matillda
02-11-2009, 19:35
http://langara.bc.ca/creative-arts/publishing/prm/1999/kurosawa/kurosawa.jpg Akira KUROSAWA
Sinema dünyasında bir çok tekniği ilk kez kullanarak ardından gelen yönetmenlere öncü olmuş,"imparator" lakabıyla anılan büyük usta Akira Kurosawa, yönetmenlik, yapımcılık ve senaristiliğin yanısıra resim konusunda da başarılı bir sanatçıydı.
23 Mart 1910 Yılında Japonya'nın Tokyo şehrinde yedi kardeşin en sonuncusu olarak dünyaya geldi. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında"samuray" kültürüne sıkı sıkıya bağlı olan babasının, baskıcı tutumlarının gölgesinde bunaltıcı dönemler yaşayan ve bu yıllarda içine kapanık bir seyir izleyen Akira'nın resme ardından sinemaya yönelmesi bir tepkime olarak da düşünülebilir. Başarılı çizimlerle kendini oldukça iyi ifade eden Akira, yıllar sonra filmlerinin "storyboard"* çizimlerini de bizzat kendisi yapmıştır.
Büyük kardeşi Heigo Kurosawa o dönemin popüler akımı olan sessiz filmlerde anlatıcılık (benşi) işinde çalışıyordu. Akira bu nedenle bir çok film izleme olanağına sahip oldu.
Ağabeyinin intihar ederek bir diğer kardeşinin de hastalık nedeniyle ölmesi O'nu ruhsal olarak fazlasıyla etkilemiş ileriki yıllarda da zaman zaman depresyon ve ruhsal bunalımlar sonucu defalarca intihara teşebbüs etmiştir.
1936 Yılında Japon yönetmen Kojiro Yamamato' nun yanında yardımcı yönetmenlik yapmaya başladı. İlk yönetmenlik deneyimini, Yamamato ile birlikte çektiği "Uma" adlı filmle sergiledi. Nihayet 1943 Yılında ilk uzun metraj filmi "Sugata Sanshiro" ile sinema kariyerinde yükselmeye başladı. Film judo şampiyonu Sugata Sanshiro' nun gerçek yaşamı baz alınarak sinemaya çekildi. Öte yandan bir erkeğin ihanetini anlatıyordu, bu da dönemin Japonya'sında kabul edilir bir olgu değildi. Bu nedenle filmin bazı bölümleri devlet sansürüne maruz kalmıştır.
1944'de "Içiban Utsukusiku"("En güzel") filmini yönetti,film propaganda niteliği taşıyordu ve askeri bir fabrikada çalışan kadınlarla ilgiliydi.Bir yıl sonrasında da filmin kadın başrol oyuncusu olan Yogo Yaghuchi ile evlendi.
Daha sonra çektiği,"Judo Saga 2" anti-Amerikan eğilimler taşıyordu ve yönetmenin ilk post modern savaş filmi olan "No Regrets for Our Youth"ta eski Japon rejimini eleştiriyordu.
"Tora No O Wo Fumu Otokotaçi" (Kaplanın Kuyruğuna Basanlar; 1945), Vaga Seişun Ni Kuinaş (Gençliğime Hayıflanmıyorum; 1946), "Yoidore Tenshi" (Sarhoş Melek; 1948), "Nora İnu" (Kuduz Köpek; 1949), "Shubun" (Skandal; 1950) gibi filmlerle Japonya'nın en önemli film yönetmeni konumuna geldi.
İlk çıkışını 1950'de yönettiği "Rashomon"la yaptı. Film 1951'deki Venedik Film Festivali'nde Büyük Ödülü aldı. 1952'de de En İyi Yabancı Film Oskarını alan Rashomon, Akira' nın adını dünyaya duyurduğu ilk film oldu. Rashomon, 1952'de oskar adayı olduğunda batılı seyircinin dikkati Japon sinemasına çekilmişti ve bu ciddi bir başarıydı. Bir haydutun ormanda bir samurayı öldürüp karısına tecavüz etmesi sonrası, haydutun, samurayın, tecavüze uğrayan kadının ve tüm bunları izleyen oduncunun olayı farklı açılardan anlattıkları film, gerçeğin göreceli bir kavram olması temasını işliyordu.
http://seventhrow.files.wordpress.com/2007/08/machiko_kyo_rashomon.jpg
Kurosawa'nın filmde kullandığı yeni çekim ve anlatım teknikleri yönetmenin gücünün anlaşılmasını sağladı.
Etkilerini ve eserlerinin esinlerini sinemaya taşıdığı yazarlar arasında O'nun için en önemli olanlar; William Shakespare, Dostoyevski-ki bir açıdan Akira üslubunu belirleyen bir edebiyatçıdır, Maxim Gorky ve Evan Hunter gibi edebiyat ustalarıdır.
1951 Yılında Dostoyevski uyarlaması "Hakuchi" (Budala),1957 Yılında Shakespare uyarlaması "Komonosu Ja"(Kanlı Taht) ve Gorky uyarlaması "Donzoko"(Ayak Takımı) buna en iyi örneklerdir diyebiliriz. İki tarih arasında yani 1952 de ""ikiru" (Yaşamak) adlı filme de yönetmen olarak imza atan Akira, yine 1954 Yılında "Sichinin no Samurai" (Yedi Samuray) filmiyle yeniden Oscar adayı oldu.
http://www.sinema.com/images/original/32160.jpg
1940'lardan 1960'ların ortalarına kadar Kurosawa aynı ekiple çalışmaya özen gösterdi.
Kurosawa'nın çok sayıda filmi Hollywood filmlerine esin kaynağı oldu. Örneğin, Yedi Samuray Yedi Silahşör'e , Saklı Kale Yıldız Savaşları'na, Koruyucu ise Bir Avuç Dolar İçin'e kaynaklık etti.
60'ların sonunda Hollywood'a giden Kurosawa, yapım tamamlanmadan ülkesine döndü ve Rus bir subayla Moğol bir avcı arasında geçen bir dostluk öyküsünü anlattığı "Dersu Uzala"yı çekti. Dersu Uzala Kurosawa'ya 1976 yılında en iyi yabancı film oskarını kazandırdı.
1960'la 70 arası Kurosawa intihara teşebbüs etti. Ölümden dönen yönetmen daha sonra 1980'de de hayranı olan Francis Coppola ve George Lucas'ın yardımlarıyla epik bir samuray filmi olan "Kagemusha"yı (1980) yönetti. (Film Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü All That Jazz'la paylaştı). 1985'de yaptığı ikinci Shakespeare adaptasyonu olan ve dört dalda Oscar Ödülü alan "Ran"ı çekti.
http://www.criticalgamers.com/archives/pictures/RAN_MoviePoster.jpg
Sonrasında son derece kişisel bir film olan "Dreams" (Rüyalar), (1990), Rhapsody in August (Ağustosta Rapsodi) film, Amerika tarafından II.Dünya Savaşı sırasında bombalanan Nagasaki'de eşini kaybeden bir öğretmenin bundan 44 yıl sonraki hayatını konu alır tematik olarak savaşa sağlam göndermelerin yapıldığı film eleştirmenler tarafından da Akira'nın en iyi filmlerinden biri olarak işaret edilir.(1991) ve Madadayo'yu (1993) yönetti.
Kurosawa'nın başarılarla dolu hayatı 6 Eylül 1998'de Tokyo'da sona erdi...
http://i31.tinypic.com/23ts2gk.jpg
Birçok yönetmene ilham kaynağı olmuş olan Kurosawa, birçok sinema otoritesi tarafından tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biri olarak görülmüştür. Eserleri zamanın ötesindedir. Akira politik açıdan kendisini komunist olarak tanımlamıştır. Nitekim "Ran" ve "Kagemusha" yönetmenin bu anlamda kendini en iyi ifade ettiği filmlerdendir.
http://filimadami.com/afisler/Hachi-gatsu_no_ky%F4shikyoku___Rhapsody_in_August%281991 %29.jpg
Kurosawa'dan:
"İyi bir yönetmen, iyi bir senaryo ile başyapıtlar üretebilir; aynı senaryo ile vasat bir yönetmen, ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. Bir sinema özdeyişine göre , kamera ve mikrofon , yangını ve suyu birlikte geçmelidirler. Gerçek bir film ancak böyle yapılabilir ve güç büyük ölçüde senaryodadır."
*Storyboard: Senaryonun basit olarak-kamera açılarıyla- resmedilmesi.
Sinema Sanatı ile ilgili bir çalışmadır.
Tüm sanat sever arkadaşlara sevgi ve saygılarımla.
Sinema dünyasında bir çok tekniği ilk kez kullanarak ardından gelen yönetmenlere öncü olmuş,"imparator" lakabıyla anılan büyük usta Akira Kurosawa, yönetmenlik, yapımcılık ve senaristiliğin yanısıra resim konusunda da başarılı bir sanatçıydı.
23 Mart 1910 Yılında Japonya'nın Tokyo şehrinde yedi kardeşin en sonuncusu olarak dünyaya geldi. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında"samuray" kültürüne sıkı sıkıya bağlı olan babasının, baskıcı tutumlarının gölgesinde bunaltıcı dönemler yaşayan ve bu yıllarda içine kapanık bir seyir izleyen Akira'nın resme ardından sinemaya yönelmesi bir tepkime olarak da düşünülebilir. Başarılı çizimlerle kendini oldukça iyi ifade eden Akira, yıllar sonra filmlerinin "storyboard"* çizimlerini de bizzat kendisi yapmıştır.
Büyük kardeşi Heigo Kurosawa o dönemin popüler akımı olan sessiz filmlerde anlatıcılık (benşi) işinde çalışıyordu. Akira bu nedenle bir çok film izleme olanağına sahip oldu.
Ağabeyinin intihar ederek bir diğer kardeşinin de hastalık nedeniyle ölmesi O'nu ruhsal olarak fazlasıyla etkilemiş ileriki yıllarda da zaman zaman depresyon ve ruhsal bunalımlar sonucu defalarca intihara teşebbüs etmiştir.
1936 Yılında Japon yönetmen Kojiro Yamamato' nun yanında yardımcı yönetmenlik yapmaya başladı. İlk yönetmenlik deneyimini, Yamamato ile birlikte çektiği "Uma" adlı filmle sergiledi. Nihayet 1943 Yılında ilk uzun metraj filmi "Sugata Sanshiro" ile sinema kariyerinde yükselmeye başladı. Film judo şampiyonu Sugata Sanshiro' nun gerçek yaşamı baz alınarak sinemaya çekildi. Öte yandan bir erkeğin ihanetini anlatıyordu, bu da dönemin Japonya'sında kabul edilir bir olgu değildi. Bu nedenle filmin bazı bölümleri devlet sansürüne maruz kalmıştır.
1944'de "Içiban Utsukusiku"("En güzel") filmini yönetti,film propaganda niteliği taşıyordu ve askeri bir fabrikada çalışan kadınlarla ilgiliydi.Bir yıl sonrasında da filmin kadın başrol oyuncusu olan Yogo Yaghuchi ile evlendi.
Daha sonra çektiği,"Judo Saga 2" anti-Amerikan eğilimler taşıyordu ve yönetmenin ilk post modern savaş filmi olan "No Regrets for Our Youth"ta eski Japon rejimini eleştiriyordu.
"Tora No O Wo Fumu Otokotaçi" (Kaplanın Kuyruğuna Basanlar; 1945), Vaga Seişun Ni Kuinaş (Gençliğime Hayıflanmıyorum; 1946), "Yoidore Tenshi" (Sarhoş Melek; 1948), "Nora İnu" (Kuduz Köpek; 1949), "Shubun" (Skandal; 1950) gibi filmlerle Japonya'nın en önemli film yönetmeni konumuna geldi.
İlk çıkışını 1950'de yönettiği "Rashomon"la yaptı. Film 1951'deki Venedik Film Festivali'nde Büyük Ödülü aldı. 1952'de de En İyi Yabancı Film Oskarını alan Rashomon, Akira' nın adını dünyaya duyurduğu ilk film oldu. Rashomon, 1952'de oskar adayı olduğunda batılı seyircinin dikkati Japon sinemasına çekilmişti ve bu ciddi bir başarıydı. Bir haydutun ormanda bir samurayı öldürüp karısına tecavüz etmesi sonrası, haydutun, samurayın, tecavüze uğrayan kadının ve tüm bunları izleyen oduncunun olayı farklı açılardan anlattıkları film, gerçeğin göreceli bir kavram olması temasını işliyordu.
http://seventhrow.files.wordpress.com/2007/08/machiko_kyo_rashomon.jpg
Kurosawa'nın filmde kullandığı yeni çekim ve anlatım teknikleri yönetmenin gücünün anlaşılmasını sağladı.
Etkilerini ve eserlerinin esinlerini sinemaya taşıdığı yazarlar arasında O'nun için en önemli olanlar; William Shakespare, Dostoyevski-ki bir açıdan Akira üslubunu belirleyen bir edebiyatçıdır, Maxim Gorky ve Evan Hunter gibi edebiyat ustalarıdır.
1951 Yılında Dostoyevski uyarlaması "Hakuchi" (Budala),1957 Yılında Shakespare uyarlaması "Komonosu Ja"(Kanlı Taht) ve Gorky uyarlaması "Donzoko"(Ayak Takımı) buna en iyi örneklerdir diyebiliriz. İki tarih arasında yani 1952 de ""ikiru" (Yaşamak) adlı filme de yönetmen olarak imza atan Akira, yine 1954 Yılında "Sichinin no Samurai" (Yedi Samuray) filmiyle yeniden Oscar adayı oldu.
http://www.sinema.com/images/original/32160.jpg
1940'lardan 1960'ların ortalarına kadar Kurosawa aynı ekiple çalışmaya özen gösterdi.
Kurosawa'nın çok sayıda filmi Hollywood filmlerine esin kaynağı oldu. Örneğin, Yedi Samuray Yedi Silahşör'e , Saklı Kale Yıldız Savaşları'na, Koruyucu ise Bir Avuç Dolar İçin'e kaynaklık etti.
60'ların sonunda Hollywood'a giden Kurosawa, yapım tamamlanmadan ülkesine döndü ve Rus bir subayla Moğol bir avcı arasında geçen bir dostluk öyküsünü anlattığı "Dersu Uzala"yı çekti. Dersu Uzala Kurosawa'ya 1976 yılında en iyi yabancı film oskarını kazandırdı.
1960'la 70 arası Kurosawa intihara teşebbüs etti. Ölümden dönen yönetmen daha sonra 1980'de de hayranı olan Francis Coppola ve George Lucas'ın yardımlarıyla epik bir samuray filmi olan "Kagemusha"yı (1980) yönetti. (Film Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü All That Jazz'la paylaştı). 1985'de yaptığı ikinci Shakespeare adaptasyonu olan ve dört dalda Oscar Ödülü alan "Ran"ı çekti.
http://www.criticalgamers.com/archives/pictures/RAN_MoviePoster.jpg
Sonrasında son derece kişisel bir film olan "Dreams" (Rüyalar), (1990), Rhapsody in August (Ağustosta Rapsodi) film, Amerika tarafından II.Dünya Savaşı sırasında bombalanan Nagasaki'de eşini kaybeden bir öğretmenin bundan 44 yıl sonraki hayatını konu alır tematik olarak savaşa sağlam göndermelerin yapıldığı film eleştirmenler tarafından da Akira'nın en iyi filmlerinden biri olarak işaret edilir.(1991) ve Madadayo'yu (1993) yönetti.
Kurosawa'nın başarılarla dolu hayatı 6 Eylül 1998'de Tokyo'da sona erdi...
http://i31.tinypic.com/23ts2gk.jpg
Birçok yönetmene ilham kaynağı olmuş olan Kurosawa, birçok sinema otoritesi tarafından tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biri olarak görülmüştür. Eserleri zamanın ötesindedir. Akira politik açıdan kendisini komunist olarak tanımlamıştır. Nitekim "Ran" ve "Kagemusha" yönetmenin bu anlamda kendini en iyi ifade ettiği filmlerdendir.
http://filimadami.com/afisler/Hachi-gatsu_no_ky%F4shikyoku___Rhapsody_in_August%281991 %29.jpg
Kurosawa'dan:
"İyi bir yönetmen, iyi bir senaryo ile başyapıtlar üretebilir; aynı senaryo ile vasat bir yönetmen, ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. Bir sinema özdeyişine göre , kamera ve mikrofon , yangını ve suyu birlikte geçmelidirler. Gerçek bir film ancak böyle yapılabilir ve güç büyük ölçüde senaryodadır."
*Storyboard: Senaryonun basit olarak-kamera açılarıyla- resmedilmesi.
Sinema Sanatı ile ilgili bir çalışmadır.
Tüm sanat sever arkadaşlara sevgi ve saygılarımla.