PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İşbirlikçilik...Nereye kadar?


Soda
15-11-2009, 03:58
"Tepebaşı’ndaki İngiliz Elçiliği’nin önünde bavullu, torbalı, çantalı, sarıklı, fesli insanlardan oluşan bir kalabalık toplanmıştı. Birbirleriyle itişerek panik halinde içeri girmeye çalışıyorlardı.

Düşmanla işbirliği eden bu hainler arasında kimler yoktu ki... Eski Şeyhülislam Mustafa Sabri, eski Adliye Nazırı Ali Rüştü, Maarif Nazırı Fahrettin, Sevr’i imzalayan filozof Rıza Tevfik, her karanlık işte parmakları olan Ayan’dan Vasfi Hoca ile Zeynel Abidin, İngilizci Hürriyet ve İtilaf Partisi Başkanı Albay Sadık, bu partinin yöneticileri, İzmir’i Yunanlılara teslim eden Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa, eski İstanbul Emniyet Müdürü Arnavut Tahsin, yazarlar Refik Halit Karay, Refi Cevat Ulunay ve Mevlanzade Rıfat...

Çevredeki esnaftan biri dayanamayıp öfkeyle “Ne kadar çok hain varmış” diye söylendi. İngilizler kendilerine hizmet eden bu insanları hava kararınca siyasi sığınmacı olarak Taşkışla’ya gönderdiler.


İngiliz Yüksek Komiseri Sir Rumbold Halife Vahidettin’in görüşme isteğini öğrenince 6 Kasım 1922 günü tercümanı ile birlikte kendisini ziyarete gitti.
Vahdettin sözü uzatmadan sordu:

“İki yıl önce yetkili makamlarınız, bir tehlike olduğu takdirde, beni koruyacakları hakkında söz vermişlerdi. Bu söz şimdi de geçerli mi?”

“Evet efendim şimdi de geçerli.”


Vahdettin 10 gün sonra General Harrington’a gizli bir mektup gönderdi:


“İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahimanesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan Mahall-i ahara naklimi talep ederim, efendim. 16 Kasım 1922.
Müslümanların Halifesi Mehmet Vahdettin.”


Ertesi sabah saat 06.00’da İngilizlerin gönderdiği iki ambulansla iki otomobile bindirildiler ve Kabataş rıhtımına getirildiler.
Oradan İngiliz bayrağı taşıyan bir motora bindirilerek açıkta bekleyen Malaya Zırhlısı’na götürüldüler.

Motor, Malaya Zırhlısı’na yanaştığında Vahdettin General Harrington’a teşekkür ettikten sonra “Eşlerimi size emanet ediyorum general” dedi. İngilizlere sığınarak ülkesinden kaçtı. Bu kaçışla Osmanlı İmparatorluğu tarihe gömülmüş oldu. Anlattığım olaylar Turgut Özakman’ın Cumhuriyet Türk Mucizesi kitabından alınmıştır.
Tufan Türenç / Hürriyet



BOP projesinin uygulama şefleri, BOP eşbaşkanı olmayı bir övünç vesilesi görenler, Obama'nın telkin ve tavsiyeleri ile Ermenistan ve Kürdistan severcilik oyunu oynayanlar, Kıbrıs'ta ver-kurtulculuk oynayanlar ve evlatlarımızın katilleri ile "analar ağlamasın" anlaşmaları yapanlar, Utah'ta şurada burada FBI korumasında çiftliklerde yaşayarak devlet içine sızdırdığı ajanları ile Tsk'ya karşı fiili ve psikolojik operasyonlar düzenleyenler, Soros fonlarıyla beslenip "barışsevercilik" oyunu oynayanlar, Pentagon generallerine aşk mektupları yazanlar, "Pentagon'a, Pkk'ya, Barzani'ye, Ermenistan'a... selam dur Türk ordusunu arkadan vur" diyenler ve daha bin türlü tezgah, komplo, hile, desise üreticileri, sahte belgeciler şunlar bunlar...

Hepsinin öğrenmesi gereken çok şey var bu yukarıdaki anlatımdan.

Üzerinde güneş batmayan imparatorluklara sırtını dayayarak Türk milletinin iradesini göz ardı edenler gün gelir bu tekerrür eden tarihi olayları canlı seyretme bahtiyarlığına erişebilirler.

Ama bu sefer binecekleri fırkateynler 6. filonun, gidecekleri adalar da Rodos, Kanarya adaları vb. bir başka Akdeniz adası olmanın ötesinde olmayacaktır tekerrür eden bu tarihin içindeki nüanslar.

Milli irade ile şaka olmaz. Arkana kimi alırsan al, istersen bütün dünyayı al, aslolan milli iradedir.

İşte çıkartılan ders de bu olacaktır.

Ne mutlu "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilenlere.

theatre
15-11-2009, 13:47
İnsan ruhunu şeytana satmaya görsün..

tyd13
15-11-2009, 16:02
BOP projesinin uygulama şefleri, BOP eşbaşkanı olmayı bir övünç vesilesi görenler, Obama'nın telkin ve tavsiyeleri ile Ermenistan ve Kürdistan severcilik oyunu oynayanlar, Kıbrıs'ta ver-kurtulculuk oynayanlar ve evlatlarımızın katilleri ile "analar ağlamasın" anlaşmaları yapanlar, Utah'ta şurada burada FBI korumasında çiftliklerde yaşayarak devlet içine sızdırdığı ajanları ile Tsk'ya karşı fiili ve psikolojik operasyonlar düzenleyenler, Soros fonlarıyla beslenip "barışsevercilik" oyunu oynayanlar, Pentagon generallerine aşk mektupları yazanlar, "Pentagon'a, Pkk'ya, Barzani'ye, Ermenistan'a... selam dur Türk ordusunu arkadan vur" diyenler ve daha bin türlü tezgah, komplo, hile, desise üreticileri, sahte belgeciler şunlar bunlar...

Hepsinin öğrenmesi gereken çok şey var bu yukarıdaki anlatımdan.

Üzerinde güneş batmayan imparatorluklara sırtını dayayarak Türk milletinin iradesini göz ardı edenler gün gelir bu tekerrür eden tarihi olayları canlı seyretme bahtiyarlığına erişebilirler.

Ama bu sefer binecekleri fırkateynler 6. filonun, gidecekleri adalar da Rodos, Kanarya adaları vb. bir başka Akdeniz adası olmanın ötesinde olmayacaktır tekerrür eden bu tarihin içindeki nüanslar.

Milli irade ile şaka olmaz. Arkana kimi alırsan al, istersen bütün dünyayı al, aslolan milli iradedir.

İşte çıkartılan ders de bu olacaktır.

Ne mutlu "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilenlere.
TSK'nin karşıtı gördüğünüz veya emperyalist adıyla niteleyebileceğiniz yapı veya kurum, en az 10 yıl önce TSK'yi piyonu yapmıştır. TSK'ye karşı yapıldığını varsaydığınız fiili ve psikolojik savaş, aslı itibariyle halka karşı yapılmaktadır.
Tarihin tekerrürü ve ders alınmadığı hususunda haklısınız. Fakat durup düşünürseniz, siz ders aldınız mı? Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı tarihini incelediğimizde milli iradenin ne zaman ortaya çıktığını ve etkin olarak ortaya çıkıp çıkmadığını analiz etmek gerekir. Vatan dedikleri toprakların büyük bir kısmı ellerinden gittikten sonra ortaya çıkan milli iradenin vasfını ortaya koyduğunu düşünüyorum. Ayriyeten milli iradenin sorunların çözümüne gider vasıfta hareket etmediğini düşünüyorum. Osmanlı döneminde azınlıklarla yaşanan sorunlar makul çözümler bulunmak yerine çözümsüzlük tercih edilmiştir. Milli irade, sorunu çözmeyerek çözümsüzlüğü ve savaşı tercih etmiştir. Bugün yaşananlar da milli irade dediğiniz nane ruhunun savaşı tercihine yönelmektedir. Eğer tarih tekerrürden ibaret ise Türkiye Cumhuriyeti topraklarının büyük bir bölümünü kaybederek muzaffer edasıyla milli iradesini göklere çıkaracaktır. Hain dediğiniz insanları dinlemeye ve onlarla orta noktada buluşmayı tercih etmeniz belki de hayrınıza olacaktır.

Soda
15-11-2009, 21:37
TSK'nin karşıtı gördüğünüz veya emperyalist adıyla niteleyebileceğiniz yapı veya kurum, en az 10 yıl önce TSK'yi piyonu yapmıştır. TSK'ye karşı yapıldığını varsaydığınız fiili ve psikolojik savaş, aslı itibariyle halka karşı yapılmaktadır


Tabii ki psikolojik savaşın asıl hedefi halkın kendisidir.
TSK ise halkın koruyucu kalkanı gibidir ve o kalkanı halkın elinden alırlarsa halka karşı avantajlı bir pozisyona geçeceklerdir.
Halkı teslim almak için Tsk engelini aşmaları zorunludur. Bunun için de tasfiye operasyonları yürütüp Tsk'yı aynı emniyeti ele geçirdikleri gibi ele geçirmek istemektedilerler.


Tarihin tekerrürü ve ders alınmadığı hususunda haklısınız. Fakat durup düşünürseniz, siz ders aldınız mı? Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı tarihini incelediğimizde milli iradenin ne zaman ortaya çıktığını ve etkin olarak ortaya çıkıp çıkmadığını analiz etmek gerekir. Vatan dedikleri toprakların büyük bir kısmı ellerinden gittikten sonra ortaya çıkan milli iradenin vasfını ortaya koyduğunu düşünüyorum


Osmanlı'da vatan kavramı yoktur. Padişah mülküdür her yer. Vatan bilinci Çanakkale ve milli mücadelenin içinden çıkmıştır.

Yoksa padişah Abdülhamit Han Kıbrıs'ı İngilizlere neden vermişti ki?

Vatan toprağı öyle savaş yapmadan verilir mi? Kıbrıs'ı savaşsız, bedava sözümona Ruslar'dan koruma karşılığında kendi babasının malı gibi İngiliz'e veren Osmanlı ne anlar her karışı kutsal olan "vatan" toprağından, "vatan" bilincinden?

Osmanlı'da "bağımsızlık" bilinci de yoktur, "Türklük" bilinci de "vatan" bilinci de. Osmanlı ya savaşarak alır ya da savaşarak veya savaşmadan verir. İslam'ın kılıcını küffara sallayamayınca onunla pek de güzel pazarlıklarla verir topraklarını.

Ne olacak ki? Nasıl olsa her karış padişahın mülküdür.


Osmanlı döneminde azınlıklarla yaşanan sorunlar makul çözümler bulunmak yerine çözümsüzlük tercih edilmiştir. Milli irade, sorunu çözmeyerek çözümsüzlüğü ve savaşı tercih etmiştir. Bugün yaşananlar da milli irade dediğiniz nane ruhunun savaşı tercihine yönelmektedir.


Makul çözüm mü? Islahat ve Tanzimat fermanları ile ne dayattı Batı Osmanlıya? Azınlık hakları değil mi? Makul çözümlerdi hepsi değil mi? Osmanlı verdikçe daha fazlasını istedi Batı.

Sonra da silahlandırdı bütün hâmilik yaptığı azınlıkları sürdü Osmanlı'nın üzerine.

Emperyalizm önce hak/hukuk diyerek gelir. Sonrası da istiladır.

Şimdi de gelmiş Kürtlere ve Alevilere azınlık olun deyip dururlar.

Biz biliyoruz Batı'nın azınlık sevdasını. Tecrübe ile sabit. Ön hazırlıktır bunlar. Alevilerden red cevabı aldılar ama Kürtlere "hâmilik" yapmayı denemekteler. Durum onların arzuladıkları gibi değil henüz. Alt yapıyı hazırlıyorlar ama pek de yol alamadılar. Eee bu topraklar Batı'nın kumpasları konusunda çok tecrübeldir sonuçta. Biz de paçayı kolay kaptıracak değiliz.

Siz tarihten hiç ders almıyorsunuz. Size göre Batı; ballı şeker...

Eğer tarih tekerrürden ibaret ise Türkiye Cumhuriyeti topraklarının büyük bir bölümünü kaybederek muzaffer edasıyla milli iradesini göklere çıkaracaktır. Hain dediğiniz insanları dinlemeye ve onlarla orta noktada buluşmayı tercih etmeniz belki de hayrınıza olacaktır.

Tarih tekerrüden ibaret dedikse bu Çanakkalenin, Milli mücadelenin tekerrürürdür, Osmanlı'nın değil. Osmanlı artık saray elitistlerinin rüyası.

Evellalah koca dünya savaşından bile yenik ve bitap çıkmış bir Osmanlı'ya rağmen ve çoğunluğu yaşlı ve sakatlardan oluşan bir nüfusa rağmen yarattıysa böyle destanlar bu millet, şimdi ki gibi 70 milyonluk nüfusu ve devasa bir orduya ve ekonomiye sahip bir millet olarak çok daha fazlasını yapar.

Hainlerle işbirliği yapmak mı?

Bunu bütün Ali Kemaller önermiştir.

Eee, tarih tekerrürden ibarettir diyoruz ya...

hako
15-11-2009, 22:08
Bu topraklara sosyal demokrasi ve adalet vaadiyle gelen ,
zamanında köylüye mavi gömlek giydirmeyi başaran,
bizleri mitinglerde "halkçı Ecevit" diye bağırtan,
vaktinden önce değil ama sonra ölen,
ölmeden önce bol bol saçmalayarak AKP'yi başımıza getirenlerden biri olmayı başaran,
ve Vahdettin hain değildi diyebilen...

Karaoğlan..

İşbirlikçi bile olmayı başaramadan gitmiş.
Ayıb etmiş.

güneşinzaptıyakın
16-11-2009, 15:38
Buradan bütün işbirlikçileri kınıyorum...

Squall
16-11-2009, 23:57
Camilerin duvarları yakınında göller oluşmaya başladı..ne çok işbirlikçi köpek varmış bu memlekette..