PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kapitalizm Bilime Karşı - Mike Palecek


tyd13
08-12-2009, 16:47
Kapitalizm Bilime Karşı - Mike Palecek

Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Kapitalizm insan gelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisna değildir.

Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Bize kâr güdüsüyle birleşen rekabetin bilimi yeni sınırlara ittiği ve büyük şirketleri yeni ilaçlar ve tedaviler icat etmeye teşvik ettiği söyleniyor. Bize diyorlar ki, serbest piyasa insan gelişiminin en büyük motivasyon kaynağıdır. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Patentler, kârlar ve üretim araçlarının özel mülkiyeti aslında bilimin yakın tarihte karşılaştığı en büyük engellerdir. Kapitalizm insan gelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisna değillerdir.

Özel mülkiyetin gelişmeye set çektiğinin en taze ve aşikar örneği Ida fosilinde bulunabilir. Darwinius masillae yeni “keşfedilen” 47 milyon yıl yaşında bir lemur. Evrime ilgi duyan herkes yüksek pirimatlarla düşük memelileri birleştiren bir geçiş türünün keşfini sevinçle karşıladı. Ida’nın öne bakan gözleri, kısa uzuvları ve de diğer parmaklarının karşısına konulabilen başparmakları var. Daha da dikkate değer olan şey ise içinde korunduğu fevkalade koşullar. Fosil yüzde 95 oranında korunmuş durumda. Kürkünün ana hatları açıkça görülebiliyor ve bilim insanları son öğününün tohumlar, meyveler ve yapraklardan oluştuğu sonucuna vardıkları bir mide analizini dahi yapabildiler. Meraklılar bu dönüm noktası fosile bir kez bakabilmek için New York Doğa Tarihi Müzesi’ne akın ediyorlar.

Peki Ida’nın kapitalizmle ne işi var? Aslında 1983’te topraktan çıkarılmıştı ve o zamandan beri bir özel koleksiyoncuda bulunuyordu. Koleksiyoncu fosilin önemini fark edemediği için (paleontolog olmadığı düşünülürse şaşırtıcı değil) fosil 25 yıl boyunca gün ışığına çıkamadı.

Büyük bir uluslararası fosil pazarı mevcut. Kapitalizm bütün insanlığa ait olan bu hazineleri sıradan metalar haline getirdi. Özel mülkiyette bulunan fosiller sergilenmeleri ve üzerinde çalışılmaları için nadiren müzelere bağışlanıyor. Sahiplerine para kazandıran özel fosil koleksiyonları üzerlerinde ciddi incelemeler yapılmak yerine dünyayı turluyorlar. Sayısız ender bulunan numune de ihracat firmalarının depolarında ya da koleksiyoncuların salonlarında duruyor. Kaç tane önemli fosilin bir milyonerin ofisinde keşfedilmeyi beklediğini tahmin etmek imkansız...

[Marxist.com’daki İngilizcesi (http://www.marxist.com/capitalism-versus-science.htm)nden Berkay Özbek tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=27142

evrensel-insan
08-12-2009, 18:34
Saygideger tyd13;

Kapitalizm bilime karsi degil; aksine emperyalist zihniyetle, bilimi kendi amacina cikar olarak kullanma durumunda.

Saygilarimla;
evrensel-insan

tardu
08-12-2009, 18:40
adnan hocacıların bu yazıyı okuması lazım: görsünler bakalım ara-geçiş fosili var mı yok mu...

AhbAp
08-12-2009, 19:21
Sayın Tyd 13,

Paylaşım için teşekkürler. Çok güzel bir yazı.

Ve yazılanlara aynen katılıyorum. Kapitalizm, en yeni tekniklerle değil, elinde tuttuğu ürünü nasıl satacağı ve bundan azami kârı nasıl elde edeceği ile ilgilenir.

Şöyle bir örnek vereyim:

Aside bağlı gastrointestinal hastalıkların tedavisinde, PPI (Proton Pompası İnhibitörü) olan kullanılan ilaçların atası Omeprazol'dür. Orijinal formülü, AstraZeneca isimli bir firmanın elindedir. 20 yıl önce ilk defa bu firma tarafından piyasaya sürüldüğünde, omeprazol, mide hastalıklarının tedavisinde bir devrimdi.

Ancak firma kısa bir süre sonra, omeprazol molekülünü S ve R izomerlerine ayırmayı başardı. Yapılan testlerde görüldü ki, R izomerlerinin etkinliği çok düşük ve S izomerlerinin etkinliği çok yüksekti. Dolayısıyla, sadece S izomerlerinden oluşan bir ilaç daha etkin, daha hızlı ve daha az yan etkiyle daha fazla tedavi imkanı sağlayacaktı. Bu yeni molekülün adı Esomeprazol'dü.

Peki, bu molekülü geliştirir geliştirmez firma ne yaptı? Hiçbir şey. Çünkü omeprazolün patenti elindeydi ve ilacı rakipsiz satıyordu. Omeprazol, müthiş satış ve kâr rakamlarına ulaştı. Ne zaman ki molekülün patent süresi bitti ve diğer firmalar da omeprazol ihtiva eden ilaçlar satabilir hale geldi, işte o zaman asıl firma esomeprazolü piyasaya sürdü. Esomeprazolün piyasaya sürülmesi için yıllarca beklendi.

İlaç firmalarının sloganlarına baktığınızda, sağlığınızı annenizden bile çok düşündükleri izlenimine kapılırsınız. Oysa, müthiş bir planlama dahilinde bu firmalar neyi ne zaman satacaklarını çok iyi belirlemişlerdir ve sizin çok daha iyi bir tedavi almanızla ilgilenmezler.

Yukarıda verdiğim sadece bir örnektir, tek bir firma ve tek bir ilacı kapsamaz. Genel yapı bu şekildedir ve bu tüm sektörler için geçerlidir. Yapılan bir yatırımın karşılığını binlerce-onbinlerce katıyla çıkarmadan, ellerinde tuttukları daha üst sürümleri piyasaya sürmezler.

Kapitalizm, sadece kendi açgözlülüğünü düşünür; ne bilimsel gelişmeler ne de halkın sağlayacağı fayda umrunda değildir.

tyd13
08-12-2009, 20:07
Saygideger tyd13;

Kapitalizm bilime karsi degil; aksine emperyalist zihniyetle, bilimi kendi amacina cikar olarak kullanma durumunda.

Saygilarimla;
evrensel-insan
Azizim Kapitalizm emperyalist zihniyetle bilimi kendi amacına kullanırken bilimin gelişimini kendi istedikleri yönde ve şekilde yürümesini sağlar. Bu durumda bazı bilimsel gelişmelerin önünü hafif aralarken bazı bilimsel gelişmelerin gerçekleşmemesine neden olur. Bir konuda bilimsel gelişim 7 yılda sağlanabilecekken kapitalizmin dayattığı piyasa ekonomisi nedeniyle bu süre 30-35 yıla çıkabilir. İyimser bir rakam olarak 30-35 yıl diyorum. Sektör bazında bu süreler değişmektedir. En basitinden bilgisayar teknolojileri konusunda teknolojik gelişimin halka sunumunun önü tıkanmaktadır. Çünkü hedeflenen bir satış tutarına ulaşmadan başka bir ürünün pyasa sunulması imkanı verilmez. Ayriyeten ulaştıkları teknolojik düzeyin son noktasını sunmayarak biraz biraz geliştirmelerle sunarlar ki kâr maksimizasyonu yapılsın.
Bu durumda kapitalizmin varlığı bilimsel gelişmeler için sağlanması gereken kaynakların doğru kullanımını da engeller. Devlet eliyle olsun özel kapitalist eliyle olsun yapılacak teknolojik araştırma-geliştirme faaliyetleri kapitalizme hizmet edilecek şekilde ve piyasa ekonomisi koşullarına göre dizayn edilir.

evrensel-insan
08-12-2009, 20:23
Saygideger tyd13;

Ben pozitif bilimden degil; bilginin yayilmasi ve kullanimindan, yani epistemolojiden bahsetmistim. Bunun emperyalist zihniyette; insanozaleyhte bir icerigi vardir. Tum biyolojik olgular, insanlasmaya ve insanligin tur butunlugune yonelik degil; ayrima, cikara ve hatta bunun insanin dogal yapisi oldugunu gostermeye yoneliktir. Ne kan asildir, ne gen bencildir, ne kafatasi irki verir, ne deri siyah/beyazdir v.s. Iste ben bu planli ve programli yapilan bilgi kirliliginden ve bunun sanki kaliciymis gibi gosterilmek istenmesinden bahsediyorum, bilmem anlatabildim mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

tyd13
08-12-2009, 20:50
Saygideger tyd13;

Ben pozitif bilimden degil; bilginin yayilmasi ve kullanimindan, yani epistemolojiden bahsetmistim. Bunun emperyalist zihniyette; insanozaleyhte bir icerigi vardir. Tum biyolojik olgular, insanlasmaya ve insanligin tur butunlugune yonelik degil; ayrima, cikara ve hatta bunun insanin dogal yapisi oldugunu gostermeye yoneliktir. Ne kan asildir, ne gen bencildir, ne kafatasi irki verir, ne deri siyah/beyazdir v.s. Iste ben bu planli ve programli yapilan bilgi kirliliginden ve bunun sanki kaliciymis gibi gosterilmek istenmesinden bahsediyorum, bilmem anlatabildim mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan
Üstad Sizin açınızdan bakınca da emperyalist zihniyet bilimin önünü tıkamaktadır. Bilginin yayılım araçlarını inceledğinizde kapitalizmin elinde oyuncak olduğunu görüyoruz. Eğitim programlarının farklılaştırılması da bilginin ve bu suretle bilimin gelişimi için oluşacak ortamı engeller. Kapitalizmin engelleyişinin kalıcından söz ediyorsanız her şeyin bir değişime tabii olduğunu vurgulayabilirim. Kapitalizmin sektesinın sonlanıp sonlanmayacağını bilemeyiz.

evrensel-insan
08-12-2009, 21:16
Saygideger tyd13;

Kalici kilinmaya calisilan, dogal dusuncenin 21. yuzyilda iflas etmis ve son duragina hem inancsal hem de bilimsel, akilli tasarimcilik ve bireysel akilcilikla varmis evresidir. Dogal dusunce artik tikandigi icin, yasalar, kanunlar adalet v.s. degil; guc/iktidar/otorite soz konusudur. Amac, dunyayi bir yerde ortacag karanligina gommektir. Cunku dusuce olarak artik gelisimini tamamlamis ve panik baslamistir. Bu da, mutlaka bilimsel yolla asilinmaya calisilacaktir.

Amac" insanoglunun ayrimcilik/bencillik/ustunluk/ v.s. dogal yapisidir ve degistirelemez" i oynamaktir. Dogrudur, insanoglunun yapisi budur,m ama; insanin ozu degil.

Oyuzden bilimi takibederken, "alip-kabullenmek" her turlu beyin yikamasidir. Son cern olayi iyi incelenmelidir. Yarin, cok rahat evrimi, din kanatlari altina alabilir. Cogu bulgular/bilgiler gizlenmekte; buluslar aciklanmamaktadir. Neden cunku zihniyetin cikarina uymamaktadir.

Oyuzden emperyalist zihniyeti, tanrisal yanasimi (yaraticilik) ve ideolojik inancsal tum din mentaliteli orgutlenmeleri, evengalizmi, soros ideolojisini cok iyi algilayalim ve bilimsel her turlu aciklamaya sorgulamali yanasalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Cem
08-12-2009, 23:08
Bence başarısız bir makale olmuş. Tezin altı doldurulamamış.

Öncelikle batı toplumunu salt kapitalizm ile tanımlamak doğru olmayacaktır. Bir toplum neden salt altyapısı ile tanımlansın? Hitler dönemi Almanyası da kaptialist idi günümüz Almanyası da kapitalisttir ama arada çok büyük fark vardır. İşte bu fark klasik marksist-leninist anlayışa göre önemli değildir.

Marksist anlayış ekonomist bir sapma olduğu için toplumların altyapısındaki üretim tarzına bakarak tasnif yapar. Üst yapı, kültür, demokrasi, sivil toplumun gücü ve özellikle güçler dengesinin devlet üzerindeki etkisi göz ardı edilir marksizmde. Yukarıdaki tahlilde de bu göz ardı edilmiş.

Hubble teleskobunun yapımı hangi kapitalist tekellerin çıkarınadır? Eğer batı toplumu tamamen kaptalizmin yörüngesinde olsa idi bu tür yatırımların uzayın derinliklerinin fotoğraflamak yerine doğrudan rant getirecek alanlara yönlenmesi gerekirdi.

Markist.com'un yazarının tamamen saçmaladığını düşünüyorum. Bugün bir ele sığacak disklere 35 trilyon bilgi sığdıracak teknolojiye ulaşmış bir uygarlık var önümüzde.

İsviçre'deki devasa Cern siklotronları doğrudan kapitalizme hizmet eden bir durumda değil.

Kapitalizmin bilimi ve bilimden faydalanmayı halka yaydığı söylenemez. Kapitalizm bununla suçlanabilir. Bilimin insanlığa sunduğu gelişmelerden sadece belli azınlık faydalanabiliyor. Kapitalizmi bununla suçlayabiliriz ama "Kapitalizm bilime karşı" demek absürd olur. Mars'ın yüzeyine araç indiren, interneti bulan, antibiyotiği keşfeden ve daha nice büyük keşifleri yapan ve hala da yapmakta olan bir sistemi aşağılmak için saçmalama hakkımız yok bence. Kapitalizm bilimi tabana yaymaz demek doğru olurdu kanımca.

evrensel-insan
08-12-2009, 23:43
Saygideger cem;

Ben mesajimda emperyalist zihniyetten bahsettim, kapitalizmden degil. Bilmem ikisinin farkini sistem ve dusunce olarak gorebiliyormusun? Sonucta sistemleri duzenleyen zihniyettir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

tyd13
09-12-2009, 00:16
Bence başarısız bir makale olmuş. Tezin altı doldurulamamış.

Öncelikle batı toplumunu salt kapitalizm ile tanımlamak doğru olmayacaktır. Bir toplum neden salt altyapısı ile tanımlansın? Hitler dönemi Almanyası da kaptialist idi günümüz Almanyası da kapitalisttir ama arada çok büyük fark vardır. İşte bu fark klasik marksist-leninist anlayışa göre önemli değildir.

Marksist anlayış ekonomist bir sapma olduğu için toplumların altyapısındaki üretim tarzına bakarak tasnif yapar. Üst yapı, kültür, demokrasi, sivil toplumun gücü ve özellikle güçler dengesinin devlet üzerindeki etkisi göz ardı edilir marksizmde. Yukarıdaki tahlilde de bu göz ardı edilmiş.

Hubble teleskobunun yapımı hangi kapitalist tekellerin çıkarınadır? Eğer batı toplumu tamamen kaptalizmin yörüngesinde olsa idi bu tür yatırımların uzayın derinliklerinin fotoğraflamak yerine doğrudan rant getirecek alanlara yönlenmesi gerekirdi.

Markist.com'un yazarının tamamen saçmaladığını düşünüyorum. Bugün bir ele sığacak disklere 35 trilyon bilgi sığdıracak teknolojiye ulaşmış bir uygarlık var önümüzde.

İsviçre'deki devasa Cern siklotronları doğrudan kapitalizme hizmet eden bir durumda değil.

Kapitalizmin bilimi ve bilimden faydalanmayı halka yaydığı söylenemez. Kapitalizm bununla suçlanabilir. Bilimin insanlığa sunduğu gelişmelerden sadece belli azınlık faydalanabiliyor. Kapitalizmi bununla suçlayabiliriz ama "Kapitalizm bilime karşı" demek absürd olur. Mars'ın yüzeyine araç indiren, interneti bulan, antibiyotiği keşfeden ve daha nice büyük keşifleri yapan ve hala da yapmakta olan bir sistemi aşağılmak için saçmalama hakkımız yok bence. Kapitalizm bilimi tabana yaymaz demek doğru olurdu kanımca.
Azizim Tespitlerinizi değerlendirmeye yazıdaki şu bölümü okumanızı önererek başlayacağım. Geri bırakılmaktadır vurgusuna dikkat edin. Önceki mesajlarımı okusanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bugün tarihin derslerini öğrenmek sosyalizm ve bilime ilgi duyanların görevidir. Bilim özel çıkarlar ve endüstri tarafından geri bırakılmaktadır. Araştırma ve eğitim kaynaklarındaki eksiklik hevesli genç beyinlere kapıları kapalı tutmaktadır. Dini engellemeler bilimi bir kafese kapatıyor ve bazı çalışma alanlarını yasak bölge ilan ediyor. Serbest piyasa zincirleri anlamlı araştırmaların yapılmasına engel oluyor. Özel şirketler yeni teknolojilerin arka odalarından çıkmasına izin vermiyorlar.Hubble teleskobu ve Cern deneyi gibi bilimsel yatırımlar bugünün koşullarında algılayamacağınız şekliyle kapitalizmin amacına hizmet edecek yatırımlardır. Bir Faraziye: Hubble teleskobu ile keşfedilen dünya benzeri gezegenlerin tespiti yeni gelişmelere ve kapitalizme hizmet edebilir. Bilmkurgu filmlerinden az çok nasıl davranılacağını anlayabilirsiniz. Cern deneyi ise tıpkı Atom çekirdeğinin parçalanması gibi kaptalizme hizmet edecek bir yatırım olarak görülebilir. Ayriyeten "Kapitalizm Bilime Karşı" vurgusu çarpıcı bir başlıktan ibarettir.
Marxizmin ve/veya marxizmin yeni teorilerinin üstyapıyı salt kapitalist yapının varlığı nedeniyle göz ardı ettiğini düşünmek son derece uygunsuz durmaktadır.
Marx'ın teknolojik gelişmeler ve kapitalizmin sonuna yönelik yaptığı tespiti hatırlatmakta fayda görüyorum. Marx teknolojik gelişmenin sona erdiği noktada kapitalizmin çökeceği yönünde bir tezi vardır. Bu teze dayanarak kapitalizmin teknolojik gelişmeyi neden yavaş yavaş topluma yaydığını anlayabiliriz. Teknoloji konusunda yaptığınız 35 trilyon vurgusuna karşılık 100 trilyon bilgi sığdıracak teknoloji ellerinde mevcut desem ne dersiniz? Bugün dört çekirdekli işlemcilerin güzelliğinden söz ederken tekellerin elinde dört çekirdeği çok çok aşan işlemci tipleri olduğunu söylersem inanır mısınız?

Titan
09-12-2009, 00:17
Kapitalizm Bilime Karşı - Mike Palecek

Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Kapitalizm insan gelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisna değildir.

Güzel bir yazı, daha önce başka bir başlık altında da belirtmiştim, kapitalizm bilimi ve teknolojiyi insan için değil çıkarı için yapıyor, örnek olarak; Tesla hem insan, hem de doğa için yararlı olan atmosferden elektrik enerjisi sağlayan buluşunu W. Westinghouse desteklememiştir, çünkü enerji kaynağı beleşti.

Cem
09-12-2009, 03:12
Hubble teleskobu ve Cern deneyi gibi bilimsel yatırımlar bugünün koşullarında algılayamacağınız şekliyle kapitalizmin amacına hizmet edecek yatırımlardır. Bir Faraziye: Hubble teleskobu ile keşfedilen dünya benzeri gezegenlerin tespiti yeni gelişmelere ve kapitalizme hizmet edebilir.Kapitalizmin çıkarcı yapılanması yüzyıllarca yıl sonrası için uzayın derinliklerindeki bir gezegene gidip oradaki madenleri dünyaya getirme projesine dayanamaz. Hiç bir kapitalist böylesine bir bilim kurgu filmi senaryosuna benzeyen bir senaryoya dayanarak geleceğini kurmaz. Böyle uçuk projeler kapitalizme uygun olmadığı gibi günümüzde dünyadaki yeraltı kaynakları halen yeterli düzeyde bulunmaktadır.

Hubble, Cern ve diğer pek çok ciddi ve güzel bilimsel atılımlar kapitalizmin değil, demokrasi sayesinde devlet üzerindeki etkinliği artmış halkın önemli bir payının olduğu sınıflarüstü girişimlerdir.

Demokrasi geliştiği ölçüde kapitalizmin etkinliği azalır. Salt özel mülkiyet durumuna bakıp da bir ülkeyi kapitalist ilan etmek, orada bilimin gelişemeyeceğini iddia etmek doğru olmaz.

Kapitalizmin bilimi geliştirmeyeceği doğru değil. Birincisi tek bir kapitalist değil birbiriyle rekabet eden pek çok kapitalist vardır. Birisi geliştirmezse diğeri piyasayı kapmak için o teknolojiyi geliştirir.

Kapitalizmin sonu gelecekse bilimi geliştiremediği için değil meyvesini bir azınlık yediği için gelecektir kanısındayım.

spartacus
09-12-2009, 17:00
Bilim kullanılabilir bir şey değilmidir?

Günümüzde bin yıllar öncesine gittiğimizde bilimin kullanım alanında başka bir şeyin olduğunu görürüz. Teoloji. Teolojinin kullanımına baktığımızda ise aynen bugünün dünyası gibi mutlu bir azınlığın yönetimi, en temel ihtiyaçları ve statükonun korunumu vardır. Teolojininde kendi içerisinde bir sürü dalları vardır. Vahiy bilimi ayrı, melek bilimi ayrı, metin bilimi ayrı vs.

Osmanlı tarihinde eğer o zamanın şehirlerini inceleyecek olursak teolojik eğitim dışında kalan okulların-eğer var ise- azınlık okulları olduğunu, geriye kalan tüm okulların ise dini okullar olduğunu görürüz. Aslında dini okullarda imam yetiştirilir görüşü kaba bir görüş olmakla birlikde dini okullarda bilim okutulur ve teolog yetiştirilirdi. Kısaca resmi bir eğitim sözkonusu idi ve adıda b-ilimdi.

Teoloji köleci ve feodal toplumlara mutlu azınlığa koşulsuz biat ve birde ölülerini yıkayacak, çiftleri evlendirecek bir imamdan daha fazla ne vermiştir ? Mutlu azınlığa sağladığı egemenlik garantisinide gözönüne aldığımızda.

İsanlığın aydınlanma süreci günümüzden yüzyıllar öncesine dayandığı halde, acaba neden hala günümüz toplumları modern düşünce yapısına kavuşamamıştır, bence sorgulanması gereken temel ve can alıcı nokta burası olmalıdır. İnsan her halükarda bilgi, veri, yöntem, deney vs kısaca bilim üretecektir. Daha köyünde doğru dürüst yol olmayan şehirlere son model cep telefonları girecektir elbet, ama bilim girmeyecektir? Çünkü bilim demek metanın insan kullanımında hayat bulması yada bilimsel buluşlarla üretilen malların-teknolojinin sonkullanıcı tarafından edinilmesi-kullanılması değildir(Bu gün egemen bilim anlayışı bu olsa gerek). Oysa, konu insan ve toplum bilinci olduğunda bilim dışarı, teoloji içeridir.

"Bir gün bir İranlı Nasreddin Hocaya gelir ve bir kağıt uzatır. Hocam der şunu bana okuyabilirmisin. Hoca kağıda bakar ve adama dönüp, ben bu yazıları okuyamam. Hem çok okunaksız yazılmış hemde farsça yazılmış. Ben Farsça bilmiyorum, bilsem dahi bu kadar okunaksız bir yazıyı okumam mümkün değil demiş.
Adam bunun üzerine Hocaya dönüp;
Başında kocaman kavuk, üstünde şu cübbenle şu mek­tubu okuyamıyorsun, bir de hocayım diye geçinirsin!
Hoca bunun üzerine kavuk ile cübbeyi çıkartıp adama vermiş
Eğer bu işi kavuk ile cübbe yapıyor ise al giyde kendin oku demiş."

Eğer bilim cep telefonu, televizyon, otomobil ise dünya toplumları bilimi kavramış demektir yada bilim demek alınmış ve kullanılmakta olan eşyalar(metalar) değildir. Yada o eşyaların üretiminde kullanılan bilimdir, ama gerisi sadece satma ve pazarlama işi olarak ticari bir eylemdir.

Kısaca bu gün toplum ve tabandaki insan açısından bilim o kavukla cübbe gibidir. Asıl soru Mars'a araç yollayan bir insanlığın, teknolojiyi(para verdikçe) kullanan bir insanlığın bilimden oldukça uzak milyarları temsil ediyor olmasındaki temel çelişkidir. Bu milyarları kim, nerede hangi araçlarla nasıl eğitmiştir-öğretmiştir ve neden?