PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kar Tanesinde Akıllı (!) Tasarım ve Mucizesi


AerA
27-12-2009, 18:24
Gün geçmesin ki ilginç bir sebeple insanların mucize arayışçılığı ve Tanrıya kanıt bulma çabasına yenileri eklenmesin. Bu yazımda sözde bir mucize olan kar tanesindeki her biri farklı şekillenmeye değineceğim.

Su, bilindiği üzere canlı yapısında en çok bulunan moleküldür ki insanın 2/3 sini oluşturur. Bunun sebebi kimyasal reaksiyonlar için ortam oluşturabilmesidir.

Yapısal olarak su hep söylendiği gibi 2 Hidrojen atomu ve 1 Oksijen içermektedir. Su molekülünde kovalent bağ adı verilen elektronların ortak kullanılması şeklinde bir bağlanma mevcuttur.

http://img704.imageshack.us/img704/9988/watermolecule.jpg

İlk resimde, “aslında Hidrojene ait” olan elektronlar işaretlenmiştir ki bu elektronlar artık ilgili kimyasal bağa aittir ve aynı zamanda Oksijene de ait olurlar. Ayrıca yine ilk resimde “aslında Oksijene ait” elektronlarda gözükmektedir ki bunlarda hem ilgili kimyasal bağa hem Hidrojene ait olmuş olurlar. İşaretlenmemiş diğer 6 elektron sadece Oksijene aittir. Fakat bağ oluşumuna Oksijen, en dıştaki elektronları ile katılacaktır. Buda oksijenin en dışta “sadece kendine” ait 4 elektronu kaldığı anlamına gelir.

Yan tarafında ise bir su molekülünde atomların yönelişleri görülmektedir. Genel bir soru su molekülünün neden dümdüz olmadığı, Oksijen ve Hidrojenler arasında bir açı olduğu yönündedir. Yine ikinci resimde sadece Oksijene ait 4 elektron (noktalarla gösterilmiş) görünmektedir ki bunlarda uzayda yer kaplar. Ayrıca her Hidrojen – Oksijen bağlanmasında iki elektron bulunduğu unutulmamalıdır. Aynı yükler birbirini iteceğinden (Mıknatısın farklı kutupları çeker, aynı kutupları iter gibi) bağ yapmış veya yapmamış elektronlar birbirini itmekte ve açısal bir moleküler yapı oluşturmaktadırlar.

Benzeri bir şekilde, amonyak (NH3) molekülündeki bağ yönlenmesi de, azotun bağa katılmayan elektronlarından ötürü düzlemsel (Mercedes logosu gibi) değildir.


http://img205.imageshack.us/img205/6200/amonyak.jpg

Kısmi yük dağılımı ise; Oksijen daha elektronegatif (dış enerji seviyesinde bulundurduğu elektron sayısı ile alakalı olarak elektronları kendi üzerine daha fazla çeken) bir atom olduğundandır. Hidrojen ile yaptığı bağa ait elektronlar bile Oksijence daha fazla çekilecek, bağın Oksijen tarafında daha çok vakit geçirecektir. Buda Hidrojen üzerinde suni bir elektron eksikliğine bağlı (+) yük oluşturur. Aynı şekilde Oksijen tarafında da suni bir (-) yük oluşturur.

Oluşan bu kısmi (suni) yükler sayesinde su molekülleri de birbirine bağlanabilir. Bu olay Hidrojen bağları ile sağlanır ki pozitif yükün negatif yükü çekmesi (elektrostatik çekim kuvveti) ile sağlanır.

http://img690.imageshack.us/img690/7422/hidrogenbond.jpg

Bu sayede sonsuz sayıda su molekülü birbirine bağlanabilir. Su sıvı halde iken elektrostatik itme ve çekme kuvvetleri, itme ve çekme işlerini kolayca yapabilirler. Fakat suyu dondurmaya çalıştığımızda akışkanlığını kaybedeceğinden, donma eylemi gerçekleşirken kısmen (+) ve kısmen (-) bölümler birbirine daha fazla yaklaşabilecek, bunun yanında aynı elektriksel yük ile yüklü bölümler birbirinden uzaklaşmak isteyeceklerinden, suyun katı halinin kristal yapısı molekül sayısına göre değişim gösterir.

Aşağıdaki resim, kar kristallerinin oluşumunda molekül sayısındaki artışa göre farklılaşmayı göstermektedir.


http://img205.imageshack.us/img205/4959/numbersm.jpg


Benzeri bir şekilde hemen aşağıdaki yapıları da elde etmemiz mümkündür.


http://img704.imageshack.us/img704/5690/snowflakep.jpg


Kar kristalinin yapısına giren her su molekülü yapıyı elektrostatik kuvvetlerden ötürü farklı şekillendirir. Küçücük bir su molekülü bu değişimi nasıl sağlar sorusunun cevabı ise aslında 18 gram suyun içerisinde 6,02x10^23 tane su molekülü bulunmasında ve bu sayıdan çok daha fazla elektrostatik kuvvete bu moleküllerin maruz kalıyor olmalarında yatar.

Tamamen suyun kimyasal yapısı sonucu farklı şekillenen kar tanelerinde ki dokuyu gören bir insanın akıllı tasarıma varan hayal gücü, maalesef ki elektrostatik kuvvetleri bilmemesi veya mucize arayışı içinde yok saymasından kaynaklanmaktadır. Her kış mevsimi mucizeye hasret beyinleri temizlemek adına yağan kar, rastlantısal bir şekilde kristale bir molekül daha eklenmesi ile farklı şekiller kazanmaktadır.

Mucize aramaktansa sadece ve sadece yağan karın keyfini sürün ama bu oluşumu da (diğer tüm oluşumlar gibi) sağlayanın maddenin kendisi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

gematria
27-12-2009, 21:43
ellerine sağlık çok hızlısın aera :)

bu çok güzel bir örnektir doğa kanunlarının yarattığı düzen konusunda .. çevremizdeki kimyasal fiziksel kanunların eseri olan bu simetrik göze hoş gelen (bazı insanları büyüleyebilir ) oluşum tamamen doğanın eseridir ... onun oluş sebebini açıklamak (elektrostatik kuvvetler) onun güzelliğinden çalmaz .. oysa onu tanrının şekillendirdiğini düşünmek bütün sırrını ve gizemini yoketmek kutsallığını elinden almak demektir ....

görüyorsunuz işte bu en küçük bir örnek çevrenizde görüpte bu düzen nasıl oluşmuş diye sorduğunuzda cevabı doğada saklıdır ... mucizelerde değil ...

gematria
27-12-2009, 23:12
(yukardaki mesajım silinirse sevinirim bu tamamı ...

şimdi kar taneleri 2 çeşit mucize sanrısına sebep olmaktadır .. bunların birincisi aera nın yoğunlaşmış olduğu 2 kar tanesinin birbirine benzememesi olayı ...
bir diğeride kar tanesinin o nefis şeklinin sadece zeki bir varlık tarafından tasarlanmış olması gerektiği inancıdır ... ben ise bu ikinci iddiaya yani kar tanesinin şeklinin nasıl oluştuğuna yoğunlaşmak isterim ...

kar tanesi o güzel şeklini tamamen bilinci olmayan fizik ve kimya kanunlarına borçludur ...
şeklin sırrı 6 gende saklı ... tüm kar taneciği şekileri 6 gendir peki neden ... çünkü düşük ısıda titreşim hızlarını kaybeden su molekülleri birbirlerine normalde olduğundan daha çok yaklaşırlar ve kristalleşirler .. bu yaklaşma esnasında aera nın açıkladığı elektrostatik çekim gücleri (pozitif kutuplarla negatifler arası çekim kuvveti ) nedeniyle kar molekülleri en kararlı yapısını 6 gen şeklinde elde eder yani ancak bu şekilde eşlenmemiş hidrojen moeküllerini en aza indirmiş olurlar ...

http://img94.imageshack.us/img94/5651/icelattice2.th.jpg (http://img94.imageshack.us/i/icelattice2.jpg/)

yukardaki resim 72 moleküllü bir su kristalini göstermektedir ... şimdi bu şekildeki bir kristal parçacığının 6 gen bir tabak misali gökten düştüğünü farzedin .. yoluna çıkan küçük diğer parçacıklarıda kendisine katan giderek büyüyen bir tabak ... tabağın en çıkıntılı kenarları daha çok parçacık toplayacaktır doğal olarak ve bu yüzdende diğer kısımlarıdan daha hızlı bir şekilde uzayacaktır ... işte bu şekilde güzel simetrik ve 6 uçlu kar taneciğimiz oluşmuş olmaktadır ... peki neden tabağın orta kısmında değilde kenarlarında oluştu bu birikim diye merak edenler olacaktır .. bunun sebebide 6 gende ki eşleşmemiş hidrojenlerin bu kenarlarda yerleşiyo olmasıdır .. sonuçta bu eşleşmemiş hidrojenler bir mıknatıs görevi görüp diğer parçacıklarla birleşecektirler ...
http://img442.imageshack.us/img442/6117/conjecture.th.jpg (http://img442.imageshack.us/i/conjecture.jpg/)
uzayan kollar daha çok su molekülü toplayacaktır ve buda giderek artan bir hızda o kolun uzamasını sağlayacaktır ... ortaya çıkan dallanma istikrarsızlığı karın ileri aşamalardaki alacağı şekillerin sebebidir ....
http://img442.imageshack.us/img442/2774/500cf323172549c0b87aa04.th.jpg (http://img442.imageshack.us/i/500cf323172549c0b87aa04.jpg/)

şekilleri etkileyen diğer etkenler ise sıcaklık -atmosfer basıncı nem miktarı vb sebepler ....

bilimsel düşünceyle diğerleri arasındaki fark .. kar taneciğine bakan bilim adamı neden 6 kolu var sorusunu sorup doğru cevaba giderken ... diğer kişi hımm allah böyle istemiş böyle yapmış allaha sormalı diyip ibadetine gider ....

vartor
27-12-2009, 23:23
Milyonlarca evrim teorisini dogrulayan kanitlari goremeyenler , olmayan kanitlari nasil da yaratir kendine ...

nogada
28-12-2009, 00:10
Güzel bir çalışma olmuş.

Bir soruda ben sormak istiyorum izninizle,belki cevabını yazmışsınızdır,kaçırmış olabilirim.

Neden yağmur damlaları yada kar taneleri belirli bir birleşme gösterir ve zemine bir kartopu olarak yada büyük bir su kütlesi oluşturarak düşmezler.(İstediğimiz kadar rüzgar olsa bile)onların bu düzeninin bozulmama sebebi nedir?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler...

Saygılarımla...

AerA
28-12-2009, 00:20
Sayın nogada ;

Rüzgar kar taneleri üzerinde açık alanda yer çekimi kadar etkili değil.Aynı şekilde açık alanda elektrostatik kuvvetleri yenecek kadarda etkili değil.Rüzgar kar tanesini sadece başka tarafa savurur, diğerleri ile beraber.Bu arada tüm kar taneleri aynı rüzgarın etkisinde kaldığından yine aradaki elektrostatik itme kuvveti kristalleri birbirinden ayırmaya yeter.

Fakat kar yere düşünce, elinize alırsınız ve basit hareketle (çok düşük bir basınçla) ondan bir kartopu yapabilirsiniz.

Karın hareket alanını daraltınız ve rüzgarı bir çok konumdan uygulayınız ,kısaca bulunduğu yerde elektrostaik kuvvetleri yenecek basınç ortamı oluşturunuz.İlginç ki yapışıyorlar.

gematria
28-12-2009, 01:15
Güzel bir çalışma olmuş.

Bir soruda ben sormak istiyorum izninizle,belki cevabını yazmışsınızdır,kaçırmış olabilirim.

Neden yağmur damlaları yada kar taneleri belirli bir birleşme gösterir ve zemine bir kartopu olarak yada büyük bir su kütlesi oluşturarak düşmezler.(İstediğimiz kadar rüzgar olsa bile)onların bu düzeninin bozulmama sebebi nedir?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler...

Saygılarımla...

ek olarak bir merak ettiğiniz konuda sanırım neden tek tek oluştuklarıda büyük kitleler halinde oluşmadıklarıdır sanırım ...bunun sebebide şudur

kocaa bir bulut kütlesi düşünelim .... ve bu bulut kütlesine çok düşük bir ısıyı aniden uygulayalım ... buluttaki su damlacıklarının hareketi : aniden birbirleriyle birleşmeye çalışan binlerce su damlacığı ... en yakınlarındaki parçacıkları çekip her bir damla ayrı ayrı kümeleşecektir .... belli bir ağırlığa ulaşan küme yanındaki başka bir kümeyi çekmek yerine yerçekimine yenilip yere doğru inişe geçecektir ... yani parçacıkların birbirini çekme gücü yerçekimine yenilecektir ...farzedelim dünya su damlacıklarını çekmeseydi ve havada olmasaydı yani boşluk olsaydı damlacıklar arası ; tüm damlacıklar birbirleriyle birleşirlerdi taaki tek bir koca kitle oluşturuncaya kadar ...
biliyorsunki ortalama bir bulutta 1 ton su varsa 1000 tonda hava vardır ... yüksek soğuk şokumuz bu havakütlelerini sıvı hale getirmiyeceğinden sadece havaların arasındaki damlacıklar donacaktır .. eğer bir bulut yüzde yüz su dan oluşsaydı kitle halinde başımıza düşerdi valla :)
oysa zaten o damlacıklar halinde bulunuyo başından beri tek yapması gereken yeterince büyüyüp aşşağıya düşmesi ...

ulpian
28-12-2009, 02:08
Ellerinize sağlık sayın AerA, çok değerli bir çalışma olmuş. (Başlığı talebiniz üzere ''Bilim Forumu''na taşıdım).

saygılarımla