PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmet Kaya'yı da Unutma!


Averroes
20-10-2009, 21:12
1998 yılında her yıl geleneksel olarak verilen Magazin Gazetecileri Derneği’nin halk oylarıyla belirlediği “Yılın Sanatçısı” ünvanı Ahmet Kaya’nın olmuştu.

10 Şubat 1999 gecesi yapılıyordu tören ve ülkenin en meşhur simaları törendeydi ve show tv canlı canlı yayınlıyordu linci. Yılın sanatçısı ödülü için Ahmet Kaya’nın adı anons edildi ve “Giderim” adlı parçasını okumadan önce hafızalara kazınan şu konuşmayı yaptı.

“Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir KÜRTÇE şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.”


Faşist paranoya eyleme geçmeden önce iki gramlık aklını yokladı önce bir. Hayır, iki gramlık akıllarından başkaca bir şey geçmiyordu şunun dışında: Bu adam Kürt sözcüğünü kullanmıştı, cezalandırılmalıydı ve tepki gösterenin de nedenini bilmediği akıllara kazınan faşizan linç sahneleri başlamıştı.

Yaptığı konuşmaya karşı çeşitli protesto sesleri yükselirken, herkes linç etmek için yeter koşul olan vatan-millet-sakarya korosuna bir yerlerden gelip dahil olmuştu. Sahnede, milyonların önünde “Vurun Kahpeye” filminin 1999 versiyonu çekiliyordu. Ahmet Kaya, elinde ödülü, her zamanki olgunluğuyla, acı acı gülümseyerek şarkısını söyledi. Şarkı bitip yerine geçtiği sırada sözde sanatçıların “hangimiz daha Türk’üz” yarışması başlamıştı. İşbu yarışmanın muzafferi olabilmek için tek şart Kürt sözcüğüne en fazla tahammülsüzlük göstermekti. Tam bir itiş-kakış yaşanıyordu. Ahmet Kaya “Kürtçe” demişti çünkü.

Sunucular işlerin kötüye gideceğini anladıkları için sıradaki medya maymunu çağırdılar. Bu sözde sanatçı (Serdar Ortaç), salondaki faşist salya korosunın liderliğini üstleniyor ve derin göğüs ve sırt dekolteli dişi faşistler bu şarkıya eşlik ederek iki gramlık akıllarını da şarkının sözlerini (“Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, padişah değil / Atatürk yolunda tüm Türkiye / bu vatan bizim / ellerin değil”) gibi bir kahramanlık marşı haline getirerek harcıyorlardı. Artık geriye sadece gurur duyması için hiçbir nedeni olmayan vücut organlarının teşhiri kalmıştı. O da olmazsa, hiçbir işe yaramazlardı. Türkiye’nin en ünlü anchormanlerinden biri Kürt sözcüğüne gösterilen bu salyamsı histerik tepkiyi anlayışla karşılayarak tüm sanatçıları 10. yıl marşını söylemeye çağırdı. O sırada Ahmet Kaya’yı linç edilmekten sadece garsonlar kurtarıyordu. O gece salon “Kürt” sözcüğünden arındırılıp, dezenfekte edilip, olanca coşkusuyla devam etti. Linç girişiminin önderleri olan Serdar Ortaç, Ercan saatçi, Ebru Gündeş, Şenay Düdek (Ahmet kaya’ya “sünnetsiz pezevenk” demişti) faşist olduklarını ispatlamak için kırk yılda bir bulunan böyle bir fırsatı heba etmemişlerdi. Hiç kimse uzun vadede bir insanın kalp kriziyle sonuçlanacak bir cinayete giriştiğinin farkında değildi. Ne olmuştu da, gazinolarda göbekler atan, klibinde sevgilisinin göbeğinden zeytin yiyen, Nijeryalılarla klipler çekip adını aşk dedikodularına karıştıracak kadar lokallikten arınmış, magazin sayfalarında evine ekmek götürme nedeni sadece "kim, kiminle, nerede" bulup meraklılarına iletmek olan bu insanlar tek bir sözcükle böyle çileden çıkmışlardı. Kürt sözcüğünde böyle "Atam sen rahat uyu" moduna getirecek ne tür bir algı olabilirdi? Altı üstü sanatçı, Kürtçe bir klip çekeceğini ve bunu yayınlayacak yürekli insanların olduğunu aksi takdirde bunun hesabını vermenin zor olduğuna söylüyordu.

14 Şubat’ta Hürriyet gazetesi baş sayfasına büyük puntolarla “Ayıp Ettin Gözüm” başlığını atacaktı. Hürriyet ilgili haber çerçevesinde, Ahmet Kaya’nın Berlin’de Türkiye’nin bir bölümünü Kürdistan sınırları içerisinde gösteren bir resme yer veriyordu. Ahmet kaya’nın ayıp etme nedeni buydu işte. Türkiye’de işler böyle yürüyordu. Fotomontajla herhangi bir adam seçip, onu linç tahtasına oturtabiliyor ve yurdumun düşünme, sorgulama, hesap-kitap yapma sevmeyen insanlarına “La memmet, bahsana olum, Bu Ahmet gaya pkkcı olmuş …. goyim” dedirtebilirdiniz. İlk sorgusundan sonra tutuklanıp cezaevine gönderilen Ahmet Kaya, aynı gün avukatlarının yaptığı itirazla serbest bırakıldı.

O günün haber bültenleri hep Kürdistan haritası önünde saz çalan Ahmet Kaya’yı anlatıyordu. 10-15 dakikalık VTR’lerin tek dayanak kaynağı bir resimdi. Başka bir şey yok! Sadece bir tek resimle bir haber yapabilir, 10 resimle siz de bir haber bülteni sunabilirdiniz. Burası Türkiye’ydi çünkü! Devasa bir şaşkınlığa ve yalnızlığa sürüklenen aile, posta kutularına bırakılan mektuplar ve telefonlarla sürekli öldürülmekle tehdit ediliyorlar, kızlarını okula korka korka gönderiyorlardı. Ahmet Kaya sokağa ilk kez çıktığında marşlarla ve tükürüklerle karşılanıyordu. Küçük kızları Melis, babasının yüzünü TV’den hakaretler ve yalanlarla izliyor, eline aldığı her gazetede babasına edilen bir başka hakarete rastlıyordu.

Ahmet KAYA izleyen duruşmalarda, 1993 yılında hiç Almanya’ya gitmediğini, resmin fotomontaj olduğunu, fotomontaj olmasa da hiç kimsenin sahnenin arkasındaki bir dizayndan sorumlu tutulamayacağını anlattı, anlatmasına da ifitirayı atan Hürriyet gazetesi dahil hiçbir gazete bunları yazmadı. Çamur atılmış izi kalmıştı bir kere. Mahkeme, Hürriyet gazetesinden ilgili evrakı istedi. Ben uzun uzun yazmaktansa, istenen ve verilemeyen (çünkü yok) evrakın belgelerini veriyorum.

http://www.ahmetkaya.com/Hurriyet_yazi_2.jpg

İşte bu da Hürriyet'in cevabı!

http://www.ahmetkaya.com/Hurriyet_yazi_1.jpg



93 yılında, Ahmet KAYA’nın ölümüne giden sürecin, attığı iftirayla başını çeken Hürriyet, 94 yılında aynı Ahmet KAYA’ya yılın sanatçısı ünvanını veriyordu. Bu ironi mideleri bir kez daha bulandırıyordu.

Bundan sonraki günleri tam bir travma haliyle geçiyordu KAYA’nın. Gününün büyük çoğunluğunu yeni kaseti için stüdyoda geçiriyor, bu arada dostlarından bir merhaba duymak istiyordu. Ama iyi gününde yanında olan ne Urfalı İbrahim Tatlıses ne de Diyarbakırlı Mahsun Kırmızıgül, ne de doğulu şivesini zorlama İstanbul Türkçesiyle “kapatamayan” hayatında tek kelimeliyle dahi Kürtçe konuşma cesareti olmayan “Le le le, lo lo lo”cular, ona bir alo dememişlerdi.

Savcı duruşmada Kaya için 13,5 yıl hapis istiyordu. Ahmet Kaya, on iki sayfalık bir savunma yapmış ve “Başka bir dilden, örneğin İtalyanca, Arapça ya da İngilizce şarkı söyleyeceğimi açıklasaydım, yine vatan haini ilan edilir miydim?" Diyerek sözcüklerle de nasıl yüzlere tükürüleceğini öğretiyordu bizlere. “Her an yanı başımızda duyduğumuz ve konuşulan bu dili ben bilmediğim halde, bilen ve konuşan milyonlarca insanla aynı topraklarda yaşıyor olmam gibi nesnel bir gerçekten yola çıkarak bu dilden bir tek şarkı söyleme isteğim, bütün bir Türkiye halkı ve çocuklarımın önünde ‘Vatan Haini’ olarak suçlanmamı mı gerektiriyor sizce?” diye soruyordu mahkemeye. Ama halka Ahmet KAYA’nın bölücü olduğu iftirası dışında ekstra bir bilgi vermeye gerek duymuyordu Hürriyet gazetesi. Oysa bu bilgi evliliğin aşkı öldürdüğüne inanan ve kendini soyunmaya veren arka sayfa güzelinden daha az önemli bir bilgiydi Hürriyet için.

Mahkemeden sonrai günkü gazeteler slogan dışında bir bilgi barındırmadılar. Gazetelerin baş sayfalarını “Yavşak”, “Soysuz”, “Şerefsiz”, “Alçak”, “Fikirsiz fikir suçlusu” hakaretleri süslüyor, Hürriyet ve benzeri gazeteler, okuyucuları "faşizm orgazmının" doruklarına çıkarılıyordu.

Kaya’nın daha önce anlaşmasını yaptığı bir Avrupa turnesi vardı. Ve mahkemeden yurt dışı yasağının kaldırılmasını istedi.
İçinde Kürtçe şarkının da olduğu albümü yaptığının ertesi günü Kaya yağmurlu bir İstanbul gününde tek bir Allah’ın kulunun elvedası olmaksızın çok sevdiği İstanbul’undan koparılıyor, Paris’e gidiyordu.

Kaya Avrupa’da konserlerine devam ettikçe, onun söylediği her cümle Türk basını tarafından manipüle edilerek izleyicilere “İşte gördünüz mü, haklı çıktık!” formatında sunuluyor, sanatçının çok sevdiği ülkesiyle arasına her gün yeni kalın duvarlar örülüyordu.
Konserinde söylediği “Birkaç şerefsizin yüzünden bana yaşatılanları, ülkemden bu kadar uzakta kalmayı ve içine düşürüldüğüm bu durumu içime sindiremiyorum. Kürt realitesinin kabul edilmesini istiyorum. Türkiyeli Kürt Ahmet olarak yaşamak istiyorum.” Cümlesi diğer günün gazete manşetlerinde “Vay Şerefsiz” sürmanşeti ve “Ahmet Kaya 64 milyona hakaret etti.” Gibi olağanüstü bir gazetecilik başarısıyla veriliyordu. Ahmet Kaya’nın kendisini anlatmak için başvurduğu hiçbir soruşturmacı, araştırmacı gazeteci ona müspet cevap vermiyor, onun yerini haber bültenlerini üstsüz güneşlenen Rus kadınlarıyla süslü “Bodrum plajları yine cıvıl cıvıl” haberleri yer alıyordu.

Yine söylediği “Benim hesabım Türk halkıyla ya da Türkiye Cumhuriyeti’yle değil, benim sorunum kendim gibi ağlayan Kürt halkıyladır.” cümlesi “PKK militanı gibi” bir süper ötesi yorumla izleyenlerin karşısına çıkarılıyordu.

“Bir Boşnak ‘Ben Boşnağım.’, bir Ermeni, ‘Ben Ermeniyim.’ vs. diyebiliyor. Neden bizim milletimiz ‘Ben Kürdüm.’ diyemiyor? 70 yıldır Yunanistan ile savaşan Türkiye onunla barışabiliyor da neden 1500 yıldır birlikte yaşadığı Kürtlerle barışamıyor?” dediği cümle "Kaya yine kin ve küfür kustu.” Şeklinde evriltilerek ilim sahibi olmadan fikir sahibi olmak isteyen halka servis ediliyordu.

Bu karalama kampanyasında her geçen gün çıkan yeni bir haber(!) Kaya'nın yurda dönme ihitmaline her geçen gün darbe vuruyordu.

Ahmet KAYA Türkiye’de hakkında çıkan her gazete haberine kahroluyor, Paris’te kendisiyle röportaj yapan muhabire: “Bak gözüm, ülkemin insanlarına selam götür ve söyle onlara: Bir kere de benim için baksınlar pencereden gökyüzüne; ama ne olur, unutma da söyle, bir kerecik de olsa benim gözlerimle baksınlar, tıpkı Mecnun’un Leyla’ya bakışı gibi…” diyordu. Ahmet Kaya ülkesine çok fena aşıktı, ve sonu mutsuz biten her aşk masalında olduğu gibi o da kendi sonuna doğru gidiyordu.

Eşi Gülten KAYA bir yandan Türkiye’de eşi Ahmet’in DGM deki duruşmalarına katılıyor bir yandan kızı Melis’in okuluyla ve can güvenliğiyle ilgileniyor, bir taraftan da her hafta Paris’e giderek eşine moral veriyordu.

http://www.ahmetkaya.com/galeri_imajlari/4.jpg

Nihayet KAYA hakkında yürütülen aşağılık linç kampanyası meyvesini veriyor ve KAYA 3 yıl 9 ay cezaya çarptırılıyordu.

KAYA hakkındaki mahkumiyet kararına çok içerliyor ve aralarında Türk basınının değerli üyelerinin de(!) olduğu bir grup gazeteciye masum olduğunu anlatmaya çalışıyor. Tabi bu anlattıklarının hiçbiri gazeteceilerin ait olduğu gazetede yer bulma şansı bulamıyor, çünkü Sibel Can’ın eşi Hakan ural’la yaşadığı gerilim daha fazla haber değeri taşıyordu.
Ahmet KAYA, anlattıkça anlatıyordu:

“Ben Türkiye’nin ceza yasalarından hiçbirini ihlal ettiğimi düşünmüyorum. Adam öldürmedim, kimseyi dolandırmadım, hiçbir yeri soymadım, vergi kaçırmadım, namussuzluk yapmadım, uyuşturucu satmadım… Sadece düşündüklerimi söyledim. Şu anda Paris’in orta yerinde olmaktansa İstanbul’daki evimde, bir ayağı kırık mangalımın başında olmayı; isimlerini bilmediğim şarapları içmek yerine, kokusunu ve lezzetini hiç unutmadığım bir kadeh rakı içmek isterdim ya da Boğaz’a inerek köfte-ekmek yemeyi… Ve ardından, cila yerine geçecek bir bardak bira içmeyi... Devamında da eve, her zaman olduğu gibi, sokaklardaki polislerle şakalaşarak gitmeyi isterdim. Farkındaysanız, ‘Ahmet Kaya Özel Linç Programı’ bir ritüel halinde devam ediyor. Beni ülkemden gönderdiğinizi düşünüyor ve sonra da geri dönüp dönmeyeceğimi merak ediyorsunuz. Oysa ben zaten ordayım ve kolay kolay da başka bir yere gitmeye niyetim yok.” Diyordu.

Bu sürgün, dışlanmışlık, parçalanmışlık, çaresizlik çok ağır geliyordu. Aile parçalanmış, kızından ayrı kalmanın acısına bir de ülserin yol açtığı acı eklenmişti. Dilini bilmediği bu ülkenin insanları onu teselli edemiyor, memleket hasretine bir son vermiyordu.

Gülten KAYA ve kızı Melis, 16 Kasım 2000 sabahı koridordan gelen gürültüyle uyandılar. Bu Ahmet Kaya’nın kalbinin yeter artık dediği andı. Gülten ve kızları Melis gözyaşları ve hıçkırıklarla Ahmet’in kırgın kalbine yeniden hayat vermeye çabaladılar. Ama nafileydi. Sürgün, iftira, hakaretler Ahmet Kaya’nın sanatçı kalbinin kaldıramayacağı kadar fazlaydı. Hürriyet ve şürekası başarmıştı işte. Ahmet Kaya’nın cesedi teslim alınmıştı. O ölmüştü.
Arkasında, biri henüz yapım aşamasında 18 kaset, 200 civarında şarkı, ve yüreğimize ve beynimize kazınan şiirleriyle geçip gitti Ahmet KAYA. O bir dava adamıydı. Ülkem kazansın diyerek Tekel 2000 sigarası içecek kadar yurtsever, bütün dünyanın halkları kardeştir diyecek kadar enternasyonalist, ben nasıl takım elbise giyebiliyorsam türbanlı da türbanını özgürce her yerde giyebilmelidir diyecek kadar özgürlükçüydü. O sosyalistti, yurtseverdi, muhafazakardı, kısaca bizdi. Hepimiz bu yüzden çok sevdik onu. O halktı, Malatya’dan İstanbul’a gelirken tek sermayesi elindeki sazı ve beynindeki dava bilinciydi. Garson Ahmet olarak başladığı yolculuğu, Özgün Müziğin isim babası ve dünyadaki en ünlü temsilcisi olarak noktalıyordu. Öldüğünde Paris’teki mezarına onbinler akın ediyor, cenazesine Aleviler-Sünniler, Liberaller-Komünistler, Müslümanlar-Ateistler birlikte gözyaşı döküyor, öldüğü gece Gülten KAYA’ya İmam Hatiplilerin yüzlerce hatim indirdiği söylenince Gülten KAYA gözyaşlarını tutamıyordu.

Öldüğü günün ertesinde gazeteler, ki o gazeteler linç kampanyasının gönüllü neferleriydiler, KAYA’nın ölüm haberini; [b]“Yorgun Demokrat Öldü.” , “Kürtçe Kaseti Çıkaramadı.”, “Kalpten Öldü.”, “Ahmet Kaya Kalbine Yenildi.”, “Sürgünde Öldü.”, “Memleketine Küs Gitti.”, “Yorgun Demokrat, Kalbine Yenildi.” , “Yılmaz Güney’in Yanında Yatacak.”, “An Gelir Biter Muhabbet”, “Yüreğimizdesin.” gibi populist başlıklarla verdiler. Tarih tekerrür etmiş, medya Ahmet Kaya'yı övmek için ölmesini beklemişti.

http://www.ahmetkaya.com/galeri_imajlari/5.jpg

Sonuç itibariyle, Ahmet Kaya öldü, ama Kürt ve Kürtçe sözcüklerinin yasak kalmasını arzu eden faşistlerin suratlarına tüküre tüküre bu realiteye kabul ettirenlerin arasına adını yazdırarak gitti. O bir bilinç taşıyordu ve bunu haykırmamak beyninde ödem oluşturuyordu. O beynindeki ödeme izin vermedi ve sadece çiğköfteyle, uzun havayla, le le le, lo lo loyla anılmak istenen Kürt olma hissiyatına "müziğimiz, yaşam duruşumuz da dahil" dedi. Dil dünyanın en masum olgusudur, yasaklanamaz dedi, yasaklatmadı. Bizzat devlet televizyonu TRT Kürtçe yayına başladı. Onu özel TVler izleyecek. Bir dilin unutulup gitmesine izin veremezdi Ahmet Kaya. İbo verebilirdi, Mahsun’u, Özcan deniz’i, Alişan’ı, İzzet yıldızhan’ı verebilirdi ama o veremezdi. Bedelini canıyla ödese bile doğru bildiğini haykıran bir adam olarak tarihe not düşüldü Ahmet Kaya, diğerleri ise sadece birkaç porsiyon lahmacun, çiğköfte yiyecek, fazladan birkaç göbek atacak, ya da biraz oraya biraz buraya yaranan birkaç film çekecek kadar daha yaşayacaklar. Ama tarih daha fazla yaşayanı değil, daha doğru yaşayanı yazacak.

Soda
20-10-2009, 21:45
Siz Kaya için istediğinizi yazabilirsiniz.
Lakin Ahmet Kaya kendine yazık etmiştir.
Onun şarkıları ile büyüdük, hepsinin kalbimizde yeri vardı.
Hatta öyle ki ülkücüler bile dinlemekten keyif alır ona saygı duyarlardı.

Ama o ne etti ise kendine etti.

Bir sanatçıya bebek katillerinin propagandasını yapmak yakışmazdı ve yakışmadı.
Bir sanatçıya örgüt talimatları ile hareket etmek, örgütün istediği psikolojik operasyonlara destek çıkmak, sempatisini sevgisini örgüte kanalize etmeye çalışmak ve daha binlerce şey yakışmazdı ve yakışmadı.

Siz istediğiniz kadar övün, yad edin durum değişmeyecektir.
Ahmet Kaya'yı tekrar bu kalplere sokamazsınız.
O bu ülke insanının kalbinden bir daha girememek üzerine çıkmıştır.
Hukuki haklılığı, maruz kaldığı haksız tepkiler, Hürriyet gazetesi şu bu...
Bunlar durumu değiştirmez.

Bizim "Dostu özledik, Apo'yu özledik" diyerek beste yapan birisine verecek bir sempati duygumuz yoktur.
Kimi bağrımıza bastıysak hançerledi bizi.
Bu toprakların ekmeğini yedi, suyunu içti...
Bunu yapmayacaktı.
Onun ölümü sadece fiziki bir ölüm değildi.
O artık bizim için manen de ölüdür.

Şimdi dönüp de sizlerin hatırı için kendisine haketmediği bir saygıyı gösterecek değiliz.

Sanatçıları severiz ama Sezen Aksuların, Ahmet Kayaların, Orhan Pamukların, Hülya Avşarların falan artık bu milletin kalbinde yeri yoktur.

Bunu kabul edin ve fazla da siyasetenize alet etmeyin. Bir işe yaramaz.

Averroes
20-10-2009, 22:16
Bir sanatçıya bebek katillerinin propagandasını yapmak yakışmazdı ve yakışmadı. Bir sanatçıya örgüt talimatları ile hareket etmek, örgütün istediği psikolojik operasyonlara destek çıkmak, sempatisini sevgisini örgüte kanalize etmeye çalışmak ve daha binlerce şey yakışmazdı ve yakışmadı.

Siz istediğiniz kadar övün, yad edin durum değişmeyecektir.
Ahmet Kaya'yı tekrar bu kalplere sokamazsınız.
O bu ülke insanının kalbinden bir daha girememek üzerine çıkmıştır.
Hukuki haklılığı, maruz kaldığı haksız tepkiler, Hürriyet gazetesi şu bu...
Bunlar durumu değiştirmez.

Bizim "Dostu özledik, Apo'yu özledik" diyerek beste yapan birisine verecek bir sempati duygumuz yoktur.

Aşağıya eşi Gülten Kaya'nın Reha Muhtar'a gönderdiği açık mektuptan konuyla ilgili kısmı veriyorum:

• Ben 1999 yılında (‘araştırmadan’ haber yapan) iddialı bir habercinin ekranında günlerce duvar kağıdı gibi duran/yayımlanan bir fotomontaj fotoğraftan (üstelik Ahmet Kaya’nın yargılanmasındaki payından) söz ederken, bunun öz-eleştirisini yapmak ve benim insani anlamda koluma girmek yerine, o yıllarda Hürriyet Gazetesinin (‘olmayan’ belgeyi kendilerince ‘uygun’ zamanlamayla ) manşete sürmesi gibi bayat bir yöntemi denemeniz “hiç mi ders çıkarılmaz” dedirtecek kadar vahim!

• Bana vereceğiniz ama kıyamadığınız(!) için veremediğiniz o ‘ağır cevap’ ne ola ki demiyor ve duyuyorum cevabı(nızı); “Ey Gülten Kaya! Elimde Youtube’da milyonlarca insanın izlediği öyle görüntüler var kiii….” Evet var! 1999 yılında bunu başta siz olmak üzere, tüm ulusal TV kanalları ana haber bültenlerinde uzun uzun, tekrar tekrar yayımladı, davası açıldı. Dünya Barış Günü’nde, Almanya’da yapılan yüz bin kişilik bir stadyum konserinde, eşim Ahmet Kaya sahnede bir doğaçlama yapıyor. O sırada Abdullah Öcalan yakalanmış ve ‘ Eğer kendisine bir fırsat verilirse bundan sonra Kürt ve Türk halkının barışı için çalışacağını’ söylemiş. Ahmet Kaya’da sahnede o zamana kadar ve sonrasında hiçbir albümünde ‘beste’ ya da ‘şarkı’ olarak yer almamış bir doğaçlama yaparak, nakaratlarında “…vallahi barışı özledik/vallahi Apo’yu özledik…” demiş. Yani; “artık barışı savunan bir Apo’yu özledik” (ki bunu da kendisi açıkladı zaten sağlığında) demiş. Peki nasıl açıklayalım şimdi bana sopa gösterme gayretinizi? Gördüğünüz gibi reddetmiyorum bunu! Çünkü fotomontaj değil!

• Bir sanatçının, bir insanın barışı savunan tavrını özlemesini onun yokluğunda hangi ‘hassasiyetle’, hangi ceza maddesine sığdıracağız şimdi? Suç duyurunuzu yapmanızı kolaylaştırmaktan başka ne yapabilirim? ‘Hassasiyetinizin’, memleketimizde ‘yükselen ırkçılığa’ tekabül ettiğinin farkındayım elbette. Yeniden giydiğiniz cübbenizi de görüyorum ve/fakat memleketinden yoksun bıraktığınız olası sanık(!) başka bir memleket toprağına ‘emanet’ edildi yazık ki... Ancak itiraf etmeliyim ki büyük payınız olduğunu şok edici bir biçimde algıladığınız Türkiye’nin geldiği yer sizi bile ürküttü. Sanıyorum bu nedenle geçmişe bakıp, masum olduğunuza kendinizi ikna etmek istiyorsunuz. Haliyle ikna olamadığınızda da öz-eleştiri yerine, yeniden, aslında en masumun siz olduğunu duyurmak istiyorsunuz. Çünkü vicdan dimdik karşımızda duruyor!

• Ben sizi ‘yanlış anlamam’ beyefendi! Bilmemi istediğiniz her şeyi biliyorum, rahat olun siz… Samimiyetinize inanmayı çok isteyerek, ‘Kürtçe klip çekilmesinin en doğal hak olduğu’ sözlerinizden yola çıkarak söylüyorum; o video klip yapıldı ve o ‘Kürtçe’ şarkı (sizler yayımlamasanız da) yayımlandı. Milyonlarca Türkiyelinin iradesi ve sevgisi ile biz hâlâ Ahmet Kaya’yı konuşuyoruz bildiğiniz üzre. Hatta Ahmet Kaya’nın üstte yer alan doğaçlaması da ekranınızdan tüm ülkeye defaatle gösterildi. Gördüğünüz gibi memleketimiz tek parça halinde yerinde duruyor ve duracak da! Bir gün görüntülerini de bizatihi izlemenizi istediğim ve/fakat sizlerin sandıklarında kalan ve hiç yayımlanmayan Ahmet Kaya sözleri nasıldı hatırlıyor musunuz?

“Bu ülkeyi bölmek isteyen de, bölen de şerefsizdir”!

Ah keşke bir şarkı gibi güzel olan memleketimizi, Ahmet Kaya’nın şarkılara duyduğu aşk kadar kutsadığı memleketimizi onun kadar sevse herkes…

Ve herkes bir diğerinin fikri için canını verse…
Verse!

Gülten Kaya

Yazının tamamı için: http://www.ahmetkaya.com/yazi/acik-mektup-2


Beklerdik ki, Ahmet Kaya'ya karşı gösterdiğiniz bu vatansever tavrınızın hiç olmazsa birazını asker kaçağı Serdar Ortaç'a karşı da gösterseydiniz.

Yukarıda size Hürriyet gazetesinin iftirasını belgeledik. İsterdik ki, "Allah belasını versin" demeseniz de Hürriyet gazetesinin tavrını "etik bulmadığınızı" söyleseydiniz.

Demekki, sizin için 10. yıl marşı söylendi mi, Atatürk hayranı olundu mu, kişinin asker kaçağı olmasının, vatan için tek menfaatli şey yapmamış olmasının hiç bir ehemmiyeti yok. Türk bayrağını kapıp dışarı dışarı çıktım mı yemiyeceğim nane yoktur!

Soda
20-10-2009, 22:52
Beklerdik ki, Ahmet Kaya'ya karşı gösterdiğiniz bu vatansever tavrınızın hiç olmazsa birazını asker kaçağı Serdar Ortaç'a karşı da gösterseydiniz.

Yukarıda size Hürriyet gazetesinin iftirasını belgeledik. İsterdik ki, "Allah belasını versin" demeseniz de Hürriyet gazetesinin tavrını "etik bulmadığınızı" söyleseydiniz.

Demekki, sizin için 10. yıl marşı söylendi mi, Atatürk hayranı olundu mu, kişinin asker kaçağı olmasının, vatan için tek menfaatli şey yapmamış olmasının hiç bir ehemmiyeti yok. Türk bayrağını kapıp dışarı dışarı çıktım mı yemiyeceğim nane yoktur!

Galiba anlatamıyorum. Serdar Ortaç falan benim umrumda değildiki hiçbir zaman. Siz Ahmet Kaya'nın bir dönem bu ülke insanının kalbindeki yerini Serdar Ortaç gibi birisi ile mi mukayese ediyorsunuz. Serdar Ortaçlar zaten iz bırakan insanlar değildir onlar sadece bir magazin nesnesidir.

Ahmet Kaya'nın yaptığı hançeri bizim kalbimize sokması idi.

İzi derindir.

İsterseniz Taksim medyanına heykelini dikin. Kalplerden çıkanları tekrar kalplere sokamazsınız.

Bu Orhan Pamuk için de geçerlidir, Sezen Aksu için de.

cigi
21-10-2009, 01:12
Ahmet Kaya'nın yaptığı hançeri bizim kalbimize sokması idi.

İzi derindir.

İsterseniz Taksim medyanına heykelini dikin. Kalplerden çıkanları tekrar kalplere sokamazsınız.

Bu Orhan Pamuk için de geçerlidir, Sezen Aksu için de.

Iki tane süper ses ve iki süper yorumcu...
Düsüncelerine katiliyorum Soda.

Kücük hesaplarin sanatcilari olmasalardi, herkesin gönlüne hak edilen bir tahti coktan kurmuslardi...

3.yol
21-10-2009, 08:28
Orhan Pamuk'un , Sezen Aksu'nun , Ahmet Kaya'nin

eline su dokemeyeceklerin ortami bos bulup salladigi bir baslik olmaya baslamis burasi ....

Insan sorar ben ne verdim bu topluma da onlari elestiriyorum diye ilk once .....

Ben cevabini vereyim ......

Zilc ..... nada .... zero .... bir hic .... bos lakirdi ..... camur .....

Saygilarimla,

Hortlak
21-10-2009, 10:49
Sayın Üçüncüyol savunduğunuz düşünce Faşizm'idir. Birilerini eleştirebilmek için illa herkesin kitap yazması, fabrika kurması ya da kaset mi çıkarması gerekiyor? Bir yöneticinin bir şeyler yazarken sıradan bir üyeden daha dikkatli olması gerekiyor.

pante
21-10-2009, 13:04
Apo'yu özlediğini söylemeyen, Apo'ya ve teröre karşı olan sanatçılar sanatçı değil mi?
Sanatçıları teröre yakın durdukları için mi seveceksiniz ve diğerlerini sıfır göreceksiniz?

Sanatçı sanatıyla sevilmelidir.
Kemanda, piyanoda bir numaralı sanatçılarımız Fazıl Say, İdil Biret, Suna Kan teröre yakın durmadıkları için sıfır mı olacaklar şimdi?
Türküleri tüm solun ağzında olan Zülfü livaneli teröre prim vermediği için, Cumhuriyet mitinglerine katıldığı için sanatçı sayılmayacak mı?
Yine vatan türküleri söylediği için Ruhi su, vatan şiirleri söylediği için Nazım Hikmet'i tu kaka mı yapacaksınız?

Ben yeri gelir Ahmet Kaya'yı da dinlerim, Yılmaz Güney'i de izlerim severek.
Ama onlar, terör propagandası amacıyla kullanılmaya kalkışılırsa, onların üzerinden birkaç bin kişi kazanılır belki ama birkaç milyon da o sanatçılara karşı soğur. Bu da onların hatırasına en büyük kötülük olur.

Eleştirilmesi gereken farklı ya da aykırı düşünceler içinde olanların can güvenliği nedeniyle ülkemizi terketmek zorunda kalmalarıdır. Hükümet-devlet korumasına rağmen, can güvenliğinden tedirgin olup yurtdışına kaçanların bile olması en büyük ayıbımızdır.

İfade özgürlüğünün din olsun, siyaset olsun her alanda sağlanabildiği hoşgörü ve anlayış ortamına kavuşuncaya kadar bu ayıbı yaşayacağız.

Davudi
21-10-2009, 13:51
ahmed ve müslüm babaya selam damara devam !!!

KızıL
21-10-2009, 19:52
serdar ortaç denen zatın ordaki ilginç iftiraları lınç girişiminin başıydı aslında bir kişinin kendi dilinde şarkı söylemek istemesi başka bir dilde albümünde bir şarkı olması çok doğaldır.. ama faşizan yaklaşımlar bunu nerey egetirdi gördük..

ozgur_
21-10-2009, 21:20
Vatan, millet, sakarya edebiyatı yapan bu zatın Askerlik yapmamak için bin takla atığını bizler biliyoruz. Kürtçe şarkı söyleyecğim diyen Ahmet Kayaya çatal bıçak fırlatan bu zat "İngilizce yerine Türkçe şarkı söylemede ısrarın geri kafalılık olduğunu" söylediğinide biliriz.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5705466&yazarid=131&tarih=2007-01-01

Aydın olmanın en büyük dezavantajı, yaşadığı çağı ilerisinde olması nedeniyle toplumun onu anlayamaması, algılayamamasıdır. Yeryüzünde yaşamış birçok aydın yaşadıkları dönemde anlaşılmadıkları için çok büyük badirelerle karşılaşmış, çok zorluklar çekmişlerdir. Birçoğu bedel ödemiş, cezalandırılmışlardır. Birçoğu yaşadıkları dönemden yüzyıllar sonra ancak anlaşılabilmiştir.

Ahmet Kayanın aydın duruşunu görmemiz için yüzyıllar geçmesine gerek kalmadı. Zaman Ahmet kayanın özgürlük, barış ve demokrasi çığlığının boşa olmadığını gösterdi.

Eğer bügün kürt meselesinde önyargıların, korkuların düne göre daha az olduğu bir dönem yaşanıyorsa, bu zamanın Ahmet Kayayı haklı çıkardığını gösterir.

Bügün Kanal şeş varsa, müziğin insanları bölmeyeceğini anlamışsak, bu zamanın Ahmet Kayayı haklı çıkardığını gösterir.

Bügün kürt meselsi, daha demokratik bir ortamda barış ve kardeşlik nasıl sağlanırı tartışılıyorsa, bu zamanın Ahmet kayayı haklı çıkardığını gösterir.

Tabi o da bu haklılığının bedelini birçok aydın gibi malesef çok ağır ödedi.
Ülkemizin demokrası, barış ve kardeşlik adına ödediği en büyük bedel belkide Ahmet Kayadır.

Büyük aydını, büyük sanatçıyı saygıyla anıyorum.

nogada
21-10-2009, 21:30
Ahmet Kaya bir sanatçı İDİ.

Fakat ne zaman kendini politik olaylara alet etti.Artık sanatçılığı bitti.

Ne yazıkki duruşu yanlıştı.Hangi duruşumu?

10binlerce masumun kanını emen bir örgütün liderine ÖZLEDİK demesinden sonra,bu iş bitmiştir.

Bir kültürü yansıtmak başkadır,bir terörist başını anmak başkadır.

Buna göre sizin sanatçı yerine koymadığınız Ozan Arifler,Mustafa yıldızdoğanlar,ismail türütler gibi oda aynı katagoridedirler.Irkçı ve faşist dahada beteri terörist sempatizanı.

Saygılarımla...

Yergin
22-10-2009, 13:27
Sonuna kadar katılıyorum nogada kardeşim sana.

Türkiye'de malesef insanlarımız öyle ki, herşeye sokarız burnumuzu. Yetinmeyiz yapabildiğimiz ile, yetinmeyiz sahip olduklarımız ile. Ahmet Kaya'yı bir zamanlar sayın Soda'nın dediği gibi hepimiz dinlerdik, severdik. Ama ne zaman ki farklı konumlara kaydı işte o zaman kalbimizden silindi. Siz şimdi bundan dolayı bizi suçluyorsunuz. Ama suçlu biz değil Ahmet Kaya'dır, kendisi sildirmiştir içimizden kendisini. Bununda Kürt olması ile, Kürtçe şarkı söylemek istemesi ile hiç ama hiç alakası yoktur. Gerek o gün ki olsun, gerekse şimdiki olsun, magazin, televizyon, gazete gündem haberleri ile kimseyi suçlamayın, sitem etmeyin. Çünkü onları hazırlayanlar belli kesimlere çalışanlardır. Ülkeyi, halkı temsil etmez.

Saygılarımla

Averroes
22-10-2009, 15:54
Siyaseten kalbiniz mühürlenmiş. Önyargılarınızdan arınıp akl-ı selimle düşünemez hale gelmişsiniz. Bir insanı yanlış anlaşılan ve aslında düşündüğünüz şeyi kastetmediği bir cümle yüzünden böyle acımasızca silebiliyorsunuz. Ahmet KAya, şarkılarının tamamını Türkçe söylemiş bir sanatçıydı. Ülkesine aşıktı, Hakkari'den Edirne'ye bu ülke bizim diyordu. "Bu ülkeyi bölmek isteyen de, bölen de şerefsizdir." diyordu. Ülkem kazansın diye "Tekel 2000" cigarası içiyordu.

Tabi ya, Kürtçe şarkı yapacağım deyip linç edilmektense, Eurovision'da İngilizce şarkı söyleyip birinci olmak da vardı.

İşte sizin Türklüğünüz sadece Ahmet Kaya'lara, Grup Yorumlara, Grup Kızılırmaklara söküyor. Sertap Hanım, İşgal ordularının muharip güçlerinden olan İngiliz ve Avustralyalıların anadili olan İngilizce'yle Türkiye'yi temsil eder birinci olurlar, siz de milli benliğinizi biraz daha şişirirsiniz. Ama iş Kürtçe'ye gelince, ki yukarıdaki milletlere karşı Türk kardeşlerinin yanında savaşmıştı, millete çatal bıçak fırlatır, linç edersiniz. Şimdi niye inanalım senin kardeşlik yalanına?

Yergin
22-10-2009, 17:35
• Bana vereceğiniz ama kıyamadığınız(!) için veremediğiniz o ‘ağır cevap’ ne ola ki demiyor ve duyuyorum cevabı(nızı); “Ey Gülten Kaya! Elimde Youtube’da milyonlarca insanın izlediği öyle görüntüler var kiii….” Evet var! 1999 yılında bunu başta siz olmak üzere, tüm ulusal TV kanalları ana haber bültenlerinde uzun uzun, tekrar tekrar yayımladı, davası açıldı. Dünya Barış Günü’nde, Almanya’da yapılan yüz bin kişilik bir stadyum konserinde, eşim Ahmet Kaya sahnede bir doğaçlama yapıyor. O sırada Abdullah Öcalan yakalanmış ve ‘ Eğer kendisine bir fırsat verilirse bundan sonra Kürt ve Türk halkının barışı için çalışacağını’ söylemiş. Ahmet Kaya’da sahnede o zamana kadar ve sonrasında hiçbir albümünde ‘beste’ ya da ‘şarkı’ olarak yer almamış bir doğaçlama yaparak, nakaratlarında “…vallahi barışı özledik/vallahi Apo’yu özledik…” demiş. Yani; “artık barışı savunan bir Apo’yu özledik” (ki bunu da kendisi açıkladı zaten sağlığında) demiş. Peki nasıl açıklayalım şimdi bana sopa gösterme gayretinizi? Gördüğünüz gibi reddetmiyorum bunu! Çünkü fotomontaj değil!


Sayın schopenhauer

Kimsenin kürtlerle, kürt dili ile bir sorunu yok. Yukarıda yazdım, medyadaki, gazetedeki yazılanlara aldanmayın. Onların halkın düşüncesi değil, o kuruluşların çıkarları için yazdıklarıdır. Yıllarca Türkiye'nin bir çok yerinde Türk Kürt birlikte yaşadı da güneydoğu da neden yaşayamadı? Ya da yaşadı ama yaşamadılar diye lanse ettirildi?

Ama yinede ben bunlara takılıyor değilim. Sorun şu ki, bilmiyorum varmı ama mesela diyelim ki sizin hiç ama hiç sevmediğiniz ve tartıştığınız ve size kırıcı sözler söyleyen bir üye, yönetimden ceza alıyor. Ceza alınca üye, ben artık barışçıl olucam diyor. Sizin buna tepkiniz ne olurdu? Hemen çıkıp, barışçıl olucam dediyse gelsin kapım her zaman açık mı derdiniz yoksa önceleri geri durup temkinli mi davranırdınız?

Bırakın siyaseti, gündemi, açılımı. Bizler burada halkız ve halk olarak konuşuyoruz. Binlerce insanımızın ölümüne neden olan bir terör örgütünün liderinin dost olarak görülmesi, bir sanatçı için doğru mudur? Ve son olarak size şunu sorayım. Farklı bir bakış açısından yaklaşın. Ahmet Kaya çok tepkiler almıştı zamanında. Sizde çok iyi biliyorsunuzdur, Ahmet Kaya'nın söylediği türkülerin bir çoğu Yusuf Hayaloğlu'na ait. Peki hiç kendisine birileri tepki göstermişmidir?

Tekrar söylemek istiyorum. Kürtçe şarkı söylemek istenmesine gösterilen tepkilere bende sonuna kadar karşıyım.

Saygılarımla

nogada
22-10-2009, 17:41
Tabiki katılıyorum sana EnvyMe dostum.

Kürtçe şarkı değilki bizim onu tenkit etmemizdeki sebep,son zamanlarda provekeye gelip ağızından çıkan sözler sadece.Barış her zaman için benim düşüncemdir,halklar kardeş olsun yeterki,ama bunların tersini isteyenlere sahip çıkanın ne gibi bir düşüncesi olabilirki?

Averroes
22-10-2009, 19:17
Envy me,

Gülten Kaya'dan o alıntıyı yapan zaten benim. Niye kendimi kendi yazımla vurayım? Gülten Kaya ne diyor o yazıda, o dönem APo yakalanmış ve Ahmet Kaya'nın da aklına böyle bir doğaçlama gelmiş. Yani, "savaş ve kan dinsin artık, (barışı dillendiren) Apo'yu özledik" demiş. Herhalde bu olayın aslını eşi varken size anlatmadı.

Bir de anlamak mümkün değil. Ahmet KAya'nın bütün ömrü, ülkesi adına katlandığı fedakarlık ve sıkıntılarla dolu iken, bunu görmüyorsunuz da bir tek cümle sizi onun hakkında hüküm vermeye itebiliyor. Ya ben de artık bütün başlıklara bazıları gibi tek cümlelik yazılar (pardon sloganlar) asıp kaçacağım. Nasıl olsa, tek bir cümle yetiyor(muş) kimin ne olduğunu anlamaya.

al bundy
22-10-2009, 22:15
Bu da aynı Kürt meselesi gibi bir olaydır.

Ahmet Kaya konserde apoya olan bağlılığını dile getirmiştir, "vallahi biz apoyu özledik" demiştir. Ama bazıları ısrarla onu Kürt olduğundan dolayı, Kürtçe şarkı söylediği için eleştirildiğini iddia ederek apo ve terör konusunu yok sayıyor. Bunu es geçerek konuyu Kürtçeye getiriyor.

Aynen Kürt açılımı konusunda pkkyı da es geçerek sorunu sadece Kürtlüğe indirgedikleri gibi.

Kendilerine ne kadar anlatsanız da konuyu yine Kürt halkının ve dilinin yok sayıldığına getireceklerdir.

Kendimi ayrı tutarak diyorum ki Ahmet Kaya konusundaki tüm eleştiri diline veya kültürüne değil terör örgütü ve bölücübaşına dair olan açıklamaları ve müziğine bunu eklemesidir.

pante
23-10-2009, 01:25
son zamanlarda provekeye gelip ağızından çıkan sözler sadece.

Evet, Nogada çok doğru söylemiş.
Son dönemlerinde sola sızan liberal ve şoven anlayışın kurbanı olmuş, kabaca gaza getirilmişti Ahmet Kaya. Talihsiz bir süreç yaşadı.
Neredeyse Edip Akbayram bile o duruma düşecekti, ama kurtardı.
Ahmet Kaya aslında memleket ve Atatürk sevdalısı bir sanatçıydı.
Hatta bu vatanın bağımsızlığının, laik, demokratik Türkiye'nin bekçilerindendi.
Bu yapısını kaybetmiş miydi?
Bence kaybetmedi ama birleştirici bir rol oynamaya soyundu, zamanlaması erkendi ve harcandı. Onun barışın kurbanlarından olduğunu söyleyebiliriz.

Şüphesi olan varsa buyrun, kanıtları:

http://www.youtube.com/watch?v=NVKDERSnPJM&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=YpYLaGoodsI

Yergin
23-10-2009, 11:41
Envy me,

Gülten Kaya'dan o alıntıyı yapan zaten benim. Niye kendimi kendi yazımla vurayım? Gülten Kaya ne diyor o yazıda, o dönem APo yakalanmış ve Ahmet Kaya'nın da aklına böyle bir doğaçlama gelmiş. Yani, "savaş ve kan dinsin artık, (barışı dillendiren) Apo'yu özledik" demiş. Herhalde bu olayın aslını eşi varken size anlatmadı.

Bir de anlamak mümkün değil. Ahmet KAya'nın bütün ömrü, ülkesi adına katlandığı fedakarlık ve sıkıntılarla dolu iken, bunu görmüyorsunuz da bir tek cümle sizi onun hakkında hüküm vermeye itebiliyor. Ya ben de artık bütün başlıklara bazıları gibi tek cümlelik yazılar (pardon sloganlar) asıp kaçacağım. Nasıl olsa, tek bir cümle yetiyor(muş) kimin ne olduğunu anlamaya.

Sayın schopenhauer,

Ben sizi kendi yazınız ile vurmak için alıntılamadım yazınızı. Yanlış anlamışsınız. Ahmet Kaya ne zaman ülkede sevilmemeye başlamış, ne zaman tepkiler almış onu halk ağzından söylemek istedim sadece. pkk ülke için hassas bir noktadır. Bu noktada olduğunu bile bile pkk yı dost olarak görmek, görmek istemek, görmek istemeye niyetlenmek hepsi yanlıştır.

Sayın al bundy'nin mesajını iyi değerlendirin bence sayın schopenhauer, bizim kürtlerle, kürtçe ile hiç bir sorunumuz yok.

Saygılarımla

-InVi-
24-10-2009, 02:46
Bizim Kürdler ile Kürdce ile bir sorunumuz yok diyenlerin
Kürdlerin ve kürdce konusanlarin farkli bir aidiyete sahip olabilme hakkina karsi ne demekteler ?
Bu ülkenin gecmisinde hem kürdler ile hemde kürtce ile ciddi sorunlari vardi, öyleki daha düne kadar varliklari dahi kabul edilmiyordu.
Ahmet Kaya'nin o talihsiz sözlerini o anki atmosferin duygusalligina veriyorum, özünde demokrasi, ortaklasmaci bir toplumu savunanlarin "milli refleksler" ile kendilerini ifade etmezler.
Ahmet Kaya bu ülkenin sanatcisidir ve hitap edebildigi kitle icinde bir birinden cok farkli renkler varligi olmak ile birlikte, onu ve dursunu hic taktir etmeyenlerin özelligi ise, ayni beton kalibindan dökülmüs insanlardir, dinsel tercihleri ne olursa olsun....

al bundy
24-10-2009, 11:13
Bizim Kürdler ile Kürdce ile bir sorunumuz yok diyenlerin
Kürdlerin ve kürdce konusanlarin farkli bir aidiyete sahip olabilme hakkina karsi ne demekteler ?
Bu ülkenin gecmisinde hem kürdler ile hemde kürtce ile ciddi sorunlari vardi, öyleki daha düne kadar varliklari dahi kabul edilmiyordu.
Ahmet Kaya'nin o talihsiz sözlerini o anki atmosferin duygusalligina veriyorum, özünde demokrasi, ortaklasmaci bir toplumu savunanlarin "milli refleksler" ile kendilerini ifade etmezler.
Ahmet Kaya bu ülkenin sanatcisidir ve hitap edebildigi kitle icinde bir birinden cok farkli renkler varligi olmak ile birlikte, onu ve dursunu hic taktir etmeyenlerin özelligi ise, ayni beton kalibindan dökülmüs insanlardir, dinsel tercihleri ne olursa olsun....

1. Kürt ve Kürtçe konuşanların farklı bir aidiyede sahip olması ne demek, onlara toprak ve bağımsızlık mı vermeliyiz, eğer vermeliysek nereleri içermelidir?

2. Ahmet Kaya'nın sözlerı sırf duygusallıktan yoksa başka hiçbir neden yok di mi? Apo'nun ifadesinde örgüte katkı yaptığını söylemesi gibi bir olay yoktur hiç.

3. Onu ve (terör örgütü ve liderine olan)duruşu(!) takdir edilmediği için kabul etmeyenler aynı beton kalıbından dökülmüş insanlardır. Yani terör örgütü yandaşçısı da olsa onu takdir etmek gerekmiş. Gerçekten çok ilginç.

´´asanda , hasanda ´´
24-10-2009, 11:20
kayaya herkez faşist diyo propogandacı diyo herkez ne yaparsa kendine yapar siz kayanın kişiliğine mi bakıyosunuz yoksa şarkılarına mı bakıyosuunuz ...tmm herkez kabul eder ahmet kayanın pkk örgütüne silah kaçakçılığı yaptığını abdullah öcalan lehine şarkı sölediğini..bana göre o şartlar ve bizim şimdi günümüzdeki şartlar apayrı...şimdi ahmet kaya tekrar hayatta olsaydı öcalana şarkı sölermiyisi silah verimiyidi pkk ya...bence bunu düşünmeniz lazım..asla beni yanlış anlamayım sadece içimden gelenleri söledim.

saygılarımla...

Khaos
24-10-2009, 11:30
ne kadar güzel;
her kes teröre ve terör örgütlerine karşı.
ama ne hikmetse hep tıfıl terör örgütlerine karşı.
en büyük terör örgütü nato değilmi?
ona da karşımısınız.

al bundy
24-10-2009, 13:21
ne kadar güzel;
her kes teröre ve terör örgütlerine karşı.
ama ne hikmetse hep tıfıl terör örgütlerine karşı.
en büyük terör örgütü nato değilmi?
ona da karşımısınız.

Nato' ya da karşıyım. Kore'de, Afganistan'da Nato ve dolaylı olarak Amerika'nın bekçiliğini yapmak da Türk ordusu dolayısıyla Türkiye için bir rezilliktir.

Fakat buradaki asıl Ahmet Kaya'nın duruşu ve eylemleridir.

-InVi-
25-10-2009, 03:30
Sn al bundy

Sorun su ki, ülkemizde devlet aygiti insanlara bir "proto tip" insan modeli öngörüyor ve buna uymak istemeyenleri kendi varligini tehdit edenler olarak degerlendiriyor. Nasilki bir insandan benimsemedigi dini degerlere "saygi" gösterilmesi beklenilmemesi gerekiyorsa, devletin hakim ideolojisine'de körü körüne biyad edilmesini beklenilmemeli...
Devlet aygisi bireylerin toplumsal hak ve hukuklarini korumak adina vardir, yoksa onlari "adam" etmek adina degil. Demokrasinin sadece sözde degil özde yasanabildigi toplumlarda kendine göre devlete muhalif gücleri vardir ve bunlar neden muhalif olduklarini gayet saglikli bir sekilde toplumun kendisi ile gayet rahat paylasabilmekteler.

Apo'nun Ahmet Kaya hakkindaki görüs ve yorumlarina deger vermiyorum, Ahmet Kaya hakkinda bir yargida bulunabilmem icin, kendi gözlemleyebildiklerim kendim icin yeterli.
Apo'ya bagliliktan ziyade ben "Apocularin" sorunlarina duyarlilik olarak da degerlendirebilirim son dönemlerini.

Aslinda sorunun özüde "taktir" konusunda....yani kimse hickimseyi zoraki taktir etmemeli....bu sizin bir hakkiniz oldugu gibi....ülkemizde yasayan herkesin hakki....
Siz Ahmet Kayayi taktir etmeyin....Ahmet Kaya'da betona kaliplasmis deger yargilarina saygi göstermesin....

Yergin
26-10-2009, 10:26
InVi,

Takdir etme ile ne alakası var ki şimdi bunun. Biz takdir etmediğimiz için mi burada tepki gösteriyoruz. Şarkılarını severdik, dinlerdik gençliğimizde diyoruz. Sen takdir etmek zorunda değilsiniz diyorsun.

Evet devlet, bireylerin toplumsal hak ve hukuklarını korumak adına vardır ve var olmalı. Bu yüzden zaten devlet pkk ile mücadele etti. Bireylerin ve dolayısı ile kendisinin hak ve hukuklarına karşı gelen bir örgüt ortaya çıktığı için. Şimdi böyle bir örgütün lideri için, Apo'yu özledik diyen birisinin tepki çekmesi normal değil mi?

Özgürlük bir yere kadardır InVi, bir yere kadar. Eğer özgürlüğün muhatabı insan ise muhakkak sınırı olmalı. Eğer bu sınırı tanımıyor ise o zaman devlet gerekeni yapmalı.

Saygılarımla

Khaos
26-10-2009, 13:45
özgürlük bir yere kadarsa ve gerekeni yapması gereken bir devlet ise sizin çözümünüz,
şunu bilin ki devlet egemenlerin egemenliğini garanti alır en önce.
egemenler sizi gereğinde savaştırır gereğinde çalıştırır.
siz de bu modern köleliği aşacak zihinsel ve psikolojik gelişmeyi bir türlü sağlayamazsınız.

Yergin
26-10-2009, 13:50
Devlet mi çıkıp bağıran bazı sıkıntılardan sonra nerede bu devlet diye...
Eğer herkes kişisel hak ve özgürlük istiyorsa bu yüzden bir devlet olmalı. Çünkü bir devlet olmadan kimse kimsenin özgürlüğüne saygı göstermez, daha doğrusu göstermiyor. Bu sebepten eğer devlet olması gerekiyor ise devletin ortak kişisel hak ve özgürlükler için sınır koymasına herkes uymalı. Uyulmuyor ise o zaman devlet yine bizler için gerekeni yapar, yapmalı.

Buradan nasıl savaşa, köleliğe getirdiniz konuyu anlamadım. Hepimiz yaşamak için çalışmak zorunda değilmiyiz? Var mı ben yaşamak için çalışmak zorunda değilim diyen? Vardır elbet. Ama işte bu var olanlar için bazı şeyler değişmez. O var diyen değişmelidir.

Saygılar

Khaos
26-10-2009, 13:57
sayın envyme
boşverin gitsin diyeceğim ama yinede dayanamıyorum.
tarihin gördüğü en büyük terör örgütleri devletlerin kendileridir.
siz devletten değil de birey olmayı becerebilmiş bireylerin oluşturacağı toplumdan beklemelisiniz çözümü.

Yergin
26-10-2009, 14:04
Yanlış anlaşılma olmasın. Ben çözüm için söylemedim onları. Devletin olması gereken şeklini söyledim. Şu an öyle olmadığı veya bir zamanlar öyle olmadığı doğrudur. Ama dediğim gibi, bireyler hiçbir zaman toplum oluşturamaz sayın anarchist. Muhakkak devlet gerekir.

Saygılar

-InVi-
26-10-2009, 16:13
EnvyMe,
ben azami demokrasi kurallarini benimsemeyen, toplum icinde var olan farkli deger yargilarina sahip olan insanlari kabullenemeyen, askerin ülke siyaseti hakkinda iki dudak arasindan cikan her sözü "emir" diye kabul eden, ülkesindeki insanlara layiki ile egitim hizmeti veremeyen, veremediginden dolayi bu insanlar hemfikirleri ile daha sigi bir dayanisma icinde olmasi zorunlulugunda olan ( tarikat icinde olur , siyasi bir olusum icinde olur ) gündelik hayatimiza kendince kamusal alan ilan eden, "dinen" neyin caiz olup olmadigina devlet bürokrasisinin karar verdigi, kendi tarihi ile layiki ile yüzlesemeyen, bir devleti neyleyim ?

Ahmet Kaya'in bir icsellestirilimis "apoculugu" olmaldigini söyleyebilirim, hayatinin son günlerinde kendilerine "apocuyum" diyenlerin sorunlarina tepkisiz kalamadigindan benim de benimsemedigim, ama anlayabildigim bir tutum icinde oldugunu düsünüyorum.

Siz bu insanlara olmasi gereken haklarini vermez iseniz, vermemek icin bin türlü gerekce üretirseniz, bu insanlarda kendilerine bu haklarin verilecegini vaad edenlerin etrafinda toplanir, bunlar gayet normaldir.
Kaldiki eline silah alip, insanlari öldürmemis bir insanin'da kendi dogrularini özgürce ifade edebilmeli, bu savundugu dogrulari bizimkinden farkli olsa da.
Sig bir devlet anlayisi icerisinde ayni betondan dökülmüs tek tip bir insan yetistirmek isteyen hic bir siyasi anlayisin mesruhiyeti yoktur, ama Ahmet Kayalarin dogru bildiklerini söyleme hakki olmali.

Ahmet Kaya bence PKKlimiydi ? Tabiki Hayir !
Ahmet Kaya'yanin bence bir Siyasi Durusu olabilmeli mi ? Tabiki Evet !
Ahmet Kaya bence kendisini ve halkini yok sayan bir zihniyete saygi duymak gibi bir mecburiyeti mi var ? Tabiki Hayir !
Ahmet KayaApoyu özledik demesini dogru buluyormuyum ? Tabiki Hayir !
Ahmet Kaya Apoyu özledik diyebilmeli mi ? Tabiki Evet !
Ahmet Kaya bence PKK'li mi ? Tabiki Hayir !

-InVi-
26-10-2009, 20:07
Lütfen buraya yolladigim iletileri ya yayinlayin yada neden yayinlanmadigina dahir beni bilgilendirin, denetimde olmamiza sesimizi cikarmiyoruz, sizde yükümlülüklerinizi layiki ile yerine getirin !
bu bir rica degil , halki ve gerekceli bir beklentidir !

Yergin
26-10-2009, 21:46
InVi,

Sanırım devlet kavramlarımız biraz farklı. Bugüne kadar birçok kişi, siyasetçi, parti vs ülkeyi doğru düzgün yönetememiş olsa bile devlet yine devlettir. Yani bizim devlete bakış açımız değişmemeli. Aksi takdirde bu ülkeden umudumuzu yitirmiş oluruz. Bu devletin sahipleri bizleriz onlar değil. Onlar bizim ve/veya bazı kişilerin seçtikleri kişilerdir. Yanlış yapanıda oldu, doğru yapanıda. Ama dediğim gibi, devlete olan inancımız değişmez, değişmemeli. Sende bende müslümanız. Dinimizi yanlış anlatanlar yok mu? Var, hem de bir sürü. Peki bunlardan dolayı sen demesen bile, birileri neyleyim böyle dini der ise doğru olur mu sence? Sen, ben burada bir çok kere bunun mücadelesini vermedik mi, yaptıkları kişilerin kendi yanlışlarıdır ama din böyle değildir diye.

Bak, Ahmet Kaya, pkk lıdır asla demedim. Bende olmadığına inanıyorum. Siyasi duruşu olabilir ama bu siyasi duruş pkk gibi bir örgütün yanında, yöresinde olamaz, olmamalı. Bu ülkeyi seviyorsan eğer iyisi ile kötüsü ile seversin. İyisi ile kötüsü ile yanında olursun. Kötü bulduklarını çıkar söylersin ama ülkene olan inancından vazgeçmezsin. Demişsin ki, kendilerine bu hakların verileceğini vaad edenlerin etrafında toplanırlar. Bu gayet normal değil InVi kardeşim. pkk gibi bir örgütten böyle birşey beklemeleri sence doğru mu? Hayır. Senin cevabının hayır olduğunuda biliyorum.

Son olarak tekrar daha net söylemek istiyorum.

Bir zamanlar yıllarca Ahmet Kaya türküleri dinledim, kasetlerini aldım. Ne zaman ki apo için bu sözleri sarfetti bende içimden sildim. Asla pkk lı diye düşünmedim ama yinede içimden sildim. Çünkü yaptığı hataydı. Dediğin gibi, özledik diyebilmeli? Evet diyebilir. Ama dediğin gibi bu doğru değildir ve bunun sonuçlarına da katlanmak zorundadır.

Saygılarımla

-InVi-
27-10-2009, 03:25
Sn EnyMe
aslinda türkiydeki "devletciler"in burada masumhane okunan satirlarini herhangi bir alman dese almanyada , yer yerinden oynar, adami dedigine diyecegine pisman ederler, mesela ben bir alman vatandasi türk olarak, alman devletinin asil sahibi oldugu idaa edenlerin dogrularina boyun mu egmeliyim ? hayir ! Alman vatandasi olmama ragmen cocuklarima isim verirken orada bunu kayida gecen memur yüzünü eksiltip "hemserim sen nasil alman vatandasisin, cocuklarina niye türk ismi veriyorsun" demez, diyemez, tam tersine o memur benim hakkimi ve hukukumu savunmak icin o koltukta oturdugunun bilincinde.
Evet almanyada da tavsip etmedigimiz bir sürü gelismeler oluyor, ama inanin bu olaylara bile bizim türklerden cok almanlar karsi geliyor, cünkü adamlarin icsellestirilmis bir demokrasi anlayisi var.
O yüzden benim icin Arif Sirin'in ( Ozan Arif ) nasilki bir dava adami olma hakki varsa, Ismail Aygün'ün ( Siwan Perwer)de var, ve olmali, bizler dogru bildiklerimizi söylecegiz ki, bizilerin ortak dogrusundan devletin bir dogrusu olsun, yoksa kimse devlet adina hüküm edenlerin dogrusunu bizim dogrumuzun oldugunu kabul etmek zorunda degil....
Bir Insan Askere cok büyük saygi duyabilir, ki ben özünde duyuyorum, ama kendilerini anti-militarist olarak tanimlayan insanlarinda "askere gitmek" istememe haklarinin olabilmeli ve bunu özgürce ifade edebilmeliler, onlarin bu haklarini kullanmasi onlari daha az vatansever konumuna sokmamali....

yani o yüzden ikimizin kiblesi ayni olabilir, bundan asla rahatsizlik duymam, ama bu demek degilki ikimizin tek tip ayni dogrulari olmasi gerekir, ben sana ve yazdiklarina benim gibi oldugun icin degil, benden farkli olmana ragmen saygi duyabiliyorum.

Yergin
27-10-2009, 10:17
InVi, doğrularımız aynı olmak zorunda demedim, düşüncelerine saygı duyuyorum bende. Yanlış anlamışsın. Devlet kavramlarımız farklı dediğim gibi. Bu da normal. Söylediklerini anlıyorum. Sadece demek istediğim, bu süreçte hepimiz sağduyulu olmalıyız. Evet acılarımız var, dile de getirilmeli bunlar ama yavaş yavaş ve sadece tek bir kesimin değil iki tarafında acıları olduğu göz ardı edilmemeli.

Söylediklerine katılıyorum.

Saygılarımla

Khaos
27-10-2009, 13:16
sayın envy me
devlet kavramlarımız farklı demişsiniz.
kavramlar farklı yada değil önemli değil.
bir de devlet gerçeği var.
ilk olarak site devlet şeklinde tarihte ortya çıkan bir şeyden bahsediyoruz.
verili durumun devam etmesini garantiye alan bir aygıttır devlet.
siz ısrarla devletten bahsederken bir tür doğal hukuka gönderme yapıyorsunuz.
devlet hukukun koruyucusu falan değildir.
var olan egemenlik ilişkilerinin koruyucusudur.
elbetteki bu durumu örtbas etmeye çalışacaktır meşruiyetini sağlamak için.hukuk ve toplumsal hizmetlerin sağlayıcısı rolünü de üstlenmesinin sebebi budur.
asıl işlevi egemenliği devam ettirmektir.
günümüzde bu egemenlik kapitalistin ve kapitalin egemenliğidir.
hani derler ya.
ya devlet başa ya kuzgun leşe.
asıl kuzgunun leşe daha güvenli çöreklenmesinin mekanizmasıdır devlet.
ama ben olmasam siz birbirinizi yersiniz diye martaval okuyor.

Khaos
27-10-2009, 13:25
henüz ulus-devlet ortaya çıkmadan avrupadaki feodal prenslikler yani ilk devletçikler ne yapardı.
çiftçileri korurdu.kimden diğer prensliklerden.:)
yani mafia gibi.
bana haraç ver seni koruyayım.
kimden?....kendimden...
e tabi zaman değişti.
şimdi hizmet üretiyor.
ne satıyor?......hukuk ve adalet...
sıkıyosa alma.
o zaman nasıl mafiadan hiç farkı olmadığını görürsün.
talancı toplumlar doğal olarak askeri toplumsal yapı oluşturacaktır.
bizim beynimiz binyıllardır böyle çalıştığı için devleti olmazsa olmaz bir şey gibi algılıyoruz ve birey lehine ve devlet aleyhine her yeni durumu; devlet dolayısıyla toplumsal yapımızda bir zaaf olarak görüyoruz.
bu bakış şovenizmle de destekleniyor.
beyler öznesi insan olan bir şeyler söyleyin artık.öznesi barış ve dostluk olan.öznesi özgürlük olan.

Davudi
17-01-2010, 23:08
serdar ortaç denen zatın ordaki ilginç iftiraları lınç girişiminin başıydı aslında bir kişinin kendi dilinde şarkı söylemek istemesi başka bir dilde albümünde bir şarkı olması çok doğaldır.. ama faşizan yaklaşımlar bunu nerey egetirdi gördük..

bunlar böyledirler azizim
lafa söze gelince vatanseverlikte kül bırakmazlar
bu ülkenin gercek samimi yurtseverlerini harcarlar ama iş tasın altına elini koymaya gelince .......:yo:

kuranyeter
29-01-2010, 01:49
Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir Bir belirsiz karanlıktan Bir belirsiz karanlığa İrkilip uçmasıdır Bir dağ çekirgesinin Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından Yamaçtan bir taşın yuvarlanması Bir pınarın durup durup akması Bir çift gözün karanlığa bakma...sı Şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır Bir geyiktir Koçero Sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri Suçsuz bir geyik Avcılar yakalarsa mezedir eti Köpekler kovalarsa diş kırasıdır Bir okul piyesidir Koçero Açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür Müsamere derler adına oralarda Kaymakamlı savcılı ve çavuşludur Biletlidir ve yoksullar yararınadır Kocunmayın güzel beyler,hanımlar Alınıp incinmeyin Koçero bir oyundur yazılır yazılır bitmez Koçero bır oyundur oynanır oynanır bıtmez Vurur onu Candarma, durmadan vurur ama bitmez O hep durur orda Bıyıkları kartallı da Göğsü çapraz fişeklikli gözleri 5 yaşında Bir elinde kanlı mendil,bir elinde kara mavzer Pır pır eder bir güvercin namlusunun ucunda O hep öyle durur orda taş arkasında rüzgarda Muhtara sorarsanız Bizim serseri veli Marabaya sorarsanız İşini bilmemiş deli Köylüye sorarsanız Ekmeksiz garibin teki Çocuklara sorarsanız Yüce dağlar aslanı Kimsesize sorarsanız Hükümet bilir onu Candarmaya sorarsanız Devletin dağlarda silah çatması Vurguncuya sorarsanız Yolkesici yağmacı Soyguncuya sorarsanız Devletin acizliği Sağcıya sorarsanız Siktir et pezevengi Solcuya sorarsanız "Ferman padişahın dağlar bizimdir" Erzurum'da kol başıdır Erzincan'da deli daylak Pir sultan yoldaşıdır Sivas'ta Bir "kılıcı kanlı" Van'da Mardin'de bir Gözükanlı kaçakçı Kocunmayın güzel beyler,hanımlar Alınıp incinmeyin Patron gazetelerinde yüksek bir tirajdır Koçero Hükümet programında nakliyekun.. Kapitalist dış basında Nobellik roman Politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi Diplomata sorarsanız Turistik bir serüven Kaymakama sorarsanız "ahval-i adiye"den Sosyeteye sorarsanız Eğlenceli bir briç Sorarsanız bezirgan filimciye Gişelik bir senaryo Sorarsanız bürokrata Atatürk'ün gardrobuna Tükürmüş biri Hümaniste sorarsanız Fransızca bilmeyen Montenyi'den anlamıyan Mitologya tragedya Hümanizma helenizma Hiçbirinden çakmayan Bir yörüktür koçero Ne anlar rönesanstan Ne anlar restorasyondan Bir bazlama, bir uçkur , Üç telli bır zımbırtıdır Koçero Müfrezeler yürümüş dağ dağ ve dere dere Kesmiş geçitleri korkunun silahları Bir tükenmez sermayedir Koçero haksız yönetimlere Paralar girsin diyedir kalan tor kasalara Topraklar sömürülsün diyedir orta çağlarda Işıksız kalsın diyedir bir koca ülke Karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar Fabrikalar işçi yesin ,para kussun diyedir Kıyılar yağmalansın, ormanlar çiflikleşsin Bankalar yağ bağlasın, tekeller et bağlansın Holdingler palazlansın, ortaklıklar göbeklensin Bu rüzgar böyle essin Bu değirmen böyle dönsün Bu çuvallar böyle dolsun diyedir Koçero'nun dağlarda medetsiz yalnızlığı Kocunmayın güzel beyler, hanımlar Alınıp incinmeyin Yeni degil bu hikaye, bu oyun eski oyun Bır akşam birden bire bir can çıkar dağlara Bin kardaş, bin bacı, bin ana, Bin kerpiç, bin harman, bin açlık, Bin yenge, bin emmi, bin dayı, Bin zulum, bin acı ve bin karanlık, Bir akşam birdenbire çıkar dağlara, Bıyıkları terlememiş bin çocuk Bin aşık, bin deli, bin mensup, Bin ekmeksiz, bin işsiz, bin suçsuz, Kıl şalvar, kurtlu çarık, Bir akşam birden bire çıkar dağlara Yalnayaklar, gömleksizler, dayanıksızlar, Munzurlar, Çilolar, Palandökenler gelsinler Tunceliler, Bingöller, Tuncelide mercanlar, Ağrı bereketleri Tahtalılar, Toraslar, Binboğalar Bir akşam birden bire çıkar dağlara Bir sürekli çıplaklıktır Koçero, Bir sürekli açlıktır, Bir sürekli haksızlıktır Koçero, Bir sürekli itilmişlik, Koçero bir vazgeciştir, Koçero bir ilgisizlik, Bin yıllık bır yoldan gelir, Üstü başı kan içinde, Up uzun bir eyvahtır, Up uzun bir pişmanlık, Bir ünlemdir Koçero, Sığmaz okul kitaplarına, Erzurum Yaylasından, Erzincan Çukuruna, Ve Tecer Dağlarından, Harran Cenderesine, Bir uzun masaldır ki Koçero, Dağların dağlara yaslandığı, Gecitlerin gecitlere küstüğü, Koyaklarda anlatılır, Bıçak bıçak, kurşun kurşun ve türkü türkü anlatılır Yatar türkülerde up uzun Ağıtlarda fidan fidan Koçero Kocunmayın güzel beyler,hanımlar Alınıp incinmeyin Koçero bir vatandır yaşanır boydan boya Koçero bir vatansızlık Bir dağlaşmış yalnızlıktır Mavzerleşmiş bir haksızlık Yanıtsız bir dilekçe...

seni anlayan anladı ahmet....

kuranyeter
29-01-2010, 01:52
Ahmet Kaya - Başkaldırıyorum
Cevap veriyorum: Eli böğründe analardan Mahpuslardan ve acılardan Çokça bahsediyorum, çünkü; Başını kuma saklayanlardan Tiksindim, başkaldırıyorum. Ve söz veriyorum: Kırmızı rujlu sokakların Aşağılık pazarlıkların Adı anılmayacak benle Bir çiçeğim halk ormanında Fışkır...dım, başkaldırıyorum. Ben bir bıçak ucuyum Kavga vermiş halkına Başkaldırıyorum işte Varın benim farkıma. Yine söylüyorum: Gözü bağlanmış korkulardan Yasaklardan baskılardan Asla irkilmiyorum, çünkü; Kan emici yarasadan Çıldırdım, başkaldırıyorum. Yemin ediyorum: Üç kağıtçının, pezevengin Teslimiyetin ve mihnetin Yolu uğramayacak bana Bir dalgayım halk denizinde Köpürdüm, başkaldırıyorum. Ben bir namlu ağzıyım Omuz vermiş halkına Başkaldırıyorum hey Herkes varsın farkına. Söz: Yusuf Hayaloğlu Müzik: Ahmet Kaya

jadi
17-11-2011, 19:59
Ahmet Kaya'nin linc edildigi gece kayitlarini izledim az once ve butun o olaylara on yil sonra baktigimda ne kadar sasirdigima inanamiyorum. Adam sadece Kurtce sarki yapacagini soyledigi icin kufurler, tabaklar, catallar bicaklar havalarda ucusmus. Savas Ay ve Mehmet Aslantug disinda hicbir sanatci kendisine destek olmamis. Mahsun Kirmizigul suratina dahi bakmamis. Ayni sekilde Edip Akbayram arkada kiyametler koparken istifini bozmadan onde sahneyi seyretmis. Serdar Ortac'in, Reha Muhtar'in ve basinin yaptigi rezillikler zaten herkezin az cok bildigi seyler herhalde. Sonra hep birlikte sahneye cikip bir baskadir benim memleketim sacmaligini soylemisler

Bundan on yil sonra Ermeni soykirimini inkar edenler, referanduma hayir oyu verenler, kafatasci diktatorleri savunmaya calisanlar bugun yaptiklarindan utanacaklar benden soylemesi

Iste o reziller

http://www.youtube.com/watch?v=M6HWQWaXrg4

frodo
17-11-2011, 20:40
Bundan on yil sonra Ermeni soykirimini inkar edenler, referanduma hayir oyu verenler, kafatasci diktatorleri savunmaya calisanlar bugun yaptiklarindan utanacaklar benden soylemesi



Diğer koşulları es geçtim. Üç doğru bir yanlışı "götürmez".Referanduma evet diyenler şimdi utanıyorlar. Eğer utanma diye bir şeyleri varsa tabi.

frodo
17-11-2011, 20:54
“Tabiat boşluk bırakmaz” deriz. Bizim siyaset kültürümüzde galiba “demokrasi” bir “boşluk” olarak algılanıyor. “Askerî vesayet”in görünür biçimde gerilediği bu dönemde, boşluk doğmasın diye olsa gerek, AKP yönetimi yeni bir vesayet biçimini almaya, en azından böyle olma özleminin sinyallerini vermeye başladı. Burada belirleyici etken Kürt sorunu, bu olayın gelişme biçimi. Bu sorunu askerî yöntemle çözmek konusunda bir iradenin, ilkin hükümet içinde yeşermese de, orada kesin bir kabul ve onay gördüğü anlaşılıyor. Bu, son analizde, bir üslûp seçme durumu. Bu sorunda anti-demokratik yönetimi seçmiş biri, başka sorunda demokratik tutum benimseyemez.
Kürt sorunu bu gelişmede belirleyici oldu ve olmaya devam ediyor. Ama o da tek başına bir etken değil. Bir bütün olarak İslâmcı siyasî hareket, Türkiye’de, Kemalizm’den ötürü kendini bir “mazlum” olarak görmüştür; ama bundan ötürü demokratik bir siyasî kültür de geliştirmemiştir.

Azınlıkta ya da muhalefette kalmış bir siyasî ideoloji, eşyanın tabiatı gereği, demokrasiye yakın durur. Bu kadarı, Türkiye’deki İslâm için de söylenebilir. Ama bu, kendiliğinden oluşan bir durumdur, üzerine emek ve özen yüklendiği için böyle olmuş değildir.

Ayrıca, “taban”da demokrasi özlemi daha yaygın ve sahici olsa da (bunu “entelektüel” dünya ile ilişkisini sürdüren bir taban anlamında söylüyorum), siyaset sefinesinin dümenini elinde tutanlar açısından, durum pek böyle değildir. AKP yönetimine, bunun aşağı yukarı tek sahibi gibi görünen Başbakan’ın davranışlarına ve sözlerine baktığımızda, otoriterlik eğiliminin ve özleminin gittikçe belirginleştiğini görebiliyorum.


Yetmez ama evet cephesinin ağır abisi M.Belge uyanmaya başlamış, darısı başımıza diyelim.

jadi
17-11-2011, 23:15
Diğer koşulları es geçtim. Üç doğru bir yanlışı "götürmez".Referanduma evet diyenler şimdi utanıyorlar. Eğer utanma diye bir şeyleri varsa tabi.

Demek tsk gibi nazist bir kurumun anayasasini sivil parlamentoya tercih ediyorsunuz.:) Inanin 10 yil kadar sonra bu cumlelerden utanc duyacaksiniz ama su an bunu kabul etmenizi bekleyemeyiz. O yuzden tartismanin anlami yok. Sadece cok korktugunuz akp'nin ustune kimleri koydugunuzu bir dusunun derim

frodo
17-11-2011, 23:47
Jadı nickini seçmenin nedeni bu demek ki ; niyet okuma. Ama bir sır vereyim bu konuda da zayıfsın :)

Demek "yeni anayasaya" hayır dersen eskisini onaylamış oluyorsun öyle mi ? Bu da seni
"tsk gibi nazist" bir kurumun anayasasını kabul etmiş sayıyor öyle mi ? Üçüncü bir yol olamaz mı ?

Sivil bir parlemontonun yanlış yapmayacağına olan inancının kökeni ne acaba :)

AlbatrosS
17-11-2011, 23:55
Demek tsk gibi nazist bir kurumun anayasasini sivil parlamentoya tercih ediyorsunuz.:) Inanin 10 yil kadar sonra bu cumlelerden utanc duyacaksiniz ama su an bunu kabul etmenizi bekleyemeyiz. O yuzden tartismanin anlami yok. Sadece cok korktugunuz akp'nin ustune kimleri koydugunuzu bir dusunun derim

AKP'yi eleştiren -ulusalcı ve milliyetçi cepheyi bir kenara koyun- demokratların bir tanesinin bile AKP'den ''daha geri, kötü ve olumsuz'' isteği varsa dişimi kıracağım.

Sanki demokratların, özgürlükçü solcuların, sosyalistlerin ve Kürtlerin talepleri AKP'ninkilerden ''daha geri, kötü ve berbat'' gibi bir itiraz var sürekli.

Ne alakası var? Üstelik bu çok TERBİYESİZCE bir tavır. İktidarın görevi, elindeki yetki ve sorumluluğu en ''yetkin, demokratik ve düzgün'' biçimde kullanmaktır. Üstelik bunu yapabilmesi için önünde artık bir engel de yok.

Eee, neden yapılmaz? Atılması acil onca temel adımı neden atmaz iktidar? Yahu sizin göreviniz bunu ''eleştirmek'' değilse nedir? İşiniz gücünüz iktidarın atmadığı, atmak için de ciddi bir kararlılık göstermediği adımların ''neden atılamadığının savunusu''nu mu yapmak? Nedir sizi iktidarı eleştirenleri eleştirmeye bu kadar ''cevval'' kılan?

Karşınızda sürekli faşist, milliyetçi bir cephe konuşuyormuş sanrılarına gark eden nedir? AKP'den daha ''olumsuz'' hangi talebimiz olmuş? 12 eylülü mü savunduk, kürt dilinin inkarını mı, neyi?

Anayasaya hayır diyenlerin birçoğu ''eksik ve yetersiz'' olduğu için dedi. Ve bu ''eksik'' anayasaya evet demenin olası muhtemel ''menfi'' uygulamalar ile atılmayacak adımları meşrulaştıracağını söyledi: PEKİ KİM HAKSIZ ÇIKTI???

Bizzat destekçilerinin bile eleştirdiği biçimde ciddikçe hiddetlenip sağı solu tehdit eden, hatta eskiye dönüş emareleri gösterip hissedilir bir siyasal baskı oluşturan iktidar değil mi? Hadi biz ergenekoncuyuz, ''taraf, yenişafak, zaman'' gibi yayın organlarında yazanlar da mı ergenekoncu?

Aydın ve entelektüelin görevi ''taş devrinde neydik, şimdi ne olduk'' demek değildir. Aydın ve entelektüel olanın görevi ''ölüyü gösterip sıtmaya razı edilmeye'' razı olmak da değildir. Aydın ve entelektüelin görevi, en gelişmiş, en düzgün ve ideal olanı örnek göstermek yahut''kurmak''tır.

Aydın ''olan''ı kendinden daha kötü olanla değil ''kendinden iyi olanla'' kıyaslayandır. Aydın olmanın sorumluluğu budur. Yandaş ve iktidarın kıblesine endeksli aklın göreviyse, olana-halihazırdakine ''zemin hazırlamak''tır.

Evet... Söylendiği gibi artık bir devir geride kaldı. Aklı başında ve azınlıktaki bazılarının dışında kimse o dönemleri özlemiyor. O koşullar hala sürüyor olsaydı ''bakınız mevcut bu, yapmak zor ve şartlar'' derdik bir nebze. Ama artık yandaşların da övünmek maksadıyla sıklıkla söylediği ve belirttiği gibi ''yeni türkiye''deyiz. O halde ''eski ve kötü'' olan değil ''yeni ve iyi'' olanı örnek alıp ondan konuşacağız.

Kemalistlerrrr... Ergenekoncularrrr... diye bağırıp çağırmanın manası yoktur. Şu saatten sonra kemalist elitler ve ergenekoncular olsa olsa bir tür ''öcü mekanizması'' olur ve öcü mekanizmaları da ancak ''verili olana razı etmeye'' yarar. Kemalizm ve ergenekon öcüsü artık bayatladı. Yeni türkiye'de bunun yeri kalmadı. Geçiniz...

Artık ''medeni, hukuki ve demokratik'' olanı refere alacağız. Yapılacak belli, yapılmayanlar da.

jadi
17-11-2011, 23:56
Jadı nickini seçmenin nedeni bu demek ki ; niyet okuma. Ama bir sır vereyim bu konuda da zayıfsın :)

Demek "yeni anayasaya" hayır dersen eskisini onaylamış oluyorsun öyle mi ? Bu da seni
"tsk gibi nazist" bir kurumun anayasasını kabul etmiş sayıyor öyle mi ? Üçüncü bir yol olamaz mı ?

Sivil bir parlemontonun yanlış yapmayacağına olan inancının kökeni ne acaba :)

Referanduma protesto amaciyla bos atanlari anliyorum ama hayir diyenleri anlayabilmek mumkun degil. Hicbir sivil anaysa tsk'nin yaptigindan daha kotu olamaz. O yuzden kotunun iyisini tercih etmek argumani bu secimde pek mantikli durmuyor. Siz saniyorsunuz ki halk kendi sevdigi lider gelsin ve diktatorlugunu kursun diye can atiyor. Ama akli basinda kimsenin boyle bir ozlemi olamaz. Sadece koru korune belli bir ideolojiyi savunanlar kendi partilerinin diktasina ozlem duyar. O yuzden asil sizin yaptiginiz sey niyet okumak. Muhalif oldugunuz partinin anti demokratik yontemlerle kisitlanmasini hatta belki de iktidardan uzaklastirilmasini istiyorsunuz. bu arada benim ailem de maalesef hayir oyu verdiler, o salonda Ahmet Kaya'yi linc edenlerde cok yuksek ihtimal hayir dediler. Korkularinizin bos ciktigini gormek icin on yil kadar bir surenin gecmesi kafidir diye dusunuyorum.

jadi
18-11-2011, 00:00
Sende mi hayir verdin albatross :))) Kenan Evren'in yagilanmasina da karsisinizdir siz kesin :) . Ay cok komik :)

AlbatrosS
18-11-2011, 00:00
Referanduma protesto amaciyla bos atanlari anliyorum ama hayir diyenleri anlayabilmek mumkun degil. Hicbir sivil anaysa tsk'nin yaptigindan daha kotu olamaz. O yuzden kotunun iyisini tercih etmek argumani bu secimde pek mantikli durmuyor. Siz saniyorsunuz ki halk kendi sevdigi lider gelsin ve diktatorlugunu kursun diye can atiyor. Ama akli basinda kimsenin boyle bir ozlemi olamaz. Sadece koru korune belli bir ideolojiyi savunanlar kendi partilerinin diktasina ozlem duyar. O yuzden asil sizin yaptiginiz sey niyet okumak. Muhalif oldugunuz partinin anti demokratik yontemlerle kisitlanmasini hatta belki de iktidardan uzaklastirilmasini istiyorsunuz. bu arada benim ailem de maalesef hayir oyu verdiler, o salonda Ahmet Kaya'yi linc edenlerde cok yuksek ihtimal hayir dediler. Korkularinizin bos ciktigini gormek icin on yil kadar bir surenin gecmesi kafidir diye dusunuyorum.

Anlaşılmayacak ne var?

Orduyu sille tokat alayınla içeri atan siyasal iktidar neden en berbat, sınırlı ve kötü olana razı etmeye çalışır insanları?

Generalleri karşılarına alırlarken korkmadılar da anayasa yaparlarken mi korkularına yenik düştüler?

Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Nasıl bir ''rıza''dır anlamak mümkün değil...

AlbatrosS
18-11-2011, 00:03
Sende mi hayir verdin albatross :))) Kenan Evren'in yagilanmasina da karsisinizdir siz kesin :) . Ay cok komik :)

Doğru ya, Kenan Evren yargılanıp o dönemin darbecileri ve yardakçılarının alayı ibretlik cezalara kurban gitmişlerdi değil mi?

Jadı küçükken seni çikolatayla kolayca kandırabiliyorlar mıydı? :)

jadi
18-11-2011, 00:04
Anlaşılmayacak ne var?

Orduyu sille tokat alayınla içeri atan siyasal iktidar neden en berbat, sınırlı ve kötü olana razı etmeye çalışır insanları?

Generalleri karşılarına alırlarken korkmadılar da anayasa yaparlarken mi korkularına yenik düştüler?

Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Nasıl bir ''rıza''dır anlamak mümkün değil...

Yeni anaysa hazirlamak istiyorlar zaten ama sizin zihniyetinizde bir muhalefet varken bunu yapmak ne kadar zor dusunun iste.

Sende generallerin tutuklanmasina baya icerlemissin kac gundur azina sakiz oldu bu, sanki acir gibisin onlara. Dunyadaki en fasist orgut bizim ordumuzdur herhalde ve bu rezil orgutu sivil parlementoya tercih eden insanlarla konusarak vaktimi heba etmek istemiyorum gercekten.

frodo
18-11-2011, 00:04
O yuzden asil sizin yaptiginiz sey niyet okumak.

Galiba haklısın


Muhalif oldugunuz partinin anti demokratik yontemlerle kisitlanmasini hatta belki de iktidardan uzaklastirilmasini istiyorsunuz.


bunları diyebildiğime göre. :)

jadi
18-11-2011, 00:07
Doğru ya, Kenan Evren yargılanıp o dönemin darbecileri ve yardakçılarının alayı ibretlik cezalara kurban gitmişlerdi değil mi?

Jadı küçükken seni çikolatayla kolayca kandırabiliyorlar mıydı? :)

Beni cukulatayla kandiramazlar. Darbecilerin yargilanmasinin onemli oldugunu dusunuyorum. Ayrica ben zaten anayasa mahkemesine tumden karsi oldugum icin kandirilacak bir acziyet icerisinde degilim. O cag disi kurumlardan rejim adina medet umanlar on yil sonra utanacaklar, hayir oyu verdiklerini inkar edecekler falan :)

Galiba haklısın



bunları diyebildiğime göre. :)

Oyle degilse eger neden hayir oyu verdin? Anayasa mahkemesinin meclisi kisitlamasi sizin kendisnizi guvende hissetmenizi mi sagliyor?

AlbatrosS
18-11-2011, 00:10
Yeni anaysa hazirlamak istiyorlar zaten ama sizin zihniyetinizde bir muhalefet varken bunu yapmak ne kadar zor dusunun iste.

Sende generallerin tutuklanmasina baya icerlemissin kac gundur azina sakiz oldu bu, sanki acir gibisin onlara. Dunyadaki en fasist orgut bizim ordumuzdur herhalde ve bu rezil orgutu sivil parlementoya tercih eden insanlarla konusarak vaktimi heba etmek istemiyorum gercekten.

Modern Nuri Alço gibisin Jadı.

Bir elinde gazoz, bir elinde hapla bize komiklikler yapıyorsun. İktidarı korumaya yeminli bir kafayla mı muhalefet yapılıyormuş? İktidardan kötü olanı isteyen kim? Ellerinden tutan kim? Yapsınlar, işleri ne?

Tayyip-ağa yaptı da ''hayır'' mı dedik :)

Beni cukulatayla kandiramazlar. Darbecilerin yargilanmasinin onemli oldugunu dusunuyorum. Ayrica ben zaten anayasa mahkemesine tumden karsi oldugum icin kandirilacak bir acziyet icerisinde degilim. O cag disi kurumlardan rejim adina medet umanlar on yil sonra utanacaklar, hayir oyu verdiklerini inkar edecekler falan :)

Eyvallah, peki sen bizi niye kandırmaya çalışıyorsun sürekli? :)

Bana ne kardeşim kemalistten, faşistten, yobazdan, askerden şundan bundan? Über demokratik anayasa yapacaklar da engel olabilecek biri var ?

EKLEME

12 eylülün yargılandığı falan da yok. Daha Hrant'ın katillerini yargılayamazken üstelik...

frodo
18-11-2011, 00:14
Öncelikle en son oy kullandığımda 12 eylül anayasasına hayır demiştim. Üzgünüm ondan sonra bir yerel seçim hariç hiç oy kullanmadım.

12 Eylül anayasasına hayır oyu verme nedenimle eğer katılsaydım 12 eylül referandumuna hayır deme nedenim benzer olurdu. Ama bunu anlayabileceğini sanmadığımdan uzun uzun anlatmayacağım.

jadi
18-11-2011, 00:18
Arkadaslar ayri bir baslikta anayasa nedir, hukuk nedir, darbecilerin kurdugu bir anayasa mahkemesi ozu itibariyle ne amac tasir, neden anti-demokratiktir falan bunlara aciklik kazandiracagimiz bir konu acmak gerekir. Yuzeysel bilgiler uzerinden burda konusmanin bir anlami yok. Anayasa mahkemesi sayesinde rejimin teminat altinda oldugunu sanan insanlara once bunun neden boyle olmadigini uzun uzun anlatmak gerekir ama burasi Ahmet Kaya basligi.



Ben Ahmet Kaya'ya karsi boyle bir olay oldugunu hatirliyordum ama sadece Kurtce sarki soyleyecegim dedi diye linc ettiklerini bilmiyordum ve sok gecirdim. . Bugunden o olaya bakinca insan anlayamiyor iste . Bunlarin anayasasini akp'ye tercih eden bir bireye ben en azindan bu baslikta daha fazla uzatmak istemiyorum

Öncelikle en son oy kullandığımda 12 eylül anayasasına hayır demiştim. Üzgünüm ondan sonra bir yerel seçim hariç hiç oy kullanmadım.

12 Eylül anayasasına hayır oyu verme nedenimle eğer katılsaydım 12 eylül referandumuna hayır deme nedenim benzer olurdu. Ama bunu anlayabileceğini sanmadığımdan uzun uzun anlatmayacağım.

Benim ailemin hayir deme nedenleri birincisi akp'ye muhalif olmalari. Ikincisi seriat, Iran falan filan gibi gibi sacmaliklara inanmalari. Ucuncusu akp'nin memleketi sattigini sanmalari. Kimsenin hayir deme nedeninin bundan daha sofistike olacagina ihtimal vermiyorum cunku zaten mantiksiz. Temelde yatan neden ise derin devletin sebep oldugu sisteme olan guvensizlik duygusudur. Yani tsk gibi korkunc bir kurum bile insanlara daha guvenilir geliyor cunku insanlari demokrasiden sogutmak icin bugune kadar hep siyasiler kotu, hirsiz, cikarci, vatani hemencik satan bir zubukzade gibi tanitilmistir. Buzdaginin gorunmeyen kismi hep bir takim kutsiyetlere burundurulup asla denetlenmemistir.

kharon
18-11-2011, 01:52
Edip Akbayram arkada kiyametler koparken istifini bozmadan onde sahneyi seyretmis.

Edip Akbayram, Halepçe katliamı sonrası Kürt halkıyla dayanışma için Kürtçe parça söyleyen Grup Yorum'a açılan davanın (80 sonrası Kürtçe parça söylediği için bir sanatçı/gruba açılan ilk davadır) mahkemesine giderek Grup Yorum'a destek vermiştir, Kürtçeye ya da Kürtler'e karşı bir duruşu yoktur, Ahmet Kaya ile arasında bir sorun olup olmadığını bilmiyorum.

saygılar

murted
18-11-2011, 02:17
Edip Akbayram'ın çeşitli sanatçıların birer Ahmet Kaya şarkısı söylediği albümde şarkı söyleme teklifini reddettiğini hatırlıyorum. Yalnız o dönem Ahmet Kaya'nın Pkk ile anıldığı bir dönemdi ve linç kampanyası etkisini yitirmemişti.

Mehmet Aslantuğ, Ahmet Kaya ile merhabadan fazla bir muhabbeti olmamasına (kendi açıklamıştı yıllar sonra) ve siyaset ile çok içli dışlı bir görüntü çizmemesine rağmen sırf yapılanları yanlış bulduğundan Savaş Ay ile beraber Ahmet Kaya'nın yanında olmuştur.
Ahmet Kaya pek seven Kadir İnanır gibilerinse sesi çıkmamıştır.

Askerlikten kaçmak için bahane aradığı bir dönemde şirin gözükebilmek için Serdar Ortaç şarkısının sözlerini değiştirip ''bu ülke bizim, ellerin değil'' demiş ve zaten gergin olan ortamı daha da germiştir.

Büyük bir şevkle Onuncu Yıl Marşı okuyanlardan biri de Mahsun Kırmızgüldür. Bu adam, Kürt realitesini kabul edin diyen adama kendi de bir Kürt olmasına rağmen karşı çıkmıştır. Tiksinti vericidir ki kendisi yıllar sonra Kürt realitesi üzerine arka arkaya filmler yapacak, bu yolla cep dolduracaktır.

Ahmet Kaya'ya en sert tepki verenlerden biri playboy iş adamı Erdal Acar'dır. Zamparayım ama yurdumu da en çok ben severim modundadır.

12 yıl sonra geldiğimiz nokta gerçekten inanılmaz. Şimdiyse başka şeyleri konuşmak yasak.

kharon
18-11-2011, 02:40
Birde Yavuz Bingöl vardır, Umuda Ezgi Grubunun kurucularındandır Ahmet Kaya'nın ölüm yıldönümlerinden birinde Siyaset Meydanı programında, Ahmet Kaya yaşarken Paris'e gittiğini ama Ahmet Kaya ile görüşmekten çekindiğini anlatmış, salya sümük ağlayarak kendini affettirmek istemişti.Şimdi nelerle meşgul olduğunu az çok biliyoruz, mafya oldu diyenler bile var... İşin içine para girince sanatçının duruşunun pek bir anlamı kalmıyor sanki...

Bu ülkede en çok sevilen sanatçı Ahmet Kaya olmuştur, en nefret edilende yine Ahmet Kaya dır, kendiside bir anlam veremediği için bu işe, peki benim konserime gelenler kimdi ? kasetlerimi alanlar kimdi ? sorularının cevabını arayıp durmuştur...

saygılar

AlbatrosS
18-11-2011, 11:45
Ahmet Kaya'ya en sert tepki verenlerden biri playboy iş adamı Erdal Acar'dır.

Roj tv'nin çektiği bir belgeselde malum olay esnasında kaya'nın yanında olan asistanı anlatıyordu:

Ahmet Kaya sahneden kararlı adımlarla yerine geçerken o sırada kendini protesto edenlerden Acar'ı yanaklarından öptüğü görülüyordu, ama gerçek farklıydı. O sırada Kaya acar'a ''bu işler zamparalık yapmaya benzemez, senin aklın yetmez böyle şeylere'' demiş... :)

AlbatrosS
18-11-2011, 11:58
Bu arada videoda görülen görüntüleri izlediğimde tiksinti kere tiksinti duymamak elde değil. O basit cümlelere karşı ortaç lavuğunun kışkırtıp ezilenin tepesine bayrak-silah gibi sallanan marşa tempo tutan ucubeliklere bakın hele!

Ne yaptığını özellikle bilen, hatta yaptığı şeye basbayağı iman etmiş bazı ''derin'' simalar da vardı o gece orada. Onlar hiç değilse samimiydi. Sorsanız bugün de konuya dair fikirleri değişmemiş, en küçük bir pişmanlık hissetmemişlerdir.

Oysa piyonlar yok mu?

Korkularını bile anlıyor insan; ama o alkış ve tempoların başka bir özelliği vardı. Savaş AY ve Aslantuğ gibi simaların ne kaya'nın dünya görüşüyle ne de yaşam tarzıyla ortaklığı vardı belki; hatta oradaki korkak tavus kuşlarının birçok kaygısı onlar için de geçerliydi. Ancak, onlar yalnızca VİCDAN sesini dinleyerek sağduyulu davrandılar.

Türkiye ne çektiyse bu kölelişmiş, ruhsuzlaşmış yavşak piyonlardan çekti. Cephede kahramanca birbiriyle çatışan unsurlara bile saygı duyar düşmanlar. Öyle ki, bu savaşçıların birbirine saygı-övgü belirtebilen cümlelerini bile duymuşuzdur.

Oysa bu ''yavşak''lar, unutmayı becerememiş nicelerince hep ''yavşak'' olarak kalacaktır. Bizzat şah'larınca bile yalnızca ''yavşak piyonlar'' olarak kalacaklardır. O şahlar bile biliyordu ki rüzgarın tersten estiği ilk fırsatta o piyonlar yüzlerini çevirecekti...

jadi
18-11-2011, 14:44
Gulten Kaya'nin aktardigi bilgilere gore Edip Akbayram salondaki gelismelere sadece duyarsiz kalmamis, ayni zamanda onuncu yil marsina ayakta eslik etmis. Zaten cumhuriyet militinglerinde falanda boy gosteren, yurtsever kardesler kivaminda, tam olarak ergenekonun arzu ettigi tipte bir sosyalisttir kendisi

Bu arada konu gelmisken Savas Ay'a helal olsun. Ben pek sevmezdim kendisini nedense yapmacik oldugunu dusunurdum ama delikanli adammis.

Ahmet Kaya'nin hikayesi bana Hrant Dink'i animsatti. Odul gecesindeki hadiseden sonra belli bir mekanizma dugmeye basmis ve cok daha eski bir tarihte ve bambaska bir vesile ile cekilmis bir fotograf mansetlere tasinmis ve bunun hakkinda "vatana ihanet davasi" acmislar. Basinda korkunc bir karalama kampanyasi baslatiliyor. O fotografin detaylarini asagida e$i anlatiyor.

Neyse ki Ahmet Kaya olayi cok eski o yuzden bunu da akp'ye yikmaya calisanlarla ugrasmak zorunda kalmiyoruz. Iki insanin basina gelenler neredeyse ayni, Ahmet Kaya yurt disina ciktigi halde bir sekilde olduruluyor. Henuz 43 yasindaymis. Icim parcalandi adamin cektiklerini ogrenince ben bu kadarcik bisey icin adami linc ettiklerini bilmiyordum sahsen

http://www.youtube.com/watch?v=ZSUOMKae2Qw&feature=related

murted
18-11-2011, 23:15
Ahmet Kaya kalp krizinden öldü. Yergenekonun Fransa ayağı öldürüp de kalp krizi süsü vermiş de olabilir tabi.

jadi
18-11-2011, 23:23
Ahmet Kaya kalp krizinden öldü. Yergenekonun Fransa ayağı öldürüp de kalp krizi süsü vermiş de olabilir tabi.

super espiri nasil buluyorsun boyle yaratici sakalari anlamiyorum

marcos
19-11-2011, 18:59
Maoistlere Bolşeviklere Apoistlere her fırsatta hayvan barbar yamyam diyenler Ahmet KAYA'yı Hrant DİNK'i niye savunur ki?

Olsa olsa Ahmet KAYA Hrant DİNK gibi şahısları kendi ideolojilerine malzeme yapmak için olabilir.Sebebi başka ne olabilirki.

Ahmet KAYA'nın linç edilmesinin, Che'nin kurşuna dizilmesi ile Hrant'ın kafasına sıkılması yada Alfonso'nun öldürülmesi arasında sosyalistlerin gözünde fark yoktur ki.

Kaddafi'nin linç edilmesini maruz görenler Milosoviç'in katledildiğini gizlemeye çalışanlar RAF yöneticilerinin liberal-demokrat Almanya hapishanelerinde katledilmelerini aklamaya çalışanlar Tamillerin topyekün katline alkış tutanların Ahmet KAYA Hrant DİNK gibi Marksit-Maoist kişilikleri savunması şüpheli bir durum değilde nedir.

Hemen Ahmet KAYA'nın Hrant DİNK'in bahsettiklerin ile ne alakası var diyenler olacaktır.Onlara sözüm alakayı Marksist-Maoistlere sorun söylerler.

AlbatrosS
19-11-2011, 20:49
Gulten Kaya'nin aktardigi bilgilere gore Edip Akbayram salondaki gelismelere sadece duyarsiz kalmamis, ayni zamanda onuncu yil marsina ayakta eslik etmis. Zaten cumhuriyet militinglerinde falanda boy gosteren, yurtsever kardesler kivaminda, tam olarak ergenekonun arzu ettigi tipte bir sosyalisttir kendisi

Bu arada konu gelmisken Savas Ay'a helal olsun. Ben pek sevmezdim kendisini nedense yapmacik oldugunu dusunurdum ama delikanli adammis.

Olayın yaşandığı tarihlerde TAYYİP-GİLLER HANGİ NOKTADAYDI KÜRT SORUNU KONUSUNDA?

Medya'dan alıntılara bakın: İslamcı gazeteler de Hurriyet sövgü kampanyasına eşlik ediyor...

Kürt sorunu benim sorunumdur diyen ''herifler'' bir kez olsun ''kürtlerden özür dilemiş midir''?

Marcos son derece haklı: Ahmet Kaya'nın siyasal duruşunu her fırsatta yerin dibine sokan, ergenekon'a eşitleyen sen hangi sıfatla o'na sahip çıkabilirsin ki?

Ergenekon madımak'ı yakarken ''türkiye laiktir ulannn'' mı diyordu mesela otel önündekiler?

Ergenekon zihniyeti kaya'yı linç ederken islamcılar ne diyordu?

Ceza evlerine operasyonlar yapılırken?

Faili meçhuller işlenirken?

Yargısız infazlarda?

Fethullah Gülen o en karanlık dönemlerde bile ''devlete sadakat''ten bahsediyordu. Dileye TANIL BORA'NIN BİRİKİM dergisinde Gülen Cemaati ile ilgili enfes makalesini okur:

''İsmet Berkan Radikal ve Hürriyet’teki yazılarında birkaç defa polisin 12 Eylül’den sonra askerî konsepte uygun olarak, yani bir düşmanı hedef alarak, doktrine edilmiş olmasının vahametinden yakındı.[3] Bunun sadece ordu kaynaklı bir konsept olduğunu düşünmüyorum. Militarist akılla milliyetçi-muhafazakâr otoriteryanizmi kavuşturan bir konsept olmuştur bu. Soğuk Savaş döneminde anti-komünizm temelinde gerçekleşen bu buluşma, sonrasında anti-komünist motiflerin ‘bölücülük’ tehdidine uyarlanmasıyla sürdü. Terörle mücadele konsepti açıkça bir savaş konseptidir.

Bir parantez açalım... Ergenekon zihniyeti de bu konseptle doğrudan doğruya rabıtalıdır – ta kendisidir demeyeceksek. Zira terörle mücadele konsepti, bir sürekli olağanüstü hal rejimine ve gayrı nizamî harp mantığının sürdürülmesine dayanır. Militarizmin içselleştirilmesidir. Bu bakımdan, Ergenekon’un terörle mücadele konseptine ve “terör örgütü” modeline göre soruşturulmasının en azından daraltıcı, esas itibariyle paradoksal olduğu unutulmamalıdır. Ergenekon’un sorgulanması, o konsepti, o zihniyeti sorgulamayı gerektirir çünkü. Keza politik eleştirileri ve muhalefeti bunların arkasında varsayılan bir ‘psikolojik harekât’ planına göre anlamlandırma, konumlandırma ve kriminalize etme eğilimi, Ergenekon zihniyetinin örneğidir ve bu psikolojik harpçi bakış açısı, Ergenekon’u yeniden üretmeye yarar.''

...

''Özetle milliyetçi-muhafazakâr çizgi, polisi, devletin heybetinin ifadesi olarak görmek ister, bunun için polisin muktedir olmasını ister. Güçlü polis, aynı zamanda, hükümetle devlet arasındaki açının (askerî darbelere yol açan açıdır bu) kapanmasının da bir aracı olacaktır. Böylelikle hedeflenen, ‘dünyevî’ bir siyasî organ olan hükümetin ebed-müddet Devlete atfedilen kutsallığı aşındırması değildir ama; tersine, o Devlet heybetini hükümetin üstlenmesidir. Polis güç istencini, “yönetebilir demokrasi” endişesini “heykelleştirir”, onun vasıtasıdır, tekniğidir.[6]''

...

''Fethullah Gülen’in 12 Eylül darbesinden sonra yayımlanan ilk yazısı[7] karakol mecazıyla başlıyordu: “Karakol, sükûnetin, huzurun ve emniyetin remzidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, umumî emniyet ve muvâzenenin en büyük teminâtıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felâkettir.” İlginç tabii, lâkin illâ da ‘tevakuf’ aramaya gerek yok.
Gülen’in ideolojik söylemi, milliyetçi-muhafazakâr geleneğin yol izinde, devlet otoritesini alabildiğine yüceltir. Devlete saygısının “kutsama ölçüsünde” olduğunu bizzat vurgular[8] – İslâmî düşünce dünyası içinde, provokatif bir vurgudur bu. Ulü’l-emre itaat ilkesini vurgular: “Mü’minler... asayişin bekçileri ve nizamın yanında kimselerdir.”[9] “Devlete mensup her ferdin devletin fahri zabıtası olması iktiza eder”,[10] ona göre. Her ferdin devletin zabıtası gibi davrandığı otokontrol sistemine, “gelişmiş ülkeler”den delil getirir: “Bu ülkelerde millet fertleri, basit bir trafik olayından, devletin ruhunu ve temel esaslarını tehdit edebilecek büyük yolsuzluk olaylarına kadar hayatın her karesinde devlete yardımcı olmaktadırlar. Oralarda bu otokontrol sistemi öyle gelişmiştir ki, her zaman fertler, mesela, bir hırsızı derdest edip yetkili makamlara teslim edebilmekte ve trafik kurallarını ihlal eden bir arabanın plakasını alıp trafik görevlilerine bildirebilmektedirler. Bu şekilde her fert, âdeta diğer fertlerin kolluk kuvveti gibi çalışarak devlete yardımcı olmaktadır. Her ne kadar buna bizim gibi ülkelerde gammazlama nazarıyla bakılsa da, zannediyorum meseleyi ‘devlete yardımcı olmak’ perspektifinden değerlendirdiğimizde uygun bir yaklaşım tarzı olduğu ortaya çıkacaktır.”[11]

En kötü nizam, nizamsızlıktan, otoritesizlikten iyidir Gülen’in nazarında. Said Nursî’de daha ziyade evrene-doğaya dair bir tasavvur olan nizam ve âhenk izleği, Gülen’in neo-Nurculuğunda beşerî ve siyasî bir çerçeveye kayar. Meşhur “hoşgörü” mesajları da neticede birliği-bütünlüğü (nizam ve âhengi) tahkim etme maksadına dönüktür.[12] Disiplin, teyakkuz, kargaşadan kaçınma kaygıları, saplantı halindedir. Fitne ve fesat kavramları, onun toplum görüşünün taşıyıcı sütunlarıdır. İnsanın fıtrî zaafını işleyen “fesada açık anarşist ruhlar”, “ihtilaf ve iftirak hırıltıları” gibi imgeler, metinlerinde kol gezer. Otokontrol toplumu özleminin ve devlet otoritesi ululamasının nedeni de budur zaten. Devlet, bir emniyet ve itaat makamı olarak önemlidir; “Devletten hep tasdik alınmalı”dır.[13] Gülen hareketinin bir yeni elitin-burjuvazinin (“koza”sından) huruç ve (“sistem”e) hulûl hareketi oluşu, bu devletlû zihniyeti bütünler.[14] Milliyetçi hararetle ve başlıbaşına bir değer sayılan askerliğe duyulan muhabbetle birlikte.''

...


http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=405&dyid=5994&yazi=Polis%20ve%20%93Cemaat%94



Al sana ergenekon zihniyetinin ''sivil'' versiyonu ve ağababası.


Bugünün ''demokratları''na ibretlik örnekse Van depremiyle ilgili yaptığı skandal izahlarla Müge Anlı'dır. Bakınız bu ''sarışın civciv''in harikulade cv'sine:

MİDEMİ BULANDIRIYOR

Müge Anlı'ya sert sözlerle yüklenen Nagehan Alçı "Batıda gördüğümüz ayrıştırıcı ırkçı kendini ifade ediş marjinal gençlik Türkiye'de yok. Allah'tan yok. Ama maşallah sosyal medyada bu bol bol var.

Müge Anlı'ya gelmek istiyorum. Çünkü üzerinde çok ciddi konuşmak gerekiyor ki, bir daha medyada hiç kimse böyle bir şey söylemeye cüret edemesin. O tür ırkçı sözleri kalkıp da canlı yayında söylemesini bir kere bir yandan şöyle diye nitelendiriyorum... Bu tip kafaların deşifre olması lazım. Ben bu andan itibaren Müge Anlı'nın böyle devam edebileceğini zannetmiyorum. İnsanın fikri neyse, zikri odur. O sözler benim midemi bulandırıyor." dedi.

Müge Anlı'nın Ahmet Kaya'nın linç gecesinde de başrol üstlendiğini ifade eden Alçı "Beni hiç şaşırtmıyor. Çünkü Ahmet Kaya'nın linç gecesini görüntüleri izlenirse, Müge Anlı'nın o gecenin başrol oyuncularından biri olduğu görülür." şeklinde konuştu.

http://www.timeturk.com/tr/2011/10/26/ahmet-kaya-nin-linc-edilmesinde-basroldeydi.html

jadi
19-11-2011, 23:23
Maoistlere Bolşeviklere Apoistlere her fırsatta hayvan barbar yamyam diyenler Ahmet KAYA'yı Hrant DİNK'i niye savunur ki?

Olsa olsa Ahmet KAYA Hrant DİNK gibi şahısları kendi ideolojilerine malzeme yapmak için olabilir.Sebebi başka ne olabilirki.

Ahmet KAYA'nın linç edilmesinin, Che'nin kurşuna dizilmesi ile Hrant'ın kafasına sıkılması yada Alfonso'nun öldürülmesi arasında sosyalistlerin gözünde fark yoktur ki.

.

Dunya uzerine sosyalizm adi altinda da soykirim boyutunda yapilan katliamlar olmustur. Eger enternasyonalist isen kendini bu katliamlardan ayri tutup akca pakca sunmaya calisamazsin. Eger nasyonalist isen onlarin yaptigi daha baska katliamlar vardir, yine bunu yapamazsin.

Yani baskalarini ideolojik firsatcilik ile suclamadan once donup kendine bak derim. Pol Pot mesela, Mao'dan ilham alan canilerden biri . Ama Ahmet Kaya Maoistti, o zaman ee? Hic bu kadar zirvaca bisey duymamistim

. Deniz Gezmis de ataturkcuydu mesela ama ataturkcu derin devlet tarafindan tuzaga dusuruldu ve olduruldu . Ben Ataturkculuge karsiyim, o zaman Deniz Gezmis'i savunamam??? Yani su yukarida yazdigin ileti o kadar kurnazca herseyi kendine mal etme cabasinin bir sonucu ki anlatamam. Nerden tutsam elimde kaldi uzerine yazacak baska bisey bulamiyorum.

marcos
20-11-2011, 04:09
Dunya uzerine sosyalizm adi altinda da soykirim boyutunda yapilan katliamlar olmustur. Eger enternasyonalist isen kendini bu katliamlardan ayri tutup akca pakca sunmaya calisamazsin. Eger nasyonalist isen onlarin yaptigi daha baska katliamlar vardir, yine bunu yapamazsin.

Yani baskalarini ideolojik firsatcilik ile suclamadan once donup kendine bak derim. Pol Pot mesela, Mao'dan ilham alan canilerden biri . Ama Ahmet Kaya Maoistti, o zaman ee? Hic bu kadar zirvaca bisey duymamistim

. Deniz Gezmis de ataturkcuydu mesela ama ataturkcu derin devlet tarafindan tuzaga dusuruldu ve olduruldu . Ben Ataturkculuge karsiyim, o zaman Deniz Gezmis'i savunamam??? Yani su yukarida yazdigin ileti o kadar kurnazca herseyi kendine mal etme cabasinin bir sonucu ki anlatamam. Nerden tutsam elimde kaldi uzerine yazacak baska bisey bulamiyorum.

Dünya üzerinde insanlığın işlediği hiçbir suçtan kendimi ayrı tutmuyorum.Sadece insanın insana karşı işlediği suçlardan değil insanın diğer canlılara karşı işlediği suçlardan da kendimi ayrı tutmuyorum.Bu tutumumu senin biliyor olman gerekirdi.

Tekrar soruyorum Ahmet KAYA'nın linç edilmek istenmesine Hrant DİNK'in katledilmesine tepki gösteriyorsunuz da linç edilen diğer sosyalistler için neden aynı tepkiyi göstermiyorsunuz.

JADI

Alıntı yaptığın yazıyı senin şahsına karşı yazmış değilim.O nedende sizler diye hitap ediyorum.Belirli bir düşünceyi kastediyorum senin şahsına ait özel düşünceni değil.Sen kişisel olarak Ahmet KAYA'ya Hrant DİNK'e yapılanları haksızlık olarak görebilirsin ama ben liberallerin neden böyle düşündüğünü merak ediyorum.Daha doğrusu liberalizmin sosyalistlere karşı tavırlarlarında ki çifte standardın nedenini merak ediyorum.

Bu arada şahsım Marksist-Maoist-Apoist değildir.Fakat Marksist-Maoist-Apoistlerin de Nazilerinde suçlarında ben dahil tüm insanların sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

Diğer yazı arkadaşlar tarafından silinmiş heralde.Halen üye olan iki şahsa karşı şaşkınlığımı dile getirmiştim.Hata yaptıysam kusura bakmayın.

jadi
20-11-2011, 14:35
Dünya üzerinde insanlığın işlediği hiçbir suçtan kendimi ayrı tutmuyorum.Sadece insanın insana karşı işlediği suçlardan değil insanın diğer canlılara karşı işlediği suçlardan da kendimi ayrı tutmuyorum.Bu tutumumu senin biliyor olman gerekirdi.

Tekrar soruyorum Ahmet KAYA'nın linç edilmek istenmesine Hrant DİNK'in katledilmesine tepki gösteriyorsunuz da linç edilen diğer sosyalistler için neden aynı tepkiyi göstermiyorsunuz.

Ben linc edilen insanlari teker teker ele almaktan ziyade bunlari linc ettiren orgute odaklayim . Acik konusmak gerekirse, sanki dusman ideolojileri savunur gorunen bir cok insan benzer bicimlerde ortadan kaldirilmistir. Seyh Sait, Menderes, Deniz Gezmis, Mahir Cayan, Turan Dursun, Ugur Mumcu, ve simdi sayamayacagim yuzlercesinin katili aynidir. Aslinda ironik olan sey genelde senin gibiler kendi ideolojisine sahip biri olduruldugunde uzulur ama dusman belledigi kesimden biri oldurulurse sevinc duyarlar.

Mesela sagci oldugu icin eminim bu forumda kimsenin ilgisini cekmez ama son derece asagilik bir sekilde linc edilen bir baska isim Hasan Mezarci'dir. Sistemi cok sert ve saglam elestiriyordu ama oyle soylemedigi halde Ataturk'e pic dedi diye dava actilar ve tutuklandi Hapiste yattigi sure icerisinde ne yapildiysa artik ciktigi vakit akli sagligini kaybetmisti. Reha Muhtar denilen derin devletin adami ile birlikte bunu bir sutudyoya kapatip o mehdiyim dedigi yayini hazirladilar.

Hasan Mezarci'yi tanimak icin youtube'da konusmalarini biraz dinleyim derim. Asla bize lanse edildigi gibi gerici bir yobaz gibi gorunmedi bana sahsen. Ayrica fikirlerini begenmezseniz bile dusunce sucu yuzunde bu hallere getirilen bir insandir neticede. Bazi sivrizekalilar Hasan Mezarci vakasini da akp'nin uzerine yikmayacaklardir bundan eminim. Cunku Mezarci onlarin istismar edecegi magdur edilmis aydin tipine uymuyor.

Bu insanlarin olumunu istismar edenler sizsiniz maalsef ama kendi yaptiginiz seyler icin baskalarini suclamayi aliskanlik haline getirmissiniz. Cunku suistimal sizin gobek adiniz

http://www.youtube.com/watch?v=d8nZKPe3cyw

marcos
20-11-2011, 18:16
Ahmet KAYA'nın üzerine bu kadar gidilmesinin altında sadece o gece söyledikleri yoktur.O gece söyledikleri bardağı taşıran son damla olmuştur yoksa bardak o sözlerden dolu değildir.Ahmet KAYA'yı meşhur geceye götüren bir süreç söz konusudur.Darbe sonrası zaten defalarca tutuklanmıştı (kasetleri ve sözleri nedeniyle) fakat geceden önce tam anlamı ile sistemle barışık bir hayat sürdürmeye başlamıştı bu hayat tarzı nedeniyle sosyalist camia tarafından topa tutuluyordu.Lüks arabalara binmesi etliye sütlüye karışmaz olması filan sosyalist camia tarafından hoş karşılanmıyordu.Bir televizyon programında bunları açıkca söylemiş biz insanların yoksulluğundan yana değil zenginliğinden yanayız diye tavır koymuştu.Meşhur geceye böyle gelindi yani Ahmet KAYA'dan radikal bir çıkış bekleniyordu.

Hrant DİNK içinde benzer bir durum vardı.Hrant belki lüks hayat yaşamıyordu ama Maoist çizgiyle alakasız kendi halinde yaşar olmuştu.Kendisine yönelik eleştirilerden dolayı Maoist geçmişiyle gurur duyduğunu söylemek zorunda kalmıştı.Ermeniler hakkında yazdıkları mukaddesatcı kesim tarafından abartıldı bu konuda tek yazan Ermeni Hrant da değildi oysa.Ama Hrant ile eksik kalmış bir hesap vardı aynı Ahmetle eksik kalan hesap gibi.

Kürtçe meselesine gelince televizyonun bu kadar gelişkin olmadığı 90'ların başında mükaddesatcı kesimde Kürtçe gayette kullanılıyordu.Bu işin bizzat tanığıyım.Kadiri zikirlerinde Geylanı Pirimeye diye zikirlere katılırdık bu zikirlere katılan polislerde olurdu ülkücü kesimden de katılanlarda olurdu.Zazaca Kürtçe islami kasetler çıkarılır kimse bu kasetler yüzünden soruşturmaya uğramazdı.(Nakşilerde de Kürtçe ilahiler gayet serbestti onlarada Kürtçe nedeniye karışan olmazdı)

Liberaller bu ülkeyi 2000 li yıllara kadar Mustafa KEMAL ve silah arkadaşları yönetmiş gibi bir tavır içersindeler oysaki 80-90 dönemi asıl baskıların olduğu dönem (Mustafa KEMAL ve silah arkadaşlarının esamesenin okunmadığı dönem) bazı kesimlere Kürtçe zazaca serbestti yasak o kesimlerden olmayanlara idi.Bu bir yöntem idi ülkeyi liberalleştirme yöntemi idi.

Ahmet KAYA' ya karşı onuncu yıl marşı okuyanlar bahsettiğim diğer kesimi hiçbir zaman göremediler onlar sadece kendilerine gösterilenleri görebildiler çünkü sadede piyondular. Ama kimin piyonu...

Herşeyin altında Mustafa KEMAL arayıp ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa sürükleyen diğerlerini görmezden gelmek daha doğrusu onları sürekli gözden uzak tutmaya çalışmak pekte dürüstce bir iş olmasa gerek.

Liberaller birşeyden bahsederken kendilerini olaylardan soyutlayıp peygember havası içerisine giriyorlar.Bir konu üzerinde yazarken eleştirmek istedikleri kesimlere karşı adaletli olma mefhumunu rahatlıkla bir kenara bırakabiliyor böylece ister veya istemez hedef saptırmış oluyorlar.Oysa ki gerici dediğimiz Kuran dahi "Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin" der.

Ahmet KAYA ve Hrant DİNK sosyalist geçmişlerini reddetselerdi başlarına bunlar gelmeyecekti.Sosyalizm ile hesaplaşıp liberal bir çizgide Kürt ve Ermeni konusuna değinselerdi yaşıyor olurlardı.

Ne diye eski defterleri karıştırdılarki.

jadi
20-11-2011, 22:23
Ahmet Kaya dusunceleri nedeniyle defalarca tutuklanmis falan degil marcos tamamen iskembeden salliyorsun. Hayatinda sadece bir kez tutuklanmis oda 16 yasinda afis mi basmis ne oyle bisey yuzunden. Kasetlerinin toplatilmasini hapse atilmak diye hatirliyorsun sanirim ki yukarida verdigin bilgilerin tamami bu seviyede sallamasyon bilgilerden olusuyor.

Kurt sorunun temelini M.Kemal'e baglamak istemiyorsun cunku bu irkci diktatore sempatin var. Olabilir kendi gorusundur ama "sen bilmem kime yamyam dedin, o yuzden Ahmet Kaya'yi agzina alma" gibi bir sacmalik duzeyine indirme kendini lutfen.


Ilaveten yeri gelmisken deginmek isterim. Hasan Mezarci, milletvekilligi esnasinda Hindistan'dan yollanan yardim paralariyla kurulan Is bankasi ile ilgili meclise sorusturma vermis. Is bankasi bizim sanidigimiz gibi devlet bankasi degil, M.Kemal'in ozel bankasidir. Daha da kotusu Hinliler o parayi onca yoksulluk icerisinde sadece halifeyi kurtarmak icin yollamislardi. O surec esnasinda paranin gelmesini saglama almak icin hilafet lehinde onlarca konusma yapan Kemal, daha sonra parayi sahsi serveti icin kullanmis. Bu yolsuzluk bugun bile arastirilamaz tabulardan biridir. Hilafetin o sahis tarafindan kaldirilacagini bilseler, onca yoksulluk icerisinde yuzuklerini satip para toplamaz ve bize yollamazlardi. Bu yapilan korkunc bir ahlaksizliktir.

Hasan Mezarci'nin verdigi ikinci dosya Ali Sukru cinayetiymis. Bu gercekten cumhuriyet tarihinin en aci cinayetlerinden birisidir ve M.Kemal'in azmettirdigine dair cok ciddi delillerin bulundugu bir dosyadir. Meclis tarafindan arastirildigi takdirde M.K'nin suclu bulunmasi durumunda ne yapilacagini kestirebilmek cok zor


70. iletide ekledigim videoyu izlemenizi oneririm. Orada cok bilgilendirici seyler anlatiyor. Mezarci butun bu onergeleri verdikten sonra bir konusmasindaki sozlerini carpitip(ayni Hrant'a yaptiklari gibi) Ataturk'e hakaretten once dokunulmazligini kaldirip sonra hapse atmislar. Sonrasini sizde biliyorsunuz iste. Tipik bir ergenekon linc vakasi

marcos
20-11-2011, 22:57
Hasan Mezarcı aleyhine tek bir yazım olmadığı gibi Ali ŞÜKRÜ olayı hakkında da tek bir yazım yok.

Soruşturmaya uğradı baskı gördü savcılıklarda ifade verdi filan yazmalı iken tutuklanma yazmışım ki tutuklanma sözü hapis yattı manasına gelir orada haklısınız.

Ve ben yukarıda ki yazıyı (ikinnci defamı oldu üçüncü defamı oldu) senin şahsına yazmadım sen Ahmet KAYA'ya yapılan haksızlığa karşı olabilirsin diyede yazmıştım.Ama sen sanki Hasan MEZAR'cının başına gelenlerden mutluluk duyuyorumda sen bunu biliyormuşsun gibi yazıyorsun.Olayı kişiselleştiryorsun.

Ve şunuda söyleyeyim (ki senin bana bunu söyletmek zorunda bırakman demokrasiden ne kadar anladığınında göstergesidir hem savcılık hem yargıçcılık oynuyorsun) hayatım boyunca hiç 10 Kasım anmalarına katılmadım okul hayatımda dahi katılmadım İstiklal marşıdır yok anttır filan okumamakta direttiğim için okul hayatımda defalarca disiplin cezası aldım.Sempati duymak böyle oluyorsa evet ben sempati duyuyorum.

jadi
20-11-2011, 23:05
Hasan Mezarci olayi hakkinda yazdiklarim seninle alakali degil marcos, o da Ahmet Kaya ile benzer bir surec gecirmis ve eger konusmasini izlersen hicte sanildigi gibi yobaz olmadigini gorursun. Konuyla ilgili bezeri bir vaka oldugu icin sadece

Kurt sorunun temeli Kemal ve onun mimari oldugu kemalist zihniyettir. M.Kemal sempatizani gibi gorunmek istemiyorsan inkar edilemez gercekleri carpitmaya calisma o zaman.

marcos
20-11-2011, 23:11
Hasan Mezarci olayi hakkinda yazdiklarim seninle alakali degil marcos, o da Ahmet Kaya ile benzer bir surec gecirmis ve eger konusmasini izlersen hicte sanildigi gibi yobaz olmadigini gorursun. Konuyla ilgili bezeri bir vaka oldugu icin sadece

Kurt sorunun temeli Kemal ve onun mimari oldugu kemalist zihniyettir. M.Kemal sempatizani gibi gorunmek istemiyorsan inkar edilemez gercekleri carpitmaya calisma o zaman.


Şunu oku güzel kardeşim.

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=ahmet%20berzenci%20isyan%C4%B1&source=web&cd=2&ved=0CCEQFjAB&url=http%3A%2F%2Fkomelaluzern.wordpress.com%2F2011 %2F05%2F24%2Fkurdistanin-son-krali-seyh-mahmut-berzenci%2F&ei=lFzJTofPI8yFhQeLvOXuDw&usg=AFQjCNHsslQJdQ1AmPwA_TI-nm81dJ2zow

jadi
20-11-2011, 23:26
Şunu oku güzel kardeşim.

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=ahmet%20berzenci%20isyan%C4%B1&source=web&cd=2&ved=0CCEQFjAB&url=http%3A%2F%2Fkomelaluzern.wordpress.com%2F2011 %2F05%2F24%2Fkurdistanin-son-krali-seyh-mahmut-berzenci%2F&ei=lFzJTofPI8yFhQeLvOXuDw&usg=AFQjCNHsslQJdQ1AmPwA_TI-nm81dJ2zow

marcos, sen M.Kemal'in ciddi anlamda bagimsizlik mucadelesi yapmis bir komutan olduguna inanabilirsin. Benim icin sadece bir Ingiliz subayidir. O yuzden yukarida anlatilanlar birbirinden cok bagimsiz degil. Seyh Sait isyani bahanesiyle hem buyuk bir kiyim hemde hukumet darbesi yapmistir. Tc icindeki Kurtlerin inkar edilmesi tam o tarihte baslar. Kurtler hakkinda insanliga sigmayan asagilayici raporlar hazirlanir. Tabi ben tc sinirlari icerisinde ki Kurtlerden bahsediyorum bundan sonrasinda. Yoksa Kurdistan tam uc ulke paylasim siniri icerisinde kalmis ve her ulke icerisinde ayri ayri problemlere sebep olmus bir cografyadir.

marcos
20-11-2011, 23:33
Bana göre bağımsızlık-özgürlük mücadelesini kişiler-önderler yapmaz halklar yapar.Bunu daha önce defalarca söyledim.

murted
21-11-2011, 00:23
Çok kötü bir insan olduğumu biliyorum, bunu yapmadan duramayacağım dolayısıyla. :D

http://www.youtube.com/watch?v=NVKDERSnPJM

http://www.youtube.com/watch?v=ql6CwMsCGAQ


Puhahahahahaha...

jadi
21-11-2011, 00:30
Ahmet Kaya'nin M.Kemal hakkinda bu tip fikirler beyan etmesi tarih bilgisinin zayif oldugunu gosterir. Zira o zamanlar internet falan yoktu, nasil bizim gibi acip herseyi arastirsin. Veya oyle soylemek zorunda oldugu icin de oyle soylemis olabilir. Kanunlarla korunan biridir kendisi zira

Ilaveten, acaba Hrant'in Ataturk hakkinda gorusleri neydi merak ettim,keske ogrenebilsek ama sanmiyorum ki bu konuda durustce dusuncelerini beyan edebilsin

Cok kotu biriyim biliyorum ama bende bunu yapmazsam catlarim

http://www.youtube.com/watch?v=RBsFvFKEuc4&feature=fvwrel

Neva
23-11-2011, 04:25
Ahmet Kaya'nin M.Kemal hakkinda bu tip fikirler beyan etmesi tarih bilgisinin zayif oldugunu gosterir. Zira o zamanlar internet falan yoktu, nasil bizim gibi acip herseyi arastirsin. Veya oyle soylemek zorunda oldugu icin de oyle soylemis olabilir. Kanunlarla korunan biridir kendisi zira

Ilaveten, acaba Hrant'in Ataturk hakkinda gorusleri neydi merak ettim,keske ogrenebilsek ama sanmiyorum ki bu konuda durustce dusuncelerini beyan edebilsin

Cok kotu biriyim biliyorum ama bende bunu yapmazsam catlarim



Sayin Jadi ;

Internet yokken, memlekette okur yazar tayfasi yok muydu yahu? Sizi goren de Asik Veysel'den bahsettigimizi zannedecek.

Bakin demek internet mevcudiyetine ragmen, Ergenekon gibi hayli capli davalarin varligina ragmen gozden kacan ve degerlendirmeye alinmamis noktalar da olabiliyor.

"Dink'in öldürülmesinden önce hakkında "Ermeni ayrılıkçısı, eski terörist" vb. sözler sarfedenler, hakkında "Türklüğe hakaret davası" açma girişiminde bulunanlar,

bunları söyleyenlerle aynı davadan (Ergenekon) yargılanan Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Emin Gürses'in cinayetin ardından,"Dink, MİLLİ KUVVETLERDENDİ, ayrılıkçı değildi, soykırım konusunda devletle çalışıyordu, bizim toplantılarımıza katılırdı" demesi üzerine ne düşünmüşlerdir bilemeyiz ama Gürses'in, "milli kuvvetlerdendi" demesi oldukça önemli olsa gerek.

Dink'in, ABD ve Avrupa’da birbiri peşisıra kabul edilmeye başlanan "1915 Ermeni soykırımı" yasaları üzerine mutedil bir dil ile karşı çıktığı malumdu, tv'lerde, gazetelerde bahsediyordu zaten; bundan galiba sıradan basit bir "tetikçi" olan Samast ile Hayal’in ve Kerinçsiz gibi tiplerin haberi olmasa gerek. Cinayet üzerine başta Zaman ve STV olmak üzere basın "gözyaşları" ile hareket etti, Dink'in ayağında öldürüldüğü zaman "delik papuçlu ayakkabı" olmasından dem vurarak "Hepimiz Hrant'ız, Ermeniyiz" kuyruğuna girdi."

Haberi okumus ve sonundaki ayrintiya(hepsini alintilamadim) dikkat cekmismiydiniz daha once?

http://www.odatv.com/n.php?n=hrant-dink-ile-en-son-kim-konustu-1512101200