Orijinalini görmek için tıklayınız : Taraf'ın tarafı
Bu başlıkta Taraf'ı tartışalım ve takip edelim istiyorum.
Hemen hemen hiç bir topik yok ki Taraf adı geçmeden tartışma yapabilelim.
Taraf nasıl bir gazetedir?
Sanıldığı gibi AKP ve RTE'ye fırça atabilecek kadar cesur bir gazete midir yoksa bilakis AKP'nin eteğinin altında yetişen, ondan nemalanan ve tek hedefi Tsk olan güdümlü bir gazete midir?
Taraf ile Gülen cemaati arasındaki ilşki ne tür bir ilişkidir? Neden cemaat bu gazeteyi desteklemektedir?
Taraf ile Pentagon arasındaki ilişki nedir? Bu gazetenin yazarlarının Pentagon ile ilişkisi var mıdır?
Taraf ile Pkk arasında nasıl bir ilişki vardır?
Neden Pkk sempatizanları bu gazeteyi çok sever?
Hem Pkk sempatizanlarının hem de muhafazakar AKP'lilerin aynı gazeteye olan sempatisinin temelinde ne yatıyor?
Neden Taraf yazarları Kandil'e gittiler, amaçları gazetecilik miydi?
Taraf gerçekten insan haklarını, özgürlükleri mi savunuyor yoksa tam aksine bunları kullanarak hedefine aldığı kurumları ve insanları yıpratmak amaçlı psikolojik harekat mı yapıyor? Taraf bu haliyle gerçekte özgürlüklerin önündeki en büyük engel midir?
Taraf'ın görmediği, göstermek istemediği gerçekler nelerdir?
Taraf neden bazı gerçekleri okuyucularından saklar?
Gerçekten de Taraf'ın belgeleri bir kanıt mıdır yoksa gerçekleri çarpıtmak için kullandıkları bir enstrüman mıdır?
Tirajı 30 bini geçmeyen bu gazeteye hangi devlet bankaları ve cemaat kuruluşları destek çıkmaktadır?
Ve neden AKP hükümeti devletin bütçesinden devletin ordusuna yönelik kampanyaları yürüten bu gazeteye kaynak aktarmaktadır?
Vergilerimiz pkk propagandasına mı gidiyor?
Kısaca Taraf'ın tarafı nedir?
evrensel-insan
13-10-2009, 17:37
Saygideger soda;
Kısaca Taraf'ın tarafı nedir? -soda-
Bu duzenin sistemin koruyucusudur ve bu sistemi, duzeni korumak icin; kendisine gelen su anki emirler duzeyinde hareket eder.
Sonucta bu sistemin; ideolojik dogrularinin iktidari var. Su an bu iktidar, tarafin ideolojik dogrusudur. 1980' sonrasi, cikisa gecen; milliyetcilikte "reform" hareketi; otomatikman; PKK hareketini dogurmus ve de dinden reform dan rahatsiz olanlarida harekete gecirmistir.
Bu isin milliyetci ayaginin temeli sorosvari ozgurlugun mikro ayrimci ideolojisi ve politikasidir.
Dini ayaginin temeli; ilimli islam ve evengalizm din anlayisi icerikli, "radikal" islami tasviyedir.
Iktidar da, taraf ta bu taraftadir. Cunku bunlar emir kullaridir. Emir ne ise onu uygularlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygıdeğer evrensel-insan
Malumunuz bizim(lerin) Taraf konusundaki görüşlerimiz biliniyor. Bu nedenle bu konuda yorum yazmamız anlamsız olacağından bu başlığa katkı yapmıyoruz. Ancak sizin bu konudaki görüşleriniz ilgimi çekti. Sanırım avrupada yaşıyorsunuz. Avrupa basınıyla ilgili nasıl işlediğini merak ettm sanırım bu soruyu cevaplayabilecek en iyi muhataplarından biri olmalsınız. Merak ettiğiim şey, Örneğin avrupada, bir subay pimi çekilmiş bir bombayı askere vermesi ve 4 tane askerin ölmesi avrupada basın için haber değeri taşımaz mı ? Örneğin 12 yaşındaki bir çocuğun parçalanmış vucudu avrupa basını için haber değeri taşımaz mı ? Örneğin avrupada asker siyasete karışır mı ? Karışırsa Kamuoyunun ve Basının tepkisi ne olur ? Örneğin Amerikada Ebu-Garip cezavindeki skandalı ortaya çıkartan gazete yandaş olur mu ? Avrupada gazetelerin görevleri nelerdir ?
ugurce82
13-10-2009, 20:49
Sevgili Özgür;
Bu olayların haber yapılması ile ilgili bir problem yok. Zaten böyle bir hak olmasa yapamazlar demek ki o konuda özgürlük var. Önemli olan yapılan haberde takınılan taraflı ve peşinen hüküm vererek halkı yanlış yönlendirme ile haber yapmak. Taraf bu konuda ne kadar taraf olduğunu zaten gösterdi.
evrensel-insan
13-10-2009, 20:56
Saygideger ozgur;
Burada da, bu tip olaylar oluyor ve ebet haber degeri tasir ve olan olay; derinlemesine aciklamalarla incelemeye alinir. Ama; hic bir zaman; ne bir politik gorusun araci olur; ne de bir politik gorus, bunu kendi lehine/aleyhine kullanir. Zannedersem; aradaki cooook buyuk farkta bu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Hadi Bismillah...
İlk bilgileri aktaralım
Alkım Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına sahibi BAŞAR ARSLAN Genel Yayın Yönetmeni AHMET ALTAN (kurucu)
Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı
YASEMİN ÇONGAR
Genel Koordinatör
MUSTAFA CESUR
Yazı işleri Müdürü
YILDIRAY OĞUR
Yazı işleri Müdür Yardımcısı
ERKAN D. ZİNG
Ankara Temsilcisi
LALE KEMAL
EDİTÖRLER
Politika ŞAHİN BAYAR
Ekonomi PELİN CENGİZ
Kültür Sanat FERHAT ULUDERE
Spor KEREM ALTAN
Yurt Haber GÜRKAN ÖZTEKİN
Haber Merkezi Müdürü
TUNCER KÖSEOĞLU
Tel: (0216) 348 99 22 / 135 Fax: (0216) 336 75 72
Yazarlar Editörü
TAMER KAYAŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve tüzel Kişi Temsilcisi
ADNAN DEMİR
Kreatif Direktör
YASEMİN EMİNLİ
Görsel Yönetmen
M.BARBOROS BOZKURT
Teknik Müdür
MUSTAFA EKMEN
Fotoğraf Editörü
FULYA ATALAY
Reklam Grup Başkanı
DİLEK MIZRAKLI
Reklam Müdürü
SÜREYYA KURTULMUŞ
Kaynak, http://www.taraf.com.tr/kunye.asp
Esas oğlanlar Ahmet ALTAN ve Başar ARSLAN üzerinde biraz fazlaca durmamız gerekecek.
Bu arada finansal kaynak olarak gösterilen, iş adamı Mehmet BETİL adını da bir tarafa not edelim.
Averroes
13-10-2009, 21:20
Bu ülkede birşeyler yapabilmek için bireysel insiyatif yetmiyor mu? Cesaret tek başına belirleyici değil mi? Neden insanların neler yaptığına değil de, neler yaptırıldığına odaklanıyoruz. Üstelik neler yaptırıldığı konusunda spekülasyonlardan ve komplo teorilerinden başka elde hiç bir veri yokken. İnanın dost sohbetlerinde de, "Sen şu kim biliyor musun?" "Onun arkasında ABD var" "Parayı Nurcular sağlıyormuş" gibi falcılık anlamında çok şey ama düşünsel anlamda hiçbir şey ifade etmeyen şeylere tevessül etmiyorum, ve etmememiz gerekir. Adamın somut yazıları ve çalışmaları var, bu üzerinde konuşmak için yetecekken, ısrarla bilmemizin mümkü olmadığı mışlı, mişli cümlelerle, niyet-okuyuculuklarla siyasi fikir sahibi olmak nasıl bir duygu acaba?
Ahmet Altan bugünkü yazında resmen meydan okuyor, hadi çıkarın bağlantılarımızı ortaya diyor, daha ne desin adam? Ee hadi söz sen de, çamur atmak kolay, altını doldur da belgeli olarak biz de anlayalım hangi gazeteye sempati duyuyormuşuz. Ama ideolojik inançlar, niyet-okuyuculuğu ve politik falcılık çalışmaları kanıt değildir, duyrulur.
Bu ülkede birşeyler yapabilmek için bireysel insiyatif yetmiyor mu? Cesaret tek başına belirleyici değil mi? Neden insanların neler yaptığına değil de, neler yaptırıldığına odaklanıyoruz. Üstelik neler yaptırıldığı konusunda spekülasyonlardan ve komplo teorilerinden başka elde hiç bir veri yokken. İnanın dost sohbetlerinde de, "Sen şu kim biliyor musun?" "Onun arkasında ABD var" "Parayı Nurcular sağlıyormuş" gibi falcılık anlamında çok şey ama düşünsel anlamda hiçbir şey ifade etmeyen şeylere tevessül etmiyorum, ve etmememiz gerekir. Adamın somut yazıları ve çalışmaları var, bu üzerinde konuşmak için yetecekken, ısrarla bilmemizin mümkü olmadığı mışlı, mişli cümlelerle, niyet-okuyuculuklarla siyasi fikir sahibi olmak nasıl bir duygu acaba?
Ahmet Altan bugünkü yazında resmen meydan okuyor, hadi çıkarın bağlantılarımızı ortaya diyor, daha ne desin adam? Ee hadi söz sen de, çamur atmak kolay, altını doldur da belgeli olarak biz de anlayalım hangi gazeteye sempati duyuyormuşuz. Ama ideolojik inançlar, niyet-okuyuculuğu ve politik falcılık çalışmaları kanıt değildir, duyrulur.
Schopenhauer'un bahsettigi yazidan alinti ve linki :
Şimdi o generallere soruyorum.
“Bizim gazete orduya karşı asitmetrik savaş mı yürütüyor?”
Bir gazetenin, kendi ordusuna karşı “savaş yürütmesi” için bu savaştan bir çıkarı, onu o savaşa yönlendiren bir “bağlantısı” olması gerekir.
Ordunun elinde kocaman bir istihbarat örgütü var.
Çıkartın bakayım şu bizim bağlantıları ortaya.
Hadi...
Deyin ki, “bu gazete şu bağlantısı nedeniyle bize karşı savaş yürütüyor.”
Somut somut, açık açık konuşun.
Konuşamazsınız... Çünkü yalan söylüyorsunuz.
Orduya karşı savaş falan yürütmüyoruz, ordunun siyasetten çekilmesini, hukuka uymasını, kendi vatandaşlarını öldürmemesini istiyoruz.
Bunların hepsi hukuki istekler ve bunları istemek bizim hakkımız.
" - A.A.
http://taraf.com.tr/makale/7910.htm
Çıkartın bakayım şu bizim bağlantıları ortaya.
O günler de gelecek. Hepsi çıkacak ortaya bir bir.
Bugün Ergenekon komplocuları, benzer baskınları Taraf'a yapsaydı eğer ve tarafsız olsaydı, belki de çok müthiş kanıtlar bulacaklardı.
Eğer polis, sadece fotokopiyi kimden aldıklarını söyletmiş olsa, çorap söküğü gibi gelirdi belki herşey.
Öyle "çıkartın" demekle mümkün değil hemen.
Bakın hala 1 Mayıs katliamcıları ve ardındaki gerçek ortaya çıkarılmadı.
Diyebilirler ki "Varsa çıkartın".
Ama güç kimdeyse çıkartacak olan da odur.
Polise ve jandarmaya İçişleri Bakanlığı, orduya Savunma Bakanlığı bakar.
Yani yetkili olan hükümettir.
Ordu kalkıp da savcılığa yeltenemez.
Şimdi Taraf ile hükümet ittifakında, hükümet mi çıkaracak Taraf'ın hükümetle işbirliğini?
Böyle bir isteğe kargalar bile güler.
Şimdi MİT dese ki "Biz geçmişte hiçbir eylemde CİA ile birlikte çalışmadık, ABD'den talimat, öneri, nasihat almadık. İddiası olan ispatlasın"
Hadi ispatlayın bakalım.
Şimdi ispatlayamıyorsunuz diye yalan mı söylüyorsunuz olacak?
Günü gelir, kanıtları da bulunur elbet.
Ama bugün "mızrak çuvala sığmıyor" la yetiniyoruz. Gün gibi açık.
Burada da, bu tip olaylar oluyor ve ebet haber degeri tasir ve olan olay; derinlemesine aciklamalarla incelemeye alinir.
İşin açıkçası beni şaşırtınız. Ama Tarafın yayın politikasınıne olduğunu daha iyi görmek için bence Avrupa üzerinden devam etmeliyiz.
1. Avrupada askerin rolunun, Türkiyedeki gibi olduğunu idda ediyorsunuz. Bununa örnek verebilirmisiniz...
2. Avrupada bu tarz olayların olduğunuda bilmiyordum. Yukardaki örneklere benzer örnekler alabilirmiyim ? ve bu olaylar karşısında basının takındığı rolu öğrenebilirmiyim.
Ama; hic bir zaman; ne bir politik gorusun araci olur; ne de bir politik gorus, bunu kendi lehine/aleyhine kullanir. Zannedersem; aradaki cooook buyuk farkta bu.
Peki bu farkın oluşmasının nedeni taraf mı, yoksa türkiyede yaşanan anormalliklermidir ?
evrensel-insan
13-10-2009, 23:08
Saygideger ozgur;
Iki olaydan bahsedeyim. Birincisi, Londra'daki terorist saldirilar esnasinda; bu konuyla ilgili bir kisi terorist sanilarak olduruldu. Olenin anne ve babasi ve de buradaki istihbarat, derin bir inceleme sonucu; hem aileye tazminat odedi, hem de olayin sorumlulari cezalandirildi.
Gecenlerde de; bir protesto gosterisinde; bir kac polisin, orada bulunan bir kisiye yapmis oldugu saldiri da; videoloarca kaydedilip; kisiler cezalandirildi.
Turkiye ile buranin ana farki; burada oturmus bir duzen ve sistem var. Kimse buna karsi cikmiyor, sadece politik gorus farki olarak iktidar degisiyor. Degismiyen ise; sistemin islerligi ve bireyi icin olan devlet.
Burada devlet, bireyi icin var oldugundan; konu ne olursa olsun, bireyin hak ve ozgurlukleri herseyin ustundedir. Buna mudahele eden, kim olursa olsun, cezalandirilir. Dolayisiyle, toplumdan bir sey bu konuda gizlenmek yerine; hersey acik acik anlatilir ve bu anlatimda kimse kimseyi savunmaz, sadece olayin sonucu ve nedenleri incelenir, arastirilir ve gereken yapilir.
Bireyin toplumsal eylemleri de serbesttir. Eylem hangi icerikte olursa olsun, teror haric; izin verilir.
1. Avrupada askerin rolunun, Türkiyedeki gibi olduğunu idda ediyorsunuz-ozgur-
Birincisi ben hic bir seyi iddia etmem. olaylari gozlem temelinde aktaririm. Iddia icin; taraflilik gerekir. Ayrica, size bu cumleyi kullandirtan, ifadenin nerede ve ne oldugunu da gosterirseniz, sevinirim.
İşin açıkçası beni şaşırtınız-ozgur-
Nedir, sizi sasirtan konu, belirtirmisiniz?
yoksa türkiyede yaşanan anormalliklermidir ?-ozgur-
Anormallikten kastiniz nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
1. Avrupada askerin rolunun, Türkiyedeki gibi olduğunu idda ediyorsunuz-ozgur-
Birincisi ben hic bir seyi iddia etmem. olaylari gozlem temelinde aktaririm. Iddia icin; taraflilik gerekir. Ayrica, size bu cumleyi kullandirtan, ifadenin nerede ve ne oldugunu da gosterirseniz, sevinirim.
Tarafın, taraf oluğu noktalardan biride her demokratik sistemde olduğu gibi askerin siyasi işlere karışmaması. Genel olarak tarafı, birilerinin tarafı göstermeniz bende bu algıyı yaratı. Tabi yanlış algılamışta olabilirim.
1.
İşin açıkçası beni şaşırtınız-ozgur-
Nedir, sizi sasirtan konu, belirtirmisiniz?
Şaşırdım, çünkü oralardada bu tarz işlerin, böyle yuruduğunu ima etmenizden dolayı şaşırdım.
yoksa türkiyede yaşanan anormalliklermidir ?-ozgur-
Anormallikten kastiniz nedir?
Darbe günlüklerini, elazığdaki 4 asker, ceylan, fotokopiler vs... size göre normalse sorun değil.
Aslında Tarafın neden bu tarz yayın yaptığı son açıklamanızda gizli. Tarafın varlık nedenini açıklayan daha nefis bir yazı olamazdı sanırım. Tarafın neden bu tarz yayın yaptığı bundan daha iyi açıklanamzdı. Verdiğiniz örneklerde çok güzel örneklerdi. Batıda herşey hukuka bağlı yapıldığı için, herkes aynı şeyleri yazıyor. Kimsenin birşeyler sorgulamasına, kimsenin skandalları ortaya çıkartmasına, kimsenin "susacakmıyız" demesine gerek kalmıyor. Bizde ise malesef durum biraz daha karışık.
evrensel-insan
14-10-2009, 00:19
Saygideger ozgur;
tarafı, birilerinin tarafı göstermeniz bende bu algıyı yaratı.-ozgur-
Isterseniz soyle yapalim. Siz, bana; sizin algiladiginiz, tarafin tarafini aciklayin, ben de ona gore yanitlayayim.
Şaşırdım, çünkü oralardada bu tarz işlerin, böyle yuruduğunu ima etmenizden dolayı şaşırdım.-ozgur-
Ben aksine; tam da buralarda islerin boyle gitmedigini size izah ettim. Acik olmayan bir yer varsa, belirtin; bakayim.
Neyin norma-anormal; neye gore normal/anormal ve kime gore normal/anormal oldugu; her ideolojik/inancsal dogruya gore degisir. Bence ortada; bir dogrusal kararin normalligi/anormalligi degil; bir gerceklik var. Once dogru ile gercek farkini algilamak gerekir. Cunku gercekler; dogrusuz ve kimsenin iradesine bagli olmayan olaylar ve olgulardir. Mutlaka bir faili vardir, ama; bu fail bir dogru acisindan bakilarak ortaya konmaz. Olayin disindan bakarak ve notr algiyla ortaya konur.
Bizde ise malesef durum biraz daha karışık.-ozgur-
Tamda burda film kopuyor. Cunku bizde herseyin boyle olmasinin sebebi, tamda bu taraflik. Ustelik gercekci islemiyor. Bir tarafin "hatasi" ortaya konacaksa, ya da elestirilecekse; kendi tarafi tarafindan degil de; karsi taraftan hatasi ortaya konuyor ve elestiriyor. Bu zaten kendi basina gerceklerin tarafin dogru temelli carptirmasidir. Cunku taraflarin tum yaptigi biribirinin "acigini kollamak" iste sorun da budur. Bunun gercekle uzaktan yakindan ilgisi yoktur. Sadece bir tarafin; herhangibir olayi, kendi tarafi cikarina politik amaci icin kullanmaktir.
Iste insan hak ve ozgurluklerinin sorunu da; bu politikaya alet edinmedir.
Oyuzden de; Turkiye de gercekler hic bir zaman ortaya konamamis; sadece tarafli bakis acilarinin subjektifligiyle leyhte/aleyhte tarih carptirilmistir.
Sirf bu zavalli kizcagizimiz, Ceylan olayinda oldugu gibi.
Olan gercek A dir.
B tarafi B ler.
C tarafi C ler.
B ve C A dan prim yaparken; A gercegini kimse ortaya koyamaz. Cunku gercekler; ancak olayin disindan bakilarak ve notr algiyla ve de tarafin ideolojik dogrusuna deginip te, gercekler bu dogru temelinde uyarelanmadan verilir.
Sorun da olan A nin; B ve C dogru carptirmasidir. Bu carptirmada politik cikar iceriklidir. A mi "kim takar A yi"? O bir kullanim aracidir. Iste insanlikdisi olan da budur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bireyin toplumsal eylemleri de serbesttir. Eylem hangi icerikte olursa olsun, teror haric; izin verilir.
ingiltereyle farkımız çok. burdada bir teröre sempati sevecenlik yakınlık var. hatta izin var desek yalan olmaz. aklıma çok takıldı şimdi neden orda teröre izin yok acaba.
Taraf gibi bir medya bu ülkede mutlaka olmali, ülke basin dünyasi icin bir durus ve yorum zenginligi olarak kabul edilir.
ART gibi neyüdü belirsiz bir sendikanin tv kanali olabiliyorda, taraf gibi bir medya kurulusu niye olmasin ?
evrensel-insan
14-10-2009, 00:57
Saygideger gunali;
Sebebi acik. Teror bireysel hak ve ozgurluklerin ve onun huzursal yasaminin ihlalidir. Bunun herhangibir politik ideolojik inancin dogrusu veya dogrulanmasiyla bir bagi yoktur. Teror, huzuru bozan; korku salma yoluyla, dileklerini yerine getirmeye calisan ve insani ve de onun insanligini bireyin yasam hakki da dahil; amaci adina, cikar olarak ihlal eden bir orgutlenme cesidi ve eylem cesididir.
Cunku hak ve ozgurlukler; insansaldir. Baskasinin hak ve ozgurlugu ihlal edilerek ve gale alinmiyarak, saglanamaz. Oyuzden de siyasetin konusu degil; insanligin konusudur.
Birey bilincini almis ve kendisini insanin bir parcasi olarak goren, ne teroru uygular, ne de destekler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Birey bilincini almis ve kendisini insanin bir parcasi olarak goren, ne teroru uygular, ne de destekler.
çok doğru demişiniz tebrik ederim ben sizi. ahmet altanında birey bilinci hiçte yok demekki. pekakaya terör örgütü diyemeyen herkez bebek kalmıştır bencede. bezlenmeleri lazım.
evrensel-insan
14-10-2009, 02:26
Saygideger gunali;
birey bilinci hiçte yok demekki.-gunali-
O olmadigi kesinde; acaba toplumsal kisiliginin totoliter yanasiminin disinda; bireyci akilciligi var mi? Eger kisisel, bilhassa maddi cikari varsa, ya da amerikan idealizminin bir emir kuluysa ve ulke icindeki temsilcilerinden biriyse, o zaman bireyci akilciligi da, var demektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
"Şimdi ispatlayamıyorsunuz diye yalan mı söylüyorsunuz olacak?"
Enteresan bir önerme.
"Polise ve jandarmaya İçişleri Bakanlığı, orduya Savunma Bakanlığı bakar.
Yani yetkili olan hükümettir."
Ülkemin gerçekleri ile örtüşmese de kağıt üzerinde dediğiniz doğrudur.
Yani ordumuzun tüm yaptığından da sorumlu olan, Savunma Bakanlığı üzerinden dönemin hükümetidir.
Öpücükler orduya, sopalar hükümete diye bir şablon yanlıştır. Ya da yanlış olmalıdır.
Ta ki, iyice bir taraf olmuş bir kısım medya da varken taraflılığını açıkça ortaya koyan bir gazete için söylenenlerin yanlış olduğu gibi. Ya da yanlış olacağı gibi.
Daha somut kanıtlara doğru...
Efendim, ayının 40 tane hikayesi varmış hepsi de armut üzerineymiş.
Taraf gazetesinin TSK'dan başka yazacak bir hikayesinin olmadığını biliyoruz.
Peki Taraf'ın Tsk'ya karşı yürüttüğü sistematik yıpratma politikası zannedildiği gibi "özgür basının" Tsk'nın yanlışlarına karşı cesurca bir karşı çıkışı mı?
Söylenemeyeni söylemek mi, yazılamayanı yazmak mı; demokrasi adına, insanların hakkı hukuku adına idealistçe bir tavır koyma mı?
Yoksa Taraf özgür basın, özgür düşünce /irade ve idealist amaçların çok çok dışında sadece ve sadece bağlı olduğu merkezlere göre hareket etmek zorunda kalan bağımlı ve güdümlü bir yayın organı mı?
Taraf bence oldukça ilginç bir gazete. Bu gazete tek başına o kadar çok şey öğretiyor ki, Taraf olmasaydı belki de bu realieteleri öğrenmek benim gibi insanlar için mümkün olmayacak veya bu düzeyde netlikle biliniyor olmayacaktı.
Taraf;
Pentagon-Soros- AKP- Gülen cemaati- Emniyetteki cemaatçiler-Ermeni entellektüeller-Sosyalistler-Liberaller ve Pkk arasındaki ilişkilerin en somut delillerini sunmakta bize.
Hatta,
Taraf bunlardan çok daha fazlasını da göstermekte.
Taraf okuduğumda adeta başta TSK olmak üzere Türk'e ait ne kadar savunma mekanizması ve değer var ise ona yönelik saldırılarıda birleşmiş adeta küfürde ittifak etmiş bir büyük entegrasyonu görmekteyim.
Eğer Taraf olmasaydı bu büyük ittifakı görmemiz emin olun mümkün olmayacaktı.
Evet, şimdi biraz delillendirerek adım adım ilerleyelim:
Taraf'ın SOROS bağlantısı Açık Toplum Enstitüsü üzerinden yürümektedir.
(http://www.osiaf.org.tr/ (http://www.osiaf.org.tr/))
Bütün Soros bağlantılarının gelip dayanacağı doğal yer burasıdır.
Bu sivil toplum (!) kuruluşunun dünyada demokrasi (!) getiremeyeceği bir ülke yoktur.
Demokrasi mi istiyorsunuz? Hemen siparişinizi verin size getirsinler.
Bu Soros vakıfları hakkında detaylı bilgiler edinmeden önce Soros kimdir sorusu için bir araştırma yapın.
http://stalinkaynak.com/soros1.htm (http://stalinkaynak.com/soros1.htm)
http://www.evrensel.net/04/01/19/dunya.html (http://www.evrensel.net/04/01/19/dunya.html)
Uzun uzun anlatmaya gerek yokaslında. Açık toplum enstitüsüne "Açık darbe enstitütüsü" demek pek yerinde duruyor çünkü faaliyet yürüttüğü ülklerin hepsinde Batı güdümlü hükümetleri kurmak ve yönlendirmek, iktidarlarını pekiştirmek için çalışırlar.
Peki bizim Taraf'ın ne gibi bir bağı olabilir bu vakıfla?
Şimdi bakıyoruz bu vakfın danışma kurulu üyelerini ve GÖNÜLLÜ vakıf yöneticilerini görünce şaşırmadan edemiyoruz:
... Açık Toplum Enstitüsü, çalıştığı ülkelerde o ülkenin önde gelen kişilerinden oluşan Yönetim Kurulları ya da Danışma Kurulları rehberliğinde hareket eder. Türkiye’de de, kuruluşumuzu takiben dokuz kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Proje basvuruları Danışma Kurulu tarafından incelenir ve belli aralıklarla yapılan toplantılarda değerlendirilir. Desteklenmesinde yarar görülen projeler New York’taki OSI merkezine tavsiye edilir. Danışma Kurulu üyeleri tamamen gönüllü olarak çalışmaktadır.
Açık Toplum'un gönüllüleri !
Bilmiyorum ama ben bu gönüllülük ilişkilerinden her zaman huylanmışımdır.
Lafı fazla uzatmayalım ve bakalım hangi Taraf yazarları burada GÖNÜLLÜ Danışma kurulu üyeliği yapmaktalar:
2001-2002: Nebahat Akkoç, Şahin Alpay, Üstün Ergüder, Murat Belge, Osman Kavala, Ömer Madra, Nadire Mater, Oğuz Özerden, Can Paker.
2002-2003: Nebahat Akkoç, Şahin Alpay, Özlem Dalkıran, Üstün Ergüder, Murat Belge, Osman Kavala, Ömer Madra, Nadire Mater, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Salim Uslu.
2003-2004: Nebahat Akkoç, Özlem Dalkıran, Neşe Düzel, Ahmet İnsel, Eser Karakaş, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Salim Uslu.
2004-2005: Sabih Ataç, Neşe Düzel, Hasan Ersel, Ahmet İnsel, Eser Karakaş, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Ayşe Soysal.
2005-2006: Sabih Ataç, Ümit Boyner, Eyüp Can, Hasan Ersel, Osman Kavala, Oğuz Özerden, Can Paker (Başkan), Ayşe Soysal, Murat Sungar.
2006-2007: Suay Aksoy, Sabih Ataç, Ümit Boyner, Eyüp Can, Hasan Ersel, Ümit Kardaş, Can Paker (Başkan), Murat Sungar, Nurhan Yentürk.
2007-2008: Suay Aksoy, Ümit Boyner, Eyüp Can, Zülfü Dicleli, Melih Fereli, Memduh Hacıoğlu, Ümit Kardaş, Can Paker (Başkan), Murat Sungar.
http://www.osiaf.org.tr/content_reader.php?sayfa_no=005 (http://www.osiaf.org.tr/content_reader.php?sayfa_no=005)
Diğer isimlere de baktığınızda sizde pek çok çağrışım yapacaktır.
Mesela Can Paker aynı zamanda meşhur etnik anketcimiz ve almanakcımız Tesev'in kurucusu ve başkanı. Soros'tan yılda 2 milyon dolar para aldığını kendini söylemişti.
http://www.addisparta.org/o-dusman-soros.html (http://www.addisparta.org/o-dusman-soros.html)
Doğrusu bu gönüllü Danışma kurulu üyeleri arasında Ufuk Urası görememek beni şaşırttı. Herhalde parti faaliyetlerinden vakit bulamamış olacak. Ödp'liler geç ama güç olmadan Ufak Uras gerçeğini öğrendiler ama konumuz bu değil.
Efendim Murat Belge, Neşe Düzel, Eser Karakaş gibi Taraf yazarlarının bu Soros gönüllülüğünün ne ilgisi var Taraf'ın Soros bağlantısı ile diyorsanız sizi biraz saf olmakla itham edebilirim :)
Özellikle Neşe Düzel anlamlı bir isimdir Taraf için. Röpörtajını hep camiasının fertleri ile yapar. Hiç rutin dışına çıkmaz ve çanak soruları yani cevabı hazır soruları ile meşhurdur. Daha bir ulusalcı ile röpörtaj yaptığını gören duyan olmamıştır ama kendisi gibi Soros gönüllüsü diğer danışma kurulu üyeleri ile
röpörtajları çok ses getirir:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109635 (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109635)
http://www.taraf.com.tr/makale/6642.htm (http://www.taraf.com.tr/makale/6642.htm)
http://www.taraf.com.tr/makale/7106.htm (http://www.taraf.com.tr/makale/7106.htm)
http://www.radikal.com.tr/2001/01/22/turkiye/01pos.shtml (http://www.radikal.com.tr/2001/01/22/turkiye/01pos.shtml)
Peki Murat Belge?
O neden Soros gönüllüsü?
Halbuki bir sosyalist aydınımız idi o.
Yok yok şimdi böyle diyerek sosyalistlerimizi üzmeyelim.
"Sosyalizm karşıtı" bir sosyalist dersek daha doğru olur.
"Marksist estetik" kitabını okumuştum yıllar önce ve hiçbir şey anlamamıştım ama o yıllarda Murat Belge sosyalizmin yıkılıp viran olduğu dönemde yeni sosyalist anlayışın ne olması gerektiği üzerine oldukça yerinde yazılar yazıyor, söyleşiler yapıyordu.
Bugün Açık Toplumculuğunun gönüllülüğünü Soros tarafından fonlanan ve Soros'un Türkiye'deki en önemli kalesi olarak bilinen Bilgi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği ve Soros tarafından fonlanan- Helsinki Yurttaşlar derneği (http://www.hyd.org.tr/)'nin Türkiye şubesi yöneticisi ve Açık Radyo (http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C3%A7%C4%B1k_Radyo)'nun kurucusu olmakla da pekiştiriyor. İlginç değil mi?
Daha pek çok şey söyleyebiliriz özellikle Soros faaliyetleri o derece yoğudur ki Türkiye'de, insan bu ağları gördükçe şaşırmadan edemiyor.
Bu isimler ve Taraf bu ağın sadece bir parçası ama Taraf bize sadece Soros'u göstermiyor, bu şer ittifakının diğer bacakları hakkında da farkında olmadan çok şeyi gösteriyor.
Devam edeceğim.
Konuya Taraf'ın Soros bağlanıları ile başladım Pentagon bağlantıları ile devam etmek isterim.
Pentagon ilişkisi deyince ilk akla gelen Yasemin Congar'dır. Hatırlarsanız bu insan
daha önce Milliyet'in Waşington temsilcisi idi. Hatta bu görevine "Milliyet'in Waşington temsilcisi değil Waşington'un Milliyet temsilcisidir o" diye yaklaşanlar vardı. Liseyi ve Üniversite master'ını ABD'de yaptıktan sonra TİP'li bir sosyalist olarak "Yarın" dergisini çıkaran ve komünizm propagandası yapmaktan bile yargılanan Congar'ın bir dönem sonra adeta özüne geri dönmesi gibi ABD'ye geri dönmesi ve oradan özelde Pentagon'un ve genelde Waşington'un nabzını tutan bilgiler geçmesi aslında olağanüstü garip bir durumdur.
Ama garabete alışan bir zihne sahip olduğum için Congar'ın geçmişi ile oyalanmak istemem.
Daha çok Hudson Enstitüsü vakasında takındığı tavrın gazeteciliği çok aşan bir tavır olması sebebiyle dikkatimi çekti. Daha sonra da hiç yanılmadığımı zaten kendisi fazlasıyla gösterdi ve Tsk karşıtlığını adeta sistematik ve güdümlü bir füzeyi andırırcasına aralıksız sürdürmesi ile kendini ispatladı.
Tsk'ya ve Türk generallerine olan bu öfkesi tabî ki onun sosyalist geçmişinden veya 12 Eylül karşıtlığından falan kaynaklanmıyordu. Kendi geçmişinin bile umrunda olduğunu sanmam. Onun Tsk karşıtlığı adeta Pentagon'un kendi kontrolünden çıkan Tsk'ya olan öfkesinin Türkçe ifade edilmesi gibiydi.
Tsk'ya ve Türk generallerine bu derece öfke ve düşmanlıkla bakan Congar'ı Pentagon'un generallerine olan sevgi dolu bakışını biraz tebessümle Taraf gazetesindeki şu yazısından okuyabilirsiniz.
Beyaz Ev'in yeni generalinin bir gözü Türkiye'de olacak. (http://www.taraf.com.tr/makale/2953.htm)
İşte bir Amerikan generali ile olan Kandahar üzerinden tepeden bir bakışla yaptıkları helikopter söyleşisini ona sempati dolu bakışları ile ifade ettiği bu yazısından bir bukle:
...
İki metre boyunda, çok iri ve çok mavi gözleri olan, altmış yaşlarında bir adamdı.
Orgeneraldi ve o zamanlar, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı’ydı.
2006’da, bir belgesel hazırlamak üzere gittiğim Afganistan’da, Taliban’la NATO kuvvetleri arasındaki savaş üzerine onunla konuşma fırsatı bulmuş; Kabil’den Kandahar’a birlikte seyahat etmiş; ardından, kendisiyle Washington’da üç kez söyleşi yapmıştım.
Afganistan hep öncelikli konumuzdu ama Kürt meselesini, Türk ordusunun Pentagon ve NATO’yla ilişkilerini de konuşmuştuk.
Adı James Jones’tu.
...
Görüldüğü gibi "o mavi gözlü bir devdi mini minnacıcık bir kadını sevdi" diyerek devam ettiği yazısında Congar bu Beyaz Ev'in yeni "Ulusal Güvenlik Danışmanı" emekli generali ile Afganistan'ın yanısıra Kürt meselesi ve Tsk'nın Pentagon ile olan ilişkilerini bile konuşmuş.
Güler misiniz, gülün..
Kendisine verdiği bu havanın kendisinin ve doğal olarak Taraf'ın Pentagon ile olan ilişkisini nasıl da deşifre ettiğinin bile farkında değil. Hava atma, kendisini önemli bir zât gibi anlatma merakı ve Amerikalı generale olan sempatisinin sözümona gazecilik örtüsüne büründürülmüş bu ilişkileri nasıl orta yere serdiğini görebilirsiniz.
Congar'ın Pentagon ilişkisinin "derinlikli" bir ilişki olduğunu şu yazısından da anlayabilirsiniz.
Pentagon, TSK içindeki generallerin pek çok konuda ayrıştıklarını ve farklı görüşlerde olduklarını biliyor. Örneğin, Pentagon TSK içinde, İran'a tavır bağlamında ABD ile aynı çizgide olan çok sayıda generalin bulunduğunu da biliyor.” Yasemin Çongar http://www.gercekgundem.com/?p=90546&com=all (http://www.gercekgundem.com/?p=90546&com=all)
Görüldüğü gibi Pentagon'un Tsk hakkında bildiği herşey Congar'ın bilgisi dahilindedir.
Tsk'da bir fikir ayrışması mı var?
Pentagon'dan Congar'a bu bilgi geçiliverir ve onun üzerinden Tsk'ya "bakın biz sizin yediğiniz her naneyi biliriz hatta kim bizden kim bizden değil onu da biliriz" mesajı verilir.
Taraf'ın bu Pentagon ilişkisi kendisini Pentagon CIA rekabetinde bile gösterir.
Taraf Pentagon ile CIA arasındaki rekabette bile taraftır:
Taraf: Amerikan adaleti CIA’in ensesinde (http://www.taraf.com.tr/haber/39651.htm)
Bitti mi?
Tabii ki hayır. Taraf'ın neresine elini atsanız "normal dışı" bir gazete ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.
Diğer vaka da Emrullah Uslu.
Taraf'ın polis yazarı. Emekli falan değil 8 yıl boyunca ABD'de yaşayarak polislik yapan (!) bir Utah yazarı o.
Oda tv bu Taraf yazarını uzun bir dönem işlemiş ve hakkında pek çok bilgi aktarmıştı biz okurlarına.
Komiser yazar Emrullah Uslu ABD'den ne istedi? (http://www.odatv.com/Siyaset/komiser_yazar_emrullah_uslu_abdden_ne_istedi-16038.html)
Emrullah Uslu'ya bir haller oldu. (http://www.odatv.com/Siyaset/emrullah_usluya_bir_haller_oldu-16187.html)
Emrullah Uslu vatanına hoşgeldin. (http://www.odatv.com/Siyaset/emrullah_uslu_vatanina_hosgeldin-15639.html)
İlginç olan Taraf'ın polis akademisi öğretim üyesi Önder Aytaç ile aynı köşeyi paylaşmaları. Bakın Önder Aytaç köşedaşının Obama üzerindeki etkisini nasıl anlatmış:
Obama’nın Müslüman ülkelere yapacağı ziyaretlerden ilkini Türkiye olarak planlanması, Emre Uslu’nun analizindeki düşüncelerin Obama yönetimi tarafından da paylaşıldığının önemli bir göstergesi.
http://www.taraf.com.tr/makale/4494.htm (http://www.taraf.com.tr/makale/4494.htm)
Bu iki emniyetçinin Tsk aleyhine yazdığı yazılar bir yana Aytaç'ın Soros destekli Tesev için hazırladıkları Almanak'da "Türkiye-Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim'' adlı raporu Yaşar Büyükanıt tarafından sert bir ifade ile eleştirilmişti.
Bu Emniyetçi ve cemaatci yazarları, Pentagoncu yazarları, Ermeni yazarları, sosyalist /II.Cumhuriyetçi yazarları / aşk ve seks romanları yazarlarını,
kerameti kendinden menkul tarihçi yazarları, Pkk sempatizanı yazarları, eski komünist parti yöneticisi yazarları ile oldukça renkli bir görünüm sunan Taraf'ın bu renkliliği Tsk ve Kemalizm sözkonusu olunca nedense tek ses-tek yürek anti-Tsk, anti-Kemalizm söylemlerine bırakmakta.
Ne demiştik önce:
Ayının 40 hikayesi varmış hepside armut üzerineymiş.
Tsk ve Kemalizm karşıtlığı Taraf'ın vazgeçemeyeceği bir görevdir.
Devamında Taraf-Pkk ve Taraf-cemaat ilişkisini irdeleyeceğim.
cenkk_istt
25-10-2009, 20:24
arkadaslar ahmet altan in yazilarini bende takip ediyorum ama oyle sizin dusundugunuz gibi art bir niyet gormuyorum adamin dedikleri turkiyenin menfaatlerine cakismiyorki,bide demokrasi istemek kotu b ir seymi her demokrati bolucu gorme sendromundan kurtulamadik bir turlu, sizin icinizde hicmi demokrasi yi savunan yok demokrasiyi savunmak insan haklarini savunmak boluculukmuegerki gercekten ahmet altan dis kaynakli bile bunlari yapiyrsa bence yinede kotu bir sey degil.
adamin yazdigi hic bir seye itiraz edemiyorsunuz cunku yazdigi seyler guzel seyler
saygilar
Taraf gazetesinin Gülen cemaati ve Pkk ile olan ilişkisini fırsat bulup irdeleyemedim. Şimdilik sizi oyalama baabında Taraf'ın şu rezil rüsva olduğu yalan haberlerinden en güncel olanını buraya alıyorum, bir okuyun:
Taraf, NTV'den özür diledi (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12767863.asp?gid=229)
Bir gazete düşünün ki daha "saat" nedir bilmiyor?
Ve bilgisizliğine bile bakmadan direkt ithamda bulunuyor: Sen katilsin !
Yani hiç mi akletmezsiniz ey Tarafcılar?
Bu gazete Aktütün baskını görüntüsü diye gidip Kandil görüntülerini vermemiş miydi?
Ben, Taraf o görüntüleri verdiği gün Google Earth'den girip kordinatlara bakıp Kandil'i görmüştüm ama basın yaygara koparıyordu işte Aktütün baskını kayıtları diye.
Peki Taraf özür dilemiş miydi G.Kurmaydan? Tabii ki hayır. Üstelik pişkin pişkin tekrar görüntüleri savunmaya kalktı hem de sadece kafa bulandırıp laf kalabalıklığı yaparak. Yaptığı savunma bile çelişkilerle doluydu ama vatandaş ne yapsın işi gücü bırakıp Taraf'ın çelişkisini mi bulacaktı? Al haberi Taraf'tan kopyala yapıştır forumlara. Yandaş medyanın savunucuları hep yapar bunu.
O kadar çok yalan haberi çıktı ki Taraf'ın... Örneğin; şu Yargıtay krokisi haberi tam bir fecaatti ama Taraf İP'ten özür dilemedi. O krokiyi Savcı yapmışmış meğer...Günlerce insanlar suçlandı Taraf'ın manşetleri ile ama savcının sesi bile çıkmadı. Sonra da mahkemede,
ERGENEKON SAVCISI ACAYİP BİR ŞEY SÖYLEDİ: “SUİKAST BELGESİ BENDEN ÇIKTI (http://www.odatv.com/index.php?s=comments&id=15022)”
ded ama Taraf'tan tık yok.
Peki neden sadece NTV'den özür diledi Taraf?
Hadi bu da Sargon'a 10 puanlık uzman sorusu olsun.
Ben Gülen cemaati ve Pkk ilişkilerini irdeleyene kadar bu soru ile oyalanın arkadaşlar.
arkadaslar ahmet altan in yazilarini bende takip ediyorum ama oyle sizin dusundugunuz gibi art bir niyet gormuyorum adamin dedikleri turkiyenin menfaatlerine cakismiyorki,bide demokrasi istemek kotu b ir seymi her demokrati bolucu gorme sendromundan kurtulamadik bir turlu, sizin icinizde hicmi demokrasi yi savunan yok demokrasiyi savunmak insan haklarini savunmak boluculukmuegerki gercekten ahmet altan dis kaynakli bile bunlari yapiyrsa bence yinede kotu bir sey degil.
adamin yazdigi hic bir seye itiraz edemiyorsunuz cunku yazdigi seyler guzel seyler
saygilar
Sayın cenkk_istt,
Demokrasi istemek kötü değildir.
Demokrasiyi satmak ve onu satın almak kötüdür.
Ahmet Altan ve sülalesi bezirgandır. Bugün, demokrasi dediğiniz şeyi pazarlarken, yanında sizin de vatandaşı olduğunu bu ülkeyi satmaktadırlar.
Daha da geç olmadan gözlerinizin açılması umuduyla...
Saygılar(!)
[SIZE=2][COLOR=black][FONT=Verdana]
ERGENEKON SAVCISI ACAYİP BİR ŞEY SÖYLEDİ: “SUİKAST BELGESİ BENDEN ÇIKTI (http://www.odatv.com/index.php?s=comments&id=15022)”
Okumak istedim ama , blog vari okuyucu yazilarindan baska bir sey goremedim bu link'te.
Haklısın 3. yol, doğru link şu olacak:
Ergenekon savcısı acayip bir şey söyledi (http://www.odatv.com/Analiz/ergenekon_savcisi_acayip_bir_sey_soyledi_suikast_b elgesi_benden_cikti-15022.html)
Linki okudum. Bakın, yargıtay krokisi diye İslamcı bir meczupun cinayetini bile İP'lilere ve diğer tutuklulara yıkmaya kalktılar, ne oldu, neredesiniz "kroki de kroki" diyenler, yüzünüz kızardı mı? İP'lilerden özür dileyecek misiniz?
Haklısın 3. yol, doğru link şu olacak:
Ergenekon savcısı acayip bir şey söyledi (http://www.odatv.com/Analiz/ergenekon_savcisi_acayip_bir_sey_soyledi_suikast_b elgesi_benden_cikti-15022.html)
Taraf bunu haber yapmis zaten , Sayin Senem'in ifadelerine de yer vermis ....
Iste burada;
http://taraf.com.tr/haber/28453.htm
evrensel-insan
29-10-2009, 06:05
Saygideger soda;
Ben senin icin bir link buldum. Gerekirse, sen detaylandirirsin.
http://www.facebook.jp/note.php?note_id=146358723937&id=92501944609&ref=mf
Bu da tarafin tarafini anlatan bir link
http://www.srt.com.tr/koseyazilari/353/tarafin-tarafi.aspx
Saygilarimla;
evrensel-insan
Taraf bunu haber yapmis zaten , Sayin Senem'in ifadelerine de yer vermis ....
Iste burada;
http://taraf.com.tr/haber/28453.htm
3. yol, maddi hata yapıyorsun.
Verdiğin linki iyi okumamışsın ve benim yazdıklarımla bağlantı kuramamışsın.
Bir daha bak.
evrensel-insan bu verdiğin linkteki yazıyı kim hazırladı bilmiyorum, bu metin internette her yerde var ve oldukça önemli bilgiler veriyor. Özellikle şu bölümleri çarpıcı, buraya alıyorum:
PEKİ TARAF KİMİN GAZETESİ? TARAF Gazetesi TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞ FELSEFESİ OLAN “MİLLİ DEVLET” YAPISININ ÇÖKERTİLMESİ İÇİN ÇIKARILAN BİR “PSİKOLOJİK HARP GAZETESİDİR”. Taraf’ı çıkaran Alkım Gazetecilik, 1992’ye kadar küçük bir yayıneviyken ve batma noktasındayken birdenbire durumu düzeltti. Alkım Yayınevi’nin borçlarını Fethullah Gülen ve AKP bağlantılı Albaraka Türk çekleriyle ödemesi yayıncıların dikkatini çekmişti. O tarihten sonra, birileri, Savaş ve Başar Arslan kardeşlere “yürü…” dedi. AKP iktidarıyla birlikte ise “kanatlandılar”! Arslan kardeşler, Brüksel’de büro açıp AB’yle de ilişkiye geçtiler. Pentagon, Taraf için de düğmeye bastı.Yasemin çongar, Amerika’dan görevli olarak gönderildi. Burada, ABD İstanbul Başkonsolosluğu kolları sıvadı. “Vatanı bir kadın memesine satarım” sözüyle meşhur Ahmet Altan, 30 bin YTL maaşla gazetenin kuruluş görevini üstlenmesi için ikna edildi. Taraf yayına başladıktan sonra ayrılacağını söylemişti, ayrılmadı, genel yayın yönetmeni oldu.
Gazetenin sahibi, Alkım Gazetecilik adına Başar Arslan oldu. Ahmet Altan’ın belirttiğine göre Başar Arslan yayın çizginse hiç karışmadı, odasını bile Altan’a bırakıp gitti. Ahmet Altan 10 Kasım 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayımlanan röportajda, Taraf gazetesinin ilan gelirlerine dayanacağını söylemişti.
15 Kasım 2007 tarihinde yayına başlayan Taraf’taki ilanlara bakıyoruz, “Alkım Yayınları” dışında, 2008’e kadar ilk bir ayda “Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” ağırlıkta.
Kimse Yok mu Derneği 2002 yılında Fethullah’ın Samanyolu Televizyonu bünyesinde “Kimse Yok mu?” programı ile başladı. AKP iktidarı Kimse Yok mu Derneği benzeri vakıf ve dernekler için gelir vergisi kanununu değiştirdi, bu derneklere yapılan bağışlar vergiden muaf tutuldu… “Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği”, şimdi 5 kıtada faaliyet yürütüyor, katrilyonlara hükmediyor. Gazeteyi çıkaran Alkım Yayınevi’nin sahibi Savaş-Başer Arslan kardeşler, Brüksel’deki büroları kanalıyla Avrupa Birliği’yle de ilişkiye geçtiler.
Taraf gazetesi’nin satır satır çevirisi yapılıp her gün Avrupa Birliği’nin önüne konuluyor!
AB, gazetelere doğrudan hibe yapamıyor ama yayınevlerine yapabiliyor. Alkım Yayınevi’nin, Ahmet Altan’ın “İçimizdeki Bir Yer” adlı romanının, 2004’te AB parasıyla basıldığı belirtiliyor. 1 milyon adet basılıp maliyetinin 4’te biri fiyatına satılan Altan projesi, AB fonlarınca desteklendi. Gazete bayilerine kadar ulaştırılan kitap için bakkallara bile standlar yerleştirmişti. Ardından, Alkım yayınları Sabah Gazetesi’yle işbirliği yaparak Milli Eğitim Bakanlığı onaylı Yüz Temel Eser’i basmıştı.
AB ile kurulan bu köklü ilişkilerin, bugün para kanallarının çeşitlenmesinde etkili olduğu belirtiliyor.
Taraf’ın tanıtım ilanları da Fethullahçı Zaman gazetesi tarafından yayımlandı. Hem Zaman, hem Fethullah Gülen’in diğer yayın organı Aksiyon, Ahmet Altan ve Yasemin çongar röportajlarıyla gazetenin tanıtımını yaptı. Taraf’ın iki de transferi var Zaman’dan. Biri, bildiğiniz Etyen Mahçupyan, öbürü Gülen bursuyla Amerika’da eğitim gören Leyla İpekçi.
evrensel-insan
30-10-2009, 04:20
Saygideger soda;
Burada da guncellenmis bilgiler var.
http://www.facebook.jp/notes.php?id=92501944609
Saygilarimla;
evrensel-insan
Önceki gün Karargâh’ta ilginç bir toplantı yapıldı. Toplantıya Başbuğ ve orijinal belgeyi savcılara gönderen subayın mektubunda yer alan isimlerin büyük bölümü katıldı. Sinirler gergin, suratlar oldukça asıktı. Toplantının iki gündem maddesi vardı. İlki, bu belgenin karargahtan kim tarafından nasıl çıkarıldığı, ikincisi ise bu işten nasıl kurtulunulacağı.
İlk soruya cevap bulunamadı. İkinci gündem maddesi hakkında ise çeşitli fikirler ileri sürüldü. Toplantı sonunda bir dizi karar alınırken, yol haritası da belirlendi.
Albay Çiçek teslim edilecek
Karargâh’taki görevliler arasında “Başbuğ’un manevi oğlu” olarak bilinen Albay Dursun Çiçek’in “ipinin çekilmesi” toplantı sonucu kesinleşti. Çiçek, sivil yargıçlara teslim edilecek. Kamuoyu bununla tatmin olmazsa Çiçek’le birlikte aynı şubede çalışan birkaç düşük rütbeli subay daha sivil savcılığa gönderilecek.
Toplantıda ilginç bir de belge gündeme geldi. Bu belgeyle ilgili de Karargâh endişeli. Dışarı sızıp sızmadığını bilmiyorlar. Belge resmi olarak kayıtlarda olduğu içinde imha edilemiyor. “İrticayla Mücadele Eylem Planının ardında bulunan tüm isimler bu belgede saklı. Bu belge ortaya çıksa da çıkmasa da Karargâh’ta Orgeneral İlker Başbuğ’un gideceği tahmin ediliyor.
http://www.taraf.com.tr/haber/42980.htm
Arkadaslar facebook'a falan bakmaniza gerek yok taraf'in su ustteki haberini dikkatlice okuyun yeter ....
Sanki taraf muhabiri o yoplantidaymis gibi yaziyor degil mi ?
Bu cuntacilarin suyunun kaynadiginin gostergesidir .... Artik pentagon mu dersiniz , yokta Marslilar mi :alien: .... bilemem ama ortada olan Taraf gercekten de basit bir gazete degil bir medya saldiri aleti olarak gorunuyor ....
Zaten dikkat ederseniz son bir yildir kimsenin ulasamadigi haberlere ulastilar .....
Su anda Basbug'u sikistiriyorlar .... Sanirim bugun RTE bu konuda Basbug'a rest cekti .... Birkac gun icinde ordunun ust rutbelerinden istifa/tasviye haberleri gelirse hic sasirmayin .....
3.yol
Teşekkürler sayın 3.Yol, haberle ilgili yorum yapmayacağım, bekleyelim, fakat en azından Taraf'ın Amerikan istihbaratının propaganda ve psikolojik operasyon aleti olduğunu kabul ettiniz, darısı diğerlerinin başına...
liberal burjuva demokrat tarafın tarafı kapitalizm ve uluslararası emperyalizmin yanıdır.
dünün burjuva ilericileri (kemalistler) ile bugünün burjuva ilericileri arasındaki mücadeleyi ilgiyle izliyorum.
hep söyledim tekrar söylüyorum.
onlar feodalizm karşısında ilericidirler.
ancak emekten yana değildirler.dolayısıyla aslında gericidirler.
al birini vur ötekine.
hepsi de sermayeden yana değilmi.
onların dertleri bellidir.
komprador olmak.efendinin yani uluslararası emperyalizmin gözde cariyesi olmanın mücadelesini veriyorlar birbirlerine karşı.
bu ülkede darbeyi yapanlar da ourboys du.bu gün iktidarda olanlar da.onlara karşı laik rejimi koruyanlarda.hepsi ourboys.
liberal burjuva demokrat tarafın tarafı kapitalizm ve uluslararası emperyalizmin yanıdır.
dünün burjuva ilericileri (kemalistler) ile bugünün burjuva ilericileri arasındaki mücadeleyi ilgiyle izliyorum.
hep söyledim tekrar söylüyorum.
onlar feodalizm karşısında ilericidirler.
ancak emekten yana değildirler.dolayısıyla aslında gericidirler.
al birini vur ötekine.
hepsi de sermayeden yana değilmi.
onların dertleri bellidir.
komprador olmak.efendinin yani uluslararası emperyalizmin gözde cariyesi olmanın mücadelesini veriyorlar birbirlerine karşı.
bu ülkede darbeyi yapanlar da ourboys du.bu gün iktidarda olanlar da.onlara karşı laik rejimi koruyanlarda.hepsi ourboys.
aslında kavga emperyalizm yanlıları ile emperyalizm karşıtları arasında oluyor.emek sosyalizm kapitalizm vb daha sona halledilecek meseleler.
Aziz Nesin ülkemizin bilinçli yazarının içinde bulunduğu durumu batmakta olan ya da sürekli su alan bir geminin, örneğin Titanik’in son günündeki orkestradaki kemancılara benzetmişti. Bir yandan gemiye dolan suları boşaltacaksın, bir yandan keman çalacaksın... Ne suyu doğrudan boşaltabiliyorsun, ne keman çalabiliyorsun.keman sonranın meselesi gemiyi kurtaralım önce.
ben ortak düşmana karşı girişilen birlikteliklerden haz etmedim hayatım boyunca.
tarafın tarafında değilim.
tarafın karşı tarafında olanlarla birlikte hiç değilim.
benim kendi tarafım var.emeğin tarafı.
o antiemperyalizm masalına da karnım tok.
ulusal sömürüye karşı olamayanların uluslararası sömürüye karşı olduğunu düşünmüyorum.
bu sadece bir söylem.
ülkücülerle kemalistlerle sadece varolan yapıyı korumak adına birlik oluşturulabilir.kimsenin derdi keman çalmak değil arkadaşım.bu adamlarla güya antiemperyalist çizgide buluşacakmışım.
geçmişte emperyalizme kullukta şahikalar yaratmış olanlar,şimdi efendileri başka cariyeyi kendine seçti diye ortalığı velveleye veriyor,bi de dillerinde antiemperyalizm yokmu.
CNN Türk ekranları çok önemli iki misafiri ağırladı dün akşam. 'Tecrübe konuşuyor'da Taraf gazetesinin iki tepe ismi Ahmet Altan ve Yasemin Çongar vardı.
60 KİŞİYLE GAZETE ÇIKARTIYORUZ
Ahmet Altan öncelikle Taraf'ın içinde bulunduğu mali sorunları anlattı. Taraf'ın para kaynağı medyada da polemik konusu oluyor. Gazetenin mali durumu merak ediliyor. Bakalım Ahmet Altan bu konuda neler söyledi:
60 kişiyle gazeteyi çıkartıyoruz. Çaycıyla birlikte sayı bu. Hürriyet'in ulaşım servisi bile daha kalabalık. Başar Arslan dışında kimse çıkmadı. Mehmet Betil de destek oldu biraz. Ama bu kadar. Siyasi baskı yok belki ama böyle bir kuşatma duygusu da var. Ortak arıyoruz bulsak rahatlarız ama bulamıyoruz. Dünyada bu şartlarda gazete çıktığını sanmıyorum. Geçmişten gelen yük olmasa aslında bir gelir gider dengesi kurmuş durumdayız. Gazete kendini finanse ediyor yani. Ama eski borçlar zorluyor. Bazen gece 5'te telefon geliyor 'gazeteyi basmıyorlar' diye.
http://www.gazeteciler.com/news.php?news_id=7953&page=1
Bu kadar imkansızlıklara rağmen, bu kadar engellemelere rağmen, gazete çıkartmaları bile başlı başına bir başarı. Yayınlarıyla Taraf doğrunun ve mesleğinin tarafı olduğunu göstermiştir. Demokrasi için umarım yayın hayatlarını sonsuza kadar sürdürürler.
Tarafın karşı tarafında değilim diyenler dahil,
merak ediyorum, ruhunu inanmadıkları şeytana
satmayan kaç kişi kaldı şu memlekette acaba ?
Sizin demokrasiniz çamur atmaktan ve
fetoculara koltuk çıkmaktan bir adım bile öteye
gidemez. Çünkü kapasiteniz buna yetmez.
Bir de utanmadan Ozgür diye rumuz alıyorsunuz.
Bu mudur özgür olmak ?
Bu rumuzu hakkeden birine versinler.
Alayınızın ...
Geçmiş bayramını kutlarım.
bak sayın hako
ben demokrat da değilim aslında
çünkü insan denen bu maymuna inancımı kaybedeli uzun yıllar oldu.
sen ben ve diğer arkadaşlar burda toplasan belki 20 kişi falanız.
dışarda 70 milyonluk ülke.
ne senin ne benim söylediğim önemsiz.
boktan bir kulluk düzeni.
ne antiemperyalizmi dostum.
her kez boğazına kadar batmış çıkarlarının köleliğinde.
sen beni kendi halime bırak.
iletilerinde beni fetocularla birlikte anma başka ihsan istemem.
Demokrasi için yayın hayatı sürsün dileğinde olduğunuz diğer ne varsa bilelim.
Kaçırmamak lazım "O saygıdeğer" yayınları.
Sayenizde geç kalan aydınlanmamızı yaşama şansı da bulabiliriz.
Sayın Anarchist,
Emek , ekmek, gerçekten hakkedilerin elde edilmesi filan geçildi çoktan.
Afedersiniz ama götü kaybediyoruz.
Siz hala yöntemde ve uslupta takılısınız.
Bana ne emeğin gücünden veya haklılığından ?
O emeği işleyenlerin kendi topraklarına hakimiyeti kalmadıktan sonra.
İşgal edildik diyorum..
Siz bana teoriden bahsediyorsunuz, pratikten değil.
Kendilerini Tekzip ettiler.
Ahmet Altan’ın yardımcısı Yasemin Çongar’ın canlı yayında, “Belgeler Genelkurmay’dan geliyor” açıklamasını yaptığı gecenin sabahında, Taraf “Belge istihbaratı Amerika’dan” manşetiyle çıktı
Provakotör Hasan Cemal, eski gerilla Cengiz Çandar, eş durumundan Amerikalı Yasemin Çongar ve sado-mazosişt eğilimleri bulunan Ahmet Altan önceki gece “tecrübelerini konuşturmak” üzere CNN Türk ekranındaydı.
Aynı dili konuşmanın rahatlığı hiçbirşeye benzemiyor. Yol arkadaşları ne dese “He valla” diyen Altan ve Çongar kendini salmış pelte kıvamındaydılar.
Bir ara Çandar, “Araştırmacı gazetecilik diyorlar ama sizin yaptığınız iş araştırmacı gazetecilik filan değil. Hangi gazeteci ”bomba“ haberi araştırarak bulmuş. Öyle haberler size verilir...” diyerek açık açık Taraf’ın gazetecilik yapmadığını ve iddia ettiğimiz gibi “köstebek servis aracı” olduğunu ifade etti.
Aynı sözleri biz söylsek, kafamıza vura vura “Ne büyük gazeteciler olduklarını” kabul etmemize çalışırlar... Çandar söyledi ya, Çongar ne dese beğenirsiniz:
“Her kurumda bizim gibi düşünen ’birkaç iyi adam’ var. İrtica ile Mücadele Eylem Planı bize nereden geldi? Genelkurmay’dan geldi...”
Mehmet Baransu’nun gündem değiştiren haberin kokusunu alan muhabir imajının yerle yeksan olmasından daha vahimi, o gecenin sabahında, yani dün dağıtılan Taraf’ın sürmanşetinde gizliydi.
Emekli askeri hakim Faik Tarımcıoğlu’nun, “Taraf’a sızan belge içeriği” ile ilgili olarak Neşe Düzel’e söylediği “Bu planının istihbaratını Amerika verdi” sözü, Yasemin Çongar’ı tekzip etmekle kalmıyor, Taraf’ın Amerikan istihbaratının, yani CIA’nın belirlediği istikamette yayın yaptığı iddialarını da teyid ediyordu. İşte Neşe Düzel’in “neye sebep olduğunu” bilmeden, basın tarihine belki de bir çeşit “intihar eylemi” olarak geçecek röportajın o bölümü:
“Neşe Düzel: Sizce bu cunta planını kim ortaya çıkardı?
Faik Tarımcıoğlu: Amerika bu plandan haberdardır. Bunun istihbaratını hükümete veya MİT’e Amerika vermiş olabilir. Çünkü Irak’ta ve Afganistan’da çırpınan Amerika’ya bugün istikrarlı bir Türkiye lazım. Amerika Türkiye’de darbe istemez, hele böylesini hiç istemez...
N.D.: Niye böylesini istemez?
F.T.: Çünkü bunun içinde İran, Rusya, Almanya ittifakı gibi farklı şeyler terennüm edenler vardır. Geçmişte ise Türkiye’deki darbeler Amerika’nın işine yarıyordu. (..) Devlet artık bu tür darbecilerden arınmaya çalışıyor. Bu çaba Hilmi Özkök’le başladı.”
Zamanlama itibarı ile CNN Türk’teki yayına, bu röportajın da yer aldığı Taraf baskıya verildikten sonra katılan Yasemin Çongar, nasıl hem kendisini, hem de gazetesini zor durumda bırakacak bu hatanın mimarı olabildi?
Çandar’ın ima ettiği gibi “gazetecilik”le bağlarını koparmış oldukları, “servis elemanı” gibi ellerine tutuşturulanı, kaynağı “bildik” olduğu için sorgulama gereği duymadan yayımladıkları, özetle hazıra konmaya alıştıkları için, “analitik düşünme” kabiliyetlerini mi kaybettiler acaba? Aksi halde Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı olduğu gazetenin, hem de sürmanşetten duyurduğu bu iddiadan bihaber olamayacağına göre,
Çongar’ın “ABD’nin isteği ve aracılığıyla servis edilen belgeleri yayımlıyoruz” itirafına dönüşebilecek sözleri sarfetmesi nasıl izah edilebilir?
Taraf’ın haberina bakarsak, Çongar CNN’de “Genelkurmay’dan” derken “küçük” bir ayrıntıyı kendisine saklıyor ve asıl kaynağın “Genelkurmay’a sızmış CIA ajanları” olduğunu es geçiyordu?
Tarımcıoğlu, röporajının minik bir bölümü bile Türkiye’de yürütülen psikolojik savaşın pek çok şifresiyle dolu. Yukarıda tırnak içinde aktardığımız satırları bir kere daha okuyunca farkına varıyoruz ki; Tasfiye edilmek istenen yapının asıl belirleyici özelliği Amerika’nın menfaatleriyle örtüşmeyen bir tavra sahip oluşu... Amerika, “darbe”ye değil, kendisine karşı/rağmen yapılan “darbe”ye karşı...
Çongar ile Düzel’in pişti olmasından sonra ortaya çıkan tablodan da, ABD’nin Türk askerinin kafasına çuval geçirmesini “pratik çözüm” olarak değerlendiren emekli Hilmi Özkök ile başlayan sürecin devamını isteyen ve ABD’nin belirlediği rotanın dışına çıkan “asker sorunu” yla mücadeleyi görev edinen Taraf’ın, CIA operasyonlarının medya ayağı olduğu okunmuyor mu?
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=10714
Efendim, istihbaratın ABD patentli olduğunu kendi kendilerine söylemekteler.
Tsk'ya karşı açık bir savaş içinde olan ABD'dir. Buradakiler sadece birer piyondur.
Bu gerçek her gün biraz daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
sayın hako
bu işin sonunda sizle hiç bir konuda anlaşabileceğimi sanmıyorum.
bana ne emekten diyen biriyle hiç bir konuda ittifakım olamaz.
ancak;
yine de merak ettim, şu işgal ne zaman başladı ve ne şekilde gelişti.
emperyalizme yalakalık olsun diye korede savaşırken işgal başlamışmıydı.
yoksa işgal derken emperyalist işgali değilde akp nin hükümeti işgalini mi kastediyorsun.
uluslararası sömürü ile sınıflararası sömürü bir bütünün parçalarıdır.
işlevsel anlamda tamamen aynı mekanizmalar tarafından beslenir.
birine karşı olurken diğerine karşı olmamak tutarsızlıktan daha fazlasıdır.
hem ulusal anlamda kapitalizmden yana ol hemde uluslararası emperyalizme karşı ol.
yok böle bişey.
her ikisi aancak aynı anda mümkün olur.
çünkü birisinin koşulları aynı zamanda diğerinin koşullarıdır.
ulusal anlamda devrimci mücadeleyi her açıdan sekteye uğratabilmenin mücadelesini verenler kiminle birlikte anti-emperyalist mücadele vereceklerini zannediyorlar.
anti-emperyalist mücadelenin beyni de belkemiğide ancak sosyalistler olabilir.
içeride sosyalistleri yoketmek için ittifak kuranlar emperyalizme karşı savaşamazlar.
zaten dertleri de bu değildir.
ulusalcı-milliyetçi ittifakının anti-emperyalizmi söylemden ibarettir.
geçmişte emperyalistlerin gözdesiydiler.
ancak sovyet bloğunun parçalanmasından sonra ılımlı islam ortadoğuda emperyalizm için daha kullanışlı hale geldi.
feto ve akp ittifakı abd tarafından tercih edildi hatta bizzat oluşturuldu..
ergenekon emperyalizmin eski müttefiklerinin yine emperyalizm tarafından tasviyesidir.
şimdi ciyak ciyak bağırıyorlar emperyalizmin eski müttefikleri kuyruk acıları var çünkü.
ama inandırıcılıkları yok.
olmadığının delili kendi ağızlarıyla itiraf ettikleri "bana ne emeğin hakkından" cümlesinden bellidir.
şunu bilmeleri gerekirdi anti-emperyalist olabilecek olan da ancak işçi sınıfıdır.ancak elbetteki sınıfsal bilinç sahibi işçi sınıfı.
işçi sınıfını bilinçsizleştirmenin onca mücadelesini verirken zamanı geldiğinde emperyalizme karşı bu ülkeyi kiminle birlikte koruyacağınızı düşünecektiniz.
şimdi size çözümü söylüyorum.kulağınızı açın iyi dinleyin.
anti-emperyalist mücadele anti-kapitalist mücadelenin parçası olursa ancak hayat bulacaktır.
o yüzden siz vatanseverler işçileri sevmek zorundasınız.
bunu becerebilirseniz o zaman vatanı koruyabilecek onurlu bir sınıfla işbirliği yapmış olursunuz.
hala daha oligarşinin içinde çözüm arıyorsunuz.
oligarşiniz egemen emperyalist tarafından yeni baştan organize ediliyor ve içinde siz yoksunuz.
gelin sosyalist olun.eğer gerçekten vatansever iseniz.
TARAF'IN YENİ TRANSFERİ
Taraf Gazetesi'nin artık yeni bir yazarı var: Sevan Nişanyan. Nişanyan gazetede dün yazmaya başladı. Taraf da Nişanyan'ın gazeteye transferini okuyucularına duyurdu.
Sevan Nişanyan isminin size tanıdık geldiğini biliyoruz. Ancak biz size yine de hatırlatalım.
Nişanyan, ünlü Mimar Vağarş Nişanyan'ın oğlu. Eski İstanbul sahaflarından Bedros Nişanyan'ın torunu. Nişanyan ailesi İstanbul'un köklü Ermeni ailelerinden.
Bu kısa girişten sonra bir dönem Agos Gazetesi'nde yazarlık yapan Sevan Nişanyan'a gelebiliriz.
Sevan Nişanyan gezginliği ile bilinen bir yazar, öğretim üyesi ve dilbilimci. Pek çok gezi kitabı var. Yayınladığı etimolojik sözlük ve kitaplar ile biliniyor. Sevan Nişanyan bunların dışında turizmcilik yapıyor. İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı Şirince Köyünde otel işleten Sevan Nişanyan daha önce tarihi Şirince evlerini resmi izin almadan yıktığı için 10 ay hapis yattı.
Peki, Sevan Nişanyan ve eşi Müjde Nişanyan Şirince'de sakin bir hayat sürdürürken ne oldu da Türkiye'nin gündemine oturdular?
Türkiye Sevan Nişanyan'ı eşi Müjde Nişanyan'a dışkısını atmasıyla tanıdı. Hayır mecazi anlamda kullanmıyoruz. Nişanyan gerçekten eşine dışkısını attı. İddialara göre; aile içinde yaşanan bir tartışmada eşine sinirlenen Sevan Nişanyan günlerce dışkısını bir kavanozun içinde biriktirdi. Sonunda eşi Müjde Nişanyan'ın boş bir anında kavanozdaki dışkısını eşinin başından aşağı boca etti. Olay Müjde Nişanyan'ın jandarmaya sığınması sonrası ortaya çıktı. Günlerce bu olay medyada yer buldu.
Sevan Nişanyan yaptığı ile kalmadı. Yaptığını savundu. Bunun karısına 'sembolik bir jest' olduğunu söyleyecek kadar ileri gitti. Oldukça tepki gördü. Feministler bir bildiri yayınlayarak olayı protesto ettiler ve Nişanyan'ın Agos gazetesindeki görevine son verilmesini istediler.
Ancak Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından gazeteye genel yayın yönetmeni olan Etyan Mahçupyan bunu kabul etmedi. Mahçupyan Taraf'ta ki köşesinde bu talebe şöyle yanıt verdi: 'Bu yazar, yazılarına devam edecek. Feminist oldukları için buna tahammülü olmayanlar bizle ilişkilerini kesebilirler. Agos olarak sahip olduğumuz düstur 'insan olan beri gelsin'den ibarettir. Geri kalan herkese uğurlar ola' . Bunun üzerine Agos gazetesinde çalışan kadın gazeteciler, 'cinsel şiddet gösterisi yapan Sevan Nişanyan'a sahip çıktığı için' gazete yönetimini eleştirerek istifa etti.
O zor günlerde Sevan Nişanyan'a sahip çıkan ilginç bir isim vardı: Etyan Mahçupyan. Mahçupyan, Sevan Nişanyan'ın Agos gazetesinde kalmasını sağlayan isimdi. Bunun ötesinde Taraf gazetesinde Nişanyan'ı savunan yazılar kaleme aldı. Mahçupyan o kadar ileri gitti ki Nişanyan'ı eleştiren kamuoyunu ırkçılık ile suçladı. Ona göre Nişanyan'ın yaptığına gösterilen tepkinin nedeni onun Ermeni kimliği idi. Yoksa Nişanyan'ın yaptıkları bu tepkiyi hak etmiyordu. Mahçupyan'a göre Müjde Nişanyan'ın bu olayı kamuoyuna duyurması da doğru değildi. Hatta Mahçupyan bu konuyu ele aldığı köşe yazılarında o kadar ileri gitti ki meseleyi Ergenekon ile ilişkilendirdi. Ona göre Ergenekoncular kendilerini yıpratmak istiyordu ve bu mesele onlar için iyi bir fırsat sunuyordu. Meselenin üstüne giden solcular, feministler, köşe yazarları ona göre Ergenekon'un dümenine su taşıyordu.
Etyan Mahçupyan'ın Nişanyan'a desteği bu olayla son bulmadı. Mahçupyan'ın aracılığıyla 'b.k atmakla' meşhur Nişanyan artık Taraf gazetesi yazarı.
Sevan Nişanyan'ın gazetede yazılarına başladığı gün de son derece manidar. Nişanyan gazetede 29 Ekim günü yazmaya başladı. Yani Cumhuriyet Bayramı'nda… Kelimelerin etimolojik kökeni üzerine yazılar yazan Nişanyan'ın 29 Ekim günü ele aldığı ilk kelime 'Cumhuriyet' kelimesiydi.
Peki, Sevan Nişanyan'ın son kitabının adı neydi?
Sevanyan'ın yakın zamanda çıkan kitabının adı: 'Yanlış Cumhuriyet'. Kitapta Nişanyan, 'Cumhuriyet ile padişahlıktan diktatörlüğe geçildiğini' söylüyordu. Ona göre Cumhuriyet yanlış bir projeydi!
Tüm bunlardan sonra Odatv.com olarak merak ediyoruz:
Taraf Gazetesi'nin kadın yazarları Yasemin Çongar, Leyla İpekçi, Neşe Düzel, Ayşe Hür, Lale Sarıibrahimoğlu, Amberin Zaman, Ümit İzmen, Funda Özgür, Suzan Samancı gibi kadın yazarları istifa edecekler mi?
Yani Agos'taki meslektaşları gibi tavır gösterecekler mi?
Yoksa 'b.k atmakla' meşhur olan Sevan Nişanyan Taraf gazetesinde çalışmalarına devam edecek mi?
Odatv.com (http://www.odatv.com/index.php?id=13836)
Tarafın hedefi bu sefer Atatürk > http://www.gercekgundem.com/?p=228060
http://tr.sevenload.com/pl/adtsUBW/595x380/swf
TARAK gazetesi oyunu :)
Efendim, istihbaratın ABD patentli olduğunu kendi kendilerine söylemekteler.
Tsk'ya karşı açık bir savaş içinde olan ABD'dir. Buradakiler sadece birer piyondur.
Bu gerçek her gün biraz daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
TSK hala askeri bir cumhuriyet istiyorsa kabahat kendisindedir .... milllet artik bunu istemiyor ve yeter diyor ...
Anladigim kadariyla ABD ve AB de bunu desteklemekte .....
Onceden ABD askeri bir cumhuriyeti desteklemekteydi .... o yuzden bir cok darbe oldu Turkiye'de ..... artik desteklemiyor ..... Durum bundan ibarettir .....
Ben de artik yeter artik diyorum .... Taraf'in da dedigi budur .....
Artik sivilleselim .... birakalim bu askerin siyasete burun sokmasi durumlarini .....
Su andaki savas budur ....
Dunya artik bu gibi askeri cumhuriyetleri kaldirmiyor .....
Bunu anlayip idrak edelim ....
Saygilar,
3.yol
Askerin siyasete falan karıştığı veya darbe yapmak istediği yollu söylemler tamamen AKP camiasının yedikleri haltlardan dolayı duydukları korkudan mütevellit propaganda baabında Tsk'ya saldırı için kullandıkları söylev ve demeçlerdir.
Asıl darbe TSK'ya karşı yapılmaktadır sözde Ergenekon soruşturmaları, belge imalat çiflikleri ile, bu bir.
İkincisi Gülen cemaatinin devletin kurumlaırnı teker teker ele geçirme konusunda kat ettiği mesafenin ismine biz "darbe" deriz.
Sorunları sadece Tsk'yı ele geçirememiş olmalarıdır, ciyaklamaları buradan gelir.
Üçüncüsü Türk ordusu "out" diyenlerin Pentagon ordusu "in" dediklerinin da farkında olmak her Türkün görevidir.
İhaneti görme konsunda biz Kemalistlerin ayrı bir hüneri vardır.
Taraf gibi Pentagon organları bize "demokrasi" adına hiç bir şey öğretemez, bu da dört.
Evelallah demokrasinin iki kurt ile bir kuzunu akşama ne yiyecekleri konusunda oylama yapmaları demek olduğunu biliriz bilmesine de kuzu olmak gibi bir niyetimiz de yoktur. Bu da beş.
Tsk'ya karşı olmak-yana olmak meselesi de duruma göre değişir.
Bir bakarsınız yarın öbürgün "en" Tsk karşıtı biz Kemalistler oluruz.
Mesela Hilmi Özkök gibi bir Pentagon kuklası Tsk'nın başına geçerse sizinle el ele Tsk'ya karşı olacağımı da şimdiden söylemiş olayım ama o zaman sizin Tsk'ya karşı olacağınızı hiç sanmam, bu da altı.
Kemalistlerin "not ettik" diyenlerle de "bu nota müzik notası değil" diyenlerle de işi olmaz. Söylemeden geçmeyeyim dedim, bu da yedi.
Sn Anarchist
Bunu yazmışım ;
Siz hala yöntemde ve uslupta takılısınız.
Bana ne emeğin gücünden veya haklılığından ?
O emeği işleyenlerin kendi topraklarına hakimiyeti kalmadıktan sonra.
Demişsiniz ki ;
sayın hako
bu işin sonunda sizle hiç bir konuda anlaşabileceğimi sanmıyorum.
bana ne emekten diyen biriyle hiç bir konuda ittifakım olamaz.
ancak;
yine de merak ettim, şu işgal ne zaman başladı ve ne şekilde gelişti.
emperyalizme yalakalık olsun diye korede savaşırken işgal başlamışmıydı.
yoksa işgal derken emperyalist işgali değilde akp nin hükümeti işgalini mi kastediyorsun.
Benim bu durumda ne dediğim açıkça belliyken, sizin cümle seçerek başka anlamlar çıkartmaya çalışmanız kendi yeteneğinizden dolayı meydana gelmiştir.
Memleketin kim tarafından ne biçimde işgal edildiği zaten bilinmektedir.
Hakimiyetin kime geçtiği de bellidir.
Kömürü, makarnayı ve temel ihtiyaçlarını satın alamadan kullanmak zorunda bırakılan,
aç,cahil,fikirsiz,ve imanla kör edilen vatandaşların oyları dahi yetmediğinde, oy çalan
islamcıların.
Benim düşmanımlarımın birincisi islamdır.
İkincisi de ona inanmadıkları halde onu pazarlamakta Islamcılara yardım eden
her türlü bezirgandır.
benim düşmanım ise tarih boyunca hep şu yada bu şekilde bir gerekçeyle örgütlenip zayıfları örgütsüzleştirerek ezenlerdir.
feodal,kapitalist gibi ayrımlar sunidir.
tarih boyunca varolan köleciliktir.
sadece biçimi değişir.
islam da o köleciliğin bir türüdür.
erken kapitalizmden başka bir şey olmayan kemalizm de başka bir türüdür.
yani sizin kendi aranızdaki suni düşmanlık beni ilgilendirmez.
hepiniz kölecisiniz.
sadece tarzınız değişik.
sayın hako.
sayın hako 44 nolu iletinin altında 45 nolu iletide gerkçelerimi açıkça izah ettim.anlaşılabilir olduğunu düşünyorum.siz antiemperyalist değilsiniz.emperyalistlerle işbirliği yapmak alışkanlığı islamcılara sizden bulaştı.
ben aranızda bir fark görmüyorum.
Taraf aydınları vantilatördür.
aydın muhafazakardır, ön yargılıdır
yarı aydın fikir değiştirir, yargısı modaya uyar
cahil yobazdır, yargısı planck zamanından daha kısa zamanda değişir
Birileri bunlara büyük bir vebale ortak olduklarını söylemeli.
digeri_1
14-11-2009, 21:42
taraf bence çok cesur ve aık sözlüdür ,
bazen beyenmediğim yazılarda olur ancak köşe yazarları vs için alıyorum ve beyeniyorum , mesela bugun ferhat tunç'un çok güzel bir makalesi vardı ,ve rasim kütahyalınında alevilerl ilgili yazıs güzeldi .
Gazete okuma alışkanlığım yok. Tabii ki görüşüme göre; toplumdaki ötekileştirmeyi körükleyen ve sermayedar kesim tarafından kullanılan içi boş ve okunmasının fayda sağlamayacağını düşündüğüm makalelerin çokluğundan şikayetçi olduğumdan ötürü yazılı ve görüntülü medyayı sık takip etmiyorum. Yaşadığımız dönemde tüm gazete ve dergilerin bir tarafı olduğunu düşünüyorum. İstisnai olarak faydalı makalelerin de olduğunu da düşünüyorum. Tüm gazetelerin taraflı olduğunu ve hitap ettiği toplum bir kesiminin diğer kesimlerle bağını zayıflattığını ve kopma noktasına getirdiğini bildiğimiz halde, neden sadece Taraf gazetesine bu kadar yükleniliyor?
G, neden sadece Taraf gazetesine bu kadar yükleniliyor?
Matbuatın tarafsız olabileceğini düşünmek anlamsızdır. Ne gerek var ?
Eğer ülkede tek bir gazete ve buda kamu malı olsa bu konuda kafa çatlatılması anlamlı olabilir.
tyd 13 arkadaşımızın pek gazete okumadığına inanabiliriyorum.
Size kısaca özetlemek gerekirse
Taraf gazetesi 2. cumhuriyetin propagandası için çıkarılan bir gazetedir. Aynı zamanda hükümetin 1. cumhuriyeti hırpalamasına destek vermekdedir.
Bunda yanlış yada kötü bir şey var mı ?
bence yok.
Tartışma şurda: kimi malum çevreler bu gazetenın yalan , iftira dolu olduğunu ve aydınları(1.cumhuriyet) ihbar ettiğini düşünüyor. Doğrudan polisden sorgu tutanaklarının bu gazeteye geldiği, yasak olduğu halde yayınladığını söylüyorlar. Gazete sözcüleri, tamam antidemokratik işler var ama olcak okadar diyorlar.
Aynı 2. cumcu tarafistler, ümmet-i muhammedin ilgili ilgisiz yasal yasadışı alınmış telefon kayıtlarının da alenen yayınlamasını böyle savunurken başvekilin konuşmasını yayınlayanların kodesi boylamalarına pek ses çıkarttıkları söylenemez.
Sanırım tarafsız bir aydınlatma çabası olarak görülür yazdıklarım.
Ne söylediğin kadar nasıl söylediğinin de önemi vardır.
Ağzından salyalar akarak havlayan (köpeklerden özür dilerim) Taraf'ın vazifesi gayet nettir.
Ortalığı mümkün olduğu kadar bulandırmak ve bulanık tutmak,
kendisine inen bilgileri, "habercilik budur işte" şeklinde göstererek akılları zehirlemek,
ve bu işi yaparken Anadoluda Vakit gazetesi gibi kazmaca değil, tam tersi ve daha sinsi bir formatta davranabilmek.
Bu işin ulusal değnekçisi Taraf ve Zaman, uluslararası sahnede olma çabası içindeki ayağı da
TodaysZaman 'dır.
Elbette bunlarla da sınırlı değildir. Amerikan usülü tezgahların nasıl yapıldığını iyi bilen ve bizzat
Amerikan kıçı yalamış kişilerce oynanan bu oyun, memleketimizin bağımsızlığını ilgilendiren
bir konudur.
Demokrasi isteriz yalanıyla CIA destekli senaryodaki görevini yapan bu tuvalet kağıdından
bozma gazeteye siz ne adını isterseniz takmakta serbestsiniz.
Taraf bir şeye tarafsa başka taraflar da olması normaldir ve kimse gelip de bu gazeteye neden
bu denli yükleniliyor diye bir soru soramaz.
ozgur_beyin
15-11-2009, 21:35
eşşek kadar adam oldum ben bu tarafın kimin değirmenine su taşımak istediğini anlamadım?
bu devri tayyip bittiğinde bazı larının ipleri para çıkacak ve herşeyi göreceğiz
İŞTE TARAF- CEMAAT ORTAKLIĞININ BELGELERİ (http://www.odatv.com/Siyaset/iste_taraf-_cemaat_ortakliginin_belgeleri-18524.html)
Fikri takip yapıyoruz. Oda tv süppper çalışmalar yapıyor.
Tebrikler.
Ve Taraf yine CIA'ya dokundurdu.
Daha önce de yazdığım gibi Taraf CIA ile Pentgon arasındaki rekabette Pentagon'dan yana taraftır. Bunu bugün çok da ilgisiz bir konuda yani sadece başkanlari Obama'nın iyi bir şekilde korunmadığından dem vurarak CIA'ya yüklenmesinde de kendini gösterdi.
Türk okurlarını ilgilendiren bir konu değildir Obama'nın iyi korunup korunmadığı ama Taraf için haber değeri vardır. Başkanlarının iyi korunmaması Taraf'a derttir. Özellikle söz konusu olan CIA zaafı ise Taraf bu konuda daha da hassas davranacaktır beklendiği gibi.
CIA'nın utanç fotoğrafıdır
Tüm güvenlik önlemlerini aşarak Beyaz Ev’e giren Tarık ve Michaele Salahi çiftinin, ABD Başkanı Obama ile görüldüğü fotoğraflar dağıtıldı. CIA utanç duyduğunu açıkladı.
http://www.taraf.com.tr/haber/44781.htm (http://www.taraf.com.tr/haber/44781.htm)
Lakin ortada şöyle bir sorun da vardır: Taraf hem Obama'cılık hem Pentagon'culuk yapabilecek mi?
Çünkü Obama'nın pasif diplomatik siyaseti ile Pentagon'un şahin siyaseti arasında da ipler gerilmekte.
Önümüzdeki dönemde Taraf'ın bu iki siyaset arasında tercih yapmak zorunda kalabileceğini söyleyebiliriz.
Sizce böyle bir çelişki durumunda Taraf kimin yanında olur?
Ben yine Pentagon diyorum.
Ya siz?
Not: Yukarıdaki yazımda Oda Tv'deki yazı için verdiğim linkte değişiklik olmuş, o linkten girilmiyor. Yeni link şudur:
İŞTE TARAF-CEMAAT ORTAKLIĞININ BELGELERİ (http://www.odatv.com/n.php?n=iste-taraf-cemaat-ortakliginin-belgeleri--2411091200)
Ve Taraf bu durumda taraf olamaz.
Tarafın tarafsız kaldığı bir enstantane:
Erdoğan grup toplantısını “Siyasetçiler ne kadar az konuşursa, ülke o kadar huzur buluyor” diyen Tezkan’a ayırdı.
http://www.taraf.com.tr/haber/44934.htm
İşte bu anı yakalamak başka bir keyif. Taraf başbakan kendi meslektaşlarına fırça atarken bile tarafsız kalmayı başarabilen nadide örneklerden biri.
Yazarlar ne kadar çok yazıyor?
O gazeteyi okumayın, şu gazeteyi okumayın...
türünden fikir özgürlüğü üzerinde despotik bir yıldırma kampanyası düzenleyen başbakana karşı Taraf'ın fikir hürriyetinin yanında olacağını mı sanmıştınız?
Yanıldınız.
Taraf asla ve katta fikir hürriyetini savunmaz söz konusu olan kendi meslektaşları bile olsa...
Alimallah bu sözleri İlker Başbuğ falan söylese Taraf'ın manşeti nasıl olurdu?
Taraf başbakanın ve C.başkanının dahil olduğu bütün anti-demokratik uygulamalarda tarafsızdır.
Yani Taraf, tarafsız olması gereken yerde taraf
taraf olması gereken yerde de tarafsızdır.
Taraf okuyanlar bu yüzden hayata tersten bakmak zorunda kalırlar.
Taraf'ın tarafı bellidir vesselam.
12 Eylül zihniyetinin üniformasız olanlarıdır tarafı.
Taraf hümümetin Pravdasıdır. Kısaca hadise budur efendim.
Bu sitede Taraf okuru olmdığını sananlar var galiba.
Mehmet Tezkan haberiyle ilgili Taraf gazetesinde çıkan ders niteliğinde bir yazı...
http://taraf.com.tr/makale/8813.htm
Bu mu eleştiri?
Komşular alışverişte görsün yazısı bu.
Bana manşet lazım manşet.
Taraf manşetten "İşine bak Başbakan" diye fırça atacak...
Köşelerde herkes mır mır yapıyor Altan'ın zevahiri kurtarma triplerini kim ne yapsın.
Ama o kadar da yapmacık ki... Bu yazısını bile korka korka yazdığı o kadar belli ki...
Nezaketini bozmamak için çok uğraşmış olmalı..
Ayrıca sırf Altan yetmez.
Çongar'dan Kütahyalı'dan, Maçupyan'dan da bekliyorum.
Yeri göğü inletmeliler. Dudak arası olmaz öyle..
Ama birkaç gün sonra AKP'nin Türkiye'de yarattığı dönüşümden dem vurup yine AKP'yi yere göğe sığdırmayacaklar. Söyle ve geç... Devamı yok.
AKP'ye ve RTE'ye yönelik her övgü dolu sözlerinin takipçiyiim. Bu topikte Taraf'ın RTE'ye ve AKP'ye olan sevgisini okuyacaksınız...
Dur daha bitmedi; Buda Mehmet Tezkanın çalıştığı gazete olan milliyetin Konuyla ilgili haberi.
http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=4&ArticleID=1168540&Date=02.12.2009&b=Muhalefet%20capsiz
Yani Milliyetin bu haberinde başbakana herhangi bir eleştiri görebiliyormusunuz.
Ayrıca Ahmet Altan daha ne yazmasını bekliyordunuz anlamadım.
Devam ediyoruz,
Buda Mehmet Tezkanın cevabı. Ahmet Altanın yazısı "Dostlar alışverişte görsün" ise bu yazıya ne demeli...
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1168611&AuthorID=219&Date=02.12.2009&b=BASBAKANA%20CEVABIMDIR&a=Mehmet%20Tezkan&ver=48
Görebildiğim kadarıyla Milliyette bu konuda başka yazanda yok.
Şimdi Tarafın haberini ve milliyetin haberini karşılaştırın, Ahmet Altanın yazısını ve Mehmet Tezkanın yazısınız karşılaştırın sonra devam edelim. :)
Bu sitede Taraf okuru olmdığını sananlar var galiba.
Mehmet Tezkan haberiyle ilgili Taraf gazetesinde çıkan ders niteliğinde bir yazı...
http://taraf.com.tr/makale/8813.htm
güzel bir yazı bence eleştirmiş sonuçta.doğruya doğru.ama eleştirirken de yağcılığı bırakamamış.şu övgü kısmı hem yersiz hem yağcılık amaçlı olduğu çok belli bence.
Bir yandan baktığınızda Erdoğan, Türkiye’nin kaderini değiştirmeye adaylığını koymuş, Türkiye’yi Ortadoğu’nun ve dünyanın etkili ülkeleri arasına sokmuş, izlediği dış politika yeryüzünün ciddi gazetelerinin en önemli tartışma konularından biri haline gelmiş, çağının en önemli liderlerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen bir siyaset adamı.
Biz burada Milliyet'i tartışmıyoruz Taraf'ı tartışıyoruz. Doğan Medyası dediğin medya RTE'nin stepne yandaş medyasıdır. Doğan medyası ile olan ilgim içindeki bir kaç yazara duyduğum saygıdan ibarettir.
Mehmet Tezkan'ın o yazısına en iyi cevabı Emin Çölaşan vermiştir.
Onlar gerçekten de, devletin ve milletin düşmanlarıdır. Onlar vatanı kurtarmak için savaşan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına, Türk ordusuna ve Mehmetçiğe ağız dolusu söven, Mütareke basınının uzantılarıdır.
Tayyip satılık ve korkak medyaya çöreklenmiş hain, işbirlikçi, satılık kalemşorların, her gece tam kadro televizyonlara çıkıp ahkam kesen kadınlı erkekli soytarıların ne mal olduğunu bence iyi görmüş. Sipariş üzerine yazı yazan onlardır. Ve o sahtekarlar Tayyip ve partisinin amansız destekçileridir. Onlar yağcılık ve yalakalık yapmaktan, yalan yazmaktan, milleti kandırmaktan asla utanmayan onursuz köşe yazarlarıdır. Dün arayan bazıları “Tayyip sizlere bindirdi” diyordu! Hiç ilgisi yok. Tayyip kendi yağcılarına, bindirdi.
* Emin Çölaşan / Sözcü
İşte yazar dediğin budur. RTE'ye "Tayyip..." diyebilen var mı Taraf'ta?
Yiğitlikte, cesarette Çölaşan'ın üstüne tanımam.
Çölaşan Sözcü'ye geçti Sözcü'nün tirajı 100 bin arttı. Bu tek başına 3 Taraf yapar.
Bir Çölaşan 3 Taraf'a bedel.
Neden? Çünkü yalaka değil YİĞİT olmaktır değer.
Bugünün yandaşları boruları çok ötse de tarihe "yandaş" olarak geçmişlerdir daha şimdiden.
Ben bu adamlara "yazar" demem bu yüzden ve Çölaşan'ı okumaya devam ederim her daim.
yahu tayyipe tayyip demek mi yiğitlik oldu.
bunun adı piyasa ekonomisi be sayın arkadaşım soda.
anlasana , her kel malın bir kör alıcısı var işte.
kulaklara bakacaksın önce.sonra her kulağa uygun paragraflardan hedef kitlene pazarına uygun olanı seçip yazacaksın.
çölajanı da bunu yapıyor işte.
kendi alıcısına elindeki pörsük malı kakalıyor.duymak istediklerinizi duyuyor olmak mı sizin istediğiniz.o zaman sabah akşam birbirinize aynı nakaratları tekrar edip durun.
yahu tayyipe tayyip demek mi yiğitlik oldu.
Öyle değil ise o zaman hepsinden beklememiz gerek.
O insan RTE'nin talimatıyla Hürriyet gazetesindeki işinden olmuştur ve sürekli AKP camiasının tehdidi altında yaşamaktadır.
Bir insan ekmeğini ve hayatını ortaya koyarak tavır alıyorsa ona saygı duyacaksın.
Dışarıdan ukalalık taslamayacak, havalara girmeyecek, dalga geçmeyeceksin. Bunun için de o büyük burnunuzu daha çok sürtmeniz gerekecek.
Taraf Muhabiri Mehmet Baransu'ya Sedat Simavi Ödülü
TGC, Sedat Simavi Ödülünü gazetecilik dalında Taraf muhabiri Mehmet Baransu, Akşam gazetesinden Levent Albayrak, radyo ve TV dalında Kotran ve Feyizli'ye vermeyi kararlaştırdı. Ödül töreni 11 Aralık'ta...
İstanbul - BİA Haber Merkezi
04 Aralık 2009, Cuma
http://bianet.org/bianet/medya/118648-taraf-muhabiri-mehmet-baransuya-sedat-simavi-odulu
HANGİ GAZETECİLER HANGİ GAZETECİLERİ OYUNA GETİRDİ? (http://www.odatv.com/n.php?n=hangi-gazeteciler-hangi-gazetecileri-oyuna-getirdi--0412091200)
Karçiçeği
08-12-2009, 21:04
DOĞA VE İNSAN
Hazırlamakta olduğum kısa öyküler için güzel betimler yapmak amacıyla sık sık doğaya açılır, ormanlık alanlarda güzel figürler ararım. Su şırıltısından, kuş cıvıltısına, yaprak hışırtısından, orman uğultusuna kadar her şey bir başka güzellik katar duygularıma. Toplum olarak ormanı pek tanımasak da, hatta pek sevmesek de bu tür geziler bende anlatılması güç bir haz uyandırır. Botanikçilerin orman hakkında söyledikleri ibret dolu sözleri anımsar, çıkarılması gereken dersler hakkında yorumlar yaparım kendimce.
Geçtiğimiz günlerde aynı duyguları yaşadım Maşukiye’de. Gece, mehtabın yarattığı ışık oyunlarının yerini günün aydınlık yüzü almış, sular ve çimenler üstünde oynaşan pırıltılar duygularıma esin kaynağı olmuştu.
Baharda açan rengarenk çiçeklerinin doyumsuz kokuları gitmiş, yazın piknik alanlarını dolduran coşkulu insanlardan eser kalmamıştı. Ağaçlar, dallar, yapraklar üzerlerinden sabah sisinin nemini silkelemeye çalışıyorlardı.
Tabiat ananın hem zalim, hem lütufkar olduğunu geçirdim ilkin. Sonra onun yalnız kendi yasalarına uyacağını düşündüm. Derken bir botanikçinin ormana götürdüğü öğrencilerine anlatmış olduğu şu sözleri anımsadım:
“Tabiat, göğsüne her düşen tohuma hayat hakkı tanımaz. Bir tohumun yetişmesi için binlerce ve binlercesi arasından seçilmesi lazımdır. Fakat tabiatın onu seçmesiyle de iş bitmez. Bu tohumun hayata gözlerini açmasıyla, ormandaki sınıf kavgasına katılması bir olur. Evet, ormanda da bir sınıflar kavgası vardır. Evvela yerde sürünen bitkiler sınıfı, sonra orman altı tabakası. Yani yerde sürünmemekle beraber, açık havaya, serbest güneş ışığına da kavuşamayanlar. Sonra daha yukarı bitkiler kısmı, yani köklerini, dallarını daha fazla yayarak ve kendilerine hepsinin arasından yol açarak güneşe ulaşmak için çarpışan asıl orman ağaçları gelir.
Fakat bu kadar da değil. Mantarlar, yosunlar, parazitler, başka bitkilerin gövdelerine yapışıp, onların özsuyu ile yaşayan türler de var. Özet olarak, kökler, gövdeler, dallar, ormanda sürekli bir kavga halindedir. Suya, toprağa ve güneş ışığına sahip olmak için, aralarında boğuşur dururlar.
Mesela şu bodur çamın siz bir kulaç boyuna bakmayın. En az kırk yaşındadır. Fakat gökten güneşi kesen, yerden köklerine yayılma olanağı vermeyen azılı soydaşlarının cenderesi altında böyle kavruk kalmıştır.”
Botanikçinin doğa yasaları hakkındaki düşünceleri size neler çağrıştırdı bilemem. Ama bana çağrıştırdığı o kadar çok çirkinlikler var ki, anlatmaya sayfalar yetmez.
Örneğin, kendimi ve benim gibi emeklileri, memurları, emekçileri ve küçük esnafı şu bodur çam ağacına benzettim.
Mantarları, yosunları, parazitleri ve başka bitkilerin gövdelerine yapışıp, onların özsuyu ile beslenenleri sizin anlayışınıza bırakıyorum. İster iki kilo nohut, üç kilo pirinç karşılığı kişiliğini satan kimseleri anımsayın, ister küçük makamlar uğruna el etek öpmeyi alışkanlık haline getiren yeteneksiz bürokratları.
Yukarı bitkiler malum. Kökler, iktidara sahip olanlar. Gövde, oğullar- kızlar, dallar ise, yandaşlar, Belediye müteahhitleri, parti ileri gelenleri, arazi rantçıları, özelleştirme kapkaççıları, arsa ve borsa spekülatörleri, sıcak para sahipleri, iktidar yanlısı medyacılığa soyunanlar, vergi kaçırma temeli üzerine oturan yap-satçılar ve kapalı kapılar ardında, çoğunlukla teke tek iş pişirip iş bağlayanlar.
“Çalsın ama iş yapsın” mantığıyla geldik bu günlere. Ne var ki çalanların boyutu namusuyla iş yapanların boyunu çoktan aştı.
Eğer hala: “Benim partimden olsun da çamurdan olsun” diyenlerimiz kaldıysa ülkemizde, bırakalım onlara da ünlü stratejist Nicollo Machiavelli cevap versin:
“Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını da yitirir.”
Karar sizin…
http://www.taraf.com.tr/haber/45870.htm
Parlamento dışı örgütlerin politika/muhallefet yapmasını hangi rejim engellemek ister ?
tarafın özlediği rejim. (hakkını verelim,aslında sadece gericiliğe karşı muhalefete karşıdırlar)
ara sıra gazetecilik yapıyorlar.
http://www.taraf.com.tr/makale/9240.htm
basitrasin
04-01-2010, 03:46
Herkese selam.
Bence iyi ki Taraf gibi gazeteler var. Cuntacıların oyunlarını bozuyor. Darbe tezgahlarını ortaya çıkarıyor. 80 darbesinden önce Taraf gibi gazeteler olsaydı demokrasimiz kesintiye uğramazdı.
Saygılarımla.
Herkese selam.
Bence iyi ki Taraf gibi gazeteler var. Cuntacıların oyunlarını bozuyor. Darbe tezgahlarını ortaya çıkarıyor. 80 darbesinden önce Taraf gibi gazeteler olsaydı demokrasimiz kesintiye uğramazdı.
Saygılarımla.
basitrasin bu altan familyası 12 eylülde 12 martda hatta babaları 27 mayısta bu ülkede değiller miydi?o zaman neden darbeye gıkları çıkmadı hatta desteklediler de şimdi demokrat kesiliyorlar?ne balık hafızalı toplumuz.bak sana bir şey söylüyeyim yarın darbe olsun(amerikan destekli olmak şartıyla tabi) ilk destekliyecekler bu altan familyası 2.destekliyecekler de fetullah gülenciler.ki zamanında 12 eylülü bu fetullahçılar da desteklediler.şimdi moda demokratlık inanmayın bu sahte demokratlara saf olmayın.bunlar ancak darbenin günlüklerine karşı gelirler kendisine değil.
konuyla ilgili bir yazı
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kaan-arslanoglu/altan-kardeslerin-korkunc-trajedisi-19304
basitrasin
05-01-2010, 08:31
Sayın cenker
Yazdıklarınız doğru olabilir. Ancak ben insanların değişebileceğine inanırım.
Geçmişte (20 30 yıl önce) ne söylediklerine bakmaksızın bugün darbe girişimlerine karşı çıkan herkesi canı gönülden desteklemeye hazırım. Mesela, CHP çıkıp; Ergenekon davasının ucu nereye varırsa varsın sonuna kadar gidilmelidir dese. En çok sevinenlerden biride ben olurum.
Saygılarımla.
basitrasin
05-01-2010, 08:53
Herkese selam.
Ayrıca: Bir insanın babasının, dedesinin yada kardeşlerinin yaptıkları yüzünden eleştirilmesi orta çağdan kalma bir alışkanlıktır.
Bunlar şimdi darbeye karşılar, ancak ABD güdümlü bir darbe girişimi olsaydı (80 vari) destekçi olurlardı, tarzında yaklaşımlar önyargılıdır. Ben ise mümkün olduğunca ön yargılardan uzak durmaya çalışıyorum.
Saygılarımla.
Herkese selam.
Ayrıca: Bir insanın babasının, dedesinin yada kardeşlerinin yaptıkları yüzünden eleştirilmesi orta çağdan kalma bir alışkanlıktır.
Bunlar şimdi darbeye karşılar, ancak ABD güdümlü bir darbe girişimi olsaydı (80 vari) destekçi olurlardı, tarzında yaklaşımlar önyargılıdır. Ben ise mümkün olduğunca ön yargılardan uzak durmaya çalışıyorum.
Saygılarımla.
yo sadece babası değil ki.altan kardeşler 12 eylül zamanı 30 küsür yaşında adamlardır.akademik kariyer yapıyorlardı gazetelerde dergilerde yazıları çıkıyordu 80ler boyunca.80lerden kalma nokta ikibine doğru gibi bir çuval dergi geçmişti elime bir zamanlar okumuştum onları.bu altan familyasının 12 eylül alehine 1 tek yazısı yoktur 80ler boyunca.sürekli sola sövmüşlerdir özala yağcılık yapmışlardır.
insanların fikirleri değişebilir ama menfaat karşılığı olmamak şartıyla.ayrıca neden fikirleri değişmiş mantıklı bir şekilde açıklması lazım.2 sene sonra tekrar fikrinin değişmiyeceğinin grntisi var mı acaba ?yarın dinci faşist ırkçı ya da tarörist olmayacaklarının garantisi ne?
aslında fikirleri değişmesine rağman dikkat ederseniz bir tutarlılık var.her dönem popüler olanı iş yapan fikri desteklemişler o yüzden bir sorun yok istikrarlılar.
12 eylül alehine 1 tek yazısı yoktur 80ler boyunca.sürekli sola sövmüşlerdir özala yağcılık yapmışlardır.
A.Altan 12 eylüle muhallefet edenlere seksomanyak teşhisi koyardı.
basitrasin
05-01-2010, 19:28
Herkese selam.
Aslında Taraf gazetesini olumlu bulmamın çok basit bir açıklaması var.
Şöyle ki: Türkiye de parlamenter sistemin bir komploya daha kurban gitmemesi için, darbe hazırlığı yapanların ifşa edilmesi ve yargılanması gerektiğine inanıyorum. Bu yolda çaba sarf eden herkesi destekliyorum. Şu anda böyle bir çaba içinde olanların geçmişte yaptıklarına veya gelecekte muhtemelen yapacaklarına kafa yormuyorum. Önemli olan şimdi ne yaptıkları.
Saygılarımla.
Ben ise mümkün olduğunca ön yargılardan uzak durmaya çalışıyorum.
Saygılarımla.
Bilim önyargılıdır.
İslamcı* önyargısızdır. Aslında hiç yargılama yeteneği yoktur.
Bu nedenle aşırı çok standartlıdırlar. Bakışları, ön camı tuzla buz olmuş araba camı gibidir.
Bir patlıcana önyargısız bakacak olan değerli dostumuz baristiran
ne düşünür ?
hiç
önce tekrar mektebe gitmesi tabiyat bilgisi ve sonra biyoloji öğrenmesi gerekir.. Sırada botanik olacakdır. Ardından manav ve pazar ziyaret eder, annesine ve köşedeki lokantanın aşçısına danışır.
Önyargılı birisi ise bunu yapmaz zaten bilir.
İşte aynı nedenle önyargısı olmayan kişiler mesela hükümetin uydurduğu bütün ergene, kondu, aşçı suikastçısı, ampul demirkıratsisine derhal inanır.
Aziz Nesinin 'du bakale n'olacek' hikayesi kahramanı misali.
*inançsız olmak islamcı gibi olmayı engellemiyor
SinanÇetinin bugün meclis konuşmasına bakınız. Kendi insanlarımızı öldürüyormuşuz doğuda.
Doğrudur.
Ve fakat bu liboş, Çiller hanımın propaganda filmlerini çeken en kanlı dönemde doğuda ve askeri birlikler içinde bile Çiller /TakşakPaşanın peşinden kamera ile koştururdu.
Sanırım 93 yılında Van tugayında karşılaşmıştım SÇ ile, kanlı iktidarın güzelleme işini yaparken, pek havalıydı pikapın arkasında ayakda önünde kamera ile.
İşte size önyargısız bir tarafdar.
kozmik odayı arayan hakim ve savcıya zarfla 8 tane mermi göndermişler.:hungry:yersen!!
http://haber.gazetevatan.com/Kozmik_aramayi_yapan_savci_ve_hakime_8_mermi_/280064/1/Gundem
ergenekon apartmanının önünde elbombası bulunması gibi birşey...
tayyareye benzer bir örneği de ben vereyim.zülfü livaneli geçen bir konser verdi ve kürtçe şarkı söyletti söylediği sözlere bakalım.Birden bire fark ettim ki şarkılarım 14 dilde söyleniyor ama memleketimin asli dillerinden Kürtçe’de yok. Diğer şarkılarımı da Züleyha’dan dinleyebileceksiniz ileride” diyor.
benim bildiğim en az 35-40 senedir sahnelerde şarkı söyler zülfü.şimdi mi aklına gelmiş kürtçe.eskiden nerdeymiş.bu tip insanların kendi fikirleri yok rüzgar nerden eserse oraya dönüyorlar.bunların ipiyle kuyuya inilmez.
TARAF HAZİNEDEN TEŞVİK ALDI (http://www.odatv.com/n.php?n=bu-belge-gundemi-sarsacak-0802101200)
Sitemizde Taraf için para toplama kampanyası yapan arkadaşlar bu yazıyı okumalılar.
TARAF HAZİNEDEN TEŞVİK ALDI (http://www.odatv.com/n.php?n=bu-belge-gundemi-sarsacak-0802101200)
Sitemizde Taraf için para toplama kampanyası yapan arkadaşlar bu yazıyı okumalılar.
Önce alkım yayın Kadıköydeki binayı nezaman aldı vaye kiraladı
ona bakmak lazım.
Varmı bu konuda bir bilgi.
Ve o binada bugün kitapevi var. Hiç içeri
girmedim. sözü edilen teşviği almak için.
sıralanan işleri yapmışlarmı.
“120 KİŞİLİK Okuma Bölümleri,
48 KİŞİLİK Okuma Tiyatrosu,
72 KİŞİLİK Seminer Salonu, Sergi Salonu
3 ADET Çalışma Odası
5 ADET Aktivite Odası”
Bunlardanda sözetmek gerekir dimi ama. Halen 100 kişi çalışıyomu
diyenede sormuş. Araştırmamışlarmı konuyu.
http://www.habercem.com.tr/newpics/news/090220101151584226729_4.jpg
Neye bakıyorsan bak.
Sıralanan işleri yapmamışlarsa bu dolandırıcılığa girer.
Taraf'ı dolandırıcılıkla suçlayan yok ki.
Taraf hazine yardımı almakla eleştiriliyor.
Yatırımın büyüklüğü 3 trilyon 653 milyar 543 milyon (eski) Türk Lirası. Günümüzün parası ile yaklaşık 4 milyon TL
Hani ağlayıp zırlıyorlardı ya, sağa sola batıyoruz öldük bittik diye feryad edip duruyorlardı da bizim sitede bile arkadaşlar Taraf için para topluyorlardı falan...
Hani o acındırmalar, fakire yatmalar ve okuyucusunu salağa yatırmalar falan filan.
Taraf aldığı teşviği yerinde kullanmış mıymış...
yahu o teşviğin 10'da biri neden Yeniçağ gazetesine verilmez diye sormazlar mı adama?
Belki onlar da yerinde kullanacak. Altyapı tesis falan kuracak adamlar.
Hazine yardımı bu, hazine yardımı...!!
Yani benim vergilerimle, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla toplanan paralardan veriliyor bu İFTRACI gazeteye...
Ben verdiğim verginin hesabını soruyorum sen sormayabilirsin o zaman sizlerin vergisi ayrı yerde toplansın sizlerden toplananlar Taraf'a gitsin...
İşe bak.
yok yerinde mi kullanılmışmış da ona bakacakmışız...
Yok ya...
Tabii bu sadece DİREKT aldıkları.
Bİr de Vakıflar bankası, Halk bankası falan aldığı gani gani reklam gelirleri var ki sorma gitsin...
Hele hele TSK'ya tertip belgelerle saldırdığı zaman o reklamlar artmıyor mu insanın midesi bulanıyor.
Ama halkımız bunca hazine yardımı alan bunca diğer medyada reklamı yapılan Taraf gazetesini okumuyor... Tiraj yerlerde.
Merkez medya dedikleri medya her allahın günü Taraf aşağı Taraf yukarı gidiyor...
Bu kadar reklamı en pespaye gazete bile yapsa idi çok daha fazla satardı.
Halkımız derin sağduyusu ile yalana dolana para kaptırmamayı biliyor.
Taraf sadece Pkk-Cemaat çevrelerinde okunan bir gazete olmaktan öteye gidemiyor.
Ama onların mali açıdan tiraja ihtiyaçları yok.
Halkın alın teri, göz nuru bu Türk Ordusu düşmanlarının kasalarına oluk oluk akıyor.
ozgur arkadaş Taraf gazetesinin pimi çekilmiş bombayı bir askere verip 4 eri olduren teğmen hakkında haber yaptığını, bunun gayet normal olduğunu savunmuş. Elbette ki habercilik açısından normaldir ve hatta o haberi yapmayanlar açısından *cesurcadır. Ama bir art niyet barındırmadığını savunmak, Türkiye' nin içinde bulunduğu şu durumda bu cesaretin kaynağını soruşturmamak saflıktan değilse başka nedir?
Özellikle Taraf gazetesi ve Samanyolu TV üzerinde düşünülerek takip edilirse ne tür bir ortak tabağı paylaştıkları, hangi paydalarda buluştukları gözlemlenebilir. İlginçtir.
Taraf'ın Ahmet Altan'ın yardımcısı Jasmine Congar Mason'un İbrani kökeni biliniyor.
Bir de buna ek olarak CİA'da görevli damat ortaya çıkınca,bu çabada,Oray Eğin'in hakkını vermek gerekiyor.
Oray Eğin "CİA'nın Gelini" diyor.
İlericilik ve gericilik ayrımını yapabilmek gerekir.
AKP gericiliğine tavır alan kimilerinin Taraf karşısında bulanıklaşması ilericilik/gericilik ayrımındaki ekseni yitirmelerindendir.
Son çözümlemede ve özünde gericiliğin yanına savrulmaktadırlar.
Taraf Gazetesi nin internet sitesinde şu aralar değerli bir müslüman türk büyüğümüzün! reklamını yapmata hemde epeydir.
Kimdir bu adam.Mehmet Ali Şadoğlu.Peki kim bu MAŞ(A)?
1990 LI yılların başında AZİZ NESİN i katledecek kişiye 250000tl vereceğini söyleyen
radikal islamcı yobaz İŞ adamı!
Aziz Nesin 'de cevaben;''250.000 TL iyi para Memdali benim hesaba yatırsın ben intahar edeceğim demişti.
Tarafın tarafı.. bakın ne taraf?
commandante
03-03-2010, 23:35
Odatv geçtiğimiz günlerde Taraf Gazetesi hakkında çok ses getiren bir haber yaptı. Taraf Gazetesi’nin sitesini reklam vererek destekleyen Mehmet Ali Şadoğlu’nun Aziz Nesin’in kellesine 250 bin dolar ödül koyan işadamı olduğunu anlattı. Ayrıca Şadoğlu’nun türbanla mücadele eden Gümüşhane Barosu Başkanı Ali Günday’ın katillerine kendi cebinden avukat tuttuğunu da anlattı.
Babamın katlini savunan maaşınızı veriyor
Bu haberin ardından Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin de Taraf’ın Şadoğlu’nun reklamını yapmasına tepki gösterdi. Ahmet Nesin “İşte sen Türkiye’de demokrasiyi en iyi bildiğini iddia eden Ahmet Altan, gazetene aldığın ilan bu adamın verdiği ilan. Bu adamın ilanından aldığın parayla maaş alıyorsun demokrasi adına” dedi.
Şadoğlu Tarafçı çıktı
Mahmet Ali Şadoğlu da yaşananların ardından kendi blog sitesinde yaptığı açıklamayla Aziz Nesin hakkında verdiği katliam fermanını savundu. Şadoğlu yaptığını şu şekilde anlattı: “Aziz Nesin denen şeytan mutlaka durdurulmalıydı. 10 Temmuz ve 11 Temmuz 1993 tarihlerinde Aziz Nesin’in değersiz başına 250.000 Dolar ödül koyarak, onu hapsetmiştim. Bir daha ağzını açamayarak ve evinden çıkamayarak 6 ay sonra 30’a yakın polis korumasında gittiği sanırım Bodrum olacak, öldüğü haberi bozguncu, bölücü ve terörist sözde aydın ve çağdaşlar dışında milletimizi sevindirmişti”.
Aziz Nesin’in katlini savunan ve Odatv ile Ahmet Nesin’e tepki gösteren Şadoğlu’nun Taraf ve Ahmet Altan’a övgüsü ise dikkatlerden kaçmadı. Aydın katillerinin destekçisi Şadoğlu Taraf’ı şöyle anlattı. “Diktatörlere ve söz konusu bölücü amansızlara karşı onur ve cesaretle mücadele veren Taraf Gazetesi’ne verdiğim sitemin adresiyle ilgili ilandan paniğe kapılarak tedirgin olan mihraklar, geçmişte ülkem ve milletim adına Aziz Nesin adlı hain bir yazar müsveddesinin şeytani planlarını bozup kendisini hapsetmemden dolayı bugün bile intikam peşinde koşmakta, Sayın Ahmet Altan ve Taraf Gazetesini etkileyerek, reklamımı engellemek niyetindedirler.”
Okuyucular harekete geçti
Yaşanan gelişmeler Taraf okuyucusu olan ve bu vahim gelişmelere karşı tepki gösteren okuyucularını harekete geçirdi. Okuyucular Taraf’ı mesaj yağmuruna tuttu. Taraf okuru Yavuz Kaynar gazeteye şöyle seslendi: “Ortada Taraf okuyucularının bir kısmı açısından bir yanlış vardır (ki bence tamamı açısından yanlış olmalı bu durum) ve bunun düzeltilmesinin istenmesinden daha doğal bir durum yoktur. Bu reklam bir Taraf okuru olarak benim canımı fazlasıyla acıtmaktadır. Nedir bu reklamın yayınından vazgeçilmesi halinde karşılaşılacak külfet, gerekirse aramızda taplarız bu miktarı. Herhalde bu miktar bizi de Taraf'ı da batırmaz...”
Oğur yalan söyledi
Bu gelişmeler üzerine gazetenin yöneticilerinden Yıldıray Oğur okuyuculara bir açıklama yaptı. Oğur açıklamasında şunları söyledi: “Bu ilan bir dikkatsizlik sonucu tarafta yayınlandı. Bu konudaki uyarıların ardından da yayından kaldırıldı. Uyarılar için teşekkürler.”
Ancak Oğur okuyuculara göz göre göre yalan söyledi. Bugün Taraf Gazetesi’nin internet sitesini açanlar Şadoğlu’nun reklamı ile karşılaştı. Oğur’un açıklamasına rağmen reklamı görenler “herhalde bu mesele Oğur’u aşıyor” dediler.
commandante
03-03-2010, 23:38
Bu reklam Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in de dikkatini çekmiş. Nesin kendi blogunda bu reklam nedeniyle Taraf’ı çok sert eleştiren bir yazı yayınladı.
İşte “Bu kadar mı düştün Ahmet Altan!..” başlıklı o yazı:
Bu yazıyı yazıp yazmamakta çok kararsızdım esasında. Konu Aziz Nesin’le ilgili olduğu için kararsızdım, ancak beni iyi tanıyanlar bilir, Aziz Nesin’i baba olarak ayrı, yazar ve aydın kişiliğiyle ayrı ayrı değerlendiririm. Böyle düşününce kafam rahatladı ve yazmaya karar verdim.
Taraf Gazetesi’ni internette açtığınızda karşınıza bir ilan çıkıyor:
Önyargılı
Ve
Korkak
Değilseniz!
sadoglu.wordpress.com
mehmetalisadoglu.blogspot.com
Mehmet Ali Şadoğlu denilen kişiyi anımsayanınız var mı bilmiyorum, ama Taraf Gazetesi’nin bir çok yazarının tanıdığını ve anımsadığını adım gibi biliyorum. Ahmet Altan bu adamı bilir, Ümit Kıvanç’ın da bildiğini ve nefret ettiğini söyleyebilirim. Murat Belge yada Sevan Nişanyan’ın da bu adamı sevdiğini sanmam. Etyen Mahçupyan yada Nabi Yağcı mutlaka tanıyor ve eleştiriyorlardır. Halil Berktay ve Alper Görmüş de iyi bilirler bu adamı.
Bu adam adını 1990’lı yılların ortalarına yakın, Aziz Nesin’in ölümünden önce duyurdu. Aziz Nesin, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamak is”tediğinde İran rejimi ölüm fermanı çıkarmıştı. Bu ölüm fermanı üzerine Mehmet Ali Şadoğlu denilen bu adam gazetelere bir demeç verip “Aziz Nesin’i öldürene 250 bin dolar vereceğim!..” diye bir açıklama yaptı. Aziz Nesin de bu açıklamaya gülmüş ve karşılık olarak “Bu iyi bir para, Şadoğlu parayı hemen banka hesabıma yatırsın, ben intihar ederim…” demişti.
İşte sen Türkiye’de demokrasiyi en iyi bildiğini iddia eden Ahmet Altan, gazetene aldığın ilan bu adamın verdiği ilan. Bu adamın ilanından aldığın parayla maaş alıyorsun demokrasi adına, sizler Ümit Kıvanç, Murat Belge, Sevan Nişanyan, Etyen Mahçupyan, Nabi Yağcı, Halil Berktay, Alper Görmüş, Neşe Düzel, Orhan Miroğlu, Mehmet Güreli, Mithat Sancar, Erol Katırcıoğlu, Soli Marguiles, Ferhat Kentel ve Yasemin Çongar lütfen artık demokrasi adına yazılar neyim yazmayın. Biraz utanmanız varsa eğer ben kimlerin parasından maaş alıyorum diye kendi kendinizi sorgulayın.
Fazla bişey yazmayacağım, yazmama da gerek olduğunu sanıyorum, verdiği demeci bugün bile vermekten bir adım geri durmayacağını açıklayan Mehmet Ali Şadoğlu’nun parası size gerçekten helal olsun, ama “Ben esasında hâlâ demokratım, sosyalistim, liberalim, işte buna benzer bişeyim…” bile demeyin artık. Çünkü “Bunlara benzer bişeyim…” diyenler bile sizin kadar acizleşmez, demokrasiyi bu kadar pespaye hale getirmez. Kimilerinizi zamanında yakından tanımaktan utanıyorum, kendi kendime kızıyorum, aynı örgüt adı altında olmasa bile ortak hedef uğruna ölümüne savaş vermiş olmaktan utanıyorum. Biraz Bülent Arınç’laşayım, bizleri öldürmek adına para ödülü koyan birinin ilanıyla maaş alan ve evine nafaka götüren hepinize kocaman bir “tuuuuuuuuuuu” Sizler birer DEMOKRATÖR’sünüz. Ne demokratlığınız belli, ne de diktatörlüğünüz…
Taraf'a yöneltilen eleştiriler! genelde şu şekilde oluyor;
Niteliksel Adam Karalama (Circumstantial Ad Hominem)
Tanım: Bir kimsenin görüşlerinin yanlış olduğuna dair delil sunmak yerine, o kimsenin niteliklerine (kişiliğine, karakterine, niyetlerine, vasıflarına vs) saldırarak, reddetmek veya karşı iddiada bulunmak.
Örnek 1: Başkan bu konuda haklı olamaz. Çünkü kanının son damlasına kadar liberal.
Örnek 2: Onun vergi oranının artırılmasıyla ilgili kanun hakkında söylediklerine inanmayın. Çünkü vergi artışından o zarar görmez.
Örnek 3: Onun önerisini kabul edemeyiz. Çünkü o karşı partiden.
Örnek 4: Bu bilim adamının teorisinin herhangi bir geçerliliği olduğunu sanmıyorum. Bu teoriyi ödeneğini kaybetmemek ve işini kurtarmak için ortaya atıyor.
Daha fazla örneğe şu linkten ulaşabilirsiniz;
http://www.safsatakilavuzu.com/safsata%20turleri%20ve%20guncel%20ornekler-2.htm
Tabii ki tek bu değil.. Ama genel anlamıyla bu şekilde sanırım.
Forumda çok defa Taraf'ın eleştirildiğini gördüm.. Ama bir kere de olsun, bir köşe yazısını getirip altına eleştiri yapıldığını görmedim..
Heralde ben görmemişimdir, yoksa böyle bir şeyin mümkünatı var mı!?
Sagre,
Taraf, postal parlaticalarini gicik eden haberlerini yayimlamaya devam ediyor .... Bu arada E. Ozkok ve takimi da dansozlere tas cikartacak kivirtmalarina devam ediyorlar ....
OdaTv ergenekon yayin kanali da nerden pundunu bulsam da bel altindan soyle okkali bir sekilde gecirsem diye araniyor ....
Yok kuru imza dediler .... yok islak imza makinesi dediler ... yok sivil vesayet ( nasil oluyorsa ?) dediler ..... hala da diyorlar ..... ama gerceklerden kacamiyorlar .....
Bu baslik da onlarin aglama duvari .... Aglayip sizlanip iclerini dokup rahatliyorlar .... Bizler de seyrediyoruz uzaktan .....
Yani anliyacagin burada insafli bir elestiri arama derim sana ....
Durmak yok .... Postal parlatmaya devam :D
Gazetelere bakmak istedigimde www.gazeteler.com'u (http://www.gazeteler.com%27u) acarim, önce Radikal'in sitesine bakarim. Ayrica Radikal hergün düzenli bülten gönderiyor. Sonra diger gazetelere göz atarim. Milliyet, Hürriyet, Vatan, Sabah, Taraf. Eger ulusalcilikla ilgili önemli bir gelisme olmussa nasil tepki vermisler diye Cumhuriyet'e de bakarim bazen.
Gecen aya kadar Taraf gazetesinin sitesinde de günlük haberler olurdu. Ama nedense bir aydir falan siteyi iyice bosladilar. Artik yeni haberler eklenmiyor. Bugün 4 Mart ama ana sayfada 21 Subat tarihine ait 3 haber duruyor ve diger iki habere tiklaninca "Object Moved" mesaji geliyor. "This object may be found here (http://www.taraf.com.tr/)." seklinde gelen mesajlarda da "here"a tiklayinca sadece ana sayfaya gidiyor. Kisacasi Taraf'in web sitesi bakimsizliktan dökülüyor. Bu yüzden de son zamanlarda Taraf'in sitesine girmez oldum. Ama sanirim köse yazilari güncelleniyor. Onlara da genellikle bir link görürsem girip okuyorum. Taraf gazetesi, sitesine bakmayarak okuyucu kaciriyor.
Aristo ile aynı kanıda değildim..
Kuran'a da eklemişler ya..
Halk ne ise yöneticiler de öyledir nazariyesi..
Bu hususta Aristo'ya katılmıyordum..
Ben "Baş nereye kuyruk oraya" diye düşünüyordum..
Halk dalkavukluğu yapıcaz ya..
Gerçi uzun zamandır "Aristo haklımıymış ne ?" diyordum da..
Dün birileri ile konuştum..
Halktan birileri..
Aristo haklıymış..
Bu halka Taraf az bile..
Binlerce AKP olmalı..
Taraf'ı da AKP'yi de bu halk yarattı..
Ne ABD Ne AB !
Baştan söyleyeyim..
O darbe tatavalarının,tuzak kuranların en hayırlısı tarafından hazırlandığının bilincindeyim..
Ama..
Varsa öyle..
Bu halkı kurtarmaya çalışan sivil ve askerler..
O paşalara da şaşıyorum..
Bu halkı kurtarmak için kendinizi ateşe atmaya değer miydi?
Hiç bir olayı ama hiç bir olayı..
Hiç bir gelişmeyı ama hiç bir gelişmeyi..
Bir Türk bir Türkiyeli gibi değerlendirmiyorlar..
Aristotales haklıymış..
Kuran'a Aristotales felsefesini ekleyenler de işi biliyorlarmış vesselam..
I M SORY ARİSTOTALES..
I M SORY..
Kime niyet kime kismet.
Pasalar bize hazirladiklari F tiplerine, pardon ya bunlar aslinda 5 yildizli otellerdi degil mi, kendileri gidiyorlar.
Alma mazlumun ahini, cikar aheste aheste demisler.
Hergün haberlere bakiyorum, bir iki pasa daha gözaltina alinmis mi diye.
Her seferinde icimden derin bir ohhh cekiyorum.
Halki kendine bu kadar düsman etmeseydiniz, simdi belki insan haklari diye sizlanmalarinizi duyanlar olurdu.
Taraf pasalarla iyi ugrasiyor, bu cabasina sonuna kadar destek veriyorum.
Nasıl teessüf edeceğim bilemiyorum..
Sitede bir sürü Tarafçı var ve bunlardan hiç biri Taraf Gazetesi ile ilgili haber,yazı ve gelişmeden site üyelerini haberdar etmiyor..
Taraf'a taraf olmayanlardan alıyoruz haberi..
Taraf Gazetesi'nde Türkiye'deki bütün etnisitelerin dillerinde yazılar yayınlanmaya başlayacakmış..
Hatta geçenlerde bir köşe yazarı yazısını Kürtçe yayınlamış..
Yakında Arapça,Gürcüce,Lazca başta olmak üzere diğer dillerle de yazılar kaleme alınacakmış..
Hakkını teslim etmek gerek..
Taraf delikanlıca oynuyor oyununu..
Devlet bile Türkiye'deki en büyük etnik topluluk olan Kuzey Afrikalı ve Araplarla ilgili yerli bir TV kanalı hala açamadı..
Yine milyonlarca Gürcü,Laz,Kafkas ve Balkan kökenli insanların ana dilinde yayın hala yok..
Taraf Türkiye'deki diğer etnik topluluklara da aynı hassasiyetle yaklaşırsa gerçek bir demokrasi mücadelesinden söz edilebilir..
Ancak ben sitedeki Tarafçılara teessüf ederim..
Niye onlar gibi mücadele etmiyorsunuz..
NİYE SUSTUNUZ?
Örneğin sitede kendi etnik dilinizle neden yazılar yazmıyorsunuz?
Yasaklayan mı var?
Taraf bunu yapacak cesareti gösteriyor da siz neden göstermiyorsunuz?
En azından site üyelerini gelişmelerden haberdar kılın ya hu..
Hepinize teessüf ederim..
Gelişmeleri o kadar Tarafçı dururken taraf olmayanlardan öğreniyoruz..
Yuh be!
ahmet altan hangi iktidarla çelişmiş bu güne kadar?
tarafın delikanlılığı şurada dursun.amerika TSK ya yürü desin bakalım kim yalayacak o zaman postalı.ben söyleyim en başta ahmet altan olmak üzere başta tüm taraf yazarları...
ya da amerikanın,kürtlerle işi bitsin kim kürtçeyi kaale alacak?
Gecen aya kadar Taraf gazetesinin sitesinde de günlük haberler olurdu. Ama nedense bir aydir falan siteyi iyice bosladilar. Artik yeni haberler eklenmiyor. Bugün 4 Mart ama ana sayfada 21 Subat tarihine ait 3 haber duruyor ve diger iki habere tiklaninca "Object Moved" mesaji geliyor...
Cancuğazım bak burası forum, öyle kaptırmış gidiyorsun, ha bire Taraf okurum çok iyidir, aslan gibidir, siz de okuyun; Ufuk Uras harikadır ona oy verecem siz de verin BDP'ye geçti ama olsun yine de oyunuzu verin türünden tarafgirlik ve fanatiklik deşifresinden başka bir şeye yaramayan yazılar yazacağına size burada sorulan sorulara veya Taraf gazetesi ile ilgili ortaya konan GERÇEKLERE cevap verin ki burasının FORUM olduğu ortaya çıksın.
Oda tv Taraf'ın ne olduğunu herkese gösterdi.
Buraya Taraf'ın hazineden cukkaladığı trilyonların belgesini koyduk tık yok
arkadaşımız size AZİZ NESİN'i katledecek kişiye para ödülü veren adamın TARAF'a verdiği reklamlardan bahsediyor ama sizlerde yine tık yok.
Bırakın Taraf yağcılığını da cevap verin.
Taraf hazineden yardım alıyor bunu nasıl karşılıyorsunuz?
Taraf Aziz Nesin'i katledecek kişiye ödül veren adamın reklamını alıyor ne diyorsunuz?
Dönme dolap gibi hep aynı yağ kokan laflar yerine sizlere sorulan sorulara cevap verin.
Burası forum tartışacaksanız yazın, tartışmaktan kaçarak yazılmaz....