PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ümit Yaşar OĞUZCAN


matillda
04-11-2009, 15:57
(Bknz."Tarihte Bugün" 04.11.1984 Ümit Yaşar Oğuzcan 58 yaşında öldü.)
http://www.kitapozetim.net/wp-content/2009/05/umit-yasar-oguzcan.jpgÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

22 Ağustos 1922' de Mersin' in Tarsus Kazası'nda dünyaya geldi.
Ümit Yaşar ilkokulu bitireceği yıl, annesi ile babası geçinemeyip ayrılırlar. Bu olay O'nda derin izler bırakır. Bu yıllar, onun şiire sığındığı, üzüntülerini
yazarak gidermeye çalıştığı yıllardır. Ortaokulu üç ayrı şehirde ve üç ayrı okulda okur.
Arkadaşları adını bilmez ve onu çoğu kez de “şair” diye çağırırlar. Türkçe öğretmenlerinin sevdikleri, fakat zaman zaman yazdıklarından ötürü şaşkınlığa düştükleri bir öğrenci olur. Önceleri “su birikintisi” olarak nitelendirdiği şiiri, zamanla “minik bir göl” ve “kendi yatağında kıvrıla kıvrıla, akıp giden bir ırmak” halini alır.
Ekişehir Ticaret ve Meslek Lisesi' nden mazun olduktan sonra(1946), Adana, Ankara ve İstanbul'da oyuz yıla yakın bankacılık sektöründe çalıştı. Emekliliğini isteyerek, İstanbul' da "Ümit Yaşar Oğuzcan Sanat Galerisi" ni kurdu.
Şiir yazmaya 1940 Yedigün Şairleri arasında başlayan Oğuzcan; 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eserolmak üzere, toplamda 50 kitaba imzasını atmıştır. Yanısıra çıkardığı şiir plakları ve şarkı sözleri(Bir gece ansızın gelebilirim, Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde, Beni unutma,.....) mevcuttur. Yergi sanatındaki ustalığıyla da tanınan edebiyatçı
Faruk Nafız Çamlıbel' le şiir sanatı duyarlılığı konusunda aynı kulvarda yer alır. Şiirlerinde genellikle; aşk, özlem ve ayrılık temalarına sıkça rastlanır.
1973 Yılında kaybettiği oğlu Vedat' ın ölümünün yarattığı etkileşimlerle de, hayatın boşluğu, acı ve ölüme yönelik biçim ve öz yoğunlaşmaları şiirlerinde hissedilir dercede atrmıştır.
4 Kasım 1984 Yılında vefat etmiştir.


ESERLERİ:

İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982)
http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK970965BC366_250.jpg






SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR

Bugün bir yalnızlığa düştüm yine..
Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi ''Beni iç'' diye fısıldıyordu, ''Beni iç'' Sonra yalvarmaya başladı: ''Ne olur'' dedi ''Ne olur haydi iç beni.'' Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu.

Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin, onu hatırladım. Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşı karşıyaydık. Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan. Gözlerim gözlerine soruyordu. ''Seviyor musun?'' diye. Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu.

Oysa ki bir çok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın, bir adam, bir başkası hayır diyordu. Hayır`lar arasında ezilmeye mahkumdu evet`lerimiz.

Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum, kadeh kadeh içki içiyordum; fakat bilmiyordum ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı. Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona. Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı? Belki çok yakındı kim bilir. Biz onu göremeyecektik. O gözlerimizi kör ettikten sonra saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu. Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk. Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi. Ellerini tuttum. titredin. Acı acı bir düdük öttü. Bir şeyler koptu içimizden. Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.

Şimdi o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum...
Ü.Y.OĞUZCAN


BATIK GEMİ

Bütün sevgililer, dostlar gitti
Bir sen kaldın kadınım beni terketmeyen
Batan gemilerin kaptanları gibi
Denizlerin ortasında ölümü bekleyen.
Ü.Y.OĞUZCAN



ÇIKMAZ SOKAK

Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye
Biliyorum
Sen de bir daha dünyaya gelsen
Yine beni sevmezdin
Kahrımdan öleyim diye
Ü.Y.OĞUZCAN

güneşinzaptıyakın
04-11-2009, 17:29
HÜSAMETTİN İNCİR AĞACIMI GETİR

bir deli feyz aldı diyordu
bütün diktatörleri yeryüzünün
bir başkası gökten zembille inmişti
ve bir peygamberdi anlaşılmamış
biri durmadan koşuyordu
üstünde bir don bir gömlek
ve bir başkası
ölmek diyordu
kurtuluş ölmek
o genç bir adamdı
sakalları uzamış saçları kirli
gözleri cam gibi parlıyordu
bir noktaya bakıyor
sessizce ağlıyordu
beni görünce
belli belirsiz bir gülümseme geçti yüzünden
dedi ki
sivaslıyım 27 yaşındayım adım bekir
sonra durdu ve bağırdı uzun uzun
hüsamettin incir ağacımı getir

ozgur_beyin
04-11-2009, 17:34
Ahmet Muhip Dranas - Fahriye Abla

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar.
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışşın, sen!
Hülyasındaki genıs aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ortuk bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla,
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin,
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışşın bir Erzincanlıya.
Bilmem simdi hala bu ilk kocanda mısın?
Hala dağları karlı Erzincan`da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla!

şimdi bu şiir nerden çıktı derseniz bir anekdot için naklettim.
fahriye ablayla simgelenen kadın , dranasın delikanlılık çağında, mahallelerinde oturan alımlı bir kadınmış. ve dranasın gençliğinin ütopik aşkıymış ve sonra bu durumu bu şiirle ölümsüz hale getirmiş.
anlatmadan edemedim affola

matillda
04-11-2009, 18:17
Ahmet Muhip Dranas - Fahriye Abla' sı sanırım pek çoğumuzun bildiği ve sevdiği cesur şiirlerden biridir. Müjde Ar ablamızın oyunculğuyla da sinemada da gişe yapmıştır hatta.

Lakin Değerli "Özgür Beyin"
Ümit Yaşar Oğuzcan' ı irdelediğimiz bu forumda biraz enterasan durmuş sanki hımm..
oldu bir kere ha? :)

İvan Karamazov
27-11-2009, 00:15
Ümit Yaşar'ın çok eğlenceli şiirleri de vardır. Ben şu şiiri bu bakımdan çok severim :)

Donlara Destan

Don deyip de geçmeyelim
Hepimizin iyi kötü bir donu var
Yünlüsü pamuklusu
İpeklisi naylonu var

Ayşe hanımınki fıstıki yeşil
Durur yaprak misali tende
Fatma hanımınki patiskadan
Rengi havai pembe

Mühendisin karısı
Naylon donu tercih eder
Ayak ayak üstüne atıp
Komşulara caka satar

Mühendis beyi sorarsanız
Çifte don giyiyor kışın
Zırh gibi kalkan gibi bir şey
Vallahi işlemez kurşun

Siyatiği var Fitnat hanımın
Uzundur fanila donu
Zehra kadının ki bohça gibi
Yamalıdır her yanı

Leman hanımefendinin ise
Kâh mavi kâh gül kurusu renkli
Hepsi de avuç içi kadar
Kenarları işlemeli ipekli

Ya altın dişli Pakize hanımın donu
Bir gören bir şiir yazar
Ayıptır söylemesi
Pakize hanım donsuz gezer

Ümit Yaşar Oğuzcan

tyd13
27-11-2009, 00:20
Bu şiir insanı heder ediyor.


SEVGİ ŞİİRİ

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

medos
06-07-2010, 02:24
En sevdiğim şairlerden birisi Ümit Yaşar Oğuzcan.Şiirlerini sık sık,beğenerek okurum.Kitaplığımda 3 kitabı var.Bunlar:Şiir Denizi-2,Taşlamalar Hicivler 1-2
Radyoda Ceyhun Yılmaz da sık sık kendisinden şiirler okur.



Benim Korkum Ölüm Değil
Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi
Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime
O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi
İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime

Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime
Bir gün ucuz bir fahişe gibi koynuma girecek
Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri
Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek

Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek
Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi
Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi
Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar

Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar
Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini
Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini

Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım

Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi

Kim bilir ölüm bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak
Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak

Ümit Yaşar Oğuzcan

n4n0_s3c0nD
29-07-2010, 09:52
Bu Siire hastayim normalde rubaidir.

50 Yas Siiri


Ne zaman baksam çevreme elli yil sonra
Hep ayni gürdüklerim; bir kesmekes, bir bozuk düzen
Bir lokma ekmek ugruna tükenmesi insanlarin
Yasamak ve ölmek için hep ayni neden

Sefil doymazlik:ete, kana, paraya
Öylesi bir açlik ki eksilmeyen, bitmeyen
Insan, ezebildigince mutlu insan, ogul
Nereye gidersen git hep o tuzak, o dümen

Küçük hesaplarla kabaran büyük hesaplar
Ve degismez çigligi insanoglunun: Ben, ben, ben!"
Sen yok musun? Onlar yok mu? Biz yok muyuz?
Nereye bu gidis? Delicesine pupa yelken

Söyle neyi degistirebilirsin ki tek basina
Yildirirlar, sustururlar vururlar seni de hemen
Düsler bitmisse, gerçekler bir tokat gibi inmisse
Tek basina mutlu ol bakalim, olabilirsen

En güzeli sevmek diyeceksin insanlari tümüyle
Usanmadan, bir sey ummadan, beklemeden
Ver, durmadan ver, eller uzanmis, baksana
Ver ki; kurulsun sofra, baslasin sölen

Bir yanda umutlarin, düslerin, düsüncelerin
Bir yanda aldigini geri vermez koca bir evren
Bak! Bütün agizlar yutmaya hazir seni
Bir noktadan, bir lokmadan baska nesin sen

Dönüp gerilere bakiyorum, bir de kendime
Elli yil geçmis, ha gün, ha yarin derken
Degisen birsey yok, bir saskin benden baska
Iste ayni yol, ayni kapi, ayni merdiven

Hani nerdeler? Kimi yitmis kimi gitmis dostlarin
Bir ak saçli anan kalmis yolumu bekleyen
Sabah-ögle-aksam . . . Hep o tekdüze yasam
Ve kirilmis bir kalple yorulmus bir beden

Iste böyle geçti yillar. bozbulanik
Ben sevdim, ben agladim, baskalariydi gülen
Ne zaman uzattiysam ellerimi, parçalandi
Mutluluk serseri bir mayindi denizlerimde yüzen

ÜMIT YASAR OGUZCAN

n4n0_s3c0nD
30-07-2010, 01:25
dikkat ettiniz mi her dörtlügün sonu enle bitiyor.

Böyle harika bir görmedim daha önce tabiki ömer hayyamda bir efsana !

deran arin
14-09-2010, 14:35
Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte,
İnanma gözlerime; ben, ben değilim,
Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte!
En sevdiğim rubailerindendir. =]