PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çoğunluk dayatmacılarına İsviçre musibeti


Soda
04-12-2009, 16:12
Demokrasi, egemenlik, hukuk, insan hakları, laiklik gibi pek çok evrensel değeri istismar eden AKP camiası geçenlerde liderinden seçmenine büyük bir ders yaşadı.

İsviçre referrandum ile minareleri yasakladı.

"Çoğunlukculuk mu çoğulculuk mudur demokrasi ?" sorusuna bizim çoğunlukçu ve insanlara ancak kelle sayıları ölçüsünde değer veren zihniyetin iflas bayrağını çektiği seçimler oldu İsviçre'deki referandum.

İsviçre yüksek yargısının bu referandum sonuçlarını iptal etme yetkisi varmış öğrendiğimiz kadarıyla.

Nasıl olur? Halbuki AKP zihniyetine sahip birisi için bu anlaşılır bir durum değildir.

Baksanıza milli iradenin üstünde hukuk varmış.

Eee, biz de bunu anlatmaya çalıştık bu çoğunlukçu zihniyetlere yıllardır.

İnsanların en temel haklarını, doğuştan beri var olan ve insan olmaktan ötürü sahip oldukları haklarını "kelle sayısı" ile yok edebilir misiniz?

Milli irade yüzde hesabı mıdır?

Bu zihniyetler ne milli iradeyi ne de hukuku tanımadılar bunca yıl.

Ve de küstahça bizlere demokrasi dersleri vermeye kalktılar.

İsviçre referandumu çok şey öğretti. AKP camiası için ilaç gibidir.

Artık ama %47 var diyen kafalara cevabımız en Avrupai tarzda olacaktır.

--Bakın İsviçre'de de %57 var ama...

Kaldıki AKP'nin %47'si de yok artık . Bu yüzdenin güncel hali 30'dur antiparantez hatırlatalım. Yani "çoğunlukçuluk" bile yapacak halde değiller maalesef.

wiperandcleaner
04-12-2009, 22:11
Soda merhaba.

Dün akşam Habertürk ekranlarında Ergenekon sanıklarının gönüllü müdafii Ümit Kabasakal'ı dinlemiş ve ciddi bir intihal yapmışsın.

Kaynak belirt kardeşim kaynak :fencing:

Elmalarla armutları toplamaya değil, çarpmaya kalktı o hukuçu müsvettesi, sende onu taklit ederek aynısını yapmış oldun.

İzah etmeye çalışayım.

Türkiye'de Kabasakal ve senin gibi kemalistler "Hukukun üstünlüğü" derken evrensel değerlere değil, "Beyaz Türkler"in iktidar çıkarlarına gönderme yapıyor ve bunu "Minareler yasaklansın mı?" gibi evrensel değerlere ayrkırı talepler karşısında değil en basitinden seçilmiş iktidarın iktidar erkini her kullanma talebinde gündeme getiriyor!

İktidar çalışacağı burokratları belirleyecek, takım arkadaşlarını oluşturacak "nayırrrr, bunu anca biz yaparız, siz yaparsanız bu kadrolaşmadır, bunlar kadrolaşıyor" deniyor.

İktidar antidemokratik, eşitliğe aykırı, meslek lisesine giden çocukların tamamını İHL düşmanlığı sebebiyle mağdur eden düzenlemeleri ortadan kaldırmak için adım atmaya kalkıyor aynı çıkar lobisi hep bir ağızdan "olmazzz" diye tutturuyor.

Daha temeli, iktidar halktan aldığı meşru yetki ile anayasa değiştirmeye, bunu da evrensel normalara yaklaşmak adına yapmak istiyor "darbe anayasasına dokunamazsınız" diyor aynı lobi.

Bununla senin bahsettiğinin alakası ne?

Sen daha eleştirileni anlayamamışsın.

İki şey birden eleştiriliyor burada:

1-Seçmene sorulan şey
2-Seçmenin cevabı

İsviçre seçmene "minare görmek ister misiniz?" sorusunun sorulması meşru mudur değil midir, benzer şekilde "siyah görmek ister misiniz istemez misiniz?" sorusunu sormak meşru mudur değil midir mesele bu!

Bir diğer konu seçmenin buna cevabı. İsviçre seçmeninin sorulan soruya "istemezük" demesi hayretle karşılanıyor, ayıplanıyor.

Türkiye'de kemalistlerin tartışmaya açtığı, ayıpladığı ve ilkel, çağdışı, jakobence tepkiler verdikleriyse

"aaa, halk cumhurbaşkanı seçebilir mi?"
"aaa, halk nasıl olurda akp'ye oy verir"

gibi örneklerde olmakta.

Ve sonuçta kuşkadar beyni olmayanların "Benim oyumla çobanınki bir mi?" demesi ile karşılaşıyoruz, sonra da kuştan daha zeki sandıklarımızın bunu ankete (http://www.tumgazeteler.com/?a=2709755) dönüştürdüğüne.


Artık ama %47 var diyen kafalara cevabımız en Avrupai tarzda olacaktır.

--Bakın İsviçre'de de %57 var ama...


Benim karşıma birisi çıkarda şunu söylerse ona diyebileceğim bellidir: "O zaman hiç durma, İsviçre'ye kadar yolun var!"

:eyebrows:

Soda
04-12-2009, 23:35
Bak Wip eğer bu kadar saçma sapil yorumlar yaparsan seni muhattab almam bir daha söyleyeyim.

Arkadaşım ben burada teknik, bilimsel bir konudan bahsetmiyorum ki intihal olsun. Bir olay üzerine yorum yapıyorum. Yorumun inithali olur mu? Sizler ne kadar güneş yüzü görmemiş insanlarsınız böyle.

Hepiniz böylesiniz. Cemaatlerde beyninizin doğal çalışma düzeni bozulmuş.

Ben seçim denilen şeyin demokrasi olmadığını İsviçre referandumundan önce de biliyordum ve hatta Hitler'in seçimle geldiğini biliyordum, herkesin bildiği gibi.

Seçim= demokrasi mantığı ile AKP milleti kandırmaya çalışırken de ağzımızda tüy bitti demokrasi bu değildir derken.

Ne referandum ne genel seçim demokrasinin kendisi değildir olsa olsa bir parçası olabilir o da doğru amaçlara ulaşabilirse.

İsviçre referandumu sizlere demokrasinin ne olmadığını öğretmiştir umarım.

Önce hukuk vardır, sonra demokrasi. Gültekin Avcı gibi mahkeme kararı yokken ve hatta mahkeme ismen bahsedilmesini yasaklamışken onu bunu "Ergenekoncu" olmakla suçlayan bir hukuk müsveddesinden hukuk öğrenmeye devam edin.

O tartışmada sizin ordu düşmanı Gültekin Avcı'nız defalarca hukuk fakültesi birinci sınıfta öğretilen hukukun temel klavramlarından habersiz olduğunu açık etti.

Ümit Kabasakal ise her zaman olduğu gibi dört dörtlük bir hukukçu olduğunu gösterdi.

Sizlere ancak gülünür ama iktidarda olmanız durumu komik değil trajikomik yapmakta.

Sonra "benim oyumla çobanınki bir mi" sözü bana ait değildir ve hiçbir Kemalist böyle düşünmez. Ve nitekim bu ülkede çobandan C.başkanı da olmuştur değil ki seçmen olmasın.

Ama asıl halkı aşağılayanlar "gavur İzmir / Cem evi cümbüş evi" gibi milletin sevmediği kesimlerine saldıranlardır.

Sizlere artık üzülmeye bile başladım çünkü gerçekten zavallı bir haldesiniz.

Kolay mı, Darfur katliamcısına "müslüman adam yapmaz öyle şey" diye övmeye kalkan birininin izinden gidiyorsunuz.

Kolay mı "müsümandan laik olmaz ters mıknatıslama yapar" diyen birinin izinde gitmek?

Kolay mı "one minute" postası koyduktan sonra adeta İsrail'den özür dilercesine memleketin arazilerini mayın temizleme bahanesi ile İsrailli bir firmaya vermeye kalkanın izinden gitmek?

Kolay mı, Minareler Süngü. Kubbeler Miğfer. Camiler Kışlamız. Müminler Asker.
diyerek insanları kıyama davet eden birinin izinden gidip bir de demokrasiyi savunurmuş gibi yapmak?

Kolay mı başbakan olduktan sonra servetine servet katan, çocuklarına pırlanta dükkanları açıp gemicikler alan birini savunmaya kalkmak...

Kolay mı, 'Kenan Evren cennetliktir' diyen birinin izinden gidip üzerine bir de ona buna demokrasi öğretmeye kalkmak...


Ve daha bin türlü uzlaşmaz çelişki içinde yaşamak.

Sizin işinizde zor kardeşim

Vallahi kolay değil.

cenker
04-12-2009, 23:57
Türkiye'de Kabasakal ve senin gibi kemalistler "Hukukun üstünlüğü" derken evrensel değerlere değil, "Beyaz Türkler"in iktidar çıkarlarına gönderme yapıyor ve bunu "Minareler yasaklansın mı?" gibi evrensel değerlere ayrkırı talepler karşısında değil en basitinden seçilmiş iktidarın iktidar erkini her kullanma talebinde gündeme getiriyor!





kimmiş bu beyaz türkler?kemalistler yatlarda kotralarda mı yaşıyorlar?asil bir sınıf mı var?bırakın bu ezber lafları.jet skiye binen havuzlu villalarda yaşayan oğluna gemi alan dinciler de var modern görünümlüler de.fakir gariban ezilen işsiz müslümanlar da var kemalistler de.kemalist milliyetçi olunca maaş bağlamıyorlar.

şu akp tayfası sanki tek bir insanmış gibi geliyor bana kullandığınız kelimeler örnekler bile aynı.siz halksınız biz uzaylıyız dimi?

wiperandcleaner
05-12-2009, 00:54
Arkadaşım ben burada teknik, bilimsel bir konudan bahsetmiyorum ki intihal olsun.


Biraz latife, birazda "duyduğunu anında satma" piskolojine gönderme yapmak için intihal dedik, yoksa burada postlarımızın akademik makaleler olmadığını ikimizde biliyoruz değil mi?


Hepiniz böylesiniz. Cemaatlerde beyninizin doğal çalışma düzeni bozulmuş.


Çok ön yargılısın dostum, cemaatçi olmayı asla kötü bir hal olarak görmemekle birlikte ilişkide olduğum bir cemaat yoktur.

Hasta fenerliyim, bu "cemaatçilik" sayılırsa ona da itirazım yok, sapına kadar fenerliyiz icabında.

(kargalar puan kaybetmiş, yarın takılmamak lazım eskişehirde)


Ne referandum ne genel seçim demokrasinin kendisi değildir olsa olsa bir parçası olabilir o da doğru amaçlara ulaşabilirse.


İşte bunlar jakoben elitist bakıç açısının çırılçıplak teşhis edilebileceği sözler!

Seçimler=demokrasi elbette değildir ancak seçim, yani halkın tercihlerinin yansıması da "olsa olsa" diye hafife alınacak, ikincil ve edilgen konuma ötelenecek ve "doğru amaçlar" denerek ancak "Beyaz Elitler"in(sen bunu Beyaz Türkler diye de okuyabilirsin) onayladığı meşru gördüğü şekilde bir sonuç çıkarsa kıymetli sayılacak konuma asla indirgenemez.

Perdeli, postmodern hafiften sulandırılmış bir totaliterizmin formülasyonu söylediklerin!

İşte bu anlayışla sonuna kadar mücadele edeceğiz, bu ülkenin istikbali önündeki en büyük tehdit olarak bu anlayışı, bu anlayışa mensup sivil-askeri bürokrasiyi görüyoruz.


İsviçre referandumu sizlere demokrasinin ne olmadığını öğretmiştir umarım.


Oradan şahsen benim alacağım hiçbir ders yok, belki sizlerin birşeyler öğrenmesi lazım soda.


Gültekin Avcı gibi mahkeme kararı yokken ve hatta mahkeme ismen bahsedilmesini yasaklamışken onu bunu "Ergenekoncu" olmakla suçlayan bir hukuk müsveddesinden hukuk öğrenmeye devam edin.


Programı seyretmişsin :party:

Gültekin Avcı söylediğin gibi bir şeyi en azından dün yapmadı, hatta ağzından salyalar akıtan ve herne hikmetse kameraya bakmaktan(çok yakışıklıya) muhatabının yüzüne bakmayı akledemeyen kabasakaldan adama söz sırası dahi gelmedi ki.

Bütün gece onun ağlamalarını dinledik.

Çok mesai yapıyor bu günlerde kabasakal, emeklerini ağabeyleri zayi etmez umarım!

Artık onu yarın bir gün önemli "direniş" merkezlerinin birinde görüreviriz diye düşünüyorum, adam bunu hak ediyor!


O tartışmada sizin ordu düşmanı Gültekin Avcı'nız defalarca hukuk fakültesi birinci sınıfta öğretilen hukukun temel klavramlarından habersiz olduğunu açık etti.

Ümit Kabasakal ise her zaman olduğu gibi dört dörtlük bir hukukçu olduğunu gösterdi.


Ya bak bu şuna benzedi şimdi!

(Fenerliyim ya o yüzden veriyorum bu örneği, cinconlu isen lütfen alınma)

Fenerbahçe gs'yi her daim döver, madara eder, hatta olay son yıllarda "ezeli rekabet"den "ezeli rezalete" dönüştü, yeşil çamın figüranlarının Cüneyt Arkın'dan yediği dayaklar gs'nin Fener'den yedikleri yanında az kalır, buna rağmen bu gs'liler çıkar mesela 6 kasım akşamı için maçın önemli bir bölümünü 10 kişi oynamamıza rağmen bunlar "o gün biz daha iyi oynamıştık, şans işte" falan derler ya bak o sözler geldi aklıma :lalala:

Yahu Ümit Kabasakal bırak dünü, her programda hukukun ırsına geçiyor, postal yalamaktan yakındır domuz giribine müptela olacak, sen kalkmış ne diyorsun!

Gültekin Avcı'nın Ferhat Sarıkaya için sorduğu soruya "kem küm hüm" demek dışında bir cevap veremediği en azından "bu hükümet korusaydı, bu adalet bakanı yedirmeseydi adamı" bile diyemediği için mi Ümit Kabasakal dört dörtlük bir hukukçu olduğunu gösterdi?

Bu söylediğimi dahi söyleyemez çünkü o ciğersiz HSYK(buradaki "H" haysiyetin "H"sidir ve bu bir ironi değildir)'da Ferhat Sarıkaya'yı parçalayan leoparlardan daha vahşi bir gugukçudur, hukukçu falan değildir.


Sonra "benim oyumla çobanınki bir mi" sözü bana ait değildir ve hiçbir Kemalist böyle düşünmez.


Samimi olun samimi.

Hulki Cevizoğlu kemalist değilde monarşistmi peki :behindsofa:

Soda
05-12-2009, 02:16
Al sana Şemdinli iddianamesi:

Şemdinli iddianamesi (http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/06/gazete/siyaset/semdinli_iddianame.pdf)

Ben bunu okuyalı yıllar oldu. Bunca Şemdinli iddianemesinden bahsedenlerin bu iddianameyi okumamaları ne acı.

Bu iddianame AKP /cemaat/ Pkk ortak iddianamesi gibidir. Bu iddianeme ile Türk ordusu bu şer güçlerin hedefine konulmuştur.
İşte Türk ordusunun G.K. Başkanı olacak olan Büyükanıtı çete lideri olarak sorgulamaya kalkan Ferhat Sarıkaya ile Kandil'deki terörist başının aynı zihniyete sahip olduğunun kanıtı:

http://turksolu.org/103/foto/karayilan.jpg











Şemdinli iddianamesi bir Pkk bildirisi gibidir.

Savcının tanıkları hep Pkk yandaşlarından oluşmaktadır. Birisi Şemdinli belediye başkanı Hurşit Tekin (74. sayfada) şunları demiş: "Bu olayı PKK’nın yaptığını düşünmüyorum. Çünkü PKK’nın içerisinde de yer alan insanlar bu yörenin insanıdır, bu vatanın evladıdır. Herkes bu karmaşa ortamının sona ermesini ve demokratik bir ortamın olmasını istiyor. Zirâ yapılacak etkinlik de bir barış ve şenlik günüdür. Bu günde kanımca PKK’nın böyle bir eylem yapacağını düşünemiyorum. Orada bulunan kişilerde barış istiyor, karmaşa istemiyor.”

Bak savcımız neler yazmış:

"...Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar, büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmekte..." (Sayfa 38)

Gördünüz mü bizim Pan-Kürdist savcımız Ferhat Sarıkaya'yı ?

Büyük Kürdistan projesini bile iddianamede çözüm olarak sunmuş.

Daha neler var neler, okuyunca görüsün.

Şimdi çıkmışsın hukuk adına bu Pkk işbirlikçisi Nurcu savcıyı savunuyorsun.

Savunun savunun. Biz bir tek eri ile subayı ile Türk ordusunu savunuyoruz.

Sizlerin kim olduğu savunduğunuz nesnelerden bile bellidir.

Düşmanımın düşmanı dostumdur kafası ile Türk ordusuna olan düşmanlığınızdan Pkk'dan dostluk çıkartmaya çalışıyorsunuz ama tezgahlarınızın hepsi boş çıkmış ve halen de boş çıkmaya devam etmektedir.

Halk kimin ne olduğunu görmektedir ve Pkk ile kurduğunuz dostluk/kardeşilik muhabbetleir üzrinden yaptığınız AÇILIMINIZ fiyasko ile sonlanmıştır.

Artık "Ay yıldızın ışığı hepimizi aydınlatıyor" gibi takiyye kokan afişlerle de durumu kurtaracak halde değilsiniz.

C.S.J
05-12-2009, 02:33
Bu olayda herkes yumurta kapıya gelince demokrasi taraftarlığına soyunuyor. Kusura bakmayın ama konunun ilk mesajından da anlaşılacağı üzere hiç kimse samimi değil. İster akpli olsun, ister başka taraftan olsun, kendi başına gelmeden kimse, bir başka kimse için yanlışı söylemez, hakkı savunmaz oldu.

Bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın mantığı...

Örneğin Soda isimli üye bir AKP iktidarı altında yaşamasaydı ve yine de İsviçre'de bu olay yaşanmış olsaydı, bu konu onun ilgi alanına bile girmeyecekti belki de.

Belki de "Oh iyi olmuş benim çizgim de zaten o yönde" deyip kenara çekilecekti ve susacaktı. O zaman böyle bir konu açılmayacaktı bile. Çünkü Soda isimli arkadaşın bu konuyu açma amacı, İsviçre'deki yanlışlığın eleştirilmesi değil. Yazdığı ilk mesaja bakarsak, bu yanlışlığı eleştiren bir tavır yerine daha çok kendi alanına dayalı bir benzeştirme söz konusu. Daha çok bu olaydan bir pay çıkartma ve karşı olduğu tarafa bir gol atma çabası...

Gerçekten çoğunlukçuluğu eleştirmek için açsaydı bu konuyu daha farklı bir yazı beklerdik. Bu yüzden Soda isimli üye gibi birçok vatandaşımız kendi çoğunlukçuluk felsefesi işlemediği zaman başkalarının çoğunlukçuluklarına laf atar ve çoğunlukçulukta üstün gelmeyi hedefler.

Kısacası amaç çoğunlukçuluğu eleştirmek değildir.
Sen neden çoğunlukçuluk yapıyorsun? Bırak ben daha iyi yaparımcılıktır.

Soda
05-12-2009, 02:48
Örneğin Soda isimli üye bir AKP iktidarı altında yaşamasaydı ve yine de İsviçre'de bu olay yaşanmış olsaydı, bu konu onun ilgi alanına bile girmeyecekti belki de.




Nerden biliyorsun, zihnimi mi okudun? Sana ö hakkı vermedimki...


Belki de "Oh iyi olmuş benim çizgim de zaten o yönde" deyip kenara çekilecekti ve susacaktı. O zaman böyle bir konu açılmayacaktı bile. Çünkü Soda isimli arkadaşın bu konuyu açma amacı, İsviçre'deki yanlışlığın eleştirilmesi değil. Yazdığı ilk mesaja bakarsak, bu yanlışlığı eleştiren bir tavır yerine daha çok kendi alanına dayalı bir benzeştirme söz konusu. Daha çok bu olaydan bir pay çıkartma ve karşı olduğu tarafa bir gol atma çabası...



Allah allah vatandaş beni çok iyi tanıyormuş da haberim yok. Daha ikinci mesajında forumdaki insanların bilinçaltına göndermeler yapıyor.
Arkadaşım kendini mi anlatıyorsun yoksa?
İnsan başkalarını kendisi gibi bilirmiş derler ya o misal.
Bırak onun bunun zihnini okumayı da kendi fikrini söyle.
Biz buralarda çok bilmişleri pek sevmeyiz.
Sonra kalbini kırarım üzülürsün.

C.S.J
05-12-2009, 03:07
Soda, ben fikrimi söylüyorum zaten. Sen, konu dışına çıkıyorsun. Ben zihnini değil, yazını okudum da yazdım yazdıklarımı...

Yazında isviçredeki bu olaya karşı bir tepki görseydim veya isviçreyi kınadığını veya onların yanlış yaptığını açıkça söyleseydin, o yorumu yapmazdım. Fakat senin yorumlarında daha çok bu konuyu kullanıp başka yerlere göndermeler yapma var.

E bu çok açık... Bunu görebilmek için seni yıllardır tanımama gerek yok ki... Neden doğruyu söyleyince, "çok bilenleri sevmiyoruz" diyorsun? Yaptığım yorum seni çok sinirlendirmiş anlaşılan.

Çok doğaldır ki, yazında en azından İsviçre'deki bu yanlışlığın üzerine değinmen gerekmez miydi?

Neden bu olayı kendi zihniyetine bir malzeme ederken, hiç olmazsa olayın yanlışlığından biraz bahsetmedin?

E şimdi bu yazıyı okuyan biri "Soda isimli üye, İsviçre'deki olayı eleştirdi" demezki. En azından o yazından bu anlam çıkmıyor. Herkes gelsin okusun.

Aksine "Soda isimli üye bu konuyu türkiyedeki akp iktidarı ile benzeştirmiş. Bir nevi akp iktidarına zarf atmak için kendine malzeme yapmış." der. Bunu demek için de yazını okuması yeterli.

İşte benim de esas söylemek istediğim bu samimiyet çerçevesi.. Hangimiz ne kadar samimiyiz bu çoğunlukçuluk konusunda???

Sorun'un İsviçredeki bu olayı eleştirmek veya eleştirmemek olmadığını, esas sorunun samimiyetsizlikte olduğunu açıkladım. Herkes samimi olsa, karşı tarafa bir haksızlık yapıldığında bile o kişinin hakkını savunur olsa belki birbirimizi daha iyi anlayacak seviyeye geleceğiz.

Squall
05-12-2009, 03:37
Demokrasi oyunundan sıkılıverdiler sanırım bu yobazlar..çemkirip durmaya başlamışlar.

İsviçre halkının iradesine saygı duyun ey müslümanlar!!!!

wiperandcleaner
06-12-2009, 00:17
Al sana Şemdinli iddianamesi:

Şemdinli iddianamesi (http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/06/gazete/siyaset/semdinli_iddianame.pdf)


Soda, mesajın içindeki abuk subuk tahlillerine hiç girmeyeceğim(keyfim yok, fener mağlup :doh:) sadece şunu soruyorum: Bu iddianame bu kadar uçuk kaçıktı ya şunlar niye oldu:

-İddianame mahkemece kabul edildi
-İddianamede suçlananlara ağır hapis cezaları verildi

Bunlar niye oldu?

Hakimlerde mi nurcu pkk'cıydı söyle bakalım :help:

Yalanlara inanmayı seçmiş soda, bu savcının hayatını kaydırdılar.

Sadece savcının değil iddianameyi kabul eden mahkeme üyelerinin de.

Bütün bunlar bu ülkede askeri vesayet rejimi olduğunun delili değil mi?

Hadi Ferhay Sarıkaya'yı tukaka ilan ettin, onu sevmiyorsun.

Başka bir savcı üzerinden inkar ettiğin yok saydığın askeri vesayet rejimini sana göstermeye çalışalım.

Üstelik bu sefer hedefteki askeri kişilik senin "sallayabilir, eleştirebiliriz" kategorinde olan bir kişilik.

Kenan Evren.

Savcı Sacit Kayasu "Evren yargılansın" dedi ve meslekten ihraç edildi soda!

Kayasu'da mı nurcu pkk'cı?

Söyle?

Bu adam AHİM'in "göreve iade" kararı sonrası İstanbul Barosuna başvurdu ve bu baro talebini reddetti!

Hani şu "darbeci baro raksime hoşgeldin" pankartı ile karşılanınca bozuk çalan baro!

Ah be soda, sende Daum gibi gerçekleri göremiyorsun.

Soda
06-12-2009, 22:44
Savcı Sacit Kayasu "Evren yargılansın" dedi ve meslekten ihraç edildi soda!

Kayasu'da mı nurcu pkk'cı?

Söyle?



Wip, kaç kere dedim elmalarla armutları karşılaştırma diye.

Kaç kere dedim; "elmayı soy da ye armutu say da ye" diye...

Sacit Kayasu tarihe geçmiştir nezdimde. Onu ben savunurum sana bırakmam.

Sen asıl Anayasa'nın geçici 15. maddesini değiştirmeyip de Evren'in yargılanmasının
engelleyen AKP'ye sor bu işleri.

Yine yanlış yerdesin.

Sacit Kayasu AKP'li Adalet bakanı ve müsteşarının içinde bulunduğu HSYK tarafından görevden azledildi.

Bu haksızlıkta AKP'nin büyük payı var.

Ve AKP hâla Evren'i koruyor.

Niye?

Çünkü vefa borçları var da ondan.

Yakındır gözün açılır senin de dert etme.

Cam gibi görürsün realiteleri.

wiperandcleaner
07-12-2009, 00:00
Wip, kaç kere dedim elmalarla armutları karşılaştırma diye.


Cevap veriyorum: Sıfır

Çünkü ben o dediğini hiç yapmam.


Sacit Kayasu tarihe geçmiştir nezdimde. Onu ben savunurum sana bırakmam.


Bırak kuru içi boş hamaseti, lafla olmuyor bu işler, icraat lazım. Bana bu örneğin binlerce başka örnekle birlikte bu ülkedeki (şu sıralar yıpranan ve zayıflayan) askeri vesayetin parlak göstergelerinden birisi olup olmadığını söyle.

Yüreğin yetiyorsa tabi!

Ferhat Sarıkaya (sallamasyonunu ciddiye alıyormuş gibi yapalım) F tipi savcı, yada pkk'cı, ya Sacit Kayasu?

O niye infaz edildi?


Sacit Kayasu AKP'li Adalet bakanı ve müsteşarının içinde bulunduğu HSYK tarafından görevden azledildi.

Bu haksızlıkta AKP'nin büyük payı var.


Süreci bir hatırlayalım:

-Kayasu Ağustos 1999'da bir vatandaş olarak Evren ve cuntacıların yargılanması için dilekçe verir ama yanıt alamaz.

-Aynı amaçla 28 Mart 2000 tarihinde iddianame düzenler. İddianamesini teslim ettikten sonra 15 günlük rapor alır ve emeklilik başvurusunda bulunur.

-Bu olaydan iki gün sonra(sen bunu JET KARAR diye oku) HSYK(Buradaki "H" Haysiyetin "H"sidir ve bu bir ironi değildir) Kayasu'ya kınama cezası verir.

-20 Nisan 2000 tarihinde Kayasu savcılık görevinden uzaklaştırılır.

-Görevinden uzaklaştırılan Kayasu hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.05.2001 tarihinde ''görevini kötüye kullanmadan'' verilen mahkumiyet kararını onar.

-Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu'nun 15 Mayıs 2001 tarihli kararını yerinde bulan Yargıtay 9. Ceza Dairesi de, 11 Aralık 2002 tarihinde Kayasu'yu "görevi kötüye kullanmak" ve "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif" iddialarıyla hapisten para cezasına mahkum eder ve cezaları erteler.

-Final: Kayasu HSYK(Buradaki "H" Haysiyetin "H"sidir ve bu bir ironi değildir) kararıyla da 27 Şubat 2003'te meslekten ihraç edilir.


Şimdi soda, delikanlılık sınavındayız: Ben 27 Şubat 2003'te alınan karar sebebiyle bu iktidarı kınıyorum, tıpkı Ferhat Sarıkaya'yı yedirdikleri için kınadığım gibi.

Peki sen, bu tarihe kadar yapılanlar için neler söylüyorsun?

Yüreğin yetiyor mu "askeri vesayet rejiminde bu işler emir komuta zincirinde olur, savcıyı doğduğuna pişman etmişler, adam F tipi de değil, pkk'lıda değil. Halkçı Ecevit'te onu koruyamamış şimdinin ulusalcısı Bahçeliside! Bu memlekette askere gözün üstünde kaşın var demek yasssakkk gardaşım ne yapalım!" diyebilmeye?




Ve AKP hâla Evren'i koruyor.


Dostun olarak uyarmak vazifem: Burnun uzayacak, yapma böyle!

Soda
07-12-2009, 03:15
Şimdi soda, delikanlılık sınavındayız: Ben 27 Şubat 2003'te alınan karar sebebiyle bu iktidarı kınıyorum, tıpkı Ferhat Sarıkaya'yı yedirdikleri için kınadığım gibi.

Peki sen, bu tarihe kadar yapılanlar için neler söylüyorsun?


Alayını kınıyorum.

O savcıya dokunan bütün hepsini kınıyorum.

Ama arada bir fark var.

AKP'den öncekiler 12 Eylül'den korktukları için

AKP ise 12 Eylül'ün sivil varyantı olduğu için

o savcıya dokundular.

AKP bugün de bir savcı çıkıp Evren'i yargılamak istese ne yapar?

Denensin.

Hani ÖZEL YETKİLİ savcılar?

İktidar'da AKP olduğuna göre

Evren'in yeniden yargılanmasını ondan isteyeceksin.

İstendi de...

Anayasa'nın geçici 15. maddesini kaldırmaya neden yanaşmıyor AKP?

Sen önce bu soruya cevap ver.


Dostun olarak uyarmak vazifem: Burnun uzayacak, yapma böyle!



Dün Belediye Meclis Toplantısında Ak Partili meclis üyesi Sahir Ökten’in Kenan Evren’e ilişkin sözleri tarihe not olarak düşülecek cinstendir.

“Evren Paşa Marmaris’te yaşadığı 18 yıl içinde Marmaris’te yarattığı katma değer görmezden gelinemez. Bugün kanalizasyon alt yapı problemimiz yoksa bunu ona borçluyuz ona vefa borcumuz var o herşeyden önce bu ülkenin 11 cumhurbaşkanından biri. Bu yüzden ben bu isim değişikliğine karşıyım"

http://www.marmarismanset.com/kose_yazisi_detayi.asp?id=1206

İşte özetle durum budur. AKP'nin vefa borcu olduğunu yine bir AKP'linin ağzından dinlediniz.


Demek ki sallamıyormuşum değil mi?

Eee, Arınç'ın Evren ile yan yana fotoğrafları...


ve AKP'nin Anayasa'da darbecilerin yargılanmasını engelleyen 15. maddenin kaldırılmasını istememesi de cabası...


Ben sallamam, somut verilere göre konuşurum.

Öğren bunu.

wiperandcleaner
07-12-2009, 15:56
Alayını kınıyorum.

O savcıya dokunan bütün hepsini kınıyorum.

Ama arada bir fark var.

AKP'den öncekiler 12 Eylül'den korktukları için

AKP ise 12 Eylül'ün sivil varyantı olduğu için

o savcıya dokundular.


Delikanlılık sınavından çaktın soda, hemde ne çakış :bowl:

Sana ucuzcu olma demiştim, sen ucuzculuğun kralını yapmaya, burnunu uzatmaya devam ediyorsun.

Desene mertçe "bu ülkede askeri vesayet rejimi var, kolay mı öyle darbe liderine dokunmak, adamı doğduğuna pişman ederler."

Cıss mı olur, dilin mi yanar yada kendine has dininin büyük günahlarından mıdır bunu söylemek?

1999-2002 3 Kasım'ı arasında akmış bir süreç var, bu süreç "12 Eylül'den korku" ile açıklanıyor, ama aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra (ne olmuşsa korku buharlaşmış) HSYK'nın(Buradaki "H" nin ne olduğunu artık söylemeye gerek yok) aldığı karar(Hükümet daha 3 aylık) "AKP'nin sivil varyant" olması ile açıklanıyor!

İşte çapınız, yüreğiniz, gerçeklerle yüzleşme beceriniz bu kadar sizin :nono:


Anayasa'nın geçici 15. maddesini kaldırmaya neden yanaşmıyor AKP?

Sen önce bu soruya cevap ver.


Bu ne iki yüzlülük?

Adamlar "Sivil Anayasa yapalım" diye teklif getiriyor, "olmaz, bu iş anca Beyaz Türkler'in işi" diye zıplıyorsunuz, hatta Baykal efendi "yaparsın darbeni devrimini, kurarsın kurucu meclisini anca o zaman olur bu iş" diyor, sen utanmadan bunu söylüyorsun :nono:

Emir komuta zincirine bağlı Anayasa Mahkemesinin "Anayasa'yı değiştirirmek sizin haddinize mi!" kararının üzerinden kaç ay geçti ve sen o karar için ne tepki koydun soda?

Darbe anayasası değişmesin diye en güçlü direniş sizlerden gelirken bu ne kadar saçma bir soru be soda!

Hem söylesene bana, ne kadar samimisin bu istekte?

Biraz altını kazısak senin için "meşru/cici/sevimli darbeler" birde tam tersi olanlar olduğu gerçerğiyle karşılaşır mıyız?

Mesela 12 Eylül'den sonra bir de 28 Şubat oldu, üstelik bu gün iktidarda olanların da içinde yer aldığı bir hükümet o darbeyle alaşağı edildi?

Seni bir kere "28 Şubatçılardan hesap sorulsun" derken görebilecek miyiz?

Delikanlı olabilecek misiniz?

Evren takıntınız demokrasi adına mı yoksa kuyruk acınızdan mı?

Bize sorsan alayından hesap sorulsun ve bu hesap sorulması önünde kim engel ise buldozerlerle üzerinden geçilsin.

Var mı ötesi!

Ama hem bu iktidarın anayasayı değiştirme girişimlerinin önüne engel olarak çıkacaksın, hem darbe anayasasının bekası için canhıraş çaba sarfedeceksin hemde çıkıp "o madde niye değişmiyor" diyeceksin!

Burnun fena uzayacak soda!


Ben sallamam, somut verilere göre konuşurum.


Aman da aman, sevsinler ne sevimli şeysin sen öyle :bump2:

Ülke'nin ve toplumun menfaatlerini, hak ve hukukunu yaşadığı bölgenin menfaatlerine kurban eden çapsız bir belediye meclis üyesinin çapsız beyanından bir siyasi kadro ve zihniyet mahkum edilecek!

Bırak dedik sana ucuzculuğu!

Ben kalkar, AK Parti dışında kalan bütün partilerin melediye meclis üyelerinin beyanlarından hareketle çok rahatlıkla birisini İslam düşmanı, birisini bölücü, bir diğerini faşist/ırkçı diye itham edebilirim.

Buda ucuzculuk olur!

Mesela CHP!

Şimdi bu partinin Asker+CHP=İkidar formülünden başka siyasi bir projesi olmadığını ispat etmek için belediye meclis üyelerinin sözlerine falan bakmam!

-Parti Programına
-Parti geçmişine
-Baykal'a ve toplamda bütün icraatlarına bakarım.

Senin Evren ve 12 Eylül'le AK Parti'yi buluşturma çabalarında ne denli fukara kaldığını görmek sevindirici be soda :whoo:

Ha bu arada bakıyorumda "savunulmasını sana bırakmam" dediğin Kayasu'nun avukatlık başvurusunu reddeden baro işin tek kelime edememişsin.

Hangi baro bu?

Taksim'e çıktıklarında ağızlarına layık "Darbeci Baro Taksime Hoşgeldin" pankartı ile karşılanan baro.

Bu baronun özelliklerinden(senin için güzelliklerinden diyelim) birisi, yönetim kadrolarında ve çoğunlukta Ergenekon muhiplerinin bulunuyor olması!

Birazcık delikanlılık soda, Sina Akşin (http://www.ensonhaber.com/medya/242686/ataturkcu-olan-darbe-de-yapabilir.html) hiç olmazsa delikanlı.

Ya siz?

Soda
08-12-2009, 02:57
Bu ne iki yüzlülük?

Adamlar "Sivil Anayasa yapalım" diye teklif getiriyor, "olmaz, bu iş anca Beyaz Türkler'in işi" diye zıplıyorsunuz, hatta Baykal efendi "yaparsın darbeni devrimini, kurarsın kurucu meclisini anca o zaman olur bu iş" diyor, sen utanmadan bunu söylüyorsun :nono:

Emir komuta zincirine bağlı Anayasa Mahkemesinin "Anayasa'yı değiştirirmek sizin haddinize mi!" kararının üzerinden kaç ay geçti ve sen o karar için ne tepki koydun soda?



Kim sivil anayasa yapıyor?

Sen AKP'nin Özbudun taslağını okumadın galiba.

Onun neresi sivil. Tam bir "tek parti rejimi" anayasası.

Anayasayı siviller yapınca sivil mi oluyor?

Siz aynı kafayla askeri mahkeme-sivil mahkeme ayırımı yaptınız aylarca da Dursun Çiçek sivil mahkemede yargılansın diye kıyamet koparttınız da adam sivil mahkemede serbest kalınca zom oldunuz da bir de o sivil mahkemenin hakimleri ile uğraşırken bulduk sizi.

Özbudun anayasası "tüm yetkiler AKP'ye ve tabii ki RTE'ye" anayasasıdır.
Zaten ne zaman bir prof. bulunup ona anayasa yaptırılsa aklıma hemen 12 Eylül gelir.
Bir adama anayasa yaptırtmak dikta rejimi davranış biçimidir.

Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir.

Bir adam anayasa yapar mı?

Öylesine rezil oldu ki AKP, tuttu bu sefer bizim anayasa taslağımız yok diyerek kendi anayasa taslağını inkar etti.

Şimdi açılmda düştükleri durumun aynısını o zaman anayasada düşmüşlerdi.

Özbudun muş...

İkincisi, AKP'nin derdi başka.

Anayasa'nın değiştirilmez maddeleri ile oynamaya kalkıyor.
O maddeleri 12 Eylül koymadı. Tam tersine 12 Eylül'ün de değiştiremeyeceği maddelerdi. Kenan Evren'in gücü o maddeleri değiştirmeye yetmezdi, bu ülke o kadar da boş değildir.

Üçüncüsü, AKP Anayasa mahkemesi tarafından mahkum edilmiştir.

Anayasa mahkemesi tarafından laikliği yıkmakla suçlanmış bir parti ile hiç işimiz olmaz. Böyle bir partinin bu ülkeyi yönetiyor olması bile bir hukuksal garabettir.

Yani Anayasanın değiştirilemeyecek ilkelerinden birini değiştirmekle mahkum olacak ve yine de ülkeyi yönetecek.

Bu nasıl garabet böyle?

AKP'nin anayasa yapma gücü yoktur.

Sonra, 12 Eylül anayasasının 1/3'lük kısmı AKP'den önce değişti zaten.
AKP gelmeden önce değişmesi gereken önemli maddeleri değişti ve 12 Eylül anayasası olmaktan çıktı.

Tek engel geçici 15. madde. Onu da AKP değiştirmeye yanaşmıyor.

Daha bir maddeyi değiştiremeyen anayasanın tamamını mı değiştirecek?

İşte çelişkisi de budur. 12 Eylül anayasası dedikleri anayasayı 12 Eylülcüleri yargılamadan değiştirmeye kalkıyor.

Üstelik daha despotik maddeler koyarak.

Ne değişim ama....

AKP 12 Eylül'ün devamıdır. 12 Eylül AKP ile şaha kalkmıştır.

wiperandcleaner
08-12-2009, 13:18
Kim sivil anayasa yapıyor?

Sen AKP'nin Özbudun taslağını okumadın galiba.

Onun neresi sivil. Tam bir "tek parti rejimi" anayasası.


Nasılda kazıdıkça gerçek yüzün ortaya çıkıyor be soda, bu gidişle senin burnundan İstanbul'a 3.'cü 4.'cü köprü bile yapılacak, bir işe yarayacaksın :peace:


Zaten ne zaman bir prof. bulunup ona anayasa yaptırılsa aklıma hemen 12 Eylül gelir.
Bir adama anayasa yaptırtmak dikta rejimi davranış biçimidir.


27 Mayıs'cılar gelmiyor mu aklına?

Niye, onlar sevimli cici apoletliler tayfası da ondan mı?

27 Mayıs'ta ve 12 Eylül'de gayrı meşru bir darbenin muktedirleri emir-komuta zinciri içinde emrettiler ve anayasa yaptırdılar.

22 Temmuz sonrası ise bu ülkenin legal, hukuki ve meşruiyetini halktan alan iktidarı bir proflar, uzmanlar heyetine taslak çalışması (http://www.tempodergisi.com.tr/politika/14537/) yaptırdı.

İkisini birbirine eşitleyenler kaypak darbecilerdir, postal yalayıcılarıdır, bu durumlarını Sina Akşin gibi erkekçe ifade edemeyip kıvıranlar, çamura yatanlardır.


Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir.


Dünya'da öyledir, ama Türkiye'de bir avuç azınlık bunu "Beyaz Türkler'e biat" sözleşmesi olarak ele alıyor.

Sıkıntı burada.


Sonra, 12 Eylül anayasasının 1/3'lük kısmı AKP'den önce değişti zaten.
AKP gelmeden önce değişmesi gereken önemli maddeleri değişti ve 12 Eylül anayasası olmaktan çıktı.


Ha şöyle, inkar edemeyeceğin gerçekleri itiraf et, itiraf etki ne zaman darbe anayasası değiştirilmek, ortadan kaldırılmak istense senin gibi kemalistler ayağa fırlayıp "bu darbe anayasası değilki!" diye ciyaklıyorlar.

12 Eylül Anayasının bekası için döktüğünüz teri şu milletin menfaatleri, ülkenin çıkarları için ne zaman dökeceksiniz :horn:

1999-2002 arasında "Evren yargılansın" diyen Sacit Kayasu'yu süründürenleri kollamak adına "12 Eylül korkusu vardı" yalanını ortaya atan soda, şimdi "AKP öncesi o anayasa zaten değişmişti" diyor.

O halde ne korkusu vardı!

Bu kadar yalan ve çelişki ile nasıl yaşıyorsun, miden bunları nasıl kaldırıyor?

Delikanlı ol, Sina Akşin gibi ol.

"Cuntacıyım, darbeciyim, askeri-militarizmden yanayım. Yemişim halk iradesini sivil anayasayı, ben emir-komuta zinciri içinde yaşamak ve yaşatmak istiyorum" desene yüreğin yetiyorsa!

Sen bunları bu açıklıkta demesende beyni olan herkes yazdıklarından bunu sonucu çıkarıyordur soda, yani gizlendim sana devekuşu misali boş kamuflaj arayışlarına girme.

Mal meydanda!

Soda
08-12-2009, 17:40
Okudun mu?

Neyi okudun sen Wip?

Şemdinli iddianamesini önüne koydum mosmor oldun. Ferhat Sarıkaya'nın Pkk işbirliğini görünce hemen lafı Kayasu'ya çevirdin. Gözün kesmedi mi artık Ferhat Sarıkaya'yı savunmak. Pkk ile aynı çizgide olan kafanız adım adım deşifre olmakta.



Ergun Özbudun anayasasını getir birlikte okuyalım.

Tek tek madde madde tartış benimle.

Bırak o laubali ağzıları. Ukalalığın ve şımarıklığın AKP'nin iktidarda olması sebebiyledir.

Yarın öbürgün görürüz ilk seçimlerde bu suratınızı.

Benimle somut tartışacaksan tartışırsın.

Şımarık ukalalar ile işim olmaz.

Sen o lafları Amerika'da çiftliklerde yaşayıp oturma süresini uzatmak için CIA ajanlarını referans gösterenlere söyleyeceksin.

Bir de sıkıştıkça Obama'nın yanına koşanlara.

Alayınızı toplasak bir adam çıkmaz sizlerden.

Vız gelir tırıs gidersiniz.

Soda
08-12-2009, 17:46
Bir de:

12 Eylül anayasasını savunuyormuşuz.

Vay vay vay vay....

Dediğimiz; "değiştirilemez maddelerin 12 Eylül'den önce olduğudur"

Dediğimiz; "o maddeleri 12 Eylül getirmedi."

Dediğimiz; "12 Eylül bile o maddeleri değiştirecek gücü kendinde bulamadı."

Cümlelerimden işine geleni seçip bütünlüğü bozamazsın.

Senin AKP LAİKLİĞİ yıkmaya çalışırken basıldı.

Laikliği yıkmaya çalışmaktan suçlu bulunanlarla anayasa değiştirmem ben.

AKP gider değişmesi gereken değişir.

AKP'ye düşen Evren'i yargılayacak GEÇİCİ 15. MADDEYİ değiştirmektir.

Evrenci suratları deşifre olmuştur.

http://www.gercekgundem.com/img/news/arinc-evren1.jpg


Çünkü AKP 12 Eylül'ün sivil varyantıdır.

Bu hergün daha da netlik kazanmakta.

naper
08-12-2009, 18:49
Nasılda kazıdıkça gerçek yüzün ortaya çıkıyor be soda, bu gidişle senin burnundan İstanbul'a 3.'cü 4.'cü köprü bile yapılacak, bir işe yarayacaksın :peace:
Niye, onlar sevimli cici apoletliler tayfası da ondan mı?
İkisini birbirine eşitleyenler kaypak darbecilerdir, postal yalayıcılarıdır, bu durumlarını Sina Akşin gibi erkekçe ifade edemeyip kıvıranlar, çamura yatanlardır.
Dünya'da öyledir, ama Türkiye'de bir avuç azınlık bunu "Beyaz Türkler'e biat" sözleşmesi olarak ele alıyor.
Sıkıntı burada.
Ha şöyle, inkar edemeyeceğin gerçekleri itiraf et, itiraf etki ne zaman darbe anayasası değiştirilmek, ortadan kaldırılmak istense senin gibi kemalistler ayağa fırlayıp "bu darbe anayasası değilki!" diye ciyaklıyorlar.
12 Eylül Anayasının bekası için döktüğünüz teri şu milletin menfaatleri, ülkenin çıkarları için ne zaman dökeceksiniz :horn:
Bu kadar yalan ve çelişki ile nasıl yaşıyorsun, miden bunları nasıl kaldırıyor?
Delikanlı ol, Sina Akşin gibi ol.
"Cuntacıyım, darbeciyim, askeri-militarizmden yanayım. Yemişim halk iradesini sivil anayasayı, ben emir-komuta zinciri içinde yaşamak ve yaşatmak istiyorum" desene yüreğin yetiyorsa!

Mal meydanda!

sevgili,saygıdeğer arkadaşlar.yukarıdaki alıntıda wiperandcleaner takma ismli kullanıcının aslında hiç bir şey söylemeyen,tamamen iğneleme amaçlı,kısacası içi boş satırlarını özellikle seçtim.kabaca bu son yazısının %5 i fikir ve bilgi içeriyor.oran önceki yazılarında ve farklı konu başlıklarında da çok yakın diyebilirim.

wiperandcleaner,
gözünü kapatıp ne kadar çok yazarsam o kadar baskın olurum diyeceğine,soda,nın yazdıklarını silbaştan dikkatlice oku ve reel dayanakları olan yanıtlar ver.

"köprü altı cam cam........" tarzında muhabbet bu ortama yakışmıyor.söyleyebileceğin delillerle desteklenen doğrular var ise bunu üstün! zekanla birleştirip paylaş bizimle.

çok açık bir soru var savunduğun insanlara;
darbe yapmaya kalkıştığı için bir sürü insan yargılanıyor.
hay hay...
peki zaten darbe yapmış olan kenan evrenin yargılanması konusunda AKP ayak sürüyor.sen bu konuda ne düşünüyorsun?

a)bu kesinlikle yanlıştır,akp halt etmektedir
b)kenan evren hayırlı bir adamdır.AKP doğru yapıyor.
c)fikrim yok.
d)hepsi

neden çoktan seçmeli yaptığıma gelince;
sorulan çok basit sorulara bile "mal meydanda", "yemişim","çaktın","deptim" gibi garip yanıtlar veriyorsun.
sadece hangi şıkkı seçiyorsan,klavyeden o harfe bas.birden fazla tuşa basma!
kal sağlıcakla...

wiperandcleaner
08-12-2009, 20:58
Şemdinli iddianamesini önüne koydum mosmor oldun. Ferhat Sarıkaya'nın Pkk işbirliğini görünce hemen lafı Kayasu'ya çevirdin. Gözün kesmedi mi artık Ferhat Sarıkaya'yı savunmak. Pkk ile aynı çizgide olan kafanız adım adım deşifre olmakta.


Soda, lütfen alıcılarının ayarıyla oyna :kiss:

Ferhat Sarıkay'a verdik "askeri vesayeti" ispat için, "istemezük" dedin, o zaman bizde "Sacit Kayasu verelim" dedik :ranger:

Bu seni köşeye fena sıkıştırdı, takken düştü kelin göründü, hiç bana kızma.

Demek Şemdinli İddianamesi'ni görünce morardık ha :biggrin1:

Pozisyonu tekrar oynattığımızda durumun hiçde öyle olmadığını görüyoruz soda:

Soda, mesajın içindeki abuk subuk tahlillerine hiç girmeyeceğim(keyfim yok, fener mağlup :doh:) sadece şunu soruyorum: Bu iddianame bu kadar uçuk kaçıktı ya şunlar niye oldu:

-İddianame mahkemece kabul edildi
-İddianamede suçlananlara ağır hapis cezaları verildi

Bunlar niye oldu?

Hakimlerde mi nurcu pkk'cıydı söyle bakalım :help:

Yalanlara inanmayı seçmiş soda, bu savcının hayatını kaydırdılar.

Sadece savcının değil iddianameyi kabul eden mahkeme üyelerinin de.

Bütün bunlar bu ülkede askeri vesayet rejimi olduğunun delili değil mi?

Hadi Ferhay Sarıkaya'yı tukaka ilan ettin, onu sevmiyorsun.

Başka bir savcı üzerinden inkar ettiğin yok saydığın askeri vesayet rejimini sana göstermeye çalışalım.

Üstelik bu sefer hedefteki askeri kişilik senin "sallayabilir, eleştirebiliriz" kategorinde olan bir kişilik.

Kenan Evren.

Savcı Sacit Kayasu "Evren yargılansın" dedi ve meslekten ihraç edildi soda!

Kayasu'da mı nurcu pkk'cı?

Söyle?


Pozisyonu ağır çekimde tekrar izlediğimizde topu üstelik ceza sahasında elle oynadığın buz gibi ortada soda.

Final: Penaltı!


Ergun Özbudun anayasasını getir birlikte okuyalım.

Tek tek madde madde tartış benimle.


Aç bir başlık tartışalım, şu an yürürlükteki anayasa ile mükayese ederek.

Hodri Meydan!

Yüreğin yetiyorsa.


Bırak o laubali ağzıları. Ukalalığın ve şımarıklığın AKP'nin iktidarda olması sebebiyledir.


Biz sokakta tanklar yürürken de, camii'ye gitmek sakal bırakmak "terörist ilan edilmek" için yeterli iken, 28 Şubat sürecinde de haykırıyorduk bunları, bu gün sesimiz o günlerdekine göre daha az çıkıyor soda.

Bizi Türkiye'nin çakma solcularıyla karıştırma, kemalist hempalarınla karıştırma, "Beyaz Türkler"le hiç karıştırma.

Bir de:

12 Eylül anayasasını savunuyormuşuz.

Vay vay vay vay....

Dediğimiz; "değiştirilemez maddelerin 12 Eylül'den önce olduğudur"

Dediğimiz; "o maddeleri 12 Eylül getirmedi."

Dediğimiz; "12 Eylül bile o maddeleri değiştirecek gücü kendinde bulamadı."

Cümlelerimden işine geleni seçip bütünlüğü bozamazsın.


Öyle mi, tamam pozisyonu tekrar oynatalım, seni mi kıracağız:


Sonra, 12 Eylül anayasasının 1/3'lük kısmı AKP'den önce değişti zaten.
AKP gelmeden önce değişmesi gereken önemli maddeleri değişti ve 12 Eylül anayasası olmaktan çıktı.


Soda, kolay değil değilmi bu sözlerin arkasında durabilmek :painkiller:


Laikliği yıkmaya çalışmaktan suçlu bulunanlarla anayasa değiştirmem ben.


Yapma be! Bak çok üzüldüm şimdi, sen olmasan olmazki bu iş, akim kalır.

Bu işin olabilirliği sana bağlı :rofl:

İşte tipik kemalist kibri, ukalalığı ve halüsinasyonu!

Öyle bir değişirki ve değişecek, göreceksin.

wiperandcleaner
08-12-2009, 21:08
Dediğimiz; "12 Eylül bile o maddeleri değiştirecek gücü kendinde bulamadı."


Bak özür dilerim, tiye alınmayı hak eden şu sözüne değinmeyi unutmuşum :D

Soda, buraları okuyan ve 12 Eylül sonrasını bilmeyen yaşı müsait olmayan çocukların, bu sözler karşısında nasıl tepki verebileceklerini kestirmek mümkün.

Şaşkınlıkla "aaa, Evren Anayasa'nın değiştirilemez ve bu teklif dahi edilemez maddelerine karşı birisi miydi yoksa?" diyeceklerdir, tereddüt etselerde! Zaten bu tiye alınası sözler bunun için sarfediliyor.

Peki ya yaşı müsait olup "Atatürk'e tapmak lazım!" deme derecesinde pagan Kemalist olan Evren'i tanıyan, yaşı müsait olup o günleri görenler acaba monitör karşısında bu sözler için ne yapıyor, nasıl tepki veriyor bunu hiç merak ettin mi :whoo:

Yok yok yok, burada anlatmayayım, sen anlamışsındır :D

frodo
08-12-2009, 21:47
Sayın wiperandcleaner,

Yazı stiliniz ve muhattaplarınıza yakıştırdığınız "ikiyüzlü", "çukurda" "bu kadar yalanı miden nasıl kaldırıyor" v.b sıfatlar ve tanımlamalarla bize siteden uzaklaştırdığımız bir üyeyi hatırlatıyor.

Sizden ricamız uslubunuzu gözden geçirmeniz ve forum alanlarını paylaştığınız, tartıştığınız diğer üyeleri tahrik eden tavırlardan uzak durmanızdır.

Forum kurallarımız uzaklaştırdığımız bir üyenin farklı bir nickle yeniden üye olmasını kabul etmemektedir.

Selamlar.

wiperandcleaner
08-12-2009, 22:16
Sayın wiperandcleaner,

Yazı stiliniz ve muhattaplarınıza yakıştırdığınız "ikiyüzlü", "çukurda" "bu kadar yalanı miden nasıl kaldırıyor" v.b sıfatlar ve tanımlamalarla bize siteden uzaklaştırdığımız bir üyeyi hatırlatıyor.

Sizden ricamız uslubunuzu gözden geçirmeniz ve forum alanlarını paylaştığınız, tartıştığınız diğer üyeleri tahrik eden tavırlardan uzak durmanızdır.

Forum kurallarımız uzaklaştırdığımız bir üyenin farklı bir nickle yeniden üye olmasını kabul etmemektedir.

Selamlar.

Selam frodo.

Ben açık sözlülüğü severim kapalı konuşulmasından hem hoşlanmam hem anlamam, kime benzettiniz beni orasınıda bilmem.

Ayırca beni çokda ilgilendirmiyor, ancak taklitlerimden sakının diyebilirim :drum:

Ulsup uyarınızı dikkate alayım ama söylemediğim sözler var orada mesela ben soda'ya "bu kadar yalanı miden nasıl kaldırıyor" demedim, cümle şöyle: Bu kadar yalan ve çelişki ile nasıl yaşıyorsun, miden bunları nasıl kaldırıyor?

Bunu da durduk yere söylemedik!

Sacit Kayasu'yu aforoz edenleri savunmak için "12 Eylül korkusu vardı" diyor, 4 ay sonra yapılanlar için "12 Eylül'ün sivil uzantısı" hükmü koyuyor.

Sonra birde kalkıp "AKP gelmeden önce değişmesi gereken önemli maddeleri değişti ve 12 Eylül anayasası olmaktan çıktı" diyor.

İnsan bu kadar çelişkiyle nasıl yaşayabilir, bunu sormazsam olmazki, ben soda'yı sevdim bir kere, sağlıyla ilgilenmezsem olmaz :bathbaby:

Birde burada söylediğimi söylediğin şu "ikiyüzlü", "çukurda" kelimelerini wiperandcleaner için, yani kendim için arattım ama hiç bir sonuç çıkmadı!

Yani böyle şeyler söylememişim, ayıp değil mi iftira ediyorsun bana!

Ama bak, biraz evvel bir üye için istediği çukuru seçme hürriyeti var gibi bir şey söylemiştim, uyarının sebebi buysa bu arkadaşımız için bu ifadenin bir sorun oluşturduğunu sanmıyorum sözlerine bakarsa yaşam alanını söylemiş oldun ben.

Birde ben kimseyi tahrik etmek için yazmam, yazarsam da bunu herkes anlayabilir açık açık tahrik ederim merak etme :attention:

Soda
08-12-2009, 22:24
Soda, mesajın içindeki abuk subuk tahlillerine hiç girmeyeceğim(keyfim yok, fener mağlup :doh:) sadece şunu soruyorum: Bu iddianame bu kadar uçuk kaçıktı ya şunlar niye oldu:

-İddianame mahkemece kabul edildi
-İddianamede suçlananlara ağır hapis cezaları verildi

Bunlar niye oldu?

Hakimlerde mi nurcu pkk'cıydı söyle bakalım :help:



İşte ben de bu yüzden tartışmak istemiyorum seninle.
İlkokul çocuklarına anlatır gibi her şeyi tek tek, başa sara sara anlatmak zorundayım.

İddianamenin mahkemece kabul edilmesi bir kriter değildir. Mahkeme şekil şartlarına bakar kabul eder. Mahkemelerin kabul etmediği bir iddianame de yoktur.

İddianamede suçlananlara ağır hapis cezası verilmesi de konumuz değil.
Ben iddianamede suçlananlar suçsuzdur demedim ki.
Tartışmamız onların suçlu olup olmadığı ile ilgili değil ki.
Ben senin önüne iddianameden metinler koydum ki Ferhat Sarıkaya'nın kim olduğunu öğrenesin diye...
O metinleri okursun anlarsın, yan yola girmeden bakarsan anlarsın. O iddianameyi Pkk ile işbirliği içinde nasıl hazırldığını ve Ferhat Sarıkaya'nın kafasındaki büyük kürdistan hayalini.
Ve neden bu kadar ateşli bir şekilde Türk ordusunu yargılamaya çalıştığını da anlarsın.

Pkk'ya sempatisi olan herkes Türk ordusuna düşman olur.
Veya tersi Türk ordusuna düşman olan Pkk'ya sempati ile bakar.
Bu fiziğin, kimyanın doğal kanunudur.
Ferhat Sarıkaya'lar hâla ortalıkta. Kimisi savcı, kimisi hakim, kimisi emniyetçi.
Biri yakalar, diğer iddianame hazırlar, öbürü de ceza keser.
Sonra hepsi birden Cuma'ya giderler.
Sistem böyle işler.
Öğren bunları diyecem ama sen zaten biliyorsundur.


olup "Atatürk'e tapmak lazım!" deme derecesinde pagan Kemalist olan Evren'i tanıyan, yaşı müsait olup o günleri görenler acaba monitör karşısında bu sözler için ne yapıyor


Bir insan "Atatürk'e tapmak lazım" diyorsa bu sözler onun Atatürkçü olmadığını ispatlar.

Ayrıca sözlere değil icraatlara bakılır.

Atatürk'ün kurduğu TDK'yı, TTK'yı CHP'yi kapatacak olan adam ve bütün Atatürkçü aydınları içeri tıkcak adam ve daha bir sürü naneyi yiyecek adam Atatürkçüyüm diyecek de biz de safız ya inanacaz.

Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Atatürkçüyüm demek zorundadır onlar çünkü Cumhuiyet'in altını oyarken kendilerine kamuflaj yapacaklar. Vakit "Atatürkçü değilim" diyecek vakit değildir.
Ama şimdi olsa bunu söylemek zorunda da değildi.
AKP'nin besleme aydınları gibi hergün Atatürk'e sövebilirdi.

Ama doğru ya...

AKP bile Atatürkçü ise RTE bile Atatürkçü ise Kenan Evren haydi haydi Atatürkçüdür :)

Bu minvalde benim Atatürkçülük'ten çıkmam farz oldu.

Bizi Türkiye'nin çakma solcularıyla karıştırma, kemalist hempalarınla karıştırma, "Beyaz Türkler"le hiç karıştırma

Yoo, ben sana Beyaz Türk dermiyim. Haşa...
Ama "Beyaz Müslüman" olduğun kesin.
AKP ile birlikte voliyi vurmuş gibi bir halin var.
İhale falan mı kaptın yoksa? Çok neşelisin. Bu tepeden bakışının sebebi bu mu yoksa?

Biz gariban adamız, bu kadar şen şakrak olamıyoruz...

Bu tarikat-ticaret-siyaset üçgenindeki saadet pastasından bayağı bir dilim kapmışsın gibi bir halin var.

wiperandcleaner
08-12-2009, 22:46
İddianamenin mahkemece kabul edilmesi bir kriter değildir. Mahkeme şekil şartlarına bakar kabul eder. Mahkemelerin kabul etmediği bir iddianame de yoktur.

İddianamede suçlananlara ağır hapis cezası verilmesi de konumuz değil.
Ben iddianamede suçlananlar suçsuzdur demedim ki.
Tartışmamız onların suçlu olup olmadığı ile ilgili değil ki.


Soda yapma gözünü seveyim ucuzcu olma dedik sana :hungry:

Sen şu hukuk bilginle mi benimle "Sivil Anayasa" tartışması yapmaya cesaret ediyorsun!

Demek kabul edilmeyen iddianame olmaz öyle mi :bowl:

Bu ne?

http://www.nethaber.com/Toplum/97275/Super-Savcinin-IDDIANAMESI-REDDEDILDI

Söyle bu ne :noidea:

Eğer bir iddianame yeter şartlara haiz değilse, iddialar ile somut bulgular örtüşmüyorsa, maddi şartlar yeterli değilse iddianame elbet reddedilir.

İddianame kabul edilmişse bu iddialar ve bulgular ciddi, muhakeme edilmeli demektir.

Elde var 1.

Yargılama sürecinde de iddianame ve sanıklar hakkında eldeki bulgular esastır, mahkeme sonunda suçlananlar ilgili ceza maddeleri uyarınca çok ağır (30 küsür yıldı sanırım) cezalandırılırsa bu iddianamede isnat edilen suçlamalar mahkemece yerinde doğru bulunmuş demektir.

Elde var 2.

Şimdi bu iki veriyle birlikte şu söze bakalım "Ben iddianamede suçlananlar suçsuzdur demedim ki"

Ne dedin peki, pozisyonu tekrar mı oynatalım?

Savcı'nın gündeme getirdiği iddiaların örgüt progopandası olduğunu söylemek istemedin mi?

Mahkeme savcının suçlamalarını yerinde buluyor ve sanıkları mahkum ediyor, bu durumda ne oluyor?

Soda'nın savcıya iftira ettiği kesinleşiyor!

Artık elde var 3.


Ferhat Sarıkaya'lar hâla ortalıkta. Kimisi savcı, kimisi hakim, kimisi emniyetçi.
Biri yakalar, diğer iddianame hazırlar, öbürü de ceza keser.
Sonra hepsi birden Cuma'ya giderler.
Sistem böyle işler.


Niye bu kadar zorlanıyorsunki, direkt desene "Cuma'ya giden herkes ordu düşmanıdır" diye :blah:

Bu kafayla mücadele edeceğiz soda, bu ülkenin en büyük sorunu bu kafadır.

Kaçış yok.


Bir insan "Atatürk'e tapmak lazım" diyorsa bu sözler onun Atatürkçü olmadığını ispatlar.


Neye göre ispatlar?

Sodaizm'e göre mi :noidea:

Sodaizm'le ilgilenmediğimizi, hatta soda dışında sodaizm'i kimsenin iplemeyeceğini söylemiştim soda, gerekli çıkarımı yine yapamamışsın :tea:

Evren'in kemalist olduğunu inkar etmek, "Stalin komünist değildi" demekten daha uçuk bir sözdür!


AKP ile birlikte voliyi vurmuş gibi bir halin var.
İhale falan mı kaptın yoksa? Çok neşelisin. Bu tepeden bakışının sebebi bu mu yoksa?

Biz gariban adamız, bu kadar şen şakrak olamıyoruz...

Bu tarikat-ticaret-siyaset üçgenindeki saadet pastasından bayağı bir dilim kapmışsın gibi bir halin var.

İşte çaresizlik içinde kalan kemalistlerin genel tavrı, hemen çamura yat.

"Beyaz Türkler"in belkide en faydalı yönleri bu, insanın topraktan-çamurdan yaratıldığının güzel kanıtı oluyorlar kendileri :tea:

Bu çirkin yakıştırman karşısında benim de senin için "bu güne kadar nemalandığın devlet kremasından uzak kalma korkusu mu seni böyle agresifleştiriyor" demem mi gerekiyor?

Yada "senin siyasi parti ve ideolojilerle kurduğun bağ menfaat eksenli olabilir, ama bizim böyle bir çıkar ilişkimiz yok" mu demeliyim.

Yada parti kongresinde "bakanlığıma beşbin militan yerleştirdim" diyen siyasi senin gibi bir kemalistti, sosyal demokrattı, bizim oy verdiğimiz kadroların böyle becerileri! yok mu demeliyim :hungry:

Soda bana hiç olmazsa bu konuda yardım et.

Soda
08-12-2009, 23:36
Soda yapma gözünü seveyim ucuzcu olma dedik sana :hungry:

Sen şu hukuk bilginle mi benimle "Sivil Anayasa" tartışması yapmaya cesaret ediyorsun!

Demek kabul edilmeyen iddianame olmaz öyle mi :bowl:

Bu ne?

http://www.nethaber.com/Toplum/97275...ESI-REDDEDILDI (http://www.nethaber.com/Toplum/97275/Super-Savcinin-IDDIANAMESI-REDDEDILDI)

Söyle bu ne :noidea:

Eğer bir iddianame yeter şartlara haiz değilse, iddialar ile somut bulgular örtüşmüyorsa, maddi şartlar yeterli değilse iddianame elbet reddedilir.


Ah hata bende ki seninle tartışıyorum.
"1000 kere söyledik neden yapmadın" cümlesini
"Ama ben saydım 999 kereydi" diye itiraz etmek gibi...

Ah bende hataki senin mantık oyunlarına, zihin kurgularına, eğlence düşkünlüğüne mazleme vermişim.

Ah Soda ah, biraz daha dikkatli cümle kursana.


Eğer bir iddianame yeter şartlara haiz değilse, iddialar ile somut bulgular örtüşmüyorsa, maddi şartlar yeterli değilse iddianame elbet reddedilir.

İddianame kabul edilmişse bu iddialar ve bulgular ciddi, muhakeme edilmeli demektir.


Teorik ukalalıklar.

Özellikle mi çaba gösteriyorsun?

Ben sana Şemdinli iddianamesinden pasajlar aktardım sen hemen yan yollara girmeye başladın.
Senin düşüncen yok mu Wip? Sen okuduğunu anlamıyormusun da "hakime" mi bakıyorsun ?

Adam Büyük Kürdistan'dan bahsetmiş çözüm olarak sen bana ama mahkeme kabul etti diyorsun.

Ne alaka? Kel alaka...
O halde mahkemede de bir sorun var demektir. Ama konumuz mahkeme değil "İDDİANAME"

Bak büyük yazdım çamura yatmayasın diye.

Bana ne mahkemenin kabul edip etmemesinden. Mahkeme bunu göremiyorsa ben ne yapayım?

Sen okuduğuna değil de mahkemeye mi inanıyorsun.


Benim sana sunduğum delil AÇIK, BARİZ, Kör gözüm parmağına diyeceğim kadar net. Yani sadece okuyacaksın o kadar. Adamın kendi metni. Direkt metinden.
Sen bunu okuduğunda yorumlayamıyorsun da mahkemeden yardım mı istiyorsun?
Sen hala yan yollardasın. Sanıklar mahkum olmuş.
Mahkeme sanıkların Pkk'lı olduğunu anlamamışsa ben ne yapayım. Git onlara sor.
Biri yakalar, biri iddianame hazırlar diğeri de mahkum eder.
Cemaatte işler böyle yürür.
Öğren bunları.

Evren'in kemalist olduğunu inkar etmek, "Stalin komünist değildi" demekten daha uçuk bir sözdür!


Ne Evren Kemalist idi ne de Stalin komünist.
Bunlara diktatör denir buradalarda.
Ben sana neden Kemalist olamayacağının delillerini de verdim ucundan köşesinden.

Ama sen sadece önyargını konuşturursun.

Sana bakınca "önyargı"dan başka bir şey göremiyorum

Çocukluğunda kafana ne kazınmışsa onları anlatıyorsun burada.

Aş bunları aş.

Yok yok...

Boşver aşma.

Aşarsan iyice havalara girersin hiç tutamayız seni sonra.



Yada parti kongresinde "bakanlığıma beşbin militan yerleştirdim" diyen siyasi senin gibi bir kemalistti,


Moğultayı mı kastediyorsun.

O mu Kemalist?

Sizin beyninizi birileri yıkıyor arkadaş.

Ayrıca o cümlede öyle değil şöyleydi:

"Hükümetten 5 bin kişilik kadro çıkardım. Bu kadroları örgütüme vermeyip de MHP'ye mi verseydim, Refah'a mı verseydim? Seyfi Oktay zamanında 2 bin civarında hakim alındı, benim zamanımda 1000 civarında hakim alındı. 3 bin hakim alındı. "


Zaten sırf hafızadan gidiyorsun bari biraz doğru git.

Çellist
09-12-2009, 01:34
Şemdinli iddianamesi Türk tarihinin en korkunç hukuk skandallarından biridir. Savcı o iddianamede Büyük Kürdistan'ı kurmaya kalkmış olan biri; hem de mümin -hiç şaşırmadım-... İnanılmaz bir şaklabanlık ve namussuzluk belgesiydi. Tarikat savcısı Büyük Kürdistan'ın hikmetleri ve erdemlerini anlatan bir iddianame döşedi...

wipeandcleaner,

Büyük Kürdistan mücadelesi savcıların görevi değildir. Cumhuriyet savcılarının görevi tam tersidir: Türkiye'nin bütünlüğüne kasdedenlerle mücadele etmek, Türkiye'nin bütünlüğüne kasdetmek değil.

Müminler o yüzden devlet görevinden men edilmelidirler; devlette görev almasın ve inançları gereği de olsa insan haklarına aykırı fiillerde bulunmasın da ondan sonra neye inanırsa inansın neye secde ederse etsin, tuvalette hangi duaları okuyor hangi İslami törenleri yapıyorsa yapsın. Örneğin savcılık kurumu... Adamlar cumhuriyet savcısı değil tarikat savcısı oluyorlar. Hayal aleminde inançları ile hareket ederek saçma sapan metinlerle tarikat dışından olan insanların, hem de namuslu vatan evlatlarının, insan gibi insanların hayatlarını karartmak için yırtınıyorlar; dünyanın en gülünç hukuk metinlerini karalıyorlar.

Çellist
09-12-2009, 04:01
Önceki mesajımda şunu yazmıştım:

Büyük Kürdistan mücadelesi savcıların görevi değildir. Cumhuriyet savcılarının görevi tam tersidir: Türkiye'nin bütünlüğüne kasdedenlerle mücadele etmek, Türkiye'nin bütünlüğüne kasdetmek değil.


Eksik ifade etmişim.

Bu Nurcu savcı Türk soyundan gelmesi çok muhtemel olsa da Peşmerge kardeşleri ve BOP için Türk topraklarından da ötesini hedeflemiş -Şeyhi CIA'nın muteber ve tescilli işbirlikçilerinden ya-; Büyük Kürdistan'dan bahsediyor. Mahkemedeki el bombası atma davasında Kürtler için İran, Irak ve Suriye'den de, hatta kimi haritaya göre Ermenistan ve Azerbaycan'dan da Peşmerge kardeşleri için toprak talep ediyor!

Adam Türkiye'de iç savaş çıkarmaktan öte bütün Ortadoğu ve Transkafkasya'yı karıştırmaya ant içmiş! :D

Mahkeme de "Doğru, İran ve Suriye ve de şoralar boralar PKK'ya hak ettiği topraklarını versinler" diye karar verdiğinde bir de İran'la savaşa tutuşacaktık. Bizimkiler "Ver lan PKK'nın toprağını!" diye İran'a dalacaktı. Öyle bir şey olmazdı da; bizim Nurcu savcının da "Ya tutarsa" diyerek bu ümitlere kapılmış olması kesine yakın.

Tarikatçi bunlar; hepsi kafayı yemiş. Bulundukları yerlerde de herkes delirdiğinde; belki muratlarına erebilirler. O da belki...

naper
09-12-2009, 10:11
sevgili,saygıdeğer arkadaşlar.yukarıdaki alıntıda wiperandcleaner takma ismli kullanıcının aslında hiç bir şey söylemeyen,tamamen iğneleme amaçlı,kısacası içi boş satırlarını özellikle seçtim.kabaca bu son yazısının %5 i fikir ve bilgi içeriyor.oran önceki yazılarında ve farklı konu başlıklarında da çok yakın diyebilirim.

wiperandcleaner,
gözünü kapatıp ne kadar çok yazarsam o kadar baskın olurum diyeceğine,soda,nın yazdıklarını silbaştan dikkatlice oku ve reel dayanakları olan yanıtlar ver.

"köprü altı cam cam........" tarzında muhabbet bu ortama yakışmıyor.söyleyebileceğin delillerle desteklenen doğrular var ise bunu üstün! zekanla birleştirip paylaş bizimle.

çok açık bir soru var savunduğun insanlara;
darbe yapmaya kalkıştığı için bir sürü insan yargılanıyor.
hay hay...
peki zaten darbe yapmış olan kenan evrenin yargılanması konusunda AKP ayak sürüyor.sen bu konuda ne düşünüyorsun?

a)bu kesinlikle yanlıştır,akp halt etmektedir
b)kenan evren hayırlı bir adamdır.AKP doğru yapıyor.
c)fikrim yok.
d)hepsi

neden çoktan seçmeli yaptığıma gelince;
sorulan çok basit sorulara bile "mal meydanda", "yemişim","çaktın","deptim" gibi garip yanıtlar veriyorsun.
sadece hangi şıkkı seçiyorsan,klavyeden o harfe bas.birden fazla tuşa basma!
kal sağlıcakla...

2.sayfada bir soru sormuştum.yanıt alamadım.sorumu yineliyorum.

wiperandcleaner,
soruma yanıt verememişsin.şaşırmadım!
hemen şunu da belirteyim yanlış doğruyu götürmüyor.yanıtı bilmiyorsan,atabilirsin.

wiperandcleaner
09-12-2009, 16:49
Ah hata bende ki seninle tartışıyorum.
"1000 kere söyledik neden yapmadın" cümlesini
"Ama ben saydım 999 kereydi" diye itiraz etmek gibi...


Yeme bizi :biggrin1:

"Mahkemelerin kabul etmediği bir iddianame de yoktur" sözü hukuk bilgini ele veriyor, olabilir kınamıyorum, öğrenmenin yaşı yok soda :juggle:


Teorik ukalalıklar.

Özellikle mi çaba gösteriyorsun?

Ben sana Şemdinli iddianamesinden pasajlar aktardım sen hemen yan yollara girmeye başladın.
Senin düşüncen yok mu Wip? Sen okuduğunu anlamıyormusun da "hakime" mi bakıyorsun ?

Adam Büyük Kürdistan'dan bahsetmiş çözüm olarak sen bana ama mahkeme kabul etti diyorsun.

Ne alaka? Kel alaka...


Hukuk bilgin olmazsa tabi "teorik ukalalık, kel alaka" dersin.

Bir iddianame, barındırdığı iddialar ve suçladığı gerçek/tüzel kişilikler hakkında ciddiye alınır, somut delilleri ortaya koyamamışsa ne dava açılır ne yargılama sonucu iddianamede talep edilen cezalar muhataplarına verilir.

Sen bu devletin bir savcısının düzenlediği iddianameyi örgüt propogandası yapılıyor diye açıkça karalayıp çamur atıyorken iddianame içeriğine hiç girmeden yaşanmış somut neticeden hareketle bu tezini çürüttüm.

Bu durumda aynı iftirayı mahkeme heyetine de yapmalısın yada iftira ettiğini kabul etmelisin.

Ancak sende o yürek yok!

Şimdi gelelim çok arzuladığın iddianame içeriğine, bana iki pasaj vermiştin. Birisi bir tanık ifadesi diğeri savcılığa ait. Savcılığa ait metinde iddianame metnini incelemeyenleri kandırmak için metinde makaslama da yaparak verdin bunu.

Mesajına bir bakalım önce:


Şemdinli iddianamesi bir Pkk bildirisi gibidir.

Savcının tanıkları hep Pkk yandaşlarından oluşmaktadır. Birisi Şemdinli belediye başkanı Hurşit Tekin (74. sayfada) şunları demiş: "Bu olayı PKK’nın yaptığını düşünmüyorum. Çünkü PKK’nın içerisinde de yer alan insanlar bu yörenin insanıdır, bu vatanın evladıdır. Herkes bu karmaşa ortamının sona ermesini ve demokratik bir ortamın olmasını istiyor. Zirâ yapılacak etkinlik de bir barış ve şenlik günüdür. Bu günde kanımca PKK’nın böyle bir eylem yapacağını düşünemiyorum. Orada bulunan kişilerde barış istiyor, karmaşa istemiyor.”

Bak savcımız neler yazmış:

"...Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar, büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmekte..." (Sayfa 38)



Şimdi iddianameye bakalım:


4 - Tanık Hurşit TEKİN Beyanında: Ben hâlen Şemdinli Belediye Başkanı olarak görev yapmaktayım. Son dönemlerde ilçemizde patlamalar meydan gelmektedir. Özellikle son dönemde patlama olaylarında bir artış olmuştur. Yaklaşık beş yıl gibi bir süredir ilçemizde sükûnet hâkimdi ancak son patlamalarla bu sükûnet ortamı bozuldu. İlçemizde 5 Ağustos 2005 tarihinde askerîyenin önünde gece geç saatlerde bir patlama meydana geldi. Patlama sonucu 5 asker şehit oldu. Ben bu yörenin, Şemdinli’nin insanıyım. Yöremizde yukarıda da dediğim gibi beş altı yıldır her hangi bir olay olmuyordu ve yöremiz huzurluydu. Ancak askerlerin ölmesine çok üzüldüm. O askerlerde bizlerin evladıdır. Bu olayı kimin veya kimlerin yaptığını bilemiyorum. Yine ilçemizde 1 Eylül 2005 Dünya Barış Günü Kutlamaları için etkinlikler düzenlenecekti. Hatta bu etkinliklerden önce ilçemizde bir bildiri dağıtıldı. Bildiride "Beş Askerîmizin Kanı Yerde Kalmayacaktır" şeklinde yazılar yazıyordu. Etkinlikler için büyük bir çadır kurulmuştu. Burada etkinlikler çerçevesinde konuşmalar yapılacaktı, şarkılar ve müzikler söylenecekti. Ben o günü Belediyede idim. Hatta bana telefon geldi. Şenliklere gelip gelmeyeceğimi sordular. Bende birkaç misafirimin olduğunu misafirleri gönderdikten sonra geleceğimi söylemiştim. Ben kutlamamaların yapılacağı yere gittiğimde saat 10:10.da büyük bir patlama oldu. Patlama çadırın birkaç metre uzağında meydana geldi. Çok sayıda insan yaralandı. Eğer patlama odunların bulunduğu yerde meydana gelseydi çok sayıda insan hayatını kaybederdi. Böylece bu patlamadan sonra şenlikler yapılamadı. Bu olayı kimin veya kimlerin yaptığını ben bizzat görmedim. Ancak halk arasında bu olayı JİTEM.in yaptığı konuşuluyordu. Tâbi ki askerîye içerisinde bu olaydan herkes sorumlu tutulamaz, ancak halk arasında böyle bir grubun olduğu söyleniyor. Bu olayı PKK.nın yaptığını düşünmüyorum. Çünkü PKK.nın içerisinde de yer alan insanlar bu yörenin insanıdır, bu vatanın evladıdır. Herkes bu karmaşa ortamının sona ermesini ve demokratik bir ortamın olmasını istiyor. Zirâ yapılacak etkinlikte bir barış ve şenlik günüdür. Bu günde kanımca PKK.nın böyle bir eylem yapacağını düşünemiyorum. Orada bulunan kişilerde barış istiyor, karmaşa istemiyor. Bu olayın da failleri yakalanamadı. Yine ilçemizde 1 Kasım 2005 tarihinde bir araç içerisinde büyük bir patlama meydana geldi. Bu patlama sonucu birçok ev ve iş yeri hasar gördü. 50-60 kişi yaralandı. Olayın olduğu tarihlerde Ramazan Bayramı’na iki gün kalmıştı, millet sokaktaydı, bayram alışverişi yapıyordu. Ancak patlamanın meydana geldiği saatte biraz ortam sakinleşmişti. Patlama daha önce meydana gelseydi yine çok sayıda insan ölebilirdi. Bu patlamayı da kimin veya kimlerin yaptığını ben bilemiyorum. Zaten ilçemize araç giriş çıkışları güvenlik kuvvetlerince kontrol edilmektedir. Duyduğum kadarıyla patlayan araçta büyük miktarda patlayıcı madde varmış. Araç içerisinde 100-150 kilogram arasında patlayıcı madde olduğu söyleniyor. Patlayıcı yüklü bir aracın ilçeye kontrollere rağmen nasıl girebileceğini ben anlamış değilim. Bu patlamadan bir hafta sonra 9 Kasım 2005 tarihinde Seferi YILMAZ isimli bir vatandaşımızın iş yerinde öğle saatlerinde bir patlama oldu. Ben o saatlerde bir köyde taziyede de bulunuyordum. Patlama olduktan sonra Kaymakam Bey beni cep telefonumdan aradı ve çok acil ilçeye gelmemi, ilçede bir patlama olduğunu, halk, asker ve polisin birbirine girdiğini söyledi. Bende hemen ilçeye geldim. Hükümet Konağı’na gittim. Ayrıca ilçemize Vali Bey, Alay Komutanı, Hakkâri Milletvekili Esat CANAN ve Avukatlarda gelmişti. Halk âdeta ayaklanmıştı. Hükümet Binası’na ve Emniyete yürüyorlardı. Taşlamalar, atılan silâhlar, gaz bombaları havada uçuşuyordu. Ben elimden geldiği kadar halkımızı sakinleştirmeye çalıştım. Hatta ben de yaralandım. Kafama taş değdi. Emniyet Müdürü bana ilçeye giriş noktasındaki polis noktasında yine büyük karışıklık olduğunu, oraya gidip halkı teskin etmemi istedi. Oraya gittim ve ben orada yaralandım. Halk biraz sakinleşti. Edindiğim bilgiye göre Seferi YILMAZ’ın iş yerine bombayı astsubaylar atmış. Daha doğrusu astsubaylar ile birlikte gelen bir şahıs elindeki bombaları Seferi YILMAZ’ın iş yerine attıktan sonra oradan uzaklaşırken halkımız tarafından bir arabanın içerisinde yakalanmış. Arabada resmî bir araç imiş ve astsubaylara aitmiş. Olay sonrası ilçeye geldiğimde birçok insan arabanın etrafını çevirmişti ve arabanın üzerinde Savcı Bey’in keşif ve tespit yapmasını bekliyordu. Savcı Bey araç üzerindeki tespitlerine akşam saatlerinde başlayabildi. Burada Milletvekili Esat CANAN, avukatlar ve yörenin belediye başkanları bulunuyordu. O saatlerde yine birçok insanda Savcı Bey’in yaptığı keşfi izliyordu. Bir anda silâh sesleri gelmeye başladı, panzerlerden ateş açılıyordu. Daha sonra Ziraat Bankası’nın önünden beyaz bir araç gelerek halkın üzerine doğru ateş açıldı. Bu kişiyi ben tanımıyordum. Ancak tanıyanlar araçtan ateş eden kişinin ilçemizde görev yapan Uzman Çavuş Tanju ÇAVUŞ olduğunu söylediler. bu olaydan sonra Savcı Bey keşfi tamamlayamadı, olay yerinden ayrıldı. Ancak aracın etrafında bulunan insanlar aracı kuşatarak araca başka şekilde müdahale edilmesini önlediler. Biz bu arada Vali Bey, Alay Komutanı, Kaymakam Bey ve Belediye Başkanları ile toplantı yaptık. Daha sonra tekrar araç üzerinde keşif ve tespit Savcı Bey tarafından yapıldı. Aracın bagajından silâhlar ve el bombaları ile çok sayıda evrak çıktı. Bunlara el konuldu. Bende keşif işlemi bittikten sonra Belediyeye ait kepçe ile aracı bulunduğu yerden kaldırdım, Hükümet Konağı’nın önüne götürdüm. Yukarıda dediğim gibi ilçemizde son üç dört ay içerisinde bu şekilde halkın huzurunu bozucu ve karışıklık ortamı yaratan patlamalar meydana geldi. Bu karışıklık ortamından kimlerin menfaatlendiğini bilemiyoruz. Daha doğrusu halkımız bu karışıklık ortamından kimlerin menfaatlendiğini biliyor ancak bunu açıklayamıyor. Maalesef ülkemiz ve özellikle yöremizde demokratik ortam henüz oluşmadı. Halkımız demokrasi istiyor, barış istiyor. Bu patlamaların artık bitmesini istiyor. 9 Kasım 2005 tarihindeki patlama olayından sonra astsubaylar tutuklandıktan sonra yöremizde her ne hikmetse patlama olayları bıçak gibi kesildi.


İfade böylece devam ediyor.

İfade de neleri kararttığını, neleri gizlediğini ve kimleri koruduğunu gösterdikten sonra, "PKK'cı" deme cüreti gösterdiğin savcının beyanına gelelim ve makaslamandan öncesine ve sonrasına bir bakalım:


Maalesef bölgeye aktarılan ancak gerektiği şekilde kullanılmayan kaynaklar aslında Batı bölgeleri aleyhine eşitsiz bir durum ortaya çıkartmış ve devletin kendi eli ile bütün dünyada sadece bazı ülkelerde azınlık grupları için öngörülen "pozitif ayrımcılık" yaklaşımını vatandaşları için uygulamasına sebep olmuştur. Yine aktartılan kaynakların önemli bir bölümünün aslında bölgede etkin olan ağaların ve beylerin eline geçtiği bilinen bir gerçektir. Bu durum bölgeye has olmaktan çok Türkiye’nin genelinde yaygın olan kamu kaynaklarının denetlenememesinden kaynaklanmaktadır. Yine bölgede vatandaşlarımızın yüzyıllardır altında yaşamak zorunda kaldıkları şartların etkisi ile demokratik standartları ve kurumları bilmemesi, benimseyememesi ve demokratik kültürel olgunluğa ulaşamaması bir sebep olarak belirtilebilir. Yüzyıllardır baskı altında kalan vatandaşlarımız bölgedeki aşiret yapısının çözülmesi ile birlikte kendilerini ve demokratik haklarını ifade etmeye başlamış ancak bu kez de terör örgütünün etkisi altına girmişlerdir. Bölgedeki ortamdan siyasî/ekonomik olarak herkes faydalanmıştır ve faydalanmaktadır. Ancak bu durum salt bölgede görev yapan bürokratlara ve güvenlik güçlerine has bir durum değildir. Üstelik dünya üzerindeki diğer terör örgütleri ve terörle mücadele eden devletlerle karşılaştırıldığında bölgedeki ortamdan illegal fayda uman güvenlik güçlerinin faaliyetlerinin oldukça sınırlı kaldığı değerlendirilmektedir.

Bu değerlendirmeler ışığında bölgede yaşanmakta olan terör olaylarının ancak bölgenin siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel yapısının ıslah edilmesi ile birlikte olacağı düşünülmektedir. Bu yapının ıslah edilmesi halinde örgütün tüm gücüne rağmen terörün sona erdirilmesi çok kolay bir iş haline gelecektir. Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Bu ise ancak devletin en üst organları tarafından alınacak kararlar ve uzun vadeli stratejiler ile mümkündür. Oysa ki küresel ve ulusal güçlerin farklı yaklaşımları sebebiyle bu politikaları oluşturmak çok da mümkün olamamaktadır.

Bölgedeki sosyal doku bozukluğu uluslar arası güçler tarafından birçok kez istismar edilmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşunda patlak veren isyan dalgasının Türkiye’nin İngilizler ile Musul sorunu konusunda çatıştığı bir döneme denk geldiği bilinmektedir. Yine Suriye Devleti Abdullah ÖCALAN’ı yıllarca ülkesinde barındırarak Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalışmıştır. Yurt içerisinde ise kısmen bahsedildiği üzere politik, bürokratik veya ekonomik bazı odakların bozulan sosyal dokuyu istismar ederek güç sahibi oldukları görülmektedir.


İşte soda'nın "pkk bildirisi gibi" dediği iddianame, işte soda'nın gerçekle, hukukla ilgisi ve askeri-militarist rejim sevdalısı olduğunu gizlemek için kullandığı çürük dayanak.

Ayrıca iddianamede geçen kürdistan ifadeleri de soda tarafından çarpıtılmış, yaptığı Ergenekon iddianamesinde cuntacıların konuşmalarından hareketle Zekeriya Öz ve diğer savcıları darbeci ilan etmek ne kadar mantıklı ve ahlaklı ise o kadar mantıklı ve ahlaklı.


Sen hala yan yollardasın. Sanıklar mahkum olmuş.
Mahkeme sanıkların Pkk'lı olduğunu anlamamışsa ben ne yapayım. Git onlara sor.


Davada mahkum olanlar ve meslekleri:

-Astsubay Başçavuş Ali Kaya
-Astsubay Başçavuş Özcan İldeniz

Aldıkları Cezalar: 39 yıl 5 ay 10 gün

PKK itirafçısı Veysel Ateş

Aldığı Ceza: 39 yıl 10 ay 27 gün


Oku soda, oku.


Ne Evren Kemalist idi ne de Stalin komünist.
Bunlara diktatör denir buradalarda.


Beni güldürüyorsun Allah'ta seni güldürsün diyorum soda :music:

Yanlız bir ara Atatürk içinde dış basında o hayatta iken "Diktatör" denmiş, ne o yoksa Atatürk'te mi kemalist değil?

Bu gidişle memlekette tek kemalist sen kalacaksın soda :juggle:


Moğultayı mı kastediyorsun.

O mu Kemalist?


Tamam ben anladım, Türkiye'de senden başka kemalist yok, olamaz da. Olursa :croc:


Ayrıca o cümlede öyle değil şöyleydi:

"Hükümetten 5 bin kişilik kadro çıkardım. Bu kadroları örgütüme vermeyip de MHP'ye mi verseydim, Refah'a mı verseydim? Seyfi Oktay zamanında 2 bin civarında hakim alındı, benim zamanımda 1000 civarında hakim alındı. 3 bin hakim alındı. "


Zaten sırf hafızadan gidiyorsun bari biraz doğru git.

Sonuç değişmiyor soda, çıkarmış 5 bin kişilik kadroyu çatır çatır kadrolaşmış.

O yapınca iyi ala meşru, mazallah bu günkü adalet bakanı şunu desene kopacak kıyamette malumumuz.

Sen onu boş verde, bu bilgiden hareketle sana "böyle mi söylemeliyim" dediğim soruya cevap ver.

Veremeyeceksen de bir daha "nemalanmış" iftirası atma.

Bak tiye almaya bile layık bulmam seni sonra.

wiperandcleaner
09-12-2009, 16:57
2.sayfada bir soru sormuştum.yanıt alamadım.sorumu yineliyorum.


Üst devren gerekli dersleri alıyor alt devre, oradan istifade edebilirsin.

Askeri militarizm sevdalıları hiyerarşiye, ast üst ilişkilerine dikkat etmeli değil mi :fencing:

naper
09-12-2009, 18:03
wiperandcleaner,
hala beni şaşırtamıyorsun.
sana tek bir soru sordum.yanıtlamanı canı gönülden istiyorum.
boş konuşma(yazma da dersek olur)
kal sağlıcakla..

wiperandcleaner
09-12-2009, 22:29
wiperandcleaner,
hala beni şaşırtamıyorsun.


Böyle bir meselem olduğunu nereden çıkardın bakayım :playball:

Üst'lerini şaşırtmamız yeter, dedikya askeri hiyerarşi var aranızda bizde bunu esas alacağız doğal olarak :thumb:

Kendi devrende arkadaşlar mutlaka bulursun emrerd bulamazsan tabi sana da bir güzellik yapar kontenjan ayarlarız sıkıntı etme :typing:

ozgur_beyin
09-12-2009, 22:53
Murat Bardakçı
İsviçre'yi suçlamadan önce, iğneyi kendimize batıralım
04.12.2009 17:32:27

İSVİÇRELİLER referandumda minareye "Hayır" dediler ya, kıyamet kopuyor. Karara din ve ibadet hürriyetinin ihlâli iddiasından insan haklarına saygısızlık suçlamasına varıncaya kadar dünya kadar tepki yağıyor.
Şimdi, elimizdeki iğneyi önce kendimize batırıp dürüstçe konuşalım ve belki ucuz bir benzetme olacak ama bir sorunun cevabını tahmin edelim: Türk vatandaşı olmayan ve Türkiye'de geçici ikamet izniyle kalan Avrupalı Hristiyanlar yeni bir kilise inşa etmek isteseler, bir de çan kulesi dikmeye kalksalar ve bu teşebbüs referanduma gitse çıkacak karar ne olur?
Sonuç bellidir; yüzde doksandan fazla bir çoğunluk "Hayır" der. Hattâ çan kulesini bir tarafa bırakın, yeni bir kilisenin inşa edilmekte olduğu haber alındığı anda kıyamet kopar, "Misyonerler aramızda cirit atıyorlar" nidaları büyük ihtimalle fiilî eylemlere dönüşür ve proje ânında durur.
Ve, yine açık konuşalım: Türkiye'deki gayrımüslimler ibadethaneleri bakımından her türlü özgürlüğe sahip midirler, hayır! Çan kulesi inşası zaten yasaktır, hattâ Osmanlı devrinden kalma bazı uygulamalar, meselâ çan sesinin dışarıdan işitilmesinin önlenmesi şeklindeki tuhaflıklar hâlâ gündeme getirilmektedir. Hristiyan cemaatin harap bir kiliseyi tamir etmek istemesi hâlinde uygulanacak bürokratik işlemler, bazen Hazreti İsa'nın çektiği azâbın bile birkaç misli olabilmektedir.

MEZARLARI BİLE KAYIP

Gayrımüslim mezarlıklarının vaziyetleri de içler acısıdır. İstanbul yahut İzmir gibi büyük şehirlerde bakımını cemaatin üstlendiği Hristiyan mezarlıkların pırıl pırıl ve düzenli olmalarını önemsemeyin, bunlar bir imparatorluğun başkentindeki mirasın devamından ibarettir ama Anadolu'daki Hristiyan mezarlıkları çoktaaan talan edilmişlerdir, taşları bile kaybolmuştur; hattâ aslı Türk, dinleri Ortodoks olan Karamanlılar'dan bile, İstanbul'daki Balıklı Rum Kilisesi'nin avlusunun zeminine döşenmiş mezartaşlarından başka bir eser kalmamıştır.
Bütün bunların üzerine, bir de bazı açgözlü müteahhitlerin gayrımüslim mezarlıklarına "residence" yahut "tower" kondurma meraklarını da ilâve ettiğinizde, tahribatın boyutunu biraz daha farkedebilirsiniz.

DİYALOG BİR MASALDIR!

Son senelerde moda olan "hoşgörü" yahut "dinlerarası diyalog" gibisinden sözlere ve hayâlî fikirlere de pek itibar etmeyin. Zira, hoşgörü geçmiş asırlarda bu topraklara pek uğramamış, güç hangi dine mensup olanın eline geçmişse diğerini ya öldürmüş yahut öldürmese bile süründürmüştür. Arşivde eski asırlardan kalan belgeleri gözden geçirdiğinizde, geçmişte "üç dinin barış içerisinde birarada yaşadıkları" iddia edilen mahallelerde cemaatlerin birbirlerinin gözünü oymaya çalıştıklarını, imamın papazdan, papazın hahamdan, hahamın da her ikisinden yakındığını ve birbirlerini yediklerini görürsünüz.
İsviçre'de yapılan referandumdan sonra bizde birilerinin çıkıp "İstanbul'da 90 küsur Ortodoks kilisesi var ve bunların hepsi açık. Biz onlara her türlü ibadet kolaylığını sağlıyoruz ama minareye bile karşı çıkıyorlar" demelerine de pek bakmayın. İstanbul'da gerçi açık olan çok sayıda kilise vardır ama bu kiliselerin papazı da, cemaati de yoktur. Cemaat seneler önce zaten gitmiştir; kanunlar din adamlarının Türk vatandaşı olmaları mecburiyetini getirdiği ve Ruhban Okulu'nun kapalı olması yüzünden papaz yetişmediği için gayrımüslim ruhânî sayısı artık yok denecek kadar azdır ve çok değil, onbeş-yirmi sene sonra kiliselerde cenaze kaldıracak papaz bulunamayacaktır.
Bütün bu yazdıklarım sizleri hiddetlendirebilir ama işin aslı işte budur. Dolayısıyla, İsviçre'ye minareye karşı çıkması yüzünden veryansın etmeden önce, kendi kendimize "Biz ne yapmıştık?" diye sormamız ve iğneyi hafifçe yine kendimize dokundurmamız gerekmektedir.

wiperandcleaner
09-12-2009, 22:58
Bu altını soda için :whip:

Van Eski Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın başına gelenler hâlâ hafızalarımızda sıcaklığını korumaktadır. Maalesef, AK Parti hükümeti kendinden beklenen kararlılığın aksine, duyarlı bir savcının ipini çekerek herkesi yanıltmıştır. Nedeni malum: Gerilen ilişkiler karşısında TSK’nın gönlünü alma… (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=966168&Date=09.12.2009&CategoryID=83)

Ramazan Bulut: Avukat, Emekli Yarbay

Soda
10-12-2009, 01:56
"Mahkemelerin kabul etmediği bir iddianame de yoktur" sözü hukuk bilgini ele veriyor, olabilir kınamıyorum, öğrenmenin yaşı yok soda :juggle:


Wip, iddianamenin kabul edilmesi neyi kanıtlıyor bi bana anlatıver bakiim.
Ben sana savcının zihniyetini anlatıyorum sen bana iddianame kabul edildi diyorsun.
Senin bağlantı sorunun var. Bağlantı kuramıyorsun.
O İzmir savcısı zaten vukuat bir adam. O problemli bir savcı. Onun iddianamesinin kabul edilmemesi neyi kanıtlar?
Teoride "aha...işte... kabul edilmeyen iddianameler de varmış" demek senin bu bağlantısızlık sorununa çözüm değil ki.
Kendini kandırıyorsun. Zaten insanı en çok kendi zihni kandırır.

Bir iddianame, barındırdığı iddialar ve suçladığı gerçek/tüzel kişilikler hakkında ciddiye alınır, somut delilleri ortaya koyamamışsa ne dava açılır ne yargılama sonucu iddianamede talep edilen cezalar muhataplarına verilir.



Somut delillerin ortaya konması delillerin suça işaret ettiğini göstermez.
Bak Ergenekon savcıları da somut delilleri koyuyor ama bütün delilleri tek tek çürütülüyor.
Savunmaya bakmadan sadece iddianameye bakmak yandaş medyanın hastalıklı davranışı. Mahkemeler savunmaya da bakarlar.
Ayrıca burada tartışma konumuz sanıklar değil savcının iddianameye koyduğu yorumları ve pkk sempatizanı tanıkların ifadeleri.
Hala ne söylediğimi anlamış değilsin.




Sen bu devletin bir savcısının düzenlediği iddianameyi örgüt propogandası yapılıyor diye açıkça karalayıp çamur atıyorken iddianame içeriğine hiç girmeden yaşanmış somut neticeden hareketle bu tezini çürüttüm




Niye çamur atayım arkadaşım !
Çamur, iftira ortada delil yok iken ard niyetli olarak kişileri karalamak için kullanılan iğrenç suçlamalardır ve örneklerini de senin yandaş basınında çokça görürsün.
Tsk'ya ve aydınlarımıza her allahın günü çamur atanlara bak çamurun ne olduğunu anlarsın.
Ben savcının yazısından savcının nasıl biri olduğunu ispatlıyorum.
Yani kanıtım savcının kendi iddianamesi. Kendisi yazmış. Ve sana da linkini vermişim.
Kanıtım en geçerli, inkar edilemez niteliğinde bir kanıt.
Çamur ve karalamada delilsizlik vardır, gerçeği gizlemek vardır, karanlık suda balık avlamak vardır vs...
Açık metinler üzerinden yapılan yorumlar çamur olabilir mi a benim cancağazım.

İşte bu kafanın sıradanlığıdır seni adam yerine koymamamın sebebi.
Az ye çok çalış, mantık öğren, efendi ol, ona buna hakaret edeceğine "anlamaya" gayret sarfet.




4 - Tanık Hurşit TEKİN Beyanında...

"...Bu olayı PKK.nın yaptığını düşünmüyorum. Çünkü PKK.nın içerisinde de yer alan insanlar bu yörenin insanıdır, bu vatanın evladıdır. Herkes bu karmaşa ortamının sona ermesini ve demokratik bir ortamın olmasını istiyor. Zirâ yapılacak etkinlikte bir barış ve şenlik günüdür. Bu günde kanımca PKK.nın böyle bir eylem yapacağını düşünemiyorum. Orada bulunan kişilerde barış istiyor, karmaşa istemiyor. Bu olayın da failleri yakalanamadı...



Arkadaş senin tek problemin bağlantısızlık değil ki.
Okuma yazma bildiğinden bile emin değilim. Yazmayı biliyorsun da okumayı galiba öğrenememişsin.
Yok cümleyi kırpmışım, önünü arkasını yazmamışım falan filan.
Ben sana iddianamenin linkini vermişim önüne arklasına da bakarsın nasıl olsa diye.
Ne diye bütün sayfayı buraya aktarayım. İlgili bölümü göstermişim aynı yukarıda tekrar göstermek zorunda kaldığım gibi.

Şimdi bir adam Pkk'lılarda bu vatanın evladıdır diyorsa...
Yani bizim evlatlarımızı katledenleri, kundaktaki bebeleri katledenleri, öğretmenleri katledenleri, doktorları, mühendisler, yaşlı karı kocalar dul ve yetimleri katledenleri bağrına basıyorusa o adam köküne kadar PKK'lıdır.

Söz ve eylemleri ile Pkk'ya destek olmak tek başına birini Pkk'lı yapar.
Aynı bugünün DTP'lilerin Pkk'lı olması gibi.
Söz ve eylemler.

Yok bizim askere de şehit demiş.

O kadarcık takiyye yapacak zaten eli mahkum. Bizim dinciler kadar usta takiyye yapamıyorlar, o yüzden etek altında şalvar gözükmekte.

Sen bu problemli bakışınla ancak kendin gibi AKP partizanlarını kandırırsın.
Sizler gibi düşmana çiçek atmaktan başka bi şey yapmayanlar yüzünden bugün ülke kan gölüne döndü.

Hâla daha çiçek atmaktasınız.
Açılıma devam edeceklermiş...

Peki soru:

Tokat'ta evlatlarımızı katledenlere bu açlımda ayırdığınız yer nedir?

Af mı?

Dağdan düz ovaya inip siyaset yapmak mı?

Mahmur'dan gelen mülteci statüsüne sokup çaktırmadan, yandaş savcı ve hakimlerinizi ayaklarına gönderip ceza vermeden ülke içinde elini kolunu sallayarak dolaştırmak mı?

AKP'nin G.doğu parti teşkilatlarında görevlendirmek mi?
Yoksa onlar da bu vatanın evladı deyip bağrınıza basıp sarmaş dolaş hatıra fotoğrafı çektirmek mi?

Hangisi sizin kişiliğinize daha uygun?

Hangisi açılımınıza daha uygun?




İDDİANAMEDEN:

"...Bu değerlendirmeler ışığında bölgede yaşanmakta olan terör olaylarının ancak bölgenin siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel yapısının ıslah edilmesi ile birlikte olacağı düşünülmektedir. Bu yapının ıslah edilmesi halinde örgütün tüm gücüne rağmen terörün sona erdirilmesi çok kolay bir iş haline gelecektir. Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Bu ise ancak devletin en üst organları tarafından alınacak kararlar ve uzun vadeli stratejiler ile mümkündür. Oysa ki küresel ve ulusal güçlerin farklı yaklaşımları sebebiyle bu politikaları oluşturmak çok da mümkün olamamaktadır..."



İşte soda'nın "pkk bildirisi gibi" dediği iddianame, işte soda'nın gerçekle, hukukla ilgisi ve askeri-militarist rejim sevdalısı olduğunu gizlemek için kullandığı çürük dayanak.




Hiç kendini yorma.
Sen zaten anlamak istediğin gibi okuyacaksın, bu benim için şaşırtıcı değil.
Ben zaten seni ikna etmek için yazmıyorum.
Üçüncü şahıs forum katılımcıları dört dörtlük meseleyi anlamıştır.
Onlar zaten leb demeden leblebiyi anlıyorlar.
Onlar Pekaka'ya Pekeke dendiği anda anlıyorlar mesela karşılarındaki insanın kim olduğunu. Başka kanıta ihtiyaç bile duymazlar.
Eee, herkes AKP'lilerin düzeyine inecek değil ya....

Çellist
10-12-2009, 03:24
Televizyon ve kısmen de gazetelerden uzak bir mekanda olduğum için geç bir şekilde şimdi öğrendim ve çok öfkelendim:

Aydınlık Dergisi kapatılmış.

Türk Kürt kardeşliği geyiklerini onlar da yaptığı için İşçi Partisi'ne uzağım -karşı değilim-; ama yayın organları Aydınlık dergisi doğru düzgün muhalif bir dergiydi.

Çoğunluk dayatmacılarının Türkiye'de neler yaptığının bir delili daha...

Bu Peşmerge İslamcıların Türkiye'yi nasıl bir düşünce çölüne çevirdiklerini görün.

Şimdiden mümin demokrat veya farklı fraksiyondan solcu şahısların bu durumu en iyimser olasılıkla kerhen de olsa destekleyen açıklamalarını görmekteyim. İlaveten, müminlerin yorumları sevinçle hoplayan zıplayan bir sürü yüz ifadesi ile dolu olacak.

siparisci
10-12-2009, 12:23
İşine geldiği zaman "Siz hep demiyor muydunuz, Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, diye alın size referandum!"

Erdoğan çok güzel dansöz olur, çok iyi politikacıdır. Ama asla iyi bir siyasetçi olamayacak. Tarih bunun gibileri yazmayacak.

O halde referandum talep ediyorum. Merkez bankalarındaki paralar boşaltılıp halka dağıtılsın. Vergi kaldırılsın. Herkese devlet hazinesinden 1 ev 1 araba verilsin. Kim HAYIR diyecek ?

naper
10-12-2009, 13:41
Böyle bir meselem olduğunu nereden çıkardın bakayım :playball:

Üst'lerini şaşırtmamız yeter, dedikya askeri hiyerarşi var aranızda bizde bunu esas alacağız doğal olarak :thumb:

Kendi devrende arkadaşlar mutlaka bulursun emrerd bulamazsan tabi sana da bir güzellik yapar kontenjan ayarlarız sıkıntı etme :typing:

aaaa...beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.verebileceğin en iyi yanıt bu muydu?
açıkça söylesene yanıtını...çekincen nedir...açıkça söyle ben cumhuriyeti,demokrasiyi hazmedemedim..tepeme padişah isterim de...
zeten fazlasıyla öngörülebilir birisin.sen de açıkla korkma.atatürk'ü,kadınların seçilme hakkını,oy kullanmayı,medeni kanunu,dini ticaret malzemesi yapmamayı hazmedemedim de.yürekli ol biraz,hasan mezarcı kadar dürüst ol.koy kenara inanmadığın ağdalı demokrasi kelamlarını...

hadi bu soruyu boş bıraktın,al sana yeni soru;

TAYYİP'İN OKUDUĞU ŞİİR:


Minareler süngü, kubbeler miğfer


Camiler kışlamız, müminler asker


bu ilahi ordu dinimi bekler


Allahu ekber, Allahu ekber:painkiller:


- militan yaklaşımını kabul etmeyen,sivil demokrasiyi savunan tayyipin yukarıdaki şiirde bahsettiği kışla nedir?
-yine aynı tayyibin bahsettiği miğferi siviller mi takmaktadır?
-bu şiirde geçen süngü ile ekmek mi kesilmektedir?


yanıt veremeyeceğini öngördüğümden,bu defa şıkları koymadım.ama yanıt verebileceğini beyan edersen şıkları koyarım.emin ol seçenekler çok eğlenceli.:party:
amerikan seni! uyanık amerikan...:spy:

wiperandcleaner
10-12-2009, 14:15
Wip, iddianamenin kabul edilmesi neyi kanıtlıyor bi bana anlatıver bakiim.
Ben sana savcının zihniyetini anlatıyorum sen bana iddianame kabul edildi diyorsun.


Soda hukuk ve işleyişine bu kadar yabancıysan hangi cesaretle hukuk tartışması açmaya yelteniyorsun söyle bakayım :brick:

Sen iddianameyi pkk propogandası olarak nitelemedin mi?

İçeriğinin örgütün sallama iftiralarından oluştuğunu yazmadın mı?

Bunları söyleyen kişi "iddianame mahkemece kabul edildi, kabul edilmekle kalınmadı yapılan yargılama sonucu alararında Yaşar paşanızın iyi çocuktur dediği de dahil sanıklar ağır cezalara çarptırıldı" bilgisi karşısında abondene olup "bu ne anlama gelirki" diyor :doh:


Söyliyeyim: Bu durum, iddianamenin somut gerçeklere dayandığını ve iddianamede suçlananlar hakkında bu iddiaları destekleyici somut bilgi bulgu ve deliller olduğunu gösterir.

Tabi buda senin askeri militarizm yandaşlığından doğan gayretle devletin savcı ve mahkemesine iftira ettiğini gösterir.


O İzmir savcısı zaten vukuat bir adam. O problemli bir savcı. Onun iddianamesinin kabul edilmemesi neyi kanıtlar?


Bilgisizliğin yeterince anlaşıldı, daha fazla bu konuda gayret sarfetme, sonra okuyanlar "soda bu güne kadar kabul edilmeyen tek iddianame izmir'deki süper savcının iddianamesi sanıyor muhaha" der üzülürüm senin için.



Somut delillerin ortaya konması delillerin suça işaret ettiğini göstermez.
Bak Ergenekon savcıları da somut delilleri koyuyor ama bütün delilleri tek tek çürütülüyor.


Bu sefer "muhaha"yı ben çekiyorum, aforizmalara bak :)

Somut deliller suça işaret etmezmiş, neye ediyor peki?

Ve daha önemlisi ergenekon muhibi, tek tek çürütülen o deliller hangileriymiş?

Aylarca cumhuriyete atılan bombaların "ikiz" olduğunu inkar ettiniz, ulusalcı tetikçi a.a'yı dinci diye lanse etmeye kalktınız, ama ne oldu?

Memlekette savcı ve hakimler var gerçeği bir kez daha ortaya çıktı ve danıştay davasıyla ergenekon davasının birleştirilmesi kararı alındı.

Şimdi sana sorsak "bu neyi gösterirki" diyeceksin :brick:

Sen bunu de, beni neyi gösterdiğini sana izah ederim!


Mahkemeler savunmaya da bakarlar.


Mahkemeler savunmaya da bakarlar doğru, bak sana bir savunma.

Ümit Sayın (http://www.8sutun.com/Ergenekon-davasinda-gizli-celse_61664.html) ağabeyiniz bülbül gibi ötmüş, oku aydınlan!


Niye çamur atayım arkadaşım !


Gösterdik nasıl iftira ettiğini!

İddianamede bir tanık ifadesinden(orada da makaslama yaparak) savcıya pkk suçlaması yapıyorsun, bu ne derece etik kendi vicdanına danış insancıyım diyen soda!

Ergenekon iddianamesinden mesela alemdaroğlu ağabeyinizin beyanlarından hareketle Zekeriya ÖZ'e postal yalayıcısı denebilir mi?

Yalanını çarpıtmanı ortaya koyduk, kaçacak yerin yok soda.

Savcı'dan yaptığın aktarmada da makaslama yaparak aklınca savcıyı bölücü, uluslararası bir projenin elemanı falan yapacaksın.

Oysa makaslamalarını metne dahil ettiğimizde terör sorununun kaynakları ve bu kaynaklar sebebiyle çözüm yollarına dair bir ifade var orada.

Bunlar ucuz numaralar soda, ucuzcu ve iftiracı olmayı kendine yakıştırıyorsan benden yana sorun yok.


Ben savcının yazısından savcının nasıl biri olduğunu ispatlıyorum.


Bir muhaha da burada çekiyorum.

Neyi ispatladığını söyledik: Ucuzcu ve iftiracı olduğunu ispatlıyorsun.


İşte bu kafanın sıradanlığıdır seni adam yerine koymamamın sebebi.
Az ye çok çalış, mantık öğren, efendi ol, ona buna hakaret edeceğine "anlamaya" gayret sarfet.


Sodacım beni adam yerine koymamak gibi bir lüksün yok, aramızdaki kalite farkını görüp bana hayran olduğunu dahi düşünüyorum doğrusu :angel:

Ayrıca ben sana yada bir başkasına hakaret de etmedim "adam değilsin" yada "seni adam yerine koymuyorum" da demedim sodacım, o yüzden neden gözyaşı döküp merhamet isteme pozisyonuna geldin anlayamadım!


Ben sana iddianamenin linkini vermişim önüne arklasına da bakarsın nasıl olsa diye.


Yaptığın sansür bu kadar masumane bir düşünceye dayanıyor demek :music:

Senin niyetin bu olmasada ilgili yerlere bakıp yaptığın yalan yanlış yönlendirme çarpıtma ve karalamayı ortaya çıkardık.

Geçti geçti, sakin ol!


Şimdi bir adam Pkk'lılarda bu vatanın evladıdır diyorsa...


Soda bunu diyen savcı değil.

Savcı'ya ait olmayan bir sözden savcıyı pkk'lı ilan etme ucuzculuğun devam ediyor, sana sorsak Zekeriya Öz'de cuntacıdır değil mi :brick:

Reşadiyedeki hain pusuda oğlunu şehit vermiş bir baba, Türk, İstanbulda kameralara aynı şeyi söyledi, bu kanı durdurun dedi oda mı pkk'lı?

O ifadeyi dağa çıkanı olumlama olarak alırsak tabiki ben de katılmıyorum böyle bir ifadeye, ama ne o ifadedeki adam nede şehidin babası bu manada bunu söylemiyor.

Senin için daha vahimi bunu diyen savcıda değil.


Tokat'ta evlatlarımızı katledenlere bu açlımda ayırdığınız yer nedir?


Senin gibi askeri militarizm sevdalıları, cuntacılarla aynı yer: Silivri ve son nefese kadar kodes!


Hiç kendini yorma.


Kendimi yormuyorum, sana cevap vermek için fazlaca bir efor sarfetmek gerekmiyor.


Üçüncü şahıs forum katılımcıları dört dörtlük meseleyi anlamıştır.
Onlar zaten leb demeden leblebiyi anlıyorlar.


Bence de.

wiperandcleaner
10-12-2009, 14:19
Terör örgütü noktasında haklı olarak hassas olduğun için seni şu bilgiyle buluşturmak istiyorum soda:


Hararetli tartışmalar yaşanırken Bozdağ bir dosya çıkarıyor ve oradan bazı şeyler okuyor. CHP'li Anadol'un kurucuları arasında yer aldığı ve Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Sosyalist Birlik Partisi'nin tüzüğünde PKK terör örgütü olarak değil, 'ileri çıkan' bir örgüt olarak kabul ediliyor, bölünme hakkı meşru görülüyormuş.

Programın bu bölümüne kadar ortada ne Atatürk tartışması var, ne de laiklik. Anıtkabir'le ilgili de tek kelime edilmemiş. İşte tam bu noktadan sonra son yılların en ilginç diyaloglarından biri yaşanıyor.

Bozdağ bu bilgileri okuduktan sonra Anadol'a soruyor: Böyle bir tüzüğü nasıl imzalarsın? Tüzükte PKK terör örgütü olarak bile görülmüyor. Altına da imza atmışsın. Yoksa parti tüzüklerini okumadan mı imzalıyorsun?

Anadol'un cevabı ise çok ilginç: Sizin Başbakanınız da 'Anıtkabir'de neden saf tutuyorsunuz?' diye konuştu. 'Halk isterse laiklik de gider' dedi. Bunlara ne diyeceksiniz?


Ucuzculuğu bunlardan mı öğreniyorsun soda :juggle:

http://video.haberturk.com/video/index/40443

naper
10-12-2009, 14:36
amerikan arkadaşımız yanıttan sakınıyor.acaba şıkları görmek istiyor olabilir mi?yoksa onun kutusunu mu açayım?bahtına hangi şık çıkarsa...
bize gösterdiği perdede demokrasi oynatıyor,perdenin arkasında neler olduğu konusunda fikrimiz yok zannediyor.alınca cevabı,sus pus oluyor..
apaçık sana yazıyorum demokrat amerikan,yanıt bekliyorum...

wiperandcleaner
10-12-2009, 16:00
Michael Rubin'e, Zeyno Baran'a, Soner Çağaptay'a ve diğer neocon'lara köşelerini ve kucaklarını açanlar bize amerikancı diyor iyi mi :laugh:

Eksenleri Washington-Telaviv hattı olanlar bize amerikancı diyor iyi mi :grouphug:

Bütün geçmişleri amerikan çıkarları için gerçekleştirilmiş darbelerin öncülü olmak olanlar bizi amerikancılıkla suçluyor iyi mi :grouphug:

Seviyorum bu "Beyaz Türkler"i, insanın topraktan-çamurdan yaratıldığının canlı-kanlı delili oluyorlar.





ps: Rubin demişken aklıma aydoe geldi, sahi o nerelerde :peep:

naper
10-12-2009, 16:11
hah amerikan bombayı patlattı...
gelelim soruya,şıkları istermisin müslüman amerikan.yoksa var mı yanıtın?

naper
10-12-2009, 16:32
ben yine de şıkları vereyim de,kolay olsun yanıtlaması.şimdi türkçe de zayıf ya bu amerikanda;

TAYYİP'İN OKUDUĞU ŞİİR:


Minareler süngü, kubbeler miğfer


Camiler kışlamız, müminler asker


bu ilahi ordu dinimi bekler


Allahu ekber, Allahu ekber:painkiller:


- militan yaklaşımını kabul etmeyen,sivil demokrasiyi savunan tayyipin yukarıdaki şiirde bahsettiği kışla nedir?
a)orası kışla değil aslında deniz fenerinin kurmuş olduğu aşevidir.
b)bahsedilen camiler aslında bildiğimiz camiler değil ergenekoncuların yaptırdığı casus camilerdir.
c)aslında tayyibin elinde askeri güç olsun darbenin alasını yapar,keza hocası erbakan "kanlı mı ,kansız mı" diyerek niyetini belli etmiştir.
d)fikrim yok,boş konuşmaya devam edeceğim

-yine aynı tayyibin bahsettiği miğferi siviller mi takmaktadır?
a)evet siviller takmaktadır.sebebi ebabil kuşlarıdır,herhangi bir art niyet yoktur.
b)onlar miğfer değil takkedir
c)hayır basbayağı camilerde kanlı bir eylem yapabilecek militanlar psikolojik olarak hazırlanıyor
d)fikrim yok,boş konuşmaya devam edeceğim

-bu şiirde geçen süngü ile ekmek mi kesilmektedir?
a)hayır,muhtelif bira ve gazoz kapağı açmak için kullanılıyor
b)evet ama ikiyüzlüleri üzerine oturtmak için de kullanılır(yanlış anlama kesinlikle sana ikiyüzlüsün demiyorum)
c)insan öldürmek kimi durumlarda meşru olabilir(senden bunu işaretleyip dürüstçe yüzünü göstermeni beklerim)
d)fikrim yok,boş konuşmaya devam edeceğim

Soda
11-12-2009, 14:05
Soda hukuk ve işleyişine bu kadar yabancıysan hangi cesaretle hukuk tartışması açmaya yelteniyorsun söyle bakayım :brick:

Sen iddianameyi pkk propogandası olarak nitelemedin mi?

İçeriğinin örgütün sallama iftiralarından oluştuğunu yazmadın mı?



Bu topiği takip edenler mutlaka sabrımı taktir etmişlerdir sanıyorum :)

İddianamede savcının Pkk'lıları tanık olarak gösterdiğini ve kendisinin üstüne vazife olmayan siyasi yorumlarının da Pkk'nın Pan-Kürdist anlayışının parelelinde olduğunu söylediğimi ve bütün bunların objektif anlamda iddianamenin konusuna giren suçu sanıkların "işlemediğini" göstermediğini belirttim.

Diyorum ki: Sanıklar o suçu işlemiş olabilir.

Ama bu benim savcı ile ilgili bizzat kendi iddianamesinden yaptığım yorumlarda bahsi geçen Pkk siyasetinin paralelinde çizgisi olduğunu söylemem ile bağlantılı değildir.

Dostum sende bağlantı sorunu var diyorum.

Ben savcıdan bahsediyorum sen "sanıklar o suçu işlemiştir" diyorsun.

Ne alaka diyorum

"Kela alaka" diye cevap veriyorsun.

Konumuz o savcının zihniyetidir.

Sanıkların suçluluğu-suçsuzluğu değildir.

Konunun özünü kaçırmak gibi bir hünerin olduğu kesin.


Bilgisizliğin yeterince anlaşıldı, daha fazla bu konuda gayret sarfetme, sonra okuyanlar "soda bu güne kadar kabul edilmeyen tek iddianame izmir'deki süper savcının iddianamesi sanıyor muhaha" der üzülürüm senin için.


Bu da yukarıdaki gibi aynı zihniyetin mamülü bir fikir.

İddianamenin kabul edilmesi ve sanıkların suçlu olması ile ilgili değildir konumuz.

Sizlerin en üyük yanılgısı "iddianamelere" göre insanları suçlamanızdır.

Halbuki "iddianame-savunma" birlikte yürür.

Tek taraflı bakamazsın. İddianameleri çarşaf çarşaf yayınlayan yandaş basın savunmalar hakkında neden suskun?

2000 sayfalık Ergenekon iddianamesinin 25 bin sayfalık savunması da var.

Bunları neden okumazlar?

Sen daha da geriye gidip "iddianamenin kabul edilmesini" suça kanıt gibi gösteriyorsun.

İddianamenin kabul edilmesini bırak iddianamenin kendisi bile suçu sabit hale getirmez.

A benim hukukçu olmayan ama daha çok gugukçu olmaya aday AKP'li dostum.



Ayrıca ben sana yada bir başkasına hakaret de etmedim "adam değilsin" yada "seni adam yerine koymuyorum" da demedim sodacım, o yüzden neden gözyaşı döküp merhamet isteme pozisyonuna geldin anlayamadım!


Ben mi merhamet istiyorum?

Ben Allah'tan başkasından merhamet istemem :):)

Sen kendi hakaretlerini tespit edemiyorsan ben ne yapayım.

Senin yazılarında bırak cümleleri bütünlüğü bile hakaret /aşağılama dolu.



Soda bunu diyen savcı değil.

Savcı'ya ait olmayan bir sözden savcıyı pkk'lı ilan etme ucuzculuğun devam ediyor, sana sorsak Zekeriya Öz'de cuntacıdır değil mi :brick:

Reşadiyedeki hain pusuda oğlunu şehit vermiş bir baba, Türk, İstanbulda kameralara aynı şeyi söyledi, bu kanı durdurun dedi oda mı pkk'lı?



Onun savcı demedi tabiiki, zaten ben öyle bir şey söylemedim. O cümleyi kullanan Şemdinli belediye başkanı cancağazım iyi oku.

Oğlunu şehit veren Muş'lu babanın söyledikleri konumuz değil Wip.

Bir sözü aynı anda iki farklı insan söyler ama iki farklı durum oluşur.

Mesela bir vatandaşın "elbette laiklik gidecek" demesi ile bir başbakanın veya başbakan olacak kişinin "elbette lakiklik gidecek" demesi aynı değildir.

Biçim aynıdır ama tehlike aynı değildir.

Diğerı "yakın tehdit"dir ve ülkeyi kaosa sürükler.

Bak sana biçemden kurtulmuş öze ve amaca yönelik çalışan insan mantığından örnekler sunuyorum.

Az şey öğrenmiyorsun benden, kıymetimi bil.

Somut deliller suça işaret etmezmiş, neye ediyor peki?

Ve daha önemlisi ergenekon muhibi, tek tek çürütülen o deliller hangileriymiş?



Somut delil suça işaret etmez her zaman. Çünkü o delil dediğin şeyin delil olamayacağı hatta tam tersini ispatlayabileceği çokça görülmüştür.

Tek tek çürütlen delillerle ilgili olarak beni fazla yormasan da şu aşağıdaki bir örnek ile yetinsen olur mu? Bak sonra uğraştırma beni daha önce pek çok topikte bunları ele aldık o yazıları C/P yapmak istemiyorum

Oku bakiim:

Ergenekon savcısı acayip bir şey söyledi (http://www.odatv.com/n.php?n=ergenekon-savcisi-acayip-bir-sey-soyledi-suikast-belgesi-benden-cikti-0101700200)

Senin gibi askeri militarizm sevdalıları, cuntacılarla aynı yer: Silivri ve son nefese kadar kodes!


Birincisi askeri militarizmi özde ve sözde savunan sizlersiniz.

12 Eylül'ün verimli topraklarında yetişmeniz ve 12 Eylülcülere olan saygınız bir yana,

"Kanlı mı gelecez kansız mı" dan

"Camiler kışlamızdır müminler asker"

tahriklerinize kadar

sayısız örnekler verebiliriz.

Silivri meslesine gelince...

Yakındır seçimler olacak.

Aman ha, kaybetmeyin.

Çellist
11-12-2009, 17:00
Yahu, bir saniye!

Şimdi aklıma geldi: Şemdinli davasındaki sanıklar tahliye edilmişti.

İddianamenin şaklabanlığının yanı sıra baştan sona iftiraname olduğu tescillenmiştir.

Kahraman askerlerimize geçmiş olsun dileklerimi sunarım.

Ha, tekrar tutuklandılarsa haberim yok. Şimdiden bu konuda ek bilgi verecek olanlara teşekkür ederim.

wiperandcleaner
12-12-2009, 00:43
İddianamede savcının Pkk'lıları tanık olarak gösterdiğini ve kendisinin üstüne vazife olmayan siyasi yorumlarının da Pkk'nın Pan-Kürdist anlayışının parelelinde olduğunu söylediğimi ve bütün bunların objektif anlamda iddianamenin konusuna giren suçu sanıkların "işlemediğini" göstermediğini belirttim.

Diyorum ki: Sanıklar o suçu işlemiş olabilir.

Ama bu benim savcı ile ilgili bizzat kendi iddianamesinden yaptığım yorumlarda bahsi geçen Pkk siyasetinin paralelinde çizgisi olduğunu söylemem ile bağlantılı değildir.

Dostum sende bağlantı sorunu var diyorum.

Ben savcıdan bahsediyorum sen "sanıklar o suçu işlemiştir" diyorsun.

Ne alaka diyorum

"Kela alaka" diye cevap veriyorsun.

Konumuz o savcının zihniyetidir.

Sanıkların suçluluğu-suçsuzluğu değildir.

Konunun özünü kaçırmak gibi bir hünerin olduğu kesin.


İkimizden birisi konuyu özünden saptırıyor bu doğru ancak o kişi ben miyim yoksa sen mi?

İşte bütün mesele bu :fencing:

Şimdi soda, şu replik sana ait: "Şemdinli iddianamesi bir Pkk bildirisi gibidir."

Bunu savcının olaylara da tanık olmuş belediye başkanını sorgulayıp ifadelerine iddianamede yer vermesinden hareketle söylüyorsun birde makasladığın bir ifadesinden.

Ben önce hiç içeriğe girmeden "pkk bildirisi" dediğin bu iddianamenin

1-Mahkemece kabul edildiğine
2-İddianamede suçlananlara ağır hapis cezaları verildiğine

dikkat çekerek:

1-İddianamenin hiç de pkk bildirisi olmadığıan
2-İddianamenin somut delillerle bazı isimleri suçladığına

işaret ettim.

Kuramadığın buz gibi alaka budur.

Sonra baktık tatmin olmuyorsun içeriğe girdik ve savcıya büyük haksızlık ve iftira ettiğini gösterdik.

Ferhat Sarıkaya örneği sizin "ne halt ederse etsin askere ilişilmez" doktrininizi ele veren somut ve öğretici bir örnektir soda.


İddianamenin kabul edilmesi ve sanıkların suçlu olması ile ilgili değildir konumuz.


İddianame'yi "pkk bildirisi" olarak karala sonra bunu söyle!

Olmuyor soda mızrak çuvala sığmıyor :fencing:


Tek taraflı bakamazsın. İddianameleri çarşaf çarşaf yayınlayan yandaş basın savunmalar hakkında neden suskun?


Onlar da yayınlanıyor soda, çarşaf çarşaf.

Ben takip ederim, hatta bir çok detay ve defoyu savunma metinlerinden yakaladım :hungry:


Ben mi merhamet istiyorum?

Ben Allah'tan başkasından merhamet istemem :):)


Arkadaşım şunu bir netleştirelim: Sen ateist misin değil misin?

Şunu bir netleştirelim sodacım :noidea:


Sen kendi hakaretlerini tespit edemiyorsan ben ne yapayım.


Bana yardımcı ol bu konuda soda, özeleştiriye her zaman açığım!


Onun savcı demedi tabiiki, zaten ben öyle bir şey söylemedim. O cümleyi kullanan Şemdinli belediye başkanı cancağazım iyi oku.


Yazılanlar ortada, yaptığın ima/makaslama/çarpıtma başlıkta.

Galiba biraz utandın ve reddi suç yapmaktasın :)


Oğlunu şehit veren Muş'lu babanın söyledikleri konumuz değil Wip.


Naklettiğim sözler muşlu babadan değil soda, İstanbul'daki şehit ailesinden.

Muşlu baba ne dedi onuda söyliyeyim, yaklaşık olarak: "Bu kan dursun. Baykal ve Bahçeli'nin oğlu yok, onlar bu acıyı bilmez bu kanın durmasını bizim kadar istemez!"

Onlar bu minvalde konuştu.


Az şey öğrenmiyorsun benden, kıymetimi bil.


Akşam akşam beni güldürdün Allah'da seni güldürsün sodam :lol:


Somut delil suça işaret etmez her zaman.


Lütfen bu kadar gevşek cümleler kurma soda, lastik gibi nereye çeksen oraya gidiyor mazallah lastiği bir bıraksak pat diye sahibine çarpacak lastik.

Bir şeyi yazmadan önce iyice düşün, sonra böyle "ama, her zaman, bazen, ara sıra hiç hep" deme durumunda kalma.


Tek tek çürütlen delillerle ilgili olarak beni fazla yormasan da şu aşağıdaki bir örnek ile yetinsen olur mu?


Şimdi bu kısmen geçerli ve güzel bir örnek.

Kısmen diyorum çünkü basının bir şeyi "delil" sayması başka savcıların sayması başka.

İkincisi bu istisnai örnekten başka verecek bir örneğin var mı?

Üçüncüsü tescillenmiş yüzlerce delil için söyleyecek sözün var mı?


Birincisi askeri militarizmi özde ve sözde savunan sizlersiniz.


Soda, bu gidişle uzayan burnundan İstanbul'a üçüncü köprü olacak diyordum ya, artık ulaşılan boyut İstanbul il sınırlarını aştı, bu gidişle sen manş tuneli ile rekabet eder hale geleceksin bak demedi deme :popcorn:


Silivri meslesine gelince...

Yakındır seçimler olacak.

Aman ha, kaybetmeyin.

Soda Allah ömür versin, seçimden önce hem sen hem ben oy tahmini yapalım sonra seçimden bir gün sonra burada buluşalım.

Var mısın?

wiperandcleaner
12-12-2009, 00:48
Yahu, bir saniye!

Şimdi aklıma geldi: Şemdinli davasındaki sanıklar tahliye edilmişti.


Eskiden sizleri daha iyi eğitirdi efendileriniz, kalite çok düşmüş sizin oralarda :eyebrows:

Bak o sanıklar nasıl serbest kaldı biliyor musun?

Apoletli türk yargısı "bu davaya bakmak sivillerin haddine mi" dedi ve dosya askeri mahkemeye gitti.

Askeri mahkemede son derece steril bir kararla sanıkları tahliye etti.

Arka planda madalya taktılar mı bak onu bilmiyorum :lol:

Şemdinli’de Umut Kitabevi’ne bomba atılması olayında aldıkları 39’ar yıllık hapis cezası kararı Yargıtay tarafından bozulan üç sanık, Van Askeri Mahkemesi’nde dün yapılan ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkemenin “görevsizlik” kararı vermesi talepleri kabul edilmeyen müdahil avukatlar salonu terk etti. (http://arsiv.sol.org.tr/index.php?yazino=26882)

Çellist
12-12-2009, 03:43
İşte askeri yargı neden sivil yargıdan daha güvenilir ortaya çıkıyor...

Oradaki Peşmerge halk yakın civarda hangi asker varsa yakalayıp "Bonlor bombolomiştir, xo!" diye iddiada bulunacaktı; marabaların hepsi de Nur PKK ittifakı doğrultusunda koordinasyon halinde. Bombalanan yer de "Eski PKK bombacısının kitap dükkanı". Arada bir PKK'lı ya da sempatizanı da ölüyor; kim bilir nasıl bir uçkur davasına da adamı öldürdüler -bir taşla üç beş kuş vurma girişimi-

Aklın alıyor mu bir asker, AİLESİ ile alışverişe gitsin de arada bir fırsat bulup bir yeri bombalasın? Hangi istihbaratçı ya da terörist böyle bir faaliyette ailesini riske atar ve de hangi örgüt böyle bir iş için mensubuna telkinde bulunur?

Senin aklın alır, ayrı mesele... Sana göre TSK mensubu ya, Ergenekoncu ya her türlü melanet beklenir askerden... Ne kadar katliam varsa PKK yapmıştır; ama Ergenekon cinleri fırsat bulsa daha beterini edecektir sizlere göre...

Ulan, Muhammed'in Türk düşmanı lafları sizi nasıl da insanlıktan çıkarmış, be!

naper
12-12-2009, 12:33
amerikan;
bakıyorum tüm sorularımı D şıkkı ile yanıtlamışsın...yoksa hala sus pus musun?

wiperandcleaner
12-12-2009, 13:25
İşte askeri yargı neden sivil yargıdan daha güvenilir ortaya çıkıyor...


Steril olarak, hemen ilk duruşmada 30'ar yıl yemişleri salı verdiği için mi :horn:

Suçluları madem aklayacaksınız hiç olmazsa böyle aleni yapmayın, numaradan bir kaç duruşma celse falan yapın, yok anında birinci duruşmada tahliye :fish:

Defolarınız nasılda görünür, inkar edilemez halde.

Çellist
12-12-2009, 14:35
O sivil mahkeme Büyük Kürdistan'ın kurulması gerektiğini savunan iddianame ve olay günü yurt dışında bulunan PKK'lıların da tanıklığı ile askerlerimizi 30 yıla mahkum etmiştir; bu skandal da askeri mahkemede sonlandırılmıştır.

Şemdinli'deki bombalamayı ve ardından başlatılan cadı avını siz Nur Peşmerge ittifakı gerçekleştirdiniz. Bombalanan kitapevinin sahibinin de eski bir PKK bombacısı olması konuyu çok güzel açıklamaktadır. Arkadaşını öldürmüş, o esnada tetikte bekleyen marabalar da en yakınlarında bulunan Türk askerlerini fail olduğu iddiasıyla derdest etmişlerdir. Nur savcısı da hemen harekete geçip yurt dışındakiler bile dahil olmak üzere PKK'lıların tanıklığına baş vurmuştur.

Bu hukuk garabeti taa en başından garabetliğini sergilemişti. Yargıtayca da tahliye edilirlerdi. Ama iş askeri mahkemeye devredilmiş. Daha da iyi olmuş; aksi halde konu çok daha fazla uzardı. Sivil yargı anca 10 yıl sonra bu askerlerimizi salardı. Çünki haktan hukuktan anlamayan komplocu ve Nurcu hukukçuların sivil yargıdaki etkinliği çok büyük.

Soda
13-12-2009, 04:34
Şimdi bu kısmen geçerli ve güzel bir örnek.

Kısmen diyorum çünkü basının bir şeyi "delil" sayması başka savcıların sayması başka.

İkincisi bu istisnai örnekten başka verecek bir örneğin var mı?

Üçüncüsü tescillenmş yüzlerce delil için söyleyecek sözün var mı?



Dikkate aldığım tek kayda değer cümlelerin bunlar. İyice geyiğe sardın, arada ciddi olanları mumla arıyoruz.

Kısmen diyorum çünkü basının bir şeyi "delil" sayması başka savcıların sayması başka.


Bu cümle eksik.

Basının delil sayması başka savcının delil sayması başka, mahkemenin delil sayması ise bambaşka.

İddianamedeki savcı delillerinin pek çoğu mahkeme tarafından ciddi görülmemiştir ve hatta savunma tarafında çürütülmüştür.

Gizli tanık uygulaması ise tek kelime ile fecaattir.

Ve iddianamedeki önemli tanıklardan Tuncay Güney adeta diskalifiye olmuştur. Adı dahi anılmaz olmuştur.

Osman Yıldırım'ın söyledikleri ise aynı Tuncay Güney gibi inandırıcılığını yitirmiştir.

Mesela güncel bir gelişme var. Bu haber NTV'de verildi, Osman Yıldırım'ın suikast günü tlf. görüşmelerinden bazı bölümler polis tarafından kesilmiş, tırpalanmış.
Ve o kesilmeyen bölümler ortaya çıktı ki Osman Yıldırım "dini saikler" ile Danıştay cinayetinin azmettiricisi.

Osman Yıldırım ile bir arkadaşının yaptığı telefon konuşması kaydı şöyle:

Allah’ın askeri’
Bu konuşma, Ergenekon iddianamesinin 273. klasöründe şöyle geçti:
X: Ya bu Alparslan’ın soyadı nedir?
Yıldırım: Arslan.
X: Bütün televizyonlar ondan bahsediyor şimdi.
Yıldırım: He doğrudur.
X: Danıştay’ı basmış o, şaşırtmış mı o ya?
Yıldırım: Doğrudur doğru...
X: Alah Allah...
Yıldırım: Güzel yapmış, helal olsun.
X: Neyi güzel yapacak, iş midir o ya? Salaklık.
Yıldırım: Olur mu ya, Allah’ın askeri dayı ya Allah Allah.
Ankara farklı
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen ses döküm kaydında ise Yıldırım’ın Arslan hakkında söylediği “Allah’ın askeri” sözü yer almadı. Mahkemeye ulaşan döküm kaydında konuşma şöyle geçti:
X: Ya, bu Alparslan’ın soyadı nedir?
Yıldırım: Arslan.
X: Bütün televizyonlar ondan bahsediyor şimdi.
Yıldırım: He doğrudur.
X: Danıştay’ı basmış o, şaşırtmış mı o ya?
Yıldırım: Doğrudur doğru...
X: Allah Allah... İyi tamam oldu hadi görüşürüz.
Yıldırım: Sen nasılsın
X: İyiyim sağol
Yıldırım: Güzel yapmış la helal olsun.

Link (http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1172011&Date=10.12.2009&Kategori=guncel&b=Iki%20davada%20iki%20farkli%20bant%20cozumu)

Halbuki daha önceki ifadelerinde dini amaçla hareket etmediğinin ispatlanması için çok çaba göstermişti. Yandaş medya Danıştay suikastinde "Danıştay'da sıkıntımız var" diyeni de "İşte o hakimler" diye hedef göstereni de ve tetikçinin radikal- dinci karakterini de azmettiricinin radikal-dinci karakterini de unutturmak ve gizlemek için herşeyi yapmış ve danıştay suikastine Ergenekon'un provakasyonu olarak bakmıştı.

"Hayatım boyunca bir tane hacı, hoca arkadaşım olmadı. Aşırı, radikal dinci çevrem olmadı. Dinci ne örgüt tanırım ne de dostum, arkadaşım vardır... " Osman Yıldırım

Link (http://www.haber7.com/haber/20091109/Sanik-Osman-Yildirim-Haci-hoca-arkadasim-yok.php)

Bu tanığınız ile ilgili sana şu linki de vereyim de durumu daha net gör.

http://www.videofaz.com/iste-ergenekonun-gizli-tanigi-osman-yildirim.html

http://www.ntv.com.tr/id/25020099/

Mustafa Kemal'e "İngiliz p.çi" diyen bir adamın tanık olarak kullanılması zaten iddia makamının kafasının içini deşifre etmekte.

Zekeriya Öz'ün "Osmanım" dediği kişidir kendileri.


Sonra Ümit Sayın herşeyi ortaya dökmüş.

Neyi dökmüş bir söylesene.

Bunlar yandaş basın ağızları. Bırak bunları.

Adam hem Ergenekon üyesi olduğunu kabul etmiyor hem de 221'deki etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor.

"Kapı arkasından duydum...." gibi saçma sapil ifadeler.

Söylediği hiçbir şey yok. Ama sizler yine de çok şey söylüyormuş gibi pazarlamayı iyi biliyorsunuz.

Gizli oturummuşda söylemiş hem de

ama aynı anda gazetelerde...

İşiniz tam bir pazarlama.

Encümeni-Daniş'ten bahsediyor yandaş hükümet borzancıları Ergenekon okuyor.
Adam Ergenekon'u bilmiyorum diyor ama borozancıbaşılar "Ergenekon'dan bahsediyor" diyor.

"Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi’nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin ‘Encümen-i Daniş’ olduğunu söyledi. Encümen-i Daniş içinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını söyledi.”

ve devam ediyor

Sayın, “Konuşmalar sırasında Ergenekon adı hiç geçmedi. Bu örgütlenmenin Ergenekon olup olmadığını bilmiyordum. Bir örgütlenme olduğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla, Encümen-i Danış ile koordineli olarak toplantılar yapıldığını biliyorum. Ama ben bu örgütün üyesi değilim. Ergenekon adını basından duydum”

Hem Ergenekon'u bilmediğini ve üyesi de olmadığını söylüyor hem de etkin pişmanlık istiyor.

Gizli oturum ama medyaya anında servis ediliyor.

G.Kurmay başkanının işi gücü yok da bu Ümit Sayın'la muhattap olacak.

İlker Başbuğ'un dediği gibi, 700 bin kişilik bir orduya komuta eden G.kurmay başkanı örgüt mü kurar?

Hiç mi akletmezsiniz?

falan falan falan...

Bu kadar çelişki kafanı yormuyor mu?

Hikayesiniz hikaye...

wiperandcleaner
13-12-2009, 12:37
Dikkate aldığım tek kayda değer cümlelerin bunlar. İyice geyiğe sardın, arada ciddi olanları mumla arıyoruz.


Soda,

-verilecek cevabım yok
-hala düşünüyorum
-susma hakkımı kullanıyorum

yada benzeri bir argüman daha inandırıcı olurdu benden söylemesi :baby:




Bu cümle eksik.

Basının delil sayması başka savcının delil sayması başka, mahkemenin delil sayması ise bambaşka.

İddianamedeki savcı delillerinin pek çoğu mahkeme tarafından ciddi görülmemiştir ve hatta savunma tarafında çürütülmüştür.

Gizli tanık uygulaması ise tek kelime ile fecaattir.

Ve iddianamedeki önemli tanıklardan Tuncay Güney adeta diskalifiye olmuştur. Adı dahi anılmaz olmuştur.


Bunlar perinçek ağzı, aydınlığın hempalarının sözleri.

Tribünlere oynama, kamuoyunu manipüle etme gayretleri.

Mahkemenin ciddiye almadığı deliller nedir diye sorsak yukardaki gibi cevaplar dışında ne alabileceğiz :cheer2:

Tuncay Güney ise bu davada hele birinci iddianamede hiçbir zaman tanık konumunda olmadı, sanıkların neredeyse tamamında ele geçirilen Ergenekon Lobi belgesi ve etrafında gelişen ilk gözaltı ve tutuklamalardan sonra birilerinin aklına anca geliveren 2001 ifadeleri (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10777032.asp) dolayısıyla gündemde oldu hep Tuncay Güney.

Sonra savcılar özellikle sizin hempalarınızın "o niye burada değil tanık değil" diye ağlaşmaları sebebiyle bu elemana bir dizi soru yönelttiler:

Savcı Öz'den Tuncay Güney'e 37 soru

Tuncay Güney, Ergenekon soruşturması çemberine alınıyor. Soruşturmayı yürüten savcı Zekeriya Öz, Tuncay Güney'e 37 soru yöneltti. Öz, hazırladığı soruları Kanada adli makamlarına gönderdi. (http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/01/07/savci.ozden.tuncay.guneye.37.soru/508008.0/index.html)

Sana söylüyorum, biraz oku geliştir kendini.

Ha unutmadan, gizli tanık uygulaması ise gerçekten tek kelime ile fecaattir, hempaların için :becky:

Ne kadar kirli çamaşır varsa ortaya döküldü ya, tabi fecaattir :cheer2:


Osman Yıldırım'ın söyledikleri ise aynı Tuncay Güney gibi inandırıcılığını yitirmiştir.


Soda dikkat ediyorum da hep temennilerini yazıyorsun, gerçeklerle ne zaman temas edeceksin?

Kemalizm bahsinde olduğu gibi ergenekon bahsinde de dilek ve temenniler faslından gerçekler faslına ne zaman geçebileceksin?


Mesela güncel bir gelişme var. Bu haber NTV'de verildi, Osman Yıldırım'ın suikast günü tlf. görüşmelerinden bazı bölümler polis tarafından kesilmiş, tırpalanmış.
Ve o kesilmeyen bölümler ortaya çıktı ki Osman Yıldırım "dini saikler" ile Danıştay cinayetinin azmettiricisi.


:lol:

Okuduğunu anlama problemin mi var yoksa Şemdinli İddianamesi için yaptığına benzer bir faul mü bu?

Linki verdiğin habere yakından bakalım:


Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara ilişkin dava ile birleştirilen birinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Osman Yıldırım’ın yaptığı bir telefon konuşmasının, Ergenekon ve Danıştay dava dosyalarında birbirinden farklı olarak yer aldığı ortaya çıktı.

Yıldırım, Ergenekon dava dosyasındaki ses döküm kaydında, Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan hakkında “Allahın askeri” derken, aynı telefon konuşması Danıştay saldırısı davasının dosyasında “Allahın askeri” olmadan geçti. Danıştay saldırısının ardından saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Arslan ve olayın azmettiricisi olduğu öne sürülen Osman Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 8 sanık, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmıştı.


Habere göre "Allah'ın askeri" repliği(yani sizin önemsediğiniz ve doğru kabul ettiğiniz kayıtlar) Ergenekon dava dosyasında var, Danıştay saldırısını ulusalcı arslanın provokasyon için yaptığını gizlemeye çalışan ve açık bağlantılara rağmen "ergenekon davasıyla alakası yoktur" diyen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yok!

Yani şu art niyetli, maksatlı bellediğiniz Zekeriya ÖZ ve arkadaşlarının dava dosyasında "doğru kabul ettiğiniz" bu bilgi varken danıştay saldırısıyla ergenekon arasındaki buz gibi bağı inkar eden(Allah'tan mesele yargıtaydan döndü) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yok!


E bu neyi gösterir?

Ergenekon davasının yürütülmesindeki titizliği, savcıların hakkaniyetini ve sizin müfteriliğinizi.

Sonra bakıyorumda sanıklara ezberletilmiş repliklere pek takılmışsın, Soda senin gibi manipüle edilmeye açık insanlar yüzünden Türkiye provokasyonlar cenneti oldu be kardeşim!

Danıştay saldırısının ihale edildiği manyak tabiki tekbir getirecek(gerçi repliğini unuttuğu sonradan anlaşıldı ama Tansel Çölaşan sağolsun bu açığı hemen kapatıverdi) yoksa "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" diye baskında nasıl dezneformasyon yapılabilinsin güzel kardeşim :horn:

Osman Yıldırım'da aynı hesaptadır, diğerleri de!

Taki kelepçeyi kolaya geçirdikleri ana kadar :baby:


Zekeriya Öz'ün "Osmanım" dediği kişidir kendileri.


"Fabrikatör" doğu perinçek ağzı ve yalanı bu, yoksa aynı yolun yolcusu musun?


Sonra Ümit Sayın herşeyi ortaya dökmüş.

Neyi dökmüş bir söylesene.


Yardımcı olayım:


Sayın, yine 2006 yılında Merkez Orduevi'nde emekli orgeneral Hurşit Tolon ile de görüştüğünü ifade ederek, şunları anlattı:

'Bana ordu içinde, TSK içinde bir yapılanma olduğunu, bu yapılanmanın gidişata dur diyeceğinden bahsetti. Beni Şener Eruygur ile tanıştırdı. Eruygur ile 2006 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde yaptığımız görüşmede, bana TSK içinde böyle bir örgütün varlığından, sivil toplum örgütleriyle koordinasyon kurulduğundan söz etti. Konuştuğum diğer komutanlar bana görev üstlenmem konusunda bir şey söylemedi. Sadece Eruygur, 'sivil kanadında yer alır mısın?' dedi. Ben de alamayacağımı söyledim.'

Genelkurmay istihbaratından emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız'ın da Genelkurmay istihbaratının bu konudan haberi olduğunu söylediğini öne süren Sayın, 2006 yılında Kadıköy'de aynı internet sitesinde yazı yazdığı tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk ve emekli Tümgeneral Reha Taşkesen'in de bu örgütlenmeden söz ettiğini savundu.

'EN AYRINTILISINI KIVRIKOĞLU ANLATTI'

Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ile 2004 yılında rektörlük binasında yaptıkları konuşmayı açıklayan Sayın, 'Bana bu yapılanmadan söz etti. Sivil toplum örgütleriyle bağlantısı olduğunu söyledi. 'Görev alır mısın' dedi. Katılamayacağımı söyledim. Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin 'Encümen-i Danış' olduğunu, toplandıklarını söyledi. Encümen-i Danış içerisinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını söyledi' diye konuştu.

Başka komutanlarla yaptığı görüşmelerde de 'gidişata dur' demek için toplantılar yağıldığını söylediklerini ifade eden Sayın, 'Konuşmalar sırasında Ergenekon adı hiç geçmedi. Bu örgütlenmenin Ergenekon olup olmadığını bilmiyordum. Bir örgütlenme olduğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla, Encümen-i Danış ile koordineli olarak toplantılar yapıldığını biliyorum. Ama ben bu örgütün üyesi değilim. Ergenekon adını basından duydum' dedi.

Ana dava iddianamesini ile ikinci dava iddianamesini okuduktan sonra ordu içerisinde bir yapılanma olduğu kanaatine vardığını belirten Sayın, 'Gerek Özden Örnek'in günlükleri, gerekse diğer deliller, TSK içerisinde bir örgütlenme olduğunu gösteriyor. Zaten ikinci dava darbe üzerine açılmış' diye konuştu.

Koğuş arkadaşı olan, tutuklu sanık Emin Gürses'in kilisede Sevgi Erenorel ile yaptıkları bir toplantıya ilişkin bilgiler de veren Sayın, 'Erenerol, Emin Gürses'e, Şener Eruygur'un da başında olduğu bir yapılanma ve örgütlenmeden bahsetmiş. Şener paşanın TSK'nın, sivil toplum örgütleriyle koordinasyonunu sağlamak için ADD'nin başına geçeceğini söylemiş' diye konuştu.


Bu Ümit Sayın bir ara tv'lerde fellik fellik "Türkiye'de derin devlet yok, keşke olsa" diye konuşan eleman olmakta :horn:

İşte böyle Soda, bu işlere "Beyaz Türkler" mevzusu gibi fransız olduğunu belli, derin yapılanmanın içinde aktif unsur olursun ama televizyon ekranlarında "derin devlet mi, oda ne!" dersin.

Abilerin sana bir replik ezberletir gider adamı vurursun sen tekbirini çekersin(abiler tedbirlidir, sen repliği unutsan da bir Tansel abla çıkar tamamlar) sonra bir soda çıkar "bak, dinci" deyiverir :lol:

Zaten başımıza ne geliyorsa sizin bu "salağa yatmanızdan" gelmiyor mu?

Çok sevdiğiniz aydınları bile(mesela Mumcu) bu provokasyona teşne yönünüz sebebiyle kaybetmedik mi?

Ettik, gerçek bu.

Biraz ders çalış, çok eksiğin var :baby:

naper
14-12-2009, 10:50
arpacı amerikan;
görüyorum ki boş konuşmakta inatla ısrar ediyorsun.ama yazık sana,yukarıdaki yazını 5 cümle ile özetlerim,ve senin koca yazıdan farklı ya da eksik hiç bir anlam çıkmaz...
komik amerikan,kal sağlıcakla...

Soda
14-12-2009, 14:57
Sonra savcılar özellikle sizin hempalarınızın "o niye burada değil tanık değil" diye ağlaşmaları sebebiyle bu elemana bir dizi soru yönelttiler:





Tuncay Güney hem tanık hem sanık

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Tuncay Güney için düğmeye basıldığını açıkladı.

Şahin,"Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla GÜney'in Türkiye'ye getirtilmes için gerekli girişimleri başlattıklarını" belirtti. Şahin, kendisine sorulan bir soruya verdiği cevapta, GÜney'in hem tanık hem de sanık sıfatıyla sorgulanabileceğini açıkladı.

http://www.haberyenigun.com/icerik/540-Tuncay-Guney-hem-tanik-hem-sanik (http://www.haberyenigun.com/icerik/540-Tuncay-Guney-hem-tanik-hem-sanik)



Çok uğraşmışsınız baksana. Hem tanık hem de sanık... Bence hiçbirisi değil.

Bana göre o bir gizli tanık :)


Bu dava sadece savcılık iddianamesi değildir. Bu dava aynı zamnada yandaş medya üzerinden yürüyen bir saldırı kampanyasıdır. Senin yandaş medyan (TRT dahil) 1 yıl boyunca Tuncay Güney 'in absürd saçmalıkları ile bu milleti ikna etmeye kalktı. Şimdi 7'den 70'e herkes onun söylediklerinin yalandan ibaret olduğunu anlayınca
Tuncay Güney diskalifiye edildi. Gündemden düşürüldü. Bilmiyor muyuz yandaş yazarların Tuncay Güney üzerine düzdükleri methiyeleri. Nerede şimdi o yazarlar?

Neden Tuncayınızdan hiç bahsetmezler? İnandırıcılık sıfır olduğu için mi?

1 yıl boyunca bu adamla milletin beynini yıkadınız.

Tuncay Güney'in samimi beyanları... Öyle diyordu seninkiler.

Savcı 37 soru göndermiş Kanada'ya...

Ne cevap almış peki?

Aldığı cevap var mı?

Varsa iddianamelere girdi mi?

Yoksa burada lakırdısını yapmanın manası nedir?

Laf ola beri gele...

Kemalizm bahsinde olduğu gibi ergenekon bahsinde de dilek ve temenniler faslından gerçekler faslına ne zaman geçebileceksin?


Dilek ve temenni imiş... Güldürme beni...




OSMANIM "TER İÇİNDE, ŞAŞKIN..."

Link (http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=12004&Itemid=5)



Osman Yıldırım'ın çapraz sorgusu bu. Osmanınız ter içinde...

Önceki yazımda linkler vermiştim bakmamışsın.

Tuncay Güney'den vazgeçip böyle öz yeğenini bile satan adamdan medet ummaları ne kadar büyük bir acizlik böyle.

Keşke Tuncay Güney'de kalsalardı.

Vallahi o daha makbül bir kişilik. Alt tarafı yahudi olmuş , kipa falan takan bir kaçık...

Bu komple arıza :)

Osman Yıldırım'ın çelişkileri (http://www.ntv.com.tr/id/25020099/)


Ne o, dilek ve temenni miymiş ?



E bu neyi gösterir?

Ergenekon davasının yürütülmesindeki titizliği, savcıların hakkaniyetini ve sizin müfteriliğinizi.


Ne titizlik ama...

Davada devlet sırrı bırakılmadı, özel yaşam bırakılmadı, daha önce devlet adına yapılan önemli Pkk operasyonlarında ismi veya faaliyet gizli kalması gerekenlerin deşifre edilmesi kalmadı ne varsa döküldü ortaya...

Şu albay Apo'nun getirilmesinde rol almış, şu sorgusuna katılmış... diye diye pek çok askerin isimleri deşifre edildi Pkk'nın önüne yem olarak atıldı.

Ne titizlik ama...


Habere göre "Allah'ın askeri" repliği(yani sizin önemsediğiniz ve doğru kabul ettiğiniz kayıtlar) Ergenekon dava dosyasında var, Danıştay saldırısını ulusalcı arslanın provokasyon için yaptığını gizlemeye çalışan ve açık bağlantılara rağmen "ergenekon davasıyla alakası yoktur" diyen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yok!

Yani şu art niyetli, maksatlı bellediğiniz Zekeriya ÖZ ve arkadaşlarının dava dosyasında "doğru kabul ettiğiniz" bu bilgi varken danıştay saldırısıyla ergenekon arasındaki buz gibi bağı inkar eden(Allah'tan mesele yargıtaydan döndü) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında yok!



Onu o mahkemeye dinleme dökümünü kırparak veren dinlemeci ekiplere soracaksın. O mahkemeye eksik verilen tlf. dökümü bu mahkemeye şu aşamada tam verilmiş. Ve iyi de olmuş, gerçekler ortaya daha net çıkmış. Eylemin dini saiklerle işlendiği belliydi de senin Tayyip Erdoğan "Deniz Baykal yaptırdı bunu "
demekteydi :)

Yine yengeç gibi yan yan yürümeye başladın.

Bu adam "Allah'ın askeridir o" dedi mi demedi mi?

Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Aslan için "Allahın askeri" demiş mi dememiş mi?

Evet ya da hayır diye cevap ver.

Bırak o mahkemeyi bu mahkemeyi.

Yorma beni.



'EN AYRINTILISINI KIVRIKOĞLU ANLATTI'

Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ile 2004 yılında rektörlük binasında yaptıkları konuşmayı açıklayan Sayın, 'Bana bu yapılanmadan söz etti. Sivil toplum örgütleriyle bağlantısı olduğunu söyledi. 'Görev alır mısın' dedi. Katılamayacağımı söyledim. Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile de 2005 yılında Fenerbahçe Orduevi'nde görüştük. Bana en ayrıntılısını da Hüseyin Kıvrıkoğlu anlattı. Örgütlenmenin 'Encümen-i Danış' olduğunu, toplandıklarını söyledi. Encümen-i Danış içerisinde büyükelçiler, komutanlar ve devletin üst kademesindeki insanların bulunduğunu, görevi sırasında da böyle toplantılar yapıldığını söyledi' diye konuştu

Yok sen yazmayı öğrenmişsin de okumayı bilmiyorsun.

Adamın bahsettiği Encümen-Daniş...

Senin alıntıladığın bölüm bu. Sadece başlıklara mı bakarsın böyle hep?

Ayrıca Ümit Sayın'ın çelişkisi de şudur:

1- Ergenekon üyesi olmadığını söylemesine rağmen 221'den (Etkin pişmanlıktan) faydalanmak istiyor.

2- Ergenkon üyesi olmadığını söylemesine rağmen (size göre) Ergenekon hakkında önemli ifşaatlarda bulunuyor.

Süüüle bakiiim... Bir insan içinde olmadığı bir yapılanma hakkında ne bilebilir?

Ah, mantık eğitimini liselerden kaldıran Kenan Evren'de dir suç.

Ve tabii sözümona "gizli tanık" ve sözüm ona "gizli oturum" ama Ümit Sayın ismen de ifadeleri ile de basına deşifre ediliyor.

Ne titizlikmiş ama...


Danıştay saldırısının ihale edildiği manyak tabiki tekbir getirecek(gerçi repliğini unuttuğu sonradan anlaşıldı ama Tansel Çölaşan sağolsun bu açığı hemen kapatıverdi) yoksa "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" diye baskında nasıl dezneformasyon yapılabilinsin güzel kardeşim :horn:


Alparslan Aslan'ın tekbir getirmesi zaten tartışılmıyor cancağazım.

Azmettiricisinin "Allah'ın askeri o" demesi tartışılıyor.

Danıştay saldırısı Cumhuriyet'e saldırıdır.


http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK344935FD061_250.jpg


Danıştay saldırısını mı öğrenmek istiyorsun? Bak sana yardımcı kitap.
Biraz oku da gözlerin açılsın.

wiperandcleaner
14-12-2009, 23:45
Çok uğraşmışsınız baksana. Hem tanık hem de sanık... Bence hiçbirisi değil.


Soda, sende biraz ilerleme görebilmeliyim yoksa motive olamam ki :sad:

"Senceler" diyarıyla ilgimiz yok, bize gerçekler lazım. Önce "Ve iddianamedeki önemli tanıklardan Tuncay Güney adeta diskalifiye olmuştur. Adı dahi anılmaz olmuştur."

diyorsun, sonra sana aslında Güney'in tanık falan olmadığını gösteriyoruz derken bir U dönüşü ile "hiçbirisi değil" diyorsun.

Burada da çok duramıyor sonra


Bana göre o bir gizli tanık :)


diyorsun, bu kadar dönme, başın dönecek :baby:


Şimdi 7'den 70'e herkes onun söylediklerinin yalandan ibaret olduğunu anlayınca


Yine dilek ve temenniler faslı.

Hatırlar mısın, kanal d'de 32. Gün'de Birand'a "çifte mesleklileri açıklayayım mı ha!" dediğinde birand'ın surat pancar gibi olmuştu, ya işçi partiliye "beni yurt dışına kaçırırken şu kadar rüşveti şuraya verdiniz" dediğinde adamın suratına hiç dikkat ettin mi :lol:

Etmişsindir, etmişsindir ki burada "çevir kazı yanmasın" makamında nameler söylemektesin.


Bu komple arıza :)

Osman Yıldırım'ın çelişkileri (http://www.ntv.com.tr/id/25020099/)


Soda, yoksa sen işçi partili misin?

"Fabrikatör" Perinçek ve medya aygıtlarından bunca beslendiğine, onun yetiştirmesi karıştırıcı Soner Yalçın'ın (perinçekle birbirlerine pek söverler) çürük ipine ikide bir sarıldığına göre chp'li değil beterin beteri ip'lisin sen :bump2:

Yoksa "osmanım" repliğini de Fabrikatör Perinçek'in yayın organlarından mı okudunda doğru söz gibi sattın.

Osman ter içindeymiş, olacak tabi millete devlete komplonun parçası olursan adamı terletirler.

Peki ya Perinçek ne içindeymiş?

Ben söylerdim ama neyse!


Ne titizlik ama...


Soda, konuyu bilmeyenleri yanlış yönlendirmeye çalışıp, sanki Ergenekon savcıları bazı şeyleri gizlemiş gibi lanse ettin, olayı ortaya çıkardığımızda da "ne titizlik" diyorsun.

Binde birleri kadar titiz olmayı becerde her satırına yalan/yanlış bilgi sıkıştırma ne dersin?


Onu o mahkemeye dinleme dökümünü kırparak veren dinlemeci ekiplere soracaksın.


Polis aleyhine bu ne büyük önyargı ve öfke!

Oysa polisde silahlı güç ama apolet olmayınca makbul olmuyor galiba!

Polis birisine kırpmış da diğerine kırpmamış öyle mi?

Yani Danıştay saldırısı ile ergenekon davası arasındaki bağı görmezden gelen mahkemenin bu meselede bir hatası olamaz değil mi!
:baby:


Eylemin dini saiklerle işlendiği belliydi de


Muhahaha.

Desene Danıştay'da dincilerin eline geçti ve o yüzden "Bu dava Ergenekon davasıyla birleştirilsin" kararı verildi.

Sahi A.Arslan'ın sahip olduğu çeşitli kart ve kimlikler vardı, Muzaffer Tekin'le bağlantıları felan.

Yoksa bunlar Veli Küçük ağabeyleriyle toplu zikir falan mı yapıyorlar mış soda ne dersin bu işe?


Adamın bahsettiği Encümen-Daniş...

Senin alıntıladığın bölüm bu. Sadece başlıklara mı bakarsın böyle hep?


Ne biliyorsunki Encümen-i Daniş hakkında?

Yoksa "ihtiyarlar cemiyeti" mi sanıyorsun bunları.

Ümit Sayın kendisine anlatılan yapılanmayla Ergenekon davasında gördükleri arasındaki uyumdan söz ederek bu davada gündemde olan bu yapıyla daha önce adını bilmeden temas etmişim diyor.

Tabi son kısım yalan, gönüllü hizmetkarlarıydı, birde mason uşağı.

Kendisini sıyırmak için resmin dışında gösterecek bazı şeyleri, ancak buda kolpa ve hesaba dahil.


Ayrıca Ümit Sayın'ın çelişkisi de şudur:

1- Ergenekon üyesi olmadığını söylemesine rağmen 221'den (Etkin pişmanlıktan) faydalanmak istiyor.

2- Ergenkon üyesi olmadığını söylemesine rağmen (size göre) Ergenekon hakkında önemli ifşaatlarda bulunuyor.


Bak saksıyı işletince doğru sonuçlara yaklaşabiliyorsun.

Ümitlendim şimdi.

Sana söylediğim gibi bu eleman kolpadan "ne derin devleti ya, keşke olsa" diye kanal kanal geziyordu, oysa aynı dönemlerde derin mi derin karanlık mı karanlık odaklarla temasta ve msn'de pek bir hararetliymiş :peace:

Senin anladığım kadarıyla piskolojik harp ve özel harp konseptleri konusunda ciddi ders çalışman gerek.


Danıştay saldırısını mı öğrenmek istiyorsun? Bak sana yardımcı kitap.


Soda sendeki halin sebepleri artık zahir oldu, bir yanda doğu perinçek bir yanda karıştırıcı dezenformasyoncu soner yalçın ve en sonunda da mitçi diye kendini pazarlayıp, yarım yamalak bilgilerle istihbaraçılık oynayan, sonra "biz kaç kişiyiz" diye sayı saymayı sökme ayağına parayı voliyle vuran, en sonunda da sahip olduğu kanalı küfrettiklerine deve yükü parayla satan Tuncay Özkan'lara kalmışsın :bump2:

Senin doğru tek bir cümle kurma ihtimalin bu kaynaklarla elbette sıfır olur.

Söz aramızda kalacak, söyler misin "biz kaç kişiyiz"e sende para kaptıranlardan mısın :gossip:

naper
15-12-2009, 10:14
Soda sendeki halin sebepleri artık zahir oldu, bir yanda doğu perinçek bir yanda karıştırıcı dezenformasyoncu soner yalçın ve en sonunda da mitçi diye kendini pazarlayıp, yarım yamalak bilgilerle istihbaraçılık oynayan, sonra "biz kaç kişiyiz" diye sayı saymayı sökme ayağına parayı voliyle vuran, en sonunda da sahip olduğu kanalı küfrettiklerine deve yükü parayla satan Tuncay Özkan'lara kalmışsın :bump2:

Senin doğru tek bir cümle kurma ihtimalin bu kaynaklarla elbette sıfır olur.

Söz aramızda kalacak, söyler misin "biz kaç kişiyiz"e sende para kaptıranlardan mısın :gossip:

amerikan;
şu yukarıda yazdığından,muhtemelen iktidar partisinden bir çıkarın olduğunu(belediyenin otopark ihalesini almak,geçici görevle bir yerlere atanmak veya ilçe başkanlığı v.s.)apaçık belli ettin.
tuncay özkan yüzlerce farklı şekilde eleştirilebilecek bir insan.ama kanalını pahallı sattığı,isteyerek sattığı iddiası en basitiyle yalandır.hem de öyle bir yalandır ki AK partisine mensup insanlar bile artık yememektedir.tuncay özkan dan nefret edenler bile "oh,iyi oldu tayyip aldı kanalı elinden"derken!
hepimizin bildiği gibi tayyip yağdanlık yapamadığı basın/yayın kuruluşlarına karşı vergi dairelerini kullanırken ;yağdanlıkların,fenerlerine bile bekçilik yapıyor.
tepinmelerin beyhude amerikan.

Soda
15-12-2009, 13:27
Soda sendeki halin sebepleri artık zahir oldu, bir yanda doğu perinçek bir yanda karıştırıcı dezenformasyoncu soner yalçın ve en sonunda da mitçi diye kendini pazarlayıp, yarım yamalak bilgilerle istihbaraçılık oynayan, sonra "biz kaç kişiyiz" diye sayı saymayı sökme ayağına parayı voliyle vuran, en sonunda da sahip olduğu kanalı küfrettiklerine deve yükü parayla satan Tuncay Özkan'lara kalmışsın :bump2:

Senin doğru tek bir cümle kurma ihtimalin bu kaynaklarla elbette sıfır olur.

Söz aramızda kalacak, söyler misin "biz kaç kişiyiz"e sende para kaptıranlardan mısın :gossip:

Bu kadarı da komedi olmaktan çıktı trajediye dönüştü.

Kendi öz yeğenini satan, cinayet işlemiş ve dahi azmettirmiş bir adamın ifadelerine güvenip mahkemelerde tanık olarak kullanılmasını doğal karşılayan ve onun saçma sapil iftiraları ile insanları suçlayanların Tuncay Özkan gibi suçu olmayan ve olmadığı gibi de Türkiye'nin ve dünyanın gördüğü en büyük sivil toplum hareketine liderlik etmiş birisinin yazdığı kitaba inanmayacakmış...

Neresini düzeltecekin ki...?

Tuncay Özkan'a attığı iftiraları mı,

düştüğü mantık hatalarını mı...?

Neresini?

Her yerden dökülüyorsun Wip.

Senin gibiler Tuncay Güney, Osman Yıldırım gibilere sempati duyarlar,
benim gibiler ise siyasi mücadelesini cezaevinde yatarak taçlandıranlara.

Sen kötüleri seversin ben iyileri.

Aramızda fersah fersah mesaafe var.

Seninle yer ile gök kadar uzağız.

Sana tavsiyem: Okumasını öğren.

Daha kendi alıntılarını bile okumaktan acizsin.

Bir de hep yandaşları okuma. Kafanı kaldır da dünyaya bak.

wiperandcleaner
16-12-2009, 01:40
şu yukarıda yazdığından,muhtemelen iktidar partisinden bir çıkarın olduğunu(belediyenin otopark ihalesini almak,geçici görevle bir yerlere atanmak veya ilçe başkanlığı v.s.)apaçık belli ettin.


Bravo büyük başarı, "Biz kaç kişiyiz?" deyip millete mandik atan ben değil Tuncay Özkan'ken arpalanan ben oldum :playball:

Böyle bir amuda kalkışı anca "Beyaz Türkler"imiz yapabilir zaten :playball:

Ayrıca rubin ve bilimum neocon sempatizanı ve Washingyon D.C'nin mukimi "Beyaz Türk", sizler arpalanmadan nefes almayanlar olabilirsiniz ama şahsen bendeniz tek lokma olsun ama helal olsun anlayışıyla yaşayan birisiyim.

Bir iktidarı beğenip tasvip etmek için ülkemin çakma solcuları gibi "devletin malı deniz yemeyen keriz" diye kene gibi devlet kurumlarına, kitlere yapışanlardan, arpalananlardan değiliz.


tuncay özkan yüzlerce farklı şekilde eleştirilebilecek bir insan.ama kanalını pahallı sattığı,isteyerek sattığı iddiası en basitiyle yalandır.


Kaça sattığını biliyor musun?

wiperandcleaner
16-12-2009, 01:59
Kendi öz yeğenini satan, cinayet işlemiş ve dahi azmettirmiş bir adamın ifadelerine güvenip mahkemelerde tanık olarak kullanılmasını doğal karşılayan ve onun saçma sapil iftiraları ile insanları suçlayanların Tuncay Özkan gibi suçu olmayan ve olmadığı gibi de Türkiye'nin ve dünyanın gördüğü en büyük sivil toplum hareketine liderlik etmiş birisinin yazdığı kitaba inanmayacakmış...


Soda senin muhakemen ne kadar sorunlu güzel kardeşim :behindsofa:

Şimdi adi bir suçlu, beyaz kadın taciri, seri katil vb bir şahıs, mahkemelerde konu oldukları davalarda sanık ve tanık olamaz mı?

Ne yapacağız bu adamları yargılamadan kellelerini mi vuracağız :frusty:

Osman Yıldırım sanık olduğu davada tanıklık da edebilir, canın niye sıkılıyor güzel kardeşim :party:

Mesela "veli abim bir tanedir, vatan perverdir, muzafferde öyle, m.zekeriya öztürk de öyle" diye ifade verse acaba osman yıldırımın ifadeleri daha mı makbul olurdu?

O zaman öz yeğen meğen işin içine karıştırılır mıydı?

Ha bu arada tuncay özkan nasıl suçsuz oluyormuş aziz hakim soda, ne vakit yargıladın da beraatine karar verdin :lol:

Obama'ya yakaran anti emperyalist (http://www.taraf.com.tr/makale/4905.htm) tuncay özkan suçsuz demek, oysa ondan fena halde pis kokular gelmekte, üstelik bu ergenekon sürecinden de çok önceden.

Yeri geldiğinde satamayacağı (http://stargazete.com/yazar/ugur-dundar-i-gammazladi-131881.htm) kişi yoktur, zati "biz kaç kişiyiz"cileri nasıl sattığı da malum :bounce:

Bir vakitler hortumcuların hamisi Mesut Yılmaz'la kankalığı da malumumuz.

Fikri Sağlar'ın ortaya çıkardığı Alaaddin Çakıcı ile Korkmaz Yiğit arasındaki konuşmaları Mesut Yılmaz'a önceden ulaştıran bu temiz arkadaştır, bkz "Kod Adı Susurluk" sayfa 30

Ve bir tanıklık:


İşte tam o günlerde 18 Haziran’da Pamukbank’a el kondu...

Ortalık birbirine girdi...

Birkaç gün içinde Yapı Kredi, arkasından Digiturk ve teker teker her şeye el konacağı söyleniyordu...

5 gün sonra 23 Haziran’da Mehmet Emin Bey’in SHOW TV’nin üst katındaki odasında toplandığımızda 4 kişiydik...

Ersin Pamuksüzer’in o sözleri o anda 4 kişi duydu... Sonra birkaç kişi daha...

“Reha Bey, Ateş Hattı ve İtiraf programlarını yeni sezonda da yapmanızı istiyoruz... Ne isterseniz ödenecek... Ayrıca Digiturk’te sizin adınıza bir kanal kuracağız... Sizinle yarı yarıya ortak olacağız... Tek bir konu var... Haberler... Pamukbank’a el kondu... Yapı Kredi’ye el konması an meselesi... BANKALARI KURTARACAK PARTİ, HABERLERİN BAŞINDA BİR BAŞKA KİŞİYİ GÖRMEK İSTİYOR...”

Kelimesi kelimesine böyleydi konuşma...

İsteklere karşı çıkılacak günler değildi, bankalara el konuyordu, SHOW’a da el konacaktı...

Mehmet Emin Bey’in patronluğu bile artık soru işaretiydi...

O haliyle, “Reha Muhtar’ı grupta kalmaya ikna etmeden odadan çıkarmayacaksınız...” dedi...

“Bankaları kurtarmak için bir parti bir habercinin SHOW’a geçmesini” istiyor...

Ne alaka diyeceksiniz?..

Bilmem!!!

Televizyon, medya, siyaset...

Hangi haberci ve hangi partiydi acaba bankaları kurtaracak olan?..

Müneccim olmaya gerek yoktu ki...

Her şey çok belliydi...

Reha Muhtar (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=109540&Categoryid=4&wid=136)


Soda bil bakayım burada kimden söz ediliyor?

Bingo, Tuncay Özkan :bounce:

Adil Serdar Saçan'la kankalığına ve beraber kotardıkları komplolara girersek yüzün çok kızarır, oraya girmiyorum.

Suçsuz, pirü pak Özkan, güzel fantazi :bounce:


Tuncay Özkan'a attığı iftiraları mı,


Ne iftirası, örnek alalım!


Seninle yer ile gök kadar uzağız.


Bak arada bir doğru şeylerde söylüyorsun.

Seri katilleri, manipülatörleri, ABD-İsrail İstihbaratının oyuncaklarını, millet ve devlet düşmanlarını "kahramanı" olarak gören, gönüllü avukatlık yapan sen ile ben elbet fersah fersah ayrı iklim ve sahillerin adamıyız.

Ama gel görki aynı toplumda yaşıyoruz.

Sizi topluma kazandırmak, hiç olmazsa gelecek nesillere kötü örnek olmamanızı sağlamak için sizi eğitmek zorundayız, bu uğraşlar bu sebeple sodacım.

Biliyorsun, Allah'tan ümit kesilmez.

Her zaman bir ümit vardır soda.

Soda
16-12-2009, 04:39
Sen ne yazıyorsun Wip farkında mısın?

Şu topiği konusundan çıkarttığın yetmiyormuş gibi bir de her tartışmayı kendi içinde rayından çıkartıyorsun.

Hadi Ergenekon falan dedik koca Ergenkon topiği ataçlı olarak var iken burada tartıştık anladık da bir de üstüne (iddia olunan) Ergenekon'dan da çıkıp Tuncay Özkan tartışmasına ve onu da 2000-2001 yıllarına falan geri götürmeye kalkıyorsun.

Tuncay Özkan'ın geçmişi ile ilgili iddiaların kulaktan duyma mahalle dedikodularından ibaret biliyoruz da bari bu konuyu (iddia olunan) Ergenekon'da tutmayı başarabilseydin. Mesela Tuncay Özkan'a yüklenen iddianamedeki suçlar üzerinden ilerleseydin. Seninle adam gibi tartışma yapılamaz çünkü sahadan uzaklaşıp koşu pistinde top oynamaya kalkıyorsun.
Bu sefer daha beter stadın da dışına çıktın sokaklara daldın :)

(zaten Şamil Tayyare gibi Özkan'ın binlerce kez iddialarını çürüttüğü ve bütün hodri meydan davetlerinden fellik fellik kaçmış birine dayandırman da düştüğün durumun içler acısı halini ortaya sermiştir)

Şamil Tayyar sizin camianın en gayrı ciddi adamıdır Tuncay Güney'den sonra.

Bir de; cezaevi siyasi mücadelenin kâbesi gibidir.

Cezaevine giren bir siyasetçi aynı hacca giden müminin hacdan önceki günahlarından arınması gibi bütün günahlarından arınır.

Sizler racon da bilmiyorsunuz.

Cezaevine giren bir insana dışarıdan vurulmaz. Ayıptır ayıp.

Zaten AKP'lilik genel anlamıyla bir düzey düşüklüğü olarak tezahür eder.

Kaba, hoyrat, anlayışsız, nezaketiz, incelikten yoksun olmaktır.

"Düşene bir tekme de benden" demektir.

Delikanlılığa sığmaz bu yaptıklarınız.

Kendini savunamayacak durumda olan insanlara gazete sayfalarından, köşe yazılarından belgesiz, delilsiz, dedikodu yazıları ile yüklenemezsin.

Aylarca yandaş medyanız CHP-KanalTürk ilişkisi üzerine binlerce iftira dolu yazı yazdı.
Sonra ne oldu? Anayasa mahkemesi bir usulsüzlük tespit edemedi.
Özür diledi mi seninkiler?
Aylarca attığınız iftiralardan dolayı yüzünüz kızardı mı?
Hemen gündemden düşürüp başka iftiralara geçtiler.
Senin yandaş medyan kadar kudurmuş bir aygıt var mı acaba?
Ben artık onlara insan bile demiyorum. İftira üretme makineleri.

Tuncay Özkan kurduğu Biz Kaç Kişiyiz derneği ile 2 ay gibi bir sürede
1,250, 000 insanı topladı.
Bu dünya rekorudur. Sizi kudurtan bir rekordur bu.
Sizlerin hayal bile edemeyeceği bir insan topluluğunu tek yürek yaptı.
Saldırınız bu yüzdendir, biliyorum derdinizi.

Ama hikayesiniz. AKP ilk seçimde düşer ve sizlerin bu havası balon gibi söner.


Şimdi adi bir suçlu, beyaz kadın taciri, seri katil vb bir şahıs, mahkemelerde konu oldukları davalarda sanık ve tanık olamaz mı?


Olamaz.

Atatürk'e "İngiliz p.içi" diyen adamın hiçbir sözü kanıt olamaz.

Böyle bir adamın lafı ile kimseyi mahkum edemezsin.

Kadın satan bir adamı üç otuz paraya 40 tane adama iftira attırırsın.

İnsanların söylediklerinin doğru olup olmadığını anlamanın bir yolu da onların kişilikleri, geçmişleri, ahlaki durumlarıdır.

Öğren bunları.

Ayrıca "Osman Yıldırım'ın sözleri doğru olamaz mı" diyenlere "Alpaslan Aslan'ın sözlerini neden dikkate almazsınız?" diye sormazlar mı?

"İşimize geleni dikkate alırız" desenize şuna.


Tuncay Özkan'ın kitabı ile dalga geçmektesin. Güya Tuncay Özkan şu imiş bu imiş de onun yazdıklarına mı bakacakmış...

Zaten bu bir üsluptur. Bu bir AKP üslubudur. Dalga geçmeyi eleştiri sanmak.

O kitapta Danıştay saldırısı ilşe ilgili iddia makamının bütün iddialarının nasıl çürütüldüğünü hem iddia makamı hem savunmalar karşılaştırılarak anlatılmakta ve ilginç detaylar verilmekte. Yeri geldikçe buralara da alacağım.

Ama senin kendi çelişkilerini ortaya koymak daha keyifli.

Tuncay Özkan'ın belgeli, bilgili ve mahkeme tutanaklarına geçen ifadelerden oluşturduğu kitabına burun kıvıranların Osman Yıldırım gibi bir kadın pazarlayıcısının sözlerini hem de çelişkiler içindeki sözlerini el üstünde tutmaları az buz bir çelişki değildir hani...Ben orada Osman Yıldırım'ın duruşmada düştüğü durumun acziyetini gösteren bir link veriyorum; "Bu link Aydınlıkcıların" diyorsun. Aydınlık olsa ne olur Zaman gazetesi olsa ne olur. Adam duruşmadaki çapraz sorguyu almış oraya olduğu gibi. Aynı Zaman'da geçen ne ise orada da o var ama senin hiçbir şeyi anlamayan kafan buna bile basmıyor da hala kaynağın kimliğini sorguluyorsun.

Sana göre Aydınlık dergisinde "Türkiye'nin başkenti Ankaradır" yazsa da dikkate almamalıyız. Ne mantık ama ?

Bu kadar çelişki ile nasıl yaşıyorsun? Zor olmuyor mu?

Sonra da Alper Görmüş'ün linkini vermişsin Tuncay Özkan'ın Obama'ya mektubu için. Şu Ermenilerden özür dileyen adamlardan biri değilmiydi Alper Görmüş? Eee böyle adamlar Tuncay Özkan'la uğraşmayacak da kim uğraşacak?

Tuncay Özkan'ın Obama'ya yazdığı mektubu da fazla büyütmüş

Öyledir zaten. İşine geleni büyütür gelmeyeni küçültür.

Tuncay Özkan orada Obama'dan yardım falan istemiyor. Obama ile de bir ilişkisi yok ve olsa bile sizin başbakanınızın ilişkisinin yanında lafı mı olur? Ergenekon operasyonlarını bile Bush gibi bir neo-con'a danışmadan yapamıyordu. Şimdi de Obama'dan destek istemekte. Yani Amerikancılık konsusunda AKP ile yarışmak ne mümkün? BOP'un eşbaşkanı olduğunu kendi ağzı ile ifade eden başbakanınız ile karşılaştırmak ne mümkün?

Uyarı da bulunmuş kibarca. Özkan kibar bir dil kulllanmış ama mesajı çok sarih.




Başkan Obama,

Dünya'ya yapacağınız en büyük kötülük Türkiye'de din faşizmine destek vermeniz, "Ilımlı İslam", "Büyük Ortadoğu projesi" gibi Bush dönemi lobiciliklerini sürdürmeniz olur.

Türkiye Hamas gibi fundamentalist dinci örgütlere kayıyor. Faşizm Türkiye'de, "Amerika istiyor" yalanıyla her baskıyı uyguluyor. Bu doğru mudur? Amerika, Türkiye'yi "Din Faşistlerinin" yönetmesini, Türkiye'nin Hamas ile birlikte olmasını, demokrasiyi terk etmesini, "Laikliği" bırakmasını mı istiyor?

Başkan Obama,

Bu sorularımın yanıtını "Evet" olarak verir, yada o anlama gelecek uygulamalar yaparsanız, biliniz ki : "En son umutlar ölür".

Türkiye'yi bu din faşizmine karşı savunmak için her şeyi yapmaya, ülkemde hukukun üstünlüğü ve laik demokratik Cumhuriyetin sonsuza kadar yaşaması için Mustafa Kemal Atatürk'den devraldığımız "Mücadele" "Devrim" ve "Aydınlanma" ruhuyla sizinle de yılmadan, yorulmadan mücadele edeceğimi bildirmekten mutluluk duyarım. Böyle bir tutum takınır, Bush'un Türkiye Politikalarını sürdürür, din faşistlerinin Türkiye'yi ve Dünya'yı felakete sürüklemelerinde onlara destek olursanız, size bağlanan umutları da söndürürsünüz.


Diyor ki: Bush Türkiye'deki din faşizmini destekledi sen efendi ol. Uyma ona. Farkıı göster. Sen ki köle çocuğusun bir neo-con gibi hareket etme.
Ama eğer sen de desteklersen ben Mustafa Kemal çizgisinde olacağım haberin olsun.
Yani "senin çizgin değil Mustafa Kemal çizgisi" diyor.

Bak sana Türkçe metinleri bile çevirme gereği duyuyorum.

Haline bak da ağla.

Sen şimdi bu açık mektubu RTE'nin danışmanının "onu deliğe süpürmeyin kullanın" sözleri ile karşılaştırabilir misin?

Sen şimdi bu sözleri "Ben BOP eşbaşkanıyım" sözleri ile karşılaştırabilir misin?

Sen şimdi bu sözleri ABD'de oturma izni alabilmek için CIA ajanlarını Kilise papazlarını, Yahudi hahamları referans gösterenlerin düştüğü durumla karşılaştırabilir misin?

Sen şimdi bu sözleri Neo-con Bush'a "Ergenkon'da bana destek ver" diyen birinin sözleri ile karşılaştırabilir misin?

Yani bu vatanın öz evlatlarını hatta Pkk ile mücadelede kahramanlık destanları yazmış kahraman subaylarını içeri tıkabilmek için neo-con Bush'tan destek arayanların sözleri ile karşılatırabilir misin?

Bir tarafta "sizinle de mücadele ederim gerekirse..." diyen bir mahpus diğer tarafta onu içeri tıkmak için neo-con Bush'tan yardım isteyen bir başbakan.

İnsaf yahu!

naper
16-12-2009, 14:00
sevgili amerikan;
soda sana gereken cevabı vermiş.

zaten sen kendini açık ediyorsun.darbeci öcüler geliyor palavrasını artık kimse yemiyor amerikan,yeni palavralar bulman gerekecek...

insanlar aç,işsiz,ülke kaosa sürüklenmiş,türkiyenin borçları beş yüz milyar doları çoktan aşmış işsizlik %20 lerde sen abidik gubidik işlerin peşindesin...tuncay özkan yargılanıyor.sonuç er ya da geç ortaya çıkacak...darbedende korkma sen türkiyede silahlı kuvvetler artık darbe yapmaz/yapamaz.
ama şu yukarıda saydığım işler ne olacak amerikan..sokaklarda insanlar birbirini vuruyor.esnafın dükkanı,otomobili yakılıyor,kaleşnikoflu şehir eşkiyaları türedi...
var mı tayyipin çözümü otoparkçı sen bilirsin?

wiperandcleaner
16-12-2009, 16:26
Sen ne yazıyorsun Wip farkında mısın?

Şu topiği konusundan çıkarttığın yetmiyormuş gibi bir de her tartışmayı kendi içinde rayından çıkartıyorsun.

Hadi Ergenekon falan dedik koca Ergenkon topiği ataçlı olarak var iken burada tartıştık anladık da bir de üstüne (iddia olunan) Ergenekon'dan da çıkıp Tuncay Özkan tartışmasına ve onu da 2000-2001 yıllarına falan geri götürmeye kalkıyorsun.


Ne oldu, zoruna mı gitti tuncayın özkanının kirli çamaşırlarının ucundan kıyısından söz edilince?

Sana dedik, pis kokular geliyor ondan, üstelik yıllardır.

Ülkemin çakma solcularının ideolojik tartışmalarda mağlubiyet yaşamaları sonrası hemen başvurdukları tipik mızıkçılıklardan birisini daha görüyoruz soda senin şahsında :sleep:

Tuncay Özkan muhabbetini açanda sensin(o pirü paktır diyerek) Şemdinli'den Ergenekon'a, oradan sivil anayasaya, evren'e diğer konulara zıplayan da.

Şimdi tuncayın özkan'ının kirli çamaşırlarıyla yüzleşince mi konu aklına geldi :drum:

Bak ona da razıyım, konunun ilk mesajında senin sakil akıl yürütmeni perişan ettiğim noktadan devam edebiliriz, her türlü açığız yani yeterki kaçma.


Tuncay Özkan'ın geçmişi ile ilgili iddiaların kulaktan duyma mahalle dedikodularından ibaret biliyoruz da


Yine dilek ve temenniler faslındayız.

Hangisi kulaktan dolma?

Fikri Sağlar'ın kitabındaki bilgi mi, Reha Muhtar'ın şahitliği mi yoksa Obama'ya yakarışı mı?

Yoksa Uğur Dündar'ı sattığı mı kulaktan dolma?

Hangisi?

Dilek ve temennilerden gerçeklere gelebilmeni sabırla bekliyoruz, dedikya her zaman bir umut vardır.


Şamil Tayyar sizin camianın en gayrı ciddi adamıdır


Yine dilek ve temenniler faslı.

Yahu soda, madem benim camianın adamı, bırakta ben değerlendireyim.

"Bana göre" desen hadi neyse de güya bizim mahalleden bir bakış fırlatıyorsun :bounce:

Ben senin mahalle/camiandaki gayrı ciddi ahmaklar hakkında sizin mahalleden bakış fırlatıyor muyum?

O kadar çok malzeme varki bu konuda, sayfa sayfa yazarım.

Mesela kalk borusu çalınca brifinglere koşan apoletli gazeteci tayfasından misaller verebilirim, sokağın milletin sesi olacağına kışlanın sesi olanlardan bahsedebilirim, emir verildiğinde hainleri tanıyalım diye andıç gazeteciliği yapanlardan, fransada mini etekli kızı diri diri yaktılar asparagasını servis edenlerden söz edip "bunlardan sirkte palyaço olmaz" diyebilirim :der:

Sahi tayyar'ı niye ciddiye almıyor muşsun, yoksa Ergenekon kitapları ve yazıları sebebiyle mi?

Belki de şu tipteki yazıları sebebiyle onu sevmiyorsundur:


17 Mayıs 2006 günü işlenen Danıştay cinayetinden sonra 24 Mayıs akşamı ekrana çıkan Doç. Dr. Emin Gürses, fail Alparslan Arslan’ın arkasında bir şeyhin olduğunu söyledi. Melih Aşık, bu iddiayı, 26 Mayıs günü Milliyet’teki köşesine “Keramet Şeyhte mi?” başlığıyla taşıdı.

Oysa, 21 Mayıs günü savcılıkta ifade veren Arslan, böyle birinden söz etmemişti. Ne var ki, süreç, Aşık-Gürses ikilisinin işaret ettiği yönde gelişti. 40 gün sonra ifadesini değiştiren Arslan, 26 Haziran günü savcılıkta, 83 yaşındaki Salih Kunter’i Gürses’in işaret ettiği “şeyh” olarak gösterdi.

Sonra ne oldu?

Arslan, ilk duruşmada yalan söylediğini açıkladı. Kunter, davanın ilk görüldüğü Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etti. İddianın sahibi Gürses, Ergenekon sanığı olarak tutuklandı.

Şapa oturdu

Aşık, “Dezenformasyon” başlığını taşıyan 23 Mayıs 2006 tarihli yazısında, Danıştay cinayeti soruşturmasında “şüpheli” sıfatıyla yakalanan Muzaffer Tekin’e sahip çıktı, “azmettirici koltuğuna bir takım çetelerin ya da ordu ile bağlantılı kişilerin yerleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz” diyerek başbakanın sorumluluğunun gözden kaçırıldığını yazdı.

Güzide yazarımız tezinde ısrarlıydı. 28 Mayıs 2006 günü “Fikir jimnastiği” başlığını koyduğu köşesinde şöyle yazdı: “Aslında ulusalcı çete balonu büyük başarıyla şişirilmişti. Muzaffer Tekin adlı emekli bir yüzbaşı bulundu... ‘Vay bee bu işin altında Susurluk, yani derin devlet varmış’ izlenimi uyandırıldı... Şeytani senaryo cascavlak oldu.”

Tekin, serbest bırakılınca Aşık, mutluluktan havalara uçtu. 30 Mayıs’ta bir yazı daha kaleme aldı, başlığını ise “Şapa oturdular” diye seçti: “Danıştay baskınını ulusalcı çeteye bağlama manevrası 4 gün sonra fiyasko ile bitti.”

Sonra ne oldu?

Danıştay soruşturmasında serbest bırakılan Muzaffer Tekin, Ergenekon sanığı olarak iddianamedeki yerini aldı. Danıştay davası ise Ergenekon’un eylemi olarak Silivri’ye taşındı. Köşesinde başkalarını şapa oturtan yazar, şapa oturan yazar olarak tarihe geçti.

Kalem gitti kiralık kaldı

Melih Aşık, Oramiral Özden Örnek’e ait darbe günlükleri ortalığa dökülünce, yine durumdan vazife çıkarıp kalem kuşandı. Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün bu günlükler nedeniyle yargılandığı süreçte, 22 Eylül 2007 günü “Darbe davası” başlıklı yazısında pozisyon aldı.

Şöyle dedi: “ABD, AB ve AKP’nin TSK aleyhindeki kampanyasını destekleyen kiralık kalemler bu haberi bahane ederek hem orduya hem iki generale hakaret yağdırdılar. Eğer yargılama sonucunda kanıt ortaya çıkarılamazsa ne olacak? Atılan iftiralar atanların yanına kar mı kalacak? Şimdilik öyle görünüyor... Bu oyun böyle oynanıyor.”

Sağolsun, günlükleri ilk kez yazan beni de Alper Görmüş’ü de “kiralık kalem” olarak nitelendirdi.

Sonra ne oldu?

O günlüklerin görünürdeki gerçekliği tespit edildi. Alper Görmüş, beraat etti. Aşık’ın elindeki kalem gitti, “kiralık” levhası boynunda asılı kaldı.

ŞAPA OTURAN YAZAR (http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/sapa-oturan-yazar-222099.htm)


Devamını oku, daha çok defo var :)


Bir de; cezaevi siyasi mücadelenin kâbesi gibidir.

Cezaevine giren bir siyasetçi aynı hacca giden müminin hacdan önceki günahlarından arınması gibi bütün günahlarından arınır.

Sizler racon da bilmiyorsunuz.


Yapma ya, bilmeyende sanır tuncayın özkanın siyasi hayatı(içeri girdiğinde kaç günlük siyasetçiydi uyanık sodam) sebebiyle içerde :bounce:

Canım benim, senin şu çarpık metaforundan hareketle soralım, desene Ağca'da pirü pak oldu içerde ha!

Ona sorsan oda siyasi mücadele yapıyordu, 12 Eylül öncesi sokakta kurşun sıkan herkesde.

Desene o dönemlerin cinayet mahkumlarının alayı pirü pak oldu.

Bu bana biraz rahşan affını hatırlattı be soda :lol: acaba bundan ülkücülerde nasiplenebiliyor mu?

Mesela beraat ettiği halde hala öcü muamelesi gören ökkeş şendillerde sence pirü pak mı?

Ama pardon, o içeri girmemiş, olmaz dimi, temiz sayılmaz!


Aylarca yandaş medyanız CHP-KanalTürk ilişkisi üzerine binlerce iftira dolu yazı yazdı.
Sonra ne oldu? Anayasa mahkemesi bir usulsüzlük tespit edemedi.


Soda, neden bu kadar "kuru sıkı" sallıyorsun, bu ne güzel kardeşim:


CHP'nin hesaplarında usulsüzlük olduğu iddiasıyla açılan davada, partinin eski Saymanı Mahmut Yıldız, Muhasebe Müdürü Ertuğrul Kaya ve muhasebe görevlisi Ersin Şenol'un yargılanmasına devam edildi.
(http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12979527.asp)

18.11.2009


İSTENEN CEZALAR

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesinin, CHP'nin hesaplarında usulsüzlük olduğu iddiasıyla yaptığı suç duyurusu üzerine başlattığı soruşturmada, partinin eski Saymanı Mahmut Yıldız, Muhasebe Müdürü Ertuğrul Kaya ve muhasebe görevlisi Ersin Şenol hakkında dava açmıştı.

İddianamede, 2004 yılı Genel Merkez giderlerine ilişkin Ersin Şenol, Ertuğrul Kaya ve Mahmut Yıldız'ın TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen “güveni kötüye kullanma” ve TCK'nın 43. maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talep ediliyor.

Sanıkların, 2005 yılı Genel Merkez giderleriyle ilgili de TCK'nın 155/2. maddesi ile “özel belgede sahtecilik” suçunu düzenleyen TCK'nın 207. maddesi ve TCK'nın 43. maddesine göre ayrı ayrı cezalandırılmaları isteniyor.

Davanın iddianamesinde, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin, “2820 sayılı Yasa'nın 60. maddesine göre usulüne uygun kayıtların tutulmaması, yevmiye defterinin zamanında tasdik ettirilmemesi, defter-i kebire sayfa numarası verilmemesi ve hiç tasdik ettirilmemesi nedeniyle” Yıldız ve Kaya'nın, TCK'nın 37. maddesinin yollamasıyla 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 113. maddesi uyarınca üç kez ayrı ayrı cezalandırılmaları talebinde bulunuluyor.


Diyorum sana, burnun fena uzayacak.


Tuncay Özkan kurduğu Biz Kaç Kişiyiz derneği ile 2 ay gibi bir sürede
1,250, 000 insanı topladı.
Bu dünya rekorudur. Sizi kudurtan bir rekordur bu.
Sizlerin hayal bile edemeyeceği bir insan topluluğunu tek yürek yaptı.


Sonuç?

Ne oldu o insan topluluğuna?

Veya ne işe yaradılar?

Yüz üstü bırakılıp satılmadılar mı?

Kanaltürk'ün satışı sonrası o portalda yazılanları bilen biliyor soda, belki "çarpıldık ülen" diye yüreği yana yana mesaj atanlardan birisi de sendin.

Söyle bana, kaç para kaptırdın? Söz aramızda kalacak.


AKP ilk seçimde düşer ve sizlerin bu havası balon gibi söner.


Davetim hala geçerli, seçimden önce tahminlerimizi yazalım, seçimden sonra burada buluşalım sağlık sıhhat yada bir başka engel yoksa.

Var mısın?


Olamaz.


Oldu bile.

Hukuk senin sandığın gibi "gukuk" değil, falan şöyle konuştu ideolojisi bu, o yüzden tanık olamaz demez hukuk.

Bak hukuk Doğu Perinçek'i bile adam yerine koyup yargılıyor, kafadan "atın şu compradoru içeri" demiyor sodacım.


Böyle bir adamın lafı ile kimseyi mahkum edemezsin.


Soda kendini kandırmayı bırak, bu dava bir tek adamın ifadeleri üzerinden yürümüyor.

Her taraftan kıskıvrak yakalandınız, cas cavlak ortada kaldınız.

Bundan sonra silah gücüyle iktidar devirmek, manipülasyon/provokasyon yapma ve başarı elde etme dönemi bitti.

Osman Yıldırım'lar savunduğun yapılanmanın istihdam ettiği basit piyonlar, bu frankeştayn sizin eseriniz, anası babası sizsiniz.

Hesap soranlarda biz.

Bak bu gün yeni bir gelişme daha yaşandı, yıldırımın "bombaları tekinden aldık" dediği yerden cep telefonu sinyalleri dökümleri ile arslanla birlikte o gün orada olduğu kesinleşti.

Bu dava böyle deliller bulgularla ilerliyor.

Üzgünüm, canınız daha çok sıkılacak.


Tuncay Özkan'ın kitabı ile dalga geçmektesin. Güya Tuncay Özkan şu imiş bu imiş de onun yazdıklarına mı bakacakmış...

Zaten bu bir üsluptur. Bu bir AKP üslubudur. Dalga geçmeyi eleştiri sanmak.

O kitapta Danıştay saldırısı ilşe ilgili iddia makamının bütün iddialarının nasıl çürütüldüğünü hem iddia makamı hem savunmalar karşılaştırılarak anlatılmakta ve ilginç detaylar verilmekte. Yeri geldikçe buralara da alacağım.


Hodri meydan!

Sen tuncay özkan dezenformasyoncusunun kitabından aktarımlar yap ben de mahkemenin herkese açık, kesinleşmiş belge ve bulgularından.

Bakalım kazın ayağı neymiş herkes görsün!


Ben orada Osman Yıldırım'ın duruşmada düştüğü durumun acziyetini gösteren bir link veriyorum; "Bu link Aydınlıkcıların" diyorsun. Aydınlık olsa ne olur Zaman gazetesi olsa ne olur. Adam duruşmadaki çapraz sorguyu almış oraya olduğu gibi. Aynı Zaman'da geçen ne ise orada da o var ama senin hiçbir şeyi anlamayan kafan buna bile basmıyor da hala kaynağın kimliğini sorguluyorsun.


Aydınlıkçılardan olsa ne mi olur, cevap veriyorum: Fabrikasyon olur :playball:

Soda bir kere ben orada "osman tabide terleyecek" diyerek o içeriğe değil "osmanım" asparagasına değindim canım benim.

"Osmanım" asparagası onlara ait değil mi sodacım, istihbarat jargonunda doğu perinçek ve hempalarının faaliyetlerine "fabrikatörlük" dendiğini kahraman veli küçük ağabeyiniz dahi teslim ediyor.

Hem "söylenene değil söyleyene" bakan sen(bkz mete tunçay) ne yüzle "o olsa ne olurki" diyebilmektesin?

Soda, çok fazla dönüyorsun, başın dönmüyor mu?


Bu kadar çelişki ile nasıl yaşıyorsun? Zor olmuyor mu?


Sorunun muhatabı sen olmalısın, bak dedim başın dönmüş, yoksa bu bir iç hesaplaşma, muhasebenin dışa vurumu mu soda :behindsofa:


Sonra da Alper Görmüş'ün linkini vermişsin Tuncay Özkan'ın Obama'ya mektubu için. Şu Ermenilerden özür dileyen adamlardan biri değilmiydi Alper Görmüş? Eee böyle adamlar Tuncay Özkan'la uğraşmayacak da kim uğraşacak?


İşte az önce söylediğim hal.

"Söylenene değil söyleyene" bakan soda, işine gelmediğinde "ne fark var canıımmm" demekten de geri durmuyor.


Tuncay Özkan'ın Obama'ya yazdığı mektubu da fazla büyütmüş


Tabi canım, İlhan Selçuk'un Dick Cheney'nin ofisiyle temasıda, köşesinden Bush'a "gel gündüzle gece olalım, gel gökyüzünde yıldız olalım, seninle mutlu yarınlara koşalım" tadındaki yazısı da abartılmıştı değil mi :bounce:

Zati çakma solcularımız ne yaparsa yapsın fazla abartılır değil mi?

Ama mesela böyle bir mektubu Şamil Tayyar yazsa anlamı çok farklı olur değil mi?

Ah soda ah, artık kaçacak yer kalmadı be canım.


Uyarı da bulunmuş kibarca.


Obama bu uyarı sonrası titreyip kendine gelmiş midir soda ne dersin!

Muhahaha


Sen şimdi bu sözleri Neo-con Bush'a "Ergenkon'da bana destek ver" diyen birinin sözleri ile karşılaştırabilir misin?


Gerçekleri tersine çevirebileceğini sanan soda, Ergenekon operasyonu %100 ABD imalatı bir yapılanmanın tasfiye operasyonudur, bunun için Bush'tan destek talep edilmesini pazarlamak bizim "Beyaz Türkler"imizin büyük yalan ve gaflarındandır.

Bu operasyon akamete uğrasın diye Bush ve hempalarından asıl destek isteyenler Özkan, Selçuk gibilerdir soda, bu iktidar değil.

Burnuna dikkat et, üzülürüm sonra.

naper
16-12-2009, 17:19
5.sayfada ve 2.sayfada çoktan seçmeli yaptığım diğer muhtelif sayfalarda sorduğum soruların hiç birine hala yanıt alamamış olmam beni tekrar hatırlatma yapmaya mecbur etti.
amerikan,
bana sorduğun soruları yanıtladım.içtenlikle...yanıt bekliyorum.

Soda
17-12-2009, 07:05
Ne oldu, zoruna mı gitti tuncayın özkanının kirli çamaşırlarının ucundan kıyısından söz edilince?

Sana dedik, pis kokular geliyor ondan, üstelik yıllardır.

Ülkemin çakma solcularının ideolojik tartışmalarda mağlubiyet yaşamaları sonrası hemen başvurdukları tipik mızıkçılıklardan birisini daha görüyoruz soda senin şahsında


Zoruma gitti :) Komik adamsın vesselam.

Sizlerin şu anki probleminiz ne biliyor musun?

Artık sözleriniz kimsenin zoruna gitmiyor. Mahallenin delisi gözüyle bakılan bir camiasınız.

İftira atma kotanızı da doldurdunuz. Artık hayvan da terli...

Komplo teorilerinizin çürüklüğü de en son Reşadiye'deki Pkk eylemini Pkk'yı aklamak için kullanmanızda da ortaya çıktı.

Tuncay Güney gibi lüle saçlı bir yahudiyi bile yemiş bitirmiş adamlarsınız.

Baksana Alper Görmüş nasıl feveran etmişti :)

Tuncay Güney’in TV şovları hakikatte kimin işine yarıyor? (http://www.taraf.com.tr/makale/3678.htm)

Ergenekon, Tuncay Güney değil Veli Küçük’tür! (http://www.turandursun.com/forumlar/Ergenekon,%20Tuncay%20Güney%20değil%20Veli%20Küçük ’tür!)

Ne oldu Tuncay Güney'e? Alooo... Sesim geliyor mu?

Yahu 2 yıl boyunca 70 milyonun kafasını dümbüklediniz Tuncay Güneyle...

Ne oldu da deliğe süpürüldü? Hiç mi akletmezsiniz? Sorgulayın kardeşim.
Her önünüze konulan yemeği yiyecek değilsiniz ya... Braz soru sormasını öğrenin yahu, ey biatçılar.


Tuncay Özkan şöyleymiş böyleymiş...

Kim söylüyor bunu?

AKP camiası ve hocaefendi camiası.

O halde Tuncay Özkan iyi adamdır.

Bak, sizin sözlerinizi tersten alınca doğruya ulaşabiliyoruz. Ne kadar pratik değil mi?



Tuncay Özkan muhabbetini açanda sensin(o pirü paktır diyerek) Şemdinli'den Ergenekon'a, oradan sivil anayasaya, evren'e diğer konulara zıplayan da.

Şimdi tuncayın özkan'ının kirli çamaşırlarıyla yüzleşince mi konu aklına geldi


Ne demezsin...

Şemdinli'de almadın dersini gittin savcıyı savundun. Evren ile Arınç'ın fotolarını koydum yine tık yok. Evren'in yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddeyi de kaldırmaya yanaşmamaktasın. Tuncay Özkan'da da dedikodulardan başka dayanağın yok.

Onlarca çelişkini serdim ortaya ama hep zıpladın başka alanlara. :focus:
Yüzleşmek mi? Yüzleşmesi gereken sizlersiniz cancağazım.

Deniz Feneri ile yüzleşmeye başlasanız iyi olur mesela.

AKP camisına akan ihalelerle, sıfırdan zengin olan "Beyaz Müslümanlarla", Amerikalarda yaşayan cemaat önderleri ile Deniz Fenerleri ve bilumum yardım kuruluşları ile alınan Tv'ler, gemiler, gemicikler, pırlanta dükkanları ve daha neler neler var...


http://www.kitapdenizi.com/resim/urun/13_6_16852b.jpg



http://www.kitapturk.com/images/book/102009/62227.jpg



Bak Soner Yalçın'ı neden sevmediğinizi şimdi daha iyi anlıyorum.

Sizin camianın bir ferdi olsam ben de sevmezdim doğrusu.

Ama bunları boşver de bana Tuncay Özkan neden hapiste, onu anlatıver.

Bırak magazini. Konuya gel.

Mahpusa iftira atmak yakışmaz insan olana.

Delikanlı olun delikanlı.


Bak ona da razıyım, konunun ilk mesajında senin sakil akıl yürütmeni perişan ettiğim noktadan devam edebiliriz, her türlü açığız yani yeterki kaçma.


Sen mi beni perişan ettin? Dur kargaları çağırayım da gülsünler:caked:



Yine dilek ve temenniler faslındayız.

Hangisi kulaktan dolma?

Fikri Sağlar'ın kitabındaki bilgi mi, Reha Muhtar'ın şahitliği mi yoksa Obama'ya yakarışı mı?



Fikri Sağlar kendisini kulis fısıltılarına vermişti biliriz. RTE ile YB arasındaki gizli Dolmabahçe toplantısında AKP'li m.vekillerinin fısıltılarını realite gibi taşımıştı piyasaya.

Kulis yazarıdır o şimdi. Fısıltı gazetesini o çıkarır.

Reha Muhtar'ın yazısına gelince. İnsan cevap hakkına da saygılı olur değil mi?




İŞTE TUNCAY ÖZKAN'IN AÇIKLAMASI (http://www.medyafaresi.com/haber/3282/medya-reha-muhtarin-show-tvdeki-gorevine-ben-son-verdim-tuncay-ozkan-medyafaresine-konustu.html)

"Reha Muhtar'ın Medya-Siyaset-Ticaret konularıyla ilgili yazısını hayretler içinde okudum. Her tarafı yanlışlarla dolu olan bir yazı hakkında benim de söyleyeceklerim var.

1-Reha Muhtar'ın görevine Mehmet Emin Karamehmet veya Ersin Pamuksüzer değil, bizzat ben son verdim.

2-Ben Reha Muhtar'ın yerine gelmedim, Çukurova Medya Grup Başkanı olarak geldim. Reha Muhtar'ın haberciliğini, habercilik olarak görmediğim için kendisiyle çalışamayacağımı söyledim. Reha Muhtar'ın yerine Alican Değer'i getirdim Halen görevinin başındadır. Sunucu olarak da Defne Samyeli'ni getirdim. O da halen işine devam ediyor.

3-Reha Muhtar Türk toplumunu etkisizleştirme operasyonunun bir parçası olduğu için, onunla çalışmak istemedim. Kendisine Digitürk'te ayrı bir kanal açmayı öneren de benim.

4-Pamukbank'ı kurtarmışım. Bir kere o dönemde Pamukbank'a el koyan zaten ANAP iktidarıydı. Benim Show'a geçtiğimi Mesut Yılmaz bile bir ay sonra öğrendi. Zaten Pamukbank'ı da ANAP değil, AKP iktidarı kurtardı. Neresini düzelteyim.

5-Reha Muhtar'ın sözünü ettiği konuşma gerçekse, bu sözü kendisine kimin söylediğini açıklamak zorundadır. Eğer açıklamazsa müfteridir. Kendisini mahkemeye vereceğim.

6-Reha Muhtar'ı haberlerin başından göndermek Türkiye'ye yaptığım en büyük iyiliktir. Benim için en büyük mutluluktur.

TUNCAY ÖZKAN

21.02.07



Neymiş neymiş...? Rehacığının kuyruk acısı varmış Özkan'dan, bu bir.

Pamukbank'ı ANAP değil AKP kurtamış bu iki. (Tebrikler AKP)

Ve Reha Muhtar Türk toplumunu etkisizleştirme operasyonunun bir parçası imiş bu üç. (Dört dörtlük bir tespit)

ve Tuncay Özkan Reha Muhtar'ı haberlerin başından göndermek ile Türkiye'ye en büyük iyiliği yapmış. (Tuncay Özkan'ı bir kere daha taktir ettim)

bu da dört.

Hem mahpustaki adama vuracaksın hem de cevap hakkına saygı göstermeyeceksin hem de tek taraflı bir enchorman- magazin-haberci karışımı birinin suçlamalarını "doğru" kabul edeceksin.


Benim Reha Muhtar'ın dedikodularına inanmak gibi bir borcum mu var?

Ben Tuncay Özkan'a inanırım.

Sizin inandığınız adamlar Tuncay Güney, Osman Yıldırım gibiler değil miydi?

Yahu Reha Muhtarı bunların yanına eklemeyin, her ne kadar takmadığım biri olsa da o kadar da değil... Bak şimdi neredeyse Reha Muhtar'ı size karşı savunacağım. Çünkü siz kime inansanız adam çürük çıkıyor. Reha'yı takmıyoruz dedik diye o kadar da düşürmeye hakkımız yok. Değil mi ?

Gelelim diğer cümlene:



...yoksa Obama'ya yakarışı mı?


Hey kurban olayım o yakarışa...

Hadi siz de böyle yakarın, vallahi alnınızdan öpecem.

En has adamlarım olacaksınız.

Tuncay Özkan'ın Obama'ya yakarışından bir bukle:


"...Mustafa Kemal Atatürk'den devraldığımız "Mücadele" "Devrim" ve "Aydınlanma" ruhuyla sizinle de yılmadan, yorulmadan mücadele edeceğimi bildirmekten mutluluk duyarım"


Hadi AKP camiası. İçinizden birisi bu cümleyi Obama'ya mektup gönderip tekrar etsin. İşte sadece yukarıdaki bukle. Başka bi şey istemiicem. Mesela Bilderbergci Fehmi Koru yapabilir mi?

Eğer yaparsa şapka çıkaracam söz.:yo:


Yoksa Uğur Dündar'ı sattığı mı kulaktan dolma?


Uğur Dündar dedin de aklıma geldi. Ne oldu Uğur Dündar'la da uğraştı sizinkiler?

Hani karısı Brezilya'ya gitmişmiymiş neymiş...

İdidianamenizde bile konu edildi Uğur Dündarın eşi. Ne ilgisi vardı?

Ne ilgisi vardı da bu namuslu, pürü pak bir insana leke attınız?

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=185410 (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=185410)

Gerçekten de iğrenç.

"Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur'an, İsra/36)

demiş Cenab-ı Hak.


Şimdi de kalkmış Uğur Dündar'ı Tuncay Özkan'a karşı kullanıyorsunuz...

Hem adamı çileden çıkartırcasına iftiralar atacaksınız sonra da onun adını güya Uğur Dündar'ı savunuyormuş gibi yapıp Tuncay Özkan'a karşı kullanacaksınız.

Uğur Dündar kimi zaman hedef kimi zaman da elinizde tuttuğunuz maşa olacak öyle mi?

Sizlere söyleyecek laf bulamıyorum.

Kadir mevlam bilir işini.



Dilek ve temennilerden gerçeklere gelebilmeni sabırla bekliyoruz, dedikya her zaman bir umut vardır.


Ben de senin dedikodulardan, fısıltılardan, fiskoslardan realitelere gelmeni sabırsızlıkla bekliyorum. :gossip:


Yine dilek ve temenniler faslı.

Yahu soda, madem benim camianın adamı, bırakta ben değerlendireyim


Yok yok sen değerlendirme. Sen değerlendirince sapıtıyorsun.

Ben senin yerine değerlendiririm. Ceza-i ehliyetin yok çünkü. Hem daha ne istiyorsun? Seni değerlendirme zahmetinden kurtarıyorum.

Şamil Tayyar'ı okurum ama ciddiye almam. Yalçın hoca "çocuktan al haberi" der onun yazılarından faydalanır.

Fehmi Koru olur, bence daha çok onda haberler var. Bir örneği burada da vereceğim. Nazlı Ilıcak uyuz eder, Cengiz Çandar sinir eder, Hasan Cemal ise herşeye rağmen ağır toptur. Geçmişteki şu yazısını alın duvarınıza asın:

HASAN CEMAL 27 MAYIS'I ÖVDÜ (http://www.odatv.com/n.php?n=hasan-cemal-27-mayisi-ovdu--1511091200)

Ne o? Pek çok insanı 30 yıl önceki geçmişine göre bugün karalıyorsunuz da Hasan Cemal'e gelince neden suskunsunuz böyle?

Hasan Cemal değişir de Perinçek, Yalçın Küçük değişemez mi? Kuduz gibi saldırdı sizinkiler o eski Apo ile yan yana çekişmiş fotolarını gösterip gösterip Perinçek'in ama aynı adamlar bu fotolara gıkını çıkarmadı.

http://www.turksolu.org/239/foto/karayilan-hasan-cemal.jpg

Sence ne yapıyor Haso? Hükümetten selam mı götürmüş acaba?

Perinçek'e salvolar sallayanlar bu fotolarda neden suskun?

Üstelik Perinçek'in ki 20 yıl önceki hikaye ve o artık bir Kemalist. Yani o çizgide değil. Pkk'nın emperyalizmin kuklası olduğunu anladı. Buna rağmen sizinkiler saldırıda sınır tanımadılar Perinçek'e. Ama bunlar güncel bak. Haso ve Murat...

Muhteşem ikili.

Aha bunlarda çıraklar. Alt kademe ile bunlar muhattap oluyor lider taifesi ile Haso.
http://img101.imageshack.us/img101/7276/tarafuv2.jpg

Teröristi çok sevmiş

Altan, PKK’lı bir terörist ile olan ilişkisini ise şöyle anlatıyor: “Salih’i o kısacık konuşmada bile çok sevdim. Zeka her yerde zeka, dağın başında da şehrin göbeğinde de...her zaman pırıltısıyla çekici.

“...Salih beni sanki oğlummuş gibi kucaklıyor. Ben de ona sarılıyorum...Her üniformanın altında bir insan olduğunu biliyorum... Ben o köy evinin kapısında PKK’lılar bırakmadım; aynı odayı paylaştığım, konuştuğum şakalaştığım insanları bıraktım. Salih’i, Bozan’ı, Mizgin’i, Jiyan’ı, Roj’u, Adem’i bıraktım. Bir daha operasyon olursa eğer, sonuçlarını içim titreyerek okuyacağımı biliyorum; tanıdık bir isme raslamaktan korkarak...”

Bu ne Pkk aşkı böle?

Bu aynı adamların Tsk'ya her allahın günü küfretmelerini de Pkk'ya olan sevgi ve sempatilerine mi bağlayalım?

Aynı adamların Silivri davasında gösterdikleri performansı da Pkk'ya olan aşklarına mı bağlayalım?

Ne iş yahu? Siliviri'deki mahpuslara aslan kesilenler Pkk'ya kedi gibiler abi vallah billah bi şey anlamadım ben bu halden be ya...

İşte sizin adamlarınız.

Soda
17-12-2009, 07:09
Devam...

Ama dur bir de Ertuğrul Özkök var. Bilirim siz de sevmezsiniz ama sevin size yakışır.

Mesela bugünkü yazısı:


Sizce, Güneydoğu Anadolu’da oturan Kürtler nerede yaşamak ister?

Şu an oturdukları kentlerde, kasabalarda, köylerde mi?

Yani, PKK’nın “Kürdistan” dediği bölgede mi?



İşte şu cümleleri bile bu adamın nasıl biri olduğunu gösteriyor.

Yani size yakışır.

Zaman gazetesi yazarlarını hiç saymam. Mevzu bile değildir. Şahin Alpay bozuk bir saat gibi arada bir doğruyu gösteriyor.

BU DA OLDU: ŞAHİN ALPAY BAŞBAKAN'I ELEŞTİRDİ (http://www.odatv.com/n.php?n=bu-da-oldu-sahin-alpay-basbakani-elestirdi--1808091200)

Mümtazer Türköne gibi "Apo'yu paşa yapalım Tsk'yı tasfiye edelim" diyenleri severek okuyorsan sana diyeceğim birşey yok. Bu sıfır noktasıdır.

Ahmet Kekeç'in işi gücü diğer yazar meslektaşları ile uğraşmaktır, özellikle Doğan medyası olmasa yazacak konu bulamaz.

Engin Ardıç yıllardır ekmeğini CHP'den yer. CHP'siz yazı yazmak ona haramdır.
Bir de serhoşunuz var. Aleviler için söyledikleri tarihe geçecek cinsten dıngıllık.

Alper Görmüş'ü göngörmüş biri olarak göremem. Mahçupyan en azından anti-tezleri tartışmaktan kaçmayan biri.
Ama hepsini toplasan 1 adam etmez vesselam.

O kadar çok malzeme varki bu konuda, sayfa sayfa yazarım.
Mesela kalk borusu çalınca brifinglere koşan apoletli gazeteci tayfasından misaller verebilirim,


Allahtan Pkk kamplarına koşmamışlar. Baksana seninkiler Pkk kamplarından beri gelmiyorlar. Kimi Tsk'ya koşar kimi Pkk'ya. Ben adamı koştuğu yerden tanırım.

sokağın milletin sesi olacağına kışlanın sesi olanlardan bahsedebilirim

Aman seninkiler çok mu sokağın sesi? Komiksin komik.
Bir kere de sokağın dertlerini yazsınlar.
İşsizlikten bahsetsinler.
AKP'nin batırdığı ekonomiden bahsetsinler.
Yahu "AKP belediyesi şu kaldırımı yamuk döşedi" diyecek bir yürek bile yok seninkilerde. En masum eleştirileri bile yapamadı yüreksizler.
Seninkilerin apoletlisi AKP'dir.
Hem ballı kaymaklı apoletlisi. Az beslemedi AKP onları.
TMSF'nin gazetecileri.
Hükümetin basın müşaviri ne derse onu manşet yaparlar.
Hepsi de aynı manşeti çakarlar.
Sankim darbe olmuş anasını satayım.
AKP varken darbenin lafı mı olur?
Devletin bütçesi de emirlerine amade. Sevmediklerine de maliyeci gönderip batırırlar. Devleti bütün kurumları ile ele geçirmişler ve kaymağını yemekteler cemaatlerle birlikte.
Şimdi kalkmış Tsk'ya laf sokuyorsun.
Sen hükümetin ayağına, Pkk'nın ayağına koşanlara laf sok.


emir verildiğinde hainleri tanıyalım diye andıç gazeteciliği yapanlardan


Yoksa Türkan Saylan'ı karalarken faydalandığınız andıçlardan birinden mi bahsediyorsun?

Türkan Saylan'ın annesi Hiristiyan mı? (http://www.cafesiyaset.com/haber/20070425/Saylanin-annesi-Hristiyan-mi.php)

Burada MİT andıçını diline dolayanlar kimlerdi? Sizinkliler değil mi?
Bre insafsızlar... Bir insanın annesinin İngiliz-Hristiyan olmasını bile yaygara kopararak o insanı lekelemek için kullanmadınız mı?
"Hainleri tanıyalım" demiş diğeri de burada onu almışsın.
O hainleri zaten tanıyoruz andıçlara gerek yok ki.
Artık fotoğraf da veriyorlar çekinmeden. Hainleri tanımak için andıça gerek yok ki. Al oku da gözlerin açılsın.

http://static.ideefixe.com/images/96/96648_2.jpg



Canım benim, senin şu çarpık metaforundan hareketle soralım, desene Ağca'da pirü pak oldu içerde ha!


İşte sen busun.

Bir katil ile Tuncay Özkan'ı karşılaştırabiliyorsun. Tuncay Özkan birini mi öldürmüş?

Karşılaştırma yapacağın öğeler eşdeğer olmalı. Mantık hatalarından biri daha.

Ama bırak dağınık kalsın. Yorma kafacuğazını. Hiç çalıştırma saksıyı.

Sonra hiç tutamayız seni.



Ona sorsan oda siyasi mücadele yapıyordu, 12 Eylül öncesi sokakta kurşun sıkan herkesde.


Ben siyasi mücadele diyorum sen teröristlerden bahsediyorsun. Ben sana ne diyeyim ki? Çaresizim.




Bu bana biraz rahşan affını hatırlattı be soda :lol: acaba bundan ülkücülerde nasiplenebiliyor mu?


Yok bu sana AKP'nin çıkarmayı düşündüğü Pkk affını hatırlatsın.

Veya Habur rezaletini hatırlatsın. Acaba bu aftan AKP ve cemaate muhalefet edenler faydalanabiliyor mu?


Soda, neden bu kadar "kuru sıkı" sallıyorsun, bu ne güzel kardeşim:


CHP'nin hesaplarında usulsüzlük olduğu iddiasıyla açılan davada, partinin eski Saymanı Mahmut Yıldız, Muhasebe Müdürü Ertuğrul Kaya ve muhasebe görevlisi Ersin Şenol'un yargılanmasına devam edildi.
(http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12979527.asp)

(http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12979527.asp)


Kuru sıkı sallayan sensin. Ne o yazılarımı okumadan yazıyorsun galiba.
Ben CHP-KanalTürk ilişkisinden bahsettim. Hani snein medyan aylarca binlerce kez manşet atıp CHP'den usulsüz parar aktarımı yapıldı falan demişti ya Tuncay Özkan'ın KanalTurk'üne. http://yenisafak.com.tr/Politika/?i=121194 (http://yenisafak.com.tr/Politika/?i=121194)

İşte onun davasında bir usulsülsüzlük olmadığına karar verdi Anayasa mahkemesi. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=707204 (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=707204)

Yani "sizinkiler bu iftiralardan dolayı neden özür dilemedi?" diye soruyorum bey amca...Aloo duyuyor musun?

Oku bakiiim:

http://www.bizkackisiyiz.com/yazi.php?yazi_id=72133 (http://www.bizkackisiyiz.com/yazi.php?yazi_id=72133)


Kanaltürk'ün satışı sonrası o portalda yazılanları bilen biliyor soda, belki "çarpıldık ülen" diye yüreği yana yana mesaj atanlardan birisi de sendin.


Bırak bunları artık Wipciğim. O yazıları senin hempaların yazıyordu.
Kimse KanalTürk'e para kaptırmadı ki ağlaşsın. Sizlerin hempaları sanki para kaptırmış gibi portalda yazılar döşenerek kitleye karşı psikolojik manipülasyon yapıyorlardı, bana bunları anlatıyorsun.
Orası Tv kanalı. Banka mı yoksa Deniz Feneri mi sandın orayı?
Para kaptırmışlar.
Artiz yarışmasına mı gitmişler de peşinat ödemişler.
Bir kitle Tv kanalına nasıl parar kaptırır söle bakiim. Bir örnek ver cancağazım.
Bu Tv kitleden sizi artiz yapacam diye para mı toplamış?

Bak gir Bizkaçkişiyiz.com'a da üstte geçen yazılar var, onlara bak.

50.-TL; M. B.KAYA: 20.-TL; E. ÖZCAN: 50.-TL; F-M YENİPAR: 40.-TL;
G. BATURlP: 20.-TL; İ. CAN: 600.-TL
...
...
...
http://www.bizkackisiyiz.com/index.php (http://www.bizkackisiyiz.com/index.php)


Bunlar ne biliyor musun cancağazım? Bunlar insanların gönüllü bağışları.
Hâla ve hâla insanlar gönüllü bağışta bulunuyorlar.
Bu hareket bir yürek hareketidir cancağızım.
Tuncay Özkan'ı cezaevine atanlar bunu anlamadılar. Özkan cezaevinde bile yılmadı ve cezaevinde iken bile parti kurdu.

Bu hareket çığ gibi büyüyecektir, dalga dalga yayılacaktır.

1.298.667 Kişiyiz cancağazım.






Tabi canım, İlhan Selçuk'un Dick Cheney'nin ofisiyle temasıda, köşesinden Bush'a "gel gündüzle gece olalım, gel gökyüzünde yıldız olalım, seninle mutlu yarınlara koşalım" tadındaki yazısı da abartılmıştı değil mi :bounce:


İlhan Selçuk Dick Cheney'in ofisi ile temasa mı girmiş?

Yok yok sen karıştırdın.

O Fehmi Koru'nun Bilderberg teması olacak. Bak yaşlanmışsın. iyi hatırlamıyorsun. İşine geleni hatırlayıp işine gelmeyeni kaçırıyorsun :)

FEHMİ KORU : BİLDERBERG'E NEDEN GİTTİM (http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=224871)

Yahu Wip elinde iki tane kanıtın var "ulusalcıların ABD bağlantısı ile ilgili" ama ikisi de çürük be hocam..

İlhan Selçuk'un binlerce yazısı var ki ABD emperyalizminin Türkiye'deki tezgahlarını ve
ABD emperyalizmine karşı duruşu öğretmekte. Şimdi bana gelmişsin "Bush'a name yaptı" diyorsun. Niye name borcu mu var? Aynı Tuncay Özkan'ın mektubunu okuman gibi okumuşsun anlaşılan.

İlhan Selçuk 12 Mart darbesinde Ziverbey köşkünde işkence görmüş bir aydınımız 12 Eylül'deki mücadelesi de belli. İlhan Selçuk gibi bütün hayatı ve duruşu ortada olan birisinin kendi köşe yazısında Bush'a 85 yaşından sonra name düzmeye ihityacı mı var?

Bak Alper Görmüş bile görmüş ve diyor ki:


15 Kasım 2006 tarihli ilk yazıda “topal ördek” Bush’un henüz topal değilken “RTE’yi Türkiye’de iktidarın başı” yaptığını söyledikten sonra yazı boyunca Bush’a veriştirip duruyor, “Türkiye’deki AKP operasyonu”nu onun yaptığını öne sürüyordu. http://www.taraf.com.tr/makale/3962.htm (http://www.taraf.com.tr/makale/3962.htm)



Tabii görmüş ama eksik görmüş ve buradan da İlhan Selçuk nezdinde Türkiye'dkei ulusalcıların sözümona aslında Amerikancı olduğunu ispatlamaya çalışmış.İşte 18 Kasım 2006'da yazıdğı yazısında o çok gündeme getirilen bölüm:

Bush yönetimi ne yapmalı?.. Bir yandan Ilımlı İslam Devleti tasarımında dinci iktidarı, öte yandan terör örgütü PKK’yi kullanarak Türkiye’yi sıkıştıran Başkan Bush bu tutumundan vazgeçmelidir; zararın neresinden dönerse dönsün, kârdır... AKP’nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede Amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor... ABD’nin Ortadoğu tasarımında ‘revizyon’ a, Türkiye’de ise yeni bir iktidara gerek var!..”

Ne var burada?

"Bush bu tutumundan vazgeçmelidir" diyor ve ABD'ye BOP projesinden vazgeç diyor.

Sorununuz nedir anlamadım ki?

Senin Fehmi Koru'da böle bir Amerikancı yazı kaleme alsın onu da ilgi ile okuyalım. Neresi Amerikancı yazı bunun?

Bu mudur deliliniz? Bir köşe yazısı. Peh peh peh...

BOP’un şakşakçılarının kafaları öne düştü; ama yetmez... (http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=6017330&tarih=2006-07-27)

Senin Fehmi Koru BOP'a inanmıyor bile değil ki karşı çıkacak.

Başbakanın eşbaşkanıyım dediği bir ABD projesine laf atacak değil ya adam. Suyundan gidiyor işte.

Siz kim İlhan Selçuk gibi bir Cumhuriyet aydını ile uğraşmak kim?

İlhan Selçuk bütün hayatı, anti emperyalist duruşu ve demokrasi mücadelesi ile bu topraklara adını hiç çıkmayacak kadar derinlemesine kazımıştır.

Destur deyin destur.




Obama bu uyarı sonrası titreyip kendine gelmiş midir soda ne dersin!



Seninkilerden birisi de aynı cümleleri yazsın da Obama titremesin razıyım.

Harbi ya...

Şu Altangillere söle de yazsınlar.

Koru'ya söle de yazsınlar Obama'ya bir mektup da "sizinle de gerekirse mücadele edeceğim" desinler.

Onlar da var mı öle bir cesaret.?

Obama'ya mektup yazıp kafa tutacaklarmış....

Kim?

Altanlar, Fehmi Korular, Şamil Tayyarlar....

Hayali bile imkansız.

İşte fark da burada başlıyor zaten.

Tuncay Özkan ile bu BOP'cular arasındaki fark budur işte.

Birisi ABD'ye karşı tavrını koyar

diğerleri de ABD'yi arkasına alarak Tuncay Özkanlara...

Bir de sıkılmadan Tuncay Özkan'ın o mektubunu dalga konusu yapıyorsunuz.

Bu işte AKP düzeyidir. AKP'li olmak her zaman düzey düşüklüğü olarak tezahür eder.


Ve de üstelik mektubu tam tersten okuyarak" ABD''ye şirinlik mektubu" gibi yutturmaya kalkıyorsunuz. Allah'tan okuma yazmamız var da kendimiz okuyoz.

Ve sizlerin apaçık metinleri bile nasıl dezenforme ettiğinize bir kere daha şahit oluyuruz.

Gerçekleri tersine çevirebileceğini sanan soda, Ergenekon operasyonu %100 ABD imalatı bir yapılanmanın tasfiye operasyonudur, bunun için Bush'tan destek talep edilmesini pazarlamak bizim "Beyaz Türkler"imizin büyük yalan ve gaflarındandır.

Bu operasyon akamete uğrasın diye Bush ve hempalarından asıl destek isteyenler Özkan, Selçuk gibilerdir soda, bu iktidar değil.

Burnuna dikkat et, üzülürüm sonra.


Ben gerçekleri düzden okurum tersine çeviren sensin. Ergenekon operasyonu dediğin operasyon %100 Amerikan desteği ile yapılan Türk vatanseverlerine yönelik bir operasyondur.

Bunu da Fehmi Koru anlatmış zaten. Nerede?


Fehmi Koru'nun belirttiği üzere, 5 Kasım 2007 günlü Bush-Tayyip Erdoğan görüşmesinde kararlaştırılmıştır (Kanal 7 televizyonunun 28 Ocak 2008 tarihli haber bülteninde canlı yayın konuğu olarak açıklaması)


Seni okuyan da AKP Amerikan meşeili bir Gladioya karşı mücadele ediyor sanır.

Yani senin yorumunu bir an için doğru kabul etsek öyle saçma bir duruma düşeriz ki.... Vay be ne kahraman AKP'miz varmış deriz.

Hem ABD'nin Türkiye'deki uzantılarına karşı mücadele edecek hem de ABD'den istediği gibi mali yardım alacak, AKP'ye karşı para muslukları ardına kadar açılacak ve Bush ile Obama ile arasında su sızmayan bir ilişki olacak, danışmanları onu deliğe süpürmeyin kullanın diyecek, RTE ABD projesi olan BOP'un eşbaşkanı olduğunu beyan edecek ama bütün bunlara rağmen ABD'nin buradaki Gladio örgütlenmesi ile mücadele ediyor olacak.

ABD ile mücadele bambaşka siyaseti gerektirir Wipciğim. Örneğin Kıbrıs harekatı ve karşılığında ambargo.

Yedin mi ambargoyu? O zaman anla ki ABD ile mücadele ediyorsun demektir.

Öle bedavadan ABD'nin bir örgütüne karşı mücadele edebilir misin?

Hiç mi akletmezsiniz?

(Sözde) Ergenekon operasyonları ABD ile AKP hükümetinin ortaklaşa kararlaştırdıkları ve Türkiye'deki milli unsurları tasfiye edip Tsk'yı ABD güdümüne bağlamak için yapılan saha temizleme çalışmalarıdır.

Bütün milli unsurlar hedeftir ve her türlü aygıtı bu amaçla kullanmaktadırlar.


Asıl hedefleri Tsk'yı yönetebilir hale sokup Türk ordusunu Soros'un dediği gibi bir ihraç ürünü haline getirmektir. Sonrası da ABD'nin anzak askeri olmaktır aynı Kore'de olduğu gibi.

Yani teoride ve pratikte o tezin dayanaksızdır. Bilesin bunu.

Ergenekon soruşturmasında içeri alınanların hepsinin NATO'ya karşı çıkan, anti-Amerikancı komuta kademesi ve kurmay sınıfı olması hiç mi seni uyandırmıyor?

http://www.tumgazeteler.com/?a=4570593 (http://www.tumgazeteler.com/?a=4570593)

Neden İşçi Partisi ile uğraşıyorlar?

NATO'ya karşı çıkışı dillendirebilen tek parti olması olabilir mi?

Yoksa ABD'nin en büyük korkusu Türkiye'nin NATO'dan çıkma iradesi göstermesi mi?

Biat etme de düşün. Düşünmek özgürlüktür.

wiperandcleaner
17-12-2009, 19:34
Soda önce çok büyük bir keyif aldığımı belirtmek isterim!

Adeta ne yapacağını bilemeyen, kızgınlıktan önüne gelene saldıran kırmızı görmüş boğaya dönmüşsün :)

Daldan dala atlamış, konudan konuya zıplmış ve ideolojik malubiyetini bir kez daha ilan etmişsin.

Çok keyiflendim çok, şimdi bu keyfe kaymak/krema tadında ilaveler lazım, hemen başlayayım.


Tuncay Özkan şöyleymiş böyleymiş...

Kim söylüyor bunu?

AKP camiası ve hocaefendi camiası.

O halde Tuncay Özkan iyi adamdır.

Bak, sizin sözlerinizi tersten alınca doğruya ulaşabiliyoruz. Ne kadar pratik değil mi?


Aynı zamanda çok da zekice :pound:

Soda, bir insan kendi akletmesini bu kadar düşürür yerlerde paspas eder mi yahu? Kendini bitirmişsin, seni tiye alabilecek ciddiyet bile bırakmamışsın, bize bu kötülüğü niye yapıyorsun cancağızım?

Bak herkesin, her düşünce ve ideolojinin a priori'leri vardır ama şu yukardaki a priori olarak değerlendirilmeyi bırak düşünme eyleminde denklemin bir parçası olarak köy kahvelerinde bile artık geçer akçe olmayan "ayıdan post, moskoftan dost olmaz" nostaljisinin bile gerisinde basit sığ bir mantık ve sığ adamların işi.

Yani kendini bu kadar zorlama bence, "beni ciddiye alma, ciddiye alınacak birisi değilim" de aynı manayı daha öz ifade etmiş olursun, bu kadar terleme boşuna.


Şemdinli'de almadın dersini gittin savcıyı savundun. Evren ile Arınç'ın fotolarını koydum yine tık yok. Evren'in yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddeyi de kaldırmaya yanaşmamaktasın. Tuncay Özkan'da da dedikodulardan başka dayanağın yok.


Dilek ve temenniler faslındayız yine!

Şemdinlide mahkemenin somut kararlarıyla mat olan sensin, Evren bahsinde de öyle. Darbe anayasasının değişmesi önündeki en büyük engeller sizlersiniz, kart darbeci evrenle aslında kuyruk acınız dışında da bir zorunuz yok, onu taze darbecilerinizi savunmak için paravan yapıyorsunuz.

12 Eylül anayasasının değişmesine yanaşmayan ise senin gibi olsun soda :pound:

Tuncay Özkan'a gelirsek, dedikodu değil somut vakaları önüne koyduk, kırmızı görmüş boğaya döndün, kulaklarından çıkan duman buradan bile farkediliyor.


http://www.kitapdenizi.com/resim/urun/13_6_16852b.jpg


Sarıldığın ipler hep böyle çürükmüdür sodam, klavuzlar hep böyle beceriksiz mi?


Yazının bir yerinde "Son devrin büyük mutasavvıflarından Fatih Türbedarı Ahmed Amiş Efendi" ibaresiyle karşılaşınca, "Bu zâtı tanıyorum, ama nereden?" diye düşünmeye başladım. Sonunda buldum: Piyasaya yeni çıkan 'Efendi-2' kitabından... "Tasavvuf, özellikle Bektaşilik ve Melamilik, Sabetaycı sızması yüzünden çizgisinden saptı" diye özetlenebilecek bir tezi var kitabın; içinde yer alan binlerce isme "Aaa, o da mı?" kuşkuculuğuyla yaklaşmadan edemiyor insan...

Ahmed Amiş Efendi de kitapta yer alanlardan... Yok, onun için 'Sabetaycı' dememiş yazar, ama kuşkulandığı da belli... İlgili bahsin sonunda (s. 345) "Gel de sorma: Ahmed Amiş Efendi de bu cemiyetin gizli üyesi miydi?" diyor çünkü... Adamın isminin bir parçası olan 'Efendi' sıfatı kuşku duyulmayı gerektiriyor zaten (Bkz. 'Efendi-1'). Hem damadı Babanzade Ahmed Naim için Halide Edip "Yahudi dönmesi" dememiş mi? (s. 208). O da 'Yahudi dönmesi' olduğu için (Bkz. 'Efendi-1') bunu Halide Edip'ten iyi kim bilebilir?

Hayatımda bu denli eğlenerek pek az kitap okudum
(...)
Nasıl bir 'bilimsel' eserle karşı karşıya olduğumuzu hemen anlamanıza yarıyacak bir 'bilgiyi' sizlerle paylaşayım. Efendi-2 s. 417'deki 17 numaralı dipnottan: "Yıllardır Milli Gazete'nin başyazarlığını yapan Sadık Albayrak, oğlu Berat'ı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Esra'yla evlendirdikten sonra AKP'ye muhalif bir yayın izleyen Milli Gazete'den ayrıldı. Olabilir. Ama, AKP kurulmadan önce, Milli Görüş içindeki AKP'lileri 'Refah bilgisayarına girmiş bir virüs' olarak tanımlamış, 'Milli Görüş'ün bu virüsü dışarı atacağını' söylemişti."

Sadık Albayrak, hepiniz biliyorsunuz, oğlunu evlendirmeden önce Yeni Şafak'ta yazıyordu; hem de uzun yıllardır...

Kitap müthiş 'tutarlı' da. Şimdilerde İstanbul Ticaret Odası (İTO) başkanı olan Murat Yalçıntaş'ın ismi kitapta iki kez geçiyor. 350. sayfadaki 14 numaralı dipnottan kendisinin Şişli Terakki Lisesi mezunu olduğunu öğreniyoruz. İkinci alıntı 411. sayfada; ama o ne, sayfanın tam tepesindeki paragrafta, "Nevzat Yalçıntaş'ın diğer oğlu Murat ise Saint Joseph Fransız Lisesi'nde okuyordu" yazmıyor mu?

Nevzat Yalçıntaş ve ailesiyle yakından ilgili kitabın yazarı. İlgili bölümü (s. 410-412) okuduğumda, oğullardan birinin Şişli Terakki Lisesi'nde okuması ve Abdi İpekçi'yle komşuluk dışında Sabetay bağlantısı göremedim. Bir de, kayınpederi ticaret hayatına İzmir'de atılmış; ya, herhalde bu 'gizli' bilgiden mahrumdunuz... Nevzat Yalçıntaş kendisinden 'Sabetayist' diye söz edilen bir programa telefonla katılarak "Hayır, değilim" itirazında bulunmuş; 'Efendi-2' "Bir kişi hakkındaki hükmümüzü onun kendisiyle ilgili düşüncesine göre veremezsek de 'doğrudur' demek zorundayız" diyor yüce gönüllü bir ifadeyle...

Aynı 'yüce gönüllülük', haklarında sayfalar ayrılan Bülent Arınç ve Ülker Ailesi'nin yalanlamaları konusunda da gösteriliyor. "Bülent Arınç Sabetayist mi bilemeyiz; olmadığını söylüyorsa, doğrudur" (s. 360) diyor, aksini iddia ettiği onca sayfadan sonra...

Bir insanın 'Sabetayist' olduğuna hükmetmek çok basit. "İsim-bilim çok önemlidir" diyor 'Efendi-2'... 1541 doğumlu Aziz Mahmud Hüdayi sözgelimi; Sabetay Sevi'den 100 yıl önce dünyaya gelmekle bu âkıbetten kurtulamamış. Soruyor Efendi-2 (s. 366): "Tevrat'ın Aramca çevirisi Targum'da 'Hüdayî' 'Yahudi' demekti, ama onunla bir ilgisi yoktu herhalde?"

Ne mükemmel bir eser bu!

Osmanlı topraklarında yaşayan Sabetay Sevi adlı Musevi'nin kendisini 'Mesih' ilân etmesinin bir sonucu Sabetaycılık... Yahudiler 'Sahte Mesih'i öldürmeye kalkıyorlar, Sultan IV. Mehmed ise, ülkesinde 'fitne' çıkmasın diye, Sabetay'ın önüne ikinci bir seçenek koyuyor: Müslüman olup hayatını kurtarmak... Sabetay ikinciyi seçip Mehmed Aziz ismini alıyor, ama dinini gizlice sürdürüyor... Bu konuyu işleyen Efendi-2 ise Sabetay Sevi'nin Osmanlı'ya başkaldırdığını (s. 338) sanıyor, iyi mi?

Eğlenceli bir kitap (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/default.aspx?i=443&y=TahaKivanc)



Aziz Mahmud Hüdayî'ye 'Hüdayi' mahlâsını hilâfetnâmesini aldığı şeyhi vermiş... 'Efendi-2', "Niye bu mahlâsı vermişti acaba?" diye soruyor 1540'larda doğmuş büyük mutasavvıfın ismi için... Cevap da gecikmiyor: "Tevrat'ın Aramca çevirisi Targum'da 'Hüdayi' 'Yahudi' demekti." Sonra da hep yaptığı kurnazlığa sapıveriyor: "Ama onunla bir ilgisi yoktu herhalde; 'Hüda' Osmanlıcada 'doğru yolu gösterme; Tanrı; Kutsal kitap' anlamlarında kullanılıyordu; sanıyoruz bu daha akla yakın..." (s. 366).
(...)
Recaizade Mahmud Ekrem'in annesinin adı Rabia'ymış... 1899'da ölen Rabia Adviye adlı Sabetayist bir hanım 'Bedevi Dergâhı' yaptırmış... Hımmm!!! 'Efendi-2'nin gözünden kaçar mı böyle bir ayrıntı; "İsim benzerliği mi, bilemiyorum" diyor çok bilmişcesine... (s. 372).
(...)
Vaktim olsa, kitapta ilk kez karşılaştığım bütün bilgilerin doğruluğunu teker teker soruştururdum; çünkü her duyduğunu gerçekmiş gibi aktarma huyu var 'Efendi-2'nin... Şu satırları (s. 289) okuyalım: "Samih Rifat, Türk Dil Kurumu'nun ilk başkanıydı. Mehmet Akif Ersoy'la birlikte Divanü Lügat-it Türk'ü çevirdi."

Akif'in nice özgün kitabını ve çevirisini bilirsiniz, ama bunu duymuş muydunuz? Duymadınız, çünkü böyle bir çevirisi yok. Dahası, Samih Rifat'ın da değil çeviri; Besim Atalay'ın. Kilisli Rifat yayının denetimini yapmış. Söylemeye bile gerek yok: Kilisli Rifat ile Samih Rifat ayrı ayrı kişiler...

'Efendi' her şeyi biliyor, ama temel konulardan bîhaber. Sözgelimi, Elmalılı Hamdi Yazır'ın Atatürk'ün emriyle kaleme aldığı tefsiri de değerini de biliyor, ama ondan sonra da tefsirler yazıldığını bilmiyor. Herhalde "Böylesi bir daha yazılamadı" gibi bir övgü okumuş bir yerde, onun etkisiyle şunu (s. 381) yazıyor: "Bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor; Hamdi Yazır'ın kaleme aldığı tefsirin üzerinden 70 yıl geçti ve ne acıdır ki, bu tefsirden bir tane daha yazılamadı! Hâlâ Yazır'ın tefsiri kaynak olarak kullanılmaktadır."
(...)
Neyse. Elde böyle bir kitap var işte. Bir yönüyle olağanüstü eğlenceli bir kitap, bir yönüyle telefon rehberi gibi; MERNİS verilerinden çapraz sorgulama yaparak herkesin gülcemalini ortaya döküyor... "İlgim yok" itirazında bulunanlara da, "Kendisi değilim diyor, ama..." notuyla yine de yer veriyor...

En şaşırtıcı olan ise şu: Yeni Harman dergisi, son (Temmuz 2006) sayısında, 'Efendi' kitaplarının başkalarının emeğinin üzerine oturduğunu iddia ediyor; internette yazışan bazı meraklı gençler ile Mahmut Çetin, Abdullah Muradoğlu gibi araştırmacıların emeğinin... Efendi'nin "Böyle karmaşık bir dünyayı kim yazmak ister; zaten böyle bir deli çıkmamış da!" meydan okumasına rağmen, dergi, hangi bilginin nereden aktarıldığını ayrıntılı biçimde veriyor...

'Efendi'nin esas 'sırrı' bu olmasın?

'Efendi' olmak... (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/temmuz/25/tkivanc.html)



Pop tarihçinin kendisini korumak ve kollamakla görevli pop gazeteci ve pop televizyoncuları da var; şimdiye kadar nasıl olsa pek az kişi 'Tarih-Lenk'ten haberdar etti diye ses çıkartmamışlardır. Hakan Erdem'in kitabı geniş kitlelere ulaşsın, kulübelerinden çıkıp tanıtanlara ve yazara saldırdıklarını görürsünüz...

Yazar Hakan Erdem, 'Efendi' kitapları için 'popüler tarihlerin efendisi' sıfatını kullanıyor...

Eleştiri adına ne yaptığını şöyle özetliyor: “Burada, (..) 'fesat teorisi' kuramlarını 'tarihe' nasıl uyguladığından, ilhamını nereden aldığından, 'değilim' diye diye nasıl antisemitizm yaptığından, şeytana hayret ıslıkları çaldıracak olmadık nedensellikleri nasıl kurguladığından söz edecek değilim. Burada (..) 'bariz cehalet ve bilgiçlik' başlığı altına girecek ne varsa onlardan söz edeceğim.”

Bu girişten sonra 'Efendi'den aktarılan paragraflara getirilen eleştiriler o kadar zehir zemberek ki, pop tarihçinin yerine kendimi koyduğumda, “Herhalde insan içine çıkmazdım” diye düşünüyorum. Sonra aklım başıma geliyor: 'Pop tarihçilerin efendisi' zaten insan içine çıkabilen biri değil...

Bölümü o kadar keyifle yazmış ki yazar, en öldürücü satırları okurken bile kahkaha atmaktan kendimi alamadım.

En iyisi kitabı alıp okuyun; zahmetinize fazlasıyla değecek.

'Tarih-Lenk' ya da pop tarihçilere dikkat (http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=05.01.2009&y=TahaKivanc)

Bak eğlencenin devamı için şu diziye de bir göz at:

Soner Efendi: Üç Korner Bir Penaltı Etmez!-1 (http://kendihalinde.wordpress.com/2006/09/09/soner-efendi-uc-korner-bir-penalti-etmez-1/)


Bak Soner Yalçın'ı neden sevmediğinizi şimdi daha iyi anlıyorum.


Yukardakileri okuduktan sonra anlayabileceksin!


3-Reha Muhtar Türk toplumunu etkisizleştirme operasyonunun bir parçası olduğu için, onunla çalışmak istemedim. Kendisine Digitürk'te ayrı bir kanal açmayı öneren de benim.


En keyif aldığım bölüm burası oldu :pound:

Reha Muhtar Türk toplumunu etkisizleştirme operasyonunun bir parçası, bu sebeple Show haberden alınıyor(yersek) ve muhtemelen daha büyük hizmetler yapabilmesi için Digitürk'te ayrı bir kanal açmak kendisine öneriliyor ve soda sonra bize kalkıp "akledin" diyor!

Sormazlar mı adama, Türk toplumunu etkisizleştirme gibi bir operasyonun parçası olduğunu düşündüğün kişiye özel ayrı bir kanal açma teklifi de neyin nesi?

Milletin beynini daha iyi yıkasın diye mi?

İşte kirli çamaşırlar böyle serilir ortaya!

Ne bekliyorsun soda, "evet kanal ile hükümet arasında(o vakitler M.Yılmaz'la kankalık var) ben tampon bölgeyim, seri iletişim aracıyım, mesutcumun arzu ve isteklerine göre haber mutfağını dizayn edecektim, Reha'da kendisine özel kanalda milleti kemirmeye devam edebilirdi ama etmedi" falan mı diyecek Özkan?

İşte senin özkanın bu soda!


Neymiş neymiş...? Rehacığının kuyruk acısı varmış Özkan'dan



Benim niye Reham oluyormuş, oda bir kemalist soda, sizin mahalleden, sizin cemaatten, tipik kemalist zekasını sembolize eden güzel bir örnek, satma adamı hemen.


Pamukbank'ı ANAP değil AKP kurtamış bu iki. (Tebrikler AKP)


Soda, yüreğin yetiyorsa şurayı okuda gerçek kurtarıcıları gör:

Karamehmet nasıl kurtuldu

Taraf'ta yayımlanan 'Jandarma'nın dinleme kayıtlarında, Karamehmet'in, Pamukbank'a el konulduğu dönemde Eruygur Paşa’nın yardımlarından ve konuyla ilgili bilgisinden bahsettiği ortaya çıkmıştı. Bu 'yardımların' ne olabileceğini araştırdık (http://www.taraf.com.tr/haber/27710.htm)


Ve Reha Muhtar Türk toplumunu etkisizleştirme operasyonunun bir parçası imiş bu üç. (Dört dörtlük bir tespit)


Evet, bu yüzden Tuncay'ın Özkan'ın ona özel bir kanal açmayı teklif ederek "bu operasyonda sana başarılar dilerim, arkanda olacağım" demiş buda dört :pound:


Hadi AKP camiası. İçinizden birisi bu cümleyi Obama'ya mektup gönderip tekrar etsin. İşte sadece yukarıdaki bukle. Başka bi şey istemiicem. Mesela Bilderbergci Fehmi Koru yapabilir mi?


Fehmi Koru'nun boş hamasetle işi olmaz, o taşı/lafı tam yerinde üstelik mertçe muhatabının yüzüne (http://yenisafak.com.tr/arsiv/2004/TEMMUZ/01/tkivanc.html) karşı söyler!

Sizinkiler gibi ucuz kahraman değildir.


Uğur Dündar dedin de aklıma geldi. Ne oldu Uğur Dündar'la da uğraştı sizinkiler?

Hani karısı Brezilya'ya gitmişmiymiş neymiş...

İdidianamenizde bile konu edildi Uğur Dündarın eşi. Ne ilgisi vardı?


Sürekli (soner yalçın okumakla alakalı olmalı) dezenformasyon yapıp karıştırıcılık yapıyorsun.

İddianame'de Dündar'a şantaj yapmayı konuşan şahısların telefon dökümleri var, iddia savcıya değil şantajcıya ait.


"Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur'an, İsra/36)

demiş Cenab-ı Hak.


Her emrine bağlı olduğumuz gibi buna da bağlıyız ve amel ediyoruz.

Darısı senin başına kardeşim.


Şimdi de kalkmış Uğur Dündar'ı Tuncay Özkan'a karşı kullanıyorsunuz...


Biz değil, Tuncaycığın birilerini kullanıyor ve üstüne vazife olmayan haltlar karıştırıyor:


Tantan’ın tasfiye sürecinde dönemin Kanal D Genel Yayın Yönetmeni ve Milliyet Yazarı Tuncay Özkan, aktif rol oynadı. Özellikle 2001 Nisan’ından itibaren Tantan ve Abanoz’u hedef alan yayınlarını yoğunlaştırdı. Özellikle Abanoz’un emniyet içinde ‘tarikatçı’ örgütlenmeye gittiğini, İstanbul Valisi Erol Çakır’a komplolar kurduğunu öne sürdü.

O günlerin en flaş haber portalı Habertürk’ün patronu Gazeteci Ufuk Güldemir, şu yorumu yaptı: ‘İtibarı tartışılmakta olan bir gazetecinin Tantan olayı gibi hassas bir konudaki haberleri daima kuşkuyla karşılanacak ve gazetecilik dışı mülahazalar aranacaktır.’

Haksız sayılmazdı. Çünkü, o günler Ergenekon’un emniyete düştüğü günlerdi. Ergenekon soruşturmasının kara kutusu olarak tanımlanan Gazeteci Tuncay Güney, 2001 yılı Mart ayında otomobil kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla yakalanmış ve Adil Serdar Saçan tarafından sorguya alınmıştı. Ergenekon belgeleri ilk kez o tarihte ortaya çıkmıştı.

DGM Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ise ön çalışma için Savcı Muzaffer Yalçın’ı görevlendirmiş, Veli Küçük hakkında soruşturma izni alınmıştı.

Tantan’ın tasfiyesinden sonra o dosyadan hiçbir sonuç çıkmadı, herkes birbirini suçladı, sonunda kapatıldı. İstihbarat Şube Müdürü Halil Çatıkkaş ve teknikten sorumlu İstihbarat Müdür Yardmcısı Sami Uslu, İstanbul dışına gönderildi. Tarikatçı oldukları gerekçesiyle kilit görevdeki 6-8 polis daha başka görevlere atandılar.
(...)
Tantan’ın tasfiyesinde etkin olan Tuncay’ın ismi, Tayyip Erdoğan’ın siyasi geleceğiyle ilgili mahkumiyet kararının görüşüldüğü Yargıtay 8. Dairesi’ndeki temyiz sürecinde de sıkça geçti.

Eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, 21 Nisan 2001 tarihinde telekulak skandalı yüzünden yargılandığı Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği dilekçede, dinleme talimatını Mesut Yılmaz’ın konutunda verdiğini, o sırada Özkan’ın da yanlarında olduğunu öne sürdü.

Dilekçedeki ifadeler aynen şöyle: ‘Eski İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan’ın hakkındaki yargılama kararını bozdurmak için Yargıtay’da bazı kişilere rüşvet verileceğini, bu işlemde aracı olanlardan birisinin Tuncay Özkan’la ilişki içinde olduğunu beyanla, anılan şahısla işbirliğine girilerek çok gizli bir çalışma yapılması, safahata ilişkin ara makamların yazılı ya da şifahi olarak bilgilendirilmemesi yolundaki talimatı üzerine, Özkan, İstihbarat Şubesi’ndeki ilgili personelimizle ilişkiye geçirilmiş, aracı olduğu iddia edilen şahısla temas sağlanmış, verdiği bilgiler doğrultusunda yapılan ön çalışmalarda anlatımları tatmin edici bulunmayınca şahsın ilişkide olduğunu iddia ettiği yargı mensubumuzla teması gözlenmiş ve olayın tamamen uydurma olduğu kanaatine varılmıştır.’

Ak’a göre: Özkan, Erdoğan’ın Yargıtay’daki davasını lehine çevirmek için rüşvet vermeyi planladığı şahısla tanışmış ve bu gelişmeden Yılmaz’ı haberdar etmiş, Yılmaz da Özkan’ı emniyet istihbaratta birlikte çalışmaya göndermiş ama iddiası boş çıkmış!

Sonra Yargıtay 8. Dairesi Başkanı Naci Ünver’in dinlendiği ortaya çıktı.(bak bak, o zamanlar yargıtay üyesi dinlenirmi diye kimse ayağa kalkmamış, zıplamamıştı oysa-wiperandcleaner) Ünver, İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasını kazandı.
(...)
Çelik dedi ki: ‘5-6 yıl önce o kanunsuz telefon dinlemelerini Objektif’in internet sitesinde yayınladım. Osman Ak’ın ifadelerine de yer verdim. Mesut Yılmaz, Osman Ak’a dinleme görevi verirken yanında Tuncay Özkan da vardı. Bu yayından sonra Tuncay beni aradı.’

Haliyle sordum: ‘Ne yaptı yalanladı mı?’

‘Hayır’ dedi Çelik: ‘Tuncay yazılanların hepsini doğruladı. Ama Mesut Yılmaz’la görüşürken yanımızda Uğur Dündar da vardı, Osman Ak’ın ifadelerinde Uğur Dündar da geçiyor, neden sadece beni yazıyorsunuz, Dündar’ı yazmıyorsunuz diye sitem etti.’

Yani, Kanal D’deki selefi Dündar’ı gambazlamış! Ya da suça ortak bulmuş! Uğur Dündar konuya açıklık getirirse, sütunlarımız kendine sonuna kadar açıktır.

Uğur Dündar’ı gammazladı (http://stargazete.com/yazar/ugur-dundar-i-gammazladi-131881.htm)



Yok yok sen değerlendirme. Sen değerlendirince sapıtıyorsun.


İşte tipik bir "Beyaz Türk" tavrı.

"Senin adına ben karar veririm" buyurganalığı!

Hani meşhur kemalist Nevzat Tandoğan'ın "memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz" demesindeki haleti ruhiye.

Uyan koçum uyan, devran döndü, artık kullanma hak ve selahiyetiniz olmayan bütün erkler elinizden alındı, bırakın başkaları hakkında karar vermek memleketin yarınları için bile söyleyecek sözünüz kalmadı.

Konuşmak için size kalan saha kızgınlıktan küfür etmek, köpürmek, aksırmak tıksırmak ve bilimum bu minvaldeki hareket alanıdır sodacım.

Uyan lütfen!


Yalçın hoca "çocuktan al haberi" der


Hangi yalçın, şu can yücel'in "Yalçın Küçük'tür ama mide bulandırır" dediği mi?

Şu adamdan mı söz ediyorsun soda:

http://www.youtube.com/watch?v=_yLJF-ZEEv8

Bahsettiğin "Yalçın hoca" bu adam mı?

http://img2.blogcu.com/images/e/r/g/ergenekonteror/yalcinkucuk1.jpg

Bilelimde ona göre konuşalım!


Ne o? Pek çok insanı 30 yıl önceki geçmişine göre bugün karalıyorsunuz da Hasan Cemal'e gelince neden suskunsunuz böyle?


Karalamayla işimiz olmaz, eleştirmeye gelince Hasan Cemal'e vurmak için kimseye fırsat bırakmıyorsunuzki sodam, İlhan ağabeyiniz (http://www.idefix.com/kitap/cumhuriyeti-cok-sevmistim-cumhuriyet-gazetesindeki-ic-savas-in-perde-arkasi-hasan-cemal/tanim.asp?sid=YDKL78L8P2K707M6B08P) için söyledikleri (http://www.idefix.com/kitap/kimse-kizmasin-kendimi-yazdim-hasan-cemal/tanim.asp?sid=FHXYY7ICJK1MBQFT2Y1B) yüzünden adamın üzerine hala çullanmaktasınız.


Hasan Cemal değişir de Perinçek, Yalçın Küçük değişemez mi?



Soru sizin açınızdan yanlış.

Size göre dostlarınız daima değişir dönüşür ama birileri asla değişmez.

Erdoğan değişmez, gülen değişmez, erbakan(22 Temmuz öncesi kullanmak için ekranlara çıkarttığınız halde) değişmez, ama y.küçük, i.selçuk, d.perinçek değişebilir.

Doğu Perinçek ve değişim demişken bak aklıma ne geldi sodacım.

Bu elemanın "Kıbrıs Meselesi" diye bir kitabı var biliyor musun, bu kitabında TSK'yı kıbrısta nasıl tanımladığından haberin var mı peki :whoo:

İzle!

http://www.youtube.com/watch?v=xMO40zn15YE


Perinçek'e salvolar sallayanlar bu fotolarda neden suskun?


Belki perinçek ve küçük gibi bölücü başı yada örgütün şu anki bir numarasına "Başkan, bağımsızlık savaşçısı, büyük zeka, kardeşim" gibi sözlerle yalakalık yağdanlık yapmadığından olabilir mi :pound:


Üstelik Perinçek'in ki 20 yıl önceki hikaye ve o artık bir Kemalist.



Muhahaha!

Doğu Perinçek'in kemalist olduğunu söyleyip hala kendisini "kemalist" diye tanımlayabilen soda, sana acil şifalar diliyorum :bathbaby:

Yukardaki video'ya tekrar bak ve burnuna da dikkat et!

naper
17-12-2009, 19:50
amerikan;
yanıt bekliyorum.
2. ve 5. sayfada çok basit,açık,net ve tek bir harfle yanıtlanabilecek yazılar var.bekliyorum...

boş konuşmak sana hiç bir şey katmaz.bir insanın sana hak vermesi için yazılarını okumaması gerekir.hadi gayret samimi sorulara samimi yanıtlar...

wiperandcleaner
17-12-2009, 20:51
Ama dur bir de Ertuğrul Özkök var. Bilirim siz de sevmezsiniz


Soda bırak tersmanyel yapmayı, "bilirim sizde sevmezsiniz" diyerek "bende sevmiyorum" demeye getiriyorsun, ama ne hikmetse Türkiye'ye dair neredeyse her meselede özkök sizin gibi, siz özkök gibi düşünüyorsunuz.

Yemezler sodam yemezler.


Allahtan Pkk kamplarına koşmamışlar.



Koşanlardan birisi silivride, Perinçek, diğeri akli dengesizlikten dışarda, mide bulandıran Küçük!

Soda, şunu diyemiyorsun değil mi: "Ne kışlaya koşsunlar ne terör kamplarına, gazetecilik yapsınlar gazetecilik, tetikçilik değil" diyemiyorsun.

İşte bu yüzden kaybediyorsun.


Aman seninkiler çok mu sokağın sesi? Komiksin komik.


Öncelikle bu sözünle hempalarının "sokağın sesi" olmadıklarını, olamadıklarını sende kabul etmiş oldun.

Bu güzel.

Peki kimin sesi bunlar?

Kışlanın, efendilerinin, atlantik ötesi ve telaviv'in.

Şu utanç size yeter.

Benim takip ettiklerim bu ülkenin sesi, bu toprakların değerlerine bağlı isimler.

Hepsi yerli ve milli kalemler.

Satılmış, cuntacı, siyonist uşağı aralarında yok.

Darısı başına diyeceğim ama kemalist kalarak o darı başına nasıl gelecek sorusu orada öylece duruyor!


Yoksa Türkan Saylan'ı karalarken faydalandığınız andıçlardan birinden mi bahsediyorsun?


Hayır, bak şundan: Alçakları tanıyalım... (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=-15759&yazarid=1)

İşte andıç gazeteciliğinin duayen ismi, işte bir süre sonra yalamak zorunda kaldığı sözleri, oku!


http://static.ideefixe.com/images/96/96648_2.jpg


Soda basit bir soru sorayım: Doğu Perinçek işçi partisi yada aydınlığın bilgi işlem uzmanlarıyla mı acaba elektronik haberleşme dinlemesi yapabildi, söyle bakalım :grouphug:

Aklet biraz aklet!


Bir katil ile Tuncay Özkan'ı karşılaştırabiliyorsun. Tuncay Özkan birini mi öldürmüş?


Ucuzcu soda, cümlene tekrar bakalım: "Bir de; cezaevi siyasi mücadelenin kâbesi gibidir"

Ben ne diyorum: "Ona sorsan oda siyasi mücadele yapıyordu, 12 Eylül öncesi sokakta kurşun sıkan herkesde"

Yine ters köşe oldun, toparlan!


Ben CHP-KanalTürk ilişkisinden bahsettim.



CHP'nin hesaplarındaki usulsuzlük bahsinin içinde bu mevzuda vardı sodam, gerçekleri karartma.

Mesele Anayasa Mahkemesi ve medyanın gündemine girince anında 2 yıl önce alınan paraya kolpadan bir fatura kesiverdiler :juggle:

Ama finalde hesaplarda hala izah edilemeyen kolpalar var ve yargılama devam ediyor, sen ise burada "chp bu işten sıyırdı" diye sevindirik oluyorsun, neden?

Çünkü biliyorsun "halan sıyırmamış olsada AYM CHP'yi üzmez" :thumb:


Kimse KanalTürk'e para kaptırmadı ki ağlaşsın.



Hep kolpacısın be soda.

Parayı "biz kaç kişiyiz" ayağına (herhalde sayım ücreti) kaptırdınız, sms'ler bağışlar.

Yalan mı kardeşim, söğüşledi adam sizi, sonra da hareketin sesi dediği kanalı küfrettiklerine sattı.

Sen Obama'ya yazdığı komik mektuptan kahraman özkan devşirmeye gayret edeceğine desene "o tv'yi orada çürümeye terketmeliydi de küfrettiklerine vermemeliydi"

Yürek ister, diyemezsin.


Hâla ve hâla insanlar gönüllü bağışta bulunuyorlar.


Bir kere M.A.Erbil'e sordular "Çiğdem Tunç'la bir kasetiniz vardı, sattı mı o kaset?"

Erbil: "Evet bayağa sattı. Ben aldım, çiğdem aldı, çiğdemin annesi aldı" :lol:

Söyle bana soda, hala bağışta bulunanlar kimler, Özkan'ın hayat arkadaşı, annesi, amcası falan mı?

Yoksa sen, yok yok, sen hala bağış yapmıyorsundur :lol:


İlhan Selçuk Dick Cheney'in ofisi ile temasa mı girmiş?


"Salağa yatma" derler buna çok sevdiğin sokak ağzıyla!


Biraz kapalı oldu farkındayım, fakat İddianamede yer alan ilgili bölümleri okuyunca mesele kabak gibi açılacak (Hürriyet’in haberini aynen aktarıyorum):

"İddianamede, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü İbrahim Yıldız’ın bir telefon görüşmesinde, İlhan Selçuk’a, ‘Bugün, aynı zamanda zamanlaması da ilginç, bizim Amerika muhabiri Elçin Poyrazlar da Amerika Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in bürosuna davet edildi. Biz ona bazı şeyler gönderdik, bir de şöyle soruyorlarmış, Erdoğan’ın karşısına kim rakip olabilir, gibi soru tahmin ediyoruz, bakalım şimdi daha toplantı akşamüzeri’ dediği yer aldı.

“İbrahim Yıldız’ın daha sonra İlhan Selçuk’a, şöyle dediği aktarıldı: ‘Şimdi Abi Elçin ile konuştum, Elçin’in yaptığı görüşme 3 kişilik bir görüşme Amerika bu Cheney’in iki danışmanı, birinci ve iki numaralı danışmanları ile bir de Siyasi İşler Komisyonu’ndan biri. İsimlerini verdi kız. Görüşmenin içeriği biraz karşılıklı bilgi alışverişi şeklinde. Ama en çok merak edilen mesele AKP’ye karşı bir muhalefet Türkiye’de var mı yok mu? Ilımlı İslam meselesi, El Kaide meselesi. Bunları sormuşlar, bundan sonra görüşelim demişler, bu görüşmelerimizi yazma demişler. AKP’ye kim muhalefet olabilir, kim yükselebilir, CHP’den umut olmadığını söylemişler. Daha çok AKP’den sonra ne olabilir, kim çıkabilir karşısına gibi sorular şeklinde geçmiş.’”

İlhan Selçuk ne yazmıştı?

Bu görüşme 20 Şubat 2008 tarihini taşıyor. Yani, Selçuk’un, bölgede yeniden itibar kazanmak isteyen bir ABD’nin neler yapması gerektiğini anlattığı yazılarından aşağı yukarı bir yıl sonra...

Türkiye’nin en anti-Amerikan abisinden ABD’ye: (http://www.taraf.com.tr/makale/1374.htm)


Yakarışı duyulmuş ilhan ağabeyinin soda, işin özeti bu :rockon:


İlhan Selçuk 12 Mart darbesinde Ziverbey köşkünde işkence görmüş bir aydınımız


İlhan Selçuk, solcu/devrimci taifesini amerikan çıkarları için kullanan mekanizmanın gizli silahından başka bir şey değildir, ziverbey'de hesaba dahil, diğerleri de.

Bu ülkenin çocuklarını suyun başına kadar götürüp susuz getirenlerdir bunlar.

Tan Maatbası (http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=25.10.2008&y=TahaKivanc) baskınından başlayan bir görev süresi vardırki, her bir karesi ibretlik.


Senin Fehmi Koru BOP'a inanmıyor bile değil ki karşı çıkacak.


Müslüman mücahitler BOP'u ABD'ye yedirdi, ortada BOP'mu kaldı da koru ona inansın.


Bunu da Fehmi Koru anlatmış zaten. Nerede?


Fabrikatör Perinçek ve yayın organların amentün olursa hep böyle kuru sıkı sallarsın soda.

Koru'nun yazdığı yazıda televizyonda da dediği de ortada.

Mesele şu: Türkiye Başbakan'ı muhatabına "yıllardır iç bünyemde istihdam ettiğin bu mekanizmaları tasfiye ediyorum, gıkın çıkmasın" dedi o gün, mesele bu.

ABD ister "gak" desin ister "guk", bundan önce istediklerinde darbe ortamı hazırlayan, istediklerinde Türkiye-İsrail ekseni kurulsun diye 28 Şubatlar kotaran bu kirli mekanizmalar tasfiye edilecek.

Kaçış yok.


Seni okuyan da AKP Amerikan meşeili bir Gladioya karşı mücadele ediyor sanır.


Ha şunu bileydin soda!


ABD ile mücadele bambaşka siyaseti gerektirir Wipciğim. Örneğin Kıbrıs harekatı ve karşılığında ambargo.

Yedin mi ambargoyu? O zaman anla ki ABD ile mücadele ediyorsun demektir.


Senin evdeki takvim yaprakları 70'li yıllarda mı kaldı sodacım, oysa köprülerin altından çok sular aktı!

Soğuk savaş jargonlarıyla Türkiye ve Dünya'yı okumaya çalışan soda, neden bu denli hayal dünyalarında yaşadığını, gerçeklerden ve günümüzden kopuk olduğunu şu örnekten anlamak mümkün.

Değiştir takvimini, yıl 2009 ve devletler arası mücadele, uluslararası siyaset yapı değiştirdi, artık dama değil satranç oynanıyor.

Bir kaç level birden atlamadan bu günü ve hamlelerini anlayamazsın :doh:


Ergenekon soruşturmasında içeri alınanların hepsinin NATO'ya karşı çıkan, anti-Amerikancı komuta kademesi ve kurmay sınıfı olması hiç mi seni uyandırmıyor?


Seni bu yalanlarla mı kandırıyorlar?

Türk ordusunda bu gün üst düzey konumlara gelipde nato karargahlarından, nato terbiyesinden! geçmemiş kim var?

Sen sanıyor musunki eruygur, örnek ve fırtına, yalmanla birlikte 1 Mart tezkeresinin hemen sonrasında kafalarına estiğinden cuntacılık oynamaya kalktı.

Ve sanıyormusunki yalman bir gece rüyasında gülyabani gördü de "ben artık bu cunta oyununda yokum" dedi :lol:

Büyük Resme bak(tabi becerebilirsen) soda, herşey çok net!


Neden İşçi Partisi ile uğraşıyorlar?

NATO'ya karşı çıkışı dillendirebilen tek parti olması olabilir mi?


Bak Mehmet Zekeriya Öztürk(ergenekon sanışı, senin için makbul bir kaynak) ne diyor: "Emekli binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, Ergenekon kapsamında gözaltına alınan İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever'in teklifi üzerine 2002 yılında Ulusal Kanal'da çalışmaya başladığını anlattı. Aydınlık Dergisi'nde de yazılar yazdığı sırada Doğu Perinçek'le tanıştığını anlatan Öztürk, Perinçek'in 'partinin üst yönetim kadrosunda görev al' teklifini kabul ederek danışmanlığını yaptığını belirtti. Öztürk, İP'in yapısı ile ilgili bilgiler verdiği ifadesinde, "Kamuoyu Perinçek'in iyi bir istihbarat ve hatta askeri kanaldan beslendiğini düşünür. Oysa Perinçek, Rusya ve Çin istihbaratıyla yakın bilgi alışverişi içinde, onlar tarafından yönlendiriliyor. Ayrıca Alman ve İngiliz istihbaratıyla da diyalogları var."

Bu işlerden anlayanlar bilirki Alman ve İngiliz istihbaratıyla dans eden adam, ABD İstihbaratıyla vals yapıyordur vals :cheer2:

Perinçek Türkiye'deki en tehlikeli NATO'cudur soda, uyan!

cenker
17-12-2009, 22:26
Soda basit bir soru sorayım: Doğu Perinçek işçi partisi yada aydınlığın bilgi işlem uzmanlarıyla mı acaba elektronik haberleşme dinlemesi yapabildi, söyle bakalım.

http://www.haber.net.kk.tc/roportaj.php?roportaj=karen_fogg_hack_roportaji
bu linkten okuyabilirsin.

Khaos
17-12-2009, 22:39
sayın wiper
aslında araya girmek de pek istemiyorum ancak;
müslüman mücahitler bopu natoya yedirdi derken kastediğin müslüman mücahitler kim.
genelde müslümanların tamamını mı kastediyorsun, yoksa belli bir grupumu.
bop senin açından tam olarak neydi,ne kadarı başarıldı ne kadarı neden başarılamadığı için vazgeçildi.
bu bağlamda fikrini ortaya koy.
senin baktığın yerden nasıl göründüğünü merak ettim.

naper
18-12-2009, 10:37
Hepsi yerli ve milli kalemler.

Satılmış, cuntacı, siyonist uşağı aralarında yok.

Darısı başına diyeceğim ama kemalist kalarak o darı başına nasıl gelecek sorusu orada öylece duruyor!


amerikan,
kemalistler,yani önderleri mustafa kemal de dahil olmak üzere satılmış,cuntacı,siyonist uşağı mıdır?
bunu mu demek istiyorsun.açık konuş.
sen bu ülkede kurtuluş savaşını abdülhamitin yaptığını,mustafa kemalin de ingiltereye kaçtığını mı zannediyorsun?
senin milli kalem dediklerinin hepsi satılık kalem.bunu sende iyi biliyorsun.soda seni deşeledikçe asıl derdin dökülüyor ortaya...acınacak haldesin...



Müslüman mücahitler BOP'u ABD'ye yedirdi, ortada BOP'mu kaldı da koru ona inansın.


buraya ben de takıldım.kim o ABD ye BOP'u yediren delikanlılar.tayyip demeyeceğini safça umuyorum:D
rezillik paçadan akıyor amerikan...

Soda
18-12-2009, 11:45
Soda bırak tersmanyel yapmayı, "bilirim sizde sevmezsiniz" diyerek "bende sevmiyorum" demeye getiriyorsun, ama ne hikmetse Türkiye'ye dair neredeyse her meselede özkök sizin gibi, siz özkök gibi düşünüyorsunuz.

Yemezler sodam yemezler.


Ben ve benim gibiler Özkök gibi mi düşünüyor?

Bu ağır hakarate girer Wipciğim. Özkök'ün yanında Altangilleri bile kendime daha yakın bulurum. Adam Apo'ya terörist dediği için Apo'dan özür dileyip gönüllü ulaklık için yalvarmış birisidir. Güneydoğu için "Pkk'nın Kürdistan dediği yer" olarak bahsedip Kürdistan kelimesini siyahla basa basa vugulayıp sinsice hem Türkiye'nin G.doğusunu Pkk'nın yeri hem de o yerin adının Kürdistan olduğunu bilinçaltımıza kazımaya çalışacak kadar derinden giden birisidir.

Yani alenen "Kürdistanın sınırlarını çizdik" diyen DTP'lileri bile sollayıp geçmiş biridir. Onlar bunun yanında amatör kalırlar.

Ayrıca senin Özkök'e olan antipatinin muhteviyatı ile benim antipatimin muhteviyatı farklı Wipciğim.
Seninkiler onun bu Pkk çıkışlarını beğenerek okurlar. İtirazları Umre ziyaretine, laiklik çıkışlarında falandır.


Koşanlardan birisi silivride, Perinçek, diğeri akli dengesizlikten dışarda, mide bulandıran Küçük!


Hocam anlattık bu durumu izah ettik ama...
Dedik ya, beni "son hali" ilgilendirir insanların.
20 sene önceki hali ile bugünkü çelişiyorsa bugünkünü dikkate alman gerekir.
Çünkü aradaki fark "değişim" ve "doğruyu bulmuş olma" farkıdır.
Bir hayat kadını doğru yolu bulsa ve namusu ile yaşamaya başlasa, namazı niyazı yerinde bir insan olsa sen o kadına hâla "hayat kadını" der misin?
Tam tersine takdir edersin dimi?
Çünkü aslolan son haldir.
Ölmeden önce kelime-i şehadet getiren kişiyi Allah affedebiliyorsa biz niye affetmeyelim? Allah'ın ahlakı ile ahlaklanmanız gerek dostum.


Soda, şunu diyemiyorsun değil mi: "Ne kışlaya koşsunlar ne terör kamplarına, gazetecilik yapsınlar gazetecilik, tetikçilik değil" diyemiyorsun

Bak "gazeteci" olarak heryere koşabilirler hakları var.
Ama "ulaklık", "misyonerlik" yapamaz bir gazeteci.
Bir gazeteci "görevlendirilmiş" birisi olamaz.

Ve Haso'lar ile çırakları Pkk kamplarına "ulaklık" yapmak için gitmişler.
Ve Pkk'lı terörsitlere övgü dolu sözler söylemişler.
Hem de ne zaman?
Öle 20-30 sene önce değil daha geçenlerde. Son halleri bu yani.

Ama kışla bizim kışlamız, ordu bizim ordumuz.
Sen bu zihniyetinle Tsk ile Pkk'yı aynı kefede tartmaya kalkıyorsun.
Evlatlarımızı katledenler ile Tsk'ya aynı muamele yapılmasından bahsediyorsun.

Bu da konuya Brüksel'den baktığını gösterir.


Zaten AKP de budur. Ülkeyi Brüksel'den Washington'dan bakarak yönetmektir.

Kınıyorum seni.



İşte bu yüzden kaybediyorsun.

Ben kaybetmiyorum, sen kazandığını sanıyorsun.





Bu güzel.

Peki kimin sesi bunlar?

Kışlanın, efendilerinin, atlantik ötesi ve telaviv'in.

Şu utanç size yeter


Atlantik ötesi ve Tel avivi'in sesi AKP'dir.
AKP camisı da bu ülkede Atlantik ötesi, AB ve Tel Aviv'in sesi radyosu gibi çalışır.
Atlantik ötesine koşup kendi ülkesini şikayet eden bir hükümet gelmedi bugüne kadar. AKP'de biz bunu da gördük.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/1253907012.jpg

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=23609 (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=23609)

Bir de bu İsrail meselesi var. Anlaşılan sen de "One minute" şovuna fazla takılmışsın ve sanıyorsun ki AKP İsrail'e karşı.

Mayınlı arazileri İsrail'li bir Eko-organik tarımı yapacak firmaya 49 yıllığına vermeye kalkması bile aslında şovu deşifre etmeye yetmişti ama sizler işinize gelmeyeni görmemek gibi bir huyunuz var.

Allah'tan CHP-MHP ve Anayasa mahkemesi bunu engellediler de "one minute" çıkışının özürü yerini bulmadı.

Vallahi sen bu Tel-Aviv meselesini "cesaret ödülü" alanlara soracaksın:

http://www.tumgazeteler.com/?a=836968 (http://www.tumgazeteler.com/?a=836968)


http://www.turksolu.org/113/foto/tayyip_ofer.jpg

Galataport, Ofer falan diyeyim belki çağrışım yapar.


Bak Perez ne demiş?


http://www.millimucadele.org/113/foto/peres_akp.jpg


AKP lokum gibiymiş :kiss:



Benim takip ettiklerim bu ülkenin sesi, bu toprakların değerlerine bağlı isimler.

Hepsi yerli ve milli kalemler.



Allahsen bi sölesene bana bu isimleri :)

Milli olacak ama AKP'li olmayacak.

İkisi birarada olmaz, ters mıknatıslama yapar :)


Satılmış, cuntacı, siyonist uşağı aralarında yok.


Siyonist uşaklarını da bilmek isterim.

Bütün uşakları bilmek isterim. Şahsen ben uşaklar arasında ayırım yapmam.

Ama sana Karen Fogg'un mailleri konusunu vermiştim ödev olarak. Bi bak belki bahsettiğin "uşaklık" konusunda belgeli bilgili bi şeyler bulabilirsin. Yorma beni, her şey önüne gelecek değil ya...Hazırcı olma :)



devam edecek...

wiperandcleaner
18-12-2009, 17:25
http://www.haber.net.kk.tc/roportaj.php?roportaj=karen_fogg_hack_roportaji
bu linkten okuyabilirsin.

Kardeşim yemeyin bu numaraları, perinçek yıllarca bir siyasetçi gibi mi yoksa istihbarat şefi gibi mi çalıştı bu ülkede.

Hacker yemlemesi ağzından kaçırdıkları ona yedirildikten sonra yapıldı.

Olay tarihine yakın zaman dilimine gidelim, kod adı "siyah" diye nam salmış fatih altaylıya konuk olur perinçek, söylememesi gereken replikler çıkar ağzından, sonra bu yayın gurubunun gazetelerinden Hürriyette ilginç iki değerlendirme birden karşımıza çıkar:


Pazartesi akşamı Fatih Altaylı' nın Teketek programını izledim.
(...)
AB Temsilciliğinin e-mail' leri yayınlayan İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek şunları ortaya attı:

Mail' lerin kendileri tarafından değil -adını vermeden- bir Devlet Kurumu tarafından ortaya çıkarıldığını -açıkça söylemedi, ancak askeri kanada işaret etti, sonra Genelkurmay' dan açıklama gelince çark etti- ve başta MHP lideri Bahçeli olmak üzere, Anap lideri Yılmaz, Başbakan Ecevit' e kadar herkese yollandığını, bu arada bir kopyanin kendilerine de iletildiğini söyledi. Bu yepyeni bir iddia idi.

Karen Fogg olayı giderek komikleşiyor (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=55407&yazarid=69)



Bir kere, Fogg'un e-mail'lerinin ‘‘devlet içinden'' sızdırıldığına artık kesinlikle inanıyorum.

İnandığım ikinci şey ise şu:

Bunu gerçekten, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini istemeyen bir grup yaptı.

Peki bunu kim yaptı derseniz onu bilmiyorum.

Kimse üzerine almak istemiyor.

Mesela Fatih Altaylı'nın geçen pazartesi akşamı Kanal D'de bu konuda yaptığı ‘‘Teke Tek''te ilginç bir gelişme oluyor.

Doğu Perinçek, ‘‘Bu e-mail konuşmaları beş aydan beri Genelkurmay'ın elinde bulunuyor'' diyor.

Daha program devam ederken, Genelkurmay Halkla İlişkiler Bölümü'nden Kurmay Albay Halil Kalkanlı arıyor ve çok net biçimde şunu söylüyor:

‘‘Genelkurmay'ın elinde böyle bir belge yoktur.''

Aynı dakikalarda MHP adına Şevket Bülent Yahnici de telefon edip kendi ellerinde bu belgelerin olmadığını söylüyor.

Daha önce MİT ve Emniyet de bu yönde açıklamalar yapmıştı.

Yani devletin bütün kurumları, bu ‘‘sıcak kestaneyi'' elinden atıyor.

Artık inanıyorum: Bu devlet işi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=55606&yazarid=10)


Gördünüz mü kazın ayağını?

:behindsofa:

wiperandcleaner
18-12-2009, 17:38
sayın wiper
aslında araya girmek de pek istemiyorum ancak;
müslüman mücahitler bopu natoya yedirdi derken kastediğin müslüman mücahitler kim.
genelde müslümanların tamamını mı kastediyorsun, yoksa belli bir grupumu.
bop senin açından tam olarak neydi,ne kadarı başarıldı ne kadarı neden başarılamadığı için vazgeçildi.
bu bağlamda fikrini ortaya koy.
senin baktığın yerden nasıl göründüğünü merak ettim.

Cevap vereyim dostum anarchist.

BOP'un ABD'ye(dolayısıyla İsrail'e) yedirilmesinin üç temel sac ayağı var.

-Siyaseten(Toplumsal bilinç'de buna dahil)
-Askeri
-Diplomasi

Şimdi birinci sac ayağında(ve ikincisindeki şanlı direnişleriyle) Filistin halkı var. Hamas'ı iktidara taşıyarak ABD ve hempalarının derdinin asla bu coğrafyaya siyasi özgürlük getirmek olmadığının anlaşılması sürecini hızlandırdılar, Hamas'ın seçimle iş başına gelmesi sonrası demokrasi maskesi BOP projesinin yüzünden sökülüp atıldı.

Sonrasında bölgede(biz de dahil) siyasi ve toplumsal muhalefet, özellikle mısır ve ürdünde yaşanan gelişmeler, işbirlikçi, kendi halklarına değil ABD ve İsrail'e yaslanmış ve meşruiyetini de oradan alan satılık rejim ve müntesiplerini eskisi kadar rahat ihanet projelerine girmekten alı koydu.

Irak'ın işgaliyle başlayan süreçte sokaklardan yükselen öfke siyasi bir bilince de dönüştü ve bu sözünü ettiğim bilinç yine sözünü ettiğim satılık rejimleri fena bunalttı.

Askeri planda da hem ırakta, hem afganistandaki direnişi hemde iranın gösterdiği tenkolojik atılım ve ilerlemeyi kastediyorum.

Burada CIA güdümlü olduklarından kuşkulanmam için binlerce sebep olan El-Kaide ve terör eylemlerini kastettiğim sanılmasın, ben gerçek direnişçileri, ABD askeri hedeflerini hedef alan yeri geldiğinde göğüs göğüse çarpışan hatta el altından kabilelere rüşvet verilmek zorunda kalınılan direnişçilerden ve yine tabi kutlu Filistin halkının direnişinden söz ediyorum.

Diplomasi sahasında ise en başta Ahmet Davutoğlu hocam ile geliştirilen vizyon, Türkiye-Suriye-İran eksenin oluşmaya başlaması ve buna bölgede gösterilen büyük hüsnü kabulu kastediyorum.

wiperandcleaner
18-12-2009, 18:07
Ben ve benim gibiler Özkök gibi mi düşünüyor?

Bu ağır hakarate girer Wipciğim.


Yüzlerce konu ve örnekte benzer düşündüğünüzü, en temelde Türkiye'ye bakışınızın aynı olduğunu yüzlerce örnekle ortaya koyabilirim, kalbin bunu kaldırır mı :rofl:


Hocam anlattık bu durumu izah ettik ama...
Dedik ya, beni "son hali" ilgilendirir insanların.


Dediğinde samimi olsan izah diye kabul ederim ama sen birileri değişebilir birileri değişemez dedikten sonra nasıl samimiyet görelim sende?

Birde sodam, bak keklenmeyin, bu günkü halleride fake.

Dikkat et, ABD Kıbrıs harekatı için Türkiye'ye ambargo uygularken perinçek kıbrıs harekatına karşı, Türk askerine işgalci diyor.

ABD pkk'yı yeni sahaya sürmüşken o gidip apo'ya karanfil takdim ediyor.

ABD pkk'nın ve aponun kullanım süresi doldu, apo türkiyeye dedikten sonra bu sefer pkk aleyhine konumlanıyor.

Perinçek Türkiye'nin en büyük ABD'cisidir soda, uyan!


Ölmeden önce kelime-i şehadet getiren kişiyi Allah affedebiliyorsa biz niye affetmeyelim? Allah'ın ahlakı ile ahlaklanmanız gerek dostum.


Samimiyet soda, samimiyet!


Bak "gazeteci" olarak heryere koşabilirler hakları var.
Ama "ulaklık", "misyonerlik" yapamaz bir gazeteci.
Bir gazeteci "görevlendirilmiş" birisi olamaz.


Ama hempaların oldu.

Onlara "şunları karalayın" dendiğinde karaladılar, sonra tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar.

Onlara "bu hükümet ABD İsrail güdümünde diye pompalayın" dendiğinde bunu 2-3 sene harıl harıl yaptılar, sonra aynı adamlara "bu iktidar türkiyeyi batı ekseninden koparıp İslam dünyasıyla bütünleştiriyor" diye pompalayın dendi ve bu ciğersizler iki hal arasındaki büyük çelişkiyi izah etme ihtiyacı bile hissetmeden bu emre de "emret komutanım" çekti!

Mide bulandırıcı bunlar soda, pis koku bunlar :painkiller:


Ama kışla bizim kışlamız, ordu bizim ordumuz.


Kışlasında kaldığı sürece, vazifesiyle yetindiği sürece.

Bu ülkenin sınırlarını bekleme vazifesini bir kenara itip, "kimin karısı başını örtüyor, kim cumaya gidiyor" diye araştırmadığı sürece.

O zaman başımızın tacı.

Ama "Beyaz Türkler"in yaşam felsefesi ve dünya görüşünü bize askeri militarizmle dayatmaya kalktığı anda "orada durrr" derler ve diyoruz.

Ordu işini yapsın, şu son reşadiye kahpeliğinde dahi şunlar konuşulmuyor: Bu karakollar niye böyle "gel beni vur arkadaş" diye bağıran cinsten?

Neden stratejik açıdan emin, sağlam noktalara bu karakollar inşa edilmez, karakola gidiş geliş güzergahlarında gerekli tedbirler alınmaz vs

Asker başkaca işlerle çok meşgülde ondan mı acaba?


Bu da konuya Brüksel'den baktığını gösterir.


Benim yerliliğimi ve milliliğimi hafsalan almaz soda, türkiye ve dünyaya dışardan bakan asıl bu ülkenin kemalistleri.

Şu sıralar biraz yoğunum vakit bulduğum ilk anda ne kadar yerli ve milli olduğunuzla sizi yüzleştirmeyi düşünüyorum, burnuna dikkat et!


Atlantik ötesi ve Tel avivi'in sesi AKP'dir.
AKP camisı da bu ülkede Atlantik ötesi, AB ve Tel Aviv'in sesi radyosu gibi çalışır.


Burnuna dikkat et dedikçe sen burnunu uzatıyorsun be kardeşim :rofl:

Sana bir soru: Cumhuriyet gazetesi, her gün iktidara vurmayı görev edinmiş doğan medyası ve diğerleri neden 22 Temmuz'dan bu yana, hele de son zamanlarda dış basında da siyonist hempalarının aynı minvaldeki sözleriyle "Türkiye AKP ile batı ekseninden kaymakta" diye feveran ediyor?

Söyle bakalım!

Bak cevabı seni zorlayacak "aynı adamlar 22 Temmuz önceside bu iktidar washington telaviv ekseninde diye yazıyordu ne iş" sorusunu sana sormuyorum bile :)


Bir de bu İsrail meselesi var. Anlaşılan sen de "One minute" şovuna fazla takılmışsın ve sanıyorsun ki AKP İsrail'e karşı.


Soda seni bu konularda çok yetersiz görüyorum.

Şu an bana washington'da etkin ve israil aşırı sağına yakın 5 isim say desem sayamazsın, ama ben sana onlarca isimle birlikte 7 yıldır bu hükümetin ayağını kaydırmak için ne dolaplar çevirdiklerini sana tek tek sıralayabilirim.

Level yükselt gel, bu konuları konuşmaktan zevk duyarım.

İsrail'in T.C Tarihinde en nefret ettiği ve altına dinamit koyma gayretinde olduğu iktidar bu iktidardır.


Allahsen bi sölesene bana bu isimleri :)


Sürekli takip ettiğim yazarlardan bazıları:

-Fehmi Koru
-Tamer Korkmaz
-İbrahim Karagül
-Umur Talu
-Avni Özgürel
-Şamil Tayyar
-Yağmur Atsız
-Akif Emre
-Dücane Cündioğlu

liste uzun da en sık ve kaçırmadan takip ettiklerim bunlar diyebilirim.


Siyonist uşaklarını da bilmek isterim.


Öyle mi, trt'de yayınlanan dizi yüzünden kaleme sarılanlara, "one minute"den rahatsız olanalara, israil'in katliamlarında haması işaret edenlere ve Türkiye'nin 7 yıldır ortadoğuda icra ettiği diplomatik faaliyetler karınlarında gaz yapmış olanlara bakman kafi, ama sıkıntı yaşarsan söyle, teşhis etmene yardımcı olurum.


Ama sana Karen Fogg'un mailleri konusunu vermiştim ödev olarak.


Soda üzgünüm, öğrencim bile olamazsın, beni bırak anca alt devrelerine ödev verecek pozisyonda olabilirsin.

Bahsettiğin olayı doğru okuyabilsen Perinçek gerçeği ile yüzleşebilirdin ama sende o beceri henüz teşekkül etmemiş.

Ama umudunu yitirme, bir gün İnşallah.


devam edecek...

Reha Muhtar tadında olmuş, yanlız fazla bekletme çünkü yokluğunda dublörün yükü taşıyamıyor :lol:

naper
18-12-2009, 18:33
Cevap vereyim dostum anarchist.

BOP'un ABD'ye(dolayısıyla İsrail'e) yedirilmesinin üç temel sac ayağı var.

-Siyaseten(Toplumsal bilinç'de buna dahil)
-Askeri
-Diplomasi

Şimdi birinci sac ayağında(ve ikincisindeki şanlı direnişleriyle) Filistin halkı var. Hamas'ı iktidara taşıyarak ABD ve hempalarının derdinin asla bu coğrafyaya siyasi özgürlük getirmek olmadığının anlaşılması sürecini hızlandırdılar, Hamas'ın seçimle iş başına gelmesi sonrası demokrasi maskesi BOP projesinin yüzünden sökülüp atıldı.

Sonrasında bölgede(biz de dahil) siyasi ve toplumsal muhalefet, özellikle mısır ve ürdünde yaşanan gelişmeler, işbirlikçi, kendi halklarına değil ABD ve İsrail'e yaslanmış ve meşruiyetini de oradan alan satılık rejim ve müntesiplerini eskisi kadar rahat ihanet projelerine girmekten alı koydu.

Irak'ın işgaliyle başlayan süreçte sokaklardan yükselen öfke siyasi bir bilince de dönüştü ve bu sözünü ettiğim bilinç yine sözünü ettiğim satılık rejimleri fena bunalttı.

Askeri planda da hem ırakta, hem afganistandaki direnişi hemde iranın gösterdiği tenkolojik atılım ve ilerlemeyi kastediyorum.

Burada CIA güdümlü olduklarından kuşkulanmam için binlerce sebep olan El-Kaide ve terör eylemlerini kastettiğim sanılmasın, ben gerçek direnişçileri, ABD askeri hedeflerini hedef alan yeri geldiğinde göğüs göğüse çarpışan hatta el altından kabilelere rüşvet verilmek zorunda kalınılan direnişçilerden ve yine tabi kutlu Filistin halkının direnişinden söz ediyorum.

Diplomasi sahasında ise en başta Ahmet Davutoğlu hocam ile geliştirilen vizyon, Türkiye-Suriye-İran eksenin oluşmaya başlaması ve buna bölgede gösterilen büyük hüsnü kabulu kastediyorum.

samimi soruyorum amerikan,
bu kafaya ulaşmak için ne içiyorsun sen?
:biggrin1:

Khaos
19-12-2009, 15:25
sayın wiper
bu başlık altında ikili bir tartışma var ve sende tarafısın.
ikinci bir bağlam açarak seninle tartışmaya girmem beni otomatik olarak sayın soda ile aynı çizgiye koyar.
o nedenle başka bir başlıkta genelde anti-emperyalizm ve özelde de BOP u senle ve senin nezdinde müslümanlarla tartışmaya açmak istiyorum.
ancak derdim cedelleşmek değil.
eğer bu coğrafyada anti-emperyalizm başarı kazanacaksa bu tek başına bunca atomizasyon içinde hiç bir grup görüş düşüncenin becerebileceği bir şey değil.
müslümanların tek tek ateist yada komunist olmasını beklemek gibi bir saflığa da prim veremem.ancak müslümanların emperyalist-kapitalizmi yeterince tanımadıklarını düşünüyorum.sizin BOP yaklaşımınız da bu kanaatimi güçlendirdi.
ben bu bağlamda bir başlık hazırlayacağım bu hafta.
katılımınızı bekleyeceğim.o nedenle şu an için bop a ilişkin cevabınızın içeriğine hiç değinmiyorum.

wiperandcleaner
19-12-2009, 22:59
Aç dostum.

Vakit buldukça katılmaktan zevk duyarım.

Soda
20-12-2009, 07:45
Hayır, bak şundan: Alçakları tanıyalım... (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=-15759&yazarid=1)

İşte andıç gazeteciliğinin duayen ismi, işte bir süre sonra yalamak zorunda kaldığı sözleri, oku!



"Yalamak zorunda kaldığı sözler" diyerek kendi edebsizliğini ortaya dökmüşsün.
Oktay Ekşi yalamadı, kaynağının onu yanlış yönlendirmesi nedeniyle meslektaş olarak kabul ettiği (Cengiz Çandar, M.Ali Birand, Mahir Kaynak vb) isimlerden özür diledi.

Hani Ahmet Altan özür dilemişti ya NTV'den de siz; "Ne kadar erdemli adammış yaw..." diye bir de özürünü övgülerle karşılamıştınız ya, işte onun gibi...

O zaman Ahmet Altan'a "yalamak" fiilini uygun görmemişti yandaşlar.
Eee, yandaş olmak budur. Yanındakini koruyacan, deveyi pire yapacan; karşındakinin de piresini deve yapacan.

Ayrıca senin bu sözlerine en iyi cevabı Oktay Ekşi'nin kendisi vermiş zati.

Utanırlarsa...

(http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13025340.asp)
Bir buklesini buraya alıyorum:



Biz bir tarihte kaynağı resmi makam olan bir habere dayanarak, “Basında PKK ile işbirliği yapan hangi alçak varsa tanıyalım” dedik diye, kıyametleri kopardılar. Kaynağın bizi aldattığını anlayınca o olayda mağdur edilen meslektaşlarımızdan kaç kere özür diledik. Ama hâlâ, “Sen alçakları tanıyalım, başlıklı makaleyi yazmamış mıydın? Nasıl gazetecisin? O haberin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmaz mı?” diyorlar.

A insafsızlar... Aylardır -özellikle Ergenekon soruşturması bağlamında- yazmadığınız yalan, etmediğiniz iftira kalmadı. Bunlar “andıç’ın bin beteri” diye bir kere olsun düşündünüz mü? Bunca yalan ve iftira nedeniyle bir kere olsun mağdur ettiğiniz insanlardan özür dilediniz mi? Hepsini bir kenara bırakın sırf Van Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’a attığınız iftiralar yüzünden bir saniye olsun yüzünüz kızardı mı?


Kızarmaz Oktay abi, kızarmaz bunların yüzleri. Yeşil köseledir.

Bir de Şemdin Sakık'ı 28 Şubatçılar kullanmışlar (sonra ben bunları söylemedim dese de inanma)


Peki seninkiler kullanmıyorlar mı?


Şamil Tayyar'a mektup yollayan Şemdin Sakık, Apo- Perinçek-Yalçın Küçük ilişkisine dikkat çekmiş:

Apo ölseydi Küçük lider olabilirdi. (http://www.tekilhaber.com/?syf=Haber&kategori=Guncel&katid=1&id=119&detay=S-Sakik-tan-Samil-Tayyar-a-yeni-mektup)

Şemdin Sakık’tan mektup var (http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=23630)


Bak bu yazıda Tayyar'ın son paragrafları nasıl:


Sakık’ın aktüel olaylara ilişkin görüşleri özetle böyle. Sakık’a ‘eski terörist’ muamelesi yapıp tüm söylediklerine küfürle karşılık verebiliriz. Veya ‘hain’ deyip farklı saikle de olsa aynı küfür kefesine koyabiliriz. ‘Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir’ diyerek ya da zihnimize hiç rezerv koymadan anlama çabası içinde olabiliriz.
Önemli olan doğruya ulaşmak değil mi? Bir de bu pencereden söylenenleri sorgulamanın kime ne zararı var?



Gördünüz mü? Sakık'ın görüşleri yandaşların işine geldiği her noktada dikkate alınması gereken görüşlermiş.

Yani 28 Şubatçılar Sakık'ı kullanırsa durum iğrenç ama Şamil Tayyar (http://www.odatv.com/n.php?n=samil-tayyar-artik-belgeli-yalanci-2410091200) gibi isimler kullanınca olağan.

Bakalım Zaman gazetesi nasıl dikkate almış:

Şemdin Sakık konuşuyor, Kürt Ergenekon'u deşifre oluyor (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=735542&title=semdin-sakik-konusuyor-kurt-ergenekonu-desifre-oluyor&haberSayfa=0)

Sarıl Sakık'a :) Kim tutar seni be yaw...Sakık konuşuyor Ergenekon deşifre oluyor.

"Denize düşen yılana sarılır" diyen atalarımız ne kadar doğru söylemişler, dimi?

Bu Sakık'ta ne ekmek varmış be yaw.

Ama bugünkü Star'da Apo başka telden çalmış:

PKK’daki Ergenekon’u 20 sene sonra farkettim (http://www.stargazete.com/politika/pkk-daki-ergenekon-u-20-sene-sonra-farkettim-haber-232800.htm)

(Not: Apo gizli tanık olmasın:blabla:)


Yani Sakık diyor ki; 33 er emrini Apo verdi o dur Ergenekon; Apo da diyor ki Sakık'cılar Ergenekoncu imiş yeni uyandım.

Şimdi senin bu yandaşların hem Apo'yu hem de Sakık'ı kullanma konusundaki hünerlerine şapka çıkarmanı anlayışla karşılayacağım da bu çelişkili durumu çözme konusunda yaşayacağın zorluğa da üzülmeden geçemeyeceğim.:help:

İşte yandaşlar adamı böyle şapşala çevirir. Biri öle der biri böle. Hangisine inanacan. Zehir hafiye olsan boş.

Bir de eskiden hep Apo'nun nasıl cezaevi dışına bu kadar rahat mesaj gönderdiği sorulurdu da Tsk'nın üstüne atılırdı çamur dimi?

Ne oldu herkes anladı mı, Apo ve Sakık'ın bu kadar güncel yaşamasının sırrını?
Adalet bakanlığı cezaevlerindne sorumludur ve AKP hükümeti bizzat bunu kontrol etmektedir. Jandarma sadece dış güvenliği sağlamaktadır.
Bu durum bugün daha net görülmekte.
AKP isterse Apo avukatları ile birlikte örgüte her türlü mesajı yollayabilir istemez ise "yol haritası" bile yayınlayamaz. İsterse hücre cezası verir, isterse konuşma yasağı.

Apo, AKP sayesinde artık hergün gazetelerde. AKP dönemi Apo'nun parlatılıp cilalandığı dönemdir. MİT müsteşarını gönderip pazarlık bile yapmaktaymış.

AKP-İMRALI HATTINI MİT KURDU (http://odatv.com/n.php?n=akp-imrali-hattini-mit-kurdu--1512091200)



Soda basit bir soru sorayım: Doğu Perinçek işçi partisi yada aydınlığın bilgi işlem uzmanlarıyla mı acaba elektronik haberleşme dinlemesi yapabildi, söyle bakalım



Gerçekten basit bir soru. Şimdi sana zarfa değil mazrufa bak diyecem ama ne fayda.Taraf'ın belgelerinde zarfa bakan yok herkes mazrufçu da buraya gelince mi zarfçı oldunuz?

ABD Ordusu Türk hacker'ın peşinde (http://www.ensonhaber.com/dunya/206458/abd-ordusu-turk-hackerin-pesinde.html)

ABD ordusunun bilgisayarına giren Türk hackerlar Karen Fogg'un bilgisayarına mı giremez? Hackerlık çıktı mertlik bozuldu mirim. Artık değme istihbaratçılara bile taş çıkarıyor bu hackerler.

Yahu Iraklı direnişçiler internet üzerinden 25 dolara satın aldığı programla ABD casus ucaçlaırnı hackliyor:

ABD'nin casus uçakları hacklendi (http://www.haberturk.com/haber.asp?id=194330&cat=180&dt=2009/12/17)



Aklet biraz aklet!


Mazrufa bak mazrufa!



Ucuzcu soda, cümlene tekrar bakalım: "Bir de; cezaevi siyasi mücadelenin kâbesi gibidir"

Ben ne diyorum: "Ona sorsan oda siyasi mücadele yapıyordu, 12 Eylül öncesi sokakta kurşun sıkan herkesde"

Yine ters köşe oldun, toparlan!


Ben ona/onlara sormam. Evrensel kriterlere göre değerlendiririm.
Katiller siyasi mücadele yapamaz. Kendisi öyle söylese de biz yine kabul etmeyiz.
Eskiden Doğu Almanya kendine Demokratik Almanya derdi. Sana göre demokratikti demek.



CHP'nin hesaplarındaki usulsuzlük bahsinin içinde bu mevzuda vardı sodam, gerçekleri karartma.

Mesele Anayasa Mahkemesi ve medyanın gündemine girince anında 2 yıl önce alınan paraya kolpadan bir fatura kesiverdiler

Ama finalde hesaplarda hala izah edilemeyen kolpalar var ve yargılama devam ediyor, sen ise burada "chp bu işten sıyırdı" diye sevindirik oluyorsun, neden?

Çünkü biliyorsun "halan sıyırmamış olsada AYM CHP'yi üzmez"



Arkadaşım CHP yüzünden hazinenin uğradığı tek kuruşluk zarar yok.
AYM'nin kestiği ceza vbedeli ödendi hazineye.
AMa CHP'ye haksızlık yapıldı.
Orada 50-60 TL'lik bir personel yolsuzluğu haricindekiler tamamen AYM'nin keyfi ve çağdışı yorumudur. AYM büyük haksızlık yapğmıştır. Kolpalık durumlar da sizin Deniz Feneri'nde ve bilumum kamu ihalelerinde mevcuttur.
Sabah-ATV nasıl Çalık'ın oldu?
Çalış buna. Sana ödev verdim çalışmadan gelme sözlüye kaldıracam.
Bir de Kayıp Trilyon davası. Ne oldu, trilyon nerede?
Kaç ton salam sucuk faturası kesti sizinkiler o bedel karşılığı?



Parayı "biz kaç kişiyiz" ayağına (herhalde sayım ücreti) kaptırdınız, sms'ler bağışlar.

Yalan mı kardeşim, söğüşledi adam sizi, sonra da hareketin sesi dediği kanalı küfrettiklerine sattı.



Sen personelini aylarca maaş veremeden çalıştırmak nedir bilir misin?
Yüzlerce personelinin kul haklarını ödemek için katlandı o bütün bunlara.
KanalTürk'e reklam verenleri tehdit eden sizin maliyeciler değil miydi?
Kanal'a kimse reklam veremiyordu? Herkese gözdağı vermişti AKP hükümeti.
AKP döneminde basın özgürlüğü 12 Eylül ile yarışmakta.
Boşuna demiyoruz AKP sivil 12 Eylüldür diye.

Üstelik söğüşlenen ben isem sana ne oluyor.
Sen mi savunacaksın benim hakkımı?
Komiksin komik.
Asıl hakkı savunulacaklar Alamanya'daki gurbetçiler. Onların hakkını savunsana.




Sen Obama'ya yazdığı komik mektuptan kahraman özkan devşirmeye gayret edeceğine desene "o tv'yi orada çürümeye terketmeliydi de küfrettiklerine vermemeliydi"



Bekara karı boşamak kolaydır. Senin de yüzlerce elemana borcun olsun o zaman anlarsın.

Özkan'ın Obama'ya yazdığı mektup için söyleyeceklerimi söyledim.
O mektuptan ziyade sizin "okuma zaafınız" ile ilgili bir sorun bu.
Sen yandaş medyana tepki koy. En bariz Türkçe yazıları bile bize yanlış aktarıyorsunuz de. Paranı geri iste bunlardan, yanındayım.
Fehmi Koru'dan da bekliyorum Obama'ya mektup.
Desin ki; bırak BOP'u biz BOP'cu değiliz, desin Obama'ya.
Ne mutlu Türküm diyene, desin.
Bağımsızlık benim karakterimdir, desin.

Diyebilir mi?

Hayali bile mümkün değil.



İlhan Selçuk, solcu/devrimci taifesini amerikan çıkarları için kullanan mekanizmanın gizli silahından başka bir şey değildir, ziverbey'de hesaba dahil, diğerleri de.


Neden? çünkü Wip öyle düşünüyor. Kanıt nerede?

Subjektif yargılar.

İlhan Selçuk Bilderberg locasının toplantısına mı katılmış gizlide gizliye?

İşkence tezgahlarına bir Amerikancı olarak mı girmiş?

Wip bilmez böyle şeyleri ama işkenceden geçen bütün solcular bilir ki;

ABD hesabına çalışan insan işkenceye alınamaz.
ABD'nin bir adamını burada işkenceye alacak bir işkenceci faşist yoktur.

Onların gücü gariban solculara yeter.

Bırak bunları Wip, dökülüyorsun.
Sen emperyalizme çalışanları Bilderberg toplantılarında ara.

Senin beynini yıkamışlar. Psikolojik harekat kurbanısın.

Uyan cancağazım uyan!







Müslüman mücahitler BOP'u ABD'ye yedirdi, ortada BOP'mu kaldı da koru ona inansın.


Eyvallah. Biz kaçırmışız hocam ne zaman oldu bu :lol:

"BOP'un eşbaşkanıyım" diyen de varmıydı orada?
Diyarbakır BOP'un başkenti olacak diyen de orada mıydı?


Fabrikatör Perinçek ve yayın organların amentün olursa hep böyle kuru sıkı sallarsın soda.

Koru'nun yazdığı yazıda televizyonda da dediği de ortada.

Mesele şu: Türkiye Başbakan'ı muhatabına "yıllardır iç bünyemde istihdam ettiğin bu mekanizmaları tasfiye ediyorum, gıkın çıkmasın" dedi o gün, mesele bu.


Vay anasını sayın seyirciler...

"yıllardır iç bünyemde istihdam ettiğin bu mekanizmaları tasfiye ediyorum, gıkın çıkmasın"

dedi yani...

Bush da "Emrin our abim" diye mi cevap verdi :lol:

Yahu adamın ne konuştuğunu bile bilmiyorsu ama duymuş gibi yandş yandaş yazıyorsun da İlhan Selçuk'un, Tuncay Özkan'ın öünüde bulunan açık yazılaırnı bile okuyup da anlamıyorsun.

o sözü RTE söyleyemez cancağazım

Bak o söz böyledir:

"Cumhuriyetin sonsuza kadar yaşaması için Mustafa Kemal Atatürk'den devraldığımız "Mücadele" "Devrim" ve "Aydınlanma" ruhuyla sizinle de yılmadan, yorulmadan mücadele edeceğimi bildirmekten mutluluk duyarım"

Bu sözü T.Özkan söyler, RTE söyleyemez cancağazım.
Hayali dünyanda bile Tuncay Özkan'dan intihal yapıyorsun

RTE'nin diyeceği sözler bellidir. "Ben BOP başkanıyım" demesini detaylandıracak sözlerdir onlar.

Soda
20-12-2009, 07:46
devamı...


ABD ister "gak" desin ister "guk", bundan önce istediklerinde darbe ortamı hazırlayan, istediklerinde Türkiye-İsrail ekseni kurulsun diye 28 Şubatlar kotaran bu kirli mekanizmalar tasfiye edilecek.


Türkiye-İsrail eksenini kuran AKP'dir cancuğazım.



AKP, İsrail`in gücüne güç katacak.

Türkiye, Rusya ve İsrail arasında son 7 ayda yaşanan görüşme trafiği, Samsun`daki Mavi AKIM buluşması ile noktalandı. İsrail`e hayat verecek olan doğalgaz, petrol ve su projeleri Türkiye üzerinden AKP iktidarında bir bir gerçekleştirilecek. İsrail, bu projelerle Türkiye`yi İsrail`in `en büyük enerji koridoru yapma` hedefine adım adım yaklaşıyor.

http://www.tumgazeteler.com/?a=1163780 (http://www.tumgazeteler.com/?a=1163780)




AKP israil karşıtı olabilir mi? (http://www.turksolu.org/58/ataberk58.htm)






Senin evdeki takvim yaprakları 70'li yıllarda mı kaldı sodacım, oysa köprülerin altından çok sular aktı!


Hayır 70'li yıllardan beri ABD'ye tavır koymadın da o yüzden bilmiyorsun tavır koyulunca neler olacağını.

Mesela; askerimizin kafasına çuval geçirildiğine nota ver diyenlere "Bu nota müzik notası değil" diyen RTE değil miydi?

Zaten orada tavır alamadıysa başka hiçbir yerde de tavır alamaz Wipciğim.

70'li yıllar yoksa 2000'li yılların tavrını da bir ara görmek isteriz.

Hiç önemli değil tavır koysun da güncelinden koysun.




Soğuk savaş jargonlarıyla Türkiye ve Dünya'yı okumaya çalışan soda, neden bu denli hayal dünyalarında yaşadığını, gerçeklerden ve günümüzden kopuk olduğunu şu örnekten anlamak mümkün.

Değiştir takvimini, yıl 2009 ve devletler arası mücadele, uluslararası siyaset yapı değiştirdi, artık dama değil satranç oynanıyor.


AKP mi satranç oynuyor?

Desen halimiz hepten kayık.

Onlar tavla oynamasını bile bilmezler cancağazım. Satranç tahtasında piyon olarak oynar onlar oyunlarını ancak. Öne bir hamlelik hakları var. İşte o kadardır.


Diplomasi sahasında ise en başta Ahmet Davutoğlu hocam ile geliştirilen vizyon, Türkiye-Suriye-İran eksenin oluşmaya başlaması ve buna bölgede gösterilen büyük hüsnü kabulu kastediyorum


Ahmet Davutoğlu'nun vizyonu Barzani'nin ayağına gitmekten ibarettir, ey Davutoğlu'nun öğrecisi Wip.

Ne vizyon ama...

AHMET DAVUTOĞLU BARZANİ’YE NEDEN GİTTİ (http://www.odatv.com/n.php?n=ahmet-davutoglu-barzaniye-neden-gitti-3110091200)?



http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:koCVWGaW0E-wAM:http://www.samanyolu.com/resimler/2009/10/30/1328803.jpg (http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.samanyolu.com/resimler/2009/10/30/1328803.jpg&imgrefurl=http://samanyolu.com/haber/63843/davutoglu-erbilde-barzani-ile-g%25C3%25B6rusuyor/&usg=__QBXu9-4JyImZQi_8LwY9e7PKP80=&h=500&w=471&sz=29&hl=tr&start=4&um=1&itbs=1&tbnid=koCVWGaW0E-wAM:&tbnh=130&tbnw=122&prev=/images%3Fq%3Dahmet%2Bdavuto%25C4%259Flu%2Bbarzani% 26hl%3Dtr%26sa%3DN%26um%3D1)


Türk Dışişleri bakanının muhattabı başka bir ülkenin DIŞ İŞLERİ BAKANI dır.

Kürdistan'a Teksas kılıfı uymadı (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=25589)


Türk Dış işleri bakanı Barzani'nin ayağına gidemez. Türk Dış İşleri bakanlığı aşiret liderlerinin ayağına gidilecek makam değildir.

AKP her alanda Türkiye'yi ayağa düşürmüştür.

Yazıklar olsun diyorum, başka bir şey demiyorum.


Devam edecek...

wiperandcleaner
21-12-2009, 01:17
Oktay Ekşi yalamadı, kaynağının onu yanlış yönlendirmesi nedeniyle meslektaş olarak kabul ettiği (Cengiz Çandar, M.Ali Birand, Mahir Kaynak vb) isimlerden özür diledi.


Canım kardeşim, sokak ağzını severim diyen sen değil miydin?

Buna sokak ağzında "tükürdüğünü yalamak" derler bunu sende bilirsin.

Kaynakmış, "yaladığım postal beni kandırdı" demeliydi.

Soda, bir gazetecinin andıç metinlerini "kaynak" diye pazarlamasına tavolduğuna göre çok deneyimsiz bir arkadaşsın.

Gazeteciliği güya duayen bu adama biz mi öğretelim?

Hangi adımları atmış o kaynağı(sen bunu postal diye oku) check etmek için?

Yoksa "haddimize mi düşmüş, yayınlarız emredersin komutanım" mı çekmiş?

Ne dersin?


Hani Ahmet Altan özür dilemişti ya NTV'den de



Buda aynı sokak ağzı ile tükürüleni yalamadır.

GMT'ye bakamadan bu kadar hassas bir konuda böyle bir iddia gazeteye taşınırsa haberi yapanda amiride özür dileyecek, tükürdüğünü yalayacak.

Yanlız bununla senin ekşi elemanın yaptığı arasında çok bariz fark olduğu sanıyorum senin dışında(tabi diğer kemalistler de dahil) kalanların farkettiği bir husustur.

Burada haber kaynağından elde edilen veri yanlış yorumlanıyor, diğer örnekte(ekşi) talimatla bir andıçlama yapıyor.

Onurlu bir adam olsa bu rezalet sonrası kalemini kırar bu işi bir daha yapmazdı, ama neme lazım yeni andıçlarda bunu köşelere taşıyacak eski tüfekler lazım değil mi!


Gördünüz mü? Sakık'ın görüşleri yandaşların işine geldiği her noktada dikkate alınması gereken görüşlermiş.


Soda ne kadar zor durumda kalmışsın ekşiyi savunma adına!

Tayyar'ın yaptığı ile ekşinin yaptığının ne biçim ne yöntem ne amaç açısından hiç bir benzerliği yok.

Tayyar'a sakık mektup yazıyor, tayyar bu mektubu "işte gerçekler vay hainler" diye pazarlamıyor!

Ama senin ekşiye komutanları emredince alçakları tanıyalım diye sonradan yalayacağı şeyler söylüyor.

Aradaki bariz farkı eskimolar dahi farkeder :hug:


Adalet bakanlığı cezaevlerindne sorumludur ve AKP hükümeti bizzat bunu kontrol etmektedir. Jandarma sadece dış güvenliği sağlamaktadır.


:lol:

Masal anlatma bize, İmralı özel bir hapishane ve yine burada bana 1. Ergenekon iddianamesinden alıntı yaptırmaki koruyup kollamak için kırk takla attığın apoletlilerin apoyla imralıda ne tür temasları olduğunu suratına vurmayayım.

İnsanları boş sözlerle kandıramazsınız, apo son açılım sürecinde hükümetin tekerine çomak soktu, pis nefsi dışında hiçbir şey umrunda olmayan o cani hükümetin değil hükümeti devirmek için her yol mübah diyenlerin kontrolünde!

İnönü'yü sevmem ama ona atfedilen bir sözünü çok takdir ederim: "Gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu vardır" demiş.

Doğru söylemiş.

Sizin mumların ömrü yatsıyı bile görmüyor be soda!


ABD ordusunun bilgisayarına giren Türk hackerlar Karen Fogg'un bilgisayarına mı giremez? Hackerlık çıktı mertlik bozuldu mirim. Artık değme istihbaratçılara bile taş çıkarıyor bu hackerler.


Kusura bakma, sana böyle bir soru sorarak hata etmişim, senden kaldıramayacağın yükü kaldırmanı talep etmişim bilmeden.

Senin bu konulardaki anlayışın hollywood yapımlarının sana sunduğundan ibaretmiş.

Ayrıca teke tekte perinçek'in ağzından çıkan repliklere bakacak cesaretin de yokmuş, bunun yerine kafa konforunu bozmadan mışıl mışıl uyumayı yeğlemişsin iyi uykular :fish2:


AMa CHP'ye haksızlık yapıldı.
Orada 50-60 TL'lik bir personel yolsuzluğu haricindekiler tamamen AYM'nin keyfi ve çağdışı yorumudur. AYM büyük haksızlık yapğmıştır.



Hukukçu soda AYM'nin önünden canlı bildiriyor :lol:

Soda boş konuşma canım kardeşim, en azından tiye alabileceğimiz bir düzeyi tuttur.

Kimden bahsediyoruz?

CHP'nin açtığı bütün davaları kazandığı AYM'den.

Osman Ali Feyyaz'ların görev aldığı AYM'si bu, boru mu, sıkar CHP'ye haksızlık etmek :playball:

Söylediğinde en azından kendini inandırabileceğin sözler söyleki karşı tarafta tesiri olsun sodam.

Üstelik söğüşlenen ben isem sana ne oluyor.
Sen mi savunacaksın benim hakkımı?


Ha bak böyle söyle ciğerimi ye!

"Sana ne, alan razı veren razı, ben öpülmekten rahatsız değilim" de sorun yok o zaman :)

Bizde bundan sonra senin diğer diğer öpülenlerin hakkını savunuruz ve bundan önede yapılan söğüşlemeye herkes buna rıza göstersede işaret eder "bunlar organize işler" deriz!


Neden? çünkü Wip öyle düşünüyor. Kanıt nerede?

Subjektif yargılar.


Bak hafiften kıpırdanma alameti bunlar, aferim.

Subjektif, mesnedi olmayan kişinin ancak kendisini referans gösterdiği sözlere itibar edilmez tabi, tıpkı senin kemalizm ve 12 Eylül analizlerin gibi :)

Ama bizim söylediğimiz bu tarzda değil.

Saksıyı işletmek kafi!

Soruyorum, İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu ve madanoğlu cuntasının diğer üyeleri 12 Mart sonrası yargı sürecinden geçtiler sonuç ne oldu?

"Cici demokrasi" diye aşağılanan rejime 12 Mart ayarı verildikten sonra bu eleştiriler sahiplerince tekrarlandı mı?

Darağacında asılan gençler dışında kimler bedel ödedi?

12 Mart, Türkiye'de sokaklarda yükseltilen sahte bir imajla "sosyalist devrim geliyor" tezgahıyla ABD'ci bir darbenin gerçekleşmesidir ve bu oyunda İlhan Selçuk gibiler "kötü çocuk" rolünde istihdam edilmiş piyonlardır!

Hepinizi fena işlettiler, bu memleketin yıllarını çaldılar!

12 Mart'ı benimle tartışacak düzeyde olmanı çok isterdim, o işten gerekli dersi çıkarabilseydiniz ne 12 Eylül olurdu ne 28 Şubat, nede ayışığı yakamoz eldiven kalkışmaları neden şu an silivrideki dava.

Türkiye bambaşka bir Türkiye olabilirdi.

Ama hiç bir şey için geri dönüşü olmayacak kadar geç kalınmış sayılmaz.

2009'ların MDD'ci artıklarını topluma kazandırıp terbiye ede ede bu ülkeyi özgürleştireceğiz.


Eyvallah. Biz kaçırmışız hocam ne zaman oldu bu :lol:


Kaçırdığın tek şey bu değil ki, Türkiye 28 Şubat sürecinde değil, askeri militarizm baskısını aştı aşacak ve cuntacılarla hesaplaştı hesaplaşacak, sen bununda farkında değilsin.

Senin takvim 3 Kasım 2002'den öncesinde kalmış.

Oysa köprünün altından çok sular aktı canım kardeşim.


Yahu adamın ne konuştuğunu bile bilmiyorsu ama duymuş gibi yandş yandaş yazıyorsun da



Yaşananları analiz kaabiliyetin varsa, kurduğun modelde yer alan aşamalar bir bir yaşanıyorsa modelin, modelinin üzerine kurulduğu varsayım ve temel kabullerin doğru demektir.

Türkiye'de ve Dünya'da yaşananları doğru okuyup okuyamamak, işte bütün mesele bu.

Ve şunuda belirteyim, Başbakan'ın ne söylediğini bilme ve söyleme durumumu rahatlıkla yalan söyleme kaabiliyetleri ile temayüz etmiş kemalistlere has bir özellik midir?

Erdoğan 24 saatini sizin yanınızda geçirir gibi daima sallarken "biz adamın yanında mıydık?" diye de kendine hiç soruyor musun sodam :croc:

Tayyip Erdoğan'ın ne söyleyip neyi yapabileceği meselesi ise senin hayal dünyana sığmaz, kat kat aşar sodam.

Bak Erdoğan hayalleri idealleri demiyorum, sözleri ve eylemleri diyorum :hug:

wiperandcleaner
21-12-2009, 01:30
Türkiye-İsrail eksenini kuran AKP'dir cancuğazım.


Muhahaha diyorum ve Çevik Bir ağabeyin duymasın kulaklarını çeker demeyi de ihmal etmiyorum!

Adamın binbir emekle inşa ettiği ekseni nasıl kalkarda gerici AKP iktidarına mal edersin, bu mu kemalist dayanışma sodam :lol:

Sodam madem Türk-İsrail eksenini kuran AKP o zaman sana basit sualler:

-İsrail aşırı sağına yakın ve washington'da özellikle Bush döneminde etkin neocon cemaati bu hükümetin ayağını kaydırmak için neden didinip durdu hala da didinmekte?

-Cumhuriyet Gazetesi Michael Rubin gibi bir neo-faşiste neden sayfalarını aşıp "bu iktidar Türkiye'yi İranlaştıracak" dedirtiyor?

-Aynı faşisti kimler harp akademilerinde ağırlıyor ve neden?

-Haziran 2007'de SAREM'cilerin de bulunduğu bir ortamda Zeyno Baran şefliğinde Hudson Enstitüsü'nde pişirilen senaryolar neyin nesi?

Soruları uzatabilirim soda, mesela şu sıralarda milliyette israil sesi gibi yazan bir eleman var, o sık sık dış basından(çoğu yahudi) yazarlardan alıntılarla "Türkiye eksen değiştiriyor" diye feryad ediyor neden?

Çocuklar büyüdü soda, masallarla kandırılacak devirler geçti.

Önce kendini inandıracağın senaryolar yaz sonra juri karşısına çık!


70'li yıllar yoksa 2000'li yılların tavrını da bir ara görmek isteriz.

Hiç önemli değil tavır koysun da güncelinden koysun.


Sende görecek göz varmı, görsen takdir edecek yürek var mı?

Sadece bu iktidarın bölge politikalarına bakman, Ahmedi Nejat ile Halit Meşal'i Türkiye'de misafir etmelerine bakman takdir edebilme yeteneğini tahrik için yeterli.

Tabi öyle bir yeteneğin varsa :)


Devam edecek...


Bekliyoruz Reha Muhtar'ım bekliyoruz ancak sağlam bir içerik hayali malesef kuramıyoruz, çünkü mal meydanda :whip:

wiperandcleaner
21-12-2009, 14:46
Sodam, geldim bir ümit "devam edecek" devam etmiş mi diye bakmaya ama henüz etmemiş :rain:

Bari bende bu arada çok sık müracat ettiğin ve hararetle savunduğun isimlerle kemalist oluşun arasındaki büyük tezatı sana bir hatırlatıp, bu konuda neler söyleyeceğini merakla beklemeye koyulayım dedim :music:

Yalçın Küçük ve Soner Yalçın'ın Atatürk'ün kökeni hakkında neler söylediklerini biliyor musun sodam?

Kısa bir özet:

"Atatürk'ün okuduğu ilkokul dönme mektebidir, eşi dönme bir aileye mensuptur ama ben Atatürk Sabetaycı'dır' demiyorum, bu konuda yorumu size bırakıyorum." Yalçın Küçük(Korkağa bak sen :))

Soner Yalçın'ın Efendi-Beyaz Türklerin Büyük Sırrı kitabından özet:

-Atatürk Selanikli
-Şemsi Efendi mektebinde okumuş
-Babasının ünvanı "Efendi" (Ali Rıza Efendi, sonerin yalçının önemle altını çiziyorki o dönemde "Efendi" sabetayistler için kullanılırdı)
-Latife hanım Sabeteyist Uşakizade ailesine mensup(sonerin yalçının altını kalın kalın çiziyor "sabetayistler dışarıya kız vermez)

Aslında sonerin yalçının daha da ileri gidiyor ve bütün kitap boyunca resmen şunu söylüyor "Türkiye Cumhuriyetini Sabetayistler kurdu"

Evet sodam, ne diyorsun bu işe :hug:

tayyare
21-12-2009, 17:07
Bildiğiniz gibi,
Sabetayizmde üç farklı mezhep vardır. Karakaşi, kapani, yakubi.
Sabetayistlerin çoğu asimile olmuştur, olmakdadırlar.
Bir kaç jenerasyon kentli bir aileden geliniyorsa karışma çok daha kolay olmakdadır.
Sabetayizm ve konu hakkında kalem oynatanları eleştirirken önce biraz daha dikkatli okumak iyidir. Konu henüz yeni popülarize olduğu için bir hayli araştırmaya gerek duyuyor.
Sabetayistler dışarıya kız-erkek verirler. İnançlıları müslümana vermemeye çalışır. (okuduklarını anlamayanlar için altını çizelim)
Özellikle yakubilerin çoğu asimile olmuştur.
Sabeteyistlerin yada o kökenden gelenlerin Osmanlı modernleşmesinde ve Cumhuriyet kurulmasında ağırlıklı rolleri var [-sa, değeri mi düşer ?] dır.

Bazı insanlar ve dünya görüşleri için (=tarafdarlar-faşistler-dinciler) önemli olabilir, anlıyorum.

Ancak :
-devrimciler-Aydınlanmacılar için MustafaKemalin kökeninin önemi yokdur.
-Araştırılmasın demek ise gericilikdir.
-Kökenini beğenmedim(ermeni,rum yahudi vb.) demek de gericiliğin işidir.

bilgilerinize

wiperandcleaner
21-12-2009, 18:03
Bildiğiniz gibi


Bildiğimi bildiğine göre böylesi didaktik bir post niye tayyare :car:


Sabetayizm ve konu hakkında kalem oynatanları eleştirirken önce biraz daha dikkatli okumak iyidir. Konu henüz yeni popülarize olduğu için bir hayli araştırmaya gerek duyuyor.


Konu yeni popüler olmadı, konu yakın geçmişte şöyle bir kaç sene öncesinden itibaren sulandırılmaya başlandı, başta mide bulandıran küçük ve soner yalçın tarafından.

Sabetay fenomenine yıllardır değinir gerçek türk münevveri, sizin bunu bilmemeniz konunun yeni popüler olduğu anlamına mı gelir?

Konu yeni yeni rayından çıkarıldı, sulandırıldı ve böylece sabetaylara derin bir nefes aldırıldı!

Kimlerce?

Mide bulandıran küçük ve soner yalçın gillerce.


Sabetayistler dışarıya kız-erkek verirler. İnançlıları müslümana vermemeye çalışır. (okuduklarını anlamayanlar için altını çizelim)


:lol:

Sonerim yalçınım bu dediğini duymasın yoksa ona "okuduğunu anlamayan" dediğin için kulaklarını çeker.

Soner Yalçın Atatürk'e kaypakça sabetay demeden önce uzun uzun onların dışarıya kız vermediklerini açıkça beyan ediyor.

Yüreği yetmiyorya açıkça sabetay demeye(yalçın ağabeyi gibi) o yüzden böyle yan koldan ilerliyor.


Sabeteyistlerin yada o kökenden gelenlerin Osmanlı modernleşmesinde ve Cumhuriyet kurulmasında ağırlıklı rolleri var [-sa, değeri mi düşer ?] dır.


Güzel soru, ama muhatabı ben değilim.

Kimlerdir biliyor musun?

Hani seçmenin gözünden düşsünler diye sevmedikleri(sen bunu AKP'li diye oku) ve halkın rağbet gösterdiği her siyasetçiye, geçmişin değerli neredeyse bütün isimlerine "oda sabetay yaaaa" diyen soner yalçın ve üstadı mide bulandıran küçük'tür bu sorunun muhatabı.

Benim sorum, yerlilik, türklük, millilik diye yalandan yırtınan ama soner yalçınla yalçın küçüğün kuyruğundan da ayrılmayan kemalistlere "Atatürk'e sabetay diyor bu ağabeyleriniz, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?" sorusudur :clock:


Ancak :
-devrimciler-Aydınlanmacılar için MustafaKemalin kökeninin önemi yokdur.


Çok güzel, doğrusu takdir ettim.

Yanlız sizi bilmem de tayyare, çok devrimciyim aydınlanmacıyım diyipte falanın filanın etnik ve din aidiyetini sorgulayan gördüm.

Onlar aydınlanmacı-devrimci mi değil yoksa aydınlanmacı ve devrimciler için kökeninin bir önemi olmayan tek şahıs Mustafa Kemal mi?

Bu soruda öylece ortada duruyor :target:

naper
21-12-2009, 19:12
amerikalı sorular yanıtsız hala!
bağır bağır bağırıyorum,soruları yanıtlamaya çalışıyorum..
tayyibin miğferi,kışlası,süngüsü,minaresi nedir bunlar?
bırak kemalizmi falan,seni böyle abuk sabuk konuşturan kemalizmin ta kendisi zaten...
sorulara yanıt ver,yürekliysen!

Soda
22-12-2009, 06:32
Yüzlerce konu ve örnekte benzer düşündüğünüzü, en temelde Türkiye'ye bakışınızın aynı olduğunu yüzlerce örnekle ortaya koyabilirim, kalbin bunu kaldırır mı


Geç bu boş lafları. Onu tek takan AKP camiasıdır.
Alın sizin olsun. İmralıya gönderin çok istiyor. MİT müsteşarından daha iyi yapar arabuluculuğunuzu.
Kalbim kaldırmazmış mış da, bakışımız aynıymış da ....
Emperyalizmin kuklalarının yeri emperyalizmin diğer kuklalarının yanıdır. Teoride ve pratikte sizin camianın adamıdır. Beni alakadar etmez. İplemem.


Dediğinde samimi olsan izah diye kabul ederim ama sen birileri değişebilir birileri değişemez dedikten sonra nasıl samimiyet görelim sende?

Birde sodam, bak keklenmeyin, bu günkü halleride fake.

Dikkat et, ABD Kıbrıs harekatı için Türkiye'ye ambargo uygularken perinçek kıbrıs harekatına karşı, Türk askerine işgalci diyor.

ABD pkk'yı yeni sahaya sürmüşken o gidip apo'ya karanfil takdim ediyor.

ABD pkk'nın ve aponun kullanım süresi doldu, apo türkiyeye dedikten sonra bu sefer pkk aleyhine konumlanıyor.



74 Kıbrıs harekatında takjındığı tutum berbattır biliyorum.
Zaten geçmişi berbattır. Amma, bu onun imana gelmediğini göstermez.
Sizin yaptığınız geçmişi üzerinden karalamak.
Bugüne bakacan, bugüne.

Bir de uzak geçmişinde Pkk'lı falan değildi bilakis Pkk'yı ilk farkeden ve ilk tavır koyan Aydınlıkçılardı.


Apo'cu cinayet şebekesinin şefi (http://www.doguperincek.info/Parti_Tarihi_Sergisi/Apocu_katiller/27_Ağustos_1979_aydınlık.jpg)

Apo'cu çeteler bir kız çocuğunu öldürdü (http://www.doguperincek.info/Parti_Tarihi_Sergisi/Apocu_katiller/20_Ağustos_1979_Aydınlık.jpg)

Apo'cu katilleri tek tek saptıyoruz (http://www.doguperincek.info/Parti_Tarihi_Sergisi/Apocu_katiller/7_Temmuz_1979_Aydınlık.jpg)

Apo'cu katiller yakalanmadan Doğu'da huzur sağlanamaz (http://www.doguperincek.info/Parti_Tarihi_Sergisi/Apocu_katiller/8_Temmuz_1979_Aydınlık.jpg)

Apo'cu katilleri isim isim açıklıyoruz (http://www.doguperincek.info/Parti_Tarihi_Sergisi/Apocu_katiller/7_Temmuz_1979_Aydınlık_2.jpg)

Göreceğin gibi 78-79'lu yıllar.
Lakin 80'den sonra bunlara bir haller oldu. Pkk ile birlikte saf tuttular.
Bugünün Taraf gazetesinin bir benzeri gibiydiler. Pkk lehine Tsk aleyhine yayınlar yaptılar, bu doğrudur. Bunun sebebi de 12 Eylül darbesi idi bence. 12 Eylül bunları savurdu. O dönem 12 Eylül'ü Amerikan darbesi, Pkk'yı ise anti-emperyalist hareket algıladılar. Aydınlıkçılar her zaman anti-Amerikancıdır.
Ve "denize düşen yılana sarılır" sözünü haklı çıkartırcasına gidip bu yılanlara sarıldılar.

Ama sonra geldikleri çizgi Kemalist çizgidir. Pkk'nın emperyal bir kukla olduğunu farketmeleri geç oldu ama bunu anladıktan sonra takındıkları tavır kayda değerdi.

Zaten herkes gün gelecek Kemalist olacak. Bundan kaçış yok. Diğer bütün fikri akımlar bluğ çağı semptomlarıdır. Olgunlaşmamış karakterlerde kendine yer bulur.



Perinçek Türkiye'nin en büyük ABD'cisidir soda, uyan!


Aklıma Kemal Gürüz'ün "Ben Amerika'yı severim, beni niye içeri aldılar ki?" sözü geldi :)

Eee, o gün bugündür de Kemal Gürüz'ün ismini hiç duymuyoruz gazetelerde.

Ne oldu, Kemal Gürüz'ün savunmaları hakkında basında hiçbir haber yok?

Neden Şamil Tayyar'lar hiç Gürüz'le uğraşmazlar da Yalçın hoca ile uğraşırlar mesela?

"Amerikayı seveni biz de severiz" sıcaklığı mı?

Perinçek Amerikancı ve bugün içeride. Amerikancı 12 Eylül'den sonra 5 yıl hapiste yattı.
Toplam 8 yıllık hapis yatmışlığı var (Ergenekon hariç) ve gördüğü ağır işkenceler.

Bak bu sitede eski tüfek solcu şimdi AKP'li olan arkadaşlar var. Onlar da senin gibi AKP'yi ateşli bir şekilde savunuyorlar. Bi sor bakalım onlara, Perinçek'ten İlhan Selçuk'tan Amerikancı çıkar mı?

O İlhan Selçuk ki Türkiye ilk defa onun Ziverbey'deki sorgusunda tanıdı Kontrgerillayı. Kontrgerilla ilk defa orada kendi adından bahsetti İlhan Selçuk'a.
Ama sizler şimdi Kontrgerilla'nın işkence yaptığı bir insanı yıllar sonra Kontrgerilla/Gladio'nun adamı gibi yakıştırmalarda bulunuyorsunuz.

12 Eylül ile her türlü yağlı ballı ilişki içinde olan, 12 Eylül'ü alkışlayan, yalakalık yapan ne kadar isim var ise bugün "en demokrat" olmuşlar. Örn. Nazlı Ilıcak ne demiş bakalım:

16 Eylül 1980 tarihli Tercüman gazetesinde: “Birkaç gündür 12 Eylül harekâtı ile 27 Mayıs’ın mukayesesi yapılıyor ve hemen herkes, birincisinin üstünlüğünü ortaya koyuyor. Biz bu konuda tarafsız olamayız. Çünkü 27 Mayıs, mensubu bulunduğumuz Demokrat Parti camiasına karşıydı. Hâlbuki 12 Eylül’de açıklanan hedeflerle yıllardır bizim yazdıklarımız arasında, geniş bir mutabakat vardır.”

Nasıl ama? 12 Eylül ile Nazlı Ilıcak'ın yıllardır savundukları arasında mutabakat varmış.
Eee, peki bu hanımefendi bugün ona buna demokrasi öğretmiyor mu?
Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu.
Peki sizin yandaşlar Perinçek'in Yalçın Küçük'ün geçmişine bu kadar ilgili de Nazlı Ilıcak'a neden bu kadar ilgisiz?
Yandaş torpili mi? Siz kimi kandırıyorsunuz?

Devam edelim ve Nazlı hanımın şu tarihi paragraflarına bi göz atalım:

"1974 affıyla anarşistleri sokağa salıvermiş. 12 Mart’ın Türün Paşasına, Elverdi Paşasına faşist damgası vurulmuş, kontrgerilla iddiaları ile etraf bulandırılmış, (…) İşte 12 Eylül, Türk milletinin meşru müdafaaya geçtiği gündür. İdamlar bu meşru müdafaanın bir neticesidir. (…) 1972’de Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan’a, Hüseyin İnan’a Meclis’te oylarıyla sahip çıkanların Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürülmesini ‘devlet terörü’ olarak vasıflandıranların artık sesi soluğu kesilmiştir.” (10 Ekim 1980 Tercüman.)

Gördünüz mü? Denizlerin idamını ateşli bir şekilde savunmuş meğerse AKP'nin sesi Nazlı hanım ve demiş ki "Kontrgerilla iddiaları ile etrafı bulandırmayın..."

Bugün ise "işte Gladio-Ergenekon" diyerek kendisi bulandırmakta etrafı ve midemizi de bulandırmakta.


devam edecek...

wiperandcleaner
22-12-2009, 14:31
Geç bu boş lafları.


"Yüzlerce konu ve örnekte benzer düşündüğünüzü, en temelde Türkiye'ye bakışınızın aynı olduğunu yüzlerce örnekle ortaya koyabilirim, kalbin bunu kaldırır mı?" meydan okumasına tiz perdeden bile olsa "bir örnek verir misin ıhh" diye karşılık vermeni beklerdim :ranger:

Silkin, cesaretini topla biraz!


74 Kıbrıs harekatında takjındığı tutum berbattır biliyorum.
Zaten geçmişi berbattır. Amma, bu onun imana gelmediğini göstermez.
Sizin yaptığınız geçmişi üzerinden karalamak.
Bugüne bakacan, bugüne.


Zaten bu güne bakıyor, bu günden geçmişe bir hat çekiyor ve adamın hiç değişmediğini hep efendilerine hizmet ettiğini söylüyoruz.

Sizin gibi saf kemalistler kemalizmi rinso sanıyor ya, o yüzden bu adamlar sizi güzel kullanıyor :lol:

"Artık kemalistim" dediklerinde bu sözlerini eylemleri ile destekliyorlarmı köstekliyorlarmı hiç bakmadan "bizim ideoloji bile olmayan asparagas izmimize bir yeni üye daha geldi, yaşasın cemaatımız büyüyor" diye sevindirik oluyorsunuz.

Sizi böyle kullanıyorlar sodam, uyan uyan!


Bir de uzak geçmişinde Pkk'lı falan değildi bilakis Pkk'yı ilk farkeden ve ilk tavır koyan Aydınlıkçılardı.


Diyorum ya sizi kullanmak çok kolay.

Eleştirinin odağına PKK'nın değil Apo'nun alındığı üç beş manşetle buz gibi bağlantıları göremez olursunuz.

Bak sana siyahın siyah olduğunu senin kaynaklarınla, sonerin yalçınınla(bir vakitler perinçek ağabeyinin talabesiydi, hala pek sevişirler :kiss:) göstereceğim.


DOĞU PERİNÇEK ASLINDA KİMDİR?

Doğu Perinçek gençliğinde sağcıydı.

Babası Sadık Perinçek Süleyman Demirel'in sağ koluydu.

Yani, Perinçek 'dün dündür bugün ise bugün' çizgisine sahip politik bir gelenekten gelmektedir.

Aydınlık'ın PKK ile ilişkisine de bu oportünizm hakim olmuştur.

1) Aydınlık hareketi, 1970'li yıllarda PKK ile mücadele etti. Bu uğurda Aydınlıkçılar canlarını verdiler.

2) 12 Eylül 1980'den sonra Aydınlık hareketi özeleştiri yaptı. PKK'ya yakınlaştı.

Bu yakınlık öylesine sıcak dialoglara döküldü ki, Aydınlıkçılar yayın organları 2000'e Doğru'da, 'gerillalar komutan kaçırdı' gibi propağanda kokan yalan haberler bile yaptılar.

Ödüllerini de aldılar: Öcalan başta Doğu Perinçek olmak üzere üç Aydınlıkcı'nın SHP listesinden TBMM'ye girmesini teklif etti.

Ancak Perinçek daha çok milletvekili istedi. Anlaşamadılar.

3) 1990 yılların ikinci yarısından sonra Aydınlık ile PKK arasında soğuk rüzgarlar esmeye başladı.

4) Son yıllarda Aydınlık, PKK'ya tıpkı 1970'li yıllarda olduğu gibi savaş açtı.

Şimdi gelelim meselenin Uğur Mumcu'yla ilişkisine: Uğur Mumcu öldürülmeden önce 'Öcalan-MİT' ilişkisini araştırıyordu. O dönemde Perinçek, Öcalan'a Bekaa'da kırmızı karanfil veriyordu.

Mumcu, Öcalan MİT ilişkisi konusunda Cumhuriyet'te bazı makaleler yazdı.

Mumcu'nun, Öcalan'la ilgili yazdıklarına en büyük tepki kimden geldi dersiniz; Doğu Perinçek'ten!

Yayın organı 2000'e Doğru dergisinde Mumcu'yu, CIA-MOSSAD ajanlığı ile itham etti. Perinçek'i bu kadar öfkelendiren neydi biliyor musunuz?

Mumcu'ya göre Öcalan Aydınlık'ın (o dönemdeki adı şafak'tı) bildirilerini dağıtırken, yakalanmış ve bu dönemde MİT tarafından 'devşirilmişti'.

Uzatmayalım, gelelim bugüne:

Doğu Perinçek ve Aydınlıkcılar, Mumcu'nun doğru yazdığını söylüyorlar. Aydınlık'ın son sayısında Uğur Mumcu'ya övgüler düzüyorlar!

Rahmetli Mumcu, Perinçek ile aynı çizgide buluşmaktan memnun mudur bilenmez.

Bilinen; Mumcu'nın yaşadığında, 'Öcalan'ın MİT ile ilişkisi neden Aydınlıkcıları rahatsız ediyor' sorusuna yanıt bulamadığıdır.

Sahi 1990'lı yılların başında Öcalan'ın istihbarat ilişkilerinden rahatsız olan Aydınlık bugün neden 'PKK'yı MİT kurdu' diye haber yapmaktadır.

Siz siz olun Perinçek'in ne dediğine değil, ne demediğine bakın!

PERİNÇEK'İN 2000'E DOĞRU DERGİSİNDEN BİRKAÇ BAŞLIK

2000'e Doğru Dergisi PKK'nın yayın organı mıydı?

Öyle olmadığını söyleyeceksiniz.

Peki neden PKK'nın 'psikolojik harp merkezi' gibi çalıştınız?

Sadece soruyoruz: 2000'e Doğru Dergisi'nde bu haberleri neden yaptınız?

-Türk askerleri Cudi de kimyasal silah kullanıyor (23.Temmuz 1989)

-PKK ordulaşıyor: Doktor Baran, komando taburuna meydan okuyor: 'Gelin buradayız' diyor. Karakol komutanı erzaklarını PKK ile paylaşıyor.(6 Ağustos 1989)

-'Dağlarda Gerilla barınmayasın' diye Ordu, orman yakıyor (3 Eylül 1989)

-Öldürülen PKK gerillaları efsaneleşiyor, kimse öldüklerine inanmıyor. ( 24 Eylül 1989)

-PKK kamp komutanları anlatıyor: Hedefimiz çocuklar değil (3 Aralık 1989)

-Nusaybin'de Kürt intifadası ( 18 Mart 1990)

-Gerillalar Onbaşı'yı dağa kaldırdı (1 Nisan 1990)

-Hakkari'nin küçük generalleri ( 21 Mayıs 1990)

Bu haberlerin yanı sıra 2000'e Doğru'da, Abdullah Öcalan tıpkı Atatürk'ün Kocatepe'deki fotoğrafına benzetilerek dağda çekilmiş fotoğrafına yer verildi.(22 Ekim 1989)

Ayrıca bugün medyanın gündeminde olan PKK'lı Yücel Halis cezaevinde olduğu 1991 yılında, 2000'e Doğru aracılığıyla dağdaki teröristlere mesajlar gönderdi. (1 Eylül 1991)

Uzatmayalım bu durum 20 Ekim 1991 seçimleri öncesine kadar devam etti.

Dergi o dönem Kürtlerin partisi HEP ile ittifak yapabilmek için kolları sıvadı ve haber yapmaya başladı:

-Taban birlik istiyor (25 Ağustos 1991) vs.

Soner Yalçın


Gördün mü kazın ayağını sodam?

Peki bu kardeşin ne söylemişti sana?


Dikkat et, ABD Kıbrıs harekatı için Türkiye'ye ambargo uygularken perinçek kıbrıs harekatına karşı, Türk askerine işgalci diyor.

ABD pkk'yı yeni sahaya sürmüşken o gidip apo'ya karanfil takdim ediyor.

ABD pkk'nın ve aponun kullanım süresi doldu, apo türkiyeye dedikten sonra bu sefer pkk aleyhine konumlanıyor.

Perinçek Türkiye'nin en büyük ABD'cisidir soda, uyan!


Uyandın mı peki :help:



Lakin 80'den sonra bunlara bir haller oldu. Pkk ile birlikte saf tuttular.


12 Eylül öncesi çizgilerinde bir gariplik yok yani!

Kıbrıs harekatındaki amerikancı çizgiye ilaveten birde şu bilgiye bakalım:


12 Eylül öncesinde Perinçek'in genel başkanlığını yaptığı Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP) Başkanlık Kurulu da destek bildirisi yayınlamış. Bildiride, "Türkiye'nin NATO'dan ayrılması için kampanya yürütenler, ülkemizin bağımsızlığına hizmet etmiyorlar." denilmiş. Komünist idelolojiyi benimseyen Perinçek, o yıllarda Sovyetler'e karşı daima ABD ve Batı tarafında yer almıştı. Aynı dönemde Özel Harp Dairesi (ÖHD)'ni sahiplenen açıklamaları da mevcut. ÖHD, 1952'de NATO'nun yönlendirmesiyle kurulmuş, ilk talimnameleri de Amerika'dan çevrilerek alınmıştı. Daire'nin komünizm tehdidine karşı Avrupa ülkelerinde kurulan 'gladyo' teşkilatının Türkiye uzantısı olduğu ve bugünkü Ergenekon'un da 'babası' olduğu öne sürülüyor.

TİKP'nin 25 Haziran 1980 tarihli bildirisi, yoruma yer bırakmayacak cinsten: "NATO değişen dünya durumu nedeniyle bugün Sovyet tehdidine karşı bir savunma örgütü niteliği kazanmıştır. TİKP, NATO'dan Sovyetler Birliği'ne teslimiyet yönünde ayrılışa karşıdır." Doğu Perinçek, 1981 yılında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Savcılığı'na TİKP davası nedeniyle verdiği ifadede benzer görüşler dile getirmişti. NATO'nun Moskova tehdidi karşısındaki önemini fark ettiklerini ve Sovyetler Birliği'nin yayılmasını gemleyen her güce önem verdiklerini söylemişti. Sorgusunda bir adım daha ileri giderek, yalnız Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, Moskova'ya karşı Batı Avrupa ordusunun da güçlenmesinden yana olduklarını açıklamıştı. Perinçek'in 1979 yılında Fransa'nın L'Express dergisine verdiği bir röportaj, Batı Avrupa ordusunu neden TSK kadar desteklediklerinin ipucunu veriyor. 16 Mart 1979 tarihli Aydınlık gazetesinde de yayınlanan röportajında, "Sovyetler Birliği, Avrupa'ya gözünü dikmiştir. Avrupa ve Türkiye, Sovyetler Birliği'nin baskı ve tehdidi altındadır. Yani ortak bir kadere sahipler. Bu nedenle Avrupa'nın birleşerek Sovyetler Birliği'ne karşı çıkmasını destekliyoruz." diyor.

ÖHD ile ilgili olumlu düşünceler partinin de görüşüymüş. Yine askeri savcılıkta verdiği ifadede, "Partimiz, 'Özel Harbi' dış tehdide karşı son derece gerekli gördüğünü defalarca belirtmiştir. Biz bunun önemini çok derinden kavramış bir partiyiz." demişti. ÖHD'yi savunan Perinçek'in onun çatısı altında faaliyet gösteren Özel Kuvvetler Komutanlığı ile neden yıllarca yıldızının barışmadığı ise merak konusu. Birçok açıklamasında Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ve burada görev yapan askerleri eleştirmişti.

Özel Harp'i savunup, NATO karşıtlarını hain ilan etmiş (http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=724654&title=ozel-harpi-savunup-nato-karsitlarini-hain-ilan-etmis)


Sodam, adamın savunulacak bir yanı yok :rofl:


Zaten herkes gün gelecek Kemalist olacak. Bundan kaçış yok.


Muhahaha!


Neden Şamil Tayyar'lar hiç Gürüz'le uğraşmazlar da Yalçın hoca ile uğraşırlar mesela?


Sakın sebep Apo’ya ‘acil’ kodlu mesaj (http://stargazete.com/yazar/apo-ya-acil-kodlu-mesaj-136307.htm) gönderme huyları olmasın :lol:


Sodam, Apo'ya düzenlenecek operasyonu fransadaki hempalarına uçurduğunu utanıp sıkılmadan itiraf etmiş birisidir mide bulandıran küçük!

Kuyruğuna takıldığın elemanlara bak ve haline ağla sodam!


devam edecek...

Bekleriz reham muhtarım görüşürüz :clock:

Soda
22-12-2009, 15:55
Samimiyet soda, samimiyet!



Yahu biraz dinden imandan bahsediyorum hemen "samimiyet" diyorsun.
Sen beni ne düşünüyorsun, sen kendini kurtar. Ben cehenneme girersem bu seni cennetlik yapmaz ki. Benim sana verdiğim İslami öğütlere dikkat et.
Beni bırak, her koyun kendi bacağından asılır. Ben dalga geçmiyorum sana empatik yaklaşıyorum.


Onlara "şunları karalayın" dendiğinde karaladılar, sonra tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar.



Seninkiler hergün tükürüyorlar da yalamıyorlar adam yalamış en azından daha ne istiyorsun.
Senin yandaş medyanda bugün her allahın günü onurlu insanların suratlarına tükürenler kendileri mi yalayacak yoksa onlara mı yalatılacak bekleyip göreceğiz.
Ya bu dünyada yalarlar ya yalatılırlar ya da öte tarafta Allah yalatır.
Sonuçta her durumda bir yalama vaziyetleri vardır.



Kışlasında kaldığı sürece, vazifesiyle yetindiği sürece.

Bu ülkenin sınırlarını bekleme vazifesini bir kenara itip, "kimin karısı başını örtüyor, kim cumaya gidiyor" diye araştırmadığı sürece.

O zaman başımızın tacı.




Senin "ordu kışlasından çıkmasın" demende bile bir "demokrasi" arayışı yok.

Sen istediğin gibi memleketi İmralı ile ortaklaşa yönetmek istiyorsun dimi?

Sen istediğin gibi Anayasa'dan Türklüğü çıkarmak istiyorsun dimi?

AKP:"Türklük tanımı kalkacak" (http://www.mansethaber.com/haber/25518-guncel-akpturkluk-tanimi-kalkacak.html)

Pkk ile pazarlılar yap, federasyon, özerklik ve her türlü naneyi masaya koy ve ülkeyi adım adım Dinci-Kürtçü gericiliğine ve bölücülüğüne götür ama bunları "ordu kışlasından çıkmasın" talebi ile yapabileceğini san.

Orduya gerek yok, millet çıkar kışlasından.

İşte Cumhuriyet mitingler. İnsanlık tarihinin en büyük mitinglerini bu millet yaptı SİZE karşı. Türkiye'de ilk defa bir hükümete karşı TÜRK bayrağı sallandı milyonlarca insan tarafından. Siz de kendisine karşı TÜRK bayrağı sallanan ilk hükümet olmanın onursuzluğunu yaşadınız.

AKP, Türklük tanımını kaldıracakmış anayasadan.

Hadi kaldır!

Hadi kaldır!

Hadi kaldırsana ...

Sizi o mitingler bile uyandıramadı. Biraz akıllı olsaydınız kışlasından çıkanın kim olacağını görürdünüz.


Sizler demokrasinin takiyyesini yaparsınız ancak.

O yüzden de demokrasi dediğiniz anda yanınızda kimseyi bulamamaktasın.

Kendi başına mı kuracaksınız demokrasiyi? Pkk'dan başka partneriniz mi var?

Demokrasi ancak AKP-Pkk ittifakı tarihe karışınca gelir. Dİnci-Kürtçü gericiliği bir karabulut gibi dolaşmakta memleketimin üstünde.

Sizler demokrasinin önündeki en büyük engellersiniz.

"Ulus devleti" yıkanlar ancak Fransız Guyanasındaki, Irak'taki demokrasiyi kurarlar.

Kuklalar demokrasisi.

Sizlerin demokrasisi bile onursuzluktur.



Ama "Beyaz Türkler"in yaşam felsefesi ve dünya görüşünü bize askeri militarizmle dayatmaya kalktığı anda "orada durrr" derler ve diyoruz.


Beyaz Türklermiş.... Sen Beyaz Holdıngin'de malı götür sonra ona buna Beyaz Türk de...

Beyaz Holding şimdi de 'denizci' oldu (http://www.denizhaber.com.tr/guncel/22994/beyaz-holding-ido-ibb-deniz-feneri-etkin-dagitim.html)


Kimmiş Beyaz?

Götür ihalaleri. Deniz Feneri taifesinin el atmadığı kaymaktan ihale kalmamış.

Beyazmış....

mış mış mış da

mış mış...

Beyaz Müslümanlar diyecem ama Müslüman da değiller ki...

Sizin yatacak yeriniz yok yeriniz....

Sizi toprak bile kabul etmez.

bize askeri militarizmle dayatmaya kalktığı anda "orada durrr" derler ve diyoruz.


Bu kabadayılığınızı 12 Eylül'de göremedik. Hepiniz arazi oldunuz. Bir de utanmadan övgüler yağdırdınız darbecilere. Cennetlik yaptınız onları ve hala birlikte açılımlara koşmaktasınız.

Yapılmamış darbelerin emeklilerine midir kabadaylığınız?

Yapılmış darbelerde kuzu gibisiniz. Ne iş?



Ordu işini yapsın, şu son reşadiye kahpeliğinde dahi şunlar konuşulmuyor: Bu karakollar niye böyle "gel beni vur arkadaş" diye bağıran cinsten?

Neden stratejik açıdan emin, sağlam noktalara bu karakollar inşa edilmez, karakola gidiş geliş güzergahlarında gerekli tedbirler alınmaz vs

Asker başkaca işlerle çok meşgülde ondan mı acaba?




Sağlam nokta mı?

Dağların arasında sağlam nokta mı olur?

Karakollar var çünkü sen devletsin, ülkesin.

Eğer sınırda bayrağın sallanmasını istemiyorsan kaldırırsın karakolları o zaman oralardaki egemenliğin sadece harita üstünde kalır.

Saldırmayı göze alan terörist için heryer birdir. Şehirdeki polis karakollarına saldırmıyor mu teröristler? O zaman neden bu polis karakollarının şehrin ortasında ne işi var diye sormuyorsun?

İşte bunlar sizin düzeyinizdir. AKP'lilik başlı başına bir düzey sorunudur.



Benim yerliliğimi ve milliliğimi hafsalan almaz soda, türkiye ve dünyaya dışardan bakan asıl bu ülkenin kemalistleri.

Şu sıralar biraz yoğunum vakit bulduğum ilk anda ne kadar yerli ve milli olduğunuzla sizi yüzleştirmeyi düşünüyorum, burnuna dikkat et!


O zaman havanı "Türklük anayasadan kalkacak" diyenlere at. Türk düşmanlarına tavır koy. Onların yamacında mı millilik yapacaksın?







Sana bir soru: Cumhuriyet gazetesi, her gün iktidara vurmayı görev edinmiş doğan medyası ve diğerleri neden 22 Temmuz'dan bu yana, hele de son zamanlarda dış basında da siyonist hempalarının aynı minvaldeki sözleriyle "Türkiye AKP ile batı ekseninden kaymakta" diye feveran ediyor?

Söyle bakalım!

Bak cevabı seni zorlayacak "aynı adamlar 22 Temmuz önceside bu iktidar washington telaviv ekseninde diye yazıyordu ne iş" sorusunu sana sormuyorum bile


İşte bu adamlar AB'ci de ondan. Onlar Batı derken AB'yi kastederler.
AB'ciler ABD ve İsrail eksenine karşıdırlar ama Arap-İran eksenine de karşıdırlar.
Sen ABD ve İsrail'e yakınlaşırsan da Ortadoğu'ya yakınlaşırsan da karşı çıkarlar.

Ben AB'ci de olmadığım için hepsi aynıdır benim gözümde. Ben bu üçünün de canı cehenneme. Benim derdim bağımsızlıktır.





Soda seni bu konularda çok yetersiz görüyorum.


Sen daha bi şey görmedin ki, yetersiz göreceksin.

Şu an bana washington'da etkin ve israil aşırı sağına yakın 5 isim say desem sayamazsın, ama ben sana onlarca isimle birlikte 7 yıldır bu hükümetin ayağını kaydırmak için ne dolaplar çevirdiklerini sana tek tek sıralayabilirim.

İsimlerle uğraşan sensin ben isimlerle değil siyasetlerle, olgularla, vakalarla uğraşırım. Bilimsellik bunu gerektirir.

İsim bilmek uzmanlık göstergesi değildir.

Kaldı ki, senin hükümetin ABD ile Beyaz Saray bağlamında muhabbeti koymuş, gerisinin lafı mı olur?

http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:k9QmEuIruKPuTM:http://i.radikal.com.tr/Bugunku416x250/2009/09/26/fft45_mf256700.Jpeg (http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://i.radikal.com.tr/Bugunku416x250/2009/09/26/fft45_mf256700.Jpeg&imgrefurl=http://www.radikal.com.tr/Default.aspx%3FaType%3DBugunkuRadikal%26Date%3D27. 09.2009&usg=__z1TuZ7960OXIiboafcVPm0mL1_o=&h=250&w=416&sz=103&hl=tr&start=37&um=1&tbnid=k9QmEuIruKPuTM:&tbnh=75&tbnw=125&prev=/images%3Fq%3Dermenistan%2Ba%25C3%25A7%25C4%25B1l%2 5C4%25B1m%25C4%25B1%26ndsp%3D20%26hl%3Dtr%26sa%3DN %26start%3D20%26um%3D1)


En tepeden iş halletmekteler. Baksana Obama Ermenistan açılım yap dedi hemen koştular Erivan'a,


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/1255558352.jpg

Kürt açılımı yap dedi hemen koştular Barzani'nin ayağına

http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:koCVWGaW0E-wAM:http://www.samanyolu.com/resimler/2009/10/30/1328803.jpg (http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.samanyolu.com/resimler/2009/10/30/1328803.jpg&imgrefurl=http://samanyolu.com/haber/63843/davutoglu-erbilde-barzani-ile-g%25C3%25B6rusuyor/&usg=__QBXu9-4JyImZQi_8LwY9e7PKP80=&h=500&w=471&sz=29&hl=tr&start=15&um=1&tbnid=koCVWGaW0E-wAM:&tbnh=130&tbnw=122&prev=/images%3Fq%3Ddavuto%25C4%259Flu%2Bbarzani%26hl%3Dt r%26sa%3DX%26um%3D1)

ve Kıbrıs açılımı için Talat'la çevrilen dolaplar ve

Pkk açılımı için de Apo ile yakınlaşmalar,

AKP-İMRALI HATTINI MİT KURDU (http://odatv.com/n.php?n=akp-imrali-hattini-mit-kurdu--1512091200)


Bu kadar OLGU varken mahalle dedikoduları üzerinden isimlerle mi uğraşacam?




İsrail'in T.C Tarihinde en nefret ettiği ve altına dinamit koyma gayretinde olduğu iktidar bu iktidardır.


Belli belli :)


http://www.turksolu.org/224/Foto/peres-lokum.jpg

wiperandcleaner
22-12-2009, 22:15
Yahu biraz dinden imandan bahsediyorum hemen "samimiyet" diyorsun.
Sen beni ne düşünüyorsun, sen kendini kurtar. Ben cehenneme girersem bu seni cennetlik yapmaz ki. Benim sana verdiğim İslami öğütlere dikkat et.
Beni bırak, her koyun kendi bacağından asılır. Ben dalga geçmiyorum sana empatik yaklaşıyorum.


Soda anlaşılan seni şu ana dek aldığım kadarıyla dahi ciddiye almamalıyım.

Ne demek "hemen samimiyet diyorsun", "beni boş ver", falan?

İnsan yaşadığı gibi düşünür yada düşündüğü gibi yaşar, içi dışı bir olmayana bizde ne derler bilir misin :roll:

Amel etmediğin sözlerle çıkma karşıma!


Senin "ordu kışlasından çıkmasın" demende bile bir "demokrasi" arayışı yok.

Sen istediğin gibi memleketi İmralı ile ortaklaşa yönetmek istiyorsun dimi?


Ucuzculuk yapacaksan ben yanlış tercihim, bak muhatap alınmak için çırpınan bir arkadaş varya, ucuzluğu ona yap!

İmralıdaki orangutana ben senden daha düşmanım, onu kullanan mekanizmalara da.

O orangutanı kullanan mekanizmaların tasfiye operasyonuna direnen, karşı çıkan soda, bana "memleketi imralıyla ortaklaşa yönetmek istiyorsun" diyor!

Şaka ama kötü şaka!

Ordu, vatan müdafası dışında kışlasından çıkmaması gerektiği için o kışladan çıkmamalı ve bundan sonra istesede çıkamayacak ve onu vazifesi dışında kışladan çıkarmak isteyen habis urlardan temizlenecek.


Orduya gerek yok, millet çıkar kışlasından.


Ha şöyle, bir icraat yapılaacksa bunu millet yapar.

Doğru olan budur.

Bkz 22 Temmuz :lol:



İşte Cumhuriyet mitingler. İnsanlık tarihinin en büyük mitinglerini bu millet yaptı SİZE karşı.


Muhahaha demekle yetiniyorum bindirilmiş kıtalar için kullanılan bu sözlere!



Türkiye'de ilk defa bir hükümete karşı TÜRK bayrağı sallandı milyonlarca insan tarafından.


Bayrağı kirli amaç ve ideolojilerinin aleti yapanlar bununla utanacaklarına bununla övünmektemiler?

Bayrağın onuruna yapılmış bu ağır hakaretin failleri bundan utanç duymaları icab ederken bununla övünüyor, öyle kötü örnek oldunuzki kaçak binaları yıkmak için kapıya dayanan dozerlere karşı bile bayrak kullanılır oldu!

Bu mu sizin bayraktan anladığınız, kutsal değerlere verdiğiniz kıymet bu mu?

Bayrağı alıp elde sallamak hiç bir şey soda, ama o bayrak için toprağa düşmek çok şey.

Bu ülke için toprağa düşenlere, ailelerine, ait oldukları kültüre sahip oldukları değer yargılarına dön bak!

Sokaklara eruygur ağabeyinizce dökülmüşler içinde bunlarla ortak bir paydada buluşabilen kaç kişi var?

Siyasi çıkarlar için senenin bir gününde üç beş "Beyaz Türk"ün eline bayrak almasıyla övünen soda, tükenmişliğinizi ifade ediyorsun, farkında mısın?


Bu kabadayılığınızı 12 Eylül'de göremedik.


Türk siyasetinin o günlerde bir Recep Tayyip Erdoğan'ı yoktu soda, eksiklik bu yüzden :)

Şapkasını alıp gidenler vardı, sonra gelip 28 Şubat'a maystroluk yapan ve o sürecin hassas DNA testleri ile babanız olduğu tescillenenler vardı!

Herkes rolünü iyi yaptı o günlerde, sizler sokaklarda "devrim gelecek" ayağına, onlar "komünizmle mücadele ediyoruz" ayağına memleketin yıllarını çaldınız.

Mahşerde görülecek çok hesaplar var soda!


Sağlam nokta mı?

Dağların arasında sağlam nokta mı olur?


Madem anlamıyorsun bu işlerden o zaman bir bilene danış ve dağlıca baskını sonrası alınan tedbirlere bir dön bak bakalım, yapılacak şeyler var mıymış yok muymuş?


İşte bu adamlar AB'ci de ondan. Onlar Batı derken AB'yi kastederler.
AB'ciler ABD ve İsrail eksenine karşıdırlar ama Arap-İran eksenine de karşıdırlar.
Sen ABD ve İsrail'e yakınlaşırsan da Ortadoğu'ya yakınlaşırsan da karşı çıkarlar.


Cumhuriyet Gazetesi mi AB'ci ?

İlhan ağabeyin mesela, oda mı :bounce:

Ters köşe oldun değil mi?

İzahı güç değil mi, bir kısım kalemin "Bu iktidar Washington Telaviv ekseninde" asparagasını bir süre pompaladıktan sonra milletin bunu yemediğini gördüklerinde U dönüşü yapıp bu sefer zinde güçlere "Bu iktidar Türkiye'yi Batı ekseninden koparıp Doğu'ya kaydırıyor" diye Rubin gibi neoconlarla aynı perdeden mesaj göndermelerini açıklamak zor değil mi?

Ve bunlara bakıp gerçeği itiraf etmek "AKP Türkiye ekseni kurmaya çalışıyor" demek senin gibi bir kemalist için en zoru değil mi :frusty:


İsim bilmek uzmanlık göstergesi değildir.


Tek başına isim bilmek uzmanlık göstergesi değildir, ama bu isimleri ve görev aldıkları kurumları, altına imza attıkları yayınları bilmek takip etmek ve hangi politik kavşakta hangi tavrı takındıklarını görüp, bağlantılarını da keşfetmek, işte uzmanlık budur sodam, sende olmayan şey.

Sen anca resim paste et, kenan evren ağabeyin gibi yarın bir gün nü çalışmada :)

wiperandcleaner
22-12-2009, 22:29
Konu frodo tarafından (Bugün Saat 15:35 ) değiştirilmiştir. Sebep: yazarın isteği üzerine
Bu Mesaj frodo tarafından silinmiştir. Sebep: yazarın isteği


Hayırlı işler :typing:

Soda
22-12-2009, 22:35
devamı...



Sürekli takip ettiğim yazarlardan bazıları:

-Fehmi Koru
-Tamer Korkmaz
-İbrahim Karagül
-Umur Talu
-Avni Özgürel
-Şamil Tayyar
-Yağmur Atsız
-Akif Emre
-Dücane Cündioğlu




Bunlar içinde İbrahm Karagül ve Dücane Cündioğlu dışındakileri hikaye.
Zaten Cündioğlu siyaset değil edebiyat yazarıdır. Karagül'de iç siyasete girmez Ortadoğu uzmanıdır.

Yağmur Atsız'ı da beğenmeni sana yakıştırdım.

Bozkurt'un mutasyona uğramış Mankurt oğlu :)

"Ben aslen Arabım. Ben Türk olmaktan mutluluk duymam, üzülürüm (http://www.medyafaresi.com/haber/29442/medya-ethem-sancak-ben-turk-olmaktan-mutluluk-duymam-uzulurum.html)

diyen birinin gazetesinde yazması hayatın doğal akışına uygundur.

Zaten kendisi de bu cümleleri özümseyen yazılar yazmaktadır.

Al senin olsun, bana fersah fersah uzak olsun.

Hadi Fehmi Koru'yu Şamil Tayyar'ı anladım da Avni Özgürel'i nereden buldun?

Adam Apo'nun avukatı yahu.



Hükümet hiç kuşku yok ki Abdullah Öcalan’ı muhatap almaz, alamaz, almamalıdır da... Ancak PKK’yı ve Öcalan’ı dikkate almamazlık, hesaba katmamazlık ederse, korkarım toplumda geniş çapta destek gördüğü ve iyi niyetle sürdürdüğü ‘açılım’ kolaylıkla raydan çıkabilir..

Link (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=19.8.2009&ArticleID=950425)



Bir de şu teklifi var ki, Öcalan arazi yapılsın istiyor:

Tersine, sadece Öcalan’ın infaz şartlarını değiştirip örneğin gözetim altında tecrit edilmiş bir arazide ev hapsi gibi- Kürt talep listesinin sadece bireysel insan hakları seviyesinde görülenleri kabul etseniz sorunun çözüm şansını artırmış olabilirsiniz..
Link (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=16.12.2009&ArticleID=969442)







Bak Avni Özgürel'i sana bile yakıştıramadım. Bu nasıl millilik?

Apo'nun avukatlarına sempati beslemek hangi milli hissiyatın ürünü?

Akif Emre'yi tanımam. Umur Talu'yu eskiden biraz okurudum ama AKP ile birlikte o da yitik değerler arasına katıldı.

Tamer Korkmaz'a gelince:

Onun TRT 1'de program yapması başlı başına bir fecaatti ve programında da hiç anti-tez çıkarmaması zaten karakterini sermişti ortaya. Kendini Ergenekon'a adamış bir F tipi. Yazıları kendini tekrar ediyor. Topu topu 10 cümlesi var (CHP statükocudur, çözüm istemeyen CHP, Ergenekon, provakasyon, çözüm vs...)
Çok özendiği Fehmi abisi gibi o da birgün Bilderberg'in toplantılarına çağrılırsa hiç şaşmam.

Haaa, bu arada o İstanbul'daki Bilderberg toplantılarında ne konuşuldu bilen yok.
Sizinkilerin dinleme ekipleri dinlememiş mi acep?
Onlar paşa karısı dinlerler de hemencecik internete düşürürler.
Bilderberg toplantısı olacak ve dinlemeyecekler.
Niye? Bilderberg yasak mı koymuş? Encümen-i Daniş kadar önemi yok mu şimdi bu Bilderberg'in?
Oysa Fehmi Koru onu dünyayı yöneten gizli örgüt gibi anlatıyordu?

Hiç mi merak etmediniz İstanbul'daki toplantılarında ne konuşuldu diye?


liste uzun da en sık ve kaçırmadan takip ettiklerim bunlar diyebilirim.



Ver ver, Nazlı Ilıcak nerede? Göremedim.



Öyle mi, trt'de yayınlanan dizi yüzünden kaleme sarılanlara, "one minute"den rahatsız olanalara, israil'in katliamlarında haması işaret edenlere ve Türkiye'nin 7 yıldır ortadoğuda icra ettiği diplomatik faaliyetler karınlarında gaz yapmış olanlara bakman kafi, ama sıkıntı yaşarsan söyle, teşhis etmene yardımcı olurum.


TRT'deki dizi mi? Siz dizi yaparak mı İsrail'e tepki koyacaksınız?

Berbat bir dizi. İsrail tepkiyi koyunca geri adım atmış seninkiler.

TRT Sansürledi ve Ayrılık’ Dizisi İsrail’e Yenildi ! (http://abdullahfurkan.wordpress.com/2009/11/07/trt-sansurledi-ve-ayrilik-dizisi-israile-yenildi/)

İşte sizin siyasetiniz budur. Mehter marşı. Bir ileri iki geri :)

Sen bırak kalemine sarılanları da diziyi yayından kaldıranlara bak. Hep yanlış yöne bakıyorsun.

wiperandcleaner
22-12-2009, 22:58
Yağmur Atsız'ı da beğenmeni sana yakıştırdım.

Bozkurt'un mutasyona uğramış Mankurt oğlu :)


Adamın kusurunu yazmamışsın, desene "Babası gibi kafatası ölçmeliki kıymetli olsun, kafatası ölçmeyeni ben ne yapayım" desene soda :lol:

Entellektüel birikimi ile mesela bütün Cumhuriyet yazarlarını cebinden çıkarır tek başına yağmur atsız.

Ama tabi kıstasın entellektüel birikim değil kafatası ölçme yetisi, bak bu açıdan doğru cumhuriyettekilerin eline su dökemez yağmur atsız, haklısın!


Hadi Fehmi Koru'yu Şamil Tayyar'ı anladım da Avni Özgürel'i nereden buldun?

Adam Apo'nun avukatı yahu.


İnsanlara ne kadar rahat iftira atıyorsun soda, burnuna dikkat et bak üzülürüm sonra.

Bu özgürel hani senin "sentez olduk" dediğin MHP'lilere yakın bir isimdir soda, kuru sıkı sallamayı bile beceremiyorsun :whip:


Onlar paşa karısı dinlerler de hemencecik internete düşürürler.


Bak bu konuda sana katılıyorum.

Mukaddes Eruygur'dan "12. ve 14. Ağız ceza bizden" repliği duyulur duyulmaz kendisinin (mümkünse hatırlamıyorum numarası çeken kocasıyla birlikte) kodese gönderilmesi gerekiyordu, sözlerinin nete düşmesiyle yırttı.


Ver ver, Nazlı Ilıcak nerede? Göremedim.


Kendisi takip ettiğim isimler arasında yer almamakta sodam, sen sıkı bir takipçisi olduğuna göre ben takip etmeyerek çok şey kaçırmıyorum demektir!



TRT'deki dizi mi? Siz dizi yaparak mı İsrail'e tepki koyacaksınız?


Soda, sana ucuzculuk yapma demiştim :whip:

Basında bal gibi bildiğin İsrail muhiplerini için "onlarda kim" dedin bizde teşhis edebilmen için aralarında bu dizi de olan misaller verdik, bu misallerden birisi üzerinden zıpladığın yere bak!

Ucuz kahramanlıklar sizin işiniz, mesela tuncayın özkanının komik mektubu gibi :lol:

Biz İsrail'e tepkimizi gazze'deki katliamdan sonra sokakları doldurarak gösteririz, Filistin halkına maddi yardımlarımızla ortaya koyarız, bizim oy verdiklerimizde "one minut lan!" diyerek ve siyonist devlet başkanını altına ... rak yapar o işi!

Farkımız bu sodam!

Soda
23-12-2009, 02:31
Soda, sana ucuzculuk yapma demiştim :whip:

Basında bal gibi bildiğin İsrail muhiplerini için "onlarda kim" dedin bizde teşhis edebilmen için aralarında bu dizi de olan misaller verdik, bu misallerden birisi üzerinden zıpladığın yere bak!



İyi ya ben de hazır lafı açılmışken sizin İsrail'in tepkisi karşısında nasıl Mehteran bölüğü haline geldiğiniz anlattım.

http://abdullahfurkan.files.wordpress.com/2009/11/12850_164604704650_116644614650_2566100_4023538_n. jpg?w=250&h=190 (http://abdullahfurkan.files.wordpress.com/2009/11/12850_164604704650_116644614650_2566100_4023538_n. jpg)


Hani meydan okumuştunuz?

Hani "one minute" fırçanıza ne oldu?

Yahu bir Tv dizisini bile yayınlayacak yürek yok, siz mi İsrail'e tavır koyacaksınız?

Şu tablo bile düşülen acziyetin bariz örneği değil mi? Daha neyi savunuyorsun?

Efendim bir de neymiş, İsrail muhiblerini bu diziyi eleştirenlerden anlayacakmışız?

Niye?

Diziyi yasaklayanlardan anlasak olmuyor mu?

İsrail'in tepkisine anında görüntü verenler varken eleştirenlerden (kendi fikriyatı içinde beğenmez beğenmez, keyfinin kahyası mısın) anlamak neyin nesi?

O dizi kaba saba, sanatsal hiçbir yönü olmayan, STV dizileri gibi bol bol duygu sömürüsü yapan ve çocukların izlemesinde ciddi sakıncaları olan bir diziydi.

Bak ben de eleştirdim. İsrail muhibbi mi oldum?

İsrail muhibliği konusunda gel bilirkişiye danışalım mı?

Bu konuda en önde gelen bilirkişimiz Erbakan hocadır, değil mi?

Bakalım ne demiş?



"AKP hükümetinin Kürt açılımını, İsrail'in oyunu olarak değerlendirdi. Kürt açılımındaki asıl amacın Türkiye'yi İsrail'in vilayeti yapmak olduğunu ileri süren Erbakan, bütün memleket evlatlarının da bu konuda uyanık olması gerektiği çağrısını yaptı."

Lİnk (http://www.nethaber.com/Politika/112883/Sayin-Erbakan-KURT-ACILIMI-hakkinda-CEVAP-AKP)



Nasıl ama?

Sizinkilerin hocasına bile inanmayacam da sizinkilere mi inanacam?

İnsanın babası ile hocası ne söylüyorsa insan odur. Bir insanı tanımak için ya babasına ya da hocasına soracan.

Hem hocası hem de bir numaralı İsrail uzmanı böyle söylüyor.

Artık uyansan iyi olur.


Sonra başka nelere bakacakmışız:

İsrail'in katliamlarından Hamas'ı işaret edenlere.

Kusura bakma ama Hamas'ı savunmak zorunda değil hiçkimse.

Filistin halkını savunmak başkadır Hamas'ı savunmak başkadır.

Hamas İsrail tarafından Arafat'ın FKÖ'sünü bölmek ve alternatif oluturmak için kurulmuş bir örgüttür ve yaptığı terörist eylemler de İsrail saldırılarına zemin sağlamaktadır. Olan da her zamanki gibi Filistin halkına olmaktadır.

Filistin, Hamas ve El-Fetih gibi örgütler yüzünden Arafat dönemindeki bütün kazanımlarından uzaklaşmıştır. Buna bir de Hamas ve El-Fetih'in arasındaki hakimiyet savaşını eklersen Filistin halkının işinin ne kadar zor olduğunu anlarsın.

Şimdi de AKP Filistin'de Hamas'ın arkasına geçerek güya Hamas üzerinden Filistin halkına destek vermekte. Hikaye. AKP'nin Filistin halkı için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ve zaten bugüne kadar da yapamamıştır. İsrail'in saldırıları AKP döneminde durmuş değildir. İsrail üzerindeki siyasi baskısı 0 (sıfır) etkilidir.

AKP dönemindeki 7 senede biz AKP'den bol bol İsrail'li firmalar ile yapılan veya yapılması hesaplanan antlaşmalara tanık olduk. (Mayınlı arazi, Offer vb...)

AKP paranın olduğu yerdedir. Kimin parası daha çok ise onunla iş tutarlar.
AKP'nin dini imanı paradır. Hala anlamadın mı?

Sonra;


Türkiye'nin 7 yıldır ortadoğuda icra ettiği diplomatik faaliyetler karınlarında gaz yapmış olanlara bakman kafi...


Vay be... Ne diplomatik faaliyet ama...

İran ile doğalgaz anlaşması mı yoksa bu icra edilen diplomatik faaliyet?

Batı öyle istiyor diye Ermenistan'a yanaşması yüzünden Azarbeycan ile ilişkileri dibe vurdurup doğal gaz fiyatlarının tavan olmasına neden olunca apar topar İran'ın kucağına atladılar.

O iyi ilişkiler değildir, İran'a olan doğalgaz mahkumiyetidir.

Öyle olmasa idi bunu çoktan yapardı, 7. yılı beklemezdi.

Kaldı ki Türkiye'nin yeri Ortadoğu değildir. Ortadoğu bataklıktır ve buradan ne kadar uzak kalırsan o kadar rahat edersin, bu tecrübeler ile sabittir.

Ve AKP'nin Ortadoğu'da yaptığı tek hareket de Barzani ve Talabani gibi kukla aşiret ağaları ile kurduğu yapay ilişkileden ibarettir.

Bir de kendi şirketlerine (Çalık vb.) oralardan koparttığı ihaleleler başarı hanesine yazılmalıdır.

Soda
23-12-2009, 03:00
İlave bir bilgi:

06.01.2009 tarihinde CHP, TBMM'ye İsrail'i kınama önergesi verdi.
İsrail büyükelçisinin kulis çalışmaları sonucu AKP bu önergeyi onamayı reddetti ve Türk milleti adına resmi kınama kararı engellendi.

Yani AKP yüzünden İsrail'in Gazze katliamı TBMM yani Türk milleti tarafından "kınanan" bir eylem olamktan çıktı. Bizim için artık resmen doğal karşılanmakta bu katliam.

Hani bir Tv dizisini eleştirmekten İsrail muhibliği çıkartıyorsun ya,

hani bu kadar dolambaçlı bağlantıları kendi kurgu dünyanda kuruyorsun ya

Al sana direkt, doğrudan, tam cepheden İsrail muhibliği.

Bir daha da konuşma bu konularda.

Alırım façanı işte böyle.

wiperandcleaner
23-12-2009, 14:32
Hani meydan okumuştunuz?


Sodam işlet saksıyı, meydan okumalar öyle dizilerle yapılmaz, reelde olur, masaya yumruğunu vurursun, Davos'taki gibi Dünya'nın gözü önünde muhatabını morartırsın, ABD'ye gittiğinde onların mabetlerinde(yardımcı olayım think thank'ler) aynı dozda fırçaları basarsın!

Ama seni de anlıyorum, beynin gıda namına tuncay özkanların abidik gubidik meltuplarıyla gıdalandığından meydan okuma nedir nasıl yapılır bilemiyorsun, ucuzculuk işporta malı ürünler anladığın aradığın :tea:


Efendim bir de neymiş, İsrail muhiblerini bu diziyi eleştirenlerden anlayacakmışız?

Niye?

Diziyi yasaklayanlardan anlasak olmuyor mu?


:lol:

Diziyi yasaklayan kim?

http://www.trt.net.tr/tv/ayrilik
http://www.trt.net.tr/TV/TvAkis.aspx?gunler=2&kanal=1&akistur=1&tdgun=6&control=0

Dizi hala yayında sodam, senin muhipler çok arzu etti yayından kaldırılsın ama başaramadılar, TRT dizinin arkasında durdu.

Tabi senin gibi kemalistler İsrail muhiblerini teşhis etmek için İsrail eleştirisi yapan çalışmaları eleştirenlere bakmaz, bakmayı akıl edemez.

Çünkü İsrail muhipliği ile bizzat kendileri dopdoludur, teşhise önce kendilerinden başlamaları gerekir, bunu yapacak niyet ve yürek de kendilerinde yoktur!


O dizi kaba saba, sanatsal hiçbir yönü olmayan, STV dizileri gibi bol bol duygu sömürüsü yapan ve çocukların izlemesinde ciddi sakıncaları olan bir diziydi.


Gördün mü, seni de germiş, üzmüş!

Yine açığa düştün sodam!

İsrail muhibliği konusunda gel bilirkişiye danışalım mı?

Bu konuda en önde gelen bilirkişimiz Erbakan hocadır, değil mi?


Erbakan hoca mı?

Hani şu Başbakanlıkta sakallı sarıklı bir kaç amcaya iftar yemeyi verdi diye Türkiye'yi ayağa kaldırdığınız, "İrticanın sesi" dediğiniz, Türkiye'yi İsrail'e mahkum etmek için tepe tepe kullanıp 28 Şubat sürecini kotardığınız ve alaşağı edip, siyaseten de yasakladığınız, üstüne de "Kayıp Trilyon Davası" diyerek birde hırsız damgası vurduğunuz Erbakan hoca mı :help:

İşte kemalistleri ciddiye almayışım, onları "omurgasız" olarak niteleyişimin en temel sebebi bu bu makyaveliszm düşüklüğü, bu amaca giden yolda herşey mübah anlayışı, bu "düşmanımın düşmanı dostumdur" ucuzculuğu!

Tuncay Özkan ağabeyine ne kadar da benziyorsun, oda bit kadar değer vermediğini ikimizin de bildiği Erbakan hocayı 22 Temmuz öncesi ekranlarına çıkarıp AK Parti'ye sallatmıştı.

Çünkü oda bir omurgasız :peace:

Ama o olaydan benden en büyük kırığı Erbakan almıştır, kendisine bit kadar değer vermeyen birisinin, sırf onun alaşağı etmek istediği bir iktidara onun ekranlarından sallamak için yapılmış davete evet demesi, yani bir omurgasızın ekmeğine yağ sürmeye çalışması sebebiyle o gün Erbakan beni üzmüştür!

Tuncayın Özkanın ve senin gibiler o süreçte amuda bile kalktılar, yapmadıkları takla kalmadı ama tokadı yemekten de kurtulamadılar: Bkz 22 Temmuz :laser:

Erbakan hocaya hiç bir konuda müracat etme hak ve yetkiniz yoktur, sizin kaynaklarınız malum, apo'ya operasyon haberini uçuran mide bulandıran küçük, apo'ya karanfil veren süper natonun süper ajanı perinçek ve ergenekon avukatı baykal ve hempaları.

Biraz dik dur, bir insanın karşımda bu kadar ezilmesi beni üzüyor.


Sonra başka nelere bakacakmışız:

İsrail'in katliamlarından Hamas'ı işaret edenlere.

Kusura bakma ama Hamas'ı savunmak zorunda değil hiçkimse.

Filistin halkını savunmak başkadır Hamas'ı savunmak başkadır.


İsrail muhiplerinin (İsrail'i aleni savunmaktan utanmalarından olsa gerek) başvurdukları içi boş ucuz ve sahte retorikleri bu yazdıkların.

Hamas Filistin halkının özgür iradesiyle seçimle iş başına getirdiği meşru temsilcisidir ve onların bu temsiliyetlerini kabul edip etmemek gibi kimsede bir hak ve lüks yoktur!


Filistin, Hamas ve El-Fetih gibi örgütler yüzünden Arafat dönemindeki bütün kazanımlarından uzaklaşmıştır.


Soda, siyonist ağabeylerin seni fena işletmiş.

Biliyorum cevap alamayacağım ama sorayım, bana bir söyler misin Arafat döneminde ne gibi bir kazanım elde etmiş Filistin halkı?

Bir anlat bakalım, ağabeylerin seni nasıl kandırmış görelim :)


Vay be... Ne diplomatik faaliyet ama...

İran ile doğalgaz anlaşması mı yoksa bu icra edilen diplomatik faaliyet?


Uluslararası ilişkiler ve diplomasi seni aşıyor sodam, sen daha iç politikayı analizden acizken bu alanlar seni aşıyor!

Türkiye Suriye, İran, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkeler, ayrıca İKÖ nezdinde Cumhuriyet tarihinin hiç bir dönemimde olmayan bir saygınlık, oyun kuruculuk durumundadır!

Ahmedi Nejat'ı Nato üyesi bir ülke olarak ağırlamış bir iktidardır bu iktidar, bunu da Davutoğlu ile dış politikaya getirilen vizyona borçluyuz!

Türkiye'nin son yedi yılda İran ve diğer bölge ülkeleriyle geliştirdiği ilişki amaç ve düzey olarak doğalgaz yada petrole indirgenemez, bunu söyleyen adam anca pembe dizi izleyicisi olduğunu ortaya koyar :sad:

İran ve Suriye ile Türkiye'nin son yıllardaki münasebetine sadece terör örgütü ekseninde yaklaşmak dahi, amaçlanan ve gerçekleştirilen işin büyüklüğünü anlamaya yeterlidir.

Bu alan seni aşmasa "anlamak için biraz çaba sarfet" diyeceğim ama aşıyor işte!


Kaldı ki Türkiye'nin yeri Ortadoğu değildir.


İşte bir kez daha açığa düşme hali.

Neresi yeri Türkiye'nin?

Çekinme, "Batı ekseni" de, yüreğin yetiyorsa!

Tabi şimdi kalkar, coğrafik alanını dahi veremeyeceğin "Avrasya" falan demeye kalkma, seni hiç bir birikimin olmayan bu alanda da mahcup ederim ve aslında "hepsi hikaye, batılı efendiler şahane" fikriyatında olduğunu sana bile kabul ettirim :tea:

wiperandcleaner
23-12-2009, 14:49
Alırım façanı işte böyle.

:bounce:

"Mı acaba" diyorum sodam.

Acaba faça mı aldın, yoksa uluslararası siyaset ve diplomasiden hiç bir şey anlamadığını mı ortaya koydun?

Galiba ikincisi :der:

ABD senatosu her sene nisan ayında soykırım masalıyla gündeme gelir, ABD başkanları yaptıkları konuşmada "soykırım" lafını kullanmazlar ama kullanmaktan beter sözler ederler ama tasarıda senatodan geçmez!

Acaba neden? :der:

İşlet saksıyı diyeceğim ama senden yapamayacağın şeyler istemiş olmaktan, zulmetmekten çekiniyorum.

Çekiniyorum çünkü TBMM tarafından kınama yayınlanmamış olmasını "Gazze katliamı bizim için artık resmen doğal karşılanmakta" diye yorumlama becerisi göstermiş bir akıldan böyle bir şey beklenemez!

Bu devlet en üst perdeden o katliama Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Meclis Başkanı vs ile tepki koymuş, Millet sokaklara dökülüp o katliamı telin etmiş ve maddi manevi Filistin halkının yardımına koşmuş iken, ucuzcu, aslında Filistin halkıda umrunda olmayan soda böyle konuşmakta.

İşte bu akıl Türkiye'de tepe tepe yıllardır kullanılmakta, her türlü provokasyon ve manipülasyona açık bu aklı gösterilmesi gereken reel tepki yerine kuru TBMM önergesi(keşke de çıksaydı, onur duyardım bundan) ile tatmin etmek mümkün iken devletin zirvelerinden yükselen ve bütün dünyada takdir gören gerçek tepkiler tatmin edemiyor!

Yoksa ediyorda, durumun fena halde farkındalar da kirli siyaset, amaca giden yolda her türlü melanet meşrudur(Erbakan güzellemesi gibi) düşüncesi gibi habis urlar mı bunları böyle ucuzluğa sevkediyor!

Evet evet, galiba durum bu!

Zulümden çekinmesem işlet saksıyı diyeceğim :der:

naper
23-12-2009, 15:04
amerikan;
haber7.com:
"Selam olsun Venezüella'ya. Selam olsun Bolivya'ya. Selam olsun Katar'a. yazıklar olsun teslimiyetçi Arap ülkelerine. Yazıklar olsun hükümetimize. Yaralıları ziyaret etmekten öte şeyler varmış değil mi Sayın Erdoğan. Timsah gözyaşları dökmekten daha öte şeyler olduğunu hatırlatın eşinize lütfen Sayın Erdoğan... Bay Erdoğan neden İsrail teslim olduğumuzu açıklayın halkınıza. Hepinize yazıklar olsun"
"Biz AK Parti'yi sadece konuşsun diye seçmedik! %47 oy alacaksın, sonrada ülkenin %90ının istediği şeyi yapmayacaksın! Bak sen şu işe! Eylem görelim Başbakan, eylem!"
"Bu ve bunun gibi daha birçok "somut" önlemler aldığında Sayın Başbakanımız da benim gözümde "kahraman" olur. Yoksa sert açıklamalarla hiçbir şey olmuyor. Somut adımlar atılması istediğinde "biz bakkal dükkânı yönetmiyoruz" diyor. Venezüella ve Bolivya da bakkal dükkânın yönetmiyorlar ama gerçek bir kahramanın yapması gereken hareketleri yapıyorlar. Sözün özü şudur ki; lafla peynir gemisi yürümez!"
"Sözlerde tamamen İsrail'i boykot eden eleştiren biri gözükmesine rağmen yıllardır ortada olan icraatlarda ise Hamas'ı dışlayan, İsrail'e ödül almayı hak edecek kadar hizmet eden biri. 7 yılda ne yaptı ümmet için. el ile gösterilecek bir eylem bir icraat bırakın bir işaret gösterin bu yönde. halen ekonomimizi IMF yönlendiriyor, iç politikamız AB emrinde şekilleniyor, dış politika orayı söylemeye gerek yok aslında ama BOP ve ABD güdümünde büyük İsrail için yola devam."
"Tayyip Erdoğan zor olanı seçmiş, diplomasiyi kesmemiş ve görüşmeye devam etmiştir. Gereken sertliği sözleriyle göstermiştir. Bu Müslümanca bir yaklaşım. Chavez ise komünisttir. O da konsolosu kovarak kolay ve ucuz olanı seçmiştir. Elçi neden kovulur ki. Elçi zaten bu tip durumlar için var olan bir kurum. Savaşı çıkaran büyükelçiler değildir. İki lider arasındaki fark çok büyük..."
habervakti.com:
"Uyanık geçinen Türk halkının gözünü boyamayı başardı bu zevat, zavallı Yemenlilerinkini mi boyayamayacak. Boş teneke gibi gürültü var fonksiyon sıfır oğlu sıfır. İsrail çok korktu zaten. Ödleri koptu. Hatta işgal ettikleri toprakları bile bırakıp kaçtılar. Allah Allah Allah çekilin mason teşkilatlarından ödüllü mücahit Tayyip Erdoğan ve Rotary kulüplerinden icazetli bakanları geliyor."
"Yemenliler Erdoğan'ın yerine Venezüella ile Bolivya liderlerinin resimlerini taşısınlar. Sayın Başbakan bağırmaktan başka ne yaptı, bağır sen bağır, bence korkarım Türkiye'nin bile bu kanda hesabı var ve eğer Başbakan tez icraat yapmazsa, bu hesaptan o da sorumludur, son söz yalan, yalaaaaannn!"
okudunmu! bak bunlar senin yalaka basının yazdıkları üstelik..

bak bunu da okuda,kınama nasıl olurmuş gör;
Hugo Chavez'den İsrail'e şok!Venezuela, Gazze katliamına tepki olarak İsrail Büyükelçisini sınırdışı ediyor

07.01.2009 07:59http://www.haberturk.com/2009/01/07/kuturesim/chavezisraelkuc.jpgVenezuela, Gazze'ye saldırmasını protesto etmek için, İsrail'in Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı ediyor.

Venezuela Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İsrail Büyükelçisi ve İsrail Büyükelçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edilmesi kararı alındığı" bildirildi.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez de daha önce yaptığı açıklamada İsrail'i kınamış ve Venezuela'daki Musevi cemaatini, İsrail Hükümetine karşı tavır almaya çağırmıştı.

Chavez, İsrail'in Gazze saldırısını kastederek, "Venezuela Musevi cemaatinin bu barbarlığa karşı çıkacağını ümit ediyorum. Bunu yapın. Bütün zulümlere şiddetle karşı çıkmıyor musunuz?" diye konuşmuştu.

İSRAİL DE VENEZUELA MASLAHATGÜZARINI SINIR DIŞI EDECEK

Venezuela'nın, İsrail'in Gazze'ye saldırmasını protesto etmek için İsrail'in büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edeceğinin açıklanmasının ardından, İsrail de Tel Aviv'deki Venezuela Maslatagüzarını sınır dışı ediyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yigal Palmor, Venezuela'nın aldığı karara misilleme olarak Tel Aviv'deki Venezuela Maslahatgüzarını sınır dışı edeceklerini belirttiği açıklamasında, "Biz de karşılık olarak Tel Aviv'teki Venezuela Büyükelçiliğinin maslahatgüzarını sınır dışı edeceğiz" dedi.

Palmor, bunun "Venezuela ve halkı için onurlu olmayan kaba bir karar olduğunu" da ifade etti ve bu kararın "Venezuelalı liderlerin dinci ve teröristlerle yaptığı ittifakları yansıttığı" görüşünü savundu.

Venezuela Dışişleri Bakanlığı, "İsrail Büyükelçisi ve İsrail Büyükelçilik personelinin bir kısmını sınır dışı edilmesi kararı alındığını" bildirmiş, Devlet Başkanı Hugo Chavez de daha önce yaptığı açıklamada İsrail'i kınamış ve Venezuela'daki Musevi cemaatini, İsrail hükümetine karşı tavır almaya çağırmıştı.


üstelik chavez filistine binlerce km uzak ve seninki gibi din kardeşi de değil.
tayyip kınamış mış.tavşan dağa küsmüş,dağın haberi olmamış...

naper
23-12-2009, 15:12
haaa amerikan;
istersen mayınlı araziyi israile peşkeş çekme işine hiç girmeyelim...

hemen sana hikaye;
bir gün müslüm le dursun cumaya gitmişler.sünnet bitip! farza geçince saflar sıklaştırılırken müslüm tam dursunun önüne denk gelmiş.
hoca allahuekber deyince secdeye gitmişler ki "cart" sesi ile müslümün pantolonu dikiş yerinden açılmış.malum manzarayı gören dursun hemen emekleyerek müslümün kulağına eğilmiş ve "olum müslüm kıç meydanda" demiş...
müslüm hızla geri geri ilk bulduğu kolona kadar gidip,sırtını kolona vermiş.ancak hocanın yeni allahuekberiyle tekrar eğilince,kolona dokunmuş ve tökezleyerek bir adım öne gitmiş.
dursun gülmemeye çalışarak "müslüm kolonda kurtarmadı,kıç yine meydanda"demiş.kahkahalarla camiden çıkmışlar...
bu hikaye tamamen gerçektir.birinci ağızdan dinlenmiştir.

kal sağlıcakla amerikan...

Soda
23-12-2009, 19:22
Emrerd kardeşimin Chavez'in tavrını buraya alması ile "tavır nasıl alınırmış" sorusuna cevap vermiş oldu. Cuk oturdu derler ya, aynen budur işte.


Sodam işlet saksıyı, meydan okumalar öyle dizilerle yapılmaz, reelde olur, masaya yumruğunu vurursun, Davos'taki gibi Dünya'nın gözü önünde muhatabını morartırsın, ABD'ye gittiğinde onların mabetlerinde(yardımcı olayım think thank'ler) aynı dozda fırçaları basarsın!



Meydan okuma tabii ki dizilerle yapılmaz ama karşındaki 'kaldır o diziyi' dediğinde kaldırıyorsan sana "boyun eğdi" derler. İster dizi ister başka bi şey farketmez.


Diziyi yasaklayan kim?

http://www.trt.net.tr/tv/ayrilik (http://www.trt.net.tr/tv/ayrilik)
http://www.trt.net.tr/TV/TvAkis.aspx...un=6&control=0 (http://www.trt.net.tr/TV/TvAkis.aspx?gunler=2&kanal=1&akistur=1&tdgun=6&control=0)

Dizi hala yayında sodam, senin muhipler çok arzu etti yayından kaldırılsın ama başaramadılar, TRT dizinin arkasında durdu.



Bak Wipciğim gel seninle anlaşalım. Ben TRT falan izlemem tuşuna bile basmam.

Sen;

1-Dizinin yayın saatine bir bak ve yayınlanıp yayınlanmadığını teyid et.
2- Yayınlanıyorsa içeriğinde İsrail karşıtlığı var mı bi kontrol et.

Yani biçim-içerik ilişkisi hakkında bilgimiz olsun. Yoksa dizi durur da senaryo kaldırılır. Bilelim.

Ayrıca bu dizi kaldırıldıktan sonra mı tekrar yayına kondu yoksa hiç mi kaldırılmadı bir de onu araştır.

Önce kaldırılıp sonra yayına kondu ise durum başkadır,

hiç kaldırılmadıysa durum başkadır.

Birinci şık geçerli ise arada İsrail'in gönlünü alacak bir vaadde mi bulunuldu acep, diye düşünmeden geçemem.


Erbakan hoca mı?

Hani şu Başbakanlıkta sakallı sarıklı bir kaç amcaya iftar yemeyi verdi diye Türkiye'yi ayağa kaldırdığınız, "İrticanın sesi" dediğiniz, Türkiye'yi İsrail'e mahkum etmek için tepe tepe kullanıp 28 Şubat sürecini kotardığınız ve alaşağı edip, siyaseten de yasakladığınız, üstüne de "Kayıp Trilyon Davası" diyerek birde hırsız damgası vurduğunuz Erbakan hoca mı :help:

İşte kemalistleri ciddiye almayışım, onları "omurgasız" olarak niteleyişimin en temel sebebi bu bu makyaveliszm düşüklüğü, bu amaca giden yolda herşey mübah anlayışı, bu "düşmanımın düşmanı dostumdur" ucuzculuğu!

Tuncay Özkan ağabeyine ne kadar da benziyorsun, oda bit kadar değer vermediğini ikimizin de bildiği Erbakan hocayı 22 Temmuz öncesi ekranlarına çıkarıp AK Parti'ye sallatmıştı.

Çünkü oda bir omurgasız :peace:


Wipciğim senin ciddi mantık dersine ihtiyacın var.
Erbakan'ın kayıp trilyon davası bir realitedir ve halkın paralarının hesabını sormak da görevimizdir. Sadece Erbakan'a değil onun öğrencilerine de...

Lakin siyasi-fikri değerlendirmelerin bu konu ile bağlantısı yok.
Bu apayrı bir durumdur. Bir Prof. hırsızlık yapınca Prof.'luk bilgisi ve tecrübesinde kayıp mı oluşur?

Kaldı ki, Erbakan'ın milli görüş siyaseti ile ortak nooktalarımız pek ala olabilir ve geçmişte de olmuştur.

74 Kıbrıs harekatı CHP-MSP koalisyonunda yapıldı

1 Mart Tezkeresinde CHP ile AKP'deki Milli Görüşçüler birlikte "hayır" oyu verdiler.

Türkiye'nin bu iki önemli siyasi dönemecinde CHP-Milli Görüş koalisyonu mevcuttur.

Milli konularda Erbakan tercihimdir. AKP, Milli Görüş gömleğini çıkartmıştır ve artık gayrımilli bir çizgidedir.

Anayasa'dan Türklüğü çıkarmak isteyenlerle ne gibi bir ortak tarafımız olabilir ki?

Yer ile gök kadar uzağız neticede.


Erbakan hocaya hiç bir konuda müracat etme hak ve yetkiniz yoktur, sizin kaynaklarınız malum, apo'ya operasyon haberini uçuran mide bulandıran küçük, apo'ya karanfil veren süper natonun süper ajanı perinçek ve ergenekon avukatı baykal ve hempaları.



Sana bir çocuğa yaklaşır gibi anlayışla yaklaşıyorum, çünkü problemlisin.
Bu tip aşağılayıcı ifade şeklin senin zihinsel rahatsızlığındır ve bunda içine düştüğün zavallı durumun rolü büyüktür.

Apo ile kimin muhattap olduğunu (20 sene önce değil bugün) önceki yazılarımda belirttim. (Madem 20 sene öncesine çok meraklısın sana RTE, Abdullah Gül, Arınç gibi isimlerin de 20 sene öncesiden örnekler veririm bilahire merak etme. Özellikle RTE'nin Hikmetyar'ın dizinin dibinde çekilmiş fotoğrafı cuk oturur. Abdullah Gül'ün Türklük üzerine söyledikleri vs... Bizim de iğrendiğimiz insanlar çoktur neticede. Ama bir farkla: Benim iğrendiklerim bugün ülke yönetiyor.)

MİT Müsteşarı üzerinden hükümetinizin Apo ile muhattap olduğu artık aşikar, zaten bu artık hükümetçe de saklanmıyor.

Yol haritası vermeler, yol haritasını hükümetin basından gizlemesi ve Apo'nun taleplerini onun değil de kendi isteği ile yerine getiriyormuş gibi yapma tripleri, Habur'da Pkk'yı tepemize çıkarıp Türk insanının onuru ile oynamalar ve daha sayamayacağım kadar çok İŞBİRLİĞİ fotoğrafı mevcuttur Apo ile aranızda.

Apo'nun kulları olmuş senin partin. G.Doğu milletvekillerinizin DTP'lilerden farkı yok. Sen içindeki DTP'yi tasfiye et önce kime gazel okuyorsun o aklınla?

http://www.haberturk.com/2009/04/11/resim/arslannnnnnnn.jpg


Kendine iki tane isim bulmuşsun yok D.Perinçek yok Y.Küçük onlarla uğraşarak AKP'nin içindeki necaseti gizlemeye çalışıyorsun. Senin partinin her tarafı leş gibi bölücülük, gericilik, çıkar, menfaat, takiyye, kepazelik kokuyor. Önce kendinize bakın kendinize!

İnsan önce tutarlı olur.
Başkasının gözündeki çöpe değil kendi gözündeki oduna bakmayı öğren.

Soda
23-12-2009, 20:36
devam...

Acaba faça mı aldın, yoksa uluslararası siyaset ve diplomasiden hiç bir şey anlamadığını mı ortaya koydun?

Galiba ikincisi :der:

ABD senatosu her sene nisan ayında soykırım masalıyla gündeme gelir, ABD başkanları yaptıkları konuşmada "soykırım" lafını kullanmazlar ama kullanmaktan beter sözler ederler ama tasarıda senatodan geçmez!

Acaba neden? :der:

İşlet saksıyı diyeceğim ama senden yapamayacağın şeyler istemiş olmaktan, zulmetmekten çekiniyorum.



Yani diyorsun ki, biz İsrail'i kınamadık bu sayede onlar da soykırım tasarısını senatodan geçirmedi

Diplomasiye bak... Al gülüm ver gülüm...

Yani umudunu Amerikan meclisindeki Yahudi lobisine bağlamışlar.

İsrail'in bugün yaptığı bir katliamı kınayamayacak kadar zavallı isen Yahudi lobisi de seni böyle parmağında oynatır.

ABD isterse senatodan geçirsin Ermeni tasarısını. "Eğer geçirirse ben de Nato'dan çıkarım" diyememiş mi seninkiler?

Sen de Nato'dan çık.

Al sana diplomasi

Hem Filistin halkının yanında olduğunu gösteremeyeceksin hem de bunu haklı olduğun Ermeni meselesindeki Amerika tavrından korunmak için yaptığını söyleyeceksin. Sen zaten kucaktasın. Senin zaten diplomasi neyine?

Bir de bu halinle İsrail'e resti çekmiş olacan, öle mi?

Vay uyanıklara bak. Bir taşla kaç kuş vuruyorlar. İyi de vurulan kuşlar değil Filistin halkı.

Devletler ağızdan ağıza konuşmazlar. Kararlar alarak, anlaşmalar yaparak, nota çekerek, kınayarak vs, vs..konuşurlar. Burayı mahalle kahvesi mi sanmış senin başbakanın?

Şu düzeye bak. Buna bir de diplomasi diyorlar.


Çekiniyorum çünkü TBMM tarafından kınama yayınlanmamış olmasını "Gazze katliamı bizim için artık resmen doğal karşılanmakta" diye yorumlama becerisi göstermiş bir akıldan böyle bir şey beklenemez!


Geç bu tripleri.

Peki ne denir söyle.

"Kınamamak"la ne mesajı verdin?

Hadi söyle bakalım verdiğin mesaj ne?

Adam katliam yapacak ve sen kınamayacaksın.

Hiç bir şey söylememek de konuşmaktır. Söyle nedir mesaj burada. Senin kafanı görelim.

İşte bu akıl Türkiye'de tepe tepe yıllardır kullanılmakta, her türlü provokasyon ve manipülasyona açık bu aklı gösterilmesi gereken reel tepki yerine kuru TBMM önergesi(keşke de çıksaydı, onur duyardım bundan) ile tatmin etmek mümkün iken devletin zirvelerinden yükselen ve bütün dünyada takdir gören gerçek tepkiler tatmin edemiyor!


Vay anasını sayın seyirciler.

TBMM önergesi yani milletin meclisinin kararı "kuru" imiş.

Milli irade milli irade diye diye kafa ütüleyenlerin çelişkisine bakın hele...


Islak olan ne imiş peki?

Halkın gazını almak için artistlik tavır koymalar.

Sokaklarda telin mitingleri...

Bu ince diplomasi mi şimdi?

Biraz önce diplomasi öğetiyordun, ne oldu ona?

Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Sözler ile yapılanlar çelişiyorsa yapılanlar kriter alınır sözler değil.

İcraat nerede icraat.

http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:BvQeT-osR9a0QM:http://www.egemenbagis.com/upload/medya/7381962.jpg (http://www.egemenbagis.com/upload/medya/7381962.jpg)

http://www.egemenbagis.com/upload/medya/7381962.jpg (http://www.egemenbagis.com/upload/medya/7381962.jpg)

Şiir gibi mi gidiyor muş?

Dışarıda efelen ama kapalı kapılar ardında kumrular gibi...

Al takke ver külah.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/1214429014.jpg

Sizler gibi safları ne güzel kandırıyorlar ama.

İdol peşinde koşanların düştükleri durum budur işte.

RTE tavır koymuş...


Peki buna ne dersin:


http://www.akpgercegi.com/wp-content/akp-gercegi-milli-egitim-genelgesi.jpg (http://www.akpgercegi.com/wp-content/akp-gercegi-milli-egitim-genelgesi.jpg)


Mili Görüşçüler "AKP gerçeği.com" da sergilemişler bunu.

Milli Eğitim bakanınız İsrail'e boykot uygulamanın zararlarından bahsediyor.

Ne tepkiymiş bu arkadaş. Dünya nasıl da takdir etmiş.

Tirbünlere oynamak da bi hünerdir.

Kutluyorum.

Bütün bunlardan sonra şu kapak cuk oturur.


http://www.turksolu.org/kapaklar/kapak113.png

wiperandcleaner
23-12-2009, 22:43
Emrerd kardeşimin Chavez'in tavrını buraya alması ile "tavır nasıl alınırmış" sorusuna cevap vermiş oldu.


Chavez'in tavrını bende alkışlıyor ve kendisini selamlıyorum, adamın büyük bir artısı var: Ülkesinde hiç "Beyaz Türk" artı kemalist yok :lol:

Ne yüzle konuştuğunuzu gerçekten merak ediyorum, baş müracat kaynağın sonerin yalçının "T.C'yi gizli yahudiler kurdu" diyor, yine baş müracat kaynağın Yalçın Küçük "İsrail Türkiye'de İsrail'den güçlüdür" diyor, yine aynı mide bulandıran küçük "ABD'nin ankara büyükelçileri hep ibrani olmuştur, Türk hariciyesinde de simetri sağlanmıştır" diyor, yani alenen bu zevat 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde Türkiye İsrail'e içerden eklemletildi diyorlar, Kemalistler 28 Şubat'ı İsrailli ağababaları için kotarıyor ve sonra soda gibi bir kemalist, Chavez'le iftihar ediyor.

Skandal!

Samimiyet sıfır, israil antipatisi yalan ve İsrail'e gerçek tepki koyanları kamufle etme gerçeği karartma çabaları!

Türk ordusu ve hariciyesine sorsana bir yüreğin yetiyorsa, onlarca anlaşma ve işbirliği mütabakatlarıyla Türkiye'yi Venezuela kadar bu konularda özgür davranamayacak pozisyona neden sokmuşlar?

Ama bir gün o günlerde gelecek soda ve o gün geldiğinde bu ülkeden sepetlenenler sadece siyonistler değil uşakları da olacak :washing:



Bak Wipciğim gel seninle anlaşalım. Ben TRT falan izlemem tuşuna bile basmam.

Sen;

1-Dizinin yayın saatine bir bak ve yayınlanıp yayınlanmadığını teyid et.
2- Yayınlanıyorsa içeriğinde İsrail karşıtlığı var mı bi kontrol et.

Yani biçim-içerik ilişkisi hakkında bilgimiz olsun. Yoksa dizi durur da senaryo kaldırılır. Bilelim.

Ayrıca bu dizi kaldırıldıktan sonra mı tekrar yayına kondu yoksa hiç mi kaldırılmadı bir de onu araştır.


Bilmeden desteksiz salladığını biliyoruz zaten ama bunu bizzat itiraf etmen çok yerinde olmuş, tebrik ederim :roll:

Demek bilmediğim bir konuda "yayından kaldırıldı" diye asparagası servis etmede sakınca görmüyorsun.

Gerçi Avni Özgürel'e "apo'nun avukatı" demekten de utanmamıştın ya, yüz kızarması problemin yok demek :roll:

Soda, dizi'yi bende izlemiyorum ve bende TRT'yi yakip etmem ama Ayrılık siyonist mırıltıları sebebiyle hiç bir zaman yayından kaldırılmadı, sana verdiğim linkte dizinin dün yayın akışında olduğuda görülüyor, yarım yamalak medya takip ederek sadece Cumhuriyet okuyarak böyle konularda bilgi sahibi olamazsın.

Dizinin 2. bölümünde şiddet sahnelerinin göreceli az oluşu karşısında medya yapımcılara mikrofon uzattı ve bunun üzerine "tepkiler üzerine daha titiz davrandık" yollu açıklamalar geldi, işte "İsrail tepkisi cart curt" yollu yine İsrail muhiplerinin İsraili yüceltme adına sallamasyon haberlerinin vesilesi budur!

Dizi'nin bir ara reyting sebebiyle yayından kaldırılacağı gözüme ilişmişti haftalar önce ama görünen o ki hala yayında, TRT dizinin arkasında!

Bak şu adrese: http://www.cinetr.com/Kategori/174/Ayrilik.html

21. Bölüm eklenme tarihi olarak 2009-12-15 23:27:32 görünüyor, işlet şu saksıyı biraz!


Erbakan'ın kayıp trilyon davası bir realitedir


Realitedir de neyin realitesi, iftira realitesi.

28 Şubat'ın karanlık dehlizlerinde yargının emir-komuta zinciri içinde cellatlık yaptığı günlerin kirli bir iftirasıdır.


Lakin siyasi-fikri değerlendirmelerin bu konu ile bağlantısı yok.
Bu apayrı bir durumdur. Bir Prof. hırsızlık yapınca Prof.'luk bilgisi ve tecrübesinde kayıp mı oluşur?


Soda, ip atlayan küçük kız çocukları gibisin :lol:

"Kayıp Trilyon" iftirası işin kreması, asıl dikkat çektiğim ve kaçamayacağın gerçek, fikriyatından, temsil ettiği siyasi gelenekten, dünya görüşü ve inancından nefret ettiğiniz birisine sırf en az onun kadar nefret ettiğiniz ve değer vermediğiniz başka birisine vurmak için müracat etme ucuzculuğu.

Omurgasızlıktır bu!

Erbakan'ın başka analizleri de var, mesela laisizm, mesela kemalizm!

Onlara da müracat ediver be sodam, seni o sahalarda da görmek isteriz.


Milli konularda Erbakan tercihimdir.


Samimiyet soda, samimiyet!


Apo ile kimin muhattap olduğunu (20 sene önce değil bugün) önceki yazılarımda belirttim.


Masal anlattım demek istedin sanırım!

Apo ile kimlerin hempa olduğu bilgisi için 80 öncesine ve bu gün silivride yargılananlara gideceksin!

Ama yüreğiniz yetmez, gidemezsiniz.

Bak, Yaşar Büyükanıt ne demiş sodam, kaynakta mustafan balbayın:

Öldürülmeseydi ertesi gün‚ pazartesi buraya gelecekti. Arşivde çalışıyordu. Öcalan´ın karısının ( Kesire Öcalan) babasının MİT´e çalıştığını saptamıştı. Daha derin araştırmalar içindeydi
(http://www.haber24.com/Guncel/1-35650/Oldurulmeseydi-ne-yazacakti.html)

Apo ayısının gerçek hempalarını deşifre etmeye sizin yüreğiniz yetmez!


Kendine iki tane isim bulmuşsun yok D.Perinçek yok Y.Küçük


Bunlar benim bulduğum isimler değil, senin adını ağzından düşürmediğin klavuzların sodam :)

Bak yalçın hocan ne diyor: "Selam baş kaldıran Kürde. Selam Kürdistan dağlarına"

http://www.youtube.com/watch?v=EgWaqj1cUak

wiperandcleaner
23-12-2009, 23:04
Yani diyorsun ki, biz İsrail'i kınamadık bu sayede onlar da soykırım tasarısını senatodan geçirmedi


Soda gerçekten okuduğundan çıkardığın bu mu yoksa sevdiğin sokak ağzıyla sorayım salağa mı yatıyorsun :whip:

Dediğim, ABD'de her sene senatodan o tasarıyı geçirmez ama ermeni politikası bellidir, uluslararası ilişkiler ve gözetmeyi ihmal edemeyeceği dengeler sebebiyle senatosundan böyle sembolik bir karar çıkartmaz!

Karar sembolik olacaktır ve aslında çıkıp çıkmamasının da pek bir önemi yoktur, hatta çıkmaması onlar için daha iyidir çünkü bunu her sene kullanırlar.

İşletemediğin saksıyı kurcalayarak anlamana daha fazla yardımcı olabilirim, yine anlamadıysan :lol:


Hem Filistin halkının yanında olduğunu gösteremeyeceksin


Öyle mi?

Sormak lazım, bu İnsanlar sokaklara niye dökülmüş sodam, bir açıklar mısın?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü çıkışı ile büyük sevinç yaşayan Gazze halkı, Türkiye'nin sergilediği tavıra destek için gösteri yapmak üzere toplanıyor.. (http://www.haber7.com/haber/20090130/Gazze-Erdogan-icin-sokaklarda-Video.php)

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Türk bayraklı gösteride, Başbakan Erdoğan'ın posterleri taşındı
(http://www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nID=564558)

İslam Dünyası Türkiye'nin Gazze'deki vahşet karşısında takındığı tutumun farkında ve takdir ediyor soda, bu millet de gerçeği biliyor.

Burada "karartma" yapman imkansız, şansını başka alanlarda denemelisin, önündeki maçlara bakmalısın :whip:


TBMM önergesi yani milletin meclisinin kararı "kuru" imiş.


Anlaşıldı, ucuzculuk yapmadan duramayacaksın.

Kurumların resmi, mutad, otomatiğe bağlanmış kuru bildiri/duyuru ve kınamalarının gerçek reel tepkiler yanında bir kıymeti yoktur, uluslararası ilişkilerde hiç yoktur.

Öğren bunları.

BM 1948'den bu yana İsrail'i sayısız kere kınamış sodam, netice: 0 yazıyla sıfır.

Öğren bunları.

TBMM'nin gerçek icraatları ve kararlarına, Anayasa Değişikliği ve yasama faaliyetlerine saygı duymayan, dolayısıyla da Milletin İradesine saygısı olmayanların "ucuzculuğu"na pabuç bırakacağımızı mı sanıyorsun?

Soda bu işlerden anlar hale gelmen için 40 fırın ekmek yemen lazım, 40 fırın ekmek sana yeterli gelmez ya bu yüzden sen bu sözü "bu işlerden anlar hale gelmen imkansız"dan kinaye diye al :typing:

Özletme kendini, yeni incilerini bekliyorum!

Soda
24-12-2009, 00:44
Soda gerçekten okuduğundan çıkardığın bu mu yoksa sevdiğin sokak ağzıyla sorayım salağa mı yatıyorsun :whip:

Dediğim, ABD'de her sene senatodan o tasarıyı geçirmez ama ermeni politikası bellidir, uluslararası ilişkiler ve gözetmeyi ihmal edemeyeceği dengeler sebebiyle senatosundan böyle sembolik bir karar çıkartmaz!



Demek öle ha... Salağa yatan kim aynaya bak belki görürsün.

Kardeşim Amerikan'ın Ermeni tasarısındaki senato kararı ile senin İsrail'in yaptığı katliam ile ilgili kınama kararı çıkartman arasında ne gibi bir benzerlik gördün.

Ama anladım siz zorladıkça herşeyi biribine benzetiyorsunuz. AKP kafası budur.
Zorlar zorlar zorlar sonra aha işte bu bunun gibidir der... AKp kafası bu, heryerde aynı. Albay Dursun Çiçek'in Reşadiye'li olması ile Pkk'nın Reşadiye eylemi arasında bile bağ kuran kafa işte bu kafa.

A benim hasbam.

Birisi tarihi olayları ele alıyor diğeri günceli.

Birisi her sene gündeme gelecek bir konu ve senin saftirik devlet yönetcilerinin zaafını iyi bildiği için ha geçirdim ha geçirecem siyaseti ile Türkiye'ye istediğini yaptırtan diplomasi uzmanı olmuş Amerika'nın oyuncağı olmuş bir konu

diğer ise Filistin'de kaltedilen insanlara sahip çıkmanın gereği olarak bugün, (yarın değil, seneye değil, her sene değil) bugün

bugün,

bugün,

bugün

çıkartman gereken bir kınama kararı.

Salağa yatmakmış.

Aynaya bak uyanık.

Soda
24-12-2009, 00:54
Karar sembolik olacaktır ve aslında çıkıp çıkmamasının da pek bir önemi yoktur, hatta çıkmaması onlar için daha iyidir çünkü bunu her sene kullanırlar.



Deveye neren eğri demişler nerem doğru ki demiş.

Madem çok biliyor ince diplomasiyi senin AKP'nin mahalle muhtarı bile olamayacak siyasetçileri o zaman bu sözleri onlara yaz. Diplomatik deha gibi RTE'yi pazarlamasını biliyorsun, RTE'ye söyle takmasın.

Ve cevaben de siz bu kararı çıkartırsanız biz de NATO'dan çıkarız desin.

Ama hiçbirini yapmaz çünkü karar es kaza parlementodan geçerse RTE bugüne kadar geçmemiş kararın kendi döneminde geçmesinden dolayı rezil olacak
ABD de bir daha bu kozu kullanma fırsatını bulamamktan dolayı elindeki silahı kaybedecek.

Al gülüm ver gülüm siyaseti.

İsrail'iAKP'nin kınayamamsası midene oturdu dimi.

Anlıyorum psikolojini.

Derinden derinden kzıgınlığın var ve benim haklı olduğumu vaka bazında görünce hemen Ermeni tasarısına falan atlayıp oradan sözümona benzetme yaparak AKP'nin İsrail'i köşeye sıkıştırmak için kınamadığını ima edecek kadar salağa yatmasını biliyorsun.

AKP İsrail'i kınamayarak ince diplomasi yürütüyormuş...

Peh peh peh...

Salağa yatanıma bak.

Başkasının da kendisi gibi salağa yattığını sanıyor.

Soda
24-12-2009, 01:11
Adma askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde nota ver diyenlere "Bu nota müzik notası mı" demesini çok iyi biliyordu.

Bize nota nedir onu öğretiyordu.

Ülkenin askerinin başına çuval geçirilecek

ve sen hâla orada başbakanlık yapacaksın.

Askerinin başına çuval geçirene bir devlet tepkisi vermezsin, Filistinliler katledene devlet tepkisi vermezsin, ne etliye ne sütlüye karışırsın

o zaman niye çıktın

kavak ağacına?

diye sorarlar.

Sizler de böyle adamların peşinden gidip bir de bize millilik öğretmeye kalkarsınız.

Sizin milliliğiniz sahtedir. Her şeyiniz sahtedir. Dininiz, imanınız, siyasetiniz herşeyiniz ama herşeyiniz sahtedir. Siz ancak "öyleymiş gibi yapmayı" bilirisiniz.

Takiyye uzmanları.

Burada çıkmış bize millicilik oynuyorlar.

Salağa yatarak hem de.

Yürrüüü al voltanı!

Bir daha da bana bulaşma.

naper
24-12-2009, 12:37
Chavez'in tavrını bende alkışlıyor ve kendisini selamlıyorum, adamın büyük bir artısı var: Ülkesinde hiç "Beyaz Türk" artı kemalist yok :lol:



sürekli çuvallıyorsun amerikan.maskara oldun!:bounce:

http://img44.imageshack.us/img44/1653/01diz.jpg

sence bu büst nerede ve altında ne yazıyor?
kısa bir google araştırması ile chavez,atatürk hakkında ne düşünüyor öğrenirsin.

al bu da senin yalakalığını yaptığın adam;
http://www.haberkusagi.com/categoryblog/15746-Erdogan-a-ilginc-mesaj-Chavez-den-uzak-dursun.html

ondan bundan emir alır...
al bu da sana chavez biyografisi;
http://www.biyografi.info/kisi/hugo-chavez

hiç senin yalakalığını yaptıklarınla alakası var mı?

ha ayrıca amerika ırak'a girince recep ne tepki verdi?araştır bakalım chavez ne tepki verdi?
ırak ta nükleer silah mı bulundu?yoksa ırak şimdi daha mı demokratik?bu ırak konusu ucundan(hatta dibinden)bize de dokunmadı mı?ve ya hala dokunmuyor mu?ırak müslüman değil mi ey zavallı,senin zavallı başbakanın ne yaptı?

wiperandcleaner
24-12-2009, 14:08
Madem çok biliyor ince diplomasiyi senin AKP'nin mahalle muhtarı bile olamayacak siyasetçileri o zaman bu sözleri onlara yaz. Diplomatik deha gibi RTE'yi pazarlamasını biliyorsun, RTE'ye söyle takmasın.

Ve cevaben de siz bu kararı çıkartırsanız biz de NATO'dan çıkarız desin.

Ama hiçbirini yapmaz


Sodam görüyorumki ateşin çıkmış(hasbam falan ne ayak), bak grip salgını var kendine dikkat et!

Sonra yine iç siyaset cehaletine gelelim: Ankara bu konuda hareketin kralını çekti ABD'ye(en alt seviyede örnek Egemen Bağış'ın açıkça İncirliği kapatırız demesidir) ve bu yüzden Obama bütün seçim kampanyası boyunca tutacağını söylediği sözünü yedi ve tasarı senatodan geçmedi!

Nato'dan çekilme tehdidi meselesine gelince, dedikya tuncay özkanlar tarafından abidik gubidik mektuplarla, boş retoriklerle gıdalandığından meydan okuma nedir nasıl yapılır bilemiyorsun!

Bak öyle boş ve ucuz hamasetle değil, nasıl oluyor bu işler:


“-Türkiye NATO'yu terk edecek mi?” Bu başlık Wall Street Journal'da kısa süre önce yayınlanan bir makaleye ait…

Yazıda, Ankara'nın Kafkasya krizinde izlediği politikaya ateş püskürülüyor.

Türkiye, Gürcistan meselesinde Rusya'ya “iştirak etmekle” suçlanıyor.

Ankara'nın “Kafkasya Platformu” önerisine bozuk çalınıyor.

Türkiye ve Rusya, ABD'yi Karadeniz'den uzak tutmak istedikleri için hedef tahtasına konuluyor.

Ezcümle, Ankara'ya “Tarafını seç” deniliyor; yani “Kafkas krizinde ABD'yi destekle” çağrısı yapılıyor…

Makalenin yazarı fazlasıyla tanıdık bir isim:

2006 sonbaharında Newsweek'te “darbe toto” oynayan “Zeyno”dan; Türkiye üzerine “kanlı kabus senaryoları”nın yazıldığı Hudson Enstitüsü'nün malum aktristi “Baran”dan söz ediyorum.

Terk edecek mi? (http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=11.09.2008&y=TamerKorkmaz)


Görüyor musun sodam, beyniniz benzer çalışan, bir başka cunta kışkırtmacısını bu iktidar ne söyler konuma getirmiş: Türkiye NATO'yu terk edecek mi?

İşte diplomasi, işte uluslararası ilişkiler, işte meydan okuma işte bağımsız dış politika ve bağımsız Türkiye, işte Türkiye ekseni!

Sizi çıldırtan kudurtan bu sodam.


İsrail'iAKP'nin kınayamamsası midene oturdu dimi.

Anlıyorum psikolojini.

Derinden derinden kzıgınlığın var ve benim haklı olduğumu vaka bazında görünce


Muhahaha

İdeolojik tartışmalarda malup olanın takındığı bilindik ağlak hal bu sodam.

Hani sokakta kavga eden iki çocuktan dayağı yiyen kalkar da "acımadı ki acımadı ki" derya, aynen o hal senin ki :roll:

Kendi kendine "acımadı acımadı" diye telkinde bulunuyorsun oysa üzerine de fazla gitmedim be sodam, hani az çok çapını tarttık ya, kaldıramayacağından fazlasını sana yüklemedik ama yine de bu hale düşmüşsün.

Sodam, tekrar "acımadı ki" diyebilmen, yani rahatlayabilmen için soruyorum, madem AK Parti İktidarı İsrail'i ve vahşetini kınayamadı bu vahşete muhatap olmuş onurlu Filistin halkı, Lübnan'lılar neden sokaklara Erdoğan posterleriyle dökülmüş, şu haberleri bana bir analiz eder misin please!

Gazze Erdoğan için sokaklarda (http://www.haber7.com/haber/20090130/Gazze-Erdogan-icin-sokaklarda-Video.php)

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Türk bayraklı gösteride, Başbakan Erdoğan'ın posterleri taşındı (http://www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nID=564558)

wiperandcleaner
24-12-2009, 14:24
Adma askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde nota ver diyenlere "Bu nota müzik notası mı" demesini çok iyi biliyordu.


Son derece haklı, ucuzculuk pazarının daimi müşterilerinin yalandan taleplerine böyle cevap vermede yerden göğe kadar haklı.

Türkiye'yi, en başta ordusunu ABD ve İsrail'e eklemle, sonra yalandan "Nota" talep et, tipik "Beyaz Türk" ikiyüzlülüğü!

Ucuz hamasetle değil reel politikle işler yürütülür, iki koyun güdemeyenlerin bu noktada Erdoğan'a öğretecek hiç bir şeyleri yoktur, onlar kahvelerini yudumlarken bu ülkenin Başbakanı gereğini yapmıştır!



Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, CHP lideri Deniz Baykal`ın `Irak`ta Türk askerlerinin başına çuval geçirildiğinde neredesiniz?` sorusunu yanıtladı. Bağış, Başbakan Erdoğan`ın dönemin ABD Başkan Yardımcısı Cheney`i aradığını ve askerleri kurtardığını söyledi.

`O askerlerimizin orada içerisine düştüğü durumdan sonra Başbakanımız dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüştüğünde, ki o gün ulusal tatil günüydü ve zorla buldurduk tatil yaptığı yerden... 4 Temmuz ABD`nin bağımsızlık günüydü, `Bizim çocukları çabuk serbest bırakın` dedi. Cheney, `Sayın Başbakan emin olun ki durumları çok iyi` dedi. Başbakanımız dedi ki `Ben hapis yatmış biriyim. Gözaltında, hapiste olan kişinin durumunu bana anlatmayın bunu kabul edemem, çabuk o çocukları serbest bırakın` dedi ve onları Başbakanımız kurtardı.

Sayın Baykal bir takım konularda ahkam kesiyor olabilir. Onun sırtında yumurta küfesi yok. Muhalefet lideridir. Sabah kalkar kahvaltısını, sporunu yapar, arkadaşlarıyla bir araya gelir. Saygı duyuyorum. Allah da başımızdan eksik etmesin Baykal`ı. Kendisine uzun yıllar sağlık sıhhat diliyorum. CHP`nin başında uzun yıllar bu performansı göstermesini temenni ediyorum. Ama `Irak konusunda Türkiye sessiz kaldı` dersek çok ciddi haksızlık yapmış oluruz. Irak konusunda Türkiye kadar hiçbir ülkenin sesi çıkmadı.`
(http://www.tumgazeteler.com/?a=4640240)

Ucuzcu sodam, yine ters köşe oldun!

Bilmeyende CHP ve Kemalistleri bu taleplerinde samimi sanar, bu ülkenin Başbakanı küstah İsrail devlet başkanına haddini bildirdiğinde televizyonlara çıkıp "öldük bittik mahvolduk, israil bunun bedelini bize ödetir" diye ağlayan kimdi?

CHP'li Onur Öymen!

Hani şu "Dersim'de analar ağlamadı mı?" demekten utanmayan adam!

Bak hatıratayım, ne diyordu klavuzun Yalçın Küçük: "ABD'nin Ankara büyükelçileri hep ibrani olmuştur, Türk hariciyesinde de simetri sağlanmıştır!"

Onur Öymen, eski diplomat, yalçın ağabeyine bir sitem yolla bakalım :ballchain:

Daha vahimi ne biliyor musun?

Öymen NTV'de, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, ülkesinin milletinin ve masum Filistin halkının izzetini şerefini korudu, "dik durdu" diye ağlayan bu zavallı adam! konuşurken alt yazı geçiyordu: "Perez Erdoğan'ı aradı ve özür diledi"

İşte "Beyaz Türkler" ve gerçek yüzleri.


Yürrüüü al voltanı!

Bir daha da bana bulaşma.

Hani acımamıştı be sodam :lol:

Daha senle yapacak çok işimiz var, bir yere kaçamazsın.

naper
24-12-2009, 16:35
amerikan;
sen nereye kaçıyosun???

şu konu başlığında sorduğum çok basit sorulara bile yanıt veremedin.hala boş konuşuyorsun.
bir tane yanıt yok mu amerikan?

Soda
25-12-2009, 10:33
AKP'nin ABD-İsrail ekseninde olduğunu gösteren iki küpür:



http://www.egemenbagis.com/upload/medya/8561953.jpg

Bu yazıda 22 Temmuz seçimleri için CIA'nın Tihnk thank'i olan bir enstitüde AKP'lilerin destek arayışları anlatılmakta.




http://www.turksolu.org/224/Foto/peres-lokum.jpg


Buradaki metni dikkatle baktığınızda da AKP'li milletvekilleri Egemen Bağış, Ömer Çelik ve Mevlüt Çavuşoğlu'nun İsrail MGK'sını ziyaret ettiklerini okuyacaksınız.

İsrail'in MGK'sını ziyaret etmek ve CIA think thank'inde 22 Temmuz seçimleri için yardım istemek.

Ne kadar ilginç değil mi?

Bizim MGK'yı ziyaret eden hiçbir yabancı ülke bakanı olmadı bugüne kadar.

İsrail MGK'sı İsrail'in güvenliğinden sorumlu kurumu da bizim bakanların bu İsrail'in güvenliğinden sorumlu bir kurumda ne işi olabilir? İsrail'in güvenliği ile neden bu kadar ilgililer?

Sorular, sorular, sorular....


Taraf bunları soramaz :)

wiperandcleaner
25-12-2009, 21:48
Ah soda, sana bu işleri öğretemeyeceğiz hani dedim ya 41 fırın ekmek yesen de nafile.

Siyasi/İdeolojik bir tartışmada bütün mermileri gazete küpürleri olan, daha kötüsü gazete küpürleriyle(sahi hangi gazeteler bunlar yahu :)) siyasi/ideolojik tartışma yapabileceğini sanan sodam, sana buz gibi bağlantılar veriyorum.

Diyorum ki madem bu iktidar İsrail güdümlü, o halde İsrail aşırı sağının yalakları, Neocon taifesi bu iktidardan neden nefret ediyor?

Neden bu iktidarın ayağının altındaki halıyı çekmek için 40 takla atıyor?

Rubin'i Cumhuriyet'in manşetine çıkaran nedir?

Bak sana söyledim sen bu think thank işlerinden anlamazsın, brookings ne kalır American Enterprise Institute, Middle East Forum, Rand Corporation gibilerin yanında?

Mesela CFR'yi bilir misin?

:horn:

Bunları bilmeden ABD'deki işleyişi takip etmeden, SAREM'cilerin "misafir oyuncu" olarak istihdam edildiği Hudson Enstitüsü'nün kimlere yakın olduğunu görmeden gazete küpürleri paste ederek, İsrail'in Türkiye'deki en büyük müteffiki olduğunuzu(kemalistler) gizleyemezsin.

Bak, sana "gazete haberi öyle değil böyle paste edilir" kabilinden, yapmaya çalıştığın karartmayı "aydınlatacak" metinler paste ediyorum.

Elinden tutuyorum, hakkımı ödemeyemezsin :music:


Birkaç yıldır anlatmaya çalıştığımız gerçekleri, İsrail basını bir günde özetledi! 'Kemalizm hayranlığı, Erdoğan düşmanlığı' üzerine kurulu ama aslında Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin ipuçlarını veren bu özet, aşırı sağcı Jarussalem Post gazetesinde yer alsaydı sorun yoktu. Önemsemez, “bildiğimiz hezeyanlar” der, geçerdik.. Ancak liberal Haaretz gazetesinde yayınlanması, üstelik İsrail'in resmi bakışının bu yazıda ifade edilenden bile sert olduğu, ciddi bir hazımsızlığın yaşandığı gerçeği ortadayken önemsememek mümkün değil.

Zvi Barel imzalı yazı, Türkiye'nin Kürt sorununa çözüm bulma amacıyla büyük enerji harcadığı “Açılım”ı konu alıyor ve Türkiye-Irak-ABD arasında, PKK'nın tasfiyesi amacıyla, Bağdat ve Erbil'de yapılan toplantılarla aynı zamanda yayınlandı.

“Demokratik açılımın Türkiye'nin ulusal kimliğinde 'dramatik bir değişime' neden olduğu” belirtilen yazıda, “söz konusu inisiyatifin Kürtler için mücadele eden lider statüsündeki PKK'nın altını oyma olasılığı” mesajı veriliyor. Önce şu cümleleri okuyalım:

“Nüfusunun çeşitli parçalarını birleştiren Kemalist ilkeleri bozmayı denediğinden kuşkulanılan yanlış adam ve yanlış parti tarafından öncülük edilmesinden dolayı stratejinin başarısız olma olasılığı var. (Eminim İsrail bunu çok istiyor ve elinden geleni yapıyordur. İ.K.) Erdoğan'ın dini partisinin seçimlerde büyük zafer kazandığı bir gerçek, fakat bu yanıltıcı bir zafer. Partinin Meclis çoğunluğu, temelde nüfusun yarısını temsil edilmemiş halde bırakan, anlaşılması güç bir seçim mekanizması ve karmaşık bir sandalye dağılımı süreci sonucunda biçimlendi. 'Ülkenin bütünlüğünü' vazgeçilemez ilke olarak gören ve 14 milyon Kürt'e etnik haklarının verilmesini kabul etmeyecek olan da bu aynı 'yarı' dır. Erdoğan'ın partisi, terörle savaşın bedelini ödeyen ve partinin dini bir ajandayı güçlendirmeyi hedeflediği görüşünde bulunan ordu mensuplarını kızdırdı.”

“Kemalist ilkeleri bozmayı denediği”, “Yanlış adam ve yanlış parti” ve “ordu mensuplarını kızdırdı” ifadelerine özellikle dikkat çekmek istiyorum. Çünkü bu ifadeler, yıllardır İsrail'in Türkiye'ye bakışının temelini oluşturuyor. Sivil asker gerilimine, laik-İslamcı çatışmasına yatırım yapmak, İsrail çıkarları zarar gördüğü anda içerideki müttefik çevrelerle, ABD'deki Musevi lobisi ve neocon çevrelerle şiddetli bir kampanya başlatmak, darbe çağrıları hatta iç savaş senaryoları tartıştırmak öteden beri İsrail'in ve yerel müttefiklerinin klasikleşen yöntemleri oldu.

İsrail Tayyip Erdoğan'a niye bu kadar öfkeli?
(http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/Default.aspx?t=22.12.2009&y=IbrahimKaragul)


Aaaa, gördün mü sodam, İsrail basını açılım'a, AK Parti'ye tıpkı sizin gibi bakıyor ve PKK'nın tasfiye girişimlerine bozuk çalıyor.

Tıpkı neoconların Ergenekon operasyonuna sizinle benzer bakmalarındaki durumla karşı karşıyayız :sorry:

Yazıda ilginç bir bölüm daha var, lokumu Davos'ta gören Peres bak ne demiş:


İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, bir süre önce Defense News dergisine verdiği söyleşide, “Erdoğan ülkesini İsrail'le ortaklıktan uzaklaştırıp radikal İslam'a doğru mu götürüyor?” sorusuna şu cevabı veriyordu: “Türkiye dünya üzerinde, demokratik olmayan bir kurumun, yani ordunun, demokrasiyi korumakla görevli olduğu tek ülkedir. Gerçekten de öyleydi. Ancak ordunun rolü değişti. Şimdi soru, Erdoğan'ın kendi Müslüman nüfusunu demokrasiye doğru mu götüreceği, yoksa demokratik güçlerin daha İslamcı bir devlet mi isteyeceğidir..”

Erdoğan'a yönelik öfkenin sebebi “One Minute” değil. Öfkenin sebebi, Anadolu Kartalı'ndan dışlanmak değil, İsrail'le askeri teknolojide yaşanan kriz değil. Öfkenin sebebi Gazze katliamına Türkiye'nin verdiği sert tepkiyle sınırlı da değil.

Birileri Türkiye'yi yönetme, yönlendirme, bölgesel ve uluslararası ilişkilerini şekillendirme, iç politikasını dizayn etme, toplumunu kamplara bölme, başkalarıyla korkutarak hizaya sokup ehlileştirme, bütün enerjisini içerideki çatışma alanlarına yönlendirip kafasını kuma gömme ehliyetini, imkanını kaybediyor.

(Şu kımsa dikkat wiperandcleaner) Çevik Bir'li, 28 Şubat'lı günlerde temellerini attıkları düzeni korumak istiyorlar. Darbe tehditleriyle, sivil asker ayırımı korkutmalarıyla, Ermeni teziyle, “Türkiye'yi şeriattan kurtarma” kampanyalarıyla şekillendirdikleri politikaların ömrü bitti, kabullenemiyorlar. Ortadoğu'daki en güçlü müttefikleri kontrollerinden çıktı, hazmedemiyorlar. Gerçek bu..



Gördün mü kazın ayağını.

Bak şimdi de sıra aşırı sağcı Jarussalem Post'tan bir alıntıya geldi, dikkat et öyle kartel basınından, fabrikatör perinçeğin karartma yayınlarından, Cumhuriyet gibi bir avuç kemalistten başkasının itibar etmediği, bunlar gibi yalan makinalarından değil, İsrail basınından alıntılar yapıyorum, üstelik en koyusundan:


İsrail'de Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan bir makalede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Humeyni ve Usame Bin Ladin gibi isimlerden daha tehlikeli olduğu yorumu yapıldı.

Yazı, Middle East Forum adlı düşünce kuruluşunun direktörü Daniel Pipes tarafından kaleme alındı.

Yazıda, “Bilgisayar terimleriyle konuşursak, Ayetullah Humeyni, Usame Bin Ladin ve Nidal Hasan İslamcılık 1.0 versiyonunu temsil ederken, Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Başbakanı), Tarık Ramadan (İsviçreli aydın) ve Keith Ellison (ABD Kongre üyesi) İslamcılık 2.0 versiyonunu temsil ediyor. İlki daha çok insan öldürürken, ikincisi Batı uygarlığı için daha büyük tehlike oluşturuyor" denildi.
(...)
İslamcılık 1.0 versiyonunun uyguladığı şiddetin zaman zaman şeriat yönetimini iktidara getirse bile, İslam 2.0 versiyonunun stratejisinin daha çok işe yaradığını yazan Pipes, “Bu versiyonda İslamcılar halkın gönlünü kazanmaya oynuyor. İslamcılar 1992'de Cezayir, 2001'de Bangladeş, 2002'de Türkiye ve 2005'te Irak'ta seçimleri kazandılar. Bir kere iktidara geldikten sonra ülkeyi şeriata doğru götürmeye başladılar. Mahmud Ahmedinecad İran sokaklarında muhalefetle karşı karşıya kalır ve Bin Ladin bir mağarada saklanmaya devam ederken, Erdoğan halkı ikna ediyor, Türkiye Cumhuriyeti'ni yeniden şekillendiriyor ve dünyadaki İslamcılara çekici bir model oluşturuyor" ifadesini kullandı.


Bak sen şu konuşana sodam, pipes fena halde Erdoğan'a bozuk çalıyor, hani şu senin İsrail'in dümen suyunda dediğin Erdoğan'a!

Nerede bozuk çalıyor?

JP'de, İsrail aşırı sağının amiral gemisinde. :music:

Böyle çok örnek verebilirim sana, yüreğin kaldırır mı?

İşte eline tutuşturulan iki cumhuriyet, bir hürriyet, arada bir de vatan küpürleriyle, Doğan medyası ve hempalarının 22 Temmuz'a kadar ısrarla işlediği ama halkın yemediği görülünce U dönüşü yapılan "İsrail güdümlü iktidar" asparagasının gerçek yüzü bu sodam!

Bu asparagası pompalayanlar 22 Temmuz'da aldıkları ayar sonrası hiç bir açıklama izah getirmeden, evet aynı kalemler şimdi koro halinde "AKP Türkiye'yi batı ekseninden koparıyor" diyor iyi mi :fish:

Diyorumya omurgasızlık kötü şey sodam.

Tekrar görüşmek üzere, daha yapacak çok işimiz var, durmak yok eğitime devam.

wiperandcleaner
25-12-2009, 22:46
Sodam, hazır seni konuyu okur bulmuşken şu ilginç haberide dikkatine sunayım, hani küpürcüsünya, o bakımdan :lol:


Türk-İsrail Dostluk Grubu`ndan AK Parti ve MHP`li vekillerin tamamı istifa ederken CHP`liler istifa etmemekte direniyor.

AK Parti ile CHP arasında yaşanan grup başkanlığı çekişmesi nedeniyle yoğun ilgi gören ve 305 üyeye ulaşan TBMM Türk- İsrail Dostluk Grubu`nda, İsrail`in Gazze saldırısının ardından yaprak dökümü yaşandı.

299 milletvekili, saldırıların başladığı günden itibaren bir bir istifa etti. Dostluk Grubu Başkanı Nursuna Memecan dahil AK Parti ve MHP`nin tüm üyeleri gruptan ayrıldı. Grubun CHP`li 6 üyesi ise her şeye rağmen `dostluğa devam` dedi.

İSTİFA ETMEK KOLAYMIŞ

CHP milletvekilleri; Nesrin Baytok(Ankara), Onur Öymen(İstanbul), İlhan Kesici(İstanbul), Atilla Emek(Antalya), Şahin Mengü(Manisa), Vahap Seçer(Mersin) İsrail Dostluk Grubu`ndan istifa etmemeyi tercih eden vekiller oldu. İstifa etmeyen milletvekillerinden bazıları gerekçe göstermezken bazıları ise istifanın gereksiz olduğunu öne sürdü.

ÇÖZÜM OLMAZ

CHP lideri Deniz Baykal`ın sağ kolu Ankara Milletvekili Nesrin Baytok, istifanın sorunun çözümü için katkı sağlamayacağını savundu. Baytok, `İsrail halkının bir dostu olarak İsrail hükümetinin yaptığının yanlış olduğunu o halka anlatmamız gerekir. İstifa ederek zaten dost olmaktan çıkmış oluruz` dedi.

İLİŞKİYİ KOPARMAK FAYDASIZ

CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer ise bu gruba üye olurken de Filistin- İsrail sorununun yaşandığını hatırlattı. Bu sorununun Gazze saldırı kesilse bile başka şekillerde devam edeceğini kaydeden Seçer, `Eğer Türkiye İsrail`e bir tepki gösterecek ise bu bizim istifamız ile böyle cılız bir şekilde olmaz. Hükümet karar alıp İsrail`deki büyükelçimizi çağırabilir veya Ankara`daki İsrail elçisini gönderebilir` dedi.

İlişkileri koparmanın faydasının olmayacağını ifade eden Seçer, ileriki günlerde en azından Türkiye`nin görüşünü iletme fırsatı bulmak için dostluk grubuna ihtiyaç olduğunu öne sürdü. Seçer, istifa etmemesinin Gazze saldırısına duyarsız kaldığı şeklinde anlaşılmamasını istedi.

CHP`nin İSRAİL dostuğu devam ediyor (http://www.tumgazeteler.com/?a=4531227)


Sodam, sence bu istifa etmeyen vekillerden bazılarının "kınama önergesi" altında imzası var mıdır :plane:

Soda
25-12-2009, 23:04
Aaaa, Egemen Bağış kendi sitesine koymuş bu gazete küpürünü meğersem...

http://www.egemenbagis.com/upload/medya/8561953.jpg (http://www.egemenbagis.com/upload/medya/8561953.jpg)

Adam övünüyor herhâl. Torunlarına anlatacak bir tecrübe olsa gerek. "Sizin dedeniz eskiden CIA'ya gider gelirdi be çocuklar" diyecek galiba. İnsan böyle bir haberi kendi web sitesine koyar mı?

Bir de yaygara koparıyor. Huston enst.'nde Jasmin Congar ile birlikte kurdukları anti-Tsk komplolarının yaygarasını kopartana bakınız hele. Neler beceriyor bu beyefendi? Bir gün CIA think tankinde diğer gün İsrail MGK'sında.

O Jasmin Congar ki bir Pentagon generalini şu sözlerle aşk mektubu yazar gibi anlatıyordu:



İki metre boyunda, çok iri ve çok mavi gözleri olan, altmış yaşlarında bir adamdı.
Orgeneraldi ve o zamanlar, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı’ydı.

2006’da, bir belgesel hazırlamak üzere gittiğim Afganistan’da, Taliban’la NATO kuvvetleri arasındaki savaş üzerine onunla konuşma fırsatı bulmuş; Kabil’den Kandahar’a birlikte seyahat etmiş; ardından, kendisiyle Washington’da üç kez söyleşi yapmıştım.

Afganistan hep öncelikli konumuzdu ama Kürt meselesini, Türk ordusunun Pentagon ve NATO’yla ilişkilerini de konuşmuştuk.

Adı James Jones’tu...

http://www.taraf.com.tr/makale/2953.htm (http://www.taraf.com.tr/makale/2953.htm)




İki metre boyunda çok iri ve mavi gözleri varmış bu Pentagon generalinin :)

"O mavi gözlü bir devdi mini minnacıcık bir kadını sevdi" tadında sözler ile Pentagon generaline karşı hisslerini anlatmış ne güzel.

Her allaın günü Türk generallerine sataşan lar acaama apoletlisi Pentagon olana da sempatisini gizlemeyen bu kadın ile Egemen Bağış'ın ne gibi bir fikri ortaklığı vardı da birlikte Hudston yaygarası koparttılar acaba? Ne olacak, ben de soruyorum saf saf. "Amerikan ordusuna selam dur Türk ordusunu arakadan vur" ortaklığı değil mi bu?

İnsan başkasının gözündeki çöple uğraşacağına önce kendi gözündeki odunu görmesi gerekir.

İğneyi başkasına çuvaldızı kendine demiş atalarımız.

Devam edelim:

http://turksolu.org/240/foto/erdogan-israil.jpg


Ne olmuş da olmuş da İsrail karşıtlarına çatmış "one minute" kahramanı başbakanımız.

http://3.bp.blogspot.com/_bb6eCRmAw-U/Shu97gnjyeI/AAAAAAAAA5Y/XaYTllZ3PvU/s400/israil+mayin.Jpeg


No one minute, forty four years :)

http://2.bp.blogspot.com/_JMVLPtw7BME/SjNO5qTekTI/AAAAAAAAWXE/W80qa7wuJMY/s400/1265523.jpg


Mayınlı arazilerle İsrail'in veya Yahudi firmaların ilgilendiğine ilişkin iddialarını doğrulayan açıklama AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'tan geldi.

Elitaş, özel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Genelkurmay'ın yaptığı ilk araştırmada teklif alınan 14 firmadan 6'sının İsrail firması olduğunu açıkladı

http://anadoluhaber.blogspot.com/2009/06/mayinli-bolge-icin-6-israil-sirketi.html (http://anadoluhaber.blogspot.com/2009/06/mayinli-bolge-icin-6-israil-sirketi.html)



Şimdi sormak lazım: Bu one minut'ten önce miydi sonra mı :)

wiperandcleaner
25-12-2009, 23:30
Aaaa, Egemen Bağış kendi sitesine koymuş bu gazete küpürünü meğersem...

http://www.egemenbagis.com/upload/medya/8561953.jpg (http://www.egemenbagis.com/upload/medya/8561953.jpg)

Adam övünüyor herhâl.


Sodam burnuna dikkat et dedikçe sen aksini yapıyorsun :bowl:

Adamın kişisel web sayfasında media bölümü var: http://www.egemenbagis.com/index.cfm?action=media

Burada hakkında çıkan haberler olumsuzda olsa yer alıyor.

Sizin gibi(kemalistler) kullandığı keser nalıncı keseri olmadığından "çamur" kabilinden yayınların da "hakkında medyada çıkan haberler" bölümünde yer almasında bir mahsur görmüyor.

Sizden ne kadar uzak bir delikanlılık bu değil mi?

Ha bu arada, haber Türkiyede Yeni Çağ'da çıkmış :lol:



Bir de yaygara koparıyor. Huston enst.'nde Jasmin Congar ile birlikte kurdukları anti-Tsk komplolarının yaygarasını kopartana bakınız hele.


Anlamadım sodam!

Hudson'da "Kabus Senaryosu"nu yazıp sahneleyen Egemen Bağış mı :juggle:

Sodam neden yazdığında kendini de ikna edecek şeyler yazmıyorsun?

SAREM'cilerle iş kotaran Zeyno Baran sodam, aynı Baran Newsweek'te "Bu sene darbe ihtimali %50" diye de yazmıştı bir ara, yoksa o yazıda Yasemin Çongar'a mı ait :gossip:

Bil bakayım Zeyno Baran kiminle evli sodam bil bakalım!


Devam edelim:


Sodam bence de devam edelimde tezlerimizi destekeleyen unsurlarla.

Bak ben İsrail basınından üstelik liberal ve aşırı sağı olmak üzere farklı cenahlarından hükümete Erdoğan'a sallayan yazılar koyuyorum ve böylece AK Parti'ye bakışta İsraille benzeştiğinizi, aynı düzlemde olduğunuzu, benzer düşündüğünüzü netleştiriyorum.

Bak istersen onlarca benzer örnek verebilirim :rockon:

Sen ne yapıyorsun, postal yalayıcısı Türk Solu paçavrasından 22 Temmuz öncesi "halk belki yer" diye dolaşıma sokulmuş asparagastan dem vurmaya devam ediyorsun.

Uyan, sana diyorumki aynı kalemler şimdi de "AKP Türkiye'yi İslam dünyasıyla bütünleştiriyor, Batı'dan koparıyor" diye yazıyor!


Şimdi sormak lazım: Bu one minut'ten önce miydi sonra mı :)


Şu hadise "one minute"den önceydi, şimdi sıkar benzeri bir açıklama:



CHP`li Nuri Çilingir: "İsrail, kendi topraklarına atılan bombaların hesabını soruyor. Kendini savunuyor. Üç çocuk öldü diye duygusal hareket edilmez
(http://www.tumgazeteler.com/?a=1627739)

Soda
27-12-2009, 02:01
Efendim, hazır AKP'nin ABD ve İsrail ekseninde bir parti olduğundan bahsetmişken AKP'nin kuruluşuna kadar gidip bakmaya ne dersiniz?


Bu konuda Milli Görüşçü--Milli duruşçu Tevfik Diker'in şu yazısını okuyuca herhalde "ABD-İsrail ekseninde AKP nasıl kuruldu?" sorusuna daha net cevap bulmanız mümkün olacaktır:

AKP’nin kuruluş yıllarında CIA ve MOSSAD!.. (http://www.milligazete.com.tr/makale/akpnin-kurulus-yillarinda-cia-ve-mossad-115820.htm)


...

wiperandcleaner
27-12-2009, 14:30
Bu konuda Milli Görüşçü--Milli duruşçu Tevfik Diker'in şu yazısını okuyuca


Tefik Diker mi Milli Görüşçü :)

Yine bir muhahaha çekiyorum sodam.

Sonra yazıya bakıyorum:


ABD Başkanı Bill Clinton, Yardımcısı Al Gore ve Dış İşleri Başkanı Madline Olbrayt'ın direktifleriyle National Democratic Institute | NDI'ın Orta Doğu Koordinatörü Thomas Berry temasa geçti.

TSK'dan emekli olduktan sonra ABD Kongresinde hakkında çıkarılan bir özel kanunla ABD Ankara Büyükelçiliğinde 17 yıl müşavirlik yapan bir (E.) Hava Pilot Kurmay Albay sağ ve tanıktır.

Bu temaslarda yanımda en az beş- altı kişi bulundurdum.

Konu derneği partileştirmemizdi.

Gerekli destek vaadi yapıldı.

Eski DTP Müsteşarı İlhan Kesici'nin Genel Başkanlığında bir yeni "Milli Demokrat" parti denemesi yapılması telkin edildi.

Kesici, zor yolla Başbakan olmak yerine daha kolay yolu bekler gibiydi!...

Uzatmayayım bunu ne yazık ki başaramadık.


:lol:

Neymiş neymiş!

ABD'li ağabeylerinin "hadi koçum" diye arkalarını sıvazladığı, ufukta görülen AK Parti iktidarı öncesi seçmen nezdinde manipülasyon amaçlı(tıpkı İsmail Cem ve trokya girişimi gibi) kurdurulmak istenen sahte, mış gibi yapacak bir siyasi parti hareketinin içinde yer alacak kişi "Milli Gröüşçü"ymüş :doh:

Adam ahlanıp vahlanıyor "başaramadık" diyor iyi mi :)

Ve atlantik ötesinden Türkiye iç siyasetini manipüle amaçlı operasyonlar içinde yer aldığını pişkin pişkin kaleme alan bu eleman şubat 2009'da geçmişi üzerinden karartma yapıyor ve ucuzcu soda bunu pazarlıyor!

Soda, karşında wiperandcleaner bulunuyor.

Burnuna dikkat et sodam.

wiperandcleaner
27-12-2009, 14:48
Soda'nın "Milli Görüşçü" dolayısıyla "Erbakancı" diye satmaya kalktığı Tevfik Diker Hava Harp Okulu mezunudur, Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2. Hava İkmal Bakım Motorlu Araçlar Bölge Bakım Komutanı olarak görev yapmıştır.

Siyasi kariyeri DYP-ANAP ve Genç Parti hattında cereyan etmiştir.

Erbakan'ın RP'sinin iktidar olmasına DYP içinde muhalefet etmiştir.

28 Şubat günlerine dair şurada söyledikleri hem bunun itirafıdır hem 28 Şubat'ın dolayısıyla da soda'ların ağababalarının kimler olduğunun izahıdır: http://tr.sevenload.com/videolar/4CQfmBQ-Teyfik-Dikerde-28-ubat-ifaatlar

Soda
27-12-2009, 17:34
http://ekitapdiyari.net/wp-content/uploads/2009/08/202743_2.jpg



Önce bu kitap mutlaka okunacak sonra yazılacak. Okumamak bir bahane değildir. Okumadan karşısındakine "sen ne bilirsin?" türünden çıkışlar yapmak ego tatmininden başka bir şey değildir ve bir çeşit zavalılıktır.

Tabii burası bir forumdur neticede ve çok da detaylı anlatımlar yapmak yerinde değildir. Makale yazmıyoruz sonuçta ve kısa yorumlar ve biraz da görsel elemanlar yeterlidir. Amacımız bütün detayları ile konuları anlatmak değildir, bir çeşit "thought provakation" sağlamaktır.


---------------------------

CFR-AKP ilişkiler üzerine seçki.


Başbakan"ın ABD maceralarını izlerken, gözüm, konuştuğu yerin arkasındaki postere takıldı. Aaaa, bu bizim CFR... Nereden bizim oluyor, söyliyeyim. Yedi sekiz yıldır ben hemen hemen her yazımda bu CFR"den bahsederim. Hele beş altı yıl önce daha çok bahsederdim. Sonra, herkes CFR"yi ve daha fazlasını öğrendikten sonra, artık CFR yazılarımda daha az yer alıyor. Holbrouk da CFR üyesi. Başbakan onunla, konuşma mahallinde birlikte oturuyor, arada bir samimiyetlerinin derecesini göstermek için onun elini tutuyor. Yani buna el kol şakası yapıyor da diyebiliriz. Neymiş,Malezya ve ılımlı İslâm örneğini ilk o ortaya atmışmış. Holbrouk da kahkahalarla, zoraki ama değilmiş gibi, gülüyor. Başbakandan ATV"yi ve Sabah"ı kapacaklar ya, çok neşeliler. Daha önce TGRT"yi kapmışlardı. Ayrıca Iraklı bakanla yapılan o gülünç muahedenin, fiyaskoyla neticelense de, Türkler tarafından çok ciddiye alındığını görmekten doğan bir neşeleri var.
http://www.tumgazeteler.com/?a=2269222 (http://www.tumgazeteler.com/?a=2269222)







Ben başbakanımızı, böyle CFR posterlerinin önünde, CFR üyesi ve ayrıca Bosna"daki ara buluculuğundan Boşnakların (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/bosnaklarin/) çok zarar gördüğü biriyle şakalaşırken görmekteydim ki "Sıcak Takip", artık "Soğuk Takipe" dönüşmüş bulunuyordu ve Cumhurbaşkanı Gül (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/cumhurbaskani-gul/) ve Bayan Gül Şehid (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/bayan-gul-sehid/) ve Gazi ailelerine köşkte iftar veriyorlardı.
O şehid ve gazileri, şehid eden ve sakat bırakan silahların şu yukarda deminden beri anlattığım, Amerikan"ın CFR"siyle bağlantılı olarak PKK"ya yollandığını bilmesem, "AKP Ramazanı iyi değerlendiriyor" diyerek içimin acısını bastırmaya çalışmıyacaktım.

Afet Ilgaz (Milli gazete)



AKP CFR'nin Talimatlarına Uyuyor (http://www.eravsar.de/IHANETLER/AKP%20CFR%20Talimatina%20Uyuyor.htm)

CFR, TBMM`nin üzerinde mi... (http://www.tumgazeteler.com/?a=5198580)


CFR'i iyi tanıyalım. Dünyayı tek merkezden yönetme (Yuvarlak masa) teorisine göre şekillendirilmiş bir kurum. Amerika'daki istihbarat örgütleri üzerinde etkisi olan 4000 civarında üyesi bulunan David Rockefeller'in onursal başkan olduğu Soros'un da üye olduğu Bilderberg ve SBS ile birlikte küresel emperyalizminin ve yeni dünya düzeninin beyni diyebileceğimiz kuruluşlardan biri.

Banu Avar- Yeni Dünya Düzeni (http://www.izlesene.com/video/tv-banu-avarla-dunya-duzeni---ve-aktorleri-3/944574)

Banu Avar- Batı Projeleri ve Medya (http://video.google.com/videoplay?docid=-5008994295769704039#)


-Aşağıdakiler neyin ne olduğunu bilmezler ama yukarıdakilerle aynı amaç için çalışırlar-

Herşeye rağmen karamsar olmamak ve "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilmektir aslolan.

wiperandcleaner
28-12-2009, 01:18
Önce bu kitap mutlaka okunacak sonra yazılacak.


Niye :brushteeth:

Senin yada kemalistlerin vahiy kitabı falan mı, yada Müslümanların besmelesi gibi her işten önce çekilmesi mi icab ediyor niye niye?

Hem hani nerede bakayım JITEM direktifiyle yazılmış, JITEM'den maaşlı çakma yazarın kitapları?

Yakışıyormu senin gibi sağlam, kaya gibi cuntacıya o kitapları tavsiye etmeyi unutmak?


Amacımız bütün detayları ile konuları anlatmak değildir, bir çeşit "thought provakation" sağlamaktır.


Provokatör olduğun itirafının gelmesine sevinelim mi soda, bu bildiğimiz bir şey zaten ama canım şimdi thought provakation değil "thought provocation" yazmalısın.

Dersine iyi çalışmalısın!


CFR


Sodam sana daha önce de söyledim sen bilmezsin cfr falan.

Söyle bana hakkaten cfr deyince aklına ne geliyor?

-ABD Dış İlişkiler Konseyi mi (CFR)
-Cost and Freight mı?
-Yoksa Council on Foreign Relations mı?

Söyle sodam, cfr deyince bunlardan hangisini anlıyorsun yada bunların ne olduğunu biliyor musun :lock1:

Sodam, pankart edebiyatlarıyla nereye kadar?

Yüzüne CFR uşaklarının sözlerini vuruyorum sesin soluğun kesiliyor sonra posterler arkasına mı sığınıyorsun.

Geliştir kendini, yapabiliyorsan lütfen bunu yap çünkü artık sana ders vermekten zevk alamamaya başladım!


Herşeye rağmen karamsar olmamak ve "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilmektir aslolan.

Şükürki sizlerin varlığı bizi karamsarlığa itmiyor ve Türkiye'yi batının uşağı yapma döneminin bittiğini görmenin sevincini yaşıyor, buna vesile olan siyasi kadroların kıymetini takdir ediyoruz sodam.

:peace: