PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yıldız’da “Kızıl İmamcı” skandalı


KızıL
17-10-2009, 03:10
her adımda nasıl gericilkeştiriliyoruz bizler bunu biliyoruz..
ya bilim yuvalarımız?? kımlere emanet...


AKP'nin üniversitelerde kadrolaşma atağı doğrultusunda, YTÜ'de tarikat bağlantıları açık olan ve bilim-dışı kitaplara imza atan Caner Taslaman'ın doçentlik ataması yapıldı.

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/evrim-teorsi-felsefe-tanri.jpg

Yıldız Teknik Üniversitesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/yildiz-teknik-universitesi) yeni bir kadrolaşma (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kadrolasma) skandalıyla çalkalanıyor. İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’ne Adnan Oktar (http://haber.sol.org.tr/haberleri/adnan-oktar) grubundan kopan ve “Kızıl İmamcılar” olarak bilinen grupla ilişkili olduğu bilinen Caner Taslaman’ın doçent olarak atanması, bu bölümde yoğunlaşan gerici (http://haber.sol.org.tr/haberleri/gerici) kadrolaşmanın son çarpıcı örneği oldu. Bir süre dışarıdan saat ücretli olarak ders veren Taslaman, bu dönemin başında aynı statüde ders veren öğretim görevlilerinin işine son verilirken doçent kadrosuna alındı.
“Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı”, “Big Bang ve Tanrı”, “Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı” gibi kitaplar yazan Caner Taslaman’ın The Quran: Unchallengeable Miracle (Kuran (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kuran): Meydan Okunamayan Mucize) isimli bir kitabı da bulunuyor. Açıkça bilim (http://haber.sol.org.tr/haberleri/bilim) karşıtlığı yapan Taslaman’ın ataması ise el çabukluğuyla ve bölüme danışılmadan gerçekleştirildi. Atamanın bölümde sıkıntı yarattığı ve bölüm öğretim üyelerine atama sürecinde hiçbir açıklama yapılmadığı da belirtiliyor.
Caner Taslaman’ın kişisel web sitesinde akademik geçmişiyle ilgili olarak şu bilgilere yer veriliyor:
“Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde üniversite (http://haber.sol.org.tr/haberleri/universite) eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında antropoloji, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi gibi alanlarla ilgilendi. Marmara Üniversitesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/marmara-universitesi) Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde, Big Bang Teorisi'nin felsefe (http://haber.sol.org.tr/haberleri/felsefe) ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisans, Evrim Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle doktora derecesini kazandı. Daha sonra ise Kuantum Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yazdığı kitapla doçent oldu.”
Taslaman’ın yüksek lisansını yaptığı ve doktora derecesini kazandığı Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü ise kendisi belirtmekten kaçınmış olsa da İlahiyat (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ilahiyat) Fakültesi’ne bağlı bulunuyor. Bir ilahiyatçı olan Taslaman’ın “bilim felsefesi” derslerini üstlenmiş olması durumun vehametini gösteriyor. Taslaman, ayrıca, işlerine son verilen yarı zamanlı öğretim görevlilerinden boşalan ve tüm bölümlerin zorunlu olarak aldığı Tarihsel Yapılar Toplumsal Dönüşümler dersini de üstlenmiş bulunuyor.
Atamanın yapılmasında kilit isim ise bir süredir fakültede ve özellikle bu bölümde kadrolaşma faaliyetlerini bizzat yürüten Dekan Prof. Dr. Ulvi Avcıata. Avcıata, eski bölüm başkanının gelişmelerden rahatsız olarak istifa (http://haber.sol.org.tr/haberleri/istifa) etmesi üzerine bir süre bölüm başkanlığını da üzerine almıştı.



Göral’ın sözleri, “Atatürk ilke ve inkılaplarına” aykırı bulunmuştu
İnsan ve Toplum Bilimleri bölümü geçtiğimiz haftalarda, atamaya hak kazandığı halde ataması yapılmayan Öğretim Görevlisi Özgür Sevgi Göral (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ozgur-sevgi-goral) nedeniyle gündeme gelmişti. Yine aynı yönetim Skytürk adlı televizyon (http://haber.sol.org.tr/haberleri/televizyon) kanalında Kürt (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kurt) sorunu hakkında görüşlerini dile getiren Göral’ı sadece görüşlerini dile getirdiği gerekçesiyle öğretim görevliliğine uygun bulmadığını belirtmişti. Olayın mahkemeye taşınması üzerine açılan davada üniversite yönetimi, mahkemeye verdiği savunmada Göral’ı “Atatürk ilke ve inkılaplarına” aykırı davranmakla suçlamıştı. Ancak Taslaman’ın atanması yönetimin esas derdinin gerici kadrolaşma olduğunu göstermiş oldu.



“Yandaş” dekanlar sırada
YTÜ’de yaşanan ve akademisyenleri rahatsız eden uygulamalar bölümlerde yoğun bir kadrolaşmaya gidilmesiyle de sınırlı kalmıyor. Bir süredir üniversitenin Yıldız Kampüsü’nde bulunan Sanat ve Tasarım Fakültesi’nin taşınması kararı nedeniyle üniversite yönetimi, öğretim üyeleri ve öğrencilerin tepkisini çekmişti. Basına da yansıyan olayda, fakültenin Davutpaşa Kampüsü’ne taşınma kararı hiçbir şekilde fakülte bileşenlerine danışılmadan alınmış ve dönem başladıktan sonra duyurulmuştu. Ancak büyük dirençle karşılaşan yönetim geri adım atmak zorunda kalmıştı. Geçici olarak kararında ısrar etmekten vazgeçen rektörlüğün şimdi de fakültenin dekanlığına kendisine yakın bir ismi atamak üzere harekete geçtiği belirtiliyor. Benzer bir yandaş (http://haber.sol.org.tr/haberleri/yandas) dekan atama kararının ise üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için alınmak üzere olduğu belirtiliyor.
AKP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/akp) döneminde rektörlük (http://haber.sol.org.tr/haberleri/rektorluk) seçiminde ikinci olduğu halde Abdullah Gül (http://haber.sol.org.tr/haberleri/abdullah-gul) tarafından rektör olarak atanan Prof. Dr. İsmail Yüksek’le birlikte kadrolaşma girişimleri büyük bir pervasızlıkla yürütülmeye başlanmıştı. Yeni öğretim yılına üniversiteyi çalkalayan bu gelişmelerle adım atan YTÜ’nün açılış törenine ise Recep Tayyip Erdoğan (http://haber.sol.org.tr/haberleri/recep-tayyip-erdogan) davet edilmişti. Törende Erdoğan (http://haber.sol.org.tr/haberleri/erdogan) ve Yüksek birer konuşma yapmışlardı.
(soL - Haber Merkezi)

En el hak
17-10-2009, 09:30
bu kadrolaşma artık çığrından çıktı,

emniyet müdürlüklerinde eli tesbihli gezen polisler var

imkansız diye birşey yoktur abilerim

orduya bu kadar güvenmemek gerekiyoo

orduda halk değilmi

bence çok acil yapılması gereken ilk şey

cumhuriyet devrim muhafız alayları oluşturmak

50 bin kişilik tam donanımlı özel seçilmiş laikliğe ve cumhuriyete bağlı birliklerin yeterli olacağını düşünüyorum

Yargan Kam
17-10-2009, 13:09
Sevgili Jazz_01,

Bu istek ve arzularında karşına çıkcakların listesi şöyle;

Jazz_01'in önerisi|<<Liberal Demokratlar<<İslamcılar<<Etnik ırkçlar<<ABD<<AB<<pkk<<Ermeniler (milliyetçileri)<<Yunanlılar (M.)<<Rumlar(M.)<<Türkiye'yi Osmanlı, Tayyiban'ı da halife-padişah isteyen Arap dünyası<<İsrael<<Britney Spears<<Kenanov Evrenovich ve eski cuntacılar cemiyeti<<Ahmedinejat ile Hamaney<<Daltonlar ve Vakit-ülen namaz... pardon zaman gazetesi...

Bunlar daha fikre karşı çıkacak olanlar, bir de olduğunu düşün....

ugorur
17-10-2009, 13:40
bu kadrolaşma artık çığrından çıktı,

emniyet müdürlüklerinde eli tesbihli gezen polisler var

imkansız diye birşey yoktur abilerim

orduya bu kadar güvenmemek gerekiyoo

orduda halk değilmi

bence çok acil yapılması gereken ilk şey

cumhuriyet devrim muhafız alayları oluşturmak

50 bin kişilik tam donanımlı özel seçilmiş laikliğe ve cumhuriyete bağlı birliklerin yeterli olacağını düşünüyorum

Sayın jazz_01

Gerekirse tek kişi bile yetebilir fakat işi silah kullanarak yaptığınız zaman ancak sizin ömrünüz kadar o iş ilerler. Eğer silah ile yapmak çözüm olsaydı Gazi M.K. Atatürk'ün emanet ettiği cumhuriyet şimdiki halde olmazdı.

Eğer bir fikrin dominant olarak kabul görmesini istiyosan diğer fikirleri tamamen yok edip seçilim yapman gerekiyo. Bunu ister karşıt görüşteki herkesi öldürerek yap istersen onları çürüterek.

Silahla yaptığın zaman gelecek garanti değildir ama bilim ile bilgi ile yaptığın zaman gelecek kuşaklarda bunu kabul edeceklerdir. Hemen silaha kuşanmak yerine karşısına bilgili, bilime inanan bir rakip çıkarmak gerek. Cahil halkı eğitmek gerek.

Saygılarımla
Umurcan Görür

aydoe
17-10-2009, 13:51
Kurbağa yavaş yavaş ısınıyor daha durun bakalım.
Bursa 'da metroya bindim kendimi suudda sandım yavaş yavaş evriliyoruz.
Özgürlük demokrasi açılım felan derken müthiş bir kapanma yaşanmakta ,gören görüyor.

taner1987
10-11-2009, 20:47
ne garipki ben bu sene ytü de 3 sınıf fizik bölümü öğrencisi olup temel kültür dersime bu hoca giriyor işte hatta bir kere dersinde sosyalizm taraflı bir düşüncemi açıkladığımda sanki buna karşıt bir kişi gibi cevap verdi aslında iyi birisine benziyor ama işte ne yapalım

Yergin
10-11-2009, 21:11
Benim asıl anlamadığım, beğenip beğenilmeme ayrı olarak bu kadar tahsil yapmış birisini bilim dışı görmek.

Bunun tartışması hiç bir zaman bitmez sanırım, bitmeyecek gibi de.

Birde haberde atamayı kimin yaptığı yazmıyor. Neden?

Atamayı üniversite kendimi yapmış yoksa YÖK mü, hükümet mi?
Tam nasıl olduğunu bilmediğim için soruyorum.

Mohikan
10-11-2009, 22:33
Tereyağına ve Anne sütüne zararlı diyen bilimciler genelde evrimci şahsiyetler oluyor evrimci olmayanlar arsında da vardır muhakkak onların aydınlanması için İslamın eğitim müesseselerinde daha kapsamlı olarak anlatılması icab ediyor...
Hangi köye giderseniz gidin nerde 80 yaşında 90 yaşında bir amca görüpte bu yaşa nasıl geldin diye sorarsanız her 3'ünden en az ikisinin söyleyecekleri arasında tereyağıda vardır yahut annem beni bir buçuk yaşıma kadar emzirdiği için ömrüm boyunca önemli bir hastalık geçirmedim ve bu yaşıma geldim derler muhakkak...
Benim Babaanem mesela her yemeği muhakka tereyağlı yerdi 90 yaşındaydı benden hızlı koşuyordu kadın (: Neymiş kolestrolmuş yol al canlı örnek var burda (: Hemde bir değil binlerce...
Allahta Kuran'da Çocuklarınızı 2 yaşında sütten kesin diyor ama dinleyen kim...

aydoe siz özgür beyinli insanlar değilmiydiniz..? kapalı insanlar sizi niye rahatsız etti burası Müslüman bir ülke normal değil mi..? hayırdır yoksa sadece kendinize mi özgürsünüz (:

Son olarak çok güzel hareketler bunlar (:

kim
01-12-2009, 02:57
Şindi sizin görüşünüzde olmayan bi hoca göreve gelince
bunun adı kadrolaşmamı oluyo yani.
sizin gibin düşünen biri olsadı kadrolaşma olmıcakmıydı.
hani her görüşe açık insanlarsınızdı siz.


cazz01 - yargın kam

50000 az bea abim. 100000 ossun. 100de yetmez
200000 ossun.:rofl:
eeee napcanız bunnarı.
yoksam burası demogıratik bi ülke deyilmi.
hemide layik.:photo:

müşkülpesent
01-12-2009, 20:15
Şindi sizin görüşünüzde olmayan bi hoca göreve gelince
bunun adı kadrolaşmamı oluyo yani.
sizin gibin düşünen biri olsadı kadrolaşma olmıcakmıydı.
hani her görüşe açık insanlarsınızdı siz.

Buradaki sorun kadrolaşmadan ya da politik kaygılardan öte bir durumdur.. Olay bilimin olduğu yere dogmaların sızdırılmaya çalışılmasıdır. Bir kaç kişiyi kayırmaktan daha sistemli bir amaç barındırır.

Bilim dinamiktir. Kaynağını hiç bir şekilde metaların oluşturmadığı araştırma kurumlarının, doğal olarak bu fikirlere de ihtiyacı yoktur. Çünkü bu fikirler bilimle taban tabana zıttır ve bilimi kirletme amacı güderler. Bu durumda karşı konulan durum son derece haklı ve de mantıklı sebepler barındırır.

kim
02-12-2009, 08:43
Buradaki sorun kadrolaşmadan ya da politik kaygılardan öte bir durumdur.. Olay bilimin olduğu yere dogmaların sızdırılmaya çalışılmasıdır. Bir kaç kişiyi kayırmaktan daha sistemli bir amaç barındırır.

Bilim dinamiktir. Kaynağını hiç bir şekilde metaların oluşturmadığı araştırma kurumlarının, doğal olarak bu fikirlere de ihtiyacı yoktur. Çünkü bu fikirler bilimle taban tabana zıttır ve bilimi kirletme amacı güderler. Bu durumda karşı konulan durum son derece haklı ve de mantıklı sebepler barındırır.



Nede güsel bi bahane.
söylermisin bana. göreve gelen adam bi üniverste
öyretim üyesi deyilmi. Haaaa yaşama sizin gibin bakmıyo.
O zaman öyrteim üyeside olamas. hiçbişide olamas.
Bu öyretim üyesi araştırıyo ve evrim denen şeyi eleştiriyo.
Buda size acı veriyo. herzamanki gibin evrimi elştirmenin bilimi yok saymak oldunu söylüyosunus.
Sorada eleştiri antibilimsel buluyosunuz.
Tabikine eleştirenide cayil.:nono:

saroz
02-12-2009, 10:11
Bir ilahiyat fakültesine evrimci ve Ateist bir profesör veya bir camiye ateist memur atansa ne düşünürsünüz sayın yaratılışçılar??

Bu yapılan atama da aynen böyle birşey.

müşkülpesent
02-12-2009, 11:06
Nede güsel bi bahane.
söylermisin bana. göreve gelen adam bi üniverste
öyretim üyesi deyilmi. Haaaa yaşama sizin gibin bakmıyo.
O zaman öyrteim üyeside olamas. hiçbişide olamas.
Bu öyretim üyesi araştırıyo ve evrim denen şeyi eleştiriyo.
Buda size acı veriyo. herzamanki gibin evrimi elştirmenin bilimi yok saymak oldunu söylüyosunus.
Sorada eleştiri antibilimsel buluyosunuz.
Tabikine eleştirenide cayil.:nono:
Olay bir şeylere bahane bulmaksa eğer, sen bu konuda kesinlikle daha iyisin. Ziya dahiyane fikirlerinle(?) olaya, "o da insan değil mi" şekline küçük emrah kıvamında bakmaktan öteye gidememişsin. Konuyla ilgili biracık fikrin olsaydı eğer Evrimin biyolojinin temeli olduğunu bilirdin. Ama sen daha yazı dili ile konuşma dilinin bile ayırdında değilsin henüz. Eh bu durumda bilim çerçevesinde evrimi reddetmenin doğal bir şeymiş gibi görünmesi siz tarafından çok normal tabiki..

kim
02-12-2009, 21:32
Bir ilahiyat fakültesine evrimci ve Ateist bir profesör veya bir camiye ateist memur atansa ne düşünürsünüz sayın yaratılışçılar??

Bu yapılan atama da aynen böyle birşey.

Ben annamadı. Bu doç. abi fizik böümünemi öyretmen oldu.
Kızılordu adlı gominis gardaşımız İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’ne diyodu.
Bu bölüm ne iş yaparki. insanın dnasınımı inceliyo.
h1n1 vürüsüne çaremi arıyo.
cannıların doğadaki yaşamınımı inceliyo.
haaa dersen evrim teorisinen çatışıyo. çatışçak tabi. adı üstünde bi teori.
bugün vaa yarın yok. yarın birsi daa parlak bi şey dicek.
bütüm evrimciler hurrraaaaaaa. eksik parça işte bulundu. yaşasın.


Olay bir şeylere bahane bulmaksa eğer, sen bu konuda kesinlikle daha iyisin. Ziya dahiyane fikirlerinle(?) olaya, "o da insan değil mi" şekline küçük emrah kıvamında bakmaktan öteye gidememişsin. Konuyla ilgili biracık fikrin olsaydı eğer Evrimin biyolojinin temeli olduğunu bilirdin. Ama sen daha yazı dili ile konuşma dilinin bile ayırdında değilsin henüz. Eh bu durumda bilim çerçevesinde evrimi reddetmenin doğal bir şeymiş gibi görünmesi siz tarafından çok normal tabiki..

ben oda insan deyilmi demedim bikere. öretim üyesinden basediyoz.
ben gibin cayil bi vatandaş rıza. siz gibin aydın apaydınlarla konuşarak aydınnanmak istiyo. ama bakıyomki kafalar kumda. aydınnık sıkıntı veriyo.

İnsan ve toplum bilimleri ögretim programi, tarih, ahlak felsefesi, sanat felsefesi, siyaset felsefesi ve kurami, bilim ve teknoloji felsefesi gibi alanlarda geleneksel analiz, teknik ve yaklasimlarinin yani sira, bu alanlarda gelismekte olan yeni yöntemlere ve alternatif yaklasimlara da gelisimsel bir süreç kapsaminda açiktir.

araştırtma gastecilimi devreye alaraktan.
İTÜ deki bölüm sayfasına baktım. Böle diyo.
De baa siyasetle evrimin işine. ahlakla evrimin işine.sanatla tarihle evrimin işi ne.
dooruu dooru işi var tabi evrimin.
Biz bir Din e inanıyoz. Sizlerde Evrim dinine. sizi gidi ...laaaarrr.. (kötü bişi yazmadım amma genede Ulpihan modumuz silmesin diyene editledimdi. Hani siz bize hep diyosunuz ya ondan.:biggrin1:)



aaaa bak ne buldum.


Doç. Dr. Caner Taslaman

Bilim felsefesi, din felsefesi, bilim-din ilişkisi, siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi, din sosyolojisi
http://www.itb.yildiz.edu.tr/personel.php?pid=2


biras araştırtmacı gasteci olun gençlik.
(soL - Haber Merkezi) nin önnüze koydu menüye takılmayın yannız.

saroz
03-12-2009, 00:18
Kim, Evrim, tarih, felsefe, kültür, soyalbilim, dil (lisan) yani canlının ve canlıya ait herşeyin temel işleyişini, gelişmesini, dününü, nasılını niçinini açıklayan yegane bilim alanıdır.

Evrimi bilmeden ortaya attığın iddialar seni komik duruma düşürüyor.

Az kaldı, kısa bir süre sonra kimsa sana yanıt yazmayacak, sıkılacaklar...

kim
03-12-2009, 00:53
Kim, Evrim, tarih, felsefe, kültür, soyalbilim, dil (lisan) yani canlının ve canlıya ait herşeyin temel işleyişini, gelişmesini, dününü, nasılını niçinini açıklayan yegane bilim alanıdır.

Evrimi bilmeden ortaya attığın iddialar seni komik duruma düşürüyor.

Az kaldı, kısa bir süre sonra kimsa sana yanıt yazmayacak, sıkılacaklar...

Sarozz saroozzz biz evrimin inceledii asıl konula ilkiliyiz.
sizin oldu gibi. Yani yaşamın başlankıçı.
Yoksam evrimin ne umrunda dandanakan meydan safaşı. ne umrunda patakonyada hanki dil konşuluyo. çinde bilmemne sülalesini zamanında barutu kim içat ettiyi.:nono:
varsa yoksam insan tek hüçreli bi cannıdan bukünkü harika yapsına gelne kadar balık oldu. kara çıktı sürünken oldu. maymun oldu. ayaa kaktı insan oldu.
nese bu kıısım ayrıntı. uraşmıyom öle şelerle.
Bu sitede gelenekmidir sıkılmak. bande 7. sınıftaykene çok sıkılıyodum.
nie. hiç ders çalışmak istemiyodumda ondan. hoca tahta kaldırsa ölüp ölüp diriliyodum. hiçbi sordunda yanıtlayamıyodum. çünküm sıkılıyodum.

haaa bide asılım konuya dönelim.
Saroz kardiş bak bu Doç. Kızıl İmam abi
Bilim felsefesi, din felsefesi, bilim-din ilişkisi, siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi, din sosyolojisi bu konuları irteliyomuş.
yani bilimle dinin ilişkisi.din felsefsi. din sosyolcisi.
eeee bunnarı irteleyen bi hoça sipor fakültedenmi diplomalı olcak.
yoo yooo genetikten ossun. tıp fakülte ortopedi bölümden daa iyi olardı.:loco:
Nese sevgili Saroz yemeyiniz efem yemeyiniz.
(soL - Haber Merkezi) nin önnüze koydu her menüyü yemeyinizzzzzzzzzzzzz.:nono::yo:

Sundance
15-04-2016, 02:48
her adımda nasıl gericilkeştiriliyoruz bizler bunu biliyoruz..
ya bilim yuvalarımız?? kımlere emanet...


AKP'nin üniversitelerde kadrolaşma atağı doğrultusunda, YTÜ'de tarikat bağlantıları açık olan ve bilim-dışı kitaplara imza atan Caner Taslaman'ın doçentlik ataması yapıldı.

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/evrim-teorsi-felsefe-tanri.jpg

Yıldız Teknik Üniversitesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/yildiz-teknik-universitesi) yeni bir kadrolaşma (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kadrolasma) skandalıyla çalkalanıyor. İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’ne Adnan Oktar (http://haber.sol.org.tr/haberleri/adnan-oktar) grubundan kopan ve “Kızıl İmamcılar” olarak bilinen grupla ilişkili olduğu bilinen Caner Taslaman’ın doçent olarak atanması, bu bölümde yoğunlaşan gerici (http://haber.sol.org.tr/haberleri/gerici) kadrolaşmanın son çarpıcı örneği oldu. Bir süre dışarıdan saat ücretli olarak ders veren Taslaman, bu dönemin başında aynı statüde ders veren öğretim görevlilerinin işine son verilirken doçent kadrosuna alındı.
“Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı”, “Big Bang ve Tanrı”, “Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı” gibi kitaplar yazan Caner Taslaman’ın The Quran: Unchallengeable Miracle (Kuran (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kuran): Meydan Okunamayan Mucize) isimli bir kitabı da bulunuyor. Açıkça bilim (http://haber.sol.org.tr/haberleri/bilim) karşıtlığı yapan Taslaman’ın ataması ise el çabukluğuyla ve bölüme danışılmadan gerçekleştirildi. Atamanın bölümde sıkıntı yarattığı ve bölüm öğretim üyelerine atama sürecinde hiçbir açıklama yapılmadığı da belirtiliyor.
Caner Taslaman’ın kişisel web sitesinde akademik geçmişiyle ilgili olarak şu bilgilere yer veriliyor:
“Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde üniversite (http://haber.sol.org.tr/haberleri/universite) eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında antropoloji, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi gibi alanlarla ilgilendi. Marmara Üniversitesi (http://haber.sol.org.tr/haberleri/marmara-universitesi) Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde, Big Bang Teorisi'nin felsefe (http://haber.sol.org.tr/haberleri/felsefe) ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisans, Evrim Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle doktora derecesini kazandı. Daha sonra ise Kuantum Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yazdığı kitapla doçent oldu.”
Taslaman’ın yüksek lisansını yaptığı ve doktora derecesini kazandığı Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü ise kendisi belirtmekten kaçınmış olsa da İlahiyat (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ilahiyat) Fakültesi’ne bağlı bulunuyor. Bir ilahiyatçı olan Taslaman’ın “bilim felsefesi” derslerini üstlenmiş olması durumun vehametini gösteriyor. Taslaman, ayrıca, işlerine son verilen yarı zamanlı öğretim görevlilerinden boşalan ve tüm bölümlerin zorunlu olarak aldığı Tarihsel Yapılar Toplumsal Dönüşümler dersini de üstlenmiş bulunuyor.
Atamanın yapılmasında kilit isim ise bir süredir fakültede ve özellikle bu bölümde kadrolaşma faaliyetlerini bizzat yürüten Dekan Prof. Dr. Ulvi Avcıata. Avcıata, eski bölüm başkanının gelişmelerden rahatsız olarak istifa (http://haber.sol.org.tr/haberleri/istifa) etmesi üzerine bir süre bölüm başkanlığını da üzerine almıştı.



Göral’ın sözleri, “Atatürk ilke ve inkılaplarına” aykırı bulunmuştu
İnsan ve Toplum Bilimleri bölümü geçtiğimiz haftalarda, atamaya hak kazandığı halde ataması yapılmayan Öğretim Görevlisi Özgür Sevgi Göral (http://haber.sol.org.tr/haberleri/ozgur-sevgi-goral) nedeniyle gündeme gelmişti. Yine aynı yönetim Skytürk adlı televizyon (http://haber.sol.org.tr/haberleri/televizyon) kanalında Kürt (http://haber.sol.org.tr/haberleri/kurt) sorunu hakkında görüşlerini dile getiren Göral’ı sadece görüşlerini dile getirdiği gerekçesiyle öğretim görevliliğine uygun bulmadığını belirtmişti. Olayın mahkemeye taşınması üzerine açılan davada üniversite yönetimi, mahkemeye verdiği savunmada Göral’ı “Atatürk ilke ve inkılaplarına” aykırı davranmakla suçlamıştı. Ancak Taslaman’ın atanması yönetimin esas derdinin gerici kadrolaşma olduğunu göstermiş oldu.



“Yandaş” dekanlar sırada
YTÜ’de yaşanan ve akademisyenleri rahatsız eden uygulamalar bölümlerde yoğun bir kadrolaşmaya gidilmesiyle de sınırlı kalmıyor. Bir süredir üniversitenin Yıldız Kampüsü’nde bulunan Sanat ve Tasarım Fakültesi’nin taşınması kararı nedeniyle üniversite yönetimi, öğretim üyeleri ve öğrencilerin tepkisini çekmişti. Basına da yansıyan olayda, fakültenin Davutpaşa Kampüsü’ne taşınma kararı hiçbir şekilde fakülte bileşenlerine danışılmadan alınmış ve dönem başladıktan sonra duyurulmuştu. Ancak büyük dirençle karşılaşan yönetim geri adım atmak zorunda kalmıştı. Geçici olarak kararında ısrar etmekten vazgeçen rektörlüğün şimdi de fakültenin dekanlığına kendisine yakın bir ismi atamak üzere harekete geçtiği belirtiliyor. Benzer bir yandaş (http://haber.sol.org.tr/haberleri/yandas) dekan atama kararının ise üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için alınmak üzere olduğu belirtiliyor.
AKP (http://haber.sol.org.tr/haberleri/akp) döneminde rektörlük (http://haber.sol.org.tr/haberleri/rektorluk) seçiminde ikinci olduğu halde Abdullah Gül (http://haber.sol.org.tr/haberleri/abdullah-gul) tarafından rektör olarak atanan Prof. Dr. İsmail Yüksek’le birlikte kadrolaşma girişimleri büyük bir pervasızlıkla yürütülmeye başlanmıştı. Yeni öğretim yılına üniversiteyi çalkalayan bu gelişmelerle adım atan YTÜ’nün açılış törenine ise Recep Tayyip Erdoğan (http://haber.sol.org.tr/haberleri/recep-tayyip-erdogan) davet edilmişti. Törende Erdoğan (http://haber.sol.org.tr/haberleri/erdogan) ve Yüksek birer konuşma yapmışlardı.
(soL - Haber Merkezi)

Bu mesajı okuduktan sonra Caner Taslaman hakkındaki tüm görüşüm değişti.

Şimdiye kadar Caner Taslaman'ı bireysel bir şarlatan olarak görüyordum. Ancak görünen o ki organize bir yapının medya yüzü Caner Taslaman.

Bu organize yapı o kadar kudret sahibi olmuş ki, Caner Taslaman'ı istediği bölüme üstelik bütün akademik yapıyı ezip geçerek yerleştirebiliyor. İstediği kanalda istediği programda boy göstermesini sağlayabiliyor.

http://www.haramiler.org/node/46

Borsa dolandırıcılığı üzerinden 1997 yılının parasıyla 4,5 trilyon gibi bir servet sahibi oluyorlar.

http://bedirhaber.com/haber/adnan-oktar-ve-kizil-imamcilar-16204.html

Borsa manipülasyonu nedeni ile yasaklı örgüt üyesi üzerinden borsa işlemleri gerçekleştiremeyince örgütün diğer üyeleri üzerinden işlemlere devam ediyorlar. Bunların arasında Caner Taslaman da var.

https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic_yazici?P4=357&P5=B&page1=60&page2=62

Aradan 7 sene geçmiş, geçen bu sürede gerektiği kesime tarikat yoluyla, gerektiği kesime cemaat yoluyla, gerektiği kesime hükümet yoluyla, gerektiği kesime medya yoluyla islami beyin yıkama uygulanıyor.

world
15-04-2016, 04:13
Caner Taslaman gibi bir şarlatan bilim felsefesi dersi verecekse 20 yıl içinde ''Big ve Allah'' ,''Kuran ve Kuantum Dolanıklılık'' ,''Karadelikler ve Tarık Suresi'' gibi kitaplar piyasada best-seller olur.

Gericilik zaten TV'de o kadar fazla ki İlber ve Celal Hoca yerine Caner ikide bir boy gösteriyor.Yandık ki ne yandık?

Corpse Bride
19-05-2016, 12:40
linkteki yazıdan kısa bi kesit alalımda müslümanlar caner taslaman kardeşlerini daha iyi tanısınlar;

KIZIL İMAMCILAR

Adnan Hoca diye tanınan Adnan Oktar'ın varlıklı gençlerden oluşturduğu gruptan kopanların oluşturduğu topluluğa Kızıl İmamcılar adı verildi. Serhat Timuçin Çevik'i Kızıl İmam olarak kamuoyuna yansıtan Adnan Hoca'nın yayın organları gizli kameralarla, bu gruba bağlı kişilerin silâh kaçırdığını ve genç kızlarla yaptıkları fuhuşları açıklamış ve bunun üzerine polis olaya el koymuştu.

1990 yılında oluşturulan Kızıl İmamcılar adlı gruba yapılan operasyondan sonra Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada; örgütün; devletin sosyal ve ekonomik, siyasî, hukukî temel düzenini, dini esas ve amaçlarına uydurmak amacıyla cemiyet teşkil, tanzim, sevk ve idare etmeyi amaçladığı öne sürülmüştü. Gerçekte dinle bir ilgisi olmayan, refah seviyesi yüksek zengin aile

61
çocuklarının dini inançlarını sabote eden bu kişiler, şahsi menfaat elde etmek amacıyla, dini inanç ve dini kitapları alet ederek, propaganda yapıyorlar. Bu surette genç kızların saflığından yararlanmak suretiyle ırzlarına geçiyor ve örgütten kopmaları önleniyordu. Genç kızlar, MUTA olarak adlandırılan günlük, haftalık veya aylık nikâhlarla evleniyor, kadın-erkek karışık namaz kılınarak din sabote ediliyordu:

kim bunlar,

1. Serhan Timuçin Çevik (Kızıl İmam)

2. Osman Caner Taslaman

3. Ali Baki Ekşi

4. Tayyar Silsüpür

5. Namık Mert Yücel

6. Ayhan Saffet Arbay

7. Bora Karaca

8. Arif Emre Ekşi

9. Mahir Mamat

10. Cenk Büyüktosun

11. Tevfik Koray Yavuzer

12. Necip Kerem Özçapkın

13. Sadık Kerem Günenli

14. Hakan Kurunç

15. Osman Ersu Belikırık

16. Alparslan Ekşi

17. Ziya Sesel


grubun lideri(vikipediden)
Serhan Çevik bugün, Dünya'nın en büyük Amerikan yatırım ve finans şirketlerinden[5] olan Morgan Stanley'de ekonomist olarak çalışmaktadır.[6] 2006 yılında ismi T.C. Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevi için sıklıkla gündeme geldi

ucu nereye gidiyor sabetaylara ordan israile

Corpse Bride
19-05-2016, 12:50
alıntı;

Hristiyanlarda noel Aralık ayınınson haftasına rastgeldiğine göre "Adar 22" bir önceki haftadır ki bu tarih Yahudi dönmelerinin mum söndü ayinlerinin kutlandığı günlere tesanüd eder. 1995 Aralık ayına kadar bu ayini Türkiyede Cauki ailesi düzenlemiş, organizasyonlarını yapmıştı. Cauki kardeşlerden madenci ve mason Tony Cauki'nin eşleri Sedef Hanım kabbalacılığı ele alarak, İstanbul gecelerinde atalarının günah teorisi mum söndüyü, en modern bir şekilde tertiplemeyi ilke edinmişti.

Zaman zaman bekarlarında bu törene katılması istenmiş ve bekarlar için de "mum söndü" ayini yapmak için "muta nikahı" ön görülmüştür. Ülkemizdeki manevi değerleri yıkmaya ant içmiş yahudi dönmeleri ve mason ailelerin gençleri, son yıllarda "saokın tarikatı "adıyla bir grup oluşturup, başkanlığına da Serhan Çevik'i getirirler. Kızıl imam lakablı Serhan Çevik bütün eylemlerini Ziya Sesel'le birlikte yürütmüşlerdir. Bir dönem İstanbul üniversitesi işletme bölümünde okuyan Serhan Çevik, Ulus'taki evini sapkın tarikatının karanlık işleri için üs olarak kullanmıştı. Tarikatın güzel konuklar sitesi D.Blok No:10 Ulus'taki tekkesi, mason çocukları ve yahudi dönmelerinden teşekkül etmiştir. Bu tarikat tanınmış ailelerin kız çocuklarını (yahudi dönmesi ve mason) kendi tarikatlarına üye yapmayı prensip edinmektedir. Bekarlar için "muta" nikahı kıyarlar. Artık bunlar yasal olarak bekar olsalarda mutaya göre evlidirler. Bu tarikata göre hiçbir eş birbirleriyle 1.5 yıldan fazla evli kalamaz. Muta nikahı evlileri tarikat başı Serhan Çevik'in emriyle eş değiştirebilir.

Sundance
19-05-2016, 19:44
linkteki yazıdan kısa bi kesit alalımda müslümanlar caner taslaman kardeşlerini daha iyi tanısınlar;

KIZIL İMAMCILAR

Adnan Hoca diye tanınan Adnan Oktar'ın varlıklı gençlerden oluşturduğu gruptan kopanların oluşturduğu topluluğa Kızıl İmamcılar adı verildi. Serhat Timuçin Çevik'i Kızıl İmam olarak kamuoyuna yansıtan Adnan Hoca'nın yayın organları gizli kameralarla, bu gruba bağlı kişilerin silâh kaçırdığını ve genç kızlarla yaptıkları fuhuşları açıklamış ve bunun üzerine polis olaya el koymuştu.

1990 yılında oluşturulan Kızıl İmamcılar adlı gruba yapılan operasyondan sonra Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada; örgütün; devletin sosyal ve ekonomik, siyasî, hukukî temel düzenini, dini esas ve amaçlarına uydurmak amacıyla cemiyet teşkil, tanzim, sevk ve idare etmeyi amaçladığı öne sürülmüştü. Gerçekte dinle bir ilgisi olmayan, refah seviyesi yüksek zengin aile

61
çocuklarının dini inançlarını sabote eden bu kişiler, şahsi menfaat elde etmek amacıyla, dini inanç ve dini kitapları alet ederek, propaganda yapıyorlar. Bu surette genç kızların saflığından yararlanmak suretiyle ırzlarına geçiyor ve örgütten kopmaları önleniyordu. Genç kızlar, MUTA olarak adlandırılan günlük, haftalık veya aylık nikâhlarla evleniyor, kadın-erkek karışık namaz kılınarak din sabote ediliyordu:

kim bunlar,

1. Serhan Timuçin Çevik (Kızıl İmam)

2. Osman Caner Taslaman



Adnan Oktar hakkında çeşitli gençleri tarikat düzeninde bir yapıya bağlayarak, (muta nikahlı) çeşitli seksüel aktivitelere zorlamak, bu aktivitelerin gizli kamera kayıtları ile çocuklara ve ailelerine şantaj yapmak, çeşitli konumlardaki insanlara bu kızları servis ederek çıkar üzerine veya yine gizli kamera görüntüleri ile tehdit üzerine nüfuz kurmak gibi şikayetler bulunuyor.

Adnan hoca'nın oluşturduğu bu tarikat yapısı içinde Serhan Çevik ve Osman Caner Taslaman da bulunuyor.

Adnan hoca ile gerilim yaşayan bir grup Serhan Çevik liderliğinde Adnan hoca'dan ayrılarak "Kızıl İmamcılar" adında bir örgüt kuruyorlar.

Aralarında "Ziya Sesel" isimli bir "borsa dahisi" de bulunuyor.

Adnan hoca'dan edindikleri meslek ve çevreyi kullanarak zengin aile çocuklarından topladıkları paralar ile Ziya Sesel yönetiminde borsa spekülatörlüğü yapıyorlar. Örgüte hatırı sayılır miktarda finans kazandırıyorlar.

Bu dönemde SPK çalışanları ile ilişkisi nedir? Tehdit, çıkar vs gibi yollarla SPK içinden bilgi hırsızlığı yapılmış mıdır?

http://www.borsagundem.com/haber/ziya-sesel-lo-iliskisi/246578

Borsa spekülasyonunun ayyuka çıkması ile Ziya Sesel'e borsa yasağı getiriliyor. Bu sefer örgüt üyeleri üzerinden paravan olarak çok sayıda işlem yapılarak spekülatörlüğe devam ediliyor. Osman Caner Taslaman'ın bu dönemde borsada işlemi bulunmakta mı?

Adnan hoca ile yaşanan gerilim ve borsa spekülasyonun ortaya çıkması ile haklarında şikayet duyurusu yapılıyor.

Aralarında Osman Caner Taslaman'ın da olduğu bir grup örgüt üyesi gözaltına alınıyor ve kayda geçiriliyor. Kayıtlarda İstanbul emniyet müdürlüğü basın bülteninde de, terörle mücadele basın bülteninde de isminin yanlış yazılması ilginç. Birinde "Cafer" diğerinde "Taner" olarak geçiyor isim. Sehven mi yazım hatası yapılıyor?

Osman Caner Taslaman, 2009 yılında benzeri görülmemiş bir şekilde, bölümde bölüm bünyesinde atamaya hak kazanan personel bulunmasına rağmen, üniversite dışından atama ile Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümüne doçent olarak atanıyor. İlahiyat kökenli Osman Caner Taslaman böylece Yıldız Teknik Üniversitesi gibi bilimsel saygınlığı olan bir üniversitede Prof. ünvanı kazanıyor. Böylesine sıradışı bir atama hangi şartlarla gerçekleşiyor?

Üzerine bilimsel gömlek giymiş bir ilahiyatçı olarak Osman Caner Taslaman popüler medya programlarında boy göstermeye başlıyor. Osman Caner Taslaman'ın medyada popüler bir kimlik kazanması pazarlama stratejisi midir?

Corpse Bride
19-05-2016, 22:03
Borsa yasaklısı olmasına rağmen defalarca yasakları delmeye kalkan Ali Ziya Sesel, son olarak Kızıl İmamcı örgüt mensubu arkadaşları vasıtasıyla borsada dilediği gibi hareket edebilmektedir. Sesel, Kızıl İmamcı örgüt mensuplarının adını kullanarak, farklı isimler üzerinden borsa işlemleri yapmaktadır. Ziya Sesel'in borsa işlemlerini yürüten Kızıl İmamcılar'ın isimleri şöyledir :

Osman Caner Taslaman, Ali Sami Ekşi, Arif Emre Ekşi, Alparslan Ekşi, Tayyar Silsüpür, Namık Mert Yücel, Bora Karaca, Mahir Mamat, Cenk Akalın, Hakan Kurunç, Cenk Büyüktosun, Necip Kerem Özçapkın, Sadık Kerim Gönenli, Osman Ersu Belikırık, Kürşat Kovulmaz, Birol Özger.

Bunların yanısıra, hisse senetleriyle ilgili olarak borsa dışından sürekli spekülasyonlar yapan Ali Ziya Sesel, Öner Menkul Değerler'e gelen müşterilere yanlış bilgiler vererek sermaye sahiplerini yanıltmaktadır. Sesel, senetlerin fiyatlarını yüksek göstermek veya zaman içinde değerinin düştüğünü ve zarar ettiğini söylemek suretiyle müşterileri dolandırmaktadır.

Ali Ziya Sesel'in mensubu bulunduğu ve 1990 yılından beri eylemlerini sürdüren Kızıl İmamcılar örgütü. Türkiye'deki demokratik laik düzeni yıkıp yerine İran benzeri bir radikal-dini rejimi tesis etmeyi amaçlayan bir gruptur".

http://www.memleket.com.tr/ya-kizil-imamci-konusursa...-41731h.htm

-------------
şahsi düşüncem adnan oktarla olan dönemde aldıkları olumsuz etkiyi baskıyı dışlanmayı gidermek için kızıl imamcılar adıyla radikal dini rejim tesis etmek bahanesini(kılıf) kullanmışlardır.

caner taslamanın piyasaya sürülmesi yine dahil olduğu oluşuma hizmet en başta kimden(adnan oktarı piyasaya sürenler) destek aldılarsa. hükümete zaten yakın, halka da yakın olmak için kullanacağı en iyi silah din. genç dindar kitleyi epey etkiliyor. aynı zamanda yayınlarıyla pazar oluşturdu. hizmeti kime yapıyor derseniz erdoğan kime yapıyorsa ona