PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim Teorisine Kimyasal Bakış


AerA
02-12-2009, 14:07
"Evrim Böylemi Başlamış" konu başlığında soru-cevap şeklinde ilerleyen yazıyı tek bir başlıkta toplamak istedim.

Sevgili Dostlar ;

Öncelikle "Halk" için kolay bir anlatım yapamıyorum.Bunun sebebi "Halk"ın bazı kavramları bilmiyor olması ve bu kavramların halk ağzı ile anlatımının mümkün olmayışıdır.Yine de ara ara Mealler ekledim.Önce şu üçünü bir kavrayalım.Bunlara mutlaka ihtiyacımız vardır.

1-) Madde durağan değildir.(Elektronların çekirdek etrafında orbital ismi verilen bölgelerde bulunmaları ve hareketli olmaları gibi.)

2-) Her çeşit madde ,molekül ,atom dış etkilere tepki verir.Verdiği tepkilerle yeni bir denge hali oluşturma eğilimindedir.(Bunun kimyasal tepkimelerde ki adı Le Chatelier ilkesidir.Le Chatelier İlkesine göre, kimyada dengedeki bir sisteme dışarıdan bir etkide bulunulduğunda, sistem bu etkiyi azaltıcı yönde yeni bir denge hali oluşturur.)

3-)Doğada ki dinamikler ,oluşumlar sürekli değişim halindedir.

Bir kimyasal reaksiyonun oluşması için madde ve reaksiyon ortamına ihtiyaç vardır.Etkileşimin daha kolay olması için istenir ki bu maddeler bir çözeltide bulunsun.(Meali ;Deterjanın kirleri çözebilmesi için su ortamı gereklidir.Kuru çamaşırdaki kirin üzerine direkt dökülen deterjan işe yaramaz.)

Dünya denizlerinde ilk hayatın suda oluştuğu anlatıyor ya hani ,işte bu çözelti ortamıdır.Zaten var olan atomlar zamanla su içinde şekerler ,lipidler (yağlar) ,aminoasitler ,proteinler v.b molekülleri oluşturur.(Bu olay laboratuar ortamında kontrollü gerçekleştiğinden daha hızlı sonuç alınır.)

Bu moleküller (özellikle şeker ;DNA ve RNA yapısında mevcuttur.) zamanla birbirine eklenerek daha büyük molekülleri oluşturur.(Meali ;uç uca eklenmiş iplerden daha uzun ama ilk başta ki ipden tamamen farklı bir ip oluşumu gibi.Bir DNA molekülü milyarlarca şeker molekülünden oluşan tek bir yapıdır.)Bu moleküllerden bazıları hücre zarı dediğimiz (meali ; hücre için bir deri görevi yapan zar) yapıları oluşturur ,bazıları proteinler denilen yapıları oluşturur v.b.Sistem bir kez uyumlu harekete geçtimi (Meali ;bayır aşağıya bırakılan tekerleğin sürekli hareket etmesi gibi) dışarıdan gördüğü etkilere karşı tepki vermeye ve kendine yeni bir denge hali oluşturmaya başlar.(Hücre zarı ,hücre içi kimyasal reaksiyonların dış etkenlerden etkilenmemesi için yine moleküllerce sistemin kararlılığını korumak amacı ile inşa edilir.)

Fakat bu denge hali kalıcı değildir ,çünkü doğanın dinamikleri ,olayları değişkendir.Atomların oluşturduğu sistemi korumak için yaptığı hücre zarı her zaman işe yaramaz.Bu hücre zarına sahip oluşumun birleşmesi ,örgütlenmesi gerekir.(Ayrıca bakınız ;tek hücreli canlılarda oluşan volvox kolonileri).Bu örgütlenmeler ,her atom dizilimi farklı yapıda olan maddeler için doğası gereği farklı olacaktır.(Meali ;aşırı sağ örgütlenmeler ve aşırı sol örgütlenmelerin farklı doktrinler yüzünden farklı örgütlenmelere ihtiyaç duyması gibi).Etkilerle baş gösteren tepkilerde ,bu farklılaşma kimi maddelerde kemikler ,kimilerinde kıkırdak ,kimilerinde sadece daha kuvvetli hücre zarı oluşumuna yol açar.

Lakin bu da bir çözüm değildir.Oluşmuş olan herşey bir örgüt çatısında daha kuvvetli ,daha dirençli ve daha stabil olacaktır.Bu sebeple bağımsız ihtiyaçlardan ortaya çıkan organ sistemleri canlı dediğini oluşturur.(Meali ;askeriyede istikamcısından pilotuna kadar hepsinin askeriye çatısında buluması ve hep beraber aynı amaca hizmet etmeye çalışmaları daha başarılı sonuçlar verir.).

İlk canlı (kimyasal tepkimelerini korumak ve devamını sağlamaya calışan polimerik yapı) suda oluşmuş tek hücrelidir.Daha sonra volvoxlar (tek hücrelilerden oluşan en ilkel çok hücreli.) benzeri farklı polimerik yapılar ,yapılarını geliştirerek örneğin bir balığı ,bir yengeci oluşturur.İlk başda oluştudukları protein zincirleri ve DNA'ları farklı olduğundan kimi balık kimi yengeç olur.Yaşam koşullarına göre kendi içinde türlere bile ayrılırlar.

Sudan ilk çıkış ise ;su ortamının yarattığı etkilere suda cevap veremeyecek polimerik yapıların kendini kurtarma çabasıdır.(Bazı canlılarda karadaki etkilere cevap veremez.).Sonrasında her canlı (kimyasal tepkimelerini korumak ve devamını sağlamaya calışan polimerik yapı) değişen dinamiklere uygun olarak değişmeye başlamıştır.Buna Evrim deniliyor.Doğa dinamikleri karşısında yılmadan ,yeni moleküler modifikasyonlarla ,gelecek kuşaklara aktarılacak ayakta kalabilme çabası.

Doğa her ne kadar bilim ışığı ile gün ve gün aydınlatılıyor olsa da bizler için halen karanlık bir kutudur.

(Tanrı kavramı ve yaratılış hakkında gökten indiği rivayet edilen kitaplardan başka kaynağımız yoktur ve Tanrı bize hep karanlık kalacaktır.Aydınlatılması mümkün olmayacaktır.)

Evrim Teorisi doğayı açıklarken ,doğanın bize olan karanlığını aydınlatmaya çalışırken ,karanlığı iki katına çıkararak sunum yapmayı reddeder.Karanlığı iki katına çıkarmak ,siz de bilirsiniz ki hiç bir şeyi aydınlatamaz.


Agam Allah senden razı ossun. ama bana de.
bu suda bulunan moleküler uçuça eklenipte niye balık olmuşlarmış.
niye kimyassal reyaksiyona takılıpta yokolmamışlar.
nassı bukadar akıllı olmuşlarmış
sora diyelimkine balık olmuşlarmış sorada kara hayvanı.
nassı karar vermişler dişi yadam erkek olmaa.
sora dişi olunça ötekisilerde erkek olunça bişeler yapıp çoğalmaya.
vs vs vs


Bu suda bulunan moleküller kimyasal reaksiyona takılıp yok olmazlar ,hiç bir kimyasal reaksiyon sonucu madde tamamen yok olmaz.Hatta hiç yok olmaz.Sadece reaksiyona girenler (reaktant) ile çıkanlar (ürünler) arası bir dönüşüm gerçekleşir.Reaksiyonun çeşidine göre bu olay dışarıya enerji verebilir (exotermic) veya dışarıdan enerjiye ihtiyaç duyabilir (endotermic).

Akıllı olan elbetteki tek başına moleküller değil.Onlardan oluşan devasa biyokimyasal polimerik yapı (canlı dediğimiz yapı).Niye akıllandığa gelince değişen dinamikler doğrultusunda hayatta kalmak (reaksiyonun devamı sürdürmek) için.Belki uygun düşmeyecek ama ilginç bir örnek teşkil edeceğinden eminim ;kendini öldürmeniz akıllıca bir davranış değil.peki öldürürsen ne olur?Genel olarak vücuduna oksijen sağlayacak ,bu oksijen ile şekeri yakacak reaksiyonları durdurduğun için toplu hücre yok olmaları (hücresel reaksiyonların durması) baş gösterir.Ama bütün reaksiyonlar değil.Bazıları oksijene o kadarda ihtiyaç duymaz ve öldükten 3-4 gün boyunca kılların ,tüylerin ve saçların uzar.Anti-oksidan reaksiyon durduğu için hücreler oksitlenir (oksijenle direkt tepkime verir.).Bu olaya da çürüme diyoruz.Sonuç olarak senin yapındaki karbonlar ,oksijenler ,azot v.b. farklı canlırda kullanım alanı bulur.Sen yaşarken senin yapını oluşturan oksijeni ,senden sonra hava diye başkaları solur.Hiç bir sistem kararlılığını bozmak istemez ve her etkiye tepki vererek yeni bir denge hali alır (Le Chatelier Prensibi ;bir üstte anlatmıştım.).İşte akıl bu noktada sistem kararlılığını korumak için ortaya çıkar.Senin hatıralarının aslında beyninde ki protein zinceri olduğunu biliyorsundur herhalde?Akılda öyle.Dev polimerik yapının korunmasına yardımcı olacak farklı kimyasal reaksiyonlar.

Balık veya kara hayvanı olmaları ilk başta oluşturabildikleri tek hücresel yapının protein yapısı ile alakalı.Bu hususda seçim şansı maalesef ki yok.Tıpki Afganistan ' da Afgan bir anne-babadan dünyaya gelen İsveçli biri olamamak gibi.Çünkü ilk protein yapısı ve ilk hücre tamamen bağımsız oluşum geçiriyor ve sonrası bu başlangıç şekli ile alakalı.(Bu arada dünya üzerinde sonsuz sayıda kimyasal molekül ve protein yapısı vardır.Yanlış duymadın ,sonsuz.Ortaya çıkacak çeşitliliği sen düşün artık.)

Dişi yada erkek olmaya karar vermek ,olan canlının (polimerik yapının) elinde değil.Afgan anne-baba örneği.Lakin sudan ayrılan veya suda kalan polimerik yapı ,birgün bozulacağını bildiğinden (organik herşey çürür ya hani) kendini kopyalıyor.Hep aynı kopyanın olmaması ,doğal çeşitliliğin sağlanması için dişi ve erkek birey olarak dünyaya gelen polimerik yapı (canlı) anne ve babadan gelen genlerle ne tam olarak anneye ,ne tam olarak babaya benziyecek şekilde sentezleniyor.Zaten akraba evliliği ve ensest ilişkilerden doğan çocuklardaki problemleri biliyorsun.Kararlı bir polimer oluşması için dişilik ve erkeklik şart.Dişide ,erkekde kendi genlerini ,protein yapılarını aktararak ortaklaşa bir reaksiyonu başlatıyorlar.Gelişen polimerik yapı insan çocuğu ,civciv ,köpek yavrusu v.b. türlerle ortaya çıkıyor.

Bazı canlı türlerinin mitoz bölünme (kendini birebir kopyalaması ve bu doğrultuda üremesi) sonucu oluştuğu biliniyor.İlkel tek hücrelilerde görülen bu üreme ,reaksiyonun devamını sağlama eğiliminden başka bir şey değil.Ayrıca insanda da zigot hücreleri mitoz bölünür. Zigot (biri anneden (oosit), biri babadan (sperm) gelen iki eşey hücresinin birleşmesi (fertilizasyon) sonucu oluşan diploit hücre.) gelişiminin devamında bölünerek canlıyı oluşturur.

Kadın ve erkeğin çoğalma isteği tamamen yeni bir reaksiyon başlatma eğilimidir ve bireylerdeki hormon ismini verdiğimiz başka bir kimyasal molekülün bu isteği arttırmaya çabalama işidir. (Bakınız : Erkeklik hormonları ve kadınlık hormonları)


şindi agam
reyaksiyona girip niye balık olmuşlar. niye susamuru olmamışlarkine. sora kim onnara yok olmamayı öyretmiş.
nassı yok olmamışlada transformar neyli olmuşlaa. sora molaküller nerden gelmiş. Marstan olabilimi.


Adı geçen reaksiyonlar milyonlarca yıl süregelen bir işlem.Ayrıca ,balıklar oluşmuş bu reaksiyonlardan ,hatta su samurlarıda.Onlara yok olmamayı öğreten yok sevgili kim.Çünkü madde (atomlar) yok olmaz.Evrenin başından beri hep vardı.Atomu parçalarsan sadece daha küçük parçalar elde edersin ,sıfıra getiremezsin.Moleküller Mars'dan gelmedi elbet.Onlar hep var olan atomların çeşitli düzenlenmeleri.Burda oluştu ,Dünya'da.Tabi Dünya dışı oluşumlarda (meteoritler) var.


bu cannı hücrelee nası var olmuşmuş. neden ki gerek duymuş reyaksiyonun devamına.
kim öyretmiş gereksinim duymayıki onnara.
bugün ne halt ediyo bu cannılar. yesyeni bi cannı niye üretmiyolar.
hep aynıları hep aynıları.
bide insan deyilen canavarlaa bazılarının dipine incir aacı dikiyolar.
nesiller tükeniyo. niye yesyeni nesillerde olmuyo.


Canlı hücre dediğimizin kimyasal ve biyokimyasal polimerik yapı olduğunu açıklamıştık.Madde hareketlidir demiştim ilk yazımda ,reaksiyonun devamına madde hareketli olduğu için gerek duyuyor.Gereksinim duymayı öğretende yok.Atomlar ve onlardan oluşan madde hep vardı ,hareketlilikde.Doğa stabil dengeye oturmuş durumda ,eğer bir tepki ile karşılaşırsa denge tekrar sağlanana kadar bazı değişikliker olur.Yepyeni bir canlı üretip üretmediklerini nereden biliyorsun bu moleküllerin?Daha düne kadar domuz gribini bilir miydik?Ya hep vardı H1N1 organizması ,yada yeni türemedi mi?İnsan denilen canlı ,bazılarının dibine ağaç dikiyor derken çok haklısın.Dikmemeye gayret etmeli çünkü doğanın dengesini bozduğumuzda dengenin sağlanması için ,bozana karşı doğa bir tedbir alıyor ,etkiye tepki veriyor.(H1N1 örneği)


neslinin devamını düşünürkene niye balina olaraktan ilkkez varolmayı düşünemiyolar.
ne denyo şeyler. biraz daa çok uçuça eklenseler balina olurlarya.

Senin protein yapın ile bir kedinin protein yapısı ,kromozom sayısı ,DNA ve RNA zincirlerin tamamen farklı.Farklı farklı şekillenmiş ilk başta.Bu sebeple kimi tavuk ,kimi balina oluyor.(Farklı farklı şekillenmeye örnek verelim ,önce tepkime kinetiği ,uygun atomlar uygun açı ve enerji ile çarpışırlarsa reaksiyon verirler.Şimdi eline bir tüfek almış bir şahsiyetin bir stadyum dolusu insana ateş ettiğini düşün.Mermileri atomlar ,isabet eden hedef yine atom.Ya öldürür ,ya yaralar yada hiç isabet etmez.Farklı farklı şekillenmeler oluşur.Ölüler ,yaralılar ,sıyrık bile almayanlar."Neden ölmüyor bunların hepsi" demeye hakkı var mı atışı yapanın ,tabiki yok.İsabet ettir ölsünler.)İlk yapıdaki farklılanmadan kaynaklı hepsi ve tamamen atomların farklı şekilde etkileşmesi ile.Balina olarak ilk kez var olmayı düşünemezler çünkü balina olana kadar hücre ,doku ,organ ,organ sistemleri ,tüm sistemin beraberliği ve nihayetinde balina olacaklar.


bu polümer yapı ne çok şee biliyo.
karanti biyerden öyrenmiştir. kendini birebir kopilemek varkene
niye dişi erkek olmaa karar verdilerkine.
yoksam dünyada alem yapmaya karar verdilerde ondanmıki acap.


Bu polimer yapı sadece "şu anki" denge durumundaki stabil halini korumayı amaçlıyor.(Le Chatelier Prensibi).Bir şey bildiği yok yani.(Bizim düşündüğümüz anlamda).Ölürsen bu denge bozulur ve yepyeni dengeler ,stabil durumlar ortaya çıkar.Örneğin çürümeye başlayınca açığa çıkan CO2 gazındaki karbon bitkilerce şekere çevrilir ve oksijen O2 olarak dışarı verilir.Aslında yok olmayız ,yok olan sadece senin beynindeki protein zincirlerinin (hatıraların ,anıların ,tecrübelerle edindiğin bilgi v.b.) çağrıştırdıkları.Her atomumuz aynen yoluna farklı bir sisteme dahil olarak denge durumuna kavuşup devam eder.Biryerden öğrenmelerine gelince bu doğanın değişen dinamikleri ,ve maddenin hareketli olmasından.İlkel canlılar kendilerini birebir kopyalıyorlar zaten.Ama bu çeşitliliği sağlamıyor ki.Hep aynı canlı.Sen kendini kopyalayarak çoğalsan her yerde bir "kim" olur.Çeşitlilik olmaz ("yeni türler neden oluşmuyor" ,şu anda yeterli denge durumuna ulaşılmış durumda.Suda yeteri kadar bir miktar şeker çözer ,denge yakarsan yeni eklediğin şeker çözünmez.Ya su ekleyeceksin ,yada çözünmüş şekeri yenileri için ortamdan uzaklaştıracaksın.Tür oluşmuyor ama farklı farklı görünüşe sahip ,DNAsı farklı insanlar hergün doğup aramıza katılıyor.iyiki doğdular.Yine H1N1 hatırlatması ;yeni mi oldu ,yoksa hep varmıydı? Hep var olsaydı şimdiye dek çokdan birilerini öldürür ve bu şekilde bulunurdu.Son 1-2 senede bu kadar patlak yapmazdı.)Alem yapma olayına gelince ; "kontrolsüz üremediğimiz sürece" problem değil.

Sorabileceğin veya sorma ihtimalinin olduğu bu soruları da yanıtlamak istiyorum.Umarım yardımcı olur.

SORU 1-) Madem ki canlılar ,canlılık ,sürekli bir değişim içinde bu değişimi bugün niye göremiyoruz?

**Evrimsel dönüşüm milyonlarca yıllık bir olay.Her baktığında bir değişiklik görecek olsan kendine olan inancını yitirirsin."Acaba ben şu an ki bu muyum ,az önceki şu muydum ,biraz sonra ne olacağım?" gibilerinden akıl yitimine uğrarsın.

SORU 2-) Ara geçiş formlarına neden yok denecek kadar az rastlandı ,veya rastlanamadı (bu bakış açısına göre değişir.) ?

**Evrim Teorisinin en büyük eksikliği 150 yıl önce ortaya atılmasıdır.Şimdi düşünün Dünya'da toplamda kaç milyar insan yaşadı?Hepsinin kalıntıları ortada mı?Evrim Teorisi M.Ö 50 milyon yılında ortaya atılmış olsaydı ,doğa iskeletleri ve vücutları yok edip atomlarını farklı yerlerde kullanmaya fırsat bulamadan insanımsılar bu cesetleri formaldehit içinde saklardı ve günümüze kadar ulaşılırdı.Soluduğun hava içerisinde ki oksijen ,yediğin ekmekte ki karbon rahmetliye ayrılmış babaannene ait olabilir,veya ölü bir köpeğe.Doğa saklama ihtiyacı hissetmez.Çünkü saklarsa yeni maddeye ihtiyaç duyacaktır ama madde yaratamaz.Devam edebilmek için doğanın eldeki atomları kullanmaktan başka şansı yoktur.Evrimin birçok kanıtı doğa-zaman engeline takılmıştır.

SORU 3-) Teori için şu sıralar ne yapılıyor?

**Tabiki öncelikle fosil incelemeleri.Ve artık her canlı türünün gen haritaları ,iskeletleri ,doku parçaları hatta vücudunun tamamı çeşitli merkezlerde tamamen yada bilgisayar ortamında depolanıyor.1000 yıl sonra birisi çıkıp "Yahu bu yunus balığı 1000 yıl önce neye benziyormuş?" dediğinde neye benzediğini görebilecek.Bu elbette bilimde ki sahteciliğinde önüne geçebilecek tek adım."Bilim de sahtecilik olur mu?" diye sormayın.Yapmak isteyen dinde de ,bilimde de ,politikada da v.b. sahtecilik yapmıyor mu?Teori bilimin ilerlemesiyle dahada sağlam temellere oturuyor.

"Jules Verne" örneğini vermek isterim ;"Denizler Altında 20000 Fersah" ve "Aya Yolculuk (1865)".Kaç kişi dalga geçti ,aptalca hayaller olduğunu söyledi acaba?Keşke onlar bugün yaşasalardı da bir "USS Philadelphia" (A.B.D. Nükleer denizaltısı) yı ,bir Eagle 'ı (20 Ağustos 1969'da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin 'i aya indiren modül.) ,bir Sojourner 'ı (1997 yılında Mars'a inen küçük mekanik sevimli dostumuz) görselerdi.UTANIRLARMIYDI SİZCE?

Umarım ara form temininde ki eksiklik biraz olsun açıklanmıştır.Unutmamak lazım ki bir iskelet 50 yıl içinde tamamen yok oluyor.Nadiren ,nadir parçaları sağlam kalabiliyor.Ara form iskeletleri milyonlarca yıllık.Bulunması cidden zor.Sanki hergün nereyi kazzak bir fosille karşılaşıyormuşuz gibi ,"Nerede bu ara formlar?" demek çok komik geliyor bana.Neyse ki artık ana formlar (şu anki formlar) arşivleniyor.

ya İlker abi sen beni pek annamıyoun galibam.
diyomki bu moleküler hep iyi şeyler yapmışmış.
hep iyye gitmiş herbişee.
niye dünyayı yoketmemişte yesyeni bi yaşam kurmuş
bu akılsıs ussus gerzekler.
denizde balık olcana. denizi yoketsedi ya. h1n1 vürüsü gibi,n yıkıcı olaydı ya. aidis gibin. kanser gibin. taaa o zaman yokeysedi ya.
Yoksam bunnarın aklı vaamıydı. Yoksam bunnar yıkmayı öyrenmemişlermidi.

O moleküller hep iyi şeyler yapmamıştır.Yaşamsal olmayan bir molekül vardır.ZYCLON-B gibi.Bakınız ne işe yaramış ;

(http://tr.wikipedia.org/wiki/Zyklon_B)

Bu moleküllerin Dünya'yı ,denizi yok etme şansları yokki.Denize binlerce ton petrol dökülüyor ,sence deniz yok mu oluyor?Hayır sadece yaşam alanı kirletiliyor ve toplu ölümler gerçekleşiyor.H1N1 virüsünün yıkıcılığı ise sana banadır dostum ,başka hayvanlara değil.Ayrıca H1N1 virüsü hayatta kalabilmek için savaşıyor.Aids gibi yok etseydi ya demişsin ;Aids virüsünün diğer adı HIV ,birde PIV vardır.Kedilerde ki versiyonudur.İnsana bulaşsa da iş yapmaz yok edilir organizma da.Bunların hiç biri doğayı komple yok etmeyi amaçlamıyor ki ,sadece kendileri hayatta kalmaya çalışıyor o kadar.

Akıl ,biopolimerik yapı tamamlandığında ortaya çıkmıştır.Bir insanın aklı kendi için daha iyi olanı meydana getirme ,isteme gayretinin sonucudur.Zaten bizleri oluşturan bu moleküllerinde tek istediği bu.Hareketliliklerinden ötürü durmak bilmeyen reaksiyonlarını devam ettirmek.Sen hiç kendi zararına çalışan bir akıl gördün mü?Sadece hesaplayamadığı bazı durumlar yüzünden ava giderken avlanan akıllar vardır.

Akıl canlılık dediğimiz ,devsa polimerler oluştuktan sonra biopolimerin çıkarları doğrultusunda oluşmuştur.Ben Kimyagerim ,hatıralarının ,bildiğini sandığın gerçeklerin beynindeki protein zincirleri olduğu bilirim.Sert bir darbe al ,protein zinciri zarar görsün ,geçici veya kalıcı hafıza kaybına uğrarsın.Aklın ilerlemesini psikoloji ,sosyoloji ,felsefe okuyan arkadaşlara soracaksın.

Ama doğa hep yapıcı olmaya çalışıyor.Bu uğurda yok etmesinin amacı yenileri oluşturabilmek için eskileri yok etmesi.Emekliye ayrılmayan insanların gençlerimizin iş olanaklarını elinden aldığı bir gerçek.Buna benzer bir şekilde zorunlu emeklilik var doğada.Ölüm diyoruz buna.Doğa kendini yok etmeye hiç uğraşmıyor ki ,bizleri ve tüm canlılığı oluşturan atomlar ,moleküller ,polimerler yok etmeye uğraşsın.

Umarım Yardımcı Olabilmişimdir.

Saygılar ve Esen Kalınız.