atılıyor ve TD sitesinde yüksek bir üslup seviyesini muhafaza etmek için gayret gösteriliyor.
Ayrıca sayın selanikli net bir cevap istiyorsa sizin vermeniz gereken net cevap şu olmalıydı:
@EnvyMe , artık benim nasıl cevaplar vermem gerektiğine de karar vermeye başlamışsınız?
Üzülerek söyleyeyim ki, burada beni anlayacak en son kişi sizsiniz...
Dolaysı ile nasıl cevap vermeme gerektiğini Lütfen bırakında ben bileyim.
Kabul etmesenizde Düşünceye Saygı duymayı öğreniniz artık!
Size nasıl düşünmeniz gerektiğini dikte ediyor olabilirler...
Ama Hanifler ÖZGÜR Düşünürler.
Saygılarımla...
sevgili EnvyMe
Haniflerin yorumlarındaki tutarsızlık ve anlamsızlıklar hususunda size katılmakla birlikte son sorunuza sanırım ben de cevap verebilirim.
Allah bizzat kendisi müşrik/kafir/münafık vs. gördüklerine hakaret ederek, inanan kullarına da bu yetkiyi vermiş oluyor.
Bakın:
Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. => Tevbe/28 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=9&ayet=28)
Kafirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler. => Bakara/171 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=2&ayet=171)
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. => Araf/179 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=7&ayet=179)
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar. => Furkan/44 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=25&ayet=44)
Ama biz forumumuzda yine de Kuran'ınkinden daha yüksek bir üslup seviyesini muhafaza etmek için gayret göstermekteyiz.
Lütfen bu gibi hakaret içeren mesajların üstündeki ! işaretine basarak bize bildiriniz. Her mesajı takip edemiyoruz ve üyelerimizin aktif katılımlarına ihtiyacımız oluyor.
saygılarımla
Sevgili ulpian,
Ben kendimi yaratan ile bir yerine koyamam. Ben insanım, siz de insansınız ve ben insanlara hakaret etmem. Elbette ki yanlışımız olmuştur hatta hakaret edebileceğimiz zamanlarda olabilir yanlışa düşerek.
Verdiğiniz ayetler içinde, sadece şunu söyleyebilirim. Bu dünyada gerçekten aşşağılık diyebileceğimiz insanlar yok mudur? Vardır. O zamanlar da vardı, şimdi de var, gelecekte de olacaklardır.
Saygılarımla
@EnvyMe , artık benim nasıl cevaplar vermem gerektiğine de karar vermeye başlamışsınız?
Üzülerek söyleyeyim ki, burada beni anlayacak en son kişi sizsiniz...
Dolaysı ile nasıl cevap vermeme gerektiğini Lütfen bırakında ben bileyim.
Kabul etmesenizde Düşünceye Saygı duymayı öğreniniz artık!
Size nasıl düşünmeniz gerektiğini dikte ediyor olabilirler...
Ama Hanifler ÖZGÜR Düşünürler.
Saygılarımla...
Ben size nasıl konuşmanız gerektiğini söylemiyorum. Buna elbette ki hakkım yok.
Orada ne söylemek istediğimi anlamamışsınız.
Benim orada sizden beklediğim,
Evet, Kur'an ne söylemişse o dur, kabulumdür, doğrudur demenizdir. Sonrasında dilerseniz, meallerdeki yanlışları boşverin, geçin, arapçasını öğrenin anlayın dersiniz dilemezseniz demezsiniz.
Burada beni anlayabilecek en son kişi sizsiniz diyorsunuz ama bir bakın bakalım. Sizi anlamak için burada size kaç kişi soru sormuş? Hakaretler, iftiralar işittiği halde hala saygısını bozmadan sizi anlamak adına sormaya devam etmiş?
Ama artık görüyoruz ki verebileceğiniz cevaplar gerçekten yokmuş. O yüzden bundan sonra sizin hiç bir mesajınıza cevap vermeyeceğimi iletirim.
Allah, yanlışınızdan dönmeyi ve doğruyu bulmanızı nasip etsin.
Saygılar
UlulElbab
25-01-2010, 00:16
Ben size nasıl konuşmanız gerektiğini söylemiyorum. Buna elbette ki hakkım yok.
Orada ne söylemek istediğimi anlamamışsınız.
Benim orada sizden beklediğim,
Evet, Kur'an ne söylemişse o dur, kabulumdür, doğrudur demenizdir. Sonrasında dilerseniz, meallerdeki yanlışları boşverin, geçin, arapçasını öğrenin anlayın dersiniz dilemezseniz demezsiniz.
Burada beni anlayabilecek en son kişi sizsiniz diyorsunuz ama bir bakın bakalım. Sizi anlamak için burada size kaç kişi soru sormuş? Hakaretler, iftiralar işittiği halde hala saygısını bozmadan sizi anlamak adına sormaya devam etmiş?
Ama artık görüyoruz ki verebileceğiniz cevaplar gerçekten yokmuş . O yüzden bundan sonra sizin hiç bir mesajınıza cevap vermeyeceğimi iletirim.
Allah, yanlışınızdan dönmeyi ve doğruyu bulmanızı nasip etsin.
Saygılar
EnvyMe bu habere cidden sevindim,lakin senin amacın soru sorarken üzüm yemek değil.
Bağcıyı dövmeye de gücün yetmiyor:)
Neredeyse hırsından ortadan ikiye bölüneceksin...Yazık sana...
Geçen gün şahsıma karşı yapılan Hakaretlere dahi gösterdiğin "Sevinç"
ve "Mutluluk" dikkatimden kaçmadı :) Sürekli benim "DÜŞÜŞÜM"den
bahsetmen de manidar...Yüksekte mi görüyorsun beni??
Seni Hayal kırıklığına mı uğrattım yoksa??
Sen Maide 8 hilafında bir davranı gösterdin...
Sana Müslüman dense dahi Mümin olmak için daha çook yolun var...
Merak etme sen yine dayanamaz O Nefsine teslim olur ve biryerden bana sataşırsın...
Boşuna böyle Büyük Sözler verme :D
Seni Allaha havale ediyorum...
Yoksa EFT mi etseydim:bored:
selanikli
25-01-2010, 19:03
Saygı değer Selanikli dost,
DAHA NET NASIL CEVAPLAYABİLİRİM?
1- Tartıştığın insanlara tepeden bakmaya, küçük görmeye çalışmakla bir tek şeyi kanıtlıyorsun:
Adam gibi tartışmaya cesaretin yok. Bunu daha önce de gösterdin zaten
2- ‘’Yoksa oda mı yok sende?’’
Ben de olmayan ne biliyor musun? Sen de en fazla olduğunu iddia ettiğin şey. İnsanları hor görme.
Sevsinler senin gibi hanif’i. Ben de yazılarına ilk baktığımda matah bir şey sandım. Saygıdeğer diye
başlayıp,.... devam etmeler. Sünni geçmişimden miras kalan bir şey diye mi savunacaksın kendini?
3- ‘’Yok...yok...Allahta yoktu sence değil mi?’’
Henüz Allah’ın varlığını kanıtlayan bir şey görmedim.
Olmadığına hükmetmem içinse o kadar neden var ki. Neyse benim konum bu değil. Benim konum Kutsal Kitaplar’ı kimin yazdırdığı.
4- ‘’Muhammede yakıştırdığın iftiralara bakılırsa...Ayşeye attığın iftiralara bakılırsa...’’ Evet sen bu taktiği sevmişsin. Kendini mağdur rakibini iftiracı göstermek, ucuz fakat etkili bir taktiktir.
1500 yıldır Kütübü Sitte’de duran bir hadisi aktarmak iftira ve hakaret öyle mi? Hayır dostum, ortada bir hakaret, iftira varsa, o hadisi oraya yazana ve 1500 yıldır kaldırmayanlara çatacaksın bana değil. Bırak bu taktikleri, yemem demiştim.
5- ‘’Bunda SEMBOLİZMin Etkisi büyük...Kuranda da Teşbih Sanatı söz konusu...’’
Sen bunu Kuran’ı bilmeyenlere yedirebilirsin ancak. Kuran’da şeytan mecaz olarak falan tanımlanmaz, bırak mavalı.
Başlangıçta bir tanedir. Üremiştir, kabileleri, orduları olmuştur. Yapı yapanları bile vardır Kuran’a göre.
Bu nasıl mecaz? Ha o ayetler İsrailiyat diyorsan....
6- Kolayı var. Dedim ki sana; Kuran’da neyi kabul etmiyorsan söyle ona göre tartışalım. Tık yok. Karanlıkta kalmak, açıktaki biriyle savaşmak için iyi bir yöntem değil mi?
Öyledir ama samimiyet ve iyi niyetle en küçük ilişkisi yoktur. Hani samimiyet ve iyiniyet... diyordun ya.
7- ‘’Aklınca köşeye sıkıştırıcı bir soru soruyorsun?
Hangi KURAN dan bahsediyorsun?’’
Amacım düşüncelerini anlamak ve ona göre tartışmak. Köşeye bundan sonra sıkıştırırım nasıl olsa. Kendine ve düşüncelerine inançlarına güveniyorsan net bir şekilde ortaya koy, istediğim bu.
8- ‘’Hangi Kuran? ‘’
12 adet mealde aynı olmayan hiçbir ayeti ve zaten de hiçbir hadisi iddialarıma dayanak almadım.
Ha bu sana uymuyorsa, sen inandığın Kuran’ı getir ona bakalım. Ne biliyorsun, belki inanacağım o zaman? Hadi getir.
9- ‘’Çünkü Sahte Müslümanlara Sahte Mealler ve toptan Yalan Hadisler
ile Laf anlatmaya çalışıyorsun.’’
Sen gerçek Müslüman’ın makbul dediğin ayeti tamamlayan bir hadis gösterdim. Uydurma dedin. Aynı şeyler kelimesi kelimesine ayette de var dedim. Cevap yerine ne yaptın, bağırma , çağırma. İnkar ettiğin hadisle aynı olan ayeti sorgulamaya cesaretin olmadığını güzelce ortaya koydun.
10- ‘’Sen çelişki bulmaya devam et...Evet bolca da bulacaksın...’’
Buldum yeterinden fazlasını. Yazıp duruyorum, müdahale ette aydınlanayım, yanlıştan döneyim. Dönüp bakmadın bile.
Ha anladım. Hay Allah, nasıl da unuttum. Koskoca alim UlulElbab benim gibi bir cahile cevap vermeye mi uğraşacak, benimki de laf. Haddini bilmezlik.
Sayın Ahbap,
Kalemin ve konulara hakimiyetin süper ayrıca doğruların ve tespitlerin o kadar çokki , minnacık bir kaç eksiğin hiç farkedilmiyor bile Din ve Tanrı kelemları diye inandıklarımız nelermiş diye Kur'anı, Tevratı ve İncili bırakıp biraz senin yazılarını okusalar inan milyonlarca kandırılmışı kurtarabilirsin tek başına muhteşem yazına eklemek istediğim minnaccık bişi var sadece,
Kainatın efendisi, Herşeyin sahibi Kur'an da yarattıklarına bile söz geçiremeyen bir aciz olaraktasfir edilmiş hep,
*** Bir halife yaratacak olmuş melekler hemen kıskançlık gösterip tepkivermişler,
*** Bir halife yaratmış ancak Şeytana söz geçirtip secde ettirememiş,
*** Bir halife ve eşine cenneti bağışlamış ancak onlara bile sözünü dinletememiş
Kur'anı okuyanlar az çok bilirler, Melek'ler Bir Halifenin başımıza bunca şey açacağını biliyorlardı, ama kimseye söz dinletemediler Güya herşeyi bilen Tanrıya bile,,,
Müslümanlar gibi düşünüp şeytanın varlığını kabul etsek bile daha büyük sorular ve sorunlarla karşılaşıyoruz yukarıdak yazılardada az çok dile getirilmiş özetle
Bazı islam alimlerinin de -ARABİ gibi -belirttiği gibi gönülden allah a bağlı fakat imtihan meydanı açılsın Allah ın asıl istediği gerçekleşsin diye seçilmiş ve kendini bile bile ateşe atan gönülden bağlı sadık meleklerden biri midir
YOKSA Tanrı evren içerisinde bulunduğumuz hayat koşulları ve zıttında başlangıç ve bitişi sağlayabilmek için şeytanı " Anahtar " olarak mı kullanmıştır.
YOKSA Tanrı ile aramızda ayrıca bir " yönetici kadrosu " mu vardır...ki aralarındaki anlaşmazlık sonucu bunlar yaşanmaktadır...Bu mücadele iki gurup arasında yaşanan bir savaş mıdır.
Yoksa şeytan aslında zeki olan bir varlık olup,ancak akıl kullanma meziyeti olmadığından mı bu hataya düşmüştür...
Yoksa hakikaten şeytan salağın teki midir ...
Reloaded
16-08-2010, 05:16
Sanki müslümanlar gidip Allah´a bu konunun detaylarini sordular... Tam olarak bilinmeyen bi olay üzerinden Kuran´i elestirmek pek akil isi degil....
Yani bizlerin bildigi de sizlerin bildiginden pek fazla diyemeyiz... Durum Kuran´da bize bildirildigi üzere... Ama herkes kafasina göre yorumluyor
Sevgili dostlar,
şeytan konusunda asıl ilginç olanları gözden kaçırıyorsunuz maalesef.
Şu soruları araştırmanızı öneririm.
1- Şeytan melek midir, cin midir?
2- Eğer cin ise, meleklerin arasında ne işi vardır? Hem de Adem'in yaratılması gibi önemli bir konu konuşulurken.
3-Şeytan lanetlendikten sonra, Allah'la pazarlık edip, isteği kabul edilmiş midir? Allah lanetli bir varlıkla doğrudan konuşur mu?
3-Şeytan isyan edip Allah tarafından kovulduktan sonra cennete nasıl girmiştir? Lanetli biri cennete girebilir mi?
Şeytan'la ilgili çok matrak ve cevabı da bir o kadar zor öyle çok soru var ki, şimdilik 3'ünü ben söyleyim, diğerlerini birileri bulur nasıl olsa.
Saygılar.
şeytan meleklere hocalık yapıyordu onuniçin meleklerle beraberdi
orda bulunmasıda normal bişi
emperrordiablo
16-08-2010, 23:24
Melekler bildiğim kadar akli iradeden yoksun saf ışıktan iradesiz varlıklar , bu varlıkların öğrenebilmesi nasıl oluyordu peki?Şeytan onlara hocalık yapıyordu?
Meleklerin yaratılma nedeni nedir?
Kanaatimce çok tanrılı dinlerin izlerinni taşımasından kaynaklı bir kargo kültür.
“Gördünüz mü Lat’ı, Uzza’yı, Menat’ı; işte bunlar yüce turnalardır, şefaatleri elbette ki umulur.”
Burada kullanilan Turna motifine, eski uzakdogu(Cin-Japon) ve eski Turk kulturunde efsanevi sekilde inanilmasi da hayli ilginc..
ExEgoist
18-09-2010, 13:55
“Gördünüz mü Lat’ı, Uzza’yı, Menat’ı; işte bunlar yüce turnalardır, şefaatleri elbette ki umulur.”
Burada kullanilan Turna motifine, eski uzakdogu(Cin-Japon) ve eski Turk kulturunde efsanevi sekilde inanilmasi da hayli ilginc..
Evet Turnalar ve Kazlar kutsallaşmış varlıklardır.
Güzel bir nokta yakalamışsınız...
Ama yukarıda ki cümlenin sağlam kaynağı var mı?
Sayin ExEgoist;
Saglam kaynak olmasi gerekir mi?
Islamiyette ve oncesinde, zaten bol miktarda cok tanrili dinlerin ogeleri mevcut..
Kaz'larin kutsalligi koruyuculuklarindan gelir. Sarikiz efsanesini okuyun. Daglar her zaman Tanri'yla bulusabilmek icin, birincil unsur olmustur. Bu yuzden kitapta daglara yemin edilir.
ExEgoist
18-09-2010, 15:28
Sayin ExEgoist;
Saglam kaynak olmasi gerekir mi?
Islamiyette ve oncesinde, zaten bol miktarda cok tanrili dinlerin ogeleri mevcut..
Kaz'larin kutsalligi koruyuculuklarindan gelir. Sarikiz efsanesini okuyun. Daglar her zaman Tanri'yla bulusabilmek icin, birincil unsur olmustur. Bu yuzden kitapta daglara yemin edilir.
Saygıdeğer Neva,
Sağlam kaynak sorusunu sormamın sebebi,güya Muhammede Şeytanın müdehalesi ile önce o yukarıda ki :Ayet ? inmiş...Sonra düzeltmiş iftirası...
Oysa onun bir açıklama olarak bu ifadeyi kullanmış olma ihtimali var...Çünkü Lat Uzza veya Hubel gibi "PUT"laştırılmış üstün Bilinçler aslında VAR -olmuş-olabilir...AMA TANRI değiller...
Öte yandan diğer tesbitinize katılıyorum...Örneğin Tahtalı Alevileri hala Kaz ayağını ARMA olarak kullanırlar...İDA ve Sarıkız efsaneleri de öyle...
Bunlar ezoterik bilgilerdir...
Saygılar....
Sayin ExEgoist ;
Ben insana dair, ustun bilinc diye kavrami anlamsiz buluyorum.
Ezoterik, mitolojik vs. olsa da, gecmis dinlerin kulturunden parcalar icerdigi icin takip ederim.
Ayrica Muhammed'e seytanin mudahalesi de olabilir.
Olmamasi icin bir sebep var mi?
ExEgoist
18-09-2010, 16:25
Ayrica Muhammed'e seytanin mudahalesi de olabilir.
Olmamasi icin bir sebep var mi?
Sayın Neva,
O halde çekinmeden bana "Şeytan" tanımlamanızı yapmalısınız.
*Şeytan kelimesi sizde ne gibi bir çağrışım yaratıyor?
*Şeytan sizce nasıl bir Varlık ki müdahale(kelime kökü:duhul=girmek)edebiliyor?
*Şeytanın varlığının SİZCE delili nedir?Yokluğunun delili olmaz ama sizce yoklayanlar neden yok diyor...
Nasıl bir Varlıktır? Ki insanla ilişkisi ne şekilde,hangi boyutta ve hangi etkilere sahib?
Buyrun...ya içten ve samimi bir şekilde cevaplarsınız,ya da etrafından dolanmaya çalışırsınız...
saygılar...
sayın exegoist
şeytanı hiç gördünüz mü.
yada melek cin peri gibi herhangi bir varlık gördünüz mü.ya da allahı gördünüz mü.
bütün bu kavramların sadece kurgusal olmadığına dair tek bir deliliniz var mı.
evet, sadece tek bir delil.
onlarca delil istemiyorum.
bir tane yeterli.
ExEgoist
18-09-2010, 16:36
sayın exegoist
şeytanı hiç gördünüz mü.
yada melek cin peri gibi herhangi bir varlık gördünüz mü.ya da allahı gördünüz mü.
bütün bu kavramların sadece kurgusal olmadığına dair tek bir deliliniz var mı.
evet, sadece tek bir delil.
onlarca delil istemiyorum.
bir tane yeterli.
Sevgili dostum diamat,
Aynaya baktığımda hepsini birden görüyorum.
Daha delile ne hacet?
Sen aynaya baktığında ne/hangisini görüyorsun?
sevgili exegoist
edebi açıdan kıymetli ancak felsefi açıdan bence değersiz sözler bunlar.
eğer bu kavramlar insandan soyutlanmış ise, kendi ontolojik varlıkları yok ise o halde daha neyin mücadelesi bu.
tanrıda , şeytanda, melekde, cinde insandan başka bir şey değildir demek mi istiyorsunuz.
ben de zaten bunu söylüyorum.
insan bu kavramları kendinden soyutladı.
Şeytan hikayesi de ayrı bir saçmalık:
ExEgoist
18-09-2010, 17:32
Şeytan hikayesi de ayrı bir saçmalık:
haklısınız "hikayesi" saçmalık.
o nedenle hikayeye inananlarda inanmayanlarda aynı kefede...
Sayın Neva,
O halde çekinmeden bana "Şeytan" tanımlamanızı yapmalısınız.
*Şeytan kelimesi sizde ne gibi bir çağrışım yaratıyor?
*Şeytan sizce nasıl bir Varlık ki müdahale(kelime kökü:duhul=girmek)edebiliyor?
*Şeytanın varlığının SİZCE delili nedir?Yokluğunun delili olmaz ama sizce yoklayanlar neden yok diyor...
Nasıl bir Varlıktır? Ki insanla ilişkisi ne şekilde,hangi boyutta ve hangi etkilere sahib?
Buyrun...ya içten ve samimi bir şekilde cevaplarsınız,ya da etrafından dolanmaya çalışırsınız...
saygılar...
Sayin ExEgoist ;
Bana gore seytan diye birsey yoktur. Birilerinin, birilerine gore seytanimsi dusunceleri vardir. Bu seytani dusunceler, insanlari aydinlatir, celiskileri gosterir, bu sebeple zehirlidir, oldurulmelidir. Cunku kutsal bir varliga teslimiyet yoktur.
Benim sahsi yorumum beni baglar, sizin inandiginiz kitabi degil..
Simdi muhtemelen diyebilirsiniz ki; Iste Muhammed'de doneminin aydiniydi, kitap, ayet okundugunda boyle anlasilmalidir. Ancak ben keyfime gore anlam katacaksam, kendi kutsal kitabimi yazardim zaten. Muhammed'e veya kitaba gerek yok.
Kaldi ki Muhammed askin egosu olan biridir. Kitabi yazarken bu egoyu da cok zaman serpistirmistir, aralara.
Mesela tum insanliga gonderildim soylemi, insanlar gozunun onunde olurken, ne sebeple olursa olsun, sahip cikmamasi ve kurtarmamasi, kafirlere olum emri vs..
Yukarda bahsedilen iftira degildir bana gore.. Sozumona(!) putlari kirmis insan, ne diye kitaba putlari alsin, tavaf'i onersin, basi tras etmekten bahsetsin? Ustelik burnunun dibinde yasayan putperest topluma..?
ExEgoist
18-09-2010, 18:03
Ayrica Muhammed'e seytanin mudahalesi de olabilir.
Olmamasi icin bir sebep var mi?
Sayın Neva,
Yukarıda ki mudehaleyi olmayan bir varlık nasıl yapar?
Olmaması için bir sebep mi arıyorsunuz?
Siz aşağıda kendi ifadelerinizde ki çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?
Sayin ExEgoist ;
Bana gore seytan diye birsey yoktur. Birilerinin, birilerine gore seytanimsi dusunceleri vardir.
aşağıda ilginç bir konuya değinmişsiniz;
Sozumona(!) putlari kirmis insan, ne diye kitaba putlari alsin, tavaf'i onersin, basi tras etmekten bahsetsin? Ustelik burnunun dibinde yasayan putperest topluma..? __________________.
Ancak belki başka bir başlıkta tartışılabilir...
Önce siz bir karar vermelisiniz;Şeytan yoksa eğer nasıl Muhammede mudehale edebileceğini iddia ediyosunuz?
Hem muhammede bir şeytanın bir mudehalesinden söz ediyor,hemde şeytan yok diyorsunuz?
AvniSinanoglu
18-09-2010, 18:05
Seytan a inanan varmi Ateistlerin icinde? Yoksa Ateist dininde böyle seylere gerek yokmu? Seytanin bacagini kirmak ne demek?
ExEgoist
18-09-2010, 18:06
Ateist dini derken??:)??
arkadaşlar
ateist dini türünden tamlamalar fazlasıyla banal.
artık bırakın bu türlü kinayelerin arkasına saklanmayı.
her biriniz inananlar da birer ateist değilmisiniz.
zeusun tanrılığını kabul eden müslüman var mı.
yok.
o halde siz de ateistsiniz.
ancak ateizm dininden değilsiniz.çünkü kendi dinleriniz var.
biz o dinide redettiğimize göre dinsiz olduğumuz söylenebilir.
ama ateist dini komik bile olamayan bir cümle.
Aynalardaki delilleri bir kenara bırakıp Kuran'da var olduğu iddia edilen delillere yoğunlaşmaya ne dersiniz? Bu hikaye ve iddiaları (bu başlıkta da belirtildiği üzere) Kuran'da anlatılış şekliyle irdelemeye çalışıyoruz. Kişisel peygambercilik oyunları ile ilgilenmiyoruz.
Olay odur ki, başka yorumlamalarda bulunmaya da Kuran sıcak bakmıyor. Müslümanların ısrarla bunu gözardı etmeleri ve bu tür şeyleri sürekli gözardı etmek zorunda kalmalarının kendilerine verdiği ilhamları ayrıca gözardı etmeleri, Şeytan'ın hikayesi kadar ilginç!
ExEgoist
18-09-2010, 20:40
Kuran okuyan Bilincin aynasıdır.
Karmaşık,"saçma"ve anlaşılmaz olan Gözlemcinin bakış açısıdır.
Kararan o kişinin yüreğidir.Çelişkiler ise tamda o kişinin çelişkileridir.
Kuran ışık/nur kaynağıdır.Tahir olmayanlar ona yaklaşmamalı...Arınmalılar.
İNS bilinen/tanınan demektir....Kime göre yine insana göre... CİN de insin zıddıdır.
Herşey Zıtlık prensibine dayanır.İnsan zekasıda zıtları karşılaştırmak ve Kavramlara bu surette ESMAya,yani isimler vermek üzere Prorgramlanmıştır.
Ademe yüklenen Programın kernel/çekirdeği budur ve Ademeden insana geçişin hikayesi budur.
Ondan önce Ademoğlu eşyaya isim veremiyor,yeryüzünde kan döküyorlardı...Hala döküyorlar ama evrimde devam ediyor ademoğlundan,insanoğluna...İnsanoğlundan da BİREY İNSAN olmaya...Birey oluşun farkındalığından sonrada nihayet Bütün olmaya doğru insanlık gidecek...
Cin Arab dilinde Bilinmeyen/Tanınmayan hatta yabancı anlamında kullanılmıştır.
Bir takım Varlıklar uydurup onlara Cin denmiş olması bu gerçeği değiştirmez.
Karanlıkta bir kimseye rastlayan kişi :İnsmisin? Cinmisin? der...
Bu Tanıdıkmısın? Tanımadıkmısın? anlamında kullanılabileceği gibi;Dostmusun?Düşmanmısın anlamınıda taşır.Çünkü insanoğlu Bilmediğine düşmandır.
CENNET aynı kökten gelen bir kelime olup, Yapraklarla GİZLENEN bahçe anlamına gelir.
CİNNET geçirmek,halk arasında Delirmek anlamında kullanılsada,aslında Beynin kısa devre yapması,kendsine YABANCILAŞMASIDIR.
CENİN ise Ana Rahmin GİZLENEN anlamın taşır.
Öte yandan Ululelbab nickiyle vaktiyle yazdığım gibi;insanın bir etten kemikten yönü olduğu gibi, öte yandan Elektro-manyetik bir yönü daha vardır.Bu kendisinden dahi
GİZLENEN yönü henüz Bilimin aydınlatamadığı karanlık noktalardandır.
Beyin Sinirler vasıtası ile düşük Voltajla çalışan Nörokimyasal enerji kullanan muhteşem bir organ.Snapsler arasında kalsiyum ve Sodyum,Potasyum iyonlarını kullanır milivolt düzeyinde ki düşük akımı,Aksonlar vasıtası ile tüm vucudta dolaştırır.
Ayrıca manyetik bir alanı vardır...Krilian fotoğrafcılığı buna bir örnektir...
Tüm bunları neden anlatıyorum?
İnsanın kendinde bilmediği bir yön daha vardır...
Bazıları Cinlerle konuştuğunu iddia eder...Bu insanlar gerçektende konuşmaktadır...ama onların ki MONOLOG dur.Yani insan CİN tarafı ile;
KENDİ BİLİNMEYEN yönü ile konuşurlar.
Cin suresinde gelen ve Kuranı dinleyen CİNLER kimdi? derseniz...
Tanınmayan,öznesi Resul...Yani Muhammedi Kuran okurken dinleyen YABANCILAR...
Bunlar bildiğiniz insanlar...
Kelime iki yönde kullanılıyor...Ama aynı kökve aynı mantık ile...Burada çelişrn birşey yok...Süleymanın mabedinde çalışan CİNLER? Onlarda Yabancı işciler ...
Birde bu gözle okuyun,eminim FARKLI anlayacaksınız...
Karıncalar,Hudhud v.s bunlar birer Sembol...Müteşabih kapsamında değerlendirilmesi gerekir.Neticede eldeki EDEBİ bir metin.
Sizler tevatürün anlattığı ecinliler efsanelerinden uzak okursanız ayetleri eminim farklı bir anlayışla okuyacaksınız.Sonunda inanmazsınız,o ayrı...saygı duyarım...
Okumak istemeyende okumaz...Bizler kimseye şöyle oku yada böyle bak diyemeyiz.
Ben kendi bakış açımdan kesitleri burada betimliyorum.Hepsi bu...
Şeytan ve Melek kavramlarını ayrıca irdelemek dileğiyle...
Şimdilik yorumlarınızı okumakla yetineceğim...
"Şüphesiz hepinizi hesaba çekeceğiz ey cinler ve insanlar" ayetinde anılan cinler de yabancılar anlamına mı geliyor? Yani Allah "Ey tüm insanlar, hepiniz hesaba çekileceksiniz" demiyor da "Ey İnsanlar, ha bir de yabancı insanlar, hepiniz hesaba çekileceksiniz" mi diyor?
sayın exegoist
şunu mu diyorsunuz; aslında cinler de insandır, doğaüstü yaratıklar değildir.
iyide insanı topraktan yarattığını söyleyen allah, cinleri ateşten yarattığını söylüyor.
bu durumda sanırım size de tevil edebilmek için pek şans kalmıyor.
eski arap toplumunun doğaüstü mitolojik bir varlık tahayyülüdür cin ve bu tahayyül aynen kurana da girmiştir.
bunlar bildiğimiz insanlar falan değil.
çünkü toprak yerine ateşten yaratılmışlar.
bu basit bilgiyi bilmeden mi tevil ediyorsunuz.
boşuna kendinizi yoruyorsunuz.
kuranı aklileştirme çabanız sonuçsuz kalmaya mahkum.
çünkü kuran çoktan aşılmış bir dönemin aklının ürünü.
bu günün aklına uygunlaştırma çabası o nedenle anlamlı değil.
ExEgoist
18-09-2010, 22:46
"Şüphesiz hepinizi hesaba çekeceğiz ey cinler ve insanlar" ayetinde anılan cinler de yabancılar anlamına mı geliyor? Yani Allah "Ey tüm insanlar, hepiniz hesaba çekileceksiniz" demiyor da "Ey İnsanlar, ha bir de yabancı insanlar, hepiniz hesaba çekileceksiniz" mi diyor?
Saygıdeğer AhbAp,
Ben o Ayeti "Şüphesiz hepinizi hesaba çekeceğiz ey kendini bilenler ve kendisine yabancılaşanlar" olarak anlıyorum.
Kendini bilen=Rabbini bilen
Rabbini bileni neden hesaba çekecek? diye soracak olursanız...
Yargılama herkes için geçerli,peygamberler de dahil...
İns kalanlar/olanlar beraat edecek...
Rabbini inkar etmemesine RAĞMEN bolca günah işlemiş olanlar için
geçerli ayet:
Ancak Cehennem insan ve cinler ile doldurulacak...
Yani İNs olanlar cezası bittikten sonra yine de çıkacak cehennemden ama cinler kalacak...
Ayrıca bakınız;İblis Allaha isyan etmekle cinlerden oldu...
Yani bir davranışınız sizi Allahtan uzaklaştırır ve kendinize yabancılaştırır.
Nefsinize Zulmedersiniz.ZULUMAT=Karanlık
Karanlık tarafa geçmek-ins iken cinleşmek...
Tevbe ederseniz Cin iken İNS olabilirsiniz.
Bu birinnci anlamı...
İkinci anlamı
Birde
deki:euzu biRabbin NAS
Bilinenlerin/Dostların Efendisi/Programlayıcısına SIĞINIRIM
Melik en NAS..İlahin NAS,.
Bilinenlerin/Dostların İlahı ve hükümdarına...
Min şerril Vesvasil han NAS
Arabozucu ve uzaklaştırıcının kötülüğünden
Ellezi yüvesvis-ü fi Sudirin NAS
O ki Bilinenlerin/Dostların düşünce merkezini karıştırıcı etkiler fısıldar.
Min el Cinneti ven NAS
İnsanların kendilerince,hem bilinen hemde bilinmeyen yönünü etkiler.
Saygıdeğer AhbAp,
Ben o Ayeti "Şüphesiz hepinizi hesaba çekeceğiz ey kendini bilenler ve kendisine yabancılaşanlar" olarak anlıyorum.
Sayın ExEgoist,
Kişisel görüş ve kabullerinizi ben bilemem. Ancak bu başlıkta bunlarla ilgilenmiyouz; daha önce belirttiğim gibi Kuran'da ne dediği ile ilgileniyoruz. Kusura bakmayın ama daha önceki bir çok tartışmamızdan, kanıtlara dayanmayıp sadece kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan yorumlara dayanan tartışma biçiminize aşinayım. Fakat bunu bu başlıkta yapmayalım. Burada sizin kişisel inancınızı değil, İslam'ın ve Kuran'ın iddialarından bahsediyoruz. Sizin kişisel kabulleriniz bu başlığın konusu değildir.
Saygılarımla
ExEgoist
18-09-2010, 23:01
sayın exegoist
şunu mu diyorsunuz; aslında cinler de insandır, doğaüstü yaratıklar değildir.
iyide insanı topraktan yarattığını söyleyen allah, cinleri ateşten yarattığını söylüyor.
bu durumda sanırım size de tevil edebilmek için pek şans kalmıyor.
eski arap toplumunun doğaüstü mitolojik bir varlık tahayyülüdür cin ve bu tahayyül aynen kurana da girmiştir.
bunlar bildiğimiz insanlar falan değil.
çünkü toprak yerine ateşten yaratılmışlar.
bu basit bilgiyi bilmeden mi tevil ediyorsunuz.
boşuna kendinizi yoruyorsunuz.
kuranı aklileştirme çabanız sonuçsuz kalmaya mahkum.
çünkü kuran çoktan aşılmış bir dönemin aklının ürünü.
bu günün aklına uygunlaştırma çabası o nedenle anlamlı değil.
sevgili diamat,
Evet CİN de İNSAN da aynı varlıktır.
Kelimenin kullanımı iki YÖNDE
1-İns/Cin Bilinen/Bilinmeyen=insana göre...Yabancı
Yakın /uzak=Allahın Rahmetine göre
2-Yaratılış-Tasarıma göre
Toprak/Semum-Ateşin zehirlisi...Gözeneklerden geçen Ateş
İnsan kompakt bir Canlı
Enerji barındır demiştim...Semum da tam bunu açıklıyor.
Ne yani o devirde insanlara Beynin ürettiği düşük Voltajı mı anlatsaydı?
Anlatsaydı ne olurdu? O günün şartlarında henüz anlayacak yeterli bilgi birikimi olmadığı için bir çok insan aynen sizin tepkinizi verir Ateist olurlardı.
Ama bugün sizler tıpkı o günün insanlarının büyük bir kısmının yaptığı gibi derhal kabul eder ve iman ederdiniz.
O halde ilahi takdir/hesab irade edildiği gibi yürümez.
İki farklı kullanımdan neden ters olanı seçiyorsunuz?
Çünkü sizin gerçeği görmenizi ne ben sağlayabilirim ne de kendiniz bunu başarabilirsiniz.
HÜDA ne zaman isterse o zaman iman edeceksiniz.
ExEgoist
18-09-2010, 23:09
Sayın ExEgoist,
Kişisel görüş ve kabullerinizi ben bilemem. Ancak bu başlıkta bunlarla ilgilenmiyouz; daha önce belirttiğim gibi Kuran'da ne dediği ile ilgileniyoruz. Kusura bakmayın ama daha önceki bir çok tartışmamızdan, kanıtlara dayanmayıp sadece kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan yorumlara dayanan tartışma biçiminize aşinayım. Fakat bunu bu başlıkta yapmayalım. Burada sizin kişisel inancınızı değil, İslam'ın ve Kuran'ın iddialarından bahsediyoruz. Sizin kişisel kabulleriniz bu başlığın konusu değildir.
Saygılarımla
Sayın AhbAb,
Sizin İslam olarak kabul ettiğiniz bir din olmadığına göre ve Kurandan ne anlaşılması gerektiğini belirleme yetkisi kimsenin TEKELİnde olmadığına göre:
Bu itham ve iddialarınız iki ihtimali doğuruyor...
Ya siz Sunni anlayışı ve gelenekseli DOĞRU kabul ediyorsunuz.
Ya da Şahsi fikirlerime tahammülünüz yok.
Bence her ikisi:)
Ayrıca burada veya herhangi bir başlıkta yazılan HERŞEY yazarların kişisel düşüncesi ve Şahsi fikri...
Neden bu başlıkta yeri yok bu bakımdan açıklarsanız bir yanlış anlaşılmayı da düzeltme fırsatını elde etmiş olursunuz.
Diğer türlü kabuller kimin kişisel kabulleri?
Saygılarımla...
Şeytan kavramı, dinin kötülük olarak tanıtılan olguların bir bütününü, cisimleştirmek ve kurallara karşı, Tanrıya karşı rakip tutmak adına yaratılmıştır. Hatırlayınız ki Tevratta şeytan yoktur. Kendi dinlerinde "Düalite"yi tamamlamak için Hristiyanlarca ortaya atılan bir fikirdir. Muhammedimde almış ordan. Elalem Marsa makine gönderiyor. Benim hacılarım halen şeytan taşlıyor.
Sayın Neva,
Yukarıda ki mudehaleyi olmayan bir varlık nasıl yapar?
Olmaması için bir sebep mi arıyorsunuz?
Siz aşağıda kendi ifadelerinizde ki çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?
aşağıda ilginç bir konuya değinmişsiniz;
Ancak belki başka bir başlıkta tartışılabilir...
Önce siz bir karar vermelisiniz;Şeytan yoksa eğer nasıl Muhammede mudehale edebileceğini iddia ediyosunuz?
Hem muhammede bir şeytanın bir mudehalesinden söz ediyor,hemde şeytan yok diyorsunuz?
Sayin ExEgoist ;
Burada celiski yok. Sizin, benim dusuncelerimi dine, kitaba uydurma cabaniz yuzunden esgecip okumamaniz var bence..
Tabi ki iddia ederim, etmemem icin sebep nedir?
Olmamasi icin nicin celiski ararayim? 82 nolu mesaji , 89'a katip ayni mesajmis gibi yorumlamaya kalkarsaniz, boyle anlamaniz normal..
Saygıdeğer Neva,
Sağlam kaynak sorusunu sormamın sebebi,güya Muhammede Şeytanın müdehalesi ile önce o yukarıda ki :Ayet ? inmiş...Sonra düzeltmiş iftirası...
Oysa onun bir açıklama olarak bu ifadeyi kullanmış olma ihtimali var...
Benim o mesajim bu soyleminizden sonra yazilmistir. Zira iftira diyorsunuz siz olaya..
Celiskinizi de aciklayayim.
Seytan diye birsey yoktur, ama bana gore yoktur. Benim sahsi yorumum beni baglar, sizin inandiginiz kitabi degil.. Sahsi yorumlarla celiski gibi gosterip, kitabi bu on plana cikarmaya calisirsaniz, olacagi budur.
Ben sahsen, escinsellerin oldurulmesini ve dislanmasini kiniyorum mesela.. Simdi kalkip, Muhammed'de escinsel dostu bir insandi diye mi dusunmeliyim?
Var mi boyle bir mantik, muslumanlar arasinda? Hani varsa bilelim.
Seytanin olmayisi benim kisisel dusuncem. Ama Muhammed'e gore seytan yok degil, var. Bunu ayetlerden anliyoruz. Ayetleri ben yazmadim.
Muhammed kendi dusuncelerini kabul ettirebilmek icin, aydin dusunen insanlarin oldurulusune ses cikarmamis, fikir ozgurlugunu kullanan insanlara toptan olum emri vermis.
Kitabi okudugumuzda, seytanin baslibasina bir varlik olarak yaratildigi ortada.. Hatta Allah, bahse girmis durumda kendisiyle, insan ustune.. Bu ayeti yazan ben degilim ki celismis olayim..
ExEgoist
18-09-2010, 23:58
Ben sahsen, escinsellerin oldurulmesini ve dislanmasini kiniyorum mesela.. Simdi kalkip, Muhammed'de escinsel dostu bir insandi diye mi dusunmeliyim?
Var mi boyle bir mantik, muslumanlar arasinda? Hani varsa bilelim.
Seytanin olmayisi benim kisisel dusuncem. Ama Muhammed'e gore seytan yok degil, var. Bunu ayetlerden anliyoruz. Ayetleri ben yazmadim.
Muhammed kendi dusuncelerini kabul ettirebilmek icin, aydin dusunen insanlarin oldurulusune ses cikarmamis, fikir ozgurlugunu kullanan insanlara toptan olum emri vermis.
Kitabi okudugumuzda, seytanin baslibasina bir varlik olarak yaratildigi ortada.. Hatta Allah, bahse girmis durumda kendisiyle, insan ustune.. Bu ayeti yazan ben degilim ki celismis olayim..
Sayın Neva,
Öncelikle,
Bende eşcinsellerin öldürülmesini kınıyorum.
Kimseyi öldirmek,yok etmek niyetinde olmayan/bir Eylemde bulunmayan herhangi bir İNSANın öldürülmesini kabul etmem mümkün değil.
Dışlanmasını ise;fuhuşa yönelmemeleri halinde uygun bulmuyorum.
Toplum içinde üretken çalışkan bireyler olarak görüyorum.
Kuranda öldürülmeleri veya dışlanmalarını emreden bir ayet
göremiyorum...Bu konu dışı kısmı kısa geçiyorum...
MIŞ-lı ve MUŞ-lu anlatımları ise bir İNANIŞdan ibaret görüyorum.
ORADAMIYDINIZ ve GÖZÜNÜZLE mi gördünüz? sorularını sorma gereği dahi duymuyorum.
Demek ki insanlar inanmak istediklerine inanıyor,görmek istediklerini görüyorlar...Bu hepimiz için geçerli...
Bana göre Lenin bir zalimken size göre muhammed...
Size göre ermeni kaltliamı olmuştur,ötekine göre Türkler kendini savunmuştır...Almanlara sorsanız onlarda başka bir tarih anlatacaktır.
Allah ile Şeytanın İnsan üzerine bahse girdikleri...çok ilginç bir tartışma olurdu ama bu Varlığı nasıl algıladığınız ile ilgili...
Ben ne Allahı nede Şeytanı bir ŞAHIS gibi algılamadığım için,benim için verimsiz bir tartışma olur.
Burada amacımız bilek bükmek değil...Her insan bir dünya...ve bizler her ne kadar zıt kutublar gibi görünsek de ortak bir Bilince sahibiz.Görünmez bağlarla birbirimize bağlıyız.
Burada yazılan her düşünce yazarını bağlar...Yine de bazen bu unutuluyor ve tartışmalar kişiselleşiyor.Bu ise benim açımdan istenen durum değil.
Kimsenin kimseyi inandırmak gibi bir derdi olmadığını düşünyorum.Zira bu mümkün de değil...Yalnızca kendi bakış açısını yansıtmış diye düşünmek gerek.Ben sizlerden yansıyanları itina ile okuyor ve yorumluyorum...
Bunlarda benden yansıyanlar...
Saygılarımla...
Sayin ExEgoist;
Elbette her dusunce, yazarini baglar.
Ama hem kitabi savunup, hem de kitabin Lut kavmi bahsini yok sayarsaniz, bu inandiginiz kitabi tek tarafli okumak demektir.
Lut bahsinde escinsellik tu-kaka bir resim olarak sunulmasaydi ve helak edilmeselerdi, bugun islamiyet bu tur insanlara farkli bir gozle bakabilirdi. Niye helak edildiler? Ozgur dusunce seytandi onlar icin, zehirliydi, yok edilmeliydi..
Iste bu sebeple,kimi insanlar tarafindan, mis'li, mus'lu anlatimlar inanc kabul edilir. Halbuki mis'li mus'lu anlatimlar, orjinal oldugu iddia edilen belgeler adinadir. Bu kitap olur, hadis olur vs..
Eh ben de size sorayim izninizle;
Allah vahiy yollarken oradamiydiniz? Gordunuz mu? Ki vahyin kutsal ve gercek oldugunu savunuyorsunuz? Bu da dogmatik inanctan baska birsey degildir.
Şeytan kavramı, dinin kötülük olarak tanıtılan olguların bir bütününü, cisimleştirmek ve kurallara karşı, Tanrıya karşı rakip tutmak adına yaratılmıştır. Hatırlayınız ki Tevratta şeytan yoktur. Kendi dinlerinde "Düalite"yi tamamlamak için Hristiyanlarca ortaya atılan bir fikirdir. Muhammedimde almış ordan. Elalem Marsa makine gönderiyor. Benim hacılarım halen şeytan taşlıyor.
Kesinlikle katiliyorum size sayin AerA;
Ozgur dusunceyi yok edebilmek icin, yaratilmis. Kafiri oldurmuyorsan, Muhammed'i dinlemiyor, seytanla isbirligi yapiyordur insanlar.
sayın exegoist
eğer sizin yaptığınız tevil değilse, o zaman şu alemde sizden önce bir tek kişinin bile tevil yaptığını sanmıyorum.
eğer tevil bu değilse ne.
kitabınız iddia ettiği gibi apaçık falan değil.
karmakarışık.
bir çok çelişik anlam içeriyor.
size düşen ise onu insanların hoşuna gidecek şekle büründürebilmek.
tabii kelimelerin bittiği yerde ise son tevil var.
kuranı ancak allahın diledikleri anlar, diğerleri anlamaz yutturmacası.
kusura bakmayın ama bu bir tür seçilmişlik iddiasıdır ve başı da sonu da bir çeşit narsiszmden başka bişey değildir.
sonsuza kadar cennette nimetlenecek bir adamla, sonsuza kadar cehennemde yanacak bir adam arasında bir fark olması gerekir.
müslümanlar, benim sonsuz ateşi kendilerinin de sonsuz cenneti hakettiğini mi düşünüyor.
ne o sizin bokunuzda boncuk mu var.
neymiş; iman etmişsiniz.niye ettiniz.
çünkü allah öyle diledi.
niye öyle diledi.
eee, siz seçildiniz.
çünkü seçilecek nitelikleriniz var.
bırakalım bu palavraları beyler.
Sayın AhbAb,
Sizin İslam olarak kabul ettiğiniz bir din olmadığına göre ve Kurandan ne anlaşılması gerektiğini belirleme yetkisi kimsenin TEKELİnde olmadığına göre:
Bu itham ve iddialarınız iki ihtimali doğuruyor...
Ya siz Sunni anlayışı ve gelenekseli DOĞRU kabul ediyorsunuz.
Ya da Şahsi fikirlerime tahammülünüz yok.
Bence her ikisi:)
Ayrıca burada veya herhangi bir başlıkta yazılan HERŞEY yazarların kişisel düşüncesi ve Şahsi fikri...
Neden bu başlıkta yeri yok bu bakımdan açıklarsanız bir yanlış anlaşılmayı da düzeltme fırsatını elde etmiş olursunuz.
Diğer türlü kabuller kimin kişisel kabulleri?
Saygılarımla...
Sayın ExEgoist,
Sizin beni "Sünni Ateist" olarak tanımlamanız ilk değil. Ayrıca birçok kereler size, müslüman olduğum dönemde Sünni olmadığımı, daha doğrusu ne olduğumu bile bilmediğimi çok kereler açıkladım. Fakat ısrarla bu noktaya getirerek, Kuran'da bir yanlışlık olmadığını, benim ve diğerlerinin Kuran'ı yanlış yorumladığımızı söyleyerek, sadece topu taca atıyorsunuz ve bu başlıktakiler de dahil olmak üzere hiçbir iddianıza delil sunmuyor, sadece kişisel kabullerinizi ileri sürüyorsunuz.
Ben size kişisel kabul edinemezsiniz demiyorum; neye inanacağınızı özgürce seçebilirsiniz, ne anlaşılması gerektiği benim tekelimde değil elbet. Hatta bu açıdan, Cem Yılmaz'ın da dediği gibi "İstersen krem peynire tap, bana ne!".
Anlamadığınız şu ki, sizin de iman ettiğiniz kitap olan Kuran, kendi içinde barındırdığı tezlere karşı bulunan antitezlere "Haydi getirin delilinizi" diye meydan okumaktan hiç de geri durmayan bir kitaptır. Kuran'ı en azından bu şekilde ciddiye almalı ve delil sunmalısınız. Bunun dışında yer alan düşünceleriniz, en azından bu başlığın konusu değildir; fakat siz bunları tartışacağınız yeni bir başlık açabilirsiniz, bunlar konuşulmasın demedim. Burası yeri değil dedim.
Biz Kuran'ı tartışmak istiyoruz; hani "Onları perçemlerinden yakalayacağız" ayetindeki perçemi "frontal lob" ve sağdaki-soldaki melekleri de "sağ lob- sol lob" olarak tanımlamakta ısrar ettiğiniz ancak kendisinin böylesi iddiaları olmayan ve hatta beyin isimli organdan haberi bile olmayan Kuran'ı.
Saygılarımla
Başlık ve tartışma konusu dışındaki mesajlar kaldırılmıştır.
Lütfen tartışmalarda üsluba dikkat ettiğimiz gibi, başlık doğrultusunda konuları ele almaya da dikkat edelim.
Saygılarımla
benim anlamadığım Allah, yeryüzünde halife olarak yarattığını belittiği insanı meleklerden üstün yaratmış ise neden şeytan ile bir çekişmeye girmiş? şeytan kim ki? neden ortada bir iddia durumu var? Allah herşeyi yaratan, yüce güç ise niçin kendi yarattığı şeytan ile başetmek uğruna özene bezene yarattığını belirttiği insanlığı kurban ediyor? Mükkemel yarattığını belirttiği insanı şetanın yani kendisinden aşağı bir varlığın sınamasına niçin izin veriyor?
buradaki hikaye jedilar ve kara gücün kumandanları arasındaki savaş gibi, fakat bir sorun var onlar güçte neredeyse eşitlerken Allah ve şeytan denk değiller bizim bildiğimiz. denk güçler iseler zaten herşey yıkılıyor ve Hint, Yunan tanrıları dönemine dönüyoruz, güçte denk olan iki kuvvet çıkıyor karşımıza.
iyilik Allahtan gelir söylemi doğru ise kuranda niçin "tuzak kuran, dilediği için kim insanların inanmasını engelleyebilen, her şeyin ne olacağı bilgisine sahip fakat yine de bizi gözleyen ve hata yapmamıza engel olmayan hatta hata yapacağımızı bile kader olarak belirleyen" bir yaratıcı" tanımı ile karşılaşıyoruz. hayır ve şer Allahtan gelir ise şetan ne oluyor burada, kötülüğe teşvik eden şeytansa şer nasıl Allahtan geliyor?
keşke en başından allah şeytanın cin mi ,melek mi ,olduğuna karar verseydi :) de bizde ne olduğunu bilebilseydik
bu ne yahu hem bizleri zayıf ve güçsüz yaratıyor hemde şeytanı başımıza illet ediyor ,belli ki allah şu insanları cidden sevmiyor ,hele hele kadınları 1.sınıf olarak hiç görmüyor ,hep erkeklerin arka safına yerleştiriyor
zaten sevseydi cehhenemi insanlarla doldurmaya yemin etmezdi ,sonra da en bağışlayan ve en merhametli olan benim diyor
gelde çık işin içinden:)seviyor mu, sevmiyor mu?iblis melek mi ,cin mi?
meleklerin allah tarafından kendisine itaat etmeleri (emir ve buyruklarına yerine getirmek) için yaratıldıkları bilinir
şayet iblis melek ise ,nasıl oluyorda yaradılışının dışına çıkıp allaha dil uzatabiliyor? hadi doğaüstü birşey olduğunu kabul edip olduğunu varsayalım ,bu seferde allah nasıl oluyorda izin veriyor?yarattığım defolu olmuş bana itaat etmek yerine dil uzatıyor diyerekten yok edemez miydi? etmediği gibi insanlara olan gıcıklığından başlarına illet ediyor
ya benim hipotezim var bu konuda :)
uzay konseyi toplanmış, bakmışlar güneş sisteminde dünya gezegeni yaşam formları oluşturuyor demişler ki biz de yardım edelim. Genetik kodlarımıza biraz müdahale etmişler ama bir grup demiş ki yapmayın evrimi kendi haline bırakın bakalım nasıl canlılar çıkacak, bir grup da demiş ki hızlandıralım bak maymunlar uygun:) sonra bu grup insan evrilmesi için müdahale etmişler ama mayası tam gelişmemiş olduğu için tam tutmamış. bir süre gelişime katkıda bulunmuşlar, zaten nefilim olarak gözcüler olarak yazar hep antik belgelerde. bir beyinsel açılma, kültürel sıçrayış yaşamışız. ama gözcüler çekilince insanlar başıboşlaşmaya başlamışlar. gözcüler ara ara gelip ruhsal öğretiler ile terbiye etmeye çalışmışsa da olmamış insan hep unutmuş, unutmasın diye kitap haline gelmesine yardım etmişler ama insan bu kitapları bozmuş. sonra birarada adam gibi yaşayalım diye bize yardım etmeye çalışanlar bakmışlar ki savaş-kan-revan çekip gitmişler, müdahalelerine pişman olmuşlar. şimdi gelip bakıyolarmış arada sırada, ama iş işten geçmiş. müdahale etmeyin diyenler haklı çıkmış, evrimin kendi yaratıklarını uzun da olsa kendi oluşturması daha iyi olabilirmiş.
işte bu konsey 50000 yıl uzaklıkta bir gezegendeymiş, uzayın katmanlı yapısının altıncı katmanındaymış. şimdi bizi nasıl yok edeceklerini konuşuyorlarmış, bir grup hemen demiş, diğeri hayır belki akıllanırlar demiş bekliyoruz biz de.
Greatestlieevertold
21-06-2011, 00:05
ya benim hipotezim var bu konuda :)
uzay konseyi toplanmış, bakmışlar güneş sisteminde dünya gezegeni yaşam formları oluşturuyor demişler ki biz de yardım edelim. Genetik kodlarımıza biraz müdahale etmişler ama bir grup demiş ki yapmayın evrimi kendi haline bırakın bakalım nasıl canlılar çıkacak, bir grup da demiş ki hızlandıralım bak maymunlar uygun:) sonra bu grup insan evrilmesi için müdahale etmişler ama mayası tam gelişmemiş olduğu için tam tutmamış. bir süre gelişime katkıda bulunmuşlar, zaten nefilim olarak gözcüler olarak yazar hep antik belgelerde. bir beyinsel açılma, kültürel sıçrayış yaşamışız. ama gözcüler çekilince insanlar başıboşlaşmaya başlamışlar. gözcüler ara ara gelip ruhsal öğretiler ile terbiye etmeye çalışmışsa da olmamış insan hep unutmuş, unutmasın diye kitap haline gelmesine yardım etmişler ama insan bu kitapları bozmuş. sonra birarada adam gibi yaşayalım diye bize yardım etmeye çalışanlar bakmışlar ki savaş-kan-revan çekip gitmişler, müdahalelerine pişman olmuşlar. şimdi gelip bakıyolarmış arada sırada, ama iş işten geçmiş. müdahale etmeyin diyenler haklı çıkmış, evrimin kendi yaratıklarını uzun da olsa kendi oluşturması daha iyi olabilirmiş.
işte bu konsey 50000 yıl uzaklıkta bir gezegendeymiş, uzayın katmanlı yapısının altıncı katmanındaymış. şimdi bizi nasıl yok edeceklerini konuşuyorlarmış, bir grup hemen demiş, diğeri hayır belki akıllanırlar demiş bekliyoruz biz de.
bu 50000 yıl ışık hızıyla mı yoksa saatte 40000km hızla giderek o kadar yıl mı? 2. dediğimse gelecekte gider onlarıda döveriz, hatta allahınız kim lan diye sorup aızlarını burunlarını kırabilirik.
katmanlı uzay teorisini duymamıştım ama aklıma krepleri kat kat koyup yemek geldi aklıma, krep teorisi, belki gün gelicek o katmanları katlayıp, üzerine şerbet döküp bizi yiyebilir yaratan, yada lahmacun teorisi, inşallah cigara gibi sarıp tüttürmez, yanarız cehennemlik gibi hepimiz :(
valla hızını bilemem ne diyor kuran mearic " arşa ulaşmaları sizin zamanınızla 50000 yıl sürdü" ama hız yok ışık hızımı fazlası mı?
katmanlı evrende einsteinın paralel evrenler teorisinde bu evrenleri birbirine bağlayan köprüler vardır . rölativite teorisine göre , bir çekim alanı eğimli bir uzaydır. üç boyutlu uzay dördüncü bir boyuta uzanır. einstein bu tür bir evrenin kara delikler ile birbirine bağlanabileceğini düşünmüş. paralel evrenler ve kendi evrenimize ait farklı zaman tabakaları bu dördüncü boyutta birbirleri içine bir kitap sayfaları gibi geçmiştir der
Greatestlieevertold
21-06-2011, 01:22
valla hızını bilemem ne diyor kuran mearic " arşa ulaşmaları sizin zamanınızla 50000 yıl sürdü" ama hız yok ışık hızımı fazlası mı?
katmanlı evrende einsteinın paralel evrenler teorisinde bu evrenleri birbirine bağlayan köprüler vardır . rölativite teorisine göre , bir çekim alanı eğimli bir uzaydır. üç boyutlu uzay dördüncü bir boyuta uzanır. einstein bu tür bir evrenin kara delikler ile birbirine bağlanabileceğini düşünmüş. paralel evrenler ve kendi evrenimize ait farklı zaman tabakaları bu dördüncü boyutta birbirleri içine bir kitap sayfaları gibi geçmiştir der
paralel evren ile katmanlı evren arasındaki farkı diyorum zaten bende. katmanlı diyince aklıma krep geldi, lahmacun geldi :) görelilik kuramında (ne özel ne genel) paralel evrenlerden bahsetmez. kara delikler ise genel görelelik kuramından ortaya çıkmıştır ki artık gerçek olduklarını biliyoruz. hatta quantum fiziği sayesinde oradan kaçan maddeleride. einstein folded yani kıvrılmıi evrenlerden bahsediyor olsa da ne bu ne onları bağlayan solucan delikleri yakın gelecekte kanıtlayabileceğimiz teoriler değil
özel görelelik açısından bakarsan cebrailin 1 günde aldığı mesafe dünyada elligin güne eşit ise yada mirac sırasında muhammed allah katına 1 günde çıkıp gelmişse çok büyük problemlerimiz var. allah yılı 1000 gün yazan bir ayet hatırlıyordum. o da farklı bir durum bu açıdan bakınca
mirzamehmet
21-06-2011, 02:43
Kuran ayetleriyle şeytanın hikâyesi şu şekildedir:
Araf 11-18: Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı. Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslaman haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”
İşte şeytanın macerası bu şekilde başlar. Şeytan, kendinden küçük gördüğü için insana karşı, Allah’ın emrine rağmen saygıyla eğilmemiş, hatta daha da ileri giderek Allah’a kafa tutmuş ve insanları onun yolundan saptıracağını söylemiş ve de Allah’ın huzurundan kovulmuştur. Henüz hikâyenin bu başlangıç aşamasında bile insanın aklına bir sürü soru gelir:
1. Yukarıdaki ayetlerden (ve Kuran’daki benzer diğer ayetlerden) Allah ile şeytanın karşılıklı olarak bu konuyu konuştukları anlaşılıyor. Yani bu durumda şeytan, Allah’ın varlığından, cennet-cehennemin olduğundan bir haber değil. Tüm bunları bildiği halde (mecazen bile olsa, her şey tam gözünün önünde iken), sırf gururu için böyle bir aptallığı nasıl yapmış olabilir? Şeytanın aptal olduğu, en azından insanlar tarafından iddia edilemez. Çünkü şeytan, insandan çok daha üstün ve akıllı bir varlıktır (günlük konuşma dilinde bile, çok zekice bir fikir için “şeytanlık” ifadesi kullanılır ve bunca zamandır bazı insanları Allah yolundan döndürme konusunda kandırabildiği için herhalde insandan akıllıdır. Altı milyardan fazla insanın yaşadığı günümüzde, her saniye belki de binlerce kişinin günah işlemesinden sorumlu olduğu için her an birçok farklı yerde aynı anda günah işletme gibi özellikleri olan güçlü bir varlıktır). Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yarattığında, dağından taşına, kurdundan kuşuna, meleğinden insanına herkes önünde secdeye vardığı halde, bunlardan daha akıllı ve yüce bir varlık olan şeytan, bir kuştan bile daha akılsız mıdır ki Allah’ın sözüne karşı gelmiştir?
2. Şeytanın böyle bir aptallığı yaptığı bir an için varsayılırsa ve olay anlatıldığı gibi kendi akışı içerisinde değerlendirilirse… Allah Âdem’i yaratmıştır ve meleklerin karşısına çıkarmıştır. Yani henüz Havva yaratılmamış, her ikisi cennete sokulmamıştır. Fakat bir süre sonra Havva da yaratılmış, Âdem ile birlikte cennete yerleştirilmiş ve bu çifte, cennette keyiflerine bakmaları ancak yasak ağaçtan uzak durmaları emredilmiştir. Ancak şeytan onları kandırmış, onları yasak ağacın meyvesinden yemeye ikna etmiş ve cennetten kovulmalarına neden olmuştur. Peki, şeytan Allah’ın huzurundan kovulduğu halde, cennette ne aramaktadır? Cennete kimin girip çıktığı kontrol edilmemekte ve bazı şeyler Allah’ın gözünden kaçmakta mıdır? Eğer şeytan cennete girerek değil de, bir şekilde uzaktan onların zihinlerine müdahale ettiyse, insan (hele ki ilk insan olması münasebetiyle çok daha değerli olan Âdem) Allah’ın cennetinde bazı tehlikelere, bazı tehditlere ve baştan çıkarmalara açık mıdır? Cennet tam anlamıyla korunaklı bir yer değil midir?
3. Âdem, Allah’ın huzurundaki tüm melekler ona saygı ile eğilmişken, kendisine saygı ile eğilmeyen, kendi gözleri önünde Allah’la tartışan şeytanı tanımamış mıdır? Tanımışsa onun sözüne neden uymuştur, onun öğüt verenlerden olduğuna neden itimat etmiştir?
4. Ayetlere bakıldığında, şeytanın “beni azdırmana karşılık” ifadesi dikkat çekicidir. Şeytan, Allah’a diklenme cüretinden sonra bir de olayın sorumluluğunu Allah’a yüklemiştir. Ve bundan sonra huzurdan kovulmuş, bunun ilk intikamını da bir şekilde Âdem ile Havva’yı cennetten kovdurarak almıştır. Demek ki, şeytan Âdem önünde saygıyla eğilseydi veya onlara cennette ulaşamasaydı, insanlık cennetten kovulmayacak, bütün bunlar hiç yaşanmayacaktı. Yani tüm bunlar, Allah ile ona asla ve asla denk olamayacak şeytanın inatlaşması ve Allah’ın şeytanı azdırması yüzünden mi yaşandı? Buna “Allah’ın takdiridir, öyledir” denip geçilecekse, o halde mecburen geçmişin, bugünün ve geleceğin insanlarının, başkalarının kabahati, günahı yüzünden bunları yaşadığı sonucu çıkar ki, bu durum Kuran’da sıklıkla geçen bir ayetin hükmüyle çelişir (Enam 164: De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mi arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir). Çünkü ne açıdan bakılırsa bakılsın insanlık, şeytanın, Âdem’in ve Havva’nın günahı yüzünden cennetten kovulmuştur. Allah bu günahlar sebebiyle, Âdem nezdinde insanlığa, bir süre için yeryüzüne yerleşmelerini söylemiştir. Fakat anlaşılan odur ki, insanlık, çıkarıldığı yer olan cennete topyekun dönemeyecek, önemli bir kısmı cehenneme gidecektir. Allah, şeytanla inatlaşır ve onu azdırırken, bu imtihan meselesini “iyi fikir!” olarak mı düşünmüş ve karar vermiştir?
Her ne açıdan bakılırsa bakılsın, olayın en ilginç yönü, şeytanın Allah’ı gördüğü halde, onun huzurunda olduğu halde ona (ister aptallığından ister akıl ötesi cesaretinden) karşı gelmesidir. Fakat her nedense, Allah huzurunda böylesine cüretkâr olan şeytan, bir süre sonra bir pişmanlığa düşmüş, Allah’tan korkmaya başlamış ve fakat yaptığından yapacağından da geri durmamıştır:
Enfal 48: Hani şeytan yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım” demişti. Fakat her iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler) görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti.
İbrahim22: İş bitirilince şeytan diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
Haşr16: Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der.
Bu karmakarışık ilişkiler ağını çözmek elbette kolay değil. Çünkü neresinden bakılırsa bakılsın, durumun mantığa sığmayacağı açıktır. Nelerin olacağını çok iyi bilen şeytan, Allah’ın gözünün içine baka baka itaatsizlik etmiş, meydan okumuş, engelleri aşarak cennettekileri kovdurmuş ama sonra birden imana ve korkuya gelmiş, Allah’tan korkmaya başlamıştır. Ama yapacaklarından da vazgeçmemiştir. Bir inat uğruna, belki de cennetlik bir varlıkken cehennemlik olmuş, hem kendini hem insanlığı yakmıştır. Zaten Müslümanlar da olayın sadece bu boyutu ile ilgilenmiş, diğer hususları bir kenara bırakmışlardır.
Şeytanın macerasını bu boyutta inceleyip bitirmeden önce, bu noktada, bir zamanlar İslam dünyasında çalkantılar yaratan ve etkileri aslında sessiz sedasız devam etmekte ve edecek olan “Şeytan Ayetleri” konusuna da değinmekte fayda var. Bu konunun iyice anlaşılması için öncelikle, Allah inancının ve adının nereden geldiğine bakmak gerekmektedir. Özetlemek gerekirse* :
İslam öncesi Arabistan’ında putperestlik inancı hâkimdir. Araplar, Kâbede bulunan 360 adet puta tapmaktadırlar. Bu putlardan en yükseği ve en güçlüsü olarak ay tanrısını görülmekte, ona Al-İlah olarak hitap edilmekte ve inananları tarafından eller iki yana açılıp dua edilmek suretiyle ibadet edilmektedir. Ay tanrısı olan Al-İlah erkek bir tanrıdır ve Güneş Tanrıçası ile evlidir. Bu tanrı-tanrıça çiftinin Al-Lat, Al-Uzzat ve Al-Menat isimlerinde üç kızları vardır. İslamiyet ile beraber Al-İlah adı Allah olarak değiştirilmiştir (Meryem 65: (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?). Muhammed böylece Al-İlah’ı tek tanrı olarak ilan etmiş, diğer putlara tapınmayı yasaklamıştır. İslamiyet öncesi bu pagan dininde de Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutma, Kâbenin etrafında yedi kere dönme, “Kara Taş”ı (Hacerül Esved) kutsal sayıp öpme, günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılma, şeytan taşlama ve burna su çekme, elleri dirseği kadar yıkama suretiyle abdest alma gibi bugünkü inanca tamamen benzeyen uygulamalar vardır. Halifelerden Ömer’in, Hacerül Esved hakkında “Resülullahın seni öptüğünü görmeseydim, asla öpmezdim” dediği bilinmektedir.
Bu bilginin bu şekilde verilmesinden sonra, artık “Şeytan Ayetleri” konusunun anlaşılması daha kolay olacaktır. Bu konu da kısaca anlatılmak istenirse:
“Gördünüz mü Lat’ı, Uzza’yı, Menat’ı; işte bunlar yüce turnalardır, şefaatleri elbette ki umulur.” İşte her şey, Muhammed’in ağzından çıkan bu cümle ile başlar. Buhari ve Tirmizi gibi hadis kaynaklarına göre, Muhammed, Mekke’de Necm suresini okurken bu sözü söyleyerek secde eder ve onunla birlikte yaşlı biri hariç, orada bulunan tüm Müslümanlar ve putperestler secde ederler. Süyuti ve İbn Hacer gibi diğer hadis kaynaklarına göre ise olay şöyle gelişir: Muhammed, Mekke’de Necm suresini okurken “Lat’ı, Uzza’yı ve bir öteki, üçüncü put olan Menat’ı gördünüz mü?” denilen bölüme gelir, işte tam burada şeytan, Muhammed’e “İşte bunlar yüce turnalardır. Şefaatleri de elbette ki umulur” dedirtir. Orada bulunan putperestler “Muhammed daha önce değil, bugün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” derler (ilk hadiste, “putperestler neden Muhammed ile birlikte secde etsinler ki” sorusunun cevabı da burada yatar, çünkü putperestlerin tanrıçalarının adı anılmıştır).
Allah, Muhammed’in imdadına hemen yetişir:
Hac 52-54: Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
Bu büyük gaftan bile Muhammed’in üç ayetle nasıl sıyrıldığı gözden kaçmamalıdır, olayı kâfirlere bir imtihan, Müslümanlara da bir iman meselesi haline getirmiştir. Böylece bu ayetlerden, şeytanın vesvesesi sayesinde Kuran’a “Şeytan Ayetleri”ni soktuğu, ancak sonrasında Allah’ın (Cebrail aracılığıyla) bu vesveseyi gidererek ayetlerini sağlamlaştırdığı anlaşılmaktadır. Elbette, bir peygamberin herhangi bir vesveseye kapılması kabul edilemez; bir an için vesveseye kapılabileceği kabul edilebilse bile, bu vesvesenin “Allah’a ortak koşmak” olması son derece çarpıcı değil midir? Herhalde Muhammed, bir öz eleştiri yapmak ve kafası karışan insanları yatıştırmak ihtiyacı hissetmiştir ki, şu ayetler de kendisine inmiştir(!):
İsra 73-75: Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin. İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Demek ki Muhammed, söz konusu vesveseden, yoldan şaşmadan, inanmayanlarla dost olmadan, onlara meyletmeden, hayatın ve ölümün katmerli acılarından Allah’ın verdiği sebat ile kurtulmuştur. Yani Allah sebat vermeseydi, Muhammed yoldan çıkacaktı gibi bir durum anlaşılıyor. Allah’ın bu sözlerinden bu sonuç çıktığına göre, peygamber kadar üstün ve bilge olmayan insanların ne denli ciddi bir tehlike içinde olduklarını görmemek imkânsızdır. Allah’ın insanları sınarken, onları kendi kaderlerine bıraktığı iddiası burada sarsılıyor veya öteki açıdan bakılırsa, vesveseye kapılan insanlara sebat verilmemesi hususuyla bir eşitsizlik durumu yaratılıyor. Bu konu sayesinde de, peygambere vesvese vererek, Kuran’a kendi ayetlerini sokarak ve bunlarla Allah’ı, ayetleri düzeltip sağlamlaştırmak zorunda bıraktırarak, şeytanın, hiç de akılsız ve güçsüz bir varlık olmadığı kanıtlamış oluyor. O halde, Âdem’in yaratılışına saygı duymaması, Allah katından kovulması ve Allah’tan korka korka bu görevine devam etmesi, son derece ilginçtir.
Bir o kadar dikkate değer olan diğer konu ise, Muhammed’in Lat, Uzza ve Menat’ı övdüğü zamanın, İslam’ın henüz yayılmadığı, Mekke’de Muhammed ile alay edildiği ve dolayısıyla Muhammed’in oldukça yalnız ve sıkıntılı olduğu bir döneme denk gelmesidir. Muhammed, sonraları bu durumdan pişmanlık duymuş ve bu kötü durumdan, “Bana bunları şeytan söylettirdi” diyerek kurtulmaya çalışmıştır.
1.soru için:
orada yaşanan şeyleri elimizde olan materyallerle değerlendirirsek doğru olmaz heralde.Yani şöyle düşünelim:
anne karnındaki bir bebeğe dünyadaki olayları nasıl anlatırsın.mesela (babam bana çok kızdı ve bir tokat attı harçlığımıda kesti) kızmayı tokatı ve harçlığı anne karnındaki karanlıklar içinde olan bebeğe anlatabilirmiyiz? insan isterse bir sürü soru oluşturabilir.fakat bize ne kazandırır o bilinmez.
son olarak : bizim hiçbir şekilde inkar edemiyeceğimiz muhteşem bir sistem ve varlık var. bir yere gittin,baktınki 2 tane küp üst üste,en alttakinde 1 üsttekinde 2 yazıyor.dersinki olabilir.aynı şekilde 3 küp gördün en altta 1 sonra 2 en üstte 3 yazıyor.eh oda olsun bir rüzgar esmiş onlarda denk gelmiş.on tane küp üst üste gördün en alttan yukarı doğru 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 yazıyor bunu olasılık hesabına vurduğun zaman on milyarda birdir.zor ihtimal.
işinize gelince elimizdekilerle değrlendirmek yanlış, elimizde olanlar çoğalınca harun yahyacılık :)
şeytanı tanrı yarattı ona itaat etsinler diye bütün melekleri de, şeytan neye güvenip karşı çıktı o zaman? tanrı neden şeytanla iddia benzeri bir olaya girdi? şeytan tanrı kadar kuvvetli değilse nasıl bir tartışma bu? her hayır allahtan her şer şeytandan mı gelir? neden tuzak kurup herşeyi bilirim, herşeyin sebebi benim diyor o zaman şeytan da işin içindeyse?
Şeytan'ın insanlara yaptırdığı sadece vesvesedir. Haşa Allah'tan daha güçlü olması veya denk olması gibi şeyler söz konusu değildir.
İnsanları yoldan çıkartmak için uğraş veren Şeytan madem dediğiniz kadar güçlü ise neden herkesi yoldan çıkartamıyor?
Siz mesela yanlizs, Yaratandan daha mı güçlüsünüz ki karşı geliyorsunuz?
Greatestlieevertold
21-06-2011, 19:15
sanırsam yalnizsin sorusunu söyle sorabilirdik,
şeytan kim ki allah onu dengi sayıp bizim üzerimize kumar oynuyor? biz meleklerden üstün değilmiydik? bize secde etmediler diye neden azabını biz çekiyoruz? herşeyin yaratıcısı, herşeye gücü yeten allah neden şeytanla aynı seviyeye inip kumarbaz gibi bir bahse girmeyi tercih etti?
onmilyarlarca, ilerde belki yüzmilyarlarca garip insan, severek yarattığını söylediği bu kadar insan, bizimle alakası olmayan, 10 yaşındaki 2 çocuğun tartışmasıan benzer bir tartışmadan çıkan inatlaşma yüzünden mi cehennemde 10+ farklı işkence yöntemine maruz kalıcak? ben şeytanı suçlamıyorum tanrı da bir problem var.
şeytanın allah kadar güçlü olması önemli değil, sorun allahın sonsuz bilgeliğine, gücüne (sanırsam sonsuz egosuda var durum böyleyken) rağmen milyarlarca insana işkence için bir meleğin sözü yüzünden zemin hazırlamış olması.
ya yaşa sen greatestlieever told :)
evet ifadeler çok doğru el cevap istiyorum, yıllardır bunun cevabını arıyorum
mirzamehmet
22-06-2011, 01:14
biz o zamanlar varmıydık bilemiyorum.ama allah yaptığı şeyleri genellikle sebeplere bağlar.bağlamayabilirde.mesela yer çekimi kanunu.yüksek bir binadan atlarsan ölürsün.tam emin olmamakla beraber biz zaten dünyaya gelecektik bir sebep gerekirdi oda oldu.biz hayvanlardan ve meleklerden farklı olarak dünyaya geldik.bizim irademiz serbesttir.bu yüzden alçalma ve yükselme var.isteyen istediği yoldan gider.Aslında bir yaratıcının varlığı o kadar aşikar ki bunu kendi içindeki pusulaya (vicdan) bakarsan göreceksin ve görüyorsunda.bir portakal ile vücudundaki hücre arasındaki bağlantıyı kuran kim.turuncu rengi gözüne hitap etmiyormu kokusu burnuna hitap etmiyormu tadı diline hitap etmiyormu yedikten sonraki safhalarını az çok biliyorsun.insanlar neden bir portakal yapamıyor? yani ağaç veya odun bizden dahamı zeki ve becerikli.çamuru yiyip bize harika bir sanat eseri veriyor hiç mümkünmü?
ereninthenature
22-06-2011, 01:19
biz o zamanlar varmıydık bilemiyorum.ama allah yaptığı şeyleri genellikle sebeplere bağlar.bağlamayabilirde.mesela yer çekimi kanunu.yüksek bir binadan atlarsan ölürsün.tam emin olmamakla beraber biz zaten dünyaya gelecektik bir sebep gerekirdi oda oldu.biz hayvanlardan ve meleklerden farklı olarak dünyaya geldik.bizim irademiz serbesttir.bu yüzden alçalma ve yükselme var.isteyen istediği yoldan gider.Aslında bir yaratıcının varlığı o kadar aşikar ki bunu kendi içindeki pusulaya (vicdan) bakarsan göreceksin ve görüyorsunda.bir portakal ile vücudundaki hücre arasındaki bağlantıyı kuran kim.turuncu rengi gözüne hitap etmiyormu kokusu burnuna hitap etmiyormu tadı diline hitap etmiyormu yedikten sonraki safhalarını az çok biliyorsun.insanlar neden bir portakal yapamıyor? yani ağaç veya odun bizden dahamı zeki ve becerikli.çamuru yiyip bize harika bir sanat eseri veriyor hiç mümkünmü?
allah iyi birşey yaparsa sebebe bağlar kötü birşey yaparsa bağlamaz.
örnek vereyim adama 6 ay ömür biçerler 5 yıl daha yaşar yaşamaya devam ediyodur allah yardım etmiş derler.deprem olur anne karnındaki çocuklardan, yaşlı, genç, kör , sakat herkes olur o zaman allah sebebe bağlamaz.
arkadaşım şeytanı sordum ben doğanın düzeni zaten müthiş bişey diyen var mı? şeyan diyorum nasıl karşı çıkıyor allaha nereden buluyor bu gücü. allah severek yarattığı insanı niçin şeytana kanıp cehenneme dolduruyor?
Greatestlieevertold
22-06-2011, 12:19
neden ağaç yapamıyorsunuz, neden tırt pırt zırt yapamıyorsunuz sorusuna bayılıyorum.
malesef allah da ağacı toprakta yetişecek şekilde yapmış. yani işin esprisi orada değil, allah da tonlarca ağırlıkta uçan cisimler yapamamış, yada ses hızını geçmeyi başaramamış hiçbir canlı yaratığı ile. şu 50 yılda başardıklarımızı hiç mi görmezsiniz? görmeniz için illa ki içinde hiç mi görmezsiniz, görmezseniz yanacaksınız şeklinde bir kitap mı lazım size?
hani desenki bana yoktan evren yaratın, , peki sen böyle ikna olacaksan yaratamıyoruz onu derim, ama ağaç, portakal gibi şeyler çok komik kaçıyor artık, onlarda yoktan olmadı şunu kafanıza sokun artık. allah gün gelir yukardan ve yoktan tohum yağdırırsa o zaman sözüm biter.
en kritik nokta da bu zaten, evrenin yaratılışı, evren yaratıldıktan sonra herşey bir düzene binmiş milyonlarca yıl içinde. sürekli genişleyen evren, kimi cisimler henüz çok genç, kimileri sönmüş, çökmüş, ışığını kaybetmiş, yaşam varsa bile kaybolmuş cüce formları gibi. kimileri devasa yıldızlar galaksiler, kimileri bizimki gibi mütavazi, fakat hala devam eden ve muhtemelen edecek olan yapılanma. sahi evren nasıl oluştu, daha doğrusu tetikleyici neydi?
en kritik nokta da bu zaten, evrenin yaratılışı, evren yaratıldıktan sonra herşey bir düzene binmiş milyonlarca yıl içinde. sürekli genişleyen evren, kimi cisimler henüz çok genç, kimileri sönmüş, çökmüş, ışığını kaybetmiş, yaşam varsa bile kaybolmuş cüce formları gibi. kimileri devasa yıldızlar galaksiler, kimileri bizimki gibi mütavazi, fakat hala devam eden ve muhtemelen edecek olan yapılanma. sahi evren nasıl oluştu, daha doğrusu tetikleyici neydi?
yanlız yardımcı olur mu bilmiyorum ama evrenimizin karadelikten oluşmasına dair bir varsayım var ,şuan daha kesinlik kazali anmamıştır ,araştırılıyor
şayet doğru ise buda bizim evrenin tevren olduğu anlamına geliyor ,yani başka bir deyişle bağlı olduğumuz bir ana evren var:)
:) oooo gel de çık işin içinden şimdi. şeytana evren kara delik hepsi çorba oldu.
yaratılış hipotezimi geliştirmem lazım benim :)
ana evren varsa ki o nasıl oluşmuş acaba?
şeytana dönelim bence bu konu burada dağıldı
yanlız yardımcı olur mu bilmiyorum ama evrenimizin karadelikten oluşmasına dair bir varsayım var ,şuan daha kesinlik kazanmamıştır ,araştırılıyor
şayet doğru ise buda bizim evrenin tali evren olduğu anlamına geliyor ,yani başka bir deyişle bağlı olduğumuz bir ana evren var:)
yahu düzeltme butonunda bir sorun mu var neyse kendi yazımı alıntılayarak düzelteyim:)
Greatestlieevertold
22-06-2011, 12:42
"sahi evren nasıl oluştu, daha doğrusu tetikleyici neydi?"
rhetorical dimi bu sorun yani cevap beklemiyorsun? :) rebound evren, kümeler gibi düşünüp içinde farklı evrenlerin bulunduğu çoklu evren vb.. teoriler haricinde , pardon birde allah ol deyince oldu kesinliğinde bir cevap yok hala malesef :(
:) oooo gel de çık işin içinden şimdi. şeytan evren kara delik hepsi çorba oldu.
yaratılış hipotezimi geliştirmem lazım benim :)
ana evren varsa ki o nasıl oluşmuş acaba?
şeytana dönelim bence bu konu burada dağıldı
mirzamehmet
22-06-2011, 18:14
arkadaşlar bütün soruların cevabını bilmemiz olanaksız.100 kapılı bir sarayın 20 kapısı kapalı 80 kapısı açık ise o saraya girilmez denilebilirmi.sürekli kapalı kapıları göstermek bu sorulara benziyor sanki.
mirzamehmet
22-06-2011, 18:18
güncel bir cevap:lys sınavı niye var?
mirzamehmet
22-06-2011, 18:21
pardon güncel bir sorulu cevap daha doğru olur.
şimdi ne ilgisi var? şeytan konusu semavi dinlerin önemli noktası ve çok tartışmalı. bizim aklımız herşeye ermez demekle olmuyor o zaman hiç soru sorulmazdı, bilim hiç gelişmezdi. soralım arayalım bulalım ki gelişelim
Sayın mirzamehmet,
Başlık yazıma karşı yazdığınız 116 nolu mesajınızda (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=393066&postcount=116) şöyle diyorsunuz:
1.soru için:
orada yaşanan şeyleri elimizde olan materyallerle değerlendirirsek doğru olmaz heralde.Yani şöyle düşünelim:
anne karnındaki bir bebeğe dünyadaki olayları nasıl anlatırsın.mesela (babam bana çok kızdı ve bir tokat attı harçlığımıda kesti) kızmayı tokatı ve harçlığı anne karnındaki karanlıklar içinde olan bebeğe anlatabilirmiyiz? insan isterse bir sürü soru oluşturabilir.fakat bize ne kazandırır o bilinmez.
son olarak : bizim hiçbir şekilde inkar edemiyeceğimiz muhteşem bir sistem ve varlık var. bir yere gittin,baktınki 2 tane küp üst üste,en alttakinde 1 üsttekinde 2 yazıyor.dersinki olabilir.aynı şekilde 3 küp gördün en altta 1 sonra 2 en üstte 3 yazıyor.eh oda olsun bir rüzgar esmiş onlarda denk gelmiş.on tane küp üst üste gördün en alttan yukarı doğru 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 yazıyor bunu olasılık hesabına vurduğun zaman on milyarda birdir.zor ihtimal.
"Orada yaşanan şeyleri elimizdeki materyallerle değerlendirmek" de ne demek? Elinizdeki materyaller nedir? Ve o elinizdeki materyaller dışında ne vardır ki neyi neyle değerlendirmek gerekir?
"Elimizdeki materyal" dediğiniz şey Kuran değil mi? Senaryoya göre neyin nasıl olduğunu bu şekilde açıklama gereği duyan da (güya) Allah. Onun açıklamalarını yetersiz veya çarpıtılmış/indirgenmiş/biçimlendirilmiş mi buluyorsunuz?
1. sorunuza cevap demişsiniz ancak cevap verildiğini düşünen beri gelsin. Materyal konusuna ek olarak, anne karnındaki bir bebeğe dünyadaki olayları anlatmak gibi ayakları kesinlikle yere basmayan bir benzetme yoluna gidiyorsunuz. Lütfen dikkat edin; konuyu (güya) Allah'ın bizatihi kendi sözlerinden, Kuran'da yer aldığı şekliyle değerlendirme, yorumlama ve savunma yoluna gidemiyorsunuz.
Buna dair yüzlerce tartışmamda söylediğim gibi, bunun eksikliği size ait değil. Bel bağladığınız Kuran, kendi içinde barındırdığı safsataları savunabilmeniz için size hiçbir bilgi, hiçbir belge, kanıt, dayanak sunmuyor.
Zaten konu da tam orada başlıyor: O halde bu kitaba neden bel bağlarsınız? "Bilemeyiz, edemeyiz, anne karnındaki bebek gibiyiz bu konuda" gibi yaklaşımlarla neyi savunmuş oluyorsunuz? Anne karnındaki bebek olan bizlere ne gerek o halde peygamberler ve kutsal zırvalar? Ve fakat mesele "karı-kız" meselelerine, savaşa, ganimetlere gelince, (güya) Allah hiç de anne karnındaki bebeğe konuşur gibi konuşmuyor, değil mi?
Sizin hiçbir şekilde inkar edemeyeceğiniz muhteşem sistem ve varlığın ne olduğunu soracağım ama yine cevapsız kalacağım, biliyorum. Ciddi bir cevabınız varsa duymak isterim, aksi takdirde sormadım farzedin. Ancak kutuları üst üste koyup numaralandırarak legolardan kendinize bir din kuracağınıza, Kuran'da zaten numaralandırılmış ayetleri bir araya getirip azıcık sorgulayarak ve birbiri içerisinde karşılaştırarak daha sağlıklı bir tahlili değerlendirmeniz, konu üzerinden tartışmamıza daha fazla katkıda bulunacaktır. "Bilemeyiz, edemeyiz" diyecekseniz, bence bu başlıkta işiniz yok; zira bu ve diğer başlıklarda bildiklerimizi, düşündüklerimizi karşılaştırmaya çabalıyoruz, "kutu kutu pense" oynamaya gelmedik.
Saygılarımla
not: "bir haber" değil denmez. "bihaber" şeklinde kullanılır... :)
1. kibir büyük bir beladır ve şeytan (tabii o zamanlar adı farklı) yüksek bir makamda iken, kendisinden aşağı gördüğünü kendisinden üstte görmek istemedi, bu ona ağır geldi, ve kabullenmedi, bazen bazı duygular ölümden ağır gelir, fazlasıyla bağlandığınız bir şey elinizden alınırsa bunu kabullenemeyebilirsiniz.. örneğin bir şirkette 10 yıl çalışıp üst düzey bir yönetici konumunda iken bir gün şirket sahibi gelip bu ahmet artık bu bölümün yöneticisi o ne derse o olacak derse, siz de ben tecrübeliyim ben daha iyi bilirim ben kabul etmem bunu derseniz, patron ya sizi kapı dışarı edecek yada bi ihtimal konuşabilirde.. belki de ahmet itü mezunu ve doktora yapmış kaliteli biri, belkide bazı şeylerin daha iyi olacağını hesaplamış patron, burada kibre kapılma ihtimali yüksek.. burada ki olayın akıl ile ilgisi bulunmadığından şeytan aptal denemez. çok çok akıllı bir insan bile duygularının esiri olabilir, bu da o kişinin sağlıklı kararlar vermesini engelleyebilir, ...
2. Şeytan onları kandırmışdır, bu nasıl olmuş kim nereye ne şekilde neden ne zeman ,,, yani 5n1k yapıyoruz.. şeytan ne demişde kanmışlar.. vs... bunlar ayrıntı ve allah bu konuda bilgi vermemiş.. Önemli olan şu sebebe bağlı olarak cennetten indirilmeleri..
3. Meleklerin adem e secde edin sözündeki anlam secdeye akpaklanın manasında değildir. burada itaat söz konusudur, üst bilme, yeğlenme. Ve şeytan ile allahın tartışması aynı ortamda olduğunu da nereden çıkarıyorsun. yoksa bir odada toplandık, laboratuvarın kapısıda açıkdı ve sesler gayet yüksekdi gibi bir ibaremi var.. uydurmadan konuşursak daha iyi olur kanımca..
4. burada da yine salt önünde eğilmek anlamında düşünüş yanlışdır.
Burada ki bu düşünüş de yanlışdır. Felsefi açıdan bakmak gerekiyor. Bir şeylerin olması bir şeylere bağlıdır. Yani "sebeb" ler. Allah burada olmasını istediği şeylerin hesabını zaten yapmış, bu bir satranç oynayıp onlarca soraki hamleyi bilebilmek gibi bir şey. tabii allah burada çok daha fazla ilerki hamleleri hesaplayabiliyor. sonuçda insanları dünya üzerine koyup her türlü zenginliği verip, hastalıkdan fakirlikden uzak tutup, bir de haftada bir gelip tv yayınlarına çıksaydı, bu sınav olamazdı. allah zaten kuranda diyor ki: ben sizleri hastalık, zenginlik, fakirlik, .. gibi şeylerle deneyeceğim. yani bizi dünyaya gönderip test ederken bazı testlerde ekliyor, şeytan bunların en önemlisi. şeytan 2 dir:
1 . insanın kendisini kötü işlere yapmaya sevk eden arzu ve hevesidir.
2. insanı açıkca çeşitli şekillerde dışarıdan (kendisinin amacını gizleyerek, ve kendisini de gizleyerek) etkiyle kötüye yönlendirmesidir. bu ikincisinde şeytan size karşı bir çok araç kullanır. örneğin şeytana ait tvler vardır. basın yayın kuruluşları. bu kuruluşlarda çalışan ve esasen sahibinin şeytan olduğunu bilmeyen insanlarda mevcuttur. şeytan kilisenin içinede girmişdir deniliyor. yani bir örgütlenme var. ve kontrol noktalarına, önemli noktalara kendi adamlarını yerleştiriyor, şeytanın bir adamı kendisinden önceki patronunu kendi adamına söylemez. dünya üzerinde şeytan gizli bir yerde yaşıyor.
şeytanın amacı kin ve nefretinden ve kibrinden dolayı öç almak, gerçeği bilsede yine bu amacında olacakdır. hem şeytan akıllıdır ve zekidir, tabii ki son onda annesini bile satacakdır, ve belkide allah bana biraz ültimas da geçer diye yada artık battı fishing yan going ilkesi gereği yapacakda bir şey kalmadığı için doğru söyleyecekdir.
İslamiyet ile beraber Al-İlah adı Allah olarak değiştirilmiştir
Maaselef bu tür bir bilgi hiç bir islami kaynak yok.
Kuran da ben eski ay tanrısydım mı yazıyor. Bunlar uydurmadır.
----------
şeytan ayetleri:
olay çok basit, muhammed de insandır, ve şeytan onu kandırmışdır, peygamberler vesveseye düşmez şeklinde bir ibare yokdur, bilakis düşerler denir, yanılabilirler, hastalanabilirler, yani aynen sen ben gibi insan, olay budur, kandırılmış ve allah ın yardımıyla kurtarılmış.
bunu anlayamamanız cahilliğinizdendir, peygamberi bir insan olarak görmeniz gerekir, ve insanlar da hata yapabilirler.. siz hiç kandıran olmadı galiba :)
:)
şeytan insanın içinde kötülükse hikaye güme gidiyor, tanrı da insanın içindeki fazilet oluyor o zaman.
şeytan insanı kötülüğe sevk eden dış kuvvetlerse, şeyana ait tv kanalları filan ne oluyor hiç anlayamadım? o zaman şeytan bir varlık haline geliyor hikayedeki gibi.
kendinizle çelişmeyin lütfen.
iyi-kötü svaşı işte, starwars gibi, yüzüklerin efendisi gibi. ama Allah herşeyi yaratan mutlak yaratıcı niçin kendisinn yarattığı şeytanla iddiaya girip sevgi ile yarattığı, muhabbet için yarattığı, kendisini bilsin inansın ibadet etsin diye yarattığı meleklerden bile üstün insanlığı sınıyor? sınamak nedir ki, biz ve çocuklarımızdan örnek vermiştim cevap vermediniz. saf sevgi sınamayı içinde barındırmaz; saf sevgi affeder, bağışlar, hoşgörür. bizler çocuklarımız hakkında birileri onları kışkırtıp yanlış yönlerdirse dahi akıl almaz cezalar vermeyiz doğruyu gösterir affederiz işte saf sevgi budur.
mahirzz
24/21- Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.
bu ayete göre allah dileğine göre kimilerini arındırıyor ,peki neye göre yapıyor bunu?
ben açıkcası cevabını bulamadığım için merak ettim ,sen cevabını biliyorsan yazabilir misin?
malum şeytanla ilgili ayetlerin çoğunda ,şeytana uyanların cehennem ateşinde odun misali yanacaklarından bahseder hep ,yukarıdaki ayet bunun böyle olmadığından bahsediyor sanırım ,yanlış mı anlamışım?
mahirzz
24/21- Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.
bu ayete göre allah dileğine göre kimilerini arındırıyor ,peki neye göre yapıyor bunu?
ben açıkcası cevabını bulamadığım için merak ettim ,sen cevabını biliyorsan yazabilir misin?
malum şeytanla ilgili ayetlerin çoğunda ,şeytana uyanların cehennem ateşinde odun misali yanacaklarından bahseder hep ,yukarıdaki ayet bunun böyle olmadığından bahsediyor sanırım ,yanlış mı anlamışım?
ben cidden merak ettim ,yanlış anlamışta olabilirim
yanılıyor muyum ,yanılmıyor muyum? biri bana yardım etsin lütfen:)
bence şeytana uyanlar tövbe edince ki töve ancak Allahın izni sayesinde edebilir (kendisi herşeyi biliyor o yüzden söyledim) onlar arındırlacakk anlamı çıkıyor.
birçok ayette geçer ya "biz onların kalplerini katılşatırdık" yani inanamamalarını sağladık diye, bunlar kalpleri katı olsa da gerçeği anlayıp yumuşayıp Allah dönmesine izin verilenler olabilir.
bence şeytana uyanlar tövbe edince ki töve ancak Allahın izni sayesinde edebilir (kendisi herşeyi biliyor o yüzden söyledim) onlar arındırlacakk anlamı çıkıyor.
birçok ayette geçer ya "biz onların kalplerini katılşatırdık" yani inanamamalarını sağladık diye, bunlar kalpleri katı olsa da gerçeği anlayıp yumuşayıp Allah dönmesine izin verilenler olabilir.
hadi diyelim öyle olmuş olsun ki bazı ayetlerde hani hep der ya "allah dileseydi doğru yola koyardı ,dilemediği için kalpleri mühürlenmiş gözleri kör ve kulakları sağırdır ,artık onlara ne yapsanızda fayda vermez ,cehennemlik olmuşlardır" peki bu durumda nasıl oluyorda "artık onlara ne yapılsada fayda vermez" olduğu halde o kişiler doğruyu görebiliyorlar? hadi diyelim ki gene allah diledi ,ama neye göre? hani onlar mühürlü kör ve sağırdı allah tarafından ,bu durumda allah o kişileri bu konumda iken yani hiçbirşeyi göremez duyamaz bilemez iken bu kişilerin hidayete ermesi imkansız iken neye göre hangi doğruya göre hidayete erdiriyor?
soruyu net anlatabildim mi?
o grupla bu grup farklı herhalde :)
cehennmelik olanlar, artık dönülmez bir yolda olanlar tamamen kötüleğe batmış rezil insanlar olabilir diye düşünüyorum.
affedilebilecek olanlar ise bizler gibi doğruyu arayan düşünen, kötülük yapmadan iyi insan olanlar olabilir. inancı sorgulasa da özü iyi, saf olanlardır belki.
bunlar tamamen benim yorumum.
o grupla bu grup farklı herhalde :)
cehennmelik olanlar, artık dönülmez bir yolda olanlar tamamen kötüleğe batmış rezil insanlar olabilir diye düşünüyorum.
affedilebilecek olanlar ise bizler gibi doğruyu arayan düşünen, kötülük yapmadan iyi insan olanlar olabilir. inancı sorgulasa da özü iyi, saf olanlardır belki.
bunlar tamamen benim yorumum.
tabiki senin yorumun da ayrı:)ama ben cidden anlamaya çalışıyorum ,tabiki bir anlamı varsa
şeytan ayetlerinde ,şeytana uyanların yoldan çıkmış kişiler olduğundan ve odun misali cehennemde yanacağından bahseder genelde ,ama yukarıdaki yazılan ayette ise tersi bir durum varmış gibi görünüyor ,değil mi?yani gene allah tarafından dilendiği takdirde doğru yola eriştirilecektir ,aynı diğer yazdığım ayetler misali gibi geldi bana ,işte burada anlayamadığım birşey var ,neye göre cehenneme giden yoldan alınıp cennete giden yola sokuluyor?şayet şeytana uymak cehennemlik olabilecek kadar kötü yoldan çıkmak ise ve diğer ayetlerle kıyasladığımız zaman "mühürlü ,kör ,sağır" ise
şimdi daha net anlatabildim mi?
anladım tabii,
bu beni de çok zorlamış olan bir sorudur, maalesef bulamadım :(
tek bir ayet var 2/272 "Allah dilediğini hidayete erdirir" neye göre bilemiyoruz.
yalnız kimlerin hidayete eremeyeceğini biliyoruz
Gafir 28 "Muhakkak ki Allah haddini aşan, yalancı bir kimseyi hidayete erdirmez"
Saff 5 "Allah fasıklar grubunu hidayete erdirmez." (fasık açıkça günah işleyen)
Nahl 37 " Allah delalete sapanı hidayete erdirmez" ( kılavuz, aracı, anlam çıkaran)
Bakara 264 "Allah kafirler güruhunu hidayete erdirmez" ( allah ve peygamberi inkar edenler, imansızlar)
ben cidden merak ettim ,yanlış anlamışta olabilirim
yanılıyor muyum ,yanılmıyor muyum? biri bana yardım etsin lütfen:)
Ben yardim edeyim sevgili Tuba ;
ENBIYA
82. Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Dalgiclik eden seytanlarda var bak. Bunlar nasil tovbe edecek bilmem artik.
Şeytan bir cin ise meleklerin içinde ne işi var? Şeytan bir melekse melekler kötülük yapamaz.
hikaye olduğu kesin de,
ilginç olduğu tartışılır.
yeraltı/kötülük tanrısının evrimleşmiş bir biçiminden başka birşey değil şeytan.
hikaye olduğu kesin de,
ilginç olduğu tartışılır.
yeraltı/kötülük tanrısının evrimleşmiş bir biçiminden başka birşey değil şeytan.
aslına bakacak olursan mısır mitinden gelmedir şeytan hikayesi ,senin de bahsettiğin gibi önce yer altı ve kötülük tanrısı olarak karşımıza çıkar mitlerde ,sonra tevratla şeytana dönüşüverir kötülük tanrısı
Ben yardim edeyim sevgili Tuba ;
ENBIYA
82. Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Dalgiclik eden seytanlarda var bak. Bunlar nasil tovbe edecek bilmem artik.
o zaten hepten çorbaya dönüştürür olayı :D
Gerçekten çok ilginç ve önemli bir konu.
mi?"...Yani Allah daha önceden, şeytanın insana karşı apaçık düşman olduğunu Adem ve Havva'ya söylemiş...ve cennette bütün nimetler serbest iken bir tane ağacı yasaklamış..ve sakın ona dokunmayın demiş..her şey serbest bir ağaç yasak..burda düz mantık yerine biraz düşünmek lazım..Allah bunu bize niye anlatıyor?acaba oradaki ağaç günahları temsil ediyor da bizden :size o kadar helal temiz nimetler verdim bu günah ağacından uzak durun..mu denmek istiyor?ağaçtan uzak durmaz isek bir sonuç ile karşılaşacağımız söyleniyor..sonra da ya şeytan gibi isyan edeceğiz, ya da Adem gibi pişman olup tevbe edeceğiz...
Sevgili Muhammed;
Biraz mantıklı düşündüğümüz zaman adem'in cennetteyken yaptığı hata yüzünden yer yüzüne gitmesi ile senin yer yüzünde yaptığın hata yüzünden cehenneme gitmenin ne kadar eşit olduğunu biraz düşünmeni isterim.
Sevgiler Saygılar
perfect_storm
19-09-2011, 16:24
bu konuda aklıma takılan bazı sorular hatta genel anlamda birkaç soru var konuyla alakalı benzerleri var biliyorum tekrar etti isem özür dilerim
1.si kafirlerin inançsızların yada diğer tabirle sapkınların duası kabul olunmadığı halde şeytanın temennileri hemde kimseye verilmemiş olan o büyük temennileri nasıl kabul görmüştür
2.si yine üsttekiyle alakalı,cennete müslüman dışı kimsenin giremeyeceği sabitken şeytan kafir olduğu halde cennette ne işi vardır oraya nasıl girebilmiştir
3.sü o cennet şimdiki bahsedilen cennetmi yoksa daha evvel vardıda yokedilen cennetmi eğer şimdiki yani kuranda bahsedilen cennetse ve şeytan orayı gördüyse isyanında neden inat etmektedir
yok eğer o konuşmalarda belirtilen cennetle aynı anlamda kullanılıyorsa benzer birşeyin olmayacağı nasıl garanti edilebilir ayrıca imtihan cennette neden vardır
4.sü şeytan bir temsil olup başka birşeyden mi bahsedilmektedir değilse bunlar ne anlama gelir
her inanca mensup saygıdeğer forum yazarlarının fikirlerini bekliyorum
bu konuda aklıma takılan bazı sorular hatta genel anlamda birkaç soru var konuyla alakalı benzerleri var biliyorum tekrar etti isem özür dilerim
1.si kafirlerin inançsızların yada diğer tabirle sapkınların duası kabul olunmadığı halde şeytanın temennileri hemde kimseye verilmemiş olan o büyük temennileri nasıl kabul görmüştür
İsra 18:
Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkum ederiz.
Kafir de olsa, mazlumun bedduasından sakının. Zira o bedduanın (ulaşmasına mani olacak) bir perde yoktur.
(15) (http://www.ramuzelehadis.org/?p=361), Ah- beddua-4 (http://www.ramuzelehadis.org/?cat=6358), Hz. Enes (http://www.ramuzelehadis.org/?cat=3), Ma'ruf-Münker-25 (http://www.ramuzelehadis.org/?cat=7040)
2.si yine üsttekiyle alakalı,cennete müslüman dışı kimsenin giremeyeceği sabitken şeytan kafir olduğu halde cennette ne işi vardır oraya nasıl girebilmiştir
Yılanın içinde girmiştir. Allah niye mani olmadı dersen, imtihan derim.
3.sü o cennet şimdiki bahsedilen cennetmi yoksa daha evvel vardı da yokedilen cennetmi eğer şimdiki yani kuranda bahsedilen cennetse ve şeytan orayı gördüyse isyanında neden inat etmektedir
o cennet şimdiki cennettir. Şeytan Allah ile görüştü, cenneti görmese ne yazar. Yine de isyan etti. Kibir yaptı Adem'e...
4.sü şeytan bir temsil olup başka birşeyden mi bahsedilmektedir
Hayır, bildiğin şeytan işte. Damarlarında dolaşan, dumansız ateşten yaratılan Allah'ın bir mahluku.
cenkvarol
19-09-2011, 20:09
cübbeli yazdıkların ne yazık ki cevap mahiyeti taşımıyor.
1. soruya cevaben, allahtır bu istediğini yapar deyip çıkmışsın işin içinden, ayrıca şeytanı mazlum mu sayacaz şimdi onu da anlamdım,
2. soruya cevaben, yılan ya da solucan bir şekilde girmiş mi girmemiş mi cennete şeytan, girmiş.
3. soruya cevaben, şeytanın cenneti değil allahı görüp de bunları yapması daha da vahim,
4. soruya cevaben keşke temsil felan desen de bir nebze anlamlı olsa bu hikaye.
Vandenys
29-09-2011, 18:22
yaratıcısına posta koyma cesareti gösteren biricik şey-kimse...
RENAULTFERRARİ
29-09-2011, 18:32
Allah kendi zatıyla secde et diycekte iblis secde etmiycek böyle bir şey olmaz?
seve seve büyük bi memnuniyetle eder.. Allah çok nazikdir..
insanın içine gelen hitap üç yerden gelir
1-Şeytandır
2-melekten
3-Allahtan
şöyle bir soru sorulabilir Allah'dan gelen ile ile melekten gelen arasında ne fark vardır
Melekten gelen şeyde İnsanın nefsi muhalefet edebilir
Allahtan gelen şeyde ise Nefs de onu seve seve büyük bir memuniyetle yapar..
muhaleefet etmez
Allah ademe secde emrini hitabı hariçten verdi.
yani hazreti ademin lisanında verdi.. azail iltibasa düştü... secde etmedi.
Allah'da azazil'e ey iblis diye hitap edince Azazil iltibasa düştüğünü anladı
İblis olduğunu yani
neden ademe secde etmedin diye değil
seni adem secde etmekten men eden şey neydi diye sordu Allah
Kibirden mi ? evet kibirden diye cevap verdi.. ben ateş o toprak ben ondan hayırlıyım diye ona secde etmedim dedi..
Allah kovuldun dedi...
sevgili renoult oradaymış görmüş gibisiniz çok ilginç yargılarınız çok keskin ve muğlak olan üzerine çok eminsiniz neden ve nasıl?
Natürelist
06-10-2011, 09:57
:evil: Bu seytan cok akilli bir bas melekmis muhammedi nasilda kandiriyor :)
Garip olan durum, herseyi önceden bilen allah bile önlemini alamiyor, ve seytanin muhammed'le dalga gecmesine izin veriyor!
Ayrica seytan islam inancinda önemli bir yeri vardir dolayisiyla herkese her an görünebilir karsilanabilir ve hatta seytandan sakinmalari icin sabah aksam dualar edinilir, yani bizlere görünme ihtimali cok yüksek, dua bilmedigimden dolayi korunmasizim! simdiye kadar seytani görmüsüm degilim, sayet görür karsilasirsam eger, ilk soracagim soru allah'i nasil atlatip muhammed ile dalga gectin?! ve allahi tanidigina göre nasil biridir? eli kolu yüzü varmidir?!
Ve ayrica bir ricam var, olur ki, icinizden karsilasirsaniz eger lütfen bu sorumu seytana iletiniz :D
Saygilar
RENAULTFERRARİ
06-10-2011, 20:44
sen bir din kitabı okuduğuna eminmisin..ne okudun sen
nerden bunları buldun seni kindırdı vah vahhh
Onlar kendileri iyi, doğru,hak demiş şeylere şuhpe getirmeyi şeytanın vasvesesi diyorlar,
ama onların dinine inanmayanların kendi düşuncesine (örneğin bir ateistin ateizime ) şuhpe geltirmesini Allahın onların kalbına veren taufiği deyerek övmesi komuk ve mantıksızdır.
sergenci
29-06-2012, 01:13
Cennetten kovulan şeytan, sadece kibirden dolayı ademe secde etmiyor ve cennetten kovuluyor.
Beni ateşten yarattın onu topraktan, ben ondan üstünüm diyor.
1. Ateşten yaratılan şeytan ve ateşle cehennemde azab görecek, ateşe ateşlemi azab edilecek.
Muhammed kendi şeytanını müslüman yaptı, sahih hadislerde kendisi söylüyor. Müslüman olan insanlar ve cinler eninde sonunda cennete girecek bunu biliyoruz.
2. Muhammed şeytanını müslüman yaptıysa oda cennete girecek, müslüman olan her yaratığa cennet kapıları açık olduğuna göre muhammedin şeytanının da cennetlik olması gerekir. Ama allah şeytanı cennetten kovdu, peki onun şeytanı cennete nasıl girecek, eğer girerse allahın palavrası, yok giremezse o zaman her müslüman cennete girecektir palavrası ortaya çıkıyor.
2. Ademe secde etmeyen şeytan, şeytan kaç tane milyarlarcamı, herkesin şeytanımı var. Ademe secde etmeyen ilk şeytanmı ve bu şeytanın ordularımı var. Bu şeytanın orduları sonradanmı uyduruldu Bu ademe secde etmeyen şeytan TEK bir şeytan mı, yani milyarlarca insana hükmeden TEK bir şeytanmı. Dahada açayım Ademe secde etmeyen O meşhur şeytan mı *bütün insanlığı sapıttırıyor. Eğer herkesin bir şeytanı varsa, şeytanlarda ölümlü, o zaman ayrıca şeytanlar da ölümlü ise onlar sadece bizleri sapıttırmak için yaratılmış demektir, hal böyle olunca da ortaya şu çıkıyor. Bütün şeytanlar Cehennem için yaratılmıştır ve bunlar daha yaratılmadan önce cehennemliktirler.
Allah nasıl ki birkaç ayette diyor.
Diyanet İşleri Meali (Eski) 84,85. Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
Diyanet İşleri Meali (Yeni) “Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.”
*Diyanet Vakfı Meali "Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!."
Yok şeytan tek, yani Ademe secde etmeyen şeytan fonksiyoneldir ve her şey onun başının altından çıkmakta o zamanda şeytanın ölümsüzlüğü ve ebediliği ortaya çıkıyor ki Allah onu yaratmadan senaryosunu yazmış. Onu yaratmadan cehenneme mahkum etmiş. Kuranda zaten söylüyor.
BAKARA SURESİ: *168 Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size açık bir düşmandır.
BAKARA SURESİ: *208 Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
ALİ İMRAN SURESİ : *175 İşte size şeytan. O yalnız kendi dostlarını korkutur. Eğer inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun.
EN'AM SURESI : *112 İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;
Bu enam suresinde de şeytanların insan ve cin lerden olduğunu belirtmekte, acaba şeytan kelimesini *bir sembol olarakmı kullanıyor, insan ve cin şeytanlarını diyor, burada da çoğul olarak şeytanlığı insanlar ve cinlere mal ediyor, alttaki ayet daha da tutarsız.
A'RAF SURESI: *27 Ey âdemoğulları! Şeytan, ana-babanızı, edep yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sakın size de bir fitne musallat etmesin. Çünkü o ve kabilesi sizi, onları göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz o şeytanları, inanmayanlara dostlar yaptık.
Bu ayet araf 27 edep yerlerini gösterdikleri için insanlık cehenneme mahküm olmuş, eğer edep yerleri argümanı olmasaydı insanlık sadece cennette var olacaktı. Küçük bir oyun yüzünden cehennem yaratıldı, ama cehennemin daha önce yaratıldığını anlıyorum ben kudandan. Şeytan kandırmasaydı daimi cennetti, şeytan kandırdı cehennemi yaratıldı. Eğer allah şeytanın insana secde etmeyeceğini biliyorsa, ki öyle görünüyor çünkü bir yaratan ve herşey onun izni ile oluyorsa, şeytanında secde etmeyeceğini elbette biliyordur. Biliyor ise niye yarattı şeytanı, sadece bizi sınamak içinmi şeytanı sadece cehennemlik olsun diye yarattı?
Bu araf suresindeki İLK TEK şeytana geldik, insanlara seslenerek *Şeytan ana ve babanızı cennetten çıkardı diyor ardında Şeytan ın KABİLESİ olduğunu söylüyor. Buna istinaden benim düşüncem şeytanlar topluluğu yani kabilesi orduları var, öyleyse her insanın bir şeytanı var .
Peki bu şeytanlar insanlarla beraber mi doğuyorlar ve ölüyorlar, yoksa insanlar doğuyor hazırlanmış olan şeytanlar ordusundan bir şeytan doğan insanın şeytanı oluyor ve o ölene kadar onunla beraber oluyor. Sapıttırırsa sapıttırır sapıttıramazsa o kişi öldükten sonra tekrar geldiği yeremi dönüyor, yoksa o insanla berabermi ölüyor.
Her halükarda Şeytan orduları daha yaratılmadan evvel Allah tarafından cehennemlik olarak yaratılmış.
"Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!."
Sen diyor ve sana diyor uyanları, şeytandan tek olarak söz ediyor.
Altaki ayetlerde de şeytan LAR *oluyor.
BAKARA SURESİ: *14 Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarına ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."
Bu ayette de her insanın bir şeytanı olduğunu belirtiyor, kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında diye belirtiyor,
Saffat suresinde de şeytanlar topluluğu olduğu ve bazılarının itaatkar olduklarını belirtiyor,
SAFFAT SURESİ
6. Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
7. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Hem akıl dolu şeytanı yaratıyor hemde Allah bile bile kendisini şeytana kandırtıyor,
Çünkü sözkonusu olan bir yaratan yani her şeyi bilen ve sırrı ile yaratan, bu hikaye ona hiç yakışmıyor ve yakışmadığı içinde?? Mantıksızlaşıyor.
Esenkalın.
bakkalmahmud
16-08-2012, 00:47
Sevgili ahbap,sadece seytan deyil ,arafdaki seytan allah diyaloguda cok ilginc herzaman kafama takilmisdir ortada daha havva anamiz yok coluk cocuk hickimse yok ama seytan onlari saptiracagini söylüyor aslinda kurani ilginc kilanda icindeki sacmaliklar,bence cok insan düsünüyordur,acaba burda ne demek istiyor yada bunun altinda hangi sir sakli gibi,eline saglik güzel bir konu olmus,ben kurtulusun seytan anlayisini tam olarak anlatmasin istediyimden o basligi acdim ,kurtulus herseyi getirip seytana bagliyor dolayisiyla seytanida a dan z ye anlatmak zorunda.saygilar
Kuranda ilginç olmayan bir tane hikaye söyleyin ,
And olsun ki biz ilginçliklerden dersler çıkarmışızdır ,
Biz bir ekibiz , Emeğe saygı !
necmettin68
03-09-2013, 14:44
şeytan yani cinler ile ilgili ayetleri derinlemesine incelemek lazım.öncelikle şeytan canlı bir varlıkmıdır.bence değil.çünkü Allah kuranda yeryüzündeki her canlı şeyi sudan yarattığını iki aytte belirtmiştir.cinlerin ise ateşten yaratıldığı belirtilir.öyleyse cinler canlı değildir.eğerki cinlerle ilgili ayetleri bilimsel olarak bkarsak cinlerin ne olduğunu bulabiliriz.en belirgin olan ise cinler vasıtasıyla süleyman peygamberin dalgıçlık yaptığıdır.öyleyse cinler oksijendir.cinleri Allah konuşturmuştur.çünki Allah cansız bir varlığıda konuşturur.
şeytan yani cinler ile ilgili ayetleri derinlemesine incelemek lazım.öncelikle şeytan canlı bir varlıkmıdır.bence değil.çünkü Allah kuranda yeryüzündeki her canlı şeyi sudan yarattığını iki aytte belirtmiştir.cinlerin ise ateşten yaratıldığı belirtilir.öyleyse cinler canlı değildir.eğerki cinlerle ilgili ayetleri bilimsel olarak bkarsak cinlerin ne olduğunu bulabiliriz.en belirgin olan ise cinler vasıtasıyla süleyman peygamberin dalgıçlık yaptığıdır.öyleyse cinler oksijendir.cinleri Allah konuşturmuştur.çünki Allah cansız bir varlığıda konuşturur.
Bu ihtimal aklıma gelmemişti.
Uyduruk mitolojileri bilgiye çevirmeye kalkışınca garip oluyor.
Muhammed, kuran'da yaptığı tasvirlerin gün gelip böyle derinlemesine ve çok boyutlu tahlil edileceğini bilemezdi muhtemelen. Doğal olarak cin oksijen midir? Yanmaz yapışmaz bir madde midir, canlı mıdır cansız mıdır kimse tam olarak işin içinden çıkamıyor.
En mantıklı cin tarifi sanırım cinlerin elektrik olduğudur, zira hakkaten çarpıyor ve üzerinde biraz çalışınca işe yarayabilen şeylere dönüşebiliyor. Bu durumda Tesla cinlerin efendisidir heralde :)
mücerred
20-09-2013, 23:56
Bu ihtimal aklıma gelmemişti.
Muhammed peygamberinde aklına geldigini sanmıyorum.Bilgi birikimlerimiz fantazilerimizle dogru orantılıdır
Yıldıztozu
03-08-2015, 03:02
Süper bir paylaşım daha.
Şeytan cehennemi bildiği halde neden tanrıya rest çeksin değil mi:)
Önerilen başlıklarda bu kadar çok okunan bir konu için de bu kadar çok gereksiz yorum olmasını anlayamadım ilk sayfadan sonra ha şimdi biter diye okudum ama 5. Sayfada pes ettim gerçekten çok gereksiz konuyla alakası olmayan ve almak istediğim cevapları okumayı beklerken laf kalabalığından başka bişey göremedim. Özellikle sadebiri ve psiko tamamen başlığı kirletmişsiniz
SlayerCommand
26-04-2016, 23:39
Güzel bir çalışma olmuş okurken sıkılmadım genelde bu kadar uzun okuyamam