PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürtlere Saddam’ın yaptığını yapalım!


saroz
12-11-2009, 19:09
CHP’li Onur Öymen önceki gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bence utanç verici bir konuşma yaptı.

Kürt sorunun çözümü için Dersim’i örnek gösteren Onur Öymen’in bu konuşması hakkındaki gerçek hissiyatımı kaleme almak herhalde suç unsuru oluşturur.

Şu kadarını söyleyeyim...

Öymen, “Dersim’de analar ağlamadı mı?” diye soruyor.

Ağlamadı diyoruz.

Çünkü ağlayacak ana kalmamıştı, kucaklarındaki bebeleriyle birlikte onlar da öldürülmüştü.

Kaç bin insanın öldüğü veya öldürüldüğü bilinmiyor 1937-1938 olaylarında.

İsyanın bastırılmasına katılan Muhsin Batur’un anılarına bir baksın Öymen.

Kitap elimde yok, Bianet’ten alıntı yapıyorum. Bianet şöyle aktarıyor eski Hava Kuvvetleri Komutanı’nın anılarını:

“Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ’a vardık, oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. İki aya yakın Dersim’de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum.”

Eski bir askerin anlatmaktan utandığı bir dönemi örnek gösteriyor bize bu emekli diplomat.

Eski Dışişleri Bakanı ve dönemin Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil “Dersimlileri fare gibi boğdular, gaz kullandılar” dediği olaylar için hiçbir vicdan azabı duymuyor.

Öymen örnek gösterecek kadar övdüğü bu olayların niye okullarda çocuklarımıza tarih dersinde okutulmasını savunmuyor anlamıyorum.
Anlatın, Ermeni tehcirini, Dersim’i.

Siz devleti beklemeyin, CHP yayınları olarak yapın bence, çünkü onlar sizin parti tarihinizin önemli bir parçası.

Dersim’de dönemin yönetimi bölge halkına ne yaptıysa, yıllar sonra Saddam aynısını Halepçe’de yaptı.

Bugün CHP sözcüsü bir siyasetçi benzer bir çizgi öneriyor.

Demokratik açılım, Kürt açılımı, Milli Mutabakat...

Ne derseniz deyin, bunları bir kenara bırakın.

Türk olmayı kabul etmeyenlere, Türklüğün değerini bilmeyenlere, Türklere biat etmeyenlere, Dersim’de ne yapıldıysa onu yapalım diyor.

Dillerini, dinlerini, kültürlerini inkar edelim, bastıralım, direnirlerse Dersim’de yaptığımızı yapalım diyor.

Ne diyelim, paçan sıkıyorsa dene...

evrensel-insan
12-11-2009, 19:21
Saygideger saroz;

Bu yazidan sonra, CHP ile MHP,nin milliyetcilige bakis acisi farkini ortaya koyabilirmisin? Varsa tabi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

theatre
12-11-2009, 20:47
Atatürk ve Bayar ile birlikte Doğu gezisine katılan Sabiha Gökçenin Dersim’e ilişkin anılarına göre, Atatürk’ü görmeye gelen bir Dersimli Mustafa Kemal’e “Biz namert insanlar değiliz Paşam. Biz nankör insanlar da değiliz. Ama gaflete geldik. ...

Mustafa kemal silah arkadaşım diye hitap ettiği köylüye şu sözleri söyledi: “Hatasız kul olmaz. Birkaç kişinin hata yapmasıyla bu hataya uzaktan yakından ortak olmamışları bir tutamayız. Sizler bizim kanımızdansınız, bizim insanlarımızsınız, bu toprakların insanlarısınız. Geçmişteki ufak tefek hataları unutmaya, kin beslememeye, kardeşliğimizi sürdürmeye zorunluyuz. Ben Dersimlilerin... Nasıl temiz, nasıl asil duygulu, nasıl vatanperver olduklarını yakinen bilirim. Sizlerin böyle hareketlere asla katılmamış olduğunuzdan da haberim var. ... Biz bir milletiz, bundan başka gidecek Türkiye’miz yok. Bunu bilir, bunu anlarsak, bizi ne içerden ne de dışarıdan kimse yıkamaz.”

ozgur_
12-11-2009, 20:50
chpli zat dersimde yapılanları örnek gösterirken, sözde "dürüst namuslu" dersimli zatın elleri patlarcasına alkışlıyor olmasını dersimli olmayan biri olarak utançla ve ibretle izledim

ozgur_
12-11-2009, 21:12
Tunceli Barosu eski başkanı Hüseyin Aygün, CHP'li Onur Öymen'i kınadı ve düzeltti: "Dersim bir isyan değil bir katliam, tek yanlı bir askeri harekat ve kırımdı. Tarihi yanlış aktarmayın."


İnsan hakları savunucusu ve Tunceli Barosu eski başkanı Hüseyin Aygün, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel başkan yardımcısı Onur Öymen'in Mecliste "demokratik açılım"a ayrılan ön görüşmeler sırasında sarf ettiği sözlerini kınadı.
"1938 Türkiye'nin bir utanç sayfasıdır. Sosyal demokrat bir partinin genel başkan yardımcısının çıkıp fiziki imha anlamına gelen bir tarihi desteklemesi ve savunması doğrusu utanç vericidir. Tunceli'de bu cümleye karşı çok tepki var."
Eski Büyükelçi Öymen, "Analar ağlamadı mı diyorsunuz? Analar ağladı diye kimse terörle mücadeleyi bırakmaz. Dersim isyanında da analar ağladı ama hiç kimse mücadeleyi bırakmadı o dönem. Sizin esasen terörle mücadele etmeye cesaretiniz yok" diyerek hükümete yüklenmişti.
CHP'nin Dersim milletvekilleri kınamalı

Öymen'i "Türkiye'nin tarihini yanlış aktarmak" ile suçlayan Aygün, Dersim'de yaşananların bir isyan değil bir katliam ve tek yanlı bir askeri harekat olduğunu söyledi; "Çünkü yaşanan silahlı bir kalkışma ve isyan değil tek taraflı bir kırımdı" dedi.
40 ile 70 bin arasında insanın öldürüldüğü, 12 binden fazlasının da Türkleştirilmesi, dil ve inançlarını unutmaları için Türkiye'nin başka bölgelere sürgün edildiği bir olayın söz konusu olduğunu vurgulayan Aygün, "O dönem Dersim'de isyan olmadığı gibi terör de yok. O dönem için terörle mücadeleden bahsetmek sadece çarpıtmaktır" şeklinde konuştu.
Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu, Yılmaz Ateş, Sinan Yerlikaya, Kamer Genç, Orhan Veli Yıldırım gibi CHP'de siyaset yapmış ve halen yapan Dersim milletvekillerinden Öymen'in açıklamalarına tepki göstermelerini istedi.
Batur: Anlatamayacağım, özür dilerim

Bizzat Dersim 38 harekatına katılan Emekli General Muhsin Batur, anılarında, "Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ'a vardık, oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. İki aya yakın Dersim'de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum" demişti.
Çağlayangil: Fare gibi boğdular, gaz kullandılar

Dönemin Emniyet müdürü İhsan Sabri Çağlayangil'in, anılarında "Dersimlileri fare gibi boğdular, gaz kullandılar" dediğini de anımsatan Aygün, 12 Eylül döneminde Başbakan olan Süleyman Demirel'in de anılarında darbeci General Kenan Evren'e "Size her türlü yetkiyi veririz ama benden bir tür Dersim Kanunu istemeyin" dediğini de ifade etti.

Bianet

Averroes
12-11-2009, 21:16
Eceli gelen köpek cami duvarına işermiş.

CHP zihniyeti de yeryüzünden tasfiye olacağını anladığı için işi iyice şirazesinden çıkarıp bu aralar gaf üstüne gaf yapıyorlar. Bir laf, bir gaf. Başka da bir numaraları yok. Parti, evrensel düzlemde hiç bir değeri sahiplenmiyor, ülke adına somut ve yapıcı hiçbir plan proje ortaya koyamıyor. Dünyadaki sosyal demokratlar ülkelerindeki değişimin, gelişimin, diyalektiğin öncüsü olurlarken, CHP ittihat terakkkici, askeri vesayetçi, katı laikçi, ve ne idüğü belirsiz kemalizm ideolojisiyle günü birlik politikalar ortaya kouyuyor.

CHP'nin politikasının ana gövdesini Ak Partinin politikalarının hemen hemen hepsine karşı gelmek oluşturuyor. AK partinin düşüncelerini tersinden okursanız CHP'ye ulaşıyorsunuz. Fikir olarak son derece antipatik fikir iskeletlerine bir de, Türkiye'nin bulup bulunabilecek en sevimsiz, en şirret, en şahin yüzleri de eklenince mideler bir defa daha bulanıyor, ekranda Baykal, anadol, Öymen, Arıtman vs türü zevat çıkınca mide bulantısına daha fazla dayanamıp hıncınızı Tv kumandasından alıyorsunuz.

Bu yönüyle CHP kendini her yönüyle yalnızlaştırıyor ve gittikçe daha da marjinalleşen bir parti kategorisine sokuyor. Ve acaba CHP iktidar olmayı hedeflemiyor mu sorusu akıllara geliyor. Öyle ya, Kürtlere yoksunuz, diğer etnik azınlıklara yoksunuz, dini hassasiyeti olanlara yoksunuz, AB üyeliğine destek olanlara yoksunuz, ne Abd yanlısısınız ne Rusya, yıllarca şakşakçılığını yaptığınız askerle bile bozdunuz arayı. Darbeler dönemi sona erdiği için ikitidar olma hedefiniz de tutmuyor. Peki amaç ne? Ne istiyorsunuz? Parti plan projeleriniz neler? Siyaha beyaz, beyaza siyah demek dışında hangi fikirler üretiyorsunuz? Kemalist bataklıktan kurtulup dünyada neler olup bitiyor hiç görmez misiniz? Atatürk istismarcılığıyla daha ne kadar ilerleyebilirsiniz? Plaj partisi olmak size hiç sıkıntı vermiyor mu? Türkiye'de yürütülen olumlu ve yapıcı çalışmayı sırf hükümete zarar verme noktasından bakıp, buradan oy devşirmek hırsıyla kaosa şakşakçılık yapmaktan utanmıyor musunuz? Islak imzası ortaya çıkan irtica eylem planını Türkiye demokrasisi için utanç belgesi olarak nitelemektense, hala "belgeyi kim sızdırdının peşine takılıp ordu yıpratılıyor" edebiyatı yapmaktan arlanmaz mısınız? Sahi siz kendinize nasıl tahammül edebiliyorsunuz?

theatre
12-11-2009, 22:06
Münafıkların Fitne Çıkarma Özellikleri

Münafıkların en önemli özelliklerinden biri, müminler arasında "fitne" çıkarmaya çalışmalarıdır. Fitne; müminlerin birliğini, Allah'a, peygambere ve Kuran'a olan sadakatlerini bozmaya yönelik her türlü saptırıcı konuşma ve tavrı ifade eder.

Münafıklar, kendileri sapkın bir yolda oldukları için müminleri de saptırmak isterler. Bunu yapabilmek içinse, özellikle zorluk ve sıkıntı gibi görünen ortamları fırsat bilirler.

Münafıklar, Müslüman kimliği altında kendini sezdirmeden adeta şeytana hizmet vermektedir. Nasıl ki şeytanın asıl amacı iman edenleri saptırarak kendi peşinden sürüklemekse, münafık da aynı düşünceyle Müslümanların arasında fitne yayarak, onların haktan yüz çevirmeleri için çalışır.

Çevrelerindekilere vesvese vermek isterler.

güneşinzaptıyakın
12-11-2009, 22:07
Lİ dersİme em ser nexwazin (dersİmde savaŞa hayir)

Squall
12-11-2009, 22:19
paçan sıkıyorsa dene...

Asıl bahsi geçen;bölücülerin,terörristlerin,yobaz feodel artıkların paçaları sıkıyorsa Tunceli'yi dersim yapsınlarda görelim!!!

cenker
13-11-2009, 00:06
atatürk ve arkadaşları ne yapmalıydı dersim isyanında?ya isyanı bastıracak ya bu devletin kapısına kilit vuracak.

şöyle sorayım bu tip bir isyana karşı her hangi bir devlet sizin istediğiniz gibi davranmış mıdır?savaşı kaybetmediği sürece.

cenker
13-11-2009, 00:07
ha o zaman ne güzel isyan çıktı askerler öldürüldü hükümet binaları yıkıldı diyen arkadaşları da dağlarda görmek isteriz.kara koyun ak koyun belli olsun.tutarlı olun biraz.pkklılar sizden daha dürüstler.

ozgur_
13-11-2009, 00:31
Bizzat Dersim 38 harekatına katılan Emekli General Muhsin Batur, anılarında, "Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ'a vardık, oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. İki aya yakın Dersim'de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum" demişti.


Harekete katılan general sizce hareketi anlatmaktan neden kaçıyor...

Bazıları tunceliyi Dersim yapında görelim diyor. Orası Tunceli yapılmakla Tunceli oldu mu ? Orayı Tunceli yapmakla ülke sorunları mı halloldu, sizi çok mu mutlu etti ? Orası Dersim olursa siz çok mu mutsuz olursunuz ? Oraya hiç gittiiz mi ? İşyeriniz siz oraya gönderirse, orada seve seve görev yaparmısınız yoksa gitmemek için bin türlü dalaveremi çevirirsiniz. Birgün o tunç eller sizede dönmeyceğini kim garanti edebilir ?

Bu söylemeler birzamanlar ABD'de zenci karşıtı ırkçı Klu Klux Klan örgütünün söylemleriye ve sloganlarıyla örtüşüyor. Bügün nasıl bu örgüt ve bu zihniyet tarihin tozlu sayfalarında kalmışa sizin özgürlük ve demokrasiye karşı bu mantalitenizde tarihin tozlu sayfalarında yer alacaktır.

KızıL
13-11-2009, 06:37
dersimde bu zaatın hitler e benzetilen resimleri her yere asılmıştır..
üzerine türkçe, ingilizce ve zazaca bu adam aranıyor yazılmıştır..

KızıL
13-11-2009, 06:45
bu olayları başkaları yapınca katil diktatör oluveriyor ama nedense tr de yaşanınca haklıydılşar ne yapsaydılar deniyor oda olayın trajedisi olsa gerek ama ironik değil...

3.yol
13-11-2009, 06:56
Ben Oymen'in o laflari bilincli yaptigini dusunmuyorum .... o talihsiz laflarin tarihi bilmediginden sarf ettigini zannediyorum. Cunku insafli bir insan o laflari etmez. Dersim olaylarinin gercegini bilen bir insan o laflari etmez .....

Iste arkadaslar, ne kadar tarihi carpitmaya , unutturmaya , hasir alti yapmaya calissan da bellekler unutmaz ..... Unutturmaz vicdanlar .... acilar icinde yasasa da bir gun fiskirip yer yuzune cikiverir boyle iste ..... Ne 1915ler ne 1938ler ne Varlik vergileri ne de 5-6 Eyluller unutulur ...... ulser gibi yavastan yavastan yakar mideyi .....

evrensel-insan
13-11-2009, 08:45
Saygideger 3.yol;

Ben herzaman soylerim. Tarihin gercekleri, ideolojik/inancsal farkli dogrularla, carptirilabilir, dogrulara uyarlanabilir, ama; yasanmis gercek tarihi, mutlaka birileri bir yerde hatirlar ve gun yuzune cikarir. Sonucta, dusunceler yasamak icin, ozneye ihtiyac duymaz. Hangi ozne dusunceyi alirsa; iletir. Oyuzden de; tarihin yasamis kisilere olse de; tarihin yasamis dusunceleri anlatimlari, dusunceler halinde, yasama devam eder ve bir vucut bulur, o vucut sayesinde kendini lanse eder.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Hortlak
13-11-2009, 11:18
CHP'li değilim. CHP'yi de sevmem. %50'nizin okuduğunuzu anlamaktan aciz, %50'nizin art niyetli olduğunu düşünüyorum. Onur Öymen'in sözlerinden "Kürtler'i katledelim" anlamı çıkarmak, "Saddam gibi yapalım" anlamı çıkarmak için bu iki şarttan birinin olması icab ediyor çünkü. Darb-ı mesel diye bir şey duymadınız mı? Hadi AKP'lileri anlarım, politika için saptırıyorlar da diğerlerine ne oluyor..?

sargon
13-11-2009, 12:04
Onur Oymen'den yeni aciklamalar bekliyoruz. Benim ilk önerim su:

"Asmayalim da besleyelim mi"

saroz
13-11-2009, 14:54
Dersim, Cumhuriyet tarihinin yeterince ve gereğince açılmamış en kara sayfalarından biri. Oradaki insanlar, yakın tarihimizin hem Kürt ve hem de Alevi oldukları için zulüm ve katliam hedefi olarak ‘çifte kavrulmuş’ vatandaşlarımız.
Dersim’de olan-biten bir isyanı bastırma boyutlarının o kadar ötesine geçmişti ki, isyanın lideri olarak darağacına gönderilen Seyit Rıza, vakarla çıktığı idam sehpasında tabureyi ayağı ile itmişti ve itmeden önce de şu sözleri söylemişti:
“Evlâd-ı Kerbelâ’yık; Bî-Hatayık; Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.”
Yaşlı ve dinî kimlikli bir Anadolu insanının cellâtlarına kendini asma fırsatı vermeden, işini kendi bitirmeden saniye önceki ruh halini hiç düşünebilir misiniz? ‘Kerbelâ çocuklarıyız’, ‘Hatasızız’ yani ‘masumuz’ dedikten sonra üç basit sözcük: Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.
Seyit Rıza’nın bu sözleri halk kültürünün içinde, özellikle Kürt ve Alevi yurttaşlarımızın bilinçaltlarında kazınmış olarak kuşaktan kuşağa geçmiştir.

Bunu tabii ki faşistler bilmez ya da umursamazlar.


‘Açılım’ konusunda, bu dilden, bu bakış açısından mı yanasınız, yoksa Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ demedi diyen dilden; ülke vatandaşlarının karşılıklı kırılmasına, ülkemizin ‘iç kanama’ ile takatsiz kalmasına yol açacak ‘savaşa devam’ önerisinden mi yanasınız?

Cevap sizin.

Ama doğru soru şöyle de sorulabilir: ‘Açılım’ ve Kürt sorununa ilişkin olarak, Türkiye’de demokrasi içinde çözümden mi yanasınız yoksa faşist zihniyetten mi?

Cevabı basit olmalı...

tayyare
13-11-2009, 15:48
‘Açılım’ konusunda, bu dilden, bu bakış açısından mı yanasınız, yoksa Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ demedi diyen dilden; ülke vatandaşlarının karşılıklı kırılmasına, ülkemizin ‘iç kanama’ ile takatsiz kalmasına yol açacak ‘savaşa devam’ önerisinden mi yanasınız?

Cevap sizin.

Ama doğru soru şöyle de sorulabilir: ‘Açılım’ ve Kürt sorununa ilişkin olarak, Türkiye’de demokrasi içinde çözümden mi yanasınız yoksa faşist zihniyetten mi?

Cevabı basit olmalı...

'Azıcık' demokrasi olabilmesi için partiler yasası değişir, dar bölge ve barajsız seçimler yapılır.
TBMM şekillenir !

Bugünkü meclisden kürtlere-alevilere - bilimum beşer ve gayrı-beşere ancak
kol saati
çıkar.

bilgilerinize sunarım

cenker
13-11-2009, 17:01
saroz vergi vermiyeceğiz diyip devlete isyan edenlere köprü uçuranlara asker öldürenlere devlet ne yapsaydı.açılım mı yapsaydı?her hangi bir isyanı bastırmamış uğraşmamış devlet var mıdır?

ok devlet sivil isyancı ayrımı yapmamıştır zorla göç ettirmiştir.kurunun yanında yaşta yanmıştır idam kötüdür vb.ama hırsızın(eşkiyanın)hiç mi suçu yok.devletin askerine silah çekip sonra beni astılar diye ağlamanın mantığı nedir?

bu da şeyh saitin idama giderken ki sözleri.


"- Fena yaptık... Bundan sonra iyi olur inşallah..."

saroz
13-11-2009, 17:49
İsyan, düzenli bir ordu gücüne karşı silahsız ve düzensiz halk tarafından en son çare olarak yapılır.

Haksızlık, baskı ve zulüm o derece artar ki insanlar katliam yaşayacaklarını bildikleri halde isyan ederler.

Her devlette bu isyanları diğer vatandaşlarına ibret olsun diye insanlık dışı en zalim katliamı uygular.

Burada tarafını sen seçeceksin. Benim tarafım halktır.

milliyeti, dini ne olursa olsun mazlumdan yana olurum.

Sizinki hangisi?

sargon
13-11-2009, 18:11
Ben Oymen'in o laflari bilincli yaptigini dusunmuyorum .... o talihsiz laflarin tarihi bilmediginden sarf ettigini zannediyorum. Cunku insafli bir insan o laflari etmez. Dersim olaylarinin gercegini bilen bir insan o laflari etmez .....

Iste arkadaslar, ne kadar tarihi carpitmaya , unutturmaya , hasir alti yapmaya calissan da bellekler unutmaz ..... Unutturmaz vicdanlar .... acilar icinde yasasa da bir gun fiskirip yer yuzune cikiverir boyle iste ..... Ne 1915ler ne 1938ler ne Varlik vergileri ne de 5-6 Eyluller unutulur ...... ulser gibi yavastan yavastan yakar mideyi .....

Ben Onur Oymen'in yasananlarin hepsini gayet iyi bildigine eminim. Bahsettiginiz adam siradan biri degil. Olay bilmeyle ilgili degildir, bu ideolojik bir tutumdur. Onur Bey hep savastan yana bir diplomat olmus. Cengiz Candar bunu cok güzel ortaya koymus.

Cengiz Candar'in yazisi (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=964127&Yazar=CENG%u0130Z&Date=13.11.2009&CategoryID=97)

tayyare
13-11-2009, 18:22
Ben Onur Oymen'in yasananlarin hepsini gayet iyi bildigine eminim. Bahsettiginiz adam siradan biri degil. Olay bilmeyle ilgili degildir, bu ideolojik bir tutumdur. Onur Bey hep savastan yana bir diplomat olmus. Cengiz Candar bunu cok güzel ortaya koymus.

Cengiz Candar'in yazisi (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=964127&Yazar=CENG%u0130Z&Date=13.11.2009&CategoryID=97)


CengizÇandarın gözlemleri pek güvenilirdir.
Devri zamanın büyük Takşak paşası da bunu bilmiş, kendisini ve bir kaç muadilini helikoptere bindirip uçurmuşdu güneydoğuda bir tarla üzerinde.
CengiÇandar gözleme ustası olarak helikopter penceresinden çatışmaların ve PKK nın bittiğini yazmış sevindirmişdi hepiciğimizi, sağolsun.
hatırlarsınız yahu !
Çiller zamanıydı, hani, pireler berberlik yapardı ...

tayyare
13-11-2009, 18:27
Meraklısına !:
ülkemizin yetişdirdiği en önemli journalistcilerinden Cengiz Çandarın Çiller zamanında, Çiller ve Takşak için yazdıklarını ibretle okumalarını salık veririm.
Bildiğiniz üzere en barış dolu yıllar olarak hafızamıza mıhlanmıştır.

tayyare
13-11-2009, 21:18
Neden yazdıklarımı düzeltme imkanım yok ?
heralde teknik hata

her neyse demin nihayet CC yi okudumda...
[Lütfen herkes okuyuversin garibi !]
merak ettim de,
CC ve /veya CCnin linkini buraya koyan arkadaşımız, neden OÖ nin devlet yada TÇ için hudutlar ve sahiller konusunda uzman olduğunu düşünmüş ?
Keşke Manukyana sorasalardı, daha anlamlı olurdu.

Bre gafiller !
bilmezmisiniz bunun Genel kurmaya sorulmasının gerektiğini ?

şaşırtıcı ölçüde cehalet
şaşırtıcı ölçüde akılsızlık kol geziyor

Ampüllük bir epidemi olmuş haberimiz yok !

not:
aslında haksızlık ediyor olabilirim,
o zamanlar takşak paşa Gb idi
belkide elemana güvenememişlerdir.

ozgur_
13-11-2009, 21:26
Ben Oymen'in o laflari bilincli yaptigini dusunmuyorum .... o talihsiz laflarin tarihi bilmediginden sarf ettigini zannediyorum.

Sayın 3.yol

Keşke bu zat ve bu zihniyette sizin kadar iyi niyetli olabilseler. Ama değil. Orada neler olduğunu devletin en tepelerinde yer almış ve o dönemde amcası milletvekili olan birinin bilmemem ihtimali yoktur.

Cunku insafli bir insan o laflari etmez.

Evet insafli bir insan....

Hortlak
13-11-2009, 23:46
Durun şuraya ekleyeyim adamın ne dediğini kimse eklememiş hem bana açıklarsınız;

"Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı'nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp 'bu savaşı bitirelim' demedi. Kurtuluş Savaşı'nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs (http://www.hurriyet.com.tr/index/K%C4%B1br%C4%B1s/)'ta analar ağlamadı mı? Kimse 'analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım' dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok."

Bu cümlelerden nasıl "Kürtler'i katledelim, Saddam'ın yaptıklarını yapalım" anlamı çıkıyor bir kişi açıklayabilir mi? Sakın Onur Öymen "açılıma" karşı çıktı diye, PKK'ya taviz verilmesin dedi diye sözlerini saptırıp faşist gibi göstermeye çalışıyor olmayasınız? Şerefli insanlar başkalarına "çamur at izi kalsın" mantığıyıla yaklaşmaz, karşısındaki sevmediği birisi de olsa! Buradan çamur atanlar var gibi görünüyor.

cenker
14-11-2009, 00:39
seyit rıza başarılı olsaydı orduyu hükümeti kovsaydı bağımsız dersim devletini kursaydı tunceli halkı daha mı mutlu olurdu daha mı iyi yaşardı?

kendi kürt alevi olmasına rağmen peygamber soyundan geldiğini ikna eden feodal bir din baronunun kurduğu devletden ne hayır gelir ki sorarım size?

kemalizm görüş açısına göre sosyalizmden veya liberal demokrasiden geri olabilir ama feodal din devletinden her koşulda ileridir.

pervane
14-11-2009, 01:57
Atatürk başarılı olup başka ülkelerin ordularını kovunca Türk halkı mutlu olmamış o zaman sizin söyleminize göre! Mutsuz olunduğunu vurgulamak için mi her sabah bağıra çağıra mutluluk andı içiliyor! Bağımsız Türkiye cumhuriyeti kurulduğunda, Türk hakı daha az mutlu olmuş daha kötü mü yaşıyor?

Cumhuriyet kurulduktan sonra ordaki isyan bastırılınca ne olmuş? Dersim refaha mı erdirilmiş? eğer bugün o bölgede yaşayanlar, bu günkü diğer kürt çoğunluğun yaşadığı illerden daha ileri, daha aydın fikirli, daha çağdaş bir görünümde iseler bunun sebebi yüce cumhuriyetin ilkeleri değildir. Dinlerinin islam bağnazlığına sahip olamamasından, zamana ve koşullara göre dönüşüme elverişli olmasındandır. O ildeki okuma yazma oranının yüksekliği alevilerin kurana merak duymamasından, standart müslüman kültürü ile yoğrulmadıklarından kaynaklanıyor.. Şu anda güneydoğuda izlerine rastlanan ağaları,şeyhleri, her taşın altından yüz yıldır o bölgedeki geri kalmışlığa,terkedilmişliğe, devletin kendi ülkesi sınırları içinde bulunan eline üzerinde TC kimliği tutuşturmasının yanında vatandaşına takındığı ayrımcılığa, gerekçe bulmak için öne sürülen hayali feodal derebeyleri de yoktur. Peki Dersim adı değiştirilerek Tunceli olduktan sonra o bölgede değişen ne olmuştur? bu insanlara mutlu olmaları için cumhuriyet hangi iksiri sunmuş olabilir ki, içince bünyelerinde reaksiyona yol açmış ve sarhoşluk naraları atmak zorunda kalarak bu insanlar hala huzursuzluklarını dile getirmekte ve mutsuz kalabilmeyi başarmışlardır!

peygamber soyundan gelmenin Kürt Alevilerde ne anlama geldiğini bildiğinizi sanmıyorum. Bu nasıl afaki bir bakış açısıdır. sizler geçmişte dersimdeki aşiret reislerinin şato sahibi falan olduğunu mu düşünüyorsunuz? yahu bu adamlar dağda yaşıyor, hayvancılık ile geçiniyor, kara saban ile tanışmadan tarım yapmaya çalışıyor. Bilakis ağa kavramına uyan sömürü tavrı sergileyen kişiliklerin boy göstermesi cumhuriyet sonrası tarihlerde keskin bir şekle bürünüyor o bölgede bunun için de bkz. 1980 öncesi Dersimde sol örgütler tarafından öldürülen, göç etmeye zorlanan ağalar. Aşiret reisliği de kişinin yaşam koşulları hakkında deneyim sahibi olmasına, tutarlılığına, bir nevi kendi kabilesindeki insanlara eşitlik sağlayan, anlaşmazlıkları çözme yeteneğine bağlı olarak toplulukta saygınlık kazanan kişiliktir. Bu insanlar inançlarından dolayı kendilerini eğemen dinlerin saldırılarından korumak için dünyaya kapalı kalmak zorunda kalmıştır. Bugün eski ağalık, aşiret reisliği kavramını tarihe gömmüş olmaları isyanın bastırılmasının başarısı olarak mı görülmektedir. O halde diger kürt bölgelerinde devlet neden feodal düzeni yıkmakta başarısız kalmıştır. Ordaki feodaller isyan çıkarmadıkları için olsa gerek! feodal din baronlarının kurmadığı bugünkü modern devlet eli ile hangi hayrlı tarihe kavuşturulmuşlardır da bugün mutlu olmaları beklenmektedir. madem feodalite devam etmektedir, devletin kendisini çağdaş olarak lanse etmesi anlamsızdır. Kurulan cumhuriyet feodallerin kuracağından daha kötürüm olduğunu milyonlarca vatandaşının mutsuz olmasına yol açarak ilan etmektedir...Pardon sizlerin anlattığı nerenin ilerici devleti oluyordu acaba?

Squall
14-11-2009, 02:49
Aleviler sanki ;cumhuriyet,Atatürk ilke ve inkılaplarına karşılarmış gibi bir portre çizilmek isteniyor...oysa gerçek bunun tam tersi..ben bu gerçeği biliyorum çünkü bir çok alevi tanıdığım ve akrabam vardır..

Neden alevilerin çoğunluğu ozaman iktidarda bulunup bu katliamlardan sorumlu olduğu iddia edilen bir partiye günümüzde bunca oyu vermektedirler???

pervane
14-11-2009, 03:25
Sn. Squall sorularınıza soru ile cevap. Siz içinde Alevi vurgusunun olduğu, Alevilerin sorunlarını konu alan,öncelikli parti programlarına sokan Alevilerin temsilcileri oldukları iddiasında bulunan bir siyasi parti tanıyormusunuz? tanıyor iseniz bu tür bir partinin varlık göstermesi ülkede hangi tarihe tekabül etmektedir? aynı şekilde Kürtlerin temsilcileri olduklarını, açıkça dile getiren yasal ilk parti hakkında bilginiz var mı? o kadar rahat konuşuyorsunuz ki! yaşı küçük, bilmezin biri satırlarınızı okuduğunda sanacak ki kuruluşundan bu yana ülkede Kürtler Aleviler bugünkü gibi kendilerini rahatlıkla ifade edebilmişler! ve önlerinde resmi ideolojiye baş kaldıran partiler ülkede haddinden fazla sayıda olduğu için hangisine oy vereceklerine bir türlü karar veremedikleri için! darbeler artığı yarı askeri yönetim şekline sahip güzel ülkemde iktidardaki partilerinde yer alma gafletinde bulunarak katliamlarından sorumlu partilere gönüllü olarak canı yürekten! gani gani oy vermişlerdir! portreler birkaç tanıdık eş,dost akraba olan Alevi örnek gösterilerek çizilmiyor sn. squall. portreler alevilerin kendi sorunlarını konuşmalarına başlamaları, bir araya gelmeleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bugünkü portreler Alevilerin kendilerine seçtikleri temsilciler örgütler tarafında Alevilerin ortak kaleminden çizilmektedir....

Squall
14-11-2009, 03:55
Chp'nin aleviler konusunda bugüne kadar hiç bi olumlu gelişmeye imza atamaması bi gerçektir ancak yine de alevilerin büyük çoğunluğunun cumhuriyet idealine ve Atatürk devrimlerine bağlı bi duruşlarının olması her türlü olumsuz gelişmeye rağmen chp ile aralarında bir bağ kurulmasını sağlamıştır...

Ben size Alevilerin chp'ye olan yakınlığına dair bi ton siyasi anket bulabilirim ancak siz ısrarla Alevilerin; çaresizliklerinden, onları gerçek anlamda temsil edicek bi siyasi partinin olmamasından dolayı kendileri kesip doğruyan bi zihniyete oy atmak zorunda bırakılıyorlar gibi tespitlere devam ediyorsunuz..

Bense bu durumun çaresizlikle ilgili değil de Atatürk devrimlerine bağlılıkla ilgili olduğunu iddia ediyorum.

saroz
14-11-2009, 14:47
'Türkün en kötüsü, olmayanın en iyisinden iyidir'

Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre Hitler, Mustafa Kemal için şöyle demişti: 'Mustafa Kemal'in ilk öğrencisi Musolini, ikincisi benim.
Mahmut Esat Bozkurt daha ileri giderek Naziliğin ve faşizmin ilham kaynağının Kemalizm olduğunu söyler.
'Zamanımızın bir Alman tarihçisi, gerek nasyonal sosyalizmin ve gerek faşizmin Mustafa Kemal rejiminin az çok değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadıklarını söyler.


Dönemin Adalet bakanı, Mahmut Esat Bozkurt, 'Türkün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir' der ve, 21 Eylül 1930 tarihli Son Posta Gazetesi'ne verdiği demeçte, 'Benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk'tür. Öztürk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır. Köle olmaktır' demiştir.

saroz
14-11-2009, 14:54
'Türkçülüğe karşı çıkanları yok edeceğiz'

İsmet İnönü'nün de aynı kanıda olduğunu birçok demecinde görmek mümkün. Şovenlikte herkesin birbirleriyle yarıştığı o günlerde, Sivas demiryolunun açılışı nedeniyle şunları söyler İnönü: 'Sadece Türk milleti bu ülkede etnik ya da ırki bir takım haklar isteyebilir. Başka hiçbir kişinin buna hakkı yoktur.'

Türklerin kendi devletlerinde, etnik veya ırki bir takım hak talebinde bulunma saçmalığını bir tarafa bırakarak, İsmet İnönü'nün Bitlisli bir Kürttür.

İsmet İnönü'nün 22 Nisan l925 günü Türk Ocakları'nda yaptığı konuşmada, 'Biz açıkça milliyetçiyiz. Milliyetçilik bizi birleştiren tek nedendir. Türk çoğunluğunun yanında diğer unsurların hiç bir etkisi yoktur. Her ne pahasına olursa olsun, ülkemizde yaşayanları Türkleştirecek, Türklere ve Türkçülüğe karşı çıkanları yok edeceğiz. Vatana hizmet etmek isteyenler her şeyden önce Türk ve Tükçü olmalarını istiyoruz.'

theatre
14-11-2009, 15:24
Saroz yapma!

Sana hiç yakışmıyor.

saroz
14-11-2009, 15:40
Saroz yapma!

Sana hiç yakışmıyor.


Sevgili theatre, ne demek istediğini anlamadım.

evrensel-insan
14-11-2009, 18:22
Saygideger saroz;

'Sadece Türk milleti bu ülkede etnik ya da ırki bir takım haklar isteyebilir. Başka hiçbir kişinin buna hakkı yoktur.' -Alinti-

Bence, bu soyleme; disaridan bakis acisi ve notr algiyla bakarsak, soyle bir sonuc cikiyor. Inonu'ye gore, TURK, BIR MILLI-KOKEN DEGIL DE, BIR UST KIMLIK OLUYOR.

Aslinda Ataturk'un de; bilincli yada bilincsiz, Kurtulus Savasi'na ayni zihniyetle yanastigini goruyoruz. Savasin kazanilmasi icin, Tum Anadolu halkini duygusal ve o cagin gecerliligine paralel bir ilke altinda birlestirmek gerekiyordu. Kisilik ve kimligi olusturan degerler arasndaki, kisinin adi kadar gercek iki ana oge, din ve milliyetciliktir. Bu iki tabudan ve veriden, o anki caga uygun olani ve Osmanli'nin sonunu hazirlayan ogeninde milliyetcilik ve milliyetci cikislar oldugu bir gercektir.

Bu temelde Ataturk'te ayni zihniyetle, bu ilke altinda Anadolu halklarini birlestirdi.

Bence ulusalciligi savunanlarin da; dusuncesinde bu yatmaktadir. Yani, TURK'LUK BIR MILLI KOKEN DEGIL; ANADOLU HALKLARINI BIRLESTIREN BIR UST KIMLIKTIR.

Iste, Inonu'nun bahsettigi etnik farklarda, bu Turk ust kimliginin birlestirdigi farklardir. En belirginleri, yine o caga gore; Ermeni ve Kurdlerdir.

Fakat, bu yanasim ve bugun gelinen durum celiskilidir. Cunku, ne Ermeniler, ne de Kurdler, bu ust kimligi kabul etmemekte ve Turklugu, bir milli koken olarak algilamakta ve kendilerine gore hakli olarak Kurd kokenini vurgulamaktadir.

Bu da iki farkli tartismayi getirir. Kurdlerin, Turk ust kimligi altindaki bir etniklikmi, yoksa farkli bir milli koken mi oldugu tartismasi.

Digeri ise cok daha ilginctir. Ayni mentaliteden bakildiginda, yani milli koken olarak bakildiginda, rger, Turkluk bir ust kimlikse, TURK MILLI KOKENI NEDIR?

Iste tum tartismanin ana ozu budur. Ulusalcilara gore boyle bir bakis acisi yoktur, cunku TURK BIR UST KIMLIKTIR. Dolayisiyle, onlara gore bu ust kimlik farklara ayristirilamaz. Burda, bilinc alti demek istedikleri ise; TURK DIYE BIR MILLI KOKEN YOKTUR, TURKLUK ANCAK ICERISINDE FARKLI ETNIKLIKLERI BARINDIRAN BIR UST KIMLIKTIR VE BU FARKLAR, BIRBIRINDEN AYRISTIRILAMAZ, AYRISTIRILIRSA; TURKLUK SONA ERER.

Iste ulusalcilarin, bu bilinc alti soylemi; Turkleri, milli koken olarak gormemekten kaynaklanmaktadir.

Bence ortak nokta ortaya cikiyor.

Birincisi Turklugu, bir UST KIMLIK MI, YOKSA BIR KOKENMI OLARAK DEGERLENDIRECEGIZ?

Ust kimlik, diger kokenleri, etnik yapmazmi?

Eger ustk kimlik degilse, Turkluk; o zaman TURK MILLI KOKENI VAR MIDIR?, VARSA KIMLERDIR?

Tum tartisma, iki farkli bakis acisinda kitlenmektedir. Turkluk bir Ust kimlik mi, ki oyle ise; diger milli kokenler etnik koken olur.

Eger etnik koken degil de; milli kokenler varsa; o zaman Turk milli kokeni nedir?

Iste tum ideolojik/inancsal goruslerin tum tartismasi bu noktada kitlenmektedir. Cunku dogrular farklidir ve ortak bir dogru yoktur.

Ortak dogru da Turkluk te kitlenmektedir. Turkluk nedir? TURKLUK BIR UST KIMLIK VE DIGERLERI ETNIK KOKENMI, YOKSA DIGERLERI MILLI KOKEN ISE; TURKLUGUN MILLI KOKENI NEDIR?

Saygilarimla;
evrensel-insan

cenker
14-11-2009, 18:34
aslında çok ayrıntıya boğmuşsun evrensel insan ama ben özetliyeyim azcık :)

tc devletinin kurucu ideolojisine göre ülkede yaşayan vatandaş olan herkes türktür.türk hem bir ırk hem devleti oluşturan milletin adıdır.diğer ırklar vb ya bu gerçeği kabul ederler ya bu diyardan giderler.arada kürtçe lazca vb konuşan köyler vb ise görmezden gelinir.herkes türk muamelesi görür.bu sadece tcnin değil fransanın da italyanın da ideolojisidir.buna ulus devlet diyoruz.aslında çokta başarısız oldu sayılmaz dtp ve diğer küçük etnikçileri sayarsak bu sistemden rahatsız olanlar %10 etmiyorlar.göz ardı edilebilen bir fark.dünyada cenneti kursnız gene %10 çıkıp karşı gelecektir.

bu sistemden rahatsız olanların alternatif fikirlerini duymak isterim.

Averroes
14-11-2009, 18:41
Saroz yapma!

Sana hiç yakışmıyor.

Saroz yapmıyor ki theatre, alıntıladağı insanlar yapıyor. Yapma etme muhabbetine gireceğine bize İsmet İnönü'nün bahsi geçen ifadeleri için ne diyorsun öğrenmek isteriz. Duygusal olarak Saroz'a etki edip konuşamaz kılmak mı istiyorsun bu yapma etme muhabbetiyle?

theatre
14-11-2009, 19:04
Saroz yapmıyor ki theatre, alıntıladağı insanlar yapıyor. Yapma etme muhabbetine gireceğine bize İsmet İnönü'nün bahsi geçen ifadeleri için ne diyorsun öğrenmek isteriz. Duygusal olarak Saroz'a etki edip konuşamaz kılmak mı istiyorsun bu yapma etme muhabbetiyle?

Bu halk yüzlerce yıl anlamsızca birbirine kırdırıldı.

Binlerce yıl..

Cumhuriyeti kuranların bir ulus devlet kurmak istemeleri o kavgayı bitirme özlemi idi.

Tarih bilinci yok edilip yerine cennet mekan padişah - halife efendilerin meacaraları ikame edilince unutuldu.

Cumhuriyet öncesi Anadolu bir "Kan Gölü" tarihidir.

Etnik kökeni inancı mezhebi ne olursa olsun insanlar bırakın insanı milletler kıyıma uğratılmıştır.

Anadolunun iki güzel halkı Anadolu topraklarından silindi.

Kaç milyon Türk'ün yok edildiğini Türkiye tarihçilerinin tillahı bile bilemez.

O tarihçilerin durup durup cennetmekan padişah efendileri yıkayıp yalaması boşuna değil elbette.

Cumhuriyeti kuran insanların bütün bunların bilincinde olarak ve bir daha bu toprakların insanı birbirini kırmasın diye yaptıklarını insafla değerlendirmemek bu topraklarda "yitirilen" insanlarımıza "bence" haksızlık oluyor.

ozgur_
14-11-2009, 19:06
FERHAT TUNÇ * / Artık görev başta atalarına küfredilen Dersimlilere, Alevilere, Kürtlere ve ilericilere düşüyor. Toplumu yanıltmayın CHP’yi derhal terk edin.


Meclis’te Kürt sorununda “demokratik açılım süreci” ile ilgili yapılan tartışmalarda bir kez daha nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Meclis kürsüsünde CHP adına konuşan Onur Öymen’in ifadeleri adeta soykırım çağrısı niteliğindeydi.

1938 yılında Dersim’de yapılanları onaylayan ve sorunların çözüm yönteminin yine katliam olması gerektiğini belirten Öymen’in söylediklerine bakın;

“Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok.” Çok yoruma gerek bırakmayan bu zihniyet, ülkeyi yönetmeye aday.

Bu sözlerin söylendiği günlerde, Dersimlilerin gündemi ve umudu ise farklıydı. 15 Kasım 1937’de asılarak katledilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını anmak, yeri belli olmayan mezarlarını bulmak ve devleti bu trajik süreçle yüzleşmeye çağırıyorlardı.

İşte böyle bir dönemde bu zatın Meclis kürsüsünde yaptığı bu açıklama, Dersim katliamının etkilerini hâlâ üzerinden atamamış, iliklerine kadar o süreçten bu yana yaşadığı travmaları atlatmaya çalışan Dersimlileri derinden yaralamıştır.

Öte yandan ise, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en barbarca işlenmiş katliamına meşruluk kazandırmaya dönük bu yaklaşım son derece tehlikelidir. Dolayısıyla bir hukuk devleti olduğumuzdan yola çıkarak tarihsel katliam ve kırımları bu gün için, çözüm yöntemi olarak kabul eden ifadelerin suç olarak kabul edilmesi ve mahkûm edilmesi demokrasi ve insanlık adına önem taşımaktadır. Hukuk devleti olma ve sağlıklı bir gelecek kurmanın yolu, bu ve bunun gibi zihniyetlere taviz vermeden mücadele etmekten geçmektedir.

Dersimliler olarak kuşaklar boyudur büyük acılar yaşıyoruz. Kimliğimiz, değerlerimiz, dilimiz, inancımız sürekli bir baskıyla karşı karşıyadır. Farklılıklarımız nedeniyle çifte standartçı uygulamalara maruz kaldık. Mahpuslarda çürütüldük, asıldık, öldürüldük ve işkence gördük.

Bu gün bu acıları unutmaya, özgür ve demokratik bir ülkenin vatandaşları olarak yeni bir hayatın mümkün olduğuna kendimizi inandırmaya çalışıyoruz.

Ancak Onur Öymen’in parlamento çatısı altında sarf ettiği sözler, bu umudu koruyan bizlerin yüreklerine ateş düşürmüştür. Bu toplumun yaşadığı travmaları biraz da olsa bilen bir insan ne anlatmak istediğimi iyi anlar.

1938 yılında Dersim’de yaşanan durum tam bir vahşet olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. Kürt ve Alevi kimliğinden ötürü Dersim katliamcı ve asimilasyoncu politikalarla haritadan silinmek istenmiştir.

Dersim’in dağları, ovaları ve mağaraları top ateşiyle dövülmüş ve kundaktaki bebeğine varana dek yediden yetmişe insanlar süngüden geçirilmiş, yakılmış ve kurşuna dizilmiştir. Böylesi bir acıyı yaşamış toplumun çocukları olarak kaygılanmakta haklı değil miyiz? Bu zihniyet, adeta zevk alırcasına 70 yıl sonra yeniden bize bu acıları yaşatmaktadır.

Dersimde insanlar isyan çıkarmak için değil, canlarına kurtarmak için dağlara sığınmışlardır. Dağlara çıkamayanlar toplu bir şekilde katliamdan geçirilmiştir.

1937 ve 38 kırımında görev almış askerlerin anlattıklarını, Onur Öymen okumadıysa okumasını tavsiye ederim. Belki o zaman yaptığı bu açıklamadan ötürü utanır ve Dersimlilerden özür diler.

Karslı Asker A. Demirtaş ; “Köylüleri topluyorduk, biraraya getirip ‘sizleri koruyacağız, kurtaracağız’ diyerek dere kenarlarına veya uygun gördüğümüz yerlere götürüp makineli tüfeklerle tarıyorduk. Kadın, çocuk, bebe, ihtiyar, genç demeden hepsini, hepsini öldürüyorduk.

Subaylar ‘hiçbir Aleviyi sağ koymayın, öldürün’ diyorlardı. Daha sonra cesetlerin başına erler kurtlar gibi üşüşüyorlardı. Kollarını sıvazlayıp bilezik, kolye gibi altınları kapmak için hırslı bir yarış başlıyordu. Kadınlar için altın takmanın önemi büyük olduğundan kolları parçalayarak, keserek altınlar kapışılıyordu. Hatta altın dişler de alınıyordu, Alevi öldürüp cennete gitmek, altınlarına da sahip olup bu dünyada da rahat yaşamak o günlerde önemliydi. Velhasıl birçok köyde benzer bu tür şeyler yapıldı. Bugün Kars’ta Dersim zenginleri var. Bunların zenginlikleri oradan kalma.”

A.Demirtaş; “Bir gün, 4–5 yaşlarında bir çocuğu komutan bana göstererek ‘öldür’ dedi. Ben ‘yapamam’ deyince, yüzbaşı rütbesindeki komutanım çocuğu ayağından tuttu. Güçlü ve kuvvetli elleriyle yanı başındaki kayalara başı gelecek şekilde kaldırıp, kaldırıp vurmaya başladı. O an hafızamı kaybetmişim. Kendime hastanede geldim. Hava değişimi verdiler. Bir daha da Dersim’e yollamadılar.

Çünkü her şey bitmişti.”

Bu vahşetin ve barbarlığın savunuculuğunu yapan CHP zihniyeti dünden bugüne değişmedi aslında. Meclis’te katliamları savunan CHP bugün de Ergenekon avukatlığını yapmaktadır. Üzücü olan ise İttihat ve Terakki zihniyetinin devamcısı olan bu partinin kendini “sosyal demokrat, ilerici” göstermesidir. Aydınlara ve ilericilere düşen ise CHP’nin bu kirli ve katliamcı yüzünü teşhir etmektir.

Şahsen üzüldüğüm bir başka konu ise Meclis’teki Dersimliler. Öymen, Meclis’te bu hakaretleri yaparak, dedelerimizin kemiklerini sızlatırken, sözüm ona

Dersimlilerin kurtarıcısı gibi gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu da alkışlıyordu.

Sayın Kılıçdaroğlu, bu vahşeti alkışlarken hiç mi utanmadınız? Her fırsatta alakalı alakasız konuşmayı, kendine güldürmeyi marifet sayan Kamer Genç bu konuda konuşmayacak mı? En önemlisi bu parti içerisindeki Dersimliler, Aleviler, Kürtler, ilericiler atalarımıza küfür eden, bu savaşçı zihniyeti ne kadar sineye çekeceksiniz? Onurlu ve erdemli bir davranış olarak bu partiden istifa ederek, faşizmin “soldan” temsilcisi konumuna gelen bu partiyi tarihin çöplüğüne atmayacak mısınız?

Sonuç olarak kendini cumhuriyetin, militarizmin ve katliamcı zihniyetin sahibi olarak gören CHP bilinen bir gerçeği kendi ağzından ifşa etmiştir. Artık görev başta atalarına küfredilen Dersimlilere, Alevilere, Kürtlere ve ilericilere düşüyor.

Toplumu yanıltmayın ve CHP’yi derhal terk edin.

* Sanatçı / ferhat@ferhattunc.net

theatre
14-11-2009, 19:46
Bilmenizi istedim..

Nubar Terziyanı ne kadar sevdiğimi..

Adile Naşit ve kardeşi Selim Naşit'i..

Ermeni ya da Rum olduklarını öğrendiğimde o sevgimden hiç bir şey eksilmediğini..

Bilmenizi istedim..

Bir hiç uğruna yitirilen milyonlarca insanı ne kadar sevdiğimi bilmenizi istedim.


Bu toprakların insanı aynı şeyleri yeniden yaşamayı hak edecek ne yaptı?

ozgur_
15-11-2009, 00:25
CHP yi yere göğe sığdıramayan bazı Tuncelili ve alevi arkadaşlarım vardı, bu açıklamadan sonra onların yüzlerini görünce aslında bu zata teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Bügünkü CHPnin ve CHP içinde kendileri için kahraman olarak gördükleri kişilerin gerçek yüzünü, ne olduğunu bazılarına net br şekilde gösterdi.

pervane
15-11-2009, 01:27
Aslında Tunceli halkının bir zamanlar yere göge sığdıramadığı CHP bu günkü resme sahip CHP değildir.. CHP 1951 yılında kurulan Sosyalist Enternasyonal’e Bülent Ecevit’in genel başkan olduğu 1976’da üye olman fakat 1976 yılındaki rotasını, 2008 yılında sosyal demokrat bir parti olmadığını tescilleterek ihraca götürmesi zaten açıklıyor kahramanlarının! bu günkü çıkışlarını, Ne Alevilerin ne de Tuncelililerin artık kahraman modeli olmayacaktır bu parti..

güneşinzaptıyakın
15-11-2009, 01:40
Bilmenizi istedim..

Nubar Terziyanı ne kadar sevdiğimi..

Adile Naşit ve kardeşi Selim Naşit'i..

Ermeni ya da Rum olduklarını öğrendiğimde o sevgimden hiç bir şey eksilmediğini..

Bilmenizi istedim..

Bir hiç uğruna yitirilen milyonlarca insanı ne kadar sevdiğimi bilmenizi istedim.


Bu toprakların insanı aynı şeyleri yeniden yaşamayı hak edecek ne yaptı?
Adile Naşit ile çok muhabbetim oldu, bir İnsan bu kadarmı güzel olur??? bir İnsan bu kadarmı sevgi verir herkese, anısı önünde saygı ile eğiliyorum...

evrensel-insan
15-11-2009, 01:43
Saygideger gunesinzaptiyakin;

Adile Naşit ile çok muhabbetim oldu, bir İnsan bu kadarmı güzel olur???-gzy-

Adile nasit, bizim neslin "Tonton teyzesi" idi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sargon
15-11-2009, 02:32
Dersim katliami denince aklima neden hep o derenin icinde titreserek bekleyen 20 cocuk gelir. Icimi bir aci kaplar. Nedense daha fazlasi aklimda kalmamis, silinip gitmis. Insan kötü olanlari unutmaya meyillidir. Yillar önce Ismail Besikci'nin "Tunceli Kanunu" kitabini okumustum. Iste o kitaptan aklimda kalan meclis tartismalari, ama hicbir detayi degil sadece tartismalarin oldugu, bir de o derede titreserek bekleyen 20 sabi. Ulucanlar (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5954)'da hamamin önünde iskence seansinda aklima yine o derede beklesen cocuklar gelmisti.

Bu olayi Ismail Besikci, Necip Fazil'in anilarindan kitabina aktarmisti. Acaba nerden bulurum diye düsünürken baktim ki, Ayse Hür Taraf'ta yazmis. Iste Necip Fazil'in "Dogu Faciasi" adli yazisindan bir bölüm.

“Elazığ Ortaokulunda okuyan iki çocuk... Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat’a geliyorlar ve facianın tam üstüne düşüyorlar. Hozat yakınlarındaki köylerine geldikleri zaman babaları Yusuf Cemil’in öldürtülmüş olduğunu öğreniyorlar ve ağlamaya başlıyorlar. Onlara şu karşılık veriliyor: Sizi de onun yanına götüreceğiz!

Çocuklar odadan sürükletilerek çıkartılıyor ve jandarma muhafazasında gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarının yanına gönderilmişlerdir.

Her evi ayrı ayrı tutuşturulduktan sonra dört bir etrafı ayrıca çalı çırpı içine alınıp alev alev yakılan bir köyden, deli gibi bir adam çıkıp, çalı yığınları gerisinde manzarayı seyredenlere doğru ilerliyor ve haykırıyor: Durun, ben köy ahalisinden değilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atılması oluyor. Adam, evvela göğsünün kılları tutuşarak alev alev yanarken, çalı yığınları gerisinde amir, zevk ve istihza ile sigarasını içmektedir. (Bu vak’a, bana, 1944 yılında, Eğridir’de askerliğimi yaparken, resmi şahıslar huzurunda, yanan adama karşı sigarasını zevkle içtiğini söyleyen amirden bizzat dinleyenlerce anlatılmıştır.)

Yusuf Cemil’in köyünden 200 kadın ve çocuk öldürtülmüş ve bunların cesetleri buğday sapları üzerinde yakılmıştır. Öldürülenler arasında, Elazığ’da askerliğini yapan ve o sırada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adında biri de vardır. Bu zavallı, mezun olduğunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâğıdını da gösterebileceğini söylediği halde derdini dinletemiyor ve dört çocuğu ile seksenlik anası arasında, onlarla beraber kurşunlanıyor...

Dolantanır köyünden Veli isminde bir genç, Elazığ Muallim Mektebinde okuduktan sonra öğretmen olarak Trakya’ya gönderilmiş, orada evlenmiş, üç çocuk sahibi olmuş ve tam da Dersim hareketi başlamak üzereyken, karısı ve çocuklarıyla, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gelmiştir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadınlı, çocuklu ve ihtiyarlı doğranırken, kendisi, karısı ve çocukları da aynı akıbete mahkûm edilmiş ve cesetleri yakılmıştır.

Mazgirt Tersemek nahiyesinin halkı doğranmakta... Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaş arasında yirmi kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklamıştır. Vaziyet birden haber alınıyor. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor.

Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En katı yürekliler bile, böyle müdafaasız masumlara silah kullanamayacaklarını söylüyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete uğruyor ve hayli sıkıntı mevzuu oluyor... Nihayet bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi bitiriliyor. Murat suyunun kandan kıpkızıl aktığını görenler olmuştur.

Celal Bayar’ın Başvekil ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay Başkanı bulunduğu 1938 yılında cereyan eden Dersim faciası, bütünleştirilmesini okuyucularımızın hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine bıraktığımız birkaç teferruat çizgisi halinde budur!”

Ayse Hür'ün yazisinin tamami icin (http://www.timeturk.com/Oku-%C3%96ymen-Oku--Dersimiz-Dersim_99555-haberi.html)

güneşinzaptıyakın
15-11-2009, 02:42
Bence yeni bir şeyler yapalım...
Zillerini çalıp kaçalım, yok bu çok efemine oldu...
Enselerine tokat vuralım, buda olmaz anlamaz o kırolar...
Hep birlikte evlerinin önüne gidip pendik spor sloganları atalım, buda olmaz sevenden ötürü slogan attığımızı uyanırlar kesin...
Buldum pandik atıp kaçalım, kaçarkende ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' diye bağıralım...

Hortlak
15-11-2009, 07:03
Madem ki Tunceli'yi hiç görmemiş ideolojik şair Necip Fazıl "liberal solcular" için muteber kaynak oldu, solcular, komünistler ve Nazım Hikmet hakkında yazdıklarını da doğru kabul edersiniz sanırım? Soysuz olmak, çıfıtlık, ahmaklık... vb. yakıştırmaları bunlara yapan da gene Necip Fazıl...

Ayşe Hür müdür nedir her kimse yaptığı "entelektüel sahtekarlık" diye anılır. Sahtekarlık da şerefli insanların yapmayacağı bir şeydir. Mesela ben sizin yüz iletinizi okuyup cımbızla cümle seçer bunu da "ajanlığınıza" delil diye gösterirsem bu şerefsizliktir. Aynı şekilde bir yazarın koca külliyatından 3-5 paragraf alıp hiç sorgulamadan doğru gibi sunmak da şerefsizliktir. Bilmem buna bir itirazınız var mı?

sargon
15-11-2009, 15:02
Nezahat ve Kazim Gündogan, Dersim katliaminda ailelerinden kopartilip evlatlik adi altinda alinan kizlarin öykülerini belgesel yapiyorlar.

Nezahat Gündoğan: Şimdiye kadar Dersim olaylarıyla ilgili herkes kendi cephesinden bir şeyler söyledi. Ancak çocuklar, yaşlılar ve kadınlar neler yaşadı? Bu sorunun cesaretle savunulmadığını ve yanıtlanamadığını düşündüğümüz için bu soruyu biz sorduk. Aldığımız yanıt böyle kapsamlı bir projenin ortaya çıkmasını sağladı. Dersim'de birçok ailede 1937-38 olaylarında kaybolan kız çocukları var. Biz bu araştırma ve bir belgesel film çalışması yaparak bu konunun farklı boyutlarla konuşulmasına katkı sunmaya çalıştık. Dersimli kayıp kızlar konusu bir takım belgelerle gündeme getirilmedi. Biz yıllar sonra birbirini bulan 1930'ların Dersimli kızları şimdinin yaşlı teyzelerinin tanıklıklarını kaydederek bazı sonuçlara vardık. Şimdi bu araştırmayı bir belgesel ve bir kitap olarak kamuoyuna sunacağız.

http://yenisafak.com.tr/Gundem/Default.aspx?t=15.11.2009&i=223312

Aydinlarin Dersim katliami karsisindaki tutumu üzerine belgeseli yapanlarin görüsleri:

Nezahat Gündoğan: O dönemin aydınları Nazım'dan tutalım da birçok aydın Dersim'de gerici bir ayaklanma olduğunu, cumhuriyet ordusunun da gidip bastırdığını düşünüyor. Ama olayları olduğu gibi gözler önüne seren isimler de var. Örneğin Necip Fazıl Kısakürek.

Kazım Gündoğan: Said-i Nursi'nin öğrencisi olan Hulusi Yayhagil de yaşananları anlatırken "1938'de bizi Dersim isyanını bastırmaya gönderdiler. Bize verilen tek emir vardı; imha" diyor. Dersim meselesinin bütün yönleriyle ortaya çıkması için bu kaynakların değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

ozgur_
15-11-2009, 15:24
Türk burokrasisinin en tepelerine görev yapmış bu zatın açıklamaları hayret verici. Ya hala 1930 lu yıllarda yaşıyor yada amacı porvakasyon. Günümüz düyası gerçeklerine bakınca, ne dünya 1930lu yılların Dünyası, Ne insanlık 1930lu yılların insanlığı, ne iletişim 1930lu yılların iletişimi, ne teknoloji 1930ların teknolojisi, Ne hukuk, adalet, demokrası, insan hakları 1930 larla benzerlik gösteriyor. Nede halk 1930 ların halkıdır.

pervane
15-11-2009, 17:33
Bu kitabı okuma tarihim galiba 1988 yılı olacaktı. şimdi nette baktığımda sadece 2. baskı tarihine rastladım. Demek ki benim okuduğum tarihlerde yasaklı kitaplar arasındaymış....Kazım-Nezahat Gündoğan'dan çok önceki tarihlerde bu konuyu gündeme getiren onlarca insan olmasına rağmen sesler yasakçı zihniyet tarafından kısılmaya devam edilmiş..


YAZARIN ROMANA YÜKLEDİĞİ ANLAM
"Bir süre sonra Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı başlar. Yazar, bir yandan Serçe’nin serüvenini anlatırken, bir yandan da, ülkelimizin o günlerdeki politik panaromasını çizer. Örneğin; Kütahya esnafı arasında Hitler’in gerçek bir Müslüman olduğu, onun bütün Müslümanlar tarafından desteklenmesi gerektiği halk içinde yayılmaya başlar.Turancılık güç kazanır; Hitler’in Türklere tüm Türkistan’ı vereceği, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiği söylenir, Almanlar ile birlikte Sovyetler Birliğine karşı savaş açılması için propaganda yapılır. Aydın ve yurtsever öğretmenler daha o günlerde sürülür, cezalandırılır. Tıpkı bu günlerde yaşadığımız gibi, dürüst insanlar ya bir kenara iteklenir, ya da hapishanelere. Ama namussuzlar ve hırsızlar önemli köşeleri kapmaya başlarlar. "


"Serçe, Dersimli Alevi ve Kürt bir kızın ta günümüze değin, Almanya’ya kadar uzanan gerçek yaşam öyküsünü irdeliyor. Bu kız daha dört yaşında iken, 1938 Dersim olaylarında tüm ailesini yitirir, kendisi de yaralanır, yaraları bir hastanede iyileştirildikten sonra, diğer kırk kişi ile birlikte Kütahya’ya sürgüne gönderilir. Kütahyalılar, “Kızılbaş” dedikleri bu insanların kente gelişini büyük bir uğursuzluk sayarlar. Kimsi, “başımıza taş yağacak”, kimisi de “kurbaga yağacak” demeye başlar. Küçük kızla birlikte bu kırk kişi bir hana yerleştirlirler. Ama kimse onlara yiyecek vermediği için, handa aç kalırlar. Daha sonra bu insanlar, kentin ileri gelenlerine hizmetkar olarak verilir. Küçük kızı da bir subay ailesi alır."

"Arlarında bulunan öğretmen –şair; “Yıllardan beri gördüğüm en olağanüstü olay işte budur! Dünyanın en büyük protestosu bu işte! Aşağıda şarap kadehleri önünde insanlığın kurtuluşu üzerine gevezelik eden bizlerin tepesine, yukarıdan aç bir çocuk işedi!” diye haykırır. "

http://www.havuz.de/_HAVUZ_DAKiLER/A_-_B_-_C_-_C/ozgecmis/ali_zulfikar_serce_uzerine/ali_zulfikar_serce_uzerine.html


Serçe Filistinli de olabilirdi

Günlerce ev aradığım halde bulamadım, dil bilen bir arkadaşın yardımıyla, gazetelerdeki ev ilanlarına telefon ediyorduk. Her defasında, biz daha iki kelime söylemeden telefon yüzümüze kapanıyordu. Sonunda Adanalı bir genç adam beni, Dersimli bir kadının evine götürdü. Bu kadın Serçe Hanımdı. Serçe Hanım da yıllarca ev bulamamış, çok pahalı faizle iki daire satın almıştı ve dairenin birine kiracı arıyordu. Ben onun kiracısı oldum.
Dostluğumuz geliştikçe Serçe Hanım bana yaşamını anlatmaya başladı. O anlattıkça ben dehşetle irkiliyordum. Bu türden olaylar benim ülkemde olmuş, benim haberim olmamış! Sonunda Serçe Hanım’ın anlattıklarını roman haline getirmeye karar verdim. Sene 1983, yirmi bir yıl önce. Bu romanda yirmi yıllık emeğim var. Sadece araştırmaları dört beş yıl sürdü. Nedir Serçe’nin başından geçen olaylar? 1938 Dersim olayı...Burada tüm ailesini yitiriyor ve dört yaşında Kütahya’ya sürgüne gönderiliyor. Önce bir subay ailesinin yanında kalıyor. Ona ismini söylüyorlar, dil bilmediği için söyleyemiyor. Hemen bunu, bu insanların aptallığına yoruyorlar ve öylesine öfkeleniyorlar ki, zorla dil öğretmeye kalkıyorlar. Bu hep böyle! Alman okullarındaki öğrencilerim de sürekli böyle suçlamalara uğruyorlar. Zeka testlerine gönderiliyorlar. Hiç kimse onların bir anadili olduğunu, bu çocukların konuşmasının, zekasının ve başarısının bir anahtarı olduğunu, bunun da anadil olduğunu düşünmüyor ya da düşünmek istemiyor. Zeka testine giderken öğrencilerimin bana bakışlarını, gözlerindeki o küskünlüğü anlatamam. Serçe bunu daha acı bir şekilde yaşadı. Serçe için, Kürtler üzerine ya da Dersim üzerine yazılmış bir romandır, diyebilir miyiz? Hayır, diyemeyiz. Bu tanımlama romanın özünü daraltır. Serçe ayırımcılığa karşı yazılmış bir romandır. Kahramanının Dersimli olmasının nedenini yukarıda açıkladım. Ama Serçe tek değil, bugün dünyada birlerce, belki milyonlarca Serçe yaşıyor. İkinci cildin yarısı Almanya’da geçiyor ve Serçe Almanya’da da Türkiye’dekine benzer uygulamalarla karşılaşıyor. Ayırımcılık heryerde var ve sadece Kürtlere karşı değil, herkese karşı var. Serçe bir Filistinli kız da olabilirdi ya da Iraklı ya da Afrikalı... Böyle bir romanın yazılması gerekiyordu. Çünkü, yeni bir emperyalizm döneminin başındayız. Ayrımcılık, özellikle dini ve ırki ayrımcılık emperyalistlerin elinde çok önemli bir provakasyon aracı bugün. Bu türden romanlar yazılmaya devam edilmelidir. Bence bugün en temel görev, başında Bush ve çetesinin bulunduğu emperyalist güce karşı mücadele etmektir. Ayırımcılık bu mücadeleyi zayıflatır, halkların gücünü böler. Bu romanın Kürt halkından bir özür dileme olduğunu söylüyorsunuz? Evet. Romanın özü yukarıda anlattığım gibidir. Ama bu romanı yazarken Kürtler üzerine yoğun araştırmalar yaptım, hatta biraz Kürtçe öğrendim. Türkiye Cumhuriyeti bu halka, hiç de hak etmedikleri muameleri uygulamış ve biz Türk aydınları bu uygulamalara karşı yeterli tepkiyi gösterememişiz. Kürtler, büyük kültürü ve büyük geçmişi olan bir halk ve biz onlarla bin yıl birlikte yaşamışız. Kız alıp, kız vermeşiz, akraba olmuşuz. Bunun bir hatırı olmalıydı. Dünyada bu kadar uzun süre birlikte yaşayan halklar ya yoktur ya da çok azdır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bu iki halk emperyalizme karşı etle kemik gibi olmuştur. Antep boşuna Gazi olmadı, Urfa boşuna Şanlı olmadı, Maraş boşuna Kahraman olmadı. Tüm bunların bir hatırı olmalıydı. Henüz zaman geçmiş değildir. Devlet, tüm olan haksızlıklar için bu halktan özür dilemelidir. Ama devlet bunu yapmıyor. Ben romanımla yapıyorum. Evet, ayırımcılığa karşı yazılmış olan bu roman Kürt halkından bir özür dilemedir.


http://www.evrensel.net/04/06/16/kultur.html#2

Çellist
16-11-2009, 00:12
Uyarı:

Ben kendi fikirlerimi, öngörülerimi ve birtakım analizlerimi paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum. Paternal otokrasi taraftarı bir adamım; yani biraz faşistim, bu da bilinsin. Amacım kimseyi kırmak, kimseyle dalga geçmek asla değildir. Bu yazımda kimseyi ikna etmek gibi bir kaygım da asla yok. Bu konu hakkında başka nasıl düşünceler olabilir hakkında data veriyorum. Zaman zaman alaycı üslubumu bilenlerin muhtemel öfkesini biraz da olsa aşağıya çekmek için bu uyarıyı yazdım; ve aşağıdaki yazımda zerre alaycılık yoktur.

Gelelim konuya,

Artlarından yaşanan onca vahşete rağmen Tunceli Kanunu ve Tehcir Kanunu Kürt sorununun kesin çözümü için önemli belgelerdir. Kimse dediğimden gereksiz romantiklikte bir dehşete kapılmasın; zira zaten ülkemiz milyonlarca insanın öleceği ağır bir iç savaşa doğru yol alıyor ve iki tarafın da eninde sonunda varacağı düşünce "Buralar hep bizim olacak" iddiasıdır. Şu an Türkler halen uykuda; ama Mersin ve Antalya gibi yerlerde katliamlar başladığında, ve artık komşu komşuya saldırdığında yani Kürtler orada da hakkını (!) aradığında kimse kimseyi tutamayacaktır. Güneydoğu Anadolu'da Kürtlerin Araplar ve Süryanilere ettiklerini az çok biliyorsunuzdur. Irak'ın işgal edildiği günlerde Batman'da Arapça konuşanlar itilip kakılmaya başlamıştı; Kürtlük bilincinin en azgın olduğu dönemdeyiz ve azgınlık git gide artmakta. Artık Kürt denilince birçok Türk'ün aklına Mavi Çarşı katliamı, Başbağlar katliamı, uyuşturucu ticareti, etnik temizlik meraklısı aşiretler, gericilik, düşmanla işbirliği yapan insanlar, değnekçiler, kapkaççılar, çocuklarını dilendirten ve bu paraların bir kısmını PKK'ya gönderen insanlar, terörizm, mafya ve sair olumsuz şeyler geliyor. Türk denilince de Kürtlerin aklına sanırım intikam alınması gereken üniformalı acımasız katliamcı askerler geliyordur... Bu iki halk eninde sonunda birbirinin boğazına sarılacak ve biri nakavt olana kadar bu kavga sürecek. Tahminim Türkler kazanır; ama sorun aynı Ermenilerle aramızda yaşanan sorun gibi uzar gider. Kürtlerin dezavantajları aşiretlerden müteşekkil olmaları; o nedenle Ermeniler kadar da etkin olamayacaklardır, nereden bakarsak bakalım Ermenilerin çok iyi arşiv tutan bir örgütleri, kiliseleri var. Neyse, sonuç olarak bugünlerimiz en iyi günlerimiz...

Dersim İsyanının bastırılması ve merkezi yönetimin otoritesinin en sonunda sağlanması harekatın hedefiydi; ama çocukların da öldürülmesi, talan faaliyeti ve kimi yerlerde kimin kim olduğu bilinmeden yapılan infazlar benim bile tüylerimi diken diken eden taraflarıdır; düşündükçe tansiyonum düşer... Benim sülalemde bol asker vardır ve dedelerimden orada görev alan var mı bilmiyorum, muhtemeldir çünki ülkede kısmi seferberlik mi ne ilan edilmiş, yani ordunun önemli bir kısmı Tunceli ve çevresine yığılmış. Eğer ki öyle bir şey olmuş olsun çok utanıp sıkılacağımı da Tuncelililere arz ederim.

Ek: Tunceli Kanunu'nun yöre halkı için olumlu bir katkısı olmuştur ki bu bu kanunla Türkiye'nin de kazandığı en büyük şeydir. Asimilasyon hedefi ile bölgedeki çocukların zorla okutulması. Anladığım kadarıyla herkes süngü tehdidi ile en az lise mezunu yapılmıştır. O nedenledir ki Tunceli halkı doğu vilayetlerinin en kültürlü halkına sahiptir ve Türkiye'ye ve de "Türk Milleti"ne çok aydın kazandırmışlardır.

Saygılarımı sunarım...

cenker
16-11-2009, 01:03
Çellist (http://turandursun.com/forumlar/member.php?u=5404)in dedikleri doğru maalesef.şu açılım vb gibi şeyler ülkede iç savaşa yol açacak gibi geliyor bana da.terörün en azgın olduğu zamanlarda bile(91-95) bu kadar ayrımcılık ve nefret yoktu.pkklılların bir kısmı da bunu istiyor zaten kosovadaki gibi katliama uğruyoruz abd müdahale etsin anlayışı var.çocukları öne sürmeler şehirlerde filistinliler gibi taş atmalar falan hep bunlara hazırlık.

türkiyenin şanssızlığı böyle bir zamanda gelmiş geçmiş en cahil kadrolar tarafından yönetilmek sanırım.

sargon
16-11-2009, 16:20
Paternal otokrasi taraftarı bir adamım; yani biraz faşistim, bu da bilinsin.

Cellist'e acik yürekliligi icin tesekkür etmek isterim. Herkes gercek düsüncesini bu kadar acik sekilde ifade edemiyor cünkü.

Hatasi surda ki, Türkler ve Kürtlerin potansiyel olarak birbirlerine düsman olan iki halk oldugunu varsayiyor. Bu varsayim yanlistir. Türkler ile Kürtleri birbirine düsman edebilmek icin, bu savasin sürmesi icin caba harcayan bir savas lobisi vardir. Bir dizi tezgah da bu lobinin faaliyetlerindendir. Savas durdurulur, Kürtlerin de cagdas ülkelerdeki gibi haklarini kullanabilme olanaklari saglanirsa, halklar birbirine girmez, tersine bu ülke birden cok halki icinde barindiran ve baris icinde yasatmayi basaran bir ülke olarak güclenir ve kalkinir. Savas lobileri rantlarini kaybeder tabii, ama kazanan halk olur.

Nabi Yagci, Taraf gazetesinde Onur Öymen'e tesekkür etmis. Ben de dileklerine aynen katiliyorum. Gercekten hicbirimiz Onur Bey kadar basarili sekilde "Kral Ciplak" diyemezdik. Artik gizlenmenin saklanmanin, demokratmis numarasi yapmanin bir faydasi kalmadi. Gercek yüzler aciga cikiyor.

http://www.taraf.com.tr/makale/8522.htm

ozgur_
16-11-2009, 16:42
Nabi Yagci, Taraf gazetesinde Onur Öymen'e tesekkür etmis. Ben de dileklerine aynen katiliyorum. Gercekten hicbirimiz Onur Bey kadar basarili sekilde "Kral Ciplak" diyemezdik. Artik gizlenmenin saklanmanin, demokratmis numarasi yapmanin bir faydasi kalmadi. Gercek yüzler aciga cikiyor.

http://www.taraf.com.tr/makale/8522.htm

Aklın yolu birmiş, iki gün öncede ben bu zata teşekkür etmiştim :)

CHP yi yere göğe sığdıramayan bazı Tuncelili ve alevi arkadaşlarım vardı, bu açıklamadan sonra onların yüzlerini görünce aslında bu zata teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Bügünkü CHPnin ve CHP içinde kendileri için kahraman olarak gördükleri kişilerin gerçek yüzünü, ne olduğunu bazılarına net br şekilde gösterdi.

tayyare
16-11-2009, 17:09
Kürtlerin de cagdas ülkelerdeki gibi haklarini kullanabilme olanaklari saglanirsa, halklar birbirine girmez, tersine bu ülke birden cok halki icinde barindiran ve baris icinde yasatmayi basaran bir ülke olarak güclenir ve kalkinir. Savas lobileri rantlarini kaybeder tabii, ama kazanan halk olur.


Çağdaş ne demek ise artık ?
çağaş atatürkçülerin diline doladığı bir kavramsa, CHP, en çağdaşlardan. Ampulkp-bbp-sp-mhp en gerilerden değil mi ?
Yok. AKP çağdaş diyelim. oK

Çağdaş diye batı ülkelerini kast ediyorsanız bir durun bakalım !
Çağdaş ülkelerde ekonomi bizim ülkemizde ki gibi mi ?
Alamanyada, Pandispanyada, Frengistanda ücretlilerin yarısından fazlası açlık sınırını altında yaşıyorlar mı. Yaşarlarsa ne olur.
Belçikada, Flamanyada sigortasız köle misali çalışma türkiyedeki gibi yaygın olduğunda ihtilal mı olur darbe mi yoksa demokrat mı kalınır.

Siz hangi ekonomi ve iş yasaları ile kürtlere çağdaş şartları sağlayacaksınız ?
n'olur ! söyleyin bende sizi anlayayım.

Çağdaş ülkeler kendi sınırları içindeki halklara kibar işgal ettiklerine iyi davranır.Sizce !

Batı devletleri ve SivilceliTopluÖrümcekleri bizde olan rezillikler AKP öncesi ise kötüdür. Irak Afganistanda kuşakların geleceği yok edilirken, pısssssss !

sargon
16-11-2009, 17:32
Çağdaş diye batı ülkelerini kast ediyorsanız bir durun bakalım !
Çağdaş ülkelerde ekonomi bizim ülkemizde ki gibi mi ?
Alamanyada, Pandispanyada, Frengistanda ücretlilerin yarısından fazlası açlık sınırını altında yaşıyorlar mı. Yaşarlarsa ne olur.
Belçikada, Flamanyada sigortasız köle misali çalışma türkiyedeki gibi yaygın olduğunda ihtilal mı olur darbe mi yoksa demokrat mı kalınır.

Siz hangi ekonomi ve iş yasaları ile kürtlere çağdaş şartları sağlayacaksınız ?
n'olur ! söyleyin bende sizi anlayayım.


Bahane, bahane, hep ayni bahane. Sanki GSMH $20.000 olsa CHP zihniyeti degisik olacakti. Baski ile kimliksizlestirme politikasinin ekonomik seviye ile direk bir ilgisi yok. Bu bir ideolojik yapilanma sorunu.

"Osmanli gelismis bir ülke olsaydi, Atatürk sosyalist devrim yapardi, gelismemis oldugumuz icin yapmadi"
"gelismis olsaydik, demokrasi verirdik, o yüzden vermiyoruz"
"gelismis olsaydik darbe yapmazdik"
"gelismis olsaydik, katliamlar tezgahlamaz, milletin anasini bu kadar aglatmazdik"

Bunlar hep bahane, gercekleri örtüyor. Böyle düsündügümüz icin gelisemiyoruz diye düsünmeyi deneseniz bir de.

Dersim'den de cok uzaklasmayalim, konumuz Dersim..

sargon
16-11-2009, 18:09
CHP catliyor mu?

Kemal Kilicdaroglu, Onur Öymen'in istifasini istedi. (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=12&ArticleID=1162470&Date=16.11.2009&b=Kilicdaroglu:%20Oymen,%20geregini%20yapsin)

Oymen'den ibretlik cevap: Atatürk'ün mirasina sahip cikiyorum! (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1162536&Date=16.11.2009&b=Onur%20Oymen%20istifa%20edecek%20mi&KategoriID=12)

sargon
16-11-2009, 18:21
Öymen: Dersim Sirlari Bende Kalacak!

Olay adam Onur, Aksam gazetesinden Ozlem Celik'e konusmus.

“Bildiklerimizi anlatmıyoruz” demekle neyi kastediyorsunuz? CHP’nin arşivlerinde Dersim isyanı ile ilgili kimsenin bilmediği bilgiler mi var?
Efendim, biz orada kimin ne yaptığını anlatmıyoruz. Atatürk ne dedi yaşananlarla ilgili, söylemiyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz anlamına gelmiyor bu. Biz bu kadar dikkatli davranacağız, bizi Alevi düşmanı ilan ederek bize karşı oyun oynayacaksınız!

Kimsenin bilmediği ama sizin bildiğiniz ne var Dersim isyanı ile ilgili?
Hayır, ben bildiklerimi söylemeyeceğim. İnsanlar beni arıyor, yaşananları niye söylemiyorsun, anlatsana diyorlar. Sen üç kuruşluk siyasi menfaat sağlayacaksın diye beni nasıl hedef gösterirsin! Böyle önemli bir konu iç siyaset malzemesi yapılır mı?

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=964634&Date=16.11.2009&CategoryID=78

Neden bu ülkede sürekli bu kadar cok sir oluyor? Her taraf sirlarla kapli, neler yaptiniz da bu kadar cok gizlenmesi gerekiyor? Daha önce de Mehmet Agar "bildiklerimi aciklarsam yer yerinden oynar" falan diyordu. Nedir bu kadar cok yeri yerinden oynatacak seyler? Bu halktan neden bu kadar cok sey gizleniyor?

Buyrun bakalim. Simdi de Öymen sirlariyla gündeme gelecek.. Yahu ne kadar fasist varsa, hepsi sir dolu. Biz niye bilmiyoruz bu sirlari?

sargon
16-11-2009, 18:32
Babam cocukken bana söyle birsey anlatmisti. Atatürk demiski, "bütün Kürtleri keselim", ama Inönü ona engel olmus. Halk arasinda anlatilan hikaye budur. Yani aslinda Atatürk her zaman oldugu gibi Türkleri kesin cözüme kavusturacakmis da Inonu oyunbozanlik etmis. Kimisi dogru kimisi uydurma böyle binlerce hikaye vardir kulaktan kulaga dolasan. Herhalde olaylarin adami Onur'un kastettigi buna benzer birsey. Belki dedesi Hıfzırrahman Raşit Öymen'den birseyler duymustur bu konuda. Bilmiyoruz. Ne diyor? "Atatürk ne dedi yaşananlarla ilgili, söylemiyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz anlamına gelmiyor bu."

Sakin bildiklerini kimseye söyleme Onur'cum. Yoksa sen de yer yerinden oynatanlardan olursun ha.

Squall
16-11-2009, 19:30
Atatürk demiski, "bütün Kürtleri keselim"

Bir allah'ın olduğu aynı zamanda birde muhammed adında peygamberi olduğu söylenir ve buna milyarlarca insan inanır..

Sonra liberalin biri çıkar babasının küçükken anlattığı lafonten den masallara inanma ihtiyacı duyar..

Yukardaki örneklerde görüldüğü üzere insanların her türlü saçmalığa inanma noktasında sınırsız özgürlükleri vardır ve saygı duyulması gerekir..

saroz
16-11-2009, 21:42
Bir allah'ın olduğu aynı zamanda birde muhammed adında peygamberi olduğu söylenir ve buna milyarlarca insan inanır..

Sonra liberalin biri çıkar babasının küçükken anlattığı lafonten den masallara inanma ihtiyacı duyar..

Yukardaki örneklerde görüldüğü üzere insanların her türlü saçmalığa inanma noktasında sınırsız özgürlükleri vardır ve saygı duyulması gerekir..


Anlatılanın özüne yanıt veremeyenler, cümle cımbızlayıp üste çıkma pehlivanlığına başvurmaktan kendilerini alamazlar.

Ben de bu akşam benden 12 yaş büyük abimle tartıştım bu konuyu. Onur Öymen isimli zat, Uğur Dündar'ın sorularını yanıtlıyordu.

Çocukların, yaşlıların ve silahsız binlerce insanın hukuk adalet ve vicdan dışı katledilmelerine sahip çıkmaya devam ederken, sevgili abim ne yapsaydık? Yeni kurulmuş Cumhuriyete karşı emperyalizmin kışkırtması ile isyana kalkanlara alkışmı tutsaydık? dedi.

Ben de Kürt sorununu bir tarafa bıraksak, sizin bakışınızla gerici ağaların ilerici Türkiye Cumhuriyetine yobaz ayaklanma başlattığını varsaysak (Bu tam bir çarpıtma , yalan ve katliamın iğrenç bir kılıfıdır.) bile, askerin çocukları, kadınları ve yaşlıları sivil silahsız insanları, yargısız, mahkemesiz gaz ile kurşuna dizme ile katletmesi doğrumudur? dediğimde ya ne yapılmalıydı? sorusundan sonra tartışmaya son verdim. Aksi taktirde kırıcı olacağımı belirttim.

İnsan olmanın kriteri nedir?

Hangi suç, böyle bir katliamı haklı gösterebilir.

Gram vicdan taşıyan birisi, birazcık insanım diyebilen birisi bunları söyleyebilirmi?

Kemalizmin varacağı noktaları dehşetle ve ibretle izliyorum...

saroz
16-11-2009, 23:23
şu anda CNN Türk de 5N1K proğramında Faik Bulut Resmi olmayan Dersim katliamını anlatıyor. İsyan yaşanmadığını, Dersimin her tarafından askerlerin kuşatıp saldırması karşısında direnişe geçildiğini belgeleriyle anlatıyor.

İzleyin derim...

Squall
16-11-2009, 23:33
Stalin gibi katillere övgüler yağdıran komünistlerin konu kemalizm olunca her türlü yalanı gerçeğe çevirip hümanizm sloganları atması hayli düşündürücü..

Çellist
17-11-2009, 00:28
Sayın saroz,

Yazılarınızın muhatabı benmişim gibi karşılık yazıyorum.

Çocukların, yaşlıların ve silahsız binlerce insanın hukuk adalet ve vicdan dışı katledilmelerine sahip çıkmaya devam ederken, sevgili abim ne yapsaydık? Yeni kurulmuş Cumhuriyete karşı emperyalizmin kışkırtması ile isyana kalkanlara alkışmı tutsaydık? dedi.

Dersim harekatının başlangıcı köprü yapımındaki 30 küsür askerin aşiret baskınıyla katledilmesine dayanır. 3-4 asırdır merkezi hükumetin giremediği, ulaşamadığı bir yere yol yapılmakta ve aşiretler bu “Yol” tehdidini ortadan kaldırmak için 30 küsür Türk gencini uykularında katletmektedir.

Bu, ülke çapında infial uyandırır. Ciddi bir kamuoyu desteği ile Meclis’ten olabilecek en sert maddelere sahip kanun “Tunceli Kanunu” çıkarılır. Hedefte yerel hükumet olmuş ağalar ve şeyhlerin ve onların fedailerinin ve (hepsinin ailesinin –gizli özne-) imhası da vardır ki bu hedef hatırladığım kadarı ile Kanun’da (Tunceli Kanunu’nda) diplomatik laflarla belirtilmiştir.

Sonuç: 4 ila 6 bin kişi Dersimli katledilmiş; Dersim Tunceli adıyla vatana somut bir şekilde katılmış; Tunceli ahalisi istemese de şeyhlerin ağaların boyunduruğundan kurtarılmıştır. Çocuk cinayetleri ve talan bu operasyonun utancıdır; ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama iddialara güveniyorum. Bunların dışında utanılacak bir husus yoktur. Yöntem açısından tastamam Stalinist bir siyasettir; Stalinist siyasetin en fazla on binde birine tekabül eden bir acımasızlık için de Türk Milli varlığını, Kemalizmi lanetlemek haksızlıktır.

Ben de Kürt sorununu bir tarafa bıraksak, sizin bakışınızla gerici ağaların ilerici Türkiye Cumhuriyetine yobaz ayaklanma başlattığını varsaysak (Bu tam bir çarpıtma , yalan ve katliamın iğrenç bir kılıfıdır.) bile, askerin çocukları, kadınları ve yaşlıları sivil silahsız insanları, yargısız, mahkemesiz gaz ile kurşuna dizme ile katletmesi doğrumudur?

Asla doğru değildir.

dediğimde ya ne yapılmalıydı? sorusundan sonra tartışmaya son verdim. Aksi taktirde kırıcı olacağımı belirttim.

“Ya, ne yapılmalıydı?!” sorusunun bence doğru olan cevabı kısmen çok daha kırıcıdır. Şahsi benliğinizi kırıcı değil; insanlık adına kırıcıdır. Ne kadar kırıcı ve korkunç olsa da o cevap da doğru bir cevaptır.

İnsan olmanın kriteri nedir?

Bence insan olmanın kriteri hiçbir zaman utanacağı bir iş yapmamaktır. Çocuk gırtlaklamak, talan faaliyeti (hem operasyonlarda hem de baskınlarda –köprü inşaat alanı-) vs… Ama şahsım adına konuşuyorum, eğer ki cellat tayin edilsem ve eğer ki önüme bütün PKK militanları ve yetişkin yakınlarını karşıma dizseler bunların infazını tek başıma gerçekleştirmekten utanç duymazdım. Gurur da duymazdım, ayrı mesele, ama cellat bulunamıyorsa o katil de ben olurdum.

Hangi suç, böyle bir katliamı haklı gösterebilir.

Hiçbir şey talanı ve çocuk cinayetini haklı gösteremez. Önceden de şöyle ya da böyle bir şekilde dile getirdiğim üzere harekatın sakat tarafı da maalesef budur.

Gram vicdan taşıyan birisi, birazcık insanım diyebilen birisi bunları söyleyebilirmi?

Söyleyebilir. Mavi Çarşı katliamının katillerine Türklerin mülkiyetinden iş ve aş ve devlet vermek üzere başlatılmış bir süreç söz konusudur. Bu katillerin imhası çok daha doğru olurdu, değil mi? Hangisi daha korkunç bir cinayettir?.. Bilemiyorum, tabii ki hatalı olabilirim; ama bu çatışmada ben PKK ve Barzani’nin tarafında değilim, ben Türk’üm, Peşmerge "Kardeşlerimizin" hedefindeyim ve bu nedenle hangi açıdan bakılırsa bakılsın Türk Milleti’nin safındayım. Benim sakin bir şekilde yazı yazmaya çalışmam Mersin, Adana, Elazığ ve Antep gibi asli nüfusunun çoğunluğu Türk olan illerde başlayacak olan etnik temizlikle son bulacaktır. Bu iddiamı da kafanızda mimleyin. Peki o günler başladığında Peşmergelere bugün bile acımayı sürdüren, onlara kardeşimiz diyen insanlar ne yapacaktır? Tahminim ne zaman Peşmerge bu insanlardan birinin kardeşini hunharca katlederse anca o zaman saflarını belirleyeceği yönündedir.

Kemalizmin varacağı noktaları dehşetle ve ibretle izliyorum...

Kemalizmin varacağı en uç nokta Tunceli Kanunu’dur. Ondan daha fazla dehşete düşülecek başka bir şey de ancak Nazi Almanyası modelidir. Nazi Almanyasında var olan dehşet “Sen bizden değilsin” önermesi ve de dayatmasına dayanır; karşıdakilerin seçeneği yoktur. Kemalizm’deki eleştirilen husus Kemalizmin bütün yurttaşlara “Sen bizdensin!” önermesini dayatmasıdır. “Sen bizdensin!” iddiasından vaz geçildikten sonraki aşama “Sen bizden değilsin!” olacak ve bu da Kemalizm olmayacaktır.

Kemalizmin değerini bilemeyenler kardeşleri müminler ve Peşmerge ağaların marabalarının mücadelesi sonucunda Nazizmi bu topraklarda iktidar olarak gördüklerinde Kemalizmin ruhuna hatim üstüne hatim indirecektir. Bu felaketin ucu bütün Ortadoğu'da ve yakın coğrafyadaki bir Kürt temizliğine girişmeye kadar bile uzanabilir. (Irkdaşları Farsların hakimiyetindeki İran'ı bile bu konuda speküle edebilirsiniz: 1) Amerike ve İsrail'in en yakın müttefiki olan Kürt siyasetçiler Azeri kökenli olan ve İran'a ait olan Tebriz üzerinde bile hak talep ediyorlar 2) İran Şii; Kürtler Sünni.)...

Sonuç: Kim ne derse desin; kim ne temenni ederse etsin EN FAZLA 50 YIL İÇİNDE tarihin en büyük insanlık felaketlerinden birisine tanık olacağız.

saroz
17-11-2009, 10:30
Stalin gibi katillere övgüler yağdıran komünistlerin konu kemalizm olunca her türlü yalanı gerçeğe çevirip hümanizm sloganları atması hayli düşündürücü..


Emperyalizst propaganda insanların gözünü kör edebiliyor. Siyahı beyaz gösterebiliyor. Hele inanmaya birazda meyilli iseniz bu yalan ve çarpıtmaların militan savunucusu olabilirsiniz.

Defalarca kaynak göstererek yazdım. Stalin, bırakın cinayeti insanlığın kurtuluşu olan sosyalizm ve komünizm hedefinde ömrünü son derece kararlı harcamış disiplinli bir liderdir.

Zaten bu nedenle bu derece saldırılır. Katil iddiası da dünyayı açlık, sefalet ve kana bulayan kapitalist emperyalistlere aittir. Buna inanıp biat edenler araştırmadan rahatça iddialarını sürdürebiliyorlar.

Dersimde isyan bile yoktur. kemalistlerin ve devlet erkanından her türlü gerici yobazın onayını almış bir Kürt katliamı vardır.

Resmi ideolojiye körü körüne bağlı olanlar, gerçekleri görmemekte ısrar edenler, ya bilgisizlikten bunu yaparlar yada faşist eğilimlerinden.

saroz
17-11-2009, 11:08
Sayı Çellist,

Öncelikle Dersim eyaleti özel bir eyalettir. Bugünkü Tuncelinin sınırlarından büyüktür. Çevresindeki illerden birkaç ilçeyi de içine alan bölgesel bir eyalettir. Hatta Osmanlının fethetmediği tek eyalettir. Dersim, Osmanlıya kendi isteği ile katılmış tek eyelettir. Bu nedenle Osmanlı zamanında özerkliği olan bir bölgedir.

Hatta 1918-19 yılları arasında Cumhuriyet ilan etmiş, hem de bolşeviklerin etkisinde halkçı bir yönetim oluşturmuştur.

Gerici ağalar iddiası tamamen yalandır. Katliama kılıf uydurmak için bilinçli bir iddiadır. Daha sonra, Türkiye Cumhuriyetine katılmıştır ve özerkliğini koruyan bir bölgedir.

Osmanlının ulusal isyanlarla parçalanması, yeni Cumhuriyeti yönetenlerde parçalanma korkusu yaratmış ve Türkleştirme yolu ile ulusal kimliklere tam bir yasak konulmuş varlıkları tamamen reddeilmiştir.

Bu atmosferde 1930 dan başlayarak Türkleştirme operasyonu hayata geçirilmiştir.

Dersim özerk bölgesi tüm Kürtlere yayılabilecek ulusal hareket potansiyeli taşımaktadır. T.C. Devleti bu potansiyeli dağıtma kararını 1930 larda alır.

Önce askerlerin ve mühimmatın ulaştırılabilmesi için demiryolları ve karayolları yapılır Dersim bölgesine.

1938 de de katliam ve sürgünler uygulanır. Yollar hazırlandığında Dersimin her bölgesinden askerler saldırıya geçer. Dersim savunma kararı alır ve direnir.

Yani Dersimliler isyan etmemiş aksine saldırı karşısında savunmaya geçerek direnmiştir.

Yukarıda verdiğin bilgide yanlışlık var. 1935 de Tunceli kanunu çıkarıldı. Katliam 1938 de yapıldı. Köprüde askerlerin öldürülmesi ilke saldırının başlaması tarih olarak uymuyor.

Stalin konusuna gelince, defalarca değişik kaynaklar, belgeler gösterdim. okumadan önyargınızla yazmaya devam ediyorsunuz.

Stalin adına iddia edilen cinayet, çalışma kampları, açbırakma eylemleri tamamen yalandır.
Bu yalanlar, sovyetlerbirliği arşivi halka açıklandığında belgelerle ispatlandı. Ama hala antistalinist kampanya sürüyor, sürecekte normaldir Stalin emperyalistlere çok ağır darbe vurduğu için kolay unutulmayacaktır..

sargon
17-11-2009, 11:26
Dersim Belgeseli, ilk 4 bölümünü seyredebildim ancak. Izlemenizi tavsiye ederim.

http://www.youtube.com/watch?v=M_chFeI0ISM

http://www.youtube .com/watch?v=M_chFeI0ISM

Hortlak
17-11-2009, 11:42
Defalarca kaynak göstererek yazdım. Stalin, bırakın cinayeti insanlığın kurtuluşu olan sosyalizm ve komünizm hedefinde ömrünü son derece kararlı harcamış disiplinli bir liderdir.

Zaten bu nedenle bu derece saldırılır. Katil iddiası da dünyayı açlık, sefalet ve kana bulayan kapitalist emperyalistlere aittir. Buna inanıp biat edenler araştırmadan rahatça iddialarını sürdürebiliyorlar.

Demek o yüzden Ruslar bile Stalin'den nefret ediyor, Sovyetler bile ölür ölmez Stalin'in izlerini silmeye uğraşmış. Sen bu iddialarını biraz mürekkep yalamış insanların yanında tekrarla da bak nereleriyle gülüyorlar sana.

Dersimde isyan bile yoktur. kemalistlerin ve devlet erkanından her türlü gerici yobazın onayını almış bir Kürt katliamı vardır.

Kürt katliamı amacı olsa bu Tunceli'yle sınırlı kalmazdı, Diyarbakır'dan Şırnak'a olurdu. Bu isyan yoktur iddiasını da git Kürtçüler'e söyle onlar da gülsün sana biraz.

Öncelikle Dersim eyaleti özel bir eyalettir. Bugünkü Tuncelinin sınırlarından büyüktür.

Öyle bir eyalet yoktur, atıyorsun.

Hatta Osmanlının fethetmediği tek eyalettir.

Osmanlı Akkoyun'lu devletini yıktığından bu toprakları ele geçirmiştir, Akkoyunlular da bir Türk devleti idi. Bu kıçını taşla silen Kürt ağalarını mirlerini de Osmanlı sultanına denkmiş gibi göstermeye başladılar ya şu son dönemde pes! Faşizmin, ırkçılığın bu kadarı olur. Kürtler orada değil Osmanlı on tane ayrı Türk beyliği varken bir varlık göstermemiş bunların tebası olmuş, kalkmış bazı aklıevveller "Osmanlı bu Kürtler'e dokunmadı çünkü zorluydular cart curt o yüzden özerkdiler" manasında abuk-sabuk iddiaları tekrarlayıp duruyor.

Hatta 1918-19 yılları arasında Cumhuriyet ilan etmiş, hem de bolşeviklerin etkisinde halkçı bir yönetim oluşturmuştur.

Bolşevikler'in etkisinde halkçı yönetim mi? Bolşevikler o sırada kendi canlarının derdindeydi, Türkler arasında bile birkaç maceracıdan başka Bolşevikler ile ilişkisi olan pek yoktu, Tunceli dağlarında yaşayan aşiret ağalarına nasıl bir ilahi ilhamla gelmiş bu Bolşevizm ki cumhuriyet ilan etmişler, ayrıca kaynağın nedir söyleyebilir misin?

Gerici ağalar iddiası tamamen yalandır. Katliama kılıf uydurmak için bilinçli bir iddiadır. Daha sonra, Türkiye Cumhuriyetine katılmıştır ve özerkliğini koruyan bir bölgedir.

Tabii yalan, ağa olur mu hiç oralarda? Aristokrasi ve Kürt burjuvazisi (bunlar da yeni icad edildi) salonlarda balo verip vals yapmakla meşguldü. Bir-ki-üç kelebekler gibi değil mi? Vallahi bu kadar saçmalığı Kürtçüler'in kendisi yazmıyor, nedir ne haldesin başına silah dayayıp mı yazdırıyorlar bunları yoksa?:D

Dersim özerk bölgesi tüm Kürtlere yayılabilecek ulusal hareket potansiyeli taşımaktadır. T.C. Devleti bu potansiyeli dağıtma kararını 1930 larda alır.

Bak yavrucum bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Tunceli halkı Şeyh Sait isyanına hiç destek vermemiştir, çünkü isyan İslamcı'dır, aynı şekilde Aleviler'in isyanına da Sünniler kayıtsız kalmıştır. Çünkü ortada bir Kürt ulusu yoktur bilmem idrak edebiliyor musun?

Hiç bir devlet de Kürt çok Arap çok diye kendi şehirlerine saldırıp adam öldürmez, bunun için bir sebep olması gerekir. Siz "Atatürk faşistti bu katliamları yaptırdı" diyorsunuz ama tarihin hiç bir kısmına da uymuyor, devlet teorisine de uymuyor, sosyal bilimlere de uymuyor. Fakat senin kafan bunları alır mı? Onu ben bilmem ama ağababalarının kafası 50-60 yaşlarına geldikleri halde almıyorsa seninki hiç almaz sanırım. O yüzden aynen devam bu lakırdıları tekrarlamaya.

Hiç bir şey değil şu Stalin'e takıldım ben bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir dehşet içindeyim.:D

saroz
17-11-2009, 13:41
Hortlak, tüm iddialarımın kaynağı var.

Senin kutsal zannettiğin resmi tarihi reddediyorum.

Senden farklı düşünüyorum.

Sen bu küstah, üstperdeden konuşma hakkını nerden buluyorsun?

Üstün ırk olduğunu düşünüyorsun herhalde?

Çellist kadar dürüst olup faşist olduğunu söylemelisin.

Üslubun tartışmaktan diyalog kurmaya çalışmaktan çok, hakaret ve aşağılama ile örülü.

Squall
17-11-2009, 16:24
Emperyalizme savaş açan birinin Polonyada ne işi vardı acaba??

Heralde Hitler ile birliikte Polonya ormanlarına piknik amaçlı girmişti..

Lafı dolandırmanın manası yok...komünizm Polonyaya giren tanklardır.!!!

Sonrasında meşhur Katyn katliamı..

http://tr.wikipedia.org/wiki/Katyn_Katliamı

Çok komünist gördük ama Stalin'i putlaştırana da ilk defa şahit oluyoruz.

Saroz, sen türünün tek örneğisin!!!...

saroz
17-11-2009, 17:57
Katyn katliamı palavrası.

Burjuvazi, 1940 Nisanında İç İşleri Bakanlığı’na bağlı askerlerce Smolensk yakınlarında Katyn ormanında 10.000 Polonyalı subayın öldürüldüğü iddiasını ortaya atarak, hastalıklı bir inatla, ortak bilinçteki “Stalin zulmü” masalını doğrulamaya çalışıyor.

1993’te, ateşli bir anti-komünizmle gözü kör edilmiş olan Yeltsin rejimi, politik çıkar gereği, bu çarpıtmayı, bu devasa provokasyonu tanıdı.

Bununla birlikte, Smolensk’in Kızıl ordu tarafından kurtarılmasından önce, Almanlar tarafından Katyn ormanına gönderilen uluslararası komisyonun uzmanları, cesetlerdeki kurşunların, Alman GEZO marka, D serisi 7,65 kalibrelik kurşunlar olduğunu tespit ettiler. 8 Mayıs 1943’te, yalan müptelası Goebbels bile günlüğüne “Maalesef, Katyn’deki toplu mezarlarda Alman kurşunları bulundu… Düşman bunu öğrenirse, Katyn’le ilgili her şeyi inkar etmek gerekecek…” diye yazıyordu.

Oleg şenin

Komünist Partiler Birliği/Sovyetler Birliği Komünist Partisi eski başkanının, Brüksel’de 2–4 Mayıs 2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen, “Marksist-Leninist Parti ve Savaşa Karşı Anti-Emperyalist Cephe” konulu 12. Uluslararası Komünist Seminer’e katkısıdır.

Stalin put değil, savunanları da az değil milyonlarcadır. Sen kafanı gömdüğün yalanlardan başını kaldırmayı denersen göreceksin.

Squall
17-11-2009, 18:34
Polonyalıların bile bahsi geçen katliamla ilgili Rusları suçlayan bir sürü sinema filmi varken;halkların kasabı ünvanını almış, Polonya için Faşistlerle bile antlaşma yapacak kadar adileşebilmiş bi katili övüp göklere çıkarmak için bir insanın gerçekten de psikolojik sorunları olması gerekir..

Gorbaçev ve Yeltsin arşivleri açıp Stalin'nin imha emirlerini tüm dünyaya açıklayadursunlar..saroz denen stalin putuna körü körüne bağlı komünist zat "hayır sizler yanlış biliyorsunuz..en doğrusunu ben bilirim" iddialarında bulunmakta...Gerçek bir kamera şakası!!!

Sn Saroz,buyrun sizi kum havuzuna alalım..

sargon
17-11-2009, 18:54
Bu tartisma niye Stalin'e döndü böyle. Stalin sayisiz katliam yapmistir, benim gözümde Alman komünistlerine en cok zarar veren kisidir. Ama katliamlar bir kisiye yüklenirse isin icinden kolay kurtulunur. Zor olan anlayislara ulasmak ve onlarla hesaplasmaktir. Stalin ile Ruslar hesaplastilar zaten, biz kendimize bakalim önce.

Simdi artik iyice cagdisi olmus bir Kemalist anlayisla hesaplasabiliyor muyuz? Lafi döndürüp dolastirip baska yerlere getiriyorlar ki, Kral'in nasil ciplak oldugu ortaya cikmasin. Sagdan soldan cul caput getirip üstüne örterek, konuyu degistirerek ciplak krala don giydirmis olunmaz halbuki.

Dersim'de bir katliam yapildi ve amaci milli insayi saglamakti. Bunun icin her tür katliam yapilabilirdi. Bu cagdisi anlayis, ülke kurmayi katliamlarla falan yapmaya calismayi hala savunan fasistler var bu ülkede. Hesaplasilmasi gereken budur.

saroz
17-11-2009, 18:54
Polonyalıların bile bahsi geçen katliamla ilgili Rusları suçlayan bir sürü sinema filmi varken;halkların kasabı ünvanını almış, Polonya için Faşistlerle bile antlaşma yapacak kadar adileşebilmiş bi katili övüp göklere çıkarmak için bir insanın gerçekten de psikolojik sorunları olması gerekir..

Gorbaçev ve Yeltsin arşivleri açıp Stalin'nin imha emirlerini tüm dünyaya açıklayadursunlar..saroz denen stalin putuna körü körüne bağlı komünist zat "hayır sizler yanlış biliyorsunuz..en doğrusunu ben bilirim" iddialarında bulunmakta...Gerçek bir kamera şakası!!!

Sn Saroz,buyrun sizi kum havuzuna alalım..

Demek tarihi sinema filimlerinden öğrenmemiz gerekiyor. Sen o filimlere bakarken gerçek belgeleri ile kendisini ortaya koyuyor.

Katyn de kullanılan silahların balistik raporlarını ve nazi almanyasının propaganda patronu Göbels'in hatıra defterinde bile itiraf ettiklerini sen es geçiyorsun.

Körü körüne inanan ben oluyorum. Saçmalamayı bırak sinemalardan aldığın bilgiler yerine gerçek belgelerle konuş.

Alman kurşunları ile öldürülen polonya subayları var ortada ve alman Göbels'in itirafları. Sen Göbels den daha iyi savunuyorsun Nazi Almanyasını! Kutlarım:))

Squall
17-11-2009, 19:12
Film mevzusu basit bir örnekti..aklınca bu örnekle eline bi koz geçirdiğini sanmışsın..bilimsel gerçeklere ne kadar uzak biri olduğumu bu tespitinle ortaya çıkardın..tebrikler..

Devletin başındaki Gorbaçev ve Yeltsinin açıkladıkları resmi belgeleri asıl gözden kaçırıp es geçen sensin!!!..adamlar tarihi bi itirafta bulunmuşlar.... sen kim oluyorsun??? kraldan kralcı olmak bu olsa gerek..

Göbels konusuna gelirsek;nedense faşistlerin,çoğu zaman yobazların her türlü yalanlarına inanmak resmi tarihi inkar oluyor..

Çok meraklısınız faşistler ve yobazlar tarafından yazılan tarihe.

saroz
17-11-2009, 19:17
Film mevzusu basit bir örnekti..aklınca bu örnekle eline bi koz geçirdiğini sanmışsın..bilimsel gerçeklere ne kadar uzak biri olduğumu bu tespitinle ortaya çıkardın..tebrikler..

Devletin başındaki Gorbaçev ve Yeltsinin açıkladıkları resmi belgeleri asıl gözden kaçırıp es geçen sensin!!!..adamlar tarihi bi itirafta bulunmuşlar.... sen kim oluyorsun??? kraldan kralcı olmak bu olsa gerek..

Göbels konusuna gelirsek;nedense faşistlerin,çoğu zaman yobazların her türlü yalanlarına inanmak resmi tarihi inkar oluyor..

Çok meraklısınız faşistler ve yobazlar tarafından yazılan tarihe.


Evet yobazlar ve faşistlerin dersimde yaptıkları katliama gel bakalım.

Birkaç filim seyretmişsindir sen bu konuda...

Squall
17-11-2009, 19:25
Tertemiz,biricik, özerk bolşevik dersimlileri faşist kemalistlerin kestiği ile ilgili bi yapım izlemedim bu güne kadar.. .

Ancak senaryosu yazım aşamasındaymış.. Yüzüklerin Efendisinden bile başarılı fantastik-bilim kurgu tadında enfes bir filmi olucak deniyor kulislerde.

cenker
17-11-2009, 21:19
Hatta 1918-19 yılları arasında Cumhuriyet ilan etmiş, hem de bolşeviklerin etkisinde halkçı bir yönetim oluşturmuştur.



saroz mümkünse bu konudaki kaynağını gösterme.:eyebrows:

Hortlak
17-11-2009, 22:06
saroz mümkünse bu konudaki kaynağını gösterme.:eyebrows:

Saroz haklı, bu olay bu şekilde gelişmiş! Hem de tam Marks'ın öngördüğü biçimde. Gelişen ticaret ve kolonileşme önce burjuva sınıfının güçlenmesine yol açmış burjuva güçlenince proleterya ile birlikte aristokrasi sınıfının gücünü yıkmak için devrim yapmış bu devrim kaynaklarda "Büyük Dersim İhtilali" olarak geçer. Devrimin elebaşıları arasında Marat, Danton ve Robespierre gibi ünlü Kürt figürler de var (Danton aslen Zaza). Bu devrimin tarihi 1789, bundan sonraki yüz yıl boyunca ise gelişen teknik ve endüstri proleter sınıfının bir çığ gibi büyümesine yol açıyor. Burjuva tarafından ezilen Kürt proleterler zamanla siyasi bilinç ediniyorlar, proleter sınıf bilincine ulaşıyorlar. Böylece ortaya yeni bir tez-antitez çatışması çıkıyor. Zaten sonunda da devrim olup Hozatlı Lenin Ağa önderliğinde Tunceli Bolşevik Cumhuriyeti ilan ediliyor. Kısaca böyle işte, daha geriye gidersek topun icadı sayesinde feodal lordların şatolarının yıkılıp merkezi otoritenin sağlanması falan var, onlar ayrı bir başlığın konusu.

Squall
17-11-2009, 22:24
Hozatlı Lenin Ağa önderliğinde Tunceli Bolşevik Cumhuriyeti ilan ediliyor.

İşte kopduğum an.=)

Kandahar pardon hortlak,gizli kalmış bolşevik tarihini bizlerle paylaştığın için sana teşekkür ediyorum.

saroz
18-11-2009, 09:35
saroz mümkünse bu konudaki kaynağını gösterme.:eyebrows:


Dersim Raporları

http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/21/216322_k_9869.GIFhttp://kitap.antoloji.com/images/n.gifFaik Bulut (http://kitap.antoloji.com/kisi.asp?CAS=122489)
Evrensel Basım Yayın (http://kitap.antoloji.com/yayinevi.asp?PUB=12744);
İstanbul, 2007, 4. baskı, 15.5 x 23.5 cm., 371 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9756106026


Bu kitabı alın okuyun.

Sonra tekrar yazın buraya.

Çellist
19-11-2009, 01:16
Sayın Saroz:

Bazı yazılarla bir şey ispatlayamam; ve kimi bazı yazılar nedeniyle de gerçekleri değiştiremem. Bazı konulardaki ısrarlarınız bir dine inanan kimseyi andırıyor.

Önemli olan hususlar:

1) Köprü yapımında inşaat alanını bekleyen askerlerin gece baskınında katledilmesi üzerine Tunceli kanunu kabul edilir ve 1936 yılının ocak ayında yürürlüğe girer.

2) Bu geniş kapsamlı operasyon 1937 ve 1938 yıllarında iki aşamada gerçekleştirilir.

3) Stalinizm Katin ve benzeri katliamlardan binlercesini gerçekleştirmiş ve muhalif saydığı insanları çocukları ile bile katletmiştir. Stalin'e saygı duyarım; tarihin gördüğü göreceği en büyük savunma savaşının başındadır -2. Dünya Savaşı, SSCB'nin Kutsal Savaşı-; ama bu saygı duymam onu manasız bir şekilde melekleştirmemi gerektirmez. Dersim'de aşiret ağaları ve şeyhleri ve de aileleri imha edilmiş Katin'de ise Polonya ulusunun sivil askeri entellektüelleri ve aileleri. Nitelik ve nicelik açısından aralarında dağlar kadar fark vardır. Katin vahşetini savunan ya da görmezden gelen bir insanın Dersim vahşetini eleştirmeye hiç hakkı yoktur. Üstüne üstlük bağımsız Polonya Sovyet askerine saldırmamış ama Türkiye'de yaşayan Dersim aşiretleri 30 küsür Türk gencini uykularında gırtlaklamışlardır.

4) Stalin büyük ve saygı duyulması gereken bir katliamcı ve bir devlet adamıdır. Siz de dürüst olun... Bu gerçeklerle de o adama saygı duyabilirsiniz; ama bu durumda Peşmerge propagandası yapmak için elinizde argüman kalmayacağını sanıyorsunuz. Endişe etmeyin; Büyük Kürdistan mücadelesi zaten insaniyetlik söylevi üzerinden değil köy katliamları ile mücadeleye başlayan Apo'nun taktikleri ve söylevleri ile yürütülmektedir.

5) Stalin melekti gibisinden bir yaklaşım sergileyen tek Stalisnist de galiba sizsiniz. Benim hiçbir arkadaşım ya da akrabam (Stalinist olanlar) 2. Dünya Savaşı propagandalarına prim vermez. Savaş gereğidir, şudur, budur; izahati vardır. Ve hepsi de Katin'i, Tatar sürgünlerini, 1936'da başlayan subay temizliğini ve sair acımasızlığın gerçekliğinin farkındalardır. Kaynaklarımız ABD değil, Sovyetlerdendir... Bir dönem sonra da gerçekler gün ışığına çıkmıştır. SSCB'de Stalin döneminde Dersim'de yaşananların binlerce katı, belki de on binlerce katı kötü işler yapılmıştır. Fark büyük: Katyn'de bir ulusu imha etme projesine; Dersim'de de aşiretleri imha etme projesine girişilmiştir. Hangisi daha masum? Tabii ki Dersim vahşeti...

Çellist
20-11-2009, 02:08
Sayın Saroz,

Katin Ormanı vahşetinin doğruluğunu neden ben kabul ediyorum? Okuduklarımdan öte, yaşadıklarım söz konusu. 1) Ben çocukken Gorbaçov haini dönemindeki SSCB Katin Ormanı'ndaki sorumluluğunu üstlenmişti. TRT'de haber olmuştu... Bu haber birden fazla yinelenmiş olmalı ki aklımda yer etmiş. O dönemler o ormanda bir iki kişi dövülmüş ya da bir iki haydut hukuksuz yere askerler tarafından öldürülmüş gibi düşünmüştüm -haberlerde ayrıntılar verilmemişti, TRT işte, belki de rakamları algılayamadım, neyse...- ve bu haberin haber olmadığını düşünmüştüm. Belki önceden de üstlenmişti de Gorbaçov zamanında bu tekrar vurgulanmıştı falan felan... 2) Dersim'deki olayları da 30 haydutun kurşuna dizilmesi olarak algılamıştım. Çocuktum... Sonradan dinledim okudum; tüylerim diken diken oldu... Ama öyle "Birtakım" sosyalistlerin hayallerindeki gibi Dersim'de sosyalist bir düzen de yoktu. Gerinin gerisi bir düzen vardı... Varın Stalin Leh ulusuna reva gördüğü şeyin kaç katını Dersimli aşiret ahalisine reva görürdü siz düşünün.

Herşey eninde sonunda ortaya çıkıyor.

1) Katin oldu 2) Dersim oldu... 1) Katin'de Leh ulusu hedefteydi 2) Dersim'de aşiret düzeni hedefteydi. 1) Katin'de Leh ulusu ciğerinin yarısını kaybetti 2) Dersimlileri bütünüyle Kürt kabul edersek Dersim operasyonunun devamı olarak zorunlu eğitim sonucunda ortaya çıkan aydınları ve kulluktan yurttaşlık bilincine kavuşmuş ahalisi ile Kürtler namusunu kurtardı. En eğitimli Kürt nereden çıkar? Tunceli'den... "Tunceli Kanunu'nun bu işle alakası yok, orası sosyalist bir rejimle idare edilen bir yer idi!" gibi beyanlar delice palavralardır.

İkisi de vahşetti. Ama arada çok çok büyük fark var. İdeolojik değerleriniz açısından değerlendirirsek Katin faşist bir eylem, Dersim ise Stalinist bir eylemdir.

Sonuç: Dersim vahşeti için ağlayıp azap çekip de Katin'in mafyöz avukatlığını üstlenenler utanmalıdır.

Not: Katin söz konusu olduğunda konu geliştirilmeye oldukça müsaittir. Bu, Dersim operasyonunun bütün yetkililerini aklamaya bile götürecek enteresan bir tartışmanın temelidir... Tabii ki Katin kıyaslamasının söz konusu olduğu hallerde.

saroz
20-11-2009, 17:18
Sayın Çellist,

Ben, yeni açılan Sovyetlerbirliği arşivinden kaynak gösteriyorum. Sen emperyalist palavraları, ve sosyalizmi yıkan kapitalizmin mimarı Gorbaçovu kabul ediyorsun. Kişisel tercihin dünya görüşünle doğru orantılı olmalı.

Ama bana dindar gibi düşünüyorsun diyemezsin. Sana çok ters geldiği için bu şekilde düşünüyorsun. Kendi yazılarını da bu perspektiften değerlendirmeni öneririm. Dini motifleri net olarak göreceksin.

Stalinist arkadaşların da eksik biliyorlar. Gorbaçov emperyalizmle işbirliği yapan kapitalist bir mimardır. Sosyalizmin yıkıcı buldozerlerindendir. Elbette Sosyalizme saldırı tahtası olarak kullanılacak bir malzemeyi kapitalizmin uşaklarının önüne sürecektir.

Stalin, ne katliam yapmıştır ne de çocuk öldürmüştür. bunlar Stalinden kuyruğu yanan emperyalizmin magazin palavralarıdır. Yiyen de çok oldu maalesef.

Dersime gelince, T.C. devleti tarafından, ulus devlet için bir tehlike olarak görüldüğü için, az görülmüş bir katliam(jenosit-soykırım) uygulanmıştır.

Stalini hakkındaki palavraları öne çıkarıp, derim katliamını hafifletmeye çalışıyorsun.

Sivas katliamına karşı dincilerin yazısını oku, sana pek uzak gelmeyecektir.

Tarih sizin tekelinizde değil. daha bilmediğiniz, ağzınızın açık kalıp dinleyeceğiniz çook gerçek var. Zamanla göreceksin. Daha bunlar bilinenlerin %50 si bile değil.

Hortlak
20-11-2009, 18:06
Rahmetli Stalin yaşasa kucağına oturup bacaklarını sallayarak Stalin'in kaytan bıyıklarını "dede, dede" diye çekiştirirdin be Saroz. İşte tamamen şanssızlık, 90 sene önce doğup 30 sene önce ölmüş olsaydın şimdi ne biz seni üzecektik ne de sen bizi güldürecektin...

cenker
21-11-2009, 01:26
saroz hiç etrafında kırımdan göç edenler yok mu?onlara sor anlatsınlar sana stalini.1.elden duyarsın kitap falan değil.

saroz
21-11-2009, 13:56
Siz bırakın Stalini, yukarıda kaynağını verdiğim kitabı okuyun da görelim nerenizle güleceksiniz...

ozgur_
03-12-2009, 11:33
Gazetci Yavuz semercinin anlatımıyla; Bir Dersim hikâyesi...

http://www.medyatava.com/haber.asp?id=59470

Khaos
03-12-2009, 13:23
yahu kemalist beyler
dersimdeki katliamıda mı stalin yaptı.
kendi bi tarafınızdaki pisliği örtmek için aaa bak cambaz numarası çekmeyi müslümanlardan mı öğreniyorsunuz yoksa onlar mı sizden öğreniyor doğrusu şaşkınım.
ülkenizi bölmek isteyen emperyalistler vardı mitolojisi üzerinden bütün katliamlarınıza kılıf uydurmayı biliyorsunuz da demokratından nazisine bütün emperyalistlerin bırakın bölmeyi son ferdine kadar canlı canlı yemeyi bile düşündüğü sovyetlerin başındaki adamımı saldırgandı diye eleştiriyorsunuz.bırakın bu cambaz numaralarını.stalini eleştirme hakkı öncelikle sosyalistlere aittir.
siz kendinize bakın.staline heyet gönderip duruyodunuz ya para dilenmek için.
hemde azbuçuk dili dönen marksist literatüre de aşina tiplerden seçilmiş heyetler.
stalinden almaya çalıştığınız kredileri ingilizler sağlayınca mı birden stalinin bi gözünün kör olduğunu farkettiniz.

Squall
03-12-2009, 15:44
stalini eleştirme hakkı öncelikle sosyalistlere aittir.


Madem öyle kemalizm eleştirisinde bulunan tüm yobaz ve komünist artıklar komik yorumlarına son vermeliler..

Khaos
03-12-2009, 22:29
arkadaşım
burası sovyetler değil
sizin o kemalizminizden biz komünist artıkları çok çektik .
bu ülkede senin birey olarak ne kadar hakkın varsa aynen o kadar benimde var.hatta şu yobazların her birinin de var.
o halde biz kemalizmi tartışabiliriz,stalini de tartışabiliriz.
ama siz önce kendinize bi bakacaksınız.
topu taca atmak yok.
cambaz numarası da yok.
konumuz kürtlerin katledilmesi.
polonyalıların değil.
gerçi sizin polonyalılarla ilgili olduğunuzu da sanmam.
maksat konuyu saptırmak için kullanışlı argüman olsun hesabı değilmi.

Hortlak
05-12-2009, 10:17
sayın hortlak
ne hikmetse islamcısı kemalisti bu feodalite kavramına dört elle sarıldınız mal bulmuş mağribi gibi.boşuna tırmalamayın ordan hiçbirinize vitamin çıkmaz.
izahını daha önce yaptık.

Benim bir şeye sarıldığım yok, kullandığın iki kavramdan üçü yanlış olursa tabii ki bunları göstereceğim, maaşallah her yazında senden başka kaynağı olmayan inciler saçıyorsun, bizim senin kendi kendine uydurduğun mesnetsiz, kaynaksız, kanıtsız fikirleri anlamaya çalışmakla vakit kaybetmek gibi bir vazifemiz yok onun için ya mesnetli konuşacaksın ya da susacaksın.

öznel anlamıyla feodalite kavramı ingiltere ve fransayı açıklar evet.kıstasları geliştirdikçe kavramların öznel durumları açıklama becerisi artar ancak genelleme yapabilme becerisi azalır.

Öznel anlamıyla feodalite diye bir şey yoktur. Yine kafanın bir tarafından çıkardığın bir kavram bu. Üstelik Marks'ın tanımladığı feodalite sadece Fransa ya da İngiltere'ye de has değildir, yani onu da sallıyorsun.

Kıstasları geliştirdikçe açıklama becerisi artmak ne demek? Fetva makamı mısın sen? Kıstaslar (her neyse) senin keyfine göre mi artıyor ya da daralıyor? Böyle çarpık bir mantıkla yazacaksan git sen kendi arkadaş topluluğunda salla bunları, çünkü burada tarih tartışılıyor, tarihsel kavramlar da içinde bulundukları dönem/anlam içerisinde değer kazanırlar, senin keyfine göre genişlemeleri diye bir şey yoktur. Ha illa ben genişleteceğim diyorsan o zaman iddia ettiğin şeyi gene sağlam kanıtlara dayandıracaksın. Yok kıstas genişliyor, yok genelleme becerisi sen bu laf ebeliklerini git kendin kadar cahil arkadaşlarına yuttur.

burda akademik çalışma yapmıyoruz.her toplum için her zaman dönemi için ayrı ayrı öznel tanımlar geliştirmek gibi bir çabanın içine giremem.

Sen akademik konuşmuyorsan senin sorunundur ben elimden geldiğince akademik verilere dayanarak konuşuyorum. Akademik biçimde ya da akademik kanıtlara diğer adıyla bilime dayalı argümanlarla tez üretmek gibi bir çabanın içine giremeyeceksen ne diye akademik bir konuda ahkam kesmeye kalkıyorsun?

kavramlar tanım kümeleridir öncelikle.ancak bundan ibaret değildir.aynı zamanda işaretçidirler.ben feodalite dediğimde sanayi öncesi tarıma dayalı üretim biçimine işaret ediyorum.

Gene laf ebeliği ve ardından bilgi eksikliğini örtmeye dayalı bir açıklama. Daha önce de dediğim gibi, senin neye işaret ettiğini anlamaya çalışmak gibi bir vazifesi mi var sanıyorsun insanların? Kimsin sen Kutb-ul Azam mı? Marks bunu tam olarak açıklayamamış ATÜT deyip geçmiş, Doğan Avcıoğlu tek bir Osmanlı toplumunu tam açıklayamamış maaşallah sen hemen lap diye açıklamışsın. Kusura bakma bu bana uymaz, konuşacaksan destekli konuşacaksın laflarının içini dolduracaksın, yok öyle üç kuruşa beş köfte.

ha teoriye uymadı diyorsanız.uydururuz.
başına osmanlı tipi (kısaca ot) diye bir ibare ekleriz.olur osmanlı tipi feodalite.

E benim yavrucum bu kadar basitse de hele herhangi birisi "Atatürk devrimcidir" deyince zırt diye zurnanın deliğinden fırlıyorsun? Madem bu kadar basit teori üretmek al sana teori Atatürk'ün devrim yaptığının kanıtı "Atatürk Türk tipi devrim yapmıştır" oldu mu canım? Pekala oldu senin çarpık mantığınla.

madem tanımların geniş ve işaretçi biçimde kullanılması ters geliyor sizi kırmam.oldumu paşa gönlünüz.uydumu şimdi teoriye.

Uymadı. İşaretçi tanım ne demek? Onu da ayrıca açıklarsın böyle kafanın bir tarafından kavram çıkarmak olmuyor.

neymiş öle kavramların kitabi tanımları üzerinden demogojiler yaparak topu taca atmayacaksınız.biz de biliyoruz feodalite kavramının öznel tanımını. osmanlı feodalmiydi değilmiydi boş tartışmasından kurtulduğumuza göre konumuza dönelim.

Demogoji yapan sensin bu cevap da sana olsun. İlki kavramları karman çorman ediyorsun, ikincisi yanlış kullanıyorsun, üçüncüsü feodalitenin öznel tanımını da bilmiyorsun, dördüncüsü bir konu hakkında böyle bol keseden atarken konunun en önemli noktalarından birini senin keyfin öyle istedi diye kestirip atamazsın.

batı aydınlanması bilimi, bilim teknolojiyi ,teknoloji de yeni üretim biçimi olan sanayi toplumunu ortaya çıkardığında osmanlı görece batı karşısında tamamen gerilemiş medeniyet anlamında zaten yenilmişti.
kendisini yenen medeniyeti aynen taklit ederek aradaki farkı kapatmayı umuyordu.

değişimin toplumsal sınıfsal temeli olmadığı için aydınlar eliyle ve bürokratik mekanizmalar la bu değişimi hayata geçirebilme arayışları 2.mahmut dönemine kadar geri götürülebilir.

Yeni üretim biçimi "sanayi toplumu" değil sanayinin kendisidir, git önce bir gramer kitabı al. Bahsettiğin dönemde de henüz bir medeniyetin diğerini yenmesi gibi bir durum yoktu, sen tarihi ve medeniyeti birinin diğerini yenmesi şeklinde algılıyorsan, her tür reform hareketini yenilme olarak görüyorsan daha öğreneceğin çoook şey var. Bahsettiğin dönem Osmanlı'nın geriliğinin artık bariz biçimde ortaya çıktığı dönemdir, yenildiği değil. Ayrıca Osmanlı reformları Batı'nın aynen taklit edilmesi şeklinde de gelişmemiştir, şimdi anlatacağım gene hırsla zıplayacağından görmezden geleceğin. Sen git önce oku o yüzden. Bu arada Osmanlı'da yenilik hareketleri de II. Mahmut'a kadar gitmez III. Selim'le ilk Batılılaşma hareketleri başlamıştır. II. Mahmut'un özelliği 19.yy'ın en hızlı ve etkili Osmanlı reformcusu olmasıdır.

bu bürokratik elit eliyle yürütülen değişim-dönüşüm çabalarının nihai biçimidir m.kemal devrimleri.

Bir şeyin tarihsel arka planında ona benzer şeyler olması onun geçmişteki şeylerin birebir devamı olması anlamına gelmez. Bu kadar düz mantıkçı olma. Mustafa Kemal devrimleri diye bir şey de zaten yoktur. İnkılaplar vardır, devrimin adı Türk Devrimi'dir.

ancak bu türlü değişim-dönüşüm biçimlerine günlük dilde devrim diyorsakta siyasi literatürde adı bonapartizmdir.

Hey Allah'ım sabır ver. Git önce Bonapartizm nedir ne değildir onu öğren çünkü bir şey bilmiyorsun alakasız şeyleri birbirine karıştırıyorsun.

söz konusu değişim dönüşümün kararı m.kemal doğmadan 50 sene önce verilmiştir.

Yapma yahu? Kim vermiş Türkiye'de Cumhuriyet kurulması kararını. Kaynak belirt.

ancak yaptığı şey zaten ölmüş olan ot feodalitesini gömmekten ibarettir.

Her cümlende hata bulmaya çalışıyorum sanma, fakat maalesef her cümlende hata var. Hangi Osmanlı feodalitesini gömme, hangi ölüm sen kafayı çekip mi yazıyorsun bunları? Koskoca devrim var ortada kalkmış bunu feodaliteyi gömmeye bağladın pes! Kaldı ki böyle saçma bir yorum Marks'ın devrim tanımına da uymuyor, Marksist geçiniyorsun o yüzden işaret ediyorum buna.

emperyalizmle uyumlu yapısal değişiklikleri sınıfsal ve toplumsal temeli olmadan bürokratik elit eliyle hayata geçirdi hepsi bu.

Ne zamandan beri milli devlet kurmak emperyalizmle uyumlu yapısal değişiklik olarak adlandırılır oldu? Gene bu çarpık mantıktan hareketle daha önce de belirttiğim senin de cevaplamaktan kaçtığın gibi ne Rus ne de Çin devrimleri aslında devrim değilmiş!? Bu saçma mantıkla şöyle de diyebiliriz; "Lenin aslında devrim yapmamıştır zaten ölmüş olan Rus feodal düzenini toprağa gömmüştür". Sapla samanı birbirine karıştırdığın için kendi lafın kendi fikrinle çelişmekte. Üzülme, oku belki öğrenirsin bunları.

devrim değildi çünkü sınıfsal toplumsal temeli yoktu.

Devrimi bir toplumsal sınıfın yapması gerektiğini nereden çıkarıyorsun? Rus ya da Çin Devrimi'ni işçiler mi yaptı sanıyorsun? Git önce Komünist Beyanname'yi oku Komünist kimdir, rolü nedir onu öğren sonra gel ahkam kes.

devrimdi çünkü eski ölen yapı gömüldü ve yeni bir yapının temelleri atıldı.
burda çelişki yok.
devrime yüklediğimiz anlamların farklılığından kaynaklanan durumlar bunlar.

E benim canım kardeşim, ne demeye "Mustafa Kemal devrim yapmamıştı, devrimci değildi" diyorsun o zaman? Aklından zorun mu var yoksa bizi mi delirtmeye uğraşıyorsun? Kimse çıkıp da "Mustafa Kemal Komünist devrimci idi" dedi mi? Herkes biliyor devrimin sınıf savaşı neticesinde ortaya çıkmadığını ve fakat böyle olması ne devrime değerini ne kaybettirir ne de tarih içindekini önemini.

sen o devri m.kemal kapattı zannetmeye devam et.
savaşın başında devasa coğrafyada bir imparatorluk,
sonunda ise anadoluda bir ulus-devlet.
demekki o devri kapatan m.kemal değil.

Çin devrimi nasıl Çin'de bir devri tamamen sildiyse Türk devrimi de aynısını Türkiye'de yapmıştır. Osmanlı'nın çöküşündeki iç ve dış faktörlerin etkisi Türk devriminin olmadığı anlamına gelmez. Türk devrimini yapan lider kadronun başı Mustafa Kemal olduğuna göre de Türkiye'de bir devri kapatan kişi Mustafa Kemal'dir demenin bir sakıncası olduğunu sanmıyorum. Neticede Mustafa Kemal'in yerinde Kazım Karabekir olsaydı belki padişahlık devam da edebilirdi. Yazdığın cümlelerden vardığın sonuç da "elimde klavye var demek ki karnım acıktı" demek kadar manasız, alakasız.

senin karabük demirçelik fabrikanın bile kredisini aldığın yer ingiltere.

Saçmalığa bak. Bilgi kırıntılarından ekmek yapmaya kalkınca böyle komik durumlara düşersin işte. Ne oluyor yani kredi İngiltere'den alınınca? Ona bakarsan Rus Devrimi'nin finan kaynakları da New York bankerleri. Bu bilgiden "demek ki emperyalistlerle işbirliği yapıldı" sonucu çıkıyorsa birinci 5 yıllık kalkınma planının Sovyet bilim adamlarınca hazırlanmasından da pekala Atatürk Komünist idi gibi saçma bir sonuç çıkar.

devrimmiş,antiemperyalistmiş geçiceksin o masalları.
m.kemal ingilizlerle uzalaşark bir cumhuriyet kurdu.

Masallar bilime dayanmayan, insanlarca uydurulan, hayal gücüne dayalı sözlü anlatılardır. Bilmem sana tanıdık geldi mi bu tanım?

Mustafa Kemal İngilizler'e uzlaşarak bir cumhuriyet kurdu iddiasının bir, bak iki değil bir tane kaynağı yoktur, bunu 40 sene önce Kadri Mısıroğlu iddia ediyordu ki kendisi senin gibi cühelayı 40'a katlayıp 40'la çarpacak kadar bilgilidir, araştırıp ispatlayacağını söylüyordu, 40 yıl geçti. Henüz iddiasını ispatlayacak bir eser ortaya koyamadı, iddiası da yakın çevresi arasında dillendirdiği bir hayal ürünü olarak kaldı. Sen bunu ispatla ben de bir daha bu foruma girmeyeceğim. Fakat ispatlayamazsın, çünkü cahiller sadece işlerine geldiği gibi esip üfürebilir ancak, bilgiye ve kanıta dayalı konuşmazlar.

petrol bölgelerini emperyalizme bıraktı karşılığında küresel anlamda emperyalist hegemonya ile uyumlu bir-ulus devlet aldı.

Öfff sıkıntı geldi vallahi. Petrol bölgelerini bırakmadı, Hatay'ı bırakmadığı gibi. Alacak gücü yoktu.

İnanmadığın Allah rızası için bundan sonra bana cevap vereceksen önce daha önce sorduğum soruları, sonra bu yazıyı cevapla. Cevaplarken de bilgiyle ve kanıtla konuş. İşkembeden sallama. Yoksa benim için konu kapanmıştır sana cevap yazmaktansa gidip iki satır okumayı ya da bir şeyler izlemeyi tercih ederim. Hadi güzel kardeşim hadi, selametle, gözlerinden öperim.

Hortlak
05-12-2009, 10:25
Sn. yönetim, yukarıdaki yazımı Mete Tunçay başlığına eklemenizi rica ediyorum. Üyeliğim kendi kendine çıkış yaptı tekrar girip eklerken yanlış başlığı açmışım.

Khaos
06-12-2009, 18:22
robokop a dair
kemalistinden islamcısına neoconundan ırkçısına tüm idealistlerin akıl yürütme biçimleri aynıdır.bunun sonucu tavır ve davranışları da ortak.
kelimeler üzerinde fırtına kopararak; sanal ve negatif bir felsefe yardımıyla gerçeğin basit ve anlaşılır oluşunu engelleyebilmek için gerçeğin çarpıtılmış bir biçimi üzerinden tartışmaya devam etmeye çalışırlar.o nedenle de söylenen gerçeğe değil ifadeler üzerindeki sahte tartışmaya yönelirler.siz buna kısaca demogoji diyebilirsiniz.
kavramsal tartışmaya girmeye niyetim yoktu ancak daha önce kısaca yaptığım izahı örneklendireyim.ne de olsa anlama özürlüler için örnekleme yapılır zaten.
araba diye bir kavram oluşturalim.araba dört tekerleklidir.
şimdi;bu tanım genel ancak kıstasları az bu nedenle de açıklayıcı değil.at arabasından murat 124 hatta trene kadar pek çok şeye işaret ediyor.
bir motor yardımıyla tekerlekleri üzerinde....
ne yaptık,tanımı yeni kıstaslarla genelikten kurtardık.daha az nesneye işaret ediyor ancak daha açıklayıcı yani öznel.ancak hala tren araba tanımına giriyor.
tanımları öznelleştirmek budur ve bu bilimsel bir çabadır politik bir çaba değildir.kaba tanımlar detayları daha az tanımlama gücüne sahiptir.ancak işaret edebilme yetenekleri çok yüksektir.bunu anlayamayabilirler.ancak asıl dertleri de zaten bu değildir.dertleri bu durumu gerçeği örtbas edebilmenin fırsatına dönüştürmenin mücadelesini vermektir.
daha önce bir islamcı, benim mekke ve feodalite tanımıma önce yetersizliğim üzerine onlarca cümle kurduktan sonra, mekke ticaretle uğraşıyordu dolayısıyla feodal değildi karşıtezini koymuştu.
ticaretin zaman ve yer faydası sağlamaktan ibaret olduğunu bir üretim biçimi olmadığını anlatamadık kendisine.o hala mekkelileri çöl kumu ticaretinden geçiniyorlar zannetmeye devam ediyor.
şimdi hortlak da tamamen aynı şeyi yapmaya çalışmış.
kavramlar üzerinden gerçeği örtbas etme mücadelesine girmiş.
peki gerçek ne.türk devrimi diye bişey yoktur.
türk devrimi neymiş görelim bakalım.
avrupa aydınlanması dünyanın geri kalanında tamamen ortak bir his doğrurdu.
bu his de ortak bir tavır.bu tavır aydınlanmanın tüm ürünlerinin (ulus-devlet,demokrasi, kapitalizm,laiklik v.s.) olduğu gibi gerekirse kendi öznel kökeni ve dinamikleri de dikkate alınmaksızın aynen taklit edilmelidir.
buna 3.dünya bilinci diyelim.
(şimdi kalkıp 3.dünya bilincinin başka bişey olduğu benim kavramın anlamını bilmediğim ve cahil olduğum üzerine onlarca cümle kurarlarsa tezimi yanlışladıklarını zannettiklerini görebilirsiniz.)
bu bilinçle osmanlı unsurlarının pek çoğu kendi ulus-devletlerini kurmanın ve modernize olmanın mücadelesini verdiler.rum,arnavut,sırp,bulgar,arap hepsi aynı tavrı sergilediler.
türkler ise emperyalist osmanlının egemen unsuru olarak bu tarz bir modernleşmeyi elbetteki başlarda önereömezlerdi.onlar osmanlının emperyal durumunun devamından yanaydı.(ne dedim ben.emperyalist osmanlı mı dedim.ama emperyalizm kapitalizmin bitr aşaması.osmanlı kapitalist değildi.gene kavramsal bir halt ettim.)
o nedenle türklerin ulus-devlet fikri diğer unsurlara görece geç ortaya konmuştur.
eğer ulus-devlet kurabilmek ise devrim denen şey bu devrimi sınırları cetvelle çizilen ürdün bile becermiştir.
zaten becermek zorundadır.zaten bu sadece bir tercih ve istek değil bir dayatmadır da aynı zamanda.
işte diğer unsurların kopmasını engelleyemediği için osmanlı emperyalizmini sürdürmenin imaknsız olduğunu farkeden,görece gerilemeye çözüm olarak çağdaşlaşma ve batılılaşmayı ve onun unsurlarını içeriğine bakma gereği bile duymadan olduğu gibi taklit etmeyi yegane kurtuluş olarak gören ve böyle takdim eden bir tavırdır türk devrimi dediğiniz şey.
sürecin ne başlatıcısı nede sonlandırıcısı değildir m.kemal.kararlı ve hızlı bir şekilde sürdürücüsüdür.buna mı devrim diyorsunuz.bunu saddam da yaptı,şah da yaptı.ürdün kralı da yaptı, yahu nasır denen adamın yaptığı da sonuçta sadece budur.arnavutlar,yunanlar hepsi zaten bunu yaptı.afrikadaki topluluklarda yapmaya çalışıyor.
bu süreç zaten evrimsel çizgisinde devam ederken koşullar m.kemale hızlı hareket edebilme olanağı vermiştir.m.kemal olan biteni muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak olarak ifade etmiştir.bu ifade bizim geri olduğumuz ve avrupayı kurumsal siyasi anlamda aynen taklit etmemiz gerektiği anlamı içerir.batılışmayı batılıların desteklemediğini söyleyebilecek bir adamın aklına şaşmak ve muhatap almamak gerkir aslında.
çünkü hortlak bunu söylüyor.
ulus-devlet,burjuva demokrasi, kapitalizm,laiklik bunlar batı aydınlanmalarının ürünü olarak zaten batı tarafından sunulmakta ve önerilmektedir.
hatta bunun diğer toplumlarca kabulu ve alternatiflerinin olmadığı iddiası tarihin sonu olarak sunulmaktadır şimdide.
bunu kabullenmek midir türk devrimi.devrim başka birşeydir ki ne olduğunu sana izaha bile yeltenmeyi düşünmüyorum.
kaybeden medeniyetin kazanan medeniyetin siyasi sosyal ürünlerini aynen kabul etmesini devrim zanneden birisine devrimin ne olduğunu başkası izah etsin.

Hortlak
07-12-2009, 07:11
robokop a dair
kemalistinden islamcısına neoconundan ırkçısına tüm idealistlerin akıl yürütme biçimleri aynıdır.bunun sonucu tavır ve davranışları da ortak.
kelimeler üzerinde fırtına kopararak; sanal ve negatif bir felsefe yardımıyla gerçeğin basit ve anlaşılır oluşunu engelleyebilmek için gerçeğin çarpıtılmış bir biçimi üzerinden tartışmaya devam etmeye çalışırlar.o nedenle de söylenen gerçeğe değil ifadeler üzerindeki sahte tartışmaya yönelirler.siz buna kısaca demogoji diyebilirsiniz.

İlki siz laftan anlamaz mısınız? Biri Robokop der biri Molloch. Korkudan paranoya üretmeye başlamışsınız ne Robokop'um ne Molloch, Robokop mudur nedir okuyorsa ortaya çıksın da beni de bunlardan kurtarsın.

İkincisi demogoji yapan, sanal kavramlar yaratan sensin. Ben var olan tarih üzerinden, bilgi ile, somut kanıtlarla konuşuyorum. Kaynaksız, mesnetsiz değilim, kendi kendime yarattığım bir kavramlar dünyasına dayanmıyorum. Bunu yapan tam olarak sizsiniz.

tanımları öznelleştirmek budur ve bu bilimsel bir çabadır politik bir çaba değildir.kaba tanımlar detayları daha az tanımlama gücüne sahiptir.ancak işaret edebilme yetenekleri çok yüksektir.bunu anlayamayabilirler.ancak asıl dertleri de zaten bu değildir.dertleri bu durumu gerçeği örtbas edebilmenin fırsatına dönüştürmenin mücadelesini vermektir.

İşte kapasite bu kadar olunca felsefi ya da politik yahut tarihi kavramlar gibi çok daha karmaşık ve girift yapıları "at arabası" ile mesel verip açıklamaya kalkarsın sonunda. Bravo, bu demogoji kabiliyeti ile 400 sene önce yaşasan kesin medrese hocası olurdun fakat 21. yy'da verdiğin (gerçekten İslam'ın gerileme dönemindeki felsefecileri hatırlatan) tipte örneklerle tartışılmıyor. Bir konuda laf söylüyorsan bilgiyle, tarihsel arka planla bunu dolduracaksın senin yaptığın "ben yaptım oldu"culuktan başka bir şey değildir. Tutarsız ve mesnetsiz olduğun için de gerçeği ancak sen örtüyorsun, verdiği örneklere, bilgilere sürekli kıyas ve referans gösteren ben değil.

daha önce bir islamcı, benim mekke ve feodalite tanımıma önce yetersizliğim üzerine onlarca cümle kurduktan sonra, mekke ticaretle uğraşıyordu dolayısıyla feodal değildi karşıtezini koymuştu.
ticaretin zaman ve yer faydası sağlamaktan ibaret olduğunu bir üretim biçimi olmadığını anlatamadık kendisine.o hala mekkelileri çöl kumu ticaretinden geçiniyorlar zannetmeye devam ediyor. şimdi hortlak da tamamen aynı şeyi yapmaya çalışmış.

Benimle tartışıyorsan beni referans göstereceksin, bu yaptığının tercümesi "bir İslamcı ile tartıştım ve yanlış konuşuyordu, seninle de tartışıyorum demek ki sen de yanlışsın" şeklinde acınası bir mantıksal yanılgıdan ibarettir. Hava atmayı sevsem ya da ekşisözlük yazarı olsam Latincesini de söylerdim ama kalsın.

kavramlar üzerinden gerçeği örtbas etme mücadelesine girmiş.

Kavram dediğimiz şeyler bilime ve bilgiye dayandığı müddetçe gerçeğin zaten ta kendisidir. Senin bu lafın da "gerçekler üzerinden gerçeği örtbas etme" demek anlamına geliyor. Kavramlar üzerinden gerçeği örtbas ediyormuşum. Kavramları saptıran ben değilim ki gerçeği örtbas eden ben olayım?

peki gerçek ne.türk devrimi diye bişey yoktur.

Yine aynı naneleri tekrarlayıp durmuşsun, daha önce bu iddialarına dair sorular sordum cevap alamadım. Çünkü cevap veremezsin, çünkü yanılıyorsun. Tarihin şartları, dönemi müsait olmazsa hiç bir devrim vuku bulmazdı. Elbette Türk devrimini de oluşturan tarihsel şartlar vardır. "Avrupa ilerlemiş Türkiye geri kalmıştı, Türkiye'nin buna uyması zorunluydu, bu yüzden Türk devrimi olmamıştır" şeklinde özetlenebilecek tezin tamamen mantıksal yanılgılara (fallacy) dayanıyor. Türkçesi ile saçmalıyorsun dediğim şey budur.

türkler ise emperyalist osmanlının egemen unsuru olarak bu tarz bir modernleşmeyi elbetteki başlarda önereömezlerdi.onlar osmanlının emperyal durumunun devamından yanaydı.

Emperyalizm Batı'da kültüründe vardır. Doğu'da emperyalizm yoktur, çünkü Doğulu toplumlarda "biz üstünüz diğerleri aşağılık" gibi bir düşünce yoktur. Bunun ne sosyal ne tarihsel ne de ekonomik arka planından haberin yok. Osmanlı'nın en fakir halkları Türkler, Kürtler ve Araplar. Bu nasıl bir emperyalizmmiş ki en müreffeh halklar Rumlar, Ermeniler, Yahudiler iken en fakirler size göre egemen halk Türkler, ardından yine egemen dini sınıf sayılacak İslam'a mensup Kürtler, Araplar ve diğerleri. Bu nasıl emperyalizm ki aldığı topraklara kendi kurucu halkına dayandığından çok harcıyor. Sen git önce politik literatürdeki emperyalizmin ne demek olduğunu ve tarihini öğren. Haa ama pardon, tabii sen gene kavram genişletmesi yapıyorsun, unuttum kusuruma bakma.

eğer ulus-devlet kurabilmek ise devrim denen şey bu devrimi sınırları cetvelle çizilen ürdün bile becermiştir.

Yapma ya hu? Ne zaman? Devrimi salt ulus devlet kurmaya indirerek saptırmak konusunda da pek mahirsin, madem bu kadar basit neden o "devrim yapmış" bulunan Ürdün, İran, Mısır vb. Türkiye'den fersah fersah geride diye sorarım sana.

sürecin ne başlatıcısı nede sonlandırıcısı değildir m.kemal.kararlı ve hızlı bir şekilde sürdürücüsüdür.

Bunları daha önce de cevapladık, fakat anlamadığından bir cevabı on kere yazmak gerekiyor herhalde. Her lideri ortaya çıkaran bir tarihsel süreç vardır, birader zihnin sağlıklı mı senin? Komünizm'i de Lenin başlatmamıştı, Rusya'da Komünist ve Anarşist hareketler Lenin daha çocukken vardı, bu yüzden Lenin de önemsiz adam mıdır? Bolşevik Devrimi de aynı sebepten ötürü devrim değil midir? Bu kadar saçmalamanaz ya hu nasıl başarıyorsun tebrikler.

devrim diyorsunuz.bunu saddam da yaptı,şah da yaptı.ürdün kralı da yaptı, yahu nasır denen adamın yaptığı da sonuçta sadece budur.

Ne yaptı Saddam? Şah ne yaptı? Ürdün kralı ne yapıyor? Bu adamların hepsi diktatördür, koltuklarına halklarından daha çok değer verirler, Mustafa Kemal'in başardıklarının da onda birini başaramışlardır. Saydıkların içinde Araplar'ın Atatürk'ü denebilecek sadece Nasır vardır, fakat o bile Atatürk'ün gölgesinde kalır nitekim reformlarının çoğu akim kalmıştır, başarılı olamamıştır. Neticede bugün Türkiye'nin durumu da ortadadır, Mısır'ın durumu da. Ha şimdi Atatürk'ü kötülemek için Mısır'ı da Türkiye ile kıyaslarsınız sizden beklerim.

m.kemal olan biteni muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak olarak ifade etmiştir.bu ifade bizim geri olduğumuz ve avrupayı kurumsal siyasi anlamda aynen taklit etmemiz gerektiği anlamı içerir.

O söz muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak ve geçmek şeklindedir. Tabii senin gibiler devamını ya bilmez ya da işlerine gelmez. Ayrıca bu sözün "kurumsal siyasi anlamda Avrupa'yı aynen taklit etmekle" alakası yoktur.

batılışmayı batılıların desteklemediğini söyleyebilecek bir adamın aklına şaşmak ve muhatap almamak gerkir aslında.

Mehmet Akif seni tanısa herhalde "cehalet fışkırıcak adamı sıksan cehalet" şeklinde bir mısra da yazardı. Yukarıda saydığın ülkeler arasında, İran dediğin yerde zaten demokrasi varken, Musaddık gibi seçilmiş modernleşme yanlısı büyük bir adamı deviren ve yerine şahı getiren de o Batı'dır, Ortadoğu'nun gerici ve vahşi iktidarı Suud ailesini en önemli müttefik edinen de. İran'da bugün demokrasi yanlıları ezildiğinde büyük olay yaratılırken neden Suudi Arabistan'a ufacık eleştiri gelmez bunları bir düşün daha da önce öğren istersen. Türk devrimi ve Mustafa Kemal olmasa bugün İran ya da Mısır gibi olmamamız için ne sebep vardı? Bu ülkelerde de reform hareketleri bizimle aynı zamanlarda başlamıştı hatta Mısır bir dönem bizi geçmişti, nasıl oldu da biz bugün bu kadar ilerledik bir düşün. Düşün fakat görünüşe göre senin bunları idrak edebilmen için daha kırk fırın biftek yemen gerekiyor (çok ekmek yediğin belli oluyor).

ulus-devlet,burjuva demokrasi, kapitalizm,laiklik bunlar batı aydınlanmalarının ürünü olarak zaten batı tarafından sunulmakta ve önerilmektedir.

Kimse kimseye altın tepside bir şey armağan etmez, Batı İstanbul'da bir kukla padişah yerine Mustafa Kemal'i neden tercih etsin? Neden bizi de sömürmek varken bağımsız bir ulus devlet olmamızı istesin? Türk devrimi Türk milletinin ve Kurtuluş Savaşı'nın kumandanı Mustafa Kemal'in eseridir, kanla ve barutla kazanılmıştır. Kimsenin kimseye bir şey sunduğu yoktur.

hatta bunun diğer toplumlarca kabulu ve alternatiflerinin olmadığı iddiası tarihin sonu olarak sunulmaktadır şimdide.

O dediğin Komünizm'in çöküşünden hareketle Francis Fukuyama tarafından ortaya atılan bir tezdir, şimdi sunulan bir şey değil ortaya atılalı neredeyse 20 sene olacak. Bu tezin yanlışlığı bugün Çin'in önlenemez yükselişiyle bir kez daha kanıtlandı, bugünlerde sunulan tez "medeniyetler çatışması" tezi idi, bu ekonomik kriz yüzünden insanların dikkati de ekonomiye yöneldiğinden şu anda daha fazla çatışma yaratılmamaya çalışılıyor. Siz günceli de herhalde 15 senelik gazete küpürlerinden takip ediyorsunuz azizim. Tarihin sonu şimdilerde sunuluyor ha? Ha? Hahahaha?:D

Son söz: benim için bu tartışma bitmiştir, ne ciddi bir tezin var ne de referans verebilecek bilgi birikimin. Altından kalkamayacağın bir laf ediyorsan bunu böyle ekşisözlük bilgi kırıntıları ve lafazanlıkları ile dolduramayacağının en azından bundan sonra farkında olman dileğiyle.