evrensel-insan
13-10-2009, 02:21
Saygideger arkadaslar;
TC'nin kurulusuyla baslayan ve baslatilan dindeki "reform" tam meyvalarini toplumsal duzeyde liderleri ve aydinlari eliyle vermeye basladiginda, yani 1960-70 'lerde; gelen junta hareketiyle; "sindirilmeye calisilmis" ve 1970 sonlarina dogru da; Turkiye milliyetci "reforma" yonelmistir. 1980 junta hareketiyle de; ayni Ataturk'un 1923 te baslattigi dinde "reform" hareketi gibi; baslatilmistir.
Su anda ulkemiz; daha henuz dinde reformu toplumsallastiramamisken; bir de milliyetci "reform" a yonelmistir.
Olaya dunya tarihi acisindan bakilirsa; dinde reform; 1430 larla ronesans la baslatilmis; milliyetcilikte ki reform da; 1600' lerdeki; Ingiltere ic savasiyla baslatilmistir.
Dinde reformun bitisi; 1800'ler; milliyetcilikteki reformun bitisi ise 1900' lerdir. Isin "acisi" dinin tarihsel eskiliginden dolayi; Avrupa; kendinde bitirdigi milliyetci reformu; silah olarak kullanarak; Osmanlilarin parcalanisini hazirlamistir. Bilindigi gibi; Osmanlidaki milli cikislar, 1980 lerde baslamis ve Balkanlari alip goturmustur.
Ulkemizin tarihsel olarak; dunya gelisiminden "geri kalisinin" bir suru nedenleri vardir. Bu nedenlerde; her ideolojik/inancsal dogruya gore degiskenlik gosterir ve tartisma goturur.
Ulkemizin; dunya gelisimini bu kadar geriden takip etmesi; hem Bati guclerinin ve amerikan idealizminin isine yaramis; kendi yasadiklari tecrubeleri; Orta dogu ulkelerine ve gelismekte olan ulkelere uygulayarak kendi cikarlari adina; hem bu ulkelerin yonetim ve tonlendirimini "ele gecirmis" hem de politikalari eliyle; istedikeri sistem ve degisimleri; kah isgalle, kah sorosvari ozgurlukle, kah evengalist calismayla oturtmaya calismislardir.
Peki, 1980' den beri olan nedir? Olan sudur. Birincisi Ataturk'un yerlestirmeye calistigi ve Osmanlidan gelen; her turlu yurtsever/milliyetci/Turkcu/Turanci/Irkci v.s. bir karsi cikisla bas basa kalmistir. Isin ilginci; bu karsi cikis, yerine gore dini "hortlatmis", din "meydani bos bulmus" ve ayni zamanda da; o eski devrimci anlayisin icerigini pragmatizmin bir ideolojisi olan liberalizme acilmistir.
Ulkemiz su an itibariyle; bu sureci yasamaktadir. Ataturk'un oturtmaya calistigi milliyetcilik; yalniz kalmis; yerine gore dini egilim, liberalligi benimseyerek; kendisini "ilerici" icerigine koymustur.
Bu ayni zamanda; bilhassa her turlu milliyetci icerik tasiyan; politik yanasimlarin da devrini kapatmistir.
Bundan sonra ne olacak? Bu tamamen disaridan gelen direktiflerin paralelinde gelecek bir gelisme olacaktir. Cunku, ulkemiz hicbir zaman; dunya ile paralelligi saglayacak bir aydin ve politik gorus yaratamamis, devamli Batiyi takibeder ve uygular olmustur.
Bu durumun nereden ve nezaman basladigini anlamak icin de; 1600 lerden itibaren, Osmanli da olan gelismelere disaridan ve notr algiyla bakmak gerekir.
Su anki durum. Geri planda kalan dinin 1980 lerle birlikte, yeniden evengalizm yonlendirimli gelismesi ve Ataturk'un milliyetcilik anlayisinin; sorosvari ozgurluk temelli mikro ayrimcilik temelli milliyetcilik "reformunun baslangicidir.
Sene 2009, yani nerdeyse bir 30 yil gecmis. Belki bu reformlarin oturmasi, cok "canlar alacak, yakacak" ayni tarihte oldugu gibi. Sonucta olacak olanin; ne olacagi ise; yine butun bu gelismelerin, kutuplasmalarin iktidar gucunun ve halki hangi politikanin daha iyi "kandiracaginin" gelecegine baglidir.
Aslinda, gonul isterdi ki! Tum bu insanligin onundeki engel olan tabular, verilerin reformlari, birey bilinc ve anlayisiyla, bilincli olsun ve bilincli uygulansin. Ama; maalesef, ulkemiz ne boyle bir anlayisa sahip; ne de kendisini yetistirebilecek; bilgi ve bilince.
Sonucta, oyle veya boyle; olan ordan buraya savrulan ve "gelen agamiz, giden pasamiz" zihniyetli toplumumuza olacak. Bu da tarihin; kendisini kontrol edemeyen ve kendine sahip cikamayan toplumu, bir tayfun gibi, nereye surukluyecegine bagli.
Turkiye de kim kendini ne duzeyde goruyorsa ve neyi savunup sahipleniyorsa; umarim butun bunlari bilgili, bilincli duyguyla degil de; mantikla ve akil sagligiyla yapar. En azindan kendisini cagi yakalamak adina sorgular ve egitir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
TC'nin kurulusuyla baslayan ve baslatilan dindeki "reform" tam meyvalarini toplumsal duzeyde liderleri ve aydinlari eliyle vermeye basladiginda, yani 1960-70 'lerde; gelen junta hareketiyle; "sindirilmeye calisilmis" ve 1970 sonlarina dogru da; Turkiye milliyetci "reforma" yonelmistir. 1980 junta hareketiyle de; ayni Ataturk'un 1923 te baslattigi dinde "reform" hareketi gibi; baslatilmistir.
Su anda ulkemiz; daha henuz dinde reformu toplumsallastiramamisken; bir de milliyetci "reform" a yonelmistir.
Olaya dunya tarihi acisindan bakilirsa; dinde reform; 1430 larla ronesans la baslatilmis; milliyetcilikte ki reform da; 1600' lerdeki; Ingiltere ic savasiyla baslatilmistir.
Dinde reformun bitisi; 1800'ler; milliyetcilikteki reformun bitisi ise 1900' lerdir. Isin "acisi" dinin tarihsel eskiliginden dolayi; Avrupa; kendinde bitirdigi milliyetci reformu; silah olarak kullanarak; Osmanlilarin parcalanisini hazirlamistir. Bilindigi gibi; Osmanlidaki milli cikislar, 1980 lerde baslamis ve Balkanlari alip goturmustur.
Ulkemizin tarihsel olarak; dunya gelisiminden "geri kalisinin" bir suru nedenleri vardir. Bu nedenlerde; her ideolojik/inancsal dogruya gore degiskenlik gosterir ve tartisma goturur.
Ulkemizin; dunya gelisimini bu kadar geriden takip etmesi; hem Bati guclerinin ve amerikan idealizminin isine yaramis; kendi yasadiklari tecrubeleri; Orta dogu ulkelerine ve gelismekte olan ulkelere uygulayarak kendi cikarlari adina; hem bu ulkelerin yonetim ve tonlendirimini "ele gecirmis" hem de politikalari eliyle; istedikeri sistem ve degisimleri; kah isgalle, kah sorosvari ozgurlukle, kah evengalist calismayla oturtmaya calismislardir.
Peki, 1980' den beri olan nedir? Olan sudur. Birincisi Ataturk'un yerlestirmeye calistigi ve Osmanlidan gelen; her turlu yurtsever/milliyetci/Turkcu/Turanci/Irkci v.s. bir karsi cikisla bas basa kalmistir. Isin ilginci; bu karsi cikis, yerine gore dini "hortlatmis", din "meydani bos bulmus" ve ayni zamanda da; o eski devrimci anlayisin icerigini pragmatizmin bir ideolojisi olan liberalizme acilmistir.
Ulkemiz su an itibariyle; bu sureci yasamaktadir. Ataturk'un oturtmaya calistigi milliyetcilik; yalniz kalmis; yerine gore dini egilim, liberalligi benimseyerek; kendisini "ilerici" icerigine koymustur.
Bu ayni zamanda; bilhassa her turlu milliyetci icerik tasiyan; politik yanasimlarin da devrini kapatmistir.
Bundan sonra ne olacak? Bu tamamen disaridan gelen direktiflerin paralelinde gelecek bir gelisme olacaktir. Cunku, ulkemiz hicbir zaman; dunya ile paralelligi saglayacak bir aydin ve politik gorus yaratamamis, devamli Batiyi takibeder ve uygular olmustur.
Bu durumun nereden ve nezaman basladigini anlamak icin de; 1600 lerden itibaren, Osmanli da olan gelismelere disaridan ve notr algiyla bakmak gerekir.
Su anki durum. Geri planda kalan dinin 1980 lerle birlikte, yeniden evengalizm yonlendirimli gelismesi ve Ataturk'un milliyetcilik anlayisinin; sorosvari ozgurluk temelli mikro ayrimcilik temelli milliyetcilik "reformunun baslangicidir.
Sene 2009, yani nerdeyse bir 30 yil gecmis. Belki bu reformlarin oturmasi, cok "canlar alacak, yakacak" ayni tarihte oldugu gibi. Sonucta olacak olanin; ne olacagi ise; yine butun bu gelismelerin, kutuplasmalarin iktidar gucunun ve halki hangi politikanin daha iyi "kandiracaginin" gelecegine baglidir.
Aslinda, gonul isterdi ki! Tum bu insanligin onundeki engel olan tabular, verilerin reformlari, birey bilinc ve anlayisiyla, bilincli olsun ve bilincli uygulansin. Ama; maalesef, ulkemiz ne boyle bir anlayisa sahip; ne de kendisini yetistirebilecek; bilgi ve bilince.
Sonucta, oyle veya boyle; olan ordan buraya savrulan ve "gelen agamiz, giden pasamiz" zihniyetli toplumumuza olacak. Bu da tarihin; kendisini kontrol edemeyen ve kendine sahip cikamayan toplumu, bir tayfun gibi, nereye surukluyecegine bagli.
Turkiye de kim kendini ne duzeyde goruyorsa ve neyi savunup sahipleniyorsa; umarim butun bunlari bilgili, bilincli duyguyla degil de; mantikla ve akil sagligiyla yapar. En azindan kendisini cagi yakalamak adina sorgular ve egitir.
Saygilarimla;
evrensel-insan