PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı’nın Cevaplamakta Zorlanması


digeri_1
14-11-2009, 21:20
Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?

Evrim kuramı ,balıkların amfibyumlara,bazı amfibyumların sürüngenlere dönüştüğünü ,sürüngenlerden de hem memelilerin hem de kuşların oluştuğunu ve sonunda memelilerden insanın geliştiğini varsaymaktadır.
Bu çalışmamda odak noktam ise ,varsayılan geçiş basamaklarının genişliğidir.Okurken bu tür değişikliklerin kendiliğinden ve bilinçsiz bir rastlantı sonucu olma olasılığını göz önünde bulundurun.

Balıklar ve Amfibyumlar Arasındaki Uçurum

Balıkları omurgasızlardan ayıran temel özellik omurgadır. Balığın hem suda hem de karada yaşayabilen bir yaratık olan amfibyuma dönüşebilmesi için,omurganın önemli değişimlerden geçmesi gerekiyordu. Bir leğen kemiği eklenmeliydi ; fakat amfibyumların leğen kemiğinin gelişimini gösteren hiçbir balık fosili yoktur.Kara ve su kurbağaları gibi bazı amfibyumlarda ise omurganın tamamının tanınmayacak şekilde değişmesi gerekliydi.Aynı zamanda dikkat edilmelidir ki kafatası kemikleri de farklıdır. Ayrıca evrim kuramına göre amfibyumların oluşumu sırasında ,balık yüzgeçleri,kas ve sinirlerdeki temel değişikliklerle beraber bilek ve ayak parmakları gibi eklemli uzantılara dönüşmeliydi.Solungaçların akciğerlere dönüşmesi gerekiyordu.Balıklarda kan iki odacıklı bir kalp tarafından pompalanırken ,bu iş amfibyumlarda üç odacıklı bir kalp aracılığıyla yapılır.
Balıklarla amfibyum arasındaki boşluğun kapanması için ,işitme duyusunun da köklü değişikliklerden geçmesi gerekliydi. Genel olarak balıklar sesleri vücutları aracılığıyla algılar;fakat kara ve su kurbağalarının çoğunun kulak zarları vardır. Bu nokta da diğerleri kadar oldukça şaırtıcıdır. Bunun yanında dil de değişmeliydi. Balıkların uzayabilen dilleri yoktur fakat örneğin kara kurbağaları gibi bazı amfibyumların vardır.
Amfibyumlar gözlerini kırpma yeteneğine sahiptir ve bu sayede gözbebeklerini temiz tutmak için gözlerinin üzerinden bir zar geçirirler.

Amfibyumları birtakım balık atalarına bağlamak için büyük çaba gösterilmiş ,fakat hiçbir başarı sağlanamamıştır. Evrimci bilim insanlarının gösterebildiği tek örnek akciğerli balıktır çünkü su dışına çıktığında solungaçlarının yanında ek olarak soluk alabileceği bir hava kesesi vardır.
Akciğerli balıkların karada yaşayan omurgalılra dönüşen amfibyumlara doğrudan bağlantılı olableceğini düşünmek çekici gelebilir ancak böyle bir bağlantı yine yoktur bunun nedeni ise onların tamamen farklı bir grup oluşturması. Bunu daha iyi anlamak için açarsak , gerek akciğerli balık gerekse kolelakant bu nitelikleri karşılamıyor ; çünkü bunların kafatası kemikleri ,ilk fosil amfibyumlarınkinden o kadar farklıdır ki,birinin diğerinden türemesi mümkün değildir.

Kaynaklar :The Neck of the giraffe,s.20 ;
The Origin of Vertebrates,N.J.Berrill,s.10 ;
The Fishes,F.D.Ommanney,s.65


not: çalışmanın devamı geilecek ,

digeri_1
14-11-2009, 23:50
Bir diyalektik kurabilmek amacım . Evrim yoktur diyemeyiz anacak bunu tartışarak görücez,

sevgiler

digeri_1
15-11-2009, 21:13
24 saatten fazla oldu sanırım bu başlığı açalı ancak şu ana kadar hiç bir evrimci cevap vermedi. bir kelime dahi yazmadı. başlığa "evrimin cevap vermekte zorlanacağı" diye yazmıştım sonra bir yargı koymayalım başlıkta dedim ve "Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?" olarak değiştirmek istedimm sanırm yapamadım , hala link yazısı değişmedi. Bu kadar mı zorlandınız gerçekten, mübala yapmıştım. :)

herzaman evrim şöyle böyle diye yazan arkadaşlar neden yukarda saydığım noktaların değişimiyle ilgili herhangi bir fosil yada değiim izlerini getirmediler merak ettim ?

digeri_1
15-11-2009, 21:16
Buyrun çalışmanın ikinci yarısını sunayım size, bakalım kaç gün sonra analiz yapabileceksiniz.pardon paylaşım diyecektim .


Amfibyumlar ve Sürüngenler Arasındaki Uçurum

Amfibyumlar ve sürüngenlenler arasındaki boşluğu kapatmaya çalışmak bizi başka ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakır.Bunlardan en zorlarından biri kabuklu yumurtanın kökenidir.Sürüngenlerden önce yaşamış yaratıklar,yumuşak peltemsi yumurtalarını ,dış döllenme için suya bırakıyorlardı.Sürüngenler ise kara canlılarıdır ve yumurtalarını karaya bırakırlar; fakat yinede yumurtalarının içindeki embriyonun gelişmesi sulu bir ortamda olmalıdır.Çözüm, kabuklu yumurtaydı .
Fakat bu aynı zamanda da döllenme sürecinde de büyük bir değişiklik gerektiriyordu: Bunun için ,yumurta bir kabukla kuşatılmadan önce ,bir iç döllenme olması gerekiyordu.Bunun olabilmesi için de yeni cinsel organlar ,yeni çiftleşme yöntemleri ve yeni içgüdüler gerekeceki ki, bunların hepsi de sürüngenlerle amfibyumlar arasında büyük bir uçurum yaratmaktadır.

Yumurtanın bir kabuğun içine kapatılması ,bir sürüngenin gelişimini ve sonunda kabuktan çıkmasını mümkün kılmak için daha fazla göze çarpar değişikliklerin olması gerekiyordu .Örneğin ,kabuğun içinde çeşitli zarlara ve amniyon gibi keselere gereksinim vardı. Bu kesenin içinde embriynun geliştiği bir sıvı vardır. Ayrıca ‘allantoyis’ olarak adlandırılan aşka bir zar da söz konusudur. Allantoyis bir kese görevi görerek ,embriyonun atıkları alıp depolar.Ayrıca bu zarda ,kabuğun içine geçen oksijeni cenin ileten kan damarları da vardır. Bunu daha iyi anlamak ve görmek için bir kabuklu yumurtanın kesitine bakmak yarlı olacaktır.

Evrim kuramı ,bu konuyla ilgili diğer karmaşık farklılıkları açıklamamıştır.Balık ve amfibyum yumurtasındaki embriyonlar atıkların ,bulundukları su ortamına çözünebilir üre olarak bırakırlar.Fakat kabuklu sürüngen ,yumurtasının içindeki üre embriyonunu öldürür.Bu nedenle kabuklu yumurtada önemli bir kimyasal değişiklik yapılmıştır; Çözünemez ürik asitten oluşan atıklar allantoyis zarının içine saklanırlar.Şunuda düşünün : yumurta sarsı ,büyümekte olan sürüngen embriyonu için gıda oluşurur ve kabuktan çıkmadan önce embriyonun tamamıyla gelişmesini mümkün kılar. Oysa yumurtadan erişkin olarak çıkmayan amfibyumlarda durum böyle değildir .Ayrıca kabuğun dışına çıkmalarını ve hapsedilmiş durumdan kurtulmalarını sağlayan yumurta dişi, bu embriyonun ayırt edici özelliğidir.
Amfibyumlarla sürüngenler arasındaki boşluğu doldurmak için daha çok fazlası gereklidir ; fakat bu örnekler bilinçsiz bir rastlantının ,bu derin uçurumu kapatmak için gereken birçok karmaşık değişikliğin tümüne bir açıklama olamayacağını göstermektedir.

Son söz olarak,Evrimci Archie Car’ın şöyle yakınmasına şaşmamak gerekir:

“omurgalılar tarihiyle ilgili fosil kaydının düş kırıklığı yaratan özelliklerinden biri,kabuklu yumurtanın geliştiği sıralard ,sürüngen evriminin ilk dönemleri hakkında çok az bilgi vermesidir “.


Kaynaklar :The Reptiles,Archie Carr, s.36 , 37

Natan

ugorur
20-11-2009, 16:42
Sayın Natan

Öncelikle yazacağım yazılarda kaynak belirtemeyeceğim. Sizin gibi en azından kaynak gösterebilen birine karşı bu benim bir eksikliğim olacak.

Burdaki örneklerden birisi hakkında ben bir örnek vereyim. Deniz üzümü denilen canlıda tek odacıklı kalp var. Labaratuarda bunun embriyosuna elektrik şuku vererek bu canlının iki odacıklı kalbe sahip bir türünü ortaya çıkardılar.

http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/f/prensip/prensip.swf Bu belgeseli izlersen çok daha güzel anlarsın. Memlekete döneyim kitaplarımıda yanımda götürecem. O zaman daha detaylı ve kanıtlı bilgiler verebilirim.

Saygılarımla
Umurcan Görür

ugorur
22-11-2009, 14:22
Size başka bir video daha sunayım. Yaşayan ara formlarla ilgili çok güzel bilgiler veriyor.

http://www.youtube.com/watch?v=Y2r-d0SVq4c

Saygılarımla
Umurcan Görür

Natan
23-11-2009, 19:11
İyi memlekete dönün , bize daha detaylı bilgiler aktarın , okuyalım bakalım .
Ama ben zaten evrimci kitapları okuyorum . Sürüngenlerle kuşlar arasındaki uçurum konusyla devam edicem. Hazırlanıyor , bir iki güne kadar umarım asarım buraya.Yorumlarınızı da beklerim kardeşim

sevgiler

milomanara
23-11-2009, 19:56
Bir diyalektik kurabilmek amacım . Evrim yoktur diyemeyiz anacak bunu tartışarak görücez,

sevgiler
Yer çekimi "teorisi"ni de çürütmenizi dört gözle bekliyoruz! Abesle iştigal ettiğiniz kadar fizikle iştigal etmiyorsanız; o zaman biyoloji üzere müştemil, hücre "teorisi"ni[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Cell_theory)] de çürütmenizi nefeslerimizi tutmuş bekliyoruz. Öyle tek bir "teori"ye dogmatik yaklaşmamak lazım. Zaten buluşunuzla aşağıda gösterdiğim dünyanın en saygın üniversitelerinin evrimsel biyoloji departmanları da kalmayacağından. Nobel ödülünü almanız içten bile değil. O durumda bize de alkışlamak düşer tabi. Tabi o zamana kadar, beyni çamura saplanmış haddini bilmez biri olarak kalacaksınız rasyonel insanların gözünde. Ama Nobel için değer doğrusu...

HARWARD (http://www.oeb.harvard.edu/)
OXFORD (http://evolve.zoo.ox.ac.uk/Evolve/Welcome.html)
YALE (http://www.yale.edu/eeb/)
CORNELL (http://www.eeb.cornell.edu/)
PRINCETON (http://www.princeton.edu/eeb/)
COLUMBIA (http://www.columbia.edu/cu/e3b/)

digeri_1
24-11-2009, 17:44
Yer çekimi "teorisi"ni de çürütmenizi dört gözle bekliyoruz! Abesle iştigal ettiğiniz kadar fizikle iştigal etmiyorsanız; o zaman biyoloji üzere müştemil, hücre "teorisi"ni[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Cell_theory)] de çürütmenizi nefeslerimizi tutmuş bekliyoruz. Öyle tek bir "teori"ye dogmatik yaklaşmamak lazım. Zaten buluşunuzla aşağıda gösterdiğim dünyanın en saygın üniversitelerinin evrimsel biyoloji departmanları da kalmayacağından. Nobel ödülünü almanız içten bile değil. O durumda bize de alkışlamak düşer tabi. Tabi o zamana kadar, beyni çamura saplanmış haddini bilmez biri olarak kalacaksınız rasyonel insanların gözünde. Ama Nobel için değer doğrusu...



Bu yazınıza bir şey demek istemiyorum , Benim bir şeyi çürüttüğüm de yok. Detaylı bir bilgi paylaşımı ,anlaşılır dilde yazarsak neyin ne olduğunu araştırmalarımız sonucunda görürüz. Daha öğrenciyiz , dediğiniz şeyler bize düşmez :)
Gerildiniz mi bilmiyorum ama sevdiğim bir şarkıyı paylaşmak isterim , umarım dinlersiniz The Beatles -Yesterday şarkısı :)

milomanara
24-11-2009, 22:17
:) Teşekkür ederim Natan. Ben Yesterday'in herkesin hayatında bir yeri vardır herhalde. Ben de Deep Purple'dan Anyone's Daughter'ı öneririm.

digeri_1
25-11-2009, 04:13
teşekkürler , guzel parca:) neyse .Saat olmuş 3:13 ,ben de birazdan konuya girerim.

digeri_1
25-11-2009, 04:53
Sürüngenler ve Kuşlar aAasındaki Uçurum

Sürüngenler soğukkanlı hayvanlardır.Yani onlara göre iç sicaklıkları ,dış sicaklığa göre artar yada azalır.Öte yandan ,kuşlar sicakkanlı hayvanlardır ;dış sicaklık ne olursa olsun ,onların vücudu nispeten sabit sicaklığı korur.Sicakkanlı kuşların soğukkanlı sürüngenlerden nasıl geldiğine ilişkin bilmeceyi çözmek içn bazı dinozorların sicakkanlı olabileceğinden geçmekte. Bukonuda tartışmalar sürüyor.Ancak genel görüş sürüngenlerin soğukkanlı olduğudur.

Düşünülecek başka bir şey de kuşların uçmak içn nasıl tasarlandığına bakmaktır.Kuşalrın kemikleri incedir ve içi de boştur. Oysa sürüngenlerin kemikleri farklı olup ,içi doludur.Bununla beraber uçmak için dayanıklılık ta gereklidir ve bu nedenle kuşların kemiklerinin içinde ,uçak kanatlarının içindek kafeslere benzer payandalar vardır.

Uçan kuşların saatlerce hatta günlerce çırpınan kanatları çok ısı üretmesine ve soğutma için ter bezleri de olmamasına rağmen ,hava keselerindeki hava soğutmalı motor sayesinde bu güçlüğün üstesinden geliyor, havanın kemik içlerne kadar gitmesi sağlanıyor.

Başka bir özellikte kuşları sürüngenlerden ayıran temel noktalardan , görme yeteneğidir. Örneğin kartalın gözleri tıpkı bir teleskop görevi görürken, ince narin bir ötleğenin gözü ise büyüteç görevi görür.

Bundan başka kuşların ayakları da değişiktir. Sürüngenlerin beş parmağı olmasına karşın ,kuşların dört parmağı vardır.

Sürüngenler ve kuşlar arasındaki bir fark da kuşların ses tellerinin olmamasıdır. Bunun yerine "melodik sesler" çıkaran ses kutularının olmasıdır.Sürüngenler de bu da yoktur.

Hem şunu da düşünün; Sürüngenlerin kalpleri üç odacıklı iken ,kuşların dört odacıklıdır.Gagalar da kuşları sürüngenlerden ayırır.Gagalar ne işe yarar ? Fındık kırar,çamurlu suyu süzer,ağaçlara delik açar,kozalakların içini açar ,vs vs. sonsuz görevleri vardır.Peki nasıl oluyor da bir sürüngenin burnu ,rastlantı eseri böylesine özel tasarıma sahip olabiliyor. Bir dinozoroun korkunç ağzı -burnu güzelim gaga olabilir mi ?

Size çok özel (aslında hepsi özeldir) ,hatta muhteşem bir "terzi-kuşu-" örneğini vereyim.

http://www.birdfinders.co.uk/images/zitting-cisticola-spain-2008.jpg

Güney asyada yaşar; pamuktan yada ağaç kabuğu lifleri ve örümcek ağından parçaları birbirine tutturarak daha uzun iplikler yapar.Geniş bir yaprağın her iki kenarı boyunca gagasıyla delikler açar.Daha sonra gagasını bir iğne gibi kullanarak ,tıpkı bizim ayakkabı bağladığımız gibi ,yaprağın iki kenarını ipliklerle birbirine doğru çeker.İpliğin sonuna geldiğinde ya sağlam bir düğüm atar yada ucuna yeni bir parça ekleyerek dikmeye devam eder.Bu yolla terzi kuşu bu büyük yaprağı ,içine yuva yapacağı bir fincan haline getirir.

Nehayranlık uyandıran hikmet kaynağı değil mi :)Sürüngenlerden her yönüyle farklı değil mi ?

not: Bu bilgiler internettte bulunmuyor, özellikle okumanızı öneririm.

sevgi ve dostça

Ayejj
25-11-2009, 19:13
Sn Natan,

Deniz kaplumbağalarınında gaga şeklinde ağızları var.Yani sürüngenlerdede gaga görülebiliyor.

ugorur
25-11-2009, 19:23
Sayın natan

Öncelikle bu bilgiler ve çok daha fazlası internette bulunmaktadır. Siz sadece alıntı yapmamışsınız. Kendiniz toparlayıp yazmışsınız. Öncelikle bu konuda -en azından başka siteden k/y yapmayıp kendini yorumunuzla yazdığınız için- teşekkür ederim.

Düşünülecek başka bir şey de kuşların uçmak içn nasıl tasarlandığına bakmaktır.
şeklinde yazınızda direk tasarlanmak fiilini kullanmışsınız. Bunun yerine daha objektif bir şekilde yazmanız gerekirdi.

Ancak genel görüş sürüngenlerin soğukkanlı olduğudur.
Burda ne kastettiğinizi anlamadım. Bunu dinazorlar için mi kullandınız günümüzde yaşayanlar için mi? Eğer günümüzde yaşayanlar içinse; şu ana kadar bulunan tüm sürüngen türleri (nesli tükenmemiş) soğuk kanlı hayvanlardır.

Ayrıca sizi çarşıdan bir lise biyoloji kitabı almanızı ve okumanızı öneriyorum. Hem soğuk kanlılık hemde kalpler hakkında bilginizin azlığı hemen dikkat çekiyor.

Hayvanların soğuk kanlı olmalarının en büyük nedeni kanlarındaki oksijen miktarının azlığı ve bu az olan oksijenlerini soğuk aylarda vucudunu ısıtmak eğilde hayati işlevleri yerine getirmek için kullanırlar. Bu oksijen azlığının nedenlerinden en önemlisi vucutlarında karışık kan dolaşmasıdır. Bu karışık kan dolaşmasının nedeni de kalplerinin üç odacıklı olmasıdır (timsahlar hariç). akciğerden gelen temiz kan ile vuduttan gelen kirli kan karışır ve ordan akciğer ve vucuda dağılır.

Senin dediğin gibi tüm sürüngenler üç odacıklı değil bir kere. Timsahların kalbi dört odacıklıdır. Onların soğukkanlı olmasının nedeni kalbinden çıkan akciğer ve vucut damarlarının bir noktası birleşiktir. Bu yüzden timsahların kış uykusu eşiği diğer sürüngenlerden çok daha düşük sıcaklıklardır.

Peki nasıl oluyor da bir sürüngenin burnu ,rastlantı eseri böylesine özel tasarıma sahip olabiliyor. Bir dinozoroun korkunç ağzı -burnu güzelim gaga olabilir mi ?

Evrim teorisini çürütmek istiyosan önce evrim teorisi ne diyo onu öğren. Bugün timsah olan arkadaş yarın gagalı bir kuş oluyo demiyor evrim teorisi. Genlerdeki rastlantısal değişikliklerin rastlantısal olmayan doğal seçilim ile gelecek nesillere aktarılması ile gerçekleşir bu dediğin. Mesela: yiyecek popilasyonunun azalması ile ancak toptak altındaki solucanları yiyebilen ön-kuşların çeneleri gelecek nesillere aktarılarak devam eden süreçte bu günkü halini aldı.

Bundan sonra yazmadan önce bir lise biyoloji kitabı al oku sonra burda yaz. En azından bilmeden yorum yapmazsın.

Saygılarımla
Umurcan Görür

digeri_1
25-11-2009, 23:20
konuya hakim olma psikolojisiyle, benim en azından bir biyoloji kitabını okumamı öneriyorsun ya epey güldüm doğrusu hehehh:) allah -doğa sizden razı olsun doğrusu , Bu yazınıza birşey demicem :)

Kütüphanemdeki büyük üniversitelerde ders veren evrimci yada evrimci olmayan bilim insanlarının ,yazarların kitap ve makalelerini atıyorum hemen çöpe, gideyim de kitapçıdan bir lise biyoloji kitabı alayım :) Bu uzun sürebilir, bekleyin bari ,

en içten sevgilerimle :angel:

ugorur
25-11-2009, 23:27
konuya hakim olma psikolojisiyle, benim en azından bir biyoloji kitabını okumamı öneriyorsun ya epey güldüm doğrusu hehehh:) allah -doğa sizden razı olsun doğrusu , Bu yazınıza birşey demicem :)

Kütüphanemdeki büyük üniversitelerde ders veren evrimci yada evrimci olmayan bilim insanlarının ,yazarların kitap ve makalelerini atıyorum hemen çöpe, gideyim de kitapçıdan bir lise biyoloji kitabı alayım :) Bu uzun sürebilir, bekleyin bari ,

en içten sevgilerimle :angel:
Sayın Natan

Onu neden dediğimi sizde iyi anladınız şimdi lafı çeviriyosunuz. Hem kalplerdeki farktan hemde soğuk/sıcak kanlı (Aslında bu tabir yanlış. Doğrusu değişken/sabit sıcaklıklı vucut.) yapılarındaki farktan bahsettiğiniz için onu o şekilde yazdım.

O kitaplarıda atmak yerine okusanız çok daha yararlı olur sizin için. Ayrıca o evrimci olmayan bilim(!) adamlarının isimlerini merak ettim doğrusu. İsimlerini verirseniz bende okuyum onları. Bilgim artar.

Ayrıca olayı anlatış tarzınız sanki bu değişim bugün sürüngenken yarın kuş olmuş tarzında. Halbuki evrim uzun bir süreç sonunda oluşur.

Saygılarımla
Umurcan Görür

digeri_1
26-11-2009, 14:35
şakayla karışık bi cevaptı, darılmaca yok :) Robert Jastrowun yazıları hoşuma gidiyor, özellikle "Red Giants and White Dwarfs" kitabı iyidir. Bun dışında favorim J. Francis Hitching dir."The Neck of the Giraffe" okunması gerekenlerden.

Konuyla ilgili aslında daha sonra devam edicem.

Ayejj
30-11-2009, 17:06
sn natan bu fosil sorduğunuz soruların cevabı izleyin görün.

http://www.youtube.com/watch?v=R57aPmxjLKU

gematria
01-12-2009, 01:52
Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?

Evrim kuramı ,balıkların amfibyumlara,bazı amfibyumların sürüngenlere dönüştüğünü ,sürüngenlerden de hem memelilerin hem de kuşların oluştuğunu ve sonunda memelilerden insanın geliştiğini varsaymaktadır.
Bu çalışmamda odak noktam ise ,varsayılan geçiş basamaklarının genişliğidir.Okurken bu tür değişikliklerin kendiliğinden ve bilinçsiz bir rastlantı sonucu olma olasılığını göz önünde bulundurun.

Balıklar ve Amfibyumlar Arasındaki Uçurum

Balıkları omurgasızlardan ayıran temel özellik omurgadır. Balığın hem suda hem de karada yaşayabilen bir yaratık olan amfibyuma dönüşebilmesi için,omurganın önemli değişimlerden geçmesi gerekiyordu. Bir leğen kemiği eklenmeliydi ; fakat amfibyumların leğen kemiğinin gelişimini gösteren hiçbir balık fosili yoktur.Kara ve su kurbağaları gibi bazı amfibyumlarda ise omurganın tamamının tanınmayacak şekilde değişmesi gerekliydi.Aynı zamanda dikkat edilmelidir ki kafatası kemikleri de farklıdır. Ayrıca evrim kuramına göre amfibyumların oluşumu sırasında ,balık yüzgeçleri,kas ve sinirlerdeki temel değişikliklerle beraber bilek ve ayak parmakları gibi eklemli uzantılara dönüşmeliydi.Solungaçların akciğerlere dönüşmesi gerekiyordu.[/B].

Kaynaklar :The Neck of the giraffe,s.20 ;
The Origin of Vertebrates,N.J.Berrill,s.10 ;
The Fishes,F.D.Ommanney,s.65


not: çalışmanın devamı geilecek ,
öncelikle bugünlerde yoğun olduğumdan dolayı yeteri zamanı ayıramayacağımı belirtmek istiyorum...
leğen kemiği eklenmeliydi demişsin yanlış demişsin ..bazı balıklar zaten leğen kemiğine sahiptir amfibyumlardan farkları ise kemiğin (bazen kıkırdak yapısında) ve omurgayla olan bağlantısının daha kuvvetsiz oluşudur... ki burada sende takdir edebilirsinki bunun sebebi balıkların pelvical yüzgeçlerinin vücudu taşıma gibi bir görevlerinin olmamasıdır..
kurbağalarda omurga tanınmayacak şekilde değişmeliydi diyosun buda yanlış çünkü omurganın değişimi sadece leğen kemiğiyle eklem yaptığı bölümlerle sınırlıdır .. farkları ise uzamış bir coccyx kemiği ve yine pelvis yüzünden kısmi değişime uğramış sacrumdur o kadar ... eh yine bilirsinki zıplama yetenekleri iyi gelişmiş olan kurbağalar böyle gelişmiş bir leğen kemiğine ihtiyaç duymaktadır ... oysa yine ambifia olan semenderlerde ise o korkunç dediğin değişim bile yok :) sıradan bir vatandaşın semender omurgasıyla balık omurgasınının ayrımını yapması imkansızdır ...(tabi yine güçlü pelvisten dolayı kısmi evrimsel gelişimler mevcuttur) http://digimorph.org/specimens/Ambystoma_tigrinum/whole/specimen.jpg
kafatasıda farklıdır demişsin saçma bir cümle olmuş ... biçok kemik bulunan bir uzuvda spesifik bir noktayı işaret etmezsen bu konuda tartışamayız sadece laf kalabalığı olur çünkü zaten bunlar aynı türler değil biri diğerinden evrimleşmiş tabiki farklı olcak ... farklıdır demen evrimin olmadığını değil olduğunu destekler ...

Ayrıca evrim kuramına göre amfibyumların oluşumu sırasında ,balık yüzgeçleri,kas ve sinirlerdeki temel değişikliklerle beraber bilek ve ayak parmakları gibi eklemli uzantılara dönüşmeliydi.Solungaçların akciğerlere dönüşmesi gerekiyordu demişsin... doğru demişsin :D
resimlerini vereceğim ara geçiş formlarında bu saydığın özellikler mevcuttur ..

şimdi ara geçiş formlarına gelmeden önce bir yanılgıyı düzeltmek istiyorum ... harun yahya ve taraftarlarının sık düştüğü bir yanılgıyı ... ara geçiş formlarının nesli dünya üzerinde tükenmek zorunda değildir ... bölgelere göre bu durum farklılık gösterir.. çünkü ortam şartları evrimi tetikler .. ve dolayısıyla dünyanın tetiklenen bölgesinde bu ara geçiş formu yerini yeni bir türe bırakır ...bu canlılardan zorlanmadan hayatını sürdürebildiği elverişli ortamlarda yaşayanlar günümüze kadar yaşayabilirler evrim geçirmeden... ki zaten günümüzde birçok yaşayan türdeşleri arageçişe basamak olmuş canlılar mevucuttur...
http://student.physics.upenn.edu/~aebrown/biocurious/tiktaalik-reproduction.jpg
Tiktaalik
http://www.walkernews.net/wp-content/uploads/2007/07/coelacanth-7.jpg
Coelacanth
http://www.earthhistory.org.uk/wp-content/IchthyostegaAcanthostega.jpg
Ichthyostega-Acanthostega
http://www.dinosoria.com/poissons/glyptolepis_02.jpg
glyptolepis
http://www.upenn.edu/gazette/0398/images/fossil_large.jpg
sauripterus
http://www.btinternet.com/~vendian/FOSSILWEB/images/ss-eusbig.jpg
eusthenopteron
http://www.btinternet.com/~vendian/FOSSILWEB/images/k-osteohead.jpg
Osteolepis macrolepidotus
http://www.btinternet.com/~vendian/FOSSILWEB/images/ss-markeus4.jpg
Eusthenopteron foordi
http://www.btinternet.com/~vendian/FOSSILWEB/images/ss-monsterdip.jpg
Dipterus vallenciennesi

ve daha niceleri hepsini koyacak zamanım yok malesef ...

not : cevaplarım zaman buldukça devam edecek :P

gematria
01-12-2009, 19:37
Derin Uçurumlar -Evrim Kuramı Bunlara Köprü Olabilir mi ?

[/FONT]
Balıklarla amfibyum arasındaki boşluğun kapanması için ,işitme duyusunun da köklü değişikliklerden geçmesi gerekliydi. Genel olarak balıklar sesleri vücutları aracılığıyla algılar;fakat kara ve su kurbağalarının çoğunun kulak zarları vardır. Bu nokta da diğerleri kadar oldukça şaırtıcıdır. Bunun yanında dil de değişmeliydi. Balıkların uzayabilen dilleri yoktur fakat örneğin kara kurbağaları gibi bazı amfibyumların vardır.
Amfibyumlar gözlerini kırpma yeteneğine sahiptir ve bu sayede gözbebeklerini temiz tutmak için gözlerinin üzerinden bir zar geçirirler.

Amfibyumları birtakım balık atalarına bağlamak için büyük çaba gösterilmiş ,fakat hiçbir başarı sağlanamamıştır. Evrimci bilim insanlarının gösterebildiği tek örnek akciğerli balıktır çünkü su dışına çıktığında solungaçlarının yanında ek olarak soluk alabileceği bir hava kesesi vardır.
Akciğerli balıkların karada yaşayan omurgalılra dönüşen amfibyumlara doğrudan bağlantılı olableceğini düşünmek çekici gelebilir ancak böyle bir bağlantı yine yoktur bunun nedeni ise onların tamamen farklı bir grup oluşturması. Bunu daha iyi anlamak için açarsak , gerek akciğerli balık gerekse kolelakant bu nitelikleri karşılamıyor ; çünkü bunların kafatası kemikleri ,ilk fosil amfibyumlarınkinden o kadar farklıdır ki,birinin diğerinden türemesi mümkün değildir.

Kaynaklar :The Neck of the giraffe,s.20 ;
The Origin of Vertebrates,N.J.Berrill,s.10 ;
The Fishes,F.D.Ommanney,s.65


not: çalışmanın devamı geilecek ,

Balıklarla amfibyum arasındaki boşluğun kapanması için ,işitme duyusunun da köklü değişikliklerden geçmesi gerekliydi. Genel olarak balıklar sesleri vücutları aracılığıyla algılar;fakat kara ve su kurbağalarının çoğunun kulak zarları vardır. demişsinn ama buda koca bir yanlış ... öncelikler balıklardaki o vücutları diye nitelediğin yanal çizgilerdir.. içleri mukusla doludur ve sadece çok düşük frekanslı sesleri algılamada yardımcıdırlar .. asıl görevleri işitme değil su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını tesbit etmek ve derinliği algılamaktır... peki diyceksin balıklar neyle duyar :) senin olduğunu bilmediğin kulaklarıyla duyarlar .. balıklarda gelişmiş bir iç kulak bulunmaktadır tıpkı insanlarda olduğu gibi içinde otolit taşları barındıran labirentte mevcuttur.. hatta bazı balıklarda insanlardaki çekiç örs üzengi kemiği benzeri 4 kemik bulunur .. bu kemikler kulak zarı görevi gören hava keselerine bağlıdır ... adıda weber cihazıdır... mesela çoğumuzun bildiği sazangiller bu şekilde işitir ...
şimdi gelelim amfibiaların işitme sistemlerine ...3 e ayrılırlar : kuyruklu kurbağalar (semenderler) , kuyruksuz kurbağalar , bacaksız kurbağalar ....semenderlerin ve bacaksız kurbağaların kulak sistemleri balıklarla aynıdır ...balıklardaki gibi dış kulakları Ortakulakları ve kulak zarları bulunmaz !!!! sadece kuyruksuz kurbağaların incecik bir zara sahiptirler ki buda tek farklarıdır ... dışkulak yoktur onlardada ...

dil konusuna gelirsek
Balıkların uzayabilen dilleri yoktur fakat örneğin kara kurbağaları gibi bazı amfibyumların vardır diyerek beni güldürmeyi başardın :D sadece bazı kuyruksuz kurbağalar uzun dillere sahiptir ve onlar dillerini fırlatarak avlanabilirler ...birçok semender türünde ve kuyruklu kurbağalarda DİL BULUNMAZ (yılanbalığı semenderleri) kuyruksuz kurbağaların bir bölümünde ise disk şeklinde veya yuvarlak yapılı olan dilleri, ağzın tabanına neredeyse tamamen yapışıktır.
Balıkların çoğunda dil yoktur ... fakat sazanlarda kuyruksuz kurbağaların bir bölümünde olduğu gibi gelişmemiş bir dil bulunmaktadır ağzın tabanına yapışık bir kaslı kabartı şeklindedir...

göz kapağı meselesine gelirsek :
bazı balıklarda gözkapağı vardır ...mesela kefal balığında yağlı gözkapağı bulunur. Köpekbalıklarındaysa avlanma sırasında gözkapağı perdesi gözü korumak için kullanılır. amfibialarda ise genelde göz kapağı bulunur fakat göz kapağı olmayanlarda vardır ..
örnek olarak Sirenidae da , yılanbalığı semenderlerinde ve bacaksız kurbağalarda göz kapağı bulunmaz ...

akciğer meselesinde ise sende biliyosunki akciğerli balık varken akciğersizde kurbağa bulunmakta :) ve bunlarda evrimin nasıl işlediğini bize gösteren çok güzel örneklerdir ... ama görüyorumki ilginç bir açıklama ile akciğerli balığı aradan çıkartmaya çalışıyosun bahanende şu : çünkü bunların kafatası kemikleri ,ilk fosil amfibyumlarınkinden o kadar farklıdır ki ,birinin diğerinden türemesi mümkün değildir
ilk fosil amfibiyum derken hangi hayvancığazı kastettiğin belli değil eğer isim verirsen biraz daha ciddi bir açıklama yapmış olursun... ayrıca kafataslarının farklı olarak bana göstermen gereken şey akciğerli balıklar ile normal balıklar arasındaki kafa tası farkı olmalıydı ...çünkü balıklardan akciğerli balıklar türemiştir .. mesela akciğerli bir balık olan Protopterus aethiopicus kafatasıyla normal bir balık kafatasını karşılaştırdığımızda çok fark yoktur ....


not devamı gelcek ;)

AerA
01-12-2009, 20:01
Sevgili Natan ;

Bu yazıyı farklı bir başlık için yazmıştım.Kendi yazımdan kopyala / yapıştır yaptım.

Yazımın başı ve sonu buradan bulunabilir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=14218

SORU-) Ara geçiş formlarına neden yok denecek kadar az rastlandı ,veya rastlanamadı (bu bakış açısına göre değişir.) ?

**Evrim Teorisinin en büyük eksikliği 150 yıl önce ortaya atılmasıdır.Şimdi düşünün Dünya'da toplamda kaç milyar insan yaşadı?Hepsinin kalıntıları ortada mı?Evrim Teorisi M.Ö 50 milyon yılında ortaya atılmış olsaydı ,doğa iskeletleri ve vücutları yok edip atomlarını farklı yerlerde kullanmaya fırsat bulamadan insanımsılar bu cesetleri formaldehit içinde saklardı ve günümüze kadar ulaşılırdı.Soluduğun hava içerisinde ki oksijen ,yediğin ekmekte ki karbon rahmetliye ayrılmış babaannene ait olabilir,veya ölü bir köpeğe.Doğa saklama ihtiyacı hissetmez.Çünkü saklarsa yeni maddeye ihtiyaç duyacaktır ama madde yaratamaz.Devam edebilmek için doğanın eldeki atomları kullanmaktan başka şansı yoktur.Evrimin birçok kanıtı doğa-zaman engeline takılmıştır.

SORU-) Teori için şu sıralar ne yapılıyor?

**Tabiki öncelikle fosil incelemeleri.Ve artık her canlı türünün gen haritaları ,iskeletleri ,doku parçaları hatta vücudunun tamamı çeşitli merkezlerde tamamen yada bilgisayar ortamında depolanıyor.1000 yıl sonra birisi çıkıp "Yahu bu yunus balığı 1000 yıl önce neye benziyormuş?" dediğinde neye benzediğini görebilecek.Bu elbette bilimde ki sahteciliğinde önüne geçebilecek tek adım."Bilim de sahtecilik olur mu?" diye sormayın.Yapmak isteyen dinde de ,bilimde de ,politikada da v.b. sahtecilik yapmıyor mu?Teori bilimin ilerlemesiyle dahada sağlam temellere oturuyor.Dün bilinmeyen bir "seratonin" in ,bugün insanda mutsuzluğa sebep verdiğini yeni tespit ettik.

"Jules Verne" örneğini vermek isterim ;"Denizler Altında 20000 Fersah" ve "Aya Yolculuk (1865)".Kaç kişi dalga geçti ,aptalca hayaller olduğunu söyledi acaba?Keşke onlar bugün yaşasalardı da bir "USS Philadelphia" (A.B.D. Nükleer denizaltısı) yı ,bir Eagle 'ı (20 Ağustos 1969'da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin 'i aya indiren modül.) ,bir Sojourner 'ı (1997 yılında Mars'a inen küçük mekanik sevimli dostumuz) görselerdi.UTANIRLARMIYDI SİZCE?

Umarım ara form temininde ki eksiklik biraz olsun açıklanmıştır.Unutmamak lazım ki bir iskelet 50 yıl içinde tamamen yok oluyor.Nadiren ,nadir parçaları sağlam kalabiliyor.Ara form iskeletleri milyonlarca yıllık.Bulunması cidden zor.Sanki hergün nereyi kazzak bir fosille karşılaşıyormuşuz gibi ,"Nerede bu ara formlar?" demek çok komik geliyor bana.Neyse ki artık ana formlar (şu anki formlar) arşivleniyor.