PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Semavi Dinlerin Sümer'deki Kökeni 2


VraeL
31-10-2009, 16:15
SEMAVİ DİNLERİN SÜMER'DEKİ KÖKENİ -2

(Birinci bölüm için bkz. => Semavi dinlerin Sümer'deki Kökeni (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12973) -1)

Semavi Dinlerin Sümer’deki Kökeni adlı yazım devam edecek demiştim. Kaldığımız yerden devam ediyorum da.

Geçtiğimiz yazımda daha uzun detaylı konulara yer verirken bu yazım daha ufak benzerlikler ve detaylar üzerine olacaktır. Bu yüzden kendimden pek fazla bir şey katmayacağım, Muazzez Hanım oldukça net ve öz bir şekilde bahsetmiş ve açıklamış bir çok konuyu.

Ayrıca geçtiğimiz yazım üzerine birçok eleştiri ve karşıt tez aldım. Bu tezler genel olarak semavi dinlerin tanrısı olan Allah’ın/Yehova’nın Sümerlere geçmişte bir din gönderdiği bu yüzden benzerlikler olduğu ve benzerliklerin arasındaki çeşitli farklıkların var olmasının sebebinin ise bu dinin zamanla yozlaştığı fikrine dayanmakta. Tabi bu tezlere dair karşıt tezlerimizde ayrı bir yazı olarak gelecek.

Benzerliklere başlayalım.


“İSA’NIN TANRININ OĞLU OLMASI” SÜMERLERDEN GELME

İsa ile ilgili bu başlığı Muazzez İlmiye Çığ’ın kitabındaki yazılanlara bakarak kendi anlatımım ile kaleme alıyorum.

Sümerler de çok ilginç bir anlayış var. Sümer rahibelerinin çocuk doğurması yasaktı. Evlilik serbestti ama çocuk yapmamak şartıyla. Çünkü rahibelerden doğan çocuklar “Tanrının Çocuğu” olarak görülüyordu. Bu anlayış ve Kuran’daki bir ayet İsa’nın neden “Tanrının Çocuğu” olarak görüldüğünü çok iyi şekilde anlamamıza yardımcı olmuş oluyor.

Âli İmrân Suresi, ayet 35-37:
"İmran'ın karısı şöyle demişti 'Rabbim karnımdakini azatlı bir kul olarak sana adadım. Adağımı kabul buyur. Rabbim onu kız doğurdum, ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu sana ısmarlıyorum' dedi. Rabbi onu hüsnükabul gösterdi ve güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı (teyzesinin kocasını) Rabbi onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriya onun yanına, mabede her gelişinde orada bir rızk bulur 'bu sana nereden geliyor?' derdi. O da 'Allah tarafından' derdi."

Yukarıdaki ayete baktığımızda Meryem’in zamanında Mabetler olduğu anlaşılmaktır. (Tevrat ve İncil'de de mabetlerin bulunduğu yazılı.) Meryem ise mabet’e adanmış ve Mabette yetişmiş bir kızdı. Bir şekilde (bazı kitaplara göre de nişanlısı Yusuf’tan) hamile kaldığında çocuğunu gidip ücra bir yerde doğurmuş olmalı, çünkü çocuğunun “Tanrının Çocuğu” diye öldürülmesinden korkuyordu. Böylece İsa’ya büyüyene kadar “Tanrının oğlu” olduğuna inandırılması, "ben Tanrının oğluyum" diyerek ortaya çıkmasına ve böylece öldürülmesine sebebiyet vermiş olmalı.

Muazzez İlmiye Çığ kitabında konunun sonunda şunları belirtiyor:
“Mezopotmaya'da eski çağlardan başlayarak Yeni Babil devrine kadar adak olarak veya kıtlıktan korumak üzere çocuklar mabede verilirdi. Meryem hikâyesinde bu geleneğin sürdüğü anlaşılıyor. (L.O. Oppenheim, Ancient Mesopotamia, Chicago, 1964, s. 107.)”


“KUTSAL GÜN İNANCI”DA SÜMERLERDEN GELME

Direk Muazzez İlmiye Çığ’dan alıntı yapıyorum:

“Sümerlilerde, okul tabletlerine göre 6 gün çalışma, 7.gün dinlenme var. Bu Yahudilere sabbat olarak geçmiş. On emirde “Sabbat’ı düşün, onu kutsal gün olarak gör!” deniyor. 6 gün çalışıp yedinci gün Tanrıya adanmış bir dinlenme günü oluyor. Yahudilere ve Kur´an’a göre Tanrı 6 günde dünyayı yaratıp yedinci gün dinlemiş. Bu günün cumartesi olması da Babillilerden geçmiş. Babilliler her ayın 7. gününde (Şapatu) bir kutlama yaparlardı. Bu üzgünlüğü ve nefis terbiyesini ifade eden ve Satürn gezegenine adanmış bir gündü, (Satürday, Satürn gezegeninden gelen bir gün adı, yani cumartesi). Satürn kötü güçlerin temsilcisi idi. Yahudiler bu günün anlamını değiştirerek onu neşeli bir hale koymuşlardır. Onlar cumartesi gününü Tanrıya dua ederek, kitaplar okuyarak çeşitli eğlencelerle geçirirler ve en ufak bir işe el sürmezler. İslamiyet’e bu gün Cuma’ya dönüştürülerek daha hafifletilmiş kuralla alınmıştır”


“ÖRTÜNME VE BAŞ ÖRTÜSÜ”DE SÜMERDEN GELME

Muazzez İlmiye çığ bu konuda diyor ki:

Sümer tapınaklarında rahibeler genel kadın görevi yapıyorlardı. Bunlar Tanrı namına seks yaptıklarından kutsal sayılmış ve diğer kadınlardan ayrılmaları için başları örttürülmüştür.(24) Daha sonraları, İÖ 1500 yıllarında bir Asur Kralı, yaptığı bir kanunun kırkıncı maddesi ile evli ve dul kadınları da başlarını örtmeye mecbur etmiştir. Fakat kızlar, cariyeler ve sokak fahişelerinin örtünmesi yasak; örtünürlerse ceza var. (Prof. Mebrure Tosun-Doç. Dr. Kadriye Yalçav, Sümer, Babil, Asur Kanunları ve Ammi-Aduqa Fermanı, Ankara, 1975, s.252, madde 40.) Böylece meşru seks yapan evli ve dul kadınları da mabet fahişeleri düzeyinde saymışlardır.Bu gelenek Yahudilere geçmiş, dindar Yahudi kadınları evlenince saçlarını traş ettirip bir peruk veya başörtüsü ile başlarını örtmüşler. Hıristiyanlıkta rahibeler aynı şekilde başlarını örtüyorlar. İlginç olanı Tevrat'ın son yazıldığı zamana kadar Yahudiler arasında Tanrı namına fuhuş yapan kadın ve erkekler varmış. Tevrat Tesniye 23: 18'de "İsrailoğullanndan ve kızlarından kendilerini fuhşa vakfetmiş kimseler olmayacaktır. Kadınlar! Fuhşun ücretini herhangi bir adak için Allah'ın Rabbin mabedine getirmeyeceksin, çünkü bunların ikisi de Allah'ın Rabbe mekruhtur" şeklinde yazılıyor. Yahudi fahişeleri yüzlerine peçe koyuyorlarmış. (Tevrat, Tekvin 38:15.)(25) Bunun Araplarda da olduğunu duydum; ama yazılı bir kanıt bulamadım. İslam'a örtünme, erkekten kaçma şeklinde geçmiş. Buna karşın erkeksiz bir yerde Kur'an okunurken veya dua ederken kadınların başını örtmesi, Sümer geleneğinin bir devamıdır.

(24) Hartmut Schmökel, Kulturgeschichte des Altenorient, Stuttgart, 1961, s.37.
(25) Tekvin 38: 5-26'da bulunan hikâye bunu açıklıyor. Buna göre, Yahuda'nın oğlu ölüyor. Geleneğe göre gelinini ikinci oğluna veriyor. O da ölünce adam üçüncü oğluna almıyor gelinini. Buna kızan gelin dulluk elbisesini çıkarıyor. Yüzüne peçe takıp kendisini fahişe gibi yaparak kaynatası ile yatıyor. Karşılığında kadın adamın mührünü, kuşağını ve değneğini istiyor. Kadın gebe kalıyor; bunlarla, çocuğun kaynatasından olduğunu kanıtlıyor.

Kur'an'da Örtünmeyle İlgili Ayetler

A'râf Suresi, ayet 26-27:
"Ey Ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Tekva (iman) elbisesi ise daha hayırlıdır. Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetli elbiseler giyinin. Yiyin için, fakat israf etmeyin."

Nur Suresi, ayet 31:
"Mümin kadınlara söyle: Gözlerini korusunlar, namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üstüne örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ellerinin altında bulunan, erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar."


HAVVA’NIN KABURGADAN YARATILMASI”DA SÜMERDEN GELME

Muazzez İlmiye Çığ bu konuda şunları söylüyor:

Sumer'de, Dilmun adında, saf, temiz, parlak Tanrıların yaşadığı bir ülke var. Hastalık ve ölüm bilinmeyen yaşam ülkesi. Fakat orada su yok. Su Tanrısı, Güneş Tanrısına yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş Tanrısı söyleneni yapıyor. Böylece Dilmun meyve bahçeleri, tarlaları ve çayırları ile Tanrıların bahçesi haline geliyor. Bu cennet bahçesinde Yer Tanrıçası 8 bitki yetiştiriyor. Bu ağaçlar meyvelenince Bilgelik Tanrısı Enki her birinden tadıyor. Buna Yer Tanrıçası çok kızıyor, Tanrıyı ölümle lanetleyerek ortadan yok oluyor. Bilgelik Tanrısı çok ağır hastalanıyor. Diğer Tanrılar büyük güçlüklerle Yer Tanrıçasını bularak Bilgelik Tanrısını iyi etmesi için yalvarıyorlar. Tanrıça, Tanrının 8 bitkiye karşı hasta olan 8 organı için birer Tanrı yaratıyor. İlginç olan, yaratılan Tanrılardan beşi Tanrıça (bu doktorlukta ilk uzmanlaşmayı da göstermesi bakımından önemli). Hasta olan organlardan biri kaburga. Onu iyi eden Tanrıçanın adı, "kaburganın hanımı
anlamına gelen Ninti dir. Bu kelimede Nin hanım, ti kaburgadır. Ti'nin bir anlamı da hayat'tır.

Eğer ikinci anlamıyla tercüme edersek Tanrıçanın adı "hayatın hanımı" olur (31)

Bu hikâye Tevrat'ta da var: (Tekvin 2:5-23.)

"Ve henüz yerde bir kır fıdanı yoktu ve bir kır otu henüz bitmemişti; çünkü Rab Allah yerin üzerine yağmur yağdırmamıştı ve toprağı işlemek için adamı yoktu ve yerden buğu yükseldi ve bütün toprağı suladı. Ve Rab Allah yerin toprağından Adamı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu. Ve Rab Allah şarka doğru Aden'de bir bahçe dikti ve Adam'ı oraya koydu ve Rab Allah, görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı ve bahçenin ortasına da hayat ağacını, iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi ve bahçeyi sulamak için Aden'den bir ırmak çıktı ve oradan bölünerek dört kol oldu: (Bunlardan ikisi Dicle ve Fırat-M.İ.Ç.) Ve Rab Allah baksın ve onu korusun diye Adam'ı oraya koydu ve Rab Allah Adam'a, 'bahçenin her ağacından ye, fakat iyilik, kötülük bilme ağacından yemeyeceksin, yersen ölürsün' dedi. Ve Rab Adam'ı yalnız bırakmamak için bütün hayvanları topraktan yaptı ve onlara ad koymak için Adam'ı getirdi. Fakat Adam yalnız idi. Rab Adam'a derin bir uyku
verdi, onun kaburga kemiklerinden birini aldı, ondan bir kadın yaptı ve onu adama getirdi ve adam dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, buna nisa denilecek."

Bundan sonra yılanın kadını kandırarak yasak meyveyi yedirdiği ve bahçede olan Allah ile konuşmaları geliyor. Allah yılanı lanetliyor. Allah, Adem (burada Adam yerine Adem deniyor)(32) ve karısına giymeleri için kaftan yapıyor. Kadını ağrılı çok çocuk yapması ve Adem'i de toprakla uğraşması ile cezalandırarak onları Aden bahçesinden kovuyor. Buraya kadar nedense karısının adı verilmemiş. Ancak dördüncü babın başında, karısının adının Havva olduğu ve Habil, Kain'i doğurduğu yazılı.

Görüldüğü gibi Tevrat'ta (bap 1:27) yaratılışın altıncı ve son gününde Allah insanı erkek ve dişi yaratmış olduğu halde, Adam'ı tekrar yerin toprağından, eşini de onun kaburgasından yaratıyor. Buna göre bap 2: 4-23'te anlatılanlar, Sumer hikâyesinden alınmadır.


Evet. Buradan sonra vereceğim benzerlikler ayrı ayrı başlıklar halinde değil, tek başlık altında olacaklar. Sebebi kısa olmalarından dolayı. Fakat kısa olduklarına bakmayın, oldukça çarpıcılar.



KISA KISA DİĞER ÇARPICI BENZERLİKLER

Bu başlık altında kendimden hiçbirşey eklemiyorum. Direk Muazzez Hanımın kitabından alıntı yapacağım.

Sinagoglar, Kiliseler ve Camiler:Sümer´de kralların nasıl sarayları varsa tanrıların da öyle evleri olmalıydı. Bunun için “Tanrı evi” adı altında görkemli tapınaklar, yanlarında Tanrılarla insanları yaklaştırdığı düşünülen basamaklı kuleler yapılmıştı. Daha sonra bu Tanrı evleri sinagoglara, kiliseler, camilere dönüştü.(3) Camilerin ve mineralerin üstündeki yarım ay, Sümer Ay Tanrısının sembolüdür.(4)

(3) Sümer´deki “Tanrı evi” deyimi, Kur’an´da “Allah mescitleri” (Tevde Suresi, ayet 17, 18) şeklinde bulunmaktadır. Sümer´de mabet ve saray anlamına gelen “e.gal” kelimesi Tevrat´da “hegal” olmuştur.
(4) Sümer dininde Ay kültünün önemli bir yeri vardır. Ayın ilk göründüğü gün, 15 günlük olduğu ve görünmediği günlerde törenler yapılır, hatta bazı yiyecekler yenilmezdi. İslamiyet’te de oruç ve bayramlar Ayın görüşüne göre düzenlenmiştir.

Musanın Tanrı’dan Kanunu Alışı: Sümer kanunu, Babil Kralı Hammurabi´nin yaptığı kanuna temel olmuş, ondan Musa´nın ve Yahudi kanunu, ondan da İslam kanunu etkilenmiştir. Hammurabi´nin (İÖ 1750) Güneş Tanrısından kanunu alışı, Musa´nın Tanrıdan kanunu alışına örnek olmuştur. İlginç olanı İslam´da hukukun, anca Arapların Irak topraklarını ele geçirdikten sonra kurallaşmasıdır. Sümer, Babil hukuksal geleneklerinden çıkan sözler, İbrani kanuni Telmud´da bulunuyor. Ortodoks Yahudi´deki boşanma terimi Sümerce bir kelime. Sinagogda Tevrat okunurken dinleyenler şallarının saçakları ile onu izlerler. Bu, Sümer´de hukuksal bir belgenin onaylandığını göstermek için tablete elbise kenarlarıyla basılmasını yansıtmaktadır. (Samuel Noah Kramer, Cradle of Civilization, New York, 1967, s.160)

Tanrının 99 ismi: Sümer Tanrılarının esas adlarından başka, niteliklerine göre diğer adları da vardı. Babilliler bu adlardan 50’sini yeni yarattıkları tanrı Marduk’a vererek tek Tanrı düşüncesine doğru bir adım atmışlardı.
İslam dininde de Allah´a verilen 99 ad, aynı geleneğin bir devamı gibi görünüyor.

Yer altı Dünyası ve Gölgelerin Yer altı Dünyasından Çıkması: Sümerlilere göre ölüler “kur” adlı karanlık, dönüşü olmayan bir yer altı dünyasına gidiyorlar. Tevrat’ta bu; Şeol, Yunan’da Hades, İncil’de cehennem, İslam’da ahret olarak devam etmektedir. Sümerlilere göre burada tekrar dirilme yok. Fakat yer altı dünyası; oranın Tanrıları, rahipleri, ölenlerin gölgeleriyle oldukça hareketli bir yer. Buradan bazı özel durumlarda gölgeler yeryüzüne çıkabiliyorlar. Gılgamış´ın çağrısı üzerine arkadaşı Enkidu’nun gölgesi çıkarak iki arkadaş konuşuyorlar. Tevrat Samuel I:28’de Kral Saul’un istediği üzerine Samuel’in gölgesi yeraltından çıkıyor.

Cariyenin Hanımına Tavrı: Sümer kanuna göre kısır bir kadının kocasına verdiği cariyesi çocuk doğurunca, hanımına karşı büyüklük taslayamaz, öyle yapmaya kalkarsa cezalandırılır. Tevrat ve Kur´an’da da yazıldığına göre İbrahim Peygamber’in kısır olan karısı Sara, cariyesi Hacer’i çocuk yapmak üzere kocasına veriyor. Cariye, çocuk doğurup kendisini üstün görmeye başlayınca, oğlu İsmail ile çöle götürülüp atılıyor kocası tarafından.(5)

(5) C.L Woolley, The Sumerians, New York, 1965, s.102; Hammurabi 146; Tevrat Tekvin bap 21: 8-21; Kur´an’da çeşitli sureler içinde.

Üstün Kavim: Sümerliler, kendilerinin, Tanrılar tarafından seçilmiş üstün bir halk olduğunu yazmışlar. Tevrat’ta Yahve, Kur´an’da Allah, İsrailoğullarını üstün bir kavim yapmıştı. Tevrat Tesniye 14:6; Kur´an Casiye Suresi, ayet 16; Bakara Suresi, ayet 27.

Kadınların Erkekler İçin Bir Tarla Gibi Olması Benzetmesi: Sümerliler kadınlarını bir tarlaya benzetmişler. Aynı deyim hem Tevrat, hem Kur´an’da var. Kur´an’da “kadınlarınız sizin için bir tarladır, tarlanıza nasıl isterseniz dilerseniz öyle varın” yazılı. (Bakara Suresi, ayet 223).

Sırat Köprüsü ve Cehennem: Yahudilere, Babil tutsaklığından sonra, Perslerin etkisiyle, Zerdüşt dininden; ölülerin tekrar dirileceği, cennet, cehennem ve Sırat köprüsü girmiştir. (Hayrullah Örs, Musa ve Yahudilik, İstanbul, 1966, s.361) Kur´an’da Sırat köprüsü yok.

İslam’a göre cennetin 7 kapısı vardır; Sümer yer altı dünyasının da 7 kapısı bulunuyor.

Tanrı’nın Gökte Yer Alması: Sümer tanrılarının gökte toplandıkları “duku” adında bir yerleri var. İslam inanışına göre de Allah yedi kat göğün üstünde Arş´ta oturuyor. (Hûd Suresi, ayet 7; Furkan Suresi, ayet 59; Secde Suresi, ayet 4.)

Muazzez İlmiye Çığ'a çalışmaları ve bizleri aydınlığa açılan kapılara 1 adım daha yaklaştırdığı için teşekkürü bir borç bilirim.

Saygılarımla Valzerk…

mongus
04-11-2009, 08:14
bu anlatılan olaylara inanıcak kadar beyni kör birini tanısam bi daha konuşmazdım, ne kadar saçma ve ne kadar karmaşık şeyler bunlar , arkadaşım bu sümerlilerden kalma bir insan göster banada ona inanıyım, bak kala kala bir tek toprak altından insanlara ibret olması gereken toprağa gömülmüş yazıtları var ve bunların yanlış olduğunu bilmek için bugün onlardan hiç bir insanı görmememiz, soylarının olmayışı,bütün herşeylerinin toprak altında oluşu çok büyük bir kanıttır.helak edilen hiç bir kavim yokturki onlara bir haberci gelmesin,onlar kendilerine farklı tanrı edinir ,açıkca küfre gider,kendi kendine zulmederlerdi.Allah insanlara zulmedici değildi , insanlar kendi kendine zulmediciydi .bunların akıllı geçinenleri Allah'tan gelen haberleri yalanlayıp, çarpıtıp kendi çıkarlarına kullanarak,hem en güzel kadına sahip olmak hemde kendilerini yarı tanrı yada belirlediği sıfatta tanrı görüp, onlarıda buna inandırmışlarlardır bi şekilde çünkü bedbaht ve acizce yaşamak, her türlü ihtiraslarını tatmin etmek insanların hoşuna ve kolayına gitmiş ,gelen peygamberin haberini yalanlayıp ,onu bi şekilde ya kovmuşlar , yada döverek kendinden uzaklaştırmışlar , bunun üzerine üzerlerine azap inmiştir. bunlardan sonra gelen 3 semavi dinin kitaplarının ilk 2 si tahrip olmuş,insanlar yine çarpık bi inancın içine düşmüşlerdir.fakat sonsuz evrenin sahibi yüce Allah muhakkakki kendinin koruyabileceği ve insanlara kıyamete kadar ışık tutacak kanunlarını kuran-ı kerim adı altında , en üstün elçisiyle yaymıştır, iletmiştir.ve bu kitabın sayesinde bir çok nizam, insan hakkı,kişilerin yaşlarına, durumlarına, akrabalık derecelarine göre, kime nasıl davranılacağı,zengin ve fakirin dünyadaki mal varlığıyla Allah'ın gözünde bir olmuyacağı, yaptığı davranış ve inançlarıyla sorgulanacağını,kimin ne iyilik yaparsa onu, kimin ne kötlük yaparsa onu ahrette karşısında bulacağını bildiren ve insan mantığının ötesinde olmayan, en mantıklı ve insan kalbine en hoş gelen şeyleri vurgulayan kitaptır.sen hala sümerlerin yani azap verilerek yok edilen bir kavmin hikayelerini, insan hayatına en ciddi şekilde yaklaşan kitabı bir tutarsan kendine zulmedersin. bu kadar saçma hikayeye inanan insan aklımıdır diye kendime soruyorum ,bu tanrı oyunlarına inanıcağına,bu kadar düzmece , çarpık bir hayat yaşayan insan topluluğunun , tam olarak okunamayan yazıtlarına bile inanıyosan, ölürken ve öldükten sonra onlardan daha kötü şeylerle karşılaşabilirsin, benden sana tavsiyem bu anlattıklarımı iyi etüd et.5000- 6000 yıl önce yaşanan saçmalıklara değil , 1400 yıl öncesinden, bozulmadan günümüze gelen sapasağlam nizamı, ölçüyü veren tek tanrı inancını sapasağlam kılana inan. inanmıyosan bile o saçmalıklara kendini kaptırma.

ozgur_beyin
04-11-2009, 13:12
sevgili mongus bu site sana bir kaç beden büyük. çünkü sen sadece dogmalrın doğru olduğunu sanman gibi, bir açmazın var .boşyere kendini paralıyorsun.
ayrıca kendine ait bir fikrinde yok.
devletin ,mahkuma bedava verdiği avukat gibi ,sürekli savunmada kalıp islamı bize savunuyorsun.
uğraşman boşıuna biz dinleri geride bırakıp gemileri yakmışız. sen ise bize
- gemiler yanmadı kıyıda sapa sağlam duruyor .diye kandırmaya çalışıyorsun. ama biz yanan gemileri yanarken gördük.içinde muhammedin kitabıda vardı oda yandı
tıpkı iskenderiye kütüphanesinde yanan kitaplar gibi

mongus
04-11-2009, 14:19
evreni okyanus, dünyayı deniz, gemileride içinde var olan sonsuz bilinmeyenlerdir,her tarihsel kalıtı kendi yaşam biçiminize mal ediyosunuz, anlattıklarım çok mantıklı, toprak altından 1000 yıllar sonra bulunan yazıtların birşeyler kanıtlıyacağını savunuyosunuz , bazı yazıtlardan ki tam çözülmemiş şeyler mevcut bu anlatılanlarda,ama şöyle bişeye asla rastlanılmamıştır bu yazıtlarda,hiç bir kavim yokturki kendilerine bir elçi bir haber gelmesin,böyle bir yazıt bulunmuşmu,bu da onların kendilerini ve inanış tarzlarını bir hayalcilikten öteye götürmez, bu gün onların yaşayış tarzına dair hiçbir mucize görülmemektedir.sonuçta benimde bir aklım var ve bende bu gerçeği aklımın yönüne göre tayin ediyorum, kuran-ı kerim ve islam inancının aklıma en yatkın yaşam tarzı olduğunu savunuyorum, sümerlerin yaşantı biçiminin tek tanrıyı inkar, sıfatlarını kendi hayal ekseninde gelişmiş ve kendilerinide, bazı ileri gelenlerinin, halklarını koyun gibi kullandığından bahsediyorum,bunlara inanıp inanmamak aklın seçtiği yoldur, senin aklın almaz benim aklım alır, sen yaratılış gereği insanın okuyabilme ve yazabilme yetilerini öğrendiğinden çünkü bunlar pratik işlerdir, soru ve , cevap ve eleştiri sunabiliyosun , fakat insanoğlunun bazı şeyleri idrak edemiyeceği, aklının kabul edemiyeceği gerçeklerde vardır.

mindar
04-11-2009, 14:31
sümerlerin yaşamını toplumsal ve bilimsel ilerlemelerini bugünün tekniği ile kazılardan çıkan metaryellerle ölçüyoruz diyelim.
muhammed döneminde nerde o teknik toprak altında bulunan şeyleri onlar daha önce mi bulmuşlardı bulup okuyup tekrar gömmüşler mi???
diyeceksiniz ki kulaktan dolma bilgiler rivayetler felan..
muhammedden onca sene önce yaşamış bi uygarlığın bilgileri nasıl kulaktan dolma bilgilerle gelir. biz bile yeni yeni öğrenebiliyorken onlar nasıl öğrenmişler ?

history
04-11-2009, 14:40
sayın vrael

her iki çalışmanızı da dikkatle ve beğeniyle okudum..elinize sağlık

sümer<yahudilik<islamiyet..zincirleme

mongus
04-11-2009, 14:46
mindar akılmı almıyor yada bir çıkar işimi var bunu çözemedim ben, ama hislerim ikisi üzerinde yoğunlaşıyo.saygılar , sevgiler kardeşim.

spartaküs68
04-11-2009, 16:06
sümerlerin yaşamını toplumsal ve bilimsel ilerlemelerini bugünün tekniği ile kazılardan çıkan metaryellerle ölçüyoruz diyelim.
muhammed döneminde nerde o teknik toprak altında bulunan şeyleri onlar daha önce mi bulmuşlardı bulup okuyup tekrar gömmüşler mi???
diyeceksiniz ki kulaktan dolma bilgiler rivayetler felan..
muhammedden onca sene önce yaşamış bi uygarlığın bilgileri nasıl kulaktan dolma bilgilerle gelir. biz bile yeni yeni öğrenebiliyorken onlar nasıl öğrenmişler ?
kültürler, başka kültür tarafından bir şekilde değişerek günümüze gelir
Bugün Türk Toplumu şamanist değil değil mi?ama şamanizmin getirdiği kültürü bir şekilde yaşıyoruz
taziye geleneği,ağaçlara çaput bağlamak,nazar boncuğu,merdiven altından geçmemek,şeytan kulağına deyip kendi kulağımızı çekip tahtaya vurmak
daha neler neler.Bu saydıklarımın hepsinin şaman kültürü olduğundan haberin var sanırım ama bilmeden yaşıyoruz o kültürü
şimdi anladın onu sen

AhbAp
04-11-2009, 16:14
Mindar ve Mongus,

Sizlerin Sümerliler üzerine herhangi bir araştırmanız ve bu araştırmalarınız doğrultusunda iddiaları yanlışlayacak önermeleriniz varsa, söyleyin biz de öğrenelim.

Aksi takdirde, itirazlarınız boştur. En azından Sümerlilerden başlayarak, Kuranın insan eliyle yazıldığı döneme kadar tarihsel ve dinsel açıdan Ortadoğu Mitolojisini incelediniz mi? Hangi benzerliklere ne açıdan karşı çıkıyorsunuz?

Aslında karşı çıkamıyorsunuz. Kusura bakmayın ama itiraz ettiğiniz şey hakkında hiçbir şey bilmediğiniz için çok komik şeyler söylüyorsunuz. "Tabletleri okuyup geri mi gömdüler?" Bak bunu hiç duymamıştım, bunu da duydum ya artık ne diyeyim!

Sümerliler binlerce yıl önce yazılı kanunları ile mahkemeler kurup en ufak davaları bile kayıt altına alırken, Avrupa'da yaşayan insanlar, bırakın medeni bir gelişimi, tabiri caizse "nereye sıçacaklarını" bile bilmiyorlardı. Ortadoğunun o dönemde din, tarih ve edebiyat gibi konularda bariz bir üstünlüğü vardı, Ortadoğu o dönem, kendi çağının medeniyet lideriydi. Bu özellik, özellikle yeni kurulan devletler ve bu devletlerin topraklarını genişletmesiyle diğer toplumları etkiledi. Sümer dini, sadece bugün yaşayan tek tanrılı dinleri değil, Yunan ve Roma gibi dinleri dahi etkilemiştir. Savaşlar, göçler, ticaret vs gibi şeyler, inanışların, fikirlerin ve kültürlerin etkileşimini doğurmuştur. Yani kimsenin tablet bulup, okuyup geri gömme gibi birşey yaptığı yok.

Kuran, Ortadoğu mitolojisinden etkilenmiştir. İslam öncesinde Arabistan'daki pagan inançlar, Sümer ve devamı mitoslardan etkilenmiştir. Bu pagan dini bile İslamı etkilemiştir. En net özelliği, paganların baş tanrısı olan Al-İlah ve İslamın tanrısı olan Allah'ın aynı tanrılar oluşudur. Onlar da namaz kılar, abdest alır, kabe etrafında dönerek ibadet eder, ellerini iki yana açarak dua ederlerdi; tıpkı müslümanlar gibi. Ayrıca İslamiyet, geniş ölçüde Tevrat'tan etkilenmiştir. İslam'ın içinde Musevilik benzeri inançlar ve ibadetler de mevcuttur.

"Hadi lan oradan" diye bir çırpıda reddetmek yerine, "Yahu bu adamlar ne söylüyor? Şu bahsettikleri kaynakları bir karıştırayım bakayım ne yazıyormuş" diye neden merak etmezsiniz? Ne kaybedeceksiniz? Vereceğiniz klasik cevabı yazayım, "Benim safsatalara ayıracak vaktim yok". Paşa gönlünüz bilir, ister araştırın ister araştırmayın. Ama birşey biliyormuşsunuz gibi gelip burada kafadan itirazlar yazmayın. Yoksa Özgür Beyin isimli arkadaşın tespiti cuk oturur "Bu site size fazla büyük".

Burada tahmin yarışı yapmıyoruz, somut kanıtlardan yola çıkarak SOHBET ediyoruz. Bilgi sunun bizlere, fetva değil.

mindar
04-11-2009, 16:55
siz muhammed onlardan etkilenmiş biliyordur derken bunu sizde kaynaklara değil tahminlere göre yapıyorsunuz.
sizin şu eda dan vazgeçmeniz lazım bizim düşünce ve yorumlarınız gerçekci ve bilimsel sizlerin ki bilgi yoksunu yalanlar şeklindeki düşünceniz

bir de şunu da unutmayın çok eskiler için çok net bilgilerimiz olmamasına ragmen her devirde bir peygamber uyarıcı gelmiş olma ihtimali çok yüksek kuranın bahsettiği de bu.
sizin onlardan almışlar dediğiniz ritüellerde ola ki ozamanlarda veya daha önceden gelen bir dinin kalıntıları, uygulamaları olabilir.
çünkü Allahın nizamı aynıdır. Allah ırktan ırkan coğrafyadan coğrafyaya hükümlerinden genel itibarıyla değişiklik öngörmez. amaç aynıdır. kısaca özetleyeyim.
iyi insan ol başkalarının huzurunu bozma yardımda bulun muhtac olanlara
yalan söyleme dürüst ol insanca yaşa
yani özü budur bu işin.

spartaküs68
04-11-2009, 17:02
sayın mindar,
uyarıcı gelmişse ispatla yoksa yazdıklarının hepsi boş
sümerlerin uygarlıkta neler yaptıkları kil tabletlerde yazılı yoksa onlarda yalan ve sahte diyorsanız onu da ispatla
siz biraz cem yılmaza benzeseniz canlı bir forumda bu yazdıklarınızı söyleseniz stand up yapıyor diye orada ki millet göbeğini tutarak güler size
çok komik açıklamalar yapıyorsunuz

mindar
04-11-2009, 17:57
teşekkürler övgün için. :(

biz sümerler kötüdür şöyledir böyledir demiyoruz
muhhammed döneminde nasıl bilinmiş bunlar
siz muhammed ve arkadaşlarının bu bilgileri sümerlerden aldıığnı ispatlayın önce iddaa eden sizsiniz çünkü.

spartaküs68
04-11-2009, 18:05
ne yapacağız biz sizinle?
konun girişini iyi bir oku
üç semavi dinin sümerlerin dininden nasıl etkilendiğini anlarsınız
okumamışsınız anlaşılan
yoksa okumayı sevmiyormusun?
hımm annen baban duymasın seni yoksa eti senin kemiği benim diye kaportacının yanına çırak diye verir küçük emrah gibi ağlaya ağlaya boynu bükük bir hayat sürersin

mindar
04-11-2009, 18:12
uslubunuzu düzeltin lütfen saygılı olun adam gibi tartışacaksan tartış.

ben size etklendğini ispatlayın diyorum belgeli tabletli.

mindar
04-11-2009, 18:13
Allahın hükmü aynı oyüzden dinler biribirine benzer çünkü aynı kaynaktan gelir kimi bozulur kmi kalır. bu bilgilerin biliniyor olması bundan kaynaklıdır.
aksini ispat edin.

AhbAp
04-11-2009, 20:34
siz muhammed onlardan etkilenmiş biliyordur derken bunu sizde kaynaklara değil tahminlere göre yapıyorsunuz.
sizin şu eda dan vazgeçmeniz lazım bizim düşünce ve yorumlarınız gerçekci ve bilimsel sizlerin ki bilgi yoksunu yalanlar şeklindeki düşünceniz

bir de şunu da unutmayın çok eskiler için çok net bilgilerimiz olmamasına ragmen her devirde bir peygamber uyarıcı gelmiş olma ihtimali çok yüksek kuranın bahsettiği de bu.
sizin onlardan almışlar dediğiniz ritüellerde ola ki ozamanlarda veya daha önceden gelen bir dinin kalıntıları, uygulamaları olabilir.
çünkü Allahın nizamı aynıdır. Allah ırktan ırkan coğrafyadan coğrafyaya hükümlerinden genel itibarıyla değişiklik öngörmez. amaç aynıdır. kısaca özetleyeyim.
iyi insan ol başkalarının huzurunu bozma yardımda bulun muhtac olanlara
yalan söyleme dürüst ol insanca yaşa
yani özü budur bu işin.

Kaynaklara dayanmayıp tahminlerle mi yapıyoruz?

O işi sen yapıyorsun arkadaşım. "O devirde bir peygamber gelmiş olma ihtimali çok yüksek" diyerek o tahmini sen yapıyorsun.

Şu Sümere Allah tarafından peygamber göndermeyen kalmadı, ama biriniz de çıkıp o peygamberin ne adını, ne hayatını, ne zamanını anlatmıyorsunuz. "Bence peygamber gitti", dediğinizin hepsi bu!

Peygamber falan gitmedi oraya. Açıp Sümer Mitolojisini ve tarihini okumadan, böyle iddiaları nasıl yapabiliyorsunuz, bu kadar kolay mı bu iş?

Sana anlayacağın şekilde anlatayım: Ben sana geliyorum ve bir şiir yazdığımı söylüyorum. Sen bu şiiri okuyorsun ve diyelim ki çok beğeniyorsun. Hatta o kadar beğeniyorsun ki, şiir konusunda uzmanlığına güvendiğin bir arkadaşına benim şiirimi okutuyorsun. Ve o da sana "Bu şiiri arkadaşın yazmış olamaz, çünkü aynı şiir 200 sene önce Fransız bir şair tarafından yazılmıştır" deyip kaynağıyla beraber o şiiri gösteriyor. Bu durumda, benim hakkımda ne düşünürsün?

Sümer mitolojisinde anlatılanlar ile Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da geçenler her zaman bire bir aynı değil. Nuh Tufanı gibi bazı hikayeler, anlatım olarak %90 benzerlik gösterirken (ki siz buna dayanarak peygamber gönderiyorsunuz, oysa buna işaret eden ne Kuran'da ne de Sümer mitolojisinde birşey yok, tamamen sizin keyfiyetiniz), bazı hikayeler örgü olarak benzerlik göstermez ama içerisinden bazı detaylar müthiş bir benzerlik gösterir. Bununla ilgili bir örnek, Adem ve Havva hikayesindedir:

Kuran'a göre Allah, ilk insan olarak Âdem’i yaratmıştır:

Al-i İmran 59: Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.

Âdem’in yaratılmasından sonra Allah, Havva’yı şu şekilde yaratmıştır:

Nisa 1: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
Nisa 4: O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?

Ayetlerden anlaşılacağı üzere Allah, ilk insan olarak Âdem’i, daha sonra da Âdem’den Havva’yı yaratmıştır. Hadisler göz önüne alındığında Havva, Âdem’in bir kaburga kemiğinden yaratılmıştır: “Kadınlara hakkı tavsiye ediniz. Çünkü kadın, eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı baş kısmıdır. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın, olduğu gibi bırakırsan öylece eğri kalır. Kadınlara hayrı tavsiye ediniz.”

Tevrat’ta ise konu şu şekilde ele alınmıştır:

Yaratılış 2:18 Sonra, "Âdem'in yalnız kalması iyi değil" dedi, "Ona uygun bir yardımcı yaratacağım."
Yaratılış 2:21: Rab Tanrı Âdem'e derin bir uyku verdi. Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.
Yaratılış 2:22: Âdem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem'e getirdi.
Yaratılış 2:23: Âdem, "İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir" dedi, "Ona ‘Kadın’ denilecek, Çünkü o adamdan alındı."
Yaratılış 2:24: Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.

İslamiyet ve Yahudilik, yine aynı hikâye üzerinde uzlaşmaktadırlar. Bu noktada Sümer Tabletlerine göz atalım:


“Su Tanrısı, Güneş Tanrısına yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş Tanrısı isteneni yapıyor. Böylece Dilmun ağaçları ve çayırlarıyla Tanrıların cennet bahçeleri oluyor. Yer Tanrıçası, bu bahçede sekiz bitki yetiştiriyor. Bunlar şifa verici bitkiler olduğundan, gelişigüzel yenmesi yasak. Fakat Bilgelik ve Sular Tanrısı Enki dayanamıyor ve iki yüzü olan vezirine bunlardan toplattırarak yiyor. Buna çok kızan Tanrıça, Tanrıyı ölümle lanetleyerek ortadan yok oluyor. Bilgelik Tanrısı da çok hastalanıyor. Diğer Tanrılar, büyük güçlüklerle Yer Tanrıçasını bularak Bilgelik Tanrısını iyi etmesi için yalvarıyorlar. Tanrıça, Tanrının sekiz bitkiye karşılık, hasta olan sekiz organını iyi etmek için sekiz Tanrı ve Tanrıça yaratıyor. Tanrının hasta olan organlarından biri de kaburgası. Onu iyi eden Tanrıçanın adı, “kaburganın hanımı” anlamına gelen Nin-Ti’dir. Burada “Nin” hanım, “Ti” de kaburga anlamına gelir. Ti’nin diğer bir anlamı da Yaşam’dır; eğer ikinci anlamıyla ifade edilirse “Yaşamın Hanımı” anlamına gelir.” Havva'nın da anlamı Yaşam'dır.

Yukarıdaki Kuran ayetlerinde geçen “Âdem’den eşini yarattı”, “Sizin için hayvanlardan sekiz eş yarattı” ile hadiste geçen “Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldı” ifadelerine bir de Tevrat’ın açık yorumunu katarsak, Sümer Mitos’undaki “Sekiz Tanrı ve Tanrıça”, “Kaburganın/Yaşamın Hanımı” ifadeleriyle ortaya çıkan bu müthiş benzeme, herhalde ilham vericidir. Dahası Âdem ve Havva, Kuran’a göre cennetteki yasak ağacın meyvesinden yedikleri için cennetten kovulmuşlardır:

Araf 19-26: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.' Şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: 'Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi, melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.' 'Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim' diye ikisine yemin etti. Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerinin ayıp yerlerini gördüler. Cennet yapraklarından onları örtmeye koyuldular. Rabbi onlara, 'Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?' diye seslendi. Her ikisi, 'Rabbimiz kendimize yazık ettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz' dediler. 'Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz, orada yaşar, orada ölürsünüz, orada dirilirsiniz' dedi."

Bu ayette geçen cennetteki yasak ağaç, Sümer Mitosu’nda cennet olarak geçen Dilmun’un yasak şifalı bitkileridir. Âdem ile Havva’nın cezası cennetten kovulmak, Tanrı Enki’nin cezası ise hastalanmak olmuştur.


Şimdi, Sümer'e sizler tarafından gönderilen peygamber, bu çok tanrılı kurgu içerisinde Dilmun'da olan hikayeyi böyle tebliğ etti de Kuran'a ise böyle yansıdı gibi bir durum söz konusu olabilir mi?


Kırmızı ile vurgulamaya çalıştığım yerler, Ortadoğu'nun bilinç altında kalarak binyıllarca yaşamını sürdürdü. Nesilden nesile, ülkeden ülkeye anlatılırken biçim değiştirdi. Ve Tevrat'a girdi. Tevrat'ın bir benzeri olan Kuran'da bu hikaye, sanki bir tek tanrının işiymiş gibi anlatılıyor (ki bu ufak bir örnek. Kuran böyle hikayelerle doludur). Ama siz bu hikayeleri bilmiyorsunuz, bilmeye çalışmıyorsunuz. Bilirseniz, Kuran'ı okuduğunuzda daha net göze çarpar.



Ezbere tahminlerden vazgeçin. Ya iddialarınızı delillendirin veya iddia sunmayın. Bu konuları keyfi iddialarla konuşmak imkansızdır.

mongus
05-11-2009, 02:09
biz sümerlileri ve yaşantılarını inkar etmiyoruzki,kuran-ı kerimde ayetlerle belirtilen kavimlerin sapık inanç veyahut inançsızlıklarından dolayı insanca yaşamamalarından doğan helaklarından bahsediyoruz , insanların sümerlerden sonra geliştirdiği deri üzerine yazım, dahada modernleşip, vahiy yoluyla gelen bilgileri insanlığa sunmak için kitaplaştırdığını savunuyoruz. siz hem modern bir yaşam tarzından bahsedip hemde insanların geliştirdiği kağıda yazarak yaygınlaştırdığı ilahi inançları onların yazmış olduğunu, kanıtlar olmadan ortaya koymak niyetindesiniz, yani size göre sümerlerin o çağlarda o kadar modern yaşayıp tabletlere yazdığı bilgileri doğrulayıp , sonradan daha kolay kaynak sağlayıcı kağıdı bulan insanları ve daha doğru gerçeklerin kitaplaştığı şeyin insan eliyle yazıldığını kanıt olmaksızın ortaya koyuyosunuz.bu sitede bize büyük değil, sonuçta her zaman insanoğlu fikir paylaşımı yapmıştır . bir doğru yol varsa o bulunmaya çalışılıyo, bu site size fazla büyük demeyi, bir mağlubiyet yada söylenenlere dayanamamak olarak algılarım.

mongus
05-11-2009, 02:26
kuran-ı kerimde bahsedilen kavimler var bunların çeşitli isimleri var , mesela bu neden semud kavmi olmasın, yada ismi verilmeyen bir çok kavimin oluşundan bahseder, tabiki peygamberler çağrı yaptığı için , istenmiyosa, büyücü veye yalancı olarak kovulup , hor görülüyosa ismi yazılı olmayabilir yada farklı bir isimle çağrıştırılabilir, niye böyle birşeyi düşünmeyelim. onların da kendi çıkarları uğruna ya o daha önce gelen yaratılış haberlerini ve yaşama kurallarını kendi çıkarları uğruna ihtiras ve her türlü zenginlik,rahat yaşama, kimin eli kimin cebinde bi hayat yaşamak istemediklerini nerden bilelim.sonuçta o zaman emperyalizm ve para yoktu çünkü çok fazla iş gücüde yoktu, dönemin 5 -10 tane akıllı geçineni kendi çıkarlarına insanları kullanıp yanlışa sevketmesi gibi bakıyorum, çok doğal bi insan görüşü bu.

mindar
05-11-2009, 13:35
benim anlatmaya çalıştığım sümerlerle alakalı bilgiye muhammedin nasıl ulaştığı
biz bile şu anki teknoloji ile kazılarda çıkan metaryeller ile bazı bilgileri bulabiliyoruz muhammed döneminde nasıl yapıldı bu?
benim burdaki tahminim eski dinlerden gelen bir bilgi birikimi kalıtısı olduğunu düşünüyorum.
allah da hükmü değiştirmediği için kuranda da ondan önce gönderdiği hükümlerinde de aynı şeylerden bahsetmiş olması muhtemel.

AhbAp
05-11-2009, 14:17
biz sümerlileri ve yaşantılarını inkar etmiyoruzki,kuran-ı kerimde ayetlerle belirtilen kavimlerin sapık inanç veyahut inançsızlıklarından dolayı insanca yaşamamalarından doğan helaklarından bahsediyoruz , insanların sümerlerden sonra geliştirdiği deri üzerine yazım, dahada modernleşip, vahiy yoluyla gelen bilgileri insanlığa sunmak için kitaplaştırdığını savunuyoruz. siz hem modern bir yaşam tarzından bahsedip hemde insanların geliştirdiği kağıda yazarak yaygınlaştırdığı ilahi inançları onların yazmış olduğunu, kanıtlar olmadan ortaya koymak niyetindesiniz, yani size göre sümerlerin o çağlarda o kadar modern yaşayıp tabletlere yazdığı bilgileri doğrulayıp , sonradan daha kolay kaynak sağlayıcı kağıdı bulan insanları ve daha doğru gerçeklerin kitaplaştığı şeyin insan eliyle yazıldığını kanıt olmaksızın ortaya koyuyosunuz.bu sitede bize büyük değil, sonuçta her zaman insanoğlu fikir paylaşımı yapmıştır . bir doğru yol varsa o bulunmaya çalışılıyo, bu site size fazla büyük demeyi, bir mağlubiyet yada söylenenlere dayanamamak olarak algılarım.

Hiç öyle algılama. Bence neyin ne olduğunun gayet iyi farkındasın. Burada bu konuyla ilgili kanıt istiyorsunuz, veriyoruz beğenmiyorsunuz. Beğenmemezliğiniz karşı kanıtlarla desteklense anlayacağım ama onu da yaptığınız yok. Ne kendi söylediğinin kanıtını sunuyorsun, ne de karşı kanıtları. Açık sorulara da yanıt vermiyorsunuz. Bunlara rağmen bizler mağlup ve söylenenlere dayanamayan kişiler mi olduk? Üstelik bizim sizi mağlup etme gibi bir niyetimiz yokken. İşte, elde kanıt olmadığı halde bu kadar rahatça serbest atış yapmanızın ve olayı saptırmanızın altındaki psikolojik neden aynı: Mağlup olmamak! Hiç telaş yapma, böyle bir savaş yapmıyoruz. Bildiklerimiz farklı kaynaklara dayanıyorsa, bu son derece normal. Anormal olan ise, sizin hiç kaynak göstermemeniz, boş iddialar sunmanız ve sorulara yanıt vermemeniz. Eee, o halde neden karşılıklı yazışıyoruz? Bir anlamı var mı?

kuran-ı kerimde bahsedilen kavimler var bunların çeşitli isimleri var , mesela bu neden semud kavmi olmasın, yada ismi verilmeyen bir çok kavimin oluşundan bahseder, tabiki peygamberler çağrı yaptığı için , istenmiyosa, büyücü veye yalancı olarak kovulup , hor görülüyosa ismi yazılı olmayabilir yada farklı bir isimle çağrıştırılabilir, niye böyle birşeyi düşünmeyelim.

Al işte bak gördün mü?

1. "Mesela" Sümer'in Semud Kavmi olduğunu bize kanıtla.
2. Sümer'in, Kuran'da adı verilmeyen helak edilmiş kavimlerden biri olduğunu bize ispatla.
3. Adı Kuran'da geçsin ya da geçmesin, Sümer'in bir tanrı tarafından helak edildiğini bize ispatla.

Meselalarla veya bencelerle değil, kaynaklarıyla ispatla.

onların da kendi çıkarları uğruna ya o daha önce gelen yaratılış haberlerini ve yaşama kurallarını kendi çıkarları uğruna ihtiras ve her türlü zenginlik,rahat yaşama, kimin eli kimin cebinde bi hayat yaşamak istemediklerini nerden bilelim.

1. Sen Sümer dini için yaptığın bu sorgulamayı İslam için de yaptın mı?
2. Yaptıysan nasıl bir metod izledin (kaynak araştırman olmadığı için bunu nasıl yaptığını inan çok merak ediyorum)? Yoksa derin hissiyatın sayesinde "kalbine" mi doğdu?
3. Yapmadıysan hala neden yapmadın?
4. Sümerliler ile ilgili bu iddianı kanıtlayacak elinde herhangi bir kaynak var mı (yoktur mutlaka ama ben tartışmayı ciddiye alıp gene de sormuş olayım, sen istersen gene cevap ver(e)me)?

sonuçta o zaman emperyalizm ve para yoktu çünkü çok fazla iş gücüde yoktu, dönemin 5 -10 tane akıllı geçineni kendi çıkarlarına insanları kullanıp yanlışa sevketmesi gibi bakıyorum, çok doğal bi insan görüşü bu.

Sümerliler, bugün bizim anladığımız şekilde resmi bir para kullanmadılar. Ancak para olarak kullandıkları çeşitli şeyler vardı. Sizlerin araştırmadığı için anlamadığınız şey, Sümerlilerin nasıl bir hayat tarzına sahip olduğudur. Bu uygarlığın (uygarlık diyorum, sizin anladığınız şekilde basit bir kavim değil. Zaten Kuran'da sözünü ettiğiniz o kavimler yahudi kavimlerdir.) bundan 4500-5000 yıl önce yazılı kanunları, vergi hükümleri, ticaret antlaşmaları vs. vardı. Bir sümer atasözü: "Bir beyiniz olabilir, bir kralınız olabilir fakat insan ancak vergi tahsildarlarından korkar". Vergi ve parasal konularda ölçü birimi "şegel" idi. 5 şegel= (yaklaşık)40 gr gümüş. Neyin, ne zaman, ne kadar ödeneceği kanunlarla belirtilmiştir.

Sümerliler kendi içlerinde ve diğer toplumlarla ciddi ticaret ağları kurmuşlardır (kurmuş olabilirler demiyorum, bunları bize anlatan sayısız kaynak var elimizde). Yeterince iş gücü, ticarete konu mal ve kanun vardı. Siz Sümer deyince, taş devri zamanından bir kabile anlıyorsunuz, yanlışınız da buradan kaynaklanıyor zaten. Sümer zamanında din, soyut şeyleri somutlaştırmak için kullandıkları bir araçtır. Bugün bunu yapmamızı sağlayan bilim var. Ama sizin ne Sümerlerden ne de bilimden haberiniz var.

O söylemiş olduğun 5-10 tane akıllı, tek tanrılı dinlerin peygamberleri ve çevresindekilerdir. Onları sanki sorguladın ve temize çıkardın da, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve sorulduğunda ne bir kaynak ne de bir cevap verdiğin bir uygarlığı suçluyorsun.

İslam'ı hala geçerli kaynaklarla savunamadığınızı, kendi kitabınızda ve kendi inanış biçiminizde ciddi boşluklar olduğunu ne zaman anlayacaksınız? Kendi dininizi daha iyi öğrenmek adına olsun, biraz araştırın yahu!

AhbAp
05-11-2009, 14:53
benim anlatmaya çalıştığım sümerlerle alakalı bilgiye muhammedin nasıl ulaştığı
biz bile şu anki teknoloji ile kazılarda çıkan metaryeller ile bazı bilgileri bulabiliyoruz muhammed döneminde nasıl yapıldı bu?

Kimsenin "Muhammed tabletleri okuyarak İslam dinini uydurdu" gibi bir iddiası yok zaten. İslam dini, doğrudan Sümer'den etkilenmemiştir. Kuran, Tevrat'ın bir kopyasıdır. Tevrat, kendinden önceki inanışlardan etkilenmiştir. Ve tüm bu inanışların kökeni Sümer'e dayanır.

allah da hükmü değiştirmediği için kuranda da ondan önce gönderdiği hükümlerinde de aynı şeylerden bahsetmiş olması muhtemel.

Muhtemel değil. İki nedenden ötürü:

1. Bundan 4000-5000 yıl önce tabletlerde anlatılan hikayelerle, Kuran'daki araklama masallar birebir aynı değil. Kurandakiler ve Tevrattakiler, binlerce yıl söylenegelen bu efsanelerden etkilenmiş, işin iç yapısını değiştirerek bunu tek tanrıya bağlamışlardır.

2. Muhtemel olduğunu söylediğin şeye Kuran karşı çıkar. Muhammed bu olayları anlattığında çevresindekiler, onun yeni birşey anlatmadığını, bunun eski efsaneler olduğunu söylüyorlardı. Muhammed buna karşı çıkmıştır ve delil istemiştir. Buna dair Kuran ayetleri:

Furkan 4-6: İnkar edenler, “Bu Kuran, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. “(Bu Kuran, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. (Ey Muhammed!) de ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Hûd 13: Yoksa “onu (Kuran’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sure getirin.
Enbiya 24: Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”
Fatır40: De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaat etmezler.
Ahkaf 4: De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
Hakka 51: Şüphesiz Kuran, gerçek kesin bilgidir.

Yukarıdaki ayetlerde İslam'ın karşıt çıkışı çok net. Eski efsaneleri reddediyor, bilgilerin kaynağının sadece Allah olduğu vurgulanıyor. Ahkaf 4'te de, kendine çok güvenli bir şekilde, "Hadi varsa bir bilgi kalıntısı getirin de görelim" diyor. Elbette, dünyayı durağan kabul eden ve hep öyle kalacağını sanan Muhammed, kendisinden yüzlerce yıl sonra, bu efsaneleri barındıran tabletlerin gün ışığına çıkacağını bilemezdi!

ozgurrr
05-11-2009, 15:04
Ahbap bu arkadaşlar Sümer Uygarlığını Medeniyetini bilmedikleri, okuyup araştırmadıkları için ne desen ne kaynak versen boş. Sizinde dediğiniz gibi bu medeniyetleri hayran oldukları arap çöl kabileleri gibi sanıyorlar.

Sümerlerle ilgili değil ama Babil'İn Hamurabi kanunlarını bir okusunlar ve Kur'an hukuku ile karşılaştırsınlar çok daha detaylı ve kapsamlı olduğunu göreceklerdir. ( Bir kısmı günümüze ulaşamamış malesef ama kalanlar bile yeterli)

Bu arada bu yasa tanıdık geliyor mu biryerden ?

155. bir kişi bir kızı kendi oğlu ile nişanlarsa ve oğlu da o kızla ilişkiye girerse ve bundan sonra baba kızı kirletirse ve birlikte basılırlarsa baba bağlanarak suya atılır.

mindar
05-11-2009, 17:22
Ahbap bu arkadaşlar Sümer Uygarlığını Medeniyetini bilmedikleri, okuyup araştırmadıkları için ne desen ne kaynak versen boş. Sizinde dediğiniz gibi bu medeniyetleri hayran oldukları arap çöl kabileleri gibi sanıyorlar.

Sümerlerle ilgili değil ama Babil'İn Hamurabi kanunlarını bir okusunlar ve Kur'an hukuku ile karşılaştırsınlar çok daha detaylı ve kapsamlı olduğunu göreceklerdir. ( Bir kısmı günümüze ulaşamamış malesef ama kalanlar bile yeterli)

Bu arada bu yasa tanıdık geliyor mu biryerden ?

155. bir kişi bir kızı kendi oğlu ile nişanlarsa ve oğlu da o kızla ilişkiye girerse ve bundan sonra baba kızı kirletirse ve birlikte basılırlarsa baba bağlanarak suya atılır.

halen anlatamadık diyoruzki muhammedden öncede peygamberler geldi olası bi ihtimal sümerlerden öncede bir peygamber gelmiş olabilir. allah hep aynı hükmü indirdi. o yüzden muhaammed dönemindekiler ile benzerlik gösteriyor.

bu arada o yasa bana tanıdık gelmedi..

birde genel bi soru
Allah yoksa elinize ne geçecek neyden kurtulacaksınız?
neyi çözmüş neyin sırrına ermiş olacaksınız.?

ozgurrr
05-11-2009, 18:49
Mindar yakında size cevap yazmamak için ant edicem ay'a güneşe yıldızlara :)
sürekli aynı şeyleri söylemek kendi beyninizi yıkama metodunuz olabilir ama burada işe yaramıyor. Sümerde Babilde tek tanrı inanışı yok peygamber yok mesih yok bunlar yazılı çizili dolayısı ile ALLAH'ın Hükmü değişmez diyip durma artık ne Allahı ne peygamberi o dönemim Tanrılarını bir araştır hangisi Allah bize söyle bir zahmet .

VraeL
05-11-2009, 20:12
Yorumları genel itibariyle okudum. Güncel olarak cevap yazardım fakat iş ve üniversite bir arada olunca sosyal yaşama pek vakit kalmıyor.

İlk olarak şunu söylemek isterim, bu başlık altındaki yazımın giriş bölümünde yazının içeriğine dair karşıt tezler (tez denilemez ya neyse) savunanlara karşı, bizden de karşıt tezler ayrı bir yazı olarak gelecek demiştim.
O yüzden bu başlık altında gördüğüm karşıt tezlere de tek tek cevabım olacak o yazımda.
(biz derken kendimi kastediyorum, hoş bir üslüp oluyor o yüzden, yanlış anlaşılmasın, Allahlaşmak istemem:})
Fakat öyle şeyler okudum ki bu başlık altında yinede 1-2 şeye deyinmeden duramayacağım.

Öncelikle şunu söyleyim bu başlık altında gördüğüm karşıt görüşler, önceki yazıma gelen karşıt görüşlerle kıyaslanınca biraz şey kalıyor. Antika (yoksa siz karşıt görüş bildiren arkadaşlardamı sümerlerden kaldınız). Gerçi bu sözümden o karşıt görüşleri yücelttiğimi düşünmeyin, onlarda şahsımca çürütüldü.

İlk şaşkınlığımdan başlayayım. Okuma sorunu. Tembellik yada objektif bakamama sorunuda denilebilir:
Karşıt görüş bildiren arkadaşlar 1. yazımın altındaki yorumların 1 kelimesini bile okumamışlar. Okusalardı, burda sundukların görüşlerin âlâsını çürüten bir ton yorumu, soruyu ve mantığı o başlık altında yazdığımı görürlerdi. Haliylede buraya gelip böyle saçmalamazlardı.
(Böyle olacağını bildiğim için zaten ayrı bir yazı olarak tekrar yazmayı planlıyorum karşıt tezleri. İnsanlar okuma zahmetinde bulunmuyor yorumları)

İkinci olarak bir skandal'a değinmek isterim. Kaynak skandalı.
"Nerden biliyorsunuz, kaynak nedir, dayanağınız nedir" vs şeyler söylenmiş.
Artık bu arkadaşların kesin ve kesin 1. yazımın altındaki yorumları okumadığını anladım. Çünkü orda kırmızı renk ile belirtmiş idim kaynakları.

Geldik en komiğine:
Sümerler 6000-5000 yıl önce yaşayan, yoldan çıkmış bir kavimdir" anlayışı nasıl oldu da bu insanların zihnine yerleşti anlam verebilmiş değilim. Şu yukardaki karşıt görüşe sahip insanların yorumlarını bir okuyorum da sümerler hakkındaki bilgilerinin, vikipedia'dan bakılarak 2 dakikada öğrenilmiş yüzeysel bilgiden ileriye gitmediğini görüyorum.

Evet, geldik Takmama/ilgi göstermeme/görmezlikten gelerek farklı konuda cevap verme olayına.
Gördüğüm kadarıyla yazımdaki fikirleri savunan arkadaşların yorumlarındaki o can alıcı detaylar, sorular, mantıksal açıklamalar, yazıma karşıt tez sunan kesimce atlanıyor ve kâle alınmıyor.

Şimdilik belirtmek istediğim şeyler bunlar. Dediğim gibi, yazımı bekleyin, gelin orda tartışalım, gelin orda sunun görüşlerinizi...

Bu arada yazımı beğenerek takip eden arkadaşlara ilgilerinden dolayı teşekkür ederim.

Saygılarımla...

mindar
06-11-2009, 00:13
şu fikriniz hiç adil değil
siz bilgileri araştırıp kazılar yapıp tabletleri okuyup yapmışsınız gibi yok google yok wikipedia dan almışız iddaalarısunuyorsunuz
sizin bilgilerinizi aldığınız kaynakalr bizimkilerden çok mu farklı çok farklı ise
sizin bilgilerinin doğruluğunun hakemi kim ölçüsü ne. sizin gibi düşünen de var bizim gibi düşünen de hadi çık işin içinden ..
biraz saygılı olun lütfen hep aynısını yapıyorsunuz sizin kaynak kaynak değil bizim kaynak süper kaynak tartışılmaz kaynak havasındasınız.
ayaklarınız yere bassın lütfn.

mongus
06-11-2009, 01:33
Hiç öyle algılama. Bence neyin ne olduğunun gayet iyi farkındasın. Burada bu konuyla ilgili kanıt istiyorsunuz, veriyoruz beğenmiyorsunuz. Beğenmemezliğiniz karşı kanıtlarla desteklense anlayacağım ama onu da yaptığınız yok. Ne kendi söylediğinin kanıtını sunuyorsun, ne de karşı kanıtları. Açık sorulara da yanıt vermiyorsunuz. Bunlara rağmen bizler mağlup ve söylenenlere dayanamayan kişiler mi olduk? Üstelik bizim sizi mağlup etme gibi bir niyetimiz yokken. İşte, elde kanıt olmadığı halde bu kadar rahatça serbest atış yapmanızın ve olayı saptırmanızın altındaki psikolojik neden aynı: Mağlup olmamak! Hiç telaş yapma, böyle bir savaş yapmıyoruz. Bildiklerimiz farklı kaynaklara dayanıyorsa, bu son derece normal. Anormal olan ise, sizin hiç kaynak göstermemeniz, boş iddialar sunmanız ve sorulara yanıt vermemeniz. Eee, o halde neden karşılıklı yazışıyoruz? Bir anlamı var mı?

Al işte bak gördün mü?

1. "Mesela" Sümer'in Semud Kavmi olduğunu bize kanıtla.
2. Sümer'in, Kuran'da adı verilmeyen helak edilmiş kavimlerden biri olduğunu bize ispatla.
3. Adı Kuran'da geçsin ya da geçmesin, Sümer'in bir tanrı tarafından helak edildiğini bize ispatla.

Meselalarla veya bencelerle değil, kaynaklarıyla ispatla.



1. Sen Sümer dini için yaptığın bu sorgulamayı İslam için de yaptın mı?
2. Yaptıysan nasıl bir metod izledin (kaynak araştırman olmadığı için bunu nasıl yaptığını inan çok merak ediyorum)? Yoksa derin hissiyatın sayesinde "kalbine" mi doğdu?
3. Yapmadıysan hala neden yapmadın?
4. Sümerliler ile ilgili bu iddianı kanıtlayacak elinde herhangi bir kaynak var mı (yoktur mutlaka ama ben tartışmayı ciddiye alıp gene de sormuş olayım, sen istersen gene cevap ver(e)me)?



Sümerliler, bugün bizim anladığımız şekilde resmi bir para kullanmadılar. Ancak para olarak kullandıkları çeşitli şeyler vardı. Sizlerin araştırmadığı için anlamadığınız şey, Sümerlilerin nasıl bir hayat tarzına sahip olduğudur. Bu uygarlığın (uygarlık diyorum, sizin anladığınız şekilde basit bir kavim değil. Zaten Kuran'da sözünü ettiğiniz o kavimler yahudi kavimlerdir.) bundan 4500-5000 yıl önce yazılı kanunları, vergi hükümleri, ticaret antlaşmaları vs. vardı. Bir sümer atasözü: "Bir beyiniz olabilir, bir kralınız olabilir fakat insan ancak vergi tahsildarlarından korkar". Vergi ve parasal konularda ölçü birimi "şegel" idi. 5 şegel= (yaklaşık)40 gr gümüş. Neyin, ne zaman, ne kadar ödeneceği kanunlarla belirtilmiştir.

Sümerliler kendi içlerinde ve diğer toplumlarla ciddi ticaret ağları kurmuşlardır (kurmuş olabilirler demiyorum, bunları bize anlatan sayısız kaynak var elimizde). Yeterince iş gücü, ticarete konu mal ve kanun vardı. Siz Sümer deyince, taş devri zamanından bir kabile anlıyorsunuz, yanlışınız da buradan kaynaklanıyor zaten. Sümer zamanında din, soyut şeyleri somutlaştırmak için kullandıkları bir araçtır. Bugün bunu yapmamızı sağlayan bilim var. Ama sizin ne Sümerlerden ne de bilimden haberiniz var.

O söylemiş olduğun 5-10 tane akıllı, tek tanrılı dinlerin peygamberleri ve çevresindekilerdir. Onları sanki sorguladın ve temize çıkardın da, hakkında hiçbir şey bilmediğin ve sorulduğunda ne bir kaynak ne de bir cevap verdiğin bir uygarlığı suçluyorsun.

İslam'ı hala geçerli kaynaklarla savunamadığınızı, kendi kitabınızda ve kendi inanış biçiminizde ciddi boşluklar olduğunu ne zaman anlayacaksınız? Kendi dininizi daha iyi öğrenmek adına olsun, biraz araştırın yahu!
ahbap söylediklerimi anlamamşsın, benimde bir mağlup etme gibi niyetim yok fakat bu site size büyük demek ve beni alçaltmak, fikir ve kanıt savunan bireyin söylemi olamaz.ben şunu anlatıyorum sümerler tablelere yzı yazmıştır, bugün sümere ait bi insan yoktur ve sümerden 1000 yıllar sonra gelen insanoğlu kağıdı icad etmiştir. demekki sadece sümerler bir şeyler yapmıyodu, doğru inançla yaşayanlarda vardı.sümerler benim fikrimce normal bi yaşam sürmüyorlardı.,sen sümerlerin yazdığı şeylerin toprak altından çıkan tabletlerin doğruluğunu,bende insanoğlunun daha modern bir icad olan ve toprak altında kalmayan kağıdın, kitaplaşıp bugüne geldiğini savunuyorum, bunun ışığında sen tabletlere ve sümer inancına dayanarak, bugün bulunan tabletleri bir kanıt sayıyosun,bende toprak altında kalmayan ve bugüne gelen kitabın , hiç bir şekilde bozulmadan geldiğini savunuyorum anlatmak istediğim senin kanıtın toprak altı ve 1000 yıllar sonra çıkan tabletler, benim kanıtım, 1400 yıl önce vahiy yoluyla inen ve insanlığın birçoğounun bildiği , bir çoğunun inandığı ve aklı selim bir biçimde doğru olduğunu gözlemlediği kuran-ı kerimdir.sen sümerin tabletlerini kanıt gösteriyosun , bende islamın kitabını, arada hiç bi fark yok.sümerin adı geçsin veya geçmesin kanıtla olayı, sümerlerde yazmayan bu söylemlerin, kuran-ı kerimde, adı geçmeyen kavimlerde var oluşuda bi kanıttır.benim kaynağımda yine kuran-ı kerim,nasıl senin kaynağın sümer tabletleriyse benim de kuran-ı kerim.dediğm gibi kavimlerin yada senin tabirinle uygarlığın ileri gelenleri doğruluğa çağıran peygamberi istememeiştir ve kovmuştur,çünkü halkın o kanunlara inanarak yaşamasını kendi çıkarlarına tehdit unsuru görmüşlerdir.sümer atasözüde bana, beylerin, kralların tahsildarlarının , insanlara zorunlu dayatmalarını ve zor kullandığı izlenimini veriyo, çünkü o inanış tarzında adalet ve vicdandan bahsedilemez,halkı köle gibi görüp, yasalar uygulamış, ona ters düşen insanları ortadan kaldırmış izlenimi doğar.zaten kuran-ı kerimde bir ayette o toplulukların nizami güç elde ettiği askeri bir güce sahip olduğu, yoldan geçen kervanları soyduğu, onlara hükmedebildiği yazar.onun için sen bana tablet ve eski tarihi gösterirsin , bendede sana kitabı ve tarihi gösteririm.romadaki pompei halkının insanlara örnak teşkil etmesi gerekir, kuran- kerimin ne kadar haklı ve ilahi bir kitap olduğunun , helaka sebebiyet verecek şeylerin insanlardan tarafından yazılmadığının kanıtıdır.

AhbAp
06-11-2009, 01:46
ahbap söylediklerimi anlamamşsın, benimde bir mağlup etme gibi niyetim yok fakat bu site size büyük demek ve beni alçaltmak, fikir ve kanıt savunan bireyin söylemi olamaz.ben şunu anlatıyorum sümerler tablelere yzı yazmıştır, bugün sümere ait bi insan yoktur ve sümerden 1000 yıllar sonra gelen insanoğlu kağıdı icad etmiştir. demekki sadece sümerler bir şeyler yapmıyodu, doğru inançla yaşayanlarda vardı.sümerler benim fikrimce normal bi yaşam sürmüyorlardı.,sen sümerlerin yazdığı şeylerin toprak altından çıkan tabletlerin doğruluğunu,bende insanoğlunun daha modern bir icad olan ve toprak altında kalmayan kağıdın, kitaplaşıp bugüne geldiğini savunuyorum, bunun ışığında sen tabletlere ve sümer inancına dayanarak, bugün bulunan tabletleri bir kanıt sayıyosun,bende toprak altında kalmayan ve bugüne gelen kitabın , hiç bir şekilde bozulmadan geldiğini savunuyorum anlatmak istediğim senin kanıtın toprak altı ve 1000 yıllar sonra çıkan tabletler, benim kanıtım, 1400 yıl önce vahiy yoluyla inen ve insanlığın birçoğounun bildiği , bir çoğunun inandığı ve aklı selim bir biçimde doğru olduğunu gözlemlediği kuran-ı kerimdir.sen sümerin tabletlerini kanıt gösteriyosun , bende islamın kitabını, arada hiç bi fark yok.sümerin adı geçsin veya geçmesin kanıtla olayı, sümerlerde yazmayan bu söylemlerin, kuran-ı kerimde, adı geçmeyen kavimlerde var oluşuda bi kanıttır.benim kaynağımda yine kuran-ı kerim,nasıl senin kaynağın sümer tabletleriyse benim de kuran-ı kerim.dediğm gibi kavimlerin yada senin tabirinle uygarlığın ileri gelenleri doğruluğa çağıran peygamberi istememeiştir ve kovmuştur,çünkü halkın o kanunlara inanarak yaşamasını kendi çıkarlarına tehdit unsuru görmüşlerdir.sümer atasözüde bana, beylerin, kralların tahsildarlarının , insanlara zorunlu dayatmalarını ve zor kullandığı izlenimini veriyo, çünkü o inanış tarzında adalet ve vicdandan bahsedilemez,halkı köle gibi görüp, yasalar uygulamış, ona ters düşen insanları ortadan kaldırmış izlenimi doğar.zaten kuran-ı kerimde bir ayette o toplulukların nizami güç elde ettiği askeri bir güce sahip olduğu, yoldan geçen kervanları soyduğu, onlara hükmedebildiği yazar.onun için sen bana tablet ve eski tarihi gösterirsin , bendede sana kitabı ve tarihi gösteririm.romadaki pompei halkının insanlara örnak teşkil etmesi gerekir, kuran- kerimin ne kadar haklı ve ilahi bir kitap olduğunun , helaka sebebiyet verecek şeylerin insanlardan tarafından yazılmadığının kanıtıdır.

Yok arkadaşım, anlamayan sensin.

Yaptığını tekrardan başka birşey değil şu yukarıdaki alıntı.

Sorulara cevap var mı? Yok.

İddiaları destekleyecek kaynak? Yok.

Kafadan sallama tarih ve din tezleri? Çok.

Tablet-kağıt karşılaştırması yapmışsın bir de. Sen bana Kuran'ın orijinalini bir göstersene? Hani şu kağıda basılan Kuran'ın?

Ben sana orijinal tablet gösterebilirim.

Ama neyse... İşte bu yüzden bu site büyük gelir dedim. Hakaret için değildi. Böyle bir sitede karşılıklı bir tartışmanın faydalı olabilmesi için, sorulara cevap verilmeli ve kaynaklarla konuşulmalı diye düşünüyorum. Ama bunu sende göremiyorum.

Ve artık beklemiyorum da, istemiyorum da.

Kal sağlıcakla!

ozgurrr
06-11-2009, 01:59
Mongus bende toprak altında kalmayan ve bugüne gelen kitabın , hiç bir şekilde bozulmadan geldiğini savunuyorum

demişsinsana çok net bazı sorular sorucamlütfen sende net cevap ver

Peygamberiniz 62 yaşına kadar yaşadı her türlü imkanı vardı ama Kur'anı derleyip neden kitap haline getirip çoğaltıp korunmasını sağlamadı ? Bir peygamberin en temel görevi bunu yapmak değilmidir ?

Varsayalım ki Allah sizi peygamber olarak seçti var bir melek aracılığı ile size ayetler gönderdi bunları korumak ve yaymak için nasıl bir yöntem uygulardınız ? Ölene kadar toplamadan bekleyip aman ne olacak benden sonra nasılsa yazarlar mı derdiniz ? Yoksa tamamlayıp derleyip sıralayıp hazır bir şekilde en güvendiğiniz insanlara mı emanet ederdiniz ?

mongus
06-11-2009, 02:08
bak bende sana pompei halkını örnek veriyorum, pompei halkı kazılardan yeni yeni çıkmıştır, eğer muhammed ve yandaşları bunu eliyle yazdıysa , neden daha önce böyle bir şey ne sümerde nede başka bir yerde var ve insanlara böyle bir ibret veren olayı yapan kimdir, neden en kötü biçimde yakalanmışlardır , insanlar helak ayetlerini nasıl uydurmuş olabilir ,onlardan hiç bir insan kalmadığı halde, ve kuran-ı kerim modernleşip kitaba dönüştü toprak altında kalmadı,osman zamanında kitaplaştı , yaygınlaşan ve modrnleşen,toprak altında kalmayan bilgilerin , ilk yazılımı olan deri vs. yakılp yok edilmiştir.o yüzden hep orjinal bir şeyler istemek modern çağla bağdaşmaz.yazmamı istemiyosanda yazmam ahbap, farketmez.

AhbAp
06-11-2009, 02:14
bak bende sana pompei halkını örnek veriyorum, pompei halkı kazılardan yeni yeni çıkmıştır, eğer muhammed ve yandaşları bunu eliyle yazdıysa , neden daha önce böyle bir şey ne sümerde nede başka bir yerde var ve insanlara böyle bir ibret veren olayı yapan kimdir, neden en kötü biçimde yakalanmışlardır , insanlar helak ayetlerini nasıl uydurmuş olabilir ,onlardan hiç bir insan kalmadığı halde, ve kuran-ı kerim modernleşip kitaba dönüştü toprak altında kalmadı,osman zamanında kitaplaştı , yaygınlaşan ve modrnleşen,toprak altında kalmayan bilgilerin , ilk yazılımı olan deri vs. yakılp yok edilmiştir.o yüzden hep orjinal bir şeyler istemek modern çağla bağdaşmaz.yazmamı istemiyosanda yazmam ahbap, farketmez.

Kardeşim yaz. Ben senin yazmana nasıl karışırım. Yaz da, ben ne diyeceğimi şaşırdım senin yazdıklarına.

Pompeii Ortadoğu'nun neresinde göster bana. Pompeii halkının helakı Kuran'da nerede anlat bana. Bu örneği niye verdin, aydınlat beni.

Yaz kardeşim yaz. :) Ne diyeyim?

ozgurrr
06-11-2009, 02:20
Geçenlerde national'da seyretmiştim İtalya'da bir yer volkan patlayınca herkes kül oluyor volkan'ı Allah mı patlatmış ?

mongus
06-11-2009, 02:30
kavim yada uygarlıkları ortadoğuyla sınırlandırmak,ne tarihe nede kitaba uymazki,ben diyorumki kuran-kerimde nice halk ve kavimler olmasından bahseder , bu pompei halkına örnek lut kavmi var kitapta zaten örneklendirmeler vardır.bu gün günyüzüne çıkan pompei halkı da insanlığın çalışmasının bir ürünüdür.insanların ters yaşantıdan ibret almasını sağlayan bir görüntüdür, buda insanların baktıkça, araştırdıkça ayetleri maddelerlede görebileceği anlamını taşır.zaten araştırırsan semud ve ad kaminin birbirinden uzak bir coğrafyada olduğunu görürsün, insanlığın ilk yaşayıp fazla bir coğrafyaya dağılamadığı yıllarda bu ortadoğu ve çevresinde olan şeylerdi , sonrasında dağılan insanlık nerde Allah hükümlerine ve yaratılış gayesine ters düştüyse orda azaba yakalanmıştır.bu görüntelerden yola çıkıp, insanların ters yolda olduğunu ve ilahi bir inancın sadece sümerin, semudun, ad'ın vs. helaka uğramadığı, ilhi bir gücün her yere hakim olabileceği, denize yakın bir yerde hiç birinin kurtulamadığını,insanın ilahi bir güce asla karşı koyamıyacağının delilidir.

ozgurrr
06-11-2009, 02:33
Mongus yine cevap yok olsun biz yine soralım

Neden arkeolojik kazılarda bunca şey bulunurken Allah tarafından taşa dönüşmüş ya da maymuna dönüşmüş kavimler ait birşey bulunamıyor ?

mongus
06-11-2009, 02:35
orda insanlar var görmedinmi , sonra fırına yeni atılmış bi ekmekte bulunmuş.

ozgurrr
06-11-2009, 02:45
Gördümde volkan patlamış bunu national geographic'te çok güzel anlattılar bazı şeyler bozulmamış sebepleri ile açıklıyorlardı şimdi çok hatırlamıyorum bulup seyredersin merak ediyorsan.

mongus
06-11-2009, 03:05
maddevi olan herşey sebeptir,fakat sebepleri doğuran şeylerde vardır, bundaki gerçekliği ve ters ilişkileri,insanlrın zevki sefadan başka hiç bir şey düşünmedikllerini,isanın o dönem getirdiği hükümleri hiçe saymalarının bir karşılığı olduğunu görmezdenmi geliyosun. apaçık ortada olan her türlü insani yaşantıyı ters kılan şeyler mevcut, bu da ilahi ayetlerle açıklanan , bu olaydan 1000 yıllar önce bahsedilen lut kavminin bir benzeri, bu gün yüzüne çıkan görüntüler,lut kavminin helakı sadece kuran-ı kerimde var ve bahsedilen nice halklardan biride bu ve görünür şekilde.bunu şu ayetle ortaya koyabilirim.De ki: '' yeryüzünde gezip dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın.''RUM suresi-42. işte denildiği gibi Allah kimseye zulmetmez insan kendi kendine zulmeder.insan yaşama gayesinin tersine dönünce hak ona azap olu.