Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrensel-Insan'in Bireysel Oykusu
evrensel-insan
19-11-2009, 04:34
Saygideger arkadaslar;
Benim, baba tarafindan dedem; Gelibolu muftusuydu. Babam basta olmak uzere, tum amcalarim "dort dortluk" muslumandi. Gecmis konusuyorum, cunku su an hicbiri hayatta degil.
Ne babam, ne de dedem, anneme hic baski uygulamamislardir. Annemin basi acikti, sadece mevlutlerde orterdi. Ben, ilk okul caginda Kuran'i hatim ettim. Aslinda, bunun hic bir anlami yoktu, cunku bir sey anlamamistim.
Babam, bes vakit namaz kilar, camiye gider ve uc aylarda Kuran'i hatim ederdi. Sesinin guzelliginden dolayi, mevlit te okudugunu bilirim.
Evde herzaman, oruc tutulur, sofra duasi edilir, kurban kesilirdi. Ben orta okula gelince, bazi seyleri sormaya baslamistim. Agabeyim o siralar, universiteye gidiyor ve kendinin ateist oldugunu soyluyordu. Yalniz, babamla hic bu konulari konusmuyordu. Ben ise, sorular soruyor ve babami bazan "biktiriyordum"
Babam, agabeyim ile, bana; bayram, teravi v.s. namazlari teklifi yapar, bizde bir bahane bulur gitmezdik, babam da, ustelemezdi.
Oruclar ilgincti benim icin; sahura kalkar, her turlu yiyecegi yerdik. Sonra, yediklerimiz, oyle susatirdi ki; ben sabah kalkar, kimseye gorunmeden, nerderse bir surahi su icerdim. Ama, yemek yok; o suyla iftara kadar idare ederdik.
Ilginc uc anim vardir. Bunlardan ikisi, Allah'i sinamaktir. Allah carpsin diye, hem coptenekelerinin kenarina cogdurmek ve ekmegi tualete atmak denemelerim vardir. Tabi, bekledim, her ikisinde de carpilayim diye.
Babam; benim bu dine olan soguklugumu, fark etmis olacakki; bana birgun "oglum bak sana din konusunda bilgili bir amca getirdim, seninle konusmak istiyor" dedi. Ben o zamanlar, ya orta1, ya da orta 2 ye gidiyorum, sene; 1968-9 olabilir.
Neyse, babam bizi bu amcayla yalniz birakti ve yanimizdan ayrildi. Ben bugun tam hatirlamiyorum, ama; ne derse, karsi cikiyor ve sordugum sorulardan anladigim kadariyla da, amcayi kizdiracak sorular soruyorum. Belirli bir sohbetten sonra, bir ara, ki ben amcanin iyice sinirlendiginin farkindayim, baktim; amca, ayaga kalkt, iki elini havaya kaldirdi ve ellerini hava da saglayarak "zindik, kafir" ve anlayamadigim bir kac kelime daha sayarak, ve kosarak; kapidan cikti gitti. Babam ondan sonra da, bir daha; benim uzerimde dini bir girisimde bulunmadi.
Ne namaz kilmayi bilirim, ne Kuran'i su an okuyabilirim, ne dualari hatirlarim, belki zorlasam; bir iki dua cikar, o da yarim. Hic bir dini icerikli bir yasamim olmamistir. Fakat, bilhassa aile buyuklerine karsi; din karsitligi saygisizligi yapmam. Benim, din ile bir bagim olmadigini, cevrem ve ailem/akrabalar bilirler.
Tanri konusu ise, farklidir. Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum. Ama; ne anti teistim, ne de non teist. Ben; dindar arkadaslarin, dini degerlerine saygi gosterirken; sadece din konusunun bir felsefe ve orgutlenme olarak; insan olmaya ve onun insanligina nasil bir engel teskil ettigini, ozel bir dini goruse deginmeden; genelde ortaya koyarim.
Tanri, ya da yaratici konusunda ise; insansal/kavramsal bir dusunce tarzim var. Tek bir yaratici vardir, o da; kavrami yaratan inanogludur.
Tanri da, bir kavramdir ve kavram olarak vardir ve evrenseldir. Benim icin ise, bu kavram sadece lugatta kalir. Yasam ve iliskilerimde, ne olumlu ne de olumsuz bir tanrisal/inancsal hic bir yanasimim yasam ve iliskim yoktur.
Dindar arkadaslarim vardir ve onlarin dini yasam ve iliskilerinde uygulamalari da; onarin hak ve ozgurlugudur, ayni uygulamama, benim hak ve ozgurlugum oldugu gibi.
Ben yaratilissal/tanrisal/inancsal konulardan, tamamen arinmis bir birey olarak; bu konularda, serbest dusunurum.
Ayni sekilde, cocuklarim da; din yasamindan ve tanri kavramindan bagimsiz, yetisiyorlar. Yasamlarinda, hic yer vermiyorlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-11-2009, 05:27
Saygideger arkadaslar;
Benim icin sadece yasam vardir. Ne dogumum, benim insiyatifimdedir, ne de kendi olumumu (olmek), yasama olanagim var. Dogumdan once, evrende ben olmayarak bulunuyordum, degistim, donustum, baskalastim ve ben olarak olustum. Yasamimdan sonra da; benim varligimdan, baska varliklar tureyecek, yani degisecegim, donusecegim ve baskalasacagim, hem de bir suru varliklarda, ama bir daha ben olarak olusmayacagim.
Bu nedenlerden ve insansal dusunce yapimdan dolayi, ben oldukten sonra, yasam surmek icin, birileri benim organlarimdan yararlanacaklarsa ve benim organlarim, onlarin yasamina bir katki saglayacaksa; gereken her turlu organimi alabilirler. Gerci, bilmiyorum, ben oldukten sonra, olumu ne yapacaklar, sonucta enim olum, ben oldukten sonra yasayanlarin sorunu.
Ama, ister yaksinlar, ister gomsunler; organlarimi yakarak veya botu borcuye birakarak harcamadan, once gerekli ihtiyaci olanlara nakletsinler.
Bu arada, illa bana bir "non" uyarlayacaksaniz, "non-religious" diyebilirsiniz. Cunku pratik olarak, uyguladigim hic bir dinin gerektirdigi uygulamam yok. Bu anlamda, "dini olmayan" diyebilirsiniz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ben ise, sorular soruyor ve babami bazan "biktiriyordum"
Muhterem babanız da benim gibi dil altı hapları kullanır mıydı.
saygılarımla
Sevgili evrensel, ağbinde mi İGD'li idi o zamanlar?
´´asanda , hasanda ´´
19-11-2009, 18:00
sayın evrensel insan..
yanlış anlamayın ama.. din yasamindan ve tanri kavramindan bagimsiz, yetisiyorlar. Yasamlarinda, hic yer vermiyorlar.Demişsiniz.
peki okulda din derslerinde ne yapıyorlar??
zorlanıyorlarmı?
ya da girmiyorlar mı?
yoksa hocaları onların din ile allah ile muhammed ile bir alakalarının olmadığını biliyor mu ?
saygılarımla...
evrensel-insan
19-11-2009, 20:23
Saygideger dilaver;
Muhterem babanız da benim gibi dil altı hapları kullanır mıydı. -dilaver-
Hayir, babam fazla konusmayi sevmezdi. Az ve oz konusurdu. Ben de bunu bilirdim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-11-2009, 20:26
Saygideger cem;
Sevgili evrensel, ağbinde mi İGD'li idi o zamanlar? -cem-
Biz o tarihlerde Ankara'da oturuyor, Agabeyim de; ITU de okuyordu. Ne saga, ne de sola bir meyili yoktu. Sadece "Ben okumak istiyorum" diyordu. Ozamanlar, FKF yeni kurulmustu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-11-2009, 20:33
Saygideger emre1994;
peki okulda din derslerinde ne yapıyorlar??
Din dersini, bir cografya, tarih dersi gibi goruyorlar. Yani dunya dinleri hakkinda bilgi aliyorlar.
zorlanıyorlarmı?
Zannetmiyorum
ya da girmiyorlar mı?
Giriyorlar
yoksa hocaları onların din ile allah ile muhammed ile bir alakalarının olmadığını biliyor mu ?
Gecen hocalari Islam ile ilgili odev vermisti, site de baslik actim ve arkadaslarin yardimlariyla odevini yapti. Yeni o devi bekliyorum. Bu sene agirlikli olarak, Islami isliyorlar.
Hocalari da, ateist. Benim din konusundaki goruslerimi de biliyor.
Emre, benim nerede yasadigimi algilaman icin, "bulundugu yer" e bak.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger arkadaslar;
Benim, baba tarafindan dedem; Gelibolu muftusuydu. Babam basta olmak uzere, tum amcalarim "dort dortluk" muslumandi. Gecmis konusuyorum, cunku su an hicbiri hayatta degil.
Ne babam, ne de dedem, anneme hic baski uygulamamislardir. Annemin basi acikti, sadece mevlutlerde orterdi. Ben, ilk okul caginda Kuran'i hatim ettim. Aslinda, bunun hic bir anlami yoktu, cunku bir sey anlamamistim.
Babam, bes vakit namaz kilar, camiye gider ve uc aylarda Kuran'i hatim ederdi. Sesinin guzelliginden dolayi, mevlit te okudugunu bilirim.
Evde herzaman, oruc tutulur, sofra duasi edilir, kurban kesilirdi. Ben orta okula gelince, bazi seyleri sormaya baslamistim. Agabeyim o siralar, universiteye gidiyor ve kendinin ateist oldugunu soyluyordu. Yalniz, babamla hic bu konulari konusmuyordu. Ben ise, sorular soruyor ve babami bazan "biktiriyordum"
Babam, agabeyim ile, bana; bayram, teravi v.s. namazlari teklifi yapar, bizde bir bahane bulur gitmezdik, babam da, ustelemezdi.
Oruclar ilgincti benim icin; sahura kalkar, her turlu yiyecegi yerdik. Sonra, yediklerimiz, oyle susatirdi ki; ben sabah kalkar, kimseye gorunmeden, nerderse bir surahi su icerdim. Ama, yemek yok; o suyla iftara kadar idare ederdik.
Ilginc uc anim vardir. Bunlardan ikisi, Allah'i sinamaktir. Allah carpsin diye, hem coptenekelerinin kenarina cogdurmek ve ekmegi tualete atmak denemelerim vardir. Tabi, bekledim, her ikisinde de carpilayim diye.
Babam; benim bu dine olan soguklugumu, fark etmis olacakki; bana birgun "oglum bak sana din konusunda bilgili bir amca getirdim, seninle konusmak istiyor" dedi. Ben o zamanlar, ya orta1, ya da orta 2 ye gidiyorum, sene; 1968-9 olabilir.
Neyse, babam bizi bu amcayla yalniz birakti ve yanimizdan ayrildi. Ben bugun tam hatirlamiyorum, ama; ne derse, karsi cikiyor ve sordugum sorulardan anladigim kadariyla da, amcayi kizdiracak sorular soruyorum. Belirli bir sohbetten sonra, bir ara, ki ben amcanin iyice sinirlendiginin farkindayim, baktim; amca, ayaga kalkt, iki elini havaya kaldirdi ve ellerini hava da saglayarak "zindik, kafir" ve anlayamadigim bir kac kelime daha sayarak, ve kosarak; kapidan cikti gitti. Babam ondan sonra da, bir daha; benim uzerimde dini bir girisimde bulunmadi.
Ne namaz kilmayi bilirim, ne Kuran'i su an okuyabilirim, ne dualari hatirlarim, belki zorlasam; bir iki dua cikar, o da yarim. Hic bir dini icerikli bir yasamim olmamistir. Fakat, bilhassa aile buyuklerine karsi; din karsitligi saygisizligi yapmam. Benim, din ile bir bagim olmadigini, cevrem ve ailem/akrabalar bilirler.
Tanri konusu ise, farklidir. Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum. Ama; ne anti teistim, ne de non teist. Ben; dindar arkadaslarin, dini degerlerine saygi gosterirken; sadece din konusunun bir felsefe ve orgutlenme olarak; insan olmaya ve onun insanligina nasil bir engel teskil ettigini, ozel bir dini goruse deginmeden; genelde ortaya koyarim.
Tanri, ya da yaratici konusunda ise; insansal/kavramsal bir dusunce tarzim var. Tek bir yaratici vardir, o da; kavrami yaratan inanogludur.
Tanri da, bir kavramdir ve kavram olarak vardir ve evrenseldir. Benim icin ise, bu kavram sadece lugatta kalir. Yasam ve iliskilerimde, ne olumlu ne de olumsuz bir tanrisal/inancsal hic bir yanasimim yasam ve iliskim yoktur.
Dindar arkadaslarim vardir ve onlarin dini yasam ve iliskilerinde uygulamalari da; onarin hak ve ozgurlugudur, ayni uygulamama, benim hak ve ozgurlugum oldugu gibi.
Ben yaratilissal/tanrisal/inancsal konulardan, tamamen arinmis bir birey olarak; bu konularda, serbest dusunurum.
Ayni sekilde, cocuklarim da; din yasamindan ve tanri kavramindan bagimsiz, yetisiyorlar. Yasamlarinda, hic yer vermiyorlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
***********************
EVRENSEL:
ki ben amcanin iyice sinirlendiginin farkindayim, baktim; amca, ayaga kalkt, iki elini havaya kaldirdi ve ellerini hava da saglayarak "zindik, kafir" ve anlayamadigim bir kac kelime daha sayarak, ve kosarak; kapidan cikti gitti.
sevgili evrensel,yazıyı yazıyorum ama inanki gölmekten zor yazıyorum . "zindik, kafir"maşallah o yaşta bu karşı koyuş inanki her yiğidin kaarı değil ,evet evreler gelip geçicidir ama arkamıza dönüp baktığımızda ,realitenin gereği neyse o insanın kabulu oluyor ..
arkadaşların anlatımlarını okuyunca ,bir şeyler yazma gereğini bile duymadım .ama bir kaç farkı vurgulasam yeterli olur düşüncesindeyim ,daha çocukken babamın hz ali hz ömer savaşı alinin kılıcını ömerin adaletini vs. anlatığı zaman iyi işlemesi için bir nevi işlesin diye dayatıcılığı olurdu .ama galiba bir nıoktayı hesaba katatamamış olsa gerekki ,dayatıcılığı bir o kadar iyi irdeleyip zihnimde sorguluyacağımı hesaba katamıyordu olsa gerek ..
derken medrese yılarım başladı ,oradada bir o kadar tartışılmaz kesin kuralları öğrendikten sonra daha 10 yaşındayken sorgulamalarım başladı ,din adına savaşların gerekliliğinin ne derece doğruluğu ,hamzanın ilk talan "ganimet"adı altındaki anlatımlar ve benzeri sorgulamalara aldığım cevaplar kesinlikle tatmin edici değildi ,zaten olmasıda zor bir durum ..
kuranı arapçasını okuduğumuz için bir şey anlıyamazdık ,sıra hz.muhammedin hayatını okumaya gelmişti ,3 kez okuduktan sonra bu yol sana göre değil deyip evre evre kopuşmalarım başladı ..
akabinde kuranın mealide başlı başına deyim yerindeyse tuzu biberi oldu ,ve farklı kaynaklardan araştırmalarım devam etti sonuç itibariyle uzun zaman geçmesine rahmen hali hazırda bir deyistim .ama zaman zaman kısmi geçişler yaşadığımı belirtmekte fayda var ,bir çok neden ve gerekçeleri irdelediğimde yaratıcının varlığı ,varolabileceği inancı devam edip gitmekte ..
selamlar sevgiler .
evrensel-insan
20-11-2009, 02:41
Saygideger rodof;
Yorumunuz icin, tesekkurler. Ilginctir, ben genelde; hic bir seyi anlamadan kabul etmeyen bir yapiya sahibim. Okulda herkes, tahta da yazani not defterine gecirirken, ben; hocaya sorular sorardim. Ezberden ziyade, hep bir seyi anlamak ve ogrenmek istemisimdir.
Belki yeri degil ama; sana bir lise macerami anlatayim. Tarih dersiydi, hoca" bugun Dunyada bulunan iki pakttan, Nato paktini inceleyecegiz. Varsova paktini incelemeye gerek yok, cunku o komunist" dedi. Ben hemen ayaga kalkip " hocam, incelenmeye gerek gorulmeyen bir pakt kurulabilirmi?, madem boyle bir pakt var, o zaman ne oldugunu bilmemiz ve Nato paktiyla, mukayese ederek; hangisinin ne oldugunu ve farklarini gormemiz gerekir" demistim. Bunun uzerine, hoca bana "Sen, nasil olurda, Varsova paktini savunursun, cik disari" demis ve beni disiplin kuruluna vermisti. Gerekce de "hocanin otoritesini, sinif onunde rencide etmek" Gordugun gibi, gerekce bile ilginc.
Yalniz, sizde kendi adiniza bir baslik acip; kendi oykunuzu orada anlatabilirdiniz. Cunku, bu baslik; kisisel oykulerin anlatilmasi icin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
değerli evrensel ,varsın bunuda bir yorum sayın .
evrensel-insan
20-11-2009, 02:56
Saygideger rodof;
Benim icin, fark etmez. Ben sizin adiniza, soylemistim. Bu arada siz yazdiktan sonra, bir yasadigim olayi daha anlattim ve sizin mesajinizdan sonra mesaji guncelledim.
Okursaniz, o da size ilginc gelebilir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
´´asanda , hasanda ´´
20-11-2009, 17:49
sayın evrensel insan...
Gerçekten de yaşadığınız yere hiç bakmamıştım. Zaten sormam hataydı. Özür dilerim.
Saygılarımla..
Averroes
23-11-2009, 21:18
Sevgili E.İ
Bir yazında seni ateist sanarak o yönde birşeyler yazmış ama sen de cevaben "Ben ateist değilim" cevabını vermiştin.
Seni bu aşağıdaki yorumlarınla yakalamışken ( :) bak kızmayasın diye gülücük ikonu kullanıyorum) hayat hikayenin ilgili yerlerinin altını çizmemek olmazdı. Ben şahsen bu tartışmayı çok önemsiyorum. Şimdi,
Babam; benim bu dine olan soguklugumu, fark etmis olacakki
Sözkonusu soğukluğu babanla yaşadığın diyologlar kısmında anlattın bize. yani henüz reşit olmayan bir çocuğun "soğukluk" durumu bu. Anlaşılan o yıllarda herşeye dışarıdan bakan nötr algı henüz olgunlaşmamış ki, dine nötr bakmak yerine "soğuk" bakmışsın. Peki evrensel insan'ın bugününün çocukluğundaki o soğukluk hissiyle ilişkisini kurabilir miyiz? Evrensel insan soğuk bakar bir tarzdan nötr bakar bir tarza akşamdan sabaha geçmedi her halde. Soğukluk sürüyor mu, yoksa soğukluğa verdiği yeni ad mı "nötrlük"?
Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum.
Bu bir ateizm itirafı değil midir? İnanmayan ateisttir diye biliyoruz.
Doğal düşünce karşıtlığı ve dışarıdan bakan nötr algı yukarıdaki cümlenin neresindedir? Yani sana göre "Tanrıya inanmak" doğal düşünce de "İnanmamak" mı nötr algı? Hani ortada olma hali? Gerçi bu konuda ortada olunmaz. Diyelim senle benim tam ortamızda bir elma var. Ve ikimizden birine ait. Sen "benim değil" dersen, "Elma Schopenhauer'ındır" demene gerek kalır mı? Ama sen diyorsun ki, "Ben nötr bakıyorum, ne benim derim ne de senin!" Ama peki ya söylemin buna çıkıyorsa, sözün çıkmasını niye bekleyelim? Suç üstü yakalanan hırsızı tutuklamak için hırsızlığını itiraf etmesi gerekir mi?
Tek bir yaratici vardir, o da; kavrami yaratan inanogludur.
Hangi kavram vardır ki sözcük bazında telif hakkı insana ait olmasın? Ama insan bir olguyu adlandırdı diye olguya konu olan şey absürt olmak mı zorunda? Ya da şöyle sorayım: Kavram olmayan/ kavramlaştırılmamış şey bir algıya konu olabilir mi? Tanrı sözcüğü bir kavram olarak dilimizdeyse, "yokluğu" bunun doğal sonucu mudur? Kavram olarak var olan şeyler ikiye ayrılır: Kavramı olup kendisi olmayanlar, kavramı olup kendisi de olanlar. Şimdi sen hangisinin taraftarısın burada?
Tanri da, bir kavramdir ve kavram olarak vardir ve evrenseldir. Benim icin ise, bu kavram sadece lugatta kalir. Yasam ve iliskilerimde, ne olumlu ne de olumsuz bir tanrisal/inancsal hic bir yanasimim yasam ve iliskim yoktur.
Bu yanaşmama durumu Tanrıya mı has yoksa başka şeylere de genellenebilir mi? Mesela evrensel insanın olumlu ya da olumsuz bir (tanrısal/inançsal olmayan) yaşam ve ilişki halinde olduğu bir kaç şey sayabilir mi bize? Mesela hayvan hakları konusunda da nötr müdür? Ben dışarıdan baklarım "O hayvanlara acırsam doğal düşünmüş olurum" der mi? Yoksa evrensel insan bazı şeylere nötr bakılabilir bazılarına bakılamaz diye kendi içinde bir sınıflandırmaya mı giriyor? Evetse bunu neye göre yapıyor? Evrensel insan bize hayatta herşeye dair mutlak bir nötr algı içerisinde olduğunu mu anlatmaya çalışıyor? Peki çocuğun bir gün karşına çıkıp "Baba ben gay oldum" derse nötr algısını muhafaza edebilecek mi? Eğer yok çocuğuna kızacaksa sırtını bir ahlak normuna dayamalı değil mi? Nötr algı bozulmuş olmayacak mı?
İnşallah bu sorularla seni kızdırmamışımdır. Öyle bir amacım yok. Ama buradan sorunlu görünen bir kaç noktayı söylemek istedim hepsi bu. :)
saygılar
evrensel-insan
24-11-2009, 05:53
Saygideger schopenhauer;
Sözkonusu soğukluğu babanla yaşadığın diyologlar kısmında anlattın bize. yani henüz reşit olmayan bir çocuğun "soğukluk" durumu bu. Anlaşılan o yıllarda herşeye dışarıdan bakan nötr algı henüz olgunlaşmamış ki, dine nötr bakmak yerine "soğuk" bakmışsın. Peki evrensel insan'ın bugününün çocukluğundaki o soğukluk hissiyle ilişkisini kurabilir miyiz? Evrensel insan soğuk bakar bir tarzdan nötr bakar bir tarza akşamdan sabaha geçmedi her halde. Soğukluk sürüyor mu, yoksa soğukluğa verdiği yeni ad mı "nötrlük"?-sph-
Bu soguklugun tarihi 1968 ler ve ben 13 yaslarindayim, yeni orta okula gidiyorum. Soguklugun anlami ise; icimden bir heves, sevk, heyecan, ilgi, onem v.s. nin dini degerlere ve uygulamalara karsi gelmemesi ve benden bunu isteyenlere de, negatif cevap vermem.
Notrluk le soguklugun hic ilgisi yoktur. Sogukluk, cocuksu bir his ve bu hissin getirdigi yanasim; notrluk ise; bir bireysel bilinc ve dusunce ve davranista insan olma ve insanlik sunmanin gorevi.
Notrluk, tarafsizlik degildir. Notrluk; baskalarinin kendileri adina sahip ciktigi her turlu soyut/somut degere mudahele etmemek, karismamak, elestirmemek v.s. kisaca; kisinin, kisiligini olusturan kisilik ve kimlik soyut/somut degerlerini notr algilamak, yani; "schopenhauer, musluman oldugunu soyluyor" iste bu. Yani, bir yorum, karisma, mudahele, tartisma v.s. yok. Iste notr algi bu.
Disaridan bakis acisi ise; kisinin degerine, tamamen bir dusunsel temelde ve dusunce ve davranista insan olmaya gore dusunsel bir resim ortaya koyma ve bu resmin neden insan olma ve insanlik sunma onundeki bir engel oldugunu sorunsal temelde ortaya koyma. Mesela; o dusunce degerinin ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek.
Bu bir ateizm itirafı değil midir? İnanmayan ateisttir diye biliyoruz.-sch-
Olabilir, 13 yaslarindaki bir cocugun yaptigidir bu. Bilincli bir yanasim yoktur.
Doğal düşünce karşıtlığı ve dışarıdan bakan nötr algı yukarıdaki cümlenin neresindedir?-sch-
Dedimya, bu bir cocuk dusuncesidir.
Yani sana göre "Tanrıya inanmak" doğal düşünce de "İnanmamak" mı nötr algı?-sch-
Eger bu soruyu bugun cevaplarsam; Dogal dusunce her ikisi de, notr algi ise; benim kisinin degerlerine mudahele etmemem ve karismamam. Cunku, inananda, inanmayanda odur ve bu karar ona aittir ve bu ona ait olan karar onun bir kisilik degeridir.
Hani ortada olma hali? Gerçi bu konuda ortada olunmaz. Diyelim senle benim tam ortamızda bir elma var. Ve ikimizden birine ait. Sen "benim değil" dersen, "Elma Schopenhauer'ındır" demene gerek kalır mı? Ama sen diyorsun ki, "Ben nötr bakıyorum, ne benim derim ne de senin!" Ama peki ya söylemin buna çıkıyorsa, sözün çıkmasını niye bekleyelim? Suç üstü yakalanan hırsızı tutuklamak için hırsızlığını itiraf etmesi gerekir mi?-sch-
Yukarida, notr alginin ne oldugunu yeteri kadar acikladim sanirim. Eger acik degilse; tekrar, neresi acik degiilse, sorarsin ve bende daha detayli aciklarim.
Hangi kavram vardır ki sözcük bazında telif hakkı insana ait olmasın? Ama insan bir olguyu adlandırdı diye olguya konu olan şey absürt olmak mı zorunda? Ya da şöyle sorayım: Kavram olmayan/ kavramlaştırılmamış şey bir algıya konu olabilir mi? Tanrı sözcüğü bir kavram olarak dilimizdeyse, "yokluğu" bunun doğal sonucu mudur? Kavram olarak var olan şeyler ikiye ayrılır: Kavramı olup kendisi olmayanlar, kavramı olup kendisi de olanlar. Şimdi sen hangisinin taraftarısın burada?-sch-
Eger bir seyin kavrami varsa; onun kavramsal olarak yok olmasi mumkun degildir. Sadece ifade ve algi olarak yoklanabilir, bu da kavrami inkar olur. Cunku once kavram algilanmali, sonra ifade edilmelidir. Zaten A yok demek; mantiksiz ve abestir. Ne yok? A madem A yi kullaniyorsun, demekki A var ve bu varlik kavramsaldir. Kavram varsa, bir sey vardir. sadece ifade ederken ya varlarsin, ya yoklarsin. Yani " Bu kavrami olan seyin benim icin bir algisi yoktur" dersin. Benim tarafim yok, ben Serbest dusunur olarak tanrisal olumlu ve olumsuz yanasimin disindan bakiyor ve tanrisal yanasimi dogal dusunceden dolayi uygulayanlari/sahiplenenleri ve sabitleyenleri, ister olumlu, ister olumsuz olsun; notr algiliyorum.
Bu yanaşmama durumu Tanrıya mı has yoksa başka şeylere de genellenebilir mi? Mesela evrensel insanın olumlu ya da olumsuz bir (tanrısal/inançsal olmayan) yaşam ve ilişki halinde olduğu bir kaç şey sayabilir mi bize? Mesela hayvan hakları konusunda da nötr müdür? Ben dışarıdan baklarım "O hayvanlara acırsam doğal düşünmüş olurum" der mi? Yoksa evrensel insan bazı şeylere nötr bakılabilir bazılarına bakılamaz diye kendi içinde bir sınıflandırmaya mı giriyor? Evetse bunu neye göre yapıyor? Evrensel insan bize hayatta herşeye dair mutlak bir nötr algı içerisinde olduğunu mu anlatmaya çalışıyor? Peki çocuğun bir gün karşına çıkıp "Baba ben gay oldum" derse nötr algısını muhafaza edebilecek mi? Eğer yok çocuğuna kızacaksa sırtını bir ahlak normuna dayamalı değil mi? Nötr algı bozulmuş olmayacak mı?-sch-
Hayir, tum tabusal/verisel dogumdan itibaren verilen degerlere uygulanabilir. Bu milliyette olur, politika da, tore de, v.s. Ben serbest dusunur olarak; milli, dini, inancsal, tanrisal, ideolojik tum dogal dusunce temellerinden arinmisim. Ayrica, tum bana dogumdan itibaren verilen verileri; dusunce ve davranista insan olma ve insanlik sunmaya gore degerlendiriyor ve ihtiyac temelinde elimine ediyorum. Yani, o veriden ariniyorum/kurtuluyorum. Kendi yasam ve iliskilerimi direk ilgilendiren konularda, ben de normal bir sekilde, dogal dusuncenin getirdigi temelde; hak ve ozgurluklerimi ararim. Ama, her zaman kisilerle iliskideyken; onlarin kendileri icin sectikleri degerlerine saygi duyarim ve mudahele etmem.
Hayvan haklari konusunda, veg degilim. Ama; kendim hic bir canliyi oldurmemeye gayret ederim. Cocuklari korktuklari bir orumcekten, ya da bocekten, onu oldurmeden yakalayarak kurtaririm. Sokakta biri bir hayvana eziyet etse; mudahele ederim.
Hayatta, herkes hersey olabilir ve herkesin basina hersey gelebilir. Hayatin sunacagi surprizler ne olursa olsun; duygusal ve bireysel tepki yerine; mantiksal ve sorgulamali, algilamali bir tepki veririm. Tarihte de bunun ornegi coktur. Benim yasam ve iliskilerim nasil bana aitse; herkesin yasam ve iliskiside kendisine aittir. Herkes, nasil bir yasam ve iliski sececegi konusunda, hak ve ozgurluge sahiptir. Ahlak normlarimda; anne-babamdan aldigim terbiye ve disiplin temelindedir. Ama, tamamen benim kararimdir. Baskalarini baglamaz. Ayni baskalarinin karari da beni baglamadigi gibi.
İnşallah bu sorularla seni kızdırmamışımdır. Öyle bir amacım yok. Ama buradan sorunlu görünen bir kaç noktayı söylemek istedim hepsi bu.-sch-
Kizmadim. Umarim, verilen bilgiler, tatminkardir; degilse, tekrar sorabilirsin.
Averroes
24-11-2009, 16:08
Notrluk, tarafsizlik degildir.
Disaridan bakis acisi ise; kisinin degerine, tamamen bir dusunsel temelde ve dusunce ve davranista insan olmaya gore dusunsel bir resim ortaya koyma ve bu resmin neden insan olma ve insanlik sunma onundeki bir engel oldugunu sorunsal temelde ortaya koyma. Mesela; o dusunce degerinin ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek.
Sevgili Evrensel İnsan,
Nötrlüğü herkesin inandığı şeylere saygı duymak olduğunu anlayabildik. Bu kısmı kilitleyip sandığa koyabiliriz.
Dışarıdan bakış açısıyla nötrlük demek aynı değil ki, onun için ayrı bir paragraf açma gereği hissettin.
O halde Evrensel İnsan hem bireysel (şahsi) olarak hem de savunduğu felsefenin kişisi olan evrensel insan olarak herkesin düşüncesine saygı duyan, müdahele etmeyen ama aynı zaman da "beğenmeyedebilen" biri... Bunu nerden anlıyoruz?
o dusunce degerinin ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek.
Evrensel insan, bir fikir ya da davranış gördüğünde fikirsel olarak artık "iyi" ya da "kötü" diyerek taraf olduğunu bize kanıtlıyor yukarıdaki cümleyle.
Yani benim sorduğum "Evrensel İnsan, sence Tanrı var ya da yok dışında üçüncü bir yol var mı?" sorusuna "Schopenhauer, beni doğal düşünce savunumuna zorluyorsun" diyen Evrensel insan bir düşüncenin kendi ifadesiyle "degerinin ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek" kıyasıya eleştirebiliyor.
Diyelim ben, ötenazi hakkını savunan biriyim. Ve farz edelim, sen de ötenaziyi benimsemeyen biri ol ve benim sana yönelttiğim "Ötenazi seçeneği dışında adam acı çekecek, ve zaten ölmesi kesin" cümleme karşılık, bu duruşumu "ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek" kıyasıya eleştir.
Şimdi elde ne var:
1- Tanrı var mıdır, yok mudur sorusuna verilen "beni doğal düşünce savunumuna zorluyorsun" cevabı
2- "Ötenazi seçeneği dışında adam acı çekecek, ve zaten ölmesi kesin" yorumuma getirdiğin "ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gostererek" kıyasıya eleştirme.
Peki birincisini doğal düşünce yapıp ikincisini yapmayan nedir? Doğal düşünceler salt Tanrı ile ilgili olanlar mıdır? Ötenazi (ya da senin savunumunu yaptığın, "ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gosterdiğin" herhangi bir düşünce neden doğal düşünce değildir? Bu fark neye göre oluşur? Buradan devam edelim istersen.
Saygılar
evrensel-insan
24-11-2009, 19:27
Saygideger schopenhauer;
Peki birincisini doğal düşünce yapıp ikincisini yapmayan nedir? Doğal düşünceler salt Tanrı ile ilgili olanlar mıdır? Ötenazi (ya da senin savunumunu yaptığın, "ayrimciligini/cikarciligini/bencilligini/ ve gerekirse insanlikdisi yonunu gosterdiğin" herhangi bir düşünce neden doğal düşünce değildir? Bu fark neye göre oluşur? Buradan devam edelim istersen.-sch-
Dogal dusunce ile evrensel-insan dusuncesi farkini ben cogu zaman yazilarimda ortaya koydum. Eger yazilarimi okusaydin gorebilirdin.
Dogal dusunce; insanoglunun dusunce ve davranis yapisidir. Evrensel-dusunce, dogal dusuncenin evrensel yapilanisini, islevini ve isleyisini veren dusuncedir ve insanin dusunce ve davranisidir.
Dogal dusuncenin en buyuk ozelligi, karakterinin; ikilem ve karsitlik, olusumunda da bir pozitif nokta olusudur. Bu temelde, dogal dusunce tartismasal/ayrimci/cikarci/bencil/erksel/erkeksel/erk eksel/insandisi, yani madde ve tanri, guc-otorite-iktidar icerikli, butun bunlarin getirdigi, savaskan/kutuplayici/hakimiyetci/kesinlikci/supheci/yaratilissal/tanrisal/inancsal/dogrusal v.s. kisaca; insanoglunun birlikte, beraber, birbirlerini algilayarak yasayamamasini saglayan bir dusunce seklidir.
Evrensel-insan dusuncesinin ise; ozellikleri; insansal/evrensel/kavramsal olmasi, notr algisi ve disaridan bakis acisi, farklarin farkindaligi ve farkindaliga saygi, farkindaligin hak ve ozgurlukler temelinde korunmasi, serbest dusunce, noktasal degil; cizimsel/sekilsel olmasi. Toplamasal degil; cikarsamasal olmasi, ispat degil; curutum uygulamasi. pozitif degil, negatif olmasi. Dusuncenin sabitlenmesi/sahiplenmesi degil; kullanim ve paylasimi.
savunu/karsi cikis degil; algilamasal olmasi.
Eger evrensel'in kosesinden 67. sayfadaki indexe bakarsan, ordan istedigin basligi okuyup bulubilirsin.
Bu konu cok detaylidir. Aslinda bir konu secip; onun uzerinde, iki dusunce farkini gormek, daha algilanir ve mantiksal olur. Yoksa, genelde dipsiz kuyudur.
Evrensel-insan dusuncesi; insansal/evrensel/kavramsal oldugundan; dogal dusuncenin insanlikdisi ve insandisi yonunun resmini vererek;dusunce ve davranista insansal/evrensel olmadigini ortaya koyar. Evrensel-insanin tarafi insan ve insanliktan yanadir, insanoglundan ve onun dogal dusuncesinden degil
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
24-11-2009, 20:35
Sevgili Evrensel İnsan,
Bi kez daha deneyeceğim.
Ama rica ederim soruya odaklanarak cevap ver.
Tanrı var mıdır yok mudur?
Cevabın muhtemelen, "Beni doğal düşünce savunumuna zorluyorsun" olacak yine.
Ama şu cümlende açık açık tanrıya inanmadığını itiraf ediyorsun: "Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum."
Tanrı'ya inanmayı doğal düşünce savunumu olarak değerlendirip soruya cevap vermezken, inanmamak konusunda niye felsefi ilkelerine bağlı kalamıyorsun?
Tanrıya inanmak (ya da inandığını söylemek) doğal düşünce de, tersi, yani inanmamak (ya da inanmadığını söylemek) doğal düşünce değil mi?
Doğal düşünceye getidiğin sert eleştiriler bizzat yukarıdaki senin tarafından üretilmiş bir başka doğal düşünceyle ihlal edilmiş olmuyor mu?
Hatırlayalım, ne demiştin:
"Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum."
Lütfen eski yazılarına gönderme yapmadan konuşabilirsek çok iyi olur.
Saygılar
evrensel-insan
24-11-2009, 20:51
Saygideger schopenhauer;
Tanrı var mıdır yok mudur?
Bu dogal dusuncenin klasik, Aristotarian cevapli, diyalektik sorumlu bir sorusudur.
Cunku var demek, inanir; yok demek inanmaz yapar. Ben mecburmuyum bu iki secenek arasinda s1kismaya! ve inanan olarak inanmayanla, ya da inanmayan olarak inananla ikna olma-etme mucadelesi vermeye! Inanma da, inanmama da kisinin kendi icin sectigi degerleridir, sadece seceni baglar. Benim icin ikisi arasinda fark yoktur, cunku; ikiside tanrisal olarak biri olumlu, digeri olumsuz degerleri kabullenmis, sahiplenmistir.
evrensel-insan'in dusunce cevabi; kavram olarak tanrinin var oldugu ve evrensel oldugudur. Bireysel cevap, Bu kavramin da benim yasamimda yeri yoktur.
Cevabın muhtemelen, "Beni doğal düşünce savunumuna zorluyorsun" olacak yine.
Ama şu cümlende açık açık tanrıya inanmadığını itiraf ediyorsun: "Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum."
Daha once de soyledim. Bu cumle 13 yasinda bir cocugun cevabiydi.
Tanrı'ya inanmayı doğal düşünce savunumu olarak değerlendirip soruya cevap vermezken, inanmamak konusunda niye felsefi ilkelerine bağlı kalamıyorsun?
Tanrisal yanasimin olumlu veya olumsuzu farketmez, ikisi de dogal dusuncenin yapisidir.
Tanrıya inanmak (ya da inandığını söylemek) doğal düşünce de, tersi, yani inanmamak (ya da inanmadığını söylemek) doğal düşünce değil mi?
Bu soru her iki yonuyle, karsitligiyla ve, inanma, ya da inanmama temelli teke indirgemeli cevabiyla, dogal dusuncedir.
Doğal düşünceye getidiğin sert eleştiriler bizzat yukarıdaki senin tarafından üretilmiş bir başka doğal düşünceyle ihlal edilmiş olmuyor mu?
Hatırlayalım, ne demiştin:
"Ben kendimin, tanriya, rekabet etme ve onu sinama disinda, inandigimi hatirlamiyorum."
Taktin, 13 yasimdaki cevabima, ben su an 54 yasindayim. Unutma, degismeyen tek sey, degisimdir. Hele benim gibi, surekli sorgulayan ve noktalamayan bir birey icin!
Lütfen eski yazılarına gönderme yapmadan konuşabilirsek çok iyi olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-11-2009, 21:16
Saygideger schopenhauer;
Dogal dusuncenin ne oldugunu, sana ozel olarak tanri konusundan cevap vereyim. Belki o zaman yazilan, daha net algilanir.
Tanri konusu, tanrisal yanasim olarak; dogal dusuncenin tartismasal ve teke indirgemesel bir ideolojik/inanc cikmazi ve kisir dongusudur. Varliktan ele alisak; tanrisal yanasim, var veya yok; inancsal dan ele alirsak; inanma veya inanmamadir. Bu varlik ve inancsalligin tanrisal yanasimlari, sana karsitlik sunar ve bu karsitliklardan birini secmeni ister. Sen hangisini secersen sec; karsi tarafi vardir ve sectigine sahip cikarsan ve sabitlersen de; her zaman karsi tarafla tartisirsin, bu tartismanin ispat edeni yoktur ve olamaz. O yuzden de; var/inanan ve yok/inanmayan cevapli tanrisal yanasim; kendi dogrusu temelindedir ve bir dogrusallarin dogru savasi/mucadelesidir.
Ben hem evrensel-insan dusuncesi, hem de bir birey olarak; tanri konusunda serbest dusunurum ve tanrisal yanasim ustuyum. Hem tanrisal yanasima disaridan bakiyorum, hem de tanrisal yanasimin var/inan ve yok inanmasini notr algiliyorum. Sonucta, benim bir serbest dusunur olarak tanrisal yanasima ihtiyacim yok ve evrensel-insan dusuncesi olarak ta; dogal dusuncenin tanrisal yanasim sorununu resmini veriyorum. Tabi gorebilene!
Kavramsal olarak ta; "tanri kavrami var olmasaydi ve evrensel olmasaydi, tanrisal yanasimin varlik , var/yok; ve inancsal, inanma/inanmama tartismasi ve cikmazi olmazdi", diyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
24-11-2009, 21:25
Cunku var demek, inanir; yok demek inanmaz yapar. Ben mecburmuyum bu iki secenek arasinda s1kismaya! ve inanan olarak inanmayanla, ya da inanmayan olarak inananla ikna olma-etme mucadelesi vermeye! Inanma da, inanmama da kisinin kendi icin sectigi degerleridir, sadece seceni baglar. Benim icin ikisi arasinda fark yoktur, cunku; ikiside tanrisal olarak biri olumlu, digeri olumsuz degerleri kabullenmis, sahiplenmistir.
Evet mecbursun evrensel insan. Şahıs olarak schopenhauer'a ya da başka birine değilsin belki ama mantığına bu sorunun cevabını vermeye mecbursun.
Bu soruya evet ya da hayır cevabı vermenle ikna mücadelesine girişmen arasında direkt bir bağ yoktur. O kısım duygusal bir tepki olmuş.
Mantık kurallarına göre, benim adım schopenhauer'dır ya da değildir, bunun dışında üçüncü bir şık yoktur. Oysa bu kadar basit cevabı olan bir soru için (Tanrı var mıdır?) dolaylı cevaplar vererek cevap vermiş hissi yaratmaya çalışıyorsun.
evrensel-insan'in dusunce cevabi; kavram olarak tanrinin var oldugu ve evrensel oldugudur. Bireysel cevap, Bu kavramin da benim yasamimda yeri yoktur.
öğrenmek istediğimiz bu kavramın hayatında yeri olup olmadığı değil, bu kavrama konu olan varlığın var olup olmadığıdır. Ya da var olup olmadığının bilinip bilinemeyeceğidir. Bu üçüncü yol olarak görülebilir.
Daha once de soyledim. Bu cumle 13 yasinda bir cocugun cevabiydi.
13 yaşında diye yaşın henüz küçük oluşunu ısrarla vurgulayarak evrensel insanın 54 yaşındaki halinin böyle düşünmediğini mi anlamamız gerekiyor? Yani 13 yaşındaki evrensel insan, "çocuk işte, cevaba bak!, böyle düşünüyordu, ama ben artık 13 yaşında değilim, hiç öyle düşünür müyüm?" mu demek istiyor?
evrensel-insan
24-11-2009, 22:04
Saygideger schopenhauer;
Evet mecbursun evrensel insan. Şahıs olarak schopenhauer'a ya da başka birine değilsin belki ama mantığına bu sorunun cevabını vermeye mecbursun.
Bu soruya evet ya da hayır cevabı vermenle ikna mücadelesine girişmen arasında direkt bir bağ yoktur. O kısım duygusal bir tepki olmuş.
Mantık kurallarına göre, benim adım schopenhauer'dır ya da değildir, bunun dışında üçüncü bir şık yoktur. Oysa bu kadar basit cevabı olan bir soru için (Tanrı var mıdır?) dolaylı cevaplar vererek cevap vermiş hissi yaratmaya çalışıyorsun.-sch-
Evet, dogal dusuncenin disina cikamayan icin anlamasi zordur. Ben de sana anlamanin, yani kendi dogrularinla mukayese edip; dogru veya yanlislamanin yerine, algilamani, yani evrensel-insan diyor ki "Benim tanri ile bir ilgim yok, cunku tanri kavramina ihtiyacim yok" iste bunu algilaman demek; bu soyleneni kendi dogrunla mukayese etmen yerine, evrensel-insanin tanri konusundaki gorusu "buymus" la yetinmen demek. Ne zaman, dogal dusuncenin anlamasi yerine, evrensel-insan dusuncesinin algilamasini kullanirsin, iste o zaman benim seni notr algiladigim gibi, sen de beni notr algilarsin. Ben sirf sen anlayasin diye ve dogal dusuncenin tartismasini bile bile, sana tanrisal yanasimla cevap veremem. Ustelik, kritik dusunce, bugun artik okullarda ogretiliyor. Bu dusunce de sorular, evet/hayir cevabiyla noktalanmali veya tartismali degil; sorular, kisiyi cevap vermeye yoneltmeli ve dusundurtmeli. Mesela, "Tanri nedir?" gibi, ya da, "Tanri,ya inanman/inanmaman yasaminda neyi degistiriyor?" gibi.
öğrenmek istediğimiz bu kavramın hayatında yeri olup olmadığı değil, bu kavrama konu olan varlığın var olup olmadığıdır. Ya da var olup olmadığının bilinip bilinemeyeceğidir. Bu üçüncü yol olarak görülebilir.-sch-
Insanoglu zamaninda, varinin yansisini hissettigini genel anlamda yaratici olarak zaten kavramlastirmis. Gerisi ifade ve yorumdur. Ifade etmek te, bir ihtiyac meselesidir. var/yok varlik kavraminin inanma/inanmama da inancsal yanasimin ifadeleridir. Eger ben bu kavrama; ateistler gibi, olumsuz; teistler gibi olumlu bir ifade vermiyorsam ve yasamimda da kullanmiyorsam ve de kimseyle ifadesini tartismiyorsam ve bu kavramin kullanilmasina da ihtiyac duymuyorsam; sen, kendi dogal dusunce yorumuna gore, benim bu izahima bir icerik ver, bakiyim ne diyeceksin.
13 yaşında diye yaşın henüz küçük oluşunu ısrarla vurgulayarak evrensel insanın 54 yaşındaki halinin böyle düşünmediğini mi anlamamız gerekiyor? Yani 13 yaşındaki evrensel insan, "çocuk işte, cevaba bak!, böyle düşünüyordu, ama ben artık 13 yaşında değilim, hiç öyle düşünür müyüm?" mu demek istiyor? -sch-
Evet, ben 13 yasinda iken tanri ile ilgili oyle hissediyordum. Dogal dusuncenin disina cikmadan once de, 1990'larda tanrisal yanasimin olumsuzu, yani ateisttim. 1995'ten beri, yani evrensel-insan dusuncesinden beri de ve Su an da serbest dusunurum ve tanrisal yanasim disi yanasiyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-11-2009, 22:44
Saygideger schopenhauer;
Sana bir soru!
Iradeden bagimsiz olarak vari yansiyan nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
25-11-2009, 20:12
Saygideger schopenhauer;
Sana bir soru!
Iradeden bagimsiz olarak vari yansiyan nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Değerli Evrensel İnsan,
Soruyu biraz daha açabilir misin?
evrensel-insan
25-11-2009, 21:08
Saygideger schopenhauer;
Insanoglu iradesinden bagimsiz, herhangibir sey VAR midir/ varsa olan nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
25-11-2009, 22:17
Saygideger schopenhauer;
Insanoglu iradesinden bagimsiz, herhangibir sey VAR midir/ varsa olan nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Değerli Evrensel İnsan,
İrade mi önce gelir, varlık mı?
Varlık var olmak için iradenin talimatını bekler mi?
O vardır zaten. Varlığının tespit edilememesi kişinin aklının sorunudur (ya da akılsızlığının).
Somutlaştıralım...
Tanrı var mıdır?
Eğer varsa, esas olan onun varlığı mı yoksa, kişinin onu "yok"laması mıdır?
evrensel-insan
25-11-2009, 22:21
Saygideger schopenhauer;
Sen benim soruma cevap verecekmisin?, yoksa sordugun sorulara cevap mi bekliyorsun?, ya da sordugun sorularin cevabi, sence; nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
04-12-2009, 19:40
Saygideger schopenhauer;
Kaldigimiz yerden devam edecekmiyiz/etmeyecekmiyiz? Eger, yeterli goruyorsan o baska. Ama bir onceki mesaj, hala cevap bekliyor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
04-12-2009, 19:50
Saygideger schopenhauer;
Kaldigimiz yerden devam edecekmiyiz/etmeyecekmiyiz? Eger, yeterli goruyorsan o baska. Ama bir onceki mesaj, hala cevap bekliyor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sevgili Evrensel İnsan,
Sen şu soruyu sormuştun:
Insanoglu iradesinden bagimsiz, herhangibir sey VAR midir/ varsa olan nedir?
Bu sorundan "insanoğlunun haberi olmaksızın bir şey var olabilir mi?" sorusunu çıkarsadım, ve ben de
Ben de şu cevabı vermiştim:
Değerli Evrensel İnsan,
İrade mi önce gelir, varlık mı?
Varlık var olmak için iradenin talimatını bekler mi?
O vardır zaten. Varlığının tespit edilememesi kişinin aklının sorunudur (ya da akılsızlığının).
Somutlaştıralım...
Tanrı var mıdır?
Eğer varsa, esas olan onun varlığı mı yoksa, kişinin onu "yok"laması mıdır?
Yoksa ben mi soruyu yanlış anladım.
evrensel-insan
04-12-2009, 20:16
Saygideger schopenhauer;
Son sorunu burdan cevapliyorum. Siklar; ikimizde yanlis anlamis olabiliriz/sadece sen yanlis anlamis olabilirsin/sadece ben yanlis anlamis olabilirim.
Bir sikta; ben zaten emin olamadigim icin, sana son mesaji yazdim. Sen sorulari bir daha sorduguna gore, ben cevaplayayim.
İrade mi önce gelir, varlık mı?
Birincisi varlik degildir. Vari yansiyanin algisinin kavramlastirilarak yansitilmasi varliktir. Varin yansisi, bir algilayan olmadikca, bir anlam ifade etmez. Demekki, algi ve yansi biribirini tamamlayan faktorlerdir. Varligin oldurulabilmesi icin, gerekli faktorler; var/yansisi/algisi/kavramlastirma ve vari yansitma. Iste varligin faktorleri bunlardir.
Varlık var olmak için iradenin talimatını bekler mi?
Ayni icerikli bir soru. Varin yansisi ilk faktor, varlik turetilmis faktordur, yani bilgidir.
O vardır zaten. Varlığının tespit edilememesi kişinin aklının sorunudur (ya da akılsızlığının).
Varin yansisinin iki turlu algisi vardir. Birincisi duyusal/nesnel/somut, ikincisi, duyumsal/oznel/soyut. Birincisi bilimsel, ikincisi inancsaldir. Oyuzden kavramlasmisin, algisini alan inanir ve varlar; almayan inanmaz ve yoklar. Yani; her karsitli yanasan,varliksal/inancsal yanasir.
Somutlaştıralım...
Tanrı var mıdır?
Varin yansisi duyum olarak, birileri tarafindan algilanmis ve algisini kavramlastirarak tanri diye yansitmistir. Tanri soyut ve evrensel olarak yansitilmis bir kavramdir. Kavramlar; beynin, fonksiyonu olan dusuncenin yaratimidir ve turevdir. Yani varin yansisi degil; yansitilmis halidir.
Eğer varsa, esas olan onun varlığı mı yoksa, kişinin onu "yok"laması mıdır?
Esas olan, tanrinin varligi/yoklugu degildir. Cunku tanri zaten soyut bir kavram olarak vardir. Asil onemlisi, Tanri kavramina, kisi tarafindan verilen tanrisal icerik ve tanri ile arasinda kurdugu bagdir. Iste bu bag tanrisal olumlu/olumsuz yanasim bagidir. Teizm, Agnostizm, Ateizm bu bagi ve icerigi verir. Non teizm ise; bu icerik ve bagla ilgisi olmamak ve tanrisal yanasimda yer almamaktir.
Yoksa ben mi soruyu yanlış anladım.
Bunun yaniti yukarida verilmistir.
Simdi, arzu edersen, burdan devam edebiliriz. Ya da sen benim cevapladigim sorulari kendin cevaplarsin, ordan devam ederiz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Averroes
05-12-2009, 15:52
Sevgili Evrensel İnsan,
Sen suya sabuna dokunmayan fikirlerinin tümünü felsefen yapmışsın. Dışarıdan baktığın için kimsenin fikir dostu olamadığın gibi, fikir düşmanı da olamazsın. Ama sana katıldığımı sanmıyorum. Mutlak bir tarafsızlık hali insan doğasına aykırıdır. Düşüncenin diyalektiği müsaade etmez buna.
Gerçi sen Tanrı konusunda tarafsız değil, Tanrı'nın olmadığını söyleyenlerden yana tarafsın. Sadece "ateist" demiyorsun kendine. Tanrı'nın var olup olmamasının senin için önemi olmayan ilginç bir fikir iskeletin var. Tabi site adına önemli bir renk bu.
evrensel-insan
05-12-2009, 17:34
Saygideger schopenhauer;
Mutlak bir tarafsızlık hali insan doğasına aykırıdır. Düşüncenin diyalektiği müsaade etmez buna.-sch-
Insan dogasini ortaya koyan, insanoglunun dogal dusuncesidir. Sorun da zaten, bu dusuncenin ortaya koydugu dogadadir. Dogal dusuncenin siniri diyalektiktir, orda biter.
Ama evrensel-insan dusuncesi, dogal dusunce ustudur ve dusunceside epistemolojidir, diyalektik degil. Biraz bu konularda yazilan yazilari okursan, daha iyi algilarsin.
Gerçi sen Tanrı konusunda tarafsız değil, Tanrı'nın olmadığını söyleyenlerden yana tarafsın.-sch-
Bu senin teist bakis acinin, kendince dogrulanmayan bir tahlili. Sonucta, ateistler de ayni bakis acisina sahipler ve kendilerince dogrulayamiyorlar. Ben tanrinin soyut bir kavram olarak evrensel ve var oldugunu biliyorum. Ama, benim tanri kavramiyla olumlu ya da olumsuz bir bagim yok, cunku ihtiyacim yok. Benim yaptigim, dogal dusunce deki tanri kavramini ve o kavrama tanrisal yanasimi icinde yer almadan tum resmiyle ortaya koymak. Sen ve ateistler, bu resmin icinde tarafsiniz ve o yuzden de tartisiyorsunuz. Tartismanizin sebebi de, mutlaka birinizin dogru olduguna inanciniz. Ama bilki bu dogrular arasi savasin ne bir galibi vardir, ne de dusunce uretir. Bu da serbest dusunurluk. Dogal dusunce temelinde de nonteizme giriyor.
Simdilik burda kesiyorum. Dogal dusunce/evrensel-insan dusuncesi ve diyalektik dusunce/epistemolojik/dusunce farklari ile ilgili bir sorun var da, iletirsen, cevaplarim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
nasıl ki bir insan, dini inançlarla doğmuş ve ona bağlı kalmışsa sizde dini inançsız kalmış ve ona bağlı kalmışsınız. evrenin tektüzeliklerinden biri. anlamlandırmak için fazla spesifik. belkide tanrının yakmak için kullandığı sistemlerden birisinizdir :)
evrensel-insan
26-12-2009, 01:45
Saygideger YIWALY;
belkide tanrının yakmak için kullandığı sistemlerden birisinizdir -YIWALY-
Bu cumlenizi aciklar misiniz? Tanri veya yaratici, ben onu hem ortaya koydugum, desifre ettigim hem de hic gale almadigim icin, bana acaip kizgin zaten.:lock1::madgrin:
Cunku kim tanriyi, kendinde acik-secik ortaya koyarsa; o zaman tanridisi kalabiliyor. Tanri da bunu bildiginden, acaip kopuruyor ama; elinden de bir sey gelmiyor. Sadece "Nereden yarattim ben bu basimin belasini?" diye hayiflaniyordur. "Kendi etmis, kendi bulmus" ben nidem, norem?:humble:
Saygilarimla;
evrensel-insan
eğer varsa
tanrı sizi yarattığına pişman olmaz. özgür yetiniz ve seçimleriniz neticesinde sizi yakar. inanılan tanrı, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan tanrıdır. ki umarım böyle birşey vardır(sizin yanmanızı istediğimden değil, tamamen duygusal :) )
benim sorunum, eğer varsa ve kendini ispat etmek istiyorsa bunu neden 1400 yıl öncesinin materyalleriyle deniyor. kendini açıkca ispat etmek ve kullarını amaçları doğrultusunda hareket ettirmek varken bizi ikilemde bırakmasının sebebi nedir? inanın ölünce ilk soracağım soru budur tanrıya. şaayet varsa.
bilim gibi güzel birşeyin peşinde koşmak isterken, beni neden engelliyor. ilim çindede olsa gidip bulunuz diyen sizin en güzel kullarınızdan biri değil mi sayın tanrı..
ah bir kavarasam sizi,bir belleyebilsem. saidi nursiden beter olacağıma yemin ederim
evrensel-insan
26-12-2009, 02:21
Saygideger YIWALY;
Dinazorlar zamaninda, soyut olmadigina gore; Tanri, insanoglunun dusunce fonksiyonu kavramidir. Yani insanoglunun, kendi icin, kendi adina ortaya attigi bir soyut kavramdir.
Isin ilginci, bu kendi ortaya attigina da teslim olmasi, kendine verecegi tum vasiflari ya erisilmez, ya korkutucu kilip, kendi yarattigi bir soyuta vermis olmasidir.
Walla, benim ne tanriya verecek bir vasfim var, ne de onun bana verebilecegi bir seyi var. Senin anlayacagin, biz karsilikli gecinemeyiz. Benim, kendimden sorumlu ve yukumlu olmam ve insanoglunun ustunde baska bir guc aramamam, zaten otomatikman; yaratilissal/tanrisal/inancsal degerleri, tabulari, verileri, korkulari v.s. rafa kaldiriyor.
Hangi rafa kaldirdigimi da unuttum. Cunku rafa kaldirali cok oldu, sonra bir kac ev bile degistirdim. Belki bundan bir kac ev onceye bile onu tasimamisimdir. O yuzden, arasam da bulamam, dusunsem de hatirlayamam. Benim icin, eski bir tarih ve ani olarak duruyor.:target:
Ama, bazan iste boyle mesajlarda, adini aniyoruz. Ne de olsa eski toprak.:party:
Bak sana o eski toprakla, uzun yillar sonra ilk defa dusunce olarak beraber olmamin linkini vereyim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958
Bu sitedeki ilk yazimdir. Ayni sayfada bir de siir var. Okursan, hosuna gideceginden eminim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Vicdandir insani hayvan ve bireyden ayiran
Saygisidir insani hayvan ve bireyden farkli kilan
Vicdani saygisidir farkli kildigini da kucaklayan.
Eger insansa birey ve toplumlarin evrensel butunlugunu saglayacak olan,
Iste bu insan aklinin rehberidir ozaman saygi ve vicdan.
çok doğru konuşmuşsunuz. ama anlam verememek kargaşasını sürdürüyorum aynı şekilde. vicdan, saygı, sevgi gibi kavramlar, insanın yaşayabilmek için edinmesi gereken koşullar mıydı? yoksa insanı hayvandan ayıran koşullar mıydı?
Eğer yaşayabilmek için edindiği şeylerse,bunlar gereğinden fazla lüks değil mi? pekala bir mağara kovuğuna sığınma ve kolay avlanabilir böceklerle beslenme dürtüsü, tüm bu spesifiteden daha makul olabilir. ve biliyoruz, evren her zaman makul olanı seçmiştir..
evrenin istemediği birşeyiyse ancak tanrı seçmiş olabilir.
bu durumda ya evren bize kıyak geçmiştir ya da tanrı nefislerimizi cennete hazırlamak niyetindedir
seçim yine yeterince bilgilendirilmemiş belleklerimize kalmıştır. bu durumda hiçbirimiz sorumlu değiliz. yaşayın gitsin felsefesi belkide bize en yakışanı
evrensel-insan
26-12-2009, 02:56
Saygideger YIWALY;
Dogal dusuncenin, kesmekesine kendini mahkum etmis ve kendi turune ve dunyaya, icinde bulundugumuz durumu yaratmis olan insanoglunun; dusunce ve davranista insan olabilmesi icin; yarattigi soyutlardan en onemlilerini kullanarak, soyutsuz bir insansal/evrensel dunya kurabilmesi icin; ve su an tum bu ayrimcilik ve biribirine ustunluk saglanan donemde, beraberligi ve butunlugu saglayabilmesi icin; saygiya (farkin farkina varmak, ne farki ayirmak; ne de farki one cikarmak, ne de gale almamak; fark esitligini ve antiayrimciligini kendi farkiyla birlikte, bir arada tutmak), buradaki fark; degersel/verisel ve tabusal farklardir.
Vicdan (ne kendine, ne de baskasina fiziksel ve dusunsel zarar vermemek) ve farklarin her fark temelindeki hak ve ozgurluklerin, sivil hukuk guvencesi.
Eger benim yazilarim arasinda, evrensel'in kosesi, ya da profilden diger yazilarima ulasirsan, bu konular cok detayli incelenmis ve ortaya konmustur.
O aman, evrensel-insan dusunce/davranis/mantik/yon/yontem v.s. yi daha net algilarsin. Bu altini cizdigim dort soyutu yasatmadan, dogal dusunceden arinamassin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Evrensel İnsan özellikle tanrıyı sınama kısımlarına bayıldım, bir de bir bilen amcayı delirtmene çok güldüm:)
Sevgiler:)
evrensel-insan
02-01-2010, 18:35
Saygideger saroz;
Okadar veri icinde, aklimda ekmegin kutsalligi kalmis. Demekki o yaslarda, benim korkum sadece "carpilmak" olmus ve bunu da denemek istemisim. Bu da gerceklesmeyince, korku kalmamis. Korku da ortadan kalkinca, baska da bir bag kalmamis, Allah ile aramda.
Bu da benim, dini degerlere hic yonelmeyisimi getirmis. Oyle ya, Allah korkusu biterse; neden dini degerlerin bir onemi kalsin ki!
Saygilarimla;
evrensel-insan
tiktaalik
12-03-2010, 02:01
SEVGİLİ evrensel-insan;
İNSAN KADAR DEGERLİ BİRŞEY YOKTUR HAYATTA.TAPILMASI GEREKEN ŞEY TANRI DEGİL İNSANDIR.SEVGİ OLDUKÇA ÇİÇEKLER YEŞERECEKTİR.
İYİ PAYLAŞIMLAR
evrensel-insan
12-03-2010, 02:05
Saygideger tiktaalik;
Goruslerin icin, tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
ozgur_beyin
12-03-2010, 02:41
sevgilievrensel görüş dediğn bir cümle bugörüşmü????? anlamadım
Sevgili evrensel-insan
Çöp tenekelerinin kenarlarına çöğdürmek güzel bir denemeymiş doğrusu!
Benzer denemelerde ben de bulundum zamanında. Ama ora bura çöğdürmedim. Ben içimden allaha söver, ondan sonra da hafif tedirgin olur ve birşeylerin olmasını beklerdim. Çocuktum. Bizim sülale kötü şeyler yaptığımız zaman "allah daş eder" diyerekten korkuturdu. Ben de oturur ve daşa (taşa) dönmeyi beklerdim. Ama bekledikçe nefes aldığımı farkeder, hala canlı olduğumu ve hayatın devam ettiğini gözlerdim.
evrensel-insan
12-03-2010, 05:06
Saygideger ozgur_beyin;
sevgilievrensel görüş dediğn bir cümle bugörüşmü????? anlamadım -o.b.-
Bir cumle gorus olmaz mi?, sen olsan gorus yerine ne derdin?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
12-03-2010, 05:16
Saygideger serdar;
Coptenekesi dibine cogdurmek, ekmek kirintisina basmak, ekmegi firlatmak, yere atmak v.s. de "carpilirsin!" uyarisi vardi.
Tas etme konusu da, hatirladigim kadariyla "yalan soyleme, yalan soylersen; Allah Baba, seni tas eder" den kaynaklaniyordu.
Gece uyumazsak "ocu gelirdi" Bu arada, hic unutmam; anne annemin Daha aya gidilmeden once bir tekerlemesi vardi.
Ay gordum, Allah
Amentu billah,
Nuru yuzume, savki gozume;
Ne gunahim varsa affet , Allah
Ne muradim varsa bahseyle, Allah.
Anneannem zaten aya gidildigine, inanmamisti.
Bir de anneannemin "Ayakta yeme, ki.indan seytan ceker" ile;"su icince 'oh' deme, raki yerine gecer; gunaha girersin" cumleleri vardi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Subliminal
22-08-2010, 04:28
Yazımın güzel ve anlamlı olmuş tebrik ederim.
Ayrıca şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim bu sitede aynı görüşleri savunan insanların çokluğunu görünce hem yalnız olmadığımı hemde dine karşı olan kuşkum kat ve kat arttı. Paylaşımlar için teşekkürler...
evrensel-insan
01-09-2010, 03:23
Saygideger goksel555;
Paylaşımlar için teşekkürler-goksel555-
Ben de, sana tesekkur ederim.
Durmak yok, sorgulamaya devam. Hem kendi degerlerini, kendin olusturabilmen icin, hem de verilen degerlerin ne oldugunu, ogrenim den bilmeye tasiyabilmen icin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sevgili evrensel insan,
senin için tanrının var olup olmadığı önemsizdir diyorsun,yani tanrının olup olmamasıyla ilgilenmiyorum ben diyorsunki,ben ona inanmadığını çıkartıyorum,eğer inanmış olsaydın önemsememezlik etmezdin,önemsememenin nedeni onun olması olmaz sonuçta,o na inansaydın sonuçta evrensel insan fikrini benimseyemezdin herhalde,
bence yanlışta olabilir şöle düşünüyor olabilirsin,sence ufolar varmıdır yokmudur gibi algılıyorsun soruyu herhalde yada öyle tahlil ediyorsun,şu anda kimse bilemediği için kimisi var der kimisi yok ter ama ufonun olup olmamasıyla ilgilenmiyorum çünki ben hayatımda ufo nun yeri yok diyorsun herhalde,olup olmaması benim hayatımı etkilemiyor diyorsun,ama işte ufo bu dünyanın oluşumuyla alakalı yada işleyişle alkalı kurallar sölememiş ki ama tanrı tarafından gönderildiği idda edilen kitapların bunlarla alakalı bir yaratıcın olduğu hakkında söylevleri var,eğerki bu kitapları kabul etmiyorsan yada diğer efsaneleri sen tanrıya inanmıyorsun,bence umursamamayı perde olarak kullanıyorsun,
evrensel-insan
19-12-2010, 05:37
Saygideger trepxe;
Tanrinin, insanoglu dusuncesinin bir kavrami oldugunun bilincinde ve farkindayim.
Ayni zamanda, tanri kavraminin din felsefesi ve teoloji temelinde aklin inandigi cesitli dogrularla, sistemlestiginin ve somut uygulanir bir yasam haline geldiginin de bilincinde ve farkindayim.
Ben, tum bu insanlik tarihini iceren, yapici bilgilerin bir akilci ideolojisinin savunusu yerine, yapisal olarak hepsinin ve herbirinin nasil yapici hale getirildigini ortaya koyarim.
Tanri kavrami, tanrisal yanasim, tanrisal zihniyet ve her turlu tanrilastirma ve tanri kavraminda, aklin inandigi bir dogru ile olumlu/olumsuz bir taraf almak yerine, sadece gozlemlerim.
Iste tum bu yapici temelde, yapisallik adina; tanri kavrami, dusuncede, teolojide ve din felsefelerinin somutlasmasinda mevcuttur. Bu temelde de zaten tanriya bir icerik ve anlam vermenin, onu olumlu/olumsuz ifade etmenin bir geregi kalmiyor.
Bu konuda ben serbest dusunurum. Yani, birisi bana tanri konusunda bir yanasimda bulunursa ilk diyecegim "senin tanrin, kimdir/nedir ve neden?" sorusudur. Eger sahis bunu kendi ifadeleri ile aciklayabilirse, verecegim cevap "ben senin dile getirdigin bir tanri inanci tasimiyorum, beslemiyorum" olacaktir.
Bu her turlu isimlenmis, Allah ve tanri icin gecerlidir.
Genelde ise, evrensel-insan zihniyetinde tanri kavramina yer yoktur, sadece lugatta yerini almis bir kavramdir. Bu acidan da cevabim "ben dunyadaki mevcut, ya da vucuda getirilecek olan hic bir tanriya (herturlu/herbir yaratici) inanc beslemiyorum/tasimiyorum" demektir. Cunku, ben sadece insanoglu varliginin ve onun birinin herseyi anlamlandirdiginin ve iceriklendirdiginin bilincinde ve farkindayim. Yani, insandisi bir guc aramiyorum ve boyle bir guce, teleolojik ve teolojik ve de metafizik ve ontolojik bir kesinlik yuklemiyorum. Buna da zaten ihtiyacim yok.
Bu da tanri kavramina olumlu/olumsuz inanc besleyenlerin ve tasiyanlarin, tartismasi disidir. Ben bu tartismayi ve her iki tarafin kendine sahiplendigi izmi saygiyla karsilarim.
Benim yaptigim, tanrinin tartismasi degil; tanrinin insanin ve insanligin onunde insanlasma ve evrensellesme adina, nasil bir engel teskil ettiginin sorunsal resmini vermektir.
Cunku amacim tanri ve her turlu uzantisini, tartisarak degil; zihinlerden arindirarak ve kavrami elimine ederek, tanri kavrami ile tanismayan gelecek nesillere katkida bulunmaktir.
Ayrica, ben bu konuda aklin inandigi dogrusunun olumlu/olumsuz ifadesini degil; gozlemin bilimsel aciklamasini dile getiririm. Bu da epistemolojinin, tanri konusundaki insanoglu uzerindeki her turlu yaptirimli ve yonlendirimli icerigini, resim olarak vermektir.
Cunku tanri akil soyutunun bir urunudur ve akil, egeristerse tanri konusunda kendi aklinin inandiracagi dogrusunu bulur. En son Hawkins'in yaptigi "bilim yasalari tanridir" aciklamasi gibi.
Iste bu tehlike, insanoglunun bilim ve bilimselliginin epistemolojik siniri ile yetinmeyip, illa aklini bilimsel olmayan bir inancla dogrulatma inadidir.
Bana bilim ve bilimsellik yeterlidir. Cunku bilirim ki, bilim epistemolojik olarak bugun ve her zaman mutlaka cevap veremedigi bir soru ile karsilasacaktir.
Burada da iki secim var. Ya aklin kendini cevap tatmini temelindeki bir dogruya inandirmasi, ya da gozlemlenen fenomenin, surekli suregelen bir surec icinde, devamli bilgiye ve bildirime, acik olmasi. Ayni teorinin yanlislanmaya acik oldugu gibi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
OffSpring
15-01-2011, 21:26
Sayın evrensel-insan;
Seninle tanışmak bana birşeyler kattı.
Teşekkür ediyorum paylaşımların için.
evrensel-insan
15-01-2011, 21:29
Saygideger OffSpring;
Ozaman ne mutlu bana, tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Crafterman
15-01-2011, 23:02
Bu din zehirinden henüz küçük yaşlarda kurtulmuş olman , bu zehirin vücudunu tamamen ele geçirmeden duruma müdahil olaraktan en az zararla karlı çıkman ; çoğu insana göre seni şanslı kılıyor . Mutlakiyetinden zerre şüphe edilmeyen inancın dipsiz kuyusundan çıkmaya çalışan , uzun uğraşlarla bu zehirin beyni dumur etmeden zihinden atmaya çalışan bir çok insana karşı hakkaten şanslı bir dönem geçirmişsin . Bu mefhumu en az zararla atışından dolayıda kendini şanslı hissetmelisin.
SAYGILAR
evrensel-insan
15-01-2011, 23:31
Saygideger Crafterman;
Degerlendirmelerin icin, tesekkurler.
Yalniz bu bir sans degil; algi, bilgi ve bilinc konusu. Bu da dogumdan itibaren verilen degerlerin, sinir tanimadan sorgulanabilmesi ve birey bilincinin farkina varilabilmesi ile paralel.
Butun bunlarda, insanoglu turunun ve onun varliginin, bir bir olarak bilincine varmakla paralel.
Size de bu sorgulamayi birey bilinci ve birey varliginin farkindaligi adina, tavsiye edebilirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan